SAKARYA ÜNİVERSİTESİ
İSLAM TARİHİ II
Hafta 7
Prof. Dr. Levent ÖZTÜRK
Bu ders içeriğinin basım, yayım ve satış hakları Sakarya Üniversitesi’ne aittir. "Uzaktan Öğretim" tekniğine uygun olarak
hazırlanan bu ders içeriğinin bütün hakları saklıdır. İlgili kuruluştan izin almadan ders içeriğinin tümü ya da bölümleri
mekanik, elektronik, fotokopi, manyetik kayıt veya başka şekillerde çoğaltılamaz, basılamaz ve dağıtılamaz.
Her hakkı saklıdır © 2012 Sakarya Üniversitesi
ÜNİTE
7
Orta Asya’da Kurulan
Müslüman Türk Devletleri:
Gazneliler
İÇİNDEKİLER
7.1. Siyasî Tarih
7.2. Devletin Temel Özellikleri
HEDEFLER
Bu üniteyi çalıştıktan sonra;
 Gaznelilerin siyasî ve askerî faaliyetlerini anlatabilecek,
 Gaznelilerin Abbâsî halifeleri ile ilişkilerini analiz edebilecek,
 Gaznelilerin, Karahanlılar ve Selçuklularla ilişkilerinin Orta Asya tarihindeki
yerini belirleyebilecek,
 Gaznelilerin İslâm dininin yayılması için Hint coğrafyasında
gerçekleştirdikleri faaliyetleri hatırlayabilecek,
 Gazneli Devleti’nin temel özelliklerini listeleyebilecek,
 On bir ve on ikinci yüzyıllardaki gelişmelerin tarihsel uzantılarının yirminci
yüzyılda bölgedeki gelişmeleri nasıl şekillendirdiğini analiz edebileceksiniz.
ÖNERİLER
Bu üniteyi daha iyi kavrayabilmek için okumaya başlamadan önce;
• Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi’nden, Gazneliler maddesini okuyunuz.
2
• Hasan İbrahim Hasan’ın Siyasî-Dinî-Külterel-Sosyal İslam Tarihi (trc. İsmail
Yiğit-Sadrettin Gümüş), I-X (İstanbul 1996) adlı eserini gözden geçiriniz.
• Doğuştan Günümüze İslam Tarihi
• Türklerin hızlı devlet kurabilme özellikleri üzerinde araştırma yapınız.
•
Gazneli Devleti’ndeki hanedan ve hanedan dışı hükümdar tercihlerine bağlı
olarak neler söylenebileceğini arkadaşlarınızla tartışınız.
• Orta Asya’da kurulan Müslüman Türk Devletleri’nin birbirleriyle mücadelesi
ile Gaznelilerin Hint coğrafyasında İslâmiyet’i yayma mücadelesini,
Anadolu Beyliklerinin birbirleri ile mücadelesi ile Osmanlıların Bizans
topraklarını hâkimiyetine almaya çalışmasının sonuçlarını arkadaşlarınızla
tartışınız.
3
Orta Asya’da Kurulan
Müslüman Türk Devletleri:
Gazneliler
7.1. SİYASÎ TARİH (963-1187)
Orta Asya’da kurulan Müslüman Türk devletlerinden birisi de Gaznelilerdir.
Samanoğullarının içinden çıkan bu devlet kısa bir sürede Mâveraünnehir ve Hindistan
coğrafyasında genişleme imkânı bulmuştur.
Gaznelilerin tarih sahnesine çıktıkları coğrafya Horasan, Tus, Nişabur, Nesa, Herat,
Merv ve Belh çevresidir. Devlet adını, başkentleri olan Gazne şehrinden almıştır. Türklerin
bu bölgede (Afganistan) milattan önce ikinci yüzyıldan beri çeşitli devletler kurdukları
bilinmektedir. Hükümdar ailesinin Kalaç Türklerinden oluştuğu bilinmektedir. Gazneli
Devleti, tarih kitaplarında Yemînîler, Sebükteginîler şeklinde de geçmektedir.
Hatırlanacağı üzere merkezi Buhara olan Samanoğulları devleti (819-1005),
Mâverünnehir ve Horasan bölgesinde hüküm sürüyordu. Onların henüz İslâmiyet’e
geçmemiş Türk bölgeleriyle yaptıkları mücadeleler sonucunda kalabalık sayılardaki Türk
grupları İslâm dünyasına getirilmiş ve kendilerinden askerî açıdan istifade edilmiştir. Bu
anlamda Sâmânî Devleti’nin Abbâsî Devleti’ne seçkin Türk askerlerini gönderdiği de
bilinmektedir. Ahmed b. Tolun’un babası Tolun burada hatırlanabilir. Tıpkı Abbâsîlerde
olduğu gibi mahallî hanedanlar olan Sâmânîler ve Büveyhîler de ordularında zamanla Türk
askerlerini görevlendirdiler. Ordunun çeşitli kademelerinde görev alan bu askerler,
özellikle hizmet ettikleri devletlerin siyasî açıdan zayıfladığı dönemlerde müstakil hareket
ediyor ve hatta bağımsız siyasî yapılar oluşturuyorlardı. Sâmânîlerin hâkimiyetinde
bulunan çeşitli kentlerde devletin zayıfladığı dönemlerde ortaya çıkan Simcûrîler, Kara
Tegin İsfîcâbî ve Baytuz gibi aile ve komutanlar buna örnek olarak verilebilir. Gazneli
Devleti’nin kuruluş süreci de bu şekilde gelişmiştir.
Sâmânî hükümdarı I. Abdülmelik b. Nuh zamanında ordudaki Türk kölelerden Alptegin
başarıları ile dikkatleri üzerine çekti. Bir müddet sonra Abdülmelik tarafından hâciblik
makamına getirildi. 955 yılında da Herat valiliği kendisine verildi. Sâmânî Devleti’nin
Horasan ordularının başında bulunan Türk komutanlardan Alptegin onuncu yüzyılın
sonlarına doğru Sâmânî Devleti’nin dağılma sürecinde durumu iyi değerlendirerek Sâmânî
tahtına istediği kişiyi oturtma teşebbüsünde bulundu. Alptegin, 350 (961) yılında Vezir
Belamî’yi de yanına çekerek attığı bu adım başarılı olamadı. Abdülmelik ölünce Samani
tahtına Mansur b. Nuh oturdu. Bu bakımdan Alptegin’in Mansur’la arası iyi değildi. Bu
yüzden gözden düştü ve görevinden alındı. Alptegin, önce Belh’e çekildi. Samani
hükümdarının gönderdiği orduyu yendi. Ancak yanına aldığı dört bin kişilik küçük bir
4
askerî birlikle Gazne’ye gitti. Bu bölgede yaşayan yerli halk Levikleri buradan
uzaklaştırarak Gazne’ye hâkim oldu. Böylece Gazneli Devleti’nin temelleri atıldı
(351/963).
Yerel hanedan Levikler, Gazne’yi tekrar geri almak için mücadele verdiler. Levikler,
Alptegin’in ölümünden (963) sonra yerine geçen oğlu Ebû İshak İbrahim döneminde (963966) şehri geri aldılar. Ancak Ebû İshak İbrahim Sâmânîlerden askerî destek istedi. Onların
yardımıyla Gazne’ye yeniden hâkim oldu. Bu Sâmânîlerin de bölgede etkisini artırdı.
Alptegin’den Sebüktegin’e kadar başta bulunan emirler Hinduşahilerle mücadelelerini
sürdürdüler. Bu mücadele bir yandan Sâmânîler adına, bir yandan da Sâmânîlerden
ayrılarak kendi coğrafyalarını oluşturma gayretinin bir parçası oldu.
Ebû İshak İbrahim’in çocuğu yoktu. Bu yüzden Gazne’nin idaresini Türk
komutanlardan Bilge Tegin üstlendi. Bilge Tegin Gerdîz kalesini kuşattığı sırada öldü
(364/975). Onun ölümü üzerine başa geçen Böri Tegin icraatları ve kabiliyetsizliği
sebebiyle Türkler tarafından görevinden uzaklaştırıldı. Yerine Sebüktegin adında bir diğer
komutan getirildi (977).
Sebüktegin (977-997)
Sebüktegin, devletin kurucusu olarak kabul edilmektedir. 367-387 (977-997) yılları
arasında Gazneli Devleti’ni yönetti. Sebüktegin’in başa geçmesinden sonra Gazneli Devleti
babadan oğla devam eden hanedana dönüştü. Sebüktegin yukarıdaki selefleri gibi
başlangıçta Sâmânîlere bağlı idi. Ancak kısa sürede devletini oluşturdu. Sebüktegin önce
Gazne’de hâkimiyetini tesis etti. Hâkimiyetini Afganistan’daki Zabulistan bölgesine yaydı.
Zabulistan asillerinden birisinin kızıyla evlenerek bölgenin bağlılığını güçlendirdi. Sonra
kendisi için tehdit olabilecek rakip Türk gruplarının merkezi haline gelmiş olan Büst
kentini ele geçirerek emniyetini pekiştirdi. Akabinde sınırlarını Toharistan ve
Zemîndâver’e kadar genişletti.
Onuncu yüzyılda Lamğân ve Kâbil’e kadar olan bölge Hindûşâhî hükümdarlarının
elindeydi. Onlar, kuzey Hindistan bölgesinde İslâmiyet’in yayılmasının önündeki en büyük
engeldiler. Yukarıdaki başarılarından sonra Sebüktegin Hindistan topraklarına akınlara
başladı. Bu seferlerde oğlu Mahmud da onunla birlikte savaşlara katıldı. Yapılan savaşlar
sonucunda ilk olarak 376 (987) yılında Kâbul-Lamğân bölgesinde hüküm süren Hindûşâhî
Racası mağlup edildi. Bu başarı Sebüktegin’e Kâbul Nehri boyunca Peşaver’e kadar
ilerleme imkânı sundu.
Sebüktegin döneminin önemli hâdiselerinden birisi de Sâmânî emiri II. Nuh’un
kendisine ayaklanan Türk komutanlardan Ebû Ali Simcûrî ve Fâik’e karşı ondan yardım
istemesidir (994). Ayaklananlara karşı Sâmânî emirine askerî destek sağlayan Sebüktegin
oğlu Mahmud ile Horasan bölgesine gelerek onları mağlup etti (995). Sâmânî emiri onlara
çeşitli unvanlar ve hediyeler sundu. Ayrıca Mahmud’a Horasan bölgesinin ordu
komutanlığını verdi. Bu gelişme, Gaznelilerin Sâmânî siyasetinde etkili olmalarını sağladı.
Sebüktegin, 997 yılında öldü. Sebüktegin sağlığında küçük oğlu İsmail’i veliaht olarak
atadı. Ancak Mahmud kardeşine karşı yürüttüğü yaklaşık bir yıllık bir mücadeleden sonra
5
Gazne’yi ele geçirerek tahta oturdu (998). Bu mücadele esnasında Sâmânî emiri
Sebüktegin’in yönetiminde olan Horasan’ı Begtüzün adındaki bir komutana verdi.
Mahmud b. Sebüktegin (998-1030)
Mahmud, tahta oturunca Horasan’ı geri istedi. Ancak bu kabul görmedi. Bunun üzerine
Mahmud, Begtüzün’den Horasan’ı geri almak üzere sefer düzenledi. Begtüzün’ün Sâmânî
emirinden destek istemesi üzerine Mahmud Sâmânî emiri ile karşı karşıya gelmemek için
geri çekildi. Horasan’ı elinde bulunduran Begtüzün Sâmânî emirini tahttan indirip yerine
çocuk yaştaki kardeşini getirdi. Mahmud bunu değerlendirerek Horasan’a tekrar saldırdı ve
ele geçirdi. Sâmânîler adına okunan hutbeye son verdi. Mahmud hutbeyi Abbâsî halifesi
Kâdir-Billah (381-422/991-1031) adına okutmaya başladı ve kendisinin emir tayin
edilmesi için Abbâsî Devleti’yle temasa geçti. Kâdir-Billah bunu olumlu karşıladı ve
kendisine “Yemînüddevle ve Emînülmille” unvanını verdi (Zilhicce 390/Ekim 1000).
Bu gelişmelerden çok kısa bir süre önce Karahanlılar da Mâverâünnehir bölgesinde
faaliyet gösterdiler. Onlar Buhara’ya girerek Sâmânî hanedanlığına son verdiler (Zilkâde
389/Ekim 999). Sâmânî hanedanından İsmail el-Muntasır, Sâmânî Devleti’ni yeniden
diriltmeye çalışmış ise de bu mümkün olmadı. Sâmânî toprakları Gazneliler ile
Karahanlılar arasında paylaşıldı. Böylece Mahmud bir yandan Sâmânîlerden kurtuldu,
diğer yandan da Abbâsî halifesinin onayıyla güçlü bir konuma yükseldi. Mahmut
döneminde Gazneli Devleti batıda Horasan, kuzeyde Toharistan ve Mâverâünnehir
bölgesinin bir bölümü, güneyde Sicistan, Kusdar ve doğuda Pencap, Multan ve Sind’in bir
kesimini içine alıyordu.
Mahmut, hükümdarlığı sırasında her yıl Hindistan’a sefer düzenledi. Gazne’nin Kuzey
Hindistan ovalarına hâkim yüksek bir konumda bulunması Hindistan seferlerine büyük bir
kolaylık sağlıyordu. Onun, hükümranlığı döneminde on yedi defa Hint bölgesine cihada
çıktığı bilinmektedir. O, ilk seferini 390 (1000) yılında Kâbil’in doğusunda bulunan
Lamgân’a gerçekleştirdi. İkinci seferini Vayhand’a yapan Mahmut, bu sefer dönüşünde
Gazi unvanını aldı. Üçüncü Hint seferi Multan’ın doğusundaki Bhâtiya’ya, Dördüncü Hint
seferi Multan’da hüküm süren Bâtınî Karmatîlere karşı yapıldı. Multan’a, Caypal
Racasının torunlarından birisi vali olarak bırakıldı. Beşinci Hint seferi yine Multan üzerine
yapıldı. Eski dinine dönem vali görevden alındı. Altıncısı Pencab Racası’nın topladığı Hint
ordusuna karşı yapıldı. Bu sefer sonrasında Hintlilerde Sultan Mahmud’a karşı mücadele
edemeyecekleri kanaati yerleşti. Yedinci Hint seferi, Nârayân bölgesine, sekizinci Hint
seferi Multan’da sorun yaratan Karmatîlere karşı yeniden düzenlendi. Dokuzuncu Hint
seferi Nandana’ya yapıldı. Keşmir’e kadar gidilen bu seferde bölgede birçok cami yapıldı.
Onuncu Hint seferi Thânesâr’a, on birincisi Keşmir Racası’na, on ikincisi ise Kanavc
kentine düzenlendi. Bu sefer esnasında Hint topraklarında kitleler halinde İslâmlaşma
gerçekleşti. Gazne Camii bu seferin gelirleriyle yapıldı. On üçüncü Hint seferi Kalincar
racasına karşı, on dördüncü Hint seferi, Keşmir üzerine gerçekleştirildi. Sultan Mahmut on
beşinci seferini tam itaat altına alınamayan Kalincar’a yaptı. Onun en meşhur seferi on
altıncısı olup Somnât’a yapılmıştır (416-417/1025-1026). Hint inancında çok önemli bir
yeri olan Somnât putu, parçalanarak Gazne’ye götürülmüştür. Özellikle bu sefer, Sultan
6
Mahmud’un İslâm dünyasının kahramanı olmasına yardım etti. On yedinci ve son sefer
İndus havzasında yaşayan Câtlara karşı düzenlendi.
Gazneli Devleti, Mahmud zamanında büyümüş ve Mahmud, Hindistan üzerine
gerçekleştirdiği seferler dolayısıyla çeşitli unvanlarla taltif edilmiştir. Özellikle Somnât
seferinden sonra Abbâsî halifesi tarafından Sultan unvanıyla onurlandırılmıştır. İslâm
tarihçileri tarafından belirtildiğine göre Sultan unvanını alan ilk hükümdar Gazneli
Mahmut olmuştur.
Sultan Mahmut 388-421 (998-1030) yılları arasında hüküm sürdü. Bu süre içinde
Hindistan’a yaptığı seferler neticesinde bölgede İslâmiyet’in yayılmasına büyük bir katkı
sağladı. O, sadece bölgede İslâm hâkimiyetini tesis etmekle kalmadı, aynı zamanda dini
kurumlar inşa etmek suretiyle İslâm’ın kalıcılığını sağlamaya çalıştı.
İslâm coğrafyasında Fâtımîlerin etkisinin her geçen gün arttığı ve Bağdat’a yakın bazı
kentlerde bile Fâtımî halifesi adına hutbelerin okunduğu bir dönemde, Sultan Mahmut’un
Abbâsî halifeliğine verdiği destek önem arz etmiştir. Fâtımî halifesi Mahmut’un bu
konumuna rağmen kendisine elçi göndermiştir. Sultan Mahmut tarafından hoş
karşılanmayan bu davet sonrasında gönderilen elçi Horasan’da muhtemelen propaganda
suçundan yakalanarak idam edilmiştir. Gazneliler, diğer Türk devletlerinde olduğu gibi
Ehl-i Sünnet olup, Şia ile mücadele etmişlerdir. Gazneliler bu mücadeleler çerçevesinde
Irak coğrafyasında hüküm süren Büveyhoğullarının topraklarına hâkim olmuşlar; ardından
367 (977) yılından itibaren Fâtımî halifesi adına hutbe okunan Multan ve Mansura’da
bulunan Karmatîler ile mücadele etmişlerdir. Gaznelilerle Abbâsîler arasında gelişen bu
sıcak ilişkiler bir müddet sonra bozuldu. İlişkilerin bozulmasına sebep olarak Horasan
hacılarının hac dönüşü Şam yolundan saparak Fâtımî halifesini ziyaret etmeleri
gösterilmektedir (414/1024). Abbâsî halifesi Kâdir bu durumu siyasî açıdan kuşkuyla
karşıladı. Bu yaklaşım, Sultan Mahmut tarafından garipsendi. İlişkileri düzeltmek için bir
hayli çaba sarf edildi (415/1025). Ancak ilişkiler eski durumunu kaybetti.
Sultan Mahmut, 416 (1025) yılında Karahanlı Devleti ile dostluk anlaşması imzalayarak
Ceyhun Nehri’ni sınır kabul etti. Bu arada Cend Havzasından Karahanlı, ardından Gazneli
topraklarına gelen Selçuklu Türkmenleri yeni bir göçebe sorunu ve güç olarak ortaya
çıkmaya başlamıştı. Sultan Mahmud önceleri bu göçebelerin Ceyhun Nehri’ni aşarak
Horasan topraklarına yerleşmelerine müsaade etmiş; ancak büyük bir tehlike
oluşturduklarını görünce onlarla savaşmaya başlamıştır. İlerleyen yıllarda bu göçebe
toplulukları, Gazneli Devleti’nin en büyük sorunu haline gelecek ve yeni bir devletin,
Selçuklu Devleti’nin doğuşu bu topraklarda gerçekleşecekti.
Sultan Mahmud ömrünün son yıllarında Horasan ve Irak-ı Acem’de faaliyet gösterdi.
Şiî ve Batınî hareketlerin merkezi durumunda olan Büveyhî hanedanlığına son vermek
istedi. 1029 yılında Rey’i aldı. Oğlu Mes ‘ûd’u buraya vali atadı. Ardından Nişâbûr’a gitti.
Oğlu Mes‘ûd Rey valiliği sırasında Büveyhîlerin elinde bulunan İsfehan ve Hemedan’ı da
ele geçirdi. Nişâbûr’a dönen Sultan Mahmud’un sağlığı bozuldu. Nisan 1030’da burada
vefat etti.
7
Sultan Mesut
Sultan Mahmud’un 1030 yılındaki ölümünden sonra Gazneli Devleti’nde taht
mücadelesi başladı. Mes‘ûd, kardeşi Muhammed’i yenerek Gazneli tahtına oturdu.
Gözlerine mil çektirdiği kardeşini hapse attırdı. Mes’ûd, iyi bir idareci olmadığı için babası
dönemindeki birçok kazanım kaybedildi. Sultan Mahmud’dan sonra Hint seferleri eski
gücünü kaybetti. Sultan Mesud, Mekrân’ı itaat altına aldıktan sonra Keşmir, Sind ve
Pencab’a başarılı seferler düzenledi. İlerleyen yıllarda Hindistan’a gerçekleştirdiği seferler,
çok başarılı olmadığı gibi Selçukluların gizli yükselişini de görmezden geldi. Aralarında
sürekli çatışmalar cereyan etti. Zaman zaman Selçuklular ağır kayıplar verdi. Ancak
Selçuklular hiçbir zaman durmadılar. Sultan Mes‘ûd, Selçukluların özellikle 1036-1037
yıllarında Horasan bölgesine girişlerine engel olamadı. Sultan Mes‘ûd bizzat başında
bulunduğu ordularla Selçukluların karşına çıktı. Onları etkisiz hale getirmek istedi. Ancak
çok etkili olamadı. Sultan Mes‘ûd’un hükümranlığının son zamanlarına doğru Abbâsî
halifeliği ile Gazneli Devleti arasında Büyük Selçuklu Devleti yer aldı. Bu durum
Gaznelilerin halifelik merkeziyle ilişkilerini azalttı.
Selçuklularla yürüttüğü mücadelede en son safhada Tuğrul Bey ile Dandanakan’da
yaptığı savaşı kaybetti (1040). Savaş meydanından çekilen Sultan Mes‘ûd, ailesi ve
hazinesiyle Hindistan topraklarına yöneldi. Yolculuk esnasında askerler ayaklandı ve
tahttan uzaklaştırılarak öldürüldü. Onun yerine kör kardeşi Muhammed yeniden tahta
oturtuldu (1041).
Mevdûd (1041-1049)
Sultan Mesûd’un oğlu Mevdûd, babasının intikamını almak üzere harekete geçti.
Amcası ve taraftarlarını mağlup ederek tahta oturdu (1041). Onun zamanında da Hint
seferlerine devam edildi. Racaların geri aldığı bazı kentlerde tekrar İslâm hâkimiyeti tesis
edildi (440/1048). Bir yandan Hintlilerle diğer yandan Selçuklularla mücadele etmek
zorunda kaldı. Selçuklu akınlarını bir müddet durdurabildi. Ancak bu uzun sürmedi.
Komşu devletlerle Selçuklular üzerine düzenlediği bir savaş esnasında öldü (1049).
Fetret Dönemi Sultanları (1049-1059)
Mevdûd’un ölümünden (1049) sonra çok kısa sürelerle II. Mesûd ve I. Mesûd’un oğlu
Ali tahta geçti. 1050 yılının başında Mahmud’un oğlu Abdürreşîd, Gazneli tahtını ele
geçirdi. Hükümdarlığı üç yıl sürdü. Türk komutanlarından Tuğrul, başta Abdürreşîd olmak
üzere on bir şehzadeyi öldürerek Gazneli tahtına oturdu. O da bir başka Türk komutan
tarafından öldürüldü. Ondan sonra Gazneli tahtına I. Mes’ûd’un oğlu Ferruhzâd oturdu. O,
Selçuklularla mücadelesinde başarılı oldu. Saltanatı 1059 yılındaki ölümüyle sona erdi.
İbrahim (1059-1099)
1059 yılında Gazneli tahtına oturan İbrahim döneminin en büyük başarısı, Selçuklu
Devleti ile Gazneli Devleti arasında bir barış anlaşması imzalaması oldu. Bu anlaşma
yaklaşık elli yıl süreyle yürürlükte kaldı. Bu anlaşma ona, Gazneli devletini yeniden
8
güçlendirme ve Hindistan’da İslâmiyet’in yayılması hususunda çaba gösterme fırsatı
sundu.
İbrahim de Hint seferlerine devam etti. 472 (1079) yılında Acudhan’ı ele geçirdi.
Ardından Gurluların daveti üzerine bölgeyi hâkimiyeti altına aldı. Gazneliler Devleti’nden
günümüze gelen sikkeler üzerinde Sultan unvanına sahip ilk Gazneli hükümdarı
İbrahim’dir. Kırk yıllık saltanatı süresince imar faaliyetlerinde bulunmuş, ilim adamlarının
hamisi olmuştur. İbrahim 1099 yılında vefat etmiştir.
III. Mesut (1099-1115)
Sultan İbrahim’in yerine geçen oğlu zamanında da Hint coğrafyasına bazı seferler
yapıldı. III. Mes‘ûd 1115 yılında öldü.
Kargaşa Dönemi Sultanları (1115-1117)
III. Mes‘ûd’un ölümünden sonra bir yıl süreyle oğlu Şirzâd hüküm sürdü. III.
Mes‘ûd’un diğer oğulları arasında da taht kavgası başladı. Bu karışıklıktan istifade eden
Selçuklular Gaznelilerin iç işlerine karışmaya başladılar. Şirzâd’dan sonra Arslanşah başa
geçti. Ancak kardeşi Behramşah Selçukluların Horasan emiri Sencer’den askerî destek
sağlayarak Gazneli tahtına oturdu (1117).
Behramşah (1117-1157)
Behramşah’ın tahta oturmasından sonra Arslanşah tahtı ele geçirmek için yeniden
savaştı. Ancak yürüttüğü savaşta hayatını kaybetti (1118). Bundan sonra Behramşah Hint
coğrafyasındaki isyanlarla mücadele etmek zorunda kaldı. Selçuklulara vergi vermek
suretiyle anlaşma yaptı. 1134 yılında bu vergiyi göndermemesi üzerine Selçuklu Sultanı
Sencer Gazne’ye sefer düzenledi. Behramşah Hindistan’a kaçarak canını kurtarmış; daha
sonra Sencer tarafından affedilerek yine Gazneli tahtına oturmuştur (1136). Behramşah
döneminde Gurlular askerî açıdan güçlendiler. 1151 yılında Gazne’ye saldırarak yakıp
yıktılar. Behramşah bir yıl sonra Gazne’ye tekrar hâkim oldu. Ancak Gazneli Devleti
çöküş dönemine girmişti. Behramşah 1157 yılında öldü.
Hüsrevşah (1157-1160)
Babası Behramşah’ın ölümünden sonra başa geçen Hüsrevşah döneminin en büyük
sorunu Gurluların büyük bir güce ulaşarak Gazneli Devletini tehdit etmeye başlamasıydı.
Bir başka tehlike de Oğuzların Gazneli topraklarına girmeye başlamış olmalarıydı. Bu
tehlikeler üzerine Hüsrevşah Gazne’yi terk ederek Lahor’a yerleşti. Gazneliler bu
tarihlerde sadece Hindistan’daki topraklarda hüküm sürüyorlardı. Hüsrevşah 1160 yılında
öldü.
Hüsrev Melik (1160-1187)
Hüsrevşah’ın ölümünden sonra oğlu Hüsrev Melik başa geçti. Selçuklular, Gazne’yi
aldılar. Bu arada Gurluların baskıları da her geçen gün arttı. Sonunda Gurlular, 1173
yılında Gazne’yi Selçukluların elinden aldılar. Ardından Pencap ve Lahor bölgelerini ele
geçirdiler. Hüsrev Melik’i esir ederek Gazneli Devleti’ne son verdiler (582/1187).
9
7.2. DEVLETİN TEMEL ÖZELLİKLERİ
1. Samanoğullarının yerine geçmiş bir devlettir.
2. Hindistan’a ulaşan tek yol üzerinde Gazne’de kurulmuştur.
3. Gazneliler, günümüz coğrafyasındaki İran, Afganistan, Pakistan ve Hindistan
devletlerinin sınırları içinde hüküm sürmüştür.
3. Bugünkü Pakistan ve Hindistan Müslümanlarının varlığı Sultan Mahmud’un
çabalarının bir sonucudur.
4. Ehl-i Sünnet yapısı yanında Şia ile mücadele eden bir özelliğe de sahiptir.
6. Gazneli Devleti halifeye tam bağlı bir devlet olarak dikkatleri çekmektedir. Gazneli
sultanı Mahmut bastırdığı paraların bir yüzünde Abbâsî halifesinin resmini koydurmuştur.
ÖZET
Sâmânî Devleti’nin içinden çıkan ve Gazne’de kurulan Gazneli Devleti iki yüz yılı aşkın
tarihi içinde İslâm dünyasında Hint coğrafyasıyla ilişkileri bakımından ön plâna çıkan bir
devlettir. Bilhassa Sultan Mahmud’un hükümranlığı sırasında her yıl Hindistan’a
düzenlemiş olduğu seferler bölgede İslâm hâkimiyetinin kurulmasına ve ilerleyen
yüzyıllarda bu coğrafyada birçok İslâm devletinin teşekkülüne zemin hazırlamıştır.
Gazneliler, içinden çıktıkları Sâmânîler, kendilerinden önce kurulan Karahanlılar ve
kendi topraklarında faaliyet gösteren Selçuklular ile de mücadele etmek zorunda kaldılar.
10
7.3. DEĞERLENDİRME SORULARI
1. Aşağıdakilerden hangisi Gazneli Devleti’nin özellikleri hakkında söylenemez?
a) Ana unsur Kalaç Türklerinden oluşmaktadır.
b) Gazne’de kurulduğu için bu adı almıştır.
c) Devletle ilgili kullanılan adlardan birisi Sebükteginiler’dir.
d) Moğollar tarafından yıkılmıştır.
e) Selçuklu göçebeleri Gazneli Devleti için büyük bir sorun teşkil etmiştir.
2. Gazneli Devleti aşağıdaki devletlerin hangisinin içinden ortaya çıkmıştır?
a) Selçuklular
b) Sâcoğulları
c) Karahanlılar
d) Saffârîler
e) Sâmânîler
3. Günümüze gelen Gazneliler dönemine ait sikkelerden hangisinin üzerinde “sultan”
unvanı bulunmaktadır?
a) Mahmud
b) Mes‘ûd
c) İbrahim
d) Behramşah
e) Sebüktegin
4. Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey’le yaptığı Dandanakan Savaşı’nı kaybeden ve
devletinin dağılması sürecine tanıklık eden Gazneli Sultanı aşağıdakilerden
hangisidir?
a) Mes‘ûd
b) III. Mes’ûd
c) Mevdûd
d) Mahmud
e) Behramşah
5. Gazneli hükümdarı Mahmud Hindistan üzerine gerçekleştirdiği bir sefer
sonrasında, Abbâsî halifesi tarafından “Sultan” unvanıyla taltif edilmiştir. Bu sefer,
aşağıdakilerden hangisinde verilmiştir?
a) Cât
11
b) Somnat
c) Narayan
d) Keşmir
e) Multan
Cevap Anahtarı: 1. d, 2. e, 3. c, 4. a, 5. b.
12
1.4. KAYNAKLAR
Kök, Bahattin, “Gazneli Mahmut’la Abbasî Halifesi el-Kadir Arasındaki İlişkiler”,
Ekev Akademi Dergisi, I/2 (Erzurum 1998), s. 117-126.
Palabıyık, M.Hanefi, “Gaznelilerin Hindistan Seferleri”, Ekev Akademi Dergisi, XI/32
(Erzurum 2007), s. 139-152.
Merçil, Erdoğan, Müslüman-Türk Devletleri Tarihi, 6. Baskı, Ankara 2011.
Hasan İbrahim Hasan, Siyasî Dinî Kültürel Sosyal İslâm Tarihi (trc. İsmail Yiğit
v.dğr.), I-VI, İstanbul 1985-1986.
Hitti, Philip K., Siyâsî ve Kültürel İslâm Tarihi (trc. Salih Tuğ), İstanbul 1980.
Yazıcı, Nesimi, İlk Türk-İslâm Devletleri Tarihi, 6. Baskı, Ankara 2007.
13
14
Download

Sakarya İlitam İsl - herodevyapilir.com