@EKOVITRIN NISAN 2015-Son:EKOVITRIN_
3/27/15
2:35 AM
Page 96
Başarı öyküsü
SBB Atlantic: Hayallerden gerçeğe...
Batuhan Çakmak
ünlü İsviçreli Atlantic firmasıyla birleşerek SBB Atlantic adını alan ve
2014 yılında yüzde 20 büyüyerek 25
milyon ciroya ulaşan şirketlerinin başarı öyküsünü Ekovitrin’e anlattılar:
3 bin dolardan
25 milyon dolara
İki genç girişimci tarafından 3 bin dolar borçla 1997 yılında kurulan SBB
şirketi, dünyanın önde gelen deniz taşımacılığı şirketlerinden İsviçreli
Atlantic’le birleşerek 2014 yılında 25 milyon dolar ciroya ulaştı.
SÖYLEŞİ: KÖKSAL BAYRAMOĞLU
B
aşarı belki doğru zamanda
doğru şeyleri yapmanın
meyvesidir… Başarı belki
cesaret, belki de cesaret,
kararlılık ve şans üçlüsünün
bir araya geldiği süreçlerin eseridir… Belki de; yetenekli insanların
cesaret ve kararlılıkla, doğru zamanda, doğru yerde işe koyulma96
kovitrin
Nisan 2015
larının mükafatıdır başarı… Bazı insanlar, süreçleri, hayatın sunduğu
fırsatları cesaretle değerlendirerek
ulaşıyorlar hayallerine… Hayaller,
iş süreçlerine, iş süreçleri başarıya
dönüşüyor yaşamın pratiğinde…
Ve nice başarı hikayeleri yazılıyor bu
güzelim topraklarda. İşte size iki cesur gencin, yani Sinan ve Batuhan’ın
isimlerinin baş harflerini koyarak
kurdukları SBB şirketinin kısa öyküsü. Fikir Sinan ile Batuhan’dan
çıkmış… 3 bin dolarlık sermaye,
borçlanarak sağlanmış… İki cesur
genç İstanbul Beşiktaş’ta küçük bir
ofiste başlamışlar iş hayatlarına…
Batuhan Çakmak ve Sinan Özkan,
1997’de kurup, daha sonra dünyaca
Öncelikle sizi tanıyalım. İş hayatına nasıl atıldınız? Deniz taşımacılığı sektörüne nasıl girdiniz?
Batuhan Çakmak: 1991 yılında
kolejden mezun olduktan sonra iş
hayatına
atıldım.
Anadolu
Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler
Fakültesi’nde işletme okuyordum.
Eskişehir’e gidip sınavlara giriyor daha sonra çalışmaya devam ediyordum. 1991’de gemi taşımacılığı sektöründe faaliyet gösteren Yunan
şirketinde işe başladım. Yani hem
okudum, hem çalıştım diyebilirim. O
şirkette kendimi yetiştirdim. Daha
sonra İtano şirketinde deniz operasyon müdürü olarak çalıştım.
Ortağım Sinan’la o dönemde tanıştık. O da İtano’da benden iki ay kadar önce gümrük departmanında satış temsilcisi olarak işe başlamıştı.
SBB’yi kurma kararı nasıl oluştu?
Sinan Özkan: Batuhan’la birlikte
bu sektörde çalışan iki arkadaştık.
Sonra ben o şirkette satış müdürü
konumuna getirildim. Batuhan’la
müteşebbis bir yapıya sahiptik.
Batuhan’ın çalışmalarını taktir ediyordum. Pratik, modern çağdaş,
Sinan Özkan
‘
kapanmıştı. Sinan’la ne yapacağımızı
konuştuk. İşimizi nasıl devam ettireceğiz, kimlerle çalışacağız, uzun uzun
düşündük. Sonra da birlikte çalışmaya karar verdik. O dönemde firma kurmak zor bir işti. Bizim de maddi anlamda bir birikimimiz yoktu. Ailemizde
de destek olacak kimse yoktu.
Hiçbir zaman
dürüstlüğümüzden
ödün vermedik.
Bu uğurda para bile
kaybettik. İlk yediğimiz
tokat 30 bin dolardı.
Günlerce kendimize
gelemedik.
’
hızlı ve tekniği olan biriydi. Benim
de satış tekniğim iyiydi. 1997 sonuna doğru İtano yetkilileri lojistik bölümünü kapatma kararı aldı. Bu
gelişme firmamızın kurulmasına vesile oldu diyebilirim. Batuhan’ın
operasyonel tecrübesi ile benim satış kabiliyetimi birleştirdik ve böylelikle Beşiktaş’ta üçüncü ortağımızla birlikte SBB’yi kurduk.
B.Ç: Birlikte çalıştığımız İtano
Şirket kuruluşu için gerekli sermayeyi nasıl sağladınız?
S.Ö.: Zor bir süreçti. Batuhan’la
‘nasıl yaparız’ diye düşündük. Bize
ne kadar para lazım, ofisi nerede tutacağız vs. Batuhan hesap yaptı.
“Şirketi kurmamız için ilk etapta bize 3 bin dolar lazım” dedi. Daha önce hiç o kadar parayı bir arada görmemiştim. 3 bin doları nasıl bulurum
diye düşünmeye başladım. Sonra,
“Bu parayı bulurum” dedim. Çevrem
genişti. “Bir sürü insan tanıyorum.
Neden bulamayalım?” dedim. Bir şekilde parayı ayarladık. Sonra müşterilerden de onay almak istedik.
Batuhan’a, “Yurtdışındaki acenteleri
ile konuş ve bağlamaya çalış” dedim.
Çünkü birlikte çalıştığımız İtano şirketi ile acenteler arasında bazı sorunlar yaşanmıştı. Bu sorunların bizi etkilememesi gerekiyordu.
Hollanda, Fransa ve dünyanın bir çok
ülkesinde acentelerimiz vardı.
Acentelerimize “Biz böyle bir iş yaparsak, bizimle çalışmaya devam
eder misiniz” diye sorduk. Ve yurt-
kovitrin Nisan 2015
97
@EKOVITRIN NISAN 2015-Son:EKOVITRIN_
3/27/15
2:35 AM
Page 98
Başarı öyküsü
dışından cevap geldi: “Biz seni tanırız” dediler. “Esas olan sizsiniz.
Yük gitti mi, yerine vardı mı, alıcıya teslim edildi mi, bize siz cevap veriyorsunuz” dediler. Sonra geleceğe güvenle bakarak işe koyulduk.
Üçüncü ortak firmanıza nasıl
dahil oldu?
B.Ç.: Firmayı kurma kararı aldık ancak bize bir ofis lazımdı.
Bülent adında bir tanıdığımızın
ofisi vardı. Onun ofisini kullanabilmek adına onu ortak olarak aldık. Böylece üç ortak olduk. Sinan
da şirket kuruluşu için gerekli sermayeyi getirdi. Ve o parayla Kasım
1997’de şirketi kurduk. Yazışmalar
yapabilmek için antetli kağıt, fatura
gibi işler için matbaaya gittiğimiz
bir günde firmamızın adını koyduk.
“Firmamızın adı; Sinan, Batuhan
ve Bülent isimlerinin baş harfleriyle
oluşan SBB olsun” dedik.
Çalışmalarınıza nasıl başladınız?
S.Ö: İlk dönemlerde parsiyel
taşımacılık yapıyorduk. Konteynerleri, müşterilerimizden aldığımız parça parsiyellerle dolduruyorduk. Konteynerin Singapur aktarmalı network sistemi üzerinden Uzak Doğu’ya dağılmasını
sağlıyorduk. Acentecilik hizmeti vererek işe başladık.
Yurtdışı firmalarla işbirlikleriniz nasıl başladı?
B.Ç.: İtano’nun yurtdışı acenteleri ile yaşadığı parasal problemler nedeni ile yükleri serbest bırakmıyordu. Acenteler bu borç
ödenmediği için ellerindeki malları teslim etmiyorlardı. SBB olarak
o acentelerle iletişime geçtik. Yeni
şirketimizden bahsettik. “Biz SBB
olduk, siz bu malları bize devredin.
Müşterilerle artık biz ilgileniyoruz. Onları mağdur etmeyelim”
dedik. Adilane yaklaştık, onlar da
kabul ettiler. Toplamda 10 konteyner mal vardı. O bizim ilk işimiz oldu. Kazandığımız parayla borçla98
kovitrin
Nisan 2015
‘
SBB-Atlantik
Daha büyük işler
yapabilmek için
sermaye ihtiyacımız
vardı. 2009’da birlikte
iş yaptığımız İsviçreli
Atlantic firmasıyla
ortak olduk.
’
rımızı ödedik. 6 ay sonra da 3 sıfır
araba aldık.
Hizmet ağınızın gelişimi nasıl
oldu?
S.Ö.: 2004 yılında İzmir ofisini
kurduk. Personel sayımız zamanla
arttı. Çok fazla personel sirkülasyonu yaşamadık. En kıdemsiz ele-
manımız beş yıllık. Hizmet ağımızı Amerika’ya taşıdık. Önceleri
Rotterdam aktarmalı olarak
Amerika Kıtası’ndaydık; Kanada,
Brezilya, Arjantin gibi... Sonra
New York New Jersey’de ofis kurduk. Amerika ofisimizde 12 kişilik
bir Türk ekibi var.
Atlantic’le birleşme fikri nasıl
oluştu?
B.Ç.: Sinan’la birlikte bugünlere gelebilmek için çok çalıştık.
Müşterileri gezdik, yurtdışına acente ziyaretleri yaptık. Kazandığımız
parayla işimize yatırım yaptık.
İstanbul’da ekip olarak 16-17 kişi
olmuştuk. İzmir’de o zaman beş kişiyle ofisi açmıştık. Türkiye’den
Amerika kıtasına iş gönderdiğimizde acenteler iyi hizmet vermiyorlardı. “Kendi işimizi kendimiz
yaparsak daha iyi bir iş çıkarırız”
dedik ve Mart 2008’de ABD’de ofisimizi açtık. Ancak 2008 krizine yakalandık. Birkaç müşterimiz iflas
etti. Bu durum bizi finansal olarak
etkiledi. Ödeme zorlukları yaşandı, batan firmalar oldu.
Tahsilatlarımızı zamanında yapa-
madık. İşte o dönemde İsviçreli
Atlantic’le birleşme kararı aldık.
Atlantic 1979’da kurulan, sektörün
en büyük ilk 10 şirketinden biri
olanUzak Doğu’da çok güçlü bir guruptu. Zaten Atlantic’le 2000 yılından bu yana iş yapıyorduk.
Türkiye’deki partnerleriydik. Biz o
dönemde yaşadığımız sıkıntılarımızı Atlantic’le paylaştık. Onlar da bize destek verdiler. Neticede SBB
olarak büyüyebileceğimiz noktaya
kadar gelmiştik. Daha büyük işler
yapabilmek için sermaye ihtiyacımız
vardı. O yıllarda global firmalarla
partnerlikler hız kazanmıştı.
Biz Atlantic’e teklifte bulunduk. “Gelin SBB’yi satın alın.
Piyasadaki durumumuz iyi. Daha da
iyi şeyler yapalım” dedik. Ardından
Türkiye’nin geleceği hakkında bir rapor hazırladım. Yabancı yatırımcılara sağlanan kolaylıklardan bahsettim. Türkiye’nin 2023 hedefleri
var dedim. Atlantic, yetkilileri ciddi anlamda yatırım yapmayı düşündüklerini söylediler. Madem
Türkiye’ye yatırım için geliyoruz,
ağırlık hisse bizde olsun diyerek, yüzde 60 hissemizi istediler. Biz de ço-
‘
Amerika,
Avrupa ve Uzak
Doğu’da uzmanlaştık.
Önümüzdeki
dönemde Afrika’ya
konsantre olmak
orada yoğunlaşmak
istiyoruz.
’
ğunluk hissemizi Atlantic’e seve seve verdik. Mayıs 2009’da imzaları attık ve SBB Atlantic olduk.
Atlantic’le birleşme sonrasında
neler yaşandı?
S.Ö.: Çok müşterimiz olsun, çok
para kazanalım hayalimiz olmadı
hiç. İkimiz de akıllı insanlardık.
Karşımızdakini etkileme gücümüz
vardı. O zaman Batuhan’la şuna
karar verdik: Müşterileri servis kalitemizin yüksekliğiyle etkileyelim.
Yurtdışında iyi acentelere ihtiyacımız vardı. Hem müşteri kalitesi
yükseliyordu hem acente ayağı gelişecekti. Batuhan bu durumu çok iyi
değerlendirdi. Gerekli güveni
İsviçreli Atlantic’e verince hedeflerimize ulaştık diyebilirim. Atlantic
bizi 1 yıl kadar takip etti. Tüm bunları iyi değerlendirdik, iyi işler yaptık. Derken Atlantic’in networküne
dâhil olduk. SBB’yi aldılar Türkiye
temsilcisi olarak networkuna dâhil
ettiler. Sonra zamanla personel sayımız arttı, çok başarılı ekipler kurduk. Bizden ayrılıp başka yerlerde
çalışan ve bize, “Sayenizde meslek
sahibi olduk” diyen çok insan var.
SBB bir anlamda bu işin okulu oldu.
Hiçbir zaman dürüstlüğümüzden
ödün vermedik. Bu uğurda para
bile kaybettik. İlk yediğimiz tokat 30
bin dolardı. Günlerce kendimize
gelemedik. Ama Atlantic’te durum
farklıydı. Dünya çapında tanınan bir
firma. Bizdeki potansiyeli gördüler
ve anlaşma sağlandı. Atlantic şirketimizi satın aldıktan sonra görev
tanımlarımız da değişti. Şu anda
Batuhan’la kurduğumuz şirkette iki
çalışan olarak görevimizi sürdürüyoruz. Batuhan, SBB Atlantic’in
Genel Müdürü. Ben de Bölge Satış
Müdürü’yüm. Başımıza hiç kimseyi
de koymadılar. Bize güven duydular.
Biraz da Atlantic’ten bahsedelim. Nasıl bir firma Atlantic?
B.Ç.: Atlantic, her şeyden önce
prensipleri olan bir firma.
Teknolojiye önem veriyorlar ve bu
alanda yoğun bir şekilde yatırım yapıyorlar. Bir felsefesi var; insan gücünü minimum seviyede kullanıyorlar. Yani beş kişinin yapacağı işi
bir kişiyle yapabilecek sistemler ge-
kovitrin Nisan 2015
99
@EKOVITRIN NISAN 2015-Son:EKOVITRIN_
3/27/15
2:35 AM
Page 100
Başarı öyküsü
liştiriyorlar. Biz Atlantic’le ortak olmadan önce SBB’de 54 kişi çalışıyordu. Ortaklıktan sonra sayımızı
40’a indirdiler. Prensipleri; az kişiyle
çok iş yapmak. Teknolojiye, altyapıya çok para harcadılar. Çok geniş
bir sistemleri var. Hizmet ağına gelince; Atlantic, esasında Avrupalı
firmalara hizmet vermek için kurulan bir firma. Şu an en büyük kaleleri; İspanya, İngiltere, Almanya,
Hollanda, Danimarka, İsveç,
Norveç ve İsviçre. Bu ülkelerde yerleşik ofisleri var. Uzak Doğu’da ve
Çin’de ise yaklaşık 14 ofisleri var.
Singapur, Malezya, Endonezya,
Vietnam, Tayland... Dünyada hizmet vermediği yer yok gibi. Toplam
çalışan sayıları ise 550.
Bu ortaklıktan sonra sektördeki
durumunuz ne yönde değişti?
S.Ö.: Bu ortaklık hayallerimizin dönüm noktası oldu. Çünkü biz
SBB ile kanatlanmıştık. 2009’da
Atlantic’le birleştikten sonra uçuyoruz. Türkiye’de lojistik sektöründe yerli-yabancı yaklaşık 3 bin
firma hizmet veriyor. Bunların
50’si kurumsal diyebilirim. Hizmet
kalitemiz ve yaptığımız iş açısından
SBB Atlantic olarak Türkiye’de ilk
15 firma arasında yer alıyoruz.
Deniz taşımacılık hizmetinde ise
Türkiye’de bir numarayız. Atlantic
de deniz konteyner taşımacılığında dünyada ilk 10 şirket arasında.
Biz Atlentic’in içinde Türkiye olarak ilk beşte yer alıyoruz. Almanya
İsveç, Hollanda ve Danimarka’dan
sonra Türkiye geliyor.
Geçmişle bugünü kıyaslarsak
Atlantic’le yapılan ortaklık sonrası finansal yapınız nasıl değişti?
B. Ç.: Bu ortaklığın bize en
önemli katkısı finansman desteği
oldu diyebilirim. Atlantic, büyük ölçekli işleri alabilmemiz için bize yılda 30-40 milyon dolarlık finansman
desteği sağlıyor. 1997’deki ciromuz senede 250 bin lira kadardı.
2014 yılı ciromuz 25 milyon dolar
civarında. 2013 ciromuz 39 milyon
100
kovitrin
Nisan 2015
‘
ya ve ülke dinamikleri de büyük
önem taşıyor. Geleceğimizin planlamasını bugünden belirleyip adımları o şekilde atıyoruz. Türkiye’nin
ilk bin sanayi şirketi içinde yer
alan firmalara ulaşarak yeni şirketleri portföyümüze eklemek istiyoruz.
Sektörün en önemli
sıkıntılarından biri
gümrük sorunları.
Gümrüklerdeki
altyapının yenilenmesi,
Türkiye ekonomisinin
daha hızlı büyümesini
de sağlar.
’
TL’ydi. Geçtiğimiz yıl yüzde 20
büyüme gerçekleştirdik.
Başarınızın sırrını nasıl ifade
edersiniz?
S.Ö: Başarımızı prensipli olmamıza
bağlıyorum.
Biz
Batuhan’la sadece çok para kazanalım, zengin olalım diye yola çıkmadık. Prensip sahibi olduk.
Sektörümüze, birlikte çalıştığımız
insanlara da faydalı olduk. Bu şirkette çok eleman yetişti. Bu çalışanlar bugün önemli firmalarda görev alıyorlar. Prensibimiz; işimizi
geleceğe taşımak, işe ve personele yatırım oldu Personelimizi evlendirdik, ev sahibi yaptık araba aldık. Bunların hepsi başarımıza
önemli katkı sağladı.
İleriye dönük hedefleriniz, firmanızı daha ileriye taşıyabileceğiniz bir projeniz var mı?
B.Ç.: Şirketimizin en önemli ilkelerinden biri her zaman ileriye
bakmak ve iş hacmimizi daha da
büyütmektir. Bunu yaparken dün-
Bugüne kadar hangi firmalara
hizmet verdiniz? Çalıştığınız firmalar hangileri?
S.Ö.: Petlas, Konlas, Silverline,
Enkay Grup, Enplus, Mudo,
İstikbal, Beko, Vestel, Arçelik…
Yataş’ı beş sene taşıdık. Boydak
Grubu’nu da çok taşıdık. Bunlar
hep sabırla teklifler vere vere, bekleye bekleye oldu.
Kara taşımacılığına girmeyi düşünmüyor musunuz?
B.Ç.: Öyle bir düşüncemiz yok.
İleride hava taşımacılığındaki etkinliğimizi arttırmak istiyoruz.
Amacımız, deniz taşımacılığında
büyümek.
İleriki zamanlarda hangi bölgelerde daha aktif olacaksınız?
S . Ö . : İzmir’de ofis açtık.
Mersin’de bir irtibat ofisimiz var.
Uzmanlaştığımız
bölgeler,
Amerika, Avrupa, Uzak Doğu.
Önümüzdeki
dönemlerde
Afrika’da yoğunlaşmayı planlıyoruz. O bölgeye konsantre olmak istiyoruz.
Amerika’daki ofisiniz için bir
planınız var mı?
B.Ç.: Evet, tabii. Amerika’daki
ofisimizi daha da geliştirmek istiyoruz. Bir Los Angeles Ofisi açmak
istiyoruz. Atlantic’in yönetimi potansiyelimizin ve çalışma arzumuzun farkında. Amerika’da bir ofis
açmak kolay değil. Bunun için
izinleri almak büyük sıkıntı.
Amerika bu konuda detayları, prosedürleri olan bir ülke. Bürokrasi
yok fakat yapacağınız iş konusunda çok fazla bilgiye sahip olmanız
gerekiyor.
Download

Başarı öyküsünün devamı için tıklayınız