SAYI 6 / EYLÜL 2014 / ÜCRETSİZ
DENİZLERE AÇILMA
ZAMANI
mustafa alabora
VE seyahat tutkusu
karİdes İle kalamarı
nerede yemelİ?
moda İkonlarIYla
stİl üzerİne
bahçenİz sonbahara
hazır mı?
2
İÇİNDEKİLER
Dersin adı: Sonbahara giriş
EGE 45
10 Alaçatı’nın
rüzgarı bile
lavanta
kokuyor
EGE 45
Y
az mevsimini uğurladık ama giderken tatlı sıcağını ardında
bıraktı. Diğer yandan sokakları, plajları dolduran misafirlerin bir
kısmı da işlerinin başına dönünce, Alaçatı nispeten daha sakinleşti ve
onunla baş başa kalma fırsatı doğdu.
Biz de bu ay yine Alaçatı günlerinizi dolu dolu geçirmenizi
sağlayacak öneriler, haberler ve söyleşilerle karşınızdayız. Dosya
konumuzu, yüzmenin yanı sıra denizin keyfini çıkarmanın en huzurlu
yolu olan yat gezilerine ayırdık. İster günübirlik ister birkaç günlük
olsun, tekne kiralayıp sevdiklerinizle size özel bir geziye çıkmadan
önce bu habere göz atmalısınız. Gezi rotalarından kiralama
yapabileceğiniz firmalara, fiyatlardan tekne özelliklerine kadar birçok
bilgi içeren haberimiz, 2015 yılı için bile bir rehber niteliğinde.
Gezmek iyi, güzel ama midemizi de mutlu etmek gerek değil
mi? Bu sayıda kalamar ve karides yapan mekanları dolaşacağız
hep birlikte. İlginç tarifleri okurken eminiz hepsini tek tek denemek
isteyeceksiniz. Rengi ve kokusuyla aklımızı başımızdan alan ve
Alaçatı’da yetiştirilen lavanta haberimiz ise ağzımızı tatlandıracak
sürprizler içeriyor.
Bu ay dergimizde yepyeni iki sayfa daha var. Bunlardan ilki
bahçesi olanlara özel. Artık her sayımızda peyzaj konusunda faydalı
bilgiler verecek olan Nida Kireççi, “Nini’nin Bahçesi” adlı köşesiyle
selamlayacak sizi. Diğer yeniliğimiz ise “Alaçatı Günlükleri” köşemiz.
Bu sayımızda Melek Toraman’ın tasarımcılıktan sörf tutkusuna uzanan
keyifli hikayesine ortak olacaksınız.
Sörf konusuna değinmişken bu yıl ilk kez İstanbul’da yapılan Dünya
Kiteboard Şampiyonası’nda çok özel biri isimle bir araya geldik. Salih
Alexander Çakır ile gerçekleştirdiğimiz sohbette Alaçatı’nın onda nasıl
özel bir yere sahip olduğunu keyifle okuyacaksınız.
Güzellik ve dekorasyon sayfalarımız yepyeni ürünleri ağırlarken,
Stilatör bu kez moda ikonu ünlü kadınların stillerini inceliyor. Tarzları
neler, hangi markaları tercih ediyorlar, vazgeçemedikleri kıyafet ya da
aksesuarlar hangileri?
Keyifli okumalar dileğiyle…
AYLIK SEYAHAT DERGİSİ SAYI 6 / EYLÜL 2014
İMTİYAZ SAHİBİ
Casa Blanca Yayıncılık adına
Tuba Parlak
SORUMLU Yazı İşlerİ Müdürü
Tuba Parlak
[email protected]
YAYIN KOORDİNATÖRÜ
Z. Deniz Metin
[email protected]
EDİTÖR
Hanife Yaşar
[email protected]
Yaz sonrasına
özel
bakım
ürünleri
17
Katkıda Bulunanlar
Sibel Arna, Ali İnceoğlu, İlker Metin,
Esra Parlak, Barış Selamioğlu,
Melek Toraman, Nida Kireççi
REKLAM REZERVASYON
Tuba Parlak
[email protected]
BASIM
Dünya Yayıncılık A.Ş.
100. Yıl Mah. Hüseyin Karaarslan Cad.
Bağcılar/İstanbul
Tel: (212) 440 24 24
DAĞITIM
Etkin Dağıtım
Adres: Eski Büyükdere Cd. Yamaç Sk.
No: 1/1 4. Levent-İstanbul
Tel: (212) 282 40 04
İLETİŞİM
Altıntepe İstasyon Yolu No:3 Maltepe/İstanbul Tel: (549) 653 25 26 / (549) 651 25 26
* Alaçatı+, bir Casa Blanca Yayıncılık yayınıdır.
* Bu yayında yer alan yazı ve fotoğrafların tüm hakları kredi sahiplerine veya Alaçatı+’a aittir.
İzinsiz alıntı yapılamaz.
* Tüm yazı ve görsellerden imza sahibi sorumludur. İlanların sorumluluğu ilan sahiplerine aittir.
EGE 45
24 Evinizin
dekorasyonunda
deniz esintisi
Melek Toraman:
‘Alaçatı’ya
nasıl geldim?’
23
EGE 45
TASARIM/UYGULAMA
Sinem Fırtına
[email protected]
bir spor mu
yoksa
tutku mu?
6
EGE 45
20 Kitesurf
Mustafa
Alabora tam bir
seyahat
tutkunu
EGE 45
EDİTÖRDEN
3
GÜNCEL
ge
iz, eşyalı
Alaçatı’da
ak istersen
lm
a
k
e
d
v
e göre
yunca e
üyüklüğün
b
a
d
ya
a
.500
olmasın
alar 200-1
m
la
a
ir
k
k
r.
günlü
a değişiyo
TL arasınd
NELER OLUYOR
MEDEN
İYETLER
KOROSU
AÇIKHA
Üç s
ema
V
oluşa vi dine m A’DA
ensu
n An
p
t
Koro akya Me kişilerde
deniy
su, 6
n
20:3
etler
Ey
0
Tiyat ’da Alaç lül saat
atı A
rosu’
çı
n
Biletl da sahne khava
er 20
-40 T alıyor.
L.
SICAKLARA
AM
DEV aftası havae
l
h
n ilk
recey
Eylülü ları 37 de ftadan
lık
ü ha
sıcak
çünc erece
ü
p
ı
y
başla aren 26 d la
itib
may
ortala yor.
ilerli
E
WINDSUF V
KITESURF
BİRLİKTE YARIŞIYOR
ında yapılan
leri aras
1-2 Eylül tarih
windsurf
n Cross yarışı,
a
Red Bull Aegea
cularını bir aray
ve kitesurf spor
e
rın parkuru is
getiriyor. Yarışla
Resort Çark
Alaçatı Beach
ayıp Sakız
Plajı’ndan başl
r
ka
Adası’na da
.
or
uzanıy
4
Mehmet Aktugan
EYLÜLDE
EV
MI
?
KİRALAMAYI
o
b
DÜŞÜNÜYORSUNUZ
zaman
çireceğiniz
GÜNCEL
Gerçek konfor,
gerçek rahatlık!
Comfort Lounge İzmir
Comfort Lounge şimdi, uçuş öncesinde geçirdiğiniz zamana
konfor katacak ayrıcalıklarıyla İzmir Adnan Menderes Havalimanı
İç Hatlar Terminali’nde sizi bekliyor.
5
RÖPORTAJ
Tercİhİm
huzurlu ve
bozulmamış yerler
Oyuncu Mustafa Alabora, fırsatını buldukça İstanbul’dan kaçmayı
seven bir gezgin. Hem iş hem de zevk için Türkiye’de pek
çok şehri görmesinin yanı sıra, Avrupa’da da Finlandiya dışında
tüm ülkelere uğramış. Alabora’yla neden 50 yaşından sonra
yurtdışına çıkabildiğini, gezip beğendiği yerleri konuştuk.
DENİZ METİN / [email protected]
Gençlik yıllarınızdan başlayalım.
Nasıldır o dönemden aklınızda kalan
seyahatler?
Ailemle birlikte İstanbul Bomonti’de
yaşıyordum. Tatillerimizse
Caddebostan’daki Reşitbey Plajı’nda
kiraladığımız küçük bir odada geçerdi.
15 yaşıma kadar yaz boyunca orada
olurdum. Kendi başıma çıktığım ve
bende büyük izler bırakan seyahat
ise 1964’teydi. 18 yaşımdaydım,
konservatuvarda okuyordum.
Munir Özkul’la Anadolu turnesine
çıkmıştık. İlk durağımız İzmir
oldu. Burada bir ay kaldık. Ve
tabii ki hiçbir anı boş geçirmedik.
Oyunlar akşam olduğundan,
gündüzlerimizi minibüslere doluşup
İzmir çevresindeki plajlarda geçiriyorduk.
Peki, o dönemde Çeşme ya da
Alaçatı’ya düşmüş müydü yolunuz?
Maalesef hayır. Yakın olduğu için Urla’ya
gidiyorduk. 1975’ten sonra da hep Bodrum’a
gittim. Alaçatı’nın hikayesiyse çok enteresan.
Çeşme’yi tabii ki biliyordum ama Alaçatı’yı
hiç duymamıştım. 1998-1999 yılında Maviydi
Bisikletim adlı bir oyun koydum sahneye. İzmirli
olan Dinçer Sümer yazmıştı ve tekstte Alaçatı adı
6
RÖPORTAJ
geçiyordu. Alaçatı’yla tanışmam ve orayı merak
etmem de böyle başladı. Bu oyundan üç dört yıl
sonra Kasırga İnsanları adlı dizide rol aldım. Ve
şansa bakın ki, dizi Alaçatı’da çekiliyordu.
Nasıldı ilk izleniminiz?
Yaklaşık 10 yıl önceydi. Yani, Alaçatı henüz
meşhur olmamıştı. Bodrum’un ilk gittiğim
yıllardaki haline benzetmiştim. Ama Alaçatı
daha karakteristikti. Eski Rum evleri daha
bozulmamıştı. Issız bir yerdi ama insanları çok
sıcakkanlıydı. Daha ikinci gün, eğer dizi uzun
sürerse burada rahatlıkla iki üç yıl kalabilirim,
diye düşünmüştüm. İstanbul’a gittiğim günlerde
özlemeye bile başlamıştım.
Şimdi çok değişti tabii...
Evet. Artık Alaçatı’da yaşanılamaz. Tıpkı
Bodrum gibi. Gittiğimiz ilk yıllarda orada
da sadece Bodrumlular yaşardı. İnsanlar
evlerinde kapılarını kilitlemeden otururdu.
Alaçatı’ya ilk gidişimde de bu güzelliği görmüş,
aynı heyecanı yaşamıştım. Ama o zaman
da düşünmüştüm, burayı da birkaç seneye
bozarlar diye, demez olaydım.
Daha düzenli gelişebilirdi belki de.
Tabii ki gelişecek, tabii ki oradaki insanlar
para kazanacak, hayatları daha güzel olacak
ama yerelliği bitirmemek gerekiyor. Bir de
mesela, biz İstanbul’dan oraya tatile gidiyoruz
diye, İstanbul’daki yaşam tarzını oraya
götürmemiz gerekmiyor. Alaçatı’yı Alaçatı,
Bodrum’u da Bodrum gibi yaşamak güzel olan.
Tatillerinizde huzurlu ve bozulmamış
yerleri tercih ediyorsunuz o zaman.
Evet. Sırf bu yüzden, Bodrum’daki evi satıp
Şile’ye kaçtık. Ama bu ev Şile’nin içinde değil
tabii ki. Haftanın üç günü oradayım artık.
Ne vazgeçirdi sizi Ege’den?
Birincisi çok sıcak. Artık sıcak dokunuyor
herhalde yaşımdan dolayı. İkincisiyse inanılmaz
kalabalık oldu oralar. Rahat edemiyor insan.
Ama Karadeniz’in dağlarındaki o sular, o
yeşillik, oradaki bitki dokusu... Bunu Ege’de
bulmak pek mümkün olmuyor artık. Bir de
gittiğim yerlerde o yörenin insanıyla ahbap
olmayı seviyorum. Sokağa çıktığımda gerçek
esnafıyla sohbet edemiyorsam hoşuma gitmiyor.
Biz İstanbul’dan tatile gidiyoruz
diye, İstanbul’daki yaşam
tarzımızı götürmemiz gerekmiyor.
Alaçatı’yı Alaçatı, Bodrum’u da
Bodrum gibi yaşamak güzel olan.
Alternatif, hâlâ bozulmadığını
düşündüğünüz yerler var mı
önerebileceğiniz?
Kavala, Alexandrapolis olabilir. Alexandrapolis’ten yaklaşık sekiz saat uzaklıktaki Ohri’ye gittim.
Aslında burası bir şehir ama gidenlerde bıraktığı
izlenim, kendi halindeki bir kasaba edasında.
Gölün kenarında olmasıysa çok daha güzel. Aynı
şekilde yine gölün kenarında yer alan, Alpler’in
eteğindeki Annecy de beni çok etkiledi.
Yazar ya da çizer misiniz seyahatlerde?
Eğer çok çizmek isteyeceğim bir yer olursa
arkadaşlarım fotoğrafını çekiyor. Ben de onun
üzerinden çalışıyorum. Mesela Saint Michel’i bu
şekilde resmettim. Venedik gibi sular akıyordu.
‘Mutlu insanlar sokakta nasıl geziyor’, orada
gördüm. Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim;
bu kadar çok yurtdışı anlatıyorum ama yurtdışına
gitmeye 50 yaşımda başlayabildim.
Neden?
Zamanında siyasi mahkûm olarak hapis
yattığımdan dolayı pasaportumu ancak 50
yaşımda alabildim. Bir sene sonra da devlet
memuru olduğum için yeşil pasaport verdiler. Bu
yüzden de çok fazla yurtdışı seyahatine çıkıyorum.
Yurtdışı tatilleriniz nasıldır?
Aslında büyükşehirlere gitmek istemiyorum.
Ama ne yazık ki yüzde 60 yine büyükşehirlere
gidiyoruz. Mesela bundan bir ay önce Sicilya’ya
gittik. Büyük bir hayal kırıklığı yaşadım.
Gidilmemesi gereken yerlerden! O lazok
(laz&barok) mimari orayı bitirmiş. Dağlara öyle
korkunç binalar inşa etmişler ki... İtalyan olamaz
onu yapanlar. Ama Bruge’a da tam tersi bir
şekilde bayılmıştım. Öncelikle mimari dokusu
muhteşem. Her sokak bir tiyatro dekoru gibi.
Belçika, dünyanın en iyi bira yapan ülkesi. 200
çeşit biraları var. Dünyanın en iyi çikolatasını da
onlar yapıyor. Ayrıca yemekleri de çok güzel.
Peki, 50 yaşından sonra kaç ülkeye
gittiniz? İlk maceranız hangisi oldu?
Önce İngiltere. Arkadaşım Erdal
Özyağcılar’ın Catsbury’de evi vardı ve bizi
oraya davet etti. Oğlum Mehmet Ali’yle birlikte
gittik. Sonra Londra’ya da geçtik. Hiç unutmam,
dünyaca ünlü Cats müzikaline bilet almıştık.
Ama ben Londra’ya o kadar hayran kalmıştım
ki, müzikale bile gitmemiştim.
Daha sonra aynı heyecanlar,
seyahatler devam etti mi?
O sırada Kara Melek dizisi çekiliyordu.
Biliyorsun, dizilerin yoğun çalışma temposundan
bir yere gitmek mümkün değil. Ama ondan
sonra ilk defa Halil Ergün, Tarık Akan, ben,
Zeki Öktem ve bir sürü sinemacı grubu olarak
bir otobüs kiralayıp Yunanistan’a gittik tatil için.
Yılbaşıydı. Önce Alexandrapolis’te yemek yedik.
Oradan da Kavala, Selanik ve Atina’ya geçtik.
Bundan sonra da Finlandiya hariç, Avrupa’da ne
kadar ülke varsa hepsine gittim.
İlk gördüğünüzde sizi çok
heyecanlandıran bir yer oldu mu?
Paris. Yazarların, ressamların olduğu bir
yer Paris. Ve hayallerimdeki gibi bir yer çıktı.
Köprüler mesela... Otobüsle gezerken gördüğüm
bir köprü vardı. Sağda Versay Sarayı, solda o
eski tip evler, kestane ağaçları... 15 dakika falan
yumruk yemiş gibi olmuştum. Çok acayipti benim
için. Sonradan her gittiğimde yine buldum o
köprüyü.
Peki, özellikle gidip bulduğunuz yerler
oldu mu, romanlardan aklınızda kalan?
Tabii. Mesela Saint Germain’deydi
sanıyorum Sartre’ın kahvesine gittim. Küçük dar
sokakları keşfe çıktım. Birkaç sefer kayboldum
ama yolumu hep buldum. Çünkü Eyfel
kulesini gördünüz mü, yolunuzu bulursunuz.
Montmartre’deki Sacre Coeur Basilikası
mesela... Onun çevresinde yemek yediğimde
çok heyecanlanmıştım. Başka bir gidişimde
çello çalan biri vardı sokakta. O kadar iyiydi
ki... Kulak kabarttım, harika çalıyordu. Sattığı
CD’lerden alınca, adamın Paris Filarmoni
orkestrasından sıkılıp sokak müziği yaptığını
öğrendim. İşte böyle bir yer Paris.
Atina’da öğle yemeği sırasında
İngiltere Catsbury’de çok eski bir mahalle barında
oğlu Mehmet Ali Alabora’yla birlikte.
Banu Zeytinoğlu’yla birlikte geçen yıl St. Paul de Vence
2008 yılı Moskova’da.
7
ALİ İNCEOĞLU
LEZZET
MÖNÜLERİN EN HAVALI İKİLİSİ
KALAMAR VE KARİDES
Deniz ürünlerini sevenler için
yemek saatlerinin en sevilen ara
sıcaklarındandır kalamar ve karides.
Ağzınızda bıraktığı tat ne kadar iyiyse ana
yemeğin şansı da o kadar artar.
Pek çok çeşidi yapılan bu ikiliyi nerelerde
yiyebileceğinize gelince…
8
E
ylül ayı sonbahardan ziyade yazın devamı
sayıldığından, birbirinden hoş mekanların
açık alanlarında yemek keyfi de devam
ediyor. Eee mevsim değişir de sofraların
misafirleri aynı kalır mı? Onlar da değişiyor.
Hangi balığın hangi mevsimde tutulduğunu
az çok öğrendik ama bu durum karides gibi
deniz ürünlerinin çeşitleri için de geçerliymiş.
Mesela çoğu restoranda gördüğümüz jumbo
karides takriben nisan ayında, teke karides
ise ağustos gibi görülmeye başlıyormuş.
Tabii bu çeşitlilik türleriyle sınırlı değil,
mönüleri asıl zenginleştiren pişirilme şekilleri.
O nedenle Alaçatı’da karides ve kalamar
yiyebileceğiniz bazı mekanları araştırdık,
çeşitleri hakkında bilgi aldık.
Selanik usulü kalamarı
denediniz mi?
Tokoğlu Mahallesi 1044 Sokak’ta bulunan
Pla’Ce, kalamarın da karidesin de tavasını ve
ızgarasını yapan 90 kişi kapasiteli bir mekan.
İlk durağımız burası olduğu için karides ve
kalamarların pişirilmesine dair biraz detay
istiyoruz. İşletme Müdürü Makbule Kıtrancı,
kalamarı pişirdikleri tavaların ayrı olduğunu
belirterek başlıyor söze. İster ızgara ister tava
için hazırlanmış olsun, kalamarlar önceden
LEZZET
özel bir sosa yatırılıp yedi saat bekletiliyor.
Ardından mısır unu ve cevize bulayıp kızartma
faslı geliyor. Buraya kadar kalamar tava işlemi
tamam ancak ızgarası yapılacaksa bu kızartma
işi kısa tutulup kalamarlar ızgarada pişmeye
devam ediyor. Ayrı bir tavada tereyağı,
sarımsak, pul biber ve kimyon hazırlanıp
ızgaraya ekleniyor. İşte bu yönteme Selanik
usulü deniyor. Karideslere gelince çimçim ve
jumbo karides tercih ediyor Pla’Ce. Tavası için
kaynar sudan geçirildikten sonra ayıklanan
karidesler, baharatlarla hazır hale gelirken
ızgarası kabuklu karidesle yapılıyor. Bir diğer
çeşidi ise güveç. Hızlıca tavadan geçirilen
karides, domatesli biberli sosun bulunduğu
güvece konup fırınlanıyor. Fırından çıkmadan
birkaç dakika önce üzerine kaşar ekleniyor. Bu
leziz tariflerin porsiyon fiyatı 14-30 TL arasında
değişiyor. Peki yanında en çok hangi içki tercih
ediliyor derseniz, burada yemek yiyen yerli
müşteriler rakı, yabancı müşteriler ise şarap
sipariş ediyor. İncir ağacı ve begonvillerle
donatılmş bir avlusu var Pla’Ce’nin. Gitmek
isterseniz tüm yıl açık ancak gitmeden önce
rezervasyon yaptırmalısınız.
Karidesin mantı hali
Tokoğlu Mahallesi’nden devam edelim.
1001 Sokak’ta yer alan yaklaşık 200
kişi kapasiteli ve tüm yıl açık olan Şerefe
Meyhane’deyiz. Mekanda nostaljik bir
hava var. Kaşık bıçak takımından tutun da
bardaklara kadar birçok servis malzemesi
30-40 yıllık. Mutfağına gelince baby kalamar
ve jumbo karides tercih ediyorlar. Kalamar
dolma, tava ve ızgaralarının yanında karides
güveç, şiş ve mantı çeşitleri var. Mantı
deyince aklınıza bildiğiniz
mantı hamuru gelmesin.
Yufkalara sarılan karidesler
kızartılıp soslanıyor. Bu
ara sıcakların yanında en çok tüketilen içki
ise şarap. Bu akşam da Şerefe Meyhane’de
yiyelim derseniz, akşam servisleri 20:00’de
başlıyor ve müşteriler ne zaman giderse o
zaman kapanıyor.
Tokoğlu Mahallesi’ni Kaptan’ın Yeri ile
bitirelim. Burada yerli kalamarların sadece
tavası, çimçim karidesin de tereyağlısı ve
güveci yapılıyor. İkisinin de porsiyonu 20
TL. Bunları sipariş eden müşteriler daha
ziyade bira içiyor. Birçok mekan kalamar
ve karidesleri mezatlardan temin ederken,
Kaptan’ın Yeri kendi balıkçısından seçerek
alma yolunu seçmiş. Ortalama 120 kişilik
alana sahip mekanın ekim ayına kadar hizmet
vereceğini belirtelim.
Akordeon çizikli kalamar mı?
Jumbo karidesi ızgarada, teke karidesi
tereyağlı ve güveçte pişiren mekanımızın adı
Fahri’nin Yeri. Baby kalamarın ise şiş, ızgara
ve tava türlerini yapıyorlar. Ahtapot suyuyla
hazırlanan ve ismi kulağa oldukça farklı
gelen ‘akordeon çizikli kalamar’ en özel
olanı içlerinde. Şiş ve ızgarada ise limonlu
özel bir sos kullanıyorlar. Mekanın
favori içkilerinde rakı ve
şarap başı çekiyor. 1993 yılından beri yılın
her ayı hizmet veren, 150 kişilik bu mekanda
eski radyolardan 45’likler çalınıyor. Akşam
servisleri ise 19:00’da başlıyor.
Şimdi de Kemalpaşa Mahallesi’ne doğru
uzanalım. 70 kişi kapasiteli Fava Meze Balık,
hem kalamarı hem de karidesi klasik türde
yapan bir mekan. Kalamarın porsiyonu 24,
karidesinki 28 TL. Yanında en çok rakı ve
beyaz şarap tüketiliyor. Restorasyonu yeni
bitmiş tarihi bir binada, çok ferah bir bahçesi
olan mekan tüm yıl açık. Akşam servisleri
18:00’de başlıyor ve gece 02:00 gibi
kapanıyor.
Alaçatı Balıklı Rum’da ise tereyağlı ve
güveç karides ile şiş, dolma ve tava kalamar
bulabilirsiniz. Karides 25, kalamar 26 TL.
Mekanın bahçesi 70 kişilik ve sokak kısmında
beş masası bulunuyor. Burada da en çok
tüketilen içki rakı. Tüm yıl hizmet veren Alaçatı
Balıklı Rum, genellikle gece 03:00’e kadar
açık ama müşterilerin durumuna göre kapanış
saati değişiyor.
Eskiden Maria’nın Bahçesi olarak bilinen
ancak iki ay önce el değiştirip Karaferya
Gurme Restaurant adını alan mekan,
kalamar dolma konusunda oldukça iddialı.
Mekanın sahibi ve şefi Mert Yoncacılar’ın
mutfağında aynı zamanda tereyağlı jumbo
karides, kalamar tava ve ızgara var. Karaferya
ortalama 70 kişiyi ağırlayabiliyor ve gece
02:00’ye kadar açık. Eski taş binada limon ve
nar ağaçları ile asma yapraklarının donattığı
bir bahçesi mevcut. En çok tüketilen içkileri ise
kendi tarifleri olan tekilata.
Son durağımız Germiyan Yalısı Ada
Mevkii’ndeki Ada Balık, nam-ı diğer Fethi’nin
Yeri. Kalamarın şiş, tava ve ızgara çeşitlerini
bulabileceğiniz gibi tereyağlı ve güveç karides
de diğer bir alternatif. Kalamar tava 23,
şiş 10, karides güveç 27 TL. Klasik balık
restoranlarında olduğu gibi burada da en çok
rakı tercih ediliyor. 400 kişiyi ağırlayabilen Ada
Balık, tüm yıl hizmet veriyor. Kapanış saati ise;
müşteriler ne zaman kalkarsa…
Pla’Ce: (232) 716 86 26
Şerefe Meyhane: (232) 716 05 08
Kaptan’ın Yeri: (232) 716 80 30
Fahri’nin Yeri: (532) 747 03 69
Fava Meze Balık: (232)716 86 88
Alaçatı Balıklı Rum: (232) 716 00 91
Karaferya Gurme Restaurant: (232) 716 05 75
Ada Balık: (532) 668 16 44
9
HABER
ALAÇATI’NIN RÜZGARI BİLE
LAVANTA KOKUYOR
L
avantanın Alaçatı’daki keşfi, Alaçatı’yı
Koruma Derneği’nin ortalama 10 yıl
önceki bir projesiyle başladı desek yanlış
olmaz herhalde. Derneğin 2004-2006
yıllarındaki başkanı İbrahim Topal, lavanta
yetiştirmeye elverişli olan Alaçatı’da çiftçilere
örnek olması amacıyla lavanta üretme
projesini başlattıklarını ancak beklenilen
dönüşü alamadıklarını belirtiyor. Bu sonucu
ise yerli halkın genel olarak tarımdan
uzaklaşmasına bağlıyor. Ancak her şeye
rağmen yaklaşık yedi dönümlük bir alanda
lavanta üretmeye devam eden İbrahim
Topal, bu alanı 11 dönüme kadar büyütmeyi
planlıyor. Bu faaliyetleri üretici Selahattin
Kanga’nın yaptığına değinen Topal, girişimcilerin ve yerel yönetimlerin ilgisiyle lavanta
üreticiliğinin Alaçatı’da yükselebileceğine
dikkat çekiyor.
10
Lavanta yetiştiriciliği istenilen düzeyde
yaygınlaşmış olmasa bile Alaçatı için bir
lavanta merkezi diyebiliriz. Çünkü balından
reçeline, kolonyasından sabununa
hatta tatlısına kadar birçok üründe karşınıza
çıkabilir bu özel bitki.
de katkı sağlıyor. Topal’ın bundan iki yıl önce
lavanta balı projesi ile ürettiği besin kalitesi
yüksek ballar bunun bir örneği. Dergimizin
ilk sayısından hatırlayacağınız Niko Kortigan
da işte bu ballardan satıyor tezgahında.
Niko Bey’in lavantalı tek ürünü bal değil
elbette; reçel, lavanta kesesi, lavanta yağı ve
kolonyası da var tezgahındakiler arasında.
Lavantanın faydası say say bitmiyor
İbrahim Topal’ın belirttiğine göre
yurtdışında yağ oranı binde 26 civarında
olan lavantanın Alaçatı’daki yağ oranı
binde 40’lara kadar çıkıyor. Aslında ciddiye
alınırsa herkes açısından kazançlı olacağı
kesin bir iş gibi. Çünkü lavantanın çiçeği de
yağı da birçok alanda değerli. Hatta tarlaları
süsleyen bu çiçekler, aynı zamanda arılar
için bir yaşam alanı ve haliyle bal üretimine
Niko Bey’in tezgahındaki ballar kara
kovandan alınma, yüzde 100 organik yani
şeker karışımı yok. Reçeli de yine Alaçatı’nın
lavanta çiçeğinden yapıyor. Alaçatı
dağlarından tek tek toplanan lavantaların
yağını ve kolonyasını ise damıtarak üretiyor.
Fiyatlara gelince; lavanta çiçeğinin kilosu
40 TL, bal 80 TL, reçel 20 TL, lavanta yağı
25 TL, kolonya 15 TL ve lavanta keseleri
HABER
Bu dükkanda her şey lavantadan
Lavantacı
Niko’nun Tezgahı
Lavantalar toplandıktan sonra dökülmemesi
ve kokusunu kaybetmemesi için güneşte
değil, kapalı alanda kurutuluyor.
10-30 TL arasında değişiyor.
Lavanta kokusunun ruhumuzda yarattığı
olumlu etki tamam ama insan sağlığına
faydası nedir, diye soruyoruz Niko Bey’e.
Lavantayla bu kadar haşir neşir olup da
cevabını bilmez mi! En önemli özelliği
sakinleştirici bir etkiye sahip olmasıymış
lavantanın. Dolayısıyla stresi azaltmada ve
uykusuzluğu gidermedeki rolü büyük. Bunun
dışında bilinen diğer bazı etkileri ise şöyle:
• Şişkinliği giderir.
• Migren ağrısına iyi gelir.
• Soğuk algınlığından çabuk kurtulmayı
sağlar.
• Öksürüğü ve astım belirtilerini
hafifletir.
• Terlemeyi arttırır, ateş düşürücüdür.
• Ağız kokusunu giderir.
• Bağışıklık sistemini güçlendirir.
• Saç dökülmesini ve kepeklenmesini engeller.
• Yağı dudak uçuğuna iyi gelir.
Niko Kortigan: (530) 206 06 32
Hacımemiş Mahallesi’ne girip lavanta
kokusunu takip ederek ulaşacağınız bu
dükkanın adı Lavantacı. Serpil Akbulut’un
iki yıldır işlettiği dükkanda, adından
da anlaşılacağı üzere sadece lavanta
içeren ürünler satılıyor. Neler yok ki
burada! Lavanta keseleri, kolonyalar,
doğal sabunlar, el işlemeli yastıklar,
göz bantları, çantalar, lavanta fideleri
ve kuru lavantalar… Her hasat zamanı
üreticisinden taze taze alınan bu
lavantaların üç yıla yakın bir süre kokularını
kaybetmediğini öğreniyoruz. Serpil Hanım,
sabun ve kolonya hariç hepsini kendi dikip
işliyor, bazen toplu satışlar da yapıyor.
Daha okul çağına gelmeden annesinden
terzilik öğrenmiş ve üniversitede moda
okumuş biri için oldukça isabetli bir iş.
Ancak bu buz dağının görünen yüzü. Serpil
Hanım aslında ne lavantayla ne de dikişle
uğraşmış bundan yıllar önce. Okul hayatı
boyunca aldığı bale ve buz pateni eğitimi
sayesinde 2003 yılında Anadolu Ateşi’ne
katılarak dans etmiş yıllarca. Geçirdiği
bir kaza sonucu dansı bırakmak zorunda
kalınca, hayat onu Alaçatı’ya kadar
getirmiş. İki yıl önce buraya yerleşmesindeki en önemli nedense, büyük şehir
hayatından uzak ve ona evde olma hissini
veren bir yer özlemi. Alaçatı lavantasının
ününü duyması ve civarda hiç böyle bir
dükkan olmaması da iş kurma hayallerinin
fitilini ateşlemiş. Şimdilerde ise İstanbul’da
da bir şube açma fikri var. Serpil Hanım
Alaçatı’da yaşadığı için Lavantacı tüm yıl
hizmet veriyor. Yazları 10:00-01:00, kışları
10:00-18:00 saatleri arasında kapısı
müşterilerine açık.
Son olarak, iyi bir lavanta tarlasının
ortalama üç senede oluştuğunu ve
haziran ortası gibi açıp temmuzda hasat
edilerek kurutulduğunu söyleyen Serpil
Hanım, lavanta üreticiliği ile ilgili şunları
kaydediyor: “Alaçatı lavanta yetiştirmek
için hem iklim hem de toprak açısından
oldukça uygun bir yer. Her geçen gün artan
ilgiyi karşılamak için daha fazla üreticinin
desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum.”
www.lavantacim.com
Lavantalı cheesecake
Biberli çikolata olur da lavantalı
cheesecake olmaz mı! Tokoğlu
Mahallesi’ndeki pastane Furun’da her
görenin denemek istediği bu cheesecake’ler
özel lavanta şurubuyla yapılıyor. Ben de bu
lezzeti tatmak istiyorum diyenler için mekan
07:00-03:00 saatleri arasında açık.
Furun
11
sanat
10 YILI DEVİRDİK AMA
NASIL GEÇTİ ANLAMADIK
İLKER METİN
Alaçatı’nın sanat merkezi haline gelen
Kırmızı Ardıç Kuşu Sanat Galerisi, 10. yılını
geride bıraktı. Galerinin sahibi Ressam
Sayra İnce Muran (49), eşi Levent Muran ile
birlikte açtıkları bu mekanın 10 yılda neler
yaşadığını, sanat adına hangi yolları kat
ettiğini Alaçatı+ dergisine anlattı.
“Neden Alaçatı?” sorusuyla
başlayalım…
Alaçatı, gerek mimarisi gerekse yaşam
biçimi olarak kendine özgü bir belde. Hem
büyük bir şehirde yaşıyormuşçasına her türlü
ihtiyacınızı karşılayabiliyorsunuz hem de
sakin bir sahil kasabasındaymış gibi yaşayabiliyorsunuz. Yılın 12 ayı burada yaşadığım
için bunları söylüyorum. Sokakları, evleri,
havası her şeyi güzel geliyor bana, kendi
başına bir sanat eseri gibi sanki.
Kırmızı Ardıç Kuşu’nun kuruluş
hikayesini anlatabilir misiniz?
Eşim ve ben sanatın yaşamımızı olumlu
etkilediğini bildiğimiz için Alaçatı’ya
yerleşmeye karar verdik. Alaçatı’nın kendine
has mimarisi ve doğal dokusunun içimizde
uyandırdığı etkiyle ev, atölye ve sanat
galerisi üçgenini birlikte kurmaya karar
verdik. O günden bu yana 10 yıl geçti ve
nasıl geçtiğini anlayamadık diyebilirim.
Yaşanan süreçte Alaçatı büyümeye başladı
ve çehresi değişti. Kısacası o da bizim gibi
yaş aldı, belki de olgunlaştı.
Galerinin dekorasyon ve
tasarımında kimlerin imzası var?
Galerinin tasarımını eşimle birlikte
gerçekleştirdik. Eskiye olan hayranlığımız
ve korunması gerekenlere olan hassasiyetimizle mümkün olduğu kadar dokusunu
bozmadan tasarladık her şeyi. Onu bir
canlı gibi düşünüp üzerine olan giysileri
prova ederek diktik adeta. Bu nedenle
doğal ve özgün bir havası var. Hemen
hemen her yerine elim değmiştir, taban
12
RÖPORTAJ
boyasından tavana kadar.
Ailece sanatçı olma haliniz
oğlunuza nasıl yansıyor?
Oğlum Ardıç 18 yaşında ve sanatla
yakıdan ilgili, yetenekli bir çocuk. Yaşadığı
ortamla ilintili olarak bu yolu seçmesi
gayet doğal. Galerinin içerisinde büyüdü
diyebiliriz.
Kırmızı Ardıç Kuşu’nun ilk
sergisinde kimin eserleri vardı?
Galeriyi kurmaya karar verdiğimizde,
Özdemir Altan’ın desteği ile ilk sergimizi
açtık. Alaçatı için tek ve uzun soluklu bir
sergi oldu. İnanılmaz sayıda izleyici ile
buluştu ve gelecek planlarımızı yaparken
yolumuzu sağlam temellerle çizmemizi
sağladı.
10. yılınızda geri dönüp
baktığınızda neler görüyorsunuz?
Bu 10 yıl hızlı geçse de zorlu ve sanat
adına sorumluluk yüklü bir süreçti. Elimizden
geleni yapmaya çalıştık. Amacımız, sanatı
Galerinin tamamı, Kırmızı Ardıç
Kuşu ve Metazori aldı iki galeri ve
bir de tasarım dükkanından oluşuyor.
günlük hayatın içerisine taşımak ve izleyici
ile buluşturmaktı. Bir tatil beldesinde bunu
başarabilmek gerçekten sanatın gücünü bir
kez daha kanıtladı bizlere.
Bugüne kadar kaç sanatçı ve
eserlerini ağırladı galeri?
64 kadar sanatçı ağırladık. Her biri
birbirinden güzel ve enteresan anıları
beraberinde getirdi kuşkusuz. Ömer
Uluç aramızdan ayrılmadan önce onu
galerimizde ağırlamış olmak ve onu tanıma
şansına sahip olmak benim için önemli bir
anıdır.
Bugüne kadar kaç ziyaretçi
ağırladınız?
Ziyaretçi sayısını tahmin etmem çok güç
inanın.
Sansürlü Dünyanın Sansürsüz Duyguları
Türk çağdaş sanatının genç
ressamlarından biri olan İlke
Kutlay’ın sergisi 15 Eylül 2014’e
kadar Kırmızı Ardış Kuşu’nda
sanatseverleri bekliyor. Figüratif
işleriyle sanat piyasasına farklı bir
soluk getiren sanatçının sergisinde;
genç bir kadının masum güzelliği ve
yırtıcı bir hayvanın hırçın duruşundan
oluşan tezat hissiyatlar aynı tuvalde
buluşuyor. Sanatçı fırça darbeleriyle
ışık oyunları yarattığı resimlerinde
gerçekçi bir form oluştururken,
kullandığı pastel tonlar ve resmettiği
yarı çıplak genç kadın karakterlerine
eşlik eden vahşi hayvanlarla tuval
üzerinde duygusal bir kompozisyon
oluşturuyor. Detaylı bilgi için: www.alacatikirmiziardic.com
Galeri tüm yıl açık mı? En
yoğun olduğu aylar hangileri?
Galerilerimiz sadece yaz döneminde
kişisel ve karma sergileri ağırlıyor.
Bazen özel durumlar ve farklı
zamanlarda da açık olabiliyor.
Galerinizin en belirgin özelliği
nedir?
Genç kuşaktan temsilcilere yer
vermeye özen gösteriyoruz. Her zaman
olduğu gibi sanatta da hedefimiz ileriye
bakmak.
Sergi alanları dışında bir de
tasarım dükkanı var galeri
kapsamında. Bu dükkanın içeriği
ve çalışmalarından bahseder
misiniz?
Evet, galerilerin dışında geri dönüşüm,
yeniden kazanım ve doğa çıkışlı işlerimin
yer aldığı bir tasarım dükkanım var.
Genelde benim tasarımlarım olsa da,
konseptimize uygun farklı tasarımcıların
işleri de yer alıyor. Günlük kullanım için
üretilmiş, her biri tek sanat eserleri yer
alıyor diyebiliriz tasarım dükkanında.
Alaçatı sizce bir sanat
merkezine dönüşüyor mu?
Geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Alaçatı bence bir sanat markasına
dönüştü bile. Birçok galeri var ardı
ardına gelen, etkinlik düzenleyen.
Geleceğe umutla bakıyor ve daha
iyiye gideceğine inanıyorum. Biz
de Alaçatı’da yaşayan sanatçılar
olarak, Alaçatı Sanat Dostları çatısı
altında 19 Mayıs Genç Sanat Günleri
etkinliğini düzenleyerek hem geçlere
hem Alaçatı’ya hem ülkemize katkıda
bulunmak istedik. Bu yıl üçüncüsünü
gerçekleştirdik.
13
DOSYA
EYLÜLde
TEKNE KEYFİ
Açık denizin tadını çıkarmak ve
karaya ayak basmadan tek tek koyları
keşfetmek için tek yoldur tekne gezisi.
Bu geziyi kendisine ve sevdiklerine
özel kılmak isteyenler için
tekne nereden kiralanır, ücretler hangi
aralıktadır, en popüler rota nedir,
diye bir araştırma yaptık.
HANİFE YAŞAR / [email protected]
T
ekne kiralamaya karar verdiniz ancak
hangi türünü tercih edeceksiniz? Kişi
kapasitesi, kamara sayısı, hızı ve konforuna
göre değişiyor tekneler. Kiralama yapan
firmaların ise kimi kendi filosuna sahip,
kimi de yat sahipleriyle anlaşmalı acenteler.
Dilerseniz önce kısaca türlerine göz atalım,
hangisinin size hitap ettiğine siz karar verin.
Gulet mi, motoryat mı,
yelkenli mi?
Gulet dediğimiz tekne türü ahşaptan
oluşan el yapımı bir gemi aslında. Hem
kıyıya yakın gezilerde hem de konaklamalı
uzun yolculuklarda sıkça tercih edilen
guletlerin uzunlukları genellikle 15-55
14
metre arasında değişiyor. Bu uzunluk yolcu
kapasitesine göre belirleniyor. Yeme içme,
gece konaklama ve güneşlenme için ideal
bir alana ve ekipmana sahip anlayacağınız.
Olmuşken daha lüksü olsun derseniz,
işte onun adı motoryat. Hareketi yelken ve
rüzgar tarafından sağlanmayan tipik bir
motoryat, geniş oturma alanı ve staterooms
denilen lüks kamaralara sahip. Oteldeki
suit odalar gibi yani. Hem konaklamalı
hem de çok daha konforlu bir gezi için
tercih edilebilir. Uzunluğu sekiz metreden
başlayan motoryatların 12 metreye kadar
olanları mürettebatsız kiralanabilirken,
daha büyükleri kaptan, rehber, mühendis,
aşçı, kamarot ve güverte tayfası olmadan
kiralanamıyor. Özellikle birkaç günlük ya da
haftalık kiralamalarda daha çok yolu, daha
kısa sürede kat etmek için tercih ediliyor.
DOSYA
koyu olan bir yer
değil. Ama geziniz
bir günden fazla ya da
haftalıksa Çeşme’den çıkıp Bodrum hatta
Yunanistan sularına kadar gidebilirsiniz.
Gerçi Alaçatı ve Çeşme’deki müşterilerin
genel tercihi günübirlik gezilerden yanaymış
ama aklınızda bulunsun yine de. Peki
Çeşme’de nereleri gezebilirsiniz? Eşek
Adası, Mavi Koy, Cennet Koyu, Aya Yorgi,
Kum Beach, Sakız Adası, Hacettepe Koyu ve
Sığacık Körfezi hemen hemen her teknenin
alternatifleri arasında. İster durmadan
ilerleyin, ister demir atıp denize girin,
isterseniz de koy ve adalarda karaya çıkın.
yelkenlide öncelikli
Gulet ve motoryatlar,
Çeşme’de genellikle günübirlik
amaç kuşkusuz
kullanmayı bilseniz
kiralamalar tercih ediliyor. Birkaç
ki spor. Rüzgarın
dahi kaptansız
gücüyle ilerleyip
kiralanamıyorlar. Ve
günlük kiralamalarda ise Yunanistan
ağırlık merkezi suyun
ikisinde de elektrik
sularına kadar uzuyor rota.
içinde olduğundan
ihtiyacınızı karşılayacak
suda denge sağlayan
jeneratörler
bu teknenin, yakıt
bulunuyor. Tabii
açısından ne kadar avantajlı olduğunu
tekne kültüründe suyu ve elektriği iktisatlı
söylemeye gerek yok. Yelkenliler de tıpkı
harcama ayrıntısı baki. Son olarak şunu
diğerleri gibi çeşitli boyutlarda ve kişi
da eklemek gerekir; yiyecek alışverişinizi
kapasitesinde üretiliyor. Üstelik isterseniz
kendiniz karşılamalısınız. Dilerseniz bazı
teknelerde listeyi verip bu işi mürettebata da mürettebatlı olarak da kiralayabilirsiniz.
bırakabilirsiniz. Seyir esnasında ise soğutma,
Çeşme’de rota belli
pişirme gibi aşçılık hizmetini teknedeki ekip
Kiraladığınız tekne size özel olacağı
üstleniyor.
Gezi ve spor bir arada olsun isteyenler
için elbette rotayı siz belirleyeceksiniz.
içinse meydan tabii ki yelkenlinin. Seyir
Günübirlik düşünüyorsanız rota az çok
konforu diğerlerine göre daha az olan
belli; çünkü Çeşme, Ege’nin güneyi gibi bol
Her bütçeye göre
tekne var
Teknelerin günlük kiralama bedeli
değişken; çünkü çok çeşit var ve haliyle
yakıt tüketimi, teknenin konforu fiyatını da
etkiliyor. Hangi firmadan hangi tip tekneyi,
kaça kiralayacağınıza gelince…
Saint Mary, sadece bir gulet teknesi olan
bir firma. 45 kişi kapasiteli ve altı kamaralı
bu tekneyi ister günübirlik ister haftalık
kiralayabilirsiniz. Günlük bedeli 1.000-1.500
TL arasında değişiyor. Yoğunlukları eylül
ayının sonuna kadar devam ettiği için birkaç
gün önceden arayıp yer ayırtmak gerekli.
Her teknede olduğu gibi özellikle çocuklar
için güvenlik sağlayan ağlarla donatılmış
durumda. Kiralamalar ekim ayının ortasına
kadar devam ediyor. Tabii isterseniz çoklu
turlarına da katılabilirsiniz. Saint Mary’ye
Çeşme Marina’da bulabilirsiniz.
15
DOSYA
Sude Yat, gulet ve motoryat kiralama
hizmeti veriyor. Tekneler ortalama 12 kişilik
ve günübirlik ya da konaklamalı tercihe
uygun. Fiyatlar 300-2.000 euro arasında
değişiyor. Mürettebat olarak kaptan
ve iki yardımcı görevli oluyor genelde.
Tekne çıkışları Çeşme Dalyanköy ya da
Alaçatı’dan yapılıyor. Kaptanın rotası ise tüm
koylar! Eylül ayında ortalığın sakinlemesine
aldanmayıp bir hafta öncesinden randevu
almanız en iyisi. Gerçi yatçılar arasında
işbirliği olduğundan hiçbir müşteri geri
çevrilmiyor, mutlaka bir tekne bulunuyor
ama siz yine de işinizi garantiye alın. Yaz
16
sezonu olarak ekim ayına kadar kiralama
yapılsa da Sude Yat, kış aylarında balık
tutmak ya da hafta sonu deniz havası almak
isteyenler için de çıkarıyor teknelerini.
Madamarine’de ise gulet, motoryat ve
yelkenli tipi tekneler kiralanabiliyor ancak
hepsi kaptanlı olmak koşuluyla. Burası yat
sahipleriyle anlaşmalı bir acente olduğu
için alternatifler biraz daha fazla. Guletler
3-5, motoryatlar ise 2-4 kamaralı. Günlük
kiralama bedelinin 1.000-5.000 euro
arasında değiştiği Madamarine’de eylül ayı
sonuna kadar kiralama yapılabiliyor. Gidip
görüşmek isterseniz yeri Çeşme Marina’da.
Asıl işi tekne satışı olan ancak kiralama
da yapan Sesna’da gulet, motoryat ve
yelkenli türleri mevcut. Sesna da tekneleri
sahiplerinden tedarik eden bir acente.
Fiyatlar 2.500-15.000 euro arasında
seyrediyor. Yunanistan sularına kadar
geniş bir rotaya sahip, müşterinin tercihine
göre. Yelkenlileri kaptansız kiralamak
da mümkün isterseniz kaptanın yanında
mürettebat da katılabiliyor. Guletlerde ise
kaptan, servis elemanı ve bir de aşçı görev
alıyor. Çeşme’de eylül ayı ortalarına kadar
kiralama devam ederken, güneyde ekim
sonuna kadar sürüyor.
Tekne Türk, daha ziyade Güney Ege’de
aktif olan bir firma ancak Çeşme çıkışlı
gulet, motoryat ve yelkenlileri mevcut.
Burada da isterseniz yelkenlileri kaptansız
kiralayabiliyorsunuz. Ekim sonuna kadar
kiralamaların devam ettiği Tekne Türk’te,
fiyat aralığı vermek gerçekten zor; çünkü
her tür kendi içinde de ekonomik, standart,
luxury, VIP, deluxe gibi sınıflara ayrılmış.
Ancak yine de bir rakam vermek gerekirse;
guletlerde ortalama 600-7.000 euro
motoryatlar 900-15.000 euro ve yelkenliler
2.000-5.000 euro arasında değişiyor.
Kutluay Yachting’in kendi filosu yelkenlilerden oluşurken, gulet ve motoryatlar tekne
sahiplerinden tedarik ediliyor. Dört kişilikten
40 kişiliğe kadar tekne bulmak mümkün.
Günlük ücretler 800-3.500 TL arasında
değişiyor. Bu fiyatlara kaptan ve mürettebat
ücreti dahil değil. Haftalık kiralamalarda
fiyatların biraz daha düşeceğini ekleyelim.
Konaklamalı kiralamalarda rota güneye
kadar çizilebiliyor. Kasım-nisan arası
tekneler bakıma girdiği için kasım ayına
kadar kiralama şansınız var. Yoğunluktan
etkilenmemek için en az üç hafta
öncesinden yer ayırtmanızda fayda var.
Nashira Yachting, tüm tekneleri
acentelerden ve kaptanlı kiralıyor. Gulet,
yelkenli ve motoryat seçeneklerinden birini
seçmeniz yeterli. Nashira müşterilerinin
çoğu Çeşme ve koylarını gezmeyi tercih
ediyor. Eylül ayında günlük kiralama ücreti
1.750-5.000 euro arasında ve kiralamalar
ekim ortalarına kadar sürüyor.
Son olarak Lemon Sailing School var
sırada. Burası yelken eğitimi veren bir firma
olduğu için genelde eğitim ve kiralama bir
arada ancak özel kiralama da yapılıyor. İki
adet Azuree yat ve üç tekneden oluşan da
bir yelkenli filosu var. Ücretler günlük 550
euro+KDV, haftalık ise 3.000 euro+KDV.
Konaklamalı tekne eğitimlerinde yemek
hazırlama hep birlikte yapılırken, günlük
kiralamalarda mürettebata ait bu iş.
Tekneler üç kabinli ve maksimum altı kişilik.
Eğitimli turların yaz rezervasyonu şubat gibi
başlıyor.
Saint Mary: (532) 474 35 26
Sude Yat: (532) 412 77 29
Madamarine: (232) 464 01 04
Sesna: (232) 712 08 66
Tekne Türk: (252) 417 85 05
Kutluay Yachting: (232)712 28 00
Nashira Yachting: (232) 712 12 60
Lemon Sailing School: (232) 712 98 87
ALIŞVERİŞ
Güzellİk
sırları
Geçmİşten
gelen koku
Beş asır önce Osmanlı Sarayı’na giren
ilk parfüm Buhur Suyu
geri döndü. İçeriğinde misk, sarı
sandal, buhurumeryem, hasılbend ve
öd ağacı bulunduğu
bilinen parfüm, BKG Müze
Mağazaları’nda satışa sunuluyor.
Yazı yavaş yavaş geride bırakıp sonbahara hazırlandığımız
bu günlerde, bakım ve güzellik ürünlerimiz de yerini
yenilerine bırakıyor. Peki bu ayki listemizde neler var?
Kİrpİkler fora!
UZUN SÜRE
KALICILIK
Dudaklara daha dolgun bir
görünüm veren muhteşem
parlaklığa sahip dudak
parlatıcısı Laura Mercier Lip
Glacé ile uzun süre kalıcı
renk keyfi. Fiyatı 97 TL.
Givenchy Noir Couture Volume
ile anında yoğun hacim.
Fırçadaki beyaz lifler en küçük
kirpiklerinizi bile yakalayıp
tek tek ayırırken, siyah lifler
doğru miktarda ürünün bütün
kirpiklere yayılmasını sağlıyor.
Fiyatı 96 TL.
Güneş lekelerİne
çİfte koruma
Unitone 4 krem ile hâlâ etkisi devam
eden güneşten korunurken lekelere
karşı savaş açabilirsiniz. İçeriğinde
leke açıcı Lumiskin’in yanı sıra
melanin baskılayıcısı olan
ß-White ve antioksidan ve anti aging
etkili Vitamin C bulunuyor.
Fiyatı 107.50 TL.
Göz altları canlansın!
Mama Mio’dan Eye Know… 60 saniyelik
bir bakımla; 24 saat nemlendirme,
göz altı torbalarını önleme, siyah halkaları
yok etme ve kırışıklıklarla savaşma
etkisi bir arada. Fiyatı 169 TL.
ÇİÇEKLERİN
EFSANEVİ AŞKI
Miss Dior Blooming Bouquet,
çiçek filizlerinin güzelliği
ve taç yapraklarının
kadifemsi yumuşaklığını
gözler önüne seren hoş bir
çiçek kompozisyonu…
Fiyatı: 100 ml 352 TL.
Çabucak kuruyan far
Canlı ve yoğun bir sonuç veren,
kremsi, çabuk kuruyan MAC Paint Pot farlar 22 renk seçeneğiyle karşınızda. Ağırlık
yaratmadan göz kapağında
hemen kuruyan ve renk canlılığı uzun süre
kalan bu ürünün fiyatı 65 TL.
Yıpranmış saçlara
acİl bakım
PHYTOKÉRATINE maske, yıpranmış ve
zayıf saçlara yoğun ve anında
etkili bir bakım için bitkisel keratinin
gücünü sunuyor. İçerdiği hyaluronik asitle
saç tellerini besleyip dolgunlaştırıyor.
Fiyatı 95 TL.
17
5
MODA
İLHAM KAYNAĞI
KADININ SIRLARI
İster kabul edelim ister etmeyelim, ünlüler modaya
bakış açımızı şekillendiriyor. Giydiklerine, taktıklarına
bakarak kendi stilimizi biçimlendiriyoruz. İşte
Türkiye’nin en güzel kadınlarından size özel stil tüyoları…
Sibel Arna’yla
[email protected]
Giuseppe Zanotti
Christian Louboutin
Çağla Şİkel
Yüksek topuk hayranıyım
Stilim ‘ortaya karışık’ diyebilirim. Elbiselerimi bir stiletto
ile tamamladığımda da benim, zımbalı deri ceketimi
yırtık jean ve postallarla tamamladığımda da…
Bu ara göbeği açıkta bırakan body’lere ve hafif İspanyol dar pantolonlara taktım. Takılar benim olmazsa
olmazım. Kafkas, Sait Koç, MonReve, Cla ve Evren
Kayar favori markalarım. Spor ayakkabıda Nike ve New
Balance severim. Ayrıca stiletto, platformsuz yüksek
topuk hayranıyım. Guiseppe Zanotti ve Christian
Louboutin dolabımda en çok olan markalar.
18
Özge Ulusoy
Oranın bİr plaj
olduğunu unutmayın
En sevdiğim mayo, bikini rengi siyah. Hem asil hem garantili.
Favori plaj kıyafetim koleksiyonumdaki file tunikler. Plajda şık olmak için abartıdan uzak olmak şart.
Oranın club değil plaj olduğunu asla unutmayın. Mayonuzu mutlaka deneyerek
vücut şeklinize ve ten renginize uygun alın. Bazı kadın vardır, giyinirken kendini gizler.
Plajda mayolu görünce hemen anlarız ne kadar güzel bacakları ve ne kadar güzel popoları
olduğunu. Ben de plaj güzelliği, plaj cazibesi diye ayrı bir şey olduğuna inanıyorum.
Bu kadınların biraz cesaretlendirilmeye ihtiyacı var o kadar.
MODA
Avedis
Ahu Yağtu
Tercİhİm vintage takılar
Vintage parçalar biriktiriyor ve günlük kıyafetlerle kombinleyerek kendi stilimi
yansıtıyorum. Trendleri kovalayıp herkesle aynı olmayı kimse istemiyor artık.
Vintage parçalar bu anlamda hayat kurtarıcı. En çok jean ve sneaker giyerim. Bu
sıralar daha çok basic ürünlere yöneldim. Günlük yaşamımda rahat giyinmeyi tercih ediyorum. Favori markam diye bir şey yok. Stilime uygun markaları tercih ediyorum genellikle. Ancak koleksiyon olarak Balmain’i, tasarımcı olarak Alexander
McQueen ve Sarah Burton’ı, RicardoTisci’yi ve Jean Paul Gaultier’i beğeniyorum.
Aksesuar bazen bir kombindeki en önemli unsur olabiliyor. Takı kullanmayı
seviyorum. Özellikle vintage takılar tercih ediyorum. Takı tasarımında Avedis’i
çok beğeniyorum. Gerçek olup olmadıkları çok da önemli değil ama eski dönem
mücevherler çok değerli benim için. Özellikle babaanneminkiler ve anneminkiler.
M.A.C Ruby Woo
Eda Taşpınar
Sandalet İçİn üç kural
Serenay Sarıkaya
Boyfirend
jean ve topuklu…
Modayı takip etme konusunda iddialı
değilim. Ama işim gereği yakınım. Baştan
aşağı kadınsı giyinmekten hoşlanmıyorum ama boyfriend jean’i topuklularla tamamlamayı çok seviyorum.Ya da hiç
makyaj yapmayıp sadece bir kırmızı rujla
sokağa çıkıyorum. Ruj hep aynı ruj.
Çok uzun süredir M.A.C’in Ruby
Woo’sunu kullanıyorum.
Stil önerileri vereceksem asla yapılmaması
gereken şeylerden başlayayım.
Şu üçünü sakın yapmayın:
1. Sandaletlerinizin bile önüne
geçip onlardan rol çalacak derecede renkli
ojeler sürmeyin.
2. Ayak parmaklarınızın sandaletlerinizden dışarı taşmamasına dikkat edin.
Sandaletlerinizi modaya göre değil ayak yapınıza göre seçin.
3. Plajda bikini altına topuklu ya da rugan sandalet asla giymeyin.
Gladyatör sandaletler kendi kendilerine iddialı ve avangart parçalar olduğu
için sade elbiselerle kombinlenmeleri daha doğru olur.
Sandaletlerinizin bağcıkları varsa mutlaka bağlama şeklinin bacak yapınızı
okşayıcı şekilde olduğundan emin olun. Mesela alt bacağınız kısa ise daha
bilekte modeller tercih etmeli, uzun ise yukarı kadar bağlananları tercih
etmelisiniz. Hiç topuksuz, bohem düz sandaletleri mini elbiselerle
giymenizi öneriyorum. Bu stil sizi tarz sahibi ve sofistike gösterecektir.
19
ONUR ÇAM, MESUT ŞEN
HABER
BİR AYDA BEŞ YARIŞA KATILDI
17-23 Ağustos 2014 tarihleri arasında
BURC Beach’te gerçekleşen Burn
Kiteboard Dünya Şampiyonası, heyecanlı
yarışlara sahne oldu. 32 ülkeden
120 sporcunun yarıştığı şampiyonada
elbette başarılı sporcumuz Salih
Alexander Çakır da yer aldı. Şampiyona
devam ederken bir araya geldiğimiz
Çakır ile kiteboard kariyerini ve
bu sporun gelişimini konuştuk.
20
HANİFE YAŞAR / [email protected]
İstanbul’da ilk kez yapılan dünya
şampiyonasında atmosfer nasıl?
Tek kelimeyle müthiş! 52 erkek, 14
kadın sporcu katıldı. Dört yıldır milli
sporcu olarak yurtdışında yarışlara
katıldığım için buraya gelen tüm sporcuları
tanıyorum, samimi bir arkadaşlığımız var.
Zamanında ben onların ülkelerine gidip
yarışmıştım. Şimdi biz onları ağırlıyoruz.
Çok güzel bir duygu, bu beni çok mutlu
etti. Bu arada İstanbul’da 2000’li yılların
başından beri çeşitli yarışlar yapılıyor,
hatta dünya kupasının bazı ayakları da
İstanbul’da yapılmıştı. Ancak ilk kez dünya
şampiyonası yapıldı ve dünyanın en büyük
organizasyonlarından biri olduğunu
söyleyebilirim.
Yurtdışından gelen sporcular
Türkiye’yi nasıl buluyor?
Henüz İstanbul’un merkezi yerlerini
görmeseler de büyük ve kalabalık bir
şehrin nasıl böyle güzel bir plajı olur, diye
şaşırıyorlar tabii. Yarış sonrası İstanbul’u
keşfedecek olanlar var içlerinde. Ancak
daha önce Gökova’ya, Alaçatı’ya gelmiş
arkadaşlar olduğu için genel olarak
Türkiye’yi çok beğeniyorlar. Zaten malum
Alaçatı, dünyaca ünlü bir windsurf merkezi.
Türkiye’nin keşfedilip yabancı sporculara
tanıtılacak birçok yeri var aslında. Yalnız bu
tanıtımda biz sporcuların bireysel çabaları
çok yetersiz kalıyor. Devlet teşviki bu ilgiyi
daha da fazla artırabilir.
Peki bir kiteboard sporcusu
olarak Alaçatı’yı nasıl
değerlendirirsiniz?
HABER
Rüzgar koşulları ve konumu itibariyle
müthiş bir yer Alaçatı. Windsurf için çok
avantajlı bir yer ama kiteboard için kapasitesi
sınırlı maalesef. Kiteboard indirip kaldırma
alanı gerektiriyor. Elbette yapılabiliyor
ancak bir yarışta çok fazla sayıda sporcuyu
kaldıramıyor Alaçatı. O nedenle Çeşme
çevresinde farklı koylara yönelmeye başlandı.
Türkiye’de en uygun yer neresi
kiteboard için?
Benim için yaşadığım yer; Gökova.
Buranın termik bir rüzgarı var. Yani dış
rüzgarlara bağlı değil kendi rüzgarını kendi
üretiyor. Haliyle sabah 11:00’de başlayıp
akşam 18:00’e kadar esiyor. Büyük bir plajı
var ve 200 kadar sporcuyu kaldırabiliyor.
Kiteboard’a nasıl başladınız?
12 yaşında windsurf ile başladım spora.
Yıllarca Türkiye
ve yurtdışında
Hatta sırf
Salih Alexander yarıştım.
rüzgar sörfünün
Çakır, İstanbul
merkezi Alaçatı
diye üç yıl yaşadım
ile başlayıp
orada. Daha
Gökçeada, Alaçatı, Urla ve sonra 2005
yılında kiteboard
Gökova’da bir ay içinde
ile tanıştım ve her
beş yarışa katıldı.
şey değişmeye
başladı. 2008’de
de tamamıyla kiteboard’a geçtim.
Windsurf ve kiteboard arasında
tatlı bir çekişme var gibi. İkisini de
yapmış biri olarak neler söylersiniz?
Her spor dalında olduğu gibi bunda da
“bizimki daha iyi” iddiası var. İkisinin de keyfi
çok farklı aslında. Windsurf yaparken 25-30
knot’larda dalgalarla takla atmalar başka,
kiteboard yaparken 15-20 knot’larda zıplayıp
10 metre yükselmeler başka bir keyif.
Eğitim vermeye devam ediyor
musunuz?
Evet. Gökova Kite Maksimum’da
profesyonel eğitmenliğe devam ediyorum.
Okuldan sonra bir de kafeterya açtım.
2009’dan beri board imalatı yapan bir
atölyem var ayrıca. Sporculuk bu yıla kadar
ağır basıyordu ama artık yorucu olsa da iş
ve sporu aynı anda yürütmeye başladım.
Sabah 08:00’de kalkıp atölyeye gidiyorum.
Öğlen kite dersi verip ardından antrenman
yapıyorum. Daha sonra kafeteryaya gidip
işlerimi hallettikten sonra gece 12:00 gibi
yatıyorum.
Sırf winsurf’ün merkezi
olduğu için üç yıl Alaçatı’da
yaşadım. Rüzgar koşulları
ve konumu itibariyle
müthiş bir yer.
Kiteboard ne zaman yapılmaya
başlandı Türkiye’de?
2000’lerin başında Ogan Tüzel’in
kiteboard’u getirip tanıtmasıyla başladı.
21
HABER
İstanbul, Gökova ve Alaçatı’daki bazı
arkadaşlar da merak edip uyguladılar.
Bense 2005 yılında Bora Atalay’ın sayesinde
başladım ve bugüne kadar geldim.
Profesyonel olmak için diğer
sporlardaki gibi çok küçük yaşlarda
başlamaya gerek yok mu?
Ben bu spor henüz gelişme halindeyken
dahil olduğum için bir noktaya kadar geldim.
29 yaşında başladım ve bu bir spora başlamak,
başarılı olmak için geç bir yaş aslında. Bizimle
birlikte gelişen bir spor oldu kiteboard. Ancak
bu yıl bakıyorum, 16-17 yaşındaki gençler bizi
geçmeye başladı. O yüzden bence ne kadar
erken başlanırsa o kadar iyi.
Dünyada kiteboard’un miladı nedir
peki?
Dünyada ise 90’ların ortasından itibaren
kendini göstermeye başladı ancak çok yavaş
ilerledi. Bir anda 2000’lerin başında popüler
olup Avrupa’ya yayıldı. Dolayısıyla Türkiye o
kadar da geç kalmış sayılmaz.
Yeni başlayanlar için zorluk
derecesini nasıl tanımlarsınız?
Windsurf’ün başlangıcı çok kolay, ilerlemesi
zordur. Kiteboard ise özellikle ilk 10 saatte sizi
zorlayıp biraz canınızı sıkar. Ancak kaymaya
başladıktan sonra her şey kolaylaşır. Rüzgara
bağlı bir spor olduğu için zaman geçtikte
ikisinde de günün koşullarına göre nasıl bir
ekipman belirlemeniz gerektiğini öğrenirsiniz.
Başta eğitmen sizi yönlendirir. Yaklaşık 15-20
Türkİye Şampİyonası
Akyaka’da!
16-21 Eylül tarihleri arasında
Muğla’nın Gökova ilçesine bağlı
Akyaka’da, Maksimum Kiteboard
Turkish Open kite sporcularını
ağırlıyor. Geçen yıl 55 sporcunun
katıldığı yarışa, bu yıl katılımın 100’ü
geçmesi bekleniyor. Sporcular free
style, course race ve slalom one hour
olmak üzere üç kategoride yarışıyorlar.
Salih Alexander Çakır, Merve Ceylan,
Bilge Öztürk, Sedat Çelenk, Taner
Aykurt gibi başarılı isimlerin yer aldığı
şampiyonaya, lisans istenmediği için
herkes katılabiliyor. Acemiler dahi
kendilerini denemek için bu şansı
değerlendirebiliyorlar. Kayıtlarsa Türkiye
Yelken Federasyonu’nun web sitesinden
ya da yarıştan iki gün önce kurulan
stantlardan yapılabiliyor. Türkiye
Şampiyonası’nı da tıpkı
Dünya Şampiyonası gibi Playmaker
organize ediyor.
saatlik bir eğitimden sonra tamamen kendi
başınıza özgürce ve güvenle yapabilecek
konuma gelirsiniz.
Dünyada sörf yapmaktan en çok
zevk aldığınız yerler hangileri?
Seçemeyeceğim kadar çok yer var
aslında. Ama örnek olarak Mısır’ı
verebilirim. Suyu, gökyüzü ve çöl ortamı
farklı hissettirmişti bana. Onun dışında
köpekbalığı korkusuna rağmen Avustralya,
doğal güzellikleriyle Filipinler ve Brezilya’yı
da sayabilirim.
Yıl oyunca kaç yarış yapılıyor?
20’ye yakın yarış düzenleniyor. Dünya
şampiyonası, Avrupa Şampiyonası, Türkiye
Şampiyonası ve onun gibi yerel yarışlar
yapılıyor. Bu yerel yarışların içinde yabancı
sporculara açık olanlar var. Ayrıca özel
ve Uluslararası Yelken Federasyonu’nun
düzenlediği yarışlar da oluyor.
Dünya sıralamasında en iyi
dereceniz nedir?
2012 ve 2013 yıllarında olabildiğince çok
yarışa katıldım ve puan topladım. Bu sayede
Ocak 2013’te dünya dördüncülüğüne kadar
yükseldim. Sonrasında katılamadığım yarışlar
olunca gerilemeye başladım.
Bu şampiyonadan sonraki durak
neresi?
Ağustos’un son haftası Gökçeada,
ardından Alaçatı var. İkisi de uzun mesafe
yarışları ve ulusal olmasına rağmen
uluslararası katılımcılar kabul ediliyor.
Alaçatı’dan sonra Pegasus Ligi’nin son
ayağı için Urla ve Türkiye Şampiyonası için
Gökova ile devam ediyor rota. Haliyle bir ay
içinde beş yarışa katılmış oluyorum.
Burn Kiteboard Dünya Şampiyonası’nda, kadınlarda Steph Bridge, erkeklerde ise Maxime Rocher dünya şampiyonu oldu. Dereceye giren sporcular 35.000 ABD doları tutarındaki para ödülünü paylaştılar.
22
YAŞAM
Alaçatı’ya nasıl geldİm?
Alaçatı
Günlükleri
Melek Toraman / [email protected]
B
ir kaç aylığına İstanbul’dan uzaklaşıp,
Alaçatı’ya gelmeyi seçmiştim. Moda
tasarımcısı olarak sürdürdüğüm profesyonel
hayatıma biraz ara verip, burada doğadan ve
denizden enerji toplama fikri hoşuma gitmişti.
Alaçatı’nın sörf merkeziyle ilgili hep güzel
şeyler duyuyordum. Buranın, sörfü öğrenmek
için dünyanın en uygun yerlerinden biri
olduğunu biliyordum. Ayrıca burada her
mevsim de rüzgarlıydı.
Ben de hasretle suya ve gençlik yıllarımda
yaptığım sörfe dönmek için Alaçatı’ya geldim.
Sörfü ilk defa doğduğum yerde, bir kuzey
Almanya adası olan Sylt’te denemiştim. Burası
ferah denizi, dalgaları ve bisiklet yollarıyla
muhteşem bir adadır. Her sene sonbaharda
dünya windsurf yarışması yapılırdı. Hayranlıkla
rengarenk yelkenleriyle, dalgaların içine atlayan
sörfçüleri izlerdim. Bazen de sörf tahtamızı
alıp, arkadaşlarımızla güneş batışına kadar
dalga sörfü yapardık. Tabii ki su çok soğuktu
ama o suyun içinde olmanın verdiği duygu,
yani kocaman okyanusla bir olmak ve doğanın
gücünü anlamak inanılmaz güzeldi.
Tasarımcı olarak İtalya’da üniversite
eğitimimi sonlandırdıktan sonra İstanbul’da
yoğun bir kariyer hayatına atıldım ve yaklaşık
10 sene sörften uzak kaldım. Geri dönme
kararı aldığımda yaşım 35 olmuştu ve artık
eski becerilerimin birçoğundan mahrum kalmış
olacağımı düşünüyordum.
Buraya geldiğim ilk günlerde oldukça
zorlandım. Yelken ve board tasarımları
çok değişmişti. Ben suda gereğinden fazla
hızlı ilerleme eğilimindeydim ve dönüşleri
bilmiyordum.
Beni suda gören sörfçüler, tekniğimi biraz
geliştirirsem yarışmalara katılabileceğimi
söylediler.
Dönüşleri de öğrendikten sonra, dönüş o
dönüş oldu ve şimdi baktığımda sekiz senenin
suda nasıl akıp gittiğine inanamıyorum. Buraya
ilk geldiğim gün sanki hâlâ dünmüş gibi geliyor.
Yaz-kış antrenman yaparak, yurtiçi
yarışmalarda ikincilik ve üçüncülük dereceleri
aldım. PWA Dünya Yarışması’nda son iki sene ilk
onda olmayı başardım.
Sörf, hayatımın önemli bir kısmını kaplıyordu.
Dünyanın en iyi sörfçüleriyle birlikte yarışmanın
verdiği heyecan, beni bu spora daha çok
bağladı. Denizin ve rüzgarın peşinde koşarken,
Alaçatı dışında Ege’nin pek çok güzel yerini
gördüm, çok güzel insanlarla tanıştım, suda çok
güzel anlarım oldu.
Bir gün kışın lodos rüzgarında açık suda
tek başıma sörf yaparken, bir anda tek
başıma olmadığımı fark ettim. Yelkenimin
yüksekliğinde yanımda uçan bir martı vardı.
Birlikte uzun mesafe yaptık, sanki bana eşlik
edermiş gibi, sanki bana “Sen de benim gibi
özgürsün, aç kanatlarını ve uç” dermiş gibi...
Bir noktadan sonra martı yolunu değiştirdi
ve yukarılara uçup gitti. Gözden kaybolana
kadar arkasından uzun uzun baktım,
yüzümde kocaman bir gülümsemeyle. Bunun,
çok inandığım meleklerimin bana martı
aracılığıyla gönderdikleri bir mesaj olduğunu
biliyordum tabii ki.
Denizde insan kendini dinleme şansını daha
çok buluyor. Mavi suyun sesiyle bir olmak, insanı
ruhunun derinliğine götürüyor. Zaten insanın en
güzel yolculuğu içindeki yolculuktur. Ne güzel
söylemiş Mevlana;
Sen simdi su olduğunu düşün, ve kendini su
gibi hisset...
Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi berrak, su
gibi yararlı...
Su gibi hayat kaynağı ve su gibi
bitmez-tükenmez olduğunu hatırla...
Ama yine su gibi bir küçük bardağın içine
sığdır ki kendini; girebilmeyi öğren insanların
damarlarına.
Hayat ver...
Vazgeçilmez ol!..
ZEYTİN AĞACININ KUTSALLIĞI
Denizde olmadığım günler resim
yapıyorum. İlk sergimi iki sene önce
Hacımemiş’in en güzel ve sakin
zamanlarında Dutlu Kahve’de açtım,
çiçekler ve ağaçlarla dolu bir sergiydi.
Ağaçlara, özellikle de zeytin ağaçlarına
çok farklı bir gözle bakmaya başladım,
onlarda kutsal bir değer gördüm.
Zeytin ağacı, binlerce yıldır pek çok
kültür tarafından sihirli ve kutsal kabul
ediliyor. Zeytin ağacının uzun ömürlü
olması için ekstra bir bakım gerekmiyor. Bu
yüzden de bu ağacın nasıl bu kadar uzun
yaşayabildiği yüzyıllardır merak konusu.
Zeytin, zeytinyağı ve zeytin yaprağının
altın değerinde maddeler. Dolayısıyla
bu dergide yayımlanan ilk yazımda
yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan
zeytinliklerimiz meselesine değinmeden
geçemeyeceğim.
Hep beraber harekete geçip doğamızı
daha iyi koruyabilmemiz gerekiyor. Ama
maalesef biz bunun tersini yapıyoruz.
Son günlerde üzerinde çalışılan yeni bir
yasaya göre zeytinliklerimiz madencilerin,
enerji ve inşaat şirketlerinin arka bahçesi
olma riski taşıyor.
Bunu duyurmak ve önüne geçmek
amacıyla yola çıkan bir grup,
Change.org üzerinden ‘Zeytin Hayattır’
adlı bir kampanya yürütüyor.
Şimdi, bu kampanyayı imzalayarak
yetkililerden zeytinin ölüm fermanı
anlamına gelen yasa tasarısını iptal
etmelerini isteme zamanı!
23
DEKORASYON
EVİNİZE
YENİ BİR
DOKUNUŞ
Sonbahar kapıya dayandı ama evinizde yapacağınız bazı dekorasyon
hileleriyle sahiden kapıda kalmasını sağlayabilirsiniz. Biblolardan
tekstil ürünlerine, mobilyadan mutfak aksesuarlarına
kadar seçtiğimiz bu ürünler, evinizdeki canlılığı devam ettirecek.
BU
CANADAN
DAMA AKIYOR
e ev
syon v nd
a
r
o
k
LEZZET
de
ea
bilya,
i Crat
ir
an mo
fi için
e zinc
Amerik rı perakend nbahar key a.
a
so
ızd
aksesu ahçelerde sıyla karşın nter
b
a
e
n
l,
C
a
e
r
c
orlu
ma
Bar
klu da lan ürünü Z zalarında
lu
s
u
m
ğa
Lo
374 T ıbadem ma ) 353 65
Fiyatı
c
2
A
1
sya
lu (2
.
ve Aka ilirsiniz. Zor 510 57 57
)
b
6
21
bula
asya (
75, Ak
GEMİLERDE
TALİM VAR
Deniz hav
asını
doya doya tüm yıl evinizde
yaşamak iç
kırlentlerin
in işe
izden başl
ayın. Evim
net’in fark
.
lı renk ve d
esenlerdek
deniz tema
i
lı ürünlerin
den yalnız
ikisi olan b
ca
u yastık 39
.90 TL,
kırlent ise
16.90 TL.
www.evim.n
et
KUTU
KUTU
PENSEkutular,
garenk
gören
Bu ren ekçe’nin ilgi ize
niz evin
’daki İp
Alaçatı ından. İsterse loları,
r
biblola atacak bu bib tmek
k
ae
k
lı
ık
ş
uhafaz iniz.
m
ı
ız
ın
bilirs
takılar
kullana
için de 716 82 45.
(232)
24
DEKORASYON
SANDIKLI
r
SANDALYE
çiçekle
inizde
en çok
i’nin ev
Lazzon koleksiyonun n biri
da
ak
açtırac an parçaların ır zıvır
p
r
. Iv
a
göze ç atik sandalye kıllıca
a
r
p
de bu saklamak için tanesi
ı
in
eşyalar ış sandalyen om
i.c
nm
tasarla . www.lazzon
L
T
663
BARDAK
MI B
İBLO
Zam
MU?
tasarı ansız mod
m
a
imza lar slogan , heyecan
atan
ı
verici
y
la il
w
bira s
evenl ww.shopth ginç ürünl
e
e
Çünk re özel bir edesign.co re
ü bu
m
p
a
,
rça su
bira b
zama
nuy
ar
n
olma da biblo v dağı aynı or.
ya da
e kale
m
o
Fiyatı ldukça uy lik
ise 16
gun.
0 TL.
ESERİ
SANAT
ens’ın
GİBİ KAROLAR
id Dick tilen
rımcı S
e
alı tasa ırlı sayıda ür
rda
Kanad
özel sın men Home’la ra
ıl
y
.
20
rı, Bey nik maddele
karola
Orga
izin
duvar
ekliyor. arolarla evin
b
i
r
le
k
k
siz
n
a
in
rlan
eng li
le tasa ölümünde z w.
b
. ww
birçok
ilirsiniz
yaratab en.com
beym
EN ŞIK İÇİN
SLER tasarım
SERVİ
hur
p
eş
’nın m
a ahşa
Alaçatı ula Home’d
lı
k
r
ı Sak
psi fa
dükkan yaması bu te ırlanmış.
o
b
h
k az
ve el
anılara an su bazlı
ll
u
k
r
teknikle zararı olmay ı tepsi
ığ
Sağlığa rın kullanıld
7 62.
la
a
y
6
bo
) 71 6
2
3
2
(
.
140 TL
25
LEZZET
‘nın katkılarıyla
PAZAR KAHVALTILARI İÇİN
LEZZET ÖNERİLERİ
T
ürkiye’nin dört bir yanından yöresel
lezzetleri misafirlerine sunan Tadında
Anadolu’nun market kısmında, envaiçeşit
yöresel ürünü kolaylıkla bulabilir ve
kahvaltı sofralarınıza özel lezzetler
kazandırabilirsiniz. Şekerhanım’ın hiçbir
katkı maddesi kullanılmadan hazırlanan
reçelleri, üretimde doğallıktan ve
geleneksel yöntemlerden taviz vermeyen
Yalı Çiftliği’nin peynirleri ve Kürşat’ın
tadına doyum olmaz zeytinleri, Tadında
Anadolu’da en çok ilgi gören kahvaltılık
ürünler arasında yer alıyor. Kahvaltı
sofralarınız için birbirinden lezzetli unlu
mamuller, börekler ve tatlılar bulabi-
26
Hafta boyunca heyecanla beklenen, günün en keyifli saatlerinden biri olan pazar kahvaltılarında
birkaç küçük ipucuyla harikalar yaratabilirsiniz. BTA’nın en sevilen markalarından Tadında Anadolu ve
Cakes&Bakes, kahvaltılar için birbirinden lezzetli alternatiflerle tat avcılarına farklı deneyimler sunuyor.
leceğiniz Cakes&Bakes’te ise çok lezzetli
alternatiflere ulaşabilirsiniz.
Tadında Anadolu; İstanbul Atatürk
Havalimanı, İzmir Adnan Menderes
Havalimanı, Yenikapı İDO Hızlı Feribot
İskelesi, Ankara Esenboğa Havalimanı
ve Bursa Güzelyalı İDO Hızlı Feribot
İskelesi’nde yer alıyor. Cakes&Bakes
ise; İstanbul Atatürk Havalimanı, İzmir
Adnan Menderes Havalimanı, Yenikapı
ve Bostancı İDO iskeleleri, Yenikapı-Bursa
ve Yenikapı-Bandırma hatlarında sefer
yapan hızlı feribotlarda lezzet tutkunlarıyla
buluşuyor.
Cakes&Bakes’lerden taptaze ve
sıcacık alabildiğiniz poğaçaları kendiniz
de yapmayı denemek ister misiniz?
Cakes&Bakes şefleri, kahvaltılarınıza enfes
tatlar katacak ev yapımı poğaça tariflerini
sizlerle paylaştı.
LEZZET
Tam buğdaylı peynirli
ev poğaçası
Malzemeler:
400 gram un, 100 gram tam buğday unu,
5 gram kabartma tozu, 125 gram margarin,
30 gram toz şeker, 12 gram tuz, 125 gram
ayçiçeği yağı, 150 gram yoğurt, 30 gram ay
çekirdeği içi.
İç malzeme için: 300 gram beyaz
peynir, 8 gram kıyılmış maydanoz.
Süsleme için: 5 yumurta sarısı, ay
çekirdeği içi.
Hazırlanışı:
Un ile tam buğday unu bir kapta
karıştırılarak ortası havuz şeklinde açılır.
Geri kalan diğer malzemeler unun ortasına
konulup homojen olana kadar karıştırılır.
Homojen haline gelen malzemeler un ile
karıştırılıp hamur haline getirilir. Hamurdan
70 gram parçalar bölünerek yuvarlanır
ve beze haline getirilir. Bezelerin üzerine
bastırılarak hamur genişletilir. Beyaz peynir
parçalanarak maydanoz ile karıştırılır.
Genişletilmiş bezelerin ortasına aldığı kadar
peynir konulup hamur D şeklinde katlanır.
Birleşen uç kısımlar bastırılarak kapatılır.
Hamurların üzerine yumurta sarısı sürülerek
ay çekirdeği içi ile süslenir. Önceden
ısıtılmış 180 °C fırında 20-25 dakika pişirilir.
Fırının özelliğine göre pişme süresi kısaltılıp
uzatılabilir.
Kepekli patatesli
ev poğaçası
Malzemeler:
250 gram un, 250 gram kepekli un, 5
gram kabartma tozu, 250 gram margarin,
30 gram toz şeker, 12 gram tuz, 75 gram
ayçiçeği yağı, 150 gram yoğurt.
İç malzeme için: 2 adet iri boy patates,
karabiber, kırmızı toz biber, tuz, ayçiçeği yağı.
Süsleme için: 5 yumurta sarısı, susam.
Hazırlanışı:
İç malzeme için iki adet iri boy haşlanmış
Yalı Çiftliği
Ezine Beyaz
Peynir
Şekerhanım
Ev Yapımı
Reçel
patates rendelenerek içerisine tuz, karabiber,
ayçiçeği yağı, kırmızı toz biber konularak
karıştırılır. Un ile kepekli un bir kapta
karıştırılıp ortası havuz şeklinde açılır.
Ortasına hamur için diğer malzemeler
konulur ve homojen olana kadar karıştırılır.
Daha sonra un ile karıştırılarak hamur haline
getirilir. Hamur 70 gram parçalara ayrılarak
yuvarlanıp beze haline getirilir ve bezelerin
üzerine bastırılıp genişletilir. Önceden
hazırlanan patates harcı hamurların ortasına
yeterince yerleştirilir ve sonra hamur D şeklini
alacak şekilde kapatılır. Birleşen uçlar parmak
yardımı ile kapatılır. Hamurun üstüne yumurta
sarısı sürülür ve susam ile süslenerek önceden
ısıtılmış 180 °C fırında 20-25 dakika pişirilir.
Kıymalı ev poğaçası
Malzemeler:
500 gram un, 5 gram kabartma tozu, 250
gram margarin, 125 gram ayçiçeği yağı,
30 gram toz şeker, 12 gram tuz, 150 gram
yoğurt.
Kıyma harcı için: 25 gram doğranmış
maydanoz, 25 gram doğranmış dereotu,
200 gram kıyma, 200 gram kuru soğan, 25
gram ayçiçeği yağı (kıymayı kavurmak için),
1 gram tuz, 1 gram karabiber, 1 gram kırmızı
toz biber.
Süsleme için: 5 yumurta sarısı ve haşhaş.
Hazırlanışı:
Un bir kaba konup ortası havuz şeklinde
açılır. Kıyma, maydanoz, dereotu, baharatlar
ve soğan harici diğer malzemeler unun
ortasına eklenir ve homojen olana kadar
karıştırılır. Daha sonra un ile karıştırılıp hamur
haline getirilir. Hamur 70 gram parçalara
bölünüp yuvarlanır ve üzerine bastırılarak
genişletilir. Başka bir tencerede doğranmış
soğanlar ayçiçeği yağı ile kavrulur. Kıyma
ilave edilip bir süre daha kavrulduktan
sonra baharatlar, maydanoz ve dereotu
ilave edilip soğumaya bırakılır. Soğuyan
kıymalı harç poğaçaların ortasına gelecek
şekilde hamurlara paylaştırılır. Sonra hamur
D şeklini alacak şekilde kapatılıp birleştirilir.
Hamurun üzerine yumurta sarısı sürüldükten
sonra haşhaş ile süslenerek önceden ısıtılmış
180 °C fırında, 20-25 dakika pişirilir. Fırının
özelliğine göre pişme süresi değişiklik
gösterebilir.
Sebzeli ev poğaçası
Malzemeler:
500 gram un, 20 gram sebzeli çeşni, 30
gram toz şeker, 5 gram kabartma tozu, 250
gram margarin, 75 gram ayçiçeği yağı, 125
gram yoğurt, 10 gram doğranmış maydanoz,
10 gram doğranmış dereotu, 50 gram
rendelenmiş havuç, 50 gram rendelenmiş
kabak.
Süslemek için: 5 adet yumurta sarısı ve
haşhaş.
Hazırlanışı:
Un bir kaba alınır. Ortası açılarak diğer
malzemeler unun ortasına bırakılır. İyice
karıştırılarak bütün malzemelerin birbirine
geçmesi sağlanır. Daha sonra un ile
karıştırılarak hamur haline getirilir. Hamur
70 gram bezeler halinde yuvarlanıp tepsiye
dizilir. Üst kısmından hafif bastırılan bezelere,
yumurta sarısı sürülür ve üst kısımları
haşhaş ile süslenerek önceden ısıtılmış 180
°C fırında 20-25 dakika pişirilir. Fırının
özelliğine göre pişme süresi kısaltılabilir ya
da uzatılabilir.
Yalı Çiftliği
Eski Kaşar
Yalı Çiftliği İzmir
Tulum Peyniri
Yalı Çiftliği Erzincan
Tulum Peyniri
27
YATÇILIK
’un katkılarıyla
DEMİR ATMANIN İNCELİKLERİ
Teknenizle gezintiye çıktınız ve artık durup
denizin tadını çıkarmanın zamanı geldi.
Peki güvenli bir şekilde demir attığınızdan
nasıl emin olacaksınız? İşinizi şansa
bırakmamak için önerilerimize bir göz atın.
İlk kural:
Kaloma oranı hesaplama
Kaloma oranı çoğunlukla çapa zinciri ya
da halat zincir uzunluğunun, demirlenen
yerdeki denizin derinliğine oranı olarak
tanımlanır. Oysa bu yanlış bir bilgidir. Kaloma
hesaplanırken denizin dibinden su yüzeyine
olan mesafe değil, dipten çapa halatının
teknedeki ırgat ya da makaraya ulaştığı noktaya
olan mesafe dikkate alınmalıdır. Örneğin
iki metre suda 10 metre kaloma bıraktığınız
zaman, kaloma oranınızın 5:1 olduğunu
düşünebilirsiniz. Ancak teknenizin ırgat ya da
çapa makarası sudan 130 cm yukarıdaysa,
aslında kaloma oranınız 3:1 olacaktır.
İkinci kural:
Güvenli oranı bulma
Kaloma bırakma, çapanıza binen yükün
yatay olmasını sağlamak için gereklidir.
Çapaya binen yük ne kadar düşey olursa
çapanın kurtulması ve taraması ihtimali
daha yüksek olacaktır. Güvenli bir şekilde
demir atmak için minimum kaloma oranı
5:1 olmalıdır. Yer müsait olduğunda 7:1
daha güvenli bir orandır. Çapayla halat
arasının belli uzunlukta (en az altı metre
tavsiye edilir) zincir ile donatılması yükün
yatay olarak etki etmesini kolaylaştıracaktır.
Nasıl bir çapa seçilmeli?
Çıpa seçimi yaparken teknenin tipinden
ziyade dip yapısına dikkat edilmelidir.
Örneğin sürekli kumluk yerlerde demir
atıyorsanız, fortress tipi çıpalar ağırlığına
göre en iyi tutunmayı sağlayacaktır. Ancak
bu tip çıpalar yoğun yosunlu dip yapısında
tutmayacak, yosunların üzerine yatacaktır.
Kayalık bölgelerde ise fortress tipi
çıpaların takılma ve sıkışma ihtimali
yüksektir. Pulluk tipi ve tırnaklı tip çıpalar
değişken dip yapıları için daha kullanışlı
olmakla beraber burnunda makarası
olmayan teknelerde taşınması güçtür.
Makara üzerinde herhangi bir tipte
çıpa taşırken, çıpanın iyice sabitlenmiş
olmasına dikkat edilmelidir. Zira çıpa seyir
halindeyken serbest kalırsa gününüzü
mahvedebilir.
Kullanacağınız çıpa türünü seçtiğinizde
üretici firmalar teknenizin boyuna göre
tavsiye edilen çıpa büyüklüğünü belirtecektir.
Aslında teknenin boyundan ziyade ne
kadar havaleli olduğu, çıpaya binecek yükü
belirlemekte etkendir. Eğer tekneniz benzer
boyda teknelere göre daha yüksek ise
üreticinin tavsiye ettiği boy çıpanın bir büyük
boyunu tercih etmenizde fayda var.
CANNES YACHTING FESTİVAL 2014 BAŞLIYOR
Dünyanın en çok ilgi çeken boat show’u
Cannes Yachting Festivali 2014 (Festival de
la Plaisance de Cannes), 9-14 Eylül tarihleri
arasında Cannes’da 37. kez düzenleniyor.
Yatvitrini.com’un da medya partneri olacağı bu
dev organizasyon, Avrupa’nın suda yapılan en
büyük yat fuarı olarak biliniyor.
Uluslararası üne sahip birçok firmanın
katılacağı fuarda; hibrit dizel-elektrikli modeliyle
Benetti Tradition Supreme 108, 58 HT
Chaseboat, Riva Mythos 133, Lagoon 630 Motor
Yacht, Fransız üretici Jeanneau’nun ilk Oceanis
28
60’ı gibi birçok model ilk kez görücüye
çıkacak. Ek olarak 500’den fazla yeni ve
50’den fazla ikinci el tekne fuarda sergilenecek.
Yeni ismi ve yenilenen yüzüyle bu yıl
ziyaretçilerine kapılarını açacak olan Cannes
Yat Festivali, birçok yeniliğe sahip olacak.
Nice-Côte d’Azur Chamber of Commerce and
Industry tarafından yenilenen Cannes marinaları
misafirlerinin yüzünü güldürecek. 50 bin’den fazla
ziyaretçinin beklendiği yat festivalinin düzeninde
de yenilikler olacak. Bu sene sekiz ayrı bölüme
ayrılan Cannes Yat Festivali, iki ayrı marinaya
dağılmış durumda. Farklı renkler ve isimlerle
ayrılan bölümleri gezmek çok daha kolay olacak.
Detaylı bilgi için: www.cannesyachtingfestival.com
YATÇILIK
ÖNE
ÇIKANLAR
MONTEREY 244 FSX
Boy: 7,32 m.
En: 2,50 m.
Motor markası: Mercury
Motor adedi: 1
Motor gücü: 260 HP
Yakıt türü: Benzin
Yakıt deposu: 234 lt.
JEANNEAU SUN
ODYSSEY 469
Boy: 14,05 m.
En: 4,49 m.
Motor markası: Yanmar
Motor adedi: 1
Motor gücü: 54 HP
Yakıt türü: Dizel
Yakıt deposu: 240 lt.
*Bu tekneleri ve daha fazlasını yatvitrini.com’da bulabilirsiniz.
29
PEYZAJ
BAHÇENİZ SONBAHARA HAZIR MI?
Nida Kireçci’yle
Nini’nin Bahçesi
[email protected]
B
ahçelerimiz diğer yaşam alanlarımızdan
farklıdır, yaşayan alanlardır. Düzenli
bakım yapılmadığı zaman, o hayalini
kurduğumuz bahçe ya da teras bir anda
yok olur. Bu yüzden periyodik bakım
önemli. Bu sayede sorunları erken teşhis
etmek ve ihtiyaç duyulan değişiklikleri yapıp
olası zararı önlemek mümkün. Bahçemizin
pozitif enerjisini hayatımıza yansıtmak
yapacağımız bakımın adımları ise şöyle:
Budama
Bitkilerin homojen bir şekilde büyüyebilmeleri için en önemli işlemlerden
biridir. İlkbahar ve sonbaharda bitkiler
budanmalıdır.
30
Toprakla uğraşmak her zaman ayrı bir keyif
olmuştur bizler için. Şehir hayatı bizi doğadan
uzaklaştırmasıyla istediğimiz gibi ekip biçmek
imkansız gibi görünse de, yanı başımızdaki
bahçelerimiz ilgi için bizleri bekliyor. Buna
kısaca periyodik bakım da diyebiliriz.
korumak için belirli aralıklarla yapılması
gereken bir işlem ilaçlama. Her bitki ve çim
alanı için hastalık ya da zararlı canlılarına
göre değişen ilaçları vardır. Sizinkiler hangi
türe giriyorsa bu konuda uzman birinden
yardım almalısınız.
Havalandırma
Bitkinin sağlığı ve canlılığı açısından
düzenli aralıklarla havalandırılması gerekir.
Gübreleme
Belirli dönemlerde çim alanları ve
bitkilerin gübrelenerek takviye besin
elementlerinin verilmesi, bu alanların
devamlılığı için gereklidir. İlkbaharda 20
günde bir gübreleme yaparak, çimlerde
oluşabilecek sararmaları en aza indirebiliriz. Çiçekler için fosforlu, meyve ağaçları
için çiçeklenmeden meyve dökümüne kadar
üç defa potasyumlu,
yapraklı
bitkiler içinse
azotlu gübreler
uygun dozda
verilmelidir.
İlaçlama
Zararlı canlılara
karşı bitkilerimizi
Eylül ayına özel bakım işlemleri
• Hastalık veya başka sebeplerle bozulan
çimlerin yerine yeni çim ekmek iyi bir çözüm
olacaktır.
• Haziran-temmuz-ağustos ayları
boyunca uzun kesilen çimleri, eylül ayından
itibaren kısa tutarak biçebilirsiniz.
• Eylül ayında
solucanlar aktif
duruma geçerler
ve çimlerin sağlıklı
görüntüsünü
bozabilirler. Ara
ara temizlemekte
fayda var.
DERGİMİZİ BULABİLECEĞİNİZ ADRESLER
ATATÜRK HAVALİMANI LOUNGELAR (MILLENIUM, PRIMECLASS
CIP, PRIMECLASS WINGS, COMFORT, YAPI KREDİ WORLD,
TTNET PLATİN) ATATÜRK HAVALİMANI CAKES&BAKES CAFE İZMİR
ADNAN MENDERES HAVALİMANI LOUNGELAR (MILLENIUM,
COMFORT) ANKARA ESENBOĞA HAVALİMANI LOUNGELAR (MILLENIUM,
ANADOLUJET PRIMECLASS, COMFORT) İSTANBUL TAV AIRPORT
OTEL SKY RESTAURANT BODRUM MİLAS HAVALİMANI COMFORT
LOUNGE İDO CAKES&BAKES CAFE ŞUBELERİ MSA DR. AYŞEGÜL
SALTAT POLİKLİNİĞİ KARAKÖY FERAH FEZA KAFE Pİ ŞUBELERİ
VENİ VİDİ GÖZ BIGCHEFS ŞUBELERİ KİRPİ CAFE CITYBEAUTY
PILATES PLUS LUCCA PLANET LIFE STYLE CLUB DELICATESSEN POP-UP
CAFE BAHÇECİK KUAFÖR HILLSIDE CITY CLUB EBİL SAÇ TASARIM
MUHİT SIR WINSTON TEA HOUSE DÜNYA GÖZ DERİN DESIGN
SHOWROOM URBAN HEALTH PİLATES TRIBECA NİŞANTAŞI HÜNKAR
LOKANTASI HARVARD CAFE PLUSDENT COFFEEWAY CAFE CADDE
DENTAMED KAKTÜS THE JUNCTION PUB KARABATAK JOURNEY OPS
CAFE DEM KARAKÖY TEŞVİKİYE CAFE THE WINSTON BRASSERIE
MUMS CAFE TÜKKAN BEJ KARAKÖY BANDO KARAKÖY ORTA KAHVE
KÖŞE KAHVE KIRMIZI ARDIÇ KUŞU SANAT GALERİSİ BAY SAKO OTEL
PAPARAZZİ ALAÇATI ANTİK ALAÇATI BEACH RESORT KAPARİ BAHÇE
PROPAGANDA BEACH & CLUB GALERİ ALAÇATI KEYFEKEDER KİTAP
CESHMEPLUS HOTEL
Alaçatı+
AlacatiPlus
Alaçatı+
AlacatiPlus
Alaçatı+
AlacatiPlus
31
Download

denİzlere açılma zamanı