MAHZEN
tan Sahra'ya, üçüncüsü Tatilalt (Selemiye)
bölgesine bakardı. Mevlay Muhammed
Sidi döneminde ( 1859-1873) Avrupa ile
ilişkileri yönetmek üzere "vezirü'l-bahr"
unvanı verilen yeni bir görevli tayin edildi. Onun naibü's-sultan unvanını taşıyan
temsilcisi Tanca'da oturur, Avrupa devletlerinin temsilcileriyle merkez mahzen
arasında irtibatı sağlar ve ortaya çıkan
ihtilafları yerinde çözerdi. iç ve dış siyasetin imkan ve zaruretleri doğrultusunda
gelişme gösteren mahzen, Fas'ta himaye
öncesi döneme kadar devam edecek nihai şeklini Mevlay Hasan devrinde ( 18 731894) aldı . Bir hükümet divanına dönüş­
türülen, sadrazarnın başkanlık ettiği mahzen vezirü'l-bahr (dış işleri bakanı), allaf
(harbiye nazırı), eminü'l-ümena (maliye nazırı), vezirü'ş-şikayat 1 katibü'ş-şikayattan
(sonraları başkadılığın da eklenmesiyle
ada let bakanlığı) meydana geliyordu. Hükümet sarayına "darü'l-mahzen" deniyordu. Sadrazam ülke meselelerini görüş­
mek için günde iki defa sultanın huzuruna
çıkardı. Mevlay Hasan zamanında sarayın iç işleri, hacible sarayın muhafız birliklerinin kumandanlığı yanında yerli ve
yabancı elçileri karşılama. siyasi ve idari
suçluları takip ve resmi evrakı sultana
takdim etmekle görevli olan kumandan
(kaidü'l-meşver) tarafından yürütülüyordu.
Nöbetieşe başşehir
olarak kullanılan
ve Tafilalt'ın genellikle sultanın oğulları veya kardeşleri arasından
tayin edilen valileri halife unvanını taşır,
onların da bir mahzenleri olurdu. Diğer
vilayetterin başında ise amil yahut paşa
unvarılı görevliler bulunurdu. Küçük merkezler ve bactiyelerdeki kabileler, kendilerine geniş yetkiler verilmiş kaidler veya
tarikat önderi şeyhler tarafından yönetilirdi. Vergilerin toplanması, vatandaşla­
rın askere celbi ve mahzenle ilişkilerini
onlar düzenlerdi. Mahzen muhtemel tehditler i be rtaraf etmek için kabileleri küçük birimlere ayırırdı. Nitekim Mevlay
Hasan geniş bölgeleri 300'den fazla kaid
arasında paylaştırmıştı. Mahzen görevlileri ceyş kabilelerinin büyük ailelerinden
ve şehirli orta sınıf mensupları arasından
seçilirdi.
Fas.
BİBLİYOGRAFYA :
İbnü'I-Eslr. el-Kamil, VIII, ı65 ; X, 95, ı33 ,
ı74;
Xl, 26-27; XII, 442; Ebu Şame. Kitabü 'r·
Ravzateyn (nşr. İbrahim ez-Zeybeyk). Beyrut
ı4ı8/1997, lll, 232; İbn Keslr. ei·Bidaye, XII,
ı83, 305; XIII, ı 07; İbn Asker ei-Mağribl. Dev·
f:ıatü 'n ·naşir (nşr. Muhammed Hacci) . Rabat
ı397 11977, s. ı 05; Selavı. el-İsti~şa, VII , 117,
122, 177; IX, ı94-ı99; R. Montagne, Les herberes et le makhzen dans le sud du Maroc, Paris ı930; Ebu Bekir b. Ali es-Sanhacl. Al]barü 'iMehdi b. Tamert ve bidayetü dev leti'l-Muvaf:ı­
f:ıidin, Ra bat ı97ı, s. 38, 64; Mohamed Lahbabi.
Le gouvernement marocain a l'aube du xx•
siecle, Casabianca ı975; Abdülkerlm Küreyyim,
ei-Magrib fi 'a/:ıdi 'd-devleti's-Sa'diyye, Rabat
ı398/1978, s. 228-252; İbrahim Harekat. elMagrib 'abre't-taril], Darülbeyza ı985, lll, 355·
371; a.mlf.. es-Siyase ve 'l-müctema' fi'l-'aşri's­
Sa'di, Darülbeyza ı408/1987, s. ı8ı-190; Muhammed Mezzln. Fas ve bfidiyetüha, Rabat
ı986 , ll, 42ı-453; R. Cherifi. Le makhzenpolitique au Maroc, Casabianca ı988; R. Mantran.
"Onaltıncı ve Onyedinci Yüzyıllarda Kuzey
Afrika" (tre. Yusuf Yazar), İslam Tarihi Kültür ve
Medeniyeti, istanbul ı989, lll, ı25-ı54; A. Raymond. "Sömürge öncesi Dönemde Kuzey Afrika" (tre. Yusuf Yazar). a.e., lll , ı55-166 ; İsmail
Ceran, Mağrib 'de Sa 'diler (doktora tezi. ı995).
MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 338-346; Nasırüddin Saldunl. Vara~at Ceza'iriyye, Beyrut
2000, s. 257-307, 544-558; E. Michaux-Bellaire- M . Buret. "Mahzen", lA, VII, ı89-ı95;
M. Buret. "Makhzari", EJ2 (İng .). VI , ı33-ı37.
nılırdı.
Cömertlikleriyle tanınan MahzOzeka ve çalışkanlıkları sebebiyle "ateş gibi sıcak" diye tavsif edilirlerdi.
Bundan dolayı istamiyet'in doğuşu sıra­
sında Kureyş ordusunun donatımı ve süvari kumandanlığı görevi bu kabileye verilmişti. Nitekim süvari kumandanlığını
Bedir'de MahzOmoğulları'ndan EbO Cehil, Uhud'da ise Halid b. Velid üstlenmişti.
Daha önce Adioğulları'nda olan sefaret
görevi Hz. Ömer'in müslüman olmasıyla
MahzOmoğulları tarafından yürütülmeye
başlandı . Habeşistan'a hicret eden müslümanları geri getirmek için oraya giden
iki Kureyşli'den biri olan Abdullah b. EbO
Rebia MahzOmoğulları' ndandı.
moğulları
Kureyş
Kusayy' ın vasiyetine uygun olarak nedve. kıyacte, hicabe, liva, sikaye ve rifade
görevleri oğlu Abdüddar'a verilmişti. Ancak Kusayy'ın diğer oğlu Abdümenat'ın
çocukları güç ve itibar bakımından daha
üstün olduklarını ileri sürerek bu görevlerin kendilerine bırakllmasını istediler.
Görevlerin paylaşılması meselesi Kureyş­
liler'in üç gruba ayrılmasına sebep oldu.
Beni MahzOm, Beni Sehm, Beni Cumah
ve Beni Adi Abdüddaroğulları'nı desteklediler ve birbirlerinden ayrılmamak üzere and içtiler. Bundan dolayı kendilerine
"ahlat", yaptıkları ittifakada "hilfü'l-ahlaf' adı verildi. Beni MahzOm kabilesinin
de yer aldığı bu gruba ellerini kan dolu
bir kaba batırıp yaladıkları için "leakatü'ddem" denilmiştir. Daha sonra aralarındaki
ihtilafı çözmeyi başardılar . Sikaye ve rifade görevleri Abdümenaf'a verilirken hicabe, liva ve nedve Abdüddar'a bırakıldı.
ResOl-i Ekrem'in de katıldığı ficar savaşın­
da Kureyş'in kumandanı MahzOmoğul ­
ları'ndan EbO Cehil'in babası Hişam b.
Mugire idi.
Hz. Peygamber'in dedesi Abdülmuttalib'den sonra Kureyş'in başına ümeyyeoğulları'ndan Harb b. Ümeyye geçmiş,
onun ölümünün ardından idare MahzOmoğulları'ndan Velid b. Mugire'ye intikal
etmişti. Kabilenin şeceresi Yakaza b.
Mürre vasıtasıyla Fihr'e ( Kureyş) ulaşıyor­
du. Kabileye adını veren MahzOm'un torun u Mugire b. Abdullah, Abdülmuttalib'in
çağdaşı olup Mekke'de Beni MahzOm'un
güç ve itibar kazanmasında en etkili isimdi. Bundan dolayı MahzOmi nisbesi yerine zaman zaman Mugiri nisbesi de kulla-
içerisindeki
Kabe'nin tamiri olayında da görülmektedir. Bu tamir esnasında Velid b.
Mugire. Kabe'nin duvarına ilk kazmayı
vurduğu zaman Mekkeliler ona bir şey
olacağından korkarak bir gece beklemiş­
ler ve yıkım işlemini daha sonra tamamlamışlardı. Yıkılan Kabe'nin inşası esnasında duvarlarından Rüknülhacer ile Rüknülyemani arasındaki kısım MahzOm ve
Teymoğulları tarafından yapılmıştır. Hacerülesved'i yerine kimin kayacağı konusunda ortaya çıkan anlaşmazlığın giderilmesinde Hz. Muhammed'in hakemliğine
başvurulması fikrini ortaya atan da Beni
MahzOm'dan EbO ümeyye b. Mugire idi.
Hz. Muhammed'in yaydığı serginin ucundan tutarak örtü içindeki Hacerülesved'i
yerine koyan toplulukta MahzOmoğulla-
Iii
Merakeş
Fas'ta XX. yüzyılda başlayan himaye
idaresi döneminde mahzen teşkilatında
önemli değişiklikler yapıldı; dışişleri ve
harbiye bakanlıkları "resident general"
unvanını taşıyan Fransız genel valisine,
maliye işleri de maliye genel müdürlüğü­
ne verildi. Birer bakanlık şeklinde teşki­
latiandırılan ziraat, maarif, haberleşme.
sağlık müdürlüklerine Fransız memurlar
402
getirildi. Biri devlet mülklerine, diğeri vakıf arazilerine bakmak üzere iki vezirlik
kuruldu.
İSMAİL YiöiT
MAHZÜM (Beni Mahzum)
(('~p..o ~)
L
Kureyş'in
en
itibarlı kollarından
biri. _j
Lüey b. Galib b. Kureyş soyundan olup
kabilesinin on kolundan birini
oluşturur. Mekke'de ekonomik ve siyasi
açıdan iyi bir konuma sahiptiler. VI. yüzyılda çok güçlenmişlerdi ve isimleri bazan Kureyş'in müteractifi gibi kabul ediliyordu. islamiyet'in gelişi esnasında bu
özellikleri devam etmekteydi.
MahzOmoğulları'nın Kureyş
etkinliği
MAİDE SÜRESi
rı'nı Ebu Huzeyfe b. Mugiretemsil etmiş­
tir. Hz. Peygamber'in babaannesi (Abdülmuttalib'in hanımı) Fatıma bint Amr
MahzCımoğulları'ndandır. Dolayısıyla MahzCımoğulları'nın lideri Velid b. Mugire ResCıl-i Ekrem'in babası Abdullah'ın dayıza­
delerindendir.
ResCılullah, tebliğ
görevi sırasında Kulideri durumundaki MahzCımoğul­
ları'ndan Velid b. Mugire'nin müslüman
olması için büyük çaba sarfetti. Hatta
böyle bir davet esnasında yanına gelen
ama Abdullah b. Ümmü MektCım'a iltifat
etmediği için kendisini uyarma mahiyetindeki Abese süresinin ilk on ayeti n azil
olmuştu . Resul-i Ekrem'in müslüman olmasını arzu ettiği kişilerden biri de Ebu
Cehilidi.
reyş'in
Hz Peygamber'in davetine ilk yıllardan
itibaren icabet edenler arasında MahzCı­
moğulları'na mensup sahabiler de vardı.
Ebu Selerne ve hanımı üm mü Seleme, Erkam b. Ebü 'I-Erkam. Selerne b. Hişam,
Hişam b. Ebu Huzeyfe ve Ayyaş b. Ebu
Rebia bunlardandır. Erkarn b. Ebü'I-Erkam evini davet merkezi olarak ResCılul­
lah'a ve müslümanlara tahsis etmiş, İs­
lam tarihinde Darülerkam diye anılan bu
ev ilk eğitim kurumu sayılmıştır. Bununla
birlikte MahzCımoğulları'nın İslam'a karşı tavrı genel olarak müsbet olmamıştır.
Özellikle toplumsal prestUierini ve ekonomik konumlarını kaybetme endişesi onların İslam 'a karşı direnmesine sebep olmuştur. Nitekim Velid b. Mugire, Ebu Cehil ve kardeşi As b. Hişam İslam düşman­
lığının birer sembolü olmuştur. MahzCı­
moğulları, İslam'ın ilk yıllarında ağır iş­
kencelere kadar varan baskılar uygulayarak yeni müslüman olanları dinlerinden
döndürmeye çalışmışlardır. MahzCımo­
ğulları'nın kölesi olan Arnmar ailesinden
Yas ir ve hanımı Sümeyye onlardan gördükleri zulümle şehid olurken oğulların­
dan Arnmar da onların şiddetli eza ve cefalarına maruz kalmıştır. Mekke'de ResCı­
lullah'a ve müslümanlara yapılan zulümlerio arkasındaki en önemli isim ise Ebu
Cehil idi. Ashabın Medine'ye hicreti esnasında onlara engel olmaya çalışan, Resul-i Ekrem'in öldürülmesi konusunda
Darünnedve'den karar çıkaran ve onu öldürecek çetenin liderliğini yapan, Hz.
Peygamber'i yakalayana ödül vaad eden
de Ebu Cehil ve MahzCımoğulları idi. Müslümanlara karşı acımasız tavırları sebebiyle Emeviler'le MahzCımiler'e "el-efceran
mine'I-Kureyş" (Kureyş' in iki büyük facir kolu) denilmiştir. Hicretten sonra da MahzCımoğulları'nın İslam'a olan düşmanlığı
devam etti. Ebu Cehil Kureyş'i Bedir' e kadar getirerek Bedir Gazvesi'nin yapılma­
sına sebep olmuş. müşrik ordusuna maddi destek sağlamıştır. Ebu Cehil Bedir
Gazvesi'nde öldürülünce bir yıl sonra yapılan Uhud Gazvesi'nde MahzCımoğulları
adına Halid b. Velid yer almıştır. Bedir
Gazvesi'nde çok ağır kayıplar veren MahzCımoğulları bu tarihten itibaren Mekke'de liderliği Beni ümeyye'ye bırakmak zorunda kalmışlardır. Hz. Peygamber. Mekkeliler'le arasındaki düşmanlığı ortadan
kaldırmak. özellikle MahzCımoğulları'nın
düşmaniıkiarına son vermek düşüncesiy­
le Beni MahzCım'dan Ebu Ümeyye'nin kızı
Ümmü Selerne ile evlenmiştir.
MahzCımoğulları Mekke'nin fethi !:)ünü
müslüman oldular ve idareci çevrelere
yaklaşmak için Medine'ye yerleştiler. ResCılullah'tan sonra da etkilerini devam ettiren MahzCımoğulları'nın halife seçimlerindeki tavırları dikkatle gözlenmiş ve
muhalefet etmemeleri için gerekli tedbirler alınmıştır. Nitekim Ebu Bekir'in halife olması üzerine babası Ebu Kuhilfe oğ­
luna Abdümenaf ve MahzCımoğulları'nın
biat edip etmediğini sormuştur.
Hz. Ebu Bekir, MahzCımi olan Halid b.
Velid'i uzak bölgelerde savaşa gönderirken Hz. Ömer onu görevinden almıştır.
Hz. Osman'ın da MahzCımi olan Arnmar
b. Yasir ile kendisine karşı tavrından dolayı arası açılmış. bazı MahzCımiler, Hz.
Osman'ın şehid edilmesi üzerine Talha b.
Ubeydullah ve Zübeyr b. Awam'ı desteklemişlerdir. MahzCımoğulları Hz. Ali'ye
karşı da açıkça Muaviye'nin tarafını tutmuşlardır. Abdurrahman b. Halid b. Velid
Suriye ordularına kumandanlık etmiştir.
Daha sonra Abdurrahman b. Halid ile
Emeviler'e hizmet eden MahzCımoğulla­
rı kendi başlarına buyruk hareket etmeye kalkınca Muaviye ve diğer Emevi halifeleri onları endişeyle takip etmişlerdir.
Abdullah b. Zübeyr ile Emeviler arasın­
daki ihtilafta Abdullah b. Zübeyr'in yanın­
da yer almışlar. Abdullah b. Zübeyr de onlardan birini kendi temsilcisi olarak Basra'ya göndermiştir. Emeviler'in Mervani
kolu iktidarı ele geçirince Beni MahzCım
ile iyi ilişkiler kurulmuş, o zamana kadar
Medine valiliğine Emevi ailesinden biri
tayin edilirken ilk defa bu dönemde bir
MahzCımi Medine valisi olmuştur. Ömer
b. Abdülaziz'in Hicaz valiliği esnasında şu­
ra meclisinde bulunan Said b. Müseyyeb
Beni MahzCım'dandır. Endülüslü şair, edip
ve vezir İbn Zeyd ün fetihler sırasında oraya giden Beni MahzCım kabilesine mensuptur. Suriye'deki bir ailenin MahzCım
adını taşıması
günümüze kadar bu kabilenin varlığını devam ettirdiğini göstermektedir.
BİBLİYOGRAFYA :
İbn Hişam, es-Slre, 1, 273, 283, 316; ll, 6, 16,
28, 29, 32; İbn Sa'd, et-Tabakat,ı, 77-79, 146;
İbn Şebbe, Tarltıu 'l-Medlneti'l-müneuuere, s.
243-247; Beıazüri, Ensab, ı, 124, 130, 133, 142,
158; Taberi. TarTtı (Ebü'I-Fazl). bk. indeks; ibnü'I-Esir. el-Kamil, ll, 56, 63, 67, 69, 71-73; İbn
Kesir, el-Bidaye, Beyrut 1977, lll, 59, 287, 288;
Kalkaşendi , f'lihfıyetü'l-ereb, Beyrut 1405/1984,
s. 371; J. Wellhausen, Arap Devleti ve Sukutu
(t re. Fikret ı ş ıltan). Ankara 1963, s. 19, 65, 76,
101, 154, 167; Cevad Ali, el -Mufaşşal, bk . İn­
deks; Hamidullah, islam Peygamberi, ll, 734,
892-893; Ömer Rıza Kehhale. Mu'cemü kabii'ili'l-'Arab, Beyrut 1402/1982, lll, 1057-1058;
Mustafa Fayda, Allah 'ın Kı lıcı Halid Bin Velid,
İstanbul 1990, s. 21-64; H. Lammens, "Mahzüm", iA,VII, 195-197;M. Hinds. "Makhzüm",
EP (İng). VI, 137-140 -r:;t;ı
l!llliJ
MEHMET ALi KAPAR
MAHZUR
L
(bk. HARAM).
MAİDE SÜRESİ
( ö...ıJl.oJ1 Ö.)3"")
Kur 'an-ı
L
beşinci
Kerim'in
siiresi.
_j
1
_j
Medine döneminin sonlarında nazil olEn son indirilen süre olduğunu
(Müsned, VI, 188; Tirmizi, "Tefsirü'l-1\ur'an", 6) ve tamamının Veda haccında arefe günü veya Hudeybiye seferi sırasında
nazil olduğunu ifade eden rivayetler bulunmakla birlikte ihtiva ettiği konular ve
bazı ayetler hakkında aktarılan nüzCıl sebepleri sürenin farklı zamanlarda indirildiğini göstermektedir. 120 ayet olup fasılası (.:ı , f' , J , J , ,) , <-,J ) harfleridir. Süre
ismini 112 ve 114. ayetlerde geçen "sofra" anlamındaki maide kelimesinden alır.
ei-Uküd, ei-Münkıze ve ei-Ahyar olarak da
adlandırılır. Milide suresinde bazı inanç
ve ahlak esaslarının yanı sıra Meden'i su~
relerin genel karakteristiğine paralel olarak aile ve ceza hukukuna dair hükümler, bazı hac uygulamaları, meşru usule
uygun olmayan hayvan kesimleri, abdest.
teyemmüm, şahitlik, hırsızlık, içki ve kumarla ilgili hükümler gibi fıkhi konular
yer almaktadır. Surede ayrıca İsrailoğul­
ları 'n ın tarihine dair bilgilere, yahudilerle
hıristiyanların yanlış inanç ve tutumları­
na yönelik eleştirilere geniş olarak yer
muştur.
verilmiştir.
Milide suresinin muhtevasını beş bölüm halinde incelemek mümkündür. İlk
403
Download

TDV DIA - İslam Ansiklopedisi