ASSSA SAM
ASSSA Stratejik Araştırma Merkezi
www.asssastratejibulteni.com
[email protected] Tel: 0312 431 50 26
Amerikan İstihbaratının 2014 Yılı Küresel Tehdit
Değerlendirmesi ve Türkiye'nin Durumu
Yazar: Cahit Armağan DİLEK
Savunma / Güvenlik Strj. Danışmanı
ABD'nin Ulusal İstihbarat Direktörlüğü (DNI) her yıl başında Kongre'ye ABD'nin ulusal
güvenliğine yönelik küresel tehdit değerlendirmesi sunmaktadır. 15 Ocak 2014 tarihi itibariyle
elde edilen bilgiler esas alınarak hazırlanan 2014 yılına ilişkin değerlendirme ise 29 Ocak
2014 tarihinde DNI Başkanı James R. Clapper tarafından Kongre'nin İstihbarat Komitesine
sunulmuştur.1
Değerlendirmenin birinci bölümünde tehdidin türüne (siber, karşı istihbarat, terörizm, kitle
imha silahları, uzayda silahlanma, sınır aşan örgütlü suçlar, ekonomi, doğal kaynaklar, sağlık
riskleri, kitlesel vahşetler), ikinci bölümünde ise bölgesel (Ortadoğu ve Kuzey Afrika, Güney
Asya, Sahraaltı Afrika, Doğu Asya, Rusya-Avrasya, Latin Amerika ve Karayipler, Avrupa)
olarak yapılmıştır.
Şimdi bu tehdit değerlendirme raporundaki Türkiye açısından da kritik olabileceği düşünülen
önemli tespitlere Amerikalı istihbaratçılarının kendi ifadelerini kullanarak ana hatlarıyla
bakalım. Türkiye açısından değerlendirmeyi sonuç bölümünde yapacağız.
Tehdidin Türüne Göre Değerlendirme
Bu bölümde siber tehdit öne çıkmaktadır. Daha önceki yıllarda olduğu gibi 2013 yılında da
ABD ve müttefikleri siber saldırılara maruz kalmıştır. Siber alanda en büyük tehdit bu alanda
önemli yeteneklere sahip olan Rusya ve Çin'den beklenmektedir. Davranışları tahmin
edilemez olarak değerlendirilen İran ve Kuzey Kore'nin ise ABD ve müttefiklerini
istikrarsızlaştırmak ya da provokasyon amaçlı siber saldırılar gerçekleştirebileceği
belirtilmektedir. Terör örgütlerinin de propaganda ve etki operasyonları, finansal faaliyetler ve
eleman toplama için siber yetenekler kazanmaya ağırlık verdikleri raporda yer almaktadır.
Karşı istihbarat faaliyetleri kapsamında başta Rusya ve Çin istihbarat merkezleri olmak üzere
bazı devlet ve devlet dışı örgütlerlerin çok değişik yöntem ve gelişmiş teknolojik sistemler
vasıtasıyla ABD'nin kritik ulusal güvenlik bilgilerini ele geçirmeye devam etmeleri
beklenmektedir.
Terörist tehdit ise değişik bir yelpazedeki (büyük terörist gruplardan ülke içinde ortaya çıkan
aşırı şiddet eylemcilerine, geçici gruplardan yabancı ülke kaynaklı gruplar) terörist
aktörlerden kaynaklanmaktadır. Nisan 2013 yılında Boston'daki saldırı unutulmamakla birlikte
tehdit halen karışık ve sofistike ancak El Kaide'nin ABD topraklarında büyük bir saldırı
gerçekleştirmesi daha düşük bir ihtimal olarak görülmektedir. Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki
istikrarsızlık bölgesel ve yerel olaylardan etkilenen El Kaide hareketinin merkezi yapısının
gevşemesini/dağılmasını hızlandırdı. Bu durum ise yeni terörist güç merkezlerin ortaya
çıkmasına ve El Kaide benzeri düşünce yapısını benimsemiş grupların bir araya
gelmesinden kaynaklanan tehdidin artmasına yol açtı.
-1-
ASSSA SAM
ASSSA Stratejik Araştırma Merkezi
www.asssastratejibulteni.com
[email protected] Tel: 0312 431 50 26
Terör tehdidi kapsamında Suriye'deki durumun negatif etkisi giderek artmaktadır. Suriye'deki
ortam bağımsız grupların veya El Kaide bağlantılı grupların dünyanın başka yerlerinde de
terörist saldırılar gerçekleştirebilecek güce kavuşmalarını sağlamıştır. Suriye'de Şii ve
Sünniler arasındaki düşmanlıklar artmakta ve komşu ülkelere yayılmaktadır. Çatışmaların
uzunca bir süreçte devam edeceği değerlendirilmektedir.
Terörist grupların kitle imha silahlarına sahip olma girişimleri ABD'ye, dünyanın değişik
bölgelerindeki Amerikan unsurlarına ve müttefiklere yönelik büyük bir tehdit olarak
görülmektedir. Bu kapsamda İran ve Kuzey Kore'nin balistik ve nükleer teknolojilerini
geliştirme faaliyetleri dikkatle izlenmektedir. İran'ın sahip olduğu bilimsel, teknik ve
endüstriyel yetenekleriyle er yada geç nükleer silah üretebileceği değerlendirilmektedir.
Nükleer silah üretilmesini belirleyecek olan ise İran'ın politik niyeti ve isteğidir. Kuzey Kore'nin
nükleer silahları ve füze programları hem ABD'ye hem de dünyanın en büyük nüfus, silahlı
kuvvetleri ve ekonomilerine sahip ülkelerin bulunduğu Doğu Asya'nın güvenlik ortamına
tehdit oluşturmaktadır. Kuzey Kore yönetimi ordusunun konvansiyonel silahlar açısından
yetersiz olması nedeniyle caydırıcılık ve savunma için nükleer silahlara sahip olmayı
istemektedir. Nükleer silahların caydırıcılık, prestij ve zorlayıcı diplomasi uygulayabilmek için
hedeflendiği değerlendirilmektedir ancak Kuzey Kore'nin nükleer doktrini ve uygulama
konsepti bilinmemektedir.
Doğal kaynaklara (özellikle su, yiyecek ve enerji) ulaşmak ve korumak yönündeki küresel ve
bölgesel mücadele büyüyen bir güvenlik tehdididir. Demografik yapılardaki değişiklikler, aşırı
olumsuz meteorolojik şarlar, doğal olaylar/afetler doğal kaynakları ulaşmayı ve kullanımı
olumsuz etkilemekte, tehdidin boyutunu artırmaktadır.
Kitlesel vahşet (kitlesel kıyım-zulüm-işkence) diyebileceğimiz olayların dünya genelinde 2014
ve sonrasında artacağı değerlendirilmektedir. İnsan hakları konusunda artan duyarlılığa
rağmen 2014 ve sonrasındaki dönemde kitlesel vahşetleri önlemeye yönelik uluslararası
istek ve yeteneklerin azalması beklenmektedir. Bu tür kitlesel vahşetlerin önlenmesinde
dünyanın hemen hemen tümü ABD'nin liderlik yapmasını beklemektedir.
Bölgesel Değerlendirme
Üç yıl önce başlayan Arap Baharı hareketinin yaşandığı Ortadoğu ve Kuzey Afrika
Bölgesindeki ülkelerdeki liderlerin devrilmesi ve rejimlerin zayıflaması etnik ve mezhepsel
mücadeleyi tetikleyerek şiddeti yaygınlaştırmaktadır. Bu nedenle 2014 yılında bölgedeki
siyasi istikrarsızlık ve şiddetin artması beklenmektedir. Suriye'deki iç savaş bölgesel ve
mezhepsel gerilimi de artırmaktadır. Suriye, İran-Lübnan Hizbullahının bir tarafta Sunni Arap
devletlerinin diğer tarafta olduğu bir vekalet savaşına sahne olmaktadır.
Suriye iç savaşının yayılma korkusu Lübnan ve Irak'taki etnik gerilimi artırmakta ve
çatışmalara yol açmaktadır. İç savaşın iki tarafı (Esad ve muhalifler) bu savaştan zaferle
çıkacaklarına inanmaktadır ancak mevcut imkanları ve ulaşabildikleri dış destekler dikkate
alındığında en azından önümüzdeki altı aylık süreçte tarafların gidişatı değiştirecek güçleri
yoktur. Suriye'de uzayan iç savaş Irak'ı da istikrarsızlaştırmakta, Irak-Suriye arasında çift
yönlü olarak Sünni aşırı dincilerin geçişini kolaylaştırarak El Kaide'nin hem Irak hem de
Suriye'deki saldırılarının artmasına neden olmaktadır.
-2-
ASSSA SAM
ASSSA Stratejik Araştırma Merkezi
www.asssastratejibulteni.com
[email protected] Tel: 0312 431 50 26
Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki bu gelişmeler 2014 ve sonrasında ABD'nin bölgedeki
çıkarlarına tehdit oluşturacak şu üç eğilimi ortaya çıkarmıştır. 1) Yönetilemeyen boşluklar:
Mısır ve Libya'da hükümet oluşturma mücadeleleri ile Suriye'deki iç savaş aşırı yada terörist
grupların oralardaki hükümetleri istikrarsızlaştırmak ve Batılı güçlerin çıkarlarına saldırlar için
hazırlık yapmak üzere "yönetilemeyen boşluklar" bulmasına fırsat yaratmaktadır. 2)
Ekonomik Güçlükler: Bölgedeki bir çok ülke, batılı ülkelerin mevcut yardım seviyeleriyle
iyileştiremeyeceği şekilde ekonomik bunalım yaşamaktadır. 3) ABD hakkındaki olumsuz
kamuoyu: Arap baharından sonra ortaya çıkan yeni hükümetlerin ABD ile işbirliğine uzak
durması, bazı Körfez ülkelerinin ABD'nin Mısır, İran, Suriye'ye yönelik politikalarını
beğenmemesi bu ülkelerin ABD ile işbirliğini azaltmalarına ve ABD çıkarlarının aleyhine tek
taraflı politikalar izlemesine yol açabilir.
Doğu Asya'da Çin'in 2014 yılında ağırlığını ülke içindeki önceliklerine vereceği
değerlendirilmekle birlikte Çin bölgedeki artan nüfuzunu da kullanarak tartışmalı deniz
alanlarındaki ihtilaflarda daha aktif bir politika izlemesi beklenmektedir. Çin 21.yy askeri
harekat ortamında başarılı olmak üzere uzun dönemli ve kapsamlı bir askeri modernizasyon
planı uygulamaktadır. Bu durum Çin'in sadece yakın çevresinde değil dünyanın diğer
bölgelerindeki çıkarlarını da güvence altına alacak operasyon yeteneklerine ulaşmayı
hedeflediğini göstermektedir.
Rusya'nın dış politikasında ABD ile ikili ilişkiler öncelikli konu olacaktır. Bu bağlamda
Rusya'nın Suriye, Afganistan, Kuzey Kore ve İran konularında ABD ile olan angajmanlarını
sürdürmesi beklenmektedir. Rus ordusu Rusya'nın ulusal gücünün sembolü olmaya devam
edecektir. Rus ordusu geçen yıl önemli yetenekler kazanmasına rağmen profesyonelleşme
ve silahlanma kapsamında uzun dönemli yeni bir yenilenme sürecini başlatmıştır. Rus
ordusu geçen yıl en dikkat çekicisi Doğu Akdeniz olmak üzere Latin Amerika, Kutup bölgesi
ve bazı diğer bölgelerde alan dışı harekatlar icra etti. Bu eğilimin devam edeceği
değerlendirilmektedir. Ayrıca Rusya'nın askeri unsurların konuşlanmasını sağlayacak şekilde
değişik bölgelerdeki ülkelerle anlaşma zemini aramaktadır. Ancak bunun savaş görevleri ya
da güç aktarımından daha ziyade bayrak gösterme ve varlık gösterme operasyonlarını
desteklemek için olduğu değerlendirilmektedir.
Yukarı Karabağ sorunu Ermenistan ile Azerbaycan arasında potansiyel çatışma noktası olma
durumunu sürdürüyor ancak bir çözüm reçetesi de ortada görülmüyor. Azerbaycan kendisine
keskin bir avantaj sağlayacak şekilde askeri harcamalarını rahatça yapabileceği daha
kuvvetli bir ekonomik büyümeyi ve harekete geçmek için en uygun zamanı beklerken,
Ermenistan Yukarı Karabağ'ın kontrolünü elinde bulundurmanın da rahatlığıyla mevcut
statükonun devamını kendi çıkarları açısından daha uygun görmektedir. Ancak karşılıklı
askeri unsurların yakınlığı ve ateşkes ihlallerinin bir yanlış hesap hatası doğurma riski devam
etmektedir.
Avrupa'da devam eden ABD-AB Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP)
görüşmeleri, Avrupa Parlamentosu seçimleri, Müttefik kuvvetlerinin Afganistan'dan çekilmesi,
AB ve NATO'daki yeni liderlik seçimleri 2014 yılında ABD için transatlantik ortaklıklar
bağlamında yeni dinamikler oluşturacaktır. Eylül 2014'de yapılacak NATO zirvesi NATO'nun
amacının kuvvetlendirilmesinde ve yeni NATO Genel Sekreterinin seçilmesinde yeni fırsatlar
sunacaktır.
2013 yılında bir çok olumlu gelişmelerin yaşandığı Balkanların batı bölgesinde 2014 yılında
derin politik ve etnik bölünmelerle anılacak gelişmelerin yaşanmasına devam edileceği
değerlendirilmektedir.
-3-
ASSSA SAM
ASSSA Stratejik Araştırma Merkezi
www.asssastratejibulteni.com
[email protected] Tel: 0312 431 50 26
Türkiye'nin2 güvenlik ve dış politikası ülke içindeki olaylarla ve özellikle devam eden
yolsuzluk skandalıyla şekillenecektir. İktidar partisi (AKP) 2014 yılındaki yerel ve
cumhurbaşkanlığı, 2015 yılındaki genel seçimler nedeniyle bir seçim modunda olacaktır.
Aralık 2013'de başlayan yolsuzluk iddiaları, ki din adamı Fetullah Gülen'e yakın AKP içindeki
kişilerce başlatıldığı iddia edilmekte, Erdoğan'a karşı en büyük meydan okuma olarak
görülmektedir. Ankara Türkiye'nin ekonomik avantajlarını maksimize etmeyi hedef alan bir
dış politika izlemeye devam ederken ülkedeki milliyetçi seçmenleri uzaklaştıracak bazı
konularda daha dikkatli ilerleyecektir. Erdoğan Türk-Kürt terörist grup (Turkish-Kurdish
terrorist group) Kürdistan Halk Kongresi (KGK, önceden PKK) ile bir barış pazarlığına
girmekle Türk milliyetçilerini ve komşu ülke hükümetlerini karşısına alma riskini almıştır.
Erdoğan ülkedeki reformları yapmak ve Kürtleri KGK'nın silahlı direnişini sona erdirmeye
angaje etmek için çok yönlü bir strateji izlemektedir. Suriye'de devam eden çatışmalar,
Suriye'deki çatışmalara katılmak için yol arayan yabancı militanlar için ana transit ülke olan
Türkiye'de aşırı/radikal grupların varlığının artmasına neden olmaktadır. Bu durum ise Esad
rejiminin destekçilerinin izinsiz veya fırsat saldırı potansiyelini artırmaktadır.
Sonuç
ABD İstihbarat Direktörlüğü her yıl başında o yıla ilişkin olarak Amerikan çıkarlarına yönelik
küresel tehdit değerlendirmesini Kongre'ye sunmaktadır. Muhakkak ki bu değerlendirme
raporunda çok özel istihbarat bilgileri yer almamaktadır ancak Amerikan istihbaratının
Amerikalı karar vericilerin güvenlik ve dış politika kararları alırken bilmesi gerekenleri genel
hatlarıyla verdiğini, dünyadaki gelişmeleri nasıl değerlendirdiğini anlamak açısından önemli
bir rapordur. ABD açısından kısaca söylemek istersek konvansiyonel silahlanmalar
sürmektedir ancak siber tehdit öncelik almıştır, bununla birlikte ABD açısından öncelikli bölge
Suriye'nin merkezde olduğu Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesi olurken Rusya ve Çin'in askeri
alandaki gelişmeleri, modernizasyonu, stratejileri dikkatle takip edilecek, ne zaman ne
yapacağı belli olmayan ülkeler olarak görülen İran ve Kuzey Kore'nin beklenmedik girişimleri
tespit edilmeye ve karşı koyulmaya çalışılacaktır.
Burada bizim açımızdan dikkat çekici olan Avrupa başlığı altındaki değerlendirmede ülke
olarak sadece Türkiye'deki gelişmelerin tehdit sınıflandırmasına alınmasıdır.
Bu tehdit değerlendirme raporuna Türkiye açısından bakıldığında ise görülen şudur ki
Türkiye iç sorunlarıyla boğuşan, iç siyasete odaklanmış, içeriye yönelmiş bir ülke
görünümündedir. Rapor Suriye'deki yabancı militanların Suriye'ye geçişte ağırlıklı olarak
Türkiye'yi kullandıkları tespitine yer vermektedir ki bu Türkiye'ye yönelik sınırlarını kontrol
edemeyen ülke anlamında ağır bir eleştiridir. Çünkü artan yabancı militan sayısının
Suriye'deki çatışmaları ve saldırıları da artırma potansiyeli olduğu belirtilmektedir.
Türkiye paragrafında PKK ile ilgili ifadelere bakıldığında ise Amerikan istihbaratçılarının
kafalarının karışık olduğu görülmektedir. Terör örgütünün adını KGK olarak verip PKK'nın
eski adı olduğunun belirtilmesi ilginçtir. Çünkü PKK, adını sözde aklamak için yeniden
saldırılara başlayacağı 2003'te KADEK ve KONGRA-GEL(KGK) olarak değiştirmiş ancak
2005'ten sonra tekrar PKK'yı kullanmıştır. Nitekim ABD'nin terör örgütleri listesinde de bu
rapordakinin aksine PKK olarak yazılmakta parantez içinde eski adı KGK diye
belirtilmektedir.3
-4-
ASSSA SAM
ASSSA Stratejik Araştırma Merkezi
www.asssastratejibulteni.com
[email protected] Tel: 0312 431 50 26
Diğer taraftan yıllardır konuyu takip eden birisi olarak ilk defa PKK terör örgütünün Türk-Kürt
(Turkish-Kurdish) terör örgütü olarak nitelediklerini gördüm. Muhtemelen Türkiye'deki
Kürtlerin terör örgütü demek istiyor olabilirler ancak PKK'nın içindeki teröristlerin önemli bir
bölümünü Türkiye dışındaki bölge ülkeleri vatandaşlarının oluşturduğu göz ardı edilmiş gibi.
Bu niteleme malum çevrelerin çok sevdiği "Türkiye Kürdistanı" tanımlamasına geçişin bir
safhası mı diye düşünmeden de edemiyorum. Raporda ayrıca Türkiye'deki milliyetçi kesimin
hükümetin politikalarını benimsemediği mesajı da verilmektedir ki Amerikan karar vericiler
açısından önemlidir. Çünkü böyle kritik konularda yaşanacak anlaşmazlıkların büyümesi
Amerikan çıkarları açısından beklenmeyen olumsuz sonuçlar doğurabilecektir.
Türkiye'deki iç siyasi gelişmeler kapsamında 17 Aralık yolsuzluk soruşturmalarına ilişkin
değerlendirmelerine bakılırsa konuyu skandal olarak ele almakta ve hükümete karşı en
büyük meydan okuma olarak nitelendirerek hükümetin iç siyasette artık çok rahat
olamayacağını ima etmektedirler. Malum iç cephede kuvvetli olamayan devletler dış cephede
de kuvvetli olamazlar.
1
Orijinal dokümana http://www.dni.gov/files/documents/Intelligence%20Reports/2014%20WWTA%20%20SFR
_SSCI_29_Jan.pdf adresinden ulaşılabilir.
2
Bu bölümde raporda Türkiye ile ilgili olarak yer alan paragrafın tamamı birebir tercüme edilerek yer verilmiştir.
3
"Foreign Terrorist Organizaitons", 28 September 2012, http://www.state.gov/j/ct/rls/other/des/123085.htm,
ulaşım tarihi 30 Ocak 2014.
NOT: Bu makale ilk olarak 21.yy Türkiye Enstitüsü İnternet sayfasında
http://www.21yyte.org/tr/arastirma/istihbarat/2014/01/31/7405/amerikan-istihbaratinin-2014yili-kuresel-tehdit-degerlendirmesi-ve-turkiyenin-durumu yayımlanmıştır.
-5-
Download

ASSSA SAM