Fiyatı 25 Kr
www.yedigungazetesi.com
8 Aralık 2014 Pazartesi
2015,
Dünya
Toprak
Yılı
ilan
edildi
fakat
toprak
bitiyor
Bugün bir ucundan, 150 km genişliğe yayılmış
ve nüfusu 10 milyonları aşan devasa kentler
oluşmaya başlamıştır. Doğa bu denli geniş bir
nüfus baskısı ve tarım topraklarının amaç dışı kullanımı ile ilk defa tanışmaktadır. Bütün yiyecekler
bitkiler üzerinden dolaylı olarak topraktan sağlanmaktadır.
Dünyada insan başına düşen toprak miktarı
azalmaktadır. Buna bağlı olarak özellikle az
gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde pek çok
insan ( 6 milyar) beslenme sorunu yaşamaktadır.
Buna karşın dünyada üretilen gıdaların üçte biri
çöpe gitmektedir.
Türkiye son 40 yılda 3 milyon hektar tarım
toprağını amaç dışı kullanıma açılmıştır.
Toprağın aynı zamanda karbon depolama organı
olarak ilkim değişimlerinin sınırlandırılması açısından, ayrıca dünyanın dengesinin sağlanması
bakımından önemsenmesi ve korunması gerekir.
Birleşmiş Milletler, 5 Aralık’ı Dünya
Toprak Günü ve 2015 yılını da
toprak yılı olarak ilan ederken,
Çukurova üniversitesi öğretim üyesi
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ, “İnsanToprak ilişkisi”ni değerlendirdi…
HABERİ 7. SAYFADA
Dünyanın nüfusu bugün 7.2 milyar ve insanlığın barınma,
beslenme ve diğer ihtiyaçları nedeniyle başta toprak olmak
üzere doğa üzerinde çok ciddi bir baskı söz konusudur.
Türkiye-Yunanistan dostluğu pekişiyor…
Başbakan Ahmet Davutoğlu ve Yunan mevkidaşı Antonis Samaras eşbaşkanlığında,
Atina'da düzenlenen Türkiye-Yunanistan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi (YDİK) 3.
Toplantısı'nın ardından yayımlanan ortak bildiri önemli işbirliği imkanlarını kapsıyor.
Samaras
İYİMSER
Türkiye-Yunanistan
YDİK 3. Toplantısını
değerlendiren
Yunanistan Başbakanı
Samaras, "Hedefimiz
Türkiye ile Yunanistan
arasında karşılıklı
güven çerçevesinde
işbirliğini güçlendirerek
bölgedeki istikrara katkı
sağlamak" dedi. 12’DE
Hayrettin İvgin
Kültürel Boyut
8. Sayfada
Nurullah Aydın
Ara - Sıra
12. Sayfada
Prof.Dr. Nurullah Çetin
Türkçe Bakış
9. Sayfada
Bildiride, “Doğalgazın taşınmasına
ilişkin olarak, Ekim 2007'den bu
yana faal olan Türkiye-Yunanistan
enterkonektörü boru hattının teşkil
ettiği başarılı emsal, içinde bulunduğumuz on yıllık sürenin bitiminden
önce iki ülke arasında daha yakın
işbirliğinin yolunu açmıştır. Şah Deniz
Konsorsiyumu kararının da teyit ettiği
üzere, birbirine bağlanan TAP ve
TANAP, açık bir şekilde Hazar gazının
Batı Avrupa'ya (2020'den başlayarak)
taşınması için en düşük maliyetli
rotayı oluşturmaktadır" denildi.
Türkiye ve Yunanistan hükümetleri
tarafından yayınlanan ortak bildiride, "İki taraf, bölgesel barış, istikrar
ve refahı daha da arttıracak ve bölgenin ekonomik büyümesini hızlandıracak, aralarındaki işbirliğinin
yapısal çerçevesi için karşılıklı
saygı, güven, uluslararası hukuk ve
iyi komşuluk ilişkilerinin temel
rolünü kabul etmektedir. Taraflar, iki
ülke arasındaki ilişkileri daha da
geliştirilmeye ve aralarındaki ilave
işbirliği alanları açmaya kararlıdır"
ifadesine yer verildi.
HABERİ 12. SAYFADA
www.
gazetesi.com.tr
gazetemizi bu adresten
takip edebilirsiniz
’ü
’dan
takip edebilirsiniz
Yeni dönem
Başbakan Davutoğlu, Yunanistan'da,
"Kıbrıs konusunda, müzakerelerin bir
an önce başlamasını arzu ediyoruz.
Çok pozitif görüşmeler yaptık. Bu
görüşmeler devam edecek" dedi.
Davutoğlu, "Ankara'da da Atina'da da
Atatürk ve Venizelos'daki ortak ruhu
harekete geçiren sağduyulu vizyoner
liderler var. Bu anlayış ile iki halkın
menfaatine olan yeni bir dönemi
açmaya kararlıyız" diye konuştu.
HABERİ 12. SAYFADA
Gazetemizi
https://www.
.com/YediGün-Gazetesi
Gazetemizi
https://www.
/yedigun.gazetesi
Milli Eğitimin
‘ŞÛRA’sına
farklı bakıyor
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Adı
Milli Eğitim Şurası olmakla beraber bu
milli bir şura değil, gayrı milli bir şura.
Türkiye'nin geleceğini düşünmeyen, bilimsel yayınları kısıtlayan, çocukların fizik,
matematik, kimya gibi fen
dersleri öğrenmesini
engelleyen, toplumu geriye
götüren bir şura, bu Şura. O
nedenle bu Şura'ya Milli
Eğitim Şurası demek doğru
değil. Gayrı milli bir şura
var" dedi. HABERİ 12’DE
Sanatçılara, ‘cesur
yürek olun’ çağrısı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bütün
sanatçılarımıza açık açık sesleniyorum:
Cesur olun. Mahalle baskısına, dayatmalara,
tekellerin tuzaklarına karşı
cesur olun. Hiçbir sanatçımızın
tahkir edilmesine, linç edilmesine, dışlanmasına asla izin
vermeyecek, hakkın, hakikatin
ve onların yanında dimdik durmayı sürdüreceğiz" dedi.
HABERİ 12. SAYFADA
2Kış Uykusu ve Kusursuzlar seyirciyle buluştu...
SINEMA
8 Aralık 2014 Pazartesi
TİFLİS- Gürcistan'ta
15'incisi bu yıl düzenlenen Tiflis Uluslararası
Film Festivali'nde Türk
filmleri sanat severlerle
buluştu.
Yunus Emre ve
Goethe enstitülerinin
sponsorluğunda başkent
Tiflis'te başlayan festival
dolayısıyla düzenlenen
gösterimde yönetmenliğini Nuri Bilge Ceylan'ın
yaptığı ''Kış Uykusu'' ve
Ramin Matin'in yönettiği
''Kusursuzlar'' filmlerinin
galası yapıldı.
AA muhabirine açıklama yapan Türk yapımcı
Zeynep Atakan,
Gürcistan'da böyle bir
kültür festivalinin düzenlemesinden memnun
olduğunu belirterek,
bunun Gürcü ve Türk
sineması arasındaki işbir-
liğinin geliştirilmesine
katkı sunacağını kaydetti.
Yunus Emre Enstitüsü
Tiflis Kültür Merkezi
Müdürü Zekeriya
Gültekin ise enstitü
olarak Türk filmlerini
Gürcülerle buluşturmaktan büyük gurur duyduklarını söyledi.
Geceye, Türkiye'nin
Tiflis Büyükelçisi Zeki
Levent Gümrükçü,
İtalya'nın Tiflis
Büyükelçisi Federika Favi
,Yunus Emre Ensitüsünün
Tiflis Kültür Merkezi
Müdürü Zekeriya
Gültekin, sanatçılar ve
sanatseverler katıldı.
Berlin Uluslararası
Film Festivali'nin ana
ortağı olduğu festivalde
çok sayıda yönetmen,
yapımcı ve sanatçı ağırlanacak. (AA)
Türkiye'nin ilk kukla filmi, 12 Aralık'ta vizyona girecek
İSTANBUL Yönetmenliğini
"Rimolar" ve "Zimolar"
karakterlerini tasarlayan
Nermin Er'in İsmet
Kurtulmuş ile yaptığı
filmin yapımcılığını
Yonca Ertürk üstlendi.
Barış, sevgi, dostluk
temaları üzerine kurulan,
çocukları, kuklaların renkli ve eğlenceli dünyasına davet eden film, 12
Aralık'ta 60'ı aşkın
salonda vizyona girecek.
Film, iki farklı kasabada yaşayan "Rimolar" ve
Türkiye'nin ilk
kukla çocuk filmi
"Rimolar ve
Zimolar:
Kasabada Barış",
12 Aralık'ta izleyici ile buluşacak.
Vizyona
yeni
girecek
filmler
"Zimolar"ın dargınlık ve
yanlışlıklar hikayesi üzerine kurulu.
"Rimolar ve Zimolar:
Kasabada Barış" filminin
seslendirmelerinde Yekta
Kopan, Janset, Ezgi
Mola, Şevket Süha
Tezel, Hayko Cepkin,
Akasya Asıltürkmen,
Berrak Kuş, Zeyno
Eracar, Özgür Özdural,
Fatih Ürek, Ezel Akay,
Banu Güven, Murat Şen,
S. Emrah Özdemir ve
Nazmi Sinan Mıhçı görev
aldı. (AA)
"Kesik"
"Duvara Karşı" filmiyle
başlattığı, "Aşk, Ölüm ve
Şeytan" üçlemesini "Yaşamın
Kıyısında" filmiyle devam
ettiren Fatih Akın, sekiz yıllık
aranın ardından "Kesik" adlı
filmle üçlemeyi tamamladı.
Oyuncu kadrosunda Tahar
Rahim, Simon Abkarian,
Makram J. Khoury, Hindi
Zahra, Kevork Malikyan,
Bartu Küçükçağlayan, Trine
Dyrholm, Moritz Bleibtreu,
Arsinee Khanjian, Akin Gazi
ve Arevik Martirossian'ın yer
aldığı filmin Venedik prömiyeri, ağustos ayında gerçekleştirildi.
05:53 İstiklal Marşı ve Günün
05:55 Sarayın İncisi
07:00 Sabah Haber
08:15 Böyle Bitmesin
10:20 1'de Bugün
10:35 Beni Böyle Sev
13:00 Haber
13:15 Spor
13:18 Hava Durumu
13:25 1Çorba
13:30 Küçük Hanımefendi
15:00 1'de Bugün
15:15 Joker
16:45 Zengin Kız Fakir Oğlan
19:00 Ana Haber Bülteni
19:45 Spor
19:50 Hava Durumu
19:55 Yabancı Sinema "Neşeli
Ayaklar"
21:50 Beni Böyle Sev
00:05 Joker
01:45 Yedi Güzel Adam
03:25 Yoldaki Haber
07:00 Selena
10:00 Müge Anlı İle Tatlı Sert
13:00 Çocuklar Duymasın
14:50 Alemin Kıralı
16:30 Zahide ile Yetiş Hayata
18:55 Atv Ana Haber
20:00 Diğer Yarım
23:15 HAWAII FIVE 12
00:15 Kaçak
02:45 Sınırların Ötesinde
20:45 DİSCO SOLUCANLARI
Orijinal Adı : Disco Worms
Yönetmen : Thomas Borch
Nielsen
Oyuncular : Animasyon
Yapım : 2004
Eğlence, renk cümbüşü ve en
önemlisi, eşi benzeri olmayan
disko müziği! Bu fıkır fıkır, heyecanlı bilgisayar animasyonunda,
solucan Barry’nin sıkıcı bir hayatı
vardır. Bir gün babası ona eski bir
plak hediye eder. Mükemmel dans
eden Barry, senede bir düzenlenen
şarkı yarışmasına katılmak için bir
grup kurmaya karar verir. Ancak
hayat, tempo tutmak kadar kolay
değildir. Barry ve arkadaşları bir
gün, yem niyetine topraktaki
yuvalarından koparılıp alınırlar.
05:40 Dila Hanım
07:00 Aşkın Bedeli
07:45 Deniz Yıldızı
09:00 Beni Affet
10:00 Melek
12:00 En Güzel Bölüm
12:30 Aşkın Bedeli
14:30 Benim Kuaförüm
16:00 En Güzel Bölüm
16:30 Beni Affet
18:30 Star Haber
20:30 İkili Takım
22:45 Kahraman Pilotlar
01:20 Kim O!
19:50 BATMAN BAŞLIYOR
Orjinal İsmi:Batman Begins
Yönetmen:Christopher Nolan
Oyuncular:Chrıstian Bale,
Michael Caine, Liam Neeson,
Katie Holmes, Gary Oldman
Yapım Yılı:2005
Tür:Aksiyon/Macera/Fantasti
k Milyoner anne babasının
gözlerinin önünde katledilmesi genç Bruce Wayne’de
intikam takıntısına neden olan
karşı konulmaz bir travma
yaratır. Fakat kader bu şansı
elinden alır. Ninja tarikatının
lideri, tehlikeli ama onurlu bir
adam olan Ra's Al-Ghul’e
danışmak için doğuya giderek
ortadan kaybolur.
Hayali Merly
Streep ile
oynamak
İSTANBUL - Hazal Kaya, en büyük hayalinin Oscar ödüllü oyuncular Merly Streep ve
Marion Cotillard ile birlikte bir filmde rol almak
olduğunu söyledi. Şöhret basamaklarını hızla
çıkan Hazal Kaya, hayalinin Hollywood
olduğunu açıkladı. Kariyerini her şeyden üstün
tuttuğunu söyleyen Kaya, 2013 yılında ABD’ye
gidip oyunculuk eğitimi almıştı. Genç yıldız, en
büyük hayalinin ise bir gün hayranı olduğu
Merly Streep ile birlikte aynı filmde rol almak
olduğunu söyledi. Streep, 17 Oscar ve 26 Altın
Küre adaylığı ile tarihte bu iki ödüle en fazla
aday gösterilen oyuncu olmuştu. Hazal Kaya,
şu aralar uzun süre uzak kaldığı ekranlara dönmenin hazırlığını yapıyor.
Sesime Gel"
Hüseyin Karabey'in yönettiği filmde
Feride Gezer, Melek Ülger, Tuncay
Akdemir ve Muhsin Tokçu rol alıyor.
Dram türündeki filmin konusu şöyle:
"60 yaşındaki Berfe ve 8 yaşındaki
torunu Jiyan'ın yaşadığı köyün bütün
erkekleri silah sakladıkları iddiasıyla
bir jandarma baskını sonucu tutuklanır. Berfe'nin oğlu, Jiyan'ın babası
Temo da tutuklananlar arasındadır.
Fakat önemli bir sorun vardır; ortada
silah yoktur, en azından onların
bildiği bir yerde yoktur. Büyüyen bir
çaresizlik içerisinde Berfe ve Jiyan
bir silah bulmak ve karşılığında
Temo'yu kurtarmak için yollara
düşmeye karar verirler."
07:00 HER SABAH
08:45 2.SAYFA
10:30 HAFTANIN ANNESİ
11:45 DÜNYAYI GEZİYORUM
12:30 ERKAN AKKUŞ İLE
ÖĞLE HABERLERİ
12:50 FATMAGÜL'ÜN
SUÇU NE?
15:00 SONGÜL KARLI İLE
YENİDEN
16:45 HAFTANIN ANNESİ
18:15 EKİN OLCAYTO İLE
ANA HABER
19:30 SPOR BÜLTENİ
19:50 YABANCI SİNEMA
BATMAN BAŞLIYOR
21:50 YABANCI SİNEMA
00:00 THE WALKING DEAD
00:50 YABANCI SİNEMA
MAYMUNLAR CEHENNEMİ:BAŞLANGIÇ02:40 YABANCI SİNEMA
DARBE-TEKRAR
04:30 DÜNYAYI GEZİYORUM
TV / MAGAZIN
"Çakallarla Dans 3:
Sıfır Sıkıntı"
Murat Şeker'in yönettiği,
Şevket Çoruh, Murat
Akkoyunlu, Timur Acar,
Ceyhun Yılmaz, İlker Ayrık
ve Gürkan Uygun'un
oynadığı "Çakallarla Dans 3:
Sıfır Sıkıntı" komedi meraklılarının ilgisini çekmeye
aday.
"Çakallarla Dans" serisinin 3.
yapımı olan filmde,
arkadaşlarının mutluluğu için
her türlü yola başvuran
"çakallar"ın; aksiyon ve
komedi dolu maceraları
izlenebilecek.
00:00 Oynat Bakalım
01:00 Batman Dönüyor
(Tekrar)
03:00 Aramızda Kalsın
04:45 Oynat Bakalım
05:45 Söyle Söyleyebilirsen
07:30 Batman (Tekrar)
08:10 Batman
09:05 Duck Dodgers (Tekrar)
09:30 Duck Dodgers
10:00 Aramızda Kalsın
13:00 Çok Güzel Hareketler
Bunlar
14:30 Batman Daima
17:15 Ben Bruce Lee'yim
20:45 Disco Solucanları
06:00 Geniş Aile
06:45 Günaydın
09:30 Alın Yazım
11:00 Özledim Seni
13:00 Gün Arası
13:30 Çok Güzel Hareketler
Bunlar
15:00 Evim Şahane
17:00 Arka Sokaklar
18:50 Koca Kafalar
19:00 Ana Haber Bülteni
20:00 Arka Sokaklar
22:45 KAHRAMAN PİLOTLAR
Orijinal Adı : Flyboys
Yönetmen : Tony Bill
Oyuncular : James Franco, Scott
Hazell, Mac Mcdonald, Jean Reno
Yapım : 2006 Aksiyon
Yıl 1916. Birinci Dünya Savaşı iki yıldan beri tüm şiddetiyle devam etmektedir. İngiltere ve Fransa'nın müttefik
güçleri, batı cephesinde Almanlar'ın
sağlam siperlerine karşı verdiği savaşta
başarılı olamamış, milyonlarca insan
hayatını kaybetmiştir. Öte yandan
Avrupalılar'ı kendi savaşlarıyla başbaşa
bırakmayı tercih eden Birleşik
Amerika tarafsızlık ve izolasyon politikasını ısrarla korumaktadır. Ancak
gönüllü ambulans sürücüleriyle Fransız
lejyonunun üyesi olan bazı
Amerikalılar, müttefiklere yardım
etmek için Avrupa'ya geçmişlerdir.
yurt haberlerİ
8 Aralık 2014 Pazartesi
Aksaray Gönül
Dostları Spor
Kulübü
Derneği'nce down
sendromlu engellilerin istihdam edildiği "Down Kafe"
törenle açıldı.
Türkiye'nin en
“özel” kafesi
hizmete açıldı
AKSARAY - Aksaray Gönül
Dostları Spor Kulübü
Derneği'nce açılan kafede,
down sendromlu 5 engelli
istihdam ediliyor.
Kafede garson ve komilik
eğitimleri, uygulamalı veriliyor.
Engellilerin meslek sahibi
olmaları ve sosyalleşmeleri için
açılan kafede, bir yıl içinde 20
kişinin istihdam edilmesi planlanıyor.
Buradan elde edilen gelirin
engellilere yönelik faaliyetlerde
kullanılacağı öğrenildi.
Gönül Dostları Spor Kulübü
Derneği Başkanı Cem Elibol,
AA muhabirine yaptığı açıklamada, Dünya Engelliler
Günü'nde engellilerin yanında
olduklarını göstermek için
böyle bir kafe açtıklarını söyledi.
Down Kafe'de istihdam
edilen engellilerin 20 yaşını
geçmiş, henüz iş sahibi olmamış kişilerden oluştuğunu
belirten Elibol, "Bu çocuklarımız özel çocuklar.
Çocuklarımızın yaptıkları herhangi bir işleri yok. Okula
gitme imkanları da yok.
Çocuklarımızı bu sektörde
yetiştirmeye çalışacağız.
Bunların tümü kursiyerlerimiz.
Kurs boyunca kafemizde
uygulama yapacaklar. Gelen
misafirlerimizi güler yüzle bir
fincan kahve ikram edecekler.
Hem işi öğrenecekler, hem de
halkla birlikte sosyalleşecekler" diye konuştu.
Kafenin açılmasından dolayı mutluluk duyduklarını aktaran Elibol, "Uzun zamandır
burayı açmayı düşünüyorduk.
Ancak bu çocukları istihdam
etmek kolay değil.
Derneğimizin kısıtlı kaynaklarıyla böyle bir yeri açtık.
Türkiye'de ilklerden olduğumuzu söyleyebilirim Şu anki
hedefimiz, en azından 20
çocuğumuzu istihdam etmektir" dedi.
Down sendromu olan
Sedat Yıldırım ise böyle bir iş
yerinde çalışmaktan mutluluk
duyduğunu ifade ederek,
"Daha önce bizi kimse tanımıyordu. Biz de kimseyi tanımıyorduk. Devletten, kurum
sahiplerinden ve hocalarımızdan Allah razı olsun. Bizi
engelli olarak görmediler.
Kendileri gibi gördüler. Sağlık
ve sıhhatimizin şu an çok
memnunuz. Bugün ki günümüze şükürler olsun" şeklinde
konuştu. (AA)
Reyhanlı’da TOKİ konutları
sahiplerini buldu
HATAY - Başbakanlık Toplu
Konut İdaresi (TOKİ)
Başkanlığı tarafından Hatay'ın
Reyhanlı ilçesinde yaptırılan
464 konut kura çekimiyle
sahiplerini buldu.
Reyhanlı Kaymakamı Yusuf
Güler, spor salonunda gerçekleşen törende yaptığı konuşmada, TOKİ tarafından yaptırılan konutları ihtiyaç sahiplerine
vermenin mutluluğunu yaşadıklarını belirtti.
İlçede konut ihtiyacının
ülkelerindeki olaylardan kaçarak Reyhanlı'ya gelen
Suriyeliler nedeniyle hat safhaya ulaştığını ifade eden Güler,
"Suriyeli misafirlerimizden
dolayı kiraların olağanüstü arttığı bir dönemde bu konutlar
ilçemizi rahatlatacak" dedi.
Belediye Başkanı Hüseyin
Şanverdi ise bugün ilçe için
önemli bir gün olduğunu kaydetti. Vatandaşların ev sahibi
olmalarının mutluluğunu yaşadıklarını ifade eden Şanverdi,
kura çekiminde ismi çıkmayanların üzülmemesini, aynı
Düzce'de
Adıge Kültür
Evi açıldı
DÜZCE - Düzce'nin Gölyaka ilçesinde Adıge Çerkez Kültür Derneği
tarafından oluşturulan Kültür Evi törenle açıldı.
Köprübaşı Ömerefendi köyünde
düzenlenen törende konuşan Düzce
Valisi Ali İhsan Su, kentin ciddi kültür
zenginliğine sahip olduğunu söyledi.
Kentte Çerkezler, Abazalar, Kürtler,
Lazlar ve Gürcülerin kendi kültürlerini
sürdürdüğünü ve yerel yönetim olarak
da buna katkıda bulunduklarını vurgulayan Su, "Tüm bu kültürler birlik beraberlik ve kardeşlik kavramları içerisinde yoğrulmuş şekilde zenginlik olarak
karşımıza çıkmıştır. Bu zenginlikleri
yaşatan tüm vatandaşlarımıza teşekkür ederim. Kültürler bizi geçmişe bağlayan ve geleceğe taşıyan çok önemli
değerlerimizdir" dedi.
Belediye Başkanı Mehmet Keleş
de kentin kültürel anlamda Türkiye'nin
mozaiğini oluşturduğunu dile getirerek,
bu kadar zengin kültüre sahip olmanın
mutluluğunu yaşadıklarını kaydetti.
Çerkez Halk Dansı Topluluğu'nun
gösteri sunduğu tören, Adıge Kültür
Derneği Başkanı Hakan Dağ'ın ziyaretçileri Kültür Evini gezdirmesinin ardından son buldu.
Açılışa, Adıge Devlet Üniversitesi
Rektörü Prof. Dr. Raşid Hunago,
Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr.
Funda Sivrikaya Şerifoğlu ve vatandaşlar katıldı. (AA)
Suruç Belediyesinde
silah ve el bombası
bulundu
bölgeye çok yakında 500
konutun inşasına başlanacağını söyledi.
Kura çekilişinde ev sahibi
olmaya hak kazanan vatandaşların gözyaşlarını tutamadıkları görüldü. Çekilişte
engelli vatandaşlara öncelik
tanındı. 800 başvurunun yapıldığı kura çekilişi sonunda 464
aile ev sahibi oldu. Bazı engelliler yakınlarının yardımıyla
salona girerken bazıları ise
engelli merdiveninin olmaması
nedeniyle çekilişi dışarıdan
takip etmek zorunda kaldı.
Kura sonrası kendisine ev
çıkan Mehmet Ergeç, sürekli
ev sahibi olmanın hayalini kurduğunu, bu zamana kadar tek
odalı evde yaşadığını kaydetti.
Ev sahibi olmaya hak eden
464 kişinin aylık 130 TL ve 270
ay taksit ödeyeceği öğrenildi.
(AA)
ŞANLIURFA - Suruç Belediyesine
ait binada 18 el bombası, 2 kaleşnikof,
1 av tüfeği, 52 mermi ile patlayıcı
madde yapımında kullanılan malzeme
ele geçirildi.
Alınan bilgiye göre, İl Jandarma
Komutanlığına bağlı ekipler, dün gece,
yüzü maskeli bir grubun 11 Nisan
Mahallesi'nde yol kapatıp MOBESE
direğine zarar verdikten sonra belediyeye ait binaya girdiğini tespit etti.
Bunun üzerine Cumhuriyet
Başsavcılığından arama kararı çıkartıldı. Belediye binasındaki aramada 18 el
bombası, 2 kaleşnikof , 1 av tüfeği, 52
mermi, 207 kamuflajlı elbise, 31 çift
ayakkabı, patlayıcı madde yapımında
kullanılan malzeme ile çok sayıda pil,
kamera ve cep telefonu bulundu.
Olayla ilgili 1 kişiyi gözaltına alındı.
(AA)
Kuş sesi çıkaran cihaz üreticisine baskın
ANKARA - Doğa Koruma ve
Milli Parklar Genel Müdürlüğü,
Çanakkale'de kuş sesi çıkaran
düzenek imal eden ve bu cihazları
sosyal paylaşım sitesinden pazarlayan şahsın evine savcılık kararıyla
baskın yaptı. Arama yapılan şahsın
evinde bu düzeneklerin imalında
kullanılan çok sayıda muhtelif
eşyaya el konuldu.
Orman ve Su İşleri Bakanlığı
Basın ve Halkla İlişkiler
Müşavirliğinden yapılan açıklamaya
göre, Doğa Koruma ve Milli Parklar
Genel Müdürlüğü, av ve yaban
hayatı kaynaklarından koruma kullanım dengesi gözetilerek faydalanılması, bu kaynakların gelecek
kuşaklara aktarılması için 2014 yılını "Kaçak Avcılıkla Mücadele Yılı"
olarak ilan etmişti. Bu bağlamda
4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu
kapsamında avda kullanımı Merkez
Av Komisyonu kararı ile men edilen
ses ve manyetik dalga yayan
cihazlar, tuzak ve kapanlar ile benzeri araç ve gereçlerin pazar ve
ticarethanelerde bulunduranlar ve
satış yasağına uymayanlar hakkında yasal işlem yapılıyor. Sosyal
medya üzerinde yer alan yasa dışı
görüntüleri de sıkı bir takibe alarak
görüntüleri inceleyen ve kabahat
unsuru taşıyan görüntülerle ilgili
yasal işlem yapan Genel Müdürlük
ekipleri, Çanakkale'de kuş sesi
çıkaran cihazlar imal eden Ö.Y'nin,
sosyal paylaşım sitesinden bu
cihazları pazarladığını tespit etti.
Sayfada telefonu bulunan şahsı
müşteri gibi arayan ekipler, cihaz
almak istediklerini iletti. Daha sonra
Ö.Y'nin evinde savcılık kararıyla
arama yapıldı. AA)
3
Basın İlan
Kurumu Tokat
Şubesi açıldı
TOKAT - Basın İlan Kurumu (BİK) Tokat Şubesi
düzenlenen törenle açıldı.
Şubenin açılışında konuşan BİK Genel Müdürü
Mehmet Atalay, Tokat'a şube açılmasından dolayı duyduğu memnuniyeti belirterek, "Tokat'ımızın geleceğinde, eğitiminde, daha iyi şartlar altında çalışmasında
onlara yol göstermek, onlara umut vermek, destek
olmak, yüreklendirmek, gençlerimizin önünü açmak,
medya patronlarımıza destek olmak ve bir çeşit idarelerle bu şubeyi faaliyete geçiriyoruz" dedi.
Kent faaliyet gösteren medya kuruluşlarına bir şube
ve bir telefon kadar yakın olduklarını ifade eden Atalay,
Basın İlan Kurumu olarak Tokat'ın geleceğinde rol
oynamak istediklerini söyledi.
Gazetelere yol gösterici olacaklarını dile getiren
Atalay, şunları kaydetti:
"Daha iyi şartlarda mesleği icra edebilecekleri,
daha iyi matbaada basabilecekleri, daha yaygın daha
okunan gazete olabilecekleri bir ortam var diye düşünüyorum. Biz hem eğitim açısından hem bir haberin
hazırlanışından tutunda sunulmasına kadar, gazetenin
reklamcısıyla buluşmasına kadar, okuyucu sayısının
artmasına kadar daha pek çok konuda yol gösterici
olduğumuzdan sanıyorum çok şey kendi kendine
düzelecek. Tokatlılar bunu herkesten daha iyi başaracaktır."
Tokat Valisi Cevdet Can ise, devletin temsilcisi olarak Ankara'daki tüm kurumların Tokat'ta temsilcisinin
olmasını istediklerini aktardı.
Anadolu Ajansı ve Basın İlan Kurumu'nun hükümetin gayretleri ve çalışmalarıyla tüm illerde bulunmaya
başladığını ifade eden Can, şunları kaydetti:
"Anadolu Ajansı ve Basın İlan Kurumu gibi medya
mensuplarını çok yakından ilgilendiren aynı zamanda
hizmetlerin vatandaşlara duyurulmasında büyük emek
sarf eden kurumlar çok bilinmezdi. Bunlar bilinir hale
geldi. Aynı zamanda bir gücü daha ortaya çıkardı.
Anadolu'daki yere basın gücünü ortaya çıkardılar. Yerel
basın gücünü Basın İlan Kurumu ve Anadolu Ajansı
gibi merkezi kurumlarla birlikte bir kere daha gösterdi."
Vali Can ve BİK Genel Müdürü Atalay, konuşmaların ardından açılışın yaparak şubeyi gezdi. (AA)
TSK Mehmetçik
Vakfı yardım
miktarını arttırdı
ANKARA - TSK
Mehmetçik Vakfı
tarafından şehit
aileleri ve malul
gazi
Mehmetçiklere
yapılan yardımları
arttırdı.
TSK Mehmetçik
Vakfı'ndan yapılan
açıklamaya göre,
2015 yılı Ocak ayı
itibariyle geçerli
olacak 1. dönem
yardım planı uyarınca, şehit olan
veya herhangi bir
nedenle hayatını kaybeden Mehmetçikler için yapılan
ölüm yardımı 41 bin liraya, 1. derece malul gazi ve
engelli Mehmetçiklere yapılan bakım yardımı aylık olarak bin 70 liraya yükseltildi.
Vakıftan yardım alan üniversite öğrencisi bir
Mehmetçik çocuğuna yapılan öğrenim yardımı ise
aylık 710 lira oldu.
1 Ocak - 30 Haziran 2015 döneminde geçerli olacak yardım planına göre, yeni bir uygulama da yürürlüğe konuldu. Buna göre, daha önce vakıftan yılda iki
kez nakdi yardım alan 5. ve 6. derece malul gazi ve
engelli Mehmetçiklere yapılan yardımlar, "sürekli veya
belli bir süre dahilinde yapılan yardım" kapsamına alındı.
5. derece malul gazi ve engelli bir Mehmetçik 300
lira, 6. derece malul gazi ve engelli bir Mehmetçik ise
250 lira aylık yardım alacak. Buna bağlı olarak 5. ve 6.
derece malul gazi ve engelli Mehmetçiklerin hak sahibi
olan çocuklarına da ilk defa bakım ve öğrenim yardımı
yapılacak.
TSK Mehmetçik Vakfından halen 8 bin 779
Mehmetçik ve ailesi, aylık ortalama 5 milyon 50 bin lira
yardım alıyor. (AA)
4
ANKARA
8 Aralık 2014 Pazartesi
Balık denetimleri
aralıksız sürüyor
Ankara İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ekipleri balık denetimlerini hız kesmeden sürdürüyor.
HABER MERKEZİTüm ilçelerde eş zamanlı
olarak yaptıkları etkin denetimlerle küçük balık satışına izin vermemeyi hedefleyen Ankara İl
Gıda, Tarım ve Hayvancılık
Müdürlüğü, merkez ilçe ekiplerinin de katılımıyla eş zamanlı
denetimlere bir yenisini daha
ekledi.
İki gün boyunca balıkçılar,
marketler ve balık halinde yapılan
denetimler sonucunda küçük
boyda balık sattığı tespit edilen
22 işletmeye ceza kesilirken
yüzlerce kilogram ağırlığındaki
balıklara da el konuldu.
İki gün boyunca eş zamanlı
denetim yaptıklarını ve bu denetimlerde 101 işletmeyi denetlediklerini belirten İl Gıda, Tarım ve
Çubuk Belediyesi’nden
164 yeni çöp konteyneri
Hayvancılık Müdürü Muhsin
Temel, yönetmeliğe aykırı olarak
küçük boyda balık satışı yapan 22
işletmeye toplam 23.975 TL. idari
para cezası uyguladıklarını kaydetti.
Sürdürülebilir balıkçılık için türlere göre belirlenenden daha
küçük boyda balık satışının yapılmaması gerektiğini hatırlatan İl
Müdürü Temel, denetimlerde
yüzlerce kilogram ağırlığındaki
çinekop, mezgit, kalkan, barbun
ve istavrit türlerindeki balıklara el
koyduklarını söyledi.
Denetimlerin artarak devam
edeceğini ifade eden Temel,
balıkçıları da küçük boyda balık
satmamaları konusunda uyararak,
aksi taktirde ceza ile karşılaşacaklarını sözlerine ekledi.
Gölbaşı’ndaki atıl ve riskli yapılar yıkılıyor
Gölbaşı Belediyesi Yapı Kontrol Müdürlüğü Ekipleri, Hacıhasan Mahallesi’nde atıl ve
kullanılmayan vaziyette bulunan riskli yapının yıkımını gerçekleştirdi.
HABER MERKEZİ –
Gölbaşı Hacıhasan Mahallesi’nde
bulunan atıl ve kullanılmayan riskli
yapının yıkımı, Yapı Kontrol Müdürlüğü
ekipleri tarafından gerçekleştirildi.
Yıkım alanında geniş güvenlik önlemi
alan zabıta ekipleri herhangi bir olayın
çıkmasını engellemek amacıyla yıkım
alanında hazır bulundu. Görüntü kirliliğini önlemek ve harabe yapıyı ortadan
kaldırmak için gerçekleştirilen yıkım
olaysız bir şekilde sona erdi.
Gölbaşı Belediye Başkanı Fatih
Duruay, görüntü kirliliğine neden olan
ve kaçak yapılarla ilgili mücadelenin
devam edeceğini belirttiği açıklamasında, “Ekiplerimiz risk oluşturan, tinerci
ve madde bağımlılarına barınak olan
yapılarla ilgili 3194 sayılı kanunun 39.
Maddesi gereğince işlem ve çalışmalarını gerçekleştiriyorlar. Daha modern bir Gölbaşı için birinci önceliğimiz
olan kaçak yapılarla mücadele
konusunda da hassasiyetimizi sürdüreceğiz. Kaçak yapıyla mücadele sonuna
kadar devam edecek, atıl ve kullanılmayan yapıların ortadan kaldırılması ile
görüntü kirliliği de engellenmiş olacak.”
ifadelerini kullandı.
Başkan Duruay açıklamalarını ise
şöyle sürdürdü: “Geçtiğimiz ay ki
meclis toplantımızda atıl ve kullanılmayan yapılar ile ilgili meclis kararı
alındı. Ekiplerimiz bu doğrultuda çalışmalarını sürdürüyor. Gölbaşı Belediyesi
olarak riskli ve harabe binaların yıkımını
sürdüreceğiz. Vatandaşlarımızı mağdur
etmemekle beraber, hem daha modern
bir Gölbaşı oluşturacak hem de Ankara
Evleri Projemizi hızla sürdürmüş olacağız. Bilindiği üzere Ankara Evleri
Projemiz, ilçemizin yöresel mimari
dokusunu yaşatmak, kentsel
dönüşüme destek vermek ve kaçak
yapıyı önlemek için başlatılmış olup, 25
tip projeden oluşmakta.
Çöpten kazanılan 35 tekerlekli
sandalye yüzleri güldürdü
Görme engelli Dursun Pertesoy, topladığı katı atıklar ile aldığı
tekerlekli sandalyeleri sahiplerine ulaştırdı.
Temizlik mektubu
HABER MERKEZİİlçede başlattığı temizlik seferberliğini tüm
hızıyla sürdüren Altındağ Belediye Başkanı Veysel
Tiryaki, ilçedeki vatandaşlara hitaben yazdığı
mektupla, Altındağlıları temizlik konusunda daha
duyarlı olmaya çağırdı.
Başkan Tiryaki’nin ilçe temizliği hakkındaki
görüşlerine yer verdiği mektup, Altındağ’daki tüm
evlere dağıtılıyor. Altındağ Belediyesi’ne bağlı
ekipler tarafından kapı kapı dolaşılarak vatandaşlara iletilenmektupta, daha temiz bir Altındağ
için yapılması gerekenler anlatılıyor.
Yazdığı mektupta “Temizlik ekiplerimiz
çöplerimizi topladığı gibi, sokaklarımızı temizleyen
personellerimiz de üstün bir çabayla Altındağ’ı
temiz tutmak için çalışıyor. Camilerimiz,
okullarımız, parklarımız, pazar yerlerimiz rutin
aralıklarla temizleniyor.” sözleriyle Altındağ’da
yapılanları aktaran Başkan Tiryaki, şu sözlere yer
verdi: “Altındağ’ın her bir köşesini pırıl pırıl tutmak
ve yavrularımıza sağlıklı ortamlarda yaşama
imkanı sağlamak hepimizin ortak sorumluğu ve
görevidir. Hem gençlik merkezlerimizde, hem
kadın eğitim ve kültür merkezlerimizde temizlik
konusunda verdiğimiz seminerler sayesinde,
büyük mesafe kat ettiğimize inanıyorum. Ancak
tüm bunlara rağmen henüz benim istediğim
seviyede değiliz. Sizlerin desteği olmadan da
hayal ettiğim seviyeye gelmemiz mümkün görünmüyor. Sorunun çözümü, belediyede daha fazla
insan çalıştırmak olsaydı, inanın bundan kaçınmazdım. Ancak görüyorum ki personel sayısını
arttırsak bile sabahtan öğlene kadar tertemiz
yapılan sokaklar, akşam saatlerinde tekrar kirletiliyor. Bu nedenle asıl ihtiyacımız olan Altındağlı
hemşehrilerimin yaşadığı çevreden kendini
sorumlu hissetmeleridir.”
HABER MERKEZİEngelli biri olarak engellilerin umudu
olmaya devam eden Dursun Pertesoy,
Dünya Engelliler Günü’nde 35 engelliyi
mutlu etti. Sokak sokak dolaşıp atık
toplayan ve bunları satarak bedensel
engellilere tekerlekli sandalye temin eden
Dursun Pertesoy, 35 sandalyeyi Çankaya
Belediyesi’nin düzenlediği törenle sahiplerine teslim etti.
100. Yıl Pazar Yerinde gerçekleşen
törene Çankaya Belediye Başkan Yardımcısı
Anıl Sevinç katıldı.
Çöpten atık malzemeleri topladığını ve
elde ettiği gelirle bedensel engellilere tekerlekli sandalye temin ettiğini belirten
Pertesoy, “3 yıldır eşimle birlikte gece
gündüz demeden bedensel engellilere
yardım etmek için çalışıyoruz.
Hayırseverlerin de desteğiyle birlikte
bugüne kadar tam 305 sandalye ihtiyaç
sahibine ulaştı. Bugünün engelsizi yarının
engellisi olabilir” dedi.
“Siz de bir engelliye yardım edebilirsiniz”
diyerek çağrıda bulunan Dursun Pertesoy,
gazete, dergi, kitap, pet şişe, mavi kapak,
kullanılmayan eşya ve giysi, kullanılmayan
cep telefonlarının karşılığında bu sandalyeleri alabildiğini belirtti.
Sosyal sorumluluk adına çok özel bir
örneği gördüklerini belirten Çankaya
Belediye Başkan Yardımcısı Anıl Sevinç,
projenin önemine dikkat çekerek, “Bu
anlamlı çabanın dalga dalga yayılması için
Çankaya Belediyesi olarak her zaman
yanınızdayız. Engellemelere rağmen hayatı
engelsiz yaşama çabası gösteren engelli
kardeşlerimizi yürekten kutluyorum” dedi.
HABER MERKEZİÇubuk Belediyesi, 164 yeni çöp konteynerlerin
dağıtımını yapmaya başladı.
Çubuk Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü Çevre ve
Şehircilik Bakanlığı'nın desteğiyle yeni alınan 164 çöp
konteynerin dağıtımının yapıldığını söyleyen Temizlik
İşleri Müdürü Yusuf Yılmaz, yeni konteynerlerin Çubuk
Belediye Başkanı Dr. Tuncay Acehan’ın emirleri doğrultunda ilk önce okullara dağıtımının yapıldığını belirtti.
Okullardan sonra belediye ekiplerince mahalle
mahalle dolaşılarak uygun olan yerlere konteynerlerin
dağıtımının yapıldığını kaydeden Yılmaz, yeni konteynerlerinin mahalleleri olumsuz çöp görüntülerinden kurtaracağını ifade etti.
Daha temiz bir Çubuk için ilçede yaşayan herkesin
hep birlikte el ele vermasini isteyen Yılmaz, “Temizlik
İşleri Müdürlüğümüzün ihtiyacı olan çöp varili yerine
daha kalıcı ve dayanıklı olan çöp konteynerleri aldık. Bu
konuda geçici bir çözüm bulmak yerine kalıcı bir çalışma yaparak Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın da
desteğiyle aldığımız 164 yeni çöp konteynerinin
dağıtımına başladık. Bu konteynerler öncelikli olarak
okullardan başlayarak, kalan kısmı ise şehrin giriş noktası olan Ankara Bulvarı ve ihtiyaç duyulan mahallelerimize dağıtımı yapılacak” dedi.
Yapılan her hizmetin bir bedeli olduğunu ve bu
bedelin de milli servet olduğunun unutulmaması gerektiğini hatırlatan Yılmaz, vatandaşlardan konteynerlerin
içerisinde ateş yakmamalarını ve atıklarını attıktan sonra
da kutuların kapaklarını kapatmalarını istedi.
Ertürk’ten
anlamlı ziyaret
HABER MERKEZİKazan Belediyesi Engelliler Eğitim ve Uygulama
Okulu’ndaki engelli öğrencileri ziyaret eden Kazan
Belediye Başkanı Lokman Ertürk, öğrencilere çeşitli
hediyeler verdi. İlçe Milli Eğitim Müdürü Ahmet
Göktaş’ın da eşlik ettiği ziyarette Başkan Ertürk, öğrencilerle yakından ilgilendi, çocuklarla birlikte oynadı.
Okul Müdürü Selami Özdemir’den bilgi alan Başkan
Ertürk, bir süre önce anne babasını ve halasını trafik
kazasında kaybederek, kendisi de zihinsel özürlü duruma düşen 8 yaşındaki Ramazan’a yakın ilgi gösterdi.
Bir gün herkesin engelli duruma düşebileceğini unutmaması gerektiğini kaydeden Ertürk, “Ülkemizin 2023
hedeflerine ulaşabilmesi için her vatandaşımızın imkân
ve fırsatlardan eşit şekilde yararlanması gerektiğinin bil-
Kızılcahamam’a yeraltı
çöp konteyneri
SEMİHA ARKLANKızılcahamam Belediyesi, yeraltı otomatik çöp
konteyner montajlarına devam ediyor.
Kızılcahamam Belediyesi tarafından başlatılan “kent
estetiği çalışmaları” kapsamında, şehir merkezinde
yapılan yer altı otomatik çöp konteyner çalışmalarında, mevcutta bulunan 36 adet konteyner’a ilaveten
Akçay, Yenice ve Karşıyaka Mahallelerine 8 adet daha
eklendi. Belediye, yaşanılabilir bir Kızılcahamam
adına, çevrede oluşan kötü görüntü ve koku oluşumunu ortadan kaldırıyor.
ANKARA
8 Aralık 2014 Pazartesi
Afyonkarahisar’ın Bayat
ilçesi ile Yenimahalle
kardeş belediye oldu.
Kardeş belediye protokolüne Bayat
ilçesinde imza koyan
Yenimahalle Belediye
Başkanı Fethi Yaşar ve
Bayat Belediye Başkanı
Kadir Üçer, Ankara’dan
Afyon’a kardeşlik
köprüsünün kurulduğunu ifade etti.
Ankara-Afyon arası
kardeşlik köprüsü
HABER MERKEZİBelediye Başkanı Kadir Üçer’in
ev sahipliğinde Bayat
Belediyesi’nde düzenlenen toplantıya Yaşar’ın yanı sıra Cumhuriyet
Halk Partisi Genel Başkan
Yardımcısı Veli Ağbaba, CHP
Afyon Milletvekili Ahmet Toptaş,
Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet
Ataç, Odunpazarı Belediye
Başkanı Kazım Kurt, il başkanları
ve çok sayıda partili katıldı.
Yenimahalle Belediyesi ile
Bayat Belediyesi arasında gerçekleşen kardeşlik sözleşmesinin
diğer belediyelere örnek olmasını
dileyen Ağbaba, “Bu antlaşmanın
iki belediyeye de hayırlı olmasını
diliyorum. Başkan Yaşar yaptığı
hizmetlerle ülke çapında konuşulan bir isimdir. Hepimizin abisidir.
Biliyorum ki Yaşar, Bayat’a da
ağabeylik yapacaktır. Yaptığı kültür
merkezleri, havuzlar, spor kompleksleriyle başarısını sadece
Ankara’da değil, Türkiye’de ispat
etmiştir. Bayat’ta, Başkan Yaşar’ın
sayesinde gelişecek ve güzelleşecektir. Hiç kuşkusuz en başarılı
belediyeler CHP’li belediyeleridir.
Başarılı olmaya da devam edeceklerdir” dedi.
Yenimahalle’de yaptığı
hizmetlerden bahseden Yaşar da
yapılacak işlere öncülük edeceğini
ve destek olacağını belirterek,
heyecanını kaybeden bir belediye
başkanının başarılı olamayacağını
söyledi. Yaşar, “Her ay Bayat
Belediye Başkanımız ile toplantı
yapacağım. Projeleri varsa da
görüşürüz, konuşuruz, deneyimlerimizi paylaşırız. Buraya güzel bir
park yapacağımın sözünü de
veriyorum. Elimizden gelen
desteği yönetmelikler uyarınca
vereceğiz” diye konuştu.
Yaşar’ın yaptırdığı 5 yıldızlı
konuk evinden ve eğitim
yuvalarından bahseden Toptaş
ise, “Başkan Yaşar, yaz tatil-
lerinde bütün okulları temizletir.
Tadilat yaptırır. Şu an
Yenimahalle’nin devlet okulları
özel okullarla yarışır düzeyde. 5
yıldızlı konuk eviyle de bunu
sürdürdü. Eminim ki, böyle
başarılı bir Başkan, Bayat’a da el
atarsa burası çok güzel olacaktır.
Kardeşliğimizi kutluyorum” dedi.
Bayat’ı kardeş belediye
seçtiğinden dolayı Yaşar’a minnettar olduklarını belirten Üçer, böyle
başarılı bir belediye ile kardeş
belediye olmaktan gurur duyduğunu ve başkanla omuz omuza,
fikir alışverişi yaparak ilçeyi
geliştireceklerini söyledi.
5
Başkan Akgül’den
yeni yol denetimi
HABER MERKEZİMamak Belediye Başkanı Mesut Akgül, Yeşilbayır
Mahallesi’nden Zerdalitepe Mahallesi’ne doğru çıkan otobüs ring yolunda yapılan yol yenileme ve iyileştirme çalışmalarını yerinde inceledi. Mamak’ın altyapısı ve ulaşımına
yönelik sistemli çalışmalarla sürekli çözümler üreten
Mamak Belediyesi, Büyükşehir Belediyesi ile birlikte daha
önce kazaların yaşandığı 1772. Sokak’ta yol yenileme
çalışması yürütüyor. Yol yapımı hakkında detaylı olarak bilgi
alan Mamak Belediye Başkanı Mesut Akgül; “Her yıl kilometrelerce yolu tamamlayarak vatandaşın hizmetine
sunuyoruz. Daha önce fiziki koşulları nedeniyle 1772.
Sokak’ta zaman zaman üzücü kazalar yaşanıyordu. Yolun
iyileştirilmesiyle birlikte burada oluşan kazaların önüne
geçeceğiz” dedi.
1772. Sokak’ta yol genişletme çalışmasının yanı sıra kot
düşümü de gerçekleştirildi. Yolun altından geçen doğalgaz,
elektrik ve diğer hatlarında aynı zamanda daha derine
indirildiği sokakta hafriyat alımı tamamlandı. Asfalt serimi
ve gerekli çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte sokak 10
gün içerisinde trafiğe açılacak.
Asfalt yama-onarım ekipleri iş başında
HABER MERKEZİÇankaya Belediyesi ekipleri, tahribata uğrayan
asfalt ve kaldırımlarda onarım çalışmalarına ağırlık
verdi.
Havaların soğumasıyla birlikte asfalt çalışmalarını tam kaplama asfalt uygulamasından yama
ve onarım asfalt çalışması olarak çeşitli bölgelere
uygulayan belediye ekipleri, tahribata uğrayan veya
eskiyen asfaltların yerine yama ya da onarım
yaparak yeni asfaltları hemen seriyor. Özellikle dik
yokuşların bulunduğu Seyranbağları bölgesinde
eskiyen asfaltları kış ayına hazırlayan ekipler, son
olarak Üzümcü ve Kirazlı Sokaklarda onarım ve
yama çalışmaları ile vatandaşları çamurdan kurtardılar. Bölgelerin ihtiyaçlarına göre sokaklarda kilit
taş, bordür kilit taş, bazalt taş ve andezit tretuvar
nokta tamir çalışmalarını sürdüren ekipler; hava
şartlarına göre merdivenli yol çalışmaları ile Renkli
Desenli Asfalt Kaldırım uygulamasına da aynı şekilde devam ediyor.
İlçe genelindeki birçok sokakta çalışmalarını
aralıksız sürdüren ekipler; Nasuh Akar ve Cebeci
bölgesinde bordür kilit taş nokta tamir çalışmalarına, Karanfil Sokak’ta bazalt taşı onarım çalışmasına, Büyükesat bölgesinde andezit tretuvar onarım
çalışmasına, Gaziosmanpaşa bölgesinde kompozit
uyarıcı engel taşı uygulamasına, Emek bölgesinde
Renkli Desenli Asfalt Kaldırım uygulaması ile
Keklikpınarı’nda istinat duvarı çalışmalarına aynı
anda devam ediyor.
Çankaya’nın parkları
550 bin çiçekle renklenecek
Çankaya Belediyesi, parklara bugüne kadar
350 bin çiçek dikerken; 200 bin çiçeği daha
Çankaya'nın parklarına dikecek.
Yenimahalle’ye
temiz çevre ödülü
Filistinli heyet
Çankaya’yı inceledi
Çankaya Belediyesi’ni ziyaret
eden Filistin Yerel Yönetimler
Bakanlığı heyeti, belediyenin
çalışmalarını inceledi.
HABER MERKEZİFilistin Yerel Yönetimler Bakanlığı’ndan
Çankaya Belediyesi’ne ziyarete gelen 10 kişilik
heyet, belediyenin stratejik planı, mali politikaları ve finansman kaynakları hakkında bilgi
aldı. Heyete, Çankaya Belediyesi’nin 20152019 Stratejik Planı hakkında sunum da yapıldı.
Heyet, toplantıda Çankaya Belediyesi’nin
stratejik planı ile ilgili incelemelerde bulundu.
Stratejik planda yer alan projeler nasıl belirleniyor? Değerlendirme ne kadar zaman diliminde bir yapılıyor? sorularının öne çıktığı
toplantıda, stratejik planda dönem içerisinde
değişiklik yapılıp yapılmadığı ve yapılıyorsa
nasıl çözümlendiği soruldu.
Belediyenin bütçesinin nasıl oluşturulduğu
konusunda bilgi alan heyet, bütçenin hangi
gelirlerden oluştuğu, kaynak aktarımının nasıl
yapıldığı, bütçe gerçekleştirmelerinin ne kadar
olduğu, belediyenin gelirlerinin nasıl elde
edildiği ve dağılımının ne şekilde yapıldığı
hakkında bilgi edindi. Toplantıda, Çankaya’nın
siyasi, ekonomik, kültürel ve demografik özelliklerinin yanı sıra belediyenin stratejik planı
önceliklerinin nasıl belirlendiği de ele alındı.
HABER MERKEZİAnkara Üniversitesi Adli
Bilimler Enstitüsü ile Adli
Bilimciler Derneği tarafından düzenlenen 1.
Uluslararası Adli
Toksikoloji Kongresi ve
Çalıştayı gala yemeğiyle
son buldu. Yemeğe
Yenimahalle Belediyesi
Başkanı Fethi Yaşar adına,
Başkan Vekili Mehmet
Kartal, Başkan Yardımcısı
Yaşar Neslihanoğlu katıldı.
Yenimahalle Belediyesi’nin
temiz çevre anlayışı ve bu
yönde yaptığı çalışmalar
ödüllendirildi.
Uluslararası bu çalıştay
ve kongrenin amacı, farklı
ülkelerde adli toksikoloji
alanında çalışan uzmanları
bir araya getirerek bu
alandaki son gelişmelerin
paylaşılmasını sağlamak,
ülkemizin ve kongrenin
yapılacağı başkentimizin
yabancı konuklara tanıtılmasını sağlamak. Bununla
birlikte, kongrede sadece
adli toksikoloji konuları
değil aynı zamanda
genetik toksikoloji, meslek
hastalıkları ve toksikoloji,
postmortem toksikoloji,
klinik araştırmalarda etik
ve yasal gereklilikler, ağır
metal toksisitesi ile günlük
yaşam konularına da
değinildi. Kongre ayrıca
günlük hayatta kullandığımız ilaç, su, bazı
kimyasal maddelerin ve bu
kimyasal atıklarının yol
açtığı hastalıklar ve bu
hastalıklarla mücadeleyi
de kapsıyor.
Kongreye katılan ve
katkı sağlayan ülkeler
arasında Amerika,
İngiltere, Yunanistan,
Almanya, İtalya, Kore,
Hindistan, Azerbaycan,
Kuzey Kıbrıs Türkiye
Cumhuriyeti ve Kosova
yer aldı. Kongrenin
gerçekleşmesine katkı
sağlayan katılımcılarında
bulunduğu gala yemeğinin
sonunda plaketler verildi.
Plaket alanlar arasında,
çevre temizliği ve kimyasal
atıkların ayrıştırılması
adına çalışmalarıyla örnek
olan Yenimahalle
Belediyesi de vardı.
Başkan Fethi Yaşar adına
plaketi alan Başkan Vekili
Mehmet Kartal, belediye
olarak böyle bir ödülü
aldıkları için çok mutlu
olduğunu belirtti. Kartal,
daha sağlıklı daha temiz
bir çevre, dünya için
kurumların, bu alanda
uyum içerisinde çalışarak
tüm sıkıntıları çözeceklerine inandığını ifade ederek,
“ Belediye olarak yaşanılabilir temiz bir çevreyi
çocuklarımıza bırakmak
için çalışıyoruz ve çok
şanslıyız ki çalışkan bir
belediye başkanına
sahibiz. Tekrar herkese
katkılarından dolayı
teşekkür ederim” dedi.
HABER MERKEZİ Parklarındaki çiçek, çalı grubu ve diğer bitkileri kendi
seralarında üreten ve dikimini gerçekleştiren Çankaya
Belediyesi, kış çalışmalarına da devam ediyor.
Mevsimlere göre üretilen bitkileri belirleyerek çalışmalarını bu yönde sürdüren belediye ekipleri, kış için
üretilen çiçeklerle parkları renklendiriyor. Kışa dayanıklı
olması nedeniyle özellikle lahana ve menekşelerden şu
ana kadar 350 bin adet dikim gerçekleştiren Çankaya
Belediyesi, buna ek olarak 200 bin dikim daha gerçekleştirecek.
Çankaya Belediyesi, ilçedeki merdivenli yolları çiçeklerle renklendiriyor. Mahalle aralarındaki merdivenli yolları
süsleyen kışa dayanıklı menekşe ve lahanalar adeta merdivenlerin getirdiği yorgunluğu hafifletiyor. Özellikle,
Küçükesat ve Dikmen gibi eğimin fazla olduğu bölgelerde
bulunan merdivenli yollarda çalışmalarını yürüten belediye
ekipleri, uygulamayı ilçenin tamamına yaygınlaştırıyor.
Somaliland Dışişleri Bakanı’na
Sincan’da katarakt ameliyatı
HABER MERKEZİSomaliland Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Muhammed
Yunus, Lokman Hekim Sincan Hastanesi’nde sağlık taraması yaptırarak, katarakt operasyonu geçirdi.
Somaliland Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Muhammed
Yunus, eşi Mumin Halime ve oğlu Yunus Ahmet ile birlikte
ailece check-up yaptırmak üzere Lokman Hekim Sincan
Hastanesi’ne geldi.
Başhekim Doç. Dr. Celil Göçer’i makamında ziyaret
eden Bakan Yunus, hastane yöneticilerinden Lokman
Hekim Sağlık Grubu hakkında bilgiler aldı.
Somaliland Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Muhammed
Yunus, daha sonra eşi ve oğlu ile birlikte sağlık taramasından geçirildi. Bakan Yunus, check-up’ın ardından katarakt
ameliyatı oldu. Göz Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr.
Sadık Kavaklı başkanlığındaki ekip tarafından gerçekleştirilen katarakt ameliyatı başarıyla sonuçlandırıldı.
Bu arada Bakan Yunus’u hastanede ziyaret eden
Lokman Hekim Hastaneleri Tıbbi Hizmetler Direktörü Dr.
Mehmet Altuğ, ‘geçmiş olsun’ dileklerini iletti.
6
OPEC petroldeki karar verici
EKONOMİ
8 Aralık 2014 Pazartesi
konumunu terk ediyor
ANKARA - BNP Paribas Emtia Piyasaları
Müdürü Harry Tchilinguirian, Petrol İhraç Eden
Ülkeler Örgütünün (OPEC) geçen hafta
Viyana'da gerçekleştirdiği toplantıyla petrol
piyasalarındaki karar verici konumunu terk etmeye başladığını söyledi.
Tchilinguirian yaptığı açıklamada, OPEC'in
petrol fiyatındaki düşüşe rağmen üretimde kısıtlamaya gitmeme kararını değerlendirdi. OPEC'in
petrol piyasalarındaki karar verici konumunu
bırakmaya çalışarak, pazarın kendi fiyatını oluşturmasını istediğini vurgulayan Tchilinguirian,
OPEC'in ortak hareket etme iradesini göstermek istemediğin ifade etti.
Tchilinguirian, "Sonuç olarak 6 ay sonraki
OPEC toplantısını beklemek gerekiyor. Fiyat
böyle devam ederse OPEC bu sefer üretimi
kısma konusunda ortak hareket etmeye daha
istekli olacaktır" dedi. Tchilinguirian, OPEC
üyesi olmayan ülkelerin her zaman üretim kapa-
sitelerini sonuna kadar kullanarak petrol
piyasalarındaki rekabeti temsil ettiklerini hatırlatarak, bu ülkelerin de fiyatı yükseltmek için
petrol üretimlerini kısmayacaklarını savundu.
Gelecek yılın ilk üç çeyreğinde brent petrol fiyatının ortalama 70 dolarda seyredeceğini
öngördüklerini belirten Tchilinguirian, son
çeyreğe doğru fiyatın 80 dolara yükselmesini
beklediklerini söyledi. Petrol fiyatındaki
düşüşten en kazançlı çıkanın ithalatçı ülkeler
olduğuna dikkati çeken Tchilinguirian, "Enerji
faturası azalan ülkelerin bütçeleri rahatlarken,
ekonomik büyümeleri artacaktır" dedi.
OPEC'in, ABD kaya petrolüne karşı bir "fiyat
savaşı" açması halinde bunun faydasız olacağını anlatan Tchilinguirian, "ABD'li petrol üreticileri 2015 için üretim miktarlarını zaten sınırlamış durumdalar. Rezervlerini tüketmeyip petrol
fiyatı tekrar yükseldiğinde yine piyasada olacaklar" diye konuştu. (AA)
İHALE İLANI
İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINDAN
Marpol 73/78 Ek-I Kapsamındaki Susuzlaştırılmış ve Su Oranı Düşürülmüş Petrol ve Petrol Türevi
Atıkların Bertaraf Edilmesi İçin Satışı İşinin İhalesi Yapılacaktır.
1) Encümen Kayıt No: 3941
2) İşin Konusu: Deniz araçlarından toplanan, MARPOL 73/78 Ek-I kapsamındaki susuzlaştırılmış ve su
oranı düşürülmüş petrol ve türevi atıkların bertaraf edilmesi için satışı
3) İşin Miktarı: 16.500 m3 (± % 25 oranında değişebilecektir.)
4) Muhammen Bedel : 3.136.650.-TL + KDV
5) Geçici Teminat: 94.099,50 TL
6) Satış yeri : Haydarpaşa Atık Kabul Tesisi Limanı
7) Yeterlik İçin Son Başvuru Tarih ve Saati : 22 Aralık 2014 Saat: 15:00
8) İhale Tarihi ve Saati : 24 Aralık 2014 Saat: 13:00 Son teklif verme tarih ve saati: 24 Aralık 2014
Saat:13:00
9) İhalenin Yapılacağı Yer: İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Encümen Salonu Saraçhane/İstanbul
10) Yeterlik Başvurusunun Yapılacağı Yer : İstanbul Büyükşehir Belediyesi Deniz Hizmetleri Müdürlüğü
Bahariye Cad. Haliç Tekke Parkı İçi (Eyüp Devlet Hastanesi Karşısı) Eyüp/İSTANBUL
11) İhale Usulü : 2886 Devlet İhale Kanunu'nun 36. maddesine göre Kapalı Teklif Usulü
12) İhale şartnamesinin görülebileceği veya satın alınabileceği yer
: İhale Şartnamesi 50.-TL bedelle
Deniz Hizmetleri Müdürlüğü Bahariye Cad. Haliç Tekke Parkı İçi (Eyüp Devlet Hastanesi Karşısı)
Eyüp/İSTANBUL adresinden satın alınabilir veya aynı yerde ücretsiz görülebilir. Tel: 0212 312 64 94 Fax:
0212 497 19 75
13) İhaleye Katılmak isteyenlerden istenen belgeler:
13.1. Yeterlilik değerlendirilmesi için istenen belgeler:
13.1.1. Nüfus cüzdan sureti ve İkametgah belgesi ya da T.C. Kimlik Numarasını ihtiva eden "Nüfus
Cüzdanı", "Sürücü Belgesi" veya "Pasaport" ibrâzı (Gerçek kişiler)
13.1.2.Tebligat için Türkiye sınırları içinde adres beyanı
13.1.3. Mevzuatı gereği tüzel kişiliğin siciline kayıtlı bulunduğu, Ticaret, Sanayi Odası veya Esnaf ve
Sanatkârlar Odasından ihale tarihi itibariyle son bir yıl içerisinde alınmış tüzel kişiliğin sicile kayıtlı
olduğuna dair belge, (Türkiye'de şubes bulunmayan yabancı tüzel kişiliğin belgelerinin bu tüzel kişiliğin
bulunduğu ülkedeki Türk Konsolosluğu'nca veya Türt Dışişleri Bakanlığı'nca onaylanmış olması gerekir.)
13.1.4. Tüzel kişi olması halinde, tüzel kişiliğin noter tasdikli imza sirküleri, (Türkiye'de şubesi bulunmayan yabancı tüze kişilerin bu tüzel kişiliğin bulunduğu ülkedeki yasal merciler tarafından onaylı ve
apostilli olması gerekir.)
13.1.5. İstekliler adına vekâleten iştirak ediliyor ise istekli adına teklifte bulunacak kimselerin vekâletnameleri ile vekâleter iştirak edenin noter tasdikli imza beyannamesi, (Türkiye'de şubesi bulunmayan
yabancı tüzel kişilerin vekâletnamelerinin bulunduğu ülkedeki Türk Konsolosluğunca veya Türkiye
Dışişleri Bakanlığı'nca onaylanmış olması gereklidir.
13.1.6. Ortak girişim olması halinde noter tasdikli Ortak Girişim Beyannamesi.
13.1.7. İstekliler Petrol ve Petrol Türevi Atıkları depolamak için toplam en az 7.000 m3 Depolama Tankına
sahip olduklarını ilgili ticaret ve sanayi odasından alacakları kapasite raporu ile belgelendireceklerdir.
İhale tarihinden geriye doğru son üç yı içinde alınan kapasite raporları kabul edilecektir.
13.1.8. İhale konusu iş ile ilgili ihale tarihi itibariyle geçerlilik süresini doldurmamış "ISO 9001:2008
Kalite Yönetim Sistem' belgesi
13.1.9. İhale konusu iş ile ilgili ihale tarihi itibariyle geçerlilik süresini doldurmamış "ISO 14001 Çevre
Yönetim Sistemi' belgesi
13.1.10. İhale konusu iş ile ilgili ihale tarihi itibariyle geçerlilik süresini doldurmamış "OHSAS 18001 İş
Sağlığı ve Güvenliğ Yönetim Sistemi" belgesi
13.1.11. Çevre ve Şehircilik Bakanlığından alınmış "Çevre İzin Belgesi (konusu "Atıksu Deşarjı, Hava
Emisyonu olan) veya Çevre İzin ve Lisansı" belgesi
Kalite yönetim sistem belgesi, çevre yönetim sistem belgesi, İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi belgesi, Türk Akreditasyon Kurumu tarafından akredite edilen belgelendirme kuruluşları veya Uluslararası
Akreditasyon Forumu Karşılıklı Tanınma Antlaşmasında yer alan ulusal akreditasyon kurumlarınca akredite edilmiş belgelendirme kuruluşları tarafındar düzenlenmesi zorunludur. Bu belgelendirme kuruluşlarının, Uluslararası Akreditasyon Forumu Karşılıklı Tanınma Antlaşmasında yer alan ulusal akreditasyon kurumlarınca akredite edilmiş belgelendirme kuruluşu olduklarının ve bu kuruluşlarca düzenlenen
belgelerin geçerliliğini sürdürdüğünün, Türk Akreditasyon Kurumundan alınacak bir yazı ile teyit edilmesi
gerekir, ihale tarihi veya bu tarihten önceki bir yıl içinde alınan teyit yazıları geçerlidir. Ancak, Türk
Akreditasyon Kurumu tarafından akredite edildiği duyurulan belgelendirme kuruluşları tarafından düzenlenen ve TÜRKAK Akreditasyor Markası taşıyan belge ve sertifikalar için Türk Akreditasyon
Kurumundan teyit alınması zorunlu değildir. Bu belgelerin ihale tarihinde geçerli olması yeterlidir.
13.2. İhaleye katılmak için istenen belgeler:
İhaleye katılmak isteyen isteklilerin, tekliflerini aşağıdaki belgelerle birlikte kapalı zarf içerisinde ibraz
etmeleri gerekmektedir.
13.2.1. Teklif mektubunu havi iç zarf,
13.2.2. Nüfus cüzdan sureti ve İkametgah belgesi ya da T.C. Kimlik Numarasını ihtiva eden "Nüfus
Cüzdanı", "Sürücü Belgesi" veya "Pasaport" ibrâzı (Gerçek kişiler)
13.2.3.Tebligat için Türkiye sınırları içinde adres beyanı,
13.2.4. 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na uygun olarak düzenlenmiş Geçici Teminat,
13.2.5. Mevzuatı gereği tüzel kişiliğin siciline kayıtlı bulunduğu, Ticaret, Sanayi Odası veya Esnaf ve
Sanatkarlar Odasından, ihale tarihi itibariyle son bir yıl içerisinde alınmış tüzel kişiliğin sicile kayıtlı
olduğuna dair belge, (Türkiye'de şubesi bulunmayan yabancı tüzel kişiliğin belgelerinin bu tüzel kişiliğin
bulunduğu ülkedeki Türk Konsolosluğu'nca veya Türk Dışişleri Bakanlığı'nca onaylanmış olması gerekir.)
13.2.6. Tüzel kişi olması halinde, tüzel kişiliğin noter tasdikli imza sirküleri, (Türkiye'de şubesi bulunmayan yabancı tüzel kişilerin bu tüzel kişiliğin bulunduğu ülkedeki yasal merciler tarafından onaylı ve
apostilli olması gerekir.)
13.2.7. İstekliler adına vekâleten iştirak ediliyor ise istekli adına teklifte bulunacak kimselerin vekâletnameleri ile vekâleten iştirak edenin noter tasdikli imza beyanı, (Türkiye'de şubesi bulunmayan yabancı
tüzel kişilerin vekâletnamelerinin bulunduğu ülkedeki Türk Konsolosluğunca veya Türkiye Dışişleri
Bakanlığı'nca onaylanmış olması gereklidir.)
13.2.8. Ortak girişim olması halinde noter tasdikli Ortak Girişim Beyannamesi.
14) İstenilen bütün belgelerin asıl veya noter tasdikli olması gerekmektedir.
15) İsteklilerin, ihale saatinden önce ihale şartnamesini incelemeleri ve tekliflerini de şartnamede belirtilen
şartlar çerçevesinde vermeleri zorunludur.
16) İhaleye Katılmak isteyenlerin, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Deniz Hizmetleri Müdürlüğü Bahariye
Cad. Haliç Tekke Parkı İçi (Eyüp Devlet Hastanesi Karşısı) Eyüp/İSTANBUL adresine, 22 Aralık 2014
Saat: 15:00'e kadar yeterlilik müracaatında bulunmaları gerekmektedir. Ancak isteklilere ihaleden önce
yeterlik belgesi verilmeyecektir. İhaleye katılmaya hak kazananlar, ihale günü hazır bulunan isteklilerin
huzurunda İhale Komisyonunca açıklanacak ve ihaleye katılmaya hak kazanamayanların teklif zarfları
açılmadan kendilerine iade edilecektir.
17) Yeterlilik Başvuru dosyası idareye verildikten sonra son müracaat tarihinden önce olsa dahi dosya
içerisindeki herhangi bir evrakın değiştirilmesi veya eksik evrakın tamamlanması yönünde yapılacak
müracaatlar değerlendirmeye alınmayacaktır.
18) İhaleye katılmak isteyenlerin, yukarıda belirtilen belgelerle birlikte ihale şartnamesinde belirtildiği
şekilde hazırlayacakları teklif mektuplarını içeren kapalı zarflarını da ihale günü (24 Aralık 2014) en geç
saat 13:00'e kadar Belediye Encümeni'ne (İstanbul Büyükşehir Belediyesi Encümen Müdürlüğü
Saraçhane/Fatih/İSTANBUL) sıra numaralı alındı belgeleri karşılığında teslim etmeleri gerekmektedir.
Belirtilen tarih ve saatten sonra verilen teklifler ve postadaki vaki gecikmeler dikkate alınmayacaktır.
19) Söz konusu ihale 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na göre düzenlenmiş olup istenen bütün bilgi ve belgelerin (teklif mektupları ve geçici teminatlar dahil) bu Kanuna uygun olması gerekmektedir.
20) Telgraf veya Faks'la yapılacak müracaatlar ve postada meydana gelebilecek gecikmeler kabul
edilmeyecektir.
İLAN OLUNUR.
Basın - 16127 (www.bik.gov.tr)
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
İHALE İLANI
İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞINDAN
TAŞINMAZ SATIŞI YAPILACAKTIR.
Mülkiyeti Belediyemize ait ve aşağıda özellikleri belirtilen taşınmazın satışı işinin ihalesi yapılacaktır.
1) Encümen Kayıt No: 3008
2) Taşınmaza Dair Bilgiler:
a) İli: İstanbul
b) İlçesi: Eyüp
c) Cinsi: Arsa
d) Pafta No:--e) Ada No: 32
f) Parsel No: 39
g) Yüzölçümü: 685,47 m2 h) Satılacak Hisse Oranı: Tamamı
i) Halihazır: Boş
j) İmar Durumu: Max.taks: 0.70 4 kat Ticaret Alanı
k) Vakfiyesi Olup Olmadığı: Yok
ı) Adres (Cadde-Sokak-No): Alibeyköy Mah. Vardar Bulvarı
3) Muhammen Bedeli: 6.854.700.-TL
4) Geçici Teminatı: 205.641 .-TL
5) İhale Tarihi ve Saati: 24 Aralık 2014 -13:00 Son teklif verme saati: 13:00
6) İhalenin Yapılacağı Yer: İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Encümen Salonu Saraçhane/İstanbul
7) İhale Usulü: 2886 Devlet İhale Kanunu'nun 36. maddesine göre Kapalı Teklif Usulü
8) İhale şartnamesi: Mesken Müdürlüğü'nden satın alınabilir ya da aynı yerde ücretsiz görülebilir.
Fuatpaşa Cad. No:26 Mercan/İSTANBUL
Tel: 0212 455 33 30 Fax: 0212 449 51 07
9) Şartname Bedeli: 600.-TL
10) İhaleye katılmak isteyenlerden istenen belgeler:
İhaleye katılmak isteyen isteklilerin, tekliflerini aşağıdaki belgelerle birlikte kapalı zarf içerisinde ibraz etmeleri
gerekmektedir.
a) Teklif mektubunu havi iç zarf
b) Nüfus cüzdan sureti ve ikametgah belgesi ya da T.C. Kimlik Numarasını ihtiva eden "Nüfus Cüzdanı", "Sürücü
Belgesi" veya "Pasaport" ibrâzı (Gerçek kişiler)
c) 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nda belirtilen Geçici Teminat
d) Teklif vermeye yetkili olduğunu gösteren, ihale tarihi itibariyle son bir yıl içerisinde düzenlenmiş noter tasdikli
imza sirküleri (Tüzel Kişiler)
e) Mevzuatı gereği tüzel kişiliğin siciline kayıtlı bulunduğu Ticaret ve/veya Sanayi Odasından, ihale tarihi
itibariyle son bir yıl içerisinde alınmış tüzel kişiliğin sicile kayıtlı olduğuna dair belge (Tüzel Kişiler)
f) Vekâleten katılınması halinde noter tasdikli vekâletname
g) Tüzel kişilik tarafından ihaleye girmesi için yetkilendirme yapılmışsa noter tasdikli Yetki Belgesi (Tüzel
Kişiler)
h) Yabancı istekliler için Türkiye'de gayrimenkul edinilmesine ilişkin kanuni şartları taşımak ve Türkiye'de tebligat için adres beyanı
ı) Ortak katılım olması halinde Ortaklık Beyannamesi
j) Gayrimenkul satın alınmasına ilişkin Ticaret Sicilinden alınmış Yetki Belgesi (Tüzel Kişiler)
k) Yabancı isteklilerin sunacakları yurtdışında düzenlenmiş her türlü belgenin Türkiye Cumhuriyeti konsolosluklarınca tasdik edilmiş veya apostil şerhini havi olması gerekmektedir.
11) İhaleye katılmak isteyenlerin, yukarıda belirtilen belgelerle birlikte İhale şartnamesinde belirtildiği şekilde
hazırlayacakları teklif mektuplarını da içeren kapalı zarflarını ihale günü (24/12/2014) en geç saat 13:00'a kadar
yukarıda belirtilen adresteki Belediye Encümeni'ne (İstanbul Büyükşehir Belediyesi Encümen Müdürlüğü
Saraçhane/Fatih/İSTANBUL) sıra numaralı alındı belgeleri karşılığında teslim etmeleri gerekmektedir. Belirtilen
tarih ve saatten sonra verilen teklifler ve postadaki vaki gecikmeler dikkate alınmayacaktır.
12) Nüfus Cüzdan sureti ve ikametgâh getirmeyen gerçek kişiler, kimlik paylaşım sistemi kayıtlarının teyidi için
ihale saatinden önce Encümen Müdürlüğü'ne (İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Kemalpaşa Mah.
Şehzadebaşı Cad. No:25 34134 Fatih/İSTANBUL) başvurmaları gerekmektedir.
13) İhaleye katılmak isteyenlerin, ihale saatinden önce ihale şartnamesini incelemeleri ve tekliflerini de şartnamede belirtilen şartlar çerçevesinde vermeleri gerekmektedir.
İLAN OLUNUR.
Basın - 16126 (www.bik.gov.tr)
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
TAŞINMAZ MAL SATIŞI İLANI
İSTANBUL GÜNGÖREN İLÇESİ BELEDİYE BAŞKANLIĞINDAN
Mülkiyeti Belediyemize ait ve aşağıda özellikleri belirtilen taşınmazın 2886 sayılı yasanın 36.md.si gereğince
Kapalı zarf usulü artırma ile arsa satışı ihalesi yapılacaktır
1 - Encümen Karar tarih ve No 'su : 04/12/2014 - 895
a) İstanbul
b) İlçesi: Güngören
c) Cinsi: Arsa
d) Pafta No: 244 DT 2b
e) Ada No: 381
f) Parsel No:2
g) Yüzölçümü: 958.72 m2 h) Satışa Konu Belediye Hissesi: tam i) Halihazır: Boş
j) İmar Durumu: İmar Durumu 1/1000 ölçekli 18.02.2005 tarihli Güngören revizyon imar planında özel sağlık
alanı olarak gözükmektedir. Ayrıntılar ihale şartnamesinde mevcuttur,
k) Vakfiyesi Olup Olmadığı: Yok
1) Adres (Cadde-Sokak-No) : Merkez Mah. Doğan bey Cad. No: 1 Güngören//İSTANBUL:
3- Muhammen Bedeli : 2.450.000,00 - TL.+KDV (ikimilyon dörtyüz elli bin Türk Lirası)
4- Geçici Teminatı : 73.500,00-TL (yetmişüçbin beşyüz Türk Lirası)
5- İhale Tarihi ve Saati : 25 Aralık 2014 - Saat: 16:00 Son teklif verme saati Aynı tarih Saat: 15.30
6- İhalenin Yapılacağı Yer : Güngören Belediye Başkanlığı Encümen Salonu Güven mah. Marmara cad. no:38
Güngören 34600 İSTANBUL
7- İhale Usulü : 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 36. maddesine istinaden Kapalı Teklif Usulü Muhammen
bedel üzerinden artırma ile,
8- İhale şartnamesi : Emlak ve İstimlâk Müdürlüğü'nden satın alınabilir. Ayrıca ücretsiz olarak görülebilir.
Güngören Belediye Başkanlığı Güven Mah . Marmara Cad. No:38 Güngören/İSTANBUL Telefon : (212) 449 56
54 -53 Faks: (212) 449 56 57 -51
9- Şartname Bedeli : 250,00.-TL.( iki yüz elli Türk Lirası)
10- İhaleye katılmak isteyen isteklilerin, tekliflerini aşağıdaki belgelerle birlikte kapalı zarf içerisinde ibraz
etmeleri gerekmektedir.
a) Teklif mektubunu havi iç zarf
b) Nüfus cüzdan sureti ve İkametgâh belgesi ya da T.C. Kimlik Numarasını ihtiva eden "Nüfus Cüzdanı", "Sürücü
Belgesi" veya "Pasaport" ibrazı (Gerçek kişiler)
c) 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nda belirtilen Geçici % 3 Teminat
d) Teklif vermeye yetkili olduğunu gösteren, ihale tarihi itibariyle son bir yıl içerisinde düzenlenmiş noter tasdikli
imza sirküleri (Tüzel Kişiler)
e) Mevzuatı gereği tüzel kişiliğin siciline kayıtlı bulunduğu Ticaret ve/veya Sanayi Odasından, ihale tarihi
itibariyle son bir yıl içerisinde alınmış tüzel kişiliğin sicilc kayıtlı olduğuna dair belge (Tüzel Kişiler)
f) Vekâleten iştirak edilmesi halinde noter tasdikli vekâletname
g) Yabancı istekliler için Türkiye'de gayrimenkul edinilmesine ilişkin kanuni şartlan taşımak ve Türkiye'de tebligat için adres beyanı
h) Ortak katılım olması halinde Ortaklık Beyannamesi
ı) Gayrimenkul satın alınmasına ilişkin Ticaret Sicilinden son bir yıl içerisinde alınmış Yetki Belgesi (Tüzel
Kişiler)
11- Yabancı isteklilerin sunacakları yurtdışında düzenlenmiş her türlü belgenin Türkiye Cumhuriyeti
Konsolosluklarınnca tasdik edilmiş veya apostil şerhini havi olması gerekmektedir.
12- İhaleye katılmak isteyenlerin, yukarıda belirtilen belgelerle birlikte ihale şartnamesinde belirtildiği şekilde
hazırlayacakları teklif mektuplarını da içeren kapalı zarflarını en geç ihale günü (25/12/2014) saat 14:00'a kadar
Güngören Belediye Başkanlığı Güven Mah. Marmara Cad. No:38 Güngören - İstanbul adresindeki Encümen
Müdürlüğü'ne sıra numaralı alındılar karşılığında teslim etmeleri gerekmektedir. Belirtilen tarih ve saatten sonra
verilen teklifler ve postadaki gecikmeler dikkate alınmayacaktır.
13- İhaleye katılmak isleyenlerin, ihale saatinden önce ihale şartnamesini incelemeleri ve tekliflerini de şartnamede belirtilen şartlar çerçevesinde vermeleri gerekmektedir.
İlan olunur.
Basın - 16129 (www.bik.gov.tr)
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
İNCELEME
8 Aralık 2014 Pazartesi
7
İnsan-Toprak İlişkileri ve
5 Aralık Dünya Toprak Günü
İnsan Toprak İle Nasıl Tanıştı?
İnsan toprakla nasıl tanıştı? İnsanlığın
toprak hakkındaki düşünceleri evrim süresince
değişti mi? İnsan toprağa maddi ve manevi
anlamda nasıl bir değer biçti? İnsanının çamuru, sonra da kil tabletlerini kullanımı ile
[email protected],
yumuşak malzeme ve kayaları oyarak, üzerine
https://www.facebook.com/iortas,
canlı resimlerini çizmesi ile toprak bilinci
Tweeter; İbrahim ORTAŞ [email protected]
arasında bir ilişki var mı? İnançların topraktaki
yeri nedir? Toprağın inançtaki önemi nedir?
Günümüzde insanlığın yarattığı uygarlıklar ve
Özet
bilgi birikiminde toprağın yeri nedir? türündeki
Birleşmiş Milletler 5 Aralık 2014 gününü
Dünya Toprak günü ve 2015 yılını da toprak yılı felsefi sorular, son yılarda toprak bilimcileri
tarafından sorulmaya başlandı.
olarak ilan etti. Dünyanın nüfusu bugün 7.2
Bu ve benzeri soruların kesin bir cevabı
milyar ve insanlığın barınma, beslenme ve
olmamakla birlikte, günümüzden geçmişe
diğer ihtiyaçları nedeniyle başta toprak olmak
değişik disiplinlerin araştırma ve bulguları
üzere doğa üzerinde çok ciddi bir baskı söz
ortaya
çıkarılabilmektedir.
konusudur. Bugün bir ucundan, 150 km
Soru, insanın tarihi ve onun yaşamsal
genişliğe yayılmış ve nüfusu 10 milyonları aşan
devasa kentler oluşmaya başlamıştır. Doğa bu faaliyetlerinin açıklanması ile başlamaktadır.
İnsanın
insan olma sürecinde, yaşamsal
denli geniş bir nüfus baskısı ve tarım topraklarının amaç dışı kullanımı ile ilk defa tanışmak- faaliyetleri sürdürebilmek için oluşan
tadır. Bütün yiyecekler bitkiler üzerinden dolaylı ihtiyaçların karşılanması ile başlayan süreç, bu
soruların yanıtı olarak kabul edilmelidir. İnsanın
olarak topraktan sağlanmaktadır. Dünyada
ne zaman evrimleşerek insan olmaya
insan başına düşen toprak miktarı azalmaktadır. Buna bağlı olarak özellikle az gelişmiş ve başladığının ve ihtiyaçlarının ne olduğunun bilinmesi için en doğru bilgi, arkeolojik kazı
gelişmekte olan ülkelerde pek çok insan ( 6
sonuçları ve ondan sonra gelen yazılı anlatımmilyar) beslenme sorunu yaşamaktadır. Buna
lardır.
karşın dünyada üretilen gıdaların üçte biri
Bilgi çağına giren dünyanın bazı bölçöpe gitmektedir.
gelerinde, halen, tarım toplumunu yaşayan
Toprak, içerdiği besin elementleri ile
insanların bulunması geçmişten günümüze
üzerinde yetişen bitkilerin durak yeri ve
insan
tarım ilişkisinin anlaşılmasında önemli bir
beslenme kaynağıdır. Bugün beslenmemizin
kilometre taşı olarak kabul edilmektedir. Bu
biricik kaynağı topraktır. Ancak son yıllarda
toplumlar, insanın tarım ile ilgili bilgi birikimini
toprağın, yalnızca bitkilerin geliştiği ortam
net
bir
şekilde açıklamaktadır. Yeni Papua
olmanın ötesinde karbon tutulma olduğu da
Gine’deki yerli halktan Brezilya’daki yerlilere,
bilinmektedir. Araştırmalar toprakta tutulan
karbonun bitkilerde tutulanın iki katı olduğunu Afrika kabilelerinden bazı Arap kavimlerine
kadar bugün birçok toplum, halen hasırdan
gösteriyor. Toprağın yanlış yönetilmesi duruyapılan çamur sıvalı kulübelerde veya çadırlarmunda milyonlarca yılda toprakta tutulan
da oturmakta, tüm yaşamsal faaliyetleri de
organik maddenin ayrışması ile karbon hızlı
tarih öncesi dönemleri anımsatmaktadır.
oksidiyona uğruyor. Atmosferin kimyasında
Bugünkü bilgi toplumunun bu süreçten geçtiği
önemli değişmelere neden oluyor ve bu
dikkate alındığında, toprak ve insan ilişkisinin
gazlardan özellikle CO2’nin miktarındaki artış,
evrimi ve yaratıcılığının sonuçları daha net
iklimi üzerinde olumsuz etki yaratıyor. İklim
değişimleri doğrudan ve dolaylı olarak bitki ve olarak görülmektedir.
Anadolu, insanın tarım uygulamalarına
toprak üzerinde olumsuz etki bırakmıştır. İklim
başlayarak yerleşik hayata geçtiği alanlardan
değişimlerine neden olan atmosferde artan
birisidir. Bu yerleşmelerde yaşayanlar kerpiç ve
karbondioksit gazının bitkiler (fotosentez)
sıva
için kullanılan kilin farklı olduğunu ve her
üzerinden toprağa bağlanması son yıllarda
tür toprağın kullanılamayacağını anlaşılmış
bilim çevrelerinin en çok ilgi duyduğu konuolmalılar ki, bugün tuğla ve seramik sanayiinde
ların başında geliyor. Bu bağlamda toprağın
kullanılan toprakların yoğun olduğu bölgelere
korunması büyük önem taşımaktadır.
BM tarafından kabul edilen 5 Aralık Dünya yerleşmişlerdir. Neolitik çağ genel olarak ele
alındığında hayvancılık aktivitelerinin de bu
Toprak günü insan sağlığı ve beslenmesinin
çağda yaygınlaştığı görülmektedir.
biricik kaynağı toprak, günümüzde maalesef
arsa veya endüstri malzemesi olarak
Anadolu’da ve Eski Türlerde
görülmektedir. Türkiye son 40 yılda 3 milyon
Doğa ve Toprağa Verilen Önem
hektar tarım toprağını amaç dışı kullanıma
Toprak, kutsal bir varlık olarak farklı kültüraçılmıştır. Toprağın aynı zamanda karbon
lerde üst düzeyde değer görmüştür. İnsanın
depolama organı olarak ilkim değişimlerinin
toprağa biçtiği değer, onun temiz olduğu ve
sınırlandırılması açısından, ayrıca dünyanın
kirletilmemesi
doğrultusundadır. Mecusiler
dengesinin sağlanması bakımından önemsen(ateşe tapanlar) toprağın kirlenmemesi için
mesi ve korunması gerekir. Toprak bilimcileri
ölülerini toprağa defnetmezlerdi. Eski Anadolu
olarak toprağı topluma, geleceği için daha
Türklerinde “yağız yer” olarak adlandırılan
anlatmamız ve yöneticilerin konuya dikkatini
çekecek farklı yaklaşımlara yönelmemiz gerek- toprak, her etkinliğin en son kutsanan halkası
olarak adlandırılmaktadır. Gerek Anadolu
mektedir.
Türkmenlerinde, gerek şamanlıkta ve gerekse
İnsanlığın besin güvencesi olan toprağın
budizmde, dinsel törenlerde içilen içkilerin son
daha iyi tanıtılması ve korunması için bilim
kuruluşları ve kamu yetkililerinin konu üzerinde damlaları, “bu yağız yerin hakkıdır” diyerek
toprağa dökülürdü. Ayrıca yine inanca göre,
ciddiyetle durması gerekir. Kızıldere Reis’in
günahlı ölülerin başı mezarlarında toprakla
belirtiği üzere “Toprak insana değil, insan
buluşmasın diye bir taş üzerine konur ve buna
toprağa aittir” ifadesi ile toprağın varlığımızı
da “yağız yer kirlenmesin” nedeni gösterilirdi.
belirttiğini ifade etmek zorundayız. Toprağın
Arap kültüründe ve İslam geleneğinde
hepimizi kucakladığı ve hepimizi beslediği biltoprak, yine bir temizlik unsuru olarak görülür
inci ile ona daha çok değer vermek zorunve suyun olmadığı yerlerde teyemmüm
dayız. Dünya toprak günü nedeniyle toprağın
(abdest
) toprak ile alınır. Değişik kültürlerde
ve gıda güvenliğinin sağlanmasının insanlık
toprak (kil) halen en iyi temizleyici olarak
için önemini daha iyi tanıtmak ve toprağa
algılanmakta ve saçın temizlenmesinde veya
sahip çıkmak zorundayız. Toprağı daha iyi
çamaşır yıkamada kullanılmaktadır.
anlamak dileği ile.
Genellikle doğu kökenli dinlerde, doğayla
iç-içe olunması sonucu, toprak ve toprakla
Konuya ilgi duyan arkadaşlar için daha
ilgili birçok ismin bulunduğu bilinmektedir.
geniş bilgi aşağıda belirtildiği gibidir.
Anadolu’nun eski dönemlerdeki inançlara baktığımızda da doğayı simgeleyen tanrılara
İnsan Doğa İle Tarım
inanışın olduğunu ve ana tanrıça inancının da
Üzerinde Tanıştı
doğa veya direk toprak ile ilişkili olduğunu,
Bilgi çağına giren dünyanın bazı bölölümden sonraki yaşam kaygısı nedeni ile var
gelerinde halen tarım toplumunu yaşayan
olmadığını görürüz. Tabii bunun yanı sıra insan
insanların bulunması geçmişten günümüze
insan-tarım ilişkisinin anlaşılmasında önemli bir yaradılışının toprağa bağlanması, tüm
medeniyet ve mitolojilerde görülmektedir.
kilometre taşı olarak irdelenmektedir. İnsanın
Anadolu’nun büyük ozanlarından olan
bir kısmının bilgi çağında yaşadığı dünyamızda
Yunus Emre toprağı şu dizelerle tanımlar:
halen bazı insanların neolitik dönemi yaşa“Ben mevlamı yerde buldum, ne
maları, insanın tarım ile ilgili bilgi birikimini açık
isterem gökyüzünde?
bir şekilde ortaya koymaktadır. Bugünkü bilgi
Benim yüzüm yerde gerek, bana rahtoplumunun bu süreçten geçtiği dikkate
met yerde yağar”
alındığında, toprak-insan ilişkisinin evrimi ve
Yakın geçmişin bir diğer Anadolu’lu ozanı
yaratıcılığın sonuçları bariz olarak görülmekteAşık
Veysel;
dir. İhtiyaçtan doğan alet kullanma ile başlayan
“Adem’den bu yana neslim getirdi
ve bugün, en üst düzeyde teknoloji geliştiren
Bana türlü türlü meyve bitirdi
insanın ilk yaşama kaygısı ile başlattığı süreç,
Her gün beni tepesinde bitirdi
bugün aynı şekilde devam etmektedir; fakat
Benim sadık yârim kara topraktır.”
halen insanın tarımla olan ilişkisi ve günümüze
kadarki serüveni antropoloji, arkeoloji ve ekonİnsanlığın Kısa Tarihinin Doğa
omistlerin dışında detaylı olarak işlenmedi.
Üzerindeki Olumsuz Etkileri
Toprak bilimcileri olarak bizler işin maddi yanı
Doğal çeşitlilik, artık yerini tek çeşitliliğe
olan kimyası, biyolojisi ve fiziği ile ilgilendik,
yani
mono kültüre bırakmış. Toprak daha
fakat manevi yapısı ve insan üzerinde bıraktığı
yoğun işlenmeye ve toprakta daha fazla gübre
izler hakkında hiç çalışmadık.
kullanılmaya başlandı; nihayet bu yoğun girdi
Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ
Çukurova üniversitesi
öğretim üyesi,
bu noktada insan, bu süreçte halkanın dışında
değil halkanın içinde bulunmaktadır.
Topraktan insana beslenme zincirinde
bütün canlıların, bir şekilde topraktan
beslenerek bir sonraki aşamaya besin kaynağı
hazırladıkları belirlenmektedir. Topraktaki
beslenme zincirinde meydan gelebilecek bir
aksama, insanın beslenme ilişkisini bozacaktır.
İnsan Davranışlarının altında temelde
beslenme (enerji) kaygısı bulunmaktadır
Gelişmenin temelinde de yeme-içme,
barınma diğer bir ifade ile enerji bulunmaktadır. Yeryüzünün yaşam kavgası da enerji
temin etme ile başlamıştır. İnsanın enerji temininde diğer canlılardan daha üstün gelmesi,
enerji temin etme yöntemlerini ve kaynaklarını
da farklılaştırmıştır. Günümüzde yaşamsal bir
önemi olan her alanda enerji, yaşamın
İlkel İnsandan günümüze Kadar Toprak vazgeçilmez tek unsuru olarak üretim ve tüketim aşamasında çeşitli çevre sorunlarını da
Koruma Kavramı
Kızılderili reisi Seattle’ın 1854’te topraklarını beraberinde getirmektedir.
Artan nüfus ve dolayısıyla artan enerji
satın almak isteyen ABD başkanına gönihtiyacına bağlı olarak yer altı ve yerüstü kayderdiği mektupta toprağın insana değil,
naklarının yoğun bir şekilde tüketilmesi ve
insanın toprağa ait olduğunu vurgulamıştır.
beraberinde ekolojik dengenin bozulması artık
Mektupta, reis şöyle demektedir;“...Toprak
satmamız için yaptığınız öneriyi inceleyeceğim, hepimizin bilgisi dahilindedir.
Doğal ekosistemler dinamik bir yapı
eğer önerinizi kabul edecek olursak bizim de
bir koşulumuz olacak. Beyaz adam bu toprak- içerisinde kendilerine özgü ve süreklilik
gösteren bir denge içerisinde işlevlerini
lar üstünde yaşayan tüm canlılara saygı
göstersin. Ben bir vahşiyim ve başka düşüne- sürdürürler. Çevre bu ekosistem içerisindeki
canlı ve cansız bileşenlerinin bir etkileşimi
miyorum.... Şu gerçeği iyi biliyorum. Toprak
olup, dinamik bir denge içerisinde hareket
insana değil, insan toprağa aittir. Ve bu
etmektedir. Hava, su ve toprak bu çevrenin
dünyadaki her şey, bir ailenin bireylerini birfiziksel ve kimyasal unsurlarını; hayvan, bitki
birine bağlayan kan gibi ortaktır ve birbirine
ve mikroorganizmalar ise biyolojik unsurlarını
bağlıdır. Bu nedenle de; dünyanın başına
teşkil etmektedirler.
gelen her felaket, insanoğlunun da başına
Artan dünya nüfusuna bağlı olarak yetersiz
gelmiş demektir.”
ve dengesiz beslenme sonucu özellikle de
kapalı ve bölgesel beslenme kültürünün hakim
Toprak Kavramının Modern
olduğu kırsal kesimlerde, başta kadınlar ve
Bilime Katkısı
çocuklar olmak üzere büyük beslenme sorunu
Yerleşim yerlerinin oluşması, kent yaşamı,
yaşanmaktadır. Yetersiz beslenmeye bağlı
mimarinin gelişimi, oluşan artı ürünün değerlendirilmesi ve yeni üretimin yapılması için bazı olarak beyin kapasitesinin düşüklüğü, verimsizlik, erken ve yüksek doğum oranı ve düşük
ek bilgilerin kullanımı zorunlu hale gelmişti.
yaşam standartları gibi problemler yaşamakMısır’da kent ekonomisinin gelişimi,
tadırlar.
beraberinde geometrik ilişkiler konusunda da
Dünyanın genel Beslenme Sorunları
bilgi gerektiriyordu. Bu bilgi Nil nehrinin taş- 5 yaşın altındaki çocukların % 30’u normasından sonraki anlaşmazlıkları önlemek,
mal ağırlığının altında bir kiloya sahiptir.
vergi alımı veya tohum ekimi için alan ölçüm- 450 milyon insanda A vitamini eksikliği
lerinin bilinmesi gerekmekteydi. Bu ve bu gibi
vardır.
sebepler Öklit geometrisinin ortaya çıkmasını
- 3 milyara yakın insanda çinko eksikliği
sağlamıştır. Sümerlerde M.Ö. 3000 lerde tarvardır.
laların alan ölçümlerinin her iki kenarın birlikte
- 3.7 milyara yakın insanda demir eksikliği
hesaplandığı, Babilliler’de de tarlaların üçgen
vardır.
veya dörtgenlere ayrılarak hesaplandığı bilin- 1 milyar kişi açlık sınırındadır.
mektedir.
- 6 milyar insan genelde yetersiz beslenTuğla mimarisinin de uygulamalı matematik bilimine katkısı olmuştur. Eşkenar dörtgen mektedir
- 5 yaşın altındaki 250 milyon çocuk yeterşeklinde yapılmış olan tuğla yığınlarının
sayısının hesaplaması için, tuğla sayısı, üç
siz beslenmektedir
kenardaki tuğlaların sayısının çarpımı ile bulun- 2 milyar insan sağlıksız su tüketmektedir.
muştur.
- 1 milyar insanda iyot eksikliği vardır.
İnsanın bugün geliştirdiği teknoloji birikimi,
- Demir ve çinko eksikliği yanında
(
bir noktada doğadan etkilenen ve sorun
BURADAKİ CÜMLEYİ ANLAYAMADIM)
çözmeye dayalı bir yapıya sahiptir.
Mühendislikte yapı şekillerinin tanımlanmasınYeterli ve sağlıklı beslenme, üremenin
da doğa ölçüleri kullanılmıştır. Batı dünyasında (çoğalmanın) ve uzun yaşamanın temelini
kullanılan ark, foot (ayak) gibi ölçü birimleri ilk
oluşturmaktadır. İnsanın besin elementi sağlaçağlardan beri kullanılan ölçü birimleridir.
ması, tarımsal çıktılar tarafından sağlanmakİnsanın doğadan etkilenerek sosyal
tadır.
yapısını düzenlemesi olgusu, en iyi toprak
Tarımın olumsuz etkilenmesi sonucunda
sürecinde tanımlanabilir. Toprakta, son yılların
düşük verim ve beraberinde de düşük beslenteknik imkânları ile birbirinden farklı özelliklerde meye bağlı olarak kişiler ve toplum, üretkenmilyonlarca canlının olduğu ve bunların bir kıs- liğini kaybedecek ve yaşamın her alanında bir
mının birbirini desteklerken bir kısmının da bir- durgunluk yaşayacaktır. Bu bakımdan tarımın,
birini yok ettiği, bir diğer kısmının ise bu
dolayısıyla da bitkilerin sağladığı besinler
oluşumda kontrol görevini üstlendiği
dünyadaki nüfusun beslenmesinde önemli bir
görülmektedir. Bütün bu olgular, büyük bir
yer tutmaktadır.
alemde canlıların birbirini ne denli tamamMerkezinde insan olan beslenme bugün
ladığını göstermektedir. İşte bu noktada insan, insanın içgüdüsel ve zorunlu ihtiyaçlarından
halkanın dışında değil içinde bulunmaktadır.
birisidir. İnsan bünyesi yer küredeki 25 kadar
Topraktan canlıya beslenme zincirinde,
elementin değişik düzeyde ve formda oluşturbütün canlılar bir şekilde topraktan beslenerek, duğu bileşiklere gereksinim duyarak canlılığını
bir sonraki aşamaya besin kaynağı hazırlarlar.
sürdürmektedir. Bu besin elementlerini,
İşte bu noktada, topraktaki beslenme zinorganik dokuyu, iskeleti, osmotik ilişkilerin
cirinde meydana gelebilecek bir aksamanın
kontrolünü ve vücut dokularındaki pH dengesi
insanın beslenme ilişkisini de bozacağı akıldan gibi fonksiyonları, söz konusu elementler
çıkarılmamalıdır.
sağlamaktadır. İnsan besinleri, bitki ve hayvansal kaynaklı olmak üzere bu iki kaynaktan,
Toprağın İnsan Beslenmesindeki
su ve az miktarda da olsa havadaki tozlardan
Önemi Nedir?
beslenmektedir.
İnsanın doğadan etkilenerek sosyal
Topraktan insana beslenme zincirinin en
yapısını düzenlemesi olgusu en iyi toprak
kritik noktası yetersiz ve dengesiz beslensürecinde tanımlanabilir. Çevremizde
medir. Birçok insan, yeterli besin alabilmekte;
gördüğümüz küçücük bir bahçede büyükfakat dengeli beslenememektedir. Batı
küçük-, çiçekli-çiçeksiz, meyveli-meyvesiz,
toplumunun bugünkü beslenme şekli olarak
güzel kokan-kokmayan, tek yılık-çok yıllık bitk- insanın tükettiği yiyecek kitlesi miktarı yüksek;
iler aynı ortamda konaklamakta, beslenerek
fakat besin elementi ve vitamin dengesi ise
varlıklarını sürdürmektedir. Bunun biz insanlara düşük olabilmektedir. Ağırlıklı olarak ayaküstü
yansıması ise şu şekilde olmaktadır: bizler de
atıştırılan yağlı yiyecekler, kola ve alkolü içkiler
birlikte yaşayabiliriz, bizler de paylaşabiliriz;
yüksek kalori içeren yiyeceklerdir. Ancak bu
fakat her zaman doğada çınar ağacı olacaktır
gıdaların mikro-elementler içerikleri oldukça
ve gölgesinde ot bitirtmez, bizim aramızda da düşüktür.
ben merkezli hep bana hep bana diyenler olaToprak içerdiği su, hava, organizma,
caktır. Bu diyalektiğin kuralıdır. Toprakta son
organik madde nedeniyle canlı olarak kabul
yılların teknik imkânları ile birbirinden farklı
edilmekte ve canlıların yaşam ortamı olarak da
özelikte milyonlarca toprak canlısı bulunmakhizmet görmektedir. Toprak birçok çevresel
tadır ve bunların bir kısmı birbirini destekler,
etkilere karşı tampon görevi görerek zararlı ve
diğer bir kısmı birbirini yok ederken, başka bir zehirli maddeleri tutup filtre ederek taban
kısım ise birbirini kontrol etmektedir. Bütün bu sularının temiz kalmasını sağlamaktadır. Artan
olgular, büyük bir alemde canlıların birbirlerini
oranda kirletici maddelerin yağmur ve sulama
ne denli tamamladıklarını göstermektedir. İşte
suları ile gelmesi sonucu zamanla topraklar da
sonucu sular ve atmosfer kirlendi ve nihayet
topraklar da kirlendi. Hızla büyüyen kentler,
tropikal ormanların tahribatı, denizlerin ve
ırmakların kirlenmesi, ozon tabakasının
incelmesi, küresel ısınma ve asit yağmurları
artık dünyanın giderek yaşanamaz bir duruma
geldiğinin göstergesi olarak kabul edilmektedir.
Tarım alanlarının önemli kısmını oluşturan
1. sınıf topraklar, yerleşim yeri, fabrika ve işletmelere bırakılmış, bunun yanında tarıma açılmaması gereken 4. sınıf ve üstündeki çoğu
mera alanları ise tarım yapılan alanlara
dönüştürülmüştür. Bütün bunların sonucu
olarak ülkemiz kuraklığı yüksek düzeyde
konuşulur duruma gelmiştir. Kuraklık ve
çölleşme fakirlikle; fakirlik de göç ile
sonuçlanmaktadır.
kirlenmektedir.
Bu yönüyle canlılığın devamı için
vazgeçilmez fonksiyonlar yüklenen toprak,
insan için korunması gereken değerli bir varlık
olup kirletilmemesi için gerekli önlemlerin alınması zorunludur.
Toprak İklim Değişimlerinin
Önlenmesinde Önemli Bir Depo Kaynağı
Atmosfer yeraltı fosil kaynaklarından ve
topraktan salınan CO2konsantrasyonundaki
bu hızlı artış ve küresel iklim değişimleri
üzerindeki olası negatif etkilerinin azaltılması
için Birleşmiş Milletler öncülüğünde iklim
zirvelerinde yapılan bütün görüşmelerde ve
bilimsel çalışmalarda atmosferdeki karbon
dioksit ve diğer karbonlu gazların (metan ve
hidrokarbonlar) konsantrasyonun düşürülmesi
üzerine yoğunlaşmıştır. Araştırmalar toprak
işleme ve yönetimine bağlı olarak karbon stoklarındaki hızlı oksidasyonun özellikle atmosferin kimyasında önemli değişmelere neden
olduğu ve bu gazlardan özellikle CO2’nin miktarındaki artış, iklimi, bitkilerin fizyolojisini,
toprağın mikrobiyal aktivitesini ve organik
maddenin oluşumunu ve parçalanmasını
önemli ölçüde etkilediğini belirlemiştir.
Topraklar bu anlamda hem atmosferdeki karbonun bağlanması için depo görevi gördüğü
gibi yanlış kullanılan toprak ile karbonun kaynağı da olabilmektedir. Ekosistemde toprakta
depolanan veya topraktan atmosfere salınan
C miktarı, net ekosistem üretimi ile ekosistemden atmosfere salınan toplam biyolojik solunumuna bağlı olarak artmaktadır. Özellikle
yanlış arazi kullanımına bağlı olarak yoğun
toprak işleme, berberinde topraktaki organik
karbonun hızla oksidasyonuna neden olmaktadır.
Yapılan bilimsel çalışmalar, milyarlarca
yılda oluşan topraktaki karbon birikiminin
toprak işleme ile 100 yılda yarıdan fazlasının
okside olduğu ve atmosfere karıştığını belirlemiştir.
Günümüzde atmosfere salınan gazların
yeniden normal düzeye çekilmesinin birinci ve
neredeyse tek kaynağı, bitkilerin fotosentez
yapmasıdır. Atmosferdeki gazların toprağa
bitkiler üzerinden bağlanması ve topraktan
depolanması, günümüzün en stratejik araştırma konularının başında gelmektedir. Ayrıca
karasal ekosistemde atmosferdeki CO2 artışını
engellemek, toprakta depolamanın en ucuz ve
düşük maliyetli olması nedeniyle büyük ilgi
görmektedir.
Ne Yapabiliriz?
Yukarıda belirtildiği gibi dünyanın nüfusu
bugün 7.2 milyar düzeyine ulaşmış ve bu
sayının önemli bir kısmı yoksulluk ve yetersiz
beslenme koşullarında yaşamaktadır. Bu
durum toprağa olan ihtiyacı daha da artırmıştır.
Bu bağlamda tarımsal toprak kaynaklarının
korunmasına özen gösteren alternatif sistemlere geçilmesi, gelecek nesillere yaşanabilir bir
dünya bırakma adına hepimiz için ön koşul
olmalıdır. Kaynak koruyucu tarımsal üretim
modellerinin yaygınlaştırılması, yönlendirici
politikaların uygulamaya alınması, yasal
düzenlemelerin yapılması, teknik elemanların
ve üreticilerin eğitilmesi geleceğimiz için önem
arz etmektedir. Bu açıdan resmi kurumlar,
karar verici merciiler kadar sivil toplum örgütleri, üretici birlikleri ve bizlerin yaşanılabilir bir
çevre için bireysel sorumluluk alarak, toprağın
korunması sağlanmalıdır. Toprak bir meta veya
arsa olarak görülmemeli, tam tersine insanın
gıda kaynağı olarak görülmelidir. Ayrıca toprak,
iklim değişimlerinin biricik nedeni olan atmosferdeki karbondioksitin yer yüzeyinde tutulmasının en önemli kaynağıdır. Toprakta karbon
tutulması dünyanın sürdürülebilirliği ve sağlığı
için çok önemli ve eşsizdir.
Sınırlı doğal kaynaklara sahip dünyamızda
artan çevre kirliliği faktörleri nedeniyle artık
çevreyi temizlemesini bilen yeni teknolojiler ve
politikaları geliştirmek zorundayız. Plansız,
programsız, basit kâr güdüsü ile hareket
etmek yerine, doğayı ve insanı ön plana alan
sürdürülebilir bir yaklaşımla hareket etmek
daha akılcı ve zorunludur.
Bu bağlamda BM tarafından kabul edilen
5 Aralık Dünya Toprak günü insan sağlığı ve
beslenmesi yanında, karbonun depolanması
ile dünyanın dengesinin sağlanması bakımından toprağın önemsenmesi ve korunması
gerekir. Toprak bilimcileri olarak toprağın
topluma insanlığın geleceği için daha iyi
anlatılması ve yöneticilerin konuya dikkatini
çekebilmek adına yeni yaklaşımlara
yönelmemiz gerekir.
Artık insanın üzerinde yaşadığı toprağın
felsefi anlamı üzerinde düşünmesi gerekir.
Toprağa ait olduğumuzu bilmemiz ve toprağı
besin kaynağı olarak görüp, geleceğimizin
gıda güvencesi için onu korumamız gerekir.
Dünya toprak günü nedeniyle toprağı insanlık
için birçok yönden tanıtmak ve ona sahip çıkmak zorundayız. Toprağı daha iyi anlamak
dileği ile.
04 Aralık 2014, Adana
8
KÜLTÜR-SANAT
8 Aralık 2014 Pazartesi
KÜLTÜREL
BOYUT
Prof. Dr. Hayrettin İVGİN
[email protected]
OSMANLI DEVLETİ TOPRAKLARINI
“AÇILIMLAR” İLE KAYBETTİ
Bir “açılım” lâfı adı başını gidiyor. Açılım, açılım, açılım! Nedir bu kelimenin anlamı? Tek bir
karşılığı var: Açılma. Peki “açılma” nedir? Nesne
almayan “açılmak” fiilinden türetilmiş isim görevi
gören bir kelimedir. Açılımın; 1) Açma işi veya
açma işine konu olma, 2) Kendine gelme, biraz iyileşme, ferahlama, 3) Çatlama, 4) Genişleme, bollaşma, 5) Delinme, yırtılma, vb. karşılıkları bulunuyor.
Bana sorarsanız siyasi literatürlerde “açılım”
bölünmeyi, parçalanmayı, ayrışmayı ifade ediyor.
Çünkü tarihten bu yana hep böyle olmuştur. Ne
zaman siyasette bir açılım olsa; taraflardan birinin
kaybettiği görülmüştür. Her iki tarafın birlikte yarar
sağladığına rastlanmamıştır.
Osmanlı Yunanistanı, açılımlarla terketmiştir.
Girit çok iyi niyetli açılımlarla Yunan adası olmuştur. Bulgaristan bir seri açılımlarla 1915’de tamamen kaybedilmiştir. Boğazları Rusya’ya bırakma
anlaşmaları 1915 yılının en önemli açılımlarıdır.
İtalyanlarla yaptığımız açılımlarla Trablusgarp’da
Osmanlı egemenliği ortadan kalkmıştır. Arabistan
ve kutsal yerler; Fransa, İngiltere ve Rusya’yla
yapılan açılımlar sonunda elden çıkmıştır. Balkanlar
açılımlarla gitti, Mısır ve Kuzey Afrika ülkeleri açılımlarla Osmanlı topraklarından uçtu.
“Osmanlı topraklarını savaşlarda kaybetti, açılımlarla değil.” diyenleri duyar gibiyim. Savaşlar, açılımların sadece sonunu belirlemiştir. Sevr
Anlaşması, I. Dünya Savaşı sonundaki bir açılımın
ürünüdür. Şayet, Büyük Atatürk; kurtuluşu silâhın
namlusunda görmeseydi, herhalde en büyük açılım
olan Sevr Anlaşması uygulansaydı bugün Türkiye
Cumhuriyeti var olmazdı.
Habur Açılımı, Oslo Açılımı hüsranla sonuçlandı.
İmralı Açılımı da hiç kuşkunuz olmasın bir sonuç
getirmeyecektir. Açılımcılar bıkmıyorlar. Yeni açılımlar peşinde. 10 yıldır “Kürt Sorunu” dedikleri
nesne, bakınız nasıl Türkiye Cumhuriyeti aleyhine
dönüştü. 30 yıldır devam eden “PKK Sorunu”, son
10 yıl içinde adı “Kürt Sorunu” haline getirildi.
PKK sorunu 10 yıldır çözülmediyse 30 yıldır süren
çözümsüz zamanın üçte biridir. 10 yılda neden
çözülmedi? Bırakınız çözümü, sorun son 10 yılda
katlandı. Bunu bir istatistik ile ifade etmek şahsen
beni utandırıyor, sıkıyor. Bakınız AKP’nin iktidara
geldiği yıl 2002’dir. Bu yıla kadar PKK neredeyse
bitirilmiş idi. Sadece 10 şehit verilmişti o yılın içindeki mücadelede.
İşte bu açılımlar ve saçılımlar sonunda şehit sayımız giderek arttı. Bu istatistiği verirken bile üzülüyorum. Şehit sayısı ile açılımların ne kadar beyhude
bir girişim olduğunu ispatlamak utanç verici.
2003’te 31, 2004’te 75, 2005’te 105, 2006’da 111,
2007’de 146, 2008’de 80, 2010’da 106, 2011’de
162, 2012’de 150 şehit.
Bunlar terör örgütünün bizzat şehit ettiği askerlerimizdir. Operasyona giderken aracın devrilerek ve
helikopterin düşerek şehit olan askerlerimiz, öğretmenlerimiz, doktorlarımız, mühendislerimiz, korucu
ve polislerin pusularda can vermesi bu sayılara
dahil değil. Yıkılan binalar, yakılan otobüsler ve
kamyonlar, tahrip edilen işyerleri, bankalar, köprüler, yakılan şantiyeler, dağıtılan atölye ve iş makinalarının istatistiği yapılsa görülecektir ki durum
2002’den çok çok kötüdür.
Halâ “açılım, açılım” diye sarsılanların sonumuzu
nereye götüreceklerini ve İmralı Açılımının ne
kadar tehlikeli olduğunu söylemeye gerek var mı?
Bunu göremeyenler, herhalde zaman içinde çok
mahcup olacaklar. İnşallah, iş işten geçmeden akılları başlarına gelir. Ama gelir mi bilemiyorum.
Osmanlı açılımlarla topraklarını kaybetmişti. Biz
bu şimdiki açılımlarla neler kaybedeceğiz?
Düşünmek bile istemiyorum.
Russell Growe ve Yılmaz
Erdoğan’dan çarpıcı tesbitler
Çanakkale Savaşları'nı konu alan son filmi "The Water Diviner" ile hem Türkiye hem
Avustralya'da gündeme gelen Russell Crowe, filmin yapımına başladıktan sonra Türk
tarafının da savaşa bakışını anladığını belirterek, "Biz bu savaşı daha çok gençlerimizin
katıldığı trajedi ile biten kahramanca bir macera olarak görüyoruz. Ama saldırıya uğrayanlar açısından bakınca bütün askerlerini kaybeden ve cephelerini doldurmak için
okullarını boşaltan insanları görmek çok daha farklı" dedi.
MELBOURNE - Avustralyalı
ünlü oyuncu ve yönetmen Russell
Crowe, hem oyuncu hem yönetmen
olarak çektiği ilk filmi "The Water
Diviner"ın prömiyeri için geldiği
Melbourne'da AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Türkçeye "Son Umut" olarak
çevrilen ve Çanakkale Savaşları ile
ilgili olayları konu alan filme başladıktan sonra savaşa Türk tarafının
da bakış açısını gördüğünü belirten
Crowe, "Perspektifimin değişmesi
yeni şeyler öğrenmem açısından
değil, daha çok karşı tarafın bakış
açısını görmekten kaynaklandı"
dedi.
Oscar ödüllü ünlü oyuncu,
Avustralya ve Yeni Zelanda
(ANZAC) tarafının Çanakkale
Savaşları'na Türklerden farklı baktığını söyleyerek, "Biz daha çok bu
savaşı gençlerimizin katıldığı trajedi
ile biten kahramanca bir macera
olarak görüyoruz. Ama saldırıya
uğrayanlar açısından bakınca bütün
askerlerini kaybeden ve cephelerini
doldurmak için okullarını boşaltan
insanları görmek çok daha farklı
çünkü askerleri kalmamıştı. Umut
ediyorum ki bu film Avustralya'da
bu tür konuları, konuşmaları açar"
diye konuştu.
Türkiye ve Avustralya'da 26
Aralık'ta vizyona girecek filminde üç
oğlunu Çanakkale'ye savaşa gön-
deren ve savaştan dört yıl sonra
oğullarını aramak için Türkiye'ye
gelen Avustralyalı bir babayı canlandıran Russell Crowe, "Türkler
bize çok derin bir sevgi ve saygı
gösterdiler ve bence bizler bu saygının karşılığını vermeliyiz" dedi.
Crowe, "Bizim oğullarımız hala
Türk topraklarında yatıyor. Tespit
edilmiş isimlerin yazdığı mezarlarda
ve şimdi bir milli park olan yerdeler.
Bunun içinde derinden minnettar
olmalıyız" şeklinde konuştu.
"The Water Diviner" filminde
Yılmaz Erdoğan ve Cem Yılmaz ile
rol alan Russell Crowe, çekim sırasında yetkililerden ve halktan çok
destek gördüklerini söyledi. Crowe,
şöyle devam etti:
"Türkiye'de izleyenlerde sonuçları gördük. Çok beğendiler. Çok
minnettarlar. Bu da iyi bir başlangıç. Çok sayıda kişiden bana
güvenmelerini istedim. Kültür bakanından, İstanbul belediye başkanından ve bize çok yardımcı oldular. İlk
defa Sultanahmet Camisi'nde
çekim yaptık. İlk defa oraya uzun
metrajlı film ekibine çekim izni verildi. Bana çok güvendiler. Kültür
bakanıyla konuşurken bana 'Bunun
nasıl olacağını anlat. Amacını bilmezsem sana destek veremem'
dedi. Ben de ona ' Sayın Bakan,
söz veriyorum, attığımız adımlar
hafif fakat yaptığımız işin dönüşü
Petersburg balesi İstanbul'da
sanatseverlerle buluşacak
İSTANBUL - Dünyanın en önemli klasik bale
topluluklarından Saint Petersburg Bale Topluluğu
(SPBT), iki ölümsüz eser Kuğu Gölü ve La Bayadere
ile İstanbul'da sahne alacak.
Konstantin Tachkin tarafından 1994'te kurulan
bale topluluğu, 6 kıtada, yılda 200'den fazla gösteriyle izleyenlerin karşısına çıkıyor. Dünyada, devlet
ve sponsor desteklerinden tamamen bağımsız olarak çalışmalarını sürdüren tek klasik bale topluluğu
olan SPBT'deki 60 profesyonel bale sanatçısının birçoğu, dünyaca ünlü Vaganova Rus Balesi gibi
önemli okullardan mezun.
Londra'daki ünlü Coliseum ve Royal Albert Hall,
Paris'teki Champs - Elysees Theatre, Tokyo'daki
Bunkamura Hall, Taipei ve Pekin'deki Ulusal
Tiyatrolar gibi dünyanın en prestijli salonlarında gösteri yapan topluluk, repertuvarında yer alan Giselle,
Don Kişot, Paquita, Fındıkkıran, Uyuyan Güzel,
Romeo ve Juliet gibi dünyaca ünlü koreografilerden
bu kez Kuğu Gölü ve La Bayadere ile TİM Show
Center'da sahne alacak.
Rus besteci Pyotr İlyiç Çaykovski'nin en ünlü
bale eserlerinden Kuğu Gölü, Çaykovski'nin hem
batı motifleri hem de yerel dans müzikleriyle bezendi. Şeytani bir büyücünün lanetiyle kuğuya dönüştürülen prenses Odette'in hikayesini anlatan eser, klasik balenin başyapıtı sayılıyor. Müzik ve dans dilinin
harika birlikteliği sayesinde, bale severlerin büyük
beğenisini kazanan eser, 130 yılı aşkın bir süredir
dünyada bale topluluklarının birincil tercihleri arasında yer aldı. Kuğu Gölü, İstanbul'da 19 ve 21
Aralık'ta İstanbullu sanatseverlerle buluşacak.
Ünlü besteci L. Minkus ile koreograf M.
Petipa'nın ortak eseri 3 perdeden oluşan La
Bayadere, Hindistan'da geçen aşk öyküsünü anlatıyor. Tapınak dansçısı (Bayadere) olan Nikiya ile
soylu savaşçı Solor'un aşkını konu alan eser, 19.
yüzyılın romantik ve dramatik hayal gücünü yansıtması bakımından dönemin en önemli koreografilerinden biri olarak kabul ediliyor. (AA)
Tiyatro sanatçısı Keskin:
"Türk oyuncular oyununu
yüreğini ortaya koyarak oynar
BİLECİK - Tiyatro sanatçısı
Suna Keskin, "Türk oyuncuları yüreğini ortaya koyarak oyununu oynar.
Yüzeysel oyunlar oynamaz" dedi.
Keskin, belediye tarafından
düzenlenen 9. Ulusal Bilecik Tiyatro
Festivali kapsamında "Annemin
şoförü" adlı oyunu sahnelemek
üzere geldiği kentte, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, Bilecik'te gerçekleştirilen festivallerin hepsinde
sahne aldığını ve kentte güzel bir
seyirci kitlesiyle karşılaştıklarını söyledi. Türk tiyatrosunun Türkiye 'de
önemli bir yerde bulunduğunun altını
çizen Keskin, şöyle konuştu:
"Oyuncu potansiyeli açısından
çok iyi oyuncularımız var. Parmakla
gösterilecek kadar hepside değerli.
Çünkü Türk oyuncuları yüreğini ortaya koyarak oynar. Yüzeysel oyunlar
oynamaz. Gerçekten kendimizi vererek, oyunla, oyunumuzla bütünleşerek oynarız. Öyle 'lafı ezberleyelim
de çıkalım, söyleyelim' değildir,
bizim oyunlarımız. Türk oyuncusu
gerçekten değerlidir ve benim içinde
çok farklıdır."
Ömrünün 50 yılının tiyatroyla
geçtiğini anlatan Keskin, "İlk oyu-
num "Şahane züğürtler" adlı oyun .
Çeşitli tiyatrolarda çalıştım.
Oynadığım her oyundan da hep
sevk aldım. Genç tiyatrocular, gözlem yapmalı, insanı incelemeli, tetkik
etmeli, araştırmacı, okumalı ve dünyayla ilgili olmaları, gerekiyor.
Oyunculuk çok geniş bir kulvar. Çok
çalışmak istiyor. Kolay değil" diye
konuştu. (AA)
devasa olacak' dedim."
"The Water Diviner" filminin prömiyeri için Melbourne'de bulunanlar
arasında filmin Türk oyuncularından
Yılmaz Erdoğan da vardı. Filmde
Binbaşı Hasan rolünde yer alan
oyuncu, yazar ve yönetmen Yılmaz
Erdoğan, filmin gösteriminden önce
AA muhabirine yaptığı açıklamada,
Cem Yılmaz ile gerekli yerlerde
senaryoya katkıda bulunduklarını
söyledi. Erdoğan, filmin iki tarafın
da bakış açısını yansıtmasının önemine değinerek, şunları söyledi:
"Bunu başardığı için bence
önemli bir film. İki tarafın da bakış
açısını eşit bir biçimde ortaya koyduğu için. İşte benim oynadığım rol
gibi, ben ile Cem'in oynadığımız
roller gibi güçlü karakterleri ilk kez
'yabancı' bir filmin içinde gördük.
Tam da Çanakkale hikayesine yakışır bir şey oldu bence."
Çanakkale Savaşları sırasında
Türkler ve ANZAC'lar arasında
ekmek ve bisküvi değişimi yaşandığını belirten Erdoğan, bugün
Avustralya restoranlarında Türk
ekmeği bulunmasının bununla bağlantılı olduğunu dile getirdi.
Çanakkale Savaşları ve Türkiye
ilgili konuları, Avustralya içindeki
tartışmaları da yakından ilgiyle izlediğini ifade eden Erdoğan, şöyle
devam etti:
"Bunu buradaki bütün röportajlarda da söyledim ama İngilizce
söylediğim için çok daha havalıydı.
Ben buradaki restoranlarda çok
ilginç bir şey gördüm, benim için
çok enteresandı. 'Turkish bread' var
her yerde. Menüde istersen Türk
ekmeği alabiliyorsun. Bunu gerçekten tanrısal bir mesaj gibi algılıyorum. Ekmeği kutsal sayan bizim
gibi bir millet için orada da biliyorsun ANZAC kuvvetleri giderken
güzel abilerden bazıları bıraktıkları
konservelerin üstünde 'yiyebilirsiniz,
bu domuz eti değil' diye yazmışlar.
Birbirleriyle ekmek, bisküvi alışverişi
vardı. Sırf bu savaş, yalnız gıda
maddeleri üzerinden anlatılsa müthiş bir kardeşlik öyküsü çıkacaktır.
Düşün ki 2014'te buraya ben 20
saat uçarak geliyorum ve burada
bizim ekmeğimiz var. Hala ekmeği
paylaşıyoruz, dedelerimizin yaptığı
gibi. Bu nokta her şeyden önemli.
Her savaş kirlidir, her savaş çirkindir ama bu savaşın sonuçları bu
toplumları kardeş, akraba eyledi.
Bu çok önemli bir şey."
Yılmaz Erdoğan, yönetmen
Russell Crowe ve senaryo ekibinin
çok başarılı bir film ortaya çıkardıklarını ve böyle bir projede yer
almaktan mutluluk duyduğunu
aktardı. Erdoğan, "Bizim tarafın da
duygularını dikkate almaları açısından hem senaryo ekibi hem de
Russell Crowe başta olmak üzere
gerçekten şükran borçluyuz kendilerine ulusça" dedi. (AA)
CRR'de barok
rüzgarı esecek
İSTANBUL - Avrupa'nın en eski
müzik topluluklarından Concerto
Köln ile koloratur alanında dünyanın en çok aranan sopranolarından
Simone Kermes, Cemal Reşit Rey
(CRR) Konser Salonu'nda Handel
ve Vivaldi'nin seçkin eserlerini seslendirecek.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi
Kültür ve Sosyal İşler Daire
Başkanlığı Kültür Müdürlüğü'nden
yapılan yazılı açıklamaya göre,
Grammy ödüllü Concerto Köln ve
2011'de Echo Klassik tarafından
"Yılın En İyi Kadın Şarkıcısı" unvanıyla ödüllendirilen Simone
Kermes, 9 Aralık'ta CRR'de müzikseverlerle buluşacak.
Konserde, Simone Kermes ve
Concerto Köln topluluğu, Handel
ve Vivaldi'nin operalarından aryalar
ve uvertürler sunacak. Barok müziğinin ses tınılarının duyulacağı konserde, Concerto Köln ayrıca
Evaristo Felice Dall'Abaco ve
Francesco Saverio Geminiani'nin
melodik zenginliklerle örülü konçerto grossolarını da seslendirecek.
Simone Kermes, bugüne kadar
Daniel Harding, Emmanuelle Haim,
Max Emanuel Cencic gibi dünyaca
ünlü yıldızlarla konserler veren
Concerto Köln ile İstanbullulara
klasik müzik ziyafeti sunacak.
Lirik dramatik koloratur alanında dünyanın en çok aranan sopranolardan Simone Kermes, barok
müziğinin en iyi yorumcularından
biri olarak kabul ediliyor. Özellikle
Handel ve Vivaldi gibi barok ustalarının virtüöz eserlerini ve aynı
zamanda soprano parçaları ile
Mozart'ın konçerto aryalarını kendine özgü tarzıyla seslendiren
sanatçı, dünyanın birçok yerinde
verdiği konserlerle büyük beğeni
topluyor.
Dünyanın seçkin operalarında
sahneye çıkan, Leipzig
Gewandhaus ve Staatskapelle
Dresden gibi orkestralarla konserler veren Kermes, 2006 ve 2007'de
Vivaldi'nin eserlerinden çıkardığı
"Griselda" albümüyle çok sayıda
uluslararası ödül kazandı. (AA)
YAŞAM-ÇEVRE
BULMACA
8 Aralık 2014 Pazartesi
Yurtdışına en çok
yardım Diyanet Vakfı’ndan
Türk İşbirliği ve
Koordinasyon Ajansı
Başkanlığı (TİKA) Türkiye
Kalkınma Yardımları 2013
Raporu'na göre, savaş,
deprem, kuraklık ve doğal
afetlerin yaşandığı coğrafyalara Türkiye'den en çok
yardım, 35,74 milyon
dolarla Türkiye Diyanet
Vakfından (TDV) yapıldı.
ANKARA - TDV Genel Müdürü İsmail
Palakoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin bütün kurum ve sivil
toplum kuruluşları ile yardımsever vatandaşların emanetlerini dil, din ve ırk ayrımı
yapmadan ihtiyaç sahiplerine ulaştırdıklarını söyledi.
Filistin, Irak, Somali, Myanmar ve Orta
Afrika Cumhuriyeti gibi ülkelerdeki yardıma muhtaç bütün insanlara ulaşmaya
çalıştıklarını vurgulayan Palakoğlu, TİKA
Türkiye Kalkınma Yardımları 2013
Raporu'na göre, 35,74 milyon dolarla
Türkiye'den en çok yardım yapan sivil
toplum kuruluşu olmanın mutluluğunu
yaşadıklarını ifade etti.
Diyanet İşleri Başkanlığının yurtiçi ve
dışı hizmetlerinin süratli ve etkin yürütülmesi için her türlü desteği sağladıklarını
dile getiren Palakoğlu, toplumu din konu-
1 yılda 530 ton atık pil toplandı
İSTANBUL - Taşınabilir Pil Üreticileri
ve İthalatçıları Derneği (TAP) Genel
Sekreteri Neslihan Bahar, vatandaşların
çevreye verdiği zarar nedeniyle atık pillerin toplanmasına her geçen yıl daha
çok hassasiyet gösterdiğini belirterek,
2007'de 225 ton olan yıllık atık pil toplama miktarını geçen yıl itibarıyla 530
tona çıkardıklarını bildirdi.
Kullanım ömrünü tamamlayan piller,
çöpe atıldığında içerdikleri kimyasal
maddeler nedeniyle çevre için ciddi
tehlike arz ediyor. Bu nedenle atık pillerin toplanarak, yeniden işlenmesi veya
bertaraf edilmesi gerekiyor.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nca atık
pillerin toplanması ve bertarafı konusunda yetkilendirilmiş tek kuruluş olan
TAP, 10 yıldır bu alanda çalışmalar
yürüterek, halkı bilinçlendiriyor.
TAP Genel Sekreteri Neslihan Bahar,
AA muhabirinin sorularını yanıtlarken,
2007'de 225 ton olan yıllık atık pil toplama miktarını, geçen yıl itibarıyla 530
tona çıkardıklarını kaydederek, bu yıl
hedeflerinin 600 tona ulaşmak olduğunu belirtti.
İlk 6 ayda hedeflerine ulaştıklarını
ifade eden Bahar, "Amacımız ikinci 6
ayda daha fazla çalışarak yıllık 600 ton
hedefimizi de geçmek" dedi.
Bahar, her yıl bir önceki yıla göre toplama miktarını artırdıklarını vurgulayarak, "Bunda yaptığımız eğitimlerin payı
çok büyük. Son 10 yılda yaklaşık 3 milyon kişiye eğitim verdiğimizi görüyoruz.
Yılın ilk 6 ayında 30 ayrı şehirde yaptığımız eğitimlerle 100 bin öğrenciye
ulaştık" diye konuştu.
1
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
2
3
4
5
6
Pillerin toplanabilmesi için büyük ve
küçük boy kutuları 40 bin noktaya
ulaştırdıklarının altını çizen Bahar, şu
bilgileri paylaştı: "Her bir noktada en az
iki kutu olduğunu düşünürsek 80 bin
kutu şu anda atık pilleri bekliyor. Bu
ana kadar 450 bin de masa üstü kutu
dağıttık. Atık pillerin toplama miktarlarının arttırılması ve toplama işlemlerinin
verimli şekilde sürdürülmesini sağlamak üzere özellikle belediyeler ile çalışmalarımızı titizlikle sürdürmekteyiz. Şu
ana kadar Türkiye çapında başta
büyükşehir belediyeleri olmak üzere
toplam 547 belediye ile işbirliği halindeyiz. Bu sayı her gün artıyor."
TAP Genel Sekreteri Neslihan Bahar,
pilin doğaya bırakılması halinde çevreyi
kirletebildiğine dikkati çekerek, okullarda atık pil konusunda bilinçlendirilen
çocukların eve gittiklerinde anne ve
babalarını atık pili kaynağında ayrıştırmak konusunda uyardıklarını söyledi.
(AA)
7
8
9
10
sunda aydınlatmaya yönelik irşat, hac ve
umre, müftülük, Kur'an Kursu, eğitim merkezleri ve cami hizmetlerinin yanı sıra
hayri ve sosyal projeleri gerçekleştirdiklerini belirtti.
Palakoğlu, vakfın 983 şubesiyle Türkiye
ve 100'ü aşkın ülkedeki faaliyetleriyle hizmette 40 yılına ulaştığını bildirdi.
Palakoğlu, 1993'ten beri Diyanet'in TDV
ile vekalet yoluyla kurban kesim organizasyonu düzenlediğine işaret ederek,
"1993'te 2 bin 634 hisseyle başlayan kurban organizasyonumuzda bugüne kadar
558 bin 588 hisse kurbanın kesim ve
dağıtımını gerçekleştirdik. Geçen yıl 89
bin 27 kurban vekaletini yerine getirdik.
Bu yıl ise yaklaşık 150 bin hisse kurbanın
kesim ve dağıtımını yaptık" değerlendirmesinde bulundu.
Ramazanda da dünyanın farklı coğrafyalarına yardım ulaştırdıklarını ifade eden
Palakoğlu, şöyle konuştu:
"Bangladeş'ten Brezilya'ya, Çad'dan
Filipinler'e, Arnavutluk'tan Filistin'e kadar
milletimiz adına 47 ülke 141 bölgede gıda
kolilerini ihtiyaç sahiplerine ulaştırdık. 232
bölgede ise iftar sofraları açtık.
Ramazanda Suriye'de Türkmen köylerine
tırlarla yardım taşıdık, Ramazan
Bayramı'nın birinci günü Iraklı
Türkmenlerle bayram yaptık."
Egitimin, vakfın ana hizmet konuları arasında yer aldığına işaret eden Palakoğlu,
vakfa bağlı eğitim kurumları hakkında bilgi
verdi. Palakoğlu, bugüne kadar 220 binin
üzerinde öğrenciye burs ve eğitim yardımı
tahsis ederek, 44 milyon 347 bin 99 lira
destekte bulunduklarını kaydetti.
Vakfın hayri ve sosyal çalışmalara yeni
anlayış getirdiğini belirten Palakoğlu, dünyada yaşanan afetler sonrası yardım kampanyaları düzenlediklerini vurguladı.
Palakoğlu, Filipinler'deki doğal afet
nedeniyle başlatılan kampanyada 7 milyon dolar yardım toplandığını dile getirerek, "Vakfımızca Suriye için başlatılan
kampanyadan elde edilen 6 milyon dolar
da amacı doğrultusunda ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldı. Afrika'nın en fakir ülkelerinden Orta Afrika Cumhuriyeti'ndeki şiddet
olaylarında mağdur halka Çad üzerinden
insani yardım faaliyetlerine başladı" diye
konuştu.
(AA)
BULMACA
Soldan sağa:
1. Ait olduğu yıl içinde toplanamayıp ertesi yıla kalan vergiler. – Donuk renkli. 2. İstanbul’un eski adlarından biri. – Radonun simgesi. 3. Müşkülpesent.
– Şaman din adamı. 4. Cüretkâr. – Alış verişte durgunluk. 5. Kavisli, kısa, uç
bölümü geniş, kabzasına doğru daralan bir tür kılıç. – Etrafı suyla çevrili kara
parçası. 6. Güney Amerika’nın dağlık bölgelerinde yaşayan bir yük hayvanı. –
Evrensel alıcı kan grubu. 7. Arıtımevi. 8. İstenilen, beğenilen özellikleri
taşıyan. – Katı halden sıvı hale geçmek. 9. Hoş ve ince bir güzelliği olan. –
Olumsuzluk anlatan önek. 10. Yapılan iş, amel, fiil. – Kullanılmamış olan. 11.
Ağızda çok zor eriyen bir tür şeker. – Cüsseli. 12. Başıboş, işsiz, aylak. –
Dünyanın uydusu. 13. Kalsiyumun simgesi. – Sermaye, kapital. 14.
Közlenmiş patlıcan, sarımsaklı yoğurt ve kıyma ile yapılan bir tür yemek. 15.
Demir kiri. – Çıngırak. – Arapçada su. 16. Bilgin. – Parlak kırmızı renkte
değerli bir taş. 17. Hayır anlamında kullanılan bir söz. – Piyasada etki ya da
tepki. 18. Ruhça ve vücutça sağlıklı. – Çayın tavı. 19. Bataklık gazı. – Yağlı,
mayalı ya da mayasız hamurdan yapılmış, külde pişirilmiş çörek. 20. Bir tür
misk faresi.
Yukarıdan aşağıya:
1. Zatürree. – Bir ilimiz. – Denizli ilinin bir ilçesi. 2. Hamız. – Burçlardan
biri. – Korunmanın bir hüküm ile sağlanması için yargı organlarına başvurma.
– Telefon sözü. – İlave. 3. Herhangi bir konuda yazılmış eser. – Gemilerde
bulunan kurtarma sandalı. – İsyan eden, başkaldıran. – Derebeylik
Japonya’sında paryalar kastı. 4. İstanbul ilinin bir semti. – Deniz kuvvetlerinde bir aşama. – Örnek, benzer. 5. Bir mevsim. – Tanrının ilgisinden ve
sevgisinden mahrum olma. – Yeryüzünün beşte üçünü kapsayan tuzlu su
kütlesi. – Torunu olan kadın. 6. Lahza. – Bahçelerde yazın oturmak için
yapılan, kafes biçiminde süslü çardak. – Benzenden türeyen bir amin. 7. Baş
çoban. – Ön gün. – Gürbüz kundak çocuğu. –
İlgi eki. 8. Baston. – Parola. – Yalvarma, yakarma. – Tavuğun göğüs kemiği ile oynanan bir iddia
ÇÖZÜMÜ
oyunu. 9. Donanma. – Bir tür yaban mersini. –
BUGÜN
Eskiden Roma kentine verilen ad. – Voleybol,
masatenisi gibi oyunlarda maçın bölümlerinden her
11. SAYFADA
biri. 10. Tunus’un plaka işareti. – Katman. –
Hastalıktan kalkma, iyileşme. – Yasaklama, yasak
etme.
Hazırlayan: Ercan BOSTANCIOĞLU
9
TÜRKÇE BAKIŞ
Prof. Dr. Nurullah Çetin
[email protected]
İSTANBUL’UN FETHİNİ KUTLAMAK YA DA KÖZKAMANLIK
yaşamıyor?” Derler. Manas’ı zehirleDuyduğumuza ve gazetelerden okuduğumuza göre Haçlı-Siyon ittifakı
meye ve Kırgızlar arasında kargaşa
demek olan Avrupa Birliği ve
çıkarmaya çalışırlar ama sonunda başaAmerika’dan oluşan emperyalist
ramazlar ve birbirlerine düşüp kendileBatının keyfi için İstanbul’un fethi kut- ri yok olurlar.
lamaları kadük edilerek göstermelik
Közkamanlar, eğitimli, bilgili, akıllı,
mehter marşları ile geçiştirilip “idare
şuurları yerinde insanlardır. Fakat
edilecek”miş. Fatih Sultan Mehmet
kendi millî kimliklerini reddetmişler,
Han, Akşemseddin ve Ulubatlı Hasan
düşmanın kültürünü, amaçlarını ve
figürlerine yer verilmeyecekmiş.
projelerini benimsemişlerdir. Kendi
Bu üç ismin unutturulmak istenmesi
milletlerinin tarihini, atalarını, değerlebilinçli bir projedir. Zira Fatih, Türk
rini, dillerini, geleneklerini küçümsermillet varlığının siyasi, idari, millî iraler, reddedeler. Kendi milletlerine düşdesinin, istiklâlci Türk yönetim kademanın kültürünü ve değerlerini dayatırmesinin; Akşemseddin, dinî, manevi,
lar. Düşmanın amaçları doğrultusunda
kültürel değerlerimizin, ılımlı İslam
çalışırlar, düşmanın projelerini geçekdeğil sahih, gerçek din anlayışımızın;
leştirmek için gayret ederler.
Ulubatlı Hasan da halkımızın, askeriBizde de tâ Tanzimat’tan bu yana
mizin, gençliğimizin sembolüdür.
Batı emperyalizmi, bir közkamanlar
Milletimizin bu üç önemli sosyal kesigüruhu üretmeye ve bunları Türk milminin simge figürleri unutturulursa
let varlığını yok etmek için kullanmaya
Türk millet varlığı kolayca çözülür ve
devam etmektedir. Eskiden közkamanyok edilebilir.
lar, genellikle din ve millet yani İslam
Avrupa Birliğine girme sevdasıyla
ve Türklük düşmanlığını açıkça söylergâvurun talimat ve dayatmaları yörünlerdi ve o yüzden çok fazla etkili olagesinde Türk milletini millet yapan
mazlardı.
bütün millî ve dinî değerlerimizin,
İster kapitalizm - sağcılık, ister
kurumlarımızın, sembollerimizin ve
Komünizm - solculuk adı altında
törenlerimizin kademe kademe yok
olsun, her iki közkamanlar güruhunun
edilerek ruhsuz, şuursuz, kimliksiz,
hedefleri İslamlık ve Türklük değerlekişiliksiz, özgüvensiz, tarihsiz, gelerini yok etmekti ve bunu açıktan yaparceksiz, bilgisiz ve bilinçsiz bir sürüye
lardı. Müslüman Türk milleti de bunladönüştürme operasyonu olan “Yeni
rı bilir ve o yüzden bunlara itibar
Türkiye” yaratma projesi devam edietmez, yüz vermezdi.
yor.
Bugün ise Batı emperyalizmi, yeni
Emperyalist Batı, savaşmadan, zahbir taktik belirledi ve sonuç alabilmek
met çekmeden, hiç masraf etmeden
Türk milletini millet olmaktan çıkarma için başka bir közkaman tipi üretti.
projesini özel olarak eğittiği, yetiştirdi- Artık kapitalist - sağcı, ya da sosyalist
- solcu közkaman tipinin iş yapamadıği, özel imkânlar sağladığı közkamanğını anlayınca İslamcı, cemaatçi,
lar eliyle uyguluyor.
muhafazakâr demokrat gibi bazı çevreManas Destanı’nda “Közkamanlar”
lerden modern közkamanlar devşirmeadlı bir hikâye var. Buna göre Kırgız
ye çalıştı.
olan Hüseyin, düşmanları olan
Bu konuda başarılı da oldu. Nitekim
Kalmaklara esir düşer. Bir Kalmak
bugün ılımlı İslam ve radikal İslam
kızıyla evlenip çocukları olur.
çevrelerinden esir aldığı ya da devşirÇocuklar Kalmak dilini ve kültürünü
diği bazı közkamanlar eliyle
öğrenir. Kalmaklar, öz kültüründen,
milliyetinden, kimliğinden uzaklaştırıl- Müslüman Türk milletinin hem dinî
hem de millî değer, ilke, kurum ve
mış ve “közkaman” olmuş olan bu
kuruluşlarını birer birer tasfiye ettiriçocuklarla Kırgızları içerden yıkmaya
yor. Ama Haydar Baş Hoca ve sevenleçalışır, onları kullanır. Adı Kırgız ama
ri gibi közkamanlaştırılamamış bazı
şahsiyeti ve ruhu itibariyle Kalmak
şuurlu millî direniş odakları emperyayani başka bir millet olmuş bu közkalizmin korkulu rüyasıdır, iyi ki de öylemanlar, para ve menfaatten başka bir
dir.
şey düşünemez olmuşlar ve düşmanlaKalmakların Kırgızlara yaptığı gibi
rının talimatlarıyla kendi milletlerini
emperyalist Batı da içimizden ürettiği
kırmaya başlamışlar.
neo İslamcı közkamanlar eliyle
Düşmanın maşası olmuş közkamanTürk’ün
millî ve dinî kimliğini itibarlar, Manas’a Kırgızların yani kardeşlerinin arasına dönmek ve onlarla birlikte sızlaştırarak, değersizleştirerek onun
yerine Avrupa Birliği norm ve değerleyaşamak istediklerini söylerler. Ama
rini dayatıyor.
asıl amaçları Manas’ı öldürmek yani
Andımız, Gençliğe Hitabe, Türk milKırgızları içerden kırarak yok etmektir.
Kendileri Kırgız oldukları hâlde Kırgız liyetçiliği, Atatürk, İstiklal Marşı, 19
Mayıs derken; nihayet sıra İstanbul’un
kültürünü ve milliyetini küçümserler,
fethi kutlamalarına geldi. (DEVAM
“Kırgızlar niye Kalmakça konuşmuEDECEK)
yor?, Kırgızlar niye Kalmaklar gibi
Sultan ne uyuyor ne de
ailesini uyutuyor
DİYARBAKIR Diyarbakır'da 4 yıl
önce 12 parmaklı, dili
yapışık ve görme
engelli dünyaya gelen
Sultan Altuneri (4)
ayrıca beyindeki
rahatsızlığından dolayı
da uyuyamıyor.
Kayapınar ilçesinde
oturan 4 çocuklu
Abdülbari ve Katibe
Altuneri ailesi, engelli
çocukları nedeniyle
büyük sıkıntı yaşıyor. 4 yıl önce 12
parmaklı, dili yapışık ve görme
engelli dünyaya gelen Sultan
Altuneri beyindeki rahatsızlığı
nedeniyle de hiç uyumuyor.
Uyumayan çocuğun kendisine
zarar vereceği ihtimali nedeniyle
anne ve babası 24 saat başından
ayrılmıyor.
Bir kuruluşta taşeron işçisi olarak
çalıştığını ve asgari ücret aldığını
belirten baba Abdülbari Altuneri
(32), eşi Katibe'nin hamileliğinin
doktor kontrolü altında gerçekleştiğini ifade ederek, hamileliğinin
yedinci ayında doktorun kendilerine bebeğin kafasında su toplandığını söylediğini ve ilaç yazdığını
kaydetti.
Kontrolü yapan doktorun izinli
olması dolayısıyla doğumu başka
bir hekimin sezaryenle gerçekleştirdiğini bildiren Altuneri, şöyle
konuştu:
"Bebeğin kafasının eğri, dili yapışık ve 12 parmaklı olduğunu
görünce doktor, çocuğun normal
olmadığını söyledi. Aradan 2 ay
geçince tedavi için götürdüğümüz
hastanede bu kez görme engellinin
de bulunduğu ortaya çıktı.
Diyarbakır'dan sonra İstanbul'da
Çapa ve Cerrahpaşa Tıp fakültelerine götürdüm. Hastalığının, kafatasındaki problemden kaynaklandı-
ğını, tedavisinin mümkün olmadığını bildirdiler. Hiç uyumadığı için
anesteziyle filmlerini çektiler.
Görüntüleme yöntemi olan MR
(manyetik rezonans) cihazının içinde durmuyor."
Altuneri, Sultan'ın yürüyemediğini sadece emeklediğini dile getirerek, hiç uyumadığı için sıkıntılarının
büyüdüğünü kaydetti.
Çalıştığı için gün boyunca eşinin,
gece de kendisinin çocuğunu
kontrol etmek amacıyla uyumadığını vurgulayan Altuneri, şunları kaydetti:
"Doğuştan beri hiç uyumuyor.
Annesi gündüz yanından ayrılmadığı için ev işlerini ile diğer çocuklarımızın bakımını yapamıyor. Ben de
gündüz çalışmama rağmen geceleri uyumuyorum. Uyursak emekleyerek başka odalara geçip üzerine
eşya düşürebilir ya da zeminde
kalıp hastalanabilir. Bir keresinde
televizyonu düşürmüştü. Bu
nedenle uyumuyoruz. Ailece perişan haldeyiz."
Abdülbari Altuneri, kızının dilinin
alt damağına yapışık olması nedeniyle doğduğu günden bu yana
mama ile beslendiğini, gelirinin
düşük olması nedeniyle de ekonomik yönden zorlandığını vurguladı.
(AA)
10
SAĞLIK
8 Aralık 2014 Pazartesi
Prof. Kutluk: “Kanserden korkmayın”
MELBOURNE - Avustralya'nın Melbourne
kentinde başlayan Dünya Kanser Kongresi
Genel Kurul toplantısında, Dünya Kanser Kontrol
Örgütü'nün başkanlığına Hacettepe Üniversitesi
Öğretim üyesi Prof. Dr. Tezer Kutluk seçildi.
Merkezi Cenevre'de bulunan, 175 ülkede
yaklaşık 800 cemiyeti bünyesinde barındıran
dünyanın en eski ve en kapsamlı sivil kanserle
mücadele örgütünün başkanlığına seçilen Prof.
Dr. Tezer Kutluk, genel kurul toplantısının yapıldığı Melbourne Crown Towers Palladium salonunda başkanlığa seçilmesinin ardından bir
konuşma yaptı.
Dünya Kanser Kontrol Örgütü'nün kanserle
mücadele stratejilerine ve başkanlığı döneminde
kanserin etkilerinin azaltılmasına yönelik alınacak
tedbirler hakkında konuşan Kutluk, daha sonra
AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Kutluk, dünyada kanserin en önemli sağlık
sorunlarından biri haline geldiğini ve bu yüzden
bulaşıcı olmayan hastalıklarla Dünya Sağlık
Örgütü ve Birleşmiş Milletler'in gündemine alındığını hatırlatarak, şunları söyledi:
"Uzun yıllardan beri Türkiye'de Türk Kanser
Araştırma ve Savaş Kurumu'nda yaptığım çalışmalarımı, Hacettepe Üniversitesi'nde kazandığım deneyimlerimi, 2008'den beri yönetim kurulunda olduğum, son 15 yıldan beri birlikte çalıştığım bu örgüt aracılığı ile dünyaya taşımaktan,
dünyada kansere karşı çözüm arayan insanlarla
birlikte çalışmaktan ve onlara başkanlık yapmakla sorumlu bir göreve geldim. Bu görevin gereklerini yerine getirmeye çalışacağım."
Dünyada kanserin öncelikli sağlık sorunu
Kanser Kontrol Örgütü Başkanı Prof. Dr. Tezer
Kutluk, "İstanbul'da 'kanserin Davos'u' olarak
kabul edilen ve her yıl yapılan Dünya Kanser
Liderleri Zirvesi'ni yapacağız ve 250 kadar dünyanın kanser tedavisinde önde gelen kişisini bir
araya getirip, bu uluslararası çalışmayı birkaç
gün boyunca detaylı bir şekilde tartışacağız. Bu
önemli çünkü burada alınan kararlarla dünyanın
kanser politikaları şekilleniyor ve bu şekillenen
politikaları ülkeler izliyor" diye konuştu.
Kutluk, Dünya Sağlık Örgütü'nün bulaşıcı
olmayan hatalıklardan kaynaklanan ölüm oranlarını 2025 yılına kadar yüzde 25 oranında azaltma
hesaplarını yaptığını belirterek, şöyle devam etti:
"Tüm kanserlerin üçte birinden korunulabilir
olduğunu; meme, kalın bağırsak, rahim kanseri
ve prostat kanseri gibi dört kanserde erken taramalarla ölümlerin büyük oranda önlenebileceğini
ve kanser tedavisindeki son başarılarla birlikte
ele aldığımızda kanseri bir gün bu kadar korkulan bir hastalık olmaktan çıkartabileceğimizi biliyoruz. O nedenle yarın Dünya Kanser Liderleri
Zirvesi'nde dünyanın kanser lideri diyebileceğimiz bu 280 önde gelen kişi kanserin ekonomik
yönden bir değerlendirmesini yapacaklar. Ondan
haline gelmesi ile kanserle mücadele eden ulus- sonraki üç gün boyunca da bütün kanserler,
lararası örgütlerin üzerine düşen görevleri yaptı- korunma, tedavi, palyasyon yani destek hizmetğını kaydeden Kutluk, "Şimdi sıra ülkelerin bu
leri, sosyal tarafıyla kanser enine boyuna tüm
planları kendi kanser kontrol planlarına dahil
yönleri ile tartışılacak ve burada oluşan politikaetmesi ve yol alması. O nedenle önümüzdeki iki lar bütün dünyaya duyurulacak."
yıl içerisinde böyle bir örgütü yönetmek önemli
Dünyada hızla artan kanser vakalarının berbir görev benim için, büyük bir sorumluluk" dedi. berinde getirdiği ölümlerin yanı sıra ekonomik
Dünya Kanser Zirvesi'nin 2015 yılının kasım
boyutları ile mücadelede varlıklı ülkelerin bile
ayında İstanbul'da yapılacağını aktaran Dünya
zorlandığının altını çizen Kutluk, 2008 yılında her
yıl 12 milyon kanser vakasının görüldüğünü,
2012 yılına gelindiğinde görülen kanser vakalarının yılda 14 milyona çıktığını söyledi.
Kutluk, "Bu hızla devam ederse 2030 yılında
her yıl görülen yeni kanser vakası sayısı 21-22
milyona ulaşacak gibi görünüyor. Dolayısıyla
dünyaya kanserin getirdiği yük artıyor" ifadesini
kullandı.
Tezer Kutluk, kaynakların doğru kullanıldığı,
tütün, alkol, aşırı kilo ve çevre faktörleri ile
gerektiği gibi mücadele edildiği takdirde kanserden korunulabileceğini hatırlatarak, "Dünyanın
bu konuda belli standart tavsiyeleri var. Dünya
kanserden nasıl korunabilceğini biliyor. O nedenle kendimizi, ailemizi ve gelecek kuşaklarda
dünyayı yönetecek olan çocuklarımızı kanserden
korumak için sağlıklı yaşam tarzını benimsersek
bunun için abartılı şeylere gerek yok. Tütün,
beslenme, fiziksel aktivite, tuz, kalori gibi belli
temel değerlere uyarsak kanseri önlemek işten
bile değil" dedi.
Dünya Kanser Kontrol Örgütü Başkanı Prof.
Dr. Tezer Kutluk, kanserden korkulmaması
gerektiğini ise şu sözlerle vurguladı:
"Kanser, korunulabilir, erken tanınabilir, tedavi
edilebilir bir hastalık. Yeter ki korunulabilenden
korunalım, tedavi edebileceğimizi tedavi edelim,
erken tanıyabileceğimizi tanıyalım. Kanserden
korkmayın, kanseri yenebiliriz."
Dünya Kanser Kontrol Örgütü başkanlığını iki
yıl yürütecek olan Prof. Dr. Tezer Kutluk, 1981
yılında mezun olduğu Hacettepe Üniversitesi Tıp
Fakültesi'nde Pediatrik Onkoloji Bilim Dalı'nda
görev yapıyor. (AA)
Türkiye, doğurganlıkta birinci, sağlık harcaması sıralamasında son sırada
PARİS - Merkezi Paris'te bulunan Ekonomik
İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD) yayımladığı
2014 yılı Sağlık Raporu'na göre, üye ülkelerde
doğurganlık oranında ilk sırada bulunan Türkiye,
sağlık harcamalarını gayri safi milli hasılaya oranında
son sırada yer aldı. OECD raporuna göre,
Türkiye'de 2012 yılı rakamlarına göre kadın başına
2,1 çocuk düşüyor. Türkiye'yi bu sıralamada, kadın
başına 2,04 çocuk ile İzlanda, 2,02 çocuk ile İrlanda
ve 2 çocuk ile Fransa izledi. Doğurganlık oranlarında
1,28 çocuk ile Portekiz son sırada yer aldı.
Rapor, mali krizle birlikte sağlık harcamalarının
AB üyesi ülkelerde 2009 ve 2012 yılları arasında
ortalama yüzde 0,6 düşüş gösterdiğini ortaya
ARAÇ KİRALAMA HİZMETİ ALINACAKTIR
YETİŞTİRME YURDU-SEVGİ EVLERİ-ANKARA AİLE VE SOSYAL
POLİTİKALAR BAKANLIĞI MÜSTEŞARLIK
Ankara Sevgievleri Kız Yetiştirme Yurdu Müdürlüğünün 2015 Yılı 12 Aylık 3 Adet Sürücülü Araç Kiralama
Hizmet Alımı hizmet alımı 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 19 uncu maddesine göre açık ihale usulü ile
ihale edilecektir. İhaleye ilişkin ayrıntılı bilgiler aşağıda yer almaktadır:
İhale Kayıt Numarası : 2014/147952
1-İdarenin
a) Adresi : PURSAKLAR SARAY OSMANGAZİ ŞÜKRÜ SARAÇOĞLU 91 SARAY PURSAKLAR/ANKARA
b) Telefon ve faks numarası : 3123930048 - 3123930074
c) Elektronik Posta Adresi : [email protected]
ç) İhale dokümanının görülebileceği internet adresi : https://ekap.kik.gov.tr/EKAP/
2-İhale konusu hizmetin
a) Niteliği, türü ve miktarı : 2015 Yılı İçin 1 Adet Sürücülü 19+1 Minibüs 1 Adet Sürücülü 13+1 Minibüs 1
adet 4+1 Binek Olmak Üzere Toplam 3 Adet Aracın Akaryakıt Hariç 12 Ay Süre ile Kiralanması
Ayrıntılı bilgiye EKAP’ta yer alan ihale dokümanı içinde bulunan idari şartnameden ulaşılabilir.
b) Yapılacağı yer : Ankara Sevgi Evleri Kız Yetiştirme Yurdu Müdürlüğü
c) Süresi : İşe başlama tarihi 01.01.2015, işin bitiş tarihi 31.12.2015
3- İhalenin
a) Yapılacağı yer : Osmangazi Mah.Şükrü Saraçoğlu Cad.No 91 Pursaklar/ANKARA
b) Tarihi ve saati : 19.12.2014 - 09:00
4. İhaleye katılabilme şartları ve istenilen belgeler ile yeterlik değerlendirmesinde uygulanacak kriterler:
4.1. İhaleye katılma şartları ve istenilen belgeler:
4.1.1. Mevzuatı gereği kayıtlı olduğu Ticaret ve/veya Sanayi Odası veya Meslek Odası Belgesi;
4.1.1.1. Gerçek kişi olması halinde, kayıtlı olduğu ticaret ve/veya sanayi odasından ya da ilgili meslek odasından, ilk ilan veya ihale tarihinin içinde bulunduğu yılda alınmış, odaya kayıtlı olduğunu gösterir belge,
4.1.1.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgili mevzuatı gereği kayıtlı bulunduğu ticaret ve/veya sanayi odasından,
ilk ilan veya ihale tarihinin içinde bulunduğu yılda alınmış, tüzel kişiliğinin odaya kayıtlı olduğunu gösterir
belge,
4.1.2. Teklif vermeye yetkili olduğunu gösteren İmza Beyannamesi veya İmza Sirküleri;
4.1.2.1. Gerçek kişi olması halinde, noter tasdikli imza beyannamesi,
4.1.2.2. Tüzel kişi olması halinde, ilgisine göre tüzel kişiliğinin ortakları, üyeleri veya kurucuları ile tüzel
kişiliğin yönetimdeki görevlileri belirten son durumu gösterir Ticaret Sicil Gazetesi, bu bilgilerin tamamının
bir Ticaret Sicil Gazetesinde bulunmaması halinde, bu bilgilerin tümünü göstermek üzere ilgili Ticaret Sicil
Gazeteleri veya bu hususları gösteren belgeler ile tüzel kişiliğin noter tasdikli imza sirküleri,
4.1.3. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen teklif mektubu.
4.1.4. Şekli ve içeriği İdari Şartnamede belirlenen geçici teminat.
4.1.5. İhale konusu işin tamamı veya bir kısmı alt yüklenicilere yaptırılamaz.
4.1.6. Tüzel kişi tarafından iş deneyimini göstermek üzere sunulan belgenin, tüzel kişiliğin yarısından fazla
hissesine sahip ortağına ait olması halinde, ticaret ve sanayi odası/ticaret odası bünyesinde bulunan ticaret
sicil memurlukları veya yeminli mali müşavir ya da serbest muhasebeci mali müşavir tarafından ilk ilan tarihinden sonra düzenlenen ve düzenlendiği tarihten geriye doğru son bir yıldır kesintisiz olarak bu şartın
korunduğunu gösteren, standart forma uygun belge,
4.2. Ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
İdare tarafından ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin kriter belirtilmemiştir.
4.3. Mesleki ve Teknik yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:
4.3.1. İş deneyimini gösteren belgeler:
Son beş yıl içinde bedel içeren bir sözleşme kapsamında kabul işlemleri tamamlanan ve teklif edilen bedelin
% 25 oranından az olmamak üzere, ihale konusu iş veya benzer işlere ilişkin iş deneyimini gösteren belgeler
veya teknolojik ürün deneyim belgesi.
4.4. Bu ihalede benzer iş olarak kabul edilecek işler:
4.4.1. Kamuda veya özel sektörde yapılan araç kiralama işleri benzer iş olarak kabul edilecektir.
5. Ekonomik açıdan en avantajlı teklif sadece fiyat esasına göre belirlenecektir.
6. İhaleye sadece yerli istekliler katılabilecektir.
7. İhale dokümanının görülmesi ve satın alınması:
7.1. İhale dokümanı, idarenin adresinde görülebilir ve 50 TRY (Türk Lirası) karşılığı Pursaklar
Malmüdürlüğünden alınacak döküman bedeli karşılığında Ankara Sevgi Evleri Kız Yetiştirme Yurdu
Müdürlüğüden Temin Edilecektir. adresinden satın alınabilir.
7.2. İhaleye teklif verecek olanların ihale dokümanını satın almaları veya EKAP üzerinden e-imza kullanarak indirmeleri zorunludur.
8. Teklifler, ihale tarih ve saatine kadar Ankara Sevgi Evleri Kız Yetiştirme Yurdu Müdürlüğü adresine elden
teslim edilebileceği gibi, aynı adrese iadeli taahhütlü posta vasıtasıyla da gönderilebilir.
9. İstekliler tekliflerini, Birim fiyatlar üzerinden vereceklerdir. İhale sonucu üzerine ihale yapılan istekliyle,
her bir iş kaleminin miktarı ile bu kalemler için teklif edilen birim fiyatların çarpımı sonucu bulunan toplam
bedel üzerinden birim fiyat sözleşme imzalanacaktır.
Bu ihalede, işin tamamı için teklif verilecektir.
10. İstekliler teklif ettikleri bedelin %3’ünden az olmamak üzere kendi belirleyecekleri tutarda geçici teminat vereceklerdir.
11. Verilen tekliflerin geçerlilik süresi, ihale tarihinden itibaren 120 (Yüzyirmi) takvim günüdür.
12. Konsorsiyum olarak ihaleye teklif verilemez.
13.Diğer hususlar:
Teklifi sınır değerin altında kalan isteklilerden Kanunun 38 inci maddesine göre açıklama istenecektir.
Basın - 16118 (www.bik.gov.tr)
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
koydu. 2000 ile 2009 yılları arasında ise sağlık harcamaları AB ülkelerinde ortalama yüzde 4,7 artış
göstermişti. AB'de mali krizin en şiddetli yaşandığı
Yunanistan'da 2012 yılında sağlık harcamaları, 2011
yılına göre yüzde 11,7 düştü. Estonya ise 2011 yılına
oranla 2012'de sağlık harcamaları yüzde 5,4 artışla
en yüksek oranı yakaladı. AB genelinde ise söz
konusu yıllar itibarıyla yüzde 0,3 gerileme kaydedildi. OECD rakamlarına göre, 2012'de 2011'e göre
Türkiye'nin sağlık harcamalarında yüzde 2,8 artış
sağlandı.
Verilere göre AB ülkelerinde, sağlık harcamalarının, gayri safi milli hasılaya oranı 2012'de yüzde 8,7
oldu. Bu oran bir önceki yıl da aynı düzeydeydi.
Sağlık harcamalarının gayri safi milli hasılaya
oranında yüzde 11,8 ile Hollanda ilk sırada gelirken,
11,6 ile Fransa ikinci sırada, yüzde 11,4 ile İsviçre
üçüncü sırada yer aldı.
Türkiye'nin sağlık harcamalarının gayri safi milli
hasılaya oranı yüzde 5,4 olurken, Türkiye bu oran ile
son sırada yer aldı.
Türkiye'yi yüzde 5,6, ile Romanya, yüzde 5,7 ile
Letonya izledi.
Türkiye'de sağlık harcamalarının gayri safi milli
hasılaya oranı 2011'de yüzde 5,3, 2010 yılında 5,6
düzeyindeydi.
OECD veriline göre,
2012 rakamlarına göre AB
ülkelerinde bin kişiye ortalama 3,4 doktor düşüyor.
2000 yılında ise bu rakam Ayşe BACAK özürlü2,9 idi. OECD verilerine
ler için verilen kimlik
göre, hastaneye kabul
kartımı kayıp ettim.
sonrası ölüm sebeplerinin Hükümsüzdür.
başında yüzde 40 ile kalp 04-12-2014
krizi geliyor. (AA)
KAYIP
T.C. ANKARA 18. İCRA DAİRESİ 2014/19675 ESAS
TAŞINIRIN AÇIK ARTIRMA İLANI
Aşağıda cins, miktar ve değerleri yazılı mallar satışa çıkarılmış olup:
Birinci artırmanın aşağıda belirtilen gün, saat ve yerde yapılacağı ve o gün kıymetlerinin %50'sine istekli
bulunmadığı taktirde, yine aşağıda belirtilen gün, saat ve aynı yerde 2. artırmanın yapılarak satılacağı; şu
kadar ki, artırma bedelinin malın tahmin edilen değerinin %50'sini bulmasının ve satış isteyenin alacağına
rüçhanı olan alacakların toplamından fazla olmasının ve bundan başka paraya çevirme ve payların paylaştırma giderlerini geçmesinin şart olduğu; birinci artırmadan on gün önce başlamak üzere artırma tarihinden
önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebileceği, birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda birinci artırmadan sonraki beşinci günden başlamak
üzere ikinci artırma gününden önceki gün sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebileceği, mahcuzun
satış bedeli üzerinden aşağıda belirtilen oranda KDV.'nin alıcıya ait olacağı ve satış şartnamesinin icra
dosyasından görülebileceği; gideri verildiği takdirde şartnamenin bir örneğinin isteyene gönderilebileceği;
fazla bilgi almak isteyenlerin yukarıda yazılı dosya numarasıyla dairemize başvurmaları ilan
olunur.26/11/2014
1. İhale Tarihi : 08/01/2015 günü, saat 10:10 -10:13 arası. \
2. İhale Tarihi : 29/01/2015 günü, saat 10:10 -10:13 arası. \
İhale Yeri : ANKARA ADLİYESİ 2 NOLU MEZAT SALONU
No Takdir Edilen Değeri TL. Adedi KDV Cinsi (Mahiyeti ve Önemli Nitelikleri)
1 90.000,00
1
%1
06TAS02 Plakalı, 2008 Model, BMW Marka, Rengi
Siyah, SAĞ ÖÖN KAPI KOLU KIRIK, ÖN TANPON
BOYASI DÖKÜLMÜŞ MUHTELİF YERLERİ ÇİZİK
DIŞARIDAN BAKILDIĞINDA DÖŞEMESİ SAĞLAM
Basın - 16112 (www.bik.gov.tr)
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
ANKARA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ
İMAR VE ŞEHİRCİLİK DAİRESİ BAŞKANLIĞINDAN
Çankaya İlçesi, Karakusunlar Mahallesi 27518 ada 1 sayılı parsele ilişkin, Ankara Büyükşehir Belediye
Meclisinin 09.10.2014 tarih ve 1739 sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği
Başkanlığımız ilan panosunda …/…/2014 tarihinden itibaren bir ay (30 gün) süreyle askıya çıkarılmıştır.
İlanen ilgililere duyurulur.
Basın - 15920 (www.bik.gov.tr)
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
ANKARA GÖLBAŞI BELEDİYE BAŞKANLIĞINDAN İLAN
TAŞINMAZ KİRAYA VERİLECEKTİR
Belediyemiz tasarrufundaki 2 (İki) adet taşınmazın 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 45.maddesi göre
açık teklif usulü ile 23.12.2014 Salı günü saat 14.00’de Belediyemiz hizmet binasında Encümen huzurunda
kira ihaleleri yapılacaktır. İhale ile ilgili şartnameler Belediyemiz Mali Hizmetler Müdürlüğünden 100.00.TL. (YüzTürkLirası) bedeli mukabilinde temin edilebilir.
KİRAYA VERİLECEK OLAN TAŞINMAZ MALLARIN NİTELİKLERİ
MEVKİİ
CİNSİ
ALANI MUHAMMEN
BEDELİ
1- Kızılcaşar Mah.119532 ada 3 nolu
Park Alanı 1590 m2 1.000,00 TL.(AYLIK)
parselin bitişiğindeki park alanı
2- G.O.Paşa Mah. Sahil yürüyüş yolu No:32 Büfe
12 m2
400,00 TL. (AYLIK)
GEÇİCİ
TEMİNAT
360,00 TL.
144,00 TL.
Basın - 16011 (www.bik.gov.tr)
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
dış dünya
8 Aralık 2014 Pazartesi
''Suriye Türkmenleri,
Türkiye'ye güveniyor''
Suriye Türkmenleri Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa, "Bizim, Türkiye'ye nazımız geçiyor, bir Türkiyemiz var. Biz, Türkiye'den bir çocuğun babasından istediği gibi
her şeyi isteriz. Çok zor bir dönemeçten geçiyoruz. Türkiye'nin bizi orada, kendi topraklarımızda ayakta tutacağına inanıyoruz. Bizim güvenli limanımız Türkiye'dir" dedi.
KIRŞEHİR - Mustafa, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Suriye
Türkmenleri Meclisi'nin kurulması aşamasında Türkiye'den üst düzey katılımlar olduğunu belirterek, "Genel kurullarımıza Sayın Cumhurbaşkanımız, Sayın
Başbakanımız, Sayın Dışişleri
Bakanımız katıldı ve her zaman bize
destek oldu. Tabii ki bu da
Türkmenlere güç verdi. Meclis, bir çatı
olarak Suriye Türkmenlerine bir hükmi
şahsiyet (tüzel kişilik) kazandırdı" diye
konuştu.
Mustafa, Suriye'deki geçici hükümette başbakan yardımcısı ve iki
bakanları bulunduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Suriye koalisyonunda söz sahibiyiz. İnşallah meclis kanalıyla da
Türkmenler, gelecek Suriye'nin inşasında söz sahibi olacak ve anayasadaki
haklarını yazdıracak. Suriye
Türkmenleri Meclisi'nin asıl görevi
budur. Bunu da çok kısa dönemde sağ
olsun Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin
destekleriyle de çok iyi şekilde gerçekleştirdi, bir çatı oldu. Tüm Türkmen
kuruluşlarını, siyasi ve sivil toplum
kuruluşlarını çatısı altında barındırdı.
İnşallah Türkmenleri daha iyi şekilde
temsil edeceğiz. Bu, bir günlük mesele
değildir, nesillerden nesillere gidecek
bir davadır. Meclis, inşallah bu davaya
sahip çıkacaktır ve Türkmenlerin rüya-
sını gerçekleştirecektir ama bunlar
uzun vadede olacak işlerdir. Kısa vadede Suriye'deki dinamikler günlük olarak
değişiyor. Sadece siyasi değil, insani
ve askeri boyutu da var. Suriye
Türkmenleri Meclisi de elinden geldiği
kadar bunların hepsine cevap vermeye
çalışıyor."
"Bizim, Türkiye'ye nazımız geçiyor,
bir Türkiyemiz var" ifadesini kullanan
Mustafa, "Biz, Türkiye'den bir çocuğun
babasından istediği gibi her şeyi isteriz. Çok zor bir dönemeçten geçiyoruz.
Türkiye'nin bizi orada, kendi topraklarımızda ayakta tutacağına inanıyoruz.
BM, Suriyeli
mülteciler için bağış
kampanyası başlattı
ANKARA - Birleşmiş Milletler (BM)
Dünya Gıda Programı (WFP), Suriyeli
mültecilere yapılan gıda yardımının
kesintisiz devam etmesi için dünya
genelinde,72 saatlik online yardım
kampanyası başlattı.
Dünya Gıda Programı'ndan yapılan açıklamada, WFP'nin kaynak
yetersizliği nedeniyle gıda yardımını
askıya almasının ardından gerekli 64
milyon doları bulmak ve yardımların
kesintisiz devam etmesi için 72 saatlik dünya genelinde online bir kampanya başlattıkları belirtildi.
Başlayan kampanyaya destek vermek isteyen dünya genelindeki yardımseverler bağışlarını "wfp.org/forsyrianrefugees" linkinden ve "wfp.org"
adresinden yapabiliyor. Açıklamada
ayrıca kampanyayı desteklemek isteyenlere, Twitter ve Facebook'taki profil fotoğraflarını, "Suriyeli sığınmacılar
için birer dolar" kampanyasını temsil
eden görsellerle değiştirmeleri teşvik
ediliyor. Kampanya için profil görselleri wfp.org/forsyrianrefugees adresinde bulunuyor.
WFP İcra Direktörü Ertharin
Cousin yardımseverlere çağrıda
bulundu ve küçük bağışların Suriyeli
mülteciler için çok önemli olduğunu
belirterek şöyle devam etti:
"1 dolar bile fark yaratabilir. Biz
diyoruz ki: Sizin için 1 dolar, onlar için
can simidi. Biliyoruz ki insanlar umursuyor, biz de Suriyelilerin ihtiyaç duyduğu bu küçük meblağı bağışlayarak
umursadıklarını göstermelerini istiyoruz. Gereken, 64 milyon kişiden sadece 1'er dolar."
Suriye acil durum operasyonları
için kaynak ihtiyacı içinde olan WFP,
1 Aralık Pazartesi Türkiye, Ürdün,
Lübnan ve Mısır'da yaşayan yaklaşık
1.7 milyon Suriyeliye yönelik uyguladığı gıda yardımını askıya almak
zorunda kaldığını açıklamıştı.
Bugüne kadar WFP Türkiye'deki
kamplarda yaşayan Suriyeli sığınmacılara gıda ihtiyaçlarını karşılamaları
için WFP/Kızılay e-gıda kartı vermiş
ve bu karta her bir aile üyesi için WFP
tarafından aylık 60 lira yüklenmişti.
WFP açıklamada ayrıca bu kartlar
olmadan birçok ailenin kış aylarının
da etkisiyle açlıkla karşı karşıya kalacağının altını çizdi. WFP, gerekli miktarın toplanması halinde aralık ayında
gıda yardımına vakit kaybetmeden
devam edeceğini de kaydetti. (AA)
Bizim güvenli limanımız Türkiye'dir,
Türkiye Cumhuriyeti'dir. Dolayısıyla her
zaman Türkiye Devleti'ne güvenmişizdir. Türkiye, büyük ve güçlü bir devlettir, Ortadoğu'da söz sahibidir ve
Suriye'nin geleceğinde de büyük söz
sahibi olacak ve burada da
Türkmenlere de öncülük, büyük rol
vereceğine inanıyoruz" diye konuştu.
"Türkiye'den talebimiz, eğit-donat
konusunda Türkmenlere öncelik tanınmasıdır"
Abdurrahman Mustafa, Eğit-Donat
Projesi'nin çok önemli olduğunu belirterek, "Türkiye'den talebimiz, eğitdonat konusunda Türkmenlere öncelik
tanınması, Türkmenlerin daha fazla
eğitilmesi ve bundan büyük şekilde
faydalanmasıdır" dedi.
Mustafa, şunları söyledi:
"Türk halkı, Türkmenlere her zaman
sahip çıkmaya mecbur, başka yapacak
bir şey yok. Her konuda desteklemeleri
gerekiyor çünkü orada kardeşleri var
olma mücadelesi veriyor, başka türlü
kendi imkanlarıyla hayatta kalmaları
mümkün değil. Orada büyük katliamlar
yaşandı ve yaşanacaktır. Aslında bütün
emeller, gizli ajandada Türkmen coğrafyasında oluyor, dolayısıyla bizim
geleceğimiz çok vahimdir. Bir dönüm
noktasındayız. Türkiye ve Türk halkının
Türkmenlere sahip çıkması lazım."
(AA)
IKBY'deki
Türkmen ve
Hristiyan
milletvekilleri,
Parlamento
toplantılarını
boykot etme
kararı aldı
ERBİL - Irak Kürt Bölgesel
Yönetimi'ndeki (IKBY) Türkmen ve
Hristiyan milletvekilleri, Parlamento
toplantılarını boykot etme kararı aldı.
Kürt bölgesini bağımsızlığa götürecek süreci yürüteceği ifade edilen
"Kürdistan Yüksek Seçim ve
Referandum Komisyonu"na Türkmen
ve Hristiyanlardan üye alınmaması
tepkilere neden oldu. Azınlık kotasının
uygulandığı 5'i Türkmen, 6'sı Hristiyan
11 milletvekili, bugün bir basın açıklaması yaparak IKBY Parlamentosu
toplantılarına katılmayacaklarını
duyurdu.
Irak Türkmen Cephesi (ITC)
Milletvekili Aydın Maruf, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kürdistan
Yüksek Seçim ve Referandum
Komisyonu'nun 9 üyesinin, 5 partiden
seçildiğini, Türkmen ve Hristiyanların
ise görmezden gelindiğini söyledi.
"Komisyona önerdikleri üyeler
kabul edilene kadar Türkmen ve
Hristiyan milletvekillerinin, Parlamento
oturumlarına katılmayacağını" belirten
Maruf, "Seçim komisyonu tasarısının
5. maddesinde 'üyelerin ikisi Türkmen
ve Hristiyanlardan' seçilecek deniliyor.
Ancak Kürdistan Demokrat Partisi
(KDP), Kürdistan Yurtseverler Birliği
(KYB), Goran Hareketi, İslami Birlik
(Yekgirtu) ve İslami Toplum Partisi
(Komela) bu maddeyi ihlal etti. Sayın
Mesut Barzani'den devreye girerek bu
yanlışı düzeltmesini istiyoruz" dedi.
Maruf, Kürt bölgesini bağımsızlığa
götürecek süreçten Türkmen ve
Hristiyanların dışlandığını, bunun öteden beri savunulan birlikte yaşama
kültürüyle de çeliştiğini kaydetti.
IKBY Başkanı Mesut Barzani'nin
talimatıyla kurulan komisyonda,
KDP'nin 3, KYB ve Goran'ın ikişer,
Yekgirtu ve Komela'nın ise birer üyesi
bulunuyor. (AA)
Avrupa’da
Filistin'in devlet
olarak tanınması
çabaları arttı
oyuyla kabul edilmiş, İspanya meclisinde ise tasarıya 319 evet 2 hayır
oyu çıkmıştı.
Sosyalist vekillerden sadece
Rene Roquet hariç herkesin evet
oyu kullandığı tasarı, radikal sol,
yeşiller ve komünistler tarafından
yüzde yüz desteklenirken sağ partilerden aynı desteği bulamadı.
Nicolas Sarkozy'nin başkanlığını
yaptığı Halk Hareketi Birliği'nden
(UMP), tasarıya 136 hayıra karşılık
sadece 9 evet oyu çıktı. UMP, söz
konusu tasarının hiçbir anlamı
olmadığını belirterek iktidar partisini
Müslümanların gözünü boyamaya
çalışmakla suçladı.
UMP'den Pierre Lellouche ise,
Fransız Anayasası'nın ne parlamentoya ne de senatoya Fransız
diplomasisini yeniden şekillendirme
hakkı tanımadığı açıklamasında
bulunarak, oylamanın hukuken de
sorunlu olduğunu belirtti.
Karara en sert tepki ise merkez
sağdan UDI Milletvekili İsrailli
Meyer Habib'den geldi. Habib,
"Hamas'ın IŞİD yada El Kaide'den
hiçbir farkı yok" ifadelerini kullanırken merkez sağdan başka bir isim
Gilbert Collard da Sosyalistleri
"teröristlere" yardım etmekle suçladı.
Fransız kamuoyu oylamanın
yansımalarını tartışırken
Ramallah'tan da teşekkür gecikmedi. Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ)
İcra Kurulu Üyesi Hanan Aşravi
yayımladığı açıklamada, Fransız
halkına teşekkürlerini iletirken
Fransız Hükümeti'ne de Filistin'in
resmen tanınması için gerekli adımları atmaya davet etti.
Aşravi, İsrail'in, Filistin topraklarındaki işgalini sonlandırmayı öngören BM Güvenlik Konseyi tasarısının da Filistin lehine oylanmasını
ümit ettiğini dile getirdi. Bu konuda
"iyimser" olduğunu ifade eden
Aşravi, "Fransa'nın bizim lehimize
oy kullanmasını bekliyoruz. Fransa
halihazırda bu konuyla ilgili
Almanya ve İngiltere'yi de iknaya
çalışıyor" yorumunda bulundu.
Fransa Meclisi'nde Filistin'in
devlet olarak tanınmasına ilişkin
kabul edilen karar tasarısının ardından, aynı konuya ilişkin bir başka
karar tasarısı 11 Aralık'ta Fransa
Senatosu'nda oylanacak. (AA)
PARİS - Avrupa'daki bazı ülkelerde Filistin'in devlet olarak tanınması konusundaki yasal faaliyetler
son dönemde hız kazandı.
İsveç'in Filistin'i devlet olarak
tanımasının ardından, İngiltere,
İspanya, İrlanda ve son olarak
Fransa'da parlamentolar Filistin'in
devlet olarak tanınması isteğiyle
hükümetlere çağrıda bulundu.
Fransa Meclisi'nde, İktidardaki
Sosyalist Parti milletvekillerinin
sunduğu "Filistin'in devlet olarak
tanınmasını" hükümetten talep
eden karar tasarısının kabul edilmesinin ardından karara tepkiler
gecikmedi.
İsrail'in Paris Büyükelçiliği yaptığı açıklamada, kararın, barış ihtimaline zarar vereceğini belirtirken
İsrail kanadından yapılan açıklamada da "bu tek taraflı kararın büyük
bir hata" olduğu yorumunda bulunuldu.
İsrail Başbakanı Benyamin
Netanyahu ise oylamadan önce
pazar günü bir televizyon kanalına
yaptığı açıklamada, Fransa'nın
sorumsuz hareket ettiğini iddia
ederek, bölgede barış sağlanmadan Filistin devletinin tanınmasının
endişe verici olduğunu dile getirmişti.
Fransa Meclisi'nde yapılan oylama sembolik olsa bile, sadece
siyasi kanadın değil birçok Yahudi
sivil toplum örgütünden eleştiri aldı.
Fransa'da Yahudilerin çatı kuruluşu
kabul edilen Fransa Yahudi
Kurumları Temsil Heyeti (CRIF)
Başkanı Roger Cukierman, temmuzda Fransa'nın birçok kentinde
yapılan Filistin'e destek gösterilerine dikkati çekerek, bir de bu kararın alınmasının Fransa'daki
Yahudiler arasında, "ülkede işler
bizim açımızdan iyi gitmiyor" imajını güçlendireceğini belirtti.
Mecliste fikir ayrılığı : Sol evet
derken sağ partiler karşı çıktı
Mecliste dün oylanan karar
tasarısı 339 evet oyu ile kabul edilmiş olsa bile uzmanlar, 151 hayır
oyuna dikkati çekiyor. Zira İsveç,
İspanya ve İngiltere'de Filistin'in bir
devlet olarak tanınmasına ilişkin
yapılan oylamalarda daha homojen
bir tablonun varlığına işaret ediliyor.
İngiltere'de yapılan oylama karar
274 evet oyuna karşı 12 hayır
BULMACANIN ÇÖZÜMÜ
1
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
2
3
4
5
6
7
8
9
10
12
haber
8 Aralık 2014 Pazartesi
Başbakan Ahmet
Davutoğlu ve Yunan
mevkidaşı Antonis
Samaras eşbaşkanlığında, Atina'da düzenlenen
Türkiye-Yunanistan
Yüksek Düzeyli İşbirliği
Konseyi (YDİK) 3.
Toplantısı'nın ardından
yayımlanan ortak bildiri
önemli işbirliği imkanlarını kapsıyor.
Türkiye-Yunanistan
‘işbirliği mutabakatı’
ATİNA - Türkiye ve Yunanistan hükümetleri
tarafından yayınlanan ortak bildiride, "İki taraf,
bölgesel barış, istikrar ve refahı daha da arttıracak ve bölgenin ekonomik büyümesini hızlandıracak, aralarındaki işbirliğinin yapısal
çerçevesi için karşılıklı saygı, güven, uluslararası hukuk ve iyi komşuluk ilişkilerinin temel
rolünü kabul etmektedir. Taraflar, iki ülke arasındaki ilişkileri daha da geliştirilmeye ve aralarındaki ilave işbirliği alanları açmaya kararlıdır"
ifadesine yer verildi. Başbakan Ahmet
Davutoğlu ve Yunan mevkidaşı Antonis
Samaras eşbaşkanlığında, iki ülkenin bakanlarının katılımıyla, Yunanistan'ın başkenti
Atina'da düzenlenen Türkiye-Yunanistan
Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi (YDİK) 3.
Toplantısı'nın ardından, ortak bildiri yayımladı.
İki liderin imzaladığı bildiride, Türkiye ve
Yunanistan ilişkilerinin daha da geliştirilmesi için
gerekli işbirliğinin yapılması konusunda kararlı
olunduğu vurgulanarak, şunlar kaydedildi: "İki
taraf, bölgesel barış, istikrar ve refahı daha da
arttıracak ve bölgenin ekonomik büyümesini
hızlandıracak, aralarındaki işbirliğinin yapısal
çerçevesi için karşılıklı saygı, güven, uluslararası hukuk ve iyi komşuluk ilişkilerinin temel
rolünü kabul etmektedir. Taraflar, iki ülke arasındaki ilişkileri daha da geliştirilmeye ve aralarındaki ilave işbirliği alanları açmaya kararlıdır.
Karşılıklı ticaret hacmindeki ve ekonomik işbirliğindeki artış ışığında, iki ülke ekonomik ve
ticari işbirliğini daha da güçlendirmek için
gerekli tedbirleri almak hususunda mutabık
kalmışlardır. Türkiye ve Yunanistan, enerji
alanında ve bilhassa doğalgaz boru hatları ve
elektrik enterkoneksiyon ağları konusunda ikili
ve bölgesel işbirliğini daha da geliştirilmeyi
hedeflemektedir. Doğalgazın taşınmasına ilişkin
olarak, Ekim 2007'den bu yana faal olan
Türkiye-Yunanistan enterkonektörü boru hat-
Yunanistan ile
yeni bir dönem
ATİNA - Başbakan Ahmet Davutoğlu, Kıbrıs
konusunda, müzakerelerin bir an önce başlamasını
arzu ettiklerini belirterek, "Çok pozitif görüşmeler
yaptık. Bu görüşmeler devam edecek" dedi.
Başbakan Davutoğlu, Türkiye-Yunanistan Yüksek
Düzeyli İşbirliği Konseyi (YDİK) Toplantısı'nın ardından Yunanistan Başbakanı Antonis Samaras ile
ortak basın toplantısı düzenledi.
Davutoğlu, toplantıda, Yunan mevkidaşı
Samaras'a misafirperverliği ve toplantılarda dostane
görüş alışverişi dolayısıyla teşekkür etti.
YDİK toplantısının, ilk defa Atina'da 2010'da ilan
edildiğinde bölgede ve dünyada takdir topladığını
ama birçok tarafın da bu duruma şaşırdığını anlatan
Davutoğlu, "Türkiye ile Yunanistan on yıllarca,
neredeyse birtakım gerilimler içinden geçmişken
yüksek düzeyli işbirliği konseyi gibi ortak kabine
toplantısı şeklinde bir araya gelmesi, iki halka da
Avrupa'ya da dünyaya da çok büyük bir mesajdı ve
örnek ilişki biçimiydi. Şimdiye kadar başarılı şekilde
geldik. Bundan sonra da bunu devam ettirmeye
kararlıyız" diye konuştu. Birlikte hareket etme
kabiliyetini artıran iki hususu vurgulayan Davutoğlu,
"Birincisi, artık arada psikolojik bir bariyer yok.
Bakan arkadaşlarımız konuşurken, acaba karşı taraf
nasıl anlar gibi kaygıyla konuşmuyorlar. Birbirlerine
sadece dilleriyle değil gönülleriyle hitap ediyor. Bu
çok önemli bir aşama" ifadesini kullandı.
"Türkiye ile Yunanistan arasında artık zihnimizdeki birtakım tabular, kalıplarla değil aksine zihnimizi
gönlümüzü en önemlisi de iki ülke arasındaki bütün
kapıları açarak yürümeye kararlıyız" diyen
Davutoğlu, şöyle devam etti: "İkinci pozitif unsur ise
tamamlayıcılık ilişkisinin görülmüş olması. Yani rekabet değil hangi konu açılırsa açılsın iki taraf da birbirini tamamlayan aktörler olarak olaya bakıyor.
Mesela ulaştırmayı dinledik biraz önce, ulaştırma
politikalarımız birbirini tamamlıyor. Ege'de deniz
ulaşımı, kara ulaşımı, hava ulaşımı birbirini tamamlayan unsurlar. İki ülke arasında, yine mesela
Çanakkale Köprüsü inşa ediyoruz. Muhtemelen
Midilli'den kuzey Yunanistan'a en kolay geçiş,
Çanakkale Köprüsü üzerinden sağlanacak. Karayolu
itibarıyla söylüyorum. Yine İstanbul ile Selanik
arasında hızlı tren inşa edildiği günü düşünün, iki
önemli tarihi şehir birbirine irtibatlanacak. Hava
ulaşımı, deniz ulaşımı, kara ulaşımında birbirini
tamamlayan bir döneme giriyoruz. Artık planlama
yaparken bu işbirliği konseyinde iki ülkenin
coğrafyasını bir bütünmüş gibi planlamak, iki
ülkenin çıkarına olacak bir ulaştırma stratejisi
geliştirme ihtiyacı var.”
tının teşkil ettiği başarılı emsal, içinde bulunduğumuz on yıllık sürenin bitiminden önce iki
ülke arasında daha yakın işbirliğinin yolunu
açmıştır. Şah Deniz Konsorsiyumu kararının da
teyit ettiği üzere, birbirine bağlanan TAP ve
TANAP, açık bir şekilde Hazar gazının Batı
Avrupa'ya (2020'den başlayarak) taşınması için
en düşük maliyetli rotayı oluşturmaktadır."
Turizm alanında işbirliğinin, her iki ülke için
büyük önem taşıdığı belirtilen bildiride, ortak
projeler üzerinde çalışılmasının ve önemli deniz
aşırı pazarların hedeflenmesinin güçlü bir şekilde teşvik edilmesi gerektiğine dikkat çekilerek,
şu ifadelere yer verildi: "Her iki ülke ayrıca,
basitleştirilmiş giriş uygulamaları altında belirli
Türk sahil bölgelerinden doğu Ege'deki yedi
Yunan adasına kısa süreli kalış öngören turist
ziyaretlerini kolaylaştırmayı amaçlayan TürkYunan Projesi'nin (1 Nisan 2014-31 Ekim 2014)
sonuçlarını memnuniyetle karşılamaktadır.”
Samaras iyimser
ATİNA - Yunanistan Başbakanı Antonis
Samaras, Türk ve Yunan hükümetlerinin
hedefinin iki ülke arasındaki işbirliğini
güçlendirerek bölgedeki istikrara katkı
sağlamak olduğunu söyledi.
Samaras, Atina'da düzenlenen TürkiyeYunanistan Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi
(YDİK) 3. Toplantısı'nın sonunda Başbakan
Ahmet Davutoğlu ile yaptığı ortak basın
toplantısında konuştu.
Konseyin amacının iki ülke arasındaki
politikaların uygulanması olduğunu ifade
eden Samaras, bu politikaların aslında her
iki ülke halklarının günlük yaşamıyla ilgili
önemli konular olduğunu belirtti.
Samaras, iki ülke ilişkilerinde özlü farklılıklar içeren meseleler bulunduğunu ancak
bunun bilindiğini ve tarafların kabul ettiğini
ifade etti. Samaras, "Hedefimiz karşılıklı
saygı çerçevesinde işbirliğimizi
güçlendirerek bölgedeki istikrara katkı
sağlamak. Bunun için temel koşul karşılıklı
saygı, uluslararası saygı ve milli egemenliğin
korunmasıdır" dedi.
Türkiye'nin AB perspektifine değinen
Samaras, Yunanistan'ın bu konuda
Türkiye'yi desteklemeyi sürdüreceğini söyledi. Bu konuda Başbakan AhmetDavutoğlu
ile özlü bir görüşme yaptığını dile getiren
Samaras, "Komşumuzun kriterleri yerine
getirerek Avrupa ailesine katılmasının yararlı
olacağını düşünüyoruz. Türkiye AB üyesi
olmakla büyük faydalar elde edeceğinden
emin olmalı" diye konuştu.
Yunanistan Başbakanı Samaras, Kıbrıs
konusuyla ilgili olarak da Rum yönetim lideri
Nikos Anastasiadis'in müzakereleri askıya
alma kararını anlayışla karşıladığını belirtti
ancak sorunun en kısa zamanda çözüleceği
yönündeki inancını dile getirerek, "Bunu çok
önemli buluyoruz" ifadesini kullandı.
YDİK çerçevesinde gerçekleştirilen TürkYunan İş Forumu'na da değinen Samaras,
Türk ve Yunan iş adamlarının aralarındaki
işbirliğini geliştirmeye yönelik çalışmalarının
YDİK aracılığıyla amaçlanan yakınlaşmaya
katkı sağladığını kaydetti. (AA)
[email protected]
DEMOKRASİ TRAMVAYINDA TÜRKİYE
Türkiye’de siyasetçiler, iş adamları, sanatçılar, gazeteciler,
akademisyenler, işçiler, esnaflar, köylüler, memurlar, din
adamları, ateistler, deistler neleri konuşuyor neleri tartışıyor?
Demokrasilerde; ayrıcalıklı kişi, sınıf, zümre yoktur.
Kanun önünde herkes eşittir.
Demokrasilerde, hukuk devletinde; suç işleyen milletvekilinin dokunulmazlığı yoktur. Dokunulmazlık kürsü dokunulmazlığıdır. Yani sadece meclis kürsüsündeki konuşmalarından dokunulmazdır.
Hırsızlık, terör örgüt üyeliği, kalpazanlık, rüşvet, zimmet,
görevi kötüye kullanma gibi suçlardan yargılananlara
dokunulmazlık, çağdaş demokratik sistemlerde sözkonusu
değildir.
Siyasetçi, sandıkta halka hesap verir düşüncesi, sadece
Türkiye’ye özgü yaklaşımdır.
Demokrasilerde; cumhurbaşkanı da, başbakan da, bakan
da milletvekili de yargılanır.
Dünya’da Demokrasi İndeksinde araştırmaya göre 167
ülke, yönetildikleri siyasi rejim dikkate alınarak dört gruba
ayrılmış.
1) Tam demokrasiler...
2) Kusurlu demokrasiler...
3) Hibrit- Karma rejimler...
4) Otoriter rejimler...
Türkiye; Nikaragua, Tanzanya, Filistin, Uganda, Sierra
Leone, Pakistan, Haiti gibi ülkelerle birlikte, Hibrit-Karma
rejimler grubunda yer bulabilmiş!
Hibrit-karma rejim yani Demokrasiyle yönetiliyormuş
gibi görünen baskıcı rejim.
Bu tablo; Türkiye’nin yerini gösteriyor.
Gerçek demokrasi sınıflandırmada;
Bölünme özgürlükleri yok,
Devletin kurumlarını altüst etmek yok.
Yürütme; yasamaya ve yargıya hiçbir şekilde müdahale
etmez.
Protesto hakkına, yaşama hakkı kadar önem verilir.
Halkın yönetime katılım durumuna,
Kadın-erkek eşitliğine,
Basın ve ifade özgürlüğünün olup olmadığına,
Siyasi partiler arasındaki fırsat eşitliğine,
Demokrasi kültürünün yerleşip yerleşmediğine,
Sivil toplum örgütlerinin gücüne bakılır.
Türkiye; Okuma kültürünün gelişmediği, seçilmişlerin,
bürokratların, iş adamlarının yargısal bağışıklığa sahip
olduğu bir ülkedir.
Özgürlük, insan hakları gibi demokrasi de; yozlaştırılmaya, suistimal edilmeye uygun kavramdır.
Oy'la gelenler; demokrasiyi, amaçlarına varmak üzere
bırakıp otokrasiye bir nevi kişisel monarşiye veya plütokrasiye tek kişi yönetimine dönüştürebilirler.
Toplumun suç işleme özgürlüğü yok ama toplumu
yönetenlerin ve milletvekillerinin suç işleme özgürlüğü var
diyen bir rejimin, demokratik rejim olduğundan bahsedilemez.
Anayasayı yasaları kendi amaçları için kullanan siyasetçilerin ayrıcalıklı olduğu rejim Demokratik rejim değildir.
Demokratik rejim; kuvvetler ayrılığına dayalı bağımsız
yargının varlığı ile sağlıklı işler.
Herkesin eşit olmadığı, kişi sınıf ve zümrenin ayrıcalıklı
olduğu bir rejim; sömürünün despotizmin egemen olduğu
rejimdir.
Ayrıcalıklı dokunulmaz kişiler toplumların kan emici
mikroplarıdır.
Diktatörlüklerde; halk doğruları lidere söylemekten
korkar.
Demokrasilerde ise; liderler doğruları halka söylemekten
korkar.
Türkiye; kurum ve kurallarıyla işleyen Demokratik bir
rejime kavuşmalıdır.
Türkiye; hukuk devleti olmalıdır.
Ayrıcalıkların olmadığı, kanun önünde herkesin eşit
olduğu, bağımsız yargının sıradan vatandaşın güvencesi
olduğu hukuk devleti işlerlik kazanmalıdır.
Aydınlar; halkı bilinçlendirmelidir. Halkın sağduyusunun
sesi yükseltilmelidir.
Günün Sözü: Mikrop gibi sinsice kavramları
tersyüz edenlere aldanma.
Kılıçdaroğlu,
eğitimin ‘Şûra’sına
farklı bakıyor
Sanatçılara, ‘cesur yürek olun’ çağrısı
İSTANBUL - Cumhurbaşkanı Recep
Tayyip Erdoğan, sanatçılara seslenerek,
"Cesur olun. Mahalle baskısına, dayatmalara, tekellerin tuzaklarına karşı cesur
olun. Hiçbir sanatçımızın tahkir edilmesine,
linç edilmesine, dışlanmasına asla izin vermeyecek, hakkın, hakikatin ve onların
yanında dimdik durmayı sürdüreceğiz"
dedi.
Erdoğan, Çırağan Sarayı'nda düzenlenen Anadolu Aslanları İş Adamları
Derneğinin (ASKON) 9. Olağan Genel
Kurulu'nda yaptığı konuşmada, çarşamba
günü Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda
Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük
Ödülleri'ni verdiklerini ve yaklaşık 500 kişiyi
ağırladıklarını hatırlattı.
Yeni yılda Türkiye'deki tüm muhtarları,
Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na binli, 2 binli
gruplar halinde davet
edeceklerini bildiren
Erdoğan, "Cumhurun
temsilcileri olan
muhtarlarımız, kendi
sarayını gelsin
görsün. Burası milletin sarayı ya benim
sarayım değil. Burası
bana ait bir saray
değil, millete ait bir
saray" dedi.
Erdoğan, "milletin
ARA-SIRA
Nurullah AYDIN
sarayı"nın hazmedilemediğini dile getirerek,
konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Birisi çıkıyor 1 milyar dolardan
bahsediyor, birisi kalkıyor daha farklı bir şey
söylüyor. Şimdi başka hesaplar yapmışlar,
'Bunlara koltukların hesabı dahil değil, bir
de koltukların hesabı var' filan falan...
Buckingham Sarayı, restorasyona girdi,
sadece restorasyon. Rakam ne biliyor
musunuz? 5 milyar pound. Demek ki yaklaşık 7-8 milyar dolar. Bu sarayların sayısı
belli mi orada? Buna benzer ne saraylar var.
Geçenlerde Türkmenistan'daydık.
Türkmenistan, bu noktada Astana yüzlercesiyle bunların dolu. Bunlar, hakikaten
Türkiye'nin büyümesinin düşmanı. Bunlar,
şu birinci köprüye karşı değil miydi? Bunlar
Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'ne karşı değil
miydi? Bunlar Yavuz Sultan Selim
Köprüsü'ne de karşı
çıkmadılar mı? Bunlar,
Marmaray'a karşı çıkmadılar mı? Nasıl
olduysa kendileri kullanmadılar henüz
Marmaray'ı ama
cumhurbaşkanı adayları kullandı. Bunların
yapısı bu. İsteseler de
istemeseler de biz
Türkiye'yi büyütmeye
devam edeceğiz."
ANKARA CHP Genel
Başkanı Kemal
Kılıçdaroğlu, "Adı
Milli Eğitim Şurası
olmakla beraber
bu milli bir şura
değil, gayrı milli bir
şura. Türkiye'nin
geleceğini düşünmeyen, bilimsel
yayınları kısıtlayan,
çocukların fizik,
matematik, kimya gibi fen dersleri öğrenmesini
engelleyen, toplumu geriye götüren bir şura, bu Şura.
O nedenle bu Şura'ya Milli Eğitim Şurası demek doğru
değil. Gayrı milli bir şura var" dedi.
Yenimahalle Nazım Hikmet Kültür Merkezi'nde
Güçlü Çiftçi Güçlü Türkiye Toplantısı'na katılan
Kılıçdaroğlu, basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan'ın, beşinci gemisini
denize indirdiği" yönündeki haberlerin hatırlatılması
üzerine Kılıçdaroğlu, "Hayırlı olsun. Kimin parasıyla
aldığını biz gayet iyi biliyoruz. Beşinci, altıncı, yedinci
gemilerini alacaklar. Benim derdim o değil, benim
derdim Ermenek'teki Recep usta" ifadesini kullandı.
Milli Eğitim Şurası kararlarına ilişkin bir soru üzerine
Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: "Adı Milli Eğitim Şurası
olmakla beraber bu milli bir şura değil, gayrı milli bir
şura. Türkiye'nin geleceğini düşünmeyen, bilimsel
yayınları kısıtlayan, çocuklara fizik, matematik, kimya
gibi fen dersleri öğrenmesini engelleyen, toplumu
geriye götüren bir şura, bu Şura. O nedenle bu Şura'ya
Milli Eğitim Şurası demek doğru değil. Gayrı milli bir
şura var. Bu Şura'nın kararlarının da büyük ölçüde
uygulama olanağı bulacağını sanmıyorum.”
TURİZM
8 Aralık 2014 Pazartesi
13
“Çingene Kızı” rekor kırdı
Kaçırılan
eserler anavatanına
dönüyor
ISSN 1308-7622
ANKARA - Kültür ve Turizm Bakanlığı,
Başbakanlık ve Dışişleri Bakanlığının sürdürdüğü
temaslarla 11 yılda, 4 bin 159 tarihi eseri
Türkiye'ye getirdi.
AA muhbirinin, Kültür Varlıkları ve Müzeler
Genel Müdürlüğünden aldığı bilgiye göre, Kültür
ve Turizm Bakanlığı, 2014'te de 16 tarihi eseri
geri aldı.
Geçen yıl Kanatlı Denizatı Broşu ve Osmanlı
mezar taşları gibi 30 eseri daha topraklarına
kavuşturan Bakanlık, bu yıl da ABD'den 10
mezar taşı ve adak steli ile bağış yoluyla iadesi
sağlanan 4 amfora, 1 at koşum takımına ait tunç
gem ve Avustralya'dan iadesi sağlanan Yortan
Kabını Anadolu topraklarına kavuşturdu.
Öte yandan Bakanlık, yasa dışı yollarla yurtdışına çıkarıldığını tespit ettiği eserleri ait olduğu
topraklara kavuşturabilmek ve insanlığın ortak
mirasına sahip çıkmak amacıyla Almanya, ABD,
İtalya, Fransa, Danimarka, Bulgaristan, İsviçre,
İskoçya ve İngiltere'de bulunan tarihi eserlerle
ilgili iade çalışmalarını da gerek hukuki gerekse
diplomatik yollarla sürdürüyor.
İlk olarak 1980'lerde başlaya çalışmalar
çerçevesinde 1998-1999 yıllarında ABD,
Almanya, İngiltere ve Danimarka'dan aralarında
Atatürk'ün gümüş sigara tabakası, Herakles
Lahdine ait Henkel koleksiyonunda bulunan
eserler, Manş Denizi batığındaki eserler ve Divriği
Ulu Camisi'ne ait ahşap panoların da bulunduğu
eserler geri alındı. Temasların çoğalmasıyla Türk
müzelerindeki yerine kavuşan eserlerin sayısı da
hızla arttı. Topkapı Sarayı Müzesi'nden çalınan
Kur'an-ı Kerim'in de yer aldığı 473 eser 20002001'de, 2. Abdülhamit'e ait eşyalar, Bronz
Dionysos Heykeli, Münih'te iade edilen sikkeler,
Nürnberg'de ele geçirilen mermer stel parçalar
ve zırhlı imparator heykelinin başı gibi nadide
parçaların da bulunduğu 765 eserin ise 20022007'de iadesi sağlandı. Türkiye, 2003'ten bu
yana ABD, İngiltere, Almanya, Avusturya,
Avustralya, Birleşik Arap Emirlikleri, Fransa,
Hırvatistan, İsviçre, Bulgaristan ve Sırbistan gibi
ülkelerde bulunan 4 bin 159 eseri geri aldı.
Rakamlara bakıldığında ise 2003-2014 arasında
Sırbistan'dan bin 865, Almanya'dan bin 241,
İsviçre'den 397, Avusturya'dan 320,
Hırvatistan'dan 133, İngiltere'den 59, ABD'den
57, Birleşik Arap Emirlikleri'nden 23,
Avustralya'dan 24, Bulgaristan'dan 20 ve
Fransa'dan 18 eser yurda döndürüldü. İadesi
sağlanan eserlerden bazıları şunlar: "Aphrodisias
Eserleri, tunç vazo, Herakles Lahdine ait parçalar,
Boğazköy tabletleri ve sfenks, Roma ve Bizans
sikkeleri, Bursa Osmanlı Evi Müzesi'nden çalınan
şamdanlar, Geç Osmanlı Dönemi Etnoğrafik eser
koleksiyonu, bronz vazo, Elmalı sikkeleri, Lidya
eserleri, Girlandlı Lahit, Marsyas Heykeli,
Aphrodisias Friz Bloğu, Gemici Feneri,
Aphrodisias Örenyeri'nden çalınan Meleager
Başı, İzmir Birgi Aydınoğlu Mehmet Bey
Camisi'nden çalınan minber kapısı, Erdek
Açıkhava Müzesi'nden çalınan Torso.
Yıl: 44
Sayı: 15042
8 Aralık 2014
Pazartesi
GÜNLÜK SİYASİ GAZETE
Yayın Sahibi
İmaj İç ve Dış Tic. A.Ş.
Genel Yayın Yönetmeni
Ahmet TEKEŞ
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Abdülmecit KOYUNSAĞAN
Haber Koordinatörü
Dursun ERKILIÇ
Yazı İşleri Müdürü
Ayşegül BALDEMİR
İstihbarat Şefleri
Şenol GÜNÜÇ - Kenan ERGEN
Görsel Yönetmen
Şebnem ÜNAL
Sayfa Editörleri
Hakkı Murat SÖBÜTAY - Emine ÖZCAN
İnternet Editörü
Alparslan OĞUZ
Haber Merkezi
İsmail YILDIZ, Mihriban DEMİREL, Ayşenur GÜRER, Tülay CANPOLAT,
Gazi BOZKURT, Burcu KERİM, Betül SÜSLEN
İdari Merkez
Macun Mah. 195. Cadde No: 2 Yenimahalle/ANKARA
Yazı İşleri Tel: 397 91 40 (PBX) Fax: 397 41 54
[email protected]
Yayın Sahibi
Temsilcisi:
Yiğit YİĞİT
İstanbul Temsilciliği
Ankara Temsilciliği
Tevfik Bey Mah. Tahsin Tekoğlu Cad.
Rüzgarlı Cd. Plevne Sk. No: 14
No: 2 K.1 Sefaköy/Küçükçekmece/İSTANBUL
Ulus/ANKARA
Tel: (0212) 540 40 45
Tel: (0312) 310 35 53
Dağıtım: TURKUVAZ DAĞITIM SAN. VE TİC. A.Ş.
Yayın Türü: Yaygın Süreli (Pazar hariç)
Basıldığı Yer:
Dorukkaya Mat. Yay. Rek. Mağ. Enerji ve İnş. A.Ş. - İstanbul Yolu
6. km Macun Mh. 3. Cd. No: 2/1 Yenimahalle/ANKARA Tel: 397 11 97
Resmi ilanlarımızı internet sitemizden de görebilirsiniz.
www.yedigungazetesi.com.tr
Sözleşmesiz yazarlara ücret ödenmez
YediGün Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir
GAZİANTEP - "Dünyanın en büyük
mozaik müzesi" unvanını Tunus Bardo
Müzesi'nden devralan ve saç örgüleri,
çıkık elmacık kemikleri nedeniyle
"Çingene kızı" diye adlandırılan mozaiğin de sergilendiği Zeugma Mozaik
Müzesi, açıldığı günden bu yana 600
bini aşkın kişi tarafından gezildi.
AA muhabirinin derlediği bilgiye
göre, resmi açılışı 9 Eylül 2011'de
gerçekleştirilen 25 bini kapalı olmak
üzere 30 bin metrekarelik alanda kurulu
Zeugma Mozaik Müzesi, kente gelen
yerli ve yabancı turistin hemen hemen
hepsinin uğrak mekanı haline geldi.
Önceki yıl "Cumhurbaşkanlığı Kültür
ve Sanat Büyük Ödülü"ne layık görülen
müzede Çingene Kızı, Mars heykeli,
Roma dönemine ait çeşmeler ve Fırat
Nehri kenarındaki villalarda bulunan
mozaikler sergileniyor.
Kısa sürede kentin simgesi haline
gelen müzenin ziyaretçi sayısı da her
geçen gün artıyor.
Açıldığı günden beri ağırladığı
ziyaretçi sayısı 610 bine ulaşan müze,
179 bin 193 kişiyle en çok geçen yıl
ziyaret edildi. Bu yıl geride kalan 11
ayda ise 198 bin 317 kişinin uğradığı
müze, şimdiden en çok ziyaretçi sayısına ulaştı. (AA)
İstanbul da Şeb-i Arus'a hazırlanıyor
Yaşamını "Hamdım, piştim, yandım", ilahi aşk yolculuğunu
"Gel ne olursan ol yine gel" sözleriyle özetleyen tasavvuf
felsefesinin büyük alimi Mevlana Celaleddin-i Rumi, "düğün
gecesi" olarak adlandırdığı ölümünün 741. yılında İstanbul'da
da anılacak. Bu yıl 13 Aralık'ta Sinan Erdem Spor Salonu'nun
ev sahipliğinde ilk kez Avrupa yakasına taşınan Şeb-i Arus
törenini, 15 bin kişinin izlemesi bekleniyor.
Turizmin kalbi İzmir'de atıyor
İZMİR - Türkiye Seyahat Acenteleri
Birliği (TÜRSAB) Başkanı Başaran
Ulusoy, Türkiye'nin her yıl 8,5 milyon
vatandaşını yurt dışına tatile gönderen bir
ülke olduğuna dikkati çekerek "artık vize
uygulanacak bir ülke olmadıklarını,
AB'nin bu müşterisine iyi bakması ve
vize duvarlarını kaldırması gerektiğini"
söyledi.
Türkiye'nin en büyük turizm fuarlarından Travel Turkey İzmir Fuarı, İzmir
Uluslararası Fuar Alanı'nda 8'inci kez
kapılarını açtı. İtalya ve Adıyaman'ın partner olduğu fuarın açılış töreninde
konuşan TÜRSAB Başkanı Başaran
Ulusoy, geçen yıl 22 ülke 867 firma ve 26
bin 500 ziyaretçisi olan fuara bu yıl 30
ülkeden 900'e yakın firmanın geldiğini,
ziyaretçi sayısının da 30 bini aşacağını
tahmin ettiklerini belirtti.
Türkiye'nin 42 milyonu ağırlayan, 15
milyonluk iç turizm hareketliliğine sahip
olan ve bunun da 8,5 milyonunu yurt
dışına tatile gönderen bir ülke olduğuna
dikkati çeken Ulusoy, "Türkiye artık müşteri bir ülke. Dost ülkelerin vizelerde
çıkardığı zorluğu anlamakta zorluk çekiyorum. Dost ülkelere sesleniyorum,
Türkiye artık vize konacak bir ülke değil
iyi bir müşteri. Müşterilerinize iyi bakın.
Bize zorluk çıkarmayın, vize duvarlarını
kaldırın. Yoksa gün gelir biz de size vize
koyarız" dedi. Ulusoy, Türkiye'nin dış turizmde vize kolaylığı sağlaması nedeniyle
Yunanistan ve İtalya'yı tercih ettiğini de
vurguladı. (AA)
İSTANBUL - Kültür ve Turizm
Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir
Belediyesi'nin katkılarıyla
AdStation tarafından organize
edilen tören, Konya dışındaki tek
Şeb-i Arus töreni olma özelliği
taşıyor.
Bu yıl 13 Aralık Cumartesi
akşamı Ataköy'deki Sinan Erdem
Spor Salonu'nda kutlanacak
gecede, Yavuz Bingöl, Mustafa
Ceceli, Alişan, Yusuf Güney ve
Sami Özer semazen gösterilerine
ilahilerle eşlik edecek. Taşkın
Sabah'ın orkestrasıyla katılacağı
gecenin sunuculuğunu Ertem
Şener yapacak. Gecede,
Mevlana'nın "Etme" şiirini ise
Yavuz Bingöl okuyacak.
AdStation Yönetim Kurulu
Başkanı Muhittin Palazoğlu, AA
muhabirine yaptığı açıklamada,
Mevlana'ya gösterilen yoğun ilgi
dolayısıyla Konya'nın yanında
artık İstanbul'da da tören düzenlendiğini söyledi.
Konya'daki etkinliğin sınırlı
olduğunu, biletlerin hızla tükendiğini vurgulayan Palazoğlu,
"Bu işin başkenti Konya. Yoğun
ilgi var. Biletler tükendiği için
insanlar yeteri kadar faydalanamıyor. Mevlana zaten
Konya'ya değil, dünyaya mal
olmuş bir şahsiyet. Konya'ya
alternatif İstanbul'da düzenlediğimiz Mevlana'yı anma etkinliğine de yurt içi ve dışından
yoğun ilgi var" dedi.
Konya ile rekabet halinde
olmadıklarını vurgulayan
Palazoğlu, Konya'daki etkinliğin
biletleri tükendikten sonra
İstanbul'daki gecenin biletlerinin
satışa sunulduğunu belirtti.
Organizasyonun manevi
olarak kendilerini tatmin ettiğini
belirten Palazoğlu, etkinlikten
elde edilen gelirin de hayır kuruluşlarına verileceğini anlattı.
İstanbul'daki Şeb-i Arus
törenini her yıl daha da geliştirerek büyüttüklerini ifade eden
Palazoğlu, "Töreni, günün atmosferine uygun yapmaya çalışıyoruz. Bu yıl her sanatçı ilahi
okuyacak. Sanatçılar ücret almıyor. Bu gece için özel olarak
çalışıyorlar. İlahi söylemek için
onlar da emek veriyor" diye
konuştu.
Palazoğlu, bu yıl ki törenlere
yurt içi ve dışından yoğun talep
olduğunu vurgulayarak, şu bilgileri verdi:
"TÜRSAB'a üye acenteler, bu
organizasyon için yüzde 20
indirim imkanı sağlıyor.
İstanbul'daki Şeb-i Arus
töreninde, 7 tır ekipman, 500 kişilik ekip, 500 metre truss, 350 ışık
robotu, alan içi görüntü yansıtma
sistemi, 105 metre led ekrandan
oluşan teknik ekipman kullanılacak. Zemini semazenlerin rahat
dönebilmesi için özel olarak
yeniden döşeniyor. Ses ve ışık
sistemi ona göre yapılıyor. Sinan
Erdem Spor Salonu'nda,
İstanbul'un o eşsiz silueti bir tennurenin eteğinde gökyüzüyle
buluşacak." (AA)
Ziya Doğan 3 yıl sonra ilk resmi maçına çıkıyor
8 Aralık 2014 Pazartesi
ORDU - Orduspor Teknik
Direktörü Ziya Doğan yaklaşık
3 yıl sonra ilk resmi maçına
çıkıyor.
Teknik direktörlük kariyerine
1999 yılında Adanasporla başlayan Ziya Doğan, aradan
geçen yıllarda İstanbulspor,
Konyaspor, Malatyaspor,
Trabzonspor, Gençlerbiliği,
Malatyaspor, Diyarbakırspor,
Konyaspor ve Ankragücü'nde
görev yaptı.
Beşiktaş, İstanbulspor ve
Bakırköyspor'da da yardımcı
antrenörlük görevlerinde bulunan Doğan, en son çalıştırdığı
Ankargücü'nden 2011 yılında
istifa etmişti.
İstifasının ardından ardından yaklaşık 3 yıl boyunca
takım çalıştırmayan Doğan,
geçen hafta Ordusporla anlaşarak teknik direktörlük kariyerine bu takımla devam etti.
Ziya Doğan bu sezon
Orduspor'un 5. teknik direktörü
olmuştu. (AA)
Güneş, Türk futbolunun
geleceğinden endişeli
IFFHS'den
Cristiano
Ronaldo'ya ödül
BURSA - Bursaspor Teknik Direktörü Şenol
Güneş, "Şu anda bir kriz var. Böyle olursa, bu
gidişle Türkiye'de 5-10 yıl sonra Türk futbolu olmayacak" dedi. Güneş, Özlüce Tesisleri'nde düzenlenen basın toplantısında, Spor Toto Süper Lig'in
güçlü takımlarından Kasımpaşa ile iç sahada zorlu
bir müsabaka oynayacaklarını söyledi.
Ethem Ercan Pülgir ve Samuel Holmen'in hafif
sakatlıkları bulunmasına karşın kadro olarak bu
maça eksiksiz çıkacaklarını öngördüğünü anlatan
Güneş, "Kasımpaşa, herkesin kabul ettiği gibi iyi
oyunculardan kurulu, modern futbolun güzel taraflarını sahaya yansıtan bir ekip. Biz de iyi bir takımız. İki iyi takımın güzel futbolunu bekliyorum.
İnşallah öyle olur" diye konuştu.
Güneş, karşılaşmayı kazanmaya gereksinim
duyduklarını anlattı. Ligde, şu an için puan bakımından daha yukarıda olmaları gerektiğini vurgulayan Güneş, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Yeni bir puan kaybı istemiyoruz. Bu yüzden
kazanma hırsımızı biraz daha yukarı çıkarmak
durumundayız. İnşallah hem iyi bir oyun hem iyi bir
sonuçla bu maçtan ayrılırız. Kasımpaşa'nın hocasını da iyi tanıyorum. İyi bir insan, iyi bir hoca.
Camia olarak da şirket, kulübü iyi yerleştirdi. Her
şey güzel ama sayısal olarak taraftarları yok.
Bizimle karşılaştırınca bizde bütün bunların hepsi
var ama elimizde tutamıyoruz şu an. Şampiyonluk
yaşamış büyük bir kent takımıyız, diğerleri gibi
semt takımı değiliz. Büyük bir kentin hatta bölgenin
takımıyız." Son dönemde yeşil-beyazlı kulübe verilen cezalara tepki gösteren Güneş, hem kendilerinden hem de dışarıdan kaynaklanan nedenlerle
taraftarları stada zorla getirdiklerini belirtti. Güneş,
şunları kaydetti: "Bunu nasıl çözeceğiz bilmiyoruz.
Bu sadece teknik adam, oyuncular ve medyanın
görevi değil. Asıl bu futbolun patronlarının, tepede
olan insanların işi. Futbolda çözüme ulaşmak için
yönetmelik, kanun çıkarmak önemli ama ondan
daha çok, ilgili kişi ve kurumlarla diyalog kurarak
çözüm aramaktır. Türk futbolunda seyirciyle ilgili
hiçbir çalışma yapıldığını düşünmüyorum. Sadece
kurallar çıkarılıp cezalar uygulanıyor; o da ceza
suçu yapana değil, yapmayana... Tıpkı bu ülkede
bazı yerlerde olduğu gibi suçu yapana değil herkese ceza veriyoruz. Zaman zaman futbol sahasına
gelip izlemeye çalışan engelli arkadaşlarımız,
bayanlarımız, futbolu seven çok masum taraftarlarımızın da mağdur olduğu dönemi yaşıyoruz.
Teknolojinin bu kadar hızlı büyüdüğü bir dönemde
3-5 kişinin suç yaptığını düşünüyorsanız, kaldı ki o
suç da tartışılır, cezaların adaletli olduğunu düşünmüyorum. Suçu yapan kişi kimse, kimlerse cezayı
ona verin. Kapanan tribünler için taraftar yeniden
Passolig alıp mı girecek? Nasıl olacak, bunu
merak ediyorum. Tamam tribünler boş ama o
Passolig alan kişilerin günahı neydi? Küfürse, şiddetse kesinlikle ceza verilsin, acınmasın hatta
küme düşürelim takımları, kapatalım o kulüpleri,
bunu kabul ediyorum.” (AA)
ANKARA - Real Madrid'in Portekizli yıldız futbolcusu Cristiano Ronaldo,
Uluslararası Futbol Tarihi ve İstatistikleri
Federasyonu'nun (IFFHS) geçen yılın "Gol
kralı" ödülünü aldı.
Sosyal paylaşım sitesi Instagram hesabından ödüllü fotoğrafını paylaşan Ronaldo,
"IFFHS tarafından 2013'ün en fazla gol atan
oyuncusu ödülünü almaktan gurur duydum.
Herkese teşekkürler" ifadelerini kullandı.
Ronaldo, Real Madrid ve Portekiz Milli
Takımı ile oynadığı maçlarda 69 gole imza
atmıştı. Bu gollerin 15'ini UEFA Şampiyonlar
Ligi'nde atan Portekizli yıldız, takımının
"Devler Ligi" ve İspanya Kral Kupası'nı kaldırmasında önemli rol üstlenmişti.
Mersin İdmanyurdu'nda herkes golcü
Spor Toto Süper Lig'de geride kalan 11 haftada aldığı sonuçlarla zirve yarışına ortak olan Mersin
İdmanyurdu'nda atılan 18 golün altında, aralarında defans oyuncularının da olduğu 8 ismin imzası bulunuyor.
Anadolu
Efes'ten rekor
MERSİN - AA muhabirinin derlediği bilgilere
göre, 1 yıllık aranın ardından Süper Lig'e dönen
Mersin ekibi, ilk 11 haftalık performansıyla dikkat
çekiyor.
İlk haftada Beşiktaş maçının ardından evinde
oynadığı 5 maçta da puan kaybetmeyen kırmızılacivertliler, gol yollarındaki etkinliğiyle de öne
çıktı.
Mersin temsilcisi, 11 maçın ikisinde gol bulamazken, fileleri 18 kez havalandırarak
Trabzonspor'dan sonra Kasımpaşa'yla en çok
gol atan ikinci takım oldu.
Mersin İdmanyurdu'nun gollerine, defans ve
orta saha oyuncuları da katkı sağladı.
Defans oyuncuları Servet Çetin 2, Efe
Özarslan ile Sadiku'nun 1'er gol bulduğu güney
ekibinde, orta sahada görev yapan Oktay
Delibalta ile forvet Sinan Kaloğlu ise 4 kez meşin
yuvarlığı ağlara gönderdi. Welliton ve Tita 2,
Nakoulma ise 1 kez gol sevinci yaşadı. Kırmızılacivertliler, Eskişehirspor maçında ise rakibin
kendi kalesine attığı 1 golü hanesine yazdırdı.
Mersin İdmanyurdu Teknik Direktörü Rıza
Çalımbay, gollerin farklı oyuncular tarafından atılmasının kendisini mutlu ettiğini belirterek, özellikle ikinci yarıda oyuna girenlerin sağladığı katkıdan memnun olduğunu söyledi.
(AA)
İSTANBUL - Basketbol THY Avrupa Ligi A
Grubu'ndaki 8. hafta maçında deplasmanda
Litvanya'nın Zalgiris Kaunas takımını 66-57 yenerek Top 16'ya yükselmeyi garantileyen Anadolu
Efes, bu maçta "ilk çeyrekte en az sayı yeme"
rekorunu kırdı.
Lacivert-beyazlılar, Kaunas'taki mücadelenin ilk
periyodunu 16-2 önde geçerken, bu skor, Avrupa
Ligi tarihinde ilk çeyrekte bir takımın en az sayı
yediği maç oldu.
Daha önce 2008-2009 sezonunun ilk turunda
Barcelona'nın Montepaschi Siena'yı konuk ettiği
mücadelede evsahibi ekip ve yine aynı sezonda
bu kez çeyrek finalde CSKA Moskova'nın evinde
Partizan'ı ağırladığı karşılaşmada Rus temsilcisi
mücadelelerin ilk çeyreklerinde rakiplerine üçer
sayı izni vermişti. Anadolu Efes ayrıca, Zalgiris
Kaunas karşısında ilk 10 dakikada potasında gördüğü 2 sayıyla, Avrupa Ligi tarihinde bir periyotta
en az sayı yeme rekorunu da egale etti. 20042005 sezonunda Top 16 etabında o zamanki adıyla Efes Pilsen, Benetton Treviso'yu 52-43 yendiği
karşılaşmada rakibine üçüncü çeyrekte sadece 2
sayı izni vermişti. Ayrıca, 2009-2010 sezonunda
Top 16 etabında Maroussi'nin Partizan'ı 57-49
yendiği karşılaşmada Yunan ekibi, ikinci çeyrekte
iki sayı kaydetmişti. (AA)
15
SPOR
8 Aralık 2014 Pazartesi
Kartal, Yanal’ın
gerisinde kaldı
Bu sezon İsmail Kartal döneminde 11 maçta
16 gol atan ve 1,45 gol ortalaması tutturan
Fenerbahçe, farklı galibiyetleri özledi. Ligde
11 maçta elde ettiği 6 galibiyetin 5'ini tek farklı
sonuçlarla alan "Sarı Kanaryalar", sadece 8.
haftada deplasmanda Beşiktaş'ı 2-0 mağlup
edebildi. Sarı-lacivertliler, Kartal yönetiminde
ilk 11 haftada Trabzonspor ve Akhisar
Belediyespor maçlarında gol atmadı.
Nobre'nin
Alex üzüntüsü
KAYSERİ - Kayserisporlu golcü oyuncu Mert
Nobre, bir dönem takım arkadaşı olan Brezilyalı
Alex de Souza'nın futbolu bırakma kararına
üzüldüğünü söyledi.
Nobre, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
Alex de Souza ile Brezilya'da Cruzeiro ve
Türkiye'de Fenerbahçe formalarıyla uzun yıllar
birlikte futbol oynadıklarını hatırlattı.
Tecrübeli golcü, Alex'in çok yetenekli bir futbolcu olmasının yanında insani özellikleriyle de
futbol oynadığı ülkelerde izler bıraktığını belirtti.
Brezilyalı oyuncunun futbolu bırakma kararını
duyduğunda çok üzüldüğünü ifade eden Nobre,
şöyle konuştu:
"Alex maalesef futbolu bırakacağını açıkladı,
'maalesef' diyorum çünkü üzüntü verici bir
durum. Alex çok önemli bir futbol figürü, çok
önemli bir futbol değeri. Alex maalesef futbol
hayatını sonlandırıyor, bu futbol adına çok
üzücü. Alex her zaman özlemle hatırlanacaktır
çünkü çok kaliteli bir futbolcuydu. Onunla futbol
oynamak çok keyifliydi. Alex bir futbol dahisiydi.
Muhteşem bir futbol hayatını geride bırakacak.
Türkiye'deki futbolseverlerin onu asla unutamayacağını düşünüyorum."
Nobre, Alex'in futbolu bıraktıktan sonra
antrenör olarak futbolun içinde yer alacağını
açıklamasına ise sevindiğini dile getirdi.
Alex'in teknik direktörlüğünün de futbol
kariyeri kadar parlak olmasını beklediğini vurgulayan Nobre, şunları kaydetti:
"Çok büyük futbolcuydu. Antrenörlükte de
futbol oynarken nasıl stratejik hamleler yapıyorsa aynı hamleleri o akılcılığıyla devam ettirecektir. Türk futboluna çok uzun yıllar hizmet eden
bir oyuncunun Türkiye'de antrenör olarak çalışmasını isterim. Türkiye'yi, ligi ve oynanan futbolu yakından bilen birisi. O yüzden Alex'in
Türkiye'de teknik direktörlük yapması çok mantıklı olur. Bence Alex Türkiye'de teknik direktörlük yapmayı değerlendirmeli."
19 yıllık futbol hayatında ülkesinde ve Türk
futbolunda önemli izler bırakan Fenerbahçeli
eski futbolcu Alex de Souza, profesyonel kariyerine Brezilya Birinci Futbol Ligi'nde pazar günü
oynanacak Coritiba-Bahia maçıyla son vereceğini açıklamıştı.
AGÜ Spor, Fenerbahçe'ye ilk
yenilgisini tattırmak istiyor
KAYSERİ - Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi'nde,
6 haftayı yenilgisiz geçen Abdullah Gül Üniversitesi
Gençlik ve Spor Kulübü (AGÜ Spor), yarın
karşılaşacağı Fenerbahçe'yi mağlup ederek, rakibine ligdeki ilk yenilgisini tattırmak istiyor.
Yeni sezona transferlerle kadrosunu
güçlendirerek başlayan Kayseri temsilcisi, ligin ilk 6
haftasında tüm maçlarını kazanarak, önemli bir
başarıya imza attı. İlk 6 hafta sonunda Galatasaray
Odeabank ve Fenerbahçe'nin ardından averajla 3.
sırada yer alan kırmızı-beyazlı kulüp, yarın konuk
edeceği Fenerbahçe'yi yenerek, zirve yolunda bir
engeli daha aşmayı hedefliyor.
Kulüp başkanı Ömer Yağmur, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, çok kaliteli bir takıma sahip
olduklarını, bu sezon ligde elde edecekleri
başarılarla adlarından söz ettirmeyi hedeflediklerini
belirtti. (AA)
İSTANBUL - Fenerbahçe, teknik direktör İsmail Kartal yönetiminde, geçen
sezon Ersun Yanal dönemindeki gol performansının uzağında kaldı.
Ersun Yanal yönetiminde geçen sezon
11. haftada 26 gol atan Fenerbahçe, ligde
en yakın rakibinin 4 puan önünde ilk sırada yer aldı ve en fazla gol atan takım
durumunda bulunuyordu.
Bu sezon İsmail Kartal ile 11 maçta 16
golde atan sarı-lacivertliler, puan
cetvelinde Beşiktaş ve Galatasaray'ın
ardından 3. sırada yer alıyor.
Yanal döneminde farklı galibiyetlere
imza atan Fenerbahçe, 11 maçta 2,36 gol
ortalaması yakalamıştı.
Fenerbahçe, Yanal yönetiminde geçen
sezon evinde 3. haftada Sivasspor'u 5-2,
5. haftada Elazığspor'u 4-0 gibi farklı skorlarla geçmiş, 9. haftada Gaziantepspor'u
3-1 yenmişti. Sarı-lacivertliler, derbi maçta
Galatasaray'ı da Kadıköy'de 2-0 mağlup
etmişti.
"Sarı Kanaryalar", geçen sezon ilk 11
haftada sadece 0-0 berabere kaldıkları
Trabzonspor maçında gol atmayı başara-
madı.
Bu sezon İsmail Kartal döneminde 11
maçta 16 gol atan ve 1,45 gol ortalaması
tutturan Fenerbahçe, farklı galibiyetleri
özledi.
Ligde 11 maçta elde ettiği 6 galibiyetin
5'ini tek farklı sonuçlarla alan "Sarı
Kanaryalar", sadece 8. haftada deplasmanda Beşiktaş'ı 2-0 mağlup edebildi.
Sarı-lacivertliler, Kartal yönetiminde ilk
11 haftada Trabzonspor ve Akhisar
Belediyespor maçlarında gol atmadı.
(AA)
Pistte “bireysel
kamp” sona erdi
Atletizm
Federasyonu Fatih
Çintimar, federasyon olarak bireysel
kampları karşılamayacaklarını
açıkladı. Çintimar,
AA muhabirine
yaptığı değerlendirmede, bireysel kamp uygulamasına son verdiklerini ve bundan
böyle olimpik
kadrolarda milli
takım hazırlık
kamplarının toplu
halde yapılacağını
anlattı.
ANKARA - Çintimar, milli
takım kampları konusunda
dünyada var olan bir sitemin
dışında olduklarını belirterek,
"Şimdi sistemin yeniden içine
giriyoruz. Dünyada örnek alabileceğimiz bireysel kamp sistemi hangi ülkede var? Yok
denecek kadar az" dedi.
Daha önce bir antrenör ve
bir sporcunun federasyona
yazı yazarak kamp bilgilerini
verdiğini kaydeden Çintimar,
"Atletizm kadın ve erkek 47
branşlı bir spor. Herkes ayrı
bir yerde kamp yaparsa
bunun kontrolü, denetimi nasıl
olacak? Hangi birine alternatif
çözümler, seçenekler
sunacağız? Bu çok zor" diye
konuştu. Atletizmde önde
gelen ülkelerin hemen hemen
hepsinin toplu kamp yaptığını
ifade eden Çintimar, "Rusya,
İngiltere, Kanada, Ukrayna,
ABD gibi ülkeler, maratoncusu, kısa mesafecisi,
sırıkçısı, yüksekçisiyle birlikte
kamp yapar. Toplu kamp,
herkesin aynı antrenmanı yapması anlamına gelmiyor. Aynı
yerde kalıp aynı doktordan,
fizyoterapistten yararlanması
anlamına geliyor" diye konuştu. Her sporcuya ayrı ekip kurmanın mümkün olmadığını
dile getiren Çintimar, şöyle
devam etti:
"Toplu kamplarda herkes
yine bireysel antrenmanını
yapacak. Bunun dışında aynı
sağlık ekibinden, yemek ve
konaklama olanaklarından
faydalanacak. Toplu kalmanın
insan psikolojisine olumlu etkisi var. Bireysel kampta ise
bazı sorunlar çıkabiliyor.
Sporcu sabah kalkıyor aynı
kişi, antrenmanda aynı kişi,
akşam aynı kişi. Bir süre
sonra araları bozuluyor, sıkılabiliyorlar. Ayrıca o antrenörden, başka sporcum yararlanamıyor. Bir antrenör tek
kişiyle başlıyor, bitiriyor ve
sonra kaybolup gidiyor.
İkisinin de birbirlerinden
başkasına faydası olmuyor.
İleri ülkelerde milli takım kamp
merkezleri vardır. Herkes
orada çalışır."
"Necdet Ayaz, Sermet
Timurlenk, Mehmet Terzi,
Mehmet Yurdadön ve Ahmet
Altun bundan 35 yıl önce farklı
branşlar koşuyordu ama hepsi
aynı evde kalıp çalışıyorlardı.
Bugün onların koştuğu dereceleri yakalayamıyoruz" diyen
Çintimar, "Geçen yıl 180 tane
bireysel kamp vermişiz. Ben
hangisini gezeyim, kontrol
edeyim. Şimdi 6 tane kampım
var. Gidiyorum tüm sporcular
orada. Oturup konuşuyorum,
sohbet ediyorum. Sıkıntısı
varsa gideriyorum. Tiyatroya,
sinemaya gidiyorlar.
Arkadaşlıklar kuruyorlar. Öbür
türlü çocuklar sıkılıyordu"
ifadelerini kullandı. (AA)
"Son kral"ın
takımı hücumda
etkisiz kaldı
SİVAS - Spor Toto Süper Lig'de
geçen sezon gol kralı çıkaran Sivasspor,
bu sezon geride kalan 11 maçta gol yollarında pek etkili olamadı. Geçen sezonun gol kralı Aatif Chahechouhe, bu
sezon rakip fileleri 3 kez havalandırabildi. Ligde geçen sezon rakip fileleri 17
kez havalandırarak gol krallığı sevinci
yaşayan Fas asıllı Fransız orta saha
oyuncusu Aatif Chahechouhe'nun takımı
Sivasspor, bu sezon ligde yaptığı 11
maçta hücumda başarılı bir performans
ortaya koyamadı.
Brezilyalı teknik direktör Roberto
Carlos yönetiminde geçen sezonu 53
puanla beşinci sırada tamamlayan ve
şampiyon Fenerbahçe'nin (74 gol) ardından 60 golle ligin en fazla gol atan ikinci
ekibi olan kırmızı-beyazlılar, bu sezon
ise geride 11 haftada ofansif anlamda
başarısız bir grafik çizdi. Carlos'un
ekibi, 11 maçın 2'sinden galibiyetle,
3'ünden beraberlikle, 6'sından mağlubiyetle ayrılarak, geçen sezonki 11 haftalık performansının gerisinde kaldı.
Geçen sezon 11. hafta sonunda 7 galibiyet, 1 beraberlik, 3 mağlubiyetle 22
puan toplayarak üçüncü sırada yer alan
Yiğidolar, bu sezon ise aynı periyotta 9
puanla 16'ncı sırada kaldı.
Ligde geçen sezon ilk 11 maçta 22
gol atıp 13 gol yiyen Sivasspor, bu
sezon aynı dönemde rakip fileleri 11 kez
havalandırıp kalesinde 17 gole engel
olamadı. Geçen sezon ilk 11 haftada
maç başına 2 gol ortalaması yakalayan
Sivas temsilcisi, bu sezon ise aynı
periyotta maç başına 1 gol ortalamasıyla oynadı. Sivasspor formasıyla geçen
sezon ligin ilk 11 haftasında 9 gol atma
başarısı gösteren ve sezon sonunda 17
golle krallık unvanını elde eden Aatif
Chahechouhe, bu sezon 11 haftada
rakip fileleri sadece 3 kez havalandırabildi. Gole dönük orta saha oyuncusu
Chahechouhe'yu ikişer golle Portekizli
stoper Manuel Da Costa ve Nijeryalı
forvet John Utaka takip etti. Kırmızıbeyazlılarda, bu sezon geride kalan haftalarda Hakan Arslan, Macauley
Chrisantus, Batuhan Karadeniz ve
Ahmet Aras da rakip fileleri birer kez
havalandırdı. (AA)
8 Aralık 2014 Pazartesi
UNESCO Somut Olmayan Kültürel Mirasın
Temsili Listesi'ne kabul edilen ebru sanatı,
Gaziantep'teki halı fabrikasında üretilen
özel halılarda bir başka güzelliğe
bürünüyor.
Ebru sanatı halıda bir
başka güzel duruyor
GAZİANTEP- Birbirinden farklı
halıların üretildiği fabrikada, ebruyu
halıya işlemek
için kul-
lanılan özel hazırlanmış boyalar, ustalar
tarafından ebru teknesinde kitre ile
yoğunlaştırılmış su üzerine fırçalarla
titizlikle serpilerek, çeşitli figürler oluşturuluyor. Su yüzeyinde oluşturulan figürler, ebru sanatının işleneceği kağıtlar
gibi halıyla kapatılıyor. Özenle tekneden
ayrılan halılar, özel işlemlerden geçirilerek, tüketicinin beğenisine
sunuluyor.
Firmanın genel müdürü
Cihan Dağcı yaptığı açıklamada,
2010'da yürüttükleri inovasyon çalışmaları çerçevesinde geliştirdikleri
sosyal sorumluluk projesi kapsamında
ebru sanatını halıya işleme fikrinin gündeme geldiğini söyledi.
Yaklaşık bir yıllık Ar-Ge çalışmasının
ardından dünyada ilk kez ebru sanatını
halıya işlediklerini belirten Dağcı,
ABD'den patent alınan çalışmalarının,
Türkiye ve Avrupa'dan da bu konuda
yanıt beklediğini ifade etti.
Ebrudan halı yapma fikrini hayata geçirirken ticari
kaygılardan uzak hareket
ettiklerini vurgulayan Dağcı,
"Ticari kaygılardan ziyade
Osmanlı kültürünün önemli
bir parçası olan halı ile
ebruyu bir araya getirip fark
yaratmak istedik. Bunu
başardığımızda Osmanlı
kültürünü dünya gündemine
taşıyacağımızı biliyorduk"
dedi.
Çalışmanın 4 yıldır
başarıyla sürdürüldüğüne
işaret eden Dağcı, artık
dünyanın birçok yerinde
ebru işlenen halının takdir
toplayan ve talep gören bir ürün haline
geldiğini aktardı.
Ebru sanatının, UNESCO tarafından
Somut Olmayan Kültürel Mirasın
Temsili Listesi'ne dahil etmesiyle mutlu
olduklarını dile getiren Dağcı,
"İlerlediğimiz yolun böyle önemli bir
çalışmayla taçlanması bizi daha da
mutlu etti. Ebru sanatının dünya gündeminde yer alması, bu sanatın artık daha
fazla kişi tarafından bilinir hale gelmesini ve ürettiğimiz ebru halıya ilgiyi de
artıracak" diye konuştu.
Osmanlı'dan günümüze uzanan
ebru sanatını halılara aktardıklarını dile
getiren Dağcı, farklı tasarımlarda
Endonezya’da “çekirge
kavurması” favori yemek
CAKARTA- Endonezya’daki Orta Java
Bölgesi’nin en çok ilgi gören yemeği
"çekirge kavurması", ucuz ve "lezzetli"
olması nedeniyle halkın tercih ettiği yerel
lezzetlerden biri olarak dikkat çekiyor.
Orta Java Bölgesi’nin tarımsal alanı
Gunungkidul’da sevilen bir yemek olan
çekirge kavurması, aynı zamanda çiftçilikle
geçinen bölgede paketlenerek satılıyor.
Bölgede çekirge kavurması satan birçok
dükkan bulunurken, çekirge kavurması
satıcıları sezonluk olan bu işi genellikle
diğer işlerinin yanında ek gelir için yapıyor.
Bu yemeğin bölgenin meşhur lezzetlerinden
olması nedeniyle bölgede birçok kişi
çekirge avı ile uğraşıyor. Yakalanan canlı
çekirgelerin kilosu 3-4 dolar arasında alıcı
buluyor. Restoranlar da kavrulmuş
çekirgelerin paketini 50 sente satıyor.
"PİLAV ÜSTÜ ÇEKİRGE"
Bölge halkı restoranlardan aldıkları
paket halindeki kavrulmuş çekirgeleri pilav
üstü olarak yerken, bazıları da bu yemeğin
üstüne siyah şeker ekleyerek yemeyi tercih
ediyor. Yıllardır çekirge kavurması satan
Subagyo Hartini, halkın çekirge kavurmasını
çok sevdiğini belirtiyor. Çekirge avcılarından
çekirgeleri canlı satın aldığını söyleyen
Subagyo, bu yemeği ailecek de çok
sevdiklerinin altını çiziyor. Subagyo, kendisinin de sıklıkla bu yemeği yediğini
belirterek, "ucuz ve lezzetli" yemeğin pilav
eşliğinde tadının "çok güzel" olduğunu dile
getiriyor. Ekvator ikliminin görüldüğü
Endonezya’da çekirge kavurması daha çok
muson yağmurlarının görüldüğü dönemin
dışında sıcaklığın arttığı sezonda sofraları
süslüyor. Sıcak mevsimin gelmesiyle tarlalarda kolaylıkla avlanan çekirgeler, avcılar
tarafından ağlarla yakalanıp restoranlara
satılıyor. (AA)
üretilen halıların kişiye özel olduğunu
kaydetti.
Halıya ebru sanatını işlemenin zorluğuna dikkati çeken Dağcı, şöyle
konuştu:
"Her gün tesislerimizde binlerce
metrekare halı dokuyoruz. Ama iş ebru
halıya gelince, sadece bu işle
görevlendirdiğimiz 12 kişilik ekibimiz
halının desenine göre günde 8 ila 10
halı dokuyabiliyor. Ayrıca bu iş ciddi
titizlik istiyor. Çünkü yapılacak en ufak
hata halının ve emeğin zayi olmasına
neden olabiliyor. Nitekim tüm
çabalarımıza rağmen bazen hata yapabiliyoruz. Böyle olunca da ortalama
haftada 3 halı boşa çıkıyor." (AA)
Osmanlı simidi Filistin’de
hala rağbet görüyor
NABLUS - LUBABE
ZEVKAN - Filistin'in
Nablus şehrinde, bir
Osmanlı askerinin öğrettiği "Osmanlı simidini"
yaşatan Derviş Ebu
Semra, simidin gördüğü
ilgiden memnun olduğunu
söylüyor.
Yavuz Sultan Selim'in
1517'de Memluklular
Devleti'nin bütün topraklarını Osmanlı Devleti'ne
ilhak etmesiyle başlayan
ve 400 yıldan fazla süren
Osmanlı döneminde, huzurun hakim olduğu
Filistin'de, Osmanlı izleri
varlığını hayatın her
safhasında sürdürüyor.
Osmanlı döneminin ilk
“fast food”u olarak kabul
edilen simit, Filistin'in
Nablus kentinde büyük
rağbet görüyor.
Nablus'un Eski Şehir
bölgesinde babadan yadigar fırınında simit yapan
78 yaşındaki Derviş Ebu
Semra, Osmanlı simidinden ilham alınarak yapılan,
susamla kaplı yuvarlak
biçimli hamur işiyle tanışma hikayesini şöyle
anlatıyor :
"Simit yapımını rahmetli
ağabeyim, Biladu'şŞam'da bir Osmanlı
askerinden öğrenmiş, ben
de ondan öğrendim.
Osmanlı askerlerinin
seferlerinde azık olarak
taşıdığı simitler, eskiden
bize Şam'dan gelirdi. Biz
de ona Şam simidi derdik.
Türk mayasının özelliğinden dolayı simit, 1 yılı
aşkın süre tadı ve özelliği
bozulmadan durabiliyor.
9 yaşından beri bu fırın
ikinci evim oldu.
Simit yapmak hayatımın
ayrılmaz bir parçası haline
geldi."
Oğlu Eymen'le birlikte
yılların tecrübesiyle her bir
simidi eşit boylarda yuvarlayan Ebu Semra,
Filistin'de diğer fırıncıların
ve halkın Osmanlı simidine
rağbet ettiğini, Batı Şeria
ve dışarıdan bir çok yerden de müşterilerinin
olduğunu anlattı. (AA)
Download

Yeni dönem - Yedigün Gazetesi