ÇALIŞMA İLİŞKİLERİ VE ETİK
Ünite:10
Bütün dünyada sanayi devrimi ile başlayan değişim, özellikle işçi ve işveren gibi iki sınıfı ortaya çıkarmıştır.
Sanayileşme hareketi ile birlikte artan üretim ve tüketim taleplerini karşılayacak olan çalışanların çalışma
şartlarının ağırlaşması,(uzun çalışma süreleri, düşük ücret, çalışanların yokluk ve sefalet içinde yaşamaları)
sonucunda, bu iki sınıf arasında çıkar çatışmaları ortaya çıkmıştır. Bu durumdan daha çok işçi sınıfı olumsuz
etkilendiği için işçiler hak ve menfaatlerini korumaya yönelik, örgütlenme yoluna gitmişlerdir. Bu
örgütlenmeler sonucunda sendika kavramı ortaya çıkmıştır.Sendikalar sanayi toplumlarının vazgeçilmez
örgütleridir Sendikacılık bazı ülkelerde (İngiltere, Almanya vb.) sadece işçi örgütlerini, bazı ülkelerde de
(Fransa, Türkiye vb.) hem işçi hem işveren örgütlerini ifade eder.
İŞÇİ VE İŞVEREN ÖRGÜTLENMELERİ
Sendikalar, işçilerin, işverenlere ve hükümetlere karşı hak ve çıkarlarını korumak için oluşturdukları
örgütlerdir. İşçilerin ortak menfaatlerini korumak için kurulmuş, örgütlü işçi birliğidir. Daha geniş bir
tanımlamayla, sendikalar daha iyi çalışma şartları sağlamak, hayat standartlarını yükseltmek ve seslerini
daha iyi duyurabilmek için işçilerin bir araya gelerek oluşturdukları, mesleki kuruluşlardı
Sendika deyiminin kökeni çok eskidir. Roma ve Yunan hukuk sistemlerinde rastladıgımız “syndic”
terimi ile birliğin (sitenin) temsilini sağlamakla görevli kimseler ifade olunuyordu. Bugün Fransız, İtalyan,
İspanyol hukuklarında mesleki birlikleri ifade etmek için birbirlerine es ve benzer olan “syndicat”, “sindikato”
kelimeleri kullanılmaktadır. İngiliz ve Amerikan hukukunda ise “Trade ve Union” kelimelerinin
birleşmesinden meydana gelmiş olup, “trade union” mesleki isçi ve işveren örgütlerini ve bunların üst
örgütlerini göstermek için kullanılmaktadır. Türkçe sözlük anlamı iş yapmak, bağdaşmak ve birleşmek
manalarına gelmektedir.
Türkçe sözlük anlamı iş yapmak, bağdaşmak ve birleşmek manalarına gelmektedir. Türk Hukuk Sisteminde
274 sayılı kanunda tüm sendikal birimleri ifade etmek için “mesleki teşekkül” deyimi kullanılmıştır. 2821
sayılı kanunda ise “sendika” deyimi tüm isçi ve işveren örgütlerini ifade etmek için kullanılmıştır İlk
sendikaların önemli bir bölümü, belirli bir meslekten işçiyi bünyesinde barındıran “meslek sendikaları” idi.
Bu meslek sendikaları çoğunlukla vasıflı işçileri örgütlüyordu. Vasıfsız işçiler bu sendikalara kabul edilmezdi.
Sendikaların Doğuşu
İşçi sendikaları 18. Yüzyılın ortalarından itibaren buharlı makinelerin yaygın olarak kullanıldığı İngiltere'de,
Fransa'da ve Almanya'da işçiler son derece kötü çalışma koşullarını iyileştirmek üzere dayanışma dernekleri,
yardımlaşma sandıkları kurmaya başlamasıyla ortaya çıkmışlardır. Yani işçi sendikaları sanayi toplumunun
ilk organize örgütlerinden biridir. Bu dönemde artan grevler, direnişler ve hatta çatışmalar nedeniyle
işçilerin örgütlenmesine karşı önlemler geliştirilmeye başlandı. 1791'de Fransa'da 1799'da İngiltere'de
işçilerin örgüt kurmalarını engelleyen yasalar oluşturuldu. İşçiler ancak uzun mücadeleler sonucu bu
yasakların kaldırılmasını sağlayabildiler. 1824 yılında İngiltere'de, 1884 yılında da Fransa'da sendikal
örgütlenme yasal olarak tanındı. Ancak sendikal örgütlenme hakkına sahip olmak, sorunların giderildiği
anlamını taşımıyordu.
İşçi Sendikacılığı ve Özellikleri
Sendikalar kısaca çalışanların; işyeri ve toplumsal alanlarda çıkarlarını sağlamak, haklarını elde etmek ve
özgürlüklerini genişletmek için kurdukları örgütler olarak tanımlanabilir. Sendikaların amacı, çağdaş düzeyde
gelinen çalışma ve yaşam koşullarının sağlanması olarak da özetlenebilir Bu gelişme içinde evrensel
düzeylere ulaşan yapı ve anlayışlar edindiler. Bu süreçler işçi sendikacılığına bazı özellikler kazandırmıştır.
Bunlar;
• Sendikalar kitle örgütüdür.
• Sendikalar sınıf örgütüdür.
• Sendikalar bağımsız, sivil örgütlerdir.
• Sendikalar demokratik örgüttür
Sendikaların kitle örgütü olması ne demektir?
Sendikalar emekçi (işçi) kitlelerin tümüne açık örgütlerdir. Yani, siyasal düşüncesi, dünya görüşü, dinsel
inancı, ırkı, etnik ya da ulusal kökeni, cinsiyeti ne olursa olsun emekçi olan herkese açıktır. Çünkü işçiler her
şeyden önce ekonomik ve toplumsal çıkarlarını korumak ve geliştirmek amacıyla sendikalarda örgütlenirler.
Sendikaların sınıf örgütü olması ne demektir?
Kapitalist toplumlarda çıkarları birbirleri uyuşmayan iki toplumsal sınıf vardır:
1. Burjuvazi ya da sermaye sınıfı.
2. İşçi sınıfı ya da emekçiler.
İşçi sınıfının ekonomik örgütleri olan sendikalar, sınıfsal bir örgüt olarak işçilerin hak ve çıkarlarını korumak
ve geliştirmek amacını taşırlar.
Sendikaların bağımsız, sivil örgüt olması ne demektir?
Sendikalar özgür seçimlerle oluşturulmuş örgütsel yapısı içinde karar verirler. Bu anlamda sendikalar siyasal
partilerden, işverenlerden ve örgütlerinden, devletten bağımsızdırlar.
Bunun anlamı şudur:
• Sendikalar partilerin "aracı" ya da "kolu" olamazlar.
• Sendikalar, devlet kuruluşlarının güdümünde kalamazlar.
• Sendikalar, işverenlerin istemlerine bağlı olarak davranamazlar, karar alamazlar
Sendikaların demokratik örgüt olması ne demektir?
Bir dayanışma ve kitle örgütü olan sendikalar üyelerinin katılımına açık olmalıdır. Sendikal demokrasi, her
şeyden önce sendika üyelerinin sendikayı temsil edecek ya da yönetecek kişi ve organları özgür ortamlarda
gerekli örgütsel katılım araçlarıyla ve demokratik biçimde saptaması, seçmesi demektir.
SENDİKA TÜRLERİ VE İŞLEVLERİ
Sendikalar ülkelere göre farklı nitelikler göstermektedir. Örgütlülük paydası altında birbirlerinden farklı
yapılar ortaya çıkmaktadır. Bu ayrımların en temel gerekçesi çalışma hayatından gelen farklar, ülkelerin
siyasal ve toplumsal yapıları olmaktadır. Bunun dışında sendikal hareketi farklı hale getiren bir başka boyut
sendikaların yönetimsel yapılarıdır.
İş Yeri Sendikacılığı :Bu bağlamda en yaygın örgütlenmenin iş yeri ve iş kolu sendikacılığı biçiminde
ikiye ayrılmasıdır. İş yeri sendikası belirli bir iş yerinde çalışan işçiler tarafından kurulan ve faaliyeti o iş yeri
ile sınırlı olan sendikalardır Bu türlü sendikal yapılara ABD‘de ve Japonya dışında başka gelişmiş ülkelerde
rastlanmamaktadır. Bu biçimdeki sendikal örgütlenmenin işyerleri içinde ve güçsüz bir yapıyı ortaya
koydukları, bölünmelere ve dağılmalara yol açması nedeni ile tercih edilmedikleri görülmektedir. İş yeri
örgütlenmelerinin genellikle küçük ve az sayıda işçiyi kapsaması nedeni ile ve iş veren tarafından kontrol
altına alınabilmesinin getirdiği kolaylıklar “sarı sendikacılık” olarak adlanan bir sendikacılığa olanak
sağlayabilmektedir. İş yeri sendikası aynı zamanda işletme sendikası olarak da adlandırılmaktadır. 1983
yılında Türkiye’de uygulanmaya başlayan 2821 sayılı Sendikalar yasası iş yeri düzeyinde sendika kurulmasını
yasaklamıştır.
Meslek Sendikacılığı :Sendikacılık hareketinin ilk örgütlenme biçimini oluşturan meslek sendikaları,
aynı mesleği veya zanaatı icra edenlerin bir araya geldikleri bir yapıyı açıklamaktadırlar .Meslek
sendikalarının genel olarak yatay bir örgütlenme modeli olduğu, belirli bir bölgede değil ülke bazında
federasyon içinde kurulduğu ve faaliyetlerini sürdürdüğü görülmektedir. Meslek sendikaları biçiminde
örgütlenmenin Lonca geleneği ile yakın ilişkisi vardır. Başlangıçta meslek sendikası olan pek çok sendika
başka meslek gruplarını da kapsayarak oluşturduğu genel sendikaların en önemli örneği, ABD Kamyon
Şoförleri ve Depolama İşçileri Sendikasıdır. 20. yüzyılın başından itibaren hizmetler sektörünün de
gelişmeye başlaması, kamu ve özel sektör içinde memur sendikalarının oluşmasına neden olmuştur. Bu
sendikaların nitelikleri itibarı ile işkolu esasına göre örgütlenmekten çok hizmet sınıflarına ve mesleklere
göre örgütlenme eğilimi daha fazladır. Öğretmenler, polisler ve itfaiye hizmetlilerinin örgütlenmesi bu esasa
göre gerçekleşmiştir
İşkolu Sendikacılığı :Sendikal hareket içinde işkolu sendikaları, faaaliyette bulunacağı çalışma
alanlarının sınırları ile ilgilidir. Bu kavram kitlesel seri üretimin başlaması ile önem kazanmıştır. Önceleri
meslek esasına göre örgütlenen sendikaların sanayileşmenin gelişmesi birlikte meslekleri ne olursa olsun
belirli bir üretim temelinde kurulmaları ve sendika üyeliğinin bu esasa göre düzenlemesi başlamıştır. Belli bir
endüstri dalının esas alındığı ve o dalda çalışanların mesleklerine bakılmaksızın sendika kurup üye
olabilmelerine imkân veren sendikacılık endüstri sendikacılığı olarak adlandırılmaktadır. Sadece belli bir
coğrafi bölgede bulunanların kurup üye olabildikleri sendikalara bölgesel sendikalar, bu tür sendikalaşmaya
ise bölge esasına göre sendikalaşma denir. Sendikalaşmanın belli bir işyerine özgü kılınması durumundaysa
işyeri sendikacılığı (işyerine göre sendikalaşma) gündeme gelir.
Ülkemizde geçerli olan sistem, işkolu esasına göre sendikalaşma, yani, işkolu sendikacılığıdır. İşçi
sendikaları bakımından işkollarının hangileri olduğu bizzat kanunda sınırlı sayı ilkesine uygun olarak
saptanmıştır ve bunun için “İşkolları Tüzüğü” adını taşıyan bir de tüzük çıkarılmıştır
İşkolunda Örgütlenme :İşkolu sendikaları ekonominin benzer faaliyet dalındaki tüm işçileri
mesleklerine ve niteliklerine göre ayırım yapmaksızın örgütleyen sendikalardır. Günümüzdeki sendikacılık
anlayışı işkolu düzeyinde örgütlenme modeline uygundur.
Türkiye’de İşkolu Sendikacılığı
Türkiye’de sendikalaşmaya doğru ilk faaliyetler, 19. yüzyılın ortalarına rastlamaktadır. O yıllardan özellikle
savaş sanayi, tekstil, gıda, kağıt ve matbaacılık işkollarında teşkilatlanmaya başlayan işçiler 1871 yılında
Amele Perver Cemiyetini kurmuşlardır. 1895 tarihinde Tophane fabrika işçileri, ikinci büyük işçi teşkilatını
kurmuştur. Cumhuriyet sonrasında başlayan sendikacılık hareketi genel anlamda işkolu esasına göre
gerçekleşmiştir. 5018 sayılı İşçi ve işveren sendikaları ve sendikal birlikler hakkımdaki kanun yasaklamamış
olmasına rağmen meslek ve zanaat sendikacılığı başlamıştır. Bu düzenlemeye uygun olarak 1950 li yıllardan
itibaren bazı yerel ve bölgesel sendikaların şubelerinin yaygınlaşarak “milli sendika” olarak işkolu örgütlerini
gerçekleştirmişlerdir. 1963 de çıkarılan 274 sayılı Sendikalar Kanunu sendikaların işkolu esasına göre
kurulması ilkesini vurgulamıştır Sendika sayısı 1980 sonrası önemli oranda azalmıştır . Türkiye’deki sendika
sayısı 900’lerden hızla 90 civarına indirilmiştir.
Konfederasyonlar “Konfederasyon” sözcüğü, esas olarak, ortak ve genel bir çıkar etrafında birleşmek
anlamını taşır. Sendikal mevzuatta “konfederasyon” sözcüğünün kullanılması, 19. yüzyılda ekonomik ve
sosyal devrimlerin gelişmesinden ve işçi sorunlarının toplumun dikkatini çekmesinden ardından
gerçekleşmiştir. Nitekim, birçok Batı Avrupa ülkesi; sendika özgürlüğünü tanıdığı mevzuatında, sendikalar ile
birleşmelerin türlerini ve derecelerini belirtmek için, “konfederasyon” sözcüğüne yer vermiştir.
Konfederasyonlar, bir ülke sınırları içinde ve o ülkenin ulusal çerçevesi kapsamında, en üst mesleki
örgütlenmelerdir.
Sendikaların Çalışma Yaşamına İlişkin İşlevleri
• Toplu iş sözleşmesi akdetmek,
• Toplu iş uyuşmazlıklarında, ilgili makama, ara bulucuya, hakem kurullarına, iş mahkemelerine ve diğer
yargı organlarına başvurmak,
• Çalışma hayatından, mevzuattan toplu iş sözleşmesinden, örf ve adetten doğan hususlarda işçileri ve
işverenleri temsil etmek veya yazılı başvuruları üzerine, adi şirket mukaveleleri ile hizmet akdinden doğan
hakları ve sigorta haklarında üyelerini ve mirasçılarını temsil etmekte bundan ötürü taraf olmak,
• Grev veya lokavta karar vermek ve idare etmektir.
Sendikaların çalışanlara sağladığı önemli yaralar da şunlardır:
• Ekonomik yararlar: Sendikalar günümüzde üyelerinin refahını arttırmak için mücadele etmektedirler.
• İşverene Karşı Güvence: Sendikalar işverenin haksız ve keyfi tutumuna karşı üyelerini koruyacak
mekanizmaların kurulması için iş verene baskı yaparlar.
• Sosyal İhtiyaçları Karşılama: Çalışanların boş zamanları değerlendirmelerine imkân sağlarken onlara
statü, mensubiyet duygusu gibi olanaklar yaratmaktadırlar
SENDİKA HAKKI VE SENDİKA GÜVENLİĞİ
Sendika güvenliği çalışanların ortak ekonomik, sosyal ve kültürel durumlarını korumak ve geliştirmek
amacıyla sendika kurma, sendikalara girme ve sendikadan çıkma serbestisi olarak anlaşılır. İşçiler ve
işverenler arasındaki güç dengesini sağlamada sendika hakkı ve sendika güvenliği nerede olursa olsun,
isçilerin çıkarlarını korumada ortak bir bilince varmalarının simgesini oluşturmaktadır Sendikal haklar,
sendika özgürlüğü, sendikaların bağımsızlığı ve sendika çokluğu ilkelerini de beraberinde getirmektedir.
Bu ilkeler kısaca şöyle özetlenebilir:
• Sendikaların serbestçe kurulabilmesi ilkesi, bireylerin özgürce, önceden izin almaksızın ortak mesleki
çıkarlarını korumak amacıyla sendika kurmalarını, kurulan sendikalara girme veya sendikadan çıkma
haklarını içermektedir.
• Sendikaların bağımsızlığı ilkesi, sendikaların işverenlere ve devlete karsı bağımsız olmaları anlamını
taşımaktadır. İşverenlere bağımlı bir sendika (sarı sendikalar), sendika üyelerinin çıkarlarını değil işverenlerin
çıkarlarını koruyacaktır.
• Sendika çokluğu ilkesine gelince, bir işyerinde veya bir işkolunda birden çok sendikanın kurulabilmesi
demektir. Sendika çokluğunun karşıtı olarak sendika tekliğinin kabul edilmesi durumunda, ayrı eğilimleri ve
görüşleri olan kişiler belirli bir sendikaya girmeye zorlanmış olacaklardır. Böyle bir durum sendika
özgürlüğüne olduğu kadar, kişi hak ve özgürlüklerine de aykırıdır
İşveren Sendikacılığı
İşveren sendikacılığı kar oranını olabilecek en üst seviyeye çıkarabilmek amacıyla yapılanmıştır, bu nedenle
iki tip sendikacılık arasında çok temel bir fark vardır. İşveren sendikaları, aynı meslekte çalışan işverenlerin,
çeşitli menfaatlerini korumak amacıyla kurulmuş olan derneklerdir.
Türkiye’de işveren sendikacılığı diğer ülkelerin işveren sendikacılığından farklı bir seyir izlemiştir. Bunun
nedeni Türkiye’nin karma bir ekonomik yapısı olmasıdır. Aynı işkolunda hem devlet hem de özel kesim
faaliyette bulunmaktadır; böylece devlet işletmeleri de işveren sendikacılığı hareketine katılmıştır.
İşveren kesimi, değişik bazı üst örgütlenmelere sahip bulunmakla birlikte, sendikal alanda tek bir
konfederasyona sahiptir: Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK).
İşverenlerin ortak ekonomik ve toplumsal çıkarlarını korumak ve geliştirmek amacıyla TİSK, 1962 yılında
kurulmuştur. Gerçekten, 1958 yılında Koç Topluluğu’nun önderliğinde Madeni Eşya Sanayicileri Sendikası’nın
(MESS’in) kurulmasının ardından, değişik sektörlerden gelen işverenler, 1961 yılında sendikal örgütlenmeyi
yaygınlaştırmaya çalışmıştır. Bu bağlamda, aynı yıl tekstil, cam, gıda, toprak, ağaç ve matbaacılık işkollarında
işveren sendikaları kurulmuş ve söz konusu sendikalar, 15 Ekim 1961 tarihinde MESS’le birlikte İstanbul
İşveren Sendikaları Birliği’ni oluşturmuşlardır. 1962 yılında kimya ve maden işkollarında kurulan işveren
sendikaları da, bu birliğe üye olmuştur. Aynı yıl Aralık ayında yapılan 2. Olağan Genel Kurul’da yeni bir ana
tüzük kabul edilmiş; örgütlenmenin ülke düzeyine yayılıp, birliğin adının da “Türkiye İşveren Sendikaları
Konfederasyonu” olarak değiştirilmesi benimsenmiştir
SENDİKALARIN ÖRGÜTLENME MODELLERİ
Sendikaların yeniden yapılanma sürecinde üç model üzerinde durulmaktadır. Bunlar;
1. Uzlaşmacı Sendikacılık Modeli; (Üçlü Diyaloğu esas alan merkezi örgütlenmeye dayalı sendikacılık.)
2. Amerikan sendikacılık Modeli; (Ücret ve çalışma şartlarını iyileştirmeye ve hizmeti esas alan bir model,
mesleki yapılanmaya dayalı bir örgüt)
3. Japon Modeli; (İşyeri sendikacılığı, verimliliği ve üretim kalitesini öne alan bir model)
İŞVEREN SENDİKACILIĞININ FOKSİYON VE FAALİYETLERİ
İşveren sendikaları çağdaş sanayi toplumlarına özgü olan ve kapitalizmle birlikte ortaya çıkan örgütlerdir.
İşveren sendikaları daha çok işçilerle işverenler arasındaki ilişkileri düzenlemek ve bu konuda çıkabilecek
sorunlarda işverenlere danışma görevi vermek işverenlerin ortak çıkarlarını her alanda korumak amacıyla
kurulan örgütlerdir. Amaçları işverenler ile işçiler ve işçi sendikaları arasındaki ilişkileri düzenlemektir
işveren sendikacılığı şu fonksiyonları yerine getirmek için örgütlenirler:
• İşveren ve işçiler arasında iyi münasebetlerin kurulmasını teşvik ve devamını temin etmek
• İşveren sendikaları ile işçi sendikaları arasında yapılacak toplu görüşmeler ve toplu iş sözleşmelerinde
işverenlere yardımcı ve destek olmak
• Çalışma şartlarını ve çalışma mevzuatını işverenlerin ortak menfaatlerine uygun şekilde düzenleyici
tedbirler almak
• İşçi sendikalarının toplu sözleşe taleplerini önceden tahmin etme ve karşı tekliflerini buna göre belirlemek
amacıyla akılcı ve aktif bir hazırlık politikası izlemektir
• İşverenlerin işçilerle münasebetleri ile ilgili olarak ihtiyacı bulunan her türlü bilgi ve hizmetleri üyelerine
sunmak üzere düzenlemek
• Çalışma ilişkilerinden doğan konularda mevzuatın kendisine verdiği görevler çerçevesinde ilgili daire,
makam ve kurumlarda işverenleri temsil etmek gerekli delege veya temsilcileri seçmek
İşveren sendikalarının fonksiyonlarını kısaca özetleyecek olursak toplu iş sözleşmesi yapma, toplu iş
uyuşmazlıklarında üyelerine yardımcı olma endüstri ilişkilerinde gerekli yardım ve desteği sağlama ve
üyelerinin görüşlerini kamuoyu ve devlet önünde temsil etme şeklinde bir sınıflandırmaya gitmekte
mümkündür
Bu fonksiyonları yerine getirebilmek için aşağıdaki faaliyetleri yerine getirirler:
Kamuoyu oluşturma: Büyük bir ekonomik güce sahip olma, devletle iyi ilişkiler kurma ve zaman zaman bazı
siyasi partilerle geliştirilen informal ilişkiler kamu oyu oluşturma bakımından önemli sayılabilecek
faaliyetlerdir.
Siyasal ve toplumsal platformda temsil: İşveren sendikaları işçi sendikaları gibi siyasal partilerle organik
ilişkilere girmemelerine rağmen, zaman zaman yaptıkları çalışmalarla siyasal platformda etkili olmaktadırlar
Endüstri ilişkilerinde temsil faaliyeti: İşveren sendikaları temsil faaliyetlerini teknik olarak en açık biçimde
endüstri ilişkilerinde yerine getirmektedirler.
İşveren sendikalarının bu faaliyetlerinin yanında ağırlık vermek zorunda oldukları başka faaliyet alanları
da şu şekilde sıralanabilir:
• Eğitim ve insan kaynağının geliştirilmesi faaliyetleri
• Ekonomik alanda çalışma yaşamına ve üretim sürecine ilişkin danışmanlık ve iş birliği faaliyetleri
• Enformasyon ve iletişim alanında faaliyetler
• Sağlık hizmetleri, özel emeklilik programları, küçük girişimleri destekleme , kültürel ve sanatsal etkinliklere
katkı sağlama gibi alanlarda sosyal faaliyetlerde bulunma
• Üyeleriyle ilişkilerde özellikle yeni üyeler bakımından bir çekim ve cazibe merkezi olmak için faaliyetler
DEĞERLENDİRME SORULARI
1. Aşağıdakilerden hangisi işyeri sendikacılığı, verimliliği ve üretim kalitesini öne alan modeldir?
a) Uzlaşmacı model
b) Japon modeli
c) Amerikan modeli
d) Avrupa modeli
e) Sosyalist model
2. Aşağıdakilerden hangisi ücret ve çalışma şartlarını iyileştirmeye yönelik ve hizmeti esas alan bir model,
mesleki yapılanmaya dayalı bir örgüttür?
a) Amerikan modeli
b) Japon modeli
c) Avrupa modeli
d) Sosyalist model
e) Uzlaşmacı model
3. Bölgesel ya da ulusal düzeyde faaliyet gösteren sendikaların bir araya gelmesiyle kurulan örgütlere ne
isim verilir?
a) Birlik
b) Federasyon
c) Meslek sendikası
d) İşyeri sendikası
e) Konfederasyon
4. Aşağıdakilerin hangisi doğrudur?
a) Sosyalist toplumlarda işçi ve burjuva sınıfı vardır.
b) Sendikalar devlet güdümünde hareket ederler.
c) Sendikalar işverenlerin taleplerine göre davranırlar. d) Sendikalar partilerin aracı ya da kolu olamazlar
e) Sendikalar azınlık örgütleridir.
5. Aşağıdakilerden hangisi Sendika kelimesinin ilk kökenidir?
a) Syndic
b) Trade
c) Union
d) Spor
e) Konfederasyon
6. Lonca geleneği ile yakından ilişkisi olan sendika türü aşağıdakilerden hangisidir?
a) İşyeri Sendikacılığı
b) Meslek Sendikacılığı
c) İşkolu Sendikacılığı
d) Konfederasyon
e) Uzlaşmacı Sendikacılık
7. Türkiye işveren sendikaları (TİSK) kaç yılında kurulmuştur?
a) 1956
b) 1958
c) 1960
d) 1962
e) 1964
8. Aşağıdakilerden hangisi, Üçlü Diyaloğu esas alan merkezi örgütlenmeye dayalı sendikacılık modelidir?
a) Amerikan modeli
b) Japon modeli
c) Avrupa modeli
d) Sosyalist model
e) Uzlaşmacı model
9. Türkiyede 1963 de çıkarılan 274 sayılı sendikalar kanunu sendikaların hangi esasa göre kurulmasını
öngörmüştür?
a) Mesleki
b) İşyeri
c) İşkolu
d) Birlik
e) Sosyalist
10. Çalışanların işçi sınıfı bilincine ulaşması hangi kavramla açıklanır?
a) Demokrasi
b) Militarizm
c) Burjuvazi
Cevap Anahtarı 1.B, 2.A, 3.E, 4.D, 5.A, 6.B, 7.D, 8.E, 9.C, 10.D
d) Sendikalizm
e) Konfederalizm
ÇOCUK PSİKOLOJİSİ VE RUH SAĞLIĞI
ÜNİTE:10
Duygu ve davranış bozukluğu olan bireyler, “yaşına uygun olmayan sosyal ve kültürel normlardan farklı
duygusal tepki ve davranışlar göstermesi nedeniyle özel eğitim ve destek eğitim hizmetine ihtiyacı olan
birey” olarak tanımlanmıştır .Davranım bozukluğu durdurulamayan yıkıcı, saldırgan yasa dışı eylemlerdir .
Davranış bozukluğu 5 - 6 yaşlarında başlayabilir. Daha çok geç çocukluk ya da erken ergenlik döneminde
başlar. Onaltı yaşından sonra nadirdir. Gidişi değişkendir. Davranım bozukluğu, tanınması çok kolay
korunması ve sakınılması çok zor bir bozukluktur
Anne babanın aşırı denetleyici ve katı disiplin uygulamalarının ya da aşırı ilgisizliğin neden olabileceği,
çocuğun reddi ve ihmali, huysuz bebeklik dönemi, bakım ve eğitimdeki tutarsızlık ya da baskı, duygu ve
davranım bozukluğun gelişimine yol açabilir. Ayrıca; fiziksel ya da cinsel sömürü, denetim eksikliği, erken
dönemlerde başlayan kurum yaşamı, bakım veren kişilerin sık değişmesi, aile büyüklerinin sayısının fazla
olması, suçlu çocuk grupları ile arkadaşlık etme ve çeşitli ailesel sorunların duygu ve davranım bozukluğun
gelişimine yol açabileceği belirtilmektedir.Davranış bozukluğunun amaçları dikkat çekme, güç kazanma,
intikam ve yetersizlik gösterisidir Bu çocukların kendilerine güvenleri azdır, irritabilite (aşırı tepki verme) ve
öfke atakları fazladır. Bebeklik ve erken çocukluk yıllarında tanı için bir ölçüt olmasa da aşırı huysuzlanma,
zorluklara dayanma eşiğinin düşük olması, uyku ve yeme alışkanlıklarında düzensizlikler göze çarpmaktadır
Davranım bozukluğu olan çocuk ve ergenlerde, insanlara ve hayvanlara yönelik saldırgan davranıșlar,
güvenliği tehdit, hırsızlık vekuralların ciddi biçimde ihlal edilmesi gibi davranıș bozuklukları vardır
YÖNETİM ve UYUM BOZUKLUKLARI
Yönetim Bozukluğu
Yönetim bozukluğu olan çocuklar, söz dinlemez, yıkıcı, kıskanç, yaygaracı, öfkeli, saygısızdırlar. Başkalarının
kendileri hakkında ne düşündüğüne önem vermez görünürler. İnsanlara güvenmezler. Kendilerini güçlü bir
kimse olarak göstermekten hoşlanırlar. Bu çocuklar "sosyalleşmemiş saldırgan" olarak da
tanımlanabilmektedir.
Uyum Bozuklukları
Uyumsuz çocuklar kendi benliği ile ve çevresiyle dengeli ve etkili ilişki kurma, geliştirme ve sürdürmede
güçlük çeken, bu yüzden gelişimleri sekteye uğrayan ve çevresindekilerin olağan ilişkileriyle düzeltilemeyen
davranış kalıplarına sahip olan çocuklardır. Uyumsuz çocuklar için, antisosyal, anormal, davranış bozukluğu
olan çocuklar gibi çeşitli kavramlar kullanılmaktadır. Bazen de serseri, kavgacı, dengesiz, ters gibi belirgin bir
uyumsuzluğu temsil eden kavramlar kullanılır Uyumsuz çocuklar, fazla asabiyet, huzursuzluk, rahatsızlık,
okula ilgisizlik, akademik çalışmalarda başarısızlık, aşırı kıskançlık, aşırı hırslılık, dikkatsizlik, öfkelilik,
utangaçlık, korkaklık, güvensizlik, duygusallık, hassaslık gibi davranışlar gösterebilirler .Alt sosyo-ekonomik
sınıfta, alkolizm ve anti sosyal kişilik bozukluğunun olduğu ailelerin çocuklarında daha sık rastlanmaktadır
Yönetim ve uyum bozukluğu olan öğrencilerle çalışan öğretmenlerin özellikleri
• Sabır ve sebatlı olmalıdır.
• Öğrencilerle sevgi ve güvene dayalı bir ilişkiye girmelidir.
• Öğretim aktivitelerini ve materyallerini, öğrencilerin bireysel ihtiyaçlarına uygun, etkili ve yaratıcı
olmalarını sağlayacak şekilde düzenlemelidir.
• Öğrencilerin ruhsal gelişimini olumsuz yönde etkileyen; öğrencilere değer vermeme, onları horlama, haksız
yere eleştirme, başkalarıyla karşılaştırma, alay etme, notu baskı aracı olarak kullanma gibi davranışlardan
kaçınmalıdır.
• Öğrencilerle ilk ilişkilerinde, onlardan beklediği davranışları belirlemelidir
SOSYALLEŞMİŞ SUÇLULUK
“Çocuk suçluluğu”, çocuk kabul edilen yaşta, kişilerin toplumun veya yasaların suç saydığı herhangi bir fiili
işlemesiyle ortaya çıkan durum olarak nitelendirilmektedir.Birçok araştırma sonucuna göre suçlu çocuğun
olmadığı, suça itilmiş çocuğun var olduğu tespit edilmiştir. Çocukların suça itilme nedenleri arasında ailenin
çocuktan beklentileri, sevgi yoksunluğu, ailenin sert ve otoriter tutumu, aşırı hoşgörü, çocuğun sokakta
çalışmaya zorlanması, parçalanmış ailede yaşanan sorunlar, sosyal uyum ve ekonomik zorluklar, medyanın
yanlış kullanımı, aile bireylerinden birinin suça meyilli olması çocuk için olumsuz örnek oluşturması vb
sayılabilir. Sportif faaliyetler, müzikal faaliyetler, mesleki yetenek kursları vb. gibi organizasyonlar
ileçocukların ve gençlerin suç olaylarına karışmaları engellenebilir.
ANTİSOSYAL DAVRANIŞLAR
Bireyin, kuralları ve başkalarının haklarını sürekli ihlal ederek davranması, toplumsal olarak belirlenmiş
davranış örneklerini, sosyal normları (Bir toplumda insanları belli olaylar karşısında nasıl davranmaları
gerektiğini belirleyen öyle davranmaya zorlayan kurallar) zedeleyen davranışlar, “anti sosyal davranış” olarak
tanımlanmaktadır. Çocukların sınıf ortamlarında sıklıkla görülen antisosyal davranışlar; yerinde oturmamak,
sınıfta dolaşmak, arkadaşlarını rahatsız etmek, vurmak ya da dövüşmek, öğretmeni umursamamak, sürekli
olarak şikâyette bulunmak, çalmak eşyalara zarar vermek, söz dinlememek, tartışmak ve karşılık vermek,
gerçekleri çarpıtmak, öfke nöbetleri, verilen görevleri tamamlamama olarak sıralanabilir .Hırsızlık, adam
öldürme, gasp, uyuşturucu madde kullanmak gibi davranışlar yasalar tarafından sınıflandırılarak hukuksal
cezaya tabi tutulurken, yalan söyleme, okuldan kaçma, derslere girmeme, babasının cebinden izinsiz para
alma, evden kaçmaya da otobüse biletsiz binmek gibi davranışlar yasalar tarafından sınıflanmayan anti
sosyal davranışlardır.Dikkat edilmesi gereken nokta; anti sosyal davranış örneklerinin sıklığı, süresi ve
şiddetidir.
SOSYAL FOBİ
Sosyal olma yaşıt ilişkilerinde rahat olup, yeni ortamlara rahat uyum sağlama ve gelişimsel bir beceridir.
İnsan sosyal bir varlıktır. Sosyal fobi toplum içinde konuşurken ya da herhangi bir eylem yaparken kendini
küçük düşürecek yanlış bir şey yapma korkusu olarak tanımlanır. Sosyal fobinin yaşam boyu görülme oranı %
2-13 arasındadır. En sık görülen psikiyatrik hastalıklardan biridir .Genellikle sosyal fobi endişe formunda
terleme, kızarma, titreme, hafif baş dönmesi, ishal ve hızlı kalp atışları gibi fiziksel belirtiler ile beraber
ortaya çıkar Bu fobinin gelişiminde rol oynayan faktörler:
Biyolojik faktörler: Sosyal kaygı serotonin dengesizliğiyle ilişkili olabilir.
Psikolojik faktörler: Sosyal fobinin gelişimi geçmişte gerçekleşmiş utanç verici veya küçük düşürücü bir olay
sonucu gerçekleşmiş olabilir.
Çevresel faktörler: Sosyal kaygı bozukluğu olanlar başkalarının davranışlarının sonucunda başlarına geleni
(örneğin; alay konusu olma gibi) gözlemleyerek bu fobiyi geliştirmiş olabilirler.
Çocukta Sosyal Fobinin Tanılanması
• Çocuğun sözlüler, oyunlar vb. sosyal faaliyetlerin birinden belirgin şekilde devamlı korkması
• On iki yaşından büyük çocuğun bu korkunun aşırı ve nedensiz olduğunun farkında olması
• Çocuğun bazı sosyal durumlarda kendini endişeli ve gergin hissetmesi
• Çocuğun korkularının günlük aktivitelerini ve arkadaşlık ilişkilerini engellemesi
• Çocuğun en az 6 aydır devam eden şekilde sosyal durumlardan korkması
• Çocukta terleme, kızarma, titreme vb endişeye yönelik fiziksel belirtiler
Sosyal fobinin tedavisinde hem ilaç hem de ilaç dışı yaklaşımlar etkili olmaktadır .Özellikle, yaygın fobisi
olanlarda antidepresan ilaç tedavilerinin etkili olduğunu göstermektedir. İlaç dışı yaklaşımlardan en etkili
olan bilişsel-davranışçı tedavi yaklaşımıdır
SALDIRGANLIK :Genellikle doğuştan var olduğu kabul edilen bir dürtüdür .Saldırgan çocuğun genel
özelliklerine baktığımız zaman başkalarına zarar vermeye çalışan, tekmeleyen, tüküren, ısıran, sözlü
saldırılarda bulunan, toplum kurallarına uymak istemeyen, genel olarak gergin, mutsuz ve geçimsiz çocuklar
oldukları görülür. Düşmanca saldırganlıkta amacın bir başka kişiye vurma ya da alay etme gibi eylemler ile
incitmek olduğu belirtilmektedir. Araçsal saldırganlığın hedefi genellikle birinin elinden bir oyuncak kamyon
ya da bebek gibi bir şeyi çekip alarak bir amaca ulaşmaktır.Saldırgan çocuk, ruhsal sorunları nedeniyle
yaşıtları ve genel olarak çevresiyle uyumlu ilişkiler kuramayan, aşırı geçimsiz ve kavgacıdır .Erkek çocuklar
daha saldırgandır
Çocuklarda Saldırganlığın Nedenleri
• Çocuğun biriken enerjisini nasıl boşaltacağını bilmemesi
• Organik nedenler beyin zarının iltihaplanması gibi sorunlar
• Çocuğun saldırgan birini model alması
• Televizyondaki şiddet görüntüleri
• Aile içindeki tartışmalı ortam
• Şiddete tahrik eden ortam
• Öğretmen öğrenci ilişkiler
• Çocuğun şiddete maruz kalması
• Çocuğun arkadaş çevresi
• Ebeveynin saldırganlığı pekiştiren tepkileri
Saldırgan Çocuklara Nasıl Davranılmalıdır?
• Anne-baba çocuğa örnek olmalı
• Çocuk sosyal alanlara yönlendirilmeli
• Televizyon ve internet kullanımı takip edilmeli
• Çocuk dışlanmamalı
• Olumlu arkadaş çevresi olmalı
• Saldırganlığın nedeni öğrenilmeli
• Olumlu davranışlar pekiştirilmeli
• Saldırgan davranışlar görmezden gelinmemeli
• Dayak uygulanmamalı
YALAN:Yalan duygulanım bozukluğunun bir belirtisi olarak görülür. Aşağılık duygusu ve güç sistemi, bazı
patolojik yalanların temel nedenini oluştururlar. çocuk, okulla ilgilenmez, aile içindeki olaylara kayıtsızdır,
sosyal değişikliklerle yetinir, gerçek arkadaşlığı aramaz. Yaşından daha küçük görünür, davranışları oldukça
çocuksudur. Duygusal ve ahlaki bakımdan olgunluğa ulaşamamıştır. Çocukta yalanın alışılmamış sıklığı,
sürekli hırsızlıkların ortaya çıkışı, alarma geçirilmesi gereken durumlardır .İki-üç yaşlarında çocuk gerçekleri
çarpıtmaya başlar; ıslakken altına yapmadığını söyler, tabağı dolu olduğu hâlde yemeğini bitirdiğine
inandırmaya çalışır. Dört-beş yaşına doğru çocuk kendisine ait anne- babasınınkinden farklı düşüncelerinin
olduğunun ayrımına varmaya başlar.
Çocukların Yalan Söyleme Nedenleri
• Güvensizlik duygusu
• İlgi çekme
• Sorulardan kurtulmak
• Heyecan duyma
• Kendisiyle gurur duyulmasını isteme
• Cezadan kurtulma
ÇALMA (HIRSIZLIK):Çalma hiçbir nesnel gereksinme söz konusu olmadığı hâlde kişinin çalma
zorunluluğu duymasıdır. Okul öncesi dönemde genellikle 7-8 yaşlarına kadar görülen izinsiz eşya alma
davranışı bir uyum ve davranış bozukluğu olan “çalma davranışı”olarak kabul edilmez. Çalma davranışının
uyum ve davranış bozukluğu olarak ele alınabilmesi için çocuğun ilköğretim çağına gelmiş olması
gerekir .Çocuklara 7-8 yaslarından itibaren düzenli olarak harçlık verilmeli ve bu harçlıkla gerekli ihtiyaçlarını
karşılamasına dikkat edilmelidir
Çalmanın Nedenleri
• Hatalı anne baba tutumları
• Değersizlik duygusu ve özgüven eksikliği
• Kıskançlık ve rekabet duygusu
• Sevgisizlik ve ilgisizlik
Çalma Davranışı Gösteren Çocuğa Yaklaşım
• Yargılayıcı ve suçlayıcı tutumlardan uzak durmak
• Aşağılayıcı, küçük düşürücü ve ayıplayıcı tavır sergilememek
• Çocuğu deşifre etmemek
• Bu davranışı nedeniyle çocuğa duyulan güvensizliği ifade etmemek
• Cezandırıcı ve yasaklayıcı tutumlar sergilememek
• Gurur kırıcı davranışlar sergilememek
• Şiddete başvurmamak
KURALLARI CİDDİ ŞEKİLDE BOZMA (KURAL İHLALİ)
Kuralların ihlali çocuklukta ve ergenlikte başlayabilmektedir.
Kural İhlalinin Dereceleri
Hafif: Tanı koymak için en az gerekli olan davranım sorunlarından varsa bile davranım sorunları başkalarına
çok az zarar vermektedir. Örneğin; yalan söyleme, okuldan kaçma, hava karardıktan sonra izin almadan
dışarı çıkma gibi.
Orta derecede: Davranım sorunlarının sayısı ve başkalarının üzerine etkisi “hafif” ve “ağır” arasında orta bir
yerdedir. Örneğin; başkası görmeden çalma, yıkıp dökme vb.
Ağır: Fazla davranım sorunu vardır ya da davranım sorunu başkalarına oldukça fazla zarara neden olmaktadır
(fiziksel acımasızlık, bir silah kullanma, başkasının gözünün önünde çalma, kırıp girme).
Kural İhlalinde Anne Babalar İçin Öneriler
• Çocuğa iyi örnek olunmalıdır.
• Çocuğun problem çözmek için şiddete başvurması için izin verilmemelidir.
• Sınırlar çizilmeli, ancak çok sayıda kural konmamalıdır.
• Kurallar basit ve anlaşılır olmalıdır.
• Aile kuralları oluşturulurken çocuk da katılmalıdır.
• Kurallarıı daha dikkatle uygulayacak, daha az kural dışına çıkacaktır
• Çocuklar bir kuralı ihlal ettiğinde sonucunun ne olacağını iyi anlamalıdırlar. Örneğin; çocuğun tek başına
karşıdan karşıya geçmesi yasaksa ve o bu kuralı ihlal ederse cezasını uygulamaya kararlı olmalısınız.
• Esnek olmalıdır
DEĞERLENDİRME SORULARI
1. Aşağıdakilerden hangisi sosyal fobisi olan çocuğun toplum karşısında takındığı tavır değildir?
a) Terleme b) Yeni ortamlara rahat uyum sağlama c) Kızarma d) Hafif baş dönmesi e) İshal
2. Çalma problemi olan çocuğa yaklaşım nasıl olmalıdır?
a) Yargılayıcı ve suçlayıcı davranılmalı b) Aşağılayıcı, küçük düşürücü ve ayıplayıcı tavır sergilemeli
c) Çocuk deşifre edilmeli
d) Cezandırıcı ve yasaklayıcı davranılmalı
e) Şiddete başvurulmamalı
3. Davranım bozukluğu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
a) 16 yaşından sonra nadir olarak görülür
b) 5 - 6 yaşlarında başlayabilir
c) Gidişi değişkendir
d) Tanımlanması çok zordur
e) Korunması ve sakınılması çok zordur
4. Çocuk yalan söylediğinde aşağıdakilerden hangisi yapılmaz?
a) Çocuklara yapamayacakları işlerin verilmesi
b) Öfkelenilmemesi
c) Çocuğun neden yalan söylediği hakkında nazikçe bir konuşma yapılması
d) Anne-baba, öğretmenler vb büyüklerin yalan söylemeyerek çocuklara iyi model olması
e) Çocuğun ilk yalanını yakalandığında çok şaşırmış ve hayal kırıklığına uğramış gibi davranılması
5. Saldırgan çocuklara aşağıdakilerden hangisi yapılmaz?
a) Anne-babanın çocuğa örnek olması
b) Saldırganlığın nedeni nin öğrenilmesi
c) Çocuğun sosyal alanlara yönlendirilmesi
d) Olumlu davranışların pekiştirilmesi
e) Televizyon ve internet kullanımının serbest bırakılması
6. Çocuklarda görülen antisosyal davranışların önlenmesi ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
a) Sınıfta sevgi ve güven ortamının hâkim olması
b) Öğretmenin çocuğun duygularını ve uyumsuz davranışlara neden olan çevre koşullarını iyi bilmesi
c) Öğrencilerin uygunsuz davranışları için uzman görüşüne başvurması
d) Ergenin gelişim görevlerini başarmasını sağlaması
e) Davranışların sosyal normları zedelemesi
7. Aşağıdakilerden hangisi sınıf ortamlarında sıklıkla görülen antisosyal davranışlardan biri değildir?
a) Yerinde oturmamak
b) Gerçekleri çarpıtmak
c) Öğün atlamak
d) Öğretmeni umursamamak
e) Eşyalara zarar vermek
8. Aşağıdakilerden hangisi çocukların suça itilmesine neden olmaz?
a) Sosyal uyum ve ekonomik zorluklar
b) Çocuğun sokakta çalışmaya zorlanması
c) Ailenin çocuktan beklentilerinin az olması
d) Aile bireylerinden birinin suça meyilli olması
e) Sevgi yoksunluğu
9. Aşağıdakilerden hangisi çocuklarda uyum bozukluğu nedenlerinden değildir?
a) Suçlu çocuk grupları ile arkadaşlık etme
b) Bakım ve eğitimdeki tutarsızlık
c) Alkolizm ve anti sosyal kişilik bozukluğunun olduğu aileler
d) Anne babanın aşırı denetleyici olması
e) İlgi ve sevgi
10. Aşağıdakilerden hangisi kural ihlali yapan çocuğa uygulanmaz?
a) Esnek olunması
b) Çok sayıda kural konması
c) Fiziksel ceza verilmemesi
d) Çocuğa iyi örnek olunması
e) Kurallar basit ve anlaşılır olması
Cevap Anahtarı 1.B, 2.E, 3.D, 4.A, 5.E, 6.D, 7.C, 8.C, 9.E, 10.B
OKUL ÖNCESİ EĞİTİM KURUMLARINDA PROGRAM GELİŞTİRME
ÜNİTE:10
ÖZET...
•Bu ünitede okul öncesi dönemdeki çocukların bilişsel, duyuşsal, dil ve psikomotor becerilerini
geliştirebilmek amacıyla fen ve doğa konularına yönelik on farklı etkinlik örneği verilmiştir. Bu etkinlikler
sadece birer örnek olarak değerlendirilmelidir. Bu etkinliklerin benzerlerinin eğiticiler tarafından öğrenci
ihtiyaçları ve okul imkanlarına göre geliştirilmesi ve uygulanması asıl amaçtır.
•Etkinlikler geliştirilirken her ne kadar fen ve doğa olaylarıyla ilgli bir konu ve içerikle ilişkilendirilmişse de
her bir etkinlik aslında birden fazla disipline yönelik bilgi ve beceri kazanımını içermektedir. Ayrıca
etkinliklerin her birinde birken fazla fen eğitimine yönelik temel kazanımlar hedeflenmiştir.
•Fen ve doğa etkinlikleri geliştirilirken göz önünde bulundurulması önerilen bir başka husus ise etkinliklerin
öğrencilerin yakın çevrelerinden seçilmesidir. Bu durum öğrencilerin etkinliğin konusunu ve içeriğini daha
kolay algılamasını ve hayatla bağını kurabilmesini kolaylaştıracaktır
DEĞERLENDİRME SORULARI
1. Aşağıdakilerden hangisi fen ve doğa eğitiminin çocuklara sağladığı yararlardan biri değildir?
a) Çocukların yalnızca bilgi düzeylerini artırır.
b) Doğal çevreye ve doğada yaşayan canlılara karşı duyarlılık geliştirmelerini sağlar.
c) Nesnelerin benzerliklerini ve farklılıklarını karşılaştırmalarını sağlar.
d) Öz güvenleri gelişir.
e) Canlıların temel gereksinimlerine karşı duyarlılık geliştirirler.
2. I. Sınıflandırma
II. İletişim
III. Karşılaştırma
IV. Ölçme ve Kaydetme
Yukarıda verilenlerden hangisi ya da hangileri, temel bilimsel süreç becerilerindendir?
a) Yalnız I
b) Yalnız III
c) I – III
d) II – IV
e) I – II – III – IV
3. Aşağıdakilerden hangisi orta düzey bilimsel süreç becerilerinden biridir?
a) Sonuç çıkarma
b) Analiz yapma
c) Sentez yapma
d) Gözlem yapma e) Ölçme
4. Aşağıdakilerden hangisi fen ve doğa eğitiminde kullanılan yöntem ve tekniklerden biri değildir?
a) Kavram haritaları
b) Deney yapma
c) Analoji
d) Sonuç çıkarma
e) Drama
5. Aşağıdakilerden hangisi gezi yapılabilecek yerlerden biri değildir?
a) Ceza evleri b) Müzeler
c) Hayvanat bahçeleri
d) Tarihi yerler
e) Hastaneler
6. Aşağıdakilerden hangisi bir etkinlik planlarken dikkat edilmesi gereken hususlardan biri değildir?
a) Kazanımların çocukların yaşıyla uyumlu olması
b) Etkinliğin çıktılarının neler olacağının belirlenmesi
c) Etkinlik sonucunda her öğrenciye not verilmesi
d) Etkinliğin konu ile uyumlu olması
e) Etkinliğin mümkün olduğunca fazla becerinin gelişimine katkı sağlaması
7. Aşağıdaki kazanımlardan hangisi bilişsel gelişimle ilgili bir kazanım değildir?
a) Nesne ya da varlıkların özelliklerini karşılaştırır.
b) Yer değiştirme hareketlerini yapar.
c) Nesne/Durum/Olaya dikkatini verir.
d) Nesne ya da varlıkları gözlemler.
e) Algıladıklarını hatırlar.
8. Aşağıdakilerden hangisi dil gelişimi ile ilgili bir kazanımdır?
a) Dinlediklerini/izlediklerinin anlamını kavrar.
b) Kendini yaratıcı yollarla ifade eder.
c) Algıladıklarını hatırlar.
d) Küçük kas kullanımı gerektiren hareketleri yapar.
e) Nesneleri ölçer.
9. Aşağıdaki nesnelerden hangisi okul öncesi fen ve doğa etkinliği sürecinde kullanılabilecek bir nesne
olamaz?
a) Kâğıt kesme makası
b) Meyve veya sebzeler
c) Hayvan maketi
d) Bistüri
e) Karton
10. Okul öncesi dönemde fen ve doğa etkinlikleri öğrencilerin aşağıda verilen becerilerden hangisinin
gelişimine katkı sağlamayı amaçlamaz?
a) Bilişsel beceriler b) Duyuşsal beceriler c) Dil becerileri d) Motor beceriler e) Kıskanma beceriler
Cevap Anahtarı
1.A, 2.E, 3.A, 4.D, 5.A, 6.C, 7.B, 8.A, 9.D, 10.E
ÖZEL EĞİTİMDE PROGRAM GELİŞTİRME
ÜNİTE:10
ÖZ BAKIM BECERİLERİNİ GELİŞTİRME ETKİNLİĞİNİ PLANLAMADA
İZLENMESİ GEREKEN BASAMAKLAR
•Performans düzeyini belirlemek,
• Beceri analizi,
• Uzun ve kısa dönemli amaçları seçmek,
• Öğretim yöntemini belirlemek,
• Öğretim ortamının düzenlenmesi,
• Uygun pekiştireç seçmek,
• Materyal seçimi ve geliştirme ve
• Uygun yönergenin belirlenmesi ve sunulması, alt başlıkları altında genel açıklamalar bulunmaktadır
Performans Düzeyini Belirlemek
Özel gereksinimli çocukların performanslarının yani yapabildiklerinin belirlenmesi, öğretim oturumlarına
nereden ve hangi basamaktan başlanacağına hizmet etmektedir. Çocukların herhangi bir beceriye ya da
davranışa ilişkin performans düzeylerinin belirlenmesinde, o beceri ya da davranışa yönelik hazırlanmış ölçüt
bağımlı ölçü (ÖBT) araçları kullanılmaktadır. Bu bağlamda, çocukların performans düzeylerinin
belirlenmesinde, tek fırsat ya da tekli fırsat ve çoklu fırsat yöntemi olmak üzere farklı iki yöntem
kullanılmaktadır.
1-Tek (Tekli) Fırsat Yöntemi Tek (tekli) fırsata göre performans alma yönteminde, çocuklara beceriyi
gerçekleştirmelerini ifade eden bir ana yönerge verilmektedir. Ana yönergeden sonra çocukların
yapabildikleri gözlenmekte ve kayıt formlarına kaydedilmektedir. Buradaki amaç, beceri basamaklarından
ne kadarının çocuklar tarafından bağımsız olarak gerçekleştirildiğinin saptanmasıdır.
2-Çoklu Fırsat Yöntemi :Çoklu fırsat yönetimine göre performans alma işleminde, öğrenciye bir ana
yönerge verilmekte ve çocukların gerçekleştirmekte güçlük yaşadıkları basamaklara ilişkin yeni fırsatlar ve
ipuçları sunulmaktadır. Buradaki amaç, hangi beceri basamaklarının çocuklar tarafından bağımsız olarak
gerçekleştirildiğinin saptanması ve beceri basamaklarının hangi ipuçları kullanıldığında gerçekleştirildiğinin
belirlenmesidir.
Beceri Analizi
Beceri analizi, zincirleme basamaklı becerilerin ya da davranışların daha kısa ve küçük olan alt basamaklara
ayrılması olarak ifade edilmektedir. Öğretim sırasında beceri analizinde yer alan basamaklar takip edilerek,
öğretimin sistematik bir şekilde gerçekleştirilebilmesi sağlanmaktadır.
Bir becerinin ya da davranışın beceri analizinin yapılması, farklı yollarla gerçekleştirilebilmektedir. Bunlar;
•Beceri analizi yapılırken; analizi yapılan Bellekten (zihinden) analiz yapma,
• Beceriyi ya da davranışı kendimiz gerçekleştirerek analiz yapma,
• Beceri ya da davranışı gerçekleştiren birini gözleyerek beceri analizi yapılabilmektedir.
Beceri analizi yapılırken; analizi yapılan becerinin ya da davranışın sınırlandırılmasına, alt basamakların
gözlenebilir ifadeler ile yazılmasına, uygulayıcıların da kolaylıkla anlayabileceği şekilde açık ve net ifadelerle
yazılmasına ve öğrencinin ne yapacağını ifade eden ifadeler kullanılmasına dikkat edilmelidir.
Uzun ve Kısa Dönemli Amaçları Seçmek
Özel gereksinimli çocuklara öğretilmesi planlanan herhangi bir beceriyi ya da davranışı gerçekleştirme
düzeyleri ile ilgili performansları ya da yapabildikleri belirlendikten sonra, bu çocuklar için uzun dönemli
amaçlara (UDA) karar verilmektedir.
UDA’lar, çocuklara öğretilmesi planlanan becerinin ya da davranışın, çocuklar tarafından bağımsız olarak
gerçekleştirilmesini amaçlamaktadır. UDA’nın belirlenmesinden sonra ise, bu UDA’ya ulaşmak amacıyla, alt
amaçlar yani kısa dönemli amaçlar (KDA) oluşturulur.
Özel gereksinimli çocuklara zincirleme bir becerinin ya da davranışın öğretilmesi amacıyla düzenlenen
amaçlar farklı yollarla gerçekleştirilebilmektedir. Bunlar;
• Tüm beceri yaklaşımı:Tüm beceri yaklaşımında, her denemede ya da oturumda zincirleme becerinin ya da
davranışın beceri analizinde yer alan sadece bir basamağın öğretilmesi yerine; beceri analizinde yer alan
bütün basamakların tümünün birden öğretilmesi amaç olarak alınır .Tüm beceri yaklaşımına göre amaçlar
yazılırken öncelikle becerinin ya da davranışın tamamının bağımsız olarak gerçekleştirilmesine ilişkin UDA
yazılır. Sonra kısa dönemli amaölar (KDA) yazılır.
• İleri zincirleme yaklaşımı :İleri zincirleme yaklaşımında, zincirleme bir becerinin ya da davranışın beceri
analizinde yer alan ilk basamakla öğretime başlanılması amaç olarak alınmaktadır.Önece UDA yazılır.
UDA’nın yazılmasından sonra, bu UDA’ya ulaşabilmek amacıyla, becerinin ya da davranışın daha önce
gerçekleştirilen temel basamaklardan başlayarak, daha sonra gerçekleştirilen temel basamaklara doğru
olmak üzere kısa dönemli (KDA) alt amaçlar yazılır
• Tersine zincirleme yaklaşımı, olarak ifade edilmektedir :Tersine zincirleme yaklaşımı, ileri zincirleme
yaklaşımının tam tersi olarak ifade edilebilir. Kısaca açıklamak gerekirse, zincirleme becerinin ya da
davranışın beceri analizinde yer alan en son basamak ile öğretime başlanılması amaç olarak alınmaktadır.
Öğretim Yöntemini Belirlemek
Çocukların bir beceriye ya da davranışa ilişkin performanslarının belirlenmesi ve bu beceriye ya da davranışa
yönelik amaçlarının (UDA ve KDA) yazılmasından sonra, bu becerinin ya da davranışın öğretim planı
hazırlanmaktadır. Bu bağlamda da, öncelikli olarak; belirlenen amaçların çocuklara kazandırılabilmesi
amacıyla, öğretim esnasında kullanılacak öğretim yöntemi ya da yöntemleri belirlenmelidir
Öğretim Ortamının Düzenlenmesi
Özel gereksinimli çocuklara kazandırılması planlanan becerilerin öğretiminde, uygun öğretim ortamlarının
belirlenmesi de gerekmektedir. Öğretim yapılacak ortamların belirlenmesi ya da düzenlenmesi ile özel
gereksinimli çocuğa kazandırılacak becerinin ya da davranışın öğretimi yapılabilmektedir.
Öğretim oturumlarında kullanılacak olan ortamlar; çalışılan becerilere, davranışlara, çocukların özelliklerine
göre değişiklik gösterebilmektedir
Uygun Pekiştireç Seçmek
Pekiştireçler, bir davranışın ortaya çıkma sıklığını artıran uyaranlar olarak ifade edilmektedir. Bu bağlamda,
eğer bir durumun, olayın ya da herhangi bir nesnenin sonucunda, çocuklarda var olan davranışın sıklığında
artış meydana geliyorsa, bunları pekiştireç kapsamında değerlendirebiliriz
• Yiyecek ve içecek pekiştireçleri: Çikolata, cips, şeker, bonibon, kola, meyve suyu vb. gibi çeşitli yiyecekler
ya da içecekler
• Etkinlik pekiştireçleri: Oyuncaklarla oynama, TV izleme, parka gitme vb.
gibi çeşitli etkinlikler,
•Sosyal ve toplumsal pekiştireçler: Aferin, harikasın, çok güzel vb. gibi çeşitli ifadelerdir
Materyal Seçimi ve Geliştirme
Özel gereksinimli çocuklara öz bakım becerilerinin öğretilmesi ile ilgili olan uzun ve kısa dönemli amaçların
kazandırılmasına hizmet edecek yöntem ve tekniklerin belirlenmesi ile birlikte, bu yöntem ve tekniklerin
desteklenebileceği uygun araç-gereçlerin ya da materyallerin kullanılması ve geliştirilmesi gerekmektedir.
Ancak amaçların kazandırılmasını kolaylaştırabileceği düşünülen ve öğretimde kullanılması planlanan bu
araç-gereçler ya da materyaller, öğretim oturumlarından önce hazırlanmalı, temin edilmeli ya da
geliştirilmelidir
Uygun Yönergenin Belirlenmesi ve Sunulması
Hedef uyaran ya da yönerge, çocukların tepkide bulunabilmeleri için, davranış öncesi sunulan uyaranlar
olarak ifade edilmektedir. Öğretimi yapılması planlanan becerinin ya da davranışın özelliklerine göre,
çocuklara sunulacak uygun yönergeler belirlenmekte ve sunulmaktadır.
Yönergenin sunulmasında, çocuklara beceriyi ya da davranışı gerçekleştirmesi hatırlatılırken, becerinin ya da
davranışın nasıl gerçekleştirildiğine ya da nasıl yapılacağına ilişkin herhangi bir ipucu verilmemektedir
ÖZ BAKIM BECERİLERİNİ GELİŞTİRECEK ETKİNLİĞİ UYGULAMAYA DESTEK OLMAK
Öğretmenle Birlikte Hazırlanan Öz Bakım Becerilerini Geliştirme Etkinliğini Uygulamak
Bu bağlamda öncelikle, öğretilmesi hedeflenen öz bakım becerisinin beceri analizi yapılır ve çocukların
beceri basamaklarındaki performans düzeyi belirlenir. Çocuğun performans düzeyine göre, UDA ve KDA’lar
belirlenir. Daha sonra bu amaçları gerçekleştirmek üzere, kullanılacak öğretim yöntemine karar verilir.
Bunların yanı sıra; çalışacağımız ortamın, kullanacağımız materyallerin, çocuklara verilecek olan
pekiştireçlerin ve yönergelerin de belirlenmesi gerekir .Bütün bu hazırlıklar gerçekleştirildikten sonra;
seçtiğimiz ya da belirlediğimiz öğretim yönteminin özelliklerine, öğretim aşamalarına vs. dikkat ederek, UDA
ve KDA’lar kapsamında öğretimler uygulanmaktadır. Öğretim oturumları, bizim daha önceden belirlediğimiz
ortam içerisinde, belirlediğimiz materyaller ile gerçekleştirilmektedir. Ayrıca çocuk için seçtiğimiz
pekiştireçler de öğretim uygulamalarında kullanılmaktadır
Öğretmenle Birlikte Hazırlanan Öz Bakım Becerilerini Geliştirme Etkinliğini
Değerlendirmek
Öğretim oturumları esnasında ve öğretimin sonunda, çocukların sürekli olarak performansları ve ilerlemeleri
hakkında değerlendirilmeleri gerçekleştirilmelidir.
Performans alma için kullanılan ölçü aracı (ÖBT – ölçüt bağımlı ölçü aracı), çocukların değerlendirilmesinde
de kullanılabilmektedir.
DEĞERLENDİRME SORULARI
1. Tekli fırsata göre performans alımıyla ilgili olarak, aşağıdaki seçeneklerden hangisi yanlıştır?
a) Çocuklar tarafından, becerinin hangi basamaklarının bağımsız olarak gerçekleştirdiğinin belirlenmesi
amaçtır.
b) İlk olarak çocuklara bir yönerge verilir.
c) Çocuklar, yaptıkları davranışlara (+), yapamadıklarına (-) alırlar.
d) Performans alımında çocuklara herhangi bir tepki de bulunulmaz.
e) Performans alımında bazı basamaklarda hatalı davranışlar sergileseler bile, becerinin bütün basmakları
değerlendirilir.
2. Yukarıdaki tabloda verilen “çorap giyme beceri analizi” hangi yaklaşıma göre hazırlanmıştır?
a) Bizzat gerçekleştirerek
b) Bellekten yazma
c) Çoklu fırsat
d) İleri zincirleme
e) Tersine zincirleme
3. Bu becerinin UDA’sı aşağıdakilerden hangisi olabilir?
a) Bağımsız olarak çorabı çıkarması
b) Bağımsız olarak iki eliyle çorabı tutması
c) Bağımsız olarak çorabı giymesi
d) Tek eliyle çorabı giyebilmesi
e) Birinden destek alarak çorabı giymesi
4. Çoklu fırsata göre performans alma ölçü aracının tablosunda aşağıdakilerden hangisi yer almaz?
a) Ölçüt sütunu
b) Bağımsız yapma sütunu
c) Model olma sütunu
d) Fiziksel yardım sütunu
e) Beceri basamağı sütunu
5. Pekiştireçler, bir davranışın ortaya çıkma sıklığını artıran uyaranlar olarak ifade edilmektedir. Yiyecek ve
içecek, etkinlik sosyal ve toplumsal pekiştireçler olmak üzere farklı şekillerde gruplandırılabilmektedirler.
Verilen bilgiye göre, aşağıdaki durumlardan hangisinde yanlış bir bilgi bulunmaktadır?
a) Çocuğa, ”yemeğini yediği takdirde, bilgisayarda oyun oynayabileceğinin” söylenmesi etkinlik pekiştireci
olarak ifade edilebilir.
b) Tanımadığı kişilerin yanında sürekli olarak üstünü çıkaran bir çocuğa, “herkesin ortasında üst çıkarılmaz”
denildikten sonra, çocuğun üst çıkarma davranışını daha az gerçekleştirmesi durumu, sosyal pekiştirecin
kullanıldığı şeklinde ifade edilebilir.
c) Tuvaletini yaptıktan sonra ellerini yıkayan bir çocuğun sırtına dokunup “her zaman böyle davran, aferin”
dedikten sonra, çocuğun ellerini daha sık yıkaması, çocuğun pekiştirildiğine örnek verilebilir.
d) “Ellerini yıka” diye yönerge verdiğimiz bir çocuğun ellerini bağımsız olarak yıkamasının ardından, “çok
güzel ellerini yıkadın, harikasın” dememiz sosyal ya da toplumsal bir pekiştireçtir.
e) Bağımsız olarak çorabını giyen bir çocuğa, çorabını bağımsız giydiği için bonibon verilmesi pekiştireç
olarak nitelendirilebilir.
6. İleri zincirleme yaklaşımı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
a) Her öğretim oturumunda, bütün basamakların öğretimi yapılır.
b) Oturumlar, en son basamağın öğretimi ile başlar.
c) En son basamaktan ilk basamağa doğru bir amaç sıralaması vardır.
d) Kısa dönemli alt amaçları; daha önce gerçekleştirilen temel basamaklardan başlayarak, daha sonra
gerçekleştirilen temel basamaklara doğru olmak üzere yazılır.
e) Tek basamaklı becerilerin analizi için kullanılmaktadır
7. “Bellekten, yaparak ve gözleyerek” olmak üzere farklı şekillerde gerçekleştirilebilen durum, aşağıdaki
seçeneklerin hangisinde verilmiştir?
a) Amaç yazma b) Uygun yönerge belirleme c) Performans alma d) Ortam düzenleme e) Beceri analizi
8. “Çocukların tepkide bulunabilmeleri için, davranış öncesi sunulan uyaranlar” olarak ifade edilen durum
aşağıdakilerden hangisinin kapsamında yer almaktadır?
a) Uygun öğretim yönteminin belirlenmesi
d) Uygun ortamın düzenlenmesi
b) Uygun materyal seçimi c) Uygun yönergenin verilmesi
e) Uygun pekiştireçlerin seçilmesi
9. Aşağıdakilerden hangisi, özel gereksinimli çocuklara hazırlanan öz bakım gelişim etkinliği planının
unsurları içerisinde yer almaz?
a) Pekiştireçlerin belirlenmesi
b) Ailenin eğitilmesi
c) Performans alınması
d) Amaçların yazılması
e) Yönergelerin belirlenmesi
10. Özel gereksinimli çocukların öz bakım becerilerini değerlendirebilmek amacıyla aşağıdakilerden
hangisi kullanabilir?
a) Ölçüt bağımlı ölçü aracı
d) Kontrol listeleri
b) Başarı testi
c) Zeka testi
e) Norma dayalı değerlendirme aracı
Cevap Anahtarı 1.E, 2.D, 3.C, 4.A, 5.B, 6.D, 7.E, 8.C, 9.B, 10.A
TEMEL BİLGİ TEKNOLOJİLERİ
ÜNİTE:10
TABLOLAR
Tablolar, verileri düzenli bir biçimde sunmak için kullanılan yapılardır.Tablolar, satır ve sütunlardan oluşur.
Satır sütun kesişimleri hücre olarak adlandırılır.
Tablo Oluşturmak
Tablo oluşturmak için Ekle sekmesinde bulunan Tablolar grubundaki Tablo düğmesi kullanılmalıdır.SYTablo
ekle menüsünde 10 sütun ve 8 satırlı kutucuklar görüntülenir. Bu kutucuklar fare ile seçilerek belirtilen tablo
yapısı oluşturulur Bir tablo oluşturulduğunda veya var olan bir tablo seçildiğinde Word otomatik olarak Tablo
Araçları isminde bir bağlamsal sekme oluşturmaktadır. Bu sekme altında Tasarım ve Düzen olmak üzere iki
adet bağlamsal sekme bulunmaktadır. Tasarım görsel özelliklere yönelik komutları, düzen ise ekleme, silme,
yükseklik ve genişlik ayarlama gibi tabloların yapısını organize etmeye yönelik komutları içerir
Tabloyu Metne Dönüştürmek
Tablo içerisindeki veriler düz metin biçimine dönüştürülebilir. Bir tabloyu metne dönüştürmek için tablodaki
metne dönüştürülmek istenilen satırlar veya tablonun tamamı seçilir. Böylece Tablo Araçları bağlamsal
sekmesi görüntülenir. Tablo Araçları bağlamsal sekmesi altındaki Düzen sekmesinin Veri grubunda Metne
Dönüştür komutu tabloyu paragraflar halinde metne dönüştürmeyi sağlar.
Metni Tabloya Dönüştürmek
Bir önceki başlığa benzer şekilde düz bir metin de kolaylıkla tabloya dönüştürülebilir. Herhangi bir metin
tablo haline getirilmek istendiği zaman Metni Tabloya Dönüştür komutu kullanılır. Bu komut Ekle
sekmesindeki tablolar grubunda bulunan tablo menüsünde yer alır.
Tablo Stillerini Kullanmak
Tablo stilleri tablonun hazır görsel şablonlara göre biçimlenmesini sağlar. Bunun için öncelikle tablo seçilir.
Daha sonra tablo araçları bağlamsal sekmesinin tasarım kısmı açılır ve Tablo Stilleri grubu görüntülenir. Tablo
stilleri grubundan uygun stil seçilerek tabloya görsel tasarımlar uygulanabilir
Satır/Sütun ekleme :Tabloya satır eklemek için eklenecek satır sayısı kadar satır tablodan seçilir.
Ardından tablonun sağ tuş menüsündeki ekle listesi görüntülenir. Listede bulunan seçeneklerden isteğe göre
alta veya üste satır ekle seçeneklerinden biri seçilir ve böylece tabloya yeni satır/satırlar eklenmiş olur.
Benzer işlemler tablo araçlarında yer alan düzen sekmesindeki satırlar ve sütunlar grubunda yer alan
komutlar yardımıyla yapılabilmektedir.
Satır/Sütun silme :Silinecek olan satır/sütun seçilir ve tablonun sağ tuş menüsünde bulunan satır/sütun
sil seçeneği kullanılır. Böylece satır veya silinmiş olur. Benzer işlemler tablo araçlarında yer alan Düzen
sekmesindeki Satırlar ve Sütunlar grubundan da yapılabilmektedir.
Hücreleri birleştir :Tablonun her bir bölmesine hücre denir. Hücreler satır ve sütunların kesişimlerinden
oluşur. Hücreleri birleştirmek için birleştirme yapılacak hücreler seçilir ve seçili hücrelerin üzerinde iken sağ
tuş menüsünden Hücreleri Birleştir seçeneği seçilir.
Hücreleri bölme :Hücre birleştirme işleminin tersidir. Hücreleri bölümlendir işlemi yapılacak hücre seçilir
ve tablo sağ tuş menüsünden Hücreleri Böl seçeneği kullanılır. Açılan pencereden bölünecek satır ve sütun
sayısı belirlenir
Hücreleri boyutlandırma :Hücreler yatay ve dikey olarak boyutlandırılabilirler. Hücreleri
boyutlandırmak için önce boyutlandırılacak hücreler seçilir. Düzen sekmesindeki Hücre Boyutları
gurubundan yükseklik ve genişlik ayarları yapılır.Ayrıca hücreler sınır çizgilerinin hareket ettirilmesiyle
istenilen boyuta getirilebilir
RESİMLER
Resim Eklemek Word programında belgeye resim eklemek için Ekle sekmesi kullanılır. Çizimler
grubunun içinde yer alan Resim seçeneği kullanılarak belgeye resim eklenebilir .SYBelgeye resim eklemenin
başka bir yolu da sürükle-bırak yöntemidir. Bunun için eklenmek istenen resim farenin sol tuşu basılı
tutularak sürüklenir ve belgenin üzerine bırakılır. Böylece resim belge içerisine taşınmış olur.
Resmi Sayfa İçinde Konumlandırmak Metinlerin organizasyonunu iyi hale getirmek için resimlerin
sayfa içi konumlandırmaları oldukça önemlidir. Konumlandırma işlemi için Konum açılır menüsü kullanılır.
Konum açılır menüsü Biçim bağlamsal sekmesindeki Yerleştir grubunda yer almaktadır
Konum açılır listesinde, resmin metnin ilk satırının konumuna göre hizalanmasını sağlayan Metinle Aynı
Hizaya ve sayfadaki konumuna göre ayarlanacağı seçenekler bulunur
Varolan Resmi Değiştirmek Belgeye eklenmiş olan bir resmi değiştirmek için resmin sağ tuş
menüsündeki Resim Değiştir seçeneği kullanılır .Bu seçimden sonra ekrana gelen Resim Ekle penceresinden
eklenmek istenilen resmin konumu belirtilir ve Ekle butonu kullanılarak resim değiştirilir
Resmin Renk Ayarlarını Düzeltmek Resmin renk ayarlarını düzenlemek için Biçim bağlamsal
sekmesindeki Ayarlar grubunda yer alan Renk seçeneği kullanılır .Renk seçeneği doygunluk, ton ve yeniden
renklendirme ile ilgili otomatik bileşenleri sunar. Ayrıca renk bileşeninin altında renklendirme ile ilgili ileri
seviye ayarlar mevcuttur
Resme Stil Eklemek Stiller resimlere çerçeve, gölge vb. ayarlar eklemede kullanılır. Resme stil eklemek
için resim seçili haldeyken araç çubuğundan Biçim sekmesindeki Resim Stilleri grubunda yer alan stillerden
biri seçilebilir .Stil seçeneklerinde basit çerçeve, kenarları eğilimli arka plan, metal çerçeve, gölge
dikdörtgeni, yansıtılmış yuvarlatılmış dikdörtgen vb. birçok stil bulunur
GRAFİKLER
Grafik Eklemek Belgeye grafik eklemek için Ekle sekmesindeki Çizimler grubunda yer alan Grafik
düğmesi kullanılır.Grafik Ekle penceresinde birçok grafik türü bulunmaktadır. Ayrıca her bir grafik türü için
birden fazla gösterim şekli de bulunmaktadır.
SAYFALAR
Kapak Sayfası Bir rapor, ödev vb. metinlerin oluşturulmasında kapak sayfaları oldukça önemlidir.
Belgenin adı, kim tarafından hazırlandığı yıl, kurum adı vb. bilgiler kapak sayfasından anlaşılabilir. Kapak
sayfası, Ekle sekmesindeki Sayfalar grubunda bulunan düğmeler yardımı ile oluşturulmaktadır
Kapak sayfası haricindeki sayfa ayarları için Sayfa Düzeni sekmesi kullanılır. Bu sekme temalar, sayfa yapısı,
sayfa arka planı, paragraf ve yerleştir gruplarını içermektedir
Sayfa Yapısı Grubu
Sayfa yapısı grubu; belgelerin boyutları, yönlendirmesi ve kenar boşluklarının düzenlenmesi için gerekli
ayarları barındırmaktadır.
Kenar boşlukları Kenar boşlukları ayarı için Sayfa Yapısı grubundaki Kenar Boşlukları açılır listesi kullanılır.
Belgenin tamamının veya seçilen kısmının kenar boşluklarını ayarlamak için kullanılır. İçerisinde varsayılan
olarak normal, dar, orta, geniş ve yansıtmalı isimli ölçülendirmeler bulunur. Ayrıca Özel Kenar Boşlukları…
menü seçeneğini kullanarak farklı ölçülendirmeler de yapılabilir .Özel kenar boşlukları komutu ile Sayfa
Yapısı penceresi görüntülenir
Yönlendirme :Sayfanın yönünü belirlemek için kullanır. Dikey ve Yatay olmak üzere iki seçeneği vardır
Boyut : Boyutlandırma tüm sayfalara veya tek tek farklı sayfalara uygulanabilir. Sayfalar grubundaki Boyut
açılır listesinde standart olarak kabul görmüş birçok kağıt boyutu mevcuttur.Belgedeki sayfa boyutlarını farklı
yapabilmek için Tüm Sayfa Boyutları seçeneği ile görüntülenen Sayfa Yapısı  Kağıt  Uygulama Yeri
seçeneği kullanılabilir
Sütunlar : Bu sayede birden fazla metin bloğu elde edilebilir. Belge içerisindeki metinleri sütunlar halinde
bloklara ayırmak için Sayfa Düzeni sekmesindeki Sayfa Yapısı grubunda yer alan Sütunlar açılır listesi
kullanılmalıdır. Standart olarak Bir, İki, Üç, Sola ve Sağa seçenekleri bulunmaktadır.
Kesmeler Kesmeler bir belge içerisinde bölümler oluşturmaya yarayan bir özelliktir. Sayfa Sonu ve Bölüm
Sonu oluşturma seçeneklerini içermektedir. Belgeye kesme uygulamak için Sayfa Düzeni sekmesindeki Sayfa
Yapısı grubunda yer alan Kesmeler açılır listesi kullanılır.Uygulama imlecin bulunduğu konuma yapılır.
•Sayfa Sonları
Sayfa: İmlecin bulunduğu noktayı bir sayfanın sonu ve bir sonraki sayfanın başlangıcı olarak belirler.
Sütun: Sütun sonunu izleyen metnin bir sonraki sütunda başlayacağını gösterir.
Metin Kaydırma: Web sayfalarında resim yazısı metni gibi nesnelerin çevresindeki metinleri gövde
metninden ayırır.
•Bölüm sonu
Sonraki Sayfa: Bölüm sonu ekleme ve yeni bölümü bir sonraki sayfada başlatma işlemini yapar.
Sürekli: Bölüm sonu ekler ve yeni bölümü aynı sayfada başlatır.
Çift Sayfa: Bölüm sonu ekler ve yeni bölümü bir sonraki çift numaralı sayfada başlatır.
Tek Sayfa: Bölüm sonu ekler ve yeni bölümü bir sonraki tek numaralı sayfada başlatır.
Satır numaraları :Belgenin her satırına numara eklemek için Sayfa Düzeni sekmesindeki Sayfa Yapısı
grubunda yer alan Satır Numaraları açılır listesi kullanılır
Heceleme :Word programında kelimeler satır sonuna sığmadığında kelimenin tamamı otomatik olarak bir
sonraki satıra kaydırılır. Heceleme seçeneği ile sığmayan kelime kelimenin uygun hecesinden
bölünebilmektedir. Sığmadığı için satır sonlarında bölünmesi gereken kelimeler, Heceleme aracı ile kolaylıkla
bölünebilir.Heceleme işlemini gerçekleştirmek için Sayfa Düzeni sekmesinin Sayfa Yapı-sı gurubunda
bulunan Heceleme aracı kullanılır
Word belge içerisinde görselleştirmeler oluşturabildiği gibi bunu belgenin oluşturulduğu sayfa için de
gerçekleştirebilir. Bu özellikler arasında Filigran, Sayfa Rengi ve Kenarlıklar sıralanabilir. Baskı alınacak
sayfanın görselleştirilmesinde Sayfa Arka Planı grubundaki komutlar kullanılark yapılmaktadır. Sayfa Arka
Planı grubunda filigran, sayfa rengi ve sayfa kenarlıkları bulunmaktadır.
Filigran :Sayfa içeriğinin arkasına soluk metin eklemek için kullanılan menü seçeneğidir. Filigranlar tüm
sayfalara uygulanır. Filigran menüsünde standart olarak kullanılabilecek filigran tasarımları yer almaktadır.
Bu tasarımlardan herhangi biri seçilerek otomatik olarak filigran oluşturulur. Ayrıca Özel Filigran menü
seçeneğine tıklanarak açılan Basılı Filigran penceresinden istenilen yapıda filigranlar oluşturulabilir.
Sayfa rengi Belgedeki sayfaların arka plan rengini değiştirmek için Sayfa Arka Planı grubundaki Sayfa
Rengi bileşeni kullanılır. Bu bileşende standart renkler yer alır .Sayfa renklerini belirlemek için dolgu efektleri
de uygulanabilir
Sayfa kenarlıkları :Sayfa yapısı grubunda bulunan bir diğer yapı da Sayfa Kenarlıklarıdır. Bu bileşen ile
belgede sayfalara kenarlık eklenebilir, gölgelendirme vb. diğer ayarlamalar yapılabilir. Sayfa kenarlıkları
menü seçeneği yardımıyla görüntülenen kenarlıklar ve gölgelendirme penceresinden kenarlıklar ve
gölgelendirmeye yönelik bütün ayarlar yapılabilir .Sayfa kenarlığı sekmesinden stil, renk, genişlik ve istenirse
resim belirlenerek kenarlık oluşturulabilir.
BAŞVURULAR
Yazılan metinlerin bilgilerinden faydalanılarak içindekiler, dipnotlar, resim yazıları, kaynakça vb bilgilendirme
yapıları oluşturmak için başvurular sekmesindeki komutlar kullanılmalıdır.
İçindekiler Tablosu Grubu :İçindekiler tablosu grubu belgedeki başlıklara göre bir liste yapmak için
kullanılır
İçindekiler Hazırlanılan belgenin başlıklarına göre içindekiler sayfası eklemek için kullanılır. İçindekiler
listesi, belgede başlık stili ile oluşturulmuş metinler ve bu metinlerin bulunduğu sayfa numaraları
kullanılarak oluşturulur.
Not: Metni başlık olarak ayarlamak için metin seçilir ve Giriş  Stiller menüsünden istenilen başlık stili
tıklanır.
Belgede yapılan değişikliklere göre içindekiler tablosunu yenilemek için İçindekiler Tablosu grubundaki
Tabloyu Güncelleştir menü seçeneği kullanılarak tablonun tümü ya da sadece sayfa numaraları
güncelleştirilebilir
Dipnotlar Grubu
Dipnot ekle – sonnot ekle
Dipnotlar ve sonnotlar, hazırlanan belgelerde metni açıklamak, metinle ilgili yorumlarda bulunmak veya
kaynak belirtmek amacıyla kullanılır. Dipnotlar detaylı açıklamalar sunmak, sonnotlar ise kaynaklara atıfta
bulunmak için kullanılır. Dipnotlar sayfa sonunda yer alırken sonnotlar belge sonunda yer alır
Notları göster :Bu seçenek Dipnotları ve Sonnotları göstermek için kullanılır. Bu seçenek kullanıldığında
belgede dipnot veya sonnot varsa görüntülenir
Şekiller Tablosu :Belge içerisindeki görsellere eklenmiş olan resim yazılarının listesini içindekiler tablosu
gibi tablo halinde gösterilmesini sağlar
Resme veya başka bir görsele, açıklayıcı bir metin (resim yazısı) eklemek için Resim Yazısı Ekle komutu
kullanılır. Resim yazısı eklemek için Başvurular sekmesindeki Resim Yazıları grubunda yer alan komutlar
kullanılır
DEĞERLENDİRME SORULARI
1. Belgeye resim, grafik vb. görselleri dahil etmede kullanılan çizimler grubu hangi sekmede yer alır?
a) Giriş
b) Ekle
c) Sayfa Düzeni
d) Başvurular
e) Gözden Geçir
2. Aşağıdaki ifadelerden hangisi ya da hangileri doğrudur?
I. Tablolar satır ve sütunlardan oluşur.
II. Tabloya yeni bir satır veya sütun eklenebilir.
III. Belgedeki metin tabloya dönüştürülebilir.
a) Yalnız I
b) I ve III
c) Yalnız II
d) Yalnız III
e) I, II ve III
3. Grafik oluşturmada kullanılan değerlerin yazıldığı programın adı nedir?
a) Excel
b) PowerPoint
c) Access
d) Publisher
e) Outlook
4. Word programındaki kesmeler özelliğinin görevi nedir?
a) Sayfayı sütunlara ayırmak
b) Resimleri biçimlendirmek
c) Sayfa sonu oluşturmak
d) Tablodan hücre silmek
e) Kelimeleri bölerek hecelemek
5. Word programında tüm belgenin arkasına şirket logosu, sloganı vb. bilgileri silik bir biçimde bastırmaya
yarayan özellik aşağıdakilerden hangisidir?
a) Grafik
b) Dipnot
c) Sonnot
d) Baskı Önizleme
e) Filigran
Cevap Anahtarı:
1.B, 2.E, 3.B, 4.C, 5.E
Download

10.üniteler