KUR’AN AHLAKI
Ölçü ve prensipleri sağlam, bilgili, seviyeli ve merhametli her baba, kendi
evlâtlarının, kendi anlayış ve prensiplerine uygun hareket etmelerini ister. Onların öyle
yetişmeleri için gayret eder ve istediği gibi olmaları durumunda da çok sevinir.
Evlâtlarıyla övünür ve gücü ölçüsünde onları mükâfatlandırır.
Yine dürüst, ahlâklı ve prensip sahibi bir öğretmen, bir yönetici veya bir iş
adamı, kendi eğitimi ve yönetimi altında olan öğrenci veya personelinin kendisi gibi
dürüst, ahlâklı ve prensipli olmalarını ister. Hayatta hep öyle kalmalarını arzu eder.
Bunu başarırsa da çok sevinir, övünür ve huzur duyar.
Babasının arzuladığı gibi olmayan evlâtlar, hocasının istediği gibi olmayan
öğrenciler, amirinin veya patronunun istediği gibi olmayan memurlar ve işçiler,
sevilmezler, sevindirilmezler. Azarlanırlar, duruma göre cezalandırılırlar. Evlâtlıktan
çıkarılan çocuklar, öğrencilikten uzaklaştırılan talebeler, işten atılan memur ve işçiler,
daima olagelmiştir. Tabi insanların sevmediği veya beğenmediği kimseleri
cezalandırmaları veya kovmaları da kendi acizlikleri sebebiyle her zaman
gerçekleşmez.
Yukarıda verilen örneklerin ışığında bir de Kâinatın yaratıcısı, sonsuz kudret,
ilim, irade ve rahmet sahibi Allah Tealâ ile kulları arasındaki ilişkiye bir göz atalım.
Yüce Allah insanı yoktan ve mükemmel olarak yaratmış, bunca nimetlerle de
ikramlara gark eylemiştir. Bütün bunlarla, insana hem çok acıdığını, hem de çok
sevdiğini göstermektedir. Bu durumdaki insanların, yaratanlarını tanımadan, onun
sevdiği ve beğendiği edep ve tavırları takınmadan, kendi bildikleri gibi yaşamalarına,
Yaratan Mevlâ müsade eder mi? Bundan memnun olur mu? Böyle insanları sever mi?
Bu mümkün değildir.
Durum böyle olduğundan, kendi beğendiği ahlâk ve karakterin, kullarında da
yerleşmesini, onların Yaratan Rablerinin ahlâkıyla ahlâklanmasını istemiştir. Bunun
için de insanlara Kur’anı indirmiştir. Kur’an’da, kendi sevdiği tarzı açıklamış,
insanların öyle olmasını istemiştir. Ancak, insanların bunu kendi başlarına
başaramayacaklarını bildiğinden, kendi cinslerinden bir Peygamberi (s.a.v.) ve
peygamberleri, göndermiştir.
Bu yüzdendir ki, İki Cihanı hürmetine yarattığı Peygamberimiz Hz. Muhammed
Mustafa’yı, kendisi eğitmiş, en sevdiği sıfatlarla ve ahlâk ile donatmış, insanlığın
önüne numune olarak koymuş ve “Buna benzerseniz sevimli olursunuz” buyurmuştur.
Nitekim Ali İmran Suresinin 31. ayetinde; “Habibim deki; eğer Allah’ı seviyorsanız,
bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Şüphesiz ki, Allah, çok
bağışlayıcı ve çok merhametlidir.”
Peygamberimiz de (s.a.v.); “Allah’ın Ahlâkıyla ahlâklanınız” buyurarak,
Kur’an ahlâkını işaret etmiştir. Zaten kendinin ahlâkı da, Kur’an ahlâkından ibaretti.
Kur’an Ahlâkı Allah’ın ahlâkıdır. Allah, kendi ahlâkıyla ahlâklanan kullarını sever.
İnsanlığın, her iki dünyada da hayrına ve faydasına olan da budur. 19.02.2015
Mehmet ŞAHİN
Kırşehir İl Müftüsü
Download

Müftünün Kaleminden