‫התאחדות יוצאי תורכיה‬
BÜLTEN
www.turkisrael.org
İSRAİL’DEKİ TÜRKİYELİLER BİRLİĞİ YAYIN ORGANI
SAYI 59 TEMMUZ 2014
SOMA FACİASI NEDENİYLE İYT BAŞKANI DE TOLEDO BİR BİLDİRİ YAYINLADI
SOMA YÜREKLERİ DAĞLADI
Manisa’nın Soma ilçesinde vuku bulan faciada 301 madenci yaşamını yitirmişti.
13 Mayıs 2014 günü
nasıl imkansız ise bu
gerek Türkiye gerekse de
topraklarda yaşanan acılara
insanlık için kara bir gün
karşı kayıtsız kalmamız
olarak tarihe geçti.
da mümkün değildir.
Manisa’nın Soma ilçesinde,
Tüm bunların ışığında
tek amaçları ailelerini
Soma’da yaşamını yitiren
geçindirmek ve çocuklarına
madencilere Tanrı’dan
istikbal kurmak isteyen
rahmet, geride kalan acılı
maden işçilerini yerin metrelerce altında çalışırken ailelerine de taziye dileklerimizi sunuyoruz.
meydana gelen facia sonucu kaybettik.
İsrail’de yaşayan Türkiyeli Yahudiler olarak
İsrail’deki Türkiyeliler Birliği Başkanı
doğup büyüdüğümüz, kültürünü aldığımız, ekmeğini
Zali De Toledo
yediğimiz, vatan bildiğimiz toprakları unutmamız
BİR RÜYA GERÇEK OLDU
KEFALET
Cemaatizin önde gelen hayırseverlerinden Keter Plastik
Firması’nın sahibi Sagol ailesi, Herzliya şehrinde faaliyet
gösteren “Nitsan Horim” adlı sosyal yardım kuruluşuna
verdikleri destek ile birçok kişinin geleceğe daha umutla
bakmasını sağladı.
Öğrenim güçlüğü çekmiş, buna karşın evlenip çocuk sahibi
olan pek çok çiftin çocuklarına rehberlik hizmeti veren
kuruma, Tova Sagol örnek bir
hayırsever olarak yardım elini
uzattı. Nitsan Horim’in yeni
binasının açılış töreninde Sagol
ailesi, Herzliya Belediye
Başkanı Moşe Fadlon,
Genelkurmay Başkanı Benny
Gantz ve eşi Nitsan Horim
Genel Müdüresi Revital Gantz
hazır bulundu.
Hay Eytan Cohen Yanarocak
Tova Sagol ve Moşe Fadlon
 Sayfa 16
Sevgili Okurlar Merhaba
Bülten’in bu sayısında 12 Haziran gecesi çektikleri
otostop sonucu Hamaslı teröristler tarafından kaçırılan
“İsrail’in oğulları” ve onların çevresinde yaşanan rehine
krizini sizler için irdelemek istedim.
 Sayfa 3
OLANLAR BİTENLER
Selim Amado
Bülten’e
aktüalite
mecmuası dölü” sözlerinin döküldüğü internette
denemez. Mümkün mertebe politik yayınlanan videoda duyuldu. Her
olmamaya da çalışılır. Fakat üç ayda bir Yahudiye karşı bir hakaret sayılabilecek
yayınlanınca, İsrail’de yaşayan Türkiye bu sözler olaydan dört gün sonra T.C
kökenli Yahudilerin yaşamış oldukları Dışişleri
Bakanlığı
tarafından
olaylara ve onları ilgilendiren mevzulara yalanlandı.
temas edilmesi doğaldır.
Tüm bu tartışmaların gölgesinde
Son aylarda neler olmadı ki? Yakın Türkiye’de giderek çoğalan Yahudi
geçmişte İsrail başbakanı olan, hatta iyi düşmanları da Soma’daki facianın
bir başbakan olduğu söylenen Ehud gerçek sebebinin ihmal olup olmadığı
Olmert’in
Yeruşalayim
(Kudüs) sorusunu irdelemek yerine bu patlamada
belediye başkanıyken aldığı söylenen Yahudi parmağı aramayı yeğlediler.
rüşvet ile ilgili dava sona erdi. Olmert 6
Bu olayların yankıları sürerken
yıl hapse mahkum edildi.
Ürdün, Filistin Özerk Yönetimi (FÖY)
Ülkede herkesin kanun karşısında eşit ve İsrail, 25-26 Mayıs 2014 tarihlerinde
olduğunun kanıtı doğrusu güzel
çok önemli bir misafir olan
de, olay her İsraillide buruk bir
Papa Franciscus’u ağırladılar.
tat bırakmış oldu. Üstelik bu
Gezi sırasında Papa, Ürdün’de
yargı kararının öncesinde bir
bulunan İslami kutsal yerleri
başka önemli şahsiyet olan
gezmenin
yanı
sıra,
cumhurbaşkanının da hapsi
Yeruşalayim’deki
Tapınak
boylamış olduğunu düşününce,
Dağı’nda bulunan Hz.Ömer
kanımca, gurur duyulacak bir
Camii ve Mescid-i Aksa’yı da
Ehud Olmert
tarafı da yok. Üstelik sıranın
gezdi. İslami yerlerin yanında
başka önemli şahsiyetlere de geleceği Hristiyanların kutsal mekanlarını da
söyleniyor.
ziyaret eden Papa, FÖY idaresinde
İsrail’de yaşayan Türkiye kökenli bulunan Betlehem’e de giderek burada
Yahudileri ilgilendiren bir diğer mesele bulunan kiliseleri ziyaret etti. Papa’nın
ise kuşkusuz Türkiye ile olan ilişkiler. hac ziyareti daha sonra başkent
Türkiye ile İsrail’in Mavi Marmara Yeruşalayim’de devam etti. Papa burada
olayının
ardından
başlattıkları
görüşmelerin
sonuçlanması
beklenirken,
Türkiye’de
süren
mahkemenin 4 İsrailli eski generali
İnterpol yoluyla tutuklamayı talep
etmesi, adeta pişmiş aşa soğuk su
katmaya benzedi. Anlaşılan ilişkilerin
Peres
Papa Franciscus
Netanyahu
iyileşmesi için daha çok beklemek
gerekecek.
Kutsal Mezar Kilisesi’ni ziyaret etti. Bu
Tüm bunları gözlemlerken, 13 ziyaret sırasında Yunan Ortodoks
Mayısta Manisa’nın Soma ilçesindeki Kilisesi’nin lideri Patrik Bartolomeos ile
maden faciasında 301 kişinin yaşamını de bir araya geldi. Bu sembolik buluşma
yitirdiğine tanıklık ettik. Sadece ekmek batı ile doğu kiliselerinin arasındaki
parası için toprağın altında çalışan ilişkiler için milat olma özelliği taşıyor.
masum insanlar bu felakette can verdi.
Hristiyanlık için kutsal olan yerlerin
Gerek İsrail Devleti gerekse de
ardından papa İsrail’de bulunan
Türkiye’de bulunan Yahudiler
iki hahambaşı ile bir araya
de bu olaya duydukları insani
geldi.
Ardından
Yahudi
üzüntüyü değişik yollarla ifade
Soykırımı anma müzesi Yad
ettiler. Buna karşın Soma
Vaşem ve İsrail Devleti’nin
halkının en acılı zamanında
fikir babası olan Theodore
başbakan aleyhinde gösteri
Herzl’in mezarını ziyaret etti.
düzenlendiğini, bu gösteri sırasında da
Bu önemli yerlerin ziyaret edilmesinin
bir protestocu ile tartışan başbakanın ardından Papa, ruhani liderliğinin yanı
ağzından “Ne kaçıyorsun ulan İsrail sıra Vatikan Devlet Başkanı da
2
olmasının verdiği ayrıcalıklı sıfatıyla
İsrail Devlet Başkanı Şimon Peres’in
resmi konutunda konuğu oldu. Tüm
bunlar göz önüne alındığında Papa’nın
ziyaretinde bir taşla birkaç kuş vurmak
istendiği anlaşılmaktaydı.
Birçok ülkenin aksine Vatikan, İsrail’i
1948 yılı yerine 1994 yılında tanımıştır.
Bu görmezden gelmeye en büyük sebep
kuşkusuz Hristyan teolojisinin Hz.İsa’yı
tanımayan
Yahudilerle
olan
problemiydı. Daha sonra Papalık
yaklaşımını değiştirmiş, bu şekilde bir
Hıristyan-Yahudi
yakınlaşması
başlamıştır.
Siyonizm’in kurucusu Theodore
Herzl’in kabrini ziyaret, Yad Vaşem’de
Yahudi Soykırımı kurtulanlarından 6
kişinin elini öpmesi ve duygulandırıcı
konuşması
şüphesiz
diplomatik
nezaketin çok ötesinde olaylardır. Hele
Hahambaşılarımıza ziyaret ilk defa
yaşadığımız olaylardır.
Tüm bu olumlu gelişmelere karşın
Ortadoğu hala aynı kaynayan kazan.
İsrail’e ve dünya Yahudilerine saldırılar
devam ediyor. Dünyada Antisemitizm
istatistikleri, bırakın Arap ülkelerini,
Türkiyede bile bu oranın % 69 olduğunu
gösteriyor.
Brüksel Yahudi Müzesi’ne girip
oradaki turistleri tarayan adam neden
ve nasıl bunu yapabilmiştir? Ne yazık
ki komşumuz Filistinlilerle anlaşma
yolları henüz bulunamıyor.
Filistinlilerin, İsrail’i
Yahudi
halkının ulus-devleti olarak kabul
etmeyi reddetmelerinin sebebi acaba
günün birinde bu devletin ortak ArapYahudi devleti olmasını ümit ettikleri
için midir? Mülteci sorununu güncel
kılmak, 1948’de kaçan dedelerinin ve
torunlarının yeniden dönüp Yahudi
çoğunluğu kırma niyetiyle mi izah
edilir? Bilemiyoruz. 2000 sene sonra
Yahudilerin ülkelerine dönmesi olayı ve
66 yıllık başarılı 8 milyon nüfuslu bir
Yahudi devletini haritadan silme
hayalleriyle daha kaç nesil Filistinlinin
mülteci statüsünde zor bir hayat
geçirmesine neden olacağı bir soru
işareti. Buna karşın bu olguyu, düşünce
tarzını anlamak mümkün değil.
HERKESİN GÖRMEDİĞİ... BİLMEDİĞİ...
Derleyen: Nesim Güveniş
İsrail Ordusunda İlk Arap Kız Subay
Yapay Kemik
İsrail’de Adalet
Yasmin Hayah, İsrail ordusunda
subay olan ilk Arap-Hristyan kız.
Yasmin, kendisinden önce İsrail
ordusunda görev yapan ağabeyi gibi
Tsahal’a gönüllü olarak katıldı.
Hristyan Arap toplumu içinde
vatani görevlerini yapmak
isteyen gençlerin sayısı giderek
çoğalıyor. Bu gençler,
Arap
dünyasındaki genel kanının aksine,
İsrail’in kendilerine düşman olmadığını,
tersine onlara güvenli bir ortam
oluşturduğunu söylüyorlar.
Dünyada ilk kez, hastadan alınan yağ
hücrelerinden suni kemik üretildi.
İsrail’in “Bonus Biogroup”
laboratuarında üretilen bu yapay
kemik, bir hastanın özürlü çene
kemiğinin yerine yerleştirildi.
B u yo l d a n ü r e t i l e c e k
kemiklerin, bundan böyle,
vücudun ba ğı şı kl ı k si st em i
tarafından reddedilmeyeceği, bu nedenle
de, pek çok hastanın kemik ‘transplant’
amelyatlarının başarı ile sonuçlanacağı
söyleniyor.
Üç Arap yazar, eski Başbakan Ehud
Olmert’in hapis cezasına çarptırılmasını
örnek göstererek, Arap ülkelerinde
böyle bir kararın imkansız olduğunu,
İsrail adalet sisteminin tam bir
demokrasi uygulaması olduğunu beyan
ettiler.
KEFALET
Hay Eytan
Cohen Yanarocak
Hamas tarafından kaçırılıp 5 yıl
boyunca güneş yüzü görmeden gayrı
insani koşullarda tutulan asker Gilad
Şalit’in özgür kalmasının ardından İsrail
şimdi yeni bir rehine krizi ile karşı
karşıya.
Yaşanmakta olan krizin hemen
öncesinde, terör örgütlerinin şantajlarına
daha fazla boyun eğmemek için
Knesset’e, mahkum salıverme
işlemlerinde hükümetin manevra
kabiliyetini sınırlayıcı bir kanun
tasarısı getirildi.
İşte tam bu ortamda Gilad Şalit
emsalinin aksine, uluslararası hukukun
“savaşçı” olarak tabir etmediği
ÇOCUKLAR; Naftali Frenkel (16),
Gilad Shaer (16) ve Eyal Yifrach (19),
tüm yaşıtları spor yaparken, okula
giderken, koşup oynarken; Hamas’ın,
İsrail’e karşı sivil-asker ayrımı
yapmadan yürüttüğü savaşta seçilmiş
olan son kurbanlar oldular.
Kaçırma olayının Batı Şeria’da
gerçekleşmesinden dolayı çocukların
yine Hebron dolaylarında gizli bir yerde
tutuldukları tahmin ediliyor.
Gazze’nin aksine Batı Şeria’daki
hareket serbestisine güvenen ve Gilad
Şalit için ödediği ağır bedelin bir
benzerini ödemek istemeyen İsrail
ordusu “her taşın altına bakma”
parolasıyla “Kardeşlerin Dönüşü” adlı
operasyonu başlattı.
Hatırlanacağı gibi İsrail, Ekim
2011’de Gilad Şalit’in Hamas tarafından
salıverilmesi karşılığında, aralarında
280’i ömür boyu hapis cezasına
çarptırılmış olan 1027 Filistinli eli kanlı
teröristi serbest bırakmıştı.
Her İsrailli birbirinin kefilidir
‫כל ישראל ערבים זה לזה‬
hakkı olduğuna inanıyor. Pek çok
İsrailli bunu devlet ile halk arasında
yazıya dökülmemiş bir akit olarak
tanımlıyor.
Dünya üzerinde çok sayıda kişi ve
devlet adamı bu akdi siyasi bir zayıflık
olarak görürken, İsrailliler bu akdin
toplumsal kenetlenmeyi arttırdığını
düşünüyor. İbranice’de yer etmiş “Her
İsrailli birbirinin kefilidir” sözünün
bu akdin sloganı haline gelmesine de
şaşırmamak gerekir.
İşte İsrail tüm bu sosyolojik etmenler
ışığında, içinde bulunduğu bu sancılı
dönemden geçiyor. Her İsrailli, gerek
hükümetin gerek ordunun gerekse de
sivil toplumun bu kefaleti karşılamada
göstereceği özveriden şüphe etmiyor.
Gilad Şalit’i 5 yıl süreyle hayatta
tutan umudun kaynağı olan bu “kefalet”,
kuşkusuz özgürlüklerine kavuşana dek
Gilad, Naftali ve Eyal’e de ışık
tutacaktır.
Ha yat t a ol an va t andaşl a rı nı n
kurtarılmasının yanı sıra şehit düşmüş
askerlerinin bedenlerinin de askeri ve
dini törenle gömülmesine büyük önem
veren İsrail, askerlerinin cesetlerine
karşılık çok sayıda teröristi de serbest
bırakmayı tercih etmişti.
İsrail’de özellikle yakınlarını terör
saldırılarında kaybetmiş birçok kişi,
teröristlerin ne pahasına olursa olsun
serbest bırakılmaması gerektiği
görüşünü paylaşıyor.
GEÇMİŞ OLSUN
Buna karşıt görüşte olanlar da
azımsanacak boyutta değil elbet.

Toplumda, devlete hak ve
Bülten’in değerli kalemi,
yükümlülük bağı ile bağlı
istisnasız her vatandaş en az 2 en
Selim Amado’ya geçirmiş
çok 3 yıl zorunlu olarak verdiği
olduğu rahatsızlığın ardından
askeri hizmet dolayısıyla rehine
takası gibi hayati konularda söz
acil şifalar diliyoruz.
3
TARİHİN İZİNDE
CESUR YÜREK YONİ
Sara Yanarocak
Tarihe İsrail’in en önemli askeri
kahramanları arasında geçen Yonathan
(Yoni) Netanyahu, 13 Mart 1946
tarihinde Amerika’nın,New York
şehrinde doğdu. Annesi Tsila’nın (19122000) ve babası Bensiyon’un (19102012) ilk çocuklarıydı.
Daha sonra iki erkek kardeşi daha
oldu. Bunlardan birincisi günümüzde
İsrail’in Başbakanı olan Binyamin (Bibi)
diğeri de bir radyolog olan İdo idi. Aile,
ABD’de belli bir süre kaldıktan sonra
İsrail’e dönüp Yeruşalayim’deki
Talpiyot semtinde yaşamaya başladı.
Ancak baba Bensiyon Netanyahu’nun
mesleki kariyeri dolayısıyla aile bir süre
sonra yine ABD’ye geri döndü.
Hayatlarının merkezi ABD olan çocuklar
da doğal olarak orada eğitim görmeye
b a ş l a d ı . Y o n i 1 9 6 4 yı l ı n d a
Pennsylvania’daki Celtham High
School’dan mezun oldu.
Ardından her İsrailli genç gibi vatani
görevini ifa etmek için İsrail Savunma
Kuvvetleri’ne (İSK) katıldı. Vatani
hizmeti sırasında Altı Gün Savaşı’na
(1967) katıldı. Bu savaşta Sina
cephesinde çarpıştı ve büyük yararlılıklar
sağladı. Düşman hattında yaralanmış
olan bir askeri kurtarırken dirseğinden
vurularak yaralandı.
1967 yılının Ağustos ayında uzun
yıllardan beri aşık olduğu kız arkadaşı
Tirtza (Tuti) ile evlendi. Genç evliler
kısa bir süre baba Bensiyon’un izinden
ABD’ ye gi t ti l er.Yoni Harvard
Üniversitesi’nde Matematik ve Felsefe
okumaya başladı. Birinci yılın sonunda
üstün başarısından dolayı onur listesine
geçti.
Yoni o dönemde Mısır’ın İsrail’e karşı
yü r ü t t ü ğ ü “ Y ı p r a t m a S a v a ş ı ”
harekatlarından çok etkileniyor ve
huzursuz oluyordu.
Birinci yılın
sonunda öğrenimini İsrail’de sürdürmek
için
geri
döndü.
İbrani
Üniversitesi’nde
öğrenimine devam
ederken,1969 yılının başlarında okulunu
yarım bırakarak İSK’nın seçkin birliği
Sayeret Matkal’e katıldı. 1972’de ise bu
birliğin komutanı oldu. Bu süre zarfında
İsrail toprakları dışında özel harekatları
yönetip bizzat çatışmalara girdi.
Sıradışı kariyeri dolayısıyla severek
evlendiği Tuti ile boşandılar. Bundan iki
yıl sonra Yoni, Bruria adındaki yeni kız
arkadaşı ile yeni bir aşka yelken açtı.
Buna karşın huzurlu günler pek de
uzun sürmedi. Ekim 1973 yılında
gerçekleşen Yom Kippur Savaşı’nda
Yoni, Golan Tepeleri’nde Suriye’ye
karşı savaştı. Savaş süresince yüksek
rütbeli İsrailli generallerin hayatını
kurtarmanın yanı sıra çok sayıda Suriyeli
komandoyu savaş meydanında etkisiz
hale getirdi.
Savaş devam ederken üstün hizmet
madalyası ile onurlandırıldı. Savaştan
sonra gönüllü olarak zırhlı birliklere
eğitim vermeye başladı. Kısa bir sürenin
ardından yeniden seçkin Sayeret
Matkal’in başına geri döndü.
Foto: www.yoni.org.il
Yoni, kuşkusuz, tarihte kendi adı ile
özdeşleşen 1976 yılındaki Entebbe
Operasyonu ile anılmaktadır. Bu
operasyon İSK tarafından, aralarında çok
sayıda Yahudi ve İsrailli turist
bulunduran Air France uçağının
Uganda’ya kaçırılıp rehin alınması
sonucu gerçekleşmiştir. İsrail hükümeti
hava korsanlarının Filistinli
mahkumların salıverilmesi konusundaki
talebini kabul etmek yerine Yoni’nin
komutasındaki Sayeret Matkal’i
Uganda’ ya yol l a yı p rehi nel eri
kurtarmasına karar vermiştir. Ancak,
Yoni, Ugandalı askerlerin açtığı ateş
sonucu bu operasyonda hayata henüz
daha 30 yaşında iken gözlerini yummuş,
vatanı için şehit olmuştur. Onun aziz
hatırasını yaşatmak için İsrail Devleti
operas yonun
adını
Entebbe
Operasyonu’ndan Yonathan Operasyonu
olarak değiştirmiştir. Yoni’nin naaşı
başkentteki Har Herzl Şehitliğine 6
Temmuz 1976’da askeri devlet töreni ile
defnedilmiştir. Cenaze töreninde üst
4
düzey devlet yöneticileri, askerler ve
halk hazır bulundu. Dönemin Savunma
Bakanı Şimon Peres, Yoni’nin onuruna
yaptığı konuşmasına; ”Geleceğin büyük
komutanı, İsrail’in genç ve cesur yüreği,
muhteşem Yonathan Netanyahu” diyerek
başlamıştı.
Yoni’nin Kişisel Mektupları
Entebbe Operasyonundan sonra tarihe
mal olan Yoni’nin kişisel mektupları
1980 yılında bir kitapta toplanarak
yayınlandı.
Amerikalı ünlü yazar Herman Wouk,
bu mektuplar için: “Gerçekten edebi
değeri çok yüksek bir üslupla yazılmış
olan bu mektuplar, belki de günümüzde
yayınlanan en değerli kayıtlardan biri
olma özelliğini korumakta” demiştir.
New York Times Gazetesinde
yayınlanan bir eleştiri yazısında ise şu
satırlara yer verildi: “Bu mektuplar bir
savaş virtiözü olan bir asker tarafından
değil, romantik, vatan aşkıyla dolu, bin
yıllardan beri süregelen ızdırapların
sonucu kurulan ülkesine aşkla bağlı ve
onu korumaya yeminli cesur bir yürek
tarafından yazıldı. Aslında o
öldürmekten zevk almıyordu ama; eğer
iyilik kötülüğü
yenmek istiyorsa,
hayatta kalmak istiyorsa, kendini
müdafaa etmeyi bilmeliydi.”
Yoni’nin mektuplarından
sizler için paylaşıyorum:
bir
örneği
Kardeşi Bibi’ye yazdığı bir mektup
Şubat 1973
Yeni bir savaşa hazırlanıyoruz. Neler
olacağını şimdiden kestirmek çok zor.
Ama ben iyimserim. Bizi yeni savaşlar
bekliyor.Ben bunun bir parçası olduğum
için çok memnunum. Çünkü Yahudi
ulusunun artık sürgünlerde yaşamasını
istemiyorum. İleride bir gün
torunlarıma, 20.yüzyılın ortasında,
vatanımızın elden gittiğini anlatarak,
utanmak istemiyorum.
Yonathan Netanyahu 2005 yılında;
İsrail’in en önemli haber portalı olan
Ynet okurları tarafından 200 kişilik
“Büyük İsrailliler” listesine 13. olarak
girmiştir.
TORA VE SAĞLIKLI YAŞAM
Riva N. Essemini
Geçirdiği ciddi rahatsızlığa ve gün gün yaşamış olduğu mücadeleye karşın çevresindekilere Tora ve sağlıklı yaşam
konusunda bilinçlenmeyi öğreten, bu yazı hazırlanırken aramızdan ayrılan sevgili Myriam Saadia bat Avraam anısına…
Her ruh dünyaya belirli bir görev için çocuklardan
uzak
tutulmalıdır. tüm kaslarını harekete geçirmek hiç
gelir ve bu görevi gerçekleştirebilmesi için Dondurulmuş etlere eklenen sular zararsız şüphesiz fiziksel sağlığın şartlarından
bedene ihtiyacı vardır. Bu nedenle görünebilir. Ağırlığı arttırmanın yansıra biridir.
bedenimize iyi bakmak, en temel su, etin renginde solmaya neden olur.
Maimonides, döneminin en önemli din
mitsvalardan biridir (Devarim 4:15). Yeniden canlılık katmak için fosfat, daha bilginlerinden biri olmasının yanında, tıp
Dünya'ya gelmeden önce belirlenen bazı kolay pişmesi ve tadını kaybetmemesi için alanında da uzmanlaşmıştı. Yad Hazakakriterler vardır: zenginlik, fakirlik, zeka nitrat eklenir. Görünümü et, fakat içeriği dini uygulamalar kitabında sağlık ve
düzeyimiz ve potansiyel yaşam suremiz kimyasal bir bileşendir. Yediklerimizin hijyen konusunda birçok bilgiye yer
gibi. Talmud Yeruşalmi Şabat (43:3) bu ölçüsü ise midemizin en fazla %75’ini vermesini şöyle açıklıyor: “Tanrı'nın
surenin uzaması veya kısalmasının fiziksel dolduracak şekilde olmalıdır. Sağlığa bizden beklentisi, öngörülen yaşam süresi
ve ruhsal sağlığımıza ne kadar yatırım yararlı ama vücudun gereksiniminden boyunca, mitsvalarını yerine getirerek,
yaptığımıza bağlı olduğunu yazar.
fazla alınan yiyecekler sağlığa zararlı ama yaşamın her alanında, O'nun varlığını
Bu yazımda fiziksel sağlımızı korumak nadiren yenen yiyeceklerden daha bulabilmektir. Ruhun kendini tamiri ve
için Tora'nın tavsiyelerinden bahsetmeye zararlıdır. Meyve vitamin deposudur, mükemmelleştirebilmesi için bedenin
çalışacağım. Şulhan Aruh'ta sağlımızı yararlıdır ama fazla tüketimi basta seker sağlıklı çalışıyor olması gereklidir. Ancak
korumamıza yardımcı olabilecek dört ana hastalığı olmak üzere vücudumuza uzun bu şekilde her birey sadece kendine ait
konu
bulunmaktadır.
Bunlar: vadede zararlı olabilir. Çikolata ise olan var olma sebebini keşfedebilir ve bu
yediklerimizin kalitesi, yediklerimizin içindeki protein kalsiyum ve fosfat dünyaya
gelme
amacını
başarıyla
ölçüsü, vücuttan atımı ve beden bakımından, diğer tatlılara oranla, diş gerçekleştirebilir”. Ramhal, HaTsofen
hareketlerimizdir.
sağlığı açısından daha az zararlıdır.
kitabında, sağlıklı beslenmeyi öğrenen
Yediklerimizin kalitesini artırmanın ilk
Kral Şlomo'nun Mişle'sinde (21:23) insanın zararlı yiyeceklere zamanla
şartı yemeklerdeki çeşitliliktir: Ekmek, yazdığı gibi “Ağzını ve dilini tutan başını “hayır” demeyi öğrendiği gibi, kendini
pirinç, patates gibi karbonhidratlar,
Tora'dan
ve
mitsvaların
nohut, fasulye gibi baklagiller balık, et,
uygulamasından uzaklaştıracak kötü
tavuk gibi proteinler, bitkisel yağlar,
dürtülere
de
zamanla
“hayır”
mineraller, vitamin bakımından zengin
diyebileceğini söyler.
sebze
ve
meyveler
günlük
Bet-HaMikdaş zamanında mizbeah/
beslenmemizde mutlaka yer almalıdır.
sunak, kurbanların sunulduğu ve
Buna karşın çeşitlilik, bir başka deyişle
günahların affedilmesinin dilendiği bir
farklı yiyeceklerin birlikte tüketiminin,
yerdi.
Ancak
günümüzde
bu
herzaman yararlı olduğu anlamına
sunakların yerini sofralarımız almıştır.
gelmez. Örneğin et ve sütün birlikte
Yediğimiz her yemek, öncesinde ve
tüketimi Alaha’ya göre yasaktır. Balık
sonrasında yapılan kutsama ve şükran
ve etin beraber yenmesi de sağlık
dualarıyla birlikte kurbanlar gibi
açısından zararlı olduğu için Alahaya
kutsaldır.
Günümüzde
Tanrı'nın
göre uygun değildir. Balık ve sütün
Kutsal Varlığını tapınak zamanındaki
beraber tüketimi konusunda ise farklı
gibi her an hissedemiyoruz. Buna
gelenekler vardır. Zehirlenmelere neden beladan korur”. Yiyeceğin kalitesi ve karşın hayatımızın belirli anlarında O’na
olduğu görüşü yaygın olsa da Alaha kesin ölçüsünün yanısira vücuttan kolayca daha yakın olduğumuzu duyumsuyoruz.
bir şekilde yasaklamaz.
sindirilip
kısa
sürede
atılması da Bu da genelde dua ederken, bir mitsvayı
Teknolojik
gelişmeler
günümüzde sağlığımızı korumamızda önemli yer tutar. yerine getirirken ya da yemek yerken vuku
birçok meyvenin her mevsim sofralarda Sindirim ağızda başlar, bu nedenle bulmaktadır. Ravlarımız konu ile ilgili şu
bulunmasını mümkün kılsa da ,bu meyve yemekler iyice çiğnenmelidir. Tora’dan bu şekilde bir soru yöneltir: Neden Tanrı
ve sebzeler vitamin değeri bakımından konuya bir örnek vermek gerekirse; Esav, senede bir gün yemek yiyerek çalışan
aynı zenginliğe sahip değildir. Tanrı, kış Yaakov'dan yemeğini ister ve çabucak bedenler yaratmadı? Ravların bu soruya
meyvelerini
vücudumuzun
direncini yutar (Bereşit 25:30). Breslevli Rabi cevabı ise şu şekildedir: O'na daha yakın
arttıran C vitamini ağırlıklı yaratırken Nahman, Haye Moharan kitabında Esav'ın olabilmek için. Dua etmek ya da bir
(portakal,
mandalina
gibi)
yaz aksine, sofrada tek başımıza bile olsak mitsvayı yapmak herkes için kolay
meyvelerini, su ağırlıklı yaratmıştır önemli bir misafirin karşısındaymış gibi olmayabilir ancak hepimiz günde en az 3
(karpuz, kavun gibi ). Kaliteyi arttırmanın yavaş yavaş yememizin öneminden kez yemek yiyerek, maddeyi maneviyata
ikinci sarti, katkı ve koruyucu maddeler bahseder. Kısa sürede vücuttan atılan dönüştüren bir mucizeye tanıklık ediyoruz.
içeren
ya
da
içinde
kimyasal yiyecekler mideyi yormaz: sütlü ürünler 20 İster yemek için yaşayanlardan olun, ister
renklendiriciler bulunan yiyeceklerden dk içinde sindirilirken, etin vücuttan yaşamak için yiyenlerden, 120 yaşına
uzak durmaktır. Başta E123, Beta-Apo8 atılması 6 saati bulabilir. Mide kaslarını kadar sağlıkla!...
gibi kimyasal boyalı yiyecekler özellikle yormaktansa spor yaparak vücudumuzun
Foto: Wikimedia Commons
5
PARAYLA SAADET OLMUYOR
Semih Kastoryano
Parayla saadet olmayacağı, senelerdir
annelerimiz - babalarımız tarafından
bizlere aşılanmak istenen bir olgudur.
Para kavramının çok güçlü olduğunu
ancak herşeyi satın alamayacağı
anlatılırdı bize. Manevi değerlerin maddi
değerlere kıyasla daha önemli olduğunu
belki
küçükken
anlayamadık ama yaşımız
ilerledikçe
anne
babalarımızın ne kadar
haklı olduğunu görmüş
olduk.
Bu yazımda sizlere spor
dünyasında bu sezona
damgasını
vurmuş
2
takımın
örnek
mücadelesini
örneklerle
anlatmaya çalışacağım. Bu
iki takımı da aslında
yakından
tanıyorsunuz.
İlki Türk kimliğiniz ile maçlarını sıklıkla
takip etmeye çalıştığınız Arda Turan'ın
takımı Atletico Madrid, ikincisi ise
Yahudi kimliği ile her sezon başarısını
beklediğiniz Maccabi Tel-Aviv.
Spor endüstrisinin en çok izlenen spor
dallarından olan basketbolda ve futbolda,
az evvel isimlerini vermiş olduğum bu
iki
takım,
ekonomik
anlamda
kendisinden çok daha üstün olan
rakiplerini yenerek Avrupa'nın zirvesine
oturmayı başardılar. İsterseniz takımları
ayrı ayrı inceleyelim.
İlk
önce
Atletico
Madrid'den
başlayalım. Arjantinli teknik adam Diego
Simeone yönetimindeki başkent ekibi bu
sezon bir mucizeye imza atarak 18 yıl
aradan sonra İspanya 1. Ligi La Liga'da
şampiyonluğunu elde etti. Aynı zamanda
UEFA Şampiyonlar Ligi'nde finale kaldı
ve finali maçın son dakikalarında
kaybetti diyebiliriz.
Atletico Madrid, ligde Barcelona ve
Real Madrid gibi devlerin arasından
sıyrılmayı başararak şampiyon oldu.
Bugün Kulübe biçilen değer 276 milyon
Euro. Bu rakam ne Barcelona'ya
yetişebiliyor ne de Real Madrid'e.
Katalan ekibi Barcelona'nın değeri 594
milyon Euro. Yani Atletico Madrid'in
değerinin 2 katından fazla. Bir diğer
güçlü ekip Real Madrid'in ise ligdeki son
maçı olan Espanyol karşısındaki ilk
11'inin değeri 337 milyon Euro. Atletico
Madrid'in Şampiyonlar Ligi yarı
finalinde elediği İngiliz devi Chelsea'nin
değeri ise 406 milyon Euro.
Avrupa'da Atletico Madrid'i ekonomik
olarak geçen kulüpler sadece bu sezon
karşılaştığı rakipler değil. Manchester
City'nin
değeri
412
milyon
Euro, Bayern Münih'in
363
milyon
Euro,
Juventus'un 373 milyon
Euro,
Paris
Saint
Germain'in 389 milyon
Euro,
Manchester
United'ın 393 milyon
Euro. Kısacası Atletico
Madrid,
Avrupa'nın
ekonomik anlamda en
güçlü 10 takımdan biri
değil.
Bir şey daha ekleyelim.
Atletico Madird bu sezon
Barcelona ile 6 kere karşılaştı ve bu
maçların hiçbirini kaybetmedi. Real
Madrid'i ise deplasmanda yendi, kendi
sahasında berabere kaldı. Şampiyonlar
Ligi finalinde ise 90 dakikanın sonucu 11 idi. Yani Atletico Madrid, bütçe olarak
kendinden
üstün
takımlara
karşı
kaybetmedi. Şampiyonlar Ligi'nde finale
kadar da hiç kaybetmemiş olması da
buna güzel bir örnek değil mi?
Gelelim basketboldaki bir diğer
mucizeye. İsrail'in başarılı temsilcisi
Maccabi
Tel-Aviv,
Mayıs
ayında
Milano'daki
Turkish
Airlines
Euroleague
Final Four'unda önce
Rus
ekibi
CSKA
Moskova'yı
son
saniyelerde
bulduğu
basket ile devirdi,
ardından da uzatmalara
giden maçta İspanyol
temsilcisi Real Madrid'i
yenerek şampiyonluğa
ulaştı.
Maccabi Tel-Aviv aynı zamanda
çeyrek finalde saha avantajına sahip
olmayan takımlardan Final-Four'a kalma
başarısını gösteren tek takım olmayı da
başardı. Peki Maccabi Tel-Aviv'in
şampiyonluk yarışındaki rakiplerinin
bütçesi ne kadar?
Maccabi Tel-Aviv 15,5 milyon Euro
6
bütçesi ile Avrupa'nın en büyük
basketbol bütçesine sahip olan 10'uncu
takımı. Bu bütçesi ile ilk turda eşleştiği
takımlardan sadece Yunanistan'dan
Panathinaikos'un
gerisinde.
Atina
temsilcisinin bütçesi 17 milyon Euro.
Maccabi Tel Aviv 2. tur grup
maçlarında Final-Four'da karşılaşacağı
CSKA Moskova ve Real Madrid'in
gerisinde kaldı. Türk takımlarından
Galatasaray ile aynı grupta yer alan
Maccabi Tel-Aviv, grubu 3'üncü sırada
bitirdi. Türk takımları demişken Efes
Pilsen'in 23 milyon Euro, Fenerbahçe'nin
ise 20 milyon Euro bütçesinin olduğunu
belirtelim. Bu 2 takım da çeyrek finali
göremedi.
Maccabi Tel-Aviv'in çeyrek finalde
karşılaştığı Emporio Armani Milano'nun
bütçesi de Fenerbahçe ile aynı, yani 20
milyon Euro. Maccabi Tel-Aviv ile
birlikte Final-Four'da yer alan ancak
Maccabi ile karşılaşmayan Barcelona'nın
bütçesi Avrupa basketbolunun en iyi
3'üncü bütçesi. Katalanlar'ın basketbol
için ayırdığı para 27 milyon Euro.
Gelelim Final-Four'a: Maccabi'nin ilk
rakibi olan CSKA Moskova, Avrupa'da
basketbola en çok bütçe ayıran takım.
Rus ekibinin bütçesi 33 milyon Euro.
Matematiksel
olarak
baktığımızda
Maccabi Tel-Aviv'in 2 katından fazla.
Maccabi'nin finalde yendiği İspanyol
Real Madrid'in bütçesi
ise 28 milyon Euro.
Dünya'da en çok
izlenen 2 spor dalı
kuşkusuz futbol ve
basketbol.
Sonuç
olarak
baktığımızda
gerek futbolda bütçe
olarak ilk 10'a bile
giremeyen
Atletico
Madrid,
gerekse
basketbolda ilk 10'a zar
zor girebilen Maccabi
Tel Aviv bütçe olarak
kendilerinden çok daha üstün takımlara
karşı mücadeleci oyunlarının ve takım
oyununun karşılığını alarak mutlu sona
ulaştılar.
Yazının başlığında da belirttiğimiz gibi:
Parayla saadet gerçekten de olmuyor.
Konu spor bile olsa.
ERENSYA SEFARADİ, DERNEĞİMİZDE KONSER VERDİ
Bney Brit Yosef Niyego Locası, çalgılarda ise Gery Erdemanar'dır.
İsrail'in
değişik
üniversitelerinde Tüm parçaların Ladino dilindeki
öğrenim gören Türk kökenli öğrencilere sözlerini Yusuf Altıntaş yazmaktadır.
burs vermeyi kendilerine yıllardır bir
Yanarocak çiftinin katıldıkları gecede
amaç edinmiştir. Loca üyeleri, yaptıkları Erensya Sefaradi dinletinin ilk kısmında
özverili ve yoğun bir çalışmadan sonra dinleyicileri
İspanya'dan
sürgünle
100'ü aşkın hayırseverin katılımıyla 5 başlayan, Osmanlı İmparatorluğu'na
Nisan
2014
akşamı
İsrail'deki
Türkiyeliler
Birliği'nin
Bat
Yam
Lokalinde bir bağış gecesi
düzenlediler. Türkiye'den
gelen Erensya Sefaradi
Müzik Grubu geceye
Ladino
dilindeki
şarkılarıyla renk kattı.
1993 yılında yola çıkan
Erensya Sefaradi, Sefarad
Yahudileri'nin yüzyıllardır
oluşmuş
olan
Ladino
dilindeki halk şarkıları
mirasını,
Sefarad
David Yanarocak
Sara Yanarocak
Soni Yanarocak
Yahudileri'nin özellikle son
yüzyılda yaşanagelmiş yakın ve güncel gelen Sefarad Yahudilerinin kurdukları
tarihini de içine alan öğeler içeren özgün İstanbul cemaatlerini anlatan, 2. Dünya
parçalarla zenginleştirmektedir. Bugüne Savaşı yıkıntıları ve İsrail Devleti'nin
kadar verdikleri tüm konserlerin ve kurulması'na dek süren müzikle bezeli
albümlerinin gelirlerini sosyal toplum tarihi bir yolculuğa çıkardılar. Sara
kuruluşlarına bağışlamış olan grubun Yanarocak'ın her parçadan önce verdiği
bestecisi, aynı zamanda gitaristi David izahatler Ladino dilini anlamayan
Kohen Yanarocak, solisti Sara dinleyicilere ışık tutarken, her parçaya
Yanarocak, perküsyon ve vurmalı uygun kullandığı değişik kostümler ve
teatral üslubu dinletiye renk ve anlam
kattı. Grup, dinletinin ikinci kısmında
daha günlük temaları içeren esprili ve
aşk temalı şarkılar sundu.
Tüm
bunların
yanında
grubun
izleyicilerine bir sürprizi de oldu.
Yanarocak çiftinin oğulları Soni Kohen
Yanarocak şarkıların
bir kısmında çifte eşlik
ettti. Bu düet ile
izleyiciler geleneksel
Ladino parçalarından
oluşan kah hüzünlü kah
esprili
parçalar
dinleyerek
nostaljik
anlar yaşadılar.
Gecenin
bağış
oranını
arttırmak
amacıyla bağış karşılığı
satışa çıkarılan İzmir
Yahudileri
Sefarad
Yemekleri kitabı ve
yapılan
piyango
çekilişinde de hayırseverlere değişik
armağanlar ve hayırsever sanatçıların
orijinal tabloları hediye edildi.
Gece süresince lezzetli mezeleri yiyen
konuklar
şaraplarını
yudumlayıp
tatlılarını yerken bir yandan üniversite
öğrencilerine
katkıda
bulunabilmiş
olabilmenin tatminini yaşarken, diğer
yandan keyifli bir gece geçirdiler.
LOKALİMİZDE NEŞELİ NOSTALJİ GECESİ
14 Haziran gecesi derneğimizin Bat
Yam’daki lokali tamamen dolmuş, erken
gelen konuklar, masalardaki şarap ve
soğuk içeceklerle peynir ve çerezleri
tatmaya başlamışlardı.
Cako programa gitarı eşliğinde
söylediği romantik bir
Ladino şarkı ile
başladı.
Hemen arkasından
“Renin” güzel sesiyle
daha canlı parçalara
geçti. Bu arada,
projeksionla perdeye
aks et t i ri l en
ş a rkı
s öz l e ri yl e ,
bütün
katılanlar topluca
şarkılara eşlik etmeye
başladılar. Şarkılar
hem Türkçe, hem
Ladino popüler ezgilerdi. Bir ara, rumca
“To yelekakimu...” şarkısı ile coşkunun
doruğuna vardılar. Konuklardan
şarkılara katılmayan yoktu. Hepsi de
nostaljisini gidermek istercesine yüksek
sesle fakat kakofoniye kaçmadan
okuyordu.
Programın ortasında verilen kısa bir
aradan sonra, “Cako
ve Renin” bu kez,
kısa hikayelerle ve
onlara
uygun
kıyafetler giyerek
İz m i r
a n ı l a rı n ı
tazeleyen şarkılar
okudular. Özellikle,
Renin’in, örtündüğü
ipek şal ve elindeki
püsküllü 19. Yüzyıl
şemsi yesi
ile,
Cako’nun giydiği
yelek ve fes ile
canlandırdıkları “Üsküdara giderken”
şarkısı büyük beğeni kazandı.
7
Beğenenler yalnız üyelerimiz değildi.
Kameramanı ile gelen ve gecenin büyük
bir kısmını izleyen Anadolu Ajansı
Yeruşalayim Büro şefi Taner Aydın da
bir ara söz alarak bu geceden ne kadar
duygulandığını dile getirdi.
Programın sonunda, Derneğimiz
başkanı Zali de Toledo hem Cako ve
Renin ile müzikçi arkadaşlarına, hem de
tüm katılanlara teşekkür etti.
Nesim Güveniş
DÜŞÜNCE ODASI
ÇÖLDE YOLCULUK
Derleyen: Şlomo Farin
Bir adam ölmüş ve öte dünyada
yargılanmak üzere sırasını bekliyormuş.
Sıra
kendisine
gelip
mahkeme
salonuna girdiğinde bir de ne görsün?
Yargıç kürsüsünde bir insan oturuyor.
Tanık sandalyesinde ise Tanrı yerini
almış. Adam şaşkın, "Aman Tanrım, bu
nasıl oluyor? Beni senin yargılayacağını
sanmıştım. Oysa orada hakim
olarak bir insan oturuyor."
Tanrı gülümsemiş, "Ben
hiçbir
zaman
sizi
yargılamadım.
Sonsuz
sevgimle,
ne
yapmayı
seçtiyseniz, sizi seçiminizde
özgür
bıraktım.
Bana
yargılamak değil, sevmek
yakışır. Çünkü ben saf sevgiyim. Sizi
kendimden
yarattığım
için
sizi
yargılamak kendimi yargılamak olur.
Ayrıca benim yargılamama ne gerek
var ki? Her şeyi bilen ben sadece
burada tanıklık ediyorum. Dünyada
olduğu gibi burada da insanlar
tarafından yargılanıyorsunuz. Birazdan
salonu hayattayken, senin zarar
verdiğin, hoşgörülü davranmadığın,
yargıladığın, kalplerini kırdığın insanlar
dolduracak.
Onlara
kendini
affettirmeye çalış. Onlar seni affederse
ne ala. Çünkü cennetin yolu onların
affından geçiyor" demiş.
Adam merakla sormuş: "Peki ya
affetmezlerse ne olacak? "Tanrı yine
sevgiyle gülümsemiş, "Ben cenneti de,
cehennemi de yeryüzünde yarattım.
Seni tekrar yeryüzüne göndereceğim.
Orada öyle bir yaşam süreceksin ki,
tüm yaptığın kötülükler, verdiğin
zararlar sana aynen yaşatılacak. Yani
ettiğini bulacaksın. Ama bunun amacı
sana ceza vermek değil. Sadece o
insanların hissettiklerini bizzat yaşayıp
anlaman, yaptığın kötülüklerin bilincine
varman. İşte o zaman sen kendini
affetmiş olacaksın. Adam bir süre
düşünmüş, "Peki, cennet nasıl bir yer?"
diye sormuş Tanrı'ya.
"Cennet, bir yer değil, bir bilinç
düzeyidir evladım. Dünyada mutlu,
huzur ve sevgi dolu, insanlara destek
olmaktan haz duyan, yarattığım canlı
ve cansız her varlığa saygı göstermeyi
bilen insanlar var ya, işte onlar,
dünyada cenneti yeniden yaratmaları
için geri gönderdiğim cennetliklerdir.
Cennet de dünyadan başka yerde
NAİM GÜLERYÜZ’ÜN YENİ YAPITI:
EDİRNE YAHUDİLERİ
Türkiye’deki Yahudi Toplumunun
tanınmış araştırmacı yazarı Naim Avigdor
Güleryüz, bundan önce yazdığı kitaplara
Edirne Yahudileri adlı yeni eserini ekledi.
Kitap, Edirne’nin kısa bir tarihini
sunduktan sonra, Yahudilerin bu ile
yerleşmesinden başlayıp,
bu cemaatin
tamamen dağılmasına kadar geçen
yüzyıllar süresince yaşanan olayları, çok
sistematik bir şekilde sergiliyor.
Neler yok ki, kitapta? Cemaatin
kurumları, Sinagoglar, okullar, tanınmış
aileler, Hahambaşılar, yaşam tarzı,
gelenekler, yangınlar, salgınlar, depremler,
Sabetay Sevi ve müminleri, 1934 Trakya
olayları, Varlık Vergisi ve daha pek çok
bilgi sade bir üslup ile sunulmuş.
Bu kadar fazla bilginin 250 sayfalık bir
kitaba sığdırılması elbette büyük çaba
isterdi.
Kitabın sonunda, metinde kullanılan bazı
yabancı sözlerin anlamlarını izah eden bir
sözlük ile Edirne ve Edirnelilere ait
fotoğraflar var. Aramızdaki bazı
Edirnelilerin kendilerini bu fotoğraflarda
bulacağı muhakkak.
Edirne toplumunun büyük kısmının 1934
olaylarının ardından
ve onu izleyen
yıllarda İstanbul’a yerleştiklerini dikkate
alırsak, pek çok İstanbullunun da kitapta
adı geçen şahısları tanıyacağı açıktır.
Kendisi de Edirne kökenli olan Naim
Güleryüz’ün bu kitabı, yalnız Edirnelilerin
değil, tüm Türkiyeli Yahudilerin
kitaplığında bulunması gereken bir yapıt.
Nesim Güveniş
8
değil." demiş Tanrı. "Ama kutsal kitap
bana öyle öğretmedi." diye karşı çıkmış
adam. "Kutsal olan tek şey yaşamdır.
Ben o kitapları kutsal kılmadım. Siz
kıldınız. Her şeye sevgi ile bakmasını
bilerek yaşayan insan, en büyük
ibadeti yapandır." demiş Tanrı." Peki
dünyaya döndüğümde doğru yola
görmemde yardımcı olacak
mısın?" diye sormuş adam.
"Ben
bunun
için
siz
insanların
içine
"vicdan"
denen bir pusula koydum.
Eğer bu pusulanın etrafına
ördüğünüz kalın bencillik
duvarlarını
yıkarsanız,
vicdanınızın
yani
benim
sesimi kolaylıkla işitebilirsiniz." "Peki
biz insanlara ne kadar yakında
bulunuyorsun?" diye sormuş adam.
"Hem size şah damarınızdan daha
yakınım, hem de düşman olduğunuz
kadar sizden uzağım." demiş Tanrı.
"Çünkü düşmanlarınız da Ben'im. Siz
de Ben'im."
"Yani mahkeme salonunda insanlara
hiç mi hesap sormuyorsun Tanrı'm?"
"Sadece iki sorum oluyor tüm
insanlara." diye gülmüş Tanrı. "Dünya
okulunda
ne
kadar
sevmeyi
öğrendiniz?
Ne
kadar
bilgi
kazandınız?
Foto: John O’Neill
SAMİ DAY’IN
DEFTERİNDEN

Birkaç saat mutlu olmak istersen
balığa çık...
Birkaç gün mutlu olmak istersen
tatile çık...
Birkaç ay mutlu olmak istersen
evlen...
Ömür boyu mutlu olmak istersen
işini sev...
Konfüçyus
MAVİ BEYAZ
Derleyen: Bondi Çakım
GİRİŞİMCİLER ÜLKESİ İSRAİL
Dünyada lider konumunda bulunan İsrailli girişimcileri
tetikliyen güç nedir?
Yanlış tahmin ettiniz. Para değil bu itici güç! Yapılan
araştırmalara göre ülkemizdeki girişimcileri motive eden “bir
değer yaratma aşkı”. En az üç başarılı start-up kurmuş muhtelif
girişimcilerle yapılan görüşmelerden çıkan sonuç bunu
gösteriyor. İbrani Üniversitesi
profesörlerinden
ve
aynı
zamanda Cogniteus, OrCam,
ve Mobileye kurucularından)
Amnon
Shashua
para
kazanmanın bir yan getiri
olduğunu, esas amacın bu
olmadığını
belirtiyor.
Prof.
Shashua’nın tutkusu, başkalarının
kolay
kolay
rekabet
edemeyeceği, üstün teknolojiyi
yaratıcı
fikirlerine
adapte
edebilmek. Örneğin son projesi,
“Mobile-Eye” bir çip üzerine
yerleştirilen bilgisayara dayalı bir görüş sistemiyle trafik
kazalarını önleme uygulaması. 2013 yılında 1.5 milyon
vasıtaya monte edilen sistemin yakında üretilen tüm araçlara
uygulanması artık bir hayal değil.
Tabii ki bir projeyi hayata geçirmek için ticari bakımdan
başarılı olması şart. Ancak nihai amaç insan yaşamını olumlu
yönde etkiliyebilecek bir değer yaratmak. Bu arada parlak bir
fikir olarak yola çıkıp da bir türlü ticarileştirilemeyen ve
sahibini sükut-u hayale ve maddi zarara sokan pek çok
projenin de çöp tenekelerinde sonuçlandığını belirtmek gerek.
Son yılarda büyük başarılara imza atan birkaç girişimci ve
projelerini saymak gerekirse;
Israel Fraier ve çiftçilere yönelik Scan Task’ı, Itamar Shafir ve
küçük ticarethanelere yönelik Maverick, Dov Moran ve “Disk
on Key’i”, Yaron Samid ve finans uygulaması “Bill Guard”.
Listeyi çok daha fazla uzatmak mümkün.......
Elie Wurtman gibi girişimcilerse
proje üretmeye doyamıyorlar. Sayıları
ona yaklaşan başarılı girişimlerin
sahibi, sahalarında lider konuma
ulaşan start-uplar benim hayattaki en
büyük mutluluk kaynağım diyor.
Heyecan elde edilen kârda değil,
sıfırdan yaratılan bu değerlerde diye de
devam ediyor. Wurtman için başarının
ölçeği, yaratılan yüksek seviye işgücü
ve istihdam olanakları.
Geleneksel
düşünce
ABD
yurttaşlarını girişimciliğin öncü ve
önderleri olarak tanımlar. Oysa ki, kişi
başına girişimler ölçüldüğünde ülkemiz insanları ABD’deki
benzerlerinden 2 kat daha başarılı. Nedenlerine gelince; risk
almaya hazır olma, geleneksel düşünce kalıplarının dışına
taşabilme yeteneği, hırs ve motivasyon yüksekliği, yeni
teknolojileri hızla hazmetme ve yenilerini öngörebilme
kapasitesi bunların başında geliyor. Son olarak da İsrail
Savunma Kuvvetleri’nin tüm askerlere aşıladığı “imkansız
diye bir konsept yoktur” doktrini, bu nedenler arasında
sayılabilir.
Foto: Dan Senor & Saul Singer - The Start-Up Nation Kitap kapağı
DAHA UZUN YAŞA DAHA GENÇ KAL
İsrail “Hutspasının” (yüzsüzlük –
terbiyesizlik) olumlu yönleriyle de
karşılaşır ve mutlu oluruz zaman zaman.
Yazı başlığımız işte bunun en güzel
örneklerinden biri. Hem daha uzun
yaşamak hem de yaşlılığımızda daha
kaliteli yaşamak! İsrailli araştırmacıların
hayatı uzatma konusunda en son
buluşları geçenlerde iki konferansta dile
getirildi.
Hayfa Üniversitesi’nde “200 yaşına
kadar yaşa” ve Bar Ilan Üniversitesi’nde
‘’Uzun ve kaliteli yaşamın biyolojisi’’
konferansları
bahsettiğimiz konuları
işledi.
Rekor sayıda katılımcının toplandığı
ikinci konferansta yaşa bağlı kanser,
şeker, kalp ve nörolojik rahatsızlıklar
işlendi. Profesörlerden Gil Atzmon
“100: Yeni 70’’ başlıklı çalışmasında
uzun yaşam genlerini,
Prof.Lifshits
yaşlılıkla ilgili veri toplama sistemini,
Keren Yitzhak ise genomun yaşlanma/
Foto: “Blog by Victoria”
yaşlanmama güzergahının matematik
modelini sundular. Modelin bazı
yaşlanma parametrelerini bloke etmeye
yardımcı olabileceği öngörülüyor. Diğer
9
konular arasında
yaşlanmaya bağlı
nörodejenerativ rahatsızlıkların tedavisi
ve uzun yaşam genlerinin çevresel
stresse karşı kişiyi koruma yöntemleri de
yer aldı.
Hayfa konferansında ise
yaşlanmayı bloke eden/durduran bir
ilaç, beynin yenilenmesi, kalp ve beyin
işlevlerinin “tamiri” gibi konular yer
aldı.
Dünya Sağlık
Örgütünün en son
verilerine göre İsrailli erkekler dünyanın
dördüncü
en uzun yaşayanları;
kadınlarsa onuncu sırada. İsrail’de
ortalama ömür 82.1 yıl; ABD ve
İngiltereden daha ileri.
Araştırmacılarımız bizlerin ve tüm
insanlığın sadece daha uzun yaşaması
için değil, aynı zamanda daha kaliteli bir
yaşlılık geçirmesi için de çalışmalarını
sürdürüyor.
ÖRNEK EĞİTİM KURUMU: IDC HERZLIYA
Nesim Güveniş
Daha kampüsün kapısından içeri adım
atar atmaz değişik bir ortamda
olduğumuzu sezmiştik. Yön sorduğumuz
kişiler hep güler yüzle yanıt veriyor,
yardımcı olmağa çalışıyorlardı.
Derneğimiz Başkanı Zali De Toledo
ile birlikte IDC’nin geleneksel Pesah
yemeğine davet edilmiştik.
Yemek Salonuna girdiğimizde, en
kıdemsiz görevliden, okulun kurucusu ve
Başkanı Prof. Uriel Reichman’a kadar,
bizlere gösterilen güler yüz ve yakın
ilgiden duygulanmadık desem yalan olur.
IDC (Inter-Disciplinary Center) ile
ilişkilerimiz iki ay kadar önce, bir Türk
öğrenciyi kaydettirmek istememizle
başlamıştı. Halen Londra’da ingilizce
öğrenimini
tamamlamakta
olan
Elazığlı bir öğrencinin babası IDC’nin
ününü duymuş, oğlunu bu okula
yazdırabilmek
için
yardımımızı
istemişti. Haksız da değildi! Okul, hem
oturacak yer sağlayacak, hem tüm
kişisel sorunlarını çözecek, gerekirse
burs verecek, kısaca, öğrenci için tam
bir yuva olacaktı. Kayıt esnasında
gösterilen kolaylıklar,
sıcaklık ve
samimi ifadeler, ilişkilerimizi dostluğa
çevirdi diyebilirim.
Geleneksel Pesah yemeğinin açılış
konuşmasında, Prof. Uriel Reichman,
Theodore Herzl ve David Ben Gurion’un
sözlerinden yaptığı alıntılarla, IDC’nin
verdiği eğitimin ne kadar önemli
olduğunu, alınan sonuçlardan
gurur
duyduğunu, amacının yalnız diplomalı
kişiler
değil,
toplumda
önderlik
yapabilecek
elemanlar
yetiştirmek
olduğunu vurguladı.
Prof. Reichman, salonda bulunan
Kanada, Almanya, Fransa, İngiltere gibi
ülkelerden gelen bağış sahiplerine
teşekkür ederken, hiç bir bağışımız
olmadığı halde Türkiyeliler Birliği’ni ve
Başkanımız Zali’yi ismen zikretmesi,
tüm
davetlilere
verdiği
değeri
gösteriyordu.
Ardından söz alan Amerika’dan
oğlunu görmeye gelen bir baba, başta
oğlunu İsrail’e göndermekte çok tereddüt
ettiklerini, ancak bugün okuldaki ikinci
yılını dolduran oğlunun aldığı eğitimi ve
ne kadar mutlu olduğunu görünce
yerinde bir karar almış olduklarını
söyledi.
Son konuşmacı Etiopyalı bir kız
öğrenciydi. Orduda subay olarak
görevini tamamlamış ve İngiltere’nin
zengin Yahudilerinden Sir Davidson’ın
verdiği bursla IDC’de hukuk öğrenimine
başlamıştı. Yanımızdaki masada Sir
Davidson, burs verdiği diğer 5 Etiopyalı
öğrenciyle birlikte oturuyordu.
Prof. Uriel Reichman’ın Pesah’ı
kutlayarak kaldırdığı ilk şarap kadehiyle
davetliler Pesah büfesine geçtiler.
Yemeğin bitiminden sonra dahi aile
havası devam ediyordu. Bizi ilk
karşılayanlar, bizleri yine güler yüzle
uğurluyorlardı.
Bu güzel günün izlenimini sürdürmek
istercesine kampüs’ün çıkış kapısına
ağır ağır ilerliyorduk.
IDC,
bugün,
İsrail’in
ünlü
üniversiteleri ile yarışabilecek bir
Yüksek Öğrenim Kurumu! İddialı
olduğu alanlar, Hukuk, Psikoloji,
Bilgisayar, Ekonomi, İletişim ve
Siyasal Bilimler.
Öğrencileri arasında, 84 değişik
ülkeden gelmiş 1600’den fazla yabancı
öğrenci var. Eğitim, doğal olarak,
İngilizce verilmekte.Yabancı mezunların
% 70’i yaşamlarını bu ülkede sürdürmeyi
yeğliyor.
Bu yıl 20. kuruluş yılını kutlayan bu
güzel kurum, ticari hayata, siyasete,
hukuk alanına, orduya ve genel topluma
kazandırdığı yetenekli elemanlarla, hiç
kuşkusuz, Yahudi dünyasına büyük
katkıda bulunmakta!
İZMİRLİLER GÜNÜNDE NEŞE VE HASRET
3 Mayıs 2014 günü, Tel Aviv
HaYarkon Parkı’nda, geleneksel
İzmirliler günü pikniği düzenlendi. 300
ila 350 kişi arası
k a t ı l ı m ı n
gerçekleştiği
günde birçok kişi
uzun süre sonra
sevdikleri yle
hasret
giderdi.
Yüksek katılım
dolayısyla
piknik diğer yıllara nazaran daha renkli
geçti.
Kocaman parkta İzmirlilere ayrılan
köşe, İzmir büyükşehir belediyesi
bayrakları, İzmir’de Yahudilerin
yaşadığı semtlerin büyük ve nostaljik
fotoğrafları ile dikkati çekti.
Bu yılı diğerlerinden ayıran bir başka
güzel gelişme ise Edirneli
kardeşlerimizin de İzmirlilere katılmış
olması ve Türkiyeliler Birliği Başkanı
Zali de Toledo'nun da hazır
bulunmasıydı.
Sabah saatleri buluşma ve
sohbete ayrılırken daha sonra,
İzmirli müzisyenler grubu,
vokallerde Jako Hazan, solist
Renin ve arkadaşları en güzel
İbranice, Türkçe ve Ladino
şarkılarla herkesin gönlünü
aldılar.
Bu etkinlik çerçevesinde Linda
Sagol'un İbranice yayınladığı İzmir
Yahudileri mutfağı ve sofra düzeni
(Hashulhan Shel Linda) adlı yemek
kitabı satışa sunuldu. Kitabın gelirinin
tamamı Türki yeliler Birliği’ne
bağışlandı.
10
Güzel müziğin sona ermesinin
ardından sohbetler davam etti. Herkes
senede bir yapılan bu etkinlikten çok
memnun ve keyifli olarak ayrıldı.
Selim Amado
Foto: Jinel Kandiyoti
İZMİR’DEN ESİNTİLER VE SAMİ AZAR İLE SÖYLEŞİ
Stella Kent
Bu sefer işler biraz tersine döndü.
"Ben
İzmirli
değil (üstüne
basarak) ben İstanbulluyum" söylemi,
adeta biraz üzülerek; "İzmirli olan eşim,
ben Istanbulluyum", ifadesine dönüştü.
Nasıl oldu bu iş; anlatması biraz uzun
sürebilir. Psikolojik, sosyolojik tarihsel
ve midesel birçok açıklaması var.
Herşey üyesi olduğum Bney Brit
locasının İzmir Yahudi Cemaatini
ziyarete karar vermesi ile başladı.
Katılanların arasında çok sayıda İzmir
doğumlu vardı. Katılımcıların bir kısmı
sık sık İzmir’e gelmeyi sürdürürken bir
kısmının
ise
yıllar
sonra
ilk
gelişleriydi. Kordon yemyeşil, hele
Fuar’da çim ve çiçek kokularını içinize
çekerek pistte yürümenin keyfi bir
başka. Izmir dışında Efes antik
şehri
benzersiz,
kıyametin
uğramayacak dendiği Şirince
kasabasını
hatırlıyacaksınız;
sahiden de şirin, İzmir'in Yahudi
mirasına sahip çıkılması için canı
gönülden çalışan Sara Pardo'nun
rehberliğinde çok aydınlatıci ve
keyifli `Havra Sokağı` gezisinden
sonra Karataş'ta Bet Israel
Sinagogu’na yöneliyoruz. Hemen
yanıbaşındaki Dario
Moreno
Sokağını arşınlayıp asansörle
yukarı çıkıyoruz; deniz ve martı
kulaklarımızda; çepeçevre Izmiri
seyrediyoruz güneş batışında.
İzmirli dindaşlarımız toplantıdan
evvel eski İzmirlilere nostalji yüklü bir
mini ziyafet çekiyorlar. Boyoz, travados,
handrajos subya eşliğinde sunuluyor.
Tarihi Sinyora Sinagogu’nda tarihi bir
toplantı yapıyoruz herkes heyecanlı...
Rafael Algranati ve ekibi her bakımdan
dört dörtlük, eski dostlar gibi bağırlarına
basıyorlar bizleri.
Akşam yemeklerinde kah Girit
mezelerini kah enfes Ege balıklarını,
sabahları, kumrulu simitli kahvaltıları
afiyetle mideye indiriyoruz. Sohbet
muhabbet alışveriş herşey bir arada.
Yine de bu ziyareti farklı kılan
bambaşka
birşey
var.
İzmir’in
İzmirli'nin yarattığı bir fark bu. Havada
bir sükunet, insanların bakışında bir
sevimlilik, dostluk var.
Şehir büyük ama büyükşehir olmamış
sanki; masumiyetini, ruhunu, ucundan
da olsa biraz koruyabilmiş; teslim
olmamış henüz! "Ne de olsa gavur İzmir
bu" diye yineliyor Sami Azar yaptığımız
söyleşide.
Sami Azar; İzmir Cemaati’nin çiçeği
burnunda başkanı.1949 İzmir doğumlu,
İstanbul’da bulunan Robert Kolej’de
Kimya Mühendisliği okudu. ABD’de
Virginia Politeknikte su arıtımı üzerine
yaptığı ihtisastan sonra 1972’de geri
dönüp Stella Abuaf ile evlenmiş. Bugün
kıymetli pırlanta ve kuyumculuk işi
yapan Azar iki çocuk 3 torun sahibi.
Liga derneğinde ve hastanenin yönetim
kurulunda yer almış, cemaate bağlı
derneklerde de başkanlık görevini ifa
ettikten sonra bir süre cemaat işlerinden
uzak kalmış.
3 ay kadar önce göreve geldiğinde ilk
yaptıkları resmi sayım olmuş. Buna göre
İzmir cemaati 1400 kişi civarında;
gençler az yaşlılar çok. 2002 ile 2012
arası istatistiklere göre 380 ölüm 40
doğum var. Aliya yapanlar, İstanbul'a
Amerika'ya gidenler de göz önüne
alınırsa gelecek on yılda bu sayı 1000 e
inebilir. Ancak cemaatin küçülmesine
inat Büyükşehir belediyesi ve Kültür
Bakanlığı "İzmir Tarihi ile Buluşuyor"
başlığı altında bir proje başlatmış. Bize
göre bu projenin en can alıcı noktası
"Yahudi Mahallesi". "Eski İzmir’in
göbeğinde sırt sırta sinagogları ile
benzersiz bir yer ve onlar bu mücevherin
farkındalar", diyor Sami Azar. Açıkhava
Müzesi haline getirilecek "Kortijos"
denilen avluların etrafında tek odalı
ortak mutfağı olan aile evleri
bulunurmuş. İzmir Sefarad Kültürü
Mirası Derneği, İsrail'de Dita Kiryati'nin
11
kurduğu Kiryati Vakfı gerekli fonların
toplanması için büyük gayret sarfedip;
antik
parohetlerinin
tamirini
ve
replikalarını, Etz Hayim Sinagogu’nun
kazıklarla
desteklenmesini
gerçekleştirmişler
(www.izmirjewishheritage.com).
Çalışmaların fiilen başlaması için
proje sunumu ve anıtlardan izin gibi
bürokratik aşamalar var. Balıkçılar ve
pazarcıların olduğu Havra sokağı
oldukça bakımsız; bu bölgenin de iyice
temizlenmesi şart.
Sami Azar'dan meşhur Karataş
hastanesinin devredildiğini öğreniyoruz.
Buranın geliri ile yaşlılar evlerde bakım
görüyor. 70 yaş üstü olan yalnız
yaşlılarda GPS' li bilezik var, ayda bir
doktor ve hemşire zıyareti oluyor.
Yahudi okulunu açık tutamayan
İzmirliler "Sunday school’da"
gönüllü rehberlik yapıyorlar. Liga
Derneği de 13-14 yaşına kadar 50
ile 60 gencin faaliyetlerine açık;
ancak daha büyükler, arkadaş ve
eş bulmada zorlanıyorlar gibi!
Bazıları Loreal ve Joint"in ortak
projesi olan 15-20 günlük Çardaş
gençlik kampı için Macaristan’a
gitmişler. Hayatı kolaylaştırmak
için iş arayanlara yönelik veri
tabanı hazırlanıyor. Tekstil eskisi
gibi ana geçim kaynağı olmaktan
çıkmış. 450 aileden %10 kadarı da
ihtiyaçlı durumda. Küçülen cemaatin
henüz devamlı bir "Rav'ı" yok; Moel ve
Şohet de İstanbuldan gelip gidiyor. Buna
karşılık İzmir Yahudileri hayatlarından
memnun.
"Türkiye’de
Avrupa
değerlerine en yakın, kozmopolit şehir
kuşkusuz İzmir. Kentteki Yahudi
yaşamının kalitesi kentte yaşanan
serbestinin bir göstergesi. Bu bağlamda
anti-semitik olaylar duyulmuyor".
Baksanıza
İzmirliler
meşhur
boyozların festivalini bile yapmışlar.
Alsancak vapur iskelesinin önünde
kurulan piknik alanında Belediye, boyoz
yanında yumurta ve çay da dağıtmakta!
Efelerinin ruhuna ihanet etmeyen güzel
İzmir; tedirgin ama ümitsiz değil! Bu
güzel şehirden, bizi içtenlikle ağarlayan
kardeşimizden yaşanmışlıkların güzel
hatırası ile ayrılıyoruz.
YAŞAR YAKIŞ İSRAİL’E GELDİ
Adalet ve Kalkınma Partisi kurucularından, 2002-2003 yılları arasında dışişleri bakanlığı görevinde
bulunmuş olan Yaşar Yakış, Knesset’te ve İbrani Üniversitesi’nde konuştu.
Türkiye eski dışişleri bakanı Yaşar
Yakış 20-21 Mayıs 2014 tarihinde
ülkemizi ziyaret etti. Yakış, Dr. Nimrod
Goren’in başkanlığını yaptığı MİTVİM
adlı bir düşünce kuruluşunun davetlisi
olarak İsrail meclisi Knesset’te ve
Yeruşalayim’de (Kudüs) bulunan İbrani
Üniversitesi’nde iki konuşma yaptı.
Dr.Nimrod Goren
D.B. Reuven Rivlin
Yakış’ın ziyareti kuşkusuz iki ülke
arasında kurulmaya çalışılan köprü için
oldukça önemli bir yere sahip. Yakış
ziyareti süresince birçok önde gelen
politikacı, diplomat, akademisyen,
gazeteci ve işadamı ile biraraya geldi.
Yakış 20 Mayıs 2014 tarihinde,
Meretz Partisi’nden Nitsan Horovitz’in
başkanlık ettiği Knesset’in Bölgesel
İşbirliği Komitesi’nde bir konuşma
yaptı. Bu konuşmaya İsrail’in yeni
seçilmiş olan, ancak o zaman hala
bir milletvekili olan Devlet Başkanı
Reuven Rivlin de katıldı.
Rivlin, Türkiye ile İsrail’in
ilişkilerinin mutlaka iyileştirilmesi
ve bunun sonucunda İsrail’in 150
yıldır çözemediği Arap – İsrail
ihtilafında Türkiye’nin
arabuluculuk yapabileceğini
belirtti.
Ertesi gün ise, Yakış, Nehemia
Lev Tzion İslami Bilimler
Merkezi’nin davetlisi olarak İbrani
Üniversitesi’nde de bir konuşma
yaptı. Yakış her iki konuşmasında
da ikili ilişkileri ve Türk dış
politikasını konu aldı. İsrail basını
eski bakanın ziyaretini oldukça
yakından takip etti. Yaşar Yakış İsrail’in
Kanal 2 televizyonuna da konuk olup
soruları yanıtladı. Yakış temaslarının
ardından ülkemizden ayrıldı.
Yaşar Yakış
RENETA SİBEL YOLAK’TAN BEŞ YENİ KİTAP
Reneta Sibel Yolak’tan beş yeni
kişisel gelişim kitabı. İlk kitabı Mutlu
Olmanın Yolları beş yüz bin adet baskı
yapan Yolak daha sonra, yayınlanan
Evrensel Aydınlanma Terapisi, Yaşama
Sanatı, Yaşam Mucizesi, Masal gibi
Aşklara, Hayatın Kalbinde Kendini
Bulmak gibi birçok kitaba imza attı.
Yolak daha önce de İsrail’de “Özel
Yazar Ödülü’nü” almaya layık
görülmüştü.
Yolak şimdi de beş yeni kitapla
okuyucularının karşısına çıkıyor. Hepsi
birbirinden renkli olan kitaplar her yaşın
rahatlıkla okuyabileceği ve satın alacağı
türden…
11 kitabı bulunan Reneta Sibel Yolak,
önümüzdeki günlerde çeşitli yerlerde
söyleşi ve kitap imza günlerine katılarak,
konferanslar verecek…
12
TÜYAM KAFİLESİ İSRAİL’İ GEZDİ
Orta Doğu’ya, İsrail’e ve genelde
Yahudiliğe ilgi duyan bir kısım
üniversiteli genç, yaklaşık bir yıl kadar
önce “TÜYAM-Türkiye Yahudi
Araştırmaları Merkezi” adıyla bu
kulvarda bilgi edinmek isteyen
ö ğr en ci l e r e bi r p l at f orm
sağlamak adına bir çatı altında
toplandı. Amaçları, çok az veya
yanlış bilinen, önyargılarla
irdelenen Yahudilik ve İsrail
konularında
objektif ve
akademik araştırmalar yapmak,
gerçekleri saptamak, çözüm
üretmek ve bulgularını
konferanslarla, makalelerle geniş
topluma duyurmak.
Etkinliklerinden ilkini bir
başka organizasyonun çatısı
altında, 6 ay kadar önce,
İstanbul’da, Kadir Has Üniversitesi’nde
düzenledikleri ve “Yahudi Tarihi’nde
Göçler” konulu bir kongre ile
gerçekleştirdiler.
Geçtiğimiz Mart ayında ilk temaslar
için İsrail’e gelen başkan Serap Merve
Doğan, bu kez, Mayıs ayının başında, 5
mesai arkadaşı ile birlikte geldi.
İlk gittikleri yer Yeruşalayim oldu.
Kendilerini en çok etkileyen şehir
olduğunu söyleyen gençler, başkentte 4
gün kadar kalarak, İslami kutsal yerlerin
yanı sıra Yad Vaşem, İsrail Müzeleri,
eski şehri, Ağlama Duvarı ve İbrani
Üniversitesi’ni gezdiler. Daha sonra,
Hebron ve Ölü Denizi de gezen grup Tel
Aviv’e dönüp Tel Aviv Üniversitesi’nde
değişik profesörlerden bilgi aldılar.
PROF. GENCER ÖZCAN
TAÜ’DEYDİ
26 Mayıs 2014 tarihinde Tel Aviv
Üniversitesi (TAÜ) Moşe Dayan Ortadoğu
Araştırmaları Merkezi (MDM) Bilgi
Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Gencer
Özcan’ı ağırladı
Üniversitede faaliyet gösteren Türkiye
Kulübü’nün organize ettiği ve Prof. Ofra
Bengio’nun başkanlık ettiği konferansta,
Özcan Türkiye’nin Kürt siyasetinin yanı
sıra Suriye iç savaşını da içine alacak
şekilde Türk dış politikası hakkında
analizler yaptı. Özcan, Türkiye’nin hırslı dış
politikasında gelinen noktayı; ava giderken
avlanmak olarak niteledi. Konferansta ikili
ilişkiler de masaya yatırıldı.
Son günlerinde 6 kişilik grup
Türkiyeliler Birliği Başkanı Zali De
Toledo’nun evinde ağırlandı. Yönetim
Kurulu üyelerinden İsrael Benbasat,
Rafael Sadi ve Nesim Güveniş ile
Konsey Başkanı Selim Salti’nin de hazır
bulunduğu bu veda akşamında,
gençler hem izlenimlerini,
hem de ileriye dönük
projelerini anlattılar.
TÜYAM başkanı Serap’ın,
yakın zamanda, Tel Aviv
Üniversitesi’nde İbranice
öğrenmek üzere daha uzun bir
süre için gelmesi bekleniyor.
Akşamın ilerleyen
saatlerinde, Zali De Toledo
konuklarına, çok sevdikleri
humusu da kapsayan güzel bir
sofra sundu. Zevkli ve bol
sohbetli yemeğin ardından, konuklar,
sabaha karşı kalkacak olan uçağa
yetişmek üzere hava alanının yolunu
tuttular.
Nesim Güveniş
OPERA GECELERİNDEN SEZON FİNALİ
Türkiyeliler Birliği’nin Kültür Çeşitli entrikalar sonunda, Dük’ü
etkinlikleri çerçevesinde bir süredir öldürmek için Rigoletto’nun tuttuğu
başlatılan “Operadan kim korkar?” katil, Dük’ün hayatını kurtarmak için
dizisi, 8 Mayıs ve 18 Haziran kendini feda eden ve erkek giysilerine
gecelerinde de devam etti.
Bat bürünen Gilda’yı öldürür. Rigoletto,
Yam’daki lokalimizde
katilin teslim ettiği torbanın
gerçekleşen etkinliğin
içinde Dük yerine kızı
ilkinde Giuseppe Verdi’nin
Gilda’nın cesedini bulur.
“Rigoletto” operası
Baba bedduası tutmuştur.
gösterime sunuldu.
Olayların gelişiminde,
Fransız yazar Victor
şüphesiz, Dük’ün
çok
Hugo’nun
“Kral
bilinen “La donna e
eğleniyor!” yapıtından
mobile” aryası ve duvarın
adapte edilen bu operanın
bir tarafında katilin karısı
konusu, 16. Yüzyılda
ile Dük, diğer tarafında
İtalya’nın Mantua şehrinde
Rigoletto ile kızı Gilda’nın
Omer Şomroni
geçer. Rigoletto, Mantua
seslendirdikleri kuartet
Dükü sarayının kambur soytarısıdır. herkesin büyük zevkle izledikleri
Güzel kızı Gilda’yı, sarayın dejenere kısımlardı.
yaşamından korumak için tuttuğu uzak 18 Haziran’da ise gerçekleşen sezon
bir evde, ancak geceleri ziyaret finalinde Omer Şomroni, çeşitli
edebilmektedir. Fakat, Dük onu kilisede operalardan seçkiler sundu. Gecede
görmüş ve ona sahip olmayı aklına Pavorotti, Carreras ve Domingo’nun
koymuştur. Kadınlara düşkünlüğü ile yanı sıra Juan Flores Diego, Anna
bilinen Dük, bu arada,
saray Netrepko ve Ramon Vargas’tan
erkanından birinin karısına sahip olmak unutulmaz aryaları dinleme fırsatı
için, Rigoletto’nun yardımını ister. edindik. İzleyicilerin yoğun talebi
Rigoletto, görevi icabı, Dük’e yardımcı üzerine önümüzdeki yıl etkinliğin
olur, fakat Dük’ün kurbanlarından süreceği belirtildi.
Nesim Güveniş
birinin babasının bedduasına hedef olur.
13
LA MADRE JUDIA
Kon este titolo, mos prezento Mimi
Salti su konferensia en el Salon de
Ladino (81) del 12.Mayo.2014 en el Bet
Leon Recanati en Petah Tikva.
Mimi Salti ke profito de la okazyon
del Dia de Las Madres ke se fiesto en el
mundo un dia antes, mos konto kon su
humor fina, komo “las madres rijian sus
marido i sus kreaturas. Las madres mos
keren bien sin kondisyon. Eyas son
fuertes, birrozas i se azen monstruozas
kuando se trata de sus kreaturas. Eyas
son orgolyozas de la profesyon de sus
ijos-ijas, sovre todo si apartenesen a una
profesión libera, avokato, medico,
injenior! La Madre Djudia se merrekia
kuando su ijo tadra. El marido viene
después de los ijos.”
Pasando al periodo después de la
chikes, Mimi Salti kontinuo: “Kuando el
ijo se kaza, la madre siente ke eya pedre
su autoridad i el ijo bushka en su mujer
las kualidades de su madre. Kuando la
ija yega a 18 anyos, la madre empesa
aparejar ashugar ke munchas vezes no
sierve a nada. Munchas uzansas oy no
se pratikan mas. La vida troko. Las ijas
se van a la armada, estudian i tienen
karyera.”
Mimi Salti termino su konferensia kon
las palavras de una kantika de George
Moustaki ke empesa kon “Ijo mio tienes
la kara blanka, kuvijate bien…” i se
termina kon los versos “Son muy
blandas, muy naivas, las Madres
Djudias.”
 Nesim Güveniş
LAS SINAGOGAS, HISTORIA, ARKITEKTURA I REKUERDOS
Yehuda Hatsvi
Las Sinagogas, historia, arkitektura i Mikdash, avia en Yerushalayim 480
rekuerdos. En la semana pasada, en el sinagogas. Estas no eran grandes
enkontro del Salon de Ladino (80), edifisios, ma lugares modestos para
eskuchimos kon atento a la konferensia orasion.
dada por Nesim Guvenis sovre las
En Evropa oksidental egzistiyan
sinagogas en jeneral, i las sinagogas de sinagogas, al pareser desde el siglo
Turkiya.
3 o 4. Las mas konosidas son la
En el Loby del Bet Avot Recanati, sinagoga en la sivdad de Ostia, (un
ayinda
se
porto romano en
prezenta una
Italia) i la sinagoga
galleria
de
de Barcelona ke fue
fotos de las
destruida durante
sinagogas de
los maskarades de
Turkiya,
los judios en 1391.
f o t o s
Avlando por la
travadas por
lista grande de sinagogas
Jarvis Davon,
en Evropa, ay de notar,
i mostradas
ke en la noche terrivle
en
varyas
yamada "Kristalnacht", se
La
Sinagoga
Ahrida
en
Estambol
egzibisyones
destruyeron en Almania
en el mundo. Aze dos anyos, fue el Sr. mas de 200 sinagogas, i algunas otras 95
Guvenis mizmo el ke mos ilumino i mos sinagogas en Austria.
ekspliko uno por uno sovre los Kales de
Es kuryozo, ke no egzisten siertas
Turkiya.
reglas estandardizadas komo deve ser
E n v a r yo s d e s k u v r i m i e n t o s una sinagoga. En la Alaha no topamos
arkelojikos, se toparon
ninguna indikasion sovre
ruinas de sinagogas
la forma de una sinagoga
antiguas, empesando de
ni ninguna deskripsion de
antes 2260 anyos, en
su arkitektura. Ma, ay
una sivdad serka de
reglas sovre el interior de
Alexandria (Ejipto), en
la Kehila:
la izla grega Delos, en
Sardis, en Priene, serka
1. Deve de aver ventanas
de Aydin, i mas.
2. El Ehal deve ser en la
En Erets Yisrael
d i r e k s i o n
de
tambien egzisten ruinas
Yerushalayim
de Kales de antes mas
3. La entrada a la sala de
de 2000 anyos en
orasion tiene de ser frente
Yeriho, Capernahum, I La Sinagoga Caddebostan en Estambol del Ehal.
mas. Segun el Talmud,
asta la destruksyon del segundo Bet
El uzo viejo, ke ande mozotros, los
14
sefaradim, nunka se troko, es ke la Teva
(lo ke muestros ermanos Ashkenazim
yaman "bima") estara siempre en el
sentro de la sala de orasion.
Kale senyalar, ke al kontrario de lo ke
pasava mucho en la Evropa oksidental,
en Turkiya, nunka uvo proibision o
limitasiones a la libertad de relijion.
No es ke todo fue "leche i miel"
durante mas de 500 anyos de vida
komuna kon los turkos, ma komparando
kon lo ke sufrieron muestros
korelijionarios en la Evropa, mos
puedemos konsiderar orozos.
La konferensia del Sr. Guvenis mos
dyo a saver muchos detalyos sovre las
varyas sinagogas en el mundo en jeneral,
i sovre las de Turkia en partikolar.
Pekado ke el lugar no me permete de
alargar mas.
Despues de la konferensia tan
interesante, muchos de los miembros del
Salon tomaron la palavra, demandando
mas aklarasiones, remarkaron sovre
kostumbres i reglas en la sinagoga, o
remembrando sinagogas de sus chikez.
Foto de Ahrida: TurkishJews.com
Foto de Caddebostan: forumacili.org
EL KAL ZULFARIAS
PRIMER MUZEO DJUDIO DE TURKIA
Zelda Ovadia Salinas
El primer muzeo djudio de Turkia, ke
es tambien a ser el primer avierto en un
paiz ke la mayoria de su povlasion es
muzlumana, avia sido inaugurado, en
Estambol, el 25 de Noviembre 2001 kon
una seremonia solemne a la kuala avian
partisipado el Primer Ministro de Turkia
en akeya epoka, Mesut Yilmaz, el
embasador de Israel en Ankara, David
Sultan, reprezentantes de la armada
turka, diplomatos de diversos paizes,
notables i lideres de la komunidad
djudia en este paiz ansi ke un grande
numero de envitados.
Malgrado ke la data egzakta de su
konstruksion no es savida,
segun datos ke yegaron
asta muestros dias,
sovresale ke el kal Zülfaris
ya existia ainda en el anyo
1671, en la kaye Zülf-ü
Aris*,i de ayi su nombre,
en el kuartier de Karaköy
de muestros dias.
A
prinsipios del siglo 19 el
aktual edi fis io fue
fraguado sovre las ruinas
de la antigua sinagoga,
kon su nombre muevo, en
la kaye Perçemli. En los
anyos 1849, 1904 i 1968 el
fue restorado i reparado.
La Fondasion del 5en Sentenario, avia
desidido ainda en 1992, anyo en el kual
fueron markados los 500 anyos de la
ekspulsion de los djudios de Espanya i
de sus yegada al Imperio Otomano, de
transformer el kal Zülfaris en muzeo, en
sinyo de apresiasion de los djudios de
Turkia al puevlo turko i a este paiz.
Durante la seremonia de aviertura, el
Prezidente de la komunidad djudia en
akeyos dias, el Sr. Bension Pinto avia
dicho, entre otras, ke este muzeo servira
de modelo i sera un monumento ke
kontara, a las jenerasiones vinientes, de
la vida de los djudios de Turkia ke estan
biviendo en este paiz sienes de anyos,
desde la konkista por los otomanos, en
1326, de la sivdad de Bursa, ande ya
existia una chika komunidad djudia, i
asta oy dia, en yena trankilidad.
En el kortijo del muzeo, ke fue testigo,
en tanto ke kal, a sienes de bodas, fue
alevantada una estatua en memoria de
los soldados djudios en la armada turka
ke kayeron en la I Gerra Mundiala ansi
ke en la gerra de Independensia de
Turkia
En la sala prinsipala del muzeo
pueden ser vistos aspektos diversos del
patrimonio kultural de los djudios en
este paiz: sus konvivensia kon la
komunidad muzlumana i la kontribusion
i enfluensa de estos djudios a la vida
sosiala i politka del paiz. Uno de estos
aspektos se reflekta en los objetos
relijiozos sovre los kualos motivos
turkos, prinsipalmente, sovre kachas de
Sifrei Tora. En la parte etnografika de la
Foto: Atlas Dergisi
seremonias ke markaron los 400 i 500
anyos de la ekspulsion de los djudios de
Espanya ansi ke fotografias de la
komunidad eshkenazi de Turkia.
Uno de los lugares mas
impresionantes del muzeo es el Eihal, en
el kual ay dos Sifrei Tora, el uno avierto
i el otro serrado.
Un lugar de onor en el muzeo es
dedikado a los diplomatos turkos, ke
durante la II Gerra Mundiala sirvieron
en diversos paizes del mundo i salvaron
la vida de sienes de djudios, empidiendo
sus embio a los kampos de
ekstermiansion.
No ay duda ke el antiguo i istoriko kal
i agora Muzeo Zülfaris, es uno de los
lugares mas atraktivos para los djudios
del mundo en jeneral i para los sefaradis
mas partikularmente.
La transformasion del kal Zülfaris en
muzeo pudo ser realizada grasias a la
inisiativa del Sr. Naim Güleryüz i el
ayudo finansiario del Prezidente de la
Fondasion del 5en Sentenario, Sr. Jak
Kamhi.
La Fondasion del 5en Sentenario i
todos sus miembros meresen todos
muestros elojios por esta inisiativa ke
esta reflektando la istoria de los mas de
700 anyos de la komunidad djudia, en
tierras del Imperio Otomano i, asta
muestros dias, de la Turkia moderna.
ekspozision
pueden ser vistos
dokumentos, fotografias i objetos atados
al ashugar, boda, paridura i sirkunsizion,
ansi ke a la vistimienta de los djudios en
el Imperio Otomano. En desparte de esto * Zülfü-aris, sinyifika en turko kaveyos
ay tambien diversos objetos ke pasaron de la novia i de ayi el nombre de
de una jenerasion a la otra komo Zülfaris.
"trezoros familiales". En lo ke era de
antes la "azara", la
galeria de las mujeres
TÜRKİYELİLER BİRLİĞİ
son ekspozadas, de
manera kronolojika,
(İTAHDUT YOTSEY TURKİYA)
fotografias de novios i
novias, ke se kazaron
en esta sinagoga,
entre los anyos
İSRAİL’DEKİ TÜRKİYELİLERİN YAYIN ORGANI
1860-1960.
Adres: Mohrey Hasigaryot 7 Bat-Yam 59620
En esta galeria son
Tel: 03-6582936 Faks: 03-6573894
enkolgados tambien
Editör & Tasarım: Hay Eytan Cohen Yanarocak
paneles ke deskriven
İLETİŞİM: [email protected]
la istoria de los
[email protected]
p r i n s i p a l e s
Gönderilen yazıların sorumluluğu yazarlara aittir.
evenimi ent os
ke
Gönderilen yazılar basılmasa dahi iade edilmez.
tuvieron lugar en las
Ücretsiz dağıtılır. İnternet sitemiz: www.turkisrael.org
15
‫חלום שהתגשם‪ :‬בית חדש ומקסים‬
‫ל'ניצן הורים' בהרצליה‬
‫"זו הרגשה של חלום וחזון שהתגשם‪,‬‬
‫שה ג ע נ ו לי ו ם הז ה ו א נ י מו ד ה ל בת‬
‫המיוחדת שלי מאיה ‪ ,‬שבזכותה אנחנו‬
‫כמשפחה הקמנו את המפעל המדהים‬
‫הזה והגשמנו את החלום הפרטי שלנו‬
‫וחלומות של הורים אחרים " ‪ ,‬הודתה‬
‫בהתרגשות טובה סגול ( הבעלים של‬
‫כתר פלסטיק ) היוזמת ו ' הרוח החיה '‬
‫שמאחורי המיזם ‪ ' :‬ניצן הורים ' בעת‬
‫אירוע חנוכת בית חדש בהרצליה 'לניצן‬
‫הורים' ‪ -‬מרכז הדרכה וההעצמה להורים‬
‫עם ליקויי למידה ולילדיהם בגיל הרך ‪.‬‬
‫אגודת ניצן קיימה מפגש חגיגי‬
‫בהרצליה לרגל האירוע הכפול‪:‬‬
‫חנוכת בית חדש‪ ,‬שנתרם על ידי‬
‫העירייה ל ' ניצן הורים ' ברחוב לאה‬
‫גולדברג בהרצליה ‪ ,‬וכן ‪ ,‬שינוי שם‬
‫מרכז ההדרכה והעצמת ההורים‪ :‬מ'ניצן‬
‫בייבי' – ל''ניצן הורים''‪.‬‬
‫ראש העיר ‪ ,‬משה פדלון ‪ ,‬ידיד חם‬
‫של עמותת ני צן ‪ ,‬ה בטיח להנהלת‬
‫אגודת ניצן ‪ ,‬לתורמים ‪ ,‬למתנדבים ‪,‬‬
‫למשפחות החברות בבית 'ניצן הורים'‪,‬‬
‫לאנשי האקדמיה המלווים את פעילות‬
‫המרכז ולצוות הטיפולי שהגיע לאירוע‪:‬‬
‫" אנחנו כעירייה ניתן לכם רוח גבית ‪.‬‬
‫זהו מיזם מקסים וחשוב בעיר ולכן ניקח‬
‫על עצמנו כעירייה לסייע עוד רבות"‪.‬‬
‫רויטל גנץ‪ ,‬אשת הרמטכ"ל‪,‬‬
‫שמשמשת מנהלת ' ניצן הורים ' ארצית‪,‬‬
‫הודתה לגב ' טובה סגול שבהשראתה‬
‫ובזכותה הוקם המרכז‪ ,‬ודיברה‬
‫בהתרגשות על מקצועיות‪ ,‬אהבה ונתינה‬
‫הרצליה ‪ ,‬מצאתי כאן קהילה תומכת ‪,‬‬
‫אנשי מקצוע קשובים במסגרות שונות‬
‫( בשירותים החברתיים ‪ ,‬טיפות חלב ‪,‬‬
‫מסגרות חינוכיות‪ ,‬גנים ומעונות‪,‬‬
‫מפקחות ועוד) מצאתי שותפים וחברים‬
‫לדרך‪ .‬הצוות שלנו הינו רב מקצועי וכולל‬
‫אנשי מקצוע מתחומי הייעוץ והטיפול‬
‫ולצידם סטודנטים מתמחים מתחומי‬
‫הייעוץ החינוכי‪ ,‬הריפוי בעיסוק‪,‬‬
‫הטיפולים בהבעה ויצירה ועוד ‪ .‬יש לנו‬
‫מתנדבים מדהימים‪ ,‬מקצועיים‪,‬‬
‫שבלעדיהם כל זה לא היה יכול‬
‫להתממש‪ .‬את כל פעילות המרכז מלווה‬
‫וועדת היגוי המשלבת אנשי מקצוע‬
‫אקדמיים וקליניים‪ .‬הורים מגיעים אלינו‬
‫צוות ניצן הורים עם ראש העיר‬
‫עם ילדיהם בגיל הרך ‪ ,‬ולכל משפחה‬
‫נתפרת החליפה המתאימה לה מתוך‬
‫מגוון רב של קורסים‪ ,‬הדרכות פרטניות‬
‫או קבוצתיות ‪ ,‬מפגשי הורה ילד ‪ ,‬תיווך‬
‫ועוד‪ .‬כל זאת בשילוב תמידי של מפגש‬
‫חברתי‪ ,‬חגיגת חגים‬
‫יחדיו‪ ,‬טיולים ועוד"‪.‬‬
‫גנץ סיפרה כי‪:‬‬
‫"תודות לעשייה‬
‫שלנו בהרצליה‬
‫צ מ חנ ו ‪ ,‬ו כ י ו ם א נ ו‬
‫במגמת התרחבות ‪:‬‬
‫הקמנו מרכז‬
‫בכרמיאל‪ ,‬ובדרך‬
‫מרכז נוסף בראשון‬
‫לציון‪ .‬שיתוף‬
‫משפחת סגול‪ ,‬ראש העיר‪ ,‬רמטכ‘‘ל ורעייתו‬
‫הפעולה של הקהילה‬
‫אפשר יוזמות כגון‬
‫אינסופיים‪ ,‬שעומדים בבסיס 'ניצן הורים'‪ :‬ש י ל ו ב ש ל נ ו ע ר ' מ ח ו י ב ו ת א י ש י ת '‬
‫" התחלתי את דרכי בניצן כמנהלת ו ' אזרחות פעילה '‪ ,‬איתור המשפחות‬
‫' ניצן בייבי ' אז ‪ ,‬והיום ‪ ' :‬ניצן הורים ' המצטרפות‪ ,‬איתור צרכים‪ .‬סניף הרצליה‬
‫‪16‬‬
‫הוא סניף הדגל שלנו ומודל לפעילות‬
‫בשאר הארץ‪ .‬ראש העיר ‪ ,‬משה פדלון ‪,‬‬
‫מאפשר לנו להמשיך וליזום עוד למען‬
‫ההורים וילדיהם"‪.‬‬
‫עפרה אלול‪ ,‬שמשמשת כיו"ר‬
‫בהתנדבות של אגודת ניצן‪ ,‬אמרה בחיוך‬
‫לראש העיר הרצליה ‪ ,‬משה פדלון ‪ ,‬כי‬
‫הייתה שמחה לו ראשי ערים נוספות‬
‫בארץ היו מדברים כמוהו בשפה‬
‫החברתית‪.‬‬
‫לדבריה ‪ " :‬צריך לשכפל את ראש‬
‫הע י ר פ ד ל ו ן ו ל ה ב י א א ו ת ו כ ד ו ג מ ה‬
‫לעשייה חברתית אמיתית בפני ראשי‬
‫ערים אחרים בארץ"‪.‬‬
‫"בית 'ניצן הורים' הרצליה ‪ -‬הוא מרכז‬
‫ייחודי מקסים ‪ ,‬הנותן מענה להורים‬
‫עם לקויות למידה שהינם הורים‬
‫לילדים בגיל הרך ( ‪' .)0-6‬ניצן הורים'‬
‫הוקם על ידי אגודת ניצן ( לקידום‬
‫ילדים ובוגרים עם ליקויי למידה ו‪ /‬או‬
‫הפרעת קשב וריכוז)‪ ,‬במטרה‬
‫להדריך‪ ,‬ללוות ולהעצים את ההורים‪.‬‬
‫' נ י צ ן ה ו ר י ם ' מ ה ו ו ה ' ב ית ' ע ב ו ר‬
‫המשפחות ופועל כמרכז הדרכה‬
‫אינטראקטיבי ‪ ,‬רב תחומי ומקצועי ‪.‬‬
‫הפעילות מתמקדת בעיקר בעבודה‬
‫מול ההורים וילדיהם‪ .‬ההסתכלות על‬
‫המשפחה היא 'הוליסטית'‬
‫וההתערבות נעשית מול שלושה דורות‬
‫על פי צורך (הורים‪ ,‬ילדים‪ ,‬סבים‬
‫וסבתות )‪ .‬ההורים מגיעים למרכז יחד‬
‫עם יל די הם ו משתת פי ם בפ עי לו יות‬
‫המקנות ל ה ם י דע וה ע שר ה ב מגו ו ן‬
‫נושאים‪ ,‬כגון‪ :‬שיפור אינטראקציות הורה‬
‫ילד ‪ ,‬הצבת גבולות ‪ ,‬ניהול זמן נכון ‪,‬‬‫חיזוק מיומנויות חברתיות ועוד ‪ .‬צוות‬
‫המרכז משלב אנשי מקצוע מתחום‬
‫הייעוץ החינוכי ‪ ,‬ריפוי בעיסוק ‪ ,‬הדרכה‬
‫הורית‪ ,‬מטפלים ביצירה והבעה ועוד‪.‬‬
‫באירוע התייצבו גם ‪ :‬סמי סגול –‬
‫שרעייתו טובה היא היזמת של המרכז‪,‬‬
‫מנכ " לית אגודת ניצן הארצית‪ ,‬דר ' מלי‬
‫דנינו ‪ ,‬הרמטכ " ל ‪ ,‬בני גנץ ( שרעייתו ‪,‬‬
‫רויטל ‪ ,‬מנהלת את ניצן הורים הארצי) ‪,‬‬
‫חיים רמון ורעייתו ורד ריבלין ‪ ,‬משה‬
‫ועירית תאומים‪ ,‬שלי מגבר‪ ,‬מנהלת סניף‬
‫' ניצן הורים ' הרצליה ‪ ,‬הצוות המקצועי ‪,‬‬
‫התורמים ‪ ,‬המתנדבים ‪ ,‬חברים ‪ ,‬אנשי‬
‫אקדמיה והמשפחות הנעזרות במרכז‪.‬‬
‫התאחדות יוצאי תורכיה‬
‫‪www.turkisrael.org‬‬
‫ביטאון התאחדות יוצאי תורכיה‬
‫גיליון ‪ 95‬יולי ‪4102‬‬
‫הקהילה הטורקית וההיבט העדתי ממבט אישי – ‪1‬‬
‫ניסו מיסיסטרנו‬
‫מדי פעם‪ ,‬כתבה עיתונאית כלשהי משחררת‬
‫את השד העדתי מהבקבוק‪ ,‬היוצא להשתולל‬
‫ולהתפרע ללא שליטה‪ .‬והציבור‬
‫האינטלקטואלי המזרחי מתנפל על השד‬
‫המסכן כמו מוצא שלל רב ‪ ,‬על מנת לחבוט‬
‫בממסד האשכנזי בדרישה שיכה על חטא ‪,‬‬
‫ויתחיל לפנות משרות ומינויים כדי להגיע‬
‫לאיזשהו איזון אתני‪ .‬נדמה שמחול השדים‬
‫המתחולל בתקשורת ‪ ,‬באקדמיה וברשתות‬
‫החברתיות לא ייפסק‪ ,‬עד שאחרון המזרחיים‬
‫יגיע אל סיפוקו‪ .‬קיימת התחושה שיש בעמנו‬
‫שני פלגים עיקריים ‪ :‬האשכנזים ‪ ,‬ומי שלא‬
‫אשכנזים המכונים בהכללה ספרדים‬
‫ולפעמים כתת‪-‬תרבות של מזרחים‪.‬‬
‫יהדות ההשכלה האשכנזית טבעה את‬
‫המושג "אוטו‪-‬אמנציפציה" (אם אין אני לי מי‬
‫לי ) ‪ ,‬אשר הובילה את התנועה הציונית‬
‫להקים את המדינה ‪ .‬נדמה לי שיהדות‬
‫המזרח ‪ ,‬אשר עלתה למדינה מן המוכן ‪ ,‬מי‬
‫ממניעים ציוניים ומי בעל כורחו‪ ,‬המציאה את‬
‫המושג " אוטו ‪-‬דיסקרימינציה " ( הפליה‬
‫עצמית = כולם קיפחו אותי)‪ .‬כן‪ ,‬זה מרגיז‪,‬‬
‫אבל האוכלוסיות " המוחלשות " ( מלה‬
‫מכובסת לנחשלות ‪ .‬מי בדיוק החליש‬
‫אותם?) זועקות על קיפוח גם אחרי שלוש‬
‫או ארבע דורות לאחר עלייתן ארצה ‪,‬‬
‫וממשיכות להאשים את הממסד האשכנזי‪,‬‬
‫שדחק אותם למעברות ועיירות הפיתוח‬
‫ושכח אותם שם‪.‬‬
‫כיצד מגדירים בכלל מי זה אשכנזי ומי‬
‫ספרדי או מז רחי ? האם זה כל המגוון‬
‫התרבותי או האתני שיש בעם היהודי? מה‬
‫עם הרומניוטים – היהודים מגלות רומי ‪,‬‬
‫יהודי הבלקן ואסיה הקטנה המקוריים‬
‫שהתיישבו בשטחי ביזנטיון‪ ,‬לימים‬
‫האימפריה העות'מאנית‪ ,‬לפני שיהודי אשכנז‬
‫פלשו לשם במאות ה‪ 21-‬וה‪ 21-‬ויהודי ספרד‬
‫בהמוניהם בסוף המאה ה‪ .21-‬ומדוע לצבוע‬
‫את הספרדים והמזרחים באותם הגוונים‬
‫והטעמים ככלל ? איזה קשר עדתי‪-‬אתני או‬
‫ת ר ב ו ת י ק יי ם ב י ן י הו ד י י ו ו ן ו ב ו ל ג ר י ה‬
‫הספרדים לבין יהודי תימן הדרום‪-‬מזרחים?‬
‫יהודי המגרב (המערב) ממרוקו קרובים יותר‬
‫בתרבותם ליהודי מצריים המזרחיים‪ .‬ויהודי‬
‫ההר בקווקז ‪ ,‬ויהודי גיאורגיה או בוכרה ‪:‬‬
‫האם הם מזרחיים או אשכנזיים כמו יהודי‬
‫רוסיה ואוקראינה?‬
‫ומה עם ילדי התערובת? מקור שם משפחתי‬
‫רומניוטי ‪ .‬סבי נולד באיסטנבול ‪ ,‬למד וקיבל‬
‫את הסמכתו לרבנות בפאריז‪ ,‬והתמנה לרב‬
‫הקהילה האשכנזית כשחזר הביתה ‪ .‬סבתי‬
‫לבית קזאדו ‪ ,‬נולדה בחברון ‪ ,‬נכדתו של רב‬
‫מקובל ס"ט‪ ,‬גדלה במצריים בדרך‬
‫לאיסטנבול ‪ .‬אמי לבית צ ' וקראן ( צוקר ? )‪.‬‬
‫האם אבי אמי היה ספרדי או אשכנזי? סבתי‬
‫מצד אמי לבית לוי ‪ ,‬נולדה בצ'ורלו ‪ ,‬אנקרה ‪.‬‬
‫האם היא הייתה ספרדיה או רומניוטית ?‬
‫רעייתי נולדה בישראל‪ .‬אמה נולדה‬
‫באוסטריה‪ .‬הורי אמה בהונגריה‪ .‬אביה נולד‬
‫בסין‪ .‬הורי אביה ילידי רוסיה שחיו‬
‫באזרבייג'ן‪ .‬לאור " המעורב הישראלי" הזה‪,‬‬
‫האם ילדי הצברים הינם ספרדים או‬
‫אשכנזים?‬
‫בטורקיה לא ידענו מה זו עדתיות‪ .‬נכון‪ ,‬היו‬
‫בתי כנסת נפרדים לפי נוסח התפילה ‪ ,‬אך‬
‫תמונה‪WALLA :‬‬
‫בחיי היום יום הירש‪ ,‬וטולדו‪ ,‬כרמונה‪ ,‬ציקורל‬
‫ובן ‪-‬שושן ‪ ,‬צ ' יקבאשווילי ואשכנזי ‪ ,‬למדו‬
‫באותם בתי ספר ‪ ,‬אכלו באותן המסעדות ‪,‬‬
‫עשו עסקים זה עם זה והתרועעו באותה‬
‫חברה‪ ,‬בלי להתעניין מה המקור המדויק של‬
‫המשפחה‪.‬‬
‫ילדי אולי אינם בעלי עדה מובהקת ‪ ,‬אך אני‬
‫בוודאי לא אשכנזי‪ .‬האם קופחתי אי פעם על‬
‫רקע עדתי ? ממש לא ‪ .‬גם לא אבי שעלה‬
‫אר צה ע ם מש פ חת ו וה ור י ו המ בו גר י ם‬
‫ממניעים ציוניים ‪ .‬לא ביקש ולא קיבל סיוע‬
‫לשיכון ‪ .‬בתמימותו קנה דירה באור‪-‬יהודה ‪,‬‬
‫במקום שכונת בבלי או ווילה במונוסון‪ .‬סיפרו‬
‫לו על שכנים עולים מאירופה ‪ .‬אך מרבית‬
‫השכנים היו מפוני מעברת אור‪-‬יהודה יוצאי‬
‫‪17‬‬
‫עירק ‪ .‬למרות הפער בתרבות ובמנטאליות ‪,‬‬
‫חיינו עם שכנינו בהרמוניה‪.‬‬
‫אבי ‪ ,‬שהיה יזם ניסה לפתוח מספר עסקים‬
‫בארץ ‪ .‬והימים ימי המיתון החריף טרום‬
‫מלחמת ששת הימים ‪ .‬כל המפעלים לא‬
‫צלחו ‪ .‬בגיל ‪ 66‬מצא עצמו מרושש ומובטל‬
‫עם ‪ 6‬פיות להאכיל בבית‪ .‬האם הרים ידיים?‬
‫האם התבכיין וצעק שקיפחו אותו ולקחו את‬
‫הונו שירד לטמיון ? ממש לא ‪ .‬הוא פשוט‬
‫מצא עבודה כשכיר במפעל ‪ .‬אני נשלחתי‬
‫לפנימייה ‪ .‬סבי הרב יצא לעבוד בגיל ‪00‬‬
‫כסופר סת " ם ונסע בשני אוטובוסים לתל ‪-‬‬
‫אביב כדי לעזור בפרנסה ‪ .‬אמי התופרת ‪,‬‬
‫שהפסיקה לעבוד לאחר נישואיה ‪ ,‬נסעה‬
‫בטרמפים כדי להלביש את נשות סביון‬
‫השכנה בשמלות יוקרה‪.‬‬
‫אבי עבד קשה בלי להתלונן ‪ ,‬לא על קיפוח‬
‫ולא על שד עדתי‪ .‬הוא הגיע למעמד של יו"ר‬
‫הקהילה הטורקית בארץ ‪ .‬נבחר פעמיים‬
‫למועצת העיר בת ‪-‬ים ‪ ,‬עשר שנים חבר‬
‫בהנהלת העיר ‪ .‬היה שותף להקמת שבע‬
‫לשכות אחווה והיה נשיא בשלוש מהן ‪.‬‬
‫הרצה וכתב מאמרים בשלוש שפות ‪,‬‬
‫וכתבותיו התפרסמו בארץ ובעולם ‪ .‬כל‬
‫זאת ועוד הוא עשה בהתנדבות למען‬
‫הציבור והקהילה‪ ,‬תוך כדי עבודה‬
‫ל פרנסתו ‪ .‬ולאחר פ רישתו ל גמלאו ת‬
‫במקום לנוח הוסיף עוד פעילות‬
‫התנדבותית‪ .‬כך הוא נפטר ללא ממון אולי‪,‬‬
‫אך בשם טוב‪.‬‬
‫כך מתנהגת משפחה לא אשכנזית‪ ,‬שמגיעה‬
‫לפת לחם בעיירת פיתוח‪ ,‬ומצליחה‬
‫להתרומם מהשפל הנורא בעבודה קשה ‪.‬‬
‫כחבר פעיל בקהילת יוצאי טורקיה אני יכול‬
‫להעיד ‪ ,‬שאין בין יוצאי טורקיה הזועקים‬
‫לקיפוח ‪ .‬כולם השתלבו בחברה בשקט‬
‫ובהתמדה‪ ,‬בחריצות ובעבודה קשה‪ ,‬ומעל‬
‫לכל בהשקעה רבה בחינוך ובהשכלה ‪ .‬כך‬
‫הגיעו לעמדות בכירות במסחר ‪ ,‬בתעשייה ‪,‬‬
‫ברפואה ‪ ,‬במשפטים ‪ ,‬באקדמיה ובמגזר‬
‫הציבורי ללא שום עזרה חיצונית‪ ,‬בלי הקמת‬
‫מפלגות פוליטיות ‪ ,‬מלבד תמיכת הקהילה‬
‫בעצמה ‪ .‬כן ‪ ,‬גם אלה שהגיעו למעברות‬
‫ולעיירות הפיתוח עם כל המזרחים‪,‬‬
‫שלכאורה הממסד הזניח אותם‪.‬‬
Download

bülten 2014 temmuz sayısı