Ey cennet kapıları ardına kadar açılan müslüman kardeşim…!
Ey Allah’ın merhamet edipte sevap adresini kolaylaştırdığı müslüman kardeşim…!
Ne mutlu sana ki Allah sana değer vermiş de sevap kapılarını sonuna kadar açmış…!
1- Cennet kapısı hiç bu kadar yakın
olmamıştı…
Sevgili kardeşim…!
Suriye’de savaşın çıkacağı, yüz binlerce kardeşimizin katledileceği ve bir milyona yakın Suriyeli
kardeşimizin ülkemize sığınacağını hiç kimse tahmin
edemezdi… Şer gibi görünen bu savaş, birçok müslümanın uyanmasına ve birçok sevap kapılarının
açılmasına vesile oldu…
Evet…
Ortada bir savaş ve bir dram var…
Yıkılan mescidler ve yırtılan Kur’an’lar var…
Yetim ve dul kalanlar var…
Aç ve yaralı olanlar var…
Evleri ve okulları yıkılanlar var…
Ticaret haneleri yağmalanan ve dağılanlar var…
Tecavüze uğrayanlar var…
Ve hapishanelerde binlerce bacılarımız ve kardeşlerimiz var…
Siz bu sayfayı okurken kardeşlerimizin başına
hala bombalar düşüyor…!
2"
Sevgili kardeşim…!
Bir kardeşimiz hasta olduğunda illa ki acı çeker…
Bu, onun hastalıkla olan imtihanıdır… Bu imtihanda
acı çekmesine rağmen o hastalık o kişinin günahlarını dökmektedir… Şer gibi görünen hastalık bir
ağacın yapraklarını döktüğü gibi onun günahlarını
döktüğünden dolayı o hastalık o kişi için hayır
olabiliyor…
Kardeşimizin hasta olmasıyla bizlere hasta ziyareti sevabı almamız için fırsat doğmuş oluyor… O, acı
çekerken biz de ziyaret sevabı almış olacağız... Sanki
o kişi şu mesajı bizlere vermekte;
“Ey kardeşlerim…!
Rabbim beni hastalıkla imtihan ediyor… Ya sabredemeyip isyan edeceğim, ya da sabredip sevap
kazanacağım… Sizler de beni ziyaret ederseniz, hem
ben moral bulmuş olacağım hem de sizler hasta olan
bir kardeşinizi ziyaret etme sevabını almış olacaksınız… Hem de 70.000 meleğin dualarına mazhar olacaksınız…!
3"
Resulullah aleyhisselam şöyle der;
“Kim akşamleyin bir hasta ziyaret ederse, onunla beraber yetmiş bin melek çıkıp, sabaha kadar
onun için Allah’tan mağfiret dilerler. Onun için cennette bir bahçe hazırlanır. Kim bu ziyareti sabahleyin yaparsa, yetmiş bin melek de onunla beraber
çıkar ve onun için akşama kadar Allah’tan mağfiret
dilerler. Onun cennette bir bahçesi olur.”1
70.000 melek adınızı anarak günahlarınızın bağışlanması için Allah’a dua ediyorlar… Ömür boyu
yapmış olduğunuz ve olacağınız tövbe sayısı en fazla
kaç olabilir sizce?
Allah ile aranızda 70.000 melek…!
Ve gökte adınız yankılanmakta…!
İşte bu 70.000 meleğin dualarını almak için hasta
olan kardeşinizi ziyaret etmeniz yeterli…!
Bu ne güzel bir fırsat kaynağı…! Oysaki acı
çeken benim, sevap alacak olanlar sizlersiniz…!”
Değerli kardeşim…!
Allah’ın her iki kuluna da merhametle yaklaştığını
görebiliyor musun?
***
2- Bir de ihtiyaç sahibi olan kardeşlerimiz
var…!
Bu kardeşlerimiz, her konudaki ihtiyaçlarını hiçbir şeye muhtaç olmayan ve dualara cevap veren
Allah’tan istemekteler;
“İyyake na’budu ve iyyake nesta’in… Yani;
‘Ancak sana ibadet eder yalnız senden yardım dileriz…’ ”
Ve hemen yanı başımızdaki Suriye’deki kardeşlerimiz ellerini semaya kaldırarak Esed zulmünün
bitmesi için Allah’a dua ediyorlar… Allah da
bizlere sanki şunları söylüyor;
“Ey Türkiye’deki kullarım…!
Suriye’deki kardeşleriniz ellerini bana açarak ihtiyaçlarını gidermemi istiyor… İsteseydim yardımımı
bir yağmur gibi gökten indirirdim… Fakat ben sizlere
sevap vermek için onların dualarına sizin ellerinizle
cevap vermek istiyorum…! Kim, sevap kazanıp cennetteki derecesinin artmasını istiyorsa, Suriye’deki
kardeşlerinin ihtiyacını karşılasın…!
Kim, kardeşinin bir ihtiyacını karşılarsa ben de
onun bir ihtiyacını karşılarım…!”
***
1 Ebû Dâvud
4"
5"
EĞER YARDIM ETMEZSEK NEYİ
İSPATLAMIŞ OLURUZ?
1- Allah’ın dinine hizmet etmek istemediğimizi
2- Allah’ın vaatlerine güvenmediğimizi… Hâşâ!
3- Cennete ihtiyacımızın olmadığını
4- Kendilerini kardeş olarak görmediğimizi
5- Dünya hayatına daldığımızı
Değerli kardeşim…!
Allah’u Teâlâ böylesine güzel bir adres göstermesine rağmen neden bu fırsatı değerlendiremiyoruz…
Ne oldu bize?
Yoksa cennetle mi müjdelendik?
Yoksa kardeşlerimizin çığlıklarını işitemeyecek kadar sağır mı olduk?
Yoksa Allah’ın vaatlerine mi güvenmedik?
Neden “bize değmeyen yılan bin yaşasın”
der gibi davrandık?
Değerli kardeşim…!
Suriye’deki savaştan “ben nasıl cennet sevabı
çıkarırım…?” diye düşünmek zorundayız…!
Şimdi istersen sana maddeler halinde
Suriye’deki savaştan elde edebileceğin sevapları yazayım da cennetin adına iştahın kabarsın…
"
66 "
SURİYE SAVAŞINDAKİ MUHTEMEL
SEVAPLAR
1- Kardeşlerimize yardım ederken Allah’ın emrine uyma sevabı
2- Allah’ın dininin hâkim kılınması için çalışma
sevabı
3- Kardeşlik örneği sergileme sevabı
4- Allah yolunda cihad etme sevabı
5- Nöbet tutma sevabı
6- Yaralanınca sabredip sevap kazanma fırsatı
7- Malla cihad sevabı
8- Dua etme sevabı
9- Allah yolunda olunmasından dolayı cehennemden uzaklaşma sevabı
10- Esir düşen kardeşlerimizi kurtarma sevabı
11- İhtiyaç sahibi olanın ihtiyacını karşılama sevabı
12- Dul kalan bir kadınla ilgilenme sevabı
13- Yetimle ilgilenme sevabı
14- Dünya malına meyletmeme sevabı
15- Ahirete iman etme bilinci
16- Ülkemize gelen yaralılarla ilgilenme sevabı
17- Temel gıda ve giyecek gönderimi sevabı
18- Ülkemize gelen mültecilerin sağlık ve eğitimiyle ilgilenme sevabı
7"
Değerli kardeşim…!
İşte gördüğün gibi Suriye savaşında en az 18 türden sevap kapıları ardına kadar açılmış bizleri bekliyor…
Aramızda cennetle müjdelenen hiç kimse yok…!
Ve hayat bir şekilde bitiyor…
Ve yarın Allah’ın huzuruna çıkacağız…
“Suriyeli kardeşleriniz için ne yaptınız?”
Diye sorduğunda ne cevap vereceğiz?
Değerli kardeşim…!
İnsan düşmanı olan şeytan, yukarıda bahsettiğim
en az 15 çeşit sevabı almamamız için çeşitli bahaneler sunacaktır… Ve bu bahanelerle hem bizi sevaptan mahrum edecek hem de Suriyeli kardeşlerimizin
hala ihtiyaç halinde kalmalarını sağlamaya çalışacaktır…
Gördüğüm kadarıyla maalesef şeytan hedefine
ulaştı…
Üzülerek söylüyorum ki şeytan bizleri Suriye konusunda fena avladı…
8"
Birkaç Suriyeli vatandaşın yapmış olduğu hatalardan dolayı Suriye’ye karşı kalbimizde bir soğukluk
meydana geldi… Oysaki “her ağacın bir çürük
meyvesi illa ki olur”du…
“Çürük meyveye bakıp ta ağaçtaki sağlam meyveleri görmezlikten gelmeyiz değil mi?
Birkaç Suriyeli vatandaşın yapmış olduğu hatalardan dolayı milyonlarca Suriyeli kardeşlerimizi nasıl olur da görmezlikten geliriz?
Yoksa yardım etmemek için bahaneler mi üretiyoruz?
Ya da şeytanın sunmuş olduğu bahaneler hoşumuza mı gitti?
Değerli kardeşim…!
İnsan düşmanı olan şeytanın oklarına av olduk…
İnfak etmemize engel oldu… Böylelikle Suriyeli
kardeşlerimizin kedi eti yemelerini sağladı… Şeytan
hem bize hem de Suriyeli kardeşlerimize acımadı…
Bizi infaksız, onların da aç kalmalarını sağladı…
"
9"
PEKİ, NEDEN ŞEYTAN İNFAK ETMEMİZİ
İSTEMEZ?
1- İnfakta bulunmamakla Allah’ın hükmünün uygulanmasına engel olmuş olur.
2- Sevap kazanmamamızı ister.
3- İhtiyaç sahibini daha kolay yoldan çıkarmak
için;
İhtiyaç sahibini;
a- Hırsızlığa teşvik
b- Açlığının giderilmesi için olası fuhuş bataklığına sürüklenmesi
c- Başkasına el açmaya teşvik
d- Allah’tan umudunu kesmeye teşvik
e- Kardeşlik örneğinin sergilenemeyeceğinden
dolayı İslam’daki kardeşlik anlayışının dejenere olmasını sağlamak
f- Bizlerin cimri, kardeşlerimizin de sefalet içinde
kalmasını sağlamak
g- İslam âleminin hep sefalet içinde kalmasını
sağlayıp, İslam dinini başarısız göstermek
h- Kâfirlere meylettirmek, kâfirleri sevdirmek, din
değiştirtmek…
Şeytan kıyamete kadar müslümanım diyenlere
acımayacak ve onların cehennemlik olmaları için
elinden geleni ardına bırakmayacak.
10 "
ŞEYTAN’IN SURİYE SAVAŞI HAKKINDAKİ
VESVESELERİ
İnsan düşmanı olan şeytan asla yerinde durmaz ve bütün hayır kapılarının kapanmasını ister…
Özellikle de sevabı çok olan ibadetlerde daha hassas davranarak muhatabının sevabına engel olur…
Şimdi maddeler halinde şeytanın Suriye merkezli tuzaklarına bakalım;
1- Müslümanlar birbirlerini vuruyor…!
Orada Müslümanlarla kâfirlerin savaşı var… Camileri yıkanlarla Müslümanların savaşı var… Bebekleri öldürenlerle müslümanların savaşı var… Esed
yanlısı medya, Müslümanların Suriye’ye destek
vermesinin önüne geçmek için uydurduğu bu iftira,
maalesef Müslümanların birçoğu tarafından kabul
gördü…
Suriye’de müslüman müslümanı vurmuyor…
2- Kardeş savaşı var…!
Orada kardeş savaşı yoktur… Müslüman-kâfir
savaşı vardır.
11 "
3- Buraya gelip hırsızlık yapıyorlar…!
Her memleketin kötü insanları vardır… Birkaç
kişinin hırsızlık yapmasıyla bir toplum hırsız olarak
suçlanamaz… Onlardan bazılarının hırsızlık yapmasında hiç mi bizim suçumuz yok sizce?
4- Neden ülkelerini savunmuyorlar?
Haklısınız aslında… Ama her insan cesur olamaz…! Her ne olurlarsa olsunlar onlar bizim birer
misafirimizdir… Misafirin kusurlarına sabretmeyi öğretti güzel dinimiz…
5- Niçin savaştan kaçıyorlar?
Onların savaştan kaçmasıyla bizlerin savaşa gitmemesi aynı değil mi sizce?
6- Niçin dileniyorlar?
Müslüman’ın dilenmesi haramdır… Fakat onlardan bazılarının dilenmesine bizler vesile olduk…
İhtiyaçlarını gideremeyince aç kalmamak adına dilendiler… Her dilenenleri “alışkanlıklarından yapıyor” olarak algılarsak hiç kimseye yardım etmeyiz…
Değerli kardeşim…!
Allah için başını iki elin arasına al ve düşün…!
Bütün dünyadan mücahitler akın akın Suriye’ye
koşarken, sen cebindeki paranı paylaşamıyorsan Allah ile arana kalın bir duvar örmüşsün de haberin
olmamış…!
***
Değerli kardeşim…!
Kendini Suriye’de kalmış bir Suriyeli yerine koy…
Hava soğuk, sen ve ev halkın soğuktan titrerken çocuklarınız size;
“Baba karnım aç…!” diyor…
Dışarı çıktığınızda açık bir market yok… Market
var ama paranız yok… Paranız var ama sokaklar
bombalanıyor… Kulağınıza gelen çığlıklar…
O an ne düşünürsünüz?
Her ne düşünürseniz bilin ki Suriyeli kardeşlerimiz de aynı şeyi düşünüyor…!
***
7- Mezhep kavgası var…!
Suriye’de mezhep kavgası yoktur… Suriye’de din
savaşı vardır… İslamla küfrün savaşı vardır.
***
12 "
13 "
Değerli kardeşim…!
Suriye’ye gidip te kardeşlerimize yardımcı olamadık bari temel ihtiyaçlarını gidermede yardımcı
olalım…
Unutma ki…!
Suriyeli kardeşlerimizin bizlerin;
- Ne, duasına,
- Ne, para yardımına,
- Ne, silah yardımına,
- Ne, gıda yardımına,
- Ne, yakacak ve battaniyeye,
- Ne, dışarıdan gelecek mücahitlere,
- Ne de gözyaşlarına,
İhtiyacı yoktur...
Evet, hatalı yazılmış bir başlık altında bunları yazmadım.
Suriyeli Müslümanların ve Suriye’deki mücahitlerin yukarıda sıraladığım hiçbir şeye ihtiyaçları yoktur. Zaten onlar bizlere güvenerek direniş için ayağa
kalkmadılar ve şehitler vermediler.
Zerre kadar bizlere ihtiyaçları yoktur.
Amma!!!
Bizlerin Allah’ın rızasını kazanmak için acilen
Suriye’deki kardeşlerimize destek olmamıza ihtiyacımız var. Onlar istemek zorunda değiller ama bizler
vermek zorundayız.
Allah bu gibi durumda olan Müslümanlar için; ihtiyaçlarınızı Müslümanlardan isteyin! Onlara yalvarın yakarın! demiyor!
Ama bizlere bakın ne diyor;
“Ve size ne oluyor ki Allah’ın yolunda ve “Ey
Rabbimiz! Halkı zalim olan bu kasabadan bizi çıkar
ve katından bir veli ve katından bize bir yardımcı kıl
(gönder).” diyen zayıf ve aciz erkekler, kadınlar ve
çocuklar için savaşmıyorsunuz?”2
Değerli kardeşim…!
Bu ayeti dikkatlice okuduğumuzda sıkıntıya giren
insanların Allah’a yalvardıklarını görüyoruz. Bizlere
yalvarmaları tavsiye edilseydi bu ayet daha farklı
olurdu. Allah dileseydi bizleri aracı kılmadan yerden
ve gökten bir şekilde onlara zafer nasip ederdi. Bu
Allah’a çok kolay, hiç zor değil.
Ama Allah şunu istiyor;
Ne acıdır ki Suriye konusu açıldığında elimizin
cebimize gidiş hızı çok zayıf. Zoraki yardımlarda bulunuyoruz. Oysaki acilen sevaplar kazanmaya ihtiyacımız var. Hayat son hızla ilerliyor ve yarın bunlar
bizlere sorulacak.
Suriyeli kardeşlerimiz başarıyla bu sınavı verirken, sanırım bizler sınıfta kaldık.
Tekrar ediyorum;
Suriye’nin hiç bir şeye ihtiyacı yoktur!
Ama bizlerin acilen uyanmaya ihtiyacımız var!
***
2 Nisa.75
14 "
15 "
PEKİ, SURİYE’Lİ KARDEŞLERİMİZE
NASIL YARDIMCI OLABİLİRİZ?
1- Duanın gücüne iman edip dua ederek.
2- Suriye’ye giderek.
3- Evimizdeki en sevdiğimiz kışlık elbiselerimizi
yıkayıp, ütüleyerek paket yapıp en yakın güvendiğimiz yardım kuruluşuna teslim ederek.
4- Suriyeli kardeşlerimizin ihtiyaçlarını çevremizle
paylaşarak.
5- Cep telefonumuzda kayıtlı olan arkadaşlarımıza Suriye merkezli mesajlar atarak.
6- İnterneti kullanıp Suriye hakkında doğru bilgileri başkalarıyla paylaşarak.
7- Eşlerimize söyleyip kendi aralarında paralar
toplatarak.
8- Kermesler düzenleyerek.
9- Küçük kumbaralar alıp dükkânlara dağıttırarak.
10- Maaşımızın bir kısmını Suriyeli kardeşlerimize ayırarak.
11- Yemeğimizden Suriyeli komşularımıza vererek.
12- Suriyeli komşularımızı kahvaltıya çağırıp kardeşlik örneği sergileyerek.
13- Herhangi bir yardım kuruluşunda günlük ya
da haftalık gönüllü çalışarak.
14- Herhangi bir günkü kazancınızın tamamını
Suriyeli kardeşlerimize infak ederek.
15- Suriyeli çocukları gördüğümüzde şeker, çukulata ya da para vererek sevindirmek.
Değerli kardeşim…!
Suriye’li kardeşlerimize yapacağımız her bir yardım yarın ahirette karşımıza çıkacak ve “keşke daha
fazla yardım etseydim de cennetteki derecem
daha da artsaydı” diyeceğimizden hiç kuşkunuz
olmasın…! Yardımlarımız boşa gitmez inşaallah…
Allah’u Teâlâ bu müjdeyi bakın nasıl veriyor;
“O halde gücünüz yettiğince Allah’a isyandan
kaçının. Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğinize olarak
harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa işte
onlar kurtuluşa erenlerdir. Eğer Allah’a (rızası uğruna) ödünç verirseniz, Allah onu sizin için kat kat arttırır ve sizi bağışlar. Allah çok mükâfat verendir, ceza
vermekte acele etmeyendir.”3
Değerli kardeşim…!
Az ya da çok demeyelim ve kardeşlerimizin acılarına ortak olmaya çalışalım… Resulullah
aleyhisselam’ın sizleri şu harika uyarısıyla baş başa
bırakayım;
“Sizden herkese Rabbi, aralarında bir tercüman
olmaksızın, doğrudan doğruya hitap edecektir. Kişi
o zaman (ateşe karşı bir kurtuluş yolu bulmak üzere)
sağına bakar, hayatta iken gönderdiği (hayır) amellerden başka bir şey göremez. Soluna bakar, orada
da hayatta iken işlediği (kötü) amellerden başka bir
şey göremez. Ön cihetine bakar, karşısında (kendini
beklemekte olan) ateşi görür. (Ey bu dehşetli güne
inanan mü’minler!) Yarım hurma ile de olsa
kendinizi ateşten koruyun. Bunu da bulamazsanız güzel bir sözle koruyun.”4
3 Teğabun. 16-17.ayetler
4 Buhârî, Rikak 49
16 "
17 "
18 "
19 "
20 "
21 "
22 "
23 "
Değerli kardeşim…!
Hemen şimdi Suriye’deki ve ülkemizdeki Suriyeli
kardeşlerimize nasıl yardımcı olabileceğinizi düşünün ve harekete geçin… Bu son satırları okuduğunuzda bir kaç bebek ve çocuk soğuktan ve açlıktan
can veriyor olabilir…
Açlıktan karton kâğıt yiyen bir Suriyeli gördüm…
Sen, cebindeki paran, evindeki fazla eşyaların ve
mal varlığın… Karşında da ihtiyaç sahibi Suriyeli bir
kardeşin duruyor… Bu tabloyu gözünde canlandır
ve harekete geç…
Rabbim şimdiden yapacağınız yardımları kabul
etsin ve cennetteki derecenizi artırsın… Âmin.
***
Broşür Sipariş Hattı:
Tel: 0212 638 46 66
30’a yakın broşür çeşitlerimizi incelemek için;
www.brosuriledavet.com
Download

(Suriye Yardm Bro\374r\374.indd)