İLİ:AKSARAY
TARİHİ:12.09.2014
edilen dua ve elde edilen moral motivasyon ile
kanser hastalığını yenenler dahi bulunmaktadır.
DUA
Aziz Müslümanlar!
Dua, kelime olarak çağırmak, davet etmek,
yardım
talep
etmek
anlamlarına
gelir.
Arzularımızı,
ihtiyaçlarımızı
ve
aczimizi
Rabbimize arz etmektir dua. Arzu ve
ihtiyaçlarımızın
bir
başka
ifade
ile
gerçekleşmesini
istediğimiz
hedeflerimizin
ifadeye dökülmesi, şuur haline getirilmesi, plan ve
programa alınmasıdır dua. Fakat dua sadece sözle
Rabbimizden bir şeyler istemek değil, isteğimizin
gerçekleşmesi için sebeplere sarılma ve elden
gelen her şeyi eksiksiz yapma bilincidir. Bu
nedenle her türlü sebebin işlenmesine fiili dua,
sonrasında isteğimizi Rabbimize arz etmeye kavli
dua diyoruz.
Peygamber Efendimiz duanın nasıl olması
gerektiğini en güzel şekilde bize göstermişlerdir.
O’nun duaları hem fiili hem de kavli dualar idi.
Örneğin Hz. Peygamber savaş öncesi tüm
hazırlıkları yapmış, savaşın taktik ve stratejilerine
riayet ettikten sonra sözlü duasını yapmıştır.
Bu nedenle, hasta olup hiçbir tedaviye
başvurmadan iyileşme için Allah-u Teâlâ’dan
yardım istemek, hiçbir iş yapmadan, oturduğu
yerden
O’ndan
rızık
istemek,
karnının
doyurulmasını istemek dua değildir. Tohumu
toprağa ekmeden, gübrelemeden, çapalamadan,
sulamadan ürün istemek dua değildir.
Değerli Cemaat!
Duanın neticesi sadece istediğimiz şeye ulaşmak
olmayabilir. Dua insana huzur verir, insanı
rahatlatır. Rabbi ile dertleşen O’nunla konuşan
insan huzur bulur. Dua ortamında insan hırslarını,
hatalarını, kibir ve gururunu görebilir, eksik
yanlarını tespit edebilir. Böylelikle ahlaki
görevlerinin farkına varabilir. Ruhu hafifleyerek
kişi huzur bulur. Hayatın bir takım sıkıntılarına
karşı direnç ve sabır kazanabilir. Hatta bu inançla
Muhterem Müminler!
Duanın kabulünü en çok etkileyen husus kişinin
kazancıdır. Duanın kabulü için helal lokma
önemlidir.
Peygamber
Efendimiz
şöyle
buyurmuştur: “Bir kimse (hac gibi) uzun bir
yolculuğa çıkar, saçları dağılmış, toz toprak
içinde kalmış bir halde ellerini semaya açarak
‘Ey Rabbim! Ey Rabbim!’ diye dua eder.
Hâlbuki yediği haram, giydiği haram ve
haramla beslenmiş. Böylesinin duası nasıl
kabul edilir!”1
Duamızda acele etmekten de kaçınmamız
gerekmektedir. Çünkü her şeyin bir zamanı vardır,
Rabbimiz bizim için en doğru zamanı bilmektedir.
Mevlana’nın dediği gibi “Dua kapıyı çalmaktır,
sonrasına karışmak haddi aşmaktır.” Allah
Resulü (sav) şöyle buyurmuştur: “Bir kul günahı
veya akrabası ile dargınlığa vesile olacak bir
şey dilemedikçe ve bir de acele etmedikçe duası
kabul olunur.” Efendimize “Ey Allah’ın Resulü!
Duanın kabulüne engel olan acele etmek ne
demektir?” diye sorulunca, Efendimiz: “İnsan,
çok dua ettim de kabul edilmedi der. Dileğinin
gecikmesinden dolayı duayı terk eder. İşte
acele etmek bu demektir.”2
Dua eden duasının kabul olunacağına içten
inanmalıdır. Duam kabul edilir mi, edilmez mi
gibi bir tereddütle yapılan dua makbul değildir.
Dua küçüğün büyükten, âcizin güçlüden ihtiyacını
talep etmesi olduğuna göre duada saygısızlık
etmek, bağırıp çağırmak ve ihlastan uzaklaşmak
haddi aşmak demektir. Cenab-ı Allah Kur’an-ı
Kerimde: “Rabbinize (gönülden) yalvararak ve
gizli olarak dua edin. Muhakkak O haddi
aşanları sevmez.”3 Buyurmakta, Efendimiz de:
“Siz ne bir sağıra ne de uzakta birine dua
ediyor
değilsiniz,
şüphesiz
işitene
ve
yakınınızda
olana
dua
ediyorsunuz.”4
Buyurmuşlardır.
Hazırlayan:Murat KAYNAR
Uzman Vaiz
1
Müslim, Zekat, 20
Buhari, Deavat,22 Muslim, Zikr, 25
3
Araf,55
4
Buhari, Megazi, 38 Müslim, Zikr, 44,45
2
Download

İLİ:AKSARAY TARİHİ:12.09.2014 DUA Aziz Müslümanlar! Dua