ALPARSLAN ĠLKOKULU
ADAP ARALIK- OCAK DEĞERLER EĞĠTĠMĠ FAALĠYETLERĠ
“SORUMLULUK”
TANIM
Sorumluluk: Kişinin kendine ve başkalarına karşı yerine getirilmesi gereken
yükümlülüklerini zamanında yerine getirme zorunluluğudur. Başkalarının haklarına saygılı
olmak ve kendi davranışlarının sonuçlarını yüklenmek.
PANOLARA ASILACAK GÜZEL SÖZLER
Türk insanı; İstikrarlı, kararlı ve azimli olmalıdır.
* Sorumluluk sahibi olmalı, hizmete talip olmalıdır.
* Cesur olmalıdır. ATATÜRK
“EĞER ÇOCUKLARININ AYAKLARI ÜZERİNDE DURMASINI İSTİYORSAN OMUZLARINA BAZI
SORUMLULUKLAR YÜKLE.”
Abigain Van Buren
“İSTEDİĞİN HER ŞEYİ YAPMAKTA ÖZGÜRSÜN. KATLANACAĞIN ŞEY SADECE SONUÇLARIDIR.
“HER BİRİMİZ HER ŞEY İÇİN VE HERKESE KARŞI SORUMLUYUZ.” Dostoyevski
“BİR TEHLİKE ANINDA GEMİDEN UZAKLAŞAN FARELER GEMİNİN BATMASINI BİR TÜRLÜ
AFFEDEMEZLER.” Wieslaw Brudzinski
“İYİ YAPILAN İŞİN ÖDÜLÜ ONU İYİ YAPMIŞ OLMAKTIR.” Ralp Woldo Emerson
Sorumluluk özgürlüğün bedelidir.
Bir lider her şeyden vazgeçebilir sorumluluk hariç. (Maxwel)
"Halkalardan biri gevşerse, zincirin tümü kopar " (Anonim)
"Sorumluluk, insanı eğitir " (Wendell Phillips)
"Sorumluluk büyük olmanın bedelidir " (Winston Churchil)
“Bilmediğin şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp yaptıklarından sorumludur”
İlim ilim bilmektir
İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmez isen
Ya nice okumaktır (Yunus Emre)
"Sorumluluğu kabul edebilmek, insanın değerinin ölçütüdür " (Roy L Smith)
"Herkesin işi haline gelmiş bir iş, aslında hiç kimsenin işi değildir " (İngiliz Atasözü)
TAVSİYE KİTAPLAR
Gençlerle BaĢ baĢa –Ord.Prof.Dr. Ali Fuad BAġGĠL
Erdemler Dizisi (Sorumluluk)- Rukiye KARAKÖSE-TimaĢ Yay.
Hikayelerle Karakter Eğitimi- Vedat ÖZCAN- Moralite Yay.
SEYİRLİK
Ödev ne işe yarar? Video
Ev ödevi nasıl yapılır? Video
Trafikte sorumluluk sunu
Sorumluluk konulu PowerPoint Sunuları
KISSADAN HİSSE
HERKES, HERHANGĠ BĠRĠ BĠRĠSĠ VE HĠÇ KĠMSE
Bu hikaye dört kişi hakkındadır Bunların isimleri herkes, herhangi biri, birisi ve hiç kimse idi
Yapılması gereken önemli bir iş vardı
Herkes’in yapması istenmişti
Herkes, birisi’nin o işi yapacağından emindi
Herhangi biri yapabilirdi ama hiç kimse yapmadı
Birisi çok kızdı çünkü bu herkes’in işiydi
Herkes herhangi biri’nin yapacağını düşünmüştü
Herhangi biri yapabilirdi ama
Hiç kimse herkes’in yapmayacağını anlamamıştı
MĠMAR SĠNANIN SORUMLULUĞU
Bir Mimar Sinan eseri olan Şehzade başı Camii’nin 1990'lı yıllarda devam eden restorasyonunu yapan firma
yetkililerinden bir inşaat mühendisi, caminin restorasyonu sırasında yaşadıkları bir olayı TV'de şöyle anlatmıştı:
Cami bahçesini çevreleyen havale duvarında bulunan kapıların üzerindeki kemerleri oluşturan taslarda yer yer
çürümeler vardı Restorasyon programında bu kemerlerin yenilenmesi de yer alıyordu Biz inşaat fakültesinde
teorik olarak kemerlerin nasıl inşaat edildiğini öğrenmiştik fakat taş kemer inşası ile ilgili pratiğimiz yoktu
Kemerleri nasıl restore edeceğimiz konusunda ustalarla toplantı yaptık
Sonuç olarak kemeri alttan yalayan bir tahta kalıp çakacaktık Daha sonra kemeri yavaş yavaş söküp yapım
teknikleri ile ilgili notlar alacaktık ve yeniden yaparken bu notlardan faydalanacaktık
Kalıbı söktük
Sökmeye kemerin kilit taşından başladık Taşı yerinden çıkardığımızda hayretle iki taşın birleşme noktasında
olan silindirik bir boşluğa yerleştirilmiş bir cam şişeye rastladık
Şişenin içinde dürülmüş beyaz bir kağıt vardı Şişeyi açıp kağıda baktık Osmanlıca bir şeyler yazıyordu
Hemen bir uzman bulup okuttuk
Bu bir mektup idi ve Mimar Sinan tarafından yazılmıştı Şunları söylüyordu:
"Bu kemeri oluşturan taşların ömrü yaklaşık 400 senedir Bu müddet zarfında bu taşlar çürümüş olacağından siz
bu kemeri yenilemek isteyeceksiniz
Büyük bir ihtimalle yapı teknikleri de değişeceğinden bu kemeri nasıl yeniden inşa edeceğinizi
bilemeyeceksiniz
İşte bu mektubu ben size, bu kemeri nasıl inşa edeceğinizi anlatmak için yazıyorum "
Koca Sinan mektubunda böyle başladıktan sonra o kemeri inşa ettikleri taşları Anadolu'nun neresinden
getirttiklerini söyleyerek izahlarına devam ediyor ve ayrıntılı bir biçimde kemerin inşasını anlatıyordu
Bu mektup bir insanın, yaptığı işin kalıcı olması için gösterebileceği çabanın insan üstü bir örneğidir Bu
mektubun ihtişamı, modern çağın insanlarının bile zorlanacağı taşın ömrünü bilmesi, yapı tekniğinin
değişeceğini bilmesi, 400 sene dayanacak kağıt ve mürekkep kullanması gibi yüksek bilgi seviyesinden
gelmektedir Şüphesiz bu yüksek bilgiler de o koca mimarın erişilmez özelliklerindendir Ancak erişilmesi
gerçekten zor olan bu bilgilerden çok daha muhteşem olan, 400 sene sonraya çözüm üreten sorumluluk
duygusudur
SORUMLULUK
Vaktiyle her türlü maddi imkâna sahip olmasına rağmen can sıkıntısından, hayatın yaşanmaya değmez
olduğundan yakınan bir prens vardı. Kardeşleri, arkadaşları gezer, ava gider, eğlenirken o, odasına
kapanır, sürekli düşünürdü. Oğlunun bu haline hükümdar babası çok üzülüyordu. Bir gün hükümdar,
ülkesinin en bilge kişisini sarayına çağırtıp ona oğlunun durumunu anlattı ve buna bir çözüm
bulmasını istedi. Bunun için bilgeye bir hafta mühlet verdi. Bir hafta içinde bir formül bulamazsa
bunun hayatına mal olabileceğini de hatırlattı.
Yaşlı bilge üç beş gün düşünüp taşındı; aklına hiç bir çözüm gelmedi. Bu nedenle canını olsun
kurtarmak için ülkeyi terk etmeye karar verdi. Üzgün, dalgın bir şekilde ülkeyi terk ederken, bir köyün
yakınında koyunlarını, keçilerini otlatan küçük yaşta bir çobanla bir süre ahbaplık etti. Bundan cesaret
alan küçük çoban yaşlı dostuna "Amca şu hayvanlarıma biraz göz kulak oluver de, ben de şu görünen
köyden azık alıp geleyim, bugün azık almayı unutmuşum" dedi. Bilge de zevkle kabul etti.
Bilge, kafası, karşılaştığı olaylarla meşgul bir halde hayvanlara göz kulak olurken, bir keçi yavrusu
kenarında oynamakta olduğu uçurumdan aşağı yuvarlanıverdi. Aşağı inip onu kurtarmadıkça kendi
kendine kurtulması da mümkün değildi. Bilge küçük çobana verdiği sözü doğru dürüst tutabilmek için
kuzuyu kendisi kurtarmaya karar verdi. Bu amaçla uçurumun dibine indi. Önce kuzuyu sırtına bağladı,
sonra tırmanmaya başladı. Birkaç tırmanma başarısızlıkla sonuçlandı ama bilge yılmadı. Uğraştı,
didindi, zorlandı ama sonunda kuzuyu yukarı çıkarmayı başardı. Küçük dostuna verdiği sözü
tutabilmek, bunun için de kuzuyu uçurumdan çıkarmak bir süre kafasını öyle meşgul etti ki, kendini bu
işe o kadar verdi ki başından geçmekte olan olayı, canını kurtarabilmek için ülkeyi terk etmekte
oluşunu unuttu. Fakat bu durum onun kafasında bir şimşek çakmasına sebep oldu. Şöyle düşündü: "Bir
kimse ciddi olarak bir işle meşgul olur, bir girişimde bulunup onu başarı ile sonuçlandırmak arzusu
benliğini tam olarak kaplarsa, o kimse için can sıkıntısı, eften püften olayları kafasına takmak diye bir
şey söz konusu olamaz". Bu gerçek herkes, dolayısıyla hükümdarın oğlu için de geçerlidir. Bilge artık
kaçma fikrinden vazgeçip hemen geri döndü ve hükümdarın huzuruna çıkarak şu çözümü sundu:
"Hükümdarım, eğer oğlunuzun can sıkıntısından kurtulmasını, hayata bağlanmasını istiyorsanız
ona bir sorumluluk yükleyin, zamanını kaplayıcı bir meşguliyet verin. Can sıkıntısının, yaşamaktan
şikâyet etmenin ana sebebi başıboşluktur. Oğlunuza yükleyeceğiniz sorumluluk ne derece ciddi,
sonucu ne derece ağır olursa, kendini o ölçüde can sıkıntısından kurtaracak, yaşama ve mücadele azmi
o derece artacaktır"
ÖRNEK DAVRANIŞLAR
Çocuklar “yaşayarak- yaparak” öğrenirler Bu nedenle sorumluluk duygusunun gelişmesinde
en etkili yöntemlerden biri çocuğun davranışının sonucunu yaşamasına fırsat vermektir
“Bırak dökeceksin, sen yapamazsın” gibi sözler sarf etmemek.
ÖRNEK ŞAHSİYETLER
M.Kemal ATATÜRK, Mimar Sinan, Mevlana, Gazali, Biruni, İbn-i Sina, Fatih Sultan Mehmet, Mete
Han, Melikşah gibi kişilerin hayatlarından bahsedildi.
YARIŞMA
Sorumluluk konulu öykü ve resim yarışması düzenlendi. Kazananlar ödüllendirildi.
“Öğretmenlerimize karşı sorumluluklarımız” konulu hikâye yarışması düzenlendi.
TARTIŞMA
Ailemize karşı sorumluluklarımızı yerine getiriyoruz.
Ailemize karşı sorumluklarımızı yerine getiremiyoruz.
VELĠ BĠLGĠLENDĠRME MEKTUBU
SORUMLULUK
Okulumuzda yürütmekte olduğumuz Değerler Eğitimi Eğitim Programımız kapsamında bu ayki
konumuz SORUMLULUK.
Yıllar önce bir çiftçi, fırtınası bol olan bir tepede bir çiftlik satın almıştı. Yerleştikten sonra ilk işi
bir yardımcı aramak oldu. Ama ne yakındaki köylerden ne de uzaktakilerden kimse onun çiftliğinde
çalışmak istemiyordu. Müracaatçıların hepsi çiftliğin yerini görünce çalışmaktan vaz geçiyor, burası
fırtınalıdır, siz de vazgeçseniz iyi
olur diyorlardı.
Nihayet çelimsiz, orta yaşı geçkince bir adam işi kabul etti. Adamın haline bakıp "çiftlik işlerinden
anlar mısın?" diye sormadan edemedi çiftlik sahibi. " Sayılır" dedi adam, "fırtına çıktığında
uyuyabilirim".
Bu ilgisiz sözü biraz düşündü, sonra boş verip çaresiz adamı işe aldı. Haftalar geçtikçe adamın
çiftlik işlerini düzenli olarak yürüttüğünü de görünce içi rahatladı. Ta ki o fırtınaya kadar:
Gece yarısı, fırtınanın o müthiş uğultusuyla uyandı. Öyle ki, bina çatırdıyordu. Yatağından fırladı,
adamın odasına koştu: "Kalk, kalk! Fırtına çıktı. Her şeyi uçurmadan yapabileceklerimizi yapalım." Adam
yatağından bile doğrulmadan mırıldandı: "Boş verin efendim, gidin yatın. İşe girerken ben size fırtına
çıktığında uyuyabilirim demiştim ya." Çiftçi adamın rahatlığına çıldırmıştı. Ertesi sabah ilk işi onu
kovmak olacaktı, ama şimdi fırtınaya bir çare bulmak gerekiyordu.
Dışarı çıktı, saman balyalarına koştu: A-aa! Saman balyaları birleştirilmiş, üzeri muşamba ile
örtülmüş, sıkıca bağlanmıştı. Ahıra koştu. İneklerin tamamı bahçeden ahıra sokulmuş, ahırın kapısı
desteklenmişti. Tekrar evine yöneldi; evin kepenklerinin tamamı kapatılmıştı. Çiftçi rahatlamış bir halde
odasına döndü, yatağına yattı. Fırtına uğuldamaya devam ediyordu. Gülümsedi ve gözlerini kapatırken
mırıldandı: "Fırtına çıktığında uyuyabilirim"
Sayın Veli,
Hikâye bize sorumluluk sahibi olmanın insanı nasıl başarılı kıldığını anlatıyor. Ayrıca hayatta daha
huzurlu olmanın sorumluluk sahibi olmak ile eşdeğer olduğunu gösteriyor. Bu nedenle çocuklarımız okul
hayatında ve büyüdüklerinde iş hayatında başarılı olmaları için sorumluluk sahibi olmaları gerekmektedir.
Her anne-babanın ideali çocuklarını kendi ayakları üstünde durabilen, kendine güvenen bir birey
olarak yetiştirmektir. Çocuğun kendi davranışlarının sorumluluğunu alması, yeterince büyüdüğünde bir
gün içinde kazanabileceği, öğrenebileceği bir beceri değildir. Sorumluluk bilincinin gelişmesi yaşamın ilk
yıllarından itibaren atılan adımlar ile mümkündür. Hayat ile ilgili diğer değerler gibi sorumluluk da
çocuğun öncelikle anne-babasından daha sonra sosyal çevresinden öğrendiği, geliştirdiği bir beceridir. Bu
nedenle öncelikle, Sorumluluğu öğretmek için sorumluluk vermeye istekli olmalısınız. Nutuk çekerek
sorumluluk öğretemezsiniz. Bir ana baba olarak, biraz gerisinde durup bir şeylerin olmasına izin verme
yürekliliğini göstermelisiniz. Sorumluluk aldıkça, olumsuz sonuçlarına katlandıkça ve olumlu sonuçları
ödüllendirdikçe çocuğunuz sorumluluklarını öğrenir.
Sorumsuzluğunun sonuçlarına katlanmasına, yanında götürmediği ödevlerden sıfır almasına izin
vermelisiniz. Ev işlerine yardım etmesi, zaman ve etkinliklerini planlaması, giyecek ve yiyecek seçimi
yapması, çocuğunuza sorumluluk alma ve uygulama fırsatı verecektir.
Sorumluluk sahibi çocuk olmak istiyorsanız aĢağıdaki hususlara da dikkat ediniz.
1.Mesajınızı iletin. Öncelikle çocuğunuz sizin ondan ne istediğinizi açık ve net bir şekilde bilsin.
“Kardeşinle kavga etmeni istemiyorum”, “Odanı toplamalısın”, “Her gün bir saat ders çalışmanı
istiyorum” gibi.
2.Çocuğunuz için yaşına uygun sorumluluklar listesi hazırlayın ve uygulayın,
3.Çocuğun seçim yapmasına izin verin,
4.Onun adına düşünmeyin, onun adına iş yapmayın,
5.Kırıp dökmesine izin verin,
6.Ona yardım edeyim derken sorumluluklarının gelişmesine engel olmayı,
7.Çocuğunuzun size çok bağımlı olduğunu düşünüyorsanız koruyuculuktan vazgeçin,
8.Hiç bir zaman çocuğunuzun sizin kadar sorumlu olmasını beklemeyin,
9.Şimdiye dek kullandığınız ve bir işe yaramayan cezalandırma yöntemlerini bırakın.
10. Çocuğunuza istediğinizi yapmazsa sonucunun ne olacağını anlatın ve bundan da kendisinin
sorumlu olduğunu söyleyin. “Kardeşinle kavga edersen sinemaya gidemezsin”, “Odanı toplamazsan
arkadaşlarınla buluşamazsın” gibi.
11. Çocuğa neyi, nasıl, ne zaman yapacağını anlatın.
12. Çocuğa sorumluluk verirken yaşına ve fiziki durumuna dikkat edin.
13. Anne baba olarak verdiğiniz sözlerin arkasında durarak örnek olun.
14. Aşırı koruyucu davranmayın. Aşırı koruyucu aile tutumları çocukta sorumluluk bilincinin
gelişmesini engeller, özgüvenini zedeler.
15. Çocuğun hata yapabileceğini, hataların ona tecrübe kazandıracağını kabul edin. Hatalarına çok
büyük cezalar ile karşılık vermeyin.
16. Çocuklar bazen kuralları denemek ister. Bu durumu yaşayacağınızı unutmayın. Onun
deneyimlerinin sonuçlarına katlanmasına izin verin.
17. Sorunlarını onun adına çözmeyin. Bazı tercihleri ve seçimleri kendisinin yapmasına izin verin.
Sorunlarının üstesinden gelmesi için onu destekleyin. Sürekli sorumsuz davranan çocuklar, anne babaları
tarafından sorumlu davranmalarına izin verilmeyen çocuklardır. Bu nedenle onların sorumlu
davranmalarını destekleyiniz.
18. Bu son ve en önemli aşamadır; söylediğiniz sözün arkasında durun. Asla yerine
getiremeyeceğiniz sözler sarf etmeyin.
19. Çocuğunuzu görev ve sorumluluklarıyla baş başa bırakın
20. Örneğin odasını toplaması gereken bir çocuğun odasını onun yerine siz toplamayın. Bırakın
kendisi yapsın. Aradığını bulamadığında ya da bir arkadaşını davet ettiğinde dağınık bırakmaması
gerektiğini öğrenecek ve toplama girişiminde bulunacaktır.
21. Yardım istediği zaman yardım edin. Örneğin çocuğunuzun ¤¤¤¤ini yaparken zorlandığını
görüyorsanız gidip nasıl yapması gerektiğini söylemeyin. Bırakın sizden yardım istesin. Yardım isteyip
istemediğini de sorabilirsiniz. Böylece zorlandığında soru sormasını öğrenmiş olacaktır.
22. Desteğe ve yardıma açık olduğunuzu ifade edin. Örneğin dışarı çıkacaksınız ve çocuğunuzdan
giyinmesini istediniz. Giyinirken biraz zorlanıyorsa onu yalnız bırakın. Siz de hazırlanın ve yardıma
ihtiyacı olursa seslenmesini yardıma gelebileceğimizi söyleyin.
23. Yaşına uygun sorumluluklar verin. Örneğin oyuncaklarını sepete doldurması sofraya tabak
taşıması fırından ekmek getirmesi evdeki kuşun ya da balığın bakımının(yem atmak) verilmesi küçük
çocuklar için uygun sorumluluklar olabilir.
24. Seçim yapmalarına fırsat tanıyın. Örneğin gezmeye giderken ne giyeceğini kendisinin
seçmesine dışarıda otururken neyi içeceğine karar vermesine fırsat tanıyın.
Alparslan İlkokulu
Okul Değerler Eğitimi Yürütme Ekibi
Download

ADAP Faaliyetler