Herakleia Perinthos (Marmara Ere÷lisi)
Toplumunda Erken Sutur KaynaúmasÕ
F. Arzu DEMøREL* , Behiye ÖZKANLI**
Özet
Herakleia Perinthos antik kenti Tekirda÷ ili, Marmara Ere÷lisi ilçesi sÕnÕrlarÕ
içinde kalmaktadÕr. Tekirda÷ Müzesi sorumlulu÷unda yapÕlan kazÕlarda M.S. 9-13.
yüzyÕllar arasÕnda yaklaúÕk olarak beú yüzyÕl boyunca kullanÕlmÕú bir mezarlÕk alanÕ
ortaya çÕkarÕlmÕútÕr. Bu mezarlÕktaki 112 numaralÕ mezardan çÕkarÕlan 3-4
yaúlarÕnda bir çocu÷un kafatasÕnda, kraniyosinoztoz adÕ verilen ve kafatasÕ
suturlarÕnÕn erken kapanmasÕ ya da yoklu÷u olarak tanÕmlanan do÷umsal bir
anomali tespit edilmiútir. Bu bireyde kraniyosinoztozun sagittal suturun erken
kapanmasÕ úeklinde ortaya çÕkan ve skafosefali olarak adlandÕrÕlan formu
görülmektedir. Bu makalede, arkeolojik toplumlarda nadir olarak rastlanan bir
anomali olan kraniyosinoztozlar ile ilgili bilgi verilmekte ve olasÕ nedenleri ile eúlik
etmesi muhtemel di÷er anomaliler tartÕúÕlmaktadÕr.
Anahtar kelimeler: Kraniyosinoztoz, skafosefali, kraniyal suturlar, kafatasÕ
deformasyonu.
A sample of Premature Suture Fusion in Herakleia Perinthos Population
Abstract
Ancient city of Herakleia Perinthos is situated within the Marmara Ere÷lisi
district of the province of Tekirda÷. Excavations under the supervision of Tekirda÷
*
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Antropoloji Bölümü
Burdur Devlet Hastanesi, Patoloji Klini÷i
**
FATMA ARZU DEMøREL, BEHøYE ÖZKANLI
88
Museum in Marmara Ere÷lisi yielded a cemetery area datable to 9th to up to the
end of 13th century A.D. which has been used for about five hundred years. A form
of craniosynostosis (premature fusion or absence of cranial sutures) is recorded for
one child of 3-4 years old. This condition is called as scaphocephaly which is the
result of fusion of sagittal sutures. Craniosynostoses which are rarely recorded in
the archaeological record are described and possible related anomalies are
dicussed.
Key words: Craniosynostosis, scaphocephaly, cranial stures, cranial
deformation
Giriú
Tekirda÷ ili, Marmara Ere÷lisi sÕnÕrlarÕ içinde kalan Herakleia Perinthos
antik kentinde Tekirda÷ Müzesi sorumlulu÷unda 2006-2009 yÕllarÕ arasÕnda
yapÕlan kazÕlarda, kilise ve çevresinde M.S. 9-13. yüzyÕllar arasÕnda yaklaúÕk
olarak beú yüzyÕl boyunca kullanÕlmÕú bir mezarlÕk alanÕ ortaya çÕkarÕlmÕútÕr
(Harita 1). Bizans Dönemi’ne tarihlenen mezarlÕk tamamen HÕristiyan
dönem özellikleri göstermekte olup, toplam 109 bireyin bulundu÷u bu
mezarlÕktaki 112 numaralÕ mezardan bulunan 3-4 yaúlarÕnda bir çocuk
kafatasÕnda, kraniyosinoztoz adÕ verilen ve kafatasÕ suturlarÕnÕn erken
kapanmasÕ ya da yoklu÷u olarak tanÕmlanan do÷umsal bir anomali tespit
edilmiútir. Bu bireyde kraniyosinoztozun sagittal suturun erken kapanmasÕ
úeklinde ortaya çÕkan ve skafosefali olarak adlandÕrÕlan formu görülmektedir.
Arkeolojik topluluklarda oldukça nadir görülen bu anomalinin, Anadolu’da
daha önce tespit edilmiú olan üç örne÷i bulunmakta olup, bu çalÕúmada bu
anomalinin Anadolu’da úimdiye kadar bildirilen en erken örne÷i ile ilgili
bilgi verilmesi amaçlanmaktadÕr.
HERAKLEIA PERINTHOS (MARMARA EREöLøSø)
89
Harita 1. Herakleia Perinthos Antik Kenti’nin Co÷rafi Konumu
(http://allworldlands.com/data_images/countries/thrace)
Materyal ve Metot
Herakleia Perinthos antik kentindeki mezarlÕktan 2006 ve 2007
yÕllarÕnda yapÕlan kazÕlar sonucunda 109 bireye ait iskelet kalÕntÕlarÕ gün
ÕúÕ÷Õna çÕkarÕlmÕútÕr. MezarlÕkta bulunan iskeletlerin tamamÕ batÕ-do÷u
yönünde, yani baú batÕ, ayaklar do÷u yönünde ve ço÷u iskeletin kollarÕ gö÷üs
üzerinde çapraz halde bulunmuú olup, HÕristiyan ölü gömme geleneklerini
yansÕtmaktadÕr. Gömülerde yaú ya da cinsiyete ba÷lÕ olarak özel bir
düzenleme gözlemlenmemiútir, ancak bazÕ mezarlarÕn bir kadÕn ve bir erkek
(Mezar 07/116, 07/135, 07/139, 07/142, 07/144, 07/175); bazÕlarÕnÕn bir
kadÕn ve bir bebek (Mezar 07/107, 07/110, 07/188), bazÕlarÕnÕn sadece bebek
ve fetus (Mezar 07/196 [3 fetus] 07/129, 07/132, 07/147) ya da sadece
çocuklar için ayrÕldÕ÷Õ (Mezar 06/26, 07/112, 07/114, 07/133, 07/152)
görülmüútür. MezarlarÕn ço÷unda ikili ya da çoklu gömü bulunmakla
90
FATMA ARZU DEMøREL, BEHøYE ÖZKANLI
birlikte, tekli gömüler de yer almaktadÕr. Mezarlardaki iskeletlerin birey
sayÕsÕna göre da÷ÕlÕmlarÕ Tablo 1’de görülmektedir.
Tablo 1. Mezarlardaki iskeletlerin birey sayÕsÕna göre da÷ÕlÕmÕ.
Tekli gömü
økili gömü
Çoklu gömü
TOPLAM
SayÕ
20
23
12
55
%
36,3
41,8
21,8
100
Topluluktaki bireylerin yaú ve cinsiyet tayinleri Workshop of European
Anthropologists (WEA) (1980) ile Buikstra ve Ubelaker’da (1994) önerilen
standart osteolojik yöntemlere göre yapÕlmÕútÕr. Buna göre, toplulu÷un
%66’sÕnÕ (72 birey) eriúkin bireyler, %34’ünü ise eriúkin olmayan bireyler
oluúturmaktadÕr. Eriúkinlerin %32’sini (23 birey) kadÕnlar ve %55,5’ini (40
birey) erkekler oluúturmaktadÕr.
Tablo 2. Topluluktaki yaú ve cinsiyet da÷ÕlÕmÕ
Yaú gruplarÕ
Fetüs
Bebek (0-3)
Çocuk (3-12)
Adolesan (12-20)
Genç eriúkin (20-35)
Orta eriúkin (35-50)
Geç eriúkin (50+)
Eriúkin
TOPLAM
N
5
9
19
4
35
15
6
16
109
%
4,6
8,2
17,4
3,7
32,1
13,8
5,5
14,7
100
KadÕn
Erkek
Bilinmeyen
13
2
3
5
23
19
10
3
8
40
3
3
-3
9
Herakleia Perinthos Kraniyosinoztoz Örne÷i
KafadamÕ, alt çene ve az sayÕda vücut iskeleti parçasÕ ile temsil
edilen 3-4 yaúlarÕnda bir çocukta, suturlarÕn erken kaynaúmasÕ ya da yoklu÷u
úeklinde tanÕmlanan ve kraniyosinoztoz adÕ verilen bir do÷umsal anomali
tespit edilmiútir. 112 numaralÕ mezarda, do÷rudan topra÷a gömülmüú, üzeri
HERAKLEIA PERINTHOS (MARMARA EREöLøSø)
91
tu÷lalarla kapatÕlmÕú úekilde ve tekli gömü olarak bulunan bu bireyin
mezarÕnda mezar hediyesi olarak ise bir çift küpe bulunmaktadÕr (Prof.
S.Westphalen ile görüúme). Bireyin yaúÕ, alt çenede diú sürüm zamanlarÕ,
tam olan sa÷ humerus (üst kol) kemi÷i (Buikstra ve Ubelaker, 1994) ve sa÷
claviculanÕn maksimum uzunluklarÕna göre (Scheuer ve Black, 2000) tespit
edilmiútir. Bireyin yüz kÕsmÕ bulunmamaktadÕr. KafatasÕna ait di÷er parçalar,
bir sol temporal ve sfenoid kemik parçalarÕdÕr. Bireyin mevcut sa÷
claviculasÕnda ölçülemeyen bir varyasyon olan supra clavicular foramen
tespit edilmiútir. Bu oluúumun, supraclavicular sinirlerden bir tanesinin
kemik geliúimi esnasÕnda kemik içinde kalmasÕ ile ortaya çÕktÕ÷Õ
belirtilmektedir (White et al., 2012: 165). Bireyin kafatasÕ ve gövde
iskeletinin mevcut di÷er kalÕntÕlarÕnda ise herhangi bir baúka patoloji ya da
anomaliye rastlanmamÕútÕr.
Kraniyosinoztozun, sagittal suturlarÕn erken kapanmasÕ ya da
yoklu÷u olarak ortaya çÕkan bu formuna “skafosefali” adÕ verilmektedir. Bu
bireyde parietal kemikler ile occipital kemik arasÕnda yer alan lambdoid
sutur net olarak gözlenebilmesine ra÷men, kafatasÕnÕn orta hattÕndan geçmesi
gereken sagittal sutur görülmemektedir. Bireyin kafatasÕnda, sa÷ parietalde
asimetrik bir bombe úeklinde ortaya çÕkan bir deformasyon da bulunmaktadÕr
(ùekil 1). KafatasÕnÕn iç kÕsmÕnda (endokraniyal yüzeyde) ise, parietal
kemikler sagittal sutur boyunca eklem yaptÕklarÕnda tam bir oluk halinde
ortaya çÕkan “sagittal sulcus” üzerinde suturun izi halen görülebilmektedir
(ùekil 2). Buna göre, bu bireyde tespit edilen anomalinin, sagittal suturun
erken kapanmasÕ úeklinde ortaya çÕktÕ÷Õ anlaúÕlmaktadÕr. Bireyin, Burdur
Devlet Hastanesi, Radyoloji Birimi’nde çekilen kafatasÕ röntgeni ùekil 3’de
sunulmaktadÕr.
92
FATMA ARZU DEMøREL, BEHøYE ÖZKANLI
ùekil 1. Mezar 112’deki
bireyde görülen
kraniyosinoztoz örne÷i.
ùekil 2. Endokraniyal
yüzeyde sagittal sutur izi.
ùekil 3. Mezar 112/ Kraniyosinoztoz röntgeni
Do÷umsal bir kafatasÕ kusuru olarak kraniyosinoztoz ve skafosefali
Kraniyosinostozis (Lat., cranio: kranyum; +syn: birlikte–birleúme;
+ostosis: kemik ile iliúkili), genel olarak bir kraniyal suturun erken füzyonu
HERAKLEIA PERINTHOS (MARMARA EREöLøSø)
93
veya yoklu÷u olarak tanÕmlanmakta (Çeltikçi ve di÷er., 2013) ve günümüzde
10.000 do÷umda 3 ya da 5 bireyde görülmektedir (Kimonis et al., 2007). Bu
anomali, paleopatoloji literatüründe genel olarak “kraniyal suturlarÕn erken
kaynaúmasÕ” olarak tanÕmlanmaktadÕr (Aufderheide ve Rodriguez-Martin,
1998; Ortner, 2003). BazÕ araútÕrmacÕlar kraniyosinoztozu, kaynaúma
ço÷unlukla rahim içi dönemde meydana geldi÷i için “erken kaynaúma”dan
çok, “kraniyal suturlarÕn yoklu÷u” (Sharma, 2013: 18), kafatasÕ kemiklerini
birbirinden ayÕrmak üzere kemikler arasÕnda bir suturun oluúmamasÕ
durumunu ise “sutural agenez” (Barnes, 2008: 333) olarak isimlendirmeyi
tercih etmektedir. Temel olarak, bir ya da daha fazla suturun erken
kapanmasÕ úeklinde ortaya çÕkan kraniyosinoztoz, kafatasÕnÕn anormal bir
úekil almasÕna neden olmaktadÕr (Sharma, 2013: 18). Bu durumun
kafatasÕnda yol açtÕ÷Õ deformasyonun büyüklü÷ü, suturlarda kaynaúmanÕn ne
zaman gerçekleúti÷ine ba÷lÕ olarak de÷iúmekte ve kaynaúma embriyolojik
geliúim esnasÕnda olursa, çok daha belirgin hale gelmektedir (Ortner, 2003:
454). Tek sutur kraniyosinostozu, klasik olarak kafatasÕnda etkilenen sutura
ba÷lÕ úekil deformitesi ile ortaya çÕkmaktadÕr; sagittal suturun erken
kaynaúmasÕ “skafosefali” (kayÕk biçimli kafa), tek taraflÕ koronal veya
lambdoid sutur kaynaúmasÕ “plagiosefali” (asimetrik kafa), bilateral koronal
veya lambdoid sutur kaynaúmasÕ “brakisefali” (düz kafa) ve metopik suturun
erken
kapanmasÕ
ise
“trigonosefali”
(üçgen
biçimli
sonuçlanmaktadÕr (Ghali ve Zakhary, 2013: 62) (ùekil 4).
kafa)
ile
FATMA ARZU DEMøREL, BEHøYE ÖZKANLI
94
ùekil 4. Kraniyosinoztoz sonucunda kafatasÕnda görülen deformasyonlar
(Delahaye et al., 2003:348).
KafatasÕnÕ oluúturan kemikler, baúlangÕçta bÕngÕldak ve suturlarla
birbirlerinden ayrÕlmaktadÕr. Bu boúluklar, kafatasÕ kemiklerinin do÷um
esnasÕnda do÷um kanalÕndan geçiú için uygun bir úekil almasÕnÕ
sa÷lamaktadÕr (Barnes, 2012: 10). KafatasÕnda frontal kemik ile parietal
kemikler arasÕndaki birleúme yeri koronal sutur olarak adlandÕrÕlmaktadÕr.
Koronal suturdan baúlayarak, baúÕn arkasÕna do÷ru ilerleyen ve kafatasÕnÕn
orta hattÕndan geçen sagittal sutur, occipital kemikte sona ermektedir
(Schwartz, 1995: 27). Sa÷ ve sol parietal kemikler, kafatasÕ boúlu÷unun yan
duvarlarÕnÕn büyük bir kÕsmÕnÕ oluúturmakta ve sagittal sutur ile
birleúmektedir (Scheuer ve Black, 2004: 103) (ùekil 5). KafatasÕ suturlarÕnÕn
kapanmasÕ, kafatasÕnÕn iç yüzeyinde 30-40 yaúlarÕnda, dÕú yüzeyde ise
yaklaúÕk olarak bundan 10 yÕl kadar sonra gerçekleúmektedir. SuturlarÕn
kaynaúmasÕ ise yaúa ba÷lÕ büyük farklÕlÕklar göstermektedir. Normal süreçte,
kaynaúma önce bregma bölgesinde baúlamakta, daha sonra sÕrayla sagittal,
koronal
ve
lambdoid
suturlarda
gerçekleúmektedir.
Buna
göre
kraniyosinoztoz, anormal derecede erken gerçekleúen normal bir süreç
olarak tanÕmlanabilir (Aufderheide ve Rodriguez-Martin, 1998: 52).
HERAKLEIA PERINTHOS (MARMARA EREöLøSø)
95
ùekil 5. KafatasÕ suturlarÕ (Reitsma, 2014: 16’dan Türkçeleútirilerek alÕnmÕútÕr).
YaúamÕn ilk yÕlÕnda beyin, hÕzlÕ bir úekilde büyüyerek do÷um
esnasÕndaki büyüklü÷ünün üç katÕna, eriúkin hacminin ise 2/3’sine
ulaúmaktadÕr. Bundan sonraki iki yÕlda da hÕzla büyümesine devam etmekte
ve 6-10 yaú arasÕnda eriúkin hacmine ulaúmaktadÕr. KafatasÕ ve beyin
geliúimi, kafatasÕndaki açÕk suturlara göre gerçekleúti÷inden kraniyosinoztoz
kafatasÕnda úekil bozukluklarÕna neden olmaktadÕr. Skafosefali (kayÕk
biçimli kafa) tüm kraniyosinoztoz vakalarÕnÕn en çok görülen formudur
(%50-80). Kraniyosinoztozun bu formu, kafatasÕnÕn enine büyümesini
engellemekte, böylelikle anormal úekilde uzun ve dar, sefalik endisi 70’in
altÕnda hiperdolikosefalik (çok uzun) bir kafanÕn ortaya çÕkmasÕna neden
olmaktadÕr (Auderheide ve Rodriguez-Martin, 1998: 52). Kraniyosinoztozun
bu formunda, beyin büyümesi açÕk kalan di÷er suturlar boyunca
uzunlamasÕna olarak gerçekleúti÷inden sagittal sutur ne kadar erken
kapanÕrsa, skafosefali o kadar belirgin hale gelmekte (Kennedy et al., 1993)
ve kafatasÕnda alÕn bölgesinde geniúleme ve yükselme, kafatasÕnÕn alt kÕsmÕ
ve alt çene bölgesinde ise daralma biçiminde úekil bozukluklarÕ
görülebilmektedir (Aufderheide ve Rodriguez-Martin, 1998: 52).
FATMA ARZU DEMøREL, BEHøYE ÖZKANLI
96
Arkeolojik Topluluklarda Kraniyosinoztoz Örnekleri
Daha önce de belirtildi÷i gibi, kraniyosinoztozlar günümüzde 10.000
do÷umda 3 ya da 5 bireyde görülmesine ra÷men (Kimonis et al., 2007),
paleopatoloji
literatüründe
çok
sayÕda
kraniyosinoztoz
örne÷ine
rastlanmamaktadÕr. Herakleia Perinthos toplumunda rastlanan örnek,
kraniyosinoztozun sagittal suturun erken kapanmasÕ úeklinde ortaya çÕkan
formu olmasÕ nedeniyle arkeolojik literatürden bu anomali ile ilgili örnekler
derlenmiútir.
Anadolu’da
toplumlarda
Herakleia
herhangi
bir
Perinthos
Bizans
kraniyosinoztoz
toplumunun
olgusu
ça÷daúÕ
bildirilmemiútir
(Büyükkarakaya ve di÷er., 2008; Erdal, 2003; Gözlük ve di÷er., 2005;
Gözlük KÕrmÕzÕo÷lu ve di÷er., 2009; Güleç, 1987; Nalbanto÷lu ve di÷er.,
2000; Özbek, M.1984; Özbek, M., 1986; Üstünda÷, 2008; Üstünda÷ ve
Demirel, 2008; Yi÷it ve di÷er., 2008; Yi÷it ve di÷er., 2010).
Anadolu’da bu anomalinin bir örne÷i, 19. yüzyÕla tarihlenmekte olup,
40 yaúlarÕnda bir erkek bireye aittir (Spitery, 1983). Sa÷Õr ve di÷er. (2009),
OsmanlÕ dönemine tarihlenen eriúkin bir erkek bireyin sagittal suturunun
erken kapandÕ÷ÕnÕ ve bu bireyin hiperdolikosefal (çok uzun kafalÕ) oldu÷unu
bildirmiúlerdir. Bir di÷er örnek ise 18-19. yüzyÕla ait oldu÷u düúünülen 1415 yaúlarÕndaki bir çocukta görülmektedir (Prof. A. Sevim Erol ile görüúme).
Ortner
(2003:
461-463)
Washington
Do÷a
Tarihi
Müzesi
Koleksiyonunda bulunan örneklerden iki tanesinde sagittal suturda erken
kapanma tespit edildi÷ini bildirmektedir. Bunlardan birincisi, MÕsÕr’da 2025. Hanedan Dönemi’ne (yaklaúÕk olarak M.Ö. 1187-656 yÕllarÕ arasÕ)
tarihlenen 3-4 yaúlarÕnda bir çocuktur. Bu bireyin kafatasÕnda sagittal
suturun ön kÕsÕmdaki 2 cm.’lik kÕsÕm dÕúÕnda tamamen kapandÕ÷ÕnÕ, di÷er
suturlarÕn ise açÕk oldu÷unu, erken bir yaú olmasÕna ra÷men beyin
HERAKLEIA PERINTHOS (MARMARA EREöLøSø)
97
büyümesine ba÷lÕ olarak kafatasÕnÕn sa÷ tarafÕna do÷ru büyüme oldu÷unun
gözlemlenebildi÷ini bildirmektedir. Bir di÷er örnekte ise, Peru’da Kolomb
öncesi döneme tarihlenen yetiúkin bir bireyin kafatasÕnda, kraniyosinoztozun
bu formunun kafatasÕnÕn iç ve dÕú kÕsmÕnda tam olarak kapanmÕú úekilde
gözlemlendi÷ini ve kafatasÕnÕn dikkat çekici derecede uzun ve dar oldu÷unu
aktarmaktadÕr.
Bennet (1967) ise, GüneybatÕ Amerika’da yapÕlan kazÕlarda ele geçen
1000’den fazla birey içerisinde ve tarihleri M.Ö. 900 ile 1350 arasÕnda
de÷iúen 16 adet kraniyosinoztoz olgusu tespit etti÷ini, bunlarÕn 12 tanesinin
sagittal suturun erken kapanmasÕ olarak görüldü÷ünü aktarmaktadÕr. Bu
bireylerden 8 tanesi çocuk (3-12 yaú aralÕ÷Õ), 4 tanesi ise ergen (13-19) yaú
aralÕ÷Õnda bulunmaktadÕr. AraútÕrmacÕ, sagittal suturu erken kapanan
bireylerin kafataslarÕnÕn sefalik endislerine bakÕldÕ÷Õnda çok uzun bir kafaya
sahip olduklarÕnÕn tepit edildi÷ini belirtmektedir.
Eiseley ve Asling’in (1944) aktardÕ÷Õ örnekte ise M.Ö. 1300’lerde
Kansas’ta yaúamÕú yaklaúÕk 30 yaúlarÕndaki bir kadÕna ait olan kafatasÕnÕn
ultradolikosefal oldu÷u kaydedilmektedir. Bu bireyde, kraniyosinoztoz
nedeniyle kemikleúme merkezlerinin de÷iúmesi ile ortaya çÕkan, bazÕ
kraniyal sinüslerin daha derin olmasÕ, mastoidlerde úekil bozuklu÷u gibi
kimi anomalilerden söz edilmekte, iskelette görülen di÷er patolojilerin ise bu
anomali ile ba÷lantÕlÕ olmadÕ÷Õ belirtilmektedir.
Zervos et al. (2009), Yunanistan’daki Antik Korint kentinde 17. yüzyÕla
tarihlenen ve HÕristiyan ve øslam gömü geleneklerinin bir arada görüldü÷ü
bir erken OsmanlÕ mezarlÕ÷Õnda, bir HÕristiyan mezarÕndan bulunan 11-12
yaúlarÕndaki bir bireyde skafosefali tespit ettiklerini ve bu kafatasÕnÕn erken
yaúa ra÷men kayÕk biçimi almÕú oldu÷unu belirtmektedir.
FATMA ARZU DEMøREL, BEHøYE ÖZKANLI
98
Kennedy et al. (1993), Pakistan’daki Harappa antik kentinden bulunan
ve M.Ö. 2500-1750 yÕllarÕ arasÕna tarihlenen gövde iskeleti de mevcut
eriúkin bir kadÕn bireyde skafosefali tespit ettiklerini bildirmekte ve kafatasÕ
ve gövde iskeletinde görülen kimi geliúim bozukluklarÕnÕn skafosefali ile
ilgili olup olamayaca÷ÕnÕ tartÕúmaktadÕr. AraútÕrmacÕlar sonuç olarak, bu
bireyde sagittal suturun erken kapanmasÕna ba÷lÕ olarak ortaya çÕkan kimi
fenotipik modifikasyonlar dÕúÕnda, baú ve gövde iskeletinin bu durumdan
etkilenmedi÷ini ve herhangi bir geliúim bozuklu÷u ya da anomalinin sagittal
suturun erken kapanmasÕna ba÷lanamayaca÷ÕnÕ belirtmektedir.
TartÕúma
Kemikler, kaslar ve sinirlerde ortaya çÕkabilecek bir kusur, di÷erlerini
de etkilemekte ve bu tür kusurlar geliúim esnasÕnda çok daha belirgin hale
gelmektedir (Ortner, 2003: 453). Bireysel olarak ortaya çÕkabilen geliúimsel
bozukluklar, hem yumuúak dokuda, hem de iskelette görülebilmektedir. Bu
tür bozukluklar, konjenital hastalÕklar içinde de÷erlendirilmektedir. Bu
hastalÕklar, bireydeki herhangi bir belirti ya da semptomu görülmeyen çok
küçük geliúimsel bozukluklardan, bireyin ölümüne neden olacak derecede
a÷Õr anomalilere kadar de÷iúkenlik göstermektedir. Günümüzde konjenital
anomaliler kÕsmen belgelenebilirken, antik toplumlarda bu tür oluúumlarÕn
belgelenmesi oldukça zor olabilmektedir (Roberts ve Manchester, 1995: 3031).
Konjenital anomaliler ya da kusurlar, rahim içi geliúim esnasÕnda
meydana gelen patolojik de÷iúiklikler olarak tanÕmlanmaktadÕr. Bu
anomaliler, do÷umda ya da ileriki yÕllarda ortaya çÕkabilmekte, kalÕtÕmsal
olabildikleri gibi, döllenme ya da do÷um sÕrasÕnda da oluúabilmektedir
(Aufderheide ve Rodriguez-Martin, 1998: 51). AyrÕca, Barnes (2008: 329)
do÷um öncesindeki süreçte normal geliúim sürecinden sapmaya neden olan
HERAKLEIA PERINTHOS (MARMARA EREöLøSø)
herhangi
bir
fiziksel
durumun
konjenital
anomali
99
olarak
kabul
edilebilece÷ini belirtmektedir. Bunlar arasÕnda geliúmekte olan fetusu
etkileyebilecek sifiliz ya da kÕzamÕkçÕk gibi do÷um öncesinde ortaya çÕkan
enfeksiyonlar da sayÕlabilir. Barnes’e (2008: 329) göre, genetik olarak yatkÕn
bir geçmiú, genetik varyasyon ya da mutasyonlarÕ etkileyen epigenetik, iç ve
dÕú kaynaklÕ etkenler de geliúmekte olan embriyoyu etkilemekte ve geliúim
bozukluklarÕna neden olabilmektedir.
Auderheide ve Rodriguez-Martin (1998: 52), kraniyosinoztozlarÕn izole
bir durum olarak ya da çeúitli organlardaki sendromlarÕn sonucu olarak
ortaya çÕkabildi÷ini belirtmektedir. Kraniyosinoztozun en önemli sonucu,
kafatasÕnÕn büyüyen beyin için gerekli olan hacmi sa÷layamamasÕ
durumudur. KafatasÕnÕn yetersiz geliúiminin, orantÕsÕz bir kafatasÕ ve bunun
sonucu olarak kafaiçi basÕncÕnda artÕúa ve bu basÕncÕn optik atropi, körlük ve
geliúim bozukluklarÕna neden olabilece÷i belirtilmektedir (Derderian ve
Seaward, 2012). KapsamlÕ bir kraniyosinoztozun, oluúmasÕ muhtemel bir
düúük kraniyal kapasiteye ba÷lÕ olarak, yüksek bir kafaiçi basÕnç oluúturmasÕ
olasÕlÕ÷Õna ra÷men, kraniyosinoztozlar ile mental ve nörolojik problemler
arasÕndaki iliúkinin net olarak bilinmedi÷i belirtilmektedir (Aufderheide ve
Rodriguez-Martin, 1998: 52). Konu ile ilgili olarak medikal literatürde ise,
genel olarak sadece tek bir sutur kapalÕ ise kafatasÕnÕn beyin için gerekli
hacmi sa÷layabilece÷i belirtilmekte, birden fazla sutur kapalÕ oldu÷u
takdirde ise beyin için gerekli hacim sa÷lanamayaca÷Õ, buna ba÷lÕ olarak
kafaiçi basÕnç artaca÷Õndan beyin geliúimine zarar verebilece÷i ve böylelikle
nörolojik sorunlara yol açabilece÷i aktarÕlmaktadÕr (Derderian ve Seaward,
2012; Padmayalam et al. 2013; Ruiz et al. 2010; Sharma, 2013). Ortner
(2003: 454-456), büyüyen beynin kafatasÕna yaptÕ÷Õ baskÕnÕn, iskelet
materyalde kafatasÕ kemikleri üzerinde açÕk suturlarÕn birbirinden daha da
ayrÕlmasÕ ya da kafatasÕnÕn iç kÕsmÕnda derin çukurluklar úeklinde
gözlemlenebildi÷ini aktarmaktadÕr.
100
FATMA ARZU DEMøREL, BEHøYE ÖZKANLI
Güncel tÕp literatüründe sendromik ve sendromik olmayan olarak iki
kÕsÕmda incelenen kraniyosinoztozlarÕn, sendromik olmayan formlarÕ
rastgele olarak ortaya çÕkmakta iken, sendromik olan formun kalÕtsal ya da
FGFR geni ile iliúkili genetik bir mutasyon ile iliúkili olabilmektedir (Barik
et al., 2013). Sendromik olmayan kraniyosinoztozlar, sendromik olan
formdan çok daha fazla sayÕda görülmekte (Barik et al., 2013; Ghali ve
Zachary, 2013) ve bunlarÕn üçte birinden azÕ spesifik bir nedene
ba÷lanabilmektedir (Auderheide ve Rodriguez-Martin, 1998). Skafosefali de
kraniyosinoztozlarÕn tamamÕ gibi izole bir defekt olarak ortaya çÕkabilece÷i
gibi, kraniofasiyal bir sendromla da iliúkili olabilmektedir (Ghali ve
Zakhary, 2013: 62). Kraniyosinoztozun, genetik mutasyonlara ba÷lÕ
Crouzon, Saethre-Chotzen, Apert, Pfeiffer ve Muenke sendromlarÕ ile
birlikte görülebildi÷i, bu sendromlarÕn, kraniyosinoztoza ek olarak,
ekzoftalmus (göz küresinin öne gelmesi), orta yüz iskeletinin geliúiminde
bozukluk, kafa kaidesi, yüz, gövde ve uzuvlarda anomaliler gibi kimi ortak
özellikler gösterdikleri bildirilmektedir (Derderian ve Seaward, 2012;
Sharma, 2013). Nitekim Eiseley ve Asling (1944), suturlarÕn erken
kapanmasÕ ile birlikte sindaktili (yapÕúÕk parmaklÕlÕk), polidaktili (fazla
parmaklÕlÕk), ço÷unlukla bilek olmak üzere eklemlerde ankiloz ve
deformasyon, sarÕlÕk ve damar anomalilerinin de görülebildi÷ini ve bunlarÕn
tamamÕnÕn embriyonal dönemde ba÷ dokusunun oluúmasÕnÕ sa÷layan
mezenkimal hücreler ile ba÷lantÕsÕ olabilece÷ine dikkat çekmektedir. Di÷er
yandan, Coster et al. (2007), sendromik kraniyosinoztoz ile iliúkili olan
FGFR1, FGFR2 ve FGFR3 genlerinin aynÕ zamanda diú geliúim süreci ile de
iliúkili oldu÷unu ve kraniyosinoztoz görülen bireylerde diú anomalilerinin de
görülmesine neden oldu÷unu, Coleman ve Foote (1954) ise aileden gelen D
vitamini eksikli÷inin skafosefaliye neden olabilece÷ini belirtmektedir. Ancak
bu tip anomalilerin bu örnekte görülüp görülmedi÷i, gerek kafatasÕnÕn yüz
HERAKLEIA PERINTHOS (MARMARA EREöLøSø)
101
bölgesinin bulunmamasÕ, gerekse vücut iskeletine ait pek az parçanÕn
bulunmasÕ ve bireyin henüz çocuk yaúta olmasÕ nedeniyle tespit
edilememiútir.
Sonuç
Kraniyosinoztoz ve skafosefalinin daha çok erkeklerde görüldü÷ü
bildirilmektedir (Aufderheide–Rodriguez-Martin, 1998: 52), bu mezarda
hediye olarak bir çift küpe bulundu÷u belirtildi÷inden (Profesör S.
Westphalen ile görüúme), söz konusu bireyin bir kÕz çocu÷u olma olasÕlÕ÷Õ
da bulunmaktadÕr, ancak çocukluk ça÷Õnda henüz cinsiyet kriterleri
belirmedi÷inden bu bireyin cinsiyetini söylememiz mümkün de÷ildir.
Arkeolojik topluluklardaki örneklere bakÕldÕ÷Õnda, Herakleia Perinthos
örne÷inde oldu÷u gibi, erken yaúta örnekler bulunmakla beraber, eriúkin
yaúta da çok sayÕda bireyin oldu÷u görülmüútür. Buna göre, bu bireyin ölüm
sebebinin kafatasÕnda görülen skafosefali oldu÷unu söylemek mümkün
de÷ildir.
Bu toplulukta nonmetrik karakterler oldukça sÕk gözlemlenmiútir
(Demirel, 2014, baskÕda). Epigenetik karakterler olarak da adlandÕrÕlan bu
özellikler, ço÷unlukla iskelet gruplarÕnda kalÕtsal ve biyolojik yakÕnlÕklarÕn
belirlenmesinde kullanÕlmaktadÕr (Buikstra ve Ubelaker, 1994). Buna göre,
nispeten kapalÕ bir grup olan bu toplumda güncel çalÕúmalarla genetik de
olabilece÷i ortaya çÕkarÕlan kraniyosinoztoz olgusunun görülmesinin
nedenlerinden birisinin genetik bir akrabalÕkla ba÷lantÕlÕ olabilece÷i
düúünülebilir. Kraniyosinoztozlar ile ilgili cerrahi müdahaleler 19. yüzyÕldan
bu yana süregelmekte olup (Derderian ve Seaward, 2013), günümüzde
kraniyosinoztozun tüm formlarÕ oldukça erken aúamalarda tespit edilerek,
cerrahi müdahale ile giderilebilmektedir (Sharma, 2013; Ghali ve Zakhary,
102
FATMA ARZU DEMøREL, BEHøYE ÖZKANLI
2013; Derderian ve Seaward, 2012; Çeltikçi ve di÷er.,2013). Padmalayam et
al. (2013) gibi kimi araútÕrmacÕlar sagittal sutur yoklu÷unun tek baúÕna
kafatasÕnÕn kayÕk biçimi almasÕna neden olmadÕ÷ÕnÕ savunsa da; Bendon et
al. (2013), sagittal suturun erken kapandÕ÷Õ pek az vakada skafosefali
geliúmedi÷ini ve bu anomali ile dar bir kafayÕ gösteren sefalik endis arasÕnda
güçlü bir ba÷lantÕ oldu÷unu savunmaktadÕr. KafatasÕ suturlarÕnÕn erken
kapanmasÕ sonucunda oluúan úekil bozukluklarÕnÕn, beynin açÕk suturlar
boyunca büyümesine devam etmesi nedeniyle ortaya çÕktÕ÷Õ anlaúÕlmaktadÕr.
Buna göre, beyin hacminin ileriki yaúlarda normal boyutlarÕna ulaúaca÷Õ
söylenebilir. Kennedy et al. (1993), skafosefalinin etkilerine bakÕldÕ÷Õnda,
bazÕ durumlarda beyin büyümesinin bireyin erken yaúta ölümüne neden
olabilece÷ini, bazÕ durumlarda ise normal nörolojik geliúim gerçekleúirken,
sadece kafatasÕ úeklinin bozuldu÷unu belirtmektedir. Buradaki örne÷imizde
de, Ortner’in (2003) bildirdi÷i 3-4 yaúlarÕndaki örnekte oldu÷u gibi, sa÷
parietalde bombe úeklinde bir büyüme úeklinde ortaya çÕkan bir deformasyon
gözlemlenmiútir. Nitekim temporal kemiklerde küçülme, frontal ve occipital
kemiklerdeki dÕúa do÷ru oluúan çÕkÕntÕlarÕn, zaman içinde daha da belirgin
hale geldi÷i güncel çalÕúmalarla da ortaya konulmuútur (Bendon et al. 2014).
Buna göre, her ne kadar, Bizans Dönemi’nde Marmara Ere÷lisi’nde yaúamÕú
olan bu bireyin yüz kÕsmÕ olmamasÕ ve henüz erken bir yaúta olmasÕ
nedeniyle kafatasÕnÕn skafosefalik bir form alÕp almadÕ÷Õ tespit edilememiú
olsa da, ileriki yaúlarda hÕzlÕ beyin büyümesinin etkisi ile bu formu almasÕ
muhtemeldir, ancak bu anomalinin iskelet yapÕ üzerinde ne gibi olumsuz
etkileri olaca÷ÕnÕ söyleyebilmek mümkün görünmemektedir. Sendromik ve
sendromik olmayan kraniyosinoztozlar ile ilgili olarak giderek artan güncel
çalÕúmalar, arkeolojik literatürde var olan ender kraniyosinoztoz oluúumlarÕ
ile ilgili daha fazla bilgi sahibi olmamÕzÕ sa÷layacaktÕr.
HERAKLEIA PERINTHOS (MARMARA EREöLøSø)
103
Teúekkür
øskelet materyalin Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Antropoloji
Bölümüne teslim edilerek tarafÕmÕzca çalÕúÕlmasÕna olanak tanÕyan Profesör
Stephan Westphalen’a ve gerekli izinleri sa÷layan Tekirda÷ Müzesi Müdürü
Önder ÖZTÜRK’e, laboratuvar çalÕúmasÕ esnasÕnda büyük eme÷i geçen
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Antropoloji
Bölümü ö÷rencilerine ve kafatasÕnÕn röntgeninin çekilmesi konusundaki
yardÕmlarÕndan dolayÕ Burdur Devlet Hastanesi Radyoloji Birimi, Röntgen
Teknisyeni Hidayet Sülecik’e teúekkürlerimizi sunarÕz.
KAYNAKÇA
Aufderheide,
A.C.,
Rodriguez-Martin,
C.
(1998)
The
Cambridge
Encylopedia of Human Paleopathology, Cambridge University Press.
Barik, M., Bajpai, M., Das, R.R., Panda S. S. (2013) “Study of
environmental and genetic factors in children with craniosynostosis: A
case control study”, Journal of Pediatric Neurosciences 8 (2), 89-92.
Bendon, C.L., Sheerin, F.B. J., Wall, S.A., Johnson, D. (2014) “The
relationship betwen scaphocephaly at the skull vault and base in sagittal
synostosis”, Journal of Cranio-Maxillofacial Surgery 42 (3), 245-249.
Barnes, E. (2008) “Congenital Anomalies”, Advances in Human
Palaeopathology. (Eds.) R. Pinhasi and S. Mays.
Barnes, E. (2012) Atlas of Developmental Field Anomalies of the Human
Skeleton: A Paleopathology Perspective. Wiley-Blackwell.
Bennet, K. A. (1967) “Craniosynostosis: A review of the etiology and a
report of new cases”, American Journal of Physical Anthropology 27
(1), 1-9.
FATMA ARZU DEMøREL, BEHøYE ÖZKANLI
104
Buikstra, J.E., Ubelaker, D. (1994) Standards for Data Collection from
Human Skeletal Remains. Arkansas Archaeological Survey Research
Series No. 44, Fayetteville, Arkansas.
Büyükkarakaya, A.M., Erdal, Y.S., Özbek, M. (2008) “Tepecik/Çiftlik
ønsanlarÕnÕn Antropolojik AçÕdan De÷erlendirilmesi”, 24. Arkeometri
SonuçlarÕ ToplantÕsÕ, 119-138. Ankara.
Coleman, E. N., Foote, J. B. (1954) “Craniostenosis with a familial vitaminD resistant rickets”, British Medical Journal 1 (4861), 561-562.
Coster, P.J. de, Mortier, G., Marks, L.A., Martens, L.C. (2007) “Cranial
suture
biology
and
dentl
development:
Genetic
and
clinical
perspectives”, Journal of Oral Pathology and Medicine 36 (8), 447455.
Çeltikçi, E., Börçek, A.Ö., Baykaner, M.K. (2013) “Kraniyosinoztozlar”,
Türk Nöroúirürji Dergisi 23 (2), 132-137.
Delahaye, S., Bernard, J.P., Rénier, D., Ville, Y. (2003) “Prenatal ultrasound
diagnosis
of
fetal
craniosynostosis”,
Ultrasound
in
Obstetrics
Gynecology 21, 347-353.
Demirel, A. (2014) “Analysis of Human Remains from Herakleia
Perinthos”. (Ed.) Stephan Westphalen, “Herakleia Perinthos. Bericht
über die Ausgrabungen am Kalekapi in Marmara Ereglisi 1992-2010”,
in Zusammenarbeit mit Nusin Asgari, Akif Isin und Önder Öztürk, mit
Beiträgen von Beate Böhlendorf-Arslan, Arzu Demirel und Jürgen J.
Rasch içinde. Istanbuler Forschungen 55. (baskÕda).
Derderian, C., Seaward, J. (2012) “Syndromic Craniosynostosis”, Seminars
in Plastic Surgery 26 (2), 64-75.
HERAKLEIA PERINTHOS (MARMARA EREöLøSø)
105
Eiseley, L.C., Asling, C.W. (1944) “An extreme case of scaphocephaly form
Mound Burial near Troy, Kansas”, Transactions of the Kansas Academy
of Science 47 (2), 214-255.
Erdal, Y.S. (2003) “Büyük Saray-Eski Cezaevi Çevresi KazÕlarÕnda
GünÕúÕ÷Õna ÇÕkarÕlan ønsan øskelet KalÕntÕlarÕnÕn Antropolojik Analizi”,
18. Arkeometri SonuçlarÕ ToplantÕsÕ, 15-30. Ankara.
Ghali, G. E., Zakhary, G. (2013) “Craniosynostosis: Esthetic protocol in
open technique”, Annals of Maxillofacial Surgery 3 (1), 62-65.
Gözlük, P., Durgunlu, Ö., Özdemir, S., TaúlÕalan, M., Sevim, A. (2005)
“Smyrna
AgorasÕ
øskeletlerinin
Paleoantropolojik
Analizi”, 21.
Arkeometri SonuçlarÕ ToplantÕsÕ, 125-140. Ankara.
Gözlük KÕrmÕzÕo÷lu, P. Yi÷it, A., Sevim Erol, A., Yaúar, Z. F. (2009)
“Kyzikos ønsan øskeletlerinin Antropolojik AçÕdan De÷erlendirilmesi”,
UluslararasÕ ønsan Bilimleri Dergisi, Cilt 6, SayÕ 2, 451-466.
Güleç, E. (1987) “TopaklÕ Populasyonunun Demografik ve Paleoantropolojik
Analizi”, 5. AraútÕrma SonuçlarÕ, Cilt 2, 347-358. Ankara.
Kabbani, H., Raghuveer, T.S. (2004) “Craniosynostosis”, American Family
Physician 69 (12), 2863-2870.
Kennedy, K.A.R., Lovell, N.C. Lukacs, J.R. Hemphill, B.E. (1993)
“Scaphocephaly in a Prehistoric Skeleton from Harappa, Pakistan”,
Anthropologischer Anzeiger 51 (1), 1-29.
Kimonis, V., Gold, J. A., Hoffman, T.L., Panchal, J. , Boyadjiev, S.A.,
(2007) “Genetics of Craniosynostosis”, Seminars in Pediatric
Neuorology 14 (3), 150-161.
Nalbanto÷lu, E., Türk, H., Nalbanto÷lu, C. (2000) “1996 YÕlÕ YortanlÕ
Nekropolis KazÕsÕ øskelet Populasyonu Üzerinde Paleoantropolojik
ÇalÕúmalar”, Türk Arkeoloji ve Etnografya Dergisi 1, 27-36. Ankara.
FATMA ARZU DEMøREL, BEHøYE ÖZKANLI
106
Ortner, D.J. (2003) Identification of Pathological Conditions in Human
Skeletal Remains. Second Edition, Academic Press. Washington.
Özbek, M. (1984) “Roma AçÕk Hava Tiyatrosundan ÇÕkarÕlan Bizans
øskeletleri”, Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi Dergisi 2 (1),
81-89. Ankara.
Özbek, M. (1986) “De÷irmentepe Eski ønsan TopluluklarÕnÕn Demografik ve
Antropolojik AçÕdan Analizi”. 1. Arkeometri SonuçlarÕ ToplantÕsÕ, 107130. Ankara.
Padmayalam, D., Tubbs, Loukas, M., Cohen-Gadol, A.A. (2013) “Absence
of the sagittal suture does not result in scaphocephaly”, Child’s Nervous
System 29, 673–677.
Reitsma, H.J. (2014) Craniofacial and dentalaspects of Cruozon and Apert
Syndorme. Erasmus Universiteit Rotterdam.
Roberts, C.A., Manchester, K. (1995) The Archaeology of Disease. Second
Edition, Ithaca, New York.
Ruiz, R.L., M.D., Costello, J.B. (2010) “Advanced Surgical Techniques in
the Management of Craniosynostosis”, Selected Reading in Oral and
Maxillofacial Surgery, vol.18 (6), 1-28.
Sa÷Õr, M., Özer, ø., Güleç, E. (2009) “OsmanlÕ Dönemi KafataslarÕnÕn
Paleopatolojik Analizi”, 24. Arkeometri SonuçlarÕ ToplantÕsÕ, 65-86.
Ankara.
Sheuer, L., Black, S. (2000) Developmental Juvenile Osteology. Elsevier,
Academic Press.
Scheuer, L., Black, S. (2004) The Juvenile Skeleton. Elsevier Academic
Press.
HERAKLEIA PERINTHOS (MARMARA EREöLøSø)
107
Schwartz, J.H. (1995) Skeleton Keys. An Introduction to Human Skeletal
Morphology, Development and Analysis. Oxford University Press.
Sharma, R. K. (2013) “Craniosynostosis”, Indian Journal of Plastic Surgery
46 (1), 18-27.
Spitery, E. (1983) La paleontologie des maladies osseuses constitutionelles.
Paléoecologie de L'homme fossile 6. Centre National de la Recherche
Scientifique, Paris.Üstünda÷, H. (2008). “KuúadasÕ KadÕkalesi/Anaia
KazÕsÕnda Bulunan ønsan øskelet KalÕntÕlarÕ”, 24. Arkeometri SonuçlarÕ
ToplantÕsÕ, 209-228. Ankara.
Üstünda÷, H., Demirel, F.A. (2008) “Alanya Kalesi KazÕlarÕnda Bulunan
ønsan øskelet KalÕntÕlarÕnÕn Osteolojik Analizi”, Türk Arkeoloji ve
Etnografya Dergisi, SayÕ 8, 79-90. Ankara.
White, T.D., Black, M.T., Folkens, P.A. (2012) Human Osteology (Third
Edition). Elsevier Academic Press.
Workshop of European Anthropologists (1980) “Recommendations for Age
and Sex Diagnoses of Skeleton”, Journal of Human Evolution 9 (7),
518-549.
Yi÷it, A., Gözlük KÕrmÕzÕo÷lu, P., Durgunlu, Ö., Özdemir, S. Sevim, Erol,
A.
(2008)
“Kahramanmaraú/MinnetpÕnarÕ
øskeletlerinin
Paleoantropolojik AçÕdan De÷erlendirilmesi”, 23. Arkeometri SonuçlarÕ
ToplantÕsÕ, 91-110, Ankara.
Yi÷it, A., YÕlmazer Saliho÷lu, N., Gözlük KÕrmÕzÕo÷lu, P., Yaúar, Z.F.,
Kesikçiler, B., Sevim Erol, A. (2010) “Trabzon KÕzlar ManastÕrÕ ønsan
øskeletlerinin Antropolojik AçÕdan De÷erlendirilmesi”, 25. Arkeometri
SonuçlarÕ ToplantÕsÕ, 105-126, Ankara.
Download

Herakleia Perinthos (Marmara Ere÷lisi)