Çapari sokağında yazın öğle uykusuna yatmak
imkânsızdır. Satıcılar bağıra çağıra geçerler.
Gözlerim kapalı dinleniyordum ki sokaktan alışılmışın dışında incelikte bir ses geldi.
“Masalları düzenliyorum, kötülükleri engelliyorum!”
12
Uykuda mıyım, yanlış mı duyuyorum? Eğildim baktım, arabasını iten bir kasetçi.
“ Siz mi düzenliyorsunuz masalları?” diye sordum.
“Ben Masalcı Dede’yim, masal düzenlerim,
kötülükleri engellerim.” dedi.
Çok merak ettim. “Üç masal ver bakalım, dede,”
dedim.
Sepeti aşağı sarkıttım. Sepetin içinden üç kaset
çıktı. Üstlerinde el yazısıyla Pamuk Prenses, Fareli
Köyün Kavalcısı bir de Uyuyan Güzel yazılmış.
13
Kasetleri dinlemeye koyuldum. Dede’nin sesi tatlı
tatlı anlatıyordu. Tam Pamuk Prenses yaşlı cadının
uzattığı elmayı alacağı an masal değişiyor. Aklını
kullanan kız yabancı kadının elmasını almıyordu.
Zehirli elmayı yemediği için de derin uykuya dalmıyordu.
Fareli Köyün Kavalcısı köyden tüm fareleri
götürünce, köylüler ona söyledikleri ödülü seve
seve veriyorlar, o da çocukları peşine takıp dağın
ardında yok olmuyordu. Uyuyan Güzel masalındaki
14
prensese gelince, o da gizli odayı merak etmiyor,
yüzyıllık uykusuna dalmıyordu. Peki “Kırmızı Başlıklı
Kız Masalı”nda ne oluyordu? diye merak ettim.
Pencereye yöneldim, onun kasetini de alıp dinlemek
istedim. Ama “Masalcı Dede” yerinde yoktu.
Masalın sonunu düşündüm. Onda da Kırmızı Başlıklı
Kız ormana yalnız gitmiyor, kurdun tuzağına
düşmüyordu.
15
Derin bir nefes aldım. Her masal tatlıya bağlanmıştı. “Ah keşke öyle olmasa” dediğimiz yerlerde
masal kahramanlarımız aklını kullanıyor, doğru yolu
seçiyordu.
Nur BİLİMER
Bir Dergi Yazısıdır.
(Kısaltılarak düzenlenmiştir.)
16
Download

01 Ders Kitabi TURKCE_ver7:01 Ders Kitabi TURKCE.qxd.qxd