AVRUPA ĠNSAN HAKLARI MAHKEMESĠ
ĠKĠNCĠ BÖLÜM
CEVAT SOYSAL / TÜRKİYE
(Başvuru no. 17362/03)
KARAR
STRAZBURG
23 Eylül 2014
İşbu karar AİHS’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde
kesinleşecektir. Bazı şekli düzeltmelere tabi olabilir.
© T.C. Adalet Bakanlığı, 2014. Bu gayriresmi çeviri, Adalet Bakanlığı, Uluslararası Hukuk ve DıĢ ĠliĢkiler Genel Müdürlüğü,
Ġnsan Hakları Daire BaĢkanlığı tarafından yapılmıĢ olup, Mahkeme açısından bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu çeviri,
davanın adının tam olarak belirtilmiĢ olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koĢulu ile Adalet Bakanlığı,
Uluslararası Hukuk ve DıĢ ĠliĢkiler Genel Müdürlüğü, Ġnsan Hakları Daire BaĢkanlığına atıfta bulunmak suretiyle ticari
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.
CEVAT SOYSAL / TÜRKĠYE KARARI
1
Cevat Soysal / Türkiye davasında,
Başkan,
Guido Raimondi
Yargıçlar,
IĢıl KarakaĢ,
András Sajó,
Nebojša Vučinić,
Egidijus Kūris,
Robert Spano,
Jon Fridrik Kjølbro,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Abel Campos‟un katılımıyla
Daire halinde toplanan Avrupa Ġnsan Hakları Mahkemesi (Ġkinci Bölüm), 2
Eylül 2014 tarihinde yapılan kapalı müzakereler sonrasında, aynı tarihte
aĢağıdaki kararı vermiĢtir.
USUL
1. Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (no. 17362/03 no‟lu) davanın
temelinde, Türk vatandaĢı Cevat Soysal‟ın (“baĢvuran”) Avrupa Ġnsan
Hakları Mahkemesi‟ne (“Mahkeme”) 1 Mayıs 2003 tarihinde, Ġnsan Hakları
ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına iliĢkin SözleĢme‟nin (“SözleĢme”)
34. maddesi uyarınca yapmıĢ olduğu baĢvuru bulunmaktadır.
2. BaĢvuran BirleĢik Krallık‟ta görev yapan avukatlar J. Walsh ve C. S.
Hoste ile birlikte Türkiye‟de görev yapan L. Kanat tarafından temsil
edilmiĢtir. Türk Hükümeti (“Hükümet”) ise kendi görevlileri tarafından
temsil edilmiĢtir.
3. BaĢvuru, 2 Aralık 2003 tarihinde Hükümet‟e tebliğ edilmiĢtir.
CEVAT SOYSAL / TÜRKĠYE KARARI
2
OLAYLAR
I. DAVANIN KOġULLARI
4. BaĢvuran 1962 doğumlu olup Almanya‟da ikamet etmektedir.
A. Başvuranın yakalanması
5. Ankara Sulh Ceza Mahkemesi 7 Temmuz 1999 tarihinde, baĢvuran
gıyabında, yasadıĢı bir örgüt olan PKK‟ya üye olduğu Ģüphesiyle,
yakalanma kararı vermiĢtir.
6. BaĢvuran 13 Temmuz 1999 tarihinde Moldova‟nın baĢkenti
KiĢinev‟de yakalanmıĢtır ve aynı gün Türkiye‟ye getirilmiĢtir. Milli
Ġstihbarat TeĢkilatı (MĠT) görevlileri tarafından 21 Temmuz 1999 tarihine
kadar soruĢturması yapılmıĢtır.
7. BaĢvuran Türkiye‟ye getirildikten kısa bir süre sonra, Temmuz
1999‟da, bir takım basın kuruluĢları tarafından “PKK‟nın ikinci adamı”,
“terörist”,
“vatan
haini”,
PKK‟nın
Avrupa
sorumlusu”
olarak
tanımlanmıĢtır. 22 Temmuz 1999 tarihli Turkish Daily News gazetesinde
yayınlanan yazıya göre, MĠT baĢvuranın terör eylemlerini artırmaya yönelik
çalıĢtığını ve Türkiye‟de PKK destekçilerini Ģiddet kullanmaya dair teĢvik
ettiğini belirten bir basın açıklaması yapmıĢtır.
8. BaĢvuran, 21 Temmuz 1999 tarihinde daha ileri bir sorgulama için
Ankara Emniyet Müdürlüğü‟ne nakledilmiĢtir. KiĢinin nakli sırasında, el
yazısıyla teslim
tutanağı
hazırlanmıĢtır. Tutanağın
kim
tarafından
hazırlanmıĢ olduğu bilinmemektedir.
9. BaĢvuran 23 Temmuz 1999 tarihinde önce Ankara Devlet Güvenlik
Mahkemesinde Cumhuriyet savcısı önüne ve sonradan da baĢvuranın
tutuklanmasına karar vermiĢ olan Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesindeki
hâkim önüne çıkarılmıĢtır.
CEVAT SOYSAL / TÜRKĠYE KARARI
3
B. Başvuran Aleyhindeki Ceza Yargılamaları
10. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı 9 Ağustos
1999 tarihinde, baĢvuran ve diğer iki kiĢi hakkında bir iddianame
hazırlayarak sunmuĢtur. BaĢvuranı ülke topraklarının bir bölümünün Devlet
idaresinden ayrılmasına yol açmayı amaçlayan bir PKK yöneticisi olmaktan
suçlanmıĢtır. BaĢvuran aleyhindeki suçlamalar eski Türk Ceza Kanunu‟nun
125. maddesi kapsamında ele alınmıĢtır.
11. Cumhuriyet savcısı, baĢvuranı Avrupa‟daki PKK yöneticilerinden
biri olmakla ve Romanya‟da bulunan PKK üyelerinin eğitimine dâhil
olmaktan suçlamıĢtır. Ġddianameye göre, baĢvuran PKK lideri Abdullah
Öcalan‟la irtibat halindedir ve eğitilen kiĢiler hakkında kendisine bilgi
sağlamıĢtır. Ayrıca, Cumhuriyet savcısı Öcalan‟ı 22 ġubat 1999 tarihinde
sorguladığında, Öcalan baĢvurana eğitime iliĢkin talimatlar verdiğini ileri
sürmüĢtür. Ayrıca, PKK lideri 1 Haziran 1999 tarihindeki duruĢması
boyunca bu ifadesinin doğruluğunu onaylamıĢtır.
12. Ayrıca, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı,
Türkiye‟de birtakım kiĢilerle yaptığı telefon görüĢmeleri sırasında,
baĢvuranın Öcalan‟ın yakalanmasının ardından Ģiddet içeren eylemleri
gerçekleĢtirmek için talimatlar verdiğini iddia etmiĢtir. Ġddianame de,
Cumhuriyet savcısı 1999 yılının 4,18 ve 22 ġubat ile 1, 5, 7, 15 ve 19 Mart
tarihli baĢvuranın iddia edilen telefon görüĢmelerinin sekiz tanesinin
dökümüne
değinmiĢtir.
Cumhuriyet
savcısı,
ayrıca
baĢvuranın
konuĢmalarında Türkiye Cumhuriyeti Devletine “düĢman” olarak atıfta
bulunmuĢ olduğunu belirtmiĢtir. Ayrıca, iddianameye göre, birtakım PKK
üyeleri - A.G., K.O., ġ.Ö., H.K., N.Y., M.ġ., ve A.Y.- ifadelerinde
baĢvuranın
iddianamede
bahsedilen
eylemlerde
bulunduğunu
ileri
sürmüĢlerdir. Sonuç olarak, Cumhuriyet savcısı baĢvuranın, alıĢveriĢ
merkezi olan Mavi ÇarĢı‟ya 13 Mart 1999 tarihinde yapılan saldırı sonrası
13 kiĢinin ölümü dâhil olmak üzere, yüzlerce bombalama, yangın çıkarma,
CEVAT SOYSAL / TÜRKĠYE KARARI
4
açlık grevi, intihar giriĢimleri ve katliam emri verdiğini ve örgütün
liderlerinden biri olarak PKK üyelerine eğitim verdiğini iddia etmiĢtir.
13. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi 16 Eylül 1999 tarihinde, ilk
celsede kararın esası hakkında karar vermiĢtir. DuruĢmanın sonunda,
Mahkeme sanığa iliĢkin ifade veren kiĢilerin yargılanıp yargılanmadığını
soruĢturmaya, eğer soruĢturulduysa da aleyhlerinde baĢlatılan ceza
yargılamaları boyunca verdikleri tüm ifadelerin kopyasını istemeye karar
vermiĢtir.
14. 14 Ekim 1999 tarihinde yapılan ikinci duruĢma sırasında, baĢvuranın
avukatı Mahkemeden, diğerlerinin yanında, baĢvuranın iddia edilen telefon
görüĢmeleri
dökümünü
dava
dosyasından
çıkarmasını
istemiĢtir.
Cumhuriyet savcısı, bu isteğin reddedilmesi gerektiğini talep etmiĢtir ve
Mahkeme gereken Ģekilde bu isteği reddetmiĢtir.
15. Belirtilmeyen bir tarihte, polis savcılığa PKK üyesi olduğu ileri
sürülen C.P.‟nin polis tarafından alınan ifadesini içeren bir belge
göndermiĢtir. 11 Kasım 1999 tarihli duruĢma sırasında ifade sesli bir Ģekilde
mahkemede okunmuĢtur. Belgeye göre, C.P. baĢvuran aleyhinde ifade
vermiĢtir. BaĢvuran, C.P.‟yi tanımadığını iddia ederek, vermiĢ olduğu
ifadenin doğruluğuna itiraz da bulunmuĢtur. DuruĢmanın sonunda,
Mahkeme C.P. aleyhinde ceza yargılamaları baĢlatılsın ya da baĢlatılmasın
kendisinin soruĢturulmasına ve gerekirse söz konusu ceza yargılamaları
boyunca verdiği tüm ifadeleri istemeye karar vermiĢtir.
16. 9 Aralık 1999 tarihinde yapılan davanın dördüncü duruĢması
esnasında, baĢvuranın avukatı yalnızca A.G., K.O., ġ.Ö., H.K., N.Y., M.ġ.,
A.Y. ve C.P.‟ye iliĢkin iddianamelerin dosyada bulunduğunu ileri sürmüĢtür
ve mahkemeden, haklarında yapılan ceza yargılamaları boyunca vermiĢ
oldukları tüm ifadeleri kapsamasını istemiĢtir. Mahkeme baĢvuranın talebi
üzerine kararını gelecek duruĢmaya ertelemiĢtir.
CEVAT SOYSAL / TÜRKĠYE KARARI
5
17. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi 18 Ocak 2000 tarihinde yapılan
beĢinci duruĢmanın sonunda, C.P. aleyhine yargılamalara ait dava
dosyasının bir nüshasını istemeye karar vermiĢtir.
18. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi bahsi geçen dava dosyasını
alamadığından 8 ġubat ve 27 Haziran 2000 tarihleri arasında talebini sekiz
kez
tekrarlamıĢtır.
Aynı
süreç
boyunca,
mahkeme
ayrıca
diğer
mahkemelerden A.G., K.O., ġ.Ö., H.K., N.Y., M.ġ. ve A.Y.‟nin aleyhlerine
baĢlatılan ceza yargılamaları boyunca, kendileri tarafından verilen ifadelerin
bir nüshasını göndermelerini istemiĢtir.
19. Davanın onbirinci duruĢmasında, 27 Haziran 2000, baĢvuranın
avukatı Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesinden, iddialara göre baĢvuran
aleyhine ifade veren herkesin mahkeme önüne ifade vermek için
çağrılmasını istemiĢtir. Mahkeme bu talebe cevap vermemiĢtir.
20. 27 Haziran ve 21 Kasım 2000 tarihleri arasında altı tane daha
duruĢma yapılmıĢtır. Bu süreç boyunca, Ankara Devlet Güvenlik
Mahkemesi diğer mahkemelerden talep etmiĢ olduğu belgeleri almıĢtır.
DuruĢmalar süresince, baĢvuranın avukatı mahkeme önünde, iddialara göre
baĢvuran aleyhine ifadelerine baĢvurulmuĢ olan kiĢilerin ifadelerinin
baĢvurana iliĢkin herhangi bir husus bulundurmadığını ileri sürmüĢtür. 21
Kasım 2000 tarihinde yapılan duruĢmanın sonunda, mahkeme Cumhuriyet
savcısına davanın esasına iliĢkin görüĢler hazırlamasına dair talimat
vermiĢtir.
21. 12 Aralık 2000 tarihinde, Cumhuriyet savcısının davanın esasına
iliĢkin görüĢleri mahkeme önünde sesli bir Ģekilde okunmuĢtur.
22. 21 Aralık 2000 tarihli duruĢmada, baĢvuranın avukatı Cumhuriyet
savcısının görüĢlerine karĢılık olarak ilk derece mahkemesine dilekçe
vermiĢtir. Dilekçesinde, baĢvuranın
avukatı, Cumhuriyet
savcısının
görüĢlerinin dava dosyasında bulunan telefon görüĢmeleri kayıtlarına
atfedilmiĢ olduğunu savunmuĢtur. BaĢvuranın avukatı, mahkemeden daha
önce dava dosyasından delil olarak kullanılamayacak olan kayıtların
CEVAT SOYSAL / TÜRKĠYE KARARI
6
dökümünü çıkarmasını istediğini beyan etmiĢtir. BaĢvuranın avukatı ayrıca,
baĢvuranın konuĢmaları kaydedilen kiĢi olduğunu kabul etmediğini
bildirmiĢtir. Avukat, mahkemeden karĢılaĢtırmalı bir ses analizi yapmasını
ve telefon dinleme iĢleminin yasal yöntem gereğince ve mahkeme kararına
dayanılarak yürütülüp yürütülmediğine dair soruĢturma yapmasını talep
etmiĢtir. Ayrıca, baĢvuranın avukatı mahkemeden iddialara göre baĢvuranın
konuĢmuĢ
olduğu
kiĢilerin
kimliklerini
ortaya
çıkarmasını
(dava
dosyasındaki belgelerde “X” olarak gösterilen) ve bu konuĢmalarla ilgili
kendilerinden ifade alınmasını istemiĢtir.
23. Aynı gün, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi karĢılaĢtırmalı ses
analizi talebini kabul etmiĢtir ve herhangi bir gerekçe sunulmaksızın
taleplerin geri kalanını reddetmiĢtir.
24. Sonraki duruĢmada, 6 ġubat 2001, baĢvuranın avukatı ses analizi
yapmak için görevlendirilen iki polis memurundan Ģikâyetçi olmuĢtur.
Kendisi, davaya polisin dahil olması durumunda, polis memurlarının
tarafsız olamayacağını ileri sürmüĢtür. Dolayısıyla, avukat mahkemeden
tarafsız uzmanların atanmasını istemiĢtir. Mahkeme baĢvuranın talebine izin
vermiĢtir ve ulusal kamu kuruluĢu olan TRT‟den (Türkiye Radyo
Televizyon Kurumu)
analiz yapmaya ve rapor hazırlamaya dair tarafsız
uzmanlar atamasını istemiĢtir.
25. 2001 yılının Nisan ayında, TRT ilk derece mahkemesini uygun
uzman olmadığına dair bilgilendirmiĢtir. Bu bilginin alınmasından sonra,
baĢvuranın avukatı 21 Aralık 2000 tarihli dilekçesi içindeki taleplerini
yineleyerek, 26 Nisan 2011 tarihinde ilk derece mahkemesine dilekçe
vermiĢtir. Ayrıca baĢvuranın avukatı dilekçesinde, müvekkiline ve
kendisine temin edilebilecek ses kayıtlarının bir kopyasını istemiĢtir.
26. 26 Nisan 2001 tarihli duruĢmada, Ankara Devlet Güvenlik
Mahkemesi, Jandarma Kriminal Daire BaĢkanlığından ve Emniyetten ses
analizine yönelik uygun uzmanlar görevlendirmesini istemiĢtir.Mahkeme
CEVAT SOYSAL / TÜRKĠYE KARARI
7
daha önce bu konu üzerine karar vermiĢ olduğundan, baĢvuranın aynı tarihli
dilekçedeki taleplerini reddetmiĢtir.
27. BaĢvuranın avukatı 22 Mayıs 2001 tarihinde, 21 Aralık 2000 ve 26
Nisan 2001 tarihli dilekçelerindeki taleplerini yineleyerek, mahkemeye
baĢka bir dilekçe vermiĢtir. Ayrıca, kendisi davaya atanacak herhangi bir
uzmanın tarafsız olması gerektiğini ileri sürmüĢtür. Aynı tarihte yapılan
duruĢmada, ilk derece mahkemesi tekrardan baĢvuranın avukatının
taleplerini reddetmiĢtir. Mahkeme,
uzmanlara yönelik itirazın asılsız
olduğunu ve daha önce de diğer talepleri reddetmiĢ olduğunu belirtmiĢtir.
28. BaĢvuranın avukatı 29 Mayıs 2001 tarihinde mahkemeye bir dilekçe
vererek taleplerini reddeden mahkemeyle ilgili itirazda bulunmuĢtur. Bu
dilekçe kapsamında herhangi bir karar verilmemiĢtir.
29. BaĢvuranın avukatı 19 Haziran 2001 tarihinde bir önceki taleplerini
yineleyen ayrı bir dilekçe sunmuĢtur. Aynı gün olan duruĢmada, ilk derece
mahkemesi herhangi bir gerekçe sunmaksızın bu talepleri reddetmiĢtir.
Ayrıca, Mahkeme belirlenen uzman olan L.B.‟ye ses bantlarını vermeye
karar
vermiĢtir.
L.B.,
Emniyet
Genel
Müdürlüğü
Kriminal
Laboratuvarından bir polis memurudur.
30. Uzman telefon görüĢmeleri kayıtlarına iliĢkin dökümleri 3 Temmuz
2001 tarihinde ilk derece mahkemesine ibraz etmiĢtir.
31. BaĢvuranın avukatı 10 Temmuz 2001 tarihinde, uzmanın çalıĢmasına
yönelik itirazlarını sürdürerek,
mahkemeye yazılı savunma vermiĢtir.
Kendisi ayrıca, mahkemenin baĢvurana ve baĢvuranın avukatına ses
kayıtlarının
bir
kopyasını
vermeyi
reddettiğinden,
davalının
tüm
görüĢmelerin dökümünün çıkarılıp çıkarılmadığını bilmediğini ileri
sürmüĢtür. Avukat, mahkemenin bu yönde reddinin SözleĢme‟nin 6.
maddesini ihlal ettiğini iddia etmiĢtir. BaĢvuranın avukatı dilekçesinde,
mahkemeden bir kez daha telefon dinlemeleriyle ilgili hukuki prosedürler
kapsamında bir soruĢturma yürütmesini, davalıya kayıtların bir kopyasının
verilmesini, karĢılaĢtırmalı ses analizi yapmak için bağımsız ve tarafsız bir
CEVAT SOYSAL / TÜRKĠYE KARARI
8
uzman belirlenmesini ve iddialara göre baĢvuranın konuĢmuĢ olduğu
kiĢilerin
kimliklerinin
ortaya
çıkarmasını
istemiĢtir.
Son
olarak,
mahkemeden Mavi ÇarĢı‟nın bombalanmasına iliĢkin ceza yargılamaları
dava dosyasının bir kopyasını talep etmiĢtir.
32. Davanın
10
Temmuz
2001
tarihindeki
yirmi
dördüncü
duruĢmasında, ilk derece mahkemesi baĢvuranın avukatına, müvekkilinin
ses tespiti için sesli bir örnek verip vermeyeceğini sormuĢtur. BaĢvuranın
avukatı, aynı gün ibraz ettiği dilekçesinde bulunan taleplerine yönelik
Mahkeme cevap verdiği takdirde, kendisi ve müvekkilinin en kısa sürede bu
noktadaki
görüĢlerine
dair
mahkemeye
bilgi
verecekleri
Ģeklinde
yanıtlamıĢtır. DuruĢmanın sonunda, mahkeme avukatın istediği taleplerin
daha önceden reddedilmiĢ olduğu kanaatine vararak, avukatın taleplerini
reddetmiĢtir. Mahkeme aynı gün içinde uzman olarak bir hakim ve iki polis
memurunu, L.B. ve C.Y., karĢılaĢtırmalı ses analizi yapmak için
belirlemiĢtir ve baĢvuranı, eğer isterse, ses tanıma ve tanımlama iĢlemine
davet etmiĢtir.
33. Aynı tarihte, baĢvuranın yokluğunda ses tanıma ve tanımlama iĢlemi
baĢlatılmıĢtır.
BaĢvuranın avukatı,
Cumhuriyet baĢsavcılığı tarafından
hazırlanan dökümlerle L.B. tarafından hazırlananlar arasındaki çeliĢkiler
çözümlenene kadar müvekkilinin ses örneği vermeyeceğini ileri sürmüĢtür.
Kendisi, ayrıca L.B.‟nin daha önceden dökümlerin hazırlanmasına dâhil
olmuĢ olduğunu, baĢka bir uzmanın belirlenmiĢ olması gerektiğini
savunmuĢtur. Cumhuriyet savcısı, cevabında, Emniyet Genel Müdürlüğü
Krimanal Labaratuvarından olan memurların taraflı ve baĢvuranın
davranıĢının yasalara aykırı olduğuna inanacak sebep olmadığını beyan
etmiĢtir. Ġlgili hâkim, baĢvuranın katılmaya isteksiz olduğu gerekçesiyle
incelemeye son verilmesine karar vermiĢtir.
34. 23 Temmuz 2001 tarihli dilekçede, baĢvuranın avukatı ilk derece
mahkemesinden karĢılaĢtırmalı ses analizine dair taleplerinin geri
alınmasının kabulünü istemiĢtir. Avukat baĢvuranın söz konusu telefon
CEVAT SOYSAL / TÜRKĠYE KARARI
9
görüĢmelerini yapmadığını ve öncelikle bu incelemeyi davalının istediğini
ileri sürmüĢtür. Ancak, mahkemenin diğer taleplerini reddinden dolayı,
kendisi baĢvuranın davasında adil bir yargılanma olmasının mümkün
olmadığına inanmıĢtır.
35. 21 Ağustos 2001 tarihinde yapılan duruĢmanın sonunda Ankara
Devlet Güvenlik Mahkemesi aynı zamanda dava esastan göz önünde
bulundurulduğundan, baĢvuranın 23 Temmuz 2001 tarihli dilekçesinde
bulunan talebini dikkate almaya karar vermiĢtir. Aynı gün, Mahkeme
baĢvuranın suç ortaklarından birinin temsilcisi tarafından yapılan bir talep
üzerine, Ġstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi önündeki yargılamaların dava
dosyasının bir nüshasını istemeye karar vermiĢtir.
36. Ġstanbul
Devlet
Güvenlik
Mahkemesi
istenilen
belgeleri
göndermediğinden, Ġlk derece mahkemesi 21 Ağustos ve 30 Ekim 2001
tarihleri arasında dört kez duruĢma ertelemiĢtir.
37. 30 Ekim 2001 tarihinde yapılan yirmisekizinci duruĢmada, sözü
geçen belgelerin alınmasından sonra, ilk derece mahkemesi Cumhuriyet
savcısından davanın esasına iliĢkin görüĢlerini beyan etmesini istemiĢtir.
38. 27 Kasım 2001 tarihinde yapılan bir sonraki duruĢmada, Cumhuriyet
savcısı mahkemeden 12 Aralık 2000 tarihli görüĢlerinide göz önünde
bulundurmasını istemiĢtir.
39. BaĢvuranın avukatı ilk derece mahkemesine vermiĢ olduğu 27 Aralık
2001 tarihli dilekçede, iddialara göre baĢvuranın aleyhine ifade vermiĢ
kiĢilerin ve yine iddia edildiği üzere baĢvuranla telefon görüĢmesi yapan
kiĢilerin mahkemede dinlenilmesine ve telefon görüĢmelerine iliĢkin
kayıtların bir nüshasını almaya ve uzmanların belirlenmesine iliĢkin
taleplerinin reddedilmesinin SözleĢme‟nin 6 §§ 1 ve 3(d) maddesini ihlal
ettiğini ileri sürmüĢtür. Ayrıca, baĢvuranın avukatı, Devlet görevlilerinin
basına, baĢvurana “terörist” olarak atıfta bulunarak, vermiĢ oldukları
ifadelerin SözleĢme‟nin 6 § 2 maddesini ihlal ettiğini savunmuĢtur. Bu
dilekçe hususunda herhangi bir karar verilmemiĢtir.
CEVAT SOYSAL / TÜRKĠYE KARARI
10
40. 24 Ocak ve 5 ġubat 2002 tarihleri arasında yapılan otuzbirinci ve
otuzikinci duruĢmalar süresince, baĢvuran ve baĢvuranın suç ortağı davanın
esasına iliĢkin Cumhuriyet savcısının görüĢlerine cevap vermiĢlerdir.
41. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi 5 Mart 2002 tarihinde,
1980‟lerde baĢvuranı yasa dıĢı bir örgüte üye olmaktan suçlu bulan
Diyarbakır Askeri Mahkemesi tarafından verilen bir diğer kararı, Diyarbakır
Mahkemelerinden istemiĢtir. Mahkeme, sözü geçen kararın kopyasını
beklemekten dolayı 5 Mart ve 23 Mayıs 2002 tarihleri arasında üç kez
duruĢma ertelemiĢtir.
42. 23 Mayıs 2002 tarihinde yapılan otuz altıncı duruĢmada, Mahkeme 5
Mart 2002 tarihinde talep ettiği kararı almıĢ ve dava dosyasının devam eden
yargılamasını ertelemeye karar vermiĢtir.
43. Ġlk derece mahkemesi 30 Mayıs 2002 tarihinde baĢvuranın aynı
Kanunun 125. maddesi yerine, eski Ceza Kanununun 168. maddesi
kapsamında yasa dıĢı bir örgüte üyelikten mahkûm edilme olasılığına karĢın
baĢvurandan ek savunma hazırlamasını istemiĢtir.
44. BaĢvuranın avukatı, eski Ceza Kanunun 168. maddesi uygulaması
kapsamında, önceki görüĢlerinin sonradan dikkate alınmasını talep ederek,
20 Haziran 2002 tarihinde Mahkeme‟ye dilekçe vermiĢtir. Ayrıca,
baĢvuranın avukatı önceki taleplerini yinelemiĢtir.
45. 11 ve 20 Haziran 2002 tarihlerinde yapılan otuzsekizinci ve
otuzdokuzuncu
duruĢmalarda,
ilk
derece
mahkemesi,
mahkemenin
düzeninin değiĢmesi ve yeni bir baĢkan sebebiyle davayı ertelemeye karar
vermiĢtir.
46. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi 25 Haziran 2002 tarihinde
davaya iliĢkin kararını vermiĢtir. BaĢvuran eski Ceza Kanununun 168 § 1
maddesi kapsamında PKK‟ya üye olmaktan suçlanmıĢ ve 18 yıl 9 ay hapis
cezasına mahkûm edilmiĢtir.
47. Ġlk derece mahkemesi vermiĢ olduğu kararda, dava dosyası
kapsamında belirtilen delillere atıfta bulunmuĢtur: A.G., K.O., ġ.Ö., H.K.,
CEVAT SOYSAL / TÜRKĠYE KARARI
11
N.Y., M.ġ., A.Y., C.P. ve V.T.‟nin aleyhlerinde baĢlatılan yargılamalar
kapsamında
polise
verdikleri
ifadeler;
bahsedilen
kiĢiler
aleyhine
davalardaki iddianameler; Abdullah Öcalan tarafından polise, Cumhuriyet
savcısına verilen ifadelerle kendi duruĢması boyunca vermiĢ olduğu
ifadeler; 1 Ocak ve 4 Ağustos 1999 tarihleri arasında meydana gelen terör
eylemlerine iliĢkin Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi
tarafından hazırlanan bir belge; “X” olarak belirlenen birtakım kiĢilerle
baĢvuran arasındaki, uzmanlar tarafından hazırlanan, telefon görüĢmelerinin
dökümleri.
48. Ġlk derece mahkemesi, A.G., K.O., ġ.Ö., H.K., N.Y., M.ġ., A.Y.,
C.P. ve V.T.‟nin verdikleri ifadelerde, baĢvuranın PPK üyesi ve Avrupa‟da
bulunan örgütün lideri olduğunu iddia ettiklerini belirtmiĢtir. Dökümlerin
kapsamına iliĢkin olarak, mahkeme Öcalan‟ın yakalanmasından sonra
oluĢan Ģiddet içeren eylemlerin gerçekleĢtirilmesine iliĢkin baĢvuranın
talimatlar ve emirler verdiğinin belgelendiğini belirtmiĢtir.
49. Sözü geçen delil ıĢığında, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi,
baĢvuranın PKK üyesi ve Avrupa‟da örgüt lideri olduğunu tespit etmiĢtir.
Mahkemenin verdiği karar, baĢvuranın Romanya‟da PKK üyeleri eğitimine
katıldığını ve Öcalan‟la irtibat halinde olduğunu belirtmiĢtir. Bu bağlamda,
Mahkeme Öcalan‟ın yakalanmasından sonra Cumhuriyet savcısına verdiği
ifadelerde baĢvuranın Romanya‟da PKK üyelerini eğittiğine dair iddia da
bulunduğunu belirtmiĢtir.
50. Ayrıca, mahkeme sekiz kere yapılmıĢ telefon görüĢmelerine iliĢkin
dökümleri aktarmıĢtır ve bu görüĢmeler esnasında baĢvuranın Türkiye‟de
terör içeren eylemler gerçekleĢtirmek için talimatlar verdiği sonucuna
varmıĢtır. Mahkeme, ancak baĢvuranın doğrudan bu eylemlere katılmadığını
belirtmiĢtir. Ayrıca, mahkeme baĢvuranın talimatlarının genel bir mahiyettte
olduğunu belirtmiĢtir. Sonuç olarak, Mahkemeye göre, baĢvuranın
talimatları ve terör eylemleri arasında, özellikle de 13 Mart 1999 tarihinde
Mavi ÇarĢıya yapılan saldırıya yönelik doğrudan bir iliĢki kurulamamıĢtır.
CEVAT SOYSAL / TÜRKĠYE KARARI
12
Dolayısıyla, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi baĢvuranın eski Ceza
Kanununun 125. maddesi kapsamında suçunu ispat edememiĢtir. Buna
rağmen, Öcalan‟ın yakalanmasından sonra PKK‟nın baĢvurana Türkiye‟de
Ģiddet içeren eylemleri kıĢkırtmaya dair belirli bir görev verdiğini belirterek,
Mahkeme baĢvuranı eski Ceza Kanununun 168. Maddesi kapsamında
PKK‟ya üye olmaktan mahkûm etmiĢtir.
51. Hem savcılık hem de baĢvuran karara itiraz etmiĢlerdir.
52. BaĢvuranın
avukatı
18
Ekim
ve
19
Kasım
2002
tarihli
dilekçelerinde, mahkemenin Öcalan, A.G., K.O., ġ.Ö., H.K., N.Y., M.ġ.,
A.Y., C.P. ve V.T. „nin ifadelerini delil olarak göstermesine ve baĢvuranın
iddia edilen telefon görüĢmeleri dökümlerine itiraz etmiĢtir. Kendisi,
özellikle tüm bu kiĢilerin polis tarafından kendilerinden alınan ifadelerin
doğruluğunu reddettiklerini ve M.ġ., A.Y. ve ġ.Ö. kendilerine isnat edilen
suçlardan beraat ettiklerini ibraz etmiĢtir. Ayrıca, K.O. aleyhindeki
soruĢturma takipsizlik kararıyla neticelenmiĢtir. BaĢvuranın avukatı, ilk
derece mahkemesinin verdiği kararın gerekçesinde ifadelerinde kapsanan,
müvekkilini suçlamak için bir gerekçe olmadığını gösteren, baĢvuran
aleyhine yapılan suçlamaları aktarmadığını bildirmiĢtir. BaĢvuranın avukatı,
diğerleri arasında, ilk derece mahkemesinin, bir mahkeme kararının
mahkemede delil olarak kullanılan telefon görüĢmeleri kaydına öncelik
verip vermediğini soruĢturmadığından Ģikâyetçidir. Mahkeme, ayrıca ses
bandlarının
kopyasıyla
bir
savunma
sağlayamamıĢtır
ve
telefon
görüĢmelerinin dökümlerinde “X” olarak belirlenen kiĢileri dinlememiĢtir.
BaĢvranın avukatı yargılamalarda oluĢan bu eksikliklerin SözleĢme‟nin 6.
maddesinde bir ihlal oluĢturduğunu beyan etmiĢtir.
53. Yargıtay baĢsavcısı,
her iki tarafın baĢvurusunun esasına iliĢkin
görüĢünü beyan etmiĢtir. BaĢsavcı tebliğnamesinde, Ceza Kanunu
konularına yönelik Yargıtay 9. Dairesine, baĢvuruların reddedilmesini ve ilk
derece mahkemesi kararının, usuli kurallara ve hukuka uygun olduğundan
onaylanabileceğini
önermiĢtir.
BaĢvuran,
19
Kasım
2002
tarihli
CEVAT SOYSAL / TÜRKĠYE KARARI
13
dilekçesinde bilgilendirilmeyi istemiĢ olmasına rağmen, sözü geçen görüĢ
baĢvurana ibraz edilmemiĢtir. BaĢvuranın beyanına göre, Yargıtay önünde
yapılan duruĢma esnasında tebliğname sesli okunana kadar avukatı bu
tebliğnameden haberdar değildi.
54. Yargıtay 12 Aralık 2002 tarihinde Ankara Devlet Güvenlik
Mahkemesi‟nin kararını onamıĢtır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu önünde,
baĢvuranın eski Ceza Kanununun 125. maddesi kapsamında mahkûm
edilmesini talep ederek, istisnai bir temyiz iĢlemi uygulamıĢtır. Talebi
reddedilmiĢtir.
55. BaĢvuran 30 Kasım 2008 tarihinde Ģartlı tahliye ile serbest
bırakılmıĢtır ve ailesinin ikamet ettiği Almanya‟ya dönmüĢtür.
HUKUKĠ DEĞERLENDĠRME
I. SÖZLEġME‟NĠN 6 § 1 MADDESĠNĠN ĠHLAL EDĠLDĠĞĠ ĠDDĠASI
HAKKINDA
56. BaĢvuran, SözleĢme‟nin 6 § 1 maddesi kapsamında, Ankara Devlet
Güvenlik Mahkemesi‟nin kanuna aykırı bir Ģekilde elde edilen delili
kullanarak kendisini mahkûm etmesinin adil yargılanma hakkını ihlal
ettiğinden Ģikâyetçidir. BaĢvuran ayrıca, aynı baĢlık altında, iddia edilen
telefon görüĢmelerine ait ses bantlarının bir kopyasının aynı mahkeme
tarafından kendisine sağlanmasına yönelik verilen reddin silahların eĢitliği
ilkesine aykırı olduğundan Ģikâyet etmektedir.
SözleĢme‟nin 6§1 maddesinin ilgili bölümleri aĢağıdaki gibidir:
“1. “Herkes davasının, … kendisine yöneltilen suçlamaların… bir mahkeme
tarafından… makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir.”
57. Hükümet baĢvuranın iddialarına itiraz etmiĢtir.
CEVAT SOYSAL / TÜRKĠYE KARARI
14
A. Kabul Edilebilirlik Hakkında
58. Mahkeme, baĢvurunun bu kısmının, SözleĢme‟nin 35 § 3 hükmünün
anlamı dâhilinde açıkça dayanaktan yoksun olmadığını kaydetmektedir.
Mahkeme ayrıca, baĢvurunun baĢka hiçbir gerekçe ile kabul edilemez
nitelikte olmadığını ifade etmektedir. Dolayısıyla, baĢvurunun kabul
edilebilir olarak beyan edilmesi gerektiği sonucuna varmıĢtır.
B. Esas Hakkında
59. BaĢvuran, mahkeme kararı tarafından telefon dinleme iĢlemine yetki
verilmediğini ve iddia makamı tarafından sunulan delile itiraz etmek için
herhangi bir açıklayıcı fırsat tanınmadığını ileri sürmüĢtür. Mahkemenin
kendisine ses bantlarının verilmesine dair itirazı neticesinde kanıtlara
yönelik adli bir delil almasının engellendiğini ileri sürmüĢtür.
60. Hükümet,
eski
Ceza
Muhakemesi
Kanununun
254.
maddesi,mahkemelere kanuna aykırı olarak elde edilen delili kullanmaya
dair izin vermediğinden dolayı, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi‟nin
nihai kararında söz konusu telefon görüĢmeleri dökümlerine dayanmadığını
beyan
etmiĢtir.
Hükümet,
ayrıca
yargılama
boyunca
baĢvuranın
karĢılaĢtırmalı ses analizine dair sesli örnekler vermeyi redettiğini ileri
sürmüĢtür. Son olarak, Hükümet baĢvuranın yargılanması boyunca kendisi
tarafından ibraz edilen tüm taleplerinin Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi
tarafından kabul edilmiĢ olduğunu belirtmiĢtir.
61. Mahkeme, ilke olarak, belirli kanıt tiplerinin – örneğin, kanuna
aykırı olarak elde edilen delil- kabul edilebilir olduğunu belirlemenin kendi
görevi olmadığını vurgulamıĢtır. Mahkeme daha önce özellikle söz konusu
davanın koĢullarında, yerel mahkemelerin kanuna aykırı bir Ģekilde elde
edilen telefon görüĢmelerinin dökümlerini tek baĢına bir delil olarak
kullanmıĢ olmasının, SözleĢme‟nin 6 § 1 maddesi kapsamında güvence
CEVAT SOYSAL / TÜRKĠYE KARARI
15
altına alınan adil yargılanma hakkının ihlaline neden olmadığını tespit
etmiĢtir (bk., diğer örnek kararlar arasında, Khan / Birleşik Krallık, no.
35394/97, § 34, AĠHM 2000-V,P.G. ve J.H. / Birleşik Krallık, no. 44787/98,
§ 76, AĠHM 2001-IX ve Bykov / Rusya [BD], no. 4378/02, § 89, 10 Mart
2009). Bu nedenle, yanıtlanması gereken soru, yargılamanın bütün olarak,
kanıtın elde edilme biçimini de kapsayarak, adil olup olmadığıdır (bk.
Heglas / Çek Cumhuriyeti, no. 5935/02, § 85, 1 Mart 2007).
62. Somut davada Mahkeme, ilk olarak, somut baĢvuruya sebebiyet
veren olaylar sırasında, telefon dinlemeyi ve kaydetmeyi düzenleyen iç
hukuk bulunmadığını kaydetmektedir (bk. Ağaoğlu / Türkiye, no. 27310/95,
§§ 54-55, 6 Aralık 2005, ve Satık / Türkiye (no. 2), no. 60999/00, § 57, 8
Temmuz 2008). Bu tür bir müdahalenin hiçbir yasal dayanağının
bulunmaması Mahkeme‟nin davanın koĢullarında söz konusu telefon
kayıtlarının kanuna aykırı bir Ģekilde elde edildiğine yönelik neticeye
varmasına yol açmıĢtır. Her halükarda, Mahkemeye yapmıĢ oldukları
savunmalarda, Hükümet dahi söz konusu delilin hukuka uygun olarak elde
edilmediğini kabul etmiĢtir (bk. yukarıda 60. paragraf). Mahkeme, ayrıca
Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi‟nin telefon görüĢmeleri dökümlerini
kendi kararında delil olarak göstermiĢ olduğunu gözlemlemektedir. Kendi
nihai kararında, 1999 yılının ġubat ve Ağustos ayları arasında Türkiye‟de
iĢlenen terör eylemleri ve söz konusu konuĢmalar arasında nedensel bir bağ
saptayamamıĢ olduğundan baĢvuranı eski Ceza Kanunun 125. maddesi
kapsamında mahkûm etmemiĢtir ancak buna rağmen bu dökümleri,
baĢvuranı aynı Kanununun 168. maddesi kapsamında mahkûm ederken
dikkate almıĢtır. Bu nedenle, Mahkeme ilk derece mahkemesi dökümleri
delil olarak kullanmadığından Hükümet‟in görüĢlerini kabul etmemiĢtir.
63. Ancak, Mahkeme, kanuna aykırı olarak elde edilen bu tür bir delilin
kabul edilebilir nitelikte olabileceğini, ilkesel ve teorik olarak göz ardı
edemez (bk. yukarıda anılan Satık, § 58 bu kararda alıntılanan davalar). Bu
CEVAT SOYSAL / TÜRKĠYE KARARI
16
nedenle Mahkeme, savunma makamının haklarına saygı gösterilip
gösterilmediğini de dikkate alarak, yargılamaların bir bütün olarak adil olup
olmadığını belirlemelidir.
64. Bu bağlamda, Mahkeme usule iliĢkin bu tür yargılama unsurları da
dahil olmak üzere,ceza yargılamalarının çekiĢmeli olmasının ve,
iddia
makamı ve davalı arasında silahlar eĢitliği bulunmasının adil yargılanma
hakkının temel hususu olduğunu vurgulamaktadır. Ceza davasında, her iki
tarafa yönelik yargılanma hakkı, hem iddia makamına, hem de davalıya
diğer tarafça sunulan görüĢler ve deliller hakkında bilgi sahibi olma ve
fikrini söyleme imkânının verilmesi gerektiği anlamına gelir. Ayrıca, 6 § 1
maddesi iddia makamlarının sanığın lehine ya da aleyhine yönelik nihai
karara etki eden tüm kanıtları davalı kiĢiye göstermesini gerekli kılar (bk.
Rowe ve Davis / Birleşik Krallık [BD], no. 28901/95, § 60, AĠHM 2000 II,
ve Natunen / Finlandiya, no. 21022/04, § 39, 31 Mart 2009).
65. Ancak ilgili delillerin açıklanması imkânından yararlanma, mutlak
bir hak değildir. Tüm ceza yargılamalarında, ulusal güvenliğin ve misilleme
riski altında bulunan tanıkların korunmasına veya suçun soruĢturulmasına
yönelik polis yöntemlerinin gizli tutulmasına duyulan ihtiyaç gibi, sanığın
hakları karĢısında tartılması gereken çakıĢan çıkarlar söz konusu
olabilmektedir. Bazı durumlarda, diğer bir bireyin temel haklarını korumak
veya önemli bir kamu çıkarını korumak amacıyla belirli delillerin
savunmaya verilmemesi gerekli olabilmektedir. Ancak; sadece mutlak
surette gerekli Ģekilde savunma makamının haklarına kısıtlama getiren
nitelikteki tedbirlere SözleĢme‟nin 6 § 1 maddesinde izin verilmektedir.
Ayrıca, sanığın adil bir Ģekilde yargılanmasını sağlamak üzere, savunma
makamının haklarına getirilen kısıtlama nedeniyle karĢılaĢılan tüm
güçlüklerin, adli makamlar tarafından izlenen usuller ile yeterli bir Ģekilde
dengelenmesi gerekmektedir (bk. Rowe ve Davis, yukarıda anılan, § 61,
Natunen, yukarıda anılan, § 40, and Leas v. Estonya, no. 59577/08, § 78, 6
Mart 2012).
CEVAT SOYSAL / TÜRKĠYE KARARI
17
66. Somut davanın belirli koĢullarına bakıldığında, Mahkeme ilk derece
mahkemesi tarafından değerlendirilen deliller açısından kayıtların önemli
bir rolü olduğunu gözlemlemektedir. Aslında, karardaki gerekçenin üç
sayfasının,
tam
bir
sayfası
telefon
görüĢmelerinin
dökümlerinden
oluĢmaktadır. Bu dökümlerin içeriği dikkate alındığında, Mahkeme
baĢvuranın Türkiye‟de Ģiddet içeren eylemleri gerçekleĢtimek için PKK
üyelerine talimatlar verdiğini tespit etmiĢtir (bk. yukarıda 48 ve 50.
paragraflar). Bu nedenle, baĢvuran aleyhinde ses bantlarının dökümü
belirleyici bir delil olmuĢtur.
67. Mahkeme, ayrıca baĢvuranın Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi
önünde dava dosyasına ait dökümlerin ve ses kayıtlarının güvenilirliğine,
telefon dinlemelerinin yasaya uygunluğuna dair itirazda bulunmak için
giriĢimde bulunduğunu gözlemlemektedir. Bu amaçla, baĢvuranın avukatı
en az on defa duruma iliĢkin dilekçe vermiĢtir ve yargılamayı yürüten
mahkemeye sözlü beyanlarda bulunmuĢtur ( bkz. 14, 22, 25, 27, 28, 29, 31,
34, 39 ve 44. paragraflar). Ġlk derece mahkemesi karĢılaĢtırmalı ses
analizine dair talebi kabul etmiĢtir ve diğer tüm talepleri her defasında
reddetmiĢtir. Sonradan her nasılsa, baĢvuran karĢılaĢtırmalı ses analizinde
yer almayı kabul etmemiĢtir. Mahkeme meĢru bir ses örneği sağlamak için
baĢvuranın isteksiz olup olmadığının incelenmesinin gerekli olmadığı
görüĢündedir. Mahkeme, baĢvuranın isteksizliği nedeniyle, ilk derece
mahkemesinin,“X” olarak belirlenen bazı kiĢilerle baĢvuran arasında
gerçekleĢen görüĢmeleri kapsayan dava dosyasındaki dökümleri kabul etmiĢ
olmasının anlaĢılabilir olduğu kanaatindedir. Ancak, Cumhuriyet savcısı ve
uzman L.B. tarafından düzenlenen dava dosyasında bulunan dökümlerin ses
kayıtlarının
içeriğiyle
tutarlı
olup
olmadığına
dair
bir
inceleme
yapılmamıĢtır (bk. yukarıda 31, 32, 33 ve 39. paragraflar). Diğer yandan,
baĢvuran dökümlerin güvenilebilirliğine itiraz etmek için kendine fırsat
sunabilecek tüm unsurları elde etmeye dair bir imkân sağlamamıĢtır. Bu
bağlamda, Mahkeme ilk derece mahkemesinin herhangi bir gerekçe
CEVAT SOYSAL / TÜRKĠYE KARARI
18
sunmadan (bk. yukarıda 14, 23, 26, 27, 29 ve 32. paragraflar) , gerek
baĢvuranın ses bantlarının bir nüshasını almaya dair taleplerini reddettiğini
gerekse, bu konuda karar vermediğini gözlemlemektedir (bk. yukarıda 28,
35, 39 ve 45. paragraflar). Ayrıca, Mahkeme baĢvuranın ve avukatının
bulunduğu
duruĢmalarda ses bantlarını kullanmamıĢtır. Sonuç olarak,
baĢvuranın bu ses bantlarının orjinallerine ulaĢamamıĢ olması, dökümlerin
güvenilebilirliğine dair itirazını etkin bir Ģekilde önlemiĢtir. Ayrıca,
baĢvuran mahkemenin neden haklarını kısıtlamayı gerekli gördüğüne dair
gerekçeyle ilgili olarak bilgilendirilmediğinden, kendisi herhangi bir görüĢ
aleyhinde itiraz etme imkânına sahip olmamıĢtır. Son olarak, Mahkeme
Yargıtayın ayrıca baĢvuranın, kendisinin mahkûm edilmesinde kullanılan
delile eriĢememesine iliĢkin olarak sunduğu görüĢleri dikkate almadığını
belirtmektedir.
68. Yukarıda belirtilenler ıĢığında, Mahkeme somut davada uygulanan
karar verme usulünün çekiĢmeli yargılamalara ve silahların eĢitliğine iliĢkin
gerekliliklere uymadığı ve baĢvuranın menfaatlerini korumaya dair yeterli
güvenceler içermediği kanaatindedir.
Dolayısıyla, SözleĢme‟nin 6 § 1 maddesi ihlal edilmiĢtir.
II. SÖZLEġME‟NĠN 6 §§ 1 VE 3 (d) MADDELERĠNĠN ĠHLAL
EDĠLDĠĞĠ ĠDDĠASI HAKKINDA
69. BaĢvuran SözleĢme‟nin 6 § 3 (d) maddesi kapsamında, baĢvuranın
sürekli ısrarlarına rağmen Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi‟nin kendi
aleyhinde delil olarak aktardığı polise ifade veren kiĢilerle beraber telefon
görüĢmeleri dökümlerinde “X” olarak belirlenen kiĢileri tanık olarak
çağırmayı reddetmesinden Ģikâyetçidir.
Mahkeme, aĢağıda ilgili kısımları verilen söz konusu Ģikâyetlerin
SözleĢme‟nin 6 § 3 (d) maddesi ile birlikte 6 § 1 maddesi açısından
incelenmesi gerektiği kanısındadır:
CEVAT SOYSAL / TÜRKĠYE KARARI
19
“1. “Herkes davasının, … kendisine yöneltilen suçlamaların… bir mahkeme
tarafından… makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir.”
3. Bir suç ile itham edilen herkes aĢağıdaki asgari haklara sahiptir:
...
(d) Ġddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia
tanıklarıyla aynı koĢullar altında davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını
istemek;
...”
70. Hükümet bu görüĢe itiraz etmiĢtir.
A. Kabul Edilebilirlik Hakkında
71. Mahkeme, baĢvurunun bu kısmının, SözleĢme‟nin 35 § 3 (a)
hükmünün anlamı dâhilinde açıkça dayanaktan yoksun olmadığını
belirtmektedir. Mahkeme ayrıca, baĢvurunun baĢka hiçbir gerekçe ile kabul
edilemez nitelikte olmadığını ifade etmektedir.
B. Esas Hakkında
72. BaĢvuran, ifadeleri kendisinin mahkûm edilmesinde kullanılan
tanıkları sorgulayamadığından adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini
savunmuĢtur.
73. Hükümet, yargılamalar boyunca baĢvuranın usul yönünden tüm
taleplerini Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi‟nin kabul ettiğini ibraz
etmiĢtir. Hükümet, Mahkeme‟den baĢvuranın Ģikâyetlerini bu baĢlık
kapsamında açıkca dayanaktan yoksun olduğundan reddetmesini istemiĢtir.
74. Mahkeme SözleĢme‟nin 6 § 3 (d) maddesi ile birlikte 6 §1 maddesi
ele alındığında; sanık hakkında hüküm verilmesinden önce kendisinin
aleyhine olan tüm ifadelerin, çekiĢmeli yargılamanın gerçekleĢmesi
amacıyla sanığın iĢtirakiyle kamuya açık bir duruĢmada alınması ilkesini
benimsediğini hatırlatmaktadır. Bu ilkenin istisnası mümkündür, ancak
CEVAT SOYSAL / TÜRKĠYE KARARI
20
bunlar, kural olarak, tanık ifade verdiği zaman veya yargılamanın sonraki
aĢamalarından birinde, sanığa; kendisine karĢıt olan bir tanığı sorgulama
veya ona itiraz etme imkânının yeterli ve uygun derecede verilmesini
gerektiren savunma tarafının haklarını ihlal etmemelidir (bk. Al-Khawaja ve
Tahery / Birleşik Krallık [BD], no. 26766/05 ve 22228/06, § 118, AĠHM
2011, ve ayrıca Lucà / İtalya, no. 33354/96, § 39, AĠHM 2001-II ve Solakov
/ “eski Yugoslavya Makedon Cumhuriyeti”, no. 47023/99, § 57, AĠHM
2001-X).
75. DuruĢma salonunda bulunmayan tanıklara iliĢkin olarak Büyük
Daire, ifadelerin kabulünün adil yargılanma hakkına uygun olup olmadığını
belirlemede iki hususu dikkate almaktadır. Ġlk olarak, tanığın duruĢmaya
katılmaması için makul bir gerekçe olduğu belirlenmelidir. Ġkinci olarak;
makul bir gerekçenin olduğu durumda bile, hükmün yalnızca veya büyük
ölçüde, sanığın sorgulama imkânına sahip olmadığı bir Ģahıs tarafından
verilen ifadeye dayandırılması durumunda, savunma tarafının hakları 6.
maddede belirtilen güvencelere aykırı bir ölçüde sınırlandırılabilmektedir.
Bu nedenle, duruĢma salonunda bulunmayan tanığın ifadesinin, hükmün
dayandığı tek veya belirleyici temel olması durumunda; Mahkeme
yargılamaları detaylı incelemelere tabi tutmalıdır. Bu tip delillerin kabul
edilmeleri nedeniyle,
adilliği
dengelemek için
önemli
bir
faktör
oluĢturacaktır ve sağlam usul güvenceleri dâhil olmak üzere, yeterli
dengeleyici faktörlere ihtiyaç vardır (bk. Al-Khawaja ve Tahery, yukarıda
anılan, §§ 119 ve 147).
76. Somut davada, Mahkeme öncelikli olarak Cumhuriyet savcısı
tarafından
hazırlanan
iddianamenin
iki
grup
delile
dayandığını
gözlemlemektedir: ilk önce, PKK‟ya üye olmakla suçlanan A.G., K.O.,
ġ.Ö., H.K., N.Y., M.ġ., A.Y., C.P. ve V.T. olarak adlandırılan bazı kiĢilerin
polise verdikleri ifadeler, ve Abdullah Öcalan aleyhine yapılan yargılamalar
kapsamında, kendisinin polise ve Cumhuriyet savcısına verdiği ifadeler;
ikinci olarak ise “X” olarak belirlenen bazı kiĢilerle baĢvuran arasında, iddia
CEVAT SOYSAL / TÜRKĠYE KARARI
21
edildiğine göre, gerçekleĢen telefon görüĢmelerine iliĢkin döküm.
Mahkeme,
ayrıca
baĢvuranın
ve
avukatının
ısrarla
ilk
derece
mahkemesinden bahsi geçen kiĢileri yargılama sürecinde dinleme
maksadıyla çağırmalarını istediklerini gözlemlemektedir (bk. yukarıda 19,
22, 25, 27, 31 ve 39. paragraflar). Ancak, Ankara Devlet Güvenlik
Mahkemesi, gerek bu talepleri reddetmiĢ gerekse de karar vermemiĢtir (bk.
yukarıda 19, 23, 26, 27, 32 ve 39. paragraflar). Ayrıca, Mahkeme dava
dosyasına Cumhuriyet savcısı tarafından ibraz edilen delillere iliĢkin tüm
öğeleri dâhil etmiĢtir ve baĢvuranı kararında mahkum ederken bunları delil
olarak aktarmıĢtır. Mahkeme, ayrıca Öcalan‟ın ifadelerine ve kararını
gerekçelendirmede kullandığı telefon görüĢmeleri dökümlerine de atıfta
bulunmuĢtur (bk. yukarıda 49 ve 50. paragraflar).
77. Mahkeme daha önce Khodorkovskiy ve Lebedev / Rusya (no.
11082/06 ve 13772/05, §713, 25 Temmuz 2013) davası kararında, iddia
makamının belirli bir kiĢinin önemli bir bilgi kaynağı olduğuna karar
vermesi,
duruĢmada
mahkemenin
söz
bahsedilen
konusu
kiĢinin
tanığın
ifadelerine
ifadesini
dayanması
mahkûmiyet
ve
kararını
desteklemede kullanması halinde, Ģayet bu tanığın ifadesi açıkça mevzu dıĢı
ve gereksiz değilse, tanığın Ģahsen bulunması ve sorgulanmasının zaruri
addetilmesi gerektiğine karar vermiĢtir.
Bahsi geçen A.G., K.O., ġ.Ö.,
H.K., N.Y., M.ġ., A.Y., C.P., V.T. ve Öcalan‟ın ifadeleriyle birlikte
baĢvuranın iddia edilen telefon görüĢmeleri dökümleri hemen hemen
baĢvuranı mahkum etmeye dair kullanılan tek delillerdir (bk. yukarıda 4750.
paragraflar),
Mahkeme
sözü
geçen
tanıkların
duruĢmada
bulunmamalarına iliĢkin olarak ilk derece mahkemesinin makul gerekçeler
sağlayıp sağlamadığını incelemelidir.
78. Bu bağlamda, Mahkeme yerel mahkemelerin baĢvuranın taleplerini
reddetmeye iliĢkin, makul bir gerekçe bir yana, herhangi bir gerekçe
göstermediğini gözlemlemektedir. Diğer taraftan, Hükümet yargılamayı
yürüten mahkeme önünde “X” olarak belirlenen kiĢilerle birlikte Abdullah
CEVAT SOYSAL / TÜRKĠYE KARARI
22
Öcalan‟ın ve A.G., K.O., ġ.Ö., H.K., N.Y., M.ġ., A.Y., C.P., V.T.‟ nin
tanıklıklarını önleyecek herhangi bir gerekçeye, baĢvuranın karĢılık
vermesine dair bir korku ya da polis tarafından yapılan suç soruĢturması
yöntemlerinin
gizli
tutulmasına
yönelik
gereksinim
gibi,
atıfta
bulunmamıĢtır (bk. Al-Khawaja ve Tahery, yukarıda anılan, § 122, ve
Khodorkovskiy ve Lebedev, yukarıda anılan, § 715).
79. Yukarıda tartıĢılan unsurlar göz önüne alındığında, Mahkeme ilk
derece mahkemesinin, A.G., K.O., ġ.Ö., H.K., N.Y., M.ġ., A.Y., C.P., V.T.
ve bizzat Abdullah Öcalan‟ı dinlemeyi ve kendi önünde ifade vermesi için
“X”
olarak
reddetmesinin
belirlenen
ve
kiĢilerin
verdiği
tespit
kararına
edilmesi
yönelik
ve
herhangi
çağırılmasını
bir
gerekçe
sunmamasının, adil yargılanma gerekliliklerine aykırı olduğu neticesine
varmıĢtır.
Dolayısıyla, SözleĢme‟nin 6 § 3 (d) maddesi ile birlikte 6 § 1 maddesi
ihlal edilmiĢtir.
III. SÖZLEġME‟NĠN 6 § 2 ĠHLAL EDĠLDĠĞĠ ĠDDĠASI HAKKINDA
80. BaĢvuran yakalanmasının ardından Devlet görevlilerinin medyaya,
baĢvuranı isnat ettiği suçtan suçlu olarak tanımlayarak verdiği ifadelerin
SözleĢme‟nin 6 § 2 maddesi kapsamında masumiyet karinesi hakkını ihlal
ettiğinden Ģikâyetçidir.
81. Hükümet, baĢvuranın yerel makamlara bu Ģikâyete iliĢkin Ģikayette
bulunmadığından, eriĢebileceği iç hukuk yollarını tüketmediğini beyan
etmiĢtir.
82. Cevaben, baĢvuran yargılamayı yürüten mahkeme önünde 6 § 2
kapsamında Ģikâyetini dile getirdiğini beyan etmiĢtir.
83. Mahkeme öncelikle, baĢvuran tarafından iddia edildiği üzere, 1999
yılı Temmuz ayında yayınlanan haber yazılarının bazılarında, baĢvuran
hakkında “PKK‟nın ikinci adamı”, “terörist”, “vatan haini”, PKK‟nın
CEVAT SOYSAL / TÜRKĠYE KARARI
23
Avrupa sorumlusu” olarak bahsedildiğini gözlemlemektedir. Ancak, bu
yazıların birçoğunda bahsi geçen ifadeler gazeteciler ya da köĢe yazarları
tarafından kullanılmıĢtır. Yalnızca 22 Temmuz 1999 tarihli Turkish Daily
News gazetesinde yayınlanan bir yazı, söylendiğine göre MĠT tarafından
yapılan bir basın açıklamasının içeriğini aktarmıĢtır. Bu yazıya göre, MĠT
baĢvuranı Türkiye‟de Ģiddet içeren eylemleri gerçekleĢtirmek için PKK
destekçilerini kıĢkırtan bir kiĢi olarak tanımlamıĢtır. Ancak, dava
dosyasında MĠT‟in gerçekten bu ifadeyi verdiğini gösteren herhangi bir Ģey
yoktur ve MĠT yalnızca baĢvuranın yakalanmasına iliĢkin suçlarını
belirtmiĢtir.
Dolayısıyla Mahkeme‟nin bu Ģikâyetin iyi gerekçelere
dayandığına dair Ģüpheleri vardır (bk. Karakaş ve Yeşilırmak / Türkiye, no.
43925/985, § 53, 28 Haziran 2005; (bk. Basar / Türkiye (k.k.), no.
17880/07, 5 Nisan 2011).
84. Mahkeme, ayrıca MĠT‟in ya da Devlet görevlilerinin baĢvuranı suçlu
olarak göstermiĢ ya da bunun dıĢında yetkili adli makamlar tarafından
olayların değerlendirilmesi önyargıyla yapılmıĢ olsa bile, baĢvuranın yine
de Davalı Devlet‟e ileri sürülen 6 § 2 maddesi ihlalini düzeltme fırsatı
sağlamak için iç hukukta bulunan yasal yolları kullanması gerektiği
görüĢündedir (bk., bu davaya uygulandığı ölçüde, Fressoz ve Roire / Fransa
[BD], no. 29183/95, § 37, AĠHM 1999-I). Bu bağlamda, Mahkeme
baĢvuranın davayı yürüten mahkeme önünde savunmasının bir bölümü
olarak söz konusu haber yazılarına iliĢkin endiĢelerini dile getirdiğini
gözlemlemektedir. Ancak, kendisi Ģikâyette bulunmamıĢtır ya da kendisinin
masumiyet karinesi hakkının ihlal edildiği iddiasına dair sorumlu olan MĠT
veya Devlet görevlileri aleyhinde ayrı bir tazminat davası açmamıĢtır. Diğer
yandan, baĢvuran söz konusu gazetelerden kendisi için kullanılan ifadelere
iliĢkin bir yalanlama yayınlamasını istemiĢ ne de bu basın kuruluĢlarına bir
suç duyurusunda bulunmuĢtur. BaĢvuran ne de, iddialara göre söz konusu
yayınlardan mağdur olduğu halde, gazeteler aleyhine maddi ve manevi
zarara yönelik tazminat talep ederek herhangi bir dava açmıĢtır.
CEVAT SOYSAL / TÜRKĠYE KARARI
24
85. Bu koĢullarda, Mahkeme bu baĢlık altındaki iddialara iliĢkin olarak
baĢvuranın iç hukuk yollarından yararlanmadığı neticesine varmıĢtır.
Dolayısıyla Mahkeme, SözleĢme‟nin 35 §§ 1 ve 4. maddeleri
kapsamında, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle, söz konusu
Ģikâyetin reddedilmesi gerektiği kanısındadır.
IV. SÖZLEġME‟NĠN ĠHLAL EDĠLDĠĞĠ ĠDDĠA EDĠLEN DĠĞER
MADDELERĠ HAKKINDA
86. BaĢvuran SözleĢme‟nin 6 § 1 maddesi kapsamında kendi aleyhinde
suçlamalarda bulunan gerek Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi‟nin
gerekse
Cumhuriyet
savcısının
tarafsız
olmadıklarından
ve
adil
yargılanmanın bir kısım usuli gerekliliklerinin ihlal edildiğinden Ģikâyetçi
olmuĢtur. Ayrıca, baĢvuran aynı baĢlık altında kendi aleyhindeki ceza
yargılamalarının makul sürede neticelenmediğini ibraz etmiĢtir. Son olarak,
baĢvuran SözleĢme‟nin 6 § 3 (b) maddesi kapsamında Cumhuriyet
BaĢsavcılığının Yargıtay‟a sunduğu görüĢlerin kendisine hiçbir zaman
tebliğ edilmediğini, bu nedenle de herhangi bir karĢı görüĢ sunmaya yönelik
imkândan mahrum edildiğini ileri sürmüĢtür.
87. Mahkeme,
bu
Ģikâyetleri
kabul
edilebilir
olarak
değerlendirilebileceği görüĢündedir. Ancak, davanın olayları bakımından,
tarafların beyanlarına ve yukarıda SözleĢme‟nin 6 § 1 ve 6 §§ 3 (d)
maddelerinin ihlal edildiğine dair tespite iliĢkin (bk. yukarıda 68 ve 79.
paragraflar), Mahkeme somut davada 6. madde kapsamında ortaya çıkan
temel yasal sorunları incelediği kanaatindedir. Bu nedenle, Mahkeme bu
hüküm kapsamında geri kalan Ģikayetler hakkında ayrı bir karar vermeye
gereksinim olmadığı neticesine varmıĢtır (bk. Kamil Uzun / Türkiye, no.
37410/97, § 64, 10 Mayıs 2007,Getiren / Türkiye, no. 10301/03, § 132, 22
Temmuz 2008,Güveç / Türkiye, no. 70337/01, § 135, 20 Ocak 2009, ve
CEVAT SOYSAL / TÜRKĠYE KARARI
25
Böke ve Kandemir / Türkiye, no. 71912/01, 26968/02 ve 36397/03, § 73, 10
Mart 2009).
IV. SÖZLEġME‟NĠN 41. MADDESĠNĠN UYGULANMASI
88. SözleĢme‟nin 41. maddesi aĢağıdaki gibidir:
“Eğer Mahkeme bu SözleĢme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve
ilgili Yüksek SözleĢmeci Tarafın iç hukuku bu ihlalin sonuçlarını ancak kısmen
ortadan kaldırabiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, zarar gören taraf lehine adil bir
tazmin verilmesine hükmeder.”
A. Tazminat
89. BaĢvuran maddi tazminat olarak 216.000 avro ve manevi tazminat
olarak 100.000 avro ödenmesini talep etmiĢtir.
90. Hükümet istenilen miktarın temelden yoksun ve aĢırı olduğunu
beyan ederek söz konusu taleplere itiraz etmiĢtir.
91. Mahkeme, baĢvuranın maddi tazminat talebini desteklemeye dair
herhangi bir dayanak oluĢturan belge ibraz etmediğini gözlemlemektedir.
Bu nedenle, Mahkeme baĢvuranın bu talebini reddetmiĢtir. Ancak,
Mahkeme baĢvuranın maruz kaldığı zor durumun ve sıkıntının, yalnızca
Mahkeme‟nin
vermiĢ
olduğu
ihlal
kararıyla
telafi
edilemeyeceği
görüĢündedir. Tespit edilen ihlalin niteliğini göz önünde tutarak, Mahkeme,
baĢvurana manevi tazminat olarak 7.500 avro ödenmesinin uygun olduğunu
tespit etmiĢtir.
92. Mahkeme ayrıca, en uygun tazminat biçiminin, Ģayet isterse,
baĢvuranın, SözleĢme‟nin 6. madde gereklilikleri doğrultusunda yeniden
yargılanması olacağı kanaatindedir (bk. Gençel / Türkiye, no. 53431/99, §
27, 23 Ekim 2003).
CEVAT SOYSAL / TÜRKĠYE KARARI
26
B. Masraf ve Harcamalar
93. BaĢvuran ayrıca, Mahkeme ve yerel mahkemeler önünde gerçekleĢen
masraf ve giderler için 15.630 avro talep etmiĢtir. BaĢvuran, L. Kanat‟ın,
otuz saatlik görüĢmeleri, idari masrafların yanı sıra baĢvuru formunu ve
ulusal düzeyde dilekçelerin tamamlanmasına yönelik harcadığı zamanı
içeren çalıĢmasını ibraz etmiĢtir.
94. Hükümet bu talebe itiraz etmiĢtir.
95. Mahkeme‟nin içtihadına göre, baĢvuranın masraf ve giderlerini geri
alabilmesi için, söz konusu masraf ve giderlerin fiilen ve gerekli olduğu için
yapılmıĢ olduğunun belgelenmesi ve makul miktarda olması gerekmektedir.
Mahkeme, elindeki belgeleri ve yukarıda belirtilen kriterleri göz önüne
alarak, baĢlıkların tümünde belirtilen masrafları karĢılayacak Ģekilde,
baĢvurana 2.500 avro ödenmesinin makul olduğuna hükmetmiĢtir.
C. Gecikme Faizi
96. Mahkeme, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası'nın kısa
vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle
elde edilecek oranın uygun olduğuna karar verir.
BU GEREKÇELERLE, MAHKEME OYBĠRLĠĞĠYLE
1. SözleĢme‟nin 6 § 2 maddesi kapsamındaki Ģikâyetin kabul edilemez
olduğuna, baĢvurunun geriye kalanının kabul edilebilir olduğuna;
2. SözleĢme‟nin 6 § 1 maddesinin ihlâl edildiğine;
3. SözleĢme‟nin 6 § 3 (d) maddesi ile birlikte 6 § 1 maddesinin ihlal
edildiğine;
CEVAT SOYSAL / TÜRKĠYE KARARI
27
4. SözleĢme‟nin 6. maddesi kapsamındaki Ģikâyetlerin geri kalanının
incelenmesine gerek olmadığına;
5. (a) Davalı devlet tarafından baĢvurana, SözleĢme‟nin 44§2 maddesi
uyarınca, kararın kesinleĢtiği tarihten itibaren üç ay içerisinde, ödeme
tarihindeki döviz kuru üzerinden davalı devletin ulusal para birimine
çevrilmek üzere aĢağıdaki meblağların ödenmesine:
(i) Manevi tazminata karĢılık olarak, miktara yansıtabilecek her
türlü vergi hariç olmak üzere, 7.500 avro (yedibinbeĢyüz avro);
(ii) Yargılama masraf ve giderlerine iliĢkin olarak, baĢvurana
yansıtılabilecek her türlü vergi hariç olmak üzere, 2.500 avro (iki
binbeĢyüz avro);
(b) Yukarıda bahsi geçen üç aylık sürenin bittiği tarihten itibaren,
ödeme gününe kadar, yukarıda bahsedilen Avrupa Merkez Bankası'nın
kısa vadeli kredilere uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek
suretiyle elde edilecek oranda, yukarıda bahsedilen meblağlara basit faiz
uygulanmasına;
6. BaĢvuranın adil tazmine iliĢkin taleplerinin geri kalanını reddetmeye;
karar vermiştir.
ĠĢbu karar Ġngilizce olarak tanzim edilmiĢ ve Mahkeme Ġç Tüzüğü‟nün 77
§§ 2 ve 3 maddesi uyarınca 23 Eylül 2014 tarihinde yazılı olarak tebliğ
edilmiĢtir.
Abel Campos
Daire Yazı ĠĢleri Müdür Yardımcısı
Guido Raimondi
BaĢkan
Download

TÜRKİYE JOKEY KULÜBÜ PİST BİLGİLENDİRME FORMU