Seslenis
Aralık 2013
Yıl: 12
•
Sayı: 141
•
Ücretsizdir
•
Bizim milletimiz,
vatanı için, hürriyeti
ve egemenliği için
fedakar bir halktır.
Ayda bir çıkar
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü Yayınıdır
Adalet Bakanlığında görev değişimi
Bakanlar Kurulunda yapılan değişiklikle Adalet Bakanlığına getirilen Bekir Bozdağ, görevi Sadullah
Ergin’den devraldı. Ayrıca, Adalet Bakanlığı Müsteşarlığına da Yüksek Müşavir Kenan İpek atandı.
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ GÖREVİ SADULLAH ERGİN’DEN DEVRALDI
BAKANLAR Kurulunda yapılan son değişikle
Adalet Bakanlığına getirilen Bekir Bozdağ, görevini
önceki Bakan Sadullah Ergin’den devraldı. Bakanlık
makamında düzenlenen törende konuşan Bekir Bozdağ, Sadullah Ergin döneminde Türkiye’de adalet
alanında önemli ve başarılı adımlar atıldığını ifade
ederek, “Bugün Adalet Bakanlığında kendisine büyük saygı duyduğum ve halefi olma gibi bir nasibi
de yaşadığı Sadullah Bey’den gerçekten hem bilgi
olarak hem de tecrübe olarak çok şey öğrendiğimi
ifade ediyorum. Böyle değerli bir arkadaştan Adalet
Bakanlığı görevini devralmanın şerefini ve bahtiyar-
lığını yaşıyorum. Sayın Bakanımın gerçekleştirdiği
başarılı çalışmalardan dolayı kendisine teşekkür ediyorum. Bana olan güveni boşa çıkarmamak ve ülkemizin bu alandaki hizmetlerini Sayın Bakanımızın
getirdiği başarılı çizgiden ileri noktalara taşımak için
inşallah bundan sonraki süreçte beraber çalışacağız.”
Devir teslim töreninde konuşan Sadullah Ergin ise
görev süresi boyunca gerçekleştirdiği çalışmalara
değinerek, bugüne dek yargıda pek çok reform yaptıklarını, 4,5 yılda yaptıkları işleri yeni Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın tamamlayacağını ümit ettiğini
söyledi. 8’de
Kabinede yapılan değişikle Adalet Bakanlığına getirilen Bekir Bozdağ görevi Sadullah Ergin’den devraldı.
Eski Adalet Bakanı ve Başbakan Başmüşaviri
Fahri Kasırga’dan Tebrik Mesajı
Adalet Bakanlığı
Müsteşarlığına
Kenan İpek
atandı
ADALET Bakanlığı Müsteşarlığına Yüksek Müşavir
Kenan İpek atandı. Müsteşarlık görevini eski Müsteşar
Birol Erdem’den devralan Kenan İpek, zor ve kutsal bir
görevi devraldıklarını, başarılı çalışmalar yapmak adına
ellerinden gelen tüm gayreti göstereceklerini vurguladı.
Birol Erdem ise Müsteşar Kenan İpek’e yeni görevinde
başarılar diledi. 9’da
Eski Adalet Bakanı ve Başbakan Başmüşaviri Fahri Kasırga, Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kenan İpek’in göreve başlaması ile ilgili olarak bir
tebrik mesajı gönderdi. Başmüşavir Kasırga, mesajında Müsteşarlığa
Kenan İpek’in atanmasından duyduğu memnuniyeti dile getirirken,
Devletin makamlarında liyakatli, dürüst, çalışkan ve şaibesiz kişilerin bulunmasının vatandaşta güven duygusu oluşturacağını belirterek
Müsteşar İpek’e yeni görevinde başarılar diledi. 9’da
CTE heyetince Fransa’ya
işbirliği ziyareti gerçekleştirildi
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım ve beraberindeki
heyet, infaz hizmetleri alanındaki tecrübelerin paylaşılması ve karşılıklı
işbirliğinin geliştirilmesi amacıyla Fransa’ya ziyarette bulundu.
‘Kurum içi
iletişimimiz
güçlü olmalı’
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım, ‘Yıllık
Değerlendirme Toplantısı’nda yaptığı konuşmada; yıl içinde önemli
çalışmalara imza atıldığını belirterek, ceza infaz kurumlarında çalışmanın zorluğuna değindi ve personelin çalışma azmi ve gayretinin
önemini vurguladı. 7’de
CEZA ve Tevkifevleri Genel
Müdürü Enis Yavuz Yıldırım,
beraberinde Genel Müdür Yardımcısı Burhanettin Eser ve Tetkik Hakimi Burhan Alıcı, Paris
Adalet Müşaviri Abdullah Aydın
ile birlikte 19-20 Aralık 2013 tarihleri arasında, infaz hizmetleri
alanındaki tecrübelerin paylaşılması ve bu konudaki karşılıklı
işbirliğinin geliştirilmesi amacıyla Fransa’ya çalışma ziyareti
gerçekleştirdi. 3’te
Denetimli serbestlik
çalışmaları değerlendirildi
Denetimli Serbestlik Hizmetleri Danışma
Kurulu Toplantısının 8’incisi yapıldı. Toplantıda; denetimli serbestlikteki yeni gelişmeler,
madde bağımlılarının tedavisi ve rehberlik çalışmaları ile kurumlararası işbirliği ve bu kapsamdaki çalışmalar değerlendirildi. 5’te
Enis Yavuz YILDIRIM
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü
2013 YILINDA NELER YAPTIK...
Değerli mesai arkadaşlarım, kıymetli
okurlar,
2013 yılını geride bırakırken, umut ve
beklentilerle yeni bir yılı karşılamanın
heyecanını yaşıyoruz.
Fransa’da Ceza İnfaz Kurumları Genel Müdürlüğünü ziyaret eden CTE heyeti;
Genel Müdürlük, Fransa ceza infaz kurumları ve denetimli serbestlik müdürlüklerinin teşkilat yapıları, görevleri, yetkileri hakkında bilgi aldı.
Bu ayki yazımda 2013 yılının değerlendirmesini yaparak, gelecekle ilgili düşüncelerimi de sizlerle paylaşmak istiyorum.
Devamı 3’te
Seslenis
Sayfa 2
Aralık 2013
Kalecik Açık , ISO 22000-2005 uluslararası kalite belgesini aldı
K
alecik Açık Ceza İnfaz
Kurumu
bünyesinde
hizmet veren süt ve süt
ürünleri atölyesi ve yumurta kümesleri ile buraya bağlı yumurta
paketleme tesislerine “ISO Uluslararası Kalite ve Hijyen Belgesi”
verildi.
Kurum bünyesinde iş yurtlarına bağlı olarak faaliyet gösteren
tesislerin Avrupa Birliği Standartlarına uygun hale gelebilmesi için
ek hijyen sistemleri oluşturuldu
ve bazı fiziksel eklemeler ile
HACCP’e uygun hale getirildi.
Konu ile ilgili bir açıklama
yapan Kurum Müdürü Hasan
Uçkaç, süt ve süt ürünleri atölyesi
için “Süt ve Süt Ürünleri İmalat,
Paketleme, Nakliye ve Satış Hizmetleri” ile yumurta kümesleri
ve paketleme için “Yumurta Paketleme ve Dağıtım Hizmetleri”
Uluslararası ISO 22000:2005
Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi Belgesini alarak ürünlerinde
kalite ve hijyeni birleştirdiklerini
söyledi. Özellikle hijyen ve kalite
konusunda çok hassas olduklarını belirten Uçkaç, Uluslararası
Helal Sertifikasını alabilmek için
çalışmalara başladıklarını, en kısa
sürede de bu hazırlıkları tamamlayıp Helal Sertifikasını Kuruma
kazandıracaklarını ifade etti.
Bilindiği üzere HACCP, gıda
işletmelerinde, sağlıklı gıda üretimi için gerekli olan hijyen şartlarının (personel hijyeni, ekipman
hijyeni, hammadde hijyeni, ortam hijyeni, vb.) belirlenerek bu
şartların sağlanması, üretim ve
servis aşamasında tüketici açısından sağlık riski oluşturabilecek
nedenlerin belirlenmesi ve bu
nedenlerin ortadan kaldırılması
temeline dayanan bir ürün güvenilirliği sistemini ifade ediyor.
KALBİN NE KADAR BÜYÜK
VALİ TURHAN BANDIRMA
T TİPİ’Nİ ZİYARET ETTİ
Bolvadin C Tipi Kapalı-Açık Ceza İnfaz Kurumu, Afyonkarahisar Türk Kızılayı işbirliğiyle
“Kalbin Ne Kadar Büyük” Kan Bağışı Kampanyasını başlattı.
Ceza İnfaz Kurumu, Afyonkarahisar Kızılay
mobil gezici kan toplama aracına Bolvadin Adalet
Sarayı ve Bolvadin Hükümet Konağı önünde yer
tahsisi sağlarken, kampanyaya katılımı artırmak
için başta kitle iletişim araçları olmak üzere gazete,
anons, ilan yoluyla duyurular yapıldı.
Bolvadin Kaymakamı Osman Nuri Canatan,
Bolvadin Cumhuriyet Başsavcısı Muhammed Varol, Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Faruk Zeybek,
Cumhuriyet Savcısı Mükremin Yıldırım, Bolvadin C Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumunun
başlattığı “Kalbin Ne Kadar Büyük” Kan Bağışı
kampanyasına destek vermek üzere Afyonka-
rahisar Kızılay mobil gezici kan toplama aracını
ziyaret ettiler ve burada kan bağışında bulundular.
Kan bağışı ile ilgili olarak yapılan ortak açıklamada; ölümcül durumdaki bir hastanın verilen
kanla kurtulmasının, kan verene sağladığı manevi
duygunun ölçüsüz olacağına, kan bağışının çok
insancıl ve onurlu bir davranış olduğuna vurgu
yapıldı.
Afyonkarahisar Kızılay mobil gezici kan
toplama aracında görev yapan Dr. Uygar Cihan
Devrim, flebotomi uzmanı Pınar Taşpınar, Fatma
Ketencioğlu, Hüsnü Kaya ve destek personeli
Adem Demir, katılımın yoğunluğunun son derece
sevindirici ve hedeflenen rakamın çok üzerinde
olduğunu belirterek, işbirliği için Ceza İnfaz Kurumu ve personeline, ilgi gösteren tüm vatandaşlara
teşekkür ettiler.
ARAMIZDAN AYRILAN PERSONELİMİZ
ADI VE SOYADI
UNVANI
KURUMU
BURAK ÖZDEMİR
İKM
ERZURUM AÇIK CİK
VEFAT TARİHİ
19/12/2013
REMZİ TURAN
İKBM
ERCİŞ A TİPİ KCİK
25/12/2013
MEVLÜT TOKKA
HİZMETLİ
MUŞ E TİPİ KCİK
29/10/2013
Vefat eden personelimize Allah’tan rahmet, ailelerine, yakınlarına ve mesai arkadaşlarına başsağlığı dileriz.
Balıkesir Valisi Ahmet Turhan, Bandırma
Kaymakamı Ali Mantı, Gönen Kaymakamı Hüseyin Parlak, Bandırma Belediye Başkanı Sedat
Pekel, Bandırma Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa
Bilgin Pişkin, Bandırma Ceza İnfaz Kurumları
Savcısı Selim Korkut’tan oluşan heyet Bandırma
1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunu ziyaret etti. Heyete Bandırma 1 Nolu T Tipi Kapalı
Ceza İnfaz Kurumu Müdürü Mehmet Evin tarafından hükümlü-tutukluların kaldıkları koğuşlar,
eğitim servisi, sağlık servisi, psiko-sosyal servis,
kütüphane ve idari birimler gezdirilerek, birim ve
servislerin işleyişleri hakkında bilgi verildi. Vali
Turhan, Kurumun işleyişinde, eğitim-öğretim,
sağlık ve psiko-sosyal servis gibi hükümlü-tutuklunun birinci dereceden ihtiyaçlarının sorunsuz
bir şekilde karşılanabilmesi açısından Balıkesir
Valiliği olarak her türlü desteğe hazır olduklarını
belirterek, Kurumun yeni açılmış olmasına rağmen kısa sürede 600’den fazla tutuklu-hükümlünün kabul edilmesinde gece gündüz demeden
büyük bir özveri ile çalışarak, işleyişin sorunsuz
bir şekilde yürütülmesini sağlayan Bandırma
Cumhuriyet Başsavcısı Pişkin başta olmak üzere
ceza infaz Kurumu Müdürü ve personeline teşekkür etti.
TÜRKÜLERİ HEP BİRLİKTE SÖYLEDİLER
Bilecik M Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumunda 20/12/2013 tarihinde şiir dinletisi ve halk müziği konseri verildi. Programa; elektronik bağlamada
Erol Işık, Kemanda Ramazan Ergenç, Piyanoda Birkan
Gürkan’dan oluşan Sıla Müzik Grubu, Bilecik yöresine ait türkülerle başladı. Kurum İkinci Müdürü Ümit
Bilgin’in şiirleriyle devam eden etkinlik, hükümlülerin gerek sözleriyle gerekse yöresel halk oyunlarıyla
sona erdi. Hükümlülerin büyük moral ve motivasyon
kazandığı etkinliğe Kurum Müdürü Mustafa Şen, Kurum ikinci müdürleri, Kurum personeli ve hükümlüler
katıldı. Program sonunda bir konuşma yapan Kurum
Müdürü Şen, düzenlenen etkinlikte emeği geçen herkese teşekkür etti.
Aralık 2013
2013 YILINDA NELER YAPTIK...
BİRİNCİ SAYFADAN DEVAM
Genel Müdürlük olarak, infaz hizmetleri kapsamında, insan kaynaklarından sağlık hizmetlerine, eğitim
ve iyileştirme faaliyetlerinden güvenlik tedbirlerine kadar geniş bir yelpazede hizmet sunmamız nedeniyle
çok yoğun ve yorucu bir yılı geride bıraktık. Elde ettiğimiz kazanımlar düşünüldüğünde, geçtiğimiz yıl kurumsal olarak büyük başarılara imza attığımızı ifade
edebilirim.
2013, gerek ceza infaz kurumları gerekse denetimli serbestlik kurumlarının insan kaynakları açısından
güçlendirildiği bir yıl olmuştur. Bu kapsamda, kurumlarımızın personel eksiğinin giderilmesi amacıyla toplam
5.269 personel alımı yapılmıştır. 2014 yılında da personel alımı konusundaki çalışmamız devam etmektedir.
İnsan kaynaklarımızın niteliğinin artırılmasına yönelik
olarak Denizli Hasan Erbil Personel Eğitim Merkezi
hizmete açılmış böylece eğitim merkezlerimizin sayısı
5’e yükselmiştir. İnsan kaynaklarımızın niteliğini artırmak, personelimizin mesleki bilgi ve becerilerini geliştirmek amacıyla 2013 yılında toplam 9.943 personele
eğitim verilmiştir. Yine bu amaçla 2014 yılında da en
az 14.000 personelin eğitime alınması ile yeni eğitim
anlayışına uygun ve gittikçe önem kazanan “uzaktan
eğitim” uygulamasına geçilmesi hedeflenmektedir.
Bir yandan modern infaz anlayışına göre tasarlanmış yeni ceza infaz kurumlarının sayısını artırırken,
diğer yandan infaz hizmetlerini karşılamakta yetersiz
kalan birçok eski kurum da kapatılmıştır. Bu kapsamda inşaatı tamamlanan 10 ceza infaz kurumu hizmete
girerken, 20 eski tip ceza infaz kurumu da kapatılmıştır. Halihazırda 80 ceza infaz kurumu inşaatı devam
etmekte olup, bunlardan 53’ünün inşasının 2014 yılı
içinde tamamlanması plânlanmaktadır. Böylelikle,
hem infaz ve iyileştirme ihtiyacımıza cevap verecek
yeni kurumlara kavuşulmuş hem de çocuk ve kadınlara hizmet verecek müstakil kurumların sayısı artmış
olacaktır. Ayrıca, ceza infaz kurumları ve denetimli
serbestlik kurumlarına 359 araç tahsis edilmiştir.
2013, eğitim ve iyileştirme faaliyetleri açısından
da çok verimli bir yıl olmuştur. Aile eğitimi ve değerler
eğitimi programları geliştirilerek kurumlarımızda uygulanmaya başlanmıştır. Bu kapsamda tüm kurumlarımızda öğretmen, psikolog ve sosyal çalışmacı olarak
görev yapan toplam 1.645 uzman personele eğitim
verilmiştir. Böylece, hükümlü ve tutuklular ile kurum
personelinin aile eğitiminden yararlanmalarına imkân
sağlanmıştır. Değerler eğitimi programı ile de kurumlarımızda yürütülen sosyal kültürel faaliyetler, Aile ve
Seslenis
Enis Yavuz YILDIRIM
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü
Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığında yürütülen değerler eğitimi çalışmalarıyla uyumlu
hale getirilmiştir.
2013’ün Genel Müdürlüğümüz tarafından uygulanmakta olan uluslararası projeler ile ilgili olarak önemli
çalışmaların yapıldığı bir yıl olduğunu söyleyebiliriz.
Bu süre içinde “Çocuklar İçin Adalet Projesi” ile çocuk adalet sistemimizde eksikliğini hissettiğimiz birçok
alana yönelik çalışmalar yürütülürken, diğer yandan
kurumlarımızda bulunan suça sürüklenmiş çocuk hükümlü ve tutuklulara yönelik olarak “Bireyselleştirilmiş
İyileştirme Sistemi”nin hayata geçirilebilmesinde büyük mesafe alınmıştır. Proje ile bireyselleştirilmiş iyileştirme sistemi, etkin bir şartla tahliye sistemi ve 26
adliyede çocuk görüşme odası oluşturulması hedeflenmektedir.
Diğer taraftan, çocuk ceza infaz kurumlarımızda görev yapan personelin psiko-sosyal ve yönetim
becerilerinin artırılması amacıyla geliştirilen ARDIÇ
programının revize edilerek daha etkin hale gelmesi
sağlanacaktır.
2013 yılında Genel Müdürlüğümüz tarafından “İnfaz Hizmetlerinin İyileştirmesi Projesi” ve “Akıl Sağlığı
ve Madde Bağımlılığı Tedavi Hizmetlerinin İyileştirilmesi Projesi” uygulanmaya başlanmış, bu projeler
kapsamında önemli çalışmalar gerçekleştirilmiştir.
“İnfaz Hizmetlerinin İyileştirmesi Projesi” ile kurumlarda görevli tüm personelin görev tanımları ve mesleki standartları belirlenmesi, hükümlülerin suç durumlarına göre sınıflandırılacağı bir sistem geliştirilmesi
amaçlanmaktadır. Ayrıca, ülkemizde 30 merkezde
uzaktan eğitim sınıfları oluşturularak bu sisteme uygun eğitim müfredatı geliştirilmesi hedeflenmektedir.
“Ceza İnfaz Kurumlarında Akıl Sağlığı ve Madde
Bağımlılığı Tedavi Hizmetlerinin İyileştirilmesi Projesi”
ile de ceza infaz kurumlarında ruhsal sorunların erken
dönemde tanınması amacıyla bir erken tanı ve değerlendirme sisteminin kurulması, ruh sağlığı ve bağımlılık müdahale programı ve yaklaşım modellerinin oluşturulması, bu konuda verilecek eğitimlerle personelin
farkındalığının artırılması plânlanmaktadır.
Denetimli serbestlik hizmetleri açısından 2013’ün
değişim ve yeni atılımların gerçekleştiği yıl olduğunu
ifade edebiliriz. Bu süreçte, Denetimli Serbestlik Hiz-
Sayfa 3
metleri Yönetmeliği’nde önemli değişiklikler yapılmıştır. Denetimli serbestlik müdür ve müdür yardımcılığı
sistemi hayata geçirilerek, toplam 586 personelin ataması yapılmıştır. Denetimli serbestlik müdürlüklerinde
iyileştirme hizmetlerini yürüten uzmanlara yönelik olarak kapsamlı eğitimler verilmiştir. Ceza infaz kurumlarından koşullu salıverilen hükümlülerin cezalarının
kalan kısmını denetimli serbestlik altında tamamlamaları nedeniyle koşullu salıverilmelerine esas olmak
üzere iyi halliliğin ve diğer hususların tespitine olanak
verecek etkin bir ölçme ve değerlendirme sisteminin
oluşturulmasına yönelik önemli çalışmalar yapılmıştır.
2013’ü mevzuat çalışmalarımız açısından da yoğun bir yıl olarak geride bıraktık. Bu dönemde, Ceza
ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu’nda
yapılan değişiklik üzerine hazırlanan “Hükümlü ve
Tutukluların Ödüllendirilmesi Hakkında Yönetmelik”
yürürlüğe girmiş, böylelikle ödül sistemi infaz sistemine kazandırılmıştır. Bu dönemde Denetimli Serbestlik
Hizmetleri Yönetmeliği değiştirilerek Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığı, denetimli serbestlik müdürlükleri, denetimli serbestlik danışma kurulu ile koruma
kurullarının teşkilat, görev, yetki, çalışma, toplantı usul
ve esasları yeniden düzenlenmiştir. Ayrıca, “Denetimli Serbestlik Müdür ve Müdür Yardımcılığına Atama
Yönetmeliği” çıkarılarak, denetimli serbestlik müdür
yardımcılığı giriş sınavının usul ve esasları ile müdür
ve müdür yardımcısı olarak atanacaklarda aranacak
nitelikler belirlenmiştir. Mevzuat konusunda, burada
yer veremediğimiz çok sayıda çalışma da gerçekleştirilmiştir.
Şunu belirtmek isterim ki, amaç ve hedeflerimize
ulaşabilmek için yeterli bütçe imkânlarının sağlanması
yadsınamaz bir gerçektir. Bu bağlamda da, 2014 yılı
bütçesi, 2013 bütçesine göre 266.629.000 TL artarak,
2.363.361.500 TL olmuştur.
Şüphesiz ki; her çalışmanın, sistemin ya da projenin başarısı insan unsuru ile ilgilidir. Çalışanlarının
inanmadığı, uğruna fedakarlık yapmaya değer bulmadığı, herşeyden önemlisi emeğini ve bilgisini esirgediği hiçbir sistemin başarılı olma şansı yoktur. 2014 Yılına Ceza ve Tevkifeveri Personeli olarak umutsuzlukların umuda ve beklentiye dönüştüğü, her pozisyonda
görev yapan personelin, motivasyon, bilgi ve anlayış
olarak kendisini yenilediği, çağın gereği olan bir infaz
anlayışının içerisindeki rolünü en başarılı şekilde icra
etme azmini tazelediği bir yıl olması ümidiyle giriyoruz. Büyük Ceza ve Tevkifevleri ailesi olarak, başarıların gururunu omuz omuza ve hep beraber doyasıya
yaşayacağımız, olumsuzlukların tekrarlanmayacağı,
sağlık ve huzur içerisinde geçireceğimiz bir yıl temenni ediyorum.
Fransa’ya işbirliği ziyareti
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım,
beraberinde Genel Müdür Yardımcısı Burhanettin Eser, Tetkik Hakimi Burhan Alıcı ve Fransa Adalet Müşaviri Abdullah
Aydın’ın da katılımıyla 19-20 Aralık 2013 tarihleri arasında,
infaz hizmetleri alanındaki tecrübelerin paylaşılması ve bu konudaki karşılıklı işbirliğinin geliştirilmesi amacıyla Fransa’ya
çalışma ziyareti gerçekleştirdi. Fransa Ceza İnfaz Kurumları
Genel Müdürlüğünü ziyaret eden heyet burada uluslararası
ilişkiler ve denetimli serbestlik birimi müdürü Martine Birling karşıladı. Fransa’daki ceza infaz sitemi hakkında heyete
bilgiler veren Birling, Genel Müdürlük ile Fransa ceza infaz
kurumları ve denetimli serbestlik müdürlüklerinin teşkilat yapıları, görevleri, yetkileri hakkında aktarımlar yaptı. Birling,
Fransa’da 2009 yılına kadar idari düzenlemelerle yürütülen
infaz hizmetlerinin bu yıldan itibaren kanuni alt yapıya kavuştuğunu ifade ederken, denetimli serbestlik hizmetleri (SPIP)
ile ceza infaz kurumu hizmetlerinin aynı genel müdürlük çatısı
altında yürütüldüğünü, ceza infaz kurumlarındaki iyileştirme
faaliyetlerinin denetimli serbestlik (SPIP) görevlilerince yerine
getirildiğini kaydetti.
PARİS DENETİMLİ SERBESTLİK MÜDÜRLÜĞÜNE
ZİYARET
Fransa ziyareti kapsamında Paris Denetimli Serbestlik Müdürlüğünü ziyaret eden heyet, Denetimli Serbestlik Müdürü
Patrick Madigou ile bir araya geldiler. Ülkedeki 103 denetimli
serbestlik müdürlüklerinden biri olduklarını ve 6000 yükümlüye hizmet sunduklarını beyan eden Denetimli Serbestlik Müdürü Madigou, Paris Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün, iyileştirme ve infaz hizmetlerini; Paris Ceza İnfaz kurumu, Paris
Asliye Mahkemesi ve denetimli serbestlik müdürlüğü olmak
üzere 3 merkezde yerine getirdiğini söyledi. Genel Müdür Yıldırım ve beraberindeki heyet, gezi kapsamında Porcheville Çocuk Ceza İnfaz Kurumu ile Poissy Yüksek Güvenlikli Kapalı
Ceza İnfaz Kurumu’da ziyaret ederek bu kurumlarda da işleyiş
ile ilgili yetkililerden bilgi aldılar.
Sayfa 4
Seslenis
DS Etkinlik
Aralık 2013
Hayat sizlerle birlikte güzel
Erzurum Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün yürüttüğü “Hayat Birlikte Güzel” isimli SODES Projesi ile engelli vatandaşlar
için oluşturulan “Engelli Evi ve Terapi Merkezi” 13 Aralık 2013 tarihindeki açılış töreni ile engellilerin hizmete girdi.
E
rzurum Cumhuriyet Başsavcılığı Koruma Kurulu
Başkanlığının hazırladığı ve Denetimli Serbestlik
Müdürlüğünün yürüttüğü“ SODES Hayat Birlikte Güzel“ projesi ile Engelli vatandaşlar için oluşturulan“ Engelli Evi ve Terapi Merkezi“ 13 Aralık 2013
Cuma günü yapılan açılış töreni ile engellilerin hizmete
girdi.
Engelili Evi ve Terapi Merkezi” açılış törenine, Erzurum Vali Yardımcısı Abdurrahman İçyer, Adalet Komisyonu Başkanı Erol Ofluoğlu, Cumhuriyet Başsavcısı
Ramazan Apaçık, Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof.
Dr. Hikmet Koçak, Erzurum Ticaret Borsası Yönetim
Kurulu Başkanı İ.Hakkı Hınıslıoğlu, Cumhuriyet Savcısı MevlütYalçın, Baro Başkanı Faruk Terzioğlu, Polis
Meslek Yüksek Okulu Müdürü Abdullah Şahin, Milli
Eğitim Müdür Yardımcısı Nihat Dal, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Halil İbrahim
Gökçe, Engelliler Derneği Erzurum Şube Başkanı Sadullah Efe ile Koruma Kurulu üyeleri, Erzurum Ticaret
Borsası Yönetim Kurulu üyeleri, çok sayıda davetli, engelliler ve aileleri katıldı.
Erzurum Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Apaçık’ın
girişimleri ile temelleri atılan Atlı (Hippoterapi) Merkezine ek sosyal donatı alanı olarak tadilatına başlanan ve
yaklaşık 3 aylık bir süre zarfında hizmete açılan “Engelli
Evi ve Terapi Merkezi” aynı zamanda engelli ailelerinin
de umudu oldu.
“SODES Hayat Birlikte Güzel” projesi kapsamında
Dumlu Açık Ceza İnfaz Kurumunun Kampüs alanı içerisindeki yaklaşık 170 metre karelik bir alanda fizyoterapi
aletleri, kütüphane ve bilgisayar sınıfının yer aldığı merkezde ayrıca kitap okuma bölümü, masa tenisi, satranç
kursları ve atlı terapi merkezi ile engelli vatandaşlarımızın sosyal hayata daha etkin katılımlarının sağlanması
amaçlanıyor.
Açılış törenin ardından Atlı cafede “atlı terapi” merkezini gezen Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Apaçık ve Vali
Yardımcısı Abdurrahman İçyer, terapi atına bindi.
Başsavcı Apaçık, “300 engelli çocuğumuz eğitim
görüyor”
Başsavcı Apaçık, atlı terapi merkezinin çok önemli
bir hizmeti yerine getiriğini hatırlatarak, “Türkiye’de ilk
kez Erzurum’da açılan Atlı terapi merkezinde 300 engelli
çocuğumuz bu merkezde tedavi oluyor. Özel hazırlanan
parkurda hem kendilerine güven tazelemiş oluyor, hem de
atların insan vücuduna ısı ve titreşim yolu ile gönderdiği
bilimsel olarak tespit edilen sinyallerle, çalışmayan kasları
çalıştırabiliyor. Bu proje Türkiye’de ilk kez Erzurum’da
hayata geçirildi. Bu proje Türkiye için örnek teşkil etmektedir. Suça sürüklenen çocuklarımıza burada vereceğimiz
eğitimle birlikte bilgisayar kursu da görerek destek olacağız” dedi.
23 yükümlüye mesleki eğitim
Şanlıurfa Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce, eğitim ve iyileştirme çalışmaları kapsamında düzenlenen “Kepçe, Vinç ve İş Makinası
Kursu”nu bitiren 23 yükümlüye sertifikaları, ayrıca denetimli serbestlik
personelinin eğitimine yönelik GAP Kalkınma İdaresi Başkanlığı tarafından 11 personele proje hazırlama yetkisi veren( PCM) sertifikaları törenle
verildi.
28/11/2013 tarihinde, Gençlik ve Spor Hizmetleri Konferans Salonunda törene; Şanlıurfa Valisi Celalettin Güvenç, Cumhuriyet Başsavcısı
Mehmet Ademoğlu, GAP İdaresi Başkanı Sadrettin Karahocagil, Cumhuriyet Başsavcı Vekili Zeki Yalçın, Cumhuriyet Savcısı Arif Ulusoy, Belediye Başkan Yardımcısı Fevzi Yücetepe, İl Emniyet Müdürü Mehmet
Likoğlu ve İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Uğur Büyükhatipoğlu, Sosyal
Hizmetler İl Müdürü Mehmet Demirkol, İş Kur İl Müdürü Necdet Karasevda, KOSGEB Müdürü İdris Erkeksoy, İl Halk Kütüphanesi Müdürü
Halil İstemi, GAP Başkan Yardımcısı Mehmet Açıkgöz, GAP Bölge Müdürü, Kapalı Cezaevi Müdürü Ergün Dinç, Açık Ceza Evi Müdürü Temel
Göğüş, Harran Halk Eğitim Merkezi Müdürü, Meksa Vakfı Yöneticisi
Didem Demirkol, Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı İbrahim İletmiş, Ticaret Borsası Temsilcisi, Şoförler Odası Başkanı Mansur Özdemir, MÜSİAD Temsilcisi, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü personeli, kursiyerler
ve aileleri katıldı.
Vali Güvenç, Denetimli Serbestlik projesinin ikincisini gerçekleştirdiklerini ifade ederek, “2012 yılında 110 kişi Denetimli Serbestlikten işe
başlamış. 2013’te 100 kişi işe başlamış, toplamda 210 kişi istihdam etmişiz. Denetimli serbestlikle dışarıya çıkan kardeşimiz bizim insanımız. Bir
şekilde suç işlemiş, suça bulaşmış ve cezasını çekmiş. Bu projelerimiz
insanımızı tekrar hayatla barıştırma projesidir. Ben gururla ve şükrederek
söylüyorum; 2009’da Doğalgaz kursunda 12 kişi, 2011’de yine doğalgaz
kursunda 12 kişi, 2012’de de kaynakçılık, klima, bilgisayar, aşçılık ve
doğalgaz kurslarından 60 kişi olmak üzere toplam 84 kişiyi meslek sahibi
yapmışız. Topluma kazandırmışız.” dedi.
Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Ademoğlu ise alternatif bir ceza sistemi olan denetimli serbestlik uygulamasında Müdürlüğümüz tarafından
önemli çalışmalar yapıldığını ve bu çalışmalardan memnuniyet duyduklarını ifade ederek geçmiş yıllardaki uygulamalara atıfta bulunarak, günümüze kadar çok mesafe alındığını söyledi.
Yapılan etkinlikte 23 kepçe ve vinç kursu ile iş makinası kursunu bitiren yükümlülere sertfikaları verilmiş olup ayrıca GAP Kalkınma İdaresi
Başkanlığı tarafından (PCM) Proje Döngüsü Eğitimini tamamlayan 11
personele sertifikaları takdim edildi.
Toplantının sonunda, işbirliği çalışmalarındaki destekleri için İşkur İl
Müdür Necdet Karasevda, KOSGEB Müdürü İdris Erkeksoy ve Mehmet
Dener ile Kurs Hocası Yusuf Doğan’a plaket takdim edildi.
Amaç; Meslek edindirmek
ve istihdam sağlamak
Denetimli serbestlik kapsamında
yükümlülükleri devam eden yükümlülerin kısa sürede topluma adaptasyonu, sosyalleşmeleri ve geçimlerini
idame ettirebilmeleri, ülkenin ihtiyaç
duyduğu iş gücü sahalarında, iş istihdamı sağlamak amacıyla denetimli
serbestlik kapsamında takip edilen
yükümlülere yönelik, iş istihdamı
bulunan meslek dalları olarak belirlenen; Fırıncılık, Garsonluk, Aşçılık,
Kaynakçılık, El İşi Çiçek Dizaynı,
Dikiş Makinası Operatörlüğü, Forklift
Operatörlüğü, Dış Cephe Kaplama,
meslek dallarında kurs açılarak yükümlülere mesleki beceri kazandırabilme amacıyla 25/12/2013 tarihinde yapılan Koruma Kurulları olağan
toplantısında Bursa Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği, Bursa Çalışma
ve İş Kurumu İl Müdürlüğü, Bursa
İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Bursa
Denetimli Serbestlik Müdürlüğü arasında işbirliği protokolü imzalandı.
İşbirliği protokolü kapsamında
açılması kararlaştırılan, meslek edindirme kurslarının Ocak ayından itibaren faaliyete geçmesi planlanıyor.
Aralık 2013
Seslenis
DS Etkinlik
Sayfa 5
‘Denetimli serbestlik infaz hukukunun
vazgeçilmez bir kurumudur’
D
enetimli Serbestlik Hizmetleri
Danışma Kurulu Toplantısının
8’incisi Adalet Bakanlığı Müsteşar
Yardımcısı Yüksel Hız’ın başkanlığında yapıldı.
Ankara Hâkimevi’nde, 27.12.2013 tarihinde gerçekleştirilen toplantıda; denetimli
serbestlik hizmetlerindeki yeni gelişmelere
ilişkin sunumun ardından madde bağımlılarının tedavisi ve rehberlik çalışmaları ile kurumlararası ilişkiler ve işbirliği kapsamında yürütülen çalışmalara ilişkin gündem maddeleri
görüşüldü.
Adalet Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı
Yüksel Hız, denetimli serbest sistemini çok
önemsediğini vurgulayarak, “Denetimli serbestliği ceza infaz sisteminde yapılanlardan
çok yapılması gerekenler yönünden, insanımıza böyle bir imkânı sunma, bunu hayata geçirebilme bakımından çok önemsiyorum.” dedi.
Mağdur Hakları Daire Başkanlığının
çalışmaları denetimli serbestlik açısından önemli
Denetimli serbestliğin geliştirilmesi konusunda gerekli desteğin verilmesi gerektiğini
inandığı ifade eden Müsteşar Yardımcısı Hız,
şunları söyledi: “Zaman zaman denetimli serbestlik müdürlüklerini ziyaret ediyorum. Çalışmaları yakından takip ediyorum. Hakikaten
çok güzel şeyler yapılıyor denetimli serbestlikte. O nedenle bina ve personel ihtiyacını en üst
seviyede karşılamasının gerektiğini düşünüyorum. Yine bunun bir ayağı olarak, Denetimli
Serbestlik Müessesesi içerisinde kalan hususlardan biri olarak, Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde yeni bir birim oluşturuldu.
Mağdur Hakları Daire Başkanlığı kuruldu.
Mağdur Hakları Daire Başkanlığı da aynı Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığı gibi olaya
ciddi bir sahiplenme ile bir açılım getireceğini
düşünüyorum.”
Denetimli serbestlik infaz hukukunun vazgeçilmez bir kurumudur
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis
Yavuz Yıldırım, Ülkemizde Denetimli Serbestlik sisteminin 2005 yılında oluşturulduğunu hatırlatarak, “Henüz çok genç olmasına
rağmen, Denetimli Serbestlik Müessesi infaz
hukukumuz içerisinde geriye dönülmesi, vazgeçilmesi mümkün olmayan kurumlardan biri
haline gelmiştir.” dedi.
Denetimli serbestlik sistemiyle ilgili olarak basında zaman zaman yer alan olumsuz
haberlerin gerçeği yansıtmadığını ifade eden
Genel Müdür Yıldırım, şöyle konuştu: “Denetimli Serbestliğin Türkiye’de icat edilmiş ve
ilk defa bizim tarafımızdan uygulanan bir kurum gibi olduğunu ve hatta suçluluğu da teşvik
eden bir uygulama olduğunu çağrıştıran bir
takım haberler görüyoruz, oysa az önce Sayın
Daire Başkanımız rakamlardan bahsetti, Denetimli Serbestlik tedbiri altında yeniden suç
işleyenlerin oranı elimizdeki rakamlara göre
binde sekiz, % 1 bile değil. yani dışarıda herhangi bir vatandaşın suç işleme riskinden çok
daha düşük bir riskden bahsediyoruz.”
Genel Müdür Yıldırım, suçluların ıslahı
ve topluma kazandırılmasında koruma kurullarına düşen görev ve sorumluluğun yanında
Danışma Kurulunun da önemli bir görevi bulunduğunu belirterek, “Suçluların ıslahı topluma kazandırılması mağdurların korunması
noktasında yani ceza infazı altında bulunan
kişiler konusunda 2005 yılından önceki algı bu
konunun sadece Adalet Bakanlığının tekelinde
olan sadece Ceza Tevkifevlerinin sorumluluğunda olan bir konu olduğu şeklinde idi. Denetimli Serbestlik Yasası ve bununla beraber
oluşan Koruma Kurulları ve Danışma Kurulu
bu konunun toplumun ortak sosyal sorumluluk alanı olduğunu yasalaştırmıştır. Ve bence
bu Kurulun ve bu konunun en önemli tarafı
budur. Çünkü Ceza İnfaz Kurumundan tahliye olan hükümlüler, yine bu toplumun gerçeğidir. Bu toplumda yaşayan bizlerin, bizlerin
çocuklarının ailelerinin aynı sokaklarda iç içe
yaşayacağı insanlardır bunlar. Sadece Adalet
Bakanlığı personelinin karşılaşacağı insanlar
değildir. O sebeple Danışma Kurulumuzun ve
buralarda üretilecek olan hizmetin ehemmiyetinin bir kez daha altını çizmek istiyorum.”
diye konuştu.
Uyuşturucu kullanımını engellemek
zorundayız
Uyuşturucu bağımlısı iken ceza infaz
kurumuna giren hükümlü sayısı göz önüne
alındığında vahim bir tabloyla karşı karşıya bulunduğumuzu anlatan Genel Müdür Yıldırım,
denetimli serbestlik çalışmaları kapsamında
uyuşturucuyla mücadele ve uyuşturucu bağımlılarının tedavisi konusunda sorumluluklarının büyük olduğunu vurguladı. Genel Müdür Yıldırım, şunları söyledi: “Geçtiğimiz yıl
gündeme alınan ve Daire Başkanımızın ayrıntılarıyla çalışmalarını arz ettiği uyuşturucu ile
mücadele ve uyuşturucu kullananların tedavisi
konularında çalışmalarımıza ara vermeden devam etmek durumundayız. Ceza infaz kurumlarına girmeden önce uyuşturucu kullanan
hükümlülerin sayısına baktığımız da vahim bir
tabloyla karşı karşıya kalıyoruz. Gençlerimizin
ortaokul çağlarından itibaren bu büyük tehlikenin etki sahası içerisinde riskli sahası içerisinde kaldığını hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla
şekli bir sorumluluk anlayışı içerisinde değil,
tam bir mücadele anlayışı içerisinde uyuştu-
rucunun kullanımı engellemeye yönelik her
türlü çalışmayı sizlerin görüşleri ve destekleri
doğrultusunda yapmak noktasında azimli olduğunuzu ifade etmek istiyoruz.”
Elektronik kelepçe ile kişiyi toplumda içinde takip ediyoruz
Genel Müdür Yıldırım, kişinin toplum
içinde takip edildiği elektronik izleme sisteminin çağdaş bir yöntem olduğuna dikkat çekerek, şunları ifade etti: “Hakikaten Denetimli
Serbestliğimizin, Denetimli Serbestlik sisteminin teknolojik yüzü olan elektronik izlemeyi
memnuniyetle ifade ediyorum ki geçtiğimiz
haftalarda Fransa’daydık, 55 yıllık uygulamalarına rağmen teknolojik olarak çok daha iyi bir
durumda uygulamaya başladığımızı gördük.
Elektronik izleme kapasitemiz bugün itibariyle 5.000 kişi. Elektronik İzleme kişinin toplum
içerisinde takip edilmesinin en çağdaş yöntemidir. Kişiyi rahatsız etmeden, rencide etmeden, toplumdan tecrit etmeden suç işlemesini
önlemenin en çağdaş uygulamasıdır. Bu konuda uygulamalarımızı geliştirmeye devam
etmek durumundayız.”
Müsteşar Yardımcısı Yüksel Hız’ın başkanlığında yapılan toplantıya; Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım,
Personel Genel Müdürü Muharrem Ürgüp,
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Çocuk
Hizmetleri Genel Müdürü Abdulkadir Kaya
ve Daire Başkanı Engin Demir, Milli Eğitim
Bakanlığı Hayatboyu Öğrenme Genel Müdürü Mustafa Kemal Biçerli, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığından Kadının Statüsü Genel
Müdürü İsmet Yıldız Polat ile Aile ve Toplum
Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı İbrahim
Taşkesti, Daire Başkanı Fetullah Haksöyler
ve Sosyal Yardımlar Genel Müdür Yardım-
cısı Şebnem Avşar Kurnaz ve Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğünden Yaşar
Kocaoğlu, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdür
Yardımcısı Cevat Gül, Sağlık Bakanlığı Sağlık
Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Dr. M.
Ertuğrul Eğin, Daire Başkanı Emre Yatman
ve Daire Başkanı Osman Karakışlı, Jandarma
Genel Komutanlığı Hareket Başkanlığı Asayiş
Dairesi Başkanı Jan. Kur. Alb. A. Osman Gürcan, Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire
Başkanı Battal Gazi Örümcek, Denetimli Serbestlik Daire Başkanı İbrahim Usta, Ankara
Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Muharrem Özen, Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.
Dr. Tülin İçli, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zehra Arıkan, Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi
Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ertan Kahramanoğlu,
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Strateji
Geliştirme Başkanlığı Daire Başkanı Mustafa
Dinç, Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Osman
Aydın, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanlığı Daire Başkanı Sancar Sefer Süer ve
Uzman Yasin Ekmen, Ceza ve Tevkifevleri
Genel Müdürlüğü Tetkik Hâkimleri Burhan
Alıcı ve Esat Işık, Türkiye İş Kurumu Genel
Müdürlüğü Daire Başkan Vekili Ali Tantepe, Türkiye Barolar Birliği Başkanlığı Hukuk
Müşaviri Av. Leyla Şimşek, Türkiye Esnaf ve
Sanatkârları Konfederasyonu Hukuk Müşaviri
Av. Fatma Yasemin Ertekin, Türkiye Uyuşturucu ve Uyuşturucu Madde Bağımlılığı İzleme
Merkezi Büro Amiri Bülent Demirci ve Numan Karaca ve Yeşilay Ankara Şubesi Başkanı
Şemsettin Toprak katıldı.
Sayfa 6
Seslenis
G ündem
Aralık 2013
Kurum personeline yönelik eğitimler devam ediyor
KURUM ÖĞRETMENLERİNE DEĞERLER
EĞİTİMİ PROGRAMI DÜZENLENDİ
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü Eğitim Daire Başkanlığınca 2014 yılının değerler yılı olarak kabul edilmesi
nedeniyle kurumlarda yürütülen eğitim iyileştirme çalışmalarında Değerler Eğitimi kapsamındaki aktivitelerin artırılmasına yönelik çalışmalara başlandı. Bu çalışmalar kapsamında
öncelikle çeşitli üniversiteler ve Milli Eğitim Bakanlığı Hayat
Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile irtibata geçilerek görüşleri alındı. Yapılan görüşmeler sonucunda Milli Eğitim Bakanlığı
da projeye paralel olacak şeklide Halk Eğitim Müdürlükleri eli
ile uygulanmak üzere Değerler Eğitimi modülleri oluşturmaya
yönelik çalışmalar başlattı. Değerler Eğitiminin uygulayıcıları
olan 220 ceza infaz kurumu öğretmenlerine 02-06 Aralık 2013
tarihinde Afyonkarahisar Sandıklı Safran Otelde uygulayıcı
eğitimi verildi. Eğitim programının açılışına Eğitimden Sorumlu Daire Başkanı Vehbi Kadri Kamer, Çanakkale 18 Mart
Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Salih Zeki Genç katıldı. Katılımcılara hitaben konuşan Daire Başkanı Vehbi Kadri
Kamer, hükümlü ve tutuklulara yönelik olarak kişisel gelişim
eğitimlerinin, evrensel ve insani değerlerin gelişimine yönelik
eğitimlerin, infaz sürecinin başarısına, ceza infaz kurumlarının
iç huzuruna, hükümlü ve tutukluların tahliye sonrası topluma
kazandırılmalarına olumlu yönde katkı sağlayacağından şüphe
olmadığını söyledi. Kamer “2014 yılı Değerler Yılı çalışmasının uygulamaya geçmesiyle, ceza infaz kurumlarında sosyalkültürel faaliyetler başlığı altında belli bir sistemden mahrum
olarak ve kurum öğretmenlerinin
bireysel çabası ile yürütülmekte olan
kişisel gelişim çalışmaları evrensel
insani değerlere odaklı ve iyileştirme
merkezli yapıya bürünecektir.” şeklinde konuştu. 5 gün süren seminerde
Doç. Dr. Salih Zeki Genç tarafından
katılımcılara
‘’Değerler Eğitimi
Nedir?’’ ve ‘’Yetişkinlerde Değerler
Eğitimi’’ konularında sunumlar yapıldı.
ARDIÇ EĞİTİMİNİN ÜÇÜNCÜSÜ YAPILDI
Ceza İnfaz Kurumlarında çocuklarla çalışan psiko-sosyal servis
uzmanları ile yönetici ve personelin
İKM
Ceza ve Tevkifevleri Ankara Eğitim Merkezi’nde
bu yıl ilk defa düzenlenen “ Yetenek Sizsiniz İKM”
adlı yarışmaya Ankara Eğitim Merkezi Şube Müdürü Erdal Erdem, Öğretim Görevlileri Bülent Yılmaz, Ayhan Çapacı, Fahri Erdinç, Ömer Muhtar
Uryanoğlu,Mustafa Bayhan, Hülya Gümüş, Meliha Ayşe Şahin, Elif Bengi Ünsal ve kursiyerler
katıldı. Fikir Öncülüğünü Öğretim Görevlilerinden
Fahri Erdinç ve Kursiyerlerden Alptuğ Koç ve Hidayet Kara’nın yaptığı “Yetenek Sizsiniz İKM”
yarışması Ankara Eğitim Merkezi Konferans salonunda 15 Kasım 2013 tarihinde düzenlendi. Gerek
yarışma konsepti gerekse yarışmacıların performansıyla gerçeğini aratmayan gecede kursiyerler
doyasıya eğlendi ve yarışmacıların yeteneklerine
hayran kaldılar. Dönem sonu sınavları öncesinde
memur adaylarının moral ve motivasyonlarını yükseltmeyi de amaçlayan gecede yarışmacılar tiyatro, bağlama,ses, gitar, taklit, şiir ve hat sanatı gibi
birçok farklı dalda mücadele ederken izleyenlere
keyifli anlar yaşattılar. Jüri üyeleri Öğretim Görevlilerinden Meliha Ayşe Şahin, Elif Bengü Ünsal,
Hülya Gümüş ve Fahri Erdinç birbirinden güzel
performanslar karşısında birinciyi seçerken oldukça zorlandı. Yaklaşık üç buçuk saat süren yarışmada jüri gitar ve ses dalında performans sergileyen
Mevlüt Nebi Turcan ve Melihşah Çaylı’yı birinci
seçtiler. Gecede birinciyi Ömer Muhtar Uryanoğlu
açıklarken , ödülü ise şube müdürü Erdal Erdem
verdi. Zaman zaman duygulu anların da yaşandığı
gecede söz alan eğitim merkezi öğretim görevlilerinden Bülent Yılmaz 13 yıldır eğitim merkezinde
görev yapmasına rağmen ilk defa bu kadar keyifli
bir programın düzenlendiğine şahit olduğunu vurgulayarak “Ben bugün burada sizlerle beraber bu
güzel gecenin tadını çıkarıyor olmaktan büyük
mutluluk duyuyorum, özellikle gülmeye daha fazla
ihtiyacımız olduğu bu son dönemde bizlere bu güzellikleri yaşatan tüm yarışmacı ve seyirci arkadaşlarıma teşekkür ediyorum” dedi.
kapasitesini geliştirmeye yönelik geliştirilen “Ardıç Programı
Üçüncü Eğitici Eğitimi”, Eğitim Daire Başkanı Vehbi Kadri
Kamer ve Tetkik Hakimi Mustafa Doğan’ın katılımı ile 2-7
aralık 2013 tarihleri arasında Afyonkarahisar’da yapıldı. Ardıç Programı ile ilgili bir konuşma yapan Daire Başkanı Vehbi
Kadri Kamer, Ardıç programının ceza infaz kurumlarında bulunan çocukların topluma kazandırılması için çalışan personelin
psiko-sosyal ve yönetim becerilerinin güçlendirilmesi amacıyla
geliştirilen bir hizmet içi eğitim programı olduğunu söyledi.
5 gün süren eğitim programında ceza infaz kurumlarında
görev yapan idareci, öğretmen, psikolog ve sosyal çalışmacılardan oluşan toplam 42 kişiye program danışmanlığını yapan Haliç Üniversitesi Öğretim Görevlisi Psikolojik Danışman Kadir
Akbulut ve Özel Academic Hospital’da görevli Uzman Psikolog Gülçin Şenyuva ve 12 Ardıç Programı Eğiticisi tarafından
eğitimler verdi. Eğitim programının sonunda katılımcılara Tetkik Hakimi Mustafa Doğan tarafından eğitici belgeleri verildi.
Aralık 2013
Seslenis
G ündem
Sayfa 7
CTE genel müdürü EnİS YAVUZ yıldırım:
“KURUM İÇİ İLETİŞİMİMİZ güçlü olmalı”
Yıllık Değerlendirme Toplantısında konuşan Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım, personelin çalışma şartlarındaki zorluklara rağmen gösterdiği özverili çalışmalardan övgüyle bahsederek, kurum içi iletişimin güçlü olması ve çalışmaların daha üretken bir yapıya kavuşması konusunda herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerektiğini söyledi.
C
eza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü yıllık değerlendirme toplantısı, 25 Aralık 2013 tarihinde,
HSYK toplantı salonunda yapıldı. Toplantıya Ceza
ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım, Genel
Müdür Yardımcıları, Daire Başkanları, Tetkik Hakimleri,
Şube Müdürleri ile Genel Müdürlükte görevli tüm personel
katıldı.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve tüm
şehitlerimiz anısına bir dakikalık saygı duruşu ve İstiklal
Marşı ile başlayan toplantıda konuşan Genel Müdür Yıldırım, son bir içinde yapılan çalışmaları değerlendirdi. Konuşmasına, bu kadar büyük bir aile olmalarını görmenin
kendilerini son derece mutlu ettiğini ifade ederek başlayan
Genel Müdür Yıldırım, 10 Nisan 2013 tarihinde göreve
başladıklarını, o tarihten bu yana hergün yeni bir gündem
yaşadıklarını, ancak bu yoğun ve yorucu olan gündeme
ayak uydurma konusundan ziyade sorunların çözümü noktasında büyük çaba sarfettiklerini kaydetti.
Ceza infaz kurumlarında çalışmanın son derece zor ve
anlamlı bir görev olduğunu ifade eden Yıldırım, “Geldiğimiz günden bu yana kurum geleceği ile ilgili olarak planlamalar yapıyoruz. Bizler ceza infaz kurumlarının mutfağından geldik. 8 ayda özellikle kurum ziyaretlerinde gerek
alınması gereken önlemler, gerek kurumların yönetimi gerekse eksiklerimizin neler olduğunu gidip yerlerinde görme
imkanı bulduk. Kurum ziyaretlerimizin dışında yurt dışına
da bazı ziyaretler gerçekleştirdik. Bu ziyaretlerde model
dünya tabir edebileceğimiz yapıları görme ve inceleme
imkanımız oldu. İcat edilmiş olanı yeniden icat etmeye
çalışmanın gereği yok. Bu ziyaret ve toplantılarda ayrıca
eksiklerimizin dışında Avrupa’daki kurumlardan daha iyi
olan yönlerimizi de gördük. Kurum ziyaretlerin devam
edeceğiz. Biz, az sayıda personel ile çok sayıda iş yapmak
zorundayız. Ancak bizleri çalışmaya, daha önemli işler başarmaya sizler zorlayacaksınız.” şeklinde konuştu.
KURUM İÇİ KÜLTÜR ÇOK ÖNEMLİ
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün kurumsal
kültürü ve ağırlığı olan bir kurum olduğunu söyleyen Yıldırım, kurumda klasik devlet memurluğu anlayışından ziyade, gönüllülük ve fedakarlık esasına göre hareket edildiğini
görmenin kendisini son derece memnun ettiğine değinerek,
“Çalışma koşullarımızın ve sorunlarımızın çokluğu bizleri
yıldırmıyor. Bizler ıslah edebildiğimiz kişi sayısınca başarılıyız. Buna göre hareket etmeli ve klasik devlet memuru
anlayışından ziyade, gönüllülük esasına göre mesaimizi
planlamamız gerekiyor. Bir personelin görevi ile ilgili konularda ‘Ben bilmiyorum,yapamıyorum’ demesi meslek
etik açısından uygun değil. Her personelimiz kendisini yetiştirmeli ve geliştirmeli. Çağın gerekliliklerine göre kişisel
donanımını tamamlamalı. Bizler, bağlı olduğumuz kurumun sorumluluğunun bilincinde olmalıyız.” dedi.
MAKAMA OTURDUĞUMUZDA MİLLET ADINA TAKSİMETRE BAŞLAR
Konuşmasında 2 önemli konuya özellikle dikkat çeken
Yıldırım, şöyle devam etti: “Bizim için birlikte çalıştığımız kişilerde 2 önemli unsur çok önemlidir. Birincisi vatanını, milletini, bayrağını ve Devletini sevecek. İkincisi
ise ehliyetli olacak, yani kendini yetiştirmiş, geliştirmiş bir
Geleneksel Sivas Günleri etkinliğinde
Ceza İnfaz Kurumu standı büyük ilgi gördü
birey olacak. Bizler makama oturduğumuzda halk adına
taksimetre başlar. Önemli olan milletimiz adına çalışmak,
üretebilmek ve başarılı olmak. Bu sadece bizimle ilgili
değil, tüm mesai arkadaşlarımızı da yakından ilgilendiren
bir konudur. Kurum ziyaretlerimizde gördük ki, ceza infaz
kurumlarımız birer fabrika gibi çalışıyorlar, üretiyorlar ve
ekonomiye katkıda bulunuyorlar” diye konuştu. Özellikle
personel eğitimi konusunda çok hassas olduklarını ifade
eden Yıldırım, çok daha fonksiyonel olarak bu eğitimlerin
devam etmesi çabasında olduklarını, aynı zamanda tutuklu
ve hükümlülerin eğitimlerine de büyük önem verdiklerinin
altını çizdi. Personel sayısı ve yeni açılan ceza infaz kurumları ile ilgili bilgiler veren Yıldırım, personel sayısının
50 bin civarında olduğunu ve yeni ceza infaz kurumlarının da sırası ile hizmete açıldığını belirtirken, ayrıca çeşitli Avrupa Birliği projeleri ile infaz hizmetlerinin geleceği
konusunda çok önemli adımlar atılacağı mesajını verdi.
Personelin çalışmalarından duyduğu memnuniyeti dile
getiren Yıldırım sözlerine şöyle devam etti “Yapmış olduğunuz görevin zorluğunun bilincindeyiz. Sizlere bu zorlu
ama kutsal görevde gösterdiğiniz gayret nedeniyle teşekkür
ediyorum. Ancak, her daim daha iyiye ulaşmak için çabalamalıyız. Hep daha iyisini nasıl yaparız diye düşünerek çalışmalarımızı bu perspektifte sürdürmeliyiz. Hepinizin yeni
yılını kutluyor, bu yılın sizlere hayırlar getirmesini, huzur
getirmesini temenni ediyorum.
Program, kokteyl ile sona erdi.
Geleneksel Sivas Günleri’nindördüncüsü İstanbul’da gerçekleştirildi.
Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Eski Avrupa Birliği Bakanı ve
Başmüzakereci Egemen Bağış, Sivas
Milletvekilleri, Sancaktepe Belediye Başkanı İsmail Erdem, İstanbul
Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir
Topbaş ve Sivaslıların katıldığı açılış
renkli görüntülere sahne oldu.
22-24 Kasım 2013 tarihlerinde,
Anadolu’nun zengin kültür hazinelerine ev sahipliği yapan Feshane’de
düzenlenen Sivas Günleri’nde ilin
geleneksel kültürünü yansıtan stantlar
açıldı. Sivas Açık Ceza İnfaz Kurumu
Müdürü Zeki Yıldırım; Kurum standını ziyaret eden Milli Savunma Bakanı
İsmet Yılmaz, Sivas Milletvekili Hilmi Bilgin ve diğer protokol mensuplarıyla birlikte halı atölyesinde dokunan
ve sergilenen Sivas halılarını inceleyip, Anadolu kültürü ve mirasına yaptığı katkısının önemine değindi.
Etkinlikte; yazarı, şairi, ozanı, sazı
ve sözüyle, sanatı ve sporuyla, yaşayan renkleriyle, dünü ve bugünüyle
Sivas tanıtıldı.
Sayfa 8
G ündem
Seslenis
Aralık 2013
ADALET BAKANLIĞINDA GÖREV DEĞİŞİMİ
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, görevi Bakan Sadullah Ergin’den devraldı. Bozdağ, Ergin’in halefi olmaktan gurur duyduğunu söyledi.
A
dalet Bakanlığında görev değişimi nedeniyle devir teslim
töreni düzenlendi. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, görevini önceki
Adalet Bakanı Sadullah Ergin’den
devraldı. Bakanlık makamında düzenlenen törende konuşan Bekir Bozdağ, Ergin döneminde Türkiye’de adalet alanında önemli ve başarılı
adımlar atıldığına işaret etti. Bozdağ şunları kaydetti:
“Bugün Adalet Bakanlığında, kendisini büyük saygı
duyduğum ve halefi olma gibi bir nasibi de yaşadım.
Sadullah Bey’den gerçekten hem bilgi olarak hem de
tecrübe olarak çok şey öğrendiğimi ifade ediyorum.
Böyle değerli bir arkadaştan Adalet Bakanlığı görevini
devralmanın şerefini ve bahtiyarlığını yaşıyorum. Sayın
Bakanımın gerçekleştirdiği başarılı çalışmalardan dolayı kendisine teşekkür ediyorum. Gerçekten Türkiye’de
yaşanan önemli değişimler Sayın Bakanımızın döneminde atılan adımlarla daha da ileri taşındı. Sayın Bakanımızın takdiri ile Cumhurbaşkanımızın onayı ile bu
görev dün akşam bize tebliği edildi. Bana olan güveni
boşa çıkarmamak ve ülkemizin bu alandaki hizmetlerini Sayın Bakanımızın getirdiği başarılı çizgiden ileri
noktalara taşımak için inşallah bundan sonraki süreçte
beraber çalışacağız.”
Sadullah Ergin de yaptığı konuşmada görev süresi
boyunca gerçekleştirdiği çalışmalara da değinerek, bugüne dek yargıda pek çok reform yaptıklarını, 4.5 yılda
yaptıkları işleri yeni Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın
tamamlayacağını söyledi. Ergin, sözlerine şöyle devam
etti: “2009’dan bugüne kadar deklare ettiğimiz Yargı
Reformu Stratejisinin yüzde 75’i hayata geçti. Türkiye,
İnsan Hakları Mahkemesine en çok şikayet edilen ikinci
ülkeydi, artık 5. ülke. Yargı sisteminde yapılan değişimlerin sonuçlarının vatandaşlara ulaşma bakımından bir
beklentimiz var. Bundan sonra artık uzun yargılamadan
kaynaklanan şikayetlerin azalmasını beklediğimiz bir
döneme girdik. İnsan Hakları Mahkemesinde olumluya
giden gelişmeleri beraber takip ettik. Ben 4.5 yıldır yaptıklarımız, yapamadıklarımızı konusunda bir muhasebe
yaptığımızda yapılan önemli çalışmalar var; sonuçlarını
önümüzdeki günlerde alacağız. Görevi devralan arkadaşım bu işleri tamamlayacak.”
Bozdağ’ın yapılan çalışmaları daha ileriye götüreceğini işaret eden Ergin, güven veren adalete ulaşma
noktasında da hayırlı icraatları dört gözle beklediklerini
vurguladı.
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ’I TANIYALIM
1 Nisan 1965’te Yozgat Akdağmadeni’nde doğan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ve Selçuk Üniversitesi
Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Uludağ Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü Dinler Tarihi Ana Bilim
Dalında Yüksek Lisans Yapan Bakan Bozdağ, bir
süre kamu görevinde bulundu ve daha sonra serbest avukat olarak çalıştı. 18 Nisan 1999 yerel
seçimlerinde Akdağmadeni İlçe Belediye Başkan
Adayı oldu. 22. dönem Yozgat milletvekili olarak
seçilen ve Adalet Komisyonu üyesi olan Bozdağ,
23. Dönemde yeniden Yozgat Milletvekili olarak
seçilirken, Meclis Grup Başkanvekilliği ve 61. Hükümette Başbakan Yardımcısı olarak görev yaptı.
Bozdağ, 61. Cumhuriyet Hükümetinde Adalet Bakanlığı görevine getirildi.
BAKAN ERGİN CTE GENEL MÜDÜRLÜĞÜ PERSONELİYLE VEDALAŞTI
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, 30 Mart 2014 tarihinde yapılacak olan Yerel Seçimlerde belediye
başkan adaylığı için Bakanlık görevinden ayrılması nedeniyle personelle vedalaştı. 26.12.2013
tarihinde HSYK Binasında yapılan veda törenine Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdür Yardımcıları
Selami Candemir, Cevat Gül, Erhan Polat ve Burhanettin Eser, daire başkanları, tetkik hâkimleri,
şube müdürleri ve personel katıldı. Törende; Bakan Ergin’e çiçek takdim edildi.
Seslenis
Aralık 2013
G ündem
Sayfa 9
ESKİ ADALET
BAKANI FAHRİ
KASIRGA’DAN
KUTLAMA MESAJI
ADALET BAKANLIĞI MÜSTEŞARI
KENAN İPEK OLDU
Adalet Bakanlığı Müsteşarlığına Yüksek Müşavir Kenan İpek Atandı. Yeni Müsteşar İpek görevi
Müsteşar Birol Erdem’den devraldı. Erdem, Müsteşar İpek’e yeni görevinde başarılar diledi.
A
dalet Bakanlığı Müsteşarlığı’na
Birol Erdem’in yerine Yüksek
Müşavir Kenan İpek atandı. Daha önce
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü
olarak da görev yapan Müsteşar Kenan
İpek, düzenlenen tören ile görevi eski
Müsteşar Birol Erdem’den devraldı.
Müsteşarlık makamında düzenlenen
devir teslim töreninde Müsteşar Erdem,
görevini Müsteşarlık görevine atanan
Kenan İpek’e devretti. Erdem, Müsteşar İpek’e yeni görevinde başarılar
diledi. Devir teslim töreninde konuşan
Müsteşar Kenan İpek ise, zor ve kutsal
bir görevi devraldıklarını, başarılı çalışmalar yapmak adına ellerinden gelen
tüm gayreti göstereceklerini belirterek
Erdem’e teşekkür etti ve başarı dileklerini sundu.
MÜSTEŞAR KENAN İPEK’İ TANIYALIM
05.10.1959 tarihinde Rize’de doğan Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kenan İpek, İstanbul Hukuk Fakültesi’ni
bitirdikten sonra 1983 yılında İstanbul
Adli Yargı hâkim adayı olarak mesleğe
başladı. Sırasıyla Antalya ve Mardin
Cumhuriyet Savcı Yardımcılığı, Bolu,
Elmalı ve İstanbul Cumhuriyet Savcılıkları görevlerinde bulunan Müsteşar Kenan İpek, daha sonra İşyurtları
Kurumu Daire Başkanlığı yaptı. 20032008 yılları arasında Ceza ve Tevki-
fevleri görevinde bulunan Müsteşar
İpek, Genel Müdürlüğün kurumsallaşmasında ve çağdaş infaz mevzuatının
hazırlamasında çok önemli katkılarda
bulundu. İpek son olarak Yüksek Müşavirlik görevini sürdürmekte iken üçlü
kararname ile müsteşarlığa atandı.
E
ski Adalet Bakanı ve Başbakan Başmüşaviri Fahri Kasırga,
Adalet Bakanlığı Müsteşarı Kenan
İpek’in göreve başlaması ile ilgili
olarak bir tebrik mesajı yayımladı.
Başmüşavir Kasırga, mesajında
Müsteşarlığa Kenan İpek’in atanmasından duyduğu memnuniyeti dile
getirirken, şunları söyledi:
“Devletin makamlarında liyakatli, çalışkan ve şaibesiz kişilerin bulunması vatandaşta güven duygusu
oluşturur. Devletine olan güveni ve
saygısı artar. Önemli makamlara
atanan bu meziyetlere sahip kişiler dostunuz ise ayrıca sevinir ve
gururlanırsınız. Yıllardır tanıdığım
birlikte değişik konularda çalıştığım
sevgili hemşehrim ve dostum Sayın Kenan İpek’ in Adalet Bakanlığı
Müsteşarlığı görevine atanmasından büyük sevinç, mutluluk ve gurur duydum. 5 yıla yakın bir süre görev ifa ettiğim bu onurlu makamın
ehil bir elde olduğunu bilmem bana
ayrıca huzur verdi. Zor bir dönemde
görev ve sorumluluk üstlenen Kenan İpek beyi tebrik ediyor, üstün
başarılar diliyorum. Kendisine, ailesine ve Ülkemize hayırlı olmasını
temenni ediyorum.”
Bakan Şahin, Tekirdağ 1 nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu ziyaretinde konuştu
PROJE TAKDİRE ŞAYAN
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin,
Tekirdağ 1 Nolu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumun bulunan Aydınlan-Aydınlat Projesi kapsamında çalışan hükümlü ve tutuklulara takdir belgesi verdi.
Adalet Bakanlığı ve Türkiye Beyazay Derneği işbirliği ile başlayan Aydınlan-Aydınlat projesi
hakkında bilgi almak, destek vermek ve projede
yer alan hükümlü ve tutuklulara çalışmalarından
dolayı takdir belgesi vermek için düzenlenen bilgilendirme ve belge töreninde; Türkiye Beyazay
Derneği Başkanı eski milletvekili Lokman Ayva ve
Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcısı Fevzi Büyüktümtürk proje hakkında Bakan Şahin’e bilgiler verdi.
Başsavcı Fevzi Büyüktümtürk yaptığı konuşmasında; Türkiye Beyazay Derneği tarafından kurulan
Aydınlan-Aydınlat stüdyosunda 28 hükümlü ve
tutuklunun dönüşümlü olarak çalıştığını, bir yılda
yaklaşık 38 kitap okunarak, 293 kitap ise taranarak
toplam 331 adet kitabın kayıt altına alındığı ve görme engelli vatandaşların hizmetine sunulduğunu
belirtti. Bakanı Şahin ise konuşmasında, projenin
görme engelli insanlar için öneminden bahsederek,
Cezaevinde anneleriyle kalan çocukların geleceğe
hazırlanması gerektiğini kaydetti. Şahin, konuşmasının ardından ceza infaz kurumunda oluşturulan
stüdyoda kitapları okuyarak dijital ortama aktaran
hükümlü ve tutuklulara birer takdir belgesi verdi.
Sayfa 10
Seslenis
E tkinlik
E tkinlik
Aralık 2013
Aksaray Kapalı Ceza İnfaz Kurumu personelinden anlamlı ziyaret
Aksaray Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü
personelleri tarafından Aksaray Aile ve Sosyal Politikalar
İl Müdürlüğüne bağlı Aksaray Bakım ve Rehabilitasyon
Merkezi ile A.Kadir Üçyıldız Huzurevine ziyaret gerçekleştirildi. 3 Aralık Dünya Özürlüler Günü münasebetiyle
ilk olarak Aksaray Bakım ve Rehabilitasyon Merkezinde
barınan engellileri ziyaret eden ceza infaz kurumu personeli kurumda zaman zaman gösteri düzenleyen çocuk ve
gençlerle de bir araya gelerek iadeyi ziyarette bulundular.
Bakım ve Rehabilitasyon Merkezindeki zihinsel engelli
öğrencilerin mutluluklarının gözlerinden okunduğunu
dile getiren personel, daha sık ziyarete geleceklerine dair
söz verdiler. Bakım Rehabilitasyon Merkezi ziyaretinin
akabinde A.Kadir Üçyıldız Huzurevi sakinlerini ziyaret
eden Kurum Müdürü Nayim Okan ve beraberindeki personel yaşlılarla sohbet ederlerken aynı zamanda hayır dualarını da almış oldular. Kurum Müdürü Okan ziyaretin
huzurevi sakinlerine moral vermesinin yanı sıra ziyarete
gelenlere de manevi bir hava verdiğini, köklerine sahip
çıkan insanların geleceğine de sahip çıkacağını söyledi.
ÜRETİME KATKI SAĞLIYORLAR
İNSAN HAKLARI GÜNÜ COŞKUYLA KUTLANDI
10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla Sinop E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu ve Sinop Valiliği İl İnsan Hakları Kurulu Başkanlığı ile ortaklaşa bir anma programı
düzenlendi. Programa Sinop Vali Yardımcısı
Ekrem Yaman, Sinop Cumhuriyet Başsavcısı
Ömer Uysal, Ceza İnfaz Kurumu Savcısı Murat
Alagöz, Sinop Valiliği İl İnsan Hakları Kurulu
Üyeleri, Kurum Müdürü Özer Duman, Sinop
Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Hikmet Kurada,
Sinop Kızılay Şubesi Başkanı ve üyeleri, Sinop
Valiliği Hukuk İşleri Müdürü Cemil Uygun,
Kurum ikinci müdürleri, Kurum personeli ile
tutuklu ve hükümlüler katıldı.
Sinop Vali Yardımcısı Ekrem Yaman, Birleşmiş Milletler tarafından İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 10 Aralık 1948’de kabul
edilmesinin ardından her yıl 10 Aralık tarihinin
Dünya İnsan Hakları günü olarak kutlandığını
söyleyerek, “İnsan Hakları çağdaş uygarlığın
temeli, demokrasimizin ise vazgeçilmez unsurudur. İnsan haklarına saygı Anayasamıza göre
Türkiye Cumhuriyeti’ nin değiştirilemez niteliklerindendir. Bu anlamda Dünya İnsan Hakları
gününüzü kutluyorum.” dedi.
Konuşmanın ardından Bağlama Kursu
Öğretmeni Rüstem Kaya ve ekibi ile birlikte
hükümlü-tutuklardan oluşan koro, misafirlere
doyumsuz dakikalar yaşattı. Hükümlü tutuklular da çeşitli yörelere ait birbirinden güzel şarkı
ve türküler seslendirdi.
Daha sonra Sinop Valiliği İl İnsan Hakları
Kurulu Başkanlığı tarafından Kurumda bulunan hükümlü-tutukluların katıldığı resim, şiir ve
kompozisyon yarışmalarında dereceye girenlere
ödülleri dağıtıldı.
Program sonunda aday infaz koruma memurları, İstiklal Marşı’nı farklı bir sunum ve şiirsel üslupla seslendirip bayrak açarken, ayakta
alkışlandılar.
Maltepe 3 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz
Kurumunda hükümlü ve tutukluların eğitimleri
ve rehabilitasyonlarının sağlanması ile maddi
sıkıntı yaşayanlara iş imkanı verilebilmesi çerçevesinde EST Sağlık ve Tıbbi Tekstil Ürünleri
firması tarafından açılan tekstil atölyemizde 42
yabancı uyruklu hükümlü-tutuklu üretime katkı
sağlıyorlar. Tekstil atölyesinde çorap ütülemepaketleme,ameliyat önlüğü dikimi ve ilaç fabrikalarında kullanılmak üzere beyaz tulum dikimi
yapan hükümlü ve tutuklular bu atölyelerdeki çalışmaları sonucunda hem mesleki edinim hemde
Prof. Dr. Yıldırım:
İLKAN İLE ŞİİRSEL
YOLCULUĞA ÇIKTILAR
Silivri Açık Ceza İnfaz Kurumunda illüzyon, şiir,
müzik ziyafeti yaşandı. Program Açık Ceza İnfaz Kurumu çok amaçlı salonda gerçekleştirildi. Programa Cumhuriyet Savcısı Metin Arda, Cumhuriyet Savcısı Ertuğrul
Sarıyar, Silivri Açık Ceza İnfaz Kurumu Müdürü Yusuf
Altun, Kurum İkinci Müdürleri İdare memurları, ceza
infaz kurumu personeli ve hükümlüler katıldı.
İllüzyonist Coşkun Ak, ceza infaz kurumundaki bu
programa katılmanın kendilerini onurlandırdığını söylerken, gösterisinde gönüllü olarak sahneye çıkan hükümlülerle eğlenceli sihirbazlık gösterileri ergiledi. Coşkun Ak,
Ferdi Tayfur’un da programa katılmak istediğini ancak
çeşitli nedenlerden dolayı gelemediğini ve herkese selam
gönderdiğini ifade etti. Programda son olarak Şair Ahmet
Selçuk İlkan sahne alırken, şiirleriyle izleyenleri duygusal bir yolculuğa çıkardı.
para kazanıyorlar. Teksil atölyesinde çalışabilmek için oldukça yoğun bir taleple karşılaştıklarını belirten kurum yetkilileri ayrıca yabancı ülke
konsolosluklarının, böyle bir atölyenin açılmasını memnuniyetle karşıladıklarını belirtiyorlar.
Atölyenin ikinci etabında, çalışan hükümlü-tutuklu sayısının 100’ün üzerine çıkarılması ve
yüklenici firma olan EST Sağlık ve Tıbbi Tekstil
Ürünleri tarafından 50 adet çorap örgü makinesi kurularak ileriki aşamada iş kapasitesinin ve
üretim miktarının yoğun bir şekilde arttırılması
planlanıyor.
‘SABIRLA KARŞILIK
VERMEMİZ GEREK’
10 BİN FİDAN TOPRAKLA BULUŞUYOR
Kurum personeli ile hükümlülerin çevreye karşı duyarlılıklarını güçlendirmek,
tabiatı koruma bilinci oluşturmak, orman
ve ağaç sevgisi kazandırmak amacıyla
Karaman M Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu ile Karaman Orman İşletme
Müdürlüğü arasında iş birliği protokolü
imzalanarak ağaçlandırma kampanyası
başlatıldı.
9 Aralık 2013 tarihinde gerçekleştirilen
ilk dikim çalışmasında; Cumhuriyet Savcısı M.Sami Çağlayan, Kurum Müdürü İshak
Yıldırım, Kurum 2.Müdürü Mustafa Kurt,
Kurum Öğretmenleri, Kurum Personelleri
ve hükümlüler fidan dikimi gerçekleştirdi.
Kampanya kapsamında Karaman
Merkezine yaklaşık 20 km mesafede bulunan Yuva Tepe Köyü mevkiindeki 30
bin m2’lik araziye Kurum personeli ve
hükümlülerin tarafından 10 bin fidan dikilmesi planlanıyor. Cumhuriyet Savcısı
M.Sami Çağlayan, erozyonla mücadelede
bu tür gönüllü faaliyetlerin önemli olduğunu belirti.
Salihli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 9
Eylül Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Fıkıh Ana
Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Mustafa
Yıldırım tarafından “Kur’an Ahlakı” konulu bir
konferans verildi. Konferansa; Cumhuriyet Başsavcısı İlyas Yavuz, Cezaevi Cumhuriyet Savcısı Mehmet Duran Yılmaz, Prof.Dr.Mustafa
Yıldırım, Cezaevi Müdür Vekili Ahmet Çalışkan, Cezaevi 2. Müdürü Celal Şen, sivil toplum
kuruluşlarının temsilcileri, Kurum personeli ve
hükümlülerin katılımı ile gerçekleşti. Açılış konuşmasını yapan Cumhuriyet Başsavcısı Yavuz,
insanların bu dünyada çeşitli şekillerde imtihan
edildiğini belirterek, problemi yok gibi gözüken
insanlarında ne tür sıkıntılar çektiğini bilinmediğini söyledi. Yılmaz’ın konuşmasının ardından
konferansa başlayan Prof. Dr. Mustafa Yıldırım, Allah’ın kullarını canları ile, malları ile,
çoluk çocuğu ve çevresi ile imtihan ettiğini ifade
ederek, bu tür çeşitli imtihanlara karşı sabırla
karşılık vermemiz gerektiğini kaydetti. Sabırla
koruğun pekmez olduğuna değinen Yıldırım,
ayrıca Allah’ın Rahman ve Rahim olduğunu,
merhametlilerin en merhametlisi olduğunu şirk
hariç her günahın affedilebileceğini vurguladı.
Seslenis
Aralık 2013
E tkinlik
Sayfa 11
İLK KONSERLERİNİ VERDİLER
ENGELLİ OLMAK, BİR ENGEL DEĞİL
İnebolu M Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 3 Aralık Dünya Engelliler günü
nedeniyle bir etkinlik düzenlendi. Hükümlü ve tutuklulara yönelik düzenlenen programa Kurum personeli de katıldı. 3 Aralık
Dünya Engelliler Günü sebebiyle konferans
salonunda düzenlenen programda sunum
yapan kurum öğretmeni Mustafa Murat
Ünlü herkesin bir engelli adayı olduğunu
belirttiterek şunları kaydetti; “Yarınlarımızın ne olacağını kimse garanti edemiyor.
Doğal olarak bugün sağlıklıysak, yarınımızın garantisi yoksa biz elimizden geldiği
kadar bütün engelli arkadaşlarımıza bu konuda dost elimizi, yardım elimizi uzatabilmeliyiz. Bugün dünyada gelişmiş ülkelerin
tümünde gelişmişlik kriterleri içerisinde
engellilerine verdiği önem yatmaktadır.
Engellilerin fiziksel ve psiko-sosyal özellikleri nedeniyle kendi yakın çevrelerinde
ve toplumun diğer kesimlerinde bağımsız
hareket edebilmeleri ve toplumda yaşayan
diğer bireylerle sağlıklı iletişim kurabilmeleri için uygun ortamlar hazırlamak, toplum
olarak hepimizin üzerinde durması gereken
bir konudur” diyerek her bireyin bu konuda
bilinçlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Programın sonunda katılımcılara slayt gösterimi ve video izletildi. Sosyal etkinliklerin
önemine her fırsatta değinen Kurum Müdürü Mehmet Aksu, bu tür önemli gün ve haftalarda düzenlenen programların kurumda
çeşitli etkinliklerle önümüzdeki günlerde de
devam edeceğini kaydetti.
İskenderun Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda sürdürülen eğitim-öğretim, sosyal
ve kültürel faaliyetler kapsamında; İnfaz
Koruma Memuru Erdoğan Yıldırım’ın
öncülüğünde yetenekli personel ile hükümlü ve tutuklulardan oluşan bir müzik
grubu oluşturuldu. Amatör bir ruhla yola
çıkan grup, ilk konserlerini verirken izleyenlere müzik ziyafeti sundu.
Konserden öncesinde çeşitli kurslardan belge almaya hak kazanan Açık Öğretim Ortaokulu ve Açık Öğretim Lisesinden mezun olan hükümlü ve tutuklara
belgeleri dağıtıldı. Konsere Cumhuriyet
Savcısı Zeynel Abidin Ulu, İskenderun
Jandarma komutanı J. Bnb. Kamil Türkyılmaz, Kurum Müdürü Bayram Bozan,
İkinci Müdür Tülay Dal, İdare Memuru
Mustafa Fakı, Cezaevi Karakol Komutanı, Kurum personeli ile hükümlü ve tutukluklar katıldı.
Konser sonunda bir konuşma yapan
Kurum Müdürü Bozan, konserde emeği
geçen personel ve hükümlü tutuklulara
teşekkür ederek, bu gibi sosyal ve kültürel
faaliyetlerin hükümlü ve tutukluların topluma kazandırılmasında çok önemli bir
araç olduğunu söyledi.
TİYATRO GÖSTERİSİNE İZLEYİCİDEN TAM NOT
Kahramanmaraş E Tipi Kapalı ve Açık Ceza
İnfaz Kurumu ile Kahramanmaraş Suzan ve Abdulhakim Bilgili Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü
işbirliği ile Kahramanmaraş E Tipi Kapalı ve Açık
Ceza infaz Kurumunda tiyatro gösterisi gerçekleştirildi. Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü tarafından
açılan, “Uygulamalı Tiyatro Kursu” sonunda, yazarlığını ve yönetmenliğini Kurs Eğiticisi Salman
Kapanoğlu’nun yaptığı “Alo Fetva Hattı” adlı oyun
başarı ile sergilendi.
Kahramanmaraş
Cumhuriyet
Başsavcısı
Mustafa’ün yakın alakası ve destekleri ile hazır-
ORGAN NAKLİ HAYAT
KURTARIR
Kütahya E Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumunda sosyal sorumluluk projesi adına, Kütahya Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliğinde görevli Dr. Korhan Sunar tarafından 20 Aralık
2013 tarihinde “doku ve organ nakli” konulu seminer verildi.
Dr. Korhan Sunar organ naklinin insanlık için
öneminden bahsederek “ İleri kalp, karaciğer ve
böbrek yetmezliği olan hastaların sağlıklı bir yaşam sürebilmelerinin sadece organ nakli ile mümkün olduğu düşünülecek olursa ülkemizde organ
bağışı ile ilgili çok ciddi çalışmalar yapılması gerektiği açıkca ortadadır.” dedi. Sunar, organ bağışı
konusunda herkesin üzerine düşeni yapması gerektiğini ifade ederek “Hastayı yaşatmak için herşey
çok hızlı ve etkin bir şekilde yapılmasına rağmen
ölümün gerçekleşmesi halinde yaşam adına hâlâ
yapılabilecek bir şeyler olduğu unutulmamalıdır”
şeklinde konuştu. Yaklaşık 100 kişiye verilen seminer büyük ilgiyle karşılanırken seminer sonunda 9
hükümlü doku ve organ nakli bağışında bulundu.
lanan oyununda; günümüzde, uzmanlık alanları
dışındaki kişilerin, olur-olmaz fetva ve hükümlerin verilmesi sanat diliyle hicvedildi. Etkinliğe
Cumhuriyet Savcısı Cengiz Kapusuz, Halk Eğitim
Merkezi Müdürü Selahittin Kılınçkıran, Kurum
Müdürü İsmail Dal, Kurumda çalışan personel ile
hükümlüler katıldı. Tiyatro gösterisinde rol alan
oyuncular izleyenlerden tarafından tam not aldı. Etkinliğin sonunda, Cumhuriyet Savcısı Kapusuz ve
Kurum Müdürü Dal tarafından tiyatro gösterisinde
rol alanlara ve basın mensuplarına çeşitli hediyeler
takdim edilmesiyle program son buldu.
KONSERLE MORAL
BULDULAR
Artvin Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda, 05.12.2013 tarihinde, hükümlü ve tutuklulara yönelik olarak moral amaçlı
bir konser düzenlendi. Türk Halk Müziği Sanatçısı Özgür
Altunkaya ve grubu tarafından verilen konserde hükümlü
ve tutuklular gönüllerince eğlendi. Konserde sanatçıların ve
izleyicilerin hep birlikte söyledikleri birbirinden güzel türkülerle konser bir coşku havasında geçti. Programa, Cumhuriyet Savcıları Yusuf Bahadır Özay ve Osman Pekmezci,
Ağır Ceza İnfaz Hakimi Aynur Derya Başlı, İzleme Kurulu
üyeleri, Ceza İnfaz Kurum İkinci Müdürü Osman Yağcı,
Kurum personeli ile hükümlü ve tutuklular katıldı. Program
sonunda bir konuşma yapan Cumhuriyet Savcısı Özay, bu tür
programların hükümlü ve tutukluların normal hayata uyum
sürecine büyük katkılar sağladığını söyledi.
SAĞLIK ÇALIŞMALARI
DEVAM EDİYOR
Erzurum E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda sağlık çalışmaları kapsamında ‘Meme
Kanseri ile Mücadele
Haftası’ münasebetiyle kurumda bulunan 40
yaş ve üzeri 14 kadın
hükümlü ve tutukluya
meme kanseri taraması
yapıldı. Sağlık sorunlarının yaşanmaması ve
erken teşhis noktasında
büyük önem arz eden
sağlık
taramalarının
akabinde Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi
Enfeksiyon Hastalıkları
Anabilim Dalı Başkanı
Prof. Dr. Mehmet Parlak
ve Öğretim Üyesi Doç.
Dr. Emine Parlak tarafından hepatit hastalıklarından korunma ve tedavi
yöntemleriyle toplu yaşama alanlarında hijyen
konularında konferans
verildi.
Ceza İnfaz Kurumu
spor salonunda gerçekleştirilen
konferansa
Kurum Müdürü Zeynel
Uludüz, Kurum ikinci
müdürleri, Kurum personeli ile hükümlü ve
tutuklular katıldı. Konferansta hepatit virüsleri bu
virüslerin bulaşma yolları, korunma yöntemleri
ve tedavilerinde izlenmesi gereken yollarla
alakalı bilgiler verildi
Seslenis
Sayfa 12
JAPONYA CEZA İNFAZ SİSTEMİ-IV
Ceza infaz kurumlarında yürütülen “meslek
edindirme” faaliyetleri kapsamında hükümlülerin topluma kazandırılması konusunda çalışmalar
yapılmakta olup, bunun sonucunda; hükümlülere
sadece mesleki beceri kazandırılmasının yeterli
olmadığı, ayrıca psikolojik ve fiziksel sağlığının
da geliştirilmesi ile çalışmayı istemesi gerektiği,
ayrıca toplum içinde sorumluluk ve rol almaya
bilinçlendirilmesinin önemli olduğu anlaşılmıştır. Bu kapsamda ceza infaz kurumlarında; modüler olarak hükümlülerin “mesleki sertifika”
alması konusunda mesleki eğitim çalışmaları
yürütülmektedir. Yukarıda açıklanan mesleki çalışmaları, hükümlüler genellikle ceza infaz kurumunun içinde gerçekleştirmekte olup, bazen de
sosyalleşmelerini sağlamak amacıyla ceza infaz
kurumu dışında çalışmalarına izin verilmektedir.
Devlet hükümlülerin; yiyecek, giyim ve barınma ihtiyaçlarını karşılamakta ayrıca hükümlülerin çalışmalarının karşılığında kendilerine teşvik
esasına dayanan ücret ödemektedir. “Teşvik esasına dayanan ücret” uygulamasının amacı, hükümlülerin çalışmalarını teşvik etmek ve ayrıca ceza
infaz kurumunda gerçekleştirilen rehabilitasyon
çalışmaları sonunda salıverilen hükümlülere mali
kaynak sağlamaktır. 2011 yılında; aylık olarak bir
hükümlü için bu ücretin miktarı 4.723 yendir.
Japon Ceza İnfaz Sisteminde “Değişim için
rehberlik” (müdahale/rehabilitasyon programları) uygulaması ile; hükümlülerin işlediği suç
nedeniyle sorumluluk duygusunu geliştirmeleri,
salıverme sonrası sosyal hayata uyum için gerekli
olan bilgi ve hayat tarzını kazanmalarını sağlamaya yardımcı olunmaktadır.
Bu uygulama; bütün hükümlüler için “genel
değişim için rehberlik” (genel müdahale programları) ile özel ihtiyaçları bulunan hükümlüler için
“özel değişim için rehberlik” (özel müdahale programları) olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır.
“Genel değişim için rehberlik” (genel müdahale programları) uygulaması; konferanslar ve
bireysel görüşmeler yoluyla hükümlülerin;
a. Suç mağdurlarının ve ailelerinin durumlarını ve hislerini anlamaya çalışmalarını, ayrıca
pişmanlıklarını ifade etmelerini,
b. Günlük hayat tarzlarını geliştirmelerini,
c. Salıverme sonrası kanunlara uyan davranış
göstermelerini sağlamaktadır.
“Özel değişim için rehberlik” (özel müdahale
programları) uygulaması; maddi bağımlılığından
arınmak için rehberlik uygulamaları, organize suç
örgütleri ile irtibatı sona erdirme konusundaki rehberlik uygulamaları, cinsel suçtan hükümlülerin
yeniden suç işlemelerinin önlenmesi için rehberlik uygulamaları, mağdur empatisi ile ilgili eğitim,
trafik güvenliği için rehberlik ve iş bulma yardımı
konusunda rehberlik alanlarından oluşmaktadır.
“Maddi bağımlılığından arınmak için rehberlik uygulamaları” ile ceza infaz kurumunda kamu
görevlisi olmayan kişiler tarafından, madde bağımlılığından nasıl arınılacağı, hükümlülere madde kullanmadan nasıl yaşayacakları somut olarak
gösterilmektedir.
“Organize suç örgütleri ile irtibatı sona erdirme konusunda rehberlik uygulamaları” ile ceza
infaz kurumlarında hükümlülere, organize suç
örgütlerinin yasadışı yapılanmalarını anlamaları,
ayrıca bu gruplardan ayrılma motivasyonunu ge-
HÜKÜMLÜ VE TUTUKLULARIN EMANETE
ALINAN KİŞİSEL PARALARI
Bilindiği üzere, hükümlü ve tutuklulara ait paraların kaydı, 13 Temmuz 2005 tarih ve 25874 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Hükümlü ve Tutukluların
Emanete Alınan Kişisel Paralarının Kullanımına Dair
Yönetmelik” hükümlerine göre yerine getirilmektedir.
İlgili Yönetmeliğin 5 inci maddesinin birinci ve
ikinci fıkralarında;
“Kuruma gelen hükümlü ve tutukluların üzerinde
bulunan paraların miktarı ne olursa olsun, kurum görevlilerince alıkonularak ilgiliye karşılığında makbuz
verilir. “
“Banka ve posta aracılığıyla gelen veya ziyaretçiler tarafından hükümlü ve tutukluların nam ve hesabına
yatırılan paralar, idarece görevlendirilecek bir personel
tarafından alınarak kayıt edilir.”
Hükümleri yer almaktadır.
Bu düzenlemelerden anlaşılması gereken; açık ya
da kapalı kurum ayrımı yapılmaksızın her hükümlü
veya tutukluya ait paranın mutlaka kayıtlara alınacak
olduğudur. Dolayısıyla; açık kurumlarda bu hesabın
tutulmamasının veya çok az işlem görüyor olmasının
haklı bir izahı bulunmamaktadır.
Yine aynı maddenin üçüncü fıkrasında; “Müdürü bulunan kurumlarda, hükümlü ve tutuklular hiçbir
şekilde yanlarında nakit para bulunduramaz. Ancak;
açık ceza infaz kurumlarıyla çocuk eğitimevlerinde
kalmakta olan hükümlülere, kurum ve kişi güvenliğini
tehlikeye düşürmeyecek tutarda nakit parayı yanlarında
bulundurmalarına kurum en üst amirince izin verilebilir.” hükmü düzenlenmiştir.
İşte bu düzenleme ile kapalı kurumlarda nakit kullanımı yasaklanırken, kısıtlı bir tutarın ise açık kurumlarda bulundurulmasına izin verilmektedir.
Açık kurumlardaki ilgili hesabın tutulmamasına
veya çok az işlem görmesine neden olan uygulama, işte
bu yanlış yoruma dayanan düzenlemeden kaynaklanmaktadır. Oysa; bu ifadeler ile hesaptaki toplam tutarın
ne kadarının üzerlerinde bulundurulabileceği belirtilmektedir
Sistemin esasını oluşturan bu açıklamalardan sonra, burada üzerinde duracağımız asıl konu; ceza infaz
kurumlarında kalmakta olan hükümlü ve tutuklulara
ait kişisel paraların kayıtlara alınması ile bu paraların
kullanımlarının kurumlar arasında farklılık göstermesi
yanında, işlemlerin kontrolünün de ilgili görevliler tarafından ihmal edilmesidir.
Bu durum bugün için idarelerin en önemli sorunu
olarak karşımızda durmakta olup, bu konuda gösterilen
ihmal, hem hükümlü ve tutukluların mağduriyetine
hem de kamu zararının oluşmasına sebebiyet vermekte
ve başta idareciler olmak üzere bir çok personel hakkında adli ve idari işlem yapılmasına neden olmaktadır.
Oysa;
Sorumluluğu bulunan görevlilerin, kısa bir zaman
ayırmak suretiyle kayıtlar üzerinde yapacakları kontrollerin bu olumsuzlukları ortadan kaldıracağı muhakkaktır.
Bu nedenle, konuyla ilgili bazı açıklamalarda bulunmanın yararlı olacağı düşünülmektedir.
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki; emanete alınan kişisel paralarla ilgili işlemler ilk bakışta basit gibi
görünmekle birlikte, herhangi bir mutabakatsızlık yaşanması halinde son derece karmaşık bir hal alabilmekte ve olumsuzluğun tespiti çok uzun bir mesai harcanmasını gerektirmektedir.
Bu nedenle; konuyla ilgili olarak hazırlanmış mevzuata uygun davranılmasında zorunluluk bulunmaktadır.
Bu açıklamalardan sonra, ilgili hesap ve işlemleri
genel olarak ele aldığımızda şu tespit önem kazanmaktadır.
Bankada açılan bir hesapta kurum adına toplanan
hükümlü ve tutuklulara ait paralar, kurum defter kayıtlarında isim bazında ayrı ayrı takip edilmektedir.
İşte binlerce hükümlü ve tutukluya ait bu takip,
yine onbinlerce makbuz düzenlenmesini ve kayıt yapılmasını zorunlu kıldığından, sonuçları itibariyle büyük
önem taşımaktadır.
Çünkü;
Rakamların en kötü tarafı, yapılan hatalar karşısında insanları savunma yapmaz durumda bırakmasıdır.
Bu kayıtların nasıl yapılması gerektiği, Hükümlü
ve Tutukluların Emanete Alınan Kişisel Paralarının
Kullanımına Dair Yönetmelik’in 6 ncı maddesinde
belirtilmekte;
- Hükümlü ve Tutukluların Emanete Alınan Kişisel Paralarına Ait Kasa Defteri,
- Emanet Para ve Kıymetli Eşya Kayıt Defteri,
- Reddiyat Makbuzu,
- Tahsilat Makbuzu,
kullanılmak suretiyle yerine getirileceği ifade edilmektedir.
Vehbi Kadri
KAMER
Daire Başkanı
liştirilmesi hedeflenmektedir.
“Cinsel suçtan hükümlülerin yeniden suç işlemelerinin önlenmesi için rehberlik uygulamaları”, farklı ülkelerde uygulanan benzer programlardaki uygulamalar ile hükümlülerin cinsel suç
işlemelerine neden olan faktörleri belirlemelerine
ve anlamalarına yardımcı olarak tekrar bu suçu
işlememeleri için yapılmaması gerekenleri içermektedir.
“Mağdur empatisi ile ilgili eğitim” ile ceza
infaz kurumlarına suç mağdurları olan kişiler davet edilerek, hükümlülerin doğrudan mağdurların
düşüncelerini ve hislerini dinlemeleri, işledikleri
suç ile yüzleşmelerini, tekrar suç işlememeleri
hedeflenmektedir.
“Trafik güvenliği için rehberlik”, ceza infaz
kurumlarında trafik kazası nedeniyle ölüme neden
olan veya sürekli ciddi trafik kurallarını ihlal eden
hükümlüler için uygulanmaktadır.
“İş bulma yardımı konusunda rehberlik”,
ceza infaz kurumlarında hükümlülerin iş ortamına uygun davranış modellerini geliştirmeleri ve
bu surette sağlıklı iletişim kurmaları ve düzenli iş
sahibi olmalarını hedeflemektedir.
Japon İnfaz Sistemindeki bir diğer uygulama “özel ceza infaz kurumlarıdır.” Bu ceza infaz
kurumlarının yapımı ve işletimi özel sektör tarafından gerçekleştirilmektedir.
Bu Ülkede, Mine’de bulunan “Mine Rehabilitasyon Merkezi” ile Hamada’da bulunan
Yusuf Kenan
ÇAĞLAR
Kontrolörler
Kurulu Başkanı
Bu defter ve makbuzların şekil ve kullanış biçimleri işe 07.07.2006 tarihinde Bakan Onayı ile yürürlüğe
giren Ceza İnfaz Kurumlarında Kullanılacak Defter ve
Belgeler ile Bunların Düzenlenmesine Dair Yönerge’de
ayrıntılı olarak gösterilmiştir.
Ancak;
Bu kayıtların yapılması sırasında belirtilen yönetmelik dışında, Hükümlü ve Tutukluların Emanete Alınan Kişisel Paralarının Kullanımına Dair Yönetmelik’in
“Elektronik ortamda kayıt” başlıklı 16 ncı maddesinin
birinci fıkrasında ki; “Elektronik ortamda kayıtların
tutulmasına başlanılan ceza infaz kurumlarında, defterlerle birlikte tüm kayıt ve bilgiler ayrıca elektronik
ortamda tutulur ve saklanır. Elektronik ortamda tutulan
kayıtların ihtiyacı karşıladığının tespiti halinde, yazılı
olarak kayıtlarının tutulması uygulamasından vazgeçilebilir.” hükmünün de dikkate alınması gerekmektedir.
Bu kayıtlar sırasındaki en önemli konu, nasıl kayıt
tutulursa tutulsun, reddiyat ve tahsilat makbuzlarının
örneğine uygun doldurulup, mutlaka ıslak imzalı olarak
düzenlenip ayrı bir dosyada saklanmasıdır.
Elektronik ortamda düzenlenmiş olmakla birlikte,
çıkış alınarak ıslak imza ile imzalanmamış reddiyat ve
tahsilat makbuzlarının hiçbir geçerliliğinin olmadığı
bilinmelidir.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, hükümlü
ve tutukluların emanete alınan kişisel paralarının takibi
sırasında, olmazsa olmaz tek şart girişler için; tahsilat
makbuzu, çıkışlar için; reddiyat makbuzu düzenlenmesinde zorunluluk bulunduğudur.
Ancak;
Hesapta yaşanan olumsuzluklar bu makbuzların
düzenlenmemesinden değil, düzenlenmiş makbuzlar
üzerinde değişiklik yapılmasından veya geçmişe ait kayıtların yenilenmesinden kaynaklanmaktadır.
Burada dikkatle üzerinde durulması gereken konu,
hatalı işlemler tespit edilse dahi, düzenlenmiş makbuzlar üzerinde oynama yapılmadan veya geçmiş kayıtlar
asla yenilenmeden, yeni makbuz düzenleyerek hatanın
giderilmesinin usul haline getirilmesidir.
İdarecilerin bir diğer sorumluluğu ise, Hükümlü
ve Tutukluların Emanete Alınan Kişisel Paralarına Ait
Kasa Defteri ile Emanet Para ve Kıymetli Eşya Kayıt
Defteri kayıtlarının bu makbuzlara göre yapıldığı ger-
D üşünce
Aralık 2013
“Yamaguchi ve Shimane Asahi Rehabilitasyon Merkezi” kamu-özel sektör işbirliği ile işletilmektedir. Özel sektör tarafından işletilen
ceza infaz kurumlarında ceza infaz kurumunun
yapımı ile birlikte hükümlülerin rehabilitasyonu
ve kurumun güvenliği özel sektör tarafından
gerçekleştirilmektedir.
Bu uygulamanın yanında; Sakura’da “Kitsuregavva Rehabilitasyon Merkezi”, Kakogavva’da
“Harima Rehabilitasyon Merkezi” tamamıyla
özel sektör tarafından işletilmektedir.
Sonuç olarak, Japon İnfaz Sisteminin değerlendirilmesinde öne çıkan birkaç konu
bulunmaktadır. Bunlar;
a. Hükümlüler ile tutuklular ayrı rejime tabi
tutulmuştur. Bu kapsamda hükümlülerin “rehabilitasyon” ve “eğitim programlarına” katılması
zorunlu olup, tutuklularda bu zorunluluk bulunmamaktadır. Bunlar;
b. Ceza infaz kurumlarında yürütülen çalışmalar arasında “spora” büyük önem verilmiş,
günlük spor programları oluşturulmuştur.
c. Hükümlü değerlendirme sistemine önem
verilmiştir. Hükümlünün, hapis cezası kesinleştikten sonra bulunduğu kurumda 55 gün süren ilk
değerlendirmesi yapılmakta, daha sonra rehabilitasyon merkezine gönderilmekte, hükümlünün
burada 5 gün süren ikinci bir değerlendirilmesi
gerçekleştirilmektedir. Bu değerlendirmeler sonucu hükümlünün “rehabilitasyon plânı” hazırlanmaktadır. Bu sisteme ilave olarak; 26 yaşından
küçük hükümlüler ile özel rehabilitasyon programına katılması gereken hükümlülere, “Ceza İnfaz
Kurumu Bölge Yönetimlerindeki” “değerlendirme birimleri tarafından, ilk değerlendirmeden
iki ay sonra “ileri düzeyde değerlendirme” yapılmaktadır.
çeğini kabul ederek, Emanet Para ve Kıymetli Eşya
Kayıt Defterindeki hükümlü ve tutuklular adına açılmış
sayfalarda kayıtlı paraların bakiyeler toplamı ile Türk
Lirası ve yabancı ülke paraları cinsinden ayrı ayrı düzenlenmiş olan hükümlü ve tutukluların emanete alınan
kişisel paralarına ait kasa defter bakiyelerinin mutabık
olup olmadığını kontrol etmeleridir.
Ayrıca;
Bu kontrol sonucu defter bakiyelerinin mutabakatı sağlandıktan sonra, tespit edilen nakit tutarının ilgili
bankada mevcut olup olmadığını belirlemek de hesapların kontrolünde sorumluluğu olan idarecilerin görevleri arasında bulunmaktadır.
İşte bu işlemlerin, herhangi bir zamanda ve ayda
en az bir kez yapılması halinde, bugün yaşanan olumsuzlukların tamamen ortadan kalkacağı düşünülmektedir.
Hesapla ilgili bu açıklamaları yaptıktan sonra bazı
uygulamalara da değinilmesinde yarar görülmektedir.
* Bilindiği üzere, Hükümlü ve tutukluların harcama tutarları Bakanlıkça tespit edilmekte olup, kantinden yapılacak alışverişler belirlenen haftalık harcama
limitini geçmemelidir. Ancak; bu limite haberleşme giderleri, sağlık ve eğitim harcamaları, mahkeme harçları
ve tazmin giderleri ile kantinden yapılacak buzdolabı,
semaver, vantilatör ve tv alım harcamaları dahil edilmemelidir. Ayrıca; başka kişiler adına hesaplardan yüklü
para çıkışlarında, mutlaka vasi onayı istenmelidir.
* Müdürlük teşkilatı bulunan kurumlarda kalmakta olan hükümlü ve tutukluların yapacakları harcamalar, nakit hareketi olmaksızın tutulan kayıtlar üzerinden,
hükümlü ve tutukluların düzenlediği “htiyaç İstem
Formu” aracılığıyla gerçekleştirildiği dikkate alınarak,
emanet para memuru ile kantin memuru arasındaki mal
ve para hareketi takip edilmeli, kişi bazında alınan emtialar idarelerce sorgulanmalıdır.
* Hükümlü ve tutuklulara ait kişisel paraların
yatırıldığı banka hesabına tahakkuk eden faiz gelirleri
amacı dışında kullanılmamalı, yine hükümlü ve tutuklular için harcanarak, eğitim ve sosyal ihtiyaçlarının
karşılanması ile iyileştirilmeye yönelik faaliyetlerde
eğitim kurulu kararı ile sarfedilmelidir.
* Herhangi bir yolla kuruma gelen ve sahibine
ödenemediği için hesaplarda bekleyen paralar, 10 yıllık
zaman aşımının sona ermesine müteakip, maliye veznesine yatırılarak hesaplardan düşümü sağlanmalıdır.
Seslenis
Aralık 2013
ACILI HAYATLAR
Nedim, sabah yürüyüşünü bitirmiş, bir hafta önce kaybettiği
can dostu Sedat’ın evinin önünden geçiyordu. O esnada yine burnunun direği sızlamış, ağlamamak için kendini zor tutmuştu. Sedat, onun çocukluk arkadaşıydı. Aynı mahalledendiler. Evleri çok
yakındı. Aileleri iyi görüşürlerdi. Birlikte büyümüşler, aynı okullara gitmişler; sonunda Nedim, diş hekimi; Sedat, veteriner olmuştu. Nedim, Manisa’dan hiç ayrılmamış, mesleğini orada yapmış,
üç yıl önce muayenehanesini yeğeni Nihal’e bırakmış; Sedat ise,
Anadolu’nun çeşitli illerinde çalıştıktan sonra, emekliliğinde memleketine dönmüş; böylece tekrar kavuşmuşlardı. Evinin bir odasını
poliklinik yapan Sedat, eşi Neriman’la birlikte kendisini hayvanlara adamıştı. Çocukları yoktu. Neriman da, Sedat gibi dünya tatlısıydı. Birbirlerini ölesiye severler, karşılıklı üzerlerine titrerlerdi.
O gün Sedat’ın yedi lokması dökülecekti. Her şeyi o ayarlamıştı. Saat 9.00’da toplanacaklardı. Birden gözü Sedat’ın kapısının
önünde duran yaralı bir sokak köpeğine takıldı. Muhtemelen bir
arabanın altında kalan hayvancağız, yaralanmıştı. Yanında iki yavrusu vardı. Kendisini, Sedat’ın evinin önüne attığı anlaşılıyordu.
Sedat, hayvanları besler, yaralarına bakardı. Zavallı hayvancağız,
Sedat’ın öldüğünü herhalde bilmiyordu! Birden gözlerinin yaşardığını hissetti. Anne ve yavruları! Hayvanlar bile kendilerini seveni
biliyor, zor günlerinde ona sığınıyorlardı. Hemen evine gitti. Arabasını aldı. Yaralı anne ve yavrularını arabasına yerleştirip, Sedat’ın
çok sevdiği Veteriner Hekim Feridun’un polikliniğine götürdü.
Feridun, Sedat’la ortak arkadaşlarıydı. O da bir hayvan severdi.
Feridun, anneyi iyileştirir, yavruları da hayvan severlere verirdi.
Evine döndüğünde, kardeşi Nimet kahvaltıyı hazırlamış, onu
bekliyordu. Nedim ve Nimet, eşlerini kaybettikten sonra iki kardeş
birlikte oturmaya başlamışlardı. Birbirlerine destek oluyorlardı.
Nimet, ailelerinin temel direğiydi. Anne ve babasına bakmış, eşini çok genç yaşta kaybettikten sonra tek çocuğu Nihal’i yetiştirmek için evlenmemiş; uzun yıllar akciğer kanseri tedavisi gören
Nedim’in eşi Hatice’nin hastalığında yanında olmak için de beş yıl
önce ilkokul öğretmenliğinden emekliye ayrılmıştı.
Nedim, duşunu aldıktan sonra kahvaltıya oturdu. Aklı,
Sedat’ın lokmasındaydı. Kahvaltıdan sonra Neriman’ın evine gideceklerdi. Dün akşam uğradıklarında Neriman, “Ne olur, erken
gelin, kahvaltıyı burada yapalım” demiş, onlar da erken geleceklerine söz vermişlerdi. Oturduklarında kapı zili çalmış, Nihal, eşi ve
kızı ile gelmiş, onlar da kahvaltıya katılmışlardı. Nihal ve eşi, tatil
günleri geç uyandıklarından, erken saatlerde gelmezlerdi. Nedim,
onların gelmelerini, Sedat’ın hayrına bağlamıştı. Ancak kahvaltı
sırasında, gerek Nimet’in hareketlerinden, gerekse Nihal ve eşinin
suskunluklarından, olağanüstü bir durum olduğunu anlamıştı. Masada sadece Nihal’in kızı Seda konuşuyor; Nimet, bir şeyler söylemek istiyor, ancak çekindiğinden söze başlayamıyordu. Nimet,
böyle durumlarda ağabeyini sinirlendirmemek için yüzüne bakar,
onun uygun bir anını kollardı. Nedim de, kardeşinin bu huyunu bildiğinden, bazen inadına aksilik yapar, bazen de dayanamaz, “Söyle
hemşire söyle, yine ne var?” der, lafın önünü açardı. Nedim, sinirlendiğinde kardeşine, “Hemşire” derdi. O gün işleri çoktu. Ortamı
gerginleştirmek istemiyordu. “Nimet, bir şey mi var?” deyince;
“Ağabey, belki zamanı değil ama söylemem lazım. Ayşe, bir
saat önce aradı. Zeynep’le buraya geliyorlarmış!” dedi.
Masada buz gibi bir hava esmişti ve çıt çıkmıyordu. Herkes
bekliyordu. Üç yaşındaki Seda bile susmuştu. Nedim haricindekilerin, Ayşe ve Zeynep’in geleceğinden haberlerinin olduğu anlaşılıyordu. Sessizliği bozan Nedim olmuştu. “Hangi yüzle buraya
gelecek hemşire, hangi yüzle? Gelme deseydin!” demiş; Nimet,
“Burası onun da evi, tabii gelecek, Zeynep senin torunun!”
cevabını verince; Nedim, “O zaman ben telefon ederim. Numarasını ver!” diyerek ayağa kalkmış; Nimet, “Yeter be bu düşmanlık; kız mecbur kalmazsa buraya gelir mi?” diye karşılık
verince de şaşırmıştı.
Nimet, munis birisiydi ve ağabeyi Nedim’e saygıda kusur etmezdi. Nedim bu kez, “Hemşire, telefon numarasını ver!” diye
bağırarak ayağa kalkınca; Nimet, “Numarası, defterde kayıtlı!”
Ali Suat ERTOSUN
Yargıtay Üyesi
dedikten sonra, “Telefon edersen bir daha benim yüzümü göremezsin!” deyince de, kalktığı yere oturmuştu. “Oğlum onun
yüzünden öldü. O ne yaptı? İkinci evliliğini yaptı, sen evlenmiş miydin hemşire!” diye söylenmesini sürdürmesi üzerine de
Nimet’ten, “Ağabey, her zaman yaptığını yapıyor, insanları
kendi değer ölçülerinle yargılıyorsun. Dul kalmanın acısını
ben bilirim” cevabını alınca da susmuştu. “Zeynep ablam gelecekmiş, ben onu istiyorum” diye sevinen Seda haricinde kimse
konuşmuyordu. Sessizliği bozan, çalan telefon olmuştu. Arayan
Neriman’dı ve telefonu açan Nimet’e, “Nerede kaldınız, lokmacılar geldi?” diyordu. Hemen toparlandılar ve Neriman’ın evine
gittiler. Neriman ve Sedat’ın akrabaları ile dostları toplanmıştı.
Sanki Nedim ve ailesini bekliyor gibiydiler. Onları gergin görünce, Neriman usulca Nimet’e yaklaşıp, “Bir şey mi oldu?” diye
sormuş; ondan, “Ayşe, aradı. Zeynep’le buraya geliyorlarmış,
yola çıkmışlar!” cevabını alınca; “Ne var bunda, Ayşe onurlu
kızdır. Zorunlu kalmasaydı gelmezdi” demişti. Lokma dökülüp,
yenildikten, dağıtıldıktan, duası yapıldıktan ve kalabalık dağıldıktan sonra evde sadece Neriman, Nedim, Nimet, Nihal ile eşi ve
Seda kalmıştı. Nedim’in hareketlerinden, son derece gergin olduğu
anlaşılıyordu. Bu sırada kapı çalınmış, Feridun ve eşi gelmişti. Feridun, Nedim’in getirdiği yaralı anne köpeği tedavi ettiği için geç
kaldığını, durumunun iyi olduğunu, yavruların karınlarını doyurduğunu söyleyince, hava biraz yumuşamıştı. Sıkılan Seda, “Ben
yavru köpekleri görmek istiyorum” diye ağlamaya başlayınca;
Nihal, Nimet’e, “Anne, biz gidelim artık, sonra uğrarız!” deyip, eşi ve çocuğu ile kalkmış; Nedim de, “Ben biraz dolaşmak
istiyorum” diyerek ayrılmıştı. Nedim gittikten sonra Nimet, gelişmeleri anlatıp, önceden de görüştüğü Ayşe’nin hasta olduğunu
söyleyince; Feridun, “Durum ciddi. Ben kalkıp Nedim ağabeyi
bulayım. Nahoş bir durum olmasın!” demiş ve Nedim’i aramak
için ayrılmıştı.
*
*
*
Kemal, Nedim ve Hatice’nin tek çocuklarıydı. Çocukluğunda ve gençliğinde parlak bir öğrenciydi. İstanbul’da tıp öğrenimi
görürken, Ayşe ile tanışmıştı. Ayşe, İstanbul Üniversitesi, Edebiyat
Fakültesi, Sosyoloji Bölümünde okuyordu. 1970’li yılların başlarıydı. Ülkede, terör olayları çok artmıştı. Ayşe de birçok genç gibi
öğrenci olaylarına katıldığından fişlenmiş, üç kez tutuklanmış,
sonra da salıverilmişti. Kemal de sorunlara duyarlıydı. O da iki
kez gözaltına alınmış, biri takipsizlikle sonuçlanmış; dava açılan
diğerinden beraat etmiş; bu durum öğrenimini aksatmıştı. Nedim,
oğlunun bu durumuna üzülüyor ve Ayşe ile arkadaşlığına karşı çıkıyordu. Kendisi, duyarsız birisi değildi ama siyasetle aktif olarak
hiç ilgilenmemişti.
Okulunu gecikmeli olarak bitiren Kemal, ailesinin muhalefetine rağmen Ayşe ile evlenince; Nedim, onlarla bir yıl konuşmamış,
sonunda eşi ve kardeşinin de ısrarlarıyla Ayşe’yi kabul etmişti.
Kemal, uzmanlık sınavını kazandığı İzmir Ege Üniversitesi
Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalında ihtisasını yaparken, Ayşe ile Bornova’ya yerleşmişlerdi. Kızları Zeynep doğunca da
Ayşe, okulunu bırakmak zorunda kalmıştı. Ancak Ayşe’nin davaları
bitmiyordu. 12 Mart 1971 muhtırasından sonra yine tutuklanmıştı.
İstanbul’da sıkıyönetim mahkemesinde yargılanıyordu. Zeynep’e,
dedesi ve babaannesi bakıyor, Kemal de Ayşe’nin duruşmalarını takip ediyordu. Bu duruşmalardan birinden dönüşünde geçirdiği trafik
kazasında hayatını kaybedince; Nedim, oğlunun ölümünden Ayşe’yi
sorumlu tutmuştu. Ayşe’ye çok kızıyor, onu bir türlü affedemiyordu.
YÜREĞİNİ KORU
Kötü bir kış işte. Zaten hiç iyi gelmedi bana, sevmem bu mevsimi, ben kanı sıcak yazların adamıyım.
Güneş bir çıktımı bir daha kaybolmasın isterim, istemem üşüten yağmurları, yaz yağmurları dururken,
insanın içini üşüten. Soğukta düşen damlalar hiç keyif vermez bana. Soğuk havalarmı yoksa yüreğimdeki ayazmı sebebi bu kış daha bir çekilmez oldu. Sanki oysa daha geçen gün güneşi görünce fora ediverdim montu, ceketi. Kendimi güneşin ışıklarına bırakıp nasılda unutuvermiştim herşeyi nasılda sıcak
ve güzeldi başımı gökyüzüne kaldırıp o sonsuz maviliğe baktığımda içimi kaplayan huzur ve sevincin
tarifi mümkün değildi. Özlemiştim çok özlemiştim. Oysa mevsim kış ağaçlarda tek bir yeşil yaprak yok,
bende ne çabuk kapılmışım baharın havasına.
Çok sürmedi sevincim, önce gri bir bulut geldi kapadı güneşin önünü, yüzümdeki gülümsene donup
kaldı, birden yinede ümidimi kaybetmedim bekledim az sonra bulutun gitmesini o güzelim güneşin sıcak
yüzünü göstermesini bekledim yeniden gülümsemeyi bekledim.
Ah ben ‘’ Beklenen her zaman gelmiyeceğini bilecek kadar yaşamışlığım vardi oysa’’
O küçük gri bulut kısa sürede nasılda büyüdü... Rengi siyaha döndüığünde başıma gelecekleri anlamıştım, ama artık çok geçti. Bir kış mevsimine neredeyse çırıl çıplak denecek şekilde yakalanmıştım.
Bir anda çıkan soğuk rüzgar, çıplak ağaçların dallarını sallarken, yüreğimde ki ayazın geri dönmesi de
uzun sürmedi. Gerçek ortadaydı bahara daha çok vardı. Bir gök gürlemesinin ardından başlayan yağmur
sırılsıklam ederken, korumasız bedenimi. Kendimle savaşmaya başlamıştım bende.
Mevsimi gelmeden güneşe aldanmak, bir sıcak gülüşün peşinden koşup sonra duvara çarpmaya
benziyordu kimseye suçlamadım, çünkü ben yoldan gönüllü çıkmıştım. Görmek istediklerimi görmüş,
gerçekleri göz ardı etmmiştim, ama inanmaya ihtiyacım vardı. Insanlardan vazgeçtim, hiç olmaza bahar
kandırmamalıydı beni. Çaresiz ‘Baharın geleceği güne kadar sabırla sayılacak günler
tükendiğinde kış günleri güneşli günlere kavuşacağım ve bir daha asla yalancı bahara kanmayacağım’’
Yaşadığım müddetçe yüreğim var olacak ben koruyorum; yüreğimi ve yüreğimde taşıdığım sevgiyi.
Elbet bitecek güneşe hasret günler ve o zaman kutupta cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri
dolduracak kocaman yüreğim...
Bir acının yürekte küllenmesini beklemek gibi bekleyeceğim kışın bitmesini.
Kadir Berat Bilcen - İzmir Kapalı Ceza İnfaz Kurumu
Ayşe, sonunda beraat etmiş ve Manisa’ya dönmüştü. Üç
ay yanlarında kalmış, daha sonra İstanbul’da bir yayınevinde iş
bulduğunu, çalışacağını söyleyerek, Nedim ve eşinin muhalefetine rağmen, Zeynep’i alıp yanlarından ayrılmıştı. Bu ayrılıktan
sonra, Nedim’in kızgınlığı daha da artmış, iki yıl sonra Ayşe yeni
bir evlilik yapınca, araları iyice bozulmuştu.
Kemal’in ölümü ve sonrasında da torunundan ayrılması
Hatice’yi perişan etmiş, zaten zayıf olan bünyesi daha da sarsılmış, Ayşe’nin evlenmesinden sonra hastalanmış, kısa bir süre
sonra da ölmüştü.
*
*
*
Nimet, Ayşe ve Zeynep ile görüşmesini hiç kesmemişti.
Yılda iki-üç kez ziyaretlerine gitmiş; zaman zaman onlar da
Manisa’ya gelmiş; ancak tüm ısrarlarına rağmen, ağabeyi Nedim’i
görüşmeye ikna edememişti. Bir yıl önce de Ayşe’nin ikinci eşinden boşandığını öğrenince, “Ağabey, Ayşe eşinden ayrılmış,
galiba biraz da hasta, ziyaretine gidelim mi? Hem Zeynep’i
görürsün!” deyince; Nedim, “Hemşire, bir daha benim yanımda Ayşe’den söz etme” diyerek sözünü kesmiş, sonrasında da
Nimet’in tüm girişimlerini cevapsız bırakmıştı.
*
*
*
Sedat’ın lokması döküldükten sonra Neriman’ın evinden
ayrılan Nedim, canının sıkıntısından zaman zaman arkadaşlarıyla ve ölümünden önce Sedat’la takıldıkları Kadir Baba’nın
meyhanesine gitmişti. Öğleden sonrasıydı. Nedim’i gören Kadir
Baba şaşırmıştı. Issız bir köşeye geçen Nedim’in yanına gelmiş,
hâl ve hatırını sormuş, ısmarladıklarını getirmişti. Nedim, Kadir
Baba’ya, “Burada olduğumu kimseye söyleme!” demiş, ısmarladığı bir duble rakısını içerken, maziye dalmıştı. Şimdi yanında
Sedat olsaydı, ona her zaman söylediğini söyler, “Git ulan git.
Acı çektiğini biliyorum, çektiklerin yetmedi mi? Bırak bu inadı. Kemal’in yavrusunu kucakla” derdi. Bu yüzden az mı kavga
etmişlerdi. Kaç kere masayı terk etmiş, ertesi gün yine bir araya
gelmişlerdi. Sedat, Kemal’i oğlu gibi severdi. İstanbul’a gittiğinde, Ayşe’yi ve Zeynep’i ziyaret ettiğini biliyordu. Son görüşmelerinde “Bak Nedim, sana vasiyetimdir. Git, Ayşe ve Zeynep’i
bul. Belki de sana ihtiyaçları var” demişti.
Feridun, Nedim’in gittiği yeri tahmin etmiş, Kadir Baba’nın
meyhanesine gelmişti. Kadir Baba, “Feridun, istersen Nedim’i
yalnız bırakalım. Bırakalım da kendisiyle hesaplaşsın!” deyince, kabullenmiş, Nedim’in görmeyeceği bir yere oturarak birlikte
beklemeye başlamışlardı.
Nedim, geçmişle hesaplaşıyor, bazen kendini haklı görüyor,
bazen de “Ben ne yaptım!” diyerek kendisine kızıyordu. Oğlu
gibi Ayşe’nin de amaçları vardı. O da birçok genç gibi Ülkesinin
iyiliğini istemiş, doğru bildiği yolda yürümüş, bu uğurda çok acı
çekmişti. Onun da mutlu olmaya hakkı vardı. İkinci evliliğini
yapmış, olmamıştı. İnsanların sığınacakları bir yuvalarının olması
gibisi var mıydı? Sabahleyin gördüğü yaralı köpek bile emin bir
yer diye Sedat’ın evinin önüne gelip, sığınmamış mıydı? Nimet’in
kocası öldüğünde, ona ve Nihal’e, o sahip çıkmamış mıydı?
Nihal’i, o okutmamış, meslektaşı olduğundan muayenehanesini
ona bırakmamış mıydı? Eşinin hastalığında ve ölümünden sonra
kendisiyle Nihal ilgilenmiş, onun için evini bırakıp, yanına taşınmamış mıydı?
Ayşe, dik bir kızdı ve hiç eğilmemişti. Kendi ayakları üzerinde durmak istemiş, bunun için savaşmıştı. Geliyorsa, mutlaka
bir nedeni vardı. Oğlunun, onunla evlenmesini baştan istememişse
de, sonradan sevmişti. Hele bir kızları olduğunda, “Baba, ismini
sen ver” dediklerinde, dünyalar onun olmuş, bebeğe annesinin adı
olan Zeynep’i koymuştu. Affedemediği, ikinci kez evlenmesiydi.
Ama insanların özel hayatlarına karışmaya hakkı var mıydı? Tercih onundu. Kendisine düşen, bu tercihe karşı çıkmamaktı. Ancak
o karşı çıkmıştı.
Haksızdı ve yanlış yapmıştı. Ne olursa olsun, Ayşe oğlunun
eşiydi ve onun yadigârıydı. Hele Zeynep, canının bir parçası değil miydi? Hatice de son nefesine kadar “Zeynep’im” dememiş
miydi?
İkinci duble rakısını bitirdikten sonra kalkmış, kapıya yönel-
SONBAHAR
Bugün hayatımda ilk defa;
İçinde aşk olmayan bir dünya’ya baktım,
Gökyüzü her zamankin den daha griydi,
Ve kül rengine bürünmüştü.
Yağmur şairlerin hüzünlü mısralarındaki şiirleri gibi,
Hüzün hüzün yağıyordu sessizce gök yüzünden,
Ve sonbahar en fırtınalı haline bürünmüştü,
Sevda ve sevdalanalı uğurlamak için.
Bense gözlerimi dünyaya yeni açmış,
Bir bebek gibiydim şaşkın, şaşkın,
Bugün baktığım dünyanın içinde.
Yoktu artık Aşk, yoktu artık Sevda ve yoktu artık Sevdalanan.
Başka bir dünya, bambaşka bir gezegendi sankı karşımdaki,
Gün boyu Aşk’ a yenik düşenlerle baktım mesala,
Ne kadar hüzünlü, ne kadar duygusallardı ve,
Ne kadar şiir kokuyorlardı bu gün.
Ağaçlara , çiceklere baktım sonra,
Bir zamanlar dünyanın özsuyunu içlerine çekip,
Şiire dönüştüren ağaçlara ve çiçeklere.
Onlarda kabullenmişti artık iyi, kötü Sonbaharı.
Ve yaprakları kızıl kızıl olmuş,
Sonbahara teslim oluyorlardı yavaş, yavaş,
Ve bügün hayatımda ilk defa içinde aşk olmayan,
Bir dünya’ya bakıyorum puslu gözlerimle son kez.
Sami Yavuz
Amasya E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu
E edebiyat
Sayfa 13
mişti. Kapının yanındaki masada Kadir Baba ile Feridun’u görünce, kendisini beklediklerini anlamıştı. Feridun, “Nedim ağabey,
gidiyor musun?” diye sorunca; “Beraber gidiyoruz” demiş,
hesabı ödemek için kasaya gidince de Kadir Baba, “Bugün hesap
bizden Nedim” demiş, arkasından da “Nedim, cancağızım, yüreğinin sesini dinle!” diye uğurlamıştı.
Feridun ile eve varıp, çaldıkları kapıyı açan Nimet ve Nihal’i
tedirgin gören Nedim, “Ayşe geldi mi?” diye sormuş, “Geldi”
cevabını alınca, hızlı adımlarla salona yürümüş, arkasından gelen
ve bir şeyler yapacağından çekinen Nimet, “Aman ağabey, gözünü seveyim, Ayşe hasta, gönlünü kırma!” demişti. Salonda
Nihal, eşi, Neriman ve Feridun’un eşi oturuyordu. Ayşe ayağa
kalkmıştı. Zeynep ve Seda yan yana uyuyorlardı. Ayşe, Nedim’in
elini öptükten sonra konuşmadan oturmuştu. Çok zayıftı ve
hâlsizliği yüzünden belli oluyordu. Kemoterapi tedavisi gördüğü
anlaşılıyordu. Salondakiler merakla bekliyordu. Birkaç dakikalık sessizlikten sonra Ayşe, “Baba, gelmeye mecbur kaldım”
deyince Nedim, yaşaran gözlerini kaçırarak, “Tabii geleceksiniz
kızım, burası sizin de eviniz” deyince, herkes rahatlamış, gergin
bekleyiş sona ermişti.
On dakika sonra gürültüden Zeynep ve Seda uyanmıştı.
Zeynep, sekiz yaşındaydı. Yıllardır görmediği torunu ne çok eşine
ve oğluna benziyordu. Kucağına aldığı Zeynep’i kıskanan Seda
da koşmuş ve diğer dizine oturmuştu. Nihal’in, “Kızım, dayını
yorma, sen bana gel” demelerini duymazlıktan geliyordu.
Akşam yemeğini hep birlikte yedikten sonra Nedim, o gece
Zeynep ve Seda ile oyunlar oynamış, âdeta onlarla çocuklaşmıştı.
O, asık suratlı adam gitmiş gibiydi. Ayşe hariç, herkes mutluydu.
Ama çocuklar haricinde, söyleyemeseler de herkesin kafasında
Ayşe’nin hastalığı vardı. Uzun uzun geçmişten ve gelecekten konuşmuşlardı. Bir ara Nimet, Ayşe’ye, “Kızım yorgunsunuzdur,
isterseniz yatın, odanız hazır” deyince; Nihal, “Anne, onların
odaları hiç bozulmadı ki, hep onları bekledi” demiş; Ayşe de
“Hala, yorulmadık; biz yıllardır bu günü bekledik” diye cevap
vermiş; gece yarısına doğru Seda haricindeki misafirler evlerine
gitmiş; o, “Ben Zeynep ablamla kalacağım” diye tutturduğundan, Zeynep’le yatmıştı.
*
*
*
Ertesi sabah kahvaltıdan sonra çocukların olmadığı bir sırada
Ayşe, “Baba, bana pankreas kanseri teşhisi konuldu. Zaman
koymuyorlar, ancak ölümümün yaklaştığını hissediyorum.
Zeynep’i, emin ellere bırakmak, sıcak bir yuvası olsun istiyorum. Benim ailemden kimsem yok. O burada kalsın. Okula
kaydını yaptıralım. Ben gideyim. Bugüne kadar çok savaştım.
Olmadı” deyince; bilinen ancak söylenmeyen acı gerçekle yüzyüze gelmişlerdi. Nimet, her zamanki iyimserliği ile “Kızım, nereye gideceksin? Tedavini yaptırırız. Hemen kötümser olma!”
demiş, çocuklar gelince, konuşmaları yarım kalmıştı.
Aslında sözün bittiği yerdeydiler. Nedim, kahvaltıdan sonra
hemen tanıdığı doktorlara koşmuş, Kemal’in doktor arkadaşlarını
bulmuş, Ayşe’nin Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tedavisine
başlanmıştı. Kemoterapi, radyasyon, ameliyat derken, zorlu bir
maratona girmişler; ancak kader, hükmünü yürütmüş; geçmişinde
zorlu bir yaşamı olan ve yıpranan Ayşe, dokuz ay sonra ölmüştü.
*
*
*
Ancak, hayat sürüyordu. Nedim, geçmişte Ayşe ile empati
kuramadığına üzülüyor; insaflı davranmadığını düşünüyordu.
Olan olmuştu. Geçmişe değil, geleceğe bakmalıydı. Gelecek,
Zeynep’ti. Onun için yaşamalı ve onu yetiştirmeliydi.
Güzel Sözler
Edepli, edebinden susar; edepsiz, ben susturdum zanneder.
Mevlana
Bir devletin yıkılışıyla birlikte yasaları da çoğalır.
Tacitus
Kötüler, kendilerine tahammül edilince, daha çok azarlar.
Tolstoy
Yapılması gerekeni yapmayanlar, yapılmaması gerekeni yapanlar kadar haksızdır.
Marcus Aurelius
Seslenis
Aralık 2013
Yıl: 12
Sayı: 141
YAYIN KURULU
Cevat GÜL
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdür Yardımcısı
(Yayın Kurulu Başkanı)
V. Kadri KAMER
Eğitimden Sorumlu
Daire Başkanı
Mustafa DOĞAN
Tetkik Hâkimi
Tülay ÇELEBİ
Şube Md. (Psikolog)
Habil KANOĞLU
Şube Md. (Psikolog)
Ramazan GÜNŞAN
Şube Md. (Öğretmen)
Yayın Koordinatörü
Recai YILDIZ
Öğretmen
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Naci BİLMEZ
Öğretmen
Grafik Tasarım
Fatih ŞAFAK
Ankara Açık Ceza İnfaz Kurumu Adına
Sahibi
Ali Turan KARADAĞ
Kurum Müdürü
Matbaa-Baskı Şefi: Salim KILIÇ - Montaj: Zafer KARAKAYA
Dizgi: Hasan KORKMAZ - İsa KİBAROĞLU
Baskı: Şeref KARAAĞAÇ - Turan ÇELİK
İdare Yeri: Ankara Açık Ceza İnfaz Kurumu
İstanbul Yolu 15. Km Hava Müzesi Karşısı Şaşmaz
Ankara Tel: (0312) 278 76 10 Faks: 278 25 68
Baskı: Ankara Açık Ceza İnfaz Kurumu Matbaası
Yayın Türü: Yerel Süreli Yayın
Basım Tarihi: 20.01.2014
www.cte-seslenis.adalet.gov.tr
Sayfa 14
E edebiyat
USTALARDAN SEÇMELER
USTALARDAN
SEÇMELER
Orhan Veli KANIK
AÇSAM RÜZGARA
Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş
Mavilerde sefer etmek!
Bir sahilden çözülüp gitmek
Düşünceler gibi başıboş.
Açsam rüzgara yelkenimi;
Dolaşsam ben de deniz deniz
Ve bir sabah vakti, kimsesiz
Bir limanda bulsam kendimi.
Bir limanda, büyük ve beyaz...
Mercan adalarda bir liman..
Beyaz bulutların ardından
Gelse altın ışıklı bir yaz.
Doldursa içimi orada
Baygın kokusu iğdelerin.
Bilmese tadını kederin
Bu her alemden uzak ada.
Konsa rüya dolu köşkümün
Çiçekli dalına serçeler.
Renklerle çözülse geceler,
Nar bahçelerinde geçse gün.
Her gün aheste mavnaların
Görsem açıktan geçişini
Ve her akşam dizilişini
Ufukta mermer adaların.
Ne hoş. ey Tanrım, ne hoş,
İller, göller, kıtalar aşmak.
Ne hoş deniz deniz dolaşmak
Düşünceler gibi başıboş.
Versem kendimi bütün bütün
Bir yelkenli olup engine;
Kansam bir an güzelliğine
Kuşlar gibi serseri ömrün.
Seslenis
Aralık 2013
SEN BENİM DİYE BAŞLAYAN...
Sen.. Yüzümdeki gülüşlerin, ellerimdeki
terlemenin, yüregimdeki deli atışın sebebi...
Her gece uykum her sabah güneşim. Yıldızım, ayım, akan kanım. Bitmeyen masalım.
Bahçedeki çiceğim, çiçekteki rengim. Gökyüzüm, denizim, mavim sen..
Sevdamın adresi, aşkımın menzili, içimdeki
tat, yaşadığım hayatsın sen...
Sebebim, niyetim, geleceğim, geçmişim,
bilinmezliğim, belirsizliğim sen..
Bitmeyecek yolculuğum, sonsuzluğum ...
Bakma bana bir tanem, içimdeki aşkın büyüklüğünü ölçme sakın bunlarla. Seni bilirim
ben bir tek seni. ‘’O’’ minik kalbindeki çıkarsız
koskoca sevgini..
Hani, hani beni duysan çözülecek dilim,
gönülümün tüm zenginlikleri sana biat edecek
yanımda olsan titreyecek elerim belkide..
Seni her şeyinle, ay parçaıs yüzünle, duruşunla, gülüşünle, bakışınla, konuşmanla,
çoçukluğunla, olgunluğunla, kızgınlığınla,
şaşkınlığınla, ğüçlülüğünle, zayıflığınla bekliyorum.
Ne değiş, ne değiştir beni. Biz böyle sevelim birbirimizi. Seni sen yapan ne varsa kabülümdür hepsi. Hadi gel ansızın çisil çisil yağmur gibi.
‘’Özlemek’’ diye bir şey var bu hayatta.
Beklemek bazen öyle acıtıcı oluyor ki. Yanlızlık bana kaygı veriyor. Yokluğunu yaşamayı
beceremiyorum., üzgünüm.
Şimdi hangi denizin kıyısındaysan, hangi
kuytu köşedeysen hangi göğün altındaysan
önce o sonsuz maviliğe sonrada başını yukarı
kaldırıp yıldızlara bak.
Aşkım, yüreğimi, içimdeki seni mavilere
yükleyip gönderiyorum, tut onu, tut ve bırakma.
Ben maviyi sende buldum, beni başka renklerle kandırma...
‘Sevgililer günü anısına’’
Doğan Paypınar
Sinop E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu
BULMACA
Yüreğimdeki sevgi tomurcuklarının
azabıdır, haykırışıdır sessiz çığlığım.
Kırlarda açan renga renk çiçekler
gibidir deli gönlüm. Rüyalarda kanat açan beyaz martılar, kanat çırpan
renkli kelebekler gibi hürdür umutlarım. Özgürlük iskaleme vuran dalGalar pranga olur vuslat olur göz bebeklerime. Hazanı bekleyen göçmen
kuşlar kadar beyazdır. Saftır hayaller.
Rüzgarla uçuşan kurumuş yapraklar
gibidir yarınlar. Bal arısının vızıltısı
kadar güzeldir göürşler cana batan
iğnesi kadar buruktur gönüller. Paslı
demirler ardında güneşi bekler virane kalpler. Yıldızlar tek tek kayar ayrı
ayrı gezegenlere. Suskundur yürekler,
dargındır duygular, göçmendir sabahlar, yelkendir ufuklar, şovalyenin
acımasız keskin kılıcı gibidir düşünceler, sigaranın dumanında harabedir mapusluk, izmarit olur, uçar gider
pembe düşler, mahpusluğun içinde...
Erkan Gürcan
Of K1 Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu
FIKRA
TABUT
Orhan Veli KANIK
Temel’ in karısı Fadime ve-
HAYATI
1914’te İstanbul’da doğdu. Cumhurbaşkanlığı Bando Heyeti Şeflerinden Veli Kanık’ın oğludur. İlk öğrenimini Galatasaray
Lisesi’nin ilk kısmında yapmış, dördüncü sınıfı burada tamamlamış (1925), ilkokulu Ankara’ya gittikleri için Gazi İlkokulu’nda
bitirmiştir (1926). Daha sonra Ankara Erkek Lisesi’ne yatılı girmiş,
burayı bitirdikten sonra (1933) İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümüne girmiştir. Ancak Fakülte’yi bitirmeden
Ankara’ya dönmüş (1936), PTT Genel Müdürlüğü Telgraf İşleri
Reisliği Nizamlar Bürosu’na memur olarak girmiştir. Daha sonra
askere gitmiş (1942-1944), terhis olunca da Milli Eğitim Bakanlığı
Tercüme Bürosu’na girmiştir. Daha sonra bu görevinden istifa etmiştir. Türk yazınında olduğu kadar dönemin düşünce yaşamında
da önemli yeri ve etkisi olan Yaprak dergisini yayımlamaya başlamış (1 Ocak 1949), 28 sayı çıkarmıştır.
Ankara’da bir gece sokakta Belediye’nin açtırdığı bir çukura
düşmüş, başından yaralanmış (10 Kasım 1950), iki gün sonra da
İstanbul’a gitmiştir. İstanbul’da bir arkadaşının evinde öğle yemeği
yerken fenalık geçirmiş, hastaneye kaldırılmıştır.
(14 Kasım 1950). Alkol zehirlenmesi teşhisiyle tedavi edilmiş, ancak sonradan beyin kanaması geçirdiği anlaşılmıştır.
Aynı gün akşama doğru komaya giren Orhan Veli, geceleyin
saat 23.20’de hayata gözlerini yummuştur (14 Kasım 1950).
Orhan Veli’nin edebiyata ilgisi daha ilkokul sıralarında başlamış, lise öğrencisiyken Oktay Rıfat ve Melih Cevdet Anday ile
arkadaş olmuş, bu dostluk Türk şiirinde bir dönemin başlangıcını
oluşturmuştur. Lise sıralarında öğretmenleri olan Ahmet Hamdi
Tanpınar, Rıfkı Melul Meriç, Halil Vedat Fıratlı ve Yahya Saim
Sinanoğlu’nun yakın ilgisini görmüştür.
Lisede Oktay Rıfat ve Melih Cevdet’le Sesimiz diye bir dergi
çıkarmıştır. Orhan Veli, daha ilkokul beşinci sınıfta iken yazmaya
başlamış, ilk öyküsü, eski yazıyla yayımlanan Çocuk Dünyası adlı
dergide çıkmıştır. Kanık’ın ilk şiirleri Nahit Sırrı Örik’in teşvikiyle
Varlık dergisinde yayımlanmış, şair bu şiirlerin bazılarında Mehmet
Ali Sel imzasını kullanmıştır.
Kanık, dönemin İnsan, Ses, Gençlik, Küllük, İnkılâpçı Gençlik gibi dergilerinde de yazmıştır (1936-1942) .
ESERLERİ
Şiir: Garip, (1941- O. Rıfat ve M. Cevdet ile birlikte), Vazgeçemediğim (1945), Destan Gibi (1946), Yenisi (1947), Karşı
(1949), Nasrettin Hoca Hikâyeleri (1949), Bütün Şiirleri (1951).
Düzyazı: Nesir Yazıları (1953), Edebiyat Dünyamız (1975),
Bütün Yazıları (1982-1. Cilt ‘Sanat Edebiyat Dünyamız’, 2. Cilt
‘Bindiğimiz Dal’).
Kanık’ın, çok sayıda çevirisi de bulunmaktadır.
YÜREĞİMDEKİ SEVGİ
fat etmiş.
Cenaze namazı
kılınmış, cemaat tabutu sırtına almış, tam camiiden cenazeyi çıkartacaklar, tabut
camii nin kapısına çarpmış.
Bakmışlar tabuttan bir inleme
sesi geliyor, açmışlar tabutu,
bakmışlar Fadime yaşıyor.
Hemen hastaneye götürmüşler ve 10 sene daha yaşamış Fadime. 10 sene sonra
öldüğünde yine aynı camiiye
getirmişler cenazeyi. Namaz
kılınmış. Tam cenazeyi kapı-
SOLDAN SAĞA
1.Terliğin ayağı tutan bölümü – Etkin
2. Bir şeyin tepe kısmı – Giysinin yaka,
kol, etek çevresine geçirilen ince şerit –
Bir nota 3. Hareketi olmayan – Sinema
sanatçısı 4. Baba, cet – Yayla atılan çubuk – İspanyolca yaşa 5. Kriptonun simgesi – Askerlikte savaş denemesi 6. Avuç
içi – Hafif karanlık 7. Bir silah parçası
– Ceylan 8. Yöntem – Yumuşak Yağlı
Toprak 9. Merhale – Öze, mahsus – Bir
nota 10. Radyumun simgesi – Boyun
eğen – Bazı hayvanların işlenmiş postu
11. Camide yapılan dini konuşma – Yüz
çehre 12. Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu – İşte burada – Üzme sıkıntı 13. Ant,
yemin – Menfaat 14. Tıp dilinde kansız
– Veri , bilgi
YUKARIDAN AŞAĞIYA
1. İnsan ve hayvan derisi üzerinde bulunan ince kul – İncitme beni hastalığı –
Ağabey 2. Bir gemiye yükleme veya boşaltma için tanınan süre – Bir hayvan 3.
Takım oyunlarının oynandığı yer – Şaşma veya hayranlık anlatan söz – Hastalık
nöbeti 4. Kesintisiz – Yunanca cüzzam
– İlaç 5. Büyük erkek kardeş – İvegen –
Maksimum 6. Ortodokslarda dini içerikli resim – Dini içerikli resim – Elektrik direnç birimi 7. Dünyanın uydusu
– Sevgi ile söylenen sitem sözü – Düz,
ince, yassı taş 8. İri saman – Acıma – Kayak – Şöhret 9. Acemilik – Buyurucular
10. İşlenerek yapılan üretim – Vücuttan
çıkan salgılar 11. Her tür ticari malda
kuruma, dökülme, bozulma vb. Sebeplerle eksilme – Herhangi bir nedenle
yaşarmış, sulanmış – Tiyaro da antrakt.
Geçen Sayıdaki
Bulmacanın Çözümü
Bulmaca: Resul Akçay - Kocaeli 2 No’lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu
dan çıkaracaklar, Temel cemaate seslenmiş :
- Ula cözinizi seveyum. Kapiya tikkat edun daaa...
ÖZLÜ SÖZ
Bin sene de okusam, ne biliyorsun diye sorsalar bana; haddimi
bilirim derim.
Mevlana
İz bırakanlarla senin aranda basit
bir fark var sadece . .Onlar ömür
boyu gayret ediyorlar; Sen ömür
boyu hayret ediyorsun.
Mehmet Akif Ersoy
En iyi nasihat, iyi örnek olmaktır.
Malcolm X
Ayakkabılarım olmadığı için
üzülürdüm. Ta ki sokakta ayakları olmayan adamı görene kadar.
Balzac
Özünü bilirsen özürden kurtulursun.
Hacı Bektaş-ı Velî
Seslenis
Aralık 2013
ANLAT İSTANBUL
Anlat, anlat İstanbul,
Anlat kaç kez ölümlerden döndüğümü,
Anlat ki öğrensin cümle alem,
Uykusuz geceleri,
Firari sabahları,
Can yakan ayazları,
Anlat anlat İstanbul.
Canıma vuran, can kırıklarını,
Duman çokmüş izbe kahveleri,
Yağmur altında yürüyüşlerimi,
Kimsenin bilmediği duygularımı,
Anlat, anlat ki öğrensin cümle alem,
Anlat, anlat İstanbul.
Ah İstanbul kimse bilmez beni,
Beni bir tek kaldırımların tanır,
Bir de kimsesiz gece parkları,
Anlamaz dilimden galata,
Kırık dökük cümlelerle anlat,
Anlat, anlat İstanbul.
Vurgun yediğim mavi sularını,
Benzimi solduran rüzgarını,
Geceleri kaybolduğum sokaklarını,
Anlamsız siren seslerini,
Anlat, anlat ki öğrensin cümle alem,
Anlat, anlat İstanbul.
İstanbul kayıp bir sandalım,
Sularında kimse bilmez beni,
Yüzüme çarpar mahpusluk hüzün,
Firari bir dalgayım denizinde,
Anlat hâl bilmezlere halimi,
Anlat, anlat İstanbul.....
Caner Akmeşe
Çorum L Tipi Kapalı Ceza
İnfaz Kurumu
İSTANBUL
Seni görüyorum yine İstanbul,
Gözlerimle kucaklar gibi uzaktan,
Minare minare, ev ev
Yol meydan.
Gülüyor Boğaziçi’nden doğru,
Bir iskeleden kalkan vapurun sesi,
Mavi sular üstünde yine,
Bembeyaz Kız Kulesi.
Bir yandan serin sabahla beraber,
Doğduğum kıyıları Sarıyer’im,
Baktıkça hep semt semt, yer yer,
Beş yaşım, on beş yaşım, ah yirmi yaşım!
Durmuş bir tepende okuduğum mektup,
Askerlik ettiğim kışladır ötesi,
Bir gün, bir kızını benim eden,
Evlendirme dairesi,
Benim de sayılmaz mı oralar?
Elimi tutar iki yanımdan.
Babamın yattığı Küçüksu,
Anamın toprağı Eyüp Sultan.
Önümde açık kollarıyla Boğaz,
Çengelköy’den Rumeli hisarı,
İstanbul, İstanbul’um benim,
Kadıköy’üm Nişantaş’ım.
Caner Akmeşe
Çorum L Tipi Kapalı Ceza İnfaz
Kurumu
E edebiyat
MİLLET OLARAK
SENİ İSTERİM
Kulak verip dinleyelim,
Büyük sözünü,
Dönüş çok zor değil,
Esasına özüne,
Hak aşkıyla bakarsak,
Bir birimizin yüzüne.
Her engeli aşarız,
Millet olarak,
Hem neşemde olsan hem de tasamda
Her zaman seninle olmak isterim
Sen benim rüyama uğramasan da
Ben hep seni bende bulmak isterim.
Her yara sarılır,
Her acı diner,
Bu cennet Vatan,
İreme döner.
Hakkın gücü büyük,
Deva Zenbille iner,
Manevi gülleri kokları,
Millet olarak.
Bir tatlı söz;
Biliriz dünyaya bedel.
Haydi sevelim sevilelim,
Dolmadan ecel,
Mürşitler diyor ki,
Bir ol ki yücel,
Ülkeyi yaşanılır kılarız,
Millet olarak.
Bir çizgi çekelim,
Dünün üstüne,
İnançla inanalım ,
Barış sözüne,
Kardeş gözüyle bakarsak,
Bir birimizin yüzüne.
Huzur içinde yaşarız,
Millet olarak.
Sayfa 15
Kifayet eder mi ömrüm bilinmez
Akibetim neyse karşı gelinmez
Kader yazılmışsa yazgı silinmez
Vuslata erişip gülmek isterim.
Meçhülde ararken özümde seni
Ahdi unutunca sözümde seni
El ele göz göze dizimde seni
Her daim notayla çalmak isterim.
Görsel duyguları örterken gece
Ruhum çıkmazlarda beden bilinmez
Ezberleyip seni ben hece hece
Her nokta virgülü bilmek isterim.
Sol yanım der ki aklıma zarar
Ruhum başka şeyler dur neye yarar
Gönül kuşu uçup edince firar
Tüneyip dalına konmak isterim.
Sevgisiz alemde yaşanır sanma
Rızanın ardından ah çekip yanma
Birgün bu dünyadan göçerim sanma
Ben senin kolunda ölmek isterim.
Rıza Altunbay
Akşehir Kapalı Ceza İnfaz Kurumu
Gücümüze güç katalım,
El ele verip.
Sevgi gülleri ikram edelim,
Gönül bağından derip.
Barışı kalıcı tutalım,
Bir genel af verip,
Artık kimse ağlamasın,
Millet olarak.
Bu vatan hepimizin,
Herkese yeter,
Acı çekmek insanımıza
Olmasın kader.
Pişmiş aşa su katıp,
Etmeyin heder,
Silahlara veda edelim,
Millet olarak.
Ali Çağlar
Kartal H Tipi Kapalı Ceza
İnfaz Kurumu
YARİME
Dertlerime dert katan yar
Aşk bende ferman sendedir,
İçimde bir yara hep kanar,
Dert bende derman sendedir.
Hacı Mehmet’in aşkını
anlayamayan yar,
Zülüm sende sabır bendedir,
İçimdeki zehiri yüryeğime atan yar,
İhanet sende sadakat bendedir.
Hacı Mehmet Sertdemir
Ceyhan M Tipi Kapalı Ceza
İnfaz Kurumu
SEN MELEKMİSİN KİMSİN
Öyle yayılmış ki kokun doğaya,
Parlıyor benzemezsin Güneş’e Ay’a,
Yolların düşer mi semaya çaya,
Söyle meleklerden daha güzeli sen kimsin ?
BEN
Çiçekler yanında kalıyor sönük,
Kelebekler gelecek oluyor konuk,
Konuşan tüm diller yanında tutuk,
Söyle menekşelerden daha güzeli sen kimsin ?
Otuz yıl yaşadım, ne güldüm, ne öldüm,
Ne çocukluk ne de gençlik gördüm,
Anadan, babadan ve yardan ayrı düştüm,
Yanacak bir ışıktım, mapuslarda söndüm.
Görünce vazgeçtim ekmeğimden aşımdan,
Kipriklerim döküldü gözüm kaşımdan,
Mecnuna çevirdin aklımı ise aldın başımdan,
Söyle lalelerden daha güzeli sen kimsin ?
Bende mi hep hata, ben miyim yanlış,
Her yanımı sanki örümcekler sarmış,
Eski bir fotoğrafım artık, yırtılmış, sararmış,
Sonrasını bilmem ki yollarım artık kapanmış.
Çiçekler içinde dolaşan sensin,
Hediyen olurdu olsaydı resmin,
Anlat vatanını anlat neredensin,
Söyle güllerden daha güzeli sen kimsin ?
İyi bir insan olmak için ne gerek,
Ben herkese yaklaştım önce severek,
Eğer kaderimse hep cefa çekmek,
O da Rabbim’den çekerim şükrederek.
Hayatı yaşarken okuruz ilim,
Yaşadıklarımızın her anı film,
Seni gördüğüm an tutuldu dilim,
Söyle güzellerden daha güzeli sen kimsin ?
Melek misin ?
‘’Kalbim’’ sevdiğim, sensin çıkış noktam,
Bir ömür yanımda olsam, hiç ayrılmasam,
Geç de olsa bir gün buradan çıkcam,
Ama ayrı geçen günlerimize her zaman
ağlıyacam.
Arslan Şengül
Trabzon E Tipi Kapalı
Ceza İnfaz Kurumu
Hasan Midilli
Kartal H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu
SAYFA 16
Seslenis
İzmir Kadın
Kapalı’da
moral konseri
düzenlendi
İzmir Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda geçtiğimiz ay düzenlenen konser ve şov programı büyük ilgi gördü. Etkinlikte Şovmen Hikmet Durmuş, Pop Star Alaturka programıyla ünlenen Rahşan Canbağ, İzmirli Ses Sanatçıları
Ersin Kuşkanat, Serdar Arpaç ve Atacan
Ozan’dan oluşan ekip izleyicileri doyasıya
eğlendirdi. İzmirli ses sanatçılarının toplu
potporileri izleyicilerden beğeni topladı.
ESKİ MİLLİLER KARTAL H TİPİ’NDE SAHAYA ÇIKTI
K
artal H Tipi Kapalı Ceza İnfaz
Kurumu bünyesinde hizmet
veren halı sahanın, standartlara
uygun bir şekilde yeniden düzenlenerek
hizmete girmesi nedeniyle 6 Aralık 2013
tarihinde açılış töreni düzenlendi.
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı Celal Avar’ın kısa bir konuşmasının ardından sahaya inen eski milli
futbolculardan Metin Tekin, Haluk Özgerçek, Gökhan Keskin, Abidin Özdemir, Oktay Aydaz, Engin Tuzcuoğlu,
Birol Avcı, Zafer Severcan, Recep Çetin ve Erdi Demir’den oluşan şöhretler
karması ile hükümlü ve tutuklulardan
oluşan takımlar arasında 20 şer dakikalık iki devre halinde futbol maçı yapıldı.
Hükümlü ve tutuklulardan oluşan takımın galip geldiği maçın sonunda takımlara kupa ve çeşitli hediyeler verildi.
Karşılaşmayı İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı Celal Avar, Başsavcı
Vekilleri Bekir Rayif Aldemir, İskender
Görgülü ve Rıdvan Gündoğdu, Cumhuriyet Savcısı Orhan Biçicioğlu, Kurum
Müdürü Mustafa Meriç, İl Jandarma
Alay Komutan Yardımcısı Mustafa Ümraniye, Paşakapısı ve Maltepe’deki ceza
infaz kurumlarının müdürleri ile Kurum
personeli izledi.
DOSTLUK MAÇI TOPRAKKALE’NİN
Ceyhan Açık Ceza İnfaz Kurumu ile Osmaniye
Toprakkale Açık Ceza İnfaz
Kurumu arasında yapılan
futbol müsabakasında galip
gelen taraf Toprakkale Açık
Ceza İnfaz Kurumu oldu.
Hükümlülerin sosyal, kültürel ve sportif etkinlikler
yoluyla rehabilitasyonu ve
topluma kazandırılmalarına
destek olmak, zamanlarını verimli kullanarak spor
yapma alışkanlığı kazandırmak, ayrıca kurumlar
arası karşılıklı dayanışma
ve iş birliğini sürdürebilir hale getirmek amacıyla
14/11/2013 tarihinde futbol
dostluk maçı yapıldı. Ev
sahipliğini Toprakkale Açık
Ceza İnfaz Kurumunun
yaptığı maçı, Türkiye Futbol Federasyonunda profesyonel olarak görev alan
3 hakem yönetti. Kurum
personeli ve hükümlülerin
coşkulu tezahüratları ile
başlayan, oyuncu hükümlülerin büyük bir dostluk ve
centilmenlik örneği sergilediği maçı, Toprakkale Açık
Ceza İnfaz Kurumu Futbol
Takımı 3-1 galip geldi.
Maç sonrası yapılan
kupa ve ödül töreninde konuşan Ceyhan Açık Ceza
İnfaz Kurumu İkinci Müdürü Mustafa Emir, yapılan
maçta skorun önemli olmadığını belirterek, etkinliğe
katılan tüm hükümlülere
gösterdikleri çabadan ve
centilmenlikten dolayı teşekkür etti. Dostluk maçı,
takımların birbirine verdikleri ödül ve kupa ile son
buldu.
Ankara Çocuk ve Geçlik’te
halı saha turnuvası sona erdi
Ankara Çocuk ve Gençlik Kapalı
Ceza Kurumunda, çocuk ve gençlerin
tahliye sonrası uyum süreçlerini kolaylaştırmak, kurumda kaldıkları süreyi
verimli geçirmelerini sağlamak, moral
ve motivasyonlarını üst seviyeye çıkarmak, sportif açıdan gelişmelerini sağlamak amacına yönelik olarak üniteler
arası halı saha turnuvası düzenlendi.
Kurum Öğretmeni Recep Güngör koordinatörlüğünde 36 ünitenin katılımıyla
gerçekleşen halı saha turnuvasında C-4
Ünitesi futbol takımı birinci, B-5 Ünitesi futbol takımı ikinci, A-1 Ünitesi
futbol takımı da üçüncülüğü elde etti.
Ödül töreninde Kurum Müdürü Necmi
Acun, turnuvaya katılan bütün takımlara katılımlarından dolayı teşekkür
ederek bu tür sportif karşılaşmaların yıl
içinde sık sık tekrarlanacağını belirtti.
Turnuvada dereceye giren takımlara
ödülleri Kurum Müdürü Acun ve Kurum İkinci Müdürü Zihni Güngör tarafından verildi.
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Altepe:
‘İKM’lerin toplu taşımadan ücretsiz
yararlanmasına olumlu bakıyoruz”
B
ursa’da infaz ve koruma memurları, toplu taşıma araçlarından askeri
personel ve emniyet personeli gibi
ücretsiz yararlanmak için girişimde bulundu. İlk olarak Bursa E Tipi Kapalı ve
Açık Ceza İnfaz Kurumu ile H Tipi Kapalı
Ceza İnfaz Kurumunda görevli infaz ve
koruma memurları, Bursa Büyükşehir Belediye başkanı Recep Altepe ile görüşerek
taleplerini ilettiler. Kurum İkinci Müdürü
Yaşar Yaran başkanlığında gerçekleştirilen
ziyarette Cipder Bursa Temsilcisi İnfaz
ve Koruma Memuru Fehimdar Özgür ile
birlikte Bursa E Tipi Kapalı ve Açık Ceza
İnfaz Kurumu ile Bursa H Tipi Kapalı
Ceza İnfaz Kurumundan infaz ve koruma
memurları hazır bulundular. Görüşmede
İnfaz ve koruma memurlarının emniyet
mensuplarına tanınan toplu taşıma araçlarından ücretsiz yararlanılması hususundaki taleplerini Büyükşehir Belediye Başkanı Altepe’ye ilettiler. Ziyaretten duyduğu
memnuniyeti ifade eden Başkan Altepe,
infaz koruma memurlarının toplu taşıma
araçlarından ücretsiz yararlanmaları konusuna olumlu yaklaştıklarını belirterek, bu
talebin karşılanması için ellerinden geleni
yapacaklarını dile getirdi.
“SÜT KARDEŞLER” İLE GÜLDÜLER
Edirne Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda barındırılan hükümlü ve tutukluların
rehabilite olmalarına, sosyal, kültürel ge-
lişimlerine ve toplumla bütünleşmelerine
yönelik olarak 11.12.2013 ile 12.12.2013
tarihlerinde Edirne Halk Eğitim Merkezi
ASO Müdürlüğü Tiyatro Grubunun katkılarıyla Tiyatro günleri gerçekleştirildi.
4 seans olarak sahnelenen
“SÜT KARDEŞLER” adlı tiyatro gösterisi hükümlü ve
tutuklular tarafından yoğun ilgiyle izlendi. Tiyatro ekibinde
rol alan oyunculara göstermiş
olduğu performans ve katkılarından dolayı Kurum Müdürü
Hasan Dal tarafından teşekkür
belgesi takdim edildi.
Download

Aralık-Sayı: 141 - Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü