S.Q.L
P.A
014
2
MiKS
i
LiŞiM
E
08 NOTALAR
G
NiN
i
R
E
LOJiL
O
0
N
1 KAYIT TEK
KiSi
Ş
i
L
i
DIR
iK
A
R
T
M
K
2
1 SES VE ELE
RKE
Ö
G
:
R
UCE
D
O
16 BEDROOM PR SLEKi EĞiTiM
E ME
V
8
K
i
LERİ
1 AKADEM
K
E
L
MES
Ü
T
22 SES VE GÖRÜN SiZER YAZILIMI
E
ERİ
NTH
L
Y
6
S
N
2 EN iYi 10
ÜRÜ
N
A
P
ÇAR
E
Z
0
3 2014’ÜN GÖ
K-1
A
M
KUR
U
S
4
3 EV STÜDYO I
AR
L
A
G
8
3 BEYİN DAL
40
44
46
48
50
ŞU
ĞU
IN DO
LİK
IDA
İCİ
SEÇ
ALG
M
ALİZ
RE
SÜR
AF
ĞR
OTO
NE F
IPHO
2014
ETİM
TÜK
ININ
R
INLA
G
L
I
Ç
ERİ
LL
ÖDÜ
SI
İTA
HAR
N
İ
ZİH
Sahibi
GALATASARAY İletişim Teknoloji
Müzik Akademisi LTD. ŞTİ.
ÖNSÖZ
Genel Yayın Yönetmeni
Süden PAMİR
Sesin gücünü küçümsemeyin, bir kelamla
varoldu dünya, ahenk içerisinde bir sedası var ve bir
gün gürültüyle yok olup gidecek. Sound duygusal,
algısal ve fiziksel bir güçtür. Duyguları uyandırır,
mana ifade eder ve yeterince güçlüyse vücudu rezone eder.
“Gözler dışarıya, kulak içeriye bakar veya 19. yüzyıl
filozof ve bilim adamı Lorenz Oken’in gözlemine
dayanarak, “Gözler kişiyi dış dünyaya açar ama kulak
dış dünyayı kişiye getirir”. Sound çok yönlüdür, her
yerdedir, göz ancak bir noktaya odaklanabilir, gözü
kaydırırsanız orijinal görüntü de değişir; oysa kulak
ses katmanlarına sahiptir, odağını kaybetmeden sesleri üst üste bindirebilir. Ancak sound dikkat gerektirir, aktif dinleme gerektirir. Audio profesyonelleri
için sağlıklı duyum, perspektifli dinleme kabiliyeti
demektir.
Kelimeye anlam katan, görütüntüye boyut kazandıran o gizemli enerji, ses, harmanlandı, renklendi,
formata büründü, öğretmen, öğrenci, ürün sağlayıcıları, sektör emektarları ve siz okuyucuların çabalarıyla dergi olarak karşınıza geldi.
Bu dergide emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim, zira bu dergide varolmak cesaret ister;
çünkü bu derginin, reklam gücünün gerçekleri perdelediği bazı günümüz yayınlarından bir farkı var.
Bu dergide reklamı, diyecek kelamı, bir mesajı veya
iddası olan tüm firmalar, okulumuza gelip siz okur
ve katılımcıların huzurunda ürünleri hakkındaki
iddalarını ispatlamak zorundalar. İçinde yalnızca
reklamları olan bir dergiden bahsetmiyorum; aynı
zamanda bu vesileyle başlayacak, okuyucuların
tanıklığında bir dizi seminer ve araştırmadan bahsediyorum. İçeride ürünü olan tüm katılımcılar hodri
meydan diyorlar. Ürün tanıtımının ötesinde, sizleri
kullanıcı olarak davet ettiğimiz serüvenimize hoşgeldiniz.
Süden PAMİR
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Süden PAMİR
Yazı İşleri
Eray ÖZAY
Editör
Özgen KAYBAKİ
Görsel Editör
Egemen BİLLUR
Dergi Tasarım
Orçun PAKTEN
Ofset Hazırlık ve Baskı
Şan Ofset Matbaacılık Hamidiye Mh Anadolu Cd.
No: 50 Kağıthane-İST
Tel: 0212 289 24 24
Yayın Türü
2 ayda bir, süreli, ücretsizdir.
SgProder, aslen
www.sgproder.com internet adresinden
yayınlanan dijital bir yayındır.
Katkıda Bulunanlar
Prof. Dr. Gönenç Arın, Kadir ŞALCI,
Özkan MEYDAN, Handan DEMİR,
Hasan SÜRMEN, Semih ULUS, Deniz
ÇAKAR
Tüm yayın hakları GALATASARAY İletişim
Teknoloji Müzik Akademisi LTD. ŞTİ. ‘ne ait olup,
içerik izinsiz olarak yayımlanamaz.
Tüm reklamların sorumluluğu firmalara, makalelerdeki görüşler yazarlara aittir.
Yazılar internet ve ilgili firmalardan sağlanan
kaynak ve öneriler doğrultusunda hazırlanmıştır.
5
Ergenekon Cad. Şahadet Sok. No:6 Feriköy / İSTANBUL
tel: 0212 231 30 95 - web: www.atlantik.com.tr
SGPRODER
NEDİR ?
2
010 yılında ses teknolojileri ve medya faaliyetlerinin
etkinleştirilmesi
ve geliştirilmesini
sağlamak, ses ve görüntü
alanında çalışmalar yapan kişi
ve kuruluşlara destek vermek
amacı ile kurulan SGPRODER,
araştırma, bilgi, belge ve dokümanlarını bir yayın içerisinde toplamaya karar vermiştir.
Dokümantasyon merkezi
oluşturmak ve çalışmalarını
duyurmak için sektör gönüllülerini bir araya getiren dernek,
kurs, seminer, konferans panel
gibi eğitim çalışmalarını, bir
dergiye dönüştürüyor.
Bu doğrultuda gelecek sayılarda yer alacak dernek faaliyetlerini kısaca sıralayalım.
Büyük usta Mimar Sinan’ın
akustik sırları;
Elli yıla yakın süre Osmanlı
İmparatorluğu’nun mimarbaşılığını yapan Mimar Sinan, çoğunluğu İstanbul’da olmak üzere ülkenin her yanına dağılmış eserleriyle klasik OsmanlıTürk mimarisini doruğuna
ulaştırmıştır. Galatasaray ITM
işbirliğiyle gönüllü başlatılan
araştırma, analiz ve ölçümlerde Süleymaniye Camisi’nden
alınan ses örnekleri, ses kayıtları, fotoğraflar ve tarihi
belgeler, Mimar Sinan’ın ses
enerjisiyle ifade ettiği şifreler
önümüzdeki sayılarda bu dergide sizlerle buluşacak.
Derneğin mesleki kaliteyi arttırmak için düzenlediği diğer
bir çalışma, eğitim ve ödüllendirme sistemi olan SQL P.A
MİKS YARIŞMASI ile alakalı
haberler ve yarışmanın ardından elde edilen tecrübeler de
bu dergide
yer alacak önemli çalışmalardan biri.
Bu yarışmada bir hafta boyunca sinyal işlemcileri, ses
yazılımları, dijital masa ve
konser düzenleri gibi eğitimlerden geçirilen katılımcılar,
dünya pop müziğinin renkli
seslerinin canlı kanalları eşliğinde, eğitimi verilmiş konser
sistemlerinde en kısa zamanda en etkili miksleri gerçekleştirmeyi hedefliyor. Sektör
devlerinin teknolojik donanım
desteği verdiği yarışma pahalı ekipmanları profesyonel
koşullarda amatörlere kullanma imkanı sağlarken, dernek
yurtiçi ve yurtdışı burslarla
katılımcıların geleceğini şekillendiriyor ve tecrübe edinme
sürelerini kısaltıyor.
Ses ve Görüntü Profesyonelleri
Derneği, bu dergiyle ses ve
görüntü tutkunlarına, kullanıcı
testleri için ürünlerin katılımcılarla buluşturulmasından,
teknolojiye damgasını vurmuş
ürünlerin geçmişine ışık tutmaya kadar geniş bir skalada
hizmet vermeye hazırlanıyor.
7
MİDAS’IN KULAĞINI ÇEKTİK
S.Q.L
P.A MİKS 2014
G
alatasaray İTM Ses ve Prodüksiyon
Okulu’nun önderliğinde gerçekleştirilen
P.A Miks yarışması bir kez daha eğitim görmek, sektöre girmek ve ellerini kirletmek
için bu büyük fırsatı değerlendirmek isteyen katılımcıları bir araya getirdi.
Amatör, alaylı ve eğitimli olmak üzere 3 kategoriden
oluşan bu yarışmanın amacı, Gökhan Türkmen’e ait
olan, 26 kanaldan oluşan ‘Dene’ isimli şarkısı 15
dakika içinde dinleyip, mikslenecek duruma getirmek
ve 5 dakika boyunca şarkıyı özel bir dengede dinletmeyi başarmaktı. Başarılı olan kazansın diyoruz,
ama bu göründüğü kadar kolay değil; çünkü konser
masası kullanmış veya kullanmamış yarışmacılar
bu şarkıyı eğitim sürecinde toplam 1,5 saat çalışma
imkânı buldular.
ilk kategori olan amatörler kendilerinden beklenen
26 kanaldan oluşan şarkıyı basit bir dengede dinletebilmek için dünyanın en başarılı konser masalarından biri olan Midas Pro 2’nin başına geçtiler.
Amatör yarışmacıların medeni cesaretleri ve istekli
olmaları gerçekten alkışa değerdi. Arkalarında bulu-
8
EĞİTİM AL
KONSERİ YÖNET
ÖDÜLLER KAZAN
nan değerli jüri üyeleri yarışmacıları gerçekten heyecanlandıracak ve bildiklerini de unutturacak kişilerdi.
Başta Galatasaray İTM kurucusu Süden Pamir, değerli
hocalarımız Suat Hurşitağaoğlu, Oben Fıstıkoğlu,
Galatasaray İTM mezunu aynı zamanda Gökhan
Türkmen’in ses mühendisi Serhan Solcum ve Atempo
şirketler grubunu temsilen Cem Atik, yarışmacıların
performanslarını değerlendirdiler.
Organizasyon yarışmadan ibaret değildi ve birçok
bölüm içermekteydi. Galatasaray İTM HPD mezunlarından Hakan Türkürer tarafından eğitimi verilen
Dj atölyesi mezunları performanslarını sergileyerek
dinleyicilere eğlenceli saatler yaşattılar. Daha sonra
türkülerimize yeni bir soluk getiren ‘Ateş Band’ grubu
sahneye çıkarak dinleyicilere türküleriyle değişik
tadlar sundu.
Amatör kategorisinden sonra alaylı kategorisine geçildi. Alaylı kategorisinde yarışmacıların amacı şarkının orijinaline yakın bir duyum sağlamaktı. Nitekim
bazı yarışmacılar kendini göstererek jürinin takdirini
kazandılar.
Ardından sıra yarışmanın en önemli bölümü olan
eğitimli kategorisine gelmişti. Önemli olmasının nedeni adından anlaşılacağı gibi yarışmacılarının eğitimli olmasıydı Bu kısımda yarışmacılar teknik bilgi
ve tecrübeyi harmanlayarak şarkıya yeni bir tür kazandırmalıydı. Beklentilerimiz müzikle buluştu ve
hakikaten değişik tarzlarda çok özel miksler dinledik.
O gün Zorlu Center drama sahnesinde Galatasaray
İTM’in birçok farklı dönem mezunları vardı. Bir kısmı
yeni mezun olmuş, bazıları juri üyesi diğer bir kısmı
eğitimcilerden oluşan üyelerimiz haklı gururumuzu
yansıtmaktaydı.
Güzel geçen bir yarışmanın ardından yarışmacılara
ödülleri, kursu bitiren Dj arkadaşlara da belgeleri
verildi.
Bu yarışmada katılımcılara eğitim, cesaret ve tecrübe anlamında birçok fırsat sunuldu. İşte bu fırsatı
yarışmacılara sağlayan, başta bu işe hayatını adamış
değerli hocamız Süden PAMİR’e, eğitim ve öğretimde sınır tanımayan çok değerli hocalarımız Suat
Hurşitağaoğlu ve Oben Fıstıkoğlu’na, Galatasaray İTM
mezunu ses mühendisi Serhan Solcum’a ve kanallarını en doğal haliyle yarışmacıların kullanımına sunan
Gökhan Türkmen’e, eğitim ve yarışma süresince organizasyonu canı gönülden destekleyen Atempo şirketler grubuna, seyirci ödülleri için Compel’e teşekkürü
bir borç biliriz.
Saygılarımızla SGPRODER
9
Notaların
Doğuşu
MÜZİĞİ EVRENSELLİĞE TAŞIYAN İLK ADIM
M
üzik insanlık tarihinde sosyal, toplumsal
ve kültürel bakımdan çok önemli bir yer
teşkil etmektedir. Hayatımızdaki iyi ve
kötü günlerimize, kısacası yaşadıklarımıza bir anlam
ve değer katma misyonu edinmiştir. Müzik insanlık
tarihinde toplumsal olaylarda, dini törenlerde, düğün
gibi değişik organizasyonlarda duygusal anlamda
bir bağ oluşturmuştur. Eski çağlarda müziğin yazıya
aktarılması mümkün olmadığından, o zamanın kaynakları günümüze kadar gelememiştir. Zaman içinde
bu durum müziğin yazılı bir şekle gelmesini, diğer bir
deyişle günümüze gelecek biçimde notalarla ifade
edilmesini mecbur kılmıştır.
En eski nota yazısına eski Yunan ve Roma medeniyetlerinde rastlanır. Eski çağlarda insanlar birçok şeyi
ifade etmek, anlatmak için duvarlara şekiller ve semboller çizmekteydi. Müzik de bu şekilde sembollerle
ifade ediliyordu. Yazı ve kağıdın olmaması, notanın ya
da müziğin yeni kuşaklara aktarılmasında bir engeldi.
Müzikte matematiksel olguyu ilk keşfeden Pisagor
( M.Ö. 530 – 450 ) olmuştur. Pisagor’un bir demirci dükkanının önünden geçerken müziğin içindeki
matematiği bulduğu söylenir. Pisagor’un demircinin
demir döverken çıkardığı sesler dikkatini çekmiştir.
Daha sonra demirci ustasının dükkanına girerek
değişik materyaller kullandırıp çıkan sesleri incelemiştir. Bu hesaplamalar sonucu Pisagor telin boyu
yarısına indirildiğinde sesin oktavına ulaştığını, tel
2/3 oranına indirgendiğindeyse sesin beşlisine ulaştığını keşfetmiştir. Bu çok önemli bir buluş olmakla
birlikte notanın bulunması ile ilgili birçok olaya kaynak olacaktır. Ama bu buluş elbette ki yeterli değildir,
ardından karşımıza seslere adlar vermeyi düşünen
bir filozof çıkar, Boethius (M.S. 480 – 524); Romalı
filozof seslerin herbirine bir harf belirleyen ilk kişidir.
Günümüzde notaların A, B, C, D, E, F, G şeklinde ifade
edilmesi Romalı filozof Boethius’tan gelmektedir.
Bu buluş ilkel bir notalama sistemini oluşturmaktan
ileriye gidememiştir. Oluşum daha kendini tamamlayamamışken, 11 y.y. İtalya, Toskano da Alezzo katedra-
10
Notasyon, Ortaçağ’daki
icadının ardından, tüm
dünyada birçok müzik türüne
uygulandı.
Hasan SÜRMEN
linde rahip olan Guido d’Arezzo’nun (991/992 – 1033)
notalama sisteminde seslerin yüksekliğini kesin olarak belirtmeye başlamasıyla notalarda büyük bir
ilerleme kaydedilmiştir. Milano’lu bu keşiş nota isimlerini, koro çocuklarına ilahi öğretmeye çalışırken
bulmuştur. Her yeni bir sesin ayrı ses yüksekliğinde
okunduğu bu ilahinin söylenmesinden sonra Guido
bu ilahiyi metne çevirir. Elinin parmaklarındaki girinti
ve çıkıntılara metnin ilk hecelerini yazar. Böylece bir
gam dizisinin sekiz notasını birden sıralamış olur. Bu
yöntem müzik tarihinde Guido’nun Eli olarak anılır.
Guido sadece bununla kalmamıştır. Aynı zamanda
seslerin birbirine orantısal incelik ve kalınlıklarını
göstermek için porte çizgileri kullanmıştır. Böylece
nota benzeri simgeleri toparlayıp belli bir dizgiye
yerleştiren, müziğe nota ve porte kavramını getiren
ilk kişi de Guido d’Arezzo’dur (M.S. 1030). Guido bu
notaların isimlerini Aziz Iohannes Battista ilahisindeki mısraların birinci hecesinden alır.
Ut queant laxis (Ut sonradan 12 y.y’da do olacaktır.)
Re sonare fibris
Mi ra gestorum
Fa muli tourum
Sol ve polluti
La bil reatum
Sancte iohannes (Sonradan 13 y.y’da si olacaktır Soncte iohannes kelimesinin baş harfleri)
Notanın bulunması ve gelişiminin müziğin gelişmesine büyük katkısı olmuştur. Notalama, müzisyeni
ezberden kurtarmış ve değişik kültürlerin müzik
anlayışlarını ortak bir dilde toplayarak repertuarın
zenginleşmesine ve çeşitlenmesine olanak sağlamıştır. Nota sayesinde bir müzisyen bilmediği bir müzik
parçasını icra edebilmek için tek başına yeterli hale
gelmiştir. En önemlisi de hayat içerisinde iyi ve kötü
günlerimize, toplumsal olaylarımıza ve kararlarımıza
bir anlam kazandırmıştır.
Notasyon, müzisyeni
ezberden kurtararak, farklı kültürlerin
müzik anlayışlarını
ortak bir dilde
toplamıştır.’’
KAYIT TEKNOLOJİLERİNİN GELİŞİMİ
GETİRDİKLERİ, DEĞİŞTİRDİKLERİ...
1. BÖLÜM
Handan DEMİR
T
emeli 19. yüzyıla dayanan ses kayıt teknolojisi; gerek yeni rekabetlere yol açmak,
gerekse eşsiz ve şaşırtıcı deneyimler sunmak suretiyle insanlığın kültürel, sektörel
ve ticari faa liyetlerinde önemli bir rol oynamıştır.
İlk örnekleri, yalnızca dalga formlarını işleyebilen ya
da bir kadavradan edinilmiş insan kulağı ile yapılan
biyomekanik cihazlar olarak ortaya çıkan bu teknolojinin, günümüzdeki halini alana dek geçirdiği tarihsel
süreç, geniş ölçüde tetkik edilip öğrenilmiş olmasına
rağmen, geleceğin sektörü ve dinleme alışkanlıkları,
henüz üzerinde kesin bir şey söylenemeyen üstü
kapalı bir bilinmeyendir.
Bilinen ilk kayıt cihazlarından en tanınmış olanı,
1857 yılında Fransız mucit Eduard Léon Scott de
Martinville tarafından icat edilen fonograftır. Sesin,
bir kornanın dar ucunda bulunan elastiki diyaframa
yönlendirilmesi, bu diyaframa bağlı bulunan ve bir
kaldıraç takımı ile harekete geçirilen kayıt iğnesinin,
lamba isi ile kaplı bir silindire çizim yapması prensibiyle çalışan bu cihazın asıl amacı, ses dalgaları
üzerine çalışmalar yapabilmekti; dolayısıyla kayıtlar
görülebiliyor, fakat tekrar dinlenemiyordu.
… Ve Karşımızda “Menlo Park Büyücüsü”
Bunu takip eden senelerde, telefon üzerine çalışmalarına devam eden Thomas Edison, telefonun 1876
yılında, Alexander Graham Bell tarafından takdim
edilmesi üzerine, telgraf alanındaki tecrübelerinden
ve bilgisinden faydalanarak, telefon mesajlarını,
hassas bir elektromanyetik cihazla, balmumu kaplı
bir kâğıda kaydetme fikrini ortaya attı. Fakat telefon
bağlantısına dayanan bir tasarımla ikna olmaması
nedeniyle, bir süre daha deneylerine devam etti ve
sonuç olarak 1877 yılının Aralık ayında, direkt olarak
hava basıncından kayıt yapabilen ilk fonksiyonel
fonografı icat etti. Kendi buluşu karşısında hayrete
düşen Edison, hiç vakit kaybetmeden, bu yeni ciha-
12
zını Scientific American dergisinin New York ofisinde göstermek
üzere yola koyuldu. Bunu takip
eden aylarda ise Edison artık,
“Menlo Park’ın Büyücüsü” olarak
anılacaktı. (Edison’ın laboratuarı
Menlo Park’ta bulunmaktaydı)
Edison’ın fonografının çalışma
prensibi şöyleydi: Derinliği hava
basıncının şiddetiyle doğru orantıda değişen oluklar, diyaframa
bağlı bir kayıt iğnesi aracılığıyla,
kalın kalay yaprağı kaplıbir silindirin üstüne işlenir. Kaydedilen
sesler, bu olukların iğneyle takip
edilmesinin ardından, titreşimlerin mekanik olarak güçlendirilmesi
vasıtasıyla tekrar dinlenebilmektedir.
Fonografın icadının ardından
Edison daha iyisini yaparak üstünlük sağlamak isteyen rakipler
edindi. Bunlardan en önemlisi, o
dönemde henüz yeni olan Volta
Laboratuarı’nda asistanları ile
ses fiziğini araştırmaya koyulan
Alexander Graham Bell’di. 1880’de
başlayan girişimlerini takip eden
senede Bell ve asistanları, yeni
bir cihaz buldular ve bunu “grafofon” olarak adlandırdılar. Her ne
kadar yeni bir icat gibi görünse
de, bu cihazı fonograftan ayıran
tek özellik; silindirin kalay yaprağı
ile sarımı yerine, içinin balmumu ile dolumuydu. Buna rağmen
grafofon, Smithsonian Institution
tarafından asıl örnek olarak kabul
edildi ve sonrasında markalaştı.
1886 yılına gelindiğinde Edison;
daha geliştirdiği yeni fonografını
piyasaya sürerek gardını aldı.
Pazar Telaşı
Bütün bu sosyal ve bilimsel rekabetin ardından, birbirinin taklidi
bu icatların daha fazla pazarlanabilmesi adına yeni yöntemler
bulmak gerekiyordu. 1890’lı yıllara
kadar, iki cihaz da ruhsat sahipleri tarafından, el yazısının yerini
alması ve işleri kolaylaştırmaları
için, stenograflara satıldı; fakat
bundan elde edilen gelir pek tatmin edici olmadı. Daha sonra bazı
yerel distribütörler bu cihazları
bozuk para ile çalışan müzik kutuları olarak, halka açık mekânlara
yerleştirme fikrini ortaya attı ve
görünüşe göre bu, o zamana kadar
bu cihazlar üzerine verilen en
“karlı” karardı. Bu fikri uygulamaya
koymak için, hazır satın alınabilen silindirler üretildi ve çok kısa
bir sürede, ülkenin birçok yerine
yayılarak halkın son moda eğlence
kaynağı haline gelen fonografın
bu yeni kullanım şekli, müzik sektörünün temellerinin atılmasına
ön ayak oldu. Bu yeni pazarlama
tekniğinin ardından, Bell ve şirketinin geri adım atmasına karşın
Edison, fonografı masrafsız bir ev
tipi kayıt çalar olarak pazara sunmak amacıyla, kayıtları imal etmeye başladı. Ne var ki Edison’ın bu
girişim süreci, rakipleri tarafından
açılan davalarla yavaşlatılıyordu.
Bu sırada fonograf piyasası büyüyor, büyüdükçe yeni sorunları da
beraberinde getiriyordu. Anlaşıldı
ki hazır silindirlerin seri üretimi,
oldukça uğraştıran bir işti.
Dönemin Son Sözü
Bunun üzerine, 1894-95 yıllarında, bir Alman göçmeni olan
Emile Berliner, 1887 yılından beri
üzerinde çalıştığı kayıt çalarıyla
piyasadaki yerini alarak, dönemi
gramofon ile tanıştırdı. Bu yeni
teknolojide, silindir yerine balmumu ile kaplı çinko plaklar kullanılıyordu. Oluklar balmumuna işlendikten sonra plak, asidik solüsyona
batırılıyor, daha sonra elektroliz
kaplama işleminden geçirilerek
plakaya nihai ebonit formu kazandırılıyordu.
Plak teknolojisi, seri üretim alanında sağladığı avantajların
yanı sıra; kayıtların, fonograf ya
da grafofondan daha yüksek ses
seviyelerinde çalınmasına olanak
tanıyordu. Dolayısıyla gramofon,
sadece şirketlerin değil, dönemin
insanlarının da ilk tercihi olmayı
başardı. Özellikle ilk kez 1906’da,
Victor Talking Machine Company
tarafından takdim edilen, Victrola
kısa sürede Amerika’nın en çok
satan ürünü haline geldi. Bu öyle-
Edison 1877 yılının
Aralık ayında, ilk
fonksiyonel fonografı
icat etti.
Gramafon
sadece şirketlerin
değil, dönemin
insanlarının da
ilk tercihi olmayı
başardı.’’
13
Özellikle ilk kez 1906’da, Victor Talking Machine Company
yumuşak bir madde kullanıp daha sonra onu sertleştirmenin
tarafından takdim edilen Victrola, kısa sürede Amerika’nın en
ya da alınan kayıtları daha sert bir ortama aktarmanın yollarını
çok satan ürünü haline geldi. Bu öylesine büyük bir başarıydı ki,
aramaya koyulurlar. Ve bu suretle en nihayet, herkese yetecek bir
1912 yılına gelindiğinde Edison da, plak tipi fonograflar üret-
ses seviyesi ve kalitesi için yıllarca sürecek arayış başlamış olur.
meye başladı; ki fonografın bu yeni formu, Tarihte erişilen tüm
yeni teknoloji düzeyinde olduğu gibi; halkın her türlü ses kaydını
evden çıkmadan dinleyebilme kolaylığına erişmiş olması, bir
takım tartışmaları da beraberinde getirdi.
Elbette ki bu tartışmalardan en çok etkilenen müzikti; zira
insanlar en çok, kendi evlerinde dans edebiliyor olmanın tadını
çıkarıyorlardı ve bu sebeple de ‘’iyi müzik’’ değil, ‘’keyifli müzik’’
arayışı içindeydiler. Bu durum, Victor ve Columbia gibi, dönemin büyük plak şirketlerinin işine gelirken; müzisyenler, müzik
eleştirmenleri ve teorisyenler, kaliteli müziğin saygınlığının
bozulmasından ve dinleme alışkanlıklarının girdiği bu yeni
sine büyük bir başarıydı ki, 1912 yılına gelindiğinde
kalıptan son derece rahatsızdılar; fakat üst kültüre mensup bu
Edison da, plak tipi fonograflar üretmeye başladı ki
kişilerin sosyal kaygıları ne kadar göz ardı edilemezse, müziğin
fonografın bu yeni formu, Amerika dışında gramofon
yeniden şekillenmesi de bir o kadar kaçınılmazdı. Şarkıcıların
olarak
adlandırılacaktı. Tarihte erişilen tüm yeni teknoseslerini
daha fazlaolduğu
kontrol altında
tutmaları;
kayıtlarda
loji
düzeylerinde
gibi, halkın
her türlü
ses iyi
kaydını
duyulmadıkları
gerekçesiyle
bazı kolaylığına
enstrümanların
orkestradan
evden
çıkmadan
dinleyebilme
erişmiş
olmaçıkarılması
ve
hatta
bazılarının,
sı, bir takım tartışmaları da beraberinde getirdi. Elbette
ki bu tartışmalardan en çok etkilenen müzikti; zira
Ses seviyesinin
kez ciddi
bir mesele
alması,olmanın
tam da
insanlar
en çok,ilkkendi
evlerinde
danshalini
edebiliyor
tadını
çıkarıyorlardı
ve
bu
sebeple
de
“iyi
müzik”
plak endüstrisinin son haddini bulduğu bu döneme denk değil,
gelir.
“keyifli
müzik”
arayışı içindeydiler.
Bu durum;
Victor ve
Elektronik
kayıt teknolojisinden
ve radyonun
egemenliğinden
Columbia
gibi,
dönemin
büyük
plakses
şirketlerinin
işine
önce, akustik
olarak
alınan bu
kayıtların
seviyeleri yeterli
gelirken,
müzisyenler,
müzik
eleştirmenleri
ve
teorisyendeğildir. Bunun sonucunda Edison ve diğerleri, kayıt esnasında
ler, kaliteli müziğin saygınlığının bozulmasından ve dinleme alışkanlıklarının girdiği bu yeni kalıptan son derece
rahatsızdılar; fakat üst kültüre mensup bu kişilerin sos-
yal kaygıları ne kadar göz ardı edilmezse, müziğin yeniden şekillenmesi de bir o kadar kaçınılmazdı. Şarkıcıların
seslerini daha fazla kontrol altında tutmaları, kayıtlarda
iyi duyulmadıkları gerekçesiyle bazı enstrümanların
orkestradan çıkarılması ve hatta bazılarının kayıt için
değiştirilmesi gerekti.
Ses seviyesinin ilk kez ciddi bir mesele halini alması, tam
da plak endüstrisinin bu dönemine denk gelir. Elektronik
kayıt teknolojisinden ve radyonun egemenliğinden önce,
akustik olarak alınan bu kayıtların ses seviyeleri yeterli
değildi. Bunun sonucunda Edison ve diğerleri, kayıt
esnasında yumuşak bir madde kullanıp daha sonra onu
sertleştirmenin ya da alınan kayıtları daha sert bir ortama aktarmanın yollarını aramaya koyuldular ve böylece
herkese yetecek bir ses seviyesi ve kalitesi için yıllarca
sürecek arayış başlamış oldu.
ses ve elektrİk İlİşkİsİ
Kadir ŞALCI
Sesin; uzak
mesafelere iletilebilmesi, kaydedilmesi
veya büyük dinleyici
kitlelerinin dinleyebileceği seviyelere yükseltilebilmesi için, elektrik
sinyallerine dönüştürülmesi gerekir.
16
Sesin uzak mesafelere iletilebilmesi, kayıt edilmesi veya büyük dinleyici
kitlelerinin dinleyebileceği seviyelere yükseltilebilmesi için sesin elektrik sinyallerine dönüştürülmesi gerekir. Akustik enerji mikrofonlar aracılığı ile elektrik enerjisine çevrilir. O halde mikrofon bir transducer yani
enerjiyi bir sistemden başka bir sisteme nakil eden bir cihazdır. Manyetik
bantlara kayıt yapmak için, akustik enerji mikrofon yardımı ile elektrik
enerjisine çevrilip bir amplifikatörde güçlendirildikten sonra kayıt kafası
denilen bir elektro mıknatısa iletilir. Manyetik bir madde ile kaplanmış
olan plastik bant, bu mıknatısın iki kutupları arasında kalan ve manyetik
kuvvetin en büyük olduğu ince bir aralıktan geçirilir. Elektro mıknatısın
gücü, ses titreşimlerinin şiddetine göre değişir. Böylece bandın yüzey
kaplamasında bu değişimlere uygun yeni bir manyetik düzen oluşur. Bu
sinyallerin genlikleri, voltajları ile doğru orantılıdır. Ses dalgaları birbi-
rini takip eden maksimum pozitif
ve maksimum negatif alanlardan
meydana gelmektedir. Bu sebepten dolayı mikrofonun diyaframını
titreşime uğratan ses dalgaları
alternatif akım meydana getirir
ve ses sinyalleri alternatif akım
ile aynı biçimde değerlendirilir.
Ses sinyallerinde genliğe karşılık
gelen voltajlar RMS (Root Mean
Square) ortalama değerleridir.
akımla gerilim arasındaki faz farkıdır.
Kapasitif reaktans, alternatif akım
devrelerinde enerji yüklü devrelerin akıma karşı gösterdiği zorluktur. Endüktif reaktans, bobinlerin
alternatif akıma karşı gösterdiği zorluktur. Rezistif direnç, bir
iletkenin fiziksel olarak elektron
hareketine gösterdiği direnç çeşididir.
ları arasında değişim meydana
gelmez. Potansiyel fark aynı yönde
ve sabittir. Özetle pozitif kutuptan
negatif kutba doğru hareket eden
sabit yönlü bir elektrik akımı veya
elektrik yüklerinin yüksek potansiyelden alçak olana doğru akması
denilebilir. Bu tip akıma (DC, DA,
Sürekli Akım) adı verilir. Doğru
akım zamana karşı değişmeyen
akımdır.
Empedans
Ohm Kanunu
Alternatif Akım
Sözcük anlamı “özdirenç”tir.
Elektrik devrelerinde alternatif akıma karşı oluşan toplam
direnç olarak ifade edilmektedir. Elektronik cihazlar içerisinde direnç, kondansatör ve bobin
gibi devre elamanları kullanılarak
meydana getirilir. Elektriksel ses
sinyalleri zaman içerisinde yönü
ve şiddeti değişebilen alternatif
akımlardır. Bu devreler içerisindeki dirençler, kapasitif reaktans
ve endüktif reaktanslar tarafından
engellenirler. Empedansın birimi
Ohm’dur ve Ω ile gösterilmektedir. Empedans (özdirenç) ifadesi
ilk olarak Temmuz 1886’da Oliver
Heaviside tarafından kullanılmıştır. Ses sistemlerinde amfinin
reaktif ve rezistif direnç toplamı empedansı, hoparlörün rezistif
empedansının üzerinde olmalıdır.
Crossover’larda tiz frekanslar için
rezistif, bas frekanslar için reaktif
ve mid frekanslar için reaktif ve
rezistif direnç kullanılmaktadır.
Karmaşık özdirencin genliği, voltaj genliğinin akımın genliğine
oranıdır. Karmaşık özdirencin fazı,
Bir iletkenin iki ucuna bir gerilim verildiğinde, hareket halindeki
yükler bu iletken üzerinde elektrik
akımı meydana getirir. Bütün iletkenler üzerinden geçen yüklere
karşı belli oranlarda direnç gösterir. Bu direnç iletkenin yapıldığı
maddeye ve fiziksel özelliklerine göre değişiklik gösterecektir.
Potansiyel akım ve direnç arasındaki bu bağlantı Ohm kanunu olarak adlandırılmıştır. Yani
bu kanun elektrik devrelerindeki
iletkenden geçen akım ve gerilim
miktarını açıklar. Bir iletkene 1
volt’luk gerilim uygulandığında,
iletkenden 1 amperlik akım geçerse bu iletkenin direnci 1 Ohm’dur.
Potansiyelin birimi volt, akımın
birimi amper, direncin birimi ise
Ohm’dur ve Ω sembolü ile gösterilir.
Doğru Akım
Bilindiği üzere bir pilin pozitif
ve negatif olmak üzere iki kutbu
bulunmaktadır. Bunlardan pozitif
olanı daima pozitif, negatif olan
daima negatiftir; yani pilin kutup-
Alternatif akım (AC) periyodik
olarak genliği ve şiddeti değişen
akımdır. Doğru akımdan farklı olarak canlı uç denilen (Faz) üzerindeki gerilim belirli bir frekans ile
pozitif ve negatif kutuplara doğru
sinüsodial biçimde değişir. Ölü/
hareketsiz veya referans noktası
nötr olarak adlandırılmıştır. Uygun
araçlar (adaptör-gerilim doğrultucu vb.) kullanılarak doğru akıma
dönüştürülebilir. Gerilim değişken olduğundan ortalama bir
değer belirlemek gerekir ancak
sinüs dalgası simetrik bir dalgadır.
Pozitif ve negatif yönlere doğru
eşit sayıda eşit değerlere sahiptir. O halde aritmetik ortalaması “0” olur. Bu nedenle alternatif
akım gerilimi RMS (Root Mean
Square) karekök ortalama alınarak belirlenir. Sinüs dalgasının en
pozitif değeri maksimum pozitif,
en düşük negatif değeri ise maksimum negatif olarak adlandırılır.
Bu iki kutup arasına ise Peak to
Peak adı verilir. Türkiye’de şehir
gerilimi 220 Volt’tur. Ancak bu
değer RMS ortalama değeridir.
17
GÖRKEM ADIR
BEDROOM PRODUCER
Süden PAMİR
Galatasaray ITM Müzik Prodüktörlük bölümünü başarıyla tamamlayan Görkem Adır top up eğitimine devam etmek üzere eylül ayında İngiltereye uçuyor. Leona Lewis miksiyle halk oylaması birincisi olan Adır’ın bugünlerde piyasaya sürdüğü angry records imzalı “Borderline”, dubstep single çalışması hotmix listelerinde hızla yükseliyor.
23 Ağustos 2014 cumartesi günü,
DJ Producer semineri kapsamında “Hakan Türkürer” ile birlikte
bedroom ve Studyo prodüksiyon
teknikleri bilgi ve tecrübelerini
sizlerle paylaşmış olan Adır ile
sizin için ropörtaj yaptık..
“Müzik geçmişin nedir?”
14 yaşımda gitar çalmaya başladım. Klasik ve elektro gitar
çalabiliyordum. Analog ve dijital
ekipmanlarım vardı. Solfej eğitimi aldım. Metotları öğrendim.
Elektro gitar hocam Mert Koryan;
kendisi müthiş bir gitaristtir.
Daha sonra Galatasaray İTM’de
eğitim görürken sythesizer koleksiyonu yaptım.
18
“Dj değilsin, ilginç değil mi?”
Evet, olmayı da düşünmüyorum.
Prodüksiyon kısmında kalmayı düşünüyorum. David Guetta
30 yaşından sonra üst düzey
sound’lar oluşturmaya başladı. Performanslarında hatalar
yapıyor ama umurunda değil.
Prodüksiyon kısmında ise çok
başarılı.
“Kimleri takip ediyorsun?”
En çok beğendiğim Erdem Kınay.
Özellikle Merve Özbey’le yaptığı işler çok hoşuma gitti. Murat
Boz’la yaptığı işte de müzik
ödülü almıştı. Dünyada ise
DeadMou5 ve Skrillex’i çok beğeniyorum.
“Parçalarında hayal dünyan geniş,
önceden yapacağın sound’ları
planlıyor musun?”
Plan yapmıyorum ama genelde
yatmadan önce aklıma melodiler gelmeye başlıyor, bu yüzden
sabahlara kadar uyumadığım
geceler oluyor. Deadmau5 gibi
progresif akorları çok seviyorum.
Kontrast yaratacak armoni geçişleri yapıyorum.
“Prodüksiyon yapmaya başladığında en çok nerelerde zorlandın ?”
Tekdüzeliği ve titizliği kırmak
en çok zorlandığım şeydi. Parça
bağlantıları arasındaki geçişlerde varyasyon yaratmakta güçlük
çekiyorum.
“Peki çözümün nedir, yeni
prodüktörlere neler öneriyorsun?”
Otomasyona daha çok eğilmelerini öneriyorum. FX işlemcileri ve
Filtreler yani daha ileri seviyede
işlemci kullanmaya çalışmalarını
tavsiye ederim. Yani Hi-Pass, LowPass filtrelerden ziyade içerisinde
modülasyon imkanı sunan işlemciler gibi.
“Prodüksiyonda kullanmayı
tercih ettiğin yazılımlar, arayüzler,
modellemeler neler,
bizimle paylaşır mısın?”
Sinematik ambiyanslar kullanmayı çok seviyorum, özellikle yaylı
kompozisyonları çok kullanıyorum.
Hep sinematik yöne doğru kayıyor
parçalarım. Hemen hemen tüm
parçalarımda bu olay görülebilir.
Gitar modellemeleri çok fazla kullanıyorum. Spectral synthes için
“İzotope iris” kullanıyorum, oradan
örnekler üzerinden manipülasyon
yapıyorum. Reaktor kullanıyorum,
ambiyans sesler üretiyorum ve
Absyth kullanıyorum.
“Yapım aşamasında en
dikkat ettiğin konu nedir?”
Seslerin doğallığı. Bilhassa
davul yazımında. Bu konuda iyi
olma yolunda ilerlesem de bir
türlü istediğim noktada değilim.
Parçalarımdaki melodik yapıda
istediğim sonuçları alabiliyorum
fakat davul tonlamalarımda hep
bir sıkıntı çekiyorum. Davulu parça
tonuna göre akord ediyorum.
Mesela kick ile bas’da aynı temel
frekansları üretmemek için davulu
akord ediyorum.
“Peki eğitimine gelelim, süreç nasıl
başladı eğitim dönemi nasıl geçti?”
İstanbul’daki bütün okulları gezdim. Daha sonra Galatasarayitm
burs sınavına girdim ama frekansın bile ne olduğunu bilmiyordum, malesef 4 soruyla dereceye
giremedim, çünkü 150-200 hertz
dendiğinde ne demek istenildiğini
bilmiyordum, o seviyedeydim o
zamanlar. Burslu olmadığım halde
okula yazıldım.
“Neden diğer okulları düşünmedin,
Galatasaray ITM’yi
tercih etmeni ne sağladı?”
Çevremden tanıdığım insanlar
“Suden Pamir” ismini verdi ve çok
kuvvetli bir referans olduğunu söylediler, ben de fazla düşünmeden
buraya geldim. İzmir’de müzikle
uğraşan çevre İtm’den haberdar,
hatta bir kısmı mezun ve sektörde
çok başarılıydı, ben bu konulara çok uzak olduğum için, neresi
eğitim verir bilmiyordum. Buranın
BTEC seviye 5 diploma verebilme
imkanı yurt dışına geçiş yapabilmem için çok önemliydi, bu kadar
referans olunca fazla düşünmedim
2 gün içerisinde kayıt yaptırdım.
“Eğitimde nerelerde zorlandın?”
En çok Konser sistemleri derslerinde zorlandım, hiç ilgilenmediğim
bir alandı. Bu yüzden büyük problemler yaşadım. En çok beğendiğim konulardan biri “Ses Fiziği”ydi.
Özellikle emilim katsayıları, hoparlör konumlandırma gibi konuları
çok seviyordum. Aslında en büyük
hayallerimden biri kendi reverb
arşivimi oluşturmak. Bu konuda
kendimi geliştirmek istiyorum ve
FX üretimi konusunda üst düzeylerde olmayı istiyorum. Bence okulun
en başarılı kısmı Ses mühendisliği
konularıydı, prodüksiyon derslerinde de hep çok önemli hoclarım
oldu, mesela Gürhan hoca vizyon
konusunda çok başarılıydı, hangi
seslerin hangi sesler ile bir araya
geldiğinde nasıl bir etki yaratacağını çok iyi biliyordu. Ayrıca program
hızı ve hakimiyeti beni çok şaşırtmıştı. Prodüksiyon dersleriyle her
şey benim için bambaşka bir boyut
kazandı.
“Okula başlarken hedefin neydi?”
Mix ve Mastering konusuyla ilgilenmeye başladım, çünkü parçalarım kötü duyuluyordu. Birinci sınıfın
sonunda Mix ve Mastering konusunda staja yönlendirildim, orada
benim için devrim yaşandı. Ayrıca
stüdyo kayıt ve müzik prodüktörlüğü derslerinden müthiş derecede
memnun kaldım. Hocalarımın Mix
mantığından çok memnunum, ilmine göre yapıyorlar.
“Edexcel hakkında neler biliyorsun?”
İnternetten araştırarak gördüm.
Benim zaten hedefim son senemi
İngiltere’de okumaktı. Edexcel’in
yurtdışı bağlantısı beni buraya
çekti.
“Edexcel Ödevlerinde nerelerde ne
kadar zorlandın?”
En çok Suden hocanın derslerinde
zorlandım, bazı projelerde 5 geri
bildirim var ama yönlendirmeleri
sayesinde başardım.
“Edexcel’in ödev
mantığından bahsedelim”;
Ana fikri bir senaryo olması, senden
o senaryoya uygun gerçek bir iş
bekleniyor, bu da o işi profesyonel
şartlarda yapmanı gerektiriyor. İşi
yaparken Edexcel, nasıl planladığını, hangi sorunlarla karşılaştığını
ve nasıl çözdüğünü tarif etmeni ve
bir yol haritası bırakmanı istiyor.
Ben en çok format konusunda
zorlandım. Yani hangi müdahaleyi
neden yaptığımı, uygulamalarımı nasıl yazıya dökeceğimi, nasıl
açıklamam gerektiğini ilk başlarda bilemedim. Alışması zaman
aldı çünkü uygulamaları eğitimim
esnasında bitirdim ama yol haritalarını sağlık sorunlarım sebebiyle biraz gecikmeli yazabildim.
Mesela Tracksheet’i ilk kez burada
öğrendim.
19
OrangeBook ve RedBook standartlarını ödevlerde
öğrendim. Dolayısıyla ödevlerin uluslararası standartları öğretmek gibi çok büyük faydasını gördüm.
Ödevlerde çok farklı birbirinden ayrışan konular
olduğu için aldığım her yeni bilgide önceden bildiklerimi unutmaya başladım. En son Prodüksiyon
yapamaz duruma gelmiştim. Ruhen yorulduğum
zamanlar oldu, asosyalleştim, fakat burada yaşadığım gerçek hayatın küçük bir simülasyonu ve birey
olarak ayakta kalmayı da öğretiyor.
“Halk oylamasında 1. olduğun Remix yarışmasından
biraz bahseder misin bize?”
Yarışmaya çağrı geldiğinde tatildeydim. 3 gün içerisinde bir pc, kulaklık ve ses kartıyla prodüksiyonu
bitirdim. Projeyi Logic Pro 9’da yaptım. Projede
Lennar Digital Sylenth kullandım ve Logic’in orjinal
plug-inleri bunun dışında başka bir şey kullanmadım, yanımda yoktu zaten. Sesleri ses bankasından,
efektlerde ise SoundToys’dan kullanmayı tercih
ettim. Soundcloud’ da 8000 ve youtube’da 15 bin
üzeri tıklanma aldım böylece halk oylamasında
birinci olma şansı yakaladım.
“Nerelisin?”
Doğma büyüme İzmir, Karşıyakalıyım. Her
Karşıyakalı gibi, Karşıyaka’yı İzmir’den ayrı tutarım.
Bambaşka bir yer Karşıyaka, daha gerçek dostluklar
kurulur. Herkes birbirine saygılıdır.
“Hangi takımı tutuyorsun?”
Galatasaray takımını tutuyorum. Babadan oğula
mirastır bizde tabi Karşıyaka’nın da ayrı bir yeri vardır.
“Son olarak nerelerde okudun?”
Türk Kolejinde, ilkokuldan lise sona kadar bu
20
okulda okudum. Bölümüm Türkçe-Matematikti.
İzmir Ekonomi Üniversitesi Uluslar Arası Ticaret
ve Finansman bölümüne girdim.3. sınıfta bırakma
kararı alıp Galatasaray İTM’ye başvurdum. Kariyer
planlarımda radikal bir değişiklik yaşandı ve şimdi
tam istediğim yerde hedef yolu üzerindeyim,.
Teşekkürler Galatasarayitm.
“Yolun açık olsun seni daima takip edeceğiz.”
PRESTIGE
AKADEMİK
MESLEKİ
EĞİTİM
DÜNYADA BİRİ AKADEMİK BİRİ MESLEKİ ODAKLI
GELENEKSEL İKİ TİP EĞİTİM PROGRAMI MEVCUTTUR
Süden PAMİR
A
Akademik eğitim ve diplomalar gelecekte kişinin araştırma görevlisi olup eğitim
alanında kariyer edinmesine olanak
verirken mesleki eğitim kişinin mesleki
gelişimine olanak vermektedir. Bu yüzden mesleki
eğitim meslek birlikleriyle temas halinde ve uyumlu
şekilde hazırlanır ve onaylanır.
Avrupa’da Müzik Teknolojisi alanında mesleki eğitimleri JAMES, AES gibi uluslararası meslek birlikleri
vermektedir ve bu eğitimler C&G, Edexcel gibi akademik otoritelerce hazırlanmaktadır. Uluslararası
meslek birlikleri ve akademik otoriteler eğitim
seviyesi ve öğrenci yetiştirebilecek kurumlara onay
verirken, öğrenciler aldıkları eğitim ve mesleki diploma yanı sıra vize işlemlerinde kolaylık, işe girişte
öncelik ve çalışma izni gibi avantajlar elde ederler.
Uygulama ve ödev ağırlıklı 2 yıllık eğitim programları, 5. seviye 260 kredilik mesleki diploma ile sonlanır. Bu diploma kredi transferine açık olup akademik
hayatına devam etmek isteyen öğrencilere yurt dışı
üniversitelerine dikey geçiş ve + 1 yıl top-up eğitiminin ardından, BA diplomasından profesörlüğe kadar
uzanabilecek akreditasyon imkânı sağlar. Edexcel
tarafından sunulan özellikle Ses Mühendisliği ve
Müzik Prodüksiyonu alanındaki eğitimler meslek
birliklerinin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak
22
JAMES ve APRS tarafından hazırlanmıştır.
Bu meslek birliklerine bir bakış atalım:
•
JAMES; eğitim ve medya endüstrileri arasında bağlantıyı sağlamaya adanmış bir kurumdur.
Association of Professional Recording Services
(APRS), Music Producers Guild (MPG) ve UK Screen
Association arasındaki eğitim koludur. JAMES
Continuing Professional Development (CPD), yılların profesyonel deneyimlerinin yok olup gitmeden gelecek nesillere aktarılabilmesini sağlamayı
hedefleyen akademisyen ve profesyonellerden
oluşmuştur. JAMES Accreditation yalnızca Sector
Skills Council Skillset tarafından değil, aynı zamanda üyeleri Qualification Development ve Continuing
Professional Development (CPD)’a dahil olan onay
kurumu Edexcel ve City&Guilds ve APRS tarafından
tanınmaktadır.
•
APRS; Audio endüstrisindeki kaliteyi temsil
eden profesyonel yüksek standartları onaylarken bir
yandan da özel bir ağ olarak üyelerinin en son teknolojide ticari iş deneyimlerini destekleyecek şekilde
operasyonel davranan kayıt profesyonelleri derneğidir. Üyeleri müzik, post prodüksiyon ve kayıt stüdyoları, master ve kopyalama şirketler, audio ekipman
sağlayıcı ve servisleri, baskı ve üretim merkezlerinin
yanı sıra bağımsız audio profesyoneller, danışmanlar
ve öğrencilerdir.
Edexcel adı, Educational (Eğitim) ve Excellence
(Mükemmeliyet) kelimelerinden gelmektedir.
Geleneksel eğitimlerin aksine hem akademik hem
de mesleki eğitim ve diploma alanında uluslararası
binlerce okul, üniversite, işveren ve öğretim kurumuna eğitim akreditasyonu sağlayan en büyük diploma
kuruluşudur. Her yıl 110 ülkede 4 milyondan fazla
öğrenci programlarına kayıt olmaktadır. Ülkemizde
bu denklik Milli Eğitim Bakanlığı’nın MEGEP adıyla
başlattığı mesleki uyumluluk çalışmaları ile düzenlenmektedir.
Ses Mühendisliği mi,
Müzik Prodüktörlüğü mü?
Müzik teknolojisi müzikal sanatların kapsadığı tüm
teknoloji formlarını içeren bir terimdir. Hususi olarak
elektronik cihazlar ve bilgisayar yazılımlarıyla kayıt,
kompozisyon, saklama ve performans tekniklerini
içerir. Bunun ötesinde müzik teknolojisi müziğin
akustik, fizik, programlama, müzik psikolojisi, sanat
felsefesi, müzik işletmeciliği gibi teknik ve bilimsel yanlarını da kapsar. Birçok güncel deneysel
müzik enstrümanı ve yeni müzik teknolojileri, yeni
sound’lar yaratmak için kullanılır.
Bu alandaki eğitimleri, teknik ve üretim gibi 2 ana
başlık altında toplamak mümkündür. Bir başlık
teknik içerikli olup, sanatçının veya prodüktörün
kafasındaki müzik ve sound fikrini kayıt veya ses sistemlerine aktarma disiplinlerini kapsar. Uluslararası
ortamlarda uzmanlığın adı Ses Mühendisliği’dir.
Üretim, bir müzik fikrinin, profesyonel koşullarda hazırlanmış bir performansta yer alacak hale
gelene kadar hangi aşamalardan geçtiğini inceler.
Uluslararası ortamlardaki uzmanlığın adı ise Müzik
Prodüktörlüğü’dür. Bu yapıları, sektörde akademik
profesyonelleri oluşturan eğitmenlerimizin cevaplamasının bu meslekte geleceğini var etmek isteyen
adaylara çok faydalı olacağını düşünüyorum.
Her şeyden önce mesleğini teknik tarafta oluşturmak
isteyen adayların, prodüksiyonun hizmetinde çalışacakları için egolarının kararlarını etkilemeyeceği bir
yapıya sahip olmaları gerekir. Ayrıca müzik sektörünün içerisinde geniş bir yer tutan teknoloji eğitimi
alacak öğrenciler teknik eğitimin dışında müzikal
olarak da kendilerini geliştirmeye hazırlıklı olmalıdır.
Yani teknik konularda başarılı olabilmek sektörel
genel kültüre sahip olmayı gerektirir. Kısacası teknik tarafta duracak öğrencinin araştırmacı, girişken,
işten kaçmayan, yoğun çalışma saatlerine dayanıklı
23
biri olması ve her şeye rağmen doğru karar verme
yeteneğini kaybetmemesi ve mesleğini de severek
yapması gerekir. Eğitimin sonunda başarı bu şekilde
gelecektir.
Prodüksiyon eğitimi alacak olan öğrenci projeyi alıp,
işleyip, projeyi büyütebilme yeteneğine sahip olmalıdır. Öğrenci dünyaya ve ülkesine bakıp, hayatı doğru
algılayıp, olanları yorumlayarak, kitlelerin ihtiyacına
ve beğenilerine yönelik yeni ve farklı projeler üretebilmelidir; bu yüzden müzikal vizyon ve farkındalık
yeteneği şarttır. Bu yetenek eğitim yeteneklerinizi
globalleştirmeye yarar, sınırlarınızı genişletir.
Teknik adam olmak, bir çeşit tercüman olmaya benzer. Karşınızdaki müzisyeni doğru anlama ve teknik
ortama en iyi şekilde aktarma sanatıdır. Eğer müzisyenle dinleyicinin arasında bu tercümeyi yapmakla
görevli kişi konuşmaları kendi fikirleri ve damak
tadıyla harmanlayıp yorumladıktan sonra teknik
ortama aktarırsa bu artık müzisyenin değil teknik
adamın albümü olur. O zaman bugün dünyada birçok
müzisyenin teknik adamı aradan çıkartabilmek için
24
tercih etmek zorunda kaldığı gibi eve kapanıp, bilgisayar ortamında albümü bitirip, internette dağıttığı
veya internetten dağıtılmış versiyonu ile CD baskısı
arasında zaten teknik bir fark algılanmayan projeler
üretilmeye başlanır.
Tam da bu noktada Ses Mühendisliği adı ile verilen
eğitimin sınırlarını çizmek isterim. Bu bir empati eğitimidir; teknik ve teknolojik eğitimin dışında 3 önemli ayağı vardır: Birinci ayağı sesin fiziksel özelliklerini
bilmek. İkinci ayağı onu yönelteceğiniz kitlenin onu
nasıl algılayacağını da bilmeyi gerektirir ki bu bilime
psiko-algı diyoruz.Üçüncü adımı ise bunların dışında
ilgili kitleyle buluşturacağınız, dinleme ortamının
yüzeylerinin de o enerjiye ekleyeceği ve o enerjiden
alacaklarına da hakim olmayı gerektirir.
Hem ses mühendisliği mesleğinin geleceğini korumak hem de üretimi teknik yaratıcılıktan mahrum
etmemek adına adayların mesleğin hangi tarafında
durarak tatmin olabileceğini düşünmelerini isterim;
eğer tercüman olmak sizlere yetmeyecekse birinci yıl
teknik eğitim almakla beraber eğitime devam edip
ikinci yıl müzik prodüksiyon eğitimini alarak kompozisyona yorum yapma ve müdahale etme yetisi
kazanıp, hayatınıza sizi tatmin edecek donanımlara
sahip olarak devam etmeniz gerekir.
Bana göre aslında tüm bu donanımları kazanmak
için gözle görülemeyen ses gibi bir enerjiyi 1 yıla
sığdırmak mümkün değildir. Bu yüzden Edexcel
gibi uluslararası meslek birliklerince hazırlanmış
eğitim programlarına dahil olmak geleceğin mesleklerine ulaşmanın en etkin anahtarıdır.
25
SES VE GÖRÜNTÜ
DÜNYASINDA
MESLEKLER
Hayat kendini keşfetmek ibaret değil kendini yaratmaktır.
B
ugün işsizlik rakamlarına bakarak gelecek nesillere, yeni
meslekleri tanıtmanın gerekliliği söz konusu. İşsizlik
kadar işe yarayan eleman bulmak da bugün büyük bir problem değil midir? “Bir gün lazım
olur”, ya da “beyin jimnastiği”
gibi sebeplerle devam ettiğimiz
eğitimler bir yana, bir mesleğin
varlığından bahsetmek için bir
iş potansiyeli ve onu gerçekleştirecek bir iş gücü ihtiyacı olmalıdır. Bu sebeple, mesleki eğitim
programları, dünyada 85 ülkede
2500’den fazla alanda, en büyük
26
ve eski akreditasyon kurumları tarafından araştırılıp, 3 yıllık dönemlerde revize edilirken,
ülkemizde hala üniversitelerin
bilindik bölümlerine araştırma
görevlisi yetiştiren eğitim programları, mezuniyetin ardından
işsizliğe hizmet ettiği bilindiği
halde seçimlerimizi oluşturmaya
devam ediyor.
Bu sebeple son zamanların gelişen ve değişen reklam, çoklu
medya ve film sektörlerinin görsel ve işitsel efekt ve teknik tasarımlarını hazırlayan yeni mesleklerini ve imkânlarını sizler için
mercek altına aldık.
Süden PAMİR
MÜZİK PRODÜKTÖRLÜĞÜ
Bir müzik fikrinin akla düştüğü andan satışa sunulduğu ana kadar, eserin dış pazara sunulabilmesi için;
teknik, yaratıcı bilgi ve düşüncelerini, sanatçının ve
performansın doğru piyasayı bulmasını sağlayacak
şekilde uygular ve performansı sanatçının özelliklerini yansıtır hale getirir.
KAYIT PRODÜKTÖRLÜĞÜ
Prodüksiyon planı yapılmış bir albümün stüdyo kayıt
aşamasını gözlemleme, planlama, satışa sunulacak
kitleyi göz önünde bulundurarak sound ve performans kalitesini yönetme ve planı aslına uygun
tamamlama görevlerini yerine getirir.
SES TASARIMI
Sesleri özelleştirip, birleştirip, geliştirerek, film, tiyatro, konser performansı, müzik kaydı, bilgisayar ve
oyun sektörlerinde görüntüye işitsel bir alan ve
derinlik kazandırır.
SES EFEKT SANATÇISI
Canlı kayıtların yapılabildiği yaratıcı bir stüdyoda,
çeşitli aksesuarlar kullanarak film için ses efektleri
yaratır.
DİJİTAL AUDİO OPERATÖRÜ
Kayıt, işlemleme, miks, ana kopya hazırlama, efekt
tasarımı, diyalog, ses tasarımı, dublaj, oyun ses
tasarımı, film ses tasarımı işlemlerini, dijital audio
çalışma istasyonlarında yürütülecek işlemleri uygulamaktan sorumludur.
MİKS MÜHENDİSİ
Ön kayıtlı ses kanallarının, volume, frekans, pan
pozisyonları ve efekt karışımlarını dengeleyerek, çok
kanallı enstrüman ve vokal kayıtlarını son şekline
hazırlar.
PERFORMANS MÜHENDİSİ
Ses, ışık, sahne, askı ve makas sistemleri gibi gösteri
dünyasının gerektirdiği teknik donanımların tamamına hakim olarak, performansın görsel, işitsel tasarımını ve performansın sürekliliğini sağlar.
MASTERING MÜHENDİSİ
Ön kayıtlı dijital veya analog audio materyalleri,
mono, stereo, çok kanallı halden CD veya plak gibi
satışa sunulabilir hale getirir.
KONSER SİSTEM OPERATÖRÜ
Canlı performans için ışık, ses sistemleri ve asma
aparatlarının teknik detaylarını yöneterek sesi; dinleyiciye, müzisyene, yayına ve kayıta dengeli ve
planlandığı gibi ulaştırır. Sağlık ve güvenlik kuralları,
cihaz yerleştirme ve montajı, line array asma tasarımı, ses seviyeleri ve algı, elektrik üretim kaynakları,
kablolama, topraklama sistemleri, çağrı cihazları,
komünikasyon sistemleri, yangın ve yangın alarm
sistemleri konuları içerisindedir.
KAYIT OPERATÖRÜ
Program, kayıt, edit ve mix tekniklerini kullanarak,
özel sound’lar geliştirir. Kayıt cihaz konfigürasyonları, kayıt ve mix teknikleri, sinyal akışı, konsol
parametreleri, özel kayıt teorileri, alternatif mikrofon teknikleri konularına hakimdir ve prodüksiyon
stüdyolarının gerçek ortamına hazırlar. Enstrüman
yapısı ve mikrofon uyumu, klasik müzik, rock, rap,
pop orkestra düzenleri, etnik müzik kayıt teknikleri
sorumluluk alanlarıdır.
PROTOOLS OPERATÖRÜ
Protools ve TDM sistemlerini kayıt, mix ve editleme
uygulamaları için yetkin kullanabilen operatördür.
STÜDYO YÖNETİCİSİ
Stüdyonun, teknik ekip ve donanımının güncel,
bakımlı, işler duruma getirilmesi ve kiralanarak
sürekliliğini sağlayan sorumludur.
PRODÜKTÖR ASİSTANI
Prodüksiyonun çeşitli aşamalarından sorumlu olup,
bütçeleme gibi spesifik gerekleri yerine getiren kişidir.
MİDİ PROGRAMCISI
Müzikal enstrümanlar arasında midi sinyali ile senkron sağlayarak, ışık, ses sistemleri ve hatta bazen
mekanik kesme makineleri dahil programa uygun
davranmasını sağlar.
DİYALOG EDİTÖRÜ
Film ve televizyon prodüksiyonu için diyalogları
ayarlar, senkronlar ve editler. Genellikle sette kayıt
edilmiş sesleri kullanır.
MAKİNA OPERATÖRÜ
Kayıt yapacak makine ve ekipmanları kullanır. Spor
ve haber programları için seslerin kayıt, senkron,
mix ve geri üretim aşamalarını düzenler. Spor alanları, tiyatrolar ve video prodüksiyonları için ses efekt
makinelerini kullanır.
27
MÜZİK İŞLETMECİLİĞİ
Müzik telif hakları, hukuku, kanunları, organizasyonu, menajerlik, organizasyon, dağıtım, tanıtım ve
iş planlaması konularında sanatçının marka olma
yolunda projenin bel kemiğini oluşturan teknik kişidir.
DİJİTAL AUDİO OPERATÖRÜ
Dijital audio teorileri ve genel dijital kayıt teknolojileri için dijital audio konfigürasyonları, dijital
audio felsefesi, sistem kontrol parametreleri ve
uygulamalarını geliştirir.
FOTOĞRAFÇI
Latince’de ışıkla yazmak anlamına gelir; kamera
yardımıyla hassas bir yüzey üzerine kaydederek
görüntü oluşturma işidir.
GRAFİK TASARIMCI
Bir mesajı görsel yolla hedef kitleye ulaştırmak
amacıyla logo, afiş, billboard, basın ilanı, ambalaj,
kitap, dergi, tanıtım filmleri, çizgi film gibi tasarımları yazılı ve görsel elemanlarla sanatsal ölçütler
içinde tasarlayan kişidir.
WEB TASARIMCISI
Web grafik tasarımcısı, tasarım araçları ve grafik
programlarını iyi derecede kullanabilen, HTML ve
CSS bilgisine sahip çeşitli flash uygulamalar için
layout oluşturabilen ve uygulamada gereken grafik
desteği verebilen teknik kişidir.
KAMERA ASİSTANI & IŞIKÇI
Çekimden önce ve sonra kullanılan malzemeleri
hazırlar, temizler, bakımını yapar ve çekim sırasında
kameramana yardım eder. Platolarda ışık sistemlerini kurma ve kontrol ederek ışıklandırma yapma
bilgi ve becerisine sahiptir
YÖNETMEN
Oyuncuların rollerini
dağıtıp oyunu düzenleyen, metin, yorum,
dekor, müzik gibi
öğeler arasında birlik
sağlamaya çalışan kimsedir. Film yönetmeni
bir senaryo temelinde,
filmin artistik ve dramatik yönlerini düzenleyen kişidir.
YAPIMCI
Bir filmin yapımını üstlenen kişidir. Filmin bütçesine göre personeli, dağıtımı ve başlangıcından tamamlanana kadar olan
28
film yapım sürecinin tüm safhalarını planlar.
SENARYO/ METİN YAZARI
Seyirciyi filme bağlayan en önemli unsur olan
senaryonun, ham fikir halindeki öyküden başlayarak
akıcı bir film haline gelene kadar geçtiği aşamaları
kurgular.
KAMERAMAN
Sinema veya televizyonda kamera ile görüntü çeken
kişidir. Kaydırma, crabbing, zoom, netlik ayarlarını
yapar, araçlarını kontrol eder. Yönetmen, stüdyo şefi,
yapım asistanı, görüntü yönetmeniyle birlikte çalışır.
SANAT YÖNETMENİ
Bir filmin kostüm tasarımı ve dekorundan sorumlu
kişidir. Senaryoda yer alan mekânların ve aksesuarların ekrana yönetmenin kafasındaki şekliyle yansımasını sağlar.
EDİTÖR/POST PRODÜKSİYON
Çekimler bittikten sonra bütün materyali bir araya
toplayıp sıralı bir iş çıkarmak, görsel yapımların en
zor kısımlarından biridir. Bu uzmanlık montaj ve
post prodüksiyonda kullanılan Avid ve After Effects
gibi yazılımları ileri biçimde kullanarak binlerce
ham görüntüden sıralı ve anlamlı bir film oluşturur.
IŞIK YÖNETMENİ
Işık yapımı denetleyen ve tüm ışık birimin bağlı
olduğu kişidir.
SET FOTOĞRAFÇISI
Yönetmenin programda görev alan yetkililer ile yaptığı toplantıdan başlamak üzere, kayıttan çıkıncaya
kadar geçen aşamaları fotoğraflar ve çekim aşamasında devamlılık için de önemli bir role sahiptir.
Toplantı, ışık çalışmaları, kamera çalışmaları, sunucu
ve konuk çalışmaları, dekor çalışmaları, yayın çalışması v.b çalışmaları da görüntüler.
VİDEO ARTİST
Görselleri yöneten bir çeşit sanatçıdır. Müzik veya
bir işitsel için canlı görsel alanlar yaratır. Bunu canlı
olarak yapması işinin en önemli parçasıdır. İki şekilde uygulanır.
Serinin Yeni Üyesi
Önemli değişiklikler:
• Windows 7’ye geçiş ve
Windows 7 görüntüsünden hızlı
başlatma
• Yeni dahili PC, yeni dahili SPIDERCORE
DSP, yeni HQ mikrofon ön yükselteçleri
• Yeni GUI
• Yerel IO ve 2 x D21 yuvası
• Ana yüzeyden USB kaydı
• Standart olarak kayıt ve eklentiler için
Dante ve Madi
• Realtime Rack desteği
• Yeni endüstriyel tasarım.
Realtime
Rack
Live Sound Plug-in Engine
Vi3000 yüksek mevkilerde
dostları olan bir konsol. Ses
kalitesini, denetim yüzeyi içermeye yetecek küçüklükte giriş/
çıkış yönlendirme ve DSP miks
kapasitesini en üst düzeye
çıkaran bir kombinasyonda
FPGA ve DSP teknolojilerini
birleştiren, yeni 40 bit gezer
noktalı DSP sistemi Soundcraft
SpiderCore sağlıyor. FX’deki 4 bağımsız stereo Lexicon çoklu efekt birimlerinin
her biri, giriş kanallarına, aux çıkışlarına ve kanal eklerine katılabilen 14 reverb,
7 delay ve 8 kaydırma efekti sağlıyor. her veri yolunda BSS üçüncü oktav Graphic
EQ var. Fader bölmeleri kırmızı ışıkla GEQ modunu gösteriyor. Vi3000 canlı çok
kanallı kayıt ve MADI yoluyla görsel ses kontrolü için Dante ses ağlarına ve
30 Yıllık
zle
i
m
e
b
ü
r
c
Te
DAW’lara erişim imkanı sunuyor.
YIL 1984 - 2014
Palanga Caddesi, Mütevelli İbrahim Sokak
No:8/A-1 34347 Ortaköy/İSTANBUL
Tel: 0212 227 68 00 ( pbx) Faks: 0212 227 96 34
EN İYİ 10
SYNTHESIZER YAZILIMI
Dijital müzik dünyasında neredeyse her gün bir synthesizer yada plug-in yayınlanıyor. Yıllardan beri yeniliklerden bahsediyoruz, testlerini yapıyoruz, prodüksiyonlarda kullanıyoruz ama geriye dönüp baktığımızda ilk
başta büyük mutluluk veren yapımların aslında sadece bir kısmının uzun zaman içerisinde hayatta kalabildiğini görüyoruz. Bu, donanım dünyası için de pek farklı sayılmaz. Tarihe baktığımızda ne umut ve yeniliklerle
piyasaya sürülen modeller vardı ama pek azı günümüze kadar ayakta kalabildi ve tarihin bir parçası oldu.
Bunun sebebi ille de eksik yada kötü işler olması değildi; yapım şirketinin finansal durumundan, yapımcıların psikolojilerine kadar bir çok nedeni olabilir; bu nedenle ürün konusunda mümkün olduğunca objektif
düşünmek gerekli. Kendi fikirleri doğrultusunda yaşayan müzisyenlerin stüdyosunda üretimden kalkmış bir
çok cihaza rastlamak mümkün. Bunun nedenlerini sanırım en iyi kullanıcısı anlatabilir.
Özkan MEYDAN
30
1.
Gforce Minimonsta
Gforce Minimosta oldukça
kullanışlı sade ve istediğiniz
tüm seslere zaman harcamadan güzel dizayn edilmiş arayüzü sayesinde
kısa zamanda ulaşmak mümkün. Sert bir karaktere sahip olmamakla birlikte, kullanıcılara
analog tadında ses bankaları sunmakta.
2.
NI Massive
Analog konsepti nefes kesen
teknolojisine ve ürettiği seslere dayanmaktadır.Yüksek
kaliteli motoru gerçek temizlikte olup, en
detaylı seslerde bile detay kaçırmamanıza
olanak sağlayacaktır. Kolay kullanıcı arabirimi sizlere daha ilk notanızda yer titretecek
sesler yaratmanıza imkan sağlayacaktır.
SynthMaster
3.
Synthmaster bir “all-arround” yarı-modüler
yazılım synthesizer. Etkisi 0 Va, Wavetable,
Wavescannig, Faz Modülasyonu, Frekans Modülasyonu, Genişlik
Modülasyonu, Genlik Modülasyonu, Yüzük Modülasyonu ve
Fiziksel Darbe dahil olmak üzere bir çok farklı sentez yöntemi;
plug-in modelleme ve SFZ örnek oynatma sentezi, multi-sentez
osilatörler, analog modellenmiş dijital filitreler, 11 yüksek kaliteli
efekt türü ve 95 ayrı modülasyon mimarisi ile yönlendirme ile;
Synthmaster bütün synthesizer meraklıları için olmazsa olmaz!
4.
NI Absynth 5
Absynth 5 benzersiz sesleri oluşturmak için
rakipsizdir,üç osilatör kanal ve subtractive
sentezi,FM dalga tablosu,örnekleme ve dalga,filitreler modülatör ve etkileri ile örnekleme olarak çeşitli ses üreten yöntemleri ile kombine sinyal akışı sağlar.Sesler kurnazca ve radikal
animasyonlu olması için ek olarak,68 aşamalı zarf ile benzersiz
esnek kontrol sağlar.Kullanımı biraz karışık gözüksede oldukça
kaliteli verim alabileceğiniz synthesizerlerden biri Absynth5.
31
Nexus
5.
Nexus dünyada en çok kullanıcıya sahip synthesizerlardan bir tanesi. Karakter olarak analoga oldukça
yakın yumuşak bir soundu bulunmakta. Kullanım olarak
oldukça kullanışlı. Üzerinde sese aşırı müdehale etme şansına sahip
değilsiniz fakat bu kesinlikle Nexus’u geride bırakacak olumsuz bir
durum değil. Günümüzde Nexus prodüktörler tarafından benimsenmiş
durumda. Tek başına yeterli olabilecek seviyede, ek olarak Refx Audio
sürekli banka desteği sunmakta. Parametre ihtiyacı duymadan sadece
bankalardan işinizi görebilecek şekilde zengin bir arşive sahip.
6.
Predator
Hızlı bir şeyler yapmak istiyorsanız
Predator oldukça kullanışlı, filtre modülasyon ve efekt konusunda oldukça
iddialı. Ek olarak vocoder kullanabiliyorsunuz, predatorfx
içerir. Kulanıcı ana arayüzünde hemen hemen tüm ayar
kontrolleri yer almakta.
HipHop, Dance, breakbeat,
çeşitli Trance stilleri, DnB bankalar, DubStep, Hardcore dans,
House, SFX tarzında 4400 hazır ses bankası bulunmakta.
7.
Albino 3
Albino 4000 ses bankası, 2200
hazır ayarın yanı sıra, piyasadaki
en geniş fx ayarlarına sahip olan
synthesizer diyebilirim. Sound olarak sert, dolu bir
sese sahip. Non-aliasing osilatörler ve 27 filtre çeşiti
bulunmakta. Dışarıdan ses yükleyebiliyorsunuz. Son
güncellemeyle birlikte diğer synthesizerlerden eksik
bir yanının olmadığını söyleyebilirim. Kullanıcılar
arasında Albino, geniş ses bankasından dolayı joker
synthesizer olarak adlandırılmakta.
8.
Zebra Synthesizer
Zebra oldukça köşeli ve sert seslere sahip. Kolay
kullanışlı olması tercih sebebi. Üzerinde neredeyse
tüm parametreler bulunmakta ve dolayısıyla sese daha fazla müdahele
etme şansına sahibiz. Diğer synthesizerlerde olduğu gibi Zebra’ya da
dışarıdan preset yükleme yapılabiliyor. Zebra elektronik müzik yapan
tüm prodüktörler için vazgeçilmezlerden biridir.Özellikle psikolojik
pad seslerde çok başarılı olduğu bilgisini aktarabilirim.
32
9.
Sylenth 1
Bana göre diğer synthesizerlar’dan en önemli
farkı yumuşak bir sese sahip olması, analoga
daha yakın, köşeli olmaması Synthesizer’lar
1980’li yılların başlarında yavaş yavaş
hayatımıza girmeye başlamıştır. Access Virus TI, Minimoog,
Yamaha DX7, Korg Wavestation ve daha bir çok efsanevi hardware synthesizer’ların yanında, başarılı olmuş yazılımsal tabanlı
synthesizer’lar da bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi de Lennar
Digital firması tarafından geliştirilen ve günümüzde birçok profesyonel müzisyen tarafından kullanılan Sylenth1 synthesizer
yazılımıdır. Kısa sürede büyük bir kitleye hitap eden ve büyük bir
başarı kazanan Sylenth1, oldukça popüler bir syhthesizer.
10.
Spectrosonic Omnisphere
Spectrosonics firmasının gözdesi diyebileceğimiz 2008 çıkışlı ürünü Ommisphere
Synthesizer oldukça göz doyurucu diyebiliriz. Bünyesinde toplamda 8005 adet
sesle geliyor. 5021 patch, 2740 ses kaynağı ve 144 adet multi barındırıyor. Yaklaşık
50 gb’lık bir kütüphaneye sahip. Bilgisayar performansınıza bağlı olarak yükleme süresi 2-4 saat
arasında değişebiliyor. Omnisphere birçok opsiyonu görselleştirmeye çalışan bir program; sesleri
görselleştirip estetik olarak arayüzünde farklı bir hava yakalanmış. Uzun süre durmadan kendi
içinde rotasyon yapan osilatörler arıyorsanız tam istediğiniz gibi diyebilirim. 2008’den günümüze
kadar geliştirici birçok güncelleme gerçekleştirildi ve artık granular sentez özelliği bulunmakta.
Kesinlikle yeni sesler üretmek için tasarlanmış profesyonel synthesizer diyebiliriz.
33
2014’ÜN
Semİh ULUS
GÖZE ÇARPANLARI
2014’ün ilk yarısında göze çarpan ürünleri beraber inceleyelim;
Shure Axient
2014 yılının Ocak ayında satışa
sunulan Shure-Axient wireless
mikrofon, rack ekipmanları ile
birlikte başarılı işlere imzasını
atmaya başladı.
Yıllarca süregelen pil sorunu artık
tarih oluyor; çünkü bu model pil ile
değil batarya ile çalışıyor. Batarya
tam şarj edildiğinde aralıksız
olarak on (10) saat kullanılabiliyor.
Ayrıca Atx 610 adındaki tarayıcı
sayesinde uygun frekanslar otomatik olarak tespit edilerek, alıcı
ve vericinin frekansları aynı anda
değiştiriliyor.
Bu sayede program anında herhangi bir aksaklık ihtimalini minimuma iniyor.
34
Sistem konfigürasyonu ve daha
detaylı bigiye ise
http://www.axient.net/en/
adresinden sahip olabilirsiniz.
Shure Psm 1000
2014 yılının en gözde elemanlarından bir tanesi de PSM
1000 wireless Monitör Sistemi.
Ekipman 1U/ 19” boyutlarında ve
4700 gram oluşu ile de kolay taşınabilir bir çözüm sunuyor. 2 adet
stereo receiver’a sahip olup pil ile
kullanılabildiği gibi batarya ile de
kullanılabiliyor. SB900 adındaki
batarya ile 10 saat kadar çalışabilecek şekilde üretilmiştir.
Body Pack audio çıkış gücü 100
mW olup alıcısı 10/50/100 mW
çıkış gücünde ve 50 ohm’luk
empedansa sahiptir.
Sennheıser dıjıtal 9000
4 kanallı bir alıcıya sahip olup 8 kanala kadar yükseltilebilen, UHF (Ultra High Frequency) frekans
sahasında çalışan dijital bir kablosuz mikrofon
modülüdür. Receiver’ın üzerinde 4/8 adet analog
output AES/EBU port bulunuyor. Biliyorsunuz ki;
AES tek çıkışta iki sinyal taşıyor. Fakat audio input
yönlendirmeleri farklı noktalarda olabileceği için her
AES çıkışı 1 kanal sinyal taşıyor.
Receiver, yani algılayıcı (alıcı), frequency manager ile sürekli olarak kendi frekansına yakın olan
frekansları bulmaya çalışıyor ve mikrofon ile alıcıyı
aynı sinyalde sabitliyor; ayrıca yakın bir frekans
varsa sizi uyarıyor. Ayrıca remote controller ile bilgisayar üzerinden mikrofonun ve alıcının ayarlarını
değiştirebiliyorsunuz. Mikrofonun pilinin ne durumda olduğunu ve squelch olarak alıcı ile mikrofon
arasındaki ilişkiyi de size gösteriyor.
SKM 9000 ve SK 9000 transmitter’ları ile dijital
olarak veri aktarımında bulunuyorlar; yani bu artık
wireless audio sistemlerinde dijital olarak sinyal
taşınabildiği anlamına geliyor. Mikrofonun kapsül
seçeneği tabii ki size kalmış. Kutu içeriğinde 2 adet
(bi-directional) anten yer almakta. Bu antenler aktif
olarak çalışıyorlar ve Sennheiser’ın iddiasına göre
yabancı bir frekansın receiver tarafından alınması
çok zormuş.
YAMAHA QL SERİSİ
M7CL ile başlayan Centra Logic teknolojisi yerini CL
serisine bıraktı derken kısa bir zaman sonra Yamaha
QL serisini duyurdu. Henüz satışa çıkmamış olmasına
rağmen technical rider’larda yerini almaya başladı
bile. CL serisinde dijital stage box ile kullanmak
zorunluluğu vardı (Dante). Fakat QL serisinde bu
durum değişti ve dijital stage box kullanmak opsiyonel hale geldi. Bu da kiralama firmaları için daha az
case taşımak anlamına geliyor.
Kolay kullanımı ve dokunmatik ekranı ile nam
salan Yamaha dijital mikserlerinin IOS cihazlarla
uzaktan kontrol edilebiliyor olması tek mikser ile
çalışılan işleri oldukça verimli bir hale getiriyor.
Kompakt yapıda oluşları ile çokça tercih edilecek
gibi gözüküyor; özellikle de az kanallı işler için QL1,
hedefi on ikiden vurmuş gibi.
Detaylı bilgi için http://www.yamahaproaudio.com/
global/en/products/mixers/ql/ linkini ziyaret edebilirsiniz.
35
L-Acoustics K2
V-Dosc ile başlayan extra loudness line array sistemi
artık yoluna K2 ile devam ediyor. Kalitesinden tüm
dünya çapında bahsettiren L’Acoustics bu yeni modeli ile dikkatleri epey üzerine çekti. Şüphesi ki tüm
dünya rider’larının ilk kahramanı K2’dir.
145 dB SPL güce sahip, 35-20000 Hz arasında
çalışabilen 110 - 90 derece açıya sahip bu hoparlör,
6 adet driver’dan oluşuyor.
* 2 adet 12” low driver * 4 adet 6,5” mid driver * 2
adet 3” tiz driver
SSL L500 - L300
İLE live sound da SSL rüzgarı
2014 yılının başında Türkiye’de satışa sunulan
L500 , çift dokunmatik ekranı ve stüdyo ortamında
kullanılan plug-in’leri ile göz dolduruyor. Yüksek
input/output sayısına sahip bu mikser, lokal olarak
giriş çıkışa sahip olduğu gibi dijital stage box ile de
kullanılabiliyor. Sound olarak son derece iyi durumda
olsa dahi fiyat olarak aynı şeyi söylemek mümkün
değil gibi gözüküyor. Yakın zamanda L500’ün küçük
kardeşi olarak piyasaya çıkan L300 ise şimdiden
merak uyandırıyor.
36
Clay Paky Super Sharpy
470 Watt, 7000 K lamba ile
prolight+sound 2014 ödülüne
sahip bir moving head.
h t t p : / / w w w. c l a y p a k y. i t / e n /
products/b-eye-k20 adresinde
ürün ile ilgili detayları bulabilirsiniz.
Avolites Titan NPU
NPU; ışık mikserinin arka panel
çıkış konektör sayısını çoğaltmaya
yarayan bir araçtır.
Her bir DMX output 512 kanal
sinyal taşır ve çok sayıda ışık
robotu, efektler vs. kullanıldığında,
kanallar dolar ve kalan ışıklar
için ışık mikseri yetersiz kalır. Bu
durumlarda ise NPU ile DMX çıkış
sayısını (output), RJ45 kablo ile ışık
masasını birbirlerine bağlayarak
çoğaltabiliriz. Titan Network 8
output daha yaratabilir.
Clay Paky B. Eye K20
En büyük model olan K20 yüksek
Dmx sinyaline ihtiyaç duyarken
enerji olarak çok tutumlu bir
tablo çiziyor.
Her biri 15 Watt’tan 37 RGB 27008000K led’e sahip bu ışık 50.000
QSC Touchmıx
Firmanın ses mühendisleri birçok
enstrüman mikrofon ve hoparlör
ile yaptığı aylar süren denemelerden sonra nihayet “Touchmix 8”
‘i tamamladı.
Cihazda bir konserde tonmaysterin ihtiyacı olacak hemen
hemen her şey mevcut. 4 band
tam parametrik ekolayzer, ayarlanabilir HPF-LPF, bütün kanallarda birlikte kullanabilecek yüksek
kalitede gate kompressör, çıkışlar
için limitleyici, A sınıfı mikrofon
pre-amfileri, giriş ve çıkışlarda
yüksek kalite dönüştürücüler,
anlaşılabilir kolay grafik arayüz.
Geniş dokunmatik ekran, harici
bir diske başka bir cihaza ihtiyaç
duymadan kayıt edebilme özelliği
ve wi-fi ile taşınabilir cihazlarla uzaktan erişim ve he rşeyden
önemlisi boyutları sebebiyle çok
rahat taşıma imkanı sağlaması.
Tüm bunlar ihtiyaçları fazlasıyla
karşılamaya yetiyor. Fiyat performans oranıyla denemeye değer
bir ürün olduğundan hiç şüphe
yok.
saat kadar sorunsuz çalışabiliyor.
540° pan, 210° tilt kayması yapabiliyor.
37
EV STÜDYOSU
KURMAK - 1
Birçok müzisyen çaldıkları enstrümanı ve bestelerini kaydetmek, demolarını oluşturmak isterler. Günümüzde
teknolojinin sunduğu imkânlar ile artık ev ortamında kayıtlar yapmak oldukça kolaylaştı. Sadece bilgisayar
ve enstrümanınızı kullanarak müziklerinizi kolayca kaydedebilmeniz mümkün.
Öncelikle ev stüdyosu kurmanın yolu bir bilgisayardan geçiyor. Peki ev stüdyomuzda nasıl bir bilgisayar
olmalı ? Teknolojinin sürekli olarak geliştiği bu günlerde alacağımız herhangi bir bilgisayar başlangıç aşamasında ev stüdyomuz için muhtemelen yeterli olacaktır. Yine de daha iyi bir performans için sistemimizin
temel taşını nasıl seçmeliyiz bir göz atalım.
eray özay
38
karşılamakta.
RAM
İŞLETİM SİSTEMİ
Önce işletim sistemi tercihimizi yapmak daha doğru olacaktır. Şimdilik 3
işletim sisteminden bahsedebiliriz.
Windows ,Linux ve Mac OSX. Windows
veya Linux bir sistemi satın alacağımız
her bilgisayar ile kullanabiliriz fakat Mac
OSX için aynı şeyi söylemek malesef zor.
Evet Apple ürünleri diğer bilgisayarlara
kıyasla biraz daha pahalı ama stabilite
ve performans konusunda aldığı ücreti
sonuna kadar hak ediyor diyebiliriz. Öte
yandan Linux bir sistem ise malesef mac
veya windows bir sistem kadar fazla ve
farklı müzik uygulamalarına yer veremiyor. İşletim sistemi tercihi bir bakıma
izleyeceğiniz yoluda sizlere gösterecek.
Yine de sistemimiz ne olursa olsun
performansımıza büyük etki edecek
olan donanımlara kısaca bir göz atalım.
İŞLEMCİ
Bir işlemci bilgisayarımızın en temel
taşıdır. Başlangıç düzeyi için en azından
çift çekirdek bir bilgisayar işimizi
görecektir. Minimumda Intel işlemci
olarak i5, AMD işlemcide ise FX X6
modelleri tercih edilebilir. Tabiki de
güçlü bir işlemciye sahip olmak ilerisi
için avantaj sağlayacaktır. 4, 6 veya 8
çekirdekli işlemcileri tercih etmek hızla
ilerleyen teknoloji içerisinde size fayda
sağlayacaktır.
HARDDİSK
İki tipte harddisk mevcut. Bunlardan
ilki uzun yıllardır kullanılan plakalı
harddiskler. Halen daha yoğun olarak
kullanılan bu harddisk tipinin avantajı
uygun fiyatları ve yüksek depolama
kapasiteleri. Eğer böyle bir harddisk
tercih etmeyi planlıyorsanız mümkün
olan en yüksek dönüş hızını (RPM) tercih etmekte fayda var. 7200 rpm hatta
10.000 rpm harddiskler bulunabilmekte.
Yüksek dönüş hızına sahip bir harddiskte
verilere daha hızlı bir şekilde ulaşılabilir.
Diğer harddisk türü ise SSD yani katı hal
sürücüleri. Bu harddisk türünün avantajı
ise fiziksel olarak plakalar yerine transistörlere verilerin yazılması. Bu noktada dönüş hızı gibi bir faktör ortadan
kalkarak verilere çok hızlı bir şekilde
ulaşılabiliyor ve yazabiliyoruz. SSD harddisklerin şu andaki tek dezavantajı ise
daha az kapasitenin daha fazla fiyata
sahip olunması.
Fakat bu iki harddiske de alternatif olabilecek başka bir donanımdan söz edebiliriz. SSDH diskler…
SSDH diskler, SSD ve plakalı harddiksin birleşiminden oluşuyor. Hibrid disk
olarak da biliniyorlar. Bu harddisklerde
SSD kısmını
bir önbellek
gibi kullanıp
s ü r e k l i
kullanılan veriler buradan
çağırılırken,
p l a k a
kısmınıda yüksek depolama
gereksinimizi
Ram’ler bilgisayarımızın geçici
hafızalarıdır. Harddisklere göre daha
hızlı veri transferi gerçekleştirebilirler.
Anakartımızın desteklediği maksimum
veriyolu hızında ram kullanmak ve tek
slot ram yerine iki slotta eşdeğer ram
kullanımı (örneğin 2x4 gb gibi) çok
daha yüksek performansa sağlayacaktır.
Ne kadar yüksek ram kapasitesine
sahip olursak, daha çok işlemi harddiske yazmadan önce bilgisayarımızda
tutabiliriz. Diğer bir avantajı ise sanal
enstüman kullanımın yoğun olduğu
projelerde çok daha verimli bir çalışma
ortamı sunmasıdır.
SES KARTI
Stüdyomuzun en önemli noktası ise
tabiki ses kartımız.
Ses kartı tercihinde öncelikle sorulması
gereken sorulardan biri; harici bir kart
mı, yoksa PCI bir ses kartı mı kullanmak
istediğinizdir. Bu soruyu cevapladıktan
sonra ise aynı anda kaç kanal kayıt yapmak istediğinizi bilmeniz gerekiyor.
Şunu da belirtmek gerekir ki; bir ses
kartında en önemli özellik AD/DA
çevrimidir. Zaten üst klasman bir kart
almıyorsanız başlangıç seviyesi ses
kartlarının bir çoğu bu konuda hemen
hemen eşdeğer seviyelerde performans
sunmaktadır.
Eğer aynı anda çok kanallı kayıtlar
yapmayacaksanız; üzerinde +48
volt phantom power ve instrument
girişi bulunan iki kanallı bir ses kartı
başlangıçta işinizi görmek için hayli
yeterli olacaktır.
39
BEYİN DALGASI
JENERATÖRÜNÜN
ARKASINDAKİ TEORİ
Beyne bir dış uyarıcı uygulanırsa, beynin frekansını bir halden diğerine
sürüklemek mümkündür. Günümüzde beyin dalgası jeneratörleri veya
beyin dalgası frekans kayıtlarıyla değişik tonlar üretebilir ve sizin için
en iyi olan beyin halini seçebilirsiniz.
ELEKTROENSEFALOGRAFİ
EEG kafatasının yüzeyindeki titreşimleri ölçen bir
aygıttır. EEG teknolojisi kullanılarak yapılan ölçümlerde insan beyninin çalıştığı frekans aralığı 30 Hz’in
altında tespit edilmiştir.
EEG izlerindeki hakim frekans, beynin geçerli halini
belirlemektedir. Eğer bir frekans aralığının genliği daha
yüksek ise, diğer frekanslar da halen mevcut olduğu
halde o zaman beyin o grubun etkisinde kabul edilir.
Dolayısıyla beynin herhangi bir andaki tam frekansını
vermek imkansızdır. Bununla beraber, tek bir frekansın
varlığını kabul etmek, beynin hallerini gösteren diğer
referans gruplarının tespitini basitleştirilmiştir.
BEYNİN FREKANS ARALIKLARI
Kişilerin beyin dalgası tınısı kendi doğrusu ve zihin
hali üzerindeki etkileri bakımından kendine özgüdür ve
kayıt sırasında gömüldüğü frekans aralığında komplex
dalga formu halinde seyretmektedir.
Beş ana frekans sınıfı vardır, Beta, Alpha, Theta, Delta
ve Gamma fakat bunlar çok geniş ve belirsizdir. Ufak
farklarla, beyin frekans aralıkları çok farklı sonuçlar
üretebilir. Kişiye özel sonuçlar çıkarmak için frekans
aralıklarının çok daha küçük sınıflara bölünmesi gerekebilir.
Sadece üretilen frekansları dinlenmek mutlak bilinç
durumunu değiştirmeye yeterli değildir. Örneğin isteklilik ve gevşemeye ya da dikkati odaklamak için durum
değişiklerini ifade eden frekanslar müzik formlarının
içerisine saklanır. Seçilen müzik girmek istenen beynin
halini uyarmakta elde edilecek sonuca birebir etkendir.
DEĞIŞTIRILEN BEYIN HALLERI
Yukarıda da anlatıldığı gibi bir uyarıcı uygulayarak,
beyin uyarıcı frekansa yakın bir hale getirilir. Aşağıdaki
paragraf bunun olası etkilerini tarif etmektedir.
MEDITASYON HALİ ALFA ARALIĞI
Meditasyon aslında kişinin beynini istenen frekansa isteyerek değiştirme yeteneğidir. Meditasyoncular
meditasyon tekniklerini öğrenmek için geleneksel
yöntemlerini senerce uygularken, günümüzde beyin
dalgası jeneratörüyle aynı etki birkaç dakika içerisinde elde edilebiliyor. Özel bir öğrenim ya da büyük bir
disiplin gerekmez. İyi meditasyon frekansları 8-13 Hz
aralığındaki alfa aralığıdır.
BEYNİ UYARMADA
FREKANSLARIN ETKISI
Beyni uyarmanın en kolay yolu kulaklardır, insanlar
beynin uyarılmasına yarayacak çok hafif sesleri duymazlar Aynı şekilde diğer duyular özellikle görüntü çok
sık kullanılır.
Örneğin, bir kişi beta halinde ise (aşırı uyanık) ve ona
bir süreliğine 10 Hz’lik bir uyarıcı uygulanırsa, beynin
frekansı uygulanan frekansa doğru kayar. Kişiye etkisi
ise gevşetici ve rahatlatıcı olarak yansır. 10 Hz’lik bir
uyarı için 500 Hz, 510 Hz ya da 400 Hz, 410 Hz, 800
Hz ve 810 Hz gibi tonları kullanılabilir. Tek gerekli olan
sesin 1000 Hz’in altında ve iyi duyulacak bir biçimde
olmasıdır.
41
ÖĞRENME ZAMANI TETA ARALIĞI
EEG teknolojisi günde yarım saatlik Teta halinde kalmanın, 4 saatlik uykunun yerine geçtiğini bulmuştur.
Beyin dalgası jeneratörü depresyon, kendine güvensizlik, dikkatini verememek, alkol & uyuşturucu alışkanlığı ve otizm. gibi bazı zihinsel hastalıkların tedavisinde
de kullanılmaktadır.
Beyin dalgası jeneratörü baş ağrıları ve migreni hafifletmekte de yardımcı olmuş, Beyin dalgası jeneratörünü kullanan bazı kişiler cinsel isteklerinin de arttığını
rapor etmişlerdir.
BEYİN DALGASI FREKANS KAYITLARI
Bu frekans aralıklarının davranışlar ve zihin halleri ile
olan ilişkileri yıllar süren geniş çalışmalarla belirlenmiştir. Frekans aralıkları daha küçük parçalara ayrılarak
her biri bilinç ya da bilinçaltının farklı bölümlerine etki
eden gruplar tespit edilebilir.
Çalışmalara göre frekansların farklı birleşimleri farklı
etkiler üretmekte ve beyin dalgası frekans kayıtlarına
göre bir yığın farklı zihinsel hal ya da sağlık iyileştirmeleri tespit edilmektedir. Beyin dalgası fekans kayıtlarıyla kontrol edilebilen birkaç bilinçaltı hali şunlardır:
42
-berrak rüya görmek
-daha iyi uyku
-gelişmiş hafıza
-uzaysal görüntü (astral projection)
-endorfin (bir çeşit morfin)
salgılama
Birçok başka bilinç veya bilinç altı hali de beyin dalgası
jeneratörüyle kontrol edilebilmektedir. Hangisini kullanacağınız neye ihtiyacınız olduğu ya da neyi denemek
istediğinize bağlıdır. Beyin dalgası frekans kayıtlarının
çoğu çok kısadır ve genellikle faydaları çok çabuk
hissedilebilir. Beyin dalgası frekans kayıtları, beyinin
halleri üzerinde hızlı çalışma yollarından biridir ve
doğrudan bilinçaltınıza gider.
Prof. Dr. Gönenç Arın
Kaynak:
http://bwgen.com/theory.htm
Birçok başka bilinç veya bilinç altı
hali de beyin dalgası jeneratörüyle
kontrol edilebilmektedir. Hangisini
kullanacağınız neye ihtiyacınız
olduğu ya da neyi denemek
istediğinize bağlıdır.
“Algıda seçicilik, kişinin çevresinde bulunan olaylara,
uyaranlara veya nesnelere dikkatini yöneltmesidir.”
İnsan bulunduğu fiziksel çevrenin farkındadır.
Nesneleri ve farklılıkları duyuları aracılığıyla deşifre
eder.
Birey, araçsız olarak gerçekleştirmiş bilinç olgusuyla tanımladığı uyarıcılara çeşitli anlamlar yükler.
Duyumların yorumlanarak anlamlı hale gelmesi
sonucunda algılama gerçekleşir.
Ortak algı evreniyle duyum içinde olan insanlık kendisini uyaran veri bombardımanları altında bir hayat
sürmektedir.
İnsanları diğer hayvanların içgüdüsel seçiciliğiyle
benzerlik gösteren özelliği eleme yapmalarıdır.
İnsanı diğer canlılardan ayıran özelliklerden
biri de eleme mekanizmasının yapısında neyi
anlamlandıracağı sorusuna bir cevap bulma
yeteneğinin olmasıdır.
Birey çevresinde bulunan uyarıcıların bir kısmını
algılayabilir. Yalnızca bilincin filtresinden geçen verileri farkedebilir.
Bilincin bir yönü, bireyin yaşadığı toplumun kültürel
ve değerler bütünlüğünü kapsarken, diğer yönü,
önceden tecrübe ettiği deneyimleri ve yargıları
kapsamaktadır.
Dış faktörler
• Toplumsal ve fiziksel kaynaklı dış etmenler
• Algılayan ve algılayanın bulunduğu çevre
• Ani değişimler hemen algılanır.
• Çevrede olan tuhaflıklar çabuk algılanır.
• Statik haldeyken dinamik hale geçen nesneler çabuk
algılanır.
• Bulunduğu çevreyle zıtlık gösteren şeyler çabuk
algılanır.
• Uyarıcıların boyutları ve imajları çabuk algılanmasını
sağlar.
Örneğin, birey yeni sahiplendiği bir köpeğin türünü
sokakta daha fazla görür,bebek sahibi olduğunda çevresindeki hamileleri görür.
Kişinin yaptığı bu seçimler bilincin filtresinden ona
ulaşan farkındalıklardır.
Birden fazla kişi aynı şeye baksa bile, bireysel önceliklerine göre farklı şeyler görür.
Zaman içinde algılanan nesnelerin boyutları ve özellikleri değişse bile, birey bunu aynı şekilde algılamaya
devam edebilir.
Algılamayı etkileyen faktörler
İç faktörler
• İnsanlar duygu ve ihtiyaçlarının yoğunlaştığı tarafa
yön alırlar.
• Zihin yapısının ( korku,kaygı, öfke vb. ) algıda etkisi
önemlidir.
• Önyargıların olması durumunda, benzer veriler
daha erken algılanır.
• Hipnoz ve telkin sırasında da algıda seçicilik
yaşanır.
• Geçmişte yaşananlara benzerlik gösteren durumlar
daha çabuk algılanır.
• Toplumdaki kültür ve değer yapısındaki farklılıklar
daha çabuk algılanır.
45
Sürrealizm, birinci ve ikinci dünya savaşları arasında ortaya çıkmıştır.
Temelini, akılcılığı reddeden ve anti sanat için çalışan ilk yıkıcıların eserlerinden almıştır.
Gerçeküstücülük, “Sürrealizm Manifestosu”nu hazırlayan Andre Breton’a göre, bilinç ve ötesini birleştiren bir yoldur.
Sürrealizm akımı, gerçek olmayan anlamında değil tam tersine gerçeğin insandaki yansımaları şeklinde
yorumlanması gereken bir anlatımdır.
René François Ghislain Magritte
21 Kasım 1898 / 15 Ağustos 1967
Magritte, sürrealist akımın önemli temsilcilerindendir.
Anksiyetik temaları işlediği resimleri, korku, tuhaflık ve mizah kavramlarının iç içeliğinden oluşur.
Yaşamının bir bölümünde reklam çizimleri de yapmıştır.
René Magritte resim konusunda iyi bir uzmandı. Eserlerini genellikle bilinen şeylere yeni anlamlar yüklemeye ve
sıradan nesneleri farklı bir tarzla yorumlamaya dayandırdı.
“İmgelerin İhaneti” isimli eseri, imgelerin ulaşılmazlığıyla ilgili anlatımsal kullanımına örnek oluşturdu.
Bir eserinde tütün dükkanı reklamının modeli gibi görünen bir pipo çizen Rene, piponun altına “Bu bir pipo
değildir” yazdı.
Bu anlatım ilk başta bir ironi gibi görünse de esasında doğrudur; eser bir pipo değil, piponun bir görüntüsüdür.
Magritte aynı yaklaşımı bir elma resminde de kullandı. Meyvenin gerçekçi çizimini yaptıktan sonra eserinin bir
elma olduğunu reddetti.
Çalışmalarında Magritte’in göstermeye çalıştığı realite sanata ne kadar yaklaşılırsa yaklaşılsın, nesnenin
kendisine yaklaşılamayacağıdır.
47
S
D
R
A
W
A
IPP
YAŞAM BIÇIMI
KATEGORISI 1.’LIK ÖDÜLÜ:
FOTOĞRAF; BRANDON
KIDWELL, JACKSONVILLE, ABD
AFI 1.’LIK ÖDÜLÜ
2014 YILIN FOTOĞR
ABD
LUCAS, FLORIDA,
FOTOĞRAF; JULIO
2007 yılında başlayan IPhone fotoğrafçılık ödülleri bu yıl 10 Haziran’da gerçekleştirildi!
Aklıllı telefonlarınızla hayatınızın fotoğrafını çekebilirsiniz!
Gelişen ve yenilenen teknoloji, sanatsal alanlarda da harikalar yaratmak için muhteşem bir
araç haline geldi. 17 kategoride değerlendirilen fotoğraflar sadece izin verilen uygulamalarla
çekilebiliyor. Ayrıca fotoğraflara herhangi bir efekt uygulanmasına izin verilmiyor.
IPPAWARDS’ın 7. yılındaki bazı kategori birincilerine göz atalım.
SEYAHAT KATE
GORISI 1.’LIK ÖD
ÜLÜ:
FOTOĞRAF; AD
RIENNE PITTS, LO
NDRA, İNGILTER
E
İNSAN KATEGORISI 1.’LIK ÖDÜLÜ:
A, ABD
FOTOĞRAF; LAUREN SMITH, PENSACOL
48
Ü:
RISI 1.’LIK ÖDÜL
MEVSIM KATEGO
O,
AG
IC
CH
CU LIU,
FOTOĞRAF; CO
MIMARI KATEGO
RISI 1.’LIK ÖDÜL
Ü:
FOTOĞRAF; YILA
NG PENG, MAD
ISON, ABD
ÖDÜLÜ:
TEGORISI 1.’LIK
A
YERŞEKILLERI KA
OSKOVA, RUSY
M
,
LO
AI
IM
A GR
FOTOĞRAF; ELEN
HAYVANLAR
KATEGORISI 1.’L
IK ÖDÜLÜ:
FOTOĞRAF; MICH
AEL ONEAL,
SAN FRANCISCO
, ABD
DOĞA KATEGORISI 1.’LIK ÖDÜLÜ:
FOTOĞRAF; FELICIA PANDOLA, PROVIDENCE, ABD
49
TÜKETİM
ÇILGINLARININ
ZİHİN HARİTASI
nsanın içinde bulunan içgüdüsel dürtüler tehlikeli olabiliyor.
Düşünme, hissetme, öğrenme, karar verme ve
yargılama gibi zihinsel süreçlerin organik yapısı
popülizm ve elitizmin çatışma şiddetine göre değişkenlik göstermektedir.
“İnsanlar, içlerindeki bencil arzular tatmin edildiğinde
mutlu olurken, aynı zamanda uslu çocuklar haline
geliyorlar..”
20.YY Amerika’sında
savaş yanlısı dürtülerin dize getirilmesinde, mevcut tüketim algısının farklılaşmasının etkisi
büyüktür.
Bu zamana kadar geçen süreçte popülizm
ve elitizmin çatışması, prestij odaklı tüketim algısını ortaya
çıkarmıştır.
Ortaya çıkan bu algı
analitik düşünce sistemine göre sosyal benliğin
ekseninde ciddi bir kayma, diyalektik düşünce sistemine göre ise bir ivme kazandırmıştır.
Toplumsal benlik çatışmaların arasında tutarlılığını
koruyamadığı için yeni bir kimlik arayışı içine girmiştir.
Bilişsel psikolojinin gelişimi, sermayecilerin kimlik
arayışı içinde olan kitleleri nasıl yönlendirebiliriz sorusuna doğru cevaplar vermesini sağlamıştır.
İ
50
Sorulan soruların en önemlisi ihtiyaca muhtaç kimliklerin nasıl oluşacağıdır. Böylece üretim hiçbir zaman
karşılıksız kalmayacaktır.
Bireysel eğilimlerin incenelerek yeni toplumsal eğilimler yaratmak ihtiyaca muhtaç bireylerin oluşturulmasında en önemli eylemdir.
Böylece sermayeciler için birey algısı yok olup kitle
algısı oluşacak, üretim kitleselleşecektir.
Modern
tüketim şekilleri şehirlerde
yaşamanın bir sonucu olarak
ortaya çıkmıştır. Bireyin kendisini diğer bireylerden farklı
göstermek için benimsediği
yaşam biçiminin, diğer bireyler tarafından da anlaşılması
gerekir.
Birey ortak kültürel imajları
diğer insanlara aktarabildiği
ölçüde kendini farklı gösterebilir.
Bu durum durmak bilmeyen
farkedilir olma savaşına yol
açmıştır.
Daha alt düzeydeki sınıflar yüksek statüye sahip grupların bir kısım alışkanlıklarını kopyaladıkça bu yüksek
gruplar devamlı olarak kendi tüketim kalıplarını farklılaştırmak zorunda kalırlar.
-Bu durum tüketim çılgınlığının kısır döngüsünü oluşturmaktadır.
Download

SgProder-Aralık 2014 – indirmek için tıklayınız (PDF / 6 MB)