teknoloji dünyasının kalbi ıfa 2014’te attı
ÖZEL DOSYA
MüştEri vE FirMA ArASınDAki
kÖprü: ÇAğrı MErkEZLEri
Bankacılıkta Fiziksel
Dönem Geride Kalıyor
Kamu alanı
Dijitalleşiyor
bulut hizmetlerinDe
GüvenliK sorunu
mobil Cihazlarla
Kolaylaşan iş hayatı
sosyal meDyanın
şirKetlerDeKi etKisi
EDİTÖ RDEN
Bir IFA’yı Daha Geride Bıraktık
Gelecek yılın teknoloji trendlerini belirleyen ürünlerle
dolu IFA fuarı sona erdi. Teknoloji firmaları yeni
ürünlerini sergilemek için Berlin’deydi
H
Sayı 59
Ekim 2014
İ.Z. Halkla İlişkiler Danışmanlık ve İletişim
Adına Sahibi
İlkay Zaman
Yayın Direktörü
İlkay Zaman
[email protected]
Yazı İşleri Müdürü
Gökhan Menge
[email protected]
Editörler
Ruşen Göbel
[email protected]
Ekrem Uçman
[email protected]
Görsel Yönetmen
Ersen Akçay
[email protected]
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Cüneyt Tepe
[email protected]
Yönetim Adresi
Ağaoğlu My Prestige
Barbaros Mah. Ihlamur Sok. No: 1 Kat: 3 D: 22
Ataşehir / İstanbul
Tel: 0216 478 31 18
Faks: 0216 478 45 02
[email protected]
er yıl gerçekleşen
IFA, birbirinden
yeni ürünlerin
tanıtımlarına
sahne oluyor. Son
kullanıcıya hitap
eden çok sayıda
ürünün sergilendiği
fuar, ertesi sene hangi cihazları sıklıkla
göreceğimizi gösteriyor diyebiliriz.
Zira firmaların pek çoğu en önemli
ürünlerini IFA’ya saklıyor. Teknoloji
firmaları, bu fuara önem veriyor.
Dolayısıyla Eylül - Ekim ayları teknoloji
sektörü için pek hareketli geçiyor.
Bu sene tanıtılan ürünler arasında
en dikkat çekici olanı elbette ki Galaxy
Note Edge’ti. Note Edge’in kenarına
doğru eğimlenen ekranı ilginç
kullanım biçimlerine imkan sağlıyor.
Eğimli kısıma bildirimler yerleştirilip,
kısayollar atanabiliyor. Galaxy Note
Edge, LG G Flex’le beraber piyasadaki
az sayıdaki eğimli ekrana sahip akıllı
telefonları oluşturuyorlar.
IFA 2014’te tanıtılan akıllı saatler,
gelecek yıl içerisinde pek çok teknoloji
meraklısının bileklerini süslüyor
olacak. Motorla ve Samsung’un akıllı
saat işine adım atması bekleniyordu.
Fakat Asus gibi daha çok bilgisayar
donanımlarıyla tanınmış bir firmanın
bir akıllı saat tanıtımı yapmış olması
şaşırtıcıydı.
Asus’un IFA’daki tek icraati bir
akıllı saat tanıtmak değildi elbette.
EeeBook X205 ile fiyat açısından
avantajlı bir dizüstü bilgisayarla
karşımıza çıktı. Firmanın premium
dizüstü bilgisayarları olan ZenBook
serisine yeni bir ultrabook katıldı:
UX305. Firma bu ürünlerle taşınabilir
bilgisayar arenasına hem giriş hem de
üst seviye ürünler sunmuş oldu.
Google tarafından satın alınan
Motorola da akıllı saat tanıtanlar
arasındaydı. Yuvarlak ekrana
sahip olan Moto 360, tasarımıyla
dikkatleri üzerine çekmeyi başardı.
3
Hatta bu saatin, Apple Watch ile
beraber piyasanın en şık saatlerini
oluşturduğunu söyleyebiliriz.
Nokia, Lumia 830 ile orta seviyeye
PureView kameraları sunacak.
Nokia’nın akıllı telefonlarında
piyasanın en gelişmiş kameralarının
bulunduğunu belirtmeden
geçmeyelim. Geçtiğimiz sene benzer
zamanlarda Nokia, 41 megapiksel
kameralı Lumia 1020 ile şov yapmıştı.
Giriş seviyesini de es geçmeyen
firmanın Lumia 735 model selfie
telefonu da tanıtıldı.
Fuara damgasını vuran markalardan
biri de Philips’ti. Yeni nesil
televizyonlarında Android işletim
sistemine yer veren firma, 4K Android
televizyonlarını hem düz, hem de
kavisli olarak teknoloji meraklılarına
sunuyor. Android işletim sistemiyle
alışılagelmiş akıllı televizyonlardan
çok daha fazla uygulama desteği
sağlayabilen yeni seri televizyonlar,
TV’lerin akıllı özelliklerinin nihayet
işlevsel bir hal almasını sağlayabilecek.
Xperia Z3, hali hazırda başarı Xperia
Z2 modelini bir seviye daha yukarı
taşıyor. PlayStation 4 monitörü veya
joypadi olarak kullanılabilen yeni
Z3, performans olarak da zirvede.
Ayrıca Sony’nin “küçük ama amiral
gemisi kadar güçlü” akıllı telefon
serisi Compact’e Z3 de eklendi. Xperia
Z3 Compact, iPhone benzeri küçük
ama yüksek performanslı bir cihaz.
Xperia Z3 ile hemen hemen aynı
özellikleri taşıyan Xperia Z3 Compact,
taşınabilirliğiyle göz dolduruyor.
IFA 2014’te bu firmaların yanı
sıra, Toshiba, Philips, Panasonic,
Lenovo, HTC ve Acer gibi markalar
da yepyeni ürünlerini tanıttılar. Bir
sonraki IFA’da bu cihazların yeni
sürümleri tanıtılana kadar bunları
kullanacağız gibi görünüyor.
İlkay Zaman
[email protected]
İÇİNDEKİLER
30
K A PA K KON U S U
Bankacılıkta Fiziksel
Dönem Geride Kalıyor
42
46
C
M
Y
CM
MY
CY
CMY
K
ÖZEL DOSYA
56
50
60
56 Şirketler için Başarıya
Giden Yol Sosyal
Mecralardan Geçiyor
60 Müşteri ve Firma
Arasındaki Köprü:
Çağrı Merkezleri
Haber
Kamu Alanı Dijitalleşiyor
Bulut Güvenliği
Mobil Cihazlarla
Kolaylaşan İş Hayatı
50 IFA 2014
6
38
42
46
4
HABER
Çin Mobil Ödeme Sistemlerine Yeni Bir
Boyut Getiriyor
Çin’de geliştirilen mobil ödeme sistemi, bu alanda devrim
niteliği taşıyor. Yüz tanıma odaklı mobil ödeme uygulaması,
yüzde 99.8 oranında bir yüz tanıma oranıyla, olası güvenlik
sorularını da ortadan kaldırıyor.
Chinese Academy of Science tarafından geliştirilen yüz
tanıma sistemi, mobil ödeme sistemlerine entegre edilerek
çalışıyor. Akademiden yapılan açıklamaya göre, dünyanın en
büyük Asyalı yüz arşivini oluşturulurken, arşivin boyutunun
50 milyon yüzden fazla olduğu
bilgisi verildi.
Araştırma enstitüsünden Zhou
Xi’nin yaptığı açıklamaya göre,
uzmanlar 91 farklı açıdan yüz bilgisi
alan bir teknolojiyle kişilerin yüzleri hakkında detaylı bir veri
havuzu oluşturuyorlar. Bunun yanı sıra sistemin öğrenme
kabiliyetinin dinamik bir çalışma modeline göre dizayn
edildiğini belirten Zhou, bu şekilde sisteme eklenecek yeni
yüzlerin ve yüz hatlarının sistemde sorun yaratmasının
önüne geçildiğini vurguladı. Uluslararası Carnegie Mellon
standartlarına göre yapılan testlerde yüzde 99.8 oranında
başarı elde eden yüz tanıma sistemi, hali hazırda sınır
kontrollerinde kullanılmaya başlandı.
Kullanıcıların uygulamayı telefonlarına indirip, banka
hesapları üzerinde kullanmalarıyla başlayan süreç, bankanın
kullanıcının yüzünü tanıyıp, sisteme kaydetmesiyle yaklaşık
“1 saniye” içerisinde sonlanıyor.
Akıllı Binalar Tek
Merkezden Yönetilecek
Defne Telekomünikasyon,
KoçSistem, Bor Yazılım
ve SmartSoft gibi Türk
teknoloji şirketlerinin
yer aldığı, akıllı
binaların tek merkezden
yönetiminin amaçlandığı
AB projesi BaaS’ın proje değerlendirme toplantısı İTÜ Arı
Teknokent’te gerçekleşti.
Türkiye’den Defne Telekomünikasyon, KoçSistem, Bor
Yazılım ve Cardtek Group firmalarından SmartSoft şirketlerinin
yer aldığı BaaS’ta, dünya genelindeki akıllı binaların bulut
üzerinden, tek merkezden yönetilmesi amaçlanıyor. TEYDEB
tarafından, “Tesis İşletmeci, Kullanıcı ve Hizmet Sağlayıcıları
için Değişken Talebe Bağlı Açık Servis/Kaynak Platformu”
olarak tanımlanan BaaS projesi için ITEA2 yönetimi, 7.8 Milyon
Euro’luk bir bütçe öngörüyor.
ITEA2 BaaS projesi kapsamında geliştirilecek olan platform
ile binalardaki aydınlatma, ısıtma-soğutma, güvenlik gibi
farklı disiplinlerdeki kontrol sistemlerinin arasındaki boşluğun
kapatılması, bu sayede sosyoekonomik etkileri olan servis
ve uygulamaların ortaya çıkmasını sağlayacak altyapının
oluşturulması planlanıyor. Ayrıca donanımdan soyutlanmış
ancak iyi tanımlı standart ara yüzler ile yeni katma değerli
servislerin kurulumuna imkân sağlayacak olan ITEA2 BaaS
platformunun bina otomasyonu ve yönetimi servislerine
yatırımı cazip hale getirmesi ve yeni pazarlar yaratılmasına
katkı sağlaması hedefleniyor.
ITEA2 BaaS projesi Türkiye Konsorsiyumu projede
hemen hemen tüm iş paketleri içerisinde yer alacak.
Projedeki iş paketi 4’ün liderliğini yürütecek olan Türkiye
Konsorsiyumu, yapılacak tüm geliştirmelerde aktif rol
oynayacak, aynı zamanda bu konuda uluslararası düzeyde
önemli çalışmaları bulunan büyük firmalar ve üniversitelerle
iş birlikteliği yapmış olacak. ITEA2 kapsamında toplam 7,8
milyon Euro proje bütçesi olan BaaS’ın 31 Ekim 2016’da
tamamlanması planlanıyor.
6
• ekim14
Facebook Atlas
ile Google’a
Rakip Oluyor
Sosyal medya devi Facebook, reklamverenlerin
müşterilerine çok daha iyi ulaşmalarını sağlayacak
Atlas Platformu’nu hayata geçirmeye hazırlanıyor.
Bu alanda Google ile rekabete girmeye hazırlanan
şirket, gelirlerini bu şekilde artırmak istiyor.
Geçtiğimiz yıl içerisinde Microsoft’un reklam
yönetim ve ölçüm platformu Atlas’ı satın alan
Facebook, kartlarını açmaya başladı. Sosyal
medya devi, Atlas’ı kullanarak reklam pazarındaki
hakimiyetini artırmayı hedeflerken, bir yandan da
Google’a online reklam pazarında yalnız olmadığı
mesajını vermeyi hedefliyor.
Özellikle site üzerindeki reklamlar konusunda,
reklamverenleri çok fazla etkileyen bir yapı
sunamayan Facebook, Atlas hamlesiyle
birlikte reklamverenlere Facebook dışında da
reklamlarını yayınlama olanağı sunacak. Bu
sayede, Facebook’un geniş kullanıcı ağından daha
fazla alanda faydalanabilecek reklamverenler,
bu sayede Google haricinde bir alternatif daha
edinmiş olacaklar.
HABER
Roketsan Üretkenliğini Oracle ile Artırdı
Roketsan, gerçek zamanlı üretim görünürlüğü ile
atölyelerde üretkenliği artırmak için kurumsal kaynak
planlama sistemini Oracle ile yeniliyor.
Roketsan, Oracle ve iş ortağı Experteam ekibiyle birlikte,
üç buçuk aylık bir sure içerisinde “Oracle E-Business Suite”in
Türk ticari ve mali yasalarıyla uyumluluğunu sağlandı
ve atölye üretkenliği arttırıldı. Bunun devamında atölye
yöneticilerine gelişmiş işlem raporlama olanağı sunarak,
atölye görünürlüğü artırılırken, üretim aşamasındaki işlerin
çevrim süresi kısaltıldı.
Konuyu değerlendiren Roketsan A.Ş BT
Müdürü Akay Kerim İnce şunları söyledi:
Microsoft Mojang’i
Satın Aldı
Minecraft’ın geliştirici Mojang’ın, Microsoft’a satış işlemi
resmen gerçekleşti. Microsoft’un, Mojang’i satın almak için
ödeyeceği miktar açıklanmazken, satış işleminin 2.5 milyar
dolar civarında olduğu iddia ediliyor.
Geçtiğimiz haftadan beri konuşulan Mojang’in
Microsoft tarafından satın alınacağı haberi resmiyete
dökülüyor. Her iki şirket, yaptıkları açıklama ile satın alma
işlemini doğrularken, satın alma işleminin ne kadara
gerçekleştiği konusunda bilgi vermekten kaçındılar. 2009
yılında piyasaya sürülen Minecraft, geçen süre içerisinde
50 milyondan fazla kopya satarak, Mojang AB’ye sadece
geçtiğimiz yıl 100 milyon dolarlık bir kar sağlamıştı.
Yeniden yapılanma sürecinde gerçekleştirdiği departman
kapatma ve işten çıkarmalarla gündemden düşmeyen
Microsoft, Mojang’i satın alarak Windows Phone
platformunu ayağa kaldırmayı amaçlıyor.
Kullanıcılar tarafından özellikle uygulama konusundaki
yetersizliği sebebiyle tercih edilmeyen Windows Phone
platformu, Mojang’in satın alınmasıyla birlikte bu
konudaki yetersizliğini giderebilir. Windows Phone
üzerinde yer almayan Minecraft’ı, iOS ve Android
sürümlerinden daha farklı özelliklerle piyasaya süreceği
iddia edilen Microsoft, bu sayede kullanıcı sayısını
artırabilir. Kullanıcı sayısı ve bu satın alma işlemleriyle
beraber, uygulama geliştiricileri de platforma çekmeyi
başaracak Microsoft, bu sayede yerlerde olan satış
rakamlarını önemli ölçüde toparlayabilir.
8
• ekim14
“Oracle E-Business Suite Sürüm 12.1.3’e yaptığımız
yükseltme, kurumsal kaynak planlama işlevlerini,
performansı, uyumluluğu ve erişim yönetimi gibi diğer
Oracle teknolojilerine entegrasyonu optimize etmemizi
sağladı. Bu değişiklik, Oracle Fusion Applications’a geçiş
sürecimizin ilk adımıdır.”
Türk ordusuna ve NATO’ya (Kuzey Atlantik Paktı
Örgütü) füze ve silah sistemleri teminindeki başlıca
onaylı tedarikçi olan şirkete üretim alanında gerçek
zamanlı görünürlük sunmak amacıyla
“Oracle E-Business Suite Sürüm 12.1.3”e
yükseltme yapıldı.
Adesso Grubu
TDP’de
Birinci Gruptan
Akredite Oldu
Adesso Grubu, Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın
yürüttüğü dünyanın devlet destekli ilk ve tek
markalaşma programı olan TURQUALITY Destek
Programı’nda, bilişim danışmanlığı alanında Eylül
2014’de birinci gruptan akredite oldu.
Adesso, birinci gruptan akredite olarak, yıllık
tutar limiti bulunmaksızın danışmanlık hizmeti
projelerini ve yıllık tutar limiti bulunmaksızın
ürünlerine ait lisans teminini TURQUALITY destek
kapsamında olan firmalara sunmaya başladı.
TURQUALITY Destek Programı kapsamında
olan firmaların, uluslararası pazarlarda rekabet
avantajını arttırıcı alanlarda DTM tarafından
“akredite edilmiş danışmanlık firmalarından” satın
alacakları hizmetlerin giderleri yüzde 50 oranında
desteklenmekte, böylelikle firmanın uluslararası
markalaşma sürecine katkı sağlıyor.
Citrix Güvenlik Yatırımlarını Artırıyor
Citrix mobil ve bulut teknoloji kullanıcılarının artan
taleplerini karşılamak için güvenlik yatırımlarını artıracağını
açıkladı. Bu doğrultuda hareket etmeyi amaçlayan şirket, iOS
ve Android için bulut sanallaştırma platformu sunan startup şirketi Virtual’ı bünyesine kattı.
Kullanıcı ve şirket uygulamalarının sayısı arttıkça,
kurumsal mobilitede güvenlik ihtiyacı daha önemli bir
hale geliyor. Bu sebeple günümüzde ölçülebilir ve güvenli
uygulama testi çok büyük önem arz ediyor.
Geleneksel mobil uygulama geliştirme
yöntemleri çok sayıda cihaza, yönetim
sistemine, versiyon ve ağa karşı test
edilmeyi gerektiriyor. Tüm bu parametreleri
tatmin edecek fiziksel kaynağa sahip
olmak mobil uygulama geliştiricileri için
çok pahalı ve külfetli bir yöntem. HP ve
Capgemini’nin son araştırmasına göre
bilişim şirketlerinin yarısından fazlası doğru mobil test için
gerekli cihazlara ulaşmak konusunda sıkıntı yaşıyor.
Virtual teknolojisi ile birlikte Citrix’in mobil çalışma
alanları sağlama platformunun performansı artırılacak.
Böylelikle şirketlerin uygulama, masaüstü, veri ve
hizmetlere herhangi bir ağdan ve cihazla anında güvenilir
bir şekilde erişim sağlaması kolaylaşacak. Bu yenilik, mobil
uygulama geliştiricilerinin ve bağımsız yazılım satıcılarının
(ISV) ihtiyaç anında cihazlarını buluta
bağlayarak, test cihazlarının fiziksel bakımını
yapma ihtiyacını düşürerek geliştirme ve
test sürecini daha makul, ölçülebilir ve
yönetilebilir kılarak daha nitelikli ve güvenli
uygulamalar geliştirmelerini sağlayacak.
Sonuç olarak, daha geniş bir cihaz
portfolyosunda daha nitelikli güvenlik testleri
yapılmasına imkan verecek.
Linux’taki Bash Açığı Sistemleri
Tehdit Ediyor
Linux ve Unix temelli sistemlerin başı yeni bir güvenlik
problemiyle dertte. Uzmanlar, Linux üzerinde yer alan Bash
adlı araçta geçtiğimiz Nisan ayında ortaya çıkan açığın
son yıllarda görülen en önemli sistem açıklarından biri
olduğunu belirtiyorlar.
Durumu bu derece ciddi kılan Bash aracının, Unix
ve Linux sistemlerinde terminali kontrol etmesi
olarak gösteriliyor. Siber saldırganlar, Bash üzerinde
buldukları açıktan faydalanarak, terminali kontrol
etmeye başlıyorlar. Terminali kontrol altına alan siber
saldırganlar, daha sonra bütün sistemin kontrolünü ele
geçirerek, kullanıcıları devre dışı bırakabiliyorlar.
Bash Nedir?
Bash GNU işletim sistemi için bir kabuk ya da başka bir
deyişle komut dili yorumlayıcısıdır. Bourne-Again SHell
sözcüklerinde türetilmiş bir kısaltmadır. Bell Araştırma
Laboratuarının Unix’inin yedinci sürümündeki, şu anki
Unix kabuğu sh’ın atasının yazarı Stephen Bourne’a atfen bu
isim verilmiştir.
10
• ekim14
Bash, sh’ın hemen hemen tüm özelliklerini ve
Korn kabuğu olan ksh ile C kabuğu olarak bilinen
csh’ın kullanışlı özelliklerini bir araya getirir. IEEE
POSIX belirtiminin IEEE POSIX Kabuk ve Araçları
bölümüne (IEEE Standardı 1003.1) uygun bir ürün
olması amaçlanmıştır. sh’ın hem etkileşimli hem de
programlama için kullanımını işlevsel olarak arttıran
geliştirmeler içerir.
GNU işletim sistemi, csh’ın bir sürümü de dahil
olmak üzere başka kabuklarla da teçhiz edilmişse de
Bash öntanımlı kabuktur. Diğer GNU yazılımları gibi
Bash’de bir çok işletim sistemine uyarlanabilir - MSDOS, OS/2 ve Windows platformları için bağımsız olarak
desteklenen sürümleri vardır.
Uzmanlar, gerekli önlemlerin alınmaması durumunda
Linux ve Unix temelli sistemlerin büyük risk altında
bulunduğunu ifade ediyorlar. Diğer sistem açıklarının
aksine, sadece veri casusluğu ile yetinmeyen Bash açığı,
ufak bir kod yazılımıyla birlikte tüm sistemi ele geçirip,
felç edebiliyor.
HABER
Woto.com 500 Bin Dolarlık Yatırım Aldı
Woto.com, Türkiye’nin ilk melek yatırım
organizasyonlarından Galata İş Melekleri (GBA) ve İngiltere
merkezli özel sermaye şirketi Ingenious Ventures’dan
toplam 500 bin dolar değerinde ikinci tur yatırımı aldı.
Küresel bir girişim olma yolunda hızla ilerleyen Woto.
com’un kurucuları arasında iki Türk girişimci de bulunuyor.
Sosyal medya paylaşımlarının yüzde
95’inin neredeyse hiç etkileşim yaratmadığını
fark eden Woto.com, etkili paylaşımlar
yapmak ve ilgili kitlelere daha fazla ulaşmak
isteyenler için çok daha güçlü bir platform
oluşturmak amacıyla kuruldu. 2014’ün ilk
aylarında beta sürümünü görücüye çıkaran
Woto.com, bugüne kadar 120 ülkeden
binlerce kullanıcıya ulaştı. Üye kullanıcı sayfalarının
görüntülenme sayısını 1 milyona yükselten Woto.
com, aynı içeriklerin sosyal medyada 80 bin paylaşım
almasını sağladı.
Woto.com’un kısa sürede elde ettiği bu başarı,
şirketin İngiltere’nin önde gelen özel sermaye yatırımcı
şirketlerinden Ingenious Ventures ve Galata
İş Melekleri’nden toplam 500 bin dolar ikinci
tur yatırım almasını sağladı. Yeni yatırımı
platformun lansmanı için kullanacak olan Woto.
com, daha önce kurumsal müşteri tabanını
geliştirmek için dünya çapında yatırımları
bulunan BBH’nin iştiraklerinden biri olan
Zag’den ilk yatırımını almıştı.
“Phishing”
Tehdit Olmaya
Devam Ediyor
Morpho’dan
Temassız
Tarayıcı
McAfee Labs, “McAfee Labs Threats Report: August 2014 ”
raporunu yayınlarken, olta saldırılarının işletme ağlarına sızmak
için kullanılan etkili bir taktik olmaya devam etmesi dikkat çekici
bir ayrıntı olarak göze çarpıyor.
İş dünyasındaki kullanıcıların çevrimiçi sahtekârlıkları tespit
etme becerilerini sınayan McAfee Phishing Quiz, katılımcıların
yüzde 80’inin yedi olta saldırısı e-postasından “en az bir tanesini
“ tespit etmeyi başaramadığını gün yüzüne çıkardı. Ayrıca
testten alınan sonuçlar, en kritik şirket verilerinden bazılarını
ellerinde bulunduran
finans ve İK birimlerinin
sahtekârlıkları tespit etme
konusunda, yüzde 4 ila yüzde
9 oranında farklarla geride
kalarak, en kötü performansı
sergilediklerini gösterdi.
McAfee Türkiye Genel
Müdürü İlkem Özar, konuyla
ilgili olarak şunları söyledi:
“İnternet zincirindeki
güven noktalarından pek
çoğu geçtiğimiz bir kaç yıldır sırasıyla kırıldılar; şifreler,
openSSL kriptolama ve son olarak da USB güvenliği gibi.
Böylesine yoğun bir biçimde güvendiğimiz altyapı, değişimlere
ayak uyduramamış ve artık günümüzün ihtiyaçlarına
yanıt veremeyen bir teknolojiye dayanıyor. Bu nedenle de
mutlaka gelişmiş güvenlik çözümleri sunan teknolojilere
ihtiyaç duyulmaktadır ve her kullanıcı mutlaka ilave
önlemler almalıdır.”
Sonuçlar, hem toplu hem de kişiye özel olta saldırısı
mesajlarının tüm dünyadaki bilişim suçlularınca başvurulan
saldırı stratejilerinde halen yaygın olarak kullanıldığını gösterdi.
Öte yandan, Amerika Birleşik Devletleri en çok olta saldırısı
URL’sine ev sahipliği yapan ülke olmaya devam ediyor.
Kimlik doğrulama ürünleri alanında önde gelen
uluslararası şirketlerden Morpho, dünyanın
en hızlı dört parmaklı temassız tarayıcısı
olan Finger On the Fly ürününü piyasaya
sürdüğünü duyurdu. Aynı anda dört parmağın
izini sensöre dokunmaya gerek kalmadan
tarayabilen Finger On the Fly havaalanlarından
geçiş kontrol noktalarına kadar birçok yerde
kimlik doğrulaması için kullanılacak.
Tarayıcı, kimliği doğrulanacak kişinin elini
yalnızca bir kez sallamasıyla dört parmağın
izini aynı anda alabiliyor. Bir saniyeden
de kısa sürede çok parmaklı eşleştirme
becerisine sahip Finger On the Fly, yüksek
güvenlik seviyesiyle de dikkat çekiyor.
Ürün havalimanlarında sınır kontrolü,
duyarlı ve yoğun trafik sahalarındaki giriş
kontrolü ve akış yönetimi gibi yüksek hızda
kayıt, eşleştirme, rahatlık ve güvenliğin
hakim olduğu durumlarda kullanılacak.
Finger On the Fly, Morpho’nun mevcut
parmak izi ürün ve sensörlerinin tamamıyla
uyumlu olacak.
ekim14 •
11
HABER
Bilişim Departmanları Kablosuz
Yatırımlara Hız Veriyor
Son dönemde yapılan araştırmalar bilişim
departmanlarının kablosuz internet yatırımlarını
artırdığını gösteriyor. Üst düzey yöneticileri desteklemek
ve mobilite taleplerini karşılamak için, bilişim
departmanlarının yüzde 71’i Wi-Fi yatırımlarını
arttırırken, yüzde 46’sı da gelecekteki mobilite projeleri
için bütçe artırımına gitti.
Bununla birlikte sonuçlar, bugün
çalışanların yalnızca yüzde 14’ünün
böyle bir işyerinin esnekliğinden ve
özgürlüğünden istifade edebildiğini
gösteriyor. Bu da, küresel
işletmelerin halen yapılacak çok işi
olduğunu ortaya koyuyor.
Visa,
Apple Pay’i
Destekliyor
Teknoloji meraklıları için yeni nesli güçlendirilmiş
Mobil Ağ sistemleri tasarlayan ve üreten Aruba
Networks Türkiye Ülke müdürü Bülent Tekkaya konuyu
şu şekilde değerlendirdi:
“ Şuan içinde bulunduğumuz bölgedeki hareketlilik
ve wifi konusunda talepler gösteriyor ki, diğer
ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de
gelecekteki çalışma alanları yerden
ve kablolamadan bağımsız olacak.
Teknolojinin geleneksel çalışma
alışkanlıklarını sürekli olarak
değiştirdiğini düşünürsek bundan
birkaç yıl sonra “ofis” kelimesi modası
geçmiş bir kelime olarak kullanılacak.”
UOL BoaCompra
Türkiye’ye Giriş
Yaptı
C
M
Y
CM
MY
CY
CMY
K
Visa, iPhone 6, iPhone 6 Plus ve
Apple Watch üzerinden yapılacak
mobil ödemeleri desteklediğini
duyurdu. ABD ve diğer pazarlarda
sisteme katılacak finansal kurumlar
böylece Visa banka ve kredi kartlarını
“Apple Pay” uygulamasına dahil
etmiş olacaklar.
iPhone 6, iPhone 6 Plus ve
Apple Watch üzerinden yapılacak
mobil ödemelerin Visa tarafından
desteklenmesiyle beraber, ABD ve
diğer pazarlarda sisteme katılacak
finansal kurumlar, Visa banka
ve kredi kartlarını “Apple Pay”
uygulamasına dahil edecek. Visa,
müşterilerinin yeni Apple cihazları
üzerinden gerçekleştirecekleri mobil
ödemeleri, Visa altyapısı anlaşmalı iş
yerlerinde ve Apple uygulamalarında
güvenli ve kolay yapmalarına
olanak sağlayacak.
14
• ekim14
UOL BoaCompra, en umut vadeden ve hızlı genişleyen online
oyun pazarlarından biri olarak belirtilen Türkiye’ye giriş
yaptığını duyurdu. Halihazırda 190’dan fazla oyun yayıncısı
ve geliştiricisiyle çalışan şirket, büyüyen pazarlar genelindeki
oyuncuların, 3 binden fazla oyun için oyun içerisinde doğrudan
alışveriş yapmalarına olanak tanıyor.
Avrupa’da internet kullanımında en büyük 4’üncü ülke
konumunda olan ve toplam oyun süresinin yüzde 70’inin PC
başında harcandığı Türkiye pazarına free-to-play modelleri
ve MMO’lar hakim. UOL BoaCompra ise uluslararası oyun
firmalarına dünya çapındaki en büyük online PC oyun nüfusuna
sahip ülkelerden biri olan Türkiye pazarına erişmeleri için tüm
portfolyosunu sunuyor.
UOL BoaCompra şu anda halen Latin Amerika, Güney
Avrupa ve Türkiye gibi geniş coğrafyalara yayılan piyasalarda
190’dan fazla oyun yayıncısı ve geliştiricisi ile oyunların gelir
sağlayabilmesi için çalışıyor. UOL BoaCompra’nın en yeni
ve kapsamlı ödeme hizmeti ile Türkiye pazarına giriş yaptığı
haberi, şirketin Kolombiya, Peru ve Meksika pazarında doğru
genişlemesine ilişkin duyuruların hemen ardından geliyor. Bu
girişimler, şirketin dünyadaki oyun tutkunlarına en kapsamlı
ödeme hizmetlerini sunma ve oyun geliştiricileri ile bölgelerine
kendi oyunlarını getirmek isteyen yayıncılara uçtan uca çözümler
sağlama hedeflerinin bir parçası olarak açıklanıyor.
IBM İş Teknolojileri Trendleri Raporu
Açıklandı
Yeni bir IBM Araştırması, öncü kuruluşların yüzde
80’inin, kurumsal BT dışında faaliyet gösteren, “sektör
dışından geliştirici vatandaşlar” ile işbirliklerine
yöneldiklerini gösteriyor.
Uzmanlar, uygulama geliştirme alanındaki yetenek
boşluğunu kapatmaya yardımcı olarak bulut, analitik,
mobil ve sosyal iş ağları gibi teknolojiler genelinde daha
fazla işbirliğini ve inovasyonu teşvik ediyorlar.
“Çıtayı Yükseltmek: IBM İş Teknolojileri Trendleri
Raporu” isimli bu yeni araştırma, IBM’in Uygulamalı
İş Öngörüleri Merkezi (IBM Center for Applied
Insights) tarafından 15 sektörden, 1400’ün üzerinde
karar verici ile görüşülerek hazırlandı. Araştırma,
bulut, analitik, mobil ve
sosyal iş ağları gibi gözde
teknolojilerin “inovasyonu
teşvik eden etkenler” olarak
kabul edilmesine rağmen
hala kuruluşların yüzde
40’ının, bu teknolojiler
için yetenek eksiklikleri ile
karşılaştıklarını gösteriyor.
Çalışma, bulut,
analitik, mobil ve sosyal
teknolojilerden somut iş
sonuçları elde eden, alanında
öncü kuruluşların ortak
özelliklerini inceliyor ve genel BT becerileri, uygulama
geliştirme veya veri analitiğindeki yetenek eksikliklerini
gidermek için, kurum genelinde yaratıcı yeni yollar
keşfettiklerini gösteriyor.
BM Araştırması; lider kuruluşların sosyal, mobil,
büyük veri ve analitik yeteneklerini devreye almak için
bulut teknolojisini kullanma ihtimallerinin 4-7 kat
daha yüksek olduğunu gösteriyor. Öncü kuruluşların
yüzde 55’i, bulut mobil çözümlerini kullanıyor ve bu
kuruluşların bulut aracılıyla sosyal iş ağları çözümleri
sağlama olasılıkları, rakiplerine göre beş kat daha
yüksek seyrediyor.
Gerçek zamanlı olarak iş yapabilmek için, gerçek
zamanlı sonuçlar elde etmek
gerekir. Öncü kuruluşlar
da bu farkındalıkla, tüm
işlevleri genelinde güçlü bir
analitik temeli uyguluyorlar.
Araştırmaya katılanların
yaklaşık yüzde 90’ının ileri
düzeyde büyük veri ve analitik
yeteneklere sahip olduğu,
yüzde 60’ının önümüzdeki
iki yıl içinde bu alandaki
yatırımlarını yüzde 10 veya
üzeri oranda artırmayı
planladığı saptanıyor.
IBM M5 Sunucularını Tanıttı
IBM kritik iş uygulamalarında müşterilerin gereksinim
duyduğu güvenlik, verimlilik ve güvenilirlik alanlarında
yeni inovasyonlar sağlayan x86 sunucularından oluşan M5
portföyünü tanıttı.
İşyükleri sürekli artıyor, BT kaynakları giderek daha
da azalıyor; kurumların en üst düzeyde güvenilirlik,
verimlilik ve otomasyon ihtiyaçları ise tırmanıyor.
Artırılmış güvenlik, güvenilirlik ve verimlilik
düzeyleriyle yeni IBM sunucuları, bilgi teknolojleri
altyapısından bulut bilişime, büyük verilere ve analitiğe
kadar çeşitli kurumsal işyüklerini ve bilgi işlem
ortamlarını destekleyen yerleşik güvenlik, verimlilik ve
güvenilirlikle yüksek performansı bir araya getiriyor.
Bu portföy, müşterilerin veri merkezinde ve ofiste
karşılaştıkları zorluklara yanıt verebilmeleri için üst
16
• ekim14
düzeyde yapılandırılabilen, rack ve tower sunucu
modellerini, pureflex sistemleri, ‘blade’leri ve entegre
sistemleri içeriyor.
Kurumlar, bilgi teknolojileri altyapılarındaki gittikçe
sofistike ve kapsamlı hale gelen saldırılarla uğraşırken
diğer yandan da zorlu işyüklerini karşılayabilmelidir.
IBM’in uzun yıllara dayanan inovasyon yetenekleriyle
örtüşerek tasarlanan yeni M5 sunucuları da bu noktada,
ihtiyaç duyulan kurumsal uygulamaları yüksek güvenlik,
verimlilik ve güvenilirlikle destekliyor.
System x’teki inovasyonların yanı sıra yeni IBM
sunucuları, sektör standartları açısından en yeni teknolojik
özellikleri (Intel’in yeni Xeon E5-2600 v3 işlemcileri, 1,5
terabyte’a kadar daha hızlı ve enerji tasarruflu TruDDR4
belleği) de barındırıyor.
HABER
Twitter Flight Konferansı Ekim’de Başlıyor
Dünyanın teknoloji öncüsü firmalarının geliştiricileriyle bir araya geldiği
konferansları biliyoruz. Sosyal medya devi Twitter da bu yıldan itibaren
geliştiricileri ile bir araya Flight organizasyonunda gelecek.
140 karakterlik bağımlılığımız Twitter, artık haberleri dahi haber
sitelerinden önce aldığımız bir kaynak. Her ne kadar çoğumuz Twitter’ı
kendi resmi uygulaması üzerinden kullanıyor olsak da sadee Twitter
odaklı geliştirilen yüzlerce uygulama ve çok daha fazla uygulama için de
potansiyel barındıran bir API sistemi var Twitter’ın. Bu arayüz sayesinde
de geliştiriciler Twitter’ı kullanmamızı adha kolay hale getiren, ya da servisin işlevlerini arttıran uygulamalar yazabiliyorlar.
Şimdiye kadar geliştiricileri ile şirket olarak iletişim halinde olsa da, onları bir araya getirecek bir organizasyonu
bulunmuyordu Twitter’ın. Şirket bu yıl ise Flight ismindeki geliştirici buluşmasını ilk kez gerçekleştirecek.
Flight organizasyonu ilk kez San Francisco’da Bill Graham Civic Auditorium’da düzenlenecek. 22 Ekim’de düzenlenecek
olan Flight organizasyonuna girmek isteyen geliştiricilerin 140 dolar gibi bir ücret ödemesi gerekiyor, ki bu ücreti Apple’ın
geliştirici konferansı ile karşılaştırdığımızda “bedava” olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ayrıca 140 doları belirlerken
Twitter’ın 140 karakterini düşünürsek, anlamlı bir ücret olduğunu da söyleyebiliriz.
Defne Akademi
Uzman Yetiştirmeye
Hazırlanıyor
Google Avrupa
Yatırımlarını
Artırıyor
Defne Telekomünikasyon, hayata geçirdiği Defne Akademi ile
telekomünikasyon sektöründeki 20 yıllık global tecrübesini
ve teknik birikimini bu alanda uzmanlaşmak isteyen
üniversite öğrencileri ile paylaşmayı ve ortak projelere imza
atmayı amaçlıyor.
Bilişim sektöründeki kalifiye eleman ihtiyacını gidermek
ve nitelikli eleman üreten eğitim sistemini desteklemek
amacıyla harekete geçen Defne Telekomünikasyon, Defne
Akademi bünyesinde üniversitelerle işbirliği yaparak elektrikelektronik ve bilgisayar mühendisliği fakültelerinde okuyan
lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin alanlarında
uzmanlaşmaları için yazılımını gerçekleştirdiği projelerde
ihtiyaçları kapsamında ortak çalışma modeli geliştirecek.
Proje süresince Defne Akademi’de görev alan, araştırma
yapan öğrenciler bu çalışmalarını tez ve staj olarak da
kullanabilecek. Defne Telekomünikasyon stajyer ve yeni
mezun iş alımlarında önceliği Defne Akademi’de birlikte
çalıştığı öğrencilere vermeyi de amaçlıyor.
Avrupa yatırımlarına hız kesmeden devam eden
Google, 600 milyon euro yatırımla Hollanda’da
veri merkezi açmaya hazırlanıyor. Veri merkezi
Hollanda’nın Eemshaven şehrinde kurulacak.
Hollanda Eemshaven’de kurulacak veri merkeziyle
birlikte, İrlanda, Finlandiya ve Belçika’nın ardından
Avrupa’daki dördüncü veri merkezini açmaya
hazırlanan Google, veri merkezinin inşaatında 1000
işçinin çalışacağının bilgisini verdi. Google’dan
yapılan açıklamada, Hollanda’da yer alacak
veri merkezinin 600 milyon euro’ya mal olacağı
belirtilirken, veri merkezinin 4 yıl içerisinde
tamamlanması bekleniyor. Tamamen çevre dostu
bir tesis olacağı açıklanan veri merkezinin, doğaya
zarar vermeyeceğinin altı çizildi.
2017 yılının sonlarında açılması beklenen veri
merkezinin, önümüzdeki 50 yıl boyunca hizmet
vermesi bekleniyor. Bünyesinde 150 kişinin
çalışacağı merkezde, özellikle verimlilik ve enerji
tasarrufu konularına büyük önem veriliyor. Eski
model veri merkezlerine göre yüzde 50’ye varan
oranda daha düşük enerji tüketeceği açıklanan
merkezin, verimlilik konusunda da klasik veri
merkezlerinden daha üstün olacağı konuşuluyor.”
ekim14 •
17
Proline ve SimpliVity İşbirliğine Gitti
İstanbul’daki Ar-Ge merkezinde veri merkezi entegrasyonuna yönelik çözümler de
üreten Türk teknoloji şirketi Proline, ABD kökenli BT şirketi SimpliVity ile işbirliğine gitti.
İşbirliği kapsamında stratejik iş ortağı haline gelen Proline; SimpliVity’nin sunucu,
depolama ve ağ altyapılarını tek çatı altında buluşturan ürünü OmniCube’un satışını
ve kurulumunu üstlenecek. Anlaşma sayesinde Proline, geleneksel altyapıların
karmaşıklığını ve yüksek masrafını ortadan kaldıran OmniCube ile müşterilerine
çözümler üreterek sistementegrasyonu hizmeti sunduğu müşterilerine maliyet
avantajı sağlayacak.
SimpliVity şirketinin ürettiği OmniCube donanımı sektördeki ilk ve önde gelen;
çok merkezli olup tek merkezden yönetilebilen yapılarda çalışan ve hyper-converged
mimarisine sahip bir altyapı çözümü olarak öne çıkıyor. OmniCube, sunucu, veri
depolama ve benzeri geleneksel altyapı bileşenlerini tek çatı altında toplayıp,
karmaşıklıklarını ortadan kaldırarak sanallaştırılan bilgi ve verilerin akışını, bu verilere
erişimi ve bu bilgilerin yönetimini kolaylaştırıyor.
Nesnelerin
İnterneti Yeni
Sanayi Devriminin
Habercisi
Intel, ekosistemle
geliştiricileri Türkiye’nin
en kapsamlı Nesnelerin
İnterneti toplantısında
buluşturdu. Intel Türkiye
Genel Müdürü Burak
Aydın, Türkiye’den bu
alanda dünyaya açılacak
milyar dolarlık başarı
hikayeleri çıkartma hedefine vurgu yaptı.
Intel Türkiye, Intel’in küresel vizyonu çerçevesinde
Türkiye’nin en kapsamlı “Nesnelerin İnterneti” etkinliğini
gerçekleştirdi. Teknoloji dünyası, donanım geliştiriciler,
akademisyenler ve öğrencileri bir araya getiren IoT
Roadshow adlı platformda, Türkiye’de bu alanın
gelişmesine yönelik bilgi alışverişi gerçekleştirildi. Etkinliğe
Intel Nesnelerin İnterneti Grubu EMEA Bölge Direktörü
Rod O’Shea ve Intel Türkiye Genel Müdürü Burak
Aydın katıldı.
Intel Türkiye Genel Müdürü Burak Aydın, açılış
konuşmasında “Dördüncü endüstri devrimi” olarak
nitelendirdikleri Nesnelerin İnterneti devriminin,
önümüzdeki 10 yıla damgasını vuracağını ve günlük
hayatın yanında tüm sektörlerin iş yapış şekillerini
değiştireceğini söyledi. 2013’te 8.7 milyar olan akıllı
cihaz sayısının, 2020’de 50 milyara çıkacağını söyleyen
Aydın, otomobillerden ev eşyalarına, kişisel araçlardan
evcil hayvanlara kadar, bir fayda sağlayacak her
şeyin bağlanacağını, önümüzdeki 20 yılda şehirlerin
akıllı şehirlere dönüşmesi için 41 trilyon dolar
harcanacağını belirtti.
18
• ekim14
Oracle OpenStack
Linux için Geliyor
Yeni OpenStack sürümü
kurumsal ölçekli
çözümler için kullanıcı
ihtiyaçlarını en iyi
şekilde karşılayacak
geniş uygulama
seçeneklerini sunuyor.
Oracle Linux için
Oracle OpenStack
dağıtımı kullanıcıları,
üretim ortamlarında
Oracle Linux ve Oracle
VM yapılarını kontrol
edebiliyor. “OpenStack”
“Icehouse” sürümünü
kullanan Oracle
dağıtımı, daha çok
seçenek ve müşterek çalışma olanağı sunarken, Oracle
Linux ve Oracle VM ortamlarının verimlilik, başarım,
ölçeklenebilirlik ve güvenlik avantajlarını da yanında
barındırıyor. Oracle Linux için “Oracle OpenStack”,
Oracle Linux ve “Oracle VM Premier Destek”müşterilere
paketin parçası olarak sunuluyor ve herhangi bir ek
maliyet getirmiyor.
Oracle Linux için “Oracle OpenStack”, Oracle Linux
üzerine yüklenen “OpenStack” yazılımıdır. Esneklik ve
açıklık sağlamak adına Oracle VM ile desteklenen tüm
işletim sistemleri Oracle Linux, Oracle Solaris, Microsoft
Windows ve diğer Linux dağıtımlarının kullanımına
olanak sağlıyor.
Bu sürüm müşterilerin yüksek ölçeklenebilir, çok
kullanıcılı ortamlar oluşturmalarını desteklerken
“OpenStack” için mevcut eklentiler ve uzantıların zengin
bir ekosistem ile entegre edilmelerine de olanak sağlıyor.
Buna ek olarak yazılım, müşterilere daha fazla seçenek
ve birlikte çalışabilme olanağı sunmak için üçüncü parti
yazılım ve donanımlar ile entegre edilebiliniyor.
HABER
Estap 25 Yaşına Girdi
1989 yılından bu yana, Rack kabinetler ve
aksesuarları, Telekom saha kabinetleri, Server ve
Data Center Kabinetleri ve IT sektörüne yönelik
geniş bir ürün çeşitliliğine sahip sektörün önde
gelen firmalarından olan Estap, 25. yılını Rahmi Koç
Müzesi’nde düzenlediği davet ile kutladı.
Tüm Estap Ailesi ve iş ortaklarının katılımıyla
gerçekleşen geceye, sektörde adından sıkça söz
ettirecek “DCMax, UniversalLine, Proline ve Akıllı
Kabin” ürünleri damgasını vurdu. Kurulduğu yıldan
bu yana istikrarlı bir şekilde bu büyümeye devam
eden ve şu an yüzde 60 pazar payına sahip olan Estap,
bu önemli gecede tüm konuklarına katkılarından
dolayı teşekkür etme fırsatı buldu.
25 yıl boyunca çalışanları, taşeronları ve
tedarikçileri ile birlikte 1000’e yakın insanın direkt ya
da dolaylı olarak Estap A.Ş standartları, vizyonu ve
misyonu ile üretime katkıda bulunduğunu dile getiren
Estap Genel Müdürü Murat Eti sözlerine şu şekilde
devam etti:
“Bu mutlu günleri yaşıyor olmamıza sağladığınız
katkılarınız için hepinize ayrı ayrı teşekkür
ediyorum. Teknoloji ve kalite açısından sektörde
lider bir kuruluş olarak herzaman hedefimiz;
müşterilerimize en yüksek faydayı sağlayacak ürün
ve hizmetleri en iyi çözüm ortağı olarak sunmak ve
müşteri memnuniyetini en üst düzeyde sağlamaktır.
25. yılımızı kutladığımız bu özel günde, sektöre
sağlayacağı faydalardan son derece emin olduğum
yeni ürün ailemizi de sizlere tanıtıyor olmaktan ayrıca
büyük gurur duyuyorum. Birlik-beraberlik içerisinde
başarılarla dolu nice 25. yıl dönümlerini kutlamayı
temenni ediyorum” dedi.
Huawei Genişbant Teknolojisine
Yatırım Yapacak
Bilgi ve iletişim teknolojileri çözüm sağlayıcısı Huawei,
sabit genişbant teknolojilerine 4 milyar dolarlık bir yatırım
yapmaya hazırlanıyor. Çinli şirket, internet kullanıcılarının
artan taleplerinin karşılanması için hali hazırda kullanılan
teknolojinin geliştirilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Son dönemde akıllı telefon pazarına sunduğu
ürünlerle gündeme gelen ve bu pazarda iddialı
olmak isteyen Huawei, bir yandan da sabit genişbant
teknolojisini geliştirmek için yatırımlar yapıyor. Şirket,
mobil cihaz kullanımının artmasıyla birlikte artan
ihtiyacın karşılanamadığını belirterek, bu alana yatırım
yapmaya karar verdi.
Mobil cihazları artmasıyla birlikte katlanarak artan
internet trafiği, yeni teknolojileri ve dolaylı olarak
yatırımları beraberinde getiriyor. 4K videolar, veri emen
uygulamalar ve her an internete bağlı olmak isteyen
kullanıcılar olduğunu belirten Huawei, sabit genişbant
teknolojisine 4 milyar doların üzerinde yatırım yaparak, kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlıyor.
Son olarak geçtiğimiz Temmuz ayında Avrupa 5G Altyapı Birliği’nin genel kuruluna katılan Huawei, 1.4 milyar
euroluk AB bilgi teknolojileri endüstrisinde karar alıcılar arasına girmişti. 5G geliştirme, Ar-Ge laboratuvar
çalışmaları ve saha testleri yapmaya başlayan şirket, 4G yatırım hamlesiyle birlikte ağ altyapıları konusunda
söz sahibi şirketlerden biri haline geldi. Huawei’nin yapacağı yatırımın ne denli başarılı olacağını kestirmek zor
görünüyor. Artan veri trafiği, ağ altyapısına yatırım yapan şirketlerin işini gittikçe zorlaştırırken, üretilen teknolojiler,
her geçen saniye “eski teknoloji” haline geliyor.
ekim14 •
19
4 Yıl İçinde 3 Kat Büyüme
Hedefimiz Var
R Ö P O R TA J
Ekrem Uçman
[email protected]
Schneider Electric BT İş
Biriminden Sorumlu Genel
Müdür Yardımcısı Filiz
Gökler ile özel bir röportaj
gerçekleştirdik. Gökler, Power
to the Cloud etkinliğinden,
veri merkezlerine uzanan
birçok konuda görüşlerini
bizimle paylaştı...
Power to the Cloud etkinliği
hakkında detaylı bilgi verir misiniz?
Filiz Gökler: Power to the Cloud
(PTTC) adından da anlaşılacağı
üzere, Schneider Electric’in enerji
ve güç yönetimi uzmanlığının, akıllı
IT ve bulut teknolojileri ile birlikte
dönüşüm yolculuğunu baz alan
bir platform diyebiliriz. Bu yıl ilk
kez Dubai’den sonra İstanbul’da
gerçekleştirdiğimiz Power to the Cloud
Konferansı, 500’den fazla IT ve Enerji
uzmanının buluşmasına sahne oldu.
Her sene Dubai’de düzenlenen
bu etkinliğin bu sene Türkiye’de
yapılmasının amacı nedir?
Önce dünyadan sonra da Türkiye’den
bazı sayısal örnekler vermek
istiyorum. Bu sene ikinci çeyrekte
tüm dünyada 295 milyon akıllı
telefon üretimden çıktı. Son 5 yılın
en düşük rakamı olarak kabul edilse
de aslında basit bir hesapla dünya
nüfusunun yaklaşık 7 milyar olduğunu
düşünürsek, her yıl toplam nüfusun
yüzde 17’si oranında akıllı telefon
üretiliyor. Bu inanılmaz bir rakam.
Türkiye’de de bilişim teknolojileri,
internet kullanımı hızla yükseliyor.
Türkiye ekonomisinin yüzde 4
civarında büyüdüğü 2013 yılında
Türkiye’de bilişim sektörü yüzde 11,3
gibi yüksek bir büyüme kaydetti.
Ayrıca Türkiye’nin, gelişmekte
olan bir ülke ve genç nüfusa
sahip olması, ayrıca bu nüfusun
20
• ekim14
RÖ PO RTAJ
teknolojiyle daha iç içe olması, bilişim
faaliyetleri açısından önemli bir
potansiyel sunuyor.
Schneider Electric olarak, hem
Türkiye’nin bu potansiyeline dikkat
çekmek hem de bu öngörümüzü
İstanbul’daki meslektaşlarımızla
paylaşarak geleceğe dair yapılması
gerekenler konusunda fikir
alışverişinde bulunmak üzere, Power
to the Cloud Konferansı’nı bu yıl
İstanbul’da gerçekleştirdik.
Power to the Cloud etkinliğinin
bu seneki konusu nedir? Nasıl bir
içerik sunuldu?
Power to the Cloud genel olarak
sektördeki ihtiyaçları analiz ederek,
sektörün geleceğine katkıda
bulunmayı amaçlıyor. Ayrıca,
sektörün ileri gelen firmalarından
Türk ve yabancı konuşmacıların
sunumları ve bilgi paylaşımları oldu.
Lider firmalarla küresel endüstri
uzmanları, bayi ve son kullanıcılar
bir araya geldi. Schneider Electric
olarak geliştirdiğimiz en yenilikçi
çözümleri paylaştık.
Veri Merkezleri stantlarımızda,
veri merkezlerinin bugünü ve
geleceği, yeni nesil, yeşil veri
merkezlerimizi, bünyemize yeni
katılan AST modüler, konteyner
veri merkezi çözümlerimizi tanıttık.
Veri merkezi ana elemanları olan
kritik güç UPS, kabin ve oda tipi
hatta hibrid soğutma çözümlerini,
kabinleri, PDU’ları ve Actassi
yapısal kablolama, Pelco CCTV
kamera çözümlerimizi tek tek
farklı stantlarda katılımcıların
bilgisine sunduk.
Dünya ve Türkiye’de veri merkezi
yatırımı ne kadardır?
Bu yatırım oranını tahmin etmek
oldukça güç olsa da bölge bazında
nasıl geliştiğini netlikle söyleyebiliriz.
Özellikle Orta Doğu, Afrika ve Asya
Pasifik Bölgelerinde ciddi bir büyüme
söz konusu. Diğer taraftan CIS (Rusya
ve çevresi) ve gelişmiş ülkeleri içinde
barındıran Avrupa Bölgesinde ise
daha stabil durumda görüldüğünü
söylemek mümkündür.
Ülkemizde veri merkezi
yatırımlarının gün geçtikçe artış
gösterdiğini söyleyebiliriz. Bu
durum, 2 dijit olarak artış gösteriyor.
Türkiye genç nüfusu ve teknolojiyle
iç içe olan bir ülke olması sebebiyle
bu artışın yükseleceğini tahmin
ediyoruz. İstatistiklere göre 2016’ya
kadar yüzde 13-18 arasında bir
büyüme beklentimiz bulunuyor.
Veri merkezi yönetim yazılımının
dünyada hangi yönde
ilerlediğini gözlemliyorsunuz?
Veri merkezleri günümüzde ciddi
bir öneme sahip. Hatta gelecekte
çok daha kritik bir öneme sahip
olacağını söyleyebiliriz. Ayrıca veri
merkezinde IT altyapı çözümlerinin
yanında haberleşebilir enerji ve
güç dagıtım sistemleri, akıllı bina
yönetim sistemlerine de gün geçtikçe
ihtiyaç artmakta.
Önemli olan enerji, güç, bina ve
BT sistemlerini tek bir platformda
entegre ederek izleme ve kontrolünün
sağlanması. Gerek Türkiye’de gerekse
tüm dünyada teknolojinin bu şekilde
geliştiğini görüyoruz ve geldiği bu
noktadan da memnunuz.
Enerji yönetiminde uzman bir şirket
olarak neden IT sektörüne girdiniz?
Schneider Electric artan enerji
ihtiyaçlarına cevap verebilmek için
2000’li yıllardan itibaren bünyesine
yeni uzmanlık alanları ekledi ve
enerji yönetiminde global uzman bir
firma haline geldi. Enerjiyi daha akıllı
yönetmek ve daha verimli kullanmak
için teknolojik çözümlere yöneldik.
BT sektörü de bu çözümleri içeren
ana sektörlerden. Buna paralel olarak
akıllı şebeke ve akıllı şehir çözümleri
de iş planımızda olan ana konular.
Dolayısıyla her iki sektörü de bir
arada ele alarak, enerjideki global
uzmanlığımızı BT’ye de taşımak istedik.
IT sektöründeki bugünkü
konumunuz nedir?
Orta Doğu, Avrupa ve Rusya’da pek
çok bölgede lider konumundayız. Bu
alan, bizim için kritik öneme sahip.
Altyapı konusundaki uzmanlığımızı
tüm dünyaya özellikle de gelişen
büyüyen ülkelere ulaştırıyoruz.
Ayrıca, Türkiye’de uçtan uca çözüm
sağlayan tek firmayız. Çok başarılı
projelere imza attık. Sektörde hızlı bir
yükselişimiz mevcut.
IT sektöründeki kısa ve orta vadeli
hedefleriniz nelerdir?
BT iş birimi Schneider Elektrik firmasının
yenilikçi ve teknolojik iş birimlerinden.
Gerek Türkiye’de gerek ise dünyada
yüksek önem vererek yaırımlara
devam ettiğimizi ve agresif büyüme
hedeflerimizin olduğunu dile getirebiliriz.
Türkiye’nin, sizin bu alandaki
faaliyetleriniz açısından
önemi nedir?
Türkiye, genç nüfusu, sürekli gelişen
kalkınan ekonomisi ve coğrafi
yapısı nedeniyle bizim için stratejik
öneme sahip.
Genç nüfusa sahip olması ayrıca
bu nüfusun teknolojiyle daha içi içe
olmasının IT faaliyetleri açısından
önemli bir potansiyel olduğuna
inanıyoruz. Türkiye’de daha fazla
yeniliklerin, en son teknolojilerin
ve çözümlerin kullanılması
gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye’yi
faaliyetlerimizin odağına koyuyoruz.
Türkiye’de IT sektöründe yatırımınız
olacak mı?
Schneider Electric olarak veri merkezi
yatırımı yapmıyoruz ancak bu
konuda yatırım yapan firmaların çok
güçlü partneriyiz.
Önümüzdeki 4 yıl içinde Türkiye’de
bilişim teknolojileri sektöründe 3 kat
büyüme hedefimiz var. Bu hedefler
doğrultusunda büyüyoruz ve
büyümeye devam edeceğiz.
Şirketler enerji verimliliği
konusunda bilişim
teknolojilerini kullanarak nasıl
faydalar sağlayabilir?
Hangi segment olursa olsun,
enerji verimliliği için ölçmek ve
iyileştirmek süreklilik ister. Akıllı
bilişim teknolojileri bu noktada
kritik bir rol oynamaktadır.
Mevcut kaynakların analizi
ve optimize edilmesi, gerçek
zamanlı ölçümlerin yapılması,
yük değişiminin görülmesi ve
değişime göre altyapı revizyonu
veya yapılandırılması, farklı
bölgelerdeki işletmelerin tek bir
platformdan yönetilmesi, karbon
salınımının düşürülmesi akıllı
altyapılar ve altyapı yazılımları
ile gerçekleştirilmektedir.
Veri merkezleri alanında
sunduğunuz çözümler nelerdir?
Schneider Electric sahip oldugu
farklı IT yazılımları ile sıfırdan
bir veri merkezinin uçtan uca
mimarisini tasarlıyor, UPS’den
soğutmaya ekipman seçimi yapıyor,
komple tasarım sonucunda
oluşacak PUE değerini hesaplıyor
ve veri merkezinin capex ve opex
degerlerini çıkarıyor. Bildiginiz üzere
artık toplam satın alma maliyetini
konuşuyoruz. Burada özellikle
bir veri merkezinin A’dan Z’ye
projesinin yapılması, tasarımının
yapılması ve daha sonra tasarımın
hayata geçirilmesine yönelik
proje uygulamalarında da kendi
ekibimiz ve konusunda uzman iş
ortaklarımızla yer alıyoruz.
ekim14 •
21
SAP ve Panasonic Spor Analitiği Konusunda
Birlikte Hareket Edecek
SAP SE ve Panasonic’in bugün duyurdukları ortak
girişim kapsamında, iki şirketin video tabanlı
spor analitiği alanında inovasyon sürecini birlikte
yürütmeleri hedefleniyor.
SAP’nin Almanya Futbol Federasyonu (DFB) ile birlikte
2014 Brezilya futbol dünya şampiyonası için geliştirdiği,
bugün ise şirketin ticarileştirmek için geliştirdiği analitik
bir prototip olan futbola yönelik SAP Match Insights’ı
temel alan iki şirket, Panasonic’in video ve
izleme yazılımının entegrasyonu üzerinde
çalışmayı planlıyor. Panasonic, maç sırasında
SAP aracı ile analiz edilen video analiz
ve yazılımından konum verileri sağlıyor.
Panasonic tarafından geliştirilen ultra geniş
açılı kamera sistemi, normal boyuttan
Jack Ma Alibaba
ile Zirveye Çıktı
Son dönemde gerçekleştirdiği büyük halk arz hamlesiyle
birlikte e-ticaret alanındaki rakipleri Ebay ve Amazon’u
geride bırakmayı başaran Alibaba yükselişini sürdürüyor.
Şirketin CEO’su Jack Ma ise, Çin’de her yıl açıklanan “Hurun
Zengin Listesi 2014” raporunda zirveye çıkmayı başardı.
Online perakende alanında hızlı bir yükseliş içerisindeki
Alibaba, özellikle halka arz hamlesinden sonra ebay ve
Amazon gibi bu alanda uzun zamandır hegemonya kuran
şirketleri Avrupa ve Amerika pazarlarında zor durumda
bırakmaya başladı. Alıcıları ve satıcıları buluşturan bir
platform olarak rakiplerinden ayrılan Alibaba, özellikle
Avrupa ve ABD pazarlarında giderek daha fazla etkili
olmaya başladı.
Direk satış yapmayan yapısıyla rakiplerinin aksine devasa
depo masraflarına ve diğer külfetlerle uğraşmak zorunda
kalmayan Alibaba, 21,8 milyar dolarlık halka arz işleminden
sonra geleneksel perakendecilik metotlarını benimseyen
rakiplerine göz dağı verdi.
Bu durumdan en fazla mutlu olan kişi ise şirket CEO’su
Jack Ma. Çin’de her yıl açıklanan Hurun Zengin Listesi’nde,
Dalian Wanda Group sahibi Vang Cianlin’in yerini alan
Ma, 24.4 milyar dolarlık servetiyle zirveye oturdu. Online
perakende sitesi Alibaba’yı ABD’de halka açarak, şu an
kadar gerçekleştirilen en büyük halka arz işlemlerinden
birine imza atan Ma, Hurun listesinde ilk defa zirveye
çıkmayı başardı.
22
• ekim14
(64:9) dört kat daha geniş bir panoramik video ortaya
koymak için gerçek zamanlı birleştirme özelliğiyle,
donanıma bağlı dört üniteden oluşuyor. Bu kurulum
tüm saha boyunca yapılan hareketlerin yakalanmasını
mümkün kılıyor.
Genellikle tavana asılı duran ya da stadyumun çatı
yapısına entegre halde bulunan ultra geniş açılı kamera,
Panasonic yazılımı üzerinden bir bilgisayara bağlanarak
videodaki oyuncuların ve topun coğrafi
konumlarını tespit edip bir araya getiriyor.
Ham verileri içeren dosyanın, konum
verilerini her bir oyuncunun ve topun
güvenilir bir gerçek zamanlı analizine
olanak sağlayan SAP HANA platformuna
aktarılması planlanıyor.
Samsung, Avrupa
PC Pazarından
Çekiliyor
PC pazarı son dönemde toparlanma sinyalleri
verse de, birçok şirket için daralmaya devam
eden bir alan olarak görülmeye devam ediyor.
Bu şirketlerden biri olan Samsung, Avrupa’da
dizüstü bilgisayar satışlarını durdurarak, pazardan
çekilmeye hazırlanıyor.
Geçtiğimiz çeyrekte uzunca bir zaman sonra ilk
kez büyüme yaşayan PC pazarı, büyük oyuncuların
pazardan çekilmesiyle
birlikte tekrardan krize
girebilir. Mobil cihazlara
olan büyük taleple birlikte,
fiyatların düşümesi,
tüketicileri daha uygun
fiyatlı chromebook,
dizüstü bilgisayar ve ultrabook’lara yöneltmeye
başlatsa da, Samsung gibi şirketler PC pazarının
geleceğini pek de parlak görmüyorlar.
Son çeyrekte tablet satışlarında yaşanan düşüşle
birlikte uzunca bir aradan sonra tablet satışlarını
geride bırakmayı başaran PC sektörü için işler pek
de iyiye gitmiyor. Sony gibi büyük bir üreticinin
ardından, Samsung da, Avrupa’daki dizüstü
bilgisayar üretimini durdurduğunu açıkladı.
Chromebook ve ultrabook’lar da içerisinde olmak
üzere, tüm dizüstü satışlarını durduran Samsung,
şimdilik dizüstü pazarında çekildiğini duyurdu.
Samsung’dan yapılan açıklamada, şirket olarak
taleplere ve pazar koşullarına adapte oldukları
belirtilirken, kararın sadece bölgesel olduğu ve
Avrupa dışarısındaki pazarların, alınan karardan
etkilenmediğinin altı çizildi.
HABER
DataStar IRIScan Pro 3
Wi-Fi Tarayıcıyı Duyurdu
DataStar, IRIS’in yeni taşınabilir tarayıcı modelini duyurdu.
IRIScan Pro 3 Wi-Fi model tarayıcı, her yere taşınabiliyor
ve taranan dokümanları Wi-Fi desteği ile internette
paylaşmayı sağlıyor.
Taşınabilir tarayıcıları ile dikkat çeken IRIS’in Türkiye
distribütörü DataStar, yeni bir tarayıcı modelini duyurdu.
IRIScan Pro 3 Wi-Fi adını taşıyan yeni model, rahat taşınan
yapısının yanı sıra Wi-Fi desteği ile taranan her şeyi
internette paylaşmayı sağlıyor.
Küçük ama sağlam bir gövdesi olan tarayıcıyı her
yere taşımak mümkün. Özellikle iş seyahatlerinde
önemli bir işleve sahip olan tarayıcı ile seyahat
sırasında toplanan dokümanları taşıma külfeti
ortadan kalkıyor. Dokümanlar IRIScan Pro 3 Wi-
TTNET 30 Bin
Kişiye Internet
Eğitimi Verecek
TTNET, Birleşmiş
Milletler Kalkınma
Programı ve Habitat
Kalkınma ve Yönetişim
Derneği’nin desteğini
yanına alarak
“İnternetle Hayat Kolay”
sosyal sorumluluk
projesini kalkınmada
öncelikli 20 ile yayarak genişletiyor. Proje kapsamında, 3 yılda
daha önce internetin sunduğu olanaklardan faydalanmamış
35 yaş üstü, çoğu kadın yaklaşık 30 bin kişiye internet
öğretilmesi hedefleniyor. 123 gönüllü gencin görev aldığı
projede katılımcılara internetin güvenli kullanımı, e-posta
kullanımı, e-devlet uygulamaları, görüntülü haberleşme,
online bankacılık ve sosyal medyanın bilinçli kullanımı gibi
konularda eğitimler verilecek.
Amasya, Artvin, Bartın, Batman, Bayburt, Bingöl,
Çanakkale, Çorum, Erzincan, Erzurum, Hakkari,
Kahramanmaraş, Karaman, Manisa, Mardin, Mersin, Ordu,
Şanlıurfa, Şırnak ve Yozgat illerinde hayata geçecek projenin
tanıtım toplantısında konuşma yapan TTNET Genel Müdürü
Abdullah Orkun Kaya sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye’nin lider internet şirketi olarak hayata
geçirdiğimiz İnternetle Hayat Kolay projesi ile bilgiye erişimin
önündeki engelleri ortadan kaldırmayı ve ülke kalkınmasına
destek olmayı hedefliyoruz. Proje ortaklarımızla birlikte
3 yılda yaklaşık 30 bin kişiye “İnternetle Hayat Kolay”
dedirtmeyi istiyoruz. Ülkemizin kalkınmasına destek
olmak amacıyla dijital ekosistemimizi genişletmek ve
geliştirmek için yaptığımız çalışmaları artırarak sürdürmek
arzusundayız” dedi.
Fi ile taranıp arşivlenebiliyor. Böylece seyahat çantasında
dokümanlara yer açma sorunu olmuyor.
Pille çalışan tarayıcının, küçük gövdesine karşın 8 sayfalık
belge besleme özelliği bulunuyor. Dokümanı kayar şekilde
rahatlıkla tarayan cihazın dahili 128MB’lık belleği ve SD kart
desteği bulunuyor. Ayrıca Wi-Fi desteği sayesinde taranan
her şeyi akıllı telefonlara, tablet bilgisayarlara, PC ya da Mac
bilgisayarlara göndermek de mümkün. Böylece
seyahatteki bir kişi yeni aldığı dokümanları tarayıp
kendi bilgisayarına, tabletine ya da akıllı telefonuna
kaydedebiliyor. Cihazın akıllı telefonlarla belge
paylaşımını kolaylaştırmak üzere IOS / Android
uygulamaları da bulunuyor ve online olarak bu
uygulamalara erişmek mümkün.
Netaş Teknoloji
Buluşması
Netaş’ın Kurtköy’deki ArGe merkezinde,
geliştirilen son teknolojilerin katılımcılar
tarafından deneyimlendiği bir teknoloji buluşması
gerçekleştirildi. Netaş CMO’su Selcan Taşkıran’ın
ev sahipliğinde gerçekleşen etkinliğe teknoloji
bloğu yazarları ve portal temsilcileri katıldı.
Netaş’ın Siber Güvenlik konusunda geliştirdiği
teknolojiler ve ürün çözümlerinin demoları Netaş
ArGe İş Geliştirme ve VoIP Güvenlik Departmanı
Müdürü Uğur Çağal tarafından yapıldı. Siber
Güvenlik Teknolojileri pazarının mevcut durumu ve
VoIP güvenlik açıkları
konusunda yapılan
bilgilendirmenin
ardından, Netaş’ın
geliştirdiği VoIP
Güvenlik Aracı
çözümü VoIP Zafiyet Analiz Aracı ve VoIP Güvenlik
Duvarı ürünlerinin demoları gerçekleştirildi.
Netaş’ın internet tarayıcılarında geliştirilen ve
kullanıcılar arasında anında canlı iletişim olanağı
sağlayan bir teknoloji olan Web RTC alanındaki
ürün çözümlerinin sunumu ve demo uygulamaları
Netaş Multimedya ArGe Direktörü Aytül Arısoy
tarafından katılımcılarla paylaşıldı. Netaş
tarafından, akıllı ağ iletişimi çözümlerinde küresel
lider olan Genband firmasi için geliştirilen SPiDR
ürünü, Web RTC alanında tüm kullanım alanlarında
çözüm sağlayan ve sunucular arasındaki
bağlantıyı kurarak, köprü görevi gören bir platform
niteliğinde. SPiDR, telekom operatörleri ile
kurumların mevcut altyapısını kullanarak kolay
ve hızlı tümleşik multimedya iletişim servisleri ve
uygulamaları sunabiliyor.
ekim14 •
23
Bütünleşik Altyapı
Kullanımı Artıyor
24
• ekim14
RÖ PO RTAJ
Cisco, VMWare ve EMC ortaklığı ile hayata geçen VCE, Türkiye’ye yeni giriş yapan
şirketlerden biri. VCE, şirketlere maliyet ve zaman tasarrufu sağlayan Vblock
sistemiyle büyük kolaylıklar sağlarken sistem, esnek yapısıyla da birçok markaya ait
ürünle de uyumlu bir şekilde çalışabiliyor. VCE Satış Direktörü Alp Bağrıaçık’la, VCE’yi
Türkiye’ye getiren unsurları, şirket politikalarını ve Vblock’un şirketlere sunduğu
avantajlar hakkında sohbet ettik
R Ö P O R TA J
Ekrem Uçman [email protected]
VCE’nin yapısından biraz söz
edebilir misiniz?
Alp Bağrıaçık: VCE, VMWare, Cisco
ve EMC’nin 6 sene önce kurduğu bir
şirket. İlk iki senesi Ar-Ge ile geçerken,
sonraki 4 sene satışlara başlanıldı.
Tarihte 1 milyar dolarlık ciroya en
hızlı ulaşan teknoloji şirketi olan VCE,
dünyanın tamamında yaklaşık 3 bin
adet Vblock satmayı başardı.
Vblock VMware sanallaştırma
ürünleri, CISCO ağ ve sunucu ürünleri
ve EMC veri depolama ürünlerinin
tek bir ürün olarak bir araya getirilmiş
hali. VCE bütün bu katmanları tek bir
ürün olarak tasarlayıp, her müşteri
için özel olarak üretip, tüm katmanlara
tek elden destek, tek elden yönetim
kabileyeti ve tek elden yaşam döngüsü
veriyor. Veri merkezindeki tüm
katmanların tek bir ürün olarak bir
araya getirilmesi kurumsal BT’nin
karmaşıklığını, riskini ve toplam sahip
olma maliyetini azaltıyor.
VCE’yi Türkiye’ye taşıyan unsurlardan
bahsedebilir misiniz?
Türkiye’deki ilk Vblock 2 sene önce
VCE, büyük ya da küçük
farketmeksizin, hem
Türkiye’de hem de dünyada
kritik iş yükleri bulunan,
sanallaştırmaya önem veren
kurumların ihtiyaçlarını
karşılamayı amaçlıyor
satıldı. VCE, bunun üzerine ülkedeki
potansiyeli görerek, Türkiye’de
operasyona geçmeye karar verdi. 1
seneyi aşkın bir süredir hizmet veren
VCE Türkiye ofisi, Türkiye’de ilk olarak
Türkkep ve Asyaport ile çalışarak,
başarılı projelere imza atmayı başardı.
Bir altyapı ürünü olan Vblock’un
şirketlere sunduğu avantajlar neler?
IDC araştırmalarına göre Vblock veri
merkezi toplam sahip olma maliyetini
yüzde 50 düşürür, kurulum hızını
ve yeni servis arzını 5 kat hızlandırır
ve erişim prolemlerini yüzde 96
oranında azaltır.
VCE, Vblock ile hangi
ölçekteki şirketlerin
ihtiyaçlarını karşılayabiliyor?
VCE, büyük ya da küçük farketmeksizin,
hem Türkiye’de hem de dünyada kritik
iş yükleri bulunan, sanallaştırmaya
önem veren kurumların ihtiyaçlarını
karşılamayı amaçlıyor. VCE Vblock
sistemleri Türkiye’de Türkkep, Asyaport
gibi şirketlerin ihtiyaçlarını sorunsuz
olarak karşılamayı başardı. Hali hazırda
yeni müşterilerle çalışmaya hazırlanan
VCE, kamu alanında da hizmet
vermeye başladı.
Kamu alanı dediniz, bu alandaki
ve Türkiye’deki diğer çalışmalarınız
ne yönde?
Vaktimizin önemli bir kısmını
Ankara’ya ayırıyoruz. Türkiye’deki
kamu kuruluşlarının BT ihtiyaçları
giderek artarken, bu alandaki
potansiyel de oldukça dikkat çekici.
Vblock ile sunduğumuz yüzde 50
oranında toplam sahip olma maliyeti
tasarrufu, kamu kuruluşlarının ilgisini
çekiyor. Geçtiğimiz çeyrekte ilk kamu
satışını gerçekleştirdik. Eylül ayında
Ankara’da düzenlediğimiz toplantıda
müşterilerden oldukça olumlu geri
dönüşümler alındı.
Türkiye’de ve dünyada bütünleşik
altyapı kullanımı giderek artıyor.
Dünyada satılan sunucu ve veri
depolama ünitelerinin neredeyse yüzde
10’u şimdiden bütünleşik altyapıların
içinde müşterilere sunuluyor. 4-5 sene
önce neredeyse hiç kullanılmayan bu
platformların dünyada gördüğü hızlı
kabulün Türkiye’de de gerçekleşmesini
bekliyoruz. 2013 yılının son
haftalarında faaliyete geçmemize
rağmen yaklaşık 1 milyon dolarlık
bir ciro elde ettik. 2014 senesine
baktığımızda çeyrekten çeyreğe
oldukça hızlı büyüme gözlemliyoruz.
Daha çok kritik iş yapan şirketlerle
çalışıyorsunuz. Şirketlere
kendi güvenlik çözümlerinizi
mi sunuyorsunuz?
Bugün bakıldığında dünya ikiye
ayrılmış durumda. Genel bulut
ürünlerini kullananlar ve iş yülerini
kendi kurduğu sistemler üzerinde
saklayanlar. Vblock’un avantajı, her
iki yaklaşımla da birlikte çalışabiliyor
olması. VCE’nin dünyada elde ettiği
cironun önemli bir bölümübulut
sağlayıcılar üzerinden geliyor. Bu
şirketler EMC’nin RSA ürünlerini
ya da farklı şirketlerin ürünlerini
kullanarak en üst ILS seviyelerinde
güvenlik sağlayabiliyorlar.
Kendi bulut altyapısını kurmak
isteyen müşteriler Vbock’u tercih
ederken, yine EMC’nin RSA
ürünlerini tercih ediyorlar. Ama
en önemli nokta, VMWare, Cisco
ve EMC’nin tüm bileşenlerine tek
yaşam döngüsü verdiğimiz için,
bu şirketlerden son gelen sürümler
risk almadan Vblock’un üzerinde
kurulabiliyor. Vblock’un test edilmiş,
veri merkezinin tüm katmanlarını
kapsayan yaşam döngüsü servisi,
kurumların üretici firmanın
sağlayabileceği en güvenli yaşam
döngüsü noktasında olmasını sağlıyor.
ekim14 •
25
Mitsubishi, Üniversitelere
Robot Desteği Veriyor
Mitsubishi Electric Türkiye
işbirliği ile Bursa Teknik
Üniversitesi’nin ardından
Doğuş Üniversitesi’nde Robot
Eğitim Merkezleri kuruluyor.
Dünya genelinde robotik,
elektronik ve mekaniğin bir
arada kullanıldığı üretim
sistemleri yaygınlaştıkça,
otomasyon ve robotik alanında
deneyimli elemanlara ihtiyaç
da artıyor. Bu noktada
öğrencilerin çağın gelişen
teknolojilerine uyum
sağlayarak iş dünyasında
tercih edilebilmelerine destek
olmayı hedefleyen Mitsubishi
Electric, Türkiye’deki iki
üniversitede robot eğitim
merkezlerinin kurulmasına katkıda bulunuyor. En son
Doğuş Üniversitesi (DOU) Endüstriyel Otomasyon ve
Robot Teknolojileri Eğitim Merkezi, Mitsubishi Electric
Türkiye işbirliği ile kuruldu.
Mitsubishi Electric Türkiye, Bursa Teknik
Üniversitesi’nde Temmuz ayında kurduğu eğitim
merkezinden sonra Doğuş Üniversitesi’nde de yeni bir
eğitim merkezi hayata geçirerek fabrika otomasyon
alanındaki atılımlarını
eğitim alanına da taşımış
oldu. Otomasyon ve robotik
alanında kariyer sahibi
olmak isteyen mühendislik
öğrencilerine pratik
yapma imkanı sunmayı
hedefleyen Mitsubishi
Electric Türkiye’nin
işbirliği ile kurulan bu
eğitim merkezleri sertifika
verebiliyor olmaları
bakımından da büyük
önem taşıyor.
Laboratuvarda
kullanılacak ileri teknoloji
ürünleri, 6-eksenli
endüstriyel robot, hareket
kontrol üniteleri ve
servo motorlar, Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika
Otomasyon İş Geliştirme Yöneticisi Tolga Bizel
tarafından, Doğuş Üniversitesi Rektörlüğü’nde yapılan
törende Doğuş Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdullah
Dinçkol’a teslim edildi. Ayrıca Mitsubishi Electric ve
Doğuş Üniversitesi arasında Endüstriyel Otomasyon
ve Robot Teknolojileri Eğitim Merkezi ile ilgili
protokol de imzalandı.
Vodafone Mağazalarına
Dijital Makyaj Geliyor
Dijital Dönüşüm Hareketi programı kapsamında
“Mükemmel Müşteri Deneyimi için Hizmet” alanına
kesintisiz yatırım yapan Vodafone, Türkiye’nin 81 ilinde
perakende yüzünü yeniliyor.
Vodafone, Türkiye’nin dijital dönüşümüne liderlik
etme vizyonuyla “Mükemmel Müşteri Deneyimi” için
sürdürdüğü hizmet yatırımlarına bir yenisini daha ekliyor.
81 ildeki 1200’den fazla mağazasını dijital bir tasarımla
yenileyecek olan şirket, mağazalarının dijital dönüşümü
için bayi yatırımları da dahil olmak üzere 2 yılda toplam
200 milyon liranın
üzerinde yatırım yapıyor.
Yenilenen mağazaları ile
daha kaliteli dijital hizmet
sunmayı ve daha yüksek
müşteri memnuniyeti
sağlamayı hedefleyen
Vodafone Türkiye, şu ana
kadar tamamlanan 500
mağazası için “Dijital Açılış
Töreni” gerçekleştirdi.
Modüler ve esnek bir
26
• ekim14
tasarıma sahip olan mağazalarda müşteriler, Canlı Cihaz
Deneyim Alanı ile cihazları rahatça deneyimlerken,
Teknoloji Alanı’nda (Tech Zone) konunun uzmanı
çalışanlardan özel danışmanlık hizmeti alabiliyor.
Tüm tarifelerin karşılaştırmalı olarak sunulduğu
Tarife Alanı ve dijital müşterilerin ihtiyaçlarına uygun
tarifeler ile birbirinden özel Vodafone Red fırsatlarının
tanıtıldığı Vodafone Red Alanı da ziyaretçilerin mobil
deneyimini zenginleştiriyor.
Basit ve kolay anlaşılır şekilde gruplandırılmış sergi
alanlarının yanı sıra
popüler cihaz ve
tarifelerin sergilendiği
Vodafone Çok Satanlar
Masası da ziyaretçilere
rahat bir keşif ortamı
sağlıyor. Ziyaretçiler,
Aksesuar Alanı’nda,
“Redlife” markası altında
yüksek kaliteli mobil
iletişim aksesuarları
ile buluşuyorlar.
HABER
Xerox Sosyal Medyayı ‘Özet’ Geçecek
Xerox bilim insanları,
geliştirdikleri özetleme
teknolojisi ile kişisel
söylemleri, toplumsal
söylemlere dönüştürmeyi,
sosyal medyanın toplumsal
yaşam üzerindeki etkisini ve
kamuoyu oluşturma gücünü
artırmayı amaçlıyor.
Dünyanın önde gelen
teknoloji ve iş süreç yönetimi
şirketi Xerox, sosyal medyada
yer alan bireysel mesajları analiz ederek özetleyen,
ortak bir görüşe dönüştüren yeni bir teknoloji üzerinde
çalışıyor. Xerox, “summarisation” diye tanımlanan bu
özetleme teknolojisiyle, sosyal medyanın işlev ve etkisini
daha da artırmayı hedefliyor. Özetleme teknolojisi ile
sosyal medyada yer alan bireysel mesajlarda belirtilen
fikir ve yorumların toplum genelinde ne derece
paylaşıldığı belirlenebilecek.
Sosyal medyada her gün milyarlarca ileti paylaşılıyor.
Bu iletilerin birçoğu kişisel görüşler içeriyor ve
milyarlarca iletiler arasında bu kişisel görüşler kaybolup
gidiyor. Takipçilerin anlık olarak görebildiği bireysel
iletilerin daha fazla kişi tarafından görülebilmesi için
o iletilerin başkaları ile
paylaşılması gerekiyor.
Bireysel görüşler geniş
kitlelerle paylaşılamadığı
zaman etkisini kaybediyor.
Sosyal medyaya takipçisi
fazla olan kişiler yön veriyor,
daha az takipçili kişilerin
görüşleri dikkatten kaçıyor.
Geliştirilen özetleme
teknolojisi, farklı ifade
şekilleri ile yazılsalar da
özünde aynı mesajı vermeye çalışan iletileri saptıyor,
söylenmek istenen ana fikri özetleyip ortaya bir görüş, bir
yargı koymaya çalışıyor.
Geliştirilen teknoloji toplumun farklı konulara,
durumlara nasıl yaklaştığını çok daha hızlı anlamayı
sağlayacak. Aynı şeyi söyleyen ama farklı yazılmış
iletiler düz, kısa ve anlaşılabilir bir özetle görüş
haline geldiğinde, bu görüşe kaç kişinin katıldığı ya
da katılmadığı anlaşılabilecek. Günlük dile, usluba,
ironik ve eleştirel yaklaşımlara göre ifade tarzları da
analiz edilebilecek. Yapay zeka içeren algoritmalar,
yazılan bir iletinin espri olup olmadığını, hakaret içerip
içermediğini belirleyebilecek.
Nokia Networks
Yeni Teknolojilerini Tanıttı
Nokia Networks, gelecekteki zorluklar ve fırsatlar için hazır
olduğunu vurgulamak üzere 2014 yılı “Müşteri Kazanma ve
Elde Tutma Raporu’nun” önemli bulgularını paylaştı.
Nokia’nın 2014 yılı Müşteri Kazanma Ve Elde Tutma
Araştırma Raporu’na göre, gelişmiş ülkelerdeki yoğun-aktif
kullanıcıların oranı, 2013’e göre yüzde 8’lik bir artışla yüzde
75’e ulaştı. Bu kullanıcılar mobil cihazlarını web tarama,
görüntülü görüşme, finansal işlemler ve dosya yüklemekindirmek için düzenli olarak kullanıyorlar.
Rapora göre, müşteri sadakati daha yüksek olan
mobil operatörler ağ performansı, hizmet kalitesi ve
müşteri ilişkileri açılarından
rakiplerine göre daha iyi
performans gösteriyorlar.
Aynı zamanda, bulgular tüm
dünyadaki kullanıcıların yüzde
40’ının gelecek 12 ay içinde
operatörlerini değiştirmeyi
düşündüğünün altını çiziyor.
Bu senaryo dikkate
alındığında, akıllı telefon
merkezli dünyamızda müşteri
sadakatinin anahtarını ses ve
veri kalitesi elinde tutuyor.
Maliyet ve faturalama da abone
hareketlerine etki eden önemli
etkenler. Küresel ortalamaya kıyasla, gelişmiş ülkelerde
müşteri ilişkileri performansının, abonenin elde tutulması
üzerindeki etkisi çok büyük.
2020 yılı itibariyle, mobil geniş bant ağlarının günlük
olarak kişi başına 1 gigabaytlık kişiselleştirilmiş veriyi
sağlayabilmesi gerekmektedir. Nokia Networks bu hedefe
ulaşmak üzere operatörlere sağladığı imkanları ve bu
konudaki çalışmalarını etkinlikte vurguladı. Geçen yıl
Kore’de, üç ticari LTE Advanced ağı kuran Nokia Networks
üç farklı frekanstaki taşıyıcıların birleştirilmesi ile 450
mbps’ye varan veri iletişim hızlarını mümkün kılıyor.
Bu sayede operatörler,
telekomünikasyon bulut
teknolojileri hizmetlerini
sunacağı faydalardan
yararlanırken, her türlü trafik
durumunda en iyi müşteri
deneyimini sağlamaya yönelik
esnek kapasite, donanım
yatırımlarının daha verimli
kullanımı, yeni uygulama ve
hizmetler için pazara erişim
süresinin kısalması ve yenilikçi
hizmetlerin etkin şekilde
geliştirilmesi gibi işlevleri
kolaylıkla yapabilecekler.
ekim14 •
27
ÖLÇSAN Yeni Ürünlerini
Görücüye Çıkardı
Türkiye ve EMEA bölgesine akıllı kart, biyometri ve
güvenlik çözümleri, uygulama geliştirme ve teknoloji
entegrasyonu alanlarında 1984 yılından bu yana hizmet
sunan Türk teknoloji şirketi ÖLÇSAN, ISAF fuarına
katılarak yeni ürünlerini sergiledi.
ÖLÇSAN’ın fuarda sergilediği ürünler arasında, Sosyal
Güvenlik Kurumu’nun başlattığı Biyometrik Kimlik
Doğrulama Projesi’nde kimlik doğrulama amacıyla
kullanılan onaylı cihazlar arasındaki K!M Pozitif yer
aldı. SGK’nın başlattığı uygulama kapsamında sağlık
kuruluşlarına hizmet almaya gelen vatandaşların damar
izlerini projeye taahhüt veren firmalar tarafından
geliştirilen cihazlardan birine okutmaları gerekiyor.
Sistem, her bireyde özgün bir yapıya sahip olan
parmak damar izlerini analiz ederek hizmet almaya gelen
vatandaşın kimliğini doğruluyor. ÖLÇSAN tarafından
geliştirilen K!M Pozitif cihazı, hızı, ergonomisi ve yüksek
güvenlik sebebiyle öne çıkıyor. Kullanım kolaylığı
ve gelecekteki teknolojilerle bugünden sergilediği
entegrasyonla dikkat çekiyor. Safran Morpho teknolojisine
ve iki adet ARM9 işlemcisine sahip sensör ve Ingenico
POS’tan oluşan cihaz, bu yönüyle kendi içerisinde işlem
yapma becerisine sahip oluyor ve tüm işlemleri sensör
içinde şifreleyebiliyor.
İlkay Düzgün
iyzico’nun
Yeni CFO’su Oldu
SAP ve Otantik
Bilişim Fırıncılara
Destek Veriyor
Ödeme sistemleri platfomu iyzico,
yönetin kadrosunda değişime gitti.
İlkay Düzgün, Eylül ayı itibariyle
iyzico’nun yönetim kadrosuna
katılarak CFO pozisyonunda
göreve başladı.
Ödeme sistemleri platformu
olan iyzico, gerçekleştirdiği
atama ile kurumsallaşma
yolunda bir adım daha atıyor.
Siemens Group ve GroupM çatısı altında 15 yılı aşkın bir
süre çalışıp bilgi ve deneyim sahibi olan İlkay Düzgün,
Eylül ayı itibariyle iyzico’da CFO pozisyonunda çalışmak
üzere göreve başladı.
iyzico CEO’su Barbaros Özbugutu yeni CFO
atamasıyla ilgili olarak şunları söyledi:
“iyzico’yu alanında lider şirket konumuna getirmeye
ve yeni ödeme kuruluşu lisans sürecini verimli ve hızlı
şekilde tamamlamaya odaklandığımız bu dönemde,
İlkay Hanım bilgi ve tecrübesiyle bize çok önemli
katkı sağlayacak. İlkay Hanım’ı iyzico bünyesine
kazandırdığımız için çok mutluyuz.”
SAP, KOBİ’lere rekabetçilik,
kârlılık ve verimlilik artışı
sağlayan yenilikçi SAP
Business One çözümünü
geliştirmeyi sürdürüyor.
SAP Business One kurumsal
kaynak yönetimi (ERP) çözümü üzerinde Otantik Bilişim
iş birliğiyle hayata geçirilen yeni projeyle, unlu mamuller
üreticileri ve tedarikçileri tüm iş süreçlerini hızlı ve
güvenilir SAP altyapısı üzerinden yönetebilecek. Düşük
maliyetli çözüm, içinde ücretsiz mobil uygulamasını ve
raporlama araçlarını da barındırıyor.
SAP Business One özelinde Otantik Bilişim
ile hayata geçirilen proje sonucunda artık unlu
mamuller üreten işletmeler de kurumsal kaynak
planlamanın sağladığı verimlilik ve kârlılık artışından
faydalanarak maliyetlerini düşürebilecek. Alanında
bir ilk olan çözüm içinde ücretsiz mobil uygulamasını
ve raporlama araçlarını da barındırıyor ve düşük
maliyetiyle dikkat çekiyor. Mobil uygulama, verilere
gerçek zamanlı erişim, sistemde kolayca dolaşma
süreçleri uzaktan yönetme imkanı sağlıyor.
28
• ekim14
HABER
TİB Siteleri Mahkeme Kararı Olmadan
Kapatabilecek
TBMM Genel Kurulu’nda dün yapılan görüşmeler
sonucunda geçirilen Torba yasa tasarısıyla beraber,
TİB’in yetkileri genişletildi. Telekomünikasyon İletişim
Başkanlığı bundan böyle
mahkeme kararına gerek
duymadan internet sitelerine
erişimi engelleyebilecek.
Türkiye’de internet
üzerindeki baskı gün geçtikçe
artıyor. Twitter üzerindeki
sansür uygulamalarının
artmasıyla etkisini iyice
hissettirmeye başlayan
sansür uygulamaları,
dün geçirilen torba
yasa tasarısıyla birlikte
Telekomünikasyon İletişim
Başkanlığı’nın yetkileri
genişletildi. TİB Başkanı’nın talimatıyla internete resen
(başvuruya gerek kalmadan) erişim engelleme yapılacak
hallere, “milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması, suç
işlenmesinin önlenmesi” durumları
da eklendi.
Buna göre söz konusu
nedenlerden bir veya bir kaçına
bağlı olarak gecikmesinde sakınca
bulunan hallerde, internette
erişimin engellenmesi TİB
Başkanı’nın talimatı üzerine,
TİB tarafından yapılacak. Böyle
bir durumda erişim sağlayıcı
engelleme kararını 4 saat içinde
yerine getirecek. Engelleme
kararı 24 saat içinde mahkemeye
sunulacak ve hâkim 48 saat içinde
kararını açıklayacak.
Software AG Apama ile Ödüllere
Devam Ediyor
Apama, işletmelerin yüksek hacimli iş operasyonlarını
ve müşteri etkileşimlerini gerçek zamanlı olarak analiz
etmelerini ve yönetmelerini sağlıyor. Apama en son
olarak Waters Rankings-En iyi Karmaşık Olay İşleme
Platformu (CEP) ödülüne layık görüldü. Apama,
bundan kısa bir süre önce de iki yıl üst üste Waters
Teknoloji Satış Ödülünü almıştı. Kayda değer ölçüde
yüksek hız ve ölçeklenebilirliği sayesinde Apama’nın
müşterilerin ve hakem heyetlerinin tercihi olması,
olay işlemenin rolünün sektör genelinde, yüksek
frekanslı gözetleme ve gerçek zamanlı risk yönetimini
kapsayacak şekilde genişlediğini yansıtıyor.
Apama, platform olay işleme ve akış analitiği
alanında liderliğini korumaya devam ediyor ve üst
üste gerçekleştirdiği inovasyonlarla kurumların
gerçek zamanlı içgörü yeteneğini artırarak fırsatları
saptamalarını ve yönetmelerini ve böylece rekabet
avantajı kazanmalarını sağlıyor. Apama, Fortune
500 şirketlerinin 150’sinde kullanılıyor. Ayrıca
dünya genelinde ERP sistemlerinin üretiminde
gerçek zamanlı görünürlük, müşteri deneyimi
yönetimi, pazar gözetimi ve risk yönetimi de
dahil olmak üzere birçok ticari uygulamada da
Apama’dan faydalanılıyor.
ekim14 •
29
Bankacılıkta
Fiziksel Dönem
Geride Kalıyor
Ya z ı
Ekrem Uçman
[email protected]
30
• ekim14
KAPAK KO NUSU
90’lı yılların başından itibaren çehresini değiştirmeye başlayan bankacılık
sektörü, gelen müşteri talepleri ve artan maliyetlerle birlikte yepyeni
bir değişim sürecinin içerisine girdi. Dergimizin bu sayısında bankacılık
sektörünün yaşadığı kabuk değişimine ışık tutacağız...
ekim14 •
31
H
er geçen gün gelişmekte olan teknoloji, her
sektörü olduğu gibi bankacılık ve finans
sektörlerini de yeniden yaratıyor. Hesap
açmak, para çekmek-yatırmak, havale yapmak
ve benzeri birçok iş için bankaya gitmeyi
gerektiren “fiziksel” dönem, internet ve telefon
bankacılığıyla geride kalırken, akıllı telefonların
hayatlarımızın ayrılmaz bir parçası olmasıyla
birlikte yerini mobil bankacılığa bırakıyor.
Müşteriler, bankaları sundukları hizmetlerden
ziyade bu hizmetleri ne denli hızlı ve basit bir
şekilde sunabilmelerine göre değerlendirmeye
başladılar. Başarılı olan bankalar, teknolojik
gelişmeleri sistemlerine en uygun şekilde
uygulamayı başarırlarken, bu noktada
müşterilerinden gelen eleştirileri ve talepleri göz
önünde bulundurmayı ihmal etmiyorlar.
Müşterilerin her an erişebilecekleri
platformlar yaratan bankalar, sundukları
vizyon sahibi ürünler ve hizmetlerle kendilerini
sektörde farklı bir noktaya konumlandırıyorlar.
Özellikle sosyal medya üzerinde yapılan reklam
kampanyaları ve yaratılan hesaplar üzerinden
müşterileriyle yakın bir iletişim kurmayı başaran
bankalar, rakiplerinden bir adım ön geçiyorlar.
Bankalar İş Modellerini Gözden
Geçirmek Zorunda
Sektöre yeni giren bankalar, müşteri taleplerini
daha rahat görüp, yeni olan sistemler üzerinden
onlara ulaşarak, geleneksel bankacılık
modelinden gelen bankaların önüne geçiyorlar.
Bu durum geleneksel bankacılık modelini zor
durumda bırakırken, bankaları iş modellerini
gözden geçirmeye zorluyor. Yeni nesil teknoloji
ile geliştirilen iş modellerini benimseyen
“geleneksel” bankalar çağa adapte olmayı
başarırken, bu süreci başarıyla atlatamayan
bankalar, geniş şube ağları ve atıl sistemleriyle iş
yapamaz hale geliyorlar.
Araştırma şirketi Deloitte’in hazırladığı
rapor da bunu doğrular nitelikte. Rapora
göre geleneksel perakende bankacılığının
rekabetçi üstünlüğü, teknoloji ve sektöre yeni
giren oyuncuların varlığı ile zayıflıyor. 90’lı
yıllarda bankaların sadece telefon ve internet
bankacılığını, iş modellerine uyarlamakla
yetinen bankaların, günümüzde bankaların iş
modellerini yeniden gözden geçirmesi gerekiyor.
Çünkü yeni teknoloji dalgası ile beraber
maliyetlerin azaltılması ve stratejilerin yeniden
belirlenmesi kaçınılmaz bir hal alıyor.
Google Wallet, Apple Pay, Square, iZettle
ve benzeri birçok yeni iş modeli, geleneksel
bankacılık modelinin hantal yapısından
sıkılmış müşteriyi kendisine çekip, alışkanlık
yaratırken, önümüzdeki 10 yıllık süre zarfında
bankacılık gelirlerinin yüzde 30’dan fazlasını
kendisine çekecek. Bu noktada bankalar, bu
yeni iş modellerini sistemlerine uyarlayarak,
müşterilerini korumak zorundalar. İş
ortaklarıyla birlikte, hizmetlerini mobil ortama
taşıyacak bankalar, müşterilerine daha hızlı
ulaşabilmelerinin yanı sıra kendilerine maliyet
avantajı da sağlayabilecekler.
32
• ekim14
KAPAK KO NUSU
Yeni iş modeline yumuşak inişle
geçmeyi başaran bankalar, ilk
etapta arka ofis yükünün yüzde
80’inden kurtulmayı başaracaklar.
Yönetilen uygulama portföyünü
tekrardan gözden geçirerek, atıl
kalan uygulamaların yüzde 70’ini
sistemlerinden çıkarabilecekler.
Pazara çıkış sürelerini yüzde 50’ye
varan bir oranda azaltabilecekler
bankalar, yeni modeli uygulamaya
başlamalarıyla birlikte
faaliyet karlılığını da yüzde 30
oranında artırabilecekler.
Bankacılığın Yeni Yüzü:
Mobil Bankacılık
Bankacılık yeni bir kabuk değiştirme
sürecinde. Telefon ve internet
bankacılığı dönemleri yerini akıllı
telefonlarla birlikte hayatlarımıza iyice
yerleşen mobil cihazların dönemi
alıyor. Mobil bankacılıkla birlikte,
müşteriler ve kurumlar, her türlü
bankacılık işlemlerini hızlı ve basit bir
şekilde halledebilirken, iş süreçlerinin
hızlanmasıyla birlikte hem bankalar
hem de müşteriler kazanmaya
başladı. Yazımızın bu bölümünde
mobil bankacılık uygulamalarının
dünyadaki ve ülkemizdeki
örneklerini inceleyeceğiz.
Bankalar ve müşteriler arasındaki
sınırları tamamen ortadan
kaldıran mobil bankacılık sistemi,
7/24 hizmet veren yapısıyla
müşterilerin hayatını son derece
kolaylaştırıyor. Müşteriler,
mobil cihazları üzerinden hesap
özetlerini görüntülemekten, sigorta
primlerini ödemeye kadar birçok
işlemi gerçekleştirebiliyorlar.
Dünyada mobil bankacılığın
büyüme hızına baktığımızda
2011’de 300 milyonlarda olan
rakamın, 2013’te neredeyse iki
katına çıkarak 590 milyona vardığını
görüyoruz. 2014 yıl sonu itibariyle
dünyada mobil bankacılık kullanan
800 milyon kişi olması bekleniyor.
Bu büyüme hızına paralel olarak
ülkemizde Haziran 2011’de mobil
bankacılık kullanıcı sayısı yaklaşık
250 bin kişiyken, Haziran 2014’e
baktığımız bu sayının yaklaşık 4.9
milyona ulaştığını görüyoruz.
Mobil bankacılık modellerinin
dünyada kullanılan başarılı
örneklerine bakarak, sektörün
tam olarak ne vadettiğini daha
net bir şekilde gözlemleyebiliriz.
Mobil bankacılığın en hızlı geliştiği
ülkelerin başında olan ABD’de
uygulanan USAA sistemi, mobil
bankacılık sistemlerini anlatmak
için en iyi örneklerden biri. ABD’li
asker ve ailesine hizmet veren
USAA, özel olarak geliştirilen
sistemi sayesinde 5 yıldan beri
müşterileri birbirlerinden ne
kadar uzakta olursa olsun, akıllı
telefon üzerinden çek kesmeyi
mümkün kılıyor. 2 dakika içerisinde
sonuçlandırılabilen mevduat
işlemlerinden sonra müşteriler,
çeklerin ön ve arka yüzlerinin
fotoğraflarını çekip bankaya
gönderiyorlar. Banka, fotoğraftaki
bilgileri doğrulayarak, paranın
hesaba geçişine onay vererek,
işlemi tamamlıyor.
Türkiye ve Avrupa ise mobil
bankacılık konusunda hızlı
gelişen bölgeler arasında yer
alıyor. Avrupa’da mobil bankacılık
modellerini benimseyen
müşterilerin oranı yüzde 40’lara
ulaşırken, ülkeler özeline
bakıldığında Hollanda yüzde 50’lik
oranıyla öne çıkıyor. Hollanda’yı ➤
ekim14 •
33
yüzde 48 ile Polonya ve İspanya
takip ederken, Avusturya yüzde
43 ile bu ülkeleri takip ediyor.
Fransa ve Almanya gibi gelişmiş
ülkelerde ise mobil bankacılık oranı
düşerken, nakit kullanımının aynı
oranda artması dikkat çekici bir
ayrıntı olarak göze çarpıyor.
➤
Türkiye Online
Bankacılığı Benimsedi
Türkiye, mobil bankacılık alanında
Avrupa’ya liderlik ediyor. Özellikle
genç nüfusun giderek arttığı
ülkemizde, aynı oranda artış
gösteren mobil cihazların etkisiyle,
mobil bankacılık alanında hızlı
bir yükseliş söz konusu. Mobil
bankacılık ülkemizde yüzde 56
oranında artış gösterirken, mobil
bankacılık uygulamalarının
kullanım oranı bir önceki yıla göre
yüzde 7 oranında artış gösterdi.
Mobil bankacılıkta kayıtlı müşteri
sayısı 7,5 milyon iken bu rakamın
yüzde 65‘i (6 milyon) son dönemde
sisteme giriş yapmış görünüyor.
Bu rakamların bankacılığın
şubelerden, fiziksel kanallardan
Bitcoin Nedir?
3 Ocak 2009 tarihinde Satoshi Nakamoto
tarafından geliştirilen Bitcoin, deneysel
olarak başlatılmış dünyanın herhangi bir
yerindeki herhangi bir insana kolayca ödeme
yapmayı sağlayan sanal bir para birimidir.
Noktadan noktaya dağıtımlı olarak çalışan
Bitcoin teknolojisi, bu sayede merkezi bir
kuruluşa ihtiyaç duymaz. Para oluşumu ve
transfer işlemleri ağ üzerinde kollektif olarak
gerçekleşirken, Bitcoin’ler üçüncü şahısların
ve kurumların onayına gerek duymadan
internet üzerinden rahatlıkla gönderilebiliyor.
Bitcoin arzı, yazılım ve sistem kullanıcılarının
anlaşması üzerinden gerçekleştiği için,
herhangi bir hükümet, banka, organizasyon
ya da şahıs tarafından manipüle edilemez.
Bitcoin sisteminde oluşan kısıtlı enflasyon,
ağın güvenliğine yardımcı olan kullanıcılara
eşit şekilde dağıtılır.
34
• ekim14
Bitcoin alışverişlerinde bazı ekonomik kurallar
vardır ve bu kurallar topluca “Bitcoin Ağı”
tarafından yürütülür. Kesin limit 21 milyon Bitcoin
civarındadır. Bu da yaklaşık olarak 1.2 milyar dolar
seviyesindedir. Bitcoinler, 8 ondalı basamağa kadar
bölünebilir. Yani noktadan sonra yüzmilyonuncu
basamağa kadar birimlere ayrılabilirler.
Bitcoinler, ödemeleri Bittorent benzeri ağlar
üzerinden yapılır ve bir ağdan diğer ağa anında
geçiş yapabilme özelliği vardır. Yani yapılan
işlemler saniyeler içinde yayınlanır ve 10-60
dakika içinde onaylanır. İşlemler her zaman
alınabildiği gibi bilgisayarın açık veya kapalı
olması önemli değildir. Bu ağ üzerinden ödeme
yapılan adresler anında kayıtlara geçtiği gibi,
Bitcoin üzerinden yapılan ödeme işlemleri geri
alınamaz. Çifte harcama kayıtların depolandığı
blok zinciri kullanılarak ödenir. İşlemler
genellikle bedavadır.
KAPAK KO NUSU
bağımsız hale gelirken, mobil
cihaz sayısındaki artış ile birlikte
işlem bankacılığından, ilişki ve
dijital bankacılığa geçiş süreci
başlamış durumda.
Türkiye Bankalar Birliği’nin
Haziran ayı sektör raporlarına göre
de, Türkiye’de internet bankacılığına
kayıtlı müşteri sayısı 32 milyon ve
aktif müşteri oranı yüzde 42. Mobil
bankacılıkta kayıtlı müşteri sayısı
ise 7,5 milyon ve bu topluluğun
yüzde 65‘i gibi bir bölümü aktif
kullanıcı. Bunun yanı sıra ülkemiz,
mobil bankacılığın yararına
inanan ülkeler sıralamasında da
ilk sırada yer alıyor. Türkiye’deki
mobil bankacılık kullanıcılarının
yüzde 89’u mobil bankacılığın
finansal yönetimi kolaylaştırdığını
düşünüyor. Avrupa genelinde ise bu
oran yüzde 80. Mobil bankacılıkla
finansal yönetimin daha iyi hale
geldiğini düşünenlerin en düşük
orana sahip olduğu ülke ise yüzde
53 ile Hollanda. Avrupa’da mobil
bankacılık kullanımında öne çıkan
nedenler arasında en büyük payı
finansal yönetim kolaylığı alıyor.
Yine aynı raporda son 5 yılın
Haziran aylarını temel alan verilere
göre internet bankacılığında
aktif kullanıcı sayısı ve internet
üzerinden yapılan para transferleri
katlanarak artıyor. 2009 yılının
Haziran ayında 5 milyonu aşkın
olan aktif internet bankacılığı
kullanıcı sayısı 2013 yılında
11 milyonun üzerine çıkmış
bulunuyor. Son 1 yılda ise internet
bankacılığını kullananların
sayısı yüzde 21 oranında artmış
bulunuyor. İnternet üzerinden
yapılan para transferi miktarı son
3 ay baz alındığında ise 367 milyar
lirayı aşmış görünüyor. Türkiye’de
2013 yılı Haziran itibarıyla internet
bankacılığı hizmetlerine kayıtlı
kullanıcı sayısı ise 27 milyonu
aşmış durumda.
Dijital Para Birimi: Bitcoin
Herhangi bir devlet tarafından
güvence altına alınmaması karşın,
dünya genelinde hızla yayılan
Bitcoin adlı para birimi, gelecekte
adından daha sık bir şekilde
söz ettirecek gibi görünüyor.
Hali hazırda piyasada 21 milyon
kadar Bitcoin bulunurken, 2009
yılında piyasaya sürülen yeni bir
fikir olan Bitcoin’in o dönemki
fiyatı 1 dolara denk geliyordu.
Günümüzde ise bir adet Bitcoin’in
bedeli kendisinin yüzlerce katı
değerinde Amerikan Doları’na
denk gelmesi, Bitcoin sisteminin
insanlar tarafından ne kadar
benimsendiğinin göstergelerinden
biri olarak göze çarpıyor. Bitcoin
teknolojisi, çoğu fiziksel para
biriminin aksine 1/100.000.000’e
kadar bölünebilmesiyle de
kullanıcılarına büyük bir
avantaj sunuyor.
Dünya genelindeki Bitcoin
kullanımına baktığımızda özellikle
gelişmiş ülkelerde kullanım
oranının daha fazla olduğunu
görüyoruz. Sektörel olarak
gelişmeye çok müsait olan boşluklar
her geçen gün dolduruluyor. Bu
noktada ülkelerin bu konudaki
yatırımlarına ve geliştirdikleri
teknolojilerden bahsetmekte
fayda var. Bu konudaki en dikkat
çekici teknoloji, Bitcoin’i fiziksel ➤
Bitcoin’leri Nasıl Kazanıyoruz?
Piyasaya sürüldüğünden bu yana kazanılması
daha doğrusu bulması oldukça zorlaşan Bitcoin,
temel olarak bilgisayar üzerinde özelliği olan bir
sayıyı aratılarak bulunabiliyor. Bitcoin için özel
olarak hazırlanan güvenlik protokolü sayesinde
her isteyen tarafından bulunamıyor. Bu özelliğiyle
beraber hem kurumların hem de kullanıcıların
manipülasyonlarından etkilenmeyen Bitcoin, oldukça
sağlam bir dijital para birimi olarak dikkat çekiyor.
Bitcoin kazanmak isteyenlerin, ilk olarak
Bitcoin cüzdana sahip olması gerekiyor. Masaüstü
programları ve web siteleri olmak üzere iki farklı
tipte olan cüzdan, elektronik ortamda kişiye ait
Bitcoin’leri ve bu Bitcoin’leri kullanabilmek için
gerekli olan bilgileri saklar. Sağlam bir matematik
ve bilgisayar bilgisinin yanı sırahızlı bir bilgisayarla
daha verimli sonuçlar alınabilen “Bitcoin
madenciliği”, bu şartların oluşmaması durumunda
çok daha zahmetli bir hale gelir. Bitcoin madenciliği
olarak adlandırılan işlem, Bitcoin teknolojisinin ilk
döneminde bilgisayarın işlemcisi ile yapılırken, son
dönemde bu işlem yerini işlemciye göre 50 kattan
daha hızlı çalışabilen ekran kartlarına bıraktı.
Bilgisayarı daha iyi olanın kazanma ihtimalinin
daha yüksek olduğu Bitcoin, bu noktada acemilere
ve bilgisayarından çok da memnun olmayan
kafat Bitcoin işine girmek isteyenlere de farklı
alternatifler sunuyor.
Bitcoin kazanmak isteyen ancak gerekli
donanıma ve bilgiye sahip olmayanlar, Bitcoin
havuzlarına dahil olarak, bu konudaki rekabetin
içine girebilirler. Bu havuzlarda bireysel aramalara
nazaran çok daha basit algoritmalarla uğraşılırken,
her bir Bitcoin maden havuzunun gelir dağıtım
modeli birbirinden farklıdır. Genel olarak bir
bloktan elde edilen toplam gelir, havuza katılanlar
arasında bir formüle bağlı olarak dağıtılır. Bu
esnada belli bir yüzdeyi de havuz operatörü alır.
ekim14 •
35
Biyometrik Güvenlik Sistemleri Nedir?
2007 yılında Japonya’da bankalar tarafından
kullanılmaya başlayan biyometrik tabanlı kullanıcı ve
müşteri kimlik doğrulama sistemleri, özellikle ATM’ler
üzerine entegre edilen damar tabanlı biyometrik
sensörler sayesinde banka müşterilerine güvenli bir
kullanım sunuyor. Biyometrik ATM çözümleri Japonya
dışında diğer ülkelerde de benimsenmeye başlayan bir
bankacılık güvenlik çözümü olarak dikkat çekiyor.
2007’den bu yana ilk kullanım alanı Japonya’nın
dışarısına çıkmaya başlayan biyometrik güvenlik
sistemleri, geçen süre içerisinde dünyanın birçok
bölgesinde kullanılmaya başlanmıştır.. Bunun
örneklerinden biri olan Brezilya ve Güney Amerika’daki
en büyük banka olan Baco Bradesco S.A. PalmSecure,
tanımlama sistemini ATM’lere entegre ederken,
PalmSecure sistemine geçilmeden önce diğer farklı
biyometrik sistemler denemiştir. Biyometrik güvenlik
sistemlerini bankacılık işlermlerini gerçekleştirirken
kullanan müşterilerin sayısı günümüzde 300 milyonu
aşmış durumdadır ve bu sayının giderek
artması beklenmektedir.
Ülkemizde şu ana dek İş Bankası, Garanti Bankası, Yapı
Kredi ve Ziraat Bankası tarafından ATM, mobil ve telefon
bankacılıkla harmanlayan
ATM projeleri olabilir. Şu anda
dünyanın farklı yerlerinde faal
olarak çalışan ATM sayısının 50 nin
üzerinde olduğu tahmin edilirken,
son verilere göre ABD nin çeşitli
bölgelerinde 16, AB ülkelerinde 16,
Uzakdoğu’da 9, Avusturalya’da 5
adet ATM Bitcoin kullanıcılarına
hizmet veriyor. Bitcoinlerin
ATM yardımıyla kolayca alınıp
satılması, tüm kullanıcıları Bitcoin
kullanmaya daha da yaklaştıracak
gözüküyor. Geçen haftalarda Bitcoin
ATM üreticisi, 100. siparişini aldığını
duyururken, aynı anda Kanada’da
da üçüncü Bitcoin ATM’si kuruldu.
Türkiye’deki tablo ise,
dünyanın geneline göre pek de
parlak sayılmaz. Ülkede Bitcoin
ve bağlı olduğu ekosisteme
gereken yatırımlar yapılmazken,
Bitcoin kavramının tam olarak
anlaşılamaması da olası yatırımların
önündeki en büyük engel olarak öne
çıkıyor. Ekosistemi zenginleştirecek
➤
36
• ekim14
gibi farklı alanlarda kullanılan sistemlere vatandaşlar
giderek daha sıcak bakmaya başladılar.
Biyometrik Sistemler Nasıl Çalışır?
Biyometrik teknolojilerin çalışma prensibi birbirine
benzer. Öncelikle kayıtlar toplanır ve bu kayıtlar bir
kod olarak ilgili sistemde saklanır. Talep edildiğinde
toplanmış olan bu kayıtlar ile ilgili kişi anında
karşılaştırılır ve sonuca varılır. Biyometrik sistemler
hızlı çalıştıkları için kısa sürede birçok karşılaştırma
yapabilme özelliğine sahiptir. Tamamen kişiye
özel yapısıyla, yanılma olasılığını en aza indirme
prensibi ile çalışan bu sistemlerin kart, şifre ya da
pin numarası kullanan diğer tanıma yöntemlerine
oranla daha çok tercih edilmesindeki en önemli
nedenler olarak, kullanıcının kendini tanıtmak için
nüfus kâğıdı gibi tanıtıcıları taşımak mecburiyetinde
olmaması ve şifre gibi bilgileri ezberlemek zorunda
kalmaması olarak sıralanabilir. Kişilerin kendilerine
has fizyolojik özelliklerinden faydalanarak otomatik
kimliklendirme yapan bu teknoloji, güvenliğin öneminin
hızla arttığı günümüzde geniş kullanım alanı bulacak
teknolojilerden biri olacaktır.
ve ülkedeki Bitcoin trafiğine hız
verecek yatırımlar sadece bireysel
olarak gerçekleşirken, Bitcoin
takipçileri ve madencileri bir
türlü belirli bir çatının altında
toplanmayı başaramıyorlar.
Güvenlik Yine En Büyük Problem
Mobil, internet ve ATM bankacılık
modellerinin müşteriler tarafından
benimsenmesinin ya da tam
manasıyla güvenilmemesinin
önündeki en büyük engel olarak
yine güvenlik endişeleri yer
alıyor. Müşteriler ve kurumlar,
mobil cihazlar üzerinden yapılan
işlemlerde güven sorunu yaşarken,
son dönemde iCloud hesaplarının
siber saldırganlar tarafından ele
geçirilmesi müşterilerin mobil
cihazlara karşı olan katı tutumlarını
pekiştirdi. iOS kullanıcıları için
bu “güvenlik sorunu” oldukça
yeni olsa da, Android kullanıcıları
için durum çok da yeni sayılmaz.
Uygulama konusunda Apple’a göre
daha düşük seviye bir denetleme
sistemine sahip platformda, bu
nedenle zaman zaman güvenlik
açıkları oluşabiliyor. Kişisel bilgiler
ve banka hesapları konusunda
oldukça hassas olan müşterilerin
güvenlik algısı yavaş yavaş değişse
de, mobil bankacılık birçok
kullanıcı için halen büyük bir tabu
olarak göze çarpıyor.
Güvenlik konusunda boş
durmayan bankalar, kullanıcılarına
daha iyi bir mobil bankacılık
deneyimi sunmak adına yeni
teknolojiler ve uygulamalar
geliştirmeye devam ediyorlar.
Parmak izi okuma ve sesle tanıma
gibi biyometrik sistemlerden
faydalanan bankalar, bu
sayede müşterilerine daha
“kişiselleştirilmiş” bankacılık
deneyimi sunuyor.
Biyometrik güvenlik sistemlerinin
belki de tek dezavantajı olan
maliyeti sebebiyle internet ve
mobil bankacılık alanlarında
KAPAK KO NUSU
fazla kullanılmaması, bankaları
ve müşterilerini farklı yöntemleri
izlemeye itiyor. İnternet bankacılığı,
mobil bankacılığa nazaran
daha eskiye dayanan bir sistem
olduğundan, banka müşterileri
tarafından daha fazla tercih
edilirken, bu alandaki güvenlik
önlemleri de geniş bir yelpazeye
yayılmış durumda.
Bankalar müşterilerinin bilgilerini
koruma adına, internet üzerinden
bankacılık işlemi gerçekleştirmek
isteyen müşterilerine çok aşamalı
sorular sorarak, olası güvenlik
problemlerinin önüne geçmeye
gayret ediyorlar. Kredi kartı ya
da müşteri numarası, müşteri
tarafından önceden belirlenen bir
resim ya da soru, banka tarafından
belirlenen işlem süresi ve en basit
şekilde müşterilerin telefonlarına
kısa mesaj yoluyla gönderilen
doğrulama numarasıyla, olası
güvenlik sorunlarını en az seviyede
tutmayı amaçlıyorlar.
Özellikle akıllı telefon
kullanımıyla birlikte artan
mobil bankacılık işlemleri, siber
saldırganların iştahını kabartan bir
alan olarak öne çıkıyor. Özellikle
Android cihazlar, uygulama
ekosistemindeki denetim boşluğu
sebebiyle bu saldırılara daha
fazla zemin oluştururken, son
dönemde patlak veren iCloud
olaylarıyla birlikte iOS kullanıcıları
da bu tehditlerle karşı karşıya
kalmaya başladılar.
Bankalar, internet bankacılığı
işlemlerinde olduğu gibi, mobil
bankacılık platformlarında
da tek kullanımlık şifrelerle
güvenlik önlemi alırlarken,
az da olsa müşteri biyometrik
sistemlerle mobil bankacılık
tehditlerden korunmaya
çalışıyorlar. Bankalar internet
ve bankacılık platformlarını,
işinde uzman güvenlik
şirketleriyle birlikte hareket
ederek korurlarken, oluşturulan
güvenlik bariyeri sürekli
güncellenerek, olası eni
tehditlere karşı korunuyor.
Bunun yanı sıra güvenlik
anahtarları, çok aşamalı güvenlik
prosedürleri ya da ses kaydı gibi
kişiye özel güvenlik teknolojilerini
kullanan dünya genelindeki
bankalar, yavaş yavaş müşterilerin
kötü algılarını kırmaya başladılar.
Türkiye’de ise hizmet
sunucularının sektör
denetleyicileri tarafından
standartları belirtilmiş güvenlik
sistemleri kullanmaları yasal
zorunluluk olarak öngörülüyor,
Ayrıca kullanıcı güvenliği için
hizmet sunucuları tarafından
belirlenen güvenlik tedbirleri kabul
ediliyor. Bu çerçevede kurallara
uygun kullanımın herhangi bir
risk oluşturup oluşturmadığı belirli
zaman aralıklarında uzman banka
personelleri tarafından test
edilerek, kullanıcıların güvenlikleri
ön planda tutuluyor.
ekim14 •
37
Kamu Alanı
Dijitalleşiyor
38
• ekim14
MAKALE
E-dönüşüm, sürecin teknolojinin sunduğu imkanlarla, teknolojinin
mümkün kıldığı farklı modellerle gerçekleşmesini öngörüyor. Özel
kurumlar ve şirketler, teknolojinin getirdiği yeni iş modellerini başarıyla
uygulayıp iş süreçlerini hızlandırırken, müşterilerine çok daha iyi hizmet
sunabiliyorlar. Özel sektörün yanı sıra, teknolojiye birlikte dilimize
giren “e-dönüşüm”ü en fazla gördüğümüz kamu kuruluşları, yeni iş
modelleriyle hem ekonomik anlamda rahatlıyorlar, hem de vatandaşlara
daha sorunsuz ve hızlı hizmet veriyorlar
Ya z ı
Ekrem Uçman
[email protected]
Ü
lkemizde özellikle 90’lı yılların
başında yaygınlaşmaya başlayan
bilgisayar kullanımı, yıllar içerisinde
önce internetin sonrasında da
mobil cihazların hayatlarımızın
ayrılmaz birere parçası haline
gelmesiyle birlikte şirketler ve
kamu kuruluşları için vazgeçilmez
bir hale geldi. Kamu kuruluşları ve
özel şirketler için iş süreçlerinin
hızlanması hayati önem taşırken,
teknolojiyle birlikte gelişen yeni
iş modelleri sayesinde şirketler
ve kamu kuruluşları iş süreçlerini
dijital ortama taşımaya başladılar.
Türkiye’de kamu alanında
e-dönüşüm, 2005 Kasım ayında
E-devlet kapısının açılmasıyla
başlamıştı. E-dönüşümden ilk
etapta Adalet Bakanlığı, Adli Sicil,
Maliye Bakanlığı, SSK, Emniyet
Genel Müdürlüğü, ÖSYM, TCDD
ve THY dahil olurken, vatandaşlara
E-devlet kapısı üzerinden adli sicil
kaydı, nüfus kayıt örneği, SGK
numarası gibi hizmetler sıra derdi
olmadan, elektronik ortamdan
verilmeye başlandı.
Günümüze gelirsek, E-devlet
uygulamalarının kamu
kuruluşlarının neredeyse her
alanına yayıldığını görüyoruz.
E-dönüşüm öncesi oldukça hantal
bir yapıya sahip kamu kuruluşları,
E-dönüşümle birlikte yavaş da
olsa daha akıcı bir iş sürecine
sahip olmaya başladı. Teknolojik
gelişimlerin vatandaşlara tarafından
yeterince anlaşılamaması, kamu
alanında kökten bir dönüşümün
önüne geçerken, devletin bu
konuda vatandaşları yeterince
bilgilendirmemesi de sürecin
beklenenden yavaş olmasının en
önemli sebebi olarak göze çarpıyor.
Buna karşın E-Devlet
uygulamasında sunulan hizmetlerin
kalitesinde zamanla iyileşmeler
söz konusu görülüyor. Kaldı ki
E-Devlet uygulamalarında, işlevsel
ve kullanışsal sıkıntılar dışında,
hizmetler hem hızlı, hem düşük
maliyetli, hem de kaliteli bir
şekilde vatandaşlara sunulmaya
gayret ediliyor.
E-Dönüşümle Kayıt Dışı
Ekonominin Önüne Geçiliyor
Kamu kuruluşları, vergileri tahsil
etme ve kayıt dışı ekonomiyi
kontrol altına alma konusunda
E-dönüşümden büyük oranda
faydalanmaktadır. 2003
tarihinde yayımlanan genelge ile
E-dönüşüm sürecine geçilmiş,
bu proje kapsamında E-Devlet’in
kurumsal yapısı ve uygulama
esasları belirlenmiştir. Bu genelge
doğrultusunda Türk vergi sisteminde
E-Maliye uygulamalarına geçiş
başlarken, bu dönüşüm süreci
günümüzde halen devam ediyor. ➤
ekim14 •
39
Görüş
Yakup Börekcioğlu
Trend Micro Akdeniz Ülkeleri
Genel Müdürü
Ş
irket olarak artık neredeyse tamamı
sayısal dünyaya taşınmış olan bilgilerin
korunmasına yönelik teknolojiler
üretiyoruz. Kamu kurumlarındaki kritik
verilerin sayısal ortama geçirilmesiyle
birlikte bu kurumlar da ciddi tehditlerle karşı
karşıya kalıyor. Örneğin Trend Micro 2014 ikinci
çeyrek güvenlik raporuna baktığımızda hedefli
saldırıların yüzde 81’inin devlet kurumlarına
yönelik olduğunu görüyoruz. Türkiye ise en
çok hedefli saldırıya uğrayan ülkeler arasında
yedinci sırada.
Kamu kurumlarında eski yazılımların
kullanılması güvenlik açığı yaratıyor
Kamu kurumlarındaki sistemleri dönüştürmenin
çok büyük çaplı ve maliyetli olmasından dolayı
çoğunlukla güncelliğini kaybetmiş yazılımların
kullanılması ciddi güvenlik açıkları yaratıyor.
Örneğin Türkiye’de kamu kurumları da dâhil
her üç bilgisayardan birinde Windows XP
işletim sistemi mevcut. Windows XP yazılım
desteğinin sonlanması ise önemli bir güvenlik
açığı doğuruyor. Hedefli saldırılara açık hale
gelen bu sistemlerde ise Trend Micro sanal
yama çözümleri ile koruma sağlanıyor. Sanal
yama teknolojisi ile sık yama döngüleri ve
sistemlerin çökmesinin neden olduğu işletim
sıkıntıları ortadan kalkıyor. Uç noktalar ve
veri merkezlerindeki sunucular koruma
altına alınıyor.
Kamuda veri güvenliği için sürekli güncel bir
tehdit önleme katmanı gerekli
Türkiye’deki genel görüş kamu kurumlarının
veri güvenliğinin yerel bir güvenlik yazılımıyla
sağlanması yönünde. Bunun temelinde ise
başka bir kaynağa olan güvensizlik yatıyor. Fakat
40
• ekim14
bu çok etkili bir yaklaşım değil. Siber güvenlik
konusunda mutlaka küresel anlamda iş birliği
yapılması gerekiyor. Çünkü yerel bir yazılımla
bu işe başlarsanız onu sürekli güncelleyebilecek
alt yapınız olması gerekli. Biz bu noktada
küresel tehditleri sürekli takip edip ona göre
şekil alabilecek bir yapının oluşturulmasını
tavsiye ediyoruz.
Devlet tarafından yapılan siber güvenlik
tatbikatları farklı profilleri bir araya getiriyor
Türkiye’de devlet kurumları ve sivil toplum
örgütleri veri güvenliğiyle yakından ilgileniyorlar.
Örneğin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu
tarafından yıllardır düzenlenen siber tatbikat
çalışmaları servis sağlayıcı, güvenlik çözümleri
üreticisi, bireysel ve kurumsal kullanıcılar ve
müdahale ekipleri gibi farklı profilleri bir araya
getiriyor. Devlet tarafından düzenlenen bu
tatbikatlarda bu teknolojilerin gerçek hayata
yakın senaryolar içerisinde kullanımlarını
gözlemleyebiliyoruz. Siber tatbikatlar siber
güvenlik konusunda küresel anlamda iş birliğine
de yardımcı oluyor. Örneğin Trend Micro,
Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU) ile
işbirliği halinde. Burada yaptığımız çalışma ile
700’den fazla şirket ve akademik kurumla birlikte,
193 ülkeyi siber tehditlere karşı daha donanımlı
hale getiriyoruz.
Geçtiğimiz günlerde bağımsız bir veri güvenliği
şirketi olarak INTERPOL’le de ortak çalışmalar
yapmak üzere bir inisiyatif başlattık. Şirket olarak
birçok farklı ülkede INTERPOL, hükümetler, polis
organizasyonları ve büyük şirketlere siber güvenlik
eğitimleri ve siber suçları araştırma alanında
eğitim programları sunacağız. Bu programla üye
ülkelerin tekniklerini geliştirmesine ve araştırma
kapasitelerini artırmasına yardımcı olacağız.
MAKALE
➤
Elektronik vergi yönetimi,
vergi beyannamelerinin doğrudan
mükellefler veya vergi sorumluları
tarafından elektronik ortamda
doldurulup vergi dairelerine
ulaştırılmasıdır.Böylece vergiler,
internet, mobil iletişim ve uydu
teknolojilerinin kullanımıyla
vergi dairesine gitmeden
ödenebilmektedir. Yani bu
sistemle hem vergi mükellefleri
zaman ve vergi borcunu fiziksel
ortam üzerinden ulaştırma
zahmetinden kurtarılmakta, hem
de idarenin vergi tahsilatında iş
yükü azaltılmaktadır.
Bilgi iletişim teknolojilerinin
kullanımı ile beyannamelerin
verilmesi, tahsil ve tahakkuk
işlemlerinin de bu ortamda
yapılabilmesi vergi dairelerinde
otomasyon sağlanması, buna bağlı
olarak vergi tahsilatında devletin
etkinliği de kolaylaşmaktadır.
Bu sistem sayesinde devlet
hantal yapısından kurtularak, hem
kendisine hem de vatandaşlara
maliyet ve zaman tasarrufu
sağlamaktadır. Elektronik vergi
yönetimi sisteminin uygulama
alanının gelişmesi ve yaygınlaşması
ile kayıt dışı ekonomi istikrarlı
olarak azalacaktır.
E-Fatura ve E-Defter ile Yeni
Dönem Başlıyor
Elektronik vergi yönetiminden
sonra e-Dönüşüm süreci, e-Fatura
ve e-Defter çözümleriyle devam
ediyor. e-Fatura ile standart hale
getirilen faturalar, değiştirilemez
şekilde mühürlenmiş yapısı ile
satıcı ve alıcı arasındaki güveni
pekiştiriyor. Kağıt fatura ile
aynı niteliklere sahip E-Fatura,
kurumlara zaman ve maliyet
tasarrufu sağlıyor.
Şekil hükümlerinden bağımsız ,
Vergi Usul Kanunu ve Türk Ticaret
Kanunu usulüne göre tutulması
mecburi olan defterler içerisinde
yer alması şart bilgileri içeren
kayıtların toplandığı tutanak
olan E-Defter, şartlarını yerine
getiren tüm gerçek ve tüzel kişiler
tarafından kullanılabiliyor. E-defter
uygulamasına geçiş için atılacak
ilk adım ise elektronik imza yada
mali mühür temin etmiş olmaktır.
Gerekli uygulamanın temini
sonrasında ise elektronik defter
uygulaması söz konusu şahıs
e-Fatura Nasıl kullanılır?
e-Fatura uygulamasını entegrasyon yolu ile kullanma
konusunda yeterli alt yapıya sahip olmayan
kullanıcıların uygulamadan yararlanabilmelerini
sağlamak amacıyla geliştirilen e-Fatura Portalı,
e-Fatura Uygulamasına ait temel fonksiyonları
bünyesinde barındıran bir web uygulamasıdır. Kullanıcı
hesabını aktive eden kullanıcılar e-Fatura Portalına
giriş yaparak e-fatura göndermeye ve/veya almaya
başlayabilecektir. e-Fatura Portalı tamamen ücretsiz
olarak sunulmaktadır.
Bilgi işlem kapasiteleri yeterli olan kullanıcılar,
belirlenen standartlara uygun entegrasyonu
sağlamaları koşulu ile e-Fatura Uygulamasını doğrudan
kendilerine ait bilgi işlem sistemleri aracılığı ile
kullanabilirler. Bu sayede kendi mevcut sistemleri ile
entegre bir yapı kurabilirler.
veya firma için hayata geçer.
E-Defter uygulamasıyla birlikte
kuruluşlar özellikle iş gücünden ve
zamandan tasarruf edebiliyorlar.
Dosyalama ve arşivleme gibi
prosedürler artık sorun olmaktan
çıkarken, kırtasiye masraflarının
ortadan kalkmasıyla birlikte uzun
vadede gözle görülür miktarda kar
sağlanıyor. Bilgisayar üzerinden
yapılan denetimlerle birlikte
istenilen bilgilere çok kısa bir süre
içerisinde ulaşmak mümkün hale
gelirken, standart hale getirilmiş
bir yapıya sahip olan E-Defter
sayesinde hem kamu kurumları
hem de özel sektör, iş dünyasında
çok daha rahat hareket edebilir
hale geliyor.
Kamu Kuruluşları için Yeni
Pardus Dalgası Geliyor
2003 yılında kamu ve özel sektör
kuruluşları ve tüm Türkiye’nin
kullanması amacıyla TÜBİTAK
tarafından geliştirilen Pardus,
2011 senesinde teknolojik ve idari
olarak sona erdirilmişti. Bundan
1 sene yani 2012 senesinde tekrar
kullanılmaya başlanan Pardus,
Genelkurmay Başkanlığı ve Türk
Silahlı Kuvvetleri tarafından tüm
bilgisayarlarda kullanılırken
Dışişleri Bakanlığı, Emniyet
Teşkilatı, Radyo Televizyon Üst
Kurulu, Devlet Planlama Teşkilatı,
20’ye yakın kamu kurumu,
belediye ve üniversite tarafından
kısmen kullanılıyor.
Geçtiğimiz Eylül ayında devlet,
kamu alanındaki bilgisayarların
Microsoft Windows işletim
sistemi kullandığını ve bu
işletim sisteminin devlete
bilgisayar başına 500 lira gibi
maliyet getirdiğini açıkladı.
Bakanlık yetkilileri kamuda
3.3 milyon memur olduğunu
ve en az bu kadar da bilgisayar
olduğu belirterek, Pardus
programının kullanımıyla birlikte
800 milyon dolarlık tasarruf
yapılacağını söyledi.
Pardus ile işletim sisteminin
geri koduna sahip olunacağı
için güvenliğinin daha yüksek
olacağı belirtiliyor. Bu sayede
kaynağı açık olmayan yazılımların
potansiyel geri kapı riskleri de
ortadan kalkacak. Ayrıca Pardus
ile bilgilerin cepte taşınmasına
olanak verilecek. Pardus’un
yüklendiği bilgisayar bellekten
açılacak şekilde uygulanacağı için
tüm bilgiler cepte taşınabilecek.
ekim14 •
41
42
• ekim14
MAKALE
Bulut
Güvenliği
Bulut bilişim, hem şirketlerin hem de standart
kullanıcıların hayatlarının bir parçası haline geldi.
Peki verilerimizi emanet ettiğimiz bu servisler
yeterince güvenilir mi?
Ya z ı
Ruşen Göbel
[email protected]
E
skiden sadece e-posta
adreslerimiz vardı. İnternette
fotoğraf veya küçük herhangi
bir veri depolamamız
gerektiğinde kendimize bir
e-posta gönderirdik. Hali hazırda 5
MB depolama alanı sağlayan e-posta
sağlayıcılar, çoğu zaman birden fazla
hesap açmamıza sebep oluyordu.
Teknolojinin ilerleyişi elbette
ki kurumsal tarafta olduğu kadar
son kullanıcı tarafında da önemli
gelişmelere sahne oluyor. Bulut bilişim
elbette ki bu teknolojilerden biri. Bulut
depolama sayesinde çok daha büyük
dosyaları, çok daha kolay erişilebilecek
bir şekilde çeşitli şirketlere bağlı
sunucularda saklayabiliyoruz. iCloud,
Google Drive, One Drive, Dropbox
gibi servisler, şu sıralar hem son
kullanıcılara hem de şirketlere hizmet
veren en popüler bulut depolama
hizmetlerini oluşturuyorlar.
Bulut depolamanın amacı, sonuçta
veri depolama. Bu noktada hangi
verileri depolayacağımızın sınırı yok.
Pek çok kullanıcı bulut depolama
üzerinde gizli verilerini de saklıyorlar.
Gerek şirket verileri olsun, gerek
gizli projeler olsun, gerek “çok özel”
videolar - fotoğraflar olsun, güven
veren markaları kullandığımız sürece
bulutta saklayabiliyoruz.
iCloud’a Büyük Saldırı
Her ne kadar bu popüler şirketler
güvenli olsalar da gerekli önlemler
alınmadığı durumda çok ciddi ortaya
problemler çıkabiliyor. Eylül’ün
başında “The Fappening” adıyla
başlayan iCloud saldırıları, ünlüleri çok
zor duruma düşürdü.
Apple’ın iOS ve Mac OS işletim
sistemleri için hazıramış olduğu
iCloud bulut servisi, iPhone’lar
ile son derece başarılı bir şekilde
çalışıyor. iPhone üzerinde yaptığımız
tüm değişiklikler sürekli olarak
iCloud’da yedekleniyor, notlarımız
senkronize ediliyor, fotoğraflarımız
otomatik olarak upload ediliyor.
Tabii bunların gerçekleşmesi için
iCloud’a izin vermemiz gerekiyor.
İzni verdikten sonra çektiğimiz
tüm fotoğraflar ve videolar WiFi ağı
bulunduğu anda bulut depolama
alanımıza gönderiliyor.
Telefonlar -haliyle- çekilen
fotoğrafların veya videoların
gizlilik derecesini ölçümleyemiyor
ve ekran görüntülerine kadar
tüm resimleri iCloud hesabına ➤
ekim14 •
43
Jennifer Lawrence, iCloud saldırısından
etkilenen ünlü isimler arasındaydı
gönderiyor. Bu resimler, sonrasında
telefonumuzdan silsek bile bulut
depolama servisinde kalıyor. Eğer
bir şekilde bulut hesabı üzerinden
silmezsek, tüm fotoğraf arşivimiz orada
birikmeye devam ediyor. İşte Fappening
faciası da bu noktada başlıyor.
Ünlülerin fazlasıyla özel
fotoğraflarının iCloud üzerinde
birikmesi ve hackerların bir şekilde
bu hesaplara giriş yapmış olmaları
sonucunda çok sayıda çıplak fotoğraf
internete sızdırıdı. 4chan üzerinden
servis edilen fotoğraflar, kısa sürede
torrente, sonrasında büyük bir
kitlenin bilgisayarına ulaştı. Ünlüler
arasında Jeniffer Lawrance ve özellike
Türkiye’de çok sayıda seveni bulunan
Kate Upton’ın fotoğraflarının da
ortaya çıkması, tahmin edeceğiniz
üzere dünya üzerinde büyük
ses getirdi.
Peki bu saldırı nasıl gerçekleşti?
Bu konu henüz gizemini koruyor.
Apple CEO’su Tim Cook’a göre
hackerlar direkt olarak iCloud
sunucularına erişmeye gerek
duymadan, bir şekilde ünlülerin
e-posta adresleri ve şifrelerine
ulaşarak normal bir giriş yapmışlar.
Böylece Apple’ın hiçbir suçunun
bulunmadığını düşünebiliriz.
Peki ya bu kadar ünlünün iCloud’da
kullandığı e-posta adresinin yanı
➤
44
• ekim14
sıra şifreleri nasıl ele geçirildi? Bu
noktada biraz şüpheci davranmakta
fayda var. “Çok güvenli” olarak
bildiğimiz iOS’un belki de bir
açığından faydalandılar ve bir
uygulama aracılığıyla şifrelere
ulaştılar. Yayınlanmak istenen tüm
uygulamaların didik didik incelenerek
belirli bir onay sürecinden geçtiğini
düşünürsek, bu teorinin kendini
yokedeceğini düşünebiliriz. Fakat
uygulamalar, belli başlı internet
sayfalarına da bağlanabiliyorlar.
Onay sürecindeki bir uygulama
X sitesine bağlandığında normal,
zararsız bir sayfa görüntüleyebilir.
Uygulama onaylandıktan sonra bu
sitenin arayüzü değiştirilip, iCloud
hesabını ve şifresini isteyen bir sayfa
haline getirilebilir.
Her ne kadar Apple’ın iCloud
sistemlerinde herhangi bir açık
bulunmadığı iddia ediliyor olsa da
yeterince güvenli olmadığı kesin.
Bulut servislerinin pek çoğunda
onaylanmamış bilgisayarlardan
/ cihazlardan giriş yapmak için
SMS veya e-posta doğrulaması
gerektirmesi gibi seçenekler
bulunuyor. Hatta bu sistemi Steam
gibi sadece oyuna yönelik, eğlence
amaçlı sistemler bile kullanıyor.
Fappening saldırısı ünlülerin
özeline değil de çok daha önemli
verilere de yapılmış olabilirdi. Tabii
ki bir kişinin çıplak fotoğraflarının
internete sızması o kişi için fazlasıyla
sıkıntılı bir durum fakat sadece 1
veya 2 kişiyi etkiliyor. Büyük bir
şirketin önemli verilerinin rakip
firmalara sızdırılması veya devlet
verilerinin (gerçi devlet verisini
Amerikan şirketlerinin sunduğu bulut
hizmetlerinde kim tutar, orası soru
işareti) bir şekilde ortaya çıkması çok
daha büyük sonuçlar doğurabilirdi.
Şifrelenmiş Dosyalara Erişim
Adını sık sık duyduğumuz iCloud,
One Drive, Box ve Dropbox gibi
servislerin tamamı son derece yüksek
güvenlik önlemlerine sahipler. Şu anda
Fappening yüzünden en az güven hissi
uyandıran iCloud’da bile verilerimiz
128 bit şifrelemeyle korunuyor. 128
bit şifrelemeyle korunan dosyalara
erişmeyi başarsak bile şifrelenmiş
dosyaları çözmek neredeyse imkansız.
Şifreli olarak kaydedilen
dosyalar, aktarım esnasında da
şifreleniyorlar. Yani internete erişim
için kullandığımız ağ üzerinden
dosyalarımızı bulut servislerine
gönderirken bir şekilde araya karışıp
dosyalarımızı görüntülemeleri pek de
mümkün değil.
Tüm bu parçalar bir araya
getirilince bulut depolamanın aslında
MAKALE
güvenilir olduğu sonucunu
çıkarabiliriz. Bulut servisi sunan
çok sayıda firma var ve bulut
depolamanın şimdiki gelişim
sürecinde en doğru işler yapan
firmanın, uzun yıllar boyunca işin
kaymağını yiyeceğini tahmin etmek
zor değil. Bu sebepten dolayı her
firma müşterisine bol miktarda güven
aşılamaya çalışıyor. Müşterilerinde
oluşturduğu güven hissini bir kere
kaybeden firmanın, böylesine hassas
bir sektörde geri dönmesi pek de
kolay değil. Bulut depolama ciddi
bir sektör ve gelecek vaadediyor.
Haliyle dev firmalar birbirleriyle
rekabet içerisindeler.
Kullanıcılar Bilinçlendirilmeli
Orta ve büyük ölçekli şirketlerin
bir çoğu çalışanlarına akıllı telefon
dağıtıyor. Şirketlerin akıllı telefon
dağıtmalarının sebebi ise öncelikli
olarak tüm çalışanların standart bir
akıllı telefona sahip olması gerekliliği.
Böylece bir sorun yaşanması
durumunda IT çalışanları çok
daha kolay bir şekilde müdahalede
bulunabiliyorlar. Ayrıca yönetici hesabı
kurularak, telefonlara istendiği anda
müdahale ve kontrol imkanı sunuluyor.
Çalışanların yanlış bir iş yaptığı
düşünüldüğünde telefon dışarıdan
kontrol edilerek emin olunabiliyor.
Her ne kadar şirket telefonları bu
şekilde korunabiliyor olsalar da iş
yine kullanıcıda bitiyor. Kullanıcının
yaptığı yanlış bir hamle sonucu
telefonun bağlı olduğu bulut
hizmetlerine sızılabilir ve buluttaki
veriler elde edilebilir.
Günümüzün en yaygın mobil
işletim sistemi Android’de
uygulamalar herhangi bir kontrolden
geçmiyor ve telefonun neredeyse her
yanına erişim sağlayabiliyor. Windows
Phone’larda uygulamaların yetkileri
bir hayli kısıtlıyken, iOS’ta mağazaya
gelen her bir uygulamanın didik didik
incelendiği düşünülünce, asıl güvenlik
sorunu olan işletim sisteminin
Android olduğunu farketmemek
mümkün değil. Bulut hizmetlerinin,
e-postaların ve çeşitli yazışmaların
gerçekleştirileceği akıllı telefonların
işletim sistemini seçerken dikkatli
davranmakta fayda var.
İşletim sistemini seçtikten
sonra çalışanların / kullanıcıların
bilinçlendirilmesine de çalışmak
gerekiyor. Yine Android’den örnek
vereceğim. Android’in uygulama
paketleri olan .apk dosyaları,
internet siteleri üzerinden de
yüklenebiliyor. Yani eğer “Bilinmeyen
Kaynaklar” seçeneği açıksa, cihaza
tarayıcı üzerinden bile uygulama
yüklenebiliyor. Eğer bilinçli bir
kullanıcı değilse ve ekranda gördüğü
hiçbir yazıyı okumadan “Tamam”
butonunu tıklayarak ilerlemeye
çalışan biriyle, çok rahat bir şekilde
bu tip tuzaklara düşebilir.
Sadece Tablet Veya
Telefonlarda Değil...
Her ne kadar ağırlıklı olarak
mobilden bahsetmiş olsak da
masaüstü veya dizüstü bilgisayarlarda
da dikkatli olmak gerekiyor. Bilgisayar
üzerindeki verilere zararlı yazılımlarla
erişim nasıl sağlanabiliyorsa benzer
bir şekilde bulut depolamadaki
verilere de ulaşılabilir.
Böyle bir durumla karşılaşmamak
için hem bilgisayarın kendisini,
hem de bilgisayarın bağlı olduğu
bulut depolama sistemini
korumak için antivirüs yazılımları
kurmak gerekiyor.
En Son Kim Bağlandı?
Dropbox gibi bazı bulut depolama
servisleri, en son hangi cihazdan
bağlanıldığını gösteren bir sayfaya
sahip olabiliyorlar. Bu sayfalar
üzerinden en son hangi cihaz
üzerinden, ne zaman bağlanıldığını
görebiliyoruz. Eğer bağlı olmasını
istemediğimiz bir cihaz bağlı
görünüyorsa şifreyi değiştirip, o
cihazın erişimini kaldırabiliyoruz.
ekim14 •
45
46
• ekim14
MAKALE
Teknoloji, uzun
zamandır hayatımızın
önemli bir bölümünü
oluşturuyor. Peki eski
alışkanlıklarından
vazgeçemeyen şirketler
neler kaçırıyor?
Mobil
Cihazlarla
Kolaylaşan
İş Hayatı
Ya z ı
T
Ruşen Göbel [email protected]
eknolojinin inanılmaz bir hızda
gelişmekte olduğu bir zaman
dilimindeyiz. Her yıl yepyeni
teknolojiler ve bu yepyeni
teknolojileri kullanan yepyeni
ürünler piyasaya sürülüyor.
Bu yeniliklerin pek çoğu son
kullanıcılara hitap ediyorken,
iş hayatını da etkileyebilecek ürün
ve teknolojilerle karşılaşabiliyoruz.
Bundan yıllar önce bankaların
bakkal dükkanı gibi defterlerle,
elle yazılan belgelerle çalıştığını
hatırlamak gerek. En ufak bir hatanın
büyük zararla sonuçlanabileceği
bankalar, teknolojinin gelişimiyle
beraber yavaş yavaş bilgisayarlı
sisteme geçtiler. Bilgisayarların
gelmesiyle beraber hesap işlemleri çok
daha basit bir hal aldı. Çalışanların
çok daha az riskle işlem yapmalarını
sağladı. İşleri hızlandırdı.
Verdiğimiz örnek elbette ki çok
eski bir örnek. Artık tüm bankalar
çok daha hızlı ve güvenli bir şekilde
müşterilerine hizmet verebiliyorlar.
Çalışan hataları minimuma
inmiş düzeyde. Yapılan hatalar
bilgisayarların işlem geçmişlerinden ve
kameralardan bulunabiliyor.
Teknolojik yeniliklerden etkilenen
tek sektör bankacılık sektörü değil
elbette. Günümüz şirketlerinin
büyük çoğunluğu, teknolojik
nimetlerden faydalanarak işlerin
kolaylaştırılabileceğini çözmüş
durumda. Şirketlerden dağıtılan
akıllı telefonlar, tabletler, dizüstü
bilgisayarlar, ultrabooklar, çalışanların
işlerini kolaylaştırıyorlar ve
verimliliği artırıyorlar.
Akıllı Telefonlar: Cepte Taşınan
Minik Bilgisayarlar
Artık pek çoğumuzun cebinde akıllı
telefonlar yer alıyor. İş hayatının
haricinde büyük oranda sosyal
medyada aktif olarak yer almak,
oyun oynamak ve dizi seyretmek için
kullanılan telefonlardan çok daha aktif
bir şekilde faydalanmak mümkün.
Akıllı telefonların en büyük avantajı,
son derece taşınabilir olmaları. Bir
akıllı telefonu taşımak için herhangi
bir çanta taşımaya gerek yok.
Taşınabilirliği son derece yüksek
olan bu cihazlar, gerek tümleşik
özellikleriyle gerekse ek uygulamalarla
desteklenerek şirketlerin çalışanlarla
olan iletişimini hızlandırabilir.
Akıllı telefonlarda kullanılan
mobil işletim sistemleri, telefonların
güvenliğini ve işlevselliğini yakından
ilgilendiriyor. Günümüzde en çok
kullanılan mobil işletim sistemleri
iOS ve Android. Hemen ardından
Windows Phone 8 geliyor. Bir dönem
pek çok şirketin çalışanlarına sağladığı
Blackberry telefonlar ise neredeyse yok
olmak üzereler.
Akıllı telefonların uygulama
mağazalarının zenginliği, o telefona
en çok değer katan özelliklerinden
biri. Mağazalarında bulabileceğimiz
ücretli ve ücretsiz uygulamalar, çok
kolay bir şekilde cihaza farklı işlevler
kazandırabiliyor. Bu uygulamalardan
doğru olanları seçerek işlerimizi
kolaylaştırabiliriz. Örneğin bir not
alma uygulaması olan Evernote bile
çalışanların toplantılarda hızlı bir
şekilde not tutup, anında mail olarak
göndermesine imkan sağlıyor. Ya da ➤
ekim14 •
47
➤ kaydettiği anda bilgisayarında
kurulu olan Evernote’tan da erişilebilir
hale geliyor.
Tabii ki iş sadece not almakla
bitmiyor. E-posta trafiği yüksek olan
şirketlerde çalışanların e-postalardan
anında haberdar olabilmesi, hızlı bir
şekilde cevap yazabilmesi, gerekiyorsa
fotoğraflarla destekleyebilmesi
için akıllı telefonlar son derece
uygun cihazlar.
Kendi Uygulamanızı Kullanın
Bilgisayarlar için şirketler nasıl yazılım
hazırlatıp o yazılım üzerinden tüm
işlerini halledebiliyorsa, uygulama
hazırlayan bir şirketler aracılığıyla
kendi uygulamanızı hazıratarak
işlemlerin mobil olarak halledilmesi
sağlanabiliyor. Mesela satış tarafında
çalışan biri, müşteri ziyaretine
gittiği zaman hazırlanmış olan özel
uygulama aracılığıyla stokta ne kadar
mal olduğunu görebilir, anında
sipariş verebilir, ek notları düşebilir.
Bu, “Şirkettekileri arayım bakalım ne
kadar malzeme kalmış?” diye telefonla
arayıp sormaktan, istenen malların
isimlerini tek tek yazıp not almaktan
çok daha kolay ve hızlı değil mi?
Şirketin isteklerine yönelik hazırlanmış
bir uygulama ve beraberinde bir
48
• ekim14
akıllı telefon ile verimlilik ciddi
ölçüde artırılabilir.
Kontrol Sizde
Akıllı telefonlara yönetici hesaplar
atanarak telefonun kontrolünün de
elde tutulması sağlanabiliyor. Bu
sayede çalışanın akıllı telefon üzerinde
yaptığı işlemler takip edilebiliyor
ve gerektiğinde müdahale de
edilebiliyor. Hatta telefonun komple
fabrika ayarlarına döndürülmesine
kadar geniş bir müdahale imkanı
sunulduğunu da belirtmekte fayda
var. Kötü bir amaç sezildiğinde
veya akıllı telefonun çalınması
durumunda şirket yazışmalarının
ve önemli dökümanların ortaya
çıkmaması için bu tip müdahalelerde
bulunmak mümkün.
Tabletlerle Sunumlar Daha Kolay
Akıllı telefonlarla benzer işlevlere sahip
olan tabletler de çalışanların işlerini
kolaylaştıracak farklı kullanımlara
sahip olabiliyorlar. Her ne kadar
akıllı telefonlara istediğimiz pek çok
şeyi yaptırabiliyor olsak da ekran
boyutları sebebiyle yetersiz kaldığı
durumlar oluyor. Günümüzde akıllı
telefonlarla tabletleri bir araya getiren
Galaxy Note 3 gibi phablet modelleri
olsa da ayrı bir tabletin kullanılması
maliyeti düşürebilir.
Tabletlerde kullanılan işletim
sistemleri, ağırlıklı olarak iOS ve
Android olmak üzere ikiye ayrılıyor
diyebiliriz. Microsoft’un ve Intel’in
çabaları sonucunda Windows işletim
sistemine sahip tabletler piyasaya çıkıyor
olsalar da taşınabilirlik konusunda
rakipleriyle başa çıkabilecek konumda
değiller henüz.
Tıpkı akıllı telefonlarda olduğu
gibi tabletler de büyük oranda
yüklenebilen uygulamalar üzerinden
kullanılıyorlar. Tabletlerin ekran
boyutu avantajının sağladığı en
büyük avantajlardan biri ise küçük
çaplı sunumlarda da kullanılabiliyor
olması. Örneğin az sayıda katılımcının
bulunduğu toplantılarda tablet
üzerinden pazarlanmaya çalışılan
malın özellikleri tanıtılabilir. Gerek
videolarla, gerek hazırlanan interaktif
içeriklerle zenginleştirilebilecek
olan sunumlarda müşterilere
malın tanıtımı daha efektif
bir gerçekleştirilebilir.
Tabletler, günümüzün not alma
aracı olarak da kullanılabiliyorlar.
Ekranın yeterli büyüklüğe sahip
olması, sanal klavyenin tuşlarına
daha kolay basılmasını sağladığı için
MAKALE
çalışanlar tarafından yazı yazmak
için kolayca kullanılabiliyorlar.
Akıllı telefonlarda da bahsettiğimiz
Evernote gibi yazılımlar büyük rahatlık
sağlıyorken, alınan notların kolay
bir şekilde gösterilebiliyor olması da
tabletin avantajlarını oluşturuyorlar.
Tabletlerin 3G bağlantı seçenekleri,
kullanıcıların sürekli çevrimiçi
kalmasını sağlıyor. İnternet
bağlantısının ihtiyacına göre 3G
destekli bir tablet ve beraberinde 3G
sim kartları tercih edilebilir.
Dizüstü Bilgisayarlar
ve Ultrabooklar
Şirketler tarafından büyük oranda
kullanılan dizüstü bilgisayarlar,
sınırlı da olsa çalışanlara mobilite
sağlayabiliyorlar. Standart dizüstü
bilgisayarlar, güç tüketimleri yüksek
olmaları sebebiyle maalesef uzun
süre kullanılamıyorlar. Önemli bir
toplantıda erkenden biten dizüstü
bilgisayar şarjı can sıkıcı durumlara
yol açabiliyor.
Dizüstü bilgisayarlar kendi
aralarında kullanım amaçlarına
göre çeşitli dallara ayrılıyorlar.
Çizimlerde daha yüksek performans
sunması için Quadro ve FirePro
gibi özel donanımlarla donatılan
bilgisayarlara “Workstation
dizüstü bilgisayarlar” olarak
adlandırılıyorlar. Bu bilgisayarlar
üstün performanslarıyla
kullanıcıların çok daha kolay
çizim ve 3 boyutlu tasarım
yapmalarını sağlayabiliyorlar.
Intel’in yarattığı ultrabook
konsepti, en taşınabilir dizüstü
bilgisayarlar olarak karşımıza
çıkıyorlar. Herhangi bir dizüstü
bilgisayarın yapabildiği hemen
hemen her şeyi yapabilen bu küçük
cihazların en büyük avantajı,
şarjlarının standart dizüstü
bilgisayarlara göre çok daha uzun
süre gidiyor olması. 12 saate ulaşan
batarya ömürleri, bir günlük
bilgisayar ihtiyacını tamamen
mobil olarak karşılayabiliyor. 870
grama kadar inebilen ağırlıklarıyla
bu cihazlar, yüksek performansları
sebebiyle iş yapmaya
oldukça müsaitler.
Alışılagelmiş bilgisayar
kullanımını mobile döken dizüstü
bilgisayarlar, 3G bağlantı yetenekleri
de eklenerek ofisi istenen yere
taşımaya olanak sağlıyor. Tablet
ve akıllı telefonlara göre en büyük
avantajları ise fiziksel bir klaveyeye
sahip olmaları ve Windows işletim
sistemini kullanıyor olmaları.
Her ne kadar tabletlerde ve akıllı
telefonlarda kullanılan iOS ve
Android işletim sistemleri mobil
kullanım için tasarlanmış olsalar
da hiçbiri Windows kadar esnek
değil. Daha rahat müdahale imkanı
sağlayan Windows işletim sistemine
IT çalışanları da son derece aşina.
Taşınabilir bilgisayarlar esnek
bağlantı seçenekleri sayesinde
projeksiyon ve TV gibi cihazlara
bağlanıp görüntü aktarımı
sağlayabiliyorlar. Bu da yine
sunumlarda büyük kolaylık
anlamına geliyor.
Daha Fazla Teknoloji,
Daha Hızlı İşleyiş
Teknolojinin nimeletlerinden
yeterince faydalanan bir çalışanın
gerek müşteri tarafında bıraktığı
izlenim, gerek işleyiş açısından büyük
avantajları olduğunu göz önünde
bulundurmak gerekiyor. “Modern”
teknolojiye ayak uydurmuş bir şirketin
işleyişinin daha hızlı ve daha esnek
olacağını, anında müdahalelere açık
olacağını unutmamalı.
ekim14 •
49
IFA
50
• ekim14
ÖZEL DO SYA
2014
Her sene olduğu gibi bu seneki IFA’da da tanıtılması
beklenen pek çok ürün tanıtıldığı gibi sürpriz
ürünlerle de karşılaştık
YA z I
Ruşen Göbel
[email protected]
H
er yıl Berlin’de
düzenlenen IFA’nın
(Internationale
Funkausstellung Berlin)
bu seneki ayağı da
gerçekleşti. Her sene olduğu gibi
2014’te de neredeyse tüm markalar
Berlin’deydi ve yepyeni ürünlerini
tanıttılar. Biz de sizlerle tanıtılan yeni
cihazları paylaşalım istedik.
Acer Liquid Z500
Giriş seviyesi telefon sektörüne göz
diken Acer, Liquid Z500 modeliyle alt
segmente farklı özellikler getirmeyi
hedefliyor. Liquid Z500, müzik
dinlemeyi seven kullanıcılar için
tasarlanmış. Acer’ın iddiasına göre
bu telefon CD kalitesinde müzik
oynatabiliyor. 5 inç IPS ekrana sahip
olan Z500, 8 megapiksel kameraya
sahip. Yurtdışında satış fiyatı ise 195
dolar seviyesinde olacak.
Acer Aspire R 13 ve R 14
Bir süredir sessiz kalan ultrabook
arenası, IFA 2014’te biraz hareketlendi.
Acer’ın Aspire R 13 ve R 14 model
ultrabookları, dönüşebilen yapılarıyla
esnek bir kullanım tecrübesi
vaadediyor. R 13 180, R 14 ise 360
derece dönebilen ekrana sahip.
İşlemci seçenekleri i3’ten i7’ye kadar
değişebiliyorken, HD ila Full HD
arasında ekran çözünürlüğü tercihi
de yapabiliyoruz. SSD RAID ve 12 GB
RAM gibi seçeneklerin bulunduğu
cihazların Avrupaya Ekim ortası ile
Kasım ayı arasında gelmesi bekleniyor.
Acer Iconia Tab 8 W
Piyasada az sayıda bulunan Windows
8.1 tabletlere bir yenisi ekleniyor: Acer
Iconia Tab 8 W. 8 inç boyutundaki
ekranıyla oldukça küçük bir yapıda
olan Iconia Tab 8 W, 1280 x 800 piksel
çözünürlük sağlıyor. microUSB,
microHDMI gibi bağlantıları
üzerinde bulunduran tablet Intel’in
BayTrail mimarisini kullanan Atom
Z3735G işlemcisine sahip. 370 gram
ağırlığındaki Windows 8.1 yüklü
tabletin satış fiyatının 200 dolar
seviyesinde olması bekleniyor.
Asus ZenWatch
Son dönemlerde iyiden iyiye bir
çılgınlık haline dönüşen akıllı saatlere
her gün bir yenisi daha ekleniyor.
Asus’un ZenWatch adını verdiği
saat, Android Wear işletim sistemini
kullanıyor. Wellness gibi uygulamalarla
kalp ritmini takip edebilen ZenWatch,
uzaktan kamera kontrolü, telefonu
bulma ve sunum kontrolü gibi ek ➤
ekim14 •
51
özellikleri de beraberinde getiriyor.
ZenWatch’ın oldukça şık bir görünüme
sahip olduğunu da belirtmeden
geçmemek gerek.
➤
Asus EeeBook X205
Uygun fiyatlı netbook cihazlarıyla
tanıdığımız Eee serisi geri dönüyor.
Süper ucuz dizüstü bilgisayar modeli
olan EeeBook X205, inanılmaz
batarya ömrüyle dikkatleri üzerine
çekiyor. 12 saate kadar kullanım süresi
vaadeden EeeBook X205, bildirimler
açık halde bekleme modunda 2 hafta
dayanabiliyor. 11.6 inç boyutunda
ekrana sahip olan cihaz, 17.5 mm
kalınlığa sahip ve 1 kilodan hafif.
Ürün, içerisinde 4 çekirdekli Atom
işlemci, 2 GB RAM, 32 veya 64 GB
depolama alanı barındırıyor. İçerisinde
herhangi bir fan bulunmayan
EeeBook X205, tamamen sessiz bir
şekilde çalışabiliyor.
Asus ZenBook UX305
Asus’un tasarımsal açıdan da fazlasıyla
özenerek hazırladığı Zenbook
52
• ekim14
serisine bir yeni üye daha eklendi.
Dünyanın en ince 13.3 inç QHD üzeri
ekranlı ultrabooku olan UX305, 1.2
kilogram ağırlığa sahip. Ürünün en
kalın noktası ise 12.3 mm. Intel’in
Core M serisi işlemcilerini kullanan
UX305 , 128 veya 256 MB SSD
seçenekleriyle geliyor. 3200 x 1800
piksel çözünürlüklü ekranı, harika bir
görüntü kalitesi sağlayabiliyor. Yeni
Zenbook’un, 2015’in ilk çeyreğinde
piyasaya çıkması bekleniyor.
Lenovo Y40 Touch
HTC Desire 820
Lenovo Erazer X315
Orta seviyede Desire serisiyle iddialı
olan HTC, IFA 2014’te Desire 820’yi
tanıttı. Firmanın bir önceki orta
seviye akıllı telefon seçeneklerinden
olan 816’nın yerine gelen 820,
farklı renkleriyle dikkat çekiyor. 13
megapiksel arka kameraya sahip
olan Desire 820, özçekim için de 8
megapiksellik ön kamera kullanıyor.
Cihazın en önemli özelliklerinden
biri, HTC One M7 ve M8’de yer
alan BoomSound hoparlörlere de
sahip olması.
Lenovo’nun oyunculara yönelik
dizüstü bilgisayar serisi olan “Y”, yeni
üyesiyle karşımızda. 17 inç boyutunda
ekrana sahip Y40, Full HD dokunmatik
ekrana sahip. Intel’in Core i7 serisi
işlemcisiyle donatılmış olan ürün,
Nvidia’nın GTX 860M grafik çipini
kullanıyor. 16 GB RAM’in yanı sıra 2
TB HDD veya 256 GB SSD seçenekleri
sunan Y40, 3.5 kilogramın altında bir
ağırlığa sahip.
Dizüstü bilgisayarlarıyla tanıdığımız
Lenovo, oyuncular için bir de
masaüstü bilgisayar kasası hazırlamış.
Son derece şık bir kasayla gelen Erazer
X315, 2 TB’ye kadar SSD önbellekli
depolama sağlayabiliyor. 12 GB’ye
kadar bellek seçeneği sunan Erazer,
yurtdışında 599 dolardan başlayan
fiyat etiketleriyle satışa sunulacak.
Lenovo Tab S8
Uygun fiyatlı Android’lerin önü
alınamaz yükselişinin ardından
ÖZEL DO SYA
büyük firmaların bazıları da tablet
sektörüne uygun fiyatlı ürünlerle
atılma kararı aldı. Lenovo’nun
tanıtımını yeni gerçekleştirdiği Tab
S8 modeliyle uygun fiyatla başarılı
performans sunmayı hedefleyen bir
ürün. 8 inç boyutundaki 1920 x 1080
piksel ekranı, Atom Z3745 işlemcisi,
2 GB RAM’i, 16 GB depolama alanı
ve 8 megapiksel, ürünün kullanıcıya
sunduklarını özetliyor. İşletim sistemi
olarak da Android 4.4’ü kullanıyor.
Motorola Moto 360
IFA’da tanıtılan akıllı saatlerden
biri de Motorola’nın Moto 360
modeliyldi. Yuvarlak tasarıma sahip
olan Moto 360, malzeme kalitesiyle
de dikkat çeken bir ürün. 1.56 inç
ekrana sahip olan saat, Gorilla Glass
3 cam kullanıyor. Kablosuz şarj
edilebilen Moto 360, gerçek deri
kayış kullanıyor. Ürün 250 dolardan
alıcı bulacak.
Motorola Moto X
Eski Moto X’i yenileyen Motorola,
daha gelişmiş özelliklere sahip yeni
Moto X’in duyurusunu gerçekleştirdi.
Ekran boyutu 4.7 inçten 5.2 inçe çıkan
Moto X, Full HD çözünürlük sunuyor.
Snapdragon 801 çipset kullanacak
olan ürün, 2 GB belleğe sahip. 2300
mAh bataryaya sahip olan Moto X’in
yaklaşık 1 günlük bir şarj dayanma
süresi olacağı tahmin ediliyor.
Motorola Moto G
Giriş seviyesine hitap eden Moto G,
biraz daha dar bütçeli kullanıcıları
hedef alıyor. 5 inç ekrana sahip olan
ürün, 1280 x 720 piksel çözünürlüğe
sahip. IPS panel ekranıyla geniş bir
bakış açısı sunan telefonun 1 GB
RAM’i ve 8 / 16 GB depolama alanı
bulunuyor. Depolama alanı ise
microSD kart yuvası sayesinde daha
üst seviyelere çekilebiliyor. 4 çekirdekli
işlemci kullanan telefonun fiyatı 250
dolar civarında olacak.
Nokia Lumia 830
Nokia’nın (artık Microsoft’un) “İlk
uygun fiyatlı amiral gemisi” olarak
duyurduğu Lumia 830, 10 megapiksel
PureView kamerayla üstün fotoğraf
kalitesi vaadediyor. 4 çekirdekli
Snapdragon işlemciye sahip olan
telefon, elbette ki Windows Phone
8.1 işletim sistemini kullanıyor.
16 GB depolama alanı bulunsa da
microSD kart yuvası desteğiyle 128
GB daha ek depolama kullanmamıza
imkan sağlıyor.
Nokia Lumia 735
Son dönemlerde akıllı telefon
üreticileri, 5 megapiksel ve üzeri
bir kamerayı telefonun ön tarafına
yerleştirdiği anda “Selfie telefon” olarak
lanse etmeye başlıyorlar. Lumia 735 de
ön tarafında 5 megapiksel kameraya
sahip, selfie odaklı bir telefon. 1280 x
720 piksellik 4.7 inç ekranı bulunuyor
ve 4 çekirdekli işlemciye sahip. 1 GB
RAM ve 6.7 megapiksel arka kamera
da ürünün kalan özelliklerini özetliyor.
Tabii ki Windows Phone kullanıyor.
Panasonic X492
Neden olduğu bilinmez, son 1 yıldır
televizyon üreticileri “en büyük 4K
televizyon bizim olacak” yarışına girmiş
durumdalar. Panasonic’in X492 model
televizyonu tam 85 inç boyutunda
ve 4K çözünürlüğe sahip. Ürünün en
büyük özelliği ise bulunduğu ortamın
ışığını algılayıp, televizyonun renk
tonlamalarını aydınlatma miktarını
elde ettiği veriye göre ayarlayabilmesi.
Böylece ortam ışığından kaynaklı renk
kaybı minimum seviyeye iniyor.
Philips Spotify Connect Hoparlörler
Firmanın yeni hoparlör setleri,
ses kalitesinin yanı sıra ilginç bir
işlevi de beraberinde getiriyor. Spotify
ekim14 •
53
➤
üzerinden müzik dinlememize
olanak sağlayan SW700M ve SW750M
hoparlörler, kablosuz bağlantı
kullanıyor. SW700M 2 tane 2 inçlik
sürücü kullanırken SW750M, 2 tane 3
inçlik sürücünün yanı sıra tweeterlara
da yer veriyor. Her iki ürün de Ekim ayı
içerisinde satışa sunulacak.
➤
Philips Fidelio NC1
Philips’in başarılı Fidelio serisine
yeni bir üye daha katılıyor: NC1.
NC1, muhtemelen Noise Canceling
(gürültü engelleme) özelliğinin baş
harflerini alıyor. Philips’in iddiasına
göre en iyi gürültü engelleme sistemi
Fidelio NC1’de bulunuyor. Ürün 40
mm sürücülere sahip ve rahatlık için
deriyle kaplanmış. Tabii ki gerçek
hayvan derisi değil. Satış fiyatının 250
euro olacağı söyleniyor.
Philips Fidelio B5 Soundbar
Salonlar için tasarlanan soundbar
hoparlörler, her ne kadar %100 başarılı
çevresel ses veremiyor olsalar da
kablo karışıklığına sebep olmuyorlar
ve şık görünüyorlar. Fidelio B5’i
rakiplerinden ayıran en önemli özelliği
ise ayrılabilen, kablosuz hoparlörlere
de sahip olması. Böylece odanın çeşitli
noktalarına dağıtıp, daha etkili ses
ede edebiliyoruz. Bu şekilde tek şarjda
5 saat müzik dinlenebiliyor veya 10
saat film izlenebiliyor.
Samsung Galaxy Note 4
Samsung’un başlattığı phablet çılgınlığı,
firmanın son Note’uyla beraber devam
ediyor. Galaxy Note 4, özel S Pen
kalemiyle beraber geliyor. 5.7 inç ekrana
sahip olan ürünün 2560 x 1440 piksel
çözünürlüğü bulunuyor. 16 megapiksel
kamerasıyla daha başarılı fotoğraflar
çekebilecek olan Note 4, Snapdragon
805 çipsetini kullanıyor. 3 GB RAM ve
32 GB depolama alanı da ürünün diğer
teknik detaylarını özetliyor.
Samsung Gear S
Samsung’un yeni akıllı saati Gear S,
2 inçlik eğimli bir AMOLED ekrana
sahip. AMOLED ekran, özellikle
siyah ağırlıklı görüntüleri gösterirken
ciddi bri batarya tasarrufu
sağlıyor. Saat üzerinden mesajlara
bakılabilmesinin yanı sıra mesajlara
cevap verilmesini de mümkün
kılan firma, ürünün içerisine
klavye yazılımı da yerleştirmeyi
ihmal etmemiş. Tabii 2 inçlik bir
ekranda tek elle ne kadar başarılı
bir şekilde mesaj yazabiliriz, orası
merak konusu.
Samsung Gear VR
Bu yılın akıllı saatlerin dışında
yükselen teknolojik ürünlerinden
biri de artırılmış gerçeklik gözlükleri
oldu. Samsung Gear VR ise olaya
biraz daha farklı yaklaşıyor. Galaxy
Note 4’ü, Gear VR’ın ön tarafına
yerleştiriyoruz. Gear VR, görüntüyü
gözlerimize dağıtarak artırılmış
gerçeklik gözlüğü etkisi yaratmasını
sağlıyor. Yani aslında ürünün
içerisinde herhangi bir elektronik
aksam yok. Her şey optik.
Philips 4K Televizyonlar
Philips de 4K çözünürlüklü, kavisli ve
Android işletim sistemini kullanan
televizyonlarıyla IFA’nın dikkat
çekenlerinden olmayı başardı. Android
4.4.2 işletim sistemini kullanan
televizyonlar, firmanın en güzel
teknolojilerinden olan Ambilight’ı
da beraberinde getiriyorlar. 7900
serisi için Philips, “En uygun fiyatlı
4K çözünürlüklü Android televizyon”
açıklamasını yapıyor. 7900 serisi,
49 ila 55 inç arasında seçeneklere
sahip. Televizyonların yakın bir
zamanda piyasaya çıkması bekleniyor.
8900 serisinde ise işin içerisine
kavisli ekran da giriyor. 9100
serisi ise teknoloji meraklılarına
tam bir sinema keyfi sunmak için
beraberinde kablosuz subwooferla
geliyor. 9100 serisi, 55 ve 65 inç
seçeneklerine sahip.
54
• ekim14
ÖZEL DO SYA
Samsung Galaxy Note Edge
Samsung’un bir süredir eğimli ekrana
sahip bir Note phablet üzerine çalıştığını,
ortaya çıkan patent başvurularından
dolayı biliyorduk. Firma sonunda cihazı
hazırlayarak IFA 2014’te tanıtımını yaptı.
Teknik özellikler açısından Galaxy
Note 4’e bir hayli benzeyen Note Edge,
ekranının yan tarafının eğimli olması
sebebiyle farklılaşıyor. Bu eğim sayesinde
telefona ekstra özellikler kazandıran
firma, bildirimlerin bu bölüme aktarılmasını
sağlıyor. Böylece telefonu elimize almadan,
yan tarafındaki bildirimleri okuyabiliyoruz.
Bu özelliğin son derece dikkat çekici
olduğunu söylememiz mümkün. Zira eğimli
ekran üzerine ekstra özellikler kazandırmak
fikri şu zamana kadar hiçbir firmanın
yapmadığı bir yenilikti. Belki bu yenilik,
diğer firmaların da telefon kasalarında
ciddi değişikliklere gitmesine sebep olabilir,
ikinci phablet vakası yaşanabilir.
Sony Xperia Z3
Akıllı telefon sektörünün yükselen
yıldızlarından Sony, yeni nesil amiral
gemisini IFA’da tanıttı. Xperia Z
serisiyle başlattığı su geçirmezlik
özelliğini devam ettiren firma,
tasarımsal anlamda ufak çaplı
değişiklikler yapmayı da ihmal
etmemiş. Çerçevesi daralan Xperia
Z3, ele daha rahat oturan bir telefon
haline gelmiş.
5.2 inç Full HD ekrana sahip olan
Xperia Z3, Snapdragon 801 çipseti
kullanıyor. 3 GB RAM’i bulunan
ürün, Adreno 330 GPU’suyla
oyunlarda yüksek performans
sergileyebiliyor. 20 megapiksellik
kamerası bulunan Z3, 4K video
çekme kapasitesine sahip. Sony’nin
yeni Xperia’lara getirdiği en büyük
yenilik ise PS4’lerle beraber
kullanılabilmesi. Xperia Z3 ve Z3
Compact’i istersek PS4 joypadi
olarak kullanabiliyoruz. Ya da
istersek oyunu Xperia’ların ekranına
stream etmesini sağlayabiliyoruz.
Xperia Z3’ün sonbahar aylarında
piyasaya çıkması bekleniyor.
Sony Xperia Z3 Compact
Sony Mobile’ın şu zamana kadar
başardığı en önemli yenilik,
muhtemelen amiral gemilerini küçük
ekranlı kasalara da sığdırmak olmuştur.
Xperia Z1 Compact ile başlayan ve
direkt olarak iPhone’lara kafa tutan
bu modellere bir yenisi daha eklendi:
Z3 Compact. 5.2 inç ekrana sahip olan
abisinin neredeyse tüm özelliklerini
4.6 inçlik ekranda sunabilen telefon,
2600 mAh bataryaya da sahip.
Sony Xperia Z3 Tablet Compact
Firmanın yeni Android tableti Z3 Tablet
Compact, diğer tablet ürünlerinin
aksine 8 inçlik bir ekrana sahip.
Donanımsal açıdan Xperia Z3 ve
Xperia Z3 Compact’e benzeyen Tablet
Compact, Snapdragon 801 çipsete, 3 GB
RAM’e, 16 GB depolama alanına ve 8
megapiksel arka kameraya sahip. Ürün,
Android 4.4 işletim sitemini kullanıyor.
Toshiba Chromebook 2
Toshiba’nın Chrome OS işletim
sistemine sahip cihazı yenilendi.
13 inçlik ekrana sahip olan yeni
Chromebook, Full HD ve 1366 x
768 piksel çözünürlük seçenekleri
sunuyor. Çift çekirdekli Celeron N2840
işlemciden gücünü alan Chromebook,
2 GB RAM içeriyor. Ürünün 1366 x 768
piksel çözünürlüklü modeli 11.5 saat
batarya ömrü vaadederken, Full HD
ekranlı model de 9.5 saat sunabiliyor.
Toshiba Satellite Radius 11
Firmanın ilk 11.6 inçlik convertible
ultrabooku olan Satellite’ın ekranı
arkaya doğru yatarak çeşitli kullanım
biçimleri için formu değişebiliyor. 1.3
kilogram ağırlığındaki ürün, Windows
8.1 işletim sistemini kullanıyor. 1366
x 768 piksel çözünürlüklü ekranına
Intel Pentium işlemci can veriyor. 500
GB depolama birimi ve 4 GB bellek
de ürünün diğer teknik detayları.
Toshiba’nın bu ürünü, 399 euro gibi
uygun bir fiyattan satışa sunulacak.
ekim14 •
55
Şirketler için
Başarıya Giden
Yol Sosyal
Mecralardan
Geçiyor
Ya z ı
Ekrem Uçman
[email protected]
56
• ekim14
MAKALE
Ş
irketler, hedef kitlelerinin
sosyal medyayı yoğun
bir şekilde kullanması ve
özellikle mobil cihazların
yaygınlaşmasıyla birlikte her an
ulaşılabilir konumda olması sebebiyle,
şirket politikalarında değişime
gidiyorlar. Sosyal medya büyük bir
atılım yapmaya başlayan şirketler,
hedef kitlelerine ve müşterilerine
ulaşabilmek adına ajanslar ve
uzmanlarla çalışmaya başladılar.
Kendi yapılarına uygun reklam
politikalarını belirleyen ve işinin
ehli “sosyal medya ajansları” ile
çalışan şirketler, sosyal mecralarda
istediklerine çok daha rahat
ulaşabiliyorlar. Bunun aksine sosyal
medya hesaplarını bilinçsizce kullanan
ya da uzmanlardan yardım almayan
şirketler, bu alandan beklediklerini
elde edemedikleri gibi, rakiplerinin de
gerisinde kalıyorlar.
Marka-Müşteri İlişkisinden Yeni
Dönem Başlıyor
Sosyal medyanın dünya genelindeki kullanımı
giderek yaygınlaşırken, şirketler de bu
akıma karşı boş durmuyorlar. Müşterilerine
ve hedef kitlelerine sosyal medya araçları ile
ulaşmak isteyen şirketler, yarattıkları reklam
kampanyaları, uyguladıkları sosyal medya
politikaları ve doğru bir zamanlama ile bu
amaçlarını gerçekleştirebiliyorlar. Dergimizin
bu sayısında şirketlerin sosyal medyaya karşı
olan yaklaşımlarını, uyguladıkları politikaları
ve başarıya ulaşmış sosyal medya
kampanyalarını masaya yatırıyoruz...
Mobil cihazlar ve sosyal medya
kullanımı, müşteriler ve markalar
arasındaki iletişimi de kökünden
değiştirmeye başladı. Müşteriler,
şikayetlerine ve taleplerine hızlı
şekilde geri dönülmesine büyük
önem verirken, yaşadıkları
sorunların kısa sürede çözülmesini
talep ediyorlar. Müşterilerden
gelen taleplerin hızla değişmesi
karşısında harekete geçen şirketler,
sosyal medya hesapları üzerinden
müşterileriyle neredeyse “anlık”
olarak iletişime geçerlerken, bu
yapıyı oturtabilen markalar ve
şirketler, müşteri portföylerini hızlı
bir şekidle artırabiliyorlar.
Bu noktada şirketlerin önünde
önemli bir soru işareti beliriyor.
Sayıları gittikçe artan sosyal
mecraların artık sadece Facebook
ve Twitter gibi büyük oyuncularla
sınırlı olmaması ve kullanıcıların
birden fazla sosyal medya hesabına
sahip olması, şirketi seçim
yaparken epeyce zorluyor. Hedef
kitlesini iyi tespit eden ve ona
uygun bir sosyal medya platformu
kullanan şirketler etkinliklerini
artırmayı başarabiliyorlar.
Bu noktada doğru sosyal medya
hesabının keşfedilmesi ve daha
sonraki süreçte müşterilerle
kurulacak iletişim konusunda
dijital ajanslardan yardım alarak
rakiplerinden bir adım öne
geçebilecek markalar, bilinçsiz
bir şekilde hareket etmeleri
durumunda telafisi mümkün ➤
ekim14 •
57
olmayan durumlarla karşı
karşıya kalabilirler.
➤
Başarıya Giden Yol Doğru
Platformu Belirlemekten Geçiyor
Markaların hangi sosyal mecrada
yer alacağını belirlemesi, o
markanın dijital stratejisi için
anahtar bir role sahip. Sosyal
medya siteleri çoğunlukla
birbirinden kalın çizgilerle
ayrılırken, bu sitelerde yer alan
markalar da mecradan mecraya
farklı yöntemler uygulayarak
hedef kitlelerine ulaşmaya gayret
ediyorlar. Müşterileriyle anlık
iletişim kurmak isteyen markalar
ve şirketler, Facebook’u daha
fazla tercih ederken, Facebook
günümüzde birçok şirketin
kurumsal kimliğinin bir parçası
haline geldi. Uygulama içi satın
alma modelleri ve reklamlar,
kullanıcı odaklı yapısı ve
markalara sunduğı avantajlarla
şirketler için olmazsa olmaz
bir hale gelen Facebook, sosyal
medya konusunda şirketlerin ilk
tercihi konumunda.
Dünyada en aktif şekilde kullanılan
platformlardan olan Twitter,
markaların bu konudaki ikinci tercihi
olarak göze çarpıyor. Müşterileriyle
hızlı bir şekilde iletişim kurmak
ve talepleri karşılama konusunda
birçok şirketin imdadın yetişen
Twitter, son dönemde geliştirdiği yeni
reklam modelleri ve “marka dostu”
uygulamalarıyla, hedef kitlelerine
ulaşmayı amaçlayan birçok şirketin
tercihi konumunda.
Her ne kadar ülkemizde çok fazla
benimsenmese de, Pinterest’i de
ayrı bir noktaya koymak gerekiyor.
Birçok perakende şirketinin ve
tekstil sektöründen oyuncuların,
müşterilerine ulaşmak amacıyla
58
• ekim14
kullandıkları Pinterest, görselliği ön
plana çıkaran yapısıyla markalar
için sanal vitrin görevi görüyor. Bu
bakımdan, ürünlerini daha farklı bir
platform üzerinden müşterilerine
tanıtmak isteyen markalar için
Pinterest’in es geçilmemesi
gereken bir platform olduğunu
belirtmek gerekiyor.
Sosyal Medyayı İyi
Kullanan Kazanıyor
Bu noktada şirketlerin kullanacakları
sosyal medya platformları üzerinde
uyguladıkları politikalar ve
yarattıkları kampanyalardan birkaç
örnek vermekte fayda var. Dünyanın
en önemli fast food zincirlerinden
birine olan Mc Donald’sın sosyal
medya üzerinde çizdiği profil
incelenmeye değer. Hali hazırda 41
milyon takipçiye sahip Mc Donald’s
Facebook hesabı, şirketlerin sosyal
medya platformları üzerindeki
kimliklerini oluştururken dikkate
almaları gereken bir yapıya sahip.
Ziyaretçileri ve takipçileri,
Facebook hesabında gezmeye
başladıkları andan itibaren oldukça
sade bir tasarımla hazırlanan kapak
fotoğrafıyla karşılayan Mc Donald’s,
sayfa üzerinde kullanılan renkler
ve görseller arasında oldukça iyi
bir uyum yakalamış. Sayfanın
kategorisinden, açıklamaya
kadar ziyaretçileri her anlamda
bilgilendirebilen ve sayfa içerisinde
kaybolma riskini en aza indiren
şirket, kendi yapısına uygun olan
Facebook uygulamalarıyla sayfanın
içeriğini oldukça zengin bir hale
getirmeyi başarmış.
Sayfada yapılan paylaşımlara
baktığımızda, genel olarak
müşterilerin Mc Donald’s
ürünlerine karşı olan talepleri ya
da şikayetlerinin hızlı bir şekilde
karşılandığını görebiliyoruz.
Müşteri geri dönüşlerini hızlı
bir şekilde karşılayarak, müşteri
memnuniyetini ön plana çıkaran
şirket, sayfada kullanıcıların
tepkilerine göre yapacağı
paylaşımları şekillendirerek, sosyal
medya platformunu kurumsal
kimliğine sorunsuz bir şekilde
eklemeyi başarıyor.
Bir diğer başarılı sosyal medya
kampanyası ise Bosch Türkiye’den
geldi. Bosch Türkiye Facebook
sayfasında hayata geçen “5 Dakika
Staj” uygulaması ile milyonlarca
kullanıcıya ulaşılırken, 10 bin
ziyaretçi Facebook sayfasının yeni
bir üyesi oldu. Bosch Türkiye’nin
şu an için aktif olmadığı Twitter
kanalı üzerinden ise 20 bini aşkın
kullanıcıya erişen uygulama
sonucunda Bosch’a gelen aktif
staj başvuruları yüzde 600 arttı. Bu
durum doğru kampanyayı, doğru
hedef kitleyle buluşturmanın
önemini bir kez daha ortaya koyuyor.
Üniversite öğrencilerinin
Bosch Türkiye Facebook sayfası
üzerinden Bosch’ta diledikleri
yönetici ile 5 dakika boyunca
görüşerek, merak ettikleri konular
hakkında bilgi edinmesi amaçlayan
programda, ilk haftada 500’ün
üzerinde öğrenci ile görüşüldü.
Yoğun ilgi nedeniyle, süresi bir
hafta daha uzatılan program
sonucu, yaklaşık 1000’in üzerinde
öğrenci, Bosch’ta çalışmanın
nasıl bir tecrübe olduğu hakkında
bilgi edindi. Uygumalanın
sonucunda üniversite öğrenciler,
kurumsal yapısı sağlam bir şirkette
çalışmanın nasıl olacağı konusunda
fikir sahibi olurlarken Bosch, sosyal
medya üzerinde gerçekleştirdiği
başarılı kampanya ile tanınırlığını
artırmayı başardı.
MAKALE
Sosyal Takımlar ve Sosyal
Stratejiler Dönemi
2012 yılında Google tarafından satın
alınan Facebook’un en önemli sosyal
pazarlama ajansı Wildfire, geçtiğimiz
Ocak ayında şirketlerin sosyal
stratejileri, takımları, politikaları ve
bu alandaki bütçelerini inceleyen
bir araştırma yayınladı. Rapora göre
şirketler, şirketlerin sosyal medya
departmanlarında çalışan kişiler,
“sosyal takım” kavramı adı altında ele
alırken, şirketlerin üzde 27’sinin sosyal
takımlarında 50’den fazla çalışanın
yer aldığı belirtiliyor. Şirketlerin
ölçeklerine göre değişkenlik gösteren
bu rakam, şirketlerin ölçekleri
büyüdükçe artış gösteriyor.
Şirketlerin sosyal stratejilerine
değinen rapor, pazarlama
departmanlarının şirketlerin sosal
medya yönetimlerini yürüttüğünü
ortaya koyuyor. Pazarlama
departmanları yüzde 87.5 oranında
sosyal medya stratejilerinin
merkezinde yer alırken, halkla
ilişkiler departmanı yüzde 66.5
oranıyla pazarlama departmanını
takip ediyor.
Sosyal strateji konusunu biraz
derinleştirirsek, perakende
şirketlerinin yüzde 98’inde
halkla ilişkiler ve pazarlama
departmanlarının şirketin sosyal
medya stratejilerini belirlerken
ortak karar veridiğini görüyoruz.,
Teknoloji şirketlerinin yüzde
48’inde satış departmanlarının
sosyal stratejiye sonradan dahil
olması dikkat çekici bir ayrıntı
olarak göze çarparken, şirketlerin
yarısının sosyal yönetimi hem ajans
hem de kendi çalışanıyla devam
ettirdiğini görüyoruz.
Şirketlerin sosyal medya
stratejilerini belirlemelerinin
ardından ortaya “ne kadar bütçe”
ayrılacağı sorunu çıkıyor. Şirketler,
sosyal medya kampanyalarının
başarılarını görerek, bu alandaki
bütçelerini artırmaya gittiği
görülüyor. Doğru stratejiyi
belirleyip, bu doğrultuda
bütçelerini oluşturan şirketler,
işinin ehli sosyal medya takımları
ve dijital ajanslarının yardımıyla
kendi sosyal medya kimliklerini
rahatlıkla oluşturabiliyorlar.
Sosyal Medya KOBİ’ler İçin
Olmazsa Olmaz!
Kurumsal sosyal platform
LinkedIn’in yaptığı araştırma,
özellikle küçük ve orta ölçekli
şirketler için sosyal medya
kullanımının ne denli önemli
olduğunu ortaya koyuyor.
Araştırmaya göre küçük ve orta
ölçekli şirketlerin yüzde 81’i sosyal
medya kanallarını kullanıyor.
Bunların arasından sosyal medyayı
bir pazarlama aracı olarak
kullanan şirketlerin oranı ise yüzde
94’ü buluyor. Sosyal medyayı
aktif olarak kullanan şirketlerin
yüzde 91’i sosyal medyanın
marka bilinirliliğini artırdığını
söylerken, yüzde 82’si ise yeni
müşteri adaylarını bulmada sosyal
medyanın kendilerine yardım
ettiğini belirtiyor.
Sosyal medya pazarlaması
sayesinde büyümelerini büyük
ölçüde artıran küçük ve orta
ölçekli şirketlerin üçte biri,
sosyal medya bütçelerini
artırma yoluna gidiyor. Yani
sosyal medyadaki potansiyelin
farkına varan bu şirketler, sosyal
medya pazarlamasına yatırım
yapmaktan çekinmiyorlar.
Bu noktada dijitalleşmeden
kaçmayan KOBİ’ler için sosyal
medya platformları, düşük
maliyetleri ve sundukları verim
ile, fiyat-performans dengesini
oldukça sağlam bir şekilde kurmayı
başarıyor. Sosyal mecralar üzerinde
uygulayacakları kampanyalar ve
eğer mümkünse dijital ajanslardan
alınacak destek ile birlikte
müşterileriyle daha sağlam bir
bağ krumayı başaran KOBİ’lerin
işletmelerini sağlıklı bir şekilde
büyütebildiklerini görüyoruz.
ekim14 •
59
60
• ekim14
ÖZEL DO SYA
Ya z ı
Gökhan Menge
[email protected]
G
M ü ş t e r i v e f i r M a ar a s ı n dak i kö p r ü
Çağrı
Merkezleri
Bir şirketin müşterisinin aklında bıraktığı görüntü,
aslında hiç görmediği biriyle yaptığı telefon
görüşmesinden ibaret olabilir. Çağrı merkezleri ile
yaşanan tecrübeler, müşterinin tekrar aynı firmayı
tercih etmesinde çok büyük önem taşıyor
ünümüzde artık
herkes, her yere
erişebiliyor. Örnek
olarak yurtdışından
sipariş vermek pek
çok kişi için günlük rutinin
bir parçası. Bu bağlamda da
Türkiye’deki firmaların kendilerini
özelleştirmeleri için yapmaları
gereken ilk hamle başarılı bir
çağrı merkezi olarak akla geliyor.
Ülkemizde çağrı merkezi sektörü
de zaten sürekli büyümesi ve
gelişen servis anlayışı ile firmalar
ile müşterileri bir araya getirerek
satış öncesi ve sonrasında
iyi bir tecrübe yaşanmasına
olanak tanıyor.
Bir akşam eve dönerken eşinize
“Bugün dışarıdan söyleyelim”
diyorsunuz. İstanbul’daki evinize
yemek siparişi vermek için
aradığınız çağrı merkezinde ise
Bingöl’de bir genç sizden sipariş
alıp ihtiyacınızı karşılamaya
yardımcı oluyor.
Firmanın Müşteriyle Arasındaki
Yegane Köprü
Çağrı merkezleri çoğu zaman
müşterilerin firmaları tanıdığı ve
firma ile doğrudan iletişime geçtiği
tek yer olabiliyor. Bu anlamda
müşterinin gözünde oluşan
marka algısını da belirleyebiliyor
çağrı merkezleri. Müşteri
çağrı merkezini aradığında
yapacağı kötü bir görüşme bir
daha marka ile çalışmamasına
sebebiyet verebilirken, tam
tersine çağrı merkezi elemanının
hoş görüşü, ilgili davranışları
da firmaya bağlı bir müşteri
portföyü oluşturabiliyor.
Müşterilerin çağrı merkezlerini
ararken beklentileri çok yüksek
olabiliyor. Özellikle teknik destek
tarafını bir kenara bırakırsak,
telekomünikasyon ya da
bankacılık sektöründe müşterinin
yüksek beklentileri, karşılığında
kalifiye eleman ihtiyacı doğuruyor.
Bu yüzden de çağrı merkezi
çalışanlarının üniversitelerin
önlisans programlarında ya
da özel kurslarda gördükleri
eğitimin yanında firmalar
tarafından da özel bir eğitime tabi
tutulması gerekiyor.
Dünyada seat (koltuk anlamına
gelse de ülkemizde çağrı merkezi
masası olarak adlandırılıyor)
başına maliyet 6 bin Avro ile ➤
ekim14 •
61
Çağrı Merkezlerindeki Çalışanlardan Neler Bekleniyor?
Çağrı merkezleri tercihen üniversite mezunu
olmak üzere, lise ve yüksekokul mezunlarına
da kariyer imkanı sağlayabilen bir sektör. Her
firmaya göre değişebilen bir kriter olmakla birlikte
sektör genelinde çalışanların yaş ortalaması
24-26 aralığında. Çağrı merkezinin çalıştığı
sektöre göre çalışanların yabancı dil bilmesi de
gerekiyor. Özellikle yurtdışı firmalara çalışan
Türk şirketlerinin çağrı merkezlerinde yabancı
dil şart. Bunun dışında ülkemizde de yabancı
ziyaretçilere hizmet veren, hepimizin bildiği “Press
9 for English” cümlesinden sonra 9’a bastığımızda
karşımıza gelen çağrı merkezleri çalışanları da
haliyle İngilizce biliyor.
Çağrı merkezi müşteri temsilcisi, iş sağlığı ve
güvenliği, çevre koruma, kalite kural ve yöntemleri
çerçevesinde, yetkisi dahilinde ve tanımlanmış
görev talimatlarına göre, çalışma öncesi hazırlık
yapan, çağrı cevaplayan, çağrı sonrası backoffice
işlemlerini yapan, iş organizasyonu yapan, çağrı
merkezi bilgisayar uygulamalarını kullanan,
mesleki gelişim faaliyetlerini yürüten nitelikli
meslek elemanı konumunda bulunuyor.
Üniversiteler Çağrı Merkezlerine de
Eleman Yetiştiriyor
Çağrı merkezlerinde müşteri temsilcilerine
çalışmaya başlamadan önce eğitimler veriliyor.
Eğitim başlıkları; “Çağrı Merkezi Mesleğine Adım
Atmak ve Sizi Bekleyenler”, “Temel Çağrı Merkezi
Dinamikleri”, “Temel Telefonda Profesyonel
İletişim ve Diksiyon”, “Zor Çağrıları Ele Alma
ve İkna Temelleri”, “Temel Satış Becerileri”ni
içeriyor. Türkiye’deki birçok üniversitede Çağrı
Merkezi Hizmetleri Ön Lisans Programı bulunuyor.
Diğer tüm alanlarda olduğu gibi, üniversitede
alınan eğitim, başarılı bir kariyerin ilk adımını
62
• ekim14
atmak için kişilere sağlam bir zemin hazırlıyor.
Bu eğitim sektörde elde edilen tecrübeyle
birleştirildiğinde kariyer basamakları hızlı bir
şekilde tırmanılabiliyor.
İyi Bir İletişimci Olmak Gerekiyor
Çağrı merkezi sektörü, kişiler için birçok kariyer
fırsatı sunuyor. Çağrı merkezinde çalışmak
öncelikle iyi bir iletişimci olmayı sağlıyor. İyi
iletişimci olmak sadece iş hayatının değil, sosyal,
özel hayatın da kalitesini artırmanın kapısını
açıyor. Sektörümüz paralel ve dikey pozisyonları
doldurmak için mevcut insan kaynağını kullanmak
eğiliminde. Tüm çalışanlar için yürütülen eğitim
faaliyetlerinin yanı sıra organizasyondaki
çalışanların gelişimine odaklı çalışan akademik
yapılar ile kapsamlı yedekleme ve yetiştirme
programları uygulanıyor. Böylece mevcut çalışanlar
bir sonraki pozisyona hazırlanıyorlar. İşletmenin
operasyon dışındaki tüm birimleri de operasyona
destek verdiğinden bu birimlere de çağrı merkezi
çalışanlarından geçişler oluyor. İşletmenin her
biriminde çağrı merkezinin havasını soluyan
çalışanlar ile operasyon birimlerinin verimliliğine
katkı sağlanıyor. Tüm bu olanaklar, gençlere
kariyerleri için birçok avantaj sunuyor.
Çağrı merkezi sektörü, alternatif çalışma
modelleri ve esnek çalışma saatleri nedeniyle
üniversite öğrencileri tarafından sıklıkla tercih
edilen iş alanlarından. Sektörde yarı zamanlı
çalışma modeline uygun olan pozisyonun daha
çok müşteri temsilcisi pozisyonu olduğunu
söylenebilir. Diğer sektörlerden farklı olarak çağrı
merkezlerinde uygulanabilen evden çalışma modeli
ile öğrenciler, özellikle engelli vatandaşlarımız ve
ev hanımları da sektörümüzde çalışma imkanına
kavuşarak ekonomiye dahil olabiliyorlar.
ÖZEL DO SYA
8 bin Avro arasındayken
ülkemizde ise 10 bin TL civarında.
Bu anlamda işyerleri aslında ciddi
bir yatırım yapıyor çalışanlara,
fakat buna rağmen çalışanları
çağrı merkezlerinde çalışma
süreleri çoğu zaman kısa oluyor.
Üniversite öğrencileri tarafından
ya da freelance çalışmak isteyen
kişiler tarafından da çağrı
merkezleri ideal bir iş imkanı
olarak ortaya çıkıyor.
➤
Anadolu Çağrı
Merkezleriyle Gelişiyor
Çağrı merkezi sektörü ülkemizde
şirketler ve müşteriler arasında
oluşturduğu köprü ile her iki tarafa
da değer sağlıyor. 2014 yılında
80 binden fazla kişiyi istihdam
eden sektörün önümüzdeki 5
yılda 100 bin kişiden fazla kişiye
iş imkanı sağlaması bekleniyor.
Ayrıca çağrı merkezlerinin
büyük şehirlere kurulmasının
bir gereklilik olmaması da
özellikle Anadolu’daki şehirlerin
gelişmesine olanak tanıyor.
43 üyesi ile birlikte sektörün yüzde
85’ini temsil eden Çağrı Merkezleri
Derneği’nin IMI Conferences
işbirliğiyle gerçekleştirdiği, Türkiye
çağrı merkezi sektörü hakkında
yapılmış en güncel ve kapsamlı
araştırma olma özelliğini taşıyan
çalışmanın sonuçları geçtiğimiz
ay yayınlandı.
Toplantının açılış konuşmasını
yapan ve güncel pazar verilerini
paylaşan ÇMD Yönetim Kurulu
Başkanı Metin Tarakçı, sektörün
büyüme trendinin devam
ettiğini ve 2014 yılındaki pazar
büyklüğünün 1,6 milyar dolara
ulaştığını belirtti. Çağrı merkezi
sektörünün istihdam yaratma
ve bölgesel kalkınmaya destek
konusunda en stratejik ve önemli
sektörlerden biri olduğunu
vurgulayan Tarakçı, sektörde
sağlanan istihdamın 80 bin kişiye
ulaştığını belirtti.
2014 yılı itibariyle Türkiye’de
43’ten fazla ilde çağrı merkezleri
faaliyet gösteriyor. Türkiye’deki
çağrı merkezi sayısının şu an
yaklaşık 1.200 adet olduğu
tahmin ediliyor.
100 Bin Kişiye İş İmkanı
2007 yılından 2014 yılına kadar
olan çağrı merkezi istihdam
artışının da ayrıntılı olarak ifade
edildiği araştırma verilerine göre
2013 yılında 70.200 kişi olan
Müşteri Temsilcisi sayısının % 14
artış göstererek 2014 yılı sonunda
80.000 kişiye ulaşacağı tahmin
ediliyor. Müşteri Temsilcisi
sayısının artışında özellikle dış
kaynak servis sağlayıcıların
yaptığı yeni yatırımlar ile gelen
istihdam artışı göze çarpıyor.
İstihdamın coğrafi olarak dağılımı
ise; % 42 İstanbul, % 8 Ankara,
% 3 İzmir ve % 47 diğer Anadolu
illerimiz şeklinde.
Araştırma verilerine göre seat
büyüklüğü ise geçtiğimiz yıla oranla
yüzde 8 büyüme kaydederek 73.000’
e ulaştı. Toplam seat kapasitesinin
% 28’ini telekomünikasyon sektörü
oluşturmakta. Finans/ Sigortacılık
sektörü % 22,1’lik oranla ikinci
sırada yer alırken, Kamu sektörü
ise % 8,7’lik oranla en çok seat
kapasitesini kullanan üçüncü sektör
konumunda bulunmakta. ➤
ekim14 •
63
2014 yılında da çağrı
merkezlerinde çalışan Müşteri
Temsilcilerinin yaş ortalaması
gençlerin çağrı merkezi
sektörünü tercih ettiğini
gösterdi. Çalışanların % 44,5’i
21-24 yaş aralığında, % 26,7’si
25-29 yaş aralığında, % 14,6 30
yaş ve üzeri, % 14,2’si ise 18-20
yaş aralığında oldu. Araştırma
kapsamında çalışanların eğitim
durumları ise; % 35’i lise mezunu,
% 27’si üniversite mezunu, %
25’i yüksekokul mezunu, % 11’i
öğrenci olarak ortaya çıktı.
➤
Yeni Platform: Sosyal Medya
Telefonun en iyi iletişim aracı
olduğu dönemler artık geride
kaldı denebilir. Neredeyse dünya
üzerindeki her insanın bir şekilde
dahil olduğu sosyal ağlar da artık
müşteriler tarafından firmayla
iletişim için kullanılabiliyor.
Sosyal medyayı kullanmayan
şirketlerin müşteri gözünde 1-0
mağlup başladığı da apaçık ortada.
Bu yüzden şirketlerin pek çoğu
sadece sosyal medya üzerinden
kullanıcıların sorularını ve
taleplerini yanıtlayan elemanlar
istihdam ediyorlar.
Şirketlerin sosyal medya
üzerindeki kurumsal ya da
müşteriye yakın duruşları
müşterinin gözünde bir algı
oluşturmaya yarıyor. Diğer yandan
müşteriler de doğrudan firma ile
sosyal medya üzerinden iletişime
geçiyorlar. Bu iletişimin karşılıksız
kalması da müşteri gözünde
firmanın değerini düşürebilecek
bir etken.
Firmaların bazıları sosyal
medya kanalları üzerinden
gelen tüm soruları doğrudan
cevaplamaya özen gösteriyor.
Bazı firmalar ise bunun yerine
iletişime geçen müşteriden
bir iletişim numarası isteyerek
çağrı merkezi çalışanlarını
müşterinin ihtiyacını karşılayacak
şekilde yönlendirebiliyorlar. Bu
bağlamda rahatlıklar artık çağrı
merkezlerinin bir diğer karşıladığı
ihtiyacın da sosyal medya
olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Gelişen Yazılımlar ile Gelişen
Çağrı Merkezi Sistemleri
Günümüzde artık çağrı
merkezleri telefon üzerinden
daha ok bilgisayarlar üzerinde
çalışıyor diyebiliriz. CRM
sistemlerinin gelişmesi ve
tüm çağrı merkezlerinin artık
VoIP sistemlerini kullandığı
düşünüldüğünde, birbirleriyle
uyumlu çalışan sistemler çok daha
önemli hale geliyor.
CRM yazılımları sayesinde
çağrı merkezi çalışanları, arayan
kişinin bilgilerine anında
ulaşabiliyor ve buna göre
müşterinin ihtiyaçlarına göre
daha ayrıntılı cevaplar verebiliyor.
Çağrı merkezi çalışanları örnek
olarak müşterinin daha önceki
Üniversite Düzeyinde Çağrı Merkezi Eğitimi
Türkiye çağında toplamda 18 üniversitede önlisans düzeyinde Çağrı Merkezi Hizmetleri Ön Lisans
Programı yapılıyor. Öğrenciler programlara tam zamanlı olarak katılabildikleri gibi isterlerse Açık Öğretim
Fakültesi sayesinde uzaktan eğitim seçeneğiyle de eğitimlerini alabiliyorlar. Bu üniversiteler toplamda
her yıl 1575 mezun vererek sektöre kalifiye eleman sağlıyorlar. Ülkemizde çağrı merkezi sektörünün
gelişimine paralel olarak nitelikli eleman ihtiyacı da artıyor. Bu nedenle sektöre ilgi duyan ve bu alanda
eğitim alarak mesleki anlamda uzmanlaşmak isteyenlere uzaktan eğitim yoluyla sektörde istihdam
edilme imkânı sağlanması amaçlanmakta.
Programa katılan öğrenciler 2 yıllık eğitimin sonunda Çağrı Merkezi Meslek Elemanı sıfatı ile
fakültelerinden diplomalarını alarak meslek hayatına atılabiliyorlar.
Ön Lisans Programı Olan Üniversiteler
1 Akdeniz Üniversitesi ANTALYA
2 Anadolu Üniversitesi ESKİŞEHİR
3 Atatürk Üniversitesi ERZURUM
4 Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi BİLECİK
5 Bingöl Üniversitesi BİNGÖL
6 Bitlis Eren Üniversitesi BİTLİS
7 Bülent Ecevit Üniversitesi ZONGULDAK
8 Cumhuriyet Üniversitesi SİVAS
9 Düzce Üniversitesi DÜZCE
64
• ekim14
10 Erzincan Üniversitesi ERZİNCAN
11 Giresun Üniversitesi GİRESUN
12 K.Maraş Sütçü İmam Üniversitesi KAHRAMANMARAŞ
13 Karadeniz Teknik Üniversitesi TRABZON
14 Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi BURDUR
15 Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi NEVŞEHİR
16 Okan Üniversitesi İSTANBUL
17 Ondokuz Mayıs Üniversitesi SAMSUN
18 Süleyman Demirel Üniversitesi ISPARTA
ÖZEL DO SYA
Engelliler İçin İş İmkanı
Ülkemizde görme engelli bireylerin toplumla bütünleşmesi, bireysel
ve sosyal yaşamlarını sağlıklı bir şekilde sürdürebilmeleri açısından
eğitim olanaklarının artırılması ve yaygınlaştırılması önemli bir
gereklilik olarak öne çıkıyor. Ayrıca mesleki statüleri açısından,
engelli çalışanların gelir düzeyinin, benzer özgeçmişe sahip ancak
görme engelli olmayan çalışanlara göre daha düşük olduğu da
toplumsal alanda yaşanan önemli sorunlardan biri konumunda.
Görme engellilere hem meslek kazandırılması hem de Türkiye’nin
en hızlı gelişen sektörlerinden biri olan çağrı merkezi sektöründe
kariyer yolu açılması hedefleniyor.
Son bir kaç yıldır ülkemizde başlatılan çağrı merkezi için
kalifiye eleman yetiştiren kurslarda eğitim gören gençler, çağrı
merkezlerinde istihdam ediliyorlar. Engelli bireyler için özel
olarak geliştirilmiş yazılımlar sayesinde eğitim süreci de mümkün
olduğunca hızlı ilerliyor ve konusunda uzman çalışanlar yetiştiriliyor.
taleplerini ya da sorunlarını anında
ekranlarında gördüklerinden
buna göre müşteriye alternatif
çözümler üretebiliyorlar.
Yönetici tarafında CRM
sistemleri sayesinde çağrı merkezi
çalışanlarının performans raporları
rahatlıkla listelenebiliyor. Buna göre
çalışanların ihtiyaçları doğrultusunda
performanslarının yükseltilmesi de
mümkün oluyor. Ayrıca aktif çağrı
dinleme sistemleri sayesinde ekip
liderleri isterlerse görüşmelerde
konuya dahil olup hem sorunun
çözümüne fayda sağlayabiliyor, hem
de yine müşteri tarafında güven
duygusu yaratıyor.
Web tabanlı olarak çalışabilen
bu sistemler ayrıca evden çalışan
çağrı merkezi elemanlarının da
rahatlıkla tüm bilgilere ulaşmasını
mümkün kılıyor. Evden çalışan
kişilerin dahi molaları belirli bir
limitleme dahilinda olduğundan
yine performans takibi rahatlıkla
gerçekleştirilebiliyor.
ekim14 •
65
HABER
SO N SAYFA
Potansiyeli Sonsuz Bir
Servis: Çağrı Merkezleri
Ülkemizde son yıllarda hızlı büyümesini
sürdüren çağrı merkezi sektöründe artık
hedefimiz dünyanın sayılı ülkelerinden birisi
haline gelmek. Bunun içinde global şirketlerin
ilgisini çekecek kalitede, global servis verebilecek
kalifiye elemanlara ihtiyacımız var
Ç
ağrı merkezleri ülkemizde
çok önemli bir yer tutuyor.
İnternet her ne kadar
artık 7’den 70’e herkes
tarafından kullanılıyor
olsa da bazı konularda
insanların internet
üzerinden yapılan işlemlere
güvenmediği sonucu ortaya çıkıyor. Bu
yüzden de yine telefon üzerinde yapılan
işlemler vazgeçilmez bir hal alıyor. Ayrıca
yine telefon üzerinde gerçek bir insan ile
görüşmek de insana güven duygusu verdiği
için tercih ediliyor.
Telefonda görüşme sırasında kaşınızdaki
insan ile tek iletişiminiz ses olduğundan,
özellikle çalışan tarafında sonsuz çeşitlilik
imkanı sunuluyor. Çalışanlar bu sayede
evden serbest biçimde çalışabiliyor
ya da özellikle engelli vatandaşlar için
biçilmiş kaftan bir çalışma fırsatı ortaya
çıkıyor. Fakat çağrı merkezi çalışanlarının
aldıkları özel eğitimler fark yaratmada çok
önem taşıyor.
Sektör Dallanıyor
Global Sektör
CRM yazılımları ile artık çağrı
merkezlerinde çalışanların takibi ve
bunun yanında işyerinin performansının
toplu takibi de oldukça kolay bir hal
aldı. Sorunların kolaylıkla görülmesi,
devamında kolaylıkla çözüm üretilmesini
mümkün kılıyor. Ayrıca çalışanların
performanslarının yükselmesine odaklı
olarak yeni sistemler ile ruh halleriyle ilgili
dahi bilgi alınabiliyor.
Umuyorum ki önümüzdeki yıllarda global
bir şirketin çağrı merkezini aradığımda çok
düzgün bir İngilizce konuşmayı başaran ve
Türkiye’de konuşlanmış bir çağrı merkezi
elemanı ile görüşebileceğiz.
Ülkemizde üniversitelerde sektöre eleman
yetiştirmek için 2 yıllık önlisans programı
veriyor . İngilizce eğitimini de almış olarak
öğrenciler mezun oluyorlar. Çalışacakları
sektöre yönelik özel eğitim devreye giriyor
bu noktadan sonra da.
Yabancı menşeili şirketlerin çağrı
merkezini aradığınızda ya da onlar
tarafından arandığınızda karşınızda
görüştüğünüz kişi büyük bir ihtimalle
aksanından açıkça belli eden bir Hintli ya
da Çinli olabiliyor. Bu da çağrı merkezi
sektörünün aslında yer bağımsız olduğunu
açıkça gösteriyor. Ülkemiz çağürı merkezi
sektörü de zaten halihazırda yurtdışına
servis satıyor. Sektörün büyüme potansiyeli
ise sonsuz.
Gelişen iletişim anlayışıyla artık
müşterilerin şikayet ve talepleri sadece
telefon ya da resmi internet sitesi
üzerinden ulaşmıyor firmalara. Bunun
yerine neredeyse internet erişimi olan
herkesin kullandığı Facebook, Twitter
gibi sosyal ağlar üzerinden de şirketlere
ulaşım oldukça rahat. Günümüzde bazı
firmalar sosyal medya tarafını tamamen
boşlarken, bazıları ise bu yeni iletişim
biçiminin öneminin farkına çoktan
vardı bile.
Sosyal medya üzerindeki iletişim
aslında alışılagelmiş çağrı merkezlerinden
farklı değil. Bu yüzden kalifiye çağrı
merkezleri elemanları, müşteri sorunlarını
çözmek için sosyal medya üzerinden
de destek veriyorlar. Tabii bazı firmalar
daha da kolayına kaçıp müşterilerinden
iletişim numarası isteyerek yine çağrı
merkezi üzerinden, telefon ileiletişimi
gerçekleştiriyorlar.
C
M
Y
CM
MY
CY
CMY
K
Yazılım Desteği İle Kolay Takip
Gökhan Menge
[email protected]
66
ocak’12
35
Download

İndir - IT Advisor