BİRLİK DERGİSİ
Sayı: 203 • Ocak - Şubat - Mart 2014
Yayın Sahibi
TESUD Genel Merkezi Adına İmtiyaz Sahibi,
Başyazar ve Genel Yayın Yönetmeni
Erdoğan KARAKUŞ
(Em. Korgeneral)
Tel: (0312) 418 20 54 / 119
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
SEN BEN YOK, BİZ VARIZ
İçindekiler
Tel: (0312) 418 20 54 / 121
Em.Kur.Alb. Ali MARALCAN
Hedefiniz Birleşik Kıbrıs Öyle mi?
8
Em.Yb. Atilla ÇİLİNGİR
Em. P. Alb. Mehmet Saim BİLGE
Yılbaşı-Takvimler
Nurullah AYDIN
Onuruyla Umuda Tutunan Türk Subayları
16 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’na Mektup
Fevziye ACIÖZ
Tel: (0312) 418 20 54 / 124
[email protected]
18
Yayın İdare Merkezi
Türkiye Emekli Subaylar Derneği
Selanik Cad. No: 34/6 06650 Kızılay / ANKARA
Web: www.tesud.org.tr
Belgegeçer (Faks): (0312) 418 08 64
E-posta: [email protected]
Em. Hv. Korgeneral Erdoğan KARAKUŞ
1. İnönü Zaferi
Em.Müh.Alb. Atilla KAHRAMAN
19 Yaşlılara Tavsiyeler
20
22
Yayın İdare Merkezi Tel
(0312) 418 20 54
Em.Korg. Selahattin ÇETİNER
Teoman Koman Paşa
Em.Öğ.Alb. Alican TÜRK
Mehmet Akif Ersoy ve İstiklal Marşımız
Em. Kur. Alb. Ali MARALCAN
24 2015’e Bir Kala
Yayın Türü
Yerel Süreli Yayın
Em.Kur.Alb. Ş.Osman ARAS
25
BİRİMİZ HEPİMİZ, HEPİMİZ BİRİMİZ İÇİN
ISSN: 1302-5058
6
15
Dergi Sorumlusu ve Görsel Tasarım
Dergimizde yayınlanan yazılar
yazı sahibinin düşüncesini yansıtır,
TÜRKİYE EMEKLİ SUBAYLAR DERNEĞİ’ni
hiçbir suretle bağlamaz.
3 ayda bir yayınlanır. Gönderilen yazı ve
resimler basılsın, basılmasın iade edilmez.
Yazılar için telif hakkı ödenmez.Para ile
satılmaz.
Aidatını ödeyen üyelerimize
parasız gönderilir.
“Reklam sayfalarının içeriği konusunda bütün
sorumluluk reklam verene aittir.”
5
14
M.Tevfik BEDÜK (Em.Tuğgeneral)
28 MART 2014 • ANKARA
4
13 Karikatür
Basın Yayın Başkanı ve Dergi Müdürü
Basım Tarihi (Gün / Ay/ Yıl) Yeri
Em. Hv. Korgeneral Erdoğan KARAKUŞ
Sessiz Çığlık 18 Ocak 2014
Em. Hv. Korgeneral Erdoğan KARAKUŞ
Sessiz Çığlık 14 Mart 2014
Em. Hv. Korgeneral Erdoğan KARAKUŞ
Zübeyde Hanım’ın 91. Ölüm Yıldönümü
10 Asker Sanatçılar
İ.Yüksel KUŞ (Em. Albay)
Tel: (0312) 418 21 34 - 418 20 54 / 118
Basımcı
Sonsöz Gazetecilik Matbaacılık
Reklamcılık İnş. San. ve Tic. Ltd.Şti.
İvedik OSB. Matbaacılar Sitesi 35.’nci Cadde
No:56-58 Yenimahalle/ANKARA
Tel:(0312) 394 57 71
Belgegeçer (Faks): (0312) 394 57 74
Saygıdeğer BİRLİK Okurları
2
27
28
29
Vardiya Bizde Platformu Ödül Dağıtımı
Vardiya Bizde Platformu / İZMİR
Spor ve Faydaları
Em.Öğ.Alb. Hüsamettin YILMAZ
Riya ve Riyakar
Em.Hv.Svn.Alb. Ali Güngör ÖNGÖREN
Kubilay Destanı
Fazıl Hüsnü DAĞLARCA
30
TESUD Genel Merkez Etkinlikleri
34
TESUD Şube Etkinlikleri
39
6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun
TESUD Huk. Müş. Av. Nehir Miray BEDÜK
40
TESUD Eğitim Vakfı Açıklamaları
42
Hudutta
Em. P. Alb. Yılmaz ATAK
42
Aramızdan Ayrılanlar
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
1
Çevrelerinde de onların kırılmış kalplerini, yaralarını sarmaya hazır vatanseverler, yurtseverler vardı. Şuna herkes inansın ki; ülkemizde adaletsizliğe
karşı mücadele edenlerin mevcudu çığ gibi artmaktadır. Bu düşünceyle; davalarda yargılanan silah arkadaşlarımızın kırılmış kalplerini, yaralarını sarmak
amaçlı başlattığımız Türkiye Emekli Subaylar Derneği Vakfı (TESUV)’nın eğitim yardımı çalışmaları ve yardımları hızla devam etmektedir. Bu konuda
bizleri destekleyen yüce milletimize şükranlarımızı sunuyoruz.
Son yıllarda Büyük Ortadoğu Projesi’nin yarattığı siyasi davalarda yıpratılan Türk Ordu’su,
Erdoğan KARAKUŞ
Em. Hv. Korgeneral
TESUD Genel Başkanı
Saygıdeğer BİRLİK Okurları;
Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
En son yılbaşında yayımlanan Birlik dergisinden,
bugüne kadar geçen süre içerisindeki gelişmeler, çeşitli davalarda yargılanan silah arkadaşlarımızın, aydınların millet indinde suçsuzluğunu ispatlamıştır.
Bütün silah arkadaşlarımın ve aydınların en kısa zamanda özgürlüklerine kavuşacağına ve davaların tamamının düşeceğine inancım tamdır.
Bu noktaya ulaşırken bir çok silah arkadaşımızın,
aydınımızın, yazarımızın, hukukçumuzun çeşitli ortamlarda, Sessiz Çığlıklarda verdikleri mücadelenin,
emeğin büyük katkısı olmuştur. Kendilerine şükran
borçluyuz. Verilen bu mücadele tarih sahnesinde yerini almıştır.
Öte yandan; davalarda yargılanan silah arkadaşlarımız ve aileleri, bir çok davada aleyhlerine verilen
kararlara rağmen, asla ümitlerini yitirmediler. Yılma-
Donanma’sı, Hava Gücü’nün etkisi azaldıkça, Orta
Doğu, Balkanlar, Kafkaslar, Karadeniz, Akdeniz’de
de istikrarsızlık baş göstermiş, iç güvenlikte aşılması zor sıkıntılar doğmuştur. Çünkü anılan davalarla
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ’nin içeride ve dışarıda caydırıcılığı, Türk Dış Siyasetini destekleme yeteneği yaralar almıştır. Ancak; bütün bu olumsuzluklara rağmen, Türk Ordusu’nun en kısa zamanda, eski
gücüne ulaşıp onu aşacağına olan inancımız tamdır.
Şubat ayı sonunda Bulgaristan’da özel davet üzerine yapılan Balkan ülkeleri Emekli - İhtiyat, Savaşmış Askerler toplantısında, özelikle Balkanlar çevresindeki istikrarsızlığın, Balkanlara atlaması olasılığı
da görüşülmüş, Türkiye’de askerlere yapılan haksızlık, adaletsizlik, bizzat Balkan ülke askerleri tarafından dile getirilmiştir.
Ayrıca; her ne sebep olursa olsun, hiçbir ülkenin
bölünmemesi gerektiği konusunda fikir birliği oluşmuştur. Bu arada Balkan ülkeleri askerlerinin özlük
haklarının iyileştirilmesi konusunda da dayanışma
içinde olunması gerektiği düşünülmektedir.
dılar. Çünkü onlar adaletsiz, zalim, katliamcı, hain,
Sofya’da Ulu Önder ATATÜRK’ ü andık. Yıllar
sömürgeci ve onların işbirlikçileriyle başa çıkmış
önce Ataşelik yaptığı eski Büyükelçilik binasının
tek milletin, tek ulusun, Türk Milleti’nin vatansever,
önünde “SESSİZ ÇIĞLIK” uygulamasını tamamla-
yurtsever evlatlarıydı.
dık.
2
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
Bu arada, özellikle siyasi davalarda yargılanan silah arkadaşlarımızı ilgilendiren, TSK’den ilişiğin kesilmesi yanında, askeri rütbe ve memuriyetlerin kaybedilmesi cezasının, “sadece TSK’den ilişiğin kesilmesi” şekline dönüşmesi amacıyla; yasa teklifi ilgili
yerlere gönderilmiştir.
Yine bilinen siyasi davalar nedeniyle; TSK’den çıkarılma işleminden geri dönüşün zorluğu gözönüne alınarak, TSK’den ayırma işleminin durdurulması konusunda ilgililere başvurulmuş, sonuç alındığı
görülmüştür.
Emekli subayların kadrosuzluk tazminatı konusu, siyasi görüşleri nedeniyle; Teğmen - Üsteğmen
iken TSK’den ilişiği kesilen subaylara verilen, Kıdemli Albay özlük hakları, bu konuda var olan sorunu daha da büyütmüştür. O nedenle; bir defaya mahsus olmak üzere, yasanın çıktığı tarihe kadar emekli
olmuş, kadrosuzluk tazminatı almayanlara, tazminatın verilmesi için yasa teklifi ilgililere gönderilmiştir.
Ayrıca bundan böyle kadrosuzluk tazminatı alma rütbesinin, Kıdemli Albaylık yerine Albaylığa değiştirilmesinin teklifi yapılmıştır.
Öte yandan Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararla, kamuoyunun vicdanını kanatan Ergenekon Davası tutukluları olan silah arkadaşlarımız ve aydınlarımız salıverilmiş, bu durum bütün tutuklu silah arkadaşlarımız ve aydınlar için ümit ışığı olmuştur. Kamunun nabzını tutan, kamu yararına bir dernek olarak; özetle TESUD olarak; Yüce Türk Milleti adına
karar veren Yargıtay’ın, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına, silah arkadaşlarımız ile ilgili; Yargıtay’da
hükme bağlanmış diğer davalar için, yeni delilleri ve
ortamı da göz önüne alarak itiraz hakkını kullanması
amacıyla mektup gönderilmiştir.
Kamu yararına dernek olarak TESUD’un kuruluşunun 30. yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin sağlam
temeller üzerinde yücelmesinde, Atatürk ilke ve düşünceleri doğrultusunda ilerlemesinde, emeği geçenlerin hepsini kutluyor, aramızdan ayrılanları rahmetle
anıyor, güzel günlerin yakında olduğu inancıyla, TESUD ailesine sağlık, mutluluk, başarılar diliyorum.
Sofya’da Ulu Önder ATATÜRK’ün Ataşelik yaptığı bina önünde Sessiz Çığlık
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
3
SESSİZ ÇIĞLIK SİNCAN KONUŞMASI
(18 OCAK 2014 )
Erdoğan KARAKUŞ
Em.Hv.Korgeneral
TESUD Genel Başkanı
Bu kumpasçıların, tertipçilerin karşısında bu ülkenin dev gibi yiğitleri var. İşte kahramanlardan birisi
Sn. Metin FEYZİOĞLU. Acıların dindirilmesi, yargıya güvenin yeniden tesisi, yargının tarafsızlığı, bağımsızlığı, etkinliğinin sağlanması için elini taşın altına soktu. Silivri’ye giderek duvarlara omuz vurdu.
Türk Hukuk Kurumu aynı doğrultuda bildiri yayımladı.
Dev Yiğidimiz rahmetli Rauf DENKTAŞ’ı, ölümüSessiz Çığlığın kahramanları, yurtseverleri hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Burası Sincan Cezaevi, Sincan denmiş, ama burası
Sincan değil, burası Mürted Ovası. Yani şu;
Yıl 1402 YILDIRIM BEYAZIT’la, TİMUR’un
karşılaştığı ova burası. O zaman da hainler, dönekler, kumpasçılar, tertipçiler var. YILDIRIM’ın
Ordusu’ndan ayrılıp, TİMUR’un Ordusu’na katılıyorlar. YILDIRIM ihanet edenleri görünce hepsinin
arkasından “Mürtedler” diye bağırıyor. Yani hain-
nün 2. yıldönümünde andık. Onun Ermeni soykırımı
yalanına karşı, kurulmasına önayak olduğu, çalışmalarına zaman zaman katıldığım, Talat Paşa Komitesi,
çok büyük başarı elde etti.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Ermeni Soykırımının inkarını suç sayan yasayla ilgili Sn.
Doğu PERİNÇEK davasını lehimize sonuçlandırdı.
Bu konuda rahmetli DENKTAŞ’ın hakkını teslim
ederek, başta Doğu PERİNÇEK olmak üzere katkıları olan ve gönül bağıyla destekleyen bütün herke-
ler, ihanet edenler, dönekler, kumpasçılar, tertipçiler
si kutluyorum. Kuşatmayı yurt dışında yardık, merak
manasına gelen “Mürtedler”.
etmeyin. Tertipçilere, kumpasçılara karşı yurt için de
Daha sonra orduya yapılan ihaneti millet çekiyor,
de kuşatmayı yaracağız. Sel gibi akacağız.
yıllarca kardeş kavgaları, kan gövdeyi götürüyor.
Sel dedim de aklıma geldi. Bu gün Ocağın 18’i
O nedenle bu ova, hainleri unutmamak için Mürted
yani kışın yarısından fazlası geçti. Nerde yağmur,
Ovası olarak tarihe geçiyor.
İşte şimdi yaptığımız Sessiz Çığlıklar, bizim sadece silah arkadaşlarımız, yakınlarımız adına değil, Yüce Türk Milletini, Türk Ulusunu, karanlıktan,
BOP girdabından, adaletsizlikten, teröristlerden, tertipçi, kumpasçı, hortumculardan, topluca kötülerden,
kötülüklerden kurtarma toplantısı olarak tarihe geçecek, ülkenin, milletin bölünmesine mani olacaktır.
Bunu hep söylüyorum.
4
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
kar. Bundan sonra yağsa bile ürünler tam gelişmez.
Gezi olaylarında “Üç ağaç için olay çıkardılar”
diye gençleri suçlamışlardı. Biz de; “3. köprü, 3. havaalanı için 2 milyon 7 yüz bin ağaç kesilecek. Bir
ağaç 17 insana oksijen temin eder. Yağışın güvencesidir” dedik. Dinletemedik. Sele bile razı hale geldik.
Çevreye duyarlı gezi olaylarının kıymeti şimdi
daha iyi anlaşıldı mı?
SESSİZ ÇIĞLIK
(15 MART 2014 )
Sessiz Çığlığın kahramanları, yurtseverleri hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Hani büyük şairimiz yıllar önce bize Sevr’i zorla
Erdoğan KARAKUŞ
Em.Hv.Korgeneral
TESUD Genel Başkanı
üç kişinin öldürülmesi olayının azmettiricisi oluverdi. İşin ilginç yanı öldüren katiller serbest. Silah arkadaşımız içerde.
kabul ettirmeye çalışan sömürgeciler ve içimizdeki
Gizli tanık nerede, kim, meçhul. Doğru mu söylü-
yandaşlarına, “medeniyet dediğin tek dişi kalmış ca-
yor? Yalan mı söylüyor? Millet bunu bilmek istiyor.
navar” diyor ya ve bu millet canavarın tek dişini de
söküyor ya.
Millet artık katakullicilerin, kumpasçıların, tertipçilerin varlığını en yetkili ağızlardan öğrendi. Gizli tanığın da katakullici, kumpasçı, tertipçi, PKK canisi
Şimdi aynı canavar, Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)
olmadığını kim biliyor ki. Neymiş gizli tanığın haya-
olmuş karşımıza. Merak etmeyin onun da dişini, mi-
tı güvenceye alınıyormuş. Benim silah arkadaşımın
şini sökeceğiz, işini bitireceğiz. Bunu da hep beraber
hayatını kararttınız ama.
Sessiz Çığlıklarda, vatanı, milleti savunma neredeyse, orada yapacağız.
Millet iradesi; Engin ALAN hala içerde. Yeri geldiğinde, gelmediğinde, millet iradesi sözünü, ile-
Artık duvar yıkılmıştır. Ergenekon davasından si-
ri demokrasi gibi, ağızlarına sakız yapanlar, Engin
lah arkadaşlarımızın, aydınlarımızın büyük bir kısmı
ALAN’ a gelince, millet iradesinden kaçıyorlar. Ka-
duvarı yıkarak özgürlüklerine kavuşmuştur. Bunun
devamı gelecektir. Merak etmeyin.
BOP’a inanmış sömürgeciler ve içimizdeki yandaşlarını sakın hafife almayın. Onlar bir yerde gizli tanık; yani yalancı şahittir. Bir yerde masum insan
çın bakalım. Millet iradesinden nereye kadar kaçacaksınız.
Öte yandan İmralı canisi de şımartıldı ya. Konuştukça, konuşuyor. Yok 500.000 kişi daha ölürmüş,
oymuş, buymuş.
öldüren cani, yani PKK’dır. Bir yerde otobüse Molo-
Adam cani, adamın aklından öldürmekten başka
tof kokteyli atar. Otobüs yakar, orman yakar. İnsanlı-
bir şey geçmiyor. Eceliyle öleni dahi kim öldürdü
ğa her türlü kötülüğü yapar. Yani kötü niyetlidir.
diye soruyor.
Silah arkadaşımız Hurşit TOLON Ergenekon da-
Ey cani sen bu milleti tanımamışsın. Bu millet Tür-
vasından tahliye edilmesine rağmen, gizli tanık vası-
kiye Cumhuriyeti’ni kuran millet. Senin bölücülü-
tasıyla Malatya’da 2007 yılında Zirve Yayınevi’nde
ğün, bu milleti bölmeye yetmez.
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
5
CUMHURİYETİMİZİN GENÇ KADIN KUŞAKLARINA
ÖRNEK VE MODEL ANNESİ ZÜBEYDE HANIM’IN
Ali MARALCAN
91. ÖLÜM YILDÖNÜMÜ
Em.Kur. Alb.
TESUD Çankaya Şb.Üyesi
20. Yüzyılda dünyanın en büyük komutanını ve
devlet adamını yetiştiren, Ulusal Kurtuluş Savaşımızın ve Cumhuriyet Kadınlarımızın Simgesi, Efsane
ismi ve Atatürkün annesi Zübeyde hanımın 91. Yıl
dönümünde en derin saygımızın yanısıra, Milletçe
kendisini içtenlikle ve özlemle anıyoruz.
cevher gibi gördüğü kızına, öz, aşk, cevher manasına
gelen Zübeyde ismini koydu.
Zübeyde Hanım henüz mahalle mektebine gitmeden okuma yazmayı öğrenmişti. Bir süre sonra Langaza lakabı mollaya çıkmıştı.
Kendisine Molla Zübeyde lakabı, onun Langaza’da
kendi yaşıtlarından çok ileri olmasından dolayı verilmiş bir lakaptı.
Atatürk’ün soyağacı: Yaşamı Balkanların en neşeli
bölgesinde başlayan ama gençliği ve olgunluğu, savaşın yoklukların, acı ve ıstırapların kol gezdiği bir
döneme denk düşüyor. Zübeyde Hanım’ın nasırlı ellerindeki çizgiler, gözlerine yansıyan yorgunluk geçmişin derin izlerini taşıyor.
Ailesi Konya / Karaman bölgesinde bir devlet politikası gereği Selanik’e göç etmek zorunda kalır. Aslı
yörük olan Zübeyde Hanım’ın çocukları, Mustafa
Kemal Paşa ve kız kardeşi Makbule Hanım da annelerinin geçmiş hakkında kendilerine anlattığı hikayeleri naklederken aynı terimi kullanıyorlardı. “ bize
yörük” derlerdi. İfadesini kullanırlardı.
ZÜBEYDE HANIM’IN YAŞAM ÖYKÜSÜ
Zübeyde Hanım Feyzullah Efendi’nin üçüncü eşi
Ayşe Hanım’dan tek kızıdır. Yani babası Feyzullah
Efendi’dir ve kendisi Sofuzade olarak anılırdı. Oldukça dindar vatansever bir şahsiyeti vardı. Dönemin
yaşam koşulları nedeniyle bir kaç evlilik yapmak zorunda kalan Feyzullah Efendi üçüncü eş olarak Ayşe
Hanım’la bir evlilik yapıyor. Ayşe Hanım da yörük
bir ailenin kızıdır.
Zübeyde Hanım, işte böyle bir ailenin tek kız çocuğu olarak dünyaya geliyor. Babası Feyzullah Efendi, annesi Ayşe Hanım. Yıl 1857, doğum yeri ise
Selanik’e bir saat uzaklıkta bulunan Langaza’dır.
Babası Feyzullah Efendi kendisi ve ailesi için bir
6
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
Zübeyde Hanım, hayatının her döneminde neşe
içinde olamadı. Genç yaşta evlilik yaptı, dört çocuğunu küçük yaşta yitirdi. Eşi Ali Rıza Efendi sağ
iken bu orta halli ailenin başlıca kaygısı çocuklarını okutup yetiştirebilmekti. Mustafa yedi yaşına basınca ana baba arasında anlaşmazlık çıktı. Zübeyde
Hanım’a göre oğlu ilahilerle Kasımpaşa semtine yakın medrese ilkokuluna, babasına göre yeni usul eğitim yapan Şemsi Efendi okuluna gitmeliydi. Atatürk
derki “nihayet baba bir kurnazlıkla işin içinden çıktı.
Önce ilahi ve alayla mahalle mektebine başladım biraz sonra Şemsi Efendi okuluna yazıldım.”
Yoksulluk, acı ve ıstırapla birleşince dayanılmaz
oluyordu. Bir süre sonra yeni çocukları oldu, acılarını unutturdu. Ama acı bir kere düşmeye görsün bir
ocağa, sarıp duruyordu aileyi. Zübeyde Hanım eşi
Ali Rıza’yı kaybetti, genç yaşta dul kaldı. Yeniden
döndü aile ocağına, dayısının çiftliğine sonra yalnızlığa karşılık Ragıp Efendi ile ikinci defa evlenmek
zorunda kalmıştı.
ZÜBEYDE ve OĞLU
“BİZ BİR YAYIZ Kİ, ÇOCUKLARIMIZ ATTIĞIMIZ OKLARDIR.”
OK YAYDAN KURTULUNCA ARTIK BİZİM
DEĞİLDİR. BİZDEN DURMADAN UZAKLAŞIR.
KENDİ YENİ ALEMİNDE, KENDİ UFUKLARINA DOĞRU UÇAR, GİDER.
Annesine, elini öpüp vedalaşırken, bir çay ziyafetine gittiğini söylemişti. Zübeyde Hanım onun üniformasına çizmelerine göz attıktan sonra, “Bu ziyafet
değil” dedi. Mustafa Kemal, onu yatıştırarak yanından ayrıldı. Annesi, daha sonra Garnizon komutanına telefon ederek nerede olduğunu sordu; kendisine
yine; “çay ziyafetinde” diye cevap verdi. Zübeyde
Hanım, “Hayır” dedi. “Biliyorum savaşa gitti” diye
cevap verdi. Ve oğluna mektup yazdı: ‘’Oğlum seni
bekledim gelmedin çaya gittiğini söylemiştin bana.
Ama nereye gittiğini biliyorum. Senin için dua ettiğimi bilmeni istedim. Savaşı kazanmadan geri gelme’’ demek suretiyle ulusal kurtuluşa olan arzusunu
dile getiriyordu.
TÜRK ANNELERİNİN YARATICILIĞI
ZÜBEYDE HANIM’IN ATATÜRK’LE
ANNE – OĞUL İLİŞKİLERİ NASIL ZEMİN
ÜZERİNE OTURMUŞTU?
Atatürk’ün yanında yirmi dört yıl yaverlik yapan
Cevat Abbas Gürer, Zübeyde Hanım ve Mustafa
Kemal’in arasındaki ana - evlat ilişkisini nasıl açıklıyor. Bayan Zübeyde, daha küçük yaşta yetim kalan oğlunun her durumuyla yakından ilgilenirdi çünkü onun yetişmesinde ve yetiştikten sonra memlekete yararlı olmasında büyük etken olmuştur. Atatürk’e
tam anlamıyla hem analık, hem babalık etmişti. Sevgili oğlu Mustafa’nın idamla mahkûmiyetini haber aldığı zaman, son derece dinç olmasına rağmen
üzüntüsünden kahırlanan, Bayan Zübeyde hastalanmış, yatağa düşmüştü. Uzun bir müddet oğlundan
doğru bilgi alamaması da hastalığın ilerlemesine sebebiyet vermişti. Bayan Zübeyde Atatürk’e Mustafa diye hitap ederdi. Ben bu büyük ailenin arasında,
emniyet, itimat ve muhabbet kazanmak mazhariyetine yıllardan beri karışmıştım. Ekseriya her iki büyüğün görüşmelerinde beraber bulunurdum. Bu ziyaretlerin her birinde Atatürk anasının mübarek elini
büyük bir saygıyla öperdi sonra anasının karşısında o
büyük adam küçülür Mustafa hatta Mustafacık olurdu. Konuşmaları şakaları pek içten kaynayan sevginin belirtileriydi.
MUSTAFA KEMAL ÇAY
ZİYAFETİNE Mİ GİTTİ?
26 Ağustos’ta başlayacak Büyük Taarruzun tarihini gizli tutan Atatürk, gazeteler vasıtası ile ertesi
gün Çankaya’da ziyafet vereceğini yazıyordu; oysa
kendisi şimdiden cepheye, karargâhına gitmişti bile.
Atatürk; insanın faniliği, toplumun sürekliliği kuralının kendisi için de geçerli olduğunu, benzer koşulların benzer koşulları yaratacağı görüşündedir.
“Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır. Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır ve Türk Milleti ebediyet ve saadetini düzenleyen
prensiplerine medeniyet yolunda tereddütsüz yürümeye devam edecektir.” Diyen Atatürk, 1921 yılında
bu toplumun bilim gerçeğini görerek Türk Kadınının
yaratıcılığını şöyle ifade etmiştir:
“İki Mustafa Kemal vardır. Biri ben Mustafa Kemal, Öteki Milletin daima içinde yaşattığı Mustafa
Kemal. Ben onu temsil ediyorum. Herhangi tehlike
anında ben ortaya çıktımsa, beni bir Türk anası doğurmadı mı? Türk analar daha Mustafa Kemaller doğurmayacaklar mı? Feyiz milletindir, benim değildir” diyor.
SONUÇ OLARAK
Bütün Türk Kadınlarına örnek olması dileği ile, 20.
asırda dünyanın en büyük komutan ve devlet adanımı
yetiştiren, Ulusal Kurtuluş Savaşımızın ve Cumhuriyet kadınlarımızın simgesi, efsane ismi ve Atatürk’ün
anesi Zübeyde hanımı saygı, hürmet ve rahmetle anıyoruz. Ruhu şad olsun!
KAYNAKÇA:
1. Gölgesinde Mustafa Kemali Büyüten kadın Zübeyde hanım Fatih Bayhan
2. Zübeyde hanım tek katın Zafer Güler
3. Atatürk’ün annesi Zübeyde hanım Cemil Sönmez
4. Tek adam 1. Cilt Ş.Süreyya Aydemir
5. Cepeden Meclise Cevat Abbas Gürer
6. Atatürk’ü anlamak ve tamamlamak Frof. Dr. Orhan
Tütengil
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
7
HEDEFİNİZ BİRLEŞİK KIBRIS ÖYLE Mİ?
YA GERÇEKLER?
Atilla ÇİLİNGİR
Em.Yb.
Kıbrıs Gazisi
“Kıbrıs’ta, Rum tarafı ve Yunanistan; eğer müzakere sürecine evet demişse! Biliniz ki, bu
‘evet’in’ içinde tarihsel ve değişmeyen hedeflerini ve çıkarlarını destekleyen önemli kazanımları
vardır. Ya bizim? ’’
Uzun süredir ara verilen Kıbrıs Müzakereleri bugün yeniden başlıyor! 2008 yılından beri devam eden
ama aslında 1968 yılına kadar giden bu müzakere sürecinde bu defa da, her iki tarafın umutlu olduğu basına yansıyan haberlerden anlaşılmaktadır.
40 yıldır bu süreci takip eden bir Kıbrıs Gazisi olarak, hemen şunu ifade etmeliyim ki, yazımın girişinde tırnak içine almış olduğum cümlelerim; bu sürecin
tarihsel gerçeğini anlatan bir tespittir.
Çünkü Rum tarafı ve ama daha da önemlisi, arkasındaki en büyük gücü olan Yunanistan; ilhak amacını güttüğü Kıbrıs adasında, bugün müzakere başlıklarının yeniden görüşülmeye başlamasına ‘evet’ demişse, bunun ardında gerek ABD, BM ve gerekse AB
tarafından kendilerine vaat edilen önemli kazanımları var demektir!
Ya Kıbrıs Türk Halkının kazanımları ne olacaktır?
Bugüne kadar elde edilen tarihi ve hukuksal kazanımlarımız, halen uluslararası arenada varlığı devam
eden ve bugüne kadar hiçbir şekilde söz konusu edilmeyen 1959 - 1960 antlaşmalarının hukuki gerçekleri, bu süreçte ne kadar savunulacaktır?
Her defasında ABD, BM ve AB tarafından Kıbrıs’ın
meşru hükümeti olarak görülen, 1959 ve 1960 antlaşmalarıyla kurulan sözde Kıbrıs Cumhuriyeti hükümetinin muhatap alındığı ve BM zemininde çözümü öngören garantör devletler;
İngiltere ve Türkiye bu süreci nasıl yönetecektir?
Göreceğiz.
İngiltere’nin her müzakere sürecinde Ada’daki, üslerini görüşmelerin dışında bıraktığı, tarihsel bir gerçektir. Bu durum, yeniden başlatılan müzakereler sürecinde sorgulanacak mıdır?
Annan planında da İngiliz üsleri bu planın içine dâhil edilmemiş, İngiltere ve Amerika’nın Kıbrıs
adası üzerinden Ortadoğu petrolleri ve Arap ülkelerini kontrol altında tutacağı noktası daima gözetilmiştir!
Ancak gerçek olan o dur ki! Amerika’nın arabuluculuğu ile yeniden başlayacak olan müzakerelerin ardında ki hedef de budur!
8
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
Amerika; adanın etrafını çevreleyen, Türkiye’nin
hakkının da olduğu, münhasır ekonomik bölgede bulunan doğal gaz ve petrol yataklarının işletim hakkını alan Amerikan petrol şirketinin önünü açmak adına, bölgede yıllardır süregelen anlaşmazlığı çözmeyi hedeflerken! Bu zengin doğal gaz ve petrol rezervlerine, en yakın limanı bulunan Türkiye üzerinden Avrupa ve diğer ülkelere nakil ve satmak istemesinin önünde duran bu anlaşmazlık sürecinin kısa sürede çözümü; hem Rum tarafının, hem de kendi menfaatinin gereğidir.
Bu nakilde AB ülkelerine ait tankerlerin görev alacağını da unutmamak gerekir!
AB, Türkiye ile yürütmüş olduğu müzakereler çerçevesinde, yeniden başlayacak görüşmelerle, Kıbrıs konusunun çözümsüzlüğü nedeniyle kapalı duran
14 başlığın yeniden açılabileceği sinyalini vermekte
ama bunun karşılığında ise “Birleşik Kıbrıs’’ çatısını
işaret etmektedir!
İşte görüşmeleri yeniden başlatan ortak açıklama
metnindeki, asıl sihirli cümle de budur! Çünkü bu
cümle; Rum tarafının da, Yunanistan’ın da, görüşlerine ve hedeflerine de uygundur.
Pekiyi Anavatan Türkiye’nin; bu süreçte ki görüşleri nedir?
Türkiye Dış İşleri Bakanı Sn. Ahmet Davutoğlu,
AB – Türkiye Siyasi Diyalog toplantısından sonra
yapmış olduğu açıklamada: ‘Türk tarafının yapıcı girişimleriyle Kıbrıs sorununun önemli kısmının aşıldığını, AB tarafına Türkiye’nin perspektifi ve Kıbrıs’ta
müzakere sürecinin hızlandırılmasına yönelik kararlılık aktarıldı’ görüşlerini aktararak. Bu süreçte Garantör ülkelerin, BM’in ve ABD’nin yoğun çaba harcadığını ifade etmiştir.
Dış İşleri Bakanı, Sn. Davutoğlu’nun açıklamaları; müzakere sürecinin yeniden başlamasına yönelik gayretleri ifade etmektedir. Ancak bu sürecin önü
açılırken, hangi konularda nelerin konuşulduğu bilinmemektedir!
Pek tabiidir ki, önümüzdeki müzakere sürecinde
görüşülmeyi bekleyen ve Türk tarafının Ada’daki
varlığını doğrudan doğruya etkileyecek çok önemli
hususlar vardır. Önemli olan, bu hususları tarihi gerçekler ve hukuki kazanımlarımızla savunabilmektir.
Bu güne kadar, yazmış olduğum yazılarımda hep
şu konuyu savundum! Çözümü hedefleyen hiçbir
müzakere sürecinde, Kıbrıs Türk Halkına sen ne istiyorsun diye sorulmamış; tam tersine müzakereler,
hep Rum tarafının ve uluslararası aktörlerin ne istediğine göre yürütülmüş ve yönlendirilmiştir!
Görünen o dur ki! Bu defa da aynı yöntem izlenmektedir. Çünkü arabuluculuğa soyunan Amerika’nın yazımın giriş bölümünde belirtmiş olduğum menfaatlerini, AB’nin hiç olmaması gereken bu süreçte ki, taleplerini, İngiltere’nin her dönemde ortaya koyduğu
kurnazlıklarını, Yunanistan’ın ve Rum tarafının her
defasında destek alan tercihlerini gördükten sonra;
Kıbrıs Türk Halkına sunulacak olan nedir?
Bugün görüşmeleri başlatacak olan uzlaşı metninin
3’ncü maddesi de Kıbrıs Türk Halkına sunulan gerçeğin ta kendisidir!
Söz konusu 3’ncü madde şu teslimiyeti içermektedir:
“Birleşik Kıbrıs, Avrupa Birliği’ne ve Birleşmiş
Milletlere üye, tek uluslararası kimliği, tek vatandaşlığı ve tek egemenliği bulunan bir devlet olacaktır.’’
İşte bu kadar! Bu sürecin sonu baştan belirlenmiştir!
Egemenlik Kıbrıslı Rumlardan ve Kıbrıslı Türklerden kaynaklanacak, Birleşik Kıbrıs vatandaşları,
aynı zamanda Türk kurucu ve Rum kurucu devletinin vatandaşı olacak denmişse de! Bu içi boş ifadelerin hiçbir kıymeti yoktur.
Çünkü Kıbrıs Türk tarafının önceki taslaklarda birleşik devletlerin halklar yerine ‘egemen devletlerden’
oluştuğunun vurgulanması isteği kabul edilmemiştir!
Daha da önemlisi, basına düşen haberlerde; orijinali İngilizce olan bu ortak metinde, ‘kurucu devlet tanımı yerine, seçim bölgesi anlamına da gelen, ‘ kurucu meclis’ ifadesi yer almaktadır! Ama bundan da
önemlisi, eğer böyle bir şey var ise; Yunanistan ve
Rum tarafının yıllardan beri amaçladığı gerçekleşmiş
olacaktır!
Çünkü Türkiye’nin adada ki garantörlük hakkına
hiç değinilmemiştir!
Şimdi başta Türkiye’nin yöneticileri olmak üzere ve özellikle Kıbrıs’ta müzakere sürecini yürüten
Cumhurbaşkanı Sn. Derviş Eroğlu’nun bundan sonraki süreçte; müzakere masasına getirilecek 6 başlıkta neleri pazarlık konusu yapıp, nelerden vazgeçece-
ği çok önemlidir!
40 yıl önce aynı amaç uğruna omuz, omuza savaştığımız Kahraman Kıbrıs Türk Mücahitlerinden birisi olan, hayatını tıpkı kendisinden önceki dava liderleri gibi halkının adada ki varlığına ve müreffeh geleceğine adayan, bunun için yemin eden, Sn.
Eroğlu’nun; daha önce halkına vermiş olduğu sözler
çok önemlidir!
Kıbrıs Türk Halkının ‘gerçek egemenlik’ hakkından, Türkiye’nin garantörlüğünden ve Mehmetçiğin
Ada’daki varlığından asla taviz vermeyeceği noktasındaki sözlerini savunması; müzakereler sürecini belirleyen, Kıbrıs Türk Halkının Ada’daki yaşamsal varlığını tescil eden en önemli hususlar olabilecek midir?
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Kıbrıs Konusunda ki tavrı aslında hala çok nettir. Çünkü bu konuda
T.B.M.M’de alınmış olan karar, hala geçerli olup; ülkemizin milli menfaatleri ve stratejik konumu itibariyle Kıbrıs adasının bizim için hayati öneme haiz olduğu bu karar ile tescil edilmiştir.
Ama önemli olan T.B.M.M’de alınmış olan bu kararın hala geçerli olup, olmadığıdır! Bu önemli karardan ne AB’nin, ne de ABD’nin emperyal görüşlerine
uyum sağlayacağız diyerek vazgeçilmemelidir.
Kıbrıs Milli davamızın lideri ve her geçen gün yokluğu biraz daha fazla hissedilen rahmetli Sn. Denktaş, 2004 Annan tuzak planı dönemi sonrasındaki süreci analiz ederek, hep şu noktaya dikkat çekmiştir:
“İnşallah gün gelir; Kıbrıs Konusunun çözümünü;
Kıbrıs Türk Halkı böyle istedi diyerek, bizim üzerimize yıkmazlar…’’
Çünkü Sayın Denktaş’ın hayatı boyunca savunduğu gerçekler daima tarihsel kazanımlarımız ve uluslararası hukukla örtüşmüştür.
O, son nefesine kadar Türkiye ve Kıbrıs Türk Halkının menfaatlerini içeren görüşleri savunmuştur.
Umarım yeniden başlayan müzakere süreci, geçmişten ders alınmış tarihi gerçekler, hukuksal kazanımlarımız üzerine oturur ve sonuçlanır!
30 yıldır dimdik duran K.K.T.C devleti, gönderine
çekmiş olduğumuz milli ve devlet bayraklarımızın
varlığı; bu sürecin nasıl yönetilmesi gerektiği konusunda, tüm yetkililerin hatırlaması gereken en önemli görüntü, en önemli mesajdır.
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
9
SANAT
KÖŞESİ
ASKER SANATÇILAR
“MEHMET TEVFİK BEDÜK”
Başkanlığı görevinde bulundu. Şanlıurfa’daki görevini sürdürürken Şanlıurfa Belediye Meclisi’nce oybirliğiyle “Fahri Hemşehri” ilan edildi. Güzel ülkemizin 81 ilinden 78’inde bulundu.
1955 yılında Siirt’te doğdu. İlk ve Ortaokulu Siirt ve Batman’da okudu. 1973 yılında Kuleli Askeri
Lisesi’nden, 1976 yılında da Kara Harp Okulu’ndan
Topçu Teğmen olarak mezun oldu. Çeşitli birliklerde batarya ve bölük komutanlığı yapmayı müteakip,
1987’de Harp Akademileri Sınavı’nı kazanarak girdiği Kara Harp Akademisi’nden 1989 yılında Kurmay Yüzbaşı olarak mezun oldu.
Tugay ve Tümen Karargahları’ nda Şube Müdürlüğü, Tabur Komutanlığı, büyük karargah olan Genelkurmay Başkanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı Karargahları’nda proje subaylığı ve şube müdürlüğü, Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde de Alay Komutanlığı görevlerinde bulundu. 30 Ağustos 2004’te
Tuğgeneralliğe terfi ederek Şanlıurfa, Çekmeköy /İstanbul ve Polatlı/Ankara’da Tugay Komutanlığı yaptıktan sonra 19. Görev yeri olan Polatlı’dan 2009 yılında emekli oldu.
Bahse konu görevleri yerine getirirken İngiltere’de
yerinde lisan kursu aldı. Azerbaycan Bakü’de Askeri İşbirliği ve Koordinasyon Kurulu’nun ilk Kurmay
10
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
Türk sanat müziğine ilgisini evlerinde melodi eksik olmayan ev halkından aldı. İlk bestesini 1974 yılında Kara Harp Okulu’nda öğrenciyken yaptı. Yine
öğrenciyken 1975 yılında sınıf arkadaşı Ali Güngör
ÖNGÖREN’in sözlerini yazdığı bir şiiri besteledi ve
bu eser daha sonra TRT repertuarına kabul edildi. Bu
eser, internette arama motorunda “Hep Senin İçindi
Mehmet Tevfik Bedük” yazarak izlenebilir / dinlenebilir. Ayrıca “Bir daha gecikmem yeter ki gitme”
isimli bestesi kızı Selenge BEDÜK’ün sesinden youtube “selenge bedük Bir Daha Gecikmem” den izlenip / dinlenebilir. 20 Nisan 1978’de Teğmen rütbesindeyken, sözlerini birliğinde görevli Kıt’a çavuşunun yazdığı “Batarya Marşı’nı besteledi. Söz konusu bu eser Türk Silahlı Kuvvetleri Armoni Mızıkası tarafından Marşlar Repertuarı’ na kabul edildi. Bu
nedenle Genelkurmay Başkanı tarafından “Eser Yazma” ödülü ile takdir edildi.
1980-1982 yıllarında ses sanatçısı Kadri ŞARMAN ’ın yönettiği o yıllardaki “Milli Kütüphane
TSM Korosu” olan koroda solistlik yaptı. Keman sazını çalmanın yanında yıllar sonra ud sanatçısı Turan
Erdoğan’dan ud dersleri aldı. Şef Özgen GÜRBÜZ’
ün çalıştırdığı “NUROL Türk Müziği Araştırma Uygulama Merkezi” nde korist olarak bulunmaktadır.
Ayrıca bu görevleri esnasında GATA Tıp Fakültesi, 20. Zırhlı Tugay ve Hava Savunma Okulu ve Eğitim Merkezi TSM Koroları’nı kurdu. TRT dahil çeşitli platformlarda konserler verdirdi. Halen Türkiye
Emekli Subaylar Derneği (TESUD) Yönetim Kurulu Üyeliği ve Basın Yayın Başkanlığı görevini yürütmektedir.
Matematik öğretmeni Merih BEDÜK ile evlidir.
Av. Nehir Miray BEDÜK ve tıbbiyeli Çağlayan Selenge BEDÜK’ün babalarıdır.
ASKER SANATÇILAR
SANAT
KÖŞESİ
“ALİ GÜNGÖR ÖNGÖREN”
sadece bir topçu teğmen olarak hayata kaldığı yerden devam etti.
Edirne’de bunca güzel kız varken, o gidip memleketten Serap Hanım’la evlendi. Bazen mutlu bazen
mutsuz, sonuçta iki de çocukları oldu. Erzurum, Ilıca, Tekirdağ derken Yavru Vatan’da aldı soluğu. Ne
Burdur’un ayazı, ne Diyarbakır’ın sıcağı demeden
şarktan garba, garptan şarka bir aşk bir sevda bir vefa
uğrunda huduttan hududa savrulurken, o fark etmese
de yollarda büyüdü çocukları. Bu arada Emrah hukuku, Aslıhan güzel sanatları bitirdi.
İŞTE ÖYLE BİRİ
1955 senesinin sonbaharında, Tilkilerin üzüm bağlarına dadandığı, harmandan arda kalanları sel alıp,
ayvalar tüyünü döktüğünde, Isparta’nın
Ulubor-
lu İlçesinde Mehmet efendi (merhum) ile Makbule Hanım’ın baştan ikinci sondan üçüncü, katran
karası bir gecenin başak sarısı çocuğu olarak dünyaya geldi. İlk ve orta mektebi Uluborlu’da okudu.
Bilfiil 31 yıl çeşitli kıt’a larda Muhabere Takım
Komutanı, Bölük Komutanı, Uçaksavar Batarya
Komutanı, Harekat ve Eğitim Subaylığı, Plan Subaylığı, İstihbarat Subaylığı, Hava Savunma Tabur
Komutanlığı,Topçu Alay Komutan Vekilliği ve son
olarak da Küçükçekmece Askerlik Şube Başkanlığı
ve Küçükçekmece Garnizon Komutanlığı görevlerinde bulundu.
sinden Boğaziçi ‘ne bakar, baktıkça içinden şilep-
Atandığı her vatan toprağına olduğu gibi Çekmeceye de sevdalandı. Adına türküler, şiirler, marşlar,
kitaplar yazdı. Her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi
30 Ağustos 2007 tarihinde 37 yıl giydiği Üniformasına ve çok sevdiği mesleğine veda ederek Küçük
Çekmece’ye yerleşti. Çeşitli dergilerde makaleleri,
gazetelerde köşe yazıları yayınlandı. Radyo sohbetleri ile çeşitli televizyonlar da tarih ve edebiyat üzerine bir seri programlara katıldı. “Ağaç ve Asma” ile
“Mevsim ve Sonbahar” isminde şiir kitapları yayımlandı. İki şiiri sınıf arkadaşı E. Tuğg. M.Tevfik BEDÜK tarafından şarkı formunda, bir şiiri ise Hv. Svn.
ler geçerdi.
marşı olarak bestelendi.
Çocukluğunun geçtiği kasabada o yıllarda tahta sandalyeli yazlık sinemanın kapısında gazozlar içilirdi.
Dağlardan esen kekik kokulu rüzgarlar eşliğinde siyah beyaz sinemanın perdesine Ayşecik gelirdi.
İzine gelen Harbiyelileri, pirinç marpuçlu ve sarı
kordonlu üniformaları , kısa kılıçları(meç) ile görüp imrenirdi. 1970 yılında üç sınıf arkadaşıyla
İstanbul’da girdiği sınavları kazanarak Kuleli Askeri Lisesi’ne girdi. Hep hasret hep sevda hep hüzün
yüklü yüreği ve buğulu gözleriyle okulun pencere-
1973’te Kuleli’yi,
1976’da Harbiye’yi
bitire-
İngilizce, Fransızca, Almanca
bilmez. Türk-
rek idealist bir topçu teğmen olarak mezun oldu.
çe konuşur, Türkçe düşünür. Düşündükçe memle-
1977’de ise Topçu ve Füze Okulu’nu bitirdi. Kura ile
ketin hal-i pür
küçük bir Rumeli sınır nahiyesi olan Edirne’ye bağ-
Üsküdar’ın camları gibi yanar. Yanar da; yanığı bile
lı Süloğlu’na tayin oldu. Burada idealistliği bırakıp
memleket kokar.
melalini, yüreği gün batımındaki
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
11
SANAT
KÖŞESİ
ASKER SANATÇILAR
“YILMAZ PAKALINLAR”
TRT Genel Müdürlüğü’nün, Türk Tanıtım
Vakfı’nın, Kültür Bakanlığı’nın ve diğer kuruluşların
düzenlemiş olduğu danışma kurullarında, sempozyumlarda ve yarışmalarda görev aldı.
Ankara Radyosu’nda görevli ses sanatçısı Bilge
PAKALINLAR’la evli olup, dördü kız, biri erkek beş
çocuğu vardır.
Kızlarından Kevser, Kültür Bakanlığı Ankara Klasik Türk Müziği Korosu’nda, küçük kızı Aslı PAKALINLAR, Ankara Radyosu’nda TSM ses sanatçısı
olarak görev yapmaktadır.
Türk Sanat Müziğinin değerli sanatçılarından
biri olan Yılmaz PAKALINLAR 01.03.1939’ da
Bursa’da doğdu. İlkokulu Bursa’da, Astsb. Hazırlama okulunu Konya’da, Levazım ve Maliye okulunu
da İstanbul’da bitirerek, 1957-1965 yılları arasında
Kara Kuvvetlerinde Levazım Astsubayı olarak görev
yaptı.
Ankara Radyosu’nda açılan stajyer sanatçı imtihanını 1966 yılında kazanarak, kurslara devam etti.
1969 yılında sanatçı ünvanını alarak, Müzik yayınlarına Tanbûr sanatçısı olarak katılmaya başladı.
1973 yılında, Ankara Radyosu “Nota ve Müzik
Aletleri Kısmı” şefliğine atanarak 1977 yılına kadar bu görevde, 1977-1983 yılları arasında da TRT
Müzik Dairesi Başkanlığı Türk Sanat Müziği Uzmanı olarak görev yaptı.
1983 yılında, kendi arzusuyla, bu görevden ayrılarak, tekrar Ankara Radyosu’na Tanbûr sanatçısı olarak döndü. Ayrıca 1977 yılından itibaren TRT Müzik
Dairesi Başkanlığı’nda, çeşitli Denetim ve Repertuvar kurullarında görev aldı.
12
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
Tambûr sazının daha geniş kitlelere ulaşması ve icracıların çoğalması için, 1969 yılından bu yana, kesintisiz ve ücretsiz olarak, Tanbûr dersleri vermiş, bugün bir çoğu TRT’de ve Kültür Bakanlığı Devlet korolarında görev alan çok sayıda öğrenci yetiştirmiştir.
Sözlü ve enstrümantal formlarda olmak üzere 50’ye
yakın bestesi bulunmaktadır. Halen TRT Müzik Dairesi Başkanlığı’nın Denetim ve Repertuvar Kurullarında, üye olarak görevine devam etmektedir.
Eserlerinden bazıları şunlardır:
Hicaz makamında; Sen gözdelerin gözdesi, Hâlâ o
günleri anar mısın, Öyle bir hevesti o, Şu yüreğin can
evinde, Yalvardın elini açtın, Gün gelir kalbine, Bu
duraksız hüzün neden,
Hüzzam makamında; Alnımda gül gibi kaldı, Çözülmeyen düğüm varmış, Derdi dert zincirine,
Rast makamında; Gönlümde sevdanın ateşi,
Muhayyer Kürdî makamında; Gülen gözlerin çok,
Karanlığı gündüz edip,
Nihavend makamında; Yalnız ona açtım, Mutluluk
duyuyor,
Gülizar makamında; Davullar vurulur,
Uşşak makamında ise; Gönlümde gizli sevda.
SANAT
KÖŞESİ
KARİKATÜR
Mehmet Saim BİLGE
Em. P. Alb.
TESUD Çankaya Şb. Üyesi
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
13
YILBAŞI - TAKVİMLER
Nurullah AYDIN
Dünya’da farklı takvimler uygulanmaktadır. Ancak
evrensel genel kabul gören ve uygulanan takvim Miladi takvimdir. 1 Ocak günü de Miladi takvimin ilk
günüdür.
2014 Miladi yılı (Hıristiyan takvimi başlangıcı; 0
yılı)
1392 Hicri yılı (İslam takvimi başlangıcı; İS 622
yılı)
5775 Musevi yılı (Yahudi takvim başlangıcı; İÖ
3761 yılı)
3014 Hindu yılı (Hindu takvimi başlangıcı; İÖ
1000 yılı)
4712 Çin Yılı ( Çin takvimi başlangıcı; İÖ.2698
yılı).
6018 Yaratılışçı yılı (Yazı bulunma takvim başlangıcı; İÖ. 4004 yılı)
Zaman; genel olarak olay ve olguların geçtiği, geçmekte olduğu ve geçeceği süreye denir. İnsanlar zamanı ölçerken; ölçü aracı olarak Güneş’i ve Ay’ı gözlemişlerdir. Takvim; zaman ölçü birimidir. Takvim;
zamanı, Dünya ve Ay’ın hareketlerine göre gün, ay,
hafta, yıl gibi belirli bölümlere ayırma sistemidir. Zaman ölçü birimleri olarak astronomik olaylar (yıl-aygün) temel alınmıştır.
Toplumlar; ekonomik, coğrafi ve kültürel değerlerinden ve ihtiyaçlarından esinlenerek ve bu ölçü birimlerini kullanarak farklı takvimler oluşturmuşlardır. Takvimler; toplumlara göre fazla ve çeşitli olsa
da temel olarak iki gruptur.
Güneş yılını esas alan takvimler; Dünyanın güneş etrafındaki bir tam dönüş süresini ( 365 gün, 6
saat) bir yıl olarak kabul eden takvimlerdir. İlk defa
Mısır’da kullanılmıştır. Günümüzde kullanılan miladi takvimin temelidir.
Ay yılını esas alan takvimler; Ay’ın Dünya etrafında 12 kez dönmesini (12 x 29.5 =354) esas almışlardır. Bu şekilde oluşturulan takvimlere Ay takvimi diyoruz. İlk defa Mezopotamya’da Sümerler tarafından
14
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
kullanılmıştır. Hicri takvimin temelidir.
İslam’dan önceki Türklerin kullandıkları; On iki
Hayvanlı Türk Takvimidir. On iki Hayvanlı Takvim
‘in Türkler ‘e özgü olması, Türkler’in çok eski dönemlerden itibaren astronomi bilimi ile yakından ilgilendiklerini gösterir. Güneş yılını esas alır. Buna
göre bir yıl, 365 gün, 5 saatten biraz fazladır. Her yıla
bir hayvan adı verilmiş,12 yıl bir dönem kabul edilmiş, aylar; birinci ay, ikinci ay... olarak adlandırılmıştır. Bu takvimde yılbaşı 22 Aralık’tır. Bu takvimde tarih başlangıcı yoktur. Bu takvimi Türklerin yanı
sıra Moğollar, Çinliler, Hintliler ve Tibetliler de kullanmışlardır. Halen Orta Asya’da bazı topluluklar tarafından kullanılmaktadır.
Osmanlı’da önce Hicri Takvim, sonra da 1 Mart’ı
yılbaşı kabul eden Mali Takvim kullanıldı.
Türkiye’de;1 Ocak 1926’dan başlayarak Gregoryen Takvim benimsendi. Roma’da Papa XIII.
Gregorius’un 1582 yılında Jülyen Takviminde görülen düzensizliğin giderilmesi ile kabul edilen takvime Gregorien (milâdî) Takvimi denir. Gregorien
Takvimi; Fransa’da 1582 yılında kabul edilerek, 9
Aralık 1582’den hemen 20 Aralık’a geçilmiştir. İngiltere; 1752 yılının 3 Eylül günü kabul ettiği bu takvimle doğrudan 14 Eylül gününe geçmiştir. Protestan
Almanların yeni takvimi kabulü 1700 - 1775 yıllarında olur. Ortodoks Kilisesi ise takvimi bazı değişikliklerle gönülsüz benimser. Ama Paskalya ve Noel’i
farklı hesaplamaktan vazgeçmez. Sadece Finlandiya
Ortodoks Kilisesi, Gregoryen takvimini kabul eder.
Kudüs, Rusya, Sırbistan ve Yunanistan’daki Aynaroz
Kiliseleri ise kabul etmez. Bazı Hıristiyan tarikatları ise; Hz. İsa’nın bugün kabul edilen doğumundan
yaklaşık 6 yıl önce doğduğu, 36 yıl yaşayıp Milat’tan
sonra 30 yılında çarmıha gerildiğini iddia etmektedir.
İslâm dünyasında yaygın olarak Hicri ve Miladi
Takvim birlikte kullanılmaktadır. Çin ve Hind’in takvimi de farklıdır. İbrani Takvimi farklıdır. Mısır’dan
Çıkışla başlatılır. Bu ise 5751 tarihidir. Dünyadaki
bütün takvimler; dini bir temele oturur.
Roma takviminde aylar: gündüz ve gecenin eşit olduğu, hayatın başlangıç zamanı olarak kabul edilen
Martius (Mart)’tan başlatılıyordu. Aprilis (Nisan),
Maius (Mayıs), Junius (Haziran), Quintilis (Temmuz), Sextilis (Ağustos), September (Eylül), October (Ekim), November (Kasım) ve December (Aralık) idi. 60 gün daha sonra Janarius (Ocak) ve Februarius (Şubat) adlı iki ay daha eklenerek takvim tamamlanır.
Milâdi Takvim; ilk olarak Jülyen Takvimi, adı ile
MÖ 46 yılında Roma İmparatoru Julius Sezar tarafından yapılmıştır. Bu tarihte yılbaşı Mart’tan Ocak’a
alınmıştır. Romalılar daha sonra Quintilis (Temmuz)
ayının adını July, Sextilis (Ağustos) ayının adı August yapılır. Yahudilerin ay isimleri ise şöyle: Nisan,
İjar, Sivan, Tammuz, Av, Elul, Tişri, Kislev, Heşvan,
Tevet, Şebat, Adar.
Türkiye’de ay isimleri; 1 Ocak 1926’dan itibaren
3 Türkçe, 4 İbranice, 3 İngilizce, 1 Arapça, 1 Süryanice ay isimleri ile değiştirilir. Mart, Mayıs, Ağustos
(Batı), Şubat, Nisan, Eylül, Tammuz (İbranice) Kasım (Arapça), Haziran (Süryanice). Türkçe ay isimleri; Ocak, Ekim, Aralık.Gün isimleri, Arapça ve Farsça olarak kalır.
ONURUYLA UMUDA TUTUNAN TÜRK SUBAYLARI
Maltepe Askeri Cezaevindeki 3’üncü yılbaşında, en büyük hediyeyi başlattığımız mektup kampanyasına 1 milyonu aşkın mektup gönderen halkımızdan aldık. Bu nedenle, 2014 yılına çok
daha umutlu ve güçlü giriyoruz. Kartpostalın arkasındaki metin, halkımıza cevabımızdır.
Balyoz “kumpas”ındaki hukuksuzlukların duyurulmasına ve kampanyamıza verdiğiniz destekten dolayı ayrıca şükranlarımızı sunuyoruz.
2014 yılının; hak, özgürlük ve adalet getirmesi ümidiyle,
Onuruyla umuda tutunan Türk Subayları,
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
15
Sayın Hasan ERBİL
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı
Mektubuma şahsınıza ve yüksek Makamınıza olan saygılarımı sunarak başlamak istiyorum.
Size bu mektubu halen çeşitli davalardan tutuklu bulunan yüzlerce subay ve astsubay ile onların arkasındaki emekli ve muvazzaf (ileride emekli) yüzbinlerce asker aileleri adına yazıyorum.
Son yıllarda, dış güçlerle birlik olarak, Türkiye Cumhuriyetini yıkmak ve ülkeyi bölmek isteyenler, Türk
Silahlı Kuvvetleri (TSK) varken bunu başaramayacaklarını anladıklarından, çeşitli hilelerle TSK aleyhine
düzmece davalar açtılar. Balyoz ve İstanbul Casusluk davaları da bu davalardandır. Amacı Atatürk’e gönülden inanmış, ülke çıkarlarını her şeyin üstünde tutan yurtsever subayların tasfiyesidir. Tedbir alınmadığı takdirde, bu amaca ulaşılmasına yardımcı olunacaktır.
Yerel mahkemelerde yapılan yargılama esnasında, birçok hukuka aykırılık yaşanmış, dijital sahte belgeler
ve CD ler kullanılmış ve bunlar bilirkişi raporlarıyla kanıtlanmış olduğu halde, sanık ve müdafileri tarafından
defalarca dile getirilen bu durum mahkemeler tarafından hemen hemen hiç dikkate alınmamıştır.
Özel görevli mahkemelere baştan beri büyük ölçüde güven duymayan ve onları siyasilerin bir uzantısı
gibi gören kamuoyunun beklentisi, bu hukuka ve yasaya aykırılıklar ile sahtelik iddialarının Yargıtay tarafından tespit edileceği idi. Bu beklenti ile Yargıtay’a başvuranlar, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin kararlarını öğrendikçe, Yargıtay’a yıllar içinde oluşmuş güven ne yazık ki sarsılmıştır. Böylece, yüzlerce asker hakkındaki
mahkûmiyet kararı da kesinleşmiştir.
Beklenen olmuş, zaman; sanıkları, onların müdafilerini ve kamuoyunu haklı çıkarmıştır. Bu davaların TSK.
ni ve aydın kamuoyunu sindirmek için planlandığı, bunların tamamen siyasi olduğu, bir çete tarafından sahte deliller üretildiği, yargıçların duruşmalarda sanıklara “katakulli” yaptığı, milli orduya “kumpas” kurulduğu, kararları “önceden ayarlanmış hakimlerin” verdiği, yargılamanın göstermelik olduğu ve hakimlerin kararlarının önceden hazırlanmış olduğu devletin en üst makamlarını işgal edenler tarafından ifade edilmiştir.
Görünen o ki; yargı dış güçlerin de devreye girdiği siyasi amaçlara alet olmuş, bilerek veya bilmeyerek siyasi ve maksatlı bir planın parçası haline gelmiştir. Bütün mahkeme salonlarında “Adalet Mülkün Temelidir”
yazılı olsa da, bunun böyle olmadığını gören halkımızı buna inandırmak artık kolay değildir. Yargının itibarı maalesef bazı yargı mensuplarının hataları nedeniyle, artık olması gereken yerin çok aşağısındadır. Bu durum devletin ve hukuk devleti olma hedefimizin geleceği açısından kaygı vericidir.
Ancak, ülkemizin içinde bulunduğu koşulları düşünecek olursak, kimsenin ümitsizliğe kapılma hakkı bulunmamaktadır. Mutlaka bir çözüm üretilmelidir. Aslında son günlerde bu yönde umut verici gelişmeler yaşanmıştır. Anayasa Mahkemesinin verdiği kararlarla, kamuoyunun vicdanını kanatan Ergenekon davası tutukluları salıverilmiş ve yargı adına kamuoyunda iyimserlik rüzgarları esmeye başlamıştır.
16
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
Bu iyimserliği sizin de devam ettirmeniz, ülkeyi rahatlatmanız ve yargıya olan güveni yeniden tesis etmeniz mümkündür.
CMK. Madde 308 hükmüne göre: “Yargıtay ceza dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcısı, re’sen veya istem üzerine, ilamın kendisine verildiği tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel
Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın lehine itirazda süre aranmaz.” denmektedir.
Son günlerde kamuoyunu hayrete düşüren, Türk Silahlı Kuvvetlerine kumpas kurulduğu, önceden ayarlanmış hakim ve savcılarla yargılamaların katakulliye getirildiği iddiaları, TÜBİTAK raporunda davanın en
önemli kanıtı olan “Hard Disc”de oynama yapıldığının belirtilmesi gibi hususlar, karar verilmeden önce hakimler tarafından bilinseydi, bu mahkumiyet kararlarının verilebilmesi mümkün değildi diye düşündürmektedir. Böyle bir ortamda bile, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının Ceza Genel Kuruluna itiraz yetkisini neden
kullanmadığı kamuoyunca anlaşılamamaktadır. Mağdur durumda olan yüzlerce tutuklu ve onlara kavuşmayı
bekleyen binlerce ailedir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz yetkisini bu şartlarda bile kullanmazsa ne
zaman kullanacaktır? Bu sessizlik yargıya olan güveni daha da sarsmaktadır.
Bilindiği gibi, en son çıkarılan yargı paketiyle, hem özel yetkili mahkemeler ve hem de TMK.10.Maddesi ile yetkili mahkemeler, Türk yargı tarihinin raflarında yerlerini almışlardır. Ancak, onların yaptığı yanlışlıklar, hukuk devletine ve bağımsız yargıya olan inancı sarsmaya, mağdurlar ise; acı çekmeye devam etmektedir.
Sayın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcım,
Sanıklar lehine gelişmeleri değerlendirerek, mevcut Yargıtay kararlarına itiraz edebilecek tek makamın, yürürlükteki TC yasaları çerçevesinde, sadece Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı olduğu yasal bir gerçek olup,
kamuoyu da bunu açık olarak bilmektedir.Sizden tek dileğimiz, Yüce Türk Milleti adına, adaletin tecelli etmesini sağlamanızdır. Yapmanız gereken; sadece yasanın size tanıdığı itiraz hakkınızı kullanarak, davaların
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nda yeniden incelenmesini sağlamaktır. Bu itirazı yapmadığınız takdirde, yargıya olan güvensizlik artarak devam edecek ve Başsavcılık Makamı en büyük sorumlu olarak tarih sayfalarında yerini alacaktır. Yüce Türk Milleti adına karar veren, Türk yargısını bulunduğu zor durumdan kurtaracak hukukçuların çıkacağına olan inancımızı sürdürüyor ve saygılar sunuyoruz.
Erdoğan KARAKUŞ
Em.Hv.Korgeneral
TESUD Genel Başkanı
* Bu mektup 17.03.2014 tarihinde gönderilmiştir.
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
17
ANILAR KÖŞESİ
1. İNÖNÜ ZAFERİ
27 Mayıs 1960 tarihinde Silahlı Kuvvetler Ülke idaresine el
koymuştu. Siyasiler ve üst düzey
yöneticiler Kara Harp Okulu’nda
bir ay kadar gözetimde kaldıktan sonra Yassı Ada’ya nakledilmişlerdi. Heybeli Ada Deniz
Harp Okulu’nda Deniz, Hava,
Kara Harp okullarından isteyenlere Temmuz ayında
bir ara-
da dinlenme kampı düzenlendi. Heybeliada da 20 Temmuz
günü Sn. İnönü’lerin evinde geçen öyküyü paylaşmak isterim. O gün Sayın İsmet İnönü ve Mevhibe
Hanımla çekilmiş bir resmimiz de var.
Atilla KAHRAMAN
Em. Müh. Yb.
dinlenmeye geçtiler.
O sırada yanımıza yaklaşan iki
bahriyeli, bana “İsmet Paşa ile fotoğraf çektirsek” dediler. Teklifi düşünmeden veranda da bulunan hizmetliye ilettim. Düşünmediğim şey,
birazda olay heyecanı sanırım hizmetli tarafından bana “biraz dinlendikten sonra” diye hatırlatıldı. Daha
önce Ankara’da Törenlerde, toplantılarda, konser ve tiyatro fuayelerinde yakından görmeme rağmen o atmosferde biraz aceleci davranmıştım. Çok geçmeden
yukarı davet edildik. Arkadaşım ve bahriyeliler, veranda da oturan İsmet Paşa’nın yanına oturduk. Rahatsız ettiğimiz için özür dileyerek sohbete başladık.
K.H.O öğrencisi olarak Deniz H. O kampında olduğumuzu açıkladık. Tabiiki konudan haberdardı.
Bir ara Mevhibe Hanım gelerek samimi bir tebessümle “Hoş geldiniz” dedi. İsmet Paşa bizle görüşürken öğle yemeği saatinin olması, kendilerinin yorgun olabileceği düşüncesi beni çok tedirgin ediyordu. Bunu yapmamalı, biran önce resim çektirip gitmeliyiz diye düşünüyordum. Bunun için belki de en
güzel zamanları yaşayamadım.
O gün öğle saatlerinde Hürriyet plajından dönerken Sn.İnönülerin evinin önüne geldiğimizde
İstanbul’dan adaya dönen İsmet Paşa ve Mevhibe
Hanım faytondan iniyorlardı. İsmet Paşa bize denizin nasıl olduğunu sordu. Bizde “çok güzel efendim”
diye cevapladık. “Öyleyse birazdan ben de çivilememi yapayım” dediler. Anlaşılan sıcak ve yol ona çivi-
Bu atmosferi değiştiren; Mevhibe Hanımla, yanında yardımcısının getirdiği (yeşil uzun cam bardaktaki) limonata ve lokumu kendisinin ikram etmesi
oldu. O konukseverliği, alçak gönüllülüğü, sevecenliği, kibarlığı, hanımefendiliği, birkaç dakikada hayranlığımı doruğa çıkarıp beni daha da heyecanlandırdı ve mahcup etti.
lemeyi arzulatmıştı. Sonra,hoş giyimli, uyumlu aile
Benim askerlik mesleğini seçmemde etken olan
bizim hayran bakışlarımız içinde evin verandasında
en büyük iki Harbiyeli Atatürk ve İnönü idi. Sev-
18
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
gili Ata’mızı görmek nasip olmadı ama şu an İnö-
isteği, telaş heyecan ve duygu fırtınasına yakalanmış
nü ile sohbet doyumsuzdu ve saatler sürebilirdi. An-
beni rüyamdan uyandırdı. Bize katılma inceliğini, se-
cak bize yuvasını açan büyük askeri, devlet adamı-
vecenliğini gösteren muhterem hanımefendiden, af-
nı, yaşayan tarihi daha fazla yormak istemiyordum.
fımız için özür diledik, teşekkür ettik. Hemen bir kol-
İşte bu duygu yoğunluğu içinde fotoğraf çekme anına
tuk alarak aramıza katıldılar. Bu resim benim için bir
geldik.Hizmetli bey fotoğrafımızı çekiyordu ki; soh-
kare fotoğraf değil bir film şerididir.
bette bulunmayan Mevhibe Hanım geldi ve “Paşam
beni de aranıza almaz mısınız ? ” dedi.
Bu fotoğrafı büyüterek 2003 yılında İnönü’nün
kızı Özden Toker’e hikayesi ile birlikte Pembe Köş-
İşte baştan beri, her ikisinin de saygınlık ve büyük-
kün müzeye çevrildiği gün verdim. Onları rahmet ve
lüğü karşısında eridiğim yetmiyormuş gibi, bu mah-
minnetle anıyor, aziz hatıraları önünde saygı ile eği-
cubiyeti de tattım. O yaz sıcağında güneşten daha et-
liyorum.
kili bir sıcak basmıştı beni. Mevhibe hanımın nazik
YAŞLILARA TAVSİYELER
Selahattin ÇETİNER
Em. Korg.
TESUD Çankaya Şb. Üyesi
1. Sizi üzecek kızdıracak konuşmaları, münakaşaları, açık oturumları dinlemeyiniz.
2. Geçmişte yaşadığınız sıkıntıları, başarısızlıkları, acı anıları hatırlamayınız.
3. Gerekmedikçe başkalarının işlerine, eylemlerine, davranışlarına ve inançlarına karışmayınız.
4. Tartışmayınız, sataşmayınız, darılmayınız, uyumlu ve merhametli olunuz.
5. Kızmayınız, kızdırmayınız, kimseyi kıskanmayınız, başkalarını da kıskandırmayınız.
6. Lüzumsuz yere eleştirmeyiniz, çekiştirmeyiniz, kötülemeyiniz, hor görmeyiniz, mütevazı ve olumlu olunuz.
7. Üzmeyiniz, üzülmeyiniz, endişelenmeyiniz, sakin ve neşeli olunuz.
8. Eve kapanıp kalmayınız, arkadaşlarınızdan ve çevrenizden kopmayınız, hobilerinizi, bedeni ve zihni faaliyetlerinizi sürdürünüz.
9. Yaşamdan zevk alınız, karamsar olmayınız, kendinize güveniniz, hoşgörülü ve güler yüzlü olunuz.
10. Sağlığınızın, mutluluğunuzun, huzurunuzun bozulmaması için gereken tedbirleri alınız. Periyodik doktor kontrollerini (Chek-up) ihmal etmeyiniz.
11. Evhama kapılmayınız, moralinizi bozmayınız, ümidinizi yitirmeyiniz, iyimser olunuz, halinize şükrediniz.
12. Aldırmayınız, boş veriniz, sinirlenmeyiniz, stresten kaçınınız, güçlü ve sabırlı olunuz.
13. Bilginiz ve tecrübenizle gençlere faydalı olunuz.
14. İyilik yapınız ve yardım ediniz.
BU TAVSİYELERDEN BAZILARININ YERİNE GETİRİLMESİ KOLAY OLMASADA UYGULAMAYA ÇALIŞINIZ. SAĞLIKLI, MUTLU BİR YAŞAM DİLEĞİYLE.
Birlik,
Birlik,Sayı
Sayı: 203
: 203• •Ocak-Şubat-Mart
Ocak-Şubat-Mart2014
2014
19
19
ANILAR KÖŞESİ
TEOMAN KOMAN PAŞA
ALLAH’IN RAHMETİ ÜZERİNİZE OLSUN TEOMAN PAŞAM!..
NUR İÇİNDE YATIN!
Sincan Cezaevi’ne girişimin ikinci ayı bittiğinde
eş-dosta yazdığım 18 Haziran 2012 tarihli mektubumun bir yerinde şöyle yazmışım: “... Artık burada
kıdemli olduk. (İlk dalgada alınmanın avantajı…)
Öyle olunca şimdi bazı ayrıcalıklarımız oluyor. Örneğin eskiden her şeyi 3 kişilik koğuş üyeleri olarak
yapardık, şimdi haftada bir aynı koridorda kalan 9
kişi birlikte spora çıkabiliyoruz. Bir şikâyetimiz yok.
Eh, ekmek elden su gölden nasıl olsa; devlet baba
bize bakıyor… Basından takip ettiğimiz kadarıyla
biz Silivri’den daha iyiyiz.
Lakin geçenlerde Teoman KOMAN ile Kâmuran
ORHON Paşaları gördüm, içim parçalandı. Buraya
geldiğimden beri ilk kez isyan ettim. (Normalde onlarla görüşme şansımız yok, onlar ayrı dalganın tutukluları. Aynı suçtan yargılanan kişilerin birbiri ile
görüşmeleri yasak! Ama koridorlarımız yakın olduğu için bazen telefona, avukat görüşüne vs. giderken tesadüfen karşılaşabiliyoruz.) O yaştaki - üstelik hasta - adamları buralarda süründürenlere yazıklar olsun! Hele bir de bunları “adalet” adına yapmıyorlar mı, düşündükçe kahroluyorum. Adamlar kaçıyorlar mıydı? Yürümekten bile aciz insanlar nasıl
kaçarlar? Kin ve nefret vicdanları, merhamet duygusunu bu kadar mı köreltir? Yemin ederim adamların
o hallerini gördükten sonra ben kendi derdimi unuttum, onlar için daha çok tasalanır oldum. İşte şimdi
gel de Soner YALÇIN’ın dediğine katılma: “Vallahi”
diyor, “bu dincilerde hiç Allah korkusu yok!” Evet,
bunlar gerçekten inançlı insanlar falan değil; bunlar
sadece kindar! Ben hayatım boyunca kimseye kin
tutmadığım, tutamadığım için yapılanları anlamıyor
da olabilirim; evet kabahat bendedir belki, ne bileyim!? Neyse, Tanrı yardımcıları olsun o yaşlı ve hasta insanların…”
İşte o günlerde bu satırlar dökülmüş kağıda...Mangal yürekli kahraman kadın Müyesser YILDIZ’ın Te-
20
Birlik, Sayı : 202
2013
203 • Ekim-Kasım-Aralık
Ocak-Şubat-Mart 2014
Alican TÜRK
Em. Öğ.Alb.
TESUD Eskişehir Şb. Üyesi
oman KOMAN Paşa ile ilgili yazısını okuyunca buraya (ve tarihe) şu birkaç kısa notu da ben düşmek istedim:
Koman Paşa ile o mektuptan sonra daha sık karşılaşmalarımız ve kısa sohbetlerimiz oldu. O, A Blok
3’üncü koridor 8 No’lu koğuşta (A-3 / 8) Kâmuran
ORHON ve Kenan DENİZ Paşalar ile kalıyordu.
Kâmuran Paşa da böbreklerinden hasta; üçünün arasında yine en sağlıklısı Kenan Deniz Paşa. Koğuşlarda yataklar üst katta... Lakin üst kata kadar 17 basamaklı bir merdiven var. Koman Paşa’nın yukarı inip
çıkması mümkün değil. O nedenle cezaevi yönetimi
onun yatağını aşağıya koymak zorunda kaldı.
Her karşılaşmada tebessümle ve bazen elini tutarak
sorduğum “Nasılsınız Komutanım?” sorusuna genellikle kısa bir “İyiyim!” yanıtı verirdi. İnsanın gözlerine bakarak, sakin ve tane tane konuşurdu. Şikayet
etmeyi hiç sevmemesine rağmen bir keresinde “İyiyim, ama parkinsonum var, konuşurken bazen ağzımdan tükürük çıkıyor, ‘s’ harflerini söyleyemiyorum, zorlanıyorum, bazen düğmelerimi kendim ilikleyemiyorum.” demişti. Ben de kendisine moral olsun diye “Olsun Komutanım, onlar bir şey değil...
Dışarıdan hiçbir şey belli olmuyor. Maşallah, çok iyi
görünüyorsunuz” diye cevap vermiştim. Evet, her seferinde “maşallah, çok iyi görünüyorsunuz” derdim,
ama içimi tarifsiz bir acı kaplar, gözlerim buğulanırdı. “Artık Benim Bir ‘Dava’m Var!” adlı şiirimi onların koğuşuna da göndermiştim. Çok beğenmiş, alıpsaklamış. Şiirde ona ilişkin şöyle bir dörtlük de vardı:
Koridorda gördüm KOMAN Paşa geliyor,
Yaşı seksen, takati yok, ayağını sürüyor.
ORHON Paşa hasta, diyalize giriyor,
Artık benim kara vicdanlarla davam var!
Ayrıca Faili Meçhul Cinayetler ve Gerçekler isimli kitabımı da imzalayarak kendisine göndermiştim.
(Okuyup okuyamadığını bilmiyorum, ama Kâmuran
ve Kenan Deniz Paşalar ondan alıp okumuşlar.)
Teoman Paşa gerçekten çok onurlu bir insandı. Yürümekte bile zorlanmasına rağmen kendisinin düşkün, muhtaç gösterilmesini hiç istemiyordu. Bunu
fark edince şiirdeki anlatımımdan rahatsız olup olmadığını sordum, olmadığını söyledi. Ama bir seferinde, savcılık izinli cuma ziyaretlerinin birinde aynı
bölmede görüşme için ziyaretçilerimizi beklerken
bana dönüp o çok sakin üslubuyla sordu:
- Benim için mama ile besleniyor diye yazıp söylüyorlar. Onu sen mi söyledin Alican?
- Hayır Komutanım, ben söylemedim. Söylemiş olsam saklamam, “evet bendim” derim. Oturduğu beyaz plastik sandalyede başını sallayarak, mırıldanır-
casına şunu ekledi:
- Peki, tamam!
Hayırlısıyla Sincan’la ilgili yazmayı planladığım
kitabımda anlatacak çok konu olacak. Şimdilik bu
kadarla kesip, ona ilişkin şu sözlerle yazımı tamamlayayım:
Sizinle hiç çalışmamıştık Teoman Paşam... Sizi
Sincan 1 No’lu F Tipi’nin beton duvar, tel örgü ve
demir parmaklıkları arasında tanıdım.
Ama gerçekten çok sevdim.
Şunu çok iyi biliyorum ki, vefatınızın ardından
aleyhinizde laf edenlerin ciğeri sizin bir tırnağınız
kadar bile etmez.
Yüce Tanrı’nın rahmeti üzerinize olsun Komutanım! Nur içinde yatın!
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
21
MEHMET AKİF ERSOY VE İSTİKLAL MARŞIMIZ
Ali MARALCAN
Em. Kur. Alb.
TESUD Adana Şb.Üyesi
şiir derinden duyulan bir heyecanın ve yaşanılan hadiselerin samimi ifadesidir. Bu tip eserler ısmarlama
yazılamaz. Bu sebepten Akif Çanakkale’ye şehitlerimiz için dikilecek olan abidenin en ulvi ve ebedisini dikmiştir.
İSTİKLAL MARŞI HANGİ AMACI
SAĞLAMAK İÇİN YAZILMIŞTI?
İstiklal Marşı şu gayelere ulaşmak için yazılmıştı:
1. Ulusal ve uluslar arası müsabakalarda milletimizin varlığını ve bağımsızlığını sembolize etmek,
2. İstiklal Harbi’nin milli bir ruh içinde kazanılmaMehmet Akif ERSOY’un ölümünün 77. İstiklal
Marşı’nın milli marş olarak T.B.M.M.’de kabul edilişinin 92. Yıldönümüdür. Bu yıldönümlerini anmak,
ecdada hürmet ve muhabbeti tazelemek, canlı tutmak
ve bağlılığı göstermek her Türk vatandaşının vazifesidir. Uzun bir maziyi hür ve müreffeh yaşayan Türk
sını sağlamak için orduyu ve halkı moral ve inanç uğrunda motive etmek,
İstiklalin kazanılmasıyla ebediyen bir daha, misak-ı
milli hudutlarımız içinde düşman işgali ve esaretinin
yaşanmaması ruhu ve inancını sağlamak amacı ile
yazılmış milli bir destandır.
milletinin pek çok kahramanı, büyük devlet adamı,
İSTİKLAL MARŞI’NIN MECLİSTE
ilim erbabı ve sanatkâr olmuştur. Büyük oğulları ol-
GÖRÜŞÜLMESİ VE KABULÜ
mayan milletler, büyük millet olamazlar. Bu büyük
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 1 Mart 1921
düşünce ve aksiyon adamı, İstiklal Marşımızın Şai-
tarihindeki toplantısında Karesi milletvekili Bahri
ri, fazilet ve ilim mücahidini, artık daha yakından ta-
ÇANTAY, meclise marşlardan birinin okunması için
nımalıyız. Akif’in fikirlerine dün olduğu gibi bugün
bir takrir vermişti. Bu takrir meclis üyelerinin oyuna
ve gelecekte de ihtiyacımız var. Böyle olduğu halde;
sunulmuş ve kabul edilmişti.
O’nu bütün yönleriyle tanıyoruz diyemeyiz.
18 Mart 1915 yılında, İngiliz ve Fransız ordularına
karşı kazanılan Çanakkale Savaşı’nın destanını Meh-
Marşlardan birinin okunması için Meclis Başkanı
tarafından, Hamdullah Suphi Bey kürsüye davet edilmiş ve şöyle konuşmuştu:
met Akif yazmıştır. Eğer Akif olmasaydı, Çanakka-
“Arkadaşlar, hatırlarsınız, Milli Eğitim Bakanlı-
le Savaşı’nın destanı yazılmazdı. Çanakkale Şehitle-
ğı son mücadelemizin ruhunu terennüm edecek bir
ri Mehmet Akif ile birlikte ebediyen anılacaktır. Bu
marş için şairlerimize müracaat etmiştir. Birçok şiir-
22
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
ler geldi, burada 7 (yedi) tanesi en fazla beğenilmiş,
için 12 Mart 1921’de kabul edilen İstiklal Marşı istek
takdir görmüş ve seçilmiştir.”
üzerine tekrar Hamdullah Suphi tarafından okunmuş
Hamdullah Suphi Bey, Mehmet Akif’ten bir marş
yazmasını rica ettiğini, marşın yazıldığını, beğenildi-
ve marş Mustafa Kemal Paşa dahil tüm Meclis Üyeleri tarafından ayakta dinlenmiştir.
ğini söylemiş ve seçim takdirinin meclise ait olduğu-
MEHMET AKİF KENDİSİNE VERİLEN
nu ilave etmiştir. Hamdullah Suphi, gür sesiyle mec-
ÖDÜLÜ NEDEN ALMADI?
lisin kürsüsünden İstiklal Marşı’nı okumuştur.
“Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet, Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal.” mısraları ile
bu marş meclis üyelerinin şiddetli ve heyecanlı tezahüratına sebep olmuş, salon alkış sesleriyle inlemiştir.
Kastamonu milletvekili Dr. Suat Bey’in 12 Mart
1921 tarihinde Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na
vermiş olduğu takrirde:
“Büyük Millet Meclisi Başkanlığına, Müzakere kifayetini ve Mehmet Akif Bey’in İstiklal Marşı’nın
teklifini kabul ederim.” demiştir.
Mehmet Akif Bey, kendi şiirinin T.B.M.M. tarafından milli marş olarak seçilmesinden sonra, bütçeye
konulmuş bulunan 500 lirayı almamıştır. O zamanlar Mehmet Akif’in maddi sıkıntı içinde olduğunu,
kış günleri ceketle dolaştığını, çok zorda kalırsa baytar Şefik Bey’in yağmurluğunu ödünç aldığını, hatta
cebinde para bulunmadığını, Zonguldak Milletvekili Hayri Bey’den 2 lira borç aldığını, onun yakın arkadaşları ifade etmişlerdir. Oğlu Emin ERSOY: “Babam bu esnada 500 liraya cidden muhtaç bir adamdı;
fakir idi. Parası yoktu. Lakin bilindiği gibi gönlü çok
zengindi”, der.
Yakın
arkadaşı
Hasan
Basri
ÇANTAY da
Bundan başka Bolu milletvekili Tunalı Hilmi de
Akifname’de: “Üstad bütün hayatını yoksulluk ve
takrir vermiş ise de reddedilmiştir. Yine aynı tarih-
ihtiyaç içinde geçirdi. Böyleyken halinden şikâyet
te Karesi milletvekili Hasan Basri tarafından Meclis
ettiğini ne ben, ne de diğer yakınları hiç duymadık.
Başkanı’na verilen takrirde:
Bununla beraber kendisi gayet cömert idi. Kesesin-
“Bütün meclisin ve halkın takdirini celbeden Meh-
de kaç kuruşu varsa isteyene ve istemeyene dağıtır-
met Akif Beyefendi’nin şiirinin tercihen kabulünü
dı”, diyerek; paraya değer vermediğini belirtir. Mar-
tercih ederim.” diye ifade etmiştir.
şın kabulünden sonra, kendisine getirilen bu 500 lira
Önerge Meclis Başkanı tarafından oya sunulmuş
ödülü:
ve kabul edilmiştir. Kırşehir Milletvekili Müfit Efen-
“Ben yarışmaya girmedim. Bu para benim değil-
di bu marşın, Hamdullah Suphi Bey tarafından tekrar
dir”, diye reddetmiştir. Meclis kasasında kalmaması
kürsüde okunmasını, Konya milletvekili Refik KO-
için usul gereği teslim alması gerektiği söylenince al-
RALTAN da milletin ruhuna tercüman olan İstiklal
mış ve bir hayır kurumuna vermiştir.
Marşı’nın ayakta dinlenmesini teklif etmiştir. Bunun
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
23
2015’E BİR KALA...
Pek de hayırla anamayacağımız 2013 yılını geride bıraktık. Türk Silahlı Kuvvetlerine ve özelikle de
Deniz Kuvvetlerimize büyük zararlar veren davalar
vatandaşlarımızı derinden üzmekte iken, yıl sonunda ortaya çıkan vahim iddialar, ülkemizde adeta bir
korku imparatorluğu yaratıldığını ortaya koymuştur.
Maalesef, herkes telefonunun dinlendiğinden kuşkulu, başına gelebilecek iftiralardan korkuludur. Ancak,
bu kuşku ve korkulara sebebiyet verenler, şimdi kendileri çok daha büyük kuşku ve korku içindedirler.
Beş yıl önce “Ergenekon” ve “Balyoz” operasyonlarına övgüler düzenleyen yandaş medya ve iktidar,
şimdi tam tersini yaparak, sövgüler yağdırmaktadır.
2013 yılında dış politikamız fiyaskoyla sonuçlanmıştır. Güney komşumuz Suriye’de ateş, kan ve gözyaşı sona ermiyor. 200 binden fazla Müslüman yaşamını yitirmiş; iki milyon Suriyeli vatanlarını terk
etmek zorunda kalmıştır. Bu bahtsız insanlar, İzmirİstanbul gibi büyük şehirlerimizde merhamet dilenerek, çetin kış koşullarında hayatta kalmaya çalışıyorlar. Onları gördükçe insanın yüreği parçalanıyor. Suriye’de savaş tırmandıkça tırmanmış; bir çıkış
yolu arayan Esad Yönetimi, tamamen Rusya’nın nüfuzu altına girmiştir. Ortadoğu’da Rus ve Çin varlığına tahammülü olmayan ABD siyaseti, Beşer Esad’la
uzlaşma yollarını aramaktadır.
Kan ve gözyaşı sadece Suriye’de değil, ne yazık
ki, tüm Ortadoğu’da dinmek bilmiyor. Irak’ta her gün
bombalar patlıyor. Nice masum insanlar yaşamını yitiriyor veya yaralanıyor. Mısır’da ve Libya’da kardeş
kavgası sürüp gidiyor. Batılılar Ortadoğu’daki bu felakete “Arap Baharı” diyor. Bunun neresi Arap Baharı? Müslümanlar birbirini boğazlarken, emperyalizm,
petrol ve doğalgazı hortumluyor. Halen uygulanmakta olan BOP senaryosu, Ortadoğu’daki halkları olabildiğince parçalanmaya götürdüğü; böylece, emperyalizmin bölgedeki etkinliğini artırdığı ve de İsrail’i
güçlendirdiği apaçık görülüyor. Doğu Akdeniz’deki
petrol ve doğalgaz yatakları, ABD ve Rusya arasındaki fay hattını oluşturmaktadır. Her an tetiklenerek,
24
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
Ş. Osman ARAS
Em. Kur. Alb.
TESUD Konak Şb. Üyesi
küresel bir bunalıma dönüşebilir. İran krizine gelince…Suriye’de beklenen sonucun kısa zamanda alınamaması, ABD ve İsrail’in “İran” operasyonunu
şimdilik ertelemiş bulunmaktadır.
GELELİM 2015 YILINA
2015, Ermeni “soykırım” iftirasının 100. Yılıdır.
Ermenistan ve diaspora, dünyayı başımıza sarmak
için, elinden geleni yapacaktır. Bizde ise, 2014 ve
2015 “seçim yılı” olduğu için, tüm dikkatlerin iç politikada yoğunlaşması, dış politikamızı zafiyete uğratabilecektir. Bu nedenle, ”soykırım” iftirasına karşı,
muhalefet ve sivil toplum kuruluşlarının hükümetle
uyum içinde olarak, milli bir strateji izlemesi yararlı olacaktır. Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün önderliğinde kurulan ve 90 Yılı geride bırakan Türkiye Cumhuriyeti uluslararası antlaşmalarla kurulmuştur. Bu bağlamda, TBMM Hükümetinin imzaladığı
ilk antlaşma, 2 Aralık 1920 tarihinde Ermenistan’la
imzalanan Gümrü Antlaşmasıdır. Bunun ardından 16
Mart 1921’de Sovyet Rusya ile Moskova Antlaşması imzalanmıştır. Sakarya Zaferimizin ardından, Sovyetler Birliğinin önerisiyle Ermenistan, Gürcistan ve
Azerbaycan ile 13 Ekim 1921’de Kars Antlaşması
imzalanarak; daha önce imzalanan Gümrü Antlaşması bir kez daha teyit edilmiştir. Cumhuriyetin ilanından 3 ay önce ise, sorunlu olduğumuz bütün devletlerle 24 Temmuz 1923 günü Lozan Antlaşması imzalanmıştır. Önceki antlaşmalarla birlikte Lozan Barış
Antlaşması, Çağdaş Türkiye Cumhuriyetinin küresel
tapu senedidir.Yukarıda adı geçen bütün antlaşmalarda konu edilmeyip, 100yıl sonra üzerimize yıkılmak
istenen “soykırım” iddiası, iftira değildir de nedir?
“Soykırım” kavramı ve bunun insanlığa karşı işlenen bir suç olduğu kararı Birleşmiş Milletlerde (BM)
İkinci Dünya Savaşından sonra, 1948 yılında kabul
edilmiştir. Yani,1915 yılındaki olaylar için, “soykırım” iddia etmenin Devletler Hukuku açısından bir
dayanağı yoktur. İngiltere, ABD’nin Birinci Dünya Savaşına katılmasını sağlamak için, “Mavi Kitap (Blue Book)” adıyla bir propaganda dokümanı
yayınlamıştı. Ermeni konusundaki iftiralar, ilk kez,
bu dokümanda öne sürülmüştür. İtilaf Donanması 13
Kasım 1918 günü Osmanlı Başkentini denetimi altına aldıktan sonra, işgalciler kendilerine hizmet edecek ihanet mahkemeleri kurdurarak, Ermen Tehcirinden sorumlu gördüklerini tutuklattılar. Ancak, Boğazlıyan Kaymakamı Mehmet Kemal Beyin idamına İstanbul halkı büyük tepki gösterince; geri adım
atarak, İttihat Terakki önderlerini Malta Adasına sürdüler. Ancak, orada da onları suçlayabilecek herhangi bir kanıt bulamadılar. İstanbul’daki ihanet mahkemesinde 17 Mayıs 1919 günü duruşmaya çıkarılan merhum Ziya Gökalp kendisini ve Aziz Milletimizi şu veciz ifadesiyle savunmuştur: “Milletime İftira etmeyiniz ! Türkiye’de bir Ermeni kırımı değil, Türk Ermeni vuruşması (mukatele) yaşanmıştır. Bizi arkadan vurdular, biz de onları vurduk!”
Ermenistan ve Ermenistan sınırları dışında ABD ve
Fransa’da yoğunluklu olarak yaşayan Ermeni diasporası “Soykırım” konusunu, hak aramaktan ziyade bir
kan davası ve ticari kazanç kapısı olarak, gündemde tutmaktadır. Emperyalizm ise, bu konuyu Türkiye üzerinde baskı aracı olarak kullanmaktadır.Ancak, onların bu çabalarına rağmen, sağduyulu kararlar alabilen bazı uluslararası kuruluşlar da vardır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) 17 Aralık 2013 tarihli kararı, bunun bir örneğidir. AİHM;
soykırım iddialarının emperyalist bir yalan olduğunu savunduğu için, Lozan Mahkemesince cezalandırılan Sayın Doğu Perinçek’in 2008 yılında yaptığı itirazı haklı bularak, 17 Aralık 2013 günü aldığı kararla, İsviçre’yi mahkum etmiştir. AİHM’nin bu kararı, yaklaşık 6 yıldır Silivri’de tutuklu olan Sayın Perinçek için olduğu kadar, Türkiye Cumhuriyeti için
de büyük önem taşımaktadır. Çünkü AİHM; “soykırım iddiasının tarihçilere bırakılmasını” önermiştir. Böylece diplomasimiz, 2015 yılında tezgahlanacak haksız ve çirkin propagandaları göğüslemek için,
yeni bir hukuki avantaj daha kazanmış bulunmaktadır.
VARDİYA BİZDE PLATFORMU - İZMİR
YILIN ÖDÜLLERİ DAĞITIM TÖRENİMİZDEN…
Vardiya Bizde Platformu
İZMİR
Vardiya Bizde İzmir Platformu olarak 3 Kasım
2012 tarihinde başladığımız Sessiz Çığlık eylemlerinde biz, bir avuç insan, Cumartesi öğlenleri, yitip giden adaleti arayıp durduk. Görmeyen gözlerin
ve akılların açılmasını bekledik. Yazdığımız küçük
pankartlarla uyandırmaya çalıştık vatandaşlarımızı.
Hakkı ve hukuku, bir sabah kapıları vurulduğunda
hatırlamasınlar diye. Başkasına adil olmayan adaletin, bir gün onlar için de adil olmayacağını düşünsünler diye. Egemen bir ülkenin özgür vatandaşları olarak yaşamanın, en hayati garantisinin BAĞIMSIZ ve
ADİL BİR YARGI olduğunu unutmasınlar diye. Bizler; yaşama tutunur gibi, Cumhuriyete, demokrasiye,
hukuka ve Ulusal değerlerimize sahip çıkan bütün
vatanseverlerin kalp atışlarıyız…Biz, Vardiya Bizde
İzmir Platformu olarak son tutuklu serbest kalıncaya
kadar varız ve buradayız... Bir olalım, birlik olalım
diye varız. En ufak bir tereddüdümüz yok, çekincemiz yok... Çünkü biz haklıyız ve KAZANACAĞIZ...
Bütün bu çabalarımızda yanımızda, yakınımıza olan,
sessiz çığlığımıza ses, umudumuza nefes olan, tüm
kişi, kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyoruz... Aslında yılın ödülünü burada olan herkes hak ediyor.
Bu nedenle “büyük ödül” hepimizin… Çünkü bizler;
“Mustafa Kemal’in Askerleriyiz”….
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
25
26
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
SAĞLIK
KÖŞESİ
SPOR VE FAYDALARI
SPOR YAPMANIN İNSAN SAĞLIĞINDA ÖNEMİ
Hüsamettin YILMAZ
Em.Öğ. Alb.
Düzenli spor yapma insanları, bedeni ve rûhi bakımdan geliştirmek, vücut bozukluklarını önlemek,
kendine güveni üstün bir seviyeye çıkarmak, sporcu ahlakını oluşturmak için yapılır. Ayrıca spor yapma; ani karar verme, muhakeme ve dikkat ile cesaret, koordinasyon, muvazene hassalarının geliştirilmesini sağlar.
Bu gün spor genç ve orta yaşlıların hatta bütün yaşayanların sımsıkı bağlı bulunduğu bir mevzu, milletlerin en mühim davalarından biridir. Çünkü mevzu
insan ve onun eğitilmesidir. İnsan her şeyden önce,
kendi imkanları dahilinde vücudunu ele almalı ve
ona en mükemmel şekli vermelidir. Her insan güzel
bir vücuda sahip olup, kuvvetli, sağlam ve sıhhatli
olmayı arzu eder. Bu işi becerecek yegâne vasıta beden eğitimi ve spordur. Sporun yaşı yoktur, her yaşta yapılabilir. Bir ömür boyu yapılmalı ve bırakılmamalıdır.
Bugün Türkiye’de okullar ve belirli spor kulüplerinde çalışanlar hariç, çoğunluğu teşkil eden büyük
bir kitle spor yapmamakta ve bu çalışmalardan faydalanamamaktadır. Hareketsizlikten bünyeleri zayıf
düşmüş memurlar, işlerinin özellikleri nedeniyle vücutları deforme olmuş işçiler, yalnız kafalarıyla çalışan bütün iş adamları bunlardandır. Gençlerin çoğu
okuldan sonra sporu bırakıyor, dolayısıyla şişmanlıyor ve sağlığını yitiriyor. Çalışmayan vücut zamanından erken çöker. Vücudu paslanmaktan kurtarmanın çaresi yaşam boyu spor yapmaktır. Sağlıklı, zinde genç ve güzel kalmak istiyorsanız, hep beraber hareketsiz hayata paydos diyelim ve spora başlayalım.
Hava yağmurlu, karlı, kirli gibi sebeplerle çalışmalarımızı aksatmayalım. Bilakis antrenman yapmak için gayret sarf edelim. Açık sahaları tercih edelim, bulamadığımız zaman salonlarda ve odalarımızda yürüyüş veya yerinde koşular yapalım.
Bugün bütün ülkelerde, milyonlarca insan haftada
üç yada beş gün yürüyor, koşuyor, yada sevdiği spor
branşlarıyla sağlıklı yaşam çalışmalarını sürdürüyor.
Sizler de bir doktor muayenesinden geçiniz ve hemen çalışmalara başlayınız. Hiçbir zaman kendinizle
ve başkalarıyla yarışmayınız. Çalışmaları aç karnına
yapmak faydalıdır. Tok karınla yapmak anatomik ve
fizyolojik kurallara aykırıdır. İlk günler antrenmanlar hafif olmalıdır. Antrenman vücudun yorgunluğuna karşı dayanıklılığını sağlamak için yapılan çalışmalardır. Basamaklama yapılarak arttırılmalıdır. Tercihen yürü-koş-yürü programlarını uygulayınız. Yürüyüşlerde belirli bir mesafe, belirli bir zamanda alınmalı, vitrin seyreder gibi yürüyüşün faydası yoktur.
Evvela on- on beş dakika ile başlayan çalışmalarımıza her hafta beş dakika ilave ederek devam ediniz. Bir müddet çalıştıktan sonra yürüyüş temposuyla koşabilirsiniz. Bunu haftada en az üç defa yapınız.
Gençler koşabilir, yaşlılar yürüyüşü tercih etmelidir.
Yürüyüş ve koşulardan sonra serbest kültürfizik
hareketleri de yapabilirsiniz. Yorgunluk duymayacağınız gibi, zindelik kazanırsınız. Ayna karşısında kendinizi inceleyiniz. 2-3 ay sonra göreceksiniz
ki vücudunuzda büyük değişiklikler olacaktır. “İşleyen demir ışıldar” atasözünü daima göz önünde bulundurunuz.
Yavaş ve hareketsiz yaşamdan kaçınmalıyız. Yürüyüş ve hafif koşu kalp için en büyük ilaçtır. Çalışmalar yemekten 2-3 saat sonra yapılmalıdır. Yürüyüş bütün güzelliklerin anasıdır. Yüzmek ve bisiklete
binmek te aynı işi görür.
Evlerdeki yaşlı dedeler ve nineler de zamansız olarak odalarında ve koridorlarda yürümelidir. Hareketsiz bir yaşam vücudu paslandırır. Yürüyüş tansiyonu da düşürür.
Bugün çok meşgulüm yürüyecek zamanım da yok
gibi mazeretlerle kendinizi aldatmayın.
Spor vücudun koruyucu hekimidir.
Spor yaşlanmayı geciktirir.
Spor kilo verdirir ve kilo aldırır. İdeal kiloy ulaştırır.
Spor hastalıkları önler.
Spor insanın ömrünü uzatır.
Spor vücut ve kafa yorgunluğunu giderir.
Spor yeni dostlar kazandırır.
Ömür boyu yürüyüşler dileklerimle...
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
27
RİYA VE RİYAKAR
Riya kelime manası olarak inandığı düşündüğü
gibi davranmamak, riyakar da iki yüzlü kişilere verilen addır. Kısaca olduğu gibi görünmemek, göründüğü gibi olmamaktır. Dinimizce büyük günahlar kapsamında bulunan riya en çok da din tüccarlarının sığındığı bir liman durumundadır. İçinden geçmekte
olduğumuz sürecin, bu ikiyüzlü müptezellerin açık
sergi alanına dönüştüğünü görüyoruz.
Hemen belirtmeliyiz ki, siyasetin içine dinin girdiği yerde hiçbir terazi doğru tartmaz. Demokrasi denilen kavram aklın özgürlüğü üzerine bina edilmiştir. Oysa din aklın inanç emrine verilmesini ister. Bu
nedenle siyasette din söz sahibi olursa iki kere ikinin
kaç ettiğinin bir önemi kalmaz. Tabi öyle bir ortamın
siyasi sonuçlarını tahmin etmek imkansızlaşır.
Bakın siyasilerden bir şahıs birden bire hidayete
ererek okullarda kız ve öğrencilerin ayrılması gerektiği ve önümüzdeki dönemde bunun gerçekleştirileceğini buyurdular. Bu adam kim? Milli Eğitim Bakanı mı? Bir eğitim uzmanı mı? Bu değerli fikirleri
uygulamaya koyduğumuzda bilim ve teknolojide çağ
mı atlayacağız? Gerekçesi ne? Belli değil. Aslında
belli. Mesele eğitimle ilgili değil. Türkiye Cumhuriyetini Ortadoğunun pejmurde yönetimlerinden ayıran çağdaş ve medeni bir ulus yapan kazanımlarını,
bir bir yok etmek. Bu zihniyete bugüne kadar susan
aziz milletim nihayet sert tepki verince hemen riyaya başvurularak “kişilerin şahsi fikri’’ olduğu söylendi, SUSTUK!
Bir yanda dershane tartışmalarını ibretle izlerken
öbür yanda okullarımızdan başlayarak yeniden ortaçağ karanlığına doğru yol mu alınmak istendiğini düşündüm. Eğitimin çağdaş ileri medeni bir seviyeye
ulaştırılması hiç gündeme gelmezken, bütün saldırıların Cumhuriyetin kazanımlarına yönelmiş olmasının izahı yok. Gün geçmiyor ki gazetelerde okullarımızdaki çirkin uygulamalarla ilgili bir haber çıkmasın. Yıllarca başörtüsü başörtüsü diye yırtındılar,
şimdi serbest bırakıldı. Kesmemiş olacak ki geçen
günlerde kara çarşaflar içinde bir öğretmenin görüntüleri yayınlandı. Üstelik aynı kişinin uygulamaları
28
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
Ali Güngör ÖNGÖREN
Em. Hv. Svn. Alb.
da velilerin tepkisini çekince hemen “münferit bir
olay’’ diye geçiştirildi, İNANDIK!
Aslında okula kadarki süreçte yıkanan beyinleri
daha sonra eğitimle bile düzeltmek mümkün olmuyor. Yakın zamanda yayımlanan bir gazete haberinde
ODTÜ öğrencisi bir kızın “biz Hızır ve İlyas aleyhisselamız, senin bahtını açacağız’’ diyen iki kişiye kredi kartından para çekerek 800 TL. verdiği ve
karşılığında cevşen aldığı, sonra da dolandırıldım diyerek şikayetçi olduğu yazıyor. Şikayet dilekçesinde
şüphelilerin cüppe giyip sakal bıraktıklarını ve bir
poşette dua kitapları taşıdıklarını, “biz Hızır ve İlyas aleyhisselamız sana yardım etmek sıkıntılarını çözmek ve bahtını açmak için görevlendirildik’’
dediklerini ifade ediyor. Velhasıl Allahın eksik bıraktığı bazı kusurları gidermek için görevlendirilmiş
bu tamirciler! Başka isteklerde de bulunabilirlerdi
hafazanallah! Gerçi itiraz edeceğini sanmam kızımızın. Zira baksana sakallı ve cüppeliymişler. “Münferit bir olay’’ deyip geçeceğim ama tam 30 kızımızın
daha bahtını açmışlar! Ömer hayyam; İçin temiz
olmadıktan sonra, hacı hoca olmuşsun kaç para!
Sakal, cüppe, hırka, tespih, post, seccade güzel
ama tanrı kanar mı bunlara? diyor. Tanrı tabii ki
kanmaz, ama aziz milletim kanar. Kandığı için de her
devirde kandıranlar, Allah’la aldatanlar varolmuştur,
bundan sonra da varolacaktır bu topraklarda.
Daha önce de Sakarya’da bir baba rüyasında kendisini Hz. İbrahim olarak görüp oğlunu kurban etmeye götürmüştü. Oğul da Hz. İsmail gibi itaat etmiş. Nasıl olsa bıçak kesmeyecek, Allah’da bir koç
gönderecekti. Ama bıçak zavallı çocuğu kesti, koç da
gelmedi.
Benim güzel memleketimin cahil bırakılmış saf ve
temiz insanları tarih boyunca Allah ile aldatıldı. Bir
gün bu millete Atatürk gibi bir dahi geldi ve milletin
makus talihini değiştirdi. Artık kimse Allah’la aldatamamalıydı. Gizli saklı çalıştılar; okullar, dershaneler,
kuran kursu adı altında kimin ne öğrettiği bilinmeyen kurumlar açıldı ve yöneticiler oy uğruna her şeye
göz yumdular. Şimdi şartlar olgunlaştı ve eskiye dö-
nüş tüm hızıyla sürüyor. Dershaneyi kapatsan ne olacak. Kız çocukken tedrisattan geçmiş ODTÜ’ye kadar gelmiş. Sonuç ortada. Amaç birinin yıkadığı beyini diğeri bozmasın. Bugün yaşanan olaylar demokratik, laik hukuk devletinin temel taşlarının sarsılması, Tevhidi-i Tedrisat Kanunu’yla getirilen eğitimin
birleştirilmesi kanununun uygulanamaz hale getirilmesi sonucudur. Çözümü de derhal Atatürk ilke ve
inkılaplarına geri dönülmesi ile mümkündür. Aksi
taktirde el uzayı fethederken biz Suriyeli göçmenlere giysi toplarız.
Düşünen beyinler için ibret vesikası olan bu riyakarları Ziya Paşa; “Onlar ki verir laf ile dünyaya
nizamat, Bin türlü teseyyüp bulunur hanelerinde.
Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz, Şahsın görünür
rütbe-i aklı eserinde.” şeklinde tamamlamıştır.
4.Murat çok içki içerdi. Buna rağmen halkın içki
ve sigara kullanmasını, kahve içmesini yasakladı.
Öyle ki bugün bile bu konuda alınan bazı kısıtlayıcı
tedbirler , çıkarılan yasalar 4. Murat kanunları veya
yöntemleri diyerek eleştirilir. Padişahın tebdil-i kıyafetle yaptığı denetlemeler halk arasında mizah ve pek
çok fıkraya konu olmuştur.
4.Murat’ın kendisi aşırı alkol ve sigara tüketirken
halkına koyduğu yasaklar ve uyguladığı sert yöntemleri hicveden şeyhülislam Zekeriya zade Yahya efendi bir beyitinde şöyle diyor. Mescitte riyamişler etsin ko riyayı, Meyhaneye gel, Kim ne riya
var ne mürai. Yani açıklaması; Bırak mescitte iki
yüzlüler devam etsin riyakarlığa, Sen meyhaneye
gel ki, Orada ne riya var ne riyakar.
Giardano Bruno dini çıkarlarına alet edenleri tarif
ederken, “Tanrı, iradesini hakim kılmak için yer
yüzündeki iyi insanları kullanır. Yeryüzündeki
kötü insanlar ise, kendi iradelerini hakim kılmak
için tanrıyı kullanırlar.” demiştir. Kimin kimi kullandığı değil, kimin kendini kullandırdığıdır aslolan.
Haftalık basın toplantılarını Cuma çıkışı cami önlerinden yapan bezirganlar, dini dilinden düşürmeyenler! Bugün ibretle görüyoruz ki menfaat savaşlarına
dini alet ederek ayağa düşürdüler. İnsanlar inancını
yüreğinde yaşamalı. Göğüs kafesinden dışarı çıkarsa
şişeden çıkan cin misali sonuçları çok kötü olur. Bunun da vebali çok ama çok büyüktür.
KUBİLAY DESTANI
Kubilay ve iki bekçinin anısına:
Fazıl Hüsnü DAĞLARCA
23 Aralık 1930’dur
Düştü Kubilay’ın başsız gövdesi
Gece yeşilimsi,
Bir çınar dalı gibi yere
Dağlar ak
Sarktı yakasından anasından gelmiş
Bir altın çizgi gibi yerle gök
Mavi çiçek mor çiçek bir çevre
Gün doğdu doğacak
Düştü Kubilay’ın başsız gövdesi
Don yoktur ama donmuştur sanki
Bir söğüt dalı gibi yere
Sarı yapraklarla kış kocaman bir yüz
Aydınlık aydınlığa yaklaşır iken
Tarla çizgileri ile bir kilim işte
Sonsuzluğa ere ere
Menemen ovası dümdüz
Düştü Kubilay’ın başsız gövdesi
Yalancı Mehdi Derviş Mehmet
Bir zeytin dalı gibi yere
Yürümüş Manisa’dan bir sarı su gibi
Düştü cebinden bir kitap,
Beş on adamıyla Menemen’e varmak üzere
Açıldı göklere…
Yılan uykusu gibi
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
29
TESUD GENEL MERKEZ
ETKİNLİKLERİ
TESUD Basın Yayın
Başkanlığı
Üyelerimizden Em. P. Kd. Alb. Baha ÖZBİLEN Evinde Ziyaret Edilmiştir.
Üyelerimizden Em. P. Kd. Alb. Baha ÖZBİLEN (1941), TESUD Genel Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri Em.
Kur. Alb. Yüksel KUŞ ve Em. Tuğg. M. Tevfik BEDÜK tarafından 18 Ocak 2014 günü evinde ziyaret edilmiştir.
Bu ziyarette, 5 nci Cumhurbaşkanı Cevdet SUNAY’ın uzun yıllar yaverliğini yapan Sayın ÖZBİLEN ile yapılan güzel bir sohbetle hatıralar canlanmıştır. TESUD Genel Merkez Yönetimi olarak kendilerine sağlıklı
uzun ömürler dileriz.
Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin 94’üncü
Yıldönümü Etkinliği Düzenlenmiştir.
“18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Zaferi ve
Şehitler Haftası” Ziyareti
Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD); Ulu
Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün Ankara’
ya gelişinin 94’ üncü Yıldönümü münasebetiyle; 27
Aralık 2013 Cuma günü saat 13.00 ‘de Keklikpınarı
- Dikmen’ de, Ankara Valiliği’nce düzenlenmiş olan
etkinliğe üyeleri ile birlikte katılmıştır.
18 Mart 1915 Çanakkale Deniz Zaferi ve Şehitler
Haftası nedeniyle; TESUD Genel Başkanı Em. Hv.
Korgeneral Erdogan KARAKUŞ ve Üyeler Anıtkabir ve Cebeci Askeri Şehitliği ziyaretinde bulunmuşlardır. Aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.
30
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
Tutuklu Silah Arkadaşlarımız Ziyaret Edilmiştir.
ra teslim olmadı, yılmadı. Çünkü her birisi suçsuzluğuna inanıyor. Her kötü şartlara alışkın olduklarını
ancak kendi ülkelerinde hukuk dışı esir alınmalarına
alışkın olmadıklarını söylemişlerdir.
•Bizler burada hukuksuzluğu ve mağduriyeti yaşarken, ailelerimizin yalnızlığı tek düşüncemiz. Ailelerimizle TESUD’un ilgilenmiş olması bizi mutlu kılmakta ve bu ilginin devamı bizi rahatlatacaktır. Çünkü “vefa” duygusu bizler için çok önemlidir.
Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD) Genel Başkanı Em. Hv. Korg. Erdoğan KARAKUŞ başkanlığında Yönetim Kurulu üyeleri Em. Alb. İ.Yüksel
KUŞ, Em.Alb.Rafet YAVUZ, Em.Alb.Yelkan AŞETEY, Em. Tuğg. M. Tevfik BEDÜK, Em. Alb.Hakan
GÜROL’dan oluşan TESUD heyeti; 11-13 Aralık
2013 tarihlerinde, Adalet Bakanlığından alınan izinle Silivri’de tutuklu bulunan, 26. Genelkurmay Başkanı Em. Org. İlker BAŞBUĞ dahil elliye yakın silah
arkadaşlarını açık görüşte, Milli Savunma Bakanlığından alınan izinle de Hasdal, Hadımköy ve Maltepe cezaevlerinde tutuklu bulunan elliye yakın silah
arkadaşlarını kapalı görüşte ziyaret etmişlerdir.
Bu ziyaretlerde tutuklu olan meslektaşları,
TESUD’u yanlarında görmekten çok mutlu olduklarını ve güven duyduklarını ifade etmişlerdir. Görüşmeye katılan TESUD heyetinin izlenimleri ve silah
arkadaşlarının aktardıkları;
•Bu projenin kapsamı ve hedeflerine bakılmalı, bizlerin bireysel mağduriyeti ve mağlubiyeti çok önemli değil.
•İstifa etmek onurlu bir iş değil. İstifa etmeden önce
görevi kime teslim edilmekte olduğu iyi düşünmeli.
•Her meslek grubu, kendi meslektaşlarının yanında yer aldı, askerler yalnız kaldı.
•O kadar asker arasında bir kişi bile bu kurgula-
•Zamanında TSK’nın yaptığı düzenlemelerle, yurtdışı daimi göreve giden arkadaşlarımıza yüklenen
mecburi hizmetler dolayısıyla, tahliye olduktan sonra bile emekli olamamaktayız.
•Mustafa BALBAY’ın tahliye ana gerekçesi onun
Milletvekili olması kabul edilmiştir. Gaziler de bu
millet için kolunu, bacağını, gözünü ömür boyu kaybetmiştir. Milletvekili seçildiği dört yıl için milletin
vekilidir. Oysa gaziler, ömür boyu Devletin vekilidir.
•Hiç kimseden kanun dışı bir girişimde bulunmasını isteyemeyiz. Ancak masumiyetimizi ifade edecek
ve gerçekleri Siyasi makamlara söyleyecek birileri
olmalıdır.
•Deniz Harp Okulu 1990 mezunu 33 kurmay subaydan 29 unun tutuklu/tutuksuz yargılanıyor olması bir tesadüf olamaz.
•Yazar Yılmaz ÖZDİL’in başlattığı adres bildirme
ve iletişim kurma kampanyası kapsamında 1.300.000
kişi ile mektuplaşılmıştır.
Her kesimden kişilerin bulunması ve bu iletişimi sürekli kılacak talepleri dikkate değerdir. Çeşitli
önermeler yapılmaktadır.
Silah arkadaşlarımızdan hiçbir zaman desteklerini
esirgemeyen TESUD yönetimi, önümüzdeki günlerde
de diğer cezaevlerindeki meslektaşlarımızı ziyaret etmeye devam edecektir.
Sincan Cezaevinde Bulunan Tutuklu
Silah Arkadaşlarımız
Ziyaret Edilmiştir.
Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD) Genel
Başkanı Em. Hv. Korg. Erdoğan KARAKUŞ başkanlığında bir heyet; Sincan cezaevinde tutuklu bulunan, silah arkadaşlarını 9 Ocak 2014 günü ziyaret
etmişlerdir.
Bu ziyaretlerde tutuklu olan meslektaşları, emekli
silah arkadaşlarını yanlarında görmekten çok mutlu
olduklarını ifade etmişlerdir.
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
31
TBMM’deki Basın Açıklaması
CHP milletvekilleri Veli Ağbaba, Özgür Özel ve İzzet Çetin, 5 Şubat 2014 günü Balyoz davasından tutuklu 33 subayın yakınlarının da katıldığı bir basın toplantısı düzenledi. Ağbaba, “Ordusuna kumpas kurulduğu
ortaya çıkan bir Genelkurmay Başkanı, daha fazla koltuğunda oturmamalı, istifa etmelidir” dedi.
Özgür Özel ise dava süresince yaşanan hukuksuzlukları ve sahte delil iddialarını sık sık Meclis Genel
Kurulu’nda dile getirdiklerini beliterek, “Biz bunları anlatırken iktidar sıralarından hep eleştiri aldık. O zaman övgüler yağdırdıkları yargı, oğullarına dokununca şimdi ‘Kumpas’ diyorlar. Biz ‘Ayarını bozduğun kantar, gün gelir seni de tartar’ demiştik” açıklamasını yaptı. Türkiye Emekli Subaylar Derneği Başkanı Emekli
Korgeneral Erdoğan Karakuş da yeniden yargılama değil tutuklulukların son bulmasını istediklerini belirtti. Komutanlara suikast soruşturması nedeniyle intihar eden Yarbay Ali Tatar’ın ağabeyi Ahmet Tatar ise büyük mağduriyetler yaşandığını, kayıpların geri getirilemeyeceğini, gelecekte bu davanın kendisinin ve yargılayanların mahkûm edileceğini söyledi. Toplantı sırasında bazı tutuklu yakınları, gözyaşlarını tutamadı.
Cumhurbaşkanı Rauf DENKTAŞ ve Dr. Fazıl KÜÇÜK’ü Anma Töreni
Kıbrıs Türk Kültür Derneği, Türkiye Emekli Subaylar Derneği ve Türkiye Muharip Gaziler Derneği üyeleri, Denktaş
ve Özgürlük Mücadelesi Lideri Dr. Fazıl Küçük için 13 Ocak
2014 günü Ankara’da Dr. Fazıl Küçük’ün adını da taşıyan
Rauf Denktaş parkında ayrı ayrı törenler yapıldı.
Etkinlikte, anıta çelenkler konuldu ve saygı duruşunda bulunuldu.
Kıbrıs Türk Kültür Derneği Başkanı Ahmet Göksan,
Denktaş’ın Kıbrıs Türkü’nün bağımsızlık mücadelesine önderlik ettiğini belirtti.
Türkiye Emekli Subaylar Derneği Başkanı Erdoğan Karakuş ise Türk milletinin zor zamanlarda büyük liderler yetiştirdiğini, Rauf Denktaş’ın da tıpkı Mustafa Kemal Atatürk gibi Kıbrıs Türk halkının önderi olduğunu söyledi.
32
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
Utku ERİŞİK’ten Ulusal Bir Şahlanışın Öyküsü
Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD) Eğitim Vakfı yararına, sanatçı Utku ERİŞİK tarafından Ankara Halk Tiyatrosu Kültür Merkezi’nde 13 Şubat 2014 akşamı sahnelenen “Hoş Gelişler Ola” adlı tiyatro oyunu büyük bir coşku içinde izlendi.
Oyunun sonunda TESUD Genel Başkanı Em. Hv. Korgeneral Erdoğan KARAKUŞ, tüm TESUD ailesi adına sanatçıya şükranlarını bildirdi.
Sessiz Çığlık Eylemi
Sincan Cezaevinde Yapıldı.
“21. Yüzyılda Yeni Güvenlik Anlayışı”
Konulu Konferan Düzenlendi.
Her Cumartesi düzenlenen Sessiz Çığlık eylemi 18 Ocak 2014 Cumartesi günü Sincan cezaevinde yapıldı. Em. Yb. Yücel KURU Vardiya Bizde
Platformu’nun basın açıklamasını okudu.
Em. Tümg. Ali ERDİNÇ tarafından, 20 Mart
2014 tarihinde TESUD Genel Merkez binasında
“21. Yüzyılda Yeni Güvenlik Anlayışı” konulu konferans düzenlendi.
TESUD Genel Başkanı Em. Hv. korgeneral Erdoğan KARAKUŞ konuşma yaptı. İşçi Partisi Genel
Başkan Yardımcısı Av. Ceyhun MUMCU ise tutsaklara özgürlük mücadelesinin öneminden bahsetti.
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
33
TESUD ŞUBE ETKİNLİKLERİ
TESUD Basın Yayın
Başkanlığı
TESUD İSTANBUL ŞUBELERİ
İstanbul İl Başkanlığı tarafından Kanlı
Noel’i Anma Günü düzenlenmiştir.
İstanbul İl Başkanlığı tarafından 24 Aralık 2013
tarihinde yapılmış olan Kanlı Noel’i anma gününe;
TESUD Genel Başkanı Em. Hv. Korgeneral Erdoğan
KARAKUŞ ve KKTC’den davet edilen KKTC Eski
Dışişleri Bakanı Sn. Vedat ÇELİK, Göz Tbp. KKTC
Cumhuriyet Meclisi eski Başkanı ve eski Başbakan’ın
kızı Sn. Yeşim ÖREK, TMT üyeleri Sn. İsmet EVCİL,
Sn. Erdoğan BALCILAR ve Sn. Yaşar TEVFİKLER
iştirak etmişlerdir.
TESUD ŞİŞLİ ŞUBESİ
TESUD Şişli Şubesi Karma Resim Sergisi 27
Ocak 2014 tarihinde açılışı yapılmıştır.
Sergi 27 Ocak - 05 Şubat 2014 tarihleri arasında
YMM Odası Sergi Salonu (İstiklal Caddesi No:146
Beyoğlu / İSTANBUL)’nda gezilmiştir.
34
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
“18 MART 1915 ÇANAKKALE DENİZ
ZAFERİ VE ŞEHİTLER HAFTASI”
ETKİNLİKLERİ
İstanbul İl Başkanlığı her yıl olduğu gibi bu yılda Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma gününü TSK
Çamlıca Özel Bakım Merkezinde andı.
TESUD BAKIRKÖY ŞUBESİ
Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma günü TESUD
Bakırköy Şubesi tarafından Edirnekapı Şehitliğinde
anıldı.
TESUD RASİMPAŞA ŞUBESİ
TESUD Rasimpaşa Şubesi, Şehit Ailelerinin Yeni Yılını Kutlamıştır.
TESUD Rasimpaşa Şubesi, geleneksel hale getirmiş oldukları Bayramlarda ve Yeni Yılda Şehit Ailelerini ziyaret etmekte ve onları unutmadıklarını göstermektedir. TESUD Rasimpaşa Şubesi tarafından Yeni Yıl nedeniyle 27 Aralık 2013 tarihinde Şehit Aileleri derneğe davet edilerek, Yeni Yılları kutlanmıştır.
TESUD Rasimpaşa Şubesi Çarşamba Konferansları devam ediyor.
TESUD Rasimpaşa Şubesi dernek binasında 12 Şubat 2014 Çarşamba günü Prof Dr. Erdoğan TEZİÇ
( YÖK eski Başkanı ) “Anayasa ve Seçim” konulu konferans vermiştir. Yoğun ilgi gören konferansta son derece faydalı dolu dolu bir konuşma yapılmıştır.
TESUD ÜSKÜDAR ŞUBESİ
TESUD Üsküdar Şubesi tarafından her ayın
“3’ncü Çarşamba Buluşması“ faaliyetine 19 Şubat
2014 tarihinde Em.General Kenan DENİZ katılmıştır.
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
35
TESUD KADIKÖY ŞUBESİ
Çamlıca Bakımevinde kalan TESUD Kadıköy üyeleri, 10 OCAK 2014 tarihinde ziyaret edilmiştir. Ziyarette ; Şube üyesi büyüklerimizle sohbet edilmiş ve
hatıraları dinlenmiştir.
TESUD ÇORLU ŞUBESİ
TESUD Kadıköy Şubesi Üyeleri ile Yeni Yıl, 30 Aralık 2013 tarihinde, Şube Lokalinde yapılan kokteyl
ile kutlanmıştır. Etkinliğe üyelerimiz, yakınları ve
Çamlıca Bakımevinde kalan büyüklerimiz katılmıştır. Etkinlikte hatıralar tazelenmiş ve duygusal anlar
yaşanmıştır.
Komutandan Emekli Askerlere Ziyaret
5. Kolordu ve Garnizon Komutan Korgeneral Tahir
Bekiroğlu, Tekirdağ’ın Çorlu ilçesindeki Emekli Asker derneklerini ziyaret etti. Çorlu’da faaliyet gösteren emekli asker derneklerine iadeyi ziyarette bulunan
Korgeneral Tahir Bekiroğlu sırası ile, Türkiye Emekli Subaylar Derneği (TESUD) Çorlu Şube Başkanlığı,
Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) Çorlu
Şube Başkanlığı ve Türkiye Muharip Gaziler Derneği Çorlu Şubesinde dernek üyeleri ile bir araya geldi.
Sohbet ortamında geçen ziyaretlerde, Çorlu’da bulunan emekli askerler çeşitli sorunlarını garnizon komutanına aktarma imkanı buldu. Emekli askerlerin sorunlarını yerinde dinleyen 5. Kolordu ve Garnizon Komutan Korgeneral Tahir Bekiroğlu, sorunların çözülmesi yönünde girişimlerde bulunacağını kaydetti.
TESUD KONAK ŞUBESİ
TESUD Konak Şubesi üyeleri ve Mehmet KARAASLAN 23 Aralık 2013 günü; devrim Şehidi Mustafa Fehmi KUBİLAY’ı katledilişinin yıldönümünde,
Menemen Yıldız Tepe Şehitliğinde anmışlardır.
Anma etkinliğine onbine yakın yurtsever katılmıştır.
36
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
TESUD ESKİŞEHİR ŞUBESİ
TESUD Eskişehir Şube üyeleri
1. İnönü Zaferi 93’ncü yıl anma
etkinliklerine katılmıştır.
1. İnönü Zaferi 93.ncü yıl anma etkinlikleri kapsamında 5 OCAK 2014 günü; metristepe anıtına 8 km.
saygı yürüyüşü ve Metristepe de anma törenine
TESUD Eskişehir Şubesi üyeleri katılmıştır.
TESUD Eskişehir Şube Başkanı
Büyük Atatürk Koşusuna Katılmıştır.
TESUD Eskişehir Şube Başkanı Em. Alb. Fatih
ÇELİK 27 Aralık 2013 tarihinde Ankara’da yapılan
büyük Atatürk koşusuna katılmıştır.
TESUD ÇANKAYA ŞUBESİ
ÇAHEM ( Çankaya Halk Eğitim Merkezi ) ve TESUD Çankaya Şubesi işbirliği ile açılan 21. dönem Bilgisayar Kullanım Kursu ve İngilizce 1’nci Kademe Kursu tamamlanmış olup; kursiyerlerin sertifikaları Sayın Genel Başkanımız Em. Korg. Erdoğan KARAKUŞ’un katılımlarıyla TESUD Çankaya Şube Yönetimi tarafından düzenlenen törenle 19 MART 2014 tarihinde kursiyerlere takdim edilmiştir.
TESUD Çankaya Şubesi TSM Korosu Konseri Düzenlenmiştir.
TESUD Çankaya Şubesi Türk Sanat Müziği ( TSM)
çok sesli korosu; TSK Rehabilitasyon Merkezi’nde
(Bilkent) 12 Mart 2014 günü TSM Konseri gerçekleştirilmiştir. Koro konserle TSK Rehabilitasyon
Merkezi sakinlerinin hoşça vakit geçirmesini sağlamıştır. Em. Tümg. Sıtkı AYDINEL, konser sonunda
sakinler adına yapmış olduğu konuşmada; TESUD
Çankaya Şubesi korosuna teşekkür etmiş ve memnuniyetlerini belirtirken, konserin tekrarlanması ricasında bulunmuştur.
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
37
TESUD ANTALYA ŞUBESİ
TESUD Antalya Şubesi Olağanüstü Genel Kurul Sonuçları açıklandı.
TESUD Antalya Şube Başkanlığının 21 Ocak 2014 tarihinde yaptığı Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı sonucunda Şube Başkanlığı görevine Em. P. Kd. Alb. Cumhur UTKU seçilmiştir.
Şube Yönetim Kuruluna seçilen değerli TESUD üyelerini kutluyoruz.
Görevi devreden arkadaşlarımıza hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyor, yeni hayatlarında sağlık ve mutluluklar diliyoruz.
Seçilen yeni Yönetim Kurulu ve görevleri aşağıdadır.
2.Başkan – Em. P. Kd. Alb. Mevlüt Tuncay ÇETİNKAYA
Sekreter – Em. Tnk. Alb. Mehmet Ali AKAY
Ynt. Krl. Üyesi – Em. Kd. Alb. Cevdet CIRIK
Ynt. Krl. Üyesi – Em. Hak. Alb. Ertan URUNGA
Ynt. Krl. Üyesi – Em. Gazi Yzb.Orhan GÜLER
Ynt. Krl. Üyesi – Em. Top. Kd. Bnb. Hüseyin AYKUT
TESUD BORNOVA ŞUBESİ
TESUD Bornova Şube Başkanlığının 16 Şubat 2014 tarihinde yaptığı Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı sonucunda Şube Başkanlığı görevine Em. Lv. Bnb. Çetin KÖKER seçilmiştir.
Şube Yönetim Kuruluna seçilen değerli TESUD üyelerini kutluyoruz. Görevi devreden arkadaşlarımıza
hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyor, yeni hayatlarında sağlık ve mutluluklar diliyoruz.
Seçilen yeni Yönetim Kurulu ve görevleri aşağıdadır.
2.Başkan – Em. Hv. Ulş. Alb. Ercan SEDEFOĞLU
Sekreter – Em. P. Yb. Naci DOLGUN
Ynt.Krl.Üyesi – Em. Hv. Dr.Y.Müh.Bnb. Birhan AKARSU
Ynt.Krl.Üyesi – Em. Bnb.Ahmet İLKUTLU
Ynt.Krl.Üyesi – Em. Lv. Tğm. Ömer Faruk ÇELİK
38
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
6502 SAYILI TÜKETİCİNİN KORUNMASI
HAKKINDA KANUN’UN GETİRDİKLERİ
Nehir Miray BEDÜK
Avukat
TESUD Huk. Müş.
07/11/2013 Tarihinde TBMM Genel Kurulunda
6502 Sayılı kanun, 4. maddedeki genel tanımın dı-
6502 Sayılı Kanun ile kabul edilen ve 28/11/2013 Ta-
şında “eser, vekalet, taşıma ve diğer iş görmeyi içe-
rih ve 28835 Sayılı Resmi Gazete (RG)’de yayımla-
ren her türlü sözleşmeyi” tarafının tüketici olması ha-
nan “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun”, ilk
linde tüketici işlemi saymıştır.
yayımlandığı 1995 yılından bu yana değişen ihtiyaç-
Bu düzenlemeyle eser ve taşıma sözleşmesi ala-
lara cevap vermek amacıyla bir çok değişikliği içeri-
nında istikrar bulmuş yargı kararlarını etkisiz kılan
sinde barındırmıştır.
kanun koyucu, esasen içtihadın yanlış yorumlanma-
6502 sayılı kanun, 4077 Sayılı Kanun hükümlerine aynen yer vermekle beraber, kanun maddelerini
sı nedeniyle oluşan birçok mağduriyetin önüne geçmiştir.
daha kapsamlı ele almış, hukuki ilişkilerin detayları-
Kanun, uygulamada pek işlevi olmayan Tüketici
na ilişkin, düzenleyici ve emredici konuların bazıla-
Hakem Heyetlerinin görev sınırının üstündeki uyuş-
rını ikincil idari mevzuat düzenlemelerine bırakmış-
mazlıklarda verdiği “delil niteliğindeki” kararları or-
tır.
tadan kaldıracak şekilde düzenleme yapmıştır. Buna
6502 Sayılı Kanunu genel bir bakış ile değerlendirdiğimizde; Türk Borçlar Kanununun bazı konularda
6502 Sayılı Kanundan daha lehe ve uygulamaya elverişli hükümler içermesi dikkat çekicidir.
Bir tüketici uyuşmazlığının ortaya çıkması ve bu
göre miktar ya da değeri 2000 TL yi aşmayan uyuşmazlıklara bakan hakem heyetleri, bu miktarı aşan
uyuşmazlıklarda görevsizdir. Bu bağlamda görev
yükü artan Hakem Heyetleri ve Mahkemelerin sayılarının arttırılması, kararların daha nitelikli verilmesi
hususunda büyük önem taşıyacaktır.
uyuşmazlığa uygulanacak birden çok kanun bulun-
Son olarak Kanunun birçok düzenlemeyi ikinci
ması halinde klasik olarak “Türk Borçlar Kanunu-
mevzuat işlemlerine bırakması nedeniyle, oluşacak
na göre özel nitelikte bulunan ve sonraki kanun olan
hukuki boşlukları doldurmak amacıyla “Yürürlük”
6502 Sayılı Kanunun uygulanması” ilkesinin artık
maddesiyle kanunun yürürlüğe girmesini, Resmi Ga-
pek de geçerli olamayacağı bir dönemin başladığına
zetede yayımını izleyen 6 ay sonrasına bırakmasıdır.
işaret etmektedir. Özellikle haksız şartlar ve genel iş-
Kanun bu hükümle yetinmemiş devam eden uyuş-
lem koşulları alanında hakim, tüketici uyuşmazlığı-
mazlık ve davalara hangi kanunun uygulanacağını
na dair somut olaya göre her iki kanun hükümlerini
birlikte değerlendirerek “tüketici lehine yorum” ilke-
tespite dönük zaman bakımından uygulama maddesi eklemiştir.
si gereği uygulanacak hükmün hangisi olacağını tes-
Tüketici hukukunu yeni bir bakış açısıyla yorumla-
pit edecek, 6502 sayılı yasanın özel ve sonraki yasa
yan kanunun uygulamacılara ve taraflara yol göster-
oluşu hangi hükmün uygulanacağı konusunda etki-
mesini umuyoruz.
li olamayacaktır.
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
39
Sayın Üyeler;
TESUD Eğitim Vakfı (TESUV); Balyoz kararlarının Yargıtay tarafından onaylanmasını takiben, mağdur edilen asker ailelerine destek olmak için çalışmalara başlamış, 24 Ekim 2013 tarihinde, emekli subaylara bu amaçla katkıda bulunma çağrısı yapmıştır. Bu
tarihten 14 Mart 2014 tarihine kadar, TESUV’a yapılan bağışların toplamı 561.154,53 TL sına ulaşmıştır.
tay tarafından onaylanmıştır. Bu davada hükümlü duruma gelen 43 askerden, 15’i emeklilik hakkını kazanmış, 28 kişisi ise emeklilik hakkını kazanamamış
mağdurlardan oluşmaktadır. Bu 28 askerin en genç
olanı emeklilik hakkını en son ( 2030 yılında) kazanabilecektir. İstanbul Casusluk Davası mağdurlarını
da, en kısa zamanda TESUV Yardım Planı kapsamına almak için, çalışmalarımız sürmektedir.
Mağdur olan askerlere yardım için, Kasım 2013
ayında bir “Yardım Planı” hazırlanmış ve Aralık
2013 ayı başından itibaren uygulamaya konulmuştur.
Hükümlü hale gelen askerler, özlük hakları bakımından üç grupta toplanmaktadır;
Bu arada, İzmir Casusluk davasından yargılanan
357 kişinin büyük çoğunluğu, henüz emeklilik hakkını kazanamamış ve hatta fiili hizmet süresi on yıldan da az olan genç askerlerden oluşmaktadır. Bu
dava, kumpas olduğu ortalığa saçılmasına rağmen;
Balyoz ve İstanbul Casusluk davalarına benzer şekilde sonuçlandırılırsa, bu günkünden çok daha dramatik bir tabloyla karşı karşıya kalacağımız ortadadır.
-Emekli olanlar veya emeklilik hakkını kazanmış
muvazzaflar. Bu gruptakiler, emekli maaşlarını kesintisiz olarak almakta ve yardıma en az ihtiyaç duyan grubu oluşturmaktadır.
-Emeklilik hakkını henüz kazanamamış olanlar.
Bunlar da, prim borcu olmayıp yaş haddini bekleyenler ile hem prim borcu olan ve hem de yaş haddini bekleyenler olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır.
Mağdur askerler içinde, yardıma ihtiyacı olan ana
grubu bu askerler oluşturmakta, yardımlarda öncelik
bu gruba verilmektedir.
-Emekliliğe esas fiili hizmet süresi 10 yıldan az
olanlar, üçüncü grubu oluşturmaktadır. Bu gruba giren personel küçük rütbeli olup, çoğunlukla İstanbul
Casusluk ve İzmir Casusluk Davaları mağdurlarıdır.
TESUV Yardımlarının yapılmasında öncelik,
emeklilik hakkını henüz kazanamamış askerlere verilmektedir. Bu kapsamda, Balyoz mağduru 15 asker
ailesine, Aralık 2013 ayından itibaren, aylık periyodik yardımlar yapılmaktadır. Bu yardımlar, emekli
maaşlarını almaya başlayıncaya kadar sürdürülecektir. Yardım edilen Balyoz mağdurlarının tümü, Ekim2014 ile Nisan-2018 tarihleri arasında emekli maaşı almaya başlayacaklar, bu tarihe kadar TESUV’un
yardımları sürecektir.
Hatırlanacağı üzere, 07 Aralık 2013 tarihinde de İstanbul Gizli Belge (Casusluk) Davası kararları Yargı-
40
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
Aralık 2013 ayı başından 28.03.2014 tarihine kadar, TESUV Yardım Planı kapsamına alınan, emeklilik hakkını kazanamamış 15 asker ailesi ile emeklilik hakkını kazandığı halde çocuklarının eğitim ihtiyacı olan beş aileye ve ayrıca 15 öğrenciye, toplam
olarak 52.650,00 TL yardımda bulunulmuştur. İstanbul Casusluk Davası mağdurları da yardım planına
alınmaya başladıkça bu miktarın artacağı, yıl sonu
itibariyle 200.000,00 TL nı aşabileceğini değerlendiriyoruz. Bu gün itibariyle, TESUV’a yapılan bağışlar ile, mağdur askerlere yapılan yardımların, iki
yıla yakın süre ile devam ettirilmesi olası görünmektedir. Ancak, tüm mağdurların emeklilik hakkını kazanıncaya kadar yapılması düşünülen yardımlar için,
TESUV’un, bu güne kadar olduğu gibi, meslektaşlarımızın ve silah arkadaşlarımızın yardım ve desteklerinin sürmesine ihtiyacı olduğu gerçektir.
TESUV olarak; bağışlarıyla destek olan meslektaşlarımıza, dostlarımıza ve vatandaşlarımıza, şükranlarımızı sunuyoruz. Bağışçılarımızı bilgilendirmek
üzere hazırlanan duyurularımızı, TESUD Şubelerine göndererek ve Derneğin internet sayfasında (http//
www.tesud.org.tr) da yayımlamaktayız.
TESUD GENEL MERKEZ YÖNETİM KURULU
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
41
HUDUTTA
Yılmaz ATAK
Em. P. Alb.
TESUD Pendik Şb. Üyesi
Hudut nedir, aslı yok, meşe meşe üstüne,
Denetlerler sorarlar, saat saat üstüne,
Hiç oralı olan yok, neşe neşe üstüne,
Emirler tomar tomar, kâğıt kâğıt üstüne,
Bu dert bana içirdi, şişe şişe üstüne,
Hiç kimse lafı açmaz, şu icraat üstüne,
Başka çarem kalmadı, gittim durdum, önünde,
Hep kabahat bendedir, kimse almaz üstüne,
Derdimi bir bir saydım, ATATÜRK’ÜN BÜSTÜNE.
Dedim: Asker azaldı, nöbet nöbet üstüne,
Masa yok, sandalye yok, Memet Memet üstüne,
Şeker biter, ot yolarlar, demet demet üstüne,
Dert dinlemez giderler, ben koşarım büstüme.
Odunlukta taş kütükler, gürgen kayın üstüne,
Dapdaracık fırınlarda, tayın tayın üstüne,
Cephaneler hep çadırda, mayın mayın üstüne,
Elli giyim çorap gelir, senet senet üstüne,
Bazen derim, şu garibin çok varmayın üstüne,
Sıkıntıdan, efkârdan bunaldığım zamanlar,
Sonra gider yakınırım, ATATÜRK’ÜN BÜSTÜNE.
Ben derdimi sayarım, ATATÜRK’ÜN BÜSTÜNE.
Telefon hattı denir, sırık sırık üstüne,
Çatı akar, kiremitler, kırık kırık üstüne
Mukadderat bağlanmış bir pısırık üstüne,
Elli kilometrelik hudutta çektiğimi,
Hep anlattım korkmadan, ATATÜRK’ÜN BÜSTÜNE.
Gezin tozun kurulun, doya doya üstüne,
Steyşınlar pırıl pırıl boya boya üstüne,
Bi de benim cipe bak, hal kalmadı fakirde,
Fasulye çuvalını koya koya üstüne,
Gece gündüz, dağ, bayır demeden çektiğimi,
Anlatırım her zaman, ATATÜRK’ÜN BÜSTÜNE.
Karakollar yıkılır çatır çatır üstüne,
Eften püften tavlada, katır katır üstüne,
Dinleyin hey, size yazdı, bendeki hınç üstüne,
İkmal işi bağlanmış, gönül hatır üstüne,
Elde sopa, apolette kılınç kılınç üstüne,
Ben hep böyle yazarım, satır satır üstüne
Sizi şikâyet ettim, gözünden anlarsınız,
Sonra gider okurum ATATÜRK’ÜN BÜSTÜNE.
Yağmur yağar her yer çamur, balçık batak üstüne,
Koğuşlarda tahta ranza, yatak yatak üstüne,
Bu bölükte her şey zimmet, Yılmaz ATAK üstüne,
Hele bakın sıkıysa, ATATÜRK’ÜN BÜSTÜNE.
Saat sekiz sekiz buçuk, beyler hala yatakta,
Ben altıda yoldayım, o yol denen batakta,
Bin liralık maaşım var, zimmet milyar üstüne,
Zülfiyare dokunacak, daha çok söyletmeyin,
Aklım almaz, dert yanarım ATATÜRK’ÜN BÜSTÜNE.
Yoksa nice dertler vardır Yılmaz ATAK’ta
1968 YILINDA ; BULGARİSTAN HUDUDU..
KARAHAMZA HUDUT BÖLÜK KOMUTANI
P.KD.YZB. YILMAZ ATAK
42
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
1954 - 8
ARAMIZDAN AYRILANLAR
Kederli ailelerine ve arkadaşlarına başsağlığı diler,
hizmetlerini saygı ile anarız.
TESUD Genel Merkezi
Adres: Yalı Cad. No: 126/7-B
Karşıyaka-İZMİR
Mehmet Nefi BUHARALI
Em.Top. Alb.(1945-62)
Çankaya Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 25/12/2013
Adres: Mutlukent Mah. 1970. Sok.
Girişim Sit. No:2/34
Ümitköy-ANKARA
Tel: (0232) 381 45 46
Tel: (0312) 235 12 12
İbrahim Hakkı ERTÜBEY
Mahmut TEZER
Em.Per. Alb. (1944-76)
Em.Hv. Alb. (1946-81)
Kadıköy Şb. Üyesi
Karşıyaka Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 03/06/2013
Vefat Tarihi: 16/07/2013
Adres: Göztepe Mah. Cavitpaşa
Sok. No:21/2 Kadıköy-İSTANBUL
Adres: 1724 Sok. No:2/6
Tel: (0216) 360 93 19
Tel: (0232) 323 09 77
Fahir ALPMAN
Em.Per.Kd.Alb. (1948-40)
Karşıyaka Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 01/01/2012
Osman Nuri GÖKÇE
Em.Tbp.Yb. (1965-14)
Karşıyaka Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 01/08/2013
Adres: Pamukkale 3 Giriş 56 D:16
Mavişehir Karşıyaka-İZMİR
Tel: (0232) 324 12 47
Hulusi DEMİRÖREN
Em. Lv. Kd. Alb. (1951-6)
Konak Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 01/09/2013
Adres: 505 Sok. No:8/12
Hatay Konak/İZMİR
Tel: (0232) 228 46 41
Edibe Mualla BÖLÜKBAŞI
Em.Alb.Arif BÖLÜKBAŞI’nın Eşi
Çankaya Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 25/10/2013
Adres:Ataç-2 Sok. No:54/4
Çankaya/ANKARA
Tel: (0533) 378 81 70
Karşıyaka-İZMİR
Emine Melahat DORAS
Em. M. Sabahattin DORAS’ın Eşi
Beşiktaş Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 09/08/2013
Adres: Vişnezade Mah. Hüsrev
Gerede Cad. Levhalı Sok. Deniz
Apt. No:1/4 Beşiktaş/İSTANBUL
Tel: (0212) 261 17 13
K.Şinasi ÖZVEREN
Em.Dz. Alb.(2072)
Beşiktaş Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 01/09/2013
Adres: Koşuyolu Cad. Özyurt Sit. D
Blok No:90/15 Üsküdar/İSTANBUL
Tel: (0216) 339 68 35
Hasan Hami KAYA
Em.P. Kd. Bnb.(1967-154)
Üsküdar Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 30/10/2013
Adres:Meclis Mah. Teraziler Cad.
Sarı Belde Sit. N-4 Blok D:10
Sancaktepe/İSTANBUL
Tel: (0216) 540 28 14
Birlik,Sayı
Sayı: :203
203• •Ocak-Şubat-Mart
Ocak-Şubat-Mart2014
2014
Birlik,
43
43
Süleyman ÇAKICI
Em. Ulş. Alb. (1948)
Antalya Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 07/10/2013
Adres: Kızıltoprak Mah. Oyak Sit.
B-3 Blok No:11 ANTALYA
Tel: (0242) 311 30 16
Meral ŞUMNULU
Em.Alb.Mehmet ŞUMNULU’nun
Eşi
Bakırköy Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 10/11/2013
Adres: Ataköy 4. Kısım T o Blok
No:101/14 Bakırköy/İSTANBUL
Tel: (0212) 559 43 62
Sevim SÜER
Tanju YALÇINKAYA
Em.Alb. Raif SÜER’in Eşi
Em.Alb. A.YALÇINKAYA’nın Oğlu
Beşiktaş Şb. Üyesi
Kadıköy Şb. Üyesi
Vefat Tarihi:27/11/2013
Vefat Tarihi: 05/12/2013
Adres:Barbaros Bulvarı Ertuğrul Sit.
No:89/11 Beşiktaş/İSTANBUL
Adres: Erenköy Mah. Bağdat Cad.
No:352 D:8 Kadıköy/İSTANBUL
Tel: (0536) 744 73 64
Tel: (0216) 411 38 91
Fethiye ÖZALP
Em.Yb. Hasan ÖZALP’in Eşi
Beşiktaş Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 06/12/2013
Adres:Emekli Subay Evleri 32. Blok
No:4 Esentepe
Beşiktaş/İSTANBUL
Sabriye ATAİL
Em.Alb. Seyfettin ATAİL’in Eşi
Şişli Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 07/12/2013
Adres: Kültür Mah. Adnan Saygun
Cad. Dostlar Sit. B Blok No:9/15
Beşiktaş/İSTANBUL
Tel: (0212) 272 33 24
Tel: (0212) 212 30 43
Ömer Necdet ŞENOL
İbrahim BABAYİĞİT
Em.J.Alb. (1962-49)
Bursa Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 13/12/2013
Adres: Çırpan Mah. Korkmaz
Apt. 3. Uslu Sok. No:7-7A
Osmangazi/BURSA
Em.Lv.Alb. (1946-16)
Kadıköy Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 10/12/2013
Adres: Altunizade Mah. Kalfaçeşme
Sok. Validebağ Sit. 28. Blok No:3/3
Üsküdar/İSTANBUL
Tel: (0224) 254 09 51
Hayri AKSOĞAN
Fahri (Onursal) Üye
Adana Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 15/12/2013
Adres: Reşatbey Mah. Gazipaşa
Bulvarı Ayral Apt. No:4/12
Seyhan/ADANA
Orhan LENGERLİ
Em.Ord. Kd. Alb. (1944-172)
Beşiktaş Şb. Üyesi
Vefat Tarihi:16/12/2013
Adres: Tahtalı Bostan Sok.
No:22/7 İnci Apt. Kuzguncuk
Üsküdar/İSTANBUL
Tel: (0322) 454 04 98
Tel: (0216) 553 74 03
Kemal ÖZ
Ahmet Necdet ERTÜRK
Em.Ulş. Alb.(1946-39)
Em.Ord. Alb. (1949-6)
Şişli Şb. Üyesi
Kadıköy Şb. Üyesi
Vefat Tarihi:16/12/2013
Vefat Tarihi: 18/12/2013
Adres: Konaklar Mah. 27. Blok D:7
Y.Levent/İSTANBUL
Adres: Göztepe Mah. Tnzimat Sok.
No:17/15 Kadıköy/İSTANBUL
Tel: (0212) 284 55 16
Tel: (0216) 359 11 96
44
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
Vefat Tarihi: 18/12/2013
Vefat Tarihi: 22/12/2013
Adres: Lv. Mah. Lv. Sit. Kat:1 D:37
Beşiktaş/İSTANBUL
Adres:Cevat Paşa Mah. Çanakçılar
Sok. No:22/5 ÇANAKKALE
Tel: (0542) 432 39 98
Tel : (0536) 737 07 67
Aydemir ERTETİK
Em.Hv.Yer.Alb. (1956-99)
Kadıköy Şb. Üyesi
Vefat Tarihi:25/12/2013
Adres:Bostancı Mah. Bostantariki
Sok. Yılmazlar Apt. A Blok
No:12/37 Kadıköy/İSTANBUL
H. Nurettin ÖZBEY
Tel: (0532) 654 96 95
Tel: (0212) 283 24 72
Meryem BARLAS
Em.Alb.Kemal BARLAS’ın Eşi
Şişli Şb. Üyesi
Vefat Tarihi:29/12/2013
Adres:Esentepe Em.Sb. Evleri
Müşir Abdullah Sok. 42. Blok D:13
Esentepe/İSTANBUL
Yusuf ÇAM
K
Çanakkale Şb. Üyesi
O
Em.J. Kd. Alb.(1962-45)
Şişli Şb. Üyesi
Y
Mehmet Ali ERGEN
Em.Ord. Alb. (1949-7)
RE
Sİ
M
Hikmet PEKİN
Em.J. Alb.(1943-2)
Beşiktaş Şb. Üyesi
Vefat Tarihi:25/12/2013
Adres: Yenilevent Oyak Sit. 38.
Blok D:10 Beşiktaş/İSTANBUL
Em. Lv. Kd. Alb. (1961-22)
Yıldız Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 09/01/2014
Adres:Birlik Mah. 435. Cad.
No:23/5 Çankaya/ANKARA
Tel: (0212) 266 23 65
Tel: (0536) 621 76 96
Ahmet ÖZYİĞİT
Selahattin CAMBAZOĞLU
Em.Ord. Kd. Alb. (1944-147)
Em.Korg. (1945-6)
Karşıyaka Şb. Üyesi
Beşiktaş Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 09/01/2014
Vefat Tarihi:13/01/2014
Adres: Girne Bulvarı No:176/12
Karşıyaka/İZMİR
Adres:Tan Sok. No:18 Reşitpaşa
Emirgan Sarıyer/İSTANBUL
Tel: (0232) 365 60 32
Tel: (0212) 229 28 47
Saim ÖRENCİK
Em. Dz. Alb. (1948-2176)
Beşiktaş Şb. Üyesi
Vefat Tarihi:14/01/2014
Adres: Feneryolu Mustafa Mazhar
Bey Sok. Bilimzade Apt. No:51/8
Kadıköy/İSTANBUL
Necla DÖVENCİ
Em. Alb.Mehmet DÖVENCİ’nin Eşi
Adana Şb. Üyesi
Vefat Tarihi:14/01/2014
Adres:Reşatbey Mah. Cumhuriyet
Cad. Cumhuriyet Apt. No:35 Kat:3
D:9 Seyhan/ADANA
Tel: (0532) 723 56 50
Tel: (0322) 453 71 25
Hüsnü Fikret ÖZBAY
Mustafa ÖZBEK
Em.Top. Kd. Alb. (1951-36)
Em. Per. Kd. Alb. (1954 - 46)
Çankaya Şb. Üyesi
Çankaya Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 15/01/2014
Vefat Tarihi: 18/01/2014
Adres: Anıttepe Mah. Kültür Sok.
No:1/9 Çankaya/ANKARA
Adres: Mesnevi Sok. No:29/8
A.Ayrancı/ANKARA
Tel: (0533) 565 47 71
Tel: (0312) 438 06 17
Birlik,Sayı
Sayı: :203
203• •Ocak-Şubat-Mart
Ocak-Şubat-Mart2014
2014
Birlik,
45
45
M. Nezih SIRAL
Erdoğan ŞENLER
Em. Top. Kur. Alb. (1950-32)
Em. Alb.(1951-31)
Şişli Şb. Üyesi
Rasimpaşa Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 19/01/2014
Vefat Tarihi: 20/01/2014
Adres: Akademiler Sit. C Blok D:62
Zincirlikuyu/İSTANBUL
Adres:Kozyatağı Mah. Hilmi Paşa
Sok. No:20/4 İSTANBUL
Tel: (0532) 613 29 39
Tel : (0216) 373 79 88
Sulhi Hüseyin ÜNEŞ
Fahri (Onursal) Üye
Üsküdar Şb. Üyesi
Vefat Tarihi:20/01/2014
Adres:Kısıklı Mah. Alemdar Cad.
Önalan Sit. C Blok D:5
Cavit EFE
RE
Sİ
M
Y
O
K
Em. Kd. Alb.(1947-28)
Üsküdar/İSTANBUL
Çankaya Şb. Üyesi
Vefat Tarihi:22/01/2014
Adres: Altı Evler Yiğit Sok. No:11
Narlıdere/İZMİR
Tel: (0216) 328 30 68
Tel: (0232) 239 34 93
Zerrin SUGÜDER
Em.Alb. Ali SUGÜDER’in Eşi
Şişli Şb. Üyesi
Vefat Tarihi:22/01/2014
Adres:Dr. Kemal Akgüder Cad.
Sugüder Apt. No:17/7
Hüsnü BAŞAT
Üstbostancı/İSTANBUL
Tel: (0532) 266 05 62
Em. Tümg. (1941-82)
Şişli Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 24/01/2014
Adres:Akademiler Sit. E Blok D:101
Zincirlikuyu/İSTANBUL
Tel: (0543) 575 59 92
Ferhan ERDENER
Em. Alb. İhsan ERDENER’in Eşi
Beşiktaş Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 25/01/2014
Adres: Barbaros Cad. Deniz Sok.
Esentepe Pansiyonu
Muzaffer HEPER
Çınarcık/YALOVA
Maltepe/ANKARA
Tel: (0539) 969 28 36
Tel: (0312) 229 32 58
Şaziye TEKEŞ
M.Nihat YILDIZ
Subay Eşi
Em. Tümg. (1941-71)
Gölcük Şb. Üyesi
Şişli Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 29/01/2014
Vefat Tarihi: 30/01/2014
Adres: Donanma Cad. Olgun Apt.
D:5 Gölcük/KOCAELİ
Adres:Akademiler Sit. D Blok D:75
Zincirlikuyu/İSTANBUL
Tel: (0535) 724 15 73
Tel: (0532) 323 30 19
Em.Korg. (1935-221)
Çankaya Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 27/01/2014
Adres: Onur Sok. No:26/5
Yaşar Demir BARUTÇU
Halit DİKEN
Em.Hv. Yer. Kd. Alb. (1953-147)
Em.Dz. Yb. (1959-2810)
Konak Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 03/02/2014
Adres: İnönü Cad. No:600/13 Selvi
Apt. Denizmen Konak/İZMİR
Tel: (0232) 224 59 61
46
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
Kocaeli Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 08/02/2014
Adres: Yuvacık Kalıcı Kon.
9. Ada 6 Blok No:12 İZMİT
Servet ORTAÇ
Em. Tnk. Alb. (1965-76)
Çankaya Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 13/02/2014
Adres: 1820 Cad. Kentkoop Mah.
Güneyce Merkez D:9
A.Ramazan YILMAZ
Em. Top. Yb. (1943-38)
Çankaya Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 17/02/2014
Adres: Gençlik Cad. No:61/10
Anıttepe/ANKARA
Batıkent/ANKARA
Tel: (0312) 256 50 83
Tel : (0312) 230 45 63
İsmail Hakkı TÜZÜN
Altay ARTUN
Em. P. Alb. (1950-10)
Em. Kd. Bnb.(1958-10)
Çankaya Şb. Üyesi
Kadıköy Şb. Üyesi
Vefat Tarihi:24/02/2014
Vefat Tarihi:19/01/2014
Adres: Defne Sok. No:5/15
A.Ayrancı/ANKARA
Adres:Acıbadem Mah. Çilekli Sok.
No:36/1 Üsküdar/İSTANBUL
Tel: (0312) 467 69 92
Aynur AKKAYA
Fahri (Onursal) Üye
Kadıköy Şb. Üyesi
Vefat Tarihi:11/02/2014
Adres: Bostancı Mah. Yeniyol Sok.
Murat Apt. No:4/14
Mehmet Münir SÖNMEZ
Em. Top. Alb. (1949-75)
Kadıköy Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 12/02/2014
Adres:Fenerbahçe Mah. Iğrıp
Çıkmazı Sok. No:3/9
Kadıköy/İSTANBUL
Kadıköy/İSTANBUL
Tel: (0216) 373 06 46
Tel: (0216) 338 60 64
Yusuf Kenan BİLSEL
Em. Hv. Alb. (1944-69)
Pendik Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 14/12/2013
Adres: Ankara Cad. 2. Haznedar
Apt. No:229/7
Mustafa Kemal TOK
Em. Top. Alb. (1945-57)
Pendik Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 12/02/2014
Adres: Yalı Mah. Rıhtım Cad.
Başaran Sit. C-15/19
Pendik/İSTANBUL
Maltepe/İSTANBUL
Tel: (0216) 354 03 01
Tel: (0216) 441 30 71
İlyas Apaydın METE
H. Vasfi UÇKAN
Em.Top.Kd.Alb. (1965)
Em. Kd. Yzb. (191958-2)
Konak Şb. Üyesi
Çankaya Şb. Üyesi
O
Y
M
Sİ
Adres: 254 Sok. Büyükelçiler Apt.
No:1/3 Hatay/İZMİR
RE
Vefat Tarihi: 17/12/2013
K
Tel: (0216) 488 99 35
Vefat Tarihi: 12/03/2014
Adres:Oyak-2 Sit. 9. Giriş No:6
Çankaya/ANKARA
Tel: (0232) 227 01 49
Tel: (0312) 240 33 36
Coşkun ALTUĞ
Em.Tuğg. (1951-14)
Rasimpaşa Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 18/02/2014
Adres: Tüccarbaşı Mah. Şmesettin
Günaltay Cad. No:202/25
Cemalettin GÜLTEKİN
Em.Top.Kd.Alb. (1966-74)
Beşiktaş Şb. Üyesi
Vefat Tarihi: 07/03/2014
Kadıköy/İSTANBUL
Adres: Ayazağa Oyak Sit. 36. Blok
B-5 Sarıyer/İSTANBUL
Tel: (0535) 312 32 99
Tel: (0212) 289 72 01
Birlik,Sayı
Sayı: 203
: 203• •Ocak-Şubat-Mart
Ocak-Şubat-Mart2014
2014
Birlik,
47
47
Em.Org. Kemal YAVUZ Vefat Etmiştir.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin çeşitli kademelerinde görev yapmış olan Emekli Orgeneral Kemal YAVUZ 30 Aralık 2014 tarihinde vefat etmiştir.
Kendisine Allah’tan rahmet, ailesine,yakınlarına ve çalışma
arkadaşlarına başsağlığı dileriz.
TESUD YÖNETİM KURULU
Mustafa ERDEN Vefat Etmiştir.
TESUD Kadıköy Şubesinin 1989 - 2003 yılları arasında Yönetim Kurulu üyeliği, Merkez Yönetim Kurulu üyeliği, Şube
Haysiyet Divanı üyeliği görevlerinde bulunan; beş dönem Genel Merkez delegeliği yapan Em. Hv. Yzb. Mustafa ERDEN
10 Ocak 2014 tarihinde vefat etmiştir.
Kendisine Allah’tan rahmet, ailesine,yakınlarına ve çalışma
arkadaşlarına başsağlığı dileriz.
TESUD YÖNETİM KURULU
Yusuf Ziya SATIR Vefat Etmiştir.
TESUD Kadıköy Şubesinin 2005 - 2009 yılları arasında
Şube Başkanlığı’nı yapan, TESUD Üsküdar Şube Başkanımız
Em.Yb. Mehmet Nedim SATIR’ın ağabeyi değerli üyemiz Em.
Tuğg. Yusuf Ziya SATIR (1960-93) 15 Mart 2014 tarihinde vefat etmiştir.
Kendisine Allah’tan rahmet, ailesine,yakınlarına ve çalışma
arkadaşlarına başsağlığı dileriz.
TESUD YÖNETİM KURULU
48
Birlik, Sayı : 203 • Ocak-Şubat-Mart 2014
Download

Resim - Tesud