BİLİM, ARKEOLOJİ VE GİRİŞİMCİLİK
Prof. Dr. İbrahim BİRKAN
Atılım Üniversitesi, İşletme Fakültesi
M.Ö. 738 - M.Ö. 696 yılları arasında Ankara’nın Polatlı-Yassıhöyük bölgesinde bulunan Gordion
Kentinde krallığını sürdürmüş olan Kral Midas’ın yaşamı ve ölümü üzerinde mitolojiler yazılmıştır.
“Gordion Düğümü” ile, “eşek kulakları” ile “dokunduğu her şeyi altına çevirmesi” ile ve “boğa kanı”
içerek intihar etmesi mitolojileriyle ünlü olan Kral Midas’ın Tümülüs ve kalıntıları üzerinde 1957
yılından buyana arkeologlar kazı çalışmaları yapmaktadır. Milattan önce 718 yılına ait olan 53 metre
yüksekliğindeki Tümülüs’ün içinde bulunan sürahilerden ve tabaklardan, mezarda bulunan ihtişamlı
eşyalardan, ihtişamlı tabuttan Gordion’daki bu Tümülüs’ün Kral Midas’ın son dinlenme yeri olduğu
anlaşılmaktadır.
Kral Midas’ın Gordion’daki mezarının açılması tarihin ve mitolojinin en çok tartışılan kralı hakkında
yeni bulgular eşliğinde bilimsel tartışmaların başlamasına neden olmuştur. Midas’ın halen Anadolu
Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenen kafatasının üç boyutlu tomografisi çekilerek incelenmiştir. Yapılan
bilimsel çalışmalarda Midas’ın doğuştan nadir görülen bir hastalığa yakalandığı ve kulak kanallarının
asimetrik olarak doğduğu anlaşılmıştır. Çirkin bir görünüm arz eden bu hastalığın Midas’ı psikolojik
olarak çok rahatsız ettiği ve halkından bu durumu gizlemek için Midas’ın devamlı olarak giydiği
serpuşla kulaklarını gizlediği ve bu durumun da çeşitli dedikodulara yol açtığı düşünülmektedir.
Kral Midas’ın kafatası üzerinde patologlar tarafından yapılan çalışmalardan kemik dokusunda demir
içeren, kan kalıntılarının neden olduğu mikroskobik seviyede kahverengi lekeler saptanmıştır. Bu
durum Kral Midas’ın ölüm nedeninin mitolojide anlatıldığı gibi boğa kanı içerek intihar etmesinden
olmadığını, başının sağ tarafından alınan bir darbe ile öldüğünü veya öldürüldüğünü ortaya
koymaktadır.
Bu anlamda Atılım Üniversitesi ve Ankara Ticaret Odası’nın ev sahipliğinde 24-28 Haziran tarihlerinde
Ankara’da düzenlenen, 23. Dünya İş Kongresi’nin Gala Gecesi’nin Polatlı Yassıhöyük Gordion’da, Kral
Midas’ın Tümülüsü’nün yanında 2754 yıl sonra “Kral Midas’ın son yemeği “ etkinliği şeklinde yapılması
hiç şüphesiz ki çok ses getiren ve alt yapısı sağlam olan bir kültürel etkinlik olmuştur. Bu etkinliğe
kongreye katılan delegelerin yanında Ankara’dan diplomatik protokol ve üst düzey bürokratlar da
davet edilmiştir. Yemeğin yenileceği Tümülüs şeklindeki tabaklar, kaplar, bardak ve sürahiler özel
olarak o gece kullanılmak üzere toprak malzemeden imal ettirilmiş, yenilen yemeğin menüsü ise 32
cm’lik Frig desenleri ile süslenmiş servis tabağına bastırılmıştır. Servis tabağı gecenin hatırası olarak
misafirlere yemek sonunda kadife kutu içerisinde hediye edilmiştir. Türkiye Aşçılar Federasyonu
Başkanı ve Sheraton Ankara Oteli’nin şeflerinin bir yıl süren çalışmaları neticesinde ortaya çıkan
menüde tamamıyla o dönemde yenilen yiyecek malzemeleri sunulmuştur. Gecenin başlangıcında
Eskişehir Olgunlaşma Enstitüsünün hazırladığı, İstanbul’daki ajansın sunduğu 14 mankenli özel Frig
Defilesi giysileri ve takılarıyla çok büyük ilgi çekmiştir. Defile sonrası yenilen “Kral Midas’ın son
yemeği”ni müteakip gecenin taçlandırılması Devlet Opera ve Balesi’nin sahne almasıyla verilen müthiş
bir klasik müzik konseri ile yapılmıştır. Midas’ın Kulakları Operası’ndan parçalarla başlayan konser,
katılanların çok büyük beğenisini toplamıştır.
27 Haziran 2014 tarihinde Polatlı Yassıhöyük’te, Gordion Müzesi’nin bahçesinde, Kral Midas’ın
Tümülüsü’nün başında başarı ile organize edilmiş olan Kral Midas Etkinliği bundan böyle tekrar tekrar
yapılabilecek özel bir turizm ürünü olarak turizmcilerin envanterine girmiştir. Türkiye’de turizm
sektöründe büyük başarılara imza atmış olan girişimci turizmciler başarı ile ortaya konulmuş olan bu
etkinliği, yeni bir turizm ürünü olarak, yemek, defile, müzik şeklinde bir animasyon paketi halinde
bölgede veya başka yerlerde, hatta yurt dışında tanıtım organizasyonlarında başarı ile yapılabilirler ve
yapılmalıdır.
Pensilvanya Üniversitesi’nde Biyomoleküler Arkeoloji Laboratuarının yöneticisi ve antropoloji profesörü
olarak görev yapan Dr. Patrick E. Mc. Govern, içki tarihi konusunda yaptığı çığır açan araştırma ve
yayınlarla tanınan bir bilim adamıdır. Mc. Govern özellikle Bereketli Hilal diye adlandırılan bölgeye
incelemelerinde büyük yer vermektedir. Bu bölge içinde yer alan Göbekli Tepe dünyada insanların ilk
defa yerleşik hayata 12.000 yıl önce geçtikleri, buğday ve arpayı kültüre aldığı ve muhtemelen de ilk
yaygın bira üretiminin gerçekleştirildiği yer olarak düşünülmektedir. Elde edilen DNA verilerine göre
einkorn buğdayının Göbekli Tepe civarında evcilleştirilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Arpa ve hatta
emmer buğdayının da bu bölgede evcilleştirilmiş olduğu düşünülmektedir. Bu konuda yapılan
çalışmalar ve araştırmalar devam etmekle beraber arpanın evcilleştirilmesinin buğdaydan sonra
geldiği artık kesin olarak bilinmektedir. Bu durum da öteden beri yapılmakta olan tarihte ekmek mi,
yoksa bira mı önce geldi sorusunun tartışılmasına daha da anlam kazandırmaktadır. Bu konuda çeşitli
teoriler bilim adamları tarafından ortaya atılmakta ve tartışılmaktadır. Jonathan Saver tartışmayı daha
da ileri götürerek arpanın evcilleştirilmesindeki gerçek motivasyonun ekmek üretmek değil bira
yapmak olduğunu söylemektedir. Bu noktadan hareket eden Braidwood insanların bir zamanlar
sadece bira içerek yaşadıkları tartışmasını ortaya atmıştır. İlk insanların doğal etkilerden uzun süre
korunma özelliği ve zengin besin değeri olan alkollü içecekleri tercih etmeleri o zaman için makul
görülmekle beraber antropolojik açıdan konuya yaklaşan bilim adamları tahıldan fermantasyon yolu ile
içki üretmenin çok karmaşık olduğunu, uzun süreç aldığını öne sürerek şarap ve bal şarabının (mead)
ekmekten ve biradan daha önce kullanıldığını öne sürmektedirler.
A.B.D.’de bulunan bu formüle uygun bira üretimi hakkı küçük bira üreticilerinin katıldığı bir müsabaka
neticesinde Dogfish isimli bir firmaya verildi. Midas formülü diye anılan bu formül ile firma Midas
dokunuşu “Midas Touch” isimli birasını yeni bir ürün olarak piyasaya sürdü. 2001 yılında sadece ayda
1700 fıçı bira satışı yapan şirketin şimdi 100 bin fıçıdan fazla bira sattığı bilinmektedir. Şirketin sahibi
olan Sam Callanogie yazdığı ve çok satan başarı öyküsünü anlatan “Brewing Up a Business:
Adventures in Enterperenaurship “ adlı kitabında Kral Midas’ın mezarından çıkan iksirle elde ettiği
büyük başarıyı anlatmaktadır.
Bir açık hava müzesi mahiyetinde olan Anadolu’nun ve bu coğrafyanın ruhunda girişimcilik olan
insanlara nasıl ilham kaynağı olduğunu bu vesile ile bir kere daha görmekteyiz. Bizler Ankara’ya bir
saat mesafede olan Yassıhöyük’te bulunan Kral Midas’ın mezarından çıkan en büyük hazinenin
farkında bile olmamışız. Bu hazineyi değerlendiren okyanus ötesindeki bir girişimci herkesin gıpta ile
bahsettiği başarılı bir yatırımcı olabiliyor. Şu anda Kral Midas’ın Tümülüs’ünün yakınlarında henüz
açılmamış yüzün üzerinde Tümülüs daha var. Bereketli Hilal bölgesinin önemli bir kısmını oluşturan
Anadolu’da açılmamış nice Tümülüsler, Göbekli Tepe olarak bilinen ve yerleşik insanlık tarihinin
yeniden yazılmasını gerekli kılan daha nice yeni bulunmuş ve bulunacak hazineler var. Bu hazineler
çağımızın bilim ve teknolojisinin yardımıyla keşfedilmek ve değerlendirilmek üzere bekliyorlar.
Gelişen teknoloji ve yapılan bilimsel araştırmalar Anadolu’nun kültürel ve tarihi yapısında çok zengin
bir şekilde yer alan arkeolojik değerleri girişimcilik anlayışı ile geliştirip, yeni ürünler yaratma
konusunda önemli fırsatlar yaratmaktadır. Bununla beraber bu ülkede sahip olduğumuz sınırsız
kültürel, tarihi ve antropolojik mirasın yeterince farkında olmadığımız Kral Midas örneğinden de
anlaşılabilmektedir.
Download

Dosyayı İndir - Atılım Üniversitesi Açık Erişim Sistemi