SAYFA 1
Büyükşehir'den 1 milyon fidan
"Fidanlar bizden,
meyveler sizden" sloganıyla fidan dağıtımının
devam ettiğini söyleyen
İzmir Büyükşehir
Belediyesi yetkilileri,
2015 yılında Bayındır,
kiraz, Ödemiş, Tire,
Çeşme, Selçuk, Torbalı,
Menderes, Seferihisar,
urla, Güzelbahçe,
karabağlar, Buca, kemalpaşa, Menemen,
karşıyaka, Foça ve Aliağa ilçelerindeki yaklaşık
380 mahalleye ulaşacaklarını açıkladı. 16’da
SİYAH MAVİ KIRMIZI SARI
Herkesin şikayetçi olduğu PASSoLİG’in
faydaları ortaya çıkmaya başladı
PASSolİG, deVleTİN
YüZüNü Güldürdü
DEVLETİN GELİRİ NETLEşTİ
TFF’nin olağanüstü inceleme-araştırmalar sonucunda projelendirdiği
ve bu sezon uygulamaya koyduğu PassoLig, devletin gelirlerini
netleştirdi. Taraftar sayısını düşürdüğü gerekçesiyle herkesçe
eleştirilen PassoLig, devletin yüzünü güldürdü. DaÖZel
ÖZel
ha önce oynanan müsabakalarda, seyircilerden elhABer
hABer
de edilen gelir net değilken, PassoLig
sayesinde bu gelir netleşti. Ayrıca müsabaka
izlemesi yasaklanan kişilerin de stadyumlara girişleri rahatlıkla engellendi ve bu kişiler kontrol altına alındı. 15’te
www.sondakikagazetesi.com
6 Aralık 2014 Cumartesi
kriz İçİNdeyiz
Dünya pamuk fiyatlarının son yılların en düşük seviyelerine gerN
İ
Ç
İ
z
kri
ilediğini açıklayan Kestelli, "Çin’in pamuk ithalatına kota koyma
!
t
r
a
ş
kararı, pamuk fiyatlarının dibe vurmasına sebep oldu” dedi
k
i
v
ş
te
çok derİNdeN eTkİleNdİk
Tekstil sektörünün harcadığı yıllık ortalama 1,5 milyon ton lif pamuğun yarısının ithal edildiğine dikkat
çeken İzmir Ticaret Borsası Başkanı Kestelli, pamuk
fiyatlarının dünya fiyatlarıyla paralel seyretmesinin
kaçınılmaz olduğunu söyledi. Kestelli, “Cari fazlalık arz
eden ve tekstil sektörünün hammaddesi olan pamuğu
ithal etmemiz, bir tarım ülkesi olarak bizleri derinden
etkiliyor. Böyle bir ortamda pamuk üreticilerimiz, ciddi
bir mücadelenin içindedir. Pamuk üretiminin
sürdürülebilirliğini olumsuz yönde etkileyen en önemli
unsur ise üretim maliyetlerinin yüksek olmasıdır" diyerek uyarıda bulundu.
Deniz değil
Bok çukuru
Türkiye'nin en büyük turizm fuarlarından Travel Turkey İzmir Turizm
Fuarı'nda Yunanistan rüzgarı esiyor
50 FİRMA kATıLDı
2014 yılında 1 milyon Türk turistin gittiği
Yunanistan, fuarda özellikle adalarıyla
tanıtım yapıyor. Türkiye'den 1 milyona
yakın turistin ziyaret ettiği Yunanistan, en
önemli turizm fuarlarından Travel
Turkey'in de en büyük katılımcısı oldu.
Fuara çoğu adalardan 50'ye yakın firma
katılım gösterdi. TÜRSAB Başkanı Ulusoy, "Yunanistan'a en fazla turist gönderen
ülkeler arasında yer alıyoruz. Türkiye artık
sadece turist bekleyen değil turist gönderen bir ülke" dedi. 16’da
REkoRu
Türkiye'nin değişik bölgelerinden çok
sayıda turistik merkezin tanıtım ve bağlantı yapma yarışına girdiği Travel Turkey
İzmir Fuarı'nda ilk gün ziyaretçi rekoru
kırıldı. Fuarın ilk gününde 7 bin 173 ziyaretçi fuarı gezdi. Renkli etkinlikler ve
yöresel lezzet sunumlarıyla profesyonel
ziyaretçilerin ilgisini çekmeye çalışan bazı
kentler, ücretsiz tatil promosyonlarıyla ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. 16’da
İTB Yönetim Kurulu üyesi olan pamuk üreticisi Şeref
İyiuyarlar ise, “Maliyetler, pamuk fiyatları seyri ve mevcut prim miktarı gözönüne alındığında, ancak 500 kg.
üstü verim elde eden üreticiler değil kâr etmek zarar etmekten kurtuldu. Zarar eden ya da başabaş noktasında
pamuk üreten üreticiler, her şeye rağmen pamuk üretimini sürdürmek için nasıl ikna edilecek? Sürdürülebilir pamuk üretimi için 55 kuruş prim miktarı, ne teşvik edici
ne de yeterlidir. Çözüm basittir, pamuk üretiminde kullanılan mazot, gübre, ilaç vb. girdilerin desteklenmesi ve
primin 75 kuruşa çıkarılması gerekmektedir" dedi. 16’da
Türk Eğitim Sen üyesi eğitimciler, okul
müdürlüğü değerlendirmelerinin iptali için
topladıkları 700 kadar imzayı Anayasa
Mahkemesi'ne gönderdi. 76 bin yöneticinin, alınteriyle kazandığı unvanların
yok sayıldığını söyleyen Türk Eğitim Sen
1 No'lu Şube Başkanı Merih Eyyup
Demir, "Topladığımız 700 kadar imzayı
Anayasa Mahkemesi'ne ilettik. Görüşmeler sırasında eğitimcilerin talepleri ve hassasiyetleri unutulmamalıdır." dedi. 9’da
kAPTıRDık
Promosyon
üreTİCİ NASIl İkNA edİleCek?
76 bin müdürden
AYM'ye mektup!
Zengin turisti
koMşİ'ye
Başkan Zolan,
İş BAşıNDA
10’da
Önce açtı sonra
mühürledİ
Çanakkale-Evreşe
beldesinin AK Parti'li
Belediye Başkanı
Soyuak, ruhsat vermeden açılışını yaptığı tekstil atölyesini kapattı.
Atölye sahibi, Soyuak'ın
rüşvet istediğini, vermeyince atölyeyi kapattığını iddia etti
Başkan Soyer'den
ÖRNEk HAREkET
kooPERATİF kuRuLACAk
Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, Bütünşehir
Yasasıyla birlikte belediyelere geçen köy mallarını aldıkları konuyla ilgili bir açıklama yameclis kararıyla köylere devredeceklerini açıkladı
pan Başkan Soyer, “köy mal-
BENİ TEHDİT ETTİ
Başkan Soyuak ise 40
bin lira borç verdiğini,
onu istediğini söyledi.
Soyuak, "Benim para işlerimin hepsini,
sekreterim Handan
Hanım halleder. Bir gün
Handan Hanım'ı arıyor,
'Ben size başkanın ve elemanların parasını yatıracağım. Yoldayım,
yazamıyorum"dedi. 3’te
n
ü
ls
ö
i
ç
iş
ın
s
a
ş
a
y
r
Memu
Yıllardır artan deniz kirliliği hat safhaya ulaştı. Bandırma sahil
bandı kısmından denize akan lağım suları kötü koku ile birlikte
hastalık saçmaya devam ediyor. Sahil şeridinden denize
akıtılan ve arıtma işlemi yapılmayan pis suların yarattığı kirlilik
deniz canlılarını da olumsuz etkiliyor. Kıyı şeridinde yer yer
suyun rengi kahverengi tonlarda kendini gösteriyor. 9’da
Radyasyon kaynaklı
teşhis ve tedavi
faaliyetinde bulunan
özel bir sağlık kuruluşu,
kamu çalışanlarına verilen şua izninin özel
sektörde geçerli olmaması için Danıştay'a
dava açtı
kuruluşta çalışabilmesinin
i
mümkün olmadığını, şua izn rın
şla
ulu
ını
lığ
kur
kat
bu
,
avu
nın
kullanılması
Davacı hastanenin
uve aynı zaüstlenen Altın, özel sağlık kur an- mali kayba uğraması
akda
manda sağlık hizmetinin de de
luşlarının radyasyon alanın
ifa
ini
diğ
gel
saması anlamına
cak tek bir uzman doktor
yönetetti. Av. Altın, "Bu yüzden
çalıştırabildiğini, kamu has
yisti
dok
ni
bir
esi
lm
ka
edi
baş
al
ine
ipt
meliğin
tanelerinin aks
bu
e
oruz" dedi. 3’te
torun geçici görevlendirmeyl
HASTANE ZARAR EDER
ları kesinlikle satılmamalıdır.
Çıkan yasanın bize bir gecede
bahşettiği bu hakkı kullanmayı
hem vicdanen hem ahlaki olarak uygun bulmuyoruz. Bu
mülkler köylerin atalarından,
dedelerinden imece usulüyle
büyük fedakarlıklarla edinilmiş
mülklerdir. Satışını kesinlikle
tasvip etmiyoruz. köylerimizin
kooperatifler kurarak bu mülklere sahip olmasını sağlamak
istiyoruz. Yasal olarak uzun
süreli kiralama yöntemini kullanacağız. Bu kiralamayı da
ücretsiz olarak yapacağız.
köylerimizin kuracakları kooperatiflere malları aktaracağız”
dedi. 16’da
Sabit İNCE
yazdı
Sabit
İNCE yazdı
KADINA
ŞİDDET
GÜNÜMÜZDE
8’de
ONURSUZLUK
AŞK 8’de
>> >>
Sabit
İNCE
yazdı yazdı
Timuçin
GÜNDEM
GÜNÜMÜZDE
GÜNDEMDEN
AŞK 8’de9’da
SEÇMELER
>>
>>
SAYFA 2
SIYAH MAVI
KIRMIZI SARI
6 Aralık 2014 Cumartesi
ÇANAKKALE SAVAŞI
EÜ'nün kitapları sesli kitaba dönüştürülerek
Türkiye görme engellilerine ulaştırılıyor
Ege Üniversitesi’nden
engellilere büyük kolaylık
Engellilere yönelik hizmetleri anlatan Çetinkalp, “Kütüphanemizde katalog tarama, internet kaynaklarına erişme ve elektronik kitap okunabilmesi amacıyla özel bir bilgisayar ve ekran
okuma yazılımı kullanıma sunulmuştur” şeklinde konuştu
Her yıl 3 Aralık Dünya Engelliler Günü olarak kutlanıyor. Ege Üniversitesi Rektörlüğü’nün engellilere yönelik yaptığı çalışmaları değerlendiren Kütüphane ve Dokümantasyon
Daire Başkanı Orhan Çetinkalp, “ Merkez Kütüphanemizde
oluşturulan sesli kitap koleksiyonu, Görme Engelliler Teknoloji
ve Eğitim Laboratuvarı (GETEM) aracılığıyla tüm Türkiye görme engellilerine ulaştırılıyor” dedi. Ege Üniversitesi Kütüphane
ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı’nın, engelli öğrencilerin
araştırma ve kendini geliştirme mekânı olan kütüphanedeki yaşantılarını kolaylaştırmak için çalışmalarını hızlandırdığını belirten Çetinkalp, özellikle engelli öğrencilerin tüm öğrencilerle aynı ortamda ve standartta hizmet alabilmelerini sağlamak amacıyla Merkez Kütüphane’nin fiziksel özelliklerinin asansör, giriş
rampası ve iç mekân geçişlerini engelli öğrencilerin ihtiyaçlarına göre düzenlendiğini söyledi.
“KIRMIZI BAYRAĞI GÖNDERE ÇEKTİ”
Çetinkalp, “Bu doğrultuda yapılan fiziksel iyileştirmelerin
ardından izmir Büyükşehir Belediyesi’ne başvuru yapılarak İzmir ilindeki ‘16.Kırmızı Bayraklı Bina’ olma özelliğini kazanan
Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığı binası bayrağını göndere çekmiştir. Kütüphane kaynaklarının görme engelli
öğrencilerimizce de kullanılabilmesi amacıyla, özellikle katalog
tarama, internet kaynaklarına erişme ve elektronik kitap okunabilmesi amacıyla özel bir bilgisayar ve ekran okuma yazılımı
kullanıma sunulmuştur” dedi.
“SESLİ KİTAP KOLEKSİYONUYLA
GÖRME ENGELLİLERE ULAŞIYOR”
Kurulan Ege Üniversitesi Engelsiz Çeviri Atölyesi çalışmalarıyla görme engelliler için sinema filmleri betimlenerek, engelli kişilerin kullanımına sunulduğunu söyleyen Çetinkalp,
“Bu atölye çalışanları ayrıca talepler doğrultusunda bilimsel
toplantılarda görme engellilere sesli betimleme hizmeti de yürütmektedir.Görme engelli kişilerin basılı kitaplardan faydalanmalarını sağlamak amacıyla üniversitemiz “sosyal sorumluluk
dersi” alan öğrencileri kütüphanede bulunan stüdyo da kitapları
sesli kitap haline çevirmektedirler. Oluşturulan sesli kitap koleksiyonu, Görme Engelliler Teknoloji ve Eğitim Laboratuvarı
(GETEM) aracılığıyla tüm Türkiye görme engellilerine ulaşmaktadır. Bu dönem Kastamonu Üniversitesi Görme Engelli
Ortak Kütüphaneleri (GEKOP) ile de protokol yapılmış olup
daha geniş kitlelere sesli kitaplarımızın yayılması sağlanacaktır”
şeklinde konuştu. Çetinkalp, “Ege Üniversitesine engellilere yönelik yapılan tüm bu çalışmaların yanında her yıl kayıtlanan engelli öğrencilerin takip edilerek eğitim dönemleri boyunca kullanacakları ders kitapları belirlenmekte ve öncelikli sesli kitap
haline getirilmektedir. Geçtiğimiz yıl Ege Üniversitesi’nin tüm
bölümlerine çağrı yapılarak “bölümünüz kitapları sesli kitap olsun” sloganı altında kitap önerileri alınmış ve bu kitaplar sesli
kitaba dönüştürülmek üzere stüdyoda okunmaya devam edilmektedir”dedi. (EGE AJANS)
aklımı başıma getirdi
Çanakkale Savaşları'nı konu alan "The Water Diviner" filminin oyuncusu ve yönetmeni
Russell Crowe, "Saldırıya uğrayanlar açısından bakınca bütün askerlerini kaybeden ve
cephelerini doldurmak için okullarını boşaltan insanları görmek çok daha farklı" dedi
Çanakkale Savaşları'nı konu alan son
filmi "The Water Diviner" ile hem
Türkiye hem Avustralya'da gündeme
gelen Russell Crowe, filmin yapımına
başladıktan sonra Türk tarafının da
savaşa bakışını anladığını belirterek,
"Biz bu savaşı daha çok gençlerimizin katıldığı trajedi ile biten kahramanca bir macera olarak görüyoruz.
Ama saldırıya uğrayanlar açısından
bakınca bütün askerlerini kaybeden
ve cephelerini doldurmak için okullarını boşaltan insanları görmek çok daha farklı" dedi. Avustralyalı ünlü
oyuncu ve yönetmen Russell Crowe,
hem oyuncu hem yönetmen olarak
çektiği ilk filmi "The Water
Diviner"ın prömiyeri için geldiği
Melbourne’da AA muhabirine açıklamalarda bulundu.Türkçeye "Son
Umut" olarak çevrilen ve Çanakkale
Savaşları ile ilgili olayları konu alan
filme başladıktan sonra savaşa Türk
tarafının da bakış açısını gördüğünü
belirten Crowe, "Perspektifimin değişmesi yeni şeyler öğrenmem açısından değil, daha çok karşı tarafın bakış
açısını görmekten kaynaklandı" dedi.
Oscar ödüllü ünlü oyuncu, Avustralya
ve Yeni Zelanda (ANZAC) tarafının
Çanakkale Savaşları'na Türklerden
farklı baktığını söyleyerek, "Biz daha
çok bu savaşı gençlerimizin katıldığı
trajedi ile biten kahramanca bir macera olarak görüyoruz. Ama saldırıya
uğrayanlar açısından bakınca bütün
askerlerini kaybeden ve cephelerini
doldurmak için okullarını boşaltan insanları görmek çok daha farklı çünkü
askerleri kalmamıştı. Umut ediyorum
ki bu film Avustralya’da bu tür konuları, konuşmaları açar" diye konuştu.
- "Oğullarımız hala Türk
topraklarında yatıyor" Türkiye ve Avustralya'da 26 Aralık'ta vizyona girecek filminde üç oğlunu Çanakkale’ye savaşa gönderen
ve savaştan dört yıl sonra oğullarını
aramak için Türkiye’ye gelen Avustralyalı bir babayı canlandıran Russell
Crowe, "Türkler bize çok derin bir
sevgi ve saygı gösterdiler ve bence
bizler bu saygının karşılığını vermeliyiz" dedi. Crowe, "Bizim oğullarımız
hala Türk topraklarında yatıyor. Tespit edilmiş isimlerin yazdığı mezar-
larda ve şimdi bir milli park olan yerdeler. Bunun içinde derinden minnettar olmalıyız" şeklinde konuştu.
"The Water Diviner" filminde Yılmaz Erdoğan ve Cem Yılmaz ile rol
alan Russell Crowe, çekim sırasında
yetkililerden ve halktan çok destek
gördüklerini söyledi. Crowe, şöyle
devam etti: "Türkiye’de izleyenlerde
sonuçları gördük. Çok beğendiler.
Çok minnettarlar. Bu da iyi bir başlangıç. Çok sayıda kişiden bana güvenmelerini istedim. Kültür bakanından, İstanbul belediye başkanından ve
bize çok yardımcı oldular. İlk defa
Sultanahmet Camisi'nde çekim yaptık. İlk defa oraya uzun metrajlı film
ekibine çekim izni verildi. Bana çok
güvendiler. Kültür bakanıyla konuşurken bana ‘Bunun nasıl olacağını anlat. Amacını bilmezsem sana destek
veremem’ dedi. Ben de ona ' Sayın
Bakan, söz veriyorum, attığımız
adımlar hafif fakat yaptığımız işin dönüşü devasa olacak' dedim."
- Erdoğan: "Film iki tarafında
bakış açısını yansıtıyor" "The Water Diviner" filminin prömiyeri için Melbourne'de bulunanlar
arasında filmin Türk oyuncularından
Yılmaz Erdoğan da vardı. Filmde
Binbaşı Hasan rolünde yer alan oyun-
cu, yazar ve yönetmen Yılmaz Erdoğan, filmin gösteriminden önce AA
muhabirine yaptığı açıklamada, Cem
Yılmaz ile gerekli yerlerde senaryoya
katkıda bulunduklarını söyledi. Erdoğan, filmin iki tarafın da bakış açısını
yansıtmasının önemine değinerek,
şunları söyledi:"Bunu başardığı için
bence önemli bir film. İki tarafın da
bakış açısını eşit bir biçimde ortaya
koyduğu için. İşte benim oynadığım
rol gibi, ben ile Cem’in oynadığımız
roller gibi güçlü karakterleri ilk kez
'yabancı' bir filmin içinde gördük.
Tam da Çanakkale hikayesine yakışır
bir şey oldu bence."
Çanakkale Savaşları sırasında Türkler
ve ANZAC’lar arasında ekmek ve
bisküvi değişimi yaşandığını belirten
Erdoğan, bugün Avustralya restoranlarında Türk ekmeği bulunmasının
bununla bağlantılı olduğunu dile getirdi.
- "Turkish bread her yerde" Çanakkale Savaşları ve Türkiye
ilgili konuları, Avustralya içindeki tartışmaları da yakından ilgiyle izlediğini ifade eden Erdoğan, şöyle devam
etti: "Bunu buradaki bütün röportajlarda da söyledim ama İngilizce söylediğim için çok daha havalıydı. Ben
buradaki restoranlarda çok ilginç bir
şey gördüm, benim için çok enteresandı. ‘Turkish bread’ var her yerde.
Menüde istersen Türk ekmeği alabiliyorsun. Bunu gerçekten tanrısal bir
mesaj gibi algılıyorum. Ekmeği kutsal sayan bizim gibi bir millet için
orada da biliyorsun ANZAC kuvvetleri giderken güzel abilerden bazıları
bıraktıkları konservelerin üstünde ‘yiyebilirsiniz, bu domuz eti değil’ diye
yazmışlar. Birbirleriyle ekmek, bisküvi alışverişi vardı. Sırf bu savaş, yalnız gıda maddeleri üzerinden anlatılsa
müthiş bir kardeşlik öyküsü çıkacaktır. Düşün ki 2014’te buraya ben 20
saat uçarak geliyorum ve burada bizim ekmeğimiz var. Hala ekmeği
paylaşıyoruz, dedelerimizin yaptığı
gibi. Bu nokta her şeyden önemli.
Her savaş kirlidir, her savaş çirkindir
ama bu savaşın sonuçları bu toplumları kardeş, akraba eyledi. Bu çok
önemli bir şey." Yılmaz Erdoğan, yönetmen Russell Crowe ve senaryo
ekibinin çok başarılı bir film ortaya
çıkardıklarını ve böyle bir projede yer
almaktan mutluluk duyduğunu aktardı. Erdoğan, "Bizim tarafın da duygularını dikkate almaları açısından hem
senaryo ekibi hem de Russell Crowe
başta olmak üzere gerçekten şükran
borçluyuz kendilerine ulusça" dedi.
(AA)
Medyada yenilikler İzmir’den çıkar
Özgürlük İçin Basın konulu toplantıda konuşan Yrd. Doç. Dr. Oğuzhan Kavaklı,
"Türkiye’de yerel eklerin ilk çıktığı yerde
İzmir’dir. Ayrıca ilk vilayet gazeteleri, en
eski ticaret gazetesi, en eski akşam gazetesi Ege Telgraf gazetesi de İzmir’de hala lider durumunda" dedi
Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu
tarafından yürütülen Sivil Düşün, Ağlar
ve Platformlar Hibe Programı kapsamında
finanse edilen Gazeteciler Cemiyeti (Ankara)’nın öncülük ettiği “Özgürlük İçin
Basın ” ( Press For Freedom) Projesi
toplantısı Ege Üniversitesi Konuk Evi’nde
gerçekleştirildi. Medyanın merkezinin İstanbul olmasına rağmen, bütün yeniliklerin İzmir’de çıktığı vurgulandı. Projenin
İzmir ve Ege Komitesi Başkanı Yrd.
Doç.Dr. Oğuzhan Kavaklı, Proje Koordinatörü Seva Ulman Erten ve Proje Asistanı Merve Kartal’ın ev sahipliği yaptığı
toplantıya gazete sahipleri; gazete televizyon ve ajans yöneticileriyle Basın İlan
Kurumu ve Basın Yayın Enformasyon İl
Müdürleri katıldı.
Proje asistanı Merve Kartal,"8 aylık
raporumuzu hazırladık. Yıl sonunda da
ulusal bir konferansla yaklaşık 100 kişilik
bir katılımla sivil toplum kuruluşlarından,
gazetelerden, akademisyenlerle birlikte
toplantı yapıp bir yıllık raporumuzu da
açıklayacağız. Projemiz 1 yıl daha bu şekilde devam edecek ve 2016 yılına kadar
faaliyetlerimize devam edeceğiz. Basın
mensuplarının yaşadığı sıkıntılarla ilgili
olarak 7 tane avukatımız çalışıyor. Yakın
çevrenizdeki kişiler bu bağlamda sıkıntılar
yaşadıklarında avukatlarımıza başvurabilirler. Bu toplantıların amacı da yerel basındaki sıkıntıları tartışarak bir öneri sunmak. Raporumuz sonucunda böyle bir çalışma hazırlanacak” diye konuştu.
Proje Koordinatörü Seva Ulman Erten,
“Amacımız demokrasinin işlemesi için
katkıda bulunmaktır. Halkın doğru, tarafsız, yansız haberlere ulaşması ancak demokrasi ile sağlanır. Sadece ulusal basının değil, yerel basının da bize yardımcı
olmasını istiyoruz” dedi.
“YEREL EKLERİN İLK
ÇIKTIĞI İL İZMİR”
Yrd. Doç. Dr. Oğuzhan Kavaklı; “Basın
özgürlüğü denilince aklımıza gelen en basit tanımlama haberin kaynağından okuyucuya, dinleyiciye, izleyiciye ulaşıncaya
kadar hiçbir sınırlamaya tabii olmamasıdır. Basın özgürlüğünün ve basınla ilgili
her türlü uygulamanın merkezinin İzmir
olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Çünkü; önemli olan yerel basının güçlü olmasıdır. Dünyada yerel basın bizde ise ulusal
basın öndedir. Ancak bu açığı ulusal basın, yerel ekler ile karşılamaktadır. Türkiye’de yerel eklerin ilk çıktığı yerde İzmir’dir. Ayrıca ilk vilayet gazeteleri, en
eski ticaret gazetesi, en eski akşam gazetesi Ege Telgraf gazetesi de İzmir’de hala liderliği elinde bulundurmaktadır” diye konuştu.
Medya 4. Güç olduğunu ifade eden Can
Süphandağlı ; “ Ne güç olursanız olun finans gücünüz yoksa var olamazsınız. Ulusal ve yerel gazeteler mal edilen fiyatının
altında satılırsa bu noktada basın özgürlüğünden söz edemeyiz. Aslına bakarsanız
gazeteci gücünü halktan alır ve halka inmesini bilmelidir. Gazeteci; siyasetçinin,
ticaret adamının yerine geçmemelidir. Bunun çözümü var; ancak biz medya olarak
bu çözüme razı mıyız öncelikle bu tartışılmalıdır. Doğru, tarafsız haber yazılmalıdır” dedi.
Prof. Dr. Gülgün Tosun; “Basın 4.kuvvettir diyoruz. Ancak siyaset bilim kökenli
biri olarak diyorum ki basına ya da medyaya dördüncü kuvvet demek onu doğrudan doğruya siyasal iktidarla ilişkilendirmek demektir. Çünkü; siyasal iktidar içinde kuvvetler ayrımı ilkesi tarihte iktidarın
tek elde toplanması yerine yasama yürütme ve yargı olarak ayrılması ilkesiyle hayatımıza girdi. Basında ya da medya da tarafsız habercilik diye bir şey olamaz. Çünkü; herkesin dünya görüşü farklıdır. Ancak burada bir taraf olmadan rehberimiz
vicdanımız olmalıdır. Daima kim olursa
olsun ezilen tarafın yanında olmalıdır. Biz
kendi özümüze ve kaynağımıza dönersek
kendi yerel gücümüzü belli ölçülerde hayata geçirmeye çalışırsak ve yerel medyada bir etik kurulu oluşturursak başkasından ziyade kendimiz sorunlarımızı çözeriz” diye konuştu. Komite üyelerinden Av.
Ufuk Karhan, toplantıda, “Okur temsilci-
si” olmadığını, kendisinin okuyucu olarak
kabul edilmesini isteyerek, basının sorunlarına çözümün okuyucuların istek ve
beklentilerde olduğunu belirtti. Karhan,
“Ben ilanlarımın yazılı basından çok, internette yayınlanmasını istiyorum” dedi.
İbrahim Irmak ise, yazılı basının tiraj kaybetmeye mahkum olduğunu, gazetelerin
açığının internet medyası ile kapatılacağını söyledi. Yener Özkesen, gazetelerin hiçbir zaman yok olmayacağını, tüm kitle iletişim araçları içinde gazetenin özel bir yerinin olduğunu ifade etti. Proje kapsamında yerel gazetecilerden, avukatlardan, sivil
toplum kuruluşu çalışanlarından, akademisyenlerden oluşan, medyanın bağımsızlığına, insan hakları, sosyal içerme, ifade
özgürlüğü, demokratikleşme konularına
öncelik veren, Avrupa Birliği’nin değerlere bağlı yeni bir “İfade Özgürlüğü” ve Basın Etiği Daimi Komitesi kurulması amaçlanıyor. (EGE AJANS)
Yıl: 4. Sayı: 1122. 6 Aralık 2014 Cumartesi
Sahibi
Saykar Basın Yayın Gaz. Mat. Kır. San. ve Tic. A.Ş. adına
Eflatun SAYGILI
Yazı İşleri MüdürüYayın Sahibi Temsilcisi
Azime MOLLA
Haber Müdürü
Gülseren KUMRU
Sayfa Editörü
Nur Gülmez BEL
Turgut KOÇ
Denizli Temsilciliği
05326601776
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Fikret DAĞTEKİN
İdari Merkez
Şehit Fethi Bey Cad. Kızılkanat
İş Merkezi 45/803
Gümrük - Konak / İZMİR
Tel: 0232 425 26 10 (Pbx)
0232 425 26 10
Mail:
[email protected]
Dağıtım: Hakkı SARIÖZ
Yayın türü:
Yerel
Basıldığı Yer
Star Medya Yayıncılık A.Ş Gaziemir Tren İstasyonu Karşısı
Eski Beton Taş Tesisleri İçi No: 29 Gaziemir / İZMİR
Tel: 0232 251 76 32
SON DAKİKA Basın Meslek İlkelerine Uymaya Söz Vermiştir
SAYFA 3
SONDAKiKA GAZETESİ >>
3 ASAYiŞ
SİYAH MAVİ KIRMIZI SARI
6 Aralık
17
Şubat2014
2013Cumartesi
Perşembe
AK Parti'li başkan açılışını
yaptığı ruhsatsız tekstil
atölyesini mühürledi
Çanakkale-Evreşe beldesinin AK Parti'li Belediye Başkanı Soyuak, ruhsat vermeden açılışını
yaptığı tekstil atölyesini kapattı. Atölye sahibi, Soyuak'ın rüşvet istediğini, vermeyince atölyeyi
kapattığını iddia etti. Başkan Soyuak ise 40 bin lira borç verdiğini, onu istediğini söyledi
Beldede eğitime kapatılan lisesi binasını
geçen ağustos ayında belediyeden eşi
Tülay Karakulak adına kiralayan Arda Tekstil'in sahibi Mehmet Karakulak, onarımdan geçirip tekstil atölyesi haline getirdi.
Dikiş makinelerinin de gelmesinden sonra
işçi alınan atölye, çalışma ruhsatı verilmeden açıldı. Karakulak, 172 sigortalı işçiyle
üretime başladı ancak bir süre sonra gittiği
belediyeden ruhsat alamadı. Ruhsat için
Başkan Soyuak'ın kendisinden 50 bin TL
rüşvet istediğini iddia eden Mehmet
Karakulak, vermeyince belediye yetkililerinin bir süre sonra atölyeyi
mühürleyerek kapattığını söyledi. Mühürlenme sebebini öğrenmek için
Soyuak ile konuşmaya gittiğini belirterek,
"Başkan bana, atölyenin ruhsatı olmadığı için
mühürlendiğini
söyledi. Ben de
kendisine, ‘Siz
çalışmaya
başlayın,
ruhsat kolay.
Nasılsa bunu ben vereceğim.’ sözlerini
hatırlattım. Bana, '50 bin TL yatıracaksın, yoksa seni burada çalıştırmayız.' dedi.
Ben kendisinin
sözüne güvenerek
bu yatırımı yaptım. Şu anda
mağdurum. 200
kişinin
çalıştığı bir
işyeri kapanır mı? Üç
TIR kumaşım gitti.
Yaklaşık 1
milyon lira
zararım var.
Başkan,
Sekreteri Handan Erkenoğlu
ve Belediye
Meclis Üyesi
Yıldıray Sayın
hakkında Gelibolu
Cumhuriyet Savcılığı’na rüşvet, tehdit ve görevi
kötüye kullandıkları gerekçesiyle suç duyurusunda bulundum." şeklinde konuştu.
'40 BİN TL ALACAĞIMI İSTEDİM'
Rüşvet iddiasını yalanlayan Başkan Ali
Kamil Soyuak ise şunları kaydetti: “Adam
buraya, elinde bir sürü çekle geldi. Açacağı
tekstil atölyesinin işlerini yaptırdığı yere
çekleri vererek iş yapmaya başladı. Elindeki çekler müşteri çeki olduğu için güven
duyduk. Mehmet Karakulak, 98 bin liralık
çek vererek, açacağı fabrikanın işlerini yaptırdığı gibi bir de makineler için 100 bin
TL’ye kefil yapmış, marangoz olan meclis
üyem Yıldıray Sayın’ı. Diğer bir meclis
üyem de 65 bin TL vermiş bu adama,
yardımcı olmak için ama bunlardan benim
haberim yok. Olsaydı buraya kadar getirmezdim. Bir gün birlikte bana geldiler,
'Biz her şeyi bitirdik ama makineci benim
KiRALADIKLARI
kamyonun plakasını
değiştirerek 1 milyon
liralık vurgun yapmışlar
Kiraladıkları kamyonlarla İstanbul, Ankara, Eskişehir,
Sakarya ve Bursa'da 14 ayrı iş yerinden 1 milyon lira değerinde
dolandırıcılık olayına karıştıkları
iddia edilen 4 kişi Bursa polisi
tarafından yakalandı. Adliyeye
sevk edilen zanlılar tutuklanarak
cezaevine konuldu. İddiaya göre,
Yusuf B.(33), Habit Ş.(29), İsmail
Ö. (33) ve Ayvaz T.(44) isimli 4
kişi Ankara'dan 1 yıllığına kiraladıkları kamyonla nakliye işleri
yapmaya başladı. Bursa'daki bir
fabrikadan kamyona 65 bin liralık
salça yükleyen şüpheliler, yükledikleri malzemelerle İzmir'e
doğru yola çıktı. Ancak kamyona
yüklenilen malzemelerin İzmir'de
verilen adrese ulaşmadığını öğrenen işyeri sahibi, dolandırıldığını
anlayarak polise müracaat etti.
Bursa Emniyet Müdürlüğü
Asayiş Şube Müdürlüğü Yan
Kesicilik ve Dolandırıcılık Büro
Amirliği ekipleri, son olarak işyerinin güvenlik kamerası tarafından mallar yüklenirken görüntülenen 06 plakalı kamyonun
Bursa girişinde plakasının 38 olarak değiştirildiğini mobese
kameralarından tespit etti.
Salçaları çalan şüphelilerin kullandığı kamyonun İstanbul'a gittiğini belirleyen ekipler, 4 kişiyi
İstanbul Toptancılar Çarşısı'nda
(İSTOÇ)
çalıntı
salçaları satmaya
çalışırken
yakaladı.
Gözaltına alınan 4 kişi Bursa Emniyet
Müdürlüğü'ne
getirildi. Emniyetteki ifadelerinin
ardından
adliyeye sevk edilen 4 şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Şüphelilerin İstanbul, Ankara, Eskişehir, Sakarya ve Bursa'da 14
ayrı iş yerinden 1 milyon
değerinde dolandırıcılık olayına
karıştıkları; Bursa'daki salça fabrikasından önce Eskişehir'deki bir
deri firmasından 63 bin lira
değerinde deriyi de bu yolla alıp
sattıkları ortaya çıktı. (CİHAN)
Başkent’te
direksiyon
başında silahla
şüpheli ölüm
Ankara’da bir vatandaş, direksiyon başında göğsünden iki
kurşun yarası almış halde ölü
olarak bulundu. Şahsın ağzındaki sigara izmariti ve araçtan
iner halde hayatını kaybetmesi
ise dikkat çekti. Dikmen Caddesi numara 177 önünde bu sabah, park halinde ve kapısı
açık aracın direksiyonunda
hareketsiz biri olduğunu gören
çevredekiler durumu polise
bildirdi. Olay yerine polislerle
birlikte sağlık ekipleri de geldi.
Sağlık görevlileri incelemesinde, üzerinden herhangi bir kimlik belgesi çıkmayan şansın şahsın öldüğü
anlaşıldı. Şüpheli ölümün
gerçekleştiği mahal güvenlik
şeridi ile çevrildi, 06 FC 7974
plakalı aracın etrafına da olay
yeri incelemesi için çadır çekildi. Olayın nasıl gerçekleştiğine
ilişkin çalışmalar sürüyor.
(CİHAN)
senedimi kabul etmiyor. Eğer siz senede
imza atarsanız işe başlayacağız ve sizin kefaletinizi istiyor. Zaten biz cuma günü
parayı yatıracağız.' dedi. Ben de, 'Yani her
şey bitti, bana mı kaldı bu iş? Bu olursa
her şey tamam mı, çalışma başlayacak
mı?' diye sordum. 'Evet.' dediler, ben de
imzayı attım. Cuma geldi, zaten para ödenmedi. Ondan sonraki cuma ödenmedi, daha sonra ödenmedi ve senedin sahibi bana
geldi. Bunun üzerine 7 bin 500 lirasını kendim verdim, geri kalan 32 bin 500 lirasını
da arkadaşımdan alarak borcu verdim ve senedi aldım.
Kendisini çağırıp görüştüm, bu durumun
neden bu noktaya geldiğini sordum. Eylül
15’te hepsini ödeyeceğini söyledi. Eylül'ün
15'i olduğunda ne bana olan borcunu ne
çalıştırdığı işçilerinin parasını ne de diğer
borçlarının hiçbirini ödemedi. Tekstil firmasının sahibi Mehmet Bey'in şu anda bu
bölgeye verdiği zarar 500 bin lira. Buraya
kadar gelmesinin nedeni de meclis üyelerimdir. Eğer daha başında bu adama onlar
destek vermeseydi, o zaten açamayacaktı
ve bu kadar zarar görmeyecektik. İşin trajikomik kısmı, buranın açılışını ruhsatı olmadan ben yaptım. Neden? Çünkü bir an
önce açılsın, insanlar çalışsın, ekmek
parası kazansın. Nasılsa ruhsatı biz vereceğiz ancak borçlar ödenmeyince, bir
düğmeye basarak bunun işlerini durdurduk. Benim para işlerimin hepsini,
sekreterim Handan Hanım halleder. Bir gün
Handan Hanım'ı arıyor, 'Ben size başkanın
ve elemanların parasını yatıracağım. Yoldayım, yazamıyorum. Bana bir hesap numarasını gönderir misiniz?' diyor. 40 bin
TL’lik borcu ödemesi için Handan Hanım da
kendi hesap numarasını yazarak maili gönderiyor. Mehmet Karakulak da bu maili kullanarak, ‘Benden rüşvet istediler.’ diye yaygaraya başladı. Bana bu çirkinliği yapacağını söyledi ve vazgeçmem konusunda tehdit etti. Ben de diyorum ki bunun bedeli ne olursa olsun, sonu nereye varırsa
varsın geri adım atmayacağım."
(CİHAN)
Hastanelerdeki
“RADYASYON
görevlileri”nin şua izni
Radyasyon kaynaklı teşhis
ve tedavi faaliyetinde bulunan
özel bir sağlık kuruluşu,
“Sağlık Hizmetlerinde İyonlaştırıcı Radyasyon Kaynakları
ile Çalışan Personelin
Radyasyon Doz Limitleri ve
Çalışma Esasları Hakkında
Yönetmeliği”ndeki, radyasyon
görevlilerinin şua izni maddesinin iptali ve yürütmenin
durdurulması istemiyle Danıştay Başkanlığı'na başvuruda
bulundu.
Davacı hastanenin
avukatlığını üstlenen Orhan Altın, başvuru dilekçesinde, daha
önce “Radyasyon Güvenliği
Komitesi”ne başvurarak,
radyasyon görevlisine kullandırılacak şua izninin yalnızca 657 sayılı yasada öngörülen
personele kullandırılabileceğini, özel sağlık kuruluşu
bakımından şua izninin
mecburiyeti olmadığını belirterek, özel hastane personeline şua izni kullandırmayacaklarını bildirdiklerini, komitenin
kamu ya da özel kuruluş ayrımı
olmadan tüm radyasyon işi yapanların bu hakka sahip olduğu
yanıtını verdiğini belirtti.
Bu işlemin ve işlemin
dayanak noktası olan yönetmelik hükümlerinin yasaya
aykırı olduğunu savunan Altın,
özel sağlık kuruluşlarının
radyasyon alanında ancak tek
bir uzman doktor çalıştırabildiğini, kamu hastanelerinin
aksine başka bir doktorun geçici görevlendirmeyle bu kuruluşta çalışabilmesinin mümkün
olmadığını, şua izni kullanılmasının, bu kuruluşların mali
kayba uğraması ve aynı zamanda sağlık hizmetinin de aksaması anlamına geldiğini ifade etti.
Altın, yönetmeliğin yasanın
düzenlemediği konularda
düzenleme getirdiğini, şua
izninin özel sağlık kuruluşlarında çalışan radyasyon
personelini kapsayıp kapsamadığının yasayla düzenlenmesi gereken bir husus
olduğunu belirterek, yönetmeliğin ilgili maddesinin
yürütmesinin durdurulmasını
ve incelemenin duruşmalı
yapılmasını talep etti.
(AA)
""
!! " Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Yunus Emre
Karaosmanoğlu, Türkiye'de sanayide kullanılan elektriğin yüzde 70'inin
elektrik motorlarda kullanıldığına dikkat çekerek, “Ülkemizin toplam net
elektrik tüketiminin yüzde 50'sini sanayiciler kullanmaktadır.” dedi
!F;8DAEGA%FCE(DGFCF;EG5@%DG<*<A@<< TRU
9TRTK?W,[email protected]
NGDUSRUNTFTW7,VSVLTNUW.RUOMQTOW$HMHQRVQPW%UFUQRUSNTQKU
3HBRVSMPJP7W QAVSTDUW,VSVLTW9=RAUW$GNGQRGFGWOHS5UQ4
VSJWJVRHSISNVWLVBPRNP>W3HBRVSMPLVW9TRTK?W,[email protected]
3UOSHRH0TW9VOVSRPFPW$GJMUCVQW1VQNPK;PJPW1ISIJW.KQU
-VQVHJKVSHFRI?W-VLJUQTW QAVSTDUW,VSVLTW9=RAUJT
1=SUMTKW-IQIRIW9VCOVSPW8:KUMW#VJLGS;[email protected]
LUMOTRTRUQTWOVMPRNP>W$GJMUCVQW1VQNPK;PJPW1ISIJW.KQU
-VQVHJKVSHFRI?WMHBRVSMPNVWLVBMPFPWOHSICKVNV?
3GQOTLU6NUWOIRRVSPRVSWURUOMQTFTSWLGDNUW&26JTSTWJVSVLT;T4
RUQTSWMGOUMMTFTSTWEURTQMUQUO?WEIWVSRVKNVWUSUQ0T
@UQTKRTRTFTSTSWVQMPQPRKVJPSPSWEGLGOW=SUKWMVCPNPFPSP
@IQAIRVNP>WQHAQVKPSWVQNPSNVS?W$GJMUCVQW1VQNPK;PJP
1ISIJW.KQUW-VQVHJKVSHFRIWTRUWEUQVEUQTSNUOTW:ULUMW Q4
AVSTDUW,[email protected]@UQTKRTRTFT
OHSIJISNVW<VRPCKVRVQVWEVCRVLVSWEVDPW5VEQTOVRVQPWAUDUQUO
USUQ0TWMGOUMTKTWOHSIJISNVWETRATWVRNP>W-VQVHJKVSHFRI?
[email protected]
RUQTSWETQWVSW=S;UW:VLVMVWAU<TQTRKUJTWAUQUOMTFTSTWJ=LRUNT>
3GQOTLU7NUWJVSVLTNUWOIRRVSPRVSWURUOMQTFTSWLGDNUW27TSTS
URUOMQTOWKHMHQRVQNVWOIRRVSPRNPFPSVWNTOOVMW<UOUS
-VQVHJKVSHFRI?W/ROUKTDTSWMHBRVKWSUMWURUOMQTOWMGOUMT4
KTSTSWLGDNUW&27JTSTWJVSVLT;TRUQWOIRRVSKVOMVNPQ>
%HRVLPJPLRVWJVSVLTKTDNUW:VRT:VDPQNVWOIRRVSPRKVOMVWHRVS
[email protected]:[email protected]
[email protected]
[email protected]
OIRRVSPRKVJPSNVW=SUKRTWETQWQHRWHLSVKVOMVNPQ>
#UJVBRVKVRVQPKPDVWA=QU?WJVSVLTRUQTKTDNUWOIRRVSPRVSW*&
[email protected]@UQTKRT
[email protected]:VETRTMU
UNTRKUJTLRUWLPRNVWWKTRLVQWRTQVWURUOMQTOWMVJVQQI5I
JVFRVLVETRU;UFTKTDWMUJBTMWUNTRKTCMTQ>WCUORTSNUWOHSICMI>
QVOVK>[email protected]*4*?&>WGSOGW,VSVLT
[email protected]?WWAU<WOVRKPCWETQWCU:TQRUCKU?WH4
SISWT<TSWETQVDWBVMHRH0TO?WETQVDW:VJMVRPORP?WOVQCPKPDVWETQ
JGQGWJHQISRVW<POPLHQ/WNTLUWOHSICMI>W#VDPQRVNPORVQPWJ4
MQVMU0TWEURAUJTSTSWMVQPKPWLUSTNUSWLVBPRVSNPQPRNPFPSP
ETRNTQUSW.OUQ?W3GQOTLU7NUW)22'7NVWTROWOUDW3VQPKW-V4
SISI7SISW<POVQPRNPFPSPWOVLNUMMT>[email protected]
[email protected]
:[email protected]
AUQUOMTFTSTWOVLNUNUSW.OUQ?WMVQPKWJUOM=QGSNUWLVBMPORVQP
<VRPCKVRVQW:[email protected]>W)22)W=S;[email protected]
JHSQVJPSNVOTWMVQPKJVRWNUJMUORUQTWVSRVMVSW.OUQ?W)22)7NU
E7G-<CD;G>=B9
<A=E;DGE)ECG& (E7E
@[email protected];URUSNTQKUWOIQIRICIWWTM;:W(VMTSAJ?W+GSUL
8OPKWBQH0UJTSTSWLUSTWQHMVJPWTRUWLPRNVWLVORVCPOW'"WKTRLVQWKUMQUOGB
NHFVRAVDPSW3GQOTLU7LUWL=SRUSNTQTRU;UFTST?WEIWNIQIKIS?WMQVSJTMWGROU
HRKVJPWV<PJPSNVSW3GQOTLUWT<TSWBHDTMT5WETQWAURTCKUWHRNIFISIWEURTQMMT>
TM;:W(VMTSAJ6MUSWLVBPRVSWV<PORVKVNV?W/(IJLV6SPSW+GSULW8OPK
NHFVRAVDWEHQIW:[email protected]?
[email protected]@QIBV6SPSW(IJLV6LVWNHFVRAVDWEVFPKRPRPFPSP
VDVRMKVOWTJMUKUJTSTSWETQWLVSJPKVJP>W9HQIW:VMMPSPSW(IJLVWLVWNVW9IRAVQ4
[email protected]@IJMIQLV6LVWA=MGQGRKUJTSNUSJUWVQMPOW(IJLVWTRU
3GQOTLU6LTWEVFRVKVJPWVKV<[email protected]>[email protected]
[email protected]QUOMTQU4
;UOWBQH0URUQUWOVQCPWTRATSTSWVDVRNPFPSVWTCVQUMWUNTRUSWV<PORVKVNV?W/GSOG
[email protected]>WTLVJVRVQWURUOMQTOWGQUMTKT
T<TSWEVCOVWGROURUQNUOTWOVLSVORVQPWMUQ;T:WUNTLHQ>W,HSWVLRVQNVWOQVLSV
GDUQTSNUSW [email protected]?
8RKVSLVWGDUQTSNUSWATNUSW-IDULW8OPKWEHQIW:VMMPSNVWVQMMP/WETRATRUQT
BVLRVCPRNP>W8<[email protected];UOWHSWLPRRPOWJGQU<WT<UQTJTSNU
URUOMQTOWGQUMTKTWT<TSWNHFVRAVDWOIRRVSPKPSPSWOVNUKURTWHRVQVO
VDVRV;VFPSPSW=SA=QGRNGFGW:VMPQRVMPRVQVO?W/1USTW+GSULW8OPKWLPRNV
LVORVCPOW'"WKTRLVQWKUMQUOGBWOVBVJTMUWTRUW3GQOTLU7LUWL=SRUSNTQTRU;UO>
[email protected]>W9IWNIQIK
NTOOVMUWNUFUQWETQWMQVSJ5UQWGROUJTWHRKVJPWSUNUSTLRUW3GQOTLUWT<TSWBHDTMT5
HRVETRTQ/WNUFUQRUSNTQKUJTWLVBPRNP>W8<PORVKVNV?W([email protected]
VQVJPSNVOTW+GSULW8OPKWBQH0UJTSUWTRTCOTSWVSRVCKVNVW'"WKTRLVQWKU4
MQUOGBRGOWNHFVRAVDPSWLVORVCPOW*!WKTRLVQWKUMQUOGBRGOWOPJKPSPS
3GQOTLU6STSWT<WMGOUMTKTWT<TSWVLQPRV;VFPWEURTQMTRNT>WW3GQOTLU6STSW+VDBQHK
TRUWLVBPRVSWA=QGCKURUQWJHSQVJPSNVWNHFVRAVDW5TLVMRVQPSNVWLGDNUW'W5TLVM
TSNTQTKTWVRNPFPWVSPKJVMPRVSWV<PORVKVNV?W/9I?W)2*"WLPRPSNVW3GQOTLU6STS
NHFVRAVDWT:MTLV;PSPSWLPRRPOWLGDNUW&6RIOWOPJKPSPWOVQCPRVLVSW+VDBQHK6V
EVFPKRPRPFPSPWVQMPQV;VOMPQ/WMV:KTSTSNUWEIRISIRNI>W3>>4
6 Aralık 2014 Cumartesi
/>1A'&F#CBCG
AD=F+D7GD79D8EGE)EC
[email protected]@F(B9/
5D@)E=F#CBCG+F$=DC7EG9QGOJUR7NUWNGDUSRUSUS
ETQWBVSURNUW3,8%WVNPSVWOHSICVSW9HFVDT<T
[email protected][email protected]#VOVSW1PRKVD?
[email protected]<RUQTLRUWQUO4
VEUMWUNUETRKUJTWT<TSWAUSTCRUKUJTWAUQUOMTFTST
@IQAIRVNP>W.?W.;HSHKTUW,[email protected]
3,[email protected]
AQVJLHSISW+URU;UFT7WTJTKRTWBVSURUW1PRKVD7PSWLVSP
[email protected];PJP
+GSM:UQWUQ:UIAUSWNVWOVMPRNP>WW1PRKVDWLVBMPFP
OHSICKVNVWARHEVRRUCUSWNGSLVNVWQUOVEUM<TWETQ
[email protected]@QIBV7SPSWEISISRVWQUOV4
EUMWUNUETRKUJTWT<TSWAUSTCRUKUJTWAUQUOMTFTSTWEU4
RTQMMT>[email protected]
OGRMGQUWJV:TBWHRNIFISI?WVS;VOWEIWOGRMGQGSWNU
AUSTCRUKUJTWAUQUOMTFTSTWVOMVQNP>W1PRKVD?
[email protected],IQTLURTWKGRMU;TRUQWOHSIJISNVWILVQNP>
3GQOTLU7NUOTW,IQTLURTWKGRMU;TRUQTWOVJMUNUQUO
/9IAGSW3GQOTLU7NURUQW&WLPRWJHSQVWMVRLV7NVWHRV4
;VORVQW/WNTLUSW1PRKVD?WJHQISISW<HOWNV:V
EGLGOKUNUSW<=DGRKUJTWAUQUOMTFTSTWVOMVQNP>
+GSM:UQWUQ:[email protected]
AURTCKUOMUSWDTLVNUWSVJPRWEGLGKUJTWAUQUOMTFTSTS
MVQMPCKVJPSVWTCVQUMWUMMT>WUQ:UIAUS?/W.OHSHKTO
[email protected];UFTSNUWNUWUMOTRTWHRV4
;VO>/WT5VNUJTSTWOIRRVSNP>W3,?2>:4
5<;<[email protected]=E*E7D
&A [email protected]
/6:60?G60?.?.??:6G
"0:6!G5".-6?/
-VLJUQTW ,9W1=SUMTKW-IQIRIW9VCOVSPW8:KUM
#VJLGS;GWTJUWLVBMPFPWOHSICKVNV?W-VLJUQTW QAVSTDU
,[email protected]=QSUO
E=RAUWHRNIFISIWNTRUWAUMTQNT>[email protected]
NVWLVBPRVSW<VRPCKVRVQWSUMT;UJTSNUW=DURRTORUWOVLPBWOV<VO
HQVSPSPWEGLGOW=R<[email protected]:KUM
#VJLGS;G?W1VBMPFPKPDW<VRPCKVRVQWSUMT;UJTSNUWOVLPB
OV<VOWHQVSPKPDPWLGDNUW!7MUSW2?!7UWNGCGQNGO>/WNUNT>
[email protected]
<VRPCKVRVQWLVBPRNPFPSPWEURTQMUSW#VJLGS;G?W/1VORVCPOWTOT
[email protected]
IRVCPRVETRU;UFTSTWMUJBTMWUMMTO>WNTLUQUOWJ=DRUQTST
MVKVKRVNP>W3,?2>:4
"!!"" !"!!"" "!
!"!
-B*FFAB9G1DG2F;[email protected]=G5F=FCBG$U:NTW.OUQ?
3GQOTLU7NUW<VRPCVSWTSJVSRVQPSWLVORVCPOWN=QMMUWETQTSTS
MVQPKWJUOM=QGSNUW<VRPCMPFPSPWJ=LRUNT>W<TCRUQTW9VOVSRPFP
.FTMTKW%VTQUJTW9VCOVSRPFPSNVWNGDUSRUSUSW*22>
-VLKVOVKRPOW-IQJIWBQHAQVKPSVWOVMPRVSW9VOVSW.OUQ?
MT;[email protected]?W:VLVMPSWMGK
VRVSPSPWEURTQRULUSWEGLGOWETQWJUOM=QUWN=SGCMGFGSG
J=LRUNT>W3GQOTLU7NUW"WKTRLHSWMVQPKWTCRUMKUJTWHRNIFISI
VSRVMVSW.OUQ?W/3GQOTLU7NUW<VRPCVSW*22WTSJVSPSWLVORVCPO
N=QMMUWETQTWMVQPKNVW<VRPCPLHQ>WHOWLGOJUOWETQWQVOVK>
,TDTSWATNU;UFTSTDWTR<URUQNUWTSJVSRVQPSWLGDNUW)!7G
MVQPKNVW<VRPCPLHQ>WG5IJVWEVOVQJVSPDWEIWLGOJUOWETQ
*WKTRLVQW'WKTRLHSWRTQVWHRVSWMVQPKJVRWNUJMUFTS?WEIWLPR
-VJPKWVLPWJHSIWTMTEVQTLRUWWKTRLVQW*'WKTRLHSWRTQVLV
IRVCMPFPSPWT5VNUWUMMT>WW3VQPKWVQVDTRUQTSTS
MHBRIRVCMPQPRKVJPLRVWTRATRTWLVBPRVSW<VRPCKVRVQW:VOOPSNV
[email protected]?W*'*4)22)WN=SUKTSNUW!&2WETSW:UOMVQ
VQVDTSTSWMHBRIRVCMPQKVJPWLVBPRPQOUS?W)22"4)2*!WN=SU4
KTSNUW!?&WKTRLHSW:UOMVQWVQVDTSTSWMHBRIRVCMPQPRNPFPSP
OVLNUMMT>W+URU;UOWLPRW'?&WKTRLHSW:UOMVQWVRVSNVWVQVDT
MHBRIRVCMPQPRKVJPSPSWLVBPRV;VFPSPWT5VNUWUNUSW.OUQ?W)2)"
:UNU5TSTSWTJUW*!WKTRLHSW:UOMVQWVRVSNVWVQVDT
MHBRIRVCMPQPRKVJPWHRNIFISIWEURTQMMT>W
3>>4
0'8;FCBCGDC [email protected],EUQEVSO
9VCOVSPW+UQKVSW+QU5?WEVSOV;PRPOWJUOM=QGSGS
;TNNTWRTOTNTMUWJHQISIWHRNIFISI?W(IJWEVSOVRVQPSPS
8JLV6NVWLUMUQRTWBVQVWEIRKVRVQPSPSW:T<WNUWOHRVL
HRKVLV;VFPSPWJ=LRUNT>W(IJLVW$UQOUD
[email protected]
VQDPWLVBMPFPSP?WEVSOV;PRPOWJUOM=QGSGSWLGDNU
*"[email protected]
RTOTNTMUNUSWHRICMIFISIWT5VNUWUNUSW+QU5?WTOTNTMU
BQHERUKTW<=DGRKUDJUWNIQIKWNV:VWNVWVFPQRVCPQ>
[email protected]@VNURTWBQH0URUQTSW5T4
SVSJUWUNTRKUJTWKGKOGSWNUFTRWURUCMTQTJTWAUMTQ4
NT>9VMPRPWLVBMPQPKRVQWSUNUSTWTRUW(IJLVWKVRT
LVBPJPSPSWLHFISWEVJOPWVRMPSNVWHRNIFISI?
[email protected][email protected]@QIBVW9TQRTFTWOVBTMVR
EVCOUSMRUQTSUWIRVCPKPSPSWUSAURRUSNTFTSTWT5VNUWU4
NUSW+QU5?W9VMPWTRUWTRTCOTRUQTSWO=MGRUCKUJTSTS
VQNPSNVSW(IJWCTQOUMRUQTSWBVQVLPW8JLV6NVS
EIRV;VFPWL=SGSNUOTWJBUOGRVJLHSRVQWNHFQIWNUFTR>
9=LRUWETQWNUFTCTKW:PDRPWETQWCUOTRNU
LVBPRVKPLHQWILVQPJPWLVBMP>(IJLVW%HFQINVS
[email protected]
EVCOUSMRUQTSTWAUDNTORUQTSTWT5VNUWUNUSW+QU5?
ROUKTDNUWNHFQINVSWLVMPQPKWLVBKVOWTJMULUS4
RUQTSWRTJMUJTWHRNIFISIWJ=LRULUKUK>WNUNT>W
3,?2>:4
"!!"!" !!
!
" "! "
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM)
Başkanı Büyükekşi, "Son 2 yılda
Küresel İnovasyon Endeksi’nde 143
ülke arasında 20 basamak birden
sıçrayarak 54. sıraya yükseldik.
Çabalarımız sonuç veriyor. 60 bin
ihracatçılar olarak bambu ağaçları gibi
yıllar sonra ama birdenbire açacağız."
dedi. TİM tarafından Ekonomi
Bakanlığı desteğinde Arçelik, Sabancı
Holding, Türk Ekonomi Bankası (TEB)
ve Türk Hava Yolları (THY) stratejik
ortaklığında düzenlenen 3. Türkiye İnovasyon Haftası bugün başladı.
Hollanda’nın partner ülke olduğu İnovasyon Haftası’nın açılış konuşmasını
yapan TİM Başkanı Büyükekşi,
Türkiye’nin rekabetçi kalarak büyümesi ve toplumsal refahı artırması için inovasyonun ana unsur olduğuna
dikkat çekti. 3 yıldan bu yana düzenledikleri Türkiye İnovasyon
Haftası’nda sanayi ile akademiyi,
yaratıcılıkla tutkuyu, tecrübeyle vizyonu bir araya getirdiklerini, ilk yıl 15
bin, ikinci yıl 27 bin kişinin katılımcı
olduğunu söyleyen Büyükekşi, bu yıl
hedeflerinin 30 bini kişiye ulaşmak
olduğunu belirtti. Türkiye’nin 2023
hedeflerine ulaşması için her yıl ortalama yüzde 10’un üzerinde ihracat
artışı sağlaması gerektiğini vurgulayan Büyükekşi, inovasyonun bu
noktada ülke stratejisi boyutunda da
büyük önem kazandığını dile getirdi.
Türkiye ihracatçılarının hayal ettiği
inovasyon ve rekabet serüvenini bambu ağacının büyümesine benzeten
Büyükekşi, bambu ağaçlarının 5 yıl
boyunca en ideal şartlarda dahi hiçbir
gelişme göstermediğini, ardından sihirli bir el dokunmuş gibi birdenbire
günde 40-45 cm kadar büyümeye
başladığını ve altı haftada yaklaşık 27
metrelik esas boyuna ulaştığını
hatırlattı. Yaşananların sihir
olmadığını, bambu ağacının
duruyormuş gibi yapıp birdenbire hızlı
büyümesinin sebebinin 5 yıl boyunca
toprağa sabırla saldığı kökleri
olduğunu dile getiren Büyükekşi,
şunları söyledi:
"60 bini aşkın ihracatçının temsilcisi
TİM olarak biz de sabırla ve istikrarla
inovasyona yatırım yapıyoruz. Bunun
sonuçlarını da yavaş yavaş almaya
başladık. 2012 yılında Küresel İnovasyon Endeksi’nde 143 ülke arasında
Türkiye 74. sıradaydı. 2014 yılında 54.
sıraya yükseldi. Dolayısıyla
çabalarımız sonuç veriyor. Biz
inanıyoruz ki, tüm Türkiye’ye ektiğimiz
inovasyon tohumları daha da
yeşerecek, tomurcuklanacak, çiçek
açacak. Bu sayede ülkemizi çok daha
yukarılara taşıyacağız.eğitimde, nitelikli istihdamda, sanayide ve ihracatta
Türkiye’yi en üst seviyelere
çıkaracağız. İnovasyon sayesinde
ülkemizin refah seviyesini, yaşam
kalitesini yükselteceğiz. Aynı zamanda dünya barışına, esenliğine,
mutluluğuna katkı sağlayacağız."
Türkiye’nin bu yılki ihracatı
hakkında da bilgi veren Büyükekşi,
son 3 yılda jeopolitik avantajın komşu
ülkelerdeki siyasi istikrarsızlığın gölgesinde kaldığını belirterek,
"Ortadoğu’daki çatışmalara ve RusyaUkrayna gerginliğine
rağmen ihracatı
artırmayı başardık. Bu
yıl Ocak-Kasım döneminde ihracat yüzde
4,4 artış gösterdi." dedi. Büyükekşi,
konuşmasının sonunda salonda bulunan
öğrencilere Türk şair
Behçet Necatigil’in sözleri ile seslendi:
"Ya ümitsizsiniz. Ya
da ümit sizsiniz. Ya
çaresizsiniz. Ya da
çare sizsiniz’.
Ümidimiz sizsiniz, siz
gençlersiniz. Bugün
herkesi yeniden
öğrenmeye, yenilikleri
tecrübe etmeye davet
ediyor, etkinliklerin
herkes için dolu dolu
geçmesini, esin
kaynağı olacak bir
tecrübe olmasını diliyorum."
Programa ayrıca Hollanda Kraliyet
Büyükelçisi Ron Keller, Koç Holding
AŞ Dayanıklı Tüketim Grubu Başkanı
ve Arçelik Genel Müdürü Levent
Çakıroğlu, TEB Genel Müdürü Ümit
Leblebici, MIT Media Laboratuvarı Kurucusu Nicholas Negroponte de
katıldı. (CİHAN)
SAYFA 5
SONDAKiKA GAZETESİ >>
5 EKONOMİ
SİYAH MAVİ KIRMIZI SARI
617Aralık
2014
Cumartesi
Şubat
2013
Perşembe
Doğalgaz santralleri
ekonomik darboğaza girdi
Doğalgazdan
elektrik üreten
santrallerinin,
girdi maliyetlerindeki artışa
karşın, karlarının
artmaması nedeniye ekonomik
"darboğaza"
girdiği
belirtildi
Rusya Devlet Başkanı Vladimir
Putin'in Türkiye ziyaretinde indirim
müjdesi verdiği doğalgaz'da elektrik
üreten santrallerinin yetkilileri, maliyetler
nedeniyle zarar ettikleri gerekçesi ve karlı hale gelmenin formülü için Enerji ve
Tabii Kaynaklar Bakanlığı'ndan yeni bir
yol haritasının belirlenmesini istiyor. AA
muhabirinin derlediği bilgilere göre,
Türkiye'de kurulu 188 doğalgaz santralı
bulunuyor. 1990'lı yılların başında elektrik ihtiyacı sebebiyle teşviklerle kurulan
bu santraller, 2012 yılından sonra üretim
maliyetlerinin artmasıyla zor günler
yaşıyor. Son iki yılda zarar etmeye
başlayan bu santrallerden bazıları
üretimini durdurup, kapanma
noktasına geldi.
İzmir Atatürk Organize Sanayi
Bölgesi'nin elektrik ihtiyacını karşılamak
üzere kurulan ve 2011 yılından bu yana
TEİAŞ'a da elektrik veren ATAER
Doğalgaz Çevrim Santralı
Yönetim Kurulu Başkanı
Haydar Atılgan, konuyla
ilgili yaptığı açıklamada,
2012 yılına kadar karlı
birer işletme olan
doğalgaz santrallerinin, bu tarihte
doğalgaza yapılan yüzde
35'lik zamma karşın elektrik fiyatlarının aynı oradan
artmaması nedeniyle karlılıklarını yitirdiğini belirtti.
Gaz türbinleri ve gaz
motorları santrallerin
"alım garantisi
dışında tutulduklarını"
ve
"talep halinde enerji ürettiklerini" belirten Atılgan, "Bizim gibi santraller fabrikanın bir köşesinde duran jeneratör gibi
düşünülebilir. İhtiyaç duyulduğunda devreye girecek santralleriz. Biz üretimi
durdursak bile 10 dakikada tekrar üretime geçip sisteme enerji verebiliyoruz.
Sistemin bizim gibi santrallere ihtiyacı
var. Biz sistemin jeneratörleri gibiyiz.
Kısa sürede devreye gidip çıkabiliyoruz"
dedi.
"Enerji Bakanlığı'ndan
talepte bulunduk"
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın küçük santrallerle büyük ölçekli
baz yük santrallerini aynı kategoride
değerlendirmemesi gerektiğini ifade eden
çeken Atılgan, "Bakanlık, büyük
santrallerle bizim gibi küçük olanların
durumunu karıştırıyor. 'İkisi de doğalgaz
santrali' diyor. Bizim zarar etmemizin tek
sebebi doğalgaz fiyatları değildir. Büyük
santrallerin teknolojileri farklı olduğu
için verimlilikleri yüksek. Onlar ara
vermeden sürekli üretim yapıyor"
diye konuştu.
Atılgan, doğalgaz
santrallerinin düştüğü durumu bakanlık
yetkilileri ile görüştüklerini ve "acil"
çözüm beklediklerini dile getirerek, şunları kaydetti:
"Enerji Bakanlığı bu konuda bir
düzenleme yapmazsa, sektörde bizim
büyüklüğümüzde olan 40-50 firma ile daha küçük kapasitede olan 100 kadar firma
kapanma noktasına gelecek. Şu anda üretimini durdurmuş 10-15 firma var.
İzmir'de 2 firma üretimini durdurdu.
Türkiye'de üretimini durdurduğunu
bildiğimiz 7-8 firma var. Kapatanlar,
trend değişir mi diye bekliyorlar. Bizde
üretimi durdurmamak için bütün enerjimizi kullanıyoruz. Sıkıntımız had
safhadadır."
"Satılık tabelası asanlar var"
Atılgan, 1990'lı yıllarda çeşitli
teşviklerle kurulan santrallerden
bazılarının satılığa çıkarıldığını ifade ederek, "Bu santrallerin kuruluş maliyeti
megawat başı 1 milyon dolardır. Biz 125
megawatlık bir santraliz. 125 milyon
dolarlık bir kuruluş maliyetimiz var.
Maliyetinin çok altında satılan santraller
var. Alanlar söküp Irak'a götürüyor."
Rüzgar, hidroelektrik ve güneş santrallerinden enerji elde edilemediği dönemlerde faaliyete geçtiklerini hatırlatan Atılgan, "Bize devreye girin dendiği zaman
10 dakikada sisteme elektrik verebiliyoruz. Geçen yıl bir hafta çalıştık ve para
kazandık. O bir hafta ATAER ve Çakmaktepe olmasaydı, bizim bölgemizde
elektrik kesilecekti. Devlet ihtiyacı
olduğunda 'kaç para olursa olsun çalış'
diyor. Diğer günlerde 'başının çaresine
bak' diyor. Bu konuda bir düzenleme
yapılması gerekir" ifadesini kullandı.
(AA)
"Kruvaziyer gemilerden kış
aylarında vergi alınmasın"
Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği
(TÜRSAB) Başkanı Başaran Ulusoy,
turizm yatırımlarının yüzde 27'sinin
Ege Bölgesi'nde olduğunu ancak
toplam turizm girdisinden bölgenin
aldığı payın yüzde 13'de kaldığını belirterek kongre ve kruvaziyer turizminin gelişmesi için tedbirler alınması gerektiğini ifade etti. 8. Travel
Turkey İzmir Turizm Fuarı kapsamında düzenlenen "Yarının Turizminde
İzmir Yaklaşımı" konulu bir panel
düzenlendi. Panelde konuşan
TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy,
İzmir'in Türkiye'de turizmin ilk
başladığı bölgelerden olduğunu,
kentin turizm hedeflerinin yakalanmasında ulaşım yatırımlarının büyük
önem taşıdığına işaret etti. Kongre
turizmi açısından Avrupa'nın en
büyük merkezini Kuşadası'nda açtıklarını, bu potansiyelin kullanılması
için Selçuk ile İzmir arasındaki raylı
sistem projesinin bir an önce
tamamlanması gerektiğini ifade eden Ulusoy, şöyle konuştu: "Turizm
yatırımlarının yüzde 27'si Ege Bölgesi'nde ama turizm girdisinden bölgenin aldığı pay yüzde 13'de kaldı.
İzmir kongre turizminde, kruvaziyer
turizmde başarılı oldu ama yeterli
değil. İzmir bir üs olmalı. Kruvaziyerde artan grafik sürdürebilir hale
gelemedi. Gelen gemilerin gece de limanda kalması sağlanamadı. Bunun
için gemilere uygulanan ayakbastı
paraları ve diğer ücretlerde indirim
yapılması gerekiyor. Kruvaziyer
gemilerden kış aylarında meydan
vergisi alınmasın. Ekim - Ocak arası
bu sektörü teşvik için vergiyi almayın. Bunu Kuşadası'nda daha
önce denedik ve Şubat ayında 10 bin
turist geldi. Aynısını yapsak ne olur
?" İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş ise
İzmir'in birçok açıdan çevresindeki
ülkelere fark atabilecek kapasitesi
bulunduğunu, devam eden projeler
hayata geçtiğinde kentin turizmde
Atina ile yarışır duruma geleceğini
savundu. İzmir'in sağlık turizminden
termal ve gastronomi turizmine
kadar pek çok alanda "bir numara"
olabilecek potansiyele sahip
olduğunu ifade etti.
(AA)
"Ege'nin iki yakası
turizm için buluşacak"
İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ekrem Demirtaş, turizm alanındaki potansiyelin değerlendirilmesi için gelecek yıl Selanik ve İzmir'deki otel ve acente
sahiplerini bir araya getireceklerini bildirdi.
Orta Makedonya Eyalet Başkanı Apostolos
Cicikostas ve Selanik Otelciler Birliği
Başkanı Aristotelis Thomopoulos, İZTO'yu
ziyaret etti. Demirtaş, ziyarette yaptığı konuşmada, Selanik ile İzmir'in "kardeş şehir"
olduğunu, iki şehrin sosyo-ekonomik
yapılarındaki benzerlikler sayesinde iş birliğine uygun ortamın kolay sağlanacağını belirtti. 5 milyar dolarlık ticaret hacminin 2 katına çıkmaması için hiçbir engelin olmadığını
dile getiren Demirtaş, özellikle turizm alanında hedef pazara yönelik çalışma yapılması
gerektiğine işaret etti. Kruvaziyer turizminde
işbirliği sağlanabileceğine dikkati çeken
Demirtaş, şunları kaydetti: "Doğu Akdeniz'de
istikrar yok. Karadeniz karışık, Akdeniz çok
klasik. Yeni yerlere ihtiyacımız var. İzmir,
Çanakkale, Selanik gibi bir destinasyon ola-
bilir. Bunun için girişimlerde bulunuyoruz.
Fakat Selanik'te limanının kruvaziyer gemilerine uygun hale getirilmesi gerekiyor. Hem
turizm, hem ticaret alanında gelişme sağlamak için içinde araç ve yolcu taşıyabilen
gemilere ihtiyaç var. Yaklaşık 3 yıldır bu
konuyla ilgili görüşmelerimiz devam ediyor
ama gerçekleşmedi.
Turizm alanındaki potansiyelin değerlendirilebilmesi için 2015 yılında Selanik ve
İzmir'deki otel ve acente sahiplerini bir araya
getirerek tüm konuları ve yapabileceklerimizi
konuşacağız." Demirtaş, İzmir-Selanik
havayolu ulaşımının sağlanması gerektiğini
sözlerine ekledi. Orta Makedonya Eyalet
Başkanı Apostolos Cicikostas ise sadece
ticaret değil turizm alanında da iş birliği yapmak istediklerini belirtti. Türk- Yunan
dostluğunun altını çizen Cicikostas, "Bizi
ayıran her şeyi bir kenara bırakmalıyız. Bizi
birleştiren alanlar üzerinde çalışmalıyız" dedi.
Selanik-İzmir hava bağlantısının öneminin
farkında olduğunu dile getirdi. (AA)
Çiftçinin yeni gelir kaynağı kayın mantarı
Gıda, Tarım ve Hayvancılık
İl Müdürlüğü tarafından
alternatif ürün programı kapsamında desteklenen kayın mantarı üreten üreticiler, kilogramını
10 ila 15 lira arasında satmanın
sevincini yaşıyor.
Kentte pamuk ve tütün üretimine alternatif olarak kayın mantarı üretimi yapan çiftçiler, hazırladıkları samanları
özenle doldurup bağladıkları poşetleri
daha sonra özel hazırlanan çivili tahtalarla deliyor. Ürünlerin hastalık ve haşerelerden korunması için odun ateşinde kaynatılan suyun içine doldurdukları poşetleri 45 dakika beklettikten sonra çıkartan
çiftçiler, ardından dinlendirme askılarına
alıyor. 25 dereceye kadar soğutulan
ürünlere daha sonra kayın mantarı tohumu atılarak 14 gün boyunca 25 derece
sıcaklıkta beklemeye bırakılıyor. Projenin başladığı 2011 yılında 15 ton olan
kayın mantarı üretimi, bu yıl 25 tona çıktı. Hedef üretimi sürekli artırmak.
Kilogramı 10-15 lira
arasında satılıyor
İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdür
Yardımcısı Muhammet Sevinç, AA
muhabirine, 2011 yılından beri Muğla ve
ilçelerinde belirlenen 45 üreticiye kayın
mantarı eğitimi verdiklerini, ardından
üretime başladıklarını söyledi.
Kayın mantarının diğer mantar türlerine göre daha dayanıklı, yatırım
maliyetinin ise daha az olduğuna işaret
eden Sevinç, bu nedenle katma değeri
yüksek, tütüne alternatif ürün projesi
kapsamında kayın mantarı yetiştiriciliği
başlattıklarını dile getirdi.
Bölgenin kayın mantarı üretimine çok
uygun olduğunun altını çizen Sevinç, bu
türün 24-26 derece civarında sıcaklık
istediğini, bölgede bu sıcaklığın sürekli
alınabildiğini vurguladı. Projenin
yaygınlaştırılması için çiftçilere 700 kilogram kayın mantarı tohumunu ücretsiz dağıttıklarını bildiren Sevinç, il
genelinde 45 çiftçinin üretim yaparak
önemli bir gelir elde etmeye başladığını
kaydetti. Kayın mantarı üretimine kütük
üzerinde başladıklarını dile getiren Sevinç, şöyle devam etti: "Kütüklerin bir
süre sonra çevreyi kirletmesi ve
poşetlerde kompost üretimin daha kısa
sürmesi nedeniyle kütüklerdeki üretimi
durdurduk. Genelde saman kompostlarında üretiyoruz. Kayın mantarı,
dünyada kültür mantarı olarak bilinen
beyaz mantarlardan sonra en çok üretilen
ve tüketilen mantar türüdür. Tadı çok
lezzetli olan bu mantara ilimizde her
geçen gün ilgi de artmaktadır."
Sevinç, üreticilerin kayın mantarının
kilogramını 10-15 lira arasında satarak
önemli bir gelir elde ettiğini dile getirerek, uygun koşullarda bakım yapıldığı
takdirde yıl boyu üretim yapılabildiğini
kaydetti. Muğla'nın, Türkiye'de kayın
mantarı yetiştiriciliği konusunda uzman
hale geldiğini, birçok ile bu konuda
eğitim verdiklerini anlatan Sevinç,
"Kayın mantarı, tüketiciler tarafından
ciddi anlamda talep ediliyor. Üreticilerimizin ürünlerini pazarlarda daha kolay
satabilmeleri için bastırdığımız etiketlerin paketlerde olmasını sağlıyoruz.
Dağıttığımız broşürlerde de hem kayın
mantarının tanıtımını yapıyoruz hem de
içerdiği besin değerlerini gösterir bilgilere yer veriyoruz. Ayrıca hangi yemek
türlerinin yapılacağını da anlatıyoruz"
diye konuştu.
"Yöremizdeki birçok insana gelir
kapısı olacak"
Köyceğiz ilçesinde emekli olduktan
çiftçilik yapan Ali Yıldırım ise eğitim
aldıktan sonra kayın mantarı yetiştirmeye başladıklarını anlattı. Geçen yıl 3 defa ürün aldığını, ürettiği mantarların
tamamını sattığını dile getiren Yıldırım,
"Bu yıl daha büyük bir yer kiraladım.
Türkiye'de organik mantar rağbet görüyor. Bu çalışma yöremizdeki birçok insana gelir kapısı olacak. Ürünlerimiz
sürekli denetimden geçtiği için rahatlıkla
satabiliyoruz ve insanlar da gönül rahatlığıyla tüketebiliyor" dedi.
(AA)
%
Aralık 2014
61Şubat
2013 Cumartesi
Perşembe
#"#% "
!
Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce, “Bu tamamen Avrupa
Birliği’ne yüzde 99 uyumun sağlanabilmesi için çıkarılan bir yönetmenliktir. Değişikliği de çok hızla yapmaya çalışıyoruz. Durmadan yönetmenlikleri adapte etmeye, uygun hale getirmeye çalışıyoruz.” dedi
*
-77 6754/4,367-7%3(3541641-43-3-617:
6/0XPHFVTSVPUDUXCXSMJSWRWRWJQX1TEWWKKWX4WSUKV
URBVJU5TVXOWKQSWTX1PRUJX.HSSH<[email protected]
[email protected]@FSVRUTXLWTSQE
[email protected]
PVDUEKURPUOSVRUTUXOWLPVPVTX.HSSH<V=X+(RWPWXKWN
WAQOSWLWNWPQDQNXIURXEVLXBWRPQCX-VBRVXNVBFMWKQTQXAGOXJQO
PVDUEKURULGRMFCX;MXTVPVTSVXIWFQXJGRMTSWRXGSMLGRXPULVXGTM
KVORWRSWLWLQNCX-VBRVXNVBFMWKQTPWX>QFSWXPVDUEUOSUDV
?UPULGRMFCX*WIUXIURXWPW9KWJLGT=XIURXMLMNXJHRV<UXGSW<WOC
ULVXIMXOWPWRX>QFSQXPVDUEKURULGRMFX/BRM9WX;URSUDU5TV
MLMNX8WJQSSWRQXUAVRUJUTPVXVTXUPPUWSQXGSPMDMNMFXLVRXAVBRVC
(RWPWXAGOX>QFSQXUSVRSULGRMFCX;VTXIMXHSOVPVOUXUTJWTSWRQT
/;5PVOUXUTJWTSWRQTXJKWTPWRKSWRQTQXRW>WKSQOSW
LWOWSWLWIUSV<VDUTVXUTWTQLGRMNCX/NWXOWNMPWXWNW
@FVSPVCX(XLHFPVTXLW9KQDQNQFXJGTX-VBRVJVSX&KOU
0VDVRSVTPURUSNVJUX-&[email protected]
WROWPWESWRX>VR>WSPVXPGDRMXPHF?HTXUT<VSVNVPVT
LWFNQESWRCX1EKVX-&0XOWSOKQXGXLHFPVTXGRNWTSWRXOWKSVPUSULGR
8USWTCX;MTSWRQTX>UAXIURUJUTUTX?VRAVOSVXIWDQXLGOC,XU8WPVSVRUTU
OMSSWTPQCX+3WTUXIURUSVRUTUTX?WFVKVJUXBWRXPULVXPVX6ULWTHR
WOWTXLVRSVRUXUJKVPUOSVRUXFWNWTXRM>JWKXBVRV<VOX>WSUNUF
LGOC,XPULVTX.HSSH<V=X+;MXKWNWNVTX/BRM9WX;URSUDU5TV
[email protected]:
NVTSUOKURCX-VBRVXNVBFMWKQNQFXEMXWTPWX/;XNVBFMWKQTWXIM
OWPWRXLWOSWENQEKQRCX0VDUEUOSUDUXPVXAGOX>QFSWXLW9NWLW
[email protected]
ML?MTX>WSVX?VKURNVLVXAWSQEQLGRMFCX WSVTXVSUNUFPV
PVDUEKURV<[email protected](TSWRQXPW
PVDUEKURV<VDUFCX6GTX-&[email protected]@LSVPURC,
EVOSUTPVXOGTMEKMCX
!*)6)"*6**"6")*
*HROULV5PVXOWSUKVTUTX<[email protected]
.HSSH<[email protected]
SOVNUFUTXPVX<UPPUXIURXJGRMTMCX;MXOWSUKVLUX>VRXWSWTPW
[email protected]=XNWSFVNVPVXOWSUKV=
NVBFMWKKWXOWSUKVCX7VBFMWKKWXOWSUKVLUXPVXIVSURKVLUNC
)-#455360721+571'6
/70,3/./6,4&3%424
2+52.1.57(70$
/106&463(714 6707-'
".14 3-67-30536) HOHNV:
KUNUFUTX9GSUKUOWJQ=XML?MSWNWJQ
NWOJUNMNXJVBULVPVXVT?VSSU
OWPRGSWRQTQTXPGSPMRMSNWJQ
AVRAVBVJUTPVPUR)XPVPUCX'WTUOSU=
*;77X.VTVSX4MRMSM%TPW=
SMJSWRWRWJQX-WSQENWXR?HKH%THT
7WSFVNVLSVXIURSUOKVXLVKUENUEXUTJWTX?H<HTHT=XUEAUSUDUT
OWSUKVJUTUTXHFVRUTPVXPMRNWOX?VRVOKUDUTUXAGOXPHEHTHLGRMFC
(XLHFPVTPVXUEX?HBVTSUDUXOMRJSWRQXPWXWAQSPQCX4WSUKVTUTXV:
>VNNULVKUXHFVRUTPVXJWWKSVR<VXPMRNWNQFXSWFQNCX*WIUXBU<:
PWTUXWTSWNPWXPWXIURXOVRVX>VRXOWKNWTPWOUX?RMIMTXOWSUKVTUT
IURXUTJWTX>WOOQXGSPMDMTMXPHEHTNVJUXSWFQNC,XPULV
[email protected]?VRVOVTXIUR
OGTMXGSPMDMTMXWOKWRWTX.HSSH<[email protected]@LSVXJHRPHRPH
[email protected]
[email protected]=X?VSUEUN=XPVDUEUNXLWTUXTVXPULGRJWTXPVC
[email protected]:
NVTUTXWSVNUXLGOCXVXPULGRJWTXPVXWNWXJGTMAKWXLW9QSWTXUE
WLTQCX;[email protected]@THEHNXIURWF
RWLQTPWTXAQOWRX?UIUXGSPMCX/TWLWJWX7W>OVNVJUXPVXIURXUOU
NWPPVJUTUXU9KWSXVKNUEKUCX3VTUXIURXRVBUFLGTXLW9QLGRMFC
.VTAXIURXML?MSWNWXGSPMDMXUAUTX;WOWTSQOXBVXML?MSWLQ<QSWR
GSJMTXLVTUXIURXEVLXIMXPW>[email protected]<[email protected]
LW9KQDQXLGSPWTX8WROSQXIURXEVLCX;MXLHFPVTXIUFXPVXPHEVXOWSOW
IWFQXVOJUOSVRUNUFUXKWNWNSQLGRMFC,X
*!"
(X2X6WLQSQX7WPVT
1ELVRSVRUTPVX.HBVTSUOXBVX6WDSQO
[email protected](TWLSWTNWJQTQT
L?MTX;MSMTPMDMTWX0WURX4WTMT
[email protected]
NUSSVKBVOUSSVRUTUTXJGRMSWRQTQ
LWTQKSWPQCX'WTUOSU=XJGTXLQSSWRPW
[email protected]:
[email protected]>[email protected]
AGOX<UPPUXKVPIURSVRXWSQTPQDQTQ
[email protected];MTMTXJGTM<MXGSWRWO
@FVSSUOSVXOWNMPWXVT?VSSUSVRUT
UJKU>PWNQTQTXJWDSWTPQDQTQXBMR?M:
SWLWTX'WTUOSU=X) HOHNVKUNUFUT
9GSUKUOWJQ=XML?MSWNWJQXNWOJU:
NMNXJVBULVPVXVT?VSSU
OWPRGSWRQTQTXPGSPMRMSNWJQ
AVRAVBVJUTPVPUR)XPULVXOGTMEKMCX'WTUOSU=XJGJLWSXPVBSVK
ML?MSWNWJQTQTXIURX?VRVDUXGSWRWOXUNOWTQXGSNWLWT
[email protected]<RVKJUF=X8GTXOWRWRQLSWXPWDQKQSPQDQTQ
WTQNJWKKQCX;[email protected]@SHNHTHTXLVRSUXHRVKUN
OWLTWOSWRQTPWTXOWREQSWTPQDQTQXOWLPVPVTX'WTUOSU=X);MRWPW
WNWAXIURXKWRW8KWTXUNOWTQXGSNWLWTXBWKWTPWESWRQNQFWXIM
OWKOQTQT=XLWRPQNQTXJWDSWTNWJQ=XPUDVRXKWRW8KWTXWKQSXGSWT=
[email protected]>PWN
UNOWTQTQTXGRKWLWXAQOWRQSNWJQ)XPVPUCX'WTUOSU=XIURXNUS:
SVKBVOUSUTUT=X-WSQENWXBVX6GJLWSX.HBVTSUOX;WOWTSQDQ%T<W
?VRVOVTXEWRKSWRQXKWEQNWPQDQX?VRVOAVJULSVXOW9WKQSWTX0GPMR:
?WXUTLUKX1ESVKNVSVRU%TPVXUEBVRVTUTXUEAUSVRUXLVRHJKHTPVXWJ:
?WRUXH<RVKSVXAWSQEKQRNWLWXFGRSWPQDQXBVXUEKVTXAQOWRNWOSW
KV>PUKXVKKUDUXU8WPVSVRUXHFVRUTVX)&DVRXPW>WXPHEHOXGSWTXL:
VRHJKHXH<RVKSVRULSVXAWSQEKQRQSNWLWXFGRSWTQLGRJWXIM
OMRWSSWRQTXU>SWSUXWTSWNQTWX?VSURCX.VRVDUXLW9QSQRCX;UF
IWOWTSQDQNQFWXKWOPUNXVPVSUN)XPVPUCX!!
!! !!!
! !! !!
355367&.-/76707-'6*JNVKX3QSNWF=
7USSUX6WBMTNWX4GNUJLGTM5TPW
IVPVSSUXOGTMJMTPWXWAQOSWNWSWRPW
IMSMTPMCX;VPVSSUXWJOVRSUDUT
KG9SMNXKWRW8QTPWTXIURXU:
>KULWAXGSPMDMTMT
8WROQTPWXGSPMOSWRQTQ
WT<WOXLWEXBVXIVPVS
TGOKWJQTPWXIURXUKURWF
GSPMDMTMXU8WPVXV:
PVTX3QSNWF=X+;UF
!2"5XPULGRMF=XIUR
IWEOWJQXIUR
8WROSQXIURXEVL
PULVIUSURCX;UFUN
EMWTXUAUTXIMT:
SWRWX!VBVK5XPULV:
IUSNVNUF
NHNOHTXPVDUSC,
PULV
OGTMEKMC7USSU
6WBMTNW
;WOWTSQDQ5T<W
>WFQRSWTWTX7USSU
7WLQTXWWSULVK
7VROVFUX4MRMSNWJQTW
1SUEOUTX4WTMTX1SVX;WFQX4W:
TMTSWRPWX0VDUEUOSUO
3W9QSNWJQTWX0WURX4WTMTX*WJWRQJQ
7USSUX6WBMTNWX;WOWTSQDQX4GNUJL:
[email protected]
6WBMTNWX;WOWTQX1JNVKX3QSNWF5QTXOWTMTXKWJWRQJQ
>WOOQTPWXIURXJMTMNXLW9NWJQXUSVXIWESWLWTXOGNUJLGTMT
AWSQENWJQTPW=X7USSUX7WLQTXWWSULVKX7VROVFU5TUT
OMRMSNWJQTQTXLWTQXJQRWX2$#XNWPPVPVT
GSMEWTXOWTMTXKWJWRQX>WOOQTPWXOGNUJL:
GTXHLVSVRUTVXIUS?UXBVRPUCXX;WOWT
3QSNWF5QTXJMTMNPWTXJGTRW
OGNUJLGTXHLVSVRUXKWJWRQTQT
[email protected]
?VANVPVTXIVPVSSUXWJOVR:
SUOXOGTMJMTPWXIWOWTQT
WAQOSWNWPW
IMSMTNWJQTQXKWSV9XVK:
KUCX;VPVSSUXWJOVRSUDUT
BVRUSV<[email protected]?V
USVXOGNUJLGTMT
?HTPVNUTV
WSQTW<WDQTQXPMLMRWT
7USSUX6WBMTNW
;WOWTQX3QSNWF=
KG9SMNPWXIURXIVPVSSU
WJOVRSUOXKWSVIUXBV
U>KULW<QXGSPMDMTMT
8WROQTPWXGSPMOSWRQTQ
OWLPVPVRVOXEMTSWRQ
[email protected]+1>KULWAXBWRXWNW
LWEXBVXIVPVSXTGOKWJQTPW
IURXUKURWFXBWRCX/ROWPWESWRQNQT
IWTWXUSVKKUDUXOWPWRQLSW=XIMXOW:
[email protected]:
PVSSUXWJOVRSUDUTX6WLQT
;WEIWOWTQNQFQTXWAQOSWPQDQXEVOSULSVXIMXOW:
TMTXLHRHRSHDVX?URPUDUXKWRU>KV=X>VRXTVXJVIV9SV
GSMRJWXGSJMT=X>VTHFX8UUSUXWJOVRSUOX>UFNVKUTVXIWESWNQE=X2
/RWSQOX$2XKWRU>UXUKUIWRULSVXIMXKWRU>XPW>USX"XLWEQTPWT
?HTXWSNQE=X2$X6WLQSQX3VPVOX6MIWLSWRXVX3VPVOX/JOVRU
7VNMRSWRX4WTMTMXUSVX2222X6WLQSQX/JOVRSUOX4WTMTM%TW
KWIUUXLHOHNSHSVRXUJKVOSVRUX>WSUTPVXIMXOWTMTXLHRHRSHDV
?URPUDUXKWRU>KVTXUKUIWRVTXUOUXWLXUAUTPVXWJOVRSUOXEMIVSVRUTV
LWXPWXLMRKPQEQXKVNJUS<USUOSVRUTVXIWEXBMRNWSWRQXBVX2"XIUT
*HROXURWJQX9WRWXBVLWX*'X7VROVFX;[email protected]:
[email protected]@PVNVXOWREQSQDQXOWPWRXLWIWT<QXHSOVX9WRWJQTQ
@PVNVSVRUXOWLPQLSWXKVNVSXWJOVRSUOXVDUKUNUTVXKWIUU
KMKMSNWOJQFQT=XWJOVRSUOX>UFNVKUTUXLVRUTVX?VKURNUE
JWLQSQRSWRCX VRXTVXJVIV9SVXGSMRJWXGSJMT=XPW>[email protected]<VXIVPVSSU
[email protected]>UFNVKUXOW9JWNQTPWT
AQOWRKQSWTSWRSW=XLUTVXIMXLWEX>WPPUTVXMLNWSWRQXOWLPQLSWXUJ:
KVOSVRUX>WSUTPVXIMXOWTMTPWTXLWRWRSWTWIUSV<VOSVRC,XPULV
OGTMEKMCX;VPVSSUXWJOVRSUOXOWTMTMXOW9JWNQTPWXVSPVXVPUSV:
<VOX9WRWSWRQTX6WBMTNWX6WTWLUX0VJKVOSVNVX8GTSWRQTW
LWKQRQSW<[email protected]<VO
KVOSU8UTX>[email protected]
4GNUJLGTWXIURXIWEOWXKVOSU8UTXPW>WXLW9QSW<WDQTQXOWLPVPVT
3QSNWF=XEMTSWRQXPVPUX+;URAGOXUSWTWXAQONWNQFWXRWDNVT=
[email protected]&DVR
IMXJ@FSVENVSUXVRIWESWRQTXWJOVRSUDUTUXIUKURPUOKVTXJGTRWXPVDUS
PV=XWJOVRSUDUTVXIWESWNWPWTXPWXLWTUX$XLWEQTQXPGSPMRPMDM
WTPWTXUKUIWRVTXIMXOWTMTXOW9JWNQTPWXJ@FSVENVSUXVRIWEXGS:
NWXLGSMTPWXIURX>WOXKWTQNWOKWLQFC,XPVPUCX.HTPVNSVRUTPV
IURXIVPVSSUXWJOVRSUDUTXIURXPVXJ@FSVENVSUXVRXOWLTWOSWRQT
?VTUESVKUSNVJUXGSPMDMTMXU8WPVXVPVTX3QSNWF=X+;MTMT
PQEQTPWOUXLWOSWEQNSWRXGSWIUSURCX;UFX!2"5XPULGRMF=XIUR
IWEOWJQXIURX8WROSQXIURXEVLXPULVIUSURCX;UFUNXEMWTXUAUTXIMTSWRW
!VBVK5XPULVIUSNVNUFXNHNOHTXPVDUS,XPULVXOGTMEKMCX;WOWT
3QSNWF5QTXIVPVSSUXWJOVRSUOXWAQOSWNWJQTPWTXJGTRWXKHNHXHF:
VRUTPVOUX?@RHENVSVRVX?VAUSPUCX*HNHXHFVRUTPVOU
?@RHENVSVRXIUKKUOKVTXJGTRWX2$#XNWPPVSUOXKWJWRQTQTXKVOXKVO
NWPPVXGLSWTNWJQTWX?VAUSPUCX*!"
%$!$"
#!%#%$!$"
%$!!" $
#"%# HDP, Soma ve Ermenek başta
olmak üzere yaşanan iş kazaları
ve işçi ölümleri nedeniyle
Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanı Faruk Çelik ile Enerji ve
Tabii Kaynaklar Bakanı Taner
Yıldız hakkında Anayasa'nın
98'inci ve 99'uncu, TBMM
İçtüzüğü'nün 106'ıncı maddeleri
uyarınca gensoru istedi. Daha
önce iki bakan hakkında verdiği
gensoruyu geri çeken HDP,
gensorularını tekrarlayıp yeniden
Meclis Başkanlığı'na sundu. HDP
Grup Başkanvekilleri Pervin Buldan ve İdris Baluken tarafından
verilen gensoruda, Türkiye’de
1980 darbesinin ardından girilen
noeliberal siyaset kulvarının,
AKP hükümetleriyle birlikte daha
derinleştiği ve bugün Türkiye
halkları ve emekçi sınıflara ağır
faturalar çıkardığı, çıkarmaya devam ettiği ifade edildi.
"Piyasalaşma ve esnek üretim
modellerinin yaygınlık kazandığı
bu dönemde, AKP iktidarlarının
Türkiye emekçi halklarını içine
çektiği durum, tam bir kölelik
düzeniyken 12 yılda en az 14 bin
emekçi çalışırken hayatını
kaybetmiştir." denilen gensoruda, "Bu politikaların en büyük
faturasını çalışan emekçi kesimler her gün canlarıyla öderken,
bu konuda önlem alması gereken
ve çalışanların can güvenliğine
yönelik politikalar üretmesi
gereken Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığı vurdumduymaz tavrını sürdürmektedir." ifadeleri kullanıldı. AK Parti
hükümetleri boyunca,
Türkiye’nin temel sorunlarının
çözülmediği gibi daha da
derinleştiğinin dile getirildiği gensoruda, bu sorunların başında,
enerji alanındaki rantçı ve gayri
insani üretim politikalarının
geldiği kaydedildi. Gensoruda,
"13 Mayıs 2013’de Soma’da
yaşanan maden faciasında 301
işçi hayatını kaybetmiş olmasına
rağmen, Soma’dan önce olduğu
gibi sonrasında da ilgili bakanlık
sorumluluğu altındaki bu alana
ilişkin hiçbir önleyici adım
atmamıştır. Partimiz başta olmak
üzere muhalefetin yapısal çözüm
önerileri getiren tekliflerini
reddedilmiş, uzmanların, ilgili
sendikaların öneri ve uyarıları
dikkate alınmamıştır. Soma
katliamının üzerinden henüz 6 ay
geçmeden bu kez de Karaman’ın
Ermenek ilçesinde bulunan
madende 18 işçi sular altında
kalmıştır. Aynı günlerde Bartın’da
2, Zonguldak’ta da 1 maden işçisi
göçük altında kalarak can
vermiştir. Emenek’de madende
sular altında kalan cansız bedenlerin tümüne ancak 38 gün sonra
ulaşılabilmiştir. Ermenek’de meydana gelen elim kazanın üzerinden bir ayı aşkın bir zaman
geçtikten sonra ancak bedenlerin
tamamına ulaşılmış olması,
bakanlığın, bu gibi hayati durumlara karşı bir hazırlığının
olmadığını, işçi sağlığı ve can
güvenliğini tamamen göz ardı
ettiğini bir kez daha gözler önüne
sermiştir. Emekçisine ölümü reva
gören bu siyasal ve etik
anlayışın, toplumsal adalet
açısından ne denli sakıncalı
olduğu gerçeği yaşadığımız bu
facialarla bir kez daha ortaya
çıkmıştır." denildi. "Madenlerde
gerekli düzenlemeleri yapmayan,
madencileri işverenin insafına
terk eden, yer altı maden
kaynaklarını sermaye lehine
yasaları hiçe sayarak sermayeye
peşkeş çeken Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanı Sayın Taner
Yıldız'ın emekçilerin can
güvenliği ve çalışma koşulları
için işgal ettiği mevkiden istifa
etmesi, toplumsal, ahlaki ve
demokratik bir zorunluluk halini
almıştır." denilen gensoruda,
"İşyeri denetimlerinin yetersizliği
ya da hiç yapılmaması işçi ölümlerini daha da arttırırken, iş yeri
denetçilerinin halen kamusal bir
güvenceye kavuşturulmaması ve
maaşını aldığı işyerini
denetlemesinin istenmesi cehalet
değilse tam olarak ilgili
bakanlığın sermayeyle
işbirliğidir. Bütün bu
yaşananların net bir şekilde orta
koyduğu, Sayın Faruk Çelik’in
böylesine kritik bir alanda,
Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı görevini layıkıyla ifa
edemeyeceğidir." görüşleri dile
getirildi. (CİHAN)
6 Aralık
ubat 2014
2013 Cumartesi
Perşembe
Başbakan Ahmet Davutoğlu, son gelen anketlerde bütün
partilerde hemen hemen bir düşme, AK Parti'de ise yükselme olduğunu belirterek, "Biz görevimizi yaparız nihai
karar millete ait. Ama sürekli bu anketleri yaptırıyoruz.
Yüzde 48,5-51,5 arasında dolaşan bir bantta" dedi
,"&+.1$1U-TESOUJSPS>RCFGQLQNT
9TQPKUFTFKQTUMTJKPTOTM@U=DQNSISURPRAMRQ
HGOLPTOKUFTQKJPTNK<U7#GMUMT8HTIPKUEROUSFPSI
8PTQKUT;KMPTNKQKC<U+,)'3JSUSMGQGIRMUGPTOTM
ERCRUQSPSOUESMPRFGO<USFTUR?OT9TJJTUEROUDHJUETHTITBT
;KMITIKCK@UHK;OTITUFT8ITIKCKUHTBPTFT9TMUQSPSOUGPT5
9TMUILJPLUILHLQLC7UHGOLHLQTUMTOAKPKMU4T>LJGBPL@
MSHRQPRMPSUDIRJPRUGPNLMPTOKQK@UELU?T6JTU$5+,UN:QSI
ETAMTQPKBKQKUDHJPSQNRMPSORQR@UHTNS9SU1DOMRFSUR;RQUNSBRP
NDQFTUSMGQGIRHRQNSUDIRJU>TTJUSNSQUEROUN:QSI
ETAMTQPKBKUFT8T9TMPTOKQKUH:FPSNR<1DOMRFS3NSU6SPTMSJ
JSPPTPPKBKQKQUEGPUGPNLBLQL@U?SOUASFRQUH:FPSQNRBRQRUR6TNS
SNSQU4T>LJGBPL@U2GOHTU(HJTQELP3LQUHGQU?T6JTPTONTMR
TOJKAKQTUNRMMTJRU;SMJR<U4DQUMTJKPNKBKU74GEPGU0ISORMT
OSJRISU2TAPTQ=K;U>SU(?OT9TJU1:OSQR7QRU?TJKOPTJTQ
4T>LJGBPL@UELU8OG*SQRQU:QSIPRUGPNLBLQLUMTFNSNSOSM@
RMJRNTOTU=SPNRMPSORQNSUDOSJRPSQUTOT;UHTFKPTOKQTU>S
EL=DQMDUOTMTIPTOTURPRAMRQUERP=RPSOU>SONR<USSPUHSMJ:ODQ
N:QDADIDFPSURP=RPRU+'U8TMSJRQU3LQLURPTQUSJJRMPSORQRUR5
6TNSUSNSQU4T>LJGBPL@U7QDIDCNSMRU?T6JTUSMGQGIRFPS
RP=RPRUNT?TUHKMUID*NSPSOU>SOS9SBRCU>SUU8TMSJRUNT?TURPTQ
SNS9SBRC<U2ROUITMOGUSMGQGIRMUN:QDADIUQGMJTHKQNT
OS6GOIPTO<UU8TMSJUNSU:CSPPRMPSUHGHFTPUNSHJSMUEGFLJLQ5
NT<U2LQPTOKQU?S8HRUOS6GOIU8TMSJPSOR<U2LQNTQUHGQOTU?SO
?T6JTUQSOSNSFHSUEROUOS6GOIU8TMSJRURPTQUSNSOSMUFGPL5
ILCTUNS>TIUSNS9SBRC7UNRFSUMGQLAJL<4T>LJGBPL@
NDQFTNTUFGMHLPPLMUHKQKOKQKQU=DQNSU@"UNGPTOU=SPRO
GPNLBLQLUMTFNSNSOSM@U+,,+3NSU1DOMRFSULI?LORFSJR
>TJTQNTAPTOKQKQUFDCNSU,@'3RQRQUELUOTMTIKQUTPJKQNT
GPNLBLQL@UALUTQNTUELUGOTQKQUFDCNSU+@,"3FTUNDAJDBDQD@
ILJPTMUFGMHLPPLMUGPTQU+UNGPTOKQUTPJKQNTUMRIHSQRQ
MTPITNKBKQKUH:FPSNR<U2LURHJTJRHJRBRQU=SPRAIRAUDPMSPSONS
ERPSUFTMTPTQTITFTERPNRBRQRU>LO=LPTFTQU4T>LJGBPL@
1DOMRFS3NSUEDFDFSQUEROUSMGQGIR@UTOJTQUEROUQD6LH
GPNLBLQL@URHJR?NTIUMGQLHLQNTUQSOSNSFHSUIL9RCSUMTE5
LPUSNRPS9SMUETATOKUFTMTPTQNKBKQK@UELUFKPU)@+UIRPFGQURHJR5
?NTIUDOSJRPNRBRQR@UNRQTIRMUEROUQD6LHTUHT?R8UGPLQNLBL
R;RQUNT?TU6TCPTURAUJTPSERU=SPS9SBRQRUTQPTJJK<U4T>LJGBPL@
TIT;PTOKQKQ@U7DOSJRIRUNT?TU?KCPKUTOJKOITM@UR?OT9TJKUNT?T
NRQTIRMU8TCTOPTOTUT;ITM@U1DOMRFS3FRUGOJTU=SPRO
JLCTBKQTUNDADOISNSQUSQU=SPRAIRAU),USMGQGIRUTOTHKQT
HGMITM7UGPNLBLQTURATOSJUSNSOSM@UAS66T6PKMU>SUFGPHL5
CPLMPTUID9TNSPSUMGQLHLQNTUOS6GOIU8TMSJPSOR
ELPLQNLBLQLUTMJTONK<
#.(-,+%$+,.*+*+*.,%$."-'
*)+-).,+,,&%(
7S66T6PKMPTURP=RPRUMSHRQPRMPSU;GMUT;KMUJSNEROPSO
TPT9TBKC<U%GPHLCPLMPTUID9TNSPSUETBPTIKQNTUTJKPT9TM
TNKIPTOU>TO7UNRFSQU4T>LJGBPL@UMTFKJUNKAKUSMGQGIRFPS
ID9TNSPSUSNS9SMPSORQRUTQPTJJK<U$S;SQU?T6JTU)'UERQ
:BOSJISQUTJTNKMPTOKQKU>SUELU?T6JTUESNSPPRUTHMSOPRM
MGQLHLQNTUGPLIPLUTQPTINTUT;KMPTITPTOKUFT8JKMPTOKQK
NRPSU=SJROSQU4T>LJGBPL@U7CSORQNSU;TPKAJKBKIKC@
?TPMKIKCKQUOS6T?KQKU>SU?TFTJUHJTQNTONKQKUGPLIPLUF:QNS
SJMRPSFS9SMUERO;GMU8OG*SUDCSORQNSU;TPKAKFGOLC<U2LQPTOK
MTNSISUMTNSISU?TPMKIKCPTU8TFPTAT9TBKC7UR6TNSPSORQR
MLPPTQNK<U4T>LJGBPL@UHGOLQLU=:OISUMLNOSJRU>SOSQ
0PPT?3KQU;:CISUMLNOSJRUNSU>SONRBRQR@UARINRFSUMTNTO
AT?HRU?TFTJKQNTUNTUMTOAKPTAJKBKU?R;EROUHGOLQNTQ
MT;ITNKBKQK@UMRARQRQUMSQNRHRQSU=D>SQISISHRU?TPRQNS
HGOLQLU;:CSISFS9SBRQRUTMJTOTOTM@U74GPTFKHKFPT
1DOMRFS3QRQU;:CDPSISFS9SMUHGOLQLUFGM<U%SJSOUMRUQRFSJ@
ROTNSUHTBPTIUGPHLQ7UNRFSUMGQLAJL<0HMSOPRMUHDOSHRQS
RPRAMRQUEROUHGOLUDCSORQSU4T>LJGBPL@UHGQU%DMHSMU0HMSOR
LOTUJG8PTQJKHKQNTURMRUQGMJTFTUNRMMTJRU;SMJRBRQRU>S
EDJDQUMGILJTUMTNSISHRFPSUELUMGQLNTUILJTEKM
MTPNKBKQKUMTFNSNSOSM@U72ROU/RPT?PKU.L>>SJPSORIRCRURQ5
HTQUFGBLQPLMPLUEROUGONLUFT8KPTQITHKQNTQUJSMQGPG*R
FGBLQPLMPLUGONLUFT8KPTQITHKQTU=S;ISHR<UFPS
JSMQGPG*RMUTOT;PTOU>TOUMRUARINRU?SO?TQ=RUEROUG8SOTHFGQ5
NTUISHSPTUSPSMJOGQRMUHT>TAUJSMQGPG*RHRQSUHT?R8HSQRC
ERQPSO9S@UGQERQPSO9SUTHMSORUHT?TFTUHDOISNSQUQSJR9SUTPT5
ERPRFGOHLQLC7UNSNR<U2TAETMTQU4T>LJGBPL@UALUTQNT
Suriye Türkmenleri Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, "Bizim, Türkiye'ye
nazımız geçiyor, bir Türkiyemiz var. Biz,
Türkiye'den bir çocuğun babasından
istediği gibi her şeyi isteriz. Çok zor bir
dönemeçten geçiyoruz. Türkiye'nin bizi orada, kendi topraklarımızda ayakta tutacağına
inanıyoruz. Bizim güvenli limanımız
Türkiye'dir" dedi. Mustafa, yaptığı
açıklamada, Suriye Türkmenleri Meclisi'nin
kurulması aşamasında Türkiye'den üst
düzey katılımlar olduğunu belirterek, "Genel
kurullarımıza Sayın Cumhurbaşkanımız,
Sayın Başbakanımız, Sayın Dışişleri
Bakanımız katıldı ve her zaman bize destek
oldu. Tabii ki bu da Türkmenlere güç verdi.
Meclis, bir çatı olarak Suriye Türkmenlerine
bir hükmi şahsiyet (tüzel kişilik) kazandırdı"
9TFNKOK9KPKBKQUTHMSOUHTFKHKQKQUTOJITHKUNSBRP@U7JSMQGPG*RM
>SUSPSMJOGQRMUHT>TAUMTERPRFSJRQSUHT?R8UGPITNT7
ELPLQNLBLQL@UISHSPSQRQUTHMSOUHTFKHKQKUTOJKOITM
GPITNKBKQKUTQPTJJK<U/T>LQITUHTQTFRHRQR
=SPRAJROS9SMPSORQR@UIRPPRUHT>LQITUHRHJSIR@UIRPPRU6DCS@
SPSMJOGQRMUHT>TAUMTERPRFSJRQRUTOJKOT9TMPTOKQKUNRPSU=SJROSQ
4T>LJGBPL@UALUTQNTUNTUELQLU6RQTQHSUSNSERPS9SMU=D;PSOR
GPNLBLQLUERPNRONR<U2TAETMTQU4T>LJGBPL@U7 DIMDQ
GPNLBLUMTNTOU8OG6SHFGQSP9SUTHMSOPRBRUISHPSMUGPTOTM
ESQRIHSIRAURQHTQULQHLOLQTUTBKOPKMU>SOISMUPTCKI<U2R5
OTCU:Q9SU S9PRHU=OL8UETAMTQU>SMRPPSORIRCPSU=:ODAJDI<
/:CPSAISPRUSOU>SUSOETAUTPKIPTOKFPTURP=RPRUMGPTFPTAJKOK9K
>SUFTAKUNDADOSQU;GMU9RNNRUEROU8TMSJU=SJRORFGOLC<
2:FPS9SUISHPSMUGPTOTMUTHMSOPRMUFT8T9TMUGPTQPTOKQU1DOM
/RPT?PKU.L>>SJPSORUR;RQNSMRUGOTQKQKUTOJKOT9TBKC7UNRFS
MGQLAJL<U SHPSBRUTHMSOPRMUGPTQPTOKQUGOTQKQKUTOJKOITM
RHJSNRMPSORQRUH:FPSFSQU4T>LJGBPL@UESNSPPRUTHMSOPRBSUEL5
OTNTQU=SPNRMPSORQRUTQ9TMUELQLQUHDOSMPRUJSMOTO
SJISFS9SBRQRUTMJTONK<
#.(!.,!$-"+-)-.)-..,)"*'-.$-+*
'*&-)+-)*!'-.' .-&*+**.,)(
4T>LJGBPL@U7/S;RIPSOSU;GMUTCUEROUCTITQUMTPNK<U2TCK
=TCSJSPSONSUETCKUTQMSJPSOUFTFKQPTQKFGO<U/RCSU=SPSQUHGQ
EROUTQMSJU>TOUIK7UHGOLHLUDCSORQSUALQPTOKUH:FPSNR!U7/GQ
=SPSQUTQMSJPSONSUEDJDQU8TOJRPSONSU?SISQU?SISQUERO
NDADAUSBRPRIRU>TO<U0.UTOJR3NSUFDMHSPISUSBRPRIRU>TO<
/GQUTFPTOURJRETORFPSUH:FPDFGOLI<U L?TPR6UJTOT6JTU>SFT
GE*SMJR6UMRIUGPLOHTUGPHLQUALUTQNTU0.UTOJR3QRQU>TOUGPTQ
GFPTOKQKUIL?T6TCTUSJJRBRU>SUEROUFDMHSPISUJOSQNR
R;SORHRQNSUGPNLBLQTUN:QDMURATOSJPSOU>TO<U2RCU=:OS>RIRCR
FT8TOKCUQR?TRUMTOTOUIRPPSJSUTRJ<U0ITUHDOSMPRUELUTQMSJ5
PSORUFT8JKOKFGOLC<U%DCNSU@'5')@'UTOTHKQNTUNGPTATQUERO
ETQJJT<7U4T>LJGBPL@U(HJTQELPUJOT6RBRFPSURP=RPRUEROU;KP=KQ
8OG*SUGPL8UGPITNKBKQTURPRAMRQUEROUHGOLUDCSORQS@U7LUTQT
MTNTOUERCRIUN:QSIRIRCNSUJSNEROPSOUTPKQITIKAUGPHTFNK
(HJTQELPUELU?KCPKU=SPRAISHRUMTOAKHKQNTUNDQFTNTUJOT6RBR
SQUM:JDUAS?ROPSOUTOTHKQTU=ROSONR7UNSNR<U2LUMGQLNT
FT8KPTQU;TPKAITPTOTUNTUNSBRQSQU4T>LJGBPL@UISJOGUTBKQK
NT?TU6TCPTU=SQRAPSJS9SMPSORQR@U(HJTQELP3LQUMSQNRPSORQS
EROUSITQSJUGPNLBLQL@UELUAS?OSUQSUASMRPNSUGPLOHTUGPHLQ
?RCISJUSJISQRQUJTOR?JSURQHTQKQUHT?R8UGPT9TBKUSQUEDFDM
GQLOUGPNLBLQLUH:FPSNR<U2TAETMTQU4T>LJGBPL@
71G8PTQJKNTQUJG8PTQJKFTUMGALFGOHLQLC<U%LOJR;R@UFLOJNKAK
HSFT?TJPSO<<<URJTIRQUMLPPTQKFGOUILHLQLC7UHGOLHLQT
MTOAKPKMUNRBSOUHRFTHSJ;RPSOSUNSUJSMPR6USNS9SBRUEROU>RJTIRQ
GPNLBLQLUESPROJSOSM@U7TJTQNTAPTUMTOAKPTAJKBKQKCNTUSPRQR
SPRQRCSUTPKQ@UML9TMPTAKQ<U$:BHDU=:BHDQDCS@USPRUSPRQRCS
NSBHRQUGOTNTQU=S;RFGOU>RJTIRQ<U2TAMTUASFSUR?JRFT;
FGM7UR6TNSPSORQRUMLPPTQNK<2TAETMTQU0?ISJU4T>LJGBPL@
#:CDIU/DOS9R3QSURPRAMRQ@U7-KCUMTJITUMGQLHLQNTU?R;ERO
JSOSNNDNDIDCUFGM<U(QATPPT?UHS;RINSQU:Q9SUQR?TRUQGM5
JTFTUNGBOLU=SPRORC<U1TERRU?SNS6RIRCUEL<U DIMDQUGPHT
FTOKQ<U2RCRIUR;RQUEROUASFUFGMUTITU:QSIPRUGPTQ@UERC
ELQLUNSNRBRIRCNSUEDJDQUTMJ:OPSORQUNSUTFQKUROTNSFR
=:HJSONRBRQNSQUSIRQUGPITIKC<U2ROUCTITQUCRMOSJIRFG5
OLI<U0JKPITHKU=SOSMSQUTNKIUTJKPT9TBKUCTITQUTJKPKO7UNS5
NR<U2TAETMTQU4T>LJGBPL@U71DOMRFS@URPSJRARI
:C=DOPDBDQSU=S;JRUIR@U0OJKMUOT?TJUOT?TJUJSPS6GQPT
MGQLATERPS9SMUIRFRC7UHGOLPTOKUDCSORQS@U?DMDISJPSORQ
JG8PLITUJTT??DNDUGPITHKU=SOSMSQUELUMGQLQLQ@UMSQNR5
PSORQRQUNSUJTT??DNDUGPNLBLQLUNRPSU=SJROSOSM@UJG8PLILQ@
EROUETAMTU=:CDQ@UMLPTBKQUMSQNRHRQRUJTMR8USJJRBRURQTQ9KQK
JTAKITFT9TMUASMRPNSU:C=DOPSAISHRU=SOSMJRBRQRUH:FPSNR<
4S>PSJPSOUTOTHKQNTMRUETCKUMGQLPTONTUELUJDOUORHM
GPTERPS9SBRQSUNSBRQSQU4T>LJGBPL@UALQPTOKUESPROJJR!
7-TPMKIKCKQ@UHKOTNTQU>TJTQNTAKIKCKQURPSJRARI
:C=DOPDBDUJSIRQTJUTPJKQNTNKO@UGPT9TMJKO<U&BSOUMORIR5
QTPG*RMUEROUASFRQU8TO;THKURHSULFLAJLOL9LURARUFT8KFGOHT
NRQPSQS9SM@UTMHRUJTMNRONSUQSHPRIRCRUMGOLFTITFKC<
.T;TM;KPKMUFT8KFGOHTUJSO:OU6TTPRFSJRUR;RQNSFHSUELQPTOK
JTMR8USJISMUNS>PSJRQU=:OS>RNRO@USJISNRBRUCTITQU?LCLO
MTPITC@UNDCSQUMTPITC<U2LQLQUNKAKQNT
diye konuştu. Mustafa, Suriye'deki geçici
hükümette başbakan yardımcısı ve iki
bakanları bulunduğunu belirterek, şunları
kaydetti: "Suriye koalisyonunda söz
sahibiyiz. İnşallah meclis kanalıyla da
Türkmenler, gelecek Suriye'nin
inşasında söz sahibi olacak ve
anayasadaki haklarını
yazdıracak. Suriye Türkmenleri Meclisi'nin asıl
görevi budur. Bunu da
çok kısa dönemde sağ
olsun Türkiye
Cumhuriyeti Devleti'nin
destekleriyle de çok iyi
şekilde gerçekleştirdi,
bir çatı oldu. Tüm Türkmen kuruluşlarını,
siyasi ve sivil toplum
kuruluşlarını çatısı altında
barındırdı. İnşallah Türkmenleri daha iyi şekilde temsil edeceğiz. Bu, bir günlük
mesele değildir, nesillerden nesillere gidecek bir davadır. Meclis,
inşallah bu davaya sahip çıkacaktır ve Türkmenlerin rüyasını gerçekleştirecektir ama
>TJTQNTAPTOKIKCKQUHRFTHR
NDADQ9SPSOR@UTRJUGPNLMPTOK
HR>RPUJG8PLIUMLOLPLAPTOKUHSESERFPSUSJ5
QRM@UISC?SERUMRIPRMUHSESERFPSUNRQPSQISHR@UJTMR8
SNRPISHRUNRFSUEROUASFUH:CUMGQLHLUGPTITC<U2LUMGQLNT
MRIRQUARMTFSJRU>TOHTUERCCTJUESQUNSUJTMR8USNSORI@
TOMTNTAPTOKIUNTUJTMR8USNSO<U2:FPSUEROUASFSURCRQU>SO5
ISFRC<7U4T>LJGBPL@U=S;IRAJSUFTATQTQU7ETCKUT9KUJS9OD5
ESPSO7NSQUHGQOTURPSJRARIU:C=DOPDBDUTPTQKQK@UMSHMRQUERO
ASMRPNSUJT?MRIUSJISFSUMTOTOPKUGPNLMPTOKQK@UELQLUR?PTP
SNS9SMPSOSUMTOAKUMTOAKUJSNEROUTPT9TMPTOKQKUERPNRONRU>S
MRIHSQRQUJSNRO=RQUGPITITHKU=SOSMJRBRQRU>LO=LPTNK<
1SMQGPG*RQRQUGPTQTMPTOKQTUNSBRQSQU4T>LJGBPL@UNS5
>PSJUNSHJSBRUGPITNTQUNTUELUJDOURIMTQPTOTUOT?TJ
SORARPSERPNRBRQSURATOSJUSNSOSM@U72RCRIUISHSPSIRCUGQPTOK
NLONLOITM@UGQPTOKUSQ=SPPSISMU>SU?TPMKIKCKQUMSQNRHRQR
?LCLOU>SUOT?TJJTU?RHHSJJRBRUTJIGH6SORUHTBPTITM7UNRFS
MGQLAJL<UU2TAETMTQU4T>LJGBPL@U#:CDIU/DOS9R3QSURATOSJ
SNRPSOSMUHGOLPTQU7+,)'3RQUSQUTCKQNTQURPMUFTOKHKQNTUEL
HGOLQLQUHRPT?UEKOTMITUTATITHKQTU=SPSERPS9SBRULILNL
JTAKFGOUILHLQLC7UHGOLHLUDCSORQS@U+,)US>OLC3LQNTQ
RJRETOSQUELULILNLU?S8UJTAKNKMPTOKQKUR6TNSUSNSOSM@
HTNS9SULILJJTUEKOTMITFK8UFTHTPU;SO;S>SNSUTNKIPTO
TJKPNKBKQKUTQPTJJK<U-SOMSHRQUTFQKU9RNNRFSJPS
NT>OTQITNKBKQKUNRPSU=SJROSQU4T>LJGBPL@U"5U&MRI
GPTFPTOKQKQ@UHDOS9RQUMKOKP=TQPKBKUMGQLHLQNTUETCK
R8L;PTOKU>SONRBRQSURATOSJUSNSOSM@UH:CPSORQRUA:FPS
HDONDOND!UU7UJS9ODESNSQUNSU?TOSMSJPSUHRFTHRUGJGORJSUG5
PTOTMUFSQRUEROU;SO;S>SUJSH8RJUSJJRM<U2LU;SO;S>SNS
FDODISFSUNS>TIUSNS9SBRC<USNROUELU;SO;S>SU2TCSQ
ASOU=:ONDBDIDCUASFPSONSQUEROU?TFKOUNTU;KMTERPS9SMUNL5
OLIPTOUGPTERPRFGO<U"5U&MRIUGPTFPTOKU=:HJSONRUMRUMTIL
NDCSQRQRQUGPITNKBKUFSONSU?R;EROUASFUGPITC<U.TIL
NDCSQRQRUJS?NRJUTPJKQNTUJLJTQUETCKULQHLOPTOU>TOHT
#:CDIU/DOS9RUELQLQPTUEROPRMJSUFDODISC<U2LQLUNS>PSJ
GPTOTMUERCUJSH8RJUSJISNRM@UE:P=SU?TPMKUNTU1DOMRFS3QRQ
?SOUFSORQNSMRU.DOJU>TJTQNTAPTOKIKCUNTUELQLUJSH8RJUSJJR<
$SOSMU0MRPU(QHTQPTOU-SFSJRUJG8PTQJKIKCNTU=SOSM
TQPLO6T3NTUFT8JKBKIKCURHJRATOSNSUESQRUDIRJPSQNROSQ@
LILNLILCLUEROU:JSFSUJTAKFTQUASF@U#:CDIU/DOS9RUTOJKM
NS>PSJRQUFTUNTU0.UTOJRU?DMDISJRQRQUHT?R8PSQNRBRUERO
?LHLHUNSBRPUHTNS9S<U2:P=SNSMRUEDJDQUHR>RPUJG8PLIUELQL
HT?R8PSQRFGO<U2:P=SNSMRUHR>RPUJG8PLI@UFTQRU:O=DJUJSHROR
NKAKQNTUGPTQ@UE:P=SQRQU=SO;SMUNRQTIRMPSORUMRUELQPTOKQ
EROUMKHIKUNSBRARMUMTQTTJPSOSUHT?R8@UEROUMKHIKUNT?T
IL?T6TCTMTO@UEROUMKHIKUNT?TUHSMDPSO<U-SOUMSHRINSQ
>TO<UTQPKLO6T3NTMRUJG8PTQJKNTUNTU=:ONDBDI@U?SISQ
?SISQU?SOMSHRQ@UMTILUNDCSQRUMT>OTIKQKUESQRIHSIRA
GPITHK<U4S>PSJUGJGORJSHRUNSIRFGOLI@U?SOMSHRQ
HT?R8PSQNRBRUMTILUNDCSQRU:QSIPRUEROU?LHLHJLO<7
4T>LJGBPL@U"5U&MRI3NSQUELUFTQTU9RNNRUISHT6S
TPKQNKBKQKUMTFNSNSOSM@U72ROUMSOSU6TRPRUIS;?LP
EKOTMIKFGOLC<U3.RI@UQSURAPSIRAHSU?SHTEKQKU>SORO3UNSN5
RI<U%THRQU2:OD3QDQUNSUMTJRPPSOR@UCTQPKPTOKUNRFSFRIUJTERR
?LMLMRUHDOS;UTITUERCRIUSPRIRCNSUHTBPTIU>SORPSOU>TO@
NDQUFTMTPTQNK<U-S8HRUJTMR8USNRPS9SMU;DQMDU#:CDI
/DOS9R@U?SO?TQ=RUEROUHDOS;UTQ9TMUMTILUNDCSQRU>S
NSIGMOTJRMUHRHJSIUR;RQNSUGPLO7UNSBSOPSQNROISHRQNSUEL5
PLQNL<UU-43QRQUDHPLELQLQUNSIGMOTJRMU8OSQHR8PSO
SJOT6KQNTUNSBRAJRBRQRU=:ONDMPSORQRUR6TNSUSNSQ
4T>LJGBPL@UFSQRUEROUGOJTIUGPLAJLBLQLU>SUUFSQRUGOJTINT
7SQUMKHTUHDOSNSUQR?TRUHGQL9TULPTAITFK7U?SNS6PSNRMPSOR5
QRUERPNRONR<U4T>LJGBPL@UNSIGMOTJRMUJG8PLIPTONT
?SOMSHRQU?SOUJTPSERUNRPSU=SJROSERPS9SBRQRUESPROJSOSM@
7.RIHSFRUFTHTMPTITFKC@UMRIHSFRUSQ=SPPSISFRCUTIT
?R;EROU=SOSM;SU?SO?TQ=RUEROUJTPSERQUHRPT?UMLPPTQTOTM
>SFTUHRPT?UDCSORQNSQU=SORU=SJRORPISHRQSUCSIRQUJSAMRPUSJ5
ISC7UR6TNSHRQRUMLPPTQNK<U7%SQRU1DOMRFSUNSNRBRIRCNS
?SOMSHUHRPT?KUEROUMSQTOTUEKOTMHKQ@U=SPHRQUMTQTTJRUQSFHS
RCT?USJHRQ<UO=DJPSQISMURHJRFGOHTU:O=DJPSQHRQ@UISAOL
:O=DJPSQISUTQPTIKQNTUH:FPDFGOLI@URPPS=TPU:O=DJPSQIS
TQPTIKQNTUNSIRFGOLI7UNRFSQU4T>LJGBPL@UHR>RPUJG8PLI
MLOLPLAPTOKQKQUJSIHRP9RPSORFPSUFT8JKBKUJG8PTQJKNT
?SOMSHRQU7SUSMHRBRIU>TOUNTUESQUELQLUNRPSU=SJROSIRFG5
bunlar uzun vadede olacak işlerdir. Kısa
vadede Suriye'deki dinamikler günlük olarak
değişiyor. Sadece siyasi değil, insani ve
askeri boyutu da var. Suriye Türkmenleri
Meclisi de elinden geldiği kadar
bunların hepsine cevap vermeye
çalışıyor." "Bizim, Türkiye'ye
nazımız geçiyor, bir
Türkiyemiz var" ifadesini
kullanan Mustafa, "Biz,
Türkiye'den bir
çocuğun babasından
istediği gibi her şeyi
isteriz. Çok zor bir
dönemeçten geçiyoruz. Türkiye'nin bizi
orada, kendi
topraklarımızda ayakta tutacağına
inanıyoruz. Bizim
güvenli limanımız
Türkiye'dir, Türkiye
Cumhuriyeti'dir. Dolayısıyla
her zaman Türkiye Devleti'ne
güvenmişizdir. Türkiye, büyük ve
güçlü bir devlettir, Ortadoğu'da söz
sahibidir ve Suriye'nin geleceğinde de
OLI@
0QMTOT3NT@U4RFTOETMKO3NT@
-TMMTOR3NSUNRPSU=SJROSIRFGOLIU>SFTUMTOAKPKM
ELPILFGOUNTUESQUHRPT?TUETA>LOLFGOLI7UHGOLHLQL
HGOITHKU=SOSMJRBRQRUH:FPSNRBRQRUESPROJJR<U
4T>LJGBPL@U?TPMUELQLUHGONLBLQNTU#:CDIU/DOS5
9R3QRQUNGBOLUFSOSUGJLOT9TBKQKUESPROJSOSM@U7-TPMUELQL
HGOLFGOUTOJKMU;DQMDUMTOAKHKQNTUFTQPKAULF=LPTITPTOUFT5
8TQUEROUNS>PSJU=:OIDFGO<U-R;UNSU=G9LQILFGOLI@
/TFKQU2T?;SPRUQSUNSOHSUNSHRQ@UTFTBKQTU=SPSQ@USPRQRU:8SQ
EROUNS>PSJU>TO@UIRPPSJRQUSPRQRU:8SQUEROUNS>PSJU>TO<UUCT5
ITQUTPJSOQTJR6PSORUGOJTFTUMGFT9TM<U%TUE:FPSUAS6MTJPRUNS5
>PSJRQUGQLOPLU>TJTQNTAKUGPITUTPJSOQTJR6RU>TOUFTUNTU?SO
6KOHTJUELPNLBLQNTUMSQNRU?TMMKQKUHT>LQNLBLQLURNNRT
SJJRBRU.DOJPSORUNTBTU;KMTOTQ@U?TOT;UJG8PTFTQ@UETHMK
LF=LPTFTQ@UFGPUMSHSQ@UAS?ROUETHTQ@UAS?ROUFTMTQUEROUFT8K
>TO7U=:ODADQDU8TFPTAJK<UU"5U&MRIUGPTFPTOKQNTUMRJPSHSP
GPTFPTOTUMTJKPTQ@UETCKPTOKUTPNTJKPIKAUGPTQU=SQ;PSOS
N:QDMUEROUASFUFT8ITNKMPTOKQKUH:FPSFSQU4T>LJGBPL@
MGQLAITHKQTUA:FPSUNS>TIUSJJR!U7/KMKF:QSJRIUNSURPTQ
SJISNRM<U1TPRITJKIU;GMUT;KMJKU>SU?TPTUT;KM@UTFQKUJTPR5
ITJ!U.RIUQSUHL;URAPSOHSU(CIRO3NSU?TQ=RUMLOTPU=S;SOPRFHS
-TMMTOR3NSUNSUTFQKUMLOTPU=S;SOPRNRO<U&NROQS3NSU?TQ=R
MLOTPU=S;SOPRFHSU4RFTOETMKO3NTUTFQKUMLOTPU=S;SOPRNRO<
.RIHSURAPSNRBRUHL;UNGPTFKHKFPTUITHLIUNSBRPNRO<U2LQLQ
NTU:OQSMPSORU=:ODPNDM;SU?TPMJTUNTU=D>SQU?THKPUGPITFT
ETAPTNK<U-TQ=RUTMJ:O@UELQTUMTJMKNTUELPLQT9TMUMRI
>TOHTUSPRQRUJTAKQUTPJKQTUMGFHLQ@UESOTESOUFT8TPKI<U2L
ETATOKUGPT9TMHTUQSJR9SUTPKQT9TMHTU?S8RIRCRQUETATOKHK@
ILJPLPLBLUGPT9TM<U0ITU?SO?TPNSU4GBLU0QTNGPL3NT@
$DQSFNGBLU0QTNGPL3NTUMRIHSU.GETQR3NSUGPNLBLU=RER
FTUNTU-THSMR3NSUNSUGPNLBLU=RERUFTUETAMTUEROUJSO:O
JS?NRNRUTPJKQNTUFTUNTU.DOJU?TMPTOKQKUHT>LQNLBLURNNRT
SNRPSQUEROUFT8KQKQUETHMKHKUTPJKQNTUFTATITMURHJSISC<U5
OTMU>SU/LORFSU:OQSMPSOR@U;GMUT9KU>SOSQU:OQSMPSONROUTIT
?TPMKIKCKQUNTUELU:OQSMPSORU=:OISMUHLOSJRFPSUSJQRMU>S
ISC?S8UJSISPPRUMKAMKOJITUFT8TQU?SOMSHUMTOAKHKQNTUG5
ILCUGILCTUNLOITHKUPTCKIU>SUNLOLFGOUNT<7
#(+,.,),+,).'-&*+.,)%+,%.-)-$-!(#
-TPMKQUERPRQ;PSQISHRU>SUNLFTOPKPKBKQUTOJITHKUHSES5
ERFPSU6RMROUJSTJRHRUR;RQNSUFGPUTPKQT9TMUEROUN:QSI
GPNLBLQLUTQPTJTQU4T>LJGBPL@UALQPTOKUMTFNSJJR!U7.RIH5
SFSUNSUEROUJTOR?U>SOISMURHJSISI<U.GPTFUFTOTPTOUNSBRP
HTOKPITHKU=SOSMSQ@U,5'UFKPPKMUEROUHGOLQ@U,UERQ
>TJTQNTAKIKCKUMTFESJIRARC@URQHTQPTOKQU?TFTJPTOK
FTQIKA<U2LQLQUTOMTHKQNTU)+U&FPDP3NSU4RFTOETMKO
-T8RH?TQSHRQNSUFT8KPTQURAMSQ9SPSOUNSU>TO@UJSO:O
:O=DJDQDQU?TPMTUFT8JKBKUCLPDIPSOUNSU>TO<U2DJDQUELUJGO5
JLUDCSORQNSQUFSQRUEROUASFURQATUSJISMUNLOLILQNTFKC<
2LUFSQRURQATUSNS9SBRIRCUASFRQUEROUNT?TU8OG>GMS
SNRPISISHRUPTCKI<U0ITUALUHKOTPTITFKUH:FPSORI!U.TIL
NDCSQR@UTJKPTERPS9SMUNRBSOUTNKIPTOPTUEROPRMJSUJSMOTO
=D>SQRQUR?NTHUSNRPISHRU>SUHGQOTUNT?TU:Q9SU+,)
TFKH3KQNTUH:CUMGQLHLUGPTQUHRPT?PTOKUEKOTMTOTM
1DOMRFS3NSQU;KMITUTNKIKQKQU=S;RPISHRU>SUELUHDOS;JS
QSUFT8KPITHKU=SOSMRFGOHTUESOTESOUFT8KPITHK<7
7/RPT?UEKOTMITU;TBOKHK7QTURPRAMRQUEROUHGOLFTUNT
4T>LJGBPL@U71SISPURJRETOKFPTU;TBOKIKCUEL<U$:QDPURHJSO
MRU>SU?SNS6RIRCUNSUELFNL@U)U&MRI3NS@UERCUHS;RIPSOS
MTNTOU?TJJTUELUHSQSQRQUHGQLQTUMTNTOUELUISHSPSFR
EDFDMU:P;DNSU;:CSPRI<US?ORQUFTOKHKQKU=S;JRMU=SORUN:Q5
ISMUIDIMDQUNSBRP<U(HJRFGOLCUMRUMTOAKUJTOT6TUNGBOL
MLPT;PTOKU?KCPKUTJTPKI<U0ITUJTIUERCUELUMLPT;PTOKU?KCPK
TJTPKIUROTNSHRU=:HJSOROMSQ@UERORPSORUELUMLPT9KUTJITFT
;TPKATQPTOKQUTFTMPTOKQNTQUHLFLQUTPJKQTUNGBOLU;SMISFS
;TPKAJKU"5U&MRIUGPTFPTOKQNT<U2RCUELQTUMT8KPITNKM@UML5
PT;UTJITFTUNS>TIUSNRFGOLC@UE:P=SU?TPMKFPTUEDJDQUMSH5
RIPSOPSUEROPRMJS<U-KCUMTJITUMGQLHLQNTU?R;EROUJSOSN5
NDNDIDCUFGM<U
büyük söz sahibi olacak ve burada da Türkmenlere de öncülük, büyük rol vereceğine
inanıyoruz" diye konuştu.
- "Türkiye'den talebimiz, eğit-donat
konusunda Türkmenlere öncelik
tanınmasıdır"
Abdurrahman Mustafa, Eğit-Donat Projesi'nin çok önemli olduğunu belirterek,
"Türkiye'den talebimiz, eğit-donat konusunda Türkmenlere öncelik tanınması, Türkmenlerin daha fazla eğitilmesi ve bundan
büyük şekilde faydalanmasıdır" dedi.
Mustafa, şunları söyledi: "Türk halkı, Türkmenlere her zaman sahip çıkmaya mecbur,
başka yapacak bir şey yok. Her konuda
desteklemeleri gerekiyor çünkü orada
kardeşleri var olma mücadelesi veriyor,
başka türlü kendi imkanlarıyla hayatta
kalmaları mümkün değil. Orada büyük
katliamlar yaşandı ve yaşanacaktır. Aslında
bütün emeller, gizli ajandada Türkmen
coğrafyasında oluyor, dolayısıyla bizim
geleceğimiz çok vahimdir. Bir dönüm
noktasındayız. Türkiye ve Türk halkının
Türkmenlere sahip çıkması lazım."
(AA)
SAYFA 8
SONDAKiKA GAZETESİ >>
İNCE ZIMBALAR
Sabit
İNCE
sabitince1@hotmail.com
KADINA
ŞİDDET
ONURSUZLUK
Başbakan Davutoğlu Kadınlara seçme ve
seçilme hakkı verilmesinin yıldönümde yaptığı konuşmada Akp döneminde kadınlara
verilen hakların devrim niteliğinde olduğunu
belirterek, kadına şiddet konusunda da yine
kadına şiddet uygulayanlar onursuzdur dedi.
Şimdi Davutoğlu'nun bu konuşmasından
satır başları alarak kadına şiddet konusunu bir
kez daha gündeme getirmek ve kadına şiddet
uygulayanların başbakanın da dediği gibi
onursuz olduklarını ilan etmek istiyorum.
Şimdi bakın davutoğlu bu konuda başka
neler söylemiş:
"İnsan eşref-i mahlukattır. Kılıçdaroğlu'nu
zikretmekten geçemeyeceğim. Sırf Cumhurbaşkanımıza hakaret etmek için kullandığı kelime tüm engellilere hakarettir. Böyle bir şey
olabilir mi? Bu zihniyetten ne beklenir?
Bu toprakları bize vatan kılanlar, bacıyan-ı
rumlardır. Hiçbir medeniyet kadını dışlayarak
bir şey inşa edemez.
ANADOLU'DA MÜCADELE EDEN
KADINLARIMIZI RAHMETLE
ANIYORUM
Vatan savunması gerektiğinde Anadolu yiğitleriyle omuz omuza mücadele eden Anadolu
kadınlarını rahmetle anıyorum.
Halide Edip'in gür sesini rahmetle anıyorum.
Biz medeniyetimizi yeniden inşa ederken
kadın erkek ayrımı yapmaksızın beraber inşa
edeceğiz.
"1999 YILINDA BAŞÖRTÜLÜ VEKİLE
DIŞARI DİYEN GERİ KAFALILAR"
Kendi evinde kız ve çocuk ayrım yapmıyoruz. Bir nesil sonra bunu nasıl yapabiliriz.
Çağdaşlık adına kadınların seçme ve seçilme
hakkının 80. yılını kutluyoruz. 1999 yılında
bir başörtülü vekilimiz içeri girdiğinde dışarı
dışarı diyen geri kafaları nereye koyacağız.
Artık bir zihniyet devrimi yaşanmıştır ve
ondan geriye dönüş yoktur. Büyük adımlar
attık.
Kadının elinin değdiği her yere zerafet gelir.
Kadınlara bir ayrımcılık yapılacaksa bu her
zaman pozitif olacaktır."
Ülkemizde de dünya da olduğu gibi kadına
yönelik şiddet olaylarında her geçen gün artış
gösteriyor ve gün olmuyor ki televizyonda bir
kadının öldürülüşünü veya darp edilerek şiddet uygalandığını görüyoruz. 25 Kasım
Kadına şiddetin önlenmesi günü dolayısıyla
Jandarma genel Komutanlığından bir yazı
geldi. Bu konuda bilgiler verirken kadına
yönelik şiddetin önlenmesi konusunda
herkesin yardımcı olmasını da rica ediyordu.
Bakın jandarma ne diyor:
"Kadına yönelik şiddet temel bir insan hakkı
ihlalidir ve kadınların sosyoekonomik ve
kültürel koşulları ile dünya ülkelerinin içinde
bulundukları politik durumlardan bağımsız
olarak değerlendirilemez. 2013 Dünya Sağlık
Örgütü’nün yaptığı araştırmaya göre, tüm
dünyada yaşayan kadın ve kız çocuklarının %
35’i hayatlarının bir döneminde mutlaka
fiziksel ve/veya cinsel şiddete maruz kalıyorlar. Birleşmiş Milletler tarafından, 1999
yılında Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü olarak ilan edilen 25
Kasım’da ise, her yıl açıklanan bu gibi çarpıcı
verilerin altı bir kere daha çizilirken, “cinsiyete” dayalı şiddetle mücadelede, dünya el
ele tutuşuyor. Bu konuda yapılması gerekenler bir kere daha masaya yatırılıyor, konu
tartışılıyor, farkındalık yaratmak için yürekler
bir oluyor.
Kadına yönelik şiddeti önleme kapsamında,
Türkiye ile birlikte, 15 ülkenin onayladığı ve
21 ülkenin de imzaladığı ‘Kadınlara Yönelik
Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve
Bunlarla Mücadeleye’ İlişkin İstanbul Sözleşmesi’nin 1 Ağustos 2014 tarihi itibariyle
yürürlüğe girmesi önemli adımlardan biri
kabul ediliyor. Bu adım bu yıl 19 Eylül’de,
Avrupa Konseyi’nin de ortak olduğu Roma’daki “Korkudan Uzak, Şiddetten Uzak”
temalı uluslararası bir konferansta kutlandı.
Konferansta, İstanbul Sözleşmesi’nin, başta
Avrupa olmak üzere, kadınları toplumsal cinsiyet temelli şiddetten koruma konusunda
(kadına yalnızca kadın olduğu için uygulanan
şiddet) pek çok boşluğu doldurması sebebiyle, öneminin altı çizildi.
8 GÜNCEL
617
Aralık
2014
Cumartesi
Şubat
2013
Perşembe
Barış: Geleceğimiz
SONDAKiKA GAZETESİ >>
9 GÜNCEL
Muğla Yatağan Termik Santrali ve
Kömür İşletmesi'ni, özelleştirilme
sonucu devralmaya hazırlanan Bereket
Enerji Grubu Yönetim Kurulu Başkanı
Ceyhan Saldanlı, mevcut işçilerin haklarında ve ücretlerinde bir düşme olmayacağı gibi artık santralın
bacasından da kirli duman çıkmayacağını söyledi. Saldanlı, ortağı Ali Yağlı
ile birlikte Denizli Gazeteciler
Cemiyeti’nde bir basın toplantısı
düzenledi. Toplantıda konuşan Saldanlı, “Artık santralın bacasından kirli
duman çıkmayacak. Hastalık sebebi olmayacak kârlılık, verimlilik
sağlanacak. Personel, ailemizin üyesi
olacak. Çevreyle uyumlu yatırımlar
yapılacak. Hiçbir yasal hakları çiğnenmeyecek. Bütün kanunen kazanılmış
hakları sürdürülecektir. Ücretlerinde
bir düşme olmayacak. Bir mağduriyet
söz konusu değildir.” dedi. Amaçlarının
yıllarca düşük verimle çalışan santralin
veriminin yükseltilmesi olduğunu ifade
eden Ceyhan Saldanlı, “Şirketin burayı
yabancı sermayeye devredeceği gibi
bir amacı yok, bundan sonra da olmayacaktır. Biz Türkiye’nin enerji şirketiyiz, yerli kalamaya devam
edeceğiz.” diye konuştu. (CİHAN)
'Yavuz Bingöl' ismi verilen sokak
'BERKİN ELVAN'
olarak değiştirildi
Aralarında Narlıdere Belediye Başkanı Abdül Batur’un da bulunduğu CHP’li 24 meclis
üyesinin kabul oyuyla alınan karar, dün yapılan meclis toplantısı ile resmileştirildi
İzmir’in Narlıdere ilçesinde 2001 yılından bu
yana "Yavuz Bingöl" olarak resmi kayıtlarda
yer alan sokağın ismi "Berkin Elvan" olarak
değiştirildi. Narlıdere Belediye Meclisi'nde
sokak adı değişikliği, grup kararıyla yapıldı.
Aralarında Narlıdere Belediye Başkanı Abdül
Batur’un da bulunduğu CHP’li 24 meclis
üyesinin kabul oyuyla alınan karar, 5 Ocak
2015'te yapılacak toplantıda resmileşecek.
Sanatçı Yavuz Bingöl’ün, Ahmet Hakan’a
verdiği röportajda Cumhurbaşkanı Recep
Tayyip Erdoğan’ın, Berkin Elvan’ın annesini
meydanda yuhalatmasının insani olduğu sözlerine tepkiler devam ediyor. Türkiye’nin
birçok yerinde Bingöl’e farklı tepkiler verilirken Narlıdere'de de sokak ismi değiştirildi.
Değişiklik için bugün belediye meclisinin
CHP grubu olağanüstü toplandı. Oybirliğiyle
Yavuz Bingöl'ün sokaktaki isminin silinmesi,
aynı sokağa Berkin Elvan'ın isminin verilmesi
kararlaştırıldı. Mecliste iki AK Parti'li üye bulunduğu için grup kararı 5 Ocak’ta resmileşecek. Kararın ardından sokaktaki "Yavuz
Bingöl" tabelası kaldırılarak, yerine "Berkin
Elvan" tabelası takılacak.
Kararı değerlendiren CHP’li Başkan
Batur, “Biz Yavuz’u geçmişiyle sevdik.
İlerici, demokrat, aydın, geleceğe mesajlar
veren sanatçı kimliğiyle sevdik. Biz 2001
yılında Narlıdere’de Güzel Sanatlar Sokağı’na
Yavuz Bingöl’ün ismini verirken yine bu anlayışla, Narlıdere halkından gelen imza
desteği ve İzmir kamuoyundaki sevgisiyle
vermiştik. Geçmişten bu yana bu kimliğiyle
tanınan arkadaşımızın, maalesef son günlerde
Gezi direnişinin sembolü olan, hepimizin
çocuğu olan Berkin Elvan ve ailesine söz
etmesi, gerçekten Narlıdere’de infiale neden
oldu. Vatandaşlarımızın, sivil toplum örgütlerimizin, meclis grubumuzun biraraya gelmesiyle bugün olağanüstü grup toplantısı yaptık
ve bu kararı aldık.” dedi.
'ONURLA VERDİĞİMİZ
İSMİ GERİ ALIYORUZ'
Bingöl’ün yaptıklarıyla topluma, ülkeye
mal olmuş bir sanatçıyken bugün geldiği duruma üzüldüğünü belirten Batur, “Çok yakınen tanıdığım annesi Şahsenem Bacı, ailesi ve
Yavuz’u çok sevenler buna üzülüyor. Biz
onurla verdiğimiz bu ismi, yine Narlıdere
halkının bize verdiği yetkiye dayanarak geri
alıyoruz. O sokağa, Gülsüm annemizden özür
dileme adına 'Berkin Elvan' adını veriyoruz.”
şeklinde konuştu.
'YAVUZ, BİZİM TANIDIĞIMIZ
YAVUZ’LUKTAN ÇIKMIŞ'
Yavuz Bingöl’le arkadaş olduklarını da
belirten Abdül Batur, “Yavuz, bizim
tanıdığımız Yavuz'luktan çıkmış durumda,
ona üzülüyoruz, hayranlarını da üzdü. Onun
anlayışındaki, yaklaşımındaki insanları da
üzdü.” dedi.
Narlıdere’deki etkinliklere bir daha davet
edip etmeyecekleri sorusuna ise, “Bu anlayıştaki insanların Narlıdere’deki konserlerde,
GÜNDEME DAİR
Timuçin
GÜNDEM
tgundem64@hotmail.com
GÜNDEMDEN
SEÇMELER
Eğitimciler müdürlüklerin iptali için
Anayasa Mahkemesi'ne imza gönderdi
Türk Eğitim Sen üyesi eğitimciler, okul
müdürlüğü değerlendirmelerinin iptali için
topladıkları 700 kadar imzayı Anayasa
Mahkemesi'ne gönderdi. Milli Eğitim Temel
Kanunu'yla toplam 76 bin yöneticinin, alınteriyle kazandığı unvanları ve sosyal statülerinin yok sayıldığını söyleyen Türk Eğitim
Sen 1 No'lu Şube Başkanı Merih Eyyup
Demir, öğretmenlerin ortaya koyduğu taleplerin gözardı edilmemesi gerektiğini belirtti.
Kanunla ilgili yapılacak görüşmelerden önce
büyük tartışmalara sebep olan okul müdürlüğü değerlendirmelerinin iptali için Türk
Eğitim Sen üyeleri 700 imza topladı.
İmzalar, Anayasa Mahkemesi'ne iletildi.
Sendika binasında yapılan basın açıklamasında konuşan Demir, "Anayasa
Mahkemesi, hukuk devleti ilkesi ve hukukun
üstünlüğünün ülkemizdeki teminatıdır. Yüksek Mahkeme'nin, hiçbir adalet ve vicdan
anlayışı ile bağdaşmayan bu kanun hakkında
vereceği kararda da aynı kararlılıkla hukuksuzluğa bir an önce 'dur' demesi, eğitim
camiası tarafından sabırsızlıkla beklenmektedir, çünkü geçirilen her gün, eğitim camiamızdaki huzuru ve dolayısıyla
öğrencilerimizin başarısını doğrudan olumsuz etkileyen ve telafisi mümkün olmayacak
tahribatlara neden olmaktadır." dedi.
'TEK UMUDUMUZ YARGI'
Okul müdürlüğüne ilişkin değerlendirmelerin iptal edilmesini isteyen Demir,
"Topladığımız 700 kadar imzayı Anayasa
Mahkemesi'ne ilettik. Görüşmeler sırasında
eğitimcilerin talepleri ve hassasiyetleri unutulmamalıdır. Okul müdürlerine yönelik
puan değerlendirmesi, yüzlerce kişiyi mağdur etti. Yaşananlar, Milli Eğitim'e olan
güveni zedeledi. Tek umudumuz olan Yüksek Mahkeme, sesimizi duymalı." dedi.
(CİHAN)
Bandırma denizi çöplüğe döndü
etkinliklerde yeri yoktur.” cevabını verdi. Öte
yandan "Yavuz Bingöl Sokak" tabelasının üzerine, Narlıdere Dayanışma Grubu üyelerinin
de Bingöl’ün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde verdiği
iftar yemeğine katılmasına tepki olarak
"Berkin Elvan" yazdığı öğrenildi.
Grup üyelerinden Murat Yalçın, “Yaklaşık
iki ay önce, ramazan ayında Erdoğan’ın
sofrasına oturan Yavuz Bingöl’ü protesto için
Yavuz Bingöl Sokağı’nın ismini 'Berkin
Elvan' olarak değiştirdik. Bugün de bu
sokağın ismi, belediye kararıyla geç de kalınmış olsa 'Berkin Elvan' olarak değiştirildi. Bu
tüm Narlıdere halkının emeğidir.” diye
konuştu. (CİHAN)
Yıllardır artan deniz kirliliği hat safhaya
ulaştı. Yönetimlerin bir türlü çözüm bulamadığı kirlilik yüzünden Bandırma sahili ve
denizi çöplüğe döndü. Bandırma sahil bandı
kısmından denize akan lağım suları kötü
koku ile birlikte hastalık saçmaya devam
ediyor. Kışın Batı rüzgarı ile birlikte kayalıkların arasındaki çöpler dalga ile birlikte
denize iniyor. Denizin üstü adeta çöp
tabakasıyla kaplanırken vatandaşlar denizin
pis görünümünden dolayı dert yandı. Mesut
Ertürk isimli vatandaş her batı rüzgarı estiğinde bu kirlilikten kaçış olmadığını belirtip, "Batı rüzgarı estiği diye deniz böyle
dursun manasına gelmez. Bu bizim hep
tecellimiz. Batı rüzgarı estiğinde denizlerimiz hep kirleniyor.” dedi. Bandırma‘da ki
amatör olta balıkçıları ise denizin çöplerden
temizlenmesi gerektiğini, fakat her hangi bir
çalışmanın olmadığını aktarıyor. Olta
balıkçısı Özkan Yılmaz; ”Biraz da bizim
halkımızda var. Ancak en çok kayıklarda ve
büyük gemilerdeki vatandaşlar ellerinde ne
varsa denize atıyorlar. Bir poşet içine koyup
da kıyıya çıkarmıyorlar. Deniz çöplük mü?
Değil ama atıyorlar. Tabi ki bilinçsizlik var
insanlarda. Körfezde balık yok. Neden yok?
Çöp yüzünden balık yok. Gemi atıkları,
denizin üstüne bakın olduğu gibi yağ. Akan
lağımın da etkisi var. Arıtma yok. Aynı İstanbul gibi borular döşeyip de bir taraftan da
kolektör yapıp bir arıtma sağlansa bizim şu
Bandırma Körfezi mükemmel olur. İnsanlar
denize bile girer. Şu anda deniz kirliği hat
safhada“ dedi. Sahil şeridinden denize
akıtılan ve arıtma işlemi yapılmayan pis suların yarattığı kirlilik deniz canlılarını da
olumsuz etkiliyor. Kıyı şeridinde yer yer
suyun rengi kahverengi tonlarda kendini
gösteriyor. Ayrıca birçok olta balıkçısı da
sahilde balık tutuyor.
(CİHAN)
Aydın'da cami tartışması 73 yaşındaki Saniye Anne
Osman Yozgatlı Camii’nin
yıkılarak yeniden yapılması
için yeni plandaki değişiklik
Efeler Belediye Meclisi’nde
oy çokluğuyla kabul edildi.
İki AK Partili üye hayır oyu
verdi
Dün akşam 2014 yılı son
toplantısını yapan Efeler
Belediye Meclisi’nde AK
Partili iki meclis üyesinin
ret oyu damgasını vurdu.
Osman Yozgatlı Camii’nin
yıkılarak yeniden yapılması
için yeni plandaki değişiklik
Efeler Belediye Meclisi’nde
oy çokluğuyla kabul edildi.
Belediye Başkanı Mesut
Özakcan’ın, kabul edildiğini
belirttiği madde için AK
Partili meclis üyeleri Ahmet
Ünveren ve Özcan Petekkaya itirazda bulundular. Yapılacak cami için
istenen imar değişikliğiyle
ilgili maddeye hayır oyu
kullandıklarını belirten AK
Partili meclis üyeleri, oylamanın daha dikkatli yapılmasını istediler. Caminin
çekme alanının 4 metreye
düşürüldüğü yerde
mezarlık olduğunu belirten
CHP Meclis Üyesi Halis
Günday, “Bu plan cami için.
Ticari bir şey yok. Zaten
cami mezara dayanıyor.”
dedi. Aydın Efeler Mahallesi
Osman Yozgatlı Mahallesi’nde bulunan Osman Yozgatlı Camii Derneği, camiyi
yıkıp yenisini yapmak için
hazırladığı imar planı,
Efeler Belediye Meclisi’nde
AK Partili meclis üyeleri
Ahmet Ünveren ve Özcan
Petekkaya’nın hayır oylarına karşılık oy çokluğuyla kabul edildi. Cami
inşaatındaki plan değişikliğine AK Partili meclis
üyelerinin hayır oyu kullanması, CHP meclis üyelerince hayretle karşılandı.
CHP Meclis Üyesi Evrim
Karakoz, AK Partili meclis
üyelerinin tutumu
karşısında şaşırdığını
söyledi.
Aydın Belediye Meclisi,
Efeler Belediye Başkanı
Mesut Özakcan başkanlığında toplandı. İmar
değişikliği dosyalarının
görüşüldüğü dosyalar
içerisinde ilk sırada bulunan ve İmar Komisyonu’nda kabul edilen cami
imar plan değişikliği maddesine hayır oyunu neden
verdiklerini açıklayan AK
Parti Meclis Üyesi Ahmet
Ünveren, “Biz camiye hayır
demedik. Dosyanın içeriğini
bilmediğimiz için hayır
dedik. İmar planlamasına
göre bunun gerekçesi nedir
onu tam anlayamadığımız
için. Çekme mesafesi 5 metreden 4 metreye indirme
talep edilmiş. Bunun
gerekçesini bilmediğimiz
için ret verdik. Komisyonda
ne görüşüldü bilemeyiz.”
diye konuştu.
Bir diğer hayır oyu veren
Özcan Petekkaya ise “Birinci dosyada da kameralardan bakarsanız ret verdik
cami şeyinde. Tabi orada
cami yola yakın olduğu için
çekme mesafesinde 4
metre ileride doğabilecek
kaza veya diğer bir takım
işler açısından uygun değil.
İkinci dosyada ve diğerlerinde de lütfen arkadaşlar
tutanağa geçerlerse memnun olurum. Diğer
maddede imar yükümlülüklerine uymadığı için
ret verdik.” şeklinde
konuştu.
"ARKADAŞLAR ANLAMAMIŞLAR"
AK Partili meclis üyeleri
Ahmet Ünveren ve Özcan
Petekkaya’nın dosyanın
içeriğini bilmedikleri için ret
oyu verdiklerini belirten AK
Parti Efeler Meclisi İmar
Komisyonu Üyesi Mahmut
Yüce, “Hazırlanan mevcut
planda bir problem yok.
Ben de AK Partili meclis
üyesiyim. Arkadaşlarda
bilgi eksikliği var. Meclise
ret diyen bizim
arkadaşlarımız. Bu
arkadaşlarımızın bilgi eksikliği. Cami yıkılıp yenisi
yapılacak. Yeni yapılacak
camide kıbleden dolayı bir
sıkıntı var. Bu düzenlemede
yasal bir sıkıntı da yok.
Problem de yok.” şeklinde
açıklama yaptı.
Öte yandan, Aydın’da
kapatılan, Özel İdare'den
Efeler Belediyesi’ne verilen
29 araç ve 51 taşınırdan,
16 araç ve 19 taşınmazın
bedelsiz olarak Aydın
Büyükşehir Belediyesi’ne
devredilmesi de oy çokluğuyla kabul edildi.
(CİHAN)
internetin yeni fenomeni oldu
Organik sebze ve ürünlerle yaptığı
yemekler ile internetin gündemine
oturan 73 yaşındaki Saniye
Karataş, "Oğlum benden
habersiz Youtube’a koymuş.
Çok büyük ilgi gördüm" dedi
İzmir’in Buca ilçesinde yaşayan 73 yaşındaki
Saniye Karataş’ın organik sebze ve ürünlerle
yaptığı yemekler, internetin gündemine oturdu.
Oğlu Süleyman Karataş, annesini yemek yaparken cep telefonuyla görüntüleyerek
Youtube’da yayımladı. Görüntü, kısa sürede binlerce kez tıklandı. Bunun üzerine Saniye Anne,
yaptığı diğer yemekleri ve tariflerini de oğlunun
çektiği görüntülerle internete yükleyerek binlerce
kişinin beğenisini kazandı. İnternetin sanal aşçısı
olan Saniye Anne'yi sadece Türkiye içinden
değil, yurtdışından da binlerce kişi takip ediyor.
Her gün kendisine has üslubu ve şivesiyle yemek
tarifi verirken, "Yemek yapmayı seviyorum.
Özellikle organik ürünler kullanarak yemek yapmaya dikkat ediyorum. Her gün iki farklı yemek
yaparak internete yüklüyoruz.” dedi.
Saniye Karataş, aslen Manisa'nın Salihli
ilçesinden. Uzun yıllardır İzmir’de yaşayan
Karataş, oğulları 41 yaşındaki Süleyman ve 32
yaşındaki Serin'le birlikte Buca ilçesinde yaşıyor.
Saniye Anne, öteden beri yemek yapmaktan
büyük keyif alıyor. Yemek yaptığı ve yaptığı
yemeği oğluna anlattığı sırada görüntülendiğinden habersizdi. Süleyman Karataş, çektiği görüntüleri Youtube'a yükledi. Saniye Anne'nin yemek
yapışı ve tarifiyle ilgili görüntü, kısa sürede bine
yakın kişi tarafından seyredildi. Seyredenler, kendisine mesaj göndermeye başladı. Özellikle
hanımların mesaj yoluyla yeni yemek tarifleri istemesi üzerine Saniye Anne, yaptığı farklı
yemeklerin tariflerini de yine oğlu aracılığıyla
Youtube'da yayımlamayı sürdürdü. Takipçi
sayısının 2 bine yaklaşmasıyla birlikte Karataş
için yeni bir dönem başladı. İnternetin sanal
aşçısı olan Saniye Anne'nin görüntüleri artık binlerce kişi tarafından takip ediliyor.
SAAT 07.00'DE KALKIP MUTFAĞA GİRİYOR
Saniye Karataş, akşamdan karar verdiği
SiYAH MAVi KIRMIZI SARI
617Aralık
2014
Cumartesi
Şubat
2013
Perşembe
Saldanlı: Yatağan Santrali'nin
bacasından kirli duman çıkmayacak
YOK EDİLİYOR
Aydın’da jeotermal kuyu açmak için kesilen zeytinlik
alanda inceleme yapan Ziraat Mühendisleri Odası Aydın
Şube Başkanı Barış, zeytin katliamının hangi gerekçeyle
yapılırsa yapılasın kabul edilemeyeceğini söyledi
Asırlık zeytin ağaçlarının enerji için yok edilmesine
karşı olduklarını belirten Barış, “Bunların kesilmesine
kesinlikle karşıyız. Biz tarım ülkesiyiz. Sanayileşme
oluyor ama biz tarım ülkesiyiz. Karnımızı tarımla doyuruyoruz. İhracatımızın büyük bir oranı tarım. Biz bu
zeytinlikleri yok edersek yarına hangi güvenceyle bakacağız, bunu tartışmamız lazım. Asırlık ağaçlara kıyıyorlar. Yazıktır, günahtır. Ülkemizin geleceğini karartmaya
kimsenin hakkı yok.” dedi. Bir süredir durdurulan jeotermal alanlardaki zeytin ağaçlarının kesilme işlemi için
bugün yine ölçüm yapıldığı iddia edildi. Jeotermal kuyunun etrafındaki zeytinlerin kesilmesinin kabul edilemeyeceğini belirten Oda Şube Başkanı Barış, “Bu
ağaçları kökledikten sonra ne yapıyorlar, bunları sormak
lazım. Zeytin kesilmesi için izin alınması lazım. Zeytinlik alanlarımız, zeytinler hiçbir şekilde imha edilip kullanılamaz, Zeytin Kanunu'na göre. Kullanılacaksa
öncelikleri var. Bunların kesilmesine kesinlikle karşıyız.
Bir de bunu satan vatandaşları da sorgulamak lazım.
Neden satıyorlar? Başka bir yapılacak yer veya başka enerji yok mu? Güneş enerjisi, rüzgar enerjisi var. İlla da
jeotermal olmamalı. Çevreye zarar vermeden yapılmalı.
Enerji için alternatif çok ülkemizde. Zeytinleri köklüyorlar, yerlerini de toprakla dolduruyorlar. Böyle yapınca
ayıbını mı örtecek? Ayıp örttü, bitti. Hazıra konanlar,
bunun zorluğunu çekmediği için satabiliyor. Bu asırlık
ağaçları korumamız lazım. Karnını doyuran vatandaşlarımız, yarın aç kaldığında kime el açacak?” diyerek
tepki gösterdi.
Asırlık zeytin ağaçlarının kesilmesi karşısında
eridiğini ve seslerini kimseye duyuramadıklarını belirten
çiftçi Rıfat Metin ise enerji firmalarının zeytin bahçeleri
sahipleriyle gizlice görüştüğünü, işlemlerin hep gizli
yapıldığını söyledi. Jeotermal için zeytinlik alanlarda
kuyu açılmaması yönünde çabaları olduğunu ancak gizli
dönen işler sebebiyle bazılarının, çok para verildiği için
sattığını öne süren Metin, “Zeytin tarlalarını satmayın
dedik ama bizi dinlemediler.
Alanlar da satanlar da gizli.
Buraları sıcak sulara vermeyin
dedik, kimseye anlatamadık.
Canilik bu. Bu ağaçların böyle
kesilmesi karşısında eriyorum
ben. Bu ağaçların yetişmesini
de ben biliyorum, çocuktum.
Hazıra kondukları için satıyorlar. Emeğini çekmedikleri için
satıyorlar.” dedi.
Yılmazköy ile Ilıcabaşı mahalleleri arasında bulunan
zeytinlik alanın daha önceden imara açıldığını belirten
çiftçi Metin, bu alanda arazisi bulunanlar tarafından
mahkemeye başvurularak, zeytinliklerin ve tarım alanlarının imara açılmasının önüne geçtiklerini söyledi.
Aydın Belediyesi’nin bu alanları yıllar önce imara açarak
parsellediğini ifade ederek, “Buralar tarım arazisi. İmara
açılmasını istemedik. Buralarda bahçesi olan bir avukat
arkadaş da bize yardımcı oldu. Dava açtık, kazandık, bu
zeytinliklerin imara açılmasını önledik. Şimdi sıcak su
için zeytinler kesiliyor. Sesimizi kimseye duyuramıyoruz.” şeklinde konuştu. (CİHAN)
SAYFA 9
MAVi KIRMIZI SARI
yemekleri saat 07.00’de kalkarak hazırlamaya
başlıyor. Oğlu da kamerayla kaydediyor. Karataş,
yaptığı işten büyük mutluluk duyduğunu belirterek, "Özellikle yöresel yemekleri yapmayı
seviyorum. Onları yaparken tamamen organik
ürünler kullanıyorum. Pazar alışverişlerimde organik ürünler satın alıyorum. Ayrıca Salihli’den
doğal ürünler getiriyorum. İnsanlarımız herhalde
yöresel yemeklerimi ve benim konuşma şivemi
beğendiler. Sağolsunlar, çok mesaj alıyorum.
Hem yurtiçinden hem de yabancı ülkelerden
mesajlar geliyor. Günde iki ayrı yemek ve iki ayrı
tarif yapıyordum, artık tek yemek ve tek tarif
veriyorum. İnsanların istedikleri yemeklerin tariflerini yapıyorum. Yemek yapmak, benim en büyük zevkim. Her gün
sabah saat 07.00'de mutfağa girerim."
dedi.
Süleyman Karataş da annesinin eskiden beri yemek yapmayı
seven bir insan olduğunu
belirterek, “Zaman zaman
yemekler yaparak komşulara dağıtır. Bu yaşına
kadar yemekle iç içe
olan bir insan. Aklıma geldi, benim
ve kardeşimin
Youtube’de
kanalımız
var, anne-
min de olsun dedim. Annem bir gün balık
kızartırken onun görüntüsünü çekip Youtube’a
yükledim. Video bayağı izlenmeye başladı. Sonra
biber salçası ve domates salçası yaparken çekip
yükledim. Epeyce bir izlendi bu videolar. İki tane
günde video yüklüyorduk annemle, şimdi günde
bire düşürdük. Bin 500 abonemiz var, günde 10 bine yakın
tıklanıyor videolarımız.”
dedi. (CİHAN)
“Uluslararası Şeffaflık Örgütünün açıkladığı “Yolsuzluk Algı
Endeksi” raporunda, ülkemiz yolsuzluk algısında rekor puan
kaybederek en kötü şekilde gerileyen “birinci ülke” olarak yer
aldı... Ekonomideki büyüme hızımız, giderek artan cari açık,
hedefi küçültülen büyüme hızı ve doğal sonucu olarak
önümüzdeki yıl işsiz ordusundaki artış. Somada, Kayseri’de,
Gümüşhane de işlerinden edilen binlerce maden işçisi. Bir resmi
rakamlar birde sokağa yansıyan gerçek işsizlik rakamları ve aralarındaki tutarsızlık. Bir tarafta deveyi hamutuyla götürenler,
diğer tarafta pazar artıklarından, çöpten geçinmek için sıra
bekleyenler. Yıllık resmi enflasyon rakamları ile çarşı-pazarda
tecelli eden reel enflasyon rakamları. Açlık sınırının altında
“ekonomik düzeysizliğe” sahip emeklinin aylığından % 15 vergi
kesilmesi.” Tüm bunlar haftaya damgasını vuran birkaç manşet.
İçlerinde en dikkat çekeni işçi ve emekçinin durumu. Buradan
yola çıkarak onların hali pür melallerine dikkat çekmeye çalışacağım. Alın teri ve emeği ile geçinen, başkaca bir gelir kaynağı,
sermayesi olmayan bu kesimin önemli bölümünü oluşturan, dağ
gibi dert sahipleri ile hemhal olalım istedim. Gerek hizmet ve
gerekse üretim sektöründe çalışan işçi ve emekçilerimizin
sorunları hiç de yabancısı olmadığımız, hemen her gün duyduğumuz, bildiğimiz, hakkında fikir yürüttüğümüz türden
sorunlar. Ücretlerin yeterli olmaması, zamanında ödenmemesi,
sosyal güvenlik sorumluluklarının işverence yerine getirilmemesi ve bunların neden olduğu içinden çıkılmaz hal alan
problemler ve mağdur olan milyonlarca işçi ve ailesi. Acaba işveren kesiminde doğrular ne kadar doğru uygulanıyor, yasalara
ne ölçüde uyuluyor? İşverenler; işçilerin maddi ve manevi haklarının ne olduğunun ne kadarına vakıf ve bu vukufiyetin ne
kadarına uygulamalarında yer veriyor? Özellikle işverenin konu
ile ilgili bilgilerini tazeleyerek çok kapsamlı işçi-işveren ilişkilerine yüzeysel de olsa değişik açılardan bir göz atalım.
İlk olarak konu ile ilgili yasalara müracaat edelim. İş
Hukukunun işçi ve iş güvenliği ile ilgili hâkim maddelerinden
bir kaçı ile söze başlayalım. İlk göze çarpanın, iş hukukunun
doğuş sebebinin iş ilişkilerinde güçsüz olan işçilerin ekonomik
ve kişisel haklarının korunması olduğunu görürüz. Demek ki;
ateş olmayan yerden duman tütmüyor. İşverenlerin haksız uygulamaları bu kanuna gerek olduğunu ortaya koymakta. Kanunlara
göre işveren işçisinin ücretini ve diğer haklarını zamanında ve bi
hakkın ödemek zorunda. İş güvenliğinin sağlandığı, sıhhatli ortamlarda işçi çalıştırmak işverenin borçları arasında. Yasalarımız
işçinin insan olduğunu fiziksel, sosyal, ekonomik ihtiyaçları ile
insanca yaşama hakkı bulunduğunu, kendisinin ve bakmakla
mükellef olduğu aile fertlerinin iaşe ve ibatesini sağlamak gibi
zaruretlerinin bulunduğunu vurgulamış. Yasalar işçi ve işveren
ilişkilerini muntazaman tasniflemiş. Ancak; uygulamada durumun bu denli hoş olmadığı iş mahkemelerinde biriken dava
dosyalarının yoğunluğundan kolayca anlaşılıyor. Dosyalarının
ekserini de işçilerin hak aradıkları dosyaların oluşturduğunu
çoğumuz biliyoruz. Konunun bir diğer yönü, işçilere her yıl
takdir edilen asgari ücretin insanca yaşabilmeye olanak vermediğini, bu rakamın bırakın yoksulluğu açlık sınırının altında
olduğudur. Peki, bu asgari ücreti belirleyen erk, hüküm sürenler
değil midir? Peki, işçi ve işveren ilişkilerini düzenleyen
yasaların oluşumunda da çoğunlukla söz sahibi aynı erk değil
midir? Bu ne yaman bir çelişki. Öyleyse, öncelikle bu çelişkiyi
ortadan kaldırılmalı. Ya iş yasalarından ”insanca yaşanabilecek
ücret” ibaresini kaldırın ya da asgari ücreti insanca yaşanabilecek düzeye çekin. Her şey asgari ücretin tespiti ile bitmiyor. Asgari ücretin altında bir ücretle işçi çalıştıran iş yerleri
azımsanmayacak sayıdadır. Kaldı ki, asgari ücretin altındaki bu
ücreti bile aylarca ödemeyen işverenler varlığına şahit oluyoruz.
Peki, kulun bunca bildiğini Yaradanın bilmemesinin imkânı var
mı? İşçilerimizin çalışmak zorunda oldukları iş ortamında, iş ve
işçi sağlığı açısından işverence alınması gerekli tedbirler noktasında da durum iç açıcı değil. Yeterli güvenlik, aydınlatma,
ışıklandırma, havalandırma ve hijyen şartlarının sağlanmadığı,
işçilerin manevi ve sosyal ihtiyaçlarını giderebileceği tesislerin
çalışanların hizmetine ya hiç sunulmadığı, ya da sunulanların da
yasak savma adına yapılmış olduğu her hallerinden belli olan
derme- çatma tesislere rastlamak kuvvetle muhtemel.
Yasalardan sonra, yeni Osmanlı olma iddialarından yola
çıkarak birde eski Osmanlıya bakalım. Ahilik gibi mükemmel
bir müessese karşımıza çıkan ilk olgu olacaktır. Kısaca Ahilik;
fertleri birbirine yaklaştırmak ve dayanışmayı tesis etmek, alın
teri ile kazanmak, hakça paylaşmak, birlik ve dirliği sağlayan
müşterek değerleri korumak Ahilik felsefesinin temel unsurları
olarak karşımıza çıkmakta. İçtimai yaşantıda sosyal tabakalaşmanın doğal olduğunu, kiminin zengin, kiminin fakir olabileceğini ve fakat ikisi arasındaki farkın günümüzdeki gibi uçurum
olmaması gerektiğinin üzerinde önemle durulduğu felsefenin bir
diğer unsuru. Kendinden önce başkalarını düşünmek, kollamak,
kanaat ve tevazu ölçüleri içerisinde “hırs” ve “tama” dan uzaklaşmak, çalışanlar ile çalıştıranlar arasında baba-oğul ilişkileri
kurmak gibi yüce değerlerin varlığı, emeğin karşılığı olan
ücretin, çalışanın alın terinin kurumadan ödenmesi olmazsa olmazı. Ahilik, emek ve sermayenin barışık olduğu bir model
oluşturarak sosyal adalet ve toplum huzuruna son derece önemli
katkılar sağlamıştır.
Son olarak konuyu İslam perspektifinden ele alacak olursak;
işçinin ücretini işin bitiminde ver diyor yüce Mevla. “İşçiye
ücretini alın teri kurumadan veriniz.“ diyen sevgili Peygamberimizde (s.a.v.) işverenin ilke edinmesi gereken bir kuralı ortaya
koyuyor. Bir başka hadis-i şerifte ise “Sizden birinin kardeşi
onun elinin altında bulunursa ona yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin, ona gücünün üstünde yük yüklemesin.” Kendisi
yatlarda, katlarda keyif sürsün, aksırıp tıksırana kadar tıkınsın,
işçisi sürünsün demiyor. İster inanın ister inanmayın hal bu.
Sonuç olarak; tüm kaynaklar sorumsuz işverenlerin aksine
işçinin hak ve emeğine son derece ehemmiyet veriyor. İttifakla
bu hakkın fevkalade önemli olduğunun altını kalın kalın çiziyorlar. Burada işverenlere düşen külahlarını önlerine koyup enikonu
bir kez daha urganın hesabını düşünmeleri. Yukarıda belirtilen
kıstaslara ne kadar uyuyorlar, “uyuyorlar mı” ? Yoksa bu kıstasları kendilerine uydurmanın yollarını mı arıyorlar? Unutmayınız ki, emek olmadan sermaye bir hiçtir.
SAYFA 10
SONDAKiKA GAZETESİ >>
10 DENİZLİ HABERLERİ
SİYAH MAVİ KIRMIZI SARI
6 Aralık 2014
971Şubat
2013Cumartesi
Perşembe
Başkan Zolan, Buldan'da alt
yapı çalışmalarını inceledi
Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, Buldan ilçesinde devam eden alt yapı
çalışmalarını inceledi. Başkan Zolan, "Denizli Büyükşehir Belediyesi olarak biz hangi ilçede,
hangi mahallede sorun varsa, hangi vatandaşımızın sıkıntısı varsa orada olacağız" dedi
D
ÖZEL SERVERGAZİ ÖZERLER
ANAOKULU’NDA “BÜYÜKANNE
BÜYÜKBABA OKULU”
“Çocuk gelişiminde anne ve babalar kadar büyükanne ve büyükbabaların da önemi büyüktür”
Denizli Özel Servergazi Özerler
Çocuk Akademisi, çocuk gelişiminde anne ve babaların yanı sıra
büyükanne ve büyükbabaların
önemli olması dolayısıyla “Büyükanne Büyükbaba Okulu” semineri düzenledi.
Akademinin konferans salonunda, Psikolojik Danışmanlık ve
Rehberlik (PDR) Öğretmeni Büşra Orhantekin tarafından gerçekleştirilen seminerde, büyük anne
ve büyükbabalara çocuk gelişimindeki rolleri anlatıldı. “Torunlar, büyükanne ve büyükbabalar
için yeni bir hayat amacıdır” diyen Orhantekin, şöyle konuştu:
“Coşku kaynağı olan torunlar, aynı zamanda yenilenme ve canlanma kaynağıdır. Torunlar, kendi
çocuklarına yapılamayanı yapma,
sunamadıklarını sunma, yanlış yada eksikliklerin düzeltilerek uygulanma fırsatı olarak görülmektedir.”
Orhantekin, torun için büyükanne büyükbabanın şu anlamlara
geldiğini ifade etti: “Maddi-manevi bir zenginliktir. Karşılığında
hiçbir şey beklenmeyen saygı ve
şefkat kaynağıdır. Milli ve manevi
değerleri öğrenebileceği canlı birer örnektir. Küçük yaşta yaşlıya
saygıyı ve yardımı öğrenme fırsatı
ve böylece duyarlı bir insan olma
fırsatıdır. Meraklarını ve sorularını en doğru yoldan giderebilecekleri bir merci, sevgi ortamında doyasıya sohbet, oyun ve bilgi demektir.”
Sürekli iletişim halinde olması
dolayısıyla çocuk yetiştirilirken
olumlu davranışların kazandırılmasında aile büyüklerinin dikkat
edeceği hususlara değinen Orhantekin, sözlerini şöyle tamamladı:
“Büyükanne ve büyükbabaların
öncelikle torunlarına karşı olumlu
davranışlar sergilemesi gerekmektedir. Tutarlı ve sabırlı olmaları,
torunlarına zaman ayrılmaları, aile büyükleri arasındaki sevgi ve
saygı bağlarının kuvvetli olması
çok önemlidir. Ayrıca herkesin
birbirini olduğu gibi kabullenmesi
gerekmektedir.”
(HABER MERKEZİ)
enizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan,
Denizli Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi'nin (DESKİ), Buldan İlçesinde başlattığı alt yapı çalışmalarını inceledi. Cumhuriyet Mahallesi
ve Girne Mahallesi'nde, yerleşim
alanlarının artması ve mevcut hatların eski olmasından dolayı bölgedeki alt yapı kapasitesinin yetersiz kaldığı ifade edilirken, Girne, Helvacılar, Güroluk, Düzalan, Yalçınkaya
ve Yeşildere Mahallesini kapsayan
1500 metrelik kanalizasyon ve yine
aynı bölgede 1500 metre içmesuyu
hattının yenilendiği kaydedildi. Ayrıca toplu konutlar bölgesinde de 250 meterlik atıksu hattının döşendiği ifade edildi.
Denizli Büyükşehir
Belediye Başkanı Osman Zolan, bölgede
yaptığı incelemelerin
ardından yaptığı açıklamada, vatandaşlarımızın talebi üzerine bölgede inceleme yapıldığını kaydederek, "Sıkıntıları giderip vatandaşlarımızı rahatlatmak
adına hangi ilçede hangi
sokakta olursa olsun altyapı ile ilgili çalışmalarımızı gerçekleştiriyoruz" diye konuştu.
"Amacımız insanların mutlu
olmasını sağlamak"
Çalışmaların gerçekleştirildiği
bölgenin tarihi miras ve tarihi dokunun bulunduğu bir alan olduğuna
dikkati çeken Başkan Zolan, şöyle
konuştu: "Kurullardan izin alarak
altyapı çalışmalarımızı başlattık.
Çalışmalarımız belirli noktalarda
ilerledi.
Sıkıntı yaratan yerlerde çalışmalarımızı yapıyoruz" dedi. Çalışmaların 20-25 gün süreceğini ifade eden
Başkan Zolan, "Bu mahallelerimizde çalışmalarımız bittikten sonra vatandaşlarımız rahat bir şekilde, hijyenik şartlarda kış aylarında çamura
girmeden, yazın da toz toprak görmeden hayatlarına devam edecekler.
Amacımız insanların mutlu olmasını sağlamaktır. Denizli Büyük-
şehir Belediyesi ve birimleri olarak
biz hangi ilçede, hangi mahallede
sorun varsa, hangi vatandaşımızın
sıkıntısı varsa orada olacağız.
Altyapı ile ilgili çalışmalarımızı
DESKİ ilçelerimizde hassasiyet ile
sürdürmektedir."
(HABER MERKEZİ)
AquaCity Denizli’nin satışa açılan
ilk etabının % 50’si satıldı
Kadın Meclisi'nden
"Şiddete Hayır" toplantısı
Denizli Büyükşehir Belediyesi
Kent Konseyi Kadın Meclisi,
Mehmet Akif Ersoy Bilgi Evi ve
Kurs Merkezi'nde "Kadınlara Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası
Mücadele ve Dayanışma Günü" etkinlikleri kapsamında bilgilendirme toplantısı düzenledi.
Denizli Büyükşehir Belediyesi
Kent Konseyi Kadın Meclisi, "Kadınlara Yönelik Şiddete Karşı
Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü" etkinlikleri kapsamında
bilgilendirme toplantısı düzenledi.
Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Bilsen Özen ve Kadın Meclisi
üyelerinin de katıldığı toplantı
Mehmet Akif Ersoy Bilgi Evi ve
Kurs Merkezi'nde yapıldı. Uzman
Psikolog Dr. Cengiz Türkmen, Denizli Büyükşehir Belediyesi Kent
Konseyi Kadın Meclisi ile birlikte
çalışmalar yaparak kadınları bilgilendirmeye yönelik çalışmalar ya-
pacaklarını ifade etti. Türkmen,
“Ailelerin ve eşlerin bilinçli olması, kadınların farkındalığının artması, psikolojilerinin sağlıklı ve
güçlü olması için Kent Konseyi
Kadın Meclisi ile birlikte çalışmalar yapacağız. Amacımız her şeyden önce mutlu insanlar, mutlu çocuklar ve mutlu aileler. Bu mantık
doğrultusunda çalışmalar yapıyoruz. Bununla ilgili olarak da her
gittiğimiz yerde az da olsa bir kartopu etkisi yaratsın istiyoruz. Çünkü biz küçük çalışmalarımızın büyük etkiler getirmesini istiyoruz.
Aslında bizim esas amacımız insanlarımızı bilgilendirmek. Bilinçli, bilgili ve farkındalığı yüksek
insanları ortaya çıkarmak istiyoruz.
Bizler bilginin güç olduğuna inanıyoruz. Eğer bilgi güç ise bu insanların çok güçlü olacağına inanıyoruz” açıklamalarında bulundu.
(HABER MERKEZİ)
Sinpaş, Ege’nin en büyük temalı yaşam projesi ile şimdi de Denizli’de… Ege Bölgesi ve Denizli için
birçok ilkleri barındıran AquaCity’de, su ve yeşille iç içe farklı
konseptlere sahip 4 farklı yaşam
alanı ve “streetmall” konseptiyle geliştirilen geniş bir alışveriş merkezi
yer alıyor. Tropikal bölgelerden gelen bembeyaz kumla oluşturulan
kumsalı, göl ve bahçe keyfini birlikte yaşatan evleri ve Denizli’nin en
yüksek ve prestijli residence kuleleri
AquaTowers ile Denizli’nin yeni
yaşam projesi AquaCity, Denizlileri
ilkler ile buluşturuyor. Denizli’de
büyük beğeni toplayan projenin satışa açılan ilk etabının % 50’si 45
gün içinde satıldı. Ayrıcalıklı bir ev
yaşamıyla birlikte geniş sosyal yaşam olanakları geliştiren Sinpaş Yapı’nın AquaCity projesi, sadece Denizli’nin değil Ege Bölgesi’nin en
büyük temalı yaşam projesi olarak
yükseliyor.
Denizlililere ayrıcalıklı bir ev
yaşamıyla birlikte, farklı sosyal yaşam mekanları sunan ve Ege Bölgesi için birçok yeniliğe imza atan
AquaCity Projesi’nde satışta açılan
dairelerin yüzde 50'si kısa bir süre
de satıldı. Zengin bir yaşam sunan
AquaCity Denizlilerden yoğun ilgi
görüyor. AquaCity Projesi’nde yer
alan, 1+1’den 4+1’e uzanan farklı
büyüklükteki daire seçenekleri, uygun ödeme koşulları ve lansmana
özel fiyat avantajları ile satışa sunuluyor.
Sinpaş, Denizli’ye su
yaşamını getiriyor
Köklü tarihi ve hızla büyüyen
ekonomisiyle birlikte zengin doğa
ve su kaynaklarına sahip Denizli’de,tropikal bölgelerden gelen beyaz kum ile oluşturulan kumsalı ve
suyun bambaşka halleriyle iç içe bir
yaşamı yeniden yorumlayan Sinpaş
AquaCity projesinde, toplam 210
bin metrekarelik proje alanı içerisinde 4 ayrı konseptte yaşam seçenekleri yer alıyor. Tropikal bölgelerden
gelen özel ve beyaz kumlarla oluşturulacak kumsal alanı AquaBeach’de yer alıyor. AquaBeach’de,
çocuklar için suyla oyun oynayabilecekleri bir havuz, su kaydırağı ve
tüm ailenin birlikte açık havada sinema keyfi yaşayabileceği Aqua Cine adlı bir Açıkhava sineması var.
Ayrıca kumsal kenarında bungolovlar ve suya uzanan terasları ile Aqua
Club yer alıyor. Uzun ve titizlikle
yapılan çalışmalar sonucu Denizlililerin ihtiyaçları tespit edilerek geliştirilen AquaMansion’da, yalı yaşamı
öne çıkıyor. Bu yaşam konseptinde,
suya sıfır bir yaşamın ayrıcalığı az
katlı yalı apartmanları konforuyla
buluşuyor.
AquaHomes&Gardens’da ise,
göl ve bahçe keyfi bir arada yaşanıyor. Bir yakada göller, diğer yakada
renk renk çiçek ve meyve bahçelerinin çevrelediği AquaHomes&Gardens’da, huzurlu ve dingin bir yaşam Denizlilileri bekliyor. Projenin
bir diğer yaşam konsepti olan AquaTowers’da Denizli’nin en yüksek ve
en prestijli kuleleri yer alacak. Denizli için yeni bir ikon haline gelecek kuleler altındaki Street Mall
mağazaları ve spor tesisleri şehrin
yeni zirvesi olarak yükselecek.
Aileler ve çocuklar
için sosyal olanaklar
Konutların içindeki yaşamla birlikte çevredeki yaşamı da öne çıka-
ran projede, dileyen plaj voleybolunun keyfini ve heyecanını yaşarken,
dileyenler BeachCafe’nin iskelesinde ya da göl kenarında sakin bir köşede oturup günün yorgunluğunu
atabilecek. Kıyı ve seyir terasları,
bungalovlar, göl kenarlarında yürüyüş yolları, çardaklar, açık hava sineması, dilediğiniz her vakit spor
yapabileceğiniz AquaFitness Park,
çim teraslarda hamak keyfi ve daha
birçok sosyal olanak, AquaCity’deki
hayatı renklendiriyor. Site içerisinde
huzurlu, güvenli ve keyifli bir ortamda vakit geçirebilmesi, sorunsuz
bir ortak yaşam sürdürebilmesi için
ilk beş yıldız Sinpaş’ın profesyonel
site yönetim anlayışıyla işletilecek
olan Denizli AquaCity’de, site sakinleri daha sonra isterlerse yönetimi değiştirebilecekler.
Tüm AquaCity sakinleri düşünülerek planlanan sosyal olanaklardan,
fitness ve kapalı yüzme havuzu gibi
alanlar üyelik sistemi ile kullanılırken, site aidatları dahilinde sadece
profesyonel temizlik, çevre bakım
ve güvenlik hizmetleri veriliyor olacak. Böylece site sakinleri büyük bir
kompleks içinde yer alan bu hizmetlerden ekonomik koşullarda faydalanabilecekler.
Denizlililerin yeni alışveriş ve
yaşam merkezi AquaMall’da
AquaCity’de farklı tipte konutlarının ve renkli sosyal yaşamının yanı sıra, ticari alanlarıyla da Denizli’nin yeni yaşam merkezi olmaya
hazırlanıyor. Proje alanı içerisinde,
Denizlilerin yeni buluşma ve alışveriş merkezi olacak AquaMall’un inşasına başlanmış durumda.
Alışveriş Merkezi’nin yönetimi
ve kiralama süreci için perakende
sektörünün öncü kuruluşu Metro
Properties ile anlaşma imzalandı.
AquaMall mevcut Metro Grosmarket’in devamında, İzmir Otoyolu üzerinde yer alacak. Burada çeşitli büyüklükte mağazalar, açık ve
kapalı spor tesisleri ve Kent Meydanı ile sadece AquaCity sakinlerinin
değil tüm Denizlilerin gözde buluşma merkezi olacak.
80 aya varan ödeme seçeneği
Sinpaş Holding’in 40. yılına
özel olarak sunduğu ödeme planı alternatifleri ile AquaCity projesinde
sıfır peşinatla 40 ay ve şirket bünyesinde 80 aya varan vade farksız ödeme seçenekleri ile ev sahibi olmak
mümkün.
Ayrıca sadece Aquacity Denizli
projesine özel %5 peşinat ve kira
öder gibi aylık taksitlerle daire sahibi olma fırsatı Denizlileri bekliyor!
(HABER MERKEZİ)
SAYFA 11
SONDAKiKA GAZETESİ >>
11 DÜŞÜNENLERİN DÜŞÜNCESİ
617
Aralık
2014
Cumartesi
Şubat
2013
Perşembe
SEÇİLME ENGELLİLER
diline hakim OLAMIYOR
Mehmet
BARLAS
SABAH GAZETESİ
Kemal Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanı
Tayyip Erdoğan için "Zihinsel engelli" demesi,
siyasetin de nezaketin de kurallarının ayak altına alınması anlamına geliyor.
Ama daha ötesi, ruhbilimcilerin ilgilenmeleri gereken bir durum da var ortada. Çünkü
Kılıçdaroğlu "Engelliler Günü" için hazırlanan
"İlle de Yaşamak" adlı belgeselin gösterimi
sırasında yaptığı konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan için "Zihinsel engelli"
demişti... Aslında engelliler için düzenlenen bir
etkinlikte bu sözleri söylemesinin dilimizdeki
tanımı "Densizlik" değil midir?
Ne var ki tür durumlara çok da yabancı
değiliz. Rahmetli Turan Güneş 1950 seçim
kampanyası döneminde Kandıra'da bir
Demokrat Partilinin "İsmet Paşa asker
kaçağıdır" diyerek konuştuğunu duyunca yanına gider... "Hem paşa diyorsun hem de asker
kaçağı diyorsun, bir tutarsızlık yok mu bu sözlerinde" diye sorar. Adam gülümser ve "Ne yapayım yani, İsmet Paşa'yı sevmiyorum... Bunu
başka türlü nasıl anlatayım" cevabını verir.
Kılıçdaroğlu da galiba buna benzer bir ruh
haleti içinde... Herhalde her ağzını açtığında
bundan önceki seçim sonuçlarını hatırlıyor.
Biliyor ki beyni dinamitten yapılmış olsa bile,
bırakın bu beynin ürettiği düşüncelerin seçmenlerin beğenisini kazanmasını, bu beynin
kafasındaki şapkayı havaya uçurabilecek kadar
itme gücü yok... Sonunda aklını değil dilini
kullanmayı yeğ tutuyor. Cumhurbaşkanına "Zihinsel engelli" deyiveriyor. Partisinin dağınıklığından MİT'i sorumlu tutuyor...
Beyin ve dil ilişkisi
Kısacası insanın beyni ile dili arasında ilgi
çekici bir ilişki bulunduğu kesin. Demek ki in-
SİYAH MAVİ KIRMIZI SARI
san vücudunda hem dile hem de beyne aynı anda yetecek kadar kan yok... Dili aşırı zorlayınca beyne giden kan azalıyor. Düşünülmeden
söylenen sözler, bu sırada beynin devre dışı
kaldığının kanıtı değil mi?
Kılıçdaroğlu gazete haberlerine takılmaktan
öteye biraz da edebiyata ilgi duysaydı ne iyi
olurdu... Mesela Edmond Rostand'ın "Cyrano"sunu okumuş olsaydı... Burnunun çarpıcı
büyüklüğü ile bilinen Cyrano'ya kavga çıkartmak isteyen şımarık bir kont "Burnunuz ne
kadar büyük" diyerek hakaret ettiğinde, Cyrano konta "Genç adam, ne yazık ki çok kısa
konuştunuz. Oysa en azından yüz tane farklı
şeyi farklı üslupta söyleyebilirdiniz" der. Sonra
"Mesela benim bu kadar büyük burnum olsaydı kestirirdim veya su içerken burnunuz ıslanmıyor mu derdim" benzeri örnekler verir.
"Seçilme engelli" siyasetçilerin seçim
kazananların zihinlerine öfkelendikleri günleri
yaşamaktayız.
05.12.2014
Abdurrahman
DLPAK
YENİ AKİT GAZETESİ
Ağaç kesilirse..
Ağaç kesilir.. Kâğıt ağaçtan yapılır, mobilyalar da..
Yol yaparsınız kesersiniz.. Ağaç yaşlanır kesersiniz..
Nesli tükenmekte olan bir türdür, korursunuz.. O
ağacın altında tarihi bir olay yaşanmıştır korursunuz..
Size zarar veriyorsa ya da ihtiyacınız varsa kesersiniz..
Patlıcan fidanlarını da sökmeyin isterseniz..
Kaç kişinin Kyoto sertifikasından haberi var acaba.
Ağaçlara kimlik kartı verilebilir ve bunların varlıkları
garanti altına alınabilir.. Eğer bir ağacı kesecek olursanız,
mesela 10 yaşında bir çınarı kesecekseniz en az 10tane, 1
yaşında çınar dikmeniz gerekecek. O da yetmez, onun
yaşamasını garanti etmeniz için de sigortalamanız
gerekebilir..
Türkiye milyonlarca ağaç dikiyor, ama diktiği ağaç
için Kyato Sertifikası almıyor.. Sanayiciler havaya saldıkları gazları emecek kadar ya ağaç dikecekler ya da dikilen
ağaçların sertifikasını alarak ağaç dikmeye katkı sağlayacaklar..
Hani ağaç kesenleri protesto etmekten daha etkili ve
verimli bir yol var. Kimse Şeytan taşlamaktan, salavat getirmeye fırsat bulamıyor..
Çoğu ömürleri boyunca tek ağaç dikmemiştir belki
de.. Kâğıt israfı konusunda pek de duyarlı da olmayabilir.. Kendi arsaları varsa ev yapmaya karar verdiklerinde o ağaçları bir gecede keser belki de..
Şöyle yapsak, kesmek için dikiyorsanız kesin. Ama şehir içinde ya da ormanda, yaş ve hastalık sebebi ile
zorunlu olarak kesmiyorsanız, kestiğiniz ağacın % 20’si
kadar fazla ağaç dikme yükümlülüğü getirelim..10 yaşında 10 tane çam kesecekseniz, 120 tane 1 yaşında çam fidanı dikeceksiniz..
Ormanları yaş haddinden, gençleştirmek için de kesebilirsiniz..
Yoksa siz, ağaçların reçinesini almaya da mı karşıydınız..
Hayvan hakları diye, mesela karga kovmaya, domuzlara karşı sürek avına ne diyorsunuz..
Nedense bal arılarının yaptıkları balın tamamının kovandan alınmasına karşı kimsenin sesi çıkmıyor. Arının
balını alıp, ona beslenmesi için şeker veriyorlar.. Oysa
balın en az % 25’ini kovanda bırakmak gerek..
Elbette durup dururken ağaç kesilmemeli.. Eğer
sökülebiliyorsa, sökmeyi denemeli. Bir ağaç kolay
yetişmiyor.. Ona ihtiyacımız var bizim. Havanın, suyun,
toprağın ona ihtiyacı var..
YalovaBelediyesi’nin ağaç kesme işi, bir çifte standardı göz önüne sermek açısından, basının ve belli
STK’ların duyarlılığını test açısından önemli.. En azından
Yalova olayı bir rejim meselesi haline getirilmedi.. Getirilmemeli de zaten..
Taksim Gezi Parkı olayı, Topçu Kışlası’na karşı, daha
doğrusu onu bahane ederek bir ayaklanma çıkartma
çabasının ürünü idi.. CHP“yar bana bir eğlence” diye olayın üzerine atladı, ama bugün Yalova’da yaşananlar
ayağına dolaştı..
Oysa daha dün, cami yerine karşı Bağlarbaşı’nda ağaç
eylemi için günlerce insanları sokağa dökmeye çabalamışlardı..
Sahi meslek odaları bu olaylar karşısında niye sessiz
kaldılar..
BARAJ KALKSA BİLE…
Nuriye
Akman
ZAMAN GAZETESİ
Tamam kalksın yüzde 10’luk seçim barajı, millet
tüm kesimleriyle temsil edilsin Meclis’te. Peki
siyasal sistemin kendisi eşitlik ve özgürlüğe geçit
vermeyen dev bir baraj halindeyse ne işe yarayacak?
Partiler lider sultası altındayken, vekiller genel
başkanlara biatleri ve biraz da cüzdan kuvvetleriyle seçilebiliyorken, vaatler bol keseden atılır,
tutulmayan sözlerin bedeli ödenmezken, parti
muhasebeleri şeffaf değil ortak ilkeler yerine “bal
tutan parmağını yalar” felsefesi siyaseti esir
almışken, denetim mekanizmaları çalıştırılmayıp
yolsuzluklar daima kılıfına uydurulurken, iktidar
hamamlarında hep aynı tasların kullanılacağı
aşikarken sıfır baraj mı bizi hizaya sokacak?
Bataklığı kurutmuyorsunuz, barajı kaldırarak çamura batacak adayların kompozisyonunu farklılaştırıyorsunuz sadece. Nice temiz gönüllü, iyi
niyetli insanların siyasi arenaya girdiğinde ya kirlendiklerini ya da pasifleştirildiklerini yeterince
gördük. Seçimden galip çıkan hangi parti
siyaseten aleyhlerine bile olsa bu bozuk düzeni
topyekûn düzeltmeyi istedi ki? Yaptıkları iyileştirmeler sonuçlar kendileri için olumlu olacak
kadarla sınırlı tutuldu hep. Durum aleyhlerine
dönünce kaşıkla verdiklerini kepçe ile geri aldılar.
Şimdi AYM barajı kaldırırsa evet yamuğumuzun
bir kısmı düzelecek ama vicdanlardaki barajlar
cerahat biriktirmeye devam edecek.
Üstelik o vicdan barajları, sadece seçilenlerin
değil seçenlerin zihinlerini de kapatıp karanlıklaştırıyor. Siyasi rekabette her şeyin mubah oluşuna itiraz, sadece güçsüzlerin harcı oluyor. Güç
taraf değiştirdiğinde bütün canlılığıyla dirilip,
“Onlar çok yedi, sıra bizde” coşkusu sarıyor
herkesi. Seçim öncesi “Biz sizin hizmetkarınızız”
söylemi, sandık başarısıyla birlikte “Çalışın bre
köleler!”e dönüşüyor. Partiler kendi kadrolarındaki yanlış adamlara topyekûn sahip çıkıyor. Seçmenleri ise duydukları makul şüpheleri partilerinden hesap sormaya vardırmıyorlar. Bir partiye verilen oy, onlarla birlikte nemalanma garantisi getiriyor çünkü. Ara sıra biraz cızırtı kopuyorsa da alınan paylardaki tatminsizlikten kopuyor.
Cumhuriyetin fazilet olduğunu söyleyip de 81 yılda faziletli bir sisteme geçemediyseniz, bundan
sonraki 81 yılda da işiniz zor. Baraj kalkar da tüm
partiler oyları oranında sandalye kaparsa el ele
verip de “Gelin önce şu kurumlarımızı kim iş
başına gelirse gelsin düzgün çalışacak hale getirelim” demeyeceklerdir. Yıllarca istikrar adına tek
parti hükümetlerini savunduk. AK Parti deneyimi
özellikle son döneminde bunun da safsata
olduğunu gösterdi. Sistemi düzelttiğinden daha
fazla bozdu. AYM’den sıfır baraj kararı çıkarsa
belki yeniden koalisyonlarla yönetileceğiz.
Güvenlik güçleri emniyetiyle ordusuyla tarumar
olmuş, yargısı kutuplaşmış, karma okulları kaldırmayı tartışma noktasına gelmiş bir ülkeye hangi
koalisyon huzur getirebilir?
Sayın Cumhurbaşkanımız, “Egemenlik yargı ve
ordu bürokrasisinin değil, milletindir” buyurmuşlar ve “Hiç kimse hiçbir kurumu kendisini
milletin üzerinde milletin meclisinin üzerinde
özellikle de siyaset kurumunun üzerinde
görmemeli” diye devam etmişler. Egemenlik, millet iradesi, kuvvetler ayrımı, atanmışlarseçilmişler gibi hukuk ve siyaset biliminin
kavramlarının teorik anlamları ne kadar çekici olsa da, pratikte bize kandırmaktan öteye götürmüyor. Kurumları çalıştıran insanlar sanki millete
dahil değilmiş gibi, milleti “bize oy verenler vermeyenler” şeklinde ayırdığınızı, yasama ile yürütmenin aslında tek bir kuvvet olduğu, bir kez yetki
alan egemenlerin her işlerinin milletçe benimseniyor kabullenildiği unutuluyor. Denetim
mekanizmaları çalıştırılamayınca iktidar
“tehlikenin” birinden kurtulsa eninde sonunda
ötekine yakalanıyor. Şeffaf, sandıktan sandığa
değil, her an hesap verilecek bir düzen kurmazsınız ancak öfke biriktirirsiniz. Kader sizin
arzunuz hilafına bugün yargı ile, yarın ordu ile,
öbür gün PKK ile, sonraki gün güvendiğiniz milletin isyanı ile koruyucu tüm barajları yıkar.
Yıkar da ne olur? Kartlar yeniden dağıtılır. Bozuk
düzen aynen devam eder. Siyasetçiler nefsi emmarelerinin esaretinden kurtulur da seçmenlere
kemalâtın hakiki rol modellerini sunarlarsa ne âlâ!
Yoksa baraj baraj diye diye havanda daha çok su
döveriz biz. AYM’yi daha vermediği karar için
eleştirirken Cumhurbaşkanımızın kullandığı “kitap yüklü merkepler” benzetmesini Uluslararası
Şeffaflık Örgütü’nün, Türkiye’yi yolsuzluk algı
endeksinde 11 basamak düşürdüğü haberiyle birlikte okuyunca hüzün katsayımız öyle yükseliyor
ki tüm barajlar yıkılıyor, gözyaşı seline kapılıp
sürükleniyoruz hepimiz.
05.12.2014
Keşke bu olay vesilesi ile, hükümet şu Kyoto Sertifikası konusuna bir el atsa, şu bahçe, çiçek ve fidan üretimi yapanlar, bir ağaç ajansı şeklinde örgütlenseler.. Hobi
bahçeleri, meyve bahçeleri oluştursak..
Türkiye düne göre daha yeşil.. En azından şehirlerde
yeşil alan, ağaç sayısı, bitki türü açısından çok daha zengin bir ülkeyiz..
Niye çevreciler, orman içi alanlardaki endemik bitki
türlerinin ekonomiye kazandırılması konusunda bir öneride bulunmazlar.. Dünyanın en değerli mantarları yetişiyor, Marmara Bölgesinde, Kastamonu’da, Karaman’da. Ama bunları ekonomiye kazandıramıyoruz.. “Yeşillik olsun” kabilinden bir çevreciliğin kimseye faydası yok..
Denizdeki canlı flora konusunda mesela aynı duyarlılık yok.. Her şeyiideolojik ve politik bir hesaplaşmanın aracı haline getirmeden, akıllıca,insani ve vicdani
bir refleksle bu işlere sahip çıkamaz mıyız.?
Yeşili koruma bahanesi ile meydana çıkıp, fidanları
kırıp sopa olarak kullanan bu kalabalıklar mı çevreci?..
Konfüçyüs’ün çok güzel bir sözü var: “Karanlığa
küfretmeyi bırak da kalk, Allah aşkına bir mum yak”
diye.. Hadi her sene sanatçılar, gazeteciler olarak, bahar
bayramında ağaca olan ilgiyi, çevreye duyarlılığı artırmak için ağaç dikme mevsiminde ağaç dikmeye çıkalım..
Protesto yapmak için sokağa çıkmaktan daha akıllıca ve
etkili bir yöntem olur bu..
Ha, bu Yalova olayı CHP’ye ders olsun. İşte böyle, fırlattığınız bumerang gün gelir kendi başınıza çarpar..
Sahi Koç Universitesi için ormanda kesim yapılırken
sesini çıkartmayanlar, hatta o işin arkasında duranlar
Gezide ne arıyordu dersiniz.. CNN nedenYalova olayını
haber yapmadı dersiniz ya da BBC..
Kimlerin oyununa geldiğinizin farkında mısınız?.. Selam ve dua ile..
05.12.2014
SAYFA 12
SONDAKiKA GAZETESİ >>
ACİL TELEFONLAR
Dünya
Bankas ’ndan
Kocao lu’na
te ekkür
İtfaye
AKS110
Acil Yardım
Polis İmdat
Elektrik Arıza
Jandarma İmdat
İZSU Su Arıza
Doğalgaz Acil Müdahale
Cenaze Hizmetleri
Sahil Güvenlik
Orman Yangınları
110
110
112
155
186
156
185
187
188
158
177
Dünya Bankas Çok Tarafl
Yat
r mTELEFONLARI
Garanti Ajans
YANGIN
MIGA’n n cra Kurulu Ba kan
İzmir
110
(CEO)
Keiko Honda, zmir
Karşıyaka
372 58 74
Büyük
ehir Belediye Ba225kan
Kadifekale
49 99
Kocao
Honda,
Bornovalu’nu ziyaret etti.388
10 03
“Sizinle
birlikte çal
t 386
k ve
Bostanlı
17 86
Buca
61
gelecekte
de çal
aca 487z.13Bize
13 07
i Karabağlar
birli i f rsat verdi237iniz
için
Çamdibi
433
65
59
te ekkür ederiz.” dedi. Ziyarette
Çiğli Risk Yönetimi Üst 376
73 23
MIGA
Düzey
Balçova
278 76 02
Yetkilisi Franciscus Linden, K demli
Evka 4
351 09 04
Sigorta
Uzman Christopher
Evka 1
452 24 77
Millword,
Gaziemir Dünya Bankas 251 00 44
Uluslararas
Finans Kurulu
(IFC)
Hatay
250 86u 40
Avrupa,
Ortado u ve Kuzey
Narlıdere
238 Afrika
35 97
Güzelbahçe
234
25 Çevik
34
Yat
r mlar Sorumlusu
Elif
ile Büyük ehir Belediyesi
HASTANE TELEFONLARI
bürokratlar
da haz r bulundu.
-Devlet HastaneleriBüyük ehir
Belediyesi’nin çe itli
Aliağa
616 87 87
projeleri için IFC’den kredi
N.S. İşgören Alsancak
463 64 65
ald
n hat rlatan Honda,
Alsancak Acil Servis
veririz,
“Size
nas l daha iyi hizmet
Ağız ve Diş Sağlığı
422 00 76
onun
için buraday
Alsancak
Diş Hast. z.” diye
464 konu
78 62 tu.
Dünya
Bankas
Atatürk
Devlet ’n n misyonu
244 44 44
hakk
nda
bilgi
veren
Honda,
Behçet Uz
489 56 56
58 58 imiz
“ Bornava
zmir’e Dev.
dahaHast.
önce kredi375
verdi
Bozyaka
Eği. Hast.
250 50 gibi
50
gemi,
tramvay
ve trafik sistemi
Buca S.D.
projeler
var.Hastanesi
Gelecekte de452 52 52
A. Çizgenakat
07 77i
çalÇeşmeaca
z. Bize i 712
birli
Foça
812
29
f rsat verdi iniz için te 14ekkür
Göğüs dedi.
Hastanesi
433 33üç
33
ederiz.”
Dünyada sadece
Konak Diş Hastanesi
441 81 81
belediyeyle çal
t klar n
Karşıyaka
366 88 88
belirten
CEO Honda, bunlar
n Sao
Çiğli Dev. Hastanesi
376 23 33
Paulo,
stanbul
Büyük 832
ehir58ve59
Menemen
Dev. Hast.
zmir
Büyük
ehir
oldu
unu
Nejat Hepkon
açSeferihisar
klad . Hastanesi 743 20 10
12 GÜNCEL
SİYAH MAVİ KIRMIZI SARI
617
Aralık
2014
Cumartesi
Şubat
2013
Perşembe
ÖZGÜR ÖZEL: TKİ SOMA’DA
ÖRNEK MADEN OCAĞI AÇSIN
Soma’da işsiz kalan madencilerin sorunlarını dile getiren
CHP Manisa Milletvekili Özel,
"Dünyaya örnek olacak bir
uygulama maden ocağı
açılsın!" dedi
CHP Manisa Milletvekili ve Soma
Komisyonu üyesi Özgür Özel dün Meclis’te görüşmeleri tamamlanan ve onaylanan ILO 176 Nolu Madenlerde Güvenlik
ve Sağlık Sözleşmesi üzerinde konuşma
yaparak Soma’da işsiz kalan madencilerin sorunlarını dile getirdi. CHP’li Özel
yaptığı konuşmada, işsiz kalan 2831 işçi
ve Soma’da ölen madenciler için Türkiye
Kömür İşletmeleri Kurumu’nun harekete
geçmesi gerektiğini, Soma’da Türkiye’ye
ve dünyaya örnek olacak bir uygulama
maden ocağı açılmasını ve 2831 işçinin
burada istihdam edilmesini, aynı zamanda burada bir madencilik müzesi açılmasını önerdi.
“Türkiye 19 yıldır imzalamıyor”
CHP’li Özel TBMM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada ILO Madenlerde
Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesinin 19 yıldır imzalanmadığını, bu sözleşmenin
2010 yılında Zonguldak'ta Karadon'da 30
tane işçimizi kaybettiğimizde de devrin
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından dile getirildiğini, Soma faciasından
sonra ise Sayın Faruk Çelik ve Hükûmet
temsilcileri tarafından "ILO 176'yı imzalamayı gündemimize aldık." denildiğini
hatırlattı. CHP’li Özel, yıllardır bu sözleşmeyi onaylamayan Türkiye’nin bugün bu
sözleşmeyi onaylaması için Soma faciasının üzerine bir de Ermenek’te facia yaşaması gerektiğini vurguladı. Söz konusu
sözleşmenin imzalanmasının son derece
önemli olduğunu dile getiren Özel, sözleşmenin madencilik alanında minimum
standartları koyduğunu ancak bu sözleşmeyi yıllar önce imzalamış ülkelerin bu
standartların üzerine ileri teknolojileri de
koyarak madencilik yaptığını anlattı.
“Tüm madenci şehitlerine aynı haklar verilsin” CHP’li Özgür Özel Soma’ya verilen hakların tüm madencilere de verilmesi
gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi:
“Biraz önce öğrendik ki -daha önce defalarca söylemiştik bunu- Soma'daki kayıpların ailelerine, kaybettiğimiz, yitirdiğimiz madencilerin ailelerine verilen hakların Ermenek'teki kayıplar için de verileceğini duyduk. Bu, fevkalade önemli. Ama
Soma'daki 301 işçi için veriyoruz, Ermenek'teki 18 işçinin ailesine veriyoruz, arada -Soma'yla Ermenek arasında- 38 kaza
oldu, 38 kazada ölen 54 işçiye vermiyoruz. Böyle bir şey olmaz. Böyle bir şey,
arada ölen işçilerin ailelerine "Sizin babanız, sizin oğlunuz ölmekte geç kaldı." ya
da "Ölmekte acele etti." demektir. Bu,
vicdanlara sığmaz. Bu Meclise yakışan,
bu arada yitirdiklerimize de bu hakların
verilmesidir mutlaka.”
Soma’ya dünyaya örnek olacak bir
uygulama maden ocağı açılsın!
Sonra konuşmasına Soma’da işsiz kalan
madencilerin sorunlarını anlatarak devam
eden CHP’li Özgür Özel madencilerin istihdam edileceği ve dünyaya örnek olacak
bir uygulama ocağının Soma’da açılmasını önerdi. CHP’li Özel; “Soma'da bir acı
daha yaşanıyor. Soma'daki maden işçilerinden 2.831 tanesi, bu kazanın olduğu
yerde çalışanlar, devrin Başbakanının
sözlerine, bakanların sözlerine rağmen ki
en baştan ikinci sözüne "Kimseye bu süre
içerisinde çıkış verilmeyecektir." sözüne
rağmen Soma AŞ tarafından kapının önüne kondular. 2.831 kişi durduk yerde işsiz
kalmadı. Enerji politikaları yüzünden, redevans sistemi yüzünden, hatalı özelleştirme politikaları yüzünden bu işçiler işsiz
kaldılar. Bu işçiler issiz kaldı ama sadece
bu işçilerin çocuklarını, ailelerini açlığa
mahkûm etmiş değiliz; Kırkağaç'ından İzmir'in Kınık'ına, Balıkesir'in Savaştepesi'ne kadar 4 tane ilçe açlığa mahkûm ediliyor. Esnafları zorda, taşımacılık yapanı
zorda. Aklınıza gelebilecek her yönüyle
bu ilçeler çöküşün eşiğine gelmiş durumdalar.” “Bu anlamda bir çağrıda bulunuyoruz: Bütün dünyada olan uygulama
maden ocağı diye bir şey var, gerçek bir
maden ocağı. Hep arkadaşa, hep yandaşa
değil, bir kez de garibana göz kırpalım,
bir ruhsat verelim gerçek sahibine, Türkiye Kömür İşletmelerine bir maden alanı
tahsis edelim Soma'da. O maden alanında
çalışacak olan madende 2.831 tane işçimize sendikalı kamu işçisi olarak işbaşı
yaptıralım. Maden çalışsın, para kazansın,
evlere ekmek gitsin ama ocak sadece buna hizmet etmesin.”
(HABER MERKEZİ)
Gediz için seferberlik zamanı
AK parti Manisa Milletvekili Dr.Muzaffer
Yurttaş, Batı Anadolu’nun önemli havzalarından biri olan Gediz Havzası'nın korunması için tüm kurum ve kuruluşların üstüne düşen sorumlulukları yerine getirmesi
gerektiğini söyledi. Yurttaş, "Yani herkesin
elini taşın altına koyması ve aynı sorumluluk ile hareket etmesi gerekir. Herkes “bu
benim işim” diye düşünmelidir. Gediz
nehrinin temiz akmasının hepimizin sorumluluğundadır. En verimli topraklara sahip olan Gediz Ovası bizim için altın değerindedir ve bu ovayı gelecek nesillere en
güzel ve verimli şekilde teslim etmek, geleceğe bırakabileceğimiz önemli bir miras
olacaktır. Gediz Havzasında tespit edilen
kirlilik kaynaklarının daha detaylı incelenSelçuk Dev. Hast.
892 70 36
mesi, özellikle mevcut durumda meydana
gelen kirliliğin önlenmesi için gerekli tedDev.Kocao
Hastanesi
10 04
BaUrlakan
lu ise, 752
“Finans
birleri almak, kısa orta ve uzun vadede kirTepecik
Hast. bir noktaya
469 69 69
yap
s nDev. belirli
liliğin azaltılmasına yönelik önlemlerin begetirmeden, kendi
lirlenmesi amacıyla Gediz Havzası Koruma Eylem Planı geliştirilmiştir. Orman ve
-Belediye
Hastaneleriözkaynaklar n zla yat r m
Su Bakanlığı koordinatörlüğünde sürdürüEşrefpaşazaten
Bel. Hast.
80 00
yapmadan
dünya293
kredi
sahnesine len koruma planı için atılacak adımlar
ç kma ans n z yok. Bizim de bir önemlidir. Zararın neresinden dönülürse
-Özel Hastanelerkardır. Yılların oluşturduğu ihmal ve kirlihaz rl k evremiz oldu, bugünlere
liği kısa süre içinde yok etmek mümkün
Anadolu Tıp Merkezi
272 00 11
kolay gelmedik. Finans ve borç
değildir. Ama işe bir yerden başlayıp sabırAgora Tıp Merkezi
425 73 73
la
ve kararlı bir şekilde yol almak gerekiyap
m Kalp
za özen
gösterdik.483
Kararl
Atakalp
Hastanesi
14 14
yor" dedi.
veAtakent
istikrarlTıp Merkezi
çal
malar 336
m11 z95
Yapılması gerekenler:
1)Gediz Nehrinin temizlenmesi amacıyla
sonras
k Hazine’ye
Atagöz nda
Göz art
Hastalıkları
435 vadesi
35 35
resmi kurum ve belediyeler ile gönüllü
Atafizik,borcumuz
Fizik Ted. Mer.
25 15
geçmi
kalmad 231
. Bugün
dernek ve kişilerden oluşan bir “Gediz İzBatıgöz
489diye
03 03
leme Komitesi” kurularak bağımsız olarak
çok
farkl Hastanesi
bir noktaday z.”
çalışması
sağlanmalı ve düzenli olarak topBornova
Merkezi
388için
20 40
konu
tu. Tıp
Kocao
lu, tüketim
lanan
komitenin
raporları ilgili kuruluşlara
Bornova Özel Tıp Mer.
343 23 50
kredi
almad klar n , sadece
iletilmelidir.
Bornova Özel
2)Havzada atık-su arıtma tesisi bulunmafinansal geri dönü ü olan büyük
yan birçok belediye bulunmakta ve bu beSağlık Tıp Merkezi
339 77 83
projeler
i
in
uzun
vadeli
kredi
lediyelerin Çevre Kanunu ve Türk Ceza
Buca Tıp Merkezi
438 14 14
Kanunu’ na göre suç işlemektedirler. Belekulland
klar
n
ve
daha
dü
ük
Buca Sağlık Merkezi
438 06 20
diyeler altyapı yatırımlarına yeterli ve gefaiz
oranlar
nda kredi almaya
Central
Hospital
341 67 67
rekli önemi göstermeleri gerekir. GörevleçalCan Tıp
t Merkezi
klar n kaydetti.
rini yerine getirmeyen kurumlara, çevreyi
232 13 48
ve nehri kirleten kuruluşlara gerekli uyarıKocao
lu,
Dünya
Bankas
heyetine
Caner Göz Merkezi
278 81 11
lara rağmen gereğini yerine getirmedikleri
Çağdaşehir
Tıp Merkezi
95 95
Büyük
Belediyesi’nin285
önemli
takdirde cezai işlemler yapılmalıdır. Tüm
Çankayahakk
Tıp Merkezi
31 31
belediyeler katı atık bertaraf ve geri dönüprojeleri
nda bilgi de425
sundu.
şüm tesisleri ve atık-su arıtma tesislerini en
Çesav Tıp Merkezi
362 67 67
kısa sürede kurmalı, eski tesisler moderniÇeşme Sissus
Has.
723
05 55
Dünyaca
ünlü uluslararas
kredi
ze edilmeli ve tesisler düzenli çalışmalıdır.
Çınarlı Hastanesi
462 27 27
3)Organize Sanayi Bölgeleri, bölgede çalıderecelendirme kurulu u Moody’s,
şan tesislere gerekli filtre ve arıtma tesisleÇiğli Özel Sağ.
386 26 16
temmuz ay sonunda
rinin
kurulması ve çalışmasının denetlenDiyabet Hastanesi
449 13 19
mesi konusunda gerekli çalışmaları yapyay mlad
son raporunda
malıdır. OSB ler üyelerinin çevre kirliliği
konusunda eğitimlerine katkıda bulunmalıdır.
4)Atık-su arıtma tesisleri ile sanayi baca
filtrelerinin çalışıp çalışmadığı, gece ve
gündüz değişik saatlerde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından düzenli olarak
kontrol edilmeli, kurallara uymayanlar
hakkında gerekli cezai işlemler yapılmalıdır.
5)Belediyeler kanalizasyon şebekelerini
rehabilite ederek atık su ve yağmur suyunun ayrık şekilde şebekede toplamalıdır.
6)Köyler ve beldeler ortak atık-su arıtma
tesislerini kurmadan kesinlikle kanalizasyon şebekesi kurmamalı ve kanalizasyonların dere ve nehirlere karışması engellenmelidir.
7)Zirai ilaç ambalaj atıklarının yakılması
veya gelişigüzel doğaya terk edilmesi
önemli ölçüde toprak, su ve hava kirliliğine neden olmakta, beslenme zinciri yoluyla canlılarda toplu ölümlere yol açmakta,
toplum sağlığını tehdit etmektedir. Oda ve
kurumlar el birliği ile zirai mücadele ilaç
ambalajlarının toplanması, imhası ve geri
dönüşümü hakkında üreticileri bilgilendirmeli ve ortak bir çalışma ile bu sorunu
çözmelidirler. Bu proje tüm Türkiye’ye
yaygınlaştırılarak uygulanmalıdır.
8)Sulama göleti ve sulama barajı projeleri
yeraltı sularını besleyip, erozyonu önlemeye katkıda bulunduğu için bu projeler bir
an önce hayata geçirilmelidir. Yeraltı sularının israfı önlenmeli, vahşi sulama yerine
damlama sulama yönteminin yaygınlaşması sağlanmalıdır.
9)Dere ıslahı, nehir yatağının genişletilmesi, nehrin mekanik ve fiziki temizliğinin
yapılması, nehir içinde oluşan adacıkların
ortadan kaldırılması gereklidir. Nehrin her
iki yanına arazi yolları yapılarak her yıl dü-
zenli olarak nehir yatağının temizlenmesi
sağlanmalıdır.
10)Zeytincilik tesislerinin bulunduğu bölgelerde ayrı bir arıtma yöntemi kullanılmalı ve asla karasu nehirlere akıtılmamalıdır.
Karasuyun bertaraf edilmesi buharlaştırma
v.b yöntemlerle yapılmalıdır.
11)Akılcı tarım uygulamaları ile çiftçiler
eğitilmeli, gübre kullanımı azaltılmalı ve
organik gübrelerin teşvik edilmesi sağlanmalıdır. Zirai ilaç bayileri, gübre ve ilaç
verirken üreticileri bilgilendirmelidir.
12)Ağaçlandırma çalışmalarına hız verilmeli, erozyon ile mücadele her yönüyle bilimsel olarak yapılmalıdır. Bataklıklar kurutulmalıdır.
13)Mevcut maden işletmeleri ile bundan
sonra kurulacak maden işletme tesislerinin
çevre duyarlılığı açısından değerlendirilmeli ve çevreye zararlı olduğu tespit edilen
tesislerin çalışmaları sistem düzeltilene kadar durdurulmalıdır.
14)Akarsular, göletler ve barajların kirlilik
ölçümleri düzenli olarak yapılmalı ve eğer
suda kirlenmede artış saptanırsa derhal neden araştırmasına gidilerek çözüm yolları
uygulanmalıdır.
15)Akarsu ve göletlerin yakınına kurulmuş
işletme ve barınaklar yakından izlenmeli,
kirletenler ortadan kaldırılmalı ve su kaynaklarına çok yakın bölgede yeni barınak
ve işletmelere asla izin verilmemelidir.
16)Ölü hayvan, kan ve diğer canlı atıkları
toprakta gömülerek yok edilmeli asla su
kaynaklarına atılmamalıdır.
17)Sentetik deterjan kullanımının azaltılması, evsel atık yağların ayrı olarak toplanması, tıbbi atıkların düzenli olarak toplanması ve bertaraf edilmesi gibi önlemler ayrıca alınmalıdır. Hastane sıvı atıkları ayrı
olarak değerlendirilip gerekli tedbirler alınmalıdır. (HABER MERKEZİ)
POLİKLİNİK TELEFONLARI
Borcanevi
Bornova Yeni Yaşam
Bozyaka Halk
Bozyaka Dispanseri
Buca Çözüm
Cansu Karabağlar
Çamdibi Derman Polik.
Çizgi Polik.
Deniz Sağlık Polik.
Ege Sağlık
Egeform Fizik
Eşrefpaşa Ö.Sağ.
Eşrefpaşa Zinde Polik.
Gaziemir Dr. Polik.
Gazi Kent Polik.
Halk Polik.
Hatay Özel Sağlık
İhtisas Polik.
Karşıyaka Park Sağlık
Mevlana Polik.
Mersinli Özel Sağlık
Neron Psikiyatri
Nergiz Özel Sağlık
Onur Polik.
Özel 9 Eylüllüler Polik.
Özel Altındağ
Özel Brn Dr. Dispanseri
Özel Çiğli Polik.
Özel Eylül Polik.
Özel Gülhan Polik.
Özel İrem Sağlık Polik.
Özel İzmir Polik.
Özel Pınarbaşı Polik.
Özel Sarnıç Polik.
Özel Seferihisar Polik.
Özel Serin Polik.
Özel Yedigöller Polik.
Özel Yenişehir Polik.
Park Sağlık Polik.
Sevgi Özel Sağlık
Şöferler Odası
Sağlık Polik.
Teos Polik.
Vefa Polik.
Yeşiltepe Polik.
Yıkık Cami Halk.
255 04 44
388 03 31
261 39 13
256 09 86
438 76 26
237 73 83
435 00 77
226 34 34
369 90 91
487 57 64
464 24 24
227 35 26
262 64 71
252 36 92
274 13 74
285 46 34
250 51 52
254 13 13
367 22 22
343 32 43
461 19 99
256 76 76
364 08 10
458 77 45
453 81 11
458 05 89
347 38 92
386 05 95
373 85 74
347 99 91
251 84 24
343 23 50
479 80 25
281 64 03
743 58 48
261 29 99
442 29 92
433 09 24
367 22 22
438 37 38
227 99 35
743 57 77
341 84 24
351 38 72
271 27 27
-Askeri HastanelerHava Hastanesi
285 96 50
Kara Hastanesi
262 55 55
ÜNİVERSİTE TELEFONLARI
Başkent Üni. Zübeyde Hanım Uyg.
Merkezi
330 52 30
Dokuz Eylül Ünv.
412 22 22
Dokuz Eylül Üni.
Karşıyaka Polik.
369 30 40
Ege Üniversitesi
444 13 43
İlaç ve Zehir Dan.
277 73 33
Ege Üni.Uyg.ve
Araş.Merkezi
330 52 30
-Doğum EvleriEge Üni. Tıp Fak.
388 19 63
Konak Doğum Evi
489 09 09
Tepecik Doğum Hast.
449 49 49
-Kan MerkezleriKızılay
463 63 53
Çocuk Hastanesi
433 06 08
Ege Üni.
388 28 61
Tepecik Kan Merkezi
433 38 74
ULAŞIM TELEFONLARI
Denizyolları
THY Rezervasyon
Basm. Rezervasyon
Alsancak Gar
Santral Garaj
464 88 89
444 08 49
484 86 38
464 77 95
472 10 10
-Körfez Ulaşım İskelelerKonak
484 98 56
Karşıyaka
368 00 42
Alsancak
464 78 31
Bostanlı
330 89 22
Diamed Dah. Dal Mer.
465 27 37
Bayraklı İskele
345 77 53
zmir Tıp
Büyük
Doğa
Mer. ehir Belediyesi’nin
244 16 16
Pasaport İskele
484 22 56
ulusal
ölçek
kredi
notunu
“Aa3”,
ölçekte kredi notunu “Baa3” olarak aç klam
t . zmir, Moody’s taraf ndan verilen söz konusu notlar Göztepe
iki y ldİskele
r korumay 224 20 22
Dr. Sıhhat Tıp Merkezi
367 67küresel
47
-Türk TelekomAvşar Palmiye
277 48 00
Sema Sineması
483 91 00
baEfes
arK.B.B.
yor. Merkezi
Raporda zmir
n n ba ar l yönetim stratejisiyle birlikte kendi kendini
finanseİskele
etme kapasitesi
446Büyük
15 16 ehir’in güçlü faaliyet marjlar , dengeli nakit ak
Üçkuyular
259 40 13
Arıza
121
Cinemaximum
278 87 87
Konak Sineması
483 21 91
Sağlık Hastanesi
463 77
00 be y l içinde toplam gelirlerinin yakla
saEgelad
ve bu durumun,
geçen
k
yüzde
4’üne
denk
gelen
finansman
fazlal
ndan
da
anla
ld
ifade
edilmi
ti. Moody’s,
Bilinmeyen Numara
11811
Cinemaximum
446 90 40
Desem Sineması
422 53 10
Ege
Tüp
Bebek
Merkezi
445
31
45
-Elektrik
Arıza-bir nakit
belediyenin bugüne kadar bütün borçlar nDanışma
n anapara ve faiz geri444
ödemelerini
fazlas yla kar
yeterli
rezervi bulundurdu
istikrarl
14 44
Cinemaximum
(Ykm) lamaya
425 01
25 miktarda
Karşıyakanakit
Sineması
381 50 98 unu, bunun da
Egeria
Çocuk
Sağlık
Genel
Kesinti
Seb.
435 11 84
yönetimi stratejisi izlemesinden kaynaklandUyandırma
n vurgulam
t 135
.
Cinecity Kipa Çiğli
386 58 88
İzmir Sİneması
421 42 61
Hastanesi Dal Merkezi
489 35 35
Buca
426 69 37
Posta Kodu
119
Çeşme Hollywood
712 07 13
Ekol K.B.B.
Dal Mer. )
386 55 05
(HABER
MERKEZ
Çiğli
376 90 91
Fono Tel
141
Çamlıca
343 83 15
-TiyatroEkol K.B.B. Şube
369 89 65
Karşıyaka
369 79 80
Borç Ögrenme
163
Deniz Karşıyaka
381 64 61
Konak Sahnesi
483 50 35
El ve Mikro Cerrahi
441 02 21
Bornova
388 83 78
Çağrı
133
Batı Sineması
347 58 25
Ragıp Haykır Sahn.
369 14 87
Gazi Kent Tıp Merkezi
252 45 00
Narlıdere
238 32 90
-SinemalarÇınar Sineması
489 88 85
İzmir Devlet Tiyat.
445 89 41
Gaziemir Tıp Merkezi
251 47 67
261
48 04
Eşrefpasa
Agora Balçova
277 25 25
Uğur Mumcu Sahnesi
343 04 33
Karaca Sineması
445 87 76
Hayat Hastanesi
441 41 96
Gaziemir
251 92 05
Afm Park Bornova
373 73 20
İzmir Tiyatro
Kipa Hollywood
252 56 66
İzmir Hastanesi
483 31 31
Güzelbahçe
234 05 34
Afm Forum Bornova
373 03 50
Bab-ı Sanat Merkezi
446 77 95
Menemen Kültür
832 14 11
İrenbe Tüp Bebek Mer.
464 58 88
Konak
425 60 60
İsmet İnönü
Afm Ege Park
324 42 64
Şan Konak
483 75 11
441 41 70
Karataş
Çeşme
712
63 46
Sanat Merkezi
441 09 02
Afm Passtel
489 22 00
Çınar Center
277 11 00
Karşıyaka Tıp Merkezi
369 00 91
SAYFA 13
SONDAKiKA GAZETESİ >>
13 SAĞLIK
SİYAH MAVİ KIRMIZI SARI
617
Aralık
2014
Cumartesi
Şubat
2013
Perşembe
İnatçı ve şiddetli baş ağrıları
beyin tümörü habercisi olabilir
Özel Bahar Hastanesi Beyin ve Sinir
Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Faruk Abaş, inatçı ve şiddetli baş ağrılarının beyin
tümörlerinde görülen en önemli belirti
olduğunu söyledi. Beyinde tümör olan her
hastada baş ağrısı görülür diye bir kural olmadığını vurgulayan Abaş, günlük yaşamda sıkça görülen her baş ağrısında beyin
tümörünü akla getirmemek gerektiğini
kaydetti. Dr. Abaş, beyin tümörünün belirtilerini şöyle sıraladı: "Sabahları kötüleşen
baş ağrısı, bulantı ya da kusma, konuşma,
görme ya da duymada değişiklik, ayakta
durur ya da yürürken denge problemi, kişilik, ruh hali ya da konsantre olma yetisinde
aşırı değişiklik, hafızayla ilgili sorunlar,
kaslarda seğirme, kasılma, spazm ya da
nöbetler, kol ve bacaklarda uyuşma ya da
karıncalanma hissi bulunmaktadır. Ancak,
bu belirtiler çoğunlukla beyin tümörü
yüzünden değildir başka bir sağlık problemine bağlı olarak da oluşabilir. Bu semp-
tomları bulunan kişilerin vakit geçirmeden
doktora görünmeleri erken tanı ve tedavi
açısından büyük önem taşır. Beyin tümörleri iyi huylu (benign) ya da kötü huylu
(malign) olabilirler. İyi huylu beyin tümörlerinde kanserli hücre bulunmaz, genellikle ameliyatla alınır ve çok nadiren tekrarlarlar.” İyi huylu beyin tümörlerinin sınırları ve kenarlarının net olarak görünür
olduğunu belirten Abaş, şöyle devam etti:
"Çevrelerindeki sağlıklı dokulara sıçramaz
ve vücudun diğer yerlerine yayılmazlar.
Fakat bu durum, iyi huylu tümörlerin
tümüyle zararsız olduğu anlamına gelmez.
İyi huylu tümörler bazen, beynin hassas
bölgelerine baskı yaparak ciddi sağlık
problemlerine sebep olabilirler. Vücudun
diğer bölgelerindeki iyi huylu tümörlerden
farklı olarak beyindeki iyi huylu tümörler,
zaman zaman hayati tehlikeye sebep olabilirler. Çok nadir olarak, iyi huylu beyin
tümörleri, zamanla kötü huylu tümöre
dönüşebilir. Kötü huylu (malign, habis)
beyin tümörlerinde kanserli hücreler bulunur. Kötü huylu beyin tümörleri genellikle daha tehlikeli olup, çoğunlukla ciddi
hayati tehlike oluştururlar. Bu tümörler hızla büyüyerek, çevrelerindeki sağlıklı
dokulara yayılma eğilimindedirler.”
Nadiren kanser hücrelerinin kötü huylu
beyin tümöründen ayrılarak beynin diğer
bölgelerine, omuriliğe, hatta vücudun
diğer yerlerine yayılabildiğini vurgulayan
Abaş, kimi vakalarda ise kanser
hücrelerinin sağlıklı dokulara sıçramadığını ifade etti.
TANI VE TEDAVİ
Dr. Abaş, tanı ve tedavi konusunda şunları söyledi: "Klinik değerlendirme, bilgisayarlı beyin tomografisi (BT) ya da
manyetik rezonans görüntüleme (MRG)
tetkikleri ile genellikle tanı konur. Tümör
sınırlarının ve özelliklerinin daha iyi
Kemoterapinin
yerini kök hücre
tedavisi alacak
Erciyes Üniversitesi Genetik ve Kök
Hücre Araştırmaları Merkezinde
(GEN-KÖK ) kanser ve genetik alan
ile ilgili toplantı yapıldı. Hematogenetik Kursu olarak gerçekleştirilen toplantıya Türkiye genelinde
hematoloji, kanser, moleküler biyoloji ve genetik alanında önde gelen
bilim insanları kanseri ve kanserin
genetiğini tartıştı. Deneysel Hematoloji Derneği Başkanı ve Hematogenetik Kursu Düzenleme Kurulu
Başkanı Prof. Dr. Ali Ünal, şu bilgileri
verdi: "Amacımız kanser alanında
çalışan ve araştırma yapan farklı
disiplinlerden bilim insanlarını bir
araya getirmekti. Toplantılar
düzenleyerek ülkemizde disiplinler
arası işbirliğini artırmak, bilgi paylaşımında bulunmak ve bu alanda
eğitim alan genç bilim insanları için
kurslar düzenlemekti. Bu toplantı ile
ilk adımı attık."
Erciyes Üniversitesi Hematoloji,
Kemik İliği Nakli ve Kök Hücre Tedavileri Merkezi Öğretim Üyesi olan
Prof. Dr. Ali Ünal ise "Bu gün artık
Kök Hücre ve Rejeneratif Tıp Derneği Başkanı
Prof. Dr. Osman İlhan,
kanseri kök hücresi ile
vurabileceklerini söyledi. İlhan, "Kanser kök
hücresinin özelliğini belirleyerek yapılan hedefe
yönelik tedaviler,
monoklonal antikorlarla
tedavi, hücresel tedaviler, artık kanser tedavisinde kemoterapi ve
radyoterapinin önüne
geçmiştir. Gelecekte, kemoterapi ve radyoterapinin yerini kök hücre tedavisi alacaktır." dedi
kanserin genetiğini daha iyi biliyoruz. Hangi kromozom bozukluklarının ve genetik değişimlerin hangi kansere neden olduğunu bilmekteyiz. Tüm kanser hücrelerindeki
farklı genetik bozuklukların, kanser
hücrelerinin davranışını değiştirebildiğini ve hastalığın seyrini nasıl
etkileyeceğini öngörebilmekteyiz.
Kanserin iyi yada kötü gidişini veya
seyrini önceden belirleyebileceğiz.
Ona göre tedavi metodunu
değiştirebileceğiz. Kanserdeki
genetik değişikliği ve kanser hücresi içerisindeki bozukluğun ortaya
çıkardığı kontrolsüz hücre çoğalmasını hedef alarak, kanser
hücresini öldürebiliyoruz.” diye
konuştu. Ankara Üniversitesi
Hematoloji ve Kemik İliği Nakli
Merkezinden Prof. Dr. Osman İlhan
da artık kanserin kök hücresini
tespit edebildiklerini belirtti. Prof. Dr.
İlhan, vücutta dolaşan kanser
hücrelerini öldürmekle kanserin
tamamen tedavi edilemediğini,
kanser kök hücresinin hala yaşayabildiğini ve vücutta çeşitli dokularda saklanabildiğini ifade etti. "Şu
anda yapılan kemoterapi, radyoterapi ile kanser hücrelerini öldürebiliyor ve ortadan kaldırabiliyoruz”
diyen Prof. Dr. İlhan, şu bilgileri verdi: "Ancak kanser kök hücresini
öldüremiyoruz. Kanser kök hücresi,
kemoterapi ilaçlarından etkilenmemekte ve radyoterapi ile
öldürülememektedir. Şu anda
kanser kök hücresini tespit edebiliyoruz. Kanser kök hücresinin
genetik yapısını belirleyebiliyoruz.
Bu farklı yapıyı hedef alarak kanser
kök hücresini ortadan kaldıra-
Türkiye'deki 750 bin
kişiye "skolyoz" uyarısı
Sinir Sistem Cerrahisi Derneği Başkanı
Prof. Dr. Kemal Yücesoy, halk arasında omurga eğriliği adı verilen skolyozun
görülme sıklığının yüzde 1-2 olduğunu, yıllarca ihmal edilen, fark edilmeyen ama
ağrılara neden olan bu rahatsızlığın erken
tedaviyle önlenebileceğini söyledi.
Prof. Dr. Yücesoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, skolyozun iki tipinin
olduğunu, bunlardan birinin doğumsal ve
anne karnındaki gelişim sırasında omurga
ile ilgili yaşanan sıkıntıdan kaynaklandığını
belirtti. "İdiopatik Adelösan Skolyoz" adı
verilen ikinci grubun ise yüzde 90 oranda
kızlarda görüldüğünü ifade eden Yücesoy,
nedenini tam olarak bilemedikleri bükülmenin ergenliğe geçiş döneminde ortaya
çıktığını kaydetti. Eğriliğin erken dönemde
fark edilmesi durumunda fizik tedavi, korse
gibi yöntemlerle düzeltilebileceğini anlatan
Yücesoy, yüzde 20 eğrilik döneminde
bükülmeyi izlediklerini, yüzde 20 ve 45
eğrilik düzeyinde fizik tedavi, egzersiz ve
korse uygulamaları önerdiklerini, eğim arttıkça ameliyatı tercih ettiklerini ifade etti.
Skolyozun toplumda rastlanma sıklığının
yüzde 1-2 arasında değiştiğine işaret eden
Kemal Yücesoy, "Skolyozda sadece o
kemiğin çıkarılması ve altının ve üstünün
birbirine bağlanması sonra meydana
gelebilecek daha büyük rahatsızlıkları önlüyor.40-45 derece gibi ileri boyutta eğrilik
olduğunda ise bunu rijit sistemlerle, vidalarla ve ona bağlı çubuklarla düzeltiyoruz"
diye konuştu. Fark edilmeyen, ihmal edilen
çok hasta olduğunu dile getiren Prof. Dr.
Yücesoy, gerekli önlem alınmadığı takdirde
hastanın ilerleyen yaşlarda bel ağrısı veya
fıtık şikayetiyle doktora başvurduğunu, bir
röntgen filmiyle de altta yatan nedenin
"skolyoz" olarak belirlendiğini bildirdi.
Fizik tedavi, korse ya cerrahi müdahale
ile çözülmeyen sorunun gelecekte bel, bacak, fıtık, siyatik ağrılarına neden olabileceğini vurguladı. (AA)
bilirsek vücuttaki tüm kanseri tamamen yok edebiliriz." Aynı zamanda
Kök Hücre ve Rejeneratif Tıp
Derneği Başkanı olan Prof. Dr. Osman İlhan, kanseri kök hücresi ile
vurabileceklerini söyledi. İlhan,
"Kanser kök hücresinin özelliğini
belirleyerek yapılan hedefe yönelik
tedaviler, monoklonal antikorlarla
tedavi, hücresel tedaviler, artık
kanser tedavisinde kemoterapi ve
radyoterapinin önüne geçmiştir. Gelecekte, kemoterapi ve radyoterapinin yerini kök hücre tedavisi alacaktır. Kanser Kök hücresini hedef
alan Dendritik hücre tedavisi,
kanser aşısı, geleceğin kanser tedavisi olacaktır. Tümör aşısı, kanser
aşısı, kanser tedavisinde çığır açan
bir tedavi yöntemi olacak ve yakın
gelecekte tüm kanserleri kök
hücresini tespit ederek ve ona karşı
tümör aşısı yaparak tamamen yok
edebilmemiz mümkün olacaktır."
değerlendirmesinde bulundu.
Hematogenetik Kursu Düzenleyicisi
Prof. Dr. Yusuf Baran, kanseri tümü
ile yok edilebilir bir hastalığa
dönüştürmenin temel yolu bu
hastalığa neden olan genetik
bozuklukları bilmekten geçtiğini
söyledi. Prof. Dr. Baran, “Kanserin
erken dönemlerinde tanı konmasını
sağlayacak belirteçlerin ve etkin tedavisini sağlayacak hedef moleküllerin tespiti, ancak kanserli hücrelerdeki genetik değişimleri belirlemek ile mümkün olacaktır. Kanser
gibi kompleks bir hastalığı yenmenin yolu, farklı disiplinlerden bilim insanlarının bir araya gelerek
tecrübe ve bilgilerini paylaşmasıdır.
(CİHAN)
tanımlanması amacıyla bu tetkikler kontrast madde verilerek de tekrarlanabilir.
Kesin tanı, patolojik incelemeler sonrası
konur. Tanıda yardımcı bazı tetkikler
arasında doğrudan kafa grafileri, EEG,
tüm vücut kemik sintigrafisi, hormon incelemeleri sayılabilir.
Genellikle cerrahi olarak tümörün
çıkarılması, beyin tümörlerinin neredeyse
tamamı için ilk tedavi seçeneği olarak
düşünülmektedir. Az bir kısmında ise
komplikasyon oranının yüksek olması nedeniyle kısmi çıkarım ya da radyoterapi ve
takip önerilmektedir. Özellikle yüksek
evreli glial tümörlerde tanı biyopsi ile
kesinleştikten sonra tümör çıkarımı yerine
radyo-cerrahi ya da kemoterapi (ilaç tedavisi) uygulanabilir. Beyin sapı yerleşimli
benign lezyonların bir kısmı cerrahi olarak
çıkarılabilir, bir kısmında ise radyo-cerrahi
uygulanabilir. (CİHAN)
KOLİK,
bebeklerde aşırı
ağlama nedeni
Doç. Dr. Ahmet Demir, koliğin
(bebeklerin şiddetli karın ağrıları nedeniyle yakınmaları) yeni doğan bebeklerde en sık rastlanan sağlık problemlerinin başında geldiğini söyledi. Demir,
"Kesin nedeni tam olarak saptanamayan koliğin, en önemli belirtisinin bebeklerin gün içerisinde saatlerce ağlaması." dedi.
Memorial Ankara Hastanesi Çocuk
Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Doç.
Dr. Ahmet Demir yeni doğan bebekte kolik
ve tedavisi hakkında açıklamalarda bulundu.
Doç. Dr. Ahmet Demir, “Kolik, kesin nedeni
bilinmemekle birlikte bebeğin sinir ve bağırsak sisteminin tam olgunlaşmaması ya da
gelişmekte olmasından kaynaklanabilir.
Ayrıca annenin sigara içmesi, yaşının ileri
oluşu ve ilk bebek olma durumu diğer risk
faktörleri arasında yer almaktadır.” ifadelerini kullandı.
‘AĞLAMA AN BELİRTİ’
3 ayın altındaki bir bebekte adeta durdurulamayan ağlama krizlerinin günde en az üç
saat sürebileceğini dile getiren Demir, "Bu
tablo, haftada üç gün ve ayda üç haftaya
yayılmaktadır. Genelde bu bebekler, akşam
saatlerinde ve hemen hemen aynı saatlerde
ağlarlar. Ağlama sırasında yüzleri kızarır,
karınları belirgin olarak şiştir ve bacaklarını
karınlarına doğru çekerler. Bazen kendilerini
arkaya doğru atar gibi bazen ellerini yumruk
yaparak bazen de bacaklarını tekme atar gibi
hareketler yaparak ağlayabilirler." dedi.
Koliğin genelde 4. aya doğru düzeldiğini ve
tedavisi içinse birçok alternatif bulunduğunu
dile getiren Dr. Demir tedavi seçeneklerinin
ana başlıklarını şöyle anlattı: "Anne sütü ile
beslenen bebeklerde annenin diyetinin
düzenlenmesi. Mama ile beslenen bebeklerde uygun mamaların seçilmesi. İlaç tedavisi (gerekmedikçe kullanılmamalı veya
endikasyon iyi konulmalı). Probiyotikler
(Faydalı bazı bakterilerin kullanılmasıdır).
Bitki özleri. Kayropraktik tedavi ve masaj."
‘TANIYI DOKTOR KOYMALI’
Kolik rahatsızlığında tanının konulmasında doktorları adres gösteren Demir, "Kolik
tarzında ağlama krizleri olan bebekler, en az
bir kez doktor muayenesinden geçmeli ve
başka bir hastalık nedeni ile ağlamadıkları
kanıtlanmalıdır. Bazen tek bir doktorun
dediğiyle yetinmeyen aileler, bebeklerini
hastane hastane gezdirmekte ve bu süreç bebeği daha çok yıpratmaktadır." ifadelerini
kullandı. Doç. Dr. Ahmet Demir, bebeğin
ağlama krizine girdiği sırada ise yapılması
gerekenleri şöyle sıraladı: "Mümkün
olduğunca sakin olun, gerilmeyin. Güler yüzle bebekle göz teması kurmaya çalışın. Bebeğinizi bağrınıza basarak karnını ısıtın.
Bunu ütü ile ısıtılmış bez ya da ısıtma pedleri
ile de yapabilirsiniz. Bulunduğunuz odada
sakinleştirici müzikler açın. Bebek emziği
kullanın. Rezene ve nane gibi bitki çayları
içirmeyi deneyin.’’ (CİHAN)
SAYFA 14
SONDAKiKA GAZETESİ >>
SİYAH MAVİ KIRMIZI SARI
Aralık2013
2014Perşembe
Cumartesi
14 GÜNCEL761ubat
Sabuncubeli Tüneli'nde çalışanlar maaş alamıyor
AK Parti'nin İzmir için açıkladığı "35 İzmir
35 Proje" arasında yer alan, yapımı devam
ederken yüklenici firmanın mali sıkıntılarından dolayı iflasını istediği Sabuncubeli Tüneli'nde çalışan işçiler, dört aydan
bu yana ücret alamadıkları gerekçesiyle
tepki gösterdi. Yüklenici firmanın şantiyeden ayrılmalarını istediği işçiler, evlerine
dönecek yol paraları olmadığını söyleyerek
yetkililerden yardım istedi. Manisa-İzmir
arasındaki yolculuk süresini 15 dakikaya
indirmesi planlanan, Karayolları Genel
Müdürlüğü'nce yap-işlet-devret modeliyle
Koçoğlu Şirketler Grubu'na yaptırılan ve 9
Eylül 2011 tarihinde temeli atılan proje, firmanın maddi sıkıntılar sebebiyle iflasını istemesiyle durdu. Koçoğlu'na bağlı taşeron
firma Kamacı İnşaat'tan dört aydan bu yana
maaş alamayan, çeşitli illerden gelen işçiler,
kendilerine haber verilmeden işten
çıkarıldıklarını iddia etti. Şantiyede kalan
işçilerden bir çocuk babası, 32 yaşındaki
Cuma Şeker, altı aydan bu yana tünel inşaatında çalıştığını ve dört aydır maaş alamadığını söyledi. Mağdur olduklarını dile
getiren Şeker, "Ben burada altı aydır
çalışıyorum ve şu anda param olmadığı için
evime gidemiyorum. Çocuklarım, aç susuz
evde beni bekliyor. Şahsen eve gitmek istemiyorum, çünkü çocuklarım bir şey istediğinde alacak durumum yok. Zaten bilet
alacak param da yok." dedi.
Beş çocuk babası, 35 yaşındaki Abuzer
Bilgiç de 11 aydır orada çalıştığını ve dört
aydan bu yana maaş alamadığını söyledi.
Mağdur durumda olduklarını belirten Bilgiç, "Eve gitmek için cebimizde beş kuruş
yok. Ben Manisa tarafında bekçiyim. Patrona söylüyorum, sigara alacak param bile
yok diye, o da bana aynı durumda
olduğunu söylüyor. Paran yoksa bu işi yapma. Ben evime para gönderemiyorum. Üç
aydır elektrik faturasını yatıramadım.
Ben eve nasıl gideyim, evden nasıl para
isteyebilirim? 1 Kasım'da iş durduruldu.
'Mahkememiz şu gün' diyerek sürekli
ertelediler, 30 Kasım'da da kimseye haber
vermeden çıkışımız verilmiş. Parası olan
arkadaşlar gitti, parası olmayanlar benim
gibi burada bekliyor. Yetkililer sesimizi
duysun istiyoruz." diye konuştu.
Tünel inşaatında 11 aydır çalıştığını ve
2 bin 833 maden işçisi Madenciler
parası olmadığı için evine dönemediğini
aktaran iki çocuk babası, 42 yaşındaki Adem Çalılık, "Sabuncubeli Tüneli inşaatında çalışıyorduk. Haberimiz olmadan, toplu
halde işten çıkarıldık.
Buradan gidecek yol paramız yok, mağdur durumdayız. Buraya yakın yerde
akrabası olanlar ayrıldı ancak bizim yol
paramız yok. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a, Sayın Başbakanımız
Ahmet Davutoğlu'na ve Çalışma
Bakanımız Faruk Çelik'e sesleniyoruz. Bizi
burada bırakmasınlar, mağduriyetimizi
gidersinler. Hiçbir şekilde eve gidecek
imkanımız yok. Firma, şantiyeden gitmemizi istiyor, Türkiye'nin farklı yerlerinden
geldik ama eve gidecek paramız yok.
Bankalarla icralık olduk. Çocuğumuza evimize para gönderemiyoruz." dedi.
(CİHAN)
Bakanlık sorumluluğu
maden mühendislerine
yüklemeye çalışıyor
M
Günü’nde işsiz kaldı
Soma Ege Linyit İşletmeleri Müessese Müdürlüğü binası önünde yapılan basın
açıklamasında konuşan Yılmaz, "En mutlu günümüzde kapı önüne konduk" dedi
T
ürkiye Devrimci Maden Arama ve İşletme İşçileri
Sendikası (Dev Maden-Sen)
Ege Bölge Temsilcisi Hacay
Yılmaz, Manisa'nın Soma
ilçesinde, Soma Kömür İşletmeleri
A.Ş.'ye ait iki maden ocağında çalışan ve
geçen pazar günü cep telefonlarına gönderilen mesajla işten kovulan 2 bin 833
maden işçisinin, Dünya Madenciler
Günü’ne işten atılarak girdiğini belirtti.
Soma Ege Linyit İşletmeleri (ELİ) Müessese Müdürlüğü binası önünde yapılan
basın açıklamasında konuşan Yılmaz, 13
Mayıs 2014 günü ülkeyi yasa boğan bir
katliam yaşandığını, bu katliamda 301
madencinin hayatını kaybettiğini söyledi.
Yılmaz, 301 madencinin acıları henüz
tazeliğini korurken bu defa başka bir felaketle sarsıldıklarını, 2 bin 833 maden
işçisinin işten atıldığını kaydetti. Yılmaz,
"Bunun içindir ki Dünya Madenciler
Günü’ne buruk giriyoruz. Bugün 4 Aralık
Dünya Madenciler Günü. Dünya Madenciler Günü’nde Soma’da ve Türkiye’nin
dört bir yanında yaşayan madencilere
düşen pay ölümdür, işsizliktir. Sendika olarak son 6 aydır Soma’da maden işçilerine yeni katliamlar yaşatılmasın, hak gaspları olmasın maden işçisi belirsizliği ve
geleceksizliğe sürüklenmesin diye bir
takım çalışmalar, eylem ve etkinlikler
yaptık. Bu etkinliklerde maden işçisi
kardeşlerimizle birlikte geleceğimizi kurmak üzere birtakım talepler oluşturarak
yetkililere sesimizi duyurmaya çalıştık. 12
Temmuz günü Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığı'na taleplerimizle ilgili bir dosya
sunduk. 15 Temmuz günü soma maden
işçisi kardeşlerimizle birlikte taleplerim-
izin takibi ve bize verilen sözlerin tutulması için Ankara’ya gittik. 150 işçi
kardeşimizle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne yürüdük. Aramızdan
heyetler oluşturduk, Meclis Başkanı ve
Meclis'te grubu bulunan partilerin grup
başkanları ile görüştük, kendilerine Enerji
ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na sunduğumuz dosyayı ilettik." dedi. Yılmaz, şöyle
devam etti: "Eğer istenseydi geçen 6 aylık
sürede ocaklardaki bütün eksikler giderilebilirdi. İşçi sağlığı, iş güvenliğiyle ilgili
yapılan harcamaları gereksiz, büyük bir
külfet gören anlayış burada adım atmadı.
Yani bunun bilinçli olarak yapılmadığı
açıktır. 2 bin 833 işçi arkadaşımızın işten
çıkarılması, bu bilinçli davranışın bir
sonucudur. Hiç kimse bu çıkışları izah
edemez. İnsani, vicdani ve toplumsal olarak bir yıkımdır. Burada işveren kadar
TKİ, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı
ve hükümet sorumludur. Ayrıca mevcut
sendika Türkiye Maden-İş yetkililerinin
işçilerin işten atılmasıyla ilgili basına yansıyan, 'Arkadaşlar mutlular' beyanları,
suçun bir parçası olduklarını ortaya koy-
maktadır. Şimdi yapılması gereken fesihlerin ortadan kaldırılmasıdır. Gerçek
muhatap durumundaki hükümet, Enerji ve
Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve TKİ, işçi
arkadaşlarımızın sorumluluğunu üstlenmelidir. Atılan arkadaşlarımızın işten
çıkarılmadıkları açıklanmalı, ocakların sorumluluğunun TKİ tarafından üstlenildiği
her türlü eksikler giderilerek üretimin
yapılacağı kamuoyuna ilan edilmelidir.
Bu süre zarfında işçi arkadaşlarımızın tüm
aylık ücret alacakları ve hakları devlet
garantisine alınmalıdır." (CİHAN)
aden Mühendisleri Odası
Genel Başkanı Ayhan Yüksel,
13 Mayıs`ta Soma`da, 28
Ekim`de Ermenek'te yaşanan
facialarda bilirkişi raporlarıyla
kusurlu bulunan Eneri ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığı ile Maden İşleri Genel Müdürlüğü
(MİGEM) yöneticilerinin, hesap vermek yerine sorumluluğu, meslektaşları olan maden
mühendislerine yüklemeye çalıştıklarını söyledi. 13 Mayıs 2014 tarihinde 301 maden işçinin
şehit olduğu Soma’da, TMMOB Maden
Mühendisleri Odası ve Devrimci İşçi
Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) üyeleri,
kaymakamlık önünde toplanarak 4 Aralık
Dünya Madenciler Günü dolayısıyla bir basın
açıklaması yaptı. Grup adına basın bildirisi
okuyan Oda Genel Başkanı Yüksel,
“Dünyanın her yerinde 4 Aralık günlerini bir
mücadele gününe çeviren, coşkuyla kutlayan
madenciler, ülkemizde yaşadığımız iş cinayetlerinden dolayı acılar içerisinde. Hepinizin
huzurunda, başta Soma olmak üzere
Ermenek`te, Şırnak`ta, Zonguldak`ta, Elbistan'da, Yatağan`da ve adını sayamadığımız onlarca yerde yaşanan iş cinayetlerinde canlarını
kaybeden, aralarında meslektaşlarımızın da
bulunduğu maden emekçilerini saygıyla anıyoruz." dedi.
Yüksel, şöyle devam etti: "Soma ve
Ermenek faciaları nedeniyle hazırlanmakta
olan Maden Kanunu değişiklik taslağı ile
madenleri teknik ve emniyet yönünden
güvenceye alan, odamızın her seferinde mesleki bağımsızlığının sağlanması gerektiğini vurguladığı ‘teknik nezaretçilik’ görevi kaldırılmaktadır. 13 Mayıs`ta Soma`da, 28 Ekim`de
Ermenek`te yaşanan iş cinayetleri ve facialarda
bilirkişi raporlarıyla kusurlu bulunan Eneri ve
Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Maden İşleri
Genel Müdürlüğü yöneticileri, hesap vermek
yerine, sorumluluğu meslektaşımız olan
maden mühendislerine yüklemeye çalışmaktadırlar. Hattâ bununla da yetinmeyen
MİGEM, Maden Kanunu`ndan gelen iş sağlığı
ve güvenliği ile ilgili sorumluluğunu, taslak ile
ortadan kaldırmaktadır. Bu durum da göstermektedir ki bilirkişi raporlarında belirtilen
görev ve sorumluluklarını dahi yerine getirmeyen yetkililer, işlemiş oldukları kusurları
zımnen kabul etmektedirler." (CİHAN)
bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca bulmaca
Soldan sağa:
1. Güney Amerika’da bir ülke. – Tüzük. 2. Anakaralardan biri. –
Konut, hane. 3. İçten, candan. 4. Avrupa’da bir başkent. – Uyarma,
uyarı, dikkat çekme. 5. Motorlu taşıtlarda direksiyon ile tekerlek
arasındaki bağlantıyı sağlayan demir çubuk. – Mikroskop camı. 6.
Rus Kazaklarda başkan. – İçine girecek şeyin boyutlarından daha
büyük ve geniş olan. 7. Çalgıcıların topladığı para. 8. Alüminyumun simgesi. – Bazı içkilere katılan sıvı. 9. Küçük taneli bir bakla
türü. – Adet. 10. Balık avlamakta ve yük taşımakta kullanılan büyük kayık. – Yabani hayvan barınağı. 11. Harç alıp sürmeye yarayan duvarcı aracı. – İlave. 12. Kent, şehir. – Bazı maddeleri korumak, belirli bir parlaklık kazandırmak veya boyamak için kullanılan, saydam veya donuk cama benzeyen cila. 13. Polonya halkından olan kimse. – Duyarga, anten. 14. Asya’da bir göl. – Altın. 15.
Kaçan bir kimseyi ele geçirme. 16. Arıtma işi, rafinaj. – Libya’nın
plaka işareti. 17. Bir tarikatın veya sanatın ilk kurucusu. – Gaziantep ilinin bir ilçesi. 18. Tembel hayvan. – Tantalın simgesi. – Utanma, utanç duyma. 19. Haydut, eşkıya. – Kayınbirader. 20. Dökülen tohumlarla ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl. – Bilgin.
Yukarıdan aşağıya:
Dünkü bulmacanın cevapları
1. Ekmek, peynir ve et suyu veya süt ile yapılan bir tür yemek. –
Eski dilde büyük, çok büyük. – Edirne ilinin bir ilçesi. 2. İlaç, merhem. – Bütünsel. – Çok güçlü ışık pırıltıları oluşturan, iletişimde
ve biyolojide yararlanılan ışık kaynağı. – Suudi Arabistan’ın para
birimi. 3. Tek bir sanatçının tek bir çalgı ile verdiği konser. – İyiye
yorulur olgu. – Kiloamperin simgesi. 4. Sanayi, endüstri. – Bilgi. –
İslamiyet’ten önce Kâbe’de bulunan üç puttan biri. – İnce, keskin
ses. 5. Ham madde işlenerek yapılan her türlü mal. – Bir nota. –
Yabancı. – Genellikle Anadolu’da kadınların saçlarını ya da ellerini boyamak için sürdükleri toz. 6. Kayak. – Eski dilde inatçı. –
Olumsuzluk anlatan önek. – En çok, maksimum. 7. Genelge, sirküler. – Gemi ya da uçakların izlediği yol. – Gerçekleştirilmesi zamana bağlı istek. – Deride sinirler boyunca, özellikle gövde, bacak
ve yüzde birtakım ağrılı fiskelerin dökülmesiyle beliren, mikroplu
bir hastalık. 8. Japon çiçek düzenleme sanatı. – Kışa kadar saklanabilen bir üzüm türü. – Vilayet. 9. Bir cetvel türü. – Telefon sözü.
– Piyasada etki ya da tepki. – Ucu halkalı cıvata. 10. Sivrisineğe
benzer bir böcek. – Kara batmamak için ayağa takılan bir tür örgülü ayaklık. – Eski dilde sol, sol taraf. – Eskiden Roma kentine verilen ad.
SAYFA 15
SONDAKiKA GAZETESİ >>
15 SPOR
SİYAH MAVİ KIRMIZI SARI
617
Aralık
2014
Cumartesi
Şubat
2013
Perşembe
Herkesin şikayetçi olduğu PASSOLİG’in faydaları ortaya çıkmaya başladı
PASSOLİG, DEVLETİN
YÜZÜNÜ GÜLDÜRDÜ
Uygulanmaya başlandığı
başlandığı ilk
ilk günden
günden buyana
buyana herkes
herkes tarafından
tarafından
Uygulanmaya
olumsuz eleştirilen
eleştirilen ancak
ancak yetkililerin
yetkililerin uygulama
uygulama konusunda
konusunda
olumsuz
geri adım
adım atmadığı
atmadığı PassoLig,
PassoLig, devletin
devletin kasasını
kasasını doldurdu
doldurdu
geri
-DEVLETİN GELİRİ NETLEŞTİ
TFF’nin olağanüstü inceleme-araştırmalar sonucunda projelendirdiği ve bu sezon uygulamaya koyduğu PassoLig, devletin gelirlerini netleştirdi. Taraftar sayısını
düşürdüğü gerekçesiyle herkesçe eleştirilen
PassoLig, devletin yüzünü güldürdü. Daha
önce oynanan müsabakalarda, seyirciler-
den elde edilen gelir net değilken, PassoLig sayesinde bu gelir netleşti. Ayrıca müsabaka izlemesi yasaklanan kişilerin de
stadyumlara girişleri rahatlıkla engellendi
ve bu kişiler kontrol altına alındı.
-İZMİR’DE 17 KİŞİNİN
GİRİŞİ ENGELLENDİ
Sondakika Gazetesinin elde ettiği veri-
lere göre; PassoLig devletin kasasını doldururken, şu ana kadar; resmi olmayan bilgilere göre, İzmir’deki müsabakalara girmeye çalışan 17 ‘müsabakadan men edilmiş’ kişinin müsabakaya girişi engellendi.
Böylece PassoLig’in faydaları da zamanla
kendini göstermeye başladı.
-İZMİR SPOR KAMUOYU
DA
PASSOLİG’E KARŞI ÇIKMIŞTI
Süper Ligde
gol kralı olan ve
Ege’yi temsil
eden Teofanis
Gekas’da PassoLig’e karşıydı. PassoLig’e
çözüm getirilmeli diyen Gekas; “Onlar
için Passolig
çıkartıldı ama bu çok
büyük bir haksızlık bence. Onun için çoğu
taraftarın artık maçlara gidemediğini düşünüyorum. Büyük takımlar için bu problem
Sondakika
Gazetesi’nin
elde ettiği verilere göre, İzmir’de, PassoLig
sayesinde; müsabakalardan
men edilmiş 17
kişinin müsabakaya girişi
engellendi
değil ancak küçük takımlar için
problem… Ve bence kesinlikle Passolig konusuna çözüm getirilmeli… Hayatımda ilk
kez Türkiye’de bu kadar az
taraftar görüyorum.”
Karşıyaka
Spor Kulübü
Teknik Patronu Yusuf Şimşek
ise, “Zaten alt liglerdeki maçlara
oldukça az insan geliyor idi. Şimdi bunu da
engellemiş oldular. Çok
hızlı bir şekilde PassoLig’e çözüm getirilmeli. Taraftar merkezli bir sistem
kurulmalı. Ancak şu da bir
gerçek ki, PassoLig’in getirilme
mantığı da son derece doğru” ifadelerini kullandı.
Göztepe Spor Kulübü Eski Teknik Patronu Suat Kaya, PassoLig’in taraftarı kısıtlayan bir sistem olduğunu savunurken; “Taraftar maça deşarj olmaya geliyor.
Her şeyi yapabilir. Birbirlerine zarar ver-
ÖZEL
ÖZEL
HABER
HABER
medikleri sürece problem
yok. PassoLig’in getirilme gerekçesi doğru ancak eksikleri var. Giderilmeli ve taraftar tekrar maça
gelmeli” dedi.
Trabzonspor’un
yedekleri sınıfta kaldı
S
on oynadığı 4 resmi maçı
kazanan Trabzonspor, Ziraat Türkiye Kupası B Grubu’ndaki ilk maçında 2. Lig
Beyaz Grup takımlarından
Keçiörengücü’ne takıldı. Bordo-mavililerin yedek ağırlıklı bir kadro ile çıktığı maçta forma giyen futbolcular sınıfta kaldı. Ankara deplasmanında beraberliği uzatmaların son saniyelerinde bulduğu golle kurtaran Bordo-mavili takım, Ersun Yanal dönemindeki
ilk puan kaybını da yaşamış oldu.
Trabzonspor, Yanal yönetiminde oynadığı 2 Süper Lig, 1 de Avrupa maçında sahadan galibiyetle ayrılmıştı.
Süper Lig, Avrupa ve Türkiye
Kupası’ndaki yoğun maç trafiğini düşünen tecrübeli teknik adam, Başkent’teki Keçiörengücü maçına yedek
ağırlıklı bir kadro ile sahaya çıktı. Pazar günü Konya’da oynanacak Beşiktaş maçını da düşünen Yanal, hafif sakatlığı olan Kevin Constant’ın yanı sıra Oscar Cardozo, Jose Bosingwa, Avraam Papadopoulos, Yusuf Erdoğan
ve kaleci Fatih Öztürk’ü Başkent’e
götürmemişti. Yanal, kupa mesaisinde
aynı zamanda şuana kadar fazla forma
şansı veremediği yedek oyuncuların
durumunu da yakından görmüş oldu.
Fakat Köçiöregücü karşısında forma
giyen futbolcular, deyim yerindeyse
sınıfta kaldı. Bordo-mavili futbolcular,
2. Lig ekibi karşısında beraberliği son
saniyelerde Waris’in ayağından gelen
golle kurtarabildi.
Süper Lig, Avrupa ve Türkiye Kupası’nda 3 kulvarda da yarıştıklarını
belirten Yanal, bunun futbolcular için
de bu maçın bir fırsat olduğunu belirtti. Elindeki tüm futbolcuları değerlendirmek istediğini ifade eden tecrübeli
hoca, “3 dalda yarıştığımızı düşünürsek herkese her yerde görev gelecek.
Bunlar bir fırsat, bu fırsat eşiğini yakalamak ve bunu geçmek zorundayız.
Tüm oyuncularımızın bu konuda hem
dikkatini çekmek hem de bu hedefi
onlardan beklemek zorundayız. Bu tavır bizim istediğimiz tavır değil, mağlup olabilirsiniz, kazanabilirsiniz bu
önemli değil ama her zaman kazanacak tavrı sergilemek zorundasınız.”
sözleri ile futbolcularına göndermede
bulundu.
Yanal, ligde pazar günü oynayacakları Beşiktaş maçının havasının
çok daha farklı olacağına vurgu yaptı.
O maçtaki atmosferin çok daha farklı
olacağı dile getiren başarılı teknik
adam, “Trabzonspor her maçı kazanabilecek bir hırsı ortaya koymalı. Bundan sonraki maçlarımızın formatı bu
şekilde olmayacak. Beşiktaş maçını o
maçla kıyaslayamayız. Her maçımızı
kazanmak için sahaya çıkacağız. İyi
oynayıp skoru lehimize çevirecek bir
mücadele ortaya koymak istiyoruz.”
dedi.
KAPILAR KAPANDI
Ankara’daki kupa maçının ardından
gece yarısından sonra Trabzon’a dönen bordo-mavililer, pazar günü ligde
Beşiktaş ile oynayacağı maça bugün
yapacağı idmanla hazırlanacak. Bordo-mavililer, bugün ve yarın basına ve
taraftara kapalı yapacağı antrenmanların ardından da Beşiktaş maçı için
Konya’a gidecek. (CİHAN)
Güneş: Taraftarı zorla stada getiriyoruz, zorla elimizden alıyorlar
Bursaspor Teknik Direktörü Şenol Güneş, Bursaspor’a verilen tribün kapatma
cezası nedeniyle Futbol Federasyonu'nu
eleştirdi. Güneş, “Taraftarı olan bir takımken, hem bizden hem dışarıdan
kaynaklanan sebeplerle taraftarı zorla
sahaya getiriyoruz. Zorla da elimizden
alıyorlar. Bunun nasıl çözeceğiz bilemiyorum.” dedi.
Başarılı Teknik Adam, ligin 12. haftasında oynayacakları Kasımpaşa maçı
öncesi Özlüce Tesisleri'nde basın toplantısı düzenledi. Bugün konuşmak yerine susmak istediğini dile getiren Şenol
Güneş, takımda Ethem’in ayrı koşu yaptığını, Holmen’in de dün sakatlandığını
ancak Kasımpaşa karşısına tam kadro
çıkacaklarını ifade etti.
Tecrübeli hoca, Kasımpaşa maçı
hakkında şu değerlendirmeyi yaptı:
“Kasımpaşa herkesin kabul ettiği gibi geçen sene de çıkış yapmıştı, iyi bir
ekip görüntüsü veriyor. Modern futbolun bütün uygulamalarını sahaya yansıtan bir takım. İyi bir takıma oynayacağız. Biz de iyi bir takımız. İki iyi takımın
güzel futbolu ile karşılaşacağız. Bizim
kazanmaya ihtiyacımız olduğunu hep
söylüyoruz ama bugün bu maç için çok
daha fazla söyleyeceğimizi bir maç. Puan olarak daha yukarıda olmamız gerekiyordu. Yeni puan kaybını istemiyoruz.
İnşallah iyi bir oyun ve iyi bir sonuçla
bu maçtan ayrılırız. Kasımpaşa'nın hocasını da tanıyorum. İyi bir insan, iyi bir
hoca. Onların taraftarı yok, Kasımpaşa
semtine ait bir takım. Sayısal bir çoğunluğu yok. Bir futbol kulübü için her şey
mükemmel, tesisler, hocası, yönetim
çok iyi.”
“TARAFTARI ZORLA GETİRİYORUZ,
ZORLA ELİMİZDEN ALIYORLAR”
TFF'nin Bursasor Kulübü'ne tribün
kapatma cezası vermesi hakkında da
konuşan Güneş, şöyle devam etti:
“Özellikle taraftar bazında. Şampiyonluk
yaşamış bir kent takımıyız, semt takımı
değiliz. Taraftarı da olan bir takımken,
hem bizden hem dışarıdan kaynaklanan
sebeplerle taraftarı zorla sahaya getiriyoruz. Zorla da elimizden alıyorlar. Bunun nasıl çözeceğiz bilemiyorum. Bu tepede olan patronların işi. Türk futbolu-
na seyirciyle hiçbir çalışma yapıldığını
düşünmüyorum. Ceza veriliyor o kadar.
Zaman zaman futbol sahasına gelip engelli arkadaşlarımız, bayanların, futbolu
seven taraftarlarımızın bile mağdur olduğunu görüyoruz. Teknolojinin bu kadar geliştiği bir dönemde cezaların adaletli olduğun düşünmüyorum. Suçu kim
yaptı ise ona ceza verin. Buradaki maça
gelen taraftarların kapanan sahalara yeni taraftar passolig alarak mı girecek,
passolig alan arkadaşların günahı neydi
o zaman. Ceza alanların bir kısmı yeniden bir daha passolig alacak 20-30 bin
kişi mi bulacağız. Suçu anlıyorum, ceza
verelim, hatta küme düşürelim, suçun
karşılığı verilmeli. Ama adaletli verilmeli.” (CİHAN)
Sarıyer maçında forma
giyen Beşiktaşlı gençler
Bilic'e teşekkür
Türkiye Kupası'nda bugün Sarıyer ile oynadıkları maçta forma
giyme şansı bulan Beşiktaş'ın
genç ve yedek futbolcularından
Ümit Karaal, Atınç Nukan, Cenk
Tosun ve İsmail Köybaşı, kendilerine şans verdikleri için teknik
direktör Slaven Bilic'e teşekkür
etti.
Sarıyer Yusuf Ziya Öniş Stadı'nda oynanan ve 4 - 0 siyah
beyazlı takımın galibiyetiyle sonuçlanan karşılaşma sonrasında
gazetecilerin sorularını cevaplayan futolculardan Ümit Karaal,
"Henüz eksiklerimiz var. Büyük
Beşiktaş'ın kutsal formasını taşıyoruz. Üstüne koyarak daha da
iyi devam etmeyi istiyoruz.
Sürpriz yaşatmadan devam etmeyi planlıyorduk. Bunu da başardık. Beşiktaş'a yakışır bir skor
aldık. Sarıyer taraftarları da bize
çok iyi davrandı. Hocamız Bilic'e
de bana şans verdiği için teşekkür ediyorum." dedi.
Süper Lig maçlarında fazla
forma şansı bulamayan Cenk
Tosun ise alt liglerde oynayan
takımlarla yapılan maçların zorluğuna dikkat çekerek, "Bu tür
maçlar kolay maçlar değil. İster
istemez böyle maçlara değişik
bakıyorsunuz. Biz diğer maçlara
baktığımız gibi değerlendirdik
ama biz profesyoneliz. Bu maça
da her maç gibi bakmaya çalıştık
ve iyi galibiyet aldık. Grubu birinci bitirmek istiyoruz. Bu hafta
Trabzonspor ile yapacağımız
maçta da galibiyet serisini sürdürmek istiyoruz. Trabzonspor
maçında taraftarlarımızla birlikte 3 puana ulaşmayı hedefliyoruz." diye konuştu. (CİHAN)
SAYFA 16
SİYAH MAVİ KIRMIZI SARI
İzmir Büyükşehir'den 1 milyon fidan
İzmir Büyükşehir Belediyesi,
kırsal kesimdeki üreticilerin
desteklenmesi amacıyla "Kırsal
Kesimde Gelir Getirici Faaliyetlerin Desteklenmesi Kapsamında
Ağaçlandırma" projesi kapsamında, "Fidanlar bizden, meyveler
sizden" sloganıyla fidan dağıtımına devam ediyor.
Sadece çiftçilerin faydalanabildiği
projeyle 1 milyon adet zeytin ve çeşitli
meyve fidanı ile bağ çubuğu toprakla
buluşmuş olacak. Sezonun ilk fidanları, yarın Bornova ilçesi Eğridere Mahallesi’nde törenle dağıtılacak. Aralık
ayında Bornova, Kınık, Karaburun,
Dikili, Bergama ve Beydağ
ilçelerindeki eski orman köyleri
olan toplam 208 mahallede, geçimini
çiftçilikle sağlayan yaklaşık 9 bin
üreticiye 100 bini zeytin, 120
bini ise armut, ayva, badem, dut, elma,
incir, erik, kayısı, kiraz, şeftali ve
vişneden oluşan toplam 220 bin fidan
dağıtılacak.
Bu yıl sonuna kadar üreticilere
toplam 3 milyon liralık fidan verilmiş
olacağını açıklayan yetkililer, 2015
yılında ise Bayındır, Kiraz, Ödemiş,
Tire, Çeşme, Selçuk, Torbalı,
Menderes, Seferihisar, Urla, Güzelbahçe, Karabağlar, Buca, Kemalpaşa,
Menemen, Karşıyaka, Foça ve Aliağa
ilçelerindeki yaklaşık 380 mahallede
dağıtımların devam edeceğini belirtti.
Geçimini tarım üretiminden
karşılayan, ilçe ziraat odalarında ya da
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı
Çiftçi Kayıt Sistemi'nde kaydı bulunan veya fidanların dikiminin yapılacağı arazinin kendine ait olduğunu
muhtarlık aracılığıyla belgeleyen
köylülere destek verilecek olan projeden faydalanmak isteyenler çiftçi belgesi, ÇKS belgesi, muhtarlık arazi onayı ve fidanı köy sınırlarındaki tapulu
araziye dikileceğine dair imzalı taahhüt belgesiyle birlikte bağlı bulunduğu
muhtarlığa başvurabiliyor.
(HABER MERKEZİ)
Soyer’den örnek alınacak karar
Akdeniz'in tarihi, kültürü ve siyaseti, İzmir'de düzenlenecek sempozyumda tartışılacak.
Seferihisar
Belediye
Başkanıİzmir
TunçAkdeniz
Soyer, Bütünşehir
Yasasıyla
birliktetarihlerinde
belediyelere
İzmir
Büyükşehir
Belediyesi
Akademisi'nin
27-28 Kasım
düzenleyeceği
"Uluslararası
Tarihi, Kültürü
ve devredeceklerini
Siyaseti Sempozyumu"
alanında
geçen köy mallarını
aldıklarıAkdeniz
meclis kararıyla
köylere
açıkladı.
30 Mart
kişileri bir araya
gelecek.
Kültürpark
Sanat Konferans
gerçekleşeuzman
yerel seçimlerinin
ardından
hayata
geçirilenİzmir
Bütünşehir
yasasıylaSalonu’nda
birlikte kapatılan
cek
"Uluslararası
Akdeniz
Tarihi, Kültürü
ve Siyaseti
Sempozyumu",
konusunda
uzman
belde
ve köylere ait
taşınmazlar
belediyelere
devredilmişti.
Seferihisar
Belediyesi’nin
tarihçiler
, yazarlar
kültür yöneticileri
ve diplomatlar
akademisyenleri
buluşturacak.
Aralık ayı
olağan, meclis
toplantısında
yeni yasaylailebelediyeye
devredilen
9 köyün malSempozyumda
de Kent, Birey,
Toplum",
"Akdeniz’
de İktisadi ve karar
Toplumsal
larının köylerde"Akdeniz’
kurulan kooperatif,
dernek
ve vakıflara
devredilmesine
verildi.
Dönüşümler",
"Akdeniz
Kültür
Havzası",
"Akdeniz’
d
eki
Siyasal
ve
Diplomatik
Gelişmeler",
Konuyla ilgili Soyer, “6360 sayılı kanunla beraber 16 Bin köy kapatılarak mahalleye
"Geleceğin
Akdeniz’i
İzmir" gibi başlıklar
tartışılacak.
(AA) MERKEZİ)
dönüştürüldü
ve yerelveyönetimlere
bağlandı.
’’ dedi. (HABER
Pamukta Çin
krizi sürüyor,
üretici primin
75 kuruşa
çıkarılmasında
ISRARCI
Çin’in stok fazlası
sebebiyle pamuk ithalatını azaltmasının
etkileri devam ediyor
Dünya pamuk fiyatlarının son yılların en düşük seviyelerine gerilemesi ve Türkiye’deki fiyatların
seyrinin de bu durumdan doğrudan etkilenmesi, üreticileri zor
durumda bıraktı. Sektör,
sürdürülebilir pamuk üretimi için
destekleme priminin 75 kuruşa
çıkarılmasını istiyor. İzmir Ticaret
Borsası (İTB) Yönetim Kurulu
Başkanı Işınsu Kestelli, dünya pamuk fiyatlarının gerilemesinin en
önemli sebebinin gittikçe
artan devir stoğu olduğunu belirterek, “Bu devir stoğunda Çin
başrolü üstleniyor. Çin’in pamuk
ithalatına kota koyma kararı, pamuk fiyatlarının dibe vurmasına
sebep oldu.” dedi.
Türkiye’de tekstil sektörünün harcadığı yıllık ortalama 1,5 milyon
ton lif pamuğun yarısının ithal
edildiğine dikkat çeken Kestelli,
dolayısıyla ülke içindeki pamuk
fiyatlarının dünya fiyatlarıyla
paralel seyretmesinin kaçınılmaz
olduğunu söyledi. Kestelli, “Cari
fazlalık arz eden ve tekstil sektörünün hammaddesi olan pamuğu ithal etmemiz, bir tarım
ülkesi olarak bizleri derinden etkiliyor. Böyle bir ortamda pamuk
üreticilerimiz, ciddi bir mücadelenin içindedir.
Pamuk üretiminin sürdürülebilirliğini olumsuz yönde etkileyen en
önemli unsur ise üretim maliyetlerinin yüksek olmasıdır.” diye
konuştu. İTB Ar-Ge Müdürlüğü
tarafından 2014 üretim yılı için
yapılan üretim maliyeti çalışmasında, 1 kg. kütlü pamuğun
üretim maliyetinin, 500 kg. verimle 1,82 TL olduğunun tespit
edildiğini aktaran Kestelli, şunları
kaydetti: “Tarladan alınan verim
miktarına göre birim maliyeti
değişiklik göstermektedir. Ulusal
Pamuk Konseyi’nin de açıkladığı
maliyet rakamlarını gözönüne
aldığımızda, 1 kg, pamuk üretimi
maliyetinin 1,75-2,20 TL arasında
değiştiğini görebiliriz. Son yıllarda
maliyetler bu rakamlarda
seyrediyor. İTB müstahsil tescilleri incelendiğinde de üreticinin
eline geçen fiyatların ekim ayında
ortalama 1,60 TL, kasım ayında
ise ortalama 1,50 TL civarında
olduğunu görüyoruz. Basit bir
matematiksel hesaplama
yapıldığında, 55 kuruş prim alan
bir üreticinin pamuk yetiştirerek
elde ettiği kazancın, birçok küçük
aile çiftçisinin eline geçen fiyatlardan daha az olduğu
görülebilir.”
‘PAMUK ÜRETİMİNİ
SÜRDÜRMEK İÇİN ÜRETİCİ
NASIL İKNA EDİLECEK?’
İTB Yönetim Kurulu üyesi olan
pamuk üreticisi Şeref İyiuyarlar
ise, “Maliyetler, pamuk fiyatları
seyri ve mevcut prim miktarı
gözönüne alındığında, ancak 500
kg. üstü verim elde eden üreticiler değil kâr, etmek zarar etmekten kurtuldu.
Zarar eden ya da başabaş noktasında pamuk üreten üreticiler,
her şeye rağmen pamuk üretimini sürdürmek için nasıl ikna edilecek?” diye sordu. İyiuyarlar, pamuk üreticisinin işini yapmaya
devam edebilmesi için Türkiye’de
stratejik ürün olarak nitelendirilen
pamuk için yeterli desteğin verilmesinin şart olduğunu vurgulayarak, “Sürdürülebilir pamuk üretimi için 55 kuruş prim miktarı,
ne teşvik edici ne de yeterlidir.
Çözüm basittir, pamuk üretiminde
kullanılan mazot, gübre, ilaç vb.
girdilerin desteklenmesi ve 2014
mahsulü için üreticiye ödenen
primin 75 kuruşa çıkarılması ve
ivedilikle ilan edilmesi gerekmektedir.” şeklinde konuştu.
(HABER MERKEZİ)
Turizm fuarının
yıldızı YUNAN
adaları
Türkiye'nin en büyük turizm fuarlarından Travel
Turkey İzmir Turizm Fuarı'nda Yunanistan rüzgarı esiyor.
2014 yılında 1 milyon Türk turistin gittiği Yunanistan,
fuarda özellikle adalarıyla tanıtım yapıyor
Bu yıl 8'incisi düzenlenen Travel
Turkey Fuarı, uluslararası katılımda geçen
yıla göre önemli artış sağladı. İtalya'nın
partnerliğinde yapılan fuara komşu
ülkelerin yanı sıra Arjantin, Moğolistan,
Etiyopya, Gambiya ve Güney Afrika gibi
uzak ülkelerin katılımı da dikkati çekti.
Bu yıl Yunanistan'ın farklı eyalet ve turizm bölgelerinden 50'ye yakın katılımcı
fuarda tanıtım yapıyor. Özellikle Türkiye
kıyılarına yakın adaların aktif katılımının
gözlendiği fuarda, adaların Türk turisti
çekebilmek için birbiriyle yarışıyor.
"Türkiye, komşuyu da destekliyor"
TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy, AA
muhabirine yaptığı açıklamada,
Türkiye'nin komşu ülke Yunanistan'ın turizm pazarını da desteklediğini, geçen yıl
8,5 milyon Türk turistin yurt dışını tercih
ettiğini, Yunanistan'ın bu pazardan büyük
pay kaptığını ifade etti.Yunanistan açısından bakıldığında da Türkiye'nin en önemli
müşteri haline geldiğini aktaran Ulusoy,
"Türkiye artık turist bekleyen değil turist
gönderen bir ülke. Turizmdeki yeni
pozisyonları değerlendirerek gelecek yıl
Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya gibi
Tatil promosyonu rekor getirdi
Türkiye'nin katılım ve ziyaret sayıları
bakımından en büyük ikinci turizm fuarı
olarak gösterilen Travel Turkey Fuarı, bu
yıl yeni bir rekora imza attı. Bu yıl sekizinci kez açılan fuarın ilk gününde 7 bin
173 turizm profesyoneli, fuarı ziyaret etti.
Renkli etkinlikler ve yöresel lezzetlerin
sunulduğu fuarda bazı kentler, stant ziyaretçilerine ücretsiz tatil promosyonu
veriyor. Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB), İZFAŞ ve Hannover
Messe Turkey Fuarcılık ortaklığıyla 8'incisi düzenlenen fuara, partner il Adıyaman
başta olmak üzere 34 kent ve çok sayıda
turistik ilçe stantlarıyla katıldı. Kentlerin
6 Aralık 2014 Cumartesi
gösterişli stantlarla yöresel kültürlerini
tanıtmaya çalıştığı fuarda, renkli etkinlikler, halk oyunları gösterileri ve yöresel
lezzet sunumları dikkat çekiyor. Yerli ve
yabancı seyahat acentelerinin temsilcileriyle bağlantı kurmaya çalışan kentler,
ziyaretçilerine ilginç promosyonlar da
uyguluyor. Bu kentler arasında yer alan
Diyarbakır, stant ziyaretçilerine ücretsiz
tatil olanağı vadediyor. Diyarbakır Valiliği Proje Koordinatörü Mustafa Temel,
AA muhabirine yaptığı açıklamada stantlarını ziyaret ederek kupon dolduran tüm
ziyaretçiler arasında yapılan çekilişle 8
çifte, 2 günlük Diyarbakır tatili hediye
ülkelerle paslaşarak ortak turizm fuarları
düzenlemeyi planlıyoruz. Turizm fuarlarına değişik boyutlar getireceğiz" diye
konuştu. Yunanistan'ın Orta Makedonya
Eyalet Başkanı Apostolos Cicikostas ise
turizm alanında işbirliğinin artacağını ifade etti. İki ülkenin birçok ortak noktasının olduğunu, bundan sonra bu ortaklıklar üzerinde ilerlenmesi gerektiğini anlatan Cicikostas, iki ülke arasında yeri hava ve deniz yolu bağlantılarının açılması
gerektiğini, doluluk oranlarının yakalanması noktasında iki ülke seyahat acentelerinin aktif şekilde çalışabileceğini
bildirdi. Cicikostas özellikle Selanik İzmir arası arabalı feribot seferlerinin bir
an önce başlaması gerektiğini kaydetti.
ni beklediklerini söyledi.
Sakız'ın, Çeşme'ye çok yakın olması, ulaşım maliyetinin düşük olması ve Ada'nın
çeşitli güzellikleri bünyesinde barındırması nedeniyle ilgi gördüğünü ifade eden
Dimitris, kapıda vize kolaylığının getirilmesinin de turist sayısının artmasında
etkili olduğuna işaret etti.
Sakız'ın hedefi 100 bin
Fuarda Türkiye'den en fazla turist çeken
Yunan Adası olan Sakız da etkili bir
tanıtım yapıyor. AA muhabirine değerlendirmede bulunan Sakız Otelciler ve
Pansiyoncular Birliği Başkanı Kytrilakis
Dimitris, Türkiye ile turizm ilişkilerine ilk
başlayan ada olduklarını, geçen yıl 65 bin
kişinin geldiği adaya bu yıl 80 bin, bir kaç
yıl içinde de 100 bin Türk turistin gelmesi-
Türk turistlerin Sakız'ın ardından diğer
adaları ve Yunanistan anakarasındaki
merkezleri de merak ettiğini, bunun önemli bir fırsat oluşturduğunu aktaran Dimitris, şunları kaydetti: "Yunanistan'dan çok
sayıda katılımın olmasının arkasında
potansiyelin yüksek olmasının yanında
Yunanlılar'ın Türkiye'de kendilerini evlerinde hissetmelerinin de etkisi var. Ortak
bir kültüre ve geçmişe sahibiz. Burada
sadece ticaret değil dostluklarımızı da
tazeliyoruz. İki taraflı büyüyen bu anlayış
devam ettiği sürece iki ülke birbirinin en
büyük turizm partneri olur." Dimitris, Yunanistan'dan da çok sayıda insanın tatil
için Türkiye'ye tercih ettiğini hatta birçok
kişinin yaşamak için de Türk kentlerini
tercih eder duruma geldiğini sözlerine ekledi. (AA)
edeceklerini ifade etti. Diyarbakır surları
sembolize edilerek tasarlanan standa ziyaretçilerin yoğun ilgi gösterdiğini ifade
eden Temel, çözüm süreci sonrası artışa
geçen turizm hareketliliğin son dönemde
yaşanan olaylarla kesintiye uğradığını,
kente yönelik algıyı değiştirebilmek adına
turizme ağırlık veren çalışmalar yaptıklarını kaydetti. Diyarbakır Surları ve
Hevsel Bahçeleri'nin UNESCO Dünya
Kültür Mirası Listesi'ne girme yolunda ilerlediğini, kentte 5 yıldızlı iki otelin
yapımının sürdüğünü anımsatan Temel,
şöyle devam etti: "Bu fuarda ziyaretçilerimize Diyarbakır'ın turizmin geleceğinde
çok iddialı bir kent olduğunu anlatmak
istedik. Acentelerin Diyarbakır destinasyonlarına artan bir ilgisi var. Bir kaç sene
önce kentimizde çalışan seyahat acentesi
yokken şu anda 10'u geçti. İzmir'deki bu
fuarın kente olumlu katkılarının olacağını
düşünüyoruz." Yerli ve yabancı 900'ün
üzerinde turizm bölgesi, firma ve sivil
toplum kuruluşunun katıldığı fuarda bu yıl
yeni bir rekora imza atıldı. Fuarın ilk
gününde 7 bin 173 kişi fuarı ziyaret etti.
Geçen yıl toplam 26 bin 487 kişinin
gezdiği fuarda ilk gün ziyaretçi sayısı 5
bin 745 kişi olmuştu. İZFAŞ yetkilileri,
fuara özellikle hafta sonu yoğun katılımın
olduğuna dikkati çekerek sayının bu yıl
toplamda 35 bine yaklaşmasını beklediklerini bildirdi. İzmir Uluslararası Fuar
Alanı'nda düzenlenen 8. Travel Turkey
İzmir Fuarı, 7 Aralık Pazar gününe kadar
gezilebilecek. (AA)
Download

Uygulanmaya başlandığı ilk günden buyana herkes tarafından