ANADOLU
MEDENİYETLERİ
Öğr. Gör. Ayhan BAŞÇI
DERSİN KONUSU
İnsanlık ve medeniyetler tarihi açısından belki de
dünyanın en zengin coğrafyası olan, Küçük Asya da
denilen ve bugünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin üzerinde
kurulduğu Anadolu’da, Paleolitik dönemden bugüne
kadar yaşamış çeşitli uygarlıkların tarihleri, kültürel,
sosyal, sanatsal, yasal, dinsel ve teknolojik açıdan
gelişimleri ve Anadolu’da bıraktıkları izlerin kronolojik
olarak incelenip turizm açısından yorumlanması.
ÖĞRENME ÇIKTILARI VE
YETERLİLİKLER
Ders içeriğindeki konuların (Paleolitik dönemden
günümüze kadar) incelenip turizm açısından
yorumlanması, bir sentez yapabilecek bilgi
düzeyine ulaşmasını sağlanmak.
Ders Kitabı ve / veya Kaynaklar
DEĞİRMENCİOĞLU A.Özdal-AHİPAŞAOĞLU H.Suavi; Anadolu’da Turizm Rehberliği, AKŞİT İlhan;
Anadolu Uygarlıkları, AKURGAL Ekrem; Anadolu Uygarlıkları-Anadolu Kültür Tarihi, SEVİN Veli ve
Diğerleri; Anadolu Uygarlıkları Ansiklopedisi, SEVİN Veli; Anadolu Arkeolojisinin ABC si –
Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası, KINAL Firuzan; Eski Anadolu Tarihi, LLOYD Seton; Türkiye Tarihi,
BAYBURTLUOĞLU Cevdet; Arkeoloji, BAYRAK M. Orhan; Türkiye Tarihi Yerler Kılavuzu, BELLİ
Oktay; Anadolu Uygarlıkları, MEMİŞ Ekrem; Eski Çağ Türkiye Tarihi, UMAR Bilge; İlkçağda Türkiye
Halkı-Türkiye Tarihi Yerler kılavuzu- Türkiye’deki Tarihsel Adlar - Türkiye’de Tarihsel Anıtlar,
CHİLDE Gordon; Tarihte Neler Oldu, CİZİRİ Şerefhan; Anadolu’dan Mezopotamya’ya Tarih ve
Uygarlık, GÜNALTAY Şemsettin; Yakın Şark II – Anadolu, MAİSELS C. Keith; Uygarlığın Doğuşu,
TANİLLİ Server; Yüzyılların Gerçeği ve Mirası, FRANKFORT Henry; Uygarlığın Doğuşu, KANSU
Ş.Aziz; İnsanlığın Kaynakları ve İlk Medeniyetler, MANSEL A. Müfit ; Ege ve Yunan Tarihi,
YILDIRIM Recep; Eski Çağda Anadolu,TUNCAY Çağlar; Uygarlığın Seyir Defteri, YAMANLAR Emine;
Uygarlık Tarihi, TURANİ Adnan; Dünya Sanat Tarihi,TUNCER Ömer ; İşte Anadolu, TUÇDİLEK
Necdet; Türkiye’de Yerleşmenin Evrimi, YENEN Şerif; Anadolu Destanı, BAŞDEMİR Kürşat; Eski
Anadolu, TEXİER Charles; Küçük Asya, BEAN Gerge E.; Eski Çağda Ege Bölgesi, MCNEİLL William
H.; Dünya Tarihi, HERODOTOS; Herodot Tarihi; STRABON; Coğrafya, SUAT Ali; Küçük Asya, DAVİT
Magie; Anadolu’da Romalılar, MURAT Arslan; Galatlar, LE CORBUSİER; Bir Mimarlığa Doğru,
FRİEDRİCH Johannes; Kayıp Yazılar ve Diller, VITRUVIUS; Mimarlık Üzerine On Kitap, ÖGEL
Bahaeddin; Türk Kültür Tarihine Giriş, ANONİM; Anadolu’da İlkler.
DERSİN İŞLENMESİNE YARDIMCI OLAN
BİLİM DALLARI
Paleontoloji ya da taşılbilim ya da fosil bilim, fosilleri veri olarak kullanarak
dünyada yaşamın tarihini yazmak amacını taşıyan bilim dalıdır. Jeolojinin bir
disiplinidir.
Jeoloji arz (yer) kabuğunun yapısından, bunu teşkil eden maddelerden, onun
teşekkül ve oluşum tarihinden ayrıca üzerinde yaşayan hayvan ve bitkilerin ilk
yaratılışlarından bugüne kadar olan biyolojik oluşumlardan söz eder. 40-50
Km. kadar bir kalınlığa sahip olan yerkabuğunun organik ve anorganik oluşum
tarihi jeolojide esas konuyu teşkil eder.
Arkeoloji insanoğlunun elinden çıkmış maddi kültür kalıntılarının yardımıyla
antik çağ tarihini ve kültürünü kurgulamaya çalışan bilim dalıdır .Arkeolojinin
önemi yazının bulunmadığı tarih öncesi dönem için daha da artar. Çünkü bu
dönem bilgilerimizin yegane kaynağıdır.
BAŞLIYORUZ
…
MEDNİYETLER BEŞİĞİ
ANADOLU COĞRAFYASI
SENOZOİK (3.zaman) DÖNEM (1,81 – Bugün)
İlk Bölüm: PLEİSTOSEN (1,81 myö ile 0,01 myö arası)
Pleistosen bölüm buzul çağı olarak ta
isimlendirilebilir.
Kuaterner
döneminin
neredeyse hemen hepsini kapsayan Pleistosen,
"Buzul Çağı" olarak bilinse de, aslında bölüm
boyunca, kutup buzulların oldukça yaygınlaştığı
bir dizi soğuk dönem ve bu dönemleri bölen
ılıman hatta tropik dönemler yaşanır. Soğuk
dönemlerde buzullar ılıman kuşağa doğru
ilerleyerek, zaman zaman karaların %30'unun
üzerini örter, deniz seviyesi düşer ve kıtalar
arasında hayvan ve insan göçlerine olanak
sağlayan kara köprüleri kurulur.
SENOZOİK (3.zaman) DÖNEM (1,81 – Bugün)
İlk Bölüm: PLEİSTOSEN (1,81 myö ile 0,01 myö arası)
Pleistosende kendi türümüz olan Homo
sapiens ortaya çıkıp yaygınlaşır, alet
yapmaya ve ateş kullanmaya başlar.
Buzul döneminin soğumasıyla insanlar
mağaralara
çekilmeye
ve
orada
yaşamaya başlar. Böylece ilk mağara
resimleri (soldaki iki resim) bu jeolojik
devrin sonlarında görülmeye başlar.
Pleistosenin sonlarına doğru insanlar
kıtaların çoğuna yayılır.
SENOZOİK (3.zaman) DÖNEM (1,81 – Bugün)
İlk Bölüm: PLEİSTOSEN (1,81 myö ile 0,01 myö arası)
Pleistosen, insanın ortaya çıkıp yaygınlaştığı
dönem olarak da önemlidir. Pleistosenin bitip
Holosenin başlamasıyla, buzul çağı biter ve dev
memeliler ortadan kalkar, insan türü tüm
kıtalarda yaygınlaşarak uygarlıklar kurar.
SENOZOİK (3.zaman) DÖNEM (1,81 – Bugün)
İlk Bölüm: PLEİSTOSEN (1,81 myö ile 0,01 myö arası)
Pleistosen sonunda gerçekleşen yok oluşta, dev boyutlu
hayvanların hepsi ortadan kalkar. Günümüzde bu
hayvanların torunları sayılan fil, gergedan, balina ve
timsahlar kalmıştır. Bazı bilim adamları, yok oluşunun
nedeninin yaygınlaşan avcı insanlar olduğunu düşünür.
Her ne kadar bir kıtaya insanların gitme zamanı ile o
kıtadaki dev memelilerin ortadan kalkma zamanı
birbirine uysa da, insanlar bu hayvanların tamamını yok
etmeye yetecek sayıya ve teknolojiye sahip
olmadıklarından, bu teoriye şüpheyle bakılıyor.
İnsanların taşıdığı bir virüsün tüm bu türleri yok etmiş
olabileceğini düşünen bilim adamları da vardır. Dönemin
sonunda buzul çağı sona erer, iklim yumuşar, denizler
yükselir.
SENOZOİK (3.zaman)-3.Kuaterner Dönem (1,81- Bugün
Son Bölüm: HOLOSEN (0,01 myö ile Günümüz Yaşamı)
Pleistosende yaşanan son buzul çağının
kapanmasıyla başlayan bölüm, 11 bin yıl
öncesinden günümüze kadar süren
zaman dilimini ifade eder. Gerçek bir
jeolojik devir olmaktan çok yaşadığımız
zamanı tanımlayan bir terimdir. Buzul
çağları arasında sıcak bir dönem olan
Holosen, insanlığın tüm kayıtlı tarihini ve
uygarlığını içerir. Bu bölüm içinde insanlar
yerleşik hayata ve tarım toplumuna geçip,
pek çok uygarlık kurdu. Bölümün baskın
organizması olan insanlar, Holosen
doğasını ciddi biçimde etkileyip, değiştirdi
KÜLTÜR TARİHİNE GÖRE ÇAĞLAR
TARİH ÖNCESİ
(PREHİSTORİK)
ÇAĞLAR
YAZILI TARİH
(HİSTORİK)
ÇAĞLARI
(Yazıdan önce)
(Yazıdan sonra)
TARİHİ ÇAĞLAR
Kültür tarihi açısından yazının bulunuşu tarihin
başlangıcı olarak kabul edilir . Çünkü yazının bulunuşu
ile birlikte o dönemler hakkındaki insanlığın bilgileri
birden bire artar. Bu nedenle yazıdan önceki döneme, o
dönem hakkındaki bilgilerimiz sadece yazısız belgelere
dayandığı ve az olduğu için Karanlık Devirler veya Tarih
Öncesi Devirler denir.
TARİHİ ÇAĞLAR
Her coğrafya tarihi çağlara farklı zamanlarda geçmiştir.
Anadolu’da tarihi çağlar Mezopotamya ve Mısır’dan yaklaşık
1000 yıl sonra M.Ö. 1950 yıllarında Asur Ticaret Kolonileri ile
başlamıştır. Mezopotamya ve Mısır'da tunçtan eserlerin
yapılmaya başlandığı sıralarda (İ.Ö 4.000 sonu) yazı keşfedilmiş
bulunduğundan bu ülkeler için “Tunç Çağı” deyimi yerine yazılı
belgelerden elde edilen kronoloji ve sınıflandırmalar kullanılır.
Buna karşılık yazıyı henüz kullanmayan Anadolu, Hellas
(Yunanistan), Balkanlar ve Avrupa gibi bölgeler için Tunç Çağı
değimi geçerlidir. Tunç Çağı Anadolu'da 3.000, Girit'te, Ege'de
ve Hellas'ta 2.500 - 2.000, Avrupa’da ise 2.000 yıllarında
başlar.
İLK YAZININ KULLANIMI
İlk yazı Mezopotamya ve Mısırda M.Ö. 4000 sonlarında ve
M.Ö. 3000’lerin başlarında kullanılmaya başlanmıştır. Yazıyı
keşfedenler, Mezopotamya’da üstün bir medeniyet kurmuş
Sümerlerdir.
Gerek Sümer’in (yaklaşık M.Ö. 3200) ve gerekse Mısır’ın bu
ilkel yazısı hiyeroglif (sembol/resim) yazısıdır.
YAZININ EVRİMİ- PROTO YAZI
Tam Yazı "herhangi bir düşünceyi iletmek için kullanılan
grafik semboller sistemi" olarak tanımlanır (Ünlü yazı
araştırmacısı John De Francis).
Sınırlı yazı ise, proto yazı olarak bilinen günümüz
yazılarının oluşmasını sağlayan ilkel yazıdır.
YAZININ EVRİMİ- PROTO YAZI
• Fransa'da Pech-Merle'de bir
mağaradaki bu simgeler yaklaşık
20.000
yaşındadır.
(yanda)
Anlamları bilinmiyor.
• MÖ 1200 yılından Çin "Kehanet
kemikleri". Simgelerden bazıları
modern
Çin
karakterlerine
benzemektedir (yanda) .
YAZININ EVRİMİ-PİKTOGRAMLAR
Gelişkin olmayan hiyeroglif yazı olan piktogramlar için
“İmge anlatımlı simge sistemi” denebilir. Latince kökeni
pictos-gramas yani resimli anlatım demektir.
Modern yazıdaki sembollerin aksine, piktogramlar,
doğrudan tam olarak gösterdikleri şeyin resimleridir. Bu
sebeple de bir dile ait değillerdir. Resimsel olan bu yazı,
insan ve hayvan uzuvlarının yoğunluğuyla dikkat çeker.
YAZININ EVRİMİ-PİKTOGRAMLAR
SİZ HALA PİKTOGRAMLARLA
MI KONUŞUYORSUNUZ?
Modern alfabelerin oluşmasına rağmen
piktogramlar hala kullanılır. Çünkü hangi
dili konuşuyor olursa olsun, her insan
tarafından anlaşılabilmektedirler.
Yanda modern pigtogramlardan örnekler
görülmektedir.
YAZININ EVRİMİ - ÇİVİ YAZISINA GEÇİŞ
Sümerler ilkel hiyeroglifi, daha sonra Ön Asya’nın ortak yazısı
olacak çivi yazısına dönüştürüyor. Sümer piktogramlarının çivi
yazısına nasıl dönüştüğü görülmektedir .
KLASİK GÖRSEL KRONOLOJİ
Yazılı tarih öncesi dönem:
•
•
•
•
•
PALEOLİTİK ÇAĞ (ESKİ TAŞ ÇAĞI)
MEZOLİTİK ÇAĞ (ORTA TAŞ ÇAĞI)
NEOLİTİK ÇAĞ (YENİ / CİLALI TAŞ ÇAĞI)
KALKOLİTİK ÇAĞ (BAKIR - TAŞ ÇAĞI)
İLK/ESKİ/ERKEN TUNÇ ÇAĞI
……- MÖ.10.000
MÖ. 10.000-8.000
MÖ. 8.000-5.500
MÖ. 5.500-3.000
MÖ. 3.000-2.500
Yazılı tarih dönemi:
•
İLK ÇAĞ
–
–
–
•
•
•
•
ORTA TUNÇ ÇAĞ
SON TUNÇ ÇAĞI
DEMİR ÇAĞI
MÖ. 2.500-2.000
MÖ. 2.000-1.200
ORTA ÇAĞ
YENİ ÇAĞ
YAKIN ÇAĞ
CUMHURİYET DÖNEMİ
ANADOLU’NUN TARİH ÖNCESİ YERLEŞİMLERİ
PALEOLİTİK ÇAĞ
(ESKİ TAŞ)
paleolithic age
(M.Ö. …….. - M.Ö. 10.000)
PALEOLİTİK ÇAĞ (ESKİ TAŞ)
paleolithic age
Eski Taş Çağı (old stone age) olarak da bilinen Paleolitik Çağ,
(Yunanca “palaios” eski, “litos” taş anlamına gelir), kendi içinde
üç döneme ayrılır: Alt, Orta ve Üst Paleolitik.
Paleoilitik Çağ, tarih öncesi uygarlığının gelişme sürecinde,
kültürel evrelerin en uzunu ve buzul çağlarının kültürel karşılığı
olan; insanlığın ilk ortaya çıkışından (jeolojik olarak PLEİSTOSEN
1,81 ile 0,01myö arası), MÖ yaklaşık 10.000 yıl öncesine kadar
süren arkeolojik çağdır. Paleolitik Çağ günümüzden yaklaşık 2
milyon yıl önce başlamış ve 10.000 yıl önce son bulmuştur.
PALEOLİTİK ÇAĞ (ESKİ TAŞ)
paleolithic age
Paleolitik Çağ insanın diğer canlılardan farklılaştığı dönemi
temsil eder. Bu çağda çay taşı, çakmaktaşı, hayvan kemikleri ve
ağaç gibi doğal maddelerden ilk aletleri yapar, el becerisini,
soyutlama yetisini geliştirir. Kuşları avlayabilmek için ok uçları, dikiş
dikebilmek için kemik iğneler icat eder. İnsanlar mağara, kaya
sığınağı gibi yerlerde küçük guruplar yada kalabalık aileler
biçiminde yaşar.
Besinini avcılık ve toplayıcılık yoluyla karşılayan insanlar
ateşi bulmuş ve çiğ, yenemeyen besinleri pişirmiş, ısınmış ve yırtıcı
hayvanlardan korunmuştur.
Mağara ve kaya sığınaklarının duvarlarına çizilen resimler
yine bu çağın belirgin özelliklerindendir.
Paleolotik dönemde ister neanderthal,
ister homoerectus veya homosapiens
olsun, hepsi de yaşadıkları mağaraların
duvar ve tavanlarına bazı izler bıraktılar.
Mağara resimleri kazara yapılmadı…
Yada basit amaçlar için…
PALEOLİTİK ÇAĞ (ESKİ TAŞ)
paleolithic age
Paleolitik Çağ için verilen bu tarihlerin dünya geneli içinde
geçerli olduğunu ve yerel olarak değişmeye açık
bulunduğunu da belirtmek gerekir. İnsanlık tarihinin % 99'u
gibi çok büyük bir bölümünü kapsayan bu çağ, aynı
zamanda ilk insan atalarının ortaya çıkışı ve ilk aletlerin
üretimi yoluyla insanlaşma sürecine girişi temsil etmesiyle
de söz konusu tarihin gelişimi içinde çok önemli bir yer
tutmaktadır.
PALEOLİTİK ÇAĞ (ESKİ TAŞ)
paleolithic age
Anadolu'da Paleolitik Çağ (Eski Taş Çağı) bu günkü veriler
ışığında günümüzden 400.000 yıl öncesine ait buluntularla
temsil edilir.
Anadolu ve Trakya için ise, bugüne kadar bilinen 212 Paleolitik
yerleşme arasında en önemli buluntu merkezleri Yarımburgaz
(İstanbul), Karain, Öküzini (Antalya) ve Üçağızlı (Hatay)
Mağaralarıdır.
PALEOLİTİK ÇAĞ (ESKİ TAŞ)
paleolithic age
1.000.000 yıl önce insan (homo erectus) ilk kez Afrika kıtasının
dışında dünyanın diğer bölgelerine çıkmaya başlar. Bu
yollardan bir tanesi Avrupa kıtasına geçişi sağlayan Anadolu
yarımadasıdır. Sığınma mekanını, besinini ve besin elde etmek
için kullandığı aletlerin hammaddesini bulabildiği yer geçici
de olsa yerleşme yerini oluşturmaktadır. 400.000 yıl önce
Homo Erectus’un konakladığı yerlerden biri de Yarımburgaz
Mağarasıdır.
YARIMBURGAZ MAĞARASI-İSTANBUL
İstanbul’a yaklaşık 22 km uzaklıktadır.
Güneyindeki Küçükçekmece Gölü'nün
kuzey sahilinden 1.5 km kadar
uzaktadır.
Marmara
Denizi'nden
yaklaşık olarak 11-18 m yüksektedir.
Yarımburgaz Mağarası Eosen kökenli
kalker oluşumlu bir kayalık tepenin
Sazlıdere'ye bakan batı yamacında,
yeraltı suyunun aşındırması ile açılmış,
birbirinden farklı kotlarda ayrı ayrı
ağızları olan, birbiri ile bağlantılı, farklı
biçim ve büyüklükte iki bölümden
oluşmuştur.
YARIMBURGAZ MAĞARASI-İSTANBUL
Şu an için ülkemizin bilinen en eski
yerleşim yeridir. Mağarada taş ve
kemikten yapılmış aletler, fosilleşmiş
yabani incir, ve mağara ayısı dişleri
bulunmuştur.
Yarımburgaz
Mağarası'nda yoğun toplayıcı bir besin
ekonomisine bağlı olarak, devamlı yer
değiştirme sisteminde göçebe bir yaşam
süren insan topluluğunun çocuklar ve
ihtiyarlar dahil 10 ile 12 kişiden oluşan
büyük bir aile ya da klan olduğu tahmin
edilmektedir.
KARAİN MAĞARASI-ANTALYA
Antalya il merkezinin 27 km kuzeybatısında,
Yağca Köyü'nün hemen kuzeydoğusundadır.
Antalya'ya asfalt bir yolla bağlanmaktadır.
Mağaranın Paleolitik çağlar dışında zayıf da
olsa Roma-Yunan, İlk Tunç Çağ, Kalkolitik
Çağ ve Neolitik Çağ'da da yerleşmeye sahne
olduğu, birinci katta zaman zaman ele
geçen çanak çömlek kalıntılarından ve
küçük
buluntuların
varlığından
anlaşılmaktadır. Roma-Yunan Çağı'nda
mağaranın bir kült yeri olarak kullanıldığı
dışındaki
yazıtlara
dayanılarak
ileri
sürülmektedir.
ÖKÜZİNİ MAĞARASI-ANTALYA
Antalya il merkezinin 32 km kuzeybatısında,
Karain
Mağarası'nın
1.5
km
kuzeydoğusundadır. Eski Antalya - Burdur
karayolu mağaranın çok yakınından
geçmektedir.
Mağara resimlerinin en güzel örneklerine
daha çok Avrupa'da, özellikle de Kuzey
ispanya ile Güney Fransa'nın dağlık
kesimlerinde rastlanmakla birlikte, Türkiye
sınırları içindeki en güzel mağara resmi,
Antalya yakınlarındaki Öküzini Mağarası'nın
girişindeki kazıma boğa resmidir.
Mağara üst paleolitik çağda günümüzden
yaklaşık 16.500 yıl öncesine kadar eserle
vermiştir.
ÜÇAĞIZLI MAĞARASI-HATAY
Hatay il merkezinin güneybatısında,
Meydan Köyü'nün 1 km kadar
güneyinde yer almaktadır. Asi Nehri'nin
yaklaşık 10 km güneyindedir. Al Ansariye
Dağları'nın eteklerinde bulunmaktadır.
Mağarada bulunan en eski bulgular Üst
Paleolitik Çağ'a aittir, başlangıcı 40 - 42
bin yıllarına tarihlendirilmektedir.
Mağaradan toplanan bu eşyalar küçük
deniz ya da tatlı su yumuşakçalarından
üretilmiş boncuk ya da kolye uçlarıdır.
PALEOLİTİK ÇAĞ
Özetin Özeti
 Bu dönemde iklim değişikliği meydana geldi ve buzul çağları
yaşandığından, insanlar mağaralara çekildi.
 İnsanlığın ilk sanat eserleri olarak kabul edilen mağara
resimlerini yaptılar.
 Taşlar yontularak ilk defa araç ve gereçler yapıldı.
 Avcılık ve toplayıcılık yapıldı.
 Ateş bu dönemin sonunda bulundu.
 Dönemin sonunda buzullar çözülmeye, iklim düzelmeye
başladı
 İlk defa klan tipi (ilkel) toplum hayatı başladı.
 Dönemin önemli yerleşim merkezleri İstanbul Yarımburgaz,
Antalya Karain, Öküzini ve Hatay Üçağızlı mağaralarıdır.
Eski taş çağı bitiminden yeni taş çağına (Neolitik
çağ) geçişe kadar süren birkaç bin yıllık süre içerisinde
orta taş çağı olarak adlandırılan bir “ara dönem”
yaşanır.
Bu dönem Mezolitik çağdır.
MEZOLİTİK ÇAĞ
(Epipaleolitik Çağ)
(ORTA TAŞ ÇAĞI)
(M.Ö. 10.000 - 8.000)
MEZOLİTİK ÇAĞ
(ORTA TAŞ) (M.Ö. 10.000 – M.Ö. 8.000)
“Mezo”, Yunanca’da orta anlamına gelir. Bu çağ,
doğayı denetimi altına almaya başlayan insanın, besi
üretimine geçişinin hemen öncesinde yer alır. Bu
dönemde;
 Geçici yerleşimler yavaş yavaş yerini uzun süreli ve
mevsimlik yerleşmelere bıraktı,
 Buğday (mezepotamya’da) ve bezelye gibi bazı bitkiler
kültüre alındı.
 Hayvan evcilleştirilmeye başlandı (köpek ilk evcil hayvan)
 Avcılık ve toplayıcılık hala baskın yaşam biçimi
 İlkel çakmaktaşından baltalar yapıldı.
MEZOLİTİK ÇAĞ
(ORTA TAŞ) (M.Ö. 10.000 – M.Ö. 8.000)
Anadolu’da bu dönemin önemli yerleşimleri;
Samsun Tekkeköy mağaraları
Antalya Karain mağaraları (Paleo’da gösterildi)
Beldibi Kaya Yerleşimleri
MEZOLİTİK ÇAĞ
(ORTA TAŞ) (M.Ö. 10.000 – M.Ö. 8.000)
Bu çağın en özgün buluntuları
‘mikrolit’
diye
adlandırılan
çakmaktaşından yapılmış geometrik
biçimli minik aletlerdir. Kemik, odun,
boynuz gibi maddeler sap olarak
kullanılmakta,
bunların
uçlarına
geometrik biçimli minik nesneler
dizilmiştir.
TEKKEKÖY-FINDICAK KAYA YERLEŞİMLERİ - SAMSUN
Samsun il merkezinin yaklaşık 14 km
güneydoğusunda, Tekeköy'ün güneyinde,
Ayıtepesi ve Karabücük dağlarından çıkan
Fındıcak ve Çınarlık Deresi'nin suladığı
vadide bulunmaktadır.
Yapılan araştırma sonucunda burada 2
mağara, 30 küçük, 6 büyük kaya sığınağı
tespit edilmiştir.
BELDİBİ KAYA YERLEŞİMİ - ANTALYA
Antalya il merkezinin 24 km güneybatısındaki
Beldibi Köyü'nün yaklaşık 3 km kuzeyinde,
denize doğru uzanan kalker kayalık bir
yükseltinin üzerinde yer almaktadır. Antalya Kemer karayolu sığınağın çok yakınındadır.
Ana yoldan sığınağa yürüyerek ulaşılmaktadır.
Epipaleolitik ve Neolitik dönemde avcılar
tarafından gerektiğinde zaman zaman bir
sığınma ve yurt yeri olarak kullanılmıştır.
BELDİBİ KAYA YERLEŞİMİ - ANTALYA
Burada bir adet boyalı çakıl taşı bulunmuştur.
Bir tarafına kırmızı boya ile şematik resim
yapılmıştır. Resim dörde bölünmüş daire
şeklindedir. Dairenin üst kısmında bir taraf
uzatılmış ve bu kısmın sonuna iki tarafa kola
benzeyen uzantılar yapılmıştır. Bostancı'ya
göre çakıl taşı şematik olarak doğuran bir
kadını temsil etmektedir.
Bir başka buluntuda ise her iki tarafı da işlenerek bir balık figürü haline
getirilmeye çalışılmış yassı bir kum taşıdır. Başı dikkatli bir şekilde
işlenmiş, gözü oyularak belirginleştirilmiş, üstte çaprazvari çizgilerle
pulları yapılmaya çalışılmış olan bu balık heykelciği, şimdilik
Türkiye'nin en eski heykelciği olma hüviyetini taşımaktadır
ÖZET
TARİH ÖNCESİ YERLEŞMELER
PALEOLİTİK ÇAĞ
MEZOLİTİK ÇAĞ
1. YARIMBURGAZ MAĞARASI
- İSTANBUL
2. KARAİN MAĞARASI ANTALYA
3. ÖKÜZİNİ MAĞARASI ANTALYA
4. ÜÇAĞIZLI MAĞARASI HATAY
1. TEKKEKÖY-FINDICAK KAYA
YERLEŞİMLERİ – SAMSUN
2. KARAİN MAĞARASI ANTALYA
3. BELDİBİ KAYA YERLEŞİMİ ANTALYA
Download

Document