16 Nisan 2014
Cumhuriyet Meclisi Başkanlığı,
Lefkoşa.
“Anayasa Değişikliğine İlişkin Yasa Önerisini” ilişikte sunar; İçtüzüğün 101’inci
maddesi uyarınca gereğini saygılarımızla arzederiz.
ADI SOYADI
Asım AKANSOY
Mehmet ÇAKICI
Dr. Esat Ergün SERDAROĞLU
Ömer S.KALYONCU
Tufan ERHÜRMAN
Serdar DENKTAŞ
Fazilet ÖZDENEFE
Ferdi Sabit SOYER
Doğuş DERYA
Birikim ÖZGÜR
Erkut ŞAHALİ
Biray HAMZAOĞULLARI
Mehmet ÇAĞLAR
Ahmet GÜLLE
Sibel SİBER
Armağan CANDAN
Menteş GÜNDÜZ
Özkan YORGANCIOĞLU
Teberrüken ULUÇAY
Dr. Ahmet KAŞİF
Hüseyin ERÇAL
Arif ALBAYRAK
İMZA
PARTİ
CTP-BG
TDP
DP-UG
CTP-BG
CTP-BG
DP-UG
CTP-BG
CTP-BG
CTP-BG
CTP-BG
CTP-BG
CTP-BG
CTP-BG
CTP-BG
CTP-BG
CTP-BG
DP-UG
CTP-BG
CTP-BG
DP-UG
CTP-BG
CTP-BG
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE İLİŞKİN YASA ÖNERİSİ
GENEL GEREKÇE
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin 1985 yılında kabul edilen Anayasası artık bir çok
açılardan gerek kurumsal olarak gerek bireysel olarak tartışılır duruma gelmiştir. O günlerin
koşulları ve 1982 Anayasasının etkileri de yadsınamaz tarihsel bir gerçekliktir. Bunu inkar
etmemekle birlikte daha çağdaş ve daha insan ögesinin önplanda olduğu bir Anayasaya sahip
olma arzusu da sadece bireysel değil aynı zamanda evrensel bir beklentidir.
Anayasa değişiklik önerisiyle gerçek anlamda insan haklarının sınırlandırılmasına
ilişkin gerekçeler derinliğine sorgulanmış ve Devlet olgusunun değil insan hakları olgusunun
özü temel haklar ve özgürlükler bağlamında yeniden irdelenerek değiştirilmiştir.
Anayasa değişiklik önerisiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi de iç hukukun
ayrılmaz bir parçası olarak tanımlanmıştır. Böylelikle insan haklarına ilişkin yapılabilecek
sınırlamalarda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları da dikkate alınacak bir yerde
edilgen olarak otokontrol görevi de görecektir.
Değişen dünya koşulları düşünüldüğünde gerek bölgesel anlamda etnik unsurların
öneminin azalmadığı bunun yanında uluslararası örgütlerin ve uluslarası ilişkilerin de daha
önemsiz olmadığı bir dengeler bütünü düşünüldüğünde, hukukun başladığı ve bittiği yer ile
siyasetin başladığı ve bittiği yerin neresi olduğu konusunda çok farklı tartışmalar olmakla
birlikte artık gözardı edilemeyecek haklardan biri de azınlık hakları olduğu bütün dünya
tarafından kabul görmektedir. Tarihsel süreç içinde incelendiğinde çeşitli azınlık gruplarının
sahip olduğu yaşam standartlarının, hangi coğrafyada olursa olsun o ülke için
demokratikleşmenin bir göstergesi olarak kabul edildiği yadsınamaz bir gerçekliktir. Bir çok
hukukçuya ve siyasetçiye, çoğunluğun değil çoğu zaman azınlığın verdiği varoluş mücadelesi
ilham kaynağı olmuştur. Bu Anayasa değişiklik önerisiyle azınlık haklarının düzenlenmesi de
amaçlanmıştır.
Anayasa değişiklik önerisiyle, Yüksek Yönetim Denetçisinin yürütmeden daha
bağımsız bir kişi olması ve konsensusla seçilmesi düzenlenmiştir. Ayrıca Yüksek
Mahkemenin üye sayısı artırılmış ve alanlarında uzman yargıçların görev alabilmesinin önü
açılmaya çalışılmıştır. Yüksek İdare Mahkemesinin iş yükü de dikkate alındığında bu
Mahkemenin istinaf mahkemesi haline getirilmesi ve bu amaçla kurulacak idare
mahkemelerinin ilk derece mahkemesi olarak görev yapabilmesine ilişkin düzenleme de
amaçlanmıştır.
Cumhuriyet Meclisinin haftalık toplantı günlerine ilişkin düzenlemeyle Meclise bu
konuda zorunluluk getirilmiştir. Ayrıca milletvekillerinin servet beyanında bulunması bir
önkoşul olarak düzenlenmiştir.
Tüm bu değişikliklerle amaçlanan, insan hakları kavramının bütünsel olarak “Devlet”
kavramından biraz daha uzak ancak “yaşama hakkı” kavramına daha yakın bir noktada
yeniden tanımlamaktır. İnsanın olduğu bir yerde ancak hukuktan ve Anayasadan
bahsedilebileceği gerçeğinden de hareketle ulusal değerler ve hassasiyetler bütününden
kopmadan evrensel kriterler de düşünülerek bu Anayasa değişiklik önerisi hazırlanmıştır.
MADDE GEREKÇELERİ
1. Önerinin 1’inci maddesi ile Yasanın kısa ismi düzenlenmiştir.
2. Önerinin 2’nci maddesi ile Anayasa’nın 10’uncu maddesi değiştirilmiştir. Bu değişiklikle
maddeye, birinci ve ikinci fıkralar olarak iki yeni fıkra eklenmesi önerilmiştir.
İnsan onuru kavramı, insan haklarının temelini oluşturmaktadır ve bu kavrama birçok
uluslararası insan hakları belgesinde yer verilmektedir. Bu bağlamda temel hakların temel
niteliğine ilişkin maddenin bu kavrama yapılan vurguyla başlaması uygun görülmüştür.
Yeni ikinci fıkrada, temel hakların insan onuruna yakışan bir yaşamın asgari koşullarını
oluşturduğu ve insan onuruna yakışan bir yaşamın ancak bu hakların bir bütün olarak
kullanılabilmesi halinde mümkün olacağı vurgulanmıştır. Bir temel hakkın kullanılamaması
ve ihlal edilmesi insan onurunu zedelediği gibi diğer temel hakların kullanımını da olumsuz
etkileyecektir. O nedenle, temel hakların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir.
3. Önerinin 3’üncü maddesi ile Anayasa’nın 11’inci maddesi değiştirilmiştir. Bu değişiklikle
yürürlükteki Anayasa metninin temel hak ve özgürlükler konusundaki üç önemli sorununun
giderilmesi hedeflenmiştir.
a) Yürürlükteki 11’inci maddede temel hak ve özgürlüklerin tümünün sınırlanması için
kullanılabilecek genel sınırlama sebepleri sıralanmış, bununla da yetinilmemiş, bu sebeplerin
sonuna bir de “gibi” sözcüğü eklenerek, 14’üncü madde ile 74’üncü madde arasında yer alan
tüm temel hak ve özgürlüklerin, hem sayılan sebeplerden herhangi birinden hareketle, hem de
bu sebepler gibi diğer sebeplerle sınırlanabilmesinin önü açılmıştır. Böyle bir düzenleme, yasa
koyucuya, temel hak ve özgürlükleri sınırlamak konusunda, ucu bucağı belli olmayan, hemen
hemen sınırsız bir takdir yetkisi tanımaktadır. Yapılan değişiklikle genel sınırlama sebepleri
arasında sübjektif nitelik taşımaya en müsait olan “genel ahlak” metinden çıkarılmış, ayrıca
“gibi” sözcüğü de çıkarılarak, yasa koyucunun Anayasa’da açıkça sayılmayan herhangi bir
sebepten hareketle temel hak ve özgürlükleri sınırlama yetkisine son verilmiştir.
b) Yürürlükteki Anayasa’da yasa koyucu tarafından temel hak ve özgürlüklere getirilebilecek
sınırlamaların sadece iki sınırı vardır.
(i) Bu sınırlamayı yalnızca yasa koyucu, yasayla getirebilecektir.
(ii) Yasa koyucu sınırlama getirirken hakkın özüne dokunamayacaktır. Oysa yasa koyucunun
bu konudaki takdir yetkisinin çerçevesinin Anayasa’da belirgin bir şekilde çizilmesi ve
sınırlamanın sınırlarının netleşmesi gerekmektedir. Bu düşünceden hareketle, önerilen
düzenlemede, sınırlamanın sınırları artırılmış, böylece yasa koyucunun temel hak ve
özgürlükleri dilediği gibi sınırlaması önlenerek, temel hak ve özgürlükler daha güvenceli bir
statüye kavuşturulmuştur. Öneride temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasının sınırları
şunlardır:
(i) Sınırlamayı yalnızca yasa koyucu, yasayla yapabilecektir.
(ii) Yasa koyucu sınırlama getirirken hakkın özüne dokunamayacaktır.
(iii) Yasa koyucu sınırlama getirirken ölçülülük ilkesine aykırı davranamayacaktır. Yani
getirilecek sınırlama, gerekli, amaca ulaşmaya elverişli ve amaçla orantılı olmak zorunda
olacaktır.
(iv) Sınırlama, anayasanın yalnızca sözüne değil, ruhuna da uygun olacaktır.
(v) Sınırlama, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olacaktır. Yani yasa koyucu,
bir temel hak ve özgürlüğü demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı biçimde
sınırlayamayacaktır.
(vi) Yasayla, temel hak ve özgürlüğün kullanılmasını etkisiz kılacak sınırlama getirilemez.
Yani yasa koyucu, temel hak ve özgürlüğü sınırlama yetkisini onun kullanılmasını etkisiz
kılacak biçimde kullanamayacaktır.
c) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti iç hukukunun ayrılmaz
bir parçasıdır. Sözleşme dinamik niteliklidir ve düzenlediği temel hak ve özgürlüklerin
kapsamı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarıyla genişlemektedir. Oysa
yürürlükteki Anayasa’da bu dinamik niteliğin KKTC iç hukukuna aktarılmasını sağlayacak
açık bir düzenleme yoktur. Bu sorunun giderilmesi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde
yaşayanların temel haklar konusunda uluslararası alanda en üst düzeyi temsil eden bir hukuki
zemine sahip kılınmasını sağlamak amacıyla, sınırlama sebeplerinin amaçları ve ölçütlerinin
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları dikkate alınarak yorumlanacağı düzenlenmiştir.
4. Önerinin 4’üncü maddesi ile yürürlükteki Anayasa’ya 12’nci maddeden sonra gelmek üzere
yeni 12A maddesi eklenmiştir. Yürürlükteki Anayasa’da azınlık haklarıyla ilgili herhangi bir
düzenleme yoktur. Bu değişiklikle, azınlık haklarının uluslararası insan hakları standartlarına
uygun bir biçimde Anayasamızda yer alması amaçlanmıştır.
5. Önerinin 5’inci maddesi ile Anayasa’nın 15’inci maddesi değiştirilmiştir. Birinci fıkraya
eklenen ikinci paragrafla, organ nakli, tıbbi zorunluluklar gibi gerekçelerle yapılacak
müdahalelere anayasal zemin hazırlamak amaçlanmıştır.
Birinci fıkraya eklenen üçüncü paragrafla, devletin insan bedeninin ve organlarının ticari
kazanç kaynağı haline getirilmesini önlemeye ve bu yöndeki fiilleri cezalandırmaya yönelik
düzenleme ve uygulamaları yapacağı belirtilmiştir.
Ayrıca Öneriyle ölüm cezası kaldırılmıştır. Ölüm cezası modern hukuk devletlerinde kabul
edilen bir ceza değildir. Bunun dışındaki öldürme fiilleri de ancak meşru müdafaa halinde
gerçekleşmesi durumunda meşru kabul edilebilir.
6. Önerinin 6’ncı maddesi ile yürürlükteki Anayasa’ya 35’inci maddeden sonra gelmek üzere
yeni 35A maddesi eklenmiştir. Yürürlükteki Anayasa’da çocuk hakları açık bir biçimde yer
almamaktadır. Cumhuriyet Meclisi Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni onaylamış ancak bu onay
çocuk haklarının KKTC hukukunda hayata geçirilmesini maalesef sağlayamamıştır. Yapılan
değişiklikle Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde yer alan haklara anayasal statü kazandırılması
amaçlanmıştır.
7. Önerinin 7’nci maddesi ile Anayasa’nın 40’ıncı maddesi değiştirilmiştir. Bu değişiklikle,
yürürlükteki maddenin ikinci fıkrasının sonuna iki cümle eklenerek, Devlet’in, gerçek ve tüzel
kişilerin insan sağlığını bozacak veya deniz varlıklarını tehlikeye düşürecek nitelikteki sıvı,
gaz ve katı maddeleri denizlere, barajlara, göllere veya derelere akıtmasını veya dökmesini
önlemek için gerekli önlemleri almakla yükümlü olduğu ve bu fıkrayı ihlal edenlere
uygulanacak cezaların yasayla düzenleneceği belirtilmiştir.
Ayrıca maddenin üçüncü fıkrasına yapılan eklemeyle, çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını
korumak ve çevre kirlenmesini önlemek amacıyla yetkili makamlara başvurma ve dava açma
hakkına “herkes”in sahip olduğu belirtilmiştir. Bu eklemenin amacı, bu konularda idari
yargıda açılacak davalarda özel yetenek koşullarının aranmasını önlemektir. Ayrıca Çevre
Hukukunun temel ilkesi olan “önleyicilik” ilkesinden hareketle, bu davaların, mahkemelerce,
çevrenin henüz kirlenmemiş olması gerekçe gösterilerek reddedilemeyeceği belirtilmiştir.
8. Önerinin 8’inci maddesi ile Anayasa’nın 70’inci maddesi değiştirilmiştir. Maddedeki temel
değişiklik önerisi kamu görevlilerinin siyaset yasağının kalkmasıdır. Ülkede yetişmiş insan
gücünün önemli bir kısmının kamu görevlisi olarak çalıştığı hatırlanırsa, bu kişilerin partilere
üye olamaması ve özellikle partilerin temel politikalarının belirlendiği Kurultaylarda ve Parti
Meclislerinde (merkez karar organları) yer alamaması siyasetteki kalite açısından olumsuz
etki yaratmaktadır. Buna ek olarak, bu kişilerin birçoğu zaten fiilen parti üyesi gibi hareket
etmekte, dolayısıyla, parti üyeliğinin engellenmesiyle amaçlanan, “devletin (ya da kamu
hizmetlerinin) tarafsızlığı” zaten fiilen ortadan kalkmaktadır.
Buna karşın bu kişilerin partilerin karar organları olan kurultaylar ve parti meclisleri dışındaki
örgütlere üye olabilmesi durumunda iki sıkıntı ortaya çıkabilecektir. 1. Bu kişiler parti
politikalarını halka taşınması gibi kamu göreviyle bağdaştırılması kolay olmayan bir görev
üstlenmiş olacaklardır. 2. Kamu görevinin yerine getirilmesi için harcanması gereken vaktin
parti çalışmalarına ayrılması gibi bir durum bir anlamda zorunlu olarak ortaya çıkabilecektir.
Bu sıkıntıların giderilmesi amacıyla Öneriye eklenen bir cümleyle, kamu görevlilerinin siyasi
partilerin yönetim organlarında görev alamayacakları düzenlenmiştir. Yani kamu görevlileri,
siyasal partilere üye, Kurultay delegesi, parti meclisi üyesi olabilecek ancak örneğin Merkez
Yönetim Kurulu, ilçe yönetim kurulu gibi yönetim organlarında görev alamayacaklardır.
9.
Önerinin
9’uncu
maddesi
ile Anayasa’nın
74’üncü
maddesinin
değiştirilmesi
önerilmektedir. Yürürlükteki madde, bu haliyle, ülkemizde yıllardır yapılan “bedelli askerlik”
uygulamasına dahi kapı açmamaktadır. Oysa TC Anayasası’ndaki muadil hüküm, hem bedelli
askerliğe kapı açmakta hem de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve hemen hemen tüm
Avrupa Konseyi üyesi ülkelerde var olan “vicdani ret”tin yasa koyucu tarafından uygun
görülmesi halinde yasayla düzenlenmesini olanaklı kılmaktadır. Bu öneriyle TC
Anayasası’ndaki muadil hüküm KKTC Anayasası’na aktarılmaktadır.
10.
Önerinin
10’uncu
maddesiyle
Anayasa’nın
76’ncı
maddesinin
değiştirilmesi
önerilmektedir. Öneride, birinci fıkranın ilk paragrafında dil açısından bazı düzeltmeler
yapılmıştır. Birinci fıkranın ikinci paragrafında gerekçe ilkesi açık biçimde düzenlenmiş, buna
ek olarak, AB’nin ilgili düzenlemelerinde kabul edilen, ayrıca TC Anayasası’nda AB’ye
uyum çerçevesinde, 2001 yılında yapılan değişiklikler sonucunda, 40. maddenin 2. fıkrasına
eklenen başvurulacak merciyi ve başvuru süresini öğrenme hakkına yer verilmiştir.
Birinci fıkranın üçüncü paragrafında, talebi reddedilen kişinin iptal davası, dilekçe üzerine
verilen karardan zarar gören kişinin tazminat davası ve dilekçesine süresi içerisinde yanıt
verilmeyen kişinin ihmalin sonlandırılması davası açma hakkı açık biçimde belirtilmiştir.
11. Önerinin 11’inci maddesiyle Anayasa’ya 76’ncı maddeden sonra gelmek üzere 76A
maddesinin eklenmesi önerilmektedir. Bilgi edinme hakkı bir insan hakkıdır. Bu nedenle bu
hakkı da diğer temel haklarla birlikte Anayasa’da düzenlemek, hem ona anayasal güvence
sağlayacak hem de yasa koyucuyu ve yürütmeyi bu hakkın gereklerini yerine getirmek
konusunda teşvik edecektir.
Öneride talep edilen bilginin EN GEÇ otuz gün içerisinde verileceği düzenlenmek suretiyle
hem dilekçe hakkıyla bir koşutluk sağlanmış, hem de “en geç” vurgusuyla, bilginin daha önce
verilmesinin mümkün olduğu durumlarda ilgili organ veya makamın 30 gün bekleme
hakkının bulunmadığı vurgulanmıştır.
Buna ek olarak, bilgi edinme hakkını kullanan kişinin, talep ettiği bilginin verilmemesi veya
eksik verilmesi halinde idari yargıda açacağı bir ihmalin sonlandırılması ya da iptal davasıyla
idareyi eksiksiz bilgi vermeye zorlayabileceği açıkça düzenlenmiştir.
Benzer biçimde, talep edilen bilginin verilmemesi, süresinde verilmemesi ya da eksik
verilmesi durumunda, bu sebeple herhangi bir zarara uğrayan kişinin idareye karşı tazminat
davası açabileceği de açıkça düzenlenmiştir.
Ayrıca, ikinci fıkrada, şu anda yürürlükte olan Yasa’da da var olan Bilgi Edinme
Değerlendirme Kurulu’nun kurulacağı açıkça düzenlenmiştir. Buna ek olarak bu Kurul’a
başvurunun dava açma süresini durduracağı da düzenlenmiştir. Aksi hâlde, Yasa’da
düzenlenen Kurul’a başvuru yaptıkları için kişilerin dava açma haklarını kaybetmeleri gibi
olumsuz bir durumla karşılaşılabilir.
Üçüncü fıkrada, bilgi edinme hakkının yasa koyucu tarafından hangi sebeplerle
sınırlanabileceği açık biçimde düzenlenmiştir.
12.
Önerinin
12’nci
maddesiyle
Anayasa’nın
81’inci
maddesinin
değiştirilmesi
önerilmektedir. Birinci fıkrada, Cumhuriyet Meclisi’nin haftada en az iki toplantı yapması
zorunlu tutulmuştur.
Öneride, Meclis Başkanlık Divanı seçimlerinin hükümetin güvenoyu almasından itibaren on
gün içinde tamamlanacağı düzenlenmiştir. Bu kural, özellikle koalisyon hükümetlerinin
kurulduğu dönemlerde Meclis başkanının koalisyonun büyük ortağına, başkan yardımcısının
da ana muhalefet partisine mensup olması şeklindeki teamülün hayata geçirilebilmesi için
getirilmiştir.
Öneride, milletvekili andını içmeden önce yazılı servet beyanı zorunluluğu getirilmiştir.
Servet beyanı, hem milletvekilinin, hem eşinin hem de velayeti altındaki çocuklarının mal
varlığını içerecektir. Bu beyan yapılmadan ant içmek mümkün değildir. Görev süresinin
sonunda da, milletvekilinin (eşinin ve velayeti altındaki çocuklarının) servetinde görev süresi
içerisinde meydana gelen değişikliğin görülebilmesi için yazılı servet beyanı verme
zorunluluğu getirilmiştir. Bunu vermeyen veya yalan beyanda bulunan kişi yeniden
milletvekili adayı olamayacaktır. Servet beyanları, Resmi Gazete’de yayımlanarak
kamuoyunun bilgisine sunulacaktır.
Öneride, Cumhuriyet Meclisi’nin tatili kısaltılmıştır.
Öneride, Genel Kurul kararıyla, herhangi bir gruba mensup olmayan milletvekillerinin komite
ve Divan üyesi olabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme, özellikle grubu bulunmayan çok
sayıda milletvekilinin olabileceği durumlarda milletvekillerinin Meclis çalışmalarına aktif
biçimde katılımının sağlanabilmesi açısından önemlidir.
Öneride, Meclis’in toplantı ve karar yeter sayısı TC Anayasası’nın 96. maddesi baz alınarak
düzenlenmiştir. Burada amaç, Meclis’i, iktidar partisinin katılmaması halinde de
toplanabilecek ve karar alabilecek bir çalışma düzenine sahip kılmaktır.
Öneride, ayrıca, görüşme tutanaklarının yalnızca tutanak dergisinde değil Meclis internet
sitesinde de yayımlanması zorunlu kılınmıştır. Amaç, vatandaşların bu tutanaklara daha kolay
ulaşmasının sağlanmasıdır.
13. Önerinin 13’üncü maddesi ile Anayasa’nın 83’üncü maddesi değiştirilmiştir. Bu öneriyle
üçüncü fıkraya bir paragraf eklenmiş ve 26 milletvekilinin yazılı önerisi üzerine Genel
Kurul’un, Meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun oyu ile, Meclis Başkanı veya Meclis
Başkan Yardımcısının görevine, görev süresi dolmadan önce son verebileceği düzenlenmiştir.
Böyle bir karar üzerine, karar tarihinden itibaren en geç on gün içinde boşalan makam için
seçim yapılır. Seçilen kişi, yerine seçildiği kişinin görev süresi dolana kadar görev yapar.
Yeni Meclis Başkanı veya Meclis Başkan Yardımcısı seçilene kadar eskisinin görev süresi
devam eder.
14. Önerinin 14’üncü maddesiyle, Anayasa’nın 84’üncü maddesinin değiştirilmesi
önerilmektedir. Öneriye göre, milletvekilleri, seçimden önce veya sonra işledikleri, siyasi
nitelik taşımayan eylemlerinden dolayı tutuksuz yargılanabileceklerdir. Ölüm veya beş yıl
veya daha çok hapis cezası gerektiren suçüstü durumlarında milletvekilleri tutuklu
yargılanabileceklerdir.
15.
Önerinin
15’inci
maddesiyle
Anayasa’nın
90’ıncı
maddesinin
değiştirilmesi
önerilmektedir. Önerideki temel değişiklikler (5). fıkraya ilişkindir.
Bu fıkrada iki değişiklik yapılmıştır. Bunlardan birincisi, mahkemelerin (yalnızca Yüksek
Mahkeme’nin değil, tüm mahkemelerin) Anayasa’daki temel hak ve özgürlüklere ilişkin
hükümleri, AİHS’ye ve AİHM içtihadına uygun yorum ilkesi çerçevesinde yorumlamalarıdır.
Bu sayede, AİHM’nin AİHS’deki özgürlükleri genişleten yorumlarının iç hukuka
aktarılmasının yolu açılmaya çalışılmıştır.
İkinci değişiklik ise, TC Anayasası’nda yapılan değişiklikle paraleldir. Bu değişiklik
sayesinde, AİHS’nin ya da temel haklara ilişkin diğer uluslararası sözleşmelerin kabulünden
sonra çıkarılmış ve AİHS ile ya da temel haklara ilişkin diğer uluslararası sözleşmelerle ters
düşen kanunlar karşısında, AİHS’ye ve temel hak ve özgürlüklere ilişkin diğer uluslararası
sözleşmelere üstünlük tanınmıştır.
16.
Önerinin
16’ncı
maddesiyle,
Anayasa’nın
93’üncü
maddesinin
değiştirilmesi
önerilmektedir. Öneriyle maddeye eklenen ikinci fıkraya göre, kesin hesap yasa tasarısı ile
uygunluk bildiriminin Cumhuriyet Meclisine verilmiş olması, Sayıştay’ın ilgili yıla ait
denetim yapmasına engel değildir.
17.
Önerinin
17’nci
maddesiyle
Anayasa’nın
114’üncü
maddesinin
değiştirilmesi
önerilmektedir.
Yüksek Yönetim Denetçisi, yönetimi denetlemekle görevli olduğundan yürütmeden mümkün
olduğunca bağımsız bir kişi olmalıdır. Günümüzde siyasi partiler sisteminde yaşanan
gelişmeler sonucunda bu göreve getirilecek kişinin seçiminin tamamen yasama organına
bırakılması durumunda yürütmenin tercihinin belirleyici olacağı bilinmektedir. Yürütmenin
bu konudaki etkisini zayıflatmak amacıyla, Cumhuriyet Meclisi’nin, bağımsızlığından en az
kuşku duyulan makamlardan biri olan Yüksek Adliye Kurulu’nun belirleyeceği üç aday
arasından seçim yapması önerilmektedir. Böylece Yüksek Yönetim Denetçisi görevine
getirilecek olan kişi, hem yargıdan, hem yasamadan, hem de Cumhurbaşkanı tarafından
atanacağı için yürütmeden onay almış olacaktır.
Öneride, Cumhuriyet Meclisi’nde yapılacak oylamada izlenecek usul ayrıntılı olarak
düzenlenmiştir. Burada amaç, Yüksek Yönetim Denetçisi’nin mümkün olduğu oranda yüksek
bir oyla seçilmesi, dolayısıyla herhangi bir partinin tercihi sonucunda değil, oydaşmayla
seçilmesinin sağlanmasıdır. Böyle bir seçim, halkın Yüksek Yönetim Denetçisi’ne duyacağı
güveni artıracaktır.
Öneride maddeye eklenen cümle ile yasa koyucunun, Yüksek Yönetim Denetçisi’nin yetki
alanını Anayasa’da öngörülenden daha fazla sınırlamasının önüne geçmek amaçlanmıştır.
Öneriyle, Yüksek Yönetim Denetçisi’ne, idari işlem, ihmal ve eylemlerin hukuka aykırı
olduğu iddiasıyla yapılan başvuruların dava açma süresini durduracağı belirtilmiştir. Amaç,
mahkemeye başvurmadan önce Yüksek Yönetim Denetçisi’ne başvurmayı tercih eden
kişilerin bu başvurularının dava açma süresini kaçırmaları sonucunu doğurmasını
engellemektir.
Öneride Yüksek Yönetim Denetçisi’nin tüm raporlarının basın ve yayın yoluyla kamuya
açıklanacağı tartışmaya mahal bırakmayacak şekilde belirtilmiştir.
18. Önerinin 18’inci maddesiyle Anayasa’nın 119’uncu maddesinin değiştirilmesi
önerilmektedir.
Birinci fıkrada yapılan değişiklikle bölge bir yerel yönetim birimi olmaktan çıkarılmıştır.
Birinci fıkrada yapılan değişiklikle, yerel yönetimlerin yalnızca karar organlarının değil,
yürütme organlarının da seçimle iş başına gelecekleri düzenlenmiştir. Bu değişiklikle,
belediye başkanlarının ve köy ve mahalle muhtarlarının seçimle iş başına gelmeleri anayasal
güvenceye kavuşturulmuştur.
Üçüncü fıkrada yapılan değişiklikle bir kimsenin ancak üç kez belediye başkanlığı
yapabileceği düzenlenmiştir.
Yeni dördüncü fıkra ile yerel yönetim organlarının ve bu organların üyelerinin görevlerinin,
seçilme yeterliliğini kaybetmekle kendiliğinden son bulacağı düzenlenmiştir.
Yeni beşinci fıkra ile bir yerel yönetim organının ve organlardan birinin üyesinin görevine,
hukuka aykırı işlemleriyle yerel yönetimi yıllık bütçesinin en az onda biri tutarında zarara
uğratması hâlinde, içişlerinden sorumlu bakanın başvurusu üzerine, Yüksek İdare Mahkemesi
kararıyla son verilebileceği düzenlenmiştir. Ayrıca, Yüksek İdare Mahkemesi, aynı yöntemle,
yargılama sona erene kadar davalının görevden el çektirilmesine de karar verebilir.
19. Önerinin 19’uncu maddesiyle Anayasa’nın 122’nci maddesi değiştirilmiştir.
Yürürlükteki Anayasa’da, tüzükler ve yönetmelikler dışındaki düzenleyici işlemlere dağınık
biçimde yer verilmektedir. Öneriyle bu dağınıklığın giderilmesi ve düzenleyici işlemlerin
normlar hiyerarşisindeki yerine açıklık kazandırılması amaçlanmıştır.
Bu noktadan hareketle, tüzüklerin yasalara, yönetmeliklerin yasalara ve tüzüklere, diğer
düzenleyici işlemlerin de yasalara, tüzüklere ve yönetmeliklere aykırı olamayacağı açıkça
düzenlenmiştir.
Yürürlükteki Anayasa’dan hareketle Yüksek İdare Mahkemesi düzenleyici işlemlere karşı
açılan davaları kabul etmemektedir. Bu önerinin amacı, bu konudaki karmaşayı gidermek
için, düzenleyici işlemlere karşı YİM’de dava açılabileceğini açıkça vurgulamaktır.
20. Önerinin 20’nci maddesiyle Anayasa’ya 131’inci maddeden sonra gelmek üzere 131A
maddesinin eklenmesi önerilmektedir. Yapılan değişiklikle Yükseköğretim Planlama,
Denetleme,
Akreditasyon ve Koordinasyon
Kuruluna anayasal
statü kazandırmak
amaçlanmıştır.
21. Önerinin 21’inci maddesiyle, Anayasa’nın 132’nci maddesi değiştirilmiş ve Sayıştay, mali
açıdan özerk, bağımsız bir mali denetim organı olarak düzenlenmiştir.
22. Önerinin 22’nci maddesi ile Anayasa’nın 143’üncü maddesinin değiştirilmesi
önerilmektedir.
Birinci fıkrada, “en az 9” ibaresi aracılığıyla hem yüksek mahkeme üye sayısı artırılmış hem
de yüksek mahkeme yargıcı sayısının ihtiyaca binaen yasayla artırılmasına olanak
sağlanmıştır.
Dördüncü fıkradaki “nihaidir” sözcüğünün yerine “kesindir” sözcüğü önerilmektedir. Nihai
karar, hukuk terminolojisinde temyize ya da istinafa açık olan karar olarak kabul edilir. Kesin
kararlara karşı ise yalnızca olağanüstü kanun yollarına (muhakemenin yenilenmesi gibi)
başvurulabilir. Yargıtay ve Yüksek İdare Mahkemesi kararlarına karşı istinafa ve temyize
başvurulamayacağından “kesin” sözcüğünün burada daha uygun olduğu düşünülmektedir.
Yüksek İdare Mahkemesi ile ilgili 152. maddede yapılan değişiklik çerçevesinde, dördüncü
fıkranın ikinci ve üçüncü paragrafı çıkarılmıştır. Yine aynı değişikliğe paralel olarak, idare
mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluyla Yüksek İdare Mahkemesi’ne başvurulabileceği
düzenlenmiştir.
Ayrıca dördüncü fıkrada, kaza mahkemeleri ve çocuk mahkemeleri ve bunlara ek olarak
yasayla kurulmaları halinde ticaret ve iş mahkemeleri kararlarına karşı istinaf yoluyla
Yargıtay’a başvurulabileceği düzenlenmiştir.
Beşinci fıkra, YİM ile ilgili 152. maddede yapılan değişiklik dikkate alınarak düzenlenmiştir.
Bu çerçevede, YİM’de ve Yargıtay’da alanlarında uzman yargıçların görev alması
sağlanmaya çalışılmıştır.
23. Önerinin 23’üncü maddesi ile Anayasa’nın 144’üncü maddesinin değiştirilmesi
önerilmektedir. Maddeye eklenen üçüncü fıkrayla Anayasa Mahkemesi’ne siyasi partileri
mali yönden denetleme yetkisi verilmiştir. Bu düzenleme, Sayıştay ile ilgili 132. maddedeki
düzenlemeyle paraleldir.
Maddeye eklenen dördüncü fıkrayla Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkı
tanınmıştır.
Maddeye eklenen beşinci fıkra ile yargı yollar arasındaki görev uyuşmazlıklarını çözme
yetkisi Anayasa Mahkemesi’ne tanınmıştır.
24. Önerinin 24’üncü maddesi ile Anayasa’nın 151’nci maddesinin değiştirilmesi
önerilmektedir.
152. maddede, idari yargıda ilk derece mahkemesi olarak görev yapacak olan idare
mahkemelerinin kurulması önerildiğinden, Yargıtay’ın bu mahkemeler tarafından verilecek
kararlarda istinaf mahkemesi olarak görev yapmayacağı vurgulanmıştır.
Yargıtay’ın bir istinaf mahkemesi olarak görev yapması ve gereksiz yere dava yükünün
artırılmaması amacıyla, ilk derece mahkemesi olarak görev yapamayacağı düzenlenmiştir.
Şu anda hukuk sistemimiz içerisinde olağanüstü kanun yolları (örneğin yargılamanın
yenilenmesi) düzenlenmemiştir. Onun yerine certiorari, amacına çok da uygun olmayan
biçimde kullanılabilmektedir. Bu eksikliği gidermek için, 2. fıkrada olağanüstü kanun
yollarının düzenlenmesine anayasal temel sağlanmıştır. Yargıtay kararlarının kesin olduğu
açıkça belirtilmiş ve kesin hükümlere karşı başvurulabilecek olağanüstü kanun yollarının
yasada düzenleneceği vurgulanmıştır.
152. maddede, mandamus, prohibition ve certiorari emirnamelerini çıkarma yetkisinin
Yüksek İdare Mahkemesi’ne verilmesi önerildiğinden, Yargıtay’a, yalnızca, görev alanıyla
ilgili olan habeas corpus emirnamesini çıkarma yetkisi verilmiştir.
25.
Önerinin
25’inci
maddesiyle,
Anayasa’nın
152’nci
maddesinin
değiştirilmesi
önerilmektedir.
İdarenin, idari işlem, eylem ve ihmallerinin hiçbir hâlde idari yargı denetimi dışında
bırakılamayacağı açık biçimde belirtilmiştir. Burada amaç, idari işlem, eylem ve ihmaller
konusunda uzmanlaşması gereken idari yargının görev alanını güvence altına almaktır. Ayrıca
fıkra basitleştirilmiş ve daha anlaşılır hâle getirilmiştir.
Yüksek İdare Mahkemesi (YİM) ciddi bir iş yükü altında olduğundan, bu Mahkeme’nin ilk
derece
mahkemesi
olmaktan
çıkarılması
ve
istinaf
mahkemesine
dönüştürülmesi
önerilmektedir. Bu amaçla, kurulacak idare mahkemeleri ilk derece mahkemesi hâline
getirilmektedir. Bu yolla, YİM’in iş yükü azaltılmakta ve adil ve hızlı yargılamanın önü
açılmaktadır.
İdari eylemler özel hukuk kişilerinin eylemlerinden farklıdır ve bu eylemlerden doğan
zararların giderilmesi için uzman bir mahkeme olan YİM’de dava açılması daha uygundur. Bu
nedenle, bugünkünden farklı olarak, idari eylemlerden doğan zararların giderilmesi istemiyle
açılacak tazminat davalarının idari yargıda açılacağı düzenlenmiştir.
Bugün yürürlükte olan mevzuata göre, görevsiz mahkemede dava açmak, görevsiz mahkeme
sonuca varana kadar dava açma süresi kaçmış olabileceğinden, davacının dava açma hakkını
ortadan kaldırabilmektedir. Bu olumsuz durumu önlemek için, görevsiz mahkemenin davayı
reddetmesinden itibaren 30 günlük bir ek dava açma süresi öngörülmüştür.
Yürürlükteki Anayasa’da, idari yargıda dava açabilmek için meşru bir menfaatin karar veya
ihmal yüzünden olumsuz yönde ve doğrudan doğruya etkilenmesi aranmakta, bu koşul, bazı
mahkeme kararlarında, dava açma hakkını son derece sınırlı hâle getirecek biçimde
yorumlanmaktadır. Değişiklik önerisi ile amaçlanan, bireylerin idarenin denetlenmesi ve
hukuk devletinin gerçekleştirilmesi sürecine katılımının en önemli araçlarından biri olan idari
davaların açılmasını kolaylaştırmaktır.
Değişiklik önerisi ile Yüksek İdare Mahkemesi’nin kendisine yapılan başvurular sonucunda
idari işlem ve ihmalleri onaylama yetkisi kaldırılmıştır. Mahkemelerin yetkisi, hukuka aykırı
idari işlemleri iptal ve idari ihmallere son vermekten ibarettir. İşlemi ya da ihmali onaylama
yetkisi yargısal bir yetki değildir.
Yürürlükteki Anayasa’ya göre, bir idari işlem ya da ihmalden zarar gören bir kişinin bu
zararın giderilmesini isteyebilmesi için önce YİM’de açacağı bir davayı kazanması, sonra
idareye başvurması, zararının giderilmemesi durumunda da kaza mahkemesinde bir tazminat
davası açması gerekir. Bu düzenleme davacılara zaman kaybettirmekte, makul sürede sonuç
alınamamakta, bu nedenle çoğu zaman idare, işlem ve ihmalleriyle verdiği zararı
karşılamamaktadır. Önerilen değişiklikle bu yol kısaltılmakta, idari işlemin ya da ihmalin
hukuka aykırılığı iddiasıyla açılan davada bu işlem ve ihmalden kaynaklanan zararın
giderilmesini istemek de mümkün kılınmaktadır. Buna ek olarak, bir kamu görevlisinin
kusurundan dolayı tazminat ödemek zorunda kalan idarenin kamu görevlisine rücu etmesi
zorunlu hâle getirilmektedir. Bu yolla, hem kamu görevlilerinin hukuka aykırı işlem ve ihmal
yapmaktan kaçınması teşvik edilmekte, hem de kamu görevlisinin kusurundan dolayı
Hazine’nin zarara uğratılması önlenmektedir.
YİM, yürürlükteki mevzuattan hareketle, yalnızca son derece istisnai durumlarda geçici emir
(ara emri) vermektedir. Bu durum, birçok hâlde, mahkeme tarafından verilen nihai kararın
davacının istediği hukuki etkiyi yaratamaması sonucunu doğurmaktadır. Burada amaçlanan
bu sorunu ortadan kaldırmaktır.
Mahkeme kararlarının uygulanmamasından doğan zararın giderilmesi için mahkemeye
başvuru konusunda yürürlükteki mevzuatta ciddi bir karmaşa vardır. Önerilen değişiklikle bu
karmaşa giderilmekte, davacıya, mahkeme kararının gereklerini yerine getirmeyen idareye
karşı, gereği yerine getirilmeyen kararı veren mahkemeye başvurup zararın giderilmesini
isteme olanağı tanınmaktadır. Buna ek olarak, idarenin bu gibi durumlarda kusurlu kamu
görevlisine kusuru oranında rücu etmesi de bir zorunluluk hâline getirilmektedir.
KKTC hukukuna Anglo-sakson hukuk sisteminden geçen, mandamus, prohibition ve
certiorari emirnamelerinin idari işlem ve ihmallerle ilgili oldukları konusunda bugünkü İngiliz
hukukunda herhangi bir kuşku yoktur. Bu durumda bu emirnameleri çıkarma yetkisinin
Yargıtay’a değil, idare hukuku alanında uzman olan Yüksek İdare Mahkemesi’ne verilmesi
daha doğru olacaktır.
İptal ve ihmalin sonlandırılması davaları varken bu emirnamelerin çıkarılmasının da mümkün
kılınmasının amacı, emirnamelerin çıkarılmasına ilişkin yargılama usulünün hızlı yargılamayı
mümkün kılması ve özellikle hukuka aykırılığın dosya üzerinden anlaşılması durumunda iptal
ya da ihmalin sonlandırılması davası açılarak zaman kaybedilmesinin önlenmesidir. Bu
nedenle, bu başvurularda, mahkeme tarafından aksine karar verilmedikçe duruşma
yapılamayacaktır.
İdari yargıda dava açma süresi sıkıntılı konulardan biridir. Bir idari işlem ya da ihmal hukuka
aykırıysa, bunun belli bir süre geçtikten sonra hukuka uygun hâle gelmesi söz konusu
değildir. Bununla birlikte idari işlem ve ihmallere karşı, yapılmalarının üzerinden çok uzun
bir süre geçtikten sonra dava açılması da hem idareye güven hem de adil yargılama açısından
sorun yaratabilir. Bu düzenlemeyle, dava açma süresinin başlangıç tarihi belirlenmiş, dava
açma süresinin en az 75 gün olacağı belirtilmiş, kanun koyucuya dava açma süresini belirleme
konusunda bir takdir yetkisi tanınmıştır. Buna ek olarak mahkemelere de, dava açılmasında
kamu yararı açısından fayda görülen durumlarda dava açma süresi geçtikten sonra açılan
davaları istisnaen kabul etme olanağı tanınmıştır.
Geçici Madde 1. Önerinin Geçici 1’inci Maddesi ile Anayasa Değişikliğinin Halkoylamasına
Sunulacağı Gün düzenlenmiştir.
26. Önerinin 26’ncı maddesiyle, Yasanın yürürlüğe girişine ilişkin kural düzenlenmiştir.
ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNE İLİŞKİN YASA ÖNERİSİ
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhuriyet Meclisi aşağıdaki Yasayı
yapar:
Kısa İsim
1. Bu Yasa, Anayasa Değişikliğine İlişkin Yasa olarak isimlendirilir ve aşağıda
Anayasa olarak anılan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Anayasası ile birlikte
okunur.
Anayasanın
10’uncu
Maddesinin
Değiştirilmesi
2. Anayasanın, 10’uncu maddesi kaldırılmak ve yerine aşağıdaki yeni 10’uncu
madde konmak suretiyle değiştirilir:
“Temel
Hakların
Niteliği ve
Korunması
10.
(1)
(2)
(3)
(4)
(5)
Anayasanın
11’inci
Maddesinin
Değiştirilmesi
İnsan onuruna dokunulamaz. İnsan onuruna saygı,
devlet ve toplum yaşamının temel ilkesidir.
Temel hak ve özgürlükler, insan onuruna yakışır bir
yaşamın vazgeçilmez unsurları olarak bir bütün
oluşturur.
Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez,
vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahiptir.
Devlet, kişinin temel hak ve özgürlüklerini, kişi
huzuru, sosyal adalet ve hukuk devleti ilkeleriyle
bağdaşmayacak biçimde sınırlayan siyasal, ekonomik
ve sosyal bütün engelleri kaldırır, insanın maddi ve
manevi varlığının gelişmesi için gerekli koşulları
hazırlar.
Devletin yasama, yürütme ve yargı organları, kendi
yetki sınırları içinde, bu Kısım kurallarının tam
olarak uygulanmasını sağlamakla, temel hak ve
özgürlükleri sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle
bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik
ve sosyal engelleri kaldırmakla yükümlüdürler.”
3. Anayasanın, 11’nci maddesi kaldırılmak ve yerine aşağıdaki yeni 11’nci madde
konmak suretiyle değiştirilir:
“Temel Hak 11.
ve
Özgürlüklerin
Özü
ve
Sınırlanması
(1)
(2)
(3)
Temel hak ve özgürlükler, kamu yararı, kamu düzeni,
sosyal adalet, ulusal güvenlik, genel sağlık ve kişilerin
can ve mal güvenliğini sağlama amaçlarıyla ve ayrıca
Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere ve
amaçlara bağlı olarak, ancak yasayla sınırlanabilir.
Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,
demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük
ilkesine aykırı olamaz; hak ve özgürlüğün özüne
dokunamaz. Yasayla, temel hak ve özgürlüğün
kullanılmasını etkisiz kılacak sınırlama getirilemez.
Sınırlama sebeplerinin, amaçları ve ölçütleri Avrupa
İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları dikkate alınarak
yorumlanır.”
Anayasaya
Yeni 12A
Maddesinin
Eklenmesi
4. Anayasanın, 12’nci maddesinden hemen sonra aşağıdaki yeni 12A maddesi
eklenmek suretiyle değiştirilir:
Anayasanın
15’inci
Maddesinin
Değiştirilmesi
5. Anayasanın, 15’inci maddesi kaldırılmak ve yerine aşağıdaki yeni 15’inci
madde konmak suretiyle değiştirilir:
“Azınlık
Hakları
12A. Etnik, dinsel ya da dilsel azınlıklara mensup kişiler,
gruplarının diğer üyeleriyle birlikte, kendi kültürlerini yaşamak,
kendi dinlerini açıkça ilan etmek ve gereklerini yerine getirmek ve
kendi dillerini kullanmak hakkından yoksun bırakılamazlar. Devlet,
söz konusu hakların kullanımını sağlamak için gerekli koşulları
yaratmakla yükümlüdür.”
“Hayat ve 15.
Vücut
Bütünlüğü
Hakkı
(1)
(2)
(3)
Anayasaya
Yeni 35A
Maddesinin
Eklenmesi
Herkes hayat ve vücut bütünlüğü hakkına sahiptir.
Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında,
kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası
olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz.
Devlet, insan bedeninin ve organlarının ticari kazanç
kaynağı haline getirilmesine yönelik girişimleri
engellemek ve bu yöndeki fiilleri cezalandırmak için
gerekli düzenleme ve uygulamaları yapar.
Ölüm cezası verilemez.
Yasa ile konduğu zaman ve gösterildiği şekilde,
kişinin, başka türlü kaçınılması ve tamiri olanaksız
aynı derecede bir zarara karşı savunulması amacıyla
yaşama son verilmesi, (1)’inci fıkra hükmüne aykırı
sayılamaz.”
6. Anayasanın, 35’inci maddesinden hemen sonra aşağıdaki yeni 35A maddesi
eklenmek suretiyle değiştirilir:
“Çocuk
Hakları
35A.
(1)
(2)
(3)
(4)
18 yaşını doldurmamış olan her insan çocuk sayılır.
Cinsiyet, cinsel kimlik, cinsel yönelim, din, mezhep,
dil, ırk, renk, etnik köken, doğum yeri, uyruk, zihinsel
ve bedensel gelişim durumu, evlilik içi veya dışı
doğmuş olma ve ailesinin veya yasal vasisinin
herhangi bir özelliği dahil olmak üzere başka herhangi
bir sebeple ayrım gözetilmeksizin tüm çocuklar yasa
önünde eşittirler; Çocuk Hakları Sözleşmesi ve çocuk
haklarını düzenleyen diğer uluslararası sözleşmeler
ışığında özel olarak korunurlar ve tüm insan
haklarından,
hiçbir
ayrım
gözetilmeksizin
yararlandırılırlar.
Çocuklar, kendi iyilikleri için gereken korumayı ve
bakımı alma hakkına sahiptir. Her çocuk, yüksek
yararına açıkça aykırı olmadıkça, ana ve babasıyla
doğrudan ve kişisel ilişki kurma ve bu ilişkiyi
sürdürme hakkına sahiptir.
Yasama organı, idari makamlar, mahkemeler,
kamusal ya da özel yardım kuruluşları, çocuklarla
(5)
(6)
(7)
(8)
(9)
(10)
(11)
(12)
(13)
ilgili tüm eylem ve işlemlerinde, çocuğun yararını
öncelikle dikkate alırlar.
Devlet, çocukların ruhsal, bedensel, bilişsel, etik ve
sosyal gelişimlerinin sağlıklı ilerlemesi için gerekli
olan her türlü önlemi alır.
Ailesinin veya yasal vasisinin ekonomik durumu
veya ülkedeki yasal statüsü ne olursa olsun, her
çocuğun, eğitim, sağlık ve sosyal hizmet haklarından
yararlanması sağlanır.
Çocuğun, ekonomik sömürüye ve her türlü
tehlikeli ya da eğitimine zarar verecek ya da sağlığı
veya bedensel, zihinsel, ruhsal, etik ve sosyal
gelişmesi için zararlı olabilecek nitelikte işte
çalıştırılmasına karşı korunması için gerekli önlemler
alınır. Yasada düzenlenen istisnai işler hariç, 14 yaşını
doldurmamış çocuklar çalıştırılamazlar.
Devlet, her türlü ihmal, istismar ve şiddete karşı
çocukları
koruyucu
önlemleri
alır.
Devlet
yetkililerinin ihmal, istismar ve şiddet mağduru
çocuklarla yaptıkları görüşmelerde, çocuk hakları ve
çocuk psikolojisi alanında uzman bir kişi hazır
bulunur.
Her çocuk, düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne
sahiptir.
Görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun
kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe
ifade etme hakkı vardır. Çocuklarla ilgili tüm eylem
ve işlemlerde, çocuğun görüşleri, yaşıyla ve olgunluk
derecesiyle orantılı olarak dikkate alınır.
Suça itilen çocuklar tarafından işlendiği iddia edilen
suçlarla ilgili soruşturma ve kovuşturmalarda, bu
konuda uzman kolluk kuvvetleri, çocuk hakları ve
çocuk psikolojisi alanında uzman olan kişilerden
yardım alarak görev yaparlar.
Suça itilen çocuklar tarafından işlenen suçlarla ilgili
davalara, bu konuda uzman yargıçlardan oluşan ve
çocuk hakları ve çocuk psikolojisi alanında uzman
olan kişilerin uzmanlıklarından yararlanan çocuk
mahkemelerinde bakılır.
Suça itilen çocuklar tarafından işlenen suçlarla ilgili
davalarda, çocuklar mutlaka avukat yardımından
yararlanırlar.
Çocuğun
avukatının
olmadığı
durumlarda, mahkemenin bu amaçla bir avukat
görevlendirmesi zorunludur.
Mahkeme kararıyla ceza alan suça itilen çocuklar,
cezalarını, çocukların ihtiyaçları dikkate alınarak
kurulmuş, rehabilitasyon amaçlı, özel çocuk ceza
infaz kurumlarında çekerler.
Devlet, ister tek başına olsun, ister anne-babası veya
herhangi başka bir kimse ile birlikte bulunsun, mülteci
statüsü kazanmaya çalışan ya da uluslararası veya iç
hukuk kural ve usulleri uyarınca mülteci sayılan her
çocuğun, Çocuk Hakları Sözleşmesi ve diğer
uluslararası insan hakları sözleşmelerince sağlanan
koruma ve insani yardım haklarından yararlanmasını
sağlar.”
Anayasanın
40’ıncı
Maddesinin
Değiştirilmesi
7. Anayasanın, 40’ıncı maddesi kaldırılmak ve yerine aşağıdaki yeni 40’ıncı
madde konmak suretiyle değiştirilir:
“Çevrenin
Korunması
40.
(1)
(2)
(3)
(4)
Anayasanın
70’inci
Maddesinin
Değiştirilmesi
Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama
hakkına sahiptir.
Gerçek veya tüzel kişiler, hiçbir amaçla, insan
sağlığını bozacak veya deniz varlıklarını tehlikeye
düşürecek nitelikteki sıvı, gaz ve katı maddeleri
denizlere, barajlara, göllere veya derelere akıtamaz
veya dökemez. Devlet, bu konuda gerekli önlemleri
almakla yükümlüdür. Bu fıkrayı ihlal edenlere
uygulanacak cezalar yasayla düzenlenir.
Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre
kirlenmesini önlemek, Devletin, gerçek ve tüzel
kişilerin ödevidir. Herkes, çevreyi geliştirmek, çevre
sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek
amacıyla yetkili makamlara başvurma ve dava açma
hakkına sahiptir. Çevre sağlığını korumak ve çevre
kirlenmesini önlemek amacıyla açılan davalar,
mahkemelerce, çevrenin henüz kirlenmemiş olması
gerekçe gösterilerek reddedilemez.
Devlet, milli parklar oluşturulması amacıyla gerekli
önlemleri alır.”
8. Anayasanın, 70’inci maddesi kaldırılmak ve yerine aşağıdaki yeni 70’inci
madde konmak suretiyle değiştirilir:
“Siyasal Parti
Kurma ve Partilerin
Siyasal Hayattaki
Yeri
70.
(1)
(2)
(3)
(4)
(5)
Yurttaşlar, siyasal parti kurma ve usulüne göre
partilere girme ve çıkma hakkına sahiptir.
Siyasal partiler, önceden izin almadan kurulur
ve serbestçe faaliyette bulunur.
Siyasal partiler, ister iktidarda ister
muhalefette olsunlar, demokratik siyasal
hayatın vazgeçilmez öğeleridir.
Siyasal partiler, bir seçimden doksan gün
öncesine kadar kurulup tüzel kişilik
kazanmadıkça o seçime katılamaz.
Yargıçlar,
savcılar,
silahlı
kuvvetler
mensupları, polis mensupları ve on sekiz
yaşından küçük olanlar siyasal parti kuramaz
ve siyasal partilere üye olamaz.
Kamu görevlilerinin siyasi partilere üye
olması yasaklanamaz. Kamu görevlileri siyasi
(6)
partilerin
yönetim
organlarında
görev
alamazlar.
Siyasal partilere Devletçe yapılacak yardım
yasa ile düzenlenir.”
Anayasanın
74’üncü
Maddesinin
Değiştirilmesi
9. Anayasanın, 74’üncü maddesi kaldırılmak ve yerine aşağıdaki yeni 74’üncü
madde konmak suretiyle değiştirilir:
Anayasanın
76’ncı
Maddesinin
Değiştirilmesi
10. Anayasanın, 76’ncı maddesi kaldırılmak ve yerine aşağıdaki yeni 76’ncı
madde konmak suretiyle değiştirilir:
“Yurt
Ödevi
“Dilekçe
Hakkı
74. Yurt ödevi her yurttaşın hakkı ve ödevidir. Bu hizmetin Silahlı
Kuvvetlerde veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği
veya getirilmiş sayılacağı yasayla düzenlenir.”
76.
(1)
(2)
Herkes, kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve
şikayetleri hakkında tek başına veya topluca, yetkili
makamlara yazı ile başvurma ve bunların
gecikmeksizin incelenmesini ve karara bağlanmasını
isteme hakkına sahiptir.
Dilekçe üzerine verilecek karar, başvuru tarihinden
itibaren en geç otuz gün içinde, dilek ve şikayet
sahibine yazılı olarak bildirilir. Kararın gerekçeli
olması ve ilgili kişilerin başvurabileceği mercilerin
ve başvuru sürelerinin kararda açık biçimde
gösterilmesi zorunludur.
Böyle bir kararla ciddi ve makul ilgisi bulunan, bu
karardan zarar gören veya otuz gün içerisinde
kendisine bir karar bildirilmeyen her ilgili, bu
Anayasa’da ve yasada belirtilen süreler içerisinde ve
usuller
çerçevesinde
görevli
mahkemeye
başvurabilir.
Başsavcılığın ve Yüksek Mahkeme’nin dilekçeler
üzerine verecekleri idari kararlar da bu fıkra
hükümlerine tabidir.
Yurttaşlar, tek başlarına veya topluca Cumhuriyet
Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.
Yurttaşların Cumhuriyet Meclisi’ne yaptıkları
başvurular bu konuda görevlendirilen Komite
tarafından incelenir. Komite, gerekli görmesi hâlinde
yasa önerisi yapma yetkisine sahiptir.
Yurttaşların Cumhuriyet Meclisi’ne yazı ile
başvurma hakkının kullanılma biçimi yasa ile
düzenlenir.”
Anayasaya
Yeni 76A
Maddesinin
Eklenmesi
11. Anayasanın, 76’ncı maddesinden hemen sonra aşağıdaki yeni 76A maddesi
eklenmek suretiyle değiştirilir:
“Bilgi
Edinme
Hakkı
76A.
(1)
(2)
(3)
(4)
(5)
Anayasanın
81’inci
Maddesinin
Değiştirilmesi
Herkes, kendisiyle veya kamu ile ilgili konularda
Devletin yetkili organ ve makamlarından bilgi ve
belge edinme hakkına sahiptir.
Devletin yetkili organ ve makamları, bilgi edinme
hakkının kullanılması konusunda yapılan başvuruları,
en geç otuz gün içerisinde cevaplandırmak ve talep
edilen bilgi ve belgeyi yazılı olarak vermekle
yükümlüdür. Talep edilen bilginin verilmemesi veya
eksik verilmesi hâlinde, ilgili kişi, 152. maddede
düzenlenen
yollardan
yararlanmak
suretiyle
mahkemeye başvurabilir. Talep edilen bilginin
süresinde ya da hiç verilmemesi veya eksik verilmesi
dolayısıyla bir zarara uğrayan kişi, zararının
giderilmesi istemiyle idare aleyhine dava açabilir.
Talep edilen bilginin verilmemesi ya da eksik
verilmesi
durumunda
yargı
organlarına
başvurulmadan önce itiraz edilebilecek bir Bilgi
Edinme ve Değerlendirme Kurulu kurulur. Bilgi
Edinme ve Değerlendirme Kurulu’na yapılacak
başvurular dava açma süresini durdurur.
Bilgi edinme hakkı, ulusal güvenliği, kamu düzenini,
özel hayatı, ticari sırları ve idari ve adli soruşturma ve
kovuşturmanın selametini korumak amacıyla yasayla
sınırlanabilir.
Bilgi edinme hakkının kullanılmasına ilişkin esas ve
usuller ve Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu’nun
oluşumuna ve çalışmasına ilişkin kurallar yasayla
düzenlenir.”
12. Anayasanın, 81’inci maddesi kaldırılmak ve yerine aşağıdaki yeni 81’inci
madde konmak suretiyle değiştirilir:
“Cumhuriyet
Meclisinin
Toplantıları ve
Çalışma Düzeni
81.
(1)
(2)
Cumhuriyet Meclisi haftada en az iki kez
toplanır. Toplantılar, Meclisin kendi binasında
yapılır.
Cumhuriyet Meclisi, milletvekili genel seçimi
sonuçlarının
Resmi
Gazete'de
yayımlanmasından sonraki onuncu gün, saat
10.00'da kendiliğinden toplanır. Meclise,
toplantıda hazır bulunan en yaşlı milletvekili
başkanlık eder; en genç iki milletvekili de
katiplik görevini yerine getirir. Bu toplantıda,
milletvekilleri ant içerler. Bu toplantı ile yeni
yasama dönemi ve birinci yasama yılı başlamış
olur. Başkanlık Divanı seçimleri en geç
hükümetin güvenoyu almasından sonraki
onuncu gün tamamlanır.
(3)
(4)
(5)
(6)
(7)
(8)
(9)
Milletvekilleri İçtüzükte belirlenecek kurallara
uygun biçimde, kendilerinin, eşlerinin ve
velayetleri altındaki çocuklarının mal ve para
varlığına ilişkin yazılı servet beyanlarını
vermedikçe ant içmelerine izin verilmez.
Milletvekilleri, görev sürelerinin sonunda,
İçtüzükte
belirlenen
zamanda,
göreve
başlamadan önce izledikleri yönteme uygun
olarak, yeniden yazılı servet beyanı vermek
zorundadırlar.
Bu
yükümlülüğü
yerine
getirmeyenler ve yalan beyanda bulunduğu
Yüksek Seçim Kurulu tarafından tespit
edilenler yeniden milletvekili adayı olamazlar.
Servet beyanları, Meclis Başkanlığı’nca, Resmi
Gazete’de yayınlanmak suretiyle kamuoyunun
bilgisine sunulur.
Cumhuriyet Meclisi, her yıl Eylül ayının ilk iş
günü kendiliğinden toplanır ve olağan olarak
Haziran ayı sonuna kadar çalışır. Cumhuriyet
Meclisi, çalışmalarına, bir yasama yılında en
fazla 15 gün ara verebilir.
Cumhuriyet Meclisi çalışmalarını kendi yaptığı
İçtüzük kurallarına göre yürütür.
İçtüzük kuralları, siyasal parti gruplarının
Cumhuriyet Meclisinin bütün faaliyetlerine üye
sayısı oranında katılmalarını sağlayacak şekilde
düzenlenir. Genel Kurul, herhangi bir gruba
mensup olmayan milletvekillerinin de Divan ve
komitelere üye olmasına karar verebilir. Siyasal
parti grupları en az beş üyeden oluşur.
Cumhuriyet Meclisi, en az 17 üye ile toplanır.
Ve Anayasa’da başkaca bir hüküm yoksa,
toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile karar
verir; ancak karar yeter sayısı hiçbir şekilde
14’den az olamaz.
Olumlu ve olumsuz oyların eşitliği halinde,
oya sunulan husus reddedilmiş sayılır. Ancak
çekimserlik, olumlu veya olumsuz oylardan
fazla olanın yönünde karar verilmesini peşin
olarak kabul etmek anlamına gelir.
Cumhuriyet
Meclisi,
Cumhurbaşkanı,
Cumhuriyet Meclisi Başkanı, Bakanlar Kurulu
veya en az on milletvekilinin istemi üzerine
olağanüstü toplantıya çağrılabilir.
Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulundaki
görüşmeler açıktır ve tutanak dergisinde ve
Meclis internet sitesinde tam olarak yayımlanır.
Cumhuriyet Meclisi, Genel Kurul kararı ile
kapalı oturumlar yapabilir. Bu oturumlardaki
görüşmelerin yayını, Cumhuriyet Meclisi
(10)
Anayasanın
83’üncü
Maddesinin
Değiştirilmesi
Genel Kurul kararına bağlıdır.
Cumhuriyet Meclisindeki açık görüşmelerin, o
oturumdaki Başkanlık Divanının önerisi
üzerine Genel Kurulca başka bir karar
alınmadıkça, her türlü vasıta ile yayını
serbesttir.”
13. Anayasanın, 83’üncü maddesi kaldırılmak ve yerine aşağıdaki yeni 83’üncü
madde konmak suretiyle değiştirilir.
“Başkanlık
Divanı
83.
(1)
(2)
(3)
(4)
(5)
Cumhuriyet Meclisi Başkanlık Divanı,
milletvekilleri arasından seçilen bir Meclis
Başkanı, bir Meclis Başkan Yardımcısı, yeterli
sayıda katip ve idare amirinden oluşur.
Cumhuriyet Meclisi Başkanlık Divanı, bir
kurul olarak çalışır ve Meclisteki grupların
sayıları ile orantılı olarak oluşturulur.
Meclis Başkanı ve Meclis Başkan Yardımcısı
seçimi, bir yasama döneminde iki kez yapılır.
İlk devre için seçilenlerin görev süresi üç,
ikinci devre için seçilenlerin görev süresi ise iki
yıldır.
İkinci devre Meclis Başkanı ve Meclis Başkan
Yardımcısı seçimi dördüncü yasama yılının
başlangıcından başlayarak en geç on gün içinde
tamamlanır. İkinci devre Meclis Başkanı ve
Meclis Başkan Yardımcısı seçilinceye kadar
eskilerin görevi devam eder.
26 milletvekilinin yazılı önerisi üzerine Genel
Kurul, Meclis üye tam sayısının salt
çoğunluğunun oyu ile, Meclis Başkanı veya
Meclis Başkan Yardımcısının görevine, görev
süresi dolmadan önce son verebilir. Böyle bir
karar üzerine, karar tarihinden itibaren en geç
on gün içinde boşalan makam için seçim
yapılır. Seçilen kişi, yerine seçildiği kişinin
görev süresi dolana kadar görev yapar. Yeni
Meclis Başkanı veya Meclis Başkan
Yardımcısı seçilene kadar eskisinin görev
süresi devam eder.
Meclis Başkanı ve Meclis Başkan Yardımcısı
seçimi gizli oyla yapılır. İlk dört oylamada üye
tamsayısının salt çoğunluğu aranır. Dördüncü
oylamada da salt çoğunluk sağlanamazsa, bu
oylamada en çok oyu alan iki aday için beşinci
oylama yapılır. Beşinci oylamada en fazla oy
alan aday seçilmiş olur.
Katip ve idare amirlerinin sayısı, hizmet
süreleri ve seçimlerine ilişkin kurallar
Cumhuriyet Meclisi İçtüzüğünde belirlenir.”
Anayasanın
84’üncü
Maddesinin
Değiştirilmesi
14. Anayasanın, 84’üncü maddesi kaldırılmak ve yerine aşağıdaki yeni 84’üncü
madde konmak suretiyle değiştirilir:
“Yasama
Dokunulmazlığı
84.
(1)
(2)
Anayasanın
90’ıncı
Maddesinin
Değiştirilmesi
Milletvekilleri,
Cumhuriyet
Meclisi
çalışmalarındaki oy ve sözlerinden, bunları
dışarıda tekrarlamaktan ve açığa vurmaktan
sorumlu tutulamazlar.
Seçimden önce veya sonra suç işlediği ileri
sürülen milletvekili, Cumhuriyet Meclisi’nin
kararı olmadıkça tutuklanamaz; siyasi nitelikli
eylemlerinden dolayı yargılanamaz. Ölüm veya
beş yıl veya daha çok hapis cezası gerektiren
suçüstü durumu bu kuralın dışındadır; ancak
yetkili kişi, durumu derhal Cumhuriyet
Meclisi’ne bildirmek zorundadır.”
15. Anayasanın, 90’ıncı maddesi kaldırılmak ve yerine aşağıdaki yeni 90’ıncı
madde konmak suretiyle değiştirilir:
“Uluslararası
Antlaşmaları
uygun Bulma
90.
(1)
(2)
(3)
(4)
(5)
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti adına yabancı
devletlerle veya uluslararası kuruluşlarla
yapılacak
antlaşmaların
onaylanması
Cumhuriyet Meclisinin onaylamayı bir yasa ile
uygun bulmasına bağlıdır.
Ekonomik, ticari veya teknik ilişkileri
düzenleyen ve süresi bir yılı aşmayan
antlaşmalar, Devlet maliyesi bakımından
yüklenme getirmemek, kişi hallerine ve
yurttaşların yabancı memleketlerdeki mülkiyet
haklarına dokunmamak koşuluyla, yayımlanma
ile yürürlüğe konabilir. Bu takdirde, bu
antlaşmalar, yayımlanmalarından başlayarak
bir ay içinde Cumhuriyet Meclisinin bilgisine
sunulur.
Uluslararası bir antlaşmaya dayanan uygulama
antlaşmaları ile yasanın verdiği yetkiye
dayanılarak yapılan ekonomik, ticari, teknik
veya
idari
antlaşmaların
Cumhuriyet
Meclisince uygun bulunması zorunluluğu
yoktur; ancak bu şekilde yapılan ekonomik ve
ticari antlaşmalarla gerçek kişilerin haklarını
ilgilendiren
antlaşmalar,
yayımlanmadan
yürürlüğe konulamaz.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yasalarına
değişiklik getiren her türlü uluslararası
antlaşmanın yapılmasında, (1). fıkra kuralları
uygulanır.
Usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası
antlaşmalar
yasa hükmündedir.
Bunlar
hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile
Anayasa Mahkemesi olarak görev yapan
Yüksek Mahkemeye başvurulamaz.
Mahkemeler, Anayasa’daki temel hak ve
özgürlüklere ilişkin hükümleri, Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesine ve Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi
içtihadına
uygun
biçimde
yorumlarlar.
Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve
özgürlüklere ilişkin uluslararası antlaşmalarla
kanunların aynı konuda farklı hükümler
içermesi
nedeniyle
çıkabilecek
uyuşmazlıklarda
uluslararası
antlaşma
hükümleri esas alınır.”
Anayasanın
93’üncü
Maddesinin
Değiştirilmesi
16. Anayasanın, 93’üncü maddesi kaldırılmak ve yerine aşağıdaki yeni 93’üncü
madde konmak suretiyle değiştirilir:
“Kesin
Hesaplar
93.
(1)
(2)
Anayasanın
114’üncü
Maddesinin
Değiştirilmesi
Kesin hesap yasa tasarıları, yasada daha kısa bir
süre kabul edilmemiş ise ilgili oldukları mali yılın
sonundan başlayarak en geç bir yıl içinde Bakanlar
Kurulunca Cumhuriyet Meclisine sunulur. Sayıştay
genel uygunluk bildirimini ilişkin olduğu kesin
hesap yasa tasarısının verilmesinden başlayarak en
geç altı ay içinde Cumhuriyet Meclisine sunar.
Kesin hesap yasa tasarısı ile uygunluk bildiriminin
Cumhuriyet Meclisine verilmiş olması, Sayıştay’ın
ilgili yıla ait denetim yapmasına engel değildir.”
17. Anayasanın, 114’üncü maddesi kaldırılmak ve yerine aşağıdaki yeni 114’üncü
madde konmak suretiyle değiştirilir:
“Yüksek
114.
Yönetim
Denetçisi
(Ombudsman)
(1)
(2)
(3)
Şikayet üzerine veya re’sen harekete geçerek,
yönetimin herhangi bir işlem, ihmal veya
eyleminin hukuka ve insan haklarına uygun ve
yerinde
olup
olmadığını
denetlemek,
Cumhurbaşkanı’na, Cumhuriyet Meclisi’ne ve
yasada belirtilen diğer makamlara rapor sunmak
ve yasada belirlenecek diğer görevleri yerine
getirmek amacıyla, Yüksek Adliye Kurulu’nun
göstereceği üç aday arasından, Cumhuriyet
Meclisi’nce altıncı fıkra uyarınca seçilecek bir
kişi, Cumhurbaşkanı tarafından Yüksek Yönetim
Denetçisi (Ombudsman) olarak atanır.
Yüksek Yönetim Denetçisi (Ombudsman)
dairesinin
kuruluşu,
Yüksek
Yönetim
Denetçisi’nin yetki ve görevleri ve Yüksek
Yönetim Denetçisi olarak atanacak kişide aranan
nitelikler yasayla belirlenir.
Yüksek Yönetim Denetçisinin görev süresi altı
(4)
(5)
(6)
(7)
(8)
(9)
(10)
yıldır. Bir kişi bir dönemden fazla Yüksek
Yönetim Denetçiliği yapamaz.
Yüksek Adliye Kurulu, Yüksek Yönetim
Denetçisi olarak seçilip atanmak üzere başvuruda
bulunan, yasada belirlenen nitelikleri taşıyan
kişiler arasından seçeceği üç kişinin isimlerini
Yüksek Yönetim Denetçisi adayı olarak
Cumhuriyet Meclisi’ne sunar. Yüksek Adliye
Kurulu, bu kişilerin Yüksek Yönetim Denetçisi
adayı olarak belirlenmesinin gerekçelerini de
Meclis’e bildirir.
Cumhuriyet Meclisi’nde yapılacak oylama için
partiler grup kararı alamazlar ve Meclis’te açık
oylama yapılamaz.
Cumhuriyet Meclisi’nde yapılacak ilk oylamada,
Meclis üye tamsayısının 2/3’sinin oyunu alan aday
Cumhurbaşkanı’nca Yüksek Yönetim Denetçisi
olarak atanır. İlk oylamada hiçbir aday bu
çoğunluğa ulaşamazsa, ikinci oylamada Meclis
toplantısına katılan milletvekillerinin 2/3’sinin
oyunu alan aday; hiçbir aday bu çoğunluğa
ulaşamazsa, üçüncü oylamada, Meclis toplantısına
katılan milletvekillerinin salt çoğunluğunun oyunu
alan aday Cumhurbaşkanı tarafından Yüksek
Yönetim Denetçisi olarak atanır.
Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, Yüksek
Yönetim Denetçisi’ne emir ve talimat veremez,
genelge
gönderemez.
Yüksek
Yönetim
Denetçisi’nin görevden alınma koşulları, bir
Yüksek Mahkeme yargıcının görevden alınma
koşullarına denk tutulur.
Yargısal işlemler ile dış politikayı ve ülke
savunmasını ilgilendiren konular Yüksek Yönetim
Denetçisinin yetki alanı dışındadır. Yönetimin bu
alanlar dışındaki işlem, ihmal ve davranışları ile
yönetsel yargı kararlarının uygulanmasının
denetlenmesi Yüksek Yönetim Denetçisi’nin yetki
alanı dışında tutulamaz.
Yüksek Yönetim Denetçisi’ne idari işlem, ihmal
ve eylemlerin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla
yapılan başvurular dava açma süresini durdurur.
Yüksek Yönetim Denetçisi’nin tüm raporları
Resmi Gazete’de yayınlanır, basın ve yayın
yoluyla kamuya açıklanır. Bu raporlarda yapılan
önerilerin gereklerinin yerine getirilmemesi
durumunda, Yüksek Yönetim Denetçisi, ilgili kişi
veya kişilerin konuyla ilgili dava açabilmesi için
maddi ve hukuki yardım sağlama yetkisine
sahiptir.”
Anayasanın
119’uncu
Maddesinin
Değiştirilmesi
18. Anayasanın, 119’uncu maddesi kaldırılmak ve yerine aşağıdaki yeni 119’uncu
madde konmak suretiyle değiştirilir:
“Yerel
Yönetimler
119.
(1)
(2)
(3)
(4)
(5)
Anayasanın
122’nci
Maddesinin
Değiştirilmesi
Yerel yönetimler, belediye, köy ve mahalle halkının
yerel ortak gereksinmelerini karşılamak üzere kuruluş
ilkeleri yasa ile belirtilen ve yürütme ve karar
organları seçimle oluşturulan kamu tüzel kişileridir.
Yerel yönetimlerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri,
yerinden yönetim ilkesine uygun olarak yasa ile
düzenlenir.
Yerel yönetim organlarının seçimleri 68. maddedeki
ilkelere uygun olarak dört yılda bir yapılır. Bir kimse
en fazla üç kez belediye başkanı seçilebilir.
Yerel yönetimlerin organlarının ve bu organların
üyelerinin
görevleri
seçilme
yeterliliğinin
kaybedilmesi durumunda kendiliğinden sona erer.
Yerel yönetim organlarının hukuka aykırı işlemleriyle
yerel yönetimi yıllık bütçesinin en az onda biri
tutarında zarara uğratmaları hâlinde, İçişleri ile
Görevli Bakanın başvurusu üzerine, Yüksek İdare
Mahkemesi kararıyla görevlerine son verilebilir.
Yüksek İdare Mahkemesi, yargılamanın sağlıklı bir
biçimde yapılabilmesi için ihtiyaç duyulması hâlinde,
İçişleri ile Görevli Bakanlığın talebi üzerine, yerel
yönetimin seçilmiş organına, yargılama tamamlanana
kadar, görevden el çektirebilir. “
19. Anayasanın, 122’nci maddesi kaldırılmak ve yerine aşağıdaki yeni 122’nci
madde konmak suretiyle değiştirilir:
“Tüzükler,
Yönetmelikler
ve Diğer
Düzenleyici
İşlemler
122.
(1)
(2)
(3)
(4)
Bakanlar Kurulu, Anayasa’nın veya yasaların
açıkça yetki verdiği durumlarda, yasalara aykırı
olmamak şartıyla tüzük çıkarabilir.
İdare, Anayasa’nın veya yasaların açıkça yetki
verdiği durumlarda, yasalara ve tüzüklere
aykırı olmamak şartıyla yönetmelik çıkarabilir.
Tüzüklerin yasalara, yönetmeliklerin de
yasalara veya tüzüklere aykırı olduğu iddiasıyla
Yüksek İdare Mahkemesi’ne başvurulabilir.
Yüksek İdare Mahkemesi, bu başvurular
üzerine, tüzük veya yönetmeliklerin tamamen
veya kısmen hükümsüz ve etkisiz olduğuna ve
herhangi bir sonuç doğurmayacağına karar
verebilir.
İdarenin çıkaracağı, bu Anayasa’da ya da
yasalarda belirtilen diğer düzenleyici işlemler,
Anayasa’ya,
yasalara,
tüzüklere
ve
yönetmeliklere aykırı olamaz. Bu düzenleyici
işlemlerin Anayasa’ya, yasalara, tüzüklere ya
da yönetmeliklere aykırılığı iddiasıyla Yüksek
İdare Mahkemesi’ne başvurulabilir. Yüksek
İdare Mahkemesi, bu başvurular üzerine,
düzenleyici işlemlerin tamamen veya kısmen
hükümsüz ve etkisiz olduğuna ve herhangi bir
sonuç doğurmayacağına karar verebilir.”
Anayasaya
Yeni 131A
Maddesinin
Eklenmesi
20. Anayasanın, 131’inci maddesinden hemen sonra aşağıdaki yeni 131A maddesi
eklenmek suretiyle değiştirilir:
Anayasanın
132’nci
Maddesinin
Değiştirilmesi
21. Anayasanın, 132’nci maddesi kaldırılmak ve yerine aşağıdaki yeni 132’nci
madde konmak suretiyle değiştirilir:
“Yükseköğretim
Planlama,
Denetleme,
Akreditasyon ve
Koordinasyon
Kurulu
(YÖDAK)
“Mali
Denetim
131A. Yükseköğretim kurumlarının öğretimini planlamak,
düzenlemek, denetlemek, yükseköğretim kurumlarındaki
eğitim-öğretim
ve
bilimsel
araştırma
faaliyetlerini
yönlendirmek, bu kurumların yasada belirtilen amaç ve
ilkeleri doğrultusunda kurulmasını, geliştirilmesini ve
üniversitelere tahsis edilen kaynakların etkili bir biçimde
kullanılmasını
sağlamak
ve
öğretim
elemanlarının
yetiştirilmesi için planlama yapmak maksadı ile YÖDAK
kurulur.”
132.
(1)
(2)
(3)
(4)
(5)
(6)
Sayıştay, başkan, üyeler ve denetçilerden
oluşan bağımsız mali denetim organıdır.
Sayıştay mali açıdan özerktir.
Sayıştay, genel bütçeye dahil daire, kurum ve
kuruluşların, genel bütçe içinde yer almayan
kamu kurum ve kuruluşlarının, yerel
yönetimlerin, sabit veya döner sermayeli
kuruluşlar ile fonların, kamu iktisadi
teşebbüsleri ile iştiraklerinin ve yasayla
Sayıştay denetimine tabi tutulan diğer kurum
ve kuruluşların gelir, gider ve taşınmaz
mallarını ve devlete ait ikraz, istikraz ve
taahhütler ile bütçeye irat kaydedilip
kaydedilmediğine bakılmaksızın uluslararası
yardımları
Cumhuriyet
Meclisi
adına
denetlemek, sorumluların hesap ve işlemlerini
incelemek ve devlete veya yukarıda sayılan
kurum ve kuruluşlara verilen zararların
tazminine karar vermekle görevlidir.
Sayıştay, Anayasa Mahkemesi tarafından
gönderilen, siyasal partilerin kesin hesaplarını
inceler ve bu konuda hazırlayacağı raporları
Anayasa Mahkemesi’ne sunar. Sayıştay’ın
hazırlayacağı rapor, Anayasa Mahkemesi’nin
kararıyla birlikte Resmi Gazete’de yayımlanır.
Sayıştay’ın denetim usul ve esasları yasayla
düzenlenir.
Sayıştay, yaptığı denetimler aracılığıyla ulaştığı
(7)
(8)
(9)
(10)
(11)
(12)
(13)
Anayasanın
sonuçları
içeren
raporları,
Cumhuriyet
Meclisi’ne,
Bakanlar
Kurulu’na,
ilgili
kurumlara ve basın ve yayın yoluyla kamuya
açıklar.
Sayıştay, Cumhuriyet Meclisi ve Bakanlar
Kurulu tarafından mali konularda sorulan
sorulara yazılı olarak yanıt verir.
Sayıştay başkan ve üyeleri, yasada belirtilen
niteliklere sahip adaylar arasından Cumhuriyet
Meclisi’nce, gizli oyla seçilir. Sayıştay başkanı
ve her Sayıştay üyesi için ayrı ayrı oylama
yapılır.
Cumhuriyet Meclisi’nde yapılacak birinci
oylamada Meclis üye tamsayısının salt
çoğunluğunun oyunu alan aday seçilmiş sayılır.
Birinci oylamada hiçbir aday bu çoğunluğa
ulaşamazsa, birinci oylamada en fazla oyu alan
iki aday arasında yapılan seçimde en fazla oyu
alan aday seçilmiş sayılır.
Sayıştay başkan ve üyelerinin nitelikleri, görev
ve yetkileri, aylık ve ödenekleri, hakları ve
yükümlülükleri yasayla düzenlenir.
Sayıştay başkan ve üyelerinin görevlerine
ancak
Yüksek
Mahkeme
yargıçlarının
görevlerine
son vermeyi gerektirecek
sebeplerle ve yöntemlerle, Yüksek Adliye
Kurulu tarafından son verilebilir.
Sayıştay başkan ve üyeleri hakkındaki disiplin
işlemleri, Yüksek Adliye Kurulu tarafından,
Yüksek Mahkeme üyelerinin tabi olduğu esas
ve usullere bağlı olarak yapılır.
Sayıştay denetçilerinin atanmaları, meslekte
ilerlemeleri ve disiplin işlemleri Sayıştay
Yüksek Kurulu tarafından yapılır. Sayıştay
Yüksek Kurulu, Sayıştay Başkanı, Sayıştay
Başkanı tarafından görevlendirilen bir üye,
Sayıştay uzman ve baş denetçilerinin kendi
aralarından seçecekleri bir üye ve Cumhuriyet
Meclisi tarafından seçilecek bir üyeden oluşur.
Kurulun başkanı Sayıştay başkanıdır. Kurul
kararlarının verilmesi sırasında oylamada
eşitlik olması halinde Başkanın ayırt edici oyu
vardır.
Sayıştay’ın kuruluşu, işleyişi, denetçilerin
nitelikleri, atanmaları, meslekte ilerlemeleri,
görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri,
aylık ve ödenekleri, disiplin kuralları ve diğer
özlük işleri yasayla düzenlenir.”
22. Anayasanın, 143’üncü maddesi kaldırılmak ve yerine aşağıdaki yeni 143’üncü
143’üncü
Maddesinin
Değiştirilmesi
madde konmak suretiyle değiştirilir:
“Yüksek
143.
Mahkemenin
Oluşumu ve
Görev
Bölümü
(1)
(2)
(3)
(4)
(5)
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi
bir Başkan ve en az dokuz yargıçtan oluşur. Başkanın
yokluğunda en kıdemli yargıç ona vekillik eder.
Yüksek Mahkeme; Anayasa Mahkemesi, Yüce
Divan, Yargıtay ve Yüksek İdare Mahkemesi
görevlerini yapar.
Yüksek Mahkeme, Başkan ve dört yargıç ile
toplanarak Anayasa Mahkemesi görevini yapar.
Yüksek Mahkemenin en son atanan iki yargıcı yedek
yargıç olarak görev yapar. Başkanın oturumda
bulunmadığı hallerde, en kıdemli yargıç başkanlık
eder.
Bu Anayasanın 148. maddesi uyarınca Anayasa
Mahkemesine havale edilen konuların duruşmasında,
havale kararına taraf olan yargıç veya yargıçlar görev
alamaz veya karara iştirak edemezler.
Yüksek Mahkeme, Başkan ve iki yargıç ile veya
sadece üç yargıç ile toplanarak Yargıtay veya Yüksek
İdare Mahkemesi olarak görev yapar. Bu görev
çerçevesinde verilen kararlar kesindir. Başkanın
bulunmadığı hallerde en kıdemli yargıç Başkanlık
eder.
İdare mahkemesi kararlarına karşı Yüksek İdare
Mahkemesi’ne, istinaf yoluyla başvurulabilir.
Kaza mahkemesi, ceza mahkemesi, çocuk
mahkemesi ve yasayla kurulmaları hâlinde ticaret
mahkemesi ve iş mahkemesi kararlarına karşı
Yargıtay’a istinaf yoluyla başvurulabilir.
Yargıtay veya Yüksek İdare Mahkemesinde görev
yapacak olan Yüksek Mahkeme yargıçları, her adli
yılın başlangıcından önce o adli yıl için Yüksek
Mahkeme tarafından belirlenir ve bir adli yıl için o
yargıç, Yargıtay veya Yüksek İdare Mahkemesinde
görev yapar. Yüksek İdare Mahkemesi yargıçları
Yüksek Mahkeme üyeliğine seçilmeden önce idare
mahkemesinde; Yargıtay yargıçları da Yüksek
Mahkeme üyeliğine seçilmeden önce, kaza, ceza,
çocuk ve yasayla kurulmaları halinde ticaret ve iş
mahkemelerinde görev yapmış yargıçlar arasından
görevlendirilir. Bu nitelikte yeterli Yüksek Mahkeme
yargıcı bulunmaması hâlinde Yüksek Adliye Kurulu,
eksik kalan görevlere hangi Yüksek Mahkeme
yargıçlarının atanacağını takdir eder.
Ancak Yargıtay veya Yüksek İdare Mahkemesinde
bir yıl için görevli olan yargıçlardan herhangi birinin
geçici olarak görevini yürütemediği hallerde Yüksek
Mahkeme Başkanının görevlendireceği başka bir
yargıç o görevi yürütebilir.”
Anayasanın
144’üncü
Maddesinin
Değiştirilmesi
23. Anayasanın, 144’üncü maddesi kaldırılmak ve yerine aşağıdaki yeni 144’üncü
madde konmak suretiyle değiştirilir:
“Anayasa
Mahkemesinin
Yetkileri
144.
(1)
(2)
(3)
(4)
(5)
Anayasanın
151’inci
Maddesinin
Değiştirilmesi
Anayasa Mahkemesi bu Anayasa ve yasa
kurallarında gösterilen bütün konularda kesin
olarak karar vermek hususunda münhasır yargı
yetkisine sahiptir.
Anayasa Mahkemesi, yürürlükteki mevzuat
çerçevesinde, Cumhurbaşkanını, Başbakanı ve
bakanları, ilgili suçlarından dolayı Yüce Divan
sıfatıyla yargılar. Yüce Divanda savcılık görevini
Başsavcı veya Başsavcı Yardımcısı yapar. Yüce
Divan kararları kesindir.
Anayasa Mahkemesi, yürürlükteki mevzuat
çerçevesinde, siyasi partilerin mal edinimleri ile
gelir ve giderlerinin doğruluğunu ve hukuka
uygunluğunu Sayıştay’ın yardımıyla denetler.
Herkes, Anayasa’da düzenlenmiş temel hak ve
özgürlüklerinden,
Avrupa
İnsan
Hakları
Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu
gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa
Mahkemesi’ne
başvurabilir.
Başvuruda
bulunabilmek için olağan kanun yollarının
tüketilmiş olması şarttır. Bireysel başvuruya
ilişkin usul ve esaslar yasayla düzenlenir.
Anayasa Mahkemesi mahkemeler arasındaki
görev uyuşmazlıklarını kesin karara bağlama
yetkisine sahiptir. Bir mahkeme tarafından
verilmiş görevsizlik kararının kesinleşmesini
müteakip, görevsizlik kararında görevli olduğu
belirtilen mahkemeye süresi içerisinde başvuran
kişi, o mahkeme tarafından da görevsizlik kararı
verilmesi ve bu kararın da kesinleşmesi hâlinde,
kararın kesinleşmesinden itibaren otuz gün
içerisinde, görev uyuşmazlığının çözülmesi için
Anayasa
Mahkemesi’ne
bir
dilekçeyle
başvurabilir. Anayasa
Mahkemesi, başvuru
üzerine, Anayasa kuralları çerçevesinde hangi
mahkemenin görevli olduğuna karar verir.
Anayasa Mahkemesi’nin kararı kesindir ve
mahkemeler bu karara uymak zorundadır.”
24. Anayasanın, 151’inci maddesi kaldırılmak ve yerine aşağıdaki yeni 151’inci
madde konmak suretiyle değiştirilir:
“Yargıtay’ın
Yetkileri
151.
(1)
Yargıtay, bu maddenin (3). fıkrası kuralı saklı
kalmak koşuluyla, idare mahkemeleri dışındaki
mahkemeler tarafından verilen kararlara karşı
başvurulabilecek istinaf mahkemesidir. Bu
(2)
(3)
Anayasanın
152’nci
Maddesinin
Değiştirilmesi
Anayasa ve onun gereğince yapılan yasa ve
Mahkeme Tüzüğü kurallarına bağlı olarak, idare
mahkemeleri dışındaki herhangi bir mahkeme
kararına karşı yapılan istinaf başvurularını
inceleme ve karara bağlama yetkisine sahiptir.
Yargıtay kararları kesindir. Kesin hükümlere karşı
başvurulabilecek olağanüstü kanun yolları yasayla
düzenlenir.
Yetkisiz tutuklamanın kaldırılması için emirname
(habeas corpus) çıkarma yetkisi münhasıran
Yargıtay’a aittir.”
25. Anayasanın, 152’nci maddesi kaldırılmak ve yerine aşağıdaki yeni 152’nci
madde konmak suretiyle değiştirilir:
“İdare
Mahkemelerinin
ve Yüksek İdare
Mahkemesinin
Görev ve
Yetkileri
152.
(1)
(2)
(3)
(4)
(5)
(6)
İdarenin hiçbir idari işlem, ihmal ve eylemi,
hiçbir hâlde idari yargının denetimi dışında
bırakılamaz.
İdari işlemlerin ve ihmallerin hukuka
aykırılığına ilişkin başvuruları incelemeye, bu
madde
kuralları
çerçevesinde,
idare
mahkemeleri münhasıran yetkilidir.
İdari eylemlerden doğan zararların giderilmesi
istemiyle
açılacak
tazminat
davaları
münhasıran idare mahkemelerinde açılır.
İdare mahkemesinin görev alanına giren bir
konuda başka mahkemelerde dava açılması ve
bu davaların görev noktasından reddi hâlinde,
bu husustaki kararların kesinleşmesinden
itibaren otuz gün içinde idare mahkemesinde
dava açılabilir.
Yüksek İdare Mahkemesi, idare mahkemeleri
tarafından
verilen
kararlara
karşı
başvurulabilecek istinaf mahkemesidir.
Dava konusu idari işlem veya ihmalle ciddi ve
makul ilgisi olanlar idare mahkemesine
başvurma hakkına sahiptirler.
Bir idari eylemden dolayı kişisel bir hakkı ihlal
edilen kişi, zararının giderilmesi istemiyle idare
mahkemesinde tazminat davası açabilir.
İdare mahkemesi, bir idari işlemin ya da
ihmalin hukuka aykırılığı iddiasıyla yapılan bir
başvuru üzerine, kararında:
(A) Dava konusu idari işlemi, tamamen veya
kısmen iptal edebilir veya,
(B) Dava konusu idari ihmalin, tamamen
veya kısmen yapılmaması gerektiğine ve
yapılması ihmal olunan eylem veya
işlemin
yapılması
gerektiğine
hükmedebilir.
(7)
(8)
(9)
(10)
(11)
İdare mahkemesi, dava konusu idari
işlem veya ihmalle kişisel bir hakkı ihlal
edilmiş olan davacının talep etmesi
halinde, (A) ve (B)’deki kararlarla
birlikte veya onlardan ayrı olarak, bir
idari işlem veya ihmalden kaynaklanan
zararın tazminine de hükmedebilir.
Mahkemenin tazminata hükmetmesi
durumunda,
idare,
kusurlu
kamu
görevlisine, kusuru oranında rücu eder.
İdare mahkemesi, bir idari eylemden dolayı
kişisel bir hakkı ihlal edilen kişinin açtığı
tazminat davasında, tazminat talebini kısmen
veya tamamen kabul ederek tazminata
hükmedebilir.
Mahkemenin
tazminata
hükmetmesi durumunda, idare, kusurlu kamu
görevlisine kusuru oranında rücu eder.
İdare mahkemeleri, davacının iddiasında haklı
olduğunu gösteren belirtilerin bulunması ve
geçici emrin verilmemesi durumunda ileride
telafisi mümkün olmayacak bir zararın
doğacağına veya eski duruma dönüşün çok
zorlaşacağına kanaat getirilmesi durumunda
geçici emir verebilirler. Geçici emrin
verilmemesi hâlinde ileride verilecek nihai
kararın uygulanmasının fiilen imkansız olacağı
durumlarda, mahkemeler, önceki cümlede yer
alan iki şartın gerçekleşip gerçekleşmediğine
bakmaksızın geçici emir verebilirler.
Bu madde gereğince mahkemelerce verilen
herhangi bir karar veya emir, Devlet
içerisindeki bütün mahkemeleri ve bütün organ
ve makamları bağlar. Karar veya emir, ilgili
organ, makam ve kişi tarafından uygulanır ve
ona göre hareket edilir.
İdare mahkemesi veya Yüksek İdare
Mahkemesi kararını veya emrini yerine
getirmeyen idare aleyhine, mahkeme kararının
veya emrinin yerine getirilmemesinden doğan
zararın giderilmesi istemiyle, kararı veya emri
veren mahkemeye başvurulabilir. Mahkemenin
idare
aleyhine
tazminata
hükmetmesi
durumunda, idare, kusurlu kamu görevlisine,
kusuru oranında rücu eder.
Bir idari yetkinin kullanılması için emirname
(mandamus), herhangi bir idari makamın
hukuka aykırı bir işleminin uygulanmasını
önlemek için emirname (prohibition) ve
herhangi bir idari makamın hukuka aykırı bir
idari işleminin iptali için emirname (certiorari)
(12)
(13)
çıkarmaya
münhasıran
Yüksek
İdare
Mahkemesi yetkilidir. Bu emirnamelerin ısdarı
için yapılan başvurularda, mahkeme aksine
karar vermedikçe, duruşma yapılmaz. Bu
başvurulara ilişkin usul ve esaslar yasada
düzenlenir.
İdare mahkemelerinde ve Yüksek İdare
Mahkemesi’nde uygulanacak yargılama usulü,
idari yargının işlevi göz önünde bulundurularak
yasayla düzenlenir.
İdari yargıda dava açma süresi, idari işlemin,
ihmalin ya da eylemin öğrenilmesi tarihinden
itibaren başlar. Dava açma süresi en az 75
gündür. Yasada düzenlenecek dava açma süresi
geçtikten sonra açılan davalar, mahkemenin
davanın
görülmesinde
kamu
yararı
bulunduğuna karar verdiği istisnai durumlar
saklı
kalmak
kaydıyla,
mahkemelerce
reddedilir.”
Geçici Madde
Anayasa
Değişikliğinin
Halkoylamasına
Sunulacağı Gün
1. Bu Anayasa Değişikliği, Belediye Başkanlığı, Belediye Meclisi, Muhtarlık ve
İhtiyar Heyeti Seçimleri için oy verme günü olan 29 Haziran 2014 Pazar günü,
Cumhurbaşkanınca halkoylamasına sunulur.
Yürürlüğe Giriş
26. Bu Anayasa Değişikliği, halkoylamasına sunulup kabul edildikten sonra, en
geç 10 gün içinde, halkoylaması sonuçları ile birlikte Resmi Gazete’de
yayımlanarak yürürlüğe girer.
Download

“Anayasa Değişikliğine İlişkin Yasa Önerisini” ilişikte su