KEMALPAŞAzADE
şına çıkmamak şartıyla
kader konusunmüstehap, hatta yetkili
kişiler için vikip olduğunu söyler. Kader
çerçevesinde gayb meselesine de temas
eder ve mutlak gayb olarak adlandırdığı
"beş gayb"ın (Lokman 31/34) Allah'a mahsus olduğunu, bunların dışında kalan
gaybların izafi statüsü ne girdiğini kaydeder. Peygamberin gayba dair bilgisinin
Allah'ın iznine tabi olup her çeşit gaybı
kapsamadığını da açıklamalarına ekler
(Risale fi istişna'i 'llahi te' ala mimmen fi'ssemavati ve 'l-ar2 ve taf:ıklkih, I, 186-200).
Ecel konusunda ise ecel-i kaza ve ecel-i
müsemma ayırırnma gider. birincisinin
muvakkat ve mu allak, ikincisinin kesin olduğunu belirtir. Allah'ın insana süresi tayin edilmiş bir ecel tesbit ettiğini kabul
eder. sadaka ve sıla-i rahim gibi arnelierin ömrü uzattığına dair rivayetleri Allah'ın bilgisinde bir değişmeye meydan
vermeyecek şekilde yorumlar (Risale fi'lcebr ve'l-kader, I, 158-185).
da
konuşmanın
Nübüvvet. Kemalpaşazade, Hz. Isa'nın
son peygamberden üstün olduğunu iddia eden Molla Kabız'a cevap vermek üzere tafdll meselesini, zındıkları ve mehdilik iddiasında bulunan sahte sufileri reddetmek üzere de mucize konusunu ele
alır. Tafdll meselesinde Hz. Muhammed'in bütün peygamberlerden, onların
da meleklerden üstün olduğunu söyler
(Risale fi taftlli '/-enbiya' 'ale'l-mela'ike,
I. I I 7- I 24; E{(ialiyyetü Muf:ıammed 'aleyhi's-selam 'ala sa'iri'l-enbiya', vr. 36-43).
Mucizenin, nübüweti inkar edenleri acze
düşürme ve mucizeye konu olan şeyleri
yapmaktan alıkoyma şeklinde iki rüknünün bulunduğunu belirtir. Bir kısım mucizelerin peygamberden sadır olduğunu ,
bazılarının ise onda zahir olduğunu ve
Kur'an-ı Kerim'in ikinci tür mucize grubuna girdiğini kabul eder. Kur'an'ın, benzerini meydana getirmekten insan kudretinin özel olarak alıkanduğu (sarfe) türden
bir mucize teşkil ettiği görüşüne olumlu
bakar (Risfile fi f:ıaklkati'l-mu'cize ve delaletiha 'ala şıdkı men idde'a 'n-nübüvve,
I, 13 7-148) .
Ahiret. Kemalpaşazade ahirette sadece
mükellef olanların diriltileceğini söyler.
aksini beyan eden ahad haberlerin bu konuda delil olamayacağını savunur, cismanl haşrin aklen değil naklen vacip olduğu­
nu bildirir. Dirilişin cismanl olacağına iliş­
kin pek çok ayetin bulunduğunu hatırla­
tarak hak ehlinin cismanl haşrin vukuun da ittifak ettiğini, bunun. dağılan bedenin parçalarını bir araya getirmek suretiyle mi yoksa yeniden yaratma şeklinde
244
mi olacağında ise ihtilafa düştüğünü bildirir; bedenierin aynıyla değil benzerleriyle diriltilebileceğini kabul eder (Risale fi
f:ıakikati'l-me'ad, vr. 42b-43b); ayrıca mizanın "adalet" anlamına yorumlanamayacağını savunur (Risale {f f:ıakikati ' l-mizan,
ll, 381-383).
Tasavvuf. Kemalpaşazade bazı risale
ve fetvalarında raks, sema, devran gibi
tasawufi ritüellere karşı çıkıp heterodoks
sufi grupları aleyhinde fetvalar verirken
Muhyiddin İbnü'l-Arabl hakkındaki fetvası ve ruhla ilgili risalelerinde tasawufa
olumlu bakar. Tasawufun genel çizgileriyle İslam'ın sınırları içinde olduğunu
kaydeder ve bu yola giren kişinin meşru
olmayan işleri yapmaktan kaçınması gerektiğini belirtir. Raks, sema. devran gibi
ritüellere başvuran ve dinin haram kıldığı
işleri öven sufilerin şiddetle cezalandırıl­
masını ister. Bu kişilerin imametinin sahih olmadığını. onlara selam verilemeyeceğini. tecdld-i imanda bulunmaları gerektiğini bildirir ( Risale fi fetva 'r- rakş,
tür. yer.). öte yandan Muhyiddin İbnü'l­
Arabl'ye dair fetvasında ondan kamil bir
müctehid, erdemli bir mürşid ve kendisinden olağan üstü haller zuhur eden bir
sufi olarak söz eder. Ona karşı çıkanın hata etmiş , bu tutumunda ısrar edenin ise
sapıtmış olacağını söyler ve yönetimin
böylesini bu inan cından döndürmesini ister. İbnü'l-Arabl'nin eserlerindeki lfadelerin bir kısmını herkesin, bir kısmını ise ancak keşif ehlinin anlayabileceğini, aniayamayanların susması gerektiğini ileri sürer
(Fetva {f f:ıakkı İbn 'Arabf, bk. bi bl.) .
BİBLİYOGRAFYA :
Kemalpaşazacte, Risa le fi hakil~ati'l-m e'ad,
Süleymaniye Ktp., Fatih, nr. 5340, vr. 42b-43b;
a.mlf. , Risale {f ta{Zfli'l-enbiya' 'a le'l-mela'ike
(Resa'ilü İbn Kemal I nş[ Ahmed Cevdet! içinde),
İstanbul 1316, 1, 117 -124; a.mlf., Risale fi kıde­
mi'l-[fur'an (a.e. içinde). I, 131 - 136; a.mlf., Risa/efi hakikati 'l-mu'cize ve delaletiha 'ala şıd­
kı men idde'a 'n-nübüvve (a.e. içinde).!, 137148; a.mlf. , Risale fl'l-cebr ve'l-kader( a.e. içinde). ı, 158-185 ; a.mlf., Risale fi istişna'i'llahi
te' a la mimmen fi's-semavati ve'l-art ve ta/:ı.ki­
kih (a.e. içinde). 1, 186-200; a.mlf. , Risaletü '1{era'iz (a.e. içinde). ll , 272-274; a.mlf., Risa le
{f hakika ti 'l-mfzan (a.e. içi nde). ll, 381-383;
a.mlf., E{Q.aliyyetü Muhammed 'aleyhi's-selam
'ala sa'iri'l-enbiya', Süleymaniye Ktp ., Esad
Efendi, nr. 3618, vr. 36-43; a.mlf., Risale{itahkiki lüziımi'l-imkan li-mahiyyeti'l-mümkin, iü
Ktp., AY, nr. 1589 , vr. 356'-373'; a.mlf .. Risale
{i tahkiki la{?ı Çelebi, Süleymaniye Ktp. , Bağ­
clatlı Vehbi, nr: 2041, vr. 259b; a.mlf., Risale {ima y ete'allaku bi-i)alki'l-[fur'an, Süleymaniye
Ktp., Bağdatlı Vehbi, nr. 2041, vr. 25Jb-252b;
a.mlf., Ta'rf{ü '1-'akl, Süleymaniye Ktp., Tırnova­
lı , nr. 1864, vr. 99' - 1 01b; a.mlf., Risale fi enne'l'akle ma hüve, Süleymaniye Ktp., Tırnovalı, nr.
1864, vr. 92'-98b; a.mlf., Risale {f tahkiki muradi'l-ka'ilfn bi-enne 'l-vacib te'ala miıcibun
bi';;:-;;:at, Süleymaniye Ktp ., Kılıç Ali Paşa, nr.
1028, vr. 127b- 135b; a.mlf., Risale {i tahkiki viı­
ciıbi'l-vacib, Süleymaniye Ktp., Esad Efendi , nr.
3618, vr. 55-68; a.mlf., Risale {i tahkiki ennema yaşdür u bi'l-kudreti ve'l-il)tiyar la bi 'l-kerh
ve 'l-ıztırar, Süleymaniye Ktp. , Bağdatlı Vehbi,
nr. 2041, vr. 257 -258; a.mlf., Risalefi tekaddümi'l-'illeti't-tamme 'ale'l-ma'liıl, Sü leymaniye
Ktp., Süleymaniye, nr. 1049 , vr. 36'-48'; a.mlf.,
Risale fi ziyadeti'l-vüciıd 'ale'l-mahiyye, Süleymaniye Ktp., Ayasofya , nr. 4794, vr. 49'; a.mlf.,
Risale {f {etva'r-rakş, Süleymaniye Ktp. , Esad
Efendi, nr. 696, vr. 36-39; a.mlf. , Fetva {f hakkı
İbn 'Arabf, Süleymaniye Ktp., Aşir Efendi, nr.
430, vr. 108'; Esad Efendi, nr. 1694, vr. Jl' ·b;
Ahmet Arslan , Kemalpa şazade Teha{üt Ha ş i­
yesi'nin Tahlili, İstanbul1987 , s. 207-208, 522;
a.mlf., "Kemal Paşazade ' nin Felsefi Görüşleri ",
Şeyhulislam İbn Kemal Sempozyumu (haz. S.
Hayri Bolayv .dğ r.), Ankara 1989,s. 75-105; M.
Sait Yazıc ıoğlu , "Ke lam cı Olarak İbn Kemal ",
a.e., s. 149-1 55; Sayın Dalkıran , İbn-i Kemal ve
Düşünce Tarihimiz, İstanbul 1997; Ahmet Yaşar Ocak, Osmanlı Toplumunda Zındıklar ve
Mülhidler (15-17. Yüzyıllar) , İstanbul 1998, s.
348; Şamil öçal, Kemal Paşaza d e'nin Felsefi
ve Kelamf Görüşleri, Ankara 2000, s. 53-61;
a.mlf., "Kemal Paşazade'nin Eserlerinde Akıl ve
Aklın önemi", Bilig: Türk Dünyası Sosyal Bilimler Dergisi, sy. 9 , Ankara 1999, s. 133-143;
Kemal Sözen, İbn Kemal 'de Metafizik, Isparta
2001, s. 92-95; Mahmut Kaya, "İbn Kemalin
Düşünce Tarihimizdeki Yeri ve Varlık Anlayışı",
Sosyoloji Dergisi, 111/1, İstanbul 1989, s. 223 229.
r:;;ı
~J İLYAS ÇELEBİ
Edebi Şahsiyeti. Değişik konularda pek
çok eser vermiş olan Kemalpaşazade nesir yanında nazmı da başarıyla kullanmış.
divanının dışındaki hemen her eserinin
gerekli gördüğü kısımlarında Arapça,
Farsça ve Türkçe manzumelere yer vermiştir. Tezkireler onun edebi yönünden
ziyade ilmi yönü üzerinde durur ve n esrinin nazmından üstün olduğu görüşünde
birleşir. Bunun başlıca sebebi, onun her
an telif ve tedrls ile meşgul olan bir alim
ve halkın dini meseleleri için fetva veren
bir müftü olması dolayısıyla devlet adamı ve alim kişiliğinin sanatçı ve şair kişi­
liğini arka plana itmesidir. Bundan dolayı
ilmi seviyesinin yüksekliğine göre edebi
yönü daha zayıftır. Buna bağlı olarak şiir­
lerinde derin hayallere, bol çağrışımlı edebi sanatlara pek rastlanmaz. Şiiri hikmetli söz olarak görür ve bir fayda sağlama­
sını ister. Aşka ve hikeml konulara daha
çok önem verir, tasawufi yorumdan uzak
beyitler üzerinde yoğunlaşır. Duygu ve
hayal yerine akla, mücerredden ziyade
müşahhasa meyli bu yüzdendir. Bu özellik Kemalpaşazade'nin günlük hayata ve
devrine ış ık tutan beyitlerinde de görü-
KEMALPAŞAZADE
lür. Dili sade, ifade yapısı sağlam dır. Gerek atasözlerini ve deyimleri sıkça kullanması. gerekse cinas sanatını başarılı bir
şekilde uygulaması Sursalı Ahmed Paşa.
Necati Bey, KabGil gibi şairlerin eserlerinden etkilenmesine bağlanabilir. Özellikle kasidelerinde yaşadığı dönemi canlandıran imajiara önem vermiş, yer yer
orüinal anlatımlar yakalamıştır. Herhalde
Arap edebiyatma olan yakınlığı dolayısıyla
diğer divan şairlerinin aksine hiçbir şiirin­
de mahlas kullanmamıştır. Yine aynı tesir vezin ve kafiye anlayışına da hakimdir.
Manzum şiir tercümelerinde de şekil yönünden divan şiiri için yerli, orijinal ve
farklı tecrübeleri olmuştur. Nesri hakkın­
da, Türkyazı dilinin halk dilinden uzaklaş­
masında etkili olduğu yahut ağır ve tumturaklı bir üsiGp kullandığı şeklindeki hükümler gerçeği yansıtmaz. Sadelik ve
akıcılık özelliklerini muhafaza eden sanatkarane nesri kendi döneminden itibaren takdir edilmiştir.
raniyye'sinin manzum tercümesi , bazı
Farsça eş anlamlı kelimeler arasındaki anlam nüanslarına dair D ekaik u '1-hakö.ik,
Farsça bir gramer ve sözlük olan. ayrıca
edebiterimleri de ele alan Cami'u 'l-Fürs,
G ülistan'a nazlre olarak Farsça yazılan
Nigaristan, Arapça'dan Farsça 'ya bi r
sözlük olan MuJ:ıitü '1-luga ile Mısır seferi esnasında Yavuz Sultan Selim'in isteği
üzerine tercüme ettiği söylenen İbn Tağ­
rlberdl'nin en-Nücumü 'z- zahire adlı
eseri ( Aş ık Çel ebi . vr. 8 7' : Keşfü '?·?unD.n,
ll , ı 233 ) anılabilir.
ts. , s. 256 -258; Köprülüzade Mehmed Fuad Şehabeddin Sü.l eym an. Yeni Osma nlı Tarih-i
Edebiyya tı, İ sta nbul 1332, s. 258 ; Osmanlı Mü- ·
elli{leri, 1, 223 ; Mustafa Demirel, Kemal-Paşa­
zade'nin Yusuf u Zeliha 's ı ve Dil Hususiyetleri
(doktora tezi, 1979 ), İÜ Ed. Fak.; Mustafa Çiçekler. Kemal Paşaza d e ve Nigaristan 'ı (d oktora
tezi , 1994 ), İÜ Ed . Fak.; M. A. Yekta Saraç, Şey ­
hülis lam Kemal Paşazade: Hayatı, Şahsiy eti,
Eserleri ve Bazı Ş iir/eri, İsta nbul 1995.
Iii
M. A. Y EK TA
SARAÇ
fi 'l -kuvveti 'ale'l -bdh adlı bahnamesini padişahın isteği üzerine Türkçe'ye
çevirdiği belirtilmek.le birlikte (Keşfü '? ?Unun, ı . 83 5) eldeki nüshalarda bu tercüme Kemalpaşazade'ye ait görünmediği nden, esere meşruiyet kazandınimak
amacıyla ona atfedilmiş olması muhtemeldir.
Eserleri. VeiGd bir müellif olan Kemalbirçok alanda Türkçe, Arapça
ve Farsça eserler yazmıştır. Çalışmaları­
nın sayısı konusunda kesin bir rakam vermek güçtür. Cemll ei-Azm kendisine 214,
Brockelmann 179, Nihai Atsız 209, Şamil
Öçal 226 eser nisbet etmektedir. Bunların
bir kısmı müstakil teliflerden, bir kısmı
diğer eserlerinin böl ürnlerinden, aynı eserin değişik isimle kaydedilmiş şeklinden,
şerh ve haşiyelerden oluşmaktadır. Baş­
lıca eserleri şunlardır :
Bu zeki, müttaki, kins iz ve garezsiz,
olmak üzere eserlerini kaleme
meseleleri ferasetle değerlendiren . müalırken edebiyatçı ve şair kimliğinin birinazara ve münakaşadan hoşlanan , hoş­
kiminden yararlan m ış. yazdıklarında özelsohbet ve nüktedan alim, tıpkı vasiyetnalikle secie çok önem vermiş, zaman zamesinde cenazesinin dervişane kaldırıl­
man inşa örneği sayılacak edebi tasvirmasını ve türbe yapılmayıp başına sadece
bir taş dikilmesini isteyen yalın şahsiyeti
lerde bulunmuş, üç dilde edebi kudreti
gibi edebiyatta da tasannudan uzak durolduğunu gösterecek şekilde olaylar aramuş ve halkın daha iyi anlayabileceği bir
sına Türkçe , Arapça ve Farsça hikeml
tarzda şiirler serpiştirmiştir. Divanının.
üslupla eser vermeyi tercih etmiştir. Tefyazmalarından başka (İÜ Ktp ., nr. ı 94 2,
sir, hadis, fıkıh. tasawuf. felsefe. tarih, dil
ve tıp gibi pek çok alanda eser vererek
292 ı . 3497) yayımianmış matbu bir nüshası da vardır (İ sta nbul ı 3 ı 3). İçinde ken- · yalnızca devrinin değil bütün bir Osmanlı
disine ait olmayan bazı şiirlerin de yer almedeniyetinin en seçkin alimleri arasın­
dığı bu eksik neşir onun divanıyla ilgili yeda yer almış, bu eserlerde dil yönünden
tersiz değerlendirmelere sebep olmuş ,
de başarılı olmuştur. Kemalpaşazade yanlış gördüğü bazı icraatları da cesaretle
bu husustayanlış sonuçlara varılmıştır.
tenkit etmesini bilmiş, hacası Molla LutM. A. Yekta Saraç tarafından yeniden
fi'nin ilhad ve zındıklık.la itharn edilerek
neşre hazırlanan ve henüz basılmamış
olan divanı münacat, Hz. Peygamber ve
öldürülmesi hadisesinde devlet ileri geHulefa-yi Raşidln için söylenmiş na'tlar.
lenlerini karş ısına alacak ş e ki lde bir şiir
yazarak bunu ehl-i hasedin işi olarak dep a di şa h için yaz ıl m ı ş iki kaside, ahlaki
ğerlendirm işti r.
konulu mesnevi tarzında manzumeler.
400'den fazla gazel ve çok sayıda mukatBİBLİYOGRAFYA :
ta' ve müfredden meydana gelmekte
Sehi. Tezkire( Kut ). s. 154; Aşık Çelebi, Meşa i­
olup tam bir divan münderecatına sahiprü'ş-ş ua ra, vr. 39', 87' , 254 '; Latifı. Tezkire, s.
79; Mecdi. Şekaik Tercümesi, s. 197 ; Ahdi. Gültir. Kemalpaşazade'nin Yusuf ile Zeliha
şen-i Şuara, İÜ Ktp., TV, nr. 2604, vr. 19' ; Beyani.
mesnevisi kendisinden önce aynı konuyu
Tezkire, İÜ Ktp. , TV, nr. 1560, vr. 10'; Ali Mustaişleyen diğer mesnevilere göre daha safa . Künhü'l-ahbar, Süleymaniye Ktp., Fatih, nr.
natkarane bulunmuştur (Aş ık Çe lebi , vr.
422 5, vr. 29 b; Kınalızade. Tezk ire, ı, 126; Riyazi,
254'). Dil ve edebiyata dair eserleri içinde
Riyazü'ş-ş uara, Nuruosmaniye Ktp ., nr. 3724 ,
vr. 19b; Keş{ü '?·?unun, ı , 835; ll , 1233; CemaKtifiye Risalesi, mesnevi tarzında olup
leddin. Aylne-i Zure{a, iü Ktp ., TV, nr. 261 , vr.
darbımeselleri ihtiva eden Usulname ,
15b; Ahmed Badi Efendi. Riyaz-ı Belde-i Edirne,
Büsiri'nin Kaşid e tü 'l-bürd e'sinin manB e ya z ıt Devlet Ktp ., nr. 10392 , vr. 129'; Hazum tercümesi . Mulnüddin et-Tantaramid Vehbi. Meşahir-i İs la m , istanbul 1301 , s.
nl'nin Nizamülmülk için yazmış olduğu
155 2; Faik Reşad. Es laf , İst a nbul 1311 , ı , 6 ;
a.mlf.. Tarih-i Edebiyy a t-ı Osmaniy y e, istanbul,
otuz beş beyitlik e l-Kaşid e tü't-Tanta-
A) Tarih, Dil ve Edebiyat. 1. Tevarih-i
Al-i Osman. On ciltten (defter) meydana
gelen bir eser olup Çelebi Mehmed devrini içeren V. defterle ll. Murad devrine
ayrı l an VI. defterin 847 (1443) yılına kadar olan kısmı ve Yavuz Sultan Selim devrine ait IX. defteri n Mısır seferi bölümü
mevcut değildir. Mohaç seferine dair kıs­
mın müstakil istinsahları Moha çname,
Fatih Sultan Mehmed dönemine ait VII.
defterin istanbul'un fethiyle ilgili kısmı­
nın müstakil istinsahları ise Tarih-i Feth-i
Kostantiniyye adıyla anılır. Osman Bey,
Orhan Bey ve Fatih devirlerine ait ı. ll ve
VII. defterler Şerafetlin Turan , VIII ve IX.
defterler Ahmet Uğur. IV. defter Koji lmazawa, X. defter Şerafetlin Severcan tarafından yayımlanmıştır (yk. bk.). 2. Divan.
Münacat. na'tlar. iki kaside, mesnevi tarzında manzumeler. 400'den fazla gazel
ve çok sayıda mukatta' ile müfredden
m eydana gelen eserin ist anbul'da yapı ­
lan eksik baskısından ( ı 3 ı 3) sonra tenkitli neşrini Mustafa Demirel gerçekleş­
tirmiş (İ s t a nbul 1996 ). son olarak da M.
A. Yekta Saraç tarafından neşre hazırlan ­
mıştır. 3. Yusuf ile Züleyha . 7777 beyitten oluşan bu mesnevi üzerine Mustafa
Demirel istanbul Üniversitesi Edebiyat
Fakültesi 'nde doktora tezi yapmıştır
( 1979) . 4. Kasi d e-i Bürde Tercüm esi.
Büsiri'nin eserinin çevirisi olup M. A. Yekta Saraç tarafından neşred i lmiş (İslami
Edebiyat, sy. 24 1istanbul I 994 ı. s. 65-70).
Yusuf Turan Günaydın üzerinde yüksek
lisans tezi hazırlamışt ı r (ı 99 5, AÜ il ahi-
Kemalpaşazade, başta Tevarih-i A l-i
Osman'ı
Bazı
kaynaklarda
Kemalpaşazade ' nin,
Tifaşl'nin (ö. 65111 253) Rü c u'u 'ş-şey]].ila
şıbdh
paşazade
245
Download

TDV DIA - İslam Ansiklopedisi