HAVA
KiRLiLiGi
HAVA NEDİR ?
Hava; Dünya'yı çevreleyen, çoğunluğu azot ve oksijenden müteşekkil, renksiz ve kokusuz gaz
kütlesi. Hava tüm canlılar için hayati öneme sahiptir. Hayvanlar, bitkiler ve insanlar havasız bir
ortamda yaşayamazlar. Yerküreyi saran gaz kütlesine atmosfer adı verilmektedir. Atmosferdeki hava
tabakasının kalınlığı 150 km'dir. Atmosferin diğer adı da hava küredir. Bunun sadece 12km'si
canlıların yaşamasına elverişlidir. Yeryüzünden uzaklaştıkça hava tabakasının yoğunluğu azalır.
Atmosfer, yerkürenin etrafında adeta düzenleyici ve koruyucu bir örtü şeklindedir.
•Hava Kirliliği
Nedir?
Hava kirliligi, canlıların sağlığını olumsuz yönde
etkileyen veya maddi zararlar meydana getiren havadaki
yabancı maddelerin, normalin üzerinde miktar ve
yoğunluğa ulaşmasıdır.
Bir başka deyişle hava kirliliği;
havada katı, sıvı ve gaz şeklindeki
yabancı maddelerin insan
sağlığına, canlı hayatına ve
ekolojik dengeye zarar verecek
miktar, yoğunluk ve sürede
atmosferde bulunmasıdır.
İnsanların çeşitli faaliyetleri
sonucu meydana gelen üretim ve
tüketim aktiviteleri sırasında
ortaya çıkan atıklarla hava
tabakası kirlenerek,
yeryüzündeki canlı hayatı
olumsuz yönde etkilenmektedir.
Hava kirliliği:
Yetişkin bir insan günde ortalama
Soluduğumuz havanın
kirlenmesidir…
20 m3
hava solur…
Çocuklar ise yetişkinlere göre %50 daha
fazla hava solumaktadırlar.
BU YÜZDEN
solunan havanın temiz veya kirli olması
insan sağlığı için oldukça önemlidir.
Dünyada her yıl 3 milyon insan hava
kirliliğinden ölmektedir. Bu, dünyadaki
toplam ölümün (ortalama 55 milyon) %5’idir.
Bu ölümlerin %90’ı gelişmekte olan ülkelerde
görülmektedir.
Hava kirliliği:
Yerel, bölgesel ve global ölçeklidir.
Lokal: kentlerdeki
yüksek
konsantrasyonlar
genellikle ısınma ve
trafik kaynaklıdır.
Bölgesel: ozon oluşumu,
asit depolanması,
kirleticilerin taşınımı
Global: ozon incelmesi,
global CO2 artışı, iklim
değişimi.
Kentleşme
Motorlu Taşıtlar
Meteorolojik Olaylar
Hızlı nüfus artışı
Sanayileşme
Hızlı nüfus artışı:
•İlk nüfus sayımı 1927: Nüfus 13.5 milyon,
•1950 yılında 21 milyon,
• 2000 yılında 68 milyon
•2010 yılında 73 milyon 722 bin 988 kişiye ulaşmıştır.
Bu artış konutta, sağlık hizmetlerinde, besin ve enerji
arzında iyileşme ve gelişme beklentilerini olanaksız
kılmaktadır.
Hızlı nüfus artışının neden olduğu sonuçlar nüfus ve
doğal kaynaklar planlamasının uzun vadeli olarak
düşünülmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu
planlamanın sonucu olarak, nüfus ve aile planlaması,
sağlık ve sosyal hizmetlerin bir dalı olarak gelişir. Doğum
oranını düşürmek için planlama açısından yapılabilecek
bazı şeyler vardır. Bunlar; bir miktar ekonomik kalkınma,
gençlerin ve özellikle kadınların eğitimi, yaşlılara sosyal
güvence sağlanması, sağlık hizmetleri ülkenin her
noktasına ulaşan ve halkın kabul edebileceği cinsten
doğum kontrolü hizmetleri olarak sıralanabilir.
Kentleşme
Nüfusun büyük bir bölümünün köy ve kasabalardan
ayrılarak şehirlerde yoğunlaşması, sanayileşme ile de bu
gelişmenin hız kazanması, şehirlerin problem yumağı
haline gelmesine neden olmuştur. Aşırı nüfus
yoğunluğuna maruz kalan şehirlerin; suyu, havası
kirlenmekte yetersiz duruma düşmektedir. Aşırı nüfus
yoğunluğunun gecekondu bölgelerinin çoğalmasına,
bütün bunların neticesinde sağlıksız çevre ortamının
oluşmasına yol açtığı söylenebilir.
Isınmadan kaynaklanan hava kirliliği:
Kentlerimizdeki ısınmadan kaynaklanan
hava kirliliği özellikle kış döneminin
başlaması ile birlikte artış
göstermektedir. Kış aylarında ısınmadan
kaynaklanan hava kirliliğinin temel
sebepleri; ısınmada kalitesiz yakıtların
(kükürt, kül ve nem oranı yüksek kalori
değeri düşük kömürler) iyileştirilme
işlemine tabi tutulmadan kullanılması,
yanlış yakma tekniklerinin uygulanması
ve kullanılan kazanların bakımlarının
düzenli olarak yapılmaması olarak
sıralanabilir.
Kış aylarında ısınma amacıyla soba ve kaloriferlerde genellikle
odun, kömür, fuel-oil ve doğal gaz yakılmaktadır. Soba veya
kalorifer kazan bacalarından çıkan gazlara genel kirleticiler
denilmektedir. Bunlar; karbonmonoksit (CO), kükürtdioksit
(SO2), azotdioksitler (NOx) ve partikül maddeler (is, kurum ve
toz) dir.
Fabrikaların bacalarından çıkan kimyasal
gazlar, tozlar ve dumanlar havayı
kirletmektedir. Fabrikalarda enerji ihtiyacı
için yakılan yakıtlar ve fabrikada yapılan
işlemden oluşan kirleticiler baca ile havaya
atılarak kirliliğe neden olmaktadır. Günlük
ihtiyaçlarımızın karşılanması, yurdumuzun
kalkınması, yeni iş sahalarının açılarak
işsizliğin önlenmesi için bu fabrikaların
mutlaka çalışması ve üretimlerini
sürdürmesi gerekir. Burada önemli olan
hem kalkınmayı sürdürmek ve hem de
çevreyi korumaktır. İşyerleri, fabrikalar
çevreyi kirletmemek için gerekli önlemleri
almalıdır.
Motorlu taşıtlar :
Ulaşım araçları günlük yaşantımızın bir parçasıdır. Her gün değişik
şekilde yararlandığımız bu motorlu karayolu taşıtları havaya
verdikleri kirletici gaz ve taneciklerle çevremizi ve soluduğumuz
havayı kirletmektedir. Hava kirliliğinin yarısı motorlu taşıtlarından
kaynaklanmaktadır. Bu nedenle büyük kentlerin ana cadde ve
kavşaklarında, karayolları çevrelerinde havayı kirleten madde
emisyonları (atmosfere atılan gaz, toz, is v.s.) önemli
boyutlardadır.
Bir insanın günlük ihtiyacı olan 15 m3
temiz havayı bir tek taşıtın sadece 10
dakikalık bir süre içerisinde tehlikeli hale
dönüştürmesi, kentlerdeki yüz binlerce
taşıtın neden olduğu hava kirliliğinin
boyutu hakkında bizlere yeterli bir fikir
verebilir. Şehir trafiğindeki araçlar; teknik
bakımlarının yeterince yapılmaması,
bilinçsiz kullanımı ve bir kısmının çok eski
oluşları nedeniyle kirletici özellikleri bir kat
daha artarak, önemli kirletici kaynak
durumundadırlar. Taşıtlarda hava kirliliği
yaratan kirletici kaynaklar, motor cinsine
göre değişmektedir.
Taşıtlarda benzinli ve dizel motor olmak üzere iki tür motor
kullanılmaktadır. Benzinli motorla çalışan bir taşıtın başlıca kirletici
kaynakları; egzoz borusu, benzin deposu, kartel havalandırma,
karbüratör, fren balataları ve lastiklerdir. Dizel motorlu taşıtlarda ise
başlıca kirletici kaynakları egzoz borusu, fren balataları ve lastiklerdir.
Egzozdan üç tür duman çıkar. Siyah duman, tam yanmamış yakıt
taneciklerinin oluşturduğu dumandır. Uygun yanma koşullarının
olmadığını gösterir. Gri-Beyaz duman, tam yanma artığı maddelerin
oluşturduğu dumandır.
Uygun yanma koşullarının olduğunu gösterir. Mavi
duman, yanmamış yakıt ve yağ karışımı olup, genellikle
motorun bakıma ihtiyacı olduğunu gösterir.
Taşıtlardan kaynaklanan kirleticiler, genel ve özel
kirleticiler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Egzoz gazları
içinde bulunan karbondioksit (CO2), su buharı (H2O),
hidrojen (H2) ve azot (N2) gazları kirletici olarak kabul
edilmemektedir. Egzoz gazı içerisindeki
karbonmonoksit (CO), partikül madde (is, toz, tanecik
v.s.) ve hidrokarbonlar genel kirleticiler olarak kabul
edilmektedir. Benzinli taşıtlarda ise kurşun (Pb)
bileşikleri önemli bir kirleticidir.
Meteorolojik Olaylar
- Atmosferik inversiyon olayı (Londra
Smog’u)
- Fotoşimik Reaksiyon olayı(Los Angeles
Smog’u)
Atmosferik inversiyon olayı (Londra Smog’u)
Normal hava koşullarında güneşin
yerküreyi ısıtması sonucunda
yerküre üzerindeki hava tabakası
ısınır. Yerkürenin hemen üstündeki
ısınan hava tabakası (troposfer
tabakasının sıcaklığı yeryüzünden
uzaklaştıkça azaldığından) yukarı
doğru yükselir. Eğer yeryüzü
üzerinde kirli hava tabakası
bulunuyorsa bu olay sonucu kirli
hava tabakası doğal olarak
yeryüzünden uzaklaşır.
Atmosferik inversiyon olayında ise; özellikle sonbahar ve kış aylarında
geceleri yerkürenin çok çabuk soğuması sonucu yerküre üzerindeki hava
tabakasıda soğur. Bu soğuyan hava tabakası daha üstteki sıcak hava
tabakasını geçemediğinden yerküre ile sıcak hava tabakası arasında sıkışıp
kalır. Bu sıkışan hava tabakasında biriken kirletici maddeler yerkürenin
hemen üstünde kirli bir hava tabakasının oluşmasına neden olur.
Atmosferik inversiyon sonucu şehrin
üzerinde sıkışıp kalan kirli hava tabakası
burada yaşayan canlıları olumsuz yönde
etkiler. Bu kirli hava tabakası ancak çok
şiddetli hava akımları (rüzgarlar) sonucu
dağılabilir. Atmosferik inversiyon sonucu
oluşan bu tip hava kirlenmesi olayına
1952’de Londra’da bu tip hava kirliliğinin
yaşanmasından dolayı Londra Smog’u adı
da verilmektedir.
Fotoşimik Reaksiyon(Los Angeles Smog’u)
Meteorolojik koşullar sonucu oluşan hava
kirlenmesinde rol oynayan diğer bir neden ise
fotoşimik reaksiyondur. Aşağıdaki şekilde fotoşimik
reaksiyonun oluşum şekli görülmektedir.
Bu olay özellikle motorlu taşıt araçlarının egzoz
gazlarından açığa çıkan Azot Oksitleri, aldehitler,
ketonlar, olefinler ve diolefinler gibi maddelerin
güneş ışınlarının etkisi ile birtakım kimyasal
reaksiyonlar sonucu ozon, formaldehit, akrolein,
diketon, nitroolefinler gibi zararlı fotoşimik
maddelere dönüşümü şeklinde oluşmaktadır.
Fotoşimik reaksiyon sonucu oluşan fotoşimik
maddeler havaya karışarak hava kirliliğine neden
olmaktadırlar. Bu tipik hava kirlenmesi Los
Angeles’de sıklıkla oluştuğundan bu tip hava
kirlenmesine “Los Angeles Smog”’u adı
verilmektedir.
Hava kirliliğinin olumsuz etkileri
Hava kirliliğinin oluşturduğu olumsuz etkileri Ekonomik
etkiler, Biyolojik etkiler, İnsan sağlığı üzerine etkiler ve
Uzun süreli etkiler olmak üzere dört ana başlık altında
toplayabiliriz.
Hava Kirliliğinin Ekonomik Etkileri:
Yakıtların tam olarak yanmaması sonucunda hem
hava kirliliği oluşmakta hem de yakıt israfı nedeni ile
ekonomik kayıp,
Hava kirliliği olan bölgeler de temizlik için daha fazla
temizlik maddesi harcanması ile ekonomik kayıp,
Özellikle hava kirletici maddelerden Hidrojen sülfürün
kurşunla birleşmesi sonucu oluşan kurşun sülfür
yapıların dış yüzey boyalarını etkileyerek
koyulaşmasına neden oluşur.
Kirletici maddelerden kükürt dioksitin su ile
birleşmesi sonucu oluşan Asit damlacıklarının
yapıların dış cephelerinde aşınma ve korozyona
neden oluşu
- Hava kirletici maddelerden Ozonun özellikle lastik
eşya üzerinde çatlama ve aşınmaya neden oluşu
- Smog olayları sonucunda görüş alanının kısıtlanması
sonucu oluşan motorlu taşıt araçları kazaları ile
oluşan ekonomik kayıp
şeklinde sıralanmaktadır.
Hava Kirliliğinin Biyolojik Etkileri
- Hava kirleticilerden özellikle kükürt dioksitin bitki
gelişimini engelleyerek yeşil alanların azalmasına neden
oluşu
- Aerosoller gibi katı maddelerin bitki yaprakları üzerine
çökerek klorofil sentezini engellemesi
- Özellikle sanayii bölgelerinde havaya atılan florürler
nedeni ile bu bölgede otlayan hayvanlarda kaşeksi
oluşumu
- İnsan sağlığına olumsuz yönde etkileme
şeklinde sayılabilir.
Hava Kirliliğinin İnsan Sağlığına Etkileri
Hava kirliğinin insan sağlığı üzerine olan etkileri
havadaki kirletici madde miktarı ve bu maddelere
maruz kalınma süresine bağlı olarak değişmektedir.
Hava kirlenmesinin kişi sağlığı üzerine olan olumsuz
etkileri aşağıdaki şekilde sıralanabilir.
- Hava kirliliği sonucu güneş ışınlarının yeryüzüne ulaşması
engellenerek özellikle gelişme çağındaki çocuklarda Raşitizm
gibi patolojiler ortaya çıkabilir.
- Hava kirliği sonucu oluşan kirletici maddelerin kötü kokuları
ve görüş alanının kısıtlanması sonucunda insanlarda sıkıntı,
iştahsızlık gibi psikolojik olumsuz etkiler ortaya çıkabilir.
- Hava kirliliği sonucu kirletici maddelere kısa süreli maruz
kalınması sonucunda gözlerde yanma, burun ve boğazda
irritasyon, solunum epiteli tahrişi, öksürük, özellikle çocuklar
ve kalp solunum sistemi hastalarının durumlarında ağırlaşma
oluşabilir.
- Hava kirliliği sonucu kirletici maddelere uzun süreli maruz
kalınması sonucunda Kronik bronşit, amfizem, kalp hastalığı
ve akciğer kanseri gibi hastalıklar oluşabilir.
Hava Kirliliğinin Uzun Süreli Etkileri
- Hava kirletici maddelerin akarsu, göl gibi tatlı su
kaynakları üzerine çökmesi ve bu tip suların
asitidesini arttırmaları sonucunda bu tip sularda
yaşayan balık gibi canlıları olumsuz etkileyerek toplu
ölümlerine neden olacakları
- Hava kirletici maddelerin yağmur sularının
asiditelerini arttırmaları sonucunda bitkilerdeki
olumsuz etkiler nedeni ile yeşil alanların azalmasına
neden olacakları
- Hava kirletici maddelerden kükürt ve sülfat gibi maddelerin
stratosferde birikerek ozon tabakasının delinmesine neden
olmaları sonucunda yeryüzüne ulaşan zararlı ultrviyole ışınlar
nedeni ile deri kanserlerinde büyük artışa neden olacaklarıHava kirletici maddeler arsında yeralan karbon dioksit’in
normal sınırlar üzerine çıkması
(Karbon dioksit miktarının %10 artışı yeryüzü sıcaklığını
ortalama 1.5 C arttırır) termal ışınların
emiliminin artışı ile yeryüzünün yüzeyel sıcaklığının artması
sonucunda iklim değişimleri, sera etkisi, buzulları erimesi ve
denizleri kabarmasına neden olacakları şeklinde
sıralanmaktadır
HAVA KİRLENMESİNDEN KORUNMA ÖNLEMLERİ
Hava kirlenmesinden korunma önlemlerinin
büyük bölümü kirlenme oluşmadan önce
alınan önlemler olup bu önlemlerin amacı
Hava kirliliğinin oluşumunu engellemektir. Bu
önlemler 7 ana başlık altında
toplanmaktadırlar.
1-Yakıt ürünlerini zararsız hale getirecek önlemler almak
Bu tip önlemler arasında - Isınma ve enerji eldesi için dumansız yakıt
kullanmaya (kömür ve akaryakıt yerine doğalgaz kullanılması) özen
gösterilmesi
- Yakıtı yakan kalorifer yakıcılarının eğitilmesi ile yakıtın tam olarak
yanmasını sağlayarak havaya atılan kirletici madde miktarının
azaltılması
- Özellikle kentlerde Isınma amacı ile merkezi ısıtma tesislerinin
kullanılması
- Bireysel olarak konutlara baca gazlarının zararlı etkilerini azaltacak
baca filtreleri takılması- Isınma amacı ile içindeki kükürt miktarı %2
den az olan sıvı yakıtların kullanılması yer almaktadır
2-Sanayii tesislerinde önlemler almak
Bu tip önlemler arasında
- Sanayii tesislerinin yerleşim yerleri dışındaki bölgelere
kurulması
- Sanayii tesislerinin bacalarının yükseltilerek bacalardan
atılan kirletici maddelerin rüzgarlar etkisi ile daha çabuk
dağılmasının sağlanması
- Sanayii tesislerinin çukur bölgelere değil hakim rüzgarların
bulunduğu bölgelere kurulması ve kirleticilerin rüzgarlar ile
uzaklaştırılmasının sağlanması
- Sanayii tesisleri bacalarına kirletici maddeleri süzen ve
çökmelerini sağlayan filtrelerin takılması gibi önlemler
yeralmaktadır.
3- Motorlu taşıt araçları için önlemler almak
Bu tip önlemler motorlu taşıt araçlarının hava kirlenmesindeki
olumsuz etkilerini önlemek için alınan önlemler olup, bu
önlemler;
- Uygun periyodlarda motorlu taşıt araçlarının motorlarının ve
egzoz gazlarının muayeneye tabii tutulması
- Motorlu taşıt araçlarının egzozlarına kirletici maddeleri süzen
egzoz filtrelerinin takılması
- Motorlu taşıt araçlarında yakıtın tam olarak yanmasına
sağlayacak motorların
geliştirilmesi için çalışmalar yapılması
-Özellikle büyük yerleşim yerlerinde toplu taşıma araçlarının
kullanılmasını özendirici önlemlerin alınması
- Toplu taşıma araçlarında yakıt olarak kömür, akaryakıt yerine
doğalgaz veya elektriğin kullanılması şeklinde sırlanmaktadır
4- Meteorolojik koşullar yönünden önlemler almak
Bu tip önlemler yerleşim yerlerinin veya sanayii tesislerinin
kurulacağı bölgelerde iklim
koşulları ve meteorolojik koşulların göz önüne alınması önlemlerini
kapsamaktadır.
Bu önlemler
- Yerleşim yerlerinin kurulması ve planlanmasında rüzgar yönüne
göre cadde ve sokakların
düzenlenmesi- Atmosferik inversiyon gibi hava kirliğinde rol
oynayan olayların oluşumunda ısınma için kullanılan soba ve
kaloriferlerin söndürülmesi, sanayii tesislerinde üretimin
durdurulması şeklinde sıralanmaktadır.
5- Yeşil Alanlar Oluşturmak
Yerleşim bölgelerinin en az % 9’unun yeşil alan olarak bırakılmasının
sağlanması bu tip önlemler arasında yeralmaktadır.
6- Uydu Kentlerin Kurulması
Yerleşim yerleri olarak kullanılacak bölgelerde dağınık binalar yerine
şehrin dışarısında belli bir düzen içinde kurulmuş merkezi ısıtma
tesisleri ile ısıtılan uydu kentlerin ve toplu konut alanlarının kurulması
hava kirliğinin önlenmesinde önemli rol oynamaktadır.
7- Yasal Tedbirler Almak ve Düzenli Denetimler Yapmak
Sağlık Bakanlığı, Çevre Bakanlığı, Belediyeler gibi kamu
kuruluşları tarafından periyodik olarak hava kirliliği ölçümlerinin
yapılması, hava kirliliğinin tehlikeli boyutlara ulaştığı bölgelerde
ısınma için kullanılan soba ve kaloriferlerin söndürülmesi, sanayii
tesislerinin faaliyetlerinin durdurulması ile ilgili denetimler
yapılması, denetimler sonucu suçlu bulunanlara ağır cezalar
verilmesi ve kamu kuruluşları ve bir takım gönüllü kuruluşlar
tarafından halkın hava kirlenmesi konusunda eğitilmesi bu grup
önlemler arasında yer almaktadır.
Asit yağmurları, kükürt ve azot dioksitlerin
atmosferdeki nemle birleşerek sülfürik ve nitrik asitli
yağmur, kar ya da dolu oluşturması şeklinde kirliliğe
verilen genel bir tanımdır.
Asit yağmurları, fosil yakıt
atıklarının doğal su döngüsüne
karışmasıyla oluşur.
Kömür ve petrol gibi fosil yakıtlarının yakılması
sonucu atmosferde kükürt ve azot içeren gazlar
birikir.
Bu gazlar havadaki su buharıyla birleşince
kimyasal tepkime meydana gelir.
Nötr bir suyun (saf su) pH değeri 7 iken
atmosferde doğal kısmi basıncı 0.00037 atm olan
CO2(g) ile dengede olan bir yağmur suyu (pH
değerini etkileyecek başka herhangi bir tür
olmadığı taktirde) hafif asidiktir, yani pH değeri
5.6 civarındadır.
Bununla birlikte, bozunuma uğramamış şartlar
altında bile yani doğal yollarla (volkanik patlamalar
vb.) salınımı gerçekleşen SO2(g), NOx(g) ve organik
asitlerden dolayı yağmur suyu hiçbir zaman nötr
değildir.
Bu nedenle, atmosferdeki CO2(g)’in çözünmesi
[H2O(s) + CO2(g) → H2CO3(s)] sonucu oluşan
yağmur suyundan daha asidik yani pH değeri normal
yağmur suyunun sahip olduğu 5.5 – 5.6’lık pH
düzeyinin altında olan yağmurlar asit yağmuru
olarak kabul edilmektedir.
İnsani kaynaklardan dolayı oluşan asit
yağmurlarının pH değeri 3.5 ve 5 arasında
değişebilmektedir.
Yağışlarda bulunan bu fazla asidi de ise, birincil
kirletici olan sülfür ve nitrojen oksitlerin, havadaki
suyla reaksiyonu sonucu oluşan ikincil kirleticiler
nedeni ile meydana gelmektedir
Bu tepkimeler sonucunda sülfürik asit ve nitrik
asit damlaları oluşur.
2+2 →23 (Sülfüroz asit)
3+2 →24 (Sülfürik asit)
2+2 →3 (Nitrik asit)
Güneş ışığı bu tepkimelerin hızını arttırır.
Kirliliğe neden olan bu tanecikler, rüzgarlarla
binlerce kilometre uzağa taşınabilir
Kırsal kesimde toprağın ve göllerin
asitleşmesine neden olur.
Asit yağmurları, toprağın
yapısındaki kalsiyum, magnezyum
gibi elementleri yıkayarak taban
suyuna taşımakta ve toprağın
zayıflamasına, zirai verimin
düşmesine neden olmaktadır.
Asidik zerrecikler genellikle kükürt dioksit ve azot
oksitlerin atmosferdeki yayılması ile oluşur.
Sonuçta oluşan nitrik ve sülfürik asit diğer
partiküllere (toz, duman, is) tutunur.
Bu partiküllerin solunması bu asidik yapıların
doğrudan akciğerlere kadar gitmesine neden
olmaktadır.
Bu yolla asidik yapıdaki bu tozlar ve gazlar kana
geçebilirler
Asit yağmurlarının insanlar üzerindeki dolaylı
etkileri içme suyu, yer altı suları, toprak, bitkiler
ve balıklar üzerindeki etkilerine bağlı olarak bu
unsurların kullanılması sonucunda uzun vadede
insan vücudunda asidik depolamaya neden olur.
Toprağın pH sı düştükçe (pH<5) topraktaki ağır
metallerin çözünürlükleri ve dolayısıyla toprak
çözeltisindeki Al, Fe ve Mn konsantrasyonu hızla
artmaktadır.
Biriken alüminyum, ağaç köklerinin gerekli besinleri
almalarını engeller.
Besin eksikliği oluşur ve ağaçların büyümesi yavaşlar,
hatta tamamen durur
Asit yağmurlarının insan sağlığına doğrudan etkileri
bulunmaktadır.
Toprağın asitliğinin artması neticesinde sulara karışan
alüminyum ve cıva benzeri bileşikler balıklar aracılığı ile
vücudumuza geçmektedir.
Ayrıca atmosferde biriken kükürt dioksit ve azot oksit, sülfat
ve nitratlara dönüşür.
Havada asılı olarak bekleyen sülfatlar da solunum yoluyla
vücudumuza nüfuz ederek astım ve bronşit gibi solunum
yolu hastalıklarının oluşmasına neden olmaktadır.
Asit yağmurları yerüstü ve yer altı sularında pH değerini
düşürerek sulardaki hayatı olumsuz yönde etkilemektedir.
Yapılan birçok araştırma, kuzey Amerika ve Kuzey
Avrupa’daki su ekosistemlerindeki asitleşmenin asit
yağmurlarından kaynakladığını ve bu sulardaki canlı
varlığının tehlikede olduğunu ortaya koymaktadır.
Örneğin günümüzde İsveç’te 18000 gölün asitleştiği ve
bunların %25 inde canlı hayatının son bulduğu
belirtilmektedir.
Asit Yağmurlarını Önlemek
Fosil yakıtlı termik santrallerin birbirinden uzak
ve bacalarında en son teknolojiden
yararlanılarak geliştirilen desülfirizasyon
ünitesinin kurulması gerekmektedir.
SO2 çeşitli kimyasal işlemlerle alçı taşına
dönüştürülebilir ve bu taşlardan briket
yapımında kullanılabilir.
Kükürdü az olan kalorifer yakıtları kullanılarak
atmosfere salınan SO2 miktarı düşürülebilir.
Zorunlu olmadıkça kişisel araç kullanımı
yerine toplu taşıma araçları tercih edilebilir.
Yaşam için gerekli olan enerji doğaya zararlı gazların
salınımına sebebiyet vermeyecek doğalgaz, vb. enerji
kaynaklarıyla sağlanabilir.
Çevre koruma ile ilgili dernek ve kurumların çevre
kirliliği konusunda aktif faaliyetlerde bulunmaları ve
bu konuların devlet tarafından iyice anlaşılması
sağlanarak gerekli politik kararların alınması
sağlanabilir.
Medya yoluyla panel, seminer ve konferans gibi çeşitli
eğitici toplantılar halkı bilinçlendirmek için yapılabilir
Sis
Sis, yeryüzündeki yatay görüş mesafesini 1
km’nin altına düşüren metrolojik bir
olaydır.
Sis bir alçak seviye bulutu olan Stratus
bulutunun yerde veya yere yakın seviyede
oluşması olarak ta bilinir.
Su buharının yoğuşması veya donarak
kristalleşmesi sonucu ortaya oluşan çok
küçük su damlacıkları veya buz
kristallerinden meydana gelmiştir.
Sis içinde çisenti biçiminde çok hafif
yağışlar görülebilir.
Sis büyük ölçüde güneşe engel olur ve
özellikle deniz olmak üzere hava ve kara
ulaşımını da olumsuz yönde etkiler
Dünya, üzerine düşen güneş
ışınlarından çok, dünyadan
yansıyan güneş ışınlarıyla ısınır. Bu
yansıyan ışınlar başta
karbondioksit, metan ve su buharı
olmak üzere atmosferde bulunan
gazlar tarafından tutulur, böylece
dünya ısınır. Işınların bu gazlar
tarafından tutulmasına sera etkisi
denir. Atmosferde bu gazların
miktarının artması Yerküre'de
ısınmayı artırır.
Günümüzdeki tehlike,
karbondioksit ve diğer sera
gazlarının miktarinda ki artışın bu
doğal sera etkisini
şiddetlendirmesinde yatmaktadır.
Binlerce yıldır dünyamızdaki karbon
kaynakları kararlı kalırken, şimdi
modern insanoğlu aktiviteleri, fosil
yakıtların kullanımı, ormanların yok
oluşu, aşırı tarım yapılması,
atmosfere büyük miktarlarda
karbondioksit ve diğer sera
gazlarının atmosfere salınmasına
sebep olmaktadır.
Sera etkisinin yararları nelerdir?
1- Sera etkisi dünyada yaşam olması için
gereken sıcaklığı sağlıyor.
2- Su buharı karbondioksit ve metan gazı
dünyanın üzerinde doğal bir örtü oluşturuyor.
Sera etkisinin zararları nelerdir?
1- Buzulların erimesi.
2- Okyanusların yükselmesi.
3- Kıyı kesimlerde toprak kayıplarının artması.
4- Bazı yerlerde kasırgalar seller ve taşkınların
şiddeti ve sıklığı artar.
5- Bazı yerlerde uzun süreli şiddetli kuraklıklar ve
çölleşmeler görülür.
6- Kışın sıcaklıklar artar.
7- İlk bahar erken gelir.
8- Sonbahar geç gelir.
9- Hayvanların göç dönemleri değişir.
10- Bu mevsim değişikliklerine dayanamayan hayvanlar
ve bitkiler azalıyor ya da tamamen yok oluyor.
11- İnsan sağlığını doğrudan etkiler. Bilim
adamları iklim değişikliklerinin kalp solunum yolu bulaşıcı
alerjik ve bazı diğer hastalıkları tetikleyebileceği
görüşünde.
HAZIRLAYANLAR
HÜLYA ÖZSOY
CANSU GÖLCÜK
MERVE ŞENOL
MELTEM AKBULUT
MAKBULE SAKALLI
HANİFE KILINÇ
RAMAZAN DİNGİL
MUSTAFA DABAN
Download

Hava kirliliği