TARIM TARİHİ VE DEONTOLOJİSİ
ADNAN MENDERES ÜNİVERSİTESİ
ZİRAAT FAKÜLTESİ
TARIMSAL BİYOTEKNOLOJİ BÖLÜMÜ
Hüseyin UYSAL
(Yrd. Doç. Dr.)
10. DERS
-GÜNÜMÜZDE TÜRK TARIMININ SORUNLARI
-TARIMSAL AHLAK VE TARIMDA ETİK
GÜNÜMÜZDE TÜRK TARIMININ SORUNLARI
Tarım, Türkiye için yaşamsal bir sektördür. Ülke nüfusunun % 25’lik
bir bölümünü bulundurması yanında genel ekonomiye tüm
sorunlarına rağmen direkt olarak % 13-14’lük bir katkı
yapabilmesi, hammadesi tarımdan kaynaklanan sanayi (tekstil, un,
bitkisel yağ, konserve vb.) ile birlikte değerlendirildiğinde bu
katkının çok daha fazla olduğu açıktır.
2
Türkiye tarımının önemli yapısal sorunları bulunmaktadır. Bu
sorunlara çözüm bulmadan ekonomiye olabilecek katkılarını
arttırmak ve yüklerini azaltmak mümkün değildir. Türkiye
tarımında işletme sayısı 4.5 milyon civarındadır. Halbuki
Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda bu sayı 1 milyon civarında idi.
Bu sayının bugün ya o yıllardaki sayı civarında ya da daha az
olması gerekirdi. Çünkü 4.5 milyon tarım işletmesi başına
ortalama 55 dekar civarında bir arazi düşmektedir ve bu araziler
en az 5-6 parçadır. Miras hukukunun düzenlenmemesinden
kaynaklanan bu sorun tarım işletmelerinin “ticari tarım”
yapmayıp “geçimlik tarım” yapmasına neden olmaktadır. Bu
işletmeler geçimlik tarım yaptıklarından bir ölçüde toprağa bağlı
kalıp genel ekonomiye yeterince katkı yapmamaktadırlar.
3
Tarımsal girdi kullanımı (tohumluk, gübre, ilaç) teknolojik yani Ziraat
Mühendisine ya da Tarım teşkilatlarına danışarak değil, günü
kurtarabilmek için başta komşudan, akrabadan, ya da kredili satan kişi
veya kurumlardan sağlanmaktadır.
Tarıma girdi sağlayan, tarımsal ürünleri üreticilerden satın alıp bir
ölçüde pazar garantisi sağlayan kurum ve kuruluşlar can
çekişmektedir. Bunun en önemli nedeni 1980 sonrası uygulanan yanlış
politikalardır. Bu dönemle birlikte SEK, YEMSAN, EBK gibi tarımsal
KİT’ler plansız bir şekilde özelleştirilmiştir. Özellikle 1990’ların ikinci
yarısından sonra Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleri (Tariş, Çukobirlik,
Trakyabirlik, Fiskobirlik vb) destekleme alımlarından vazgeçildiğinden
devlet desteğinden yoksun kalmış ve piyasaları düzenleme görevlerini
yapma olanakları kalmamıştır.
4
Tarımsal ürün fiyatları ve üretim maliyetleri Dünya piyasalarında
ağırlık taşıyan ülkelerle karşılaştırıldığında, yüksek kalmaktadır.
Bunun en önemli nedenleri Türkiye’deki tarımsal girdi fiyatlarının ve
özellikle akaryakıt, hibrit tohum ve tarımsal ilaç gibi girdilerin
fiyatlarının çok yüksek olması ve aynı zamanda arazilerin dağınık,
parçalı ve küçük olmasından ötürü verimlilik düzeyinin düşük
oluşudur. Küçük işletmelerde modern teknolojinin uygulanması zor
ve masraflı olduğundan Türkiye’de birim alan ve birim hayvandan
elde edilen ürün verimleri de düşüktür. Örneğin FAO verilerine göre
inek başına Dünya süt verimi ortalaması 2034 kg/yıl iken Türkiye’de
bu rakam 1669 kg/yıl, AB ülkelerinde ise 5776 kg/yıl’dır. Diğer
tarımsal ürünlerde de durum pek farklı değildir.
5
Tarımsal kooperatifçilik gelişmemiştir. Üreticiler ürettikleri ürünü tek
başına pazarlamak durumunda kalmakta ve bundan dolayı da piyasayı
etkileyebilecek bir güçten mahrum kalabilmektedirler. Halbuki tarımı
gelişmiş ülkelerde üreticilerin kendi aralarında kurdukları güçlü
tarımsal örgütler ve kooperatifler başta tarıma dayalı sanayi olmak
üzere devlet ve uluslararası firmalarla dahi pazarlık yapabilmektedir.
Bölgeler arası verim ve gelir farklılıkları dikkate alınmadan
genelleşmiş tarım politikaları uygulanmaktadır. Örneğin Doğrudan
Gelir Desteği adı verilen dekar başına ödemeler her bölge ve her ürün
için aynıdır. Sadece arazi sahibine yapılan bu ödeme Türkiye tarımında
oldukça yaygın olan araziyi işleyene (kiracılar, ortakçılar, yarıcılar vb.)
yapılmaktadır. 500 dekardan fazla arazilere DGD ödemesi
yapılmadığından üreticiler bu ödemeyi alabilmek için arazilerini 500
dekarın altında aile bireylerine paylaştırmaya başlamışlardır. Bu
uygulama Türkiye’de 500 dekarın üzerinde işletme kalmadığının
istatisiklere geçmesine neden olma gibi komik bir durum ortaya
çıkarmıştır.
6
Tarımsal arzı kontrol altına alacak yol gösterici bir üretim
planlaması yapılmamasından dolayı, birçok üründe “üretim açığı”
bazı ürünlerde de gereksiz stoklar oluşmuştur. Bu sorunlar uzun
süreler kamuoyu gündemini gereksiz yere meşgul etmiş, özellikle
tarımı dışlayan ve önemsiz gören kişi ve organizasyonların eline
önemli kozlar verilmiştir. Örneğin tütünlerin yakılması, fındıkların
yağ yapılması, şekerin stoklarda bozulması, çayların denize
dökülmesi gibi konular; Türkiye’de doğal koşullara bağımlılıktan
ötürü risk ve belirsizlikleri fazla olan tarım sektörünü tanımayan ve
önemsiz gören kişilerin sürekli kullandığı ifadelerdir.
Yine siyasi tercihler sonucunda ihtiyacın çok sayıda Ziraat Fakültesi
açılmış, birçok Ziraat Mühendisi buralardan mezun olmuş ve bu
mezunlara kamu kesiminde istihdam olanağı verilmemiş, özel
sektörde ise yeterince iş alanı açılamamıştır. Neticede işsiz veya
başka alanlarda çalışan Ziraat Mühendisleri Türk tarımına
yapmaları gereken katkıyı yapamaz duruma gelmişlerdir.
7
Tarımımızın Sorunlarını Maddeler Halinde Yazacak Olursak;
1. İşletme başına düşen arazi miktarının az olması ve arazilerin parçalı
olması
2. Ülkemizde miras hukuku düzenlemesi konusunda çok geç kalınmış
olması
3. Tarımsal girdi kullanımında bilinçsiz yaklaşılması (sertifikasız
tohum, aşırılı gübre ve ilaç kullanımı gibi)
4. Birçok üründe destekleme alımlarının kaldırılmış olması
5. Girdi (tohum, gübre, ilaç, mazot, vb.) fiyatlarının çok yüksek
olması, buna karşılık ürün fiyatlarının düşük olması
6. Tarımda kooperatifçiliğin gelişmemiş olması
7. Doğrudan gelir desteğinin ödenmesinde yapılan yanlış uygulamalar
8. Ülkemizde etkin bir üretim planlamasının olmaması
9. Ülkemizde ziraat eğitiminde izlenen yanlış politikalar
(Alıntı: Türkiye Tarımının Temel Sorunları ve Çözüm Önerileri, Yrd.Doç.Dr.Okan GAYTANCIOĞLU)
8
TARIMSAL AHLAK VE TARIMDA ETİK
İyi ve kötü kavramları insanlık var olduğundan beri vardır. Hz
Adem’in ve Hz. Havva’nın cennetteki yasaklı meyveden yemeleri
ve cennetten kovulmaları iyi ve kötü kavramının dolayısıyla ahlak
kavramının bir neticesidir.
Ahlak kavramının içeriği çeşitli çağlara, toplumlara hatta bulunulan
ortama göre değişiklik arz etmektedir.
Ahlak Anlayışına Ekonomik Düzen Açısından Yaklaşımlar
Üretici Ahlakı: Mal ve hizmet arzeden tüccar, esnaf, sanayici, vb.
kimselerin çalışanlarına, müşterilerine, pay sahiplerine, topluma,
doğaya ve çevreye karşı olan ahlaki sorumlulukları bulunmaktadır.
9
Tüketici Ahlakı: Tüketiciler ürünleri çevreyi kirletmeden
tüketmelidirler. İsraftan kaçınmalıdırlar. Mal ve hizmet satın
aldıkları organizasyonlara karşı da sorumlulukları bulunmaktadır.
Organizasyon Ahlakı: Piyasa ekonomisinde mal ve hizmet arzeden
tüm organizasyonların uymaları gereken ahlaki kurallar vardır.
Liderlik ve Yönetim Ahlakı: Müteşebbislerin organizasyon
içerisinde çok özel ahlaki görev ve sorumlulukları vardır.
Organizasyon sahipleri çalışanlara oranla daha fazla sorumluluklara
sahiptir. Üst yönetim, çalışanlara karşı adil olmalı, insani
davranmalı, çalışma koşullarını uygun hale getirmelidir.
Müşterilerine, tedarikçilere, pay sahiplerine, çevreye, topluma
karşı çok önemli ahlaki sorumlulukları bulunmaktadır.
İşçi Ahlakı: Çalışanların da çalıştıkları kuruma karşı dürüst, firmanın
mallarına zarar vermeden çalışmaları, gereksiz izinden kaçınmaları
gibi ahlaki sorumlulukları vardır. Çalışanlar verimliliklerini ortaya
koymalı, firma müşterilerine, firma çalışanlarına karşı saygılı
olmalıdır.
10
Meslek Ahlakı ve Genel Etik Kurallar
Fazilet ve erdem gibi temel değerler asırlardır ahlak felsefesindeki
ortak değerlerdir. Toplumda her alanda bir ahlak felsefesi vardır.
Teknikte ahlak, sosyal ilişkilerde ahlak, sanatta ahlak, bilimde
ahlak, mesleki ahlak gibi çoğaltılabilir. Her biri önemli olmakla
beraber Meslek ve çalışma ahlakı en önemlilerinden birisidir.
Mesleklerin toplum yaşantısındaki etkileri, çok çok önceleri Orta
Çağ’da dini temellere dayanan köklü bir meslek ahlakının
gelişmesine neden olmuştur.
Mesleğin, insanın kişiliğinin bir parçası olduğu ve aynı şekilde
toplumsal ilişkilerinde kişinin kendine ve topluma karşı çok önemli
sorumlulukları vardır. Kişi mesleğe girmekle bu mesleğin
gereklerini yerine getirmek yükümlülüğünü üzerine almış
bulunmaktadır. Bu yükümlülüklerden en önemlisi meslek yeteneği
ve yetkinliğidir. Bu da o mesleğin uygulanması için bir ahlaki
yükümlülüğü de kişiye yüklemektedir.
11
Meslek Ahlakını şu sözler çok güzel anlatmaktadır.
Kaybetmeyi, ahlaksız bir kazanca tercih et. İlkinin acısı bir an,
ötekinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer. Bazı idealler o kadar
değerlidir ki, o yolda mağlup olman bile zafer sayılır. Bu dünyada
bırakacağın en büyük miras dürüstlüktür (Xsentlus).
Hiçbir miras dürüstlük kadar zengin değildir (William Shakespeare)
İktisad, geçimin yarısı ve güzel ahlak da dinin yarısıdır (Hz.
Muhammet (sav))
İnsanların en hayırlısı, ahlakı en güzel olandır (Hz. Muhammet (sav))
Mü’minin mizanında en ağır basacak şey, güzel ahlaktır Muhakkak ki,
Allah Teala işi ve sözü çirkin olan ve hayasızca konuşan kimseye buğz
eder (Hz. Muhammet (sav))
12
Tarımsal Etik ile Etkileşen Önemli Konular
Tarımsal Eğitim: Tarımsal eğitim veren kurumlardaki eğitimöğretimin akademik kalitesi, akademik kadronun bilimsel düzeyi ve
öğrencilere yaklaşımı, kurumun çevre ile olan ilişkileri gibi daha bir
çok husus ilerde mesleklerini icra edecek öğrencileri derinden
etkileyen konuları oluşturur. Aynı zamanda verilen eğitimin uluslar
arası geçerlilik düzeyi yani akreditasyon niteliği, eğitim
kurumundan mezun olan öğrencilerin ulusal ve uluaslararası
arenadaki kuruluşlar tarafından tercih ve kabul edilebilirliklerini
etkiler.
Bu bakımdan da hem öğrenci hem öğretim elemanı derse gereken
özeni göstermeli, öğrenci aktif olarak derse katılarak dersten
istifade etmeli, öğretim elemanı ise güncel kaynaklarla ve yardımcı
materyallerle dersin etkinliğini arttırmalıdır.
13
Bu bağlamada eğiticiler akademik anlamda yetkin olmalı, bilimsel
olarak kendini kanıtlamış ve alanında uzmanlaşmış olmalıdır.
Öğrencilere yol gösterecek ve örnek olabilecek nitelikte olmalıdır.
Öğretim elemanının davranışındaki dürüstlük, doğruluk, tevazu
gibi hususlar öğrencilere öğretilecek en önemli etik davranış
uygulamalarıdır.
Öğrenciler açısından ise eğitimlerini en mükemmel halde
tamamlamaları için aktif olarak derslere katılmalı, sadece derslerle
yetinmemeli kurum dışındaki ilgili kurumlarla da sürekli iletişim
içinde olmalı, kendisini en iyi şekilde yetiştirmenin yoluna
bakmalıdır. Öğrenci üniversitede okuduğu bölümle ilgili hem özel
hem de kamu kurumlarından haberdar olmalı, onlarla iletişim
içerisinde olmalı ve yenilikleri sürekli takip etmelidir.
14
Tarımsal Teknoloji: Canlılığın ilk oluşumundan itibaren beslenme
her organizma için yaşamın temelini oluşturmuştur. Yaşamın
oluşumundan itibaren günümüze kadar tarım teknolojisi giderek
gelişmiş, geçmişte sadece temel aletlerin kullanıldığı tarım
bugünkü gelinen noktada bilgisayarlı ve kumandalı modern
cihazların kullanıldığı bir sektör konumuna gelmiştir.
Geçmişte bütün tarımsal uygulamalar basit aletlerle
gerçekleştirilirken günümüzde nerede ise tamamı modern cihaz ve
teçhizatlarla gerçekleştirilebilir konuma gelmiştir.
Sadece üreticiler değil tüketicilerde giderek bilinçlenmiş ve
tarımda standart denilen uygulamalar bu sayede ortaya çıkmıştır.
Bütün bunlar sıradan bir standart kural değil aynı zamanda çok
önemli etik kurallardır.
15
Son zamanlarda genetik mühendisliğinin kaydetmiş olduğu
ilerlemeler tarım etiği açısından büyük öneme sahiptir. Bu sayede
birçok kalıtsal bozukluklar düzeltilebilmiş, istenen karakterler daha
etkin bir şekilde bir araya getirilebilmiştir. Bu gelişmeler tarım
açısından çok önemli gelişmeler olmakla beraber deontoloji
açısından biraz daha tedbirli yaklaşmayı gerektirecek gelişmelerdir.
Çünkü bu gelişmelerin insan ve çevre sağlığına olan etkileri tam
olarak tespit edilememiştir ve bu konuda tedbirli yaklaşmak bir
etik kural olarak karşımıza çıkmaktadır.
Moleküler biyoloji ve gen teknolojisi başta tarım olmak üzere doğa
bilimlerinin hepsinde 20. yüzyılda gelişen en önemli teknolojiler
olarak görülmekte ve yaşamın her alanına uygulanabilecek nitelik
taşımaktadır.
16
Bu alanda yapılacak çalışmalarda şu hususlar dikkate alınmalıdır.
- Yapılacak çalışmalardaki amaç tam ve doğru olarak ortaya
konmalıdır.
- Uygulama sürecinde oluşabilecek risk faktörleri itina ile
incelenmeli bunları elimine edebilecek tedbirler alınmalıdır
- Çalışmayı yapanların ve çalışma yerlerinin güvenliğine dikkat
edilmelidir.
- Uygulanan teknolojilerin kötü amaçlarla da kullanılabileceği
unutulmamalı ve gerekli önlemler alınmalıdır.
- Çalışma sonucunun toplum yararına ve sağlığına etkileri çok iyi
incelenmelidir.
- Çalışma sonucunun doğanın dengesine olan etkisi iyi analiz
edilmelidir.
- Özellikle hayvanlar üzerinde yapılacak çalışmalarda daha da
dikkatli olunmalıdır.
17
Farklı Düzeydeki Yönetim Yaklaşımları
Çeşitli tarımsal kurumlardaki yönetim anlayış ve yaklaşımları
deontolojik olarak incelenmelidir. Kurumlar temelde kamu
kurumları ve özel sektör kuruluşları olarak iki gruba ayrılmaktadır.
Kamu kurumlarındaki yapının özel sektöre göre daha stabil olması
beklenir. Zira özel sektör içerisinde çok farklı özellikte işletmeler
vardır. Küçük aile işletmelerinden tutun büyük ölçekli işletmelere
kadar çok farklı yapıda işletmeler söz konusudur. Kurum her ne
olursa olsun yapılan görevin içeriği ve sonucu ile yönetimin
yaklaşımı devlet ciddiyetinde ve güvenilirliğinde olmalıdır.
Zaman zaman devlet içerisinde olumsuz yönetim yaklaşımlarının
ortaya çıkması gerek çalışanlar açısından gerekse halkın o kuruma
bakışı açısından olumsuzluklar ve güvensizlikler yaratır.
18
Etik açıdan ister kamu kuruluşu olsun ister özel sektör olsun yaptığı
faaliyetlerde her şeyden önce dürüst, açık, çalışana, çevreye ve
tüketiciye saygılı davranmalıdır. Bir çalışma yeri yöneticinin
sayesinde cennet de olabilir cehennemde. Çalışanlar sabah
kalkınca of bugün de mi işe gideceğim diyorsa o kurumdan fazla
verimlilik beklenmemelidir.
Yönetimin her kademesi birbirinden haberdar olmalı ve şirket
içinde kimin ne görevi olduğu kesin çizgilerle belirlenmelidir.
Şirkette çok başlılık olmamalıdır.
19
Bireysel ve Kurumsal Yaklaşımlar
Tarımsal etik açıdan en önemli konulardan biri de çalışılan alandaki
birey ve kurumların birbirine ve topluma karşı olan davranışlarıdır.
Bazen bu ilişkiler son derece kritik ve tehlikeli konuma gelebilir.
Örneğin bir bireyin kurumun çalışmış olduğu kurumdaki bir ürün
hakkında ki gizli tutulan bilgileri farklı bir kuruma aktarmaması
rekabet anlayışı açısından anlayışla karşılanabilir. Ama o bireyin
veya kurumun karşı kuruma sonucu yıkıcı veya zarar verici yanlış
bilgiler aktarması ne ahlak açısından ne de etik açıdan kabul
edilemez. Aynı şekilde bir yerde çalışanın rakip bir kuruluşa bilgi
aktarması veya karşı firmanın o kişiyi kullanarak bilgi elde etmesi
ahlaki kurallarla örtüşmemektedir.
20
Seçilmiş veya atanmış görevliler, görevi üstlendiklerinde, bütün
arkadaşlarından veya önceki bağlantılarından vaz geçmek
durumunda değildirler. Ancak özellikle kamuda çalışmak belli
sorumlulukları üstlenmeyi ve birçok özveriyi gerektirmektedir.
Üstlerin sorumlulukları ne olursa olsun görevlerini yürütürken
şeffaf olmalı, adam kayırmamalıdır. Herkese eşit mesafede
davranmalıdır. Göreve başladığında ve bitiminde şeffaf bir şekilde
mal beyanında bulunmalıdır.
Birçok batı ülkesinde kamu görevlileri hediye almayı rüşvetle eş
tutmuş ve yasaklamıştır.
Özellikle yapılan bireysel çalışmalarda kişi vicdanı ile baş başadır.
Kişinin yaptığı hareketlerin sonucu yine kendine veya mensubu
olduğu firmaya döner. Sonuç ahlaki değerlere uygun ise kendisi de
kurumu da onur duyar ve saygınlıkları artar. Ancak durum tersi ise
ortada bir ahlaksızlık var ise telafisi mümkün olmayan yaralar
açabilir.
21
Download

tarım tarihi ve deontolojisi - Adnan Menderes Üniversitesi