Kuram ve Uygulamada Eğitim Bilimleri • Educational Sciences: Theory & Practice • 14(2) • 499-518
©
2014 Eğitim Danışmanlığı ve Araştırmaları İletişim Hizmetleri Tic. Ltd. Şti.
www.edam.com.tr/kuyeb
DOI: 10.12738/estp.2014.2.1928
Kaos Teorisi ve Eğitime Yansımaları: Mehmet Akif Ersoy
Üniversitesi Örneği*
a
b
Vesile AKMANSOY
Sadık KARTAL
Burdur Milli Eğitim Müdürlüğü
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi
Öz
Yeni paradigmalar bağlamında, fen bilimleri ile karşılaştırmalı olarak sosyal bilimlerde kaos tartışmalarının geldiği ve eğitimle birleştiği nokta bu çalışmanın çıkış noktasını oluşturmaktadır. Bu amaçla kaos teorisinin eğitime
yansımaları incelenmiştir. Bu araştırmada kaos teorisinin eğitimde ne şekilde yer bulduğu ele alınmıştır. Yine
bu araştırma öğretim elemanlarının eğitimde kaos teorisi ile ilgili görüşlerini ortaya koymaya yönelik betimsel
bir yöntemle incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim, Fen
Edebiyat ve Veteriner Fakülteleri içerisinden katılmaya gönüllü ve öğretim deneyimi olan 30 öğretim elemanı
oluşturmaktadır. Araştırma kapsamında elde edilen nitel veriler betimsel analiz yöntemiyle çözümlenmiş, içerik
analiziyle birbirine benzeyen veriler belirli temalar çerçevesinde bir araya getirilmiştir. Oluşturulan temalar
kontrol edilerek kesinleştirilmiş ve araştırma soruları altında organize edilmiştir. Verilerin çözümlenmesinde frekans ve yüzde istatistik teknikleri kullanılmıştır. Ulaşılan katılımcıların görüşlerini yansıtmak amacıyla
doğrudan alıntılara yer verilmiştir. Araştırma bulgularına göre, eğitim örgütlerinde kelebek etkisinin izleri görülmüş, eğitim sürecinde küçük bir aksamanın ileriki yıllarda daha büyük bir sorun oluşturmada etkili olduğu
anlaşılmıştır.
Anahtar Kelimeler
Kaos, Kaos Teorisi, Kaos ve Eğitim, Sosyal Bilimlerde Kaos.
Kaos, her geçen gün sosyal bilimler içindeki değişik
bilim dalları arasında yaygınlık kazanmaya devam
etmektedir (Farazmand, 2003). İçinde bulunduğumuz dönem itibariyle kaos felsefe, sosyoloji, yönetim ve eğitim gibi sosyal bilim dallarının da dikkat
yönelttiği konular arasına girmiştir. Kaosun sosyal
bilimlerde kendisine yer bulması gerek sosyal bilimlerin görüş ve hâkimiyet ufkunu genişletmesi
gerekse birleştirilmiş bilim olarak tabir edilen disiplinlerarası yakınlaşmayı karakterize eden yeni
bir paradigmanın yaratılması konusunda iki taraflı
avantaj sağlayan bir durum olarak değerlendirile*
bilir (Yeşilorman, 2006). Sosyal bilimler alanında
her geçen gün daha fazla ilgi gören Kaos Teorisi’nin
yeni bir bakış açısı getirmesi bakımından çok değişik alanlarda önemli bir boşluğu doldurduğu söylenebilir ancak Töremen (2000), kaosun sosyal bilimlere yeni girdiğini ve bilimden çok felsefi düzeyde
tartışılacak konulardan birisi olduğunu belirtmiştir.
Kaos teorisi bir sosyal bilim alanı olan eğitimde,
fizikteki ve matematikteki kaos teorisinden modellenmiştir (Harshbarger, 2007). Bu teori bilim adamlarının görmezden gelinen rastgele, açıklanamayan
Bu makale MAKÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Doç. Dr. Sadık KARTAL danışmanlığında Vesile AKMANSOY tarafından hazırlanan “Kaos Teorisi ve Eğitime Yansımaları” adlı yüksek lisans tezinden yararlanılarak hazırlanmıştır.
a Vesile AKMANSOY. İletişim: Burdur Milli Eğitim Müdürlüğü, Burdur. Elektronik posta: [email protected]
b Sorumlu Yazar: Dr. Sadık KARTAL Eğitim Yönetimi Teftişi Planlaması ve Ekonomisi alanında doçenttir. Dünya
ülkeleri ve Türkiye eğitim politikaları ilgi alanları arasında yer alır. İletişim: Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi,
Eğitim Fakültesi, Burdur. Elektronik posta: [email protected]
KURAM VE UYGULAMADA EĞİTİM BİLİMLERİ
durumların uzun vadede dikkate alındığında anlamlı olduğunun bulunmasıyla ortaya çıkmıştır.
Kaos, eğitim için canlandırıcı bir unsurdur. Eğitim
sistemi herkesin moda anlayışla öğrenmeye çabaladığı mekanik bir dünya sağlamaktadır. Eğitim, herkesin belirli zamanlarda belirli şeyleri öğrenmeye
çalıştığı ve gerek mikro, gerekse makro etkinliklerin
doğrusal düzeniyle ilgili görüşlerini geliştirdikleri
bir çağın ihtiyaçları üzerine kurulmuştur (Töremen,
2000). Doğrusallığa dayanan bu durum bilgi çağında ihtiyacını hissettiğimiz eğitim sistemi olamaz.
Newton’un doğrusallığa dayalı araştırma modeli
sorgulanmaksızın, olduğu gibi eğitim sistemlerine
uyarlanmıştır. Mutlak determinizm artık yerini yapısalcılık, karmaşıklık ve görünüşte kestirilemezliğe bırakmak zorunda kalmıştır. Bu deterministik
mekanik modelin gizli kabulü bilgi çağının eğitim
sistemini çağrıştırmaktadır. Bu aşamada öğrenmeyi
gerçek anlamda çağrıştıracak doğrusal olmayan modellerin kurulması bir zorunluluktur (Ruelle, 1995).
Özellikle de okullar gibi karmaşık sistemlerde kaosu
dikkate almak değişim ve dönüşüm için çok büyük
fırsat oluşturacaktır. Öğrenme ve düşünme doğrusal olmayan süreçlerdir. Sınıf yöneticileri karışıklık
ve çelişkilerin yaratıcılığa oldukça elverişli ortamlar
doğurduğunu bilmelidir. Bir örgütün canlılık ve
yaratıcılığını devam ettirebilmesi, yaşam boyu öğrenme, öğrenen örgüt olma, risk alma, dönüşüm ve
gelişme yönündeki çabasıyla orantılıdır (Demirtaş,
2006). Einstein, “önemli olan soru sormaya devam
etmektir” derken vazgeçmemeyi vurgulamış, eğitimde bireysel başarıdaki sıçrama zamanı değişkenlik gösterdiğinden, başarının zamanla arttığı ya
da zamanla azaldığının dikkate alınması gerektiğini
belirtmiştir. Kaosun eğitim dünyamıza önerisi; başarısız öğrencileri elemememiz gerektiği, zamanla
onlarda sıçramalar görülebileceğidir. Kaos teorisi uzunca bir süreç sonunda elde edilen verilerin
anlamlılık göstereceğini belirtir. O hâlde başarısız
olduğu düşünülen öğrenciler de bir gün başarılı
duruma gelebilirler (Loree ve Stupka, 1993). Bu
durum kaos teorisi içinde doğrusal olmama olarak
adlandırılır. Töremen’e (2000) göre başarılı eğitim
sistemleri, tutarlılık ve tutarsızlık arasında, dengeden uzaktır, o hâlde eğitimde bir bireyin etkililiği
zamanla değişkenlik gösterebilir.
Eğitim örgütlerinin karşılaştıkları sorunlara doğrusal çözümler bulmak başka sorunlar yaratabilir.
Soruna değişik açılardan yaklaşılmalı ve diğer değişkenler de işe koşularak sorun karşılıklı nedensellik bağlamında çözülmelidir. Sorunları çoklu
değişkenler açısından analiz etmek zengin bir tablo
ortaya çıkarabilir (Çobanoğlu, 2008). Örneğin bir
500
öğrencinin başarısızlığı çoklu değişkenler açısından
incelenmesinde sadece öğrenci yeterliğinin değil,
ondan daha çok okulun iklimi ve kültürü, teknolojik
donanımının yeterliliği, öğrenci nitelikleri gibi birçok değişken açısından incelenmesi okulun kendini
yeniden gözden geçirerek yeni anlayışlar ve beceriler geliştirmesine olanak sağlayabilir. Ayrıca tüm bu
değişkenlerin incelenmesi de okula değişim için bir
fırsat yaratır. Eğitim sisteminde lineer düşünce yerine, karşılıklı nedensellik ilkesi ve çoklu sebep-çoklu
sonuç anlayışı öne çıkarılmıştır (Erzan, 2005).
Kaos teorisine göre, bir sistem, dengesinin dışına
çıkmaya başladığında “güçlü çekiciler” tarafından
bir yöne doğru çekilmektedir (Töremen 2000).
Bunlardan birine doğru çekilme, ötekini önemsiz
hâle getirir. Örneğin, odasında ders çalışan bir öğrenci, kendini çalıştığı kitaplara kaptırdığında dışarıdan gelen sesler duyulmayacak bir düzeye iner.
Ama kendini dışarıdan gelen seslere kaptırdığında
ise öğrenci bu seslerin etkisinde kalacak, belki de
çalışmaktan vazgeçecektir (Çobanoğlu, 2008).
Kaos teorisyenleri, doğanın kendi doğasının doğrusal olmadığını, düzensizliğin var olduğunu ve bu
düzensizliğin ne olduğunun incelenmesi gerektiğini vurgulamaktadırlar. Aynı şekilde bu düzensizliği
farklı ölçeklerde incelemek gerektiğini de ileri sürmüşlerdir. Eğitim ortamı için düşünecek olursak
öğrenciler birbirlerinden farklılıklarıyla kesirli, kırıklı boyutlara sahip olduklarından tam sayı olarak
ifade edilemezler. Bu özelliklerine göre de eğitim
ortamları düzenlenmelidir.
Eğitim ortamında da yöneticilerin etrafında olup
bitenlere göz kapamamaları ve olaylara hassasiyetle
eğilmeleri, ileride olası büyük sorunların önlenmesine ve hatta engellenmesine yardımcı olacaktır
(Altun, 2001). Eğitim yöneticilerinin ve eğiticilerin de öğrencileri tanıması ve oluşan ya da oluşacak olaylara karşı önlem alarak özenli davranması
önemlidir. Davranışlarında problem olan bir öğrenci İngilizce dersinde sınıf dışına atılırsa öğrenci
daha sonra eksik öğrenme sonucu başarısız olabilir,
rahatsız edici davranışlarını artırarak sergilemeye
başlayabilir ve dersi tekrar takip edemezse dersinde
yine gerilerde kalır. Bu durum “eğitimde olumsuz
çığ etkisi” örneği olabilir ve bunun tersini de düşünmek mümkündür.
Kaos teorisi ile ilgili eğitim alanında yapılan araştırmalara bakıldığında Loree ve Stupka (1993), öğrencilerin başarılarını tutarlı sonuçlar elde ederek
değerlendirmenin geleneksel ölçme ve değerlendirmelerle mümkün olmadığını ve bağımsız öğrenme becerilerini geliştiren yeni paradigmaların
takip edilmesi gerektiğini önermişlerdir. Töremen
AKMANSOY, KARTAL / Kaos Teorisi ve Eğitime Yansımaları: Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Örneği
(2000) çalışmasında kaos teorisini çeşitli yönleriyle
ele alarak; örgütler, eğitim sistemleri ve günümüz
yöneticileri açısından teoriyi yorumlamaya, yeni bir
bakış açısı oluşturmaya çalışmıştır. Altun (2001) ve
Ertürk (2012) kaos teorisinin yönetimde özellikle
eğitim yönetiminde kullanılmasını çeşitli açılardan
incelemişlerdir. Bülbül ve Erçetin (2010) ise öğrenci, arkadaş, aile, toplum ve okul aracındaki etkileşimin kaotik bir yapıya sahip olduğu sonucuna ulaşmışlardır. Buna karşın Hunter ve Benson (1997)
kaos teorisi prensiplerinin eğitime uygulanmasının
yanlış olduğunu iddia etmişlerdir. İnsan davranışlarının karmaşıklığının kaos teorisindeki karmaşıklıkla aynı anlama gelmediğini vurgulamışlardır.
Erdoğan (2012) işitildiğinde korku salan karmaşa
(kaos) kavramının gerçekten korkmaya değer olup
olmadığını araştırmıştır.
Literatürde kaos üzerine yazılan bir çok yazı teoriktir ve kaosun pratiğe yansıması veya pratikte gözlenmesi üzerine çalışmalar oldukça azdır. Bu sebeple
kaos ile ilgili daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır (Altun, 2001; Farazmand, 2003). Bu çalışma eğitimle kaosun ilişkilendirildiği ve kaos teorisinin eğitime yansımalarının incelendiği az sayıdaki
çalışmalardan birisidir. 20. yüzyılın son çeyreğinde
ortaya çıkan, bilim dünyasındaki hâkim determinist
paradigmayı kökten değiştirme iddiasında olan ve
toplumsal olaylara yeni müdahale imkânları içeren
Kaos Teorisi sosyal bilimlerin ve dolayısıyla eğitim
çalışmalarını etkilemeye başlamıştır. Bu etkileşimin
nasıl olacağı, eğitimde ele aldığı sorunlara tutarlı bir
çözüm getirip getiremeyeceği cevaplanması gereken
sorular arasında yer almaktadır.
Bu çalışmada literatür taraması yapılarak kaos teorisi ve eğitim örgütleri üzerine yansımaları konusu
ele alınmıştır. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nde
çalışan öğretim elemanlarının kaos teorisi ve eğitim
örgütlerine yansımalarına ilişkin görüşlerini tespit
etmek bu çalışmanın temel amacıdır. Bu amaçla
aşağıdaki sorulara cevap aranmıştır. Öğretim elemanlarının görüşlerine göre;
• Eğitim sürecindeki bir aksamanın geleceğe etkisi
nedir?
• Okulda yaşanan kötü bir olayın öğrencinin okula
karşı tutumuna etkisi var mıdır?
• Kaos teorisinin başarıya ve eğitim sürecine etkisi
nedir?
• Öğrencilerin öğrenme düzeylerinin farklı olmasının eğitim ortamına etkisi nedir?
• Bir öğrencinin davranışının sınıfın geneline etkisi nedir?
Yöntem
Araştırma Modeli
Araştırma, öğretim elemanlarının karşılaştıkları
kaotik durumları saptayarak bu durumlarla ilgili deneyimlerini ve görüşlerini ortaya koymaya
yönelik nitel bir çalışmadır. Araştırma sürecinde
görüşme sorularıyla elde edilen nitel verilerin analizinde betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır Araştırmanın ilk aşamasında geliştirilen ölçme aracının,
güvenilirlik analizi kapsamında ölçek içerisinde yer
alan ifadeler incelenmiştir. Daha sonra sonuçlar istatistiki hâle getirilerek yorumlanmıştır.
Çalışma Grubu
Araştırmanın çalışma grubunu 2011 yılında Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim, Fen
Edebiyat ve Veteriner Fakülteleri öğretim elemanları içerisinden seçkisiz örneklem yoluyla ulaşılan
30 öğretim elemanı oluşturmaktadır. Her bir fakülteden 10’ar öğretim elemanına ulaşılmıştır. Araştırmada çalışma grubunun demografik özellikleri
istenmemiştir.
Veri Toplama Aracı
Araştırmada veriler standartlaştırılmış açık uçlu
görüşme sorularıyla toplanmıştır. Görüşme soruları dikkatlice yazılmış, belirli bir sıraya konulmuş
bir dizi maddeden oluşturulmuş ve her görüşülen
bireye bu sorular aynı tarzda ve sırada sorulmuştur. Araştırmada eğitimde karşılaşılan kaos durumlarının neler olduğu sorusuna cevap aramaya,
eğitim örgütlerinde kaosun yansımaları hakkında
bilgi sahibi olmaya yönelik toplam 8 soru oluşturulmuştur. Görüşme soruları için öncelikle literatür
taraması yapılmış ve ulaşılan literatürden yararlanılarak standartlaştırılmış açık uçlu görüşme soruları
oluşturulmuştur. Daha sonra uzman görüşüne başvurularak ilk başta oluşturulan 12 sorudan dördü
elenmiş yeniden uzman görüşüne başvurulmuştur.
Bu sayede sorular olgunlaştırılarak son hâli verilmiş ve uygulamaya konulmuştur. Araştırma verileri
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Eğitim, Fen Edebiyat ve Veteriner Fakülteleri öğretim elemanlarına
tek tek ulaşılarak toplanmıştır. Öğretim elemanlarına istenildiğinde kaos teorisi hakkında kısa bir bilgi
verilerek sorulara cevap yazmaları istenmiştir. Öğretim elemanlarından bazılarına randevu alınarak,
bazılarına direkt olarak ulaşılmış görüşme formu
bırakılarak bir hafta sonra tekrar görüşülerek bu
formlar toplanmıştır.
501
KURAM VE UYGULAMADA EĞİTİM BİLİMLERİ
Araştırmanın Geçerliği ve Güvenirliği
Araştırmanın inandırıcılığını (iç geçerlik) artırmak
için görüşme formu geliştirilirken ilgili alanyazın
incelemesi sonucunda konu ile ilgili kavramsal
bir çerçeve oluşturulmuştur. Ayrıca yapılan içerik
analizinde temalar, ilgili kavramları kapsayacak
kadar geniş ve ilgisiz kavramları dışarıda bırakacak kadar dar kapsamda belirlenmeye çalışılmıştır.
Araştırmanın dış geçerliğini (aktarılabilirliğini/genellenebilirliği) artırmak için araştırma süreci ve bu
süreçte yapılanlar ayrıntılı bir şekilde açıklanmaya
çalışılmıştır. Bu bağlamda, araştırmanın modeli,
çalışma grubu, veri toplama aracı, veri toplama
süreci, verilerin çözümlenmesi ve yorumlanması
ayrıntılı bir biçimde tanımlanmıştır. Araştırmanın
tutarlığını (iç güvenirlik) sağlamak üzere veriler
toplanırken katılımcılara sorular aynı sırada sorulmuş ve bunun yanı sıra araştırma bulgularının ham
verilerle desteklenerek açık bir şekilde sunulmasına
ve araştırma sonuçlarının da araştırma sorusu ile
ilgili kuramlarla uygunluğunun göz önünde bulundurulmasına dikkat edilmiştir. Araştırmanın iç güvenirliğini (tutarlığını) artırmak için bulguların tamamı doğrudan verilmiştir. Ayrıca görüşmede elde
edilen veriler üzerinde araştırmacı ve nitel araştırma konusunda deneyimli bir öğretim elemanı ayrı
ayrı kodlamalar yapmış, kodlamalar karşılaştırılarak tutarlık oranı hesaplanmıştır. Sonuçların teyit
edilebilirliği (dış güvenirlik/tekrar edilebilirlik)
için öznel yargılardan ve varsayımlardan uzak durularak olay ve olgular nesnel bir yaklaşımla ortaya
konmuştur.
Verilerin Analizi
Araştırmada ilk olarak elde edilen görüşlerdeki
genel kanının belirlenebilmesi amacıyla her bir görüşme maddesi için temalar/kategoriler oluşturulmuştur. İçerik analiziyle birbirine benzeyen veriler
belirli temalar çerçevesinde bir araya getirilmiştir.
Bu amaçla anlamlı veri birimleri saptanmış ve veriler kodlanmıştır. Taslak temalar belirlenip düzenlenmiştir. Temalar, görüşme sorularından elde
edilen verilerdeki boyutlardan yola çıkılarak her
bir soru için çerçeve olarak oluşturulmuştur. Oluşturulan temalar kontrol edilerek kesinleştirilmiş ve
araştırma soruları altında organize edilmiştir. Araştırmacı ile nitel araştırma konusunda deneyimli bir
başka öğretim elemanı ayrı ayrı yazılı verileri kodlamışlardır. Güvenirlik için her iki araştırmacı tarafından yapılan kodlamalar üzerinde Güvenirlik=
Görüş Birliği/Görüş Birliği + Görüş Ayrılığı X 100
formülü uygulanmıştır (Miles ve Huberman, 1994).
İki kodlayıcı arasında uyuşum yüzdesi %86,13 ola-
502
rak hesaplanmıştır. Uyuşum yüzdesinin %70 veya
daha üstü olması yeterli görüldüğünden veri analizi açısından güvenirlik sağlanmıştır. Ulaşılan bireylerin görüşlerini yansıtmak amacıyla doğrudan
alıntılara yer verilmiş, örneklendirilmiş, açıklanmış
ve yorumlanmıştır. Çeşitli fakültelerden katılan öğretim elemanlarının verdikleri cevaplar incelenmiş
ve fakülteler arasındaki farklı olgulara yer verilmiştir. Katılımcıların görüşlerine yer verilirken Eğitim
Fakültesi’nden ankete katılanlar EF ile (EF1, EF2, …
EF10), Fen Edebiyat Fakültesi’nden katılanlar FEF
ile (FEF1, FEF2, … FEF10), Veteriner Fakültesi’nden
katılanlar ise VF (VF1, VF2, … VF10) ile kodlanmıştır. Verilerin analizinde istatistiksel yöntemlerden frekans (f), yüzde (%) kullanılmıştır.
Bulgular
Çalışmanın bu bölümünde, araştırma dâhilinde
elde edilen verilerin analizi sonucu ortaya çıkan
bulgular yer almaktadır.
Eğitim Sürecindeki Bir Aksamanın Geleceğe Etkisi
Katılımcılara, “eğitim sürecindeki aksamanın geleceğe yönelik etkisini araştıran ‘Brezilyadaki bir
kelebeğin, kanat çırpması Hint Okyanusu’nda bir
fırtınaya dönüşebilir’ önermesi, kaos teorisini açıklamaktadır. Eğitim sürecindeki bir aksama sürecin
tamamını olumsuz etkiler. Örneğin; bir konunun
eksik işlenmesi ya da işlenmemesi diğer konuların
anlaşılmasını güçleştirir. O konunun eksikliği sınavlardaki başarısızlığın ve sonunda da kötü meslek
seçimlerinin nedeni olabilir. Benzer örnek verebilir
misiniz? Peki, bunları önlemek için neler yapılabilir?” şeklinde bir soru yöneltilmiş ve alınan cevaplardan yola çıkılarak “Eğitim sürecindeki aksama
geleceği etkilediğinden düzeltilmesi zordur.” ve
“Aksama geleceği etkiler ama düzeltilebilir.” şeklinde iki ayrı tema oluşturulmuştur. Bu temalara ilişkin
frekans ve yüzde dağılımları Tablo 1’de verilmiştir.
Tablo 1.
Eğitim Sürecindeki Bir Aksamanın (Kelebek Etkisinin) Geleceğe Etkisi
Temalar
EF
FEF
VF
Toplam
f
%
f
%
f
%
f
Eğitim
sürecindeki aksama
geleceği etkilediğinden düzeltilmesi zordur.
%
9
90
8
80
9
90
26 86,67
Aksama geleceği
etkiler ama düzeltilebilir.
1
10
2
20
1
10
4
Toplam
10 100 10 100 10 100 30
13,33
100
AKMANSOY, KARTAL / Kaos Teorisi ve Eğitime Yansımaları: Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Örneği
Tablo 1’de de görüldüğü üzere, ankete katılanların
tamamı, eğitim sürecindeki bir aksamanın ileriki
yıllarda bir sorun oluşturacağını düşünmektedir. Aynı katılımcıların %86,67’si ortaya çıkacak
problemin zaman içerisinde düzeltilmesinin zor
olduğunu düşünürken, sadece %13,33’lük kesim
bu problemin bireysel bazda değerlendirilmesi
gerektiğini ve düzelebileceğini düşünmektedir.
Soruyu cevaplayan Eğitim Fakültesi (EF) ve Veteriner Fakültesi’nden (VF) katılan 10’ar öğretim
elemanının %90’ını oluşturan 9’ar katılımcı, Fen
Edebiyat Fakültesi (FEF) 10 öğretim elemanının
%80’ini oluşturan 8 katılımcı eğitim sürecindeki bir
aksamanın ileriki yıllarda düzeltilmesi zor olan bir
sorun oluşturacağını düşünmektedir. Diğer taraftan
Eğitim ve Veteriner Fakülteleri katılımcılarından
1’er kişi, Fen Edebiyat Fakültesi katılımcılarından 2
kişi ise süreçteki bir aksamanın geleceği etkileyebileceğini ancak ilerleyen zamanda düzeltilebileceği
düşünmektedir.
Katılımcılardan FEF6 bu soruyu şöyle cevaplamıştır:
“İç içe geçmiş metal halkalardan oluşan bir salıncakta sallanan kişinin, bu salıncağın yapısından
kaynaklanan bir sebeple düşmesi için zincirin
birkaç yerinden kopması gerekmez. Zinciri oluşturan halkalardan birisinin diğerleri ile olan bağlantısı kesildiğinde, bu tek halkadaki arıza kişiyi
düşürmeye yetecektir. Eğitim süreci de birbirine
bağlı halkalardan oluşmaktadır. Bu süreç içerisinde belirli aralıklarla geriye dönülüp bir arıza
olup olmadığı kontrol edilmelidir ki böyle bir
durum fark edildiğinde zarar görmeden telafi
edilebilsin. Ayrıca süreç geçmeden, bir halkadan
emin olunmadan, diğer halkayla bağlantısı yapılmamalıdır.”
VF1 ise bu soruya;
“Veteriner hekimlik mesleği açısından batığımızda; hayvan yetiştiriciliğinin, iyi uzmanlaşmış
veteriner hekimler tarafından yetiştiricilere anlatılmaması durumunda ileri günlerde-yıllarda
başta beslenmeye bağlı hastalıklar ve ciddi sürü
problemleri ortaya çıkar. Bu sorunların ortadan
kaldırılması için uzman kişilerin temel bilgileri
vermesi ve tabi ki iyi yetişmiş olması gerekir.” cevabını vermiştir.
Katılımcıların yukarıda verdiği cevaplara paralel
olarak Baker (1995’ten akt., Altun, 2001), kaos teorisinin okul sistemindeki etkisini araştırmıştır.
Araştırmasının sonucunda genel olarak kelebek
etkisinin okullarda ve okul sistemlerinde başlama
eğiliminde olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Gerçek
hayatta olduğu gibi bilimde de, birtakım zincirle-
me olaylarda küçük değişiklikleri büyük sorunlar
hâline getiren bir kriz noktası bulunduğu bilinir.
Kaos ise bu noktaların her yerde olduğu anlamına
gelmektedir (Gleick, 2000). Araştırma bulgularından yola çıkarak kelebek etkisinin geleceğe yönelik
sinyaller verdiğini ve eğitim örgütlerinde de kelebek etkisinin izlerinin sürülebildiğini söyleyebiliriz.
Okulda Yaşanan Kötü Bir Olayın Öğrencinin
Okula Karşı Tutumuna Etkisi
Katılımcılara yöneltilen “Kaos kavramı, başlangıç
odaklı hareket edilmesini anlatan bir teoridir. Örneğin; okulun daha ilk günü okul içresinde olumsuz bir olay yaşamış bir öğrencinin, okul hayatı
boyunca okula karşı tutumu da olumsuz olur. Bu
öğrencilerin okula, öğretmene, sınıf arkadaşlarına, ders araç-gereçlerine olan tutumu nasıl olur?”
şeklindeki soruya ilişkin üç tema; “Olumsuz bir
olay uzun süre etkili olarak güvensizliğe, özgüven
eksikliğine, düşük motivasyona sebep olur.”, “Tek
bir olumsuz olay tutum şekillendirmez zamanla
unutularak hatırlanmaz.” ve “Kötü deneyim fırsata
dönüştürülerek başarıyı artırıcı bir role sahip olabilir.” olarak verilmiştir. Temalara ait bulgular Tablo
2’de gösterilmiştir.
Tablo 2.
Okulda Yaşanan Kötü Bir Olayın Öğrencinin Okula Karşı Tutumuna Etkisi
Temalar
EF
FEF
VF
Toplam
f
%
f
%
f
%
f
Olumsuz bir
olay uzun süre
etkili
olarak
güvensizliğe,
özgüven eksikliğine, düşük
m ot i v a s yon a
sebep olur.
%
8
80
9
90
9
90
26 86, 67
Tek bir olumsuz olay tutum
şekillendirmez
ve
zamanla
unutularak hatırlanmaz.
1
10
-
0
-
0
1
3,33
Kötü deneyim
fırsata dönüştürülerek başarıyı artırıcı
bir role sahip
olabilir.
1
10
1
10
1
10
3
10
Toplam
10 100 10 100 10 100 30
100
Temalara ilişkin katılımcıların %86,67’si yaşanan
olumsuz bir olayın, bu olaydan etkilenme derecesine göre uzun süre etkili olduğunu ve beraberinde güvensizlik, özgüven eksikliği ve benzeri gibi
olumsuz tutumlara sahip olmaya sebep olduğunu;
%3,33’ü ise tek bir olumsuz olayın tutum şekil-
503
KURAM VE UYGULAMADA EĞİTİM BİLİMLERİ
lendirmediğini, bu olumsuz yaşantının sürekliliği
olması gerektiğini, olumsuz olayın zamanla unutulabileceğini ve beklide hiç hatırlanmayacağını;
%10’u ise kötü deneyimin fırsata dönüştürülerek
bireyde aksine tetikleyici bir rolle başarıyı artırabileceğini belirtmiştir. Tablo 2’de görüldüğü üzere
Eğitim Fakültesi’nden katılımcıların %80’i, Fen
Edebiyat Fakültesi’nden katılımcıların %90’ı, Veteriner Fakültesi’nden katılımcılarının %90’ı yaşanan olumsuz bir olayın, bu olaydan etkilenme
derecesine göre uzun süre etkili olduğunu ve beraberinde güvensizlik, özgüven eksikliği ve benzeri gibi olumsuz tutumlara sahip olmaya sebep
olduğunu düşünmektedir. Diğer taraftan Eğitim
Fakültesi’nden soruyu cevaplayan 1 (%10) katılımcı
ise tek bir olumsuz olayın tutum şekillendirmediğini, bu olumsuz yaşantının sürekliliği olması gerektiğini, olumsuz olayın zamanla unutulabileceğini ve beklide hiç hatırlanmayacağını belirtirken;
Eğitim Fakültesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Veteriner
Fakültesi katılımcılarından 1’er kişi kötü deneyimin
fırsata dönüştürülerek bireyde aksine tetikleyici
bir rolle başarıyı artırabileceğini düşünmektedir.
Bu kategoriye katılımcıların çoğu (%86,67) yaşanılan olumsuz bir olayın uzun süreli etkili olduğunu
yani başlangıç durumundaki hassas olaylara bağlı
kaldığını belirtirken bunlardan farklı dikkat çekici
olarak EF6 ve VF5 bu kategorideki görüşlerini şöyle
belirtmiştirler.
“Bana göre tek bir olay tutum şekillendirmez, deneyimin belirli bir sürekliliği olması gereklidir.”
(EF6)
“Okulun ilk günü ya da ön yaşantılar değiştirilmesi güç önyargılar olumsuz tutumlara yol
açabilir. Eğer öğrenci problem çözme yeteneğini geliştirememişse, tepki olarak “çatışmaya”
başvurabilir. Kendi varlığını gösterebilmek için
gerçekleştirebileceğine inandığı başka işlere girişebilir. Bunlar öğretmen ve okul yöneticilerinin
önüne disiplin problemleri olarak ortaya çıkar.
Öğretmene karşı çıkma, verilen görevleri yapmama, arkadaşlarla kavga etme, okul eşyalarına
zarar verme gibi.” (VF5).
Bulgularla bağlantılı olarak kaos teorisi düzenin
ihtimal dâhilindeki gelecek özelliklerini ve geçmiş
ile geleceğin kaotik davranış özelliklerini öngörmemize yardımcı olabilir. Eğitim ortamındaki olaylar
da ileriki yıllara olumlu ya da olumsuz temel teşkil
eder. Basit diye algılanan bir olay gelecekte telafisi
zor durumlarla karşılaşmamıza neden olabilir.
504
Başlangıç Durumundaki Şartlara Olan Hassas
Bağlılık
Bir öğrencinin yaşadığı olumsuz bir olayın ileriki
dönemleri nasıl etkileyebileceği üzerine yöneltilen;
“Başlangıç durumundaki şartlara olan hassas bağlılık olarak açıklanan kaos kavramının halk dilinde de;
Bir mıh bir nal kurtarır;
Bir nal bir at kurtarır;
Bir at bir er kurtarır;
Bir er bir cenk kurtarır;
Bir cenk bir vatan kurtarır.
şeklinde yeri olan bu sözü eğitim ortamında da gözlemlemek mümkün müdür? Örnek verebilir misiniz?” şeklindeki soruya ilişkin iki tema; “Küçük bir
olumlu olay çığ etkisi yaratabilir ve bir öğrencinin
başarısı etrafındakileri olumlu yönde etkileyebilir.”
ve “Başarısız bir öğrenci etrafındaki tüm öğrencileri olumsuz yönde etkileyebilir.” olarak verilmiştir.
Temalara ait veriler Tablo 3’te gösterilmiştir.
Tablo 3.
Başlangıç Durumundaki Şartlara Olan Hassas Bağlılık
Temalar
EF
FEF
f
%
f
Küçük bir olumlu olay çığ etkisi
yaratabilir
ve
bir
öğrencinin
başarısı etrafındakileri olumlu
yönde etkileyebilir.
9
90
9
Başarısız bir öğrenci etrafındaki
tüm öğrencileri
olumsuz yönde
etkileyebilir.
1
10
-
Toplam
10 100
9
%
VF
f
Toplam
%
f
%
100 10 100 28 96,6
0
-
0
1
3,4
100 10 100 29
100
Temalara ilişkin 29 katılımcı görüş yazmış, ancak
FEF bünyesinde bulunan bir katılımcı kategoriyi
cevaplamamıştır. Katılımcıların %96,6’sını oluşturan 28 kişi bu kategori için eğitim ortamının hassas
durumlara bağlı olduğu görüşünü, istenen küçük
tekrarların çığ etkisi yaratabileceğini ve bir öğrencinin başarısının diğer arkadaşlarını etkileyebileceğini; %3,4’ünü oluşturan 1 katılımcı ise bu durumun
aksi de düşünülebilir diyerek bir sınıftaki kötü bir
öğrenci etrafındakileri kötü etkiler diyerek negatif
bir tekrarlama da olabileceğini belirtmiştir. Eğitim
Fakültesi’nden katılımcıların %90’ı, Fen Edebiyat
ve Veteriner Fakültelerinden katılımcıların %100’ü
eğitim ortamının hassas durumlara bağlı olduğunu
düşünmektedir. Diğer taraftan Eğitim Fakültesi katılımcılarından 1 kişi olumsuz bir eğitim ortamında
AKMANSOY, KARTAL / Kaos Teorisi ve Eğitime Yansımaları: Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Örneği
öğrencilerin birbirlerinden olumsuz etkilendiklerinde bu durumun zincirleme şekilde devam ettiğini
düşünmektedir. Bu kategoriye ilişkin EF3 ve FEF1
birbirini destekler nitelikte şu cevapları vermişlerdir:
EF3’ün cevabı şu şekildedir:
“Tabii ki çok vardır. Bir öğrenciyi sınıf içi davranışlarından dolayı kınamak, dışlamak yerine
empati kurarak onu anlayabilmek o öğrencinin
sonraki derslerdeki davranışlarını kontrol etmesine ve istendik davranışlar göstermesine neden
olacaktır. Bir öğrenci bir sınıfı, bir sınıf bir okulu,
bir okul bir kenti, bir kent bir ülkeyi eğitim bakımından etkileyecektir.”
FEF1 ise şöyle cevaplamıştır:
“İyi bir öğretmen, iyi bir öğrenci yetiştirebilir, iyi bir
öğrenci iyi bir eğitim sonrasında, iyi bir komutan,
iyi bir başbakan, iyi bir cumhurbaşkanı olabilir.
Yani eğitimde çığ etkisi yaratabilir. Dolayısıyla iyi
bir öğrenci bir toplumun geleceğinde etkili olabilir.”
Elde edilen bulgularla bağlantılı olarak, Kelebek
Etkisi gereğince, karmaşık sistemdeki çok küçük,
önemsiz gibi görünen ve çoğu zaman dikkate alınmayan bir etki, beklenmeyen büyük sonuçlar yaratmaktadır. Gerçek hayatta olduğu gibi bilimde de,
bir takım zincirleme olaylarla küçük değişiklikleri
büyük ve önemli sorunlar hâline getiren bir kriz
noktasının olduğu kabul edilir (Öge, 2005). Kaos
teorisinin eğitimde yansımalarının izlendiği ilkelerinden birini de “tekrarlar” oluşturur. Tekrarlamalar (iterations) ile fraktal örneklerinde olduğu gibi
kaotik sistemler ortaya çıkabilir. Eğitim ortamındaki olumlu ya da olumsuz küçük bir durum tekrarlı
bir şekilde olumlu ya da olumsuz sonuçlanabilir.
Eğitim sisteminde de birçok girdi vardır ki herhangi birindeki aksaklık kavram olarak yanılgılara, büyüyen sorunlara neden olabilir (Bülbül, 2007).
Tablo 4.
Kaos Teorisinin Eğitim Sürecine Etkisi
Temalar
EF
FEF
VF
f
Toplam
f
%
f
%
%
f
Başarısız
öğrencinin
zamanla başarılı
duruma geçtiği
görülür.
9
90
7
70
Genellenme
yapmak doğru
değildir.
1
10
3
30
Toplam
10 100 10 100 10 100 30
10 100 26
-
0
4
%
86,67
13,33
100
Tablo 4 incelendiğinde katılımcıların %86,67’sini
oluşturan 26 kişi başarısız olarak nitelenen öğrencinin çeşitli dönemlerde gerek içsel gerekse dışsal
etmenler aracılığıyla başarılı duruma geçtiği görülür cevabını; %13,33’ünü oluşturan 4 katılımcı ise
bu durumun bütün öğrenciler için genellenmesinin
pek mümkün olmadığını çünkü okul başarısının
hayattaki tüm başarıların anahtarı olamayacağını belirtmiştir. Ayrıca tabloda da görüldüğü üzere
Eğitim Fakültesi’nden katılımcıların %90’ı, Fen
Edebiyat Fakültesi’nden katılımcıların %70’i, Veteriner Fakültesi’nden katılımcıların %100’ü başarısız
öğrencinin zamanla başarılı duruma geçtiğini düşünmektedir. Diğer taraftan Eğitim Fakültesi’nden
katılımcıların %10’u, Fen Edebiyat Fakültesi’nden
katılımcıların %30’u genelleme yapmanın doğru olmadığını belirtirken Veteriner Fakültesi katılımcıları böyle bir görüş belirtmemişlerdir. Bu kategoriye
ilişkin çarpıcı bazı cevaplar şöyledir:
EF6 bu soruyu şu şekilde cevaplamıştır:
“Kesinlikle inanıyorum çünkü yaşamın belli bir
döneminde bireysel sorunlar ya da öğretmen
veya öğretim ortamı ile etkileşim problemleri
ile başarılı olamayan bir öğrenci daha sonra bu
engellerin ortadan kalkması ile başarılı olabilir.”
EF8 de benzer şekilde;
Kaos Teorisinin Eğitim Sürecine Etkisi
Eğitimdeki sürecinin doğrusal olup olmadığı üzerine yöneltilen “Kaosun eğitim dünyamıza önerisi;
başarısız öğrencileri elemememiz gerektiği, zamanla onlarda sıçramalar görülebileceğidir. Kaos teorisi uzunca bir süreç sonunda elde edilen verilerin
anlamlılık göstereceğini belirtir. O hâlde başarısız
olduğu düşünülen öğrenciler de bir gün başarılı
duruma gelebilirler. Örnek verebilir misiniz, bu duruma inanıyor musunuz?” şeklindeki soruya ilişkin
iki tema oluşturulmuştur: “Başarısız öğrencinin zamanla başarılı duruma geçtiği görülür.” ve “Genellenme yapmak doğru değildir.” Temalara ait veriler
yüzde ve frekans olarak Tablo 4’te gösterilmiştir.
“Başarısız kişi olmaz, eğer siz bir bireyi iyi analiz ederseniz, o bireyin başarı gösterdiği bir alan
vardır. Buradan yola çıkarak öğrencinin başarısını diğer alanlara olabildiğince transfer edebilmek eğitimci için önemlidir. Her bir alanda
başarı gösteremeyebilir. Önemli olan başarılı
olduğu alanda öğrenciyi geliştirmek, başarısız
olduğu alanlarda ise asgari düzeye ulaşmasına
yardımcı olmak, ulaştırmak veya ulaşamıyorsa
gayret göstermesini sağlamaktır. Başarısız olarak
gördüğünüz öğrencinin çeşitli dönemlerde gerek
içsel gerekse dışsal etmenler aracılığıyla başarılı
duruma geçtiğini gördüm, okudum ve duydum.”
cevabını vermiştir.
505
KURAM VE UYGULAMADA EĞİTİM BİLİMLERİ
Bu konuyla ilgili araştırma bulgularına bakıldığında eğitimde kaosun bize önerdiği (Loree ve Stupka,
1993); eğitim sürecinde öğrenci başarılarının, eğitim
çıktılarını geliştiren ve sıklıkla sonuçları istatistiksel
olarak önemli olan değişik yaklaşımlarla artık kısa
vadede değerlendirilmemesi gerektiğidir. Eğitim
sürecinin kompleks, tekrarlı ve doğrusal olmayan
karakterine rağmen bu süreçte yeterince düzen vardır (Biesta ve Osberg, 2010). Töremen’e (2000) göre
başarılı eğitim sistemleri, tutarlılık ve tutarsızlık arasında, dengeden uzaktır, o hâlde eğitimde bir bireyin
etkililiği zamanla değişkenlik gösterebilir. Gunter
(1995), kelebek etkisinin, bir bireyin bir etki yapabileceğini anlamamızı sağladığını ve de bu yüzden
okulların bireylerin yeteneklerinin hepsinden yararlanılması gerektiğini vurgulamaktadır (akt., Çobanoğlu, 2008). Bulgulardan yola çıkarak eğitim sürecinin doğrusal olmadığı, bu süreçte farklılaşmanın
gözlemlendiği sonucuna varılabilir. Eğitim sürecinde
bir öğrencinin başarısı zamanla değişim göstererek
ilk durumdan çok farklı bir duruma geçebilir.
Kaos Teorisinin Başarıya Etkisi
Kaosun büyüyüp gelişmekle ilgili eğitime nasıl yansıdığına ilişkin yöneltilen “Eski bir İyon felsefesine
göre, doğada her şey başka şeyleri kendine dönüştürür. Örneğin; suya atılan buz suyu soğutarak onu
buza dönüştürmeye çalışır, su da buzu ısıtıp eriterek onu suya çevirmeye çalışır. Bu durumu eğitim
ortamına indirgediğimizde, baskın olarak çalışkan
öğrencilerin olması durumunda grup bu yönde
etkilenecektir. Benzer şekilde sınıfta zayıf öğrencilerin baskın olması durumunda ise sınıfın geneli
bu yönde etkilenecektir. Bu duruma örnekler verebilir misiniz?” şeklindeki soruya ilişkin iki tema
“Başarılı öğrenciler lokomotif güçtür ve öğrenciler
birbirlerini örnek alırlar.” ve “Bu durum grubun
karakterine bağlı olarak değişir.” olarak verilmiştir.
Temalara ilişkin veriler Tablo 5’te gösterilmiştir.
Tablo 5.
Kaos Teorisinin Başarıya Etkisi
Temalar
EF
FEF
f
%
f
Başarılı öğrenciler lokomotif
güçtür ve
öğrenciler birbirlerini örnek
alırlar.
9
90
9
Bu durum grubun karakterine
bağlı olarak değişir.
1
0
-
Toplam
10 100
506
9
%
VF
f
Toplam
%
f
%
100 10 100 28 96,55
0
-
0
1
3,45
100 10 100 29
100
Tablo 5’te görüldüğü üzere katılımcıların %96,55’ini
oluşturan 28 kişi, birinci temaya ilişkin “başarılı öğrenciler lokomotif güçtür, zayıf öğrencilerin azınlıkta olması hâlinde bu öğrenciler sınıfın içerisinde
çok kolaylıkla eriyebilir” cevabını; %3,45’ini oluşturan 1 katılımcı ise “bu durum azınlıkta olanın grubun karakterine bağlıdır, bu düzeyde öğrencilerle
her zaman karşılaşılmayabilir” cevabını vermiştir.
Bu kategoride 1 kişi cevap vermemiştir. Ayrıca
tabloda da görüldüğü üzere Eğitim Fakültesi’nden
katılımcıların %90’ı, Fen Edebiyat Fakültesi ve Veteriner Fakültesinden katılımcılarının %100’ü başarılı öğrencilerin lokomotif güçtür, zayıf öğrencilerin
azınlıkta olması hâlinde bu öğrenciler sınıfın içerisinde çok kolaylıkla eriyebildiğini ve öğrencilerin
birbirlerini örnek aldığını düşünmektedir. Diğer
taraftan sadece Eğitim Fakültesi katılımcılarından
1 kişi sınıftaki öğrenci etkileşiminin olumlu ya da
olumsuz oluşunun öğrenci grubunun karakterine
bağlı olarak değiştiğini düşünmektedir.
Bu görüşme maddesine ilişkin katılımcıların birbirini destekleyen görüşlerinden birisi şöyledir:
“Ortama ayak uydurma olarak da ifade edebileceğim bu durum azınlıkta olanın karakter yapısına bağlıdır. Ancak genelde etkileşimin baskın
grup yönünde olabileceğini söyleyebiliriz. İyi
futbol takımlarının kendilerine denk bir takım
karşısında genelde iyi futbol oynadıklarını görürüz. Ancak, zayıf takımlar karşısında vasat bir
futbol oynadıklarını görebiliriz. Arzulu, iyi motive olmuş, liderlik vasfına sahip azınlık çalışkan
grubu planlı hareket ederek zayıf çoğunluk grubu yönetip sayıca üstün grubu başarılı kılabilir.
Ancak bu düzeyde öğrencide her zaman karşımıza çıkmayabilir.” (EF8).
Katılımcıların genel görüşünden hareketle eğitim
ortamında öğrenciler birbirlerini etkileyerek daha
fazla benzerlik gösterebilmektedirler. Benzer şekilde toplumsal yaşamda meydana gelen rastlantısal
olay ve bağlantılar, elverişli koşullar oluştuğunda,
olumlu ve olumsuz geri-iletimlerin etkileştiği ve bir
noktada görece kararlı biçimler kendi kendini örgütlemeyi başlatabilir (Çobanoğlu, 2008). Başarısız
birkaç öğrenci tümü çalışkan sınıfın içerisinde çok
kolaylıkla eriyebilir. Grup psikolojisi olarak başarı,
yuvarlanarak artar. Sınıfın yarısı da bu yönde bir
davranış geliştirmişse başarılı öğrenciler yönünde
davranış geliştirebilir. Buradan yola çıkarak eğitim sürecinde bireylerin birbirlerini baskın grup
dâhilinde olumlu ya da olumsuz etkilediği sonucuna varılabilir.
AKMANSOY, KARTAL / Kaos Teorisi ve Eğitime Yansımaları: Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Örneği
Öğrencilerin Öğrenme Düzeylerinin Farklı Olmasının Eğitim Ortamına Etkisi
Katılımcılara yöneltilen “Geleneksel eğitim, önce
merkezi sistemi, ardından bölgesel farklılıkları bilen
öğretmeni, en sonunda ise öğrenciyi temel almıştır.
Eğitim dünyasında öğrenme hızı aynı olan öğrenci
yoktur. Öğrencilerin öğrenme hızları birbirinden
farklı olabilir. Yani eğitimde öğrenme farklılıkları
vardır. Katı olan, esnek olmayan kurallar geçerli değildir. Öğrencilerin birbirinden farklılık göstermesi
sonucunda öğretim/eğitim yapılan ortam nasıl düzenlenmelidir?” şeklindeki soruya ilişkin iki tema
oluşturulmuştur: “Bireysel farklılıkları temel alan
eğitim yöntemleri (çoklu zekâ, bireysel öğrenme
vb.) kullanılmalıdır.” ve “Homojen öğrenci grupları
oluşturulup tekrarlar ile öğrenme pekiştirilmelidir.”
Temaya ait veriler Tablo 6’da gösterilmiştir.
Tablo 6.
Öğrencilerin Öğrenme Düzeylerinin Farklı Olmasının Eğitim Ortamına Etkisi
Temalar
EF
FEF
VF
Toplam
f
%
f
%
f
%
f
%
Bireysel farklılıkları temel alan
eğitim yöntemleri (çoklu zekâ,
bireysel öğrenme, vb) kullanılmalıdır.
9
90
8
80
7
70
24
80
Homojen öğrenci grupları
oluşturulup
tekrarlar ile öğrenme pekiştirilmelidir.
1
10
2
20
3
30
6
20
Toplam
10 100 10
100
10 100 30
100
Temalara ilişkin katılımcıların %80’ini oluşturan 24
kişi “tüm öğrencilerden aynı derecede bir öğrenme
beklenemez; bu sebeple bireysel farklılıkları temel
alan eğitim yöntemleri (çoklu zekâ, bireysel öğrenme
ve benzeri) kullanılmalıdır” cevabını; katılımcıların
%20’sini oluşturan 6 katılımcı ise “öğrenme düzeyleri birbirine yakın öğrencilerin oluşturduğu gruplar
oluşturulmalıdır ve tekrarlar ile öğrenmeler pekiştirilmelidir.” cevabını vermiştir. Ayrıca Tablo 6’da da
görüldüğü üzere Eğitim Fakültesi’nden katılımcıların %90’ı, Fen Edebiyat Fakültesi’nden katılımcıların
%80’ı, Veteriner Fakültesi’nden katılımcıların %70’i
bireysel farklılıkların eğitim ortamını düzenlemede
kullanılması gerektiğini düşünmektedir. Diğer taraftan Eğitim Fakültesi’nden katılımcıların %10’u, Fen
Edebiyat Fakültesi’nden katılımcıların %20’si, Veteriner Fakültesi’nden katılımcıların %30’u eğitim ortamını düzenlemede homojen gruplar oluşturulması
gerektiğini ve geleneksel öğrenme metotlarından
tekrarlara yer verilmesi gerektiğini düşünmektedir.
Katılımcılardan EF7 bu soruyu şöyle cevaplamıştır:
“Öncelikle sınıfta bir öğrencinin diğer öğrenciyi baskı altına alması kesinlikle önlenmeli. Her
şeyden önce öğretmen, her öğrencinin algılama ve cevaplama sürelerini bilmeli ve çocuğa
cevaplayabilmesi ve kendini ifade etmesi için
süre tanımalıdır. Arkadaşlarının da müdahale
etmesini önlemelidir. (benim kızım bu sebepten
dolayı okuldan soğudu.) Şu anda öğretmenlik
uygulaması yapılan okullara gidiyorum ve en
çok karşılaştığım durum bu, bir-iki sınıf dışında gözlemlediğim sınıflarda kesinlikle öğrenme
gerçekleşmiyor. Çünkü bir konuyla ilgili yapılan
iki problemle öğrenci o konuyu öğrenemez, yaşamla ilişkilendirilmezse, yaşama transfer etmesini öğrenmezse öğrenemez, çok tekrar etmezse
öğrenemez. Öğretmen öğrenme ortamında mutlaka rol yapmayı kullanmalı. Öğretmen öğrenme
ortamında canlandırmayı kullanmalı.”
FEF3 ve VF4 ise homojen gruplar oluşturulmasını
vurgulayarak sırasıyla şu cevapları vermişlerdir:
“Bence en azından, homojenlik yaratmak için
önce bir programla belirli öğrenme eşiklerine
yakın öğrenciler bir sınıfta olmalıdır. Sınıflarda
grup oturma sistemi (küme) etkinliklerin kinestetik, görsel, işitsel gibi farklı farklı seçilmesi
lazım.”; “Uzmanlar tarafından belirlenen kendini
ispatlamış yöntemlerle tespit edilen öğrenme düzeyleri birbirine yakın öğrencilerin oluşturduğu
gruplar tasnif edilirse eğitim-öğretim daha başarılı olur.”
Yukarıda verilen bazı görüşlerden hareketle eğitim
ortamında öğrencilerin farklılıkları dikkate alınmalıdır sonucu çıkmaktadır. Eğitimde öğrencileri
tam sayı olarak ifade edemeyiz; şöyle ki öğrenciler
birbirlerinden farklılıklarıyla kesirli, kırıklı boyutlara sahiplerdir ve bu özelliklerine göre eğitim düzenlenir. Yani en benzer öğrencilerin bile ayrıntıda
gizli birbirinden farklı yönleri vardır. Buradan yola
çıkarak eğitim sürecinde bireylerin bütünün özelliklerinin öz benzerlik göstermelerine rağmen ayırt
edici özelliklerinin olması eğitimi şekillendirebilir.
Değişik Öğrenci Tutumlarının Oluşturabileceği
İletişim Engellerini Önleme
Katılımcılara yöneltilen “Kaos teorisi ileriye yönelik öngörülerde bulunmamızı sağlar. İletişimde;
saldırgan, çekingen, güvengen vb. odaklı tutuma
sahip öğrencilerin derse girmeden önce belirlenmiş olması, bir iletişim engelinin oluşma ihtimalini
önleyebilir mi?” şeklindeki soruya ilişkin iki tema
507
KURAM VE UYGULAMADA EĞİTİM BİLİMLERİ
oluşturulmuştur: “Evet, öğretmen, öğrencisinden
gelebilecek davranışlara hazırlıklı olmalıdır.” ve
“Hayır önleyemez çünkü öğrencilerin tepkisi değişkendir.”. Temalara ait frekans ve yüzde verileri Tablo
7’de gösterilmiştir.
Tablo 7.
Değişik Öğrenci Tutumlarının Oluşturabileceği İletişim Engellerini Önleme
Temalar
EF
FEF
Toplam
%
f
%
f
%
Evet, öğretmen,
öğrencisinden
gelebilecek
10 100
davranışlara
hazırlıklı
olmalıdır.
8
80
9
90
27
90
Hayır
önleyemez
çünkü
öğrencilerin
tepkisi
değişkendir.
2
-
%
VF
f
Toplam
f
0
20
1
10
3
10 100 10 100 10 100 30
10
100
Katılımcıların %90’ını oluşturan 27 kişi “Önleyebilir, bir öğrencinin tutumunu bilen bir öğretmen,
iletişim engelini ortadan kaldırmak istiyorsa, öğrencisinden gelebilecek davranışlara planlı ve hazırlıklı olmalıdır” cevabını; %10’unu oluşturan 3
katılımcı ise “Hayır önleyemez çünkü bu durumun
saptanması çok zordur ve öğrencilerin ne zaman
ne tepki vereceği her an için değişebilir” cevabını
vermiştir. Ayrıca Eğitim Fakültesi’nden katılımcıların %100’ü, Fen Edebiyat Fakültesi’nden katılımcıların %80’i, Veteriner Fakültesi’nden katılımcıların
%80’i öğrencilerden kaynaklı oluşabilecek iletişim
engellerine karşı hazırlıklı ve planlı olunması gerektiğini düşünmektedir. Diğer taraftan Fen Edebiyat
Fakültesi’nden katılımcıların %20’si ve Veteriner
Fakültesi’nden katılımcıların %30’u öğrenci tepkilerinin değişken olduğunu belirterek iletişim engellerine karşı hazırlıklı olmanın bir işe yaramayacağını
düşünürken, Eğitim Fakültesi’nden katılımcıların
hiçbiri böyle bir görüş belirtmemiştir.
Bu kategoriye ilişkin katılımcıların birbirini destekler ve benzer çarpıcı görüşlerini en iyi yansıtan
FEF5’in görüşü şöyledir:
“İletişim bozukluğunu engellemenin herhangi
bir yolu yok bence. Ergenlik çağındaki öğrencilerin ne zaman ne tepki vereceği her an için değişebilir. Çok sakin dediğimiz, saygılı öğrenciler
bile umulmadık tepkiler verebiliyor.”
Bulgulardan hareketle eğitimin alternatif planlar
bulundurması gereken bir süreç olduğu sonucuna
varılabilir. Örgüt, kaosun eşiğine sürüklendiğinde,
sistem yeni biçimlere savrulur. Yönetim açısından
508
burada karşılaşılan güçlük ise; küçük değişiklikleri
harekete geçirerek sistemleri istenen yörüngelere
doğru itmektir (Çobanoğlu, 2008). Eğitim, ileri görüşlülük isteyen bir etkinliktir. Sorunları önceden
görmek ve yedek planlar bulundurmak gerekir.
Sorunların görülmesi ve yedek planlarla hazırlıklı
olunmasına karşın kaotik durumlarla karşılaşılabilir. Öğrencilerin iletişim anlamındaki farklılıklarının önceden bilinerek planlamanın yapılmış
olmasının eğitim ortamını daha da kaliteli yapacağı
söylenebilir. Okullar gibi sosyal sistemler doğalarından dolayı, komplekstir ve doğrusal olmayan
birçok değişkene sahiptir.
Bir Öğrencinin Davranışının Sınıfın Geneline
Etkisi
Katılımcılara yöneltilen “Kararsız bir atom çekirdeği düşünelim. Her an bozunma ihtimali vardır.
Bozunduğu zaman yayacağı radyasyon bir başka
atomun zincirleme biçimde bozunup, radyasyon
yayılmasına neden olabilir. Bu örnekteki durum
gibi, sınıf içerisindeki bir öğrencinin herhangi bir
davranışı sınıfın tamamını bu davranışa yönelmesine etken olabiliyor mu? Nasıl?” şeklindeki soruya
verilen cevaplardan iki tema elde edilmiştir. Bu iki
tema “Evet, etken olur ve arkadaş çevresini etkileyebilir.” ve “Her zaman etkili olmayabilir.” şeklindedir.
Temalara ilişkin frekans ve yüzde verileri Tablo 8’de
gösterilmiştir.
Tablo 8.
Bir Öğrencinin Davranışının Sınıfın Geneline Etkisi
Temalar
EF
FEF
VF
Toplam
f
%
f
%
f
%
f
%
9
90
8
80
9
90
26
86,67
Her zaman etkili olmayabilir.
1
10
2
20
1
10
4
13,33
Toplam
10 100 10 100 10 100 30
Evet, etken olabilir ve arkadaş
çevresini etkileyebilir.
100
Tablo 8’de temalara ilişkin katılımcıların %86,67’sini
oluşturan 26 kişi “Olumluda olsa olumsuz da olsa
bir öğrencinin sıra dışı davranışı sınıfı arkasında
sürükleyebilir.” %13,33’ünü oluşturan 4 katılımcı
ise “Sınıfın tamamını olmasa da arkadaş çevresini
etkileyebilir” cevabını vermiştir. Ayrıca Tablo 8’de
de görüldüğü üzere Eğitim Fakültesi ve Veteriner
Fakültesi’nden katılımcıların %90’ı, Fen Edebiyat
Fakültesi’nden katılımcıların %80’i öğrencilerin
davranışlarının birbirlerini etkilediğini düşünmektedir. Diğer taraftan Eğitim Fakültesi ve Veteriner
Fakültesi’nden katılımcıların %10’u, Fen Edebiyat
AKMANSOY, KARTAL / Kaos Teorisi ve Eğitime Yansımaları: Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Örneği
Fakültesi’nden katılımcıların %20’si öğrencilerin
davranışlarının her zaman birbirlerini etkilemediğini düşünmektedir. Dolayısıyla Fen Edebiyat
Fakültesi katılımcıları ile diğer fakülte katılımcıları
arasında görüş farklılığı vardır.
Bu görüşme maddesine ilişkin katılımcılardan
FEF6’nın görüşü şöyledir:
“Olumlu da olsa olumsuz da olsa bir öğrencinin
sınıfı arkasında sürükleyebileceğini düşünüyorum. Olumlu tutum sergileyen öğrenci öğretmenlerinde etkisiyle diğer öğrencilerden bir kısmına da örnek teşkil edebilirken, tersi tutumda
bir öğrencide belirli sayıdaki arkadaşını olumsuz
etkileyebilecektir. Nihayetinde, bu öğrenci öğretmenlerinden ve diğer öğrencilerden olumlu
tepkiler almayacağından ona katılım da az olacaktır.”
Katılımcıların görüşlerinden hareketle öğrencilerin
sıra dışı davranışlarının birbirlerini bu davranışlara
çekmede etkili olduğu yönünde bir yaklaşım ortaya
çıkmaktadır. Kaos teorisine göre, bir sistem, dengesinin dışına çıkmaya başladığında “güçlü çekiciler”
tarafından bir yöne doğru çekilmektedir (Töremen,
2000). Bunlardan birine doğru çekilme, ötekini
önemsiz hâle getirir. Bir öğrencinin sınıfta gülmesi
diğer öğrencileri de etkileyerek domino etkisi gibi
sınıfı güldürüp ders akışına etki edebilir. Bu durum
sınıf ortamında oldukça çok gözlemlendiğinde eğitimi aksatabilir.
Sonuç ve Öneriler
Kaos teorisinin eğitime yansımalarını tespit etmeye çalışan bu araştırmada elde edilen bulgular
doğrultusunda ulaşılan sonuçlara göre eğitim sürecinde küçük bir aksamanın öğrenci için ileriki
yıllarda büyük bir sorun oluşturmada etkili olduğu
ve bu aksamanın düzeltilmesinin zor olduğu anlaşılmıştır. Eğitim ortamında yaşanan olumsuz bir
olay, öğrencide bu olaydan etkilenme derecesine
göre uzun süre etkili olabilmekte ve beraberinde
güvensizlik, düşük motivasyon, özgüven eksikliği
ve benzeri gibi olumsuz tutumlara yol açmaktadır.
Eğitim ortamındaki istenen, zincirleme küçük tek-
rarların çığ etkisi yaratabileceğini ve bir öğrencinin
başarısının diğer arkadaşlarını da etkileyebileceği
(eğitimde olumlu çığ etkisi) görüşü belirtilmiştir.
Ayrıca bir öğrencinin etkililiğinin zamanla değişkenlik (doğrusal olmama) gösterdiği anlaşılmıştır.
Zayıf öğrencelerin azınlıkta olduğu bir sınıfta başarılı öğrencilerin lokomotif güç olduğu, dolayısıyla
böyle bir sınıfta zayıf öğrencilerin sınıfın içerisinde çok kolaylıkla eriyerek başarılı duruma geçtiği
görülmüştür. Bireysel farklılıkları temel alan eğitim
yöntemlerinin (çoklu zekâ, bireysel öğrenme ve
benzeri) kullanılmasının genel başarıyı artırdığı,
benzer öğrencilerin bile ayrıntıda birbirinden farklı
yönlerinin olduğu görülmüştür. Bir öğrencinin sıra
dışı davranışının tüm sınıfı etkilediği anlaşılmıştır.
Öğrencilerin iletişim anlamındaki farklılıklarının
öğretmenler tarafından önceden bilinerek planlamanın yapılmış olması, oluşabilecek iletişim engellerini ortadan kaldırarak eğitim ortamını daha
da kaliteli yapmaktadır. Kelebek etkisinin geleceğe
yönelik sinyaller verdiği ve eğitim örgütlerinde kelebek etkisinin izlerinin görüldüğü, eğitimin başlangıç durumundaki hassas durumlara bağlı bir süreç izlediği anlaşılmıştır. Eğitim sürecinin doğrusal
olmadığı görüşü belirtilmiştir.
Sonuçlara göre şu öneriler getirilebilir: (a) Uygulama farklı üniversitelerin benzer birimlerinde gerçekleştirilerek elde edilen sonuçlar genellenebilir.
(b) Çalışma farklı illerde ve ilçelerde Milli Eğitim
Müdürlükleri’yle ortak çalışmalar yapılarak okullarda uygulanabilir. (c) Eğitim ortamında kelebek
etkisinin ileriye yönelik sinyalleri dikkate alınarak
oluşabilecek sorunlara erken çözüm getirilebilir.
(d) Öğrencilerin istendik davranışları ile eğitimde
olumlu çığ etkisi yaratmak için fırsatlar oluşturulabilir. (e) Eğitim sürecinin doğrusal olmadığı, öğrencilerin başarılarında farklılaşmanın gözlemlendiği
bilinerek daha esnek programlar oluşturulabilir.
(f) Eğitim sürecinde bireylerin özelliklerinin öz
benzerlik göstermelerine rağmen ayırt edici özelliklerinin olduğunun bilinmesi eğitim programlarının şekillendirilmesinde dikkate alınabilir. (g)
Eğitimde kaosun yarattığı düzensizlik eğitimcileri
korkutmamalıdır aksine bu düzensizlik yeni bir düzen kurmak ve bu yeni duruma adapte olmak üzere
yeniden örgütlenmek için fırsata dönüştürülebilir.
509
Educational Sciences: Theory & Practice • 14(2) • 510-518
©
2014 Educational Consultancy and Research Center
www.edam.com.tr/estp
DOI: 10.12738/estp.2014.2.1928
Chaos Theory and its Application to Education: Mehmet
Akif Ersoy University Case*
a
b
Vesile AKMANSOY
Sadık KARTAL
Burdur Provincial Education Department
Mehmet Akif Ersoy University
Abstract
Discussions have arisen regarding the application of the new paradigms of chaos theory to social sciences as
compared to physical sciences. This study examines what role chaos theory has within the education process
and what effect it has by describing the views of university faculty regarding chaos and education. The participants in this study consisted of 30 faculty members with teaching experience in the Faculty of Education, the
Faculty of Science and Literature, and the School of Veterinary Sciences at Mehmet Akif Ersoy University in
Burdur, Turkey. The sample for this study included voluntary participants. As part of the study, the acquired
qualitative data has been tested using both the descriptive analysis method and content analysis. Themes have
been organized under each discourse question after checking and defining the processes. To test the data, frequency and percentage, statistical techniques were used. The views of the attendees were stated verbatim in the
Turkish version, then translated into English by the researchers. The findings of this study indicate the presence
of a “butterfly effect” within educational organizations, whereby a small failure in the education process causes
a bigger failure later on.
Key Words
Chaos, Chaos and Education, Chaos in Social Sciences, Chaos Theory.
The term chaos continues to become more and
more prominent within the various fields of
social sciences (Farazmand, 2003). Currently
the topic of chaos is being discussed in the social
sciences, particularly in the domains of philosophy,
sociology, management, and education. The
application of chaos theory in the social sciences
is advantageous since the theory broadens both
the perspective and the influence of social sciences,
thereby creating a new interdisciplinary paradigm
*
that can be called “united science,” characterized by
its interdisciplinary approach (Yeşilorman, 2006).
Although chaos theory is becoming increasingly
more popular in the social sciences, as well as
providing a valuable new viewpoint, Töremen
(2000) states that chaos theory is only a recent
addition to the social sciences and that it should be
discussed more at the philosophical level than on
the scientific level.
This study comprises part of the master’s thesis “Chaos Theory and its Reflections on Education” written (by
Vesile AKMANSOY) under the direction of Associate Professor Sadık Kartal at Mehmet Akif Ersoy University,
Social Science Institute.
a Vesile AKMANSOY is a teacher. Contact: Burdur Provincial Education Department, Burdur, Turkey. Email:
[email protected]
b Sadık KARTAL, Ph.D., is an associate professor of Education Administration, Supervision, Planning and Economics. He is interested in education policies in Turkey and other countries. Correspondence: Mehmet Akif
Ersoy University, Educational Faculty, Burdur, Turkey. Email: [email protected]
AKMANSOY, KARTAL / Chaos Theory and its Application to Education: Mehmet Akif Ersoy University Case
Chaos theory in the social science of education
was adapted from chaos theory in physics and
mathematics (Harshbarger, 2007). This theory was
developed when scientists found that previously
ignored random data was significant when it was
taken into account over the long term.
In the field of education, chaos theory provides
refreshing insights into an education system that
consists of a mechanical world in which many
individuals attempt to learn information under
whatever philosophy of education is popular
at the time. Education in any era, however, is
based on the perceived needs of that era, where
individuals must try to learn specific things within
a specific amount of time while improving their
understanding about a linear system on both
the micro and macro level (Töremen, 2000). Yet
such linearity cannot be the foundation for the
education system we need in this information
age. For example, Newton’s linear research model
has been applied to educational systems without
questioning whether its foundations are suitable
to meet today’s needs. Absolute determinism has
been forced to give in to structuralism, complexity
and relative indeterminism. This deterministic
mechanical model has blindly been accepted as the
educational system of the information era. At this
stage, however, it is critical to construct nonlinear
models that facilitate learning (Ruelle, 1995).
Applying chaos theory to today’s complex systems
such as schools clearly provides a significant
opportunity for change and transformation, since
learning and thinking are not linear processes.
Classroom managers should be aware that
complexity and paradoxes provide an atmosphere
that is very conducive to creativity. An organization’s
ability to maintain its dynamism and creativity is
directly proportional to the effort it expends toward
continuous improvement, organization, taking
risks, transformation and development (Demirtaş,
2006). When Einstein said, “It is important that
you keep asking questions,” he was emphasizing
the importance of perseverance. When it comes to
an individual’s personal education, it is important
to remember that success is not constant, but
sometimes it progresses more quickly than at
other times. As such, chaos theory suggests
that the education system should not eliminate
“unsuccessful” students, because they may make
significant progress at a later date. The data for
chaos theory itself took a long time to collate. In the
same way, students initially considered unsuccessful
may become successful students after a period of
time (Loree & Stupka, 1993). In chaos theory, such
a situation is called nonlinearity in chaos theory.
According to Töremen (2000), successful education
systems fluctuate between consistency and
inconsistency, never achieving a state of balance.
Therefore it follows that an individual’s academic
success may vary over time.
Finding linear solutions for the problems that
education systems encounter can lead to a variety
of issues. Such problems should be analyzed from
various perspectives and solved by implementing
other variables based on the principle of mutual
causality. By analyzing problems in terms of
multiple variables, one may discover a rich array of
potential causes (Çobanoğlu, 2008). For instance,
when a student’s failure is analyzed in terms of
multiple variables, not only is the student’s ability
analyzed, but also the school’s climate, culture, and
technological supplies. Such an analysis can provide
schools with the opportunity to reform their selves,
which may stimulate students and teachers to
further develop new abilities and new concepts.
In keeping with this, a linear thinking paradigm
is being replaced in the educational system by the
principle of mutual causality and the concept of
multiple causes/multiple results (Erzan, 2005).
If education managers can pay attention to events
and handle them with sensitivity, they can help
prevent bigger problems from occurring (Altun,
2001). It is important that managers and teachers at
schools know their students well and that they are
attentive to existing and potential issues. If a student
facing problems with one of his classes is expelled
from that class, he may have further academic
problems due to missing that class. This in turn acts
to compound his level of failure, making it more
difficult for him to escape the vicious cycle. This
situation is an example of the “negative avalanche
effect in education,” and it is possible to consider
the opposite to be true, where success leads to
compounded success.
Concerning the literature on chaos theory in
education, Loree and Stupka (1993) argue that it
is impossible to obtain consistent results about
the level of success of students using traditional
evaluation tools. They instead suggest that new
paradigms which develop independent learning
abilities be implemented and followed. By analyzing
the different aspects of chaos theory, Töremen
(2000) attempted to establish a new viewpoint and
to clarify chaos theory in terms of organization,
education systems and today’s managers. Altun
(2001) and Ertürk (2012) investigated various
511
EDUCATIONAL SCIENCES: THEORY & PRACTICE
aspects of the application of chaos theory within
education management. Bülbül and Erçetin (2010)
concluded that there is a chaotic interaction
between a student and his friends, family, society
and school. Hunter and Benson (1997), conversely,
argued that it is improper to use the principles of
chaos in education, claiming that the complexity of
people’s behavior is not equivalent to the complexity
in chaos theory. Erdoğan (2012) examined whether
chaos theory, which sounds frightening to people,
is actually a frightening theory.
Most papers written about chaos are theoretical in
nature and few studies have been done that apply
practice and observation on chaos. This is an
indication that there is a need for more studies on
chaos (Altun, 2001; Farazmand, 2003). As such, this
study is among the few works which relate chaos
to education and investigate the application of
chaos theory to education. Chaos theory appeared
at the end of the 20th century, claiming to do away
with the dominant paradigm of determinism while
finding new solutions for societal problems. The
theory has begun to impact the social sciences,
and consequently, educational studies. How
this interaction will continue and whether this
interaction will provide consistent solutions
for problems faced in education are among the
questions waiting to be answered.
This study first reviewed the existing literature
and then examined chaos theory and evaluated its
application to education. The primary goal was to
state the views of faculty members at Mehmet Akif
Ersoy University in Burdur, Turkey regarding chaos
theory and its application to education. To this end,
the following questions were asked to determine
the views of the faculty members:
–– How does failure affect one’s future education?
–– Does a negative experience in school affect a
student’s attitude toward school?
–– What is the effect of chaos theory on success and
the education process?
–– How is the academic atmosphere affected by
students with different levels of learning?
–– What is the effect of a student’s behavior on the
rest of the classroom?
Method
Research Model
This research project is a qualitative study whose
aim was to identify chaotic states according to
512
the experiences and views of faculty members.
Qualitative data was acquired during the research
process from discourse questions tested by the
descriptive analysis method.
Participants
The participants in the study consisted of 30
faculty members, made up of 10 members selected
randomly from each of the faculties listed below
during the 2011 school year at Burdur Mehmet
Akif Ersoy University in Burdur, Turkey. The
participants were selected from the Faculty of
Education, the Faculty of Science and Literature,
and the School of Veterinary Sciences.
Data Collection Tools
For this study, data was gathered using standardized
open-ended questions. The survey consisted of a
series of questions to be answered in a specific
order, with each participant being asked in the
same way. In order to gather data, eight questions
were constructed to examine which examples
of chaos were encountered in the education
process, and to determine the impact of chaos on
educational organizations. To prepare the survey
questions, the literature was first reviewed after
which standardized open-ended questions were
developed based on the knowledge obtained. After
consulting with a trained educator, four out of the
twelve questions were eliminated and the remaining
ones were then resubmitted for consultation. The
questions were then finalized and implemented by
contacting each faculty member in their respective
faculty.
Validity and Reliability of the Research
In order to increase the level of persuasiveness
(internal validity) of the study, a conceptual
framework was developed after a review of the
literature. During content analysis, themes were
chosen that were broad enough to encapsulate
relevant concepts but narrow enough to exclude
irrelevant issues. In order to increase the external
validity (transmissibility/generalization) of the
study, the research process was described in detail.
To this end, the research model, participants, means
of data collection, data collection process, analysis
and interpretation were defined in detail. For the
research to achieve consistency (internal reliability),
care was taken to ask the survey questions in
the exact same way and order. Furthermore, the
AKMANSOY, KARTAL / Chaos Theory and its Application to Education: Mehmet Akif Ersoy University Case
findings were presented clearly with the support
of the raw data, and care was taken to ensure that
the research results were compatible with the
hypotheses of the research question. In order to
improve the internal reliability (consistency) of the
research, all of the participants’ views were stated
verbatim in the Turkish version, then translated
into English by the researchers themselves.
Furthermore, the researcher, along with another
experienced faculty member, independently coded
the data and then compared their results in order to
calculate the consistency level. In the results section
of this paper, subjective judgment and assumptions
were avoided, while facts and incidents were stated
objectively.
Data Analysis
In this research project, themes were first identified
for each question in order to gain a general opinion
of the viewpoints that were gathered. Data that
was found to be similar in the content analysis
was collated according to these themes. Significant
data units were then identified and coded, after
which potential themes were selected and edited.
The themes themselves constituted the basis of the
questions. These themes were checked, clarified and
organized into research questions. The researcher
along with another researcher experienced with
qualitative research then coded the themes
independently. To achieve reliability for the coding,
the following formula was applied: Reliability=
Agreement/ Agreement + Disagreement x 100
(Miles & Huberman, 1994).The percentage of
agreement between the two researchers was
calculated to be 86.13%, and since an agreement
percentage of 70% or more is considered to
assure sufficient validity, the data analysis was
found to be reliable. The participants’ views were
stated verbatim in Turkish, then translated into
English by the researchers themselves, and then
the participants’ views were sampled, explained,
and interpreted. The responses of the professors
from the different faculties were evaluated and
the differences between the faculties were noted.
When views were expressed, participants were
coded as follows: the Faculty of Education as EF
(EF1, EF2, …, EF10), the Faculty of Science and
Literature as FEF (FEF1, FEF2, …, FEF10) and the
School of Veterinary Sciences as VF (VF1, VF2,…,
VF10). The statistical methods of frequency (f) and
percentage (%) were used to analyze the data.
Results
In this section of the paper, findings from the data
analysis have been presented.
How Does One Incident of Failure Affect One’s
Future Education?
To research the effect of experiencing failure during
the education process, participants were presented
with the following situation: “The following
statement describes chaos theory: A butterfly
flapping its wings in Brazil may spawn a storm in
the Indian Ocean. Similarly, a single instance of
failure can affect the whole education process. For
example, not understanding one unit makes it more
difficult to understand the rest of the units, thereby
causing the student to fail on exams and limiting
their future job choices.” Then the following openended questions were asked: “Can you give similar
examples? What can be done to prevent such events
from taking place?” Two different themes were
gleaned from participants’ answers: (1) “Because a
failure affects the future, it is hard to correct them”
and (2) “A failure affects the future but it can be
corrected.” All of the participants thought that a
single instance of failure causes future problems. Of
all participants, 86.67% held the belief that it is hard
to correct a previous problem (and its subsequent
effects), while only 13.33% believed that such
problems should be dealt with individually and that
they can be corrected. As stated above, each group of
faculty members (EF, VF, and FEF) was comprised
of ten participants. Nine participants (90%) from
groups EF and VF as well as 8 participants (80%)
from group FEF held the belief that one instance
of failure in the education process was difficult
to correct and that such problems breed more
complex problems in the future.
In a similar manner, Baker (1995 as cited in Altun,
2001) examined the application of chaos theory to
the educational system. According to his findings,
schools and school systems are areas that are highly
conducive to the butterfly effect. There are critical
situations in daily life, as is the case in scientific
study, where even small changes in successive events
cause increasingly bigger problems. Chaos theory
informs us that these situations are everywhere
(Gleick, 2000). Based on these research findings,
we can say that the butterfly effect provides us with
indications about the future and that this effect can
also be observed in education systems.
513
EDUCATIONAL SCIENCES: THEORY & PRACTICE
How Does a Negative Event in School Affect a
Student’s Attitude toward School?
Participants were presented with the following
situation and were asked to answer an open ended
question: “Chaos theory suggests that we focus
on initial events. For instance, a student’s attitude
towards school and his/her entire academic life
may be negative because of a bad experience on the
very first day. What would such a student’s attitude
be towards his/her school, teacher, classmates and
lesson materials?” The following three themes
were gleaned from the responses to this question:
(1) “One negative event at school can cause long
lasting insecurity, a lack of self-confidence, and low
motivation,” (2) “A single negative event does not
permanently shape the student’s attitude and can be
forgotten” and (3) “A negative experience can be an
opportunity that triggers success.”
With regard to these themes, 86.67% of the
participants stated that a negative event at school
may cause long lasting insecurity, lack of selfconfidence and low motivation, while only
3.33% stated that a single negative event may not
necessarily shape the student’s attitude and may
be completely forgotten. Moreover, 10% of the
participants stated that a negative experience may
actually be an opportunity for success. As seen in
Table 2, 80% of EF respondents and 90% of both FEF
and VF respondents held the belief that a negative
event at school may cause long lasting insecurity,
a lack of self-confidence, and low motivation. On
the other hand, one participant (10%) from group
EF expressed the belief that a simple negative event
may not shape the student’s attitude and may be
forgotten, while one member from each of the three
faculties said that a negative experience may be a
trigger that leads to success.
Based on these findings, chaos theory may help us
predict potential future results as well as chaotic
features of the past and the future. In education
environments, events constitute a negative or
positive basis. An event that is perceived as being
simple may actually cause irreparable damage.
Sensitive Dependence on Initial Conditions
In response to the issue of how a single negative
experience may affect future events, the following
situation and question was presented to the
participants: “Chaos is expressed as sensitive
dependence on initial conditions, as stated in a
Turkish proverb:
514
“A nail saves a horseshoe, the horseshoe saves
a horse, the horse saves a commander, the
commander saves an army, and the army saves a
homeland.” Is it possible to observe this proverb
in the context of education? If so, could you give
any real life examples?”
The following two themes were gleaned from this
question: (1) “A small positive event may cause
an avalanche effect that affects other students
positively” and (2) “An unsuccessful student may
have a negative effect on all the other students
around him.”
Of all 30 participants, one from the FEF group
did not express a view on this particular topic. As
such, 96.6% (28 participants) expressed the belief
that a small positive event can cause an avalanche
effect and that one student’s success may affect
other students positively. One participant (3.4%)
however, expressed the belief that an unsuccessful
student may affect others negatively. Furthermore,
90% of group EF and 100% of groups FEF and
VF expressed the opinion that the education
atmosphere exhibits sensitivity to initial conditions.
The findings correspond with the Butterfly Effect
in that a very small, trivial, overlooked effect in a
complex system may bring about unexpected results
that have a large impact. In daily life, as is true in
scientific study, it is accepted that certain small
changes result in large consequences (Öge, 2005).
In education, repetitions (iterations) are one way
that the effects of chaos theory have been observed.
Chaotic systems can occur with iterations, as is
the case in fractal examples. Negative or positive
iterations in the academic process may repeatedly
manifest themselves either negatively or positively.
There are a large number of inputs in the education
system, and failure in any one of them may cause a
student to have incorrect perceptions, resulting in
problems which only continue to increase (Bülbül,
2007).
The Application of Chaos Theory to the
Education Process
Participants were presented with the following
situation and asked the following question about
whether or not the education process is linear:
“The implication of chaos theory for the context
of education is that unsuccessful students should
not be eliminated because they may recover after
a period of time. Chaos theory tells us that data
gathered after a long period of time can undergo
significant change. Thus, students considered to
AKMANSOY, KARTAL / Chaos Theory and its Application to Education: Mehmet Akif Ersoy University Case
be unsuccessful may become successful at a later
date. Do you agree with this? Can you provide
examples?” The following two themes were
gleaned from this question: (1) “It is possible to see
unsuccessful students become successful” and (2)
“It is not correct to make generalizations.”
Twenty-six of all participants (86.67%) responded
that “unsuccessful students may become successful”
based on intrinsic and extrinsic factors. Four
participants (13.33%) stated that it is wrong to make
generalizations and that academic success is not a
key for other areas of success. As seen in the table,
90% of group EF, 70% of group FEF and 100% of
group VF held the belief that unsuccessful students
may become successful. On the other hand, 10%
of group EF and 30% of group FEF expressed the
opinion that it is wrong to make generalizations,
while no VF respondents stated that view.
A review of similar findings reveals that Loree
and Stupka (1993) make the following suggestion
regarding chaos in the education process: student
success should not be evaluated over a short period
of time. Despite the complexity of the education
process coupled with its nonlinear and repetitive
character, there is a sufficient amount of order
present in this process (Biesta & Osberg, 2010).
According to Töremen (2000), because successful
education systems exhibit little balance between
consistency and inconsistency, any given student’s
level of success may vary over time. Gunter (1995)
points out that the butterfly effect enables us to
understand that a student can make a difference,
and that schools should make use of all of the
abilities that their students have (Çobanoğlu, 2008).
The findings of this study lead us to the conclusion
that the education process is not linear and exhibits
variance. A student’s level of success may vary over
time, becoming markedly different from a previous
point in time.
The Application of Chaos Theory to Success
In reference to the expanding effect that initial
changes have according to chaos theory and how
chaos theory can be applied to education, the
following situation was presented to the participants
and the following question was asked: “According
to ancient Ionian philosophy, everything in nature
turns other materials into itself. For instance, when
ice is put into water it transforms the water into
ice, while water tries to melt the ice and turn it into
water. Can you give similar examples?” From this
question, two themes were gleaned: (1) “Successful
students are driving forces and students take each
other as examples” and (2) “The situation changes
depending on the character of the group.”
As is evident from Table 5, twenty-eight
participants (96.55%) responded that successful
students are driving forces and that students take
each other as examples, whereas one participant
(3.45%) responded that this issue depends on the
specific group’s character and that such students do
not always exist. Furthermore, one participant did
not give an answer for this category. In addition,
as is evident from the table, 90% of respondents in
group EF and 100% of respondents in groups VF
and FEF held the belief that successful students are
driving forces, that students take other students as
examples, and that if unsuccessful students are in
the minority, they may become successful by taking
successful students as role models. On the other
hand, one participant from group EF expressed the
opinion that student interaction depends on the
character of each individual group.
The general view of participants is that students
affect each other, making them become more
like each other when they share a given academic
environment. Similarly, under the right conditions,
random events that occur in certain social situations
may trigger self-organization if positive and negative
feedback is present (Çobanoğlu, 2008). A few
unsuccessful students may be assimilated if they
spend time in a group full of successful students.
Success snowballs under the influence of group
psychology. As a consequence, we can conclude
that a dominant group of students will continue
to affect the other students either positively or
negatively during the academic process.
How is Education Affected by Students Having
Different Levels of Learning?
With regard to how the education atmosphere is
affected by varying levels of learning, participants
were presented with the following situation and
asked the following question: “Traditional education
is based firstly on a centralized system, secondly on
teachers who are aware of regional differences, and
lastly on students. Just as all students have different
learning abilities, each student is at a different
level of learning. This means that each educational
setting has different learning situations. Inflexible
rules that are “set in stone” are therefore not valid.
As such, how should the academic environment
be organized?” The following two themes were
gleaned from this question: (1) “Education methods
515
EDUCATIONAL SCIENCES: THEORY & PRACTICE
should be used that take into account individual
differences (multiple intelligences, individual
learning, etc.),” and (2) “Homogeneous groups of
students should be formed and learning should be
reinforced through repetition.”
With regard to these two themes, twenty-four
(80%) participants said that the same level of
learning cannot be expected of every student, so
education methods should be used that take into
account individual differences (such as multiple
intelligences, individual learning, etc.). Six
participants (20%) responded that homogeneous
groups of students should be formed in which
learning should be reinforced through repetition.
Additionally, as seen in the table, 90% of group
EF, 80% of group FEF and 70% of group VF held
the opinion that personal differences should be
taken into account when organizing the education
atmosphere. On the other hand, 10% of group EF,
20% of group FEF and 30% of group VF were of
the opinion that homogeneous groups should be
constituted and that learning should be reinforced
with the traditional learning method of repetition.
Based on the majority of the views given by
respondents, differences between students should
be taken into account when organizing the
academic environment. Since students cannot be
pigeonholed into a single category and each is a
separate, individual person, education should be
organized in such a way as to take into account each
student’s distinctive characteristics.
Preventing Communication Hindrances Caused
by Different Attitudes that Students Have
Participants were presented with the following
situation and asked the following question:
“Chaos Theory allows us to make predictions. If
students with aggressive, shy or self-confident
communication styles can be identified before they
come to class would that prevent communication
hindrances from occurring?” The following two
themes were gleaned from the responses: (1) “Yes,
a teacher should be prepared for the behavior
their students can potentially exhibit,” and (2)
“No, it does not prevent such miscommunications
since students have varying responses in different
circumstances.”
Twenty-seven of the respondents (90%) said
that the teacher should be prepared and should
plan for the potential behavior of their students,
whereas three (10%) replied that such preparation
and planning does not prevent communication
516
problems since the students’ responses are difficult
to determine and vary depending on the situation.
Moreover, 100% of group EF, 80% of group FEF
and 80% of group VF held the opinion that teachers
should be prepared for students’ behaviors. On the
other hand, 20% of group FEF and 20% of group
VF stated that student responses may vary based on
the situation and that it is therefore not profitable
to plan for such behaviors, whereas no respondents
from group EF espoused this view.
These findings lead to the conclusion that
education should be understood as a process in
which alternative plans should be prepared. When
an organization drifts into chaos, the system
may transform into something previously not
encountered. The difficulty here for education
management is to make small changes that move a
system in the desired direction (Çobanoğlu, 2008).
Education is a process that calls for foresight. It
needs to predict problems and also to conceive of
alternative plans in the event that they are needed
to handle chaotic situations. Since schools are
complex social systems that have many nonlinear
variables, being aware of the different ways that
students communicate will increase the quality of
the academic environment.
The Effect of a Student’s Behavior on the Whole
Classroom
Participants were asked the following question:
“Imagine an unstable atomic nucleus. It could
disintegrate at any moment. When this occurs,
it may destroy another atom. Does a student’s
behavior in the classroom affect other students in
a similar way, and if so, how?” The following two
themes were gleaned from these questions: (1) “Yes,
it has an effect and one student’s behavior does
affect the other classmates,” and (2) “It may not
always have an effect.”
With regard to these themes, twenty-six
participants (86.67%) responded that “a student’s
unusual behavior has the ability to affect his/her
classmates in both positive and negative ways.”
Four respondents (13.33%) said that “although it
may not affect the whole classroom, it may affect
their friends.” Additionally, as seen in the table,
90% of both groups EF and VF along with 80%
of group FEF were of the opinion that students’
behaviors affect each other. On the other hand,
10% of groups EF and VF together with 20% of
group FEF believed that behaviors do not always
affect other students. As such, there is difference of
AKMANSOY, KARTAL / Chaos Theory and its Application to Education: Mehmet Akif Ersoy University Case
opinion between members of FEF and members of
the other two faculties.
The view of the participants was that unusual
behavior on the part of students does have the
effect of drawing other students into that behavior.
According to chaos theory, when a system begins
to go out of balance, strong attractors pull it in a
certain direction (Töremen 2000).For example,
one student’s laughing may produce a domino
effect, provoking other students to laugh. When
this situation occurs frequently in a classroom
environment, this causes obstacles for learning.
Discussion and Suggestions
This study investigated the application of chaos
theory to the academic environment, finding that
when a student experiences a single instance of
failure in the education process, this can cause bigger
problems in the coming years that are difficult to
resolve. A single negative event at school can cause
long-lasting attitudes such as insecurity, a lack of
self-confidence, and low motivation depending on
the influence of that event. The behavior of students
affects other students, reinforcing this behavior.
The Butterfly Effect informs us that just as a very
small, trivial and easily overlooked effect may bring
about unexpected results in the education process,
negative or positive repetitions in education can
result in similar outcomes. It is also evident that
a student’s level of success exhibits nonlinearity
(variability) over time. Successful students are a
driving force and other students may take them
as role models for themselves. Consequently, if
unsuccessful students are in the minority, they may
become successful by taking successful students as
role models. Education methods (such as multiple
intelligences, individual learning, etc.) that take
individual differences into account should be used
since it is evident that each student’s distinctive
characteristics shape their education. Education is
an activity that requires foresight, which involves
predicting problems beforehand and preparing
alternative plans. Knowing the communication
differences students have creates a higher quality
academic environment. It is clear that the butterfly
effect occurs in educational institutions and that a
small failure experienced during one’s education
can cause a bigger failure later on. From this it
can be concluded that the butterfly effect gives
indications about the future and that education
systems are sensitive to initial conditions. Moreover,
it is evident that the education system is not linear.
A number of suggestions can be given based on
these findings. This study could be carried out in
different faculties at different universities, and more
general results could be identified. Moreover, this
study could be carried out at schools in different
provinces and districts in coordination with public
education authorities. By taking the butterfly
effect into account, pre-emptive solutions could
be sought for problems in the education process.
Opportunities could be created to induce a positive
avalanche within education in the direction of
desired student behavior. In view of the fact that the
education process is not linear and that a student’s
success varies over time, flexible programs could
be developed and implemented. The distinctive
qualities of different students could be taken into
account when creating educational programs.
Finally, the disorder caused by chaos in education
should not frighten educators; on the contrary,
it should be used as an opportunity to seek order
from chaos and then reorganize the system to adapt
to this new situation.
517
EDUCATIONAL SCIENCES: THEORY & PRACTICE
References/Kaynakça
Altun, S. A. (2001). Kaos ve yönetim. Kuram ve
Uygulamada Eğitim Yönetimi Dergisi, 28, 451-469.
Biesta, H., & Osberg, D. (Ed.). (2010). Complexity theory
and the politics of education. In H. Biesta, & D. Osberg
(Eds.), Complexity, education and politics from the insideout and the outside-in: An introduction (pp. 1-3). UK: Sense
Publishers.
Bülbül, M. Ş. (2007). Kaos ve eğitim. Ankara: Beyazkalem
Yayıncılık.
Bülbül, M. Ş., & Erçetin, Ş. (2010). Chaos and analogy of
education. Middle East Journal of Scientific Research, 5,
280-282.
Çobanoğlu, F. (2008). Değişim mantığını anlamak: akış
ve dönüşüm olarak örgüt. Pamukkale Üniversitesi Eğitim
Fakültesi Dergisi, 23, 110-119.
Demirtaş, H. (2006). Yönetim kuram ve yaklaşımları
eğitiminin ilköğretim okulu öğretmenlerinin sınıf
yönetimi paradigmalarına etkileri. Eğitimde Politika
Analizleri ve Stratejik Araştırmalar Dergisi(INASED), 1(1),
49-70.
Erdoğan, H. (2012). Karmasa, karmaşıklık ve eğitim
ilişkisi. Tarih Kültür ve Sanat Araştırmaları Dergisi, 1(2),
87-136.
Ertürk, A. (2012). Kaos kuramı: yönetim ve eğitimdeki
yansımaları. Kastamonu Eğitim Dergisi, 20(3), 849-886.
Erzan, A. (2005). Bilimden kaçış mı? Günce (Türkiye
Bilimler Akademisi) Dergisi, 32, 4-8.
Farazmand, A. (2003). Chaos and transformation theories:
A theoretical analysis with ımplications for organization
theory and public management. Public Organization
Review: A Global Journal, 3, 339-372.
518
Gleick, J. (2000). Kaos (Çev. F. Üçcan, 10. bs.). İstanbul:
Tübitak Popüler Bilim Kitapları.
Harshbarger, B. (2007). Chaos, complexity and language
learning. Language Research Bulletin, 22, ICU.
Hunter, W. J., & Benson, G. D. (1997). Arrows in time: The
misapplication of chaos theory to education. Curriculum
Studies, 29(1), 87-100.
Loree, T., & Stupka, E. (1993, November) Teaching and
learning in a student success course: A discussion concerning
the development of the internal locus of control using fuzzy
logic, TQM, and chaos theory of education. Paper Presented
at The National Conference On Teaching And Learning,
Arlington, Virginia.
Miles, M. B., & Huberman, M. A. (1994). An expanded
sourcebook qualitative data analysis (2nd ed.). London:
Sage.
Öge, S. (2005). Düzen mi düzensizlik (kaos) mi? Örgütsel
varlığın sürdürülebilirliği açısından bir değerlendirme.
Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 13,
285-303.
Ruelle, D. (1995). Rastlantı ve kaos (4. bs). Ankara: Tübitak
Popüler Bilim Kitapları.
Töremen, F. (2000). Kaos teorisi ve eğitim yöneticisinin
rolü. Kuram ve Uygulamada Eğitim Yönetimi, 22, 203-219.
Yeşilorman, M. (2006). Kelebek kanadını kimden yana
çırpıyor? Birleştirilmiş bilimin kıyısında kaos ve sosyal
bilimler. İstanbul Kültür Üniversitesi Yayınları, 3, 77-86.
Download

İndir (Türkçe PDF)