AK PARTİ GENEL MERKEZ DIŞ İLİŞKİLER BAŞKANLIĞI
İçindekiler
TÜRKİYE GÜNDEMİ............................................................................................................................ 3
Gülen için yargı gereğini yapacak ........................................................................................................ 3
Büyüme potansiyeli kademeli artacak ................................................................................................ 3
Çözüm bekleyen sorunlar masada ...................................................................................................... 3
Leyla Zana ve Aysel Tuğluk HDP'ye geçiyor ......................................................................................... 4
Bu yoğun gündemin dışında kalmak mümkün mü? – Mehmet BARLAS, Sabah ................................. 4
Gülerce’yi bilmem ama ben cevabımı aldım – Abdulkadir SELVİ, Yeni Şafak ...................................... 5
AFRİKA GÜNDEMİ .............................................................................................................................. 9
Buteflika hastaneye kaldırıldı .............................................................................................................. 9
AMERİKA - İNGİLTERE GÜNDEMİ .................................................................................................. 9
ABD: "Muhalefet Yapmak Vatana İhanet Değildir" ............................................................................. 9
1,1 Trilyonluk ABD Bütçesi Kongre'den Geçti...................................................................................... 9
Başkanlık Seçimi İçin Strateji Belirleniyor .......................................................................................... 10
Taliban 132 çocuğu katletti ............................................................................................................... 10
Pakistan'daki saldırı ........................................................................................................................... 11
Pakistan'daki Taliban saldırısı ............................................................................................................ 11
Ruble krizi Putin'in stratejik başarısızlığını açığa çıkardı.................................................................... 12
Rus Halkı Gelişmeleri Tedirginlikle İzliyor .......................................................................................... 12
ASYA PASİFİK GÜNDEMİ ................................................................................................................ 13
Afganistan'da "rehine" krizi ............................................................................................................... 13
K. Kore'den karşı hamle: BM ye işkence şikayeti............................................................................... 13
Rusya, piyasalardaki dalgalanmayı spekülatörlere bağladı ............................................................... 13
AVRUPA GÜNDEMİ........................................................................................................................... 14
NSU davasında kara günü 12 Ocak 2016 ........................................................................................... 14
Bakanlıktan çifte kampanyası ............................................................................................................ 14
Mümkün olduğunca örgütlenmemiz lazım’....................................................................................... 15
Almanya'da dönerli reklam spotuna tepki ........................................................................................ 15
Dresden’de 50 yıl önceki gri Almanya’yı gördüm – Celal Özcan – 17.12.2014 ................................. 16
Macaristan'da hükümet karşıtı protesto ........................................................................................... 18
Yunanistan cumhurbaşkanını seçiyor ................................................................................................ 19
Avrupa Komisyonu 2015 programını açıkladı.................................................................................... 19
1
AK PARTİ GENEL MERKEZ DIŞ İLİŞKİLER BAŞKANLIĞI
ERDOĞAN TERÖRÜ AZMETTİRENLERİN KATLİAM PLANLARI YAPMASINA GÖZ YUMUYOR – Focus Michael Wolffsohn ............................................................................................................................ 20
Freedom House'tan çağrı: Türkiye'nin AB üyelik süreci dondurulsun! ............................................. 22
ORTADOĞU GÜNDEMİ ..................................................................................................................... 23
Pakistan idam cezasını geri getiriyor ................................................................................................. 23
İran ve Irak meclis başkanları görüştü ............................................................................................... 23
Buteflika yeniden hastaneye kaldırıldı .............................................................................................. 24
Libya Şafağı'ndan hava saldırısı ......................................................................................................... 25
Rusya'dan Mısır'a ziyaret ................................................................................................................... 25
2
AK PARTİ GENEL MERKEZ DIŞ İLİŞKİLER BAŞKANLIĞI
TÜRKİYE GÜNDEMİ
Gülen için yargı gereğini yapacak
AA
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Başbakanlık Merkez Bina'da Çad Başbakanı Kalzeube Payimi
Deubet ile düzenlediği ortak basın toplantısında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını
yanıtladı.
Davutoğlu,
kimsenin
işlediği
eylemlerin
getirdiği
sorumluluklarından
kaçamayacağını kaydederek, "Fethullah Gülen'le ilgili de soruşturma neyi gerektiriyorsa
mutlaka yargı onun gereğini yapacak. Biz buradan şu veya bu yorumda bulunmamız doğru
değil. Ancak yargı süreci içinde bir talep söz konusu olursa kırmızı bülten ve diğerleri,
herhangi bir suç söz konusu olduğunda hangi işlem yapılıyor ise hiçbir ayrım gözetmeden,
eşit durumdaki bir vatandaşa ne uygulama yapılırsa o yapılır. Bu konuda da kararlılığımız
kesindir" değerlendirmesinde bulundu.
Büyüme potansiyeli kademeli artacak
AA
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Erdem Başçı, yapısal dönüşüm
programının uygulamaya geçmesiyle birlikte Türkiye'nin büyüme potansiyelinin kademeli
olarak artacağını kaydetti.
Başçı'nın, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda gerçekleştirdiği sunum Banka'nın internet
sitesinde yayımlandı. İhracatın büyümeye katkısının devam etmekte olduğunu belirten Başçı,
dış ticaret hadlerindeki olumlu gelişmeler ve tüketici kredilerinin ılımlı seyrinin
cari dengedeki iyileşmeyi destekleyeceğini ifade etti.
Çözüm bekleyen sorunlar masada
Al Jazeera
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Tahran’a bir ziyaret gerçekleştiriyor. İki ülke arasında
çözülmeyi bekleyen meseleler var. En güncel mesele gümrük ve TIR krizi.
3
AK PARTİ GENEL MERKEZ DIŞ İLİŞKİLER BAŞKANLIĞI
Leyla Zana ve Aysel Tuğluk HDP'ye geçiyor
Gazetevatan
Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan DTP’ye üye oldukları gerekçesiyle 5 yıl siyaset
yasağı getirilen Leyla Zana ve Aysel Tuğluk yasağın sona ermesiyle HDP’ye geçme kararı aldı.
Bu yoğun gündemin dışında kalmak mümkün mü? – Mehmet BARLAS, Sabah
ABD'nin eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger "Diplomasi" kitabının ilk sayfalarında "Siyaset
dışındaki insanların en büyük lüksü kendi gündemlerini kendilerinin belirleyebilmesidir" der.
Buna karşı siyasetçilerin ve özellikle sorumluluk taşıyan siyasetçilerin üzerine gelir gündem...
Kissinger Türkiye'de yaşasaydı ve siyaset dışındaki bir mesleğe sahip olsaydı, acaba kendi
gündemini kendisi belirleyebilir miydi?
Öyle ezici, bunaltıcı ve yoğun bir gündem ki bu, siyasete seçimden seçime katılsanız bile bu
gündemin sizi etkilememesi mümkün değil. Güney komşularınızdaki insanlık facialarına mı
veya ülkenizdeki kayıt dışı siyaset erbabının seçilmişlere karşı kurduğu kumpaslara mı
uzaktan bakacaksınız?
Geçiş dönemi
Bu yerel ve coğrafi gündeme kendinizi kaptırıp, dünyanın hem siyasi hem de ekonomik
açıdan bir geçiş dönemi yaşadığını gözden kaçırabilirsiniz... "Postmodern soğuk savaş"ın
petrol fiyatlarına dramatik fiyat düşüşleriyle nasıl yansıdığını, Rusya ile yaşanan Ukrayna
sorunu yüzünden, bir ekonomik işbirliği örgütü olan Avrupa Birliği'nin bir askeri örgüt olan
NATO ile Rusya'ya karşı iç içe geçtiğini görmeyebilirsiniz. Ya da ABD'de kamuoyunun giderek
sağa kaydığını, Reagan benzeri bir muhafazakâr başkan için ortamın hazırlandığını
hissetmeyebilirsiniz.
Tabii bir de "Bilişim Çağı"nın internet aracılığı ile hepimize açtığı bir yeni dünya var
önümüzde... Bilgi ya da haber öylesine farklı kaynaklardan ve farklı amaçlarla sunulmakta ki,
bunlardan hangisinin doğru ve gerçek olduğuna karar vermek çok kolay değil.
4
AK PARTİ GENEL MERKEZ DIŞ İLİŞKİLER BAŞKANLIĞI
Önümüzdeki son örnek, bir kısım basın mensuplarının da devrede bulunduğu soruşturmaya
ve gözaltılara ilişkin değil mi?
Hangisi doğru?
Eğer bu konudaki haberleri "Pensilvanya Örgütü"ne yakın kaynaklardan alıyorsanız,
gündemde basın özgürlüğünün tehdit altında olması meselesi var. Buna karşı gerek yargı
kaynakları gerekse olayların içinde bulunan kişiler, meselenin farklı olduğunu sürekli
vurgulamaktalar. Buna göre, "Pensilvanya Örgütü" kendilerine bağlı savcıları ve polisleri
kullanarak ve kendi medyalarını da kullanarak kendileri gibi düşünmeyenleri tutuklatmışlar,
onlara dönük komplolar üretmişler... Bu örgütün kamuoyuna yansıyan diğer eylemlerini de
hatırlayınca "Meğer asıl derin devlet bunların güdümündeymiş" diye düşünüyorsunuz.
Bütün bunların sonunda "Şükür ki şeffaf ve demokratik bir rejimimiz var. Nihai kararı halkın
sağduyusu verecek. Ah şu 2015 seçimleri çabucak gelse" demiyor musunuz?
Gülerce’yi bilmem ama ben cevabımı aldım – Abdulkadir SELVİ, Yeni Şafak
17-25 Aralık yolsuzluk ambalajına sarılmış bir darbe girişimiydi.
27 Mayıs’ın, ”Kardeş kavgası”, 12 Mart’ın, ”reformlar” 12 Eylül’ün, ”Sağ-sol çatışması”
ambalajlı darbeler olduğu gibi.
12 Eylül darbesiyle devrilen Süleyman Demirel, ”12 Eylül’den önce akan kanlar kimin için
akıyordu” diye sormuş, ”Kanlar Kenan Evren’i Çankaya’ya taşımak için akıyordu” diye cevap
vermişti.
Tabi ki Kenan Evren ben darbe yapıp Cumhurbaşkanı olacağım dememişti ancak sıkıyönetim
altındaki Türkiye’de yaşanan sağ-sol çatışması darbe zeminini hazırlamıştı.
Ancak 17 Aralık başarısız darbe girişimiydi.
Başarısız olmasının nedeni ise Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğiydi.
5
AK PARTİ GENEL MERKEZ DIŞ İLİŞKİLER BAŞKANLIĞI
17 Aralık’ın savcısı Celal Kara ise ”Bir gün onun bileğine kelepçe takacağım” diye yeri göğü
inletiyordu.
Bir gün kimin bileğine kelepçe takacaktı Celal Kara?
Görevde olduğu halde, ”Dönemin Başbakanı” diye yazışmalara konu ettikleri Başbakan Recep
Tayyip Erdoğan’a...
Adliye önünde bildiri dağıtmak suretiyle tarihe geçen 25 Aralık savcısı Muammer Akkaş, o
gece Emniyet’te, ”Çiz” demişti. Çizdirdiği bir örgüt şemasıydı. Örgüt şeması çizdirip, ortasına
da örgüt lideri olarak Başbakan Erdoğan’ı yerleştirmişti.
İddianamede Turkuaz Medya Grubunun satışıyla ilgili kısmın yer aldığı bölümde, “Dönemin
Başbakanı” ifadesi şöyle yer alıyordu:
“PARA KONULARI İLE İLGİLİ TALİMATI ÖRGÜT LİDERİ DÖNEMİN BAŞBAKANI RECEP TAYYİP
ERDOĞAN’IN VERDİĞİ VE KONUYU BİZZAT BİNALİ YILDIRIM’IN TAKİP ETTİĞİ ANLAŞILMIŞTIR”
27 Mayısçılar idam ettikleri şehit Başbakan Menderes için ”Sabık Başbakan” demişlerdi.
Demirel için en fazla ”Devrik Başbakan” deyimi kullanıldı. Ancak demokrasi tarihimizde ilk kez
görevi başındaki Başbakan için, ”Dönemin Başbakanı” ibaresi ilk kez kullandı. Bunu yapanlar
da yolsuzluk soslu darbe girişiminde bulunan paralel yapının savcılarıydı.
Savcılar bunu yapar da paralelin polisleri boş durur mu?
25 Aralık operasyonunu yürüten polisler bilgisayar kayıtlarına, ”kabineyi toplayacağız
burada” diye yazmışlardı. Kabineyi emniyette hizaya dikmeye yemin etmişti paralelin polis
şefleri. Darbe planında hangi bakanın nereden alınacağı ve nerede tutulacağı yazılıydı.
Başbakan Erdoğan ve ailesi için özel bir tutuklama planı hazırlanmış ancak icraya
konulamamıştı.
Polisler yine emniyetteki bilgisayarlarında fütursuzca,” nefes aldırmayacağız onlara” diye
yazmışlardı.
6
AK PARTİ GENEL MERKEZ DIŞ İLİŞKİLER BAŞKANLIĞI
Erdoğan’ı, ”Dönemin Başbakanı” ve “Örgüt lideri” yapmakta kararlıydılar. O nedenle 25
Aralık’ta doğrudan Başbakanın çocuklarına yöneldiler.
İddianamede, işadamları Hayrettin Özaltın ile Mehmet Cengiz’in konuşma tapelerinin bir
bölümünü verdikten sonra, ”TALİMATI ÖRGÜT LİDERİ DÖNEMİN BAŞBAKANI RECEP TAYYİP
ERDOĞAN’IN VERDİĞİ anlaşılmaktadır” deniliyordu.
17-25 Aralık tam bir darbe girişimiydi. Öyle ki, eşzamanlı olarak medyaya yönelik bir
operasyon planlanmıştı.
28 Şubatçıların kullandığı yöntemi kullandı paralelin polis-yargı cuntası. Kudüs-Selam adı
altında bir örgüt icat ettiler. Kudüs-Selam terör örgütü üzerinden Can Dündar’dan Defne
Samyeli’ne, İbrahim Karagül’den Numan Kurtulmuş’a kadar binlerce insanın yıllarca
dinlenildiği ortaya çıktı.
Hayatını İran’la mücadeleye adayan solcu kalemler dahi İran ajanı töhmetiyle yıllarca
dinlenilmişti.
Zaman Gazetesi eski yazarı Hüseyin Gülerce önceki gün sordu:
“Bu kadar istihbarat merakı, bu kadar telefon dinleme merakı nereden geliyor?”
Belli ki merak değil sadece.
Merak olsa hadi diyelim Kudüs-Selam örgütü adı altında dinleme yapıldı.
Peki
kriptolu
telefonların
dinlenilmesine
ne
demeli?
Bir cemaat devletin gizli sırlarının konuşulduğu Cumhurbaşkanı’nın, Başbakan’ın,
Genelkurmay Başkanı’nın özel şifreli telefonlarını neden dinler?
Bir cemaat Başbakan’ın ofisine niye böcek yerleştirir?
Bir cemaat Huvzullah Gültekin adına dinleme kararı çıkarıp Erbakan’ı niye dinler?
Yaygın ve sistematik dinlemelerin sırrı çözülmeden, ”Dönemin Başbakanı” yazılı
iddianamelere nüfuz edilmeden 17-25 Aralık darbe girişimini anlamak mümkün değildir.
7
AK PARTİ GENEL MERKEZ DIŞ İLİŞKİLER BAŞKANLIĞI
Gezi olaylarının ateşinin henüz söndüğü günlerdir. Ankara Pursaklar’da bir grup kanaat
önderi davet edilmiş, seçkin topluluğa konuşan kişi o sırada AK Parti Kütahya Milletvekili olan
İdris Bal’dır. Hani şu paralel partisini kuran İdris Bal.
Gezi olaylarının meydana getirdiği Türkiye konjonktürünü gözünüzün önüne getirdikten
sonra henüz AK Parti milletvekili rozetini taşıyan İdris Bal’ın şu sözlerine kulak verin:
“Uluslararası bütün güçler Erdoğan’ı çizdi, Erdoğan’la devam etmek mümkün değil, Erdoğan
öyle ya da böyle gidecek, bizim Erdoğan sonrasına hazırlıklı olmamız lazım.”
Bakmayın bunların yolsuzlukla -molsuzluk diye yeri göğü inletmelerine.
2010 yılında açtıkları ancak sisteme girmedikleri dosya ile 17-25 Aralık’ta darbe girişiminde
bulundular. Çünkü Batı’nın Erdoğan’ın kalemini kırdığına inanıyor ve darbe sonrası
Türkiye’nin yönetimini devralmaya hazırlanıyorlardı.
17-25 Aralık’ın asıl anlamı buydu.
Çünkü telefon dinlemelerinde geri gidildiğinde karşımıza bir tarih çıkıyor. 2009 tarihi bu. Yani
Erdoğan’ın İsrail Cumhurbaşkanı Peres’e, ”One Minute” çektiği tarih.
O gün Erdoğan’ın kalemini kırma kararı alan uluslararası sistemin ihaleyi kime verdiği
anlaşılıyor.
O kişi Türkiye’de en örgütlü yapıyı yöneten ve ABD’de ikamete mecbur edilen Fethullah
Gülen’di.
Öyle ki CIA Başkanı Petraus, Eylül 2012 tarihinde Başbakan Erdoğan’la yaptığı görüşmede,
”Siz İsrail’in özrünü kabul edin, biz de sizin Cemaatle ilişkilerinizi düzenleyelim” teklifinde
bulunmuştu.
Hüseyin Gülerce, Cemaatin istihbarat merakıyla ilgili sorusunun cevabını aldı mı orasını
bilmem ama ben, Cemaatin en fazla nemalandığı AK Parti iktidarına karşı neden darbe
girişiminde bulunduğu sorusunun cevabını aldım.
8
AK PARTİ GENEL MERKEZ DIŞ İLİŞKİLER BAŞKANLIĞI
AFRİKA GÜNDEMİ
Buteflika hastaneye kaldırıldı
Al Jazeera
Cezayir'den El Vatan gazetesi, 77 yaşındaki Buteflika'nın, başkent Paris'te bulunan Val-deGrace askeri hastanesinde tedavi altına alındığını duyurdu. Buteflika, geçtiğimiz ay da
Fransa'nın Grenoble kentinde 3 gün boyunca bir hastanede tedavi görmüştü.
AMERİKA - İNGİLTERE GÜNDEMİ
ABD: "Muhalefet Yapmak Vatana İhanet Değildir"
AMERİKA’NIN SESİ
ABD Dışişleri Sözcüsü Jen Psaki yaptığı basın toplantısında gazetecilerin Türkiye’de başlayan
Çarşı Davası ile ilgili ve de Zaman Gazetesi ve Samanyolu Grubu’na yönelik operasyonlarla
ilgili sorulara cevap verdi. Bir gazetecinin, “Türkiye’de 35 futbol taraftarı darbe girişimiyle
yargılanıyor, bu konuda ne düşünüyorsunuz?” sorusunu yanıtlayan Psaki, Amerika’nın dünya
çapında ifade, örgütlenme ve şiddete başvurmadan gösteri yapma özgürlüğünü
savunduğunu söyledi ve “Türkiye’de yargı süreci ve adalete erişim konusunda endişelerimiz
sürüyor,” dedi.Zaman ve Samanyolu Grubu’na yönelik operasyonlarla ilgili gelen bir soruyu
da yanıtlayan sözcü, “Medya özgürlüğüne içinde hükümeti eleştirmek de dahildir. Muhalif
olmak vatan hainliği ya da komplo düzenlemek anlamına gelmez,” diye konuştu. Psaki,
“Türkiye’nin dostu ve NATO müttefiki olarak, yetkililerden Türkiye’nin temel değerlerine ve
demokratik temellere göre hareket etmelerini rica ediyoruz,” dedi.Jen Psaki, NATO üyelerinin
demokrasi olmaları gerektiğini hatırlatan bir gazetecinin, “Türkiye’nin NATO üyeliği hakkında
endişe taşıyor musunuz,” sorusuna “hayır,” diyerek yanıt verdi.
1,1 Trilyonluk ABD Bütçesi Kongre'den Geçti
AMERİKA’NIN SESİ
9
AK PARTİ GENEL MERKEZ DIŞ İLİŞKİLER BAŞKANLIĞI
ABD Kongresi gelecek Eylül'de sona erecek mali yıl boyunca federal harcamalar için gerekli
fonları sağlayarak hükümetin kapanması tehdidini önledi.ABD Kongresi 1,1 trilyon federal
bütçeyi onaylayarak hükümetin bu yıl da kapanması tehtidini ortadan kaldırdı. Temsilciler
Meclisi’nden bir gün sonra Senato’da 40’a karşı 56 oyla kabul edilen bütçe, gelecek Eylül
ayında sona erecek mali yıl boyunca hükümet harcamaları için gerekli fonları sağlayacak.
Bütçe Başkan Obama’nın imzası için Beyaz Saray’a gönderildi.Obama’nın milyonlarca yasadışı
göçmenin ülkede kalmalarına izin veren başkanlık kararnamesine karşı çıkan bazı
muhafazakar Cumhuriyetçiler bütçede kesinti talebinde bulundu ancak başaramadı.Bütçe
sadece göçmenlik işlemlerini yürüten İç Güvenlik Bakanlığı’nın fonlarının 27 Şubat’a kadar
sağlanmasını öngörüyor. Cumhuriyetçiler bakanlığın fonlarını silah olarak kullanarak
Obama’yı göçmenlik kararnamesinde geri atmaya zorlamayı amaçlıyor. Bazı liberal Demokrat
Senatörler de bütçenin çeşitli bölümlerine, özellikle mali reform yasasında yer alan bir
yasağın kaldırılmasına karşı çıktı. Yasada bankaların 2008 mali krizinden sorumlu tutulan
belirli türde ticari işlemlerde bulunması yasaklanıyordu.
Başkanlık Seçimi İçin Strateji Belirleniyor
AMERİKA’NIN SESİ
Cumhuriyetçiler Kongre’nin iki kanadında da kontrolu almaya hazırlanırken, hem Demokrat
hem de Cumhuriyetçi Parti danışmanları ara seçimlerden ders alıp 2016 için strateji belirleme
çalışması içine girdi. Ocak ayında Kongre’nin çehresi değişecek. 4 Kasım seçimlerinde
Senato’da da çoğunluğu ele geçiren Cumhuriyetçiler, Kongre’nin iki kanadında birden
seslerini daha çok duyurmaya hazırlanıyor. Kongre ara seçimleri sonrası Demokrat Parti’nin
uğradığı yenilginin ardından ortalık henüz yatışmamışken Amerikalılar şimdiden 2016
başkanlık seçimlerini düşünmeye başladı. 2016’da Amerikalılar hem Başkan hem de yeni bir
Kongre seçecek. Cumhuriyetçiler Kongre’nin iki kanadında da kontrolu almaya hazırlanırken,
iki parti de ara seçimlerden ders alıp 2016 için strateji belirleme çalışması içine girdi.
Taliban 132 çocuğu katletti
Daily Telegraph
10
AK PARTİ GENEL MERKEZ DIŞ İLİŞKİLER BAŞKANLIĞI
"Yaşları 9'a varan çocuklar okul koridorlarında bir bir kovalanıp öldürüldü" denen haberde,
militanların öğrencileri sıraların altından sürükleyip çıkardığı ve öldürdüğü belirtiliyor.
"Taliban hedef alınan okulda asker çocuklarının okuduğunu söyledi. Ordunun Kuzey
Veziristan bölgesinde başlattığı operasyonlara yanıt verdiklerini iddia ettiler" denen haberde,
katliamı çok sayıda dünya liderinin de kınadığı belirtildi.
Pakistan'daki saldırı
Robin Pagnamenta, Times
"Suriye, Irak, Ukrayna derken dünya Pakistan'daki gelişmeleri gözden kaçırdı. Haziran
ortasından bu yana Pakistan ordusu sayıları 30 bini bulan askerleri Kuzey Veziristan'a
gönderdi. Amaç terör örgütlerinin kökünü kazımaktı" deniyor. 'Peygamberin Kılıcı' olarak
adlandırılan bu operasyonun Pakistan'da geniş çevrelerce 'başarılı' bulunduğu da ifade edilen
yazı şöyle devam ediyor: "Okul saldırısında Taliban'ın asıl amacı intikam almaktı. Asker
çocuklarına düzenlenen bu saldırı artık işlerin kişiselleşmeye başladığını gösteriyor ve
Pakistan için daha büyük gelişmelerin de habercisi olabilir. Taliban daha önce de sivil
hedefleri vurmuş olsa da belli, adı konmamış kuralları uyguluyordu ve okul ya da hastanelere
saldırmıyordu. Şimdi uzmanlar bu tutumun değişmiş olabileceğinden endişe ediyor."
Pakistan'daki Taliban saldırısı
Robert Fisk, Independent
"Veziristan'daki ordu operasyonlarının şiddeti arttıkça Taliban'dan da vahşi bir yanıt gelme
ihtimali beklentiler dâhiline girdi" diyen Fisk, Pakistan için asıl ürkütücü olanın ordunun bir
yandan Taliban ile mücadele etse de diğer yandan bu radikal İslamcı örgüte ihtiyaç duyması
olduğu belirtiliyor. Yazı şöyle devam ediyor: "Pakistan'ın, Afganistan'da ABD yanlısı rejime
karşı durabilmek için Taliban'ı desteklediği açık bir gerçek. ABD'nin Afganistan'dan çıkışıyla
birlikte Taliban'ın da cesaretlendiğini ve bölgede etkinliğini artırdığını görüyoruz. Irak'ta,
Suriye’de, Libya’da, Yemen'de radikal İslam'ın yükselişe geçmesi de Taliban'ın giderek daha
fazla cesaretlenmesine yol açıyor."
11
AK PARTİ GENEL MERKEZ DIŞ İLİŞKİLER BAŞKANLIĞI
Ruble krizi Putin'in stratejik başarısızlığını açığa çıkardı.
Financial Times
Gazetenin başyazısında ise Rusya'daki Ruble paniği ve ekonomik gelişmelerin siyasi
sonuçlarına değiniliyor. Yazıda, Rusya'nın Ruble krizinin eşiğine geldiği ifade ediliyor ve "Ülke
ekonomisine güven ancak Moskova Ukrayna'dan tamamen elini çekerse geri döner" deniyor.
Putin yönetimi altında Rusya ekonomisinin yolsuzluklar sarmalına girdiği ve aşırı derecede
enerji ithalatından elde edilecek gelirlere bağımlı hale geldiği vurgulanıyor. Kremlin'in
Ukrayna'ya müdahale etmeye başlaması ve Kırım'ı ilhak etmesinin ardından gelen Batı
yaptırımlarına bir de petrol fiyatlarındaki düşüşün eklenmesiyle Rusya ekonomisinin
zaaflarının açığa çıktığı ifade ediliyor. Yazıda Putin'in stratejik bir karar almasının vakti geldiği
vurgusu yapılıyor:
"Eğer Putin Ukrayna'da geri adım atıp geri çekilirse Batı da yaptırımları kaldıracak. Her ne
kadar petrolde düşüş Rusya'nın canını yakmaya devam edecek olsa da en azından piyasanın
güvenini yeniden kazanmaları mümkün. Tam tersi yolda ilerleyip agresifliğe devam ederlerse
Rusya, kısa vadeli kamuoyu desteği toplayan bir savaş ekonomisine dönüşecek."
Rus Halkı Gelişmeleri Tedirginlikle İzliyor
Guardian
Gazetenin Moskova'dan bildiren muhabirleri Shaun Walker ve Alec Luhn ise, halkın ekonomi
cephesindeki gelişmeleri tedirginlikle izlediğini ifade ediyor. "Yetkililer Ruble krizinin en kötü
kabustan bile daha vahim olduğunu kabul etti, sokaktaki vatandaşlar korkuyor" denen
haberde Rusya'da birçok kişinin "Putin'in sağladığı ekonomik istikrarın sonuna mı geldik?"
sorusunu sorduğu ifade ediliyor. Haberde, "Hükümet yetkilileri arasındaki anlaşmazlıkların
kamuoyuna pek yansımadığı bir ülkede şimdi sıradan vatandaşlar yetkililerim birbirlerini
suçlamasını şaşkınlıkla izliyor" deniyor. Birikimlerinin saatler içerisinde eriyip gittiğini gören
Rusların çareyi parayı farklı alanlara yatırmakta bulduğu da haberde vurgulanıyor ve
"Ellerindeki rublelerden kurtulmak isteyenler ya konut satın almaya çalışıyor ya da değerini
12
AK PARTİ GENEL MERKEZ DIŞ İLİŞKİLER BAŞKANLIĞI
kolay kolay yitirmeyecek olan lüks elektronik cihazlar satın alıyor" deniyor. Haberde
Moskova'daki birçok kişinin şimdiden bankalara koşarak ellerindeki rubleler daha fazla değer
kaybetmeden Euro ya da Dolar alamaya çalıştığı da söyleniyor.
ASYA PASİFİK GÜNDEMİ
Afganistan'da "rehine" krizi
AA
Afganistan’ın güneyindeki Helmand kentinde banka şubesine düzenlenen saldırının ardından
militanlarla güvenlik güçleri arasında yaşanan çatışmalar sona erdi.
K. Kore'den karşı hamle: BM ye işkence şikayeti
Dünya Bülteni
Kuzey Kore, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nden ABD Kongresi'nin CIA raporunda yer
alan işkencelerin incelenmesini istedi. BMGK ise Kuzey Kore'de işlenen insan hakları
ihlallerini aralık ayı gündemine aldı.
Rusya, piyasalardaki dalgalanmayı spekülatörlere bağladı
Dünya Bülteni
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Basın Danışmanı Dmitri Peskov, rublenin değer
kaybetmesinin spekülatif faktörlerden kaynaklandığını savundu.
Peskov yaptığı açıklamalarda, "Gerçekten, piyasada dalgalanma devam ediyor, bu duruma
çoğunlukla spekülatif faktörler sebep oluyor" ifadesini kullandı.
13
AK PARTİ GENEL MERKEZ DIŞ İLİŞKİLER BAŞKANLIĞI
AVRUPA GÜNDEMİ
NSU davasında kara günü 12 Ocak 2016
Sabah Avrupa
NSU terör örgütünün Münih’te görülen davanın dün görülen 171. duruşmasında karar günü
12 Ocak 2016 olarak açıklandı. 2015’in Haziran ayı ortasında bitmesi öngörülen davada aşırı
sağ yapılanma ile ilgili daha fazla tanık dinlenmesine karar veren mahkeme, 56 duruşma daha
öngörünce tarihi davada karar günü 2016’ya sarktı. Dava 6 Mayıs 2013 tarihinde başlamıştı.
“ÜYELER ROMANTİKTİ” DÜNKÜ duruşmada aşırı sağ çevreden Chemnitzli Michael P. dinlendi.
Tanık, karısı Antje B.’nin Blood & Honour isimli aşırı sağ oluşumun kurucusu olduğunu
gizlemedi ve kendisinin ise oluşuma üye olmadığını söyledi. Michael P., oluşum üyelerinin
romantik olduğunu duruşmada dile getirdi. Öte yandan tanık, sanıklardan Carsten S.’in
kendisini üye olarak tanıttığını ve yalan söylediğini belirtti.
Çatışma endişesi tedbirleri artıracak
Almanya’da aşırı sağcıların İslam ve yabancılara karşı düzenlediği gösterilerin artması,
emniyet birimlerini telaşlandırdı. Gerilen ortamdan dolayı radikal İslamcılarla aşırı sağcılar
arasında çatışma çıkmasından endişe eden güvenlik birimleri, tedbirlerini artırıyor. Anayasayı
Koruma Teşkilatı, gelecek yıl ortamın daha da gerilmesinden kuşkulu. Anayasayı Koruma
Teşkilatı Başkanı Hans Georg Maassen, radikal dincilerle aşırı sağcılar arasında sürekli gerilen
bir ortam gözlemlediklerini belirterek, “Selefilerin sayılarının hızla arttığını görüyoruz. Diğer
yandan da yabancı düşmanı içerikli oluşumların gelişim gösterdiklerine tanık oluyoruz” dedi.
Maassen, gelecek yıl içinde iki grup arasında çatışmaların çıkma olasılığının yüksek olduğunu
sözlerine ekledi.
Bakanlıktan çifte kampanyası
Sabah Avrupa
FEDERAL Uyum Bakanlığı, çifte vatandaşlık kampanyası başlattı. Hükümetin Uyumdan
Sorumlu Bakanı Aydan Özoğuz, “Ein Leben, zwei Paesse” (İki pasaportlu yaşam) adı altında
14
AK PARTİ GENEL MERKEZ DIŞ İLİŞKİLER BAŞKANLIĞI
düzenlenen kampanya ile gençleri tercih yapmaya zorlayan Opsiyon Modeli’nin
kaldırılmasının ardımdan açılan çifte vatandaşlık yoluna teşvik etmeyi amaçladıklarını ifade
etti. Yaşanın önümüzdeki hafta yürürlüğe gireceğini hatırlatan Bakan, o andan itibaren çifte
vatandaşlığın ülkede yasal hale geleceğini vurguladı. Özoğuz, yeni düzenleme ile ilgili Türk ve
göçmen toplumunda az bilgi sahibi olunması üzerine kampanyayı başlatırken, kampanya
kapsamında ailelere ve gençlere çifte vatandaşlığın olanaklı olduğu anlatılacak. Kampanya ile
“Ülke mi, köken mi? Her ikisinden yana da karar ver” denilerek çifte vatandaş olunması
özendirilecek. Yeni uygulama ile 21 yaşına kadar en az 8 yıl Almanya’da yaşayan veya en az 6
yıl okula gidenler çifte vatandaş olacak.
Mümkün olduğunca örgütlenmemiz lazım’
Sabah Avrupa
TÜRKİYE’NIN Berlin Başkonsolosu Ahmet Başar Şen, Berlin’de yaşayan Türklerin en az bir
dernekte veya bir sivil toplum kurulusunda aktif şekilde faaliyette bulunmasını istedi.
Başkonsolosluk tarafından Türkevi’nde düzenlenen Yıl Sonu Faaliyet Değerlendirme
Toplantısı’na, Berlin’de faaliyette bulunan çok sayıda sivil toplum kuruluşları temsilcileri
katıldı. Sen, “Mümkün olduğunca toplumumuzun örgütlenmesini, Berlin’de vatandaşlarımızın
en az bir dernekte veya bir sivil toplum kuruluşunda aktif şekilde faaliyette bulunmasını
istiyorum” diye konuştu. Şen “E-Konsolosluk da yenileniyor ve çok daha hızlı ve mükemmel
bir hizmete dönüşecek” ifadelerini kullandı.
Almanya'da dönerli reklam spotuna tepki
Hürriyet Avrupa
Almanya'nın Münih şehrinde belediyeye ait toplu taşıma şirketi MVG'nin, araçların temiz
tutulmasını teşvik etmek için hazırladığı reklam spotu tepki çekti. Reklam filminde yiyecek
olarak sadece dönerin kullanılması ve döner yiyen kişinin dikkatsizce elindekini etrafa
bulaştırması Türk kökenlileri rahatsız etti.
Münih Türk Konseyi yetkililerinden Sami Demirel, reklamda neden sadece döner
kullanıldığını ve hamburger ya da sandviçin kullanılmadığını sordu. MVG'nin, arkasında büyük
15
AK PARTİ GENEL MERKEZ DIŞ İLİŞKİLER BAŞKANLIĞI
şirketler bulunan hamburger ve sandviçi reklamında kullanmaktan korktuğunu savunan
Demirel, "Dönerin imajını koruyacak doğru dürüst ne dernek var ne de firma." dedi.
Dresden’de 50 yıl önceki gri Almanya’yı gördüm – Celal Özcan – 17.12.2014
Alman siyasetçiler günlerdir İslam ve göçmen karşıtı Pegida’ya karşı uyarıyor. Merkel,
“Yabancı düşmanlığına yer yok”, Adalet Bakanı, “Utanç verici bir durum” dedi. Peki bu
çağrılar Pazartesi Yürüyüşleri’ni nasıl etkiledi? Dresden’e gidip yerinde izledim.
Günlerdir Almanya, kendilerine Batı’nın İslamlaşmasına Karşı Avrupalı Yurtseverler (Pegida)
adı veren İslam ve göçmen karşıtı örgütün Pazartesi Yürüyüşleri’yle meşgul. Alman şairi
Heinrich Heine, hiciv tarzı Almanya. Bir Kış Masalı adlı kitabında gümrükten geçerken,
bavulunu kontrol eden gümrük memurları için şöyle düşünüyor: “Siz bavulumu arayın ama
asıl tehlikeli olan benim kafamın içindeki ve siz onu göremiyorsunuz...” Ben de her pazartesi
Pegida saflarında yürüyen insanların ellerinde görünen pankartları değil,
kafalarından ne geçtiğini öğrenmek için Dresden’e gittim. İKİYE BÖLÜNDÜ Pegida hakkında
çok şey yazıldı. Bunların büyük çoğunluğunun öfkeli vatandaş olduğu yorumları yapıldı. Doğru
muydu? Biraz korku, biraz tuhaf duygularla Dresden’de Pegida göstericilerinin arasına girdim.
Televizyonculara sert bir ifadeyle “Hayır” diyorlardı. Hatta kendilerine uzatılan mikrofonu
şiddetle itenler vardı. Bir çifti çevirip sordum: - Neyi protesto ediyorsunuz? Kadının cevabı
şöyle: - Yabancılar bizim hayat tarzımızı almıyor, bize kendi hayat tarzlarını dayatıyor.
Hastanede yabancılara farklı yemek pişiriliyor. - Bir kişi et yemiyorsa, sebze istemesinde ne
sakınca var? - Ama bu sefer de başka bir şey istiyorlar. Yanındaki eşi konuşuyor: - Ben
Almanya’da artık kendimi temsil eden bir siyasi parti bulamıyorum. Eskiden CDU’yu
seçiyordum. Aile kavramı sulandırıldı. Benim hepsi bir anneden altı çocuğum var. Aile
kavramı bende işliyor. Ama eşcinsel beraberlik de aileyle eşit kılındı. Ben buna karşıyım. Ama bu insanların özel hayatı, bir başkasını ilgilendirir? Cevap vermiyor. OMUZ ATMALAR
Yabancı bakışlar arasında ilerlerken, karşıdan gelen bir göstericinin sert omuz darbesiyle bir
daire çiziyorum. Sahnenin önüne yaklaştığımda, bir genç gösterici, sen arı ırkından değilsin
der gibi “Önce halk” diyerek, önüme geçiyor. Sahnede Pegida hareketinin kurucusu, adam
yaralama, gasp, hırsızlık gibi suçlardan üç yıl hapis cezası alınca, Güney Afrika’ya kaçan, iki yıl
16
AK PARTİ GENEL MERKEZ DIŞ İLİŞKİLER BAŞKANLIĞI
sonra yakalanıp Almanya’ya iade edilen Lutz Bachmann konuşuyor: - Benim Güney Afrika
geçmişimle uğraşıyorlar. Ben Güney Afrika’da geçimimi kendim sağladım. Oraya uyum
gösterdim. Kimseye yük olmadım. Beni yakalayınca, gönderilmem sakıncalı mı diye bile
sormadan, hemen iade ettiler. Mesaj şu: Burda ilticacılar devletin sırtından geçiniyor. Uyum
sağlamıyor ve öyle kolay sınırdışı edilemiyor. Oysa Lutz Bachmann Güney Afrika’da ilticacı
değildi. Kaçak yaşıyordu. Lutz Bachmann, suç işlediğini saklamıyor. Ama kendisine ikinci bir
şans tanınması gerektiğini söylüyor. Fakat suç işleyen yabancıların hiç zaman kaybetmeden
sınırdışı edilmesini istiyor. Lutzmann’ın konuşması sık sık “Wir sind das Volk” (Biz halkız)
sloganlarıyla kesiliyor. YALANCI BASIN Ardından gelen kadın konuşmacı basına çatıyor: - Biz
yurtseverleriz. Ülkemizi seviyoruz. Biz Alman kimliğimizi korumak istiyoruz, aşırı sağ damgası
yemeden. Kalabalık “Lügenpresse” (Yalancı basın) diye tezahürat yapıyor. Basına karşı tam
bir düşmanlık havası esiyor. Konuşmacı devam ediyor: - Bizim uzman işgücüne ihtiyacımız var
diyorlar (Yuh sesleri). Hasta ve yaşlı bakım sektöründe belki olabilir. Bunu yapmak isteyen
pek yok bizde. Ama madem öyle, hangi alanda uzman işgücüne ihtiyaç var, tespit edilsin. Ona
göre yabancı işgücü alınsın. Ama yabancılar buraya uyum sağlamaya da mecbur kılınsın.
İlticası reddedilenler hemen gitsin. Onların ülkemizde kalma hakkı yok... Kalabalık “Jawohl”
(Evet) diye destek veriyor. Pankartlarda Almanca “Ülkemizi özlüyoruz. Alman gelenek ve
görenekleri bizim ülkemizde öncelikli olmalı” yazılı. VATANDAŞINI AL GİT Kalabalık gezinti adı
altında yürüyüşe geçiyor. Bir grup gence yaklaşıp görüş almak istiyorum. Bir tanesi “Önce sen
vatandaşlarını al git buradan” diyerek, hızla uzaklaşıyor. 70 yaşlarında birine neyi protesto
ettiğini soruyorum, “Tekne doldu, taşmak üzere artık” diyor. Pegida gösterisine katılanların
büyük çoğunluğu 40 yaşının üzerinde. Emekli Almanlar ağırlıkta. Gözlerinden ve yüzlerinden
öfke ve kin akıyor. 300’DEN 15 BİNE Pazartesi akşamı Dresden’den ayrılırken, polisten Pegida
gösterilerine 15 bin, karşı gösteriye ise 6 bin civarında kişi katıldığı bilgisini alıyorum. Ekim ayı
başında 300 kişiyle başlayan Pegida gösterisi geçen hafta 10 bin kişiyle zirve yaptı. Bu hafta
15 bine çıktı. Karşı gösterici geçen hafta 9 bindi, bu hafta 6 bine düştü. Pegida gelecek
pazartesi gösteri yapmayacak. Ama sonra yine devam edecekler. Dresden’den karışık
duygularla dönüyorum. BU KENTİN İKİ YÜZÜ VAR Dresden'de bir yanda dünyaya açık,
modern bir Almanya, diğer yanda 50 yıl öncesinin içine kapalı gri Almanyasını görüyorum.
Dresden’e duvarlar yıkılmadan önce gitmiştim. Gri ve mutsuz insan simaları beni çok
etkilemişti. Duvarlar yıkıldıktan sonra tekrar gittiğimde, kentin ne kadar güzel olduğunu
keşfetmiştim. Elbe Nehri kenarındaki 525 bin nüfuslu Dresden bir tarihi barok kenti. Elbe’nin
17
AK PARTİ GENEL MERKEZ DIŞ İLİŞKİLER BAŞKANLIĞI
Floransası deniliyor. Dünyanın en muhteşem opera binaları arasında gösterilen Semperoper,
barok ve rönesans dönemi izlerini taşıyan tarihi yapıların zenginliği, paha biçilmez sanat
eserleri ve mimari dokusuyla Dresden UNESCO’nun Dünya Mirası listesinde. Şehir de aileler
de bölündü PEGİDA karşıtı göstericiler ise çok daha genç. Liseli ve eğitimliler. Pestalozzi
lisesinden gençler en ön safta. “Rassismus raus aus den Köpfen” (Irkçılık kafalardan çıksın)
diye slogan atıyorlar. Onlarla konuşuyorum. Kentin ikiye bölündüğünü, okulda paneller
yaparak, Pegida’yı tartıştıklarını, bir kız arkadaşlarının Pegida taraftarı olduğunu anlatıyorlar.
Hepsinin arzusu, Pegida yanlılarıyla diyalog kurup konuşmak. Ama Pegidacılar konuşmuyor,
sessizler. Açık değiller. Bu çok ürkütücü. “Kurucuları Lutz Bachmann, ARD kanalındaki panele
gitmedi” diyorlar. Biri kentteki kamplaşmanın aileye bile yansıdığını, annesinin Pegida
destekçisi olduğunu söylüyor. Akif Pirinçci de Bogida’ya katıldı TÜRK ve göçmen karşıtı
görüşleriyle ‘Türk Sarrazin’ olarak da nitelenen yazar Akif Pirinçci, Bonn’da Pegida’nın şubesi
Bogida saflarında yürüyüşe katıldı. Gösteride ilk konuşmayı da Akif Pirinçci yaptı. Pirinçci bu
yıl yayınlanan ‘Deutschland von Sinnen’ (Almanya Çıldırmış Olmalı) kitabından bir bölüm
okudu. O bölüm şöyle: “Sizler Almansınız. Korkak sıçanlar değil. Yaşasın kutsal Almanya.” Akif
Pirinçci’nin bu sözlerini gösteriye katılan 300 civarında gösterici alkışladı. Bonn’daki Bogida
gösterisine karşı ise bin 600 kişi karşı gösteri yaptı.
Macaristan'da hükümet karşıtı protesto
DW
Macaristan'ı otoriter politikalarıyla yöneten Viktor Orban'a yönelik tepkiler dinmek bilmiyor.
Başkent Budapeşte'de binlerce kişi yolsuzluk iddiaları ve anti-demokratik uygulamalardan
dolayı hükümeti protesto etti.
"Artık geri adım atmak yok!" başlığı altında eylem birliğine giden sivil toplum kuruluşları,
hükümet üyelerinin karıştığı iddia edilen yolsuzlukları protesto etti. Göstericiler, eğitim
sisteminde gidilmesi öngörülen kesinti ve anti-demokratik uygulamaları da eleştirdi.
Macaristan'da ekim ayından bu yana hükümet karşıtı gösteriler düzenleniyor. İnternet
kullanımına getirilmek istenen vergi büyük tepki çekmiş, Başbakan Viktor Orban, yasa
tasarısının geri çekileceğiniaçıklamıştı.
18
AK PARTİ GENEL MERKEZ DIŞ İLİŞKİLER BAŞKANLIĞI
Ancak iktidar partisine mensup bazı vekillerin lüks yaşam tarzına ilişkin medyaya yansıyan
iddialar ve hükümetin bazı otoriter girişimleri yeni gösteriler için vesile olmuştu.
Hükümetin hazırladığı yeni yasa tasarısı, uyuşturucuyla mücadele kapsamında zorunlu
uyuşturucu testinin uygulanmasını öngörüyor.
Yunanistan cumhurbaşkanını seçiyor
DW
Yunanistan'da cumhurbaşkanı seçiminin ilk turu bugün yapılıyor. Ülkenin siyasi kaderini
etkileyecek seçim Brüksel'de de yakından izleniyor.
Andonis Samaras başbakanlığındaki hükümet, daha önceki kabinelerde dışişleri bakanlığı
görevinde bulunan eski AB Komiseri Stavros Dimas'ı cumhurbaşkanlığına aday gösterdi. Bir
adayın cumhurbaşkanı seçilebilmesi için 300 sandalyeli parlamentoda birinci ve ikinci
turda 200, üçüncü turda ise 180 üyenin oyunu alması gerekiyor. İkinci tur için 23 Aralık,
üçüncü tur için ise 29 Aralık tarihi öngörüldü. Koalisyon hükümeti toplam 155 oya sahip.
Dimas'ın cumhurbaşkanlığına seçilememesi halinde erken seçim gündeme gelecek. Anketlere
göre seçim yarışında sol ittifak Radikal Sol Koalisyon (SYRIZA)önde. Alexis Tsipras
liderliğindeki SYRIZA, iktidara gelmesi durumunda AB ile imzalanan yürürlükteki anlaşmaları
feshedeceğini, özelleştirme, maaş kesintileri ve diğer tasarruf önlemlerinin iptal edileceğini
duyurdu. Uzmanlar bu durumda krizin yeniden alevlenmesini bekliyor.
Avrupa Komisyonu 2015 programını açıkladı
Euronews
Aralarında hava kirliliğinin azaltılmasına yönelik bir direktifin de bulunduğu yaklaşık 80 yasa
teklifi Avrupa Komisyonu tarafından zamanaşımı gerekçesiyle rafa kaldırıldı. Avrupa
Komisyonu Başkan Yardımcısı Frans Timmermans Strazburg’da Avrupa Komisyonu’nun 2015
programını açıkladı:
19
AK PARTİ GENEL MERKEZ DIŞ İLİŞKİLER BAŞKANLIĞI
“Avrupa Komisyonu yeni düzenleme arayışında. Artık yakıt vergisi enerjinin içeriğine ve gaz
salınımlarına bağlı olmayacak. Bu çevre hedeflerimizi karşılamıyor.”
Timmermans komisyonun Avrupa kurumlarının desteğini alacak şekilde yeni önerilerde
bulunacağını belirtti. Amaç projeleri hayata geçirmek. Avrupa Komsiyonu Başkanı JeanClaude Juncker önümüzdeki yıllarda hayata gerçirilecek projelere yönelik yeni düzenlemeye
gidileceğini belirtti: “Hayata geçirmeyi planladığımız proje sayısını düşürmek istedik. Daha
önce Avrupa Komisyonu yılda 130 projeyle ilerlemeye çalışıyordu. Bizler 2015 yılı için 23
proje ile ilerlemeyi planlıyoruz.”
Juncker komisyonunun önceliği Avrupa ekonomisinin yeniden canlandırılması, istihdama
odaklanmak ve Avrupa çapında vergi kaçakçılığı ile mücadele etmek.
ERDOĞAN TERÖRÜ AZMETTİRENLERİN KATLİAM PLANLARI YAPMASINA GÖZ
YUMUYOR – Focus - Michael Wolffsohn
Türkiye’de Erdoğan’sız hiçbir şey yürümüyor. Bu bize İslam savaşçılarının Türkiye’den
Suriye’ye geçmesine ve geri gelenlerin Türkiye üzerinden Almanya’ya gelmeleri hakkında ne
söylüyor veya terörü azmettirenlerin İstanbul’da rahat bir şekilde ikamet etmesi hakkında?
FOCUS Online uzmanı Michael Wolffsohn, Federal ordunun bu gibi bir ülkeyi koruması
gerekip gerekmediğini soruyor.
Putin ile Erdoğan arasındaki fark nedir? Erdoğan sınırsız bir özgürlükten faydalanıyor ancak
bu çok tehlikeli. İki siyasetçi arasında daha fazla farklılıkların olduğu kesin. Erdoğan bunu
görmek istemese de, büyük Rusya Devleti ile bölgedeki orta düzeyde bir güç olan Türkiye’nin
dünya siyaseti için olan önemleri farklı.
Erdoğan Türkiye’si muhtemelen AB üyesi olmayacak ancak NATO üyesi. Böylece en azından
resmî olarak Batı ittifakı ve Batı değerlerinin bir parçası. Biz, evet, biz Almanlar bu ülkeyi
koruyoruz, hatta askerlerimizle, hem de Suriye’deki Diktatör Esad’ın hava kuvvetlerinden
gelecek bir tehlike olmamasına rağmen.
--Türkiye’de Erdoğan’sız Hiçbir Şey Yürümüyor-20
AK PARTİ GENEL MERKEZ DIŞ İLİŞKİLER BAŞKANLIĞI
Türkiye bizim müttefikimiz ve dostumuz ve öyle de kalacak. Demokratik ve büyük çoğunlukla
seçilmiş Cumhurbaşkanı’ndan ise bu konuda emin olamayız. Suriye, Irak ve Mısır’ın yanında
Batı’yı da tehdit eden İslamcı terör grubu ''İslam Devleti'' (İD) Erdoğan’ın desteği olmadan
bugünkü kadar güçlü olamazdı.
İD, malzeme ve insan sevkiyatı konusunda büyük ölçüde Erdoğan’ın Türkiye’sine muhtaç ama
Erdoğan olmadan Türkiye’de hiçbir şey yürümez. Bunu ülke içinde ve dışındaki herkes iyi
biliyor.
--Önce Zik, Sonra Zak-Daha birkaç yıl önce Erdoğan, Suriye’deki Diktatör Esad ile iş birliği yapmayı hedefliyordu.
Sonrasında da onu cihatçıların yardımıyla düşürmek istedi. Önce zik, sonra zak. Şimdi de
dünya çapındaki tüm cihatçılar Türkiye üzerinden Suriye’ye geçebiliyor ve Suriye ve Irak’taki
İD’ye destek verebiliyor.
Avrupa’da bu iyi eğitilmiş ve savaş deneyimi olan cihatçılardan korkuluyor. Türkiye üzerinden
bizim ülkemize geliyorlar. Buna takriben burada da Müslümanlara karşı duyulan korku
giderek derinleşiyor.
--Suriye, Gazze Şeridi ve Türkiye’de Eğitim-Müslümanların çoğu bizden tek bir şey istiyor: Barış içinde bizimle yaşamak. Bize karşı bir
şekilde değil. Cihatçılar yarattıkları korku atmosferiyle gerçekleştirilmesi tabii ki de mümkün
olan barış içinde beraber yaşama olanağını zorlaştırmak ve engellemek istiyor. Bu da
Avrupa’daki yabancı düşmanı azınlıkların, eski ve yeni Nazilerin düşmanlıklarını artırıyor.
Sonra Müslümanlara karşı düşmanlıktan şikâyetçi olan ilk kişiyse Erdoğan oluyor. Barış içinde
yaşamak isteyen Müslümanlar da İslam adına konuştuklarını ve İslam’a göre davrandıklarını
iddia eden kişilerin yaptıklarının sonuçlarına katlanmak zorunda kalıyor ve biz de daha fazla
aşırılıkçı sağcılarla baş etmek zorunda kalıyoruz.
Şimdi de bu ortaya çıktı: İsrail İstihbarat Teşkilatı çoğunlukla Batı Şeria’dan gelen 30 Filistinliyi
tutukladı. Onlar terör örgütü Hamas’ın üyeleri. Onlar Kudüs’te bulunan Teddy-Kollek
Stadyumuna, şehrin tramvaylarına saldırı düzenlemeyi ve aynı zamanda İsraillileri rehine
21
AK PARTİ GENEL MERKEZ DIŞ İLİŞKİLER BAŞKANLIĞI
almayı planlamıştı. Tutuklananların Hamas’a Ürdün’de katılımları sağlanmış, Türkiye, Suriye
ve Gazze Şeridi’nde eğitim görmüşlerdi.
--Hamas’a Sempati ve Yardım-İsrail hükûmetinin propagandası da denilebilirdi. Ne yazık ki öğle değil zira haberi,
araştırmalarını iyi yapan, hükûmete uzaklığıyla bilinen, hatta neredeyse hükûmet düşmanı
''Haaretz'' gazetesi geniş bir şekilde yayımlamıştı. İsrailli pasifist eğilimli bu günlük gazete
daha çok kışkırtıcı haberleri yayımlamayı tercih ediyor. Bu şu anlama geliyor: Erdoğan’ın izni
olmadan bu teröristler Türkiye’de eğitilemezdi.
Ayrıca Erdoğan Hamas’a karşı duyduğu sempati ve açık açık yaptığı yardımları gizlemiyor.
Bunu bilmek için uzman olmak gerekmiyor, insanın sadece haberlerde neler okuduğunu,
gördüğünü ve duyduğunu hatırlaması yeterli. Kim Türk yardım gemisi ''Mavi Marmara’nın''
2010 yılının Mayıs ayında İsrail ablukasını kırmak için yola çıktığını unuttu?
--Türkiye için Bir Tehlike Yok, Tam Aksine Türkiye’den Gelen Bir Tehlike Var-Hamas’ın yurt dışındaki karargâhı Suriye’deki iç savaş sırasında Şam’dan İstanbul’a, yani bir
NATO ülkesine taşındı. Tutuklanan teröristlerin azmettiricisi İstanbul’da ve orada katliam
planları yapıyor. Bu güzel şehirde rahat bir şekilde hareket edebiliyor - askerî anlamda
(kimden?) Türkiye’nin Suriye sınırındaki Federal ordu tarafından korunuyor - tabii ki
Erdoğan’ın onayıyla. Lakin Erdoğan görmüyor, duymuyor ve bir şey söylemiyor.
Bunu soru şeklinde yöneltmek istiyorum: Federal ordu, yani Federal Almanya Cumhuriyeti,
yani NATO, Batı’nın değerler topluluğu ve koruyucu gücü, Erdoğan’ı her şeye rağmen aslında
ortada artık olmayan bir düşmana karşı korumalı mı? Erdoğan’ın Türkiye’si için bir tehlike yok
ancak muhtemelen Erdoğan’ın Türkiye’sinden gelecek bir tehlike var.
Freedom House'tan çağrı: Türkiye'nin AB üyelik süreci dondurulsun!
T24
22
AK PARTİ GENEL MERKEZ DIŞ İLİŞKİLER BAŞKANLIĞI
ABD'nin saygın düşünce kuruluşlarından Freedom House'un Avrasya Uzmanı Nate
Schenkkan, Avrupa'ya çağrı yaparak "Türkiye'nin katılım sürecinin dondurmanın tam
zamanıdır" dedi.
Hürriyet'te yer alan habere göre, Nate Schenkkan, Freedom House'un internet sitesinin 'blog'
bölümünde 'Türkiye'nin Avrupa'daki Sonu' başlıklı bir yazı kaleme aldı. 16 Aralık tarihli
yazıda, öncelikle geçtiğimiz yıl 17 Aralık'ta başlayan yolsuzluk operasyonu süresinde
yaşananlar hatırlatıldı. Schenkkan, geçtiğimiz pazar günü düzenlenen 14 Aralık
operasyonunun ise 17 Aralık'ın "intikamı" olduğunu belirtti.
ORTADOĞU GÜNDEMİ
Pakistan idam cezasını geri getiriyor
Dünya Bülteni
Pakistan Başbakanlık ofisi, ülkede uygulaması askıya alınmış olan idam cezasını tekrardan
uygulamaya başlayacağını duyurdu. İdam cezasının 'terör' suçları için uygulanacağı bildirildi.
İran ve Irak meclis başkanları görüştü
Dünya Bülteni
İran Meclis Başkanı Ali Laricani, Tahran’da temaslarda bulunan Irak Meclis Başkanı Selim elCuburi ile bir araya geldi. Görüşmenin ardından yapılan ortak basın toplantısında konuşan
Laricani, “terörizmle mücadele konusunda Irak ile işbirliği yapmaya devam edeceklerini”
söyledi.
Laricani, “İran’ın terörizmle mücadele konusunda Irak’la yaptığı işbirliği sadece bir beyanat
değil, uygulamada da kanıtlanmış bir gerçektir. Üzücü olan ise bazılarının terörle mücadele
iddiasının sadece laftan ibaret olması. Tıpkı sahte koalisyon birlikleri gibi” diye konuştu.
23
AK PARTİ GENEL MERKEZ DIŞ İLİŞKİLER BAŞKANLIĞI
Görüşmede ikili ilişkiler ve ekonomik alanlardaki işbirliği olanaklarını ele aldıklarını kaydeden
Laricani, “Özellikle terörle mücadelede yakın işbirliği yapılabilecek konular hakkında
konuştuk” dedi.
Irak Meclis Başkanı Cuburi de “İran ile Irak’ın güvenlik ve ekonomi alanlarında daha fazla
işbirliği içinde olması gerektiğini” söyledi.
Toplantıda “önemli ve hayati” konuları ele aldıklarını kaydeden Cuburi, şöyle konuştu:
“İran’ın bölgedeki önemli rolünün farkındayız. İşbirliklerimiz gelecekte de devam edecek. İki
ülke güvenlik ve ekonomi alanlarında daha fazla işbirliği içerisinde olmalı. Geçmişte de
Irak’taki demokratik süreç ile güvenlik ve istikrarının sağlanmasının desteklenmesi İran’ın
oynadığı önemli rolün işaretidir.” Bölgede güvenlik ve istikrarın sağlanmasının bir grup işi
olduğuna inandıklarını vurgulayan Cuburi, "Bu tüm bölge ülkelerinin sorumluluk ve rol alması
gereken bir grup işidir. Ancak bu yolla terörizmin yok oluşuna şahit olabiliriz. IŞİD tüm bölgeyi
tehdit eden bir tehlike. Bu tehlikeyi ortadan kaldırmak bizim ve diğer tüm hükümetlerin
sorumluluğudur” diye konuştu.
Cuburi, düşen petrol fiyatları hakkında sorulan bir soruyu ise “Petrol fiyatlarının düşmesi bazı
ülkeleri olumsuz etkiledi. Hatta bütçe onaylanması gibi Irak’ın iç meselelerinde dahi etkisini
gösterdi. Bölge ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkileri kuvvetlendirerek petrol fiyatlarının
düşmesini engelleyebiliriz” diye cevapladı.
Buteflika yeniden hastaneye kaldırıldı
Dünya Bülteni
Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika Paris'te bulunan Val-de-Grace askeri
hastanesinde tedavi altına alındı. Cezayir'den El Watan gazetesi, 77 yaşındaki Buteflika'nın,
başkent Paris'te bulunan Val-de-Grace askeri hastanesinde tedavi altına alındığını duyurdu.
Buteflika, geçtiğimiz ay da Fransa'nın Grenoble kentinde 3 gün boyunca bir hastanede tedavi
görmüştü.
24
AK PARTİ GENEL MERKEZ DIŞ İLİŞKİLER BAŞKANLIĞI
Libya Şafağı'ndan hava saldırısı
Dünya Bülteni
Libya'da Trablus merkezli Milli Genel Kongre'nin desteklediği Libya Şafağı (Fecr-i Libya)
Koalisyonu'na bağlı güçlerin, Sidra ve Ras Lanuf limanlarındaki petrol tesislerinin kontrolünü
sağlayan Tobruk hükümetine bağlı güçlere ilk kez hava saldırısı düzenlediği bildirildi.
Milli Genel Kongre tarafından "petrol bölgelerini kurtarmakla görevlendirilen" Doğu
Operasyonları Komutanı Tarık Şenine, yaptığı açıklamada, Libya Şafağı güçlerinin, Sirte
kentinin 150 kilometre doğusunda yer alan Ras Lanuf ve Sidra petrol limanlarında Tobruk
hükümetine ait birçok mevziye hava saldırısı düzenlediğini belirtti.
Şenine, operasyonun amacına ulaştığını ve mevzilerin tahrip edildiğini söyledi. Tobruk
hükümetini destekleyen Ecdabya Şehitleri Tugayı komutanı Albay Beşir Buzafir ise olayı
doğrularken, saldırıların hedefine ulaşamadığını kaydetti.
Buzafir, "Geçici hükümet karşıtı Libya Şafağı güçleri, Bin Cevad bölgesinde Libya ordusu
mevzilerine ilk kez hava saldırısı düzenledi. Saldırıda herhangi bir can kaybı ya da maddi
hasar meydana gelmedi. Petrol kuyularına doğru ilerlemeyi hedefleyen bu tür saldırılara karşı
hazırlıklıyız" dedi.
Rusya'dan Mısır'a ziyaret
Dünya Bülteni
Rusya Başbakan Yardımcısı Arkady Dvorkovich, Rusya enerji ve ziraat bakan yardımcıları ile
Rusya'nın Kahire Büyükelçisi Sisi ile görüştü. Rusya Başbakan Yardımcısı Arkady Dvorkovich
ve bazı Rus bakanlarla görüşen Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Rusya ile ilişkilerin
geliştirilmesini önemsediğini belirtti. Sisi, başkent Kahire'deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda
Rusya Başbakan Yardımcısı Arkady Dvorkovich, Rusya enerji ve ziraat bakan yardımcıları ile
Rusya'nın Kahire Büyükelçisini kabul etti. Görüşmede, Mısır enerji ve tarım bakanları da hazır
bulundu.
25
AK PARTİ GENEL MERKEZ DIŞ İLİŞKİLER BAŞKANLIĞI
Cumhurbaşkanlığından yapılan yazılı açıklamada, Sisi, Afrikaya ihracatı kolaylaştıracak silo
inşası ve tahıl depolanması konusunda işbirliği de aralarında bulunmak üzere farklı alanlarda
Rusya ile ilişkilerin geliştirilmesini önemsediğini ifade etti.
Mısır'daki, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) döneminde inşa edilen fabrikaların
yeniden yapılandırılmasını isteyen Sisi, "Mısır, Rusya'ya sadece ülke içinde umut verici bir
fırsat sunmuyor. Sudan, Etiyopya gibi büyük pazarlarla ticaretini kolaylaştıracak geçiş imkanı
da sağlıyor. Bu da umut verici bir yatırım ve ortak çalışma fırsatı veriyor" dedi.
26
Download

İçindekiler