İÇİNDEKİLER
• Bir Meslek Ve Disiplin Olarak Sosyal
Hizmet
• Sosyal Hizmetin Diğer Disiplinlerle İlişkisi
• Sosyoloji ile İlişkisi
• Sosyal Politika İle İlişkisi
• Sosyal Güvenlik ile İlişkisi
• Sosyal Antropoloji ile İlişki
• Sosyal Pedagoji ile İlişkisi
• Psikoloji ve Sosyal Psikoloji İle İlişkisi
HEDEFLER
SOSYAL HİZMETİN İLGİLİ BİLİM
DALLARIYLA İLİŞKİSİ
• Bu üniteyi çalıştıktan sonra;
• Disiplininlerarası bilgi paylaşımını kavrayabilecek,
• Sosyal hizmetin multidisipliner yönünü bilebilecek,
• Sosyal hizmeti; sosyoloji, sosyal politika, sosyal
güvenlik, sosyal antropoloji ve sosyal pedagoji ile
ilişkilendirebilecek,
• Sosyal psikoloji bilgisinin sosyal hizmet uygulamalarını
kolaylaştırdığını görebileceksiniz.
SOSYAL HİZMET
BİLİMİNE GİRİŞ
ÜNİTE
2
Sosyal Hizmetin İlgili Bilim Dallarıyla İlişkisi
GİRİŞ
Bir meslek ve disiplin olarak sosyal hizmet, mikro boyutuyla sosyal psikoloji ve
sosyal pedagoji, makro boyutuyla sosyoloji ve sosyal politika ile yakından ilgili bir
bilim dalıdır. Başlangıçta meslek olarak ortaya çıkan ve daha sonra geliştirdiği metot
ve tekniklerle bilim olma yönünde hızla ilerlerken diğer sosyal bilimlerden etkilenme
ve onları etkileme cihetine giderek, bağımsız bir disiplin haline gelmiştir. Sosyal
hizmetler, kişilerin sosyal rehabilitasyonu gibi, çözüm odaklı müdahale yöntemlerine
ihtiyaç duyduğu için, sosyal politikaların geliştirdiği araçları kullanmak
mecburiyetindedir.
Birçok sosyal bilimci,
sosyal hizmetleri, sosyal
siyasetin bilimsel
boyutuyla bir alt birimi,
uygulama boyutuyla ise
bir yöntemi veya aracı
olarak
değerlendirmektedir.
Sosyal hizmetler, sosyal siyasetin toplumsal barış ve dayanışma gibi daha çok
gayrı maddi hedeflerini hayata geçirmede önemli bir fonksiyon icra etmektedir.
Bundan dolayı birçok sosyal bilimci, sosyal hizmetleri, sosyal siyasetin bilimsel
boyutuyla bir alt birimi, uygulama boyutuyla ise bir yöntemi veya aracı olarak
değerlendirmektedir. Sosyal hizmetler, özellikle muhtaç insanların yapısal veya
çevresel şartlardan kaynaklanan sosyo-ekonomik, psikolojik, kültürel ve manevi
ihtiyaçlarını giderebilmek maksadıyla uygulamaya dönük bireysel yöntemlere ihtiyaç
duyduğu için, sosyal psikoloji, sosyal pedagoji ve sosyal güvenlik, sosyal antropoloji,
sosyal pedagoji ve sosyal psikolojide geçerli olan insan modellerinden azami
derecede yararlanmaktadır. Bu ünitede bu disiplinlerle sosyal hizmet ilişkisi üzerinde
durulacak ve sosyal hizmetin disiplin olarak bu disiplinlerden etkilenme ve
yararlanma durumu değerlendirilecektir.
Bugün modern sosyal hizmetler, sosyal sistemleri, sosyal sorun ve eylem
alanlarını araştıran bir disiplin olmanın yanında sosyo-kültürel yapıdan kaynaklanan
bireysel sosyal sorunların çözümüne odaklanmış müstakil eylemler içeren bir
meslektir. Sosyal bilimlerin, araştırma teknik ve yöntemleri, kuram ve yaklaşımları,
metot ve eğilimlerinden yararlanarak kendi bilimsel kurgusunu ortaya koyan ve
birçok sosyal bilimle aynı alanlarda farklı yaklaşımlarla çalışan sosyal hizmet mesleği
multidisipliner bir disiplindir.
BİR MESLEK VE DİSİPLİN OLARAK SOSYAL HİZMET VE
MULTİDİSİPLİNERLİĞİ
Birinci ünitede sosyal hizmet tanımlarına geniş bir şekilde yer verilmişti. Bu
tanımlara bakıldığında sosyal hizmetin bir sosyal yardım mesleği olduğunu, birey,
grup ve toplumla çalışmalar yaptığı görülmektedir. Toplumsal normlar çerçevesinde
yeterliliğini tamamlayamayan ya da bazı haklardan yoksun bırakılan risk gruplarının
durumlarını iyileştirmeyi, bilimsel ve profesyonel bir şekilde amaç edinen, bunu
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
2
Sosyal Hizmetin İlgili Bilim Dallarıyla İlişkisi
yaparken kendi metot, yöntem ve araçlarını kullanan bir disiplin olduğunu
söyleyebiliriz.
Sosyal hizmet hem bir
meslek hem de bir
disiplindir.
Sosyal hizmet hem bir meslek hem de bir disiplindir. Meslek olarak; “Bireyin
karar verme özgürlüğünü kendi yararına kullanması açısından bilinçlenmesinde ve
yaşadığı çevrenin değişen sosyo-ekonomik koşullarına ve normatif sistemine uyum
sağlayarak toplumda verimli bir unsur olması yönünden gerekli olan değişmenin
yaratılmasında müdahale edebilecek bilgi, yöntem ve becerilere sahip ve hatta bu
tür bir müdahaleye yetkisi olan bir meslektir”. İnsan hakları ve sosyal adalet
prensibinden hareket ederek sosyal değişmeyi; fertleri, grupları ve toplulukları
güçlendiren, özgürleştiren, iyilik hallerini ve manevi durumlarını geliştiren, bir
dinamik unsur olarak değerlendiren ve bu yönüyle insan davranışı ve sosyal sistem
teorilerinden yararlanan bir meslektir. Sosyal hizmet; risk gruplarına profesyonel
sosyal hizmet götüren, bilimsel bilgi ve uygulama becerisi içinde bireylere her türlü,
ekonomik, kültürel ve psiko-sosyal yardım ve desteği sağlayan, bunu belirli bir
bilimsel disiplin ve mesleki etik çerçevesinde yapan, bunun için belirli müdahale
araçları, stratejileri, yöntemleri, teknikleri geliştirmiş olan bir sosyal meslektir.
Bir mesleğin meslek olabilmesi için şu beş temel unsuru tamamlaması gerekir
(Duyan, 2010:4):
Her meslek
otoritesinin toplum
tarafından
kabullenilmesini,
onaylanmasını ve
güçlenmesini ister.
Sosyal hizmet bağımsız
bir sosyal bilim dalı
olarak kendini
kanıtlamıştır
1. Sistematik kuram: Profesyonellerin soyut ilkeleri temel alan bilgiye sahip
olması, eylem gerektiren işlemleri yerine getirmesi ve yoğun bir formel
eğitimin olması.
2. Otorite: Meslek elemanlarının verdikleri hizmetlerin kapsamı ve doğası
hakkında anlamlı düzeyde denetime sahip olmaları.
3. Toplumun onayı: Her meslek otoritesinin toplum tarafından
kabullenilmesini, onaylanmasını ve güçlenmesini ister.
4. Etik kurallar: Meslek elemanlarının açık, sistematik, geçerli ve topluma
hizmet verme yönelimli davranış standartlarına sahip olması ve işbirliğine
dayalı, eşitlikçi ve destekleyici ilişkiler kurması gerekir.
5. Meslek kültürü: Her mesleğin kendine has davranış, anlayış ve çalışma biçimi
vardır, meslek kültürü meslek elemanlarının işine yüksek düzeyde bağlılığını
gerektirir.
Sosyal hizmet mesleği bu ana kriterleri yerine getiren, kuramsal ve uygulama
yönleri bulunan modern bir meslektir. Doğrudan sorun çözmeye yönelik olmak,
uygulamaya dönük olmak ve bireyi bir bütün olarak ele almak gibi üç temel özelliği
vardır. Bu üç temel özellik onu diğer mesleklerden farklı kılar (Kongar, 1978).
Sosyal hizmet bir disiplin olarak ele alındığında; kendi çalışma alanı için bilgi
üretmesi, kavramsal ve kuramsal temellerini oluşturmuş olması, kendi yöntemlerini
üretebilmesi ve ilkelerini evrenselleştirmesi dolayısıyla bir disiplindir. Sosyal hizmet
bağımsız bir sosyal bilim dalı olarak kendini kanıtlamıştır (Kongar, 1978). Öyleyse
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
3
Sosyal Hizmetin İlgili Bilim Dallarıyla İlişkisi
disiplin nedir? Kelime olarak baktığımızda; “bireye kolektif olma şuurunu veren
ahlakî kaidelerin bütünü, sosyal sistemin devamı ve bekası için sosyal hayata veya
çalışma hayatına yönelik normların ve cezaların bütünü”, bilim olarak baktığımızda
ise; uzmanlık gerektiren bir bilim dalı, kullandığı teknik, araç, yöntem ve terminoloji
bakımından diğerlerinden ayrılan alt bilim olarak tanımlayabiliriz.
Burada sosyal hizmetin diğer disiplinlerle ilişkisine değinelim ve multidisipliner
yönünü inceleyelim. Sosyal hizmetin bir meslek ve bir disiplin olması, ilgi odağının
geniş olması ve insanlarla bütüncül bir anlayışla çalışması disiplinler arası özellikler
taşıdığını gösterir. Önce bir meslek olarak ortaya çıkan sosyal hizmet, bilim niteliğini
kazanıncaya kadar diğer sosyal bilimlerin yöntem, teknik ve teorilerinden
yararlanarak kendi bilimsel kurgusunu oluşturmuştur. Sosyal hizmet disiplininin bir
sosyal bilim dalı olması ve öteki sosyal bilimlerden bağımsızlığını kazanmış
bulunması onun iki önemli niteliğidir (Kongar, 1972).
Disiplinler arası bilimsel
işbirliğine rağmen her
bir disiplin kendi değer
ölçütlerine göre
araştırdığı konuyu
tanımlar ve çözüm
üretir.
Disiplin ile meslek birbirlerini tamamlayan iki temel unsurdur. Her disiplinin
uygulama alanı olan bir meslek dalı vardır. Disiplin ya da disiplinler yoluyla elde
edilen teorik bilgiler amaçları doğrultusunda meslek yoluyla uygulamaya konulur.
Bilgi uygulama alanı bulamadığı zamanlarda bilginin amacına yönelik politikalar
geliştirilerek ortam hazırlanır ve o bilgiden hedef kitlesinin yararlanacağı mesleki
uygulamalar oluşturulur.
Multidisiplinerlik; bilimsel bir sorunun veya konunun araştırılması ve
değerlendirilmesi maksadıyla farklı disiplinlerden oluşan bilim adamlarının, diğer
bilim dallarına ait yöntem ve terminolojiden ciddi bir şekilde yararlanmadan birlikte
çalışmalarıdır. Disiplinlerarası bilimsel işbirliğine rağmen her bir disiplin kendi değer
ölçütlerine göre araştırdığı konuyu tanımlar ve çözüm üretir. Multidisipliner işbirliği,
bilimsel bir konunun dış yansımalarının kendi bilim alanıyla sınırlı olması durumunda
faydalıdır. Sınırlandırmanın mümkün olmadığı durumlarda disiplinler arası işbirliğine
gidilir.
Disiplenlerarasılık; bir bilim dalının, başka bir bilim dalının duruşunu,
düşüncelerini, bilimsel yöntemlerini ve bilgilerini kendi amaçları doğrultusunda
değerlendirerek nihaî ve bütüncül bir netice elde etme çabasıdır.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
4
Örnek
Sosyal Hizmetin İlgili Bilim Dallarıyla İlişkisi
Sosyal hizmet
uygulamaları bütün
diğer meslek
uygulamaları gibi değer,
amaç, yaptırım, bilgi ve
yöntem birliğinden
meydana gelir.
•Yeni cihaz, makine veya film yöntemleri geliştirmek maksadıyla bir
dâhiliye uzmanının, bir röntgen uzmanı, fizik uzmanı ve mühendisle
sıkı işbirliği yapması.
•Bir arkeologun, ölmüş hayvan ve bitki türlerine ait elde edilen
sonuçlardan geniş kapsamlı bir değerlendirme yapabilmesi için,
zoolog, botanik uzmanı ve jeoloji uzmanı ile birlikte çalışması.
•Bir grubun üyelerinden birisinin sosyal problemlerinin tespiti ve
çözümü için sosyoloji, sosyal psikoloji, antropoloji ve sosyal
hizmetin işbirliği yapması gibi.
Sosyal hizmet uygulamaları bütün diğer meslek uygulamaları gibi değer, amaç,
yaptırım, bilgi ve yöntem birliğinden meydana gelir. Bu parçaların hiçbiri sadece
sosyal çalışmaya özgü değildir (Kongar, 1972). Bunlar diğer disiplinlerle ortak
çalışmalar veya diğerlerinden alıntılar yaparak olgunlaşmaktadır. Sosyal hizmetin
mesleki değerleri, birçok farklı düşünce sisteminden etkilenmiştir ve sosyal hizmet
birçok farklı düşünce sistemine yön veren ideolojilerin önemi üzerinde durmaktadır.
Bu nedenle sosyal hizmet uygulamalarında baskın olan tek bir mesleki anlayış
olmayıp, toplumun bir parçası olan sosyal hizmet uzmanları farklı perspektiflerden
kapsamlı bir şekilde yararlanarak en uygun yaklaşıma ulaşmayı hedeflerler.
Sosyal hizmet; hedef kitlesine uygulayacağı tüm mesleki uygulamalarının
bilgi üretimini ve neyi nasıl yapacağını belirleyen kuralları sosyal politikadan,
toplumla ilgili bilgileri sosyolojiden, bireyle ilgili bilgileri psikolojiden, grup içinde
bireyle ilgili bilgileri sosyal psikolojiden, faaliyetlerini sürdürürken kullanacağı
kaynakları ekonomiden, kültürle ilgili bilgileri antropolojiden, yaşlıların sosyal ve tıbbi
sorunlarına karşı çözüm ve uygulamaları sosyal gerontolojiden, hizmet alanı ile ilgili
tüm kanuni çerçevesini hukuktan, eğitim ve toplumdan dışlanmış gençlerin topluma
kazandırılmasını sosyal pedagojiden alır.
Sosyal hizmet ilgili disiplinlerden yararlanması, onların bilgi ve bulgularını
kullanmasının yanında bütün bu disiplinlerden şu üç temel noktada ayrılır (Kongar,
1972).
1. Sosyal hizmetin odağı toplumsaldır ve sorun çözmeye yöneliktir.
2. Sosyal hizmet uygulamalı bir meslektir.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
5
Sosyal Hizmetin İlgili Bilim Dallarıyla İlişkisi
3. Sosyal hizmet insanı bütün olarak ele alır.
Sosyal hizmetin ilgi alanı; yoksulluk, yoksunluk, gecekondular, evsizlik, yaşlılık,
fiziksel ve zihinsel özürlülük, işsizlik, aile içi şiddet, ihmal ve istismar, geçim zorluğu,
maddi sorunlar, fakirlik, yalnızlık, sosyal dışlanmışlık, yabancılık, cinsiyet eşitsizliği,
psikolojik sorunlar, kişilik bozuklukları, depresyon, travma ve stres, uyuşturucu
madde ve alkol bağımlılığı, kumar ve benzeri konulardır. Hedef kitlesi ise; özürlüler
ve yoksullar, yardıma muhtaç kişiler, çocuklar, gençler, yaşlılar, aileler, bakıma ve
korunmaya muhtaçlar, işsiz ve muhtaç yetişkinler, mülteciler, tutuklular ve tüm risk
gruplarıdır. Bütün bu alanlar incelendiğinde bunların birçok disiplinin de çalışma
alanı olduğu görülür.
SOSYAL HİZMETİN DİĞER DİSİPLİNLERLE OLAN İLİŞKİSİ
Sosyoloji İle Sosyal Hizmet İlişkisi
Sosyoloji, genelde
toplumsal boyutuyla
olması gerekenden
ziyade var olan
üzerinde durmakta ve
sosyal olaylardan ziyade
sosyal olgulara
yoğunlaşmaktadır.
Sosyal hizmet, sosyal yapıdaki hızlı değişim sürecinde toplumun dışına itilme
riski ile karşılaşan dezavantajlı grupların sosyal sorunlarına ve problemli
davranışlarına somut bir şekilde parmak bastığından dolayı sosyolojinin deskriptif
(niteleyici) izah yöntemlerine ihtiyaç duymaktadır. Ancak birey, aile, grup ve
toplumun sosyal sorunlarını kendi geliştirdiği bilimsel müdahale yöntemleriyle
çözmeyi amaçlayan sosyal hizmetin, toplumu, nesnel bir gerçeklik olarak ele alıp,
ideal bir toplum modeli oluşturma gayesi gütmeyen sosyoloji ile ilişkisi sınırlı
kalmaktadır. Çünkü sosyoloji, genelde toplumsal boyutuyla olması gerekenden
ziyade var olan üzerinde durmakta ve sosyal olaylardan ziyade sosyal olgulara
yoğunlaşmaktadır. Bireye ait özel sorunlar konusu dışında kaldığı için normatif yönü
zayıftır. Bu nedenle sosyoloji, sosyal hukuk, sosyal siyaset ve sosyal hizmet gibi sosyal
müdahaleci bilimlerden ayrılmaktadır.
Sosyoloji, insan toplumunun doğuşu, tabiatı ve kanunları ile ilgilenen bir
ilimdir. Gelenekler, örf ve kültürü, toplumsal yapı ve ilişkileri, kurumlar ve sosyal
değişmeyi; ekonomik hukuki ve siyasi sistemin toplum üzerindeki rolü gibi pratik
meseleleri inceler. Sosyoloji; toplum içinde yer alan sosyal grupları, sosyal sınıfları;
ekonomik, politik, sosyal, dinsel ve hukuksal kurumları; nüfusu, örf, adet, değer,
norm ve inançları, bütün bunlara arsındaki karşılıklı ilişkileri, bu unsurlardaki
değişmeleri inceler ve açıklamaya çalışır (Kızılçelik, Erjem, 1994).
Bilim olarak Sosyoloji; toplumların meydana gelişini, gelişmesini, toplum içinde
farklı kesimlerde görülen sosyal olayları, sosyal olguları, sosyal kurumları, sosyal
düzeni, sosyal ilişkileri, sosyal yapı özelliklerini ve bu yapıda ortaya çıkabilecek
değişme eğilimlerini ele alarak inceleyen bir bilim dalıdır. Tanımda adı geçen bu
kavramları incelediğimizde;
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
6
Sosyal Hizmetin İlgili Bilim Dallarıyla İlişkisi
Toplum: Belli bir coğrafya parçası üzerinde yer alan, sosyal gereksinimlerini
karşılamak için etkileşen, ortak bir kültürü paylaşan çok sayıda insanın oluşturduğu
bir birliktelik (Fichter, 1994:73) ve işbölümü olan bir insan topluluğudur.
Sosyal olay: Toplum içinde meydana gelen, başlama ve bitiş noktaları belirli
olan birden fazla kişiyi ilgilendiren bir oluşumu ve değişimi ifade etmektedir.
Sosyal olgu: Genellikle başlangıç ve bitiş zamanı bilinmeyen, nerede başlayıp
nerede bitebileceği kesin olarak tespit edilemeyen bir sosyal oluşum ve değişimi
ifade eder. Tek tek meydana gelen sosyal olayların genel bir ifade tarzıdır. İki kişinin
evlenmesi bir sosyal olay, evlilik olaylarının hepsi sosyal olgudur.
Sosyal kurum: Birbirleriyle sosyal ilişki ve etkileşim halinde bir arada bulunan
insanların, toplum içinde nasıl davranmaları gerektiğini ve bu davranışların
kurallarını belirleyen, kişilere belli şekillerde davranışlarda bulunması için zorlayıcı
etkide bulunan, aralarında birlik ve bütünlük olan, uyumlu ve örgütlü bütünlerdir.
Aile, eğitim, din, hukuk, ekonomi, yönetim, devlet kurumları gibi.
Sosyal ilişki: Birbirinden haberdar olan en az iki insan arasında belirli bir süre
devam eden, anlamlı ve belirli amaçlar içeren sosyal bir bağdır.
Sosyal Yapı: İçinde sosyal ilişkilerin sosyal olayların meydana geldiği, sosyal
grupların ve kurumların yer aldığı, nüfus ve yerleşim tarzının şekillendirdiği,
toplumun şekil ve çevresi ile ilgili dış görünüşe sahip olan bir sosyal varlıktır.
Sosyoloji: Toplum
içindeki bireyi, aileyi,
grupları, kurumları,
bunlar arasındaki ilişki
ve etkileşimleri yine
bunlardan ayrı ayrı
veya müştereken
kaynaklanan sorunları
bağlantılar kurarak
inceleyen bir bilimdir.
.
Sosyal Grup: Belli ortak özelliklere sahip, bazı ortak gereksinimlerini veya
beklentilerini karşılamak veya tamamlamak için bir araya gelen, bir varlık veya ünite
olduklarının farkında olan, aynı değerleri, idealleri, fikirleri, hedefleri veya maddi
nesneleri paylaşan, belli bir zaman süreci içinde birbirleriyle etkileşimde bulunan,
müşterek bazı sosyo-kültürel aktiviteler düzenleyen, etkileşim ve ilişki içinde
bulunan iki veya daha fazla kişinin meydana getirdiği göreli bir sürekliliği olan
insanlar topluluğudur (Seyyar, 2008).
Sosyolojiye geniş perspektiften baktığımızda toplumbilim yerine
toplumbilimlerinden biri demek daha doğrudur. Bu doğrultuda sosyoloji: Toplum
içindeki bireyi, aileyi, grupları, kurumları, bunlar arasındaki ilişki ve etkileşimleri yine
bunlardan ayrı ayrı veya müştereken kaynaklanan sorunları bağlantılar kurarak
inceleyen bir bilimdir.
Sosyoloji genel olarak insan cemiyetlerinin organizasyonu ve kaynağı ile ilgili
bir çalışma veya ilim olarak tanımlanır. Onun asıl hedefi grup hayatına dahil olmanın
neticeleri, geçmişteki insanlar, hareketler ve elemanların araştırılmasından meydana
gelmesi gibi çok eskiye ait bir cemiyet ve insan bilgisidir. Toplumu ve grupları bir
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
7
Sosyal Hizmetin İlgili Bilim Dallarıyla İlişkisi
bütün olarak ele alır (Şener, 2009). Sosyoloji bireyi toplum içinde ele alarak
toplumsal davranışlarını inceler ve değerlendirir.
Auguste Comte sosyoloji; İnsan toplumunun ussal oluşumunun ve etkinliğinin
araştırılması olarak tanımlar. Başka bir ifadeyle, sosyoloji her şeyden önce, grubun
birey üzerinde yapmış olduğu özgün etkileşimleri araştıran bir bilimdir. Toplumun
tüm kültürel çevresini araştırma alanı içine alır. Geçmişten beri insanlara aktarılan
kültürel miras insanlar üzerinde etkili olur ve nesilden nesile geçer. Bunlar yasalar,
dinler, aile yapıları ve inançlardır. Bu kültürel sistem, insan onayına dayanan
bağlayıcı doğal bir düzeni yansıtır (Kızılçelik, 1994).
Sosyoloji her şeyden
önce, grubun birey
üzerinde yapmış olduğu
özgün etkileşimleri
araştıran bir bilimdir.
Sosyolojinin özelliklerine değinmek gerekirse; pozitif bir bilim olan sosyoloji
ferde ait sorunlarla ilgilenmez. Olması gerekenden ziyade olanı inceler, sosyal olaylar
arasında sebep sonuç ilişkisi kurar, toplumu bütüncül bakış açısıyla değerlendirir ve
bu bütünün öğeleri arasındaki ilişkileri araştırır. Bu determinist yaklaşımı ile, olaylar
arasındaki benzerliklerden yola çıkarak genellemelere gider, sosyal olayları çok yönlü
ve çok faktörlü olarak ele alır, sosyal olayları inceler ve sonuçlar için çözümler üretir,
bilimsel araştırmalarını kendi geliştirdiği metot ve yöntemlerini uygulayarak
sonuçlandırır.
Sosyal Hizmet mesleği bireylerin refahını geliştirmeye yönelik bir meslek olarak
hayırseverlik kavramı üzerine oturmuş, yoksullara yardım etme düşüncesinden yola
çıkarak bir disiplin haline gelmiştir. Sosyal hizmet, bir meslek ve “bütün insanların
daha iyi yaşam koşulları için psikolojik işlevselliğin etkili bir seviyeye ulaşması ve
etkili sosyal değişmeleri gerçekleştirmeleri amacıyla insanlara yardım eden
uygulamalı bir bilim” (Barker, 1999 Akt. Duyan, 2010) olarak tanımlanabilir.
Sosyal Hizmet Sosyolojisi: Sosyal hizmetler uygulamalarıyla yakından ilişkili
olan birey, aile ve grup ve toplumların psiko-sosyal sorunlarını konu edinen
sosyolojiye yakın disiplinidir. Teorik ve pratik boyutlarıyla sosyal hizmetlerin ilgi
alanına giren konuların sosyolojik verilerle desteklenmesi ve sosyolojik bir bakış açısı
içerisinde incelenmesine imkân tanıyan bir bilim dalıdır.
Sosyoloji olayların
nedenlerini, sosyal
hizmet ise nasıllarını
inceler.
Sosyal hizmetle sosyoloji arasında önemli bir bağ vardır. Yukarıdaki sosyolojik
kavramları ve sosyolojinin genel özellikleri ile birinci ünitede açıklanan sosyal hizmet
tanım, amaç ve hedefleri değerlendirildiğinde, her iki bilim de sosyal olmakla
topluma ait olan kişilikler üzerinde çalışmaktadır. Sosyal hizmet kuram ve
yaklaşımlarını daha çok sosyoloji ve psikoloji bilimlerinden alarak kendi uygulama ve
müdahale metotlarını oluşturmuştur.
Her iki alanın hedef kitleleri arasında da ciddi örtüşmeler görülmektedir.
Sosyoloji olayların nedenlerini, sosyal hizmet ise nasıllarını inceler. Yoksulluk, aile,
grup, grup içinde birey, toplum, şehirleşme, göç ve gecekondulaşma, işsizlik,
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
8
Sosyal Hizmetin İlgili Bilim Dallarıyla İlişkisi
Örnek
ayrımcılık, eşitsizlikler, sosyal çevre, sosyal sınıflar, toplumsal cinsiyet, hastalık,
sağlık, engellilik, sosyal sorunlar gibi konular her iki disiplinin ortak ilgi alanlarıdır.
Sosyoloji sadece toplumdaki normal davranışları değil sapkın davranışları da inceler.
Sosyologlar suçluya
değil, suçluluk
konusuna eğilirler ve
toplumsal şartların suç
üzerindeki etkisini
araştırırlar. Sosyal
hizmet ise; suçluyu ve
onu suça iten sebepleri
inceler.
•Alıcı ile satıcının ilişkileri sadece ekonomik bir olay değildir. Davacı
ile davalının arasındaki olay da sadece hukuki bir olay değildir. Bu
olayların bir de sosyal boyutu vardır. Sosyologlar suçluya değil,
suçluluk konusuna eğilirler ve toplumsal şartların suç üzerindeki
etkisini araştırırlar. Sosyal hizmet ise; suçluyu ve onu suça iten
sebepleri inceler. Olayı bir bütün olarak ele almak gerekirse hem
suç ve hem de suçlunun araştırılması olayı kökünden çözecek, her
iki disiplin ortak çalışma durumunda kalacaklardır.
Sosyolog, sosyal dünya hakkında araştırma yaparak ve teoriler veya kavramsal
modellerle çalışarak halkı ve kültürünü anlayarak ortaya çıkardığı sosyal dünyayı ve
problemleri hakkındaki bilgiyi paylaşmakta ve yaymakta, sosyal hizmet uzmanı ise
bu bilgilerden yararlanarak sosyal hayatta kişiler üzerinde müdahale yöntemlerini
kullanarak uygulama yapmaktadır.
Sosyal hizmet, bir toplumda sosyal sistemlerin ve politikaların sonucunda
ortaya çıkan mağdur, yoksul veya sosyal fonksiyonlarını gereği gibi yerine
getiremeyen kitleler ile ilgilenen bir alandır. Olay, sağlık ve tıp bilimlerinden de
öteye sosyal boyutu olan bir çalışma gerektirmektedir. Dolayısıyla, sosyoloji ile tıp
arasında yer alacağı gibi psikolojik rehabilitasyon ile sosyoloji arasında bir noktada
durmaktadır.
Sosyal dünyayı açıklayan sosyolojinin keşfettiği problemler veya ortaya
çıkardığı fenomen hakkında yapacağı çok az şeyi vardır. Sosyal hizmet ise, gerçek
dünyanın sosyal problemleriyle ilk elden karşılaşarak ilgilenmektedir. Sosyolojinin
bulgularını pratik olarak uygulama alanına dökmektedir. Sosyoloji, sosyal hizmetler
için bir istikameti işaret etmekte, sosyal hizmetler ise bu sosyal problemler
konusunda müspet bir takım şeyler yapmaya çalışmaktadır. Sosyal hizmet,
sosyolojinin bulgularını kullanarak, mevcut sosyal problemlerin pratik olarak
çözümüne katkı sağlar (Seyyar ve Genç, 2010).
Sosyoloji, toplumların gelişim ve değişim kanunlarını arar ve kurumsal
yapıların toplumsal rol ve varoluş sebeplerinin sosyal boyutları ile ilgilenirken, bazı
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
9
Sosyal Hizmetin İlgili Bilim Dallarıyla İlişkisi
teori ve metotlar bularak sosyal olay ve gelişmelere açıklamalar getirmektedir. Bu
haliyle toplumun normal ve anormal veya sağlıklı ve problemli yönlerini genel olarak
belirlemeye çalışmaktadır. Sosyal hizmet, toplumsal sistem veya toplumdaki çeşitli
dezavantajlı grupların toplum içinde nasıl yer alacağı veya topluma adaptasyon
süreçlerinin nasıl sağlanacağı ile ilgili hassas ve özel bir çalışma alanı ile meşgul
olmaktadır. Bu yönüyle, sosyal hizmet çalışmalarının sosyolojinin yaptığı durum
tespitlerinin bir bölümüyle meşgul olmak suretiyle, toplumsal grupların eşit ve
hizmetlere hazır hale getirmelerinde “rehabilitasyon” yönünü üstlenir.
Sosyal politika, "sınıflar
arasındaki savaşımları,
çelişkileri ve
dengesizlikleri
gidermeye, uyum
sağlamaya dönük bir
bilim dalı" olarak tarif
edilmektedir.
Son olarak, şöyle bir mukayese yapılabilir. Sosyoloji toplumsal yapı ve ilişkileri
inceler. Geliştirdiği sistem, metot ve modellerle bu ilişkilerin çıkış sebeplerini ve yol
açacağı problemleri tespit ederek adeta bir “durum tespiti” yaparken; sosyal hizmet,
toplumdaki doğuştan veya sonradan mağduriyete uğramış, fiziksel engelleri olan
veya yoksul duruma düşen birey veya grupları normal hayata döndürmek üzere
“destekleyici, önleyici, iyileştirici, rehabilete ve tedavi edici” müdahale yöntem ve
uygulamaları ile bu risk gruplarına destek olmaya çalışır.
Sosyal Politika ile Sosyal Hizmet İlişkisi
Sosyal Politika ilk kez 19. asrın ikinci yarısında Almanya'da ortaya çıkan,
değişik sosyal grupların sosyal sorunlarını ele alan ve bunlara çözüm getirmek
isteyen bir kavramdır. Özellikle sanayi devrimi sürecinde gün ışığına çıkan işçi
sorunlarıyla birlikte önem kazanmıştır. Bunun için, bazı bilim adamları sosyal
politikayı, "sınıflar arasındaki savaşımları, çelişkileri ve dengesizlikleri gidermeye,
uyum sağlamaya dönük bir bilim dalı" olarak tarif etmişlerdir. Kavramın tarihî
kökenlerine inildiğinde (dar manada) sosyal politika, kapitalist iktisat düzeninde
işçiler ve işverenler arasında ortaya çıkan menfaat çelişkilerini ve çatışmalarını
gidermeye (Güven 1995) yönelik önemli çözümler geliştirmiştir. Klasik ve dar
manada sosyal politikanın asıl hareket noktasını, üretim sürecine emeğiyle katılan
işgücünün korunmasına, endüstri ilişkilerinin adil bir şekilde kurumsallaşmasına ve
böylece sınıflar arası sosyal gerginliklerin asgariye indirilmesine yönelik tedbirler
oluşturmuştur. Sosyal değişim ve sosyal gelişmenin yanında zamanla farklı ve yeni
sosyal problemlerin ortaya çıkması ile birlikte sosyal siyasetin tanımı, muhtevası ve
hedefi de buna paralel olarak değişmekte ve gelişmektedir.
Sosyal politika, genelde toplumun değişik sosyal kesimlerinde ortaya çıkan
muhtelif sosyal sorunları ortadan kaldırmayı ve herkesin sosyal refahını temin etmeyi
ve yaygınlaştırmayı hedefleyen tedbirler ve uygulamalar ile çalışma hayatının
yanında sosyal hayata yönelik düzenleyici ve iyileştirici politikaların bütünüdür.
Sosyal politika, iktisadi faaliyetlerin, bazı sosyal kesimlerde doğurduğu maddi
olumsuzlukları ve sosyal adaletsizliği gidermeyi hedef alan, sosyal hayatın ve iktisadi
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
10
Sosyal Hizmetin İlgili Bilim Dallarıyla İlişkisi
düzenlemelerin sosyal ahlak esaslarının şemsiyesi altında dizayn edilmesi gerektiğini
ileri süren bir bilim dalıdır. Toplumun bağımlı veya bağımsız çalışanların yanında
iktisadi ve psiko-sosyal yönden güçsüz olan ve özel olarak korunması gereken sosyal
kesimlerin himaye edilmelerini öngören, bunun için sosyal politikalar üreten,
sorgulayan ve uygulayan sosyal bir bilim dalıdır (Seyyar ve Genç, 2010).
Politika; toplumda
bütünlüğü sağlamak,
özel çıkarlara karşı
koyarak genel yararı ve
insanların “ortak
iyiliğini”
gerçekleştirmeyi amaç
edinir.
Sosyal devlet, toplum
katmanlarının sosyal
refahını artırmayı ve
tüm toplum
katmanlarına sosyal
refahı yaygınlaştırmayı
kendi örgütleri kanalıyla
gerçekleştirmektedir.
Sosyal politika, sosyal gelişme, sosyal eşitlik, sosyal adalet, sosyal barış ve
sosyal bütünleşme gibi temel hedefleriyle, sosyal sorun çözümünde, sosyal reformcu
yaklaşımlar izleyen ve insanların ve toplumsal grupların varlıklarını sürdürmedeki
güvensizliklerini ortadan kaldırarak, onlara daha nitelikli, daha özgür, daha güvenli
ve gönençli bir yaşam sağlamayı kendine amaç edinen bir bilim dalıdır (Güven,
1995). Politika ise; toplumda bütünlüğü sağlamak, özel çıkarlara karşı koyarak genel
yararı ve insanların “ortak iyiliğini” gerçekleştirmeyi amaç edinir. Politika, evrensellik
ve süreklilik niteliği taşır ve çatışmadan ziyade uzlaşmayı hedef alır (Kapani, 1995).
Başka bir ifadeyle, “Ekonomik bakımdan bağımlı ve güçsüz insanları korumaya dönük
devlet tarafından alınan önlemler ve bu önlemleri güvence altına alan hak ve
özgürlüklerdir” (Tokol, 2000).
Dar anlamda sosyal politika; işçi sınıfına ve onun temel sorunlarına yönelik,
geniş anlamıyla sosyal-ekonomik hak ve özgürlüklere dayalı ve herkes tarafından
hayata geçirilmek üzere oluşan toplum politikalarıdır. Geniş anlamda ele alındığında
sosyal politikalar sosyal hayatın bütününe ilişkin olup bu kavramın içerisine
köylülüğün sorunlarından, toplumdaki grupların bütünleşmesine kadar pek çok konu
girebilir (Tuna ve Yalçıntaş, 1985). Bunun yanında eğitim, sağlık ve barınma
olanaklarında herkes için asgari düzeyin sağlanmasıyla amaç genişlemesi oluşmuş
“sosyal adalet ve sosyal eşitlik” amacına uygun yapılanmalar sosyal politikanın temel
hedefleri arasına girmiştir. Bu nedenle sosyal politikaların sosyal eşitlik ve sosyal
adalet sağlayıcı bir işlev kazanması, sosyo-ekonomik hakların kabulü gibi hukuki bir
temel, vatandaşlığın sosyal bir boyut kazanması gibi toplumsal- siyasal bir gelişme
ile çok yakından ilgilidir. Ücretli emeğin toplumsal bir dinamik olarak daha sınırlı ve
güçsüz kaldığı toplumlarda sosyal politikaların kapsamı ve içeriği yetersiz kalmakta,
sosyal politikanın sosyal haklar veya sosyal vatandaşlıkla bütünleşemeyen bazı
“sosyal hizmetler ve yardımlar” olmaktan öteye geçmesi mümkün olamamaktadır.
İngiliz ampirik geleneğinde sosyal politika, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve sosyal
hizmetlerin kolektif olarak sağlanmasıdır. Her disiplin kendi açısından farklı sosyal
politika tanımları yapmaktadır. Mesela; sosyologlar için sosyal politika, sosyal
sorunların belirlenmesi ve bunların mahiyeti hakkında bilgi toplama, sosyal hizmet
uzmanları için ise bu sorunların çözümünde rol alma vardır.
Bilindiği üzere sosyal devlet, toplum katmanlarının sosyal refahını artırmayı ve
tüm toplum katmanlarına sosyal refahı yaygınlaştırmayı kendi örgütleri kanalıyla
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
11
Sosyal Hizmetin İlgili Bilim Dallarıyla İlişkisi
gerçekleştirmektedir. Bu örgütler içerisinde kuşku yoktur ki merkez ve taşra
teşkilatından oluşan sosyal hizmet örgütleri başlıca aktörlerdendir(Genç veAlptekin,
2010).
Sosyal Hizmet Politikası
Sosyal hizmet, sosyal
politika disiplininden
büyük ölçüde
yararlanmaktadır.
Sosyal politikanın sosyal
gelişme, sosyal adalet,
sosyal bütünleşme,
bireyin iyi olma hali,
toplumun iyi olma hali
gibi hedefleri, sosyal
hizmet disiplinin de öne
çıkan ortak olgularıdır.
Sosyal hizmet politikası, sosyal hizmetlerinin düzenli, rasyonel, yaygın ve etkili
bir biçimde oluşturulması, geliştirilmesi, yürütülmesi, sosyal hizmet ihtiyacının
karşılanması ve bir sistem içinde uygulanmasına yönelik alınması gereken tedbir ve
önlemlerin bütünüdür. Sosyal hizmet, teorik ve uygulamalı sosyal politika biliminin
bir alt kolu olarak hizmet odaklı bir bilim dalıdır.
Yukarıdaki açıklamaları dikkate aldığımızda bir meslek ve disiplin olarak sosyal
hizmet ile sosyal politikanın yakın ilişki halinde olduğunu görmekteyiz. Sosyal
hizmetin mesleki odağı, sosyal sorunların çözümlenmesi yoluyla sosyal refah
düzeyinin arttırılması olarak tanımlanabilir. Bu noktada sosyal sorunların analiz
edilmesi, bu sorunların altında yatan gereksinimlerin belirlenmesi ve bu
gereksinimlerin karşılanmasına yönelik politika ve uygulamaların hayata geçirilmesi
süreçlerinde sosyal hizmet, sosyal politika disiplininden büyük ölçüde
yararlanmaktadır (Denney 1998, akt. Danış, 2007). Her iki disiplin de sağlıklı ve iyi
bir topluma ulaşmayı hedefler. İyi toplum hedefine nasıl ulaşılacağı ise sosyal
politikalara ve bu politikalara yön veren siyasal düşünce sistemlerinin sosyal
sorunları nasıl algıladığına ve bu sorunların çözümüne yönelik öngörülerine bağlıdır.
Bu bağlamda sosyal hizmet, baskın sosyal politikaların çözümüne yönelik strateji ve
programlardan yararlanmakta ve aynı zamanda birey, grup ve toplumları yakından
etkileyen sosyal politikaların oluşumuna katkıda bulunmaktadır (Denney 1998).
Sosyal politika, sosyal hizmet mesleğinin bir disiplin olarak dizayn edilişinden
beri teori ve uygulama açısından hayati bir değere sahiptir. Çünkü sosyal politikanın
sosyal gelişme, sosyal adalet, sosyal bütünleşme, bireyin iyi olma hali, toplumun iyi
olma hali gibi hedefleri, sosyal hizmet disiplininde öne çıkan ortak olgularıdır. Bu
yönüyle sosyal politika ile birlikte sosyal hizmet, açlık, yoksulluk, işsizlik, muhtaçlık,
sosyal dışlanma gibi sosyal sorunları çözerek, bireylerin sıkıntılarının azaltılması,
daha işlevsel hale gelebilmeleri misyonunu üstlenmiş bir meslektir (Yolcuoğlu, 2011).
Sosyal politika ile sosyal hizmet o kadar birbirleriyle ilişkilidir ki; 2004 yılında
Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde sosyal politika alanında bilimsel araştırmaları teşvik
etmek amacıyla kurulan bir forumun çalışma alanları sosyal hizmetin hedef
kitlesinden oluşmaktadır. Bu alanlar fakirlik, sosyal dışlanma ve bu sorunlara yönelik
sosyal yardım mekanizmaları; çalışma hayatındaki gelişmeler ve düzenlemeler,
sendikaların rolü; sağlık, eğitim ve diğer sosyal hizmet alanlarındaki gelişmelerden ve
çalışma ekibi farklı disiplinlerden akademisyenlerden oluşmuştur. Her iki disiplinin
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
12
Sosyal Hizmetin İlgili Bilim Dallarıyla İlişkisi
Sosyal politika, dar
anlamda sosyal hizmet
yoksunluklarının
giderilmesinde önemli
bir işlevi yerine
getirmektedir.
Sanayi toplumundan
sonra teknolojinin
gelişmesiyle özellikle
iş hayatındaki risklere
karşı sosyal güvenlik
ihtiyacı artmıştır.
Sosyal Güvence;
herhangi bir sosyal risk
yüzünden geliri veya
kazancı azalmış
kişilerin, başkalarının
yardımına gerek
kalmaksızın, yaşama ve
geçinme ihtiyaçlarını
karşılayan sistemler
bütünüdür.
temel çalışma ve uygulama alanları ile hedef kitlelerine baktığımızda aynı konular
üzerinde yoğunlaşarak, sosyal politika sebep, sonuç, koruyucu, önleyici ve fıtri
yaklaşımlarla politika üretirken, sosyal hizmet bu politikalar çerçevesinde uygulama
gerçekleştirmek suretiyle toplumun sosyal refah düzeyini artırmayı
amaçlamaktadırlar. Bu alanlar; yoksullukla mücadele, risk gruplarının durumlarını
iyileştirme, sosyal yardımların düzenli ve anlamlı dağılımı, kişisel ve sosyal koruma,
sağlık ve sosyal bakım, barınma, finans, eğitim, istihdam, serbest zaman
değerlendirme, ulaşım, toplumsal hizmet ve kaynaklara ulaşabilme, çocuklar,
gençler ve kadınların oluşabilecek risklere karşı korunması gibi konulardır.
Genel anlamda sosyal politika, dar anlamda sosyal hizmet yoksunluklarının
giderilmesinde önemli bir işlevi yerine getirmektedir. Bu yoksunluklar maddi kaynak
yoksunluğu, gelişimsel yoksunluklar, fiziki yoksunluklar, kişilerarası ilişki yoksunluğu,
fırsat yoksunluğu ve bireysel haklar yoksunluğu olarak sınıflandırılmaktadır. Bu
yoksunluklar sonucu ortaya çıkan sosyal sorunlar, sosyal hizmetin temel
alanlarındandır. Çünkü insan yaşamının tüm boyutlarını saran bu yoksunlukların
giderilme ihtiyacı sosyal hizmetin kendini tanımlamakta kullandığı sosyal işlevsellik
kavramının hedefleriyle doğru orantılıdır. Sosyal hizmetin başarılı olması ve
işlevlerini yerine getirebilmesi için modern, uygulanabilir, kaynakları belli,
iyileştirmeye yönelik sosyal politikalara ihtiyacı vardır.
Sosyal Güvenlik ve Sosyal Hizmet İlişkisi
Sosyal güvenlik sisteminin temelinde insanın temel gereksinimlerinden birini
oluşturan, geleceğini güvence altına alma, ya da yarınından emin olma gereksinimi
vardır. Bu ihtiyaç tüm insanlık için geçerli olmakla birlikte daha çok işçi sınıfı
bakımından önemli gözükmektedir (Güven,1995). Avrupa’da 19. yüzyıldan beri aktif
bir şekilde var olan, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra hızla gelişen ve son yarıyılda
hayatın tüm alanlarına yayılarak çok ilerleme kaydeden sosyal güvenlik sistemi
ülkemizde İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gelişmeye başlamıştır. Sanayi
toplumundan sonra teknolojinin gelişmesiyle özellikle iş hayatındaki risklere karşı
sosyal güvenlik ihtiyacı artmıştır.
Milletler Arası Çalışma Teşkilatı olan ILO 1944 Philadelphiya Konferansında
sosyal güvenliği; “halkın hastalık, işsizlik, yaşlılık, ölüm nedeniyle geçici ya da sürekli
olarak kazançtan yoksun kalması halinde düşeceği yoksulluğa karşı, tıbbi bakımdan
dolayı, çocuk sayısının artması halinde korunmasına ilişkin genel önlemler sistemi”
şeklinde tanımlanmaktadır.
Sosyal Güvenlik başka bir adıyla Sosyal Güvence; herhangi bir sosyal risk
yüzünden geliri veya kazancı azalmış kişilerin, başkalarının yardımına gerek
kalmaksızın, yaşama ve geçinme ihtiyaçlarını karşılayan sistemler bütünüdür.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
13
Sosyal Hizmetin İlgili Bilim Dallarıyla İlişkisi
Herkes, sosyal güvenlik
hakkına sahiptir.
Devlet, bu güvenliği
sağlayacak gerekli
tedbirleri alır ve
teşkilatı kurar.
Mesleki, fizyolojik veya sosyo-ekonomik risklerden dolayı gelirin veya kazancın
devamlı veya geçici olarak kesilmesi durumunda insanların geçinme ve yaşama
ihtiyaçlarını karşılanması gerekir. Ferdin ekonomik durumunu menfi yönde etkileyen
risklerin türü ve kaynağı ne olursa olsun, kişiye değişik koruyucu yöntemlerle
ekonomik güvence sağlanması sosyal devlet anlayışının bir sonucudur. Değişik
yöntemlerle kişilere sadece maddi güvence sağlamanın ötesinde, toplumda yer alan
bütün fertlerin, sosyal hayata ve sosyal gelişmelere eşit değerde, yani sosyal adalet
ilkelerine uygun olarak katılmalarına imkân tanıyan sisteme sosyal güvenlik diyoruz.
Dar anlamda sosyal güvenlik, insanın karşılaşacağı tehlikelerin sonuçlarına
karşı korunması, asgari yaşam seviyesinin sağlanması ve sürdürülmesidir. Bu açıdan
sosyal güvenlik, hastalık, kaza, analık, yaşlılık, sakatlık, işsizlik, ölüm ve çocuk
yetiştirme gibi sosyal risklerin yol açabilecekleri durumlarda gelir kayıpları ve gider
artışlarına karşı kişilerin güvenliklerinin sağlanmasıdır.
Geniş anlamda sosyal güvenlik; bireylere gelir güvencesi ve tıbbi yardım
sağlama amacı güden kurumlar, ölçütler, haklar ve yükümlülükler bütünüdür. Geniş
açıdan sosyal güvenlik anlayışı aynı zamanda aile, konut, şehircilik, eğitim, meslek
seçmede yardım, yönetime katılma, istihdam, konjonktür, verimliliğin artırılması,
sağlık ve hijyen politikalarıyla ilgili önlemleri de kapsamaktadır.
Dar anlamda sosyal
güvenlik sosyal
politikanın bir alt bilimi
olarak sosyal sigortalar,
sosyal yardımlar ve
devletçe bakılma olmak
üzere üç ana unsurdan
oluşmaktadır.
Sosyal Güvenliğin gayesi; her insana, hayatın türlü olayları karşısında, aşırı bir
muhtaçlığa düşmeden ve hürriyetinden fedakârlık ettirmeden insan şahsiyetine
yaraşır bir hayat düzeyi sağlamaya yönelik kamusal sosyal düzenleme, sosyal
sigorta, kamusal sosyal yardım ve muhtelif sosyal hizmetler alanında bir takım
önlemler almaktır. Sosyal güvenlik garantisi, temel insan haklarından biri olarak
kabul edildiği için, bu hakkın gereklerini yerine getirme görevi sosyal devlete
verilmiştir. T.C. Anayasasının 60. maddesi; “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir.
Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar” şeklindedir.
Anayasa 61’inci maddesi de özel olarak korunması gereken kimselerle ilgili şu hükmü
getirmiştir: “Devlet, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleriyle, malûl ve gazileri
korur ve toplumda kendilerine yaraşır bir hayat seviyesi sağlar. Devlet, sakatların
korunmalarını ve toplum hayatına intibaklarını sağlayıcı tedbirleri alır. Yaşlılar,
devletçe korunur. Yaşlılara devlet yardımı ve sağlanacak diğer haklar ve kolaylıklar
kanunla düzenlenir. Devlet, korunmaya muhtaç çocukların topluma kazandırılması
için her türlü tedbiri alır. Bu amaçlarla gerekli teşkilat ve tesisleri kurar veya
kurdurur”.
Dar anlamda sosyal güvenlik sosyal politikanın bir alt bilimi olarak sosyal
sigortalar, sosyal yardımlar ve devletçe bakılma olmak üzere üç ana unsurdan
oluşmaktadır (Güven, 1995). Bunların amacı, piyasa mekanizması sonucunda oluşan
gelirin toplumda yeniden dağıtımının sağlanmasıdır. Sosyal yardımlar ve devletçe
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
14
Sosyal Hizmetin İlgili Bilim Dallarıyla İlişkisi
bakılma hizmetleri vergilerle, sosyal sigortalar ise katılımlarla (primlerle) finanse
edilmektedir.
Geniş anlamda sosyal politikanın gayri maddi yönü olan sosyal hizmetleri de
bu çerçevede değerlendirdiğimizde sosyal güvenlik yöntemlerini dört ana başlık
altında toplayabiliriz:
Sosyal Yardım,
yoksulluk ve muhtaçlık
ölçütlerine bağlı olarak
prim karşılığı olmaksızın
bireye ve aileye yapılan
ayni ve nakdi
yardımlardır.
1. Sosyal Sigorta: Kişiyi ve geçindirmekle yükümlü olduğu kişileri, zorunlu
olarak ödenen primlerle yasayla tanımlanan risklere karşı korumaya
dayanan bir sistemdir. Devletçe organize edilmiş, kendi kendine yönetim
esasına göre işleyen, kamu hukuku karakterli, baskın olarak zorunluluk
esasına dayanan, çalışan nüfusun büyük bir kısmını gelir elde etme
yeteneğinin kaybı, ölüm ve işsizlik gibi tehlikelere karşı koruyan kendine özgü
bir sigortadır (Demirbilek, 2005).
2. Sosyal Yardım: Sosyal yardımlar, belirli bir gelir düzeyinin altında kalan ve
bundan dolayı da yardıma muhtaç durumda olan fertlere, kamu kurumları
(kamu sosyal güvenlik kurumları), hayır kuruluşları (vakıflar), hayırsever veya
dinî cemaatler tarafından yapılan mali desteklerdir. DPT, Sosyal Hizmetler ve
Yardımlar Özel İhtisas Komisyonu Raporu, sosyal yardımı “muhtaçlık
tespitine ve kontrolüne dayalı olarak yapılan ve kişileri en kısa sürede kendi
kendilerine yetecek hale getirmek amacını taşıyan parasal ve nesnel
gelirlerden oluşan bir sosyal güvenlik yöntemi ve sosyal hizmet alanı” olarak
tanımlamaktadır (Genç ve Adıgüzel, 2011).
3. Devletçe Bakılma: Kanunlarla belirlenen bazı sosyal risklerin tahakkuku
hâlinde toplumun her üyesine finansman, prim ya da benzer biçimde özel bir
katkıda bulunma şartı aramaksızın, sosyal gelir sağlayan bir sosyal koruma
sistemidir. Bugün, modern sosyal siyaset anlayışı çerçevesinde eğitim,
öğretim, aile, mesken, çocuk doğurma ve büyütme gibi değişik alanlarda
ortaya çıkan sosyal giderlerin belirli bir kısmı, değişik isimler altında da olsa
(çocuk parası, çocuk bakımı parası, kira yardımı vb.), devletçe
karşılanmaktadır (Seyyar ve Genç, 2010).
4. Sosyal Hizmet: Muhtaçlık ölçütlerine bağlı olarak bireye-aileye-gruplara ve
topluma sunulan sosyal hizmetlerdir. “İnsan hakları ve sosyal adalet
ilkelerini temel alan; sosyal değişimi destekleyen, insanların iyilik
durumunun geliştirilmesi için insan ilişkilerinde sorun çözmeyi,
güçlendirmeyi ve özgürleştirmeyi amaçlayan ve bunun için insan davranışına
ve sosyal sistemlere ilişkin teorilerden yararlanarak insanların çevreleri ile
etkileşim noktalarına müdahale eden bir meslektir” (IFSW, 2001, akt. Duyan,
2010). Sosyal hizmetin geniş olarak tanımlanıp uygulandığı sosyal güvenlik
sistemi “Beveridge sistemi”dir. Sistemde sosyal hizmetler sosyal refah
hizmetlerini ifade etmekte ve bu ad altında sosyal güvenliğin tüm
yöntemlerini kapsamaktadır (Demirbilek, 2005). Sosyal güvenlik açısından
sosyal hizmetler uygulama alanı olarak algılanmalıdır.
Sosyal güvenlik yöntemlerinin her birinin hizmet programı, finansman yapısı,
hizmet anlayışı ve türü açısından kendine has özellikleri vardır. Bu bağlamda, sosyal
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
15
Sosyal Hizmetin İlgili Bilim Dallarıyla İlişkisi
güvenlik yöntemlerinin ana işlevinin, değişik sosyal risklerin yol açtığı gelir
kayıplarına (hastalık, işsizlik, yaşlılık) ve(ya) gider artışlarına (çocuk yetiştirmek, kira
masrafları, yol giderleri) karşı telafi edici sosyal yardım ve destekler sunmak
olduğunu belirtebiliriz. Devletlerin sosyal harcamaları; sosyal sigorta, sosyal güvenlik,
sağlık sigortası, beslenme-barınma-konut harcamaları, ailelere sağlanan doğrudan
gelir desteği, aile yardımları, çocukların giderleri için nakit destek, öğrenci bursları,
eğitim harcamaları, işsizlik tazminatları, kıdem tazminatı, sosyal hizmetler ve tarıma
sağlanan sübvansiyonlar, sosyal yardımlardan oluşmaktadır (Yolcuoğlu, 2011).
Sosyal güvence hizmetleri işçiler için Sosyal Sigortalar Kurumu; memurlar için
Emekli Sandığı ve Esnaf, Sanatkâr ve Diğer Bağımsız Çalışanlar için Bağ-Kur olarak
hizmet verirken, özellikle resmi kurumlar arasında meydana gelen farklılıklar ve
uygulamalardaki zorluklar üzerine 2006 yılında çıkarılan 5502 sayılı Kanunla Sosyal
Sigortalar Kurumu, Emekli Sandığı ve BAĞ-KUR birleştirilerek Sosyal Güvenlik Kurumu
(SGK) adıyla tek çatı altında toplanmıştır. Bunların yanında yardımcı mekanizmalar
olarak; Zorunlu Tasarruf Programları, Tasarrufu Teşvik Programları (Bireysel
Emeklilik Sistemi) ve Sosyal Yardım Sandıklarını sayabiliriz. Bu uygulamalar devletin
dışında gönüllü ve özel teşebbüs tarafından yürütülen fonlardır.
Bütün bu açıklamalar sosyal hizmetlerle sosyal güvenliğin birbirinden ayrılmaz
birer alan olduğunu göstermektedir. Sosyal hizmet müracaatçıları sosyal güvenlik
sistemleri olmadan, onlardan yararlanmadan yaşamaları ve durumlarında
iyileştirmelerin yapılması, normal hayat standartlarında yaşamaları ve sosyal refah
seviyesinde imkânsızlıklarını imkâna dönüştürmeleri mümkün değildir.
Sosyal Antropoloji ve Sosyal Hizmet İlişkisi
Antropolojinin konusu
insan, toplumlar ve
kültürlerdir.
Antropoloji; insanları buluşları, davranışları, inançları ve görüşleriyle sahip
olduğu kültürel faktörler açısından ele almaktadır. Her toplum farklı kültürel yapıya
sahiptir. Bu yapının işleyiş ve gelişmesi, kültürel değerlerin etkinliği ile doğru orantılı
olmaktadır (Şener,2009). Antropolojinin konusu insan, toplumlar ve kültürlerdir
(Silah, 2005).
Çünkü çok genel bir söyleyişle, sosyal antropoloji, insanın doğal ve toplumsal
çevresiyle olan etkileşimini ve bu etkileşim sonucunda ortaya koyduğu ürünleri yani
insan topluluklarının "kültür"lerini inceleme konusu seçmiştir. Sosyal antropoloji;
sosyal hayatı, kültürleri, yazının icadından önceki devirlerden başlayarak, bugüne
kadarki sosyo-kültürel gelişmeleri incelemektedir. Dinî, siyasi, iktisadi ve sosyal
müesseselerin (kurumların) yapılarını, folklorik hususiyetlerini inceleyen, etnoloji ile
psikoloji arasındaki münasebetleri, mukayeseli olarak araştıran bir disiplindir.
Kültür bir yaşam
biçimidir.
Sosyal Antropoloji toplumların kültürlerini, yaşayış biçimlerini, değer
yargılarını, örf, adet ve geleneklerinin değer olarak yansımalarını ve gelecek nesillere
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
16
Sosyal Hizmetin İlgili Bilim Dallarıyla İlişkisi
miras bırakılacak yaşam kriterlerini konu alır. Kültür bir yaşam biçimidir. Mümtaz
Turhan şu tarifi yapmaktadır: “Kültür, bir cemiyetin sahip olduğu maddi, manevi
kıymetlerden teşekkül eden bir bütündür ve her nevi bilgiyi, alakaları, itiyatları,
kıymet ölçülerini, umumi tavır, görüş ve zihniyet ile her nevi davranış şekillerini içine
alır” (Turhan, 1997).
Kültürel antropoloji
geniş toplum
tarafından paylaşılan
davranışı araştırır ve
konu edinir.
Sosyal antropoloji,
toplum bazında
batığımızda
toplumları, toplumu,
grupları, aileleri ve
bireyleri düşünce
yapısı ve yaşam
tarzları itibarıyla
inceler ve toplumsal
yapı hakkında
kanaatler edinir.
Ünlü Alman Antropolog Thurnwald kültürü şöyle tarif etmektedir: “Kültür,
tavırlardan, davranış tarzlarından, örf ve adetlerden, düşüncelerden, ifade
şekillerinden, kıymet biçmelerden, tesislerden ve teşkilattan mürekkep öyle bir
sistemdir.Tarihi bir mahsul olmak üzere teşekkül etmiş, ananeye bağlı bir cemiyet
içinde onun medeni teçhizatı ve vasıtaları ile karşılıklı tesirler neticesinde meydana
çıkmış ve bütün unsurlarının zamanla yekdiğerine kaynaması sayesinde ahenkli bir
bütün haline gelmiştir” (Kafesoğlu, 2000).
Kültürel antropoloji geniş toplum tarafından paylaşılan davranışı araştırır ve
konu edinir. Toplumlarda var olan değişimler kültürleme yoluyla sağlanmaktadır.
Kültürleme; ailede, okulda, arkadaş çevresinde, işyerinde, sokakta bilinçli yada
bilinçsiz bir şekilde gerçekleşir. Her toplum kültürel yapısını oluştururken taşıdığı
değerleri sonraki kuşaklara aktarmak ister. Böyle bir değişim ve işleyiş esnasında
kültürel yapıda meydana gelebilecek kültürel yozlaşma toplumun değerlerinden
sapmaları sağlayacaktır. Sosyal hizmet toplumsal bütünlüğü ve genel kabul görmüş
normların korunmasını önemser, çizginin dışına çıkmış bireyleri de risk grubu olarak
algılar. Davranışlarımıza yön veren değerler, sosyal normlar, görenek, örfler, adetler
ve gelenekler ve anomi gibi kültür kalıpları kimlik ve kişiliğin oluşmasını sağlar
(Güney, 2009).
Sosyal Antropolojiyi; kültürel antropoloji, etnografya, arkeoloji, folklor, dil ve
psikolojik-kültürel antropoloji diye kollara ayırabiliriz. Bütün bunlar bir toplumun
tanınması için önemli ölçeklerdir. Sosyal hizmet antropolojik bilgileri kullanarak
müracaatçıları üzerinde yaptığı sosyal hizmet müdahalelerinde doğru yöntemler
kullanmaya çalışmaktadır. Bölgesel sosyal hizmet etiğinin oluşumunda da
antropolojik bilgi gereklilik arz etmektedir.
Sosyal hizmetin görev alanı ve çalışma etiği geneldir. Her toplumun örf, adet,
gelenek, değer ve inanışları birbirinden farklıdır. Sosyal hizmet uzmanı mikro, mezzo
ve makro seviyede çalışma yapacağı bölgelerde öncelikle toplumun nelere önem
verdiğini, hangi konularda hassasiyetleri olduğunu, kıymet arz eden değerlerini,
önceliklerini ve yaşam tarzlarını öğrenmek, bu konularda yeterli fizibilite çalışması
yapmak durumundadır. Toplumlar ve medeniyetler arasında da ciddi farklılıkların
olduğunu dikkate aldığımızda, meslek erbabının ayrım yapmadan, kültür farkı
gözetmeden, eşitlikçi ve adil bir şekilde mesleğini icra edebilmesi ve kullanacağı
yöntem ve teknikler hakkında kanaatlerinin olgunlaşması için müracaatçı kitlesini iyi
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
17
Sosyal Hizmetin İlgili Bilim Dallarıyla İlişkisi
tanımlamalıdır. Bu tutum sosyal araştırmalar için de önem taşır. Sosyal hizmet
çalışanı için içinde bulunduğu ve hizmet verdiği toplumun kültürü ve antropolojik
yapılanması son derece önemlidir.
Sosyal Pedagoji ve Sosyal Hizmet İlişkisi
Sosyal pedagojik
hizmet; sosyal
eğitmen, sosyal
çalışmacı (sosyal
hizmet uzmanı),
sosyal danışman,
öğretmen ve
psikologlardan
oluşturulmuş ekibin
ortak hizmetleridir.
Sosyal pedagoji sosyal
sorunlu çocuk ve
gençlerin okul dışı
eğitim ve terbiyesi ile
ilgilenmektedir.
Alman bilim adamı Adolf Diesterweg (1790–1866) tarafından ilk defa ortaya
atılan Sosyal Pedagoji terimi; toplumda mağdur duruma düşmüş, sosyal yönden
tecrit edilmiş veya şahsi yönden problemleri olan insanların sosyal hayata yeniden
kazandırılması, bağımsız ve üretken hale gelmelerini sağlayan kendini tehdit altında
hissetmediği, kendini içtenlikle ifade edebildiği, destekleyici, geliştirici ve rahatlatıcı,
eğitimsel ve danışmaya yönelik hizmetlerin bütününü ifade etmektedir. Avrupa’da
sosyal pedagojik hizmetler, 19. yüzyılda kilise tarafından başlatılmıştır. Hedef grup,
daha ziyade sanayi devriminden olumsuz yönde etkilenen ve şehirlere göç eden
büyük ailelerin çocukları olmuştur. Bu dönemde Almanya’da, özellikle büyük
şehirlerde kilise örgütleri tarafından muhtaç gençlere, mesleki eğitim imkânı tanıyan
yurtlar, dernekler ve okulların yanında özel çocuk bakım ve gençlik evleri açılmıştır.
Sosyal pedagoji; mecburi eğitimini tamamlamış olan veya buna paralel olarak
bazı sosyal sorunlu kişiler için, genelde kamu kurum ve kuruluşlarca düzenli, planlı ve
sistemli bir şekilde yürütülen yaygın eğitim faaliyetlerinin bütünüdür. Örgün eğitim
sistemine hiç girmemiş veya herhangi bir kademesinde bulunan veya bu kademeden
çıkmış gençlere ve bütün yaş gruplarına, örgün eğitimin yanında veya dışında
düzenlenen eğitim, öğretim, rehberlik ve uygulama faaliyetleri, sosyal pedagoji
kapsamına girmektedir.
Sosyal pedagojik hizmet; çocuk yuvalarında veya yetiştirme yurtlarında sosyal
hizmet ve sosyal pedagoji faaliyetlerinin kaliteli ve koordineli bir biçimde
yürütülebilmesi için, bu faaliyetlerden sorumlu kişinin başkanlığında sosyal eğitmen,
sosyal çalışmacı (sosyal hizmet uzmanı), sosyal danışman, öğretmen ve
psikologlardan oluşturulmuş ekibin ortak hizmetleridir.
Sosyal pedagoji sosyal sorunlu çocuk ve gençlerin okul dışı eğitim ve terbiyesi
ile ilgilenmektedir. Sosyal politikalar, sosyal hizmetler, gençlik hizmetleri ve aile
hizmetleri kapsamında eğitim boyutuyla yürütülen sosyal faaliyetleri de
içermektedir. Ailenin koruyucu, önleyici ve geliştirici nitelikteki eğitim faaliyetleri;
sosyal sorunlu çocuk ve gençlerin sağlıklı bir şekilde sosyalleşmesini sağlayan,
kişilere sevgi, sosyal sorumluluk ve sosyal ahlak esaslarını öğreten eğitim
faaliyetlerinin bütünüdür (Seyyar ve Genç, 2010).
Sosyal pedagojik hizmetlerin faaliyet alanları ile sosyal hizmetlerin faaliyet
alanları arasında yakın bir ilişki vardır. Bu alanlar; özürlülerin sosyal hayata
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
18
Sosyal Hizmetin İlgili Bilim Dallarıyla İlişkisi
adaptasyonu ve eğitimi, okuma yazma bilmeyenlerin eğitim sürecine katılmasının
sağlanması ve eğitimi, özel eğitime muhtaç ve sorunlu çocukların eğitimi, sosyal
sorunlu aile fertlerinin eğitimi, yabancı, göçmen ve tutukluların eğitimi ve sosyal
hayata uyumlarını kolaylaştırmak amacıyla pedagojik uyum programları sunmaktır.
Bunun yanında evsiz-barksız kişilere sosyal konut alanında veya geçici iskân
konusunda yardımcı olmak, yardıma muhtaç kişi ve ailelerin psiko-sosyal ve maddi
sorunlarını gidermek , aile içi şiddete maruz kalmış kadın ve çocukların psiko-sosyal
sorunlarına yardımcı olmak ve geçici-kalıcı sosyal konutlar bulmak, çocukların psikososyal ve eğitim sorunlarına yardımcı olmak da sosyal pedagojinin alanlarındandır
(Seyyar, 2011).
Sosyal pedagojik çalışmalarda koruyucu ve önleyici hizmetler de
verilmektedir. Özellikle sokak çocukları, eğitim çağında zorunlu eğitimden
uzaklaşmış, aile ortamından kopmuş ve dışlanma riski taşıyan gençler ile çırak olarak
çalıştırıldıkları işyerleri tarafından pedagojik yaklaşımlar gösterilmeden eğitilmek
istenen gençler üzerinde yeni politikalar üretilerek sosyal hizmet çalışmalarının
kolaylaştırılması gerekmektedir.
Bazı Alman Üniversitelerinin eğitim fakültelerinde sosyal pedagoji ile sosyal
çalışma bölümlerinin birlikte sosyal pedagojik odaklı çalışmalar yürüttüğü
bilinmektedir. Ülkemizde de bu iki disiplin beraber çalışma eğilimine girme
durumundadır. Bu bağlamda sosyal hizmetin sosyal pedagojiden ayrı düşünülmesi
verilecek hizmetin verimliliğini düşüreceği açıktır.
Sosyal psikoloji kişinin
özellikle bir grubun
güdümünde kalarak
oluşturduğu ve kendi
kişilik özellikleriyle
uygun düşen
davranışlarını
incelemeyi konu
edinir.
Sosyal psikoloji kişisel
davranışı toplumsal
muhteva açısından
değerlendirir.
Psikoloji ve Sosyal Psikoloji İle Sosyal Hizmet İlişkisi
Psikoloji, insanın iç dünyasının özelliklerini ruhi şahsiyet ve ahlak konularının
davranışlar üzerindeki etkisini, davranışların normal ve anormal yönlerini incelemeye
çalışır. Ruh gerçeğinin sosyal tavır ve münasebetlerle olan ilişkisini ele alır (Şener,
2009:20). Psikoloji bilim olarak deneyleri, gözlemleri ve objektif ölçmeyi bilginin
kaynağı olarak görür ve ampirik çalışmalar yapar. Psikolojide bilgi davranışların ve
ilgili diğer olayların ölçülmesi ile elde edilir.
Sosyal psikoloji; psikoloji biliminin bir şubesi olarak daha fazla sosyal
(toplumsal) davranış biçimleri üzerinde inceleme yapan, fert-toplum ve insanlar arası
sosyal etkileşimi inceleyen, daha somut bir ifade ile başka insanları nasıl
algıladığımızı, bizim onlara, onların bize karşı nasıl tepki gösterdiklerini, sosyal
durum ve ortamlarda bulunmaktan bizim ve başkalarının nasıl etkilendiğini inceleyen
bir bilim dalıdır.
Sosyal psikoloji kişisel davranışı toplumsal muhteva açısından değerlendirir.
Toplum içinde kişi çalışma alanına girer. Grup içinde insanın gösterdiği davranış ve
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
19
Sosyal Hizmetin İlgili Bilim Dallarıyla İlişkisi
normlar daha sonra kendi yaratılış özellikleriyle bütünleşerek yeni tavır ve davranış
kalıplarına dönüşür. Sosyal psikoloji kişinin özellikle bir grubun güdümünde kalarak
oluşturduğu ve kendi kişilik özellikleriyle uygun düşen davranışlarını incelemeyi konu
edinir ( Silah, 2005). Sosyal hizmet aile ile grupla çalışma yaparken grubu bir bütün
olarak gördüğü gibi, grubun bir üyesi olan bireyi grubun genel değerleri
doğrultusunda inceleyerek kanaatlerini oluşturur. Her halükârda mezzo seviyede
sosyal çalışma söz konusudur. İki disiplin de ortak konularda, ortak kişiler üzerinde
çalışma yapar.
Sosyal psikoloji;
psikoloji, sosyoloji ve
antropolojinin
kesişiminden oluşan
bir bilimdir.
Sosyal psikolojinin
önemi; sosyolojinin,
psikolojinin ve
antropolojinin
çözemediği bireytoplum ilişkilerini
çözmekten ileri
gelmektedir.
Sosyal psikoloji bir uygulamalı psikoloji dalı olup, bireyin kişilik oluşumunda
sosyal ve kültürel çevresinin etkilerini, sosyalleşmesini, sosyal tutum ve değerlerini,
diğerleri ile iletişim ve grup içi, gruplar arası iletişim ve etkileşimini konu edinir
(Silah, 2005). Sosyal psikoloji; psikoloji, sosyoloji ve antropolojinin kesişiminden
oluşan bir bilimdir (Göksu, 2007). İncelediği sosyal olaylara sosyolojinin ve
psikolojinin kolayca geliştiremeyeceği yeni bakış açısı getirmiştir. Bireyle toplumun
ilişkisi söz konusu olduğunda psikolojinin, bireyin belirli sosyal ortamda yaşadığının
incelenmesinde de sosyolojinin devreye girdiğini görüyoruz ( Güney, 2009). Kişinin
başka kişilere ilişkin davranışlarını inceler. Bireylerin düşünce, duygu ve
davranışlarının başkalarının varlığından etkileniş tarzını anlama ve açıklama
çabasıdır. Sosyal çevre tarafından kontrol edilen, etkilenen ve sınırlandırılan insan
davranışlarını açıklar ve birey-birey etkileşimini ile birey-grup etkileşimini inceler.
Sosyal psikolojinin önemi sosyolojinin, psikolojinin ve antropolojinin çözemediği
birey-toplum ilişkilerini çözmekten ileri gelmektedir.
Sosyal psikoloji, sosyal olgulardan yola çıkarak, insana ve topluma
yönelmekte, insanın içinde yaşadığı toplumun veya sosyal grubun özelliklerini ortaya
çıkarmaktadır. Örneğin, belli sosyal gruplardaki ön yargılı davranışları inceleyen
sosyal psikoloji, önce o grupların iktisadi imkânları, toplumda gördüğü itibar gibi
sosyal özelliklerinden hareket ederek sosyal şartların ortaya attığı engellenmeleri
ortaya koymaktadır. Ardından ferde yönelmekte ve bu engellenmelerin fertte
meydana getirdiği hisleri araştırmaktadır. Böylece, psikolojinin diğer uzmanlık
dallarından farklı olarak, fertte oluşan duygular ve bunların yön değiştirmesinin
incelenmesinin ötesinde yine topluma yönelmektedir. Bundan sonra sosyal hizmet
olayı ele alarak gerek sosyal ortamın ve gerekse de bireyin engellenmesinin
sebeplerini ortaya koyduktan sonra kaybolan hak ve değerlerin tekrar kazanılması ve
bireyin halinin normalleşmesini sağlar. İki disiplin birbirlerini tamamlar. Sosyal
hizmet uzmanı ekip çalışması adı altında ya ekibinde psikolog bulundurur ya da iyi
bir psikoloji eğitimi ile açığını kapatır. Sosyal hizmet mesleği sosyal psikoloji bilmeyi
gerektirir.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
20
Sosyal Hizmetin İlgili Bilim Dallarıyla İlişkisi
Toplumun veya çeşitli
grupların insan
yaşantısı davranışı
üzerindeki çok yönlü
etkisine sosyal etki
denir.
Her meslek dalında
olduğu gibi sosyal
hizmetin de kendine
has bir psikolojisi
vardır.
Toplumun veya çeşitli grupların insan yaşantısı davranışı üzerindeki çok yönlü
etkisine sosyal etki denir. Bireysel yaşantı ve davranışlar, toplumun ve topluma ait
çeşitli grupların etkisi altındadır. İnsan davranış, tutum, düşünce, duygu ve değerleri
sınırsız çeşitliliğe sahiptir. Toplum küçüldükçe üyeleri arasındaki benzerlikler artar.
Sosyal etki ile oluşan gruba uyma davranışı kişilerin benzerliğini ve sosyal davranış
düzenliliğini oluşturur ( Barlı, 2007).
Sosyal psikolojinin çalışma alanlarının yanında araştırma sahaları da
incelendiğinde sosyal hizmetle ilişkisi daha açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu
araştırma sahaları;
1. Ferdî davranışlar, zihnî yapılanmalar ve motivasyonların belirli sosyal
etkenler veya uyaranlar tarafından nasıl etkilendiğini açıklamak ve
laboratuar düzeneklerinde veya alandaki kontrollü deneylerle çalışmalar
yapmak.
2. Toplumun nasıl meydana geldiği ve içindeki etkileşimin nasıl olduğunu
açıklamak. Sembolik etkileşimcilik ekolüne göre toplum, ortak sembollerin
anlamlarını yorumlayarak kendi realitesini aktif olarak inşa eden fertlerden
meydana gelmektedir. Dolayısıyla bu gruptaki sosyal psikologlar, gözlem ve
etnografik metotları tercih etmektedirler.
3. Sosyal yapı ve şahsiyeti inceleyerek, büyük ölçekli sosyal yapıların ve
proseslerin psikolojik etkileri üzerinde yoğunlaşmak. Ekonomik dönemler,
yapısal sistemler, iş organizasyonları, modernleşme, demografik konular,
kitle fenomenleri bu dalın konuları arasındadır. Bu araştırma sahaları sosyal
hizmetin alan araştırmaları ile örtüşmekte ve çalışma metotları ile de
bütünlük oluşturmaktadır.
Her meslek dalında olduğu gibi sosyal hizmetin de kendine has bir psikolojisi
vardır. Sosyal hizmet psikolojisi, sosyal hizmet uygulamaları ve bunlarla ilgili
sorunların çözümünde psikolojinin bulgu ve ilkelerinden istifade ederek teorik ve
uygulamalı araştırmalar yapan bir bilim dalıdır. Sosyal hizmet psikolojisi, psikososyal sorunların üzerinde duran, insanın, bio-psiko-sosyal bir varlık olarak “genel
sistemler teorisi” etrafında sosyal hizmet uzmanı ile müracaatçı arasındaki iletişim
ve etkileşimi, psikolojik tahliller ve değerlendirmeler yaparak araştıran bir bilim
dalıdır. Sosyal hizmet uygulamalarında ruhi (psişik) problemlere yol açan alanları
değerlendirir, problemlerin sebepleri ve çok yönlü etkileri ile çözüm yollarını
araştırır, müracaatçılar ile sosyal hizmet uzmanları arasında sağlıklı ve verimli bir
uyum sağlamayı hedefler ve bu yönde bilgi üretimi yapar.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
21
Özet
Sosyal Hizmetin İlgili Bilim Dallarıyla İlişkisi
•Sosyal hizmet bir meslek ve disiplin olarak biçok sosyal bilimle bilgi ve yöntem alışverişi
içerisindedir. Başlangıçta bir meslek olarak ortaya çıkan sosyal hizmet daha sonra kendi
bilimsel kurgu, kavramsal çerçeve, yöntem, metot ve tekniklerini üreterek kendi başına bir
disiplin haline gelmiştir. Her meslek bağımsız bir disiplin haline gelmek istediği gibi her
disiplinin de uygulama alanı olarak bir mesleki boyutu vardır. Sosyal hizmet ilgi alanları ve
hedef kitlesi olarak toplumsal yönüyle sosyoloji, bireysel boyutuyla psikoloji, grup çalışması
itibarıyla, sosyal psikoloji, kültürel yapısı itibarıyla sosyal antropoloji, kurallar sistemiyle
sosyal politika, müracaatçıların geleceğini garanti altına alma itibarıyla sosyal güvenlik ile
yakından ilişkilidir. Bütün bu disiplinlere baktığımızda sosyal hizmetle aynı hedef kitleyi
farklı boyutlarıyla inceledikleri ve özellikle sosyal sorunlar itibarıyla her bilim nihai çözümü
sunamamaktadırlar. Sosyal hizmetin bu disiplinlerden farkı sorun çözmeye yönelik,
uygulamalı ve insanı bütün olarak ele alan bir disiplin oluşudur.
•Sosyoloji sosyal hizmetin en fazla ilişki kurduğu disiplinlerdendir. Sosyoloji toplumsal
olayları olgu seviyesinde inceler ve sonuç alamaz. Sosyal hizmet ise müdahaleci yönüyle
sorunların olay boyutu ile ilgilenerek çözüm üretir. Evlilik müessesesi sosyolojinin, evlenme
ve getirdiği somut sorunlar ise sosyal hizmetin ilgi alanına girer. Sosyal hizmetin en çok ilgi
alanına giren bir diğer disiplin ise psikolojinin bir alt bilimi olan sosyal psikolojidir. Sosyal
psikoloji grup içinde bireyin psikolojik durumunu değerlendirir ve ortaya çıkarır, sosyal
hizmet ise psikolojik olarak bireyin ruhsal yapısında meydana gelen tahribat ve sorunları
çözme yönünde uygulama yapar, Her sosyal hizmet uzmanı aynı zamanda iyi bir psikoloji ve
sosyal psikoloji bilgi donanımına sahip olması gerekir.
•Sosyal politika, sosyal hizmetin üst şemsiyesi durumundadır. Sosyal hizmetin meslek ve
disiplin olarak uygulama alanında kullandığı kurallar devletin sosyal politikalarının eğilimi
ile şekillenmektedir. Temel hedefi sosyal gelişme, sosyal eşitlik, sosyal adalet, sosyal barış,
sosyal bütünleşme ve toplumun değişik sosyal kesimlerinde ortaya çıkan muhtelif sosyal
sorunları ortadan kaldırmak ve bunun için uygulamalar yapmaktır. Bu hedefler sosyal
hizmetin de ortak hedefleridir. Sosyal hizmet bu hedeflere ulaşmak için koruyucu, önleyici,
iyileştirici ve tedavi edici uygulamalar yapmak için bu alanda geliştirilmiş sosyal
politikalardan istifade eder.
•Risk gruplarının geleceği ve yaşam durumları devlet güvencesi altında olması gerektiği
sosyal devletin amaçları arasındadır. Devlet bunu yerine getirirken sosyal sigorta, sosyal
yardım ve sosyal hizmet gibi unsurları devreye sokması gerekir. Sosyal hizmet çalışanlarının
mesleğinin gereklerini yerine getirirken müracaatçı kesimin sosyo-kültürel yapısını ve
taşıdığı değerleri tanıması kolay hizmet yapmasına yardımcı olacaktır. Uzman, içinde
yaşadığı toplumun doğuşunu, gelişimini, geçirdiği kültürel evreleri, yaşadığı standartları
kısaca sosyal antropolojik bulguları dikkate alması gerekir. Sosyal hizmet disiplini bireyler,
çalışma grupları ve toplumun katmanları arasında davranış bozukluğuna, uyumsuzluğa
maruz kalmış bireylerlerle iyileştirici ve tedavi edici çalışmalar yaparken sosyal pedagoji ve
sosyal psikolojiden de yararlanmak zorundadır.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
22
Sosyal Hizmetin İlgili Bilim Dallarıyla İlişkisi
DEĞERLENDİRME SORULARI
1. Mecburi eğitimini tamamlamış bazı sosyal sorunlu kişilerin kamu kurum ve
kuruluşlarca düzenli, planlı ve sistemli bir şekilde yaygın eğitim faaliyetlerinden
yararlanmalarının sağlanması aşağıdaki hangi disiplinin konusudur?
Değerlendirme sorularını
sistemde ilgili ünite
başlığı altında yer alan
“bölüm sonu testi”
bölümünde etkileşimli
olarak
cevaplayabilirsiniz.
a) Sosyal Psikoloji
b) Sosyoloji
c) Sosyal Pedagoji
d) Sosyal Politika
e) Sosyal Antropoloji
2. Aşağıdakilerden hangisi bir mesleğin meslek olabilmesi için gerekli olan
unsurlardan biri değildir?
a) Sistematik kuram
b) Toplumun onayı
c) Mesleki Kültür
d) Tecrübe
e) Etik kurallar
3. Sosyal hizmet uygulamaları ve bunlarla ilgili sorunların çözümünde psikolojinin
bulgu ve ilkelerinden istifade ederek teorik ve uygulamalı araştırmalar yapan
bilim dalı aşağıdakilerden hangisidir?
a) Sosyal hizmet sosyolojisi
b) Gelişim psikolojisi
c) Sosyal etki
d) Sosyal psikoloji
e) Sosyal hizmet psikolojisi
4. Toplumun veya çeşitli grupların insan yaşantısı davranışı üzerindeki çok yönlü
etkisine ne ad verilir?
a) Sosyal psikoloji
b) Sosyal antropoloji
c) Sosyal etki
d) Sosyal katkı
e) Sosyal pedagoji
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
23
Sosyal Hizmetin İlgili Bilim Dallarıyla İlişkisi
5. Birbirinden haberdar olan en az iki insan arasında belirli bir süre devam eden,
anlamlı ve belirli amaçlar içeren sosyal bağa ne ad verilir?
a) Sosyal Olay
b) Sosyal Olgu
c) Sosyal Kurum
d) Sosyal Grup
e) Sosyal İlişki
Cevaplar: 1.C , 2.D , 3.E , 4.C , 5.E
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
24
Sosyal Hizmetin İlgili Bilim Dallarıyla İlişkisi
YARARLANILAN VE BAŞVURULABİLECEK KAYNAKLAR
Barker, R. ( 1999). Social Work Dictionary. Washington, DC:NASW.
Barlı, Ö. (2007). Davranış Bilimleri. Ankara: Bizim Büro.
Demirbilek, S. (2005). Sosyal Güvenlik Sosyolojisi. İzmir: Legal.
Denney, D. (1998). Social Policy and Social Work. New York: Oxford University Press.
Duyan, V. (2010). Sosyal Hizmet Temelleri Yaklaşımları Müdahale Yöntemleri.
Ankara: Aydınlar Matbaacılık.
Fichter, J. ( 1994). Sosyoloji Nedir? (Çev. N. Çelebi). Ankara: Attila.
Fink, A. (1963). Sosyal Hizmet Alanı . (Çev: L. Yasa ve N. Ulusoy). Ankara: SSYB Sosyal
Hizmetler Genel Müdürlüğü.
Genç, Y. ve Adıgüzel, Y. (2011). Yoksullukla Mücadelede Önemli Bir Paradoks:
Yoksulluk Kültürü. 7. Ulusal Sosyal Hizmet Kongresi. Sosyal Hizmet Derneği,
Ankara.
Genç, Y. ve Alptekin K. ( 2010). Korunmaya Muhtaç Yaşlılara Evde Sağlık Ve Bakım
Hizmeti Sunulması: Gümüşova Örneği., Sosyal Hizmet Sempozyumu 2010,
Sosyal Kalkınma ve Sosyal Hizmet, Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri
Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü, Ankara.
Göksu, T. ( 2007). Sosyal Psikoloji. Ankara: Seçkin.
Güney, S. (2009). Davranış Bilimleri. Ankara: Nobel Yayın Dağıtım.
Güven, S. (1995) . Sosyal Politikanın Temelleri. Bursa: Ezgi.
ILO (2006). Social Security for All: Investing in Global Social and Economic
Development. Issues in Social Protection Discussion Paper, 16, Cenova.
IFSW (International Federation of Social Workers). (2001).International Definition of
Social Work . http://www.ifsw.org/f38000138.html adresinden 28 Ağustos
2010 tarihinde erişilmiştir.
Kafesoğlu, İ. (2000). Türk Milli Kültürü. İstanbul: Ötüken.
Kapani, M. (1995). Politika Bilimine Giriş. Ankara: Bilgi Yayınevi.
Kızılçelik, S. (1994). Sosyoloji teorileri. Konya: Yunus Emre Grafik Tasarım.
Kızılçelik, S. Ve Erjem, Y. (1994). Açıklamalı Sosyoloji Terimleri Sözlüğü. Ankara: Atilla.
Kongar, E. (1972). Sosyal Çalışmaya Giriş. Ankara: Sosyal Bilimler Derneği .
Kongar, E. (1978). İnsanı Yönlendirme ve Sosyal Hizmetler: Sosyal Çalışmaya Giriş.
Ankara: Hacettepe Üniversitesi.
Koray, M. (2008). Sosyal Politika. Ankara: İmge Kitabevi.
Kut, S. (1988). Sosyal Hizmet Mesleği Nitelikleri, Temel Unsurları, Müdahale
Yöntemleri. Ankara.
Seyyar, A. (2008). İnsan ve Toplum Bilimleri Terimleri Ansiklopedik Sosyal Bilimler
Sözlüğü. Ankara: ASED.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
25
Sosyal Hizmetin İlgili Bilim Dallarıyla İlişkisi
Seyyar, A., (2011). Sosyal pedagoji nedir?.
http://www.sosyalsiyaset.net/documents/sp.htm adresinden 26 Nisan 2011
tarihinde erişilmiştir.
Seyyar, A. (2006). Değişen Dünyada Ve Türkiye’de Sosyal Politikalar. Sakarya:
Değişim Yayınları.
Seyyar, A. (2008). Sosyal Siyaset Terimleri (Ansiklopedik Sözlük) (2. Baskı). Adapazarı:
Sakarya.
Seyyar, A. ve Genç, Y. (2010). Sosyal Hizmet Terimleri: Ansiklopedik Sosyal Pedagojik
Çalışma” Sözlüğü. Adapazarı: Sakarya Yayıncılık.
Silah, M. (2005). Sosyal psikoloji Davranış Bilimi. Ankara: Seçkin.
Şahin, F. (1999). Sosyal Hizmet Uzmanlarının Sosyal Refah Politikası Süreçlerine
Katılımı (Yayınlanmamış Doktora Tezi). Ankara: Hacettepe Üniversitesi.
Şener, S. (2009). Sosyoloji ( 4. Baskı). İstanbul : İnkılap Basım Yayın
Talas, C. (1983). Sosyal Ekonomi (İşçilerin Geliri, İşsizlik, İş ve İşveren İlişkileri, Sosyal
Güvenlik, Yönetime Katılma) (6. Baskı). Ankara: Sevinç .
Tokol, A. (2000). Sosyal Politika. Bursa: Uludağ Üniversitesi Güçlendirme Vakfı.
Tuna, O. Ve Yalçıntaş, N. (1985). Sosyal Siyaset. İstanbul: Filiz Kitabevi.
Tuthan, M. (1997). Kültür Değişmeleri. İstanbul: Marmara Üniversitesi, İlahiyat Fak.
Yolcuoğlu, İ. G. (2011). Sosyal Hasar Tespiti ve Sosyal Hizmet Müdahalesine Yer
Açarak Sosyal Bütünleşmeye Ulaşmak. http://ismetgalip.com/sosyal-hasartespiti-ve-sosyal-hizmet- mudahalesine-yer-acarak-sosyal-butunlesmeyeulasmak/ adresinden 28 Haziran 2011tarihinde erişilmiştir.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
26
Download

sosyal hizmet bilimine giriş ünite 2