î : 50
17 Şubat 1326 (1910)
OSMAN FEVZİ E F E N D İ (Erzincan) — Bende­
niz de bunu söyleyecektim. Yalnız, tazirlerin keyfi­
yeti tayini hududu tecavüz etmemek şartıyla emri
ülüPemre aittir. Bu idam cezası da biraz ağır görü­
nüyor; müebbed, kürek gibi bir şeye tahvil olunma­
lıdır.
HİRİSTO DALÇEF EFENDİ (Siroz) — Bende­
niz de bu maddede idamın kaldırılması taraftarıyım.
Biz 20 nci asrı medeniyette bir idarei meşruta tees­
süs etmiş bir milletiz. Biz ümit ediyorduk ki, kanunu
cezamız da hiç olmazsa idam cezasını kabul etme­
yeceğiz.
Çünkü düveli mütemeddine istatistik fenninin en
ziyade müterakki bulunduğu memleketlerde istatistik
ile sabit olmuştur ki, idam cezası cürümleri taklil
edemez. Birçok memleketlerde idam cezasını en zi­
yade tatbik ettikleri bir zamanda cürümler daha zi­
yade tekessür etmiş ve buna binaen idam cezasını da
kaldırmışlardır. Bundan başka, bu kanunu cezanın
e saslarında cezadan beklenilen menfaat sairlerine ib­
ret ve ıslahı nefistir. Halbuki idam cezasında ıslahı
nefis yoktur.
MAHMUT MAHİR EFENDİ (Kırşehir) — İbret
var ya.
HİRİSTO DALÇAF EFENDİ (Devamla) — Yal­
nız ibret kâfi değildir. Zira müebbed kürek cezasıyla
da ibret vaki oluyor. Halbuki ıslahı nefse de ehem­
miyet verilmek lazım gelir. Zaten idam cezasını biz
yalnız bir halde veriyoruz. O da, mukaddema kürek
cezasını mucip bir fiil işledikten sonra tekrar müeb­
bed bir kürek cezasını işler'bir fiil görürse. O da ceza
katiyyet kesbettikten sonra müddeti cezaiyesi esna­
sında veyahut ceza esbabı kanuniyeden biriyle sabit
olduktan sonra. Mademki bir defa müebbet kürek
eczasıyla mahkûm olmuş. Şu halde, iki cürmü işle­
miş. Yalnız iki halde tasavvur edilir. Ya hapishanede
işleyecek veyahut affı şahane ile affedildikten sonra
affedilecek.
MUSTAFA A R İ F BEY (Ad. En. M. M.) (Kırk­
kilise) — Veyahut firari bulunur da 10 sene mürüruyla müruru zaman olduktan sonra.
HİRİSTO DALÇAF EFENDİ (Devamla) — Vi­
cahen mahkûm olanlar hakkında.
MUSTAFA ARİF BEY (Ad. En. M. M.) (Kırk­
kilise) — Bir de kayıpları düşünün.
HİRİSTO DALÇAF EFENDİ (Devamla) — Gı­
yaben olursa zaten tutulduğu zaman...
MUSTAFA A R İ F BEY (Ad. En. M. M.) (Kırk­
kilise) — 10 sene sonra tutulur.
C: 1
MEHMET MÜNİR BEY (Çorum) — Hapisha­
neden firar etmiş olursa.
HİRİSTO DALÇEF EFENDİ (Devamla) — Ak­
sini tasavvur ediniz. Bendeniz böyle tasavvur ediyo­
rum. Yalnız vicahen mahkûm olduğu zaman müeb­
bet kürek cezasıyla mahkûm olan adam, ya hapisha­
nede olacak veyahut affı şahaneyle affedilecek.
MUSTAFA A R İ F BEY (Ad. En. M. M.) (Kırk­
kilise) —• Veyahut hapishaneden firar edecek. Her iki
surette de gerek firar etmiş olsun, gerek hapishanede
bulunduğu zaman bir cürüm işleyecek olursa, bir de­
receye kadar kabahati memurini inzibatiyeye de taal­
luk eder.
Çünkü, memurini inzibatiye suçu işlemekten ken­
disini men edebilirlerdi. Zaten ıslahı nefs etmiş oldu­
ğu kabul edilmiş olsaydı, o adam salıverilecekti. Bu
nokta son derece de mühimdir.
Yani, müebbet kürek cezasıyla mahkûm olan ikin­
ci bir kürek cezasını mucip bir kürek cezası işleyecek
olursa, bu işlediği fiilden dolayı yalnız kendisinin ka­
bahati munzam olmaz. Diğerlerinin de kabahati mun­
zam olursa, bir dereceye kadar esbabı muhaffefeyi
teşkil ediyor.
Çünkü, hapishanede kendisinin ıslahı nefs etme­
sine layıkıyla dikkat edilmemiş, firar etmesine bir de­
receye kadar müsaade edilmiş veyahut bir cürüm iş­
lemekten kendisini men etmemişler.
MUSTAFA A R İ F BEY (Ad. En. M. M.) (Kırk­
kilise) — O men etmeyenler de, fiillerinin cezasını
görürler.
HİRİSTO DALÇEF EFENDİ (Devamla) — Şu
esbabı muaffefeyi de nazarı dikkate alırsanız, herhal­
de idam cezasının bu maddeden kaldırılması lazım
gelir.
Sonra, diğer bir itirazım da 10 sene ve 5 sene
müddetin de çok olmasıdır. Çünkü, 10 sene veyahut
5 sene zarfında hiçbir cürüm işlemeyen bir adamın
bu hal herhalde ıslahı nefs ettiğine delalet ediyor.
İşte bunun için 10 senenin 5 seneye tenzil ve 5 sene­
nin de 3 seneye tenzilini teklif ederim.
KOSTANTİN SURLA EFENDİ (Yanya) — Ma­
lum olduğu üzere, cezanın esbabı esasiyesinden bi­
rincisi mücrimin ıslahı nefsidir. Fakat birisi bir cü­
rüm ika ederek ceza çektikten sonra tekrar o cürmü
irtikâp edecek olursa, tabii bir delâlet vardır ki,
kendisi ıslahı nefs etmemiştir. Yani, mahkûm oldu­
ğu ceza kendisine bir tesir icra etmemiştir. Bundan
dolayıdır ki, o mükerrir olan mücrimin irtikâp etti­
ği ikinci cürüm için kendisi daha şedit bir ceza ile
TBMM KUTUPHANESI
Download

î : 50 17 Şubat 1326 (1910) C: 1 MEHMET MÜNİR BEY (Çorum