LOJİSTİK
1 Ocak 2015’ten itibaren yine bir kaos
yaşanacak gibi görünüyor
Türkiye, bu yılın Ocak ayında Tehlikeli Maddelerin Karayolunda Taşınmasına Yönetmeliği’ni (ADR) yürürlüğe
soktu. Bundan böyle piyasaya yeni çıkacak araçlarda ADR standardı aranacak. 2018 yılına kadar ise
Türkiye’deki mevcut 20 bin aracın tamamının kademeli olarak ADR standartlarını karşılaması gerekecek.
Peki Türkiye altyapı olarak buna hazır mı? ADR konusunda yeterli insan kaynağına sahip miyiz? Reysaş
Lojistik Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Rasih Boztepe Hizmetix okurları için sorumuzu yanıtladı.
Tehlikeli Madde taşımacılığı hassasiyet, donanım ve tecrübe gerektiren
bir süreç. Tehlikeli madde taşımacılık
sektörünün önde gelen oyuncularından Reysaş, bu süreci hangi çözümlerle yönetiyor?
Reysaş olarak; 1998’den beri Tehlikeli
Madde Taşımacılığında birçok ürün grubunda sektördeki birçok firmaya hizmet
veriyoruz. Ülkemizde ADR standart
ve yönetmeliklerinin konuşulmadığı o
dönemlerde bile biz yurt dışındaki üreticilerden ADR’li tankerler alarak bu hizmeti gerçekleştiriyorduk. ADR’nin bir
standartlar zinciri olduğunu düşünürsek;
bunun bir aracın üretiminden, üretiminde kullanılan mamul ve yarı mamullerinin de üretim süreçlerini kapsayan ve
sadece araç ve ekipman standartları ile
bağlı olmayıp dolum boşaltım noktaları,
çalışanları ile hizmet alan ve verenler
arasında nihai tüketicilere kadar geniş
bir kapsamda toplumsal bir kültür olarak
değerlendirilmeli. Sadece ADR’li araç
yatırımı yaparak değil; bu ekipmanları kullanacak sürücülerin, yönetici
personellerin bu konudaki eğitimlerine
de öncelik vererek ilk etapta kendi bünyemizde hizmet veren eğitim kuruluşumuzu o yıllarda kurduk. Sağlık Emniyet
Çevre-Kalite ( HSE-Q) politikalarımızı
oluşturduk ve sürücülerden yöneticilere
kadar müşterileri de kapsayacak şekilde
bu standartların sürekli gelişimini,
katılımcılığı sağlayarak sürdürdük.
Türkiye şartlarına uygun araç dizaynları
24
Hizmetix
üzerinde uçak yakıtı, benzin ve motorin
taşımasını gerçekleştirdik.
Rasih Boztepe
yaptırtan, bunun için AR-GE çalışmaları
yapan, ilk 9-10 kompartmanlı tanker römorkları dizayn ettirerek yaptırtan, araç
üzerinden fatura kesimi ile milk-run
uygulamasını ilk akaryakıt operasyonlarında gerçekleştiren firmayız. Sonuçta;
Türkiye’de ilk kritik yol haritaları,
riskli yerler, alternatif yollar çalışmasını yaptık. Araçların ve operasyonların
uydu ve GSM üzerinden izlenme ve
kontrollerini ilk yapan firmalardan
biriyiz.
Tehlikeli madde taşımacılığında yurt
dışında hizmet verdiğiniz ülkelerden
bahsedebilir misiniz?
Yurt dışı tehlikeli madde taşımacılığında 2. Körfez Savaşı sırasında
Türkiye’nin güneyinden Kuzey Irak’da
Amerikan Ordusu ve Irak halkı kullanımı için 600 bin ton, 34 bin seferin
Tehlikeli madde taşımacılığında
nelere dikkat edilmesi gereklidir?
Tehlikeli madde taşımasında Türkiye’deki tablo şu şekildedir; Türkiye’de
yıllık 33 milyon ton tehlikeli madde
taşınıyor bu kapsamda kullanılan araç
sayısı 55 bin civarında. Bu miktarın 22
milyon tonu akaryakıt ve LPG ürünü,
bu taşımayı gerçekleştiren araç sayısı da
23bin tanker, yılda 1 milyon üzerinde
sefer yaparak gerçekleştiriyor.
Bu durum, kara yollarında gerçekleşen taşıma miktarına göre çok fazla
hareket eden ve atıl durumda kalan araç
olduğunu yansıtıyor. Sebebi ise; bu
konuda uzmanlaşmış firmaların filoları
ile verimli bir şekilde taşıma yapılma
oranının düşük, bireysel taşımacılığın
yüksek olmasından kaynaklanmaktadır.
Diğer vahim tablo ise tehlikeli madde
taşımalarının yüzde 92’sinin karayolları ile gerçekleşiyor olması. Üç tarafı
denizler ile kaplı ülkemizde deniz yolu
ile taşımacılık yeterli seviyede değildir.
Demiryolu ile taşımacılık da ise alt yapı,
aktarma ve demiryoluna ek karayolu ile
kombine edilme sorunları hem maliyet artışı hem de teslimat süreçlerinde
uzamalara neden olmaktadır. Bu konuda
çözüm ise; multimodel taşımacılık
ve buna uygun üst yapı ekipmanlarının kullanılmasıdır. Tehlikeli madde
taşımacılığında ülkemizde multimodel
taşımacılığın geliştirilebilmesi için de
alt yapıda iyileştirmeler ve demiryolu taşımacılığının artırılması gerekli.
LOJİSTİK
Bu alanlarda gelişme sağlanmadıkça
karayolunun üzerindeki yükü azaltmak
mümkün olamayacak.
Tehlikeli madde taşımacılığında
taşınan ürünlerin çoğunlukla sıvı olması
araç içerisinde taşıma sırasında hareketli
yük olması anlamına gelmektedir. Her
ne kadar kompartmanlı ve dalgakıranlı
araçlar ile buradaki risk azaltılmaya çalışılsa da hareketli yük taşımacılığı fren
ve yol emniyetini azaltarak kazalarda
en büyük etken olmaktadır. Bu konuda
verilen sürücü eğitimleri bu açıdan çok
önem kazanmaktadır. Diğer yandan gaz
olarak taşınan ürünlerde basınçlı kapların getirdiği diğer riskler de buna ilave
olmaktadır. Tehlikeli madde taşımasında
çalışan sürücülerin sadece sürücülük
değil, aynı zamanda kullanılan ekipmanların operatörlüğünü de yaptıklarından
bu konuda LNG, CNG, LPG gibi bazı
ürünlerin taşındığı tankerlerin çok
komplike olan üst yapısını kullanma
eğitimleri ve bu konuda bilinçlendirilmeleri de çok önemli olmaktadır.
ADR Normlarına uygun araçlar ile
taşımacılık yapmanın geçmişteki
yöntemlere kıyasla avantajlarından
bahsedebilir misiniz?
Öncelikle ADR standartları ile birlikte
gelişen teknoloji, malzeme ve konstrüktif yenilikler, yarım şasi dizaynlar,
daha hafif fakat mukavim malzeme
kullanımı gibi yenilikler ile tankerlerde
hafifleyerek taşıma kapasiteleri arttı ve
kullanıcılarına katma değer sağlamış
oldu. Bunun yanında özellikle araçlardaki alttan dolum teknolojisi ile dolum
tesislerinde karşılıkları da kurularak
dolum sırasında atmosfere salınan yakıt
buharının önüne geçilmesi ile üstten
dolum yapan personelin maruz kaldığı
zararlı gazlardan etkilenmesi, atmosfere salınan zararlı gazların azaltılması,
buhar geri dönüşüm sistemleri ile dolum
sırasında oluşan buharlaşma kayıpları
da tesislere tekrar geri kazandırılmaya
başlandı. Tabi ki bunlar hem araçlarda
bu standartları olan hem de tesisatlarda
bunların karşılıkları tam olan tesis ve
araçlar için geçerli olmaktadır. Yine
ADR standartlarının gerektirdiği şartlar
26
Hizmetix
ile birlikte gelişen tank ve şasi dizaynları, araçları ve taşıdıkları yükü (aracın
toplam ağırlık merkezini ) yere daha
yaklaştırılarak yol ve fren güvenliği
artırılmış oldu. Periyodik kontrollerde
sızdırmazlık, hidrostatik, X ray kaynak
testlerinin yapılıyor olması da kullanılan
araçların güvenliğini artırıcı bir unsur
oldu. Dolum boşaltım vana gruplarına
ilave edilen sistemler ile yüksek maliyetli zararlara yol açan ürün karışımını
engelleyici sürücüyü uyaran sistemler
devreye girmeye başladı. Yeni ısı kompansatörlü hassas sayaçlar, deep stick
ölçüm cihazlarının kullanımı ile teslimat
miktarlarında esneklik sağlanması,
yükleme planlamalarının kolaylaşması ve de hizmet alan tarafların lojistik
maliyetlerini düşürme fırsatları yarattı.
Kısaca gelişen teknoloji ile birlikte yeni
tip ve özelliklerde tankerler ile taşınan
farklı yakıt tür ve formları birçok sektörde yeni pazarların oluşmasına da katkıda
bulunduğunu söyleyebiliriz.
Hizmet verdiğiniz sektör çalışanlarınızın eğitim zorunluluğunu da beraberinde getiriyor. Bu konuda neler
yapıyorsunuz?
Reysaş kendi bünyesinde eğitim
kurumu açan ilk firmalardan. Eğitim
konusuna önem veren bir firma olarak
bu konudaki endişemiz zorunlu kılınan
eğitimleri verecek kurumların yetkinliği
ve de eğitim alması gereken personele
bu süreçte sayıca yetersiz kalma ihtimallerinin olmasıdır. SRC eğitimlerinde
verilen günlere bakıldığında tarihlerin
her geçen gün daha ileriye ötelenmesi
bu konuda çalışan personelleri de firmaları da mağdur edebilir.
Sektöre iletmek istediğiniz mesajlar?
ADR yönetmeliği ve uygulamaya
girmesi ile ilgili olarak; daha önceki
senelerde sürekli alt yapının hazır olmadığını ve erteleneceğini birkaç kez dile
getirmiştim. Bu şekilde de oldu, halen
de tam olarak yeterli olduğu söylenemez. Türkiye’nin alt yapısı, imkanlar
ve ekonomik durumu da göz önünde
bulundurulduğunda geçiş sürecine göre
araçların ADR uygunluğunu kontrol
edecek ve belge verecek yetkili kurumlar, bu yetkilendirmenin tüm kriterleri
ve sürücülerin alması gereken eğitimleri
verecek yetki verilmiş kurum sayısı ile
bu eğitimleri alacak sürücü sayısı ve
ADR uygunlukları kontrol edilip gerekli
tadilatları yapılması gereken araç sayılarına bakılınca 1 Ocak 2015’ten itibaren
yine bir kaos yaşanacak gibi görünüyor.
Endişemiz kısıtlı sürede yetersiz ve
yetkin olmayan alt yapı olması halinde
bundan rantçı çözümler üretilerek yönetmeliğin amacında saptırılması ile karşı
karşıya kalınmasıdır.
Yönetmelikte; daha yeni model
araçların ADR’ye uygun hale getirilme
süreçleri daha kısa iken eski araçlarda
bu süreç daha uzun tutulmuş. Mantıklı
olanı eski model araçların daha fazla
risk teşkil etmesi sebebi ile onların
geçiş sürecinin daha kısa, yeni araçların
daha uzun olması idi. Öte yandan, zaten
ADR sertifikasına sahip olan araçların
tekrar ADR uygunluk işlemlerine tabi
tutularak ikinci kere mağdur edilmemeleri gerekir. Yurtdışından alınmış ADR
sertifikaları ADR’ye taraf olan tüm
ülkelerde geçerli iken, geçiş süresince
mevcut araçlara verilecek olan ADR
uygunluk belgesinin sadece Türkiye
içinde geçerli olacak bir belge olduğu
unutulmamalıdır.
Sonuç olarak; tehlikeli maddeleri,
insan sağlığı ve diğer canlı varlıklar
ile çevreye zarar vermeden güvenli bir
şekilde kamuya açık karayoluyla taşınmasını sağlayan ADR yönetmeliği, yalnızca araçların üretimi, bakımına ilişkin
standardizasyonları değil, aynı zamanda
kullanıcıları ve onlarla seyahat eden
diğer kişilerin de bilgilendirilmesini ve
eğitimini gerekli kılan bir standardizasyon zinciri olduğu unutulmamalıdır.
Download

Hizmetix-Ağustos 2014