ĐZMĐR BORNOVA ROTARY KULÜBÜ
Kuruluş Tarihi:1984 Charter Tarihi:12/03/1986 UR No:23522
Toplantı Yeri: Kordon Otel – Salı Saat:12:00 – 14:00
www.bornovarotary.org
HAFTALIK KULÜP BÜLTENĐ
TOPLANTI BĐLGĐLERĐMĐZ
BU HAFTA
NO
: 1476
TARĐHĐ
: 08.04.2014
YERĐ
: Kordon Otel
SAATĐ
: 12:00
GÜNDEM
: Alerjik Hastalıklar
KONUŞMACI : Prof.Dr.Cengiz Kırmaz
GEÇEN HAFTA
NO
: 1475
TARĐHĐ
: 01.04.2014
YERĐ
: Kordon Otel
SAATĐ
: 12:00
GÜNDEM
: Gülümsemenin Büyüsü
KONUŞMACI : Psikolog Kutay Ürkmen
ĐZMĐR BORNOVA ROTARY KULÜBÜ
Kuruluş Tarihi:1984 Charter Tarihi:12/03/1986 UR No:23522
Toplantı Yeri: Kordon Otel – Salı Saat:12:00 – 14:00
www.bornovarotary.org
HAFTALIK KULÜP BÜLTENĐ
GEÇEN HAFTAKĐ DEVAM DURUMU
Üye Sayısı
Gelen Üye Ortalama
25
16
64
AKTĐF
DEVAMDAN MUAF
19
9
2013-2014 DÖNEM
U.R. BAŞKANI
RON D.BURTON
2440. BÖLGE BAŞKANI
ESAT KARDIÇALI
Konuklarımız:
Esra Yelda Uşkun
Nazan Özaydın
Tülay Sönmez
Günfer Ateş
Nilgül Uysal
Arzu Ergören
Burcu Doğan
Tuba Örnekoğlu
Yasemin Örnekoğlu
Nadire Kartal
Nesligül Sertdemir
6. GRUP GUV. YRD
HAKAN HEKĐMGĐL
KULÜP YÖNETĐM
KURULU
BAŞKAN
HAKAN ÖRNEKOĞLU
(Đlker Sönmez’in misafiri)
(Đlker Sönmez’in misafiri)
(Đlker Sönmez’in misafiri)
(Mahmut Ateş’in misafiri)
(Saim Uysal’ın misafiri)
(Erim Ergören’in misafiri)
(Gökhan Doğan’ın misafiri)
(Hakan Örnekoğlu’nun misafiri)
(Hakan Örnekoğlu’nun misafiri)
(Ceyhun Kartal’ın misafiri)
(Ali Sertdemir’in misafiri)
Mazeret Bildirenler:
Cem Akçay, Đbrahim Güdüm, Kor Yereli,
ASBAŞKAN
SERKAN ODAMAN
SEKRETER
CAN BOYDAK
SAYMAN
ĐLKER SÖNMEZ
ÜYE ( GDB )
HALĐL KALAYCIOĞLU
DENETĐM KURULU
ÖZER ZABITÇI
CĐHAT KOLCUOĞLU
GÜNHAN ERBAKAN
Özlediğimiz Dostlarımız
Can Ersoy, Halim Bezircilioğlu, Bülent Serdaroğlu, Mustafa
Alpaslan, Nezir Gürsoy, Uğur Şahbaz,
MUTLU GÜNLERĐM
Z
GÜNLER MĐZ
DOĞUMGÜNÜ
•
•
•
•
•
•
•
•
•
Đsa Durmaz’ın
Yılmaz Doğanca’nın oğlu Cem’in
Can Ersoy’un kızı Deniz Lal’ın
Mahmut Ateş’in eşi Günfer hanımın
Yılmaz Doğanca’nın kızı Seher’in
Enver Erdoğan’ın kızı Gaye’nin
Emin Tüfekçiler’in kızı Handan’ın
Beliğ Onat’ın oğlu Ozan’ın
Şamil Girgin’in eşi Şefika hanımın
01 NĐSAN SALI
01 NĐSAN SALI
01 NĐSAN SALI
02 NĐSAN ÇARŞAMBA
02 NĐSAN ÇARŞAMBA
03 NĐSAN PERŞEMBE
05 NĐSAN CUMARTESĐ
06 NĐSAN PAZAR
07 NĐSAN PAZARTESĐ
Tüm üyelerimizin mutlu günlerini kutluyor,
esenlikler diliyoruz.
2
ANA KOMĐTE ve OCAKBAŞI GRUP
BAŞKANLARIMIZ
DÖRTLÜ
ÖZDENETĐ
ÖZDENETĐM
Düş
Düşündüğ
ündüğümüz,
söylediğ
söylediğimiz ve
yaptığ
yaptığımız her
şey;
• GERÇEĞ
GERÇEĞE
UYGUN MU?
Üyelik Gel Kom.
• MUSTAFA ALPASLAN
• HÜSNÜ ĐLERĐ
• NEZĐR GÜRSOY
Kulüp Yönetim Kom.
•
•
•
•
Hiz. Projeleri Kom.
• BEDĐ TÜRETKEN
• HALĐM BEZĐRCĐLĐOĞLU
• ĐBRAHĐM GÜDÜM
Halkla Đlişkiler Kom.
• H. BÜLENT
SERDAROĞLU
• ERĐM ERGÖREN
• UĞUR ŞAHBAZ
• ALĐ SERTDEMĐR
• ĐLGĐ
LGĐLĐLERĐ
LERĐN TÜMÜ
ĐÇĐN ADĐ
ADĐL MĐ
MĐ?
• ĐYĐ NĐ
NĐYET VE
DAHA ĐYĐ
DOSTLUKLARI
SAĞ
SAĞLAYACAK MI?
• ĐLGĐ
LGĐLĐLERĐ
LERĐN
TÜMÜ ĐÇĐN
YARARLI MI ?
HALĐL KALAYCIOĞLU
HASAN ANLI
CAN ERSOY
ŞAMĐL GĐRGĐN
Rotary Vakfı Kom.
• SADUN OĞAN
AN
• ĐLKER SÖNMEZ
Bülten Komitesi
• EROL YEŞĐLPINAR
• KORAY OTAĞ
OCAKBAŞI GRUP BŞK
HALĐL KALAYCIOĞLU
3
TOPLANTI ÖZETĐ
Bu haftaki toplantımızda “Gülümsemenin
Büyüsü” konusunda Psikolog Kutay
Ürkmen’i dinleme imkânı bulduk…
Sayın Ürkmen’in, toplantımızda yaptığı
sunumunu ana başlıklar halinde bülten
sonunda bulabilirsiniz.
Sayın Ürkmen’e yapmış olduğu
konuşmasından dolayı bir kez daha
teşekkür ediyoruz…
4
5
DUYURULAR
• 08 Nisan tarihli toplantımızın konuşmacı konuğu Prof.Dr.Cengiz Kırmaz konumuz
ise “Alerjik Hastalıklar” şeklinde saat:12:00 Kordon Otel’de yapılacaktır. Alerji
konusunda önemli bilgiler alacağımızı düşündüğümüz, toplantımıza, programı
müsait olan eşlerinde katılımlarını bekliyoruz…
KULÜP GEZĐSĐ
• 18-20 Nisan tarihlerinde Afyon Termal Otel’de konaklamalı olmak üzere “Kulüp
Gezisi” planlanmaktadır... Program detaylarının daha sonra bildirileceği geziye
takviminizde yer vermeniz rica olunur…
BÖLGEDEN DUYURULAR
• Bölge Çalıştayı 10-13 Nisan 2014 tarihleri arasında Kuşadası Pine Bay Resort &
Spa Otel’de Söke Rotary Kulübü evsahipliğinde,
• Bölge Konferansı 1-4 Mayıs 2014 tarihleri arasında Bodrum Türkbükü Hilton
Otelde Gündoğdu Rotary Kulübü evsahipliğinde yapılacaktır.
HAFTANIN ĐNCĐLERĐ
• Yanlış yolda yürümek yerine, doğru yolda beklemek daha iyidir…
• Dünyada en kolay şey, insanın kendi kendine sadık ve saygılı kalmasıdır…
ÖZLÜ VE GÜZEL SÖZLER
•
•
•
•
•
•
•
Đki tür insan daima açtır… Biri bilimi arayan, diğeri ise parayı…
Para konuşmaya başladı mı, tüm erdemler susar…
Bıçak yarası geçer, ama dil yarası asla…
Ağaç gölgesi ile birlikte yıkılır…
Gözün karnı yoktur… Doymaz…
Deniz fırtınalardan önce çarşaf gibidir…
Đnsan; malını mülkünü değil, ismini miras bırakmalıdır…
6
EDĐTÖRDEN:
SAĞLIKLI YAŞAM = AKTĐF YAŞAM
Değerli Rotaryen Dostlarım… Öncelikle şunu belirtmem gerekir ki; yaşlanmak,
insan yaşamındaki yıl adedinin artması, ihtiyarlamak ise bedenle birlikte ruhun
da çökmesidir…
Đnsan doğar, yaşar ve ölür… Buradaki “Yaşar” sözcüğüne “Ömür” denir. Her
canlının bir ömrü vardır. Bu, kısa ya da uzun olabilir. Uzun ömürlülere bir yaştan sonra
“ihtiyar” da denilmeye başlanır. Yaşlılık ile ihtiyarlık eş anlamlı görünse de aynı
şeyler değildir.
Gençlik, nasıl ki ömrün bir parçasıysa, ihtiyarlık da ömrün yaşanması gereken bir diğer
parçasıdır. Hiç kimse, birkaç yıl fazla yaşamakla ihtiyarlamaz… Kişiyi ihtiyarlatan,
ideallerinin ve yaşam sevincinin ölmesidir…
Đhtiyarlık, korkulacak bir hayat süreci değildir. Đhtiyar olmayı bilemediğimiz için ondan
korkar ve ürpeririz. Yaşamını yararlı bir şeklide kullanmayı bilen insanlar için asıl
önemli olan husus yaşlanmak ya da ihtiyarlamak değil olgunlaşmaktır.
Đhtiyarlık denen şey; beyaz ya da dökülmüş saçlardan ve yüz kırışıklıklarından ziyade,
artık geç kalındığı, oyunun bittiği, ölümün yaklaştığı ve bundan sonra yapacak bir
şeyin kalmadığı duygusuna kapılmaktır. Đhtiyarlamanın asıl sebebi bedenin
eskimesi ve kuvvetten düşmesi değil, ruhun ilgisizliğe terk edilmesidir.
Tıp adamlarınca yaşlanma: “Yaşayan hücrelerin patolojik değişimi, fiziki olarak
beden kuvvetinin azalması ve tüm uzuvlarda gerilemenin başlaması” olarak
tanımlanır. Đhtiyarlık, her ne kadar fizyolojik bir olay ise de, bunun geciktirilmesi
kişilerin elindedir. Yaşadığımız toplumda aynı yaştaki iki kişiden birinin bedenî ve
ruhî çöküntü içinde olduğu, diğerinin ise hayatiyetini koruduğuna çok rastlanır. Bedenî
ve ruhî hayatiyetini korumuş kişinin bu haline “AKTĐF ĐHTĐYAR” denir.
Hayatın uzun ya da kısa oluşu önemli değildir. Đhtiyarlık şu veya bu yaşta
başlamaz. Đhtiyarlık yaşı gönüldedir… Otuzunda çok ihtiyara rastlandığı gibi
sekseninde bile genç kalabilenler vardır.
Đş, beslenme, içki, cinsellik, uyku ve hayatın her noktasında ölçülü olmak ömrü
uzatır, yaşlanmayı geciktirir… Yapılan araştırmalara dayalı olarak insanlarda “50
yaşında randıman düşer, 65 yaşında ise beden erimeye başlar”…deniliyor. Önemli
olan, randımanın düşüşe geçtiğini fark edip, önlemler almak ve beden
egzersizlerini artırmaktır… Unutmayalım ki gençlik baki değildir. Önlem
alınmazsa yıllar insanı ihtiyarlığa götürür.
Bazı kişilere göre, yaşlanan bir beden eskiyen bir yapıya benzer… Đşte bedene
ne kadar iyi bakılırsa, o beden uzun müddet kişiye sağlıklı bir biçimde hizmete
devam eder. Ancak, bir yapıdan ayrı olarak, kişinin bedenini diri tutan bir de ruh,
düşünce ve felsefi yapısı vardır ki, esas olan bu yapıyı güçlü tutabilmektir…
7
Kişi kötümserliğe ve çöküntüye doğru hızlı yol alır ve ruh sağlığı bozulursa,
insanı toplum dışına iten bir durum ortaya çıkar. Đşte bu psikolojik yapıdan kurtulup
kişilik ve moral kazanılmalıdır. Böylece aktif yaşamı yakalamak ve bu
bunalımlardan çıkmak mümkün olabilir.
Đyimserlik insanı aktif ihtiyarlığa, karamsarlık ise pasif ihtiyarlığa götürür. Bunun
ikisi de kişiye göre bir yaşam tarzıdır. Ancak “ÖMRÜ HARCAMAYIP
BĐRĐKTĐRMEK, ÖLÜME GĐDEN YOLU KISALTIR…”
Yaşlanma ile ihtiyarlama birlikte oluşmaya başlarsa, kişi artık hem bedenen ve
hem de ruhen yaşlanmış, ölümün eşiğine gelmiş ve onu özler duruma düşmüş
demektir… Oysa insan olarak toplumsal ve yaşamsal görevimiz; hayatımızı
öleceğimize göre değil yaşayacağımıza göre planlamak olmalıdır.
Eğer sağlık açısından yaşlılıkta ihtiyarlamak istemiyorsak, gençlik ve orta yaş
yıllarında gereken önemleri almalıyız.
Nedir bunlar… ? Sigara içiyorsak, bırakmalıyız… Kullanıyorsak, içkiyi
azaltmalıyız.. Gıdamıza dikkat etmeliyiz… Aşırı kilolardan uzak durmalıyız…
Yaşanan yaşın gereği olan sporu devamlı yapmalıyız… Stresten uzak
durmalıyız… Periyodik sağlık kontrollerini düzenli olarak yaptırmalıyız.. Mümkün
olan sıklıkta seyahat etmeliyiz ve kısa tatiller yapmalıyız… Son olarak da, düzenli
bir sevgi ortamını sürdürmeliyiz… Netice olarak; hüzne ve paniğe kapılmadan,
hayatın bir sonu olduğunu kabul etmeliyiz… Yolun sonuna; bedensel ve ruhsal
olarak sağlam ulaşmaya çalışmalıyız…
Sık sık insanlara yaşlılıklarını hazırlamalarından söz edilir. Mesela: yatırım yapıp,
para biriktirmeleri önerilir. Yaşlılıklarını rahat geçirecek bazı hobilerle uğraşmaları
istenir ama bunlar yeterli değildir. Çünkü insan sosyal bir varlıktır. Toplum içinde,
topluma yararlı bir şekilde yaşamaları ve hayallerini yitirmeden amaçlı bir yaşam
sürdürmeleri gerekmektedir…
Trafik ışıkları üç renktir… Sarı, kırmızı ve yeşil… Hayatın yılları içinde de üç renk
vardır… Sarı, kırmızı ve yeşil… Hayatın bu renkleri içindeki sarı yıllar çok
önemlidir… 20 ile 45 yaş arasını kapsayan sarı yıllar, ileri yaşlara hazırlık
yıllarıdır… Bu yıllarda insan; gerek bedenen ve gerekse ruhen kişiliğini
güçlendirirse aktif yıllara yani “ AKTĐF ĐHTĐYARLIĞA” geçebilir… Aksi ise kırmızı
yıllara geçiştir..!
Yaşlılık çöküntüsün hızla gelişmesinin, fiziksel yönden acı verici ve moral
yönden korkunç oluşunun sorumluluğu toplumundur… Yaşlıya “Sen yaşlısın ve
emeklisin” diye eşyalaştırmak yerine onu toplum içine sokarak kazanmak ve
sahip olduğu tecrübelerden yararlanmak gerekir... ĐŞTE ROTARY’NĐN ĐNSANLA
ĐLGĐLĐ EN ÖNEMLĐ PROJELERĐ BU NOKTADA OLUŞUR… ROTARY’DE ĐNSANLA
ĐLGĐLĐ ÖYLE PROJELER VARDIR KĐ; KALPLE DÜŞÜNÜLÜR, KALPLE
PROĞRAMLANIR VE KALPLE UYGULANIR…
8
Sonuç olarak denebilir ki; yaşlanmadan ihtiyarlamak isteyenler, hayatın sarı
yıllarını harcayıp kırmızıda geçer ve hayat kazası yaparlar… Đhtiyarlamadan
yaşlanmak isteyenler ise, sarı yılları iyi değerlendirip “AKTĐF ve SAĞLIKLI ĐHTĐYARLIĞI” yakalarlar…
Unutmamak gerekir ki “HAYATIN HER YARINI, GERĐDE KALAN ÖMRÜMÜZÜN
ĐLK GÜNÜDÜR”..!
Derleyen: Rtn.Erol YEŞĐLPINAR
08.04.2014
9
BORNOVA ROTARY KULÜBÜ
2013-2014 DÖNEM OCAKBAŞI GRUPLARI
KULÜP BAŞKANI : HAKAN ÖRNEKOĞLU
OCAKBAŞI BAŞKANI : HALĐL KALAYCIOĞLU
1.GRUP
HASAN ANLI
HALĐM BEZĐRCĐOĞLU
TALAT KUTLUKAYA
ELGĐZ SEREN
YILMAZ DOĞANCA
GÜNHAN ERBAKAN
SERKAN ODAMAN
KOR YERELĐ
2.GRUP
AYKUT GÜSAR
JACKY PARDO
EMĐN TÜFEKÇĐLER
BÜLENT SERDAROĞLU
NEZĐR GÜRSOY
ĐBRAHĐM GÜDÜM
ERDOĞAN ÇĐÇEKÇĐ
GÖKHAN DOĞAN
3.GRUP
FAHRETTĐN MACĐT
ÖZER ZABITÇI
CEYHUN KARTAL
CEMAL BOZOKLAR
MAHMUT ATEŞ
GÜMAN KIZILTAN
SADUN OGAN
4.GRUP
SAĐM UYSAL
ŞAMĐL GĐRGĐN
ALĐ SERTDEMĐR
ĐSA DURMAZ
EROL YEŞĐLPINAR
ERĐM ERGÖREN
KORAY OTAĞ
5.GRUP
HÜSNÜ ĐLERĐ
ĐLKER SÖNMEZ
MUSTAFA ALPASLAN
BEDĐĐ TÜRETKEN
RAŞĐT BEŞERLER
ENVER ERDOĞAN
CAN BOYDAK
CEM AKÇAY
6.GRUP
BELĐĞ ONAT
CAN ERSOY
CĐHAT KOLCUOĞLU
BÜLENT ALPMAN
UĞUR ŞAHBAZ
ÖNDER BARLAS
FATMA TOLGA
10
GÜLÜMSEMENĐN BÜYÜSÜ
Unutmayın ki; her kapıyı küçük bir gülümseme ile açabilirsiniz. Gizli bir anahtarınız var
elinizde. Sabah kalktığınızda önce kendinize sonra ailenize gülümseyin, işe giderken
yolda tanıdıklarınıza gülümseyin, iş yerinde çalışma arkadaşlarınıza bir gülümsemeyi çok
görmeyin.
Canınız sıkkın olabilir, kendinizi mutsuz hissedebilirsiniz. Bir gülümsemeyle merhaba
deyin yeni umutlara ve bu gülümsemeye güvenin. Đçinde bulunduğunuz ruh halinden
kurtulmanıza ilk adım olacaktır. Gülümseyen insanlar yıldızlar gibidir. En derin
karanlıkları bile aydınlatırlar. Gittikleri her yerde hayatları kolaylaşır. Sadece kendi
hayatları değil karşılaştıkları insanların da hayatlarını kolaylaştırırlar.
Gülümsemek bulaşıcıdır. Gülümserseniz karşınızdaki insan da size gülümser. Moliere’in
de söylediği gibi “Đnsan gülebildiği kadar insandır.”
Okul öncesi çocuklar ortalama olarak günde 300 kez gülümserken, yetişkinler 20 kez
gülümserler. Bebekler 4 aylıkken gülmeye başlar. Ancak 20 günlükken benzer bir
yatkınlığa sahip olduğu bilim çevrelerinde araştırılmaktadır. Konuşma bilmeden, görme
ve konuşma yetileri olmadan doğan bebekler dahi gülme yeteneğine sahiptir.
Nörofizyolojiye göre Beyindeki ventromedialprefrontal cortex adlı bölümün endorfin
salgılaması gülmekle alakalıdır. Kortizol ve efinefrin gibi stres hormonlarında belirgin
azalma sağlar. Endorfin, fiziksel acıları da kısmen dindirir. Gülmenin bağışıklık sisteminin
de etkin çalışmasında etkisi vardır.
Sigmund Freud, gülmenin tansiyonu düşürdüğünü ve ruhsal enerji salgıladığını
söyler. John Morreall, gülmenin biyolojik kökenini, “tehlikenin geçmesi” karşısında
paylaşılan bir etkinlik, olarak tanımlar. Henri Bergson da bu konuda kayda değer
çalışmalar yürütmüştür. Bergson’a göre gülmek işbirliksel bir etkinliktir. Toplumsal ve
ahlaki bir yeri vardır. Đnsanlara kusurlarını bertaraf etme ve ortak paydada davranışları
uzlaştırma şansı verir. Komik olaylara güleriz çünkü bu durumlar hayatın sert, mekanik
ve zorlu bir düzeni olduğu izlenimi verir. Hayatımızda gösterdiğimiz başarının tam olarak
% 85’i bizim sosyal becerilerimize bağlıdır. Bu da, diğer insanlarla olumlu bir şekilde
iletişim kurabilmemiz ve hedeflerimize ulaşmada onların bizimle işbirliği yapmalarını
sağlayabilmemiz tarafından belirlenir.
Kişilerin kendilerine verdikleri değerin artmasını sağlayan birinci davranış şekli,
kabullenilmektir. Büyürken, gelişimimizin nasıl olduğunu anlamak için diğer insanların
yüzlerine bakarız. Diğer kişiler ve hatta tanımadığımız insanlar tarafından
kabullenilmenin derin ihtiyacına sahip bulunuruz. Đki insan birbiriyle karşılaştırıldığında,
aralarında kurulması gereken birinci öncelikli bağ, belli bir derecedeki bir kabullenmedir.
Karşımızdaki insanın bizi kabul edip etmediğini ve varlığımızdan mutluluk duyup
duymadığını görmek için onun gözlerine, gülümsemesine, yüzüne ve beden diline
bakarız. Karşımızdaki tarafından kabul edildiğimizde, kendimizi rahatlamış hissederiz.
11
Evrensel yasalar, gülümseyerek ve olumlu bir şekilde selamlayarak insanların kendilerini
iyi hissetmelerini sağladığımız takdirde, onların da bize karşılığını vermek üzere aynı
şekilde davranacaklarını söyler. En önemli şey, sevilmektir. Đnsanlar bizi sevdiklerinde,
bizimle işbirliği yapmak üzere daha istekli olurlar. Sevilmenin başlangıç noktası ise, diğer
insanları sevmemizdir. Bir diğer insanı sevdiğimizi ifade etmenin en basit yolu da,
karşılaştığımızda ona sıcak ve gönülden bir şekilde gülümsemektir. Bir gülümseyiş
insanın ruhsal durumunu tümden değiştirebilir, gününü aydınlatabilir.
Ayrıca gülme ve gülümseme ;
Beyni olumlu etkiler: Gülmek, olayları çok ciddiye almamak, sizi daha dengeli, daha
kontrollü biri yapar. Gülerken beynin iki tarafı da çalışır, bilinç düzeyiniz artar.
Vücudu canlandırır: Gülme sırasında nefes alış-verişiniz etkilenir, kas sistemi çalışır, kalp
atışları hızlanır. Dolaşım ve sinir sistemi olumlu etkilenir, derin nefes alıp verdiğiniz için
vücudunuza daha çok oksijen girer.
Cilt sağlıklı görünür: Sık ve içten gülen kişilerin cildi parlar. Çünkü hızlanan kan dolaşımı
ışıltı verir.
Enfeksiyonlardan korur: Gülmek kandaki alyuvarları arttırıyor, bu da vücudun
enfeksiyonlara karşı savaş kapasitesini yükseltiyor.
Sosyal yetenekleri arttırır: Esprili kişilerin insanlarla ilişkileri daha başarılıdır. Çünkü onlar
daha kolay iletişim kurar. Birlikte gülmek insanların arasındaki bağları kuvvetlendirir.
Đşte son bir yılda 18.000 ‘den fazla katılımcıyla paylaştığım “Gülümsemenin Büyüsü”
seminerimden belli başlıklar böyle. Bir çok kurum ve firmayla ½ günlük bir eğitim
programı olarak paylaştığım sunumumun sonunda ise tüm katılımcılara söylediğim son
söz şu oluyor;
“Ne Haliniz Varsa Gülün.” ☺
Psikolog Kutay Ürkmen
AKADEMĐ 35 Eğitim & Danışmanlık
12
Download

İndir - Bornova Rotary Kulübü