BYL 446: Ornitoloji
Utku Perktaş
1
Ders Notlarına Ek:
KUŞLARIN KÖKENİ
Kuşlar Jura döneminin sonunda küçük bir karnivordan evrimleşmiştir. Bu durumu destekleyen
kanıtlar Çin ve Güney Amerika'da bulunan fosillerle doğrulanmıştır. Yaşayan kuşların atası ise
Archaeoptreyx olarak bilinmektedir. Peki, Archaeopteryx gerçekten bir kuş mu yoksa sürüngen
midir? Bu konuya girmeden önce kuşlar ve sürüngenlerin yakın akraba gruplar oluşturduklarını
ve evrimsel ağaçta sürüngenler açısından parafiletik bir durumun söz konusu olduğundan
bahsedebiliriz. Kuşlar sürüngenlerle birlikte kertenkele yüzlüler anlamına gelen Sauropsida üst
sınıfı altında toplanırlar. Mezozoyik dönemde ortaya çıkmışlardır. Mezozoyik aynı zamanda
denizel sürüngenlerin büyük kısmının ortadan kalktığı bir zaman dilimi olarak da bilinir.
Triyas'da büyük ölçüde farklılaşmış olan Thecondontia grubundan türemişlerdir. Bu grubun
içerisindeki Dinosauria, kuşlara en yakın gruptur.
Mezozoyik dönem iki yok oluşa tanık olmuştur. İlki Triyas sonunda gerçekleşmiş ve dinozorların
dünya üzerinde hakimiyet kurmasına neden olmuştur. Triyas’daki yok oluşlar Pangea’nın
ayrılmaya başlamasıyla aynı zamanda gerçekleşti. Bu dönemde küresel ısınmaya bağlı olarak
atmosferdeki karbondioksit miktarının arttığına dair kanıtlarla birlikte, astreoid ve meteor
çarpmasına ilişkin kanıtlar da bulunmaktadır. Kretase sonunda dinozorların ortadan kalkmasına
neden olan yok oluş olayını açıklamak için çeşitli hipotezler ortaya atılmış, ancak bunlardan bir
kısmı gerçeği yansıtmayacak kadar saçma hipotezler olarak anılmıştır. Örneğin bir süpernova
patlaması sonucu gonadların zarar görmesi ve bir diğeri ise angiospermlerin kabızlığa neden
olmasıdır. Bu dönemde ortadan kalkan tek hayvan grubu dinozorlar değildir. Tetrapod
familyalarının otuz altısı (%40) Kretase dönemi sonuna kadar ortadan kalkmıştı. Bu gruplar
içinde sadece dinozorlar değil, uçan sürüngenler ve deniz sürüngenleri de vardı. Kuşlar ve
memeliler görece daha az etkilense de yok oluşlar önemli düzeydeydi. Böcekler Kretase
periyodundaki yok oluşlarda neredeyse hiç etkilenmeyen gruplar arasındaydı. Aynı zamanda
bitkiler ve deniz omurgasızları arasında da büyük yok oluşlar görüldü.
Kretase sonunda görülen büyük yok oluş sırasında omurgalıların büyük kısmı yok oldu. Bu yok
olmayla ilgili olarak öne süreceğimiz hipotez öyle bir hipotez olmalıydı ki hem yok oluşu hem de
bir çok omurgalının hayatta kalmasını açıklamalıydı. Bu konuda elde geçerli deliller olmasına
karşın, bunlar meteor çarpması, Deccan Traps bölgesi içindeki volkan faaliyetleri gibi durumlar,
hala net bir açıklama yapmak konusunda kararsız kalabiliyoruz. Ancak bildiğimiz net bir şey
varsa o da şu ki, ağırlığı 10 kilogram üzerindeki birçok omurgalı grubu bu yok oluşlar sırasında
ortadan kalkmıştı. On kilogram altındakilerin de bir kısmı ortadan kalkarken bir kısmı hayatta
kalmış ve Kretase sonrası faunayı şekillendirmişlerdir. Ancak hala büyük timsahların ve dev
kaplumbağaların nasıl yok olmadıklarını tam olarak bilemiyoruz.
Kuşlar therapod dinozorlardan çeşitlenmiştir. Thomas Huxley kuşların göklere çıkartılmış
sürüngenler olduğunu savunmuştu. Kladistik yaklaşımın sistematiğe girmesiyle kuşlar tekrardan
therapod dinozorlardan evrimleşmiş bir grup olarak kabul edilmiştir. Dikkat çekici biyokimyasal
bir keşif theropod kuş bağlantısını destekleyecek niteliktedir. T. rex'a ait bir proteinin korunduğu
bir fosil örneği. Fosillerde organik madde bulabilmek oldukça sıra dışı bir durumdur, çünkü
fosilleşme sırasında organik madde mineraller ile yer değiştirir. Ancak çok nadir olarak yumuşak
dokuların etrafı mineralleşmemiş olarak kalabilir ve fosil dokuların kimyasal özellikleri
günümüzdeki türlerin dokuları ile karşılaştırılabilir. Yaklaşık 68 milyon yıllık bir T. rex iskeletine
ait kollajen örneği günümüzdeki çeşitli omurgalıların peptidleri ile karşılaştırılabilir. Kuşlarla
olan bu peptid benzerliği filogenetik ilişkiyi ortaya koyar niteliktedir.
Download

buraya - Utku Perktas