ARIF NIHAT ASYA KIMDIR? (BAYRAK SIIRI)
Portal
Adres
: http://haber.tr.msn.com
İçeriği : Gündem
: http://haber.tr.msn.com/arif-nihat-asya-kimdir-bayrak-%c5%9fiiri
Tarih : 10.06.2014
Arif Nihat Asya kimdir? (Bayrak Şiiri) Bayrak Şiiri yazarı Arif Nihat Asya kimdir? 1904 yılında doğan Arif Nihat Asya, edebiyat
öğretmeni olarak görev yaptığı yıllarda şiir yazmaya başlamıştır. Milliyetçi şiirleriyle dikkat çeken Arif Nihat Asya Adana nın Kurtuluş
Günü olan 5 Ocak günü yazdığı Bayrak Şiiri nedeniyle Bayrak Şairi olarak anılır. Arif Nihat Asya 5 Ocak 1975 te vefat etti. Arif Nihat
Asya kimdir? (Bayrak Şiiri)Bayrak Şiiri yazarı Arif Nihat Asya kimdir? 1904 yılında doğan Arif Nihat Asya, edebiyat öğretmeni olarak
görev yaptığı yıllarda şiir yazmaya başlamıştır. Milliyetçi şiirleriyle dikkat çeken Arif Nihat Asya Adana nın Kurtuluş Günü olan 5 Ocak
günü yazdığı Bayrak Şiiri nedeniyle Bayrak Şairi olarak anılır. Arif Nihat Asya 5 Ocak 1975 te vefat etti.Arif Nihat Asya kimdir?Arif
Nihat Asya (Doğum: 7 Şubat 1904, İnceğiz, Ç;atalca, İstanbul -- Ölüm: 5 Ocak 1975, Ankara), milliyetçi şiirleriyle tanınan ve Adana nın
kurtuluş günü olan 5 Ocak günü yazdığı ünlü 'Bayrak' şiirinden dolayı 'Bayrak şairi' olarak da anılan Türk şairdir.Doğum adı 'Mehmed
Arif' olan Arif Nihat Asya, öğrenim hayatına dört yaşında köyün imamından Kur an harfleri öğrenerek başladı. Balkan Savaşı sonunda
İstanbul a geldi. İlk öğrenimini Kocamustafapaşa ve Haseki mahalle mekteplerinde tamamladıktan sonra Gülşen-i Maârif Rüştiyesi ne
girdi. Orta tahsilini parasız yatılı olarak Bolu ve Kastamonu liselerinde tamamladıktan sonra 1928 de İstanbul Üniversitesi Yüksek
Öğretmen Okulu Edebiyat Bölümü nden mezun oldu. Adana, Malatya, Edirne, Tarsus, Ankara ve Kıbrıs taki liselerde edebiyat
öğretmenliği yaptı. 1950 yılında Seyhan (Adana) ve 1954 yılında da Eskişehir milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi ne girdi.
Milletvekilliğinden sonra tekrar bir süre daha öğretmenlik yaptı. Ankara Gazi Lisesi nde edebiyat öğretmeni iken 1962 de emekliye
ayrıldı.Yeni İstanbul ve Babıali de Sabah gazetelerinde yazılar yazdı. Aruzla başladığı şiirde rubailer, gazeller yazdı. Özellikle rubailere
büyük önem verdi. Rubailerden oluşan 5 ayrı kitap yazdı. Daha sonra heceli ve serbest vezinli(ölçülü) şiirler yazdı.Milliyetçi şiirleriyle
dikkat çeken Arif Nihat Asya, yurdun güzelliklerini, doğasını anlatan, kimi zaman yergici ama Türklüğü yücelten şiirleriyle de
bilinir.Arif Nihat Asya 5 Ocak 1975 te vefat etti
'KELEBEK ETKISI' ALTIN MADALYA GETIRDI
Portal
Adres
: http://haber.tr.msn.com
İçeriği : Gündem
Tarih : 09.06.2014
: http://haber.tr.msn.com/finans/kelebek-etkisi-alt%c4%b1n-madalya-getirdi
Kelebek etkisi altın madalya getirdi Güney Kore´nin başkenti Seul´de düzenlenen 'Kadın Mucitler' yarışmasında ölü kelebeklerin
derisinden ayakkabı ve çanta üreten tasarımcı Aynur Aşkı, altın madalyanın sahibi oldu (c) Dünya GazetesiSEUL- Dünya Fikri Mülkiyet
Teşkilatı´nın (WIPO) desteğiyle gerçekleştirilen Kore Uluslararası Kadın Buluşçular Fuarı´nda Türkiye üç proje ile katıldı. Türkiye
Patent Enstitüsü´nün (TPE) koordinasyonunda yarışmaya , Aynur Aşkı´nın İstanbul Üniversitesi Teknokent´te hayata geçirdiği ölen
kelebeklerin dokusunun tekstil sektöründe kullanılması; Esra Özkan´ın, denizler için yüzen rüzgar türbini ve Şadiye Temel´in iğne
batmasından kaynaklanan bulaşıcı hastalıkların önlenmesi için geliştirdiği güvenli intraket buluşuyla katıldı.125 ülkeden 500 projenin
mücadele ettiği yarışmada tasarımcı Aynur Aşkı´nın ölü kelebeklerin kanatlarından yaptığı ayakkabı ve çanta altın madalya aldı.Aynur
Aşkı,yüzlerce kadın mucitin yarıştığı bir organizasyonda altın madalya alarak Türk insanının yaratıcı gücünü ortaya koymanın gururunu
yaşadığını söyledi. Bu süreçte Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği´nin büyük desteğini gördüğünü söyleyen Aşkı şöyle devam
etti;'Yaklaşık 5 yıllık ciddi bir emek verip ekip çalışmamız sonucunda çeşitli laboratuvar analiz ve testlerinden sonra farklı altyapısı olan
prototip zeminleri elde ettik. Kelebek derisinden yaptığımız ayakkabı ve çantalarımız tüm dünyada büyük ilgi gördü. Kelebek
gövdelerinden ayrıca nano teknolojiyle farklı renkte ve dokuda zeminler elde edebiliriz. Bugüne kadar sadece kanatlarla oluşturduğumuz
deri zemininden ürünler elde ettik. Projemizin sonraki aşamalarında gövdeleri ile ilgili farklı içerikli projemizi mimaride, dekorasyonda,
duvarda, ahşapta ve mobilyada kullanmayı planlıyorum.'TASD Başkanı Çetin: Tasarımı geliştirmek zorundayızProjeye destek veren
Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Başkanı Hüseyin Çetin ise katma değeri yüksek üretim için yaratıcı fikirlere ihtiyaç
duyduklarını vurguladı. Bugünün dünyasında tasarımın, üretimin önüne geçtiğine dikkat çeken Çetin, 'Türk ayakkabı sanayi dünyanın en
önemli üreticileri arasında yer alıyor. Üretimdeki başarımızı tasarım boyutuna da taşımak zorundayız. Bu nedenle Aynur Aşkı´nın
inovatif çalışması dikkatimizi çekti. Kendisini başarısından dolayı kutluyor, ülkemize örnek olmasını diliyoruz' dedi.
ÇAGIL KAYA BAND
Portal
Adres
: www.bigglook.com
İçeriği : Aktüel
Tarih : 09.06.2014
: http://www.bigglook.com/biggistanbul/kultur/aktv_detay.asp?aa_id=2&aktv_id=78715&subof=
Çağıl Kaya Band Çağıl Kaya (vo), Tamer Temel (ts), Serhan Erkol (as), Kürşad Deniz (p), Kağan Yıldız (b), Cem Aksel (d). Ankara
doğumlu, Ege Üniversitesi Kimya Fakültesi'nden mezun olduktan sonra Dokuz Eylül Üniversitesi GSF Müzikoloji bölümünü bitirdi.
İstanbul Üniversitesi'nde müzik yüksek lisansı yaptı. Ömür Gidel'den dersler aldı. Randy Esen ve Elif Çağlar ile caz vokal ve
emprovizasyon çalıştı. Sibel Köse'nin workshoplarına katıldı. Geçtiğimiz günlerde ilk albümü 'Bir parça ay biraz kuş' adlı bir albümü
piyasaya çıktı. Giriş: 40 TLYer:Nardis Jazz Club Kuledibi Sok. No:14 Galata İstanbul Tel: 0212 244 63 27 Tarih : 04 Temmuz 2014
Cuma 22:30-01:30
GELECEGIN ÖGRENIMINE BIR ADIM...
Portal
Adres
: www.bthaber.com.tr
İçeriği : Bilişim/Teknoloji
: http://www.bthaber.com/gelecegin-ogrenimine-bir-adim/
Tarih : 09.06.2014
Geleceğin öğrenimine bir adım... Ekleme Tarihi: 09 Haziran 2014 / 08:07
İhsan Mutlu ihsan.mutlubotmas.com.tr Yazar
Hakkında Yazara Ait Tüm Yazılar İhsan Mutlu
Günümüzde oldukça önemli hale gelen `bilişim teknolojisi destekli öğrenme´
alanındaki gelişmelerin ve yeniliklerin tartışılmasına olanak sağlayan Future-Learning Konferanslarından ilki 2004 yılında yapılmıştı.
Her iki yılda bir düzenlenen 'Uluslararası Gelecek İçin Öğrenme Alanında Yenileşim Konferansı' (International Future-Learning
Conference on Innovations in Learning for the Future)´nın 5.´si İstanbul Üniversitesi (İÜ) Enformatik Bölümü, Türkiye Bilişim Vakfı ve
Türkiye Bilişim Derneği İstanbul Şubesi´nin desteğiyle 5-7 Mayıs tarihleri arasında İÜ Kongre ve Kültür Merkezi´nde gerçekleştirildi.
Konferansın açılış konuşmasını yapan Future Learning Konferansı Eş Başkanı Prof.Dr. Sevinç Gülseçen, sözlerine 'e-öğrenme'
ifadesinin kullanılma tarihi hakkında bilgi vererek başladı. Prof.Dr. Gülseçen, 'Artık günümüz ve geleceğimizin öğrenme şekli teknoloji
temellidir. Sadece okullarda değil iş dünyasında da bu yöntemden çok verim alınmış ve personel eğitimlerindeki maliyet göze alınarak iş
dünyası tarafından da kolaylıkla benimsenmiştir. Eğitimin sadece yüz yüze olması gerektiğini savunanlara karşı iyi tasarlanmış ve doğru
teknolojilerle desteklenmiş eğitimde yararlı olabileceğini anlatmaya çalıştığımız zamanlar geride kalmaya başladı' diyerek konferansın
ayrıntılarını katılımcılarla paylaştı. Muhtelif konuşmacıların ardından söz alan İÜ Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Sedat Murat,
organizasyonun ülkemizin geleceğine katkı sağlayacağına dair inancının sonsuz olduğunu belirterek 'Çağımız çok hızlı değişim ve
dönüşümlere tanık olmaktadır. Teknolojik gelişmeler kendini eğitim ve iletişim alanında hissettirmektedir. Böyle bir dünyada rekabet
edebilmek için beşeri sermaye önemlidir. Beşeri sermayeyi çağına uygun geliştiren ülkeler rekabette avantajlıdır. İnsanların eğitimine
önem vermeliyiz' dedi. Davetliler arasında bulunan Portekiz Açık Öğretim Üniversitesinden Dr. Pedro Isaias´ın 'Empatik e-öğrenim
ortamında empatik sistem ve geleceğin öğrenimi' başlıklı sunumu büyük ilgiyle karşılandı. Bu yılın özel tema´sı 'Sağlık alanında bilişim'
olarak belirlenen konferansta, muhtelif çalıştaylar düzenlendi. Ayrıca 'Geleceğin Öğrenimi (Future Learning)' konferanslarında, başlı
başına bir yenilik olarak kabul edilebilecek ve günümüzde çok önem kazanmaya başlayan 'e-öğrenme (e-learning)' ve 'uzaktan eğitim
(distance learning) üzerinde yoğunlaşan ve aşağıda belirtilen konu başlıklarında hazırlanmış özgün araştırmalar da sunulup, tartışıldı. o
Web tabanlı etkileşimli eğitim projesi Letsfeedback çalıştayı, o Süper bilgisayarlar ile veri analizi, animasyon ve simülasyon, o Uzaktan
öğretim aracılığı ile eğitici eğitimi çalışmaları, o Eğitimde robotların kullanımı, o Sağlık bilimleri ile web tabanlı eğitimlerin
bütünleştirilmesi, o Sağlık eğitiminde bilgi teknolojileri, o Tıp eğitiminde e-öğrenme¦. vbg. Konferansın ilk günü öğleden sonra üzerinde
durulan önemli bir başlık da `MOOC´dan yararlanarak kişiselleştirme ve uyumdu. Tek kelime olarak okunduğunda hiçbir anlam ifade
etmeyen bu kısaltma, Birleşik Devletler´de `üniversite eğitimin geleceği´ olarak tanımlanıyor. MOOC, `Massively Open Online Course´
kelimelerinin ilk harflerinden oluşuyor. Kitlelere açık, internet ortamında verilen dersleri tanımlıyor. Söz konusu dersler gerçekten de
kitlesel ölçekte açıklığa sahip. Örneğin; tek bir dersi binlerce öğrenci ve profesyonel aynı anda alabiliyor. Dersleri, `ders´ yapan
uygulama ise katılımcılara ödevlerin verilmesi, performans değerlendirmesinin yapılması ve aynen gerçek bir okulda olduğu gibi
geçenlerin kalanlardan ayrılması. MOOC eğitim sektöründe son iki yıldır müthiş bir çalkantı yarattı. Akademisyenlerin ve saygın
üniversitelerin bazıları yeni kavramı hızla benimsedi. Harvard, M.I.T, CalTech ve Texas üniversiteleri MOOC fenomenini geliştirmek ve
yaygınlaştırmak için ortaklaşa söz verdi. Sadece bu dört üniversitenin MOOC teknolojisine yönelik 100 milyon doları aşan bir bütçeyi 3
yıl içinde harcayacağı tahmin ediliyor. MOOC kavramını benimseyenler onu `kaliteli eğitimin demokratikleşmesi´ olarak görüyor.
Sonuç olarak 'Uluslararası Gelecek İçin Öğrenme Alanında Yenileşim Konferansı'nın önemli bilgi paylaşımı sağladığı çok açık. Ancak
devletten katılımın olmaması, eğitimin geleceğine verilen önemin iç burkan bir göstergeydi.
ISTANBUL VALISI HÜSEYIN AVNI MUTLU'DAN BAYRAK SIIRI
Portal
Adres
: www.cnnturk.com.tr
İçeriği : Gündem
Tarih : 09.06.2014
: http://www.cnnturk.com/haber/turkiye/istanbul-valisi-huseyin-avni-mutludan-bayrak-siiri
İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu'dan Bayrak şiiri İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, twitter hesabından Arif Nihat Asya'nın Bayrak
şiirini seslendirdiği bir video paylaştı. Diyarbakır da yaşanan Bayrak indirme olayı Türkiye nin hareketli gündemini daha da
hareketlendirdi. Art arda yapılan aÇıklamalar ile Bayrak indirilmesi kınandı.Başta Cumhurbaşkanı Abdullah Gül olmak üzere, siyasi
parti liderleri de bayrak indirme olayını kınayan aÇıklamalar yaptı. Bu aÇıklamalar iÇinde en sertlerinden biri de Başbakan Erdoğan a
aitti. Erdoğan, 'Çocuk olması fark etmez. Gereği yapılacak. Herkes cezasını Çekecek' dedi.Vali Mutlu dan Bayrak şiiriİstanbul Valisi
Hüseyin Avni Mutlu, İstanbul da gerginliğe neden olan Bayrağa Saygı adı altında gerÇekleşen yürüyüşler sırasında resmi twitter
hesabından bir video paylaştı.Ünlü şair Arif Nihat Asya nın Bayrak şiirini okuyarak bir video hazırlayan Vali Mutlu, bunu
istanbulajansi.com üzerinden yayınladı. İşte Vali Mutlu nun sesinden Bayrak şiiri: BAYRAK ŞİİRİNİN SÖZLERİEy mavi göklerin
beyaz ve kızıl süsü,Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü,Işık ışık, dalga dalga bayrağım!Senin destanını okudum, senin
destanını yazacağım.Sana benim gözümle bakmayanınMezarını kazacağım.Seni selâmlamadan uÇan kuşunYuvasını
bozacağım.Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...Gölgende bana da, bana da yer ver.Sabah olmasın, günler doğmasın ne Çıkar:Yurda
ay yıldızının ışığı yeter.Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü günKızıllığında ısındık;Dağlardan Çöllere düştüğümüz günGölgene
sığındık.Ey şimdi süzgün, rüzgârlarda dalgalı;Barışın güvercini, savaşın kartalıYüksek yerlerde aÇan ÇiÇeğim.Senin altında
doğdum.Senin altında öleceğim.Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:Yer yüzünde yer beğen!Nereye dikilmek istersen,Söyle, seni oraya
dikeyim!ARİF NİHAT ASYA KİMDİR?Arif Nihat Asya (7 Şubat 1904, İnceğiz, Çatalca, İstanbul - 5 Ocak 1975, Ankara), milliyetÇi
şiirleriyle tanınan ve Adana nın kurtuluş günü olan 5 Ocak günü yazdığı ünlü 'Bayrak' şiirinden dolayı 'Bayrak şairi' olarak da anılan
Türk şairdir.Doğum adı 'Mehmed Arif' olan Arif Nihat Asya, öğrenim hayatına dört yaşında köyün imamından Kur an harfleri öğrenerek
başladı. Balkan Savaşı sonunda İstanbul a geldi. İlk öğrenimini Kocamustafapaşa ve Haseki mahalle mekteplerinde tamamladıktan sonra
Gülşen-i Maârif Rüştiyesi ne girdi. Orta tahsilini parasız yatılı olarak Bolu ve Kastamonu liselerinde tamamladıktan sonra 1928 de
İstanbul Üniversitesi Yüksek Öğretmen Okulu Edebiyat Bölümü nden mezun oldu. Adana, Malatya, Edirne, Tarsus, Ankara ve Kıbrıs
taki liselerde edebiyat öğretmenliği yaptı. 1950 yılında Seyhan (Adana) ve 1954 yılında da Eskişehir milletvekili olarak Türkiye Büyük
Millet Meclisi ne girdi. Milletvekilliğinden sonra tekrar bir süre daha öğretmenlik yaptı. Ankara Gazi Lisesi nde edebiyat öğretmeni iken
1962 de emekliye ayrıldı.Yeni İstanbul ve Babıali de Sabah gazetelerinde yazılar yazdı. Aruzla başladığı şiirde rubailer, gazeller yazdı.
Özellikle rubailere büyük önem verdi. Rubailerden oluşan 5 ayrı kitap yazdı. Daha sonra heceli ve serbest vezinli(ölÇülü) şiirler
yazdı.MilliyetÇi şiirleriyle dikkat Çeken Arif Nihat Asya, yurdun güzelliklerini, doğasını anlatan, kimi zaman yergici ama Türklüğü
yücelten şiirleriyle de bilinir.Arif Nihat Asya 5 Ocak 1975 te vefat etti.Dakika dakika neler oluyor? Öğrenmek için hemen tıklayın.
INANCIMIZ NEDEN BIZI IYI EYLEYEN BIRI KILMIYOR?
Portal
Adres
: www.dunyabizim.com
İçeriği : Gündem
Tarih : 09.06.2014
: http://www.dunyabizim.com/haber/17143/inancimiz-neden-bizi-iyi-eyleyen-biri-kilmiyor.html
İnancımız neden bizi iyi eyleyen biri kılmıyor?
İnanç ve Ahlak başlıklı sempozyum geçtiğimiz günlerde Adana´da gerçekleştirildi.
Halil Arslan oturumlardan notlarını aktarıyor.. Güncelleme: 14:00, 28 Mayıs 2014 Çarşamba Geçen haftasonu Adana´da 'İnanç ve
Ahlak' sempozyumu gerçekleştirildi. Sempozyumdaki oturumlardan birisi de '19. Kelam Ana Bilim Dalları Koordinasyon Toplantısı'
olarak düzenlenmişti. Üniversitelerden Kelam ilmine emek veren hocalar ve öğrenciler iki gün (16-17 Mayıs ) boyunca yedi oturumda
inanç ve ahlak konusunu tartıştılar. Bu iki gün 'kelam ilmi ile meşgul olanların zihinlerinde hangi problemler var ve bu problemlere
hangi çözüm önerileri sunuluyor', bunlar hakkında malumat sahibi olmak adına verimli geçen iki gündü benim açımdan. Hemen her
sohbette konuşulan, yakınılan şeydir; ahlaki erozyon, kişilerin içlerinin dışlarının bir olmaması, inançlı insanların neden ahlaki zayıflık
içinde olduğu. Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi´nin hocaları ve heyecan dolu öğrencilerinin düzenlediği, Cuma günü başlayıp
Cumartesi de süren, Pazar günü benim katılamadığım Adana ve çevresindeki cami, medrese, bedesten gibi yerlere planlanan bir geziyle
süsledikleri ilmi toplantı bahsettiğim sorunlarımız üzerine tekrar düşündürmeyi sağlayan bir güzellikte gerçekleşti. İman bir ahlak
çağrısıdır aynı zamanda Prof. Dr. Şaban Ali Düzgün hocamız, sürekli söz konusu edilen 'inancımız neden bizi iyiyi gerçekleştiren biri
kılmıyor?' problemine işaret ederek imanın bir ahlak çağrısı olduğu gerçeğini hatırlattı. Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi´nden Prof.
Dr. Mehmet Evkuran hoca da medeniyet kurucu bir unsur olarak İslamiyet´in ortaya konması gerektiğini söyledi. Mehmet hocamız,
Diyanet İşleri Başkanı´nın da vurguladığı gibi artık birey eksenli bir dindarlık modeli geliştirmemiz gerektiğine dikkat çekti. Kelamın
tam da burada devreye girmesi gerektiğinin altını çizen Evkuran hoca, Kelam ilminin tevhid eksenli bakış için bir zorunluluk arz ettiğini
ifade etti. Mehmet Evkuran hoca hepimizin derdini 'dindarlık göstergeleri yükselişte ama ahlak için aynı şey söylenemiyor' diye özetledi.
Bunların yanı sıra sistemin insanları iyi davranmaya itmesi gerektiği söylendi; sanırım bu konuda da düşünüp hal çareleri üretmemiz
gerekiyor. Estetik sıkıntılar etik sıkıntılara da neden olur; her şeyde güzellik şiarımız olmalı Oturumlarda aslında nerelerde
tökezlediğimizin resmi çizildi ve çareler dile getirildi. Mesela estetik sıkıntıların ahlaki sıkıntılara neden olabileceğini düşünsem bile
bunu zihnimde tam olarak toparlayıp ifade edemiyordum. Hocalarımızdan tekrar öğrendik ki etik yargıları estetik yargılar üzerine bina
edilmelidir. Estetik bozukluklar konusundaki duyarsızlığımız, mesela ucube binalarda yaşamaya zorlanmamız, çirkinlik mengenesine
sokulan zihinlerimizin ahlaki ilkeler geliştirmede kısır kalması belki de estetik yoksunluklarımız sebebiyledir, ne dersiniz? Oturumlar
boyunca birçok teknik şey de konuşuldu, bilim adamlarının konuşması gereken şeyler, eleştiriler, şakalar, latifeler yapıldı. Tüm bunlarla
beraber mesela 'ilmihallerimizde iman ve ahlak konularının ayrılması, dinin sadece ibadet yönünün ön plana çıkarılması, ahlaka yapılan
vurgunun zayıflaması sonucunu çıkarmıştır' diye yakınmalar dile getirildi. İlmihaller konusu benim dikkatimi çeken bir alandır.
Sempozyumda `İlmihal Dindarlığının Ahlak Algısı´ başlıklı bir bildiride bu konunun ne kadar önemli olduğunun altı çizilmiş oldu. Bu
çerçevede İsmail Kara hocanın Cumhuriyet Türkiyesi´nde Bir Mesele Olarak İslam kitabında belirttiği imam hatip liseli ve ilahiyat
fakültesi eğitimli yeni tip insanın karşısında konumladığı geleneksel kaynaklarla beslenen insanların hayatında önemli bir yere sahip
olduğunu on yılı aşan imamlık görevim boyunca da sık sık müşahede ettiğim Mızraklı İlmihal örneğinin iman ve ibadet konularının iç
içe olması yönüyle örnek verilmesi, geleneksel deyip de küçümsediğimiz kaynaklarımıza tekrar yoğunlaşmamız gerektiğini hatırlattı
bana. İman emniyettir; ihsan Allah´ı görüyor gibi eylemektir her işi Ahlâkî alandaki sorunlarımızla ilgili bir çok şey söylendi; mesela
İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi´nden Prof. Dr. Ömer Aydın hoca, ayrıntıların özü kaybettiğinden şikayetçi. Ahlakın felsefe ile
tasavvuf arasında kaldığına değinen Ömer Aydın, ölçümüzü `Allah´ın sorusuna verdiğimiz cevaba yakınlıktır´ diye ifade etti. Hep
imanın tasdik olduğunun söylendiğini, aslında imanın `e-me-ne´ kökünden `emn´ yani emniyet anlamının nazarı itibara verilmesi
gerektiğini ifade etti ve iman-ahlak ilişkisine biraz daha dikkat kesilmemizi hatırlattı. Yine sempozyumda `ihsan´ kavramına da dikkat
çekildi ve bunun `Allah´ı görüyor gibi ibadet etmek´ten daha geniş bir çerçevede `Allah´ı görüyor gibi amel eylemek´ olarak
anlaşılmasının daha isabetli olacağı dile getirildi. Sempozyum boyunca aldığım notlardan biri de, 'eğer çevre için çevreyi kirletenlere
sövmekten başka bir şey yapmıyorsan çevre için negatif bir değerin var demektir. Bu konuda değer üretilmelidir.' şeklindeki ifadeydi.
Müslümanlar olarak çevre konusunda da düşünmemiz gerektiğini düşünüyorum âcizane. Karanlığa kızmak yerine aydınlık için harekete
geçmek ve buna kişiden/bireyden başlamak her konuda olduğu gibi ahlak konusunda da ödevimiz olarak durmaktadır. İki gün boyunca
birçok hocam ile görüşme imkânım oldu, onların fikirlerinden faydalanmaya çalıştım. Her ne kadar ahlak konusunda sıkıntılarımız, iman
ile ilgili konularda dertlerimiz olsa da bu işin yolu Müslümanlığımızı kendimize dert edinmekten geçiyor belki de. Ben sempozyumda
Prof. Dr. Özcan Taşcı hocamın belirtip teşekkür ettiği gibi Cuma ve Cumartesi günkü oturumlarda büyük bir salonu dolduran, ilgiyle
bildirileri dinleyen ilahiyat öğrencilerinden umutluyum. Güzel şeyler olacaksa onlar eliyle olacak inşallah. Halil Arslan, dikkatle dinledi
ve notlar aldı
YESIL EGZERSIZ ÇOCUK SAGLIGINI KORUYOR
Portal
Adres
: www.egedesonsoz.com
İçeriği : Gündem
Tarih : 09.06.2014
: http://www.egedesonsoz.com/haber/Yesil-egzersiz-cocuk-sagligini-koruyor/871139
Yeşil egzersiz çocuk sağlığını koruyor Doğada geçirilen zamanın azalması, parklara ve oyun alanlarına erişimin zorlaşması, fiziksel
aktivite seviyesinin de düşmesine sebep oluyor. Araştırmacılar, 'yeşil egzersiz' olarak tanımlanan, çocukların doğal ortamlarda yaptıkları
egzersizlerin sağlığa önemli katkı sağladığını vurguluyor. İSTANBUL - Coventry Üniversitesi araştırmacıları tarafından yapılan çalışma,
yeşil egzersizin çocuk sağlığı üzerindeki etkisini ortaya koydu. International Journal of Environmental Research and Public Healthda
yayınlanan araştırmada çocuklar iki gruba ayrıldı. İlk gruptaki çocuklar 15 dakika boyunca siyah bir ekrana bakarak pedal çevirirken
ikinci gruptaki çocuklar aynı sürede doğal çevrede geçen bir film izleyerek pedal çevirdi. Araştırma sonucunda yeşil egzersiz yapan
çocukların kan basıncı değerlerinin %5 oranında daha az olduğu görüldü. Araştırmanın yürütücülerinden Dr. Michael Duncan; düşük
kan basıncının genellikle hipertansiyon gibi kardiyovasküler sağlık problemlerinin görülmesindeki riski azalltığını, hastalıkların
önlenmesi için halkın açık alanlarda egzersiz yapmaya teşvik edilmesi gerektiğini vurguladı. İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi
öğretim üyesi, kardiyoloji uzmanı ve spor hekimi Prof. Dr. Erdem Kaşıkçıoğlu yeşil egzersiz yaparken uygun koşullarda bir dış ortamın
önemli olduğunu belirterek, ?Bireylere egzersiz ve spor aktivitelerini önerirken mümkün olduğunca doğayla iç içe olan yaşam
alanlarında yapmalarını istemekteyim. İster sağlıklı isterse de, herhangi bir kronik SAĞLIKLI YAŞAMAK İÇİN DÜZENLİ
EGZERSİZ YAPIN Kapalı ve tek düzelik içeren ortamlarda yapılan aktivitelerin, bireyin ruh durumunu ve motivasyonunu olumsuz
etkileyebildiğini belirten Prof. Kaşıkçıoğlu, ?Ortaya çıkan bu etki, sinir sistemi aracılığıyla kan basınçlarında da yükselmeye ve hatta
çarpıntılara yol açabilmektedir. Doğayla barışık bir şekilde yapılan egzersizler kapalı alanlarda yapılanlara göre bireylerin ruh durumunu
ve sinir sistemini daha olumlu yönde etkilemektedir. Yalnız burada hatırlanması gereken en önemli nokta egzersiz yapmak için uygun
koşullarda bir dış ortamında bulunmasıdır. Çevre ve hava kirliliği, aşırı sıcak ve soğuklar kimi zaman açık alanlarda egzersiz yapmayı
engellese de sağlıklı bir yaşamın korunması için düzenli egzersizden vazgeçmemek gerekir• diye konuştu.
KUANTUM LABORATUVARI KAPATILDI
Portal
Adres
: www.haberlink.com
İçeriği : Gündem
: http://www.haberlink.com/haber.php?query=93113
Tarih : 09.06.2014
Kuantum laboratuvarı kapatıldı TÜBİTAK İstanbul Üniversitesi ndeki Kuantum Araştırmaları Laboratuvarı ndan desteğini çekince,
bursu kesilen 11 yüksek lisans ve doktora öğrencisi araştırmacı işsiz kaldı. Kimi köyüne döndü, kimi saati 8 TL ye öğretmenlik yapıyor.
İstanbul Üniversitesi Kuantum Araştırmaları Laboratuvarı, 6 milyon TL bütçeyle 2012 de kuruldu. Fen Fakültesi Öğretim Üyesi Doç.
Dr. Afif Sıddıki?nin bir yıl boyunca sorumluluğunu üstlendiği laboratuvar, Harvard Üniversitesi ve Max Planck Enstitüsü ile birlikte
dünyada düşük sıcaklık-manyetik alan deneylerinin yapılabildiği ender araştırma merkezlerinden biriydi. Laboratuvarda yüksek lisans ve
doktora öğrencileri, sonuçları prestijli uluslararası bilim dergilerinde yayımlanan pek çok deneye imza attı. TÜBİTAK projeleri
durdurdu Sıddıki, iş ve işçi güvenliği sorunları çözülmediği için 13 Mayıs 2013?te laboratuvardaki görevini bıraktı. Sıddıki, iki
Facebook iletisi ve bir e-postada amirlerine hakaret ettiği gerekçesiyle YÖK Disiplin Kurulu?na sevk edildi. TÜBİTAK ise bir yıldır
deney yapılmadığı iddia edilen laboratuvarda yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin askıya alınan 2 projesine sağladığı yaklaşık 1
milyon TL?lik kaynağı 1 Haziran 2014?te geri çekti. Bursu kesilen 11 öğrenci işsiz kaldı. Kimi köyüne döndü, kimiyse ayda 900 TL?ye
ücretli öğretmenlik yapmaya başladı. Saati 8 liraya öğretmen oldu Metin E. Kendirlik, doktora sonrası araştırmacı olarak Kuantum
Araştırmaları Laboratuvarı?nın kurulumunda görev aldı. Laboratuvarda yürüttüğü deneyler TÜBİTAK yurtiçi doktora sonrası araştırma
projesi ile desteklendi. Projenin durdurulmasıyla birlikte işsiz kaldı. Antalya?da bir imam hatip lisesinde ücretli İngilizce öğretmenliği
yapmaya başladı: 'Laboratuvarda yürüttüğümüz proje İstanbul Üniversitesi?ne kazandırılan ilk doktora sonrası araştırma projesiydi.
Projem 18 aylık olmasına rağmen bunun 12 ayında çalışabildim. Bu bir yıllık süreçte kendi alanındaki en iyi bilim dergilerinde birçok
yayın yaptım. Afif Hoca?nın görevden ayrılmasının ardından laboratuvara girişimiz engellendi. Çalışmalarımızı zamanında
yapamadığımızdan TÜBİTAK desteğini kesti. Ben de İstanbul?dan ayrılmak zorunda kaldım. Şu anda Antalya?da aylık 900 TL maaş
alarak ücretli öğretmenlik yapıyorum.' Bölümü üç yılda bitirdi, köyüne döndü Hüseyin Atcı ise, fizik bölümünü üç yılda birincilikle
tamamladı. Akademik kariyerine 2008?de bir konferansta tanıştığı Sıddıki ile devam etmeye karar verdi. Laboratuvardaki projeler
durdurulunca memleketi Muğla?daki köyüne döndü: 'Laboratuvardaki projelerde gecemizi gündüzümüze katarak, bıkmadan,
yorulmadan büyük bir heyecanla çalıştık. Hem deneysel hem kuramsal çalışmaları birlikte yürüttük. Doktora tez konum grafen ve
kuantum noktalar. Fakat bunlar dışında moleküler dinamik simulasyonlar ve yüksek manyetik alan etkisi gibi birçok farklı konuda
çalışmalar yapıyordum. Bu konular üzerinde yaptığım çalışmalardan oluşan makalelerin bazıları önemli bilimsel dergiler tarafından
kabul edildi, bazıları da hakemdedir. Projelerimiz durdurulunca İstanbul dan ayrılarak, memleketime ailemin yanına dönmek zorunda
kaldım.' ?Ne iş bulursam yapacağım? Serkan Sırt da Kuantum Araştırmaları laboratuvarında yürütülen projelerde çalışan bir yüksek
lisans öğrencisiydi. Laboratuvardaki çalışmalarının sonuçlarını içeren üç makalesi uluslararası bilim dergilerinde yayımlandı. Bursunun
kesilmesiyle birlikte hayatını idame ettirmekte sıkıntı yaşadığını anlatıyor: 'Afif Hoca ile birlikte sonuçları prestijli uluslararası
dergilerde yayımlanan birçok çalışma yaptık. Laboratuvarda çalışırken kimseden bir beklentim yoktu. Sevdiğim işi yapıyordum ve bunu
yaparken de memleketime hizmet ediyordum. Bilimsel çalışmalarımızı yaparken yaşadığımız baskının ardından bursumuz da kesildi.
Temel bilimle uğraştığım için Türkiye şartlarında iş bulmam oldukça zor. Hayatımı idame ettirmekte zorlanıyorum. Bundan dolayı ne iş
olursa olsun yapma noktasına geldim.' Seslerini duyurmaya çalışıyorlar Kuantum Araştırmaları Laboratuvarı?ndaki araştırmalarına
devam edemedikleri için bursları kesilen 11 yüksek lisans ve doktora öğrencisi kurdukları http://herseyeragmen.biliminsaniyiz.biz adlı
siteden seslerini duyurmaya çalışıyor. Öğrencilerin ortak talebiyse bilimsel araştırma yapmaya devam edebilmek için kendilerine uygun
şartların sağlanması. Dekanlık açıklama yaptı İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanlığı, Kuantum Araştırmaları Laboratuvarı ile
ilgili resmi internet sitesinden bir açıklama yaptı. Açıklamada, Doç. Dr. Afif Sıddıki hakkındaki soruşturmaların yönetmelikler
çerçevesinde yapıldığı belirtildi. Laboratuvar, yeni sorumluları tarafından araştırma laboratuvarı olarak kullanılmakta ve buradaki
çalışmalara devam edilmektedir dendi. Şükrü Oktay Kılıç/al jazeera
HECE HECE SÖYLÜYORUM: BI-LIM-DE YO-LUN SO-NUN-DA-YIZ!
Portal
Adres
: www.haberte.com
İçeriği : Gündem
Tarih : 09.06.2014
: http://www.haberte.com/teknoloji-bilim/hece-hece-soyluyorum-bi-lim-de-yo-lun-so-nun-da-yiz-h170742.html
Hece hece söylüyorum: Bi-lim-de yo-lun so-nun-da-yız! Bilimin her defasında ancak aşağıdaki tuhaf şekillerde gündem olduğu bir
ülkede yolun sonuna gelip de geçmedik mi? 09 Haziran 2014 Pazartesi 18:39 Bu haber 1 kez okundu Haber: CAN GÜRSES - canitti /
Arşivi Geçtiğimiz cuma, 6 Haziran doğumgünümdü... Açık söylemek gerekirse en azından o gün içerisinde haberleri takip etmek gibi en
ufak bir motivasyonum yokken akşamüzeri bulduğum bir saatlik boşlukta reflekslerime engel olamamamın pişmanlığını hâlâ yaşıyorum.
Sevdiğim bir gazeteci yazar bu yaşların, insanın kutlarken bile ufaktan efkarlanmaya başladığı yaşlar olduğundan bahsetmişti... Aslında
bu düşüncelerin yakınında bile değilken doğumgünümde bile bırakamadığım saçma alışkanlığım o akşama ufak bir sinir ve efkarla
başlattı. Hep olur ya, Türkiye ´de bilimsel konular genelde medyada hiç yer bulmazken inadına senin gününde haber üstüne haber
yağar: Tarih 6 Haziran; GATA´da görev yapan Prof. Dr. M.Kemal Irmak, şizofreni hastalarının gördükleri halisünasyonların sebebinin
cin çarpması olduğunu; hastalığın tedavisinde üfürükçülerle doktorların beraber çalışması gerektiğini iddia ediyor... 2003´te Princeton
Üniversitesi´nde geçirdiğim yılın başlarında o sıralar hâlâ Matematik Bölümü´nde ofisi bulunan John Nash (Russell Crowe´un oynadığı
Oscar´lı Beautiful Mind/Akıl Oyunları filminin ana karakteri) hakkında basit bir uyarıda bulunulurdu: 'Onunla tanışmıyorsanız gidip
konuşmayın! Sizin gerçek olup olmadığınızı kestiremeyebilir...' Şizofreni gibi hastalıklarda ne yazık ki çoğunlukla yüzde yüz tedavi
mümkün olmamakla birlikte büyük ihtimalle ömür boyu bakım ve dikkat gerektiren bir durum ortaya çıkar. Profesör ünvanı olan
birisinin tutup da bu durumdaki hastaları üfürükçülerle muhattap etmeyi düşünebilmesinden daha vahim olanı bu kişinin GATA´da
görev yapıyor ve muhtemelen çeşitli sebeplerle psikolojik zorluklar yaşayan askerlerin tedavisinde rol alıyor olması ihtimalidir... Tarih
6 Haziran; Konya Selçuk Üniversitesi´nde görev yapan iki öğretim üyesinden Prof. Dr. Ahmet G.´nin Doç.Dr. Celaleddin Öztürk´ün
boğazını keserek öldürmesinin altından aynı kadına âşık olmaları çıkıyor... Aylar öncesinde Recep Tayyip Erdoğan
Üniversitesi´ndeki akademisyenlerin keşfedip bilim dünyasına kazandırdığı üç yeni sazan balığı türü haberlerinden sonra uzun zamandır
Anadolu´daki üniversitelerden ses çıkmıyor derken, o haberleri de arayacak duruma geldiğimizi görüyoruz... Tarih 6 Haziran;
Tübitak´ın olayların tam üç ay sonrasında yayımladığı raporda başbakanın ve eski bakanlardan bazılarının ortaya çıkan ses kayıtlarının
montaj olduğunun ispatlandığı belirtiliyor... Herkesin ulaşabileceği bazı yazılımlarla bu montajların tespit edilebileceği; bazı kelimelerin
hece hece oluşturulduğu gibi savlara yer veriliyor. Söylenebilecek çok şey arasından en basiti; Raporun tamamı kamuoyuna
açılmalıdır... Bu olmadığı sürece, kadrolarında radikal değişikliklere gidilen; daha bir kaç ay önce başbakanın kendisinin bile
güvenmediğini söylediği; en önemli merkezlerinden biri olan ULAKBİM´in müdür yardımcılığına eski hayvanat bahçesi müdürünün
atandığı TÜBİTAK´ın geçtiği hiçbir habere kimse itibar etmeyecektir. Bu olmadığı sürece, markette hırsızlık yapıp görüntüsü tespit
edilenden rüşvet alıp gizli kameraya çekilenlere kadar; şu anda benzer delillerle yargı süreci devam eden veya hali hazırda ceza almış
herkese 'Hepsi montaj hepsi şantaj' deme hakkı doğmayacak mı? Ve `koskaca TÜBİTAK´ için bile amatörce yapılmış bir montajı tespit
etmek üç ay sürdüyse böyle bir emsal yaratmak kimin işine yarayacak? Tarih 6 Haziran; Benim de daha önceden YÖK´teki
soruşturması üzerine yazdığım Doç. Dr. Afif Sıddıki, kapanan kuantum laboratuvarı ve işsiz kalan yüksek lisans öğrencileri hakkında
medyada çıkan haberler ve dahası. Bu olayda İstanbul Üniversitesi ile Afif Sıddıki arasındaki durumdan mı, YÖK´ün yeni ceza
yönetmeliği yüzünden Afif Sıddıki´nin akademisyenlikten ömür boyu men cezası alma durumuyla karşı karşıya olmasından mı, medyada
bu haberleri yapanların 'Acaba bir de İstanbul Üniversitesi ne düşünüyor?' diye merak edip açıp sormadan haber yapmalarından mı
bahsetsem bilemedim... Hem olayların YÖK sürecine kadar her iki tarafta yaşananlar hem mantık dışı ceza yönetmelikleri yüzünden
YÖK sürecine geçilmesi hem de haber oluş şekli açısından Türkiye bilim camiası için utançtan ve imaj kaybından başka sonucu yoktur
bu işin!..
*** Yaklaşık yarım saatlik haber turu içerisinde ülkenin bilim gündeminin resmi aynen bu şekilde... Peki farklı
zamanlarda bu resim çok mu farklı? Ezgi Başaran daha üç, dört gün önce seçim sonuçlarının girildiği yazılımın Ulusal Yazılım
Sertifikasyonu olmadığını ortaya çıkardığında da çok farklı değildi... Üç hafta önce Tübitak´ın en önemli birimlerinden ULAKBİM´in
başkan yardımcılığına hayvanat bahçesi müdürü atandığında da resim aynıydı... Bir ay önce başbakan, insanlardan pastörize süt gibi
bahsedip, 'Sütün içine karışmış bu pis suyu, gerek kaynatarak gerekirse moleküllerine ayırarak sterilize edeceğiz' dediğinde de resim
aynıydı... Belki de artık son çare olarak, çocuk tacizcisi babayı özür dilemesi koşuluyla affetme tavsiyesi veren Alo Fetva´ya açıp
sormalıyız: - Bilimin her defasında ancak bu şekilde gündem olduğu bir ülkede yolun sonuna gelip de geçmedik mi ?
KEPEZ´DE 70 PROJE BASLıYOR
Portal
Adres
: www.karamanca.net
İçeriği : Gündem
: http://www.karamanca.net/haber/188225/kepezde-70-proje-basliyor.html
Tarih : 09.06.2014
Bu haber 07 Haziran 2014, Cumartesi 06:00:05 tarihnde eklendi. Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü, seçim döneminde vaat ettiği
70 projeyi hayata geçiriyorKepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü, seçim döneminde vaat ettiği 70 projeyi hayata geçiriyor. İlk olarak
mimar, şehir plancısı ve düşünür Turgut Cansever anısına mimarlık ödülü verilmesi projesi gerçekleştiriliyor. Kepez Belediye
Meclisi´nin, Haziran ayı olağan meclis toplantısında AK Parti Grubu, Ulusal Yüksek Mimar Turgut Cansever Mimarlık Ödülleri
verilmesi konusunda meclis kararı alınması için önerge verdi. Önerge, meclisteki grubu bulunan tüm partilerin meclis üyelerinin oy
birliği ile Plan ve Bütçe Komisyonu´na havale edildi. Başkan Hakan Tütüncü de önümüzdeki mecliste, komisyon raporunun karara
bağlanmasından sonra mimarlık ödülü verilmesinin şartlarını belirleyeceklerini söyledi.ANTALYA´NIN ÖNEMLİ BİR DEĞERİ
YAŞATILACAKBaşkan Tütüncü, Turgut Cansever´in anısına mimari proje yarışmasını, mimarlık ve yapı sektöründeki faaliyetlerin
tanıtılması, özendirilmesi ve ödüllendirilmesini amacıyla düzenlediklerini belirtti. Tütüncü, dünyanın önemli mimarları arasında sayılan
ve mimariyi sanatla bütünleştiren Turgut Cansever adına düzenleyecekleri proje yarışması ile ülke genelindeki başarılı projeleri ve
mimarları ödüllendireceklerini kaydetti.Başkan Hakan Tütüncü, yarışma ile Antalya´nın önemli bir değeri olan Turgut Cansever´in
hatırasını yaşatacaklarını ifade etti. Kepez Belediyesi, Turgut Cansever´in ismini daha önce de Çankaya Mahallesi´nde yeni açılan
caddeye vermişti.TURGUT CANSEVER KİMDİR?1920´de Antalya'da doğan Turgut Cansever, Galatasaray Lisesi ve İDGSA Mimarlık
Bölümü'nde okudu.1951'de mimarlık bürosunu kurdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nden 'Osmanlı ve Selçuklu Mimarisinde
Sütun Başlıkları' adlı teziyle sanat tarihi doktoru, 'Modern Mimarinin Sorunları' adlı tezi ile doçent ünvanını aldı. 195960´ta kuruluşunda
bulunduğu Marmara Bölgesi Planlama Teşkilatı Başkanlığı ve 1961´de İstanbul Belediyesi Planlama Müdürlüğü görevlerinde
bulundu.197475´te Dünya Bankası İstanbul Metropol Planlama Projesi´ne başkanlık yaptı. 1974 76 arasında Avrupa Konseyi Türk
Delegasyonu Üyeliği; 197580 arasında İstanbul Belediyesi´nde, 1979´de Ankara Belediyesi´nde metropol planlama, yeni yerleşmeler,
kent merkezleri ve koruma danışmanlığı, 1983'te Charles Moore, Roland Simounet, James Stirling, P. W.Sudin, Rifat Chadirji, Habib
FidaAli, Mübeccel Kiray, Ismaïl Serageldin'le birlikte Ağa Han Büyük Jüri üyeliği yaptı.'Bilge Mimar' da olarak anılan Cansever, kent,
imar, koruma alanlarında pek çok görev aldı, Beyazıt Meydanı'nı tasarladı. Türkiye'deki ilk sanat tarihi doktora tezinin sahibi olan
Cansever, dünyada üç Ağa Han Mimarlık Ödülü almış tek mimar olarak biliniyor. Turgut Cansever, 22 Şubat 2009 tarihinde hayatını
kaybetti.
ADALAR'DA 'DEPREM ÇALISTAYI' DÜZENLENDI
Portal
Adres
: www.yasamgazetesi.com
İçeriği : Gündem
Tarih : 09.06.2014
: http://www.yasamgazetesi.com/gundem/adalarda-deprem-calistayi-duzenlendi-h67746.html
Adalar da Deprem Çalıştayı düzenlendi Adalar Belediyesi ile İstanbul Üniversitesi, Adalar Belediye Meclis Salonu´nda; deprem öncesi
hazırlık, depremle nasıl yaşanılır konulu bir çalıştay düzenledi Çalıştayın açılış konuşmasını yapan Adalar Belediye Başkanı Atilla
Aytaç, ülkemizin deprem bölgesinde olduğunun altını çizerek, deprem konusunda halkı bilinçlendirmenin önemine değindi. Depremi
önlemenin mümkün olmadığına dikkat çeken Aytaç, 'Depremleri önlemek olanak dışı belki ama günümüzde bilinçli ve etkili yöntemlerle
deprem hasarlarının azaltılması mümkün olmaktadır. 17 Aralık 1999 depreminde ülkemiz çok büyük acılar yaşadı. Maalesef aynı
acıların yaşanmaması konusunda gerekli önlemler alınabilmiş değil' dedi. Zayıf zeminde daha çok hissedilir İstanbul Üniversitesi
Öğretim Görevlisi ve Jeofizik Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Prof. Dr. Ali Osman Öncel ise 24 Mayıs ta Ege Denizi´nde
yaşan depreme değinerek, bu deprem 1000 km uzaklıkta dahi hissedildiğini, bu anlamda büyük bir deprem olduğunu söyledi. Zemin
etütleri yapılmadan her yerin gelişi güzel yapılaşmaya açıldığını ifade eden Öncel, 'Zayıf zeminlerde depremin şiddeti daha çok
hissedilir, verdiği hasar da daha çok olur' diye konuştu. Kentesel dönüşüm çalışmalarının desteklenmesi gerektiğini sözlerine ekleyen
Prof. Dr. Ali Osman Öncel, Kentsel dönüşüm yasasının deprem için güvenli kentler inşa edilmesi için çıkarıldığını ve isabetli bir karar
olduğunu vurguladı.
Download

bayrak sıırı - İstanbul Üniversitesi