‫התאחדות יוצאי תורכיה‬
BÜLTEN
www.turkisrael.org
İSRAİL’DEKİ TÜRKİYELİLER BİRLİĞİ YAYIN ORGANI
SAYI 61 OCAK 2015
Türkiye kökenli işadamları Sami ve Yitzhak Sagol kardeşlerin başında bulunduğu Keter
Plastik Firması 2013 yılı İhracat Ödülünün sahibi oldu.
KETER PLASTİK’İN BÜYÜK
BAŞARISI
Ürettiği kaliteli ürünlerle, plastik piyasasında
İsrail’in lider markası olan Sami ve Yitzhak Sagol
kardeşlerin sahibi olduğu Keter Plastik, ihracat
alanında gösterdiği başarıdan ötürü devletin en üst
kademesi tarafından ödüllendirildi.
İsrail Devlet Başkanı Reuven Rivlin’in
konutunda 24 Aralık 2014 tarihinde
gerçekleştirilen törende İsrail Ekonomi Bakanı
Naftali Bennett de katıldı.
Keter’in daha önce 1991 yılında kazandığı
ödül, İsrail’de geçtiğimiz son on yılda faaliyet
gösteren tek bir ihracatçı firmaya veriliyor. Ödülün
temel amacı İsrail’in adının yurtdışında kaliteli
mallar ile anılması olarak amaçlanıyor. Bu ödül ile
üreticiler daha mükemmeliyetçi davranarak İsrail
mallarının kalitesini yükseltmekle kalmayıp bu mallar
sayesinde İsrail’in ticari imajını da güçlendirmesi
hedefleniyor.
Keter yalnızca ihracat alanında faaliyet gösermekle
kalmadı. İsrail’in taşra bölgelerine istihdam olanağı
sağlayarak birçok kişiyi iş sahibi yaptı. Bununla da
yetinmeyerek topluma, eğitim, araştırma, kültür ve spor
alanlarında verdiği destek ile ön plana çıkmayı da başardı.
KKTC DIŞİŞLERİ BAKANI
ÖZDİL NAMİ İSRAİL’DEYDİ
Türk-İsrail ilişkilerindeki gergin ortama karşın pozitif
gelişmeler de yaşanıyor. KKTC’nin ilan edildiği 1983 yılından
bu yana ilk kez KKTC’li bir diplomat ülkemizi ziyaret etti.
 Sayfa 9
ERİME POTASI
Hay Eytan Cohen Yanarocak
Sevgili Okurlar Merhaba
Bu sayıda geçtiğimiz günlerde katılmış olduğum bir
düğünün üzerimde bıraktığı pozitif etki ve düşündürdüklerini
sizlerle paylaşmak istiyorum.
 Sayfa 3
2014 SONU ORTADOĞU’DA SON DURUM
Selim Amado
2014 yılı sonlarında da Ortadoğu
karmakarışık olmaya devam ediyor.
İyimser olmak, bardağın dolu olan
yarısını görmek için zorlanmak gerek.
İsrail’in komşuları ile sorunlu ilişkisi, 2015
Mart ayında yapılacak olan seçimler,
Filistinlilerle görüşmelerin durması,
bütçede anlaşmazlık, “Ulus Kanunu”
etrafındaki tartışmalar... Ne diyelim
hayırlı olsun...
Görünüşe göre, 1916 Sykes Picot
anlaşmasıyla cetvelle çizilen harita son
günlerini yaşamakta. Bölge ülkelerinin
sınırları etnik, dini ve mezheple ilgili
sebeplerle değişecek. Kürtler de daima
özledikleri bağımsız Kürdistan’ın
gerçekleşmesini istiyorlar. Bölge petrol
bakımından o kadar zengin ki Batılı
devletler daima bölgedeki çıkarları
peşinden gidiyorlar. Suriyede Beşar
Esad rejimi ayakta kalma çabalarıyla
ikiyüz bini aşkın insanın ölümüne sebep
oldu. Milyonu aşan Suriyeli evlerini
terketmek mecburiyetinde kaldılar. Tüm
bunlarıun ortasında bir taraftan İranlılar
Amerikalıları bölgedeki terörden sorumlu
tutarken IŞİD terörü Ortadoğu’yu tüm
gaddarlığı ile kasıp kavuruyor.
IŞİD’in yarattığı negatif algı dolayısıyla
ister istemez medyada bol bol İslamiyet
aleyhinde yazılara rastlıyorsunuz.
Müslüman ülkeler ve Müslüman din
otoritelerinden de “İslamiyet bu değildir”
diye net bir ses pek çıkmamakta.
ABD ve Avrupa ülkeleri - bunlara
NATO üyesi Türkiye de dahil - bu
durumla nasıl başa çıkacaklarını
düşünmekle meşguller. Kimler IŞİD’in
bu kadar eğitimli, donanımlı, olmasına
yardım ediyor? Silah, para nereden?
Dünya kendine soruyor: İslamiyet bu
mu? Samimi Müslümanlar daha da
şaşkın, İslamiyet bu değil diyorlar.
Ortadoğu’daki şiddet havası İsrail-Filistin
mücadelesine de maalesef bulaştı. Bu
mücadele hergün yeni şekillere giriyor.
Silahlı mücadele, terör, roketler, şimdi de
Yeruşalayim-Kudüs etrafında kavgayı
Yahudi-Müslüman din savaşı haline
getirme gayretleri...
P r ov ok as yo n
ya ra ta n
İs r a i l l i
politikacılardan başka, Yahudi dininin
yasağına rağmen Tapınak Dağı’nda
(Har HaBayit) dua etmekte direnen bazı
aşırı dindarlar var. Bunlardan birinin yol
ortasında vurulması, bunu yapan Arabın
po lis
t a r a f ın d a n
yaka lan ırke n
öldürülmesi, asayiş gereği Mescid-i
Aksa etrafında alınan tedbirlerin
arttırılması olayların çığrından çıkması
için adeta bir geri sayımı başlattı. Geri
sayım cami içinde depolanan taş ve
fişeklerin İsrailli güvenlik güçlerine
atılması ile malesef son buldu.
Kendilerine karşı saldırıları durdurmak
isteyen İsrail polisinin cami girişindeki
barikatarı kaldırma gayreti, çarpıtılarak
dünyaya “İsrail askeri kirli postallarıyla
kutsal Mescid-i Aksa’ya hücüm etti”
şeklinde aktarılması, kimin yaktığı belli
olmayan bir Kuran kitabı fotoğrafı da
eklenince, İsrail’in İslam düşmanı olarak
suçlanmasına meydan hazırlandı...
Aşağıdaki videoda Arap gençlerin El
Aksa Camiinde nasıl taş ve havai fişek
d epo l ad ık l a r ın ı,
b un la r ı
k o l lu k
kuvvetlerinin üzerine nasıl attıklarını,
keza cami içinde bunları rastgele nasıl
patlattıklarını ve cami içindeki eşyaya
nasıl zarar verdiklerini izlyebilirsiniz:
Videoyu izlemek için tıklayın
Sağcı İslamcı basın da neler istemedi:
Hahambaşı özür dilesin, İsrail ile iş
yapanlar Gazze vergisi ödesin. “El
Aksa’ya hücum (!) Türkiyeye hücumdur’’,
falan. Edirne valisi de bu koroya katıldı,
Vakıflar idaresinin restore ettiği
sinagogun duaya değil, müze olarak
açılacağını ilan etti, bunu duyduğu
kinden dolayı yaptığını gizlemedi. Başta
Musevi Cemaati, hükumet yetkilileri ve
gazetelerdeki sert eleştiriler karşısında
vali özür dilemek mecburiyetinde kaldı.
Türkiye’de Prof. Ayhan Aktar “AKP
yönetimi, Arap dünyasına "Müslüman
Kardeşler” perspektifinden bakıyor. Bu
çerçevede Filistinlilere karşı uygulanan
her türlü baskı ve şiddet AKP yönetimi
tarafından sanki T.C. vatandaşlarına
yapılmış gibi algılanıyor’’ diyor.
2
Mescid-i Aksaya yapıldığına dair
çarpıtılmış haberin trajik sonuçları
gecikmedi. Yeruşalayim’in en sakin
dindar mahallelerinden Har-Nof’ta bir
sinagoga baltalar ve silahlarla giren iki
Filistinli dua eden 4 kişiyi ve bir polisi
öldürdü, 8 kişiyi ağır yaraladı. Tramvay
durağında bekleyenlerin üzerine
arabalarını sürüp öldürmek isteyenler
oldu. Malesef bu saldırılarda hayatını
kaybeden aralarında bir bebeğin de
bulunduğu İsrailliler göz yaşları içinde
toprağa verildi.
Buna paralel, aşırı
Yahudilerden de çirkin davranışlara tanık
olundu. İsrail polisinin başı, aşırı sağcı
politikacılara Tapınak Dağı’na girmeyi
yasaklaması sonucu epey ağrıdı.
İsrail devletinin nüfusunun %20’sini
Arap asıllı vatandaşlar oluşturuyor.
Bağımsızlık peşinde olan Filistinli
kardeşlerine elbet sempati duyarlar,
fakat Yahudilerle birlikte yaşarlar.
Mecburi olan askerlikten bilinen
sebeplerle katılmamaları dışında her
türlü hak ve yükümlüklere sahiptirler.
İsrail Kanal 10 TV’sinin 21 Kasım 2014
anketi, İsrailli arapların %77’sinin İsrail
hükumeti, sadece % 23’ünün Filistin
hükumeti altında yaşamak istediklerini
gösteriyor. Gerçi El Aksa ve diğer terör
olaylarını başlatan İsrailin Arap
vatandaşları değil,
İsrail yönetimini
istemeyen doğu Kudüs sakinleri , fakat
yine de
İsrailli Araplar arasında da
huzursuzluklar yaşandı.
Şu bir gerçek ki bu coğrafyada
Yahudiler ve Araplar yanyana yaşama
mecburiyetindeler. Yakın tarihte de
gördüğümüz gibi, Alman-Fransız, YunanTürk
düşmanlıkları nasıl eninde
sonunda barışla sonuçlandıysa,
Filistinlilerle İsraillilerin de anlaşıp iki ayrı
devlet olarak barış içinde yaşamaları akıl
ve mantık icabı. Bölge halklarına
y a p ıl a c a k
en
b ü yü k
kö tü l ü k ,
mücadelelerin dinler çatışması haline
getirilmesidir. Kargaşanın
ilelebet
devam etmeyeceğine inanmak
ve
insanlarda yaşama isteğininin din
fanatizmine üstün geleceğini ümit
etmekten başka çaremiz yoktur.
HERKESİN GÖRMEDİĞİ... BİLMEDİĞİ...
Derleyen: Nesim Güveniş
Engellilere Smart Phone: İsrail’deki
Sesame Enable Şirketi, ellerini
kullanamayan engelliler için bir akıllı
cep telefonu üretti. Bu cihaz, ekrana
basmak yerine, sahibinin başı ile
yapacağı ufak hareketlerle veya sesini
duyurarak kullanılabiliyor. Cihazın adı:
Sesame Phone!
Manyetik Beyin Tahrik Cihazları
Artık İhracat Ürünü: İsrailli
Brainsway Ltd. Şirketinin bir buluşu
olan Manyetik Beyin Tahrik cihazı artık
yurt dışına ihraç edilebiliyor. Bugüne
kadar, 50 si ABD’ye olmak üzere 101
cihaz değişik ülkelere satıldı. Şirketin
elinde halen 36 cihaz için sipariş var.
Bu cihazın yaydığı manyetik dalgalar,
bazı beyin hücrelerini etkileyerek pek
çok merkezi sinirsel bozuklukları tedavi
ediyor.
İsrail Polisi Bir Filistinliyi Kurtardı:
Hebron sınırında, devriye gezen bir
İsrail Sınır Polisi, yerde yatan, nefes
almayan ve nabzı atmayan bir genç
görünce hemen ambulans çağırdı. Bu
arada, suni teneffüs uygulamaya devam
eden polis, ambulans gelinceye kadar
genç Filistinliyi hayata döndürmeyi
başardı. Elektrik çarptığı anlaşılan genç
tedavinin devamı için hastaneye
kaldırıldı.
Ebola Mağduru Ülkelere Seyyar
Hastane: Sierra Leone, Liberia ve
Gine’de
görülen Ebola virüsü ile
savaşmak üzere, İsrail, bu ülkelere Ebola
tedavisinin yapılabileceği seyyar
hastaneleri oluşturacak 8 konteyner
dolusu teçhizat gönderdi. Hastanelerin
her biri 20 yataklı olup, çalışmaları
İsrailli gönüllü doktorlar ve hemşireler
yürütecek.
Microsoft, Aorato’yu 200 Milyon
Dolara Satın aldı: Dünya High-Tech
devi Microsoft , Herzeliya’daki
AORATO Güvenlik Sistemleri Şirketini
200 Milyon US Doları karşılığında satın
aldı. İsrail ordusunun Cyber Güvenlik
Birliğinde görev yapmış olan Aorato
şirketinin sahipleri, bilgisayarlara
gelecek Cyber saldırılarını saptayıp
onlara karşı önlem alacak sistemler
geliştiriyor.
İsrail Filistin Özerk Yönetimi’ne
Ebola Teşhis Cihazı Gönderdi: Ürdün
veya Gazze’den gelip Refah kapısından
gireceklerin Ebola virüsü taşıyıp
taşımadığını saptamak üzere, İsrail
Filistin İdaresine gerekli cihazları
gönderdi.
ERİME POTASI
Hay Eytan
Cohen Yanarocak
6 yaşında başladığım kurumsal eğitim
serüveninin ayrılmaz bir parçası olan
Türk Eğit im S ist e mi ad l ı
“biçerdöver’in” üzerimde yarattığı etki
ile bugün hayata bakışımı hala bu denli
etkileyebildiğine inanamıyorum...
Bu makinenin dişlileri arasında
büyüyüp şekil alanlar bilirler, sistem bir
tornadan çıkmış farklı olmayan aynı
düşünen, kağıt üstündeki resmi diskurun
- “aklı hür, vicdanı hür nesiller” - aksine
itaat eden, fazla düşünmeyen, farklı
olmayan bireyler yetiştirmeye gayret
etmiştir.
Bu amacın gerçekleştirilmesi için ise
ö ğr enc i le r in ke nd i k e nd i ler i ne
düşünmeleri önlenmiş, ezberci ve
dayatmacı bilginin “yegane” doğru
olduğu öğrencinin beynine kazınmıştır.
Bu yegane doğrular bu öğrenciler için
salt doğru kabul edilirken, bu
çerçevenin dışına çıkmış olan her
kavram sistem tarafından tehdit ve
kabul edilemez olarak tanıtılmış,
yabancılaştırılmıştır.
Bu çerçevede Atatürkçülük’ün doğal
bir yansıması olarak Batı’dan gelen
herşeyin iyi, ulu, akılcı, klas ve çağdaş
olduğu öğretilirken, Doğu’dan gelen her
adet veya düşünce tarzının çağ dışı
olduğu sık sık vurgulanmıştır.
Bu makinenin içinden geçmiş ve ister
istemez bu makinenin izlerini taşımış ve
şekil almış eski bir “hamur” olarak ben
2006 yılında İsrail’e taşınmam ile
birlikte ardı sonu gelmeyen kültür
şokları yaşamaya devam ediyorum...
30 Aralık tarihinde iş yerinde çok
sevdiğim bir dostum Rehovot şehrinde
dünya evine girdi. Düğün davetiyesini
açmadan önce etrafımdaki istisnasız
herkes bu düğünü asla
kaçıramayacaklarını zira oldukça renkli
bir düğün olacağını söylüyordu.
İsrail’de daha önce birçok düğüne
katılmış olmanın vermiş olduğu
sıradanlıkla, davetiyeyi açtım. Gözüme
ilk çarpan Amerika doğumlu Yahudi
dostumun, Etiopya kökenli bir Yahudi
ile hayatını birleştireceğini müjdeleyen
gelinin adını okumam oldu.
“Biçerdöver’den” almış olduğum
terbiye dolayısıyla ben bu habere her ne
kadar çok sevinmiş olsam da yine de
3
et rafım kadar “nor ma l” o lar ak
kar şıla ya madığımı it iraf et me m
gerekiyor.
Ve sonunda büyük gün geldi çattı.
Düğün gerçekten inanılmazdı. Omuz
hareketleri ağırlıklı Afrika dansları,
damadın anne-babasının Frank Sinatra
eşliğinde dansı, gelinin annesinin milli
kıyafeti, yenilen kebaplar, suşiler...
Dünyanın artık ne denli küreselleşmenin
etkisi altında olduğunu bir kez daha
kanıtladı.
Ancak burada küreselleşmeden
ziyade bana göre öne çıkan en önemli
olgu farklılıkların zenginlik olarak
algılandığı İsrail’de bu çoğulcu değer
yargılarının haklı zaferinin yeniden ilan
edilmesi oldu.
Bu düğün, İsrail’in ilk başbakanı olan
David Ben Gurion’un hayal etmiş
olduğu “erime potası” rüyasının gerçeğe
dönüşmesinden başka bir şey değildi.
Bu “sıradan” etkinlik, İsrail’in tüm
farklılıkları içinde harmanlayarak
kendini nasıl daha da güçlü kıldığının
bir göstergesi olarak beynime kazındı...
TARİHİN İZİNDE
İSRAİLLİ ASTRONOT İLAN RAMON
Sara Yanarocak
İlan Ramon İsrailli savaş pilotu ve İsrail’in ilk astronotudur. Colombia Uzay Mekiği’nin, inişine 16 dakika kala, Teksas’a
inmek üzere atmosfere girerken infilak etmesi sonucu, tüm mekik mürettebatı ile birlikte yaşamını yitirmiştir.
İlan Ramon, 20 Haziran 1954 yılında olduğu görev süreci başladı. Ekip
Ramat-Gan’da dünyaya geldi. Beer Colombia Uzay Mekiği’ne binerek, 16
Şeva’da büyüdü. Annesi Tonya (1929- gün sürecek olan uzay araştırmaları
2003) ve babası Eliezer Wolferman’dır. görevi için uzaya gönderildi.
(1923-2006). Babası, Almanya doğumlu
S a at le r sa ba h ın 1 0 . 3 9 ’u nu
olup, 1935 yılında İsrail’e göç etti. gösteriyordu. Uzay Mekiği Florida’nın
Annesi Polonyalı olup, kendi annesi ile Kennedy Uzay Merkezi’nden fırlatıldı.
birlikte Holokost’tan sağ kurtuldu ve Bu görev sırasında, Albay Ramon’un
1949 yılında İsrail’e göç etti.
başarıları,ekip tarafından uzay merkezine
Adının anlamı “Ağaç” olan İlan, İsrail rapor ediliyordu.
Savunma Kuvvetleri’nde hava kuvvetleri
Ramon yolculuktan önce şöyle
pilotu olduktan sonra, diğer birçok pilot söylüyordu:“İlk İsrail’li astronot olarak,
arkadaşının yaptığı gibi Wolferman olan kendimi tüm İsraillilerin ve Yahudilerin
soyadını “Ramon” olarak değiştirdi. İlan t e ms i l c i s i o la r a k g ö r ü yo r u m.
1972 yılında liseyi bitirdikten sonra Holokost’tan sağ kalan bir ebeveynin
askerlik görevine Hava Kuvvetleri’nde oğlu ve torunu olarak, Holokost
başladı. Burada 1987 yılına kadar devam kuşağının yaşadığı dehşeti ve korkuyu
eden başarılı bir subaylık dönemi yaşadı. içselleştirmiş bir insanım. Bu duyguların
Hava Kuvvetleri’nin parlak bir t ü m ü n ü
iliklerime
kadar
pilotuydu. Askeri kariyerinin yanında hissedebiliyorum.”
akademik öğretimini de aksatmayan
Ramon her ne kadar laik bir Yahudi
Ramo n Tel Avi v
olarak tanınsa da, bu
Üniversite’sinde
yolculuğa çıkmadan
Elektrik ve Bilgisayar
önce,onun için özel
M ü he n d i s l i ğ i
olarak kosher yiyecekler
bölümlerinden mezun
hazırlatıldı. Ayrıca bir
oldu.
Lubavitch hahamına
İlan Ramon, 1974
başvurarak, uzayda iken
yılında İsrail Hava
Şabat gününü nasıl
Kuvvetleri Okulu’ndan
geçireceği konusunda
Savaşçı Pilot olarak
bilgiler aldı. İlan Ramon
mezun oldu. 1976
uzaydaki yolculuğuna
Ilan Ramon
yılından itibaren Hava
çıkarken yanına bir çok
Kuvvetleri’nin en önemli birimlerinde kişisel eşya aldı. Karısı Rona ona dört
hizmet verdi. 1992-1994 yılları arasında tane şiir verdi. Babası ise, içi aile
Hava Kuvvetleri Uçak Savaş Birlikleri resimleriyle dolu bir zarf verdi. En
komutanı oldu.
büyük oğlu olan 15 yaşındaki Asaf ile
1994 yılında, Albay rütbesi ile, Hava kendi erkek kardeşi Gadi, ona birer
Kuvvetleri, uçak savaş birlikleri mektup verdiler. Bu mektupları, uzay
Komutanlığı’na getirildi.Askerlik yılları mekiği yörüngesine oturduktan sonra
boyunca 1973 Yom Kipur Savaşına,1982 okuyacaktı. Onların şartı buydu.
yılında vuku bulan Lübnan Savaşı’na Dönemin İsrail Devlet Başkanı Moshe
katıldı. Ayrıca 1981 yılında Irak’ın Katsav, Ramon’a kredi kartı ebadında
Osirak Nükleer Reaktörü’nün
imha mikroçipli bir Tevrat armağan etti.
edildiği hava operasyonunda önemli rol Bergen Belsen Nazi Kampı’ndan
oynadı.
kurtularak İsrail’e yerleşen Prof.
1997 yılında, Albay Ramon NASA Yehoyachin Yosef ise ona yanında
tarafından, “Yük Kapasitesi” uzmanı götürmesi için mini bir Sefer Tora
olarak Colombia Uzay Mekiği’nde Rulosu verdi. Ramon bununla da
çalışmak üzere seçildi. Temmuz 1998 yetinmeyerek Los Angeles’taki “1939
yılında STS 107’nin yedi görevlisinin Club” adlı Holokost Kurtulanları
arasında Albay İlan Ramon’un da dahil Derneği’ne giderek, kendisine uzayda
4
yanında olması için bir obje verilmesini
istedi. Ona bir sanatçının yaptığı bir
mezuza verildi. Houston’daki Holokost
Yad Vashem Derneği’nden ise kendisine
karakalem bir resim hediye edildi. Bu
resim, 16 yaşında iken Auschwitz’de
katledilen Petr Ginz’e aitti Resmin adı
“Ay Manzarası” idi. Ayrıca İlan Ramon
Lubaviç Topluluğunun Baş hahamı
Rabbi Menachem M. Schneerson’dan 1
dolar uğur parası almıştı.
İsrail’de İ lan Ramon’un bu
yolculuğunun çok derin duygusal
anlamları vardı. Ramon’un uzaydaki
yolculuğu, yaşananların, korkunun,
dehşetin giderilmesin ve, Yahudi
ulusunun ruhunun yükselişini sembolize
ediyordu. Ramon, ulusal bir kahraman
ve umudun simgesi olarak kabul
ediliyordu.
Ne yazık ki, Colombia uzay mekiği, 1
Şubat 2003 tarihinde Houston’a
inmesine 16 dakika kala, atmosfere
girerken havada infilak etti. Ramon ve
beraberindeki 6 Amerikalı mürettebat
hayatını kaybetti. İnfilak eden Colombia
Uzay Mekiği’nin parçaları ABD’nin
güneyinde bulundu.Her şey yok olmuştu
ama, Ramon’un uzayda tuttuğu günlük
mucizevi bir biçimde yıkıntıların
arasında bulundu. Ramon günlüğüne
şöyle bir not düşmüştü: “Bu gün ilk defa
g e r ç e kt e n u z a yd a ya ş a d ığ ı m ı
hissediyorum. Ben uzayda yaşayan ve
çalışan bir erkeğim.”
Ölümünden sonra İlan Ramon, ABD
Kongresinin Özel Onur Madalyası ile
taltif edildi. Bu madalya ilk kez
Amerika’lı olmayan birine verilmeye
layık görülmüştü. Eşi Rona daha sonra
bu günlüğü İsrail Müzesi’ne bağışladı.
Ramon geride bir eş ve 4 çocuk
bıraktı. Asaf, Tal, David ve Noa. Büyük
oğlu Asaf Ramon, İsrail Hava Kuvvetleri
pilotu olarak görev yaparken günlük
rutin eğitim uçuşunda uçağı düşünce 21
yaşında şehit oldu. (13 Eylül 2009) Bu
tarihten üç ay önce ise Asaf Ramon
babasının izinden gittiğini belirtircesine
Askeri Pilot Okulu’ndan birincilikle
mezun olmuştu.
İSRAİL’DE BİR TÜRK BİSİKLETÇİ
Kutuplardan çöllere, Avrupa’dan Asya’ya, binlerce kilometre pedallayan Gürkan Genç, deneyimlerini Bülten için paylaştı.
Ekim ayının son günüydü. Ramat
HaŞaron’daki Hakohav adlı kafede
buluştuk. Gürkan Genç, güler yüzlü,
dinamik, cana yakın ve henüz 35
yaşında. Fakat dünyada gezmediği az yer
var.
Bisikletiyle gezdiği ülkeleri heyecanla
saymaya başladı: İpek yolunun tamamı,
Türkmenistan, Mogolistan, Özbekistan,
Kırgızistan, Çin, Güney Kore, Japonya...
Not etmeye yetişemiyordum. Yazmayı
bıraktım, o ise saymağa devam ediyordu:
Kuzey Afrika, Sahra Çölü, Almanya,
İsviçre, İtalya, Fransa, İngiltere,
Hollanda, Avusturya, Bulgaristan,
Moldova, Ukrayna, Fas, Ürdün...
Sözünü kesmesem daha devam edecekti.
Derneğimiz Başkanı Zali De Toledo
merak ettiğimiz ilk soruyu soruyor:
-Peki, ya geçim?
-Dert değil! diye yanıtlıyor, her zamanki
güleç yüzüyle. Değişik turlarda,
Siemens, Koç, Bosch gibi firmalar
sponsor oldular. Kattettiğim yol
boyunca,
bisikletimin önüne monte
ettiğim bir pompanın üstündeki marka
ile bir bisiklet markasının reklamını
yaptım. O şirket, bugün Türkiye’nin en
büyük bisiklet firması! Halen, Ankara
Atılım Üniversitesi ana sponsorluğumu
yapıyor. Ben de, devamlı olarak, onlara
gezdiğim yerler ve gördüğüm insanlar
hakkında bilgi gönderiyorum.
Gürkan Genç 1979 yılında Artvin’de
doğdu. Henüz 12 yaşında iken, annesine,
büyüyünce bisikletle dünya turu
yapacağını söylemiş.
İletişim Fakültesi Radyo Televizyon
blümünü bitirdikten sonra, bir süre,
değişik kurumlarda satış temsilcisi
olarak çalıştı, sonra da, iki arkadaşı ile
birlikte bir lokanta açtı.
İki yıl sonra hisselerini sattı.
“Standard yaşam tarzından çıkmak
istiyordum!” diye anlatmaya devam
ediyor Gürkan. “2010 yılından beri
geziyorum. Dünyanın çatısı denilen 4650
metre yükseklikteki Pamir geçidini ilk
bisikletle geçen Türküm. Kutup
dairesine girdim. -57 dereceden çöllerde
+61 dereceye kadar değişik iklim
şartlarında, değişik kültürler gördüm.”
Gürkan Genç ve Başkan Zali de Toledo
Gürkan Genç’in yaşa mını,
gerçekleştirdiklerini, hayallerini, bu
süt unlar a sığdır mak olanaksız.
O k u r l a r ı m ı z b i l g i s a ya r l a r ı n d a
www.gurkangenc.com sitesinden veya
Facebook’ta “Gurkan GENC Pedallar”
sayfasında tüm bilgileri bulacak,
resimlerini görebileceklerdir
Gürkan, “Gelecek için Pedallar” diye
adlandırdığı bu projeyi 2020 yılında
tamamlayacağını söylüyor. Bu projeden
tolumun da yararlanmasını istiyor. Sık
sık okullarda konferanslar veriyor...
Bisiklet sporunu teşvik için gençler arası
yarışmalar düzenleyip ödül olarak
bisiklet veriyor... Yabancı dil eğitimini
yaymak için genç öğrencilere değişik
kurumlardan burslar sağlıyor... Hayalleri
olan gençlere maddi olanaklar sağlıyor.
Gürkan’la sohbet ederken geçen zamanın
farkına varmıyor insan. Oturalı 2 saati
geçmişti.
Bisikletle gezi konusundan güncel
konulara geçtik. Büyük bir öğrenme
isteği var Gürkan’ın. Derneğimizin
çalışmaları, İsrail’deki Türkiye
Yahudileri ve genelde İsrailliler
hakkında sorular sordu. Konu Tevrat ve
tarih bilgisine kadar gelmişti. Gürkan,
ilgisini çeken bilgileri, sonradan daha
derin araştırmak üzere cep bilgisayarına
not ediyordu.
Gürkan, Tel Aviv’den sonra Batı
Yakasına veya Gazze’ye girmeyi
düşünüyordu. Genç yaşına rağmen, çok
görmüş, bildiklerini başkalarıyla
paylaşmaktan zevk alan, kısıtlı
olanaklarına rağmen topluma katkıda
bulunan, hayallerini gerçekleştirmek için
engel tanımayan bir insanla sohbet
etmek büyük mutluluktu bizim için.
Ayrılırken, yıllardır tanışıyormuşuz
gibi içtenlikle kucaklaştık.
Nesim Güveniş
RAANANA’DA TÜRK USULÜ YOM KİPUR VE SUKOT
Uzun zamandır Raanana’ya yapılan
aliyaların artmasıyla yoğunlaşan Türkiye
kökenliller organize olarak bayramları
beraberce kutlamaya başladı.
Raanana’ya 5 yıl önce aliya yapmış olan
Dori ve Sara Penina Behar çifti ve Ceni
Behar, Rav Moşe Modiano ve ailesi ile
birlikte yoğun bir çalışma içine girerek
Raanana’da yaşayan Türkiye kökenli
Yahudileri Türkiye Yahudi geleneklerine
uygun Yom Kipur duasında biraraya
get ir diler . Ö zellikl e F a ceb ook’ t a
olusturdukları "Raanana Türk Cemaati" adlı
grubu kullanarak ve yine aynı şehirdeki Türk
Yahudilerinin en çok gittiği kafelere Türkçe
bildiriler asarak olabildiğince kişiye
ulaşılmaya çalışıldı. Sonuç olarak bu özel
buluşmada beklenilenin çok üzerinde katılım
sağlanması ve katılan kişilerin olumlu geri
dönüşleri ve yaklaşan bayram düşünülerek,
Sukot bayramında Raanana’daki bir
sinagogun dev sukasında "Suka’da pizza ve
müzik" konseptiyle, 12 Ekim Pazar 19.30’da
faaliyet düzenlendi.
Gecede müzik, eğlence, bol bol pizza ve
çeşitli ikramlar vardı. Rav Moşe
Modiano Sukot Bayramı’nın Yahudi
kar deşliğini kuvvetlendir mesinin
önemini vurgulayan Tora sohbetiyle
bayramın özel ruhunu büyük ve çocuk
yaklasık 200 kişiyle paylaştı.
Çocuklara özel, ayrı bir alanda
eğitimli kişi tarafından kukla ve balon
gösterisi yapılırken, gecenin sonunda
Tora ve bilimin olağanüstü ahengini
konu alan, birçok ülkede tanınan,
5
İsrail’in önde gelen ravlarından Rav Zamir
Kohen’in "Devrim" adlı kitabı her aileye
hediye edildi. Suka bayramı için İsrail’de
bulunan İstanbul’un Chabad Ravı Mendy
Chitrik ve yıllarca İstanbul’da şohetlere
eğitim veren Rav Avraham Hayim de geceye
renk kattı.
VE TANRI ZORLUKLARI YARATTI...
Riva N. Essemini
Yahudilik inancında Tanrı'nın dünyayı
bir kere değil her gün yeniden yarattığına
inanılır. Bir başka temel inanış, Tanrı'nın
iyi olduğu ve yarattıklarının da iyi
olduğudur. Öyleyse neden bireysel ve
toplumsal düzeyde acı çekiyoruz? Neden
iyi insanların başına kötü şeyler geliyor?
Bu soruları ilk soran biz değiliz, nitekim
Moşe Rabenu, aynı soruyu Tanrı'ya
yöneltiyor ve neden kendisine sadık,
dürüst kişilerin acı çektiğini soruyor
(Şemot 33:13). Tanrı'nın cevabı "yüzüm
görülmeyecektir ama arkamda olanı
göreceksin" şeklindedir.(Şemot 33:23).
Talmud berahot 7A'dan alıntı yapan Raşi
bu pasuğu şöyle açıklar: Moşe
Rabenu'nun, Tanrı'nın ensesinde, başa
takılan tefilinin düğüm yerini görmesine
izin verilmiştir. Peki ama tefilinin düğüm
yeri ne anlama geliyor? Eğer tefilin
takan birini önden görmüş olsaydık
alnında bağlı duran bir kutucuk ve
boynun iki yanından sarkan deri İpleri
görecektik. Bu görüntü sanırım
birçoğumuz için daha tanıdık. Sol taraf
merhameti sağ taraf ise yargıyı temsil
eder. Arkadan bakıldığında görünen
sadece düğümdür yani yargının ve
merhamet in buluştuğu Tanrı'nın
sembolik ifadesi. Yaşadığımız dünya
bize sadece düğümü gösterir ama her
birimiz, ruhumuz Tanrı'nın huzuruna
geri döndüğünde cevaplarımızı alacağız.
Rabi Moşe Hayim Luzzato, "Mesilat
Yeşarim" adlı kitabında insanların
yaşadığı acıları aslında ölümden sonra
yaşamın olduğunun kanıtı olarak
görüyor. Tanrı'nın bizleri sadece
ortalama 70-80 yıllık acılar la
hastalıklarla dolu bir hayat için var ettiği
ve tüm yaratılışının da amacının bu
olduğunu düşünmek bize yarar sağlamaz.
Çok bilinen hasidik bir şarkıda da
söylendiği gibi: “kol haolam kulo geşer
tsar meod” Yaşadığımız dünya sadece
dar bir köprü, bir koridor…
Ramban, “Şaar Hagmul” adlı eserinde
insanın yaşamında karşılaştığı zorlukları
iki grupta topluyor. İlki Tanrı'nın bizlere
yolladığı işaretler: Yaratılışın amacı, her
anımızda Tanrı'nın izlerini bulmak ve
ona yaklaşmaktır. Aslında bunun için
ha yat ım ız da yo lu nda g it t iğ in i
düşündüğümüz çevremizde iyi olan
şeylere bakmamız yeterli ama işler
yolunda gittiği zaman bazen tüm bu
iyinin kaynağı olan Yaratan’a teşekkür
etmeyi unutuyoruz. Bazen de iyiyi
yaratanın sadece kendimiz olduğunu
düşünüp kibirleniyoruz. İşler yolunda
gitmediğinde ise, bu kez kötüyü
yaratanın başka bir güç olduğunu
düşünüp ya etrafımızı suçluyor ya da bizi
kurtaracağına inandığımız Tanrı’yı
aramaya başlıyoruz. Ramban, bu nedenle
"kötü" nün Tanrı'nın bize verdiği bir
hediye, O'na yakınlaşmak için bir fırsat
olarak sunulduğunu söylüyor.
İkinci bir bakış açısı da Pirke Avot
4:2’de yazıldığı gibi, iyilik iyiliği,
kötülük ise kötülüğü çeker. İyi insanlar
yaptıklarının karşılığını öbür dünyada
alacaktır. Bu dünyadaki ödülleri ise daha
fazla iyilik yapma fırsatıdır. Yaptıkları
az sayıda kötülüğün onarımını bu
dünyada yaşadıkları zorluklar la
gerçekleştirirler.
Kötü insanlar, yaptıkları az sayıda
iyiliğin ödülünü ise bu dünyada alırlar ve
teşuva (tövbe) yapmadıkları sürece
ruhlarını ne bu dünyada, ne de öbür
dünyada
onaramazlar
.
Tanah'ta "Hakimler" bölümünü
incelediğimizde her dönemde Yahudi
toplumunun Tanrı'nın emirlerinden
uzaklaşmasının ardından düşman
halkların yaşatmış oldukları trajedilere
tanık oluruz. Bu trajedilerin ardından ise
Yahudilerin özlerine geri dönerek
Tanrı'ya yeniden yaklaştığını görürüz.
Aslında bu toplumsal trajedilerin
nedenleri detaylı olarak "behukotay" ve
"ki tavo" peraşalarında ele alınır. Bu
yazımda detaylandırma fırsatım olmasa
da özellikle belirtmek istediğim nokta
Tanrı'nın amacı bizi cezalandırmak
olmadığıdır. Bu trajediler, aynı zamanda
b iz im
devamımızı
sa ğ la ya n
koruyucumuzdur, ölü derinin zamanla
düşüp kendini yenilemesi gibi (nitsavim
6
peraşası) bireyler ruhlarını sınavlardan
geçerek onarır. Zorluklar yaşandığı
sırada acı verici de olsa uzun vadede
yapıcıdır. Her birimizin hayatında “iyi ki
bu zorluğu yaşamışım” dediği bir tecrübe
ve başarıyla atlattığı sınavlar vardır. Her
ruh farklı sınavlardan geçerek onarılır.
Midraşta birey zeytine benzetilir. Nasıl
ki zeytinyağı elde etmek için ezmek
gerekliyse insanın da potansiyelini
keşfetmesi için bazen zorluklardan
geçmesi gereklidir. Tora'da bunun birçok
örneğini bulabiliriz: Avraham Avinu'nun
on zorlu sınavından biri oğlunun kurban
etmesidir. Bu sınavdan başarıyla geçen
babamız sonunda tek tanrı düşüncesini
tüm insanlığa yayma görevini ve yine ilk
"babamız" olma sıfatını hak eder. David
HaMeleh, hayatının büyük bölümünü
savaşarak ya da hayatta kalmak için
kaçarak geçirmiştir ama sonunda insan
ruhunu Tanrı'ya yakınlaştıran Tehilim
kitabını yazmıştır. Yosef HaTsadik,
kardeşleri tarafından köle olarak satılır
ve 22 sene boyunca tek başına bilmediği
bir ülkede zor bir hayat yaşamasına
rağmen dünyaya geliş amacından
sapmaz ve kardeşlerinin karşısına
çıktığında "Ani Yosef”, ”Ben Yosef’im,
aynen Tanrı'nın beni yaratırken benden
istediği gibi" der.
Bu noktada hepimizin tanıdığı bir
kahramandan Superman'den bahsetmek
istiyorum. Aktör Christopher Reeve, bu
rolde yıldızlaştığı sırada “kahraman
kimdir?” diye sorulduğunda “sonuçların
ne olacağını düşünmeden, kendini
başkası için tehlikeye atan cesur kişidir"
der. Birkaç sene sonra geçirdiği kaza
sonrasında, kendisine aynı soru
sorulduğunda bu kez" kahraman,
yaşadığı zorluklar karşısında kendisinde
yeniden ayağa kalkma cesareti bulan
sıradan bir insandır" der. Hepimiz birer
supermeniz bunun için içimizdeki
p o t a ns i ye l i k e ş f e t me l i, s a h i p
olduklarımızın farkına varabilmek için,
onları kaybetmeyi beklememeliyiz.
Kahramanlık hiç düşmemek değil, her
düştüğümüzde yeniden ayağa kalkabilme
gücünü ve cesaretini bulabilmektir.
Ruhumuzun bedenden ayrılıp yeniden
yaratıcısının yanına döndüğünde aynen
Yosef gibi “varolma amacın ı
gerçekleştirebilmiş olması ” dileğiyle…
DR. YOSEF SİBİ’DEN MİNYATÜRLER VE ESKİ İSTANBUL
EVLERİ ÜZERİNE KONFERANS
Ramat Aviv Satranç Klübünde verilen konferansta eski evler hakkında verilen bilgilerin yanı sıra Dr. Sibi’nin
kendi yaptığı minyatür evler de sergilendi.
Ramat Aviv’deki Satranç Kulübü
salonlarında 2 Kasım 2014 günü, Bene
Brit Yosef Niyego Locası tarafından
düzenlenen konferansta, Dr. Yosef Sibi,
İstanbul’un eski evlerini konu aldı.
Konuşmasına, Osmanlı topraklarına
gelen Yahudilerin ilk yerleştikleri
yerleri anlatmakla başlayan Dr. Sibi, Ev
konseptinin, içinde yaşayan aile için
kutsal bir yer olduğunu vurguladıktan
sonra, özellikle doğup büyüdüğü Balat
semtindeki evler hakkında ayrıntılı
bilgiler aktardı. Malzemenin ucuzluğu
nedeniyle evlerin tahtadan yapıldığını,
bu nedenle sık sık yangın olaylarının
görüldüğünü, hemen bütün evlerde su
ve soğut ma iht iyacı için kuyu
bulunduğunu, içme suyunun sakalar
tarafından getirildiğini, ısıtmanın
ma ng a l ve ya o dun so ba s ı i le
sağlandığını anlat ırken Dr. Sibi
geçmişine hasretle bakar gibiydi.
Hobi olarak yaptığı ve bir kısmının
salonda sergilendiği evlerin yapılışı
hakkında da izahat veren Dr Sibi,
malzeme olarak karton ve bazı
meslekdaşlarından aldığı kullanılmayan
tıbbi malzemeden faydalandığını,
model olarak ta bazen Balat’taki evler,
bazen Boğaziçi’ndeki köşkler, bazen de
eski kartpostallardan yararlandığını
söyledi.
Ovi Oktay Roditi Gülerşen ve Dr. Yosef Sibi
Nesim Güveniş
7
KADIN GÖZÜYLE
NEFRET SUÇLARI HUKUKUN NERESİNDE YER ALIR
Mati Turyel
Sosyal medya da sıklıkla karşıma
çıkan bir hikâyeye göre British
Airways'de seyahat eden beyaz bir kadın
yolcu, siyah bir erkek yolcunun yanına
oturur. Uçak hareket etmeden önce
hostesi yanına çağırarak aşağılayan bir
tavır ve dille siyah bir yolcuyla yan yana
oturmak istemediğini açıkça belirtir.
Hostes koltuk durumunu inceleyip
döneceğini belirtir ve hatta kaptan pilotla
istişarede bulunur. Yolcuların yanına
döndüğünde uçağın kadının da yolculuk
ettiği ekonomi sınıfının dolu olduğunu
ancak birinci sınıfta bir koltuğun boş
olduğunu söyler ve ekler “bununla
birlikte bu durumda böyle
rahatsız edici bir yolcu ile
oturmanızı istemeyiz” der ve
siyah yolcuya dönerek “bu
yüzden
beyefendi
eğer
isterseniz el bagajınızı alın.
Çünkü birinci sınıfta bir
koltuk sizi bekliyor” der.
Yukarıda
özet
olarak
anlattığım bu hikâye ister
şehir efsanesi ister gerçek
olsun günümüzde halen var
olan bir gerçeği yansıtır:
Ayrımcılığı. Metodu ne olursa
olsun veya kime uygulanırsa
uygulansın ayrımcılık bir
nefret suçudur ve bütün nefret suçları
önyargı gibi yıkılması çok zor, toplumda
kökleşmiş, toplumu içten içe kemiren bir
olgunun sonucudur.
Nefret bir suç değildir ancak şiddetle
birleşimi bir suç teşkil eder. Peki, bu
durumda şiddet nedir? Yukarıdaki
hikâye ile nefret suçu kavramının ne gibi
bir bağlantısı vardır?
Şiddet dediğimizde aklımıza kan,
vahşet veya fiziksel zarar gelir. Bu tarz
bir şiddet sonucu kurban kendini
güvensiz hisseder. Ancak gerçek şiddet,
bir insana derin travma yaşatan şiddet
fizikselden çok yukarıda anlattığım
kişiyi bağlı bulunduğu din, dil, ırk,
cinsiyet gibi kavramlardan dolayı
aşağılamak, onun kendini küçük
görmesini sağlamak, aşağılık kompleksi
ile kişiyi baş başa bırakmaktır.
Araştırmalar sözel bu tarz şiddetin,
fiziksel olan şiddetten çok daha etkili ve
kişinin karakteri üzerinde daha derin
yaralar açtığını göstermiştir.
8 Aralık 2014 tarihinde benzer bir olay
İsrail'de bir Filipinlinin başına geldi. Ne
yazık ki, yaşanan olayda bir İsrailli
Filipin vatandaşına "pis Filipinli"
diyerek aşağıladı. Anlaşılan o ki bu lafı
eden kişi kendi atalarının “Pis Yahudi”
diyerek
aşağılandığını,
hatta
tartaklandığını unutmuştu.
Türkçe’ye hâkim olanlar bilirler.
Türkçe’de bir deyiş vardır: “Çıfıt
çarsısı”.
“Çıfıt”,
Yahudiler
için
kullanılan aşağılayıcı bir kelimedir. Bu
tarz ifadeler yüzlerce yıl Yahudi
toplumunun yapısını etkilemiştir.
Bugün dünya üzerinde Antisemitizmin
derecesinin son derece yükseldiği bu son
zamanlarda özellikle bu ülkede yasayan
yabancılara bu tarz aşağılamalar bu
toplumun bireylerine yakışmıyor. İsrail
halkının kendine olan özgüveni geçmiş
ile beslenirse geçmişinden de ders alarak
yasarsa ayakta kalmayı başarabilir. Aksi
takdirde aşırı güven (hubris) toplumu
yıkar ve yozlaştırarak yukarıdaki
Filipinli örneği gibi örnekleri çoğaltır ve
toplumun belirli kesimlerinde infiale yol
açar.
Bundan çok kısa bir süre önce
meydana
gelen
Yeruşalayim’deki
sinagog baskınının hemen ardından
alınan bazı önlemler bu infiale giden
yolu rahatlıkla açmak üzere iken politik
manevralar ile durduruldu. Nasıl mı?
Yeruşalayim’deki sinagog baskınından
dolayı toplumca yaşadığımız şok ve
sonrasında saldırganların o sinagogun
yakınında
çalışanlar
olduğu
öğrenildiğinde, Aşdod Belediyesi çocuk
yuvası inşaatında çalışan bütün Arapları
8
işten çıkardığını belirten bir açıklama
yaptı. Pek çok işyerinde Arapların işten
çıkarılması, çıkarmayanların işyerlerinin
boykot edilmesi gündeme geldi. O sırada
öfkeyle hareket etmenin bu topluma
vereceği zararı düşündüğümü bugün bile
hatırlıyorum. Bu insanların bir an için
işlerinden olduklarını hayal edelim.
Geçim kaynakları ellerinden alınan bu
insanlar kuşkusuz para kazanmazlarsa
Hamas veya Hizbullah gibi terör
örgütlerinin kucağına itilmiş olurlar... Bu
da İsrail'in uğraşması gereken daha çok
terörist
anlamına
gelir.
Yapılan
araştırmalar terörist grupların düşük
kazanç grubundaki insanları daha
kolay
kullandıklarını
göstermektedir.
Yahudi
toplumunun tarihine bir bakış,
öfkeyle hareket edilmesinin İsrail
toplumunu
nasıl
derinden
yaralayacağını görmemizi sağlar.
Yahudi toplumu İspanya’da,
Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde öfke
ile hareket edildiği için zarara
uğradı. Trakya olayları, 6-7 Eylül
Olayları hep nefretin öfkeye ve
öfkenin de şiddete ve suça
dönüşmesi
sonucu
olmuştur.
Shoah dönemi toplama kampları
dışında yaşanan cinayetlerde de
aynı durum etkin olmuştur.
Peki, başlığa dönelim. Nefret suçları
hukukun neresinde yer alır? Nefret,
demokratik olmayan ülkelerde devlet
politikası ise hakkınızı arayabileceğiniz
bir merci yoktur... Buna karşın
demokratik ülkelerde durumu şikâyet
edebileceğiniz
kurumlar,
hakkınızı
arayabileceğiniz mahkemeler vardır. Bu
mahkemeler kanunlar gereği size zarar
veren kişi veya kişileri maddi ve/veya
manevi cezalara çarptırırlar. Bu sayede
adalet yerini bulur.
Ancak beni düşündüren, İsrail gibi
toplumunun
kökleri
her
türlü
aşağılamalara ve ayrımcılığın en
kötüsüne yaklaşık 2000 sene maruz
kalmış bir toplumun, içindeki Yahudi
olmayan
veya
yabancı
öğelere
uyguladığı ve çoğunlukla korku veya
öfkenin sonucu olan tutumlarının
gelecekte daha kötüye gidebileceği,
aşırıya kaçılabileceği ve hatta toplumsal
bir politikaya dönüşebileceği gerçeği.
KKTC DIŞİŞLERİ BAKANI ÖZDİL NAMİ İSRAİL’DEYDİ
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti
(KKTC) Dış İşleri Bakanı Özdil Nami,
Tel Aviv’de “2014 Enerji ve Ticaret
Toplantısı’na” katılmak üzere İsrail’e
geldi.
İlgi çeken konuşmasında, Bakan Özdil
Nami, Kıbr ıs’t aki hidrokar bo n
yataklarında Kıbrıs Türklerinin de hakkı
olduğunu vurgulayarak, bölgede işbirliği
ort amının kurulmasının, Kıbr ıs
sorununun çözümünden geçtiğini
söyledi. Bakan Nami, tüm tarafların hak
ve çıkarlarına saygı duyulan yeni bir
yaklaşımın gerekli olduğunu belirtti.
Ertesi gün, Tel Aviv Üniversitesi’nin
Moşe Dayan Ortadoğu ve Afrika
Araştırmaları Merkezi’nde düzenlenen
daha kısıtlı bir toplantıya Türkiye’nin
Tel Aviv Geçici Maslahatgüzarı Doğan
Işık, İsrail’in eski İstanbul Başkonsolosu
Eli Şaked, eski maslahatgüzar Alon Liel,
Mitvim Enstitüsü Başkanı Dr. Nimrod sorunu da birlikte çözeceketir. İsrail için,
Goren, Dayan Merkezi Araştırmacısı ve doğal gaz ihracatının en verimli yolu
Bülten editörü Hay Eytan Cohen Türkiye üzerinden olabilir. Bu nedenle,
Yanar o cak,
doğal gaz konusu, Türkiye
Türkiyeliler
-İsrail
ilişkiler ini
B i r l i ğ i
düzeltmeyi tetikleyecek
Başkanı Zali
bir neden olabililir.
De Toledo
Ancak, Kıbrıs sorununu
ile
vekili
çözmeden doğal gaz
N e s i m
projelerini yaşatmak zor
Güveniş te
olabilir. Kuzey Kıbrıs
katıldılar.
Türk
C u mhu r i ye t i,
Toplantıda,
Türkiye
İsrail
Bakan Özdil
ilişkilerinin düzelmesinde
N a m i ,
bir katalizatör olabilir.”
KKTC
Dışişleri
Bakanı
Nami
ve
Yanarocak
bö lgedek i
Bakanın konuşmasının
enerji kaynaklarının pek çok sorunu ardından, katılımcılar
ile Bakanın
yenebileceğini söyledikten sonra görüşleri doğrultusunda bazı iyimser ve
sözlerine özetle şöyle devam etti: “Bu karamsar fikirlerini açıkladılar.
bölgede verimli bir işbirliği kurulabilir.
Nesim Güveniş
Kıbrıs sorununun çözülmesi pek çok
CUMHURİYET
BAYRAMI
KUTLANDI
Türkiye Cumhuriyeti’nin 91. Yılı, 29 Ekim
2014 Çarşamba gecesi, Herzliya’daki Türkiye
Büyükelçiliği Rezidansında verilen bir
resepsiyon ile kutlandı. Konukların tebriklerini,
T ürkiye’ nin T e l Aviv’dek i Geç ic i
Maslahatgüzarı Sayın Doğan Ferhat Işık ve
Eşi kabul ettiler.
M.KEMAL ATATÜRK 10 KASIMDA
İSRAİL’DE ANILDI
Mustafa Kemal Atatürk, ölümünün
76. yıldönümünde, 10 Kasım 2014
sabahı, Türkiye Büyükelçiliği’nin Tel
Aviv’deki binasında yapılan bir
törenle anıldı.
Tören, saygı duruşunu müteakip
İstiklal Marşının okunması ile başladı
ve gönderdeki Türk bayrağı yarıya
indirildi.
Türkiye’nin İsrail’deki Geçici
Maslahatgüzarı Sn. Doğan Ferhat
Işık, yaptığı konuşmada Atatürk’ün
çağdaş Türkiye’nin kurulmasındaki
katkılarını dile getirdi.
Ardından konuşan Türkiye’nin
İsrail’deki Askeri Ataşesi Bnb.
Hulusi Koçbay da Atatürk’ün
kazandığı zaferlere değinerek askeri
dehasını vurguladı.
Nesim Güveniş
DUYURU
İSRAİL’DEKİ TÜRKİYELİLER BİRLİĞİ
Kutlama töreni, Saygı Duruşu ve İstiklal
Marşının okunması ile başladı. Ardından Geçici
Maslahatgüzar Sayın Doğan Ferhat Işık,
sözlerine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan’ın Cumhuriyet Bayramı mesajını
aktardı ve Cumhuriyet ilkelerinin verdiği
kuvvet le Türk kadınının Türkiye’yi
güçlendirmeye devam ettiğini, Türkiye’nin
karşı olduğu antisemitizmin bir insanlık suçu
olduğunu ve Türk Yahudilerinin her alandaki
katkılarıyla iftihar ettiğini vurgulayarak
sözlerine son verdi.
‫התאחדות יוצאי תורכיה‬
3 yılda bir yapılan olağan genel kurul toplantısı 27 Ocak 2015
Çarsamba günü saat 19.00’da, Bat Yam’daki Kültür Merkezi’nde
yapılacaktır. (Rehov Mohrei HaSigaryot 7 )
Bu kongrede, halen faaliyette olan Yönetim Kurulunun 3 yıllık faaliyet
raporu ile mali raporlar okunacak ve Yönetim Kurulunun ibrasından sonra
yeni Danışmanlar Kurulu üyelerinin seçimine geçilecektir.
Tüzük gereğince, seçilecek yeni Danışmanlar Kurulu, kendi üyeleri
arasından yeni Danışmanlar Kurulu Başkanını ve Yeni Yönetim Kurulu
Başkanını seçecektir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Nesim Güveniş
9
DÜŞÜNCE ODASI
KIRLANGICIN BİRİ
Derleyen: Şlomo Farin
Kırlangıcın biri, bir adama aşık olmuş.
Pencerenin önüne konmuş, bütün
cesaretini toplamış, röfleli tüylerini
kabartmış, güzel durduğuna ikna
olduktan sonra, küçük sevimli gagasıyla
cama vurmuş. Tık... Tık...Tık... Adam
cama bakmış. Ama içeride kendi
işleriyle uğraşıyormuş. Meşgulmüş!
Kimmiş onu işinden alıkoyan? Minik bir
kırlangıç! Heyecanlı kırlangıç, telaşını
bastırmaya çalışarak, derin bir nefes
almış şirin gagasını açmış, sözcükler
dökülmeye başlamış.
“Hey adam! Ben seni seviyorum.
Nedenini niçinini sorma. Uzun zamandır
seni izliyorum. Bugün cesaret buldum
konuşmaya. Lütfen pencereyi aç ve beni
içeri al. Birlikte yaşayalım”.
Adam birden parlamış: “Yok daha
neler? Durduk yerde sen de nerden çıktın
şimdi? Olmaz, alamam” demiş.
Gerekçesi de pek sersemceymiş: “Sen bir
kuşsun! Hiç kuş, insana aşık olur mu”?
Kırlangıç mahçup olmuş. Başını önüne
eğmiş. Ama pes etmemiş, bir süre sonra
tekrar pencereye gelmiş, gülümseyerek
bir kez daha şansını denemiş: “Adam,
adam! Hadi aç artık şu pencereni. Al
beni içeri! Ben sana dost olurum. Hiç
canını sıkmam!
Adam kararlı, adam ısrarlı: Yok, yok ben
seni içeri alamam demiş. Biraz da kaba
mıymış, neymiş lafı kısa kesmiş. İşim
gücüm var, git başımdan.
Aradan bir zaman geçmiş, kırlangıç son
kez adamın penceresine gelmiş: “Bak
soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda.
aç şu pencereyi al beni içeri. Yoksa,
sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım.
Çünkü ben ancak sıcakta yaşarım.
Pişman olmazsın, seni eğlendiririm.
Birlikte yemek yeriz, bak hem sen de
yalnızsın yalnızlığını paylaşırım”, demiş.
BAZILARI GERÇEKLERİ
DUYMAYI SEVMEZMİŞ!
Adam bu yalnızlık meselesine
içerlemiş. Pek bir sinirlenmiş: “Ben
yalnızlığımdan memnunum”, demiş.
Kuştan onu rahat bırakmasını istemiş.
Düpedüz kovmuş. Kırlangıç, son
denemesinden de başarısızlıkla çıkınca,
başını önüne eğmiş, çekip gitmiş.
Yine aradan zaman geçmiş. Adam,
önce düşünmüş, sonra kendi kendine
itiraf etmiş: “Hay benim akılsız başım”;
demiş. Ne kadar aptallık ettim!
Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir
dostluk fırsatını teptim. Niye onun
teklifini kabul etmedim ki? Şimdi böyle
kös kös oturacağıma, keyifli vakit
geçirirdik birlikte. Pişman olmuş
olmasına ama iş işten geçmiş. Yine de
kendi kendini rahatlatmayı ihmal
et memiş: “S ıcaklar başlayınca,
kırlangıcım nasıl olsa yine gelir. Ben de
onu içeri alır, mutlu bir hayat sürerim”.
Ve çok uzunca bir süre, sıcakların
gelmesini beklemiş. Gözü yollardaymış.
TÜRKİYE’DE LADİNO GÜNÜ
"Uluslararası Ladino Günü
Türkiye" 11 Ocak 2015 Pazar günü
kutlanacak.
Dia Internasyonal del Ladino/
Judeo -Espanyo l adı alt ında
geçtiğimiz yıl kutlanmaya başlanan
Uluslararası Ladino Günü Türkiye
ayağı 11 Ocak 2015 Pazar günü
tam gün sürecek olan etkinliklerle
Istanbul'da kutlanacaktır.
Sabah 11:00'de başlayacak olan
progra mda Lad ino dili
ko nu şu lacak, d in lenecek,
görülecek, dokunulacak ve
tadılacaktır. 5 duyuya hitap edecek
olan etkinliklerde, konferanslar,
skeçler, fıkralar, şiirler, film
gösterisi, sefarad yemekleri
show'u, resim sergisi, kitap
imzama saatleri ve en sonda da
Estreyikas d'Estambol çocuk
korosunun konseri yer alacaktır.
Sefarad Kült ürü Araşt ır ma
Merkezi'nin düzenlediği bu
e t k i n l i ğ e Ş a lo m g a z e t e s i,
Hahambaşılık kurumlar ı ve
Cervant es Enst it üsü dest ek
vermektedir. Konser ve yemek
ücreti 30 TL olacaktır. Yerlerini
şimdiden ayırtmak isteyenler
İrtibat için:
Emel Benbasat:
00 90 212 2319282
[email protected]
10
Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş.
Ama... Onunki hiç görünmemiş. Yazın
sonuna kadar penceresi açık beklemiş
ama boşuna. Kırlangıç yokmuş! Gelen
başka kırlangıçlara sormuş ama gören
olmamış.
Sonunda danışmak ve bilgi almak için
bir bilge kişiye gitmiş. Olanları anlatmış.
Bilge kişi gözlerini adama dikmiş ve
demiş ki: “Kırlangıçların ömrü altı
aydır..” Hayatta bazı fırsatlar sadece
elinize bir kez geçer, bunları
değerlendirmezseniz bunlar uçup gider!
Hayatta bazı insanlar karşınıza sadece bir
kez çıkar. Değerini bilmezseniz kaçıp
giderler... Ve asla geri dönmezler!
Dikkatli olun... Farkında olun... Ve bir
düşünün bakalım; Acaba siz bugüne
kadar pencerenizden hiç kırlangıç
kovdunuz mu?
SAMİ DAY’IN
DEFTERİNDEN

Her insan, yapmadığı tüm iyiliklerden
suçludur
Voltaire
Çalışkan kişi problemi çözer. Bilge kişi
ondan kaçınır
Albert Einstein
Bir kimsenin düşüncesini açıklayamaması
köleliktir
Euripides
GEÇMİŞ BÜLTENLERDEN SEÇMELER
Bondi Çakım
Pew araştırma şirketi geçtiğimiz
günlerde Türkiyede yabancı algısını
ölçmek üzere bir araştırma yaptı.
Sonuçlar Türkiyede en olumsuz algıya
sahip ülkenin İsrail olduğunu ortaya
çıkardı. Türklerin yüzde 86’sı İsraili
sevmediği gibi, sadece yüzde 2’ lik bir
kesim İsrail için olumlu görüşlere sahip.
Bu “göğüs kabartıcı!” bulgular üzerine
geçmiş Bülten’lerimize bir göz atmak
geldi içimden. İşte geçmiş Bülten’lerden
bazı seçme başlık ve özetler:
T.C. Büyükelçisi Namık Tan’ın
girişimi ile Türkiye Cumhuriyetinin
85. Yılı nedeniyle Büyük Etkinlikler
Mann Auditoriumda fotoğraflarla
Türkiye Sergisi, Türk Filmleri Haftası,
Haarets Müzesinde Hicaz Demiryolu
Sergisi , Diaspora Müzesinde
‘’Hoşgörü’’ Sergisi, Şef Cem Mansur
yönetiminde Oda Orkestrası Konseri
Eylül 2008, sayı 36
------------------------------------------------T.C. Büyükelçiliğinde bir ilk
23 Nisanda Büyükelçilik rezidansında
değişik yörelerden gelen 150 çocukla
birlikte 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve
Çocuk Bayramı coşku ile kutlandı.
T.C. Milletvekilleri aramızdaydı.
Haziran 2008, sayı 35
Derneğimizde İftar Yemeği
Birliğimizin T.C.nin İsrail’deki
temsilcilerine verdiği iftar yemeği,
konuşmalar, Türk müziğinden örnekler
ve Ramazan fıkralarıyla süslendi.
Kasım 2007, sayı 33
————————————————Cumhuriyet Bayramı kutlandı
Herzliya’daki rezidansta Büyükelçi F.
Sinirlioğlu ve Başbakan Yardımcısı E.
Olmert birer konuşma yaptılar.
10 Kasım’da Atatürk’ü andık
Aralık 2004, sayı 21
------------------------------------------------Cumhurbaşkanı A. N. Sezer İsrailde
büyük coşku ile karşılandı.
Knesette Katsavın verdiği yemekte
konuşan Sezer, Türkiye – İsrail
dostluğunu defalarca vurguladı.
Ağustos 2006, sayı 28
------------------------------------------------T.C. Başbakanı Recep Tayyip
Erdoğanın İsrail ziyareti
Birliğimiz temsilcileri ile de bir araya
gelen Başbakan, Türkiye -İsrai l
ilişkiler ine
kimsenin
zarar
veremeyeceğini vurguladı.
Mayıs 2006, sayı 23
-------------------------------------------------
Adapazarında birliğimizin de
katkısıyla açılan okul
Adapazarına bağlı Arifiye beldesinde
Amerikan Joint örgütü, Türk Musevi
Cemaati, Türkiye-İsrail Dostluk Derneği,
Mashav ve İsrail’deki Türkiyeliler
Birliği’nin katkılarıyla inşa edilen
İlköğretim okulu, 27 Ağustos 2001 günü
yapılan görkemli bir törenle hizmete
açıldı.
Kasım 2001
------------------------------------------------Ankara’dan birliğimize “Üstün
Hizmet Madalyası”
T.C. Dışişleri Bakanlığı, “İsrail’deki
Türkiyeliler Birliği’ni, Türk-İsrail
ilişkilerinin gelişmesine ve Türk
kültürünün İsrail’de yaşatılmasına
katkılarından dolayı birliğimizi “Üstün
Hizmet Madalyası” ile ödüllendirdi.
Ağustos 2002
------------------------------------------------Sevgili Okurlar,
Bu yazıma başlık seçme konusunda
bir türlü karar veremedim.
İki önerim var.
“Geçmiş zaman olur ki hayali cihan
değer” veya “Sözün bittiği yer”
Sizler dilediğinizi seçin.
MAVİ - BEYAZ
GELECEĞİN ARABASINI İLK İSRAİL Mİ BASACAK?
Evet, değerli okuyucular, ne siz yanlış
okudunuz, ne de ben yanlış yazdım.
Ge le ce kt e ot o mo bi l le r sad ec e
üretilmeyecek, muhtemelen basılacak da.
Son yılların en önemli sınai
devrimlerinden biri, belki de birincisi, 3
boyutlu basım, dev adımlarla ilerliyor.
İleri teknoloji deyince akla ilk gelen
öncü ülkelerden İsrail’in de bu konuda
da söyleyecekleri var. İsrail menşeli
Objet1000 3D üretim sistemi, tüm
plastik parçaları sistem tarafından
basılabilecek, şehiriçi kullanımlı
e l e k t r ik l i a r a ba n ı n ü r e t i m i n i
Almanya’daki Aachen Üniversitesi
işbirliğinde gerçekleştiriyor.
3D yazıcıyı (printer), üreten şirket, bu
konudaki öncülerden. Eşmerkezleri
Minneapolis ve Rehovot’ta olan,
Stratasys’in bu konudaki başarısı
Streetscooter adındaki bu ilk otomobilin
dev parçalarını basabilecek
boyutta bir aygıtı geliştirmeye
muvaffak olmasında yatıyor.
Düzlem üstüne düzlem basan
plastik ekstrüzyon sistemine
dayalı 3D basımı artık yeni
sayılmıyor. Ancak gerek
Stratasys, gerekse Objet1000
3D bu ölçekte parça “basımında” bir
ilke imza attılar. Parçanın boyutları
100cm X 80 cm X 50 cm. Arabanın
ağırlığının 450 kg cıvarında olması
planlanıyor; iki şarj arası 100 km
yapabilmesi öngörülüyor. Parçaların
basılmasında kullanılan plastik ABS.
Bugün de otomobillerin pek çok
parçasının üretiminde kullanılan son
11
derece dayanıklı, üstün teknik özelliklere
sahip bir plastik türü.
Objet1000 şu anda
yeryüzündeki en büyük
3D basım sistemi.
Sistem, StreetScooter’ın
her türlü testte kesin ve
nihai sonucu verebilecek
prototipinin 12 ay gibi
çok kısa bir zamanda
tamamlanabilmesine olanak sağlamış.
Objet1000, ilerde her müşterinin özel
isteklerine cevap verebilecek “terzi
dikimi” otomobillerin basımını mümkün
kılacak. Tabii prototiplerin bu kadar kısa
zamanda hazırlanabilmesi de otomotiv
sanayiinin temel ilkelerinde devrim
açacak.
Bondi Çakım
Resim: Shapeways
TÜRKİYE YAHUDİLERİ GİDİYOR MU?

MOİS GABAY
Editörün Notu: Türkiye’de yayınlanan Şalom Gazetesi’nde “Boy Aynası” isimli köşesinde dikkati çeken
yazıları ile yer alan Mois Gabay bu kez Türkiye Yahudilerinin geleceğini sorguladı. Yazı, Türkiye’de Milliyet
Gazetesi’nin de aralarında bulunduğu pek çok gazetede internet ortamında paylaşılıp haber haline getirilirken
pek çok uluslararası gazete de bu yazıyı okurlarına haber olarak duyurmayı ihmal etmedi. Biz de Bülten olarak
bu yazının noktasına virgülüne dokunmadan siz okuyucularımıza ulaştırmayı kendimize borç bildik.
Bu yazı geniş toplumdan okurlarımız için… (...) "Cemaat genelinde de lise mezunlarının yüzde 37’si bu
yıl eğitimine yurtdışındaki üniversitelerde devam etmeyi seçti." (...)
Sevgili kardeşim, şimdi sana
anlatacaklarımı dikkatle dinle. Bundan
20 yıl sonrasının İstanbul’unda “Bir
zamanlar yüzde 64’ümüz pek istemese
de Yahudi komşularımız vardı”
dememek için şimdinin cemaat
gençlerinin sessiz çığlığına kulak ver.
Son zamanlarda sık sık duymaya
başladığımız antisemit söylemler,
dinimize, kutsalımıza edilen hakaretler
bir özürle unutulup gider diye
düşünebilirsin, ama birçoğumuz için bu
durum hiç bu kadar basit değil. Sözü
çok uzatmayacağım, sayısal veriler
şimdilerde aksini söylese de sana
günlük hayattan somut örnekler
vereceğim. Mesela “Yaratıcı ortamda
üretken bireyler yetiştiren” sevgili
okulumuz mezunlarının bu sene yüzde
10’u, cemaat genelinde de lise
mezunlarının yüzde 37’si bu yıl
eğitimine yurtdışındaki üniversitelerde
devam etmeyi seçti. Yüzde 37’lik oranın
yüzde 24’nün Kanada ve Amerika’da
eğitimi seçtiği düşünülürse beyin göçünü
daha iyi anlayabiliriz. Okulumuz
gençlerinde başvuranların çoğunun
yurtdışından kabul görse de burada
kalmayı tercih etmesi dışında, genelde
yüzde 20’lerde kalan yurtdışı eğitim
oranının bu yıl neredeyse iki misli
arttığını görmekteyiz. Bu gençlerin
mevcut ortamda yüzde kaçlık bölümü
geri gelecek bunu da zaman gösterir.
Gelelim benim yaştaki, hani şu genç
profesyoneller dedikleri ister holdingde,
ister patron şirketinde çalışan geleceğin
ebeveynlerine… Geçtiğimiz hafta iki
ayrı ortamda yakın dostumla muhabbet
ederken konu dönüp dolaştı ileride
yaşamaya yönelik farklı ülke arayışlarına
geldi. Ne de olsa yaşadığımız şartlar,
bırakın kült ürümüzü t anıt mayı,
kimliğimizi
bile
gizlemeyi
emretmekteydi. Böyle bir ortamda hele
ki ticaret yapıyorsanız Mois’ler çoktan
Musa, Cefi’ler Cem, Meri’ler ise Peri
oluverirdi. Sohbetimizde arkadaşım
“Z a t e n k i m l i ğ i m i z i s a k la m a k
Neve Şalom Sinagogu’na asılan bir yazı...
zorundayken, dayatılan bu yeni hayat
t a r z ı nd a ç o c u ğ u nu bü yü t me k
istemediğini ve Kanada, Panama,
Avustralya gibi alternatifleri araştırmaya
başladığını anlattı. Bir sonraki gün, bu
kez tekstil mefruşat ile uğraşan başka bir
do stumun
yanına
uğr adım.
Unkapanı’nda iki Yahudi esnaf
kalmışlardı. Duyduklarım daha da içimi
ürpertti. Dükkânlarının hemen yanındaki
mescitten her cuma namazı sonrası
İmam Efendi tarafından verilen vaazı
anlatmaktaydı. “Yahudiler mikser gibi
tüm dünyayı karıştırırlar” tarzı antisemit
açıklamaları ile tanıdığımız Cübbeli
Ahmet Hoca’nın müritlerinden olan
imamın cuma namazı sonrası alenen
halka “Yahudi-Hristiyan ile dostluk
ya p ma yın”
çağr ıs ın ı bo ğ az ı
d ü ğ ü mle ner ek
d in le me k t e yd i
dükkânından bu genç tüccar arkadaşım.
12
Geçtiğimiz günlerde sevgili Mario
Levi’nin hatırlattığı “Günün birinde bu
ülkeyi terk edebilirim” sözü hiçbirimiz
için artık uzak bir ihtimal değil ne yazık
ki. Tahammülsüzlük, antisemitizm
gittikçe hayatımızın içine daha da
yerleşmiş durumda, zaman geçtikçe
alışmaya başlıyoruz. Çocuğunu dilediği
gibi büyütüp, yetiştiremeyeceğini
düşünen ve durumu olanlar alternatif
aramaya başlamış. Geride kalanlar,
buradan başka vatan olmadığının
bilincinde gittikçe küçülen bir umut
taşıyor.
Peki ya ben? Çoğu kez sokakta, takside
“Siyonist” kılıfı altında Yahudi’ye
hakareti reva gören birçok muhabbete
şimdilik kulaklarımı tıkayıp, burada
kalmayı yeğliyorum. Sayıca az da olsa
geniş toplumda ses getiren ustalarım,
bana umut veriyor. Biliyorum zamanla
o şimdilerde susan azınlık bir gün yine
“Yeter, artık buramıza geldi!” diyecek.
Ey bir zamanlar Ada’da, Moda’da,
Ş i ş l i ’ d e , S u a d i ye ’ d e Y a h u d i
komşularımız, bize borekitas yapan
Madam Sara’lar, Raşel’ler vardı diyen
sevgili kardeşim. Bu topraklarda ilerde
de Müslüman bir gencin Yahudi bir kıza
aşkı üstüne romanlar yazılsın istiyorsan
kulak ver anlattıklarıma. Bizimkiler
durumun farkında. Gün ortasında sonunu
beklemek yerine, “Hadi yürüyelim,
adımlarımız birlikte atsın.” deme
vaktidir. Siz sahip çıktığınız ölçüde, bu
topraklar farklı renkleriyle yeşerecektir!
Not : Geçt iğ imiz ha ft a yak ı n
dostlarımdan “Kardeşim, güzel ama
uzun yazıyorsun” yorumunu aldım. Bu
hafta nispeten derdimi kısa anlatmaya
çalıştım. Eğer siz de uzunluktan dolayı
yazılarımı yarıda bırakıyorsanız,
www. ş a lo m. co m. t r
linkinde
yorumlarınızı beklerim.
TOPLUMUMUZDAN ÇEHRELER
ÇOK YÖNLÜ BİR DOKTOR AVRAM MİZRAHİ
Stella Kent
İsrail aliya yapanların yeni yuvası;
herkesin ayrı bir geliş hikayesi, arkada
bıraktıkları, gerçekleştirmeye geldikleri
r ü ya l a r ı , ba ş a r ı v e ya h a ya l
kır ıklıklar ınının bilançosu var.
Türkiye'den kopup gelenler aslında
doğdukları ülke ile bağlarını oldukça sıkı
tuttular; fiziksel ve ruhsal olarak sadık
kaldılar, yemeklerini özlediler her yerde
savundular. İsrail ile iyi ilişki içinde
olmalarını gözettiler. Ta ki..... Belki de
bir müddet bu beraberlik ancak platonik
o larak
d e va m
edebilecek; ya da
u yu ya n
güzel
misali!
Ancak
vazgeçilemez ve
va z g e ç ilme me s i
gereken bir kök
salış var ortada.
Emrah, Aşık Veysel
edebiyat ının,
Nasreddin Hoca nın
dilden düşmediği
ve
Bekt aşi’ nin
hoşgörüldüğü,
misafirperverliğin
arkadaşlığın baştacı
edildiği bir kültür
mirasını bizler de edindik.
Avram
Mizrahi bu değerlerle yoğrulmuş şiir,
edebiyat ve doktorluğu beraber
götürebilen güzel bir insan; aynı oranda
sapına kadar Türk Yahudisi ve İsrailli
olduğu kadar evrensel
olmayı
da
başarabilmiş tanıdığım ender kişilerden
biri.
Onunla yollarımız birçok kere çakıştı.
Avram da Kuzguncuklu
bir anne
babanın oğlu olarak Kurtuluş’ta dünyaya
geldi.
19 Mayıs İlkokulu’nda aynı
sıraları paylaştık onunla. Daha o
zamandan hyper ve herşeyi öğrenme
merakıyla kalıbına sığamaz, örneğin
mecburi olmadığı halde din derslerine
girer ve herşeyi öğrenmek isterdi.
Ort ayı Avust ur ya Lises i’nde
okuduktan sonra Robert Kolej’de yine
yan yana düştük. Şalom Gazetesi’ne
yazılar yazan; cemaatin derneklerinde
kültür ve sosyal yardım faaliyetlerine
katılan Avram ile İlgi Dergisi’nde
beraber çalıştık.
“Cerrahpaşa Tıp Fakültesini
kazanıverdim ama bu bilinçli bir seçim
olmaktan çok arkadaşlarımın izini
sürmekle oluvermişti. Hocam olan
Türkan Saylan bizi Bakırköy Akıl
Hastanesi’ndeki Cüzzam odalarına
götürdüğünde ilk defa hakiki hastalarla
karşılaştım ve aslında bu tecrübe ruhen
ve maddeten doktorluğa adım atmamı
sağladı. Türkiye ona çok şeyler borçlu”;
diyen Avram Mizrahi o yıllarda düştüğü
kimlik bunalımını da şöyle açıklıyor.
“Aksaray’ın ortasında çalkantılı bir
devirde tamamen Türk ve devrimci bir
çevrede mitinglere katılan
Avram ile muhtaç Yahudi
ailelere yemek dağıtan fakir
öğrencilere yardım eden Avram
birbirinden kopuk paralel bir
yaşam sürer olmuştu. ”
“Maalesef bir müddet sonra ne
yaparsam yapayım azınlık
olarak kalacağımı ve bunun
normal olarak sürdürülebilecek
birşey olmadığını anlayınca
aliya yapmaya karar verdim".
Mizrahi, Sartre'ın Yahudi
sorununa bakışını benimseyerek
kurbanın değil geniş çevrenin
so r gu la n ma s ı g er ekt iğ i ne
inanıyor zira.
Üstelik Marx
Groucho'nun dediği gibi “Beni üyeliğe
kabul etmeme durumunda olan bir
kulübe üye olmayı kim ister?”
İsrail hem modern bir ülke hem de
Tevrat’ın beşiği; bu bağlamda sundukları
beni cezbediyor diyen Dr. Avram
Mizrahi ülkeye ent egrasyonunu
mükemmeleştirmek için Türkiye ile olan
bağlarını minimuma indirmiş. Önceleri
Kibutz Gezer'e yerleşip 4 yıl boyunca
oranın aile doktorluğunu yapmış.
Ulpan’da Fransız asıllı eşi Monik ile
tanışıp evlenen Avram Türklerin az
olduğu Modiin'e yerleşmiş. “Maya ve
Karen doğduktan sonra aileye Tom da
eklendi. İki tane de köpeğimizle mutlu bir
aileyiz. Üç sene askeri doktorluk ve 22
senelik yedek askerlik beni ülke hakkında
tam
olarak
bilinçlendirdi.
Nöroloji,gelişimsel pediatri dallarında
tecrübe sahibi oldum. Son yıllarda, ilgi
alanım, okul öncesi çocuklarda yeme
bozuklukları konusu oldu. Wolfson
Hastahanesinde Kıdemli Pediatrist
görevine devam ediyorum. Birçok
bilimsel yayında imzam var ve Tel Aviv
13
Üniversitesi’nde Pediatri konusunda
öğretim üyesiyim.” diyen Avram
Mizrahi, Maccabi ve Meuhedet sağlık
kuruluşlarında da görev yapıyor. Ancak
doktorluk kişiliğinin ve vaktinin tümünü
kapsamaktan uzak. Hatta
bir sene
sabbatical iznini alarak Fransızcasını
kuvvetlendirme ve Tevrat öğrenmeye
vakfetmiş kendini.
1999 da Robert Kolej’in 25. yılı için
İstanbul’a döndüğünde insanın kendini
en iyi ifade ettiği ana dilin yani
Türkçe'nin eksikliğini hissetmeye
başladığını belirten Dr. Mizrahi,
Türkiyenin her yerine seyahat etmeyi
sıklaştırmış. Onun için şiir, duygu ve
düşünceleri yoğun ve özgün şekilde
aktarmanın en iyi yolu.
Selim Amado ve Denis Ojalvo ile
Yunus Emre şiirlerini İbraniceye çevirip
bir kitapta toplamışlar. Türkçe’yi pek
konuşamayan ninesinden öğrenip
geliştirdiği Ladinosuyla dünyanın bu
dildeki tek gazetesi El Amanaser'e
yazılar yazıyor. Son zamanlarda Fani
Ender ve Denis Ojalvo ile Orhan Veli
Kanık'ın şiirlerini de Ladinoya
çeviriyorlar. Şalom Gazetesi’ne ve
sosyal medyaya yazdığı yazılar da
oldukça popüler.
Facebook yoluyla Türkiye’de kurduğu
sanal arkadaşlarla gidip tanışmayı
başaran Avram herşeye rağmen lisede
edinilen dostluklarnı tadı ve keyfi
bambaşka diyor. Onlarla edebi
tartışmalara giriyor, seyahatlere çıkıyor,
politik analizler yapıyor.
Tek yönlülük tabiatına aykırı Avram
Mizrahi’nin ama Şeyh Galip'in sözlerini
de unutmuyor doğrusu:
“Her renge bürün ama renk verme”.
“BÜYÜK BİR SEVGİ İLE” GRUBU
İLK FAALİYETİNİ DÜZENLEDİ
Gazze’den İsrail’e yönelik süregelen roket saldırılarını durdurmak için İsrail Savunma
Kuvvetleri’nin başlatmış olduğu Güvenlik Hattı Operasyonu sırasında, Hamas terör örgütünün İsrailli
siviller üzerine gerçekleştirdiği yoğun roket saldırıları sırasında bu sivillere yardım elini uzatarak sesini
duyuran “Büyük Bir Sevgi İle” (BeAhava Gdola) adlı sivil toplum girişimi Bat Yam’daki lokalimizde ilk
resmi buluşmasını 25 Aralık 2014 tarihinde gerçekleştirdi.
İsrail’e göç etmiş, Türkiye kökenli
yeni İsraillilere yönelik sosyalleşme ve
topluma entegrasyon gibi amaçları
kendine ilke edinen grup bu amaca gönül
verenleri lokalimizde bir araya topladı.
Gecenin konuşmasını Ovi Oktay Roditi
Gülerşen yaptı. Gülerşen konuşmasında,
grubun amaçları ve bugüne dek yapılan
yardım çalışmalarından bahsetti.
Gülerşen bu çalışmaların yanında
faaliyette bulunan bu sivil girişimin aynı
zamanda engellilere yardımda bulunan
“Akim” adlı bir vakfa da yardım elini
uzattığını bu çerçevede de bu vakfın
Aşdod şehrindeki şubesi ile temasta
olunduğunu belirtti. Gülerşen bahsi
geçen yardım projelerinin yanı sıra
“BeAhava Gdola” grubunun aynı
zamanda kültürel ve sosyal faaliyetlere
de imza atmak istediğini söyledi.
Gülerşen sözlerine son vermeden önce
bir sonraki etkinliğin, Güvenlik Hattı
Operasyonu sırasında gazi olan Hayim
Fins’in ağırlanması olacağını ve bu
faaliyetin 29 Ocak 2015 saat 20:00’de
Bat
Yam’dak i
lo ka limizde
gerçekleşeceğini belirtti.
Gülerşen’in sözlerinin ardından
mikronu, Facebook’ta İsrail’e yeni
göçenlere İsrail medyasının İbranice
yayınlanan haberlerini Türkçe’ye
çevirerek günlük özetler yayınlayan
“Olim Hadaşimlere Haberler” sayfasının
kurucularından Ezra Behar ve Rakel
Franko Pekhas devraldı. İlk sözü alan
Pekhas grubun haberleri takip edemeyen
Ovi Oktay Roditi Gülerşen
yeni göçmenler için kurulduğunu belirtti.
Pekhas grupta yayınlanan postlar
sayesinde pek çok kişinin gerek ülke
dışında gerekse de ülke içinde olsun
gelişmeleri takip edebildiğini belirtti.
Daha sonra sözü devralan Ezra Behar
haberlere hangi kaynaklardan ulaştığını
ve bu yayınlara yorum katmaksızın nasıl
facebook kullanıcılarına ulaştırdığını
anlattı. Behar, gruba gönüllü muhabirler
aradıklarını da belirtti. İlgilileri özelden
veya ortadan mesaj atmak suretiyle
iletişime geçmeye çağırdı. Behar
sözlerine son vermeden önce ilginç bir
anısına da yer verdi. Behar bir keresinde
bahsi geçen sayfaya abone bir şahsın
kaldığı memnuniyeti İsrail’e yolladığı
baklava ile dile getirdiğini belirtti.
Konuşmaların sona er mesinin
ardından yönetim kurulu üyesi Karen
Maçoro konuşmacılara teşekkür etti ve
kendilerine sertifika takdim etti.
Son olarak lokali “Büyük Bir Sevgi
İle” grubuna tahsis eden İYT Başkanı
Zali de Toledo ile tüm yönetim kuruluna
teşekkür edilerek gece noktalandı.
Geceye otuzun üzerinde katılımcı burs
ve/veya diğer yardım faaliyetlerinde
kullanılması için 10 Şekel vererek
katıldı.
Ezra Behar ve Rakel Franko Pekhas
OPERADAN KİM KORKAR GECELERİNDE LATİN RÜZGARI
Jerusalem Post Gazetesi müzik eleştirmeni ve Tel Aviv
Üniversitesi’nde aktif akademisyenlik kariyerini sürdüren
Omer Şomroni yoğun istek üzerine süren opera geceleri tüm
hızıyla sürüyor.
24 Kasım 2014 tarihinde Türkiyeliler Birliği’nin Bat Yam
lokalinde gerçekleşen gecede Şomroni aralarında Juan Diego
Flores ve Gustavo Rossini’nin de aralarında olduğu son
döneme damgasını vuran opera sanatçılarının performanslarını
izleyicilerin beğenisine sundu. 10’un üzerinde arya dinletilen
gecede pek çok değişik operadan seçmelere yer verilirken
Şomroni her operanın hikayesi hakkında izleyicilere kısaca
bilgiler sundu. Bu bilgilerin yanında aryaları seslendiren tenor
ve diğer sanatçıların da kısa biografileri hakkında bilgi sunulan
gecede opera gecelerine katılımın giderek arttığı görüldü.
14
O SENE BU SENE
Beri Pardo
Euro 2016 elemelerinde ilk 4 (bazı
ülkeler için 3) maç haftası geride kaldı ve
2015 Mart’a kadar müsabakalara ara
verildi. Oynadığı 3 maçı da kazanan İsrail
grubunda zirveye yerleşmiş durumda.
Özellikle son Bosna maçında oynanan
şiir gibi futbol ve alınan 3-0’lık galibiyet
moralleri ve özgüveni çok yukarılara
taşıdı. Maçlar başlamadan önce Belçika
ve Bosna’nın grubu domine edeceği
tahmin ediliyordu ancak Bosna 4 maçta
galibiyet alamadı ve topladığı 2 puanla
zirveyi çok uzaktan takip
ediyor. Hala şansları olsa da
Kıbrıs ve İsrail mağlubiyetleri
sonrası momentumu tamamen
kaybetmiş durumdalar. Kötü
gidişe son vermek için teknik
direktör değişikliğine gittiler ve
iç karışıklıklarla boğuşuyorlar.
Yıldızlar topluluğu Belçika ise
yoluna nağmağlup devam
ediyor ve tüm elemeleri
yenilgisiz tamamlamaları sürpriz olmaz.
Belki de hepsinden önemlisi Euro 2016
için yapılan statü değişikliği. Bugüne
kadarki Avrupa Şampiyonalarının aksine
bu kez 16 değil 24 takım finallerde
mücadele edecek. Yaratılan ek kontenjan
elemelerde grubu 2. tamamlayanların da
turnuvaya doğrudan katılmasını sağlıyor.
9 grubun en iyi üçüncüsünün bile play-off
o yn amad an fin alle re katıl ac ağı
elemelerde kalan 8 üçüncünün yarısı da
play-offlar sonrası finaller için Fransa’nın
yolunu tutacak.
Euro 2012 elemelerinde ne olmuştu?
Aslında Israil bir süredir finallere yaklaşır
gibi yapıp geri dönüyor. Son Euro 2012
elemelerinde alınan 16 puan ancak
üçüncülüğe yetmişti. Yunanistan ve
Hırvatistan karşısında alınan
mağlubiyetler, nispeten zayıf rakipler
L e to n ya, Gü rc i st an ve M al t a
galibiyetlerinin üzerini örtmüştü. 6
takımlı diğer gruplarda Türkiye’nin 17,
Estonya’nın ise 16 puanın play-off’lar
için yeterli olduğu düşünülürse, aslında
Israil’in o ince çizginin hemen altında
kaldığı görülüyor. İşte bu nedenle yapılan
statü değişikliğinden en iyi faydalanan
ülke İsrail olabilir.
Yenilmemenin Önemi
Israil’in Alex’i Zahavi
İsrail’in önceki elemelere nazaran kendi
eliyle yaratabileceği en büyük fark rakibi
konumundaki takımlara yenilmemek.
Euro 2012 elemelerinde hem Yunanistan
hem de Hırvatistan İsrail’e gelip 3’er
puanla evlerine döndüler. Bu kez Israil
direnmeli ve kendine güvenmeli.
Bosna’ya karşı alınan galibiyet doğrudan
rakiplere de üstünlük kurabilme anlamda
umutları arttırmış olabilir ancak
asıl rakipler Galler ve Belçika
ile hala oynanacak toplam 4
maç var. Bunların ikisi Mart
sonunda önce Galler sonra
Belçika ile Ramat Gan’da
oynanacak ve İsrael, grubun
herkes için en zor maçı olan
Belçika deplasmanına son maça
kadar gitmeyecek. Bale ve
Ramsey’li Galler deplasmanı
elbette zor olacaktır ancak o
maçın da içerdeki Andorra maçından
hemen sonra olması İsrail’in Galler
karşısına oldukça diri ve öldürücü darbeyi
vurmaya hazır durumda çıkmasını
sağlayabilir. Kısacası grup fikstürünü
teknik direktör Eli Guttman’ın
belirlemesi istense o bu kadar güzel
planlayamazdı. Bu durumda kilit nokta
yine Mart ayına geliyor.
Bu 2 maçta alınacak bir
Galler galibiyeti ve
Belçika beraberliği daha
yarışın henüz yarısı
bitmiş olacak olmasına
rağmen işi büyük ölçüde
bitirir. Bu 4 puan
İsrail’i, daha Andorra ve
Kıbrıs’la Hayfa’da yeni yapılan 30,000
t araft ar kap asi t el i Sami Ofe r
Stadyumu’nda oynamadan 13 puana
getirecek. Belçika’nın grubu namağlup
lider bitirmesinin sürpriz olmayacağı,
yani Galler’e de Bosna’ya da çelme
takacağı düşünülürse İsrail’in finaller için
belki de tarihinde hiç olmadığı kadar
şansı olacak.
Elbette bunları söylemesi kolay ama
takımın teknik kapasitesi belki de hiç
olmadığı kadar üst düzeyde, oyuncular
birbirlerine çok alışmış durumda ve
Premier Lig oyuncularından kurulu bir
takım olsa da Galler İsrael’de favori
olmayacak.
İsrail Ligi Avrupa’nın en iyi liglerinden
olmayabilir ama Eran Zahavi’nin 1.5
yıldır estirdiği fırtına Londra’ya kadar
geldi. Zahavi’nin adı sıklıkla başta
Tottenham olmak üzere birçok İngiliz
kulübüyle anılmaya başladı. 27 yaşındaki
oyuncu geçen sezon attığı 29 golle gol
kralı olurken “Yılın Futbolcusu” ödülüne
de layık görüldü. Bu sezon oynadığı maç
sayısından fazla gol atmış durumda.
Takımın ofansif anlamda beyni
Zahavi’nin formunu devam ettirmesi
İsrail’in tarihinde ilk kez Avrupa
Şampiyonası’na katılması adına çok
önemli olacak. Süperstar Zahavi
haricinde İsrail’in özellikle hücum
hattında pek çok ülkeyi kıskandıracak
kadar bol alternatifli bir kadrosu
bulunuyor. Club Brugge’de özellikle bu
sezon harikalar yaratan Lior Refaelov,
İspanya La Liga’da yıllardır tutunan
golcü Tomer Hemed, Chelsea tecrübesi
olan Ben Sahar, ve elbette bu sezon
Avusturya Ligi’ni kasıp kavuran, Milli
takımda neredeyse oynadığı her maç gol
atan yükselen yıldız Ömer Damari. Bu
oyuncuların dışında orta sahada CSKA
Moskova’da çok iyi bir sezon geçiren
Bibras Natcho, hücum-savunma
dengesini çok iyi kuran Celtic’li Nir
Biton ve Biram Kayal ile birlikte
savunmanın belkemiği, takımın abisi,
eski Chelsea’li Ben Haim’le birlikte
tarihin en iyi İsrael kadrolarından birini
seyrediyoruz. Bu oyuncuların başta Ben
Haim olmak üzere büyük çoğunluğu
Milli takım forması altında pek çok maça
çıktılar, yaşça kariyerlerinin en iyi
yıllarındalar ve takım kimyasının
oturduğu oynanan maçlarda rahatlıkla
görülebiliyor. 2011 yılından beri göreve
bulunan teknik direktör Eli Guttman’la
gerekli organizasyon ve istikrar da
sağlanmış durumda.
Elbette futbol bir köşe yazısındaki
hesap kitaplara değil sahadaki oyuna
bakıyor ve İsrael’in evindeki Andorra
maçı dahil her maçı son derece kritik.
Ancak Martta alınacak 4 puan Fransa
kapılarını ardına kadar açacaktır. Hatta
Galler mağlup edildiği sürece Belçika’ya
yenilinse bile İsrael hala favori olacak.
Finaller için gerekli çoğu şart şu anda
sağlanmış durumda. O sene, bu sene.
15
DIA ENTERNASYONAL DE LADINO
El Segundo Dia Enternasyoal de Ladino se Selebro en el Teatro Givatayim kon
Grande Intereso
El Segundo Dia Enternasyol de
Prof. Tamar Alexander ke
konkluendo ke “Basho
Ladino se selebro este anyo el enkavesa el Sentro Gaon de
la influensia del Inter25.Desiembre.2014
en el teatro de Ladino en la
Universidad
net, munchas linguas
Givatayim. El grande intereso de Ben Gurion, konto las aktivivan
desparesersen.
muestra komunidad se puedia ver del dades del Sentro Gaon en
Devemos lavorar muy
Salon yeno i mismo djente en pies serka diferentes kampos komo invesduro para formar
de la entrada.
tigasyon, publikasyon de livprofesores i venser las
El evento fue avierto por un kurto ros, kongresos,
edudifiku lt ades
de
deskorso del Sr. Itshak
kasyon, relastransmitir esta larga
Navon,
Sinken
y o n e s
kultura a una mueva
Prezidente del Estado i
publikas , ets.
jenerasyon.”
Prezidente de la AutoriDr. Shmuel
Despues de este
dad Nasyonala del
R e f a e l ,
debate, resivimos kon
Ladino, ke
rengrasyo
Direktor del
projeksion auguros de
los organizatores del dia i
Sentro Naime
reushidad de Karen
auguro reushidad a los
i
Yehoshua
Gerson Sharhon de
partisipantes.
Salti para los
E s t a n bo l ,
Rashe l
Rinat
Emanuel
La moderadora Fina
Estudios del
Amado-Bortnick de
Aharonovich
invito
Ladino i su
Dallas (USA), Liliana i
Moshe Shaul, Vice–
Kultura,
mos izo Marcello Benveniste de Arjentina, i
P re z id e nt e
de
la
akodrar del tiempo de Brian Kirschen de Los Angeles..
Una shena del skech
Au r it o r id a d ,
Pro f.
30 anyos antes, kuando
Siguiendo las kurtas explikasyones de
Shmuel Refael i Prof. Tamar Alexander no se avlava del todo de la kultura Se- Baruh Hason sovre la istorya i la
para ke formen el panel de “Meza faradi. “Oy existen grupos de Ladino en sinyifikasyon de “Maftirim” un grupo de
Redonda” i diskutir el avenir de la lingua todas las partes de Israel.” disho Prof. 5 hazanim (Yakov Kohen, Baruh Hason,
Ladino. Invitado komo moderador del Refael i propozo 4
pasos para azer Avraam Avdan Kohen, Rafael Baruh,
panel, Dr. Selim Salti prezento el sujeto sovrebivir esta lingua i su kultura: “1- Avraam Sidi) mos kanto siertos Piyutim,
de debat e “Ko mo
kantes liturjikos influensiados
transmitir esta ermoza
por la muzika turka.
lingua i rika kultura al
En la segunda partida del
futuro en Israel” i dyo la
Dia de Ladino,
el Klubo
primera palavra a Moshe
Kultural de Bat Yam mos
Shaul.
prezento un skech “Kon ketuba
Moshe Shaul invito la
5, sin ketuba 10) eskrito i
atansion al salón yeno
dirijido por Albert Anah.
komo prova ke la lingua
Enfin, vino a la shena Rinat
Ladino i la kultura
Emanuel i mos kanto kon su
Sefaradi esta avansando i
linda boz kantes populares en
kontinuo: “En Israel oy
Ladino. Verso la fin, la
ay 4 universidades ke
asistensia se adjunto a Rinat
ensenyan el Ladino. La
E ma nue l ko n gr a nde s
El grupo de Maftirim
kultura Sefaradi se esta
aplausos.
desvelopando kada dia.
En esta atmosfera de
Antes, aviya solo Itshak Levi i Yeoram Traer la jenerasyon mueva al Dia de La- alegría, Fina Aharonovich termino el dia
Gaon ke kantavan en Ladino. Oy la dino; 2- No espantar de otras linguas ko n r e ngr a s ya m ie nt o s a lo s
situasyon se troko grasyas a los esfor- para apoyar i adelantar el
en- organizadores, los partisipantes i sovre
sos de la Autoridad Nasyonala del La- señyamiento del Ladino; 3Semi- todo a la Famiya Sagol ke fue el sponsor
dino. Tenemos publikasyones, konferen- naryos para edukar maestros (ay grande de este evento sin olvidar Zelda Ovadya
sias, kantantes, ets. El foro Ladinokomu- mankura de enseñyantes); 4- No espan- ke inisyo este proyekto en kamino de ser
nita en la Internet , fondado por Rashel tar de emplear el Ladino en frente del una tradisyon i yamado Dia EnternasyoBortnick, tiene mas de 2000 miembros. Ebreo porke el Ebreo será el
kompo- nal Del Ladino.
Esto mos permete de luchar mas fuerte nente ke va adjuntar los
estudiantes i
i avrir mas kursos para los mansevos, ma los enseñyantes.”
Nesim Guvenish
sufrimos de mankura de fondos.”
Dr. Selim Salti termino el debate
16
DISTRIBUSYON DE BEKAS EN EL SENTRO “SALTI”
La distribusyon de Bekas tradisyonal
del Sentro “Naime i Yehoshua Salti por
los Estudios de Ladino” tuvo lugar el
23.Oktobre.2014 en la Universidad Bar
Ilan.
Las bekas fueron repartidas a 27
estudiantes en diferentes fakultades de
las Universidades Yerushalayim, Tel
Aviv, Bar Ilan, Technion, Haifa i Ariel.
Prof. Shmuel Refael, Direktor del
Sentro Naime i Yehoshua Salti, avrio la
seremonia en dizyendo ke este evento
devino una tradisyon kontribuando a los
estudiantes a adelantar en sus proyektos.
Prof. Refael mos izo akodrar ke el
mismo profito de estas bekas en el
empesijo de sus estudios. Prezentando
los miembros de la Fundasyon Salti uno
por uno, Prof. Refael
expreso la
importansia del Ladino ke oy es
akseptado i estudiado en kaji todas las
universidades de muetsro país.
Moni Salti, miembro de la Fundasyon,
tomo la palavra para avizarmos ke desde
su fudasyon fina oy 600 bekas fueron
repartidas i auguro resushidad buena a
los nuevos kandidatos.
Despues de un intervalo musikal
animado por el gitarista Israel Shalom
kon kantikas populares en Ladino, Tina
Ester Ruth, estudiante de Historia del
Puevlo Djudyo en la Universidad
Ebraika de Yerushalayim,
mos konto komo eya desidyo
de azer Aliya atrás 4 anyos
kuando se konsintyo ke devia
de tornar a sus raizes siendo
ke eya era de una famiya de
Anusim (konversos). Tina ke
no saviya kualo era Judaismo,
empeso a interesarse en su
origen kuando fue insultada en
la primera eskola de aver
“sangre suzya”. Tina ke paso
“giyur” en Israel i se kazo, esta
aktualmente aparejando su tesis de
Master (toar sheni) sovre la Inquizisyon i
los Anusim. Eya termino sus palavras
enkomendandomos de konservar
nuestros rekuerdos i tradisyones para la
kontinuasyon de la kultura sefaradi.
La seremonia se termino kon la
entrega de las bekas a los 27 estudiantes.
Nesim Guvenish
KE LE PASA A ESTE MUNDO ?
Samuel Auerbach
No ekziste meoyo sano ke no va kerer
bivir en paz, ke no kera profitar de la
vida en una sosiedad kalma kon todos
siendo amigos. Este es el esfuenio ke
tuvo siempre el puevlo de Israel , ke
siempre se le niego a el este esfuenio. Es
este esfuenio de vivir en paz ke el pueblo
Judio ke eksprime kuando saluda,
kuando kanta su himno, o kuando en sus
orasiones le roga de su Dio Eterno. Es
este dezeyo ke el Judio amostra en oras
de dolor, aze lo todo en luchando para
arivar a esta paz. Mezmo si parese
komo la paz ya se esta aserkando, esta
paz nunka viene. Kuando parese ke se
va realizar, nunka se ayega a eya.
Israel no aborrese a ningunos. Israel
kere para sus vezinos en la paz ke dezeya
para si, i estaría dispuesto a repetir sus
dolorosos renunsiamentos i sakrifisios
si supiera kon seguridad ke kon eyos la
paz tanto dezeyada se puede realizar
( komo lo ke izo en Sinay, en Gaza ) Ma
en las kondisiones aktualas no los puede
repetir. No los deve repetir por ke ya
save kon sertitud ke sus vezinos no están
dezeyando paz ni les interesa para nada
konsegir una patria para los Palestinos.
Sus vezinos Arabes solo keren anular al
país de los Judios i usan el problema
Palestino kon el uniko buto de
diskreditar los “sionistas invadores”
delantre la opinión publika. Lo dizen i
lo amostran kada dia kon aktos de terror,
i kuando tan fasilmente no los deshan
bivir, los matan a los proprios Palestinos
ke pensan otramente.
Juntos kon esto, el mundo no kere
rekonoser ke la paz no se obtiendra kon
la kreasion de un estado para los
Palestinos del Mediano Oriente. Un
nuevo estado Arabo entre los piezes i sin
en akordo kon Israel, no solo no traerá
paz a la rejion, sino ke tanbien apokara
las defensas teritorialas tan karas para su
seguridad. Ma por mas ke los enemigos
keran destruir a Israel eyos no podrán
arivar, porke en este kapitolo de la
17
historia los Judios ya saven komo
defendersen . Eyos no podrán arrivar a
destruir Israel por ke Israel tiene agora
los medios de de evitar ke sus enemigos
puedan destruir su patria irrenunsiable, la
tierra de sus avuelos, tierra a la kuala
boltaron kon tanto sakrifisio después de
errar durante dos mil anios en tierras
ajenas.
Israel no se opone ke a ke los
Palestinos sean tan orozos en sus payis
komo los Judios son en el suyo. Ma
tanbien es lojiko i natural ke Israel
insista tanto de no entregar las bariyeras
teritorialas naturales i defendibles ke
deve mantener, todo tiempo ke persiste
el peligro a su ekzistensia. Es
inkonsevable ke el mundo no lo veyga i
no lo entienda lo ke se ve tan klaro komo
las estreyas en una noche eskura. Ke le
pasa a este mundo ke esta tan siego asta
ke lo inkulpa a Israel de aver sido el
agresor en las gerras ke lucho kon el solo
buto de defenderse.
EL LISEO DJUDIO DE ESTAMBOL
Zelda Ovadia Salinas
El liseo djudio de Estambol fue
avierto en el anyo eskolario 1914-1915
kon el nombre de Midrasha Yavne, en la
kaye Yeminici, grasias a la kontribusion
de dos de las figuras mas sovresalientes
del djudaizmo de Turkia en akeya
epoka: Jozef Niego i Dr. David Marcus.
Aun ke ya existian eskolas primarias,
ke azian parte de la Alliance Israelite
Universelle i ke eran sostenidas kon
fondos de afuera del paiz, para la
komunidad djudia de Estambol ke
keria dar una mijor edukasion a sus
ijos, la fondasion de un liseo djudio
fue komo la realizasion de sus dezeo
de alma.
La Midrasha Yavne, ke kurto
tiempo despues de su fondasion troko
su nombre al de Liseo Djudio Bene
Berit, ke en turko fue yamada
Musevi Lisesi, fue tambien el primer
i uniko liseo djudio fondado kon la
kontribusion finansiaria de la
komunidad de Estambol, sin el ayudo de
faktores eksteriores.
Los dos "arkitektos" de esta eskola
seran akodrados siempre kon respekto i
apresiasion por aver aregalado una tala
institusion edukativa
a la djoven
jenerasion djudia de Estambol.
Jozef Niego nasio en 1863, en Edirne.
Guerfano de su muy tierna edad, fue
embiado a estudiar en el "heder" i
despues en yeshivot , basho la
surveyansa adekuada de su tio, el Gran
Rabino de esta sivdad, Rabi Refael
Behmuaras. Kon la aviertura de la
eskola Aliansa, en Edirne, el paso a
estudiar ayi i despues de l
dezborachamiento de la gerra entre
Turkia i Rusia, en 1876, el paso, djuntos
kon su famiya a bivir en Estambol ande
kontinuo sus estudios en la Aliansa de
esta sivdad.
A la edad de 15 anyos el fue embiado
a estudiar a la "Ecole Normale Israelite
Orientale" en Paris. La Alliance Israelite
Universelle ke en 1870 avia establesido
en Yafo la eskola "Mikve Israel" tenia
menester de un agronomo profesioanl
para dirijirla. Jozef Niego fue embiado a
la Faku lt ad de Agro no mia e n
Montpellier, Fransia, ande termino sus
estudios kon grande sukseso.
En 1886, Niego yego a Erets Israel
komo el primer agronomo djudio en
Palestina i fue nominado al posto de vise
direktor de Mikve Israel.
Desde 1891 i asta 1909, durante un
periodo de 18 anyos el kumplio el posto
de direktor de esta institusion, entre
otras, importo de Australia arvoles de
eukaliptos para sekar los bataklikes.
LISEO PRIVADO DJUDIO ULUS.
ma asta la fin del primer anyo de
estudios sus numero ya avia yegado a
80.
Asta 1937 el programa de estudios de
la Benei Berit avia sido bazado sovre el
del liseo Galatasaray, ke se topa asta oy
dia en su mizmo lugar: oy la kaye
Istiklal, yamada en el pasado Grande
Rue de Pera.
En desparte de la lengua del paiz, el
turko, i del fransez i inglez, en tanto ke
un liseo djudio, fue ensenyado i es
ensenyado, asta oy dia, el ebreo
tambien.
Grasias a donos de un grupo de
filantropos i ombres de negosio en la
komunidad djudia de Estambol,
enkavesada por el Sr. Bernard Nahum,
ansi ke kon el ayudo de la komundiad
eshkenazi de la sivdad, ke izo dono de
un terreno en el kuartier Ulus, pudo ser
konstruido el muevo edifisio de esta
eskola, ke oy reune basho su techo
desde un jardin de kreaturas asta la
ultima klasa del liseo i se distinge oy
por ser una institusion de muy alto nivel.
Munchos son sus elevos ke fueron
akseptados a universidades de grande
nombradia en Estados Unidos i otros
paizes mas.
Una de las karakteristikas de este
liseo es el tradisional "Börek gūnü" al
kual son envitados, en la segunda
semana del mez de Marso, todos los
graduados de la Bene Berit, a lo largo de
los anyos, a pasar un dia agradavle
endjuntos. Su nombre ofisial oy es
ULUS ÖZEL MUSEVİ LİSESİ. LISEO
PRIVADO DJUDIO ULUS.
En 1904 el yego a Estambol i kon la
aviertura de la Midrasha Yavne el fue el
direktor de esta institusion entre los
anyos 1914-1917.
El Segundo fondador de este liseo fue
el instruktor, Dr. David Marcus. El
nasio, a la vista, en 1871, en la sivdad de
Novograd en Rusia, estudio en una
yeshiva de la kuala fue graduado kon el
titolo de rabino i en desparte de esto
kumplio tambien estudios universitarios
en psikolojia, pedagojia i filozofia.
Sovre la envitasion de la komunidad
eshkenazi en el Imperio Otomano, en
1900 el yego a Estambol ande fue
nominado komo lider de esta komunidad
i tambien kumplio el
posto de direktor en el
TÜRKİYELİLER BİRLİĞİ
liseo Goldschmidt
ande se ensenyava el
(İTAHDUT YOTSEY TURKİYA)
aleman. En 1914 el se
djunto a Jozef Niego
en los esforsos para la
aviertura del liseo
İSRAİL’DEKİ TÜRKİYELİLERİN YAYIN ORGANI
Benei Ber it
en
Adres: Mohrey Hasigaryot 7 Bat-Yam 59620
Estambol i fue el
Tel: 03-6582936 Faks: 03-6573894
direktor
de esta
Editör & Tasarım: Hay Eytan Cohen Yanarocak
eskola entre los anyos
İLETİŞİM: [email protected]
1922-1940.
[email protected]
La Benei Berit
Gönderilen yazıların sorumluluğu yazarlara aittir.
avrio sus puertas kon
Gönderilen yazılar basılmasa dahi iade edilmez.
tres klasas i 23 elevos
Ücretsiz dağıtılır. İnternet sitemiz: www.turkisrael.org
18
Repertorio Muzikal de Boda Sefaradi
El el Salon de Ladino (84) ke tuvo
lugar el 6.Oktobre.2014 en el Azilo
Rekanati, Dr. Shoshana-Weich Shahak
mos prezento un lavoro muy interesante
sovre la muzika pratikada en las bodas de
los Sefaradis.
Las kantikas eran diferentes de las
romansas i las koplas. El sujeto de las
kantikas era mas muncho sovre las
novyas ke sovre los novyos. Seguro ke la
muzika fue influensada por el país onde
se topava la komunidad Judia ma
munchos uzos i kostumbres eran los
mismos. La kostumbre de kazamentero
egzistia desde el siglo 13 en todos los
paizes. La famiya de la novya invitava
los serkanos antes de la boda, para
expozar el ashugar. Kuando el ashugar se
yavava a la kaza del novyo, se tomava de
ayi el Bogo de Banyo. Siempre era la
famiya del novyo ke pagava el banyo.
Despues de la primera noche, la novya se
echava durante una semana kon su
esfuegra i no kon su marido.
Los biervos de la kantika siempre
avlan a una persona i la repetisyon del
verso de la aviertura era muy importante
porke azia partisipar la djente. Las
kantikas eran siempre akompanyadas por
un pandero. Shoshana mos kanto unos
kuantos kantes ke se uzavan en las bodas,
tokando su pandero.
La tadrada puedia alargarse muncho
mas siendo ke el sujeto era interesante i
los kantes numerozos.
Nesim Güveniş
Ande Esta Indo la Turkia?
Esto era el titolo de la konferensia de
Refael Sadi en el Salon de Ladino (85)
del
3.Noviembre.2014 en el Azilo
Rekanati.
Refael empeso de los días onde el i el
Prezidente de Turkiya de oy, Recep
Tayyip Erdogan, estudiaron en la misma
Universidad de Istanbul, i konto ke desde
su manseves Erdogan era muy dinamiko,
muy intelijente i enkaveso la Asosyasyon
de Estudiantes. El siempre tuvo una
ideolojia relijiosa ke el fue siguiendo
asta nuestros días. Erdogan dirijo el
Munisipio de Istanbul durante 10 anyos
kon grande reushidad i gano ansi la
simpatia de munchos sivdadinos. Kuando
el fue elejido Primer Ministro de Turkia,
no peryo dinguna okazyon de kondenar
Israel, aktitud ke lo izo aserkar de los
paizes Arabos i ganar mas muncho
simpatía entre sus elektores
La konferensia se termino komo de
uzo kon preguntas i repuestas.
Nesim Güveniş
Komo Puedemos Ser Orozos?
Albert Israel, en su konferensia del
8.12.2014 en el Salon de Ladino (86),
pretendio ke ay remedyo para ke la
persona sea oroza.
Bazandose en su propia eksperiensa,
Albert Israel ekspliko komo la birra
empesando de un chiko kavzo, pasa a
otros kavzos i de persona a persona.
Unos kuantos remedyos ke Albert mos
konsejo para evitar la birra i ser orozos:
pensar positivamente i no siempre
kesharmos, no dar konsejo a ningunos,
azerse amigo kon djente optimista, tomar
plazer de kozas temporarias, azer oy i no
deshar projektos para amanyana, siempre
imajinar i no kedar sin buto, eskuchar
muzika kada demanyana.
Albert Israel termino sus palavras kon
la projeksion de siertos pasajes muzikales
alegres de Fred Astaire, Lara Fabian i la
valse de Shostakovitch dirijida por Andre
Rieu.
Nesim Güveniş
Los Dezeos De Un Ombre Humano

Haim Vitali Sadacca
En mis suenyos vide un ombre kon barva larga
I ke sus revoltos estan debordando de sus venas.
Miradas relampagozas i sonrisa amarga.
Keria dispareser los odios de estas tierras,
Dezeyi muncho konoserlo i saver su nombre
Konvertir el mundo a un paradiso sin gerras .
Era komo enkarnado de profeta a ombre.
Protejar los malorozos i los de chikas edades
En su kara viya el ayre de un grande revolto
Eleminar la provesa i las enemistades.
Komo si fuera kon korason sangreyado i roto.
Deseava ke todos bivan en vidas rozadas
Estava furioso de sentir estas trajedias
Amatar los kovdisyos i las pensadas mal pozadas.
Vyendo los dramos ke munchos biven todos los dias.
Si lo viya keria abrasarlo por su humanismo,
Desho una karta en Rashi diziendo sus penas,
Siento su grande revolto en mi persona mismo.
19
BB TİKVAT ŞLOMO LOCASI BURS DAĞITIM
TÖRENİ GERÇEKLEŞTİ
10 Eylül 1982 günü, 1.Lübnan Savaşı’nda
şehit düşen Şlomo Gabay anısına kurulan
Bnai Brit Tikvat Şlomo Locası, Şlomo’nun
da mensubu olduğu 77. Zırhlı taburunun
askerlerine eğitim bursu vermeyi gelenek
haline getirmiştir. Her yıl, aynı birliğin
başarılı askerleri, sivil hayatlarına geri
dönerken Şlomo Gabay anısına verilen
burslarla, yüksek öğrenimlerine başlamak
için teşvik edilmektedirler. Burs alan
askerler eğitim hayatlarına devam ettikleri
takdirde Tikvat Şlomo Bursu ile dört sene
süresince desteklenecekler.
Her yıl ayrı bir konsept ile açılan töreni bu
sene de Tikvat Şlomo Locası eski
başkanlarından Roni Sarfati açtı. Sarfati
konuşmasında bir gelenek haline gelen bu
töreni beşinci kere sunmaktan duyduğu
heyecanı dile getirdi. Ardından sözü locanın
eski dönem başkan yardımcılarından David
Pardo alarak Bnai Brit kuruluşu hakkında
misafirlere kısaca bilgi verdi. Pardo’nun
ardından loca başkanı Vedat Bahar, Tikvat
Şlomo Locası adına ordu mensuplarını, burs
alacak askerleri ve tüm misafirleri selamladı.
Konuşmasında loca faaliyetlerinden kesitler
yansıtan Vedat Bahar, burs töreni için
yapılan çalışmalar hakkında bilgi verirken,
Loca’nın bir diğer önemli faaliyeti olan
Mikve İsrael öğrencileri ile Loca mensupları
arasındaki yakın ilişkiyi ve kendileri ile
yapılan faaliyetleri anlattı. Sözlerine son
verirken, her sene olduğu gibi, bu sene de
burs sayısını bir tane daha arttırma hedefine
başarıyla eriştiklerini ve bu sene 9 askere
burs verme imkanı yarattıklarını dile getirdi.
Gecenin sanat köşesinde, önceki yıllarda
töreni başarıyla süslendiren Goni, sırasıyla
Mila Tova, Perah HaLilah, Mihtav Le Ahi
ve Gara Mul Hayam adlı şarkıları
misafirlerin beğenisine sundu.
Bnai Brit İsrail Büyük Locası Başkanı
Miha Natan, Tikvat Şlomo Locası’nın, İsrail
Büyük Locası çerçevesindeki yerini ifade
ederken, gençlerin elde etmiş oldukları
başarılı çalışmaları takdirle izlediklerini ve
desteklediklerini belirtti. Günün ağır yaşam
şartlarında, zorluklara aldırmadan, gönüllü
faaliyetlerini başarıyla sürdüren Tikvat
Şlomo Locası’nın yaşıtlarına ve yeni
nesillere örnek teşkil ettiğini ifade etti ve her
yıl artarak verilen burs sayılarının
başarılarını pekiştirdiğini söyledi.
Törene 77. Zırhlı Tabur Komutanı Albay
Muli Cohen de katıldı. Cohen verilen
bursların öneminin bilincinde olduklarını
kendisinin çok iyi bildiğini belirtti. Tüm
şehitler gibi, 77. Zırhlı Tabur mensubu şehit
Şlomo Gabay’ın acısını her daim
paylaştıklarını belirterek sözlerine son verdi.
Bu sene törende Şlomo Gabay z”l’ın
hayatının bilinmeyen yönleri ve kişisel
özellikleri görsel bir sunumla tanıtıldı.
Ardından, burs dağıtma törenine başlandı.
Burslar sırasıyla, Şlomo Gabay, Yoel Ülçer,
Uzi Tsadikyan, Ram (Rami) Yogev, Nimrod
Kohen, Hayim Taragano, Rafi Baruh, Hayim
Bahar ve Eytan Lutenberg anısına atfedildi.
Öğrenim bursları takdim edilirken adına
atfedilen şehit yakını ile birlikte Tikvat
Şlomo Locası mensubu bir kişi kalkarak
adına atfedilen şehidi misafirlere tanıttı.
Son sözü alan Şlomo’nun babası Yosi
Gabay, eşi Fani ile birlikte bu gecede
olmaktan duyduğu heyecanı ifade etti.
Misafirlere çocuklarım ve ailem olarak
adlandırdığı Tikvat Şlomo Locası’nın
kendileri için olan önemini belirtti. Her sene
sayısını arttırarak devam edilen burs töreni
için yapılan çalışmaları anlatırken, bu
çalışmalara katılanlara ve bağışta
bulunanlara teşekkürlerini iletti. Burs alan
askerleri kutlayarak sözlerine son verdi.
‫ בני ברית‬-"‫ערב חלוקת מלגות השנתי של לשכת "תקוות שלמה‬
‫הופקדו התלמידים יחד עם אחיי הלשכה‬
‫ויחד הם סיפורו את ציר חייו הקצרים של‬
‫שלמה על ידי סיפורים מרגשים ותמונות‬
.‫המלוות אותם‬
, ‫בטקס הוקראו נאומים מרגשים על ידי‬
,‫ מג"ד הגדוד‬,‫ מר יוסף גבאי‬,‫אביו של שלמה‬
‫ מר מיכה נתן ונשיא‬,‫נשיא בני ברית ישראל‬
‫ את הטקס‬. ‫ מר ודת בכר‬, ‫תקוות שלמה‬
‫ ששרה מגוון של שירים‬,‫ גוני‬,‫ליוותה הזמרת‬
.‫מרגשים‬
‫ה טק ס המרג ש נח ת ם על יד י ש יר ת‬
, ‫ בתקווה לעתיד טוב יותר בארצנו‬.‫התקווה‬
‫ יזכ ו‬, ‫שחיילנו המשרתים אותנו בכבוד‬
‫ להתפתח ולהוות חלק ודוגמה בעתיד‬,‫ללמוד‬
.‫הישראלי‬
1. ‫ בן‬.‫ נורה ונהרג‬,‫נתקל במארב מחבלים‬
.‫היה במותו‬
‫לשכת " תקוות שלמה " החלה במסורת‬
, ‫חלוקת המלגות לחיילים לפני ארבע שנים‬
‫ חיילים‬6 ‫בתחילת דרכה חילקה מלגות ל‬
‫מאז כל שנה עולה מספר מקבלי המלגות‬
‫ מלגות לחיילים‬. ‫ובאוקטובר השנה חולקו‬
.‫מצטיינים ובעלי רקע סוציו אקונומי קשה‬
‫ התרגשות של‬, ‫ערב זה כולו מלא בהנצחה‬
‫הלשכה ומשפחת גבאי והתחלה חדשה‬
.‫עבור אותם החיילים‬
‫ והשנה‬,‫מידי שנה מגיעים אורחים רבים‬
‫הגיעו גם ילדי פנימיית היום של בית הספר‬
‫ אותם תלמידים‬,‫"מקווה ישראל " שבחולון‬
.‫שמלווה הלשכה במשך שנים‬
‫השנה על החלק האומנותי של הערב‬
-‫שמטרתו לספר את סיפורו של שלמה גבאי‬
20
‫כמ יד י שנה מזה ארבע ש נים לשכת‬
‫ של‬7 ‫תקוות שלמה יחד עם חיילי חטיבה‬
‫חיל השריון ואורחים נוספים מתכנסים בבית‬
‫ לערב חלוקת מלגות‬,‫השחמט ברמת אביב‬
‫לחיילים מצטיינים לזכרו של החייל שלמה‬
.‫גבאי ז"ל‬
, ‫טוראי שלמה גבאי בנם של פני ויוסף‬
)36.1..1.52 ( ‫נולד ביום ז' בחשוון תשכ"ד‬
.‫בתורכיה‬
‫ עלה עם‬,‫ בהיותו בן שבע‬,1.7. ‫בשנת‬
.‫הוריו ארצה‬
‫ התגייס לצה " ל ושירת‬1.93 ‫בפברואר‬
‫ חודשים אחדים לאחר שסיים‬.‫השריון‬-‫בחיל‬
‫את אימוני‬
‫הטירונות שלו פרצה מלחמת שלום הגליל‬
.‫ושלמה יצא עם יחידתו ללבנון‬
)1....1.93 ( ‫ביום כ " ב באלול תשמ " ב‬
‫התאחדות יוצאי תורכיה‬
‫‪www.turkisrael.org‬‬
‫ביטאון התאחדות יוצאי תורכיה‬
‫גיליון ‪ 16‬ינואר ‪5162‬‬
‫בית ספר "בויאר" למצוינות חגג ‪ 05‬שנה‬
‫ניסו מיסיסטרנו‬
‫ב ש נ ת ‪ 1 . 5 .‬הת ק ב ל ת י ל ל ימ ו ד י ם‬
‫בפ נ י מ י י ה ה ת י כ ו נ י ת ע " ש מ י י ב ו י א ר‬
‫בירו שלי ם ‪ .‬הייתי אז עדיי ן ע ולה חד ש‬
‫מטורקיה ‪ ,‬ילד חר יג בחברה הצברית ‪,‬‬
‫שא י נה מק בלת יל ד י ם ז ר י ם ב זר ו ע ו ת‬
‫פתוחות‪ .‬ארבע השנים בהן למדתי במוסד‬
‫חינוכי זה‪ ,‬מהטובים בארץ אז והיום‪ ,‬שינו‬
‫את מהלך חיי ועיצבו את אישיותי ‪ ,‬כך‬
‫שבתום ארבע שנים הייתי כבר נער ישראלי‬
‫לכל דבר‪ ,‬מלא באהבת הארץ מוכן להיטמע‬
‫בחברה הישראלית‪ ,‬כמעט כמו צבר‪.‬‬
‫בית ספר בויאר הוקם כחלק מהגשמת‬
‫החזון הציוני של המדינה הצעירה‪ ,‬ליצירת‬
‫עתיד משותף המבוסס על חינוך והכשרה‬
‫למצוינות ‪ .‬המדינה קלטה אז עולים מכל‬
‫העולם ‪ ,‬הקימה יישובי פיתוח בכל חלקי‬
‫הארץ ‪ ,‬והפכה להיות כור היתוך לתרבויות‬
‫שונות על מנת ליצור את הישראלי החדש‬
‫על בס י ס ערכי ם מש ותפ י ם של אהבת‬
‫המולדת בחברה דמ וקרטית ‪ ,‬ליברלית‬
‫ושוויונית‪.‬‬
‫פנימיית בויאר התחילה לפעול על בסיס‬
‫ה חז ו ן הזה כב ר ב ש נ ת ‪ 1 . 5 .‬וקל ט ה‬
‫תלמידות ותלמידים מצטיינים מיישובי‬
‫הפיתוח מכל קצוות הארץ ‪ ,‬אשר למד ו‬
‫בשלב זה בבתי הספר המובחרים ברחבי‬
‫ירושלים‪ .‬ובשנת ‪ 1.51‬נשלמה בניית בית‬
‫הספר התיכון ‪ ,‬ורעיון כור ההיתוך הושלם‬
‫כאשר ילדים ירושלמים " חיצוניים " שולבו‬
‫בלימודים עם נערי הפנימיה מכל הארץ ‪.‬‬
‫מאז ועד היום מחנך בית הספר את תלמידיו‬
‫לערכי הצדק‪ ,‬פתיחות ור יב וי דעות‬
‫ומעורבות חברתית‪ ,‬כשהוא חורט על דגלו‬
‫את ערכי אהבת האדם וכבודו‪ ,‬אהבת הארץ‬
‫וקבלת האחר בלי חשיבות לעדה‪ ,‬ארץ מוצא‬
‫או שונות דמוגרפית‪ .‬כל זאת תוך כדי חינוך‬
‫למצוינות לימודית ‪ ,‬להתפתחות אישית ‪,‬‬
‫לאהבת ידע והשכלה ולהרחבת אופקים‪.‬‬
‫שר החינוך זלמן ארן היה היוזם להקמת‬
‫מוסד חינוכי כזה‪ .‬בראשית שנות החמישים‬
‫היה מחס ור של בת י ספר ת יכ ו ני ים‬
‫בפר י פר י ה ‪ ,‬ו ב ו ג ר י ב ת י ספר י ס ו ד י י ם‬
‫מוכשרים רבים בעיירות הפיתוח וביישובי‬
‫הספר לא יכלו להתקדם כי לא זכו ללימודי‬
‫תיכון‪ .‬ד"ר משה סמולנסקי‪ ,‬יועצו של השר‬
‫ארן‪ ,‬היה הוגה הרעיון לגלות כישרונות יוצאי‬
‫דופן ביישובים אלה ‪ ,‬ולהקים להם מסגרת‬
‫חי נוכ ית המצ יע לימוד ים חי נם בתנא י‬
‫פנ ימ י יה ‪ ,‬אך בת נאים גב וה ים בד ומה‬
‫למוסדות היוקרתיים באירופה ‪ .‬בית ספר‬
‫עירוני ‪ ,‬עיוני ומודרני ופנימיות בסטנדרט‬
‫גבוה שלא היה מוכר עד אז בארץ ‪ ,‬אשר‬
‫הייתה משופעת במוסד ות חקלאיי ם‬
‫ומקצועיים בהתיישבות העובדת ‪ .‬בנוסף‬
‫ללימודים חינם‪ ,‬הובטחה לתלמידים תוכנית‬
‫העשרה ‪ ,‬לפצות את הנערים והנערות‬
‫שסבלו מחסר גדול בתחום זה ‪ ,‬ופיצוי על‬
‫תנאי לימוד בש וליים של המד ינה ואף‬
‫בשוליים של החברה‪.‬‬
‫ראש ממשלת ישראל דוד בן‪-‬גוריון ביקש‬
‫תחילה להקים את המוסד המוצע בשדה‬
‫בוקר ‪ .‬התעקשותו של שר החינוך הביאה‬
‫את בן ‪ -‬גוריון לשנות את דעתו ולהסכים‬
‫שהמוסד יוקם בעיר הבירה ירושלים ‪ .‬צוות‬
‫ההקמה חיפש תורמים ‪ ,‬ולבסוף הפנימייה‬
‫ובית הספר נבנו מתרומתו הנדיבה של לו‬
‫בויאר‪ ,‬יהודי אמריקאי ציוני‪ ,‬אשר פעל רבות‬
‫למען קידום החינוך בישראל ‪ ,‬ובדרך זו‬
‫הנציח את שמה של רעייתו המנוחה גברת‬
‫מיי בויאר‪ .‬לו בוייאר המשיך לתרום ולתמוך‬
‫במוסד במשך שנים רבות‪.‬‬
‫עוזר השר דאז מר אליעזר שמואלי ‪,‬‬
‫לימים מנכ" ל משרד החינוך‪ ,‬היה ממיישמי‬
‫הרעיון הזה ‪ ,‬והוא מספר ‪ " :‬תחילה היה‬
‫רעיון ‪ :‬לאתר את המבטיחים ביותר מקרב‬
‫בוגרי בתי הספר היסודיים‪ ,‬ביישובי הפיתוח‬
‫שלא היו בהם בתי ספר תיכוניים ‪ ,‬לזמן‬
‫אותם לשיחות מיון בירושלים ‪ ,‬בתנאים‬
‫הטובים ביותר שמדינת ישראל יכלה להציע‪.‬‬
‫‪21‬‬
‫הרעיון קרם עור וגידים‪ .‬היו שביקשו לקרוא‬
‫לו בית ספר למחוננים‪ .‬כולנו בצוות התנגדנו‬
‫וכך בלי להתייעץ אתנו ‪ ,‬החליט הקבלן‬
‫לקרוא למוסד " בית ספר למעולי כשרון "‪.‬‬
‫אגודה ציבורית בשם " האגודה לקידום‬
‫החינוך" הוקמה‪ ,‬כדי לטפל בבניית המוסד‪,‬‬
‫בציודו‪ ,‬באיושו ובניהולו‪ ,‬וכל זה כדי להימנע‬
‫מבירוקרטיה ולזרז את מימוש הרעיון‪ .‬מר‬
‫אליעזר שמואלי עמד בראשה מאז הקמתה‪,‬‬
‫במשך כארבעים שנה ‪ .‬המחנך הדגול מר‬
‫יצחק מייזלר היה מנהל המוסד " בויאר "‬
‫הראשון וניהל אותו במשך ‪ 16‬שנה‪.‬‬
‫במשך השנים שודרו ופורסמו מספר‬
‫כתבות על בויאר בטלוויזיה ובעיתונות ‪,‬‬
‫ביניהן כתבה אודות כנס ‪ 6.‬שנה למוסד‬
‫ש ה ת ק י י ם ב ח ו ד ש מ א י ‪ .3 . 1 1‬ס ר ט‬
‫דוקומנטרי בשם "מחוננות" בבימויה של יוכי‬
‫דדון ‪ ,‬מותח ביקורת חריפה על הרעיון של‬
‫המוסד‪ ,‬ומציג את סיפורן של שלוש ילדות‬
‫שנעקרו משכונת ילדותן ועברו " חינוך‬
‫מחדש " בב ויאר ת וך ניתוקן מתרבות ן‬
‫המקורית ‪ ,‬אחת מהן השחקנית ‪-‬מחזאית‬
‫חנה אזולאי הספרי‪ ,‬בוגרת המוסד‪.‬‬
‫כיום ‪ ,‬כחמישים שנה לאחר הקמתו ‪,‬‬
‫ממשיך בית ספר בויאר להוביל את חלום‬
‫מייסדיו כפנימיה התיכונית המוכרת ביותר‬
‫בארץ למצוינות ‪ .‬עם השנים הפך למוסד ‪5‬‬
‫שנתי הכולל גם חטיבת ביניים ‪ .‬כ ‪9,6..-‬‬
‫בוגרים יצאו עד היום משעריו‪ ,‬והוא מבתי‬
‫הספר עם אחוזי הזכאות הגבוהים ביותר‬
‫בארץ עד כדי ‪ ..99‬בין הבוגרים דמויות‬
‫מוכרות ובולטות בחברה הישראלית ובעלי‬
‫תפקידים מובילים במשק‪ ,‬כמו ‪ :‬חזי כאלו ‪,‬‬
‫ראש אגף בשב " כ ומנכ " ל בנק ישראל ‪,‬‬
‫העיתו נאי אריה גולן ‪ ,‬מיי סד ‪ HOT‬ר ם‬
‫בלינקוב והמנכ " ל הנוכ חי הרצל עוזר ‪,‬‬
‫המפקח על הבנקים דודו זקן‪ ,‬מנכ"ל מזרחי‬
‫טפחות אלדד פרשר מנכ " ל עזריאלי יובל‬
‫ברונשטיין ‪ ,‬מנכ " ל משרד התחבורה עוזי‬
‫יצחקי ‪ ,‬מנכ " לית משרד המשפטים אמי‬
‫פלמור‪ ,‬איש התקשורת שמעון פרנס ורבים‬
‫אחרים‪.‬‬
Download

bülten 2015 ocak sayısı