İÇİNDEKİLER
İÇİNDEKİLER
06
14
28
36
45
50
2010 yılı ekonomisi
ve olmazsa olmazı
Rize için önemli
yatırım “Onkoloji”
Basında Rize-Mardin
Otoyolu
RTSO Ekpo Batumi
Fuarında
2010 yılı ekonomisi
ve olmazsa olmazı
İhracaat için dikkat
edilmesi gerekenler
08
18
30
38
46
54
Rize-Mardin
Sevgi Yolu
Onkoloji Merkezinin
Temeli Atıldı
Ankara’da Rize
Günleri Etkinliği
RTSO üyelerine
bankalardan kredi
Osman CAN’ın
Arşivinden...
Döviz ve Altın
Fiyatları
10
20
34
40
48
56
TOBB, 65. Genel
Kurulu Yapıldı
Kuzeyle Güney
Buluşuyor
İsveş Büyükelçisi
RTSO’da
Metaprogram
Her canlı bir gün
yakıt olacak
Odamıza Kaydolanlar / Ayrılanlar
12
22
35
42
49
58
RTSO’dan Batuma
Ziyaret
Rize-Mardin Otoyolunun Temeli Atıldı
Rize Ürünleri
METEF’te sergilendi
2010 yılı ekonomisi
ve olmazsa olmazı
İnovasyon nedir, ne
değildir ?
İhtiyaç Maddaleri
Perakende Fiyatları
Önsöz
Hüseyin KUTLU
Değerli üyeler,
Oda olarak ilimiz ve siz üyelerimiz için
önemli projelere, önemli çalışmalara imza atmaya devam ediyoruz. Her fırsatta öncelikli projemiz
olduğunu belirttiğimiz, Rize-Mardin Otoyolu olarak da hükümet proğramına giren Ovit Yolu ile ilgili persfektiğimizi daha da açarak, bölge kamu oyununda desteğini almak için yeni bir çalışma başlatmış bulunuyoruz.
Diğer bir adını da müştereken “Sevgi Yolu”
koyduğumuz, Rize - Mardin Otoyolu projesinin
karşı ayaklarını oluşturan bölgedeki 12 ilin oda ve
meclis başkanlarını odamız ev sahipliğinde geçtiğimiz günlerde ilimizde konuk ettik. Çok önemli
toplantı ve görüşmelerin yapıldığı bu ziyaretin ayrıntılarını dergimiz sayfalarında görebilirsiniz.
İlk gün gerçekleştirdiğimiz ortak meclis
toplantısında bütün illerin, katılımcıların, bu konuda bizimle beraber olduklarını, aynı heyecan
ve düşünceleri paylaştıklarını büyük bir mutlulukla öğrenmiş olduk. Yol güzergahındaki illerin birlik ve beraberliğiyle oluşacak güçle, bu projenin önünde hiçbir engelin duramayacağı ve bir an
önce başlatılıp hayata geçirilmesi, bu toplantının
sonunda ortak fikir olarak bütün odalarca kabul
edildi.
Rize- Mardin Otoyolu projesi adına çok
önemli fikir alışverişlerinin olduğu, bölgemiz adına içten birlik ve berberlik mesajlarına sahne olan
üç günü beraber geçirdiğimiz değerli misafirlerimize katılımlarından dolayı tekrar teşekkür ediyoruz.
Saygı değer üyelerimiz,
Değer ve önemi ilerdeki günlerde daha da
anlaşılacak, bu konuda dönüm noktası sayabileceğimiz tarihi bir toplantıyı gerçekleştirdiğimizi düşünüyoruz.
Artık oturduğumuz yerden sürekli ovit kelimesini tekrarlamanın anlamı yoktur. Bu konuda
herkes, her kurum üzerine düşeni yapması gerekir. Oda olarak bizim bu konudaki çalışmamız, ayrıca böyle bir gayreti ortaya çıkarma ve başlatmayı da hedeflemiştir.
Saygıdeğer üyeler,
Oda olarak bütün sinerjimizi Organize Sanayi Bölgesi ve “Ovit Yolu” yani “Rize-Mardin
Otoyolu”na yönlendirmiş bulunmaktayız. Sizlerden ricamız bizi bazı tartışmaların ortasına çekmek isteyenlere itibar etmemenizdir. Siyasetten
mümkün olduğunca uzak durmaya çalışıyoruz.
Enerji ve gayretlerimiz bu kurtuluş reçetelerinde
yoğunlaşmıştır. Bunu da bütün şehir beraberce başaracağımızdan en ufak bir kuşkumuz yoktur.
Sevgi ve saygılarımla...
Rize Ticaret ve Sanayi Odası
Adına
TicaretSahibi
ve Sanayi Odası
Ömer
Faruk OFLUOĞLU
Adına Sahibi
(Yönetim Kurulu Başkanı)
Ömer Faruk OFLUOĞLU
(Yönetim Kur. Başkanı)
Genel Yayın Sorumlusu
RİZE
RİZE
TİCARET VE
TİCARET
VE SANAYİ
SANAYİODASI
ODASI
Genel
ve YazıYayın
İşleriSorumlusu
Müdürü
ve
Yazı
işleri
Müdürü
Hüseyin KUTLU
Hüseyin
KUTLU
(Yönetim Kurulu
Bşk. Yrd.)
(Yönetim Kur. Bşk. Yrd.)
Yayın Koordinatörü
Yayın Koordinatörü
YIL: 18
17 SAYI: 133
132 ŞUBAT
2010
YIL:
TEMMUZ
2010
Osman CAN
Osman
CAN
e-mail: [email protected]
e-mail: [email protected]
Adres:
Adres:
RizeTicaret
TicaretveveSanayi
SanayiOdası
Odası
Rize
Atatürk Cad.
Cad. No:
No: 359
359 RİZE
Atatürk
- RİZE
Tel:0.464
0.464217
217 55
55 66
66 (pbx)
(pbx)
Tel:
Fax: 0.464
0.464 212
212 22
22 00
00
Fax:
Web: www.rizetso.org
Web: www.rizetso.org
e-mail:
e-mail:
[email protected]
[email protected]
[email protected]
[email protected]
Tasarım
Artan
Reklam
Rize
Grafik
0.464
217
7126
5056
0.464
217
Baskı:
Baskı
FSF Printing Hause
FSF
0.212Printing
690 89 89Hause
0.212 690 89 89 İstanbul
2010 Yılı
ekonomisi ve
olmazsa olmazı
kaliteli demokrasi
ile işletme anlayışı
Şaban Aziz
KARAMEHMETOĞLU
RTSO Meclis Başkanı
6
Ticaret ve Sanayi odamızın değerli üyeleri ; bir önceki dergimizde 2009 yılı ve 2010 dan beklentiler üzerine bir yazı kaleme
almıştım. Sizlerden almış olduğum olumlu tepkilerden dolayı aynı
konuyu işlemeye devam etmek istiyorum.
Hepimizin malumları olduğu üzere uluslararası piyasalarda giderek artan kamu borcuna yönelik endişelere rağmen 2010 yılının ilk çeyreğinde Türkiye ekonomisi iyi bir performans sergilemiştir.
Türkiye, maliyesine sahip olması ve Türkiye’nin büyümesine yönelik olumlu beklentiler ve bankacılık sektörünün sağlamlığı da gerek yurt içi ve gerekse yurt dışı yatırımcılarının gözünde
Türkiye algılamasına olumlu katkıda bulunmuştur. Sonuç itibarı ile
Türkiye’mize ait varlıkların gerek gelişmiş ve gerekse gelişmekte
olan ülkeler baz alındığında daha iyi bir performans sergilediğimiz
görülmektedir. 2010 yılı ilk üç aylık dönemde ekonomik aktivitede
hem iç talep, hem de ihracat talebi kaynaklı bir hareketlenme kaydedilmiştir. Bunun neticesinde ise sanayi üretimi %17 artmış, sanayide kapasite kullanım oranı da ilk çeyrekte %72 olmuştur.
2010 yılının ilk çeyreğinde ihracat rakamları da beklentileri aşmış olup Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre yapılan
ihracatta %23’lük bir artış olmuştur. Yukarıda izah etmeye çalıştığımız Finansal Piyasadaki hızlı yükselişler, ekonomideki toparlanmaya ilişkin işaretlerin ortaya çıkması, hem tüketiciye dolayısı ile
de reel sektöre olumlu olarak yansıdığı görülmektedir. Talepteki ve
üretimdeki toparlanma göz önüne alındığında 2009 yılı son çeyreğindeki büyümenin ardından 2010 yılı ilk çeyrekteki %12’lik büyüme rakamları sürpriz değildir. 2010 yılının gelişen olumlu performansına rağmen uluslar arası piyasalardaki belirsizliklerin sürmesinden dolayı 2010 yılı tümü için büyüme beklentimizi % 6 gibi tutuyoruz .
Bu çerçevede 2010 yılının ilk çeyreğindeki performans hükümetimizin kamuda mali disiplini yeniden kurmaya niyetli olduğunu göstermektedir. Sonuç itibarı ile hükümetimizden son dönemde
kamu maliyesine ilişkin olarak gelen sinyaller bütçe hedeflerinin tutturulması konusunda cesaret vermektedir. Bununla birlikte Rize Ticaret ve Sanayi
Odası olarak 2010 yılı sonu itibarı ile enflasyonu %
8, faiz oranlarını da %7.5 olur diye öngörmekteyiz .
Değerli dostlar;
Ekonomik Krizin en sıkıntılı dönemini
IMF’siz atlatmış durumdayız. İlla ki İMF olacak
diye bir şey yok. Kendi imkanlarımızla gidebildikten ve de yol haritamız belli olduktan sonra problem yok demektir. Türkiyemiz bölgemizde güven
unsuru olmaya devam ediyor. İMF ile anlaşma yapan hiçbir ülkenin Kredi notunun yükselmediğini
görmekteyiz. Türkiye İMF ile anlaşma yapmayarak
kendi ayakları üzeride durabildiğini göstermiştir.
2010 Türkiye’sin de büyüme sürecimizin itici gücü
iç tüketim olacaktır.
2010 yılı ekonomi değerlendirmesini başlıklar halinde bu şekilde ele alırken iş dünyamızı teşkil eden insanlar olarak güçlü ekonomi ve kaliteli demokrasiden ayrılmayacağımızı belirtirken, demokrasimizin kalitesini artırabilmenin yolunun kayıt dışı ekonominin bitmesine bağlı olduğunu bilmenizi isterim. Çünkü ekonomi ve kaliteli demokrasi birbirinden ayrılmaz bir bütündür. Eğer ülkemizin daha zengin olmasını istiyorsak herkesi hesap
verebilir hale getirmeliyiz. Unutmayın hesap veremeyenler hesap soramazlar . Demokrasimizin kalitesini artırmak istiyorsak, sistemi, seçilmişler ve
atanmışlar dahil hesap verebilir hale getirmeliyiz.
Bunun içinde sistemi yeniden düzenlemeye ihtiyaç
vardır. Akıllı insanlar işin sistem boyutuna bakarlar.
Bugünkü siyasi partiler yasası ile hiçbir milletvekilinin halkın vekili olma şansının bulunmadığını düşünmekteyiz. Bunun nedeni ise gidenleri biz seçmiyoruz, biz ancak bize sunulanlara oy verebiliyoruz.
Dolayısıyla hesapta soramıyoruz. Ancak sisteme kızıyoruz. Bozuk sistem yapısı ile siyasi partiler kanunu ve seçim yasaları bizi buraya kadar getirdi. Bundan ileri gitmiyor. Sistemin ana omurgası olan anayasa 72 milyon İnsanın mutabakat sözleşmesidir.
1982 yılı anayasası dönemin kalkınma modeline göre yazılmış olup o günkü kalkınma modeli olarak ülke, devlet ve özel sektör mantığı ile
kalkınır denmektedir. 2010 günümüz dünyasında
artık bu anlayış yıkıldı. Artık bütün ülkeler kalkın-
manın temelinde özel sektörü koydular ama benim
1982 yılında yapılmış bulunan anayasamda kalkınma devlet ve özel sektör eliyle olacak diyor, onun
için yeni bir anayasaya ihtiyaç vardır. Bunun yapılabilmesi için her zaman dile getirmeye çalıştığımız
72 milyon ülke insanımızın üzerinde ittifak edeceği bir düzen ve mutabakat içersinde yeni bir anayasa yapmamız lazım geldiğini belirtmek isterim.
Türkiye’miz dünyamızın en büyük ekonomilerinden biri olacaksa bir dizi yapısal reformun acilen
yapılması lazımdır.
Değerli arkadaşlarım; Tüm dünyada olduğu gibi bölgemiz ve ilimizde başta çayımız olmak
üzere ürettiğimiz ürünleri markalaştırmamız gerekmektedir. Artık para kazanmanın yolu markalaşmaktan geçmektedir. Hazreti Mevlana’nın çok güzel bir sözü var. “Dün dünde kaldı cancazım, bügün yeni şeyler söylemek lazım.” sözü bu meyanda
çok şey ifade etmektedir. Artık dünyamızda öyle bir
değişim var ki dün yaptığımız her şey eskimektedir.
Ne yaparsak yapalım yaptığımız işi mutlaka marka
haline getirelim. Yaptığımız işte fark oluşturamazsak para kazanamayız. Şunuda unutmayın; uzun vadede iş yerlerimizin güçlü birer ekonomiye sahip olmasını istiyorsak bunun yolunun iyi yetişmiş insan
gücünden geçtiğini unutmamamız lazım. Bu anlamda işletmelerimize yaptığımız yatırımın yanında işletmelerimize katkı koyacak ve yarınlara ulaştıracak
insanlarımıza da yatırım yapmamız gerekir diye düşünüyorum.
Değerli dostlarım,
Günümüz dünyasında yoksulluğumuz kendi sorumluluğumuzdur. Konuyu ekonominin en
küçük teknik birimlerinden olan işletmelerimiz düzeyinde değerlendirdiğimiz zaman işleyen işletme
kavramını netleştirmek ve işletme mekanizmalarını o temel üzerinde inşa etmek durumundayız. Bir
işletmenin birikim yeteneğini koruyarak uzun dönemli geleceğini güven altına alması için işletmenin
önce çalışanları nezdinde meşrulaştırılmasına bağlıdır. İşletmeyi yönetenlerle ilgili olarak orada çalışanların büyük çoğunluğunun ciddi kuşkuları var
ise başarı ve yenilik yaratmanın önünde engeller var
demektir. Kendi çalışanları gözünde güveni sarsılan
ve meşruluğunu yitiren bir işletmenin bu iki olumsuzluğun sonucu olarak başarılı olabilmesi mümkün değildir.
Netice itibarı ile 2010 yılının siz değerli üyelerimize bol kazanç getirmesini temenni ederken
sihhat ve afiyet temenni ediyorum. Saygılarımla.
7
Rize-Mardin
Sevgi Yolu
Ömer Faruk OFLUOĞLU
RTSO Yön. Kur. Başkanı
8
Her şey Rize için Ülkemiz için diyerek yazıma başlamak
istiyorum.
Rize Mardin oto yolu projemiz Rahmetli Belediye Başkanımız Ekrem Orhon’un hayalindeki projelerden biri idi.
Rahmetli ORHON un fikren başlatmış olduğu Ovit
Tüneli projesi için o günlerden günümüze kadar birçok girişimler olmuş ancak yapılan bu girişimler ve çalışmalar genelde
hep söz düzeyinde kalmış, gerçekleşmesi için bugüne kadar hiçbir somut adım atılamamıştır. Ovit Tüneli projesinin hayata geçirilebilmesi için günümüze kadar yapılan çalışmalarla sesimizi bir türlü istediğimiz ölçüde iş başındaki hükümetlere malesef
duyuramadık.
Rize Ticaret Odası Yönetim Kurulu olarak Ankara’da ki
Odalar Borsalar Birliği Genel Kurulunda, 14 İlimizin Oda ve
Borsa Başkanları ile bir araya gelerek Ovit Tüneli yolunu tartışmaya başladık. O toplantı esnasında Ovit Tüneli’nin bir sevgi
yolu olacağını Kuzey ile Güneyi birleştireceğini ve bu yolun ismini 14 Oda ve Borsa Başkanı ortak kararla Rize Mardin Oto
Yolu ‘Sevgi Yolu’ olarak konulmasını kararlaştırdık.
Diğer bir adını da sevgi yolu koyduğumuz Rize Mardin
Otoyolu, kuzey ile güneyi ulaşım olarak birleştirmenin dışında
gerçekten de sosyal ve kültürel olarak da birleştirecektir. Doğu
ile kuze’yi daha da yakınlaştıracak, kültürel etkileşimi artıracak,
doğu illeri ile batı illerinin birbirini daha iyi anlamasını sağlayacaktır. Haliyle hükümetimizin sürdürmekte olduğu açılım politikasının da önemli bir ayağını oluşturacaktır. Açılıma ekonomik ve kültürel olarak çok büyük katkılar sağlayacaktır.
Sevgi yolu toplantısının ikincisini Odamızın Meclis salonunda Sayın Valimiz Seyfullah
Hacımüftüoğlu, Çaykur Genel Müdürü Ekrem
Yüce, Rize Ticaret ve Sanayı Odası Meclis Başkanı Şaban Aziz Karamehmet, Meclis Üyeleri ve
14 İlimizin oda ve borsa başkanlarının katılımıyla gerçekleştirdik. Bu toplantıda sevgi yolunun
kuzey ile güneyi birleştireceği ikili ilişkilerin ve
kültürel etkileşimin artacağını ekonomik ve ticari
ilişkilerin gelişeceğini ve iki bölge insanının kaynaştıracağını tüm Oda Borsa Yönetim Kurulu ve
Meclis Başkanları olarak ortak görüşlerle dile getirdik.
İran ve Suriye yılda ortalama 10 milyon
dolara yakın navlun vermektedir. 20-25 sene
önce bu yükün belli bir kısmı Karadeniz limanlarından taşınmaktaydı. O günleri hatırlayanlar çok iyi bilir İran’a gidecek yüklerin çok az bir
kısmının Karadeniz limanlarından taşınması bile
Doğu Karadeniz Bölgesi’nin ekonomisini ne kadar canlandırmış, bir çok insanı iş imkanına kavuşturmuş, bölgemizin sosyal ve ekonomik olarak
kalkınmasını kısa bir dönemde olsa sağlamıştı.
Sevgi yolu projesi, Rize Mardin arasındaki 12 - 13 saatlık karayolu ulaşımını 5 - 6 saate
düşürecek haliyle doğu bölgesinde ve GAP bölgemizde üretilen ürünlerin, bozulmadan ve ekonomik değerini yitirmeden sevgi yolu ve Karadeniz
limanları vasıtasıyla bu ürünlere ihtiyacı olan Avrupa ülkelerine, Rusya ve Türki Cumhuriyetlerine çok kısa zamanda ve ekonomik olarak ulaştırılmış olacaktır. Ürünlerimiz gerçek değerinde satılmış olacak haliyle bölge insanının da gelir seviyesi yükselecektir.
Yıllardır Ovit Tüneli yolu kamu oyunda Rize’nin bir yolu olarak algılanmaktadır. Bu
yazımda da anlattığım gibi bu yolun aslında
Rize’nin olduğundan daha çok doğu illerinin, haliyle orta büyüklükteki 10 ülkeyi besleyecek sebze
ve tahıl üretimine sahip GAP bölgesinin bir çıkış
noktası olduğunu, bu sevgi yolu vasıtasıyla Karadeniz limanlarına haliyle Avrupa ve Ortadoğu
ülkelerine en kısa ve ekonomik yoldan bağlanacağını ve bu yol Doğu illerinin ve Gap bölgesinin
gelir seviyesini yükselteceğini, Doğu ile Batı arasındaki gelişmişlik ve ekonomik seviyeyi belli bir
noktada dengeleyecek, ülkemiz ekonomisine ve
ülkemizin büyük sorunlarından biri olan işsizliğe
belirli ölçülerde çözüm getirecektir.
Doğu Karadeniz haritasına bakıldığında
Karadeniz limanlarını doğu illerine haliyle oradan
da İran, Irak ve Suriye gibi Doğu ve Güneydeki
ülkelere bağlayan dikine kısa ve ekonomik yolların olmadığını görüyoruz. Doğu Karadeniz’i iç
kesimlere bağlayan bu yolların olmaması iki bölge için ekonomik anlamda çok büyük bir kayıptır.
İzmir’in unutulmaz Valisi Halil Rıfat
Paşa’nın bir sözü vardır “Gidemediğin yer senin
değildir”diye. Şöyle bir düşünüldüğünde altı ay
kar nedeniyle kapalı bir uluslararası karayolu günümüz de halen mevcut olması,gerçekten de ne
kadar doğru bir söz olduğu gerçeğini ortaya çıkarıyor. Doğudaki sınırla Karadeniz sahili arasında
ki en uzak mesafe 550 km.dir. Buna harita üzerinde mesafe olarak bakıldığında çok yakın, ancak arazinin engebeli olması nedeniyle mesafenin
kara yoluyla ancak 14 -15 saatte aşılabildiği bilinmekte. Sevgi yolu projesinin gerçekleşmesi halinde bu yol mesafe olarak 400 - 450 km olacak karayoluyla da ulaşım 6 - 7 saate inecektir .
Rize Ticaret ve Sanayi Odası olarak
Ankara’da bir ilki gerçekleştirdik. Başkentte atılan adımla Rize -Mardin güzergahı üzerindeki ve
çevresindeki Ticaret ve Sanayi Odalarıyla Rize’de
gerçekleştirdiğimiz, Rize Mardin Otoyolu Sevgi
yolu toplantısıyla yeteri kadar sesimizi duyurduğumuza inanıyorum. Ancak projemiz gerçekleşene kadar 14 İlimizin Oda ve Borsa Başkanlarıyla
sevgi yolu toplantılarına aralıksız devam edeceğiz.
Ticaret ve Sanayi Odaları olarak başlatığımız bu projeye tüm sivil toplum kuruluşlarının
destek vermelerini bekliyoruz. Rize- Mardin hattı üzerindeki diğer STK ların da kendi aralarında
toplanarak çalışmalar başlatması, arzulanan hedefe kısa sürede ulaşılmasında etkili olacaktır.
İnanıyorum’ki hükümetimiz Doğu ve
Güneydoğu illerimizi Karadeniz’e bağlayacak
olan bu sevgiyolu projemizin 2011 yılı programına alıp gerekli altyapı çalışmasını başlatacaktır.
9
TOBB, 65. Genel Kurulu Yapıldı
TOBB-ETÜ Salonunda yapılan genel kurulda konuşan TOBB başkanı Hısarcıklıoğlu
“Biz, bu ülkeye hizmet için varız. Biz,
bu ülkenin sevdalısıyız ve biz ülkemize
hizmet etmeye devam edeceğiz”dedi.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin 65.
Genel Kurul toplantısı Ankara’da yapıldı.
Rize Ticaret ve Sanayi Odası genel kurul delegeleri, Meclis Başkanı Şaban Aziz
Karamehmetoğlu, Yönetim Kurulu Başkanı Ömer
Faruk Ofluoğlu ve meclis üyeleri Rüştü Aslan, A.Şafak Şahinler, Şaban Turgut ve Yaşar İnce’nin
de katıldığı TOBB’un 65.Genel Kurulu, Başbakan
Recep Tayip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet
Bahçeli, CHP MYK Üyesi Tekirdağ Milletvekili Faik
Öztrak, Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Ali
Babacan, Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Sanayi
ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, Devlet Bakanı
Cevdet Yılmaz, sivil toplum örgütü temsilcileri
ile delegelerin katılımıyla gerçekleştirildi.
Genel kurulda konuşan TOBB Başkanı M.
Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye’nin önümüzdeki 10
yılda, sadece ‘bölgesel güç’ olmakla kalmayıp,
‘küresel güç’ konumuna yükseleceğini söyledi.
Hisarcıklıoğlu, işsizlik sorunun Türkiye’nin
10
en büyük sorunu olduğuna işaret ederek,“Hepimiz
biliyoruz ki, işsizlik Türkiye’nin en büyük sorunu. İş
dünyası olarak bu sorunun, Türkiye’nin geleceğini tehdit ettiğinin farkındayız. Bu sadece iktisadi değil,
aynı zamanda sosyal bir meseledir. Toplumsal barışı
ve sosyal yapıyı tehlikeye sokmaktadır. Türkiye’nin
geleceğine ortak olan bizler, sorunlara da, çözümlere de ortağız. Yanlış anlaşılsak da, gözümüzün
gördüğünü konuştuk. Özel sektörün tek çatı örgütü
olarak, firmalarımızla ve diğer iş dünyası örgütleriyle beraber, istihdam sorununun çözümü için arayış
içinde olduk. Ve başardık .
2002-2008 yılları arasında, özel sektörümüz,
3 milyon kişiye yeni istihdam sağladı. Üstelik kayıt
dışı ekonomiyi de azalttık. Nereden anlıyoruz? Çünkü
yine aynı dönemde sigortalı istihdamı 3,6 milyon kişi
büyüdü. Yani hem istihdamı, hem de kayıtlı çalışan
sayısını artırmışız. Peki, bunu nasıl
başardık? Bunun cevabı, istikrar ve reform sürecidir. Ekonominin büyümesidir.
Devletten para-pul istemiyoruz. Rakiplerimizle eşit şartlarda mücadele edebilelim, bu bize yeter”
Ülkeye hizmet etmeye devam edeceklerini vurgulayan Hisarcıklıoğlu
“Biz, bu ülkeye hizmet için varız. Biz,
bu ülkenin sevdalısıyız. Allah, bu ülkeye
ve sizlere, daha büyük hayaller kurma ve
bunu gerçekleştirme gücü versin. Yolumuz açık olsun. Şansımız bol olsun. Allah
hepimizin yardımcısı olsun.”dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan
ve MHP Genel Başkanı Devlet bahçelininde
konuştuğu Genel Kurulun, konuşmalardan
sonraki bölümünde Mevzuat, Ekonomik
Raporu İnceleme, Dilekleri İnceleme,
Avrupa Birliği Uyum, Dış İlişkiler, Vergi, Ekonomi Politikası, Basın ve Yayın
Komisyonları sunumlarını yaptılar.
Hesapları İnceleme Komisyonu’nun sunduğu 1 Ocak 2009-31 Aralık 2009
bütçe dönemi harcamaları ve kesin hesabı
ile 1 Ocak 2011-31 Aralık 2011 dönemi
bütçe teklifi onaylandı. Genel Kurulda
faaliyet raporu da müzakere edilerek
onaylandı.
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu,
Genel Kurul çalışmalarının ardından
yaptığı konuşmada, delegelere ve genel kurulun gerçekleştirilmesinde emeği
geçenlere teşekkür etti.
11
RTSO’dan Batum’a ziyaret
Rize Ticaret ve Sanayı Odası Meclis üyeleri bazı iş adamlarının da katılımıyla Batumda incelemelerde bulundular. Batum heyetinde ilk defa
Sarp Sınır Kapısından çıkış yapan Vali Seyfullah Hacımüftüoğlu, Emniyet Müdürü Şammaz Demirtaş ve
Kültür Turizm Müdürü İsmail Hocaoğlu da yer aldı.
Acara Özerk Cumhuriyeti Başbakanı Levan Varşalomidze Rize heyetiyle yakından ilgilendi.
RTSO heyetini Sarp Sınır Kapısın da Acaristan Ekonomi Bakanı Vazha Bolkvadze karşıladı.
Batum’a girmeden yol üzerinde bulunan kale gezdirilerek tarihi hakkında bilgi verildi.
Rize heyetinin Batum’da ilk ziyareti
Türkiye’nin Batum Başkonkolosluğuna oldu. Başkonsolos Tuğrul Ercan Özten’le görüşen heyet daha
sonra Gürcistan Acara Özerk Bölgesi Başbakanı Levan Varşalomidze’yi başbakanlık binasında ziyaret
etti.
Batum Başkonsolosu Özten’in de katıldığı
12
görüşmede, Başbakan Varşalomidze, Batum’da ki yatırımlar hakkında bilgi vererek Rize heyetinden
Türk iş adamlarının da ülkesin de yatırım yapmalarını istedi.
Görüşmelerden sonra Rize heyeti Başbakan
Levan Varşalomidze ile birlikte Batum Expo 2010
fuarını gezdi.
Öğlen yemeğinde Başbakan Varşalomidze’nin konuğu olan Rize heyeti yemekten sonra
Batum’un meşhur Botanik Bahçesini gezdi. Çay İşletmeleri Genel Müdürü Ekrem Yüce burdaki bazı
bitki türleriyle yakından ilgilendi ve Rize de ki
araştırma bahçesinde ve Hayrat Fidanlığında aynı
bitki türlerinden yetiştirmek için denemeler yapacaklarını söyledi.
Rize heyetinden bir grup, Batum da yatırım
yapan Türk iş adamlarının tesislerini gezerken bir
grupta turizm beldesi olma yolunda büyük yatırımların yapıldığı Kabuletti bölgesinde incelemelerde
bulundu.
Akşam da Rize heyetini ağırlayan, Rize heyetiyle yakından ilgilenen ve gece geç saatlere kadar da beraber olan Başbakan Levan Varşalomidze
Batum’un çehresini değiştiren yerleri göstererek
bilgi verdi.
Acara Özerk Bölgesi Başbakanı Levan Varşalomidze Rize heyetiyle vedalaşmadan önce dergimiz
için yaptığı kısa açıklamada, Rize heyetini Batum’da
ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti ifade ederek
“İki ülke arasında çok güzel dostluk ve karşılıklı iyi
ilişkiler var. Bölgesel seviyede bunu daha da güzelleştirmek arzusundayız. Bu açıdan sayın Rize Valisi ve Ticaret odasıyla iş adamlarının ziyaretini çok
olumlu buldum. Vatandaşlarımızın daha yakın ilişkiler kurmaları onların gidiş gelişlerini daha da kolaylaştırmak için çok daha güzel şeyler yapacağız. İki
ülke arasında vizeyi karşılıklı olarak kaldırdık. Şimdide pasaportsuz geçişler için çalışma başlattık.”
İlk defa Batum’a giden Rize Valisi Seyfullah
Hacımüftüoğlu geziyle ilgili olarak yaptığı değerlendirmede iki ülke arasında iyi niyetin hakim olduğunu belirtti. Vali Hacimüftüoğlu ”Buranın yönetimi-
nin Türkiye’ye olan ilgisi yönünden beklediğimden
daha fazlasını bulduk. Özellikle de Rize ve Rizeli iş
adamlarına olan ilgiyi fazlasıyla memnuniyet verici buldum. Özerk Cumhuriyet olan Acara Başbakanı
Levan Varşalomidze’nin bizimle hemen hemen tam
gün ilgilenmesi, yatırımcılarımızı buraya teşvik etmesi ve burada Türkiye’nin özellikle görünür olması
için iyi niyetli görüntüsü bizim memnuniyetimizi artırdı. Bu iyi niyetli görüntünün gerçek olmasını temenni ediyorum. Şu an itibariyle öyle görünüyor.”
RTSO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk
Ofluoğlu da Batum gezisinin çok olumlu geçtiğini
ifade ederek “ Gürcistan ile olan ilişkilerimiz her
alanda, her geçen gün daha iyiye gitmektedir. EXPO
Batumi 2010 fuarında Rize Ticaret ve Sanayi Odası açtığı standla yer aldı. Odamızın Batum ziyareti
proğramını da bu tarihe göre ayarladık. Meclis başkanımız, meclis ve yönetim kurulu üyelerimiz ile iş
adamlarımızın katılımıyla bu geziyi düzenledik. Sayın Valimizin ve Emniyet Müdürümüzünde davetimize icabet etmesi bizi onurlandırdı. Batum da yaptığımız görüşmeler çok olumlu geçti.”
13
Rize için
önemli yatırım
“Onkoloji”
Prof. Dr. Arif YILMAZ
Rize Üniversitesi
Tıp Fakültesi Dekanı
Günümüzde, ölüm nedenleri arasında, kalp
hastalıklarından meydana gelen ölümler ilk sırada
yer almaktadır. Kanserlerden meydana gelen ölümler
ise sıralamada ikinci sırada bulunmaktadır. İstatistiksel çalışmalar, 2025’lere gelindiğinde kanserlere bağlı
ölüm oranlarının, kalp hastalıklarından meydana gelen
ölüm oranlarının önüne geçeceğini göstermektedir.
Yeryüzünde her yıl 7 milyon kişi kansere yakalanmaktadır. Bir yıl içerisinde kanserden ölenlerin
sayısı 5 milyon civarındadır. 2025 yılına ulaşıldığında yıllık ölüm sayısının 2 kat artarak 10 milyon olması beklenmektedir. Yaklaşık 75 milyon kişinin de kanserle beraber yaşanması ön görülmektedir.
Ülkemizde her yıl 150.000 kişi kansere yakalanmakta ve yaklaşık 400.000 kişi kanserle birlikte
yaşamaktadır. Bu sayının yıllarla birlikte artması çok
doğaldır.
Tüm kanserlerin yaklaşık % 16’sı Akciğer
kanseri olup, akciğer kanserinin kanser ölümlerindeki rolü %28’lere ulaşmaktadır. Bu oran erkeklerde
% 35’lere çıkmaktadır. Erkeklerde akciğer kanserini,
prostat, kalın barsak ve mide kanseri takip etmektedir. Kadınlarda ise meme, rahim ve kalın barsak kanserleri en sık görülen kanser tipleridir. Bu günkü bilgilerimize göre kanser nedenleri arasında önlenebilir
14
en önemli risk faktörü sigara’dır.
Bu görüşler doğrultusunda yaklaşık 3 yıl önce
Rize Ticaret ve Sanayi Odası ile Rize Ticaret Borsası önderliğinde hayata geçirdiğimiz Kardiyoloji-Kalp
Damar Cerrahisi Projesi kapsamında bugüne kadar
binlerce koroner anjiyografi ve yüzlerce açık kalp
ameliyatı, Rize Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde
başarıyla gerçekleştirilmiştir.
Bunun akabinde sağlıkta 2. önemli proje olarak tasarlayıp Sayın Başbakanımızın himayelerinde ve
Üniversite Geliştirme Derneği, RTSO ve RTB öncülüğünde yürüttüğümüz Onkoloji Projemizin ek bina
yapımı ayağına başlamış bulunmaktayız. Üniversite
Geliştirme Derneğinin önderliğinde, Çay-Kur Genel
Müdürümüzün destekleriyle, vefakâr Rize’li hemşerilerimizin katkılarıyla toplanan yardım ile inşaatın
yapılacağı alandaki iyileştirme çalışmaları tamamlanmak üzeredir. Emeği geçen herkese teşekkür ederim.
Bina inşaatının yapımını Doğuş Çay’ın hayırsever sahipleri üstlenmiş olup kendilerine ve bu alanda bizden desteklerini esirgemeyen siyasilerimize teşekkürlerimi sunarım.
Onkoloji EK Binası 900 m2 kuruluş alanı üzerinde 8 kat olacaktır. Rize Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin ana binası ile bağlantılıdır. Bünyesinde Radyoterapi cihazları, nükleer tıp cihazları ve
PET cihazı bulunacaktır. Ayrıca bünyesinde kemoterapi üniteleri, poliklinik odaları ve 60 adet tek kişilik hasta yatak odaları bulunacaktır. 2012 yılı itibariyle
hizmete girmesi planlanmaktadır. Kanser tanısı almış
hastalarımızın ileri merkezlere gönderilmeden, yerinde tedavi görmeleri planlanmıştır. Bu konuda bizlere destek veren ve emeği geçen, başta Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi ve Doğuş Çay’ın hayırsever sahipleri Süleyman Karakan ve
Alparslan Karakan Beyefendiler olmak üzere herkese en derin şükranlarımı sunar, projenin Rizemize ve
insanlığa hayırlı olmasını dilerim.
Bölge için önemli bir sağlık tesisi
Onkoloji Merkezi’nin
temeli törenle atıldı
Rize sağlık alanında yeni bir tesise daha kavuşuyor. Rize Üniversite Geliştirme Derneğinin çalışmaları sonucunda Rize’de kurulması kararlaştırılan Onkoloji Hastanesinin (Kanser Araştırma ve Tedavi Merkezi) temeli törenle atıldı.
Rize Eğitim ve Araştırma Hastanesi alanında yapımına başlanan Onkolji Merkezinin temel
atma töreninde konuşan Rize ili Üniversite Geliştirme Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Metin, Dernek olarak Rize’ye kazandırdıkları kardiyoloji bölümünden sonra şimdide onkoloji bölümü
için çalışma başlattıklarını belirterek “Bugün bölgemiz için çok öneli bir sağlık tesisinin yapımını
başlatıyoruz. Onkoloji Merkezi için düzenlediğimiz
kampanyalara destek veren başta Başbakanımız
16
sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Valimiz
Seyfullah Hacımüftüoğlu’na, Rize Ticaret ve Sanayi Odasına, Ticaret Borsasına, Çaykur’a Esnaf ve
Sanatkarlar Odasına,siyasi partilerimize, çay üreticilerimize ve sivil toplum kuruluşlarına Rizeli hayırsever iş adamlarımıza teşekkür ediyorum. Bu tesisin 5 milyon Tl.lik inşaat kısmını üstlenen Doğuş
Çay Şirketinin sahipleri, Alpaslan ve Mahmut Karakan Kardeşlere de ayrca şükranlarımızı sunuyorum. Dernek olarak daha önce başlattığımız kampanya ile kardiyoloji ünitelerinin kurulup hizmete girmesini sağladık. Yine yardım sever halkımızın desteği ile onkoloji merkezimiz de en kısa zamanda tamamlanıp hizmete girecektir.”dedi.
Rize Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı ve
Rize Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof.
Dr. Arif Yılmaz yaptığı konuşmada yapılacak tesisin
önemine dikkati çekerek “ Türkiye genelinde her
yıl 150 bin kişi kanser hastalığına yakalanmaktadır.
Bu rakamı göz önüne alırsak, onkoloji merkezinin
Rize’miz ve Bölgemiz için ne kadar gerekli olduğu
ortadadır.” dedi.
Onkoloji Merkezinin inşaat kısmını üstlenen
Doğuş Çay Grubu adına konuşan ve sağlığa yapılan
yatırımların en kutsal hizmetlerden biri olduğunu
ifade eden Yönetim Kurulu Başkanı Alpslan Karakan “Rize Onkoloji Merkezinin inşaatının yapılması görevinin bize verilmesinden dolayı son derece mutlu olduk. İnşaatı bir an önce en güzel
şekilde bitirip hizmete hazır hale getirmek için
elimizden geleni yapacağız.”
Rize Valisi Seyfullah Hacımüftüoğlu ise
yaptığı konuşmada, Rizenin Turizm, Sağlık ve
Eğitim alanında Merkez olması için gayret gösterildiğini söyledi.
Onkoloji Hastanesinin Rize için ve bölge
için sağlık alanında en önemli yatırım olduğunu
belirten vali Hacimüftüoğlu, dernek yöneticilerine ve katkısı olan herkese teşekkür etti.
İksa Uygulama Sistemi (Fore Kazık+Ankraj)
üzerinde kurulacak olan Onkoloji Merkezi, 9 kat
ve 9 bin m2 olacak ve 15 Milyon TL. harcanacak.
İki yıl içinde tamamlanması beklenen Onkoloji Hastanesinde, Radyasyon Okolojisi ve Medikal Onkoloji ile ilgili tedaviye yönelik üniteler yer alacak. Son yıllarda bölgemizde büyük
bir artış gösteren kanser vakaları nedeniyle bölge için büyük önem taşıyan yapılacak olan kanser Araştırma ve Tedavi Merkezi binasında, 54
adet tek kişilik tam donanımlı hasta yatak odaları toplantı salonları ve idari birimler bulunacak.
Onkoloji Hastanesinin temel atma törenine katılan Rize Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Ofluoğlu, Oda
olarak sağlık hizmetleri için yaptıkları desteğin
devam edeceğini belirterek, yoğun bakım üniteleri ve kardiyoloji bölümünün kurulması ve bu
ünitelere modern cihazların alınmasın da yaptıkları katkıyı Onkoloji Hastanesi içinde yapacaklarını söyledi.
17
RTSO, 12 oda başkanını bir araya getirdi
Rize-Mardin Otoyolu
için ilk adım Ankara’da atıldı
Kuzeyle Güney Buluşuyor
Rize Ticaret ve Sanayi Odası’nın Rize - Mardin hattı üzerinde bulunan illerin Ticaret ve Sanayi Odası başkanlarıyla Ankara’da, Rize- Mardin oto yolu konulu toplantısı büyük ilgi gördü. RTSO Yönetim kurulu Başkanı Ofluoğlu “Türkiye artık doğu batı
değil kuzey - güney istikametinde birleşmeli. Rize- Mardin hattı yalnz bir oto yol projesi olarak görülmemeli. Kuzeyi güneyle kucaklaştıracak sevgi yolu olacaktır.”
Rize Ticaret ve Sanayi Odası’nın Rize - Mardin hattı üzerinde bulunan illerin Ticaret ve Sanayi Odası başkanlarıyla Rize- Mardin Oto yolu konulu toplantsı büyük ilgi gördü. RTSO Yönetim kurulu
Başkanı Ofluoğlu “Türkiye artık doğu batı değil kuzey - güney istikametinde birleşmeli. Rize- Mardin
hattı yalnız bir oto yol projesi olarak görülmemeli.
Kuzeyi güneyle kucaklaştıracak sevgi yolu olacaktır.”
Kuzeyi güneyle birleştirecek, Karadenizin
Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile bağlantısını sağlayacak Rize-Mardin oto yol projesine destek sağlamak ve bilgilendirmek için Rize Ticaret ve Sanayi Odasının girişimiyle, Rize - Mardin hattı üzerinde ve çevresinde bulunan Ticaret Odaları ve Borsa
Başkanları Ankara’da bir araya geldi.
RTSO’nun ev sahipliği yaptığı toplantıya
Rize, Mardin, Şirnak, Van, Diyabakır, Cizre, Iğdır,
Ağrı, Bitlis, Muş, Çayeli, Ardeşen, Ticaret ve Sanayi
Odası yönetim kurulu ve meclis başkanları, genel
sekreterleri Borsa meclis yönetim kurulu ve meclis
başkanları katıldı.
Rize milletvekili Lütfü Çırakoğlu ile Rize Ak
Parti İl Başkanı Hasan Karal da toplantıya katılarak
Rize Mardin oto yol projesi için siyasi yönden destek vereceklerini belirttiler.
Toplantının açılış konuşmasını yapan Rize
Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı
Ömer Faruk Ofluoğlu, Rize- Mardin oto yol projesine normal bir yol projesi olarak bakılmaması ge-
rektiğini vurgulayarak “Türkiye artık doğu- batı değil, kuzey güney istikametinde birleşmeli ve yakınlaşmalıdır. Bu proje hayata geçirildiğinde Rize -Erzurum arası 1,5 saate inecek. Herkes kendi ili ile Erzurum arasındaki mesafeyi biliyor. Yapılacak oto yolla aradaki mesafeyi
herkes tahmin edebilir. Benim görüşüme göre Mardin -Rize arası bugün 13- 14 saattir ama proje sonuçlanınca bu mesafe 5-6 saate inecektir. Bu çok önemli bir yaklaşımdır. Saat olarak birbirine yakınlaştığımız zaman gönüllerde birbirine yakınlaşacaktır.
Toplantıyı düzenlememizdeki amaç bu güzergaha
yakın olan illerin de aynı heyecanı duyup proje bir
an önce hayata geçsin diye kamuoyunun desteğini
sağlamaktır. Bu proje Karadeniz ile Doğu ve Güney
Doğu Anadolu için yalnızca bir yol projesi olarak
görülmemeli. Bu toplantılarımızı bundan sonrada
devam ettireceğiz. Bu proje görüşülürken bölgele-
rimizin diğer sorunlarını da karşılıklı olarak masaya yatırcağız”
Rize Ticaret ve Sanayi Odası’nın Ankara’da
Başkent Öğretmenevi Sosyal Tesislerinde organize
ettiği toplantıya Rize Milletvekili Lütfü Çırakoğlu
ve Ak Parti Rize il başkanı Hasan Karal ‘da katılılarak, Rize- Mardin Oto yol projesine siyasi destek
sağlayacaklarını belirttiler. Karal yaptığı konuşmada Ovit Tüneli projesinide içine alacak bu çalışmanın çok önemli bir proje olduğunu vurgulayarak “ Bu proje Rize olarak artık bizi aşmıştır. Karadeniz Bölgesini Doğuyu, Güneydoğuyu ve bu bölgelerin dışında Suriye, İran ve Gürcistan Bölgelerini de içine alan bu interlandı doğrudan ilgilendiren
bir projedir. Bu güzergah üzerindeki 12 ilin yöneticileriyle birlikte çalışma başlatılmasının ilk adımı
atıldı. Bu 12 il sayısı çevre illerinde katılımıyla artabilir. Hep beraber el ele vererek ayağa kalktığımızda bu projenin kısa sürede başarıya ulaşacağı-
nı ümit ediyorum. Biz hükümet nezdinde işin siyasi takıbını yapacağız sizler diğer boyutları ele alacaksınız ve güçlerimizi birleştirerek hayalimizdeki
bu projeyi hep beraber gerçekleştirip Güneydoğuyu, Doğuyu ve Karadeniz’i birbirine yakınlaştırmanın ve de ülke dışına bağlanmanın güzelliğini yaşayacağız diye düşünüyorum”
Rize Milletvekili Lütfü Çırakoğlu da RTSO
Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Ofluoğluna
böyle bir toplantıyı başlatmasından dolayı teşekkür ederek “Türkiye de hayal edemiyeceğimiz noktalara geliyoruz. İşte şimdi hayal gibi görünen Rize
Mardin oto yolu da böyle.
Karadeniz’i, doğuya, Güneydoğuya beklide diğer
ülkelere bağlayacak. Bu yol
birlik ve beraberliğin daha
ileriye götürülmesine vesile olacaktır. Aynı zamanda ilerlemeyi sağlayacaktır.
Sivil toplum olarak sizlerin
zorlaması, ihtiyac olduğunun vurgusunu ortaya koyuyor. Sivil toplum kuruluşu olarak sizlerin bu projede büyük katkısı olacak. Bu proje de önce düşünüldü, sonra adım atıldı. Bu demektir ki Rize- Mardin oto yolunu temelleri atılıyor.”
19
Mardin Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Tutaşı ilk memuriyet hayatına Rize’de başladığını ifade ederek “Rize- Mardin arasındaki ulaşım sıkıntısını çok iyi bilen biriyim. Halen bu sıkıntılar devam ediyor. Rize Ticaret
Odasının başlatmış olduğu Rize- Mardin Otoyol projesi bilgilendirme toplantıları çok güzel bir ortam,
çok güzel bir birliktelik yaratacaktı. Rize - Mardin oto yol projesinde Rize başlangıç noktası, Mardin
bitiş noktası olmayacak bu proje hayata geçtikten
sonra çok daha değişik boyutlara ulaşacaktır.”
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim
Kurulu Başkanı Mehmet Galip Ensarioğlu Rize- Mardin oto yolunun hayata geçmesiyle sevgi yolu olacağını ifade ederek “Bu toplantıyı düzenledikleri
için RTSO’na teşekkür ediyorum. Rize’de bu konu
ne kadar gündemde ise aslında birbirimizden haberimiz olmadan kendi ilimizde de bu konu gündemdedir. Coğrafyanın ayırdığı kopukluk bu proje
sayesinde ortadan kalkacaktır. Karadeniz’le bir gönül köprüsü kurulacak. Biz buna sevgi yolu da diyebiliriz. Bu proje hem ekonomik olarak hem siyasi olarak hem sosyal olarak çok önemli bir projedir
ve bu anlamda bu yol üzerindeki bütün vilayetlerin
güç birliği yapması gerekmektedir”
Van Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zahir Kandaşoğlu da bu projede bölge
milletvekillerine büyük iş düştüğünü söyledi. Kandaşoğlu “Biz yıllardan beri bu yolun özlemini yaşı-
20
yorduk. Bu üç bölgedeki Ticaret ve Sanayi Odaları Başkanları, Rize Ticaret ve Sanayi Odasının girişimleriyle bir araya gelerek, ülkemizin, bölgemizin en önemli meselesini masaya yatırdık Bu büyük bir cesarettir, büyük bir girişimdir. Rize Ticaret
ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanına, böyle
bir projeye öcülük ettikleri için teşekkür ediyoruz.
Bu projede, başta bölge milletvekillerine çok ciddi görev düşüyor. Bunun için bir an önce bir araya gelerek bize cesaret vermelerini ve kendilerinin
de çalışmalara başlamalarını bekliyoruz” dedi.
Rize Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı
Mehmet Erdoğan da projenin önemine değinerek “ Rize - Mardin Oto Yol Projesiyle Karadeniz’in, Doğu
ve Güneydoğu ile birleşmesi halinde hem bölgeye
hem de ülkeye çok büyük katkısı olacaktır. Ayrıca,
burada toplanmış olan bu 12 oda temsilcilerinin bu
girişimi ülkenin diğer bölgelerine de örnek teşkil
edecektir.”dedi
Toplantı sonunda bir değerlendirme yapan RTSO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Ofluoğlu Kuzeyi Güneyle buluşturacak Rize-Mardin Oto yolu
projesi için yaptıkları bu ilk toplantının çok olumlu olduğunu açıklayarak “ Ankara’da gerçekleştirdiğimiz bu ilk toplantıda katılımın tam olması, yolun önemini ortaya koymaktadır. Ayrıca, Rize -Mardin Oto Yol projesinin önemini oda başkanlarımızın ifadeleriyle de gördük. Bu bir istişare toplantısı oldu. Toplantılarımızı bundan sonrada devam ettireceğiz. Bölge oda ve borsa başkanlarımızla önümüzdeki
Haziran
ayında Rize’ de
toplanıp RizeMardin Oto Yol
Projesi’ni daha
kapsamlı olarak
görüşeceğiz”
dedi.
do ğ a l süt keyf i !
MGY GIDA TEM. İNŞ. TEKS. TUR. SAN.
PAZ. NAK. VE DIŞ TİC. LTD. ŞTİ.
Yeni Atılımlara
Engindere Mah. Toptancılar Sitesi D Book No. 1-B RİZE Pbx: 0 464 226 16 14
A. Kahveci Bulvarı Akçataş Sitesi No: 21/A Söğütlü - AKÇAABAT Tel.: 0 462 248 23 47
Org. San. Böl. Karapınar Mah. 73 Nolu Sok. No. 2 C Blok Ordu Tel.: 0 452 234 54 11
21
Ovit Yolunda
Ciddi Adım !
Rize-Mardin
Otoyolu’nun Temeli Atıldı
RTSO’nun davetlisi olarak Rize’de toplanan Rize-Mardin hattı üzerindeki, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanları yaptıkları konuşmalarda RTSO’ya başlatıkları bu
projeden dolayı teşekkür ederek “Projenin temeli bugün burada atılmıştır. Bundan
sonra yapacağımız çalışmalar, kısa sürede tamamlanması için olacaktır” dediler.
Ekonomik, sosyal ve siyasi çok önemli kazanımlar
sağlayacağına inanılan, yaklaşık 450 kilometrelik otoyolun en önemli bölümünü Rize’nin İkizdere
ilçesi ile Erzurum’un İspir ilçeleri arasındaki 2600
rakımlı Ovit Dağı Tüneli Projesi oluşturuyor. RizeMardin otoyolu tamamlandığında Karadeniz ile
Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri, dolayısıyla
Kafkasya ve Orta Doğu Anadolu üzerinden birbirine
bağlanacak.
Rize Ticaret ve Sanayi Odasının başlattığı Rize - Mardin
otoyolu projesinin startı Rize’de verildi. RTSO’nun öncülüğüyle
mayıs ayında Ankara’da toplanan, Rize- Mardin Hattı üzerinde
ve çevresinde bulunan Ticaret ve Sanayi Oda başkanları bu kez
Rize’de bir araya geldi.
Rize- Mardin Oto yolu Projesine tam destek veren 14 ilin
oda başkanları 2023 yılında bitirilecek projeler arasına alınan
Rize-Mardin otoyolunun Rize’de ki toplantıda temelinin atıldığını, daha erken bir tarihte bitirilmesi için kamu oyu desteği yaratmaya çalışacaklarını söylediler. Oda başkanları projenin çok
22
Rize Valisi Seyfullah Hacımüftüoğlu
Ağrı TSOYön.Kur Bşk. Mehmet Erat
Batman TSO Yön.Kur.Bşk.Mehmet Teymur
Batman TSO Meclis Bşk. Şemsettin Gülmüş
Bingöl TSO Yön.Kur.Bşk.V.Zahir Karlı
yönlü bir proje olduğunu, her kesimin buna destek olması gerektiğini vurguladılar.
Rize Valisi Seyfullah Hacımüftüoğlu ve Çay İşletmeleri Genel Müdürü Ekrem Yüce’nin de davet edildiği ortak meclis toplantısına Ağrı, Batman, Bingöl, Diyarbakır, Erzurum, Iğdır, Mardin, Muş, Şirnak, Ticaret ve Sanayi Odaları yönetim kurulu başkanları, meclis başkanları ve genel sekreterleri katıldı.
Rize Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Şaban Aziz
Karamehmetoğlu’nun başkanlığındaki toplantının açılış konuşmasını, Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Ofluoğlu, yaptı.
Ofluoğlu, Rize-Mardin otoyol projesi fikrinin geçmişten
bu yana yol güzergahındaki illerin ileri gelenlerinin hayali olduğunu söyledi. Ofluoğlu, otoyol güzergahı ve çevresindeki illerin
ticaret ve sanayi odası yöneticileriyle, yolun yapımı için görüş
alışverişinde bulunmak amacıyla Ankara’da bir araya gelindiğini, aralarındaki iletişimi artırmak amacıyla söz konusu illerde
de toplantı yapmayı kararlaştırdıklarını anlattı. Karar uyarınca ilk toplantıyı Rize’de yaptıklarını, toplantıların diğer illerde de gerçekleştirileceğini ifade eden Ofluoğlu, yolun bölgeler
ve Türkiye için ekonomik, sosyal ve siyasal önemine değindi.
İran’ın geçmiş yıllarda Doğu Karadeniz limanlarını kullanarak
yaptığı transit ticaretin çeşitli nedenlerle sona erdiğini dile getiren Ofluoğlu, şunları söyledi: ‘’Bundan 20-25 yıl önce İran’ın
bütün yükleri Doğu Karadeniz limanlarından taşınırdı. Bu transit ticaretin sona ermesinin ardından İran’ın Avrupa’dan ithal
ettiği ürünlere verdiği navlun yılda 5 milyon dolar. Bu yükü buraya getirdiğimiz zaman yatırımın ne kadar gerekli olduğunu
anlamakta zorluk çekmeyeceğiz. Bu, söz konusu yolun sadece ekonomik tarafı. Turizm, diğer iller ile irtibatın sağlanması, hepsinden önemlisi bölgeler arasında insanların kaynaşması söz konusu. Biz sivil toplum örgütleri olarak ülkemizde bölünmüşlük, parçalanmışlık yaşamak istemiyoruz. El ele verdik,
bu konuda son derece kararlıyız hem bu yolu yapacağız hem de
bölgelerimizin gönül gönüle olmasını sağlayacağız. Bütün arkadaşlarımızın, oda başkanlarımızın gayreti bu yönde.’’ 2010
yılı başında Ovit Dağı Tüneli proje ihalesinin Ulaştırma Bakanlığı tarafından yapıldığını belirten Ofluoğlu, şöyle devam etti:
‘’Bu somut gelişme bizim için çok önemli. Proje ilk defa devletin kayıtlarına girdi, Cumhuriyetimizin 100.yılına kadar tamamlanacak projeler arasına alındı. Rize-Mardin otoyolu sadece Rize’nin bir projesi değil, bir ülke projesidir. Ankara’da
yaptığımız toplantıda ticari anlamının yanında, sosyal ve siyasi
bir tarafı olduğu, bölgelerin bütünleşmesi, insanların kucaklaşması, birbirini tanıyabilmesine zemin hazırlayacağı için RizeMardin otoyoluna ‘Rize-Mardin Sevgi Yolu’ adını koyduk.’’
Yol yapıldığı zaman Doğu Karadeniz’in en kısa yoldan
Suriye’ye bağlanacağını anlatan Ofluoğlu, şöyle devam etti:
‘’Yol, oralardaki illerimizi 4-5 saat daha sahile yaklaştırmış olacak. Yani Doğu Karadeniz limanları bir yerde Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinin de limanları olacak. Bu Türkiye’nin ekonomik gelişimi açısından çok önemli. Türkiye’nin en önemli projelerinden biri GAP. Türkiye GAP’ta üretilenleri bir yerlere satacak. Bunun için de en büyük pazar Rusya Federasyonu. Bu
en büyük pazara yakınlık çok önemli. 20-25 yıl önce İran’ın
Avrupa’dan ihracatı Doğu Karadeniz’deki limanlar üzerinden
yapılırdı. İran’ın yasaklamasıyla bu sektör kayboldu. Ama şu
anda İran Türkiye üzerinden ihracatı serbest bıraktı, bu da çok
önemli bir gelişme. Yolumuz ne kadar kısa olur, sınırlara ne kadar kolay ulaşırsak rekabet gücümüz o kadar yükselecek. Bi-
Bingöl TSO Meclis Bşk. Akif Günerigök
23
Diyarbakır TSO Yön.Kur.Bşk. M.Galip Ensarioğlu
İğdır TSO Meclis Bşk. Hükümdar Arat
Mardin TSO Yön.Kur.Bşk.Mehmet Ali Tutaşi
Muş TSO Yön.Kur.Bşk. Şihmus Sinecem
Şırnak TSO Yön.Kur.Bşk. Osman Geliş
Mardin TSO Meclis Bşk.Kenan Özçelik
24
zim o yükleri Doğu Karadeniz limanlarından taşıma şansımız artacak. ‘’Ovit Dağı Tüneli” ihalesinin 2011 yılında yapılmasının
planlandığını dile getiren Ofluoğlu, “Biz şimdi tabii bunun bir
an evvel ihale edilip uygulama aşamasına geçmesi için gayret
gösteriyoruz. Zannediyorum 2011’de bunun ihalesi yapılacak.
Bütün temennimiz bu yönde. Şu anda yol üzerindeki en büyük
proje Ovit Dağı Tüneli’dir. Rize-İkizdere arasında duble yol çalışmaları başladı. Erzurum tarafında da duble yol çalışmaları
var. Zaten Rize-Mardin otoyolun için kısım kısım çalışmalar yapılıyor’’ diye konuştu.
Mardin Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı
Mehmet Ali Tutaşi ise Mardin’den Rize’ye kara yoluyla 13-14 saatte geldiklerini, otoyolun yapılması halinde bu sürenin 5-6 saate kadar düşeceğini söyledi. Yolun birkaç tünelle geçileceğini,
bunun fazla bir maliyet getirmeyeceğini ifade eden Akkuş, şöyle devam etti: ‘’Bu yolun bittiğini, güneyden kuzeye ve tersine
akacak insanları ekonomik olarak düşünün. Türk Cumhuriyetleri, Kafkasya’dan gelen tüm mallar Hatay ve Kilis’ten çıkış yapıyor. Mardin’den çıkış olduğu zaman yol 450-500 kilometre daha
kısalıyor. GAP’ın bittiğini düşünün, GAP Türkiye gibi 10 ülkeyi
besleyebilecek bir gıda deposu olacak. Burada yetişen ürünleri
Rusya Federasyonu, Kafkaslar ve Türk Cumhuriyetlerine ihraç
edeceğiz, peki bu yollarla söz konusu ihracatı nasıl yapacağız?
Bu yol yapılırsa ihracatı Trabzon ve Rize limanlarından yapacağız.’’
Rize-Mardin otoyolunun ekonomik, turizm ve sosyal açıdan, insanların birbiriyle kaynaşması açısından çok önemli getirisi olacağını vurgulayan Tutaşi, ‘’Otobanlar yaparak sadece
doğu ve batıyı değil, biraz da kuzey ve güneyi birleştirmemiz
lazım. Yolun bitirilmesi için konulan 2023 yılı hedefinin çok geç
olduğunu düşünüyoruz, daha erkene alınmasını istiyoruz. Yolun
geçeceği güzergahlardaki sanayi ve ticaret odası yöneticileri
olarak bir an önce bitirilmesi için kamuoyu oluşturmaya çalışıyoruz’’ dedi.
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Galip Ensarioğlu da oda olarak bölgenin ve ülkenin gelişimi açısından stratejik planları yaparken Güneydoğu Anadolu ile Karadeniz arasında ciddi bir bölünmüşlük, ciddi bir engel gördüklerini söyledi. Hem Kafkasları Orta Doğu’ya
hem Türkiye’nin kuzeyi ile güneyini birbirine bağlayacak bir
yola ciddi anlamda ihtiyaç olduğunu, Karadeniz ile Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin coğrafi koşullar nedeniyle hem ticari hem de sosyal ve siyasal olarak birbirine çok
Şırnak TSO Meclis Bşk.Sıddık Basa
Diyarbakır TSO Yön.Kur.Üyesi Remzi Durmaz
Muş TSO Yön.Kur.Bşk.Yrd.Abdurrahim Devrim
Erzurum TSO Yön.Kur.Bşk. Lütfü Yücelik
Rize TB Yön.Kur.Bşk. Mehmet Erdoğan
ÇAYKUR Genel Müdürü Ekrem Yüce
uzak olduğunu gördüklerini belirten Ensarioğlu, ‘’Bu anlamda
Karadeniz otoyolunun mutlaka Şanlıurfa’ya kadar gelmesi, Suriye, Irak, İran sınırlarına kadar ulaştırılmasının, Türkiye’nin ticari altyapısının tamamlanmasıyla alakalı eksik kalmış bu stratejik planlanın hayata geçirilmesinin elzem olduğunu gördük’’
diye konuştu.
Sevgi yolu ismini verdikleri bu projeyi stratejik planlarına dahil ettiklerini, anlatan Ensarioğlu, şunları kaydetti,
‘’Birlikte bu yolun bir an önce hayata geçirilmesi amacıyla çalışma başlattık. Yolu hükümet her ne kadar 2023 stratejik planına dahil etmişse de neticede 2023’ün bu iş için çok geç olduğunu, çünkü bu yolun sadece ticari alanda değil, Türkiye’nin
birliği ve bütünlüğü için de çok önemli olduğunu, bir an önce
başlatılıp tamamlanmasının ülkenin ekonomisi ve siyasal yaşamı için de çok önemli olduğunu gördük ve Rize’de toplanarak
bu işin startını verdik. Yolun önemini kamu oyuna çok iyi anlatmamız ve çok ciddi şekilde baskı unsuru oluşturmamız lazım.
Hükümetin de sayın başbakanın da yola verdiği önemi, bölünmüş yollar için hedeflerini biliyoruz, kalkınmak için yolun ne
kadar önemli olduğunu biliyoruz. Bu anlamda başbakanın da
hükümetin de ilgisinin olacağını biliyoruz. Yol bu yıl mutlaka
planlanmalı, önümüzdeki yıl mutlaka ihale edilmeli.’’
Rize-Mardin otoyolunun Kafkaslarla Orta Doğu’yu birbirine bağlayacağına işaret eden Ensarioğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: ‘’Rize-Mardin otoyolu bir taraftan İskenderun
Limanı’ndan Trabzon ve Rize limanlarına kadar bütün malların rahat dolaşımı için, oradan da Irak, İran, Suriye, Gürcistan ve Azerbaycan gibi bizim fırsatlarımız olan bölge için çok
önemli pazarlara açılan bir yol olacak. Onun dışında da ülkenin ciddi sıkıntılardan ciddi süreçten geçtiğini biliyoruz. Bu yol
bu anlamda da Türkiye’nin siyasi bölünmüşlüğünü, Türkiye’nin
ruh bölünmüşlüğünü ortadan kaldıracak. Bu yol aynı zamanda gönülleri birleştirecek bir sevgi yolu olacak. İnsanlarımızın
en önemli sorunu diyalog eksikliği ve birbirini anlayamamaktır. Eğer birbirini daha iyi anlayabilirsek sorunlarımızın aslında
hiç de önemli olmadığını, korkulacak bir durum bulunmadığını
daha iyi görürüz. Bu yol turizmin geliştirilmesi, Türkiye’nin bütünlüğü için de büyük önem taşımaktadır.”
Ağrı Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı
Mehmet Erat da yolun bir an önce faaliyete geçebilmesi için
kamuoyunun desteğinin çok önemli olduğunu vurguladı. Bölgenin, Türkiye’nin kalkınması için yolun bir an önce faaliyete
geçirilmesinin şart olduğunu dile getiren Erat, “İran gibi bir ülkenin komşusuyuz. Güneyde Suriye, Irak, Kuzeyde Kafkaslar,
25
Türk Cumhuriyetleri, Azerbaycan, Gürcistan. Bu ülkeleri bu güzergaha çekemezsek onları yalnızlığa itmiş oluruz. Onun için bu
yolun çok önemli olduğunu düşünüyoruz” dedi. Batman Ticaret Odası Meclis Başkanı Şemsettin Gülmüş
Rize Limanı ile Mardin ve Orta Doğuyu birleştirecek bir poroje için toplandıklarını ifade ederek “Gönül bağlarını ve diyaloğu geliştirecek böyle anlamlı ve önemli bir projeyi geliştirdikleri için RTSOya teşekkür ediyorum. Bu önemli proje Rize limanı ve Mardin İpek Yolu vasıtasıyla Orta Asya ve Orta Doğuyu yakınlaştıracak bir projedir. Bu projenin sosyal ve, ekonomik ve kültürel anlamda yol güzegahındaki illerin gelişimine
büyük katkı sağlayacağı kesindir. Kuzey ve Güney Türkiye arasında yaşayan insanlarımızın diyaloğunun da gelişmesine büyük katkı sağlayacaktır. Diyaloğun gelişmesi demek insanlarımızın birbirlerini daha iyi tanıması ve ön yargılardan arınması
demektir. Bu zihinlerdeki ön yargı ve kötü algıların yok olması
demektir. İşte demokratik açılımın en önemli ayaklarından biri
olan ulaşım sorunu bu proje vasıtasıyla bir nebzede olsa çözülmüş olacaktır.”dedi.
Bingöl TSO Meclis Başkanı Mehmet Akif Günerigök da
yaptığı konuşmada projenin önemine değinerek “Üç tarafı denizlerle çevrili, dört denize kıyı olan Türkiye’miz denizlerden
en az faydalanan ülkeler arasındadır. Bizim birde bitmek aşamasına olan bir GAP’ ımız var. 1 milyon 700 bin hektarlık alanla Hollanda ve Lüksenburg ve Belçika gibi üç ülkenin yüz ölçümlerinden daha büyüktür. Büyük önemi olan GAP’ın Karadenize en kısa mesafeden bağlanması için bize düşen görev sevgi
yolu adını verdiğimiz Rize-Mardin Oto Yoluna tam destek vermektir.” dedi.
Muş TSO Yönetim Kurulu Başkanı Şihmuz Sinecem, ikinci ipekyolunun gerçekleşeceğini ifade ederek “Bir ülkenin alt
yapısı yoldan geçer. Eğer altyapısı yol olarak gerçekleşmemişse o ülkede ne ekonomi ne siyasi nede kalkınma olabilir. Bu gün
güneyle kuzey arasında kopukluk mevcuttur. İşte bu sevgi yolu
adını verdiğimiz Rize-Mardin oto yolu ile bu kopukluğu gidereceğiz. Bu yol gerçekleşirse, gelecekte Türkiyenin ikinci İpek
yolu olacaktır.”
Şırnak TSO Yönetim Kurulu Başkanı Osman Geliş yolun
bir bölgeyi değil bütün bölgeleri ilgilendirdirdiğine dikkat çekerek “Rize-Mardin Oto Yolu için birbibirimize güç vermemiz,
destek vermemiz lazım. Yollar olmadan birbirimize ulaşmamız
mümkün değil. Bu yollar hepimiz için çok önemli,hepimiz için
hem ticaret, hem refahımız, hem de içimizdeki sevgi ve gö-
26
nül bağını birleştirecek bir projedir. Tüm sivil toplum örgütlerinin de bu proje için seslerini yükseltmelerini ve destek vermelerini bekliyoruz.” dedi.
Rize Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Erdoğan projenin gerçekleşmesini zamana bırakılmaması
gerektiğini vurgulayarak “ Bu önemli proje için geniş bir çalışma yapalım. Bu çalışmayı hızlandıralım.
Rize- Mardin oto yolunu torunlarımız değil bizler de
görelim”dedi.
Çaykur Genel Müdürü Ekrem Yüce ise yolun
‘sevgi yolu, gönül yolu’ olduğunu dile getirerek “Biz
Karadenizliler olarak Doğu ve Güneydoğu’daki kardeşlerimizle kaynaşmak ve buluşmak istiyoruz. Güneyden istifade etmek, beraber olmak, bir olmak istiyoruz, tarihsel, kültürel buluşmayı tekrar canlandırmak istiyoruz. Akabinde de ticari buluşmayı sağlamak istiyoruz’’ dedi. Çaykur’un Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya yılda 7 bin ton çay sevkıyatı olduğunu belirten Yüce, Çaykur olarak mesafeyi kısaltacak, trafik açısından çok daha güvenli hale getirecek
söz konusu yola ciddi ihtiyaç duyduklarını söyledi.
Toplantının son konuşmasını yapan Rize Valisi Seyfullah Hacımüftüoğlu Güneydoğuda görev yaptığını bölgeyi bölge halkını çok iyi tanıdığını vurgu-
layarak” Bu yol ben oralarda görev yaptığım zaman
yapılsaydı da iki kere konaklayarak gitmeseydim.
Ama gönlüm istiyor ki bu projenin hayata geçmesini bende göreyim, oğlum çocukluğunun geçtiği yerleri gidip göreyim dediğinde 6 saate gidebilsin. Hiç
olmazsa ona yetiştirelim ve bizde görelim.”
Vali Müftüoğlu kurulmak istenen sevgi yolunun aslında var olduğunu ifade ederek “Biz bu sevgi
yolunu yokmuş gibi zannettik. Şimdi bu projeyle işin
esasına erişebilirsek hem mutlu olacağız, hem daha
müreffeh bir Türkiye’yi inşa etme şansına kavuşacağız. Bu konuda çok ciddi bir avantajımız var. Ticaret ve Sanayi Odaları, müzakere edilebilir en önemli müesseselerdir. Müzakere edilebilir arkadaşlarla
bir arada olduğumuz ve yola çıktığımız için Bu sevgi yolunu fiziken de inşaa edilebileceğine inanıyorum. Bu yol inşa edilir ve daha fazla gidip gelirsek,
daha fazla buluşup bilişeceğiz ve daha fazla buluşup bilişirsek zaten var olan kucaklaşmamızı fizikende gerçekleştirme imkanına kavuşacağız. Onun kıvılcımını bugün burada gördüm ve son derece mutlu
oldum.”dedi.
Toplantı için RTSO’nun davetlisi olarak
Rize’ye gelen Rize -Mardin hattı üzerinde ve çevresindeki illerin ticaret odası meclis ve yönetim kurulu Başkanları ile genel sekreterlerine Çaykur Genel Müdürü Ekrem Yüce’de Tük çayını tanıtma fırsatı buldu.
Çay paketleme Fabrikası ile Gündoğdu Fabrikasını ve Ayder’i de gezen heyet geceyi İkizdere
Termal Otelde geçirdi. Rize’den ayrılmadan önce,
gelecek toplantının yer ve gündemini belirlemek
için mini bir toplantı yapan oda yönetim kurulu
başkanları gelecek toplantının Ağustos ayında Mardin de yapılmasını, daha sonraki toplantı yerinin de
Mardin’de ki toplantıda belirlenmesini kararlaştırdı.
27
BASINDA RİZE-MARDİN OTOYOLU
28
Çayın Başkenti Türkiye’nin Başkentinde
Rize Günleri Etkinlikleri
Ankara’ya damgasını vurdu
30
Ankara’da düzenlenen ve dört gün süren “Rize Günleri Etkinlikleri” beklenenin üzerinde ilgi gördü. Atatürk Kültür Merkezinde düzenlenen, Rize Valiliği, Belediye Başkanlığı, Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü, Rize Ticaret ve Sanayi Odası, Rize Ticaret Borsası, Halk Eğitim Merkezleri ile
Rize’deki bazı firma ve derneklerin açtığı standlar etkinliğe
ayrı bir renk kattı. Standlarda, Rize’nin doğası, tarihi, turizm ve kültürel değerleri, el sanatları, Rize bezi, müziği ile
yörede üretilen, yetiştirilen ürünler sergilendi. Rize Günleri Etkinlikleri’nin açılış törenine, Devlet
Bakanları Hayati Yazıcı, Faruk Çelik, Faruk Nafiz Özak, TBMM
Eski Başkanı Köksal Toptan, Rize Valisi Seyfullah Hacımüftüoğlu, RTSO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Ofluoğlu, Meclis Başkanı Şaban Aziz Karamehmetoğlu, RTSO Yönetim kurulu üyeleri, Rize Belediye Başkanı Halil Bakırcı, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Çaykur Genel
Müdürü Ekrem Yüce, Milletvekilleri Ali Bayramoğlu, Lütfü Çırakoğlu, Ak Parti Rize İl Başkanı Hasan Karal, Bakanlık Müsteşarları, bir çok ülkenin ülkenin Büyükelçileri, Rizeli Belediye Başkanları ile çok sayıda davetli katıldı.
Törende açılış konuşmasını yapan Rize Dernekler Federasyonu Başkanı Süleyman Basa, “Bugün burada Rize’nin
her şeyini tanıtıyoruz. Çayın başkentini Türkiye’nin başkentine getirdik. Burada doğamızı, çayımızı, balımızı, bezimizi kısacası tüm değerlerimizi ve sımsıcak insanlarımızı tanıtmayı amaçlıyoruz.” dedi..
Rize Valisi Seyfullah Hacımüftüoğlu ise “Etkinlikler
kaynaşma buluşma ve dayanışmaya etki eder. Bizim amacımız ticari değildir. Bizim buraya gelişimiz unutulmaya yüz
tutan gelişmeyi, buluşmayı ve sıla yapmayı hatırlatmak esas
amacımızdır. Bu buluşma günleri belki sıla kültürünün yeni-
den inşasına yardımcı oldu. Biz Ankara’ya geldik “Çayın başkenti, Başkenttedir.” Sloganı ile geldik. Herkes
bunu görsün, duysun ve bilsin” dedi.
Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak da Samsun’dan
Artvin’e kadar tüm Karadeniz bölgesini yayla turizmine
açacaklarını belirtti.
Trabzon’un tanımı için de AKM’de dört kez bu tür
bir organizasyon yapıldığını anımsatan Özak, Rize’nin
tanıtımı için başkentte ilk kez etkinlik düzenlendiğini,
inanılmaz bir doğal güzelliği olan Karadeniz’de Rize’nin
ön plana çıktığını söyledi. Rize’nin son dönemlerde yapılan yatırımlar ve kaynak aktarımı açısından iyi bir konumda olduğunu ifade eden Özak, kurulan Karadeniz
Araştırma Enstitüsü ile Karadeniz kültürünün tanıtımına katkı sağlandığını belirterek “‘Rizeliler doğduğu yer
ile doyduğu yer arasında iyi ilişkiler kurmayı başardıklarını’’ söyledi.
Bakan Faruk Çelik ise konuşmasında “Bu tanıtım günlerini niye yaptınız. Rize’nin çayı var, balı var,
doğası var, Başbakanı var. Güzel Rize’miz de ne ararsan var. Tanıtıma ne gerek var. Rizeliler açısından değil, Rize’yi bilmiyenler açısından bir sorun var diye düşünüyorum.” dedi.
TBMM Eski Başkanı Köksal Toptan da, bu tür etkinliklerin nesiller arasındaki kültür bağını kuvvetlendirmek açısından önem taşıdığını söyledi.
Bölge insanını buluşturan organizasyonların,
yeni kuşaklar tarafından yörenin tanınır hale gelmesini sağladığına işaret eden Toptan, ‘’Rize için bugün
önemli bir gün. Bu güzel etkinliklerin devamını diliyorum’’ diye konuştu
Düzenlenen etkinliğe katılmaktan duyduğu
memnuniyeti ifade eden Devlet Bakanı Hayatı Yazıcı
da ‘‘Organizasyon, sıla hasreti çekenleri buluşturma ve
yörenin güzelliklerini paylaşma anlamında düzenlendi. Sıla hasreti çekenler buraya gelince, bir anlamda
Rize’yi yaşayacaklar, sılayı rahim yapacaklar. Rize’nin
çok önemli zenginlikleri var. Dünyanın her yerinde üretilen çayda katkı maddesi bulunurken, Rize’nin çayında
bu madde yer almamakta ve organik çayı vardır. Rize
çayını 20 ülkeye ihraç ediyor. Balı da çok özel bir lezzettedir’.
Devlet Bakanı Yazıcı, Rize’nin turizm bakımından yerinin ayrı olduğunu, dağları, yaylalarının, rafting
ve yamaç paraşütünün de kente ayrı bir özellik kattığını belirtip Devlet bakanı Çelik’in sözlerine atıfta bulunarak “Bakan Çelik kardeşim bu etkinliğe ne gerek
var dedi. Biz bu etkinlikleri paylaşmak için düzenliyo-
31
ruz. İnsanlar arasında ayırım yapmadan, bu güzellikleri tanıtmak değil paylaşmak istiyoruz. Biz paylaşımcıyız. Tanımayanlar için ve hatta Dünyadaki herkesle
paylaşmak için bu etkinlikler yapıldı” dedi.
Devlet Bakanı Hayatı Yazıcı, Ayder’ de çekimleri yapılan “Bal” filminde başrol oynayan ve Berlin
Uluslararası Film Festivali’nde Altın Ayı kazanan çocuk oyuncusu Bora Atlas’a Rize ev maketi hediye etti.
Törende daha sonra emeği geçen ve sponsor
desteği olanlara plaket verildi. Rize Ticaret ve Sanayi
Odası’ının plaketini Devlet Bakanı Hayatı Yazıcı RTSO
Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Ofluoğluna verdi.
Rize Günleri Etkinliklerinde Rize Bezini geliştirme projesi kapsamında Rize bezinden yapılan kıyafetler sergilendi. Profesyonel mankenler Rize bezi kıyafetlerini tanıttı.
Ankara Kültür Merkezinde üç gün devam eden
“Rize Günleri Etkinlikler”nde RTSO nun açtığı stant
da Rize’nin doğal görüntüleri sergilenirken Rize’de üretim yapan bazı firmalarında bröşürleri dağıtıldı.
Etkinlik günlerine Rize Ticaret ve Sanayi Odası, Meclis Başkanı Şaban Aziz Karamehmetoğlu, Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Ofluoğlu ve yönetim
kurulu üyeleri ile meclis üyelerinden oluşan bir heyetle katıldı.
Rize’de ki merkez ve tüm ilçe Halk Eğitim Müdürlükleri yanında bazı özel firmaların açtığı standlar da Rize’de üretimi yapılan her türlü ürün sergilenerek tanıtımı yapıldı.
Panel, tiyatro ve müzik etkinliklerinin de yer
aldığı etkinlik günlerinde, katılımcılar, Rize yemeklerinin lezzetini tadarken tulum ve kemence eşliğinde
de horon teptiler.
Rize Dernekler Federasyonu Başkanı Süleyman Basa etkinliğin sona ermesinden sonra yaptığı açılamada, Rize’nin kurtuluşun 82 yıl dönümü nedeniyle Ankara’da Atatürk Kültür Merkezinde düzenledikleri etkinliği geleneksel hale getireceklerini ifade etti. Başkan Basa katılımın beklenin üzerinde olduğunu belirterek “ Ankara’da ilk defa tertiplediğimiz ‘Rize günleri etkinliği’nin bu derece büyük ilgi
görmesi bizi mutlu etti. Rize’ye gidemeyen bir çok
Rize’li hemşehrimizin burda stanları dolaşarak mazisiyle hasret giderdiğine tanık olduk. Çayın başkentini
bu etkinlikle Türkiye’nin Başkentine taşıdık. Atatürk
Kültür Merkezi’nde böyle coşkulu bir etkinliğe rastlamamıştık. Bunu artık geleneksel hale getirip her yıl
tekrarlayacağız. “dedi.
32
33
İsveç Büyükelçisi RTSO’da
Karadeniz gezisine
çıkan İsveç’in Ankara
Büyük Elçisi Christer
Asp ilimize gelerek
Vali, Belediye Başkanı
ve Ticaret Odasını
ziyaret etti.
34
RTSO İsveç büyük elçisini ağırladı. Çıktığı Karadeniz gezisinde ziyaretlerde bulunan İsveç’in Ankara Büyük elçisi Christer
Asp ilimize gelerek bir dizi ziyaretlerde bulundu. İlk olarak Rize
Valisi Seyfullah Hacımüftüoğlu’nu ziyaret eden Büyükelçi Christer
Asp, Vali Hacımüftüoğlu ile bir sure görüşerek Rize hakkında bilgi
aldı.
Valilikten Ticaret ve Sanayi Odasına geçen İsveç Büyük Elçisi Asp, burada Meclis başkanı Şaban Aziz Karamehmetoğlu ve Yönetim kurul Başkanı Ömer Faruk Ofluoğlu ve yönetim kurulu başkan
yardımcısı Hüseyin Kutlu, yönetim kururlu üyeleri Kamil Yıldız,Ali
Yaşar Er ile bir süre sobet etti. Rize’nin ekonmisi ile ilgili bilgiler
alan Büyük elçi Rize Ticaret ve Sanayi Odasının AB projesi kapsamında Stockhlom Ticaret Odası ile ortak proje yürüttüklerini öğrenince memnuniyetini ifade etti. RTSO yönetim kurulu Başkanı Ofluoğlu ortak proje kapsamında Stockhlome iki defa gittiklerini belirterek küçük çapta olsada halen bu ülke ile ticari ilişkilerinin bulunduğunu belirtti. Ofluoğlu, vize konusunun iş adamları için sorun
yarattığına değinerek vizelerin kalkması veya Ticaret odası üyelerinin vizeden muaf tutulması ile ticari ilişkilerin daha da gelişeceğini ifade etti. Büyük elçinin AB ülkelerinde vizenin mülteciler için
konulduğunu belirtmesi üzerine Ofluoğlu “ Ben iş adamıyım ülkenize ya iş yapmak için geleceğim veya gezmek için geleceğim. Bana
para verseniz kalmam mümkün değil.” dedi.
İsveç Büyük Elçisi Christer Asp vize ye kendisinin de karşı
olduğunu söyledi. Asp “Türkiye de dolaştığımız bölgelerde iş adamlarının vize şikayetleriyle karşılaştık. AB ülkelerinde vize uygulanmaması konusunda çalışmalar başlatıldı. Vize sorunu ülkeler arasında ilişkilerin gelişmesinde engel teşkil etmektedir. “dedi
RTSO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Ofluoğlu, Büyükelçiye odayı ziyaretleri anısına Rize Çayı ve Odanın amblemini
taşıyan plaket verdi. İsveç Büyükelçisi RTSO’dan sonra Rize Belediyesine giderek Başkan Bakırcıyı makamında ziyaret etti. İlk defa
Rize’ye gelen Büyük Elçi Başkan Bakırcı’ya “Çok güzel bi coğrafyada yaşıyorsunuz” diyerek Karadeniz Bölgesi’nin çok beğendiğini
söyle. Başkan Bakırcı büyük elçiyi, tatilde eşiyle birlikte Rize’ye
davet ederek tatilini misafirleri olarak Rize’de geçirmesini istedi.
Milli Eğitimden RTSO’ya plaket
Rize’nin öz ürünleri
METEF’te sergilendi
RTSO Yönetim Kurulu
BaşkanYardımcısı üseyin Kutlu,
mesleki liselerin ne kadar
önemli olduğuna METEF’te tanık
olduklarını belirterek, fuarda
öğrencilerin yanında esnafların
da ürünlerini teşhir etme fırsatı
bulduklarını söyledi.
Rize İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı 26
mesleki okul ve kurumun yıl içerisinde hazırladıkları ürünlerin tanıtımı yapıldı. Her yıl fuarı daha cazip
hale getirmek için yapılan hummalı çalışmalar vatandaşların da büyük ilgisini çekti.
Kütür Sitesi karşısındaki alanda düzenlenen
fuara geçen yıl olduğu gibi bu yıl da çeşitli stantlarla
katılan ilçelerdeki halk Eğitim müdürlükleri ve okullar yaptıkları işlerleri sergileyerek fuara renk kattı.
Düzenlenen fuara Vali Yardımcısı Mehmet
Türk, Milli Eğitim Müdürü Rasım Çelik, AK Parti Rize
İl Başkanı Hasan Karal, RTSO Başkan Yardımcısı Hüseyin Kutlu, kamu kurum amirleri, okul müdürleri,
öğretmenler, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Milli Eğitim Müdürü Rasim Çelik, Rize’de
düzenlenen 6. Mesleki ve Teknik Eğitim Kurumları
Fuarı’nın açılış töreninde yaptığı konuşmada, mesleki ve teknik eğitimdeki gelişmelerin ulaştığı durumu sergilemek, geniş halk kitlelerine tanıtmak amacıyla bu yıl 6. kez düzenlenen fuara il genelindeki 23
mesleki ve teknik okul, 12 halk eğitim merkezi ile 3
sivil toplum örgütü katıldığını belirtti.
Kaliteli üretimin nitelikli iş gücü ile sağlanabileceğinin bir gerçek olduğunu vurgulayan Çelik,
‘’Yaparak ve yaşayarak öğrenme en iyi öğrenme metodudur. Halk eğitim merkezlerimizde 599 meslek,
370 sosyal ve kültürel, 444 okuma yazma kursu düzenlendi. Bu kurslarda toplam 23 bin 122 kişi eğitim
gördü’’ diye konuştu.
Rize Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Hüseyin Kutlu Rize‘de üretilen bir çok üründen
kimsenin haberdar olmadığını ifade ederek, bu tür
fuarlara katılarak ürünlerin tanıtımının yapılması
açısından METEF’in Rize için önemli bir fuar olduğunu söyledi.
Kutlu, mesleki liselerin ne kadar önemli olduğuna burada tanıklık ettiklerini belirterek, ayrıca
esnafların da ürünlerini teşhir etme fırsatı bulmasının da önemli olduğunu kaydetti.
Fuarın açılışından önce Proje Tabanlı Beceri Yarışmasında dereceye giren proje sahiplerine ve
Proje çalışmalarına katkıda bulunan kurum kuruluş
ve kişilerede plaket verildi.
Okulların Avrupa Birliği kapsamında proje çalışmalarına katkı sağlayan Rize Ticaret Odasının plaketini Milli Eğitim Müdürü Rasım Çelik, RTSO
Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hüseyin Kutlu’ya
verdi.
35
Standımız Büyük İlgi Gördü
RTSO, EXPO BATUMİ 2010
FUARINDA
Türk işadamlarını ülkesine
yatırım yapmaya davet eden
Başbakan Varşalomidze “Türk iş
adamları çok aktif iş adamlarıdır.
Aynı aktifliklerini burada da
göstermelerini arzu ediyoruz. Bunun
için gereken bütün kolaylıkları ve
uygun şartları burada oluşturuyoruz,
yeterki Türk iş adamları buraya gelip
çalışma başlatsınlar.
Komşu ülke Gürcistan’ın Batum şehrinde açılan ”Batum Expo 2010” uluslararası turizm fuarına Rize damgasını vurdu. RTSO fuarda açtığı standla Rize’yi en iyi şekilde tanıttı.
Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü de fuar alanı
içinde açtığı stand yanında tanıtım TIR’ını da
Batum’a getirerek, fuarın açıldığı Era Meydanında çay ikramında bulundu.
Bu yıl ikincisi açılan ve 7 ülkeden 108
firmanın katıldığı “Batum Expo 2010 uluslararası Turizm Fuarı”nda Türkiye’den de 19 firma
stand açtı ve 70 firmanın tanıtımı yapıldı.
RTSO nun, yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Ofluoğlu ve Meclis Başkanı Şaban Aziz Karamehmetoğlu ile yönetim kurulu
ile meclis üyeleri ve iş adamlarıyla gidilen Ba-
36
tum heyetine, Rize Valisi Seyfullah Hacımüftüoğlu onur konuğu olarak katılırken Emniyet Müdürü Şammaz Demirtaş,
Çaykur Genel Müdürü Ekrem Yüce ve Kültür Turizm Müdürü
İsmai Hocaoğlu da yer aldı.
Şehrin merkezinde bulunan Era Meydan’ın da kurulan Batum Expo 2010 fuarını RTSO heyeti ,Acaristan Özerk
Bölgesi Başbakanı Levan Varşolomidze ile birlikte gezdi.
Standları ziyaret eden Başbakan Varşalomidze, RTSO’nun
standında Rizeli iş adamlarıyla bir süre sohbet. Türk işadamlarını ülkesine yatırım yapmaya davet eden Başbakan
Varşalomidze “Türk iş adamları çok aktif iş adamlarıdır. Aynı
aktifliklerini burada da göstermelerini arzu ediyoruz. Bunun için gereken bütün kolaylıkları ve uygun şartları burada
oluşturuyoruz, yeterki Türk iş adamları buraya gelip çalışma
başlatsınlar.” Dedi.
Çaykur standınıda gezen Varşalomidze Rize heyetiyle birlikte Çaykur un tanıtım TIR’ına geçti. Burada konuklara Çaykur’un yeni ürünü “Organik Hemşin“ çayı ikram
edildi. Çay İşletmeleri Genel Müdürü Ekrem Yüce Rize çayının tanıtımını yaparak yeni üretimi yapılan organik çay hakkında açıklamalarda bulundu.
RTSO Yönetim kurulu Başkanı Ömer Faruk Ofluoğlu fuarla ilgili olarak yaptığı değerlendirmede “Komşumuz
Gürcistan son yıllarda hızlı bir büyüme gelişme göstermekte. Bir çok batılı ülkenin burda yatırımlar yapması bu gelişmeyi dahada hızlandırmaktadır. RTSO olarak Batum da açılan fuara bizde stand kurduk ve büyük ilgi gördü. Gerek bu
samimi ziyaretler, gerekse fuarlar iki ülke arasındaki ilişkileri daha da güçlendirecektir. Standımızı ziyaret eden Sayın
Başbakan’ın iş adamlarımızla ilgili ifadeleri de bizi ayrıca memnun etmiştir.” dedi.
37
RTSO üyelerine HSBC Banktan kredi
RTSO ile Bankalar arasında üyelere
yönelik faaliyetlere bir yenisi daha eklendi.
HSCB ile RTSO arasında oda üyelerine uygun
koşullarda kredi sağlanması için protokol yapıldı.
RTSO üyelerine normal şartlara göre
daha düşük faiz oranı ile kredi imkanı sağlanacak protokol RTSO Yönetim Kurulu Başkanı
Ömer Faruk Ofluoğlu ile HSBC adına Rize Şube
Müdürü Sema Tornacı arasında imzalandı.
Rize’de ki KOBİ’lerin çözüm ortağı olcaklarını ifade HSBC Rize Şube Müdürü
Sema Tornacı, imza töreninde yaptığı açıklamada, HSBC İşletme Bankacılığının sunduğu spot,rotatif,ticari finansman, işyeri, araç
ve iş geliştirme gibi nakit krediler ile teminat mektubu ve akreditif gayri nakid kredi imkanlarından faydalanabileceklerini belirterek “KOBİ’ler piyasa koşullarına
oranla çok daha avantajlı faiz oranları ile ihtiyac duydukları sermaye veya ticari desteğe bankamız ile sahip olacaklardır. Aynı zamanda çek karnesi, şirket ticari
kartı,otomatik fatura ödemeleri ve üye iş yeri uygulaması gibi HSCB İşletme Bankacılığına ait nakit yönetim
ürünlerinden de yararlanabilecekler. Böylece Rİze’deki
KOBİ’lerin çözüm ortağı olacağız” dedi.
RTSO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Ofluoğlu da protokolu imzalarken yaptığı açıklamada, üyelerine aldıkları kredinin borç olduğu hatırlatmasında
bulunarak “Finansal sıkıntı çekilen bir dönemde bankaların sağladığı bu kolaylıklar, üyelerimizin sıkıntılarına
bir ölçüde çözüm olacaktır. Hemen hatırlatayım ki üyelerimiz alacakları kredinin borç olduğunu unutmasınlar.
Bu nedenle uygun şekilde ve uygun yerlerde kullanılması önemlidir” dedi.
Kuveyt Türk ile RTSO arasında protokol imzalandı
Rize Ticaret ve Sanayi Odası (RTSO) ile Kuveyt
Türk Katılım Bankası arasında, ‘sağlam işbirliği’ protokolü imzalandı.
Rize TSO’da düzenlenen törenle, oda üyelerinin normal şartlara göre daha düşük kar payı oranı ile
kredi kullanmalarına imkan sağlayacak protokol, Kuveyt Türk Katılım Bankası adına Rize Müdürü Bülent Çakır ile Rize TSO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Ofluoğlu arasında imzalandı.
Kuveyt Türk Katılım Bankası ile yaptıkları protokol ile üyelerine sağlanan imkanın iyi bir fırsat olduğunu belirten Ofluoğlu, “Açılan bu kredinin fayda sağlayacağına inanıyorum. Kuveyt Türk’ün bu desteği ile
esnafımız işlerini rahatlatabilecek. Yeni gelişimler yeni
yatırımlar gerçekleştirebilecek.”
Üyelerine kredi kullanırken hesaplarını iyi yapmaları uyarısında bulunan RTSO Yönetim Kurulu Başkanı
Ömer Faruk Ofluoğlu, “Her şeye rağmen esnafımız hesabını iyi yaparak kredi alsın. Çünkü hesabı iyi yapılmadan, sağlayacağı fayda düşünülmeden alınan kredi esnafımızı zor durumda da bırakabilir. Ancak daha öncede
belirttiğim gibi alınacak krediler doğru ve bilinçli kullanılmalıdır.” dedi.
Kuveyt Türk Katılım Bankası Rize Şubesi Müdürü Çakır’ da, imzalanan protokol ile yeni iş kurmak veya işini
büyütmek isteyen oda üyelerine uygun kredi kullanma
imkanı sağladıklarını ifade ederek, ‘’Bu protokol çerçe-
38
vesinde bankamız kaynaklarını, yaklaşık 2 bin 500 üye
iş yerinde, piyasa şartlarının altında, uygun kredi imkanı ile ve hiç bir limit sınırlaması olmaksızın sunmuş olacağız. Bu işbirliği sayesinde üretim kapasitesini artırmak, hammadde temininde finansman ihtiyacı duyan,
araç ve makine parkını yenilemek, değiştirmek isteyen,
teminat mektubuna ihtiyaç duyan oda üyeleri ciddi rekabet avantajı elde etmiş olacak’’ dedi.
Oda üyelerinin işbirliği protokolü ile önemli bir avantaja sahip olacaklarını belirten Çakır, ‘’Ücretsiz çek
karnesi, ücretsiz çek tahsilatı, iş yeri ve makine teçhizat sigortalarında %20 indirim ile teminat mektubu işlemlerinde %10 komisyon indirimi gibi ek hizmetlerden
faydalanacaklar. Bu anlaşmanın her iki taraf için hayırlı
olacağına inanıyoruz’’ diye konuştu.
39
Oğuz SAYGIN
Metaprogram
İnsanlar aynı olaylara farklı tepkiler verirler. Bunun
nedeni kişilerin çoğunlukla farkında olmadıkları bilinç dışındaki farklı yapılardır.
Bilinç dışımızdaki bu tür otomatik davranış kaIıplarına biz meta programlar diyoruz.
Bu davranış kalıplarının yansımalarını öğrenerek,
karşımızdaki kişiyi tanıyabilir, anlayabilir, etkili iletişim kurabilir motive edebilir ve ikna edebiliriz.
Karşımızdaki kişinin nelere odaklandığını bilirsek,
davranışlarının nedenlerini de kolayca anlarız. Örneğin çok
çalışkan iki kişiden birisi o çalışmadan büyük bir haz aldığı halde diğeri ise aynı çalışmayı herhangi bir problemle karşılaşmamak için yapmaktadır. Bazı insanlar kendilerine verilen göreve sıkı sıkıya bağlı iken bazı insanlar daha esnektir ve ilişkilere daha çok önem verir. Bazı insanlar kendi kararlarını kimseye danışmadan verirken bazı insanlar etrafına
danışmadan karar alamaz. Bazı insanlar hayatlarında sürekli
değişiklik isterken bazı insanlar değişiklikten hiç hoşlanmaz.
Bazı insanlar işlerini tek başına yapmaktan hoşlanırken bazıları grupla yapmaktan hoşlanırlar. Bazı kişiler tek kanıtla inanırken bazı kişiler sık sık kanıt isterler. Bazı kişiler yaptıkları işin de- tayına çok önem verirken bazıları olayın bütününü görürler. Işte insanların bütün bu farklı davranış kalıplarını anlaya bilmek için metaproğramları bilmek gerekir.
Metaprogramlar Hayatımıza Ne Kazandırır?
Diğer insanların dünyaya bakış açılarını ve olaylara niçin bizden farklı tepkiler verdiklerini anlamamızı sağlar,
40
empati yeteneğimizi artırır. Bizi etkili iletişim kurmada etkin
kılar.
İkna etme yeteneğimizi artırır. Karşımızdaki kişinin
nelere, neden tepki verdiklerini ve sebeplerini anlamamızı
sağlar.
İş ve özel hayatımızdaki seçimlerimizde daha mutlu ve başarılı tercihler yapmamızı sağlar
Dış Referanslılar-İç Referanslılar
İç Referanslalar: Herhangi bir işte başarılı olup
olmadığını ya da kendisi için önemli olanı kendi değer ve
inançları doğrultusunda belirler ve başkalarının onayına ihtiyaç duymazlar.
Başkaları tarafından kontrol edilmekten hoşlanmazlar ve kontrolün daima kendilerinde olduğunu hissetmek isterler. Bu meta programa sahip kişileri yönlendirmek oldukça zordur. Özgür olmak onlar için önemlidir; Iider ruhlu, kararlı ve kafasına koyduğu şeyi mutlaka yapan kişilerdir. Risk almaktan çekinmezler, çünkü karşılaştıkları sorunları genelde halledebileceklerini düşünürler. Onları motive etmek için, ‘Sen başarırsın” ya da “Bunu senden iyi kimse bilemez’’ gibi cümleler kullanılmalıdır.
Kendi kararlarını kendileri verirler. Liderler genellikle iç referanslıdır. Kafalarındaki düşünceyi o konuya hakim kişilerle paylaşarak karar alan iç referanslılar başarılı
olurken, kimseye danışmadan karar alanlar ise çoğu kez hüsrana uğrayabilir. İç referanslılar kendi görüşlerine göre hareket eder ve karar verirler. Bu işi iyi yaptığına emin misin?’’
diye sorduğunuzda, evet, bence gayet iyi yaptım’’ derler. Genel de, kendilerine ‘’Ben hayattan ne bekliyorum?’’ diye sorarlar .
Dış Referanslılar: Yaptıkları herhangi bir iş ya da bir
konu hakkında başkalarından duyacakları sözler onlar için
önemlidir.
Genellikle kurallara uyarlar ve karar verirler, başkalarının düşüncelerinden etkilenirler. BunIarı yönlendirmek
oldukça kolaydır .Bazen eşinden fazla başkalarının sözlerine
kulak verilerse bu, bir sorun yaşamalarına neden bilir. Takdir
edilmek, onaylanmak ya da bilgilendirilmek onlar için önemlidir. Sık sık jir sözlerine ihtiyaç duyarlar. Onları motive etmek için, ‘’Sana inanıyorum’’, ‘’Sen bu güce sahipsin’’ gibi
sözcükler kullanılmalıdır. Risk almayı sevmezler. Motivasyonları onaya bağlıdır. Çevrelerindeki insanlardan çok fazla etkilenen dış referanslılar sürekli onay bekleyecek olurlarsa, bu hem kendilerini hem de başkalarını sıkıntıya sokabilir.
Bunun dozunu ayarlayanlar ise daha az hata yaparlar.
Görev adamlarıdırlar. ‘’Bu işi iyi yaptığına emin misin?” diye sorduğunuzda, “Herkes beğeniyor” derler. Bir şey
yapmadan önce genel de “Elalem ne söyler?” diye düşünür.
Ortak Nokta Odaklılar-Fark Odaklılar
Fark Odaklılar: İnsanların % 35’i fark odaklıdır.
Farklılıklara odaklı kişiler, diğerlerinin ilk bakışta göremediği şeyleri ilk fark edenlerdir. Bir şey satın alırken alışılmışın
dışında olanları tercih ederler. Fark oluşturan projelerde bulunmak ya da değişik fikirler oluşturmaktan büyük keyif alırlar. Başkalarına çok radikal gelebilecek şeyler, onlar için son
derece normal olabilir. Dikkatleri farklı şeyler üzerinde yoğunlaşır. Kendine has, özel şeyleri severler. Toplumda bazen
garip karşılanabilecek fikirler onlardan çıkar, herkesle aynı
olmaktan hoşlanmazlar. Bu yüzdende uyumsuz gibi algılanabilirler. Girişkendirler, benzersiz ve sıra dışı şeyleri cazip bulurlar. ‘’Yeni; fark yaratır’’ gibi sözcükler onIarı harekete geçilir. Monotonluğu değil; yeni ve farklı olmayı severler.
Ortak Nokta Odaklılar:
İnsanların % 65’i ortak nokta odaklıdır. Bu meta
programa sahip kişiler için, farklılıklar ya da sıra dışı olan
şeyler önemli değildir. İnsanların geneliyle ortak şeyIeri yakalarlar. Birçok şeyde genelleme yapar ve sorunları sevmezler. İnsan ilişkilerinde iyidirler. Sürprizlerden hoşlanmaz,
değişikliği çok fazla sevmezler. Kendileri gibi olan kişilerle daha iyi anlaşır ve arkadaşlarını da onlar arasından seçerler. Sorun çıkartmayan, ortak yönleri görüp odaklanan, iletişimleri güçlü kişilerdir. İnsanların büyük bir çoğunluğu ortak nokta odaklı olduğundan değişimler yavaş gerçekleşir.
Sık Sık Kanıt İsteyenler- Tek Kanıtla İnananlar
Sık Sık Kanıt isteyenler: Bu kişileri harekete geçirmek daha zordur. Olayın her aşamasında yeni bir kanıt beklerler. Bir insanın bir alanda ya da bir olayda inandırıcı olması onlar için yeterli değildir. Onlar olayları ve insanları her zaman sorgulayan bir bakış açısıyla izlerler.
Tek Kanıtla inananlar: Bir fikre veya yapacağı bir
işe tek bir kanıtla inananlar daha çabuk harekete geçerler ve
fazla sorgulamazlar. Bu arada önemli olan; inandıkları tek
kanıtın kendi kriterlerine ne derece uyup uymadığıdır.
Tek Çalışmayı Sevenler-Grupla Çalışmayı Sevenler
Tek Çalışmayı Sevenler: Bu gruba girenler ikiye ayrılırlar. Birinci gruptakiler, sadece tek başına iş yapmak isterler. Bunlar insanlarla birlikte ortak bir iş yapamazlar. Bir ekip
çalışmasında sorun yaşarlar.
İkinci gruba girenler ise kriterlerini kendilerinin belirleyip kurdukları bir ekibe Iiderlik ede rek çalışmayı tercih
ederler.
Grupla Çalışmayı Sevenler: Gruptan maddi ve manevi destek alarak kendisi de gruba önemli katkılarda bulunabilen kişilerdir. Takım oyununu severler, takıma değer katarlar. Bir de grup içinde özel görev isteyenler vardır. Bunlar
grupla çalışmaktan hoşlanırlar, ancak kendilerine grup içinde özel bir görev verilmesini, bir ayrıcalıkları olmasını isterler. Küçük bir ayrıcalık onları çok mutlu eder.
Acıdan Uzaklaşanlar-Hazza Yaklaşanlar
İnsanları harekete geçiren şey motivasyondur ve iki
ayrı yönde çalışır; “ Acı” ya da “Haz’’ . Ya acıdan uzaklaşmak için ya da hazza yaklaşmak için hareket ederler. Bir kişiyi neyin motive ettiğini öğrenmek için, bir şeyi niçin istediğini sorun. Yaklaşmacı, haz almak, ödül almak istediğini, uzaklaşmacı ise sorun yaşamak istemediğini söyleyecektir.
Hazza Yaklaşanlar: Hedeflerini düşünürken daima
hazza ulaşacaklarını görür ve ona doğru büyük bir şevkle hareket ederler. Kararlarını hazza ulaşmak için alırlar. Ne istediklerine odaklanarak hareket ederler. Yaptıkları şeylerin sonucunda alacakları hazzı düşünerek motive olurlar. Genelde
güne olumlu duygularla başlarlar. Keyif verici ve eğlenceli
şeylerle uğraşmaktan haz alırlar. Hayalperest ve vizyon sahibi oldukları söylenebilir. Üretkenlik gerektiren sanatsal ağırlıklı işlerde başarılı olurlar. Onları bir şeye heveslendirmek
istiyorsanız, işin sonunda alacakları ödüllerden ya da güzel
sonuçlardan bahsetmeniz gerekecektir.
Acıdan Uzaklaşanlar: Hedeflerine varmayı acıdan
uzaklaşmak için isterler. Hedeflerine ulaşamamak onlara
müthiş bir acı verir. Amirlerinin söyleyeceği kötü bir sözü
işitmemek için var güçleriyle çalışırlar ve muhtemelen işler
dayanılmaz bir hal aldığında çalışmaya ara verirler.
Bu kişiler ne istedikleri yerine, ne istemediklerine
odaklanırlar. Onlar için istemedikleri şeylerle karşılaşmak
dehşet verici bir durumdur. Kaçmak istedikleri şeyleri düşünerek motive olurlar. Sorunları hemen çözüp ondan kurtulmak isterler. Sorunlarla karşılaşmamanın yollarını düşünürler ve bu ihtimalleri görme konusunda oldukça iyidirler. Sorunsuz yaşamayı sevdikleri için kendilerine sorun çıkaracağını düşündükleri şeylerden uzak durmayı tercih ederler. Rahatlarına düşkündürler. Yaptıkları her şeyde sonucun kötü
olacağını düşünerek hareket eder ve kötü sonuçtan kaçmak
için en iyisini yapmayı isterler. Ayakları yere basan, gerçekçi,
detaycı ve sorunları hızla halleden kişilerdir.
Genele Odaklılar-Özele Odaklılar
Genele Odaklılar: Bir konunun, olayın vb.nin bütününü görürler. Bu nedenle de, yapılacak işleri bölümlere
ayırma ve Iiderlik yaptıkları insanlara dağıtma konusunda
ustadırlar. ÖzelIikle genel müdürler genele odaklı olmalıdırIar. Sloganları; ‘’Önemli olan sonuçtur’’.
Özele Odaklılar: Detaya çok önem verirIer. Bir bilgi edinmek istediklerinde, mümkün olduğunca fazla ayrıntıya girerler. Özellikle spesifik olayların çözümünde başarılıdırlar. İyi bir yönetici olabilirler, ancak lider olamazlar. Kendilerine verilen görevi en ince noktasına kadar düşünerek yaparlar. Bir işin sonu- cundan çok, yapılış aşamasıyla ilgilenirler. Sloganları;’’detaylar önemlidir’’
Bu iki meta programa sahip kişiler, eğer aralarındaki farkın bilincinde değillerse çok sorun yaşarlar. Genele
odaklı kişiler, özele odaklı olanları ayrıntıya takılan, Iafı boş
yere uzatan zaman hırsızları olarak görürler. Özele odaklılar
ise genele odaklıları bilgi saklayan, hiçbir şey anlatmayan kişiler olarak değerlendirebilirler.
İlişki Odaklılar-Görev Odaklılar
Görev Odaklılar: Görevlerine sıkı sıkıya bağ-Iıdırlar, hatta bazı konularda katı olabilirler. Bu meta programına en
güzel örnekler; Müjdat Gezen’in Bekçi Murtaza filmindeki görevi uğruna en yakınlarına bile taviz vermeyen tiplemesiyle, Kemal Sunal’ın Propaganda filmindeki gümrük
memuru”’tiplemesidir. Kritik noktalardaki işleri yapanların
görev odaklı olması iyi sonuçlar doğurur. (muhasebe, kasa,
bilgisayar gibi).
İlişki Odaklılar: İnsanlarla çok iyi ilişki kurarlar. Bir
problemi çözmek için gerekli esnekliğe sa hiptirler. Genelde
Iiderler ilişki odaklıdır. Ayrıca halkla ilişkiler, satış ve pazarlama departman Iarında çalışanlarda olması gereken bir özelliktir. Ancak bu kişilerin, ilişkilerini sıcak tutmak için bazı tavizler vermeleri zaman zaman sıkıntı oluşturabilir.
Görev odaklılar; ilişki odaklıları, işlerini ciddiye almayan, kurallara uymayan, hatta kuralları bozan kişiler olarak görürken; ilişki odaklılar ise onları katı, insan ruhundan
anlamayan, gereksiz yere sorun çıkaran insanlar olarak görebilirIer. Bu yüzden günlük hayatta zaman zaman çatışmalar
yaşarlar.
41
Yeni KOSGEB Destek Programları
42
43
44
Ticaret Odaları Konseyi Toplandı
Türkiye Odalar ve
Borsalar Birliği Ticaret
Odaları Konsey Toplantısı
sonrası hazırlanan ortak
bildiride, perakende
sektörü kanun tasarısı
Meclis’te ivedilikle ele
alınması istendi.
TOBB Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Ticaret Odaları Konsey Toplantısı; TOBB Başkanı M. Rifat
Hisarckloğlu’nun ev sahipliğinde, Konsey Üyelerinin katılımıyla, TOBB Merkez Binası’nda gerçekleştirildi. Konsey toplantısında, ticaret sektörünün sorunları detaylı
biçimde görüşüldü ve aşağıdaki hususların kamuoyuna
duyurulması kararlaştırıldı;
1-Ekonominin canlanması ve kayıtlı çalışmanın
artmasının önündeki engellerden biri yüksek lojistik ve
ulaşım maliyetleridir. Akaryakıt üzerinde devam ettirilen yüksek vergileme, bütçe imkânları çerçevesinde
orta vadede yeniden belirlenmelidir.
2-Akaryakıt üzerindeki yüksek vergilemeden
dolayı, 10 numara yağ kullanımının artması, haksız rekabete, kayıtdışı ekonominin büyümesine, makine ve
teçhizatın zarar görmesine ve çevre ile insan sağlığı
üzerinde olumsuz sonuçlar doğmasına neden olmaktadır. Bunun önlenmesi için hem denetimlerin artması,
hem de akaryakıt ürünleri üzerindeki farklı ÖTV uygulamalarının azaltılması gerekmektedir. Benzer şekilde tütün ve alkollü içecekler üzerindeki vergi yüklerinin artması bu ürünlerde kaçakçılığı tetiklemekte ve özellikle
turistik bölgelerde turist ölümlerini arttırma riskini taşımaktadır.
3-Son dönemde Türk lirasındaki değer kazanımının hız kazanması, özellikle emek yoğun sektörlerimiz üzerinde olumsuz etkilere yol açmaya başlamıştır.
4-Perakende piyasasında rekabetin sağlıklı ve
kurallara dayalı bir biçimde işleyebilmesi için, Perakende sektörü kanun tasarısı Meclis’te ivedilikle ele alınmalıdır. Bu çerçevede, perakende sektöründeki gelişmeye paralel olarak artan verimlilik ve kayıt altında çalışmaya sekte vurulmadan, özellikle KOBİ’lerin markalaşması, “private-label” şeklindeki haksız rekabet unsurlarının dengelenmesi ve eşit şartlarda rekabet ortamı sağlanmalıdır.
5-Mevcut Organize Sanayi Bölgeleri’nin kullanımının artırılması ve böylece kaynak israfına yol açılmaması için doluluk oranının yüzde 75’i geçmemesi halinde yeni OSB yatırımına başlanmaması yerinde bir karar olmakla birlikte bazı ilçelerde sanayinin gelişmesini
sekteye uğratma riski de taşımaktadır. OSB uygulamasında söz konusu riskin doğru yönetilmesine olanak tanıyacak değişikliklerin yapılması faydalı olacaktır.
6- Sosyal Güvenlik Kurumu’nun prim alacakları için mükelleflerin banka hesaplarına hiçbir uyarıda
bulunmadan haciz koyması, şirketlerin işletme sermayelerinin bloke edilerek zor durumda kalmalarına yol
açmakta ve faaliyetlerini sürdürmelerini tehlikeye sokmaktadır. Bu uygulamadan vazgeçilmelidir.
7-Dış ticaret açığının hızla artmasına rağmen ithalat üzerindeki TSE denetiminin kaldırılmış olması, kalitesiz ürünlerin girişini kolaylaştırmakta ve haksız rekabete yol açmaktadır.
45
Copyright ©
Copyright ©
RİZE TİCARET VE SANAYİ ODASI
35
Her canlı bir gün yakıt olacak
Son yıllardın gözdesi biyoyakıtlar, güneş ve rüzgar gibi olmasalar da
temiz bir alternatif arayanlar için birebir.
Bir gün Dünya küresel krizden kurtulacak, ama peki ya
küresel ısınmadan? Türkiye’nin de yakın zamanda imzacısı olduğu Kyoto Protokolü küresel kriz nedeniyle ülke gündeminde
fazla yer almasa da, anlaşma ülkelerin küresel ısınmaya karşı
güç birliklerini temsil etmesi açısından önem teşkil ediyor. Her
ne kadar küresel ısınmayı tetikleyen sera gazı salınımının, yüzde 25’ini tek başına gerçekleştiren ABD henüz bu anlaşmaya taraf olmasa da, Türkiye’nin yıllar sonra gelen imzası büyük anlam
taşıyor.
Sera gazı salınımında dünyada 22.sırada bulunan Türkiye, aynı
zamanda Avrupa’nın sera gazı saIınımı en hızlı artan ülkesi. Sanayi
gelişimini henüz tamamlamayan ülkemiz, sera gazı salınımını azaltmak bir yana yavaşlatamaz bir halde. Dolayısıyla küresel ısınma ile
birlikte pek çok ülke gibi yüzünü yenilenebilir enerji kaynaklarına
dönen Türkiye’nin önünde alternatif olarak güneş ve rüzgarın yanında bir de biyo-kütle enerjisi duruyor. Biyokütle enerjisi, yenilenebilir, her yerde yetiştirilebilen, atıkları değerlendirebilen, değişik
enerji formlarına dönüşebilen, karbon ve hidrojence zengin,
yüksek ısı değerli, kolay taşınabilir ve depolanabilir, olması
bakımından öne çıkıyor.
Bu yanıyla fosil yakıtlardan farklı alarak biyolojik yakıtlardan elde edilen biyoyakıtlar, kolza, ay çiçek, soya, aspir gibi yağlı tohum bitkilerinden çıkarılan yağların alkol ile reaksiyonu sonucu ortaya çıkıyor.
Bu kapsamda hayvansal yağlar ve evsel kızartma yağları da biyoyakıt olarak kullanılırken, buna ölçülü oranlarda saf petrol kökenli dizelin karıştırılması sonucu biyodizel
elde ediliyor.
Ülkemizin tarımsal avantajları biyoyakıt enerjisi potansiyelinin
hayli yüksek olduğuna işaret ediyor. Biyoyakıt kullanımını teşvik ederek
ülkemizin enerjideki dışa bağımlığını azaltmak amacıyla 2005’te ALBiYOBiR
kuruldu. Dernek faaliyetleriyle çevreci bir enerji kaynağı olan biyoyakıtların
ülke gündeminde yer almasını sağladı. Albiyobir, Cumhuri- yetimizin 100. yılında akaryakıt ihtiyacımızın yüzde 23 oranında biyoyakıtlardan karşılamayı ulusal
bir hedef olarak belirledi. AB’nin üye ülkelere koyduğu, 2010 yılında yüzde 20,
2030 yılında yüzde 30 biyoyakıt kullanımı hedefini örnek alan Albiyobir, 2023 yılında Türkiye’deki biyoyakıt kullanımının yüzde 23 olması için çalışmalarını yoğunlaştırdı.
Albiyobir’in biyoyakıtlarla ilgili çalışmalarının önemli bir ayağını da atık
yağların toplanması oluşturuyor. Çevre Bakanlığı’nın verilerine göre toplanması
gereken 350 bin ton yağın Iisanslı toplayıcılarla yüzde l’i bile toplanamıyor. Atık
yağ toplama Iisansına sahip olan Albiyobir, bu konuyu da ulusal bir sorumluIuk
projesi kapsamında ele alıyor. Çünkü toplanmayan ve çevreye karışan atık yağlar çevre için büyük tehdit oluşturuyor. 1 Iitre atık yağın 1 milyon ton Iitre içme
suyunu kirlettiği düşünüldüğün de işin ciddiyeti daha iyi anlaşılıyor.
Bunun yanı sıra kullanılmış bitkisel atık yağlar, atık su kirliIiğinin yüzde
25’ini oluşturuyor. Dolayısıyla evlerde kullanılan atık yağların Iavobaya dökülmeden önce Iisanslı toplayıcıların eline ulaşması çevrenin yanı sıra altyapı sistemlerinin uzun soluklu olması adına büyük önem taşıyor.
48
İnovasyon nedir, ne değildir
İnovasyon, o kadar önemli konu olduki ülkelerin politikaları haline
gelerek küresel kalkınmada bile etkili olmaktadır.
İnovasyon, Latince bir sözcük olan
“innovatus”tan türemiştir. “Toplumsal, kültürel ve
idari ortamda yeni yöntemlerin kullanılmaya başlanması anlamındadır. En basit tanımıyla inavasyon,
farklı, yeni fikirler geliştirmek ve bunları uygulamaktır.
Günümüzün hızla değişen rekabet ortamında
ayakta kalabilmek için şirketlerimizin ürünlerini, hizmetlerini ve üretim yöntemlerini sürekli olarak değiştirmeleri ve yenilemeleri gerekmektedir. Bu değiştirme ve yenileme işlemi “inovasyon” olarak adlandırılır.
İnovasyon, yeni veya iyileştirilmiş ürün, hizmet veya
üretim yöntemi geliştirmek
ve bunu ticari gelir elde
edecek hale getirmek
için yürütülen tüm
süreçleri kapsar.
Yeni veya iyileştirilmiş ürün, hizmet veya üretim
yöntemi geliştirme,
yeni düşüncelerden doğar.
İnovasyon sürekliliği olan
bir faaliyettir.
Bu
nedenle,
ortaya atılan,
geliştirilerek işler hale getirilen
ve sonuçta şirkete
rekabet gücü kazandıracak şekilde pazarlanan bu fikirlerin ve sonuçlarının tekrar tekrar değerlendirilmesi ve yeni getiriler
için yaygınlaştırılarak kullanılması
gerekir. Bu sayede doğacak yeni fikirlerse
yeni inovasyon faaliyetlerini doğurur.
İnovasyon, ya radikal fikirler sonucu daha
önce denenmemiş ve geliştirilmiş ürün veya üretim
yöntemlerinin ortaya çıkarıldığı büyük atılımlarla
oluşur (radikal inovasyon), ya da adım adım yapılan,
bir dizi geliştirme ve iyileştirme faaliyetini içeren çalışmalarının bir sonucu olarak ortaya çıkar (artımsal
inovasyon).
İnovasyon icat değildir. İcatların sonuçlarından yararlanabilir ancak asıl önemli olan ekonomik
getirisi olan, henüz yapılmamış, bilinmeyen birşey-
ler yapmaktır. Bu nedenle de fikirler ve kavramlar
önem kazanır. Elektrikli süpürge J. Murray Spengler
tarafından icat edilmiş olsa da, ticarileştirilmesini ve
satışını W. H. Hoover adlı bir deri imalatçısı gerçekleştirdi. Bunun için de Spengler adı değil, Hoover adı
dünya çapında bilindi ve yayıldı.
İnovasyonun büyüklüğü yaratacağı etkinin
büyük olacağı anlamına gelmez. Mevcut ürünlerde, hizmetlerde ve süreçlerde tamamlanmayı bekleyen küçük parçalar, büyük inovasyonları doğurur.
Sony’ye milyarlarca dolar kazandıran, küçültülmüş
kulaklıklı kasetçalar (walkman) gibi. İnovasyon için fırsatları ararken bir şirketin “Şu anda mümkün olanı
daha çok değer elde eder
hale nasıl getirebiliriz?”,
“Ne tür bir adım atarsak ekonomik sonuçlarımızda
olumlu
yönde değişir?”,
“Tüm kaynaklarımızın kapasitesini ne tür bir
değişiklik artırır?” sorularına yanıt araması gerekir.
Başarılı bir inovasyon, farklı düşünmek ve
farkı
yapmakla
gerçekleşir.
Einstein’ın dediği
gibi “Bugün yarattığımız dünyanın sorunları, bu sorunları yaratırken düşündüğümüz
şekilde düşünürsek çözülemezler.”
Ayakta kalmak ve rekabet etmek için alıcıların ürünlerimizi tercih etmelerini sağlamalıyız. Tercih edilmek için ürünlerimize
eklediğimiz özellikler inovasyondur. İnovasyon, bir
şirketin daha yüksek kar marjı kazanmasına neden
olsa da bunun ne kadar süreceğini tahmin etmek imkansızdır. Günümüzde gelişen teknolojinin, değişen
müşteri isteklerinin, bilgiye ve teknolojiye kolaylıkla erişen rakiplerin inovasyonu taklit etme becerilerinin hızlarını düşünürseniz, tek bir inovasyonla elde
edilen rekabet avantajının ne kadar kısa sürebileceğini tahmin edebilirsiniz. Bu nedenle, sürekli olarak
inovasyon yapmak gerekir.
49
Yeni İhracata Başlayacak Olanların
Dikkat Etmesi Gereken 15 Nokta Nedir?
1- İhracata Başlamadan Önce Nitelikli Bir
İhracat Danışmanlığı Almamak, Ana İhracat
Stratejisini Ve Pazarlama Planını Geliştirmemek
Başarılı olmak için öncelikle, gireceğiniz Pazardaki amaçlar, hedefler ve karşılaşılacak zorlukların net bir şekilde belirlenmiş olması gerekir.
Firmaların çoğunda ihracat deneyimi olan
personel bulunmadığı için bu konuda dış destek alınması en doğrusudur. Bu dış desteği
alabileceğiniz kamu kurumları ve de tam bir
profesyonellik içerisinde çalışan İhracat Yönetim Şirketleri bulunmaktadır. Bu firmalardan mutlaka destek alınmalıdır ve şu hiçbir
zaman unutulmamalıdır: Aslında size çok büyük şeyler kazandıracak ve riskinizi en aza indirecek bu tür firmalara yapacağınız küçük
ödemeler, sizi sonradan çok pahalıya mal olacak yanlışlar yapmaktan kurtaracaktır. Dünyadaki tüm başarılı firmalar bu tür destek firmalarıyla çalışırlar, dolayısıyla onları bir aracı gibi değil, iharacat operasyonlarınızda bir
ortak gibi görmelisiniz.
2- Başlangıçtaki Zorlukları Ve Maddi Gereklilikleri Aşmada üst Yönetimin Yetersiz Desteği
Yurt dışındaki bir pazarda varlık sağlayabilmek iç pazardakinden daha fazla zaman
gerektirebilir. İç pazarla karşılaştırıldığında
uluslararası pazarda sağlam bir yer edinmenin zorlukları ve de uzun zaman alması kimsenin gözünü korkutmamalıdır. Çünkü bu noktada tek düşünülmesi gereken ihracatın uzun
dönemli size kazandıracaklarıdır. Çevrenizdeki ihracatını oturtmuş firmalara bir bakın, iç pazardaki durgunluklardan ya da krizlerden etkileniyorlar mı? Doğru
yaptığınız taktirde ve oyunu uluslararası kurallara göre oynadığınız sürece ihracat uzun
50
dönemde yaptığınız yatırımın kat kat fazlasını almanızı sağlayacaktır.
3- Yurtdışı Acentaların, Distribütörlerin
Veya Temsilcilerin Seçiminde Dikkatli Davranmamak
Dış pazarlardaki temsilci ya da distribütörünüzü seçmek hayati bir önem taşır. Ülkeler arası iletişim ve iş yapmanın karmaşıklığı, yurt dışındaki temsilcilerinizin yurtiçindekiyle karşılaştırınca daha bağımsız hareket
ettiklerini görürsünüz.
Yeni ihracata başlayan bir firmanın
geçmişi, tescilli markaları ve söhreti yabancı alıcı açısından bilinmedik olduğu için, yurtdışındaki potansiyel müşteriler dış Pazar temsilcinizin bilinirliğine ve de etkinliğine göre
ürün almaktadırlar. Dolayısıyla, yurtdışında
sizin için çalışacak bir temsilci seçerken ne
kadar etkin çalıştığına ve de dünya çapındaki
yaygın dağıtım gücüne çok dikkat etmelisiniz.
4- Bir Veya İki Coğrafi Bölgeye Odaklanıp,
Burasını Sağlam Bir Büyüme Yakalayabilmek İçin Temel Olarak Almamak Ve Dünyanın Her Yerinden Gelen Siparişlere Bel Bağlamak
Eğer yurtdışı temsilcilerinizn sizin
ürünlerinizi aktiv bir şekilde satmasını bekliyorsanız, bu firmalar iyi bir şekilde ürünlerinizle ilgili eğitilmeli ve desteklenmeli. Bu da
bu temsilciyle sürekli iletişim içersinde olmanızı ve neler yaptığını sürekli gözlemlemenizi gerektirir. Bu tür avantajları size sağlayabilecek dünya çapında teşkilatı olan firmalarla çalışırsanız tüm bu işleri çok kolaylaştırmış
olur ve ürünlerinize odaklanabilirsiniz. İhracata yeni başlayacaklar çabalarını bir ya da
iki bölge yoğunlaştırmalılardır. Ancak bu bölgelerde ciddi ve devam eden bir başarı sağlandıktan sonra yeni pazarlar aranmalıdır.
5- İç Pazarın Yeniden Canlanmasıyla Birlikte
İhracat Faaliyetlerinin İhmal Edilmesi
Birçok firma iç pazarda kriz veya durgunluk olduğunda yurtdışı pazarlara yönelmeye çalışırken, iç pazarda durumlar düzeldiğinde, yurtdışı pazarlara girmek için yürüttüğü faaliyetleri ihmal ederek ve ikinci sıraya atarak çok büyük bir hata yapıyor. Bu durum hem gerçekleştirilmiş çabalara hem de
yurtdışı temsilcilerin motivasyonlarına büyük
zarar verir ve iç pazarda yeniden bir durgun
olup da dışarıya yönelmeye çalışırsanız işte o
zaman size kimse yardım etmeyecektir. İhracat ciddi bir iştir ve hataları çok fazla affetmeyen bir iştir. Kazancı, getirisi çok yüksek
olabilir ancak ciddi ve profesyonel çalışmayan firmaların harcı değildir.
6- Uluslararası Pazarlardaki Temsilci, Distribütör Ve Müşterilere İç Pazardakilerle Eşit
Davranmamak
Çoğu zaman firmalar iç pazardaki reklam, kampanyaları, özel indirimler, satış artırma programları gibi çeşitli tutundurma faaliyetleri yürütürler. Ancak, yurtdışı faaliyetlerde aynı tür faaliyetleri yürütmek istemezler. Bu durum sizin yurtdışı pazarlardaki başarınızı baltalar ve de ihracat yapabilmek için
yaptığınız onca emeğin boşa gitmesine neden olur. Yeni pazarlara girerken yüksek kar
marjlarından çok ürünün tutundurulması hedeflenmelidir ve dış pazarlarda rekabetin iç
pazardakinin onlarca katı daha büyük olduğu
unutulmamalıdır.
7- Bir Pazarlama Tekniği Ve Belli Bir Ürünün Bütün Ülkelerde Otomatik Olarak Başarılı Olacağı Varsayımı
Bütün pazarlar kültür ve gelenek gibi
verilebilecek pek çok nedenden dolayı farklılık gösterirler. Eğer Türkiye’de bir ürün çok
iyi satıyorsa aynı ürünün aynı yöntemler uygulanarak bütün dış pazarlarda da başarılı
olacağı kesinlikle düşünülmemelidir. Belli bir
pazarda başarıya ulaşabilmek için mevcut yapılanların tam tersi olabilecek bir radikallikte
yöntemlerin uygulanması gerekebilir.
İhracatçı yeterli bir seviyede Pazar
araştırması yaparak hangi nitelikte ürünün
hangi yollarla pazarlanırsa başarılı olacağını
araştırmalı ve en iyi stratejileri belirleyerek
doğru yöntemler kullanmalıdır. Bu noktada da
dışarıdan bu işi profesyonelce yapan firmalardan destek almak işi büyük ölçüde kolaylaştıracaktır. Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmemelidir.
8- Başka Ülkelerdeki Düzenlemelere Uygun
Olacak Ve Kültürel Tercihlere Cevap Verecek Şekilde Ürünü Değiştirmeye Karşı İsteksiz Olmak
Yurtdışında da içpazarda olduğu gibi
müşteri kraldır; ancak yurtdışındaki daha bir
kraldır. Bunun temel nedeni de alternatiflerin
çok fazla olmasıdır. Yani siz olmazsanız kendi ihtiyaçlarını karşılayabileceği bir rakibinizi
mutlaka bulacaktır. Dolayısıyla bu gercek hiçbir zaman unutulmamalıdır.
9- Hizmet, Satış Ve Garanti Mesajlarınızı Yabancı Dillerde Bastırıp Ürüne Eklememek
Yurtdışındaki distribütör ya da temsilcinizin üst yönetimi sizinle ingilizce konuşuyor olabilir ancak her satış personeli ingilizce
bilecek diye birşey yoktur. Ürünlerinizin satılabilmesi için etkili bir şekilde sunumunun
yapılması gerekir ki bu da ancak yurtdışındaki satış ekibinizin ürünü, hizmeti ve garanti şartlarını çok iyi anlamış olmalarıyla olur.
Ürününüzle ilgili potansiyel müşterinize verilebilecek yanlış ve eksik mesajlar para kaybetmenize neden olacaktır.
10- Bir İhracat Yönetim Şirketiyle Çalışmamak
Eğer bir firma kendi ihracat departmanını kurma maliyetini karşılayamıyorsa ya da
denemiş fakat başaramamışsa, anahtar teslimi ihracat alanında uzman profesyonel olarak çalışan İhracat Yönetim Şirketleriyle işbirliği yoluna gitmelidir. Çoğu durumda bu şekilde bir çalışmayı seçmek, hem maliyeti düşük olduğundan hem de riskleri en aza indirdiğinden bir firmanın kendi ihracat departmanı kurmasından daha akıllıcadır. Bir İhracat Yönetim Şirketinin etkin bir şekilde destek olacağı konular şunlardır:
Pazar araştırması, pazarlama ve tutundurma çalışmaları, satış ve dağıtım. Özellikle
de yurtdışı teşkilatı geniş uluslararası bir ih51
racat yönetim şirketiyle çalışırsanız firmanızı
on binlerce dolar harcamaktan kurtaracak ve
de size çok ciddi bir zaman kazandıracaktır.
11- Ürün İçin Her An Hizmete Hazır Bir Teknik Servis Sağlayamamak
Distribütör ve potansiyel müşteriler
tamir edilemeyen veya bakımı yapılamayan
ürünleri tercih etmeyeceklerdir. İhracatçı,
ürünün bakımı ve teknik servisi hakkında yeterli bilgiyi sağlamalıdır.
12- Aracı, Temsilci Ya Da Distribütörlerle
Çalışırken “Önce Sat, Sonra Kazan” Mantığı
Bazı üreticiler mallarının satılmasını
sağlayıp onlara para kazandıracak aracılarla
çalışmaya çalışırken önce sat sonra üzerinden
pay al mantığı içerisindedirler. Ancak uluslararası pazarlama ve satış iç pazardaki gibi
nisbeten kolay ve tekdüze değildir. Pazarlama ve satış faaliyetleri için mutlaka yapılması
gereken ön harcamaları ihracatçı karşılamalıdır ve böylece de uluslararası temsilciliğini yapacak firmayı motive ve teşvik etmelidir.
Aksi taktirde firmanın malları temsilcisi için
ikincil önemde olacaktır ve temsilci yeterince etkin faaliyet gösteremeyecektir. Özellikle İhracat Yönetim Şirketleri bir ihracatçının dış pazarlardaki gözü, kulağı, eli ve ayağıdır. Bu destek şirketleri dış pazarlarda tutunabilmenin öncelikli koşuludur. Bunun temel
nedeni ise sizin firmanızın işi üretmektir ve
aynı zamanda işin pazarlamasını da ben yapayım derseniz, iş yükünden dolayı etkili sonuçlar alamazsınız. İşi sadece yurtdışında Pazar
bulup ürün satmak olan firmalarla çalışmak
size büyük bir zaman kazandıracak ve pahalı yanlışlar yapmanızı önleyecektir. Hele bir
de bu firmanın yurtdışında yaygın bir pazarlama ve satış ağı varsa ürünlerinizi çok hızlı
bir şekilde tüm dünyaya açabilir. Ancak bu tür
firmalarla çalışmak için görüşürken talep ettikleri, ön çalışmalar için harcanacak hizmet
bedellerinden kaçmamak bir firmanın kısa
ve uzun dönemli avantajına olacaktır. Çünkü
bu tür firmalar, size kazandıracakları yanında
çok küçük kalan hizmet bedellerini ödemezseniz ya sizle çalışmazlar ya da tamam deyip
ürünlerinizi ikinci plana atarlar. Hızlı sonuç52
lar almak istiyorsanız kaz gelecek yerden tavuk esirgememelisiniz.
13- “Benim Malım Çok İyi, İşine Geliyorsa
Al” Mantığı
Yurtdışı pazarlarda rekabet çok yüksektir. Büyük ithalatçılar bir malın nerelerde
ve kaç liraya satıldığını çok iyi araştırır ve bilirler. Teklif verirken, görüşme yaparken dünyadaki şartları çok iyi değerlendirmek gerekiyor, iç pazarda geçmişte kazandıran “almak isteyen nasılsa gelir, nasip kısmet” gibi
bir mantık çok büyük bir hataya düşürür, en
önemlisi de size para kaybettirir. Profesyonel düşünmek ve oyunu kurallarına göre oynamak, ihracatın en önemli birinci kuralıdır.
14- “Önce Peşinatı Ver, Sonra Malın Üretimine Geçeyim” Mantığı
İhracat işine giriyorsanız belli risklere katlanmak zorundasınız. Her önününüze
çıkan potansiyel müşteriye önce paramı ver
sonra malı üretip vereyim derseniz hiç mal
satamazsınız. Tabii ki, belli bir güven ortamının oluşması için sizin açısınızdan zaman geçmesi gerekir ve her isteyen için de mal üretilmez ya da o risk alınmaz. İhracat operasyonları bir sürü kötü hikayeyle doludur. Ancak,
risklerin en aza indirilmesi için pek çok yöntem bulunmaktadır. Bu yöntemleri öğrenin ve
riskleri bu şekilde en aza indirin. Çalışacağınız ihracat yönetim şirketi bu tür bilgileri bilip bilmediğini kontrol edin sizi hep güvence
altında tutmasını sağlayın. Bir talebin ya da
siparişin ne kadar ciddi olduğunu öğrenmekte, uluslararası bir teşkilata dolayısıyla da Pazar istihbarat sistemine sahip bir ihracat yönetim şirketi size büyük zaman kazandıracak
aynı zamanda da para kaybetmenizi önleyecektir.
15- “Ben Büyük Firmayım” Mantığı
İç pazarda büyük firma olabilir ve onun
kurallarına göre hareket ediyor olabilirsiniz.
Ancak dış pazarların çok büyük bir alan olduğunu ve iç pazardakinden onlarca kat fazla değişken ve zorluk olduğunu unutmayın ve
her zaman arkanızı, zamanınızı ve paranızı
kollayın.
53
56
57
Download

İndir - Rize Ticaret ve Sanayi Odası