T.C.
KÜLTÜR VE TURĐZM BAKALIĞI
STRATEJĐ GELĐŞTĐRME BAŞKALIĞI
EGE BÖLGESĐDEKĐ TURĐZM FAALĐYETLERĐ VE BÖLGESEL
KALKIMA ÜZERĐDEKĐ ETKĐLERĐ
UZMALIK TEZĐ
Đlker BAYRAM
EKĐM - 2010
AKARA
T.C.
KÜLTÜR VE TURĐZM BAKALIĞI
STRATEJĐ GELĐŞTĐRME BAŞKALIĞI
EGE BÖLGESĐDEKĐ TURĐZM FAALĐYETLERĐ VE BÖLGESEL
KALKIMA ÜZERĐDEKĐ ETKĐLERĐ
UZMALIK TEZĐ
Đlker BAYRAM
Tez Danışmanı
Kültür ve Turizm Uzmanı
Mahmut ÇOLAK
EKĐM - 2010
AKARA
Đlker BAYRAM tarafından hazırlanan EGE BÖLGESĐNDEKĐ TURĐZM
FAALĐYETLERĐ VE BÖLGESEL KALKINMA ÜZERĐNDEKĐ ETKĐLERĐ adlı bu
tezin Uzmanlık Tezi olarak uygun olduğunu onaylarım.
Mahmut ÇOLAK (Danışman)
Bu çalışma, jürimiz tarafından oy birliği / oy çokluğu ile Kültür ve Turizm Uzmanı
Tezi olarak kabul edilmiştir.
Adı ve Soyadı
Đmzası
Başkan : _____________________________________ ……………
Üye : ________________________________________ ……………
Üye : ________________________________________ ……………
Üye : ________________________________________ ……………
Üye : ________________________________________ ……………
Tarih : ......../….…/…………
Bu tez, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür ve Turizm Uzman Yardımcılarının
Uzmanlık Tezlerini Hazırlarken Uyacakları Yazım Kuralları Yönergesiyle belirlenen
tez yazım kurallarına uygundur.
KÜLTÜR VE TURĐZM UZMANLIK TEZĐNĐN ÇOĞALTILMASI
VE YAYIMI ĐÇĐN ĐZĐN BELGESĐ
Tezi Hazırlayanın Adı Soyadı:
Đlker BAYRAM
Tez Konusu
:
EGE BÖLGESĐNDEKĐ TURĐZM
FAALĐYETLERĐ VE BÖLGESEL KALKINMA
ÜZERĐNDEKĐ ETKĐLERĐ
Tez Danışmanı
:
Mahmut ÇOLAK
Kültür ve Turizm Uzmanlık Tez çalışmamın, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından
yayımlanarak Milli Kütüphane ve Đhtisas Kütüphanesinde her türlü elektronik
formatta arşivlenmesini ve kullanıma sunulmasını kabul ediyorum.
…/…/2010
SIAV YETERLĐK KOMĐSYOUA
BEYA
Bu belge ile bu uzmanlık tezindeki bütün bilgileri akademik kurallara ve etik
davranış ilkelerine uygun olarak toplayıp sunduğumu; ayrıca, bu kural ve ilkelerin
gereği olarak, çalışmada bana ait olmayan tüm veri, düşünce ve sonuçları andığımı
ve kaynağını gösterdiğimi beyan ederim.
…./..../2010
Đlker BAYRAM
Kültür ve Turizm Uzman Yardımcısı
ÖSÖZ
Turizm
bugün dünyanın önde gelen ekonomik faaliyetlerinin başında
gelmektedir. Bu da demek oluyor ki önce ülkelerin gelişme ve kalkınmasında sonra
da bölgelerin gelişme ve kalkınmasında, daha da ayrıntılı olarak da bölgeler arası
gelişmişlik farklarının giderilmesinde hayati önem arzeden bi sektör haline gelmiştir.
Turist sayısının ve turizm gelirlerinin özellikle II. Dünya savaşından itibaren sürekli
artan bir seyir izlemesini ve Dünya’da, kalkınma ve gelişmişliğini turizme borçlu
olan çok sayıda ülkeyi de düşünürsek bu sektörün önemi daha iyi anlaşılacaktır.
Ülkemiz ise şu anda turist sayısı ve turizm gelirinde Dünya’da ilk on
içindedir. Hedefimiz elbetteki birincilik, işte bu noktada bu sıçramayı sağlayacak
olan ülkemiz değerleri ve yapılabilecekler Ege Bölgesi kapsamında bu çalışmada dile
getirilmiştir. Gerçekten de Ege Bölgesi gerek tarihi güzellikleri gerekse de turist
çeken eşsiz doğal güzellikleriyle ülkemiz için çok önemli bir turist ve turizm geliri
kaynağıdır.
Dikkat edilmesi gereken ilk nokta, eldeki değerlerin bilinip, onları
değerlendirecek bilgi ve beceriye sahip olarak turizmin ülke gelişme ve kalkınmasına
katkısını en büyük kılacak çalışmaları yapmaktır. Diğer bir öncelikli nokta ise
bölgeler arası gelişmişlik farklarının giderilmesinde bir araç olan turizmin bölgesel
bazda gelirin tabana yayılması, dengeli kalkınmanın sağlanması ve her kesimin pay
almasına imkân sağlaması nedeniyle, bölgesel bazdaki ekonomik ve sosyal
uçurumları da ortadan kaldıran bir sektör olduğunun bilincinde olmaktır.
Bu sebeple eldeki bu çalışmanın ileride yapılacak araştırmalara ışık tutacağı
ve turizmin bölgesel gelişmeye etkisinin nasıl olacağının Ege Bölgesi örneğiyle daha
iyi anlaşılacağı düşünülmektedir.
i
Bu tezin ileride yapmayı planladığım turizm ve kalkınma temelli
çalışmalarıma bir zemin oluşturacağını düşünerek,
Bir yıllık süreçte ortaya başarılı bir tez çıkarmamı benden daha çok isteyen
ve çalışmalarıma öncülük eden danışmanım Kültür ve Turizm Uzmanı Mahmut
ÇOLAK’a,
Beni yetiştirip ülkem için faydalı bir birey haline getiren ve ilham
kaynağım olan AĐLEME,
Çalışmalarımı birlikte sürdürdüğüm ve benden yardımlarını esirgemeyen
amirlerim ve mesai arkadaşlarıma,
En içten teşekkürlerimi sunuyorum.
ii
ĐÇĐDEKĐLER
ÖNSÖZ.......................................................................................................................... i
ĐÇĐNDEKĐLER ............................................................................................................ iii
SĐMGELER VE KISALTMALAR DĐZĐNĐ ................................................................ iv
TABLOLAR DĐZĐNĐ ................................................................................................... v
GĐRĐŞ ........................................................................................................................... 1
1. BÖLGESEL KALKINMA ve BÖLGESEL KALKINMA-TURĐZM ĐLĐŞKĐSĐ ..... 4
1.1. Bölgesel Kalkınma ............................................................................................ 4
1.2. Bölgesel Kalkınma-Turizm Đlişkisi ................................................................... 5
2. EGE BÖLGESĐNĐN EKONOMĐK FAALĐYETLERĐ ............................................. 7
2.1. Tarım ................................................................................................................. 7
2.2. Hayvancılık ....................................................................................................... 8
2.3. Yeraltı Kaynakları ............................................................................................. 8
2.4. Sanayi Etkinlikleri ............................................................................................. 9
2.5. Ulaşım ............................................................................................................... 9
3. TURĐZM FAALĐYETLERĐ VE BÖLGENĐN DEĞERLENDĐRĐLMESĐ ............. 11
3.1. BÖLGENĐN TURĐZM POTANSĐYELĐ ......................................................... 11
3.2.BÖLGEDEKĐ ĐLLERĐN ĐNCELENMESĐ ....................................................... 13
3.2.1. Đzmir ......................................................................................................... 13
3.2.2. Manisa ...................................................................................................... 19
3.2.3. Aydın ........................................................................................................ 25
3.2.4. Denizli ...................................................................................................... 29
3.2.5. Muğla ....................................................................................................... 35
3.2.6. Uşak .......................................................................................................... 47
3.2.7. Kütahya .................................................................................................... 51
3.2.8. Afyonkarahisar ......................................................................................... 60
3.3. EGE BÖLGESĐNDEKĐ BÖLGESEL KALKINMA-TURĐZM ĐLĐŞKĐSĐ ...... 65
DEĞERLENDĐRME VE SONUÇ ............................................................................. 73
KAYNAKÇA ............................................................................................................. 75
ÖZET .......................................................................................................................... 79
ABSTRACT ............................................................................................................... 80
ÖZGEÇMĐŞ ............................................................................................................... 81
iii
KISALTMALAR DĐZĐĐ
MÖ : Milattan Önce
MS : Milattan Sonra
GSMH : Gayri Safi Milli Hasıla
GSYĐH : Gayri Safi Yurtiçi Hasıla
M : Metre
KM : Kilometre
YY : Yüzyıl
SGK : Sosyal Güvenlik Kurumu
TÜTAV : Türk Tanıtma Vakfı
iv
TABLOLAR DĐZĐĐ
Tablo:1 Türkiye'ye Gelen Yabancıların Sınır Kapılarının Bağlı Olduğu Đllere ve
Taşıt Araçlarına Göre Dağılımı (2007)……………………………………………...65
Tablo:2 Türkiye'ye Gelen Yabancıların Sınır Kapılarının Bağlı Olduğu Đllere ve
Taşıt Araçlarına Göre Dağılımı (2008)……………………………………………...67
Tablo:3 Bazı turistik illerimizde tesise geliş sayısı ve gecelemeler (2007)………...69
Tablo:4 Bazı turistik illerimizde tesise geliş sayısı ve gecelemeler (2008)………...70
v
GĐRĐŞ VE GEEL BĐLGĐLER
GĐRĐŞ
Özellikle II. Dünya Savaşı’ndan sonra üçüncü dünya ülkeleri başta olmak
üzere az gelişmiş ve gelişmekte olan hemen her ülkenin kalkınma kavramına büyük
önem verdiği görülmektedir. Nitekim savaş sonrası ülkeler arasındaki gelişmişlik
farkları daha açık ve net bir şekilde görülmeye başlanmış, gelişmekte olan ya da az
gelişmiş ülkelerin gelişmiş ülkeler seviyesine nasıl gelebileceği sorusu, son yılların
en çok tartışılan konularından birisi olmuştur. (Jones, 2001: 1–3).
Đktisadi ve bölgesel kalkınmaya bakıldığında, eskiden tarım sektörünün
ekonomi içinde büyük bir paya sahip olduğu ancak sonraları sanayi ve hizmet
sektörlerinin paylarında da önemli oranlarda bir artışın olduğu gözlenmiştir.
Küreselleşme olgusu, ulaşım, iletişim ve bilgi teknolojisindeki hızlı gelişmeler,
iktisadi kalkınmanın ne tarım ne de sanayi sektörü ile gerçekleştirilebileceğini
göstermiştir. Bu anlamda, sektörel bazda zenginlik ve katma değer yaratan en önemli
sektör artık hizmetlerdir (Dülgeroğlu, 2000: 10). Diğer bir deyişle, turizmin de yer
aldığı hizmetler sektörü bugün kalkınmanın en önemli dinamikleri arasında yer
almaktadır. Günümüzde yüksek gelirli ülkelerin GSYĐH’ larının sektörel dağılımına
bakılacak olursa, hizmet sektörünün % 70’in üzerinde bir paya sahip olduğu
görülmektedir (Kaynak 2003: 7). Gelişmekte olan birçok ülke için turizmden
sağlanan turizm geliri, ülkelerin ekonomik kalkınma, büyüme ve gelişmeleri
açısından son derece önemli olmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, ekonomileri yaygın
olmayan, tarım ülkesi konumunda olan birçok az gelişmiş ülkede turizmin ekonomik
yararları ve etkileri gelişmiş ülke ekonomilerinde olduğundan çok daha fazla olabilir.
Yeni istihdam olanaklarının oluşturulması, döviz gelirlerinin artması ve bölgelerarası
dengelerin sağlanması gibi sebeplerle gelişmekte olan ülkeler özellikle 1980 sonrası,
turizm sektörüne önem vermeye başlamışlardır. Bu önemi, turizm sektörüne aktarılan
kaynaklardan, sağlanan idari, mali ve hukuki kolaylıklardan ve turizm sektörü için
önemli potansiyele sahip yöre ve bölgelerin yabancı ziyaretçilerin kullanımına
1
açılmasından anlamak mümkündür (Bahar, Kozak 2006: 60). Dolayısıyla bu
çalışmada öncelikli amaç, bölgesel kalkınmada turizm sektörünün ekonomik açıdan
nasıl bir öneme sahip olduğunu incelemektir. Diğer bir deyişle, turizm sektörü
bölgesel kalkınmada ülkelere doğrudan ya da dolaylı olarak bir katkı sağlamakta
mıdır? Yapılacak çalışmada bu sorunun yanıtı aranmaya çalışılacaktır. Bu bağlamda,
öncelikle ilk bölümde kısaca turizm ve kalkınma kavramından bahsedilecek, ikinci
bölümde bölgesel kalkınma turizm ilişkisi açıklanmaya çalışılacak, üçüncü bölümde
bölgedeki kültürel ve turistik değerlerin neler olduğu anlatılcak ve son bölümde de
hem bölge hem ülkemiz açısından genel bir değerlendirme yapılarak turizmin
bölgesel kalkınmaya katkı yapması için çözüm yolları araştırılacaktır.
Đlk olarak Ege Bölgesi diğer bölgelere oranla sosyo-ekonomik açıdan daha
ileri diyebiliriz ve bölge sahip olduğu birçok tarihi ve kültürel değerle birlikte
turizmin en önemli özelliği olan, doğa ve iklim, tarih, folklor, uygarlık ve kültür bu
endüstrinin hammaddesini ve bölgenin temelini oluşturmaktadır. Bu bağlamda
mevcut turizm potansiyeli, coğrafi konumu ile bölgesel ekonomik kalkınma
imkanına sahip olabilecek Ege Bölgesi’nin turizm yönünden gelişme göstereceği
açıktır ve bu tezde örnek bölge olarak seçilmiştir.
Turizm kavramının kökenini, Latincede kelime anlamıyla dönme hareketini
ifade eden tornus sözcüğü oluşturmaktadır. Đngilizcedeki touring deyimi ile tour
deyimleri de bu sözcükten türemiştir. Tour dairesel bir hareketi, bazı şehir ve
yörelerin ziyareti, iş ve eğlence amacıyla yapılan yer değiştirme hareketini ifade
eder. Touring deyimi ise, zevk için yapılan eğitsel ve kültürel özellik gösteren
seyahatler için kullanılır (www.ebilge.com). Özetle Tour hareket edilen yere dönmek
şartıyla yapılan kısa veya uzun süreli seyahatleri ifade eder ya da Turizm; dinlenmek,
eğlenmek, görmek ve tanımak gibi amaçlarla yapılan geziler ve bir ülkeye veya bir
bölgeye turist çekmek için alınan iktisadi, kültürel, teknik önlemlerin, yapılan
çalışmaların tümüdür. Turistik gezi, insanların sadece bir yerden bir yere gitmesi
değil kültürel, iktisadi ve toplumsal olarak da iletişim içinde olmalarıdır. Turizm
sayesinde insanlar hem diğer ülkelerin güzelliklerini görmüş bilgi edinmiş olurlar
2
hemde gittikleri ülkeye gördükleri yerler karşılığından para kazandırırlar. Yani
turizm ziyaret edilen ülkenin ekonomisine de katkı sağlar.
Turizm kurumsal açıdan ise şöyle tanımlanabilir: para kazanmak amacı
olmaksızın, bir yerde devamlı kalmamak şartıyla yabancıların devamlı oturdukları
yerlerin dışında yaptıkları seyahat ve konaklamalardan meydana gelen faaliyetlerin
tümüdür (www.ebilge.com).
Ancak Dünya Turizm Örgütü Yayınlarına göre yapılan ve çalışmalarımızda
esas alacağımız turizm tanımı ise şu şekildedir; Dinlenme, tatil, spor, kültür ve
doğaya çıkış kavramlarıyla özdeşleşen turizm, açık fikirle uygulandığında, karşılıklı
hoşgörü, kültürler ve uluslararasındaki yasal farklılıkları ve çeşitlilikleri öğrenme ve
kendini
yetiştirme
konusunda
yeri
doldurulamayan
bir
tecrübedir.
(www.turizmyayinlari.com)
Kalkınma ise genel olarak bir ülkenin milli gelir düzeyinde meydana gelen
sürekli artışa bağlı olarak ekonomik, sosyal ve siyasal yapısında meydana gelen
değişimleri içeren bir süreç olarak nitelendirilmektedir (Clark, 1996:34).
Ancak, ekonomi literatüründe ekonomik büyümeyle ekonomik kalkınma
sözcükleri genellikle birbirinin yerine kullanılmaktadır. Ancak bu sözcüklerin
anlamları farklıdır. Ekonomik büyüme, ekonomideki üretimde meydana gelen artış
veya kişi başına düşen GSYĐH oranıdır (Case and Fair, 1994:848). Mc Cannel ve
Brue (1996:379) ve Dornbusch ve Fischer (1998:269)’e göre ekonomik kalkınma;
belli bir dönemde Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’da meydana gelen reel büyüme ve bu
reel artışın kişi başına dağılımıdır. Bu nedenle ekonomik büyüme, stok akım ve
değişkenlerin gövde ve hacim itibariyle genişlemesidir (Unay, 1993:277). Ekonomik
kalkınma ekonomik büyümeden daha geniş bir anlam taşımaktadır. Çünkü ekonomik
kalkınma hem üretim miktarındaki artışı hem de sosyo-kültürel yapıda meydana
gelen değişmeleri ve gelişmekte olan ülkelerin karşı karşıya bulunduğu durumları
içerir. Oysa ekonomik büyüme daha çok gelişmiş ülkelerde görülür.
3
I. BÖLÜM
BÖLGESEL KALKIMA TURĐZM ĐLĐŞKĐSĐ
1. BÖLGESEL KALKIMA ve BÖLGESEL KALKIMA-TURĐZM ĐLĐŞKĐSĐ
1.1. Bölgesel Kalkınma
Bir
bölgenin
ekonomik,
sosyal
ve
fiziki
kaynakları
yönünden
eşgüdümlenmesi bölge planlaması olarak ifade edilebilir. Bölge planlamasındaki
amaç, yerel önceliklerin belirlenip, bölgelerarası dengesizliğin bertaraf edilmesidir.
Böylece; ulusal öncelikler, yerel öncelikler bütünleşmesi sağlanacak “kalkınma” ya
ulaşılacaktır.
Uzun yıllardan beri az gelişmişlikten gelişmişliğe ulaşmada, büyüme ve
gelişmeye en müsait sektör olarak “sanayi” sektörü kabul edilmiş, bu durum ise
iktisadi kalkınma ile sanayileşmenin eş anlamda kullanılmasına sebep olmuştur
(Şahin, 1990: 18). Ancak, sanayileşmenin getireceği dinamiği kabul ederek, bölgesel
potansiyellerin de göz önüne alınması ve hizmet sektörünün de ön plana çıkartılması
iktisadi kalkınmada ve gelişmede gerekli dinamizmin yakalanması açısından
önemlidir.
Günümüzde gelişmekte olan ülkelerin temel sorunu sahip oldukları
kaynaklarıyla kalkınmayı gerçekleştirememektir. Ayrıca bölgelerin kalkınma
farklılığı sorunu gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi bazı gelişmiş ülkelerde ve
hatta ülkemizde de yoğun olarak görülmektedir. Bu problemi diğer birçok ülkede
olduğu gibi ülkemizde de turizmle çözmek mümkündür. Çünkü, turizm sektörünün
gelişmesi ile kalkınma arasında doğru yönlü bir ilişki vardır. Turizm sektörü,
kaynakların etkin bir şekilde kullanılarak bölgeler arasındaki dengesizliklerin
giderilmesi ve bölgesel bir kalkınmanın sağlanması konusunda önemli bir yere
sahiptir.
4
1.2. Bölgesel Kalkınma-Turizm Đlişkisi
Bölgesel kalkınmada önemli olan, belirli sosyal ve ekonomik kriterler
bakımından ortak özellik taşıyan ve öncelikle ülke ortalamasının altında yer alan
bölgelerin
kalkındırılarak
diğer
bölgelerle
arasındaki
gelişmişlik
farkının
giderilmesidir. Turizm bu noktada özellikle tarım ve sanayi faaliyetleri için
yeterli kaynak ve imkâna sahip olmayan, buna karşın zengin turizm potansiyeline
sahip bölgelerin kalkınması açısından kullanılabilecek önemli bir araç haline
gelmektedir.
Bölgesel kalkınma açısından turizm önemli bir yere sahiptir. Özellikle
kalkınmakta olan ülkeler için turistik potansiyelin varlığı ve yörenin geliştirilmesi
konusunda kalkınmayı olumlu etkilemesi yadsınamaz bir gerçektir. Türkiye’de
turizmin çeşitliliği konusunda projelerin bölgelere göre dağılımı incelendiğinde, bir
dengesizliğin olduğu göze çarpar. Bu projelerin büyük bölümünün Marmara, Ege ve
Akdeniz bölgesinde yoğunlaşmış olduğu, böylece bölgelerarası dengesizliği
meydana getirdiği açıktır.
Tabiki de gelişmenin bütün nimetlerinden her milletin, hatta aynı ülke
içinde her bölge halkının adil seviyede yararlanamadığı bilinmektedir. Her ülke veya
bölge, gelişme seviyesinin izin verdiği ölçüde bu imkanları o topraklar üzerinde
yaşayanlara götürebilmektedir. Olumlu gelişmelerden bir milletin veya bölge
halkının istifade edebilmesi ancak o bölgenin kalkınma seviyesine bağlı kalmaktadır
(Şanlı, 2005: 2).
Bir ülke ekonomisinde birbirinden farklı gelişmiş bölgelerin varlığı normal
bir sonuçtur. Ancak bu sonuç, kaderci bir yaklaşımla katlanılması gereken bir durum
olarak ele alınmamalıdır. Bu sebeple devlet, az gelişmişlik çemberini kırmak
amacıyla;
sosyal,
ekonomik
ve
siyasal
tedbirlerle
birtakım
politikalar
gerçekleştirmektedir. Örneğin, turistik bölgelere ağır sanayinin kurulmaması, bu tür
5
merkezleri olumlu yönden etkilerken, turistik olmayan bölgelere ağır sanayiyi
kaydırmak suretiyle bölgelerarası dengeyi ve gelişmişliğini sağlayarak, kalkınmada
etkili olabilmektedir.
Bu sebeple Ege Bölgesi’nde turizmi geliştirmek için geniş kapsamlı bir
gelişme ve kalkınma projesi hazırlamak gerekmektedir. Böyle bir uygulamanın
bölgenin coğrafi, kültürel ve ekonomik özellikleri düşünüldüğünde son derece
önemli ve gerekli olduğu anlaşılacaktır.
6
II.BÖLÜM
EGE BÖLGESĐĐ EKOOMĐK FAALĐYETLERĐ
2. EGE BÖLGESĐĐ EKOOMĐK FAALĐYETLERĐ
Ege Bölgesi 85.000 kilometrekare dolayındaki yüzölçümüyle Türkiye
topraklarının yaklaşık %11’ini kaplayan, kuzeyde Marmara Bölgesi’ne, doğuda Đç
Anadolu Bölgesi’ne, güneydoğuda Akdeniz Bölgesi’ne komşu olan bölgemiz batıda
da Ege Denizi’yle çevrilidir.(www.ebilge.com)
Ege Bölgesi asıl Ege ve Đçbatı Anadolu olmak üzere iki bölüme ayrılır. Ege
Bölümü’ndeki illerimiz; Đzmir, Denizli, Aydın, Manisa ve Muğla, Đç batı
Anadolu’daki iller; Uşak, Kütahya ve Afyonkarahisar’dır.
Bölgede turizm dışındaki ekonomik faaliyetler ise şu şekildedir;
2.1. Tarım
Ege Bölgesi’nde nüfusun çoğunluğu iklim, toprak koşulları ve ulaşım
kolaylıklarının da elverişliliğiyle geçimini tarımdan sağlar. Ege bölümünde Akdeniz
iklimine uygun bazı bitkiler (zeytin, üzüm, vb.) ağır basar.
Ege bölümünden, Đç batı Anadolu bölümüne geçildikçe, tarımın niteliği
değişir; tahıl ekimi artar ve hayvancılık geçimde daha önemli yer tutar. Tahıl
ekiminde buğday başta gelir, onu arpa ve mısır izler. Buğday özellikle Afyon ve
Denizli’de üretilir bu illeri Đzmir, Aydın ve Muğla izler. Arpa ise Afyon ve Manisa
illerindedir ve mısırın da başlıca ekim alanı Manisa’dır. Pirinç ekimine ovalarda az
miktarda yer verilir. Bölgede yaş ve kuru sebze üretimine de önem verilir. Đklim
koşulları uygun olduğu için, turfanda sebze (domates, fasulye vb.) yetiştirilerek diğer
7
bölgelere yollanır. Soğan ve patates ekimi yaygındır; baklagillerden en çok nohut
ekilir. Kavun ve karpuz üretimi de yaygın biçimde yapılmaktadır.
Bölgede yetiştirilen sanayi bitkileri arasında tütün, pamuk, susam, keten ve
şekerpancarı baş sıralarda yer alır. Edremit Körfezi kıyıları yağ zeytini üretimi kesir
ağaç
sayısı
bakımından
başta
gelir
bakımından
önemlidir.
(www.turkansiklopedi.com)
Üzüm bağlarına da bölgenin her yerinde rastlanır. Üzüm ayrıca şarap ve
pekmez yapımında da kullanılır. Kuru üzüm Đzmir yöresinde, kış soğuğuna
dayanamayan incir ise kıyı kesimlerde yetişir. Ülkemizdeki incir ağaçlarının yaklaşık
olarak %81’i Ege Bölgesi’ndedir.(www.ebilge.com) Turunçgiller bölgenin özellikle
güney kesiminde yetişir; Bodrum’da mandalina; Aydın ve Nazilli arasında portakal
yetişir.
2.2. Hayvancılık
Ege bölgesinde hayvancılık çok gelişmemiştir. Üstelik yakın dönemde
otlakların daralması nedeniyle, hayvan sayısında azalma gözlenmektedir. Kıyı
kesimde daha çok kıl keçisi, tiftik keçisi ve koyun, iç kesimlerde sığır ve manda
besiciliği yaygındır. Balıkçılık ise özellikle Đzmir Körfezi’nin sularının kirli
olmasından dolayı eski önemini kaybetmiştir. Yine eski önemini yitirmiş olmakla
birlikte
Bodrum
kıyılarında
sünger
avcılığı
yapılmaktadır.
(www.turkansiklopedi.com)
2.3. Yeraltı Kaynakları
Ege Bölgesi yeraltı kaynakları bakımından oldukça zengindir, ama
madenlerin birçoğu Đlkçağ’dan beri işletildiğinden tükenmiştir. Bölgede yaygın olan
linyit yatakları, Kütahya ve Soma yörelerinde toplanmıştır. Kütahya yöresindeki
8
linyitlerin işletilmesi Kütahya-Balıkesir demiryolunun yapılmasıyla kolaylaşmıştır.
Đşletilen yataklardan biri Değirmisaz havzasıdır, Tunçbilek bölgesindeki yataklarsa
daha önemlidir. Soma’dan da oldukça iyi nitelikli linyit kömürü çıkarılmaktadır.
Demire katılarak çelik elde etmeye yarayan krom, Kütahya ve Balıkesir arasındaki
yataklardan Çardı’da çıkarılırken, günümüzde bu ocak tükendiği için bırakılmış,
onun yerine Dağardı ve Dursunbey dolaylarındaki ocaklar işletilmeye başlanmıştır.
Bölgedeki çok sayıda demir yatağının başlıcaları Edremit yöresinde, Ayvalık’ın
güneyinde ve Simav çevresinde yer alır, Selçuk, Uşak ve Tire’de zımpara yatakları
işletilir. Ayrıca çeşitli mermer, civa, bor, manganez yatakları vardır. Türkiye’nin en
önemli maden suyu Afyon dolaylarında Kızılay tarafından işletilmekte ve Đzmir’in
Çamaltı
tuzlalarından
da
Türkiye’nin
toplam
tuz
ürünün
3/5’i
elde
edilmektedir.(www.ebilge.com)
2.4. Sanayi Etkinlikleri
Ege bölgesi sanayi açısından Türkiye’de Marmara Bölgesi’nden sonra ikinci
sırada yer alır. Özellikle Đzmir’de toplanmış olan başlıca sanayi kolları arasında
dokumacılık, makine ve madeni eşya yapımı, besin sanayisi (un, makarna, konserve
fabrikaları), tütün işletmeciliği sayılabilir. Pamuklu dokumacılık, Đzmir’in yanı sıra
Aydın, Nazilli, Denizli ve Uşak’ta gelişmiştir. Yağ sanayisi tesisleri özellikle
Edremit-Ayvalık yöresinde, şeker fabrikaları Uşak, Kütahya ve Afyon’da yer alır.
Uşak, Kula, Gördes ve Simav’da halıcılık gelişmiştir. (www.turkansiklopedi.com)
2.5. Ulaşım
Ege Bölgesi ulaşım bakımından Türkiye’nin işlek bölgelerindendir. Doğubatı doğrultulu vadi olukları, karayollarının iç kesimlere kadar ulaşmasına olanak
verir. Bölge çeşitli demiryolu hatlarıyla diğer bölgelere bağlanır (Ülkemizde ilk
demiryolu hattı olan Đzmir-Aydın hattı, 1856’da Ege Bölgesi’nde hizmete
girmiştir(www.ebilge.com)). Karayolları ve demiryolları, Đçbatı Anadolu’da Afyon
9
ve Kütahya’da düğümlenir. Denizyolları açısından Đzmir limanı (ticaret etkinlikleri
bu limanda toplanmıştır) dışında önemli liman yoktur. Turizm bakımındansa
Bodrum, Kuşadası, Güllük, Datça ve Marmaris limanları önemlidir. Đzmir düzenli
hava
seferleriyle
de
Đstanbul
ve
Ankara’yla
bağlantı
kurmaktadır.
(www.cografya.gen.tr)
10
III. BÖLÜM
EGE BÖLGESĐĐ TURĐZM POTASĐYELĐ VE BÖLGEDEKĐ KALKIMA
– TURĐZM ĐLĐŞKĐSĐ
3. TURĐZM FAALĐYETLERĐ VE BÖLGEĐ DEĞERLEDĐRĐLMESĐ
3.1. BÖLGEĐ TURĐZM POTASĐYELĐ
Ege Bölgesi’nin turizm bakımından zengin bir doğal ve kültürel yapısı vardır.
Dağların kıyıya dik uzanması, son derece girintili çıkıntılı bir kıyı şeridi yaratmıştır
ve doğal kumsalların denize girmeye son derece elverişli olmalarının yanı sıra,
yüksek kıyılarda da çekici görünümleriyle ilgi toplarlar. Ayrıca yöredeki bükler
(Akbük, Gökçeler bükü, Değirmen bükü, Palamut bükü, Kargıbük vb.), özellikle son
yıllarda iyice yaygınlaşan yat turizminde, yatlara doğal liman işlevi gören, “Mavi
Yolculuk” adıyla yaygınlaşan ve kıyının Kuşadası’ndan Antalya’ya kadar olan
koylarını dolaşan yat turizmi, bölgeye önemli miktarda yerli ve yabancı turist
çekmekte olup ülkemizin başlıca üç yat limanı (Kuşadası, Çeşme ve Bodrum yat
limanları) da bu kıyılardadır.(www.cografya.gen.tr)
Ege Bölgesi’nde egemen olan Akdeniz ikliminin yumuşak niteliği de,
turizme son derece elverişlidir. Kışların geç gelmesi, yazın güneşlenme olanakları,
deniz suyu sıcaklıklarının uygunluğu çok sayıda turist çeker. Ege Denizi’nde deniz
suyu sıcaklıkları, kuzeyden güneye doğru artar ve denize girme süresi de bu
doğrultuda uzar. Kıyılarda kuzeyden Đzmir’e kadar yılda beş ay olan denize girme
süresi, Kuşadası’ndan sonra artmaya başlar ve Bodrum’da 8 ayı bulur.
Ege Bölgesi’nde yer alan kaplıca ve içmeceler sağlık turizmi açısından da ilgi
görmektedir. Denizli’de Karahayıt ve Pamukkale kaplıcaları, Đzmir’de Balçova,
Dikili, Davutlar, Çeşme ve Şifne kaplıcaları, Seferhisar’ın güneyinde Doğanbey
kaplıcası, Kütahya’da Simav-Gediz, Yoncalı, Harlek ve Murat Dağı kaplıcaları ve
11
içmeceleri ile Eynal kaplıcalarıdır. Manisa’da Kurşunlu kaplıcası ve Sart kaplıcası,
Afyon Sandıklı’da Sandıklı, Gazlıgöl ve Hüdayi kaplıcaları ve içmeceleri yer alır,
Đzmir’de Urla içmeceleri vardır. Özellikle Pamukkale sıcak su kaynakları, çok eski
dönemlerden bu yana bilinmekte ve ilgi çekmektedir. Pamukkale’nin özelliklerinden
biri de travertenleridir. Sıcak maden suları, aşağı döküldükleri dağın yamaçlarını
beyaz traverten taraçaları haline getirmiştir (yöreye Pamukkale adı, suyun kapsadığı
kalsiyum karbonat nedeniyle oluşan beyazlıktan ötürü verilmiştir). Travertenleri
sayesinde çok sayıda turisti çeker (www.turkansiklopedi.com).
Bölgede doğal ve tarihi güzellikleri korumak amacıyla iki Ulusal park
düzenlenmiştir. Bunlardan Dilek Yarımadası Ulusal Parkı, Aydın ilinin Kuşadası ve
Söke ilçeleri sınırları içinde yer alır ve Akdeniz bitki örtüsünün en güzel örneklerini
kapsar. Ayrıca Đonialılar’dan kalma kalıntılar, arkeolojik açıdan önemlidir. Manisa
ilinin yamaçlarına yaslandığı Spildağı üstündeki Spildağı Ulusal Parkı ise 1500
metreyi bulan yükseltisiyle yazın Manisa’nın sıcağından kaçanlara barınak oluşturur
(Osmanlılar döneminde bir devre adını veren Manisa lalesi, burada doğal olarak
yetişir). Ayrıca bu ulusal park da, Eskiçağ kalıntılarını kapsar. Bölgenin çeşitli
illerinde düzenlenmiş Ormaniçi Dinlenme Yeri de, yerli ve yabancı turistlere çeşitli
hizmetler sunar.
Ege Bölgesi, arkeoloji ve tarih özellikleriyle de bol bol turist çeker: Đzmir’de
Efes ve Bergama, Denizli’de Pamukkale (Hierapolis), Aydın’da Priene, Miletos,
Didim, Afrodisias, Datça’da Knidos, Bodrum’da Halikarnassos, Manisa’da Sart
yıkıntıları vardır. Dünyanın yedi harikasından ikisi Ege Bölgesi’ndedir (Efes Artemis
tapınağı ve Halikarnassos Mausoleion’u). Ayrıca, Selçuk’ta Meryem Ana’nın Evi
Saint Jean Kilisesi ve Didim’de Apollon tapınağı çok sayıda yabancı turist
çekmektedir. Günümüzde Ege Denizi kıyısındaki Akçay, Ören, Ayvalık, Foça,
Çeşme, Kuşadası, Didim, Güllük, Bodrum, Datça, Marmaris gibi yerleşim
merkezlerimiz yaz mevsiminde gerçek birer turizm odağı haline gelmiştir.
Bu açıklamalardan sonra bölgedeki iller daha ayrıntılı tanıtılıp bölge
kültürünü oluşturan ve turizmine katkıda bulunan değerlerden bahsedilecektir.
12
3.2.BÖLGEDEKĐ ĐLLERĐ ĐCELEMESĐ
3.2.1. Đzmir
Türkiye'nin Đstanbul ve Ankara'dan sonra 3. büyük metropolü olan fuarlar
merkezi Đzmir, ticaret ile bütünleşmiş çağdaş bir liman kentidir. Kültür nitelikleri,
yeryüzü nitelikleri ve yaşam düzeyi ele alındığında, Türkiye'nin en gelişmiş kentidir.
Đzmir'in batısında denizi, plajları ve termal merkezleriyle Çeşme Yarımadası
uzanır. Antik çağların en ünlü kentleri arasında yer alan Efes, Roma Đmparatorluk
devrinde dünyanın en büyük kentlerinden biriydi. Tüm Đyon kültürünün
zenginliklerini bünyesinde barındıran Efes, yoğun sanatsal etkinliklerle de adını
duyuruyordu. Bu maksatla da bu şehre "Güzel Đzmir", "Eski Đzmir" ve "la Perle de
l'Ionie" (Đyonya'nın Đncisi) deniyordu. Tarihten beri bu tanımlarla yıllar sonra şehrin
sıfatı haline gelmiştir.(www.turkansiklopedi.com)
Đzmir, yatlar ve gemilerle çevrilmiş uzun ve dar bir körfezin başında yer
almaktadır. Ilıman bir iklime sahip olup, yazın da denizden gelen taze bir serinlik
güneşin sıcaklığını alıp götürmektedir. Sahil boyunca palmiye, hurma ağaçları ve
geniş caddeler bulunmaktadır. Đzmir Limanı Mersin Limanı'ndan sonra Türkiye'nin
en büyük limanıdır, canlı ve kozmopolit bir şehir olan Đzmir, Uluslararası Sanat
Festivalleri ve Đzmir Enternasyonal Fuarı ile de turizmde önemli bir yer tutar.
Anadolu yarımadası cografi yapısı itibarıyla dağlık alanların çok olduğu,
dünyada ender rastalanacak doğal özelliklere sahip bir yöredir. Asırlardır değişik
medeniyetlere vatan olması dolayısıyla da ayrı bir değere ve kültürel miras sahiptir.
Bazı bölgelerde denizlere dikine uzanan dağlık alanların aralarındaki vadiler, bazı
bölgelerde ise yalcın dağların doruklarına yakın alanlarında, adına yayla denilen
yerleşkeler, bu güzel toprağa çok daha farklı kültürel ve sosyal zenginlikler de
katmaktadır.
Kadifekale: Đzmir’e hakim bir tepe üzerinde kurulmuştur. Eski devirlerde inşa edilen
kaleden günümüze, güney duvarları ile batıdaki beş kulesi sağlam kalmıştır. Kale
içinde kemerli büyük bir sarnıç kalıntıları vardır.
13
Çeşme Kalesi: Osmanlılar döneminde Ege sahillerinde yapılan üç önemli kaleden
biridir. 1508’de Sultan Đkinci Bâyezîd yaptırmıştır. Dört burcu vardır. Günümüzde
silah müzesi olarak kullanılmaktadır.
Ali Ağa Cami: 1672’de Gedizli Ali Ağa tarafından yaptırılmıştır. Minaresi
tuğladandır. Kubbenin kalem işlemesi 19. asırda yapılmıştır.
Hisar Cami: Çarşı içinde Hisar önündedir. 1598’de Yâkûb Bey tarafından
yaptırılmıştır.
Đzmir’in en büyük ve en görkemli camisidir. Çeşitli tarihlerde tamir görmüştür.
Ahşap minber sedef kaplamalıdır.
Hacı Hüseyin Cami: 1652’de Hacı Hüseyin isimli bir kişi tarafından yaptırılmıştır.
Başdurak semtindedir. Caminin altında dükkan ve depolar vardır.
Kestane Pazarı Cami: 1663’te Hacı Ahmed Ağa tarafından yaptırılmıştır. Kestane
Pazarı Çarşısındadır. Đki katlı caminin alt katında dükkanlar vardır.
Hatuniye Cami: Tilkilik semtindedir. Kitabesi olmadığından yapım tarihi
bilinmemektedir. Mihrabı ve minberi, yapıldığı dönemin özelliklerini belirtmektedir.
On yedinci asırda yapıldığı tahmin edilmektedir. Ahmed Ağanın annesi Tayyibe
Hatunun yaptırdığı, fakat o dönemlerde kadınlara ait isim söylenmediğinden caminin
Hatuniye Cami diye anıldığı bilinmektedir.
Çorak Kapı Cami: Basmane Tren Đstasyonu karşısındadır. Bazı kaynaklarda 1747
senesinde yapıldığı yazılı ise de kesin değildir. Minberi mermer, minaresi kesme
taştandır.
Konak Cami: 1754’te Mehmed Paşanın kızı Ayşe Hatun tarafından yaptırılmıştır.
Hükümet Konağı önündedir. Cami duvarları Türk çinicilik sanatının güzel
örnekleriyle süslüdür.
14
Kurşunlu Cami: Namazgâh meydanında, şehrin en eski camilerindendir. Yavuz
Sultan Selîm Hanın yaptırdığı tahmin edilmektedir. Mihrap nişi kalem işleriyle
süslüdür.
Şadırvan Cami: On altıncı asırda yaptırılan cami çarşı içindedir. Caminin yanındaki
ünlü şadırvan sebebiyle bu isimle bilinmektedir. Alt katındaki dükkanlar büyük bir
çarşıyı meydana getirmektedir.
Đki Çeşmelik Cami: Kurt Mehmet Paşa tarafından yaptırıldığı tahmin edilmektedir.
Đki Çeşmelik semtindeki caminin kubbesi kalem işleriyle süslüdür. Minberi ahşaptır.
Beş köşeli bir kâideye oturan minare oldukça yüksektir.
Salepçioğlu Cami: 1906’da Sepetçioğlu Hacı Ahmet tarafından yaptırılmıştır. Cami
iki katlıdır. Alt kat, kütüphane, yatakhane ve dersliği bulunan medrese olarak yapıldı
ise de günümüzde başka amaçlarla kullanılmaktadır.
Ulu Cami: Ödemiş ilçesindedir. 1312’de Aydınoğlu Mehmed Bey yaptırmıştır.
Aydınoğlu Cami diye de bilinir. Minberi ceviz ağacından yapılmıştır. Selçuklu
mimarisî tarzındadır.
Đsa Bey Cami: Selçuk ilçesinde, Ayasuluğ Tepesinin güney batı eteklerindedir.
1373’te Aydınoğlu Đsâ Bey tarafından mimar Şanlıoğlu Ali’ye yaptırılmıştır.
Caminin içindeki çiniler Selçuklu sanatının güzel örneklerindendir. Batı yüzü
tamamıyla mermer bloklarla kaplıdır. Caminin altında dükkanlar vardır.
Mehmed Bey Cami: 1334’te Aydınoğlu Mehmed Bey yaptırmıştır. Minaresinde
renkli tuğla örgüleriyle kilim desenini andıran bezemeler vardır. Tire ilçesindedir.
Kazganoğlu Cami: Tire ilçesinde, 1442’de Kazganoğlu Mehmed Bey yaptırmıştır.
Minberin mermer işçiliği çok güzeldir. Tuğladan uzun bir minaresi vardır.
Yeni Cami: 1589’da Bekram Paşa yaptırmıştır. Tire ilçesindedir. Cami, medrese,
dükkanlar hastane ve şadırvandan meydana gelen bir külliye olarak uzun süre
15
kullanılmıştır. Medrese ve hastane 1914’te yanmıştır. Çeşitli zamanlarda tamir
görmüştür.
Paşa Cami: On altıncı asrın başlarında Sadrazam Lütfü Paşa tarafından yaptırılmıştır.
Kare planlıdır. Ahşap minber oymalarla süslüdür. Tire ilçesindedir.
Ulu Cami: Aydınoğlu Cüneyd Bey’in yaptırdığı tahmin edilmektedir. Kitabesi
yoktur. Çeşitli zamanlarda tamir görmüştür. Tire’nin en geniş camidir.
Rüstem Paşa Cami: Urla ilçesindedir. On altıncı asırda yapılmıştır. Kare planlı
camilerdendir. Çeşitli zamanlarda tamir görmüştür.
Sultan Şah Türbesi: Ödemiş ilçesinde, Ulu Cami’nin güneyindedir. Aydınoğlu
Mehmed Beyin kızkardeşi Sultan Şah için 1310’da yaptırılmıştır. Altıgen
şeklindedir.
Mehmed Bey Türbesi: Ödemiş Ulu Cami’nin bitişiğinde Aydınoğlu Mehmed bey ile
üç oğlu için 1333’te yaptırılmıştır. Đçi çinilerle kaplı kurşun bir kubbe ile örtülüdür.
Birgivî Türbesi: Ödemiş’in Birgi nahiyesindedir. Büyük Đslâm âlimi Đmam-ı Birgivî
hazretlerinin kabr-i şerifleri buradadır. Üstü açık etrafı demir parmaklıklarla
çevrilidir.
Đbn-i Melek Türbesi: Tire ilçesinde, Đbn-i Melek Medresesi yanındadır. Aydınoğlu
Mehmed Bey’in çocuklarının hocalığını yapan büyük âlim Abdüllatif ibni Melek
hazretleri için yapılmıştır. Üstü açık türbede Đbn-i Melek ile oğlu Mehmed Efendi ve
âlim Nizameddin Efendi’nin mezarları yan yanadır.
SüleymanŞah Türbesi: Tire ilçesinde, Đbn-i Melek Medresesi bahçesindedir.
Aydınoğlu Süleyman Şah için 1349’da yaptırılmıştır. Đçinde Süleyman Şah’ın,
hanımının, oğlunun ve Hızır Beyin kabirleri vardır.
Kızlarağası Hanı: Halilağa çarşısındadır. 1745’te Kızlarağası Hacı Beşir tarafından
yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Osmanlı mimarisinin az görülen örneklerindendir.
Yedi kapısı vardır. Yıkık olan han, restore edilmektedir.
16
Mirkelâmoğlu Hanı: Yorgancılar Çarşısı’ndadır. On sekizinci yy.’da yaptırıldığı
tahmin edilmektedir. Kitabesi yoktur. Günümüzde depo olarak kullanılmaktadır.
Karaosmanoğlu Hanı: Fevzi Paşa Bulvarı kıyısındadır. Bulvar yapılırken hanın yarısı
yıkılmış, böylece mimari özelliğinin büyük ölçüde kaybolmasına sebep olunmuştur.
Đzmir Saat Kulesi: Konak alanındadır. 1901’de Sultan Đkinci Abdülhamîd Hanın tahta
çıkışının yirmi beşinci yılı dolayısıyla Sadrazam Küçük Said Paşa yaptırmıştır. Saat,
Alman Đmparatoru Đkinci Wilhelm tarafından hediye edilmiştir. Yüksekliği 25
metredir. 1974 depreminden zarar görmüşse de tamir ettirilmiştir.
Atatürk Anıtı: Cumhuriyet Meydanı’ndadır. 1933’te yapılmıştır. Atatürk’ün,
“Ordular! Đlk hedefiniz Akdeniz’dir. Đleri!” emrini canlandıran bir eserdir.
(www.turkansiklopedi.com)
Eski devirlere ait eserler:
Agora: Đzmir’in Namazgâh semtindedir. M.S. 2. asırda tamirat görmüştür. Kuzeyinde
iki katlı ve 160 metre uzunluğunda duvarlar vardır.
Kızılçullu Su Kemerleri: Romalılar devrinde, Nif Dağındaki suları şehre getirmek
için yapılmıştır.
Diana (Artemis) Hamamı: Tepecik semtinde, Halkapınar su tesisleri içindedir.
Kolopou-Değirmendere: Đl merkezinin 40 km güneyinde kurulmuş Đyon kentidir.
Kent kalıntıları 1866’da bulunmuştur.
Klaros: Đl merkezine 48 km uzaklıkta bir şehirdir. Kalıntıları 1907’de bulunmuştur.
Bayraklı Harabeleri: Đzmir Körfezi kenarındaki Bayraklı semtinin arkasındaki
tepelerde M.Ö. 700 senelerine ait negaran tipi evler bulunmuştur.
17
Akropol: Turan tren istasyonu kuzeyinde tepe üzerinde M.Ö. 2. asra ait Akrapol
kalıntıları vardır. Burada bulunan mezar M.Ö. 7. asırda yaşayan kral Tantanüs’e
aittir.
Bergama Harabeleri: M.Ö. 3. asırda kurulan bir şehirdir.
Asklepion: Eski Bergama’da sağlık yurdu olarak kullanılan ve çeşitli hastalıkların
tedavi edildiği bir yerdir. Meşhur hekim Calinus burada çalışmıştır. Şifâlı otlar,
telkin, su ve güneş banyosu, uyku gibi tedavi metodları tatbik edilirdi. Roma
Đmparatoru Marcus Caracallus burada tedavi görüp iyileşmiştir. Bu sağlık yurdunun
4500 kişilik tiyatrosu vardır.
Akropolis: Eski Bergama’nın ünlü saray kalıntıları tepe üzerindedir. Doldurulmuş
dört teras üzerine yapılmıştır. Çevresini üç devrin duvarları kuşatır. Surların içinde
dünyaca meşhur eserler vardır.
Aşağı Agora: M.Ö. 2. asrın başlarında yapılmıştır. Büyük kısmı halen ayaktadır.
Efesos: Eski devirlerde Küçük Menderes Nehri’nin denize döküldüğü körfez
kıyısında kurulan bir şehirdir. Devrinin kültür merkezlerinden idi. Günümüzde
Selçuk ilçesi yakınındadır. Efes Arkeoloji müzesindeki Romalılara ait Artemis,
Apollon ve Venüs heykelleri ile Amazon lahdi meşhurdur.
Teos: Seferihisar’ın 27 km ötesinde Sığacık köyü yakınındadır. Eski bir tarihî şehrin
harabeleridir.(www.turkansiklopedi.com)
Tabiî güzellikleri:
Đzmir, tarihî eserleri bakımından olduğu gibi tabiî güzellikleri bakımından da
zengindir. Bazı mesîre yerleri şunlardır:
Karagöl: Đl merkezine 22 km uzaklıkta Yamanlar Dağı üzerindedir. Kızılçam,
karaçam ve söğüt ağaçlarıyla çevrili küçük bir krater gölüdür.
18
Efeoğlu: Đzmir-Aydın karayolu üzerinde il merkezine 24 km uzaklıkta bir mesire
yeridir.
Belkahve: Đzmir-Sâlihli karayolu üzerinde il merkezine 10 km uzaklıkta orman içi
dinlenme yeridir.
Mermeroluk: Ödemiş-Sâlihli karayolu üzerinde Bozdağ üzerinde Ege’nin en güzel
dinlenme yeridir. En yüksek yeri 2157 metredir. Kestane meşe ve çam ağaçları ile
kaplıdır.
Gölcük: Ödemiş’e 28 km uzaklıkta çam ormanlarıyla süslü güzel bir piknik yeridir.
Manzarası güzel bir yayla ortasında volkanik göldür. Doğurtan kaynak suyu çok
lezzetlidir.
Kazak Yaylası: Bergama’ya 20 km uzaklıkta çok güzel dinlenme yeridir. Yayla,
fıstık ağaçları ile kaplıdır.(www.cografya.gen.tr)
Đçme ve kaplıcaları:
Đzmir, şifalı su kaynakları bakımından zengin sayılabilecek bir ilimizdir.
Çeşitli hastalıkların tedavisinde yararlanılabilen çok sayıda kaplıca vardır. Bazıları
şunlardır:
Balçova Đçmeceleri: Đzmir-Çeşme yolu üzerindedir. Đl merkezine 6 km uzaklıktadır.
Çevresi çam ormanları ile kaplıdır. Maden suyu olarak kullanılır.
Dikili Kaplıcaları: Dikili-Bergama karayolu üzerindedir. Romatizma hastalıklarına
iyi gelir.
3.2.2. Manisa
Çeşitli kaynaklardan Manisa ve yöresinin tarihinin M.Ö. 3000 yıllarına kadar
indiği, Tantalis ve Spylos Magnesiası gibi adlarla anılan yerleşimlere sahne olduğu
bilinmektedir. Yörede çıkan buluntulardan ve yazılı kaynaklardan Manisa ve
19
çevresinin Hitit, Aka, Frig, Lidya, Roma ve Bizans uygarlıklarına sahne olduğu
anlaşılmaktadır. Daha sonra Saruhan ve Osmanlı egemenliğine girmiştir.
Sart: Salihli yakınlarında, bugünkü Đzmir-Ankara yolu üzerinde, Manisa'ya yaklaşık
62 km uzaklıkta bulunan Sart, antik çağda Lidya Krallığının başkenti olması ve
tarihte ilk altın paranın basıldığı yer olmasıyla ün yapmıştır. Arkeolojik kazılar
sonucunda, başta Artemis Tapınağı, Sinagog, Cimnazyum başta olmak üzere altın
arıtımevi ve mermerli cadde kenarındaki dükkanlar ile Artemis Mabedi yakınındaki
küçük kilise gibi birçok eser ortaya çıkarılmıştır.
Sart Ören Yeri, Hıristiyanlığın ilk çağlarına ait Ege Bölgesi’nde bulunan yedi
kiliseden Sart Kilisesinin bulunduğu yer olarak da yoğun bir biçimde ziyaret
edilmektedir. Yine Sart ören yerinde Đzmir-Ankara yolunun kuzey kenarında bulunan
Sinagog, türünün Anadolu'daki en eski örneklerinden biri olması ve M.S. III.
yüzyılda, Sart'ta bir Musevi cemaatinin varlığına işaret etmesi bakımından önemlidir.
Akhisar (Thyatira): Bugünkü Akhisar ilçesinin bulunduğu alanda ilk yerleşim izleri
M.Ö. 3000 yıllarına inmektedir.
Mevcut kalıntıların yanı sıra, Hıristiyanlığın ilk çağlarına ait Ege Bölgesinde
bulunan yedi kiliseden Thyatira kilisesinin bulunduğu yer olarak inanç turizmi
kapsamında da ziyaret edilen ören yerlerindendir.
Alaşehir (Philadelphia): Alaşehir'in üzerine kurulu olduğu antik Philadelphia
kentinin akropolü durumunda olan Toptepe düzlüğünde bulunan tapınak kalıntıları,
Toptepe'nin kuzey eteklerinde bulunan tiyatro, Bizans döneminde yapılmış olan
surlar ve doğu kapısı ile M.S. VI. yüzyıla ait St. Jean kilisesi en önemli eserlerdir.
Havarilerden loannes adına yapılan St. Jean Kilisesi, Ege Bölgesindeki
Hıristiyanlığın ilk çağlarına ait 7 kiliseden birisidir.
Đncil'in vahiy bölümünde adı geçen ve kendilerine mesaj gönderilen Yedi
20
Kilise (Smyrna, Pergamon, Thyatira, Sardes, Philadelphia, Laodicia ve Ephesus)
Hıristiyanlığın ilk kiliseleri olarak kabul edilir. Hepsi de Anadolu'da olan bu
kiliselerin üç tanesi (Sardes, Philadelphia ve Thyatira) Manisa ili sınırları içinde
bulunmakta ve inanç turizmi kapsamında ziyaret edilmektedir. Buradaki kilise
sözcüğü kilise binasından ziyade cemaat anlamındadır.
Bintepeler - Lidya Kral Mezarları: Salihli-Akhisar yolunun güneyinde, Gediz
Ovasının kenarında yaklaşık 90 kadar tümülüsü içeren Lidya Kral Mezarlığı
bulunmaktadır. Đrili ufaklı bu tümülüslerin içinde en büyükleri Kral Alyattes ve Kral
Gyges'e ait olanlardır.
Yoğurtçu Kalesi: Manisa-Menemen yolu üzerinden sapılan Uzunburun köyü
yakınındadır. Hayli sağlam durumda olup, tarihinin Bizans, hatta Roma dönemine
kadar indiği sanılmaktadır.
Aigai: Manisa merkeze bağlı Köseler Köyü sınırları içinde bulunan Aigai,
Herodot'un bahsettiği on iki Aiol kentinden biridir. Kenti çevreleyen surların bir
kısmı ayaktadır. Agora, tiyatro, stadyum, meclis binası ile tapınak kalıntıları belirgin
durumdadır.
Kybele: Manisa-Turgutlu yolu üzerinde, Manisa'ya yaklaşık 7 km uzaklıktaki
Akpınar mevkiinde, Spil Dağı'nın kuzey eteklerindeki kayalara oyulmuş bir
kabartma bulunmaktadır. Farklı ülke ve kültürlerde değişik adlarla anılan, Anadolu
kökenli ana tanrıça Kybele'ye ait rölyef, yoldan 10-12 metre kadar yüksekliktedir.
Rölyefin üst kısmında hiyeroglif izlerinin Hitit karakteri taşıması nedeniyle,
Hititlerin Batı Anadolu'ya yaptıkları seferler sırasında yapıldığı sanılan rölyef M.Ö.
13.yüzyılın ikinci yarısına tarihlenmektedir.
Niobe: Spil Dağı'nın kuzeybatı eteklerinde, Çaybaşı deresinin doğu kenarında, Niobe
diye anılan, kadın başı şeklinde, kurşuni bir kaya vardır. Aslında Tantalos'un kızı
olan ve Thebai kralı Amphion ile evlenen Niobe'nin yedi kız, yedi erkek 14 çocuğu
olur. Tanrıça Leto'nun ise Apollon ve Artemis olmak üzere sadece iki çocuğu vardır.
21
Niobe'nin her fırsatta çocuklarının çokluğu ile övünerek kendisini küçümsemesi
Leto'yu kızdırır. Bunun üzerine Apollon Niobe'nin oğullarını, Artemis ise kızlarını
oklarıyla öldürürler. Niobe çocuklarının cesetleri başında günlerce ağlar, sonunda
Zeus Niobe'nin acısına son vermek için onu Spil Dağı eteklerinde bir kaya haline
getirir.
Antik çağdan bu yana öyküsü dilden dile aktarılarak günümüze kadar gelen bu kaya,
yakından bakıldığında doğal bir taş, biraz ilerideki dere kenarından bakıldığında ise
kadın başı şeklinde görünmektedir.
Camiler: Đlin önemli camileri merkezde 14.yüzyıla tarihlenen Ulu Cami, Kanuni
Sultan Süleyman'ın eşi Hafsa Sultan adına yapılan Sultan Cami ve projesi Mimar
Sinan'a ait Muradiye Cami ve Akhisar ilçesindeki Ulu Cami sayılabilir. 1490
tarihinde II. Bayazıt'ın eşi Hüsnü Şah Sultan tarafından yaptırılan Hatuniye Külliyesi
görülmeye değerdir.
Manisa' da yer alan türbeler; Saruhan Bey Türbesi, Yedi Kızlar Türbesi, Yirmi Đki
Sultanlar Türbesi, Süleyman Şah Türbesi ve Emre Sultan Türbesidir.
Bedestenler: Rum Mehmet Paşa Bedesteni, Kurşunlu Han (1488), Yeni Han (19.yy.),
Çukur Hamam, Dere Hamamı, Gülgün Hatun (Dere) Hamamı (14. yy.), Karaköy
Hamamı, Hüsrev Ağa Hamamı, Alaca Hamam (15.yy.), Cumhuriyet Hamamı (16.
yy.) (www.turkansiklopedi.com)
Korunan Alanlar: Manisa - Spil Dağı Milli Parkı
Kanyon vadiler, inler, mağaralar, dolinler ve lapyalar gibi karstik oluşumları jeolojik
yapısından kaynaklanan ilgi çekici yer şekilleridir.
Çam, ardıç, kavak, ceviz, kızılağaç, karaağaç, meşe ağaçlarından meydana gelen
bölgenin zengin bitki türleri yanında, Milli Parkta bilimsel araştırmalarla belirlenen
20'den fazla endemik bitki türü bulunmaktadır. Osmanlı Đmparatorluğu'nun bir
22
devrine adını veren ve Avrupa Ülkelerine de götürülen Manisa laleleri de Milli
Parkta tabii olarak yetişmektedir.
Ayı, karaca, kurt, çakal, domuz, tilki, sansar, porsuk, dağ keçisi, akbaba, kartal ve
sülün yörede yaşayan yaban hayvanlarıdır.
Milli Parkın tarihi ve mitolojik yönü de zengindir. Mitolojiye göre Spil Dağı’na adını
veren zaman tanrısı Kronos'un karısı Kybele (Sipylena)'dir. Kybele bütün tanrıların,
tanrıçaların olduğu gibi bitkilerin,hayvanların ve insanların bereket tanrıçasıdır.
Akpınar mevkiinde kaya üzerinde oturmuş rölyefi vardır. Bir diğer kaynağa göre de
Frigya Kralı Menos'un kızı Spilos'un bu dağa atılarak vahşi hayvanlar tarafından
büyütülmesinden dolayı dağa Spilos adı verilmiştir. Lidya Kralı Tantalos kale
yaptırmış, kalenin bitmesi şerefine verdiği ziyafette oğlu Pelops'u doğrayıp tanrılara
sunduğu için onlar tarafından cezalandırılmıştır. "Ağlayan Kaya" olarak bilinen yer
ise mitolojiye göre 14 çocuğunun, tanrıça Leto’nun çocukları Apollon ve Artemis
tarafından öldürülmesi sonucu, çocuklarının ardından ağlayan Niobe'ye aittir.
Görülebilecek Yerler: "Ağlayan Kaya" adıyla bilinen yer görülmeye değer
güzelliktedir. (Mitoloji de bu kaya 14 çocuğunun öldürülmesi ile ardından ağlayan
Niobe'ye aittir.)
Milli Parkın Dulkadın mevkiinde mağaralar eskiden yerleşim birimi olarak
kullanılmıştır. Buraya ait bazı buluntular Manisa Müzesinde sergilenmektedir.
Milli Parkın doğusunda 600 metre yükseklikte bulunan ve içi tamamen sülüklerle
dolu olan "Sülüklü Göl" kalker bazı erimesi ile meydana gelmiş bir dolin gölüdür.
Yine suların kalker serilelinin altını eritip oymaları ile çok sayıda inler oluşmuş
bunların en büyüğü "Paşaini"dir. Parkın yakınında sıcaklığı en az 21 dereceye kadar
yükselen ılıca mevcuttur.
Mevcut Hizmetler ve Konaklama: Park, bölge halkının rekreasyon ihtiyacını
gidermektedir. Arazinin jeomorfolojik yapısı dağcılık sporuna uygundur. Aynı
zamanda track ve atıcılık sporları da yapılmaktadır. Milli Parkın Ataalanı mevkiinde
23
düzenlenen günübirlik ve kamp alanı bölge halkının yaz-kış rekreasyon ihtiyacını
büyük ölçüde karşılamaktadır. Kır gazinosu ve bunglowlar mevcut hizmetler
içindedir. (www.cografya.gen.tr)
Dağ dinlenme evlerinde önceden rezervasyon yapmak suretiyle konaklamak
mümkündür.
Kurşunlu Kaplıcaları: Salihli'nin 5 km. kadar güneybatısında, Manisa'ya 71 km.
uzaklıkta olan kaplıca romatizma, solunum yolları hastalıkları, cilt ve kadın
hastalıkları ile nevralji tedavisinde kullanılmaktadır.
Urganlı Kaplıcaları: Manisa'ya 55 km. Turgutlu'ya 17 km. uzaklıkta olan kaplıcanın
sularından hem kaplıca hem de içmece olarak yararlanılmaktadır. Kaplıca olarak
romatizma, kireçlenme, siyatik, egzama, hemoroit, cilt, sinir ve kadın hastalıklarına;
içmece olarak da mide, bağırsak ve böbrek hastalıklarına iyi gelmektedir.
Emir Kaplıcaları: Manisa'ya 130 km, Kula'ya 20 km uzaklıktadır. Romatizma ve cilt
hastalıklarına iyi gelen kaplıca sularının, az miktarda içildiğinde sindirimi
kolaylaştırdığı ve karaciğere yararlı olduğu söylenmektedir.
Saraycık Kaplıcaları: Manisa'ya 124 km, Demirci'ye 53 km. uzaklıkta olan kaplıcalar
romatizma, cilt ve kadın hastalıklarının tedavisinde kullanılmaktadır.
Sart Kaplıcaları (Çamur Hamamı): Manisa'ya 68 km, Salihli'ye 11 km uzaklıktaki bu
kaplıcalar romatizma, nevralji, kadın hastalıkları ve cilt hastalıklarının tedavisinde
yararlı olmaktadır.
Yaylalar: Spil Dağı'nın kuzeyinde yer alan Sultan Yaylası (Kiraz Yaylası) gözde
yaylalardan biridir. 1200 metre yüksekliğindeki Atalanı Yaylasında ise Spil Milli
Park Başmühendisliğinin yönetimindeki kamp alanında gerek mevcut dağ evlerinden
kiralamak suretiyle, gerekse de ziyaretçilerin kendi karavan ve çadırlarını kullanmak
suretiyle konaklamaları mümkündür.
24
Bundan başka Manisa Keçiliköy Manastır Yaylası ile Turgutlu Ovacık Yaylası, yayla
turizminin gelişebileceği potansiyel alanlardır.
Doğa Yürüyüşü: Manisa'nın güneyinde bulunan Spil Dağı Milli Parkı, topografik
özellikleriyle dağcılık ve tracking için uygun bir alan oluşturmaktadır.
Avcılık: Manisa ve yöresinde keklik, ördek, bıldırcın, tavşan ve yaban domuzu avı
yapılmaktadır.
Olta Balıkçılığı: Salihli ilçesinde bulunan Demirköprü Baraj Gölü’nde sazan ve
levrek, Gölmarmara ilçesindeki Marmara Gölünde ise sazan ve yılan balığı
avlanabilmektedir.(www.ebilge.com)
3.2.3. Aydın
Aydın, Tralles antik kentinin üzerine kurulmuştur. Eski çağlarda Ege
Bölgesi’nin en önemli kentlerinden birisidir. Antik dönemin birçok bilgin, mimar,
heykeltıraşı
Aydın’da
yetişmiştir.
Bunlar
arasında
Antemiyus,
Thales,
Anaximandros, Anaximenes, Hekotaios, Hippodamos, Đsodor sayılabilir.
Üveys Paşa Cami: Mısır Beylerbeyi Üveys Paşa tarafından 1568'de yaptırılmıştır.
1899 depreminde yıkılan cami tekrar yaptırılmıştır. Yunan işgalinde yanan cami,
1948'de Vakıflar Müdürlüğünce tamir ettirilmiştir.
Hasan Çelebi Cami (Eski-Yeni Cami): Mısır beylerbeyi Üveys Paşanın kardeşi
Hasan Çelebi 1585'te yaptırmıştır. 1899 depreminde minaresi, Yunan işgalinde ise
cami harab olmuştur. Daha sonra yapılan tamirat üzerine, Eski-Yeni Cami diye
anılmaya başlanmıştır. Mermerden yapılmış minber ve mihrabı çok güzeldir.
Ramazan Paşa Cami: Beylerbeyi Ramazan Paşa tarafından 1594'te yaptırılmıştır.
1899 depreminde minare, mihrab ve minberi yıkılmıştır. 1901'de Sökeli Halil Paşa
ilk şeklinden değişik olarak tekrar yaptırmıştır. Yunan işgali sırasında direniş
25
toplantısının burada yapılmış olması yüzünden Milli Mücadele tarihinde önemli yeri
olan cami, işgal sırasında büyük zarar görmüştür. Daha sonra Vakıflar Müdürlüğünce
tamir ettirilmiştir.
Ahmed Paşa Cami (Ağaçarası Cami): Ahmed Şemsi Paşa tarafından yaptırılmıştır.
Minaresi kırmızı tuğladan olduğu için Kırmızı minareli Cami olarak da tanınır.
Cihanoğlu Cami ve Külliyesi: 1756'da Müderris Abdülaziz Efendi tarafından
yaptırılmıştır. Türk barok mimarisinin önemli örneklerinden olan cami, Yunan işgali
sırasında tahrip edilmiştir. 1950'den sonra Vakıflar Genel Müdürlüğünce tamir
ettirilmiştir. Medrese kısmı 1954'te Vakıf Öğrenci Yurdu yapılmıştır.
Nasuh Paşa Külliyesi: Aydınlı Nasuh Paşa tarafından 1708'de yaptırılmıştır.
Medrese, küçük bir mescit ile han ve hamamdan meydana gelmiştir.
Cihanzade Mustafa Bey Cami (Çarşı Cami): Koçarlı'dadır. On sekizinci asır
ortalarında Mustafa Bey tarafından yaptırılmıştır. Mermer minberi barok motiflerle
süslüdür.
Đlyas Bey Cami ve Külliyesi: Söke'nin Balat köyü yakınındadır. 1404'te
Menteşeoğullarından Đlyas Bey tarafından yaptırılmıştır. Beylikler dönemi mimari
özelliklerini üzerinde toplaması yüzünden önemlidir. Külliye cami, medrese ve
türbeden meydana gelir. Türbe harab durumdadır. Medrese odalarından ise sadece
doğu yönündeki bir tanesi kalmıştır.
Mehmed Paşa Kervansarayı: Kuşadası'nda deniz kıyısındadır. On yedinci asır
başlarında Damat Mehmed Paşa yaptırmıştır. 1966'da tamamen onarım gören
kervansaray, bugün otel olarak kullanılmaktadır.
Milet Kervansarayı: On beşinci asırda Menteşe Beyi Đlyas Bey tarafından Milet
tiyatrosu önünde yaptırılmıştır.(www.ebilge.com)
Milet (Milmatos): Antik bir şehirdir. Đyonya'nın meşhur bir liman şehri idi. Büyük
Menderes'in sürüklediği toprakların denize yığılmasından içerde kalmıştır. Türklere
26
ait devirde ise Milet'e yakın Balat önemli bir ticaret merkezi olmuştur. Menteşeoğlu
Đlyas Bey'in 1403'te Balat'ta yaptırdığı cami, Türk mimarisinin en güzel
örneklerinden biridir. Milet'te harabe halinde başlıca kalıntılar; kale liman abidesi,
liman salonu, hamamlar (Delphinios, Faustin), stadyum, kilise, agora ve Athane
mabedidir.
Priene (Güllübahçe): Söke yakınlarındadır. Lidyalılar zamanında kurulmuştur.
Başlıca harabeler; kale, surlar, su kemerleri, tiyatro, mabetler (Mısır, Athena, Büyük
Đskender Kybele, Demetler), agora, kilise ve mukaddes evdir. Lidya, Pers ve Roma
devrinin büyük bir şehri idi. En büyük özelliği, bugünkü modern şehircilik planlarına
göre inşa edilmiş olmasıdır. (www.turkansiklopedi.com)
Tralles (Eski Aydın): Eski Tralles Harabeleri olarak stadyum, tiyatro, zafer anıtı ve
agora bulunmaktadır. Argoslular tarafından kurulmuştur.
Magnesia: Aydın'a 37 km uzaklıktadır. Üçüncü asırdan kalma Artemis Mabedi,
yedinci asırdan kalma surlar ile 15. asra ait cami vardır.
Nyssa (Sultanhisar): Roma devrine ait kütüphane, agora, tünel, mabed ve Türk
devrine ait eserler vardır. Tepe üzerinde kuruludur.
Afrodisia: Karacasu'nun Gevye köyünde Afrodisia şehrinin harabeleri vardır. Đçinde
tapınak ve tiyatronun bulunduğu şehir, surla çevrilidir. Tapınakta iyon mimarisi
hakimdir.
Didim (Didyma): Yenihisar'da Didyma şehir harabelerinde Apollon Mabedi “Güneşe
tapanların” Anadolu'daki en büyük tapınağıdır. Eski çağlarda falcı ve müneccimlerin
merkezi idi.
Alabanda: Çine'nin Araphisar köyünde (göl kenarında) Alabanda Harabeleri arasında
tiyatro, Apollon Mabedi bulunur.
Alinda: Çine'nin Karpuzlu köyü yakınlarında Alinda Harabelerinde tiyatro, agora,
suyolu ve sur bulunmaktadır. Karyalılar tarafından kurulmuştur.
27
Amyzon: Çavdar köyünde Amyzon Harabeleri vardır. Roma Mabedi başlıca tarihi
kalıntıdır.
Dilek Yarımadası Milli Parkı: On bir bin hektara yakın bir bölgedir. Bir kısmı
Kuşadası, diğer kısmı ise Söke sınırları içindedir. Çok zengin bitki örtüsü yanında
tarihi eserler de bulunmaktadır.
Madran Dağı: Aydın-Çine yolu üzerinde, ormanı ve sağlık suları ile ilgi çeken bir
yerdir.
Tavşanburnu: Söke-Didim arasında orman içinde bulunan bir mesire yeridir.
Kemer Barajı, Paşa Yaylası, Karacasu, Sultanhisar, Pınarbaşı ve Tellidede diğer
mesire yerleridir.(www.cografya.gen.tr)
Aydın Kaplıcası: Đl merkezinin doğusundadır. Đkisi kapalı, biri açık üç havuz vardır.
Sağlık açısından büyük bir önemi yoktur.
Đmamköy Kaplıcası:
Aydın'ın
doğusunda
Đmamköyü
yakınındadır.
Böbrek
rahatsızlıklarına faydalı ve ağrılı hastalıklarda yatıştırıcı bir özelliğe sahiptir.
Alangüllü Kaplıcası: Germencik ilçesinin 12 km kuzeyindedir. Etrafı ağaçlıktır.
Kaplıcada 38 oda ve 60 kadar baraka bulunmaktadır. Romatizma ve diğer ağrılı
hastalıklar ile deri hastalıklarına iyi gelmektedir.
Çamur Kaplıcası: Germencik ilçesi yakınlarında Çamköy civarındadır. Çamur
banyoları ağrılı hastalıklara iyi gelir.
Gümüş Kaplıcası: Germencik ilçesinin batısındadır. Đçme kürlerinin karaciğerin
işlevlerini düzenleyici ve safra söktürücü etkileri vardır. Banyo ise, deri hastalıkları
ve romatizmaya faydalıdır.
Kemer-Sazlık Köyü Kükürtlü Kaplıcası: Söke ilçesine 9 km uzaklıktadır. Deri
hastalıklarına faydalıdır.
28
Ortakçı Kaplıcası: Nazilli'nin Ortakçı köyü yakınlarındadır. Đçme kürleri karaciğer ve
safra kesesinin çalışmasını düzenler. Ayrıca vücudun metabolizma artıklarını
temizleme etkisi de vardır.
Kızıldere Kaplıcası: Aydın-Denizli sınırındadır. Kaplıcada 80-100 yataklı bir otel
vardır. Đçme kürleri karaciğer ve safra kesesi üzerinde olumlu etki yapar. Sindirim
sisteminde salgı yapan dokuların etkinliklerini arttırır. Pankreasın çalışmasını
düzenler.
Kuşadası Kaplıcası: Đlçenin 4 km güneydoğusundadır. Banyo kürleri hareket
sisteminde ağrı ve tutukluk yapan çeşitli hastalıkların iyileştirilmesinde faydalanılır.
Güzelçamlı Đçmesi: Kuşadası'nın güneyinde, denizin yakınındadır. Đçme kürü sürgün
ilacı etkisi vardır. Mide-bağırsak sistemine bağlı salgı bezlerinin salgısını artırır.
3.2.4. Denizli
Denizli ili, Đzmir'den sonra Ege bölgesinin en kalabalık ve en büyük kentidir.
Türkiye'nin ise en büyük ve en gelişmiş on beş kentinden biridir. Bir sanayi, ihracat
ve ticaret kenti olan Denizli aynı zamanda otuz bini aşan öğrenci sayısıyla bir
üniversite kentidir. Bir yılda milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlayan Denizli bir
turizm kenti olmasının yanısıra düzenlenen yerel, ulusal ve uluslararası etkinliklerle
eğitim, kongre, kültür ve sanat kenti özelliğindedir.
Hierapolis ve Laodikeia, Tripolis gibi antik kentleri, kaplıcaları ve dünyada
eşi olmayan travertenlere sahip Pamukkalesi ile görülmesi gereken zengin bir tarih,
kültür ve turizm merkezidir.
Denizli ili, ilk defa bugünkü şehrin 6 km. kuzeyinde, Eskihisar Köyü
civarında kurulmuştur. Şehir M.Ö (261-246) yılları arasında, II. Antiokos tarafından
karısı adına kurulmuş ve Laodikeia adı verilmiştir. Müslüman akınlarına kadar bu
isimle anılmıştır. Günümüzde kullanılan Denizli adı, Tonguzlu kelimelerinin
zamanla ağızdan ağıza Denizli olarak kullanılmasıyla oluşmuştur.
29
Daha sonra Pers, Büyük Đskender, Roma ve Bizans, Selçuklular, Beylikler ve
Osmanlı yönetimi yörede hakim olmuştur. Türkler, Denizli havalisini zaptettikten
sonra, şehrin suyunun bol bulunduğu bugünkü Kaleiçi mevkiine nakletmişlerdir.
Hierapolis Arkeoloji Müzesi: Hierapolis kentinin en büyük yapılarından biri
olan Roma Hamamı, 1984 yılından beri Hierapolis Arkeoloji Müzesi olarak hizmet
vermektedir.
Müzede, Hierapolis kazılarından çıkan eserlerin yanında Laodikeia,
Colossai, Tripolis, Attuda gibi Lycos (Çürüksu) Vadisi kentlerinden gelen eserler de
bulunmaktadır. Ayrıca Tunç Çağı'nın en güzel örneklerini veren Beycesultan
Höyüğü'nden elde edilen arkeolojik buluntular müzenin önemli bir bölümünü
oluşturmaktadır. Caria, Pisidya ve Lidya bölgelerindeki bazı yerleşimlerden ortaya
çıkarılan eserler de Hierapolis Müzesi'nde toplanmış ve sergilenmektedir.
Atatürk Etnografya Müzesi: Đl merkezinde Uçancıbaşı Mahallesi'nde bulunan ve
bugün müze olarak kullanılan binanın yapım tarihi ile ilgili kesin bir belge yoktur.
Müzenin üst katında çoğu Osmanlı Dönemi'ne ait giysi, takı, ev eşyası, silah, halı,
kilim gibi etnografik nitelikteki kültür varlıkları sergilenmektedir. Ayrıca Atatürk'ün
Denizli'ye geldiğinde kaldığı odada, gardırop, pirinç başlıklı karyola, divan ve barok
stili bir çalışma masası da bulunmaktadır.
Tripolis - Buldan/Yenice: Denizli il merkezinin 40 km. kuzeyindedir. Buldan ilçesi
Yenicekent kasabasının doğusunda, Büyük Menderes akarsuyu ile kasaba arasındaki
yamaçlar üzerinde kurulmuştur. Tripolis, Lidya bölgesi kentleri içinde, Karya ve
Frigya bölgelerine ulaşımı sağlayan ticaret ve tarım merkezlerinden birisidir. Kuruluş
biçimi ve kent anlayışı ile yörenin en zengin kentlerindendir. Bergama Krallığı
tarafından kurulduğu tahmin edilmektedir. Anıtsal yapıların en iyi örnekleri MS. 1.,
2. ve 3. yüzyıllarda yapılmışlardır. MS. 325 yılında Nikea meclisinde hazır bulunan
Lidya piskoposları listesinde Tripolis'in adının geçmesi piskoposluk düzeyinde bir
kent olduğunu göstermektedir.
30
Tripolis'in Yapıları
Tiyatro: Kent merkezindedir. Araziye uygun olarak, Roma inşa tarzında yapılmıştır.
Hamam: Tiyatronun yaklaşık 200 metre batısında yer almaktadır. Sur duvarları
dışında bulunmaktadır. Dış duvarları kısmen ayaktadır.
Kale ve Surlar: Tripolis Geç Roma ve Bizans Dönemi'nde sur ile çevrilmiştir. Eğimli
arazide kurulan kentin surları yer yer burçlarla, gözetleme kuleleri ve kalın
duvarlarla desteklenmiştir.
Nekropol: Surun, doğu ve güney yamaçlarındadır. Burada kaya mezarları, podyumlu
mezarlar ve lahitler görülmektedir.
Apollonia Salbace - Tavas/Medet
Herakleia Salbace - Tavas/Vakıf
Kent Denizli ili, Tavas ilçesinin 10 km. kuzeybatısında bulunan Vakıf Köyü sınırları
içindedir. Önemli yapıları, kenti çevreleyen Roma Dönemi suru ve stadyumdur.
Artemis ve Leto: Herakleia Salbace antik kentinin yaklaşık 4 km. doğusunda,
bugünkü Tavas-Kızılcabölük kasabasının 1 km. kuzeydoğusunda, Ören Sırtı ve
Kocapınar mevkii diye adlandırılan yerdedir. Babadağ Dağı'nın sırtında yer alan
Hieron dikdörtgen şeklindedir. Kabartmalarda Artemis, Apollon, Pan, Dionysos ve
Herakles ile ilgili mitolojik sahneler işlenmiştir.
Herakleia - Tavas/Kızılcahöyük
Sebastopolis - Tavas/Kızılcahöyük
Colossae - Honaz: Denizli ilinin 25 km. doğusunda, Honaz ilçesinin 2 km kuzeyinde
yer almaktadır. Antik çağdan beri kullanılan güney şark yolu üzerindedir. Büyük
Frigya içinde bulunan en önemli merkezlerdendir. Ksenephon'a göre Frigya'nın 6
büyük kentinden biridir.(www.turkansiklopedi.com)
31
Osmanlı Dönemi'ne ait bir kale kalıntısı mevcuttur. Colossae antik kentinin
kalıntılarına, Akropol olan, höyük tepesi ile çevresindeki arazilerde rastlanmaktadır.
Höyüğün kuzeyindeki bölgede kayaya oyulmuş oda ve ev tipi mezarlar
bulunmaktadır.
Acıpayam Yazır Cami: Cami giriş kapısı üzerinde bulunan kitabesine göre,1801
yılında yaptırılmıştır. Süslemesi bakımından oldukça zengin ve değişik bir durum
gösteren caminin duvarları içerisinde üç sıra panolar halinde resimlerle süslenmiştir.
Boğaziçi Cami: Selçuklular Döneminde yapılan bu cami, Baklan ilçesi Boğaziçi
Kasabası'ndadır. Ağaç direkli camilerdendir. Süslemesi bakımından oldukça zengin
ve değişik ağaç motifleri görülmektedir.
Goncalı Kilisesi (Laodikya Kilisesi): Denizli'nin 6 km kuzeyinde bulunan Laodikya
antik kenti, bugünkü Eskihisar ile Goncalı Köyleri arasındaki tepeler üzerinde
kurulmuştur. Adını bölgeye egemen olan Selekoslar Kralı II. Antiochos'un (M.Ö.
250) karısı Laodike'ye izafeten almaktadır. Daha önceleri Rhoas veya Dios adları ile
anılırdı.
Kentin bugün yüzeyde görülen başlıca kalıntıları arasında; iki tiyatrosu,
stadyumu, bazilikası, nymphaeumu, tapınağı, sütunlu caddesi Roma döneminde inşa
edilmiş anıtsal yapıları vardır.
Laodikya'nın en yüksek refah düzeyine ulaştığı zamanlar Roma ve erken
Hıristiyanlık dönemi ve geç Bizans çağına rastlamaktadır. Hierapolis yakınlarındaki
bir kaynaktan gelen şehirdeki sıcak suyun tedavi edici özellikleri sebebiyle, şehir
aynı zamanda bir tedavi merkezi olarak da gelişmiştir.
Đncil'den ve diğer belgelerden anlaşıldığına göre, şehrin vatandaşları yeni
dine karşı çok kayıtsız bir tavır almışlardır. Đlk misyonerler, bu tavrın servetlerinden
kaynaklandığına ve onları paylaşmaktan alıkoyduğuna inanmışlardı. Laodikya M.S.
IV. yy.da Ecumenikal Konseyi'nin toplandığı önemli bir piskoposluk merkeziydi.
32
Buna ek olarak, Đncil'in son Babı'nın Vahiy bölümünde zikredilen yedi kiliseden biri
olarak adı geçmektedir. Latince "Halkın Sesi" anlamına gelmektedir.
St. Philippe Martyrion (Ottogon, Pamukkale): Đsa'nın 12 havarisinden biri olan, St.
Philippe adına yaptırılmış olup, Hierapolis antik kent merkezinin kuzeyinde,
yüksekçe bir tepe üzerinde inşa edilmiştir. St. Philippe M.S. 80 yılında ilk kez
Hierapolis'e gelmiş ve Hıristiyanlığı yaymak istemiş, ancak şimdiki Martyrion'un
yapıldığı yerde öldürülmüştür. M.S. IV yy.ın sonunda veya V. yy. başlarında Aziz
Philippe'nin anısına Martyrion'un inşa edildiği bilinmektedir.(www.ebilge.com)
Aziz Philippe'nin mezarının bu merkezi oda içinde olduğu tahmin
edilmektedir.
Hierapolis St. Katedrali (Pamukkale): Hierapolis şehri merkezinde, Agora ile Tiyatro
arasında Sütunlu caddenin kuzey bitişiğinde yer almaktadır.
Kilise (Pamukkale): Hierapolis tiyatrosunun yaklaşık 150 m kuzey-doğusunda
bulunan kilisenin, kazısı önceki yıllarda yapılmıştır. V. yüzyıla tarihlenen kilise
dikdörtgen planlıdır.
Akhan: Denizli'ye 7 km. uzaklıkta, Denizli-Afyon karayolu üzerindedir.1253-1254
yıllarında, inşa edilmiş olan kervansarayın 2 yazıtından birinde II. Đzzettin
Keykavus'un adı ve unvanları belirtilmektedir. Hanım avlu portali (taç kapı),
geometrik ve plastik süslemeleri ile oldukça görkemlidir. Geyik, sfenks, kuş,
figürleri, palmet, bitki gibi motifleri ile yoğun bir bezemeye sahiptir.
Çardakhan Kervansarayı: Çardak ilçe merkezinin hemen dışındadır. Yazıtından
anlaşıldığını göre, I. Alaaddin Keykubad zamanında, 1230 yılında yaptırılmıştır.
Sultan hanları tipinde bir kervansaraydır.
Korunan Alanlar;
Honaz Dağı Milli Parkı
Kartal Gölü Tabiat Koruma Alanı
33
Kaklık Mağarası: Mağara, Denizli-Afyon-Ankara ve Denizli Çivril Karayolu
üzerinde, Denizli Đl Merkezi’ne 30 km. mesafede, UNESCO Miras Listesi’nde
bulunan Pamukkale’ye 45 km.de, uluslararası Çardak Havaalanı yol güzergâhında
bulunan ana tur güzergâhına 2 km. mesafede, Honaz Đlçesi Kaklık Kasabası’ndadır.
Büyük bir yer altı deresinin oluşturduğu yer altı boşluğunun tavanının
çökmesi sonucu oluşan Kaklık Mağarası, son derece ilginç özelliklere sahip bir
mağaradır. Şekil olarak obruk gelişim özelliği gösteren mağaranın içinde, büyük bir
traverten kitlesi vardır. Pamukkale’nin benzeri olan travertenler mağaranın hemen
yakınında bulunan Kokarhamam Pınarı ( Haydarbaba Pınarı) sularının mağaraya
şelaleler yaparak akması sonucu oluşmuştur. Basamaklar halinde havuzlardan
meydana gelen travertenlerin gelişimleri, hala devam etmektedir. Ayrıca mağaranın
kuzey duvarından küçük şelaleler şeklinde sızan sular da yer yer duvar travertenleri
oluşturmaktadır. Daire şekilli geniş bir ağzı olan Kaklık Mağarası’nın büyük bir
bölümü güneş ışınları almaktadır. Bu nedenle mağara duvarlarında yosun ve küçük
sarmaşıklar gelişmiştir. Gün içinde yeşilin değişik tonlarında renkler alan bu bitkiler,
mağaraya son derece ilginç bir güzellik katmaktadır.
Mağara, damlataş, sarkıtlar ve dikitlerle süslü olup, eşine rastlanmaz
güzelliktedir. Mağara içerisinde bol miktarda termal su bulunmaktadır. Berrak,
renksiz ve kükürt kokulu olan bu su varlığının bazı cilt hastalıklarına iyi geldiği
bilinmektedir.
Pamukkale Kaplıcaları;
Çizmeli (Yenice) Kaplıca ve Đçmeleri: Buldan ilçesine 16 km uzaklıktaki Yenicekent
sınırları içindedir. Menderes kıyısında olup, Tripolis antik kenti kalıntıları arasından
ulaşım mümkündür. Romatizma, kalp, damar sertliği, deri, basur memeleri
hastalıklarının tedavisinde kullanılır.
Gölemezli Çamur Kaplıcası: Akköy ilçesine bağlı Gölemezli Köyü yakınlarındadır.
Dört kaynak halindedir. Kaynaklar nitelik bakımından birbirinden farklıdır. Birisi
çamur hamamı olarak kullanılır. Deri hastalıklarının tedavisinde kullanılır.
34
Babacık (Kabaağaç) Kaplıcası: Sarayköy ilçesi Tekke köyü ılıcasının 3 km
uzaklığındaki Kaabaağaç Köyü'ndedir.
Tekkeköy Kaplıcası: Sarayköy ilçesi Tekke Köyü yakınındadır. Sarayköy'e uzaklığı
20 km olup, çeşitli yerlerinde sıcak sular kaynamaktadır. Roma Devri'nden kalma
hamamı, havuzu, soyunma yeri vardır. Kaplıca; romatizma, deri, kadın hastalıkları,
idrar yolu rahatsızlıkları tedavisinde kullanılır.
Kızıldere Ilıcası: Sarayköy'e 11 km uzakta kızıl renkli kayalardan çıkar. Đki kubbeli
bir hamamı, iki banyo yeri, havuzu ve soyunma yeri vardır. Romatizma ve
yorgunluğa iyi gelir. (www.turkansiklopedi.com)
3.2.5. Muğla
Ege Bölgesinin güneyinde yer alan Muğla, Asar (Hisar) dağı eteklerinde
ovaya doğru yayılmış, kendine has mimarisi, daracık sokakları ve her biri turizm
merkezi ilçeleri ile tam bir turizm cennetidir.
Muğla ili, Antik Çağ’da Karia olarak bilinen bölgenin sınırları içinde
kalmaktadır. Kentin adı, 1889 Aydın Vilayet Salnamesi’nde “Mobella” olarak
geçmektedir.
Yerleşim tarihi M.Ö. 3000’lerdeki Doğu Yunanistan ile Batı Anadolu
kıyıları arasındaki karşılıklı göç hareketleriyle başlamaktadır. Bölgedeki ikinci büyük
göç olayı M.Ö. 12. yüzyıl başlarındadır. Muğla bölgesine hakim olan Karialılardan
sonra M.Ö. 1200’lerde gelen kolonistlerin egemenliği görülür. Daha sonra Pers,
Makedonya egemenliğine giren bölge Büyük Đskender’in ölümüyle sırasıyla
Seleukosların, Rodos Krallığı’nın, Roma ve Bizans Đmparatorluklarının egemenliğine
girmiştir.
1261 yılından sonra Menteşe Beyliğiyle Türklerin eline geçen Muğla,
Yıldırım Bayezid zamanında Osmanlıların egemenliğine geçmiş ve sancak yapılarak,
Anadolu Eyaleti’ne bağlanmıştır.
35
Muğla Türkiye’nin en güzel, yabancı ve yerli turistlerin en çok rağbet ettiği
gelişmiş turizm merkezlerinden biridir. Tarihin en eski şehirlerinden biri olan
Muğla’da eski devirlerden, Selçuklu ve Osmanlılardan kalan pek çok eser vardır.
(www.turkansiklopedi.com)
Ulu Cami: Menteşeoğullarından Đbrâhim Bey tarafından 1344’te yaptırılmış olup, en
eski Türk eserlerindendir. Çeşitli zamanlarda yapılan tamirler yüzünden orjinalliğini
kaybetmiştir. Muğla’nın en büyük camisidir.
Kurşunlu Cami: Esseyyid Şucâeddîn tarafından 1494’te yaptırılmıştır. 1853’te
gördüğü tamir sırasında kubbesi kurşunla kaplanınca, Kurşunlu Cami diye meşhur
oldu.
Şeyh Cami: Şeyh Bedreddîn tarafından 1565’te yaptırılmıştır. Minaresi 1806’da
eklenmiştir. Çeşitli zamanlarda tamir görmüştür. Şeyh Bedreddîn’in mezarı caminin
hazîresindedir.
Pazaryeri Cami: Bartıkoğlu Hacı Ahmed Ağa tarafından 1843’te yaptırılmıştır.
Minaresiz olarak yapılan camiye, minare 1866’da Köseoğlu Hacı Mehmed Ağa
tarafından eklenmiştir.
Saburhane Cami: Saburhane Dergâhının yerine Tavaslıoğlu Hacı Osman Ağa
tarafından 1848’de yaptırılmıştır.
Şâhidî Cami: Şeyh Seyyid Kemâleddîn adına 1390 senesinde yaptırılmıştır. Yanında
bir tekkesi vardır. Çeşitli zamanlarda tamir görmüştür. Bahçesinde, camiye adını
veren Mevlevî şeyhi Şâhidî’nin ve başka din büyüklerinin mezarları vardır.
Mustafa Paşa Cami: Bodrum ilçesinde kalenin karşısındadır. Kızılhisarlı Mustafa
Paşa tarafından 1723’te yaptırılmıştır.
Tepecik Cami: Bodrum ilçesinde 1735’te Hasan Ağa tarafından yaptırılmıştır.
Birinci Dünya Savaşında yıkılan kubbe daha sonra tamir ettirilmiştir.
36
Hacı Đlyas Cami: Milas’ta Orhan Bey tarafından 1330’da yaptırılmıştır. Đlyas
mahallesindedir. Dikdörtgen planlı olup çatısı kiremitle kaplıdır.
Ulu Cami: Milas ilçesinin en büyük camisidir. Ahmed Gazi tarafından 1378’de
yaptırılmıştır. Minaresi sonradan eklenmiş olup 33 basamaklı açık merdiven
şeklindedir.
Firuz Bey Cami: Milas ilçesinde Menteşe vâlisi Hoca Firuz Bey tarafından 1394’te
yaptırılmıştır. Đlk devir Osmanlı mîmârisinin güzel örneklerinden biridir. Gök Cami
de denir. Kapısı oymalı ve taş kakmalıdır. Beş kubbelidir. Minaresi açık minare
türündendir.
Ağa Cami: Milas’ın, Toptaşı Tepesi’nin batısındadır. Hacı Abdülaziz Ağa tarafından
1737’de yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlıdır. Minaresi 1886’da yapılmıştır.
Ahmed Gazi Medresesi: Milas ilçesinde 1375’te Ahmed Gâzi tarafından
yaptırılmıştır. Yanında Ahmed Gâzinin türbesi vardır. Avlu çevresinde dizilmiş olan
medrese odaları küçük ve boştur.
Şemsiana Türbesi: Muğla’nın Saburhane mahallesindedir. Birkaç kere kaldırılmak
istendiyse de muvaffak olunamamıştır. Şemsiana, Muğla ilinin içme suyunu getirmiş
olmasıyla meşhur olmuştur.
Hamursuz Dede Türbesi: Türbede 1380-1450 senelerinde yaşayan Hamursuz Dede
isimli bir kişi medfundur. Aynı isimle anılan bir tepenin üzerindedir. Rivayete göre
Kurbazâde Medresesi mutfağında hamur işlerine baktığı ve hamura maya katmadığı
için Hamursuz lakabıyla meşhur olmuştur.
Sarıana Türbesi: Marmaris’te Güllük’e giden yol üzerindedir. Sarıana keramet
göstererek Kanuni Sultan Süleyman Han’a Rodos’un fethedileceğini müjdelemiş,
ineğiyle de ordunun süt ihtiyacını karşılamıştır.
Beçin Kalesi: Muğla yakınlarında olup, Bizans kalıntıları üzerine Menteşeoğulları
tarafından yaptırılmıştır. Önemli bir merkez olup, Menteşeoğulları beyleri Beçin’de
37
otururlardı. Kalede Medrese, Menteşeoğlu Gazi Ahmed Beyin türbesi ve hamamı
vardır.
Bodrum Kalesi: Roma katolik kilisesine bağlı Rodos şövalyeleri tarafından on
beşinci asırda havari Petrus adına yapılmıştır. Kalenin dört burcu ayrı ülkelerce inşa
edilmiştir. En büyük (aslanlı) kuleyi Đngilizler, en yüksek yerdekini Đspanyollar
yaptırmıştır. Kale duvarları Hıristiyanlarca kutsal sayılan kişilerin kabartmaları ile
Lâtince ve Yunanca yazılarla ve Rodos şövalyeleri armaları ile süslenmiştir. Kale
daha önce depremde yıkılan Bodrum (Halikarnas) mozalesinin taşları ile yapılmıştır.
Bu kale Cumhuriyet döneminde onarılmış ve kalenin bir kısmı müze haline
getirilmiştir. Asma köprülü 5 kapısı, 3 kulesi ve 3 kat suru vardır. Osmanlılar kaleyi
hapishane olarak kullanmışlardır. Bodrum açıklarında Yassıada civarında deniz
altından özellikle Fenike gemisinden çıkarılan eserler bu kalede toplanmıştır.
Kalenin Osmanlı döneminde camiye çevrilen kilisesi 1965’te su altı müzesine
çevrilmiştir. Bodrum Limanı’nda 40 m derinlikle 400 sene önce batan Osmanlı
ticâret gemisinin çıkarılma çalışmaları devam etmektedir.
Keramos Kalesi: Muğla’nın 64 km güneydoğusunda Keramos’ta eski çağlardan
kalma bir kaledir.
Marmaris Kalesi: On altıncı asırda Kanuni Sultan Süleyman Han koydaki yarımada
üzerine yaptırmıştır.
Mozule Anıtı (Mausoleum): Dünyanın yedi harikasından biri sayılan bu anıt
Bodrum’dadır. M.S. 353 senesinde Karia Kralı Mausales adına yaptırılmıştır. Anıt
kabirdir. Burada 19. asırda kazı yapan Đngilizler, bulunan heykelleri British
Museum’a götürmüşlerdir. Anıtın yalnız yeri, temelleri ve bazı kabartmalı sütunlar
kalmıştır. Londra’daki müzede bulunan bu anıt 44 metre yükseklikte, beyaz
mermerden 24 ayak merdivenle çıkılan yuvarlak bir kaideye oturmuş ve zamanla
depremden yıkılmıştı.(www.ebilge.com)
Tiyatro: Mozulenin karşısında Göktepe denilen yerdedir.
38
Ayrıca Agora, Mars Tapınağı ve Kilise Bodrum’daki eski eserlerden başlıcalarıdır.
Myndos Şehri Harabeleri: Bodrum’a 23 km uzaklıkta bulunan Gümüşlik’tedir.
Knidos Şehri Harabeleri: Datça’nın batısında M.Ö. 7. asırda Dorlar tarafından
kurulmuştur. Burada bulunan Démeter Tapınağının önemli kısmı Londra’da British
Museum’dadır. Bu harabelerde tiyatro, surlar ve çeşitli yıkıntılar vardır. Cumal ve
Kargı kiliseleri Bizanslılardan kalmadır. Tekir burnundadır. Birbirine bağlı iki
şehirden meydana gelmiştir. Miken, Đskender, Roma ve Bizans devrinde Afrodisias
mezhebinin merkezi olmuştur. Altıncı asırda Đslâm leventleri şehri bir ara ele
geçirmiştir. 1856-1858’de Đngiliz arkeologları kazılarda buldukları heykel, kandil ve
paraları Londra’daki British Museum’a kaçırmışlardır. Büyük tiyatronun mermer
taşlarını ise Mısır Valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa; Kahire’deki sarayının inşaatında
kullanmıştır. Dolmabahçe Sarayı’ndaki bazı mermerler de buradan gelmiştir. Aslanlı
anıt Londra’daki müzeye kaçırılmıştır. Bu şehirdeki yirmi bin ve on bin kişilik
tiyatro, pembe tapınak, kainat tapınağı, Akropol, Nekropol (mezar odaları) başlıca
eserlerdir.
Amos Şehri Harabeleri: Marmaris yakınlarında M.Ö. 5. asırda kurulan ve korsanların
barındığı bir şehirdi.
Telmessos Şehri Harabeleri: Fethiye yakınlarında Lidyalıların kurduğu bir liman
şehridir. Kakasbos Tapınağı, Aminta, Anıt kabri, kayalara oyulmuş Lidya mezarları,
su kemerleri, sarnıçlar ve kale başlıca kalıntılardır. Amintas Kuyu Mezarı
Makedonya Kralı Đskender’in komutanlarından Amintas için M.Ö. 4. asırda
yapılmıştır.
Caunus Şehri Harabeleri: Köyceğiz’in güneyinde Dalyan köyünde eski bir şehir
kalıntılarıdır. Yirmi bin kişilik tiyatro, su kemerleri, kayalara oyulmuş mezarlar,
saray ve surların harabeleri bulunmaktadır. M.Ö. 4. asırda Giritliler tarafından
yapılmış, Karia liman şehridir. Đskender, Pers, Roma ve Bizans devirlerini yaşamıştır.
Ören Harabeleri: Eski çağlara ait bir şehir harabeleridir. Milas yakınında deniz
kenarındadır. Eski Keranos şehri kalıntılarıdır.
39
Patara Harabeleri: Eski çağlara ait bir şehrin harabeleridir. Lidya şehridir.
Labranda Harabeleri: Milas’a 10 km mesafede Kargacık köyü yakınındadır.
Karia’nın en eski şehirlerindendir. M.Ö. 4. asırda kurulmuştur. Đki giriş kapısı,
tapınak, tepede kale ve oda mezarlar başlıca kalıntılardır.
Pınara (Minare Köyü) Harabeleri: Eski çağlara ait bir şehir kalıntısıdır. Lidya
şehirlerinin en önemlisiydi. Tiyatrosu ve 2500 kaya mezarı ile mağaralar vardır.
Kınık (Ksantos) Harabeleri: Eski çağlara ait bir şehir kalıntısıdır. Lidya
medeniyetinin önemli şehirlerindendir.
Ayaklı Köyü Harabeleri: Milas-Selimiye yolu üzerindeki Ayaklı köyü eski çağlarda
bir Karya şehriydi. Romalılara ait Evromos Tapınağı buradadır.
Kapıkırık Köyü Harabeleri: Milas civarındaki bu köyde Heraklea şehri bulunuyordu.
Bizans’tan kalma manastır, eski çağlara ait tiyatro ve şehir kalıntıları mevcuttur. Bafa
Gölü kuzeydoğusundadır. M.Ö. 5. asırda Lamos Körfezinde kurulu bir liman
şehridir. Piskoposluk merkezi idi. Menderes’in getirdiği alüvyonlarla denizden
uzakta kalmıştır. Şehri kuşatan yüksek surlar, Dor üslûbu Athena Tapınağı, Agora
(çarşı), konsey binâsı (buleutrion), Roma Hamamı, Endymior Tapınağı, kale ve kale
kalıntıları vardır.
Kedreia Harabeleri: Marmaris’in 18 km kuzeyinde Kerme Körfezinde Sedre Adası
üzerindedir. Karia bölgesinin küçük bir şehriydi. Kıyı surları, Roma Tapınağı
(Bizanslılar kiliseye çevirmiştir), at nalı şeklinde tiyatro, sarnıçlar, tersâne, Roma
Metropolü günümüze gelen kalıntılardır.
Bargylia Harabeleri: Güllük’ün 6 km güneydoğusunda Kemikler köyü yakınındadır.
Đkitepe üzerinde kurulan bir Karia şehridir. Tapınak, tiyatro, surlar, odeon, kapaklı
uzuntaş, lahitler vardır.
Uydai Harabeleri: Karaoğlan Dağı eteğinde Milas’a 7 km mesafede Damlıboğaz
köyündedir. Karia şehridir. M.Ö. 6. asırda kurulmuştur. 2,5 m yükseklikte surlar,
40
Apollon
ve
Artemis
tapınakları,
lahitle,
41
kalker
mezar
vardır.
(www.turkcebilgi.com)
Đasos: Güllük Koyunda Asun Kurin köyündedir. M.Ö. beşinci asırda kurulmuştur.
Karia şehridir. Piskoposluk merkeziydi. Sarnıçlı kale, 21 basamaklı tiyatro,
kabartmalı sütunlar, mezar odalar, agora ve ana kapı günümüze gelen kalıntılardır.
Strantonikeia Harabeleri: Yatağan’a 8 km mesafede Eskihisar köyündedir. M.Ö.
218’de Suriye Kralı Antiokos karısının ismini vermiştir. Açık hava müzesinde kale,
saray kapısı, çiçekli sütunlar, tiyatro sergilenir.
Tios-Doger Harabeleri: Fethiye’ye 25 km mesafede Döğer bucağındadır. Kabartmalı
mezarlar ve sur kalıntıları vardır.
Üzümlü Harabeleri: Kadyanda şehrinin harabelerinden kabartma resimlerle süslü
mağaralar, tiyatro, büyük ev sarnıçları, Lidya dilinde yazılmış anıt vardır.
Sidima (Dodurga) Harabeleri: Eski Sidima şehri harabeleri, Dodurga köyündedir.
Beyaz mermerden yapılmış kitabeli mezarlar vardır.
Lidya Kaya Mezarları (Amintas Anıtı): Fethiye civarında kayalara oyulmuş
mezarlardır. Dördüncü asırda yapılmıştır. Ayrıca Roma ve Bizans devrine ait kaya
mezarlar da vardır.
Leton Tapınağı: Fethiye yakınlarında Lidya Kralı Sarpedor adına M.Ö. 4. asırda
yapılmıştır.
Zeus Tapınağı: Milas’ta M.S. 2. asırda yapılmıştır.
Augustos Tapınağı: Milas’ta M.S. 1. asırda yapılmıştır.
Gümüşkesen Anıtı (mezarı): Milas’tadır. Korent başlıklı sütunlarla süslü Roma
mezarıdır. M.Ö. 1. asırda yapılmıştır. Piramit biçimli bir çatıyla örtülüdür. Tavanı
geometrik şekiller ve çiçek motifleriyle süslüdür. Çatıyı tutan 12 sütun korent
başlıklıdır.
41
Baltalıkapı: Milas’tadır. Karyalılardan kalmadır.
Sinuri Tapınağı: Milas yakınlarında Kalınağıl’dadır. M.Ö. 6. asırda yapılmıştır.
Karyalıların taptıkları Sinuri için yapılmıştır. Aynı yerde bir kulenin yıkıntısı vardır.
Bizanslılar bu tapınağı kiliseye çevirmişlerdir.
Akköprü: M.S. 3. asırda Romalılar tarafından yapılmıştır. Köyceğiz’e 33 km
mesafede 30 m yükseklikte 50 m uzunlukta tarihî bir köprüdür. Ege’yi Akdeniz’e
bağlayan tek köprüdür.
Bodrum Müzesi: Dünyanın en zengin sualtı eserleri bulunan bu müzede, Karyalılara
ait zengin eserler de vardır. Müze Miken Salonu, Sualtı eserleri Bölümü ve Karya
Salonu olarak üç bölümden ibârettir.
Fethiye Arkeolojik Müzesi: Bu müzede Lidya, Roma Bizans ve Osmanlı devrine ait
eserler sergilenir. Milas Müzesi: Eski eserler sergilenir. Letoun Müzesi
(www.turkcebilgi.com).
Mesire yerleri:
Muğla ilinin Akdeniz ve Ege denizlerinde 1114 km uzunlukta kıyısı vardır. Bu
kıyılar dünyanın en girintili ve çıkıntılı kıyıları olup, dantel veya oya gibi işlenmiş
olan bu kıyılarda irili ufaklı yüzlerce koy, körfez, burun, adacık ve Bodrum, Fethiye,
Marmaris ve Güllük limanları bulunur. Muğla tabii güzellikler bakımından en güzel
illerimizden biridir. Sayılamayacak kadar tabiî güzelliklerinden bazıları şunlardır:
Günlük Ormanları: Fethiye ile Marmaris arasında “günlük” ağaçlarından meydana
gelen bu ormanın dünyada diğer bir eşi Kaliforniya’da olup, Türkiye’dekiler
dünyanın en güzelidir. Bu ormanlarda dolaşmak zevkli ve sağlığa faydalıdır. Çok
güzel kokan “günlük” ağaçlarından elde edilen sığla yağı ilâç ve parfüm sanayiinde
kullanılır.
42
Ula Kapuzu: Ula ilçesinin 2 km yakınında 500 m yükseklikte bir tepedir. Buradan
deniz ufkunun ve bilhassa akşam güneşinin batışının (gurubun) seyrine doyum
olmaz.
Sakar Tepesi: Muğla-Marmaris yolu üzerinde Muğla’ya 18 km mesafededir. 550 m
yükseklikteki bu tepeden Gökova Körfezi’nin, yemyeşil ormanın, masmavi denizin,
kenarları okaliptüs ağaçları ile süslü kıvrım kıvrım akan derelerin, çiçek dolu
yamaçların, çayırların ve köylerin manzarası tarif edilemeyecek kadar güzeldir.
Gökova Körfezi: Dünyada bir eşi bulunmayan bu körfezin kıyıları orman ve meyve
bahçeleri ile sanki dantel gibi örülmüştür. Kıyıları, yusyuvarlak ve pembe kumlarla
kaplı kumsalları, güzel adacıkları ve fevkalâde güzel manzarası ile Muğla’nın ve
dünyanın en güzel köşelerinden biridir. Kadral Adası ayrıca kendine has güzelliğe
sâhiptir.
Ölü Deniz Belceğiz: Fethiye’ye 12 km mesafede kuytu ve gizli bir liman
özelliğindedir. Gemiler için emin bir sığınaktır. Kenarları şahane bir dinlenme
yeridir. Deniz berraktır. 45 metre derinlikteki dip çok net olarak görülür. Deniz
avcılığı için müsaittir. Yatların ölü denize girmesi yasaktır. Bu tedbir burasının
kirlenmesini önlemek içindir. Bu kapalı koyda mavinin yeşile, yeşilin kum beyazına
dönüştüğü sular, denizin içine kadar inen çamlar mevcuttur.
Kelebekler Vadisi: Kıdırak Plaj Parkının güneyinde, Kötürümsu Koyunun iç
kısmındadır. Vadide bahar aylarında rengârenk binlerce kelebek görülür.
Gedova Adası: Köyceğiz Gölünün ortasında ormanlarla kaplı bir adadır. Küçük
iskelesi, plaj ve bungalov tipi evleriyle güzel bir dinlenme yeridir.
Dalyan: Köyceğiz Gölünü denize bağlayan tabii kanalın orta kısmındadır. Đskele,
gazino ve lokantası vardır. Yakınında tarihî harabeler, kanalın denize döküldüğü
yerde Gökbeli ismi verilen yerde 100 m genişliğinde kumsal vardır. Kumsalın
yanından yükselen dağların ve kıyıların manzarası çok güzeldir.
Gümbet: Bodrum’a 2 km mesafededir. Plajın kumu çok incedir. Su sığdır.
43
Karaağa: Bodrum Limanına 5 km mesafededir. Fok Mağarası ve Güzellik Ilıcası
meşhurdur. Fok Mağarası romatizma hastalığına iyi gelir.
Bardakçı Köyü: Bodrum yakınındadır. Küçük bir plajı tatlı bir su kaynağı vardır.
Mitolojilerde geçen Salmakis Çeşmesinden akan su budur.
Kara Toprak: Turgut Reis veya Karabağ diye de bilinir. Bodrum’a 22 km
mesafededir. Plajı ince kumludur. Kamp ve mesire yeridir. Turgut Reis’in doğduğu
yerdir. Anıtı vardır.
Gümüşlük: Bodrum’a 24 km mesafededir.
Demir: Torba kıyılarının yanında Đkiz Adaların karşısında deniz ve kumu nefis bir
koydur.
Torba Kıyıları: Bodrum’a 9 km mesafededir. Balçık Koyu adı verilen bu yer balık
avcılığı için çok uygundur.
Paşalimanı: Volkanik bir bölge olan bu yerden limana bakılınca, çevredeki adalarla
burasının sulara gömülmüş bir krater ağzını andırdığı görülür.
Bodrum: Sayısız tabiî güzellikleri bünyesinde taşıyan bir ilçedir. Her yeri eşsiz
güzelliklerle oya gibi işlenmiş kıyıları tabiî kumsallarla doludur.
Marmaris: Âdeta bir dantel gibi işlenmiş koyların süslediği Marmaris çok güzel bir
ilçedir. Dünyada eşi sadece Kaliforniya’da bulunan “Günlük Ormanı” bu ilçededir.
Denizaltı avcılığı, balıkçılık ve kara avcılığı çok zengindir. Sahillerinde laos, mercan,
barbunya, lüfer ve trança balığı avlanır. Kara avcılığı ise tavşan, dağkeçisi, ayı,
keklik ve çeşitli kuşlar bakımından zengindir. Ege’nin Akdeniz adalarından turist
gelen (uğrak kapısı) olan Marmaris’in her yanı deniz, yeşillik ve kumsallarla
örtülüdür.
Amos Bahçealtı: Marmaris’e 7 deniz mili mesafededir. Karadan gitmek zordur.
Rodos Şövalyeleri’nden kalma kale kalıntısı vardır.
44
Günnücek Piknik yeri: Marmaris’e 2 km mesafededir. Millî parktır. Günlük ağaçları
ile süslüdür.
Turunç: Marmaris’e 5 km mesafede bir mesire yeri ve deniz sporlarının yapıldığı
yerdir.
Aktaş: Piknik ve kamp yeridir. Marmaris’e 3 km mesafededir.
Gölenye Piknik Yeri: Marmaris’e 7 km mesafededir. Yolu düzgündür.
Ordugâh: Marmaris’e 4 km mesafededir.
Alkaya Mağarası: Marmaris yakınındadır. Görülmeye değer bir yerdir.
Milas: Bafa Gölü krater ve göller ile Güllük Plajı, sakin ve şahane manzaralı bir
yerdir. Turistik tesisleri vardır. Ören Plajı balıkçılığı ile meşhurdur.
Datça: Đlçe bir yarımadanın ortasındadır. Đlçede 5 dönümlük belediye parkı, parkın
etrafında Roma devri eserleri vardır. Burgaz, Gebekum, Karaincir, Palamut, Tekir ve
Kargı dinlenme yerleridir.
Gökova: Muğla-Marmaris yolu üzerinde Muğla’ya 30 km, Ula’ya 19 km,
Marmaris’e 25 km mesafededir. Gökova ve Sakar virajının manzarası çok şahanedir.
Ayrıca Sedir Adası, Turnalı Koyu, Akbük Mal Deresi, Gelibolu Bük mesire
yerleridir. Denizi ve kumu güzel olan bu koylar deniz avcılığına çok müsaittir.
Fethiye: Dağların denize kadar sokulduğu, çok güzel manzaralı kumsalların uzadığı
Fethiye civarında 19 antik şehir harabesi vardır. Dağ, deniz, orman ve kumsalların
kucaklaştığı Fethiye’nin her yanı eşsiz tabii güzelliklerle doludur. Körfezde irili
ufaklı 14 ada vardır.
Şövalye Adası: Đç körfezin ortasındadır. Turistik tesisleri vardır. Tersane ve Kızılada
kamp piknik ve dinlenme yerleridir.
Çalış Burnu: Fethiye’ye 6 km mesafededir. Tabii plajı 10 km’dir.
45
Dirlik: Güzel bir kamp yeridir.
Kadyanda (Üzümlü): Fethiye’ye 22 km mesafede dinlenme ve mesire yeridir.
Küçük Kargı: Fethiye-Muğla yolu üzerindedir. Tatlı içme suyu vardır. Fethiye’ye 21
km mesafededir.
Göçek Körfezi: Birçok adayla süslü olan bu körfez aynı zamanda krom ve manganez
ihraç edilen bir limandır.
Katrancı Koyu-Çamlıköy: Fethiye’ye 19 km uzaklıktadır. Kamp kurmak isteyen
turistlerin tercih ettiği yerdir.
Kumluova-Karadere: Fethiye’ye 75 km mesafededir. Suyu ılık ve sığdır.
Başlıca mesire yerleri;
Dont ve Seki yaylaları, Değirmenbaşı, Karapınar, Çırpı (Aksızlar), Samanlık,
Boncuklu, Deliktaş Koyu, Karaçulha, Eldirek, Patlangıç, Zorlar, Kayabaşı, Doğanlar,
Bekçiler, Çaltılar, Çobanisa, Ceylan, Temel köyüdür. (www.turkcebilgi.com)
Köyceğiz: 20-35 km’lik bir çevre içinde denizi, gölü, ormanları, dağları ve yaylaları
iç içedir. Her çeşit spora ve dinlenmeye müsaittir. Dalyanı, gölüyle Köyceğiz eşsiz
bir sayfiye yeridir. Gölle deniz arasındaki dere (boğaz) balık bakımından çok
zengindir. Türkiye’nin en iyi balık yumurtaları buradan elde edilir.
Sultaniye Köyü: Köyceğiz yakınındadır. Fevkalade göl plajları, şifalı kaplıcaları ile
tanınmıştır.
Ağa Köyü: 800 m yüksekte ormanlarla çevrili güzel bir yerdir.
Köyceğiz Gölü: 55 km2lik bir yüzölçümü vardır. Denizden 10 m yüksektedir. Çok
dar bir boğazla Akdeniz’e bağlanır. Med-cezirden faydalanarak balık avlanır. Kefal,
levrek, çipura, pisi ve sazan balığı yakalanır.
46
Befa Gölü: Balık bakımından zengin olduğu gibi güzel bir mesire yeridir. Yamaçları
zeytin ağaçları, eflatun ve pembe renkli zakkum çiçekleri ve katırtırnakları etrafını
süsler. (www.cografya.gen.tr)
Kaplıca ve içmeler;
Muğla ili, şifâlı su kaynakları bakımından zengin sayılır. Fakat bu suların bir
bölümünde yeterli kaynak yoktur. Bazıları şunlardır;
Karaada Mâden Suyu: Bodrum sahilinin sol tarafında Karaada’nın karşısındadır.
Tedavi ve konaklama tesisleri vardır. Kaplıcanın suyu banyo olarak; romatizmal
hastalıklara, kırık-çıkıklardan sonraki mafsal yapışıklıklarına, kronik iltihaplı
hastalıklara, kadın hastalıklarına, nefrit hastalıklarına faydalıdır.
Gebeler Ilıcası: Fethiye ilçesine 35 km uzaklıkta Gebeler köyündedir. Tedavi ve
konaklama tesisleri iptidai olup, gelenler çadır ve çardaklarda kalırlar. Kaplıcanın
suyu içme olarak mide-bağırsak, karaciğer ve safra kesesi hastalıklarına; banyosu ise
her türlü romatizmal ağrılara, nefrit ve deri hastalıklarına iyi gelir.
Sultaniye Kaplıcası: Köyceğiz Gölü kıyısındadır. Tedavi ve konaklama tesisleri
mevcut olan kaplıcanın suyu, içme olarak karaciğer, safra yolları ve barsak
hastalıklarına, rûhî ve bedenî yorgunlukların giderilmesinde faydalıdır.
Bozhöyük Kaplıcası: Yatağan’a 6 km uzaklıkta Bozyakası köyündedir. Tesisleri
mevcuttur. Kaplıcanın suyu; mide, karaciğer, safra kesesi hastalıklarına, taşlı taşsız
kronik kolesistike faydalıdır.(www.ebilge.com)
3.2.6. Uşak
Yerleşimin Eski Tunç Çağına uzandığı Uşak'ta Frigya, Lidya, Pers, Roma,
Doğu Roma, Selçuklu, Bizans ve Osmanlı egemenliği hüküm sürmüştür. Bu
dönemlere ait eserler ilin turizm potansiyelini oluşturmaktadır.
Uşak'ın en önemli turistik değeri, müzesinde sergilenen, Lidya Döneminin en
görkemli eserleri olarak bilinen dünyaca ünlü "Karun Hazineleri"dir.
47
Antik dönemdeki adı "Temenothyrea" olan Uşak, Đç Ege Bölgesinde Batı ve
Orta Anadolu'yu birbirine bağlayan bölgede yer almaktadır.
Yaklaşık M.Ö. 4000'den sonra yerleşik düzenin görüldüğü alanda kesintisiz
yerleşimin eski Tunç Çağında başladığı tespit edilmiştir.
Tarih çağlarından önce Frigya, sonra Lidya hakimiyeti ve M.Ö. 330'da
Büyük Đskender'in hakimiyetine girer. M.Ö. 189'da Roma Đmparatorluğu, M.S. 395'te
ise imparatorluğun ikiye ayrılmasıyla Doğu Roma Đmparatorluğuna geçmiştir.
1071'den sonra yöre Selçuklular ile Bizans arasında değiştirilmiştir. 1176'da
bölge kesin olarak Selçuklu hakimiyetine girmiştir. Selçuklu Devletinin yıkılmasıyla
Germiyan Beyliğine, 1429 yılında ise Osmanlı topraklarına katılan Uşak, Kütahya
sancağına bağlı bir kaza olmuş, Cumhuriyet döneminde ise 1953 yılında il merkezi
haline gelmiştir.
Uşak Arkeoloji Müzesi
Akmoneon - Banaz - Ahat
Sebaste - Sivaslı - Selçikler
Blaumdus - Ulubey – Sülümenli
Mesotimalos - Eşme - Düzköy
Güre Tümülüsleri – Güre
Sebaste (Selcikler) : Sebaste şehri, Roma Đmparatoru Augustus tarafından M.Ö. 20
yılında Sebaste adıyla kurulmuştur. Roma döneminde 12 önemli şehirden biridir.
M.S. 9. yüzyılda yakın çevresindeki kentlerin piskoposluk merkezi haline gelmiştir.
En görkemli çağlarını Bizans döneminde yaşayan kentte büyük ve küçük olmak
üzere iki kilise bulunmaktadır.
48
Blaundus (Sülümenli) : Ulubey ilçesi Sülümenli köyü yakınlarında, Büyük
Đskender'in
Anadolu
seferinden
sonra
Makedonya'dan
gelenler
tarafından
kurulmuştur. En önemli yapıları kale, tapınaklar, tiyatro, stadyum ve kaya
mezarlarıdır.
Uşak'ta gezilip görülecek ören yerleri arasında, Alaudda (Hacımköy), Mesotimolos
(Düzköy), Akmonia (Ahatköy) yer almaktadır.
Karun Hazineleri: 1960'lı yılların ortalarında Uşak'ın Güre Köyü yakınındaki Lidya
Tümülüsünde yapılan kaçak kazılarda bulunan eserler olup götürüldüğü Amerika'dan
1993 yılında mahkeme yoluyla geri alınan M.Ö. 6. yüzyıl Lidya dönemi eserleridir.
Büyüklü küçüklü 450 parçadan oluşan bu hazine 1996 yılından bu yana Arkeoloji
Müzesi’nde sergilenmektedir.
Antik Çağda Anadolu'nun batısında yer alan, tarihçi Heredot'a göre üç sülalenin
yönettiği Lidya Đmparatorluğunun son sülalesi Mermandlar, ülkeye yaklaşık 141 yıl
egemen olmuşlar, Lidya'nın bölgede siyasi ve ekonomik yönden en önemli ülke
olmasını sağlamışlardır. M.Ö. 7.yüzyılın başında parayı icat ederek insanlık
tarihindeki en önemli buluşlardan birini gerçekleştiren Lidya'nın, devrinin en zengin
ülkesi olmasının önemli nedeni, Tmolos (Bozdağlar) dağlarından çıkan ve Hermos
(Gediz) nehrine karışan Sart deresinin alüvyonları içerisindeki altındır. Birtakım
entrikalarla ülkeyi ele geçiren üçüncü sülalenin son kralı Kroisos, M.Ö 560 yılında
tahta geçmiş ve akıl almaz zenginliği ile Karun kadar zengin deyimi ile ününü
günümüze kadar taşımıştır.
Karun Hazineleri, M.Ö. 560-546 yılları arasında ülkesini yöneten bu kralın dönemine
ait, Uşak ilinin 25 km. batısında, Uşak-Đzmir karayolunun üzerinde bulunan Güre
Köyü yakınlarındaki Lidya Tümülüslerinden çıkan eserlerdir. Kaçak kazılarda
bulunan ve yurtdışına kaçırılan eserler, mahkeme yolu ile ülkemize tekrar geri
getirilmiş ve Uşak Müzesinde sergilenmektedir. Lidya döneminin en görkemli
eserleri olarak bilinen bu eserler altın gümüş bronz ve mermerden meydana
gelmiştir. (www.turkansiklopedi.com)
49
Burma Cami: 14. yüzyıl Osmanlı Dönemi yapılarındandır. Yapım tarihi kesin belli
değildir. 1862-1922 yıllarında yangın geçirmiş, 1988 yılında iki kez onarım
görmüştür. Minaresinin yapısından dolayı Burma Cami adını alan cami iki
kubbelidir.
Ulu Cami: Yapılış tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, yapı tarzı Germiyan
Beyliği Devrinin mimari özelliklerini yansıtmaktadır. Cami, 1 büyük 6 küçük
kubbeden oluşmaktadır.
Paşa Hanı: 19. yüzyılda bir Fransız mimar tarafından yapılan Paşa Hanı, önceleri han
olarak kullanılmış, restorasyondan sonra da otel haline getirilmiştir.
Bedesten: 1901'de Đtalyan bir mimar tarafından, iki katlı ve 30 odalı olarak kesme
taştan yapılmıştır. Birinci katı sarraflar çarşısı olarak, üst katı ise çeşitli iş kolları için
kullanılmaktadır.
Cılandıras Köprüsü: Karahallı ilçesinde, Banaz Çayı üzerinde bulunan köprü,
Lidyalılar tarafından, kral yolu üzerinde yaptırılmıştır. Kalemle işlenmiş kemerin
taşları birbirine kenetlendirilmiştir.
Çataltepe Köprüsü: Gediz nehri üzerinde, Osmanlı Dönemine ait 3 kemerli bir
köprüdür. Eski kervanyolu üzerinde bulunan köprü, bugün de kullanılır durumdadır.
Uşak Evleri: Osmanlı Mimarisi özelliklerini taşıyan sivil mimari örneklerine Aybey,
Işık, Karaağaç ve Kurtuluş Mahallelerinde rastlamak mümkündür. Bu evlerin
genellikle birinci katı taş örgü, ikinci katı ahşap, cumbalı ve beşik çatılı, alaturka
kiremitlidir. Bu evler Kültür ve Turizm Bakanlığınca koruma altındadır.
Örencik Termal Tesisleri: Uşak - Đzmir yolu üzerinde olup, Güre köyüne 10 km.
mesafededir. Kadın ve erk3k için ayrı hamamları vardır.
Hamamboğazı Kaplıcası: Uşak-Ankara karayolu üzerinde, Banaz ilçesine 7 km.
uzaklıktadır. Suyunun sıcaklığı 59 derece olup, yeme-içme tesisleri ve yüzme havuzu
mevcuttur.(www.turkcebilgi.com)
50
Göletler:
Uşak ilçelerinde sulama amaçlı pek çok gölet bulunmaktadır. Bunlardan önemlileri
şunlardır:
Uşak-Ankara yolu üzerindeki Göğem yol ayrımından 7 km içerisindeki Göğem
Göleti, orman içerisinde olup, çevresinde yöre halkının ikinci konutları
bulunmaktadır. Örencik-Eşme yolu üzerindeki Takmak kasabasına 2,5 km
uzaklıktaki Takmak Göletinde sazan balığı bulunmakta olup, günübirlik tesis
mevcuttur. Karaağaç Köyündeki Karaağaç Göleti ise il merkezine 7 km mesafede
olup bu gölette balık avlama imkânı bulunmaktadır.
Ulubey Kanyonları: Đlin güney ve güneybatı kesiminde jeolojik yapının özelliğinden
oluşmuş, 75 km. uzunluğunda bir kanyondur.(www.cografya.gen.tr)
3.2.7. Kütahya
Gelişmekte olan sanayisi, zengin yer altı ve yer üstü kaynakları, üniversitesi, termal
kaynakları, el sanatları ve tarihi ile önemli bir turizm potansiyeli oluşturmaktadır.
Dünyanın ilk Antik Borsası Çavdarhisar Đlçesindeki Aizanoi’de kurulmuştur.
Zeus Tapınakları içinde Dünya’da en sağlam korunmuş olanı Aizanoi’dedir.
Dünyadaki ilk Toplu Đş Sözleşmesi 13 Temmuz 1766’da Kütahya’da imzalanmıştır.
Avrupa ve Dünya’daki ilk ve tek Çini Müzesi yine Kütahya’dadır.
Evliya Çelebi Kütahyalı’dır.
Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Gazi’nin büyükannesi, Hayme Ana’nın türbesi
Domaniç Đlçesi Çarşamba Köyü’ndedir.
Kütahya,
Germiyanoğlu
Beyliğine
130
yıl
başkentlik,
Osmanlı
Anadolu
Beylerbeyliğine ise 400 yıl merkezlik yapmıştır.
51
Türkiye’nin en önemli porselenleri Kütahya'dadır.
Kütahya’nın zengin termal kaynakları bulunmaktadır.
M.Ö. 3000 yıllarında kurulmuş medeniyetlerin ve kültürlerin harman olduğu
Kütahya'nın antik çağda ilk ev sahipleri Friglerdir. Kütahya daha sonra Roma,
Bizans, Germiyanoğulları, Osmanlı egemenliğine girmiştir. (www.cografya.gen.tr)
Kütahya'da egemen olan bütün uygarlıklara ilişkin çok sayıda eser
bulunmaktadır. Özellikle Frig Vadisi adı verilen ilin doğusundaki Türkmen Dağı
eteklerindeki alan, bu eserler açısından çok zengindir.
Roma döneminde piskoposluk merkezi olan Kütahya’da bu döneme ait en
önemli eser AIZANOI Antik Kenti'dir. Aizanoi, Anadolu’nun en zengin antik
kentlerinden birisidir.
Anadolu’da
Türk
hakimiyeti
başladığın
da
Kütahya
ve
çevresi
Germiyanoğulları Beyliğine verilmiştir. Kütahya iki kez Germiyanoğulları Beyliğine
başkentlik yapmış ve bu dönemde yapılan pek çok eser günümüze kadar ulaşmıştır.
Kütahya ve çevresi Osmanlı Devletine Devlet Hatun’un çeyizi olarak verilmiş ve bu
nedenle Şehzadeler Şehri olarak anılmıştır.
Kütahya Osmanlı Đmparatorluğu döneminde de Anadolu Beylerbeyliği’ne merkezlik
etmiştir.
Osmanlı
dönemi
eserleri
çok
iyi
korunmuş
haldedir.
(www.turkansiklopedi.com)
Vadiler: Kütahya Đl Merkezine 7 km. uzaklıktaki Yeni Bosna Köyü’nden başlayıp
Kütahya’ya 54 km. uzaklıktaki Ovacık Köyü’ne kadar, ilin doğusu boyunca uzanan
alana Frig Vadisi denilmektedir.
Bölge; Sabuncupınar, Söğüt, Đnli, Sökmen, Fındık ve Đncik Mağaralarının
bulunduğu kuzey bölümü ile daha güneydeki Ovacık Köyü, Đnlice Mahallesi ve
çevresinden oluşur.
52
Kütahya’nın doğusunda eski bir yanardağ olan Türkmendağı’nın tüfleriyle
örtülü olan Frig Yaylaları M.Ö. 900-600 yılları arasında Frigler, daha sonra Roma ve
Bizanslılar tarafından iskân edilmiştir. Volkan tüfünün kolay işlenebilir bir kayaç
olması, bölgenin en eski halklarından biri olan Friglerin bunları oyma ve yontma
yoluyla çeşitli amaçlarla kullanmalarını sağlamıştır.
Friglerin ana tanrıçası Kybele’ye adanmış açık hava tapınakları, sunakları ve
kaya mezarları ile savunma barınma amaçlı mağaralar en çok göze çarpan eserler
arasındadır. Bizans döneminde ise bunlara ilaveten kilise ve şapeller de oyulmuştur.
Bölge doğal kaya yapısı ve çam ormanlarıyla ilgi çekici bir merkezdir.
Kaleler: Antik çağlardan günümüze kadar yerleşimin olduğu Hisar Tepesindedir.
Evliya Çelebi’ye göre 70 burca sahip olan Kütahya Kalesi üç bölümden oluşur.
Bunlar Kale-i Bala, Kale-i Sagir ve dış surlardır. Roma, Bizans, Selçuklu, Germiyan
ve Osmanlı izleri görülen kalede herhangi bir döneme ait kitabe yoktur. Fakat
yapılan incelemeler sonucunda 8.yy Bizans, 12.yy Bizans, 13-14.yy Türk
dönemlerine ait inşaat özelliklerine rastlanmıştır. Kalede bilinen son inşaat Fatih
Sultan Mehmet zamanında yapılmıştır. (1451-1481) Kale’de iki çeşme, iki mescit
vardır.
Kütahya Kalesinde, kendi ekseninde 45 dakika da bir tur atan Döner Gazino
1973 yılı yapımıdır. Lokanta olarak hizmet veren Döner Gazino’nun altındaki Kır
Kahvesi yaz aylarında açıktır.
Dönenler Cami: Anadolu’da kurulan üç Mevlevihane’den biridir. Mevlana’nın
torunu olan Ergun Çelebi tarafından kurulmuştur.
Bugün cami olarak kullanılan kısım, Mevlevi Semahanesi olarak yapılmıştır.
Semahaneye daha sonra mihrap ilave edilerek cami haline getirilmiştir. (1956) 1237
– 1243 yıllarına tarihlenen ahşap, sekizgen mimari yapılı binaya minare sonradan
eklenmiştir.
Çinili Cami: 1973 yılı yapımı olan Çinili Cami Orta Asya Türk Mimarisi örnek
alınarak inşa edilmiştir. Sekizgen, iki katlı ve tek kubbeli olan yapının içi kalem işi
53
süslemelerle, dışı ise mavi Kütahya çinileriyle süslenmiştir. Caminin yaptırılmasında
ve süslenmesinde ünlü sanatçı Ahmet YAKUPOĞLU’nun emeği vardır.
Ulu Cami: Kütahya’nın en güzel ve en büyük camisi olan yapıya Yıldırım Beyazıt
zamanında başlanmış, Şehzade Musa Çelebi tarafından 1410 yılında tamamlanmıştır.
Ortalama 45x25 m2’lik bir alanı kaplayan cami avlusuzdur. Caminin 3 kapısı, 64
penceresi, 2 kubbesi, 6 yarım kubbesi ve 5 bölümlü son cemaat yeri vardır. Caminin
içindeki 4 sütunlu müezzin mahfeli ve mihrabın sağındaki Kâbe tasvirli pano
görülmeye değerdir.
Hayme Ana Türbesi: Hayme Ana Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi’nin
ninesi, Ertuğrul Gazi’nin annesidir. Ertuğrul Gazi, Sürmeliçukur’dan Anadolu’ya
geldiğinde kendisine Söğüt kışlak, Domaniç yaylak olarak verilmiştir. Yılın beş ayını
geçirdiği Domaniç’te bir yayla mevsiminde Hayme Ana’yı yitiren Ertuğrul Gazi,
annesini her yıl çadır kurduğu Çarşamba’da bir tepeye defnettirmiştir. Sultan, II.
Abdulhamit, l886’da Devlet Ana diye anılan büyük büyük ninesi Hayme Ana’nın
kabrini buldurarak üstüne bugünkü türbeyi yaptırmıştır. Her yıl Eylül ayının ilk
Pazar günü Hayme Ana’yı anma törenleri yapılmaktadır.
Bedestenler: Gedik Ahmet Paşa Vakfı olarak XV. yüzyılın ikinci yarısında yaptırılan
bedestenler iki tanedir. Büyük Bedesten dört kapılıdır. Yapının içinde ortada bir
şadırvan ve onyedi dükkan vardır. Kapı girişi üstünde madalyon içinde hayat ağacı
ve aslan motifleri altında 1868 tarihi yazılıdır. Diğer kapı üstündeki madalyonda ise
denizkızı figürü yer alır. Halen sebze bedesteni olarak kullanılmaktadır. Küçük
Bedesten, iki kapılı olup duvarları tuğla ve saç örgüden yapılmıştır. Eskiden ağır
elbiselerin ve elmas işlemeciliğinin yapıldığı yapı günümüzde bitpazarı olarak
kullanılmaktadır.
Tarihi Kütahya Evleri: Merkez Pirler mahallesinde 18. yüzyıl Kütahya Evlerinin
topluca korunduğu Germiyan Sokak, Arnavut kaldırımlı yolu, elektrik ve telefon
direkleri ile tellerinin bulunmadığı, Kütahya’daki tarihi kent dokusunun en güzel
örneğidir. Germiyan Sokak’taki Kütahya Evleri iki veya üç katlı ahşap evlerdir.
Payandalarla desteklenmiş çıkmaları, çiftli koca kapıları, kafesli pencereleri ile ahşap
54
Anadolu mimarisinin en güzel örneklerini oluşturur. 17. ve 18. yüzyıl Kütahya evleri
açık sofalıdır. Sofalar odalar arası bağlantıyı sağlar. Ayrıca sofalarda seki ya da köşk
adı verilen dinlenme mekanları bulunur. Giriş katlarına taşlık denir. Evlerin ön
kapıları dışında geniş arka bahçelere açılan arka kapıları da vardır. Depo, kiler
samanlık hatta ahırlar buradadır. Birinci katta günlük yaşama ait odalar vardır.
Bunlar oturma odası, mutfak ve yatak odasıdır. Đkinci katta ise misafir odaları ve
gelin odaları bulunur. 19. ve 20. yüzyıl Kütahya Evleri kapalı sofalıdır. Önceki
dönemlerin aksine, bu dönem evlerinin dışları, saçakları, pervazları ve payandaları
süslenirken, iç mekanlar aksine sade tutulmuştur. Yine bütün Kütahya Evleri
payanda destekli çıkartmalara sahiptir. Bu çıkartmalar yola uyum ve iç mekanı
düzeltme amaçlı yapılmıştır. Kütahya Evlerinin topluca korunduğu Germiyan
Sokak’taki tarihi evler, Kütahya Valiliğince satın alınarak “Kütahya Evlerini
Yaşatma Projesi” çerçevesinde restore edilmektedir.
Adliye sarayı (Eski Hükümet Konağı): Yapımına 1905 yılında Fuat Paşa zamanında
başlanan ve 1907 yılında tamamlanan Eski Hükümet Konağı, son dönem sivil
Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden birisidir. Üç katlı yapının, giriş bölümü
ile doğu ve batı kanatları hafif çıkıntılıdır. Girişi dört yüksek sütun ve ortadaki geniş
üç kemerle bağlanmıştır. Bina içinde tamamen çini kaplı bir mescit de yer almakta
olup, 1998 yılında restore edilerek Adliye Sarayı olarak kullanılmaya başlanmıştır.
Kütahya konağı: Eski tarihi konak, Ticaret ve Sanayi Odası tarafından satın alınmış,
yöresel Kütahya yemeklerinin sunulduğu bir restoran haline getirilerek, turizme
kazandırılmıştır.
Çamlıca: Kütahya'nın batısında, şehir merkezine 5 km. uzaklıktaki Çamlıca orman
içi dinlenme yeri olarak düzenlenmiştir. Çam ağaçları, soğuk suları, temiz havası ve
insanı rahatlatan manzarası ile geniş bir mesire yeridir.
Porsuk Barajı: Kütahya’nın kuzeydoğusunda şehir merkezine 20 km. uzaklıktadır.
Frig Vadisi’nin de başlangıcında olan baraj, Porsuk Çayının taşkınlarından çevreyi
korumak amacıyla yapılmıştır. Baraj gölünde çeşitli su sporlarının (yelken, kürek,
kano vb) yapılabilmesi için, Kütahya Valiliğince bir rıhtım ve yüzer iskele yapılarak
55
bu bölgenin “Su Sporları Merkezi” olması çalışmaları başlatılmıştır. Frig Vadisi ise
doğal yapısıyla doğa yürüyüşü için ideal bir bölgedir.
Domaniç Ormanları:
Kütahya'nın kuzeyindeki Domaniç Ormanları ilçenin
çevresinde çok geniş bir alana yayılmış durumdadır. Çok zengin bir bitki örtüsüne
sahip olan Domaniç Ormanlarında pek çok endemik tür ve anıtsal değerde birçok
ağaç bulunmaktadır.
Hıdırlık: Kütahya merkezdeki en önemli mesire yerlerinden birisidir. Aynı isimle
anılan mescidin de, bulunduğu mesire yerinin altyapısı ve çevre düzenlemesi
yapılmıştır. Hıdırlık Mescidi’nin restorasyonu ünlü ressam Ahmet YAKUPOĞLU
tarafından 1984 yılında yapılmıştır.
Gölcük Yaylası: Kütahya'nın güneybatısındaki Gölcük Yaylası Simav'a 10 km.
uzaklıktadır. Çam ormanları arasındaki yayla her türlü altyapıya sahip olup, 1450 m
yükseklikte harika bir piknik yeri olarak hizmet vermektedir.
Kuş Gözlem Alanı: Anadolu'nun en büyük kuşları olan Toy Kuşları dünyada
yalnızca Kütahya'daki Kuyucak, Nuhören ve Pusan köyleri arasında kalan alanda
üremektedirler. Koruma altında olan Toylar her geçen yıl biraz daha çoğalmaktadır.
Ilıca Harlek Kaplıcaları: Kütahya’nın kuzeyinde yer alan Ilıca Harlek Kaplıcaları
Kütahya – Eskişehir karayolunun 23. kilometresinden 4 km. içeridedir. Altyapısı ve
çevre düzenlemesi tamamlanmış olan Ilıca Harlek Kaplıcaları 23.03.1989 tarihinde
“Termal Turizm Merkezi” ilân edilmiştir. Kaplıca suları 25-43 derece sıcaklıkta olup
oligometalik sular grubuna girer. Kalsiyum, magnezyum ve bikarbonat içeren kaplıca
suları; romatizma, cilt, sinir ve kadın hastalıklarına, karaciğer yetersizliklerine,
böbrek ve safra kesesi iltihaplarına iyi gelmektedir. Kaplıca merkezinde 10 apart, 57
oda ve 168 yatak kapasiteli Harlek Otel, Belediye Belgeli diğer otel ve moteller, 3
hamam, 2 kapalı 4 açık havuz, spor tesisleri ve konferans salonu bulunmaktadır.
Kaplıcalara
şehir
merkezinden
kalkan
halk
otobüsleri
ve
minibüslerle
gidilebilmektedir.
56
Yoncalı Kaplıcaları: Kütahya’nın batısında yer alan Yoncalı kaplıcaları merkeze 16
km. uzaklıktadır. Altyapısı ve çevre düzenlemesi tamamlanmış olan Yoncalı
Kaplıcaları 17.09.1993 tarihinde “Termal Turizm Merkezi” ilan edilmiştir. Kaplıca
suları 42 derece sıcaklıkta olup bikarbonatlı sular grubuna girer. Kalsiyum,
magnezyum ve kükürt içeren kaplıca suları kireçlenme ve eklem romatizmaları,
iltihabi eklem hastalıkları, yumuşak doku romatizmaları, nörolojik hastalıklar,
travmatik ve sportif rahatsızlıkların tedavisine iyi gelmektedir.
Yoncalı Termal Turizm Merkezi’nde SGK’ya ait 200 yataklı Fizik Tedavi ve
Rehabilitasyon Hastanesi bulunmaktadır. Kaplıca Merkezinde 73 oda ve 180 yatak
kapasiteli 4 Yıldızlı Yoncalı TÜTAV Termal Otel ve kür merkezi ile 4’er kişilik 37,
2’şer kişilik 20 apart otel, Belediye Belgeli Otel ve Moteller, 4 hamam, 3 kapalı, 2
açık havuz bulunmaktadır. Yoncalı Kaplıcalarına, şehir merkezinden kalkan
minibüslerle gidilebilmektedir.
Emet Yeşil Ve Kaynarca Kaplıcaları: Kütahya’nın batısında bulunan kaplıcalar Emet
ilçe merkezindedir. Altyapısı ve çevre düzenlemesi tamamlanmış olan Yeşil ve
Kaynarca Kaplıcaları 17.09.1993 tarihinde “Termal Turizm Merkezi” ilân edilmiştir.
Kaplıca suları 43-56 derece olup, hipotonik sular grubuna girer. Sülfat, bikarbonat,
kalsiyum ve magnezyum içeren kaplıca suları mide, bağırsak, karaciğer, safra kesesi,
böbrek taşları, kadın hastalıkları ve ağrılı hastalıklara iyi gelmektedir.
Kaplıca merkezinde Belediye Belgeli 4’er kişilik 36 apart otel, 3 hamam, 3 kapalı
havuz, 1 açık havuz, Osmanlı Hamamı, sauna, özel banyolar, spor tesisleri, botanik
parkı ve bir karavan parkı (kamping) bulunmaktadır.
Gediz Ilıcasu Kaplıcaları: Kütahya’nın güneyinde Gediz’e 18 km. uzaklıktadır.
Altyapısı ve çevre düzenlemesi tamamlanmış olan Ilıcasu Kaplıcaları 18.03.1897
tarihinde “Termal Turizm Merkezi” ilan edilmiştir. Kaplıca suları 65-98 derece
sıcaklıkta olup hipotonik sular grubuna girer. Sülfat, bikarbonat, sodyum ve
magnezyum içeren kaplıca suları; romatizmal hastalıklar, mide bağırsak hastalıkları
ile karaciğer ve safra kesesi hastalıklarına iyi gelmektedir. Kaplıca merkezinde
Belediye belgeli 4’er kişilik 40 apart, 3’er kişilik 52 apart, 22 ahşap baraka, 10
57
betonarme baraka, 1 buhar banyosu, 1 çamur banyosu, 2 hamam ve 2 havuz
bulunmaktadır.
Gediz Muratdağı Kaplıcaları: Kütahya’nın güneyinde Gediz’e 30 km.uzaklıktadır.
Altyapısı ve çevre düzenlemesi tamamlanmış olan Muratdağı Kaplıcaları 18.03.1987
tarihinde“Termal Turizm Merkezi” ilan edilmiştir. Kaplıca suları 29-50 derece
sıcaklıkta olup, meteorik vadoz sular grubuna girer. Sülfat, kalsiyum, magnezyum ve
bromür içeren kaplıca suları romatizmal hastalıklar, deri, kalp, böbrek ve kadın
hastalıklarına iyi gelmektedir. Kaplıca merkezinde Belediye belgeli 18 bungalov, 13
apart, 80 ahşap baraka, 2 hamam, 2 havuz, Orman Đşletme Müdürlüğüne ait 15
yataklı misafirhane ve konferans salonu ile 200 yataklı Kızılay Kampı hizmet
vermektedir.
Simav Eynal Kaplıcaları: Kütahya’nın güney batısında Simav’a 4 km. uzaklıktadır.
Altyapısı ve çevre düzenlemesi tamamlanmış olan Eynal Kaplıcaları 23.03.1989
tarihinde “Termal Turizm Merkezi” ilan edilmiştir. Kaplıca suları 70-90 derecedir.
Kalsiyum, sodyum, bikarbonat ve sülfat içeren kaplıca suları romatizma, nevralji, cilt
ve deri hastalıkları ile böbrek taşlarının dökülmesine, siyatik, kireçlenme, kadın
hastalıkları ve sedef hastalığına iyi gelmektedir. Kaplıca merkezinde, Belediye
belgeli biri 37, diğeri 30 odalı iki otel, 440 yataklı 125 apart, özel banyolar, 2 hamam
1 kapalı havuz ve 1 aqua park bulunmaktadır. Kaplıca Merkezinde seracılık gelişmiş
olup ilçe merkezi Jeotermal enerji ile ısıtılmaktadır.
Hisarcık Esire Kaplıcaları: Kütahya’nın batısında Hisarcık’a 10 km. uzaklıktadır. 51
derece sıcaklıktaki kaplıca suları içme uygulamaları ile mide, bağırsak sistemi,
karaciğer ve safra kesesi rahatsızlıklarına iyi gelmektedir.
Tavşanlı Göbel Kaplıcaları: Kütahya’nın batısında Tavşanlı’ya 7 kilometre
uzaklıktadır. Altyapısı ve çevre düzenlemesi yapılmıştır. Kaplıca sularının sıcaklığı
32 derece olup romatizma, siyatik, cilt hastalıkları ve yaraların tedavisine iyi
gelmektedir. Kaplıca merkezinde moteller ve 2 hamam bulunmakta olup, yöre
havasında oksijen oranı yüksek olduğundan astımlı hastalar kış aylarında dahi
motellerde konaklamaktadırlar.
58
Simav Çitgöl Kaplıcaları: Simav’a 5 km. uzaklıkta olan kaplıca suyunun sıcaklığı
162 olup, cinsel rahatsızlıklar, cilt, deri hastalıkları, kırık ve çıkık, nevralji, nevrit,
mide ülseri, böbrek taşlarının dökülmesi, egzama, bel fıtığı, ruhen ve bedenen
görülen yorgunluklar, her cins romatizma, siyatik, kadın hastalıkları, ameliyat sonrası
rehabilitasyon, ortopedik kireçlenme rahatsızlıklarına iyi gelmektedir. Kaplıca
merkezinde Belediyeye ait 60 daireli moteller ve spor kompleksi vardır.
Emet Dereli Kaplıcaları: Dereli Kaplıcaları Emet-Tavşanlı yolu üzerinde olup,
Günlüce Beldesine 20 km. uzaklıktadır. Kaplıca suları 38-40 derece olup, romatizma
nevrit, nevralji, kadın hastalıkları ve kırık çıkık sekellerine banyo yolu ile iyi
gelmektedir. Kaplıca merkezinde 3 adet havuzlu hamam, özel banyolar ve moteller
mevcuttur.
Kütahya’da başka termal kaynaklar da mevcuttur. Bunlar; Emet’te Samrık Ilıcası,
Hisarcık’ta Sefaköy Kaplıcaları, Yukarı Yoncaağaç Mürdesenk Suyu ve Simav’da
Naşa Kaplıcalarıdır. (www.turkansiklopedi.com)
Gölcük Yaylası: Kütahya'nın güneybatısındaki Gölcük Yaylası, Simav’a 10 km.
uzaklıktadır. Çam ormanları arasındaki yayla her türlü altyapıya sahip olup, 1450 m.
yükseklikte harika bir piknik yeri olarak hizmet vermektedir.
Muratdağı: Kütahya'nın güneyindeki Muratdağı, Gediz'e 30 km. uzaklıktadır. 2312
m. yükseklikteki Muratdağı Kütahya'nın olduğu gibi Đç Ege'nin de en yüksek dağıdır.
Murat Dağı temiz havası, soğuk suları, zengin kuş çeşitliliği ve özellikle zengin
termal kaynaklarıyla alternatif turizm olanakları sunar.
Frig Vadisi Mağaraları: Mağaralar Kütahya'ya 55 km. uzaklıkta, Kütahya, Afyon ve
Eskişehir il sınırlarının kesiştiği yerdeki son Kütahya köyü olan Ovacık Köyü'nün
Đnlice Mahallesinde yer almaktadır.
Çok geniş bir alanı kaplayan Frig vadisinde kayalara elle oyulmuş, kaya mezarlar ve
sığınma, barınma amaçlı yüzlerce mağara bulunmaktadır. Birinci bölüm kayaların
içinde iki kilise bulunmuştur. Tekli Kilise ve Çiftli Kilise ismi verilen bu kiliselerin
duvarlarında freskler vardır. Ayrıca kök boya ile yazılmış yazılar bulunmaktadır.
59
Meander motifleri ve haç işaretleri de görülmektedir. Bu vadi M.Ö. 500-600
yıllarında Frigler tarafından, daha sonra da Bizanslılar tarafından kullanılmıştır. Đki
bölümde incelenen Deliktaş Kalesi de Frigler ve Bizanslılar tarafından kullanılmıştır.
Sığınma ve savunma amacıyla kayalar oyularak gerçekleştirilmiştir. Burada büyük
bir kilise bulunmaktadır. Gizli geçit ve dehlizlerle birbirine bağlanan birçok oda
bulunmaktadır. Üst kısmının ise kale surları şeklinde oyulduğu görülmektedir.
Üçüncü bölüm ise Penteser kalesi denilen bir başka doğal kaledir. Burası da yine
savunma amaçlı oyularak gerçekleştirilmiş bir kale olup burada da çeşitli mezarlar ve
mağaralar bulunmaktadır. Ayrıca çam ormanlarıyla kaplı bu vadide kayaların doğal
yapısı da Ürgüp'ü aratmayacak güzelliktedir.(www.ebilge.com)
3.2.8. Afyonkarahisar
Afyonkarahisar ili, adını şehrin güneyinde bulunan kaleden ve afyon
bitkisinden almıştır. M.Ö. 7000 yılından başlayarak günümüze kadar ilin sınırları
içerisinde Kalkolitikten, Eski Tunç Devri'ne geçiş kültürlerinden sonra Hitit, Frig,
Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı medeniyetleri konumlanmıştır. Selçuklu
Türklerinin 1071 yılında Anadolu'yu fethinden sonra Afyonkarahisar Türk
egemenliğine geçti. Bu tarihten itibaren Afyonkarahisar, sırasıyla Selçuklu Devleti
Sahipoğulları Beyliği, Germiyanoğulları Beyliği hükümdarlığı altında yaşadıktan
sonra 1428'de Osmanlı Đmparatorluğu topraklarına katıldı. Zengin tarihi geçmişi olan
kent,
önemli
bir
turizm
merkezi
olma
potansiyeli
taşımaktadır.
(www.turkansiklopedi.com)
Afyon Müzesi: Müzede, Afyon ve çevresinde yer alan höyük ve antik şehirde
bulunan Kalkolitik, Eski Tunç, Hitit, Frig, Roma ve Bizans devirlerine ait eserler
sergilenmektedir. Ayrıca müzenin bahçesinde Herakles ve Đmparator Hadrianus’un
kolosal (büyük) heykelleri, Ion, Korinth tipi sütun başlıkları, üzerleri yazıtlı veya
kabartmalı ve bölgenin tipik eserleri arasında olan “Kapı Tipi Mezar Stelleri”, pişmiş
toprak lahitler ve çeşitli mimari parçalar sergilenmektedir.
60
Đhsaniye Ayazini Kasabası (Metropolis): Afyon-Eskişehir karayolunun 27. km.den
sağa doğru 4,7 kilometre gidilerek ulaşılan Ayazini kasabasının Frigler Dönemi'nden
beri yerleşim yeri olarak kullanıldığı bilinmektedir. Roma ve Bizans Dönemleri'ne
ait aile ve tek kişilik kaya mezar odaları, Bizans Dönemi'ne ait kiliseler ve kaya
yerleşimleri arazinin elverişli olması nedeniyle oyularak yapılmış eserleridir. Aslanlı
mezar odaları, sütunlu mezar odaları ile kayaya oyulmuş kilise ve şapeller
bulunmaktadır.
Đhsaniye Döğer Yerleşim Yeri: Đhsaniye ilçesine 12 km. uzaklıktaki Döğer kasabası
Frigler Döneminden beri yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Aslankaya, Kapıkaya I
ve II, Tanrıça Kybele adına yapılmış açık hava tapınağı özelliğinde M.Ö. 7.yüzyılda
yapılmış kaya anıtları ile Asar ve Eski Döğer'de Frig yerleşim yerleri vardır. Roma
ve Bizans Dönemi'ne ait kaya yerleşim ve mezar odaları ile kiliseler çevrede oldukça
çoktur.
Synnada: Şuhut ilçe merkezinde bulunan kent, Roma ve Bizans dönemlerinde
Frigya’nın başkenti olmuş büyük bir kenttir. Roma döneminde yarı özerk bir konuma
ulaşmış olan kentte, imparator adına ve Hieropolis’le ortaklaşa, gümüş Cistophorus
ve bronz sikkeler bastırılmıştır.
Apameia Kibotos Antik Kenti: Bugünkü Dinar ilçesinde bulunan kentin daha önceki
adı Kelainai’dir. Roma döneminde Apameia Kibotos adını almıştır. Şehir M.Ö. 6.
yüzyıldan itibaren önemli bir merkez olmuştur. Efes’ten sonra ikinci büyük kent
olduğu bilinmektedir. Anıtsal yapıtlardan olan stadyum ve tiyatro kısmen özelliğini
koruyarak kalmıştır. Efes’le birlikte bastırdığı bronz sikkeler de vardır. Yarı özerk
olarak imparator adına sikkeler bastırmıştır.
Dokimaia Antik Kenti (Đscehisar): Đscehisar ilçe merkezinde, Makedonyalılar
tarafından kurulmuş bir kenttir. Roma döneminde yarı özerk konumuyla, imparator
adına bronz kent sikkeleri bastırılmıştır.
Yedi Kapı Kaya Yerleşim Yeri: Bolvadin-Emirdağ karayolu üzerinde, Bolvadin
Kemerkaya kasabasının 3 km. kuzeyinde karayolunun 1 km. doğusunda yer
61
almaktadır. Çalışmalar sırasında askeri garnizon veya idari binalar olabileceği tahmin
edilen kayaya oyma karmaşık yapı grubu ile halkın sığınak olarak kullandıkları
yeraltı kentinin bir bölümü ortaya çıkarılmıştır. Geç Roma ve Erken Bizans
Dönemi'ne tarihlenen yerleşimdeki çalışmalar devam etmektedir.
Bruzus: Sandıklı ilçesi Karasandıklı köyünde bulunan kent Pentapolis olarak
adlandırılan beş kentten birisidir ve kentlerin kuzeyinde yer almaktadır.
Eucarpeia: Sandıklı ilçesi Emirhisar köyünde bulunan Pentapolis kentlerinden biridir.
Hierapolis: Sandıklı ilçesi, Koçhisar köyünde bulunan Pentapolis kentlerinden
biridir. Aynı zamanda Phrygia Salutaris (Şifalı Frigya)'nın merkezidir. "Kutsal Kent"
olarak adlandırılmıştır.
Otrus: Hocalar ilçesi Yanıkören köyünde kurulmuş Pentapolis kentlerinden biridir.
Stectorium: Sandıklı ilçesi Menteş kasabasında kurulan Pentapolis kentlerinden
biridir.
Ococleia: Şuhut ilçesi Karacaören köyünde bir kenttir. Roma Dönemi'nde yarı özerk
konumuyla, imparator adına ve Bruzus kentiyle ortaklaşa bronz kent sikkeleri
bastırmıştır.
Lysias: Şuhut ilçesi Arızlı köyünde bir kenttir.
Metropolis: Dinar ilçesi Tatarlı kasabasında kurulmuş, bir kenttir; Campus
Metropolitanus veya Frig Metropolisi adıyla bilinir.
Cidyessus: Sincanlı ilçesi Küçükhöyük kasabasında Höyük mevkiindedir.
Prymnessus: Merkez ilçe Sülün köyünde Frigler tarafından kurulmuş büyük
kentlerdendir. Afyon Arkeoloji Müzesinde bulunan devasa boyutlu Herkül
heykelinin bulunduğu antik kenttir.
Sanaus: Dazkırı ilçesi Sarıkavak köyünde kurulmuş bulunan bir kenttir.
62
Afyon Kalesi: Kalenin tarihi M.Ö.1350 yıllarına kadar inmektedir. Kale zirvesinde
Ana Tanrıça Kybele'ye adanmış birçok tapınma yerleri ile 4 adet büyük sarnıç (su
çukurları) bulunmaktadır. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubad zamanında kale
komutanı Ulumar Bedrettin Gevhertaş tarafından onarılmış, ayrıca kaleye küçük bir
mescid ile yanına saray yaptırılmıştır.
Sandıklı Kalesi: Germiyanoğulları Sultanı Yakup Bey tarafından yaptırılmış olan
kale, Eski Tunç Çağı’ndan beri yerleşim yeri olmuş bir höyük üzerine inşa edilerek
üç kat sur ile çevrilmiştir. Günümüze ulaşmış tek parçası, 8-10 metrelik sur
duvarıdır.
Đscehisar - Kırkinler ve Seydiler Kalesi: Đscehisar ilçesi, Seydiler köyü içinde
bulunan kale ile Afyon-Ankara karayolunun 32. kilometresinde bulunan Kırkinler
kayalığı, Bizans Çağı'nda yapılmış yerleşim yeri, kilise, şapel ve mezar olarak
kullanılmış kaya kütleleri vardır.
Avdalas Kalesi: Afyon Gazlıgöl Kaplıcası’ndan 10 km. uzaklıktaki Ayazini
köyündedir. Tüf kayaya oyulmuş çok katlı ve çok odalı sarnıçlı bir kaya kütlesi olup,
yerleşim yeri olarak kullanılmıştır.
Bayramaliler Kalesi: Đhsaniye ilçesinin Döğer beldesi ile Bayramaliler köyü
arasındadır. Bizans döneminde yerleşim yeri olarak kullanılmıştır.
Göynüş Vadisi Açık Hava Tapınağı: Đhsaniye Đlçesi Kayıhan Mahallesinde, AfyonEskişehir karayolunun 32.kilometresinde 1,5 km. sola dönülerek ulaşılan bir vadi
içinde olan Göynüş Kalesi, Aslantaş ve Yılantaş üzerinde aslan kabartmaları bulunan
mezar odaları olup, Maltaş Kybele Açık Hava Tapınağıdır.
Sarıçayır (Đscehisar) Kaya Mezarları: Đscehisar ilçesine bağlı Sarıçayır köyünün
çevresinde bulunan kayalıklarda Bizans Dönemi'nde kayaya oyma aile ve tek mezar
odaları, mezarlar ve barınaklar yapılmıştır. Yüzeyi kabartma ve bezemelerle
süslenmiş, kimlere ait olduklarını belirten kırmızı boyayla yazılar yazılmıştır.
63
Şuhut - Bininler Kayalığı: Şuhut'un 6 km. batısında bulunan Senir köyü yakınlarında
bir kayalık olup, hayvan üniteleri ve insanların barınma yerleri olan bir yerleşim
yeridir. Bizans yerleşimi olan bu kayalığın alt eteğinde yine Bizans kilisesi ve
manastır yapı kalıntıları bulunmaktadır. Ayrıca Geç Roma Dönemi kapaklı kayaya
oyulmuş mezarlar vardır.
Bolvadin - Kırkgöz Köprüsü: Bolvadin ilçesinde, Eber Gölü'ne akan Akarçay
üzerindedir. Köprü kuzey ve güney olmak üzere iki bölümden oluşur. Güney bölümü
Bizans Đmparatoru I. Manuel Kommen tarafından mermer ve yontulmuş bazalt taştan
yaptırılmıştır. Kuzey bölümü ise, Mimar Sinan tarafından 64 göze kadar uzatılmış ve
buraya bir namazgâh ve kitabe ilave edilmiştir.
Altıgöz Köprüsü: Afyon’da Akarçay üzerinde iki istasyon arasında Cirit kayası
eteğinde bulunan altı kemerli köprüdür. 1214 yılında Akkoyunlular tarafından
yapılmış, Osmanlı devrinde tamir edilmiştir. Köprünün güneydoğu yüzünde beyaz
mermer üzerine yazılmış kitabeler vardır.
Đscehisar Köprüsü: Geniş açıklıklı yüksekçe hafif sivri kemerlidir. Bazalt ve
devşirme mermer parçalardan yapılmıştır. Bizans dönemine ait olduğu sanılmaktadır.
Kurtini Mağarası: Sandıklı ilçesinden 34 km. uzaklıkta, Böke’nin yurdu denilen
bölgededir. 1700 m. yükseklikte orman içerisinde bulunan mağara tahminen 300 m.
uzunluğundadır. Daha uzun olduğu tahmin edilen mağaranın tavanının göçmesiyle
ikinci bölüme girilememiştir. Aynı bölgede Menteş kasabasına yakın bir mevkide
Oktur Mağarası da bulunmaktadır.
Buzluk Mağarası: 2500 metreyi bulan Sultandağları’nın zirvesindeki mağara,
yüzyıllardan beri sadece yaz sıcağında buz eritebilmektedir. Buzluk Mağarası,
Sultandağı ilçesine bağlı Dereçine kasabasının güneyinde Sultandağları’nın 2519
metre ile en yüksek yeri olan kuzeybatı zirvelerinde yer alan bir doğa harikasıdır.
Sadece yazın çıkılabilmektedir.
Đnsuyu Mağarası: Bolvadin’e 7 km. uzaklıkta, Dipes köyü, Karakaya yöresindedir.
Đki kat ortalama onar metrekarelik odalar halindedir. Sarkıt ve dikitlerle dolu olan
64
mağaradaki berrak ve tatlı suyun bazı akciğer hastalıklarına iyi geldiği
söylenmektedir.
Önemli Kaplıcalar: Hüdai Termal Turizm Merkezi, Gazlıgöl Termal Turizm Merkezi
ve Ömer ve Gecek Termal Turizm Merkezi'dir. (www.turkansiklopedi.com)
3.3. EGE BÖLGESĐDEKĐ BÖLGESEL KALKIMA-TURĐZM ĐLĐŞKĐSĐ
Şimdi yukarıdaki açıklamalardan sonra elimizde bulunan kaynaklardan
Türkiye’ye gelen yabancı turistlerin önce ülkemize sonra da Ege Bölgesi’ne
yaptıkları katkıları sayısal olarak vermeye çalışalım. Ancak öncelikle şunu belirtmek
gerekir ki şu anda ülkemizde kaydedilen turist sayısı ve turizm geliri istatistikleri
bölgesel bazda sınıflandırılmamaktadır.
Tablo.1
TÜRKĐYE'YE GELE YABACILARI SIIR KAPILARII BAĞLI OLDUĞU ĐLLERE VE
TAŞIT ARAÇLARIA GÖRE DAĞILIMI-2007
Distribution of Foreigners Arriving in Turkey by Provinces of Entry and Means of Transport-2007
TAŞIT ARACI- Means of Transport
ĐLLER
HAVA
KARA
TRE
DEĐZ
TOPLAM
%ORAI
Air
Land
Train
Sea
Total
%Share
Provinces
ADAA
116 470
-
-
AĞRI
AKARA
-
386 074
-
383 074
-
-
ATALYA
7 279 188
-
ARTVĐ
-
AYDI
647
117 117
0.50
-
386 074
1.65
-
383 074
1.64
-
12 546
7 291 734
31.24
606 425
-
601
607 026
2.60
-
-
-
509 872
509 872
2.18
BALIKESĐR
-
-
-
20 604
20 604
0.09
BURSA
1 718
-
-
387
2 105
0.01
ÇAAKKALE
16
-
-
15 325
15 341
0.07
DEĐZLĐ
11
-
-
-
11
0.00
DĐYARBAKIR
6
-
-
-
6
0.00
65
EDĐRE
-
2 222 846
45 264
-
2 268 110
9.72
ERZURUM
7 338
-
-
-
7 338
0.03
GAZĐATEP
15 847
21 501
4 939
-
42 287
0.18
GĐRESU
-
-
-
744
0.00
HAKKARĐ
-
143 407
-
143 407
0.61
HATAY
-
252 078
-
252 942
1.08
ISPARTA
17 573
-
-
-
17 573
0.08
MERSĐ
-
-
-
17 604
17 604
0.08
ĐSTABUL
6 083 038
-
-
370 560
6 453 598
27.65
ĐZMĐR
628 121
-
-
338 572
966 693
4.14
KARS
-
-
-
-
-
-
KASTAMOU
-
-
-
275
0.00
KAYSERĐ
36 917
-
-
-
36 917
0.16
KIRKLARELĐ
-
288 758
-
-
288 758
1.24
KOCAELĐ
-
-
-
2 901
2 901
0.01
KOYA
7 019
-
-
-
7 019
0.03
MARDĐ
-
34 383
-
-
34 383
0.15
MUĞLA
2 173 713
-
-
398 207
2 571 920
11.02
EVŞEHĐR
15 873
-
-
-
15 873
0.07
ORDU
-
-
-
2 456
2 456
0.01
RĐZE
-
-
-
10
10
0.00
SAMSU
9 822
-
-
13 475
23 297
0.10
SĐOP
-
-
-
1 962
1 962
0.01
744
864
275
SĐVAS
81
-
-
-
81
0.00
TEKĐRDAĞ
15 295
-
-
13 091
28 386
0.12
TRABZO
16 560
-
-
16 808
33 368
0.14
ŞALIURFA
-
5 984
-
-
5 984
0.03
-
18 552
-
18 553
0.08
-
-
5 348
5 348
0.02
-
103 632
0.44
47
0.00
1
VA
ZOGULDAK
-
ŞIRAK
-
103 632
-
BARTI
-
-
-
ARDAHA
-
7 151
-
-
7 151
0.03
IĞDIR
-
248 097
-
-
248 097
1.06
KĐLĐS
-
401 233
-
-
401 233
1.72
TOPLAM-Total
16 807 681
4 721 569
68 755
1 742 906
23 340 911
100.00
%ORAI-%Share
72.01
20.23
0.29
7.47
100.00
47
66
Tablo.2
TÜRKĐYE'YE GELE YABACILARI SIIR KAPILARII BAĞLI OLDUĞU ĐLLERE VE
TAŞIT ARAÇLARIA GÖRE DAĞILIMI-2008
Distribution of Foreigners Arriving in Turkey by Provinces of Entry and Means of Transport-2008
TAŞIT ARACI- Means of Transport
ĐLLER
HAVA
KARA
TRE
DEĐZ
TOPLAM
%ORAI
Air
Land
Train
Sea
Total
%Share
Provinces
ADAA
109 539
-
-
110 347
0.42
AĞRI
-
478 108
-
-
808
478 108
1.82
AKARA
380 932
-
-
-
380 932
1.45
ATALYA
8 544 653
-
-
19 942
8 564 595
32.52
ARTVĐ
-
812 427
-
22
812 449
3.08
AYDI
-
-
-
594 240
594 240
2.26
BALIKESĐR
-
-
-
18 970
18 970
0.07
BURSA
2 685
-
-
561
3 246
0.01
ÇAAKKALE
881
-
-
12 691
13 572
0.05
DEĐZLĐ
4
-
-
-
4
0.00
DĐYARBAKIR
10
-
-
-
10
0.00
EDĐRE
-
2 448 565
43 170
-
2 491 735
9.46
ERZURUM
8 123
-
-
-
8 123
0.03
ESKĐŞEHĐR
1 886
-
-
-
1 886
0.01
GAZĐATEP
27 108
29 645
6 650
-
63 403
0.24
GĐRESU
-
-
-
859
0.00
HAKKARĐ
-
86 578
-
-
86 578
0.33
HATAY
-
328 897
-
1 000
329 897
1.25
ISPARTA
5 242
-
-
-
5 242
0.02
MERSĐ
-
-
-
18 549
18 549
0.07
ĐSTABUL
6 565 600
-
-
485 148
7 050 748
26.77
ĐZMĐR
696 879
-
-
337 185
KARS
310
-
-
-
KASTAMOU
-
-
-
KAYSERĐ
39 480
-
-
KIRKLARELĐ
-
317 245
KOCAELĐ
-
-
KOYA
8 035
-
MALATYA
-
MARDĐ
859
1 034 064 3.93
310 0.00
10
10
0.00
-
39 480
0.15
-
-
317 245
1.20
-
3 843
3 843
0.01
-
-
8 035
0.03
-
-
-
-
-
-
37 363
-
-
37 363
0.14
MUĞLA
2 386 392
-
-
489 809
2 876 201
10.92
EVŞEHĐR
26 092
-
-
-
26 092
0.10
67
ORDU
-
-
-
1 322
1 322
0.01
RĐZE
-
-
-
22
22
0.00
SAMSU
10 252
-
-
13 913
24 165
0.09
SĐOP
-
-
-
3 226
3 226
0.01
SĐVAS
1 642
-
-
-
1 642
0.01
TEKĐRDAG
5 860
-
-
12 448
18 308
0.07
TRABZO
17 118
-
-
18 074
35 192
0.13
ŞALIURFA
-
16 335
-
-
16 335
0.06
-
-
-
12
0.00
12
UŞAK
VA
-
-
22 500
-
22 500
0.09
ZOGULDAK
-
-
-
4 617
4 617
0.02
ŞIRAK
-
175 837
-
-
175 837
0.67
BARTI
-
-
-
55
0.00
ARDAHA
-
11 447
-
-
11 447
0.04
IĞDIR
-
239 787
-
-
239 787
0.91
KĐLĐS
-
406 074
-
-
406 074
1.54
TOPLAM-Total
18 838 735
5 388 308
72 320
2 037 314
26 336 677
100.00
%ORAI-%Share
71.53
20.46
0.27
7.74
100.00
55
Yukarıdaki 1 ve 2 numaralı tablolarda görüldüğü üzere ülkemize gelen turistlerin
2007’de %17,34’ü 2008’de ise %17,11’i Ege bölgesinden giriş yapmaktadır. Antalya
ve Đstanbul’un yaklaşık %59 gibi bir orana sahip olması kalan bölgeler içinde Ege
Bölgesi’nin sanıldığı kadar az bir orana sahip olmadığını gösterir ayrıca Edirne’yi de
Avrupa ülkelerinden giriş yapanların birçoğunun giriş kapısı olarak kullanmasından
dolayı aslında bu oran daha da yüksektir.
68
Tablo:3
Bazı turistik illerimizde tesise geliş sayısı ve gecelemeler (2007)
69
Tablo.4
Bazı turistik illerimizde tesise geliş sayısı ve gecelemeler (2008)
70
Đkinci olarak da bazı turistik illerimizdeki geceleme ve tesise geliş sayısına
göre inceleme yaptığımızda Tablo 3 ve 4’te görüldüğü üzere, Muğla, Aydın, Đzmir ve
Denizli illerimizin sahip olduğu oranlar oldukça önemli rakamlara ulaşmaktadır.
Bu durumda yukarıdaki dört tabloyu kısaca yorumlamak gerekirse, bölge
hem ekonomik gelişmişliğinin hem de tarihi ve turistik değerlere çokça sahip
olmanın getirmiş olduğu avantajları başarılı bir şekilde kullanmaktadır.
Ege bölgesinin coğrafi konumu, yeryüzü şekillerinin ve tarih boyunca
medeniyetlere ev sahipliği yapması ve turizm bilincinin halk tarafından yeterince
kavranmış olması, bölgenin turizm bakımından gelişmesine olumlu yönde etki
etmektedir denebilir. Ancak sahip olunan bu fırsatların değerinin bilinmesi ve bu
kaynakların bölge gelişimine katkı sağlamak için kullanılması, üzerinde dikkatle
durulması gereken en önemli noktalardan biridir. Bu noktalar ise, gerek kamu
kurumları gerekse sivil toplum örgütleri ile özel sektör birlikte organize edilerek,
bölgenin nasıl daha verimli bir alan haline getirilebileceği üzerine olmalıdır. Ayrıca,
zaten bilinçli olan halka da eğitim programlarıyla daha da değer katılması
uygulanabilecek çalışmalardan biridir.
Sonuç olarak yapılabilecekleri maddeler halinde sıralamak gerekirse, aşağıda
belirtilen konulara dikkat edilip gerekli çalışmalar yapılırsa bölgenin daha da
gelişmesi ve kalkınması için turizm çok önemli bir araç olarak kullanılabilir.
- Turistik verilerin daha detaylı envanteri çıkarılmalı,
- Bölge sahip olduğu farklı turizm değerlerini ortaya koymalı,
- Tanıtıma ağırlık verilmeli. Bu tanıtım daha çok uluslararası turizm talebini
oluşturan ülkelere yönelik olmalı,
- Uluslararası piyasalarda ülkenin veya bölgenin imajı olumlu yönde geliştirilmeli,
71
- Turizm sektöründeki modernizasyon ve yenileme faaliyetleri desteklenmeli,
- Turizm eğitimine gereken önem verilmeli ve sektörde çalışanların mesleki eğitim
seviyeleri iyileştirilmeli,
- Yabancı yatırımları arttırmak için gereken şartlar ve yasal düzenlemeler
oluşturulmalı,
- Bölgede turistik değerlerin korunması ve turizm bilincinin geliştirilmesi için sivil
toplum kuruluşları ve yetkili birimler arasında koordinasyon sağlanmalı.
72
DEĞERLEDĐRME VE SOUÇ
EGE BÖLGESĐ AÇISIDA DEĞERLEDĐRME
Bölge kaynaklarının harekete geçirilmesi, girişimciliğin teşvik edilmesiyle,
bölgedeki gelir ve istihdam düzeyinin arttırılması ve yaşam standartlarının
iyileştirilmesi bölgesel kalkınmanın odak noktasıdır. 1970’li yıllardan sonra
bölgedeki bütün dinamiklerin harekete geçirilerek içsel büyümenin sağlanmasını ön
plana çıkaran “yeni” bölgesel politikalar gündeme gelmiş ve böylece yerel
dinamikler ve yerel potansiyelin sağladığı avantajlar önem kazanmıştır. Bu noktada
bölgedeki turizm faaliyetleri de bölgenin kalkınması ve gelişmesine yardımcı olan
alternatif kaynaklardan bir tanesidir.
Özellikle yabancı teknoloji ve hammadde gerektirmeyen ve sadece insan
emeğine dayalı olan turizm sektörü istihdam olanaklarını arttırmaktadır. Bu sebeple
turizm, bölgesel kalkınma çabalarını olumlu etkileyen aynı zamanda küresel dünya
ile bütünleşmeyi sağlayan faaliyet alanı olarak, bölgesel kalkınmanın en etkili
araçlarından biridir. Bu sebeple yeterince gelişmemiş bölgelerde turizmin teşvik
edilerek bölgesel kalkınmaya hız kazandırılması gerekmektedir.
Dünya küreselleşti, tek pazar haline geldi, işte bu pazarda ülkelerin
pazarlayabilecekleri bir tarihi, doğal güzelliği, kültürü v.b. değerleri var. Dünyada
yaşanan bu rekabet bu değerlerin de kazanca dönüşmesi için aynen devam
etmektedir. Bazı ülkeler dağlarının güzelliğini temiz havasını, bazıları ise
şelalelerini, üstünde gezi gemilerinin dolaştığı nehirlerini pazarlamaktadır. Yani bu
pazarda sağlam yer kapmak, yılın her anında düşünülebilen bir yer olabilmek için 12
aya yayılan bir strateji ve yapılanma gerçekleştirilmelidir.
Katma değeri yüksek, istihdam yaratma şansı çok olan bu sektörden tam
anlamı ile yararlanılması aslında çok da büyük uğraşlar gerektirmemekte çünkü her
türlü doğal kaynak elimizde sadece onları değerlendirmemiz gerekiyor.
73
TÜRKĐYE AÇISIDA DEĞERLEDĐRME
Yapılan bu çalışmada, bölgesel kalkınmada turizm sektörünün ekonomik
açıdan nasıl bir öneme sahip olduğu ve turizm sektörünün bölgesel kalkınmada
ülkelere doğrudan ya da dolaylı olarak bir katkı sağlayıp sağlamadığını
araştırılmıştır. Elde edilen sonuçlar, bölgesel bir gelişme stratejisi olarak
değerlendirilen bu sektörün, az gelişmiş ve geri kalmış bölgelerin gelişmesine,
ekonominin yeniden yapılandırılmasına ve sonuçta bir bütün olarak ekonomik
büyüme ile kalkınmaya katkı sağladığını göstermektedir. Genel ekonomi teorisinden
bilindiği
üzere,
ekonomik
kalkınmanın
gerçekleştirilebilmesi
için
sermaye
birikiminin arttırılması gerekmektedir. Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde
hane halkının reel gelirinin düşük ve dolayısıyla tasarrufların da yetersiz olması,
gerekli teknolojik gelişmeye ulaşılamaması bu gibi ülkelerin kalkınmaları noktasında
büyük bir engel oluşturmaktadır. Ayrıca, ihraç ettikleri ürünlerin fiyat ve gelire karşı
esnekliklerinin düşük olması da, bu ülkelerin ihraç gelirlerini arttırmada önemli bir
sorundur. Son yıllarda, dış ticaret hadlerinin az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler
aleyhine bozulduğu da göz önüne alındığı zaman, birçok ülke için turizmden
sağlanan belirli miktardaki turizm geliri, o ülkelerin ekonomik kalkınma, büyüme ve
gelişmeleri açısından çok önemli olmaktadır. Dünyada ihracatı en hızlı büyüyen
sektörlerin ileri teknoloji yoğunluklu sektörler olduğu düşünüldüğü zaman, diğer
sektörler yönünden yeterli kaynak ve gelişme olanaklarına sahip olamayan Türkiye
gibi gelişmekte olan ülkeler açısından turizm sektörünün önemi çok daha iyi
anlaşılacaktır.
Ayrıca ülkemizde batı ve doğu bölgeleri arasında ekonomik anlamda bir
gelişmişlik farkının olduğu açık bir şekilde görülmektedir. Bölgeler arası gelişmişlik
farkının azaltılması ve bölgeler arası dengeli büyüme ve kalkınmanın sağlanması
noktasında turizm sektörüne önemli görevler düşmektedir. Turizmin bölgede ve
yurtta gelişmesi, tüm imkânların sonuna kadar kullanılması ve daha fazla yabancı
turistin ülkemizi ziyaret etmesiyle birlikte; istihdam, gelir ve katma değer artacak,
sürdürülebilir kalkınmanın gerçekleştirilmesi sağlanabilecektir.
74
KAYAKÇA
AKGÜNGÖR, Sedef, Tourism And Regional Development In The Agean Region Of
Turkey, www.regional-studies-assoc.ac.uk/research-networks/past/.../Akgungor.pdf
BAHAR O., KOZAK M. (2006), Turizm Ekonomisi, Ankara: Detay Yayıncılık.
BAHAR, Ozan (2007), Bölgesel Kalkınmada Turizm Sektörünün Ekonomik Açıdan
Yeri Ve Önemi, Muğla Üniversitesi, Muğla.
BARUTÇUGĐL, Đsmet (1986) Turizm Ekonomisi ve Turizmin Türk Ekonomisindeki
Yeri, Beta Basım Yayım Dağıtım Arş. Đstanbul.
BRADEN, Paul V. And LOUSE Wiener. (1980) “Bringing Travel, Tourism and
Culturel Resource Activities in Harmony With Regional Economic Development”
Tourism Marketing and Management Issues, George Washington Üniversity,
Washington.
CASE, Karl and RAY C.Fair (1994) Principles of Economies, prentice Hall.Inc. New
Jersey.
CLARK, John. (1996) Kalkınmanın Demokratikleşmesi, (Çev:Serpil URAL) TÇV,
Yayınları, Ankara.
ÇEKEN, Hüseyin (2008), Turizmin Bölgesel Kalkınmaya Etkisi Üzerine Teorik Bir
Đnceleme, Afyon Kocatepe Üniversitesi, Afyon.
ÇETĐNER, Ertuğrul. (1998) “Turizmde Bölgesel Kalkınma, Verimlilik ve
Kaynakların Etkin Kullanımı” 1. Turizm Şurası, Turizm Bakanlığı, Ankara.
DĐNLER, Zeynel. (1994) Bölgesel Đktisat, Bursa.
Dokuzuncu Kalkınma Planı
75
DORNBUSCH Rudiger and STANLEY Fischer (1998) Macro-Economics, Mc
Graw-Hill Inc. Newyork.
DÜLGEROĞLU E. (2000), Kalkınma Ekonomisi, Beşinci Basım, Bursa: Vipaş A.Ş.
Yayın No: 24.
HILL, (NED)
Edward W. (2008), Exploring Regional Economic Resilience,
University Of California, Berkeley.
ĐÇÖZ Orhan, KOZAK Metin. (1998) Turizm Ekonomisi, Turhan Kitapevi.
ĐLKĐN, Akın (1998) Kalkınma ve Sanayi Ekonomisi, Yön Ajans, Đstanbul.
JONES I. C. (2001), Đktisadi Büyümeye Giriş, Çev: S. AteŞ ve Đ. Tuncer, Birinci
Basım, Đstanbul: Literatür Yayıncılık.
KABASAKAL, UĞUR (2007), Bölgelerarası Kalkınma Ve Turizm: Elazığ Örneği,
Fırat
Üniversitesi, Elazığ.
KAYNAK M. (2003), “Kalkınma Đktisadının Kilometre Taşları ve Teknoloji”,
Ekonomik Yaklaşım, Cilt 14, Sayı 49: 12–43.
MC. CGNNEL, Campbell R. And STANLEY L.Prue (1996) Economics, Principles,
Problems and policies, Mc Graw-Hill Inc. Newyork.
OLALI Hasan, TĐMUR Alp (1998) Turizm Ekonomisi, Ofis Ticaret Matbaacılık Şti.
Đzmir.
SINCLAIR M. T. (1998), “Tourism and Economic Development: A Survey”, The
Journal of Development Studies, 34 (5): 1–51.
76
ŞAHĐN, Adem. (1990), “Đktisadi Kalkınmadaki Önemi Bakımından Türkiye’de
Turizm Sektöründeki Gelişmelerin Değerlendirilmesi”, TOOB Yayın No Genel 149;
Ar – Ge 61, Ankara: Sevinç Matbaası.
ŞANLI, Cemal, EKSĐ, N., (2005), Bölgelerarası Dengesizliğe Đktisadi Gelişme
Teorileri Açısından Bir Yaklaşım, Đstanbul: Arıkan Yay.
ŞENESEN Ü. (2004), “Bölgesel Gelir Dağılımı”, Neoliberalizmin Tahribatı,
Neşecan BALKAN ve Sungur SAVRAN (Ed.), Đstanbul: Metis Yayınları.
ŞENSES F. (2004), “Neoliberal Küreselleşme Kalkınma Đçin Bir Fırsat Mı?, Engel
Mi?”, Kalkınma ve Küreselleşme, Saniye DEDEOĞLU ve Turan SUBAŞAT (Ed.),
Đstanbul: Bağlam Yayıncılık.
THIRTLE C., Lin L. ve Piesse J. (2003), “The Impact of Research-Led Agricultural
Productivity Growth on Poverty Reduction in Africa, Asia and Latin America”,
World Development, 31 (12): 1959–1975.
TÜĐK, Turizm Đstatistikleri, (2007-2010), TÜĐK Yayını, Ankara.
TÜYLÜOĞLU Ş. (2004), “Küreselleşme Sürecinde Kalkınma Politikaları ve
Devletin Zayıflatan Rolü”, Süleyman Demirel Üniversitesi Đktisadi ve Đdari Bilimler
Fakültesi Dergisi, Cilt 9, Sayı 1: 257–280.
UNAY, Cafer. (1993) Makroekonomi, Uludağ Ünv. Basımevi, Bursa.
SAVAŞ, Vural. (1991) Kalkınma Ekonomisi, Đstanbul.
WHIETLEY P.F. (2000), “Economic Growth and Social Capital”, Political Studies
48: 443–466.
77
WILKINSON R. (2000), Unhealthy Societies: The Afflictions of Inequality, London:
Routledge.
WTO (2005), Tourism, Microfinance and Poverty Alleviation, Spain: WTO
Publication.
www.cografya.gen.tr (erişim tarihi: 17.10.2010)
www.ebilge.com (erişim tarihi: 20.06.2010)
www.kulturturizm.gov.tr (erişim tarihi: 14.04.2010)
www.ogretmenlerforumu.com (erişim tarihi: 28.08.2010)
www.turizmyayinlari.com (erişim tarihi: 05.01.2011)
www.turkansiklopedi.com (erişim tarihi: 11.11.2010)
www.turkcebilgi.com (erişim tarihi: 11.06.2010)
www.tursab.org.tr (erişim tarihi: 17.06.2010)
YARCAN Ş. (1998), Turizm Endüstrisinin Yapısı, Đstanbul: Boğaziçi Üniversitesi
Yayını.
78
ÖZET
Türkiye’de turizm son yirmi yıl içinde bölgesel gelişme için çok önemli bir
sektör haline gelmiştir. Bu durum özellikle de turizmin, tarihin ve kültürün iç içe
olduğu batı, güneybatı ve kuzeybatı bölgelerinde etkisini oldukça hissettirmeye
başlamıştır. Bu sebeple çalışmanın asıl konusu olan Ege Bölgesi’ndeki turizm
faaliyetleri, uzun dönemli ekonomi politikaları ve sürdürülebilir kalkınmanın hayata
geçirilmesi için oldukça önemli bir araçtır. Özellikle gelişmekte olan ülkeler için bu
durum büyük önem arz etmektedir. Dünyada küreselleşme kavramının her geçen gün
değerinin artmasıyla birlikte ülkeler arasındaki gelişmişlik seviyesi farkı da kendini
göstermektedir. Gelişmiş ülkeler sahip oldukları bir takım ekonomik avantajlar
nedeniyle kalkınma düzeylerini gerçekleştirmişler ve az da olsa bölgeler arasındaki
dengesizliği azaltmış durumdadırlar. Ancak bu, gelişmekte ve az gelişmiş olan
ülkeler için geçerli değildir. Bu ülkeler için uygulanabilecek çözüm yollarından biri
de kalkınma için öncelikli sektörü tespit etmek ve bu sektördeki potansiyeli
değerlendirmektir. Sanayileşme yeterli düzeyde olmadığı için bu ülkelerde kalkınma
hamlelerini gerçekleştirmenin en önemli yollarından biri sahip oldukları turistik arz
potansiyelidir. Ülkeler için ifade edilen bu açıklamalardan yola çıkarak aynı durumu
bölgelere de uygulayabiliriz. Bu anlamda çalışmanın amacı, Ege Bölgesi’ndeki
bölgesel kalkınmada turizm sektörünün ekonomik açıdan nasıl bir öneme sahip
olduğunu incelemek ve turizm sektörünün bölgesel kalkınmada önce Ege Bölgesi’ne
sonra da ülkemize doğrudan ya da dolaylı olarak bir katkı sağlayıp sağlamadığını
araştırmak ve olumlu ya da olumsuz etkilerin değerlendirilmesine yardımcı
olabilecek alternatifler sunmaktır. Genel olarak elde edilen sonuçlar, bölgenin
gelişmesi için bir strateji olarak değerlendirilen bu sektörün, ekonominin yeniden
yapılandırılmasına ve sonuçta bir bütün olarak ekonomik büyüme ile kalkınmaya
katkı sağladığını göstermektedir.
Anahtar kelimeler: Turizm, kalkınma, ege bölgesi, ekonomik faaliyet
79
ABSTRACT
Tourism has been turned into a quite important sector which greatly
contributes to the regional socio-economic development in Turkey for the last 20
years. It has a great impact especially in Turkey’s western, southwestern and
northwestern regions where history, culture and heritage are interwoven together.
Thus, touristic activities which take place in the Aegean region on which the present
study concentrate are rather crucial instrument for implementing long-term economic
policies and sustainable development. This has an importance particularly for
developping countries. While the value of the concept of globalization increases in
the world each passing day, differences among levels of development between the
countries. show themselves more clearly. Developed countries achieved some socioeconomic developments thanks to their some economic advantages and just slightly
reduced the already existing inequalities between the regions. However, this does not
apply to developing and least developed countries. One of the solutions which is
applicable to these countries is to identify sector which is of top priority for
development and to evaluate the potential of this sector. One of the most important
ways to do development moves in these countries, because they have not been
industrialized adequately, is the considerable touristic supply potential they have.
Based on these statements referred to countries, we can apply the same situation also
to regions. In this sense, the present study aims to examine how economically
important the tourism sector is for the regional development in the Aegean region
and to investigate whether the tourism sector makes contribution directly or
indirectly to the regional development primarily in the Aegean region in our country
and finally to provide alternative data that may help evaluate possible positive or
negative effects of tourism in regional development in Turkey. In general, the results
obtained indicate that this sector which is considered as a strategic tool for the
development of the region contributes greatly to the restructuring of the economy,
namely the economic growth and development.
Key words: Torusim, development, agean region, economic activity
80
ÖZGEÇMĐŞ
Đlker BAYRAM
24.02.1981 tarihinde Denizli’de doğdu. Đlk ve orta öğrenimini
sırasıyla Katip Çelebi Đlkokulu ve Türk Eğitim Vakfı Anadolu Lisesi’nde
tamamladıktan sonra 1999 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Đktisadi ve Đdari Bilimler
Fakültesi Đşletme bölümünü kazandı ve 2003 yılında aynı fakülte ve bölümden
mezun oldu. Bayram, 2007 yılından bu yana Kültür ve Turizm Bakanlığı Strateji
Geliştirme Başkanlığında uzman yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Đlker
BAYRAM çok iyi derecede Đngilizce ve az derecede Almanca bilmektedir. Temel
ilgi alanları sinema, spor, teknolojidir.
81
Download

Ege Bölgesindeki Turizm Faaliyetleri ve Bölgesel Kalkınma