EDEBİYAT / Musa TEKTAŞ
Gafletten Gayrete
G
aflet; dinî hassasiyetlere uymakta idrak eksikliği olarak tanımlanır.
Açık gerçekleri görememe hastalığıdır. Nefsin emrine göre hareket etmektir. Her konuda yeterince uyanık ve dikkatli davranmaktan gafil olmaktır. Gaflet,
Hak’tan habersizliktir. Zikirden mahrumiyettir. Allah’ın emir ve yasakları konusunda edebe riayetten uzak kalmaktır. Aldatıcı
dünyanın uykusuna dalmaktır.
Kur’an-ı Kerim’de maddî ve mânevî yaşama gayesini bilen insanlara “zâkir” ve
“ehl-i zikir”, bundan habersiz olanlara da
“gâfil” denilmiştir. Gaflet “unutma ve yanılma” manasını da taşımakla birlikte aslında bu iki kavramdan farklıdır. Bir şeyi
bile bile terk etmek gaflet, bilmeden terk
etmek ise unutmaktır. Kur’an, hayvanlardan daha aşağı seviyede bulunan ve kalpleri mühürlü olanları gâfil diye niteler1
ve mü’minlerden gâfil olmamalarını ister.
Hadislerde de; insanların Allah’tan, onun
zikrinden ve ayetlerinden gâfil olmamaları
istenmiş, gâfil kalple yapılan duaların kabul edilmeyeceği belirtilmiştir.2
Her dönemde gönül insanları gafletten
uzak kalma konusunda uyarmış , gafleti
“en büyük musibet ve kasvet” olarak tanımlamışlardır. Onlara göre en derin uyku
gaflet uykusudur.3
Gaflet uykusundan uyanmak gerektiğine
işaret eden Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi
30 MART 2014
Hazretleri, arşivinde yeni rastladığımız notları
arasında şu öğütlerde/uyarılarda bulunuyor:
Hâlâ bu gafletten uyanmaz mısın?
Allah’tan Rasûl’den utanmaz mısın?
Yoksa ahirete inanmaz mısın?
Âkıbet helâk-ı hüsran olursun4
(Zaman gelip geçmekte, sen ise hâlâ gaflet uykusunda uyumaktasın, artık uyanmaz mısın?
Allah’tan ve O’nun sevgili Rasûlü’nden utanıp
da bu uykuyu bölmelisin. Ahirete inanmıyor
musun? Ahirete inanan herkes, ona hazırlık
yapmalıdır. Sonra hesap günü gelir çatar da
yaptığından dolayı pişman olursun.)
Ahiret hazırlığı hayatın vazgeçilmez hakikatidir. Herkes hesaba çekilmeden kendini muhasebe etmelidir. İnsanların saçlarının siyahken ağarması, vücudun kuvvetli iken zayıflaması, zamanla
belin bükülmesi gibi uyarılar, ikazlar, işaretler bize
hep bu gerçeği hatırlatan hakikatlerdir.
Gafleti Kalpten Kovmak İçin
Dünyayı veya bütün mahlûkatı, Allah’ın yarattığı ve sıfatlarının tecellî ettiği bir yer olarak
kabul etmeyen, tefekkür gözü ile bakmayan,
ondaki ince ve hikmetli işleri göremeyen kişilere de gâfil denir.
Gaflet olmasaydı, insan, nefsinin arzularına
kul olmazdı. Bir insanın işlediği günahtan tevbe
etmesi gerektiğinden gâfil olması o günahı işlemesinden daha kötü sayılmıştır. Gafleti kalpten
kovmanın tek yolu Allah korkusudur. Cehaletin
de gaflete yol açtığı söylenir.5
İnsanlar, ilahî kitabın emirlerini tutmadığı
müddetçe gâfildir. İlim tahsil ettiği halde, ilmiyle amel etmeyenler, ilmin cehaletine düşenler
gâfillerdir. Çünkü zahirde âlim gibi görünse de,
mânâda gaflet içerisindedir. Hulûsi Efendi Hazretleri bu konuda da şöyle buyurur:
Oyun oynadın mı üterim dersin
Kitabı cilt ile yutarım dersin
Bir söz söyledim mi tutarım dersin
Mademki tutmadın pişman olursun
(Her zaman kazanan ben olurum, asla kaybetmem dersin. İlmine güvenip, amel etmezsen,
ne kadar kitap okumuş olsan da onu kalbine
indiremediğin için cahil kalırsın. Eğer verdiğin
sözü tutmazsan, münafıklık alâmeti göstermiş
olursun ki onun da sonu pişmanlıktır.)
Şakik-i Belhî Hazretleri buyuruyor ki:
“İnsanlar üç şey söylerler, fakat fiilleriyle o
söylediklerine muhalefet ederler.
1. Biz kuluz derler, fakat şef gibi yaşarlar.
2. Allah bizim rızkımıza kefildir derler, fakat
kalplerini daima rızık kazanmakla meşgul
ederler. 3. Elbet biz de öleceğiz derler, fakat hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya sarılırlar.”
İbrahim Edhem Hazretleri buyuruyor ki:
1. “Günah işleyeceksen, Allah’ın verdiği rızkı
yeme! Rızkını yiyip de, O’na isyan edilir mi? 2. Günah işleyeceğin zaman, mülkünden çık!
O’nun mülkünde O’na isyan edilir mi?
3. Günah işlerken O’nun görmediği bir yerde
işle! O’nun mülkünde, O’nun gördüğü yerde
günah işlenir mi?
4. Can alıcı melek, ruhunu almaya gelince, bir
müddet izin isteyebilir veya o meleği kovabilir misin? O zaman hemen tevbe et! Çünkü
o melek ani gelir. 5. Mezarda, melekler, sual sorunca, “Beni imtihan etmeyin.” diyerek onları kovabilir misin? Öyle ise, şimdiden onlara cevap hazırla!
6. Kıyamette ”Günahkârlar Cehenneme…” dendiği zaman, ben gitmem diyebilir misin?” Adamın biri çuvalını kaybeder, arar bulamaz.
Namaza durunca hatırlar. Kölesi adama, ”Sen
namaz kılmıyor, çuval mı arıyordun?” der. Adam
köleyi ikazından dolayı azat eder. Her işinde
gafletten uzak durmaya çalışır.
somuncubaba 31
ler de paslanır. Kalbin arınması Allah’ı bolca
zikretmekle mümkündür...
Kalpleriniz tam bir bütünlük içinde Allah
muhabbetine bağlı bulunsun. Allah’ın sevdiklerini sevin, sevmediklerine düşman olun. Dünya
meşguliyeti yakanızı sarmadan önce ibadetlere, amel-i salihaya koşun. Ölmeden evvel fani
günlerinizi ahiret saadetine iliştirmeye bakın.
Allah’ın zikrinden geri kalmayın, ibadetinden
uzaklaşmayın. Gaflet uykularından uyanıp fani
günlerin sonu için hazırlanın.”7
“Uyan ey mürde düşüp bir derde
Kalkıp seherde Hakk’ı zikreyle”
Hulûsi Efendi (k.s.) ölüm uykusu gibi derin
uykuda olan cânı uyandırıp, inanan gönlün her
zaman ama özellikle seher vakitlerinde Hakk’ı
zikretmesi gerektiğine şu beyitle işaret buyurur:
Uyan ey mürde düşüp bir derde
Kalkıp seherde Hakk’ı zikreyle8
İmam-ı Rabbanî Hazretleri yine buyuruyor ki:
Hulûsi Efendi Hazretleri de sorgu sual meleklerini incitecek kadar, hesabı çok olanların,
nefsin ve şeytanın emrine uyan gafiller olduğunu bize şöyle hatırlatır:
Masum melekleri incitip haksız
Tâbi-i hevâ-yı şeytan olursun
İnsana kulluğu ve ibadeti unutturan veya
kalp huzuruyla dinî görevleri yerine getirmesine engel olan gaflettir. İmam-ı Rabbanî Hazretleri buyuruyor ki: “Ölmek felaket değil, öldükten sonra başa gelecekleri düşünmemek
felakettir. Ehl-i sünnet âlimlerine uyanlara müjdeler olsun.”
Hulûsi Efendi Hazretleri Dîvân’ında şöyle
buyurur:
Yatarsın gaflet içre ey gönül bir gün sana derler
Uyan ey gâfil uyan gör ki vakt-i irtihâl oldu6
Şah-ı Nakşıbend Hazretleri’nin huzuruna bir
çorba getirirler. O esnada, kendileri murakabeye varırlar. Murakabeden sonra:
32 MART 2014
“Ben bu çorbayı içmem, çünkü bunu pişiren kimse, pişirdiği esnada Allahu Teâlâ’dan
gâfil bulunuyordu.” buyururlar. İhramcızâde
İsmail Hakkı Efendi Hazretleri de şöyle buyurur:
“Benim ihvanım, abdestsiz ve gafletle yemek hazırlamaz.”
“Eğer ebedî dünyada rahat etmek İstiyorsan, uykuyu ve gafleti bırak, bir ayağını üzengide tutan yolcular gibi hareket et.”
Gafletin İlacı Zikir
Gafleti yenmek için kalp uyanık ve zâkir olmalıdır. Bu hususta H. Hamidetttin Ateş Efendi
şöyle buyurmaktadır:
“Allah’ı anmak ve hatırdan çıkarmamak, her
mü’minin ulvi bir vazifesidir. Hüsn-i mutlakın
sahibi, kemal sıfatlar ile muttasıf, noksan sıfatlardan münezzeh bulunan Rabbimizi zikretmek,
dinimizin emri, dilimizin virdi, gönlümüzün miracıdır. İşlemeyen dişlinin paslandığı gibi kalp-
“Bu zamanınız fırsattır. Fırsat da, büyük nimettir. Sıhhat ile ve üzüntüsüz geçen vakitler,
bulunmaz ganimettir. Her saati Allahu Teâlâ’yı
zikretmek ile geçirmelidir. Rasûlullah’ın bildirdiğine uygun olan her iş, hatta alışveriş bile
zikir olur. O halde, her hareketin, her duruşun,
Rasûlullah’ın sünnetine uygun olması gerekir.
Böylece, hepsi zikir olur. Gafletten uzaklaşır,
yani, Allahu Teâlâ’yı hatırlar. İnsan her hareketinde, her işinde, Allahu Teâlâ’nın emrini ve yasağını gözetince, daima zikretmiş olur. “Uyan Ey Gözlerim
Gafletten Uyan!…”
Halkımızın dilinde dolaşan çok meşhur bir
ilahî vardır. On ikinci padişah olarak 15 Aralık
1574’te cihanşümul Osmanlı payitahtına çıkan III. Murat, Kanunî Sultan Süleyman’ın torunu, II. Selim’in oğludur. Annesi ise Nur Banu
Sultan’dır. Türkçe, Arapça ve Farsça divanları
bulunmaktadır. III. Murat’ın H. 1001/M. 1593
tarihinde yazdığı ve tasavvufî inceliklerle
dolu “Fütuhât-ı Siyâm” isminde mühim bir
eseri ile Şemseddin Sivasî tarafından şerh
edilen ”Esrarnâme” adında diğer bir eseri
vardır.
Rivayete göre, Sultan III. Murat Han Hazretleri sabah namazına uyanamayınca pişmanlığını ve tevbesini dile getiren aşağıdaki mısraları
kaleme alır:
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!
Uyan uykusu çok gözlerim uyan!
Azrail’in kastı canadır, inan!
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!
Uyan uykusu çok gözlerim uyan…
Bir hitapla, ”Uyan ey gözlerim gafletten
uyan!…” şiirine başlayan Sultan Şair, silkinerek
kendine gelmek istiyor. Nefsiyle baş başadır.
Ahir ömrünü muhasebe edip tehlikenin kenarında olduğunu düşünüyor. İlmi, kudreti her
şeyi kuşatmış olan Allah’ı tesbih etmekte yetersiz olduğu kanısına varıyor.
Aynı hususu Hulûsi Efendi Hazretleri de
Dîvân’ında şöyle diye getiriyor:
somuncubaba 33
“Utan Hak’dan utan artık
Uyan artık uyan artık
“Uyan ey gözlerim gafletten uyan!
Bu derd-i aşka yan artık
Uyan uykusu çok gözlerim uyan!
Uyan artık uyan artık”
Azrail’in kastı canadır, inan!
Uyan ey gözlerim gafletten uyan!
Uyan uykusu çok gözlerim uyan…”
Utan Hak’dan utan artık
Uyan artık uyan artık
Bu derd-i aşka yan artık
Uyan artık uyan artık9
Gaflet uykusundan uyanmayanın salim bir
kalp, hassas bir gönül sahibi olamayacağını,
ayrıca gül için inlemeyen, sevgiliyi zikretmeyen
bir dilin de bülbül olmayacağına işaret eden
Hazret yine şöyle buyurur:
Hâb-ı gafletden uyanmaz nice bir dil olası
Güle zâr eylemeye yâ nice bülbül olası10
Toplumun Uyanışı
Fertlerin gafletten uyanışı kadar milletlerin/toplumların da gafletten uyanması gerekir.
Hulûsi Efendi Hazretlerinin arşivinde yeni rastladığımız mısralar bu hususa dikkat çekiyor:
Kaplamış her yamacı düşmanların bî-aman
Yeter gaflet acısı çektiğin bunca zaman
Yeter el verir sana uyudun nice zaman
Sana senden başka hiç olur mu bir acıyan
Uyan derin uykudan artık Müslüman uyan
34 MART 2014
Satvetinle cihana salmış idin velvele
Yüce şanlı tarihin söylenir dilden dile
Sarıl mukaddesatın dinin gitmesin yele
Uyan derin uykudan artık Müslüman uyan11
Yukarıdaki mısraların bir nevi açıklaması niteliğinde gördüğümüz aşağıdaki metin
TBMM’nin 1. Dönem Milletvekillerinden, Hulûsi
Efendi Hazretlerinin manevî üstadı Mustafa
Takî Efendi Hazretlerinin ifadeleridir. Takî Efendi (k.s.)’nin uyarıcı kelamlarıyla yazımıza son
verelim:
Artık Uyanmalıyız
“Ey Müslümanlar! Artık uyanmalıyız. Bir
kaç asırdır daldığımız derin uyku ve gafletten asasıdır ki (eserleridir ki) birçok memleketlerimiz yabancıların pis ayaklarıyla
çiğnendi. Bir memleket ezilir, yıkılır,
yakılırken diğer beldelerimiz hiç aldırmadı.
Onlara seyirci kaldı. Kuran’ımız, Peygamberi
zîşanımız bize böyle mi emrediyor? Bütün
Müslümanlar bir vücut gibi olacak, yek-
diğerine candan sarılacak. Ölecekse beraber
ölecek, yaşayacaksa beraber yaşayacak, buyuran yüzlerce emr-i ilâhîyi işitmedik. Hele
şu son yarım asır zarfında koca Tunalardan,
Eflak ve Boğdanlardan, Bosna-Herseklerden,
Belgratlardan, Filipinlerden, Kosovalardan
ve her biri bir padişahlık kadar geniş olan
Rumeli vilayetlerimizden, Cezayirlerden, Tunuslardan, Traplusgarb ve Libya’dan, olduk.
Şu son genel savaşta vaktiyle Emeviyye ve
Abbasiyye gibi büyük İslâm devletlerinin
başkenti olan Şam, Bağdat gibi ülkelerimizi
elden çıkardık.
Bu yurtlarımızda görgüsüzce yıkılan ev,
dökülen kan, süngülere takılan çocuk ismet ve izzetleri yıkılan namuslu kadınlar
artık bize bu büyük bir uyanış vermelidir.
Cenab-ı Huda ve Resûl-i Kibriya’ya ve memleketleri canlarını verip bize bırakan Fâtihân
ve Şehide karşı dünyada, ahirette mahcup
kalmamak için artık eski gafletlerimize nihayet verip vatan müdafaasına candan
sarılmalıyız. Halen milyonlarca Müslü-
man mevcut iken kemal-i zât-ı mahrukiyete (hareketin hedefi olmamak) dört gün
daha yaşamak rezilliğinden kurtulmalıyız.
Müslümanlığın şanına layık istiklal-i tam
ile yaşamak kesin kararımızı göstermeliyiz.
İslâm ordusunun son numune-i tahiresi olan
muzafferiyetlerini zafer-i katimize kadar
yaşatalım. Kutlu azim, iman, âdil (adalet), ihsan, ilim irfan ile yaşayalım.”12
Dipnot
1. 7/ A’raf, 179.
2. Müsned, II, 177; el-Muvatta’, “Salat”, 8; Tirmizi,
“Da’avat”,65.
3. Bkz: Süleyman Uludağ, TDV, İA, Gaflet Mad., C: 13, s.
283
4. H. Hulûsi Ateş, Şeyhzadeoğlu Özel Kitaplığı, Belge No:
B.106
5. Uludağ, age, s. 283.
6. Es-Seyyid Osman Hulûsi Ateş, Dîvan-ı Hulûsî-i
Darendevî, Ank, 2006, s. 305.
7. H. Hamidettin Ateş Efendi Hutbe Arşivi,
8. Ateş, Dîvan, s. 265.
9. Ateş, Divan, s. 134.
10.Ateş, Divan, s. 412.
11.H. Hulûsi Ateş, Şeyhzadeoğlu Özel Kitaplığı, Belge No:
B. 483.
12.Mustafa Taki Efendi, Sebilürreşat, Artık Uyanmalıyız, C:
19, Sayı: 479, Yıl: 1337, s.115-116.
somuncubaba 35
Download

Gafletten Gayrete