Maden Yatağı: Doğal olarak oluşmuş ve ekonomik değeri olan
mineral veya minerallerin, belli bir kâr elde edilerek
işletilebileceği materyaldir. Ekonomik ve teknik olarak,
işletilebilir cevherli bir kütleyi temsil eder.
MADEN YATAKLARI
Ekonomik Jeoloji: İnsanoğlu tarafından ekonomik olarak
çıkartılıp işletilebilen jeolojik oluşumların ve materyalin
tanınması ve analiz edilmesidir. Fuel-oil, metaller, ametaller,
mineral ve su dahil jeolojik bilgi ve teorilerin, maden
yataklarının aranmasına uygulanmasıdır.
Metal: Metalik parıltılı, ısı ve elektiriği iyi geçiren,
iyonizasyon enerjileri düşük, kolayca oksitlenerek pozitif
iyonlar verebilen unsurlardır. Doğada mevcut 92 unsurdan
çoğu metaldir. Örneğin; Fe, Cu, Pb, Zn, Cr, Ni, ....... Metal
olmayan unsurlar ise şunlardır: H, He, B, C, N, O, F, Ne, Si,
P, S, Cı, Ar, As, Se, Br, Kr, Te, I, Xe, At, Rn.
Cevher
Minerali
(Faydalı
Mineral):
Yeterli
miktarda
olduğunda ekonomik bir değer taşıyan mineraldir.
Maden: Farklı anlamlarda kullanılır;
a) Metal kelimesiyle eş anlamda,
b) Cevher kelimesiyle eş anlamda
c) Cevher çıkartmak için yapılan işletme anlamında. İşletme
açık veya kapalı olabilir. Küçük işletmeler için maden ocağı
deyimi kullanılır.
Cevher: Bir veya daha fazla çeşit faydalı mineral içeren ve
ekonomik bir önem taşıyan doğal bir kayaçtır. Sadece
faydalı minerallerden oluşabileceği gibi gang mineralleri de
içerebilir.
Gang Minerali (Kısırtaş): Cevher içerisindeki ekonomik
değeri olmayan kısım verilen isimdir.
Steril: Gang ile eş anlamda kullanılır.Aynı zamanda günün
koşuları altında ekonomik önemi olmayan mineral kütlelerini
de ifade eder.
Ham cevher veya brüt cevher veya tuvenan cevher:
Cevherin madenden (işletmeden) çıkarılmış olduğu andaki
doğal şeklidir.
Yan kayaç veya yan taş: Cevher kütlesinin hemen yanındaki
kayaçtır. Saçınım veya stokverk şeklindeki cevherleşmeler
için, cevherleşmenin içinde bulunduğu kayaçtır.
Zuhur veya mineralizasyon veya mineralize zon: Etrafındaki
kayaçlara oranla faydalı minerallerin derişik halde
bulunduğu yerlerdir. Bir zuhurun maden yatağı teşkil edip
etmeyeceği incelemelerle anlaşılır.
Klark: Bir elementin yerkabuğundaki ortalama yüzdesidir.
Tenör: Cevherin içerisindeki faydalı mineral, bileşim veya
metal oranını belirtir. Ağırlık olarak , gr/ton veya gr/m3
şeklinde ifade edilir.
Goldschmidt ‘e (1954) göre O, Si, Al, Fe, Ca, Na, K ve Mg
elementinin klarklarının toplamı %98,59 ’dur.
Konsantrasyon: Tenörü, yerkabuğundaki ortalama yüzdesine
(klarkına) göre daha yüksek olan bir faydalı mineralin,
Sınır tenör (Limit tenör): Kendinden daha düşük bir tenörle
işletmenin yapılamayacağını tenördür. Günün teknolojik ve
ekonomik koşullarına göre değişir.
bileşimin veya elementin (metalin) birikimini ifade eder.
Konsantrasyon Klarkı: Bir elementin (metalin) işletilebilmesi
için, klarkına oranla kaç defa zenginleşmiş olması gerektiğini
belirtir.
Konsantrasyon Klarkı: Sınır Tenörü / Klark
METAL
KLARK (%)
SINIR TENÖRÜ
KONSANTRASYON
KLARKI
4
Al
8,13
30
Fe
5
25
5
Mn
0,1
35
350
Cr
0,02
30
1500
460
Zn
0,013
6
Cu
0,007
0,7
100
Pb
0,0016
3
2000
Ag
0,00001
500gr/ton
5000
Au
0,0000005
5gr/ton
1000
ppm: milyonda bir (1 gr / ton)
ppb: milyarda bir
ppt: trilyonda bir
Metallojeni: Cevherleri minerolojik,
jenetik yönden inceleyen bilim dalıdır.
petrografik
ve
Süksesyon: Minerallerin oluşum sırasıdır.
Parajenez: Belli bir maden yatağında, benzer kökenli
minerallerin gruplanmasıdır
10.000 ppm = % 1
1 ppm = 1 gr
1 ppm = 1000 ppb
Senjenetik veya Eşoluşumlu: Cevher kütlesinin veya
cevher minerallerinin içinde bulundukları yan kayaçla
aynı zamanda ve benzer koşullarda olduğunu belirtir.
Epijenetik veya Ardoluşumlu: Cevher kütlesinin veya
cevher minerallerinin içinde bulundukları yan kayaçtan
sonra ve farklı koşullarda olduğunu belirtir.
İç kökenli veya Endojen veya Hipojen: Oluşum
nedenlerinin yerküresinin iç olaylarına bağlı olduğunu
belirtir.Mağmatizmaya ve metamorfizmaya bağlı maden
yatakları iç kökenlidir.
Dış kökenli veya Ekzojen veya Süperjen: Oluşum
nedenlerinin yerküresinin dış olaylarına bağlı olduğunu
belirtir. Tortullaşmaya, atmosferik etkenlerle ayrışmaya,
taşınmaya bağlı maden yatakları dış kökenlidir.
Rezerv: Cevher kütlesinin ton veya metreküp olarak
miktarıdır. Bazı hallerde toplam kütle içindeki faydalı
mineral, bileşim veya metal miktarı içinde rezerv deyimi
kullanılır.
Görünür rezerv: Üç boyutu ile belirlenmiş cevher kütlesi
için kullanılır.
Muhtemel rezerv: İki boyutu ile belirlenmiş, üçüncü
boyutu tahmin edilen cevher kütleleri için kullanılır.
Kaynak: Bir ülkede bilinen ve bilinmeyen tüm yer altı
zenginlikleridir.
• Ölçülmüş
• Gösterilmiş (Belirlenmiş)
• Çıkarsanmış (Kestirimli)
Bir Potansiyel Cevher Kütlesinin
Değerlendirilmesindeki Bazı Önemli Faktörler
Bir Madenin Bulunması ve İşletilmesindeki Ana
Basamaklar
1. Maden Arama: Cevher kütlesinin ortaya çıkartılması
çalışmalarıdır.
2. Fizibilite Çalışması: Bu kütlenin ticari değerini ispatlama
çalışmasıdır.
3. Madenin Geliştirilmesi: Tüm alt yapının oluşturulması
işlemidir.
4. Cevher Hazırlama Zenginleştirme: Cevherin öğütülmesi,
gang ile cevherin ayrılması, cevher mineralinin
konsantre hale getirilmesi işlemleridir.
5. Madenin İzolesi: Mineral Konsantresinden metal
kazanma olayıdır.
6. Madeni Pazarlama: Alıcıya metalin satımı veya
eritilmeyip, madende
rafine
edilmemişse
metal
konsantre halindeki satımını kapsar.
Bir Potansiyel Cevher Kütlesinin
Değerlendirilmesindeki Bazı Önemli Faktörler
A) Jeolojik Faktörler
B) Sosyo-Politik ve Ekonomik Faktörler
1. Cevherin Tenörü
2. Yan Ürün
1. Lokasyon
2. Çevresel Unsurlar
3. İstenmeyen ürünler
4. Mineralojik Yapı
5. Tane Boyu ve şekli
6. Cevher Yatağının büyüklüğü ve şekli
7. Cevherin Karakteri / Kayaç kalitesi
3. Metâl Fiyatları
4. Sermaye Harcaması
5. Vergi
6. Politik Faktörler
A) Jeolojik Faktörler
1-Cevherin Tenörü: Cevher Tenörü ve Rezervi (Ore
Grade and Tonnage) : Bir cevher kütlesi içindeki metal
çokluğuna (konsantrasyonuna) o kütlenin tenörü denir
ve genellikle ya % ile yada ppm (parts per million =
1/1.000.000) olarak ifade edilir. Konsantrasyonları
saptamak için yapılan isleme “ analiz ” (assaying) denir.
Çesitli ekonomik ve bazı politik düsünceler, bir cevher
kütlesinden üretilebilecek en düsük cevher tenörüne
karar vermede etkili olur. Bu en düsük tenöre “ cut –off
” tenörü (cut off grade) denir. Cevherlesme seviyesinin
tedricen temel (background) değerlerine azalma
gösterdiği cevher kütlesi sınırlarını ortaya koymak
amacıyla pek çok örnek toplanmalı ve analiz edilmelidir.
Bu yolla bulunan sınırlara “ analiz limitleri ” (assay
limits) denir. Bu sınırlar tamamıyla ekonomik olarak
saptandığından, hiçbir jeolojik özellik tarafından
ortaya konulmayabilir. Eğer ürün için verilen fiyatlar
artarsa o zaman cut-off tenörü muhtemelen
azalabilir ve böylece cevher rezervlerinin rezerv
miktarı (tonajı) artar. Bu da tüm cevher kütlesinin
tenörünün düsmesinde etkili olur. Böylelikle eğer
günlük üretim miktarı aynı kalırsa, o zaman madenin
ömrü artar.
Arama çalısmaları esnasında, cevherin sadece
kısmen arınmıs bölge içinde yayıldığına isaret eden
yeterli bilgimiz olabilir. Bu da cevherin belli bir
hacim ve tenörü içerdiği mümkün cevher miktarını
verebilir. Pek çok ülkede, yukarıdaki sınıflama veya
benzer sınıflamalar milli birer tanım veya yasal
kavramalardır. Uygulama yapan jeolog her ülkedeki
tanımları tam anlamıyla bilmeli ve bunları doğru
kullanacağından emin olmalıdır.
Eğer benzer cevher kütleleri ile karsılastırmak
mümkün oluyorsa, Bas Tenör’ ün (Head grade) ne
olacağını da hesaplamak gereklidir. Bas Tenör;
değirmene yani cevher zenginlestirme tesisine
ulastırılan cevherin tenörüdür. Çoğunlukla, Bas
Tenör diğer katkılar nedeni ile ölçülen cevher
tenöründen daha azdır. Diğer katkılar ile, maden
üretimi esnasında cevherin içine cevhersiz yan
kayaç parçalarının elde olmayan veya kaçınılmaz
biçimde katılması kastedilmektedir.
Cevher minerallerinin içinde bulunduğu kayaç topluluğu
hacim veya ağırlığına o cevherin rezervi denir. Rezerv
için cevherli kütlenin üç boyutlu olarak ortaya konması
yani geometrisinin ortaya çıkarılması gerekmektedir.
Cevher kütlesinin ortaya çıkarılması ve çalısılmasında,
maden jeoloğu çoğu kez cevher rezervlerini üç sınıfa
ayırır. Görünür (proven), muhtemel (probable) ve
mümkün (possible) rezervler. Görünür cevher öylesine
örneklenmelidir ki onun sekli, rezervi ve ortalama
tenörü belirli sınırlarla kesin olabilsin. Cevher kütlesi
içinde bir baska yerde sondajdan ve gelistirme
çalısmalarından örnekleme o kadar doğru olmayabilir.
Fakat, cevher kütlesinin rezerv ve tenörü hakkında
oldukça emin olunabilecek yeterli bilgi sahibi olunabilir.
Bu zaman muhtemel rezerv söz konusudur.
Tenör, cevher kütlesinden cevher kütlesine değisiklik
gösterir. Açıkça tenör ne kadar düsükse, bir ekonomik
yatağı sağlayan cevher rezervi yada tonajı o kadar
büyüktür. Teknolojik gelismeler ile “ atık ” denilen ve
kazanılamayan
cevher,
kazanılabilir
cevhere
dönüstürülebilir.
Örneğin
“Solvent
Extraction”
kullanımı, Zambiya'daki Nchanga Consilidated Bakır
Madeni'nin 9 milyon tonluk atıklarından (tailing) 80
000 ton Cu üretilmesine olanak sağlamıstır.
2- Yan Ürünler (By-products): Bazı cevherlerde
birkaç metal bir arada bulunur ve bunlardan birinin
satılması, diğerinin madenciliğinin finansmanına
yardımcı olabilir. Örneğin Pb ve Zn cevherlerinin
madenciliğinde Ag ve Cd yan ürünler olabilir. Pek
çok Güney Afrika altın cevherlesmelerinin önemli
bir yan ürünü uranyumdur. Cu-Pb ve Zn içeren ve
Kuroko tipi veya volkanojenik masif sülfit tipi
yataklar denilen bakır yataklarında yan ürün olarak
Au ve Ag basta olmak üzere diğer bazı metaller de
kazanılabilmektedir.
3- İstenmeyen maddeler (Undesirable Substances):
Hem cevher hem de gang mineralleri içinde Tennantit
(Cu12As4S13), istenmeyen arseniği ve bazen civayı
bakır konsantreleri içine getirmis olur. Bunlar gibi
demir cevherleri içinde fosfor, nikel konsantreleri
içinde arsenik, izabehanelerde büyük maddi zararlara
yol açacaktır. Gang minerallerinin cevherin değerini
azaltma yolları çesitlidir. Bazı primer kalay yatakları
oldukça fazla miktarlarda topaz içerir ki bu mineral
sertliği nedeniyle kırıcı ve öğütücü aletlerin
asınmasını arttırır, böylelikle de üretim
masraflarını yükseltir.
Alüminyum, doğal olarak pek çok silikat mineralinde
bol miktarda mevcuttur fakat ekonomik kazanım için
alüminyum, sulu alüminyum oksit formu yani
“Boksit” seklinde olmalıdır. Cevherin mineralojik
karakteri, konsantrenin maksimum mümkün tenörü
üzerinde bazı sınırlamalar getirir. Örneğin, nabit Cu
içeren bir cevherden teorik olarak %100 Cu içeren
konsantre elde etmek olasıdır fakat eğer cevher
kalkopirit (CuFeS2) olsaydı, en iyi konsantre sadece
%34.5 Cu içerecekti.
Küçük taneli mineralleri veya diğer minerallerle çok ince olarak
birlikte büyümüs taneleri, cevher zenginlestirme tesislerinde
kazanmak zor veya imkansızdır. Bu durumda kazanım çok az
olabilir. Birincil kalay yataklarından kazanımlar geleneksel
olarak % 40-80 aralığında olup % 65 gibi bir ortalama ile
oldukça az iken, bakır cevherlerinde kazanımlar % 80-90’
laravarmaktadır. Bazen ince taneler ve/veya karmasık
büyümeler maden isletmesine engel olabilir. Avustralya,
Northern Territory ’ deki Mc Arthur River yatağı % 10’ luk Zn,
% 4’ luk Pb, % 0.2’ lik Cu ve 45 ppm Ag ve ayrıca % 24 Zn ve
% 12 Pb tenörlü yüksek tenör içeren kısımlarıyla 200 milyon
ton cevher içerir. Bu korkunç büyük baz metal yatağı, 1956’
daki bulunusundan bu yana ultra ince tane boyu yüzünden ve
bu cevherlerde yürütülen yıllarca süren mineral zenginlestirme
çalısmalarına rağmen isletilemeden kalmıstır.
4- Mineral Türü (Mineralogical Form): Bir mineralin
özellikleri, mevcut teknoloji ile kazanma ve belli
metalleri rafine etmeyi kolaylastırır. Bu da cut-off
tenörünü etkileyebilir. Örneğin bu yüzden nikel,
sülfidlerinden silikatlarına göre daha kolay kazanılır
ve sülfid cevherleri % 0.5 Ni tenörüne kadar inen
tenörlerle isletilebilirken, silikat cevherlerinin analiz
değerleri ekonomik olabilmek için %1.5 Ni civarında
olmak zorundadır. Kalay; andradit ve aksinit gibi
silikat mineralleri içinde bir miktar yer almasına
rağmen asıl cevher minerali kassiterit içinde bulunur.
5- Tane Boyu ve Sekli (Grain Size and Shape):
Kazanım (recovery); konsantre olarak elde edilen
cevher içinde yer alan toplam metalin yüzdesine
verilen isimdir. % 90’lik kazanım ile konsantre olarak
elde edilen cevher içindeki metalin % 90’i anlatılmak
istenmektedir. Kalan %10 ise atık “ tailing ” adını alır.
Eğer
cevher
yeteri
kadar
küçük
parçalara
öğütülebilirse o zaman mineral fazlalarının %100
kazanımı sağlayabilecek tamamen serbestlesmenin
olusulabileceği düsünülebilir. Teknolojinin bugünkü
hali ile bu mümkün değildir. Çünkü pek çok mineral
zenginlestirme teknikleri son derece ince (ultrafine)
tane aralığında basarısızdır.
6- Yatakların Boyutu ve Sekli (Size and Shape of
Deposits): Cevher yataklarının boyutu ve sekli
çalısacak tenörü etkiler. Yüzeyde olusmus büyük
hacimli, düsük tenörlü yataklar ucuz açık isletme
yöntemleri ile çalısılabilir. Buna karsın ince levhamsı
damar yatakları, her ne kadar çok küçük hacimli
iseler de ve oldukça az sermaye gerektirecek sekilde
çalıstırılabilseler de, daha pahalı yer altı madencilik
çıkarma yöntemlerine gereksinim duyarlar.
7-Cevherin Karakteri (Ore Character): Bir gevsek,
taslasmamıs sahil kumu yataklanmaları, kazıyarak
alma yoluyla daha ucuza isletilebilir ve kırılma
istemez. Oysa sert, sıkı cevher delinmeli, patlatılmalı
ve kırılmalıdır. Sert kayaç madencilik faaliyetleri ile
iliskili bir yön ise, bu kayaçların çökmeye karsı
dayanımıdır. Eğer yan kayaç fazla bir sekilde
makaslanmıs ve kırıklanmıs ise bu kayaçlar daha zayıf
olacaktır ve galeri çalısmalarında tavan desteklenmesi
(tahkimatı)
gerektirirler
ve
açık
isletmede
basamaklarda az eğimli sevler isterler ki buda atık
cevher oranını ters yönde etkiler.
1- Yer (Location): Coğrafik faktörler bir cevher
kütlesinin ekonomik olup olmayacağına karar
verdirebilir. Yerlesim merkezlerinden uzak yerlerde
elektrik enerjisi, su sebekesi, yollar, evler, okullar,
hastaneler v.b gibi imkanlar olmayabilir. Maden
üretiminin tasıma harcamaları, bu nedenle
isletmeye engel olacak sekilde yüksek olabilir.
Ücretlerin ise kalifiye isçileri cezbedecek kadar
yüksek olması gerekmektedir.
3- Metal Fiyatları: Metallerin fiyatları hayati öneme
sahip bir faktördür. Fiyatlar metalden metale değisir ve
pek çoğu için günlük fiyat oynamaları olusabilir. Çoğu
metalin fiyatı arz-talep iliskisince olusturulur. Londra
Metal Borsa'sındaki (London Metal Exchange =LME)
fiyatlar pek çok gazete tarafından günlük olarak
yayınlanır. Öte yandan geçerli fiyatlar için daha ayrıntılı
bilgiler Mining Journal, Engineering and Mining Journal
ve Metal Bulletin’s Prices and Data Book gibi teknik
bültenlerde ve kitaplarda bulunabilir. Metallerin
çoğunun fiyatlarının enflasyon ile birlikte hareket etme
zorunluluğu yoktur. Ancak enflasyon, son zamanlardaki
arama faaliyetlerini ve çoğu madenin karlılığı üzerine
etki yaptığı gibi, ekonomilerinin ağırlıklı kısmının maden
endüstrisine bağlı olduğu Zambiya ve Sili gibi ülkelerin
ekonomileri üzerine son derece büyük etkiler
yapmaktadır.
B) Sosyo-Politik ve Ekonomik Faktörler
2-Çevresel
Düsünceler
(Environmental
Considerations): Madencilik çalısmaları madenlerin
arama safhasından baslayarak isletilmesi ve ömrü
tamamlanan madenin doğaya tekrar kazandırılması
evrelerine kadar çok özenli, dikkatli ve maliyeti
yüksek çevre koruma yatırımlarını içermelidir.
Alıcı ve satıcı arasındaki kısa ve uzun vadeli
anlasmalar bu fiyat oynamalarına dayandırılabilir. Öte
yandan, ilgili taraflar üretimin gelismesine bağlı olarak
fiyat üzerinde bir anlasmaya varabilirler. Enflasyon ve
döviz oranları oynamaları gibi faktörler nedeniyle bu
anlasmada fiyat oynamalarına olanak sağlayan
hükümler vardır. Bu tipte anlasmalar demir ve
uranyum üretimlerinde çok yaygındır. Satısın türü ne
olursa
olsun,
madencilik
sirketinin
maden
ekonomistleri gelecekteki talebi ve bu yüzdende
ürünün fiyatını, madeni gelistirmeden önce bilmeye
çalısmak zorundadırlar
4- Sermaye Harcamaları: Büyük madencilik faaliyetleri
enflasyon nedeniyle büyük ilk sermaye yatırımları
düzeyine ulasmıslardır. Örneğin Güney Avusturalya’daki
Big Roxby Down projesinin gelisimi için Western Mining
Corporation ve British Petroleum, 1200 milyon dolarlık
sermaye yatırımına gerek olacağını hesaplamısladır. Bu,
birkaç sirketin kendi finans kaynakları ile bir madeni
gelistirmeye muvaffak olunabildiği seviyeye varmıs
olması demektir. Sirketler sermayeyi bankalardan veya
baska yerlerden almak zorundadırlar ki bu sermaye faizi
ile birlikte geri ödenebilsin. Bu nedenle madencilik
faaliyetlerinde geri kazanma ; vergi ve isletme payı
ödemeleri, sermaye ve faizinin de geri ödenmesini
içermeli ve sirket içinde sermayelerini yatırma veya
olusturma amacıyla riske atan hissedarların karlarını da
temin etmelidir.
İsletilmekte olan bir cevher kütlesi bir kere yok edilen
kıymet olursa, bir gün ne cevher, ne maden, ne de
ilerisi için gerekli para akısı kalmaz. Sirket yara alır ve
onun hisselerinin hiçbir değeri olmaz. Bir baska
değimle, her madenin sınırlı bir ömrü vardır. Bu
nedenle
o
maden
diğer
ticari
emtia
gibi
değerlendirilmemelidir. Eğer bir ülkenin vergi yapısı
içinde bu tür bir gerçek yer alırsa, bu o ülkenin
madenciliğinde yatırıma bir tesvik olarak görülebilir
YATAKLANMA ÇEŞİTLERİ
ve
YAN KAYAÇ İLİŞKİLERİ
5- Vergi: Açgözlü hükümetler o kadar çok vergi
isterler ki madencilik sirketleri yeteri kadar kar elde
edemezler. Öte yandan bazı hükümetler madencilik
faaliyetlerinin ilk yıllarında vergi almama gibi vergi
tesvikleri ile madenlerin gelistirilmesine cesaret
vermektedir. 1960’ larda Đrlanda Cumhuriyet’indeki
bu vergi indirimleri madencilik sirketlerine madeni
isletmede büyük bir tesvik unsuru oldular ve
Đrlanda’ya oldukça fazla ekonomik kazanç getirdiler.
Eğer bir sirket sadece bir tür maden isletiyorsa, o
zaman hissedarların kar hisseleri kısmen sermayenin
dönüsü kısmını da temsil etmelidir.
6-Politik Faktörler:
Pek çok büyük madencilik
sirketleri politik açıdan duraylı olmayan ülkelerde
yatırım
yapmayacaklardır.
Yetersiz
veya
hiç
yapılmayan maddi dar boğazların giderilmeye
çalısılması (kompensasyon) ile millilestirme korkusu
belki de ana faktördür. Millilestirme yasamıs ülkeler
genellikle çok az gelismis madencilik endüstrilerine
sahiptir. Muhtemel politik karısıklık, hükümetteki
çekismeler ve dövizi kontrol altına alma, belli
ülkelerde yatırım için parasal risklerin çok fazla
artmasında, birlikte davranabilirler.
1. DÜZENLİ YATAKLANMALAR
1.1. Katmanımsı Yataklanmalar
1.2. Damarlar
- Damarcık
- Katman damar
- Kama Damar
- Merceksi Damar
- Bölmeli (Cepli) Damar
- Oluk Damar
- Semer Damar
1.3. Mercekler
1.4. Örtü Yatakları
2. YARI DÜZENLİ YATAKLANMALAR
2.1. Pipolar
2.2. Bacalar
3. DÜZENSİZ YATAKLANMALAR
3.1. Saçınım
3.2. Boksverk
3.3. Stokverk
3.4. Yığınlar ve Stoklar
1. DÜZENLİ YATAKLANMALAR
1. DÜZENLİ YATAKLANMALAR
1.1. Katmanı
Katmanımsı
msı Yataklanmalar (Tabakalı
(Tabakalı Yataklar)
Tabaka biçiminde, yöre kayaçlarının katmanlanma yüzeylerine
paralel olarak oluşmuş maden yataklarıdır. İki boyutta yayılırlar
(bazen kilomertrelerce), tabaka kalınlığına tekkabül eden üçüncü
boyut genellikle birkaç metreyi aşmaz. Katman yataklar
tortullaşmaya bağlı yatakların karakteristik şeklidir. Alttaki daha
yaşlı tabakaya taban, üstteki daha genç tabakaya tavan denir.
1.2. Damarlar
Diğer boyutlarına oranla kalınlığı az iki yüzeyi birbirine paralel
yankayacı katetmiş (epijenetik) cevherli kütlelerin duvara benzer
yerleşme şekilleridir. İç kökenli yataklara aittir. Damarların
uzunluğu (yatay kesitte) ve boyu (düşey kesitte) genellikle birkaç
yüzmetreyi aşmaz. Damarın kontağındaki yankayaca çeper
(epont) adı verilir. Damarın altındaki çepere taban, üstündekine
tavan denir.Damarı dolduran, tavanından tavanına kadar içermiş
olduğu tüm malzeme damar dolgusu diye adlandırılır. Damar
dolgusu ile çeperlerarasında, kontak boyunca özel bir litoloji,
örneğin kil oluşabilir; buna salband denir.
Damarcık: Kalınlığı birkaç santimetreden azdır.
Katman damar: Katmanlara uyumlu, ancak epijenetik yataklardır.
Kama damar: Esas damardan dallanarak yankayaç içine uzanan
ufak damarlardır.
Merceksi damar: Birbirini takip eden mercekler halindedir.
Bölmeli (cepli) damar: Düzensiz gelişmiş kırık hatlarında,
anormal yığışımlargösteren damarlardır.
Oluk damar: Senklinal eksenlerindeki katman aralıklarına
yerleşmiş damarlardır.
Semer damar veya kemer damar: Antiklinal eksenlerindeki
katman aralıklarına yerleşmiş damarlardır. Damarlar ender olarak
tek başlarına bulunurlar. Bunlara basit damarlar denir.Çoğukez
birçok damar bir arada bulunarak bir damar ağı veya damar alanı
meydana getirirler. Böylece bir bir damar alanında Paralel
damarlar, Birbirine dik damarlar, birbirine oblik damarlarü, Rafial
veya ışınsal damarlar, Zig- Zag damarlar, Örgü damarlar, At
kuyruğu damarlar, bulunabilir.
1. DÜZENLİ YATAKLANMALAR
1.3. Mercekler
Kalınlıkları diğer boyutlarına göre az ve her doğrultuda
incelerek son bulan yatak şeklidir. Genellikle tortul, kırıntılı
pegmatitik ve volkanojenik yataklarda görülür. Bazı kromit
yataklarında rastlanan boğumlu mercekler için podiform deyimi
kullanılır.
2. YARI DÜZENLİ YATAKLANMALAR
1. DÜZENLİ YATAKLANMALAR
1.4. Örtü
rtü Yatakları
Yatakları
Diğer oluşumların üzerinde örtü şeklinde dururlar. Kalıntı ve
oksidasyon zonu yatakları bu şekildedir.
2.1. Pipolar
Yatay kesitleri oval, derine doğru darlaşan ve dolgusu
genellikle breşik olan yataklanma şekilleridir. Çoğu
kez Pnömatolitik yataklarda görülür.
2.2. Bacalar
Yatay kesitleri dairemsi, derine dalan tü
tüpler
halindedir. Bunlar genellikle volkanik pü
püskü
skürme
bacaları
bacalarının dolgusudur. Dallı
Dallı, budaklı
budaklı ve yer yer
sıkma ve aç
açmalı
malı olabilirler.
3. DÜZENSİZ YATAKLANMALAR
3.1. Saç
Saçınım
Cevher mineralleri kayaç hacmi içinde gennellikle düşük
tenörde dağılmış olarak bulunur. Saçınımlı cevherin
dağıldığı hacim; Katman şeklinde düzenli olabilir, Bir kırık
hat boyunca ve onun civarında yarı düzenli olabilir,
herhangi düzensiz bir şekilde olabilir. Saçınım halindeki
cevher tanelerine inklüzyon denir. İnklizyonlar bazı
hallerde sıkışarak, azçok merceğe benzer siliyren adını
verdiğimiz kümeleri oluştururlar. Saçınımlı yatak şekilleri
genellikle gabro ve peridotitlere bağlı yataklarda
görülürler.
3. DÜZENSİZ YATAKLANMALAR
3.2. Boxwork
Sülfit Yataklarında çatlaklar boyunca gelişmiş ve bir kafes
yapısı oluşturmuş limonit (FeO2) buna örnektir. Geriye
kalan sülfitler çözünüp giderek yerine boşluklar bırakırlar.
3.3. Stokwork
Çok ince damarların sık bir ağ oluşturmasıyla meydana
gelen yataklanma şekline verilen isimdir. Genellikle
porfirik bakır ve hidrotermal yataklarda görülür.
3. DÜZENSİZ YATAKLANMALAR
3.4. Yığı
nlar ve Stoklar
Yığınlar
Sınırları girintili çıkıntılı, basit bir geometrik şekille
gösterilmeyen cevher yığışımlarıdır. Karstik bir arazinin
çukurlarının dolmasıyla oluşmuş kalıntı yatakları, kırık
arakesitlerinde, eklem düzlemleri ile katman düzlemlerinin
kesiştiği kesimlerde gelişmiş pnomatolitik,pirometasomatik
ve hidrotermal yataklar, sokulum halinde oluşmuş bazik ve
CEVHER YAPILARI
ultrabazik kayaçlara bağlı bazı yataklar tuz domları bu
şekildedir. Yığınlar şekil benzetmeleri ile kese, torba gibi
isimlerde alırlar. Asıl büyük bir yatağın kenarındaki küçük
yığınlara cep adı verilir. Çok küçük fakat platin gibi kıymetli
metaller için işletilebilecek önemde olan yığışımlara cevher
topağı denir.
1. Som Yapı (Masif Yapı)
2. Benekli Yapı (Taneli Yapı, Saçınımlı Yapı)
3. Eşit Taneli Yapı
4. Farklı Taneli Yapı
5. Yapraklı Yapı (Laminar Yapı)
6. Lifi Yapı
7. Kuşaklı Yapılar
7.1. Yollu Yapı
7.2. Bantlı Yapı
7.3. Kolloform Yapı (Böbreğimsi yapı, Pıhtı yapı)
7.4. Sferoidal Yapılar (Globüler yapılar)
7.4.1. Yumru Yapısı
7.4.2. Kokard Yapı
7.4.3. Drüz Yapısı (Jeoid Yapı)
7.4.4. Işınsal Yapı
7.4.5. Oolitik veya pizolitik yapı
7.4.6. Gözenekli Yapı
- Kovuklu Yapı
- Toprağımsı Yapı
- Kırıklı Yapı (Breşik Yapı )
- Hücreli Yapı
1. Som Yapı (Masif Yapı): Gang mineralleri olmaksızın
faydalı mineraller bir arada bulunabilir.
2. Benekli Yapı (Taneli Yapı, Saçınımlı Yapı): Faydalı
mineraller gang mineralleri arasında veya yan kayaç içinde
gözle görülür taneler halinde dağınık şekilde bulunur.
Benekli yapı deyimi genellikle birkaç milimetreden daha iri
boyutlu cevher taneleri için kullanılır.
3. Eşit Taneli Yapı: Taneler yaklaşık eşit boyutlardadır.
4. Farklı Taneli Yapı: Taneler oldukça farklı boyutlardadır.
5. Yapraklı Yapı (Laminar Yapı): Mineraller yaklaşık paralel
yapraklar halindedir.
6. Lifi Yapı: mineraller lifi görünümündedir.
7. Kuşaklı Yapılar: Ayrı ve aynı cins mineraller birbirini
izleyen düzeyler ve halkalar biçiminde sıralanmışlardır. Farklı
mineral kuşakları bulunduğunda zonlu yapılar deyimide
kullanılabilir. Kuşaklı yapının birçok çeşiti vardır;
7.1. Yollu Yapı: Farklı mineral kuşakları düzeyler
halinde sıralanmışlardır. Yollu yapılar bakışımlı veya
bakışımsız olabilir.
7.2. Bantlı Yapı: Farklı mineral kuşakları düzeyler
halinde birçok kez tekrarlanırlar.
7.3. Kolloform Yapı (Böbreğimsi yapı, Pıhtı yapı):
Kolloidal bir ortamdan itibaren oluşan çok ince taneli
mineraller yumru veya böbreğimsi şekilde, konsantrik eğri
düzlemler halinde bulunurlar.
7.4.6. Gözenekli Yapı: Cevher mineralleri gözenek
dolgusu olarak bulunur.
*Kovuklu Yapı: Mineraller aralarında irili, boşluklar
bırakarak yığışmışlardır.
*Hücreli Yapı: Cevherde düzlemsi kenarlı boşluklar
bulunur.
*Kırıklı Yapı (Breşik Yapı): Cevher mineralleri breşik
bir kayaçta çimento olarak bulunur veya kırılmış cevher
minerallerinin arasında çimento olarak herhangi bir
malzeme bulunur.
*Toprağımsı
yapısıdır.
Yapı:
Kolayca
ufalanır
cevherlerin
7.4.
Sferoidal
Yapılar
(Globüler
yapılar):
Mineral
kümeleri kuşaklar halinde küre veya elipsoidler meydana
getirir. Bu yapılar kendi aralarında şu çeşitlere ayrılırlar:
7.4.1. Yumru Yapısı: Mineral kümelerinin boyutları
birkaç santimetreden fazladır.
7.4.2. Kokard Yapı: Farklı veya aynı cins mineraller bir
odak çevresinde düzensiz halkalar şeklinde toplanmışlardır.
7.4.3. Drüz Yapısı (Jeoid Yapı): Mineraller eğri bir
düzlemden itibaren boşluğa doğru büyümüşlerdir.
7.4.4.Işınsal Yapı: İğne veya çubuk halinde mineraller
bir odak etrafında ışınsal olarak bulunurlar.
7.4.5. Oolitik veya pizolitik yapı: Sadece tortullaşmaya
bağlı yataklarda rastlanan, boyutları ufak küre veya basık
elipsoidler şeklindeki mineral kümelerinin yapılarıdır.
a-masif,
b-gang katkılı
masif,
c-benekli/leopar,
d-yumrulu/nodüler,
e-bilezik/halkalı,
f-dissemine/saçılımlı,
g-ağsı/stokvork,
h-bres dolgusu,
ı-bresik/breslesmis,
k-bantlı/laminalı,
l-saçılımlı bantlı,
m-sferulitik
Download

Download File