E5
H. Vapur, M. Uçurum, O. Bayat &V. Arslan
Madencilik Çalışmaları Kaynaklı Başlıca Ağır Metaller ve Uzaklaştırma Yöntemleri
H. Vapur1, M. Uçurum2, O. Bayat1&V. Arslan3
1
Çukurova Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Maden Mühendisliği Bölümü, ADANA
Çukurova Üniversitesi, Karaisalı MYO, ADANA
3
Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği Bölümü, İZMİR
2
ÖZET: Bu çalışmada madencilik çalışmaları sonucunda çevre kirliliğine neden olabilecek başlıca ağır
metaller incelenmiştir. Hava, su veya toprakta ağır metal konsantrasyon değerleri çevre standartlarında
verilen sınır değerleri geçtiği zaman, bu durum insan sağlığını olumsuz etkiler ve hastalıklara neden
olmaktadır. Bunun yanında terkedilmiş maden sahaları ve asidik maden suları da diğer önemli sorunlardır.
Bu nedenle ağır metallerin genel özellikleri ayrı ayrı anlatılmıştır. Ayrıca ağır metal uzaklaştırma ve geri
kazanım yöntemlerinden bahsedilmiştir.
Main Heavy Metals Originated from Mining Activities and Disposal Methods
ABSTRACT: In this study, main heavy metals which may cause environmental pollution after mining
activities were investigated. When heavy metal concentration values in soil, water or air exceed
environmental standard limits, this situation affects human health negatively and causes illnesses. Besides,
abandoned mining sites and acidic mining waters are other important problems. Therefore, general
properties of heavy metals are described separately. Also, disposal of heavy metal and recovery methods are
mentioned.
ettiği sürece ağır metal yayılımını sürdürür ve
çevredeki alanlarda birikir. Fosil yakıtlar ve
biyolojik yakıtların yakılması da içerdikleri
safsızlıklardan dolayı ağır metal yayılımının
sebeplerindendir.
Havadaki
yoğun
metal
parçacıklarının oluşması madencilik, metalürji ve
metal işleme ile ağır sanayi çalışmalarının
sonucunda oluşur. Çoğu partiküller çok küçük
olduğu için çok uzak mesafelere rüzgâr yardımıyla
taşınır. Özellikle civa gaz haline geçerek çok uzak
bölgelere taşınabilmektedir (Swedish EPA, 2001;
Holm ve ark., 2002). Ülkemizde Çevre ve Orman
Bakanlığı
tarafından
çıkarılan
atıksu
yönetmeliğinde maden sanayinin alıcı ortama deşarj
standardı (arıtma yapmadan dere, ırmak, baraj,
1. GİRİŞ
Son yıllarda tüm dünyada artan çevre bilinci diğer
zararlı atıklar yanında özellikle madencilik
çalışmalarından kaynaklanan ağır metallere karşı
alınan önlemleri ve hastalık riskine karşı kontrol
çalışmalarını daha da önemli hale getirmiştir. Ağır
metal yoğunluğu bir metreküp malzemede beş
gramı geçtiği zaman önemli olur. Geniş bir
kapsamda ağır metaller çevresel açıdan önemli
düşünülebilir ancak diğer metaller tehlike etkisini
nadiren gösterirler. Her nerede metallik madenler
çıkarılıyor ve işleniyorsa metalik toz parçacıkları
havaya karışarak yayılır. Paslanma ve diğer
korozyon biçimleri metalik ürün kullanımı devam
167
H. Vapur, M. Uçurum, O. Bayat &V. Arslan
Çizelge 2. Altyapı Tesislerine Deşarjı Öngörülen
Atıksu Standartları(*) (Resmi Gazete, 2004)
deniz v.b. boşaltım) Çizelge 1’de verilmiştir.
Bununla birlikte alıcı ortama deşarj yapmayan ve
atık suları tekrar kullanarak kapalı sistem çalışan
cevher hazırlama tesisleri atık barajları için belirli
bir yönetmelik olmamakla birlikte Çizelge 2’nin
uygulanabilirliği daha mantıklı görülmektedir.
Ayrıca diğer önemli bir konuda özellikle sülfürlü
cevherlerde ve terkedilmiş maden sahalarında
karşılaşılan asit maden drenajı (AMD) sonucunda
çevre sorunlarına neden olan ağır metal
kirlilikleridir. Çevresel ve sağlık açısından en
önemli ağır metaller: Arsenik (As), kadmiyum
(Cd), krom (Cr), kobalt (Co), bakır (Cu), kurşun
(Pb), civa (Hg), nikel (Ni), vanadyum (V), çinko
(Zn), antimuan (Sb) ve manganez (Mn) olarak
kabul edilmektedir (Swedish EPA, 2001).
Parametreler
Sıcaklık (˚C)
Parametreler
Kimyasal Oksijen
İhtiyacı (KOİ)
Askıda Katı
Madde (AKM)
Kurşun (Pb)
Toplam Siyanür
(CN)
Demir (Fe)
Çinko (Zn)
Serbest Kükürt
(S)
Civa (Hg)
Kadmiyum (Cd)
Bakır (Cu)
Toplam Krom
pH
Birim
(mg/L)
Kompozit
Numune
2 Saatlik
Kompozit
Numune
24 Saatlik
80
60
(mg/L)
70
50
(mg/L)
0.5
-
(mg/L)
0.1
-
(mg/L)
(mg/L)
3
3
-
(mg/L)
15
10
(mg/L)
(mg/L)
(mg/L)
(mg/L)
-
5
2
6-9
0.05
0,2
3
1
6-9
40
40
6.5-10.0
6.0-10.0
Askıda katı madde
(mg/L)
500
350
Yağ ve gres (mg/L)
250
50
Katran ve petrol kökenli
yağlar (mg/L)
50
10
Kimyasal oksijen ihtiyacı
(KOİ) (mg/L)
4000
600
Sülfat (SO4=) (mg/L)
1700
1700
Toplam sülfür (S) (mg/L)
2
2
Fenol (mg/L)
20
10
Serbest klor (mg/L)
5
5
pH
Çizelge 1. Maden Sanayi Atık Suları Alıcı Ortama
Deşarj Standartları (*) (Resmi Gazete, 2004)
Kanalizasyon Kanalizasyon
Sis. Tam Sis. Derin Deniz
Arıtmalı Atık Deşarjlı Atık su
Su Altyapı
Altyapı
Tesislerinde
Tesislerinde
-
(**)
40
Toplam fosfor (P) (mg/L)
-
(**)
10
Arsenik (As) (mg/L)
3
10
Top. siyanür (CN¯)
(mg/L)
10
10
Toplam kurşun (Pb)
(mg/L)
3
3
Top. kadmiyum (Cd)
mg/L)
2
2
Toplam krom (Cr) (mg/L)
5
5
Toplam civa (Hg) (mg/L)
0.2
0.2
Toplam bakır (Cu) (mg/L)
2
2
Toplam nikel (Ni) (mg/L)
5
5
Toplam çinko (Zn)
(mg/L)
10
10
Toplam kalay (Sn) (mg/L)
5
5
Toplam gümüş (Ag)
(mg/L)
5
5
Cl¯ (Klorür) (mg/L)
10000
-
Toplam azot (N) (mg/L)
(*)
Biyolojik olarak parçalanması Türk Standartları Enstitüsü
standartlarına uygun olmayan maddelerin boşaltımı prensip
olarak yasaktır.
(*) Deniz dibi veya hidrotermal kaynaklı cevherlerde KOİ
için 150 g/L değerine izin verilir. Grafit cevherinin
hazırlanmasında KOİ konsantrasyonu 65 mg/l, demir
konsantrasyon 10 mg/L olarak kabul edilmiştir.
(**)
Bu
parametrelere
bakılmıyacaktır.
168
atıksu
değerlendirilmesinde
H. Vapur, M. Uçurum, O. Bayat &V. Arslan
nedenlerle kurşun yine insan bedenine alınır (WHO,
1989; Hughes, 1996).
2. AĞIR METALLER VE ÖZELLİKLERİ
2.1 Kurşun
İnsan vücuduna alınan kurşun kanda ve sinirlerde
tutulur. Kemiklerde biriken kurşun ise uzun yıllar
sonra etkisini yavaş gösterir. İnsan vücudunda
kurşun çok geniş biyolojik etkiye sebep olur. Bu
etkiler vücuttaki enzimlerin işlevini önler. Önemli
yapısal bozukluklara neden olur. Vücuttaki dozajı
artıkça etkisi de artar. Kanında 40 mg/dL üzerinde
kurşun bulunan çocuklarda kansızlığa (anemi) ve
hemoglobin sentezi üzerine etkileri görülmüştür.
Kurşun kan basıncında az da olsa bir yükselmeye
neden olur ancak kesin bir kanıt yoktur. Kurşunun
karaciğer tahribatına sebep olduğu bilinmektedir.
Uzun süre maruz kalındığında karaciğer
fonksiyonunu yitirir. Kadın ve erkekler üzerinde de
kısırlığa yol açtığı da bilinmektedir. Çevresel
açıdan ise; toprak içinde çökeltilerde, lağım
içerisinde de birikir. Düşük çözünürlüğü nedeniyle
çökelir. Genellikle vücutta birikmese bile besin
yoluyla alınabilmektedir. Memeli ve kuşlarda da
insanlardakine benzer etkiler göstermektedir.
Ayrıca diğer suda yaşayan küçük canlı, mikro
organizmaları olumsuz etkiler (Holm ve ark., 2002).
Madencilik çalışmaları kurşun-çinko atıklarının
üretilmesinde önemli bir kaynaktır. Atık cevher
yığınları ve diğer artıklar önemli toksit kirletici
kaynaklardır. Bu sahalarla ilgili toksit ağır metaller
kullanılan reaktifler ve asit maden drenajı sonucu
oluşur. Daha sonra yüzey ve zemin sularına, toprak
ve havaya maden kapandıktan sonrada karışır.
Yeraltı ve yer üstü sularına etkisi önemlidir.
Sülfitlerin oksidasyonu nedeniyle asit oluşturur ve
sülfür içeren cevherleri çözer. Asidik su ağır
metallerin ortaya çıkmasında ve uzaklara
taşınmasında liç etkisini artırıcı bir nedendir. Bu
olayda nemlilik sahanın hidrojeolojik durumu,
cevherin mineralojik yapısı ve katı atıkların
özellikleri önemlidir. Özellikle thiobaccilious ferro
Kurşunun çocuklara zararlı etkisi fazladır. Sinir
sistemini etkiler. Bundan dolayı öğrenme ve anlayış
kabiliyetini zayıflatır. Çocuklar, hamile annelerde
dolaylı yoldan kurşuna maruz kalırlar. Bundan
başka toz ve kirli toprak içerisindeki birikimlerle
bunun yanı sıra belli eşik değerde temas ile yine
kurşundan etkilenmek mümkündür. Çevresel açıdan
kurşun; bitki, hayvan ve mikroorganizmalar içinde
toksik etki göstermektedir. Çoğu endüstri dalında
atıklar içinde kurşun vardır. Plastikler, balık av
malzemeleri, kristal cam içerisinde, seramik
sanayinde,
askeri
amaçlar
için
üretilen
malzemelerin atıkları da kurşun ihtiva etmekte ve
çevreye yayılmaktadır. Metal inceltme, çelik ve
kablo üretimi atıklarında da kurşun bulunur. Ayrıca,
insanlar genellikle kurşuna su ve hava ile maruz
kalırlar (Dökmeci, 2001). Dünyadaki kurşun
tüketimi 1970’den 2000 yılına kadar dört buçuk
milyon tondan altı buçuk milyon tona yükselmiştir.
Kurşun; piller, boyalar, levha metalleri, cephane
üretiminde kullanılır. Kurşun asetat ziraatta zararlı
böcek ve otların yok edilmesi amacı ile ilaç
sanayinde de kullanılmaktadır. Kurşun kromat sarı
renk verici olarak boyalarda, kauçuk, seramik ve
plastik sanayinde kullanılır. Ayrıca kurşun araba
yakıtlarında da kullanılmaktadır. (kurşunlu benzin).
Çoğu inorganik bileşimlerinde kurşun deri
temasıyla absorbe edilmez. Hâlbuki organik yapılı
kurşun (tetraetil kurşun vb.) deri yoluyla alınabilir.
Ortalama bir yetişkin yiyeceklerle 300 mg/gün
kurşun alır. Ayrıca sigara dumanı olan yerlerde de
solunumla alınır. Sigara ve egzoz dumanı, kentsel
atıklar, demir-çelik endüstrisi, ergitme, rafineri
işlerinde ve kurşun asitli pil üretiminde kurşun
kullanılır. Yeraltı sularına karışan kurşun içme
sularını da etkiler. Eski boruların, su soğutucuların
ve muslukların bakteriyolojik ve oksitlenme gibi
169
H. Vapur, M. Uçurum, O. Bayat &V. Arslan
Hareketi (CWA), Çevre Koruma Örgütleri (EPA)
gibi kuruluş araştırmalarını sürdürülmektedir (EPA,
1994a; Hughes, 1996).
oksidans v.b. gibi bakterilerde asit oluşumunda
katalizör etkisine neden olurlar. Asitli su, metaller
ve diğer kirleticilerin aktif hale geçmesini sağlar.
Kurşun çinko yataklarıyla birlikte civa, tellüriyum,
kobalt, toryum, pirit, pirolit gibi mineraller de
bulunur. Burada jeokimyasal yapı önemlidir.
Kurşun yatakları dolomitik kireçtaşları içerisinde
oluşmuş ise ortalama kalsiyum, magnezyum, sülfat,
nitrat, potasyum ve klor su akıntılarında yüksektir.
Ancak bunun nedeninin atıklara bağlı olması kesin
değildir. Zararlı etkilerini engellemek ve ağır
metallerin suya karışmasını engellemek için, yeraltı
ve yerüstü madenlerini susuzlandırmalı ve drenaj
yaparak suyun dışarıya pompalanması şeklinde
olur. Ancak; terk edilmiş madenlerde yeraltı ve yer
üstü suları kontrol edilmemektedir ve bunlar ağır
metal çözünürlüğü yönünden potansiyel tehlike
oluşturmaktadır. Burada, madencilik çalışmalarının
çevreye etkileri genellikle erozyon ve toprağa ağır
metallerin birikerek kirletme şeklinde olur. Erozyon
toprak katmanlarının yapısal bozukluğa uğraması
ve madencilik çalışmalarıyla toprak üstündeki bitki
ve orman örtüsünün bozulması nedeniyle meydana
gelmektedir.
2.2. Çinko
Besin olarak çinko gerekli bir mineraldir. Bu
yüzden fazla enzim çinkoya bağlıdır. Bu enzimler
kandaki karbondioksitin atılması için gereklidir.
Ancak sınır değerden fazlası alındığında sağlık
açısından önemli sorunlara yol açmaktadır. Yeni
doğan çocuklarda büyüme bozukluğuna, erişkin
bireylerde saç ve deri dökülmesi gibi rahatsızlıklara
sebep olur. Ticari anlamda çinko ise; demirin
galvanize edilmesi ve bazı alaşımların elde
edilmesinde kullanılır (pirinç, bronz v.b.). Ayrıca
pillerde,
elektrik
sigortalarında,
mantar
önleyicilerde ve yapı malzemelerinde (tavan, oluk
v.b.)
kullanılmaktadır.
Çinkoklorit
metal
kaplamada, askeri amaçlı, çelik endüstrisinde
cilalama işleminde, antiseptik ve deodorant
yapımında kullanılır. Ayrıca çinkoklorit boya
içerisinde renklendirici olarak kullanılır. Özellikle
boya ve plastik içinde bulunur. Çinko pek çok bitki
tarafından bünyesine alınarak tohumlar, tahıllar, vb.
besinler içerisinde ve çoğu deniz ürününde
mevcuttur. Endüstriyel sahalarda havadaki çinko
oranı yüksektir ve bu durum solunumu etkiler.
Sularda ve yiyeceklerden yetişkinler için alınması
gereken çinko miktarı 0.23 mg/lt-gün’dür. Kömür
madenlerinde, rafinasyon, ergitme ve demir dışı
metal endüstrisinde çalışan insanlar ve atık
sahalarının yakınında yaşayan insanlar yüksek
miktarda çinko almaktadırlar. Yüksek yoğunlukta
çinko alındığında akciğerlerde ve dokularda birikir.
Pankreasta yüksek yoğunlukta çinko birikim
potansiyeline sahip diğer bir organımızdır. Aşırı
çinko, bakır ve demirle etkileşerek bakır eksikliği
hastalığına neden olur. Metabolizmada kansızlığa
(anemiye) yol açar (Hughes, 1996; Dökmeci, 2001;
Murray ve ark., 2007).
Toprak kirliliği başlıca; boşaltma, taşma, liç sonucu
bulaşma ve atıkların bulaşması, açık ocak ve yeraltı
maden çalışmalarıyla oluşan yığın kayaçların
kirletici etkileri sonucu oluşur. Ayrıca kurumuş atık
yığınlarındaki ince taneli partiküller rüzgârlarla
taşınarak toprağı kirletirler. Toprak kirletici diğer
kaynaklar olarak yakıt artıkları, flotasyon
reaktifleri, temizleme çözeltileri ve diğer kimyasal
malzemelerin kullanılarak zamanla toprakta
birikmesi ve toprak kirliliğine sebep olmasıdır.
Maden sahalarındaki havada ise kirleticilerin
birincil sebebi atık birikintilerden kaynaklanmış
yığınlarda gerçekleşen mantarlaşma sonucu oluşan
tozlardır. Bunlar havadan rüzgârlarla suya ve
toprağa karışırlar. SUPERFUND, Temiz Su
170
H. Vapur, M. Uçurum, O. Bayat &V. Arslan
Yaklaşık vücuda alınan krom (+3)’ün %0.5-3mg
kadarı emilir. Genel olarak krom (+3), krom
(+6)’den daha az zehirleyici etkiye sahiptir. Krom
(+6) kansere sebep olması düşünüldüğünde çok
sayıda zararlı etkiye sahiptir. Krom (+6)
solunumuyla nefes yollarında, midede, kanda,
karaciğerde, akciğerde etkilenmeler olur ve artan
risk diğer kanser çeşitlerine neden olup ölümle
sonuçlanır. Krom (+3) ise kansorojen olarak
düşünülmez. Krom (+3) ve Krom (+6) hamile
hayvanlara verildiğinde Krom (+6)’nın daha fazla
embriyonun vücudunda biriktiği gözlenmiştir.
Çevre açısından da Krom (+6) oldukça zehirlidir bu
zehirlilik toprak, bitki ve suda krom (+3)’ün
indirgenmesiyle
artar.
Mikroorganizmalarda,
denizde yaşayan bitki ve hayvanlarda, kara yaşayan
hayvanlarında
zararlı
etkilere
sahiptir.
Mikroorganizmalarda 1.0 mg/kg krom (+6)
bulunması zararlı etki yapar. Krom alaşımlarında ve
krom kaplama ürünlerinde kromu geri kazanmak
zordur.
Ancak
demir-çelik
üretiminde
kullanılabilirler. Krom metalinin saf olarak geri
kazanılması da zordur. Geri kazanma çalışmaları
ergitme şeklinde olur. Böylelikle saf metal elde
edilmesi amaçlanır. Ancak kirletici olarak bakır ve
benzeri metaller içerisinde bulunur. Ergitme
sırasında da havaya yayılır. Başlıca krom (+6)
bileşikleri kalsiyum kromat, kromik asit, krom
trioksti, kurşun kromat, stronsiyum kromat,
potasyum dikromat ve çinko kromattır. Bu
bileşikler
sanayinin
çeşitli
alanlarında
kullanılmaktadır. Krom insan için gereklidir. Krom
(+3) vücutta şeker, protein kullanımına yardım
eder. Kronik ciğer ve akciğer tahribatı krom (+6)’ya
uzun süre maruz kalmasıyla ortaya çıkar. Krom
(+6) solunduğu zaman burunda ve boğazda
tahribata neden olur. Ülsere neden olduğu
bilinmektedir ve deride de çeşitli tahribata neden
olduğu bilinmektedir (WHO, 1988, Roskil, 2000;
Holm ve ark., 2002; Murray ve ark., 2007).
2.4. Krom
Kromit cevherinden kazanılır ve sanayinin en
önemli
hammddelerindendir.
Dünya
krom
tüketiminin %95’i ferrokrom alaşımı üretmekte
kullanılır. Dünya paslanmaz çelik üretimi 1988
yılında 16.4 milyon tondur ve yaklaşık 2.9 milyon
ton krom içermektedir. Krom alaşımları demir,
kobalt, bakır, nikel, titanyumda içerir. Döküm
sanayinde de %5 lik bir kullanımı vardır. Refrakter
malzeme üretiminde, kireç fırınları ve klinker
fırınlarında (ki bunlar bakır, nikel, çimento)
üretiminde krom kullanılır. 1998’de dünya krom
tüketiminin %2 ‘si rekrakter malzeme olarak
kullanılmaktaydı
(Papp 1994; Hughes, 1996).
Ayrıca krom kullanarak üretilen kimyasal maddeler
dünya krom tüketiminin %8’ini kapsamaktadır
(Roskil, 2000).
Krom
metalinin
oksidasyon
aşamasındaki
kullanımına bağlı olarak zehir madde kabul edildiği
için çok dikkat çekici hale gelmiştir. Krom farklı
oksidasyon tepkimeleri gösterebilir fakat krom (+3)
ve krom (+6) ekonomik açıdan en önemlileridir.
Krom (+6) oksitlenerek krom (+3)’e dönüşebilir.
Krom kullanım alanları; endüstride, deri
tabaklamada, metal kaplamada, metal yüzeyi
iyileştirmede, ham madde sentezinde, renklendirici
ve pigment yapımında, ahşap koruyucu üretiminde
v.b. diğer alanlarda kullanılır. Fakat krom (+3) ve
krom (+6)’nın biyolojik etkileri farklıdır. Krom
(+3) ve Krom (+6) zehirlilik ve çevresel bakımdan
farklı tutulur. Krom kurşuna benzer şekilde
parçacıklar halinde bulunur. Krom genelde vücuda
birikmez ve besin yapılarında yoktur. Bahsedilen
diğer metallerin tersine krom (+3) 50-200 mg/gün
miktarında insan için gerekli bir besindir. Krom
insülin hormonunun çalışması için gereklidir,
hayvanlar içinde gereklidir. Bitkiler için önemi
bilinmemektedir fakat bitkilerde içermektedir.
171
H. Vapur, M. Uçurum, O. Bayat &V. Arslan
koruyucularda, yabani ot ve böcek (parazit)
öldürmede kullanılır. Arsenik ayrıca bronz
eldesinde elektronik aletler ve elektrik gücünü lazer
ışınlarına çeviren aletlerde kullanılır. Frengi
hastalığının
tedavisinde
arsenik
yıllarca
kullanılmıştır. Cam sanatlarında da arsenik
alaşımları kullanılır. Elementer arsenik kokusuz,
tatsız, metalik çelik girimsi renginde ve kristal
kırılgan bir yapıya sahiptir. Demir çelik işçileri ve
bakır ergitme işçilerinde ciğer kanserine neden
olduğu belirlenmiştir. Vücuda alınan arsenik;
akciğer, karaciğer, böbrek ve deride emilir. Saç,
deri ve tırnakta birikir. Arsenik atmosfere,
ergitilmesiyle arsenik içeren maddelerin yakılması,
arsenik içeren toprağın rüzgârlarla savrulmasıyla
havaya karışır. Havada genellikle (+3) ve (+5)
değerlikte bulunabilir. Arsenik yağmur ve karla
birlikte uzun mesafelere yayılır. Suya geçtiğinde de
diğer maddelere kolaylıkla bulaşır. Arsenik
yiyeceklerde de bol miktarda bulunur. Özellikle et
ve tahıllarda en fazla görülür. Ancak buradaki
arsenik organik biçimde olduğu için sağlık riski
taşımaz (Hughes, 1996; Dökmeci, 2001; Murray ve
ark., 2007).
2.3. Civa
Civa ile ilgili sorunlar balık ve balık ürünlerinden
dolaylı yolla insanlara bulaşan metil civadan
kaynaklanmaktadır.
Metil civa insanın iç
organlarının yanı sıra beyinde de büyük tahribatlara
yol açmaktadır. Civa, kurşuna benzer şekilde çocuk
anne karnındayken annenin almış olduğu zehirli
minerallerden çocuğu etkiler. Civa atığına neden
olan başlıca kaynaklar; diş amalgamı, kontrol ve
ölçüm cihazları (termometreler vb.) piller, tüpler,
lambalar vb. nedeniyle açığa çıkar. Son yıllara
kadar civada dahil mineral tozlarının neden olduğu
hastalıklar sadece mesleki hastalıklar olarak
biliniyordu. Günümüzde ise mineral tozlarının
meslekten bağımsız olarak, solunum, sindirim veya
cilt yoluyla vücuda girdiği hastalıklara yol açtıkları
unutulmamalıdır (Boening, 2000). Civanın vücuda
alınması organik, inorganik veya elementer yapıda
olmaktadır. Genellikle civa buhar yoluyla alınarak
%75 absorbe edilerek kırmızı kan hücrelerinde
taşınır. Civanın organik biçimleri karaciğerde
birikir. Organik civa bileşikleri de çözünebilir.
Beyinde ve sinir dokularında tahribata yol açar.
Civanın vücuttan atılması; terle veya idrar yoluyla
olabilmektedir. Metil civa hücrelerin geçirgen
yapılarını bozabilmektedir. Ayrıca beyinde hasara
yol açar. Civanın yetişkinlere göre çocuklardaki
beyin ve sinir sistemini üzerinde daha etkili
olmaktadır. Amerikan hükümetinin düzenlediği
hijyen (sağlığa uygunluk) konferansında limit değer
olarak 8 saat için 0.0025 mg/metreküp civa buharı
ve organik buhar kabul edilmiştir. Küresel civa
ihtiyacı
1990-1996 yılları arasında 5356 tondan
3337 tona düşmüştür. Bu 3337 tonun 1344 tonu
alkali klor endüstrisinde 100 ton altın üretiminde
kullanılmıştır (EPA, 1994a; Dökmeci, 2001;
Murray ve ark., 2007).
2.5. Kadmiyum
Kadmiyum ve kadmiyum birleşikleri diğer
metallere göre çok daha kolay suda çözülme
özelliğine sahiptirler. Bu nedenle toprak ve suya
karışarak canlı vücudunda bulunabilirler ve birikim
yapabilirler. Kadmiyum bitki ve hayvan için
gereksizdir. İnsan kadmiyumu büyük ölçüde
yiyeceklerle alır. Ancak sigara en önemli
kadmiyum kaynağı olarak vücuda alınmasına neden
olur. Tütün bitkisi kadmiyumu topraktan alır.
Kadmiyum özellikle insanlarda böbreklerde birikir
ve böbreğin yapısını tahrip eder. Protein, glikoz ve
aminoasitlerin tekrar emilmesini önler. Mesleki
olarak kadmiyumun prostat ve ciğer kanserine
neden olduğu bilinmektedir. Ayrıca böbrek ve
midede zarara neden olur. Çevresel açıdan da
2.5. Arsenik
Arsenik çok eski zamanlardan beri zehir olarak
kullanılır. Koyun yıkamada, fare zehirinde, ağaç
172
H. Vapur, M. Uçurum, O. Bayat &V. Arslan
gözlemlenmiştir. Nikel idrar yoluyla vücuttan atılır
ve plasenta yoluyla hamilelikte çocuğa geçebilir.
Nikel vücutta protein oluşumunu etkiler. Bakır ve
çinko gibi metallerin vücutta yaptığı olumlu etkileri
sınırlar. DNA’nın yapısını etkiler. Hücre tarafından
emilerek hücrenin yapısını etkiler ve kanserojen
etkisi olduğu düşünülmektedir. Ni+2 DNA’ya
dolaylı zarar verir ve yenilenme sürecini zayıflatır.
Bitki ve belirli hayvanlar için gereklidir ancak insan
için hiçbir gerekliliği yoktur. Nikel karbonat
solunum sistemini etkiler, solunum bozukluklarına
hatta ölüme bile neden olabilir. Aşırı nikel alımı
vücutta mide ağrısına, kırmızı kan hücre sayısının
artmasına ve karaciğer tahribatına neden olur.
Ayrıca kalp ve kan dolaşım sistemini etkiler ve
sindirim bozukluklarına neden olmaktadır. Nikel ve
nikel alaşımlı süs eşyaları ve mücevherlerin insan
derisi ile temas ettiği zaman kaşıntıya ve alerjik
hastalıklara neden olabilmektedir. Ağızdan nefes
yolu ile alındığında alerjik astım hastalığını tetikler.
Bu olaya kadınlarda daha çok rastlanmaktadır. Bazı
nikel bileşikleri de kanser ile ilişkilendirilmektedir.
Amerikan çevre koruma örgütü (EPA) tarafından
nikel rafinasyon tozları ve nikel sülfür A sınıfı
kanserojen madde olarak nikel karbonat ise B sınıfı
kanserojen madde olarak sınıflandırılmıştır. Nikel
ve nikel bileşikleri levha kaplamada, nikel
kadmiyumlu pillerde, boyaya renk verici olarak,
seramik ve süslemede, sır yapımında, endüstriyel
olarak ve laboratuar çalışmalarında katalizör olarak
kullanılmaktadır. Nikel sülfür belirli cevherlerin
rafinasyonunda ve ergitilmesinde kullanılır. Nikel
paslanmaz çelik ve demir dışı alaşımlarda da vardır.
Bozuk para ve mücevher üretiminde, şakül ve
elektrot yapımında da kullanılır. Genellikle nikel
çok düşük konsantrasyonda her yerde bulunur
(hava, su, toprak, yiyecekler v.b.). Ayrıca bitki ve
hayvan dokularında da rastlanır. Kömürün
yakılması ve petrol rafinasyonu v.b. endüstriyel
uygulamalar ile havaya karışır. Sigara dumanında
birçok canlı türünü etkiler. Memelilerde böbrek ve
ciğerleri etkiler. Deniz kuşlarında böbrekteki
kadmiyum seviyesi 60-480mg/gr’dır ve zarar
vermektedir. Ayrıca toprakta mantar ve v.b.
mikroorganizmaları etkilerler. Toprakta da farklı
bitki yapılarında özellikle köklerde birikim
yapmaktadırlar.
Kadmiyum başlıca kaplamacılık ve galvanizleme
işlerinde kullanılır. Çünkü korozyona karşı
dayanıklıdır. Elektronik kontaklarında, askeri
amaçlı alaşım eldesinde,
Ni-Cd içerikli pillerde
ve televizyon yapım materyalleri içinde de
kullanılır. Ayrıca boya sanayinde sıva ve
plastiklerde portakal rengini vermek için kullanılır.
Kadmiyum, çinko, kurşun, bakır madenciliği ve
ergitme işlemlerinde yan ürün olarak elde edilir.
Genellikle toprakta kadmiyumla kirlenmiş toprak
ve kadmiyumlu gübrelerde birikir. Havada
kadmiyum yayılımları ya da emisyonları oldukça
azdır. Ancak kurşun-çinko ergitme tesisleri ve atık
uzaklaştırma havaya kadmiyum veren başlıca
kaynaklardır.
Nikel-kadmiyumlu
pillerden
kadmiyum geri kazanılabilir ancak bunlar sıradan
bir atık olarak düşünüldüğü için toplu halde
biriktirilmesi gerekir. Kadmiyum plastikler ve renk
vericilerde kullanılmaktadır. Eğer ürün üreticilere
yeniden döndürülebilirse kadmiyumda yeniden
kazanılmış olacaktır. Kaplama sanayinde kullanılan
kadmiyum baca gazı temizleme sistemlerinde filtre
tozu olarak toplanabilir. Eğer toz içerisinde çinko
fazlaysa kadmiyum kazanımı ekonomik değildir
(WHO, 1995; Hughes, 1996; Dökmeci, 2001).
2.7. Nikel
Nikel sülfat ve nikel klorit suda çok hızlı çözünür.
Ancak, nikel oksit çözünmez. Nikel yüksek
miktarlarda karaciğer, akciğer ve beyinde bulunur.
Rafinasyon işçilerinin burun akıntılarında nikelin
birkaç yıl süre ile bulunarak etkisini sürdürdüğü
173
H. Vapur, M. Uçurum, O. Bayat &V. Arslan
Aslında kobalt vücut için düşük konsantrasyonlarda
gereklidir. B-12 vitamininin sentezinde ve anemi
hastalığının tedavisinde kullanılmaktadır. Toprakta
40 mg/L sınır değeri olarak kabul edilmekte ve bazı
bitkilerde de 20 mg/L’nin üzerinde kobalta
rastlanmakta ve bu bitkiler zehirleyici olarak kabul
edilmektedir. Kimyasal endüstride oksidasyon
katalizörü ve radyoaktivite kaynağı olarak
yararlanılan kobalt cam, porselen, seramik ve boya
v.b. pek çok alanda kullanılmaktadır. Kobalt yüksek
dozlarda bileşikleri deriye temas ettiğinde alerjik
etki gösterir solunum ve ağızdan alındığında
akciğer ve karaciğeri etkiler, öksürük ve yanmaya
bağlı bronşite, sindirim yolu bozuklukların neden
olmaktadır. Havadaki ortalama sınır verilen
maksimum kobalt konsantrasyonu 5 mg/m3 dür.
Kobalt nadir toprak elementlerinden birisi kabul
edilerek genellikle ham cevher içerisinde Cu, Ni,
Mn ve As gibi metallerle birlikte bulunur (Friberg
ve ark., 1979; Dökmeci, 2001;).
liç+elektroliz ile saflaştırılır. Ayrıca yan ürün
olarakta diğer metallerle elde edilmektedir. Bakır
iletken olarak, altın ve gümüş alaşımlarında ve
seramik ve de boya sanayinde kullanılır. Bakır
insan vücudu için gerekli bir elementtir. Normal
serum düzeyi 120-145 mg/L civarındadır.
Yetersizliği durumunda Wilson hastalığı ve
hemoglobin sentezi bozukluların neden olmaktadır.
İçme sularında depoların yosun ve mantardan
arındırılmasında ve ayrıca gıda teknolojisinde
kullanılır. Bakır zehirlenmeleri metal bakırın değil
ancak özellikle eriyebilir özellikteki metal
tuzlarının alınması ile olur. 10 gram bakır sülfat
yada 15 gram bakır hidrokarbonat öldürücü
olabilmektedir. Özellikle endüstriyel proses atık
sularında bakır tuzları çevreye verilmekte ve
zehirleyici etki göstermektedir. Bakır havaya tozlu
rügarlar ile volkanik faaliyetler ile bakır ergitme ve
cevher hazırlama işlemleri ile yayılır. Metal
kaplama işlerinde çalışanlar yüksek dozaj alırlar.
Havada çok düşük konsantrasyonlarda bulunur.
Bakır karaciğerde birikerek hepatit v.b. hastalıklara
yol açabilmektedir. Bakır dumanı, tozu ya da
buharının solunabilir sınır değeri olarak 1.0 mg/m3
hava olarak verilmektedir. Amerikan Çevre
Koruma örgütü EPA tarafından içme suyunda sınır
değer 1.3 mg/L olarak verilmiştir. Çinko ve pirinç
dökümcülerinde baş ağrısı, solunum bozuklukları
v.b. hastalığa rastlanmaktadır. Bakır ve bakır
bileşiklerine uzun süre maruz kalınırsa saçlar ve
dişler yeşilimsi renge dönüşür. Cilt hastalıkları ve
karaciğer tümörlerine rastlanmaktadır (Friberg ve
ark., 1979; Doyle and Mirza, 1990; EPA, 1994b;
Dökmeci, 2001).
2.9. Bakır
2.10. Manganez
Endüstride en geniş kullanım alanına sahip
metallerden birisidir. Kaba konsantre eldesinde
flotasyon
kullanılmakla
birlikte,
genellikle
Endüstride özellikle pil, seramik, elektrik
malzemeleri, cam, yüksek karbonlu özel çelik
üretimi ve havyan yemi katkısı olarak kullanılır.
da (3 mg/adet) nikel vardır. Nikelin canlıya geçmesi
deri, solunum ve sindirim yoluyla olmaktadır. Nikel
karbon bileşiği havada çok hızlı yayılmaktadır.
Nikel bileşiklerinin toksik etkisi su içerisindeki
konsantrasyonuna ve biyolojik ortama bağlıdır.
Uluslararası Kanser Araştırma Enstitüsü nikel
bileşiklerini kanser yapıcı olarak kabul eder.
Araştırmalar gökkuşağı alabalığında 96 saatte LC50
(Kobayların yarısını öldüren kosantrasyon)
değerinin 8-36 mg/litre arasında olduğunu
göstermiştir (Hughes, 1996; Dökmeci, 2001).
2.8. Kobalt
174
H. Vapur, M. Uçurum, O. Bayat &V. Arslan
Düşük konsantrasyonlarda vücut için gerekli bir
elementtir. Fosforilasyon, kollestrol ve yağ asiti
sentezi v.b. reaksiyonlara katılır. Meyvalar, fındık,
çay gibi gıdalar maganez içerir. Yüksek dozajda
manganez toz ve bileşikleri solunum yolu ile
alındığında
kronik
mesleki
zehirlenmeler
görülebilmektedir. Havadaki maksimum bulunabilir
miktar 5 mg/m3’tür. Potasyum permanganat tuzu
yutulması ile zehirlenme oluşturan tek mangan
tuzudur. Zehirlenme belirtileri sinirsel sorunlar, baş
ağrısı, çeşitli solunum rahatsızlıkları ve karaciğer
büyümesidir. Manganik Parkinson diye bilinen ve
kramp girme, baş ağrısı, denge ve yürüme
bozuklukları, davranış bozuklukları v.b. şekilde
görülen kronik zehirlenmelere de sebep olur
(Friberg ve ark., 1979; Dökmeci, 2001).
ve kan dolaşımı sistemini etkiler. (Friberg ve ark.,
1979; Hughes, 1996).
3. ATIKLARIN UZAKLAŞTIRILMASI
Ağır metaller endüstriyel kullanıma girdikten sonra
atık olarak deşarj edilmekte ve çevreye
ulaşmaktadır. Şekil 1’deki aşamalarda gösterildiği
gibi ağır metaller farklı proseslerde katı atık olarak
ortaya çıkmaktadır. Bu aşamalardan her birisi de
kendi içerisinde detaylı olarak incelenebilir. Ağır
metal içeren katı atıklar madencilik çalışmaları ile
ortaya çıkmaktadır. Özellikle düşük tenörlü metalik
madenlerin işletilmeden bırakılması ya da
terkedilmiş madenler ve örtü kazı çalışmaları
sonucunda katı atıklar meydana çıkmaktadır. Genel
madencilik,
cevher
zenginleştirme
ve
hidrometalurjik işlemler ile çıkan düşük tenörlü katı
atıkların büyük bölümü atık barajlarında ya da arazi
doldurma amaçlı kullanılmaktadır. Elde edilen katı
konsantre ise metalürjik işlemler sonucunda metal
ve metal alaşımlarına dönüştürülerek pek çok
endüstri dalının kullanımına verilmektedir. Ayrıca
atık içerisindeki metalik değerler ve onat çamuru
gibi metalik içeriği fazla olan atıkların
değerlendirilmesi de endüstriyel uygulama alanı
bulmaktadır. Özellikle gelişmiş ülkelerde evsel ve
endüstriyel atıklar organik, plastik, cam, metalik
parçalar (pirinç, çelik, döküm sanayinde) v.b.
değerlendirilmesi de endüstriyel uygulama alanı
bulmaktadır. Özellikle gelişmiş ülkelerde evsel ve
endüstriyel atıklar organik, plastik, cam, metalik
parçalar (pirinç, çelik, döküm sanayinde) v.b.
biçimlerde ayrı ayrı toplanarak geri dönüşüm
tesislerinde
tekrar
endüstrinin
kullanımına
verilmektedir. Ayrıca yakma tesisleri ile uçucu kül,
curuf, dip külü, silis dumanı v.b. atıklar çimentoya
katkı maddesi olarak kullanılmaktadırlar. Civa
dışındaki tüm ağır metaller metalik biçimde
bulunmazlar ve genellikle değişik fiziksel ve
kimyasal biçimlere dönüşürler. Çevre koşulları
2.11. Antimuan
Düşük ergime derecesi nedeniyle beyaz metal
üretiminde kullanılır. Beyaz metal kalay, kurşun
yada antimuan içerir. Antimuan alaşım üretiminde
kurşunu sertleştirici olarak, akü yapımında boya,
vernik, kibrit, tekstil, askeri amaçlı, yarı iletken
malzeme üretimi, kâğıt ve boru üretiminde
kullanılmaktadır. Yiyecek kaplarının emaye, kalay
v.b. malzemelerden yapılması yiyeceklere antimuan
bulaşmasına neden olur.
Endüstriyel hava
kirlenmesinde rol oynayan en önemli maddelerden
birisidir.
Antimuan trioksit çevreye yayılan en
önemli bileşiktir. Kömür yakma ile uçucu küller ile
ve antimuan içeren cevherlerin ergitilmesi ile dış
ortama yayılır. Yiyecekler ve içme sularında da
antimuan vardır. Günlük ağızdan alınan dozaj
10–70 mg/L arasındadır. Antimuan bileşiklerinin
zararlı etkileri sindirin ve solunum yolu
rahatsızlıkları, ciltte kaşıntı ve alerji görülür.
Yüksek dozajda alındığında akut akciğer ödemine
neden olur, böbreklerde rahatsızlıklara neden olur
175
H. Vapur, M. Uçurum, O. Bayat &V. Arslan
gazlarının ise gelişmiş filtre sistemleri ile tutularak
zararlı metalik ve metalik olmayan içeriklerinin
sınır değerlerin altına indirilerek atmosfere
bırakılması yasal bir zorunluluktur (Vander ve ark,
2000;
Holm
ve
ark.,
2002).
olarak pH, redoks potansiyeli, ortamın bazikliği ve
ortamda organik ya da inorganik bileşiklerin
bulunması önemli rol oynar. Kurşun, civa,
kadmiyum gibi ergime dereceleri düşük metaller
kolaylıkla diğer metallerle etkileşim gösterir. Baca
Tesis ve diğer madencilik atıkları
Madencilik, zenginleştirme ve liç işlemleri
Curuf ve diğer atıklar atıkları
Birincil Ergitme
Curuf, toz ve diğer atıklar atıkları
Proses işlemleri
Ürün Kullanımı
Tekrar
Katı atık toplama
Korozyon ve aşınma tozları
Boşaltma ürünleri
Depolama
ve
kullanım
Katı atık
yakma
Zararlı atık
arıtma
Baca gazı temizleme ürünü, klinker
ve diğer kalıntılar
arazi
doldurma
Klinker
İnşaat işlerinde kullanım
Şekil 1. Ağır metal içeren katı atıklar ve genel kullanımı akım şeması (Holm ve ark., 2002)
temizleme artıkları, curuf (klinker) ile demir, çelik
ve alaşım kırıntıları olarak sayılabilir. Yakma
sistemlerinden çıkan katı atıklar uzak mesafelerde
arazi doldurmada kullanılmaktadır. Ancak toz
partikülleri taşıma, boşaltma ve tozlanma ile havaya
karışmaktadır. Çıkan atık sular ise arıtıldıktan sonra
alıcı ortamlara deşarj edilmektedir (Vander ve ark,
2000; Morf ve ark., 2000; Holm ve ark., 2002).
3.1. Yakma
Yakmanın amacı atığın hacmini azaltmak, enerji
kaynağı olarak kullanmak ve içindeki organik
bileşikleri ve zararlı mikroorganizmaları yok etmek
içindir (Şekil 2). Dezavantajı ise atık içerisindeki
bazı ağır metallerin çevreye yayılma hızını artırıcı
etki göstermesidir. Yakma genellikle 1000 oC’de
gerçekleşir ve metaller buhar (civa gibi), ergimiş ya
da katı metal olarak kalır. Çevresel açıdan
bakıldığında yakma sistemlerinin kullanılabilirliği
etkili bir baca gazı temizleme sistemi kullanmasına
bağlıdır (Hjelmar, 1996; Morf ve ark., 2000) Baca
gazı sistemlerine örnek olarak karbon fitreler, jips
olarak sülfürün çöktürülmesi, su ile yıkama
sayılabilir (kireç sütü püskürtme yaygındır). Yakma
sisteminden çıkan ürünler baca gazı, baca gazı
3.2. Curuf ve Baca Gazı Temizleme Artıkları
Curuf katılaşmış bir dip külüdür ve genellikle
topraktan daha fazla ağır metal içerir. Ancak
curufun bazik kalıntılar içermesi nedeniyle
içerisindeki ağır metallerin liç işleminde çözünmesi
zordur. Ayrıca içerdiği kil minerallerinin de ağır
176
H. Vapur, M. Uçurum, O. Bayat &V. Arslan
Asidik baca gazları kireç çözeltisi ile filtre keki
olarak tutulmakta iken yakma sistemlerinde
genellikle bir karbon filtre vardır. Ayrıca kuru
sistemlerde elektrostatik filtreler ile uçucu kül
karışımları tutulmaktadır. Ancak, artık içerisindeki
ağır metal geri kazanılmaz ise belirli bir süre sonra
mutlaka çevreye karışarak zararlı etki gösterecektir
(Vander ve ark, 2000; Adriano, 2001; Holm ve ark.,
2002).
metalleri adsorbsiyon kapasitesi yüksek olduğu için
ağır metalleri tutar ve suda liç işlemi ile
çözünmelerine engel olur. Bu nedenle curuftan ağır
metal serbestleşmesi binlerce yıl sürebilir. Curuf
içeren katı atıklar yol yapım malzemesi arazi
doldurma ve inşaat işleri için çok uygun ve çevresel
açıdan faydalı malzemelerdir. Baca gazı temizleme
yöntemlerini elektrostatik çöktürücüler ve asidik
baca gazı temizleme prosesleri sonucunda oluşur.
Temiz baca gazı
Havaya yayılma
Baca Gazı Temizleme
Elektrostatik filtre
Atık besleme
Atıksu arıtma
tesisi
Atık su
Katı artık
Kontrollü
arazi
doldurma
Uçucu kül
Havaya yayılma
Yakma Ünitesi
Curuf
Geri kazanım
Liç etkisi
Arazi
doldurma
İnşaat işleri
Liç etkisi
Alıcı ortama
deşarj
(zemin-yüzey suyu)
Şekil 2. Ağır metal içeren katı atıkların yakılması ve baca gazı temizleme (Holm ve ark., 2002)
demir çelik endüstrisinde kullanılması da giderek
yaygınlaşmaktadır (Hjelmar, 1996; Vander ve ark,
2000; Holm ve ark., 2002).
3.3. Arazi Doldurma ve Geri kazanım Çalışmaları
Özellikle metalik cevherler örtü kazı çalışmaları ve
cevher hazırlama ile ayrıca metalürjik işlemlerden
çıkan katı atıkları uzaklaştırmada kullanılan en basit
yöntem arazi doldurma çalışmalarıdır. Bunun
yanında evsel ve kentsel atıklarda arazi doldurma
da kullanılmaktadır. Çevresel açıdan ve insan
sağlığı yönünden bakıldığında en önemli konu atık
içerisindeki metallerin atık maden suları ile yığın
liçi etkisine uğraması ve ağır metallerin ortamda
serbestleşmesidir (Hjelmar ve ark., 2000). Bu
açıdan bakıldığında kentsel ve endüstriyel atıklar
içerisindeki ağır metal artıklarının ve metal
alaşımlarının manyetik ayırma başta olmak üzere
diğer cevher zenginleştirme yöntemleri ile metal
içeriğinin yükseltilmesi önemlidir. Ayrıca hurda
metallerin elektrik ark fırınları ile ergitilmesi ve
3.4. Atık Sulardan Ağır Metal Arıtması
Günümüzde endüstriyel tesislerden çıkan atık
sulardaki ağır metallerin giderilmesinde çok sayıda
arıtma yöntemleri kullanılmakta ve yeni
yöntemlerin bulunmasına yönelik araştırmaları
Dünya çapında devam etmektedir. Tesis atık
sularının temizlenmesinde başlıca Koagülasyon ve
filtrasyon yöntemleri ağır metal içeriklerini
azaltmak amacıyla kullanılmaktadır. Diatomit,
zeolit, perlit v.b cevherler filtrasyon işlemiyle
birlikte kullanılmaktadırlar. İyon değiştirme ve aktif
karbon en çok kullanılan arıtma yöntemlerindendir.
Zeolitler, ve killerinde kullanılabilme imkanı vardır.
177
H. Vapur, M. Uçurum, O. Bayat &V. Arslan
Mineral Processing Wastes (SME), Berkeley,
California,
Dökmeci, İ., 2001. Toksikoloji, Zehirlenmeler Tanı
ve Tedavi, Nobel Kitabevi-İstanbul, 750 sayfa.
Ayrıca, ters ozmoz yöntemi, elektrik akımı ile
çökeltme, kireç ile çökeltme yöntemleri endüstriyel
olarak kullanılan diğer önemli yöntemlerdir
(Hendricks, 2006).
EPA, 1994a, Technical Resource Document
Extraction and Beneficiation of Ores and
Minerals, Volume 1, (Lead-Zinc), U.S.A EPA,
43 sayfa.
4. SONUÇ
Madencilik ve diğer endüstri dallarında işçilerin
daha sağlıklı şartlarda çalışma zorunluluğu hava,
su, toprak ve canlıların bünyesinde bulunan ağır
metal değerleri için sınır değerler belirlenmesine
neden olmuştur. Toplumlarda artan çevre bilinci de
olumsuz çevresel etkilerin önlenmesini yasal bir
zorunluluk haline gelmiştir. Sonuçta, madencilik ve
çevre de ayrılmaz bir ikili haline gelmiştir. Hem
ağır metallerin olumsuz etkilerinin giderilmesi hem
de ekonomik kazanç elde etmek açısından ise
arıtma+geri kazanım çalışmaları önemli hale
gelmiştir. Metalik maden rezervlerinin giderek
azaldığı düşünüldüğünde düşük tenörlü atıkları
zenginleştirme ve geri kazanımı hem ekonomik
hem de çevresel açıdan gereklidir.
EPA, 1994b, Technical Resource Document
Extraction and Beneficiation of Ores and
Minerals, Volume 4, (Copper), U.S.A EPA, 48
sayfa.
Friberg, L., Nordber G.G.F., Vouk V.B., 1979.
Handbook on the toxicology of metals, Elsevier,
Amsterdam.
Hendricks, D., 2006. Water Treatment Unit
Processes: Physical and Chemical, CRC Press,
Taylor & Francis, 1266 sayfa.
Hjelmar, O., 1996. Disposal strategies for
municipal solid waste incineration residues,
Jour. Hazardous Materials 47: 345-368.
Hjelmar, O., Andersen, L. and Bjerre Hansen, J.,
2000. Leachate emissions from, landfills. AVR
Report 265. Naturvårdsverket, Stockholm.
KAYNAKLAR
Adriano, D.C., 2001. Trace elements in terrestrial
environments: Biogeochemistry, bioavailability,
and risks of metals. 2th ed. Springer Verlag,
New York.
Holm, O., Hansen, E., Lassen, C., Lauridsen, F.S.
and Kjolholt, J., 2002. Heavy Metals in Waste,
European Commission DG ENV. E3, Project
ENV.E.3/ETU/2000/0058, Final Report, COWI
A/S Consulting Engineers and Planners,
Denmark.
Boening, D.W., 2000. Ecological effects, transport,
and fate of mercury: a general review.
Chemosphere 40: 1335–1351
Doyle, F.M., Mirza, A.H., 1990. "Understanding
the Mechanisms and Kinetics of Acid and Heavy
Metals Release from Pyritic Wastes." In Proc. of
the Western Regional Symp. on Mining and
Hughes, W.W., 1996. Essentials of Environmental
Toxicology, Taylor & Francis., 175 sayfa.
178
H. Vapur, M. Uçurum, O. Bayat &V. Arslan
Morf, L.S., Brunner, P.H. and Spaun, S., 2000.
Effect of operation conditions and input variation
on the partitioning of metals in a municipal solid
waste incinerator., Waste Management &
Research, 18: 4-15.
WHO, 1988. Chromium, Environmental Health
Criteria 61., World Health Organisation,
International Programme on Chemical Safety
(IPCS), Geneva, Switzerland.
Murray, L., Little, M. and Cadogan, M., 2007.
Toxicology Handbook, Elsevier, 480 sayfa.
WHO,
1989.
Lead-environmental
aspects,
Environmental Health Criteria 85., World Health
Organisation, International Programme on
Chemical Safety (IPCS), Geneva, Switzerland.
Papp, J., 1994. Chromium life cycle study.
Information Circular, 9411. U.S. Bureau of
Mines.
WHO, 1995. Cadmium-environmental aspects.
Environmental Health Criteria 135., World
Health Organisation, International Programme on
Chemical Safety (IPCS), Geneva, Switzerland.
Resmi Gazete, 2004, Su Kirliliği Kontrolü
Yönetmeliği, Çevre ve Orman Bakanlığı
Yönetmelikler, Sayı: 25687.
Swedish EPA, 2001, the most important heavy
metals, Environmental Protection Agency of
Sweden, http://www.internat.naturvardsverket.se/
Vander, V.E., Guinée, J.B., Udo de Haes, H.A.
(eds.), 2000. Heavy Metals: A Problem Solved?
Methods and Models to Evaluate Policy
Strategies for Heavy Metals., Kluwer Academic
Publishers, Dordrecht.
179
H. Vapur, M. Uçurum, O. Bayat &V. Arslan
180
Download

Heavy Metals Originated from Mining Activitie