IRAK SEÇİMLERİ
K
üreselleşme çağında siyasi
olayların, yaşandığı ülkenin sınırlarında kalmadığı
ve sınır dışında etki yarattığı bir
düzen bulunmaktadır. Irak’ın da
bir gözü ülke içi siyasete yoğunlaşırken diğer gözü bölgede ve
uluslararası arenada neler olup
bittiğine bakmaktadır. Zira uluslararası alanda güçlü olmayan
ülkeler, bölgesel ve uluslararası
alandaki gelişmelerden kendini
izole edemez. Ayakta kalabilmek
için olaylar arasındaki dengeyi
iyi kurmak zorundadır. Bu kural, Irak için de geçerlidir. Irak,
bugüne kadar çevresinde gelişen
bütün olaylardan etkilenmiştir.
Özellikle 2003’ten sonra dış etkiye daha açık olmuştur. Suriye’de
yaşanan olaylardan, İran’ın nükleer krizinden, Türkiye’nin PKK
ile mücadelesinden, ABD-Suudi
Arabistan gerginliğinden, İran’ın
Halkın Mücahitleri Örgütü’ne
yönelik politikasından etkilenen
ilk ülke, hep Irak olmuştur. Hatta Beyrut’ta patlayan bir bomba
dahi Irak’ta hissedilir olmuştur.
Ancak 2013’ün son aylarında Suriye krizindeki gelişmeler, İran’ın
nükleer programına ilişkin çözüm
arayışları, ABD’nin Ortadoğu’daki çıkarlarını koruması için yeni
vizyon arayışlarına sürüklemiştir.
Öte yandan Irak’ta yaşananlar
da bölgeyi etkilemektedir. Bu nedenle Irak’ta 30 Nisan 2014’te yapılması kararlaştırılan parlamento
seçimleri, mevcut siyasi durum
itibariyle pek çok konudan etkilendiği gibi, farklı düzeylerde ve
farklı konularda etkileşime girecektir. Söz konusu etkileşim,
gelecekte birçok konuya da nüfuz edecektir. Buradan hareketle,
2014 seçimlerini etkileyen ve bu
seçimlerden etkilenecek olan unsurları tek tek ele almakta fayda
görülmektedir.
24
2014 Irak
Seçimlerinin
Etkileri
Eğer Anbar sorunu çözülmezse, güvenlik
nedeniyle seçimler ertelenebilir ve bazı Sünni
bölgeler ayrı birer bölge oluşturma ya da
Irak’tan ayrılmaya yönelik hamleler yapabilir.
Eğer hükümet sorunu çözmeyi başarırsa,
Maliki’yi üçüncü bir dönem daha başbakan
olarak görebiliriz.
Yaser ABDULHÜSEYİN
Anbar Savaşı’nın Rolü
Irak’ın modern tarihi iki aşamayı
geçmeye çalışmakta; ancak bu iki
aşama arasında sıkışıp kalmaktadır. Irak kaos ile güvenlik ve
özgürlük ile zülüm arasında kalmıştır. Iraklılar kaostan güvenliğe
doğru yol almak isterken, güvenlik
ortamından kaosa sürüklenmekte;
özgürlüğü giderken zulümle mücadele etmektedir. Böylece ülkede
bir kısırdöngü ortaya çıkmakta ve
ilerleme sağlanamamaktadır.
2003’te Saddam Hüseyin rejiminin düşüşünün mutluluğu çok
uzun sürmemiştir. İnsanlar özgürlük beklerken, hayatlarını terör,
cinayet, şiddet ve ölüm esir almıştır. Bu sahne hâlâ çeşitli boyutlarıyla devam etmektedir. Dolayısıyla Irak’ın geleceğini de tahmin
etmek zordur.
Iraklılar Saddam Hüseyin’i
deviren ABD’li ve Iraklı askerleri
mutlulukla karşılamışlardı. Çünkü onların kurtuluş, huzur ve
mutluluk getireceğine inanıyorlardı. Irak’ta 1958 ihtilalini gerçekleştirenler de böyle karşılanmışlardı. Bundan tam on yıl sonra
Anbar saldırısının emrini veren
Başbakan Nuri El-Maliki de aynı
şekilde algılandı. Nuri El-Maliki,
Irak’ın tüm bölgelerinde güvenMart-Nisan Cilt: 6 Sayı: 61
Analiz
liği sağlamanın mümkün olduğu
iddiasıyla, Anbar’ı (Ramadi ve
Felluce) ele geçirmeye çalışan ElKaide bağlantılı Irak ve Şam İslam Devleti Örgütü’nün varlığını
ortadan kaldıracağını söyledi ve
buraya büyük bir operasyon başlattı. Ancak bu operayonun bir
çözüm getirdiğini söylemek zordur. Hâlihazırda Irak’ta gizemli
bir manzara mevcuttur. Ancak kesin olan şudur ki Anbar sorununa
askeri olarak çözüm getirmenin
mümkün olmadığı görüldü. Bu
yüzden hükümetin stratejik vizyonunun genişlenmesi gerekiyor.
Maliki liderliğindeki hükümetin,
sıcak bölgeler ve stratejik noktalara yönelik olumlu ve ılımlı davranış benimsemesi yerinde olacaktır.
Hükümetin Anbar sorununu
çözüp çözemeyeceği sorusuyla
ilgili olarak şu anda bir tahmin
yürütmek zordur. Burada birkaç
ihtimal ortaya çıkmaktadır. Eğer
Anbar sorunu çözülmezse, güvenlik nedeniyle seçimler ertelenebilir
ve bazı Sünni bölgeler ayrı birer
bölge oluşturma ya da Irak’tan
ayrılmaya yönelik hamleler yapabilir. Eğer hükümet sorunu çözmeyi başarırsa, Maliki’yi üçüncü
bir dönem daha başbakan olarak
görebiliriz.
ABD’nin Rolü
ABD’ye ilişkin söyleyebileceğimiz
en net tespit, Irak’ın iç işlerine ve
iç politikasına karışmaya niyetinin olmamasıdır. Bunun nedeni,
ABD’nin Irak iç politikasına sunabileceği çok fazla şeyin bulunmamasıdır. Washington’un önemli bir rol oynamak için yeteneği
mevcuttur ve bu rolü stratejik
anlaşmalar ve ilkelere bağlı olarak,
askeri ya da mali yardım yoluyla
oynayabilir. Ama 2008’deki stratejik anlaşmanın içinde Irak’ın
Analiz
Mart-Nisan Cilt: 6 Sayı: 61
birlik ve bağımsızlığı ile demokratik değerlerin savunulması noktası mevcuttur. Bu anlaşma, teröre
karşı mücadelenin ortak olarak
sürdürülmesini de içermektedir.
Bunların yanında, Irak’ın istikrarının korunması ve petrol akışının
sağlanması da stratejik anlaşmanın önceliklerindendir. Bu yüzden
ABD’nin bu unsurları da dikkate
alması gerekmektedir.
Obama yönetimi tarafından
belirtildiği gibi Irak’ın iç işlerine
müdahale etmek onların da çıkarlarına değildir. Ancak Amerika’nın
yaklaşan Irak seçimlerinin özgür
ve adil olmasını sağlamak ile tarafsız kalmak gibi bir sorumluluğu da bulunmaktadır. Burada
Irak Parlamento Başkanı Usame
El-Nuceyfi’nin ABD ziyaretinde
Barack Obama’ya ilettiği mesaja
dikkat çekmek gerekiyor. Usame
El-Nuceyfi, Barack Obama’ya
şöyle demişti: “Sünni grupların
sandığa güven kaybı olması durumunda tahmin edebilirsiniz ki
tek alternatif silahlı çatışmadır ve
bölgesel güçler, bu durumdan faydalanarak açık bir şekilde şiddeti
teşvik edecektir.”
Iraklı Seçmenlerin Eğilimi
2014 seçimleri öncesinde Iraklı
seçmenler dört farklı bölüme ayrılmış görünüyor:
1. Mevcut hükümet yanlıları
ve teröre karşı olanlar: Etkileşim
içindeler ve çoğunluğunu Şiiler
oluşturuyor.
2. Sivil toplum örgütleri ve
sempatizanları: Özellikle yeni seçim yasası (Sainte-Laguë seçim
sisteminin 1,6 oranıyla hesaplanmasını öngörüyor) orta ve büyük
siyasi gruplarla siyasete katılımlarını sağlayacak.
3. Dini güçlerin yandaşları:
Muhafazakârlardan oluşmakta-
dır. Ancak son dönemdeki Anbar
olaylarından dolayı derin bir sarsıntı yaşıyorlar ve düşüşe geçtiler.
4. Kararsızlar: Yeni bir alternatif yapının ortaya çıkmasını bekliyorlar.
Aslında Irak nüfusunun çoğu,
seçmen olarak oy kullanmıyor.
Seçimlere güvenmiyor ve inanmıyor. 2013’te yapılan yerel seçimlere katılım, ortalama yüzde 33
seviyesinde kaldı. Seçimin kaderini belirleyecek grup ise kararsızlardır. Kararsızlar, seçime katılıp
katılmama konusundaki kararsız
kitlenin yanı sıra seçime katılım
konusunda kararlı olup hangi
partiye oy vereceğini bilmeyen
bir kitleyi de kapsamaktadır. Parti
bağlılığı gösteren gruptaki seçmen
sayısı, bağlılığı olmayan seçmenlere göre çok azdır. Bu nedenle seçim sonuçlarını partilere bağlı olmayan seçmenler belirleyecektir.
Bağlılığı olmayan ya da kararsız
seçmenin seçimlere katılmaması
durumunda Irak için etkin bir kazanım sağlandığını söylemek zor
olacaktır.
Dr. Kasım Hüseyin Salih’e
göre, Irak’taki 2005 seçimleri
mağdur psikolojisi ortaya çıkarttı. Çünkü Irak Parlamentosu’nda
Şii ve Kürtler parlamentonun
hakimiydi. 2010 seçimlerinde ise
çoğunluğu oluşturdular. Bu da
bir çöküş psikolojisi yarattı. 2005
seçimleri kurban algısı yaratırken,
2010 seçimleri siyasi mezhepçilik paranoyası ortaya çıkarttı. Bu
durum, 2014 seçimlerini de etkileyecektir. Bu nedenle 2014 parlamento seçimleri Irak tarihinde
bir dönüm noktası olabilir. 2014
seçimleri Irak siyaseti için ya yeni
bir nefes olacak ya da siyasi kavganın sonunu getirip değişikliklere
yol açacak.
Direktör, Biladi Stratejik Araştırmalar
Merkezi
25
Download

2014 Irak Seçimlerinin Etkileri