BAYRAMDA GAZETE ÇIKARMA
ANAYASA
KAJİŞISINDAKÎ
YASAĞININ
DURUMU
Prof. Dr. Kay ıhan ÎÇEL
1 — 5953 sayılı (Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar
Arasındaki Münasebetlerin T a n z i m i
Hakkında K a n u n ) ' u n 20.
maddesi şöyledir: ((Günlük Gazetelerin Şeker bayramının i k i n c i
ve üçüncü günleriyle K u r b a n bayramının i k i n c i , üçüncü ve dör­
düncü günlerinde intişar etmeleri memnudur. B u günlere mahsus
gazete neşir hakkı, her vilâyette gazetecilerin bağlı bulundukları
meslekî teşekküllerden basın kartı hâmili âzası en fazla olanına
aittir.
B i r i n c i fıkrada bahsi geçen gazete neşri hakkının tesbiti için
alâkalı meslekî teşekküllerin Şeker ve K u r b a n bayramlarının i k i n ­
ci günlerinden en az 15 gün evvel m a h a l l i n en büyük mülkiye âmi­
rine müracaat ederek âza durumlarını tevsik etmeleri mecburi­
dir. Mülkiye âmirine yapılacak müracaat t a r i h i n d e n sonra basın
kartı hâmili âza sayısında vâki olabilecek değişiklikler neşir hak­
kının tesbitinde nazara alınmaz.
i k i veya daha fazla meslekî teşekkülün basın kartı hâmili
âzalarının sayıları arasında eşitlik görüldüğü takdirde, gazete
neşri hakkı b u teşekküller tarafından müştereken kullanılır. B u
vaziyette b u l u n a n meslekî teşekküller gazeteyi müştereken çıkar­
m a hususunda anlaşamadıkları takdirde k u r ' a y a müracaat olu­
n u r . K u r ' a en büyük mülkiye âmirinin veya vazifelendireceği za­
tın h u z u r u n d a yapılır.
Gazete neşri hakkının tesbit ve tevsiki işlerinin ne suretle ya­
pılacağını Çalışma Vekâleti tâyin eder.
38
KAYıHAN
IÇEL
B i r i n c i fıkrada bahsi geçen b a y r a m günlerinde çalışılmamış
olması sebebiyle gazetecilerin ücretlerinden hiç b i r suretle eksilt­
me yapılamaz».
K a n u n u n koyduğu b u yasağın yaptırımı ise 28. maddede gös­
terilmiştir: «Bu k a n u n u n 20 i n c i maddesi ile k o n u l a n neşir m e m n u i y e t i mevcut günlerde m e m n u i y e t e t a b i gazetelerin veya mez­
kûr maddede yazılı meslekî teşekküllerden gayrı şahıslar tarafın­
dan o günlere mahsus gazete neşri halinde neşredenler ve basan­
l a r hakkında h e r baskı için 10.000 l i r a d a n aşağı o l m a m a k üzere
a y n ayrı ağır para cezası hükmolunur.
Mükerrirler hakkında verilecek ceza i k i katı olarak hükmo­
lunur.».
.
K a n u n u n 20. maddesindeki b u hüküm ile i k i ayrı k o n u dü­
zenlenmektedir. B u n l a r d a n b i r i , günlük gazetelerin Şeker Bayra­
mının i k i n c i ve üçüncü günleriyle K u r b a n Bayramının i k i n c i ,
üçüncü ve dördüncü günlerinde yayınlanmalarının yasaklanması,
diğeri ise, b u günlerde gazete yayınlama hakkının her ilde gaze­
tecilerin bağlı bulundukları meslekî kuruluşlardan basın kartı hâ­
m i l i âzası en çok olanına verilmesidir. B u i t i b a r l a , 20. m a d d e n i n
Anayasa karşısındaki d u r u m u n u saptayabilmek için maddedeki
b u i k i hükmün ayrı a y n d i k k a t e alınıp değerlendirilmesi zorunlu­
dur.
2 — Günlük gazetelerin Şeker Bayramının i k i günü ile K u r ­
ban Bayramının üç gününde yayınlanamamalarına dair hükmün
kanımızca Anayasamızın h e r h a n g i b i r maddesine aykın b i r yönü
bulunmamaktadır. Şöyle k i :
a) Anayasanın 20. maddesi, «herkesin, düşünce ve k a n a a t
hürriyetine sahip olduğunu ve b u n l a n n söz, yazı ve resim i l e ve­
ya başka y o l l a r l a tek başına veya t o p l u olarak açıklanıp yayıla­
bileceğini» öngörmekle b i r l i k t e , b u hükmün m u t l a k ve sınırsız ol­
madığı kuşkusuzdur. Gerçekten, Anayasanın 11. maddesi temel
h a k ve hürriyetlerin b e l i r l i nedenlerle, Anayasanın sözüne ve r u ­
h u n a u y g u n olarak k a n u n l a sınırlanabileceğini öngörerek, h a k ve
özgürlüklerin sınırsız b i r biçimde kullanılamayacağını belirtmiş­
t i r . Kanımızca, 5953 sayılı k a n u n u n 20. maddesindeki sınırlama
11. maddeye u y g u n b i r sınırlamadır. Zira, 11. madde temel h a k ve
hürriyetlerin «Anayasanın diğer maddelerinde
gösterilen özel §e»
BAYRAMDA
G A Z E T E ÇıKARMA
YASAĞı
39
heplerle» de sınırlandırılabileceğini k a b u l etmiştir. İşte konumuz
yönünden, Anayasanın 44. maddesi böyle b i r sınırlamaya olanak
tanımaktadır. Gerçekten b u madde gereğince, her çalışan d i n l e n ­
me hakkından yararlanabilecek ve b u n u n gerçekleştirilmesi ama­
cı ile ücretli h a f t a ve b a y r a m t a t i l i ve ücretli yıllık i z i n hakkı k a ­
n u n l a düzenlenecektir.
Anayasanın 44. maddesinin koyduğu b u hüküm k a n u n k o y u ­
cu tarafından izlenmiştir. Örneğin 1924 t a r i h l i H a f t a T a t i l i k a ­
n u n u n d a h a f t a t a t i l i yapma zorunluluğu konulmuş ve b u k a n u ­
n u n 10. maddesinde h a f t a t a t i l i k a n u n u n a u y m a y a n l a r a verile­
cek cezalar gösterilmiştir. Aynı şekilde, Ulusal B a y r a m ve Genel
T a t i l l e r K a n u n u n d a (2739 s. lı K.; 3466 s. lı K., 221 s. lı K.) ben­
zer hükümler bulunmaktadır. 5953 sayılı k a n u n ise, 19 ve 20. m a d ­
delerini de basın mensuplarının h a f t a t a t i l l e r i n i ve b a y r a m t a t i l ­
l e r i n i Anayasanın 44. maddesinin paralelinde özel olarak dü­
zenlemektedir.
b) 20. maddedeki günlük gazete çıkarma yasağı Anayasa­
nın 22. maddesine de aykırı değildir. Çünkü, basın ve haber alma
özgürlüğünü düzenleyen b u hüküm 2. fıkrasında basın ve haber
alma özgürlüğünün m u t l a k , sınırsız b i r özgürlük olmadığını ön­
görmüş ve k a n u n u n ne gibi d u r u m l a r d a sınırlamalar getirebilece­
ğini belirtmiştir. Fıkradaki sınırlama nedenleri arasında «Anaya­
sanın diğer maddelerinde
gösterilen özel sebepler» b u l u n m a m a k l a
beraber, hiç kuşkusuz 11. maddenin ışığı altında b u alanda da sı­
nırlamaya gidilebilecek ve b u meyanda Anayasanın 44. maddesi­
n i n hükmüne dayanılabilecektir. Gerçekten, 44. maddenin gerek­
çesinde, «... k a n u n b u hakkın teferruatının düzenlenmesini i h t i ­
yaçlara göre k a n u n koyucuya bırakmış ise de, gerek dinlenme,
gerek ücretli hafta, b a y r a m t a t i l i , gerekse yıllık i z i n hakkı m u h a k ­
k a k surette tanınacaktır.» denilerek, b a y r a m t a t i l i n i n düzenlen­
mesi hususunda k a n u n k o y u c u n u n y e t k i l i olduğu belirtilmiştir.
44. madde bütün çalışanlara ilişkin b i r hüküm olduğuna göre,
günlük gazete mensuplarının da b u h a k t a n yararlanacakları açık­
tır, işte, 5953 sayılı k a n u n u n 20. maddesi Anayasanın 44. madde­
s i n i n koyduğu b u i l k e y i gündelik gazetelerde çalışanlar yönünden
düzenleyerek, Anayasanın e m r i n i yerine getirmektedir. D u r u m
böyle olunca, b u hükmün Anayasanın 22. maddesine aykırı oldu­
ğu elbetteki söylenemez.
40
KAYıHAN
IÇEL
c) 20. maddedeki hüküm Anayasanın 23. maddesine de ay­
kırı d u r u m d a bulunmamaktadır. Zira, basın özgürlüğünün gaze­
te ve dergilerle i l g i l i cephesini düzenleyen 23. madde de Anayasa­
mızın diğer maddeleri ile u y u m l u biçimde yorumlanmalıdır. K o ­
n u m u z yönünden, Anayasanın 44. maddesi d i k k a t e alınmadan
23. m a d d e n i n yorumlanması hatalı sonuçlara götürecektir. Sözge­
l i m i , 44. maddeyi gözönünde t u t m a y a r a k yapılacak b i r y o r u m ,
gazete ve dergi matbaalarının pazar günleri çalışmak için r u h s a t
almalarını öngören H a f t a T a t i l i K a n u n u n u n 3. maddesinin de
Anayasanın 23. maddesine aykırı olduğu sonucuna götürecek ve
böylece h a f t a t a t i l i hakkının düzenlenmesi y e t k i s i n i k a n u n k o y u ­
cuya bırakan Anayasanın 44. maddesi geçerliliğini y i t i r e c e k t i r .
5953 sayılı k a n u n u n 20. maddesindeki hüküm yönünden de d u r u ­
m u n farklı olmadığı açıktır.
d) 20. maddedeki hükmün Anayasanın 40. maddesine de ay­
kırı b i r yönü y o k t u r . Gerçekten 40. madde sözleşme özgürlüğünü
güvence altına almaktadır. Ancak, hiç b i r ülkede artık ekonomik
liberalizm m u t l a k surette tanınmadığından, maddede, devletin
ekonomik hayatın gidişinden s o r u m l u olması ve b u n u n sonucun­
da ekonomik hayatın düzenlenmesi ve planlanması esası k a b u l
edilmiş ve k a m u yararı amacı ile b u özgürlüğün k a n u n tarafından
sınırlandırılabileceği öngörülmüştür.
20. maddedeki sınırlayıcı
hükmün k a m u yararına hizmet eden b i r hüküm olduğu kuşkusuz­
dur. K a n u n k o y u c u , cumartesi, pazar ve diğer t a t i l günlerinde da­
h i faaliyet gösteren günlük gazetelerin hiç olmazsa yılda beş gün
b u faaliyetlerine ara vererek, b u gazetelerde çalışanları d i n l e n ­
melerine olanak tanımıştır. Çalışanların dinlenme esası, insan gi¬
b i yaşama ve millî ekonomi için daha v e r i m l i olmak için kaçınıl­
maz b i r koşul olduğuna göre (44. maddenin gerekçesinden), gün­
delik gazetelerde çalışanların Şeker ve K u r b a n Bayramlarının be­
l i r l i günlerinde d i n l e n m e l e r i n i sağlayan 20. madde hükmünün
k a m u yararına dayandığı konusunda kuşku duyulamaz. Aksi b i r
düşünce halinde, sözleşme özgürlüğü var diye, işverenlerin çalış­
tıracakları kişilerle dinlenme hakkını yok edecek sözleşmeler yap­
malarına olanak sağlanacak ve böylece Anayasanın 44. maddesi
ihlâl edilmiş olacaktır. Çalışanlara ücretli h a f t a ve b a y r a m t a t i l i
ve ücretli yıllık izin hakkı tanınmasını öngören bütün k a n u n l a r
gibi, 5953 sayılı k a n u n u n 20. maddesi de gerçekte k a m u yararına
hizmet etmektedir.
BAYRAMDA
G A Z E T E ÇıKARMA
YASAĞı
41
e) 20. m a d d e n i n Şeker ve K u r b a n Bayramlarında gündelik
gazete yayınlanmasını yasaklayan hükmü, düşünce ve basın öz­
gürlüğünün ayrılmaz b i r parçası olan, b i l i m ve sanat hürriyetine
de (AY. 2 1 . m.) aykırı bulunmamaktadır. Düşünce ve Basın öz­
gürlüğü açısından yukarıda b e l i r t i l e n gerekçelerin b u alanda da
aynen geçerli olduğu açıktır.
f) Yukarıda açıkladığımız üzere, 20. maddenin sözü geçen
hükmü Anayasamıza hiç b i r şekilde aykırı n i t e l i k gö termedği
gibi, aksine Anayasamızın b i r gereği d u r u m u n d a da b u l u n m a k ­
tadır. Gerçekten, b u hüküm ile, yukarıda değindiğimiz 44. madde
ile b i r l i k t e 42. maddenin koyduğu esaslara da uyulmuştur. Şöyle
k i , Anayasamızın b u maddesi, devlete, çalışanların insanca yaşa­
ması ve çalışma hayatının kararlılık içinde gelişmesi için, sosyal,
iktisadî ve malî tedbirlerle çalışanları k o r u m a k ve çalı-mayı des­
teklemek yükümlülüğünü yüklemiştir. B u hüküm olmasa i d i , sü­
r e k l i b i r faaliyet niteliğinde olan gündelik gazetecilik faaliyetin­
de çalışanların b a y r a m t a t i l i y a p m a l a n olanağı o r t a d a n kaldırı­
labilecek ve böylece çalışanların insanca yaşamaları engellenmiş
olacaktı. Gündelik gazetecilik f a a l i y e t i n i n niteliğini d i k k a t e a ^ n
Devlet, 20. madde ile b u gazetelerde çalışanları k o r u m a k gereksin­
mesini duymuş ve b u yolla Anayasanın 42. maddesinin kendisine
yüklediği b i r yükümlülüğü yerine getirmiştir. 5953 sayılı k a n u ­
n u n b u hükmü, ülkemizin de katıldığı İnsan Haklarını K o r u m a
Anlaşmasının (4.11.1950 t a r i h l i ) koyduğu insanca çalışma esası­
nın da b i r sonucu niteliğindedir. Çünkü b u Anlaşma da Anayasa­
mızın 42. maddesinin öngördüğü esasları belirtmektedir.
g) Basın mensuplarına t a t i l
yapma
olanağını veren 20.
maddeye benzer hükümler bütün özgürlükçü d e m o k r a t i k düzen­
lerde bulunmaktadır. Örneğin Federal Almanya'da 28.11.1956 t a ­
r i h l i k a n u n (Ladenschlussgesetz) pazar ve b a y r a m günlerinde t a ­
t i l yapılmasının esaslarını düzenlemekte ve k u r a l olarak basın
f a a l i y e t i n i de b u t a t i l l e r i n kapsamına almaktadır. B u n a karşın,
basın özgürlüğünü en geniş biçimde k a b u l eden b u ülkede sözü
geçen hükümlerin Anayasaya aykırı olduğu hiç b i r zaman iddia
edilmemekte ve sadece bizdeki H a f t a T a t i l i K a n u n u n d a k i istisnaî
hükümlere benzer bazı hükümlerden basının da yararlanmışı
yoluna gidilmekle y e t i n i l m e k t e d i r . Ancak b e l i r t e l i m k i , b u istisna
hükümleri pazartesi sabahına gazete yetiştirmek için pazar gün-
42
KAYıHAN
IÇEL
leri çalışmaya olanak vermektedir.
Yoksa Federal Almanya'da,
pazar günleri ve b a y r a m l a r d a basın f a a l i y e t i n i n büyük ölçüde
durduğu ve b u n u n n e d e n i n i n yukarıda değindiğimiz k a n u n hük­
mü olduğu b i r gerçektir. A l m a n Basın H u k u k u D o k t r i n i böyle b i r
sınırlamayı hiç b i r şekilde Anayasaya aykırı görmemektedir (Bk.:
Martin Löffler: Presserecht, K o m m e n t a r , B a n d I I , München 1968,
sh. 53, No.: 16 ve sh. 58, No.: 39).
3 — 5953 sayılı k a n u n u n 20. maddesinin gündelik gazetelerin
yayınlanmadığı Şeker ve K u r b a n bayramlarının beş gününde her
ilde gazetecilerin bağlı bulunduğu meslek kuruluşlanndan basın
kartı hâmili âzası en çok olanına gazete çıkarma hakkını tanıyan
hükmü de kanımızca Anayasaya aykırı değildir. Şöyle k i :
a) B u hükmün Anayasanın 12. maddesine
aykırı olduğu
i l e r i sürülemez. Gerçekten, Anayasanın b u maddesi kişilerin d i l ,
ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefî inanç, d i n ve mezhep ayırımına
tâbi tutulamayacağını öngörmüş ve herkesin k a n u n önünde eşit
olduğunu belirtmiştir. M a d d e n i n i k i n c i f-ıkrası ise, hiç b i r kişiye,
aileye, zümreye veya sınıfa i m t i y a z tanmamıyacağını emretmiş­
t i r . Kanımızca 20. madde tarafından bazı basın kuruluşla­
rına tanınan gazete J i k a r m a hakkının
Anayasanın
12. m a d ­
desine
ters düşen b i r yönü bulunmamaktadır.* B i r kere,
açıktır k i , burada d i l , ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç,
d i n ve mezhep bakımından b i r ayırım yapılması sözkonusu değil­
dir. Basın mensuplarının üyesi olan kuruluşların geçici olarak
b i r h a k ile donatılması k a n u n önünde eşitlik esasına aykırı b i r
d u r u m yaratmaz. Çünkü k a n u n karşısında eşit işlem görme her­
kesin sahip olduğu n i t e l i k l e r e bakılmaksızın her şeyden eşitlikle
yararlanması, h e r türlü faaliyette istediği biçimde kalkışması a n ­
lamına elbetteki gelmez. Sözgelimi, b e l i r l i b i r eğitim koşulu ara­
n a n b i r faaliyette veya vatandaşlık koşulu a r a n a n b i r işte b u ko­
şullara sahip olmayanların da çalışabileceği ve b u tarzda eşitli­
ğin sağlanacağı elbetteki söylenemez. 20. madde bakımından da
d u r u m aynıdır. Y a n i k a n u n , bütün b i r yılın beş gününde bazı ba­
sın teşekküllerine gazete çıkarma hakkını tanımış ve b u n u n için
bazı özel koşullar koymuştur.
B u koşullardan en önemlisi «en
çok basın kartı hamili azası olma» 'dır.
20. maddenin aradığı b u koşul mevzuatımızın diğer bazı hü­
kümlerinde de vardır. Sözgelimi, 24 Aralık 1963 t a r i h ve 359 sa-
I
BAYRAMDA
G A Z E T E ÇıKARMA
YASAĞı
43
yılı Türkiye Radyo - Televizyon K u r u m u K a n u n u n u n T R T Yöne­
t i m K u r u l u n u n kuruluşundan söz eden 4. maddesi, k u r u l u n bazı
üyelerinin A n k a r a , i s t a n b u l ve Izmirde s a n basın kartı taşıyan
üyelerinin sayısı en çok olan Gazeteciler Cemiyetleri tarafından
seçilmesini öngörmüştür. Şimdi burada «bu koşula sahip b i r k u ­
ruluş ile diğer kuruluşlar veya h e r h a n g i b i r gazete arasında eşit­
sizlik yaratılmıştır ve 359 sayılı k a n u n u n b u hükmü Anayasanın
12. maddesine aykırıdır» denilebilecek m i d i r ? Elbetteki böyle b i r
düşünce tarzı geçerli olamaz. B u nedenle 20. maddedeki hükmü
de aynı biçimde değerlendirmek zorunludur. B u r a d a h e r h a n g i b i r
gazete veya h e r h a n g i b i r basın teşekkülü ile k a n u n u n aradığı ko­
şula sahip basın teşekkülü arasında n i t e l i k farkı olduğunu göz­
den uzak t u t m a m a k gerekir.
b) 20. m a d d e n i n sözü geçen hükmünün Anayasanın 12.
maddesinin 2. fıkrasına aykırı b i r yönü de y o k t u r . Öncelikle, b u ­
rada b i r «imtiyaz» d a n sözedilemez. Çünkü imtiyazda mutlaklık
ve devamlılık vardır. Oysa, 20. maddenin koyduğu «en çok basın
kartı hâmili azası olmak» koşulu, böyle b i r mutlaklığa ve devam­
lılığa olanak vermemektedir. Gerçekten, b u koşula sahip «her ba­
sın kuruluşu» b u h a k t a n yararlanabileceğinden bayramda gazele
yayınlayabilecek kuruluşlar devamlı olarak değişebilecektir. Şa­
yet k a n u n böyle yapmayıp t a , h a k t a n yararlanabilecek basın k u ­
ruluşunu «ismen» zikretse i d i , ancak o zaman b i r imtiyazın var­
lığından sözetmek olanağı b u l u n a b i l i r d i .
Kaldı k i , k a n u n «iki veya daha fazla meslekî teşekküllerin
basın kartı hâmili âzalannın
sayısı arasında eşitlik görüldüğü
takdirde, gazete neşri hakkı b u teşekküller tarafından müştere­
ken kullanılır» demek suretiyle, hakkın kullanılmasında objektif
koşullara bakılacağını, ismen b e l i r l i basın kuruluşlarının b u hak­
t a n yararlanmasının söz konusu olmadığını açıkça ortaya koy­
muştur. Böylece, «imtiyaz» için gerekli olan «monopol» k u r u l m a ­
sı olasılığı önlenmiştir.
c) 20. maddenin bazı basın kuruluşlarma bayramda gazete
çıkarma hakkını veren b u hükmü halkın haber alma gereksinme­
sini karşılama yönünden büyük yarar sağladığı kuşkusuzdur. Ba­
sın mensuplarına Şeker ve K u r b a n bayramlarında beş gün için
t a t i l yapmak olanağını sağlayan 20. madde hükmünün halkın
«haber alma» gereksinmesine karşı olabileceğini düşünen k a n u n
44
KAYIHAN İÇEL
k o y u c u bazı basın kuruluşları tarafından b u günlerde gazete çı­
karılmasına olanak vermiş ve böylece Anayasanın 22. maddesinde
basın özgürlüğü ile b i r l i k t e güvence altına a l m a n «haber a l m a öz­
gürlüğünü» ( B u k o n u d a bk.: Kayihan
İçel, K i t l e Haberleşme H u ­
k u k u , i s t a n b u l 1977, s. 46) sağlamak istemiştir.
Sonuç : Yukarıda belirttiğimiz nedenlerden dolayı 5953 sa­
yılı k a n u n u n 20. maddesinin Anayasanın hiç b i r maddesine aykı­
rı bulunmadığı görüşündeyiz. Ayrıca burada, sözü geçen hüküm
hakkında Anayasa Mahkemesinde iptâl dâvası açılamayacağını
k a b u l etmek gerekir. Çünkü, Anayasanın geçici 4. maddesinin 3.
fıkrası 27 Mayıs 1960 d e v r i m t a r i h i n d e n 6 Ocak 1961 t a r i h i n e k a ­
dar çıkarılan k a n u n l a r hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile
Anayasa Mahkemesinde iptâl dâvası açılmasını yasaklamıştır. 20.
maddedeki yasağa uymamanın yaptırımını gösteren 28. madde
bu t a r i h l e r arasında çıkarılan 212 sayılı k a n u n l a değiştirildiğin­
den ve Ceza H u k u k u n d a b i r suçun unsurları ile yaptırımı b i r b i r i ­
ne sıkı suretle bağlı bulunduğundan, u n s u r l a n içeren, y a n i suçun
«kural» kısmını düzenleyen 20. madde hakkında da Anayasa M a h ­
kemesinde iptâl dâvasının açılamaması gerekir. Kaldı k i , 28. m a d ­
de 20. maddeye sarih atıfta bulunduğu için, b u i k i m a d d e n i n b i r
bütün oluşturduğu kuşkusuzdur.
Download

Bu PDF dosyasını indir