VİZYON
FIRSAT
STRATEJİ
SAVUNMA
İSTİHDAM
TEKNOLOJİ
YATIRIM
VİZYON
SANAYİ
GÜVENLİK
Konya İçin Stratejik Sektör
Savunma Sanayi
Günümüz dünyasında ülkelerin bağımsızlığından ve stratejik avantajlarından bahsetmek için üç sektörde ne oranda dışa bağlı
olduklarına bakılmakta. Bu üç sektör; gıda, enerji ve savunma sanayidir. Son yıllarda geliştirilen politikalar sayesinde bu üç
sektörde de Türkiye büyük ilerlemeler kaydetmiş ve dünya genelinde en önemli aktörlerden biri konumuna gelmiştir. Toprak
büyüklüğü ve üretim potansiyeli bakımından ülkemiz tarım ve gıda sektörünün en önemli merkezlerinden biri olan Konya aynı
zamanda başta güneş olmak üzere yenilenebilir enerji kaynakları bakımından da coğrafyamızın en stratejik enerji bölgesidir.
Peki, geleceğin en stratejik üçüncü sektörü olan savunma sanayinde konumumuz nedir?
S
avunma harcamaları 2010
yılında bir önceki yıla göre
yüzde 1,3’lük artışla 1
trilyon 630 milyar dolar seviyelerinde
gerçekleşti. Ekonomik olarak bu
kadar büyük miktarların konuşulmaya
başlandığı dünyada sektörün geldiği
nokta, savunma sanayi alanında
ulusal kabiliyetlerin geliştirilmesinin
uluslararası pazarda söz sahibi olmanın
önemli koşulu olarak karşımıza
çıkmakta. Uluslararası alanda artan
KonyaLIFE
2
rekabet ulusal savunma sanayilerinin
korunması yönünde bazı uygulamaları
da beraberinde getirmiş ve birçok devlet
kendi iç pazarlarında ulusal sanayilerini
koruyarak firmalarını uluslararası
rekabet ortamına hazır hale getirme
yönünde politikalar benimsemiştir. Bu
stratejik amacın gerçekleşmesi ile ulusal
savunma sanayi imkân ve kabiliyetlerinin
stratejik bir seviyeye çıkarılarak, yurt
dışı bağımlılığın azaltılması, yurt
içinde mevcut olan kabiliyetler için
yurt dışına kaynak akışının önlenmesi
amaçlanmaktadır.
Türk savunma sanayi, kamu ve özel
sektör kuruluşlarından meydana
gelmektedir. Kamuya ait kısmını Türk
Silahlı Kuvvetleri’ne bağlı İkmal Bakım
Merkezleri, tersaneler ve diğer askeri
fabrikalar ile Makina ve Kimya Endüstrisi
(MKE) Genel Müdürlüğü ve bağlı fabrika
müdürlükleri oluşturmaktadır. Kamu
ortaklı kuruluşlar, Müsteşarlığımızın ve
Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme
Vakfı’nın (TSKGV) iştiraki olan
kuruluşlardan, sermaye yapılarına göre
ikiye ayrılan özel sektör kuruluşları
ise, yerli sermayeli firmalar ve yabancı
ortakların sermayenin bir kısmına
sahip olduğu firmalardan oluşmaktadır.
Ülkemizde sektörün en önemli kurumu
olan Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nın
temel görevleri Türk Silahlı Kuvvetleri ile
güvenlik kurumlarının savunma sistem
ihtiyaçlarının azami ölçüde yurt içi imkân
ve kabiliyetler paralelinde karşılanmasıdır.
Bu amaçla yapılan stratejik planlamalar
adım adım gerçeğe dönüştürülmekte ve
her geçen gün rakamlar ülke menfaati
yönünde gelişme göstermektedir.
Bu kapsamda, 2003 yılı verileriyle %25
olarak tespit edilen TSK modernizasyon
ihtiyaçlarının yurtiçinden karşılanma
oranını, 2010 yılında %50’ye çıkarma
hedefi SSM 2007-2011 Stratejik Planı
aracılığıyla kamuoyu ile paylaşılmıştı.
Geçtiğimiz yıl, bu hedefin gerçekleşme
durumunu görmek ve ilerlemenin
doğruluğunu tespit etmek açısından
kritik önem taşımaktaydı. 2010 yılı
verileri gösterdi ki; savunma sanayimiz
tespit edilen hedeflere uygun bir gelişim
sergilemekte.
2010 yılı verileriyle TSK ihtiyaçlarının
yurtiçinden karşılanma oranı, öngörülen
hedefi bir miktar daha aşarak, %52,1’e;
dolaysız sektör cirosu 2,73 milyar dolara;
toplam savunma ve havacılık ihracatı
853,5 milyon dolara; Ar-Ge harcamaları
ise 666 milyon dolara yükselmiştir.
Silahlı Kuvvetlerimizin modernizasyon
ihtiyaçlarının yurtiçinden karşılanma
oranı (YİKO) 2010 yılı itibariyle %52,1’e
ulaşmıştır. Söz konusu gösterge hem
teknolojik açıdan dışa bağımlılığı, hem
de ekonomik açıdan kaybımızı göstermesi
açısından önem taşımaktadır.
Dolaysız sektör cirosu bir önceki yıla
kıyasla %17,8 artışla 2,73 milyar ABD
Doları olarak gerçekleşmiştir. Keza
firmalarımız arasındaki işbirliğini ölçen
dolaylı sektör cirosu da bir önceki
yılın %27 üzerinde bir performans
göstererek 755 milyon ABD Doları olarak
gerçekleşmiştir.
Sektörün sürdürülebilirliği açısından
kritik önem taşıyan savunma ürünleri
ihracatı ise küçük bir düşüş göstererek
634 milyon $ olmuştur. Bu rakama,
savunma sektörünün bir yan ürünü olarak
ortaya çıkan savunma dışı havacılık
sanayinin 209 milyon $’lık ihracat
performansı da dâhil edildiğinde toplam
“savunma ve havacılık ihracatı” 853,5
milyon dolar ile bir önceki yılın üzerine
çıkabilmiştir.
2010 yılı içerisinde gerçekleşen offset
miktarı 686 milyon $ olmuştur. 2010
yılsonu itibarı ile halen 7,97 milyar $
tutarında bir yükümlülük bulunmakta ve
bu savunma firmalarımızın gelecekteki
olası iş yükünü göstermektedir.
Gelişim trendi ve rakamların ışığında
belirli bir olgunluk düzeyine ulaştığını
söyleyebileceğimiz savunma sanayimizin,
bundan sonraki dönemde en fazla
gündemini meşgul edecek konuların
başında sürdürülebilirlik ve verimlilik
yer alacaktır. Bu itibarla, ana yüklenici
firmalarımızın nitelikli bir yan sanayi
tarafından desteklenmesi ve sektörde
derinlik oluşturulması büyük önem
taşımaktadır. Bu bağlamda yeni dönem
stratejik planlamalarda, öncelikle yurt
içi geliştirme modellerinin uygulanması
3 KonyaLIFE
edilmiş bilgi birikimi sayesinde
Ankara’ya tedarik zincirinde bilgi ve
zaman açısından pek çok avantajlar
sağlayabilecek güçlü bir sanayi
merkezidir. Konya ayrıca üniversiteleri,
fakülteleri ve akademisyenleri ile
ülkemizin önde gelen Teknokent’i,
özellikle otomotiv yan sanayi konusunda
uzmanlaşmış kalifiye iş gücü, şehir
merkezinde konuşlanmış 3.Ana Jet
Üssü’ndeki teknik personeli ile AR-GE
çalışmaları için yeterli donanıma sahip
bir kentimizdir.
Konya’nın jeolojik yapısının sağladığı
birçok avantajı da söz konusudur.
Bölge ülkemizde deprem riskinin en az
olduğu bölgedir. Aynı şekilde şehrin
dinamikleri yani sivil toplum kuruluşları,
odalar, meslek birlikleri, siyasiler ve
yerel yönetimler Konya’ya yapılacak
büyük yatırımlar için ciddi bir heyecan
duymaktadırlar. Bu durum yatırımcı için
uygun yatırım iklimi oluşturmakta önemli
bir etkendir.
ve savunma sanayi ürün portföyünün
zenginleştirilmesi, küçük ve orta boy
işletmelere (KOBİ) verilen iş payının,
sözleşme ile teminat altına alınması, yan
sanayide, ana sistem üreticileri tarafından
kalifiye edilmiş taşeron sayısının
artırılması için “Yan Sanayi Bütünleştirme
Esasları” oluşturulması, “Teknoloji
Kazanım Yükümlülüğü” kapsamında
öncelikli alt sistem, bileşen ve teknoloji
geliştirmeyi içeren Ar-Ge projelerinin
ve bu projelerin yürütülmesi için
mükemmeliyet ağlarından faydalanılması
hedeflenmektedir.
“Vizyon 2023” planlamaları kapsamında
ülkemizde savunma sanayi üssü
olarak belirlenen merkez Ankara’dır.
Bu kapsamda Ankara’nın katma değerli
teknoloji üretimine ağırlık vermesi
ve dünyanın ilk 100 savunma şirketi
içerisine Ankara’dan firmaların girmesi
hedeflenmektedir. Belirlenen hedef
ise 10 milyar dolarlık savunma ve
KonyaLIFE
4
havacılık ihracatının yapılmasıdır.
Savunma sanayinin diğer sektörlerden
ayrılan en önemli özelliği herhangi bir
savaş ortamında faaliyetlerinin sekteye
uğramaması zorunluluğudur. Bu nedenle
ülkeler savunma sanayi yatırımlarını
ülkenin güvenli birkaç bölgesine
dağıtarak riski miminize ederler.
2023 Türkiye’sinin savunma sanayi üssü
olma yolunda hızla ilerleyen Ankara’nın
bu bağlamda en önemli tamamlayıcısı
Konya’dır. Yapımı biten ve yakın
gelecekte kullanılmaya başlanacak hızlı
tren hattını bugüne kadar sadece yolcu
taşımacılığı ile gündeme taşıdık. Oysa
bu hattan sadece insan değil hammadde,
yarı mamul ve mamul taşımacılığı da
yapılacaktır.
3 adet Organize Sanayi Bölgesini ve
binlerce KOBİ’yi bünyesinde barındıran
Konya; sahip olduğu sanayi altyapısı,
yetişmiş kalifiye elemanları ve elde
Tüm bunların yanı sıra Konya, sadece
konunun muhataplarınca bilinen stratejik
ve teknik bazı avantajlara da sahiptir.
Özellikle geleceğin savunma sistemleri
olarak değerlendirilen elektronik harp
ve erken uyarı sistemleri ile muhabere
elektronik ve bilgi sistemleri alanlarında
Konya genelinde önemli araştırmalar
ve yatırımlar yapılmaktadır. Kurulacak
sistemler eşzamanlı olarak destekleyici
yan sanayinin oluşmasını tetikleyecektir
ve bu durum da Konya’nın sektördeki
önemini artıracak niteliktedir.
Görüldüğü üzere Konya savunma
sanayinin gelişimi için pek çok artılara
sahiptir. Sektörün Konya’da gelişim
sürecinin anahtar kelimesi gıda ve
enerji sektörlerinde olduğu gibi “ihtisas
organize sanayi bölgesi” olmalıdır. Hızlı
tren hattına yakın bir bölgede kurulacak
“Savunma Sanayi Organize Sanayi
Bölgesi” gerek ihtisaslaşmanın getireceği
işbirliği gerekse teşvik politikaları
kapsamında Konya’nın diğer bölgelere
oranla daha avantajlı kalemlere sahip
olmasının sonucu olarak sunacağı maliyet
avantajları ile sektörün yerli ve yabancı
aktörlerinin yatırım yeri tercihi noktasında
bir adım önde olmasını sağlayacaktır. Bu
durumda Konya için yeni yatırımlar, yeni
iş imkânları ve yeni stratejik üstünlükler
demektir.
Download

Savunma Sanayi - Suat ALTINSOY