AVRUPA ĠNSAN HAKLARI MAHKEMESĠ
ĠKĠNCĠ BÖLÜM
SELİN ASLI ÖZTÜRK / TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru No. 39523/03)
KARAR
(Adil Tazmin)
STRAZBURG
10 Haziran 2014
İşbu karar Sözleşme’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde
kesinleşecek olup bazı şekli değişikliklere tabi tutulabilir.
__________________________________________________________________________________________
© T.C. Adalet Bakanlığı, 2014. Bu gayriresmî çeviri, Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve DıĢ ĠliĢkiler Genel Müdürlüğü
Ġnsan Hakları Daire BaĢkanlığı tarafından yapılmıĢ olup, Mahkeme açısından bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiĢ olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koĢulu ile Adalet Bakanlığı
Uluslararası Hukuk ve DıĢ ĠliĢkiler Genel Müdürlüğü Ġnsan Hakları Daire BaĢkanlığına atıfta bulunmak suretiyle ticari
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
SELĠN ASLI ÖZTÜRK / TÜRKĠYE KARARI (ADĠL TAZMĠN)
1
Selin Aslı Öztürk / Türkiye davasında,
Başkan
Guido Raimondi,
Yargıçlar
IĢıl KarakaĢ,
András Sajó,
Nebojša Vučinić,
Egidijus Kūris,
Robert Spano,
Jon Fridrik Kjølbro,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdürü Stanley Naismith’in katılımıyla Daire olarak,
toplanan Avrupa Ġnsan Hakları Mahkemesi (Ġkinci Daire), 20 Mayıs 2014
tarihinde gerçekleĢtirilen müzakerelerin ardından yukarıda belirtilen tarihte,
aĢağıdaki kararı vermiĢtir:
USUL
1. Davanın temelinde, T.C. vatandaĢı olan Selin Aslı Öztürk’ün
(“baĢvuran”), Ġnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ĠliĢkin
SözleĢme’nin (“SözleĢme”) 34. maddesi uyarınca 14 Kasım 2003 tarihinde
Türkiye Cumhuriyeti aleyhinde Mahkeme’ye yapmıĢ olduğu bir baĢvuru
(No. 39523/03) yer almaktadır.
2. Mahkeme, 13 Ekim 2009 tarihli kararıyla (« esas hakkında verilen
karar »), baĢvuranın, vefat eden babası hakkında yurt dıĢında verilen
boĢanma
kararının,
Türkiye’de
tanınmasın
talep
etme
imkânının
bulunmaması ve söz konusu kararın baĢvuranı terekenin dörtte birinden
mahrum bırakma sonucu doğurması nedeniyle, SözleĢme’nin 6. maddesinin
ihlal edildiğine karar vermiĢtir. Ayrıca Mahkeme, SözleĢme’ye Ek 1 No.lu
Protokol’ün de ihlal edildiğine karar vermiĢtir. Mahkeme, Yargıtay’ın,
SELĠN ASLI ÖZTÜRK / TÜRKĠYE KARARI (ADĠL TAZMĠN)
2
yurtdıĢında boĢanmıĢ olan ebeveynlerin çocuklarının, ebeveynleri hayatını
kaybettikten sonra dahi, söz konusu boĢanma kararının Türkiye’de
tanınması talebinde bulunamayacaklarına iliĢkin Milletlerarası Özel Hukuk
ve Usul Hukuku’na iliĢkin eski kanunun 42. maddesine getirdiği kısıtlayıcı
yorumun, somut olayda baĢvuranın, murisinin (de cujus) tüm malvarlığı
üzerinde hak iddia edememesi sebebiyle, genel menfaatin gereklilikleri ile
bireysel hakların korunmasının gereklilikleri arasındaki adil dengeyi
bozduğu kanaatine varmıĢtır.
3. BaĢvuran, SözleĢme’nin 41. maddesine dayanarak, adil tazmin olarak
3.397.821 Türk lirası (TRY) (yani yaklaĢık 1.950.000 avro (EUR)) talep
etmiĢtir.
4. Mahkeme,
SözleĢme’nin
41.
maddesinin
uygulanmasının,
bu
durumda söz konusu olmaması nedeniyle, 41. maddeyi uygulama hakkını
saklı tutmuĢ ve SözleĢme’nin 44. maddesinin 2. fıkrası gereğince,
kesinleĢecek olan karar tarihinden itibaren altı aylık süre içerisinde
Hükümet ile baĢvuranı, ilgili konu hakkında görüĢlerini yazılı olarak
sunmaya ve özellikle varabilecekleri her türlü uzlaĢma için kendisine bilgi
vermeye davet etmiĢtir (bk. esas hakkında verilen karar, Selin Aslı Öztürk /
Türkiye, No. 39523/03, 13 Ekim 2009, hükmün 5. baĢlığı ve 62. paragraf).
5. Daire BaĢkanı, 30 Ağustos 2010 tarihinde, SözleĢme’nin 41. maddesi
bağlamında adil tazmin hakkında ek görüĢlerin sunulması için taraflara
verilen sürenin uzatılmasına karar vermiĢtir.
6. Gerek baĢvuran gerekse de Hükümet görüĢlerini sunmuĢlardır.
OLAYLAR
A. Esas Hakkında Verilen Karara Neden Olan Olaylar
7. Bensheim (Almanya) Asliye Hukuk Mahkemesi (“AHM”), 1 ġubat
2001 tarihinde, baĢvuranın babası ile Alman asıllı eĢinin boĢanmalarına
karar vermiĢtir.
SELĠN ASLI ÖZTÜRK / TÜRKĠYE KARARI (ADĠL TAZMĠN)
8.
3
BaĢvuranın babası, söz konusu boĢanma kararının Türkiye’de
tanınmasını talep etmemiĢ ve 22 Mayıs 2001 tarihinde hayatını
kaybetmiĢtir.
9.
Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesi, 8 Haziran 2001 tarihinde,
baĢvuranın babasının terekesinin dörtte üçünün baĢvuranın kendisine ve
terekenin geri kalan dörtte birinin eski eĢine kaldığına dair veraset ilamı
düzenlemiĢtir.
10. BaĢvuran, 14 Temmuz 2001 tarihinde, yurt dıĢında verilen boĢanma
kararının tanınması amacıyla Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi önünde
dava açmıĢtır.
11. BoĢanma kararı, Ankara 32. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından
26 Eylül 2001 tarihinde tenfiz edilmiĢtir.
12. Yargıtay, 6 Aralık 2001 tarihinde, baĢvuranın dava açmak için
yetkisinin bulunmaması nedeniyle kararı bozmuĢtur.
13. Ankara 32. Asliye Hukuk Mahkemesi, 1 Ekim 2002 tarihinde,
Yargıtay’ın bozma kararına uymuĢtur ve baĢvuran tarafından sunulan talebi
reddetmiĢtir.
14. Yargıtay, bu kararı 4 Mart 2003 tarihinde onamıĢtır ve ilgili
tarafından sunulan karar düzeltme talebini ise 21 Nisan 2003 tarihinde
reddetmiĢtir.
B. Terekenin ve Mirasçıların Tespitine İlişkin Davalar
15. Yurt dıĢında verilen boĢanma kararının tanınmasına iliĢkin davanın
yanı sıra, müteveffanın terekesinin açılması çerçevesinde, 2001 ve 2002
yıllarında birçok baĢka dava açılmıĢtır.
1. Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesi Önünde Yürütülen Dava
16. BaĢvuran, 8 Haziran 2001 tarihinde düzenlenen veraset ilamının
iptali talebiyle, 16 Temmuz 2001 tarihinde, Ankara 1. Sulh Hukuk
Mahkemesi’ne baĢvurmuĢtur (yukarıdaki 9. paragraf).
SELĠN ASLI ÖZTÜRK / TÜRKĠYE KARARI (ADĠL TAZMĠN)
4
17. Ġlgili mahkeme, 26 Haziran 2003 tarihinde, bu talebi reddetmiĢtir.
Ayrıca mahkeme, banka hesabında bloke edilen fonlar hakkında Ankara 23.
Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından 5 Temmuz 2001 tarihinde alınan
ihtiyati tedbirlerin (2001/205-65) ve 24 Ekim 2001 tarihinde kendisi
tarafından alınan tedbirlerin (2001/765), nihai kararın verildiği andan
itibaren kaldırılabileceğine karar vermiĢtir.
2. Ankara 16. Sulh Hukuk Mahkemesi (Dosya No. 2001/44) ve Ankara
3. Sulh Hukuk Mahkemesi (Dosya No. 2001/55) Önünde Yürütülen
Dava
18. BaĢvuran tarafından, terekenin tespit edilmesi için iki dava
açılmıĢtır.
19. Ġlk
dava,
müteveffanın banka hesaplarının
sayısını
öğrenmek
amacıyla Ankara 16. Sulh Hukuk Mahkemesi önünde açılmıĢtır. Bu
yargılama çerçevesinde, söz konusu hesaplara yatırılan fonlar, tereke adına
açılan bir banka hesabına havale edilmiĢtir. Ankara 16. Sulh Hukuk
Mahkemesi, 8 Haziran 2001 tarihli veraset ilamına uygun olarak, söz
konusu fonların belirlenen mirasçılara ödenebilmesi amacıyla 22 Mayıs
2001 tarihinde bloke edilmelerine karar vermiĢtir (yukarıdaki 9. paragraf).
20. Ġkinci bir dava, tüm terekenin tespitinin yapılması amacıyla, Ankara
3. Sulh Hukuk Mahkemesi önünde açılmıĢtır. Bu yargılama çerçevesinde
düzenlenen 26 Temmuz 2010 tarihli bilirkiĢi raporunda, müteveffanın eski
eĢine 2003 ve 2004 yılları arasında 1.655.706 avro ödendiği belirtilmiĢtir.
7 Nisan 2011 tarihli bilirkiĢi raporuna göre, (aĢağıdaki 23. paragraf), bu
ikinci dava halen derdesttir.
SELĠN ASLI ÖZTÜRK / TÜRKĠYE KARARI (ADĠL TAZMĠN)
5
3. Ankara 16. Sulh Hukuk Mahkemesi Önünde Yürütülen Diğer Dava
(Dosya No. 2001/1468)
21. Miras bırakanın (de cujus) eski eĢinin talebi üzerine, baĢvuran
tarafından 11 Aralık 1997 tarihinde düzenlenen bir vasiyetnamenin açılması
için Ankara 16. Sulh Hukuk Mahkemesi önünde baĢka bir dava açılmıĢtır.
Taraflar, söz konusu yargılamanın sonucuyla ilgili olarak, herhangi bir
bilgi vermemiĢlerdir.
4. Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesi Önünde Yürütülen Dava
(Dosya No. 2002/434)
22. Son olarak baĢvuran, 21 Mayıs 2002 tarihinde, terekede saklı pay
hakkının
ihlal
edildiği
gerekçesiyle,
Ankara
12.
Asliye
Hukuk
Mahkemesi’nde tenkis davası açmıĢtır. BaĢvuran, babasının boĢanmadan
önce düzenlediği vasiyetnamenin, boĢanma kararının verildiği tarihten
itibaren geçerli olmadığını ve eski üvey annesinin, kendisine verilen bütün
haklarını söz konusu boĢanma kararı ile kaybettiğini ileri sürmüĢ ve
dolayısıyla bu vasiyetnamenin iptal edilmesini talep etmiĢtir. BaĢvuran,
boĢanma davası çerçevesinde babasının eski eĢine ödediği meblağların ve
vasiyetle bıraktığı evin, hatta babası tarafından yapılan hayat sigortasından
eski eĢinin yararlanması için ödenen meblağların ve babasının yeğenlerine
vasiyetle bıraktığı taĢınmaz mülklerin, tereke mevcuduna yeniden eklenmesi
gerektiği kanaatindedir.
23. Bu yargılama çerçevesinde sunulan 7 Nisan 2011 tarihli bilirkiĢi
raporuna göre, baĢvuranın talebi üzerine karar verilebilinmesi için birçok
veri eksiktir. BilirkiĢiler, özellikle boĢanma kararının tanınmasına iliĢkin
yargılamanın sonuçlanması ve veraset ilamının düzenlenmesi durumunda
mirasçıların kesin bir Ģekilde belirlenebileceğini tespit etmiĢlerdir. Ayrıca
bilirkiĢiler, miras bırakan (de cujus) adına açılan banka hesaplarına aktarılan
fonların halen bu hesaplarda bulunup bulunmadığının ve gerektiği takdirde,
SELĠN ASLI ÖZTÜRK / TÜRKĠYE KARARI (ADĠL TAZMĠN)
6
mirasçılar tarafından bu fonlardan ne kadar miktarın tahsil edilebileceğinin
araĢtırılmasının gerekli olduğunu belirtmiĢlerdir. BilirkiĢiler, diğer taĢınmaz
mülklerin değerlerinin belirlenmesine iliĢkin birçok bilginin eksik olduğunu
dikkate almıĢlardır. BilirkiĢiler ayrıca, diğer baĢka mülklerin de (yurtdıĢında
satılan ev, hayat sigortası, araç ve ortak hisselerin) belirlenmesi ve terekeye
eklenmesi gerektiğini belirtmiĢlerdir.
Taraflar, bu davanın akıbetiyle ilgili olarak herhangi bir bilgi
vermemiĢlerdir.
C. Esas Hakkında Verilen Kararı Müteakip Olaylar
1. Yurtdışında
Verilen
Boşanma
Kararının
Tanınması
İçin
Yargılamanın Yenilenmesi
24. BaĢvuran, esas hakkında verilen kararın kabul edilmesinin ardından,
yurtdıĢında verilen boĢanma kararının Türkiye’de tanınmasına iliĢkin
yargılamanın yenilenmesini talep etmiĢtir.
25. Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi, 27 Aralık 2010 tarihinde talebi
kabul etmiĢ ve söz konusu boĢanma kararını tanımıĢtır.
26. Yargıtay, 30 Mayıs 2011 tarihinde, Asliye Hukuk Mahkemesi’nin
görevsiz olduğu gerekçesiyle, bu kararı bozmuĢtur. Yargıtay, davanın, aile
mahkemesinin görev alanına girdiği kanaatine varmıĢtır.
27. Aile mahkemesi, 21 Mart 2012 tarihinde, esas hakkında verilen
karara dayanarak, yurtdıĢında verilen boĢanma kararını tanımıĢtır.
28. Yargıtay, 20 Aralık 2012 tarihinde, bu kararı onamıĢtır. Yargıtay, 15
Mayıs 2013 tarihinde, bu karara iliĢkin karar düzeltme talebini de
reddetmiĢtir.
SELĠN ASLI ÖZTÜRK / TÜRKĠYE KARARI (ADĠL TAZMĠN)
7
2. 8 Haziran 2001 Tarihinde Düzenlenen Veraset İlamının İptaline
İlişkin Dava
29. BaĢvuran, yukarıda belirtilen davanın açılmasıyla eĢ zamanlı olarak,
8 Haziran 2001 tarihinde verilen veraset ilamının iptal edilmesi ve miras
bırakanın (de cujus) yasal olarak tek mirasçısının kendisi olduğunu gösteren
yeni bir belgenin düzenlenmesi amacıyla baĢka bir dava açmıĢtır.
30. Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesi, 2011 yılında belirtilmeyen bir
tarihte, bu talebi kabul etmiĢ ve yasal mirasçı olarak baĢvurana yeni bir
veraset ilamı düzenlenmesine karar vermiĢtir.
31. Yargıtay, 27 Haziran 2012 tarihinde, yurtdıĢında verilen boĢanma
kararının tanınmasına iliĢkin kararın henüz kesinleĢmemiĢ olması nedeniyle
söz konusu kararı bozmuĢtur.
32. Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesi, 17 Mayıs 2013 tarihinde, miras
bırakının (de cujus) yasal tek mirasçısı olarak baĢvuranı gösteren yeni bir
veraset ilamı çıkarmıĢtır.
33. Bu kararın ardından temyiz baĢvurusunda bulunulmuĢtur; dava halen
derdesttir.
HUKUKÎ DEĞERLENDĠRME
34. SözleĢme’nin 41. maddesi uyarınca,
" Eğer Mahkeme bu SözleĢme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve
ilgili Yüksek SözleĢmeci Tarafın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen
ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir
tazmin verilmesine hükmeder. "
A. Maddi Tazminat
1. Tarafların İddiaları
35. BaĢvuran, maddi tazminat olarak 3.397.821 TRY (yaklaĢık
1.950.000 avro) talep etmektedir. BaĢvuran, kanıt niteliğinde terekeye dâhil
SELĠN ASLI ÖZTÜRK / TÜRKĠYE KARARI (ADĠL TAZMĠN)
8
olan mülklerin listesini ve bu mülklerin bazı adli bilirkiĢiler tarafından
belirlenen değerlerini sunmuĢtur.
36. Hükümet, yurtdıĢında verilen boĢanma kararının tanınmasına iliĢkin
yargılamanın yenilenmesinin, Mahkeme tarafından esas hakkında verilen
kararda tespit edilen ihlallerin giderilmesi için en uygun yol olduğunu iddia
etmektedir. Hükümet,
baĢvuranın maddi kayıplarına tekabül
eden
meblağları yeniden elde etmek için halen bir baĢvuru yoluna sahip olduğunu
belirtmektedir. Hükümet, ilgilinin taĢınmazlarla ilgili olarak, herhangi bir
kayba
maruz
kalmadığını
eklemektedir:
terekesinin
tasfiyesinin
gerçekleĢmemesi nedeniyle, Hükümete göre, miras bırakanın (de cujus) eski
eĢinin
söz
konusu
taĢınmazlar
hakkında
herhangi
bir
hakkı
bulunmamaktadır. Hükümet, derdest olan yargılamalara iliĢkin kararların
kesinleĢmesinin hemen ardından, baĢvuranın, babası tarafından eski eĢine
ödenen meblağları geri almak için babasının eski eĢine karĢı dava açma
imkânının olabileceğini belirtmektedir.
37. BaĢvuran,
Hükümetin
taĢınmazlarla
ilgili
iddialarını
kabul
etmektedir. Bununla birlikte baĢvuran, söz konusu taĢınmazların, terekenin
yarısından azını temsil ettiğini ve terekenin geriye kalanının, eski üvey
annesine
daha
önce
verilen
paranın
dörtte
birini
oluĢturduğunu
eklemektedir. BaĢvuran, tek adil çözümün söz konusu meblağların
kendisine ödenmesi olacağı kanısındadır. Ancak baĢvuran, söz konusu
meblağları kendi imkânıyla elde edinmesinin mümkün olmadığını dile
getirmektedir. BaĢvuran, babasının eski eĢinin Alman vatandaĢı olduğunu
ve söz konusu meblağın nerede bulunduğunun bilinmediğini beyan
etmektedir; baĢvurana göre, bu paranın yurtdıĢında baĢka bir banka hesabına
yatırıldığı büyük olasılıktır. BaĢvuran, bu para bulunsa dahi, miktarın
yeniden elde edilmesi için açılacak davanın çok uzun sürebileceğini ve
önemli derecede masraf yapılmasını gerektirebileceğini eklemektedir.
BaĢvuran, – kendi nazarında baĢarı Ģansının ve sonucunun belirsiz olduğu –
bu türden bir yargılamanın baĢlatılmasının, kendisine aĢırı bir yük getireceği
SELĠN ASLI ÖZTÜRK / TÜRKĠYE KARARI (ADĠL TAZMĠN)
9
kanaatindedir. Ayrıca baĢvuran, maruz kaldığı ve eski üvey annesine
uygunsuz bir Ģekilde ödenen miktarlardan kaynaklanan zararın, Devlet’in
istediği takdirde, bu meblağları eski üvey annesinden geri alabileceğini
belirterek, Devlet tarafından tazmin edilmesi gerektiği kanısındadır.
38. Hükümet, baĢvuranın görüĢlerine karĢılık olarak, yurtdıĢında verilen
boĢanma kararının, iç hukukta kesin olarak kabul edildiğini ve dolayısıyla
ilgilinin, miras bırakanın (de cujus) eski eĢi tarafından tahsil edilen parayı
elde etmek için, haksız zenginleĢmeye dayanarak her zaman dava
açabileceğini belirtmektedir. Hükümet, baĢvuranın bu türden bir müracaatta
bulunmadığını eklemektedir. Ayrıca Hükümet, talep edilen maddi tazminat
ile tespit edilen ihlaller arasında nedensellik bağı bulunmadığı kanaatindedir
ve adil tazmin niteliğinde baĢvurana herhangi bir meblağ ödenmeyeceğini
değerlendirmektedir.
2. Mahkeme’nin Değerlendirmesi
39. Mahkeme, ihlal tespiti halinde kararın, davalı Devlete; bu ihlale son
verme yükümlülüğü ve, söz konusu ihlalin sonuçlarını, mümkün olduğu
ölçüde, ihlal gerçekleĢmeden önceki duruma dönmeyi sağlayacak Ģekilde
giderme yükümlülüğü doğurduğunu hatırlatmaktadır (Iatridis/Yunanistan
(adil
tazmin)
[BD],
No.
31107/96,
§
32,
AĠHM
2000-XI
ve
Katsaros/Yunanistan (adil tazmin), No. 51473/99, § 17, 13 Kasım 2003).
40. Ayrıca Mahkeme, davaya taraf olan SözleĢmeci Devletlerin,
genellikle ihlal tespiti yapan bir karara uymak için kullanacakları imkânları
seçmekte özgür olduklarını hatırlatmaktadır. Kararın icra edilme yollarına
iliĢkin kurallarla ilgili bu değerlendirme yetkisi, SözleĢmeci Devletlere,
SözleĢme’yle öngörülen birincil yükümlülükle birlikte seçme özgürlüğü
anlamına gelmektedir: söz konusu yükümlülük, güvence altına alınan hak ve
özgürlüklere riayet edilmesini sağlamaktır. ġayet ihlalin niteliği baĢvuranın
durumunu ihlalden önceki haline getirmeyi (restitutio in integrum)
sağlıyorsa, Mahkeme’nin bu durumu sağlamaya imkânı ve yetkisi
SELĠN ASLI ÖZTÜRK / TÜRKĠYE KARARI (ADĠL TAZMĠN)
10
bulunmadığı için, söz konusu yükümlülük davalı Devlete düĢmektedir.
ġayet buna karĢın, ulusal hukuk, ihlalin sonuçlarını gidermeye imkân
vermiyorsa veya eksik bir Ģekilde gideriyorsa, SözleĢme’nin 41. maddesi,
Mahkeme’ye, gerektirdiği takdirde mağdur olan tarafa kendisince uygun
görülen tazminatı ödemesi için yetki vermektedir (Brumarescu/Romanya
(adil tazmin) [GC], No. 28342/95, § 20, CEDH2000-I).
41. Yine Mahkeme, sadece SözleĢme’ye iliĢkin olarak kendi tespit ettiği
ihlaller dolayısıyla maruz kalınan zararların, adil bir tazmin verilmesine yol
açabileceğini hatırlatmaktadır (Motais de Narbonne/Fransa (adil tazmin),
No. 48161/99, § 19, 27 Mayıs 2003).
42. Somut
olayda
Mahkeme,
esas
hakkında
verilen
kararında,
baĢvuranın, hayatını kaybeden babası hakkında yurtdıĢında verilen boĢanma
kararının tanınması talebinde bulunma imkânının olmaması nedeniyle,
SözleĢme’nin
6.
maddesinin
ihlal
edildiği
sonucuna
vardığını
hatırlatmaktadır (esas hakkında verilen karar, Selin Aslı Öztürk / Türkiye,
No. 39523/03, 13 Ekim 2009, §§ 41-43). Ayrıca Mahkeme, bu koĢulun, –
yasal mirasçı sıfatıyla – baĢvuranı, babasının terekesinin dörtte birinden
mahrum bıraktığı ve SözleĢme’ye Ek 1 No.lu Protokolün 1. maddesinin
ihlal edildiği kanısına vardığını hatırlatmaktadır (ibidem, §§ 51-56).
43. Mahkeme, dosyadaki delil unsurlarını dikkate alarak, baĢvuranın
tespit edilen ihlaller nedeniyle kesinlikle maddi zarara maruz kaldığından
Ģüphe etmemektedir.
44. Bununla birlikte Mahkeme, esas hakkında verilen kararın kabul
edilmesinin ardından baĢvuranın, Mahkeme tarafından ihlal tespit edilmesi
durumunda iç hukukta yargılanmanın yenilenmesini öngören Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanunu’nun 445. maddesi uyarınca, yurtdıĢında verilen
boĢanma kararına iliĢkin yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunduğunu
dikkate almaktadır.
Mahkeme, bu dava sonucunda, aile mahkemesinin,
yurtdıĢında verilen boĢanma kararını 21 Mart 2012 tarihinde tanıdığını ve
SELĠN ASLI ÖZTÜRK / TÜRKĠYE KARARI (ADĠL TAZMĠN)
11
söz konusu kararın 15 Mayıs 2013 tarihinde kesinleĢtiğini tespit etmektedir
(yukarıdaki 25. paragraf).
45. Mahkeme için bu geliĢmeler, esas hakkında verilen kararında kendisi
tarafından tespit edilen ihlale, yani baĢvuranın hayatını kaybeden babasının
boĢanma kararının tanınmaması ve terekenin tümü üzerinde hak iddia etme
imkânının bulunmaması durumuna son vermiĢtir: Hâlihazırda baĢvuranın,
miras bırakanın (de cujus) yasal tek mirasçısı olarak kendisini gösterebilme
ve terekenin bütünü üzerinde hak iddia etme imkânı bulunmaktadır.
46. Diğer taraftan Mahkeme, baĢvuranın, boĢanma kararının tanınmasına
iliĢkin yargılamanın yenilenmesi talebine eĢ zamanlı olarak, 8 Haziran 2001
tarihinde düzenlenen veraset ilamının iptalini elde etmek amacıyla ve miras
bırakanın (de cujus) yasal tek mirasçısı olarak yeni bir veraset ilamı
çıkarılması için dava açtığını tespit etmektedir. Mahkeme, bu talebin Sulh
Hukuk Mahkemesi tarafından kabul edildiğini, ancak Aile Mahkemesi
tarafından 21 Mart 2012 tarihinde verilen kararın henüz kesinleĢmediği
gerekçesiyle, söz konusu kararın Yargıtay tarafından bozulduğunu dikkate
almaktadır. Ayrıca Mahkeme ardından, Sulh Hukuk Mahkemesi’nin, Aile
Mahkemesi’nin 21 Mart 2012 tarihli kararının kesinleĢmesi nedeniyle 17
Mayıs 2013 tarihli kararı ile birlikte, baĢvuranın talebini yeniden kabul
ettiğini ve iĢbu karara iliĢkin temyiz baĢvurusunun Yargıtay önünde halen
derdest olduğunu tespit etmektedir.
47. Son olarak Mahkeme, terekenin tespiti davasının iç hukukta halen
derdest olduğunu dikkate almaktadır. Aslında Mahkeme, bu konuya iliĢkin
birçok davanın yerel mahkemeler önünde halen derdest olduğunu
(yukarıdaki 20-22 paragraflarda yargılamaların ayrıntılarına bakınız) ve
vasiyetnamenin geçerliliğinin itiraz konusu olduğu ölçüde, bu davaların
sonucuna göre bütün tereke unsurlarının listesinin ve terekeden kimlerin
faydalanabileceği tespit edileceğini belirtmektedir.
48. Mahkeme, yukarıda belirtilenleri dikkate alarak, esas hakkında
verilen kararının kabul edilmesinin ardından, yurt dıĢında verilen boĢanma
SELĠN ASLI ÖZTÜRK / TÜRKĠYE KARARI (ADĠL TAZMĠN)
12
kararının tanınmasının, baĢvuran için uygun bir telafi yolu teĢkil ettiğini ve
bu bağlamda bu telafi yolunun, ilgiliye hayatını kaybeden babasının bütün
mal varlığı üzerinde hak iddia etme imkânı verdiğini değerlendirmektedir ve
baĢvuranın adil tazmin talebini reddetmektedir.
B. Masraf ve Giderler
49. BaĢvuran, masraf ve giderler bağlamında herhangi bir talepte
bulunmamıĢtır. Mahkeme dolayısıyla, baĢvurana bu konuda herhangi bir
meblağ ödenmesinin gerekli olmadığı kanaatindedir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OYBĠRLĠĞĠYLE,
1. Adil tazmin talebinin reddedilmesine karar vermiştir.
ĠĢbu karar Fransızca dilinde tanzim edilmiĢ; Ġçtüzüğün 77. maddesinin 2.
ve 3. fıkraları uyarınca, 10 Haziran 2014 tarihinde yazılı olarak tebliğ
edilmiĢtir.
Stanley Naismith
Daire Yazı ĠĢleri Müdürü
Guido Raimondi
BaĢkan
Download

10 Haziran 2014 tarihli Selin Aslı Öztürk v. Türkiye