CSR Turkey
Kurumsal Sosyal Sorumluluk Dergisi • Mayıs-Haziran 2014 • Sayı: 15 • ISSN 2147-6179
“Vay canına!”
dedirten
kimya
yaratıyoruz.
Çocuklara kimyayı eğlendirerek öğreten Kids’ Lab,
İstanbul Modern’de yeniden başladı!
Katılım için 0212 334 73 16 numaralı hattı arayarak rezervasyon
yaptırabilir, detaylı bilgi için /BASF.KidsLabTurkey Facebook
sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Mucizenin olduğu yerde bilim vardır. Çünkü BASF’de
biz kimya yaratıyoruz.
www.wecreatechemistry.com
Merhaba,
KSS Türkiye dergisi 15.sayısıyla sizlerle. Bu sayının hazırlandığı
süreç çok sıkıntılıydı. Soma’da yaşanan felaket çok canımızı
yaktı. Hele ki; bunun önlenebilecek bir facia olmasına rağmen
yaşanması bir kez daha isyan sebebiydi.
Ülkede geri plana atılan, hayati bir konu: ‘‘İş ve işçi güvenliği.
Sayısal olarak Türkiye’de yaşanan işçi ölümlerine bakıldığında
konunun ne derece göz ardı edildiğini açıkça görüyoruz.
Kurumsal sosyal sorumluluğu farklı açılardan anlatmaya
çalışırken, ‘‘iş güvenliği, önlem almak vs’’ konularına da değiniriz
hep. Çünkü önemli bir ayağıdır KSS’nin. Tekrar ve tekrar
vurgulama gereğini böylesi acılarla duyuyor olmamalıydık.
Sorumlu kurum/ kuruluşlara ihtiyaç olduğunu bir kez daha net
olarak gördük. Malesef acı kayıplarla...
Tekrarının yaşanmamasını diliyor ve tüm kesimleri kurumsal
sorumlu davranmaya çağırıyoruz.
İyi okumalar.
Sevgi ve Saygılarımla
D. Eylem Altıok
KSS Uygulamaları
10Türk Ekonomi
Bankası
11Atos
12Lassa
16 VİKO
18Eureko Sigorta
19Girişimcilik
Ajansı
Programı
KSS Söyleşileri
20McDonald's
21Boyner
22Renault Mais
23İGDAŞ
25BASF
27Give&Gain
29TOFD
30DASK
33EMC Türkiye
34Sürdürülebilir
Markalar
İstanbul
35Sanofi
36SistemTurk
38Damat|Tween
39Dow
41Sürdürülebilir
Finans Forumu
42Kredi Kayıt
Bürosu
43Oriflame
45Sağlık Gönüllüleri Türkiye
Üniversite
29 Bilgi Üniversitesi
6 Koç Holding
Okyar Tuncel
13Ak-Kim
Sibel Bekler Keçeci
Makale
15 Ali Ercan Özgür
24 Serdar Tunçer
Değerli Okuyucular,
Mayıs ayı, Türkiye’de kurumsal sosyal sorumluluk
açısından çok önemli bir ay oldu. Soma’da yaşanan
hazin felaket, son yıllarda Tuzla tersanelerinde
yaşanan iş kazaları ve Merter’de havai fişek
tersanelerinde yaşanan işyeri felaketleri gösteriyor
ki, büyüyen ihtiyaçlar ile gelişen sektörler sorumlu
ve insan unsurunu temel alarak büyümemektedir.
Burada elbette denetimler ve caydırıcı kural
ve cezalar önemli. Ancak kurumsal sosyal
sorumluluğun özü ve tartışmamız gereken nokta
bu önlemlerin gönüllü alınmasıdır. Yaptığı işi doğru
yapmayan şirketler yüzünden bugün adına “işyeri
kazası” denerek yumuşatılan “işyeri afetleri” en
önemli sorundur. Bu bağlamda, çalışan ölümleri
ve işyeri afetleri ancak kurumsal sosyal sorumluluk
iş süreçlerinin parçası olur, gönüllü yapılır ve
içselleştirilirse sürdürülebilir olacaktır.
Son bir yılda Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk
Derneği olarak kapsamlı ve ücretsiz bir araç ile
başta KOBİ’ler olmak üzere işyerlerini hedefleyen
“Sağlam KOBİ” projesini başlattık. Özellikle Ticaret
Odaları ve şirketlere yönelik bu eğitimlere ilgi
üzülerek belirtiyorum sadece zorlama katılımlardan
oluştu. Çünkü, şirketler işyerlerinin güvenliğini,
çalışanlarının sağlığı ve emniyetini yeteri kadar
önemsemiyor ve Türkiye’de milyonlarca işletmenin,
üretim merkezinin çok kapsamlı ve sürekli, eş
zamanlı olarak denetlenmesi mümkün değil.
Bundan sonraki sürecin farklı işlemesi için tüm ilgili
paydaşların üzerine düşeni yapmasını temenni
ediyorum.
Bu bağlamda KSS’nin Türkiye’de yaygınlaştırılması
için çalışmalarımız hızla sürüyor. GAP İdaresi
Başkanlığı Bölge Müdürlüğü ve Kadir Has
Üniversitesi Kurumsal Sosyal Sorumluluk
Akademisi işbirliği ile “GAP Bölgesi’nde
Kurumsal Sosyal Sorumluluk Uygulamalarının
Yaygınlaştırılması’’ projesini başlattık. Proje
kapsamında GAP Bölgesi’ne yönelik sosyal
sorumluluk uygulamalarının artması ve özel
sektörün bölgeye olan ilgi ve çalışmalarının
arttırılmasını hedefliyoruz. Bu çerçevede kamu -
özel sektör işbirliklerinin KSS alanında artması,
bölgedeki sosyal ve ekonomik kalkınmanın
sürdürülmesi amacıyla mikro projeler geliştirilmesini
hedefliyoruz. Bu amaçla 29 Mayıs 2014 tarihinde,
Urfa’da GAP İdaresi Başkanlığı Bölge Müdürlüğü
çatısı altında, GAP bölgesindeki illerin valilikleri,
ticaret sanayi odaları, ticaret borsası, kalkınma
ajansları ve ilgili sivil toplum kuruluşları ile
GAP Bölgesi KSS Durum Analizi’’ çalıştayını
gerçekleştirdik. Çalıştay kapsamında paydaşların
katılımı ile GAP Bölgesi’nde yürütülen sosyal
projeler, destekler, fon çalışmaları, kamu-özel
sektör ve sivil toplum işbirlikleri tartışarak ve
gelecek yıllarda GAP Bölgesi’nde öne çıkması
beklenen alanlar, proje konuları ve fırsatlarını
değerlendirdik.
Yanı sıra özel sektörde gönüllülük çalışmalarını
teşvik etmek, bir gün boyunca gönüllülük faaliyetleri
ile çalışan gönüllülüğüne vurgu yapmak için
gerçekleştirilen Give&Gain Day, ülkemizde
üçüncü kez ÖSGD işbirliğiyle gerçekleştirdik. 2-11
Mayıs 2014 tarihleri arasında gerçekleştirdiğimiz
Birçok şirket ve sivil toplum kuruluşunun
işbirliğinde gerçekleştirilen haftada 534 gönüllü
gerçekleştirdikleri aktiviteler ile 3.826 kişiye ulaştı.
Her sene etkinliğin giderek yaygınlaşmasından
dolayı son derece mutlu olduğumuzu belirtmeliyim.
Bir diğer çalıştığımız alan ise, 5 Aralık 2014
tarihinde altıncısını gerçekleştireceğimiz, Kurumsal
Sosyal Sorumluluk Pazaryeri. Gelen talepler ve
oluşan ihtiyaçlar doğrultusunda yenilenen ve akılcı,
kapsayıcı ve sürdürülebilir KSS uygulamalarının
yer alacağı etkinlik detaylarımızı kısa süre içinde
sizlerle paylaşacağız.
Bu faaliyetlerimiz dışında KSS çalışmalarımızı;
Sürdürülebilir Şehirler, Girişimcilik Merkezi, Bilim&
KSS gibi farklı proje ve etkinliklerle büyük bir
heyecanla devam ettiriyoruz. Detaylar belirlendikçe
siz paydaşlarımızla bunu paylaşacak ve sizlerle
ortak girişimler geliştirmek için iletişim halinde
olacağız.
Sevgilerimle,
KSS ri
e
leşil
y
ö
S
Koç Fest ile 2,5 milyon gence ulaştık
Koç Holding Kurumsal Marka Müdürü
Okyar Tuncel, yıllardır süregelen Koç Fest
organizasyonunun geçmişini ve bugününü KSS
Türkiye’ye anlattı.
Türkiye Koç Fest Üniversite Spor Oyunları 2006’dan
beri sürüyor. Bu projeyi anlatır mısınız? Bugüne
kadar geri dönüşleri nasıl oldu?
Koç Holding olarak
Koç Fest’i 2006
yılında, gençlerin
kişisel gelişimini
desteklemek
amacıyla; spor,
teknoloji, müzik,
eğlence ve
rekabet unsurlarını
bünyesinde
barındıran bir gençlik
projesi olarak hayata
geçirdik. Koç Fest
projemiz 2006- 2008
yılları arasında
üniversitelerin bahar şenlikleri döneminde Koç
Topluluğu markalarının verdiği destekle eğlence
ve müziğin ağrılıklı olduğu bir etkinlik olarak
gerçekleşti. 2009 yılında Koç Fest etkinliğimiz,
uluslararası spor müsabakalarında Türkiye’yi
başarıyla temsil edecek sporcuların yetişmesine
katkı sağlamak amacıyla Üniversite Spor
Oyunları’nın resmi sponsorluğunu üstlenmemizle
boyut değiştirdi. Koç Fest bugün içerisinde spor,
eğlence ve müziğin bir arada olduğu Türkiye’nin en
geniş katılımlı gençlik etkinliği olarak yoluna devam
ediyor.
müsabakalarda temsil edecek başarılı sporcular
yetiştirilmesine destek vermeyi hedefledik.
Türkiye’de sporun gelişiminde başarılı sporcuların
yetiştirilmesi kadar iyi izleyici yaratmanın da önem
taşıdığı inancını besliyoruz. Ayrıca spor; katılımcı,
disiplinli, rekabetçi ama takım çalışmasına da
yatkın bireyler yaratıyor. Dolayısıyla spora
yatırımın, topluma yatırım olduğuna inanıyoruz.
Bunun yanı sıra Koç Fest’in amaçlarından biri
de Türkiye’de
daha çok spor
branşında sporcu
yetiştirilmesine ve
amatör branşlara
olan ilginin artmasına
katkı sağlamak. Buna
göre de 2013’te 44
olan branş sayısını
bu yıl okçuluk ve
oryantiring dallarının
eklenmesiyle 46’ya
yükselttik.
Koç Fest’te
gençlerle sosyal
medya üzerinden
de buluşabilmemizi
sağlayan yarışmalar,
etkinlikler organize ettik.
Türkiye Üniversite Spor Oyunları’ndan
bahsederken bu sponsorluğu üstlenmemizin altında
yatan nedenleri bir miktar daha detaylandırmak
istiyorum. Biz bu işbirliğiyle ülkemizi uluslararası
6
Bugün geldiğimiz
noktada Koç Fest etkisi her geçen yıl dalga etkisi
ile artan dev bir organizasyona dönüştü. Koç Fest
ile 2006 yılından bu yana 2,5 milyon gence ulaştık.
Koç Fest’te 32 farklı ilde 34 farklı üniversiteyi
ziyaret ettik. 2011 yılında uygulamaya başladığımız
Okyar Tuncel
dijital platformda 10 milyon kişiye ulaştık. Koç
Fest süresince Türkiye Üniversite Spor Oyunları
Federasyonu (TÜSF) yetkilileri ve Koç Fest saha
ekibinden oluşan yaklaşık250 kişi bir ay boyunca
görev yaptı.
Koç Fest projesi her yıl farklı içeriklerle
zenginleşiyor. Koç Fest özelinde bu yıl neler
yaptığımıza bakmak gerekirse yine spor ve
etkinlik açısından oldukça yoğun geçen bir
dönem yaşadığımızı ifade etmek isterim. Bu
yıl daha fazla sayıda gencin bu spor şölenini
yaşamasını amaçladık, bunun için geçen yıl
6 ilde düzenlediğimiz finalleri bu yıl 10 ilde
gerçekleştirdik. Türkiye Koç Fest Üniversite
Spor Oyunları’nın final karşılaşmaları bu yıl 19
Nisan -18 Mayıs tarihleri arasında sırasıyla;
İzmir, Mersin, Kahramanmaraş, Malatya, Tokat,
Zonguldak, Tekirdağ, Kütahya, Konya ve Kayseri
illerinde gerçekleşti. Yıl boyunca 46 branşta 185
üniversiteden 22 bini aşkın sporcunun yarıştığı Koç
Fest’te finale kalan 4 bin sporcu, üniversitelerde
adeta olimpiyat rüzgarı estirdi. Türkiye Koç
Fest Üniversite Spor Oyunları’nda bu yıl; futbol,
basketbol, atletizm, yüzme, voleybol, hentbol
gibi popüler branşların yanı sıra dünyada da
yeni gelişen speed badminton, spor tırmanışı,
oryantiring, ragbi gibi spor dallarına da yer verildi.
Koç Fest tabi ki sadece bir spor organizasyonu
değil içinde müzik ve eğlenceyi de barındırıyor.
Nitekim festival boyunca viral filmler, teknolojik
etkinlikler ve sosyal medya ile entegre edilmiş
yarışmalar düzenlendi ve bu etkinlikler gençlerden
büyük ilgi gördü. Koç Fest’te her yıl farklı ve
yenilikçi uygulamaları da hayata geçiriyoruz. Bu
yıl ki farklı uygulamamız gündüz düzenlediğimiz
etkinlikleri spor salonları içerisine almamız oldu.
Böylece öğrencilerin vakit geçireceği alternatif bir
etkinlik alanı oluşturmak yerine, tüm enerjiyi spor
müsabakalarına yönlendirerek; hem sahadaki
mücadeleye hem de tribünlerdeki seyircilere farklı
bir deneyim yaşatmayı hedefledik. Koç Fest’te
bugüne kadar pek çok teknolojik unsuru bir arada
kullandık. Bu yıl da yine gençlerle sosyal medya
üzerinden de buluşabilmemizi sağlayan birtakım
yarışmalar, etkinlikler organize ettik. Sosyal medya
üzerinden de gençlerle buluşan Koç Fest’te,
öğrenciler vine ünlüleri ile söyleşilerde bir araya
geldi, spor ve sosyal medya üzerine sohbetler
etti. Koç Topluluğu şirketlerinden, Koçtaş, Arçelik,
Beko, Grundıg, Setur, Yapı Kredi, Tat, Ford, Fiat,
Aygaz, Opet, Tüpraş, Tanı şirketlerimizle eğlenceli
etkinlikler düzenledik. Ayrıca her yıl olduğu gibi Koç
Fest bu yıl da gençler ile birbirinden ünlü müzik
gruplarını buluşturdu. Festival boyunca Gripin ve
Control+Z konserleriyle bize eşlik etti.
8
Koç Fest’i geride bıraktığımız bu günlerde bir
analiz yapmak gerekirse, gururla ifade etmek
isterim ki Koç Fest kapsamında gidilen her ilde
üniversite kampüslerinde olimpiyat ruhu daha da
güçleniyor. Koç Fest şampiyonları uluslararası
organizyonlardan madalyalarla dönüyor. Nitekim
geçen yıl Koç Fest şampiyonu olan takımlar
ve bireysel sporcular Dünya Üniversiteler
Yaz Spor Oyunları’nda ve Avrupa Üniversite
Şampiyonaları’nda toplam 4 altın, 9 bronz ve 8
gümüş madalya kazanarak büyük bir başarıya
imza attı. Bütün bunların dışında Koç Fest’in
üniversiteli gençlerde fair play ruhunu geliştirdiğini
gözlemlediğimizi söylemek yerinde olur. Bunun
yanı sıra Türkiye Koç Fest Üniversite Spor
Oyunları’na hem sporcu hem de izleyici olarak
katılım her geçen yıl artıyor.
Koç Fest’in Kayseri’deki büyük finalinin de bir
olimpiyat havasında geçmesi planlanmıştı ve pek
çok etkinlik gerçekleşecekti. Soma’da yaşanan acı
olay nedeniyle Koç Fest’in finalinde Kayseri de
gerçekleştireceğimiz tüm etkinlikleri iptal etmeyi
uygun bulduk.
Bu vesileyle Soma’da yaşanan acı olayla ilgili
olarak bir kez daha ülkemizin acısını yürekten
paylaştığımızı belirtmek ve milletimizin başı
sağolsun demek isterim.
U
KSS ları
ama
l
u
g
y
TEB finansal okuryazarlığı
Çocuk Tiyatrosu ile anlatacak
TEB Bireysel ve Özel Bankacılık Genel Müdür
Yardımcısı Gökhan Mendi, TEB Çocuk Tiyatrosu
hakkında bilgi verdi.
TEB Çocuk Tiyatrosu’nun Rüzgar’ın Kumbarası
adlı oyunu 15 Haziran’a kadar İstanbul Trump
Kültür ve Gösteri Merkezi’nde sahneleniyor. Yıl
sonuna kadar ise Türkiye genelinde ücretsiz 40
oyun sahnelenerek, tüm Türkiye’de çocuklara sanat
yoluyla birikim ve tasarrufun önemi anlatılmaya
devam edilecek.
TEB Aile Akademisi ile 15 bin
çocuğa ulaşıldı
G
T
EB Bireysel ve Özel Bankacılık Genel Müdür
Yardımcısı Gökhan Mendi, ‘‘Türk Ekonomi
Bankası (TEB) olarak Sorumlu Bankacılık
anlayışımızla finansal okuryazarlığa TEB Aile
Akademisi ile odaklanmıştık. Bugüne kadar
120 bin kişiye ulaştığımız TEB Aile Akademisi
kapsamında yeni bir proje daha başlattık. Sanat
yoluyla çocuklarımıza ulaşarak finansal okuryazar
bir nesil yetiştirmeye katkı sağlamak için TEB
Çocuk Tiyatrosu’nu kurduk. 5 yaş ve üzerindeki
çocukları hedefleyen TEB Çocuk Tiyatrosu, ilk
oyunu Rüzgar’ın Kumbarası’yla ücretsiz olarak
sergilenmeye başlandı. Oyun, birikimin önemini
vurgulayarak çocukların akıllı para harcama, harçlık
biriktirme gibi kavramları anlamasına yardımcı
oluyor; finansal okuryazarlığı çocukların anlayacağı
şekilde basit ve eğlenceli bir dille anlatıyor’’ dedi.
Sanat yönetmenliğini ve koreografisini Emre
Çelik’in üstlendiği, müzikleri ise Selim Atakan
tarafından hazırlanan Rüzgar’ın Kumbarası’nda,
ana karakter Rüzgar’ın tüm parasını harcadığı için
gitmek istediği bir sualtı gezisine gidemeyişi, gerekli
parayı toplamak için okulun düzenlediği kermeste
limonata satıp para biriktirmesi ve bu süreçte
yaşadığı maceralar anlatılıyor.
10
ökhan Mendi, Finansal okuryazarlık düzeyini
artırarak tasarruf bilincinin yaygınlaşmasına
katkı sağlamak amacıyla ‘Ekonomi ailede başlar’
anlayışıyla Ekim 2012’de hayata geçen TEB Aile
Akademisi ile bugüne kadar 120 binden fazla kişiye
ulaşıldığını söyledi.
Bütçesini sağlıklı yöneten, parasını doğru
harcayarak birikim yapabilen nesiller yetişmesine
katkıda bulunmak amacıyla TEB Aile Akademisi
ile İstanbul, Ankara, Konya, Adana, Batman,
Maraş, Denizli, Bursa, İzmir, Antalya ve Isparta’da
44 okulda düzenlenen özel eğitimlerle bugüne
kadar 15 bin çocuğa ulaşıldığını belirten Mendi,
“Çocuklara bütçe planlama, harçlık yönetimi ve
tasarruf eğitimleri verdik. Sınıf içi eğitimlerin yanı
sıra TEB Çocuk dijital platformunu da kurduk.
www.tebcocuk.com sitesi üzerinden bugüne
kadar 258 bin kişiye ulaşan TEB Çocuk’un iPad
uygulaması ise 19 bin kez indirildi” dedi.
Uyg
KSS
ulam
alar
ı
Türkiye’de kişi başı 5,65 ton
karbon emülsiyonu üretiliyor
2015 yılına kadar dünya çapında karbon ayak izini yüzde 50 oranında azaltmayı hedefleyen IT
hizmetleri şirketi Atos, Türkiye’de herkesin karbon ayak izini basitçe ölçebileceği eğlenceli bir
uygulama geliştirdi: Karbonolcer.com
A
tos, son olarak Türkiye’de kendi karbon ayak
izini ölçmekle kalmadı, ayrıca herkesin kendi
kişisel karbon ayak izini hesaplayacağı oldukça
basit kullanımlı ve eğlenceli bir web uygulaması
geliştirdi. Uygulama ile aynı zamanda çalışanların
özel hayatlarındaki karbon ayak izlerini azaltma
konusunda da farkındalık yaratıyor.
2009-2011 aralığındaki 3 yıllık süreçte globalde
karbon ayak izinde yüzde 34.6’lık düşüş sağlamayı
başaran Atos’un hedefi, bu oranı 2015 yılına
kadar %50 seviyelerine kadar indirmek. Diğer
kuruluşlardan farklı olarak, kendi süreçlerinde
karbon kullanımını en aza indirmenin yanı sıra
Atos, hizmet sunduğu firmalara ve tüm bireylere
de karbon emisyonunu azaltmanın yollarını ve bu
sayede elde edilen tasarrufu anlatıyor.
Atos Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su
Orhan Akbulut, şehirlerdeki karbondioksit salınım
oranlarını düşürecek teknolojilerden modern
yenilenebilir enerji üretim metotlarına varan geniş
ve zengin bir yelpazeye sahip olduklarını dile
getiriyor. “Atos bu anlamda öncü şirketlerden
biri olarak, 2015 yılı itibarıyla bütün küresel veri
merkezlerinin yüzde 100 yenilenebilir enerji
kaynaklarından beslenmesini hedefliyor. Ayrıca
tüm Atos veri merkezlerine hitap eden karbon
dengeleme programı sayesinde, dünya genelindeki
tüm Atos müşterilerine, “karbonsuz hosting”
sağlamayı sürdürüyoruz” diyen Akbulut, Türkiye’de
geliştirdikleri ve kişisel karbon ayak izini ölçen
karbonolcer.com uygulamasının Atos çalışanları
tarafından büyük ilgi gördüğüne de değiniyor.
Öncelikle Atos Türkiye çalışanlarının katılımının
sağlandığı uygulama, şu an herkesin kullanımına
açık. Siteye girip bu uygulamaya katılım yapanların
ortalamasına göre
Türkiye’de kişi başı 5,65
ton karbon emülsiyonu
üretiliyor. Dahası uygulama
sonucunda katılımcılar
kişisel karbon ayak izini
azaltacak püf noktaları
da öğrenebiliyor. Atos
Türkiye’nin daha temiz
ve çevreci bir gelecek
için hazırladığı bu web
uygulamasıyla herkes
karbon ayak izini ölçebiliyor,
yaşamının çevre üzerindeki
etkilerini görebiliyor ve
daha güzel yarınlar için
bugünden adım atmaya
başlayabiliyor.
11
U
KSS ları
ama
l
u
g
y
Lassa, ''Yola Sağlam Çık'' projesini sürdürüyor
Lassa “Yola Sağlam Çık” projesi ile ticari araç
kullanıcılarının yanında olmaya devam ediyor.
30 farklı noktada uzun yol şoförleriyle bir araya
gelecek olan Lassa, sürücülerin sağlıklı ve
güvenli bir şekilde trafikte olmaları için yollara
çıkıyor.
projesi kapsamında uzun yol şoförleriyle bir araya
gelecek olan ekip, yaklaşık bir buçuk ay boyunca
30 farklı noktayı ziyaret ederek, güvenli sürüş için
sağlıklı beslenmeden düzenli fiziksel egzersizin
önemine kadar birçok farklı konuda uzun yol
sürücülerini bilgilendirmeyi hedefliyor.
L
İlk yıllarında göz sağlığı taraması yapılan “Yola
Sağlam Çık” projesi kapsamında, geçen sene de
sağlıklı beslenme ve egzersiz konuları ele alınmıştı.
Türkiye genelinde 3.500 şoförle bir araya gelinmiş;
2.347 kişinin katılımı ile yapılan anket sonucunda
elde edilen veriler; uzun yol sürücülerinin %7075’inin fazla kilolarından rahatsız olduğunu; öğün
atlayan, aşırı şeker ve yağ tüketen, uzun saatler
çalıştıkları için spor yapmaya fırsat bulamayan
sürücülerin tansiyon, şeker ve kan yağı değerlerinin
yükseldiğini ortaya koymuştu.
assa “Yola Sağlam Çık”TIR’ı, Manisa’dan
start aldı. Sürücülere “Doğru beslenme ile
hep zinde ol” ve “Düzenli egzersiz ile enerjik
ol” başlıkları altında bilgilendirmede bulunacak
uzmanlardan oluşan “Yola Sağlam Çık” ekibi, uzun
yol şoförlerinin yaşadıkları fiziksel zorluklarla başa
çıkabilmeleri için sağlıklı yaşam farkındalığının
artırılmasını hedefliyor.
Lastik sektöründe 40’ıncı yılını kutlayan Lassa,
4 sene önce hayata geçirdiği “Yola Sağlam Çık”
Marc Mathieu:
Dünyaya çocukların gözüyle bakmalıyız
Sürdürülebilir Markalar Konferansı için Türkiye’ye
gelen Unilever Global Kıdemli Pazarlama Başkan
Yardımcısı Marc Mathieu daha iyi bir dünya için
4 yıl önce yarattıkları vizyonu anlattı.
M
athieu: “Bu dönemde işimizi ikiye katlayacağız
ve çevreye olan etkimizi pozitife çevireceğiz
dedik. İş yapma şeklimizi değiştirdik. Unilever’de
sürdürülebilirlik sorumluluğunu tüm çalışanlar
taşıyor. Şu anda Unilever Sürdürülebilir Yaşam
Planı'nda 3. yılımızı tamamladık. Türkiye'de
Domestos, ‘Eğlen-Öğren-Hijyen Projesi ile 276
bin çocuğa ve dolaylı olarak 1 milyonun üzerinde
kişiye ulaştı. Burada Knorr’un Sürdürülebillir Tarım
Projesi de bir başka örnek. Bizim dünyayı olumluya
çevirmemiz için geleceğe çocukların gözüyle
bakmamız gerekli” dedi.
12
Unilever’in çay markası Lipton’un Karadeniz’de
başlattığı çay projesini de Unilever Türkiye’nin
Gıda Pazarlamadan Sorumlu Başkan Yardımcısı
Mustafa Seçkin konuklarla paylaştı. Seçkin
dünyada kişi başına en fazla çay içilen ülkenin
Türkiye olduğunu belirterek, “Çay, Doğu
Karadeniz’de 1 milyon kişinin gelir kaynağı.
Cumhuriyet yıllarında ekilmeye başlanan çaylıklar
artık yaşlandı. Çayın ekonomik ömrü 100 yıl ve
bir şeyler yapmazsak 25 yıl sonra bugünkü çayı
içmemiz mümkün değil. Biz de bu projeyle 18.000
çiftçiye eğitim veriyoruz” dedi.
Seçkin’in konuşmasının sonunda proje kapsamında
kadınların güçlendirilmesi için kurulan Çaya Ses
Ver korosunun sahne alması, seyircilerden büyük
ilgi gördü.
Söy
KSS
leşil
e
ri
Yasal zorunlulukların ötesinde yatırım
yapmak gerektiğinin bilincindeyiz
Ak-Kim İnsan Kaynakları ve Yönetim Sistemleri Direktörü Sibel Bekler Keçeci, şirketin sosyal
sorumluluk çalışmaları üzerine sorularımızı yanıtladı.
Ak-Kim’in kurumsal sosyal sorumluluk (KSS)
politikası hakkında bilgi verir misiniz?
Akkök Şirketler Grubu, kurulduğu günden bu
yana faaliyetlerinde toplumsal faydayı gözeten
bir kurum olmuştur. Sürdürülebilir büyüme ve
sosyal sorumluluk Akkök Şirketler Grubu’nun
yol haritasının oluşumunda belirleyici bir öneme
sahiptir. Akkök Şirketler Grubu’nun bir parçası
olarak biz de kurulduğumuz günden bu yana bu
ilkeler doğrultusunda faaliyet göstermeye özen
gösteriyoruz.
Ak-Kim, sürdürülebilir büyüme hedefine yönelik
olarak yaptığı her faaliyette doğayı, çevreyi
ve iş sağlığını koruyacak önlemler almaktadır.
Sürdürülebilir kalkınmayı önemseyen bir kurumuz.
Çevre ve yeryüzündeki tüm insanların yaşam
kalitesini koruyarak ekonomik büyüme ve refah
seviyesini yükseltmeyi hedefliyoruz. Bu sebeple
geliştirdiğimiz yenilikçi ürünlerde insana ve çevreye
faydayı gözetiyoruz.
Faaliyetlerimizde tüm paydaşlarımıza karşı
sorumluluğumuz olduğunun bilincinde olarak
hareket ederiz. Bu bilinci, yasal zorunlulukların
ötesinde insana, geleceğe, çevreye ve paydaşlarla
olan ilişkilerine yatırım yapmak olarak görüyoruz.
KSS projeleri/uygulamalarınızda özel olarak
üzerine çalıştığınız alanlar var mıdır? Projelerinizi
kurgularken hangi etmenler belirleyici oluyor?
Sürdürülebilir gelişme için yenilikçi ürünler kadar
sağlıklı, eğitimli ve temiz bir çevrede yaşayan
nesillerin de vazgeçilmez olduğu ilkesiyle hareket
eden Akkök ve grup şirketleri eğitim, çevre, kültürsanat ve toplum alanlarında sosyal sorumluluk
faaliyetlerine ağırlık vermektedir.
Güncel KSS projelerinizi/uygulamalarınızı paylaşır
mısınız?
Ak-Kim olarak kurumsal sosyal sorumluluk bilinciyle
tüm paydaşlarımıza karşı “etik” ve “sorumlu”
davranıyoruz. Yürüttüğümüz tüm projelerde
13
sosyal sorumluluk anlayışını ön planda tutmakta
ve buna özen göstermekteyiz. Kurumsal sosyal
sorumluluk çalışmalarımızdan bazıları şöyle; Açık Kapı Günleri
1
999 tarihinde uygulamaya koyduğumuz “Açık
Kapı Uygulaması” ile tesislerimiz hakkında bilgi
edinmek isteyen resmi kurum/kuruluşlara ve
öğrencilere kapılarımızı açıyoruz. Yapılan tesis
ziyaretlerinde Ak-Kim ve kimya sektörü hakkında
bilgiler paylaşılmakta, böylelikle Ak-Kim yönetici
ve çalışanları, öğrencilerin gelecek hedeflerini ve
mesleki seçimlerini belirlemelerine, farkındalık
kazanmalarına yardımcı olmaktadır. Açık kapı
projesiyle yılda ortalama 300 öğrenci Ak-Kim’i
ziyaret etmekte, uygulamalar hakkında teknik
bilgiler almaktadır. Bu yıl sadece Mayıs ayında 125
üniversite öğrencisi fabrikalarımızı ziyaret etti.
Ak-Kim çalışanlarının gönüllü burs
yardımı programı
A
k-Kim çalışanlarının burs yardımı, 1996
yılında gönüllü çalışanlarımızın desteğiyle
ekonomik zorluk nedeniyle tahsil hayatını
sürdürmekte zorlanan başarılı üniversite
öğrencilerinin eğitimlerine katkıda bulunmak
amacıyla kurulmuştur. Bugüne dek 108 öğrencinin
yanında yer aldık ve faaliyet gösterdiğimiz
bölgedeki gençlere katkıda bulunmayı sosyal
sorumluluğumuz olarak gördük. Halen 36 öğrenciye
destek vermekteyiz.
Akkök Çocuk Şenliği
A
kkök Çocuk Şenliği, Akkök tarafından
Yalovalı çocukların kendi ilgi ve becerileri
doğrultusunda keyifli vakit geçirmelerini sağlamak
ve onların kişisel gelişimlerine destek olmak
amacıyla hayata geçirildi. Bu yıl üçüncüsü
gerçekleştirilen şenlikte çocuklar, farklı aktivitelerin
yanı sıra Ak-Kim Kimya’nın bilim atölyesi
14
aracılığıyla hem çeşitli deneyler yaptılar hem de
eğlenceli vakit geçirdiler.
Akkök Yetenek Tohumları projesi
A
kkök Yetenek Tohumları Projesi Akkök
Şirketler Grubu’nun ihtiyacı olan lider insan
kaynağı yetiştirme programıdır. Proje ile yetenekli
gençlerin zamanında gruba kazandırılması,
çeşitli eğitimlerle yeteneklerinin geliştirilmesi hedeflenmiştir. Akkök Yetenek Tohumları Projesi ile
yeni mezunlara iş fırsatı sunulurken son sınıflarda
okuyan adaylara staj ve part-time iş olanakları
sağlamak amaçlanmaktadır. 2014 Yetenek
Tohumları başvuruları da başlamıştır. Gençler,
Akkök Holding resmi facebook hesabından takip
edebilirler.
Eklemek istedikleriniz
Ak-Kim Kimya, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar
Günü’nde kadın çalışanlarını unutmayarak kadın
çalışanlarının Kadınlar Günü’nü kutlamaktadır.
Ak-Kim 2014 yılında, ev hanımları tarafından
üretilen sabundan yapılmış süs çiçeklerini kadın
çalışanlarına hediye etti. Hediyeler, Yalova Ticaret
ve Sanayi Odası İl Kadın Girişimciler Kurulu
tarafından hayata geçirilen “Hobim İşim Olsun”
projesi kapsamında ve ev hanımları tarafından
üretildi.
Kadının iş dünyasındaki öneminin farkında olan,
bu alanda çalışmalarına devam eden, Yalova›da
kadınlar arasında girişimciliği daha etkin hale
getirmek için çalışmalarını sürdüren Ak-Kim’in
5 yıllık gelecek planları arasında kadın çalışan
sayısını artırmak da yer alıyor.
Bunun yanı sıra Ak-Kim olarak Kızılay’ın Kuzey
Marmara Bölgesi Kan Bağışı Kampanyası’na
destek veriyoruz. Her yıl tüm çalışanlarımızla
birlikte Kızılay kan bağış kampanyalarına katılarak
topluma ve toplum sağlığına verdiğimiz değeri
göstererek kan bağışının önemine dikkat çekiyoruz.
Mak
ale
Afetlere Hazırlık ve Çalışma İlkeleri
Ali Ercan Özgür
Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği Genel Sekreteri
Son SOMA faciası gösterdi ki iş dünyasının afetler ve çalışma ilkeleri konusunda halen kat edecek
uzun bir yolu var. Bu konuyu sadece kamunun denetimlerine ihtiyaç ile açıklamak doğru olmayacaktır.
Kamu bugün Türkiye’de milyonlarca işletmeyi nasıl tek başına denetleyebilir? Bunun için kurumsal
sosyal sorumluluk yıllardır yaptığın işi doğru yapmak ve bunu içten gelerek gönüllü yapmak olarak
tanımlanıyor.
Günümüzde şirketlerin iş yapış biçimlerini uluslararası standartlara, iş sektörüne uygun güvenlik
önlemleri içeren çalışma ilkelerine, afet ve kriz yönetim becerilerine sahip olmaları bu yatırımları
sosyal yatırım görerek şirket iş yapış biçimlerini iyileştirmeleri gerekiyor. Tabii ki artık birbirine daha
bağımlı ve birbirinden etkilenilen dünyamızda ilgili işletmenin bağlı olduğu Ticaret Odası veya daha
büyük iş dünyası kuruluşlarının da üyelerini iş yapış, risk, afetlere hazırlık gibi konularda denetlemesi
ve standartlar ile takip etmesi gerekiyor. Aynı şekilde ulusal ve yerel ölçekteki sivil toplum
kuruluşları ile medya kuruluşlarının da bu konularda izleme ve baskı unsuru rolü üstlenmesi
önemlidir.
Böyle bir ekosistem oluştuğunda riskli veya değil tüm iş kollarında çalışan hakları ve iş
yapış biçimi düzenlenecektir. Bu noktada özellikle madencilik gibi riskli sektörlerde
çalışan işletmelerin afetlere de hazırlıklı hale gelmeleri ve bunu bir ön koşul olarak
yerine getirmeleri önemlidir.
Bu nedenle SOMA’nın çok ağır olan sonuçlarından tüm aktörlerin kendine göre ders
çıkarması gerekmektedir. Ancak, örneğin SOMA sonrası hemen hızlıca “sadece”
madencilik sektörüne getirilen yasa tasarısı, madencilik alanında denetimlere yönelik
söylemler ilgili konuda halen yanlış bir ekosisteme sahip olduğumuzu göstermektedir.
Oysa, Türkiye’de iş dünyasının iş yapış biçimini gözden geçirmesi, madencilikten denizliğe
ağır sanayiden tekstil üretimine kadar farklı sektörlerde iş ilkeleri, risk tespit ve denetimleri,
afetlere hazırlık programları oluşturmaları gerekmektedir.
Ayrıca, iş dünyası kuruluşları da afetler olduktan sonra yardım götürmekten öte kendi üyelerine
yaptırım, denetim, izleme ve davranış kuralları getirmelidir. Medya kuruluşları afetler olduktan
sonra acı haberleri vermek yerine önleyici denetimler ile işçiler, işyerlerinde olan vakaları
haber gündemi ve ciddi bir sorun olarak ele almalıdır.
Bu gönüllü ekosistem gelişmedikçe tıpkı 1999 Depremi, Van Depremi, Merter’deki havai
fişek üretim atölyelerindeki iş kazaları, Tuzla Tersaneleri ve SOMA felaketleri olmaya
devam edecektir. Olmaması için her şeyi kamudan beklemekten önce başta iş dünyası
olmak üzere tüm paydaşların aynayı kendine tutması gerekmektedir.
Masum Değiliz!
15
U
KSS ları
ama
l
u
g
y
VİKO’nun İyilik Elçileri,
Aydınlık Toplum Gönüllüleri
VİKO çalışanları, bu yıl Türkiye’de ikinci defa gerçekleştirilen Uluslararası Give&Gain Çalışan
Gönüllülüğü Günlerine projeleriyle destek vererek fark yarattı.
VİKO, çalışanlarını
projelerine dahil
ederek toplum
için maksimum
değer sağlamayı
hedefliyor.
S
ürdürülebilir kalkınmanın insana yatırım
ve doğal kaynakların bilinçli kullanımı ile
gerçekleşeceğine inanan VİKO, bu doğrultuda
hayata geçirdiği kurumsal sosyal sorumluluk
projelerini çalışanlarından oluşan Aydınlık Toplum
Gönüllüleri ile birlikte yürütüyor. VİKO Aydınlık
Toplum Gönüllüleri, ışığa muhtaç toplumsal
konulara aydınlık katmak için sosyal sorumluluk
projelerine gönülden destek sağlıyor, toplum için
değer yaratan çalışmalara imza atıyor.
“Sürdürülebilir ve Aydınlık Bir Gelecek İçin”
misyonu ile örnek sosyal sorumluluk projeleri
yürüten VİKO, çalışanlarından oluşan VİKO
Aydınlık Toplum Gönüllülerini projelerine dahil
ederek toplum için maksimum değer sağlamayı
hedefliyor. 16 yıldır toplum yararına çok sayıda
proje gerçekleştiren ve ÖSG Derneği tarafından
2012 yılının “En Başarılı Gönüllülük Programı”
16
seçilen VİKO Aydınlık Toplum Gönüllüleri,
geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da topluma değer
katıp, farkındalık oluşturmaya devam etti.
Anneler Günü’nü huzurevindeki
yaşlılar ile birlikte kutladılar
V
İKO, Türkiye’de üçüncü kez gerçekleşen
etkinliğe, huzurevinde Anneler Günü
organizasyonu ve konseri, Engelliler Haftası
kutlaması, köy okuluna yardım kampanyası, kanser
hastası çocuklar için yardım balosu projelerinin
yanı sıra 175 çalışanı ile de destek verdi. VİKO
çalışanlarının gerçekleştirdiği bu etkinlikler ile
yaklaşık 500 kişiye fayda sağlandı. Anneler
Günü’nde huzurevinde ziyaretçi bekleyen yaşlılara
sevgi ile sunulan çiçekler ve “Anneler Melektir”
adlı konser tebessüme, engelli öğrenciler için
düzenlenen organizasyon ise mutluluğa dönüştü.
Engelliler Haftası’nı unutmayan VİKO Aydınlık
Toplum Gönüllüleri, yapımı da VİKO tarafından
gerçekleştirilmiş olan Beyazay Rehabilitasyon
Merkezi’ndeki 130 engelli öğrenciye birçok aktivite
sunarak engelli çocukların çok mutlu bir gün
geçirmelerini sağladı. Ayrıca, engelli öğrencilerin
annelerinin, Anneler Günü kutlaması anlam yüklü
bir seremoni ile gerçekleştirildi.
Köy okulu öğrencileri ve kanser
hastası çocuklar için yardım
kampanyası
V
İKO Aydınlık Toplum Gönüllüleri, bir köy
okulundan gelen yardım çağrısına kayıtsız
kalmayarak kampanya düzenledi. Yaklaşık
80 VİKO çalışanının destek verdiği kampanya
sonucunda elde edilen gelir, kırtasiye malzemesi ve
oyuncaklar köy okuluna teslim edilmek üzere yola
çıkarıldı. Uzun süreli tedavi gören kanser hastası
çocuklara destek sağlamak amacıyla kurulan
Hayata Renk Ver Derneği’nin kanser hastası
çocukların tedavi sürecinde kullanacağı eğitim
ortamları oluşturmak için düzenlediği ve Seksenler
dizisi oyuncularının da desteklediği yardım balosu
yine VİKO Aydınlık Toplum Gönüllülerinin etkin
katıldığı gönüllülük projelerinden bir tanesi oldu.
Uluslararası gönüllülük hareketi
G
ive&Gain-Çalışan Gönüllülüğü Günü,
İngiltere’de Business Community adlı kâr
amacı gütmeyen kurul tarafından beş yıldır
uluslararası olarak düzenleniyor ve tüm dünyadan
on binlerce gönüllü çalışan katılıyor. Ülkemizde
ise Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği
ve ÖSGD’nin girişimleri ile uygulanıyor. Birçok
kuruluşun dünya sponsorluğunu üstlendiği etkinliğe
katılabilmenin koşulu ise çalışanlarla gönüllü bir
etkinlik gerçekleştirmek, çalışanların tecrübelerini
ve becerilerini toplumun ihtiyaçları doğrultusunda
gönüllü olarak kullanmasını sağlamak. Başta
İngiltere olmak üzere neredeyse her Avrupa
ülkesinde mayıs ayında düzenlenen Give&Gain
Çalışan Gönüllülüğü Günü’ne katılan şirketler ve
gerçekleştirdikleri etkinliklerin, BITC ve CSR 360
networkünde,CSR Europe’ta paylaşılarak diğer
şirketlere de örnek olması sağlanıyor.
17
U
KSS ları
ama
l
u
g
y
Eureko Sigorta
gönüllülere öncülük edecek
Eureko Sigorta, çalışanları, müşterileri ve iş ortakları başta olmak üzere tüm paydaşlarına yönelik
Öncü Gönüllüler Hareketi’ni başlattı. Öncü Gönüllüler Hareketi, Eureko Sigorta çalışanlarının
koordinasyonunda eğitim, çevre ve toplumsal katkı odaklı sosyal sorumluluk projeleri için çalışacak.
Ö
ncü Gönüllüler Hareketi’yle birlikte, Gönüllülük
Akademisi ve Gönüllü Anayasası gibi
uygulamalar da hayata geçirilecek. Eureko Sigorta
Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü Noyan
Güvenç, “Eureko Sigorta çalışanları bugüne kadar
yılda ortalama 4,5 saatlerini sosyal sorumluluk
projelerine ayırdı. Şimdi bu faaliyetlerimizi
müşterilerimiz ve iş ortaklarımızın katılımına
açarak Türkiye’nin geleceği için çalışacak büyük bir
gönüllü ailesi oluşturmaktan gurur duyuyoruz” dedi.
Eureko Sigorta, 2009 yılında kurulan ve
çalışanlarından oluşan Eureko Gönüllüleri’ne
müşterilerini ve iş ortaklarını da dâhil ederek Öncü
Gönüllüler Hareketi’ni kurdu. Sigorta sektöründe
kurumsal gönüllülüğe öncülük etme ve gönüllülük
bilincini artırma vizyonuyla çalışanlarının yanı sıra
ailelerini, iş ortaklarını ve müşterilerini de hareketin
bir parçası haline getiren şirket, gönüllü inisiyatifinin
ön plana çıkarıldığı ve herkesin toplumsal
sorunların çözümünde söz sahibi olduğu bir sistem
oluşturdu.
Gönüllülük faaliyetlerini şirket süreçlerine entegre
etmeyi önemsediklerini belirten Noyan Güvenç
şunları söyledi:
18
“Bugüne kadar şirket içinde gönüllü faaliyetlere
büyük önem verdik ve çalışan başına yılda
ortalama 4,5 saatimizi sosyal sorumluluk
projelerine ayırdık. Artık bir adım daha ileri
giderek sektördeki öncülüğümüzü bu alana da
taşıma vaktinin geldiğini düşünüyoruz. Bugüne
kadar bu alanda yaptıklarımıza Öncü Gönüllüler
Hareketi kapsamında yenilerini ekleyeceğimize
ve başkalarının hayatına dokunan ve değer katan
önemli projeler gerçekleştireceğimize yürekten
inanıyoruz. Bu kapsamda sadece çalışanlarımızı
değil iş ortaklarımızı, paydaşlarımızı, ailelerini ve
tüm müşterilerimizi Öncü Gönüllüler Hareketi’ne
katılmaya davet ediyoruz.”
Anayasayı gönüllüler hazırlayacak
Ö
ncü Gönüllüler Hareketi’nin üyeleri işleyiş
ilkelerini içerecek Gönüllü Anayasası’nı hep
birlikte oluşturacak. Gönüllülük Akademisi’nde
ise Öncü Gönüllüler Hareketi üyelerine uzmanlar
tarafından zaman yönetimi, gönüllü aktiviteye
katılım gibi konularda eğitim verilecek.
Eureko Sigorta çalışanları tarafından koordine
edilecek Öncü Gönüllüler Hareketi için genel
müdürlük ve bölge koordinatörlüğü çalışanlarından
oluşan, seçimle belirlenen bir yönetim kurulu
oluşturulacak. Ayrıca her birimde kararların
yaygınlaştırılmasından ve uygulanmasından
sorumlu Gönüllü Elçiler olacak.
Öncü Gönüllüler Hareketi Eureko Sigorta
Genel Müdürlük binasında düzenlenen Öncü
Gönüllüler Zirvesi ile başlatıldı. Yapılan zirvede
tüm katılımcılar yer aldıkları gönüllü faaliyetleri ve
gönüllülüğün önemini anlattı.
Uyg
KSS
ulam
alar
ı
Girişimcilik fikrini paylaş, iş arama iş kur
Türkiye’nin de içinde bulunduğu Güneydoğu Avrupa, Ortadoğu ve Kafkasları kapsayan geniş
bölgede önümüzdeki 10 sene içinde 100 milyonu aşkın yeni iş yaratılması gerekiyor.
A
ncak şirketlerin ekonomik büyüme
potansiyelleri ve kaynakları bu ihtiyaca
cevap vermekten uzakta. Dolayısıyla girişimcilik,
önümüzdeki 10 senede ekonominin gelişmesi,
işsizlik ve yoksulluk gibi temel insan haklarının
gerçekleşmesi için tüm paydaşların çalışması
gereken temel bir konu.
Öte yandan bu süreç sadece cesur fikirler ile değil
aynı zamanda içinde bulundukları ekosistemler ile
gelişebilir.
Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği
(TKSSD), İsveç Kurumsal Sosyal Sorumluluk
Derneği (CSR Sweden), Kadir Has Üniversitesi ve
GAP İdaresi Başkanlığı ile ortaklaşa yürütülecek
“Girişimcilik Ajansı” programı ile; öncelikle bu
fikirlerin gelişmesini sağlamak için var olan yapısal
engelleri kaldırmak, her türlü girişimciye rehber
olabilmek için bir ekosistem kurmak ve yeni nesil
girişimci kültürünü ve yapısını yaygınlaştırmak
amaçlanıyor.
Süreç iş fikri başvurusu ile başlayacak, gönüllü
ve profesyonel danışmanlar kadrosu ile risk, fırsat
alanları gibi başlıklarda yapılacak değerlendirme
sonucunda, uygulanabilir ve/veya geliştirilebilir
proje sahipleri ihtiyaçları doğrultusunda Kadir
Has Üniversitesi’nde ücretsiz eğitimlerden
faydalanacak, eğitimleri başarıyla tamamlayan
aday, fikir ve projelere şirketlerini kurması için
finansal destek, fiziki mekan, danışman ve mentor
havuzu sağlanacak.
Girişimcilik fikirlerinin paylaşmak ve Girişimcilik
Ajansı danışmanlarından ve mentorlarından biri
olmak için Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk
Derneği ile irtibata geçmek yeterli olacak.
U
KSS ları
ama
l
u
g
y
McDonald’s’ın Sürdürülebilirlik
Raporu birincilik aldı
McDonald’s Türkiye’nin 2011-2012 yıllarındaki
sürdürülebilir iş performansını özetleyen
Sürdürülebilirlik Raporu, bin 500’e yakın
kuruluşunun raporlarının değerlendirildiği LACP
Global Communication Competition’da 100
üzerinden 99 puan alarak 1. oldu ve Platin
Ödül’e layık görüldü.
L
ACP tarafından İlk İzlenim, Genel Anlatım,
Görsel Tasarım, Yaratıcılık, Mesaj Netliği
ve Perceived Relevance kriterleri üzerinden
değerlendirilen ve tam puan alan raporda
McDonald’s, paydaşlarına fayda sağlamak üzere
gerçekleştirdiği ekonomik, sosyal ve çevresel
çalışmalarını bir bütünsellik içinde kamuoyuyla
paylaşıyor.
Sürdürülebilir iş modelimizle değer
yaratmaya devam edeceğiz
Ö
dül ile ilgili bir açıklama yapan McDonald’s
Genel Müdürü Dilek Dölek Başarır,
“Tüm faaliyetlerimizde temel aldığımız global
McDonald’s standartları ve Türkiye’deki
rehberimiz Anadolu Grubu’nun çalışma ilkeleri
doğrultusunda sürdürülebilir iş performansımızı
ortaya koyduğumuz ilk raporumuzla aldığımız bu
ödül, sürdürülebilir iş konusundaki kararlılığımızı
bir kez daha ortaya koyduğu için çok değerli.
McDonald’s olarak kurulduğumuz günden bu yana
işimizin sürdürülebilirliği için hem sosyal, hem de
çevresel içerikli pek çok yatırım yaptık ve yapmaya
devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemlerde de
sürdürülebilir iş modelimizle değer yaratmaya
devam edeceğiz” dedi.
Tarladan çatala izlenebilirlik
M
cDonald’s’ta tüm ürünler, en taze ve ‘birinci
sınıf’ malzemelerle hazırlanıyor. Ürünlerde
kullanılan malzemeler; üretildiği tarladan ya da
20
çiftlikten müşterinin tepsisinde sunulduğu ana
kadar, her aşamasında izleniyor. Müşterilerin
dengeli beslenmesi için onlara kendi kişisel
beslenme ihtiyaçlarına uygun, yüksek kaliteli,
lezzetli ürün alternatifleri sunuluyor.
En önemli unsur, çalışan
memnuniyeti
M
cDonald’s; sosyal performansın en önemli
unsurlarının başında, çalışanların ve
misafirlerin sağlık, güvenlik ve mutluluğunu
gözetmenin geldiğine inanıyor. McDonald’s;
misafirlerini memnun etmenin yolunun, çalışanlarını
memnun etmekten geçtiğini düşünüyor. Bu nedenle
McDonald’s çalışanlarının memnuniyeti yakından
izleniyor ve gelişimleri için yatırım yapılıyor. 2012
yılında restoran çalışanlarının memnuniyet oranı
yüzde 88 olarak gerçekleşti. Raporlama döneminde
eğitim alan çalışanlar yüzde 23 oranında artarken,
toplam sağlanan eğitimler yüzde 33 oranında
arttı. Misafirlerimizin sağlık ve güvenliği onların
memnuniyetinin, McDonald’s’ın da çalışma
yöntemlerinin temelini oluşturuyor.
Atıklardan geri dönüşüm en az yüzde
40
M
cDonald’s; çevresel etkilerini, enerji ve suyu
verimli kullanarak ve atıklarını en doğru
şekilde bertaraf ederek yönetiyor. McDonald’s
restoranlarında alınan önlemler sayesinde;
raporlama döneminde, hem elektrik, hem de
su tüketimindeki artışlar restoran artış oranının
ortalama yüzde 5 altında gerçekleşti. Restoranlarda
kızartma amaçlı kullanılan yağın kalite ömrü
ve gıda kodeksine göre limitleri dolduğunda
geriye kalan kısmı toplandı. Yine ambalaj atıkları
karşılığında lisanslı kuruluşun gerçekleştirdiği
geri dönüşüm oranı yaklaşık yüzde 40 olarak
gerçekleşti.
Artık tezgahta ürün bekleyip,
satılmazsa çöpe gitmiyor
R
estoranlarda uygulamaya başlanan ve yeni
üretim sistemi olan ‘Made For You’ sayesinde
ise 2012’de ıskarta oranı yüzde 30 azaltıldı.
KSS çalışmalarına 1,5 milyon doların
üzerinde kaynak aktarıldı
M
cDonald’s’ın sosyal performansının bir diğer
ayağını da, başta McDonald’s Çocuk Vakfı
olmak üzere toplum yararına yapılan çalışmalar
oluşturuyor. McDonald’s olarak toplumun sorumlu
bir üyesi, McDonald’s restoranları olarak ise
bulunduğu bölgede iyi bir komşu olabilmek üzere,
toplum yararına gerçekleşen projelerin içinde yer
alınıyor. McDonald’s Çocuk Vakfı çalışmalarına
aktarılan yaklaşık 1,5 milyon dolar kaynakla,
bugüne dek 21 yerleşim merkezinde 150 binin
üzerinde çocuğa fayda sağlandı. McDonald’s;
ilköğretim derslikleri, aile odaları, hastane, hastane
oyun alanları ve çocuk servisleri tefrişi projelerine
ek olarak Sağlıklı Göz ve Eğitimde Başarı
Projesi’ne de önümüzdeki dönemlerde devam
etmeyi hedefliyor. Boyner,
gönüllüleri ödüllendirdi
Boyner Grup Gönüllüleri, 2013 yılı ‘Gönüllü
Ödülleri’ni Boyner Holding Yönetim Kurulu Üyesi
Ümit Boyner’in elinden aldılar.
Ü
mit Boyner, tören sırasında yaptığı
konuşmasında Boyner Grup Gönüllüleri’nin
yaşama değen çalışmalarını takip etmekten
dolayı hissettiği mutluluk ve gururu paylaştı. Şirket
gönüllülerinin Özel Sektör Gönüllüleri Derneği ve
WWF Türkiye / Doğal Hayatı Koruma Derneği gibi
sivil toplum kuruluşlarıyla yürüttükleri projelerde
verdikleri gönüllü destek için teşekkür etti.
Törende aynı zamanda Boyner Büyük Mağazacılık,
WWF Türkiye / Doğal Hayatı Koruma Derneği
tarafından Yeşil Ofis diplomasıyla onurlandırılan
perakende sektöründeki ilk şirket oldu.
Uyg
KSS
ulam
a
ları
2013 yılında Boyner Grup şirketlerinden 686
çalışan, 3 proje / kampanyada düzenlenen 35 farklı
etkinlikte toplum yararına 2251 saat gönüllülük
yaptı.
En Yaratıcı Proje Ödülü Boyner Trabzon Forum &
Meydan gönüllülerinin işitme engelliler için işaret
diliyle koro oluşturdukları Renklerin İçinde Sessizlik
projesi oldu. BGG Onur Ödülü, geçtiğimiz yıl yeni
açılan Boyner Gaziantep mağazasında gönüllülüğü
destekleyen ve yaygınlaştıran mağaza müdürü
Pelin Karaaslan’a verildi. Bu yıl BGG Özel Ödülü
ise Nar Taneleri projesi için Kariyer Planlama El
Kitabı’nı ve Özel Sektör Gönüllüleri Derneği için
Kurumsal Gönüllülük El Kitabı’nı yazan Boyner
Holding Başkan Yardımcısı İdil Türkmenoğlu’na
verildi.
21
U
KSS ları
ama
l
u
g
y
İstanbul’da okul servislerini
öğrenciler denetleyecek
İstanbul Milli Eğitim Müdürü Dr. Muammer
Yıldız, okul servis sürücülerinin trafik kurallarına
uyup uymadığını öğrencilerin denetleyeceğini
açıkladı. Uygulama önce Bahçelievler
ilçesinde başlayacak, daha sonra İstanbul’a
yaygınlaştırılacak. Uygulamanın ilham kaynağı
ise Renault’nun Sizin Fikriniz Sizin Projeniz
yarışması 2013 Türkiye Şampiyonu Füsun
Yönder Anadolu Lisesi öğrencileri.
O
kul servisleri trafikte kurallara uygun ve
saygılı biçimde seyrediyor mu? Çocuklarımız
gerçekten okul ve ev yolunda güvende mi?
Bu servislerde her zaman bir okul sorumlusu
bulunmadığına göre, sürücülerin denetimi nasıl
gerçekleştiriliyor?
22
Servisleri denetleme işini artık servise binen liseli
öğrenciler de yapacak. Bunun için geliştirilen
eğitim, ceza ve ödül sistemi okul müdürlükleri
ve ilçe eğitim müdürlükleri tarafından belirlenip,
yine onlar tarafından yakından izlenecek.
Öncelikle Bahçelievler ilçesinde başlayacak ve
ardından İstanbul geneline yaygınlaştırılacak
olan projenin ilham kaynağı ise sistemi geçen yıl
kendi okullarında hayata geçiren Füsun Yönder
Anadolu Lisesi 10-E sınıfı öğrencileri. Bu öğrenciler
Renault, Total, Türkiye Trafik Kazalarını Önleme
Derneği ve İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü’nün üç
yıldır düzenlediği “Sizin Fikriniz Sizin Projeniz” yol
güvenliği yarışmasında 2012-2013 Yılı Türkiye
Birincisi olmuştu.
Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar da
en büyük arzularının bu projenin tüm Türkiye’de
uygulanması olduğunu belirtti. Aybar şunları dile
getirdi:
“Füsun Yönder Anadolu Lisesi’ndeki gençlerimiz,
hepimizi heyecanlandıran, yürekten desteklediğimiz
bir yol güvenliği projesi geliştirdi. Çok güzel bir fikir
ve gelecekte birçok öğrencimizin okula güvenli
biçimde gidip gelmelerini sağlayacak bir proje.
Bunun devam edip, yayılması gerekiyor. Bu
projenin dalga dalga büyüyüp, önce İstanbul’da ve
sonra da tüm Türkiye’de uygulanması en büyük
arzumuzdur.”
İki yıl önce projeyi pilot biçimde kendi okullarında
uygulayan öğrenciler ise artık okuldaki tüm
öğrencilerin bu uygulamaya sahip çıktığını
ve denetleme aşamasından sürücüleri uyarı
aşamasına geçtiklerini anlattılar.
Şoförlere karne verdiler
F
üsun Yönder Anadolu Lisesi öğrencileri, artık
İstanbul’da uygulanacak “Servisçini Denetle
Trafik Emniyette” adlı projelerini şöyle hayata
geçirdiler:
Önce denetimi yapacak tüm öğrencilere eğitim
verildi. Sonra, denetim için bir form hazırlandı.
Formda denetlenecek 11 unsur saptanmıştı:
Trafik ışıklarına uymak. Takip mesafesini korumak.
Hız limitine uymak. Araç kullanırken telefonla
konuşmamak. Şerit ihlali yapmamak. Öğrencileri
uygun yerde indirip bindirmek. Trafik çantası
ve ilkyardım çantası bulundurmak. Yayalara
yol vermek. Alkollü, yorgun ve uykusuz araç
kullanmamak. Emniyet kemeri takmak. Trafik işaret
ve göstergelerine uymak.
Öğrenciler İlk denetimi servis şoförlerinin haberi
olmadan yaptı. Böylece servis şoförlerinin her
gün yaptığı hatalar tespit edildi. Yapılan tespit
sonucunda: 10 servis şoförünün 10’u da emniyet
kemeri takmıyordu. 8’i araç kullanırken telefonla
konuşuyordu. 3’ü hız limitine uymuyor ve
takip mesafesini korumuyordu. Hepsi yayalara
yol veriyor ve araçlarında ilkyardım çantası
bulunduruyordu. Biri ise bir defaya mahsus kırmızı
ışıkta geçmişti. Projenin ikinci aşamasında denetim
servis şoförlerinin bilgisi dâhilinde gerçekleştirildi.
Bu denetimin sonunda: Bir şoför denetlemeye
girmeyi kabul etmedi. Diğerleri ise bütün kriterlere
yüzde 100 uymaya başlamıştı.
Denetlemelerden alınan sonuçlar değerlendirilerek
bir karne haline getirildi ve dönem sonunda
“hayatta kalmanın karnesi” şoförler için düzenlendi.
Bir sonraki yıl şoförler karnelerine göre işe
alınacaklar. Bütün bunların sonunda ayrıca, projeye
katılan öğrencilerin trafik kurallarının hayati önemini
anladıkları, yolculuk sırasında aktif yolcu olmayı
öğrendikleri, sorumluluk duygularının geliştiği de
saptandı.
Uyg
İGDAŞ’tan
Okullar Erguvanla Renkleniyor
projesi
İGDAŞ, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş
birliğiyle yeni bir kurumsal sorumluluk projesi
yürütüyor. İlköğretim 3. ve 4. sınıf öğrencilerine
yönelik ‘‘Okullar Erguvanla Renkleniyor’’ projesiyle,
çocukların çevre bilinci kazanarak doğaya sahip
çıkması, havanın temiz olmasının çevre ve insan
için önemi konusunda farkındalığının artması
ve çocukların, İstanbul’un simgesi olan erguvan
fidanını tanımaları hedefleniyor. Proje kapsamında
KSS
ulam
alar
ı
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından
belirlenen ilkokullarda İş’te Sahne tarafından
Cemre’nin Rüyası isimli tiyatro oyunu sahneleniyor
ve oyunun ardından öğrenciler hep birlikte
okullarının bahçesine erguvan fidanları dikiyor.
Düzenlenen etkinlikler sonunda çocuklara çevrenin
önemi, nasıl fidan dikileceği ve erguvan fidanı
hakkında bilgilerin yer aldığı birer kitapçık hediye
ediliyor. 23
Mak
ale
Sen Selfie ol ben Cloud!
Serdar Tunçer
M
uhtemelen yaşayan en zeki kişi olan Stephen
Hawking, “Yapay zeka insanlık tarihinin en
büyük ve önemli başarısı olabilir” derken bir bildiği
vardı elbette. Biz oturmuş “Facebook 1 milyar
üye sayasını geçti, internet pazarı dünyada şu
rakamlara ulaştı” derken, dünya için küçük ama
insanlık için büyük adımları ıskalama ihtimalimiz
çok yüksek.
Son verilere göre dünyada 3 milyara yakın kişi cep
telefonu ya da bilgisayarları üzerinden İnternete
bağlanırken aynı ağa bağlanan nesne veya sıkça
kullanıldığı gibi ‘şey’ sayısı ise 9 milyar olarak
tahmin ediliyor. Yine 5 yıl sonra 50 milyara yakın
cihazın internete bağlı olacağı düşünülüyor. Tam
bir karmaşa değil mi? Muhtemelen tam olarak
öyle olmayacak çünkü tüm bu nesneler (şeyler)
yani buzdolabı, otomobil, tost makinesi, kol saati,
evinizin elektrik ve ısıtma sistemi hatta gözlüğünüz
bile daha konforlu ve “akıllı” aksiyonlar için birbiriyle
haberleşecek. İnternet giderek “şeyleşecek”. Onlar
aralarında haberleşirken bizim fikrimizi alacak ve
daha da “akıllı” hale gelecekler. Belki de bir süre
sonra buzdolabı kızartma makinesine “sorma şu
aptal adama kendin karar ver” diyebilecek. Bilim
kurgu gibi görünen bu alana teknoloji devleri bir
süredir ciddi yatırımlar yapıyor.
Yeni bir toplumsal kırılmaya hazır
mıyız?
İ
nternetin varlığı ile yok olan birçok meslek
grubuna “Şeylerin İnterneti” ile çok daha fazlası
eklenecek. Ve bu dönüşüm, muhtemelen tahmin
24
ettiğimizden yine çok daha hızlı olacak. Giyilebilir
teknolojiler de baş döndürücü bir hızla hayatımızı
“saracak” gibi görünüyor. Avustralya’da futbol
maçlarının yayıncısı için geliştirilen ve sporcunun
heyecanını, hırsını veya sinirlenmesini aynı
anda ekran başındaki taraftara hissettiren özel
yazılım içeren giysinin Türkiye'de rekor sayıda
satılacağından hiç şüphem yok mesela. Ya da
4-5 yıl sonra inşallah sağlığınız yerinde olur
ama doktorunuz ameliyatınıza Google Glass ile
girdiğinde neler hissedeceğiz?
Yakın geleceğe teknolojik bir bakış
heyecan verici ve güzel ama bu
gelişmeler olurken “biz” tam olarak
nerede olacağız?
Ü
zülerek söylemek zorundayım sadece
“kullanıcı” ve “satın alan” olacağız, oda
paramız yeterse. Neden mi? Her yıl açıklanan
Küresel Bilgi Teknolojileri Endeksi'nde bu yıl 6
sıra geriye düştük mesela. 148 ülkenin ağ hazırlık
indeksi sıralamasının yer aldığı raporda Türkiye
4.3 puanla 1-7 aralığında 51. basamakta yer
alıyor. Yine endekste Türkiye satın alınabilirlikte
17 iş dünyası ve inovasyon ortamında 38 çevrede
44, altyapı ve dijital içerikte 48; hükümetin online
hizmetleri ve mobil geniş bant aboneliğinde 77,
matematik-fizik eğitiminin kalitesinde 101 ve
e-katılım indeksinde ise 107. sırada yer alıyor.
Yani, “Uzay çağında bir ayağımız, ham çarık, kıl
çorapta olsa da biri”
Uyg
KSS
ulam
alar
ı
BASF, sürdürülebilir bir geleceğe
katkı için çözüm önerilerini sundu
BASF, Sürdürülebilir Markalar Konferansı’nda
“Kültürel Mirasımızın Sürdürülebilirliği” konulu
oturuma ev sahipliği yaptı.
Konferansa BASF Yapıştırıcı ve Reçineler, Teknik
Pazar Geliştirme Başkanı Dr. Ralph Lunkwitz,
Mainz Roma Germen Merkez Müzesi - Antik Çağ
Gemileri Müzesi Konservasyon Direktörü Markus
Wittköpper ve İstanbul Üniversitesi Taşınabilir
Kültür Varlıklarını Koruma Bölümü ile Sualtı Kültür
Kalıntılarını Koruma Anabilim Dalı Başkanı Doç.Dr.
Ufuk Kocabaş katıldı.
restorasyon, koruma ve yeniden düzenlemesi için
bir araya geldik. 2004 yılında Yenikapı’da başlatılan
kazılarda Konstantinopolis’in Theodosius Limanı
ortaya çıkarıldı. Antik çağın en büyük limanlarından
birisi olan Theodosius Limanında devam eden
kazılarda 2005 yılında ilk gemi bulundu ve
toplam 37 batık gemi belirlendi. Yenikapı batıkları
dünyanın sayılı antik tekne koleksiyonlarından
birisidir ve Bizans dönemi gemileri, gemi yapım
teknikleri açısından eşsiz bir hazinedir. Bizim
başkanlığımızda yürütülen Yenikapı Batıkları
Belgeleme, Konservasyon, Restorasyon ve
Rekonstrüksiyon Projesi kapsamında, Mainz
Antik Gemi Müzesi’nden Alman restoratör Markus
Wittköpper tarafından önerilen Kauramin 800
malzemesi kullanılmıştır.”
BASF Türkiye, Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölgesi
Başkanı ve BASF Türk CEO’su Volker Hammes, konferans öncesi ise şunları söyledi: “İstanbul
Üniversitesi Restorasyon ve Koruma Bölümü ile
Yenikapı Bölgesi’ndeki Bizans batık gemilerinin
Konferansta BASF Türkiye Plastik Satış Müdürü
Sevgül Keskin ise, “Sürdürülebilir Perakendenin
Temsilcileri” oturumunda sürdürülebilirlik alanında
biyobozunur plastiklerinin önemini izleyicilerle
paylaştı.
O
turumda, Yenikapı’daki Bizans batık
gemilerinin BASF’nin ürettiği reçine kauramin
ile restorasyonu ve BASF tarafından kurulan
Türkiye’nin antik gemi laboratuarından söz edildi.
25
Altın Pusula’nın bel kemiği de
KSS projeleri oldu
Türkiye Halkla İlişkiler Derneği (TÜHİD) tarafından bu sene on üçüncüsü düzenlenen Altın Pusula
Halkla İlişkiler Ödülleri’ni kazanan proje ve kuruluşlar Altın Pusula’laları aldılar.
B
u sene on üçüncüsü gerçekleştirilen Altın
Pusula Halkla İlişkiler Ödülleri’ni kazanan proje
ve kuruluşlar, 3 Haziran’da gerçekleştirilen ödül
töreninde açıklandı. Ödül töreni, Birleşmiş Milletler
Kalkınma Programı - İstanbul Uluslararası Özel
Sektör Ve Kalkınma Merkezi Direktörü Simona
Marinescu başta olmak üzere, milletvekilleri,
belediye başkanları, jüri üyeleri, kamu ve özel
sektör temsilcileri, halkla ilişkiler profesyonelleri,
medya mensupları, akademisyenler ve genç
iletişimcilerin katılımı ile gerçekleştirildi.
TÜHİD Yönetim Kurulu Başkanı Fügen Toksü
açılış konuşmasında şunları söyledi; “Bu yıl da
Altın Pusula’da birbirinde değerli projeler yarıştı.
Dileğimiz, kamu ve özel sektörde gerçekleştirilen
bütün iletişim projelerinin katılacağı yarışmalara
ulaşabilmek. Yöneticilerin, yönetim politikalarına
ve kararlarına iletişim bakış açısını yerleştirmeleri,
kurumların geleceği ve sistemli çalışmaları için
gerekli.”
13. Altın Pusula Halkla İlişkiler Ödülleri’ne 13 ana
10 alt kategoride toplam 113 proje başvuruda
bulundu, 25 proje ödüllendirildi.
13. Altın Pusula’da KSS projelerinin ve iletişimlerinin ödül dağılımları şöyle oldu:
• UNDP Özel Ödülü
Enerjimizi Harekete Geçiriyoruz
• Kurumsal Sorumluluk / Kültür & Sanat
Yeşilırmak Elektrik Dağıtım A.Ş. / Su CSR
Türk Klasikleri Yeniden
• Büyük Ödül
GROUPAMA / HILL + KNOWLTON STRATEGIES
Toplumsal Duyarlılık Merkezi
• Kurumsal Sorumluluk / Sağlık
Gaziantep Üniversitesi / Mark&Mark İletişim
Danışmanlığı
10 Şeker Yönetmen Aranıyor
Lilly İlaç / Be Wonk Production House
• Jüri Özel Ödülleri
Sabancı Vakfı / “Çocuk Evliliklerine Beraber Son
Verebiliriz: Ülkelerden Örnekler” Çalıştayı
ING Bank / Desibel Ajans
• Kurumsal Sorumluluk / Diğer
Peugeot ile Engelsiz Yaşam
Hacı Ömer Sabancı Vakfı / Grup 7 İletişim
Danışmanlığı A.Ş
Peugeot Otomotiv Pazarlama A.Ş. / Toksü &
Chase Halkla İlişkiler
Zeytin Ağaçlarının Taşınması
• Kamu Kuruluşları
Socar Türkiye Enerji A.Ş. - Kurumsal İletişim
Toplum Kalkınmasında Gönül Elçileri
• Kurum İçi İletişim
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı
Ezberbozan Alemine Yolculuk
• Sivil Toplum Kuruluşları
Boyner Holding
Hayat Ver Sosyal Sorumluluk Projesi
Organ Nakli Bilinçlendirme Platformu / Memorial
Sağlık Grubu
• Kurumsal Sorumluluk / Çevre
Dikkuyruk’u Koruyoruz
Yeşilırmak Elektrik Dağıtım A.Ş. / Su Csr
• Kategori Dışı Projeler
• Kurumsal Sorumluluk / Eğitim
Erişilebilir Turizm, Engelsiz İstanbul
İstanbul Büyükşehir Belediyesi
26
Turuncu Damla
Uyg
KSS
ulam
alar
ı
Çalışan Gönüllülüğü etkinliği
3. yılında 3.826 kişiye ulaştı
Özel Sektör Gönüllüleri Derneği ve Türkiye Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği ortaklığında 2-11
Mayıs 2014 tarihleri arasında Give&Gain Çalışan Gönüllülüğü haftası düzenlendi. Birçok şirket ve sivil
toplum kuruluşunun işbirliğinde gerçekleştirilen haftada 534 gönüllü gerçekleştirdikleri aktiviteler ile
3.826 kişiye ulaşılarak gerçekleştirildi.
Ö
2008 yılında başlatılan, Give&Gain - Çalışan
ile çalışan gönüllülüğüne vurgu yapmak için
ve Business in the Community’nin birçok ülkede
gerçekleştirilen Give&Gain Day, Türkiye’de üçüncü
gerçekleştirdiği bir proje. Özel sektörde; tek
kez Özel Sektör gerçekleştirildi.
bir günde geniş bir gönüllü kitlesi yaratmayı,
zel sektörde gönüllülük çalışmalarını teşvik
etmek, bir gün boyunca gönüllülük faaliyetleri
Gönüllülük Günü, İngiltere’de faaliyet gösteren
27
gönüllüğün önemi hakkında farkındalığı arttırmayı,
ilk defa gönüllülük yapacak şirketlere gönüllülüğü
tecrübe edebilecekleri bir alan sağlamayı ve
gönüllüleri motive etmeyi amaçlıyor. Şirketler ve
Sivil Toplum Kuruluşları arasında yeni ilişkiler
kurmak ve geliştirmek için bir fırsat olan bugünde
yaratılan işbirlikleri uzun soluklu projelere
dönüşüyor.
Cargill Türkiye gönüllüleri ÖSGD Meslek Lisesi
Koçları Programı kapsamında 3 ayrı ilden 36
meslek lisesi öğrencisi ile Bursa Orhangazi
fabrikasında bir araya gelerek Cargill Türkiye üst
yönetimi ile Liderlik Söyleşisi, puzzle çalışması
ve Bursa’da bowling turnuvası organizasyonu
gerçekleştirdi.
Neler yapıldı?
GAZDAŞ gönüllüleri Yeşil Ejderha ismini verdikleri
projeleri ile Çevre ve Doğal Gaz bilinçlendirme
sunumlarını Türkiye’nin farklı illerinde 10 ilköğretim
okulunda toplamda 50 gönüllü ile uyguladı.
T
ürkiye’de sadece bir gün olarak değil bir hafta
olarak gerçekleştirilen etkinliklere ÖSGD ve
TKSSD tarafından yapılan çağrı ile katılan kurumlar
arasında; 3M, Akbank, Bilim İlaç, Cargill, Gazdaş,
Microsoft, Toksöz Grup, UPS, Viko, Vodafone,
Yüksel Holding, Zorlu Enerji Grubu yer aldı.
Give&Gain Çalışan Gönüllüleri
Konseri
G
önüllülüğü kutlamak amacıyla 8 Mayıs’ta
Düşler Akademisi - Social Inclusion Band
ana grubu ve 3M - Band It, Microsoft - Sound in
Cloud, UPS - Pack Band ve Vodafone - Red’N
Roll çalışanlarından oluşan müzik grupları Salon
İKSV’de sahne aldı. Çalışan Gönüllülüğü haftası
kapsamında biraraya gelen gruplar gönüllülerin
keyifli bir akşamda gönüllüğünü kutlamasını
sağladı. 3M çalışanlarından oluşan Band It grubu Give
&Gain Çalışan Gönüllülüğü kutlamasının yapıldığı
konserde gönüllü olarak sahne alarak destek oldu.
Akbank gönüllüleri, Give&Gain Çalışan Gönüllülüğü
kapsamında Akbank Gönüllüleri ile Tasarruf
Bilincini oluşturmak için geliştirdikleri Ekonominin
Kahramanı Çocuklar Projesi’ni ilköğretim
okullarında uyguladılar.
Bilim İlaç Toplum Gönüllüleri, ÖSGD Okul Dostu
Programı Meraklı Kitaplar Projesi’ni İstanbul’da yer
alan ilköğretim okulunda gerçekleştirdiler.
Borusan Makine gönüllüleri ÖSGD Meslek Lisesi
Koçları programı kapsamında Bornova Mimar
Sinan E.M.L. öğrencileri ve öğretmenleri ile
beraber, Borusan Makine İzmir Bölge müşterisi
olan ve Uşak Eşme’de bulunan Tüprağ Kışladağı
altın madenini ziyareti gerçekleştirildi. Öğrencilere
burada bulunan iş makinalarını, çalışma
şartlarını ve ortamını yakından tanıma fırsatı
sağlandı. Öğrenciler iş hayatına atılmadan önce
karşılaşacağı iş yerlerinden birini, çalışma ortamını
ve iş güvenliğinin nasıl olması gerektiği konusunda
alınan önlemleri öğrenip birebir uygulama yapma
fırsatı buldular.
28
Microsoft çalışanlarından oluşan Sound in a
Cloud grubu Give&Gain Çalışan Gönüllülüğü
kutlamasının yapıldığı konserde gönüllü olarak
sahne alarak destek oldu.
Toksöz Grup gönüllüleri etkinliklerini Kızılay işbirliği
ile gerçekleştirdiler. Bir ünite kan üç insana can
etkinliği ile kan bağışında bulundular.
UPS çalışanlarından oluşan Pack Band grubu Give
&Gain Çalışan Gönüllülüğü kutlamasının yapıldığı
konserde gönüllü olarak sahne alarak destek oldu.
VİKO Aydınlık Toplum Gönüllüleri kendilerinin
geliştirdiği birçok etkinliği bu hafta içinde
gerçekleştirdiler; Huzur Evinde Anneler Günü
Kutlaması ve Anneler Melektir Konseri, Engelliler
Okulunda Engelliler Haftası Kutlaması, Engelli
Anneleri için Anneler Günü Organizasyonu,
Eskişehir Han İlçesi Şehit Osman Gazi Altınoluk
İlkokulu Yardım Kampanyası, Uzun süreli tedavi
gören kanser hastası çocuklar için hastanede
eğitim sınıfı oluşturulması ve yardım balosu
düzenlenmesi.
Vodafone çalışanlarından oluşan Red’N Roll
müzik grubu Give&Gain Çalışan Gönüllülüğü
kutlamasının yapıldığı konserde gönüllü olarak
sahne alarak destek oldu.
Yüksel Holding gönüllüleri Ankara’da Eymir Gölü
çevre temizliği çalışması ile Give&Gain Çalışan
Gönüllülüğü Haftasına destek verdi.
Zorlu Enerji Grubu gönüllüleri Kanserli Çocuklara
Umut Vakfı (KAÇUV) ile Bahar Hediyeleri projesi
kapsamında Kanuni Sultan Süleyman Eğitim
ve Araştırma Hastanesi’nde kanserli çocuklara
aldıkları hediyeleri vererek ve onlarla güzel bir gün
geçirerek Çalışan Gönüllülüğü haftasına destek
verdiler.
KS
Üniv S
ersi
te
BİLGİ Genç Sosyal Girişimci
Ödülleri’ne başvurular başladı
Toplumda pozitif değişim yaratmak isteyen gençleri desteklemek ve güçlendirmek üzere Türkiye’de
yaşayan 18-29 yaş arasındaki tüm genç sosyal girişimcilere yönelik olarak düzenlenen BİLGİ Genç
Sosyal Girişimci Ödülleri için başvurular 10 Ekim 2014’e kadar devam ediyor.
I
nternational Youth Foundation (Uluslararası
Gençlik Vakfı), Sylvan/Laureate Foundation
(Sylvan/Laureate Vakfı) ve İstanbul Bilgi
Üniversitesi tarafından hayata geçirilen BİLGİ
Genç Sosyal Girişimci Ödülleri, girişimci gençlerin
organizasyonel ve sosyal alanlarda liderlik
becerilerini geliştirmelerini amaçlıyor.
Bu yıl beşinci kez düzenlenen yarışma, mevcut
bir projenin/organizasyonun kurucusu/kurucu
ortağı ya da bir organizasyon adına proje lideri
olan gençleri hedefliyor ve sürdürülebilir olması
planlanan ödüllerle her yıl daha da büyüyen bir
sosyal girişimci ağı için sağlam bir zemin hazırlıyor.
Yarışma sonunda seçilen genç sosyal girişimciler,
bilgi ve tecrübelerini birbiriyle paylaşırken, aynı
zamanda liderlik vasıflarının geliştirilmesi ve
topluma sağladıkları faydanın sürdürülebilmesi için
mentorluk desteği alıyorlar.
Daha önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da
yarışmada finale kalan 10 adaya 3.500 dolar
maddi/nakdi destek verilecek ve bu adaylar
Youthactionnet® tarafından yapılan “Küresel Genç
Sosyal Girişimciler” programına katılma hakkı
kazanacak.
Başvuru, mülakat ve ödül süreci
B
İLGİ Genç Sosyal Girişimci Ödülleri’ne
başvurular www.bilgiggo.org adresinden
yapılabiliyor. Online başvuru formunda talep edilen
kişisel bilgiler ve proje ile ilgili detaylar BİLGİ
Genç Sosyal Girişimci Ödülleri Değerlendirme
Komitelerinin dikkatine sunulacak ve adaylar
mülakattan geçirilecek. 14 Ekim tarihinde
açıklanacak 20 yarı finalist için 18-20 Ekim
tarihleri arasında liderlik, dinamik birebir öğrenme,
işbirliği ve gençler arasında vizyon paylaşımı
eğitimleri düzenlenecek. 10 Kasım’da 10 finalistin
açıklanmasının ardından 14 Kasım’da finalist
eğitimleri gerçekleşecek ve ödüller 13 Kasım’da
yapılacak törende sahiplerini bulacak.
Uyg
KSS
ulam
a
ları
Türkiye Omurilik Felçlileri
Derneği “Engele Ruhsat Verme” dedi
Fiziksel engellerin oluşmasındaki en önemli nedenlerden biri de, belediyelerin evrensel standartlara
uygun olmayan projelere ruhsat vermelerinden kaynaklandığına vurgu yapan Türkiye Omurilik Felçlileri
Derneği (TOFD) 11 Mayıs’ta sivil toplum kuruluşları ile birlikte tüm belediyelere çağrıda bulundu
ve “Engelsiz bir yaşam için engele ruhsat verme!” dedi.
10
-16 Mayıs Engelliler Haftası’nda engelli
sorunlarına dikkat çekmek, engelli
konularında toplumsal bilinç oluşturmak,
Türkiye’deki tüm belediyelerin, kanunda belirtildiği
gibi engelli standartlarına uygun olmayan mimari
projelere ruhsat verilmemesi konusuna dikkat
çekmek amacıyla 35 Harley Davidson motosiklet
kullanıcısı, sanatçılar, bazı sivil toplum kuruluşları,
engelli ve engelli yakınları TOFD öncülüğünde bir
araya geldi.
29
U
KSS ları
ama
l
u
g
y
DASK başlı başına bir sosyal
sorumluluk projesidir
DASK Genel Sekreteri Serpil Öztürk, kâr
amacı gütmeyen bir kuruluş olan Doğal
Afet Sigortaları Kurumu’nun (DASK)
en büyük amacının, ülkemizde meydana
gelen depremlerin afete dönüşmemesi için
vatandaşları bilinçlendirmek, herkesin zorunlu
deprem sigortası dahil depreme karşı gerekli
önlemleri almalarını sağlamak ve depremden
sonra vatandaşlarımızın en az zararla ve en
kısa zamanda normal hayatlarına dönmelerine
destek olmak olduğunu söyledi.
deprem ve sigorta bilincini geliştirecek önemli
sosyal sorumluluk projelerine de imza atıyoruz.
Bu açıdan bakıldığında DASK’ın başlı başına bir
sosyal sorumluluk projesi olduğunu söyleyebiliriz”
diyen Serpil Öztürk, DASK olarak depreme
karşı hazırlıklı olma ve sigorta bilincini artıracak
projeleri planlarken hedef kitleye uygun ve deprem
riskinin yüksek olduğu merkezlerde depremin ve
zorunlu deprem sigortasının önemine ilişkin bilinç
oluşturacak yüz yüze iletişim faaliyetlerine öncelik
verdiklerini belirtti.
“K
Sosyal sorumluluk odaklı projeleri ve hedeflerini
anlatan Öztürk şunları söyledi: ‘‘İnşaat mühendisi
öğrencilerinde depreme karşı dayanıklı yapı
bilincini geliştirmek için Depreme Dayanıklı Bina
Tasarımı Yarışması’nı Türkiye’de ilk kez bu sene
hayata geçirdik. Geleceğin inşaat mühendislerinde
deprem duyarlı bina tasarlama duyarlılığını
yaratmaya çalışıyor ve depreme dayanıklı bina
tasarımı becerisinin geliştirilmesini hedefliyoruz.
onutlarını henüz sigortalatmamış ev
sahiplerini sisteme dahil etmenin ve mevcut
poliçelerin devamlılığını sağlamanın yanı sıra
Gençlerde deprem bilincini artırma hedefiyle
üniversite öğrencilerine yönelik düzenlediğimiz
bir başka projemiz olan kısa film yarışmamızı bu
sene uluslararası platforma taşıdık. Yarışmamıza
Türkiye’nin yanı sıra deprem riski altındaki
komşu ülkeler, Balkan ülkeleri ve İtalya dahil 21
ülkeden üniversite öğrencileri başvurabilecek. Bu
yıl beşincisi düzenlenen yarışmamızda gençler
“Depremde evin hasar görürse nereye gidersin?”
sorusunun yanıtını filme alacaklar. Kısa film
yarışmamızla, gençlerde deprem ve sigorta bilincini
oluştururken aynı zamanda onları film üretmeye
teşvik ederek bu bilincin yayılmasını amaçlıyoruz.
2009’dan bu yana Hürriyet Treni ve Fay Hatları
TIR’ımızla deprem riski yüksek il ve ilçeleri dolaşıp
deprem ve zorunlu deprem sigortası eğitimi
veriyoruz. 2010 ve 2011’de Kuzey, Batı ve Doğu
Anadolu fay hatlarını dolaşan TIR’ımız, 2012
30
yazında yerel festivallere ve yazlık mekanlara gitti.
2013’te ise Toplum Liderlerini Teşkilatlandırma
(TLT) Projesi kapsamında Zonguldak, Balıkesir,
Kahramanmaraş ve Osmaniye il merkezlerinde ve
ilçelerinde deprem seminerleri verdik. 5 senedir
devamlılığı yakaladığımız Fay Hatları TIR’ı
projemizle bugüne kadar 155 merkezde 300 binden
fazla kişiye ulaştık.’’
DASK olarak, deprem ve zorunlu deprem
sigortasıyla ilgili bilinçlendirme faaliyetlerine
yerel yönetimleri dahil etmeyi de önemsediklerini
vurgulayan Serpil Öztürk, ‘‘2011’den beri
düzenlediğimiz ‘Şehirler Yarışıyor, Sigortalılar
Kazanıyor’ yarışmasının bu sene dördüncüsünü
başlattık. Bu yarışmayla yerel yönetimlerin zorunlu
deprem sigortasını yaygınlaştırma yönünde
teşvik edilmesi, bunu başarıyla yapan illerin
ödüllendirilmesi yoluyla sigortalılık oranlarının
artırılması amaçlıyoruz. Geleneksel hale gelen
yarışmamız şehirlerarasında oldukça popüler bir
hale geldi ve rekabet oldukça arttı. Yarışmamız,
DASK’a ve zorunlu deprem sigortasına camilerden
kahvehanelere, sualtından gökyüzüne kadar pek
çok yeni mecra yarattı.
Deprem ve sigorta bilincini yaygınlaştırmak
için sosyal medyayı da önemli bir mecra olarak
görüyoruz. Facebook sayfamızda sigorta
bilincini artırmaya yönelik ödüllü yarışma ve
uygulamalarıyla takipçi sayımız 200 bini aştı.
Deprem ve sigorta bilincini artırmaya yönelik
yaptığımız sosyal medya projelerimizle Türkiye
Halkla İlişkiler Derneği’nin (TÜHİD) 2012’de on
birincisini düzenlenen Altın Pusula Halkla İlişkiler
Ödülleri’nin Dijital ve Sosyal Medya İletişimi
kategorisinde ödüle layık görüldük. Günde 40
Kuruş uygulamamızla Facebook Studio’da örnek
uygulamalar arasına girdik. Avrupa’nın saygın
ödüllerinden Digital Communication Awards’ta kısa
listeye kaldık’’ dedi.
31
Küresel Gıda Güvenliği İndeksi 2014
sonuçları açıklandı
DuPont tarafından desteklenen ve Economist
Intelligence Unit (EIU) tarafından geliştirilen
Küresel Gıda Güvenliği İndeksi, 28 Mayıs’ta
Türkiye Sürdürülebilir Tarım ve Gıda Zirvesi’nde
açıklandı.
-Tahıl depolanması, şişelenebilir su ve market
sektöründe yüksek puan alan Türkiye’nin Küresel
Gıda Güvenliği İndeksi sonuçlarına göre kendisini
geliştirmesi gereken alanlar; ithalat gümrük tarifesi,
gıda israfı ve protein kalitesi.
Ç
Halide Aydınlık: “Hiç şüphesiz
ülkemizde sürdürülebilir tarım ve
gıda günümüzün en önemli ve kritik
konularından biri”
alışmaların başladığı 2012’den bu yana yıllık
gıda güvenliği / güvenilirliği gelişmelerini
ortaya koyan indekse bu yıl ülke olarak Kuveyt
ve Birleşik Arap Emirlikleri ile gıda israfı ve
obezite metrikleri de eklendi. 2014 indeksi, 109
ülkeyi tüm dünyada tarım alanındaki yatırımların,
işbirliklerinin ve politikaların süregelen etkisini, 28
gıda güvenliği göstergesine göre ölçüyor. Satın
alınabilirlik, erişilebilirlik, kalite ve güvenlik olarak 3
kriterde ölçümleme yapan Küresel Gıda Güvenliği
İndeksi’ne bu sene iki yeni metrik - gıda israfı ve
obezite - ile iki yeni ülke - Kuveyt ve Birleşik Arap
Emirlikleri - de eklendi.
Tarımsal Ar-Ge’de, Türkiye puanını
geçen yıla oranla yüzde 1.5 artırdı
-Türkiye, Küresel Gıda Güvenliği İndeksi’nde
puanını 2013 yılına göre yüzde 1.5 puan artırarak
39. sırada yer aldı. İndekse göre Türkiye’nin en
yüksek skoru kalite ve güvenilirlikte, ancak en hızlı
büyüme ulaşılabilirlikte yaşandı.
-Türkiye, tarımsal Ar-Ge alanında ilk 20 arasında
yer alıyor. 2013 yılında Türkiye’de tarım alanında
Ar-Ge’ye ayrılan kamu harcamaları %300 arttı.
-Küresel Gıda Güvenliği İndeksi’nde 3. üst
segmentte bulunan Türkiye, tedarik yeterliliği
konusunda tüm ülkeler içinde 5. sırada yer aldı.
32
D
uPont Türkiye Ülke Müdürü Halide Aydınlık
konuşmasında: “DuPont bugün 3. yüzyılını
yaşayan bir bilim şirketi. DuPont’un Türkiye’deki
varlığı ise 1950 sonları 1960 başlarına dayanıyor.
Bugün, hızlı nüfus artışı ve çevresel güçlüklerle
karşı karşıya kalmış bir dünyanın ihtiyaçlarını
karşılamak için biyoloji, kimya, malzeme bilimi ve
mühendislik alanlarındaki uzmanlığımızı kullanıyor
ve çözüm bulmaya çalışıyoruz. Eşsiz lezzetlerin,
müthiş bir damak tadı ve mutfağın bulunduğu, dört
mevsimi ve zengin toprakları ile birçok tarımsal
ürünün üretiminde dünyada üst sıralarda yer alan
ülkemizde, hiç şüphesiz sürdürülebilir tarım ve
gıda günümüzün en önemli ve kritik konularından
biri. Gelecek nesillerimize daha güvenli bir dünya
sağlamak için gıda ve tarım alanında da özel
sektör, hükûmet, üniversite ve stk işbirliğinin
artarak devam edeceğine inanıyorum” dedi.
Pierrick Le-Gallo: “Türkiye’de
güçlü bir geleceğimiz olduğunu
düşünüyoruz”
D
uPont Türkiye, Doğu Avrupa, Ortadoğu
ve Kuzey Afrika Bölge Başkanı Pierrick
Le-Gallo “Türkiye, dünyada her zaman en iyi
performans göstermiş ve göstermeye devam
eden ekonomilerden bir tanesi ve bizim için de
anahtar bir pazar. DuPont olarak, Türkiye’de
güçlü bir geleceğimiz olduğunu düşünüyoruz.
Türkiye’nin uzun vadeli büyüme hedefleriyle paralel
olarak çalışmalarımızı yürütüyor, gıda ve tarım
sektörlerinin bu hedeflere ulaşmadaki kritik önemini
anlıyoruz. İşte bu neden bugün burada sizlerle
birlikteyiz” dedi.
Craig Binetti: “Dünyada her sekiz
kişiden bir tanesi açlık yaşarken;
dünya nüfusunun yüzde 20’sinin
obez olması büyük bir ayrım
yaratıyor”
D
uPont Beslenme ve Sağlık İş Birimi Global
Başkanı Craig Binetti “Gıda konusunda büyük
bir ikilem ve ayrım içindeyiz. Dünyada hiçbir
zaman bu kadar genç ve bu kadar yaşlı, bu kadar
zenginlik içinde ve bu kadar fakirlik sınırı altında
yaşayan; bu kadar sağlıklı ya da hasta bir nüfus
olmamıştı. Ve daha inovatif ve daha karmaşık
zorluklarla karşılaşmamıştık. Şu anda 7 milyar olan
dünya nüfusunun 2050 yılında 9 milyar olması
bekleniyor. Bu karşılaştığımız karmaşık durumlar
ise hızla artıyor. Örneğin; her sekiz kişiden bir
tanesi açlık, her beş yaş altı dört çocuktan bir
tanesi kronik yetersiz beslenme yaşıyor. Burada
büyük bir ayrım bulunuyor: dünya nüfusunun yüzde
20’si obez ve yüzde 65’i gıda fazlalığından dolayı
ölümlerin yaşandığı bölgelerde yaşıyor. Dünya
Sağlık Örgütü’ne göre obezite ve fazla kilo dünya
sağlığını tehdit eden riskler arasında beşinci sırada
yer alıyor” dedi. Binetti ayrıca sürdürülebilir gıda ve
beslenmeye yönelik yaklaşımın üç ana temelini de
paylaştı. Binetti “Sürdürülebilir gıda ve beslenme
için ilk olarak bilimsel çözümler başarılı olmak için
yerelleştirilmeli, ikinci olarak işin ölçeği büyütülmeli
ve sürdürülebilirliği artırmak için özel sektör önemli
bir rol oynamalı. Üçüncü faktör ise üreticiler,
müşteriler, yöneticiler, akademisyenler ve toplumla
iş birliği içinde hareket edilmeli” ifadelerini kullandı.
KSS
Uyg
EMC,
ulam
alar
ı
AÇEV işbirliği ile okul yeniledi
Okul öncesi eğitim çağındaki öğrencilere sağlıklı
bir eğitim ortamı yaratmayı amaçlayan EMC ve
AÇEV’in işbirliği ile, Tokat’ın Turhal İlçesi, Üçyol
Köyü İlköğretim Okulu ana sınıfı öğrencilerine
ihtiyaç duydukları eğitim ortamı sağlandı.
E
MC Türkiye, Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV)
işbirliği ile gerçekleştirdiği sosyal sorumluluk
projesi kapsamında, Tokat’ın Turhal ilçesi, Üçyol
Köyü İlköğretim Okulu’na yeni bir konteyner ana
sınıfı yapıldı.
Turhal ilçesine 30 km uzaklıkta bulunan 1.500
nüfuslu yüksek bir dağ köyü olan Üçyol Köyü’ndeki
İlköğretim Okulu’nda, anasınıfından başlayarak
ortaokul 8. sınıfa kadar 81’i kız ve 86’sı erkek
olmak üzere toplam 167 öğrenci eğitimini
sürdürüyor. Üçyol İlköğretim Okulu’nda, okul öncesi
eğitime destek amaçlı bir konteyner ana sınıfı
yapımı ve donanımı çalışmalarını tamamlayan
EMC ve AÇEV, ayrıca, kullanımda olmayan eski bir
bölümü kütüphane ve fen odası haline dönüştürdü
ve ana sınıfı öğrencileri için oyun parkı kurdu.
EMC Türkiye Genel Müdürü Önder Sönmez
konuyla ilgili açıklamasında; “EMC olarak faaliyet
gösterdiğimiz ülkelerde sosyal sorumluluk
anlayışımız doğrultusunda çeşitli projeler
gerçekleştiriyoruz. Bir ülkenin geleceğinin,
gençlerin iyi koşullarda, iyi eğitim almasından
geçtiğinin bilincinde olarak, öğrencilerin eğitim
ortamlarını iyileştirmeye yönelik çalışmalarda
bulunuyoruz. Bu kapsamda, çocukların eğitimi
konusunda Türkiye’nin önde gelen kuruluşlarından
AÇEV ile birlikte, Tokat’taki öğrencilerimizin
eğitimine katkıda bulunmuş olmanın gururu ve
mutluluğunu yaşıyoruz. Çünkü sağlıklı koşullarda
eğitim görmek, bütün öğrencilerin en doğal hakkı”
dedi.
U
KSS ları
ama
l
u
g
y
Sustainable Brands İstanbul 2014:
Markalar toplumsal sorunlarda çözümün
bir parçası olmalı
Sustainable Brands -Sürdürülebilir Markalar
konferanslar serisinin İstanbul ayağı, 28-29
Mayıs tarihlerinde gerçekleşti. Bu yıl 80’in
üzerinde konuşmacı, 40’ı aşan oturum
ve 3 workshop’un yer aldığı konferansın
son gününde de markaların değişimi nasıl
yönetecekleri konuşuldu. Konferansın son
gününde markaların fark yaratmaktan toplumun
sorunlarına çözüm olabilecek hikayelerinin
olması gerektiği paylaşıldı.
S
ustainable Brands İstanbul, bu sene ‘‘Yeniden
Düşün, Yeniden Tasarla, Yeniden Yarat’’
teması ile marka, pazarlama, iletişim, inovasyon ve
sürdürülebilirlik profesyonellerini buluştdu.
Sustainable Brands İstanbul 2014’ün en
ilginç konuşmalardan biri Goodvertising
Ajansı’nın Direktörü ve yazar Thomas Kolster’in
‘Goodvertising’ başlıklı konuşmasıydı. Markanın
müşterisi ile anlamlı ve ‘iyi’ iletişim kurmasının
önemine değinen Kolster, markaların artık
eskiden olduğu gibi sadece istek yaratarak değil,
toplumun sorunlarına çözüm olabilecek hikayeler
yaratmalarının önemini şöyle vurguladı:
“Artık yara bandı çözümlerden vazgeçerek
süreçlerin içine entegre edilebilecek hikayeler
oluşturmalıyız. İnsanların %80’i markaların
sürdürülebilirliğe önem verdiklerini ve markanın
34
çözümün bir parçası olmasına inanıyor. Bizler
tüketicilere, onların önemsedikleri konularda
hikayeler anlatmalıyız. İnsanların dert edindiği,
önemli konuları eklemeliyiz. Onun için reklamcılığa
Goodvertisng diyorum. Fark yaratmak değil Dünya
için önemli işler yapan markalar olmak gerekli.”
Konferansın konuşmacılardan biri olan Forum
for the Future CEO’su Sally Uren, markaların
sürdürülebilirlik hedefinde ellerindeki gücü
kullanmaları için 3 ipucu verdi: Tüketiciyi
sürdürülebilirlik konusunda bilinçlendirmek için
liderlik, Ar-ge ve değişim yaratmak.
Günlük hayatın bir çok alanında kullanılan
ürünlerin temelini oluşturan kimya sektöründe
faaliyet gösteren Avery Dennison’ın CEO’su Dean
Scraborough da Sustainable Brands İstanbul
2014’te sürdürülebilirlik konusunda odağa paydaş
olarak ‘insanı’ koymanın ve bu alanda liderliğin
öneminden söz etti.
Konferansın karbon ayak izi silindi
S
ürdürülebilirlik Akademisi tüm etkinliklerini
karbon nötr olarak gerçekleştirdi. Sustainable
Brands İstanbul 2014’da konferansın karbon ayak
izi üniversiteli gönüllülerden oluşan Karbon Avcıları
ekibi tarafından hesaplandı ve Ege Orman Vakfı iş
birliği ile silindi.
Uyg
KSS
ulam
alar
ı
Sen Bul Diyabet Kolaylaşsın projesi
üniversitelileri buluş yapmaya teşvik ediyor
Diyabet alanında çözüm ve tedavi yöntemleri
sunan Sanofi, diyabette ihtiyaca yönelik çözüm
önerileri üretmek ve üniversite öğrencilerini de
bu sürece aktif olarak dahil etmek için ‘Sen Bul
Diyabet Kolaylaşsın’ proje yarışması başlattı.
Projenin üniversitelerde daha iyi tanıtılabilmesi
ve katılım sağlanması için Türkiye çapındaki
üniversiteler ziyaret ediliyor. Saha ekibi, Sen
Bul Diyabet Kolaylaşsın projesi kapsamında
toplamda 12 üniversiteyi gezdi.
S
anofi Grubu, diyabet konusunda yeni ve
etkili tedavi yöntemlerinin yanı sıra sosyal
sorumluluk projeleriyle de diyabet konusunda
çalışmalar yürütüyor. Bu doğrultuda Türkiye
Diyabet Vakfı ile işbirliği yapan Sanofi, Sen Bul
Diyabet Kolaylaşsın yarışmasını başlattı. Diyabetli
hastaların günlük yaşamlarını kolaylaştırmak
amacıyla üniversite öğrencilerinin buluşları,
Sen Bul Diyabet Kolaylaşsın jürisi tarafından
değerlendirilecek. Yarışma sonuçları 14 Kasım
Dünya Diyabet Günü’nde açıklanacak.
Proje kapsamında buluş yapılması beklenen
alanlar arasında; sağlık ekibine kolay ulaşım,
şeker ölçümü, iyi diyabet tedavisi uygulaması,
diyabetik öz bakım ürünleri, diyabetik sağlıklı
gıdalar, diyabetik giyim ürünleri ve diyabetik yazılım
uygulamaları gibi alanlar yer alıyor. Projelerin ödüle
değer bulunması için, projenin diyabet hastasının
hayatını kolaylaştırması, üretilebilir, hayata
geçirebilir olması ve yaratıcı olması gibi kriterler yer
alıyor.
Türkiye çapındaki tüm üniversitelerin tüm
bölümlerindeki öğrenciler diyabetli hastaların
yaşamını kolaylaştıracak buluşlarıyla yarışmaya
katılabilecek. Türkiye’nin dört bir yanındaki
üniversite öğrencilerinden gelecek olan projeleri
değerlendirecek bağımsız jüri üyeleri arasında,
Türkiye Diyabet Vakfı Başkanı Prof. Dr. Temel
Yılmaz’ın yanı sıra Diyabetle Yaşam Derneği
Başkanı Emine Alemdar, Boğaziçi Üniversitesi
Endüstri Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç.
Dr. Aybek Korugan, Marmara Üniversitesi
Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları
Öğretim Üyesi Doç.Dr. Oğuzhan Deyneli, Doğuş
Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mitat Uysal,
Ulusal Beslenme Platformu 2. Başkanı Prof. Dr.
Mehmet Pala ve gazeteci ve Bilgi Üniversitesi
Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Fatoş Karahasan yer
alıyor. Üniversite öğrencileri yarışmaya http://www.
senbuldiyabetkolaylassin.com internet sitesinden
başvurabiliyor.
35
U
KSS ları
ama
l
u
g
y
Türkiye’nin ilk özel Uzaktan Öğretim
Platformu uygulamaya geçiyor
2007 yılından bu yana Ankara’da uluslararası belgelendirme, eğitim ve danışmanlık alanlarında
faaliyet gösteren SistemTurk; Sağlık Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Avrupa Birliği Genel
Sekreterliği, Hazine Müsteşarlığı başta olmak üzere çok sayıda kamu kuruluşuna ve özel kuruma
hizmet veriyor.
2
008 yılında Türkiye’nin ilk özel Uzaktan Öğretim
Platformu’nu kuran SistemTurk, yeni projesi
E-Üniversite ile Türkiye’nin ilk online degree
platformunu hayata geçirdi.
www.uzaktanogretim.com.tr nedir?
Ü
lkemiz insanının kalite düzeyini artırmak ve
insan profilimizi çağdaş toplumlar düzeyinde
geliştirmek adına oluşturulan, ücretsiz sertifika
programlarının olduğu bir platform.
Projenin kapsamı
P
roje, kullanıcıların ilgi duydukları konulara ilişkin
dersleri izlemeleri, bu derslerin sınavlarına
girmeleri, varsa ilgili dokümanları indirmesi, ‘Başarı’
ya da ‘Katılım’ sertifikası almasını ve tüm bu
süreçlerin ücretsiz olmasını amaçlıyor.
Projenin duyurulması
P
roje, web tabanlı uzaktan öğretim sistemi
olduğu için duyurulması da web üzerinden
36
gerçekleştiriliyor. Tüm sosyal medya ve alternatif
mecralarda duyuruluyor.
Projenin hedefi ise; birinci senenin sonunda
250.000 kişinin bu sistemden ücretsiz olarak
yararlanmasının sağlanması.
Firmalara ne katacak?
U
zaktanogretim.com.tr uygulamasının,
topluma fayda sağlayacak, yenilikçi bir sosyal
sorumluluk projesi olması sebebiyle projeyi
destekleyen markaların imajını güçlendireceği
ve bilinirliğini arttıracağı yanı sıra destek veren
firmaların toplumsal kültürümüzün geliştirilmesi
amacıyla çalışmasının olumlu bir algı oluşturacağı
öngörülüyor.
Dijital pazarlama yapmak için gereken e-mail,
telefon numarası bilgilerinin yanı sıra lokasyon,
cinsiyet, doğum tarihi gibi katılımcı bilgilerinin
de sponsor firmalarla paylaşılacağı uygulama
Türkiye’de ilk defa gerçekleştiriliyor.
Çevresel kaygı çok yüksek
ÇEVKO için GfK’nın yaptığı “Çevresel Bilinç, ÇEVKO Algısı ve Yeşil Nokta Bilinirliği Algı Araştırması”
sonuçları açıklandı.
Ç
EVKO’nun faaliyet gösterdiği ana 6 ilde
(Ankara, Antalya, Bursa, Eskişehir, İzmir,
İstanbul) yaşayan ve çalışan (yüzde 89’u bir yıldan
daha uzun süredir ilgili semtte yaşayan…) halk
genelinde yapılan 500 görüşmede CAPI (Computer
Aided Personal Interview) araştırma yöntemi
kullanıldı. Yüzde 50’sini kadın, diğer yarısını
erkeklerin oluşturduğu; ortalama yaş grubu 37 olan,
yüzde 50’si lise üstü eğitimi bulunan grubun yüzde
90’ı, çevresel sorunları günümüzün en önemli
problemleri olarak görüyor. Ama farkındalık ve
çevre için eyleme geçme oranları arasında büyük
farklar bulunuyor.
Araştırma sonuçlarını değerlendiren ÇEVKO
Genel Sekreteri Mete İmer, bu sonuçların Dünya
Çevre Günü öncesinde bu alanda faaliyet
yürütenlere ve yönetimlere önemli mesajlar
verdiğini belirtti. İmer, “Vatandaşlar, bizlerden
eğitici - bilgilendirici faaliyetler düzenlememizi, atık
alanlarını çoğaltmamızı, toplama kutularını kolayca
ulaşabilecekleri, kendilerine daha yakın alanlara
koymamızı istiyorlar. Gelecek yıllarda Dünya Çevre
Günü’nü tam anlamıyla bayram olarak kutlamak
ve daha temiz, yaşanabilir bir dünyada yaşamak
için tüm ilgili birimler olarak bu isteklere kulak
vermeliyiz” dedi.
Daha temiz ve yaşanabilir bir Türkiye için
çalışmalar yürüten ÇEVKO Vakfı, toplumun
çevresel sorunlara bakışını ortaya çıkarmak ve
vakfın nasıl algılandığını ölçmek üzere GfK’nın
yaptığı “ÇEVKO 2013 Algı Araştırması”nın
sonuçlarını açıkladı.
Vakfın faaliyet gösterdiği Ankara, Antalya,
Bursa, Eskişehir, İzmir ve İstanbul illerinde 500
kişiyle birebir görüşülerek yapılan çalışmayı GfK
Araştırma gerçekleştirdi. Buna göre, çalışmaya
katılanların yüzde 90’ı günümüzün en önemli
problemlerinden birini ekolojik dengenin bozulması
nedeniyle oluşan çevre kirliliği olarak görüyor ve
küresel ısınma gibi değişen dünya koşullarının,
artık günlük hayatımızı da etkileyip, insanların
refahı için tehdit oluşturduğunu düşünüyor. Bu
kişiler aynı zamanda çöplükler ve düzensiz
depolama alanlarını halk sağlığı için tehdit olarak
görerek, çöpe atılan ambalajlar yüzünden enerji ve
kaynak israfı oluştuğunu ifade ediyor.
Çevresel kaygılar tüketiciye nasıl
yansıyor?
Ç
EVKO araştırmasında çevresel bilincin tüketici
davranışlarına nasıl yansıdığı da soruldu. Buna
göre, araştırmaya katılanların yüzde 10’u “topluma/
doğaya karşı sorumluluk duyan markaların
ürünlerini satın almayı tercih ederim” ifadesine “her
zaman” cevabını verirken, yüzde 24’ü “sık sık”,
yüzde 32’si “arada sırada”, yüzde 23’ü “nadiren”,
yüzde 11’i de “hiçbir zaman” yanıtlarını verdi.
“Çöplerimi ayrıştırırım, geri dönüşüm kutularını
kullanırım” ifadesine katılım sırasıyla yüzde 11
(hiçbir zaman), yüzde 18 (nadiren), yüzde 31
(arada sırada), yüzde 26 (sık sık) ve yüzde 14 (her
zaman) oldu.
“Daha pahalı olsa bile çevreye ve doğaya karşı
sorumluluk duyan markaların ürünlerini satın
alırım” ifadesinde bu oranlar sırasıyla yüzde 17
(hiçbir zaman), yüzde 19 (nadiren), yüzde 34
(arada sırada), yüzde 20 (sık sık) ve yüzde 10
(her zaman) olarak gerçekleşti. “Bir ürün satın
alırken, ambalajında geri dönüşüm işaretinin
olup olmadığına bakarım” diyenlerin oranı ise
yine sırasıyla yüzde 18 (hiçbir zaman), yüzde 20
(nadiren), yüzde 31 (arada sırada), yüzde 22 (sık
sık) ve yüzde 9 (her zaman) oldu.
Sorumluluk kimde: Yüzde 77 yerel
yönetimler
A
raştırmada sorulan bir diğer soru ise çevre
kirliliği ile ilgili çalışmaların kimin tarafından
yürütülmesi gerektiğine dairdi. Buna göre
37
çalışmaya katılanların büyük bir çoğunluğu (yüzde
77) bu konuda “yerel yönetim ve belediyeler”i
sorumlu tutuyor. Çalışmaya katılanların diğer
sorumlu bulduğu merciler ve oranları ise şu şekilde
gerçekleşti: Toplumdaki tüm bireyler (yüzde 49),
bireylerin kendisi (yüzde 44), devlet/hükümet
(yüzde 43), sivil toplum kuruluşları (yüzde 39),
sanayi şirketleri (yüzde 25), büyük devletler (yüzde
15).
Atık kumbaraları doğru yerde mi?
Yüzde 17 kesinlikle katılıyorum, yüzde 42
katılıyorum, yüzde 20 ne katılıyorum ne
katılmıyorum, yüzde 10 katılmıyorum, yüzde 7
kesinlikle katılmıyorum.
Atık kutular nereye yerleştirilmeli?
Sorularla çevre farkındalığı ve
davranışlar
Yüze 38 cadde, sokak, mahalle araları, yüzde 18
bina, apartman girişleri, yüzde 15 çöp kutularının
yanlarına, yüzde 8 daha göz önündeki bulunabilir
yerlere.
Yeşil Noktayı daha önce gördünüz mü/ duydunuz
mu?
Ambalaj atıklarının ayrı toplanmasının faydalı
olduğuna inanıyor musunuz?
Yüzde 42 evet, yüzde 58 hayır. (Soruya evet
yanıtını verenlerin yüzde 71’i yeşil noktanın “geri
dönüşümlü ambalaj” işareti olduğunu söylüyor)
Yüzde 33 kesinlikle inanıyorum, yüzde 57
inanıyorum, yüzde 9 ne inanıyorum ne
inanmıyorum, yüzde 1 fikrim yok.
Uyg
KSS ları
a
ulam
Damat|Tween’den
Darüşşafakalı çocuklara
eğitim desteği
Damat|Tween, sosyal sorumluluk bilinciyle geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da “Babanız için
Hediye, Onlar için Gelecek” projesiyle Darüşşafakalı gençlerin eğitimine katkıda bulunuyor.
5 TL bağış yapılıyor. Damat|Tween’in tüm
mağazalarında geçerli olacak olan uygulama,
Babalar Günü’nün kutlanacağı 15 Haziran 2014
Pazar gününe kadar sürecek.
Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman
Orakçıoğlu, şirket kuruluşundan bugüne büyük
önem verdikleri sosyal sorumluluk projelerini
Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınmasının olmazsa
olmaz unsuru olarak gördüklerini söyledi.
D
amat|Tween, Darüşşafaka Cemiyeti ile Babalar
Günü’ne özel olarak başlattığı “Babanız için
Hediye, Onlar için Gelecek” projesi kapsamında,
sosyo-ekonomik açıdan yeterli imkana sahip
olmayan çocukların uluslararası standartlarda
eğitim almasına ve aydın bireyler olarak topluma
kazandırılmasına destek olmayı amaçlıyor.
“Babanız için Hediye, Onlar için Gelecek”
projesinde, 1 Haziran 2014 Pazar gününden
itibaren Damat|Tween mağazalarından yapılan
alışverişlerde her fatura için Darüşşafaka’ya
38
Çocuklar için farkındalık yarattık
O
rakçıoğlu, bu anlayışla başlattıkları çok
sayıda projeler arasında, Darüşşafaka
Cemiyeti ile çocukların eğitimi ve geleceği için
yürütülen çalışmaların ayrı bir değer taşıdığını
vurguladı. Orakçıoğlu, “Darüşşafaka ile bugüne
kadar yürüttüğümüz projelerde önemli kaynak
oluşturduğumuza inanıyoruz. “Eğitimde fırsat
eşitliği” ile sosyo-ekonomik açıdan yeterli imkana
sahip olmayan çocuklarımıza aydınlık bir gelecek
hazırlama konusunda büyük farkındalık yarattık”
dedi.
Uyg
KSS
ulam
alar
ı
Sürdürülebilir bir çevre için
Dow Çözümleri
Dow, yaşam için inovatif teknolojiler geliştirerek
insanlığın ve dünyanın sürdürülebilirliğine katkıda
bulunuyor.
B
ir jean pantolon için 10.852 litre veya bir
masaüstü bilgisayar için 5.678 litre su
harcanan günümüz dünyasında 2030 yılında
küresel su gereksiniminin % 50 artması bekleniyor.
Mecvut su kaynakları talebin sadece % 60’ını
karşılayabilecek.
Sürdürülebilirlik hedeflerinin bir parçası olarak Dow,
dünya sorunlarına dair çığır açan ikinci buluşu olan
DOW FILMTEC™ ECO Ters Osmoz Elementlerini
geliştirdi. DOW FILMTEC™ ECO, üreticilere %30
daha az enerji harcayarak %40 daha iyi arıtılmış su
sağlıyor. Dow çözümleri, dünya üzerinde dakikada
56 milyon litreden daha fazla su işliyor.
“Yaşanabilir Ve Sürdürülebilir Bir Dünya” talebi 5
Haziran 2014 Dünya Çevre Günü’nün de en önemli
mesajlarından biri. Sadece bir gezegenimiz var
ve kaynaklarımız sınırlı. Bu nedenle ne yaptığımız
ve nasıl yaptığımız her zamankinden fazla önem
taşıyor. Dünyamızın artık enerji, iklim değişikliği,
su, gıda, barınma ve sağlık gibi zorlu alanlarda
çözümlere gereksinimi var.
DOW FILMTEC™ ECO Ters Osmoz
Elementleri
S
ürdürülebilirlik Hedeflerinin bir parçası olarak
Dow, dünya sorunlarına dair çığır açan ikinci
buluşu olan DOW FILMTEC™ ECO Ters Osmoz
Elementlerini geliştirdi. Bu teknolojinin mucidi olan
Dow Water & Process Solutions’ta araştırmacı bilim
adamı olarak çalışan Dr. Abhishek Roy, “Prestijli
Sürdürülebilirlik Mucidi Ödülü”ne (Sustainability
Innovator Award) layık görüldü.
Dow Water & Process Solutions endüstriyel ve
şehir suyu, kimyasal süreçler, eczacılık, beslenme,
enerji, ev tipi içme ve atık su ile tekrar kullanım da
dahil olmak üzere bir dizi büyük çaplı uygulama
alanında, iyon değiştirici reçineler, ters osmoz
membranlar, ultra-filtreleme membranları ve
elektrodeiyonizasyon ürünlerinden oluşan geniş bir
portföy sunuyor.
Bir Jean Pantolon İçin 10.852 Litre Su
D
ow’ın çığır açan çözümleri Su-Enerji İlişkisine
odaklanıyor. Her bireyin küresel su-enerji
ayak izi çoğu insanın düşündüğünden çok daha
fazla. Günümüzde bir jean pantolon için 10.852
litre veya bir masaüstü bilgisayar için 5678 litre su
harcanıyor. 2030 Water Resources Group raporuna
göre, 2030’da küresel su gereksiniminin % 50
artması bekleniyor ve analistlerin tahminine göre
mevcut su kaynakları talebin yalnızca % 60’ını
karşılayabilecek.
Dow, Dakikada 56 Milyon Litre Su
işliyor
D
ow, en önemli iki ihtiyaç olan temiz su ve isteğe
bağlı enerjinin iç içe geçtiğini ve günümüzde
su arıtma alanında mevcut olan en ileri yöntemin
çığır açan gelişmiş polimer kimyası olduğunu kabul
ediyor. Dow, yakın geçmişte DOW FILMTEC™
ECO Ters Osmoz Elementleri’ni ikinci çığır açan
teknolojileri olarak adlandırmıştır. Peki bu neden
çığır açan bir teknoloji? Çünkü, su güvenliğine etki
edecek her türlü çözümün hem su arıtımını hem de
bunun için gerekli enerjiyi dikkate alması gerekiyor.
Bu sebeple DOW FILMTEC™ ECO, üreticilere
% 30 daha az enerji harcayarak % 40 daha iyi
arıtılmış su sağlıyor.
Uzmanlara göre, dünyanın en önemli sorunlarından
biri giderek artan su kıtlığı. Böyle bir ortamda Dow
çözümleri dünyada dakikada 56 milyon litreden
daha fazla su işlemektedir. FILMTEC™ ECO
elementlerinin önümüzdeki 10 yılda, 6 milyon
olimpik yüzme havuzuna eşdeğer 15 trilyon
metreküp su üretmesi bekleniyor. FILMTEC™ ECO
Ters Osmoz Elementleri üreticilerin daha az su ve
enerji kullanımına önemli katkı sağlıyor.
Perakende sektörü
sürdürülebilirliği konuştu
Sürdürülebilirlik Akademisi tarafından ilk kez
düzenlenen Sürdürülebilir Perakende Konferansı
29 Mayıs’ta gerçekleşti. Konferansta markaların
ürün ve hizmetlerini son tüketici ile buluşturan
perakendecilikte sürdürülebilirlik her yönüyle ele
alındı.
M
arkaların ürün ve hizmetlerini son tüketici ile
buluşturan perakendecilikte sürdürülebilirlik
her yönüyle ele alındı. Konferansın açılışını yapan
Sürdürülebilirlik Akademisi Yönetim Kurulu Üyesi
Semra Sevinç, perakende sektörüne neden ayrıca
yer verdiklerini ve bu sektördeki sürdürülebilirlik
uygulamalarının ekonominin geneline ne kadar
büyük bir etkisi olduğunu açıkladı.
Sürdürülebilirlik Akademisi Yönetim Kurulu Başkanı
Murat Sungur Bursa ve Türkiye Perakendeciler
Federasyonu Başkanı Mustafa Altunbilek arasında
yapılan söyleşide Bursa’nın sorularını yanıtlayan
Altunbilek, perakendeciler olarak kendilerine düşen
rolün farkında olduklarını belirtti ve yapılması
gerekenleri sıraladı: “Tedarikçilerimizden aldığımız
ürünler konusunda bilinçli olmalıyız, müşterilerimizi
bilinçlendirmeliyiz, çalışanlarımıza yatırım
yapmalıyız, kurumsallaşarak verimliliği ve karlılığı
yakalamalıyız, Avrupa’daki gibi plastik poşetleri
para ile sunmalı ve kullanımını özendirmemeliyiz.” 3500’den fazla satış noktası ile 65000 fazla kişiyi
istihdam eden 358 üyesini temsilen konuşan
Altunbilek, ayrıca çıkması beklenen perakende
yasasına değindi ve sektörün sürdürülebilirliği
40
için mağazaların Avrupa’daki gibi pazar günleri
kapatılmasını desteklediklerini belirtti.
Ülkemizin en büyük elektronik ürün marketlerinden
Teknosa’nın genel müdürü M. Necil Oyman,
mağazalarındaki sürdürülebilirlik uygulamalarını
anlattı, özellikle elektronik atık toplama ve çalışan
eğitimlerini örnek olarak gösterdi.
Gittigidiyor.com Marka Müdürü Banu Güler,
online ticaretin başlı başına alışverişte karbon
emisyonunu azalttığını, ayrıca şirket olarak temiz
enerji kaynakları ve geri dönüşüme yönelerek bu
etkiyi daha da artırdıklarından bahsetti.
Müşteri deneyimi konusunda uzman Envirosell’in
Türkiye ortakları Burç Tutanç ve Melik
Karabıyıkoğlu ise yaptıkları ilginç sunumda
perakendecilere müşterileri ile sürdürülebilir bir
ilişki kurmanın ipuçlarını verdiler. Müşterilerin satın
alma kararlarının yüzde 70-80’inin mağaza içinde
oluştuğunu belirten Tutanç ve Karabıyıkoğlu, ürün
diziminden fiyatlandırmaya müşterilere mesajların
nasıl verilmesi gerektiğini anlattılar.
Satış Alanlarında Enerji verimliliği oturumunda
konuşan Venesco Kurucu Genel Müdürü Arif
Künar, Türkiye’nin ilk AVM’lerinden Carousel’in
yatırımcısı Mermerler Holding Koordinatörü
Mete Göknel ve perakende devi Tesco Kipa’nın
Mühendislik Müdürü Cüneyt Güven de mağaza
ve AVM’lerde enerji verimliliği uygulamalarını
anlattılar.
Uyg
KSS
ulam
alar
ı
II. Sürdürülebilir Finans Forumu
Borsa İstanbul’da yapıldı
İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği
(SKD), Birleşmiş Milletler Çevre Programı Finans
Girişimi (UNEP FI) ve Global Compact Türkiye
iş birliğiyle hayata geçirilen “Sürdürülebilir
Finans Forumu” 16 Mayıs’ta Borsa İstanbul’da
gerçekleştirildi.
Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik
Endeksi sonbahardan önce
yayınlanacak
B
orsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel
Müdürü Dr. M. İbrahim Turhan, geçtiğimiz
yüzyılın temel düşünce ve üretim biçiminin herkesi
ekonomik büyümeyi tek boyutlu olarak algılama
yanılgısına düşürdüğünü söyledi. Turhan, büyüme
paradigmasının yan etkilerinin çok yakından
görüldüğünü, ekonomi, toplumsal yapılar, çevre ve
insanın stres altında kaldığını kaydetti.
Dr. M. İbrahim Turhan, şöyle devam etti: “Finansal
sistemler bizi gerek aşırı finansal kaldıraç gerek
karmaşıklığı dolayısıyla neredeyse üretenlerin dahi
anlamadığı finansal mühendislik ürünleriyle risklerin
bir yerden bir yere, bir biçimden başka bir biçime
dönüştürülmesini risk yönetimi olarak algılayan bir
yanılgıya sürüklüyor. Bu aynı yaklaşım finansal
sistemin ve finans sektörünün reel sektörden
giderek uzaklaşmasına neden oluyor. Çevremiz
bize bu stres altında alarm sinyalleri veriyor.
Sürdürülebilirliği çok boyutlu olarak ele almayan
yaklaşımlar çevre üzerinde çok büyük tahribatlar
meydana getirebiliyor.’’
Sürdürülebilirliği bir iş modeli olarak nasıl hayata
geçirebileceğimiz üzerinde durulması gerektiğine
işaret eden Dr. M. İbrahim Turhan, bu anlamda da
borsaların örgütlenmiş sermaye piyasası alanları
olarak çok önemli bir işleve sahip olduklarını belirtti.
Yatırımcıda bu yönde oluşturulabilecek bilinç
sayesinde sürdürülebilirlik konusunda özen
göstermeyen işletmelerin borsalardaki itibarlarının,
değerlerinin olumsuz etkileneceği için kendi iş
modellerinin ayrılmaz bir parçası olarak dikkate
almaya mecbur hissedeceklerini kaydeden
Turhan, “Borsa İstanbul olarak büyük bir mutlulukla
şunu ifade edebilirim ki; İMKB olarak faaliyet
gösterdiği dönemlerden itibaren hem BM Sorumlu
Yatırımcı İlkelerine hem Global Compact’e
hem de UNEP FI’a bağlı bir yapı olmuş, Borsa
İstanbul’un kurulmuş olmasıyla beraber bu durumu
Sürdürülebilir Borsalar İnisiyatifi’ni başlatan dört
kurucu üyeden birisi olmak suretiyle devam
ettirmiştir. 2012 yılında göreve başlamamdan çok
kısa bir süre sonra BM’nin Rio+20 toplantısına
katıldım. O gün Bovespa, Johannesburg ve
NASDAQ ile birlikte bu inisiyatifi başlatan Borsa
İstanbul, önümüzdeki günlerde Sürdürülebilirlik
Endeksi’ni hayata geçirmesiyle orada attığı imzanın
gereğini yerine getirmiştir. Sürdürülebilir Borsalar
Girişimi’ni başlatan 4 kurucu üyeden birisi olarak bu
inisiyatifi başlatan Borsa İstanbul Sürdürülebilirlik
Endeksi’ni yayınlamaya başlayacak. Bu yıl
sonbahardan önce bu endeks yayınlanacak.
Sürdürülebilirlik sadece bu iş modellerimizin değil
hayatımızın bir parçası olmalıdır” dedi. Sürdürülebilir kalkınma bütün
çevrelerin gündeminde
S
KD Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi Ediz
Günsel, sürdürülebilir kalkınmanın küresel
olarak bütün hükümetlerin ve sivil toplum
kuruluşlarının ajandasında yer aldığına dikkat çekti.
Günsel: “Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de
de ‘finansman’ desteği olmadan sürdürülebilir
kalkınmanın gerçekleşebilmesini mümkün
görmüyoruz. Ancak bunun için sektörün belirli bir
olgunluğa gelmesi, kendi yönetim yapısı içinde
sürdürülebilirlik araçlarını kullanırken, müşterilerine
dönük ürünlerinde de sürdürülebilirliğin ilkelerine
uyması gerekiyor. Mesela iklim değişikliği
dünyanın en önemli konularından biri iken finans
sektörünün kendisini bundan soyutlaması mümkün
olmayacaktır. Sürdürülebilir finansman, yeşil
ekonomiye gidişin ayrılmaz bir parçası” dedi.
41
U
KSS ları
ama
l
u
g
y
Üniversitelerarası Sosyal Sorumluluk
Yarışması ödülleri verildi
Kredi Kayıt Bürosu’nun, üniversite öğrencilerinin
sosyal sorumluluk konularındaki farkındalıklarını
ve toplumsal sorunlara karşı duyarlılıklarını
artırmak amacıyla başlattığı ve yoğun ilgi gören
“Hayal Edin Gerçekleştirelim” yarışmasında en
başarılı projeler belirlendi.
T
ürkiye genelindeki ön lisans, lisans ve yüksek
lisans öğrencilerinin çevre, eğitim, sağlık, spor,
kültür sanat ve toplumsal konu kategorilerinde
toplam 351 proje ile başvuruda bulunduğu yarışma,
özgün ve yaratıcı sosyal sorumluluk projeleri ortaya
çıkardı. Çevre ve toplumsal kategorilerindeki
projeler, jüri ve halk oylamasında öne çıkarken,
farklı üniversitelerden 8 proje ödüle hak kazandı.
6 kategorideki toplam 30 projenin değerlendirildiği
jüri toplantısı ardından belirlenen en başarılı 18
projenin de Facebook üzerinden sosyal medya
oylamasına sunuldu.
Kredi Kayıt Bürosu Genel Müdürü Kasım Akdeniz,
“Hayal Edin Gerçekleştirelim” yarışmasını
üniversite öğrencilerinin sosyal sorumluluk bilincini
ve toplumsal sorunlara duyarlılıklarını artırmak
üzere hayata geçirdiklerini belirterek yarışma
sonucunda ortaya çıkan projelerin de bunun ne
kadar doğru bir adım olduğunu ortaya koyduğunu
belirtti.
Akdeniz: “Bu yarışmaya karar verdiğimizde
birkaç hedefimiz vardı. Bunlardan ilki gelecekte
karar verici konumuna geçecek gençlerimizin
sosyal sorumluluk bilinçlerini geliştirmek ve
yaratıcı enerjilerini bu alana yönlendirmekti. Farklı
konularda hazırlanan 351 proje başvurusunu
değerlendirdiğimizde bu amaca ulaştığımızı
görüyoruz. İkinci hedefimiz hem kurumumuz
hem de diğer kurumlar için katma değeri
yüksek sosyal sorumluluk projeleri fikir havuzu
oluşturmaktı. KKB olarak biz de bu projelerden
birisini seçerek gerçekleştirmeyi planlıyoruz.
Tüm projeleri web sitemizde duyurup, kurumlar
42
için bir fikir havuzu oluşturacağız. Dolayısıyla bu
yarışma ile ilgili başlangıçta koyduğumuz hedefleri
gerçekleştirdiğimizi söyleyebilirim. Gelecek yıllarda
yarışmayı geleneksel hale getirerek daha da
geliştirmek bizim de en büyük isteğimiz” dedi.
Büyük Ödül ve Sosyal Medya Ödülü
toplumsal ve çevre kategorileri
projelerine gitti
Y
arışmada “Büyük Ödül”ü jüriden en yüksek
puanı alan toplumsal kategorisinde yer alan
“Toplumdan Sivil Topluma” başlıklı projesiyle
Sabancı Üniversitesi’nden Orhan Genç kazandı.
“Sosyal Medya Oylaması Birincilik Ödülü” ise çevre
kategorisinde yer alan Ege Üniversitesi’nden Zeliha
Şit ‘in oluşturduğu “Beni Geri Döndür” başlıklı
projeye verildi.
Yarışmanın kategori birincileri ise şöyle sıralandı:
Çevre kategorisinde “Geri Dönüşüm Çevreci
Döngüm” projesi ile Tuğba Biçer, Eda Ceylan
-Yeditepe Üniversitesi
Sağlık kategorisinde “ Kan Bağışı Mobil
Uygulaması” projesi ile Halil İbrahim Erkaplan,
Muzaffer Yılmaz, Tolga Sedat Kayhan -Kocaeli
Üniversitesi
Kültür& Sanat kategorisinde “Bir Destekle Bin Umut
Yeşert” projesi ile Aybike Avcı -İstanbul Üniversitesi
Spor kategorisinde ‘’Bisikletime Yol Açın” projesiyle
Salih Aydın-İstanbul Üniversitesi
Eğitim kategorisinde “Paylaş Bir Selfie” projesiyle
Hakan Menekşe - Anadolu Üniversitesi
Toplumsal kategorisinde “Toplumdan Sivil
Topluma” projesiyle Orhan Genç -Sabancı
Üniversitesi
Uyg
KSS
ulam
alar
ı
Oriflame çocuklarla birlikte tohum ekti
Oriflame, çocukların eğitimi ve çevre konularında
tüm dünyada sosyal sorumluluk projeleri
uyguluyor. Şirket, yeni bir uygulama olarak 36
ilde 53 eğitim parkında çocuklarla tohum ekiyor.
Oriflame - Türkiye Eğitim Gönülleri Vakfı (TEGV)
ortaklığında düzenlenen proje sona erdiğinde on
binlerce tohum, çocukların elinden hayat bulmuş
olacak.
P
roje kapsamında, TEGV’in öğrenim birimlerinde
ve eğitim parklarında çocuklarla buluşacak
tohumlar, bir sene içinde uygun yerlere dikilmek
üzere filize ve fidana dönüşecek. Projeyle
çocukların doğaya sahip çıkma ve koruma bilincinin
desteklenmesi hedefleniyor.
İlk tohumlar Giresun’da ekildi
İ
lk tohumların ekimi 11 TEGV gönüllüsünün
katılımıyla Giresun Belediyesi Serası’nda
gerçekleşti. Çocuklar, toprakları sera çalışanlarının
gösterdiği şekilde hazırladıktan sonra özel
köpük kutuların içine özenle yerleştirdi. Daha
sonra kutuların içindeki toprağa ekilen tohumlar,
çimlenme dönemini geçirmesi için seraya bırakıldı.
43
Çalışanlar ve ofisler depreme hazır değil
24 Mayıs günü Gökçeada açıklarında yaşanan ve birçok ilde de hissedilen deprem üzerine Yenibiris.
com, çalışanlara depreme ne kadar hazırlıklı olduklarını sordu. Ankete katılan toplam 3240 çalışanın
yüzde 72’si işyerinin depreme dayanıklı olmadığını düşünüyor.
Y
Çalışanların sadece yüzde 15’i
eğitimli
Çalışanların çoğu ofislerinin depreme
dayanıksız olduğunu düşünüyor
Ç
enibiris.com’un çalışanlara yönelttiği deprem
sorularına gelen yanıtlar şöyle:
Y
enibiris.com anketlerine katılan 3240 çalışanın
yüzde 72’si “Çalıştığınız binanın depreme
dayanıklı olduğunu düşünüyor musunuz” sorusuna
“hayır” cevabını verdi.
44
alışanlar deprem anında ne yapacağını
bilmiyor. Şirketlerin çok azı çalışanlarını
bilgilendiriyor. “Çalıştığınız şirkette depremle
ilgili bir eğitim verildi mi?” sorusuna katılımcıların
yüzde 85’i “verilmedi” yanıtını verdi. “Verilmesi
planlanıyor” şıkkını seçenlerin oranı ise yüzde 1’de
kaldı.
Sağlıkta Sosyal Sorumluluk
ödülleri sahiplerini buldu
Uyg
KSS
ulam
alar
ı
Sağlık Gönüllüleri - Türkiye’nin (SGT) her yıl verdiği “Sağlıkta Sosyal Sorumluluk Ödülleri”nin
sekizincisi sahiplerini buldu.
S
ağlık Gönüllüleri-Türkiye Yönetim Kurulu
Başkanı Oğuz Engiz yaptığı açıklamada “Bu
yıl sekizincisini gerçekleştirdiğimiz ve ana teması
‘Sağlık Bilinci ve Medya’ olan ödül sürecimizde, bu
alanda başarılı projeler gerçekleştiren kuruluşlar
ile başarılı hizmetler yapmış kişileri ödüllendirdik.
SG-T olarak sağlık bilincinin gelişmesi ve
yaygınlaşmasında medya kuruluşlarına önemli
görevler düştüğüne inanıyoruz. Bu ödül süreci ile
medyanın ülkemizdeki toplumsal ve kişisel sağlığın
gelişimine daha çok katkı sunmasını teşvik etmiş
olacağız. Ödül vermeye başladığımız 2007 yılından
bugüne kadar sağlıkla ilgili sosyal sorumluluk
projelerinde önemli artış gözlemlemekteyiz. Sağlık
Gönüllüleri-Türkiye olarak önümüzdeki yıllarda
da yeni projeler bekliyor, emeği geçen herkese
teşekkür ediyoruz” dedi. Bu yılın ana teması Sağlık Bilinci ve Medya idi.
Ödüller ise şöyle dağıldı:
Sağlık Bilinci Oluşturmada
En Başarılı Medya Kuruluşu
Doğan Medya Grubu
Sağlık Bilinci Oluşturmada
En Başarılı TV Programı
Doktorum Programı - Kanal D
Sağlık Bilinci Oluşturmada
En Başarılı TV Program Yapımcısı
Dr.Aytuğ Kolankaya - Kanaltürk
Sağlık Bilinci Oluşturmada
En Başarılı TV Program Sunucusu
Ceyda Erenoğlu - Habertürk
Sağlık Bilinci Oluşturmada
En Başarılı Sivil Toplum Kuruluşu
LÖSEV
Sağlık Bilinci Oluşturmada
En Başarılı PR/Reklam Ajansı
gHealthcare
Sağlık Bilinci Oluşturmada
En Başarılı Kamu Kuruluşu
T.C. Sağlık Bakanlığı / Sağlığın Geliştirilmesi Genel
Müdürlüğü
Sağlık Bilinci Oluşturmada En Başarılı Kişi
Dr.Mehmet Öz
Sağlık Bilinci Oluşturmada
En Başarılı Sağlık Kuruluşu
Lilly Türkiye
Sağlık Bilinci Oluşturmada
En Başarılı Sağlık Kuruluşu
Abbvie
Sağlık Bilinci Oluşturmada Gerçekleştirdikleri
Projelerle Özel Ödüle Layık Görülen Projeler
Merck Serono
“Başınıza Gelmeden” Kampanyası
Abdi İbrahim
“Dikkat TUZak Var!” Kampanyası
GlaxoSmithKline (GSK)
Sağlık Bilinci Oluşturmada
En Başarılı Köşe Yazarı
Mesude Erşan - Hürriyet
“Kök Hücre Kardeşliği” Projesi
Sağlık Bilinci Oluşturmada En Başarılı Hekim
Prof.Dr.Osman Müftüoğlu
Türkiye’nin Kalp Sağlığı Araştırması
Sağlık Bilinci Oluşturmada En Başarılı Dergi
Formsante
Sağlık Bilinci Oluşturmada En Başarılı Radyo
Number 1 FM
Sağlık Bilinci Oluşturmada
En Başarılı Internet Sitesi
hurriyet.com.tr
Philips Healthcare Türkiye
AstraZeneca
“Ben Ergenim” Projesi
Novartis
“Yol ArkadaşıMSın” Kampanyası
Mercedes Benz
MobileKids Trafik Eğitim Projesi
45
Okuyorum
Okuyorsun
Okuyamıyor!
Okumak isteyen ama maddi olanak bulamayan
çocukların bize ihtiyaçları var.
Vereceğimiz küçük bir destek,
onlar için büyük bir gelecek demek.
0212 282 89 16
tocev.org.tr
İŞLETME 2023
A
MS
LS
AZ
AR
YERİ
KURU
AKILLI,
SÜRDÜRÜLEBİLİR
VE KAPSAYICI
ÇÖZÜMLER
P
O SY
K
AL SORUMLULU
5 ARALIK 2O14
Download

15. Sayı - Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği