@EKOVITRIN NISAN 2015-Son:EKOVITRIN_
3/27/15
2:35 AM
Page 104
Söyleşi / Alaattin Büyükkaya
Duayen sigortacı Alaattin Büyükkaya:
Türkiye’de
sigortacılığın
geleceği
çok parlak
Yabancı gurupların sigorta sektörüne girmesiyle sektörün her geçen gün
büyüdüğünü belirten duayen sigortacı Alaattin Büyükkaya, “Önümüzdeki 20 yıl
içinde Türkiye, sigorta sektöründe büyük paraların kazanıldığı bir ülke olacak” dedi.
SÖYLEŞİ: KÖKSAL BAYRAMOĞLU
S
igorta sektörünün duayen
ismi Alaattin Büyükkaya,
anılarına yer verdiği
“Yalnız Yürümeyeceksin”
adlı kitabında hayat tecrübelerini okurlarına aktarıyor. İş
hayatına, 1973 yılında Başbakanlık
Sigorta Murakabe Kurulu’nda başlayan Büyükkaya, sigorta sektöründe yer aldığı 42 yıl içerisinde pek
çok başarı ve yeniliğe imza attı.
104
kovitrin
Nisan 2015
Sigorta sektörünün gelişmesi adına önemli çalışmaların içinde yer aldı. Yenilikçi fikirleriyle Merkez
Sigorta’yı Türkiye’nin 10 büyük sigorta şirketinden biri haline getirdi. Mikrosigorta kavramı ile sigortanın tabana yayılmasını sağladı.
Siyasi hayatı AK Parti ile başladı. AK Parti’nin kurucuları arasında yer alan Büyükkaya, İstanbul
Kurucu İl Başkanlığı görevini yü-
rüttü. İstanbul Milletvekili olarak
parlamentoya girerek 8.5 yıl görev
yapan Büyükkaya, son olarak
Avrupa Birliği Bakanlığı Bakan
Yardımcısı görevinde bulundu.
Yeniden siyasete girme hazırlığı
yapan ve “Hayat yolunda birlikte
yürümeyi, paylaşarak büyümeyi
öğrenmeliyiz” diyen Alaattin
Büyükkaya ile son kitabını ve hedeflerini konuştuk.
40 yılı aşkın bir süredir sigorta sektöründesiniz.
Sektörün duayen isimlerinden biri olarak kitap yazma fikri nasıl oluştu?
Sigorta sektöründeki 40. yılımı kutlamak için ailem ve
yakınlarımın katıldığı bir yemek organize edilmişti. Eşim
Müjgan, “Sigorta sektörüne 40 yıl emek verdin. Birikim ve
tecrübelerini mutlaka bir kitapta toplamalısın. İnsanlara
tecrübelerini aktarmalısın” dedi. Yemeğe katılan dostlarım da bu konuda ısrarcı oldu. Kitap
yazma fikri bu yemek sonrasında oluştu. O
güne kadar akademik formatta 13-14 civarında kitap yazmıştım ama bir kitap
hatta bir hatırat yazmak uzun ve zor bir süreçti. Ön hazırlıklara başladık. 5-6 aylık bir
çalışma sonucunda kitabı tamamladık.
Kitap, Mehmet Cemal Çiftçigüzeli tarafından kaleme alındı.
Kitabınızda sadece hatıralarınıza mı
yer verdiniz?
Aslında o niyetle başlamıştım ama hayatımla ilgili her yeni bilgi en başa gitmeme neden oldu. Ailemizin köklerine
ulaştım. Aslen Konya Karamanlı’yız.
Yani Karamanoğulları’ndanız. 1470’te
ailemiz uç beyi olarak Rumeli’ye götürülmüş. 1924’te bu topraklara geri döndük. Yazmaya oradan başladık. Göçü,
o dramı anlatmaya çalıştım. Ailemizin
yaşadığı yerlere gittim. Selanik’te yaşadıkları topraklara gittim. Atalarımın
yaşadığı coğrafyayı yad ettim. 1924’te
Türkiye
nüfusunun
yarısı
Balkanlar’dan göç eden insanlardan oluşuyordu. O dönemde
İstanbul’dan sonra en büyük kültür
ticaret merkezi Rumeli’ydi. Bugün
sanatkarların, yazarların, çizerlerin birçoğu Rumeli göçmenidir. Kitabımda hatıratlarımla
birlikte o dönemi de tarihsel
açıdan değerlendirmeye ve
farklı bir bakış açısı getirmeye çalıştım.
“Yalnız yürüyerek
birşeyler yapmak
çok güç”
Kitabınızın ismi Yalnız Yürümeyeceksin.
Neden bu ismi koydunuz?
Türk milleti hep askerliğiyle övünür.
Ancak bununla bir yere gitmek mümkün
değil. Artık tüccarlığımızla da anılmalıyız.
@EKOVITRIN NISAN 2015-Son:EKOVITRIN_
3/27/15
2:35 AM
Page 106
Söyleşi / Alaattin Büyükkaya
‘
‘
Sigorta sektörü
potansiyelini tam
olarak kullanamıyor.
Sigortacılık pazarının
bankacılıktan
büyük olduğunu
düşünüyorum.
’
Bunun için sürekli iş hayatında olmamız gerekiyor. Birlikte yaşayarak, birlikte üreterek ancak bir
yerlere gelebiliriz. Yalnız yürüyerek
bir şeyler yapmak çok güç.
Tahammül ederek, paylaşarak bir
yerlere gelmemiz gerekiyor. Ben 42
yılımdan sonra bunu söylüyorum.
Gençlere en önemli mesajım budur.
Kitabımın arkasına şunu yazdım: “Bu dünyada paylaşmayı bilmeyenleri pay ediyorlar, yok ediyorlar. Öyleyse hayat yolunda önce birlikte yürümeyi, paylaşarak
büyümeyi
öğrenmeliyiz.
Yaşadıklarımız bize bunları bazen
acı faturalar ödeterek öğretiyor.
Bazen de güldürerek, mutlu ederek
bize hoş sedalar bırakarak...
Unutma! Yalnız yürümeyeceksin.”
Ben hayattan bunu öğrendim.
42 yıllık hayat tecrübesinin özetini
bu kitapta topladım.
Kitabınıza ilgi nasıl?
Beklediğim ilgiyi buldum diyebilirim. Hedeflediğimiz rakama
ulaştık. Bugüne kadar 10 bin kitap
satıldı. Kitabın tüm gelirleri
Türkpetrol Vakfı'na bağışlanıyor.
106
kovitrin
Nisan 2015
“Sigorta, bankacılıktan
sonra en önemli sektör”
Yeni Torba Yasa’nın
kabul edilmesiyle
Lloyd’s Türkiye’de
faaliyetlerine
başlayacak. Bu
gelişme Türkiye ve
Ortadoğu’daki pazarın
oluşmasını sağlayacak.
toramı bu alanda tamamladım. Sonra sigortacılık, ailemizin işi
oldu. Türkiye’deki sigortacılığın gelişmesinde, değişiminde kısacası her aşamasında
imzam oldu. Bugün
mevcut sigorta kanununda
“Türkiye’deki sigortacılığın
gelişmesinde imzam var”
S i g o r t a cı l ı k s e k t ör ü n e n as ı l
adım attınız?
İnsan hayatında pek çok tesadüf
yaşıyor. Benim de sigorta sektörüne girmem biraz tesadüf oldu diyebilirim. Alaattin adında bir arkadaşım vardı. İkimiz de üniversiteyi Türpetrol Vakfı’nın bursuyla
okuduk. Mezun olur olmaz bir ilan
gördük. İlanda, “Sigorta için uzman
yardımcısı alınacak” yazıyordu.
Bize cazip geldi. Mezun olduktan
sonra burs veren kişiye teşekkür etmek kendisini ziyarete gittik.
İlandan bahsettik. “Çok önemli
bir iş, kaçırmayın. Hemen gidin müracaat edin” dedi. Meğer ilan için
başvuru için son günmüş. Müracaat
ettik, 5-10 gün sonra imtihana girdik. İmtihanı birinci sırada tamamladım. Arkadaşım da yedek
olarak kazanmıştı. Hemen işe başlamamı istediler. “Alaattin’i de alırsanız işe başlarım” dedim. Sonuç
olarak ikimizi de işe aldılar. Bu şekilde başladık. İlerleyen zamanda
sigortacılığı sevdim. Mastır ve dok-
’
1973’le bugünü kıyasladığınızda sigorta sektöründe nasıl bir gelişim gerçekleşti?
Çok büyük bir fark var. O zamanlar her şey devlet kontörlündeydi. Tarife sistemi vardı. Devletin
koyduğu fiyat üzerinden sigorta poliçeler kesiliyordu. Rekabet yoktu, piyasa kapalıydı. Yaklaşık 20 şirket hizmet veriyordu. Millîleştirme politikaları ile yabancı şirketler sektördeki
ağırlığını kaybetmişti. Sektörün yüzde 10’u yabancı yüzde 90’ı Türk şirketlerden oluşuyordu. Karlı bir piyasaydı. Ben buna karşı çıktım.
Piyasanın serbestleşmesini, serbest
rekabet yapılması gerektiği fikrini ortaya attım. Bu gelişmeler eski
Cumhurbaşka-nımız merhum Turgut
Özal’ın dikkatini çekmiş. Beni çağırdı, kendisine anlattım. Türk sigorta sektörü rekabet koşullarının
oluşması ile daha hızlı gelişir dedim.
Nitekim öyle oldu. Yeni şirketler piyasaya girdi.
Turgut Özal, ‘ihracatı arttırmak
için ihracat kredisi sigorta sistemini’
incelemesini ve bu konuda bir tebliğ hazırlamasını istedi. DPT’nin
“İhracatın artırılmasında İhracat Kredi
Sigortalarının Rolü”
konulu toplantıda
yaptığım sunum
herkes tarafından
dikkat çekti.
Eximbank’ın temelleri bu toplantı sonrasında atıldı.
imzam var. Sadece
Türkiye değil, Türk
Cumhuriyetleri’ndeki,
Rusya’daki sigorta mevzuatlarını hazırladım.
kovitrin Nisan 2015
107
@EKOVITRIN NISAN 2015-Son:EKOVITRIN_
3/27/15
2:35 AM
Page 108
Söyleşi / Alaattin Büyükkaya
bu iyi değerlendirilemiyor. Bugüne
kadar, “Tüketiciyi kontrol edelim, tüketicinin hakkını koruyalım” derken
sigorta şirketlerine katı kurallar
getirildi. Rekabette onların elini ayağını bağlıyoruz. Pazarın
serbestleşmesi
gerekiyor.
Tüketicinin hakkı korunmalı
ama bunu yaparken sigorta şirketlerinin eli ayağı bağlanmamalı.
Denge iyi sağlanmalı.
Bugün birçok hizmeti internet
üzerinden almak mümkün. Sigorta
sektörü bu pazarı kullanabilmeli.
İlla bir acenteye giderek sigorta poliçesi yaptırmanız gerekmiyor.
Bundan 15 yıl önce sigortam.net’te
internet üzerinden sigorta sattım.
Bütün mesele gelişmelerin gerisinde kalmamakta yatıyor.
Sektöre rekabetçi bir anlayış gerekiyor.
Özal’ın sigorta sektörünün gelişiminde büyük rolü oldu.
Kendisine anlattığım konuların neredeyse tamamını hayata geçirdi.
Sigorta sektörü bankacılıktan sonra en önemli sektörlerden bir haline geldi.
Sektörün gelişiminde özellikle
son 10 yılda yabancı grupların Türk
şirketlerini satın alması etkili oldu mu?
Çok etkili oldu tabii. İş adamlarımız keşke daha fazla sigorta şirketi kurabilseydi. Sigorta şirketi
sayısı 70’lerde değil de 500’lerde olsaydı Türkiye’ye yabancılar yoluyla girecek para o kadar çok olurdu.
Şu anda yüzde 100 yerli olarak
faaliyet gösteren sadece Anadolu
Sigorta kaldı. Diğerleri yabancı ortaklı ya da tamamı yabancılara ait.
İngiliz devi Lloyd's’un Türkiye’ye
gelmesi için uzun bir zamandır uğraşıyorum. Yeni Torba Yasa’nın
108
kovitrin
Nisan 2015
kabul
edilmesiyle
Lloyd’s
Türkiye’de faaliyetlerine başlayacak. Bu gelişme Türkiye ve
Ortadoğu’daki pazarın oluşmasını
sağlayacak. Bugüne kadar hayal
ettiğim en önemli konulardan biriydi bu. Bu sayede Türkiye’ye çok
para girişi sağlanacak. Önümüzdeki
20 yıl içinde Türkiye, sigortada
çok iyi paraların kazanıldığı bir
yer olacak. Türkiye’nin sigortacılıkta geleceği çok parlak.
“Sektörün rekabetçi
anlayışa ihtiyacı var”
Türkiye sigortacılık sektörünün
potansiyelini nasıl görüyorsunuz?
Sektörün yüzde 50 kapasite ile
çalıştığını düşünüyorum. Yani kullanılamayan bir yüzde 50 potansiyel söz konusu. Türkiye’nin sigortacılık pazarının bankacılıktan büyük olduğunu düşünüyorum. Ama
‘
Merhum
Cumhurbaşkanı
Turgut Özal,
başbakanlığı
döneminde aldığı
kararlarla sigorta
sektörünün
gelişiminde önemli
bir rol üstlendi.
’
İş hayatınızda dönüm
noktası ne oldu?
Nisan 1989’da Merkez
Sigorta’yı kurduk. Sektördeki şirketlerin çoğu bizden büyüktü.
Yaptığımız pirim onların 20’de biri
bile değildi belki. Hedeflerime ulaşabilmem için farklı bir söylem geliştirmem gerekiyordu. Kimse o güne kadar verdiği sigorta teminatını
dile getirmemişti. O günün parasıyla mesela 10 milyarlık iş yapmışım,
ama 10 milyarın karşılığında 600
milyon teminat vermişim. O güne kadar kimsenin kullanmadığı bu kriteri
ön plana çıkarttım. O zaman tek televizyon kanalı vardı, o da TRT.
Yılbaşı akşamı TRT’de her yarım saatte bir, “600 milyon lira sigorta teminatı verdik. Halkımıza teşekkür
ederiz” diye kısa reklam filmimiz
döndü. Merkez Sigorta ertesi gün,
sanki 60 yıllık şirket gibi inanılmaz iş
yaptı. Reklamın da etkisiyle beş yılda Türkiye’nin on büyük şirketinden
biri haline geldik. Bu benim iş hayatımdaki dönüm noktalarından biridir.
Kitabınızdaki hatıratlardan biri de
mikrosigorta ile ilgili. Mikrosigorta ile
neyi amaçlamıştınız?
‘
15 yıl önce
sigortam.net’te
internet üzerinden
sigorta sattım.
İnsanlara hizmeti kolay
yolla sunarsanız
karşılığını alırsınız.
’
Nobel ödüllü Prof. Muhammed
Yunus, Mikrokredi uygulaması ile en
düşük gelir gruplarının hayata tutunmalarını sağladı. Biz de mikrosigorta uygulamasını geliştirdik.
Türkiye’de mikrokredi alanlara mikrosigorta uygulaması ile daha önce
sigorta ile tanışmamış kesimleri tanıştırdık. Geliştirdiğimiz bu uygulama dünyaya model oldu. Bugün
Türkiye’de 100 bine yakın kişi bu uy-
gulamadan yararlanıyor. Bu ve buna benzer birçok uygulamaya kitabımda yer verdim. Bu kitap, aynı zamanda sigorta sektöründeki ilk hatıra kitabı olma özelliği taşıyor.
Erdoğan’la siyasete girdi
Sizin aynı zamanda siyasi bir kimliğiniz de var. Nasıl siyasete girdiniz?
AK Parti ile siyasete girdim ve iki
dönem milletvekilliği yaptım.
Siyasete girme kararım yine bir tesadüf eseri gerçekleşti. Ailemde siyasete giren isimler vardı. Ama ben
pek sıcak bakmıyordum. Benim için
her zaman öncelik iş oldu. 1990’lı yılların ortalarında İstanbul doğalgazla tanıştı. Altyapı çalışmalarının yapıldığı o yıllarda aboneler bazı sorunlar yaşadı. O yıllarda İstanbul
Büyükşehir Belediye Başkanı olan
Recep Tayyip Erdoğan, “Bu işin sigortası yok mu? Türkiye’de bu işi
kim yapar” diye danışmanlarına sor-
kovitrin Nisan 2015
109
@EKOVITRIN NISAN 2015-Son:EKOVITRIN_
3/27/15
2:35 AM
Page 110
Söyleşi / Alaattin Büyükkaya
dönem milletvekilliği sonrasında
AB Bakan Yardımcılığı görevi üstlendim.
‘
Siyasete
Cumhurbaşkanımız
Erdoğan’ın isteğiyle
girdim. Çalıştığımız
dönemde güzel neticeler
aldık. İki dönem
milletvekilliği
sonrasında AB Bakan
Yardımcılığı görevi
üstlendim.
’
muş. Onlar da benim ismimi vermişler. “Bu işi yaparsa Alaattin
Büyükkaya yapar” demişler. Bu
vesile ile kendisiyle tanışma fırsatımız oldu. Erdoğan, bana “Sen bu
işleri biliyormuşsun. Yapabilir misin?” dedi. Ben de, “Evet efendim.
Yaparım” dedim. Bu sigortayı ancak yurtdışından teminatla oluşturabileceğimi söyledim. “Bu ciddi bir
masraf gerektirir” dedim. “Seni
gözüm tuttu. Sen bunu yaparsın”
dedi. Üç yıl boyunca İGDAŞ’ın sigortasını yaptık. Bugün İstanbul’daki doğalgaz abonelerinin tamamı sigortalıdır. Tayyip Bey’in
ne kadar ileri görüşlü biri olduğunu burada anladım. Tayyip Bey, benim siyasete girmemi ve siyasette
başarılı olacağımı söyledi. Hakkımda anket yapılmış ve ben bu ankette
ilk sıralarda yer almışım. AK Parti
İstanbul Kurucu Başkanı oldum.
Tayyip Bey, sağ olsun çok büyük
yardımları oldu. Siyasette güzel
neticeler aldık, başarılı olduk. İki
110
kovitrin
Nisan 2015
Geçtiğimiz aylarda AB Bakan
Yardımcılığı görevinden ayrıldınız
ve tekrar Meclis’te görev almak için
milletvekilliği adaylığınızı açıkladınız.
AK Parti İstanbul 2. Bölge’den
milletvekilliği aday adaylığımı koydum.
AB -Türkiye ilişkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
AB ile Türkiye ilişkileri uzun soluklu bir serüven. 1963’te müracaat
edildi. Aradan 52 yıl geçti. Tam üyelik için bu kadar beklemek kabul edilir bir durum değil. Bu kadar uzun
süre bekleyen başka bir ülke yok.
2004 yılında o dönem başbakanlık görevini üstlenen Recep
Tayyip Erdoğan, tam üyelik yönünde karar alınmasını sağladı.
Bu gelişme AB-Türkiye ilişkilerinde kırılma noktası oldu. Tam üyelik görüşmelerine başlanması
Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerde
farklı bir safhaya geçilmesine neden
oldu. Türkiye 1963 yılında AB’ye
müracaat ettiğinde fert başına milli gelir 200 dolar, nüfus ise 30-35
milyon civarındaydı.
Bugün fert başı milli gelir 12
bin dolar, nüfusumuz da 80 milyon
kişi. Türkiye, AB’ye üye olduğunda, Almanya ve Fransa’dan sonra
birlikte söz sahibi olacak üçüncü ülke konumuna gelecek. Bugün
AB’nin karar mekanizmasında
Almanya ve Fransa’nın ağırlığı
var. Türkiye tam üye olduğu zaman
Alman-ya’dan sonra birlikte nüfusu
en kalabalık ikinci ülke olacak. 10
yıllık periyotta Almanya’nın üzerine çıkacak. Avrupa ülkeleri bunu
hazmetmedikleri sürece Türkiye’nin AB’ye üye olması kolay olmayacak.
Türkiye, 2014 yılında güzel bir
şey yaptı; Türkiye tam üyeymiş gibi, yönetmeliklerini ve kanunlarını
AB’ye uyumlu hale getirme kararı
Alaattin
Büyükkaya
kimdir?
1950 yılında Tokat'ta doğdu.
İstanbul Üniversitesi İktisat
Fakültesi'ni bitirdi. Yüksek lisans
ve doktorasını aynı fakültede tamamladı. İş hayatına, 1973 yılında Başbakanlık Sigorta
Murakabe Kurulu’nda başlayan
Büyükkaya, İmtaş Sigorta Teknik
Genel Müdür yardımcılığı (5 yıl),
Ak Sigorta Genel Müdürlüğü (8
yıl) yaptıktan sonra Merkez
Sigorta’yı kurdu ve bu şirketi
Türkiye’nin 10 büyük sigorta şirketinden biri haline getirdi.
Sigorta sektöründe yer aldığı
42 yıl içinde, sektörde pek çok
başarı ve yeniliğe imza attı.
İstanbul Üniversitesi İktisat
Fakültesi Altın Rozet Ödülü'nü
aldı. AK Parti ile ilk defa siyasete girerek bu partinin kurucuları
arasında yer aldı ve Kurucu
İstanbul İl Başkanlığı görevini yürüttü. İstanbul Milletvekili olarak
parlamentoya girerek 8,5 yıl görev yaptı. Büyükkaya, son olarak
Avrupa Birliği Bakanlığı’nda
Bakan Yardımcısı olarak görev
yaptı. Evli ve 2 çocuk babası
olan Büyükkaya, İngilizce,
Fransızca ve Almanca biliyor.
aldı. 2016 yılına kadar düzenlemelerinin bitirilmesi hedefleniyor.
AB’de ne varsa Türkiye’de de o olacak yani. Bu bence Türkiye’nin ve
Tayyip Erdoğan’ın başarısıdır.
Download

Söyleşinin devamı için tıklayınız