BİRLİK DERGİSİ
Sayı: 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
Yayın Sahibi
TESUD Genel Merkezi Adına İmtiyaz Sahibi,
Başyazar ve Genel Yayın Yönetmeni
Erdoğan KARAKUŞ
(Em. Korgeneral)
Tel: (0312) 418 20 54 / 119
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
SEN BEN YOK, BİZ VARIZ
İçindekiler
2
Başyazı
5
Emekli
Em.Öğr. Vedat SADİOĞLU
6
O Günlerden Bu Günlere 20 Temmuzlar!
Em. Yb. Atilla ÇİLİNGİR
8
Asker Sanatçılar
Em. Hv. Korgeneral Erdoğan KARAKUŞ
10 Gazi Olmak Büyük Bir Onur ve Şereftir
Özlem TÜTÜNCÜOĞLU
İ.Yüksel KUŞ (Em. Albay)
Tel: (0312) 418 21 34 - 418 20 54 / 118
12 Tarihten Bir Sayfa
Basın Yayın Başkanı ve Dergi Müdürü
14 Anılarla Kuleli
Em.J.Kd. Alb. Adnan GÜLER
Orhan TURFAN (Em. Tümgeneral)
Em. Ulş. Alb. M.Orhan ÖZEN
Tel: (0312) 418 20 54 / 121
16 Tarihi Gerçekler Işığında 30 Ağustos 1922
Em. Kur. Alb.Ali MARALCAN
Dergi Sorumlusu ve Görsel Tasarım
Fevziye ACIÖZ
Tel: (0312) 418 20 54 / 124
[email protected]
18 Balkanların Tarihi
Em. Korg. Selahattin ÇETİNER
Yayın İdare Merkezi
Türkiye Emekli Subaylar Derneği
Selanik Cad. No: 34/6 06650 Kızılay / ANKARA
Web: www.tesud.org.tr
Belgegeçer (Faks): (0312) 418 08 64
E-posta: [email protected]
21 Vücut Su Kıtlığı Çektiğinde
Reşat Burhan ARSLAN
Müşir Mehmed Zeki Paşa
Em.Top. Kur. Alb. Osman Nuri ARARAT
Yayın İdare Merkezi Tel
(0312) 418 20 54
26
TESUD Genel Merkez Etkinlikleri
Yayın Türü
Yerel Süreli Yayın
29
TESUD Şube Etkinlikleri
Basımcı
Sonsöz Gazetecilik Matbaacılık
Reklamcılık İnş. San. ve Tic. Ltd.Şti.
İvedik OSB. Matbaacılar Sitesi 35.’nci Cadde
No:56-58 Yenimahalle/ANKARA
Tel:(0312) 394 57 71
Belgegeçer (Faks): (0312) 394 57 74
30
Karikatür
Em. P. Alb. Mehmet Saim Bilge
31
K.H.O. 1961’liler Anıtkabir’de
Em.Org. Edip BAŞER
32
İstanbul’un Ulaşım Sorunu
Em. Kur. Alb. Suat AYTIN
36
Turkey Takes Off
Em. Kur. Alb. Ş. Osman ARAS
37
Vatan,Bayrak
Em. Öğr. Fikret ASLANERER
Basım Tarihi (Gün / Ay/ Yıl) Yeri
• ANKARA
Dergimizde yayınlanan yazılar
yazı sahibinin düşüncesini yansıtır,
TÜRKİYE EMEKLİ SUBAYLAR DERNEĞİ’ni
hiçbir suretle bağlamaz.
3 ayda bir yayınlanır. Gönderilen yazı ve
resimler basılsın, basılmasın iade edilmez.
Yazılar için telif hakkı ödenmez.Para ile
satılmaz.
Aidatını ödeyen üyelerimize
parasız gönderilir.
“Reklam sayfalarının içeriği konusunda bütün
sorumluluk reklam verene aittir.”
ISSN: 1302-5058
BİRİMİZ HEPİMİZ, HEPİMİZ BİRİMİZ İÇİN
22
38 Etki-Tepki ve Yaşam
Nurullah AYDIN
39
Değerli Bağışçılarımız, Sevgili Dostlar
40
Aramızdan Ayrılanlar
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
1
temiyorum. Kendisini TESUD’a Genel Başkan olduğumda tanıdım, benim birkaç yazımı okuduğunda, konuşmamı dinlediğinde bana geldi. Söylediği
şuydu, “sen ne cesur, yiğit birisin. Son yıllarda bana
senin kadar cesaret veren kimse çıkmadı. “ demişti. “Beni mahcup ediyorsunuz komutanım” dedim.
Sohbet esnasında Londra’da Kıdemli Askeri Ataşelik yaptığımı öğrenince “sana bir anımı anlatacağım” dedi. “İkinci dünya savaşı içinde bizleri pilot
yetiştirmek üzere İngiltere’ye gönderdiler. Uçuşlarda çok başarılı oldum. Ancak en son uçuş kontrolüne
girdiğim uçuş öğretmeninin babası Çanakkale’de ölmüş, o nedenle; havada Atatürk’e kötü sözler söylemeye başladı. Ben Atatürk’ün yetiştirdiği subaylarınErdoğan KARAKUŞ
Em. Hv. Korgeneral
TESUD Genel Başkanı
danım, sözünü çabuk geri al” dediğimde, “hem bana
hem Atatürk’e küfretti,” ben de “ya sözünü geri al,
yada uçağı çakarım” dedim ve “kumandayı ileri ittim. Telaşlandı. Paraşütle atlamaya kalktı. Paraşütle
Değerli BİRLİK Okurları,
atlarsan gelir sana uçakla çarparım yine ölürsün” de-
Sizlere hitap etme olanağı bulduğum bir önceki
dim. “Bütün söylediklerini geri aldı. Yere indiğimiz-
dergimiz 204 sayısından sonra, Türkiye ve çevresin-
de beni uçuştan ayırdılar. Ancak; ölürüm ne Atama
de baş döndürücü olayların geliştiğini gördük.
ne onun subayına laf söyletmem” diyerek gözleri ya-
Bizlere yol gösteren Atamızın laikliğe gösterdi-
şarmıştı.
ği hassasiyetin yurtta ve dünyada barışı sağlamada
Bu vesileyle; gurbet ellerde, şehit düşüp Londra
ne kadar önemli olduğunu, laikliğin olmadığı yerde,
mezarlığı Türk şehitliğinde yatan 14 şehidimizi rah-
din, mezhep, tarikat çatışmalarının önünün alınama-
metle anıyorum. Ayrıca Londra mezarlığının sahibi
yacağını bizde gördük,
Kıbrıslı Ramadan beyin, 1989 yılında bana “Erdoğan
dünya da görmektedir.
bey ben sizi çok sevdim. Al bu şehitliğin tapusu! Tür-
Atamdan bahsedince
kiye Cumhuriyeti’ne beş kuruş almadan hibe ediyo-
çok kısa bir zaman önce
rum. Helal olsun” dedi. Birbirimize sarıldık. Gözle-
kaybettiğimiz
rim yaşardı. Londra gibi bir yerde şehitlik bizim ol-
Atatürk
Ra-
muştu. İçimden “ey büyük milletim ne büyük insan-
şit ÖZERTAN (Em. P.
lar yetiştiriyorsun” dedim. Bütün şehitlerimiz, gazi-
Kd. Bnb. 1943-416)’dan
lerimiz, nur içinde yatsın.
aşığı,
vatansever
bahsetmeden geçmek is-
2
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz- Ağustos- Eylül 2014
Bu sene Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 40. Yılıydı. 1958
yılında Kıbrıs’ta Türk Mukavemet Teşkilatı kurucularından, aynı zamanda Kore Gazisi yüz yaşına merdiven dayamış Em. Alb. İsmail TANSU’YU yine
hayatını Kıbrıs’a adamış, Kıbrıs Türk Kültür Derneği Başkanlığı yapmış Sayın Ahmet GÖKSAN’la ziyaret ettik. Sayın TANSU hala o günlerin heyecanını yaşıyordu. Yeni nesillere o günlerin unutulmaması için kitaplar yazmıştı. Yazdığı kitapları imzalarken “ aman Kıbrıs’ı kimselere bırakmayın” diyordu.
Ben de “siz hiç merak etmeyin, zamanında Kıbrıs’ı
alırken 71.000 şehit verdik. Kıbrıs Barış Harekâtı ve
öncesinde de 2-3 bin şehit verdik. Kimseye bırakmayız. KKTC’ni sonsuza kadar yaşatacağız. Kıbrıs
için çok kimsenin emeği geçti. Biz hava savunmacılar ikinci harekattan sonra Yunanistan’ın herhangi bir
saldırısına karşı Eylül sonuna kadar tam kadro nöbetteydik. Ben Yüzbaşı rütbemi uçak içinde taktım.
Kırbıs’ı insanlığın kanını emen sömürgecilere kaptırmayacağız” dedim ve neşe içinde ayrıldık.
uğraşmalarının ana nedeni budur.
Nitekim Kurtuluş Savaşı esnasında Hindistan’da
Gandi’ye bazıları “biz neden Türkler gibi silahlı direniş yapmıyoruz” dediğinde Gandi “ Türk Milletinin savaşma azim ve iradesi hiçbir millette yoktur.
Biz şimdi İngilizleri başımızdan atsak, Afganlılar
bile bizi esir alabilir. Oturun Mustafa Kemal’in, Türk
Ulusu’nun başarısı için dua edin. Kurtuluş yolu budur” demiştir.
Zafer Haftası’nda TESUD Merkez, şube ve temsilciliklerimizin hepsi, üyemiz olsun, olmasın, emekli
subayların önemli bir kısmı aileleriyle birlikte Zafer
Haftası etkinliklerine büyük bir coşkuyla katıldı. Bütün etkinlikler gurur vericiydi. Bütün silah arkadaşlarım ve ailelerine teşekkürlerimi, şükranlarımı sunuyorum.
Silah arkadaşlarımızın bir kısmı aileleriyle birlikte 25 Ağustos’u 26 Ağustos’a bağlayan gece yarısı
Şuhut’tan yürüyüşe başlayarak, Atamızın izinde gün
ışırken Afyon Kocatepe’ye ulaştı. Kocatepe’deki törenden sonra yedi arkadaşımız yine Atamı izinde
yine o günleri yaşayarak, günlerce 440 Km. yürüyerek, 8 Eylül sabahı Kemalpaşa’dan kendilerine katılanlarla birlikte İzmir Belkahve’ye ulaştı. 8 Eylül’de
Belkahve’deki törende hepsinin yüzünde o günleri yaşamanın, amaca erişmenin mutluluk ve huzuru
vardı.
Bu sayı aynı zamanda Zafer Haftası’nı da kapsamakta olduğundan, ayrı bir önemi bulunmaktadır.
Çünkü Büyük Taarruz; dünyada sömürgecilere karşı
savaş kazanılarak vurulan ilk darbedir. Bunu da Türk
Milleti, Türk Ulusu başarmış, dünyanın %85’inin
esir, sömürge olduğu bir dönemde mazlum milletlere örnek olarak daha özgür bir dünyanın oluşmasını
sağlamıştır. Sömürgecilerin hala hazmedemediği ve
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
3
Yine Kocatepe’deki törenden sonra, bir kısım silah
arkadaşımız ve aileleri, Anıtkabir’deki Atatürk resminin oluşturulması etkinliğine yetişme telaşı içindeydi. 6000 kişiyle oluşturulacak resme 9000 kişi
sığmaya çalıştı. Atatürk sevgisi gözlerimizi yaşarttı.
Olayı tertipleyenler TESUD’un desteklerinden dolayı defalarca mutluluklarını belirttiler.
Çözüm süreci, açılım süreci, silah bırakacaklar uydurmacası, bazılarının Terör örgütüne ödün vererek
seçim kazanma hırsı, PKK Terör Örgütü’nü şımarttıkça şımarttı. Terör Örgütü yol kesti, bayrak indirdi,
karayollara saldırdı,
pusu kurdu, adam kaçırdı, linç etti. Gençleri zorla ailelerin-
Herkesin de çok iyi bildiği gibi 26 Ağustos 1071
den kopararak dağa
Türk Milleti için özel bir gündür. O gün Malazgirt
kaldırdı. Araç, ge-
Meydan Muharebesinin kazanıldığı, sömürgeci, em-
reç, okul yaktı, hal-
peryalist, entrikacı, kahpe Bizans’ın çöktüğü gün-
kın içinde bulundu-
dür. 12.000 yıl önce Nuh Peygamber’in oğlu Atamız
ğu otobüsü yaktı, si-
Yafes’in Türk Milleti’ne armağan ettiği Ata topra-
lah
ğı Anadolu ve Trakya’nın Bizans illetinin işgalinden
kurtarıldığı gündür.
arkadaşlarımızı
ve emniyet mensuplarını şehit etti. Şehitlerimize, bu
uğurda hayatını kaybeden vatandaşlarımıza rahmet,
yaralanan gazi ve vatandaşlarımıza acil şifalar, ka-
28 Ağustos günü TESUD tarafından Atatürk ve Za-
çırılan gençlerin ailelerine kavuşmalarını, çözüm sü-
fer Bisiklet Turu düzenlendi, 80 civarında bisiklet-
reci, açılım sürecinin bölünme süreci olduğunu an-
çinin katıldığı etkinlik Cumhurbaşkanlığı devir tes-
lamayan gafillerin derin uykudan en kısa zamanda
lim töreni nedeniyle, neredeyse Ankara’daki bütün
uyanmalarını diliyorum.
yolların trafiğe kesilmesine rağmen, değişik yollar-
Ulu Önder “Birlik ve beraberlik kader-i ilahiden
dan başarıyla tamamlandı. Zamanında 27 Aralık’ta
gayri her şeyi yener” dediği gibi, TESUD Üyesi ol-
Atatürk’ün Ankara’ya gelişi törenlerinde, “trafik ak-
sun, olmasın bütün silah arkadaşlarımızın birliği ve
sıyor” bahanesiyle Harp Okulu’nun caddelerde yürümesini istemeyenlerin bu sefer hiç seslerini duymadık.
4
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
beraberliği tamdır. Kader-i ilahiden gayri her şeyi yenecek güçtedir. Hepinizi saygıyla, sevgiyle kucaklıyorum.
EMEKLİ
Vedat SADİOĞLU*
İşçi, köylü, memur, dul, yetim
Bütün insanlar içindir emeklilik
Aslında bir kırılma noktasıdır
Başka bir hayattır emeklilik,
İster ikici bahar diyelim
İster ikinci yaşam
Sekteye uğrar aktif yaşam
Emeklilikten sonra da sürer yaşam,
Kimi ek iş peşindedir
Bir milletin yaşlıları
Emekli olan vatandaşları
O milletin yaşama kudretidir
En önemli yaşam göstergesidir,
Kimi özel işiyle meşgul
Kimi ailesiyle ilgilenir
Emekli, böyle vakit geçirir,
Emeklilik yaşlılığa geçiştir
Emeklilik demoralize değildir
Yaşam çetin geçse de
Yoksa geleceğe güvenle bakamaz
Emeklilik ikinci şans demektir,
İnsanların buna hakkı olmaz.
Bunlar Atatürk’ün sözleri
Hastalıklar, yalnızlıklar yaşansa da
Ne güzel görmüş geleceği,
Tek başına kalsa da emekli
Gençlikteki zorluklarla olduğu gibi
Yaşlılıkla da mücadele etmeli.
Mazide muktedirken, güçlüyken
Bütün gücüyle çalıştı emekli
Onlara karşı minnet duymalı
Onlara saygıyla bakmalı,
*1960 yılında Mardin’de doğdu. 2006 yılında ‘Uzman Öğretmen’ oldu. 2007 yılında emekli oldu.
Çeşitli yayınevleri için hazırlanmış ders kitapları
ve gazetelerce yayınlanmış şiirleri ve hikâyeleri
bulunmaktadır.
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
5
0 GÜNLERDEN, BU GÜNLERE
20 TEMMUZLAR!
Atilla ÇİLİNGİR*
“Hayat, ırmağın tedirgin suları gibi derindir…
O ırmak kimi zaman acıları taşır, kimi zaman genç
ölüleri, kimi zaman hüzünleri, umutları ve tüm yaşanmışları…’’
Karanlık yılları aydınlatmak ve acılara son vermek
için gidiyorduk Kıbrıs’a; soydaşlarımızı katliamlardan kurtarmak, özgürlüğe kavuşturmak için gidiyorduk Ada’ya…
Tam 40 yıl olmuş o gecenin sabahından bu güne!
Mersin - Ovacık’ta ki, o tek gözlü postaneyi vatanperver, gözü pek o PTT görevlisini unutmak mümkün mü?
Ya bunun bedeli ne olacaktı? Bu bedel, yıllar sonra yerini bulup hatırlanacak mıydı? Bu vatan evlatlarının kaçını kaybedecektik? Kaç kişi sakat kalacak? Kaçımız sevdiklerimize geri dönecektik? Neydi bu insan denen mahlûkun yarattığı bu sefillik? Barış içinde yaşamak varken, bu dünyayı niçin cehenneme çeviriyorduk?
Bedeni çoktan toprak olmuş olan rahmetli tabur
komutanım Binbaşı Turgut AKSOY’dan ve ben; bu
tek gözlü, tek masalı postanede, tek başına hizmet
veren posta memuruna yaklaşarak bir telgraf çekeceğimizi söylemiş, sevdiklerimize son kez fısıldayacağımız sözleri, o telgrafın ucuna eklemiştik.
Yarın sabah Kıbrıs’a hareket ediyoruz. Allaha
emanet olun. Bizim için dua edin. ( 19 Temmuz
1974 19.30 Atilla )
Bu yaşamın son veda cümlesiydi Anavatana…
Saat 20.30 uçar birlik harekâtına katılacak olan taburumuz; emrine verilmiş olan Komando Tugayımızın karargâhından gelen haberci vasıtası ile harekât
planını almış ve bu planı haritalarımıza işlemiştik…
Planın detaylarını ise gece yarısından sonra 00. 15’de
Tugay Harekât şube müdürümüzden alacak ve Tabur
Komutanım ile birlikte bu planı da haritalarımıza işleyecektik. Artık savaşa hazırdık. Kalan bir tek şey
vardı: Taarruz emri…
O gece belki de yaşamımızda ki en uzun geceyi yaşamıştık! Yıkık dökük bir bina duvarının dibine kurduğumuz portatif karyolalarımızın üzerine savaş teçhizatımızla uzanmış, gökyüzünü seyrediyorduk!
İrili ufaklı milyonlarca yıldız, gecenin karanlığında ışıldıyor; Ağustos böcekleri o değişmez senfonilerinin eşliğinde, sanki geleceğimizi aydınlatmak istercesine birbirleriyle yarışıp duruyorlardı…
Gelecek ve yaşam, aydınlık olmalıydı, güzel olmalıydı! Olmak zorundaydı! Çünkü bizler doğrunun,
güçsüzün yanındaydık.
6
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz- Ağustos- Eylül 2014
Neden? Neden?
Bu düşüncelerle biten geceyi; Akdeniz’in o güzel
yüzü, günün ilk ışıkları ile henüz aydınlatmıştı… Tabiat ana büyük bir suskunluk yaşıyor, yaz aylarının o
cehennemi sıcağı bölgeye iyice sinmiş, nefes almamızı dahi zorlaştırıyordu!
Yaşam az sonra büyük bir olay ile karşılaşmayı
beklercesine tetikteydi sanki…
Aniden bu büyülü ortamı, ölüme benzeyen o sessizliği, transistorlu bir radyonun sesi bozuverdi!
Takvimlerdeki zaman 1974 yılının 20 Temmuzunu, saatler ise sabahın 05.30’unu gösteriyordu! O küçücük radyodan, dönemin Başbakanı rahmetli Bülent Ecevit tüm dünyaya, yeni bir özgürlük savaşının “Kıbrıs Barış Harekâtının’’ başladığı haberini
veriyordu…
Gerçek o ki, savaş başlamıştı… ‘Evlatların Kanları’ yeni bir ‘Vatan’ yaratacaktı Kıbrıs topraklarında… Ya anaların acıları?
O büyük an gelmişti Meydan er meydanı, meydan,
savaş meydanı idi. Meydan; Türk’ün vatan, millet ve
bayrak sevdasını Beşparmak Dağlarına, Pladini Kıyılarına, Gazimağosa Kalesinin Surlarına, Lefkoşa’nın
Yiğitler Burcuna, Kıbrıs adasının taşına, toprağına
canları pahasına ezberletenlerin yeriydi.
Birliğimdeki tüm silah arkadaşlarımın gözleri gurur doluydu, çıkmıştık adaya. Yıllar boyunca tüm
dünyanın, “Olamaz, gidemezler, yapamazlar,’’ dediğini yapmıştık.
Kıbrıs semalarını kaplayan paraşütçüler, Girne kıyılarındaki deniz piyadeler, Ada’nın derinliklerinde ki komandolar, zaferleri süngüsünün ucunda taşıyan piyadeler, savaşın her safhasında desteğimizdeki topçular, kükreyişi ile korku yaratan tankçılar,
istihkâmcılar, muhabereciler ve ordumuzun diğer sınıflarını temsil eden yiğitler; bizleri çelik kanatları
ile koruyan cesur yürekli pilotlarımız, çıkartmanın
her safhasında kahramanlıkları ile öne çıkan donanmamız…
Ve Ata Yadigârı Kıbrıs adasının, yıllarca serdarlığını yapan ‘Kahraman Kıbrıs Türk Halkı’, onların
simgesi olan ‘Mücahitlerimiz.
Aradan 40 yıl geçti o günlerden, bu günlere…
Ay Yıldızlı Şanlı Bayrağımızın o vatan topraklarında ki gölgesi ile onurlanan Kıbrıs Gazileri olarak; ‘O Günleri’ hiçbir zaman unutmadık. Verilecek son nefese kadar da unutmayacağız, unutturmayacağız.
Ama zaman nankör, zaman acımasız, zaman unutmanın diğer adı olmuş sanki! Zamanın bu acımasız
sayfalarını çevirdiğimde neler çıkmıyor ki karşıma?
‘Vatan bellediğim O Gazi Topraklarda.’
Bilirim kimileri 40 yıl öncesinde kaldı derler, hatırlamak istemezler o mücadele yıllarını! Tarih sayfalarını bile kazımadılar mı? Bunlar gerilerde kaldı unutun artık, bundan sonra gideceğimiz yolun
adı, AB diyerek! Uymazmış artık uyum yasalarına
vatan, millet, bayrak kavramı! Ne acı! Sanki duyulmaz olmuş, Şehitliklerimizden gelen Şühedanın
feryadı!
İçim titrer, o günden bu yana geçen yıllara; bildiklerimin yanına, gördüklerim de eklenince bu acımasız sayfalara! Yanıt bulamam, tüm bu aymazlıklara!
Ne çabuk yitip, bitmekte yaşam! Kıbrıs’daki milli
mücadelenin canlı tanıklarını birer, birer alıp gitmekte o acımasız zaman!
İngiliz dönemi unutulmuş! Geride bırakılan o acılı yılları yaratanlar, onca katliamı yapanlar Rumlar
değilmiş gibi! Kimi çevrelerde, bu tarihi gerçeklerin
yerini; Rum komşuları ile kol, kola gezen, türlü tes-
limiyetleri pazarlayan iş birlikçileri almış!
Sanki tüm bu yaşananlar olmamış, Rum tarafı
yapmış olduğu bu insanlık ayıbı nedeni ile bir özür
bile dilememişken; Kıbrıs’ta Türk ile Rum iç içe yeniden yaşarmış!
Ya özgürlük? Az bir şey mi bu gün gelinen noktada ki egemenlik, kurulan devlet?
Sanki dün değilmiş gibi! Annan Planı ile sallanmamış mıydı AB bayrakları? Duyulmamış mıydı?
KKTC semalarını kaplayan nidaları: ‘’ İşgalci Türk
Askeri Adayı Terk Et!
Ya Şehitlerimizin isimlerini taşıyan caddelerde,
sokaklarda; bayrak niyetine sallanan, üzerlerinde
AB yazılı o bez parçaları! Bu görüntülere eşlik eden
türlü ihanet odakları!
Çok değil yine 10 yıl öncesiydi! Milli Davamızın
Lideri Sayın Denktaş’ı hedef alarak, “Sen git kendi
ülkende konuş!” diyen kimdi?
“Birileri gelir sizi kuzu, kuzu Kıbrıs’tan çıkarır!”
diyerek, yeni hedefini: “Rumlardan daima bir adım
önde olacağız!’’ söylemi ile belirlememiş miydi?
Sonra tüm bu söylemlere uygun bir siyaset ve siyasetçi profilinin adı ‘Birleşik Kıbrıs’ ile özdeşleşti…
O 20 Temmuzlardan, bu 20 Temmuzlara baktığımda; içimde kırılıp dökülen duygularım gittikçe
çoğalır, canım acır! Kendim için değildir bu hayıflanmalarım, serzenişlerim! O Gazi Topraklara her
gidişimde koşa, koşa huzurlarına çıktığım, onlarla
konuşup dertleştiğim Şehitlerimiz içindir bu tespitlerim!
Ya bir gün anlaşma adına, ‘Birleşme’ olursa ve o
birleşmeden sonra Şehitliklerimizin olduğu topraklarımız da elden çıkarsa, ya da Rum’un yerleşimi içinde kalırsa! Ben ne derim diye düşünürüm? Nasıl veririm bunun hesabını ve cevabını onlara? Kanlarıyla
o toprakları sulayanlara.
Ben, benden sorumluyum, etmiş olduğum yeminimden… Kahrolurum bulamam buna bir yanıt!
Böyle bir günü yaşarsam eğer gönderlerde dalgalanan bayraklarımızın yüzüne nasıl bakarım, o andan
sonra ben nasıl yaşarım?
“Andımız Olsun ki Bu Topraklar Bizim”
* Em.Yb.
Kıbrıs Gazisi
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
7
SANAT
KÖŞESİ
ASKER SANATÇILAR
“Haydar Günay KIRAL”
1949 yılında Edirne’de
doğdu. Edirne İstiklal ilkokulu ve Kütahya Gazi Kemal
ilkokulunda okudu. Okul gazetesi çıkardı. Ana kucağından Asker ocağına…
1960 yılında Selimiye Askeri Ortaokuluna girdi.
Resim çalışmalarına resim
öğretmeni ve ressam Vecdi
Karal’ın teşviki ile burada başladı.
1962 yılında İstanbul Beyoğlu Olgunlaşma Enstitüsünde açılan karma sergiye katıldı.
1966 yılında Erzincan Askeri Lisesinden mezun
oldu,
1965 yılında Erzincan’da karma sergiye katıldı.
1968 yılında Kara Harp Okulundan P.Atğm. olarak
mezun oldu.
1999 yılında Kıdemli Albay olarak emekliye ayrıldı.
Sanata olan düşkünlüğünü birliklerine yansıttı,
eserler bıraktı.
2008 yılında eşi ile beraber ilk defa Türk Goblen
Tabloları ile EDİRNE EL Sanatları Karma Sergisine katıldı.
Kapanan Selimiye Askeri Orta Okulunun ilk defa
2009 yılında 50 yıl kutlama törenlerini organizasyonunda çalıştı ve Askeri Orta Okul Müzesini kurdu.
Tarihçesini hazırladı.
KULELİ, ERZİNCAN, MALTEPE, IŞIKLAR,
HEYBELİADA,Askeri liseleri ve SELİMİYE Askeri Orta Okul anı köşelerini TESUD Üsküdar Şubesinde örnek olacak şekilde yaptı.
Kapanan Erzincan Askeri Lisesinin Tarihçesini hazırlayıp 3’ncü Ordu K.lığının Şeref salonuna konmasını sağladı. Camaltı resimleri yapmaktadır. Yağlı
boya çalışmaları vardır..
2013 yılında ÜSKÜDAR FATİH MAHKEMESİ
SANAT GALERİSİNDE RÖLYEF VE GOBLEN
SERGİSİ açmıştır. Türk goblen sanatı için özel olarak çalışmaktadır.
Üsküdar TESUD Şubesi Yönetim kurulunda 12 yıl
süre ile görev yaptı. Halen Disiplin kurulu üyesidir.
ATATÜRK VE TÜRKİYE ANITLARINI YAPTI.
Ayrıca Denizli,Elazığ,Hadımköy’de 3 de mescit
yaptırdı. Askerlik mesleğinin görevlerinin ifasının
zorluklarının yanında, yılmadı, ailece sanatla yaşamaya çalıştı. Spor ve atıcılıkta başarılar,birincilikler
kupa ve madalyalar kazandı. Atış poligonları yaptırdı.
17 yıl süre ile K.H.O. 1968 mezunları için “DEVRENAME” adıyla aylık gazete çıkardı.
1966 yılında Kapanan Erzincan Askeri Lisesinin
unutulan ve kaydı bulunamayan MARŞINI, Silahlı
Kuvvetler Bando Okulları Komutanlığında yeniden
bestelenmesini sağladı ve repertuara alındı.
1984 yılında Denizli’de Mühimmat müzesi ve BAKIR RÖLYEF SERGİSİ açtı.
2002 yılında Edirne’de El sanatları sergisine Bakır
Rölyef Tablolarla katıldı.
8
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz- Ağustos- Eylül 2014
Tuğg. Hüseyin KIVRIKOĞLU ve eşi Bakır
Rölyef sergisinin açılışında
Yardım faaliyetlerine katıldı, geziler organize etti,
Şubenin bilgisayar ortamına geçmesini sağladı. Şubeye sanat galerisi kazandırdı. Arife öğretmenle evlidir, sanatçının Tuğba ve Tolga adında evli iki çocuğu,
Mert ve Alp adında iki torunu vardır.
SANAT
KÖŞESİ
ASKER SANATÇILAR
“Uğur ŞENGÜL”
1950 yılında Kahramanmaraş’ta doğdu. 1969 yılında Kuleli Askeri Lisesi’ni, 1972 yılında Kara Harp
Okulu’nu bitirdi.
Emekli Albay olup Yağlı Boya çalışmalarına genç
yaşta başladı.
2007-2012 yıllarında MEB Halk Eğitim Merkezi
TODAM Resim Kurslarına katıldı.
2012-2014 yıllarında Ressam Erkan GENİŞ’ten
ders aldı ve halen onun atölyesinde çalışmalarına devam etmektedir.
2010-2012 yılları arasında TSK’nın düzenlediği
“Yaşayan Asker Ressamlar Resim Sergisi’ne” katıldı.
2011-2013 yılları arasında Milli Kütüphane’de düzenlenen “Karma Resim Sergisi” ve Çağdaş Sanatlar
Merkezi’nde “Karma Resim Sergisi’ne” katıldı.
Halen Erkan GENİŞ Atölyesi’nde ve TODAM
Yıldız’da resim çalışmalarına devam etmektedir.
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
9
GAZİ OLMAK
BÜYÜK BİR ONUR VE ŞEREFTİR
Özlem TÜTÜNCÜOĞLU*
Askerlik ve askerlik hizmeti Türk milletinde “Peygamber Ocağı” sözü ile manevi anlam da en yüksek mertebeyle ifade edilmektedir. Anadolu’da, geleneklerimize göre 3 (üç) şey için kına yakılmaktadır.
Allah’a kurban edilecek koça, yeni evlenen geline ve
Vatan’a kurban olsun diye askere giden Mehmetçiğe.
Şehitliğin ve gaziliğin ne derece özel bir yeri ve yüce
bir değeri olduğunu vurgulamak için de analar ”Hadi
yavrum hadi git, ya gazi ol ya şehit” diyerek oğullarını askere gönderirler. Peki, gazi ne demektir?
Gazi, Türk Dil Kurumunda şu şekillerde ifade edilmiştir: - Müslümanlıkta düşmanla savaşan veya savaş yapmış kimse. - Olağanüstü yararlılıklar göstererek düşmanı yenen komutanlara devlet tarafından verilen onur unvanı. - Savaştan sağ olarak dönen kimse.
Mustafa Kemal Atatürk en büyük gazidir. Sakarya
hem “Mareşallik” rütbesinin hem de ”Gazilik” unvanının verildiği 19 Eylül “Gaziler günü” olarak kabul
edilmiştir.
Asil ve büyük Türk Milleti tarihi boyunca bağımsızlığa, vatana, bayrağa önem verdiği, bunları namusu ve şerefi olarak bildiği için bu uğurda birçok savaşlara katılmış, birçok insanını şehit ve gazi olarak vermiştir. En büyük Türk Devleti olan Osmanlı Devleti bir gazi devleti olarak doğmuş ve bu geleneğini sürdürmeye devam etmiştir. Osmanlı Devleti Bizans’a yakın bir yerde küçük bir Beylik iken, cihana sözü geçen büyük bir devlet hâline gelmesinde
gaziliğin de ciddi katkısı bulunmaktadır. Gaziler “gazilik” unvanını alırken, süngünün ucunda, merminin
vızıltısında, bombanın dehşetinin içindeydiler. Sıkıntı ve korku dolu günler yaşadılar. Yaşadıkları korkuları bir kenara bırakarak : ‘’Önce vatan, vatana akan
ve akacak olan kanlarımız helal olsun. Vatan sağ olsun ’’ dediler.
Geçmişte olduğu gibi bugünde iç ve dış tehdit
Meydan Savaşı’nın kazanılmasından sonra Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’ya Türkiye Büyük Millet
Meclisinin kararıyla 19 Eylül 1921 tarihinde “Gazi”
unvanını vermiştir. Bu unvanın verilmesinin hemen
ardından bu unvanı onur ve şeref ile taşıyacağını da.
“… Zaferden dolayı sizin kahramanlıklarınızla, sizin
gösterdiğiniz nihayetsiz fedakarlıklar pahasına kazanılan bu büyük muzafferiyetlerin millet tarafından
takdirini gösteren bu rütbe ve unvanı, ancak size mal
ederek bütün askerlik hayatımın en büyük iftihar sermayesi olarak taşıyacağım” sözleriyle ifade etmiştir.
Bu nedenle 2002 yılında çıkarılan yasa ile Atatürk’e
10
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
odakları tarafından vatanımız parçalanmaya, bağımsızlığımız yok edilmeye çalışılmaktadır. Ancak tarihi “Kahramanlıklarla Dolu” Türk Milleti iç ve dış
tehditlere karşı vatanını korumakta mücadele etmeye
ilelebet devam edecektir.
Türk askeri; cesur, kendine güvenen, atılgan, daya-
nıklı, metanetli ve sabırlıdır. Gaziler bizim yaşayan
kahramanlarımızdır. Onlar toplumun gözünde, maddi ve manevi yönden fedakârlıkta en üst seviyededir.
Bu kahramanlıkları gösterirken hiçbir maddi kazanç
beklememiş insanlardır. Bunun içindir ki fedakârlıkta
bulunmak bir fazilettir. Fazilet sahibi olarak yapılan
fedakarlık ise en yüksek manevi ücrettir. Türk toplumu bu değerlerini yitirmediği müddetçe de faziletli
davranışlar devam edecektir.
Gaziler, gaziliğin anlamını kavradıkça, hayatının
anlamını bulacaklar, hayatın anlamını çözdükçe dimdik ayakta kalacaklardır.
Gazi, Türk Milletinin en yüksek değeri olan
fedakârlığın en güzel örneğidir. Bu fazilet örneği, hayatını anlamlandıran ve besleyen en yüksek değerdir.
Ama aynı zamanda bu fazilet örneği, milletin varlığını da anlamlandırır ve yaşatır. Yani gazilik, hem gazinin hem de milletin en yüksek değeridir. Gazi olmak sadece gazinin hayatından ibaret değildir. Gazilik Türk toplumuna mal olmuş bir yaşam biçimidir.
Bugün tam bağımsız bir ülkede yaşıyor ve bayrağımızı göklerde rahatça dalgalandırabiliyorsak bunu
şehitlerimize ve gazilerimize borçluyuz. Tüm güçlüklerin karşısında vatanını ve milletini korumak için
canını ortaya koyan gazilerimiz Türk milletinin gurur
kaynağıdır. Başta en büyük gazimiz Mustafa Kemal
Atatürk olmak üzere onları her daim saygıyla anıyor
ve şükranlarımızı iletiyoruz.
*Sağ. Bnb.
TSK Reh. ve Bkm.Mrk.Bşk.lığı
TSK Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi
Ziyaret Edilmiştir.
Gaziler Haftası dolayısıyla Türkiye Muharip Gaziler Derneği’nin organizasyonu çerçevesinde TEMAD üyeleri ile birlikte TSK Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi’nde bulunan gaziler 16 Eylül 2014 günü
ziyaret edilmiştir.
Ziyaret esnasında Rehabilitasyon ve Bakım Merkezi Komutanı Tuğg. Celalettin BACANLI ve gazilerle
sohbet edilmiş, sorunları ve çözüm önerileri görüşülmüştür.
TESUD 2’nci Başkanı Em. Alb. İ.Yüksel KUŞ tarafından aşağıdaki hususlara değinilmiştir.
- Gazilerle ilgili maddi olanaklar sağlanması çalışmalarında, onların gururu zedelenmemeli, her iyileştirmede gururları okşanmalıdır.
- Toplum içerisinde en saygın yerlere yerleştirilmesi için, bu unvanın nasıl kazanıldığı, nelere mal olduğu çok iyi anlatılmalı. Bundan daha önemlisi ilkokullardan itibaren her dereceli eğitim kurumlarında (Kurs,
Okul, Üniversite) müfredat programlarına dahil edilmeli. Belki de kanuni düzenlemelerden öncelikli bu ve
benzeri girişimler gecikmeden başlatılmalıdır.
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
11
ANILAR KÖŞESİ
TARİHTEN BİR SAYFA
5 TEMMUZ 1974 - KIBRIS;
Türkiye,Yunanistan ve İngiltere Dışişleri Bakanları
1’inci Cenevre Konferansı çalışmalarına 5 Temmuz
1974’te başladı. 30 Temmuz’da sona eren konferansta Türk tarafının istekleri doğrultusunda; Ada’da bir
Adnan GÜLER*
nan ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Joseph Sisco’ya
da iletildi. Libya’dan uçaklar için motor yağı, napalm
malzemesi, 20 mm’lik top mühimmatı; İran’dan roketatarlar; Pakistan’dan mühimmat ve sağlık malzemesi teslim alındı.
güvenlik bölgesinin kurulması, Rum ve Yunan işga-
20 Temmuz 1974 sabahı Türk Ordu’su, Ada’ya saat
lindeki Türk bölgelerinin derhal boşaltılması, esir
06:05’ten itibaren havadan indirme ve denizden çı-
durumda olan asker ve sivillerin mübadele edilme-
karma yapmaya başladı. 18 Temmuz 1974 günü An-
leri veya serbest bırakılmaları, barışın sağlanması ile
kara Güvercinlikteki Jandarma Helikopter Taburun-
anayasaya uygun bir hükümetin yeniden kurulması-
da J. Plt. Kd. Ütğm. olarak görev yapmaktaydım. O
nın temini, Kıbrıs Cumhuriyeti’nde Kıbrıs Türk Top-
gün Kıbrıs ile ilgili siyasi müzakereler devam eder-
lumu ile Kıbrıs Rum Toplumu olmak üzere iki oto-
ken J. Plt. Kd. Bnb. Erdoğan BABAOĞLU UH-1
nom idarenin mevcudiyeti kabul ve ilan edildi.
Tipi helikopterlerle harekete katılmak üzere Kıbrıs’a
Başbakan Bülent ECEVİT, Ada’da gelişmelerin kötüye gitmesi sebebiyle diplomatik görüşmeler yapmak üzere Londra’ya gitti. Acil olarak toplanan TBMM, hükümete genel savaş açma yetkisi verdi. 14 ilde sıkı yönetim ilan edildi. Trakya’da bulunan 1’inci Ordu, Ege ve Akdeniz’de bulunan birlikler alarma geçirildi. Ayrıca Kıbrıs’a harekat için karargahı Adana’da bulunan 6’ncı Kolordu Türkiye’nin
adaya en yakın noktası olan Mersin’e kaydırıldı.
TC. Başbakan Bülent ECEVİT Kıbrıs konusunu görüşmek için ve gerekirse ortak müdahale yapılabilmesi için İngiltere’ye gitti. Bu sırada koalisyondaki MSP Lideri ve Başbakan Vekili Necmettin ERBAKAN Milli Güvenlik Kurulu’nu Başbakan
ECEVİT’İN talimatıyla toplayarak müdahale kararı alınmasını sağladı. Karar, İngiltere ve Yunannistan
Büyükelçiliklerine bildirildiği gibi, Ankara’da bulu-
12
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
uçuş yaptı. Ertesi gün ben de bakım subayı arkadaşım olan J. Plt. Kd. Ütğm. İlhan TOKLAY’a aktif pilot olarak ikimizin kaldığını ve diğer pilotların mevcut helikopterlerle intibak kursu aldıklarını bugün
için yetiştiğimizi bizimde Kıbrıs’a gitmemiz gerektiğini söyledim. O da çok olumlu olarak “19 Temmuz
1974 sabahı yola çıkabileceğimizi bununla ilgili olarak harekât şube ile görüşeceğini” belirtti.
O sabah hazırlığımızıda yaptıktan sonramakinistide yanımıza alarakAB206 A Jet Ranger tipi helikopterlerle uçuşa çıktık. Yakıt ikmali yapmak üzere
Konya Havaalanına iniş yaptık. Oradan da Kıbrıs’a
en yakın kıyıda bulunan Mersin’in Ovacık İlçesine
yakın bir bölgeye iniş yaptık. Bölgede Kara Kuvvetlerinin helikopterleri ve diğer birlikler vardı. O gece
arazide yeni alınan silahlarla ilgili olarak Birlik Komutanları tarafından personele pekiştirici eğitim ve-
riliyordu. Etrafta bulunan çakılların ve ağaçların ha-
artık.) Arkadaşımla Girne’ye giden yola çıktık. Yol-
fif bir rüzgarda çıkardıkları hışırtı sesi insanların ses-
da üstü açık kaportası hasar görmüş, komando eri-
siz konuşmaları savaş havasının geldiğine işaretti.
nin kullandığı sivil bir araç durdurduk. Aracı nereden
Harekât emri geldikten sonra sabahleyin Nevşehir
bulduğunu sorduğumuzda “Tanklarla Girne’ye gi-
Komanda Birliğinin korkusuz erleri 10’arlı gruplar
rerken yolun özel araçlarla Rumlar tarafından kapa-
halinde helikopterlerle Ada’ya intikali başladı. Bakım subayı arkadaşım Adana’daki harekât merkezi ile yaptığı telsiz görüşmesi neticesinde oraya in-
tıldığını çarpmak suretiyle yolu açtıklarını” söyledi.
Komutanların denetlemeyi bitirmiş olduklarını düşünerek geri döndük.
tikal etmemiz istendiğini söyledi. Diyarbakır’dan
Adana’ya intikal etmiş olan UH-1 Tipi Jandarma helikopterinin pilot ve makinistleri ile buluştuk. Bize
Kolordu’nun Topçu Taburu’nun revirinde yer verdiler. Harekâtı idare eden Orgeneral Suat AKTULGA
ve yaverinin Ada’ya götürme görevi verildi. İki keşif
ve gözetleme helikopteri ile sisli bir havada Ada’ya
uçuş yaptık. Beşparmak dağlarından silah sesleri geliyordu. Ateşe maruz kalmamak için mümkün mertebe yüksek irtifada uçuş yaparak dağı aştık. Daha
önce Hava Kuvvetleri tarafından bombalanan arazide
konuşlu birliklerin yakınına iniş yaptık. Komutanımız oradaki Komutanlarla birlikleri dolaşarak personelle yakından ilgilendi. Bizim bulunduğumuz yerdeki manzara şöyleydi; savaşın vermiş olduğu yorgunluğu taşıyan, günlerce mevzide bulunan toz top-
Oradan direk uçuşla Ovacık’a geçtik. Ovacık’daki
Birlik Komutanlıkları ile yapılan görüşmelerden
Ovacık köylüsünün başlangıçta tatbikat yapıldığını
düşünerek düşük fiyattan vermek istemediği koyunu,
helikopterle şehit personelin cenazesinin getirildiğini görünce Ordu’ya hibe ettiğine şahit olduk. Diğer
köylerden de yiyecek maddeleri (kasa kasa domates,
biber, patlıcan) geldiğini ve bir köy evini boşaltarak
evi erzak deposu haline getirdiklerine şahit olduk.
Ordu ve milletin kurtuluş savaşını yaparken nasıl tek
bir ruh halinde hareket etmiş ise, o günde aynı heyecanın yaşandığını görerek milletimle gurur duydum.
Uçuş görevleri devam etti. Birinci harekâtın sonuna
doğru görev değişikliği nedeni ile Güvercinlik’teki
birliğimize dönmek zorunda kaldık.
rak içinde kalmış, memleketinden uzun zamandan
beri haber alamayan cesur, alim dik kahraman subay,
astsubay ve erler vardı. ( Bu vatanın bir karış toprağının bile o zaman Güney Kıbrıs Rum kesiminde mağdur olmuş insanlar için Avrupa İnsan Hakları Mah-
Kaynakça :
Turgut YAŞKEÇELİ “Acı Adamız Kıbrıs”- Konya
2010
kemesinden istenen 90.000.000 euro’ya verilmeyeceğini bütün Avrupa Birliği ülkelerinin bilmesi lazım
Em.J.Kd.Alb.
TESUD Çankaya Şube Üyesi
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
13
ANILAR KÖŞESİ
ANILARLA KULELİ
M. Orhan ÖZEN*
Kuleli Askeri Lisesinde 1941-1944 tarihlerinde öğrenci olarak bulundum. 2’inci kısımda 663 no’lu öğrenciydim. Okulu birinci olarak bitirdim. Ayrıca tarih
ve askerlik dersleri birincisi oldum. Yaş kütüğünde
1944 yılında 663 Orhan ÖZEN yazılıdır.
Birinci sınıftayken komutanımız, Kur. Alb. Ekrem ATASEL, ikinci ve üçüncü sınıfta Kur. Alb.
Adil PEKÖZ, Askeri Liseler Müfettişi Kur. Alb. Adil
TÜRERDİ idi. Cumhurbaşkanımız İsmet İNÖNÜ
1942’de okulumuzu denetlemiş, beğenisini komutanımıza “Bravo ATASEL, sen bu eğitim işini çok iyi
kavramışsın!” sözleri ile ifade etmişti.
Sınıf amirim Sv.Yb. Necdet ÖZERTÜRK, sınıf subayımız Sv. Yzb. Muzaffer BERKMAN, P. Ütğm. İrfan TUNA, Yzb. Halil TOKMAKÇIOĞLU, Sv. Yzb.
14
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
Sedat BÖRTECENE, Yzb. Celal AS idi.
Tedrisat Md., sonradan general olan Öğ. Alb. Nazmi ÇAĞAN’dı. Aynı zamanda tarih dersine de gelirdi.
Öğretmenlerimiz; edebiyat ; İsmail Hakkı ERDOĞAN, Yzb. Yunus TULGA, matematik Arif Hikmet BETİL, fizik Prof. Yb. Reşit Süreyya GÜRSOY, Ütğm Hüseyin AYAR, coğrafya Mustafa Rahmi GÜRPINAR, TARİH Tğm. Şevki KOÇ, Fransızca Tğm. Abdi KAYALI, astronomi Yzb. Rifat BARLAS, kimya Seddar YÜCEBİLGEN, Atğm. Cahit
ÖNCÜ, tarih Yzb. Sırrı ÜÇER, spor Recai Bey.
Alb. İsmail ERDOĞAN çok duygusaldı. Okuduğu bir şiirde “niçin ağlarsın bülbül hey!” mısrasından
sonra göz yaşlarını tutamamıştı. Sonradan, genç yaş-
ta oğlunu kaybetmiş olduğunu öğrendik.
Prof. Reşit Süreyya GÜRSOY’un “Gürsoy Kanunları” diye çalışmaları olduğunu duymuştuk. Beni
sözlüye kaldırmış, -3 not vermişti. Sonradan kırık
notu düzelterek yıldızlı 10’a çıkardım. Son imtihanda gene başarılı olmuştum. “Bu çocuğa dikkat edin,
İstikbâlin Başbakanı” diye iltifat etmişti.
danım, çok hastayım, kalkamadım ” diyor, “Hastalığın ne oğlum?” diye soruyor kumandan, Ruhi, komutanın Fransızca bilmediğini bildiğinden “ Endikatif
Prezan” diyor, “geçmiş olsun, hemen doktoru gönderiyorum, seni revire kaldırsınlar” diye teselli ediyor,
gariban sınıf amirimiz.
4’üncü kısımda, iki kardeş sınıf arkadaşımız vardı. Metin ve Cengiz SAKARYALI kardeşler. Metin
Kimya hocamız Seddar Bey’le, tarih hocamız Şev-
Top. Plt. Alb. Olarak, Cengiz Hv. Plt. Tümg. Olarak
ki KOÇ, okulda kalır, motosikletle geziye çıkarlardı.
emekli oldu. Her ikisi de hayattadır. Cengiz ağabe-
Şevki KOÇ hocamızın, Çengelköy’de bekar olarak
yine göre daha yakışıklıydı. Metin’in şapka numa-
hayatını kaybettiğini, öldüğünün bir hafta sonra an-
rası 66 idi. Sınıf subayımız Yzb. Muzaffer BERK-
cak anlaşıldığını duymuş ve çok üzülmüştük.
MAN yat borusundan sonra yatakhaneleri denetler-
Hüseyin AYAR hocamız çok titizdi. Beni sözlüye
kaldırdı. Yarım saat tahta başında kaldım, bütün soruları cevapladım. Okumayı çok severdi. Okul bah-
ken Metin’i ayakta dolaşırken görüyor isim yerine,
gür ve sempatik sesiyle “66 yatsana” ikazı hala unutamadığımız anılarımızdandır.
çesi “istasyon” ağaçlıktı. Hocamız, elinde kitap hem
3’üncü kısımda olan rahmetli PEYMAN “Nejat”
yürüyor, hem de okuyor. Bir ağaca çarpıyor, farkına
anı defterine, bugün kantinden iki buçuk kuruşa (yüz
varmadan “pardon” diyor ve yürüyor.
para)” iğde aldım. Hem bol hem lezzetliydi. Sınıf ça-
Yedek subay Cahit ÖNCÜ hocamız Almanya’da
eğitim görmüştü. Derste “atom, atom” diye coşar,
atom bombasının keşfini müjdelerdi.
Arif Hikmet BETİL hocamız, ATATÜRK heykeline yakın bir evde otururdu. Karda, çamurda gelir,
ayakkabılar hep pırıl pırıl boyalı olurdu. Tasarı geometriyi şiirleştirerek anlatır bizleri hayran bırakırdı.
Atletizmde 1948 Londra Olimpiyatlarında, üç
adımda, 15.70 m. Atlayarak üçüncü olan Ruhi SARI-
vuşu idi, gürültü yapınca arkadaşlara “ulan, sayın arkadaşlar, susun!” diye bağırırdı.
Son sınıfta, coğrafya notum hep 10’du. Sözlüde gene 10 bekliyordum. Fakat 4 vermişti. Sebebini
hala anlayabilmiş değilim. Olgunluk neticeleri bahçede okundu; 10,20,19,20 rakamları hala kulaklarımda çınlıyor. Harp Okulu’nda ikinci olmuştum. Ama
Fen Okulu’nu birinci olarak bitirdim. Kaybettiğimiz
komutan, öğretmen ve arkadaşlarıma rahmetler diliyorum. Nur içinde yatsınlar.
ALP, onuncu sınıftan bizim sınıfta kalmıştı. Atletti,
bir gün yatakhanede uyuyakalmış, kısa bir süre sınıf
amirimiz olan Sv. Bnb. Şaban, yatakhaneleri gezerken Ruhi’yi uyur vaziyette görüyor, Ruhi “kuman-
* Em. Ulş. Alb. (1946-2 )
TESUD Şişli Şube Üyesi
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
15
TARİHİ GERÇEKLER IŞIĞINDA 30 AĞUSTOS 1922
BAŞKOMUTANLIK MEYDAN MUHAREBESİ DESTANI
Ali MARALCAN*
“Düşman süngüsü altında milli birlik olmaz. Ancak hür vatan topraklarında memleketin istiklali ve milletin hürriyeti için çalışılabilir, bu gayeyi tahakkuk ettirmek üzere Anadolu’ya gidiyorum…”
Mustafa Kemal Atatürk
Mustafa Kemal ATATÜRK İstanbul Boğazına giren 64 parça İtilaf Donanmasını gördüğünde verdiği tarihi kararı “ GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER”
Mustafa Kemal Paşa 13 Kasım 1918 günü
Adana’dan İstanbul’a gelmişti, itilaf devletlerine ait
bazı gemiler şımarık çalımlarla Boğazda tur atıyorlardı. Önünden geçmekte olan bu gemilere nefretle baktı ve dudaklarından şu sözler döküldü : “Hata
ettim. İstanbul’a gelmemeliydim. Ne yapıp, yapıp
Anadolu’ya dönmenin bir çaresine bakmalı..”
Mustafa Kemal “Kartal” isimli teknesiyle karşı sahile geçerken gemileri süzüyordu. Tekneden iskeleye çıktı. Bir an durduktan sonra çelik zırhlı gemilere
uzunca baktı ve şu tarihi sözleri söyledi : “ Geldikleri gibi giderler.” Bu cümleyi işiten yaveri Cevat Abbas “Size nasip olacak, siz bunları kovacaksınız Paşam” deyince, Mustafa Kemal Paşa gülümsedi, başının içinde şekillenmeye başlayan vatanı kurtarma
planlarını bir an yeniden gözden geçiriyor gibi daldı
ve sonra “Bakalım” dedi.
BÜYÜK TAARUZDAN ÖNCE YUNAN ORDUSUNUN SAVUNMA MEVZİİ HAZIRLIKLARI
1921 sonbaharından 1922 yazına kadar cephelerde sessizlik vardır. Yunanlılar, bir yandan Türk ordusunun genel bir taarruzunu imkânsız görüyorlar,
bir yandan da Afyon savunma hattını yeni mevzilerle güçlendiriyordu. Bölgedeki bu mevzileri inceleyen bir İngiliz kurmay subay verdiği raporda, “Türkler bu mevzileri dört-beş ayda geçebilirlerse, bir günde düşürdüklerini iddia edebilirler” diyordu. Hâlbuki
aylarca önceden Yunan ordusu tarafından çok çeşitli
ve değişik engellerle güçlendirilmiş bu Yunan mevzilerini kahraman Türk Ordusu 4 günde yardı ve yerle bir etti.
16
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
30 AĞUSTOS BAŞKUMANDANLIK MEYDAN MUHAREBESİ DESTANI
Sakarya Savaş’ından sonra, kamuoyunda ve
T.B.M.M’nde taarruz için sabırsızlık baş göstermişti. Gazi Mustafa Kemal Paşa, 4 Mart 1922’de Büyük Millet Meclisi’nin gizli bir toplantısında endişe
ve huzursuzluk duyanlara şöyle bir açıklama yapmıştı. “Ordumuzun kararı, taarruzdur. Fakat bu taarruzu tehir ediyoruz. Sebebi, hazırlığımızı tamamen bitirmeye biraz daha zaman lazımdır. Yarım hazırlıkla,
yarım tedbirlerle yapılacak taarruz, hiç taarruz etmemekten çok daha kötüdür.”
Atatürk böyle diyerek bir taraftan zihinlerdeki şüpheyi bertaraf etmeye çalışırken, diğer taraftan da orduyu, son zaferi sağlayacak bir taarruz için hazırlıyordu. Haziran 1922 ortalarında, Başkomutan Gazi
Mustafa Kemal Paşa, taarruza geçmek kararını almıştı. Asıl amaç yok edici bir meydan savaşı yapmak, düşmanı çabuk ve kesin bir sonuç alacak şekilde vurmaktı. Mustafa Kemal Paşa, ordu birlikleri arasında bir futbol maçı organize edilmesi bahanesiyle ordu komutanlarını Akşehir’e davet etti. Böylece Yunanlıların ve İşgal Devletlerinin dikkatleri çekilmeyecektir. 28 Temmuz gecesini, komutanlarla
genel taarruz hakkında konuşarak geçirdi ve gereken
direktifleri verdi. Mustafa Kemal Paşa, daha sonra
20 Ağustos 1922’de Ankara’dan Akşehir’e giderek,
26 Ağustos 1922 cumartesi sabahı düşmana taarruz
emri verdi. Çok gizli bir şekilde yürütülen bu olayları kamuoyundan saklamak maksadıyla, 21 Ağustos’
da Çankaya köşkünde bir çay daveti verileceği, gazete ve ajanslara bildirilmişti.
26 Ağustos sabahı Başkomutan Mustafa Kemal
Paşa, yanında Genel Kurmay Başkanı Fevzi Çakmak
Paşa ve Batı Cephesi Komutanı İsmet İnönü Paşa ile
birlikte muharebeyi idare etmek üzere Kocatepe’deki
yerini aldı. Büyük taarruz burada topçuların sabah
saat 04:30’da hazırlık ateşi ile başladı. Piyadelerimiz, sabah 06:00’da Tınaztepe’ye hücum mesafesi-
ne yaklaşarak tel örgüleri aşıp. Yunan askerini süngü
hücumu ile temizledikten sonra, Tınaztepe’yi ele geçirdiler. Bundan sonra saat 09:00’da Belentepe, daha
sonra Kalecik-Sivrihisar düşmandan temizlendi. Taarruzun 1’inci günü sıklet merkezindeki 1’inci Ordu
Birlikleri, Büyük Kaleciktepe’ den Çiğiltepe’ye kadar 15 km lik bir bölgede düşmanın birinci hat mevzilerini ele geçirdi. 5’inci Süvari Kolordusu düşman
gerilerindeki ulaştırma kollarına başarılı taarruzlarda
bulundu. 2’nci Ordu da cephede tespit görevini aksatmadan sürdürdü.
30 Ağustos 1922 Başkomutanlık Meydan Muharebesi sonunda, düşman ordusunun büyük kısmı dört
taraftan sarılarak, tamamen yok edilmiş veya esir
edilmişti. Böylece kesin sonuç beş gün içinde elde
edilmiş ve hazırlanan plan tam başarı ile uygulanmıştı. 30 Ağustos 1922’nin gurur verici zaferi ile
Mustafa Kemal, kaçabilen düşmanın takip edilmesini ve üç koldan Ege’ye doğru ilerlenmesini uygun
buldu. “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” diyerek, tarihi emrini 1 Eylül 1922’de verdi. Yunanlılar, İzmir’e doğru kaçmaktaydı. Başta Yunan Ordusu
Başkomutanı General Trikopis olmak üzere çok sayıda esir ele geçirilmişti.
Ordumuz bu muharebede, 15 günde 400 Km. kat
ederek, 9 Eylül 1922 sabahı İzmir’e girdi Sabuncubel’ den geçen 2’nci Süvari Tümeni, Mersinli Yolu
ile İzmir’e doğru akarken, bunun solunda 1’inci
Tümen’de Kadife Kale’ye doğru yürüyordu. Bu Tümenin ikinci Alayı Tuzluoğlu Fabrikası’ndan geçerek Kordonboyu’ na ulaştı. Yüzbaşı Şeref Bey Hükümet Konağına, 5’inci Süvari Tümenimizin öncüsü Yüzbaşı Zeki Bey Kumandanlık Dairesine, 4’üncü
Alay Komutanı Reşat Bey’de Kadife Kale’ye bayrağımızı çektiler.
Büyük Türk zaferi karşısında endişeye düşen ve o
anda da İstanbul ve Çanakkale Boğazlarını işgal altında bulunduran İtilaf Devletleri, savaşı durdurmayı ve Türklerin haklı isteklerini yerine getirmeyi kendi çıkarlarına uygun buldular. Lord Kinross’a göre;
“İngiltere, ciddi bir krizle karşı karşıya bulunduğunu
anlamaya başlıyor. Halk, Türklerle yeni bir savaştan
korkuyordu”. 11 Ekim 1922’de imzalanan Mudanya
Ateşkes Antlaşması’yla silahlı çatışma durdurulduğu
gibi, Edirne dahil Trakya’nın da Türkiye’ye bırakılacağı ve bir ay içerisinde Yunanlar tarafından boşaltılacağı kabul edildi. Anadolu’da Yunan politikasını
yürüten İngiltere Başbakanı Lloyd George, bu gelişmeler üzere istifa etti.
Büyük Taarruz zaferle sonuçlandıktan sonra, İstiklal Marşında geçen;
Doğacaktır sana vaat ettiği günler hak’kın
Kim bilir belki yarın, belki yarından da yakın,
mısraları hatırlatılarak Şair Mehmet Akif’e;
“Bu bir kehanet miydi, bu kadar nasıl inandın?”
diye sorarlar.
Akif, şu cevabı verir: “Başımızdaki adamı (Mustafa Kemal) kim görse, Zaferin doğacağına inanırdı”.
“GELDİKLERİ GİBİ GİTTİLER”
Sonuç olarak dört yıl süren Milli Mücadele de ordunun insan kaybı, kazanılan zafere ve mevcuduna
kıyasla hafiftir. Savaş alanlarında, çeşitli hastalıklardan ve muharebelerde şehit olan subay sayısı 980’i
bulurken 36239 er de şehit olmuştur. Bu zafer, bugünün Türk askerine, gerektiğinde nelerin başarılabileceğinin örneğini verirken jeopolitik bir düşünceyi de
doğurmuştur;
“Anadolu istila edilemez.”
Mondros Mütarekesiyle başlatılan ve Serv Anlaşması ile gerçekleştirildiği zannedilen “Türk Milleti’ni
Anadolu topraklarından çıkarmak ve tarihten silmek”
isteyenler de Türk Bayrağını selamlayarak geldikleri gibi gitmişlerdir.Sonuç, M.Kemal Paşa’nın dediği
gibi olmuştur.
Bu mutlu ve gurur dolu günleri bizlere armağan
eden, bizlere özgürlük ve eğemenliğimizi bağışlayan, Ay Yıldızlı Bayrağımıza kavuşturan Ulu Önder ATATÜRK ve silah arkadaşları ile şehit ve gazilerimizin huzurunda saygı ve hürmetle eğiliyoruz.
Ruhları şad olsun...
KAYNAKÇA;
1. Nutuk- Mustafa Kemal ATATÜRK
2.Tek adam cilt-2 ve 3- Şevket Süreya AYDEMİR
3. Çankaya- Falih Rıfkı ATAY
4.Geldikleri gibi giderler- Kahraman YUSUFOĞLU
5.Küllerinden doğan ülke ve Mustafa Kemal- Refik BAYDUR
6.Bayrak mücadelemiz ve İstiklal Marşı- Yaşar ÇAĞBAYIR
* Em. Kur. Kd. Alb. (1959-12)
TESUD Adana Şube Üyesi
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
17
BALKANLARIN TARİHİ,
COĞRAFYASI, SOSYOLOJİK,
STRATEJİK ÖNEMİ ve BUGÜNÜ
Selahattin ÇETİNER*
Balkanlar; Avrupa’dan Akdeniz’e, Anadolu’ya,
1096 yılında I. Haçlı Seferi başladı. Avrupa’dan
Asya’ya ve Afrika’ya kadar uzanan stratejik istika-
yola çıkan Haçlı Ordusu Balkanlar’dan ilerlerken
metlerin başladığı ve birleştiği; jeopolitik, jeostrate-
yağma ve katliamlar yaptıktan sonra Kostantin’e
jik önemi büyük bir bölgedir. Tarihte büyük istila or-
(İstanbul’a) geldi. Anadolu’dan Kudüs’e ilerlerken
dularının her iki yönde üzerinden gelip geçtikleri ve
Selçuklu Sultanı I. Kılıçaslan’ın kuvvetleri karşısın-
topraklarında savaştıkları bir alandır.
da büyük kayıplar verdi. Bu Haçlı Ordusunun artıkla-
Milattan önceki ve sonraki asırlarda Traklar, Hunlar, Gotlar, Avarlar, Peçenekler, Bulgarlar, Makedon-
rı 50.000 kişiyle ancak 1099 yılında Kudüs’e girebildi. 1146 yılında ise 2. Haçlı Seferi başladı.
lar, Helenler (Rumlar), Kumanlar (Kıpçaklar), Sırp-
Hristiyanlarca kutsal olan ve onların işgalindeki
lar, Arnavutlar, Romalılar, Bizanslar, Osmanlılar gibi
Kudüs, Teberiye, Akka, Sadya, Beyrül gibi şehirler
topluluklar ve milletler bu bölgeye gelmiş, yerleşmiş
ise Selehaddin Eyyübi komutasındaki İslam kuvvet-
oralarda geçici ve hala süre gelen devletler kurmuş-
leri tarafından işgal edildi. Yöre tekrar Müslümanla-
lardır.
rın eline geçti. 3. Haçlı Seferi 1189-1192 yılları ara-
Pers (İran) Kralı Darius (Dara) (M.Ö. 550-486)
2472 yıl önce ordusunun başında İran’dan hareketle
Balkanlar’a kadar gelmiş ve M.Ö. 12 Ağustos 490 yılında Marathon Savaşı’nda Helenler’e yenik düşünce bölgede uzun süre kalamadan ülkesine geri dönmüştür. Makedonya Kralı Büyük İskender ise, M.Ö.
334 yılı baharında ordusu ile Balkanlar’dan hareket-
sında gerçekleşti. Alman İmparatoru Fredic Barbasso yaklaşık 100.000 kişilik ordusuyla Balkanlar’dan
geçerek Anadolu’ya girdi. Beklemediği bir savunma ile karşılaştı ve ağır kayıplar verdi. Alman
İmparatoru’nun Fredic’in Silifke’de Göksu Irmağında boğularak ölmesi üzerine Ordusu dağıldı. Hedeflerine ulaşamadılar.
le Ortadoğu’ya, Mısır’a, Hindistan’a kadar uzanmış
Fransa Kralı Flippe Auguste ile İngiltere Kra-
ve bu bölgelerde kısa ömürlüde olsa büyük bir İmpa-
lı Aslan Yürekli Richard kuvvetleri ise deniz yolu
ratorluk kurmuştur.
ile aynı tarihlerde bu bölgeye geldiler. Selahaddin
Romalılar ise M.Ö. 191 senesinde Balkanları işgal
edip Anadolu’ya geçtiler. Batı ve Doğu Roma İmparatorlukları adıyla M.S. 395 yılında ikiye bölününce-
Eyyübi’nin kuvvetleri karşısında başarılı olamadılar.
İki ülke kralı anlaşamadılar. Seferden vazgeçerek ülkelerine geri döndüler.
ye kadar çok geniş bir bölgede hüküm sürdüler. Daha
Papa 3.İnnocent bölgeyi Müslümanların işgalinden
sonraları ise doğudaki topraklarını Ortodoks Bizans-
kurtarmak için 4. Haçlı seferini düzenledi. Kuvvetle-
lılara terk etmek zorunda kaldılar.
rini daha önceki seferlerdeki Haçlı Ordularına mezar
18
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
olan Anadolu’dan geçirmek istemedi. Kuvvetlerini
denizden götürmek için Venediklilerle nakil ücretinde anlaşamayınca mecburen kara yolunu tercih etti.
4. Katolik Haçlı Ordusu; topraklarını savunan Ortodoks Bizans İmparatorluğu Kuvvetlerini mağlup ederek 11 Temmuz 1203 tarihinde Konstantin’i
(İstanbul’u) işgal etti. Geçtiği bölgelerde ve şehirlerde korkunç katliamlar yaptı. İstanbul’u ve Ayasofya Kilisesini yağmaladı. Zorla aldıkları eşyaları ve
kutsal emanetleri Vatikan’a ve kendi ülkelerine götürdüler. Bizans topraklarında 1265 yılına kadar devam eden Latin İmparatorluklarını kurdular. 800 yıl
geçtikten sonra Papa Jean Paul Bizans’tan yağmalayıp aldıkları bu kutsal emanetleri, İstanbul’daki Ortodoks Rum Patriği Dimitri Bartaleomos’a 2003 yılında bir dostluk nişanesi olarak Vatikan’da iade etti.
Şimdi de Türklerin Balkanlarla ilgili tarihine çok
Osmanlı İmparatorluğu 18. Asır ortalarına kadar
kısa olarak değinelim:
Kayı Aşireti Reisi Orhan Gazi’nin büyük oğlu Süleyman Paşa kuvvetleri ile Çanakkale Boğazından
Trakya’ya geçti.1352 yılında Dimetoka’da Bulgar ve
Sırp kuvvetlerini mağlup ettikten sonra Osmanlılar
Balkanlar’a el atmış oldu. Türklerin Balkanlar’a kesin olarak yerleşmesi; Süleyman Paşa’nın küçük kardeşi Sultan
1. Murat’ın
Balkanların tümüne, 1911-1912 Balkan Savaşı yenilgisine kadar ise büyük bir kısmına hakim oldu.
O güzelim, verimli, yemyeşil ve
raklardan ne
yazık ki
bugün
değerli topelimizde sadece
Trakya’mız kaldı Balkan Savaşı mağlubiyetinden
sonra, 10 Ağustos 1913’te imzalanan Bükreş Antlaşması ile, adeta Avrupa’dan kovulduk. Pek çok Türk
1363 yılından itibaren
ailesi malını, mülkünü, zenginliklerini, tatlı ve acı
Edirne, Kosova, Filibe, Kavala, Sofya, Niş, Şumnu
hatıralarını, mutlu yuvalarını oralarda bırakarak; üz-
gibi şehirleri ele geçirmesiyle başladı.
gün gözleri yaşlı ve ızdırap dolu olarak, çok kötü
Osmanlı Padişahları o tarihten itibaren stratejik,
sosyolojik ve diğer nedenlerle Anadolu’dan Balkan
Yarımadasına devamlı olarak, özellikle Karaman
Beyliği Boylarını ve diğer Türk Oymaklarını gönde-
şartlarda, kafileler halinde Anadolu’ya göç ettiler.
Balkanlarda öksüz kalan ”Evladı Fatihan” (Fatihlerin Çocukları) ise nice mahrumiyetlere, kötü davranışlara, işkencelere mahruz kaldı.
Kurtuluş Savaşı Zaferi sonunda Türk Delegasyonu
rip Balkanların kritik, stratejik bölgelerine yerleştir-
(İsmet İnönü, Dr. Rıza Nur, Hasan Saka) ile Yunan
diler.
Delegasyonu (E.K. Venizenos, D.Calamanos) arasınBirlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
19
da 30 Ocak 1923 tarihinde Lozan’da “Zorunlu Nüfus
Mübadelesi ”sözleşmesi imzalandı ve her iki tarafın
hükümetleri tarafından onaylandı.
Asırlar boyunca kendi katma, eritme, hazmetme gi-
Bu anlaşma gereği, Türkiye’deki Rumların
Yunanistan’a Yunanistan’daki Türklerin Türkiye’ye
göçleri gerçekleştirildi. Her iki ülkeden göç edenlerin toplamı iki milyon kadardı.
unutmamış korumuşlardır.
Son 200 yıldan bu yana Balkanlar’da meydana gelen 1828-1853-1877 Osmanlı Rus, 1897
Osmanlı Yunan savaşları, 1800-1912 yılları arasında
‘Bulgar, Sırp, Arnavut, Rum ‘ komitacıları ve çeteleriyle yapılan üç yüzden fazla silahlı çatışma,1912
Balkan Harbi’nin ve 1914-1918 1. Dünya Savaşı’nın
Osmanlı İmparatorluğu’nun ve Türkler’in kaderine
olumsuz etkileri çok büyük olmuştur.
Osmanlı İmparatorluğu’nun Balkanlardaki enkazından bugüne kadar aşağıda belirtilen devletler ortaya çıkmıştır.
rişimleri elbette olmuştur. Ama bu bölgenin halkları çoğunlukla kendi kültürlerini, ulusal kimliklerini
Bir Türk boyu olan Burgarlar Türklüğünü kaybetmemiş, o nedenle; müslüman olanlarına Pomak, Türklerin Boz Ulusu’nun temsilcisi Boz-onok’lara zaman içinde Boşnak, yine Türklerle akraba olduğu değerlendirilen bu günkü Azerbaycan ve
Dağıstan’dan Arnavutluğa kopup gelen bizim Arnavut dediğimiz Alanlar- Albanlar, Balkanlara gelen
müslüman Türklerle çabucak kaynaşıp müslüman olmuşlardır. Yani Balkanlara Türklerin gelişiyle müslüman olanların hepsinin daha önce Türklerle bağı bulunmaktadır.
Şimdilik aralarında olumlu gibi görülen ilişkilerin
ilerde aynen devam etmesini şüpheli gören Almanya, Fransa ve Amerika gibi ülkeler; siyasi, stratejik ve ekonomik çıkarlarını düşünerek, Balkanlar’da
Sulh’un ve huzurun devamlılığını sağlamak ümidiyle
Yugoslavya’yı ve Çekoslovakya’yı parçalara bölmüş
ve bazı Balkan Devletlerini Avrupa Birliği’ne bağlamayı uygun görmüşlerdir.
FAYDALANILAN KAYNAKLAR:
•Rene Crusset’le Croisade (Haçlı Seferleri) 1948
•Harp Ak. K.lığı ‘Makedonya 19932
•Seha Meray ‘Lozan Barış Konferansı Tutanakları’
Osmanlı ganimetinin bu şekilde bölüşülmesinden
hiçbir ülke memnun olmadı.
Çünkü Arnavutların gözü Kosova’da idi. Yunanistan ise tüm Makedonya’ya sahip olmak istiyordu.
Bulgarlar Selanik’i alıp Akdeniz’e inmek arzusuyla yanıp tutuşuyordu. Her biri bu yağmadan kendisi-
•Cumalı Necati Makedonya 2005
•Emre Kongar Tarihimizle Yüzleşmek 2006
•Selahattin ÇETİNER “Çöküş Yılları 2008”
•Selahattin ÇETİNER “İmparatorluğun Çöküş Döneminde Yaşanan Önemli Olaylar” 2013
•Google İnternet arama motorunun çeşitli siteleri
ne daha büyük bir pay düşeceğini ummaktaydı. Ama
hayalleri gerçekleşmedi ve 2. Balkan Savaşı başladı.
Balkanlar’da çok çeşitli ırklara, dillere, dinlere
mensup insanlar, topluluklar adeta iç içe yaşarlar.
20
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
* Em. Korg. (1941-75),
İçişleri Eski Bakanı,
TESUD Kadıköy Şb. Üyesi.
SAĞLIK
KÖŞESİ
VÜCUT SU KITLIĞI ÇEKTİĞİNDE
Reşat Burhan ARSLAN
-Vücut su kıtlığı çektiğinde kandaki suyu -Vücut su kıtlığı çektiğinde pankreastaki
kullanırsa, yüksek tansiyon hastalığına ya- suyu kullanırsa, şeker hastalığına yakalakalanırız.
nırız.
-Vücut su kıtlığı çektiğinde omurlardaki
-Vücut su kıtlığı çektiğinde midedeki suyu
suyu kullanırsa, bel ve boyun fıtığı hastalı- kullanırsa, ülser hastalığına yakalanırız.
ğına yakalanırız.
-Bağırsaklarda su eksilirse, kabızlık mey-Vücut su kıtlığı çektiğinde kemiklerdeki dana gelir ve kolon kanseri olma tehlikesi
suyu kullanırsa, gut artrit gibi romatizmal yaşarız.
hastalıklara yakalanırız.
-Hücrenin su eksikliği çok artarsa, beyni-Vücut su kıtlığı çektiğinde akciğerdeki miz hücreye oksijen göndermeyi keser. Oksuyu kullanırsa, astım hastalığına yakala- sijen kesilmesi sonucunda da hücre kansernırız.
leşme sürecine girer.
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
21
MÜŞİR MEHMED ZEKİ PAŞA
(1835-1929)
1. GİRİŞ:
Yakın tarihimizin adı-sanı pek duyulmamış, ya da
çok az duyulmuş sayısız kahramanlarla dolu olduğu
bilinmektedir.
Sözü edilen kahramanlar, yaşadıkları dönemde hafızalarda yer edecek cinsten öyle sözler, davranışlar
ve eserler miras bırakmışlardır ki, bütün bunlar bugünkü nesillere örnek teşkil edecek, ibret alınacak ve
ders çıkarılacak niteliktedir.
Müşir Mehmed Zeki Paşa’da işte bunlardan biridir.
Osman Nuri ARARAT*
ka ve Kolordu Komutanlığı yaptı. 1882 yılında Müstakil Trablusgarp Fırkası Komutanlığına tayin edildi.
Trablusgarp üzerindeki Fransız ve İtalyan emellerine karşı, buranın savunma gücünü artırmaya yönelik
önemli tedbirler aldı. Trablusgarp Fırkası Komutanlığı sırasındaki başarılı çalışmalarından dolayı ‘’Gümüş İmtiyaz Madalyası’’ ile taltif edilmiştir. 1886 yılı
Ekim ayında bu görevinden ayrılmıştır.
1887
yılında
Erzincan
Sancağında
konuşlu
IV.Ordu’nun Erkân Reisliğine atandı.Yaklaşık bir buçuk yıl bu görevde kalmayı müteakip, 1888 yılının
Haziran ayında Müşirliğe terfi ederek, sorumluluk
Müşir Mehmed Zeki Paşa hakkında araştırma yap-
ve ilgi sahası Doğu ve Güneydoğu Bölgesinin tama-
ma ihtiyacı duymamın sebebi, kendisi ile ilgili halen
mını kapsayan IV.Ordu’nun Komutanlığına getiril-
elde mevcut olan iki kaynaktır.
di. En uzun görevi olan IV. Ordu Komutanlığı göre-
Söz konusu kaynaklardan biri, Zeki Paşa’yı konu
alan doktora tezi, diğeri ise, anılan tez de yer verilmediği halde, halen Erzincan’da ki şehir mezarlığında bulunan makam mezarının taşındaki kitabede yer
alan ifadelerdir.
Müşir Mehmed Zeki Paşa 1835 yılında Kafkasya’da
doğmuştur. Şeyh Şâmil’in 1859’da Ruslara esir düşmesi üzerine Anadolu’ya göç eden bir ailenin oğludur.
1864’de Harp Okulu’nun Piyade sınıfından mezun olmuştur. Genç rütbelerde Yemen, Karadağ ve
İstanbul’da çeşitli birliklerde görev yaptıktan sonra, 1877-78 Osmanlı-Rus Harbine (93 Harbi) Rumeli Cephesinde katılmıştır. Plevne’de kuşatma altında
bulunan Gazi Osman Paşa’ya yardım ulaştıran kişilerden birisidir. Gösterdiği başarılardan dolayı, Miralay olarak girdiği savaştan Ferik olarak çıktı. Kısa
bir müddet Maslak Kolordusunda Fırka Komutanlığı
vi 1908 yılına kadar devam etti. IV. Ordu Komutanlığı sırasında Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesine sayısız hizmetlerde bulundu. Başta Hamidiye Süvari Alayları teşkilâtının kurulması, Ermeni isyanları ile mücadele ve o tarihteki ismiyle Dersim isyanlarının bastırılması ve Dersim’in yeniden ıslah edilmesi çalışmaları olmak üzere çeşitli olaylarda önemli
rol oynadı. II. Meşrutiyetin ilânından sonra bu görevinden ayrıldı ve bir müddet açıkta bekledikten sonra 1911 yılında emekli oldu.
Emekli olduktan sonra Sadrazam Gazi Ahmed
Muhtar Paşa’nın ricasıyla Bağdat Valiliği ve Komutanlığı görevine getirildi. 1913 yılının Mayıs ayında bu görevinden de ayrılarak tekrar emekli oldu.
Bu tarihten sonra da, Padişah Vahdeddin tarafından,
‘’Anadolu Islahatı Fevkalâde Umumi Müfettişliği’’
görevi verildi. Bu görevini 3 Kasım 1920 tarihine kadar sürdürdü.
yaptıktan sonra, bu tarihlerde Türkiye ile Yunanistan
Müşir Mehmed Zeki Paşa, 16 Ocak 1929’da 94 ya-
arasında önemli bir mesele teşkil eden Yanya’da Fır-
şında iken İstanbul’da vefat etti. Maçka Mezarlığın-
22
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
da bulunan mezarı, 1983’te Zincirlikuyu Mezarlığına nakledildi. Diğer yandan, Mehmed Zeki Paşa’nın
Erzincan’daki Terzibaba Mezarlığında da ‘’Makam
Mezarı’’ bulunmaktadır.
2. ŞAHSİYETİ:
hali şöyledir;
“Hüvelbaki...
Ey İnsanlar, Müddeti ömrüm bir asıra yaklaşmıştı. Bunun 66 senesini hayatı askeriyem teşkil eder.
Rumeli, Anadolu Serhatlerinde çok hizmetler et-
Eldeki kaynaklar incelendiğinde, Müşir Mehmed
tim. Dünyadan mütehassır gitmedim. Çünkü öm-
Zeki Paşa’nın yaklaşık 22 yıl süren IV. Ordu Komu-
rüme doymuştum. Hayatta en ziyade zevk aldığım
tanlığı sırasında sadece asker üzerinde değil, tüm
vakitler, devletime hizmet ettiğim zamanlardır. Ben
bölge halkı üzerinde etkili bir şahsiyet olduğu an-
bu hâl içre ümrân oldukça, o hakikat muhtar olan
laşılmaktadır. Bölge halkına karşı samimi ve itimat
şu seng-i mezarım, tûtâyı kabrim üzerinde nazarı
telkin eden tutum ve davranışları sebebiyle, onların
çeşm-i ibreti nisyân olmak üzere dursun.’’
sevgisini kazanmıştır. Nitekim Erzincan’ın kadirşinas halkı da, kendilerine gösterdiği büyük ilgi, yakınlık ve samimiyet karşısında Erzincan’da uzun yıllar görev yapan 4’üncü Ordu Komutanı Müşir Mehmed Zeki Paşa’yı hiç unutmamıştır. Bugün de saygı ile anmaktadır .Bu nedenle O’nun hâtırasını ebedileştirmek üzere, Erzincan-Terzibaba Mezarlığında
Osmanlı Kültüründe de yeri olan temsili bir ‘’Makam Mezarı’’ inşa etmişlerdir. Anılan mezar aynı zamanda ‘’Paşa Mezarı’’ olarak da isimlendirilmektedir.
Müşir Mehmed Zeki Paşa’nın makam mezarının
başucundaki taşında eski yazı (Osmanlıca) ile yazılmış oldukça dikkat çekici ve etkileyici muhteşem bir
“kitabe’’ mevcuttur.
Bahse konu kitabe, Erzincanlı tanınmış Araştırmacı
Gazeteci-Yazar Şefik ARAS tarafından ilk kez 1991
yılında bugünkü dile tercüme ettirilerek o zaman ki
3’üncü Ordu Komutanı Org. Hikmet BAYAR’a takdim edilmiş, bunun üzerine, Müşir Mehmed Zeki
Paşa’nın ‘’Makam Mezarı’’ Org. Hikmet BAYAR
tarafından bizzat yerinde görülerek başlatılan çalışma sonucu 21 Haziran 1991 tarihinde mezarın restorasyonu ile birlikte anılan kitabenin yeni yazı (Lâtin
Harfleri) ile mermer üzerine yazılması çalışması tamamlanmıştır.
Kitabedeki metnin bugünkü Türkçeye uyarlanmış
Yukardaki kitabede Zeki Paşa’nın en çok dikkati çeken cümlesi hiç şüphesiz ki, devlet terbiyesi ve
ciddiyeti ile söylenmiş “Hayatta en ziyade zevk aldığım vakitler, devletime hizmet ettiğim zamanlardır.’’ cümlesidir.
Bu anlamlı, asil ve eşsiz ifadenin bugünkü nesillere aktarılmasının, haberdar edilmesinin ve bundan ders çıkarılmasının uygun olacağını değerlendiriyorum.
1915 yılında lağv edilen 4’üncü Ordu’nun ve onun
Komutanı Zeki Paşa’nın anısını yaşatmak amacıyla,
3’üncü Ordu Komutanlığı Şeref Salonunda ‘’4’üncü
Ordu Komutanı Odası’’ düzenlenmiştir. Bu odada
Zeki Paşa’nın anısına özel önem verilmiştir.
Diğer yandan yine Paşa’nın hâtırasını yaşatmak
amacıyla Erzincan Valiliğince ismi verilen ‘’Müşir Zeki Paşa İlk Öğretim Okulu’’ 2006 yılından beri
Erzincan’da hizmet vermektedir.
3. SONUÇ :
Müşir Mehmed Zeki Paşa’nın özellikle bugünkü
genç nesillere tanıtılarak haberdar edilmesi ve Osmanlının son dönemlerinde Doğu ve Güneydoğu
Anadolu’da uygulamaya çalıştığı politikaların incelenmesi, değerlendirilmesi ve günümüzde bahse
konu bölgede yaşanan olaylarla mukayese edilerek
bundan ders çıkarılmasının sağlanması maksadıyla
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
23
hazırlanan bu tanıtım yazısında, 94 yıllık ömrünün
66 senesini üzerinde şerefle taşıdığı askeri üniforma
ile geçiren ve tarihe mâl olmuş Müşir Mehmed Zeki
Paşa’nın hizmet yaşantısının sadece ‘’IV. Ordu Komutanlığı’’ dönemi kesit olarak ele alınmıştır.
Bunun iki önemli nedeni vardır. Birincisi, Zeki
Paşa’nın rekor denecek bir sürede aynı görevde bulunduğu görülmektedir. 9 Ocak 1887’de Ordu Komutan Muavini olarak tayin edildiği IV. Ordu’da,
24 Haziran 1888’de Komutan olmuş ve 12 Ağustos
1908 tarihine kadar aralıksız bu görevde bulunmuştur. Bir buçuk yıl yardımcılık, 20 yıl, iki ay komutanlık olmak üzere IV.Ordu’da ki toplam hizmeti yaklaşık 21 yıl, yedi aydır.
İkinci önemli neden ise, Zeki Paşa’nın, yaklaşık 22
yıl görev yaptığı Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinin, Babıâli’nin ve Avrupa’nın gündeminde ilk
sırada olması, emperyalist güçlerin ve devletlerin çıkar çatışmalarının bu bölgede yoğunluk kazanması,
eski tabiriyle “Şark Meselesi’’, yeni adıyla “Ermeni
Meselesi’’ olarak karşımıza çıkan ve bugün dahi soykırım iddialarıyla devletin dış politikasında önemli
bir yer tutan Ermeni isyan hareketlerinin başlangıç
noktasını teşkil etmesidir.
Hiç şüphesiz Ermeni isyan hareketlerinin başladığı ve yoğun olarak devam ettiği bu dönemde Zeki
Paşa’nın, gerçekten oldukça uzun sayılabilecek bir
süre bu görevde kalması devlet açısından büyük bir
avantaj olmuştur.
Diğer taraftan, Osmanlı Devletinin son zamanlarındaki Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinin demografik yapısının önemi, özellikle bölge halkının
farklı etnik kökene sahip olması, IV.Ordunun stratejik konum ve değerini artıran unsurlar olarak ön plâna
çıktığı görülmektedir. Şayet bölgede gerekli tedbirler
alınmasaydı bölge daha o tarihlerde elden çıkabilirdi.
Bozulan bu dengelerin yerine yeni dengelerin kurulmasında ve bölgenin yeniden yapılanmasında Zeki
Paşa’nın yaptığı çok değerli hizmetler, bugün tarihimizin şanlı sayfaları arasında yerini almıştır.
Müşir Mehmed Zeki Paşa’nın IV. Ordu Komutanlı-
24
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
ğı dönemi incelendiğinde, görev yaptığı Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yaşayan tüm yöre halkını hiç bir ayırım yapmadan birleştirici, bütünleştirici ve kucaklayıcı yönde yaptığı girişimler, icra ettiği faaliyetler ve olaylar karşısında aldığı tedbirlerle
birlikte, bölgenin ekonomik, sosyal ve kültürel kalkınmasına önemli katkı sağlayacak çaba, gayret ve
hizmetler göze çarpmakta, öne çıkmakta ve dikkat
çekmektedir. Bu durum, sonradan Cumhuriyet döneminde devletin bu bölgeye bakış açısının değişmesine neden olmuş ve bölgede uygulanacak temel politikaların oluşturulmasına zemin hazırlamış ve ışık tutmuştur.
Günümüzde olayların en iyi şekilde değerlendirilmesi, tarihimizin ve özellikle de yakın tarihimizin
doğru bir şekilde bilinmesiyle mümkündür. Ömrünün 66 senesini devletine ve milletine hizmet etmekle geçiren ve geçirdiği bu hizmet yıllarını, hayattan
en çok zevk aldığı vakitler olarak addeden ve bunu
bizzat mezar taşına yazan bu tarihi şahsiyetin görev
safahatının geri kalan diğer 44 yılında kim bilir ne
değerli hizmetleri vardır. Söz konusu hizmetlerin her
birinin ayrı ayrı birer inceleme ve araştırma konusu
olabileceği değerlendirilmektedir.
YARARLANILAN KAYNAKLAR:
[1] Müşir Mehmed Zeki Paşa-Doktora Tezi (Yrdc.Doç.
Dr.Cengiz ÇAKALOĞLU-Başbakanlık
Osmanlı Arşivi)
[2] Sultan II. Abdulhamid’in Doğu Anadolu PolitikasıBayram KODAMAN(İstanbul-1983)
[3] MSB Arşiv Müdürlüğü (Harbiye Nezareti 5 Numaralı Defteri)
[4] 4’üncü Ordu Komutanlığı Tarihçesi (3’üncü Ordu
Komutanlığı Yayını)
* Em.Top. Kur. Alb. ( 1978-96)
TESUD Çankaya Şube Üyesi
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
25
TESUD GENEL MERKEZ
ETKİNLİKLERİ
TESUD Basın Yayın
Başkanlığı
TESUD olarak, 26 Ağustos 2014 Salı günü Zafer Yürüyüşüne iştirak edilmiştir.
Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD) tarafından, ATATÜRK’ü anmak ve onun önderliğinde gerçekleştirilen BÜYÜK ZAFER’in kazanımlarının genç nesillere hatırlatılmasını sağlamak amacıyla, 28 Ağustos
2014 Perşembe günü Ankara’da bir Bisiklet Turu düzenlenmiştir.
“ATATÜRK VE ZAFER BİSİKLET TURU’’ adı verilen etkinlik saat 20.00’da Güvenpark’ta başlamış
ve Anıtkabir çevresinde dolaşılarak 21.00’da Anıt
Park’ta sona ermiştir. Katılımcılara TESUD 2’NCİ
Başkanı Em. Alb. İ.Yüksel KUŞ tarafından Sertifika
takdim edilmiştir.
TESUD olarak, 26 Ağustos 2014 Salı günü Zafer Yürüyüşüne iştirak edilmiştir.
Vardiya Bizde Platformu ile birlikte; 26 Ağustos 2014 Salı sabahı Afyon Çakırözü köyünden Kocatepe’ye
yapılacak Zafer Yürüyüşü’ne iştirak etmek maksadıyla; 25 Ağustos 2014 Pazartesi günü saat: 20:00’da
Ankara’dan hareketle Afyon Şuhut’a intikal edilmiştir. 26 Ağustos 2014 Salı günü, 01:00-05:30 saatleri arasında icra edilen Zafer Yürüyüşüne iştirak edilmiştir.
26
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
“BAŞKOMUTANIN İZİNDE KOCATEPE’DEN İZMİR’E”
“BAŞKOMUTANIN İZİNDE KOCATEPE’DEN İZMİR’E”
440 km. lik Zafer Yürüyüşünü başarı ile gercekleştiren silah arkadaşlarımız Em. Gazi Alb. Güven KAYA, Em. Alb. Mecit UÇARKUŞ ve Sayın Cumhur DENİZKIRAN’ı 08 Eylül 2014 günü Ankara ve İzmir’den gelen dostlarımızla Kemalpaşa’da karşılayıp
birlikte Belkahve Atatürk anıtına geldik.
Burada yapılan törenle yürüyüşü sona erdirdik .
440 km.lik KOCATEPE-İZMİR savaş güzergahını 14 günde
bizzat yürüyerek kateden 4 silah arkadaşımızı ve yürüyüşün
bir kısmına katılan Em. Alb. Mustafa ASLANKURT, Em. Alb.
Rıfat MESCİOĞLU, Em. Alb. Necmi TEKİN ve Em. Alb. Yaşar
ACAR’ı gönülden kutluyoruz.
Ayrıca Kemalpaşa’da yürüyüşe katılan, Belkahve’de bizleri
karşılamaya gelen tüm yurtseverlere de teşekkür ediyoruz.
Bu yürüyüşü geleneksel hale getirmeyi ve önümüzdeki yıl daha
etkili ve ses getiren bir etkinlik haline getirmeyi planlıyoruz.
TESUD Kıbrıs Misafirhaneler Müdürlüğü ve TESUD KKTC Temsilciliği
Ziyaret Edilmiştir.
TESUD Kıbrıs Misafirhaneler Müdürlüğü ve TESUD KKTC Temsilciliğine Yönetim Kurulu Üyeleri Em. Alb. Ş. Necdet KAYABAŞ ve
Em. Yb. Ömer TUTUMLU tarafından 25-28 Ağustos 2014 tarihinde bir ziyaret gerçekleştirilmiştir. Misafirhanelerin son durumu görülmüş, ihtiyaçlar yerinde tespit edilmiş, ilgili birimler ziyaret edilmiştir. Üyelerimize daha iyi hizmet verebilmek için neler yapılması gerektiği ilgili birimlerle görüşülmüş ve yönetim kuruluna arzedilmiştir.
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
27
Em. J. Alb. Sedat ÖZÖNGEN ve eşinin TESUD Genel Merkezini ziyaretleri
TESUD üyesi ve aynı zamanda TESUD Üsküdar Şube Yönetiminde uzun yıllar görev yapmış olan
Em.J.Alb.Sedat ÖZÖNGEN eşi ile birlikte 15 Ağustos 2014 günü TESUD Genel Merkezini ziyaret etmiştir. Ankara’ya kızını ve torunlarını görmek üzere gelen Em.Alb. ÖZÖNGEN özellikle Türkiye Emekli
Subaylar Derneğini ziyaret edip, anılarını tazelemek,
eski günleri anmak ve TESUD Genel Başkanı ile Yönetim Kurulu üyelerine başarılar dilemek amacıyla ziyareti gerçekleştirdiğini ifade etmiştir.
Kitap Tanıtım Masası Açıldı.
TESUD Çayyolu Şube Başkanlığı ile Vardiya Bizde Platformu Ankara Gurubunun ortaklaşa düzenledikleri etkinlik kapsamında 21-26 Temmuz tarihleri arasında tanıtım ve kitap imza masası açıldı.
Çayyolu’nda, Çankaya Belediyesi tarafından Arcadium AVM karşısındaki alanda kurulan Ramazan
Şenlikleri çadırlarında açılan tanıtım ve imza masasında, sözde davalardan yargılanıp özgürlüklerine kavuşan arkadaşlarımız kitaplarını imzaladılar.
Kıbrıs Barış Harekatının 40.Yılı Coşkuyla Kutlandı.
20 Temmuz 1974 yılında Rumların Kıbrıs Türk’ü
üzerindeki insanlık dışı uygulamalarına son vermek
ve adaya barış götürmek üzere başlatılan harekatın yıl
dönümünde Anıtkabir ve Ulus Meydanında tören icra
edildi. Türkiye Muharip Gaziler Derneğinin düzenlediği törende Türkiye Emekli Subaylar Derneği olarak
katılım sağlandı ve Ulus Atatürk Anıtı’na çelenk konuldu.
07 – 10 Temmuz 2014 tarihleri arasında Karşıyaka Şubesi ziyaret edilmiştir.
Halen yapımı devam etmekte olan TESUD Karşıyaka Şube Binası’nın yerinde görülmesi, inşaatın ilerleme durumu, tapu işlemleri dahil resmi dairelerdeki diğer konuları karşılıklı görüşmek amacıyla, 07
– 10 Temmuz 2014 tarihleri arasında; TESUD Teşkilat Başkanı Namık Kemal ÇALIŞKAN, Genel Sekreter
Rafet YAVUZ, Genel Muhasip Ömer TUTUMLU ve
Dernek Avukatı Yurdakan YILDIZ ile Karşıyaka Şubesinin ilgililerinin katılımı ile ziyaret gerçekleştirilmiş ve incelemeler yapılmıştır.
28
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz- Ağustos- Eylül 2014
TESUD ŞUBE ETKİNLİKLERİ
TESUD Basın Yayın
Başkanlığı
TESUD PENDİK ŞUBESİ
1 Eylül 2014 günü eski Kara Kuvvetleri Komtanımız Org. Muhittin FÜSÜNOĞLU daha önce beraber çalıştıkları Pendik Şube Başkanını, şubeye gelerek ziyaret etmişlerdir.
Orada bulunan İl Başkanı Erol HATUNOĞLU ve
şube üyeleri ile görüşmüştür.
TESUD MARMARİS ŞUBESİ
TESUD Marmaris Şubesi tarafından, 25 Nisan
2014 günü TESUD’un Emekliler Günü Yemeğinde, Sözde Balyoz Davasından Tahliye olan Em. Dz.
Kur. Alb Mesut Zafer SARI’ nın özgürlüğe ve sevdiklerine kavuşması kutlanmıştır.
Marmaris Şubesini ziyaret eden Em. Dz. Kur. Kd.
Alb. Mesut Zafer Sarı ile gece boyunca yaşadıkları ve değerlendirmeleri hakkında sohbet edilmiştir.
TESUD RASİMPAŞA ŞUBESİ
TESUD Rasimpaşa Şubesi tarafından her Bayram
arifesinde olduğu gibi bu Ramazan Bayramında da
şehit aileleri ziyaret edilmiştir.
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
29
TESUD İSTANBUL İL BAŞKANLIĞI
30 Ağustos 2014 akşamı Teğmen Mehmet Ali Çelebi ve kızımız Kezban’ın düğününe TESUD İl Başkanlığı olarak iştirak edilmiştir. Pek çok seçkin davetlinin bulunduğu düğüne, CHP Genel
Başkanı Kemal KILIÇDAROĞLU, CHP İzmir Milletvekili Mustafa BALBAY ve CHP İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen ÖĞÜT de
katılmışlardır.
Kır düğünü şeklinde yapılan ve büyük bir coşkuyla gerçekleştirilen düğünde silah arkadaşları genç Teğmeni yalnız bırakmamışlardır.
Anlamlı konuşmalar ve MUSTAFA KEMAL’in ASKERLERİYİZ sloganları tüm çevreye yayılmıştır. TESUD
Genel Başkanlığının çelengi ile beraber pek çok çelenk düğünü süslemiştir.
KARİKATÜR
Mehmet Saim BİLGE*
TESUD Çankaya şubesi üyemiz
Mehmet
Saim
Bilge’nin çizmiş olduğu karikatürlerden birisi Almanya’da
öğrencilere ders kitabı olarak okutulan bir kitabın 54. sayfasında yayımlanmıştır. Yine bir başka karikatürü Türkiye karikatürcüler derneği ve Türkiye barolar birliğinin ortaklaşa açtığı 80’i yabancı 40’ı Türk olan karikatüristin katıldığı
adalet sergisi geçtiğmiz dönemde Ankara ile birlikte 16 ilimizde eşzamanlı olarak sergilenmiş ve Ağustos ayı içersinde de Hacıbektaş şenlikleri töreninde de sözkonusu karikatürü sergi de yer almıştır.
Ayrıca
dönem içersinde eylül ayının ilk haftasında
Hırvatistan’da açılan karikatür sergisinde bir karikatürü sergilenmiştir. Kendisini TESUD Ailesi olarak kutluyoruz.
* Em. P. Alb.
TESUD Çankaya Şb. Üyesi
30
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz- Ağustos- Eylül 2014
K.H.O. 1961’LİLER ANITKABİR’DE
Kara Harp Okulu 1961 Mezunu 74-75 yaşındaki Genç Harbiyeliler geleneksel yıllık faaliyetleri cümlesinde olmak üzere, bu yılda 22-24 Nisan 2014 tarihlerinde Ankara’da toplandılar.
23 Nisan 2014 günü Eskişehir gezisi düzenledirler,
24 Nisan 2014 günü Anıtkabir’de Atamızı ziyaret ettiler.
Devre adına Anıtkabir özel defterine aşağıdaki duygu ve düşünceleri yansıtıldı;
Büyük önder, Aziz Atatürk ;
Senin ruhunu soluduğumuz, fikir ve ideallerini belleğimize kazıdığımız Harbiye’den 53 yıl önce mezun olarak, ulusa hizmet yoluna koyulduk. Askerlik mesleğini senin tanımladığın gibi anlayıp özümsedik.
Meslek yaşamımız boyunca senin ilke ve ideallerine bağlılıktan, yüce Türk ulusuna ve Cumhuriyete sadakatle hizmetten başka amaç gütmedik. Şimdi de emekli askerlerin olarak senin ilke ve ideallerini yaşatmayı onurlu bir görev saymaya devam ediyoruz. Bugün, fikir ve ideallerine bağlılığımızı bir kere daha ifade
etmek ve sana saygı ve minnetlerimizi sunmak üzere huzurundayız.
Ülkemiz ve laik Cumhuriyetimiz bugün bir kere daha zor günler geçiriyor. Senin kahraman
Ordu’na.O’nun değerli mensuplarına reva görülen haksızlığı, Ulusun güvenliğine ve saygınlığına yönelik
bir saldırı olarak değerlendiriyoruz., Yargının bağımsızlığının, basının özgürlüğünün ve devletin laik niteliğinin tartışılır hale getirilmesini, Cumhuriyetin laik, demokratik hukuk devleti olma niteliklerini; yok
etmeye yönelik menfur eylemler olarak görüyor, bu yöndeki gelişmeleri büyük kaygı ile izliyoruz. Bunlara
ilaveten, bölücü unsurlarla pazarlıklara oturularak Ülkenin bölünmezliği ilkesinin çok ciddi bir tehdit ile
karşı karşıya getirildiğini görmekten derin endişe duyuyoruz.
Aziz Atatürk ; bu çizdiğimiz tablo ne kadar karanlık olursa olsun, ümitsizliğe kapılma hakkımızın olmadığını, izlememiz gereken yolu gösteren ışığın, senin fikirlerinde ve söylemlerinde var olduğunu biliyoruz.
Sevgili Atamız, seni her zamandan daha fazla özlemiş olarak, senin iradene, öngörüne, devlete ve millete adanmış lider yetenek ve niteliklerine sınırsız bir hayranlık içinde, huzurunuzda saygı, minnet ve şükranla eğiliyoruz.
1961 Devresi Harbiyelilerin Adına
Em.Org. Edip BAŞER
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
31
İSTANBUL’UN ULAŞIM SORUNU
Suat AYTIN*
İ
stanbul binlerce yıllık geçmişe sahip, Asya ve
Avrupa kıtalarını topraklarında barındıran bir
tarih, kültür, ticaret ve medeniyet şehri. Ama ne yazık
ki, bu zenginlikler İSTANBUL’U yaşanabilir kentler
sıralamasında bizi memnun etmiyor, zira şehir, göçlerin getirdiği nüfus artışı, plansız yapılaşma ve trafik sorunu ile bu kentte yaşamayı çekilmez hale dönüştürmüş durumda. AVRUPA Kentleri arasında trafik yoğunluğu açısından yapılan istatistiklere göre
MOSKOVA’DAN sonra ikinciliği kazanmış. Bundan
dolayı hangi sorun öncelikli derseniz ulaşım meselesi
önde gelmektedir. Zaten son zamanlarda gazete terde
“ İSTANBUL TRAFİĞİ KİLİTLENDİ” manşetlerini
daha sık görmemiz, bu tespitimi doğrular niteliktedir.
Ben İSTANBUL’ da yaşayan (!) bir kişi olarak, önce
mevcut durumu ortaya koyacağım;
Genel Yerleşim Durumu:
İSTANBUL trafiğine genel olarak baktığımızda,
E-5 ve TEM bağlantılı Boğaz köprülerinden sabah
saatlerinde ANADOLU yakasından AVRUPA yönünde, akşam ise AVRUPA tarafından ANADOLU yakasına geçişte aşırı yoğunluk yaşanmaktadır. Böyle ol-
32
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
ması normaldir, çünkü yaşam yerleri ANADOLU yakasında, iş merkezleri AVRUPA yakasında oluşturulmuştur. ZİNCİRLİKUYU -MASLAK iş, finans ve
AVM (Alışveriş Merkezi) ile doludur. Eğlence sektörü ile turizm alanlarının AVRUPA yakasında yoğunlaşması nedeniyle ,gece saatlerinde bile insanlar ,zamanını yollarda harcamaktadır. İSTANBUL’UN yerleşim planı hatalıdır. Stratejik seviyede yapılan bu
yanlışlık ve düzensizliği taktik (Küçük) çapta alınacak tedbirlerle kapatmak bir hayli güçtür. Eğer zamanında iş ve yaşam alanları her iki yakada dengeli
oluşturulsa idi, bugünkü sabah-akşam trafiği bu denli
yoğun olmayabilirdi. Olan olmuştur artık, artık bundan sonra ne yapılmalıdır sorusuna cevap bulmalıyız.
İSTANBUL, kara ve deniz yolu ulaşım
imkânlarının koordineli bir şekilde kullanılmasına uygun bir coğrafyaya sahiptir. Deniz yolu ulaşımı ekonomik, hızlı ve rahat olmasına karşın yıllardır KADIKÖY- KARAKÖY-EMİNÖNÜ ve
ÜSKÜDAR-EMİNÖNÜ güzergâhı ile sınırlı kalmıştır. BOSTANCI-KABATAŞ ve BAKIRKÖY deniz otobüs seferleri ulaşım sistemine sınırlı katkı sağlamaktadır. Boğaz hattı sabah- akşam çok az kulla-
nılmaktadır. AVRUPA yakası raylı sistem yatırımlarında, ASYA yakasına nazaran bir hayli ileridedir,
ancak yeterli düzeyde değildir. ANADOLU yakasında oturanlar uzun yıllardır çalışan HAYDARPAŞA- GEBZE banliyö treni dışında, sonradan hizmete giren KADIKÖY-KARTAL metro hattı ve MARMARAY projesi ile raylı sisteme kavuştular. Esas sorun iki yaka arasında deniz, kara ve raylı sistemler ile
karşılıklı seyahat çağdaş ve verimli olarak yapılabilecek mi? Bugünlerde kilitlenme aşamasına gelmiş karayolu trafiği rahatlayacak mı? İşte bu yazıda genel
hatları ile bu sorunun yanıtı aranacaktır.
MARMARAY ÇÖZÜM MÜ?
Medyada anlatılanlara inanırsanız evet diyebilirsiniz. Ben, İSTANBUL Şehir haritasına bakarak yorum yapmanızı öneririm. Bu proje şüphesiz çok önemlidir, toplu taşımacılıkta bir ölçüde kolaylık sağlayacaktır. Özellikle lodos, sis ve pus gibi
olumsuz meteorolojik şartlarda dahi ulaşımın devamına imkân sağlayacaktır. Marmaray projesi aslında AVRUPA - HALKALI-SİRKECİ Hattı ile HAYDARPAŞA- GEBZE-ANADOLU hattını deniz altından birleştirmiştir. HAYDARPAŞA ile SİRKECİ arasında yapılan deniz üstü demiryolu taşımasını denizin altına almıştır. Projenin tanıtımında “ PEKİN -LONDRA arasını birleştiriyoruz. Asrın projesini hizmete açtık.” sloganının kullanılması bir hayli iddialı ve bir o kadar da hayali bir söylemdir. Fazla abartılmamalıdır, hatırlatayım, MARMARAY Deniz geçişi 1.4 Km uzunluğundadır, oysa yıllar önce
hizmete girmiş olan FRANSA ile İNGİLTERE arasındaki MANŞ tüneli 54 km.lik mesafesi ile AVRUPA Kıtasını İNGİLTERE’ ye bağlamıştır. Bugünkü
hali ile MARMARAY’ın YENİKAPI Terminalinden MASLAK ve AKSARAY-ATATÜRK Havalimanı hattına uyum sağlaması halinde büyük fayda sağlayacağı aşikârdır.
Nasıl bir ulaşım şebekesi olmalı?
Bizdeki tartışma kültüründe genellikle sorunlar
kolaylıkla tespit edilir, herkes problemi ortaya koyar ama nedense çözüm önerilerine gelince sıkıntılar
başlar. İSTANBUL trafiği artık milli bir mesele haline gelmeye başlamıştır. Çözüm yolları vardır. Şimdi daha rahat bir ulaşım için neler yapılabilir, bir bakalım.
a. Toplu taşımacılık bilinci ve faydalarına halkın ikna edilmesi için yoğun bir şekilde propaganda yapılmalı ve televizyonlarda yayımlanmak, ana
güzergâhlarda bulunan ilan panolarına bilgi afişleri
aşılmalı, okullarda geleceğimiz olan çocuklarımıza
bu konu ile ilgili olarak eğitim verilmelidir.
b. ANADOLU yakasındaki raylı sistemi yaygınlaştırmak ve ulaşımı rahatlatmak maksadıyla KADI
KÖY-KART AL hattından aşağıda yazılı yerleşim
merkezlerine kısa hatlar ile aşağıdaki bağlantılar yapılabilir;
• BOSTANCI - ÜMRANİYE
• MALTEPE-SANCAKTEPE
• KARTAL- SU LTANBEYLİ
Bu güzergâhlar, inşa halinde olan ÜSKÜDARÇEKMEKÖY Hattı ile birleştirilerek sistem genişletilmelidir.
c. Deniz ve raylı sistemin uyumlu çalışması için
aşağıda yazılı yerler birer transfer merkezi olmalıdır,
• BEŞİKTAŞ (Buradan ZİNCİRLİKUYU ve KABATAŞ raylı sisteme bağlanmalıdır.)
• YENİKAPI (Buradan ŞİŞHANE raylı sisteme
bağlanmalıdır.)
• BAKIRKÖY (Buradan İNCİRLİ raylı sisteme
bağlanmalıdır.)
• SARIYER (Buradan TAKSİM metrosuna bağlanmalıdır.)
• BEYKOZ (Buradan ÜSKÜDAR -ÇEKMEKÖY
hattına bağlanmalıdır.)
d. AVRUPA yakasında bir dönem verimli ve konforlu olan ancak günümüzde bu özelliğini yitiren
SÖGÜTLÜÇEŞME- BEYLİKDÜZÜ Metrobüs
hattı raylı sisteme dönüştürülmelidir.
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
33
e. HAYDARPAŞA ve SİRKECİ garı tarihi birer
mirastır ve önceden olduğu gibi tren istasyonu olarak
kullanılmaya devam edilmelidir. AVRUPA’dan gelecek ana hat trenleri SİRKECİ; ANADOLU’DAN gelecek ana hat trenlerin son istasyonu HAYDARPAŞA olmalıdır.
f. Trafik yoğunluğunun düğümlendiği bazı merkezlere araç ile girişlerin paralı hale getirilmesi, gerek park ihtiyacının karşılanması ve gerekse ulaşımın rahatlaması açısından önemli bir tedbir olacaktır. Başta LONDRA olmak üzere bazı batı ülkelerinde buna benzer uygulamalar yıllardır mevcuttur. Toplu taşıma imkânlarının yoğun olduğu, aşağıda yazılı merkezlerde özel araçların girişi paralı olmalıdır;
• TAKSİM Bölgesi
• KADIKÖY Çarşı
• BAKIRKÖY Çarşı
g. BEŞİKTAŞ Çarşı
h. ÜSKÜDAR Çarşı
i. SULTANAHMET Bölgesi
İlk önce akla park yasağı olan yerlerde oturanlar
evine para ödeyerek mi gidecek endişesidir. Elbette
hayır. Şöyle bir uygulama olabilir; Bu bölgelerin giriş ve çıkışlarına trafik ışıklarına benzer şekilde otomatik geçiş sistemi kurulabilir ve anılan yerlerde ikamet edenlere geçiş ücreti tahakkuk ettirilmez. Günümüzde teknolojik imkânlarının ulaştığı seviyeyi düşündüğümüzde başka önlemler de alınabilir.
• İSTANBUL imar planı ivedilikle yenilenmeli ve
yeni yerleşim merkezlerinin oluşumuna müsaade
edilmemelidir. İmar planları İSTANBUL Büyükşehir
Belediye Başkanlığınca merkezi olarak planlanmalı,
ilçe belediyelerine bu konuda yetki devri yapılmamalıdır. Hatta bu konuda TBMM tarafından yasa çıkarılmalı ve takip edilmelidir.
• İSTANBUL’UN coğrafi olarak merkezi TÜRK
TELEKOM ARENA Stadyumunun bulunduğu SEYRAN TEPE Bölgesidir. Burayı merkez alarak 40 km.
34
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
çapındaki bir dairenin içinde kalan alana yapı yasağı getirilmelidir.
• İSTANBUL yıllardıraldığı göç
nedeniyle
ihtiyaçları karşılanamazbir halegelmiştir. Aslında
ulaşım sorununun en etkili tetikleyicisi artan nüfustur. Siyasilerin oy beklentilerini bir tarafa bırakarak göçü önleyici tedbirleri almaları zorunludur.
j. Ulaşım planlaması için merkezi bir teşkilata ve
koordineye ihtiyaç vardır. Seçilenler “BEN İSANDIKTAN ÇIKTIM, HER ŞEYİ YAPMAYA HAKKIM VAR.” söylemi yerine; Üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri hatta yabancı yerel
yöneticilerle işbirliği yaparak katılımcı bir demokrasi anlayışı ile soruna çare aramalıdır.
k. Boğaz hattında ulaşım denizyolundan yapılacak
şekilde yenidendüzenlenmeli, Boğazda karşılıklı ve
boğaz boyunca deniz taşımacılığı teşvik edilmelidir.
I. Boğaz köprülerinde seyreden ağır tonajlı araçların trafik yoğunluğuna katkıları kaçınılmazdır.
Bu araçların çoğunluğu ANADOLU’ dan gelen ve
yük boşalmayı müteakip geri dönen sebze , meyve ve yük kamyonlarıdır. Burada anlatılan ters nakliyata çare olarak şöyle bir tedbir alınabilir; AVRUPA yakasında bulunan sebze ve meyve hali ile depolama tesislerine ANADOLU ‘dan mal getiren araçlar ÇANAKKALE-İSTANBUL yolunu kullanabilir
veya bir kısım araçlar DARICA- AMBARLI arasında feribot ile taşınabilir. ANADOLU yakasında ise
hal ve depolama tesisleri GEBZE’ de olmalı, buradan
içeriye ağır tonajlı araçların girişine müsaade edilmemelidir.(Transit geçen uluslararası taşıma araçları hariç üçüncü köprünün hizmete girmesiyle birlikte FATİH SULTAN MEHMET Köprüsü ağır tonajlı araçlara kapatılmalıdır.
m. Türkiye’nin ithalatının önemli bir kısmı petrol ve doğalgaz ihtiyacına yöneliktir. Maaleseftoplumumuzda tasarruf bilinci yeterli seviyede değildir,
insanlarımızı bilinçli tüketici haline getirmek devletin görevidir. Gerektiğinde kanuni tedbirler alınmalıdır. Örneğin; Mevcut yasalarımıza göre özel şirket-
lere kolaylık sağlamak ve gelişmelerine katkı olması için şirketlere ait araçların akaryakıt bakım, sigorta gibi giderlerin bir kısmı vergiden muaf tutulmaktadır. Böyle olunca da şirket sahipleri şahsının, hatta
aile fertlerinin araçlarını bile şirket adına tescil ettirerek, bu araçları kullanmaktadırlar. İSTANBUL Trafiğinin yoğun olduğu sabah ve akşam saatlerinde seyirdeki araçların içinde genellikle bir kişi bulunmaktadır. Eğer aracın masrafları şirket yerine kişinin bütçesinden çıkarsa herkes zorunlu olarak tasarrufa yönelecektir. Önerim; şirketlerin ödedikleri vergi esas
alınarak belirli bir kolaylık sağlanması ve binek araçlarının şirketlere tesciline mani olunmalıdır. Çok tepki çekecek bu önerimin hayata geçmesi halinde İSTANBUL trafiğinde önemli ölçüde rahatlama olacağına yürekten inanıyorum.
Sonuç olarak;
Devlet erkine sahip olan yöneticilerin anayasal
görevi vatandaşlarının refah ve mutluluğunu sağlayacak tedbirleri almaktır. Uzun yıllardan beri
İSTANBUL’U yöneten idarecilerin bu hususta başarılı olduklarını söylemek bir hayli güçtür. İstatistiklerde dünyanın en rahat yaşanabilir kentler sıralamasında arzu ettiğimiz seviyelerde bulunmayan
İSTANBUL’U hak ettiği seviyeye taşımak iç n yöneticilere ve İSTANBULLARA görevler düşmektedir.
Yaşadığı şehre sahip çıkan hemşeri bilinci ile dünyanın incisi İSTANBUL’U çağdaş bir anlayışla sorunlarını çözecek vizyon sahibi, dürüst, hoşgörülü ve yetenekli yöneticileri seçmek tarihi bir görevdir.
* Em. Kur. Alb.
1973 Kara Harp Okulu Mezunu
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
35
“TURKEY TAKES OFF”
Harp Akademisinin Yüzbaşı rütbesindeki öğrencileri olarak, Batı Avrupa Ülkelerine ilk gittiğimizde,
1974 Kıbrıs Savaşının üzerinden henüz bir yıl geçmemişti. Bu harekatta, diplomasimiz ve askeri gücümüz tam bir uyum içerisinde sevk ve idare edilerek,
zafere ulaşılmıştı. O nedenle, Belçika’daki NATO
Karargahında karşılaştığımız müttefik subaylar bize
gıpta ile bakıyordu. Ancak, onların gözlerindeki kıskançlığı da hissedebiliyorduk. Olacak şey mi?... Savunma ordusu zannettikleri Türk Silahlı Kuvvetleri,
deniz ötesindeki bir savaşı Kara-Deniz-Hava Kuvvetlerinin ve de Kıbrıslı Mücahitlerin kahramanlığı
ile, dosta/düşmana ders olacak bir maharetle kazanmıştı. Kutlu Barış Harekatının 40.Yılında; bize bu
gururu yaşatan Aziz Şehitlerimizi rahmetle, Kahraman Gazilerimizi hürmetle anıyoruz.
1975 yılındaki gezimiz Haziran ayında gerçekleşmişti. Ülkemiz Batı medyasında sıklıkla yer alıyordu. Bir sabah, gazetelerde “Turkey Takes Off ”
manşetini görünce; hem sevindik, hem şaşırdık. Bu
bir havacılık deyimiydi. Batılı medya, tıpkı bir uçağın yerden havalanması gibi, Türkiye’nin yükselişini
duyuruyordu. Ne var ki, bu manşetlerin bize destek
için değil de, yöneticilerini uyarmak için atıldığını,
Batılı Ülkelerden Türkiye’ye yönelik sert ambargolar art arda gelmeye başlayınca, acı bir şekilde anladık… İngilizlerin 2’nci Dünya Savaşındaki ünlü Başbakanı Churchill (Çörçil)’e atfedilen bir deyiş vardır; “Türkiye, Batı’nın ihtiyaç duyduğu bir fidandır.
Kurumaması için sulanmalı; büyümemesi için budanmalı!” Evet, Türkiye bugün Batı’yla ittifak içindedir. Ancak, “İttifaklar ne öldürür, ne oldurur…”
Ulusumuz bu gerçeği asla unutmamalıdır.
Bu konuda, 1960’ların başında NATO Askeri Karargahında görevli (o zamanki rütbesi Kurmay Albay
olan) merhum Korgeneral Atıf Erçıkan’ın eline kazara geçen bir dosyadan, ibret almamız gerekir. Bu
dosyada; “Gelecekte (30 yıl sonra) Sovyetler Birliği
çökertildikten sonra, 15-16 devlete ayrılacağı; bunlardan 5-6’sının Türk kökenli devletler olacağı, Türkiye Cumhuriyeti’nin bunlarla birleşip, güçlenme-
36
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
Ş. Osman ARAS*
Mesi için ne gibi önlemler alınması gerektiği” incelenmekte imiş. Bu olay, merhum Muzaffer Özdağ’ın
kurucu genel başkan olduğu, Türkiye-Azerbaycan
Dostluk Derneği’nin Haziran 1998 tarihli,12 No.lu
Yayınında, Emekli Tümgeneral M.İlhan Atabaş tarafından ayrıntılı bir şekilde anlatılmaktadır. Ulusumuz bugün, otuz yıldan beri mücadele ettiğimiz “bölücü terörün” hangi amaçlara hizmet ettiğini çok iyi
kavramalıdır. 1984 yılından beri başımıza bela edilen PKK , 1984 öncesinde, yurt dışındaki diplomatlarımıza ve vatandaşlarımıza amansız saldırılar düzenleyen Ermeni ASALA terör örgütünün bir türevidir.
BUNUN NERESİ ARAP BAHARI ?
2011 Yılının başından beri, Kuzey Afrika ve
Ortadoğu’daki Müslümanlar birbirini boğazlıyor.
Her yerde kan gövdeyi götürüyor. Batılı medya, bu
felakete “Arap Baharı” diyerek, yangına körükle gidiyor. “Özgürlük ve demokrasi” palavrası ile, maddi/manevi yıkımlar örtbas edilmeye çalışılıyor. Atalarımız; “Mızrak çuvala sığdırılamaz” derler. Uygulanan senaryonun Ortadoğu’daki Müslüman halkları
olabildiğince parçalanmaya götürdüğü, emperyalizmin bölgedeki nüfuzunu daha da artırdığı ve Büyük
İsrail projesinin gerçekleştirilmesi için elverişli ortam hazırladığı, net bir şekilde görülmektedir. Bu senaryonun son perdesi; bütün Ortadoğu’yu sarsacak,
kanlı bir Sünni-Şii savaşının patlak vermesidir…
ABD Silahlı Kuvvetler Dergisinin Haziran 2006 sayısında yayınlanan, “Blood Borders (Kan Sınırları)” başlıklı yazıya Ek’li “Yeni Ortadoğu Haritası”
her şeyi açıklıyor.
Bakınız: www. armedforcesjournal. com / petersblood-borders-map/
Ortadoğu gündemini belirleyen iki ülke; Şii İran
İslam Cumhuriyeti (İİC) ve İsrail’dir. İran, Çin ve
Rusya’nın; İsrail ise, Avrupa Birliği ve ABD’nin desteğine sahip bulunmaktadır. İsrail, Kuzey Irak’taki
Kürt Yönetimiyle stratejik işbirliği içerisindedir.
Buna karşılık; Irak’taki Şii çoğunluk yönetimi, Suriye rejimi ve Lübnan’daki Hizbullah güçleri, İİC’nin
etki alanı içerisindedir. Ortadoğu’da İslam Ülkeleri
arasındaki bu cepheleşmenin kanlı bir Şii-Sünni savaşına dönüşmesinden fayda uman dış güçler var. Şii
İran’a karşı Suudi Arabistan ve Katar, Sünnilere finans ve silah desteği sağlayacak potansiyele sahiptir. Bu tehlikeli süreçte Türkiye, Ortadoğu’da çok büyük yıkımlara neden olacak olan, Sünni-Şii kamplaşmasından uzak durmalıdır… Rusya’nın halen Suriye/Lazkiye’de bir deniz üssü var. İsrail’in Doğu
Akdeniz’de keşfettiği yeni petrol ve doğalgaz yatakları, bölgenin stratejik önemini daha da artırmış bulunmaktadır. Bu nedenle, AB ve ABD, Rusya Federasyonunun Doğu Akdeniz’deki varlığından büyük
rahatsızlık duymaktadır. Ancak, AB-D ile Rusya arasındaki egemenlik mücadelesinin bedeli, mazlum
Suriye halkına ve bölgedeki diğer Müslüman halklara ödetilmektedir. Diplomasimiz ise, “Komşularla
Sıfır Sorun” söylemiyle çıktığı yolculukta, maalesef
bataklığa saplanmıştır. Mevcut ve muhtemel tehditlere karşı yeterli önlemler alınmamaktadır.
Halen, Türkiye’nin güneyi-güneydoğusu ve kuzeyi savaş alanıdır. “Üç haftada devrilecek” dedik-
leri Esad rejimi, üç yıl geçtiği halde, direncini sürdürmektedir. Önceleri Suriye’de Beşar Esat rejimine
karşı savaşan sözde IŞİD (Irak-Şam İslam Devleti)
güçleri, etki alanlarını daha da genişleterek Bağdat’ı
ele geçirmeye çalışmaktadır. Karadeniz’in kuzeyindeki Ukrayna’da derin bir siyasi kriz ve bölünme tehlikesi vardır. Rusya, Karadeniz’i kontrol eden stratejik Kırım Yarımadasını Ukrayna’dan kopararak, ilhak etmiştir. Bundan en çok, 1944 yılında sürüldükleri yerlerden 1990’dan sonra yurtlarına dönmeye çalışan, Kırımlı Kardeşlerimiz zarar görmüştür. AB ve
ABD bölgemizi alt-üst eden bütün bu felaketlere fiilen müdahale etmekten dikkatle kaçınarak, bol bol
nasihat ve öneriler üretmektedir. Bu koşullarda, Türk
Silahlı Kuvvetlerinin her zamankinden daha hazırlıklı bir durumda bulunması, Ulusumuzun birlik ve dirlik içinde olması gerekmektedir. Uyanık olalım.
*1940 yılında Muğla / Yatağan İlçesi Eskihisar köyünde doğdu. 1960 yılında Kara Harp Okul’undan
mezun oldu. Çeşitli Gazetelerde yazıları yayınlanmaktadır. Em. Kur. Alb. (1960 - 114),
TESUD Konak Şube üyesidir.
VATAN, BAYRAK
Fikret ASLANERER*
Yaralar kapanmıyor. Hala kanıyor. Laik Türkiye
Cumhuriyeti için, bu vatan için, vatanın bölünmez
bütünlüğü için verilen şehitler hiç unutulur mu.?
Çanakkale’de, İstiklal Savaşı’nda, Kıbrıs’ta,
Güneydoğu’da şehitler verdik. Türk Milleti bunları
unutur mu; unutabilir mi?
Ya Gaziler, göremeyen, kolu ayağı kalmayan gaziler. Unutulur mu?... Niçin, bu kanlar niçin aktı; bu
canlar gitti? Bu vata için, bu bayrak için!...
Tarihimize baksınlar. Görecekler ki tarihin hiçbir
safhasında Türk Bayrağı yere inmemiştir. Kan verilmiş, can verilmiş, Bayrak verilmemiştir.
Mustafa Kemal ATATÜRK, İstiklal Savaşı sonunda, İzmir’de önüne serilen düşman bayrağını çiğnememiş, çiğnenmesine izin vermemiştir. Türk Milleti
başka ulusların bayraklarına saygısızlık etmez.
Bu millet anavatanda olduğu gibi yavru vatan
Kıbrıs’ta da beraberdir; birlik içindedir. Bayrak olayı
karşısında, ana vatanda olduğu gibi caddelere, sokaklara çıkılmış, meydanları dolduranlar bayrak, bayrak
diye inlemiştir.
Ben bile seksen yaşında bir birey olarak, elimde
bayrakla o şerefi savundum. Korkmayın, korkmuyoruz. Bu vatan bölünmez. Türk Milleti ölmez!... Ne
mutlu, akan şehit kanlarının, bayrağının, vatan toprağının değerini bilenlere!...
Ne mutlu ben Türküm diyenlere!...
* 80 Yaşını doldurmuş Emekli bayan Öğretmen.
TESUD Rasimpaşa Şube Üyesi.
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
37
ETKİ-TEPKİ VE YAŞAM
Nurullah AYDIN*
Farklı düşünce ve yaşam biçimine davet haykırışlarını izlerken, İnsan, dünya da yeni bir canlı türü mü
şekillendi, şekilleniyor sorusunu sormadan edemiyor.
zihinsel işgalin her çeşidi kolayca görülebilir. Bu
yöntemin en etkili olduğu dönem ise çocukluk ve
gençlik dönemidir. Siyasi partiler, dernekler, vakıflar, AVM’ler ise yeni mabedlerdir.
Silahla işgal edilemeyecek, edilse bile sonuç alınamayacak toplumlara yönelik, biraz uzun bir süreçte
farklı yöntemler uygulanıyor. Çocukluktan başlayan
ve ustalıkla yerleştirilen simge ve görüntülerle oluşturulan zihinsel işgal, toplumları milli ve manevi değerlerinden birikimlerinden vazgeçiriyor. Kabul ettirilen yaşam tarzı, birçok sosyal hastalık üretiyor.
Algılanması istenen nesneler; sevgi ve güven sözcükleri içine gizlenerek reklamlar, çizgi filmler ve
değişik programlarla sunulur. Çünkü ilk algılanan
nesneler anne baba gibi vazgeçilmez olacaktır. Bu
şekilde insanın zihinsel bariyerleri kolayca geçilerek
sigaradan cep telefonuna, janjanlı şeylerden kolalı içkilere kadar yaşam tarzına girmesi istenen her şey, zihinlere kök hücre nakli gibi ekilir.
İnsan karanlık bir düşünce içinde, insani değerler dışı savaşla karşı karşıya. Niçin karanlık? Çünkü bu savaş gözleri kör ediyor, gerçekleri göstermiyor. Gösterilen boş hayallerle insan, zaman tüketiyor. Düşmanın kim olduğunu, nerede olduğunu göremiyor. Hangi silahla, nasıl ve nereden saldırıldığını da bilemiyor. Doğrudan beynine saldırıyorlar. Beş
duyusunu ve zihnini gizlice ele geçiriyorlar. Algıyı
oluşturan iletişim kaynakları elden gidiyor, öylece
bakıyorlar. Sonuçta algı giderek değişiyor.
İnsanı insan yapan değerler elden giderken, beyne ve algıya bunun özgürlük, demokrasi, zenginlik
olduğu yazılıyor. İnsanlar seyrediyor. Akıl tutulması işte bu! Her çeşit göz boyama ve aldatma sonucu
dostu düşman, düşmanı da dost görmeye başlıyor. Bu
karanlık savaş, insanı kendisinden bile şüpheye düşürüyor.
Bu karanlık savaşın hedefi; derin aklı ve beyni
önce dağıtmak, sonra kendi gayesine uygun olarak
yeniden oluşturmak. Bunun için de öncelikle aydın,
sanatçı, toplum önderleri ve bilim adamlarının beynine küresel şifreler koyarak yeni beyinler devşiriyor.
Bu yüzyılda bu sistem; fabrika gibi çalışıyor ve geleceğin karar vericilerini yetiştiriyor. Stratejik yerlerin bu beyinlerle sessiz ve derinden ele geçirilmesi,
her çeşit işgalden daha kolay ve etkili bir yöntem.
Bu karanlık akıl oyunuyla belirlenen ise yaşam tarzı oluyor.
Bilinçaltına gönderilen sinyallerle beyinler yıkanıyor, geleceğin küresel robotları hazırlanıyor. İnsan ve toplumun yaşam tarzı kurgulanıyor. Medya’da
38
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
Beyinlere binlerce kere aşılanan hayata bağlarbağlan hayata gibi şifre sözcüklerle ilişkilendirilen
görüntü ve kurgular, insanı hayata bağlayan vazgeçilmez nesneler olur. Onlarsız hayat artık mümkün
değildir. Tek yönlü eğitilmiş insanlar; bu nesnelerin
sağlığa veya insan hayatına zararlı olabileceğini idrak edemez.
Bu nesnelerin zararlı olduğu idrak edilse bile iş
işten geçer ve bu alışkanlıklar hayatın parçası olur.
Artık insanı yaşadığı dünyaya bağlayan bu nesnelerdir ve bunlar olmadan yaşamak anlamsızdır. Bunların yan etki ve zararları bile unutulur, bağımlılık benliği esir alır.
Beyinler bu şekilde programlanır. Beyinlere aşılanan bu tehlikeden, Selocanlarımızı yani robotlara dönüştürülmeye çalışılan insanları nasıl koruyabilir ne
şekilde uyandırabiliriz?
Robotomsu insan tiplerini heryerde görmek mümkündür. Pişkinlikle yalan söyleyen, ama inananı olup
söz söyletilmeyen peşinden gidilen robotumsu insanlar.
Yaşananları bir de bu açıdan değerlendirsek, ne yapılması gerektiği, daha iyi anlaşılmaz mı?
Günün Sözü: Yaşam tarzını sinsice belirleyen tercihlere yönelten akıl oyunudur.
* Yurt içi yurt dışı internet sitelerinde, yerel
gazetelerde köşe yazarlığı yapmaktadır. Gazi Üniversitesi Öğretim Görevlisidir.
Değerli Bağışçılarımız, Sevgili Dostlar;
Kumpas davalar hükümlüsü emekli ve muvazzaf meslektaşlarımızın büyük bölümü özgürlüklerine kavuşmuş, ancak bazı davalar (İstanbul Askeri Casusluk Davası, İzmir Gizli Belge Davası, Malatya Zirve Yayınevi
Davası v.b.) ve yeniden yargılanma süreçleri nedeniyle ailelerin mağduriyetleri devam etmektedir.
TESUD Ailesi olarak, bu güne kadar olduğu gibi, tüm davalar sona erinceye kadar, mağdur edilen meslektaşlarımız ve ailelerinin yanında ve yakınında olmayı sürdüreceğiz. TESUD Eğitim Vakfına bağışlarıyla
destek olan meslektaş, dost ve vatandaşlarımıza, şükranlarımızı sunuyoruz.
TESUV YÖNETİM KURULU
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
39
ARAMIZDAN AYRILANLAR
Kederli ailelerine ve arkadaşlarına başsağlığı diler,
hizmetlerini saygı ile anarız.
TESUD Genel Merkezi
İsmet CESUR
Em.P. Kur. Alb. (1950-52)
Üsküdar Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 27/05/2014
Adres: Oyak B Sitesi Hüseyin
Ayaroğlu Sok. Yıldız Apt. No:13/7
Kozyatağı Kadıköy-İSTANBUL
M. Tahir UZUN
Em.Ulş. Alb.(1949-27)
Kadıköy Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 04/06/2014
Adres: Acıbadem Mah. Genç Sok.
Genç Apt. No:4/40
Üsküdar-İSTANBUL
Tel: (0216) 372 90 29
Tel: (0532) 294 20 41
A. Hakkı OKTAY
Em.Mu. Alb. (1943-13)
Beşiktaş Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 09/06/2014
Adres: Suadiye Mah. Koru Park Sok.
Ceylan Apt. No:14/10
Kadıköy-İSTANBUL
İrfan GÜNEBAK
Onursal (Fahri) Üye
Beşiktaş Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 12/06/2014
Adres: Ethem Efendi Cad. Fırın
Sok. Birlik Apt. No:23/8 Erenköy
Kadıköy-İSTANBUL
Tel: (0216) 478 00 63
Tel: (0532) 245 40 44
Mustafa ÇETİN
Mehmet Faruk ERÇİN
Em. Top. Kur. Alb. (1935-28)
Kadıköy Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 18/06/2014
Adres: Caddebostan Mah. Dr. Neşet
Usman Sok. Ataç Apt. No:13/7
Kadıköy-İSTANBUL
Em. Yb.
Bolu Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 12/06/2014
Adres: Kalıcı Konutlar Yaşamkent
Mah. 24. Ada 1. Blok No:4 BOLU
Tel: (0374) 275 15 15
Tel: (0532) 648 27 35
Rafet VARLIK
Em. Dz. İkm. Kd. Alb. (1944-35)
Em. İs. Kd. Alb.(1949-13)
Beşiktaş Şb. Üyesi
Çankaya Şb. Üyesi
O
Y
M
Sİ
Adres: Hüsrev Gerede Cad. Tokal Apt.
No:37/6 Maçka Beşiktaş-İSTANBUL
RE
Vefat Tarihi: 23/06/2014
K
Ahmet Şükrü ŞENYİĞİT
Vefat Tarihi: 24/06/2014
Adres: 3. Cad. No:13
Bahçelievler-ANKARA
Tel: (0212) 236 17 24
Tel: (0312) 222 51 51
Nejat TANDOĞAN
Em.İs. Kd.Alb. (1951-32)
Çankaya Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 25/06/2014
Adres: Dikmen Cad. Bankalar
Durağı No:218/5
Yavuz BALÇIK
Dikmen-ANKARA
Tel: (0312) 482 81 92
40
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
Em. Plt. Kd. Alb. (1945-16)
Beşiktaş Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 26/06/2014
Tel: (0533) 733 25 00
(0532) 581 37 13
Namık BALABAN
Em.Per. Kd. Alb. (1943-96)
Çankaya Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 27/06/2014
Adres: 29 Sok. No:1/10
Bahçelievler-ANKARA
Kazım TUNCEL
Em.Kd. Alb.(1954-76)
Çankaya Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 27/06/2014
Adres:Yaşamkent Mah. 3251 Cad.
Besanova Evleri No:1A/22
Tel: (0312) 223 35 14
Çankaya/ANKARA
Saime BENER
Adres:Emekli Subay Evleri 70 Blok
D:7 Esentepe-İSTANBUL
Selahattin TELLİ
Em. Tnk. Kd. Alb. (1951-11)
Beşiktaş Şb. Üyesi
Vefat Tarihi:29/06/2014
Adres: Konaklar Mah. Sebboy
Sok. Petekler Sit. F Blok B Kapısı
Yenilevent Beşiktaş-İSTANBUL
Tel: (0532) 272 62 17
Tel: (0212) 325 58 02
Hatice Melahat ÇİP
Adres:4. Cad. No:88/3
Nebahat VURAL
Em.Yb.İbrahim VURAL’ın Eşi
Çankaya Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 30/06/2014
Adres:Emekli Subay Evleri
C Blok 22 No:10/1
Bahçelievler-ANKARA
Yücetepe-ANKARA
Tel: (0312) 213 64 93
Tel: (0312) 229 44 21
M. Adil BAYKAL
Nidai ERGUN
Onursal (Fahri) Üye
Em.Tbp. Kd. Alb. (1947-10)
Adana Şb. Üyesi
Çankaya Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 01/07/2014
Vefat Tarihi:03/07/2014
Adres: Toros Mah. 24. Sok. Akbaş
Apt. No:2/3 Seyhan-ADANA
Adres:GMK Bulvarı No:30/26
Maltepe-ANKARA
Tel: (0532) 409 16 39
Tel: (0312) 229 76 18
Emanullah ÇELEBİ
Turhan AKINALP
Em. Plt. Kur. Yb. (1947-7)
Em. Dz. Hak. Kd. Alb.(1955-470)
Kadıköy Şb. Üyesi
Konak Şb. Üyesi
Em.Alb. Şevket BENER’in Eşi
Şişli Şb. Üyesi
Vefat Tarihi:27/06/2014
Em.Alb. İ.Sabahattin ÇİP’in Eşi
Çankaya Şb. Üyesi
Vefat Tarihi:30/06/2014
Vefat Tarihi:03/07/2014
Adres: Göztepe Mah. İstasyon Cad.
Ihlamur Sok. No:12/8
Kadıköy-İSTANBUL
Faik ARARAT
Em.Dz. Kur. Alb. (1941-1862)
Kadıköy Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 06/07/2014
Adres: Caferağa Mah. Mühürdar
Sok. Mühürdaroğlu Apt. No:130/12
Kadıköy-İSTANBUL
Tel: (0532) 502 66 36
Tel : (0505) 478 08 39
Vefat Tarihi:05/07/2014
Adres: 175 Sok. No:25/3 Yıldız
Apt. Basınsitesi-İZMİR
Tel: (0232) 243 36 31
Osman Hilmi KÖKSAL
Onursal (Fahri) Üye
Adana Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 09/07/2014
Adres: Yurt Mah. Turgut Özal
Bulvarı Ergeç Apt. No:182 K:11
D:44 Çukurova-ADANA
Tel: (0532) 711 33 80
Birlik,
Sayı
: 205
• Temmuz-Ağustos-Eylül
2014
Birlik,
Sayı
: 205
• Temmuz-Ağustos-Eylül
2014
41
41
Veli DURMUŞ
Em. Tnk. Yzb. (1988-2)
Beşiktaş Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 13/07/2014
Adres: Yenidoğan Sok. Hüseyin Bey
Apt. No:10/2 Dikilitaş
Beşiktaş-İSTANBUL
Fatma OMAYKAN
Em. Alb. Avni OMAYKAN’ın Eşi
Beşiktaş Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 13/07/2014
Adres:Yıldız Fırın Sok. Park Apt.
No:22 Beşiktaş-İSTANBUL
Tel: (0212) 236 66 94
Tel : (0533) 165 99 14
Necmi ÇAY
Orhan DİNÇ
Em. Kr. Lv. Alb. (1973-5)
Em. J. Kd. Alb.(1954-4)
Karşıyaka Şb. Üyesi
Çankaya Şb. Üyesi
Vefat Tarihi:15/07/2014
Vefat Tarihi:17/07/2014
Adres:Mustafa Kemal Mah. 6753-21
Sok. No:12/5 Karşıyaka-İZMİR
Adres: Uçarlı Sok. No:33/6
Yukarıayrancı-ANKARA
Tel: (0232) 370 30 08
Tel: (0312) 467 67 21
Mehmet TOPAL
Nazım ÜLGEN
Em.Mu. Kd. Alb. (1949-13)
Em. Tuğg. (1954-19)
Çankaya Şb. Üyesi
Çankaya Şb. Üyesi
Vefat Tarihi:19/07/2014
Vefat Tarihi: 20/07/2014
Adres:Ömür Sok. No:28/13
Adres:Sinan Cad. No:62/3
A. Ayrancı-ANKARA
Dikmen-ANKARA
Tel: (0312) 428 58 41
Tel: (0536) 432 45 79
Cemalettin ADABÜK
Naciye USTAGİL
Em.Ulş.Kd.Alb.(1946-25)
Em. Alb. Ömer USTAGİL’in Eşi
Çankaya Şb. Üyesi
Kadıköy Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 26/07/2014
Vefat Tarihi: 27/07/2014
Adres: 52. Sok. No:22/6
Bahçelievler-ANKARA
Adres: Sahrayıcedit Mah. İnönü
Cad. Mescitli Sok. Saadet Apt.
No:35/4 Kadıköy-İSTANBUL
Tel: (0533) 551 97 57
Nimet ÇAĞLAR
Em.Alb.Cemalettin ÇAĞLAR’ın Eşi
Kadıköy Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 29/07/2014
Adres: Caferağa Mah. Halitağa Cad.
Kıvanç Sok. No:2/6
Nazım Dündar SAYILAN
Em. P. Kd. Bnb. (1941-196)
Çankaya Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 14/05/2014
Kadıköy-İSTANBUL
Adres:Hüseyin Onat Sok. No:15/4
A.Ayrancı-ANKARA
Tel: (0532) 570 08 74
Tel: (0537) 951 24 04
Ömer HALICI
Celal YÜKSEL
Em.Top. Yb. (1951-110)
Em.Top.Alb. (1949-12)
Eskişehir Şb. Üyesi
Karşıyaka Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 30/07/2014
Adres: Arifiye Mah. Atilla Sok.
No:27 Batur Apt. ESKİŞEHİR
Tel: (0222) 231 96 08
42
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
Vefat Tarihi: 07/08/2014
Adres: 1671 Sok. No:74/6
Karşıyaka-İZMİR
Tel : (0232) 323 26 15
Nevzat DİCLE
Em.Alb. Niyazi AKAT’ın Eşi
Em.Lv. Alb. (1950-3)
Şişli Şb. Üyesi
Bursa Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 03/08/2014
Vefat Tarihi: 11/08/2014
Adres: Emekli Subay Evleri 3 Blok
D:3 Esentepe-İSTANBUL
Adres: Çekirge Dik Kaldırım Cad.
No:11/8 Osmangazi-BURSA
Tel: (0533) 426 27 69
Tel : (0224) 236 40 98
Mehmet Sulhi ŞEN
Em.Top. Alb. (1944-201)
Kadıköy Şb. Üyesi
Vefat Tarihi:13/08/2014
Adres:Caddebostan Mah. Hasan
Ali Yücel Sok. Çiçek Apt. No:4/7
Kadıköy-İSTANBUL
Mehmet Adnan İNDERE
Em. Tnk. Yzb. (1955-18)
Kadıköy Şb. Üyesi
Vefat Tarihi:13/08/2014
Adres: Erneköy Mah. Ethemefendi
Cad. 2. Orta Sok. Onur Apt.
No:70/21 Kadıköy-İSTANBUL
Tel: (0532) 642 98 80
Mukaddes AKPULAT
Em.Alb.Cemal AKPULAT’ın Eşi
Kadıköy Şb. Üyesi
Vefat Tarihi:15/08/2014
Adres: Rasimpaşa Mah. Recaizade
Sok. No:20/1
Kadıköy-İSTANBUL
RE
Sİ
M
Y
O
K
F. Nüket AKAT
tEL: (0216) 356 10 84
Şerafettin CAMGÖZ
Em. Ulş. Alb. (1953-4)
Kadıköy Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 16/08/2014
Adres:Göztepe Mah. Dr. Fazıl
Gökçeören Sok. Çim Apt. No:25/3
Kadıköy-İSTANBUL
Tel: (0216) 356 71 06
Işıl SAKA
Onursal (Fahri) Üye
Adana Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 17/08/2014
Adres: Atatürk Cad. Öğretmenler
Sit. E Blok No:7/18
Hürmüs YAZI
Seyhan-ADANA
Özel Bakım Merkezi
Tel: (0535) 320 30 00
Acıbadem-İSTANBUL
Turgut GÜRSOY
Em. Kur. Alb.
Beşiktaş Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 01/08/2014
Adres: Levazım Mah. Levazım
Subay Sit. K-2 Blok D:18 Levent
Beşiktaş-İSTANBUL
Cemal Oktay ALPARSLAN
Em.Mu. Alb. (1957-15)
Kadıköy Şb. Üyesi
Vefat Tarihi:112/07/2014
Adres:Çatlmeşe Mah. 197. Sok.
İspinoz Evleri No:30 B Blok D:13
Çekmeköy-İSTANBUL
Tel: (0212) 211 56 74
RESİM
UYOK
Em.Alb. Muharrem YAZI’nın Eşi
Kadıköy Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 17/08/2014
Adres: TSK Çamlıca
Tel: (0532) 326 38 08
Necmi ÇETİN
İsmail Hakkı TEKER
Em.Hv. Fz.Alb. (1954-24)
Em.İs. Kd. Alb. (1943-26)
Kadıköy Şb. Üyesi
Çankaya Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 17/08/2014
Vefat Tarihi: 27/08/2014
Adres: Acıbadem Cad. No:98 D:11
Kadıköy-İSTANBUL
Adres: Beyaz Gül Sok. No:5/15
Küçükesat-ANKARA
Tel: (0533) 393 90 69
Tel: (0533) 417 85 34
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
43
Haydar AY
Mehmet CANER
Em. Hv. Yer. Alb. (1958-64)
Em. Mu. Alb. (1941-38)
Çankaya Şb. Üyesi
Çankaya Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 09/09/2014
Vefat Tarihi: 09/09/2014
Adres: Oyak Sit. No:13/18
Adres:2945. Cad. Sevgi Sit. No:16/2
Çayyolu-ANKARA
Çankaya-ANKARA
Tel: (0312) 439 76 45
Tel : (0532) 724 00 95
Erol BEŞER
Erdoğan AKSOY
Em. J. Kd. Alb.(1960-14)
Çankaya Şb. Üyesi
Vefat Tarihi:16/09/2014
Adres: Zühtü Tiğrel Cad. Beykent
Sit. B-12 ORAN
Em. Kr. Lv. Alb. (1973-5)
Karşıyaka Şb. Üyesi
Vefat Tarihi:15/07/2014
Adres:Mustafa Kemal Mah. 6753-21
Sok. No:12/5 Karşıyaka-İZMİR
Çankaya-ANKARA
Tel: (0232) 370 30 08
Tel: (0532) 328 33 55
Nedim SUN
Em.Top. Alb. (1951-35)
Çankaya Şb. Üyesi
Vefat Tarihi:17/09/2014
Adres:Başkent Bulvarı Harbiye 66
Sit. 4. Blok D:40
Meliha TURAN
Em. Alb. M.Nuri TURAN’ın Eşi
Pendik Şb. Üyesi
Vefat Tarihi:15/07/2013
Adres:Batı Mah. Selim Berzek Cad.
Nazif Bigat Apt. No:21/6
Batıkent-ANKARA
Pendik-İSTANBUL
Tel: (0536) 232 89 00
Tel: (0532) 348 09 59
Kıbrıs Gazisi Em. Tuğg. Sabri EVREN Vefat Etmiştir.
“DÜNYADA BİR SAVAŞTA , YOĞUN MUHAREBE ALANINA PARAŞÜTLE ATLAYAN İLK VE
TEK GENERAL” olarak lüteratüre geçen TESUD
Karşıyaka Şubesi üyemiz, Kıbrıs Gazisi Em. Tuğgeneral Sabri EVREN 12/08/2014 tarihinde vefat etmiştir.
Kendisine Allah’tan rahmet, ailesine, yakınlarına
ve çalışma arkadaşlarına başsağlığı dileriz.
TESUD GENEL MERKEZ YÖNETİM KURULU
Teğmen Emre AS ve Uzm.Çvş.Uğur İNAL, Türk Milletinin namusunu, onurunu, varlığını
korumak için canlarını verdiler.
Teğmen Rütbesi’ne bu ismi veren büyük önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ün
iki askeri daha şehit olmuştur. Aziz vatanımız uğruna, ettikleri yemine bağlı
kalarak, görevlerini yaparken şehitlik mertebesine erişen silah arkadaşlarımızın ruhlarının şad, mekânlarının cennet olmasını diliyoruz.
Teğmen Emre AS ve Uzm.Çvş.Uğur İNAL, Türk Milletinin namusunu,
onurunu, varlığını korumak için canlarını verdiler. Onları asla unutmayacak, katillerin ve hainlerin peşinde olacağız.
TESUD GENEL MERKEZ YÖNETİM KURULU
44
Birlik, Sayı : 205 • Temmuz-Ağustos-Eylül 2014
Download

Genel Mektuba ulaşmak için tıklayınız