Zaman, bazen su gibi akıp gidiyor; bitmeyen işlerin, yetişmeyen ödevlerin
arkasından bakakalıyoruz. Ne kadar istesek de kıymetini bilmediğimiz günleri,
saatleri hatta dakikaları bile geri getiremiyoruz. Gidenleri geri getirme şansımız
yok ama zamanımızı iyi değerlendirme fırsatımız her zaman var. Bize verilen
yirmi dört saati planlayıp, doğru bir şekilde değerlendirirsek; akıp giden zamanı
üzülerek seyretmez, geleceğe yapılan bir yatırım olarak görür ve mutlu oluruz.
Zamanımızı nasıl planlamamız gerektiği konusunda bize en güzel örnek,
Kur’ân’ın rehberliğinde zamanını dolu dolu geçiren Peygamber Efendimizdir. Her
işinde dakik olan Peygamberimiz, öncelikle namazlarını vaktinde kılmış; ailesine,
istirahatine ve ibadetine mutlaka zaman ayırmıştır. Yapması gereken şeyleri
ertelememiş, bugün yapacağı işi asla ertesi güne bırakmamıştır.
Bizler Peygamber Efendimizin zamanında yaşamıyor olsak da, her zaman onun
yaşantısından kendi hayatımıza aktaracağımız güzel örnekler vardır. Zamanımızı
güzel planlamak da bu örneklerden bir tanesidir.
Zamanınızın değerini bilip hayırlı neticeler alabilmeniz dileğiyle…
Dr. Faruk Görgülü
Diyanet İşleri Başkanlığı Adına Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni: Dr. Yüksel Salman
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü: Dr. Faruk Görgülü
Mali İşler ve Dağıtım Sorumlusu: Mustafa Bayraktar (Döner Sermaye İşletme Müdürü)
Yayın Koordinatörleri: Esma GÜNER - Pınar Melike DEMİRALAY
Dizgi: Bayram Uçakoğlu Tashih: Said Şan
İllüstrasyonlar: Orhan AKCAN Tasarım: Bedirhan AKCAN
İdare Yeri: Diyanet İşleri Başkanlığı Üniversiteler Mahallesi Dumlupınar Bulvarı No:147/A 06800 Çankaya / Ankara
Tel: (0312) 295 86 24/61 86 Faks: (0312) 284 72 88 e-posta: [email protected]
www.facebook.com/diyanetcocukdergisi
Milli Eğitim Temel Kanunu (16.6.1983 gün ve 28442 sayılı Kanunu'nun 15'inci Madde ile Değişik 55'inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince)
Başkanlığımız yayınlarının öğrencilere tavsiyesinde bir sakınca yoktur. Abone İşleri Tel: (0312) 295 71 96-97 Faks: (0312) 285 18 54 e-posta: [email protected]
Abone Şartları Yurt içi yıllık: 42 TL. Yurt dışı yıllık: ABD için 25 ABD Doları, Avrupa Birliği ülkeleri için 24 Euro, Avustralya için 40 Avustralya
Doları, İsveç ve Danimarka için 200 Kron, İsviçre için 40 İsviçre Frangı. Abone kaydı için, ücretin Döner Sermaye İşletme Müdürlüğünün
T.C. Ziraat Bankası Ankara Kamu Girişimci Şubesindeki
IBAN: TR 08 000 1 00 25 330 599 4308-5019 No'lu hesabına yatırılması ve makbuzun
fotokopisi ile aboneliğin hangi sayıdan başlayacağını bildirir bir mektubun, "Diyanet İşleri Başkanlığı - Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü
Üniversiteler Mahallesi Dumlupınar Bulvarı No:147/A 06800 Çankaya / Ankara" adresine gönderilmesi gerekir.
Yayın Türü: Aylık, Yerel, Süreli Yayın Diyanet Çocuk Dergisi (Türkçe) Basım Tarihi: 26.11.2014 Basım Yeri: Ankara
Baskı: EVOS BASIM YAYIN LTD. ŞTİ. İstanbul Yolu 7.Km Necdet Evliyagil Cad. No.24 Batıkent / ANKARA
Tel: (0312) 278 08 24 Fax: (0312) 278 49 62 e-mail: [email protected]
Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014
1
i
ak
N tar
K
Ur
iN
K e’ a N h a z i N e sz
sfe
ClklyorU
r
ay
a B HA
m
t
Fa ARA
K
Zamanı Namazla
Hatırladı Mehmet!
Sonbahar gelip okul açıldı mı, havalar soğuyup tarla,
bağ, bahçe işleri azaldı mı, çocuklar oynamaya çok vakit
bulurlardı Mehmetlerin köyünde. İhmal edilmemesi gereken
işlerden geriye bir tek hayvanların bakımı kalıyordu.
Mehmet, okul çıkışı arkadaşlarıyla oyuna dalmış, soğuk
havaya rağmen vaktin nasıl geçtiğini anlamamıştı. Oysa bu
hafta hayvanların sularını kontrol etmek onun göreviydi.
Okul çıkışı doğrudan eve gelmek, ahırdaki hayvanların
suyunu kontrol etmek ve gerekirse ilave etmek, evdeki
çocukların sorumluluğuydu. Ama Mehmet unutmuş, oyuna
dalmıştı. Ta ki berrak gökyüzünü dolduran, insanın yüreğini
ferahlatan ikindi ezanını duyana dek. Mehmet ezanı duyduğunda
yakalamaya çalıştığı arkadaşına çok yaklaşmıştı. Öğlenden beri
ebelemecilik oynuyor ve koşmaktan soğuğu hissetmiyorlardı bile.
Ama ezan her şeyi değiştirmişti. Çünkü Mehmet, ezanla
zamanı hatırladı. Öğlen çoktan geçmiş, vakit akşama
yaklaşmış ve ikindi vakti girmişti. Ezanın bitmesini
bile beklemedi Mehmet, gitmem gerek diyerek
oyuna başlarken ağacın altına doğru savurduğu
çantasını kaptığı gibi eve doğru koşmaya başladı.
Zamanı unutmuştu unutmasına da yapması
gereken işi de unutuvermişti. Eve girmesi
ile çıkması bir oldu. Soluk soluğa ezan yeni
bitmişti ki ahıra girdi. Yalaktaki su çok azalmış
ve kirlenmiş gözüküyordu. Telaşlı telaşlı hortumu
hazırladı ve yalağa su doldurmaya başladı. Nasıl da
unuttum diye de hayıflanıyordu bir yandan.
- Ezan da olmasa zamanın farkına hiç
varamayacaktın, dedi bir ses.
Mehmet irkildi. Yanında duran koyunu o an fark etti.
En’âm sûresini ona öğreten koyundu bu. Çok susamış
olmalı diye düşündü Mehmet. Biraz da mahcup:
2 Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014
- Evet, unutmuşum, diyebildi sadece.
- Siz insanlar zamanın kıymetini bilmiyorsunuz, diye devam etti koyun. Çok
kolay harcıyorsunuz zamanı. Eğer namaz olmasa hepten kaybedeceksiniz zamanı.
Ezan da hatırlatmasa size, öğleni, ikindiyi, akşamı ve yatsıyı… Oyalanacaksınız ve
oyalayacaksınız birbirinizi.
Sözünü bitirdi koyun ve içmeye başladı yalaktaki sudan kana kana. Belli ki çok
susamıştı. Diğer hayvanlar da yalağa doğru gelmişler sudan içiyorlardı. Az önce
konuşan koyun: “Asr’ı oku Mehmet! Kısacık bir sûrede Allah’ın neler dediğini oku!”
dedi.
Mehmet, ikindi namazı için eve giderken, Asr sûresini okuyordu içinden:
“Zamana yemin olsun. İnsan gerçekten zarar içindedir. Ancak, iman edenler,
iyi ve güzel işler yapanlar, birbirlerine doğruyu ve sabrı tavsiye edenler zarardan
kurtulurlar.”
Evet, unutmuşum!
Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014
3
İ
kc pek
an
e
P
ey
v
k ug a m b e r l m l z t l
cuk
umme
ce
ati A
n:H
n
a
z
a
Y
rha
n:O
Çize
Öğretmenim,
Aferin
her gün bir önceki
size. Böylece
günden daha fazla iyi
Peygamberimizin
şey yapmalısınız demiştiniz
tavsiyesine uymuş
ya, dün on sayfa kitap
oldunuz.
okumuştum, bugün on beş
sayfa okudum.
Ben de
bugün anneme
daha çok yardımcı
oldum
öğretmenim.
SEVGİLİ
PEYGAMBERİM
SENİ HEP DİNLERİM
VAKTİMİ GÜZEL
DEĞERLENDİRİRİM
Peygamberimiz;
“İki günü eşit
olan zarardadır.”
buyurmuştur.
Keşke
gözlerim iyi
görse de biraz kitap
okuyabilsem. Zamanında
kıymetini bilemedim.
Gözlerinin kıymetini bil,
gençliğini iyi değerlendir
evladım.
Haklısın
dede. Oyun
oynamaktan gözlerim
ağrıdı zaten. Ben de
gözlerimin kıymetini
bilmeliyim.
Peygamberimiz, bize
ihtiyarlıktan önce
gençliğimizin, hastalıktan
önce sağlığımızın
kıymetini bilmemizi
tavsiye etmiştir.
Ödevlerimi
bitirdim, yapacak bir
şey bulamıyorum, canım
sıkılıyor baba.
Ödevlerini
bitirdiysen
biraz hikâye kitabı
okuyabilirsin oğlum. Hem
okuman daha da
güzelleşir.
Aaa,
güzel fikir!
4 Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014
Peygamberimiz Yüce
Allah’ın; “Bir işi
bitirince başka bir işe
koyul.” emrine uyar,
bize de böyle yapmamızı
tavsiye ederdi.
Peygamberimiz;
“Kişinin kendisini
ilgilendirmeyen
şeyleri terk etmesi,
iyi Müslüman
oluşundandır.”
buyurmuştur.
Anne,
Özlem teyzelere
gelen misafirin elinde
çok güzel hediye paketleri
vardı. Ne getirdi acaba?
Gidip baksam mı?
Otur
yerine
kızım, bizi ne
ilgilendirir.
Dışarıda
arkadaşlarınla
oynamak yerine,
vaktini bana ayırdın.
Derste anlamadığım
yerleri bana anlattın.
Çok teşekkür
ederim.
Peygamberimiz
güzel bir hayat
geçirmek için;
“Allah’ım! Acizlikten
ve tembellikten Sana
sığınırım!” diye dua
eder, bize de böyle
dua etmemizi tavsiye
ederdi.
Rica
ederim, hiç
önemli değil.
Misafirler
birazdan
gelir. Komşum sen
olmasan bu işleri nasıl
yetiştirirdim. Bana
çok vakit ayırdın, çok
yardımcı oldun,
teşekkür
ederim.
Peygamberimiz; “Allah katında
arkadaşların en hayırlısı,
arkadaşlarına en hayırlı olandır.
Komşuların en hayırlısı da, komşusuna
en hayırlı olandır.” buyurmuştur.
Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014 5
Ku l up
Yll dlzl
P
rt
e
aM
s
u
M
eygamber Efendimiz ne zaman kızı Hz. Fatıma’yı ziyarete gitse, evde bir
bayram havası yaşanırdı. Onun sesini duyan sevgili torunları Hz. Hasan
ve Hz. Hüseyin, âdeta uçarak gelirlerdi. Peygamberimiz, ilk geleni kaptığı
gibi sağ omzuna, diğerini de sol omzuna alırdı. Her şeyden önce torunlar bir
güzel sevilir, onlarla oyunlar oynanırdı.
Bir sabah erken vakitte, bir grup
sahabe, Peygamber Efendimizin etrafına oturmuş sohbet ediyorlardı.
O sırada Peygamber Efendimizin dadısı Ümmü Eymen, beti benzi atmış
bir hâlde, korku içinde geldi ve:
geçerek Medine dışına kadar çıktılar. Ama bulamadılar. Aman Allah’ım!
Nerede bu çocuklar!?
- Ey Allah’ın Resulü, Hasan ve Hüseyin kayboldular, dedi.
Derken bir de baktılar ki, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin orada, dağın eteğinde. Sevinçle koştular. Yanlarına
geldiklerinde bir de ne görsünler!
Bir yılan! Başını kaldırmış, Hasan ve
Hüseyin’e tıslayıp durmuyor mu! İki
inci tanesi nasıl da korkmuşlar. Birbirlerine sımsıkı sarılmışlar, titreyip
duruyorlar. Kıpırdayacak hâlleri yok.
Efendimiz telaşlandı.
- Hemen kalkın ve oğullarımı arayın, buyurdu.
Bu sırada kendisi çoktan ayağa
kalkmış, harekete geçmişti bile.
Yürüdüler... Yürüdüler... Nihayet
bir dağın yanına kadar geldiler.
Kalktılar. Hep birlikte Hasan ve
Hüseyin’i aramaya başladılar. Her
bir sahabi ayrı bir yöne dağılmıştı. Peygamber Efendimiz de başka
bir yöne doğru gitti. Sahabilerden
Selman-ı Farisi ise Peygamber Efendimize eşlik etmeyi tercih etmişti.
Peygamber Efendimiz hemen yılanın üzerine yürüdü. Yılan korkuya
kapılıp kaçtı ve bir deliğe akıverdi.
Medine’de ne kadar cadde, sokak
varsa baktılar. Ancak, acaba burada olabilirler mi diye ümitlenip
baktıkları her yer boş çıktı. Sanki
yer yarılmış, yerin içine girmişlerdi.
Onca arama ve taramanın sonuçsuz
kalması, onları iyice telaşlandırmıştı.
- Anam babam size feda olsun.
Allah size ikram edip bağışladı, buyurdu.
Peygamber Efendimiz ve Selman-ı
Farisi,
- Hasaaaan! Hüseyiiiin! diye seslene seslene, tek tek bütün evleri
6 Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014
Geri dönen Peygamber Efendimiz,
torunlarını ayırdı. Şefkatle ve sevinçle yüzlerini ve gözlerini okşayarak,
Sonra kalktı. Birisini sağ omzuna, diğerini de sol omzuna bindirdi.
Medine’ye yöneldi. Sevinçlerine
diyecek yoktu.
Aynı sevinci ve rahatlığı yaşayan
Selman, gördüğü bu mutluluk tablosu karşısında Hz. Hasan ve Hz.
Hüseyin’i rahatlatmak için onlara,
- Ne mutlu size... Bineğiniz ne kadar da güzel bir binekmiş böyle, diye
seslendi.
Sözü henüz bitmişti ki cevap Peygamber Efendimizden geldi:
- Onlar da ne güzel binicidirler. Babaları ise onlardan daha hayırlıdır.
Müjdeyi ulaştırmak üzere Medine’ye doğru hızla ilerleyip gözden kayboldular.
KAYBOLAN
İNCİLER
Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014 7
8 Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014
Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014 9
ye
Ruki
LA
N
Bir a y e t
Bir Hikaye
OK
Çocuklar
- Günaydın Dağcan! N’apıyorsun?
- Günaydın Nehir! Onları izliyorum
her zamanki gibi.
- Çok mutsuz görünüyorlar değil
mi?
- Kesinlikle! Hiç anlayamıyorum
onları. Mutlu olmamak için
çırpınıyorlar âdeta. Sonra da hep
şikâyet hep mazeret…
- Günaydın kardeşlerim! Ne
kaynatıyorsunuz?
- Günaydın Güneş! Maşallah asıl sen
kaynatıyorsun. Sabah sabah ne enerji
bu! İnsanlardan bahsediyorduk. Ne
olacak hâlleri?
- Hatalarını göstermeye çalışacağız
Dağcan, başka çare
yok!
Olmasa
- Görmüyorlar ki Güneş! Hâlâ hata
hâlâ yanlış içindeler.
- Görürler Nehir, ümitsiz olma bu
kadar.
- Maalesef senin kadar ümitvar
olamıyorum Güneş. Geçenlerde
Deniz’le konuştuk. O da çok dertli.
Buldukları çöpü, ürettikleri atıkları
içine atıyorlarmış. Balıkların soyu
tükenmeye başlamış. Ben de eskisi
kadar kuvvetli değilim, suyum azaldı.
Kar küstü, yağmur dargın. Beni
beslemiyorlar artık.
- Nehir haklı Güneş. Eskiden
insanlar evlerini eteklerime yapardı.
Sapasağlam olurdu evleri. Böylece
depremlerden zarar görmezlerdi.
Şimdi tarım arazilerine, sulak yerlere
ev yapıyorlar. Sonra da şu kadar ölü,
şu kadar yaralı.
- İkiniz de haklısınız
kardeşlerim. Ben de
istemeden zarar
veriyorum
onlara.
“İnsanların kendi işl
edikleri (kötülükler)
sebebiyle karada ve
denizde bozulma or
taya
çıkmıştır. (Hataların
dan) dönmeleri için
Allah,
yaptıklarının bazı (k
ötü) sonuçlarını (dün
yada)
onlara tattıracaktır.
” ( Rûm Sûresi, 41.
âyet)
10 Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014
da
Ozon tabakası iyice inceldi. Zararlı ışınlarımı süzemeden iletiyorum
dünyaya. Ah şu aç gözlülükleri, ne işler açıyor başlarına. Yine de ümidinizi
kaybetmeyin. Geçenlerde Orman’ın üzerindeyken, onu çok mutlu gördüm.
Sebebini sorunca çocukları gösterdi. Ne yapıyorlardı biliyor musunuz?
Heyecanla baktılar Güneş’e, Dağcan ve Nehir:
- Ne yapıyorlardı?
- Hem yerdeki çöpleri topluyorlar hem de planlar yapıyorlardı. “Yüz
tane fidan alıp kurumuş ağaçların yerine dikelim. Çevre temizliği bilinci
oluşturmak için kampanyalar yapalım. Biz büyüyünce atığını arıtabilen,
dönüştürebilen fabrikalar yapalım…” Daha neler neler… Onları dinlerken
içim ısındı.
- Desene ne varsa çocuklarda var!
- Kesinlikle Dağcan! Biz, bize verilen görevi yerine getirelim. Emin
olun insanlar içinde de bunu yapmaya çalışanlar olacaktır. Özellikle de
çocuklar. Ben onlardan çok şey bekliyorum.
- Biz de, biz de…
Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014 11
K
AB
Ayla
A
Siir
ÇOCUKLAR VE
BAŞAKLAR
Suya kansın ceylanım
Ürkmesin tüfeklerden
Aceleci serçeler
Konsun yuva elime
Ama uçsun uçaklar, trenler, postacılar
Sular uçsun kanatlı yatağında dönerek
Bulutlar koşuştursun rüzgârın önü sıra
Güneş batsın usulca
Ufkun kıyısından altın günü içerek
Ay dolansın bahçemde
İnci gümüş saçarak
Ama aksın trafik, lambalar herkese yeşil
Uçup dursun takvimin sonbahar yaprakları
Zaman bir sulusepken ıslatsın hepimizi
Dönsün dünya durmadan çocukları büyütsün
12 Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014
Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014 13
O
YÜ ĞAN
CE
l
l
l
l
l
l
l
Coc ca
DU U k k
sUNMe
uD
utl lem
M
:
z
n
Yaza en: Ö
Çiz
Rüzgâr Gibidir Zam
an…
Orman… Yeşilin binbir tonu, ağaçların üzerinde koşuşturan sincaplar ve neredeyse dokuz
yüz yaşına basmış heybetli çınar ağacı…
Bugüne kadar görmediği olay, tanımadığı padişah kalmamıştı ihtiyar çınarın.
Akşam olunca orman sakinlerine,
hiç kimsenin duymadığı ve bilmediği
hikâyeler anlatırdı.
Şehrin kirli havasını içine çekmekten yorgun düşmüş fidanlar, heyecan
içerisinde ihtiyar çınarın anlatacağı
hikâyeyi bekliyordu. Meşe yaprağı ise kıpır
kıpırdı, sanki içi içini yiyordu. Yaşadığı huzursuzluk her hâlinden belli oluyordu. Derdini hiç kimseye
açamıyordu ama, “Ben bu dünyaya neden bir meşe yaprağı olarak geldim ki!
Elma gibi, kiraz gibi meyve veren bir ağacın yaprağı olsaydım keşke!” diye
durmadan söyleniyordu. O sırada ormandan geçmekte olan rüzgâr, meşe
yaprağının homurtularına kulak misafiri oldu.
Rüzgâr sahip olduğu nimetlerin farkına varabilmesi için onun kısa bir
yolculuğa çıkması gerektiğine kanaat getirdi. Güçlü bir şekilde eserek
onu gökyüzüne uçurdu. Meşe yaprağı havalandı, havalandı, o kadar yükseğe çıkmıştı ki kalbi yerinden çıkacakmış gibi atıyordu. Çok özgürdü meşe
yaprağı artık çok özgür…
Rüzgâr meşe yaprağını bir süre uçurduktan sonra nehrin kıyısında yaşayan elma ağacının dalına bıraktı. Bütün hayali gerçek
olmuştu meşe yaprağının. Meyve veren bir elma ağacının yaprağıydı artık. Bir süre elma ağacının dalında yaşadıktan sonra karnı acıkmaya başladı. Elma
ağacının yaprakları küçük olduklarından azıcık bir
suyla bile doyuyorlardı. Ama meşe yaprağı bir
türlü doymak bilmiyordu.
Elma ağacından biraz daha su istedi meşe
yaprağı. Ne var ki elma ağacı: “Elma ağaçları
meşeler gibi değildir evladım. Kökleri fazla
derine inemediği için yapraklarına fazla su
getiremez. Daha fazla su istiyorsan, bir meşe
ağacında yaşamalısın. Benim suyum ancak kendi
yapraklarıma yetiyor.” dedi.
14 Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014
Meşe yaprağı o anda, neden bir meşe ağacında dünyaya geldiğini anladı.
Allah’ın yarattığı her şeyde bir hayır olduğunu öğrenmişti elma ağacından.
Utangaç bir ses tonuyla rüzgârdan, kendisini ailesine geri götürmesini
istedi.
Rüzgâr yolculuk esnasında ondan, zaman su gibi akıp gitmeden ailesinin
kıymetini bilmesini istedi ve dedi ki: “Zaman rüzgâr gibidir meşe yaprağı. Bir kere geçip gitti mi, hiç kimsenin onu geri getirmeye gücü yetmez.
Zaman rüzgâr gibi geçip gitmeden onun değerini bilmelisin!”
Rüzgârın sözleri meşe yaprağının aklında hoş bir etki bırakmıştı. Elma
ağacıyla vedalaşan meşe yaprağı, vakit kaybetmeden yola koyuldu. Yolculuk boyunca yaşadıklarını düşündü bir bir. Rüzgârın öğütlerine hak veren
meşe yaprağı, evine döner dönmez kardeşleriyle kucaklaştı ve vakit kaybetmeden çalışmaya koyuldu. Hayatının bundan sonraki kısmında, zamanın
kıymetini bilen bir yaprak olarak yaşayacaktı.
Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014 15
l p Aynasl
YA
Ka
A
al K
r
u
V
SEVGİ APARTMA NI
Ben Abdullah Harun.
Bu sene
birinci sınıfa başladım.
Bu apartmanda oturuy
orum:
Sevgi Apartmanı. 4. Ka
t. 14
Numara.
Apartmanımızın adı “S
evgi”
apartmanıdır fakat bu
rada her
gün bir kavga çıkıyor.
Bazı teyzeler ve amca
lar kavga
ediyorlar. Sanki iki ya
şındaki
bebek gibiler…
Komşu komşuya hiç kö
tü söz
söyler mi?
Komşu komşuya savaş
açar mı
hiç?
İlk zamanlar bunun bi
r oyun
olduğunu düşünmüştü
m. Fakat
yanılmışım.
Sevgi Apartmanımızın
her gün
kavga gürültüyle birli
kte yaşaması
beni çok üzüyor.
Her gün “dırdır”,
Her gün sevgisizlik,
Her gün kötü örnek ol
mak…
Üstelik bu dargınlıklar
, bu
kavgalar çocuklara da
sıçrıyor,
annesi babası birbirine
dargın olan
çocuklar da birbirler
ine dargın
oluyorlar, niyeyse?
Huzur satın alınabilir
bir şey
olsa bir koşu alıp gele
ceğim
marketten.
Fakat o da satılmıyor
ki…
Önceleri bahçeli bir ev
imiz
vardı. Komşularımız va
rdı. Dünya
tatlısı insandılar heps
i de…
Hiç birinin adı Sevgi
değildi.
Fakat hayatları sevgiy
di
hepsinin…
Tepeden tırnağa sevg
i…
Sakın ha siz siz olun
adı sevgi
olan her şeye kanmay
ın!
16 Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014
Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014 17
Merve Peker Kırman
ZAMANI DAHA İYİ
DEĞERLENDİRMEK İSTERSEN
1.
KENDİNİ TANI!
Bedenini tanıman,
duygularını bilmen,
düşüncelerini dile getirmen,
zamanını daha iyi kullanmana
fayda sağlayacaktır.
2.
HEDEFİNİ BELİRLE!
‘Büyüyünce ne olmak istiyorsun’
sorusunun cevabını bulman, hayal
kurmana fayda sağlar. Hedefini
bulman, zamanını etkili bir şekilde
kullanmana yardımcı olur.
3.
GÜNLÜK PLAN YAP!
Sabah uyandığında neler yapacağını
bilmen, zamanı daha iyi kullanmanı
sağlar. Okuldan gelince ne zaman
ödevlerini yapacaksın, ne zaman oyun
oynayacaksın, ne kadar bilgisayar
oynayacaksın, ne zaman tekrar yapıp
uyumaya hazırlanacaksın, tüm bu
soruların cevabını bulup ona göre
davran.
4.
TEKRAR YAP!
Okulda öğrendiğin
bilgilerin tekrarını yap.
Böylece bilgileri unutmaz, bir
daha hatırlamak için zamanını
israf etmezsin.
18 Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014
5.
KİTAP OKU!
Kitap okuman; hayallerini
daha iyi kurmana, daha iyi
resim yapmana, daha iyi
konuşabilmene, eğlenceli
zaman geçirmene yardım
eder.
6.
İYİ UYU!
“Erken kalkan yol alır.”
atasözü bile var! Erken
uyuyup erken kalkarsan,
zamanın daha çok olur.
Yapacaklarını daha rahat
yaparsın.
8.
ANNENE VE
BABANA YARDIM
ET!
7.
PARKA GİT!
Oyun oynamak istersen,
temiz hava alıp daha çok
zıplamak ve koşmak istersen,
parklar seni bekliyor.
Annene sofra kurmasında,
evin toplanmasında yardımcı ol.
Babana gazetesini almasında
veya ev ile ilgili küçük işlerde
yardımcı ol.
9.
ERTELEME!
“5 dakika sonra yaparım.”,
“Tamam anne! Yapacağım.”,
“Yarın yaparım.” diyerek
yapacaklarını erteleme. Şimdi
yapman gerekiyorsa yap.
Erteledikçe zamanın geçer ve
zaman israfı yaparsın.
10.
DUA ET!
Uyumadan önce, Allah’ın
sana vermiş olduğu zamanı ve
diğer nimetleri düşünüp buna
şükret. Allah’a şükretmen
seni daha mutlu ve efendi bir
insan yapacaktır.
Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014 19
20 Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014
Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014 21
K
l
s
ey
Rum ŞE
ŞİM
a
l
l
U
B
N
E
D
E
N
T
HAYA KISA (!)
R
A
D
KA
KUSAGL
l
GOK
Bilim adamlar
ı, insan ömrü
nasıl geçiyor
diye merak e
tmiş
ve bir araştır
ma yapmış. T
abii
bu araştırma
her insan için
geçerli olama
z. Ama yine d
e
ortalama bir
şeyler söyler
bize. Bakalım
bu araştırma
ya
göre, ömrüm
üzü nasıl
harcıyormuşu
z?
ıl
y
5
7
ü
n
ü
r
m
ö
n
a
s
Bir in
varsayarsak:
26 yıl uykuda
5 yıl internet başında
11 yıl televizyon seyrederek
2 yıl reklamlara bakarak
6 yıl yemek yiyerek
6 yıl seyahat ederek
1 yıl da bekleyerek geçiyormuş.
75 - ............ =
p
Şimdi ufak bir hesa
ız 75
m
ğı
dı
yapalım. Varsay
yeşil
yıllık ömrümüzden
plamını
kutudaki yılların to
çıkaralım:
22 Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014
Sonuç şaşırtıcı ve üzücü değil mi? Gündelik
işlerden ve hatta lüzumsuz şeylerden geriye ne
kadar da az vakit kalıyor!
Hâlbuki Peygamber Efendimiz 63 yıl yaşamıştı.
40 yaşında ona peygamberlik geldiğinde, geriye
kalan ömrü boyunca insanlara İslamiyet’i anlatmıştı.
Zamanın ne kadar kıymetli olduğunu en iyi o biliyordu
ve ona göre de değerlendirmişti.
Kaybettiğimiz bir para, kırılan bir oyuncak, hatta
kötü geçen bir sınavın bile telafisi olabiliyor. Ama
zaman hızla akıp giderken, bir daha geri gelmiyor.
İşte bunu fark edip hayatı boşa geçirmeden, dolu
dolu yaşamamız, eminim Peygamber Efendimizin
çok hoşuna giderdi. Biz de öyle kuru kuruya,
‘Peygamberimizi çok seviyoruz.’ demekle kalmamış
olurduk değil mi?
Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014 23
24 Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014
Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014 25
26 Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014
Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014 27
ba
n
KoNUsaN
esyalar
Ço
iye
k
e
Z
Ö
Bir Gün Daha
Biterken
mer Faruk okuldan döneli epey oldu. Geldiğinden beri
bilgisayarda oyun oynuyor. Son günlerde onu hep böyle
görüyorum. Okul kıyafetleri hâlâ üzerinde. Doğru düzgün
yemek bile yemedi. Annesi ne zaman seslense;
- Tamam anne, az kaldı kalkıyorum, diye cevap veriyor.
Hem de kaç kez.
- Geliyorum anne, az kaldı.
Ama oturduğu sandalyeden bir türlü kalkamadı. Ne yemek
için, ne kıyafetlerini değiştirmek ne de başka bir iş için.
Kâh keyifli sesler çıkarıp başarısını kutladı, kâh oflayıp pufladı.
Daha üst seviyeler için epey zorladı kendini. Bazen de ekranı
yumrukladı. Bağırıp çağırdı. Hepimizi korkuttu. Oyun mu olurmuş öyle? Hiddetli ve stresli… Hiç bir şey anlamıyorum bu icattan. Pencereden dışarıda oynayan çocukları görmesem oyunun
ne olduğunu unutup gideceğim.
Ömer Faruk, şu sandalyeden ne zaman kalkacak, merakla bekliyorum. O ise kaptırmış kendini ekrana. Başka bir şey gördüğü
yok.
Saatler hızla ilerledi. Annesi dayanamayıp bir kez daha yanına
geldi:
- Oğlum, yazık değil mi gözlerine, o değerli beynine, harcadığın onca saate yazık değil mi? Artık sesimi de duymaz oldun.
-Tamam anne ya. Bitiriyorum.
-Kalk artık, üzerine çeki düzen ver. Yemeğini güzelce ye. Biraz dışarı çıkıp dolaşalım birlikte. Bak ne güzel hava. Sonra da
derslerini yaparsın. Haydi, güzel oğlum!
Zoraki sandalyeden kalktı. Bir süre oturmaktan uyuşan bacaklarını ovuşturdu. Üzerini değiştirip, yemeğini yedi.
- Hah, dedi annesi.
“Şöyle kendine gel!”
Birlikte dışarı çıktılar. Bilmiyorum; nerelerde dolaştılar, hangi
güzelliklerin farkına vardılar. Akşam ezanı okunurken eve girdiklerini gördüm.Yüzleri mutlulukla parlıyordu.
- Tamam, anlaştık anneciğim, diyordu Ömer Faruk.
28 Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014
“Bir daha zamanımı bu kadar hor kullanmayacağım. Gerçekten çok
yorulmuştu hem kafam hem gözlerim. Yürüyüş iyi geldi. Söz, zamanımı
daha güzel işlerle geçireceğim. Anlaşmamıza uyacağım.”
Bu sözleri duyunca, annesinin gözleri ışıl ışıl yandı. Sımsıkı kucaklarken
oğlunu:
- Sana güveniyorum canım oğlum, dedi.
“İnan, zamanın kıymetini daha iyi anladığımızda, onu daha iyi kullandığımızda çok daha güzel olacak bizim için her şey.”
Duvara yaslanmış, kıvançla böyle güzel bir tablonun karşısında dururken; o kıymetli günlerden bir gün, yapraklarımdan bir yaprak daha
eksiliyordu.
Yoo, bir gün daha biterken hüzünlenmedim. Bütün çocuklar ve gençler
için zamanın kıymetinin iyi bilinmesi ve güzel değerlendirilmesini diledim. Zamanı iyi kullananların hayattan kârlı çıkacağını bilsinler, istedim.
Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014 29
30 Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014
Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014 31
ne
r
KuB
BEDEN
AVL UYA
ü
aG
m
s
E
NE CAMİNİN İÇİNDEYİM NE DE
DIŞINDA...
BİLİN BAKALIM BEN NERESİYİM?
Camide cemaatle namaz kılmak istiyorsunuz. Ama bir baktınız ki namaz
çoktan başlamış. Öndeki saflara gidecek vaktiniz yok. Hemen bir yerde
namaza durmanız gerekiyor. Hiç merak etmeyin! Bu iş uzun asırlar önce
düşünülüp taşınılmış. Vee cemaate sonradan katılan ya da cami kalabalık
olduğunda yer bulamayanların herkesle namaz kılabilmeleri için bir yer
yapılmış: Son cemaat yeri.
SON CEMAAT YERİ
dadır.
Avlunun zemininden biraz yukarı
kkabı
aya
ya
Halısı da vardır. Böylece ora
az
ile basılmayacağını, orada da nam
de
nel
kılınacağını hemen anlarsınız. Ge
yazın
kemerli bir yerdir. Bazı camilerde
Kur’an
o kemerlerin altında, serin serin
öğrenmenin tadına doyum olmaz.
Ayın
Sorusu:
Camilerin içinde tek tük biz
güvercin veya
diğer kuşlardan yanlışlıkla
girenine rastlayabilirsiniz. Bu arkadaşları
mız sonra yolunu
bulup çıkarlar. Ancaak gelin
görün ki son
cemaat yerinde, o kemerle
rin arasında, tavanında uçan birden fazla
kuşa rastlama ihtimaliniz çok daha yüksekti
r. En çok mekân
tuttuğumuz dış avluyu say
mazsak, dolanıp
durduğumuz yerler avlu, va
rsa şadırvan,
son cemaat yeri ile kubbe
arasındadır.
Camimiz kıble duvarı tarafında iki,
da da
giriş yani son cemaat yeri tarafın
iptir.
iki olmak üzere dört minareye sah
Yüzü son cemaat yerine bakmakta
ilk
olan Ali’nin, sol kolu üzerindeki
minare hangi yöne düşmektedir?
32 Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014
a) Kuzeydoğu
b) Kuzeybatı
c) Güneydoğu
d) Güneybatı
Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014 33
34 Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014
Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014 35
36 Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014
Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014 37
38 Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014
Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014 39
a
Vur
YA
G
B i l U L U M S E Y I NM
iMl i-yorU
A
lK
İcat İcat Baksana!
İcatlar
hayatımızı
kolaylaştırır. İyi de her
kolaylığın biraz da insanlığı
tembelleştirdiğini söyleyemez
miyiz? Pekâlâ söyleyebiliriz bunu.
Hele içlerinde öyle bir icat var
ki akıllara zarar. Bütün insanlığı
icat edildiği günden beri peşinden
sürüklüyor. İnsanlık habire peşinden
koşuyor fakat yine de yorulmuyor.
Bir kez bile olsun of demiyoruz
hem de. Koş koş koş,
nereye kadar?
40 Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014
Milattan önce, 700’de Lidya’da bulunmuş para. Ticaretle
uğraşan bir Anadolu uygarlığı olan Lidya’da, ilk defa
bulunmuş olup değerli bir maddeden yapılmıştır. Para,
ticareti kolaylaştırmış kolaylaştırmasına da, uğruna
çok şeyler de yapılmış. Savaşlar, kötülükler, yokluklar
yaşanmış, ona daha çok sahip olabilmek için. Paranın her
zaman hatırı sayılmış. Paralı olana itibar gösterilirken
parasız insana itibar edilmemiş. İlim, bilgi, erdem,
hikmet, asalet, şecaat gibi kavramları ezip geçmiş bazen
paracıklar. Paracıklar dediğime bakmayın, bazen de silah
gibi kullanılmış tarih boyunca. Nasıl yani, demeyin sakın.
Düşünün bakalım üzerinde biraz. Hazıra alışmayın öyle
gülücük çiçekleri!...
Para evlere gelmiş, evleri kimi zaman şenlendirmiş, kimi
zaman da evlere ateş düşürmüş. Para için atasözleri,
deyimler söylenmiş; türküler yakılmış. Parasız saadet
olmaz diyenler de olmuş, parayla mutluluk olmaz, diyenler
de. Para hem varlığıyla hem yokluğuyla insanlığın başına
dert mi dert. Ah Lidyalılar ah! İcad ede ede parayı mı
ettiniz yahu, diyenlere Lidyalılar da şu cevabı veriyor
gibidir sanki: “İcat etsek suç, icat etmesek suç, nedir
bu çektiğimiz sizden kardeşim. Biz icat ettik, siz iyi
kullanın.” Haklılar. Ne diyelim. Onlar icat etti etmesine de
parayı paralamanın ne anlamı var hani? Para için kendini
paralamanın da bir anlamı yok. Parayı parlatıp insanlığı
paralamanın da...
Şimdilerde para yerine kartlar kullanılsa da iş dönüp
dolaşıp paraya geliyor yine de. Parayla ilgili güzel sözler
söylenmemiş mi hiç peki: ‘Allah helal para nasip etsin,
helal kazanç helal harcama nasip etsin.’ Âmin. Ne güzel
söylemişler. Lidyalılar yapmışlar bir hata, bulmuşlar
parayı. Siz yine de iyiye kullanın olmaz mı?
Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014 41
ed
Maca
mm
ha
Mu ERİN
Ç
BUL
ALFABE
lunmaktadır.
relerde harfler bu
ka
ki
da
ğı
şa
A
!
ar
den hangiMerhaba arkadaşl
sına göre harfler
ra
sı
be
fa
al
,
ek
doğru
eder
yazın. Soldan sağa
Rakamlara dikkat
a
ar
kl
cu
tu
ku
ki
ortada
leri önce geliyorsa
mesaj çıkacak.
okuduğunuzda bir
42 Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014
Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014 43
Pınar Melike DEMİRALAY
44 Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014
1- Devletçe bastırılan, üzerinde değeri
yazılı kâğıt veya metalden ödeme
aracı, nakit.
8- Eğilmek, boyun eğmek, tevazu ile
alnı yere koymak anlamında, namazın
rükünlerinden biri.
2- Dinde yapılması veya yenilip içilmesi
serbest olan şeyler.
9- Çin’in kuzeydoğusunda yer alan,
Doğu Türkistan adıyla da bilinen,
Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin
başkenti.
3- Kur’ân-ı Kerim’i oluşturan otuz
parçanın her birinin adı.
4- Buluş.
5- Bir günlük sürenin yirmi dörtte
birine eşit, altmış dakikalık zaman
dilimi.
6- Kur’ân-ı Kerim’in 103. sûresi.
10- Camilerde müezzinin ezan okuduğu,
sala verdiği, şerefesi olan, yüksek ve
ince yapı.
11- İstiridye gibi bazı kabuklu deniz
hayvanlarının içerisinde oluşan, değerli,
küçük ve sert süs tanesi.
7- Kişinin dinî ve dünyevî hayatı
bakımından fayda sağlamayan, gereksiz
söz ve davranışları ifade eden bir
tabir.
1- Nobel ödülü alan ilk Pakistanlı
Müslüman bilim adamı, Prof. Dr.
Muhammed ……
2- Kur’ân-ı Kerim’in 30. sûresi.
3- Belirlenmiş olan an.
4- Peygamberimiz; “İki günü …… olan
zarardadır.” buyurmuştur.
5- İslamiyet’i kabul eden, İran asıllı
ilk sahâbî, Selmân-ı ……
6- Bir yılın günlerini, haftalarını,
aylarını gösteren, değişik biçimlerde
yapılmış çizelge veya defter.
7- Namazların vaktini bildirmek için
müezzinin yüksek sesle yaptığı çağrı.
Diyanet Çcouk
Kasım 2 0 1 4
3
1
6
D
5
H
8
K
Ü
A
A
S
K
A
Ş
U
R
E
2
Ö F
K
E
D
1
E
Y
3
K
L
E
10 Ö Ğ
11 Ş
E
V
4
O
A
F
M
B
E
U
N
5
N
U
H
U
D
6
A
S
İ
Y
E
R
S
N
E
V
İ
M S
Y
4
İ
R
N E
Y
U
Y
7
R
M M
7
E
Ü
M
9
T
M
E
N
P
A
Ş
A
M
S
R
M
T
N M E
U B
2
8
E
A
Y
Y
Ü B
H
A
Ş
I
R
Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014 45
Aylin GÜNEŞ
Sevranur
DEMİRCİOĞL
U
Ali Berat
SARIÇAM
Saliha Rümeysa İNCİ
AM
r SARIÇ
İrem Nu
46 Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014
Harun ÇELİ
KÖZ
KAŞ
Berat ÇATAL
Nevranur DEMİRCİOĞLU
Beyzanur EGE
Büşra Nur AKTI
Z
YÜKYILMA
Elif Azra BÜ
Fatma Zehra ARISÜT
AĞCI
Kamil D
Ebrar ARA
MAN
Elif ÇANCI
Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014 47
YA NEBİ
Bir nur abidesi
Abdullah’tan olma
Amine’den doğma
Ya Hz. Muhammed
Ey nebiler nebisi
Gül kokulu Efendim
Seni anlatmaya ka
lem yetmez
Kalbimdeki sevdam
aşar bütün engelle
ri
Elif SERİN, Fatih
Ortaokulu,
6/A Sınıfı, Yenişarb
ademli/ ISPARTA
YA MUHAMMED
Muhabbetin tadı sensin
sensin
Bütün âlemlerin gül kokusu
A Y IN
M EK T U P LA R I
Sevgili Arkadaşlar, bizlerle
paylaşacağınız mektuplarınızı
bekliyoruz. Hoşça kalın.
48 Diyanet Çocuk Dergisi Sayı: 413 Aralık 2014
mmed
Ey Allah’ın elçisi ya Muha
Seni çok seviyorum
ayacak kadar
Hem de kalbime sığdıram
çok seviyorum
görmek
Bu dünyada olmasa da seni
isterim
r ya
Kalbim senin aşkınla yana
Resulallah!
R, Çiğiltepe
Muhammed Akif ÖZDAMA
RA
İlkokulu 3-D, Mamak/ANKA
Download

Çocuk Dergisi - Diyanet İşleri Başkanlığı