qwertyuiowww.aofdersozetleri.compgüasdf
ghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfg
hjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfgh
jklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghj
TEFSİR
klsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjk
6-10. ÜNİTE ÖZETİ
lsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjkls
izxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsi
www.aofdersozetleri.com
zxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsiz
xcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizx
cvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxc
vbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcv
bnmöçqwwww.aofdersozetleri.comertyuiop
güasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopg
üasdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgü
asdfghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüs
dfghjklsi Lütfen destek için reklamları tıklayınız.
zxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsiz
xcvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizx
cvbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxc
vbnmöçqwertyuiopgüasdfghjklsizxcv
[Tarihi seçin]
ÜNĠTE-6
Ġman, nefsin mutmain olması, korkunun giderilmesi ve kişinin güven içinde olması anlamındaki “emn”
kelimesinden alınmıĢtır ve bu kelime Kur‟ân‟da çeşitli kalıplarda 883 defa yer almaktadır. Lügatte,
tasdik etmek, güvenmek, boyun eğmek, anlamlarına gelmektedir.
Kur‟ânda insanı inançsızlığa sürükleyen hususlar: Cehalet, Bile Bile Kötülük Yapmak, Geleneklere körü
körüne bağlanma, BaĢkalarına uymak, Arzularının esiri olmak.
Sâlah kelimesi if‟al kalıbında yani ıslâh/ ‫ إ ص ال‬Ģeklinde kullanıldığında, layık olmak, iyi olmak,
düzeltmek, kiĢilerin aralarını bulup barıĢtırmak ve iyilik yapmak anlamına gelir. Dilimize de
bazen aynen ve bazen de “barıĢmak, anlaĢmak” diye çevrilen “sulh” kelimesi de salâhtan türetilmiş bir isimdir.
Sâlih, kendisi doğru olan, kendini düzelten, eğiten; muslih ise, kendisi doğru olmakla birlikte,
baĢkasını da ıslâh eden/düzeltendir.
Salâhın zıddı fesâd(talâh)‟dır. Fesâd ise, malı zorla almak, bir şeyin bozulması anlamlarına gelmekte olup,
itidali terk etmek demektir.
Tav‟an: isteyerek Allah'a bağlanma’dır.
Kur‟ânda amel kelimesi 350 defa geçmektedir. Amel, canlılardan bilinçli bir
Ģekilde meydana gelen davranıĢlardır. Cahiliye devrinde, salih amel fikri
bulunmaktadır. Kur‟ânda “inanan ve salih amel iĢleyenler” ifadesi 58 defa
geçmektedir. Ayrıca iki ayette de “el-bakiyatu‟s-salihat” ifadesi yer almaktadır.
Asr suresi(103.) iman ve salih amelin geçtiği ilk suredir ve iniĢ sırasına göre 13. sıradadır.
Kur‟ân‟da bütün salih amellerin tamamını bir kiĢinin yapması mümkün değildir.
Ġnanıp Salih Amel ĠĢleyenlere Vaat Edilenler:
Güzel Bir Gelecek ve Mutluluk *
Güzel Bir Hayat * Bol Rızık ve Mağfiret * Tevbelerin Kabulu * Kötülüklerin Ġyiliklerle
DeğiĢtirilmesi * Karanlıklardan Aydınlığa Çıkma * Sevginin OluĢması * Ġnsanların En Hayırlıları
Olmak * Dinamizm Kazanmak * Cennet'i Kazanmak * Yüksek Dereceler * Korku ve Hüzünden
Emin Kılınmak * ÇalıĢmaların zayi olmaması * Ġyi Ġnsanlara dahil olmak * Ġlâhî Rahmete KavuĢmak
ÜNĠTE-7
Râgıb Ġsfahânî, Kur‟ân ilimlerinden ilk defa ilgilenilmesi gerekenin kelime bilgisi olduğunu, bu
ilimden kasdedilen şeyin de lafızların tek tek, tahlil/ analiz edilmesinin anlaşılması gerektiğini ifade eder.
Kelimelerin anlamını belirleyen unsurlar Ģunlardır: 1. Dilin ait olduğu kültür; 2. Ġlgili kelimenin semantiği 3.
KonuĢanın kelimeyi kullanırken taĢıdığı niyet 4.Kelimenin, muhatabın zihnindeki arka planı.
Muayyen ve sabit bir anlam ifade edecek şekilde kullanılan kelimelere “terim” denir. Terimin işaret ettiği
bu muayyen ve sabit anlama da “kavram” denmektedir.
Semantik Analiz(SANL): Kelimelere, üzerinde ittifak edilen mânâlar vererek, cümlenin mânâsının
doğruluğunu ifade etme merhalesidir. Ayrıca anlamın köküne inmek amacıyla yapılan bir çalışmadır. SANL
ilk/kök anlamı bulmak, bu ilk/kök anlamından hareketle tarih boyunca kazandığı anlamların bir analizini
yapmak ve gerek bu anlamların ve gerekse türevlerin içinde ilk/kök mânânın olup olmadığına bakmaktır.
Semantik Alan/Kavram Alanı (SKA): Kelimeleri, tıpkı, mozaik bir yüzeyde olduğu gibi, aynı düzlem
üzerinde birbirini sınırlandıran ve de tamamlayan parçacıklara benzer Ģekilde değerlendirmektir. ÇeĢitli
kelimelerin iliĢkilerinden doğan ve birbirinden bağımsız olmayan bölgelere “semantik alanlar” denir.
Etimoloji: Bir dildeki kelimelerin ilk/kök anlamlarını meydana çıkarmayı amaç edinen bir ilim dalıdır.
Etimoloji, Semantik Analiz’de çok önemli bir yere sahiptir.
DĠKKAT! Etimoloji, bize kelimenin asıl mânâsı hakkında yalnız bir ipucu verir. Çoğu zaman etimoloji, kelime
tahmininden öteye geçmez. Hâlbuki SANL de kelimenin daha derinlikli bir anlam incelemesi söz konusudur.
Odak Kelime/Focus Word (OK): Kelimelerin hepsinin bileĢkesi olan anlamı taĢıyan kelimedir.
OK ile, özel bir anahtar kelime yani ilk/kök mânâ anlaĢılmalıdır. Bir kelime hazinesi içinde
“Semantik Alan”ın yeri ne ise, “OK”nin de diğer kelimeler içindeki yeri odur. Ör: Arapçada Ce-Ne-Ne
kelimeleri örtmek anlamındadır. Bu kelimelerde ortak payda yani OK örtmektir. Ce-Ne-Ne” kökü sözlüklerde
“Setr”, yani örtmek, gizlemek gibi anlamlara gelmektedir. Ce-Ne-Ne” kökü Se-Te-Ra” kökünün semantik
alanına girmektedir. Dolayısıyla “/Setr(örtmek)” kelimesi burada “OK” dir.
Takvâ Kelimesinin Sözlük Anlamları ve Etimolojisi:
Kur‟ân‟da türevleriyle birlikte 258 âyette geçer. Takvâ” kelimesi, Arapça‟da “ -‫ ق‬-‫ ى‬/Ve-KaYe” kökünün bir türevidir. Ve-Ka-Ye” kökünün ilk anlamı “korumak, sakınmak”tır. Diğer bir
deyiĢle “Takvâ” kelimesinin OK‟si/FW‟ü “korumak, sakınmak”tır.
Elmalılı‟ya göre, takvâ için en gerekli kelime “korumaktır. Takva, fücûr kelimesinin zıddıdır.
Bazen “korku”ya takvâ denilir. Dinde 2 anlamı vardır: Sonunda âhirette zararlı olandan sakınıp
korunmak ve Nefsi günahtan korumaktır.
Bu anlamıyla takvâ, Arapçada geçen “el-Vera”kelimesiyle de yakından ilişkilidir. Verâ‟, kelime olarak, günahtan
ısrarla kaçmak ve çekinmek anlamına gelir. “Harama düĢme endiĢesiyle Ģüpheli Ģeylerden
kaçınmak”tır. Gazzâlî ; takvâ”yı; mü‟min‟in kendisini Ģüpheye daldıranı bırakıp, Ģüphesiz olana
doğru yönelmesi olarak tanımlar.
Şu halde, “Takvâ”, “Zühd” ve “Verâ‟” kelimeleri, şüpheli şeylerden içtinap etmek, kaçınmak anlamları
itibariyle birbirleriyle örtüşmekte ve aynı Semantik Alan içerisinde yer almaktadırlar.
Takvâ Kelimesinin Semantik Tanımı:
Takvâ: Allâh‟a karĢı gelmekten sakınmak ve Allâh‟ın azâbından korunmak
için gerekli önlemleri almak ve daima bu bilinç ile Allâh‟a derin bir saygı
Ģuuru içerisinde bulunmaktır.
Takvâ Kelimesinin Kur‟ân Siyâkı/Bağlamındaki Anlamları:
Siyâk ile ilgili olarak, ZerkeĢî: “ „Kur’ân âyetleri arasında ilişki olmaz, çünkü onlar farklı olaylar
üzerine inmiştir‟ diyen yanılmıştır.
Kur‟ân siyâkında “Takvâ” kelimesi, 4 farklı anlamda geçmektedir:
1. Havf” ve “Haşyet 2. Tahzîr (Sakındırma) ve Tahvîf (Korkutma) 3. Tevhîd ve Şahâdet 4. İhlâs ve Yakîn
Takvâ” tavsiyesinde, te’dîb, tehzîb, ta’lîm, delâlet, irşad, sünnet gibi birçok unsur bulunmaktadır.
Takvâ‟nın, Kur‟ân‟da Geçen ve “Korku” Anlamına Gelen Diğer Kelimelerle ĠliĢkisi:
Rağıb Ġsfahânî‟ye göre “Allâh’tan havf” denildiğinde kastedilen, “aslandan korkmak” denildiği
zaman akla gelen bir korku türü değildir. “Allâh’tan korkmak” ile kastedilen Ģey, “isyanlardan uzak
durmak, itaati seçmektir.
Alusi’ye göre Rahbet”, mutlak anlamda korkudur. Takvâ ise, tıpkı “haşyet” kelimesi gibi ilim ehline atfen
kullanılmaktadır.
Kur‟ân Bütünlüğünde Takvâ: Kur‟ân‟da “takvâ” kelimesi, daima dinî ve manevî anlamda kullanılmıĢtır.
Kuranda takva, tazîm, hürmet, saygı, hayâ gibi kelimelerle açıklanır. Kuranda takvâ, hem “fücur/kötülük” hem de
“zulüm”ün karĢıtı olan bir kavram olarak geçer.
Takvâ kelimesi, sözlük anlamı itibariyle doğrudan “Allâh‟tan korkmak” anlamına gelmez.
ÜNĠTE-8
Ma„ruf a-r-f ( ‫') ف ر‬den alınmış olup kök anlamları arasında iĢleri düzenlemek, atın yelesini kırkmak, çok
koku sürünmek, kokusu güzel olmak ve kavmin reisi, baĢkanı olmak, bilmek, idare etmek, itiraf etmek, ikrar
etmek, sabretmek, koku sürünmeyi terketmek gibi hem müspet hem de menfi anlamlara gelmektedir.
Tasavvufta: "Marifet, hissi olarak; Ġlim ise, haber olarak müĢahade ettiğin Ģeydir".
Münker kavramına gelince, bu kelime n-k-r ( ‫ ) رك‬kökünden ism-i meful olup, kök anlamı bilmemek,
tanımamak ve zeki ve güzel görüĢlü olmak, güç ve Ģiddetli olmak, hoĢ olmamak manasına gelir.
Nekrâ, deha, zeka demektir. Fakat aynı kelimenin çok kötü iĢ anlamına da geldiği bilinmektedir.
Kur‟ân'ı Kerîm'de a-r-f 71 ve n-k-r 37 ayette çeĢitli kalıplarda 108 defa geçmektedir.
Maruf kelimesinin geçtiği ayetlerden bazılarında "kavlün marufun" ifadesi yer alır
Cahiliye döneminde Maruf kelimesi daha ziyade tanınan, bilinen, iyi anlamlarında, kullanılmaktadır.
Ġzutsu, cahiliye döneminde maruf kelimesinin Kur‟ân'a göre daha kapsamlı olduğunu söyler.
Hayırlı ümmet olma özelliği: Ġyiliği emretmek, Kötülükten nehyetmek ve Allah'a
inanmaya bağlanmıĢtır.
Maruf kelimesi boĢanan kadınlardan bahseden ayetlerde geçmektedir.
Maruf-Münker-Ġman* Maruf-Münker-Namaz* Maruf-Sadaka-Islah* Maruf-MünkerSabır* Adalet-Ġhsan-Ġnfak-Münker-FahĢa-Bağy* Maruf(Kadın*Ebeveyn*KonuĢma)
EMR BĠ'L-MARUF VE NEHY ANĠ'L-MÜNKER
Önemi:
1. EBNAM prensibi, "nemelazımcılık" veya "bana değmeyen yılan bin yaĢasın" gibi düşüncelerin toplumda
büyük yaralar açacağı fikrini ihsas ettirip bunların geçersiz olduğunu düĢündürmesi bakımından önem arzeder.
2. EBNAM, fert ve toplumun kendini yenilemesine ve aksayan taraflarını düzeltmesine yardımcı olur.
3. EBNAM dinde en büyük dayanak olması bakımından önem arzetmektedir.
4. EBNAM, realitelerin icaplarına göre değerlendirilmesi gerektiğini ihsas ettirmesi açısından da önem arzeder.
5. EBNAM, toplumda yok edilmesi gereken hususları giderme, iyilikleri tesis etme bakımından da önem arzeder.
6. EBNAM, toplumun güzel vasıflarını koruması açısından da önemlidir. İyiliği emretme ve kötülüğü
yasaklama meselesini, Kur’ânî bağlamda ele aldığımızda bunun inanmış erkek ve kadınların birer
vazifeleri olduğunu anlamada bir sıkıntı olmasa gerektir.
EBMNAM(EMANET*ġURA)
Maruf ve münker kavramlarının geliĢim seyrinde en önemli husus: Kavramların tarihi
süreçte geniĢleyerek tanımlarında farklılıkların oluĢmasıdır.
ÜNĠTE-9
Fitne
kelimesi Arapça f-t-n kökünden türemiĢ bir isimdir. Bu kök fiil olarak fe-te-ne yeftinü,
mastar olarak da fetn, fütûn, fitne ve meftûn kalıplarıyla kullanılmaktadır.
F-t-n kökünün Arap dilindeki anlamları Ģunlardır:
ilk temel anlamı yakmak, bir Ģeyi ateĢle yakmaktır.
yakmasını feteneti-n-nârü‟r-rağîfe diye ifade ederle.
1. F-t- n kökünün
Araplar ateĢin ekmeği
2. Bir şeyi ateşin içerisine atmak, ateşte eritmek. Araplar, hâlisini karıĢığından ayırmak için
kuyumcunun altını ateĢe atıp eritmesini(meftûn) fetene‟ssâiğu‟z- zehebe
ateşte eritti) şeklinde ifade ederler.
(kuyumcu altını
3. Bir şeyi sınamak, denemek, inceleyip tetkik etmek, bir şeyi iyice bilmek, bir şeyi arıtıp katışıksız
hale getirmek, denemek için özellikle güç iĢlere maruz bırakmak.
4. Öldürmek, azap ve iĢkence etmek, eziyet etmek, sıkıntı ve belâya sokmak, sıkıntıya düşmek.
5. Bir şeyin kalbe çok hoĢ gelmesi, birini büyülemek, aklını çelmek, tutkun olmak, âĢık olmak.
6. Bir şeyi istemede çok aĢırı gitmek.
7. Döndürmek, vazgeçirmek, kiĢiyi üzerinde olduğu durumdan uzaklaĢtırmak, bir Ģeyi ortadan kaldırmak.
8. Birini ayartmak, azdırmak, saptırmak.
9. Kötülüğü istemek, kötü yola düĢmek.
10. Fitnenin içine düşmek, birini fitnenin içine düĢürmek, dalâlete düĢmek.
11. Ġnsanlar arasında kargaĢa/huzursuzluk çıkarmak.
12. F-t-n‟nin ism-i mefûl ve mastar formu olan meftûn, ism-i mefûl kalıbında, cin ve
Ģeytanların musallat olmasıyla belâya uğramıĢ, mastar formunda ise cinnet, delilik anlamındadır.
13. Fitne isim olarak kullanıldığında yakma; ateĢ ile yakma; ateĢte eritme, eritmek üzere ateĢe atma,
altın ve gümüĢü ateĢle eritme anlamlarındadır.
F-t-n kök ve türevleri tespit ettiğimiz bu anlamların dışında da kullanılmaktadır. Meselâ, el-fetn, renk, çeĢit,
tür, durum, sanat, zaman dilimi anlamlarına gelmektedir.
F-t-n kökü, özellikle altın, gümüĢ gibi madenlerin hâlisini sahtesinden ayırmak için ateĢte eritilmesini
ifadede kullanılırken, daha sonraları bu kök anlamından yola çıkılarak „bir Ģeyi sınama ve özellikle de
zor Ģeylerle deneme‟ anlamında kullanılmıĢtır.
Fitne fücur: çok fitneci
fitne-kâr: fitneci, fesat çıkarmak âdetinde bulunan fitne-cihân: fitne
fitne engîz:fesat çıkaran;
fitne-âmiz: fitne fesat karıştıran
sıçratan, fitne koparan
fitne-i âlem: herkesi birbirine düşüren güzel.
Fettan daha çok, gönül ayartan, aĢka düĢüren; çekici, cilveli anlamında; Meftûn ise daha çok,
birine büyülenmiĢ gibi gönül veren, âĢık, vurgun, tutkun, müptela anlamında kullanılır.
KUR‟ÂN‟DA FĠTNE KAVRAMININ KULLANIMI:
Kur’ân’da 58 âyette yer alan f-t-n kök ve türevleri toplam 60 defa tekrar etmektedir.
Fitne kavramının Kur’ân’daki anlamları:
Ġmtihan, Deneme, Sınama * Baskı, Zulüm, ĠĢkence * Sapma, Saptırma ve Ayartma *
Fesât, KargaĢa, KarıĢıklık Çıkarma * Belâ Ve Musîbet * Azap * Delilik
KUR‟ÂN‟DA FĠTNE KAVRAMININ ANLAMINI KARġILAYAN BAZI KELĠMELER:
*Belâ-Ġbtilâ: Belâ kelimesi sözlükte; eskimek, yıpranmak, sınamak, gam, musibet gibi anlamlara
gelir. *Musîbet: Sözlükte, okla vurmak, isabet etmek, eriĢmek ve dokunmak manalarına gelir.
* Ġğvâ: saptırmak, ayartmak, aldatmak, mahrum bırakmak, zarar vermek, döndürmek, yüz çevirttirmek,
*Ġmtihan * Eza * Zulüm * Fesâd * * Azâb * Ġdlâl Ve Dalâlet *
Fitne ve türevlerinin yer aldığı âyetlerden ilk nâzil olanının, Mekke‟de tebliğin daha yeni
baĢladığı dönemlere rastladığını görürüz. Bu da, Kalem(5-6) sûresinde geçen
“Hanginizde delilik/sapıklık (el-meftûn) olduğunu yakında sen de göreceksin,
onlar da görecekler” meâlindeki âyettir.
Fesat/kargaĢa/ anlamındaki fitne, Ahzap, Tevbe ve Âl-i Ġmrân gibi sadece Medenî
sûrelerde geçmektedir.
Netice olarak 'imtihan' anlamını ifade eden fitne daha çok Mekkî âyetlerde yer alırken,
'baskı, zulüm, iĢkence'; 'sapma, saptırma, ayartma' anlamındaki fitne daha çok Medenî âyetlerde
geçmektedir.
"Azap" ve "delilik" anlamındaki fitnenin geçtiği âyetlerin tamamı ise Mekkî,
'Belâ ve musîbet' 'fesat, kargaĢa, karıĢıklık çıkarma' anlamındaki fitnenin geçtiği âyetlerin
tamamı Medenî‟dir.
ÜNĠTE-10
“Sevgi”, insanın doğasında bulunan, bireylerin sevdikleri objelere göre pozitif ya da negatif
yönlerde değiĢebilen bir duygudur. Sevgi, yaĢanarak hayata aktarılan ve kalbin dinamiklerinden
olan bir ruh halidir. Sevgi, insanoğlunun mayasında bulunan fıtrî bir duygudur.
Psikoloji ile ilgili kaynaklarda, sevgi, “ Duygunun, heyecan ve hazzın bir
türü.” olarak tanımlanırken, Tasavvufî açıdan sevgi; “Bir Ģeye tabiatın,
nefsin meyletmesidir.‟‟
Sevginin, tutku haline gelerek kalbi sarmasına “AġK” denir.
“Sevgi” kavramının Kur‟ân‟daki adı “
geçer.
‫ ب ح‬/Hubb”tur. Kur‟ân‟da türevleriyle birlikte 95 âyette
KUR‟ÂN‟DA “HUBB” KELĠMESĠNĠN SEMANTĠK ANALĠZĠ
“Semantik Analiz”de kelimelerin anlamlarını tespit ederken, Arapların bedevî ve iptidaî hayatlarına uygun
bir şekilde basit, somut ve ilkel/iptidaî anlamı, bileşik ve soyut anlama tercih ederek öne almak gerekir.
Arapça‟da sevgi anlamına gelen yaklaĢık olarak 60 isim bulunmaktadır.
Ha-Be-Be” kökünün de bir türevi olan “ ‫ ب ح‬/hubb” kelimesi, Kur‟ân‟da geçen, alâka, ğarâm, hanân,
hevâ, hullet, sababe, Ģeğaf, vudd” gibi “sevgi” anlamına gelen bütün bu kelimeleri “sevgi
semantik/kavram alanı”nda toplar.
Tehabbebe: Sevgi göstermek ve bir şeyi su ile doldurmak; devenin kanıncaya kadar su içmesi anlamına gelir.
“Hubb, Hibâb, Hibbu, Hubâb, Mehabbe”: “Ha-Be-Be”kökünün bu türevlerinin hepsi “buğz”‟un
zıddı olan “sevgi” anlamına gelir. ,
Hubb, “devenin çöktüğü yerden ayağa kalkamaması, devamlı o yere bağlı
olarak durması” anlamına da gelir. Ayrıca üzerine, iki kulplu su testisi konulan, ortası delik,
dört tahtadan meydana gelmiĢ oturağa‟ da “ ‫ ب ح‬/hubb” denir.
Hubb” Kelimesi ve Diğer Türevlerinin Semantik Tanımı
diğer bir ifadeyle “ilk/kök anlamı”; “Bir Ģeye bağlanıp,
oradan hiç bir yere ayrılmamak ve orada devamlı kalmak” demektir.
HaBîB: Kendisine BAĞLANILAN/Sevgili * HiBB: Kulağa BAĞLI olan küpe.
Ha-Be-Be” kökünün esas anlamı
“HUBB” KELĠMESĠNĠN SEMANTĠK TANIMI
Hubb: Bir Ģeyin, çok istenmek suretiyle ona bağlanıldığı ve bu bağlılığın
kalbde/gönülde yer ederek her türlü Ģart altında devamlı olarak kaldığı, hiç
bir Ģekilde gönülden çıkmadığı bir duygudur.”
Kelimenin kökündeki “bir şeye bağlanmak” anlamı Ve-De-De, Ra-Hi-Me, A-Tı-Fe, Ha-Le-Le, E-Le-Fe
gibi köklerde yoktur. Dolayısıyla “muhabbet”, ‫ “ب ح‬/hubb”, “muhib” kelimeleriyle ifade edilen sevgiyi
tam anlamıyla karşılamaktan uzaktırlar.
KUR‟ÂN SĠYÂKINDA “HUBB”
Kur‟ân‟da Ha-Be-Be” Kökünün Türevleri:
1. Tane, Tohum: 12 âyette de habbe (tane, tohum)” anlamında kullanılmıştır.
2. Sevgi, Muhabbet: Kur’ân’da sadece bir âyette mahabbe” şeklinde geçmektedir: , (Taha, 39)
3. Yeğlemek, Tercih etmek: Kur’ân’da dört âyette geçmektedir: (ihbebet, yestehib, istihab)
4. Sevgi, Tutku, Bir ġeye Olan Bağlılık: Ha-Be-Be” kökünün bu türevi, Kur’ân’da sevgi kavramının odak kelimesi
olan “Hubb”tur. Bahse konu olan bu türev Kur’ân’da 9 yerde geçmektedir.
5. Sevmek/Bağlanmak, Bağlılık: Ha-Be-Be” kökünün “Uhibbu, Yuhibbu, Tuhibbu, Habbebe,
Ahbebe” gibi fiilleri “sevmek” şeklinde olumlu halde geçtikleri gibi, “sevmemek” şeklinde olumsuz formlarda da yer almaktadır.
„‟Hubb” kelimesinin geçtiği âyetlerin 49 unda sevginin öznesi Allâh‟tır.
Kur‟ân‟da Allâh‟ın Sevdiği Fiiller ve Bu Fiilleri ĠĢleyenler:
Sevdiği(yapanlar): Ġyilik yapanlar, muttakîler - Âdil olanlar/muksitûn - O‟nu sevenler - Temizlenenler -
Tövbe edenler - Sabredenler - O‟na güvenenler – O‟nun yolunda savaĢanlar
Sevmediği(yapanlar): - Nankör olan günahkârlar, kâfirler/inkârcılar - Haddi aĢanlar - Bozgunculuk ve
bozguncular - Zâlimler - Günahkârlar - Hainler - Kendini beğenerek gösteriĢ yapanlar, övünenler,
böbürlenenler - Büyüklük taslayanlar (mağrurlar) - Ġsraf edenler - ġımaranlar - Kötü sözü açıkça
söyleyenler
Batıda love” kelimesi, “attachment(bağlılık) olarak açıklanır. “Ha-Be-Be”
“râbıta” da kalbin bir nesneye veya herhangi bir şeye sevgiyle bağlanması söz konusudur.
kökündeki gibi
“Ha-Be-Be” kökünde bulunan “bağlılık” anlamı,
Kur‟ân‟da üç ana baĢlık altında toplanabilir.
1.“Bir dâvâya bağlı olmak” anlamında “Hubb”. 2.“Bir Ģeyden hoĢlanmak suretiyle
ona tutku derecesinde bağlanmak” anlamında “Hubb”. 3.“Tercih edilen, beğenilen,
benimsenen bir Ģeye bağlılık” anlamında “Hubb”.
KUR‟ÂN‟DA “SEVGĠ”NĠN DĠĞER KAVRAMLARLA ĠLĠġKĠSĠ
Kuranda, “rahmet”, “velâyet”, “rıza” gibi kelimelerin “sevgi” kavramıyla dolaylı irtibatları vardır.
Kur‟ân‟daki “rahmet” kavramı; ahlâkî sevginin en ideal Ģeklidir.
Kur’ân’da geçen “Hubb” kelimesi, “Sevgi” kavramının niçin Kur’ân’daki anahtar kelimesidir?
Çünkü Kur‟ân‟da sevgi anlamı taĢıyan “alâka”, “ğarâm”, “sabâbe”, “hullet”, “hevâ”, “şeğaf”, “vudd” gibi
kelimeler, “hubb” kelimesine göre daha az geçmekte, sevgiyi ifade etmek üzere “hubb” kelimesi ve
türevleri diğerlerine göre daha fazla tercih edilmektedir.
www.aofdersozetleri.com
Sayfa 7
Download

ghjklsizxcvbnmöçqwertyuiopgüasdfg