İleri Görüş
&
katkılarıyla
2014 / 3
TEKNOLOJİNİN
GELECEĞİ
DÜNYANIN GELECEĞİNE
YÖN VERECEK
BEŞ TREND Sayfa 10
İÇİNDEKİLER
2014 / 3
8
TEKNOLOJİNİN
GELECEĞİ
Teknoloji kontrollü ve planlı bir gelişimle hayatımızı kolaylaştırıyor fakat
sağladığı yeni imkanlar hem ekonomik, hem teknik hem de felsefik birçok
soruyu beraberinde getiriyor. İleri Görüş’ün bu sayısında, tüm bu soruları göz
önünde bulundurarak gelecekte bizi bekleyen hayata ışık tutmaya çalıştık.
3
GELECEĞE YOLCULUK
Gerçekçi gelecek senaryolarını
kuramsal fizik bilgisiyle
birleştiren Profesör Michio
Kaku, öngörüleriyle gelecek
meraklılarını heyecanlandırıyor.
12
BİLGİSAYARLARIN
GELECEĞİ
Gelecekte esnek, şeffaf ve hafif
hale gelecek bilgisayarlarla
yaşamaya alışacağız.
14
YAPAY ZEKANIN
GELECEĞİ
Robotlar gelecekte hayatımızı
nasıl etkileyecek? Ne kadar zeki
olacaklar?
16
NANOTEKNOLOJİ
Nanoteknoloji, çeşitli
sektörlerdeki gelişmelerle
hakimiyet alanını genişletiyor.
18
EKONOMININ GELECEĞI
Üretim, dağıtım ve erişim
sistemlerinin değişmesiyle birlikte
yepyeni iş modelleri ve tüketim
alışkanlıkları doğuyor.
20
ZIHNIN GELECEĞI
Gelecekte anılarınızı bir cihaza
aktarmanız ve sonsuza kadar
saklamanız mümkün görünüyor.
26
TEKNOLOJİNİN
GELECEĞİNE DAİR
12 FİKİR
İleri Görüş Teknoloji Çalıştayı’nda
üretilen gelecek senaryoları
arasında öne çıkanları sizin için
derledik.
EDİTÖRDEN
HEYECAN VERİCİ GELECEK
SENARYOLARINA BAKIŞ
Kuramsal fizik üzerine çalışmalarının kapsamını, gerçekçi gelecek
senaryolarıyla genişleten ve Kasım ayında gerçekleşen Turkcell 2014
Teknoloji Zirvesi’ne konuk olan Profesör Doktor Michio Kaku, bugüne kadar
yazdığı kitaplarıyla öngörülerini detaylandırıyor ve gelecek meraklılarını
heyecanlandırıyor.
Geleceğin akıllı cihazlarının esnek, şeffaf ve hissedilmeyecek kadar hafif
olması öngörülüyor. Üstelik “bağlantılı olma” hali yepyeni bir boyut kazanıyor
ve tekil bir akla doğru evriliyor. Görünen o ki, yeni nesil bilgisayarlarımızla
tanışmanın vakti geldi...
Robotların insanlara üstün çıkacağı endişesi uzun zamandır gelecek
tartışmalarına konu oluyor. Yapay zekanın gelişmesi bu tartışmaları biraz
daha alevlendiriyor. Robotların gelecekte hayatımızı nasıl etkileyeceği ve ne
kadar zeki olacakları gibi herkesin aklını kurcalayan soruların cevabını farklı
örnekler üzerinden irdelemek mümkün.
Teknoloji, ucuzlayan üretim maliyetleri ve kolaylaşan erişim sayesinde
yepyeni iş modellerini ve tüketim alışkanlıklarını beraberinde getiriyor.
En önemli değişim, yerini paylaşım ekonomisine bırakan klasik mülkiyet
algısında ve ona dayalı ekonomik modellerde gerçekleşiyor.
İnsan zihnine ilişkin bilinmezler günden güne azalıyor. Beyin üzerine
yapılan çalışmaların kapsamı genişledikçe, hatıralarımızı bile e-postalarla
gönderebileceğimiz bir geleceğe doğru hızla yol alıyoruz.
Diğer yandan, Turkcell’in düzenli olarak ev sahipliğini yaptığı İleri Görüş
Çalıştaylarından biri daha Teknolojinin Geleceği Çalıştayı adıyla gerçekleşti
ve burada bir araya gelen katılımcılar bir yandan geleceği şekillendirecek
teknolojileri tartışırken bir yandan da bu teknolojilerin erken dönem
örneklerini deneme fırsatı buldular. Mevcut alışkanlıklarınızı değiştireceğini
düşündüğümüz bu senaryolar arasında öne çıkanları sizin için derledik.
Keyifle okumanız dileklerimizle…
2 | 3 İleri Görüş
2014 / 3
GELECEĞE
YOLCULUK
Yiğit Kulabaş
Turkcell Genel Müdür Yardımcısı
Teknolojinin geleceğine meraklı olanların
yolu bir şekilde Michio Kaku’yla kesişmiştir.
Profesör Kaku sadece ünlü bir fizikçi değil,
aynı zamanda bilim dünyasından geleceğe
dair haberler getiren bir elçi.
K
aku bilim dünyasındaki heyecan
verici gelişmeleri o dilden konuşmayan insanlar için anlamlı hale
getiren; geleceği hayal etmelerini
bilim kurgudan ziyade, konusunun
bilim adamlarının araştırmalarına dayandıran bir
isim. Dolayısıyla gelecekle ilgili yaptığı öngörülerin birçoğunun gerçekleşmesi muhtemel.
Kaku’nun senaryoları 2030, 2070 ve 2100
yıllarına göre kategorize edilmiş durumda. 2030
yılına kadar bahsedilen birçok başlık bugün
gündemimizde. Ancak ölçeği 2100’lere götürdüğümüzde hâlâ bilim kurgu tadında fikirlerden
bahsediyoruz. Görünmezlik, ışınlanma, zamanda
yolculuk, zamanı eğmek gibi kavramlar hâlâ fizik kuramcılarının teorilerinde çalıştığı konular.
Uzaya şehirlerarası seyahat yapar gibi gidebilmek
ve yeni bir gezegende yaşama fikri de pek yakın
görünmüyor.
Michio Kaku’nun bahsettiği araştırmalarda
yer alan teknolojik gelişmelerin bazıları ise gelecekte iş yaşamını kökten değiştirebilecek niteliğe
sahip. Profesörün sıkça değindiği ve dünyanın geleceğinde söz sahibi olacak beş teknoloji trendine
gelin birlikte göz atalım.
Bilgisayarların Geleceği: Cihazların küçülmesi
ve ucuzlamasıyla, bilgisayarlar duvarlarımızın,
kıyafetlerimizin veya yazdığımız defterlerin içinde yer alacak; hayatımızın doğal ve görünmez
birer parçası haline gelecekler. Hatta gördüğümüz dünya ile internetin bize sağladığı sınırsız
ve anlık bilgi, gözümüze takacağımız bir lenste
birleşecek.
Yavaş yavaş kaybolmaya yüz tutan “kaydet”
işlemine hiç gerek kalmayacak. Bulutun önemi
daha da artacak; yazdığımız, gördüğümüz,
konuştuğumuz her bilgi bulutta saklanacak.
İstediğimizde veya tam ihtiyacımız olduğunda
artırılmış ve sanal gerçeklik teknolojileriyle
bilgiye erişebileceğiz.
Yapay zeka: Robotlar yakın gelecekte de insanla
yarışacak bir zekaya sahip olamayacak. Ama
insanların yaptığı birçok işi tamamlayıp destekleyen, ona yardımcı olacak birçok hizmet işinde
çok daha aktif kullanılacak.
Gelecekte meslekler de yapay zekanın
gelişmesiyle değişime uğrayacak. Yaratıcılık
içermeyen ve makine düzeninde tekrarlanarak
yapılabilen işlemler üzerine kurulu meslekler
zamanla yok olacak.
Bulut teknolojisinin gelişmesiyle robotların
karmaşık yapısı azalacak. Ucuzlayan robotlar
yaygınlaşmaya ve günlük hayatımıza girmeye
başlayacak.
Nanoteknoloji: Arabamızdaki hava yastığı
TEKNOLOJININ GELECEĞİNDEN NOTLAR
2014
2030
Atomik transistör:
Silikon devrinin bitişi ve grafenle
esnek, şeffaf cihazların devrimi
4 | 5 İleri Görüş
2014 / 3
Kanser hücrelerinin içine
giren nanohap: Kanser
hücrelerini yerinde imha eden
nanoparçacıklar
İnternet lensleri: Gerçeğin ve
artırılmış gerçekliğin içiçe geçmesi
sensörleri, kumaşlardaki su geçirmezlik veya
paslanmayı önleyen boya... Farkında olmasak da
nanoteknoloji ile üretilen birçok ürün günlük
yaşantımıza girdi bile. Her gün kullandığımız
akıllı telefonların içindeki transistörler de artık
nanometre yani metrenin milyarda biri boyutunda üretiliyor. Gelecekte silikon yerine geçmesi
beklenen ve yüzyılın malzemesi olarak adlandırılan grafen sayesinde akıllı cihazlarımız çok daha
küçük, esnek ve şeffaf hale gelecek. Ayrıca grafen
ile pil teknolojisinde de ciddi bir devrim yaşanacak. Şarj probleminin çözülmesine çok zaman
kalmadı gibi görünüyor.
Ekonominin Geleceği: Gelişen teknolojilerle
artık dünya daha hızlı ve daha dinamik... Ürünü
geliştirme ve pazara sunma süreleri iyice kısalmış durumda. Geçmişte yavaş döngülü olarak
bildiğimiz otomotiv gibi ağır üretim yapılan
sektörler bile gitgide hızlanıyor. Hatta dünyanın
üç boyutlu yazıcıyla üretilen ilk arabası sadece 44
saatte imal edildi. Üstelik yüzlerce tedarikçinin
katkılarıyla değil, motor, süspansiyon ve kablolama hariç sadece bir üç boyutlu yazıyla yapıldı.
Yeni ekonominin kuralları; yaratıcı tasarımlar, ezber bozan fikirler, kişiye ve kurumlara
göre özelleştirme ve bunu kitlesel büyüklükteki
siparişleri yönetecek hızda yapabilmekten geçecek. Bulut bilişim tasarımdan üretime birçok işin
yapılmasında daha da ön plana çıkacak.
Beyin Üzerine Çalışmalar: ALS hastalığı için
yapılan araştırmalar sayesinde, beyne yerleştirilen bir çip ile felçli hastaların beyin komutlarıyla
e-posta atması, webde dolaşması veya bulmaca
çözmesi artık mümkün.
Gelecekte beynimizde olan biteni anlayan
EEG benzeri cihazlar ucuzlayıp mobilleşerek
tüketici dünyasına inecek. Gözlük gibi taktığımız
bu cihazlarla akıllı telefonlarımızdaki uygulamaları düşünce gücümüzle yönetebilir hale geleceğiz. Bu da bizi çevremizdeki dünyayı, beynimizle
kontrol etme noktasına getirecek.
Ve bahsettiğim tüm bu dönüşüm için
altyapının önemi daha da artacak; hızlı, akıllı ve
güçlü bir şebekeye ihtiyaç duyacağız. Güvenilir,
kesintisiz, hızlı, yüksek performanslı ve açık bir
platformdan bahsediyoruz. Şebeke, üzerinden
geçen trafiğe, cihaza, zamana göre kendini ayarlayabilen, esnek ve “bir adım sonrasını tahmin
edebilen” bir sistem haline dönüşecek.
Bütün bunları da göz önünde bulundurarak,
Turkcell olarak, geçmişte olduğu gibi bugün de
hep geleceği düşünerek hareket ediyoruz
PROFESÖR KAKU TÜRKIYE’DE
Elinizde tuttuğunuz Teknolojinin Geleceği
Raporunu dünyaca ünlü fizik profesörü Michio
Kaku’dan ilham alarak hazırladık. Profesör Kaku
ile kapsamlı bir röportajı ileriki sayfalarda okuyabilirsiniz.
Michio Kaku 12-13 Kasım tarihlerinde
Turkcell Teknoloji Zirvesi kapsamında Türkiye’de
olacak. Kendisini ağırlayacağımız için şimdiden
heyecanlıyız.
Bu sene beşinci yılındaki Turkcell Teknoloji
Zirvesi, 12-13 Kasım’da Haliç Kültür Kongre Merkezinde olacak. Yüzden fazla seansta, Profesör
Kaku’nun yanı sıra iki yüzden fazla konuşmacının yer alacağı zirvemiz yine çok iddialı.
İşini teknoloji ile geleceğe taşımak isteyen
herkesi zirvemize bekliyoruz...
2070
Yetenekli robotlar: İnsan hayatını
kolaylaştıracak yardımcılar
2100
Uçan/manyetik araba: Elektrikten sonra manyetik
çağda neredeyse hiç yakıta ihtiyaç duymadan
yüzlerce km/s hıza çıkarabilen araçlar
Bilinçli robotlar: Yanlızca komut almanın ötesinde
geleceği planlayabilen yardımcılar
DR. MICHIO KAKU
6 | 7 İleri Görüş
2014 / 3
D
r. Michio Kaku, halka bilimi
sevdirmeyi amaç edinmiş Amerika doğumlu Japon asıllı bir
kuramsal fizikçidir. Kitapları,
radyo ve televizyon programlarının yanı sıra bilimin popülerleşmesine
katkılarıyla bilinen Kaku “sicim teorisinin” ve
“süpersicim teorisinin” kurucusudur.
New York State Üniversitesi’nde kuramsal
fizik hocalığı yapan profesörü yıllar içinde
yazdığı “Paralel Dünyalar”, “Einstein’ın Ötesinde” ve çok satan “Hiperuzay” gibi kitaplarla bilimin karmaşık dilini sadeleştirerek geniş
kitlelerin bilimle ilişkisinin güçlenmesine ve
bilimsel bakış açısının halk arasında yaygınlaşmasına hizmet etti.
Dünyanın en önemli kuramsal fizikçilerinden biri olan Kaku’nun yazdığı kitaplar,
bilim dünyasına ve teknolojiye uzak duran
insanları dahi bu kavramlara yaklaştırmayı
başardı ve özellikle de “İmkansızın Fiziği”
isimli kitabı New York Times gazetesinde
haftalarca en çok satanlar listesinde ilk sırada
yer aldı.
Michio Kaku, bu kitabında hiçbir şeyin
imkansız veya nihai anlayışımızın ötesinde
görülmemesi gerektiğiyle ilgili bizi uyarıyor
ve “Kendi kısa ömrümde, görünürde imkansız olanın tekrar tekrar ispatlanmış gerçek
olduğunu gördüm” diye yazıyor.
Bilim dünyasında, “yaşayan en zeki insan” olarak gösterilen Kaku’nun geleceğe dair
öngörüleri, bilimi iş dünyasının hizmetine
sunmayı amaçlıyor.
Harvard Üniversitesi Fizik Bölümü’nden
birincilikle mezun olan profesör henüz lisede
okurken evinin garajında atom parçalayıcı
yapacak kadar bilime düşkünü bir çocukken,
ilerleyen yıllarda Einstein’ın evrendeki her
şeyi açıklayan fakat hayattayken bitiremediği
“birleşik alan kuramını” çözerek çok büyük
bir başarıya imza attı.
Parçacık fiziğinde, kuantum mekaniği ile
Einstein’in genel izafiyet teorisini birleştiren
sicim teorisine öncülük eden Kaku, şimdilerde yine temelleri Einstein tarafından atılan
ve tüm fiziksel teorileri ve olguları birbirine
bağlayarak genel bir prensip ortaya koymayı
hedefleyen, 21. yüzyıl açısından “son teori”
olarak nitelenen “her şeyin teorisi”üzerine
çalışıyor.
Bilimin ilerlemenin tek aracı olduğuna
inanan Kaku, biliminsanlarının icatlarının ve
buluşlarının insanlığa fayda sağlaması noktasında çok ciddi bir sorumluluğu olduğunu
ve iyimser, barışçıl ve demokratik bir gelecek
için bu bilincin sadece biliminsanları değil
toplumun geri kalanı tarafından da ciddi bir
şekilde sahiplenilmesi gerektiğini savunuyor.
Michio Kaku yıllar içinde televizyonda ve
radyoda yaptığı programlarında ve bir parçası
olduğu belgesellerde kuramsal fiziğin çeşitli
konularına değindi. Bunlar arasında zamanda yolculuğun mümkün olup olmadığından,
dünyanın şu ana kadar herhangi bir dünya
dışı varlık tarafından ziyaret edilmiş olup olamayacağına ve önümüzdeki 50 yıllık zaman
diliminde tıp, şehircilik ve enerji alanında ne
gibi değişimlere şahit olabileceğimize kadar
farklı meseleler yer alıyor.
DR. MICHIO KAKU
KIMDIR?
24 Ocak 1947 tarihinde
San Jose, Kaliforniya,
Amerika Birleşik
Devletleri’nde doğdu.
Kaliforniya Üniversitesi,
Berkeley ve Harvard
Üniversitesi’nde akademik
çalışmalar yaptı.
Bilim Kurgudaki Bilim:
Olanaksız Fizik isimli
televiyon programını yaptı.
KITAPLARI
Hyperspace
(1994)
Beyond
Einstein (1995)
Visions: How
Science Will
Revolutionize
the 21st
Century (1998)
Einstein’s
Cosmos
(2004)
Parallel Worlds
(2004)
Physics of the
Impossible
(2008)
Physics of the
Future (2011)
The Future
of the Mind
(2014)
Bugün internetin tek yapabildiği, duygudan
yoksun mesajlar göndermek. Gençlerin
mesajlarına “:)” gibi simgeler eklemesinin
sebebi bu.
Geçtiğimiz on yılda insanlar daha da akıllanan
cihazların ve daha büyük bant genişliklerinin
yardımıyla daha mobil ve birbirine daha bağlı
hale geldiler. Akıllı telefonlar ve tabletlerin
penetrasyonu muazzam oldu. İş insanlarından
öğrencilere kadar herkes teknoloji devriminde
yerini alıyor. 10-15 sene gibi yakın vadede benzer bir teknolojik devrim bekliyor musunuz?
Akıllı telefonların her sektörden çalışanların
günlük yaşantısında yarattığı yıkım potansiyeline sahip benzer teknolojiler nelerdir?
Evet, gelecek yıllarda çiplerin aşırı ucuzlayacağını
ve dolayısıyla aynı anda hem her yerde olacaklarını hem de günlük hayatımızın dokusu içinde
kaybolup, aynen elektrik gibi, hiçbir yerde olmayacaklarını düşünüyorum. Örneğin, internet kontakt lenslerimizde olacak ve gözümüzü kırparak
internete bağlanacağız. İnsanların fotoğraflarının
yanında duran biyografileri lensimizde belirecek
ve Çince konuşuyorlarsa, altyazısını okuyacağız.
Baktığımız her yerde, kime ya da neye baktığımızın bilgisini göreceğiz. Herhangi bir dili konuşan
bir tüccarla pazarlık yapabileceğiz. İnşaat işçileri,
inşa ettikleri binanın planını lenslerinde görecekler. Çatışmanın ortasındaki askerler, savaş
alanına dair detaylı haritalar görecekler. Tüketiciler gözlerini kırpacak ve herhangi bir nakit ya da
kart kullanmadan ürün satın alacaklar. Oyuncular
ve siyasetçiler bir metni okurken bir daha asla
hata yapmayacaklar. Turistler tarihi eserlere
baktıklarında, ilk yapıldıkları zamanki hallerini
görecekler.
Bu cihazlar kapitalizmin yeni bir evresini
başlatacak ve arz ve talep kanunları mükemmel
bir şekilde işlemeye başlayacağı için bu döneme
Kusursuz Kapitalizm diyorum. Burada avantaj,
gerçek fiyatından tutun da kimin onları aldatmaya çalıştığına ve gerçek kâr marjının ne kadar
olduğuna kadar her şeyi bilen tüketiciye geçecek.
8 | 9 İleri Görüş
2014 / 3
Üreticilerinse veri madenciliği, büyük veri, hedef
kitle pazarlaması ve markalama gibi silahlarla
buna karşı savaşması gerekecek. Kusursuz Kapitalizmin kazananı, çok daha büyük bir etkinlik
ve erişilebilirlikten faydalanan toplum olacak. En
büyük kaybedeniyse aracılar olacak.
Daha akıllı ağların, yazılımların ve robot teknolojilerinin geleceğin iş yaşamına etkisini ne
olacağını öngörüyorsunuz?
Daha akıllı ağlar ve robot teknolojileri hayatı
daha etkili, kolay ve keyifli yapacak. Ama robotlar
insanların yerini almayacak; insanları tamamlıyor
olacak. Robotların bir takım büyük sorunları var.
Kalıpları tanımada ne kadar kötülerse tekrara
dayalı ve öğrenmeyi gerektiren görevlerde bir
o kadar berbatlar ve sağduyu konusunda da
felaketler.
Bu da gelecekte kazananlar ve kaybedenler
olacağını gösteriyor. En büyük kazananlar;
a) Tekrara dayalı işler
b) Aracılık işleri, yani kapitalizmin sözde
uyuşmazlıkları
Ayakta kalan işler arasında şunları olacak:
a) Çöpçülük, inşaat işçiliği ve polislik gibi,
tekrara dayalı olmayan ve kalıp tanıma özelliği
gerektiren mavi yaka meslekler.
b) Yaratıcılık, inovasyon, sanat, yetenek,
liderlik, analiz, deneyim, bilim gibi robotlar için
söz konusu olmayan fikri sermaye sahipleri.
c) Fikri sermaye gerektiren aracılık işleri
(Örneğin, brokerlar artık hisse satmayacak. Çünkü hisseleri internetten almak mümkün olacak.
Onun yerine, deneyimleri, know-how’ları, içgörüleri, yaratıcılıkları ve inovasyonları sayesinde fikri
sermaye üzerinden iş yapan brokerlar göreceğiz.)
Teknolojik ilerlemenin yakın zamanda en çok
yıkım yaratacağı üç sektör hangileri olacak?
Neden?
Kapitalizmin dijitalleşmesine tanık oluyoruz ki
aslında bu, kusursuz kapitalizmin bir parçası.
Dijitalleşen ilk büyük endüstri müzik olmuştu,
etkileri de yıkıcı… Müzik endüstrisi dijitalleşme
sürecine karşı savaşmaya çalıştı ancak kaybetti.
Bugün, Apple gibi şirketler müzik endüstrisini
iTunes üzerinden kontrol ediyor.
Buradan çıkarılacak ders, kusursuz kapitalizmi reddetmekte özgür olmanız. Ama iflas
etmekte de özgürsünüz.
Şimdi de medya dijitalleşiyor. Teknoloji
aleyhine bahis oynayan New York Times yaklaşık
bir milyar dolardan oldu. Boston Globe’u satın
aldı fakat daha sonra gazeteyi büyük bir zararla
satmak zorunda kaldı.
Bundan sonra dijitalleşmenin yaşanacağı
alanlar:
a) Tıp
b) Ulaşım
c) Eğitim
Örneğin ulaştırma, sürücüsüz araçlar sayesinde bir devrim yaşayacak. Eğitim bugün e-eğitim
sayesinde bu devrimi yaşıyor. Fakat e-eğitim
yeterli değil. Online dersleri bırakma oranı çoğu
zaman yüzde 90’a varıyor. Yapmamız gereken,
online dersleri mentorluk, kariyer kılavuzluğu
ve tavsiyeleri, akran baskısı gibi insan gözetimini
gerektiren unsurlarla desteklemek.
Tıp dijitalleşme açısından çok büyük bir endüstri olacak. Maliyetleri azaltmak için, uzmanlık
sistemleri formunda yapay zeka kullanılacak.
Mesela “robo-dok” akıllı duvar kağıdınızın içinde
bulunan bir animasyon figür. Herhangi bir acil
durumda duvar kağıdına sesleniyorsunuz ve
internete ve tıp kütüphanesine erişerek bütün
sorularınızı cevaplayabilecek olan robo-dok beliriveriyor. Benzer bir şekilde, robo-avukat da duvar
kağıdınız üzerinde belirip hukuki sorularınıza
çok cüzi bir ücret karşılığında ve anlaşılabilir dille
açıklık getirecek.
Future of Mind isimli kitabınızda, internetten
ziyade beyinnet gibi oldukça ilginç bir kavram
ortaya atıyorsunuz. Bugün bildiğimiz şekliyle
bağlantılı olma haline beynimizin ne şekilde
bir katkısı olacağını açıklayabilir misiniz?
Bugün internetin tek yapabildiği, duygudan yoksun mesajlar göndermek. Gençlerin mesajlarına
“:)” gibi simgeler eklemesinin sebebi bu.
Gelecekte internetin yerini hatıraların,
duyguların ve hislerin gönderilebildiği beyinnet
alacak. İlk buluşmalarında duygularını gönderebileceklerini ve brainnette dans edebileceklerini
gören ergenler buna bayılacak. Günümüzde
yalnızca basit hatıraları kaydedip yükleyebiliyoruz. Bunun başarıldığı tek yer fareler; primatlarla
yapılan deneyler ve ardından insanlarla yapılacak
çalışmalar da yakın dönemde başlayacaktır. Ve
sonunda, düşüncelerimizin tamamını göndermek
mümkün olacak. Sadece sesleri ve görüntüleri
değil, düşünce ve his yelpazesinin tamamını beyinnet üzerinden göndermek mümkün olduğunda bu, sinemanın yerini alacak. Sinema yerini çok
yönlü bir eğlenceye bırakacak.
Teknolojinin yön vereceği geleceğin dünyasında, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere nasıl
bir rol biçiyorsunuz?
Türkiye 21. yüzyıla atlamaya hazır. Bunu başarmasını sağlayacak pek çok pozitif imkanı var. Teknolojiyi kucaklamaya hazır olan, kavrayışı güçlü
ve görece birleşik bir nüfusu var. Diğer uluslar
etnik çekişmelerle ya da beceriksiz hükümetler
gibi sorunlarla boğuşurken Türkiye ileriye doğru
adımlar atıyor. Ama kat edilmesi gereken yol
uzun. İlk görev, geleceğin mesleklerine hazır olmalarını sağlamak için insanları eğitmek. İkincisi,
girişimcilik ve inovasyon kültürünü yeşertmek.
Üçüncüsü de, hükümetin yatırımların canlanmasına ve bürokrasinin azalmasına yardım etmesi.
Geleceğin çığır açacak buluşlarına hazırlanmak mümkün mü? Kendilerini gelece hazırlama konusunda gelişmekte olan ülkelerin
gençlerine ne tavsiye edersiniz?
Gelecekte seçecekleri meslek ne olursa olsun,
gençlerin geleceğin teknolojisini öğrenmeleri
şart. İleride ölü meslek sayılacak işlerden özellikle
kaçınmaları gerekiyor.
Yalnızca tarıma dayalı ekonomiler gibi, emtia
kapitalizmi yerini emtia/fikir sermayesine bırakacak. Bunu anlayan uluslar yükselip zenginleşiyor.
Yalnızca emtia kapitalizmine dayanan uluslarsa
fakirleşecek.
Sizin gözünüzden gelecek nasıl görünüyor?
Bilim insanı ölümsüzleştirebilecek mi?
Bu yüzyılın sona kadar bir nevi ölümsüzlüğü tadabiliriz. Bunun yollarından biri, siber ölümsüzlük.
Yani ölümün üstesinden gelen iki disk: Genetik
kodlarımızı içeren genom ile hatıralarımız ve
duygularımız da dahil olmak üzere beynimizin
bütün sinir yollarını içeren konektom.
Prensipte, vücudumuzu canlandırmak ve
bu diskler aracılığıyla hatıralarımızı bedenimize
yüklemek mümkün olabilir. Fakat bu teknolojide
uzmanlaşmayı ancak bir başka yüzyılda başarabiliriz.
Ölümsüzlüğe kavuşmanın bir yolu da biyoteknolojiyi kullanmaktan geçebilir. Zaten şu anda
yaşlanma sürecini kontrol eden genlerin pek
çoğunu ayrıştırabiliyoruz. Gelecekte, gen onarım
mekanizmalarıyla yaşlanmadan kaynaklanan
zararları onararak yaşlanma sürecini yavaşlatmak
ya da tersine çevirmek mümkün olabilir. İleride
torunlarımız 30 yaşlarına geldiklerinde daha fazla
yaşlanmamaya karar verebilir ve yıllarca 30’larında kalabilirler.
Nüfus patlamasına yol açabileceğinden hareketle bir nevi ölümsüzlük yaratma fikrine karşı
çıkmak mümkün. Ama deneyler bunun aksini
gösteriyor. Örneğin Japon kadınlar, dünyadaki
bütün farklı etnik gruplardan kadınlar arasında
en uzun yaşayanlar, bu rağmen Japon nüfusu
büyümektense küçülüyor. İnsanlar daha uzun ve
daha refah içinde yaşamaya başladıkça daha az
çocuk yapıyorlar.
10 | 11 İleri Görüş
2014 / 3
BİLGİSAYARLARIN GELECEĞİ
YAPAY ZEKANIN GELECEĞİ
NANOTEKNOLOJİ
EKONOMİNİN GELECEĞİ
ZİHNİN GELECEĞİ
DÜNYANIN GELECEĞİNE
YÖN VERECEK BEŞ TREND
BİLGİSAYARLARIN
GELECEĞİ
Geleceğin akıllı cihazlar esnek, şeffaf ve taktığımızda
hissedemeyeceğimiz kadar hafif olacak… Hatta onlara bilgisayar, akıllı
telefon değil, akıllı cihazımız diyeceğiz. Telefon nasıl giyilir? Neden cihaz
diyeceğiz? Başka ne özellikleri olacak gibi soruların cevaplarını beraber
bulmaya çalışalım.
12 | 13 İleri Görüş
2014 / 3
2000’li yılların başlarında Amerikan ordusunun elektronik cihazların ağırlığı ve büyüklüğüyle ilgili yaşadığı sıkıntılar araştırmacıları
daha esnek ve hafif cihazlar tasarlamaya
yönlendirdi. Uzun yıllar süren araştırmalar
sonucunda Arizona State Üniversitesi ekranlardaki resimleri oluşturan ledleri cam yerine
plastiğe gömme teknolojisiyle ortaya çıktı. Bu
gelişme, elektronik cihazların şekil ve ergonomisiyle yeni atılımların başlangıcı. Gelecekte
ekranlarımız daha esnek, yani insan doğasına
daha uyumlu olacak. Bugünün kağıt gazeteleri
tek sayfa ve yine kağıt kadar esnek olabilecek.
Dünün haberleri yerine internetteki gibi güncellenen haberleri tek sayfa ekran üzerinden
okuyabileceğiz.
Ekranların esnemesi bilim dünyasında çok
önemli bir gelişme. Fakat bugün kullandığımız
kişisel cihazlarımızın esnek olması için ekran
dışındaki elektronik ve pil gibi aksamların da
esnek olması gerekecek. Bu konudaki somut
gelişmeler teknoloji sektöründen gelmeye
başladı bile. IBM iletişim devreleri, Samsung
ekran ve elektronik parçalar, Nokia ise pil
üzerine çalışmaları ile öne çıkıyor. Tüm bu
çalışmalar bir atom kalınlığında dahi elde
edilebilen ve gelecekte transistörlerin yerine
geçmesi öngörülen grafen malzemesi sayesinde olacak.
ESNEK, ÇOK FONKSIYONLU
CIHAZLAR
Pek, hem esnek hem de bugün olduğundan
çok daha küçük ve şeffaf cihazlar hayatımızda
ne gibi değişiklikler yaratır? Öncelikle giyilebilir cihazlarda bir devrim yaratacağı kesin. Bugün kullandığımız akıllı telefonlar gelecekte
birer kol bandı gibi takılabilecek. Sağlığımızla
ilgili bilgileri her an takip edip, iş hayatımız
için kişisel bir asistanımız haline gelecek. Çok
ince olması, kolumuzdan çıkarıp kredi kartı
gibi kullanmamızı sağlayacak. Kapılarımız
elektronik olduğunda aynı cihazın anahtarımız olmaması için hiçbir sebep yok. Bu cihaz,
bugünün akıllı telefonlarından çok daha az
enerji tüketecek, aynı zamanda güneş gördüğü sürece kendi kendine şarj olabilecek. Tüm
olasılıkları bugünden tahmin etmek mümkün
değil fakat hem iş hem özel hayatımızda vazgeçilmez olacağı kesin.
HER ŞEY BAĞLI
Bugün 1 milyardan fazla insan ve bir o kadar
da cihaz internete bağlı. Geleceğin internet
vizyonunda ise 50 milyar cihazın internete
bağlı olması öngörülüyor. Cihazların ucuzla-
1
Geleceğin internet vizyonunda 50 milyar
cihazın bağlı olması ve ağ yapısında ciddi
bir degişiklik öngörülüyor.
ması ve küçülmesiyle işlem gücü tamamen
buluta kayacak. Kağıt kalınlığında esnek bilgisayarlara not alırken, bilgilerimiz anlık olarak
kişisel bulutumuzla senkronize olabilecek. Ve
aslında binlerce insanın, makinenin ve kurumun ortak çalışabilmesi mümkün olacak.
Şüphesiz ki gelecekte networke olan ihtiyacımız bugünkünden çok daha kritik olacak.
Ancak daha güvenli, daha çevik ve daha akıllı
bir network ile bu vizyona ulaşabileceğiz.
Bugün makinalar arası iletişim, bir makinanın merkezi bir noktada veri toplayan başka
bir makinayla iletişim kurabilmesi olarak
tanımlanıyor. Bu kavram, kullanım amacı
veri göndermek olmayan birçok nesnenin
networke bağlanmasıyla nesnelerin interneti
olarak anılmaya başladı. Lambalarda, otomobil
lastiklerinde, şemsiyelerde, hatta duvarların
içinde; kısaca bağlanmasından fayda sağlanacak her nesnede ya bir bilgisayar olacak ya da
nesneler bir bilgisayar üzerinden internete
bağlanacak. Bilgisayarlar yeterince küçülünce
lense de girecek. Baktığımızda sadece gözümüzün gördüğünü değil, ihtiyacımız olan tüm
bilgileri görebileceğiz.
Hatta bilgisayarın her yerde olması, artık
fark etmediğimiz bir normal haline gelecek.
Belki de bu yüzden artık bilgisayar kelimesini
kullanmayacağız. Sözlüklerde eski ve demode
bir kelime olarak kalacak.
YAPAY ZEKANIN
GELECEĞİ
14 | 15 İleri Görüş
2014 / 3
2
Yapay zeka ve onu fiziksel dünyamızda hayata
geçiren robotlar, avatarlar gelecekte hayatımızı
nasıl etkileyecek? Ne kadar zeki olacaklar?
Arkadaşımız, yardımcımız olan bireysel
robotlardan, hizmet veren kurumsal robotlara,
tüm merak edilenleri gelin birlikte keşfedelim.
Y
apay zekayı, yani kendi kendine
öğrenen algoritmaları, daha
önce bilim kurgu filmlerinden
duymuş olsak da; ilk olarak
popülerleşmesi, 1996 senesinde
IBM tarafından geliştirilen ve satranç
oynayabilen süper bilgisayar Derin Mavi (Deep
Blue) ile oldu. Çünkü bu süper bilgisayar dünya
satranç şampiyonunu yenmeyi başarmıştı!
Deep Blue sadece bir bilgilsayardı. İnsanın
hareket kabiliyeti onda yoktu. 2000 senesinde
ise Japon Honda firmasının tanıttığı Asimo,
iki kolu, iki bacağı olan ve astronota benzeyen
bir dünyalıydı. El sıkışabiliyor, konuşuyor ve
yürüyebiliyordu. Bu gelişme dünyada robotlara
karşı daha da büyük bir ilgi uyandırdı.
Günümüzde ise Asimo ve benzeri
robotların halen etkinliklerde şov amaçlı
kullanıldığını görüyoruz. Henüz yapay zekalı
robotların yaşamımızda büyük yer taşıdığını
söyleyemeyiz. Robotlar fabrikalarda iş gücü
olarak üretime katkı verseler de otomasyon
teknolojisinin ötesinde kendi kendine öğrenen
bir role henüz geçemediler.
Neden hala insan zekasına yakın bir hale
gelemediler? Çünkü robot zekasının, insan
zekasından iki önemli farkı var: Birincisi
robotlar, bilgisayar işlemcileriyle yönetiliyorlar.
Aynı anda bir girdi ve bir çıktısı olabiliyor.
Bir işlemi çok hızlı yapabilse de birden fazla
işlemi sıraya alması gerekiyor. İnsan beyni
ise paralel çalışabiliyor. Yani tek bir işlem
için bilgisayara göre yavaş fakat pek çok
ayrı işi aynı anda yürütebiliyor. Bunu şöyle
bir örnekle açıklayabiliriz. Robot bir odaya
girdiğinde önündeki nesnenin sandalye
olduğunu anlaması için ölçmesi, hafızasındaki
veya buluttaki veri tabanıyla bir eşleştirme
yapması gerekiyor. İnsan için ise bu anlık
bir olay. Girdiğimiz bir odada tüm nesneleri
anında tanıyarak aynı anda farklı şeyleri
düşünebiliyoruz.
İkinci farksa hisler veya duygular… Bir
karar alırken duygularımızı, beynimizin o
an algıladığı ve bizim fark etmediğimiz bir
çok bilgiyi ve geçmiş deneyimlerimizden
edinmiş olduğumuz muhakeme gücümüzü
kullanıyoruz. Bir ipe bağlanan nesnenin o iple
sadece çekilebileceğini, yani itilemeyeceğini
görür görmez anlıyoruz örneğin.
Bugünün teknolojisiyle insanın normal
öğrenme sürecini bir yazılıma uyarlamak
neredeyse mümkün değil gibi görünüyor. İnsan
beyni gibi düşünebilmenin modellenmesi için
yeni yöntemler keşfedilmesi gerekiyor. Bu
araştırmalar için çok büyük bütçeler bugünden
ayrılmış durumda.
Robotlarla ilgili bu gerçekleri göz önünde
bulundurduğumuzda, gelecekte hangi işleri
onlardan beklememiz gerektiği de kolayca
ortaya çıkıyor aslında. Yaratıcılık ve hisleri,
önsezileri kullanmayı gerektiren tüm işleri
yine insanların yapması gerekecek. Tekrar eden
ve standart hale getirilebilen tüm işleri yavaş
yavaş robotlara devredeceğiz.
Peki neden hala bu dönüşüm
gerçekleşmedi diye sorduğumuzda ise kültürel
sebeplerin yanı sıra, teknolojinin yeterince
ucuzlamamış olması diye cevaplayabiliriz.
Geçtiğimiz birkaç yılda mobil iletişim ve
bulut teknolojilerinin olağanüstü gelişimi
1990’lardan beri hayatımızda olan fakat bir
türlü yaygınlaşamayan robot teknolojisine
de yeni bir soluk getireceğe benziyor. Her an
her yerden erişim ve bulut ile sınırsız işlem
gücüne ulaşabilir olmak uç cihazların daha
basit ve daha ucuz olmasına imkan verecek.
Bu gelişmeler buluttan yönetilen robotları da
önümüzdeki yıllarda trend haline getireceğe
benziyor. Google gibi teknoloji devlerinin robot
şirketlerine yatırım yapmasının arkasında
böyle planlar yaptığını görmek çok da zor değil.
NANOTEKNOLOJI
16 | 17 İleri Görüş
2014 / 3
3
Bir makineyi ne kadar küçültebilirsiniz? Bu soru ilk defa Nobel Fizik
Ödülü sahibi bilim adamı Richard Feynman tarafından 1959 yılında bir
konferansta sorulmuştu. Feynman’ın sorusundan sonra Nanoteknoloji
alanına ilgi sürekli arttı.
B
u noktadan itibaren bilim
dünyasındaki araştırmalar
zaman içinde maddeyi atom
boyutunda gözleyecek, hatta
atomları dizebilecek yeni
teknolojilerin gelişmesine yol
açtı. Bu alandaki gelişmeler bilişim, malzeme bilimi, otomotiv, gıda, sağlık gibi birçok
alanda devasa sosyal ve ekonomik faydalar
getirecek.
Nanoteknoloji henüz çok genç bir bilim
dalı olmasına rağmen araştırmaların çıktıları
şimdiden kimya ve otomotiv sektörlerinde
yerini aldı. Ticari ürünlerin üzerine uygulanan
sadece birkaç molekül kalınlığında kimyasal
kaplamalar oldukça yaygınlaştı. Pasa karşı
dayanıklılıktan, su geçirmezliğe, leke tutmama özelliğinden, çizilmeye karşı dayanıklılığa
kadar nanoteknolojik kaplamalar ürünlerin
performansını artırıyor. Feynman’ın sorusunun cevabı olan teknolojilere ise her geçen
gün bir yenisi ekleniyor. Mikroelektromekanik
sistemler (MEMS) adı verilen teknolojilerin
oluşturduğu pazar büyüklüğü şimdiden 10
milyar doları geçti. MEMS teknolojisinin ismi
hiç tanıdık gelmese de hayatımızın çok içinde
çözümleri barındıyor. Mürekkepli yazıcıların
başlıklarından, arabalarımızın hava yastıklarındaki sensörlere, pas tutmayan boya imalatından mikrocerrahide kullanılan basınç
sensörlerine kadar birçok uygulama alanı var.
Sağlık sektörü, nanoteknolojinin fark
yaratacağı en büyük alanlardan biri olarak
görünüyor. İnsan vücudunun yapıtaşı olan
hücrelerimiz pek çok hastalığın fark edilebildiği en küçük boyut. Sağlıklı yaşamamız vücut
içindeki dengelerin bozulmamasıyla ilgili.
Bugün pek çok tıbbi yöntem vücudu dışarıdan
tetkik ediyor. Gelişmiş görüntüleme yöntemleri bunların başında geliyor. Hastalıkların çok
erken safhada teşhisi, hatta risk faktörlerini
güçlendiren mekanizmaların önceden keşfi ise
daha derinlemesine bir tetkik süreci gerektiriyor. İçinde sensörlü çip bulunan elektronik
hapların Amerika’daki kullanımına ilk olarak
2012 yılında Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi
(FDA) tarafından onay verildi. Böylece sadece
1mm2 yani bir kum tanesi boyutundaki ilaç
şeklindeki sensörler vücudumuzun içinde
sağlık durumumuzla ilgili bilgileri dışarı
verebilecekler. Bir başka çalışmada ise elektronik haptan çok daha küçük, boyutları 100
nanometrenin altındaki haplar kanser hücrelerinin içine girerek adeta birer canlı bomba
gibi yerinde imha ediyor. Bugün kemoterapi
ve radyoterapi gibi tedavi yöntemleri kanser
hücreleriyle birlikte sağlıklı hücrelere de zarar
vermektedir. Kanserle mücadele çalışmalarında çok önemli bir devrim yaratması beklenen
bu çalışmaların uygulanmaya başlayacağı
tarihleri iple çekiyoruz.
Peki bilişim dünyasına geldiğimizde
nanoteknoloji nasıl farklar yaratacak? 1947’de
transistörün icat edilmesiyle dünya, elektronik
devriminin sürüklediği yeni bir döneme girdi.
Silikondan yapılan bu cihaz elektrik sinyallerinin kontrolünü sağlayarak makinaların beynini oluşturan çiplerin geliştirilmesini sağladı.
Her geçen dönemde yeni üretim teknikleri ile
gitgide küçülen transistörlerin bugün ulaştığı
en küçük boyut 14 nanometre. Yani 14 metrenin milyarda biri!
Moore yasası bir çip içerisindeki transistör sayısının yaklaşık her iki senede bir ikiye
katlanacağını öngörüyor. Bu yasanın 2020
civarında son bulacağı düşünülüyor. Bugüne
kadar Moore yasasına göre büyüyen elektronik endüstrisinde, bu yasanın çöküşü sonrası
silikonun yerini bir karbon türevi olan grafen
adlı malzemenin alması muhtemel. 2010
yılında Manchester Üniversitesi’nden Andre
Geim and Konstantin Novoselov adlı bilim
adamlarına Nobel Ödülü getiren bu malzeme
laboratuvar ortamında bir atom kalınlığında
üretilebiliyor. İletken, esnek, şeffaf ve sağlam
formlarda elde edilebilmesi en önemli özellikleri arasında. Bu malzemeyle elektronik cihazlar gelecekte yeni özellikler kazanabileceğe benziyor. Elektronik ve telekomünikasyon
sektörlerinin heyecanla beklediği nesnelerin
interneti devrimi de grafen ile bir kırılma
noktası yaşayacağa benziyor.
EKONOMININ
GELECEĞI
Ortaçağdan itibaren geçen her yüzyılda bilginin yayılma ve uygulanma
hızının katlanarak artması, dünyanın ekonomik büyümesini tetikleyen
ana etken oldu. Bugün teknolojik gelişmeler ve paylaşım ekonomisi
geleceğin ekonomisine yön veren trendlerin başında geliyor.
18 | 19 İleri Görüş
2014 / 3
4
Ö
yleyse teknolojinin gelişim
evrelerini incelemek,
yaşayacağımız ekonomik
gelişmeleri de öngörmek için
etkili yollardan biri olacaktır.
Ünlü fizikçi Michio Kaku Geleceğin Fiziği
kitabında teknolojilerin yaygınlaşmasının
dört aşaması olduğuna değiniyor. Doğuş,
gelişme, yükseliş ve düşüş… Bu aşamaları
daha iyi anlamak için kağıdı ele alalım
örneğin. Tarihte Mısırlılar ve Çinliler
tarafından milattan önce icat edilen kağıt,
zamanında o kadar değerliydi ki rahipler
tarafından iyi muhafaza edilen tapınaklarda
saklanıyordu. Kağıdın ikinci evresi olarak
kabul edebileceğimiz Gutenberg’in matbaayı
icat ettiği 1450’lerde tüm Avrupa’da sadece
30 bin kitap varmış. Sadece 50 yıl sonra 1500
senesine gelindiğinde ise Avrupa’daki kitap
sayısı 30 milyona çıkmış. 1930’larda kağıdın
fiyatı kuruşlar mertebesine indiğinde kağıt
üçüncü evresine girdi. Artık bir kişi yüzlerce
kitabıyla kişisel kütüphanesini oluşturabilme
imkanına sahipti. Bugün dördüncü evresinde
olan kağıt artık her yerde dekorasyon için
kullanılan, atık miktarının çok olduğu
ve tüketme hızını kontrol altına almaya
çalıştığımız bir teknoloji. Yine elektrik, su gibi
kaynakların da artık her yerden erişilebilir
ve mobil olması onları da artık birer hizmet
haline getirdi.
Bilgisayarlar ise üçüncü yani ucuzlama
aşamasında olan bir teknoloji. 1950’lerde
IBM büyük bir ana makine ile ortaya
çıktığında dünya bilgisayarla tanıştı.
Bilgisayarlar ucuzladıkça yaygınlaştı ve ikinci
aşamada kişiselleşti. Üçüncü aşamada ise
internete bağlı bilgisayarlar ile bir bilgisayar
milyonlarcası ile haberleşmeye başladı. Artık
bağlı olmayan bir bilgisayar düşünülemez.
Dördüncü aşamada ise bilgisayar kelimesinin
günlük dilden çıkması bekleniyor. Bilgisayar
çipleri o kadar ucuzlayacak ki, bilgisayar
fonksiyonuna sahip nesneler her yerde
olacak, onları ayırt edemeyeceğiz. Hayatın
içinde birer aksesuar olacaklar.
Bugünün ekonomik pazarlarını oluşturan
kapitalist sistemde ideal olarak üreticiler
ve tüketiciler Pazar hakkında mükemmel
düzeyde bilgiye sahiptir. Adam Smith’in
babası olduğu bu sistemde fiyat, arz ve
talep dengesinde tespit edilir. Arz talebi
geçerse fiyat düşer, talep arzı geçerse ise tam
tersi... Fakat pratikte ne üretici ne tüketici
mükemmel bilgi düzeyine hiçbir zaman
ulaşabildi.
Günümüz teknolojisinde internetin
yaygınlaşması ve mobil olmasıyla mükemmel
kapitalizme hiç olmadığı kadar yaklaşıldı.
Tüketiciler interneti ceplerinde taşıyarak
pazardaki aynı ya da benzer ürünlerin hem
niteliklerini hem fiyatlarını araştırabiliyor;
üreticiler ise rakip fiyatlara göre kendi
fiyatlarını belirleyebiliyor, müşteri verilerinin
analiziyle tüketicinin ihtiyaç ve isteklerini
daha iyi anlayabiliyorlar.
Teknolojinin ekonomiye bir diğer
yansıması üretimde ortaya çıkıyor. Geçmişten
günümüze üreticinin maliyetini düşürmek
adına en büyük silahı seri üretimdi. Fakat seri
üretilen farklı modeller her zaman tüketici
tarafından eşit miktarda talep görmüyor.
Günümüz teknolojisinde internetin
yaygınlaşması ve mobil olmasıyla kusursuz
kapitalizme hiç olmadığı kadar yaklaşıldı.
Eskiden tüketim miktarı tahmin edilerek bir
üretim yapılır ve stok maliyetleri kayıpların
başında gelirdi. Arabaların ilk zamanlarında
olduğu gibi yeni çıkan ve az bulunan bir
ürünün tek çeşidine tüketicinin razı olması
eskiden mümkünken, günümüzde bir
ürünün tek çeşidinin olması söz konusu bile
değil.
Bugünün teknolojisinde ise üretim
gerçek zamanlı olmaya yaklaştı. Hem de
tek çeşit üretim değil, tüketicinin tercihine
göre değiştirilen ürünler kısa süre içerisinde
üreticiden tüketiciye ulaştırılabiliyor.
Üç boyutlu yazıcılar bugün ikinci yani
gelişme aşamasında. Hızlı prototipleme için
uygun bir yöntemken halen seri üretim
için beklenen hızın çok altında. Mobil
internetin ve bulut teknolojilerin gelişimi
bugün bilgiye erişim ve iletişimi anlık hale
getirmişken gelecekte zevk ve tercihlere göre
üretilen malların da anlık üretim emrinin
verilmesi için kullanılması öngörülüyor.
Bu gelişmelerden yeni bir endüstri devrimi
beklemek ise kaçınılmaz hale geliyor.
ZIHNIN GELECEĞI
Beyin ile bilgisayarlar arasında nasıl bir ilişki kurulabilir? Ellerimiz
ve ekranlar aracılığı ile kullandığımız akıllı telefonlar, tabletler ve
bilgisayarlara gerek kalmadan, aynı işleri ve fazlasını gelecekte sadece
beynimiz ile yapabilecek miyiz?
20 | 21 İleri Görüş
2014 / 3
B
5
eynimiz, vücudumuzu yönlendiren ve karar almamızı sağlayan
yöneticimiz. Geçtiğimiz yüzyıl
boyunca bilim dünyası beynin
çalışma düzenini anlayabilmek
için hiç durmadan araştırmalar yaptı. Buna
rağmen tam olarak gözlemlenemeyen birçok
detay araştırmacıların önünde bir ödev olarak
duruyor. Bu araştırmalar o kadar yeni ki,
beynin içinde elektriksel aktivitenin anlamlı
olarak kaydı 1920’lerde gerçekleşirken, beynin
ilk kaba haritasının oluşması 1950’leri buldu.
Bugün elektronik görüntüleme cihazlarının gelişimi ile beyin aktivitesi gözlemlenebiliyor. Nörolojik aktivitenin ve hastalıkların
merkezleri kısmen tespit edilebiliyor. MRI
yani manyetik rezonans görüntüleme cihazı,
beynin içinde konum tespit etmede oldukça
başarılı. Fakat milisaniyeler içinde çok sayıda
merkezin birbiriyle haberleşmesini yakalamakta aynı başarıya sahip değil. 1990’larda
geliştirilen fMRI cihazı, yani fonksiyonel MRI
cihazı ise beynimizdeki sinyal iletimini sağlayan nöronların kullandığı oksijen moleküllerini takip ederek nöronlar arası sinyal alışverişini gözleme imkanı sağlıyor.
Günümüzde nörolojik hastalıkların tedavisi için yapılan araştırmaların çıktısı pek çok
farklı alanda da kullanım olanağı sağlamaya
aday. Örneğin şu aralar oldukça popüler bir tanıtım kampanyasıyla bilinçlendirme sağlanan
ALS hastalığına yakalanan kişilerde görülen
kas felçleri, bilim çevrelerini beyinle doğrudan
iletişim kurma yöntemlerine yöneltmiş. Ünlü
fizikçi Stephen Hawking’in hastalığına rağmen bilgisayarla iletişim kurmasını sağlayan
teknoloji bu araştırmaların bir çıktısı. Brown
Üniversitesi’nin liderliğini yürüttüğü projede
geliştirilen Brain Gate isimli beyin-bilgisayar
arayüzü sayesinde, belli bir eğitim sonrası hastalar beyinleri ile robot kollarını hareket ettirebildiler. Duke Üniversitesi’nin başını çektiği
uluslararası bir araştırma ekibi ise, kısmen üç
boyutlu yazıcı ile üretilen ve kişinin beyni ile
kontrol edebildiği bir yazılım arayüzüne sahip
giyilebilir bir kabuk geliştirmeyi başardı. 2014
FIFA Dünya Kupası’nın açılış töreninde felçli
bir gencin tekerlekli sandalyesinden kalkarak
açılış vuruşunu yapmasını sağlayan bu teknoloji beyinle fiziksel hareketleri gerçekleştiren
makineleri kontrol etmenin geldiği noktayı
gösteriyor.
Peki beyinle bilgisayar arasında bir arayüz
aracılığıyla komut verme işlemi sağlanabiliyorsa beyin içinde oluşan düşünceler dijital
olarak uzaklara iletilebilir mi? Düşünceler ve
Bir arayüz sayesinde beyinle
bilgisayara komut verilebiliyorsa, beyin
içinde oluşan düşünceler dijital olarak
uzaklara iletilebilir mi?
hatıralar, bilgisayarlardaki veriler gibi dijital
belleklerde saklanabilir mi?
Bugün e-posta gönderir gibi gelecekte
hatıralarımızı ve düşüncelerimizi uzaklara
gönderebilmek için yapılan çalışmalar fareler
üzerindeki denemelerde sonuç verdi. Amerika’daki Wakeforest Üniversitesi’nde bir
farenin beyninden alınan sinyaller başka bir
fareye aktarılarak sinyalin kaynağı fareyle aynı
şekilde hareket etmesi sağlandı. Tabi bütün
bu araştırmalar filmlerdeki zihni “hackleme”
senaryolarını gerçek kılmak için değil, öncelikle bu çalışmaların sonuçlarından faydalanacak beyinsel hastalıklara çare bulmak için
kullanılacak. Örneğin aynı kalp krizinde, kalbi
eski çalışan düzenine geri döndürmek için
uygulanan elektroşok yöntemi gibi, Alzheimer
hastalığında da yaşanan hafıza kayıplarında,
hastanın eski hatıraları yeniden beynine yüklenerek hayatına kaldığı yerden devam etmesi
sağlanabilir. Tüm bu araştırmaların sonuç
vermesi beynin deşifre edilmesi ile mümkün
olacaktır. Bu sebeple geçtiğimiz sene Avrupa
Birliği silikon tabaka üzerine beyin inşa etme
projesine 1 milyar euro destek sağlarken, Amerika Birleşik Devletleri beynin tüm detaylarını
içeren haritasını oluşturmak için 1 milyar ABD
Doları ayırdığını duyurdu.
Bilim dünyasındaki bu gelişmeler gösteriyor ki bugün internette bilgi paylaşır gibi gelecekte düşüncelerimizi ve duygularımızı dile
getirme ihtiyacı hissetmeden bir ağ üzerinden
başkaları ile paylaşabileceğiz. Aynı zamanda
sadece beynimizi kullanarak çevremizdeki
cihazları yönetebileceğiz. Sadece düşünerek
evimizdeki basit işleri makinalara yaptırabilir,
aracımızla istediğimiz yere gidebiliriz. Üstelik
beynimiz bugünün bilgisayarları ile karşılaştırılamayacak kadar yetenekli ve onlardan çok
daha az enerji tüketiyor. Beynin işlevini bir
bilgisayara yüklemektense onun global bilgi
ağına doğrudan dahil olmasını sağlamak gelecekte iş gücü ve global büyümenin tetikleyici
unsuru olabilir.
BUNLARI DA
OKUYUN / İZLEYİN
İnsanoğlunun hayal ettiği her şey edebiyata konu olduğu gibi
ekrana da yansıyor. Görsellik, fikirlerin somut olarak algılanmasında
büyük önem taşıyor ve gerçeklik duygusunu perçinliyor. Geleceğe
farklı pencerelerden bakan fütüristik kitaplardan ve filmlerden
bazılarını sizler için derledik.
Her yönüyle bağımlısı olduğumuz teknolojinin
olası yan etkilerini konu edinen 2011 çıkışlı İngiliz
bilim kurgu dizisi Black Mirror, birbirinden bağımsız
konuları ele alan bölümlerinde medyanın kamuoyunu
yönlendirme gücünden, “kaydetme” arzusunun bizi
yaşadığımız andan uzaklaştırmasına, akıllı yazılımlarla
güçlenebilecek sanal hafızanın gerçekle bağımızı
koparıp koparmayacağından, teknolojinin adalet ve
özellikle de ceza sistemine etkilerine kadar çeşitli
senaryolara el atıyor ve gelecekte bizi bekleyebilecek
durumlarla ilgili erken bir hazırlık yaptırıyor.
22 | 23 İleri Görüş
2014 / 3
Her
Eşinden ayrıldıktan sonra içine
düştüğü yalnızlığı, akıllı bir yazılımın
arkadaşlığıyla atlatmaya çalışan bir
adamın hikayesini konu edinen 2013
yapımı Her, yöntemeni Spike Jones’un
gelecek öngörüsü sade tasarımlar,
sessiz çalışma ortamları ve teknolojinin
tüm ilerlemesine rağmen duygu
gerektiren işlerin insanlar tarafından
yapılmaya devam edeceği fikri etrafında
şekillendiriyor. Filmin en ilgi çekici yanı,
ana karakterin yapay zekayla arkadaşlığı
gelişirken, seyircinin de kendini ve
teknoloji algısını sorgulamaya başlaması.
Azınlık Raporu
Amerikalı bilim kurgu romancısı Philip K. Dick’in aynı
adı taşıyan “Azınlık Raporu” öyküsünü sinemaya
uyarlayan Steven Spielberg uçan arabalar, şeffaf
dokunmatik ekranlar, akıllı eldivenler, bireyleri tanıyan
ve kişiye özel reklam yapan akıllı duvarlar gibi artık
yabancısı olmadığımız teknolojilere yer verdiği 2002
yapımı filmiyle, gelecekte suçların önlenmesi için
oluşturulmuş özel bir polis birimi üzerinden suç ve
ceza kavramını fütüristik bir dekor ve aksiyonla ele
alıyor.
Genetik bilimindeki gelişmelerle insan
bedeninde ve zihninde ulaşılmak istenen
kusursuzluk haline yaklaşmanın mümkün
gibi göründüğü bu gelecekte herkes
için çok daha uzun ve güvenli olması
beklenen insan hayatı, sınıfsal ayrımlarla
yalnızca seçkin bir tabakanın ayrıcalığına
dönüşebilir. Andrew Niccol’ün 1997
yapımı Gattaca’sı, teknolojinin ari bir ırk
yaratma peşine düşüp ulvi amaçlardan
uzaklaştığı bir geleceği bizlere sunuyor.
Gattaca
Yapay Zeka
2001 yapımı Yapay Zeka, bir kod yığını olduğunu kabul etmeyen
David isimli bir çocuk robotun, onu ruhu olan gerçek bir insana
dönüştürecek periyi arama hikayesi üzerinden, insanoğlunun
tüketim ve yok etme alışkanlıklarıyla kontrolden çıkmış karanlık
bir geleceği resmediyor. Filmin yönetmeni Steven Spielberg,
çocukluğumuzdan beri dinlediğimiz Pinokyo masalını, ahşap bir
kukla üzerinden değil, kablolarla ve yapay zekayla örülü bir robot
üzerinden anlatırken, kapsamlı bir gelecek tasfiri yapıyor.
Teknolojinin
geleceğini
şekillendirmek
24 | 25 İleri Görüş
2014 / 3
İLERİ GÖRÜŞ ÇALIŞTAYI
Dünyanın geleceğine yön verecek teknolojileri ve hayatımızda yavaş yavaş yer etmeye
başlayan örneklerini tartışmak ve deneyimlemek için bir araya gelen katılımcılarımızla,
beyin fırtınası dolu bir çalıştay gerçekleştirdik.
Bu çalıştaylarda geliştirilen 12 senaryoyu siz okuyucularımızla da paylaşmak istiyoruz.
Daha fazlası için www.turkcell.com.tr/ilerigorus sayfamızı da ziyaret edebilirsiniz.
İleri Görüş
Teknolojinin Geleceği Çalıştayı
katılımcıları
Göz takip teknolojisi
EEG Cihazı
Oculus Rift
İleri Görüş Çalıştayı’nda yaratıcı fikirleriyle katkıda bulunan
bütün katılımcılara teşekkür ederiz.
Ali Murat Erkorkmaz
Girişimci
Cengiz Ultav
Emin Anarım
Füturistler Derneği
Enis Erkel
Kemal Cılız
Vestel
Koç Üniversitesi
Devrim Sönmez
Metin Salt
Lidya Ventures
Murat Şahin
Boğaziçi Üniversitesi
Vestek
TÜBİSAD
Tolga Kurt
PlusOneMinusOne
Ufuk Tarhan
M-GEN
Yücel Saygın
Sabancı Üniversitesi
Teknolojinin
Geleceğine Dair
12 Fikir
1
Çokbilmiş Mobilya
Fikir: Geleceğin mobilyaları akıllı olacak. Sahibini tanıyıp ona
önerilerde bulunacak.
Senaryo: Evimizdeki oturma grubu bizi tanıyıp bize özel
sağlıklı duruş önerilerinde bulunsa... Yatağımız omurgamızı
korusa, televizyonumuz göz ve beyin sağlığımız için en uygun
mesafe, ışık ve çözünürlüğü ayarlasa...
Hayal Değil: Bilgisayar çiplerinin ve sensörlerin küçülmesi
ve ucuzlaması, eşyalarımızın bir parçası haline gelmesini
kolaylaştıracak. İngiltere’de Royal College of Arts tasarım
okulunda internete bağlı mobilyalar üzerine çalışmalar
yürütülüyor. Ayrıca MIT Media Labs’de bir proje ekibi Ambient
Furniture isimli konsept çalışmasında altı farklı mobilyanın
gelecek senaryoları üzerinde çalışıyor.
2
Şehirlerin Anlık Kararları
Fikir: Geleceğin şehirlerinde yaşayanlar tercihlerini dijital
ortamdan gönderecek ve kararlar farklı veri kaynakları ile
değerlendirilerek anlık alınabilecek.
Senaryo: Belediye vatandaşların işyerlerine göre toplu
taşıma güzergahlarını iyileştirmek için hem onların
işyerlerini büyük veri analiziyle tespit etse hem de onlara
hangi toplu taşıma aracını kullanmak istediklerini anlık bir
anket yaparak sorsa...
Hayal Değil: MIT’de Senseable isimli şehir laboratuvarında
üretilen Wikicity konsept projesinde interaktif haritalardan,
şehirle ilgili anlık bilgi veren internet sitelerine, birçok
kaynaktan gelen analiz verisi gerçek zamanlı karar almayı
kolaylaştırıyor.
26 | 27 İleri Görüş
2014 / 3
3
Trafiğe Çözüm
Fikir: Trafikte ulaşım sürelerinin ve
öncelikli yol tercihlerinin akıllı teknolojiler
yardımıyla belirlenmesi.
Senaryo: Akıllı trafik çözümleriyle
insanlar yola çıkmadan önce gideceği
yere varış zamanını bilse, araçları
kullanma işini de aracın kendisine
bırakarak stres ve riskini en aza indirse...
Hayal Değil: Trafik yoğunluğunu
öngören büyük veri sistemleri bugün
akıllı şehir senaryolarında uygulanmaya
başlandı. Gelecekte sensörlerin
doğrudan aracı yönlendirmesiyle trafik
düzeni otomatik sağlanacak. Amerikan
savunma araştırmaları ajansı DARPA’nın
düzenlediği kendi kendini kullanan
arabalar şehir içi yarışmalarında etabı
kazasız tamamlamayı başardı.
4
Her Telden Her Dilden
Fikir: Konuşarak anlaşmak için artık
karşımızdakinin dilini bilmek bir ön şart
olmayacak.
Senaryo: Türkçe bilmeyen birçok yabancıyla
birlikte yaşıyoruz. Bu insanlar sağlık ve eğitim
hizmetlerini sanki kendi dilinde konuşuyormuş
gibi alabilseler...
Hayal Değil: Akıllı gözlükler ve gelecekte
internetin kontak lenslere girmesiyle farklı
dillerde çeviriler de filmlerdeki altyazılar gibi
gerçek zamanlı olacak. Bugün akıllı telefonlarda
yer alan sesli çeviri uygulamaları gelecekte
lenslerimizle, günlük hayatın doğal bir parçası
haline gelecek.
Robot Meslekler
Fikir: Gelecekte, tekrara dayalı işlerde daha
fazla robotlar yer alacak.
5
Senaryo: Yolda kaldığımızda imdadımıza
sanal araç ustaları yetişse... Araç başında bize
uygulamalı olarak aracı nasıl tamir edeceğimizi
anlatsalar...
Hayal Değil: Uzaktan robotla müdahale bugün
uzay istasyonlardaki arızalar için kullanılırken,
otomotiv sektöründe Audi’nin başladığı
robot tamir uygulamasında, merkezden
yetkili biri servisteki hareketli ve kameralı bir
robota bağlanarak vakalara uzaktan destek
verebiliyorlar.
Gelecekte kendi kendine öğrenen yapay
zeka yazılımları sayesinde robotlar farklı
vakalarla tecrübe edinebilecek. Hologram
ustalar yapay zekalarıyla araç başında eğitim
verecek, mekanik robotlar parça değişimlerine
yardımcı olabilecek.
6
Kolay Zordur
Fikir: Robotlar için hesap yapmak kolay olsa da
insanlara basit gelen bir çok işi yapmak onlar için
zordur.
Senaryo: Çöp toplamak basit bir iş gibi görünse
de ciddi bir görsel algılama kabiliyeti gerektirir.
Çöp toplama işini yine bir insan yönetse ama
robotları düşünce gücüyle yönlendirse...Böylelikle
bizzat çöpü toplamak zorunda kalmasa...
Hayal Değil: Robotik zekaya problemleri
çözdürmek işlem gücü ve programlamayla
mümkün. Fakat robotların, insan beyninin
bakarak tanıdığı nesneleri tanıması uzun bir
işlemdir. Mesela bir robot odada duran sandalyeyi
önce noktalar ve çizgilerin birleşimi olarak
algılıyor, sonra hafızasında kayıtlı binlerce objeyle
karşılaştırarak bir sonuca ulaşmaya çalışıyor.
Bu konuda CYC isimli çok uluslu oluşum uzun
zamandır robotun algılaması istenen kavramları
programlıyor, ancak henüz istenen seviyeye
ulaşılamadı.
28 | 29 İleri Görüş
2014 / 3
7
Dünya Gözümün Önünde
Fikir: Dün bilgisayardan, bugün akıllı
telefondan ulaştığımız bilgilere yarın arayüz
kullanmadan erişeceğiz.
Senaryo: Gelecekte haberleri sadece bir göz
hareketimizle anında öğrenebilsek…
Hayal Değil: Bilgisayar çipleri küçülmeye
devam ediyor. Gelecekte atom boyutuna
yaklaşacak. Manchester Üniversitesinde bilim
adamları tarafından keşfedilen grafen gibi
yeni organik malzemelerle elektronik cihazlar
şeffaf ve esnek hale gelecek. Bu gelişmelerle
bugün akıllı telefonumuzun yeteneklerinin
gelecekte kontak lenste olması hayal değil.
8
Ofissiz Hayat
Fikir: Her an her yerden bağlanmak yerine,
avatarlarla orada olmak.
Senaryo: Bulunduğumuz ortamdan sanal
gerçeklik gözlüğüyle uzaktaki bir toplantıya
katıldık. Toplantıda avatarlarımız görünse ve
istediğimiz kıyafeti de seçebilsek…
Hayal Değil: Günümüzde video konferans
teknolojileriyle uzaktan toplantı yapmak, hatta
telepresence yapan robot avatar satın almak
mümkün (mesela Anybots). Fakat kıyafetimiz
ve bulunduğumuz ortam toplantı formatına
uygun olmayabilir. Sanal gerçeklik ve avatar
teknolojileri toplantı ortamımızı sanal dünyada
yeniden yaratabilir, bizi birçok lojistik zahmetten
ve masraftan kurtarabilir. Ya da toplantının
gerçekleştiği fiziksel mekanda hologramlarımız
bizi temsil edebilir, uzaktan yönetilen kameralar ile
biz de ortamın hissettirdiklerini yaşayabiliriz.
9
Takılabilir, Giyilebilir, Sürülebilir
Fikir: Günlük kıyafetlerimiz ve aksesuarlarımız
internete bağlanıp durumlarını bize anlık iletecek.
Senaryo: İçinde bilgisayar çipi olan akıllı ruj, sağlık
durumumuzu kontrol eden tişört, iletişim ve
komutlarımıza yardımcı olan yüzükler ve bileklikler...
Hepsi gelecekte akıllı telefonumuzun yapabildikleri ve
daha fazlasını bize sunmaya aday.
Hayal Değil: Giyilebilir teknolojiler tişört, kolye, yüzük
gibi örneklerle hayatımıza girmeye başladı. AIQ
isimli firmanın ürettiği BioMan sağlık tişörtü giyen
kişinin nabzını, nefes alma hızını ve ateşini ölçebiliyor.
Fin isimli akıllı yüzük ise elimizi hayatın uzaktan
kumandası gibi kullanmamızı sağlıyor.
10
Aklınla Bin Yaşa
Fikir: Düşünce gücümüzle işlerimizi uzaktan
halledebileceğiz.
Senaryo: Yetişemediğimiz bazı servis işlerini
uzaktayken bile robotumuza yaptırabilsek...
Hayal Değil: Tıpta sinir sistemi ve beyin
dalgalarının aktivitesini ölçmek için
kullanılan EEG teknolojisiyle odaklanılan
işi bilgisayara yaptırmak mümkün. ABD’de
Brown üniversitesinde yapılan bir çalışmada
felçli bir hasta beyniyle yönettiği robot kolla
kendi kendine yemek yemeği başardı. Buna
imkan veren beyin-makine arayüzünün
günlük hayatta kullanım alanı bulmasıyla
gelecekte birçok işimizi robotlara
yaptırabileceğiz.
30 | 31 İleri Görüş
2014 / 3
11
Topraksız Tarım
Fikir: Tarım arazilerinin azalmasıyla şehirlerde
yeni tarım çözümleri oluşturulacak.
Senaryo: Bina terasları ve şehirlerde bulunan
kısıtlı düzlükler topraksız tarım çözümleri için
değerlendirilse...
Hayal Değil: Tarım alanlarını genişletmek ve
verimini artırmak için dünyada şehirleşmenin
yoğun olduğu ülkeler çeşitli çözümler üzerinde
çalışıyor. Bina teraslarına yalıtım üzerine toprak
serilerek oluşturulan yüksek tarlalar, dikey tarım
adı verilen çok katlı tarım binaları, “hydroponics”
adı verilen su ve minerallerle yapılan topraksız
tarım alternatifler arasında...
12
Halden Anlayan Bilgisayar
Fikir: Bilgisayarlar gelecekte bir arayüz üzerinden
verdiğimiz komutları beklemeyecek.
Senaryo: Bilgisayarlar insanın hareketlerinden,
mimiklerinden, duruşundan durumunu anlayasa
ve o andaki ihtiyacımıza cevap verse...
Hayal Değil: İnsanın yorgun, üzgün, heyecanlı
sevinçli gibi duygusal halleri çoğu zaman ses
tonu, vücut duruşu ve mimiklerinden belli olur.
Cambridge Üniversitesi’nde yapılan çalışmalarda
bilgisayarın sensörlerle insanın durumunu
anlamasında yüzde 70’in üzerinde başarı sağlandı.
Gelecekte bilgisayarlar sadece birer makina değil,
bize yardımcı olan arkadaşımız olabilir.
Download

Teknolojinin Geleceği